LİBRA
15-03-07, 14:42
Hümeyra'nın kavuğu
'Ben Anadolu' adlı oyunda, pek çok farklı karakteri canlandıran Hümeyra, "Bir tür meddahlık gibi. Meddahlığı kadınlar pek yapmaz, Şimdi zaten kimseler yapmıyor. Ramazan falan dışında" diyor. Hümeyra, daha önce Ferhan Şensoy, Suna Pekuysal, Genco Erkal ve Altan Erkekli gibi isimlere verilen 'İsmail Dümbüllü Ödülü'nün bu yılki sahibi olduğu için mutlu
ŞEBNEM İYİNAM
Sizin bir duruşunuz var, ben merak ediyorum onu. Sahne duruşunuzu kastetmiyorum...
Benimki kimselere müdanası olmayan, sanki hiçbir fırtınada yıkılmayacak gibi hep bildiğinin doğrultusunda giden, dünya birbirine girse gene bildiği yoldan sapmayan bir duruş. Neler geçiyor, hem yıllar hem hayatlar. Nedir benim duruşum? Kendime olan inancımdır. Annemin beni yetiştirişinde var o sağlamlık. Fakat annemin bana dediği her şey şu anda yanlış.
Ne bakımdan?
Yeni yetişen bir oyuncu, artistliğe, şarkıcılığa meraklı bir genç kız olsam annemin söylediği her şeyin tersini yapmam lazım ki ortama uyum sağlayayım. Annem bana ne dediyse yanlış, fakat ben o doğruların üzerine gidiyorum. Galiba senin o 'duruş' dediğin şeyi sağlayan da o. Bi tuhafım yani...
Sanki hiçbir fırtınada yıkılmayacakmış gibi mi sahiden?
Değil tabii ki. Yere, dibe vurduğum zaman genelde kaçarım insanlardan. Kimi alkole sığınır, gezer, çıkar. Ben tam tersine evime kapanıyorum. Yaramı yalamak için herhalde...
Hezeyan bu kadar zor mu taşınır tarafınızdan?
Genç kızlığımdan bu yana bir-iki hezeyanlı anımın dışında kendimi göstermememin nedeni gene annemin bir lafıdır. Kendini en düşük hissettiğin anda burnunu Kaf Dağı'na koy, o tarafa doğru çenen havada yürü derdi. Bir de zaten o anlarda kırılmışım, kırmak eylemine giriyorum. Çok acımasız oluyorum. İşti, meslekti, aşktı... Bunlar beni yıkamaz, boşluklardaki çöküntülerdir ve kendi içimde yaramı sararak atlatabilirim. Bir tek hastalıklar, büyük kayıplar yıkabilir beni. Hezeyanlarımı da bir de güzel taşırım, ama çık da gazetelere beyanat ver şeklinde gelişmez.
Nedir sizde hezeyanın karşılığı?
Bazı şeylere gönlünü kaptırmak, ileriyi düşünmemektir. Anlık bir şeydir. O yüzden ortak yaşamam hezeyanımı.
Bir insan nasıl sizin kadar 'avangard' ve aynı zamanda nasıl bu kadar ağırlıklı olabilir?
Uçuk kaçık olmadan da 'avangard' olunabilir, avangard olunarak da ağır olunabilir. Lütfen bunu yaz, yıllar önce hayatımda yazılmış en güzel röportajın sahibisin, iyi hissediyorsun ama bilmiyorum ağırlığım nerden geliyor.
İsmail Dümbüllü diye bir gerçek var Türk tiyatrosunda ve hanımlara verilmesi çok güç bir ödül... Neler hissediyorsunuz?
Çok ama çok heyecan verici. Maalesef ben onun zamanına yetişemedim, ama annem anlatırdı, bizim evde resmi vardı. Perdenin arasından cin gibi bakan, dünyayı bir bakışta görebilen bir adam. Yakınırdım niye kaçırdım diye.
