Tüm Versiyonu Göster : Prison Break- Replikler
1.bölüm
Veronica:onu suçlayabilir misin? O senin yeğenin.Bağlandığı herkesin sonunun hapishane olduğunu anlamaya başlıyor ve o bu yönde hissetmeye başlayan tek kişi değil Michael.
Veronica:lütfen söyler misin kafandan neler geçiyor?
Michael:Bunu kapatmıştık.
Veronica:Hayatım boyunca seni tanıyorum.Vücudunda şiddet için bir kemik bile yok ve biliyorum ki paraya ihtiyacın yoktu
Kaptan:Dinine bağlı bir adammısın Scofield?
Michael:Bunu hiç düşünmemiştim.
Kaptan:Güzel, çünkü burada yalnız ve yalnız iki emrimiz var.İlk emir seninle gelecek hiçbirşeyin yok.
Michael:İkinci emir nedir?
Kaptan:Birinci emre bak.
sucre:Neden Burrows'u bu kadar çok görmek istiyorsun?
Michael:Çünkü o benim kardeşim.
Lincoln:Düşünüyorum, arkama baktığımda tuzağa düşürüldüm.Ve bu tuzağı bana kuran herkimse benim toprak altında olmamı olabildiğince çabuk istiyor.
Sara:"İnan bana"nın anlamı bu duvarların içinde tamamiyle sıfırdır.O insülini almanın tek yolu sadece benim idaremle olur.
Michael:o zaman tahmin ediyorum ki birbirimizi daha çok göreceğiz.
Michael:Zaman ver.
sucre:Şaka mı yapıyorsun?Ona evlilik teklifi ettim.Zaman almaz. Evet ya da hayır. Tek hece adamım.Salı günleri benimle buluşmaya gelmesi gerekirdi.Gelmeden önce beni arar geleceğine dair haber verirdi.Bu sefer adamım civciv sesini bile duyamadım.Onu korkuttun
Pope:Senin özelliklerinde birinin böyle bir yerde ne işi olduğuna şaşırmadan duramıyorum.
Michael:Birkaç ay önce yanlış bir dönüş yaptım sanırım.
Pope:Oğlum senin bana borçlu olmaktansa benim sana borçlu olmam daha iyidir.
Veronica:İkinizin birbirinize karşı hastalıklı bir sevgisi var...Ne için?Onu kurtarmak için mi?Bilmeyi hakediyorum.Onu senin kadar ben de sevdim.
Michael:Belki senin için geçmiş zaman benim için değil.
Veronica:Her ne yapıyorsan yapma.Daha iyi bir yol var.Davanı temyize gönderdim.
Michael:Bırakmanı söylemiştim...
Veronica:Lincoln'le ilgili bağlantılara geçtim. Piskopos
Michael:Bu durdurmayacak. Sadece erteleyecek.Birşey yapmak istiyor musun?Onu kimin gömmek istediğini araştır.
Psikopos:Bu davada gizli servisin hakkında bu kadar çok ilgili olduğu şey nedir?
Kellerman:Adam başkan yardımcısının kardeşini öldürdü.
Michael:Ölmezden önce eşinizi tanıyordum.
Charles:Marla'yı biliyormusun?
Michael:Anne'mi demek istediniz?
Charles:onu nasıl tanıyordunuz?
Michael:Boston'da beraber konuştuk.
Charles:Doğu Farmington.
Michael:Batı Wilmington mu demek istediniz?
Charles:Daha fazla test yok.
Abruzzi:Arkadaşlarını yakınında düşmanlarını yanında tut.
Lincoln:Planları gördün
Michael:Daha da iyisi onları yanımda getirdim.
Lincoln:Dalga mı geçiyorsun.Burada birşey görmem mi gerekiyor?
Michael:Yakından bak.
2.Bölüm
Charles:Her hamlemi önceden tahmin ediyorsun üç hamle öndesin.Kahrolası bir stratejistsin Balık...
Charles:Üç gündür içerde ve çoktan tavşana dönüşmeyi düşünüyor.Geçecektir.Her zaman geçer....Fırtına öncesi sessizlik.Çok yakında burada beyazlar ve siyahlar birbirlerine girecekler.Herkes tarafını seçer, ve çok fazla kan akar.
kaptan:Müdürün kanatları altına girmişsin balık.Gündüzleri buralar ona ait olabilir ama geceleri burası benden sorulur.
Michael:İlişkimiz ırkçılıktan öte
Lincoln:Burada hiçbirşey ırkçılıktan daha öte olamaz.Yapmana izin veremem.İyi halden üç yılda buradan çıkarsın...Hiçkimse Fox River'dan kaçamadı.
Michael:Her adım çoktan planlandı.Tüm ihtimaller.
Lincoln:Tüm ihtimaller mi?Buranın planlarına sahip olabilirsin ama o planların sana gösteremeyeceği bir şey var insanlar Abruzzi gibi adamlar.Bu kedilere yanlış yönde bakarsan aniden dümeni önüne kırarlar.
Veronica: İnsanların hayatlarını yıkmaya başladın.Michael burada çünkü o senin masum olduğunu düşünüyor.
Lincoln:Sana bahsetti.
Veronica:Bana hiçbirşey bahsetmedi ama ben biliyorum, Lincoln.Onun ne planladığını biliyorum.Eğer onu seviyorsan, durdur.Kasedi gördüm.
Lincoln:Kasetteki olayın geliştiği gibi değil.
Veronica:Ne gördüğümü biliyorum.
Lincoln:Ne gördüğümü biliyorum.Oradaydım, hatırladın mı?O gece kafam çok güzeldi.Onunla başa çıkmamın tek yoluydu.Asla tetiği çekmedim.Adam zaten ölüydü.
Veronica:Evet, biliyorum. Bana binlerce kez söyledin
Lincoln:Dinle o zaman! Tuzağa düşürüldüm!
ajan:Kayıtlar gösteriyor ki güvenlik kasetinin kopyasını yapmışşınız.
Giles:Bu doğru.
ajan:Niçin sorduğumuzu anladınız mı?
Giles:Burrows'un eski kız arkadaşlarından biri için.Adamın masum olduğu hakkında bir izlenimi var.Düşünüştüm ki, bilirsiniz davanın kapanmasına yardımcı olması için.
ajan:o zaman kadın kasete sahip mi?
Giles:Bana bu kozu oynamayın.Bu bilginin özgürlüğü yasası.Sizin ve benim kadar o kasete bakmaya onun da hakkı var.
T-bag:Sen Ölü bir adamsın, Scofield!Beni duyuyor musun?Sen ölü bir adamsın!
Veronica:Leticia, aradığın için teşekkürler.
Leticia:Söyleceğimi duymak istersen bizi yakalayamayacakları halka açık bir yerde buluşalım.
Veronica:Kim bizi nerede yakalayamayacak?
Leticia:Söyleyeceklerimi duymak istiyor musun istemiyor musun?Çünkü değilse, şimdi telefonu kapatıyorum.
Veronica:hayır, hayır sadece yeri ve zamanı ver.
Veronica:Leticia, geldiğin için teşekkürler
Leticia:Sakin ol, bayan.Birbirimizi tanımıyoruz, anladın mı?Burada açıkta duracağız bizi yakalayamayacakları bir yerde Yapacaklarını yapamadıkları yerde.Seninle konuşmamın tek sebebi Benimkini öldürdükleri gibi senin adamını da öldürecekler.
Veronica:Coroner'in raporu erkek arkadaşını eroinin öldürdüğünü söylüyor, Leticia.Aşırı dozmuş.
Leticia:Aşırı doz değildi.
Veronica:Ne demek istiyorsun?
Leticia:Crab onları kullanmadı. Kötü bir kalbi vardı.Eğer onlara dokunmuş olsaydı, onu öldürmüş olurdu.Demek istediğim, ufacık bir raslantı olduğunu düşünmüyor musun?Senin erkek arkadaşının olayından bir hafta sonra öldü?Onu öldürdüler çünkü o bazı şeyleri biliyordu.Onların bırakamayacağı şeyler gibi.
Veronica:Ne gibi?
Leticia:o geceki vurulmanın arkasında kim olduğu gibi.Crab değildi, bundan kesinlikle eminim.Ve Lincoln'ün olmadığı da kesin.Onların ikisi de neyin içinde olduklarını bilmiyordu.Onlar sadece büyük bir oyun içindeki piyonlardı.
3.bölüm
Sara:Ne oldu?
Mike:Hiçbirşey
Sara:Bu hiçbirşey değil, Michael. Bana ne olduğunu söylemen gerekiyor.
Mike:Beni, sana yalan söylettirmeye zorlama.
Lincoln:Abruzzi'nin hayatının büyük gerçekleri Michael.
Mike:Abruzzi'den bahsetmiyorum.Bütün bunların anahtarını tutan başka biri daha var.Onunla, bu iş olur yada olamaz.Problem şu ki, buraya gelene kadar kim olduğunu bilmiyordum.
Lincoln:Sucre? Ciddi olamazsın.Adam bir hırsız Michael ona güvenilmez.
Mike:Güvenmemiz gerekecek çünkü o benim hücre arkadaşım.
Lincoln:onu ne kadar tanıyorsun?
Mike:Bi insanın bir haftada tanıyabileceği kadar.
Lincoln:ona söyle, o herkese söylesin işimiz bitsin
Mike:onu uçağa almazsak o hücrede hiç kazı olmayacak ve eğer o hücrede kazı olmazsa o zaman kaçış da olmayacak.
Veronica:Tanrım, Michael burası seni öldürecek.
Mike:Bir kadınla konuştum demiştin. Onun adı neydi?
Veronica:Leticia.
Mike:Leticia Barris.
Veronica:Nerden biliyorsun?
Mike:Bir yıl önce, senin yaptığının tam olarak aynını yapıyordum.Gerçeği bulmaya çalışıyordum.Bu bir dipsiz kuyu, Veronica.Onlar bu yönde tasarlamış bunun yüzünden, kuyunun dibine indiğin sırada,
Lincoln ölmüş olacak.
Veronica:Kimse senin ifadeni alamadı.
Leticia:Şu an hala nefes almamın nedeni o zaten
Veronica:Onlardan değilim Leticia. Bana inanmalısın
Sucre:Beni Maricruz'a kavuşturacak mısın?
Mike:Bu doğru.
Sucre:Doğru mu? Peki bunu nasıl yapacaksın?
Mike:Buradan kaçıyoruz.
Sucre:Nasıl?
Mike:Bizim hücremizden başlıyor.
Sucre:Bizim hücremiz mi?
Mike:Doğrusunu söylemek gerekirse çoktan başladı.
Sucre:Çıldırdın mı?Sence ben buradan kaçmak istiyor muyum?16 ay sonra kapının dışındayım.Evleniyorum dostum ve o kadar eminim ki bu işi benimle birlikte halledemeyeceksin.
Leticia:Crab bu adamı eve getirdi. Onu daha önce hiç görmemiştim.Crab önemli işlerini yaparken
her zaman ne yapıyorsa onu yaptı:bana ileri yürümemi söyledi ben de söylediğinin aynını yaptım.Aslında, bu adamla ilgili birşey vardı.Crab'in her zaman anlaştığı tiplerden biri değildi.
Veronica:Ne demek istiyorsun?
Leticia:o dışarı çıkana kadar olaya burnumu sokamadım.Daha sonra anladım.Adamda öyle bir bakış vardı.
Veronica:Nasıl bir bakış?
Leticia:Bilirsin sanki oranın sahibi gibi.Dokunulamazlar gibi.Sanki hükümet gibi.
Veronica:Yani Lincoln'ün borcunu hükümet mi ödedi?Dönüşte Crab ne istediklerini söyledi mi?Nereye gidiyorsun?
Leticia:Sigara içeceğim.Bak, sadece bir dakikamı alır.
Sara:Michael yasalardan anlıyorsun.Eğer burada bir mahkumun suistimalini hissedersem bir raporla bunu bildirmek zorundayım.Bahçe klübesindeki bir bıçağa basmakla bu yaralanma meydana gelmez.
Mike:Eğer bir rapor hazırlarsan işler benim için daha da kötüye gider.
Sara:Zaten gitmedi mi?
Mike:Yapacaklarıyla kıyaslamıyorum.Bazı düşmanlar edindim.
Veronica:Ben farkında olmadan bilgi alma özgürlüğü yasasında bir değişiklik mi oldu?
Kellerman:Bilirsiniz, ölüm sırasındaki bir mahkumun sırası yaklaştığında çok sayıda son saniye manevrası olur
Veronica:Üzgünüm hala bunun gizli servis için neden problem olduğunu anlayamıyorum.
Kellerman:Değil.Savcılık onun davasını şüpheden uzak bir şekilde ele aldı ve doğru adamı yakaladığımızı biliyoruz.Söylenilecek olan şu ki eğer onun masum olduğunu aydınlatacak herhangi birşey bulursanız yardım etmeye hazırım.
Veronica:Kulağa hoş geliyor.Arkamda olduğunuza çok sevindim.
Sucre:Senin oyunları oynamaktan sıkıldım balık.Güzel sessiz ve normal bir hücre arkadaşımın
olacağı bir hücreye transfer oluyorum benim hayatımı batırmayacak bir kişinin yanına.
Mike:Buluşma hakların için üzgünüm ama eğer şimdi gidersenBunu yapma. Lütfen.
Sucre:16 ayım var.Düşünmem gereken bir nişanlım var.Duvarımda bir delikle yakalanırsam gerçek dünyayı görmek için 5 yıl daha bekleyemem.
Abruzzi:Benden ne istediğini söyle.
Mike:Bir takas.Bana bir uçak getir ben de sana Fibonacci'yi.
Abruzzi:Uçağı ne için istiyorsun?
Mike:Bence biliyorsun.
Abruzzi:Bana kesin tarih ve zamanı söyle ben de düzenlemelere başlıyayım.
Mike:Sana bu bilgi konusunda henüz güvenmeli miyim bilmiyorum.
Abruzzi:Nedenmiş?
Mike:Söylediğim gibi, John sen çok kaypak bir adamsın.
Lincoln:papazla konuşuyordum kiminle birlikte olmama karar vermemi istiyorlar.söylemeye çalıştığım sona geldiğinde kendin için neyin önemli olduğunun farkına varıyorsun bilirsin.senin için kimin gerçekten önemli olduğu.Sen ve Mike'tan ayrılmak.Bu dünyada benim kanımdan tek siz kaldınız.en önemli olan sevgidir.Kan, aile, sen.Bana elini ver.
LJ:Ne yapıyorsun?
Lincoln:Bana elini ver.Orada olmanı istiyorum.Ölmeden önceki gün orada olmanı istiyorum.Böylelikle seni görürüm.Seni tutabilirim.Seni seviyorum.Seni her zaman sevdim.
Mike:Problemin nedir?
Haywire:Nöroanatomik doku bozukluğum var
Mike:Bu ne demek oluyor?
Haywire:Ben hiç uyumam demek oluyor.
4.bölüm
Haywire:Cidden şu dövmeler çok güzeller.Buna tümüyle bakmama birşey dermisin?
Mike:Aslında derim.
Haywire:Neden?
Mike:Sebebi olması gerekli mi?
Abruzzi:Problem nedir?
Mike:Üstesinden gelemiyeceğim birşey değil.
Abruzzi:O zaman bir problem olduğunu biliyorum.Hey, çocuklar problem olduğunu söylememiş miydim?Öyleyse problem nedir?
Mike:ona bakıyorsun
Abruzzi:Ne? Haywire mı?
Mike:Evet. O benim yeni hücre arkadaşım.
Abruzzi:Bu bir problem.
Judy:orada neler oluyor?
Pope:sadece birkaç dosyanın üzerinden geçiyordum.
Judy:Becky bir toplantıda olduğunu söyledi.Bu tekrardan Toledo değil, değil mi?
Pope:Toledo mu?Bunu nasıl söylersin?
Judy:o zaman nedne bakmamı istemiyorsun?
Mike:Müdür bey sizinle ortaklık içinde olmayacağım.Eğer olursam öldürülürüm.
Pope:O zaman seninle işimiz bitti.
Judy:Bana söylemeliydin.
Pope:Şey mahkumlarla karşılaştığında nasıl endişelendiğimi bilirsin.
maria:Ben on yıl bekleyemem.
