PDA

Tüm Versiyonu Göster : Karayılan-Replikler


pinkzone
22-10-07, 16:57
Replikler ve Senaryo Çalışmalarınızı burada paylaşabilrsiniz.

arzuinan
23-11-07, 10:50
Memed: Gelirken Anuş anaya uğradım. Burdan gideceğini söyledi.
Mamo Ağa: O bizden değil.
M: Hepimiz aynı Allaha inanıyoruz baba.
MA: Bugün değilse yarın, yarın değilse devrisi gün.
M: Anuş değil bana Anuş gibiler değil.
MA: Savaşta bir sen varsın bir düşman. Çizgini çekeceksin, ya karşı taraftasın ya bu tarafta. Sen bu tarafta olacaksın.
M: Savaşmassam ne yapacaksın baba! Canımı mı alacaksın.
MA: Adını !!! Sana verdiğim adı alırım. Savaşmassan benim oğlum Kara Yılan değilsin...


Not: Replik yazmak çok önemlidir bilirim. Birebir not etmek gerekir ama dizide en etkilendiğim sahnelerden birini yazıya dökmek istedim. Ezberden yazdım. Hataları varsa affola...

forever_bim
26-11-07, 14:00
dürr-efşan arkadaşımız yazmıştır.

HAZİRAN 1899 ELİFLİ MEZRASI ANTEP YAKINLARI
REİS MAMO: Bugün iyi çalıştın.. Sen reis mamo’nun oğlusun. Resiliği de çobanlığı da bu dağlarda öğreniceksin.
MEHMET: Baba mektebe gitmeyecem mi artık
REİS MAMO: Mektebin burasıdır. Gün olacak evin dahi bu dağlar olacak. Dikkat edecen. Ataş sönmeyecek. Yoksa kurt korkmaz gelir. Kurdu çakalı davara yaklaştırmıyacan.uyumak yok.
MEHMET: gidin mi? Ben yalnız mı kalıcam burada…
REİS MAMO: Korktun mu yoksa..Erkek gibi dur anladın mı..Ben bu dağlarda bir başıma kaldığımda senden küçüktüm.. Aha bu göğün altında.. der ve silahı uzatır..sürü sana emanat..
Mehmet: Sende kalsan..
Reis mamo: beni anan mı belledin.. eyleyecek…sonra yanına gelerek Korkma hakkından geleceksen…sonra atına doğru gitmeye başlar.. ve geriye bağırır.. davarı bırakıp eve gelirsen bu son gelişin olur…

forever_bim
26-11-07, 14:03
Replikler dürr efşan tarafından yazılmıştır.

mehmet: Baba ocağına döndüğümde huzur bulurum sandım dede..Fakat gördüm ki herşey birbirinin içinde...Dünüm günüm birbirine karışmış..
dede: Gerçek ömrün içnde olduğundur.dünü bırak bir yol.. dünya yıkıldı..Seninde başına yıkıldı.. Ama şimdi ne gördüğüne bakacaksın...
Mehmet: Gördüğümü anlamıyorum ki...
dede: Çünkü bıraktığın sadece silahın..Yüreğindeki savaş bitmeden savaş bitmez..
Mehmet: Bitirmenin bir yolu var mı?..
Dede: Boşuna mı bunca rahle eskittim bu dergahta..Yolu kendin bulacaksın..sırtını güneşe çevirirsen gölgenden gayrı birşey göremezsin..Önce her sese kulak vereceksin..Bu akşam ki toplantıya git.her bir sesi işitir her bir yolu görürsün orada..sabret oğlum.. Sabret ki çorak toprağa tohum ekmeyesin..

---------------------------------------------------

mehmet: Nanuş ana..hayırdır uyumamışın...iyi misin? Bugün antepe gittim markosu buldum..bana dedi ki...
Nanuş: evvel zaman evvel zaman hadi anuş buradan gitmen lazımdır dediler..Gidemedim..senin anan ayşe tuttu beni.. Bu ayaklar başka yer görmedi ki.Onlar burada doğdu be mehmet.. yürü desen yürümezlerdi..benim ayaklar...????? kime ( soru işaretli yeri anlamadım.. Eğer anlayan varsa ekleriz...) Ama artık vakit geldi..gitmem lazımdır.buradan gitmem lazımdır..duydunuz mu beni..

dürr-efşan
10-12-07, 22:20
dede kuran okumaktadır.. o sırada memed büyük bir edeple içeri girer ve arkaya oturur..
DEDE: Savaş arabasının iki atı vardır memed...Biri öfke diğeri akıl....İçindeki ateşin başkalarını yakmaması için aklın en büyük silahın olacak...
MEMED:Öfkeme yenildim dede.... gittim öldürdüm....
DEDE: kitabı okumadan önceki ismaille okuduktan sonraki ismail bir midir?.. Ben okudum ve bildim sen de hata ettin ve öğrendin.... hadi yürüyelim biraz...

dışarı çıkarlar ve yürürken....
DEDE: Andolsun güneşe ve parıltısına..O'na uyduğunda aya...Onu açıp ortaya çıkardığında gündüze...
MEMED:Onu sardığında geceye..göğe ve onu bina edene...Yere ve onu döşeyene.... Nefse ve onu düzenleyene....
DEDE: ve sonra ona acizliğini ve korunmasını ilham edene ki...
MEMED: Gerçek kurtuluş bulmuştur.... ( ayette nefsini temizleyen kurtuluştadır şeklindedir..)
DEDE: en iyi öğrencimdin.. Hala da öylesin...kendin için değil herkes için düşüneceksin artık.. Arkandan gelenleri hesap edeceksin.. bir değil bin kişi olacaksın....bir gövdenin başı..
MEMED: baş mı?? Kim arkamdan gelir ki???

Dede memedi bir odaya götürür ve
DEDE: burda olacağını bilmişler...önce bir elin parmakları sonra iki kolun kuvveti oldular...seni bekliydiler...

Kardeşi karayılana doğru ilerler ve.. yarısı bizim köylerden yarısı da komşu köylerden...daha arkamız vardır.. Yeter ki karayılan başımız olsun diyiler...
Biri karayılana doğru gelir ve::karayılan sensin.. yanında olmaya geldim ağam.. kabul edersen...
MEMED: kabul ederim.. Asıl söz sizindir şimdi deyin bağa.. benden razımısız...
topluluk: evet


NOT: dede ve yürürken memedin düet okuduğu ayetler Kur'an-ı Kerim'in 91. suresi olan şems suresinin ilk 9 ayetidir...

ébruli
12-12-07, 03:05
bu milletin evladı biz kadınlar erkeklerın yanında mücadeleye hazırık

bizler vatanımız için ağlayık ama karsımızda bunu işitecek hıckırıklarımızı işitecek bi yürek yok
eyleyse demir bir yumruk olak kardaslar işkalcilerin suratına incek koskoca bi yumruk
işgalcilerin hakkından gelmek erkek işidir demek deyenler


size söyleyim ahada burda ben cello kzı emine karşınızda duruysam ben neyim erkekle bir deelmiyim

elim gözüm nefesim yokmu erkek kadar yumrugum sıkılmayı mı gözüm görmeyimi düşmanlıgı hemde hayınlığı o zaman bende varım
bi erkek kadar bende varım bu işgale karşı çıkmaya benimlen birliktede yüzlercede kadın var
ben cello kız emine antebin uzak köyundenim anam beni bu torpağın üzerinde dogurdu ahada bu torpagın önce bu milletin sonrada babamın
evladı olarak açtım gözlerımı

şahadet getirip başımı göğe cevırdıgımde allahım çok şükür dicem
vatanımda antebimde torpağımda ölüyüm

analarım bacılarım kızalarım benı dınleyın tıpkı benı dogurdugu gıbı bu topraklar sızıde dogurdu

bizler torpagımızı ıngılızlere vermesının sebebını koskoca padisaha sorduk ta istanbula yettı nefesımız ama onun aciz eli antebe değmeye yetmedi
padişah yoksa biz varık fransızın zulmune biz karşı koyarık arkadaşlarım namusumuzu biz koruruk evel allah

elinde ne varsa işgalcilerin karşısında dikilmeyen namerttir.

mıstaa
12-12-07, 09:25
4. Bölüm Memed-Elvan konuşması..

Memed:Yazdıkların, iyiydi..
Elvan:Methetmeye değmez.
Memed:Yok hakkaten iyiydi, insanının yüreğine işliyor..Kalemin kuvvetli senin.
Elvan:İstesen sende gayet güzel yazabilirsin.
Memed:Yok ben yazamam.
Elvan:Neden olmasınki?Biz birbirimize benziyoruz, aynı şeyleri düşünüyoruz.Sende benim hissetiklerimiz hissetmiyormusun?
Memed:Beni, yani yanii..(burada kekeliyor:))
Elvan:Yani direniş için aynı gücü, işgale karşı aynı öfkeyi hissediyorsun.Hemde herkezden fazla...
Memed:He öyle.Fakat bana düşen yazmak değel..

arzuinan
18-12-07, 12:30
Elvan'ın Memed'e yazdığı mektup.

iki insanın beraberliği bir dağın zirvesine yapılan seyahattir demişti babam bu meşakkatli ama bir o kadarda heyecanlı seyahatte sana eşlik eden evvela çok güvendiğin biri olmalı seninle pekçok konuda hemfikir olduğumuzu bu ortaklığımızı belkide bu seviyeye taşıyacağımı düşünmüştüm hata etmişim daha şimdiden güvenimi öylesine sarstın ki beni hiçe sayıyorsun ve adam yerine koymuyorsun üstelik bunu açık açık yapmaya beni karşına alıp dürüstçe konuşmaya da cesaretin yok bunun yerine kaçak yolları tercih ediyorsun ben senden daha cesurum karayılan senin gibi kaçmıyorum hiçolmazsa göğüs göğüse çarpışıyorum kendimle kendi hislerimle ve onları açıkca söyliyecek kadar da cesurum

arzuinan
21-12-07, 17:41
Ş.B: Senin gibi bir savaşçı hem bizim için hem Antep için büyük bir kısmet. Sarıkamış'ta savaşmışsın öyle mi

K.Y: Nasibimiz oymuş. Silahı biliydim fakat düzeni tertibi orda öğrendim.

Ş.B: Hiçbirimizin kışlata talime vakti olmadı ki. Hepimiz savaşarak öğrendik askerliği. Misal ben Yemen'e er gittim başçavuş döndüm. Sonra Galiçya, Trablusgarp derken Siyna'da teymen oldum.

K.Y: Sırada Antp var, hadi hayırlısı.

Ş.B: Hee, Siyna'da esir düştüm. Esaretin ne menem birşey olduğunu orda gördüm. Karayılan, ben bir daha esareti yaşamak istemem. Ölürüm ama esareti yaşamam.

K.Y: Allah'ın izniyle ne biz esir düşeceğik ne de Antep.

Ş.B: Bu yolda ölmek var dönmek yok Karayılan.

K.Y: Ölmek var dönmek yok Şahin Bey.

Ş.B: Hadi Allah'a emanet ol.

arzuinan
26-12-07, 01:02
M: Dün biraz geç kaldım gelemedim kusura bakma.

E: Mühim değil çok beklemedim zaten.