Güngör Dilmen'in 'Ben Anadolu' piyesinde oynuyorum Şehir Tiyatrosu'nda. Orada Seniye diye bir rol var. Bu kadın Müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu dönem adını Amelia yapıp kantoya çıkan, Ermeniyim diyen bir kadın. Sonra hikâye gereği başkaları giriyor oyuna ve hepsini ben oynuyorum. Bir tür meddahlık gibi. Meddahlığı kadınlar pek yapmaz, şimdi kimseler yapmıyor ramazan falan dışında. Ben bu oyunu bir nevi meddahvari oynadım ve büyük bir ihtimalle de ondan verdiler bu ödülü. Genellikle erkeklere giden bir ödül, birdenbire bana gelince çok sevindim. Benim için ikinci önemli kısmı hem tiyatro hocalarının hem de tiyatro öğrencilerinin birlikte karar verdikleri bir ödül oluşu.
Tiyatro öğrencilerini neden böyle önemsiyorsunuz?
Talebeler o kadar ince eleyip sık dokur ki, hiçbir şeyi beğenmezlerHele son sınıflar of of. Biz onlar için demode, dinozor olmuşuz. Onların seçiyor olması beni çok heyecanlandırdı, elim ayağım dolandı karşılarına çıktığımda.
'Avrupa Yakası' dizisinde mutlu görünüyorsunuz...
İnanılmaz bir şekilde çok çabuk kaynaştık ekiple. Gazanfer Özcan'la oynamak benim için çok büyük keyif. Ne yaptım ettim, Gönül hanıma rağmen Gazanfer beyin eşi olmayı başardım.
Gülse Birsel yepyeni bir soluk. Onunla nasıl tanıştınız?
Onu da Avrupa Yakası dolayısıyla tanıdım. Onun daha ziyade yazarlığı üzerinde duracağım. Çok genç ve yeni bir 'sound'u, kaleminin başka bir müziği var. Ben o müziği zaman zaman anlamıyorum aslında, fakat anlamadığım şey kötü demek değildir. Senaryoyu ilk okuduğumda nasıl bir aile olacağımı tam çıkaramamıştım mesela. Ata Demirer'i de tanımıyordum...
Ata Demirer'i nasıl buldunuz?
Son derece zeki. Zeki adamdan korkmam ben. Çok çabuk kavrayan insanlarla yanlış olacak bir şey yok. Elektriğin tutmadığı adamlar olur, böyle anlatamazsın ama felaket olur. Dizinin başarısı da bundan. Biz çok iyi anlaştık arkadaşlarla, bu da seyirciye yansıdı.
www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=111193
'Ben Anadolu' adlı oyunda, pek çok farklı karakteri canlandıran Hümeyra, "Bir tür meddahlık gibi. Meddahlığı kadınlar pek yapmaz, Şimdi zaten kimseler yapmıyor. Ramazan falan dışında" diyor. Hümeyra, daha önce Ferhan Şensoy, Suna Pekuysal, Genco Erkal ve Altan Erkekli gibi isimlere verilen 'İsmail Dümbüllü Ödülü'nün bu yılki sahibi olduğu için mutlu
ŞEBNEM İYİNAM
Sizin bir duruşunuz var, ben merak ediyorum onu. Sahne duruşunuzu kastetmiyorum...
Benimki kimselere müdanası olmayan, sanki hiçbir fırtınada yıkılmayacak gibi hep bildiğinin doğrultusunda giden, dünya birbirine girse gene bildiği yoldan sapmayan bir duruş. Neler geçiyor, hem yıllar hem hayatlar. Nedir benim duruşum? Kendime olan inancımdır. Annemin beni yetiştirişinde var o sağlamlık. Fakat annemin bana dediği her şey şu anda yanlış.
Ne bakımdan?
Yeni yetişen bir oyuncu, artistliğe, şarkıcılığa meraklı bir genç kız olsam annemin söylediği her şeyin tersini yapmam lazım ki ortama uyum sağlayayım. Annem bana ne dediyse yanlış, fakat ben o doğruların üzerine gidiyorum. Galiba senin o 'duruş' dediğin şeyi sağlayan da o. Bi tuhafım yani...
Sanki hiçbir fırtınada yıkılmayacakmış gibi mi sahiden?
Değil tabii ki. Yere, dibe vurduğum zaman genelde kaçarım insanlardan. Kimi alkole sığınır, gezer, çıkar. Ben tam tersine evime kapanıyorum. Yaramı yalamak için herhalde...
Hezeyan bu kadar zor mu taşınır tarafınızdan?