Sucre:16 ay sonra dışarıda olacağım.
maria:Tamam, işler kötü giderse ne olacak? o kadar bekleyemem.YapamamGitmem gerek
Sucre:Alo.Bekle.Alo...
Sucre:Geri dönmek istiyorum
Mike: çok geç
Sucre:Ne istersen yapacağım. Bu elleri görüyor musun?Bunlar kazı makineleri.Çin'e mi gitmek istiyorusn? Seni Çin'e götürürüm.Eğer gerekirse psişik kemirgenler gibi kazarım.Balık geri dönmem gerekli
Mike:oadaki Van Gogh benim yeni hücre arkadaşım.
Sucre:Ama bunun hakkında birşeyler yapacaksın doğru mu?Ondan kurtulmalısın.
Mike:Ne gerekiyorsa yapacağım.
Sucre:Adamımsın.Peki bunu nasıl yapacaksın?
Mike:Şöyle söylüyüm.Birilerinin canı yanacak
Haywire:Vücüdunda bir yol var. Bir yerlere çıkıyor.
Gardiyan:Geri çekil Haywire
Haywire:Hayır bakın.Bakın.Dövmelerine bakın.Bu bir yol.
GardiyanHaywire geri çekil dedim.Uyuşturulmak istiyor musun?
Haywire:Size söylüyorum una bakın
GardiyanGeri çekil adamım! Buraya gelin!
Haywire:Cehenneme gidiyor!Bu cehenneme çıkan bir yol!
5.bölüm
Abruzzi:Önerin ne adamım?
Lincoln:Kardeşime bir daha dokunursan sanagösteririm.
Abruzzi:Kardeşin mi?
Mike:Birkaç dakikamız var sadece.Bunu birbirimize tükürerek mi, yoksaiş konuşarak mı harcayacağız?Bugün burada olmamızın nedeni bir karar vermek durumunda olmamız English, Fitz ya da Percy?Eğer başarırsak, onlardan birini seçmemiz gerekecek.
Abruzzi:Ve bizden hangisi olacağını söylememizi istiyorsun?
Mike:Sadece ona ulaşmam için bana yardım etmenizi istiyorum.
Pope:Neden sende göze çarpandan daha fazlası olduğu hissine kapılıyorum Scofield?Bana söylemek istediğin herhangibir şey var mı?Banka soymaktan başka burada olman için bir sebep mesela?
Naklediliyorsun
Mike:Ne?
Pope:Seni Statesville'e gönderiyoruz.
Mike:Bunu yapamazsın.
Pope:Evet yapabilirim.Burada patron benim.
Mike:3 hafta.
Pope:Neiçin?
Mike:Lincoln Burrows, 3 hafta içinde idam edilecek.
Pope:Şey bunun farkındayım. Peki sana ne ki?
Mike:o benim kardeşim.Hapse yollandığımı öğrendiğimde, avukatım D.O.C için istekte bulundu.Kardeşinin yanında olabilmen için.Bunu benden alma.Bitene kadar alma benden.
Pope:Naklin arkasındaki ben değilim.Benden çok daha büyük bir balıkla karşı karşıyasın.Hoşçakal demen için bir şeyler ayarlarım.Yarın gidiyorsun
Mike:Bir nakil emrini durdurmanın bir yolu|olup olmadığını bilmem gerek.
Charles:50'ye yakın var.
Mike:En çabuk olanını alayım.
Charles:Yürütmeyi durdurma denilen şey için bir dilekçe verirsin.
Mike:Bu ne kadar zaman alır?
Charles:Ne kadar hızlı yazarsın?Kişi anayasal haklarını ihlal eden her şeye karşı talepte bulunabilir.Çevresel sorunlar, alerji, dinî ihtiyaçlar: seçimini yap.
Mike:Ya bunu yutmazlarsa?
Charles:Canını sıkma.Mahkeme yasa sayesinde talebini dinlemek zorunda.Bunu yapana kadar, nakledilemezsin.Tanrı Amerikan yasal sistemini korusun.
Hemşire:Haberleri duydundeğil mi?
Sara:Hayır Ne?
Hemşire:Kardeşlermiş.
Sara:Kim?
Hemşire:Burrows ve Scofield.
Sara:Michael Scofield?
Hemşire:Gardiyanların birinden duydum.Sana bununla ilgili bir şey söylemedi mi?
Sara:Hayır
Mike:Zaman geldiğinde orayanasıl çıkılacağını biliyor olmam gerek..
Sucre:farkına varamadığın nokta şu ki tüm ışıklar açık.Canlı stüdyo seyircilerimiz var Balık.Bunun etrafından nasıl dolaşacaksın?
Mike:Yıkamamız gereken çamaşırımız yok mu?
Sucre:Hemen açıklık getireyim, donuna dokunmam.
Mike:Alerji değil aslında.Bakteriyel enfeksiyon.Doğu duvarından gelen nemli nehir havası beni böyle yapıyor biliyorsunuz.
Pope:Etkilendim.Bir hafta bile olmadı ama eski bir mahkum gibi davranıyorsun.
Sara:Ailenin sağlık durumunu bilmem gerek.kalıtsal bir hastalık var mı diye.Annenle başla
Lincoln:karaciğer kanseri.
Sara: baban?
Lincoln:Ben küçükken ayrılmışlar.
Sara:Kardeşlerin?Michael dışında?Fox River küçük bir yer Lincoln.Yakın mısınız?
Lincoln:Öyleydik.
Sara:Yani şimdi?
Lincoln:Tüm yaşamı mahvoldu.Babam, annem, ki çok genç öldü, ve şimdi ben.
Sara:Burada olmasının sebebi bu mu sence?Çünkü senin ölümün ona yine aynı|şeyleri mi hissetirir?
Lincoln:onu uzun zaman önce terkettim.Burada olmasının sebebi bu.
Sucre: Tanrım yine başlıyoruz.Ne yapıyorsun?
Mike:Güven bana ne kadar az bilirsen o kadar iyi.
Sucre:Az bilmem mi?Adamım, beni karanlıkta bırakıyorsun.
Mike:Orası tam da olmak istediğin yer.
Bellick:Seni öldürebilirdim, böylece dilekçende tarihten başka bir şeye gerek kalmazdı.Söyle, burada ne yapıyordun?
Pope:Tamam bu kadar yeter
Mike:Maket kurumamıştı, siz de kuruyana kadar burada kal demiştiniz.
Pope:Hep burada mıydın yani?
Mike:Evet efendim
Gardiyan:onu çıkarken görmedim.Masanın arkasında olduğundan onu görememişim olmalıyım.
Bellick:Müdür bey ne olursa olsun çok saçma.Mahkum hücresinde değildi
Pope:Anlıyorum kaptan.Önemli olan, Bay Scofield artık bir sorun oluşturmuyor.Dilekçesinde bir sorun olmuşa benziyor.Yani ne olursa olsun naklolacak.Hücresine kadar, mahkuma eşlik edin.
Mike:Müdür sadece 3 haftaya ihtiyacım var.Lütfen biraz zamana ihtiyacım var.
Veronica:Kaset yok
Adam:Emin misin?
Veronica:Nasıl bilebilirler?Nereye bakacaklarını nasıl bilirler?
Adam:Dur, dur. Başka kimsede anahtar var mı?
Veronica:Hayırve dedim ki.
Adam:Buraya koyduğundan emin misin?
Veronica:Buradaydın hatırlıyor musun?Seninle konuşuyordum kabine doğru yürüdüm ve dedim ki.
Adam:Ne?Veronica iyi misin?
Sucre:Böyle olamaz.Böyle bitemez.Ne var?
Mike:Fitz'den çıkarıyorlar.
Abruzzi:Karımı ara çocukları da alıp ülkedışına gitmesini söyle.
Pope:Bu mahkum hücresinin dışında ne arıyor?
8b]Gardiyan:[/b]Naklediliyor
Pope:Bir hata olmalı.Bu adam dün bir dilekçe verdi.Naklini engelleyen bir sağlık durumu var.Sinüzitti değil mi?
Mike:Sinüzit
Pope:Mahkumu hücresine geri götürün.Ama eksik zamamını çektirin.Dün gece sayımda yoktu.
Kellerman:Ne yapılmasını istersin?
Kadın:Burrows'a kalan tek şeyi alın: zamanı.Yine de elektrikli sandalye, bir mahkumun yaşamının son bulması için tek yol değil.
6.bölüm
Veronica: Bak yaptıklarına minnettarım tamam mı? Ama artık yardımını istemiyorum.
Adam: Artık benim yardımımı istemiyorsun. Gerçekten o kayıp kasetle bir ilgim olduğunu mu düşünüyorsun?
Veronica: Hayır bak bir bardak kahve alacağım ve çalışmaya devam edeceğim tamam mı?Şu anda bunun için zamanım yok.
Adam: Veronica. Bir saniye durur musun? Dinle neden kaçıyorsun
Veronica: Bana dokunma, tamam mı?
Gardiyan: Yüzünü göster Scofield. Hey Scofield.
Mike: Uyumaya çalışıyorum Şef.
sucre: Bak hayatta 3 şey kesindir: ölüm, vergi ve sayım. Sayımı durdurmanın tek yolu
Mike:Ne?
sucre:Boşver. Kötü bir fikir.
Mike: Maricruz'u kaybetmekten de daha mı kötü bir fikir?
sucre:Kapatılma. Bölümü bir günlüğüne kapattırırsak sen de ihtiyacın olan zamanı kazanırsın.
Mike:Sayım olmaz mı?
sucre:Aygırlar glemez bile......Kapatılma istiyorsan mahkumların kızdırılmasını sağlaman lazım.ve eğer eti taşta
kızartmak istiyorsan ateşi aç.
Sara:Bir dakikan var mı?
Mike:5 sene kadar
Sara: Evet, doğru. Bana Lincoln Burrows'un kardeşin olduğunu hiç söylemedin.
Mike: Bahsi açılmamıştır.
Sara:Doğru. Babam yüzünden olmadığını merak ettim. Vali. Düğmeye basıcak olan o olmayabilir ama ikimiz de biliyoruz ki bağışlama gücü var ve bağışlamayacak, hiç bağışlamadı.
Mike: Babam ayyaşın tekiydi ve bizi terketti. Kimseyi babasının yaptıklarıyla yargılamam ya da yapmadıklarıyla. Eğer seni endişelendiren buysa.
Sara: Sadece bilmeni istiyorum onun siyaset anlayışına katılmıyorum. Kardeşin için üzgünüm.
Mike:Teşekkürler
Sara: Hepsi bu değil. Lincoln'e haftalık kontroller yapmam lazım. Eğer istersen, bu kontrolllerin tam seniğne vurulmaya gelirken bitmesini ayarlayabilirim. Bu şekilde, en azından geçerken bile olsa birbirinizi görebilirsiniz.
Mike:Sağol
Adam: Şey, biraz zaman aldı ama bir polis arkadaşım, karakola yapılan aramanın, izini sürdü. Bu aramayı kim yaptıysa Lincoln'ü, o gece otoparktan kaçarken görmüş olamaz.
Lincoln:Nerden biliyorsun?
Adam: Çünkü arama Washingtondan yapılmış.
Sucre: Havalandırmayı kapaman gerekiyordu fırını açman değil.
Tbag:Bu sıcakla ilgili birşeyler yapmalısın
Gardiyan: Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz.
Tbag:Elinden gelen zırvalık. Burası yüzlerce derece.
Gardiyan: Soğuktan yanmışa mı benziyorum? Sıraya geçin!
Tbag: Neden bizi daha soğuk biryere transfer etmiyorsunuz. Mesela Afrika?
Gardiyan:Sıraya gir mahkum
Tbag: Isı düzeldiği zaman gireceğiz tamam mı?
Bellick: İyi bir zaman değil Doktor.
Sara: Biraz önce, bir mahkumun, sıcaktan bitkin düştüğü söylendi.
Bellick:Numara yapıyordur
Sara: Bu sizin tıbbi görüşünüz mü?
Bellick: A kanadında bir düzine sıcaktan pişmiş mahkum var.
Sara: onları suçlayamam.Orası fırın gibi.
Bellick: Herşey kontrol altında ama sizin revir binasına geri dönmeniz lazım. Durum sakinleşince hastalarınızın, hasta bölümünden revire getirilmesini sağlarım. Sadece sizin için en iyiyi yapmaya çalışıyorum.
Sara: Minnettarım ama Memur Bellick ikimiz de biliyoruz ki bir mahkumun tıbbi bakımını geri çevirmek kanuna aykırıdır ve bu yüzden işinizi kaybedebilirsiniz. ve ben de sizin için en iyiyi yapmaya çalışıyorum.
Gardiyan: Çocuk olma T-bag.O kadar sıcak değil
Tbag: O kadar sıcak değil mi?Şurdaki zenci varya sabah uyandığında beyazdı. Burada biraz rüzgar estiğinde
geri çekileceğiz.
Gardiyan: Tamam bu kadar! Kapatılma.Herkes hücrelerine
Mike: Çarşafı asalım.
Sucre: Hayır hayır adamım.Çarşafı sadece hücre arkadaşınla işi pişirmek için asarsın tamam mı?
Mike: Hapishane şöhretini korumak mı yoksa buradan kaçmak mı istiyorsun?
Bellick: Evet oyuncak ayı Senin kayıtlarını okudum. Babanın nasıl mongol kızkardeşine
tecavüz ettiğini ve 9 ay sonra senin doğduğunu
T bag: Seni geberteceğim!
Lincoln:Neler oluyor?
Gardiyan: Dediğim gibi küçük bir karışıklık.
Lincoln: Küçük bir karışıklık mı?Kardeşim koğuşlarda, düzgün anlat.
Gardiyan: Bazı şaklabanlar hücre binasını aştı. Ama hiç biryere gidemezler. Bütün çıkışlardaki kapıları
her zaman kapalı tutarız. Endişelenicek birşey yok.
Tbag: çaylak bir C.O. ve Noel bile değil.
Lincoln: kelepçeleri çıkar, anahtarları ver. Çık git buradan T-bag.
Tbag: Anlıyorum--ilk sen buldun bulanın malı ha ? Biliyor musun, buna saygı duyarım.ama uzlaşabiliriz. Dünyadaki son günlerini çok eğlenceli yapabilirim. yani o kötü sandalyeyi unutturabilirim.
Lincoln:Uymaz
Tbag: Pazarlık sanatını öğrenmen lazım.
Tbag: Şu safari programlarını seyrettin mi? hani çitalar bi antilopun üzerine atlıyorlar? Bil bakalım sen hangisisin?
Sucre: Ben şeytan'ın deli güçleri olduğuna inanarak büyütüldüm
Vali:Kızım nerde?
Pope: Endişelenmeyin Efendim, O iyi. B kanadında hasta kısmında. Karışıklıktan tamamen uzakta.
Vali: Karışıklık mı? İsyana karışıklık mı diyorsunuz bu günlerde? O hayvanlardan biri kızıma ulaşabilir mi?
Pope: Efendim, A kanadından hasta kısmına birinin geçmesi imkansız. Oradaki gardiyan orada birşey
olmadığına dair rapor verdi. Herşey kontrol altında Sayın Vali.
Vali: Senin iyiliğin için öyle olsa iyi olur!
Adam:Seninle dans edeceğim Doktor. Güneş doğana kadar dans edeceğiz. Kapıyı aç.
Mike:Sıra sende?
Sucre:Şeytanla kapışamam adamım
Mike: Kaybedecek zamanımız yok.Delmeyi bitirmemiz lazım.
Sucre: Bu kötü şans kardeşim. Benimle dalga mı geçiyorsun? Onla kapışayım kızsız ya sonra ne olacak ? Yeteri kadar düşmanım var zaten.
Mike: Allah'a inanıyor musun?
Sucre: İnandığımı biliyorsun.
Mike: O zaman korunuyorsun.
Tbag:Kaçıyorlar
Abruzzi:şişşşşşt
Abruzzi: Evet bir problemimiz var.
Tbag: Evet doğru. Bob deliği gördü. Öldürülmesi lazım.
Mike: Kimse öldürülmüyor.
Tbag:Deliği gördü
Mike:Sende gördün
Tbag: Görelim bakalım, kanamadan ölmeden önce, o küçük deliğiniz hakkında kaç defa haykırabilirim. Çünkü, bir damla kanım yere düşmeden önce buradaki her mahkum küçük kaçışınızı öğrenecek. Görüyor musunuz arkadaşlar ya o delikte sizinle beraberim ya da Jonny Cash gibi şarkı söylerim.