M: Öylemi, iyi ettin. Dün bütün karargah sizin kursa dolmuştu.

E: Nerden biliyorsun.

M: Yani... Duydum öyle dediler. Mektubu Osman'a vermişin.

E: İşini gördü mü?

M: Gördü sağolasın tertemiz yazmışsın.

E: İnşallah yanlış birşey yazmamışımdır.

M: Yok yazmamışın eline sağlık... Hayırdır burda ne işin var hasta mısın?

E: Ben son zamanlarda biraz halsizim. Ama derdim vücudumla değil, aklımla galiba... Hayal kırıklığı! bazen elimizi kolumuzu bağlayan şey budur öyle değil mi? Bir kayayı iterek tepeye çıkartırsın, sonra onun tekrar düşüşünü seyredersin. Onun gibi.

M: Doğru. İnsan önce emek veriyo sorra arkasına dönüp bakınca... Fransızlar hala burda, işgal hala devam ediyo. Fakat hayal kırıklılığına düşmemek lazım, demi.

E: Evet, öyle.

dürr-efşan
27-12-07, 21:25
elvan dergaha memedin odasına gelir... kapşonunu açar ve memed onu görünce kalkmaya çalışır...
Elvan: Otur der ve o da yanına oturur...
memed: Hoşgeldin...
Elvan: Hoşbulduk.. Babam bana zulmün ve karanlığın aynı şey olduğunu öğretmişti. Karanlıkta neyi arıyorsun.?? Fransızın zulmünümü.?? halkın zulm altında sen karanlıktasın. sana şunu söylemeye geldim. doğrul yeniden.. Ayağa kalk karayılan.. Düşün.. Sen karanlığın en koyusuna meydan okumuştun.Hepimizi de ardından sürükleyerek..Ayağa kalk karayılan.. Bu karanlıktan çıkıp dışarı bakmazsan ışığı bir daha göremeyeceksin.Hürriyetimizin üzerine doğacak o ışığı. Umudumuzu.. Bırak geceler savaşsın.. Ardından koşsun.. Yakalamaya çalışsın.Sen o ışığa baktıkça yutamazlar seni.. Ayağa kalk karayılan.. Savaşın benimle geceler de.. Savaşın benimle türlü hallerinizle... İster kabus olun ister karabasan ister sağ yanımdan gelin sol yanımdan ya da düşmanlığımla uğraşın karşı koyun inadıma umrumda değil..Zerre kadar saymam sizi.. benim gayem sağlam.. daha güçlü yüce dağlardan..Senin gerçek sesin bu karayılan...Kapama kulaklarını bu sese.. Buna hakkın yok...Bu taş duvarlar ardında saklanmaya hakkın yok.. Yok çünkü bu vatanın bu şehrin sana ihtiyacı var..çünkü benim sana....................
Asıl senin gözlerin söyleyecek sana herşeyi.. kalk çık bu dört duvardan..şehre bir bak..

der ve elvan kapıdan çıkar.. memed ondan sonra uyanmıştır artık...

arzuinan
30-12-07, 19:18
M: Buraya hergün geliyon mu?

E: Evet geliyorum.

M: Artık hergün gelme. Gerek yok...

E: Neden işe yaramadığımı mı düşünüyorsun?

M: Yok, onun için demiyom. Nedimin başına gelenleri biliyon, sanada birşey olsun istemiyom... Yani... Hepimiz dikkatli olmalıyız. Başımıza herşey gelebilir...

arzuinan
30-12-07, 20:08
M: Neden kaçıyodun ordan

E: Orada Fransızlar için çalışacağımı mı zannettin ? Kurstan kaçabilmemenin bir yolunu bulunca tek düşündüğüm direniş için... E bütün bunları bilmiyoduysan orada ne için vardı?

M: Sordum öyle. Kızma hemen!

E: Şimdi ne yapacaksın peki, Maraş'ta yaptığını mı? Anneme teslim etmiştin beni.

M: Seni annene teslim ettim doğru... Fakat Fransızlara değil. Onlar için çalıştığını duyunca biraz kızdım. Yani... Osman'la beraber biraz kızdık.

E: Eninde sonunda kaçmanın bir yolunu bulacaktım. bugün olmasa yarın.

M: Seni anlıyom. Haklısın. Seni teşkilatın yeni yerine götürecem.

E: Teşkilat yeni bir yer mi buldu... Nerde.

M: Az ilerde.

E: Şehrin içinde yani Fransızların burnunun dibinde.

M: İnsan bazen burnunun dibini göremez, demi... Ezberin kuvvetli mi?

E: Fena sayılmaz, neden.

M: Beni amcanız gönderdi sırma işli ipek kuşağını sizde bırakmış.

E: Anlamadım.

M: Parola bu. Ezberle. Hadi gidek.

E: Sırma işli ipek, ney

M: Hadi gel.

arzuinan
03-01-08, 12:24
"Bu sefer taş duvarların ardında kalan sensin. He? Şimdi sen yapacaksın Elvan. Şimdi sen kalkacaksın ayağa. Bana söylediklerin senin sesin değil miydi? 'Savaşın benimle ey geceler. Savaşın benimle türlü çeşit hallerinizle. İster kabus ister karabasan olun. Zerre kadar saymam sizi. Benim gayem sağlam. Ve daha güçlü yüce dağlardan...' Bana vermediğin hakkı kendine nasıl tanırsın Elvan? Nasıl böyle kalakalırsın? Bizi kurtaracak hürriyet ateşini nasıl ardında bırakırsın? Beni... beni nasıl bırakırsın Elvan? Beni bırakma Elvan. Beni bırakma..."

Not: Candy'ciğime sonsuz teşekkürler...

arzuinan
06-01-08, 22:52
İsmail Dede: Bugün de karanlıkta mıdır?

.....

İsmail Dede: Gel benle... Ağacı kendin gibi tanıdığını bilirim Memed. Eğer bu kanadı sağlamlaştırırsan, dirilip diğerinin yanına geçebilir birbirlerine kenetlenebilirler. Ama bunu hakikatle istediğin vakit yapmalısın, ben söyledim diye değil...

.....

İsmail Dede: Kanat kanada kavuşmuştur lakin karanlığın ışığa kavuşabilmesine daha vakit vardır...

absolutelycandy
07-01-08, 00:10
Memed&Margos sahnesi: (Margosların evi)

Memed: Kolun iyileşti galiba.

Margos: Memeed hoşgeldin. Geç otur.

Memed: Hoşbulduk.. Gidecek adam ocağı tamir etmez.

Margos: Öyle boş durmıyım dedim, ondan.

Memed: Hakaten gitmek istiyin mi?

Margos: Neyen duruyum ki?

Memed: Bizimlen birlikte savaşmak için. Hee?

Margos: Bizimkiler sokaklarda intikam çanları çalarken mi?

Memed: Sen çalmayin ama. Şimdi hesabımız birbirimizle değel, işgalcilerle. Gel yan yana savaşalım. Hee? Senle ben aynıyız Margos. Aynı suyu içtik, aynı köprüden geçtik. Eş idik.

Margos: Eş idik, ha?

Memed: Hee.

Margos: Bizimkiler aralarına gatılmamı bekliyi. Burada durmam bile onlara dokuniyi. Burda n’aptığımı soruylar. Bele iki dünya arasındayım. İkisi de benim değel. Senin bir dünyan var, bir evin.. bir savaşın.. bir ordun.. bir düşmanın.. Şimdi de bakalım bağa eşit miyik? Denk miyik? Koca Karayılan bir ben varım hakkından gelen, ha?

Memed: Ben de bunun için seni yanımda istiyim. Acelem yok, beklerim. Hadi hayırlı akşamlar.

Margos: Sağa da.



-------------------------------- o ------------------------------



Karayılan'ın çağrısı:

Karayılan: Hepinizin gözü geride.. sevdiklerinde.. ailelerinde..evlatlarında biliyim. Böğün geride bıraktıklarımız için savaşacağık. Şimdi deyin bağa.. toprağımızı düşmanın cizmalarına, topuna, tüfeğine ezdirecek miyik?

Kalabalık: Yoooh!

Karayılan: Böğün belkin bazılarımız geri dönmeyeceyik. Esir düşeceyik. Hatta öleceyik! Allah tüfeği çok olanın değel, yüreği böyük olanın yanında olsun. Şimdi deyin bağa.
Korkiy misiniz!?

Kalabalık: Yoooh!

Karayılan: Korkiy misiniz!?

Kalabalık: Yoooh!!!

Karayılan: Korkiy misiniz!?

Kalabalık: Yoooh!!!


(Not: Bu sahneyi her izlediğimde ağlıyorum. Bir de silahımı kuşanıp savaşasım geliyor.)

arzuinan
11-01-08, 23:03
M: Sahabınız berde he, sizi bırakıp nereye gitti.

.....

M: Kusura kalma bacım. korkma ben eşkiya değilim.
E: Atımı çalmaya çalıştın ama
M: Atını çalmıyom, tekerleği kırılmış ona bakıyom.
E: Evet kırıldı. Biz gelirken yolda tekerleğin bir parçası çıkmıştı. Remzi efendi onu aramaya gitti, gelecek birazdan.
M: Müsade edersen birde ben bakayım.

.....

M: Tamam, isterseniz bir bakın.
E: Sağol...
M: Ben değneğimi alayım. Ne olur ne olmaz.
R: Elvan !!! kızım...
E: Remzi efendi geliyor, al.
R: yolda birşey bulamadım, iyisiniz ya.
E: İyiyim Remzi efendi, bu beyde tekeri tamir etti.
R: Sağol .... ellerin dert görmesin. (para uzatır)
M: Dileğin yeter baba! ötesi kuşağında kalsın... Hadi eyvallah.

arzuinan
12-01-08, 10:41
E: Osman abi ben geldim...... Doktor Bey'e bakmıştım.
M: Kendisi bir hastaya gitti birazdan gelir, buyrun.

.....

E: Karşılaşmış mıydık?
M: Yok karşılaşmadık. Memed ben
E: Elvan bende.... Hasta mısınız?
M: Biraz başım ağrıyo bir yere çarptım, DÜN.
E: Geçmiş olsun.
M: Sağol.

....

O: Elvan hoşgeldin.
E: Hoşbulduk Osman abi.
O: Memed'le tanıştın heralde.
E: Tanıştık.
O: Eski bir dostumdur. Yıllardır uzaktaydı, şehre yeni döndü... Elvan'ın rahmetli babası çok kıymetli bir abimizdi. Elimizde büyüdü.
E: Aslında annemin ilacı bitti ben onun için geldim.
O: Hazırda var mı? Bakayım.

....

E: Demek yeni döndünüz?
M: he...
E: Nasıl buldunuz şehri?
M: Değişmiş, bıraktığım gibi değil.

...

O: Malesef Elvan'cım İngilizler ilacın maddesini kontrollü veriyorlar ancak yarına hazırlayabilirim.
E: Peki. O zaman ben yerın tekrar uğrarım.
O: Belkıs hanıma hürmetlerimi ilet.
E: Başüstüne. Hayırlı günler.

arzuinan
12-01-08, 13:53
Memedler toplantıdadırlar ve Elvan içeriyi gözetlemektedir. Birden ayağı kayar ve ses çıkmasına neden olur. Keskin bakışları ile Memed dışarıya doğru bakar ve biranda Elvan'ın yanında bitmiş olur:)

Elvan: (Şaşkın bakışlarla) Memed bey,
Memed: (Hem şaşkın,hem kızmış gibi bakarak) Elvan hanım,

Dr.Osman gelir yanlarına ve ''Ne oluyor?'' der. Memed de ''Sen karar ver''.

