Tüm Versiyonu Göster : Benim Adım Sam (I ** Sam)


kaptan jack
14-10-07, 20:32
Yönetmen : Jessie Nelson
Senaryo : Jessie Nelson, Kristine Johnson
Yapım : 2001, ABD
Tür : Dram

Oyuncular
Sean Penn, Michelle Pfeiffer, Dakota Fanning, Dianne Wiest, Loretta Devine, Richard Schiff, Laura Dern




Konu
Zihinsel özürlü Sam Dawson ( Sean Penn ), etrafındaki sıradışı dostlarının yardımıyla kızı Lucy'yi ( Dakota Fanning ) büyütmeye çalışır. Lucy, 7 yaşını doldurmasıyla birlikte zeka olarak babasını geçmeye başlar. Baba-kız arasındaki ilişki, bir devlet memurunun dikkatini çeker. Bu kişi, Lucy'nin çocuk yetiştirme kurumuna devredilmesi gerektiğini düşünmektedir.

Hukuk sistemine karşı gelmeyi kafasına koyan Sam, avukat Rita Harrison'u ( Michelle Pfeiffer ) davasını almaya ikna eder. Aslında bu iki insanın pek çok ortak yönü vardır. İkili, Sam'n kızına tekrar kavuşabilmesi için sistem ve kanunlara karşı bir savaşa girerler...

kaptan jack
16-10-07, 10:11
Benim Adım Sam



“ All you need is love” evet, hepimizin biraz sevgiye ihtiyacı var, özürlü olmasına karşın koyu bir Beatles hayranı olan Sam’ın o çok sevdiği topluluk, The Beatles’ların o ünlü şarkısında söylediği gibi. Hele bu sevgi, toplumumuzun en hassas kesimi olan bu özürlü insanların dünyasında daha çok anlam kazanıyor, daha fazla bir gereksinim taşıyorsa.

Bedensel veya zihinsel özürlü insanların normal topluma göre ne denli talihsiz olduğu, yaşamın nimetlerinden aldıkları payların ne denli hakkiyane ölçüde olduğu kuşkusuz göreceli tartışılır bir konu. İçimizde bulunan çoğu özürlü insanın belki de bu kusurlarına karşın, normal insanlara göre çok daha duyarlı, çok daha değişik yetilere sahip olduğuna hangimiz karşı çıkabiliriz… Bizim bu konuları daha çok toplumbilimcilere ve tıp uzmanlarına bırakıp, bu olağanüstü insanların beyazperdede eriştikleri konuma göz atmamız çok daha yerinde bir davranış olur sanırım. Bugüne kadar sinema, bu özürlü insanların dünyasına sürekli eğilmiş, bu konuda azımsanmayacak ölçüde başarılı ve duyarlı yapıtlar vermiştir. Kimi zaman beyazperdede izleyicinin duygularını sömürme amacıyla kendileri de sömürülen konuma düşen özürlü insanlara eğilen bir düzine vasat filmi bir yana bırakırsak, çoğu kez gerçekten onların dünyasına el uzatmak, içimizdeki sevgiyi onlarla paylaşmak isteğinden doğan ilginç yapıtlar da ortaya konulmamış değil. Sanırız sinema tarihi boyunca bu konuda aklımıza ilk gelenler, Hellen Keller isimli kör bir kızın çevresinde gelişen ve gerçekten sarsıcı ve sinemasal anılarımızda iz bırakan o denli tutarlı bir yapıya ulaşan Arthur Penn’in 1962 yapımı Miracle Worker -Karanlığın İçinden” isimli yapıtı, daha sonraki dönemlerde Barry Levinson’un unutulmaz “ Rain Man – Yağmur Adam”ı ve 1989 tarihli Jim Sheridan’ın yönettiği olağanüstü bir Daniel Day Lewis’li “My Left Foot – Benim Sol Ayağım” isimli bize insan olmanın erdemlerinden birinin de ne denli acılardan süzülerek gerçeğe ve güzelliklere ulaşma deneyimi olduğunu öğreten dört dörtlük draması oluyor.