Mike: Sucre başladığımız şeyi bitirmeni istiyorum.
Sucre: Ne oluyor adamım?Nereye gidiyorsun?
Mike:Hasta binasına
7.bölüm
Abruzzi: Onlara havalandırmaya ihtiyacımız olduğunu söyle.
Adam: Havalandırmaya ihtiyacımız var
Abruzzi: Bir rehinimiz var: gardiyan.
Adam: Rehinimiz var! Yeni çömez
Bellick: Bob'u rehin almışlar.
Abruzzi: O doktor kız- elimizde olduğunu söyle.
Adam: Sen neden söylemiyorsun?
Abruzzi: Vurulmak istemiyorum.
Adam: Ve doktor kız da elimizde!
Mike:İyi misin? Sorun yok. Seni incitmeyeceğim. Bu boruları görüyor musun? Bunların üzerinde duracağız. Duvar ve koridor boyunca devam ediyorlar. ve bizi buradan dışarı çıkaracaklar. Tek yapman gereken beni takip etmek.Tamam mı?
Sara:Tamam
Lj: Hayır, babamın başı dertte olabilir.
annesi: Bak babanın başı zaten dertte.Onun için yapabileceğimiz hiç birşey yok. Sorun çıkartma tamam mı? Bu olaylardan çok rahatsız oluyor.Sadece.
Lj: Burada babam ve hayatı hakkında konuşuyoruz.
adam: Beni bunun dışında bırak.
Lj: Seni bunun dışında bırakıyorum zaten. Seninle ilk tanıştığımda dışında bıraktım zaten. Çünkü annemin ya da benim hayatımda olanlarla ilgili söz hakkın yok.
adam: Bunu duymamış gibi davranıcam.
Lj:Öyle mi?yoksa ne olur?......
annesi: Yukarı çık L.J.,şimdi!
Lj: Bu adamı mı seviyorsun?
annesi: Çık dedim.
Lj: Bu adamı seviyorsun.
Abruzzi: Evet. Her zaman bir plan. Bir duvarı asla küçümsememelisin. Görüyormusun. Bazen ne kadar sıkı denersen dene teslim olmaz.
Sara: Biliyor musun? Bir dakikaya ihtiyacım var.Özür dilerim.
Mike: Nefesini düzeltmek istiyorsan durabiliriz.
Sara: Evet bir dakikaya ihtiyacım var.
Mike: Hiç Baja'ya gittin mi ?Meksika
Sara:Hayır
Mike: Orada çok güzel biryer var. Geceliği 20 dolar, arkada hamak. Happy hourda 25 sent.Tayland’a hiç gittin mi?Muhteşemdir.
Sara:Michael eğer beni sakinleştirmeye çalışıyorsan, hiç beceremiyorsun.
Mike: Ama deniyorum..........
Sara: Nereye gidileceğini nerden biliyordun?
Mike: A kanadında bütün bu olaylar patladığında Gardiyanlar mevkilerini terketti.Seni monitörde gördüm. P.I. daki ilk görevlerimden biri burada toksik madde temizlemekti.Günlerce sürdü ve işte bu yüzden yapıyı iyi tanıyorum.
Sara: Umarım maske taktın.
Mike:Anlamadım
Sara: İçine çekmemek için.Toksik madde çok tehlikeli olabilir.
Mike:Evet maske taktım
Bellick: Size bu sene başında bir mektup yollamıştım.Ceza reformu hakkında.
Vali: Peki nelerdir bunlar?
Bellick: Bu mahkumlar karışıklık çıkaramazlar.gardiyanlar daha sert olmalı. Warden Pope iyi bir adam.Beni yanlış anlamayın. Ancak bazen, durumun derinine inip kontrol altına almak gerektiğini anlamıyor.
Abruzzi:Yıkım genlerimde var. Bütün olay basınçta. Neresi..şurası mı?
Sucre: Evet güzel ama yine de dikkatli olmalısın.
Abruzzi:Evet biliyorum
Sucre: Hayır ciddiyim. Eğer kayarsan, gaz borusuna gelirsin.
Vali: Dua et ki Sara oradan tek parça çıksın.
Pope: Ediyorum Sayın Vali ama burası halen benim hapishanem. Ne olursa olsun, bütün sorumluluğu alıyorum. İzninizle.
Sara: Seni burada bırakamam.
Mike: Başka bir seçimin yok. Ben kötü çocuklardan biriyim, hatırladın mı?
Sara:Ne yapacaksın?
Mike: Hücreme geri döneceğim.Olaydan uzak duracağım.
Sara:Michael
Mike:Ne?
Sara: Bizim farkımızdalar.
Mike: Gitmen lazım.
Sara: Gidemem. Seni öldürürler.
Mike: Sen kapıdan çıkınca kendimi yere atacağım.
Sara: Onlar keskin nişancı Michael.Iskalamazlar.
Mike: İşte bu yüzden burada kalamazsın.
adamVeronica
Veronica:Kimsiniz?
adam Sorun da o zaten Veronica. Çok fazla soru soruyorsun. Şimdi ben bir tane sorayım. Lincoln Burrows gerçekten buna değer mi?
avukat: Ver şu telefonu. Kimsiniz?
adam: Nick Savrinn, sadece bilmenizi istiyorum. Şu an itibari ile ikiniz de ölüsünüz.
bellick: Yürüyor. İyiye işaret.
pope: Evet. Akıllı bir gözlem. Belki de bunu Valiyle paylaşmak istersin?
bellick:Gergindim.Ben sadece...
pope: Bir daha üstlerime benim hakkımda kötü konuşursan çok ciddi sonuçlar doğuracak. İzah edebildim mi Kaptan?
bellick:Evet efendim
Vali:Sara
Sara:Baba
Vali:TTanrıya şükür. İyi misin?Birşeyin var mı? Sana bu işe girdiğinde söylemiştim.Böyle birşeyin olacağını biliyordum. Demedim mi? Böyle birşeyin olacağını biliyordum.
Sara: Tanrım,Seni canlı gördüğüme sevindim bile diyemiyorsun
Vali:Oh, tatlım, sadece kendine ne yaptığını görmeni istiyorum. Demek istediğim burada olman için
seni zorlayan hiç kimse yok
Sara: Biliyorum baba, sağol.
Mike: Onu öldürmeyeceksin.
Tbag: Çok aptalsın, ön kapıdan öylece çıkmasına izin mi vereceksin ?
Mike: Buna sen karar veremezsin. Çık dışarı !
Lincoln: Ağzını sıkı tut. Sola dön.
Abruzzi: Eğer bir sorun çıkarırsan seni nerede bulacağımızı biliyoruz.
Sara: Neden bölümünüz toksik madde arındırma projesini P.I. daki mahkumlara veriyor?
Ron: Hangi toksik madde projesi?
Sara: A kanadındaki
Ron: P.I. oraya gitmedi. Mahkumlara asla bu işi vermeyiz.
Sara: Tamam pardon.
seni çokkkkkkkkkkk seviyorummmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
hem de çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk
ellerine sağlık sbuffy
görev sbuffy nin galiba ama bi kaç replik yazmak istiyorum:D çoğu aklımda deil ing. dinledim ordan çeviriyorum.cnbc-e dekileri tutmaya blir.
haywire:(michael in dövmelerini göstererek) bir geçit var.nereye gidiyo.beni nereye götürüyorsun.
michael:(haywire iter kafasını parmaklıklara vurur)gardiyan.gardiyana ihtiyacım var.
haywire:napıyorsun? hayır.hayır.hayır.
görevli:sorun ne?o....ç..... 40 numarayı aç
haywire:vücudunda geçitler var.bi yere götürüyo.
görevli:geri çekil haywire.
haywire:bak.dövmelerine bak.bir geçit var.
görevli:geri çekil haywire dedim.(spreyi göstererek)istemezsin dimi?
haywire:size söylüyorum.(gardiyan spreyi sıkar) ahh.geçit var.cehenneme giden geçit.bizi cehenneme götürüyor.
ardından michael hafif mutlu karizmatik bakışı.
1x08
Mike: 66. karayolu şu binanın altında geçiyor. Bu tünellerin üzerinde duran tek bina o. Tüm yapmamaız gereken p.i.'dayken oraya gitmek ve kendi çıkış rampamızı kazmak. Kısa bir süre sonra, revire ulaşırız. Daha sonra bu duvarların arkasında oluruz.
Abruzzi:orada ne var?
Mike: Eski depo. Tahmin ediyorum John orada ihtiyacı olan her şeyi çekebilir.
Abruzzi:o kadar kolay değil balık. Orası yasak bölge. İlk önce gardiyanlara doğrulatmam lazım ve orada olmak için bazı işlerin yapılması gerekli.
Mike: O zaman üzerinde çalışmaya başlasan iyi olur çünkü o odaya giremezsek buradan da çıkamayız.
Tbag: Biraz dışlanmış hissettim. New york mu? California mı? Saint louis mi? Neyi tartışıyoruz?
Abruzzi: Aslıda beyzboldan konuşuyoruz.
Tbag: Şimdi bu konu benim de hakkında birşeyler bildiğim bir şey.
Abruzzi: Ne kadar yazık.Konuşmamız sona erdi.
Abruzzi: Bununla hiçbir şey yapmam.
Sucre: Bende yapmayacağım.
Mike: Yapmamıza gerek yok. O yakında çerçevenin dışında olacak.
Lj: Hatırlıyor musun bilmiyorum beşinci dönemden önceki yaz seninle birkaç hafta kaldığımda ve sen benim camdan kahve masasını kırdığımı düşündün. Eve geldiğin zaman, ben inkar ettim. Ama bana kahve masasını fazla önemsemediğini anlattın. Sen sadece benim yalan söylemememi istedin. Ve sana doğruyu söylersem daha iyi hissedeceğini söyledin. Kızmayacağına da söz verdin.
Lincoln: Hatırladım.
Lj: Şey, onu ben kırdım.
Lincoln:Biliyorum
Kadın: Bir oğlunuz var. Lincoln,jr.Lj?
Lincoln: Evet. Ne olmuş?
Kadın: Bir kaynağımın bana söylediğine göre eğer ne olduğunu kabul edip idamını durdurmakla ilgili yaptıklarını bırakırsan oğlun bunların dışında kalacakmış. Eğer değilse, umarım bugün burayı terkettiğinde ona elveda demişşinizdir.
Lincoln:Sen kimsin?
Kadın: Bir Burrows ölecek. Hangisi olacağı sana bağlı.
Lincoln:S en kimsin? Gitmesine izin vermeyin.Oğlumu tehdit etti!
Kellerman: Polise gidiyorum.
Lj: Polise mi gidiyorsun?
Kellerman:İyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum, Lj. Demek istediğim, cinayet silahındaki parmak izlerinle.
Lj: Cinayet silahına dokunmadım.
Kellerman: Tabi ki dokunmadın. Bunu sen de ben de biliyoruz. Ama bunu balistik inceleme sonunda inandıracağını düşünmüyorum.
charles: Bunu bilecek kadar uzun zamandır birlikteyiz ki eğer bir mahkum pis işlere başlarsa bu dünyada daha uzun kalamaz. Beni o duruma sokma, patron.
Bellick: Eğer ben bu hücreden ayrılmadan Bob'u kimin öldürdüğünü söylemezsen arkadaşlığımız böyle gider.Güzel kedi.
hemşire: Neden bu kadar çok önemsiyorsun?
Sara: Çünkü bana yalan söyledi.
hemşire: Hepsi yalan söyler.
Sara: Belki, çünkü o burada kendime yakın hissettiğim tek adam farklı hissettiğim tek kişi
hemşire: Evine git, kızım. Böyle sorunları körüklemeye devam edip kendini delirteceksin.
pope: Üzgünüm, Burrows.Ambulans oraya vardığında ikiside ölüymüş.
Lincoln: Oğlumdan haber var mı?
pope: o kayıp. Polis onu kaçak olarak adlandırmış.
Lincoln: Kaçak mı?
pope: Cinayet silahında onun parmak izlerini bulmuşlar.
Lincoln: Bu imkansız. Onu aramam gerekli.
pope: Hayır, bunu yapamam.
Lincoln: Yapamam diyerek ne demek istiyorsun? Onun hayatı tehlikede!
pope: Bak, Burrows Polisin beni bilgilendirmesine göre devam eden bir soruşturma var ve bu durumda, oğlunla yapacağın her bağlantı onun kaçak olduğu durumuna yardım edecektir.Üzgünüm.
mike:Sağol
charles:Senin için yapmadım
Tbag: Bir gardiyanı öldürmen yeterince kötü. Kimsenin üzerine atmaya çalışma.
adam:Bana tuzak kurdu
Tbag: Güzel zamanlardı, değil mi, John? Üniformalıya burada olanları söyle. Çünkü eğer istemezsen kesinlikle ben söylerim.
başkan yardımcısı: Bunu sadece benim için yapmıyorsunuz ya da kardeşim için. Bunu ülkeniz
için yapıyorsunuz.
1x09
Seth:Bana yardım et.Lütfen
Tbag: Oğlanımı affetmen lazım. Olmaması gerekirken sokulgan olma eğilimi var. Hapishane duşunda dost olma eğilimi.Yok canım.
Mike:Belkide çocuğu rahat bırakmalısın
Tbag: Benim işlerime burnunu sokmayacaksın değil mi Scofield?O kadar aptal olamazsın. Ben senin işlerine bu kadar emek harcarken.
Mike: Seninle onun arasında olanlar senin ve onun arasında.
Tbag: Bende öyle söyleyeceğini düşünmüştüm.
Seth:Bana yardım etmelisin
Lincoln: Tanrı aşkına oğlum kayıp.Birşeyler yap!
Pope: Anlamak zorundasın ben hapishane müdürüyüm. Konu kanunlar olduğunda yapabileceğim hiç birşey yok. Dışarıda olanlar bu kapıdan girene kadar benim yetkilerim dışında.
Lincoln: Beni dışarı çıkar.
Pope:Ne?
Lincoln: Bırak oğlumu bulayım. Nasıl düşündüğünü biliyorum.Nereye kaçtığını biliyorum.
Pope: Burrows,idama mahkum biri olarak bu koşullar altında durumunu anlamış olmanı umardım. Bu isteğini yerine getirmeme imkan yok.
Lincoln: Bu doğru değil.Gücün var. Aileyle ilgili acil durumda,mahkumun gözetim altında gitmesine izin verebilirsin.
Pope: Oğlun birinci dereceden cinayet zanlısı.
Bellick: Ne yaptığını sanıyosun siesta mı? Bunu görüyor musun?Orada resmimi görüyor musun? Neden orada olduğuna dair bir fikrin var mı? İş ahlakı. Bu iki kelime senin ülkende bir anlam ifade ediyor mu? Seni bir daha uyarmayacağım.
Sucre: Görünen o ki sana yeni bir isim bulmam lazım.
Mike:Nedenmiş o?
Sucre: Çünkü artık çömez değilsin.İçerdeki en yeni mahkum sen değilsin
Lincoln: T-Bag çocuğa kancayı takmıştı.Yapabileceğin hiç birşey yoktu.
Mike:Müdüre söyleyebilirdim. Gariban bölümüne transfer edebilirdi.Orada emniyette olurdu.
Lincoln:Sakin ol Michael.Çocuğu tanımıyordun bile.
Mike: Tanımıyınca sorun yok mu yani? Ona sırtımı döndüm çünkü sorun çıkarmak istemiyordum.
Bu şekilde daha kolaydı diğer tarafı düşünüp planımızı güvende tutmak
Lincoln:Ve yaptın da
Mike: Ama hangi bedele? Annemiz bizi bu şekilde yetiştirmedi. Düşene elini uzatırsın. Ne yaptığımı bilse
mezarında kemikleri sızlardı.
Lincoln:Hayır sızlamazdı. Sen bana elini uzattın Michael. Oğlum tam 12den hedeflenmiş şekilde dışarıda. Bizi buradan çıkarmak için ne gerekiyorsa yap, lütfen.
Nick: Biliyormusun Veronica,başımızdan bir sürü şey geçti ve ben de en az senin kadar korkuyorum. Ama bazen yüzündeki şu bakışı gördüğümde kötü biriymişim gibi.