Dr.Osman: Elvan... Ne işin var burda?
Elvan: (Korkusuzca savunmaya geçer) Toplantıya ben de katılmak istiyorum!
Dr.Osman: (Hiddetlenerek) Sen buraya nasıl geldin?
Elvan: Seni takip ettim (Memed,Elvan'a bakar; Elvan devam eder) Evden çıktığından beri peşindeyim.

(Osman ve Memed birbirlerine bakarlar,Osman başını yere eğer sonra Elvan'a çevirir bakışlarını emir veren ses tonu ile; ) ''Hemen eve döneceksin!''

Elvan: Dönmicem :hıh
Dr.Osman: Elvan, beni zor durumda bırakıyorsun!
Elvan: Osman abi, eğer babam hayatta olsaydı bu toplantıda bi yeri olurdu değil mi? Onu temsil edebilecek tek kişi benim. Lütfen. Hep babama benzediğimi söylemez misiniz? (Nasıl da damardan giriyor:) )
Dr.Osman: Evet. En az onun kadar da inatçısın:) İçerdekilerle bi konuşayım, bakalım ne diyecekler. Bu gecenin tek konuğu sendin KARAYILAN!

Osman uzaklaşırken, Elvan'ın zafer kazandım bakışları, şaşkınlık boyutuna dönüşür ve ''Karayılan mı?'' der.

Memed: Siz gene de Memed deyin.
Elvan: İkidir tesadüf ediyoruz, Memed bey. (Bakışları süper burda:) )
Memed: Esasen 3 oldu.
Elvan: 3 mü? :blink:
Memed: İlkinde dağ yolunda karşılaşmıştık. Kafama sopayla vurmuştunuz:img-haha: O eşkıya bendim. (Elvan iptal bu arada:) )

***

E: Sizin gibi bir adam nasıl böyle davranabilir ? Sizi tanımadan önce hakkınızda konuşulanları duydum. Eşkiyaya nasıl karşı durduğunuzu ne yiğit olduğunuzu anlattılar... Görmüyor musunuz bu sizin de boynunuzun borcu. Memed Bey savaşmak mecburiyetindesiniz.
M: Sen savaş nedir biliyor musun. Bilmiyorsun değil mi.
E: Savaşmayı bilmiyorum ama sizin gibi kaçanlara korkak dendiğini biliyorum Memed Bey...



not: Replikler için çiçeğime teşekkür ediyorum. Yorumlar bölüme eklemişti buraya da taşıdım... Candy'cim sıralama bozulmasın istemiş, böylece Elvan & Memed replikleri bitmiş olsun ki candy'cim de çalışmalarını tekrar eklesin. Bekliyorum hayatım...

absolutelycandy
12-01-08, 14:21
Memed&Selahattin (Memed’in niçin savaşmak istemediğini anlattığı sahne)

(Selahattin, Memed’e Ayaz isimli bir at hediye eder)

Memed: Ayaz güzel bir hediyedir Selahattin. Fakat kabul edemem.

Selahattin: Neğen?

Memed: Sen bu atı senin gibi silah guşanayım, savaşayım diye getirdin. Babamın dediği gibi.

Süleyman: Memedle geçi kovaladığım dağlarda Karayılanla omuz omuza savaşırım dediydim.

Memed: Ben savaşı biliyim Selahattin...

Selahattin: Sarıgamış.. Kötüydü, hee?

Memed: (Memed başını sallar) He. Aylarca yüzümüze su değmedi. Başımıza bit musallat oldu. Bit.. kendini gorumak için soğukta insanın gafa derisinin altına girermiş. Bir sürü arkadaşımız tırnahlarıyla etini kazıya kazıya delirdi. Binlerce arkadaş bi dene Rus askeri görmedi. Açlıhtan, soğuhtan öldü. Sonra bize dediler ki savaş bitti.

Selahattin: Sen.. benim has arkadaşımsın Mehmet. Savaşsan da has arkadaşımsın, savaşmasan da. Aha bu da senin atın Ayaz. Hadi..(diyerek uzaklaşır Selahattin)


--------------------------- o ----------------------------



Memed: Anuş Ana.. heyirdir uyumamışın (Anuş Ana bir şeyden demeden öylece öne doğru bakmaktadır). Eyi misin? Böğün Antep’e gittim.Margos’u buldum. Bağa dedi ki…


Anuş Ana: Evvel zaman.. evvel zaman hadi Nanuş gitmen lazımdır dediler, gidemedim. Senin anan Ayşe tuttu beni. Bu ayaklar başka yer görmedi ki. Onlar burada doğdu be Memed. Yeri desen yerimezlerdi. Benim ayaklar da benim kimin. Ama artık vakit geldi. Gitmem lazımdır. Buradan gitmem lazımdır, duydunuz mu beni (ayaklarına bakar Anuş Ana) :sad53:



Not: Bu iki sahne de çok etkiliyor beni :icon_sorr

arzuinan
13-01-08, 18:47
M: Sen neydin burda.
E: Bizim kahya duymuş Fransızlar 2 direnişçiyi arıyormuş. Bende Osman abiye haber vereyim diye çıktım. Önce evin önünde askerleri gördüm sonrda da seni görünce, bakayım dedim. Ne olmuş?
M: Bir arkadaşımız yaralandı. Hemen Dr.Osman'a haber vermem lazım.

....

M: Hemen burdan gitmen lazım.
E: Demin doktoru çağırmak lazım diyordun arkadaşın için. Dışardaki askerleri nasıl atlatmayı düşünüyorsun?
M: Bilmiyim. Bir yolunu bulacam
E: Ben giderim.
M: Elvan!

....

E: Teşekkür ederim.
M: Estafurullah, biz teşekkür ederiz yardımların için.
E: Mühim değil.
M: Bişey soracam. Çok cesursun! Seni böyle gece vakti sokağa çıkartan, tehlikelere bulaştıran şey nedir?
E: Mücadele için. Direniş için elimizden ne geliyorsa yapmamız lazım.
M: İyi deyin de daha Fransızlar ortada yokken sen mücadele lafları ediyodun bunun sebebini merak ediyim.
E: Sebebi... Sebebi açık. Memleket işgal altındayken insanlar zulüm görürken bunları nasıl yok farzedebilirim ki! Mücadele etmekten başka çaremiz yok. Yetmez mi? ... Peki sen? Kalkmış bir başına Fransızların üstüne yürümüşsün.
M: Ben... Benimki başka... Senin kafan karışık değel bu konuda değel mi?
E: "Kadınların zihnen mukavemeti erkeklerinkinden daha üstündür" derdi babam... Hayırlı geceler.
M: Hayırlı geceler.

absolutelycandy
14-01-08, 00:27
(Memed handa Behram Çavuş, Nizipli ve Şiro ile yemek yerken karanlıkta birinin geldiğini farkeder. Oraya doğru yönelir)

Memed: Kim var orda!? Kimsin sen? Çık ordan çık! (derken Elvan yüzünü açar. Memed şaşkın bir şekilde) Se ne ediyin burda?

Elvan: Size katılmaya geldim.

Memed: Bize katılacan? (Elvan onaylar şekilde başını sallar).. Sen nasıl geldin buraya kadar?

Elvan: Geldim işte… Atını görünce burada bekliyim dedim. Artık evde oturamam. Direnişin içinde olmam lazım. Mutlaka size bir faydam olur.

Memed: Ortalık eşkıya kaynıyi. Her taraf Fransız dolu. Biz her haraketin hesabını kitabını yapıyik. Sen böyle başına buyruk haraket ediyin. Senin bu yaptığın…

Elvan: Aptallık diceksin, umrumda değil. Buraya kadar kendim geldim. Bundan sonra da... (Memed, Elvan'ın sözünü keser)

Memed: Bundan sonra diye bir şey yok!

Elvan: (Elvan kararlı şekilde) Gitmemi bekleme! Gitmeyeceğim.

Memed: Getmeyecen?.. Tamam bu gece burda kal. Sabaha dönersin.

Elvan: Bak bunca yolu geri dönmek için gelmedim.

Memed: (Sert bir şekilde) Elvan hanım pazarlık yapacak durumda değeliz! (Elvan'ın gözler dolu dolu). Sabah olsun, gün gözüyle yollarım seni.. Tamam (Elvan başını sallar).


----------- o ---------


(Memed, Elvan için boş bir oda ayarlar. Oda iyi durumda değildir.)

Memed: Bu gecelik idare edecen artık.

Elvan: (Gönderilecek olmasının kırgınlığıyla, sitemli şekilde) Dert değil!

Memed: Gece üşürsen battaniyeyi örtebilirsin (diyerek elindeki tozlu battaniyeyi çırpar Memed).

Elvan: Işığı söndürüp yastığa başımı koyar koymaz uyurum ben.

Memed: Işığı söndürünce tahta kuruları çıkabilir.

Elvan: Gaz yağı sürersem uzak dururlar.

Memed: Böcekler, fareler olabilir. Korkmazsın heralde.

Elvan: Korkmam. Niye korkayım ki!

Memed: Eyi.. Allah rahatlık versin. (Der kapının anahtarını Elvan'a uzatır Memed) kapıyı arkadan kitlersin. Hayırlı geceler.

Elvan: Sana da.


--------- o ---------


(Elvan yatakta endişeli/korkulu gözleri etrafı izlemektedir. Memed ise odanın dışında oturmaktadır. Elvan'ı akrep sokar. Çığlığını duyan Memed hemen odanın kapısını çalar)

Memed: Elvan Hanım eyi misiniz. He? (Elvan kapıyı açar) Eyi misiniz?

Elvan: Akrep soktu.

Memed: Akrep mi? Bakiyim (Elvan'ın koluna bakar Memed).

Elvan: (Acı içindeki Elvan) Fark etmedim. Bi anda bir acı. Ay bi baktım akrepp!

Memed: Zehirli olabilir. Kolunu sık. Zehir yayılmasın. Zehri akıtmamız lazım (der ve bıçağını çıkarır Memed)

Elvan: Nasıl? (Bıçağı gören Elvan kaçarak) Hayır! Iıh ıh! Yok.

Memed: Zehri akıtmamız lazım. (Memed zehri akıtmaya başlar)
Yalnız bu zehri emip tükürmek icap eder.

Memed: (Elvan zehri emerken Memed mendil uzatır) Buyır. (Elvan zehri emip tükürürken Memed devam eder) Biraz ataş yanma yapabilir. Eyi misin? Acıyı mi?

Elvan: (Her türlü zorluğa dayanmak istediğini göstermek istercesine Elvan) Küçük bir yara.

Memed: (Gülümseyerek :img-in_lo) Akrebi küçük görme. Koca atı devireni var.. Nerde gördün akrebi? Nerde soktu?

Elvan: Şurda yatıyordum (Memed, Elvan'ın işaret ettiği yere bakınır).