1994’deki “Corrina Corrina”dan sonra verdiği uzunca bir aranın ardından yönetmenliğe yeniden dönen kadın yönetmen Jessie Nelson’un bu konuya eğilen filmi “ Benim Adım Sam”, yalnız zeka özürlü bir babayla küçük kızı üstüne değil ama aynı zamanda o babayla kızının onları birbirlerinden ayırmaya çalışan mahkemelere cephe almasının ve bu yargı kurumunu altetmeye çalışmasının da öyküsü. Yani daha önceleri sinemada çok örneklerini gördüğümüz, ta Charles Chaplin’in 1921 tarihli “Yumurcak” ından Robert Benton’un “Kramer Kramer’e Karşı”sına kadar sayısız yapıtlarda izlediğimiz, ama ne var ki iki kez çevrilen ve 80’lerdeki Franco Zeffirelli’nin “ The Champ – Şampiyon” unda iyice bir duygusal sömürü düzeyine kadar varan örneğinde de olduğu gibi. Ancak Jessie Nelson., “ Benim Adım Sam”da aynı konuyu, her ne kadar elverişli olsa da, mümkün olduğu kadar duygusal sömürü düzeyinden uzak tutmaya çalışıyor. Bu konuyu işleyen filmlerin hele mahkeme sahnelerindeki o gizli duygusal tuzaklara düşmeye bir adım kala geri çekilen Nelson, gerçekten bir yere kadar, bu işin üstesinden başarıyla çıkıyor. Hele sırtını Sean Penn gibi artık, bizim için‘ sinemanın yağmur adamlarının’ yanında onurlu bir yeri çoktan alan, böylesine kendisine iş düşen bir filmin bir karesinde bile fire vermeyen, oyunculuğunun zirvesinde bir sanatçıya ve her ne kadar küçüklüğüne karşın, şimdiden tatmin edici bir rol yeteneği sergileyen küçük kız Lucy’yi canlandıran Dakota Fanning’e dayayan kadın yönetmen, yer yer duyarlı, Sam’la arkadaşlarının bir video film izlemek için bir araya gelmeleri örneğinde olduğu gibi, yer yer yaşam sevinci dolu bir yapıt ortaya koymayı başarıyor.

Yedi yaşındaki bir çocuğun zeka düzeyiyle aynı durumdaki, Beatles topluluğunun koyu bir hayranı olan, hatta kızına bile doğduğunda, Lucy in the sky with diamonds şarkısından esinlenerek Lucy adını koyan Sam için bütün dünyası, annesi doğum günü kendilerini terk edip giden küçük kızıyla ve Beatles’larla sınırlıdır. Ancak yasalar bir gün kendisini çocuğuyla ayırmaya kalkıştığında, Sam’in yapabileceği tek şey, kendisine bir avukat bulmak olacaktır. Ne var ki burada yönetmen, avukat olarak bir Michelle Pfeiffer’i seçmekle ne denli Hollywood kalıplarına teslim oluyor bilemeyiz ama sanırız bu noktadan sonra konu ilginçliğini oldukça yitiriyor ve yönetmenin soluğunun erken kesilmesinden midir yoksa elindeki konu malzemesinin kısıtlı olduğundan mıdır bilemeyiz ama film, ölü noktalar dediğimiz videoklipsel ve konuya fazladan hiç bir anlam kazandırmayan uzatma sahneler sonucu gereksiz oyalanmalarla heba olup gitmekten kurtulamıyor…