Veronica:Kim olduğunu bilmiyorum Nick. Zırhı parıldayan şövalye gibi sihirli bir şekilde ortaya çıktın, günü kurtarmaya hazır şekilde
Nick: Biliyormusun,Ben senin birşeyi unuttuğunu düşünüyorum. Ben de senin gibi namlunun ucundayım bütün uğraşım senin eski sevgilin için ki bu adam,babamın tersine işlemediği bir suçtan kendini hapiste bulan aşağılık bir suçlu.
Bellick: Ayın ilk günü yaklaşıyor John.
Abruzzi:Ne olmuş?
Bellick: Aylığımı almadım.
Abruzzi:Ne?
Bellick: Netten hesabıma baktım ciddi şekilde eksik gözüküyor.
Abruzzi: Bir hata olmalı,muhasebe hatası ya da.
Bellick: Falzone'ye söyle, ben muhasebe hatalarına tahammül edemem. Günün sonunda ofisime geri gideceğim. Hesabımı yeniden kontrol edeceğim. Eğer para olması gerektiği yerde değilse P.I. yı yönetmek gibi yetkilerin elinden alınacak
Adam: Gerçeklerle ne kadar kısa zamanda yüzleşirsen o kadar kısa zamanda bundan kurtuluruz.
Abruzzi: Seni hemen öldürebilirim.
Adam: Bir şekilde bundan şüphem var. Sen dünün haberlerisin John.
Stalty Aptalca bişi yapma Lincoln.
Lincoln: Hayır yapmayacağım. sadece sana bir sormak istiyorum ve
sonra bırakıcam. Ya Josh olsaydı? Ya senin oğlun olsaydı?Lütfen!
Lincoln: LJ Tanrıya Şükür.İyi misin?
Lj: Hayır.Yakınından bile geçmiyor.
Lincoln: Ne demek istiyorsun?Neredesin?
Lj: Benim hakkımda söylenenler doğru değil.
Lincoln: Doğru olmadığını biliyorum.
Lj: Annemi öldürdüler.Annemi tam gözlerimin önünde öldürdüler. Neden bunu yapıyorlar?
Lincoln: Dinle,olgun davranmalısın.Erkek olmanın zamanı artık. Beni anlıyor musun?Beni anlıyor musun LJ?
Lj:Evet
Lincoln: Tamam,Veronicayı aramanı istiyorum.
Lj: Numarasına ulaşılamıyor.Denedim zaten.
Lincoln: Nick Savrinn.Onu ara,Project Justice için çalışıyor. Konuşmamız bittiğinde onu ara,tamam mı?
Lj: Tamam.Tamam.Arıyacağım.
Lincoln: Tamam o zaman.Herşey düzelecek.Tamam mı?
Lj:onlar burda
Lincoln: Kim orada?Lj? Lj?
Kellerman:Bunu duydun mu? Ne demek olduğunu biliyor musun? Neden ne demek olduğunu
annene sormuyorsun? Aa Pardon. Ondan şu anda cevap almakta zorlanabilirsin değil mi?
Steadman Eğer Terrence'i kimin öldürebileceğini konuşmaya kalksaydık bütün gün burada kalırdık.
Veronica:Özür dilerim.
SteadmanEtrafınıza bakın. Buradakilerin yarısı,şirketinin kar ortağıydı. Hepsi kocamın cenazesindeydi ve hepside aynı şeyi düşünüyordu. Tanrıya Şükür öldü.
Veronica:Neden böyle düşünsünler?
SteadmanPara. Suçlamalarla ilgili dedikodular çıktığında nasıl kaçtıklarını görmen gerekirdi.
Veronica: Herhangi bir suçlamanın farkında değildim.
Steadman Hiç zamanı olmadı.Yapamadan öldü.
Veronica: Scofield ile bir alakası var mı?
Steadman Denklemi sen kur. Şirketin CEOları sahtekarlıkla suçlanırlarsa yatırımcılar para kaybetmeye başlar. Çok fazla para. Eğer Burrows'un tetiği çekmediğine emin olmasam bu restorandaki herhangi biri olabilir derdim. Burdaki yarım milyar dolardan bahsediyoruz Bayan Sisler.
Tbag: Hiç iyi bir durumda değilsin, değil mi? Beyazlar seni istemiyor siyahlar seni istemiyor. Arada sıkıştın kaldın, değil mi? Alelade bir sübyan. Birçok açıdan birbirimizden farklıyız. Ama komik olan ne biliyormusun aynı zamanda çok benzeriz. Kimsenin sevmediği salya sümük birkaç köpek gibi. Bu arada dizin nasıl?
adam: Ne halt ediyorsun sen?
Tbag: Hayır,hayır beni yanlış anlama.Ben sadece arkadaşım.
adam: Evet oynak bir arkadaş.Bunların hiçbirine ihtiyacım yok.
Tbag:Sakin ol
adam: Bunun arkasına saklandığını sanıyorsun başka bir amacın var aslında seni homo
Tbag: Çok bozuk bir ağzın var biliyor musun?
adam: Evet var.Bir daha bana yanaşırsan seni öldürürüm.
Tbag:o zaman öldürmek zorunda kalacaksın küçük adam. Tek gözün açık uyumalısın kızım.
adam: Yap bakalım o*****
Tbag:Evet yapıcam
1x09 devamı
Sara:onu neyden tedavi ettiniz?
Doktor: Şey,Michael birkaç şeyden mustaripti. Bir tanesi düşük-gizli ket vurma idi.
Sara:özür dilerim bu terimi bilmiyorum.
Doktor: Şey düşük-gizli ket vurma sorunu olan insanlar günlük şeyleri sizin ve benim gördüğüm
şekilde görürler. Örnek olarak bu lamba. Ancak biz sadece lambanın yansımasını incelerken onlar herşeyini inceler. Sapını,ampülünü,civatasını hatta contasını. Beyinleri,bulundukları yerden gelen reaksiyonlara daha açıktır. Diğer insanların beyinleri---sizin ve benim---aynı bilgiyi engeller. Akıl sağlımızı korumak için engeller. Eğer düşük IQ su olan birinde düşük-güzli ket vurma varsa, çok büyük çoğunlukla zihinsel hastalıklarla sonuçlanır. Ancak yüksek IQ su olan birinde olursakesinlikle yaratıcı dahi olur.
Sara:Sizce Michael dahi mi?
Doktor: Şey sanırım bu kelime medyada küçük düşürücü bir tabir bu günlerde ama klasik manada evet,o bir dahi.
Sara:onu başka birşeyden daha tedavi ettiğinizi söylediniz.
Doktor: Bana tamamiyle kendine değer vermeyen bir şekilde geldi. Ailesini kaybeden çocuklarda sıklıkla görülür. Ancak düşük-gizli ket vurma ile Michael'a ilginç birşey oldu. Çevresinde acı çekenlere çok duyarlı oldu. Kendisini engelleyemiyor. Bir kurtarıcı oldu, kendisinin sorunlarından daha çok başkalarının sorunlarıyla ilgilenen birisi.
Sara:onun hakkında bunları bilmiyordum
Doktor: Belkide o zaman Michael Scofield'i hiç tanımıyorsunuz.
Veronica: LJ ben Veroinca.Neredesin?
Lj: Veronica bilmiyorum.Beni alman lazım.
Veronica: Gelemem.Chicagoda değiliz.Senin gelmen lazım.
Lj: Tamam.Neredesin? Nerede olduğumu nasıl biliyorlar?
Veronica: Neler oluyor?
Lj: Nerede olduğumu nasıl biliyorlar
Veronica: LJ beni dinle.
Lj: Anlamıyorsun.Nereye gitsem oradalar.
Veronica: Beni dinlemeni istiyorum tamam mı? Senin bize gelmen lazım.Biz Lake Mercerdayız.
Lj: Neresi orası?
Veronica: Küçük bir kasaba.Iowa sınırında.Otobüs durağına git. Bilet al ve biz seni karşılarız.
ajan:Hala yaşıyorlar
Kellerman: Eldeki bir kuş üç kuş oldu gibi.gidelim
ajan:ama çocuk tam
Kellerman:Gidelim
Lj: Gidiyorlar.Gidiyorlar.
Veronica: LJ,Beni duyduğundan emin olmam lazım.Lake Mercer.
Lj: Lake Mercer.Tamam
Sara: Bilmeni istiyorum ki eğer konuşacak birini arıyorsan,
yalnız değilsin. İşimin bir parçası,mahkumlara tavsiyede
bulunmak ve sorunlarına yardım etmek. Sanırım olayları tam olarak açıklamıştım. Senin hakkında biraz bilgi topladım. Umarım sorun olmaz.Ama neden doktor olduğumu anlaman lazım.İnsanlara yardım etmek benim doğamda var. Anladığım kadarıyla,bu senin de doğanda var. Buraya gelmeden önce çok iyiişler yapmışsın bir sürü toplumsal çalışma,hayır işi. Ne oldu?
Mike: Bahsettiğin adam buradan içeri girdiğim anda öldü.
Veronica’nın Lj’ye gönderdiği mesaj:Telefonu at,seni izliyorlar.Biz New Glarusdayız.
Tbag: Oh şimdi hapı yuttun tatlım. Daldaki bütün kuşlar gibi ötücem şimdi.Gardiyan!
Mike: Ötmek istiyorsan öt. Ama ne düşünüyorum biliyor musun? Bunu istemiyorsun. Dışarıda olmayı bizim kadar
sen de istiyorsun.
Gardiyan: Burada bir sorun mu var?
Tbag: Hayır. Ben bazı aletler eksik zannettim.Benim hatam.
Mike:Şimdi Sen ve ben bu küçük dansta sıkışmış olabiliriz ama emirleri ben veriyorum. İlk emir:şu dışarıdaki çocuk? Ona bir daha dokunmayacaksın. Birbirimizi anlıyor muyuz?
Tbag:Evet
Bellick: Seni uyardım.
Abruzzi: Toplayacağım.Bana biraz zaman ver.
Bellick: Zamanın doldu John.
adam: Ne oldu düştün mü Alice? Evet ben de öyle düşünmüştüm. Seni bir daha buralarda görürsem enkazını toplarım senin.
Abruzzi: Patron? Patron. Neler oluyor?Ne yapıyorlar?
Bellick: Dinlenme odasını onarıyorlar.
Abruzzi: Sen neden bahsediyorsun? Bu P.I.'in işi. P.I.'i ben yönetiyorum.
Bellick:Artık değil.
sbuffy gerçekten ellerine sağlııkkk.
2_cool_4_schll_ 01-05-06, 14:35 sbuffy ellerine sağlık replikler muhteşem okurken tekrar izliyomuş gibi oldum resmen !
1x10
Abruzzi: Falzone sadece bir aracı. Benimle yüz yüze iş yapıyorsun.
Bellick: Bana pislik atılmasını sevdiğimi mi düşünüyorsun? Bu diğer salaklar belki seneliği 40 bine ve mavi üniforma için yaparlar Ama ben o kadar aptal değilim. Falzone'nin ödemeleri hergün bu çitlere gelmemin tek sebebi.Gray gölündeki evi alacak paraya sahip oluncaya kadar. Erken emekli olmayı düşünüyorum, John,ve sen buna müdahale ediyorsun.
Abruzzi: sadece bana biraz zaman ver, patron ve ben de Falzone sana her ne veriyorsa onu karşılayayım.
Bellick: Sen işlerin dışındasın.Buna alış.
Abruzzi: Şimdi sana çılgınça birşey söyleyeceğim.
Mike: Sürpriz, sürpriz.
Abruzzi: Artık Fibonacci hakkında hiçbirşey söylemeyeceğim.
Mike: Haklısın. Bu delilik.
Abruzzi:Çünkü hakkında düşünmem gereken daha önemli şeyler var, hayatta kalmak gibi. Görüyorsun, burada az arkadaşım var dikkatini çekmediyse.Dışarı çıkmam gerek. Hala hayatta iken.
Mike:o zaman neden Fibonacci hakkında konuşuyoruz?
Abruzzi: o odaya geri dönmemizin tek yolu Falzoneye hala onun için değerli olduğumu kanıtlamaktan geçiyor, bu yüzden ne gerekiyorsa yapacağım. Tamam mı? Ve yapabileceğim tek şey ona Fibonacci'yi vermek.
Mike:İlginç
Abruzzi: Gördüğün gibi, bu artık sen ve ben olayı değil. Bu biz olayı, anlaşıldı mı? Bu bizim kaçışımız.
Lincoln: Bu adam kim?Mafya olduğunu söylemiştin.
Mike: Mafya için çalışıyordu ama bunu bilmiyordu. Otto Fibonacci senin gibi masum bir adam. Yanlış zamanda yanlış yerde olan birisi. Abruzzi'ni depolarından birinde orta dereceli bir müdürdü, normal bir insandı. İşini aksatmayan, dinine bağlı. o cinayete sırtını çeviremedi. Anladı ki Abruzzi ve Falzone katillerdi.Ve şu anda o tanık koruma programıyla
hayatına devam ediyor. Yargıç ona neden bu bilgileri açığa çıkarıyorsun diye sordu. Çıkardım çünkü yapılacak en doğru şeydi dedi.
Lincoln: Şu anda yapılacak en doğru şey nedir, Michael?
Mike:Bilmiyorum. Ama eğer ondan vazgeçmezsem, bütün bu herşey sona erecek.
Lincoln: Bana söylemek istediğin, eğer yaşacaksam yi bir adamın ölmesi gerekiyor.
ajan: Tanrıya yemin ederim ki bu iş gittikçe derinleşiyor.
Kellerman: Bu da ne demek oluyor?
ajan: Eğer tüm bu olayların bu şekle döneceğini bilseydik, federallerle daha basit bir sorunumuz olurdu. Kalem açar, tüm gün boyunca masamızda kahve içerdik. Tanrım, kulağa hoş geliyor.
Kellerman: Böyle konuşmaya devam et, ben de kafana kurşun atmaktan çekinmeyeyim.
Mike: Doğum günleri genelde hassas konu değildir. Kutlayıcı kendi yaşını hatırlayana kadar, sende nasıl olduğunu anlamadığım...
Sara: Bu sadece 29 doğum gününden biri babam tam olarak bunların sadece 6 tanesinde beni görebildi. Onun yerine çiçek alıyorum. Bir hafta sonra çöpte solacak olan çiçekler. Üstesinden gelinemeyecek birşey değil...
Kellerman: İşlerin kontrol altında olmadığından haberim yoktu.
Quinn: Bunu bilen sen olacaktın, değil mi? burada olmamın sebebi, yaptıklarınızla başkan yardımcısına söyledikleriniz arasında bir karışıklık olması.Ortadan kaldırmak istediğiniz avukatlar,hala etrafta dolanıyorlar,safkan atlar gibi sağlıklılar.Siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Aynı şey çocuk için de geçerli. Kim olduğunuzu sanıpta
yaşlı kadına herşeyin kontrol altında olduğunu söylüyorsunuz. Kontrolü bana vermelisiniz böylece bende sizin k..ınızı kurtarabileyim.
Falzone: Bütün bunlar para için, değil mi?
Mike: Sen akıllı bir adamsın, Bay Falzone. Arkadaşın, John, bana şantaj yapmaya çalışıyor.
Abruzzi: Şantaj değil, sigorta.
Mike: Buradan bir gün dışarı çıkmayı planlıyorum. Ve zannetmiyorum ki yeni yeni CV'im dışarıda işe yarasın.
Falzone: Ne kadar?
Mike: 200,000$.
Abruzzi: Seni öldüreceğim.
Mike: Kısasa kısas. Bana yara verirsen, bende sena yara veririm.
Abruzzi: sana kısas vereceğim.
Mike: Bunu nereden buldun? Bunu kim çekti?
Abruzzi: Sen bizim ilgilndiğimiz adamları izletiyorken, bizde senin ilgilendiklerini izletiyorduk.....
... Falzone: Adres, seni haşere.Şimdi
Mike:Bana söz ver. Çabuk ve acısız olacağına söz ver.
Falzone: Bu adama inanabiliyor musun? Eğer ağzında çıkacak ilk söz adres olmazsa, çok acı olacak. pek çok yerde.
Mike:Kanada 345 hamilton caddesi. Thunder Körfezi, Ontario.
Falzone: İyi iş, John.
Abruzzi: Sanırım John Abruzzinin sonu çok abartılmış.
b.yardımcısı: Kiminle konuştuğunu hatırla. Ben bu ülkenin başkan yardımcısıyım.