-------- o ---------


(Memed ve Elvan dışarda. Memed çeşmeden doldurduğu suyu Elvan'ın koluna döker)

Memed: Soğuk ataşı alır. Merak etme, iyileşecen.

Elvan: (elini çeker...) Yarın mühim bir gün şu adamdan silahları alacaksınız.

Elvan: Bundan sonra her gün mühim, her şey kıymetli. Tüfek kıymetli.. mermi kıymetli.. atlar kıymetli..

Elvan: İnsan kıymetli. İnsanda mühim değil mi? (Memed, Elvan'ın kolunu tutar ve maşrapayla su dökmeye devam eder) Yani direniş için daha çok insan gerekmez mi? Mesela ben, illa silah kullanmayı bilmem mi lazım. Köyde, hastanede, siperde nerde icab ederse orda çalışırım.

Memed: Ama burda değel. Buraya gelmen yanlıştı.

Elvan: Babam derdi ki; "Bir kere hakikatin ne olduğunu idrak ettin mi, ummanı geçtin gemileri yaktın demektir. Artık geri dönüşün yok devam edeceksin".

Memed: Baban doğru demiş... Çok mu seviydin babanı?

Elvan: (Gururla) Çook… Ben her şeyimi onunla konuşurum. Yani konuşurdum. Hayal gücüne gem vurma derdi. Bi üzüm tanesinden bir hikaye başlatır o hikayenin kahramanı yapardı beni. Bağa dadanmış bi kuşmuşum mesela (Memed güler) Evde başlattığımız hikayeyi devam ettirmek için atlarımıza atlar bağ evine giderdik. Annem çılgına dönerdi… Baban sana hikaye anlatmaz mıydı?

Memed: (Hafif şaşkın gülümser) Mamo ağa! Mesafeliydi O, sertti. Pek konuşmazdı, gülmezdi. Fakat bağırmasından anlardım yaptığım şeyi taktir ettiğini. Birşey hoşuna gittiğini keyiflendiğini… Hayatta her belaya karşı hazırladı beni. Kurda kuşa karşı savaşmayı, açlığa soğuğa karşı durmayı O öğretti bana. Bi başına kalsan bile! Zora karşı nasıl durulur ben babamdan öğrendim.

Elvan: (Kararlı şekilde) Evden çıkarken iki parça giyisi bir de bababın dürbününü aldım. Artık o konakta oturup bekleyemem. Bekleyemeyeceğim içinde kalkıp buralara kadar peşinden geldim. O yüzden burdayım. Benim direnişin içinde olmam lazım. Lütfen beni gönderme…


(Memed&Elvan, Elvan'ın odasının kapısına gelirler)

Memed: Allah rahatlık versin.

Memed: Sanada..

(Elvan yatağında kolunu tutup düşünürken Memed de kapının önünde düşünceli şekilde oturmaktadır)



Not: Replikleri Arzucuğum yazdı. Ben yalnızca birkaç ekleme yaptım. Eline sağlık Arzu :img-kiss:

absolutelycandy
14-01-08, 00:29
(Memed'in, Elvan'ı Belkıs Hanımla gönderdikten sonra ilk karşılaştıkları sahne)


(Memed, arabadaki Elvan'a doğru gelir ve bohçasını uzatır)

Elvan: Sağol

Memed: Hayırlı günler (diyerek uzaklaşırken...)

Elvan: İlk kez…(duraklar) başkasına babamdan bahsettim. Çok güvendiğim birine, güvenmek istediğim birine anlattım :img-in_lo

Memed: Annen haklıydı. Şartlar biraz ağır. Dayanamazdın.

Elvan: Bekleseydin birlikte görseydik. Anneme oracıkta hak vereceğine, bana bir fırsat verseydin. Kal deseydin ne olurdu sanki? (Memed üzgün, gözlerini Elvan'dan kaçırıp önüne bakar)
Yanınızda olamadığıma göre buna da ihtiyacım kalmadı (Elvan babasının dürbününü Memed’e uzatır). Sende kalsın.

Memed: Bu babanın değel miydi? Çok kıymetli, alamam.

Elvan: Evet kıymetli ama sen almazsan öyle bir çekmecede kapalı kalacak. Hiçbir işe yaramadan öyle duracak. Üzücü değil mi?... (kırılgan bir şekilde ve dürbünü al dercesine bakarak) lütfen.

Memed: (Memed dürbünü alır, gözleri dolu dolu ve buruk şekilde bakarak) Sağol :img-in_lo Hayırlı günler.

(Elvan başıyla selamlar. Memed’in gidişini izler.)

arzuinan
15-01-08, 01:11
MA:hoşgelmişsan.
M: hoşbulduk baba.
MA: Geç otur. Nasıl eyimisan
M: Sağlığına duvacıyım baba, sen nasılsın.
MA: Sağol.
M: Bu senin için.
MA: Şimşir ha...
M: Yolda karşıma çıkıverdi ağaç, senin için yaptım.
MA: Yeleğime iyi bakmamışsan.
M: Rus kurşunu, yeleği de eti de deldi geçti.
MA: Kaç vakittir yolunu gözlerem... Mehmet, İstanbul bizi elin İngilizine mahkum etmiştir. İşgalci namussuzuna güvenen eşkiya çeteleri dağa çıkmıştır. Şimdi kendi torpağın için savaşacaksın...
M. Baba, ben savaşmak istemiyim. Ben silahımı bıraktım. Benim için bitti.
MA: Savaşmayp ne yapacaksın.
M: Ne olursa, çobanlık ederim.
MA: Çobanlık mı?
M: Baba! ben Sarıkamış'ta...
MA: Orası Sarıkamış'sa burası Antep. Savaş gelir seni bulur

absolutelycandy
24-01-08, 10:32
(Memed kendini bilerek hapse attırmıştır içerdekileri kurtarmak için. Mahkumlarla biraradadır.)

Zaptiye: Recepoğlu Hüsoo. Karın gelmiş. Senle görüşecekmiş. (diye seslenir)

(Elvan demir parmaklıkların gerisinde Memed'i beklemektedir. Memed hızla gelirken Elvan'ı görünce öylece kalır)

Elvan: Yaklaş biraz (Memed zaptiye bakar ve yaklaşır). Yakın durman dikkat çekmiyecek korkma!

Memed: (Gülümser Memed :img-in_lo) Öyle ya, karım olduğunu söylemişsin (der hafif muzipçe)

Elvan: Mecburen (yapmıştım dercesine :img-blush)

Memed: Hayırdır, tertipte bir değişiklik mi var?

Elvan: Evet! Fransızlar bugün hapihaneye gelebilirmiş. Yarını beklemeden bugün çıkacaksınız.

Memed: Ne vakit.

Elvan: Ben gittikten yarım saat sonra.

Zaptiye: Haydi hemşerim yetti konuşmak.

Memed: Hayırlı günler (der ve gitmeye yönelirken)

Elvan: Dur! Bekle (çantasından temiz yeşil bir atkı çıkarıp Memed'e uzatır Elvan). Adet yerini bulsun diye mahkuma evden temiz birşeyler getirilirmiş (der ve önüne bakar Elvan, Memed gülümser).

Memed: (Boynundaki atkıyı çıkarıp Elvan'a uzatır Memed) Adet yerini bulsun diye de karşılık verilir (Elvan alır, başıyla onaylar. Memed gülümser ve uzaklaşır. Elvan arkasından bakar).

absolutelycandy
25-01-08, 10:23
Kiler Sahnesi:

(Elvan kilerde ağır bir çuvalı almaya çalışırken Memed gelir)

Memed: Ağırdır, ben yardım ederim.

Elvan: (şaşkın bir şekilde) Hoşgeldin, zahmet oldu.

Memed: (Gülümseyerek :img-in_lo) Biliyim, gücün de kuvvetin de yerindedir (der ve Elvan'ın elindeki küçük çuvala kürekle nohut doldurmaya devam eder). İlk karşılaşmamızda kafama sopayla öyle bir vurmuştun ki hala ara sıra sızlar.

Elvan: (başı öne eğik, hafif gülümser ve) Sen de Osman Abi'nin muayehanesinde seni tanımamamdan istifade edip benimle alay etmiştin. Benim de o günü düşündükçe içim sızlar (birbirlerine bakar, Memed muzipçe gülümser)

Memed: O günden bu yana çok şey değişti. Dee mi?

Elvan: Evet, ben eskisi gibi değilim.

Memed: (Erzağı doldurmaya devam ederken) Fakat cesaretin hala eskisi gibi (Memed işine devam ederken Elvan önce mahçup, sonra memnun bir gülümsemeyle onu izler...)


Not: Arzucum yazdı, ben düzenledim ;)

absolutelycandy
27-01-08, 18:52
Memed'in Elvan'ı evden götürdüğü sahne:

(Akşam Memed önde Elvan geriden onu yakalamaya çalışır şekilde hızlı hızlı Elvanlar'ın evine doğru yürürler)

Elvan: Biraz yavaşlar mısın lütfen.

Memed: Hava karardı annen merak edecek.

Elvan: Bu günlerde izinliyim (Memed ve Elvan duraklar ve konuşmaya devam ederler). Annem Zeyno'ya Fransızca dersi verdiğimi zannediyor. (Belkıs Hanım evin kapısını aralamış sinirli bir şekilde Elvan&Memed'i izlemektedir). Annem böyle Fransız taraftarı olmasaydı ona yalan söylemek zorunda da kalmazdım (Belkıs Hanım'ın dolu dolu gözleriyle takibi sürer). Zaptiyelerden yada Fransız'lardan saklanmak gibi birşey bu (Elvan elinde tuttuğu kitaplara, Memedse Elvan'a bakmaktadır). Mücadelemiz için yalan söylemek zorundayım.

Memed: Biliyim. Olsun. Hadi gidek.

(Elvan&Memed tekrar yürümeye başlamışken karşılarında Belkıs Hanım ve iki adamını farkederler)

Elvan: Anne!

Belkıs Hanım: Elvan hemen içeri gir! Siz de şu eşkiyaya dersini verin (diyerek adamlara Memed'i işaret eder).

Elvan: (hızla annesine doğru gelir) Anne hayır! Lütfen (Elvan Belkıs Hanım'ın, adamlarsa Memed'in yanına gelir). Anne hepsi benim mesuliyetimde (Belkıs Hanım'ın Elvan'a sert bir tokat atar :icon_evil).

Memed: (kolundan tutan adamlardan kurtulmaya çalışarak ve endişeli gözlerle) Elvan!

Belkıs Hanım: Tüm yaptıklarından haberim var. Seninle içerde hesaplaşacağız (diyerek Elvan'ı arkasına alır ve Memed'e dönüp) Sana gelince bu yaptığına pişman olacaksın. Sadece seni değil hepinizi mahfedeceğim (Elvan ağlamakta, Memed öfkeli gözlerle bakmaktadır. Belkıs Hanım adamlara işaret eder). Götürün Fransız devriyesine teslim edin.

Memed: Elvan!

Elvan: (Belkıs Hanım zorla Elvan'ı evin içine sokmaya çalışır) Anne neler yapıyorsunuuuz?

Memed: Elvan! (Adamlardan kurtulmaya çalışarak) bırakın lan! Elvan!