Böylece hayli ilginç bir konuyla işe girişen film, anne-vasi rolüyle uzun bir aradan sonra karşımıza çıkan ve kendisini özlediğimiz bir Laura Dern sürpriziyle bile yitirdiği etkileyiciliği kazanamıyor ve çocuğunu elde etmek için bu denli uğraşan Sam’in kızını, daha kendini henüz kanıtlayamamış bir anneye öylesine kolay teslim etmesiyle, film izleyicide, başından beri savunduğu görüşlere ters düşen bir soğuk duş etkisi yapıyor ve sonuçta bize sadece anılarımıza, aynı Rain Man’de Dustin Hoffman’la olduğu gibi, bu kez de olağanüstü bir Sean Penn’i yerleştirmek kalıyor.

ofori
27-10-07, 16:35
İzlediğimizde bizi maaile ağlatan sınırlı filmlerden bir tanesi de bu filmdir sanırım..Zira biz pek birbirimize ağladığımızı gösteren bir aile değiliz, mümkün mertebe saklarız.Ancak bu film; insanın ciğerlerini yakan bir şeye sahip..Hani ağlarsınız ağlarsınız da sonra aldığınız nefesin ciğere gidişini bile hissedersiniz ya; işte izleyen üzerinde öyle bir etkisi var..

Bütün film boyunca, ekrana sempatik bakışlar atarsınız, eleştirilecek bir yer bulamamanın mutluluğunu yaşarsınız.Oturup özürlü bir adamın kızına duyduğu o sevgiyi içiniz burkularak izlersiniz..Mahkeme sahnelerinde ağlamanın zevkini çıkarırsınız..Film bittiğinde ise, “oh be iyi ki izlemişim..” diyerek ekran başından kalkarsınız..Her film söyletemiyor işte bunu..

zeynepchd
28-10-07, 23:14
Henüz izlemedim ama cok güzel oldugunu duymustum... en kısa zamnda izliycem ..bilgiler için çok tesekkürler...:img-wink::img-wink:

fblack
13-02-08, 15:15
Çok güzel bir film. Çok duygusal. İzlerken ağlamamak için kendimi zor tuttum. Sam'im o saflığı beni bitirdi. Sean Penn çok iyi bir oyunculuk çıkarmış. Bir de yaşına rağmen çok güzel şeyler başaran Dakota var ki insan zorlanıyor küçücük bir çocuk olduğuna inanmaya. Sanki büyümüş de küçülmüş gibi pek çok oyuncu geçinenden çok daha kaliteli bir performans sergilemiş.

Filmden bir kaç kare;

http://img170.imageshack.us/img170/2530/2002iamsam011jk8.jpg
http://img210.imageshack.us/img210/9384/2002iamsam012js0.jpg
http://img170.imageshack.us/img170/879/ismichellepfeiffer045ld1.jpg http://img170.imageshack.us/img170/3314/isseanpenn028az4.jpg

Alıntı..

fblack
12-03-08, 23:19
http://img296.imageshack.us/img296/4050/iamsamnt9.jpg (http://imageshack.us) http://img442.imageshack.us/img442/1987/iamsam2ey7.jpg (http://imageshack.us) http://img442.imageshack.us/img442/6352/iamsam3pe5.jpg (http://imageshack.us) http://img442.imageshack.us/img442/1043/iamsam4vt1.jpg (http://imageshack.us)
http://img442.imageshack.us/img442/1043/iamsam4vt1.jpg (http://imageshack.us) http://img442.imageshack.us/img442/8387/iamsam6kq7.jpg (http://imageshack.us) http://img442.imageshack.us/img442/8046/iamsam7dm9.jpg (http://imageshack.us) http://img442.imageshack.us/img442/161/iamsam8kt8.jpg (http://imageshack.us)

Alıntıdır..

Viviane Durand
03-04-08, 12:39
ben çok severim bu filmi

Sean Penn müthiş bir oyuncu,oyunculuğu beni çok etkilemişti bu filmde

Sean Penn Dakota nın oyunculuklarının iyi olduğu kadar diğer oyuncularda gerçekten çok başarılıydı.Michelle Pfeifer 'a bu tarz roller çok yakışıyo