Kellerman: Hayır, aslında, sen Montgomery'den Caroline Reynolds'sın. Senin kim olduğunu tam olarak biliyorum.
b.yardımcısı: Benimle gel. Anlaman gereken şeyler var. Eğer işini yapsaydın Quinn'i asla çağırmayacaktım.
Kellerman: Ve senin anlaman gereken birşey var. Bu adamı işin içine sokarak uyuyan bir canavarı uyandırdın. Hepimizinkinden daha büyük bir yapılacaklar listeleri var. Ve eğer işler istedikleri gibi gitmezse, yoluna sokmakta çok hızlılar. Yani şimdi, hiç kimse güvende değil.Sen ve bende
Mike:Neden bu kadar alaycısın?
Sara: Michael, bence alaycılık var, ve gerçekçilik var.
Mike: Ve olay iyi tarafından bakmak var. umut. İnanç.
Sara: Bu sözler hapishaneye tıkılmış sekiz parmaklı bir adamdan geliyor.
Mike: parmakları abartmayalım.
Sara: Beni güldürmeye çalıştığın için teşekkür ederim. Ama bugün değil.
Mike: Asla bilemezsin.
Abruzzi: Senin ve benim konuşacak çok şeyimiz var, değil mi Balık? Görünüyor ki Philly Falzone'nin Kanada'da başı biraz sıkıntıda. Senin ona verdiğin bilgi yüzünden.
Mike: Ne tür bir sıkıntı?
Abruzzi: Uluslararası silah kuralları, şartlı salıverme yok. Uzun zaman aramızda olmayacak.
Mike: Nasıl hissediyorsun?
Abruzzi: Hiç bu kadar iyi olmamıştım.
Mike: P.i ne durumda?
Abruzzi: Oraya da geri dönüyoruz. Falzone Bellick'e dün ödeme yapmış,yani şimdi çok iyiyiz. Herşey yolunda gitti. Kahrolası bir aktörsün.
Mike: Teşekkürler.
Abruzzi: Şey, bu yardımcı oldu. Bunu nerden buldun?
Mike: Lincoln'ün, eski günlerden. kamp yada öyle bir şeyde çekilmişti. Eee, o odaya ne zaman geri dönüyoruz?
Abruzzi: Hemen. bir şey daha var. Bu duvarların dışına çıktığımızda bana Fibonacci'yi vereceksin, değil mi?
Mike:Tabiki
Flashback-lj/lincoln
Lj: Neden hergün kahvaltı yapmıyoruz?
Lincoln: Hergün kahvaltı yapmalısın, Lj. Önemli bir öğündür.
Lj: Hayır. Neden hergün seninle birlikte kahvaltı yapamıyorum?
Lincoln: Başka hiçbirşey beni mutlu edemezdi ama,annen ve ben artık beraber yaşamıyoruz.
Lj: Neden?
Lincoln: bazen bu anne ve babalara olur. Ama ne var biliyor musun? Sen dünyadaki en şanslı çocuksun çünkü annen seni seviyor ve ben seni çok seviyorum. Yeni bir anlaşma her pazar, kendi özel kahvaltımızı yapsak sadece sen ve ben?Evet mi?
Lj:Evet
Lincoln: Az mı avuç dolusu mu?
Lj: Avuç dolusu.
C-note: Darwin bu duvarların içinde kazanır. Einstein değil, Darwin.... Seninle işim bitmedi, Balk
Mike:Başlamamıştı ki.
Mike: Cumaya orada oluruz.
Sucre: Cuma mı? Seyahat ayarlamaları yapmak iyi olur. Maricruz, geliyorum, bebeğim.
Lincoln: Biz nereye gidiyoruz?
Mike:Panama. Darien aralığı, kanalın güneyinde. Yol yok, elektrik yok, polis yok. Beyaz kumlu plajlar ve soğuk bira dışında hiçbirşey.
Lincoln: bu güzel, ama hayatlarımız ne olacak?
Mike: Bilmiyorum. Dalış dükkanı açarız.
Lincoln: Hey, ben dalmasını bilmem
Mike: Ben de, ama öğrenmek için çok zamanımız olacak.
Tbag:Gardiyanlar
Bellick: Bu mahkum burada işi olduğunu söylüyor.
Abruzzi: Hayır, zannetmiyorum.
...C- note: Gardiyan, bir dakika bekle. Bundan emin misin? Fazladan bir ele ihtiyacın olmadığına?
Abruzzi: İnşaatla ilgili bişeyler biliyor musun?
C-note: İnşaat benim ilgi alanım.
Abruzzi: Tamam, patron. Onu da ekleyin.
C-note: Pekala, görünüşe göre Darvin kazandı, Balık?
Veronica: Para sadece böyle kaybolmaz , Nick.Bununla küçük bir ülke yönetirsin.
Muhabir: Başkan yardımcısı tarihin en büyük kampanyasını yapacak. Çok erken ama, tahminler onun en favori başkan adayı olduğunu gösteriyor.
Nick: Belki küçük bir ülke değildir.Ülkenin kendisidir.
çok teşekkürler arkadaşlar.
Lincoln: Hey, Boss...
Guard: Yeah, what do you want?
Lincoln: My brother's in the Gen wing. He doesn't know I was in an accident. Can I get a message to him?
Guard: Yeah, put it in your will.
Episode 102 : Allen
Inmate: You best speak with respect, fish. Man kidnapped half a dozen boys and girls down in 'bama, raped and killed 'em. Wasn't always in that order either.
Michael: Does this T-Bag have a name?
T-Bag (walks up): That is my real name. (Michael gets up.)
No, no, no please, sit. So you're the one I've been hearing all the rave reviews about. Scofield! One things for sure, you just as pretty as advertised. Prettier even.
Officer Bellick: Your the old man's back pocket, are you? I got news for you fish, he may run this place during the day, but I run it during the night.
Inmate: You best speak with respect, fish. Man kidnapped half a dozen boys and girls down in ‘bama, raped and killed ‘em. Wasn’t always in that order either.
Michael: Does this T-Bag have a name?
T-Bag (walks up): That is my real name. (Michael gets up.)
No, no, no please, sit. So you’re the one I’ve been hearing all the rave reviews about. Scofield! One things for sure, you just as pretty as advertised. Prettier even.
Michael: You ever think about Boston?
Westmoreland: Sure.
Michael: Think you'll ever see it again?
Westmoreland: I'm a sixty year old man with sixty years still left on my ticket. What do you think?
Michael: I'm thinking of going.
Westmoreland: Well there's going, and then there's going. Which one do you mean?
Michael: The one you think I mean.
Michael: Be the change you want to see in the world.
Michael: I’m not playing games. Open it (vault).
Bank clerk: Sir, you have a half a million dollars cash in your bank, don’t you think it would be better... (Sound of police sirens gets louder).
Warden Pope: I can’t help wondering what someone with your credentials is doing in a place like this.
Michael: Took a wrong turn a few months back, I guess.
Warden Pope: You make it sound like a traffic infraction, like all you did was turn the wrong way up a one-way street.
Michael: Everyone turns up one sooner or later.
Sucre: I’m telling you, the guards have the dirtiest gang in this whole place. The only difference between us and them is the badge.
Doctor Tancredi: Here’s what I think. I think you are scared and you wouldn’t be human if you weren’t scared in a place like this.
Michael: When I was young, I couldn’t sleep at night because I thought there was a monster in the closet. But my brother told me there wasn’t anything in the closet but fear. And fear wasn’t real. He said it wasn’t made of anything just…air. Not even that. He said you just have to face it. You just have to open that closet and the monster would disappear.
Doctor Tancredi: Brother sounds like a smart man.
Michael: He is. In here though, you face your fear, you open that door and there’s a hundred more doors behind it. And the monsters that are hiding behind them are all real.
Doctor Tancredi: I’m supposed to give you a physical this evening. Let me apologize in advance for the heavy dose of irony we’re about to participate in.
Burrows: It’s all right, just doing your job.
Doctor Tancredi: Yeah, well letting the State know that you’re healthy enough to execute is not why I went to medical school.
C-Note: Darwin wins inside these walls, not Einstein.
color=blue]1x12[/color]
Adam: Bana neden mühendislik kariyeri yapmak istediğini anlatır mısın?
Mike: Her zaman için yapıya,geometriye ilgi duydum. Nesnelerin uyumuna da. Fonksiyonu olan bir nesnenin aynı zamanda sanatsal bir eser olabilmesine de.
Adam:Peki 5 yıl sonra kendini nerde görüyorsun?
C-note: Görünüşe bakılırsa, bizim kolej çocuğu hesaplarını yaptı ve koltukta fazla karpuz olduğunu buldu. Böylece burada çalışanlardan birinin yeri garanti değil.
Mike: Bu nerden senin derdin oldu, ha?
Sucre:Kaçmayacaksam kazmam ben
Mike: Kimin kesileceğine karar vermeliyiz. Sanırım kim olabileceği hakkında hem fikiriz?değil mi?
Tbag:Böldüğüm için pardon.Aah bu koku da ne?Bu koku şey gibi komplo.
Mike:İşe koyulmamız lazım
Tbag:Tabi koyulmadan önce bir duyurum var. Konuşma şekliniz beni biraz tedbirli yaptı, ortamın çürüğü gibiyim sanki. Ve ben de sigorta poliçesi aldım. Dışarıdaki adamımı aradım ve ona planımızı anlattım.Ve ona dedim ki gelecek hafta dışardayım.Ama kaçıştan beş dakika sonra benden haber alamazsa yirmi dakida sonraona müdürü aramasını yani fitili yakmasını söyledim.Yani, içinizde birinin benden kurtulma gibi bir fikri varsa başka planlar yapmasını tavsiye ederim.
Cnote: Kiminle yürüdüğüne bir baksana.Senin onlarla olman lazım tartışmaların içinde söz sahibi olman lazım.
Sucre:Eee?
Cnote: Scofield tek bir nedenle burada:ağabeyi ve sadece iki şeye ihtiyacı var:yaşlının parası ve mafyanın uçağı.Sana hiç yok.Sen sadece onun hücresinde bulunuyordun.Sen ve tuvalet.
Sucre:Bu işe çok emek verdim ben.
Cnote:Bende. Evet, biz sadece bu planın iş gücüyüz.Ve gece olduğunda Balık deliğe girdiğinde bu fazla yükü yanında taşıyacak mı sence? Çünkü biz buyuz işte.Seni bilmem ama ben gidiyorum.Bu arada, sana ne kadarını anlatıyor?Yoksa kendine mi saklıyor? Evet, sanırım sana sadece, ne kadar az bilirsen o kadar iyi diyordur, değil mi?
Sucre:Ne dediğini bilmiyorsun sen. Bana her şeyi anlatır.
Cnote: Sana her şeyi anlatıyorsa ona ihtiyacın yok demektir.Böylece, kendimiz kaçabiliriz.Sen ve ben.Ya da, bilirsin, bekleyebiliriz ve Scofield fazla yükü taşıyacak mı bakarız.Sana bağlı?
Bellick: İşte burdasın.Az önce hücrene baktım.Seni hiçbir yerde bulamadım.Kredi kartını da.Ne hakkında konuştuğumu biliyorsun.Fahişe karının bıraktığı hani.Bana her şeyi anlattı.Belki 'fahişe' biraz fazla kaçtı.Birleşik Devletlere girmek için bir adamla evlenen birine ne denir? Buraya neden gelmek zorunda ki?Memleketinde striptiz klübü kalmadı mı?
Sara: Memur Bellick.
Bellick:Kaptan
Sara: İyi. Soruşturmanızı kendi. zamanınızda yapar mısınız lütfen?Uymam gereken bir programım var.
Bellick: Üzgünüm, Doktor.Sadece Bay Scofield'a dün gece striptizci karısıyla yaptığı kaçakçılık hakkında
soru soruyordum. Ama siz devam edin.Sizin işiniz daha önemli.
Mike: İlk geldiğimden beri bana takmış durumda.
Sara:Kımıldama lütfen
Mike:Pardon.Onunla sadece yeşil kart alabilsin diye evlendim.
Sara: Sizi mahrem odadan çıkarken gördüm.
Mike:o sadece işti
Sara:Açıklamana gerek yok Michael
Mike:Evet ama açıklamak istiyorum.
Tbag: Şunu anlayamıyorum,senin gibi biri neden burdan dışarı çıkmak ister ki.Nasıl hayatta kalacaksın, hah?Dünya komple değişti.Korkutucu.Cep telefonları var,silikon göğüsler.Ne yapacağını bilemezsin.
Lincoln:Peki Tbag
Abruzzi:o artık tehdit değil.Güven bana
Abruzzi: Neden bahsediyorsun?Çocuğu mu öldürdün?
Adam: Öyle bir kastım yoktu.Üzgünüm. OÇ onu kalkan olarak kullandı.
Abruzzi:Erkek,kız
Adam:Bilmiyorum.Erkek
Abruzzi:Yaşı kaçtı?
Adam:dört veya beş
Maricruz: Bunu yalnız yapmaktan çok korkuyorum.
Sucre: Yapmak zorunda değilsin.
Maricruz: Şey, daha ona söylemedim.
Sucre: Bunu hakikaten düşünmüyorsun?
Maricruz:Bilemiyorum
Sucre:Bebeğim bu insanları dinlemekten vazgeç.Beynini zehirliyorlar.Hormonların sapıtmış durumda.Doğru düşünemiyorsun. Bahsettiğimiz bizim çocuğumuz.Beni dinlemeni istiyorum.Beklemeni istiyorum. Dışarda olacağım.
Düşündüğünden çok daha önce.
Maricruz: Bunu hep söylüyorsun....
Sucre: Bu dünyada benim için bir sen varsın, bebeğim.Lütfen.Seni seviyorum.
Maricruz: Tekrar sevmeyi öğrenebilirsin değil mi?
Abruzzi: Ne manaya geliyor bu? Ben seçildim mi?Neyim?
Peder: Bazen, affedilmeye ihtiyaç duyduğunda Tanrı insana gözükür. Belki, şimdi olan budur.
Bellick: Eminim "hain" kelimesini duymuşsundur.Sevmem."aşırmak" kelimesini de .Bu tip kelimeler uygun değil senden istediğim şey için.İhtiyacım olan biraz bilgi.Scofield ile takıldığın zamanlarda hemen bana gel ve anlat. Fazladan burgerim var ve benim artık yiyecek halim yok. Ne diyorsun evlat?Cheeseburger istiyor musun ya da hücreye mi
gitmek istersin? Aslanım benim.
Ajan. Veronica Donovan?
Veronica:Kimsiniz?
Ajan. Kim, kim olduğum önemli değil.Kapama. İlgini çekecek bir bilgi var elimde Lincoln Burrows'un beraat etmesini sağlayacak bir bilgi.
Veronica:Ne?Ne o?
Ajan: Bunu şimdi söyleyemem. Benimle bu gece Kennedy Avenue'deki Highland Cafe'de buluş.Bu tuzak değil. İhtiyacın olan her şeyi anlatacağım.
Abruzzi: Ben sadece bir elçiyim.Tüm acılar tüm sebep olduğun ıstıraplar, mahvettiğin tüm aileler ve tüm çocuklar için.
Tbag: Peki Jimmy?Onun hiçbir alakası yoktu bunlarla.onu öldürmek zorunda değildin.Ve onun tatlı çocuğu?Bütün yaşamında onun yanındaydı.Güzelim çocuğu öldürmen gerekmiyordu. Yaptığım her şeyden sonra,belki ölmeyi hakediyorum belki ama sen de benden iyi değilsin.
Abruzzi: Ama istersem, olabilirim. Tanrı bana seçme şansı verdi.Belki sana da bir şans vermeliyim...Firardan vazgeç ya da geber.
Tbag: ben nasıl olsa çıkamayacaktım huylarım yüzünden.
Abruzzi: Bana sözünü vermeni istiyorum.Duydun mu?Bana sözünü vermeni istiyorum!
Tbag: Tamam, senindir.Lütfen.
Abruzzi:Yemin et
Tbag: Yokum, yemin ederim!Tanrıya yemin ederim!
Abruzzi: Seni affettim. Yüce İsa'nın da aynısını yapması için dua etmelisin.
Tbag: Hey, John, esasında İsa var ya selamımı söyle, olur mu?