Belkıs Hanım: Yürü gir içeri (der ve Elvan'ı içeri doğru itekleyip kapıyı kapar)

Elvan: (Çok üzgün bir tavır ve dolan gözleriyle) Anne bunu yapamazsınız.

Belkıs Hanım: (Sinirli bir şekilde) Esas sen bunu bana nasıl yaparsın. (Elvan'ın gözleri dolu doludur) Bana binbir tane yalan söyleyip o kanun kaçağına o eşkiyaya nasıl gidersin.

Elvan: (Dopdolu gözlerle :() Beni dinlemek zorundasınız.

Belkıs Hanım: (Öfkeyle) İyiki baban yaşayıp bu rezilliğini görmedi. Bak sana daha neler yapıcam (Elvan'ı zorla merdivenlerdne yukarı çıkarmakta, Asiye de bir köşeden onları izlemektedir) Seni en kısa zamanda İstanbul'a göndericem. İnsanı nelere mecbur ediyorsun gör işte (diyip Elvan'ı iter).

Memed: (Kapıyı açar, hızla merdivenlerden yukarı çıkıp Elvan'ın yanına gelirken) Elvan! (Belkıs Hanım şaşkın-kızgın şekilde Memed'e, Memed Elvan'a, Elvansa gözlerinden süzülen yaşlarla Memed'e bakmaktadır). Hala benimle gelmek isteyin mi? (Elvan hafifçe öne eğip onay anlamında sallar).

Belkıs Hanım: Bu ne cürret! Ne yaptığını zannediyorsun sen! (der hiddetle)

Memed: (Belkıs Hanım'a dönüp tepkiyle) Bana sığınmış birini size teslim etmiştim. (Elvan'a bakarak) Şimdi geri almaya geldim.

(Memed ağlayan gözlerle kendisine bakan Elvan'a Belkıs Hanım'ın önünde elini uzatır. Elvan Memed'in elini tutar :img-in_lo Memed sert bir şekilde, Elvan ise ağlayan gözleriyle onları şok olmuş bir şekilde izleyen Belkıs Hanım'a son bir kez bakar ve hızla merdivenlerden inip evden uzaklaşırlar.
Belkıs Hanım'ım adamları kapıda yerde baygın halde yatarken kendisi olduğu yerde donup kalır. Asiye şaşkın ve üzgün bir şekilde Belkıs Hanım'a doğru yönelir.)


- - - - o - - - -


Memed: (Merdivenlerden çıkarken) Kaçtığına pişman mısın?

Elvan: (Emin bir şekilde) Hayır.

Memed: Geri dönmek istersen, demen kafi.

Elvan: İstemiyorum. Hem bu ilk kaçışım değil. Bu sefer sadece biraz ani oldu.

Memed: Buyur (der ve eliyle odayı işaret eder, kapıyı açar, odaya girerler) Şeherde buraya yerleştik. Ben aşağıda olacam. Sen bu gece benim odada kalırsın (diyerek yatacağı yeri işaret eder). Sonra sana bir oda ayarlarız.

Elvan: Sağol.

Memed: Burda rahatsız olmazsın inşallah.

Elvan: Maraş'taki handan daha iyi.

Memed: (Gülümser) Akrepten korkmayan burdan hiç korkmaz. Dee mi? (Karşılıklı gülümserler :img-in_lo) Hayırlı geceler.

Elvan: Sana da.

(Memed odadan çıkar. Elvan şöyle bir etrafa gözatar.)



Not: Yine Arzucumla ortak çalışmamız :)

dürr-efşan
27-01-08, 22:12
behram çavuş birkaç kadınla konuşmaktadır...nizipli gelir...
Nizipli: bayağı ihtimam ediyler sağğa...
Behram Ç: Kadınlar hoşsohbet adamı ağnarlar...yüz metreden tanırlar.. senin sohbetinden de bir hayır gelmeyeceğini ağnamışlardır..hoş bunu eşşekler bile bilir ya...
Nizipli: Kim bekliyi onlardan sohbet...
Behram Ç: la yavrum adamı adam eden sözüdür sohbetidir.... oğlanı da gızıda...
Nizipli: Ağam gız kısmısının bildiği bir söz babasının ağzından çıkacak bir sözdür..
Behram Ç: nıçç...yürek başkasının ağzından çıkan sözü dinlemez...O ne adet dinler ne soy ne sop..
Nizipli: yoookkk.. O kadden uzun boylu değel..Soyu da dini de aynı olüciğ...
Behram Ç: aynı olüciğ.. aynı olmazsa nedecen??
Nizipli: tövbe tövbe...ne demey sen ağam.. allah yazdıysa bozsun..yazacağsa da baştan yazmasın zatı..tövbe tövbe..

Behram çavuş imalı imalı gülünce..
Nizipli: ağam benim değil kız kardaşım erkeğe böle bişey yapsın onun kulaklarını keserim valla...

behram çavuş imalı imalı güler niziplinin sözlerine...

arzuinan
27-01-08, 22:53
K: Buyur, otur Şahin Bey.

ŞB: Şehre yerleşmekle iyi etmişin Karayılan.

K: Artık düşmenın üstümüze gelmesini beklemeyez. İnip kendi işimizi kendimiz halledecez.

ŞB: Amma bu arada yolların güvenliğini ihmal etmeyelim.

K: Kilis yolunda düşmanı bozguna uğratmışınız haberini aldık.

ŞB: Sizinde bazı hazırlıklar içinde olduğunuzu eşittim. Semt semt mahalle mahalle halkı örgütlemişiniz

K: Daha yolun başındayız ama hele bir becerirsek Fransız ne edeceğini şaşıracak.

ŞB: Hapishaneden adam kaçırttığın doğru mu?

K: Doğrudur. Mücadelede bizimle omuz omuza çarpışacaklar.

ŞB: Allah'a duacıyım Karayılan. İnşallah bu çabalarımızın neticesini alırız.

K: Alırız Şahin Bey alırız. Gün gelecek bu saklandığımız deliklerden çıkacaz. O zaman Fransız kaçacak delik bile bulamayacak.

ŞB: Bizim olanı geri alacaz.

K: Alacaz.

arzuinan
29-01-08, 22:08
M: Margos!

MR: Memed... Nasılsın.

M: Eyim, sen.

MR: Eyiyim.

M. Çeymeyi tamir etmişin.

MR: Ne bilin benim tamir ettiğimi. Kim bilir kim etmiştir. Bi benim taş yontan.

M: Senden başka kim tamir eder bizim köyün çeşmesini

MR: He... İyi dedin ya Memed doğru diyin. Sizin köyün çeşmesidir, benim değeldir. Benimle alakası yoktur...

M: Ne demek benle alaksı yok. Yav kanalı birlikte açmadık mı ? He. Taşlarını sen yapmadın mı ? Yav hatılamin mi ! çeşmeden su aktığında birlikte sevinmedik mi?

MR: He ! sevindik sevndirkte...O çeşmelerden çok sular akıp gitmiştir. O eski Margos yok artık... Yok.

dürr-efşan
30-01-08, 22:26
memed elindeki kovana bakarak oturmaktadır... o sırada elvan gelir...memed ağlamaklı bir sesle...

M: Sokaklardan topluyidi.. mahallesindeki çavuşa vermek için.. bunları tekrar doldurup fransızlara sıksınlar deyi...Yüzünü göreceğdin... Bir asker gibi bakıdii.. Sonra o köydeki çoban çocuklar geldi aklıma..Fransız hepsini vurmuş..öle yerde.. Sarıkamış'ta daha beterlerini gördüm..Heçbiri yüreğime bu kadar dokunmadı...hepsi çocuk..Sonra bizim gencecik Ahmet.öle bizimkilerin kucağında cansız görünce!! yaşını sorsan bilmem o da çocuk..

O sırada şiro içeri girer ve : Ağam fransızlar behram çavuşu yakalayıp götürmüşler..
M: Ne diyin la sen.. diyerek dışarı koşar ve elvan arkasından da şiro ağam diyerek peşine çıkarlar...

dürr-efşan
30-01-08, 22:35
bugün şehit Kamilimiz için son vazifemizi yapıyoruz..bundan sonra hepimiz sanah şerifinin hayrını dileyip evlerimizin kapılarından çıkarken Kamili hatırlayalım.. Kamil bizim gördüğümüz günü görmeyecek.. bu sokaklarda dolaşamayacak. .ekmeğinin tadına varamayacak..Daha çocuk yaşındayken hain bir süngünün ucunda koparıldı bu hayattan, Onun canına kıyan işgalciler bu topraklarda olduğu sürece, o süngüler o çizmeler bu sokaklarda dolaştığı sürece Kamil'i unutmayalım. şimdi hepimiz burda bulunan herkesin Kamil'e helal ettiği hak bize bir vazife yüklüyor.. Burda ağzımızdan çıkan son söz yüreğimizden gelendir..Burda ağzımızdan çıkan son söz vicdanımızın dilidir..Allah'ın bize bahşettiği bu can bizden çıkana kadar mücadeleye devam edicez. Hürriyete kavuşana kadar yolumuzdan dönmicez.. SÖZÜMÜZ sÖZ MÜDÜR..
CEMAAT: SÖZDÜR
DR: SÖZ MÜDÜR...
cEMAAT: SÖZDÜR..

dürr-efşan
30-01-08, 22:51
margos levonun dükkanından ayrılmış ve meydana gelmiştir.. juliyette arkasından gelmektedir.. ve margosu yakalar..

J: Margos.. Margos..Neden bıraktın işi?? abim ters birşey mi söyledi..
M: Yok..der ve yürür.. arkasından juliyette yürür ve

J: Sen bildiğin işi yapmak istiyorsun değil mi...Taş ustalığı..

O sırada margos yapılmakta olan darağacını görür ve juliyet bunu farkederek o da o yöne bakar.. hala oraya bakmakta olan margos konuşmaya başlar..

M: Juliyet..sana nasıl anlatsam bilmiyim..sen benim için çok kıymetlisin..ne zamandır karşıma çıkan en güzel şey sensin..Hakikat olamayacak kadar hem de...
J: Bu yüzden mi gidiyorsun??

M:Yok.. Bu yüzden gider miyim hiç?? Benki seni biraz daha fazla görebilmek için güneş batmasın diye dua ederken...ama hakkımda bilmediğin şeyler var..benim anam.
J: Anuş ana..
M:hee Anuş.. köyde müslümanlarla birlikte yaşıy..Benim en yakın arkadaşım can dostum da müslüman bir kürt.. burda fransızlara karşı türklerle birlikte mücadele ediy.. Yarın bu darağacında bir türkü asacaklar..Onu taniyim..Yemin olsunki az önce dükkana gelen fransızdan da colonelden de daha esahlı..çok daha yiğit bir adam...diyeceğim o ki juliyet bu iş olmaz..Ne ben o dükkanda yapabilirim ne de sen benle..olmaz ...........der ve julyeti orada bırakarak yürür..

absolutelycandy
30-01-08, 23:16
(Memed odada oturmuş, elindeki boş kovana bakmaktadır, son derece üzgün :icon_sorr İçeri giren Elvan, Memed'in yanına gelir)

Elvan: Birşey ister misin?