Genç kızlığımdan bu yana bir-iki hezeyanlı anımın dışında kendimi göstermememin nedeni gene annemin bir lafıdır. Kendini en düşük hissettiğin anda burnunu Kaf Dağı'na koy, o tarafa doğru çenen havada yürü derdi. Bir de zaten o anlarda kırılmışım, kırmak eylemine giriyorum. Çok acımasız oluyorum. İşti, meslekti, aşktı... Bunlar beni yıkamaz, boşluklardaki çöküntülerdir ve kendi içimde yaramı sararak atlatabilirim. Bir tek hastalıklar, büyük kayıplar yıkabilir beni. Hezeyanlarımı da bir de güzel taşırım, ama çık da gazetelere beyanat ver şeklinde gelişmez.
Nedir sizde hezeyanın karşılığı?
Bazı şeylere gönlünü kaptırmak, ileriyi düşünmemektir. Anlık bir şeydir. O yüzden ortak yaşamam hezeyanımı.
Bir insan nasıl sizin kadar 'avangard' ve aynı zamanda nasıl bu kadar ağırlıklı olabilir?
Uçuk kaçık olmadan da 'avangard' olunabilir, avangard olunarak da ağır olunabilir. Lütfen bunu yaz, yıllar önce hayatımda yazılmış en güzel röportajın sahibisin, iyi hissediyorsun ama bilmiyorum ağırlığım nerden geliyor.
İsmail Dümbüllü diye bir gerçek var Türk tiyatrosunda ve hanımlara verilmesi çok güç bir ödül... Neler hissediyorsunuz?
Çok ama çok heyecan verici. Maalesef ben onun zamanına yetişemedim, ama annem anlatırdı, bizim evde resmi vardı. Perdenin arasından cin gibi bakan, dünyayı bir bakışta görebilen bir adam. Yakınırdım niye kaçırdım diye.
Güngör Dilmen'in 'Ben Anadolu' piyesinde oynuyorum Şehir Tiyatrosu'nda. Orada Seniye diye bir rol var. Bu kadın Müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu dönem adını Amelia yapıp kantoya çıkan, Ermeniyim diyen bir kadın. Sonra hikâye gereği başkaları giriyor oyuna ve hepsini ben oynuyorum. Bir tür meddahlık gibi. Meddahlığı kadınlar pek yapmaz, şimdi kimseler yapmıyor ramazan falan dışında. Ben bu oyunu bir nevi meddahvari oynadım ve büyük bir ihtimalle de ondan verdiler bu ödülü. Genellikle erkeklere giden bir ödül, birdenbire bana gelince çok sevindim. Benim için ikinci önemli kısmı hem tiyatro hocalarının hem de tiyatro öğrencilerinin birlikte karar verdikleri bir ödül oluşu.
Tiyatro öğrencilerini neden böyle önemsiyorsunuz?
Talebeler o kadar ince eleyip sık dokur ki, hiçbir şeyi beğenmezlerHele son sınıflar of of. Biz onlar için demode, dinozor olmuşuz. Onların seçiyor olması beni çok heyecanlandırdı, elim ayağım dolandı karşılarına çıktığımda.
'Avrupa Yakası' dizisinde mutlu görünüyorsunuz...
İnanılmaz bir şekilde çok çabuk kaynaştık ekiple. Gazanfer Özcan'la oynamak benim için çok büyük keyif. Ne yaptım ettim, Gönül hanıma rağmen Gazanfer beyin eşi olmayı başardım.
Gülse Birsel yepyeni bir soluk. Onunla nasıl tanıştınız?
Onu da Avrupa Yakası dolayısıyla tanıdım. Onun daha ziyade yazarlığı üzerinde duracağım. Çok genç ve yeni bir 'sound'u, kaleminin başka bir müziği var. Ben o müziği zaman zaman anlamıyorum aslında, fakat anlamadığım şey kötü demek değildir. Senaryoyu ilk okuduğumda nasıl bir aile olacağımı tam çıkaramamıştım mesela. Ata Demirer'i de tanımıyordum...
Ata Demirer'i nasıl buldunuz?
Son derece zeki. Zeki adamdan korkmam ben. Çok çabuk kavrayan insanlarla yanlış olacak bir şey yok. Elektriğin tutmadığı adamlar olur, böyle anlatamazsın ama felaket olur. Dizinin başarısı da bundan. Biz çok iyi anlaştık arkadaşlarla, bu da seyirciye yansıdı.
www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=111193