Mike:Bu gece çıkıyoruz. Ağabeyim nerede?
Westmoreland Michael, büyük bir problemimiz var.
1.13-End of the Tunnel
Sara: Benimle kal, John!Neredeyse geldik.Nefes al.Herşey yoluna girecek.Yeter ki sen nefes almaya devam et.Hadi, John.Benimle kal.Nefes al, benim için,tamam mı?Nefes almaya devam et, tamam mı? Çok kan kaybetti.Kan kaybından şoka girdi!
Mike: Kardeşim nerede?
Pope: Başı çok büyük dertte evlat.
Mike: Benim onu görmem lazım.
Pope: İsteğini yerine getiremem.
Mike:Lütfen
Pope: 36 saat sonra idam edilecek.Paniğe kapıldı, saldırdı.Bu yüzden Fox River'da kalan zamanını hücrede geçirecek. Hem kendi hem de başkalarının can sağlığı için.
Mike: iyi de ben onun kardeşiyim.Onu görmeye hakkım var,bu benim yasal hakkım.
Pope: Ancak yarın onu görebilirsin.Kusura bakma, evlat.
]Tbag: Belki o mafya tavuklarıTünemeye geldiler sonunda.
Mike: Kaçış planını erteliyoruz.
Mike:Eğer kardeşimi bırakacağımı zannediyorsan beni çok hafife almışsın demektir.
]Cnote: Şimdi, Bana bakın.Herkesin anlaması gereken iki şey var.Birincisi, hillbilly, etrafına karşı saygılı olmayı öğreneceksin. Bu adam herşeyi mümkün kıldı.Sen de Balık Şu gerçeği kabullen.Bu akşam kaçıyoruz.P.I'da işimiz başlar başlamaz.
Mike: Yani şansınızı deneyeceksiniz.Gün ortasında. Herşeyi berbat edeceksiniz.
]Cnote:Artık senin kararın değil.Bu tren istasyondan kalkıyor.Benim tavsiyem sen de atla.
Mike:Peki o zaman,Bana bakın şerefsizler?Yapmanıza izin vermem.
Tbag: Bizi ele mi vereceksin?Kendi kaçış planını?
Sucre: Bu gece bizde önce giderlerse,Deliği kullanırlarsa,Herşey biter.Gardiyanlar heryeri didik didik ararlar.Bulana kadar.
Mike: Galiba sen de kaçmayı düşünüyorsun.
Sucre: Düşünmüyorum desem yalan olur.Ben hemen kaçmak istiyorum.Benim bebeğim olacak, abi.Michael, abini oradan çıkaramazsın. Birşey söyleyebilir miyim?Duymak istemeyeceksin,biliyorum.Ama Onu nasıl olsa idam edecekler.Bir kere girdin mi,5 sene daha buradasın demektir.Eğer deliği senin yaptığını öğrenirlerse bir kez daha ceza yersin.15 sene eder. Tabii, senin yerinde olsam Ben de kardeşimi bırakmazdım.Bu şekilde ölümü beklerken, hayır! Bir adama yapabileceğin en kötü şeydenden de beterSandalyeye öyle bağlamak.
Kadın: Çavuş Benjamin Miles Franklin Nasılsın?
Cnote: Ah, güzelim kamyon sürüyorum,takvim sayıyorum,gözüme kum kaçmasın diye uğraşıyorum.
Kadın: Geçen gün haberleri gördüm.Kuveyt'te sıcaklık 50 dereceymiş.Eriyorsundurroralarda.
Cnote: Tahmin bile edemezsin.
Kadın: Eve erkenden geliyormuşsun doğru mu?Kızını boş yere umutlandırmıyorsun, değil mi?
Cnote: Erkeğin bu hafta eve geliyor.
Kadın: Neden bahsediyorsun sen?Daha bir sene daha orada olacaksın demişlerdi.
Cnote: Hey, emirler şimdi ulaştı bize.Nereden geldikleri umrumda değil.Önemli olan tek şey,birbirimizi görebileceğiz.
Cnote: Benim için birşey yapman lâzım.
Darius:Evet tamam
Cnote: Hala altında Escalade mi var?
Darius: Michael Jackson hala beyaz mı?
Cnote: Esprilerin da varmış, evlat.
Mike:Yapalım
Sucre: Ne yani bu gece mi?Lincoln ne olacak?
Mike: Bana bir tıraş bıçağı lâzım.
Sucre: Michael, traş bıçağı abini oradan çıkartmaya yetmez.
Mike: Var mı, yok mu?
Sucre:Dikkatli ol abi
Mike:Peder, bunu abime verir misiniz?Benden geldiğini bilirse çok şey ifade edecektir.
Sucre: o tespih annemindi.
Mike: Söyle annene, tespihi birini birçok acılardan kurtaracak.
Mike: Sanki burada olduğum süre boyunca bütün pisliğimi sen temizledin.Ayak parmakları, insülin iğneleri.
Sara: birileri yapacak.
Mike: Minnettarım.Hiç düşündün mü?.Başka bir hayatta...
Sara: o kadın ben olmayacağım, Michael.
Mike: ol demiyordum zaten.Fakat merak ediyorum. Ya olsaydı.Herneyse, söyleyeyim de aradan çıksın dedim.
Sara: Niye bana veda ediyormuşsun gibi hissediyorum?
Mike: Bilmem.Galiba böyle bir yerde hangi günün son günün olacağı belli değil.
Tbag: Aklın başına geldi, değil mi?Ne yani, sihirbazlık yapıp Abini o delikten çıkarıp gardiyan odasına sokacak bir yol mu buldun?
Mike:orada olmayacak
Tbag: Eee, Fareli köyün kavalcısı Ne yapacağız?
Mike: Her zaman ne yapıyorsak onu,çalışıyor taklidi.Vakit gelinceye kadar yani 9a kadar örnek vatandaş olucaz.
Tbag: Galiba P.I'ın mesaisinin 5te bittiğini unuttun, güzelim.
Mike: O zaman dikkat edelim de,bugün o saatte kapanmasın, değil mi?Çekiç.
Bellick:Ne oldu burda?
Mike: Yanlış yere vurdum, boruya denk geldi.Biz başlamadan önce Suyu kesmeniz lazımdı.
Bellick: Kesmek lazımdı, ha?
Mike: o kadar önemli birşey değil.Sabah tamir edebiliriz.Küf o zamana kadar problem olmaz herhalde.
Bellick:Küf?
Cnote: Scofield, sussana be.
Bellick: Hayır, sen sus.Ne diyorsun sen şimdi?
Mike: Duvarlar ve yalıtımböyle ıslanırsa,küflenme riski de beraberinde gelir.
Cnote: Patron ama yani binde bir ihtimal
Bellick: Bakın ne diyeceğim.Sen ve buradaki yoldaşların Buradaki her su damlası dışarı atılana dek o eşikten dışarıya adımınızı atmıyorsunuz.
Cnote: Nerden baksan bir gecemizi alır.
Bellick: Ne diyeyim, bir gecenizi alacak o zaman.Hastalanmayın.
Muhabir: Yanımda Veronica Donovan var.Lincoln Burrows'un avukatı.Sizin bir idam erteleme talebiniz var.Doğru mu?
Veronica:Doğru
Muhabir: Dayanak noktanız nedir?
Veronica: Müvekkilim tuzağa düşürüldü.
kadın:Detayları söylet
Muhabir:Bayan Donovan, iddialarınızı ispat edebilir misiniz?
Veronica: Elimde bir seri deliller var:Cinayetler,Leticia Barris, davanın seyrini değiştirecek şahit;Lisa Rix,Lincoln'ün çocuğunun annesi.Piskopos McMorrow, Validen af talep edecek kişi.
Muhabir: Yani, birileri bu insanları sırayla öldürüyor mu diyorsunuz?
Veronica: Birileri gerçekte neler olduğunu saklamaya çalışıyor diyorum.Terrence Steadman hakkındaki gerçeği.
Muhabir: Bunların hepsi spekülasyon mu,yoksa elinizde iddialarınızı doğrulayacak sağlam deliller var mı?
Veronica: Bir kaynağım var.
kadın:İsim al
Muhabir: Biraz daha detay alabilir miyiz?
Veronica:Şu anda olmaz,Fakat içerden biri Lincoln'ün idamını durdurabilir
B.yardımcısı:Biri konuşuyor.
Veronica: Işıkları açsanız iyi olur, memur bey.
Gardiyan: Yapamam, Hanımefendi.Müvekkiliniz disipline ediliyor.
Veronica: Müvekkilimin hakkı olan 8. maddeyi ihlal ediyorsunuz.Ya 5 saniye içinde bu ışıkları açarsın,ya da bir davada adı geçen tek sanık olursun.
Veronica: Sen iyi misin?
Lincoln: LJ nasıl?
Veronica: Biraz korktu ama iyi.Konuşacak birilerini buldum.
Lincoln:Kim?
Veronica: Bilmiyorum,Ama birşeyler bildiği kesin.Birkaç saat sonra görüşeceğim.
Lincoln: Birkaç saat yetmeyebilir, güzelim.
Veronica: Başka çaremiz yok.İnanmak zorundasın, tamam mı?Nick çoktan mahkemeyi ayarladı. Michael her ne yapıyorsa yapmasına gerek yok artık.Bu işi doğru yoldan halledeceğiz.
Lincoln: Ya hatalıysan?
Veronica: Değilim. Bana güvenmek zorundasın, tamam mı?Benden vazgeçme.
Sara: Besin zehirlenmesi bu da birkaç saat içinde iyileşeceksin demektir, ama, Keşke idamını geciktirecek kadar bir süre diyebilsem. Maalesef değil.
Lincoln: Önemli değil.
Sara: İstersen kalabilirim.
Lincoln: Hayır.İyiyim ben Teşekkürler.
Danny: Konuşacak çok şey var amavaktimiz çok az.Erkek arkadaşın.Hala kurtarabilirsin.Burrows çok önceden seçildi.Suikast için özenle seçildi.Ama tetiği çekmedi.
Veronica: Peki kim çekti? Terrence Steadman'ı kim öldürdü?
Danny:Hiçkimse
Veronica:Ne?
Danny: Terrence Steadman hala hayatta.Gereken bütün isimleri burada bulacaksınHerşeyi başlatan kişiyi.Baştan aşağı herkesi.Şu yöne doğru iki adım gerile.
Veronica:Ne?
Danny: Arabanın arkasına geç işte.Yaşamak istiyor musun,Dediğimi yap.Şimdi.
Kellerman: Ne yapıyoruz burada, Danny?Avukat nerde?
Danny: Neden bahsettiğini bilmiyorum.
Kellerman: Allison söyledi.Söylettim
Danny:Karıma dokundun mu?
Kellerman: Niye dokunayım ki?Biz ortağız, değil mi?Aynı taraftayız. Hayır.Allison iyi.Sadece biraz.Galiba kimden vazgeçeceğini kendine soracaksın. Karın mı, bu avukat mı.Sadece nerede olduğunu söyle.Burada mıydı?Tam olarak ne söyledin?
Danny:Yapma
Kellerman: Ver silahını.
Danny:Veremem
Kellerman: Evet, verebilirsin.Ben senin üstünüm.Emiri ben veririm,Sen de uyarsın.Ver silahını.
Danny: Paul, önemli birşey değil
Kellerman:Müthiş.Sadece 3 sayfaya sığdırabilmişsin.Eğer bu yanlış kişilerin eline geçse neler olur biliyor musun?Benim adımı mı verdin? İşte burada diğerleriyle beraber?
Danny:Korktum
Kellerman: O kadar işte.İsmimi vermişsin,Danny
Danny:Lütfen. Allison bir ay sonra doğum yapacak.Paul, sen ve ben, akademiden beri arkadaşız.
Kellerman: İsmimi verdin.
Mike:Yenisini takmışlar. Abim orada.
Sucre: Al Michael, bunu kullan.
Mike:Çok özür dilerim.Hiçbir yere gitmiyoruz.
Tbag: Maalesef, güzelim.Öyle bir seçeneğimiz yok.
1x14
Tbag:Maalesef güzelim bu bir seçenek değil.Bizi buradan çıkartıyorsun.
Mike: Boruyu sökmek için kullanmayacaksan kaldır şunu
Tbag: Eğer bizi buradan çıkarmazsan boğazında kullanacağım.
Sucre: Yerine koy şunu,T-Bag.
Tbag: Sen sus.Unutma güzelim ben zaten bitmişim.Yani eğer firar teşebbüsü için yakalanırsam adam da öldürürüm sorun değil.Benim için çocuk oyuncağı.
Sara:İyi misin?
Linc: Tekrar kötü hissettim.
Sara:Serumlarını çıkarmışsın
Linc: Evet, yere istifra etmek istemedim o yüzden lağım kanalına geldim.Sadece bunu aşmama izin ver. İyi olacağım.
Sara: Lincoln, eğer serumların takılı olmazsa,burada olmanın bir nedeni yok.
Gardiyan: Bir sorun yok ya?
Sara: Bir şey yok.
Gardiyan: Neden sedyeye kelepçeli değil?
Sara: Ne yapacak?Pamukları mı çalacak?
Gardiyan: ortalarda gezmesine izin veremem Doktor. Bileğini ver.Külahları mı değişelim yani?Tekrar etmeyeceğim.Bileğini ver.
Gardiyan: Hey Keith, buraya gel.Şuna bir bak
Westmoreland Gitmeliyiz.Halatı ver.Hemen. Tamam indim.
Sucre: Gitmeliyiz, Michael. Bitti hadi gidelim.
Keith Kendiliğinden mi kırıldı yoksa biri mi kırdı?
Gardiyan:Bilemiyorum.Diğer yarısı da şurda
Bellcik: harkey's a gidiyorum. Salı günleri yarı fiyatına.Birer tane devirmek ister misin?
Gardiyan: Dostum çok isterdim ancak[br]karım akşama yemek yapacak ve evde olacağımı söyledim.
Bellcik: Seni light erkek. Hey deliğin önündeki alçıpana hiç dokunulmamış.
Gardiyan: Ah işçi mahkumlar kurumaya bıraktı.
Bellcik:Hala mı?
Mike: Westmoreland
Westmoreland Bir şeye takıldım.
Sucre:Hadi hadi hadi
Mike: orda kal.Aşağıda bekle.
Bellcik:Kapı neden kilitli?
Tbag: Kilitli değildi, şef.Cereyan yapıp[br]sürekli açılıyordu biz de takoz koymak zorunda kaldık.
Bellcik: Bütün gece burada hiçbişey yapmadan mı durdunuz?
Sucre: oda hala nemli, şef.Yapabileceğimiz birşey yok.
Tbag:Piknik yapacak değiliz ya.
Bellcik: Bir avuç tembel adi mahkum.Birşey mi söyleyeceksin Scofield?Toplanın.Ve dördünüz de hücrelere dönüyorsunuz. Hey.Şu şapşalları hücrelerine götür.Dördünüz mü?!Bir kişi eksik gözüküyorsunuz.
Westmoreland Buradayım, şef.
Cnote: oh, hayır. Olamaz.Şu anda ailemi görmek için yolu yarılamış olmalıydım.
Muhabir: Şu anda yanımda, Lincoln Burrows'un yarın saat 00:01' de idamının gerçekleşeceği Fox River cezaevinin müdürü Henry Pope var. Müdür Pope, acaba anlatabilir misiniz önümüzdeki birkaç saat içinde neler olacak?
Pope: İdamın her aşaması için yürütülmesi gereken katı Ceza Şubesi esasları vardır.Hükmün sorunsuzca yerine getirilmesi için yapılan kontroller.
Muhabir:Mesela?
Pope: Memurlar bir tatbikat[ yapacaklar.Şahitlerin listesini tekrar gözden geçireceğiz.Sandalye bir sorun olmadığına dair tekrar tekrar kontrol edilecek.Ve Bay Burrows kendisi?
[b]Muhabir:onunla konuştunuz mu?Bu son saatlerindeki düşünceleri neler?
Pope:Bu onunla Tanrı arasında
Muhabir: Ve belki de valiyle. Anladığım kadarıylaBurrows'un avukatları bir erteleme talebinde bulanacaklar.
Pope:onlara bol şans diliyorum.
Muhabir: Bu, O'nun masum olduğu anlamına mı geliyor?