(Memed üzgün bitkin, kovandan gözünü ayırmadan sallar başını hayır anlamında)

Memed: Boş bir kovan. Kamil'in cebinden çıkmış. (Elvan oturur). Sokaklardan topluyidi.. Mahallesindeki çavuşa vermek için. Bunları tekrar doldurup Fransızlara sıksınlar deyi. Yüzünü göreceğidin.. Bir asker gibi bakıydi (gururla gülümser Memed). Sonra o köydeki çoban çocuklar geldi aklıma. Fransız hepsini vurmuş. Öyle yerde.. Sarıkamışta daha beterlerini gördüm. Hiçbiri yüreğime bu kadar dokunmadı. Hepsi çocuk.. Sonra bizim gencecik Ahmet. Öyle bizimkilerin kucağında cansız görünce.. Yaşını sorsan bilmem. O da çocuk...


- - - - o - - - -


(Behram Çavuş'un ele geçirildiğini öğrenen Karayılan öfkeyle dışarı çıkar. Eline geçirdiği kazmayı toprağa vurarak)

Memed: Ne Kamil'i unuturum, ne Behram'ı unuturum. Ben seni Rus'a bırakmadım! Fransız'a mı bırakacam. Hıı!! Bırahmah yok! Bırakmak yok! Bırakmak yok! Bırakmak yok! Bırakmak yok! Bırakmak yok (diyerek elindeki kazmayı atar ve olduğu yere oturur Karayılan. Derin derin nefes alırken Elvan gelir usulca yanına. Oturur. Gözleri dolu dolu bakar, kolunu tutar Memed'in. Memed bakar nemli gözleriyle Elvan'a).

Elvan: Bırakmak yok!

(Onaylar şekilde kararlılıkla sallar başını Memed)

absolutelycandy
30-01-08, 23:18
Belkıs Hanım'ın Dr.Osman ile dertleştiği sahne:

(Dr.Osman'ın muayenehanesi)

Dr.Osman: Belkıs Hanım buraya muayene için gelmediğinizi söylüyorsunuz. O vakit gecenin bu vaktinde ziyaretiniz...

Belkıs Hanım: Elvan'ı arıyorum.

Dr.Osman: Elvan kayıp mı?

Belkıs Hanım: Kayıp değil.

Dr.Osman: Elvan akıllı kızdır. Kaybolması mümkün değil zaten.

Belkıs Hanım: Elvan'ın nerde olduğunu biliyorsunuz değil mi? Ama bunu sormamın bir manası yok. Çünkü söylemeyeceksiniz. (Dr.Osman hafif bir tebessümle öne eğer başını). Kocam Ali Rıza Beyle evlenmek için İstanbul'dan geldiğimde, kendime ait hissetmediğim bir yerde hayata tutunmaya çalıştım. Tutunabileceğim sadece kendimdim. Bu yüzden İstanbul'dan bir sürü eşyalar getirttim. Masalar, resimler... Kendimi zayıf hissettiğim zamanlarda, onlarla avunmaya çalıştım. (Ağlayarak) Siz cilalı ceviz bir masanın bir kadının dert ortağı olabileceğine inanır mısınız!

(Dr.Osman başını öne eğer. Gözlerinden yaşlar süzülen Belkıs Hanım elini yüzüne kapar. Dr.Osman sürahiden bir bardak su doldurur ve Belkıs Hanım'a uzatır. Belkıs Hanım suyu içer ve devam eder)

Belkıs Hanım: Burası bambaşka bir dünyaydı, başka bir lisan konuşuluyordu. Önceleri küçümseyerek başa çıkmaya çalıştım. Sonra baktım ki asıl küçümsenen ben olmuşum. Asıl güçlü onlardı. Yani sizdiniz. Kalabalıktınız.

Dr.Osman: Ali Rıza Abi'nin sizi sevdiği kadar başka kimse sevemezdi Belkıs Hanım. Bu herşeye değerdi, öyle değil mi?

Belkıs Hanım: İlk kez o çocuğun süngülenip annesinin kollarına düştüğünü gördüğümde, ne kadar masum ne kadar kararlı bir yüz dedim. Sanki Elvan'ın yüzüydü. Sanki benim yüzümdü. Bunca yıl reddettiğim, ittiğim hakikat karşımdaydı. Artık ben de sizlerden biriydim.

Dr.Osman: Bunu keşke daha önce kızınıza... Belkıs Hanım size haksızlık etmek istemem. Bir annesiniz. Kızınızı merak ediyorsunuz. Ama size ben yardımcı olamam. Bu Elvan'ın kararı.

Belkıs Hanım: Peki ne yapabilirim?

Dr.Osman: Bekleyeceksiniz. Elvan karşınıza çıkmak istediği zaman çıkacaktır. Size söyleyeceğim tek şey, o ana hazır olun. İkna etmeniz gereken kişi O.

dürr-efşan
30-01-08, 23:49
ıraz ağlayarak Behramın yanına gelir ve ağlayarak..
I: Behram emmi.... Behram emmi...

B: Emmin kurban olsun sağa...

I: Behram emmi duyunca o kadar fena oldum ki..köydeki herkes çok fena oldu..

B: Allah hepsinden razı olsun...ölicim diye değelde onları bi daha göremicen diye buram kan ağlıy....

I: Hepimiz üzülük.. köydeki herkes..Sanki hayvanlar bile üzülüğ..Bütün gece köpekler uludu bilymin?? Hani anlarlar sanki gideceğini...hele hele hani şu at var ya Ayaz..ayaz dün deliye döndü..

B: Aslanım benim.. Ayaz öyle bir attır ki yel olur uçar mübarek atının nalını göremiyin..

I: Zor tuttuk valla.. zaptedebileceğimi bilsem onlan geleceğdim ama nerde..dur dedim sen ben bi başıma gidim...

B: Benim ahratlığım yok...Köylüye zor olacak..Cenaze için bir hazırlık var mı??

I: köylü tertibi yaptı kefin bezini kumaşçı galip verdi..sağolsun parada istemedi galip..Köylülerde mezarı tam istedeğin yere kazdılar..hazırladılar.. hoca dedi ki senun içuğun..Günahı az bir insan.. Bu taraftan toprağa giriciğ öbür taraftan pir u pak çıkıyığ...

B: allah hepsinden razı olsun...O zaman bize düşen de bu vazifeyi bir güzel yerine getirmek...

absolutelycandy
31-01-08, 11:47
Silah Sahnesi: :img-in_lo

(Elvan evin önünde işiyle uğraşırken Memed gelir yanına gülümseyerek)

Memed: Bırak ben yaparım.

Elvan: Hayır sağol. Herzaman seni mi bulucam. (İşine devam ederken nefes nefese Elvan) Yarın karavanayı burda pişirelim dedikte.

Memed: Bağa içerde birşey diyeceydin. (Elvan anlamış olmasına şaşkın şekilde bakar) Az önce.

Elvan: Sonra konuşuruz, mühim değil.

Memed: Herzaman böyle fırsat bulamayız. Başımızda Behram meselesi varken, şimdi de diyeceğini.

Elvan: (Memed'e doğru yaklaşır ve kararlılıkla) Bana silah kullanmayı öğret.

Memed: Senin işin kalemle, mürekkeple. Silah nerden çıktı?

Elvan: Daha fazlasını yapmak istiyorum. Buna silah kullanmakta dahil.

Memed: Neden?

Elvan: Çünki bi gün sana yardımım dokunabilir. Bana ihtiyaç duyarsan (Memed bakar) yani bana ihtiyaç duyulursa :img-in_lo hazır olmak istiyorum. (Memed tam ikna olmamış şekilde bakar Elvan'a) Beceremeyeceğimi mi düşünüyorsun?

Memed: Yok ondan değel de...

Elvan: En azından denememe izin ver.

(Memed tam emin olamadan bakar. Elvan sevimli bir tavırla lütfen dercesine bakaryüzüne. Silahını çıkarır ve Elvan'a verir Memed. Elvan iki eliyle silahı tutar, karşıya bakarak)

Elvan: (Memnuniyet, heyecan ve sevinçle) Babam bana tabancasıyla ateş etmeme izin vermişti ama av tüfeği kullandım ben.

Memed: (Memed sol yanından sağ tarafına geçer Elvan'ın. Ve iki eliyle silahı kavramış olan Elvan'ın elini tutar, karşıya bakarlar) Silahı bir kuş gibi düşün. Çok sıkarsan (derken daha sıkıca tutar elini) ölür. Serbest bırakırsan uçar gider.

(Elvan'a bakar Memed :img-in_lo Elini daha sıkı tutmaya devam eder. Karşıya bakmakta olan Elvan Memed'e döner, gözgöze gelirler. Başını çevirip hemen gözlerini kaçırır Elvan, mahçup şekilde. İkisi de derin derin nefes alır, kalpleri yerlerinden fırlayacakmışçasına. Memed birkez daha Elvan'a bakar :img-in_lo sonra yavaşça silahı Elvan'dan alıp)

Memed: Sonra müsayit bir zamanda talim yaparız.

Elvan: (başını onaylar şekilde sallayarak) Peki.

Memed: Kolay gelsin (diyerek uzaklaşır)

Elvan: Sağol (Memed içeri girer, Elvansa orada kalır)


Not: Arzucumla ortak çalışmamız ;)

absolutelycandy
31-01-08, 12:01
"Gitme Elvan" sahnesi: :img-in_lo

(Memed tüfekleri kontrol etmektedir. Elvan elinde erzaklarla gelir)

Elvan: Kolay gelsin.

Memed: Sağol.

Elvan: Ne yapıyorsun?

Memed: Tüfekleri elden geçiriyim. Behram'ın yaptığı gibi fişek gibi olmalı (gülümser Memed). Yarınki tertipte tıkır tıkır çalışmalı.

Elvan: Yarınki tertip belli mi?

Memed: Birşeyler düşüniim. Herkes gelsin konuşacam.

Elvan: Ya ben de yarın sizinle birlikte olmak istiyorum. Bana da bi vazife yok mu?

Memed: Yarınki tertip çok tehlikeli. Hem sen daha silah kullanmayı bilmiyin.

Elvan: (Memed'e doğru yürür ve) Ya bilmiyorum ama öğrenmek istiyorum.

Memed: Tamam söz yarını sağ salim atlatalım, en kısa zamanda sana talim yaptıracam. Sen olmasan ben yani bizim durumumuz biraz zordu :img-in_lo Herşey silah mermi değel. Burdaki herkes senden çok memnun (gülümser Memed :img-in_lo)

Elvan: Ya o vakit burda değil dışarda da yardımcı olabilirim. Bir faydam dokunabilir size. Ya yarın her ne yapılacaksa...

Memed: Elvan inat etme! Hem annen her yerde seni arıyi.

Elvan: Şiro söylemedi mi?

Memed: (Şaşkın şekilde) Hayırdır ne oldu?

Elvan: Bugün annem beni kumaşçı Galip'in dükkanında gördü.

Memed: Dükkanın arka tarafını da gördü mü? (endişeli ve biraz sinirli)

Elvan: Görmedi ama neler döndüğünü tahmin etmiştir. Annem akıllı kadındır.

Memed: (sinirli sitemkar) Tabi! Fransızlara inanan bir kadın!

Elvan: Annem değişti galiba. Bana neler hissettiğini anlattı (öyle olmasını umut edercesine). Evden bunları gönderdi (der ve erzakları Memed'e gösterir)

Memed: (Sinirli şekilde) Sen bugün eve mi gittin?

Elvan: Orda herşey lüzumundan fazla var. Ben de buraya getireyim dedim.

Memed: (Tepkiyle) Bizim bunlara ihtiyacımız yok. Biz Fransızlara inanan birinin malına tamah etmeyiz! (Elvan çokta beklemediği tepki karşısında biraz şaşırmış bakar) Belki de hata bende. Sen zenginliğe alışmışın dee mi (der sinirle :( Elvan hızla odadan uzaklaşırken) Elvan! (Elvan durup Memed'e bakar sitemlice) Getme! (der pişmanca). Tamam sen haklısın. Hata bende. Kusura bakma. Fakat senin gerçek evin burası dee mi? (der evet demesini umarak)

Elvan: (Gözleri dolu Elvan yumuşak birşekilde) Evet burası.

(Memed memnun hafif bir tebessüm eder, Elvan Memed'e bakar... iken Nizipli odaya dalar :img-pilot)


Not: Arzucum :img-in_lo ile ortak çalışmamız ;)

absolutelycandy
09-02-08, 03:34
Pansuman sahnesi: http://img530.imageshack.us/img530/851/wubhe9.gif (http://imageshack.us)



(Memed silahını temizlemektedir. Elvan elinde sağlık gereçleriyle odaya girer. Memed'in yanına gelir)

Elvan: (Elindekileri kastedip gülümseyerek) Pansuman için, değiştirelim.

Memed: Gerek yok.

Elvan: Olmaz (der ve Memed'in yanına oturur). Hem açık yara cerehat kapar. (Memed, Elvan'a bakarken, Elvan silahı Memed'in elinden alır. Hafifçe gülümserler :img-in_lo). Hem Osman Abi'ye söz verdim, Karayılan'ın yarasıyla ben ilgilenirim dedim (Memed yüzünde tebessümle izler :img-in_lo). İzin ver de sözümü tutayım (Elvan işiyle ilgilenirken Memed izlemeye devam eder :img-in_lo). Hem sen önemsemiyor olabilirsin ama doktor olan O. Mikroplarla savaşmak Fransızlarla savaşmaya benzemez (der yumuşak bir tonla Elvan. Gülümser. Memed de sıcacık gülümseyişle karşılık verir :img-in_lo Gözlerini kaçırır Elvan, hafif mahçup şekilde ve işine dönme gayretiyle : )) Açalım mı? (der ve Memed'in kolundaki sargıyı makasla keserken Elvan, Memed izlemektedir Elvan'ı :img-in_lo Sargı bezini açarken birbirlerine bakarlar kaçamak kaçamak.. Elvan tentürdiyotlu pamukla yarayı temizlerken canı yanan Memed, Elvan'ın bileği tutar biranda, sıkıca kavrar anında. Göz göze gelirler. Elvan başını eğer hafifçe. Sonra tekrar bakar Memed'e. Kısa bir süre öyle kalırlar heyecanla :img-in_lo Elvan devam etmeye çalışır işine. Memed yavaşça çeker elini Elvan'ın bileğinden. Elvan gözünü Memed'in kolundan ayırmamaya çabalar. Memed ise Elvan'a bakmaktadır :img-in_lo Gözlerini kaçırmaya devam ederek Elvan) Ben şunu sarayım (der ve Memed'in yarasını sarar)...



Not:
Yok yok bu sahnenin repliğini okumak kesmez. İzleyin arkadaşlar :img-blush:img-hyste

absolutelycandy
09-02-08, 03:42
(Zeyno'yu babası konusunda rahatlatmaya çalışan Elvan kendini dışarı atar. Ağlayarak kapıya yaslanır. O sırada Memed gelir. Elvan gözlerinden yaşlar boşalarak Memed'e bakar. Memed tedirgin)

Memed: Elvan eyi misin?

Elvan: (gözlerinde yaşlar süzülürken titreyen sesiyle) Ya babası geri dönmezse!? (Çaresiz bakar Memed. Ağlayarak devam eder Elvan) Zeyno herşeyin farkında! Babasını bir daha göremeyebilir.

Memed: (Üzgün) Elbette farkında. (Emin ve Muhsinle gururlu şekilde) Muhsin her zorluğu belletmiştir kızına. (Ağlayarak izler Elvan) Savaşın içine doğdu, savaşın içinde büyüdü. Kardeşleri de bunu öğrenecek bizim öğrendiğimiz gibi...

Elvan: (Ağlayarak çaresiz şekilde) Ben şu yaşımda hala (yutkunur) babamın eksikliğini hissediyorum. (Titreyen sesiyle) Onlar daha çok küçük... (Elvan ağlar, Memed üzgün çaresiz).

absolutelycandy
09-02-08, 04:35
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *


'Dışardayım' Sahnesi: :icon_sorr


(Elvan dışarı çıkar, gaz lambalarını toplarken; Memed çıkar kapıdan. Elvan'ı görünce biraz şaşkın)

Memed: Hayırdır ne işin var bu saatte dışarda?

Elvan: Yağmur başlıyor. Şunları içeri alayım dedim.

Memed: Eyi.

Elvan: Zaten dışardayım! (der küskün şekilde Elvan. Ve içeri doğru yönelir)

Memed: (Kolundan tutar, durdurur Memed) Elvan, ne demek bu?

Elvan: Ben sizin gibi değilim. Sizden apayrı bir dünyada yaşadım. Sizin marifetlerinizin onda biri bile bende yok. Sizin gibi silah bile kullanamıyorum (der buruk biçimde)

Memed: Acelen ne? (Elvan, Memed'e bakar gözleri buğulu) Sen bunların hepsini yapabilecek kudrettesin (der ve söylediklerini destekler şekilde başını hafifçe sallar Memed) Sabret. Öyle ben dışardayım deyipte küsme (der yumuşak bir ifadeyle). Hadi (diyerek içeriyi işaret eder. Elvan yönelir...)



- - - - o - - - -



'Kaza Kurşunu' Sahnesi:

(Memed, Behram Çavuşla patlamanın ayrıntılarını konuşmaktadır masada. Iraz bir diğer köşede oturmakta, Elvansa tüfeği temizlemektedir. Bir anda bir ateş sesi duyulur. Behram Çavuş yere yatar. Iraz olduğu yerde çömelip başını tutar. Memed silahına davranırken, Elvan elinde tüfek şoka girmiş bir şekilde bakmaktadır. Memed şaşkın bir şekilde)

Memed: Elvan! (der. Elvan ağlamaklı gözlerle Memed'e bakarken, Iraz "az kalsın Karayılan'ı vuruydun" der inanamaz şekilde. Elvan ağlamaklı bir şekilde tüfeği olduğu yere bırakır ve hızla odadan çıkar. Memed de derhal ardından çıkar. Behram Çavuş: Vay anam vay :img-hyste)

(Elvan dışarı çıkar ağlayarak. Önce yüzünü kapar, sonra içli içli ağlamaya devam eder. Memed gelir, olayın şoku üzerinde. Seslenir Elvan'ın ardından)

Memed: Elvan!

Elvan: (Ağlayarak) Seni öldürecektim.. Allah'ım ne yaptım ben (ağlamaya devam eder :()

Memed: (Memed yavaşça yürüyüp Elvan'ın yanına gelir. Elvan gözyaşlarını silerken) Geçti Elvan geçti.

Elvan: (Memed'e döner. Ağlamaya devam ederken kaygılı şekilde) Ya o kurşun iki parmak daha yana gelseydi! Öldürecektim (der ve yere bakar daha da içli şekilde ağlayarak)

Memed: Tamam bak karşındayım. İşte bu sadece bir kazaydı (der ikna etmek istercesine)

Elvan: (Başını sallar kabul etmez şekilde. Memed'in yüzüne bakmaksızın ağlayarak) Seni öldürecektim. Ben seni öldürecektim.

Memed: (Elvan'ı omuzlarından tutup kendine çevirir Memed. Kararlı şekilde) Elvan bana bak (Memed'e bakmadan ağlamaya devam eder Elvan). Elvan yüzüme bak! (der daha sert ve kararlı şekilde Memed. Gözyaşları içindeki Elvan yavaşça başını kaldırır ve Memed'e bakar. Rahatlatıcı bir tonla ve gözlerinin içine bakarak Memed) KARŞINDAYIM, ÖLMEDİM (der, gözyaşlarıyla kendini izleyen Elvan'a...)



Not: Herzamanki gibi replikler Arzucumla :img-in_lo ortak çalışmamız ;)

absolutelycandy
10-02-08, 02:38
(Elvan kilerde hazırlık yapmaktadır. Memed kilere gelir. Elvan'ı görünce O'na doğru yönelir)

Memed: Kolay gelsin.

Elvan: Sağol.

Memed: Hayırdır? (diyerek Elvan'ın yanına gelir)

Elvan: Saime'nin küçük çocukları için. Bir iki oyuncak, birazda şeker. Kendisine verecektim bugün de unuttum. Muhsin Abi de hemen çıkmış.

Memed: O'nun bir işi vardı önden çıktı...Seni ben bırakayım (Elvan biraz şaşkın). Dışarsı ne durumda bilmiim.

Elvan: (Nazikçe) Gerek yok, ben kalırım Saimeler'de. Hem senin gelmen daha tehlikeli. Artık seni tanıyorlar. Sana birşey olursa...

Memed: Bundan korkocak değeliz. Anlımızda ne yazmışsa onu yaşarız. Ha ben ha bir başka bir kardeşim.

Elvan: (İtiraz edercesine Memed'e dönerek) Varlığın mücadele için çok önemli. İnsanlar sana inanıyor. Senin mesuliyetin bu inancı korumak. Yaptığın işe bak. Ordunun elinden bir adamı çekip çıkardın. Korkanlar seninle cesaret kazandı.

Memed: Neticede ben de etten kemikten yapılmışım.

Elvan: (Memed'in yarasını kastederek, gülümser ifadeyle) O geçicek, bitti.

Memed: Bitmedi Elvan! (Ciddiyetle) Belki de hakikati dillendirmek gerek. Bugün yaşadığımız ne ilk ne de son çatışma olacak. (Elvan üzgün) Belkide bundan sonra daha büyük acılar yaşayacaz. Kendine sorman lazım, buna hazır mıyım diye.

Elvan: (Kararlı biçimde, keminden emin) Hazırım. Çünkü herkes gibi ben de sana inanıyorum.

Memed: (Gülümseyerek :img-in_lo) Eyi (karşılıklı tebessüm ederler). Hadi gedek (Elvan onaylar şekilde başını sallar, kapıya yönelirler)

absolutelycandy
10-02-08, 02:54
(Meydanda Karayılan ve Laroş karşı karşıyadır. Karayılan silahını Laroş'a doğrultur. Laroş silahı tutar)

Laroş: Vuuur!! Ya şimdi sen beni öldürürsün ya da sonra ben seni vuracağım Karayılan! Eline bir daha bu fırsat geçmez!

Karayılan: Ben sana daha büyük acılar düşiniyim... Yavaş yavaş tadacan herşeyi.. Burdaki hükümdarlığınızın büyük çöküşünü görecen. Bu halkın senin büyük ülkenin silahına nasıl göğüs gerdiğini, aslında ölümden değel de esaretten korktuğunu tek tek göreceğin. Biz bu savaşı mermiyle fişekle değel inancımızla kazanacağız. Sen bunların hepsine şahid olacan. Seni öldürmek en büyük eyilik olur!