Pope: Şu demek.Hükme inanıyorum ancak birinin hayatını kaybediyor olmasından hoşnut değilim.Adil veya değil burada eğlenceli bir durum söz konusu değildir.
Muhabir: Peki, çok teşekkürler sayın Müdür.Ve biz de burada son dakikaya kadar sizlerle birlikte bekleyip
Lincoln Burrows'un 1976'dan beri Illinois'de idam edilen 13. kişi olup olmayacağını göreceğiz.
Sucre: Şunu bilmeni istiyorum ki sana kızgın değilim.Bu konuda endişelenme.
Mike: Teşekkür ederim.
Sucre:İdama ne kadar kaldı?
Mike:16 saat.
Mike: Benim için babanla konuşur muydun?Lütfen?
Sara: İnan bana, babam idam cezasında hangi tarafta olduğumu biliyor. ve onun fikrinden de gayet eminim.
Mike: Sara, ah, Dr. Tancredi, Affedersin.Bu idam cezasının ahlaki kısmıyla ilgili değil.Bu adam öldürmeyle ilgili.masum bir adamı benim kardeşimi.Ve eminim ki baban bundan çıkar sağlamıyor. Lincoln'ın avukatlarıyla bir saatliğine konuş ve yemin ederim ki, onun masum olduğuna ikna olacaksın.
Sara: Michael, eğer bir şeyleri değiştirebilecek herhangi bir ihtimal olsaydı inan telefon ederdim.Fakat, anlamalısın.Ben babamın dünyada dikkate aldığı son kişiyim.Yaptıklarımdan nefret eder inandıklarımdan nefret eder. Ve eğer kardeşin için merhamet isteyen ben olursam kardeşin asla onu alamayacaktır.
Lyle: Nick, bunu son dakikada işleme koyuyorsun Yargıç Kessler' ın göreceği dava listesi, bu öğlen tamamen dolu.
Nick: Yapma Lyle, herkes o listenin senin elinden geçtiğini biliyor. Birşeyler ayarlayamaz mısın?
Veronica: Bize bilgiyi veren kişi dün öldürüldü.Oradaydım.Bu insanların dolaysız olarak Lincoln'ı uydurma kanıtlarla Steadman'ın ölümünden sorumlu tutmak için ellerinden geleni yapacaklarını biliyorum.Tek istediğimiz sesimizi duyurmak.
Lyle: Size bugün onbeş dakika vereceğim. Hepsi bu
Mike: Ne olduğunu bile bilmiyor.
Sucre: Denediğini biliyor.
Mike: Öyle mi dersin?
Sucre:o senin kardeşin seni tanır yani evet.
Mike:onu buradan çıkartacağıma söz verdim.
Tbag: Pek çok kişiye söz verdin güzelim.
Sucre: Yeter adamım tamam mı?
Tbag: Bu seni ilgilendirmez velet.İnsanın umudunu öylece elinden alıp sonra da
Sucre: Geri çekil yoksa o sıska kı**** ayağımın altına alırım.Ve bu da fazla zamanımı almaz.
...Tbag:Bana bir tane buradan çıkış bileti borçlusun Güzelim.Ve onu alacağım.
Westmoreland Kardeşin için gerçekten çok üzgünüm.
Mike:Sağol. Bak buna güvendiğini biliyorum, o yüzden
Westmoreland Bırak da kendi sorunlarım için ben endişeleneyim.Kafanda zaten yeterince problemin olduğunu biliyorum. Neye değer ki bu kadar yıl boyunca sandalyeye oturan bir çok adam tanıdım ve o günler geçtikçe yapabileceğin tek şey çabuk olması için dua etmek.Bir keresinde, yaklaşık on yıl önce, bir adam vardı idamı için verilen elektrik yetersizdi.İşlemi yeniden düzenlemeleri için tam üç hafta beklemesi gerekti. Kulağa çılgınca gelebilir,[br]ama dediğine göre hayatının en berbat üç haftasıymış.Çünkü seni öldüren şey elektrik değil beklemekmiş.O yüzden teselliyi bir kenara bırak kardeşinin bekleyecek durumu yok.
Mike: Yani diyorsun ki eğer sandalyeye birşey olursa üç hafta daha kazanır?
Westmoreland Bir adamı idam etmenin bir çok prosedürü vardır.Yeni bir idam izni bir diğer tıbbi temizlik.Üç hafta içinde bir çok şey olabilir.
Mike: İçeri gidiyorum
Sucre: Gündüz vakti.Çarşaf asayım.
Linc: Bir iyilik isteyebilir miyim?
Sara: Evet, nedir?
Linc: Ben gittiğimde acaba Kardeşime göz kulak olur musun?
Bellick: Scofield'ın neler çevirdiğini öğrenip bana anlatman gerekiyordu.
Çocuk: Deniyorum, adamım sürekli dibindeyim.Güven bana.Anlatacak birşey yok.
Bellick: Bahçede onunla ve bunakla konuşurken gördüm seni.
Çocuk: Evet, Scofield'la konuştum ancak bana birşey anlatmadı.
Bellick:o zaman burger ve kızartmalar için yüz papel.
Çocuk: Şef, biliyorsun.Hiç param yok
Bellick:o halde bi taraflarını pazarlamaya başlasan iyi olur.Bu vardiyanın bitimine kadar yüz papel, ya da aşağıda yeni hücre arkadaşın olabilmek için ciddi bir mücadele olacak. Hadi bakalım.
Çocuk: Bugün, bahçede. Scofield'ın birşeyler dediğini duydum.Sandalyeyle ilgili bir sorun olabilirse,kardeşinin fazladan üç haftası daha olabilirmiş.
Bellick:Defol burdan
Bellick: Sandalye çalışıyor değil mi?
adam: Evet. Neden ki?
Bellick: Kontrol edin
adam: Zaten ettik. Görevli bu sabah kontrolleri bitirdi.Herşeyimiz tamam
Bellick:Tekrar kontrol edin
adam:Neden?
Bellick:Çalıştır
adam:Çalışmıyor
Bellick:o.ç.
Nick: Bayan Donovan'ın da belirttiği gibi adli video inceleme uzmanı Lincoln Burrows'un suçlu bulunmasında çok önemli bir rol oynayan güvenlik kamerasındaki görüntünün orjinal olmadığına kanaat getirdi.
Avukat: Şu var olmayan kaset değil mi?
Nick: Çünkü müvekkiliniz onu yok etti.
Avukat: Müvekkilim şehir dışında bir su kuyusundayken mi?
...Veronica: Kellerman'ı dün gece gördüm diğer ajan Daniel Dan, bana Terrence Steadman'ın hala[br]yaşadığını ve iyi olduğunu söyledikten hemen sonra Kellerman ona ateş etti ve onu öldürdü.
Avukat: Sayın yargıç, yazmana Gizli Servis Müdüründen yazılı ve yeminli bir ifade sunuyorum. Ve o da belgeliyor ki bu kurumda Ajan Paul Kellerman ve Daniel Hale adlarında kimse bulunmamıştır. Ayrıca bu vurulmayla ilgili başka hiçbir tanık bulunmamaktadır.Kesinlikle hiçbir mermi ,mermi kovanı ya da herhangi bir kan bulunmamıştır. İddia edilen bu cinayetin tek tanığı, Lincoln Burrows' un eski kız arkadaşı olan Veronica Donovan'dır.Şimdi, Sayın Yargıç Bayan Donovan'ın durumunu anlıyorum. Fakat çaresizlik, umutsuz çırpınışlara sebep olur.Ve bugün burada olan da budur, Sayın Yargıç.Müvekkilim,Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı.Yargıç Kessler.
Yargıç: Acaba herhangi birinizin[br]sunabileceği makul bir delil var mı?Somut birşeyolsa bile?İddialarınız, gerçek olsa bile[br]çok karmaşık şeyler.Ancak anlattıklarınızı doğrulayacak herhangi biri veya birşey ya ortadan kaybolmuş ya da ölmüş. Daha fazla kaybedecek zamanım yok. Kararı şimdilik askıya alıyorum.Beyanatlarınızı göz önüne alıp bir kaç saat içinde bir karar vereceğim.
Bellick: Yani teli ısırdığı için mi kısa devre yapmış?
adam: Sadece kemirdiği için değil ama eğer kuyruğu bir metale değerse topraklama görevi görür ve Bom! sigorta gider.Elektrik sıçanın gövdesinden geçer.
Bellick: Yani sigortayı değiştirebilir misin?
adam: Evet, hemen çantada bir tane daha var.
Bellick: Şimdi yapabilir misin?
adam: Eyalete bildirdikten ve prosedürü yaptıktan hemen sonra.
Bellick: Şimdi, bekleyin[br]bakalım.İkiniz de.Başkan Yardımcısının kardeşini öldüren bu herife biraz daha mı zaman kazandıralım yani?Bu herif terörist.
adam: Hey, hey, hey.Unut bunu, işimizi kaybedebiliriz bunun için ceza bile alırız.
Bellick: Sadece üçümüz bilirsek bir sorun olmaz.Karar sizin.
Mike: Temyiz ile ilgili yeni bir gelişme var mı?Çünkü hala bir şansımız olabilir.
Linc:Yeter. Michael,lütfen.Olacaklardan kaçamayız.Kafamı yormak stemiyorum artık.Sadece anılardan bahsedelim,hikayeler anlatalım,havadan bahsedelim,kendime eziyet etmek dışında içinde umut olmayan şeylerden. Daha fazla kaldıramıyorum.
Mike: Peki.
Linc: Kazanmama izin mi veriyorsun, Michael?
Mike:Hayır
Linc: Kartlarını göster bana.
Mike: Sana kartlarımı göstermeyeceğim
Linc: Göster şunları.
Mike: Sana kartlarımı göstermeyeceğim
Linc: Ver şu kartları.Full
Mike: LJ için bunlardan ne zaman yapardın?
Linc: Haftasonları bende kalmaya her geldiğinde. Onun için yaptığım tek üzel şey belki de budur.
Mike:Hayır. Hep onun yanındaydın.
Mike: Yeterince değil ama.
Veronica: Temyiz talebimiz geri çevrildi.Arkadaşın Sara uğradı bu arada.
Mike: Seni dinledi mi?
Veronica:Evet
Mike: Babasıyla konuşacak mı?
Veronica: Eminim yapacak.
Linc: Artık bir önemi yok çocuklar. Benim için gerekenden fazlasını yaptınız zaten.
Veronica: LJ' i getiremedim. Ancak istersen telefonda görüştürebilirim.
Linc: Ne diyeceğim ki?
Nick:baban arıyor
Linc:Lj buraya kadarmış
Lj:evet
Linc: Ben şey Veronica ve Nick ile kalmanı ve kendini aklamanı istiyorum. İyi olacaksın.
Lj: Keşke orada olabilseydim baba.
Linc:Ben de
Lj: Çünkü hala sana söylemek istediğim birşey var.
Linc:Neymiş?
Lj: Dün gece bir rüya gördüm.Sen ve ben bir ev inşa ediyorduk, çiviler çakıyorduk. Ve rüyamda Zaman, sanki bir kaçyıl sonrası gibiydi. Gerçek gibiydi. Tüm rüya ve uyandığımda.Bugünün son olmadığını biliyordum.Son olmadığını, yani Birbirimizi tekrar göreceğimizi.Bunu Biliyorum. Seni seviyorum, baba.
Vali: Burrows davası hakkında yeterince bilgilendirildim Sara ancak bunları hiç duymamıştım.
Sara:Ben de Ta ki bu öğlen Burrows'un avukatlarıyla konuşana dek.Ve görüyorum ki bu delillerin çoğunluğu teoride duruma bağlı olarak düşünülüyor ama gözardı etmenin zor olduğuna kanaat getireceğini düşünüyorum.
Vali: Tüm bunlara nasıl karıştın sen?
Sara: Bu adamlar benim hastalarım.Benim işim onları savunmak.
Vali: Yapma Sara, içlerinden kimbilir kaç tanesi ben masumum diyordur sana?Yüzde sekseni doksanı?Yani, bu benden yeni bir bisiklet istemek gibi bir şey değil.İşlenen suçlara karşı katı olmak, ölüm cezası, bunların hepsi benim[br]inandığım felsefenin bir parçası.Kampanyalarımı dayandırdığım bu sayede seçildiğim felsefem.
Sara: Fox River'a geri dönmeliyim.O'nu öldürürlerken orada olmalıyım.En azından davayı tekrar gözden geçirebilirsin.Ve baba, eğer yardımcı olacaksa bu istek benden gelmemiş gibi davran.
Linc: İnsanlara, hakkımda düşündükleri için hiç kötülemedim.Asla.Son bir kaç gün İtiraf etmem gerek bilirsin.Lee Harvey Oswald,John Wilkes Booth. Lincoln BurrowsBu kaçıklarla birlikte tarihe gömüleceğim.Birşey yapmadığım halde Ben yapmadım!
adam:Müdür Bey Vali arıyor.
Pope: Vali, davayı tekrar gözden geçirmiş.Hafifletici unsurbulamamış. Hükmü yerine getirelim.
B.Yardımcısı: Ülkenize ve partinize harika hizmet ettiniz. Karşılıksız kalmayacaktır.
Vali: Teşekkür ederim Sayın Başkan Yardımcım.
B.Yardımcısı:Teşekkürler Vali.
Veronica:Seni ilk gördüğüm andan itibaren sevdim
Linc: Buraya erkek gibi geldim. Buradan aynı şekilde gidecek gücü ver bana.
1x15
Mike: orada neler dönüyor?
Pope: Başınıza gelenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğumu size anlatamam.
Veronica: Lincoln!
Mike: orada ne oldu?
Pope: Yargıç Kessler aradıidam ertelenmiş.
Mike:Ne demek ertelenmiş?
Pope: Görünüşe göre bazı yeni deliller ortaya çıkmış.
Mike: Ne kadar süremiz var peki?Bir gün mü? İki gün mü?
Pope:Şimdilik ben de bu kadar biliyorum. Üzgünüm.Size bir dakika veriyorum.
Linc:onu gördün mü?
Mike:kimi?
Linc: İzleme odasındaki adamı.
Mike:Hayır
Linc:o babamdı.oydu. O olduğunu biliyorum.
Mike: Bu mümkün değil Linc
Linc: Evet mümkün onu gördüm.
Mike: Bu nasıl olur anlayamıyorum. Orada sadece birkaç kişi vardı. Ben,Veronica ve birkaç tane de gazete muhabiri. Orada değildi.
Linc:Bunu bilemezsin
Mike: Evet biliyorum. Onu tanırdım.
Linc:Tipini hatırlamıyorsun. Ben hatırlıyorum.
Mike: Bu, otuz yıl önce çekip giden adam değil mi?Neden şimdi gelsin ki?En son dakikada?
Linc: Bilemiyorum.
B.yardımcısı: Neden hala yaşıyor?
Kellerman: Öyle gözüküyor ki bazı bilgiler, bilinmeyen bir şekilde yargıca ulaştırılmış.
B.yardımcısı: Bilinmeyen bir şekilde mi?O, senin bodur şişko arkadaşın Hale'di.Eğer daha erkenden onun icabına baksaydın
Kellerman: Hale değildi.
B.yardımcısı: Sadece sızıntıyı bul ve onu tıka.
Kellerman: Teşekkürler hanımefendi.
B.yardımcısı: Ve bir şey daha gelecek sefere ofisimde, bana hitap ederken ayağa kalkmanı istiyorum.
Ajan:Kesinlikle
Yargıç: Söyleyebileceğim tek şey gece 11'e kadar odamda çalışıyordum. Sonra çıkarken tam kapımın önünde buldum. Biri; Terrence Steadman'ın otopsi raporu. Ve apandisinin. mevcut ve sorunsuz olduğu belirtilmiş.Diğer sayfa ise Bay Steadman'ın oniki yaşındayken geçirdiği bir ameliyat raporu. Ve yapılan ameliyat apandis ameliyatı.
Avukat:Bu imkansız Bir de ben bakayım.
Veronica: Lincoln Burrows'un mahkumiyetinin kaldırılmasını ve derhal gözaltından serbest bırakılmasını istiyorum.
Avukat: Hey, hey.O kadar da değil. Bu kayıtların doğruluğu daha onaylanmadı bile.
Veronica: Hastaneden öğrenilebilir.
Yargıç: Hastane bu kadar eski kayıtları tutmuyor ben kontrol ettim.