KIRÇİÇEĞİ
27-02-08, 15:08
-- Şiro --

Yüksekleri aşmayın, Fransıza yanaşmayın!
Kim ne derse desin, iyilikten şaşmayın!


-- Selahattin --

Mektup yazdım olmadı, Fransız aman bilmedi.
Laroche'u davet ettim, korkusundan gelmedi!


-- Şiro --

Günler gelip geçiyor, nenem pirinç seçiyor.
Davula vurdukça gavur, kendisinden geçiyor!


-- Selahattin --

Fransızım nazlandı, şarap diye sızlandı.
Bin şişe şarap içince, biraz olsun uslandı!

(Karayılan kapıda görünür)


-- Şiro --

İşte geldi gidiyik, kutlu günler bitiyy.
Şu Antep'in Sultanı, bize veda ediii.

aysem_
02-04-08, 13:50
Berham odaya girer. Nzipili düşüncelidir

Berham:Ne o Nzizipli sarkatmışsın suratını ;) kilci eşeği gibi
Halim: Yoo öyle işte dalmışım
B: Niziplim bana bir iyice kulağını ver bakim
Be Hey Acayip Adem
Be hey acayip adem
Öldüğünü bilemezsin
Korlar bir karanlık dama
Kapı baca bulamazsın

Yağmur yağar yeller eser
Mezarı başına yıkar
Seksen bin canavar sıkar
Hiç birine vuramazsın

Gel bu öğüdü al benden
Yarın fırsat gider elden
Hak saklasın cehennemden
Karanlıktır çıkamazsın

Yer pamuk olur atılır
Cümle deryalar katılır
Dilin damağın tutulur
Doğru cevap veremezsin

Pir Sultan'ım der ki deli
Elden koymaz doğru yolu
Ne yanarsın dünya malı
Birin alıp gidemezsin

Kaynak: Pir Sultan Abdal

aysem_
02-04-08, 14:16
Nizipli öfkelenmiştir. Evden ayrılmaya kalkışır.
Sona : Halim ne yapıyorsun?
Halim: ta en başta yamam gerekeni
sona: Her yer asker... gitme... seni de yakalarlar.
H: Keşke en başta yaklanaydım. Burda kalıp bunu göreceğime... Ölseydim daha iyiydi.
öfkeyle evden çıkar...

Nizipli elinde silahla meydana gelir.
Havay ateş açarak yürür
Halim: Laroch!! şerefsiz çık karşıma.
Berham: ah deli oğlan hiç bilmim ne zaman akıllanacan...
H: senin kafanı koparmayan....
Laroch: çavuş canlı yakalayın.
Askerler Halimi hepbirlikte yakalarlar
Halim: şerefsiz erkeksen karşıma çık lan şerfsiz... Bırakın beni bırakın
Laroche'un önünden geçerken
Halim: ödlek!
Laroche: ödlek?

gken2082
02-04-08, 21:57
16.bölüm
(Elvan kayanın üzerinde oturuken Mehmet gelir ve....)

E: bir an o askerleri öldüreceğini sandım.
M: bende, boyum aha şu kadardı (işaret eder),bu dağlarda çobanlık ederdim,babam beni geceleri yalnız koyup giderdi,mahsus yaptığını bilirdim,ona kızmazdım.Sabah ezanıyla gelirdi,geceleri buralara kurt inerdi,bazısını vururdum, bazısı kaçardı, babam benim böle adam olacağımı bellemişti fakat beni vurduğum kurtlar değil,yaşattığım koyunlar adam etti.:img-in_lo
E:benim çocukluğumda oyuncaklarla geçti , dadılarla.Bir dediğim iki edilmezdi hiç.Benim çocukken meşakatten anladığım yemeğe vaktinde yetişebilmekti.
(Mehmet güler)
E:Sonra her şey değişti,birileri geldi,İstiklalimizi çiğnediler. Her sabah acaba bugün kim ölecek diye kalkıyorum yataktan,her akşam yıldızlara baktığımda acaba son kez mi ? diye geçiriyorum içimden, acaba yıldızları son kez mi görüyorum? Normalde bu kadarını kaldıramazdım ama sen varsın...:img-in_lo
(Mehmet birden pür dikkat kesilir) Dağ gibi yaslandığım bir tek sen...:happy0064
Konaklarda büyümüş olsamda artık biliyorum bu yolda ölüm var. bir gün ölünecekse kurtuluşumuzdan önce nolur benden önce ölme,Nolursa olsun benden önce ölme...(gözler dolar)

KIRÇİÇEĞİ
17-04-08, 10:38
Memed, Şiro ve Selahattin Barutçu'yu Fransızların elinden almak için yola çıkmışlardır. Ormanlık alanda yürürlerken bir çıtırdı duyarlar ve hemen ağaçların arkasında siper alırlar. Memed elinde silahı ile başka bir ağacın arkasında saklanmakta olan kişinin yanına doğru yavaş adımlarla ilerler. Ağacın yanına yaklaştığında, ağacın arkasındaki kişinin silahını alır ve karşı atağa geçecekken o kişinin Elvan olduğunu görür (:img-haha:)Memed ve Elvan bir süre karşılıklı bakışırlar; çıtırdının sebebinin Elvan olduğunu anlayan Şiro ve Selahattin siperlerinden çıkarlar ve yüzlerinde azıcık rahatlamış bir ifade belirir :) Memed Elvan'dan açıklama bekliyormuş gibi bakmaya devam eder ve konuşmaya başlar;

Memed: Yaa bu yaptığını çocuk yapmaz, niye böyle benimle inatlaşiyin anlamiyim.
Elvan: Böylesinin doğru olduğuna inanıyorum!
Memed: Ya bu nası laf? Bizimle gelemezsin deyince kızıyin! Böyle şehirli şımarık bi!
Elvan: Yeni bi ölüm istemiyorum! :icon_sorr (Memed kızgın ve sinirlenmiş gibi bakarken bianda hüzünlenir)Anlamıyo musun?

(O sırada Selahattin ve Şiro muzır muzır bakarak Memed ile Elvan'ın didişmelerini izlemektedirler:) )

Elvan: Önce babam, sonra annem sevdiklerim sırasıyla gidiyor :icon_sorr (Memed bakışlarını yere doğru eğer) Benim bu ölümlerden anladığım bi tek şey var; her biriyle senin de bir yanın ölüyor! Her birinin acısıyla başka biri oluyorsun! (Memed,pür dikkat Elvan'a bakmaya başlar) Ben sevdiğim birini daha kaybetmek istemiyorum. Birinin daha ölümünü görmek istemiyorum :icon_sorr İstersen şehirli de, istersen şımarık de, bu harp sana göre değil de (Şiro ve Selahattin de hüzünlü gözlerle Elvan'ı dinlemeye devam ederler) ama bunu esirgeme benden! Ölünecekse birlikte ölelim! Ben geride kalan olmak istemiyorum! :img-cray:

Elvan'ın gözleri dolmuştur, Memed tek kelime bile etmeden Elvan'a bakmaya devam eder...

KIRÇİÇEĞİ
23-04-08, 13:59
Dr.Osman, Behram, Memed, Elvan ve ayrık otu Iraz(:img-beee:), Halime ablanın başındadırlar.

Behram: Nasıl doktor vaziyeti iyi mi?
Dr.Osman: İyileşecek lakin çok inatçı!
Behram: Neğin ki?
Halime: Bana kalsa kalkacam da, bırakmiyler!
Elvan: Yormayın siz kendinizi...

Dr.Osman, Halime'ye doğru hamle yapar. Halime boynundaki muskayı tutar ve;

Halime: Dokunma ona! (Dr.Osman geri hamle yapar)
Behram: Demek ki çok kıymetli... Çıkarmak istemiyi... (Dr.Osman Behram'a bakar)
Halime: Kıymetlidir ya! Bizim oralarda er kişi ölüme giderken sevdiceğine bırakır muskasını! Ömür boyu gönlüm sende demektir (Memed Elvana bakar içli içli:img-in_lo Elvan da karşılık verir ama bakışlarında biraz sertlik mi vardır ne:)) Benim herifte cepheye giderken bırakmıştı onu bana. Ömrü... Ömrü yetmemiştir amma :icon_sorr Kalbi şu muskanın içindedir. Emanetidir bana. Sen bana dersin ki al sevdiceğinin kalbini, çıkar koy kenara. De get doktor(:)) Sen beni muayene etmeyiver!
Dr.Osman: Tamam Halime abla. Ben vazgeçtim:blush:

Halime abla, Doktora; Doktor Halime ablaya; Behram hem doktora hem de Halime ablaya; ayrık otu(:img-beee:), Memed'e; Memed Elvan'a :img-in_lo; Elvan da Memed'e :img-in_lo bakar ve sahne biter...

KIRÇİÇEĞİ
23-04-08, 14:16
Memed ve Elvan ormanlık alanda karşı karşıya durmaktadırlar.

Elvan: Bu gidişin, dönüşü yok değil mi?
Memed: Bizim yolumuz buraya kadarmış :icon_sorr
Elvan: Biliyorum seni vazgeçiremem...
Memed: Her şeyin bedeli var! Antep gözümün içine bakiyy!
Elvan: Hani benden önce ölmeyecektin! Söz vermiştin! :icon_sorr
Memed: Dogri deyin. Fakat sen yaşayacan, yaşamalısın! Savaşlar biter, Fransız geldiği gibi geri döner! O zaman Antep'in size ihtiyacı olacak.
Elvan: Bu acıya dayanabileceğimi sanmıyorum :icon_sorr
Memed: Dayanacan! Hepimiz dayanacaz! Şimdi sakın bana veda etmeye kalkma (:butch:)
Elvan: Memed kendini feda etme,n'olur! :img-cray:

(Memed Elvan'a yaklaşır, elleri ile Elvan'ın yanaklarından süzülen yaşları siler.)

Memed: Sil gözyaşlarını... :img-in_lo

(Memed Elvan'ın yanaklarını da azıcık okşar, sonra saçlarına dokunur :img-in_lo)

Memed: Benim babam; Mamo Ağa! Güvercin beslerdi. İçlerinde en çok siyah olanı severdim. Ona Karakuş derdim. Bütün sürü onun peşinden giderdi. Bi gün sürüye kartal dadandı! Sürünün yarısı telef oldu! Karakuş kartala meydan okudu! Gücü yetmedi, kartal onu paramparça etti :icon_sorr Fakat bi daha sürüye kartal dadanmadı!

(Memed boynundan muskasını çıkarır ve Elvan'ın avucuna koyar)

Memed: Bu benim yüreğim! Yüreğim artık senin avucunda güvende olacak :img-in_lo

(Elvan ağlamaya başlar. Memed Elvan'a doğru uzanır ve Elvan'ın alnına sıcacık öpücük kondurur :img-in_lo)

Memed: Allahısmarladık!

Memed arkasını döner ve zorda olsa adım atmayı başarır... Elvan yalnız kalmıştır avucundaki muskaya bakar ve;

Elvan: Böyle bitemez! :icon_sorr