Avukat: Şu aşamada, bu belgeler bazı idam karşıtı avukatların uydurduğu şeyler de olabilir. Hatta diyorum ki savunma avukatının bile olabilir.
Veronica: Lütfen.Saçmalamaya başladın.
Yargıç: Şu noktada beraberce
derin bir nefes alalım tamam mı?Bu kağıtların ne anlama geldiğini bilemiyorum. Ve bu yüzden risk almaktansa şimdilik güvenli olan şeyi yapacağım.İdamı iki hafta süreyle erteliyorum.Ve bu da cesedin çıkarılması için yeterli bir süre.
Avukat:Cesedin çıkarılması mı?Sayın Yargıç, kişisel olarak almayın ancak bu biraz fazla ileri gitmek olur.
Yargıç: Ayrıca, mezardaki cesedin gerçekten Terrence Steadman olup olmadığını anlamamızın da tek yoludur.
Sucre: Yani şu ceset, ya eğer o kişiyse?
Mike: Ben ümitlere bel bağlamam.
Sucre: Bu da ne demek?
Mike: Tekrar işe koyuluyoruz demek.
Sucre: Tanrım, ben de bunu söylemeni bekliyordum.
Linc: Müdür Bey.İdam sırasında izleme odasında bir adam vardı.Ben sadece merak
ediyorum da, acaba siz veya cezaevinden bir başkası onunla hiç konuşan oldu mu?
Pope: Burada yazana göre orada bulananlar kardeşin, avukatınız ve
üç tane de gazete muhabiri.İki bayan ve bir erkek.
Linc:Erkek olan kimmiş?
Pope: Headline Press'den William Prall.Tanıyor musun?
Linc:Hayır
Mike: Yine, revirden dışarı çıkıyoruz ve yine gardiyanların odasından geçiyoruz.Değişecek olan tek şey aradaki yol.
Cnote: Bir dakika. Neden planı değiştiriyorsun ki dostum? Revirin altındaki odaya kadar zaten gelebiliyoruz.Tek yapmamız gereken o borudan geçip evimize dönmek.
Mike: O boruyu 30 cm'lik yenisiyle değiştirmelerinin bir sebebi var, Darwin.İçinden insan geçemez.Revire ulaşmamızın tek yolu altından girmek.
Cnote: Buradan dışarı çıktığımız anda şuradaki kule şuradaki kule ve arkamdaki kule bizi görecektir. Röne parklardaki ördekler gibi vuruluruz. Anlatabiliyor muyum?
B.yardımcısı: Ben ve ailem Yargıç Kessler'in verdiği mezar açma kararından dolayı dehşete düşmekten
de öte bir şey yaşıyoruz.Lincoln Burrows' un avukatı tarafından ortaya atılan bu asılsız şeyler,bu ülkede çok olumlu değişiklikler yapmaya çalışan harika bir insanın,yani kardeşimin anılarına yapılan son derece ucuz hakaretlerdir. Ve bu da tutuklu bir katilin, serbest bırakılması adı altında yapılmaktadır.
Veronica: Steadman kendisi için, kefensiz doğada kolay yok olabilen ve bakterilerine ayrışabilen, bir tabut istemiş. Çok duyarlı bir davranış.
avukat Eğer cesedinin teşhis edilmesini istemiyorsan, gayet akıllıca bir davranış.
Sucre:Nerde?o bizden merak etme
Kuzen: Eğer bununla yakalanırsan seni öldürürler.Hey, bunu yarın sabah senden almam gerek.Bunun eksikliğini hemen anlayacaklardır. Ve kuzen şimdi de sen bana borçlusun.
Charles
bellick: Tanrım, siz ahmaklar heceleme yarışmasındaki kekeleyen veletlerden de yavaşsınız.Burada işi ağırdan alıp, kı**nızı büyütebileceğinizi mi sanıyorsunuz?Aylara yayacaksınız öyle mi?İşe koyulun. en ne dersin,8 numaralı top?İşe koyul
Cnote: Şef, bacağım uyuştu.
bellick: Bana karşı mı geliyorsun sen?
Charles Adam sana işe koyul dedi.
Cnote: Senin sorunun ne ak saçlı?
Charles Sorunum sizin gibi çıtırların burada işlerin nasıl yürüdüğünü bilmemesiTadilat işi zevklidir.Ama tuvalet temizlerim diyorsan, önden buyur. Ya da, eline bir çekiç al.
bellick:İçinde hala asabi ve hırçın bir delikanlı var değil mi Charles?Bunu sevdim.
Linc: Sana bir soru sorabilir miyim Doktor?
Sara: Tabi. Nedir?
Linc: Dün aşağıda olanlar; yani o andaki kalp çarpıntısı, başımın zonklaması, orada olmayan birini görmeme neden olabilir mi?
Sara:Tabi. Evet, korku nöbeti sırasında bazen ışık parlamaları veya siyah noktalar görebilmene neden olabilir.
Linc: Hayır, hayır. Benizleme odasında birini gördüm.
Sara:orada birileri vardı zaten.
Linc: Bahsettiğim, orada olamayacak birisi.
Sara: Evet, Lincoln, sinirsel travma bozukluğunu duymuşsundur, değil mi?
Linc:evet
Sara: Sana, ilk olduğunu söylemeliyim.Senin yaşadıklarını, pek fazla kişinin yaşadığını sanmıyorum.Yani, eğer sen, eğer birini gördüğünü düşünüyorsan bu, bilinçaltının sana istediğini vermesi şeklinde yorumlanabilir. O her kimse o anda seninle birlikte olup seni rahatlatacağını düşünmüşsün.Gördüğünü sandığın kişi kimdi?
Linc: Sağ ol, Doktor.Teşekkür ederim.
Charles Bu kadar zamanda, bir çok numara çeviren gördüm ama eğer o kartpostallarla sandığım şeyi yapıyorsan kafadan başarılı olursun.
Cnote: Evet, gevezeliği bırakmaya ne dersin ak saçlı?Çünkü seninle hiçbir ortak yanımız yok.
Charles Burada yazıp Irak'daki bir arkadaşına gönderiporadan da karına mı yollatıyorsun?
Cnote: Neden çeneni kapamıyorsun sen?Çünkü ne çevirdiğim hakkında bir b** bilmiyorsun.
Charles Ailesine, sanki hapiste değilmiş gibi davranan bir mahkum.Bunu bir veya iki kez görmüştüm
de Irak'ı hiç duymadım?
Cnote: Evet, tutup bunu sana anlatacağım ben de.
Charles Dede, karın mı yoksa çocuğun mu?
Cnote: Hapisanede onun adını bile anmanı istemiyorum. Anladın mı?
Charles Bir kız çocuğu.Kesinlikle kızın.
Cnote:Sen nerden bileceksin ki?
Charles Çünkü benim de bir tane var.Bilirsin buradan kaçtıktan sonra seni ilk arayacakları yer ailenin yanı olacaktır.
Cnote: Ne yani, doğruca oraya gidecek kadar avanak mı olduğumu sanıyorsun?
Charles Çünkü, benim gideceğim ilk yer orası da ondan.
adam: Mavi üniformalı biri bizim Deliler Koğuşuna gelmiş.
Mike:Evet tuvalete gitmem gerekti ve A-Kanadına kadar bütün yolu tekrar yürümek istemedim.Sizinkini kullanmamın sakıncası var mı?
adam: Evet tabii ki.Buyur.Neden buradan bu kadar korktuğunuzu anlamıyorum.Yani, ben katiller ve
deliler arasından delileri seçerdim. Çünkü bir deli sapıttı mı tek gereken bir tane 40cc'lik kapa çeneni yapıp, güzellik uykusuna göndermek.
Mike: Peki, şey, tuvalet ne taraftaydı?
adam: Koridorun sonundaki kapıdan sağa dön.
adam: Hey, mavili.Sen ne yapıyorsunburada?
Mike: Tuvaleti arıyordum da.
adam:Burda mı?
Mike: Evet. Koridorun sonundaki kapıdan sola dön dedin ya.
adam: Hayır, kapıdan sağa dön dedim.
Mike:Benim salaklığım
adam: Mavili! Baksana.Tuvalete gitmiyor muydun?
Mike: Evet, hangi taraftaydı?
Doktor: Bu denli çürümelerde en kesin sonucu diş testi raporları verir.Merhumun dişlerinin izini aldık. Ve Terrence Steadman'ın diş raporlarıyla karşılaştırdık.Mükkemmel bir eşleşme oldu.
Veronica: Bu Terrence Steadman olamaz.
Doktor: Eğer isterseniz, kendiniz istediğiniz bir adli tabip getirip muayene ettirebilirsiniz.Ancak size söyleyebilirim ki benimle aynı sonuca varacaklardır.
B.yardımcısı: Umarım bundan memnun olmuşsundur.Vicdansızlığın da bu kadarı olur.
Sucre:İyi misin?
Mike: Sırtım yandı. Tamam, şunu çıkarmama yardım et.
Sucre:Hayır derine yapışmış.
Mike: Çıkar şunu.
Sucre: Şaka mı yapıyorsun?Resmen deriyle bir olmuş.
Mike: Eğer gardiyanlar beni bununla yakalarsa, işte o zaman ölüyüm.Yap şunu.Lütfen yap
Sucre: Hazır mısın?
Sara:Michael ben Sara.Nasıl hissediyorsun?
Mike: Bitkin.
Sara: Anestesi etkisi
Mike: Neden anestezi yapıldı ki?
Sara: Bir tedavi uygulamak zorunda kaldık.
Bellick: Yani Scofield'ın bilmiş çenesinden tepen attı ve sen de onu kızartmaya karar verdin. Olay bu mu yani?
Sucre: Hiçbir şey yapmadım ben.Yemin ederim.
Sucre:Son sayım için sıraya girerken çok garip davranmaya başlamıştı.Terliydi, anlıyor musun?Zaten pek konuşkan değil, ben de fazla kurcalamadım.Geceleyin her zamanki gibi memurla el sıkışmak için kalktım ve bir de baktım ki yerde yatıyor.
Bellick:K...... kenarı
Sucre: Doktordan gelince kendiniz sorun.Ona dokunmadım.
Sara:Hücre arkadaşın mı yaptı bunu?
Mike:Hayır
Sara:Peki kim?
Mike: İşte bu kısımda sana cevap veremiyorum.
Sara: Pekala. Seni hücrene göndereyim.
Kuzen: Ben ne b** yiyeceğim peki şimdi?Bittim ben.
Sucre: Üzgünüm, kuzen.Kazayla oldu.
Kuzen: Memurlar bunu görecek ve kı***ı tekmeleyecekler.
Gardiyan:Hey, sıska!Üniformamı hazırladın mı?
Kuzen: Ufak bir sorun çıktı, şef. Ütüyü fazla tutmuşum.
Gardiyan: Şişko olduğun kadar aptalsın da. Biliyor muydun D-Cups?Yeni gömleğimi derhal istiyorum.
Kuzen: Gardiyanların üniformalarını yakacak neler çevirdiniz.
Sucre: Güven bana, kuzen, ne kadar az bilirsen o kadar iyi.
Linc: Babam hakkında ne hatırlıyorsun?
Veonica: Baban mı?Onu tanımıyordum.Annen, birlikte büyürken onunla ilgili oldukça korkunç şeyler söylemişti.
Linc:Sanırım onu gördüm.Sandalyedeyken. Oydu. O olduğunu biliyorum.
Veonica: Nereden biliyorsun? Otuz yıldır yüzünü bile görmedin.
Linc: Kullandığı isim Willim Prall.
Veonica:Yani
Linc: Eskiden Chicago'da oynayan bir oyuncunun adıydı.Babamla birlikte o adama bayılırdık.Ama neredeyse tamamen unutuyordum.Gerçekten garip.Gittiğinden beri bütün bu rüyaları hatıraları, bastırdığımı sandığım şeyleri
görüyorum, ancak İdamdayken gelen bu adam,
Veonica:o adı kullandığını nereden biliyorsun?
Linc: Müdür Pope söyledi.
Veonica: Bu rüyadan önce mi yoksa sonra mıydı? Bak, üzgünüm tamam mı?Söylediğin şeye karşı çıkmak için değil ama baban neredeyse bütün hayatın boyunca kayıptı.
Linc:onu gördüm diyorum, V.Gördüğümü biliyorum.
Ajan: Yansımayı gördünüz mü?Geri sar, geri sar!Evet, büyütebilir misin?Aşağılık herif.
Kellerman:Ne?
Ajan:onu tanıyorum
Hemşire:Nedir bu?
Sara: Michael Scofield'ın derisine yapışmıştı.Yaradaki ölü dokuları alırken
bunu da çıkarttım.
Hemşire Nesi var peki?
Sara:Şey, bu kumaş, klasik mahkum üniformasının bir parçası değil.
HemşireNerden gelmiş peki?
Sara: Söyleyebilirim ki bu bir gardiyan üniforması.
Sucre: Nasıl hissediyorsun?Neyin var senin?
Mike: Binanın planları Deliler Koğuşundan revire ulaşacağımız yolu gösteren buradan çıkış
haritamız olanlar silinmişler.
merhaba:icon_ange beni duyan varmı bu diziye bayılıyorum her bölümü en az üç defa izledim replikler çok hoşuma gitti daha fazlasına sahip olan varsa lütfen paylaşsın:img-kiss: bu arada birkaç dakika önce üye oldum hoş geldini hak ediyorum yani bayyyy: icon_ange
.:princesse:. 08-08-06, 11:51 hosgeldin violet-m sende bizdensin yani pirson delisi ;)
2.sezonun türkiyedeki yayın tarihini bilen varmı
21 ağustosta amerikada 2.sezon bölümleri yayınlanmaya başlıyor..
Türkiyede 2 mart 2007 de yeni bölümleri izleyebileceğiz..
.:princesse:. 31-08-06, 13:05 westmoreland:insanın karısından uzun yasaması cok kötü ama kızından uzun yasaması... kimse boyle bir acıya katlanmak zorunda kalmamalı
mike: meksikada ailenle yasaman onlar için iyi bir hayat olmaz
c-note: yinede bir hayattır. 2 yıldır onların ve benim yasadığımdan daha iyi bir hayattır
mike: çiçeği saklamışsın
sara: kirli cıkıyımdır
mike: buranın dağınıklığından anlasılıyor
sara: sen bide kaldığım ewi görmelisin
mike: dur bakalım daha yemege bile cıkmadık sen beni ewine dawet ediyorsun ahlaklı bir kız olduğunu sanmıştım:D
1x16
Mike:Aklıma gelmişken, bir kaç hafta önce kovulduğunu duydum.Bu seferki nedendi?
Linc:Gerçekten bilmek istiyor musun? Yoksa hava atmanın keyfini mi çıkartıyorsun?
Mike:Ne isterdim biliyor musun? Ağabeyime, ağabeylik yapmak zorunda kalmamak.
Linc:Doksan binini getireceğim, tamam mı?
Craboh, rahat ol dostum alacaklının parası ödendi bile.
Linc:Kim ödedi?
Crab: İnsanlara yardım etmeyi seven biri.
Linc:Aklından ne geçiyor veya ne planlıyorsun bilemiyorum ama bir konuda açık olalım.Birkaç gün içinde parayı toparlıyorum.
Crab:Birbirimizi kandırmayalım.O kadar parayı rüyanda bile göremezsin sen.
Veronica:Açacak mısın?
Mike:Mesaj bırakır.Hep bırakıyor zaten
mesaj:Michael, ben Linc.Yardımına ihtiyacım var kardeşim.Gerçekten kötü bir şeye bulaştım.Kurtulamıyorum. Bunu çözmem için sana ihtiyacım var. Kafam allak bullak ve Neyse, gerçekten çok önemli kardeşim. Beni aramalısın.Hemen aramalısın.
Veronica:Bunu yapamayız.
Mike:biliyorum.sana bir taksi çağırayım.
Mike:Terrence SteadmanBaşkan Yardımcısının kardeşi.Sana ne yapacakları hakkında herhangi bir fikrin var mı?
Linc:Ben yapmadım diyorum.Tuzaktı. Ben yapmadım.
Mike:onu tanıyordun
Linc:kimi?
Mike:Steadman'ı.
Linc:hayır
Mike:Şirketinde çalıştın.
Linc:ne olmuş yani
Mike:Bir kaç hafta önce kovulmuş olduğun işten bahsediyorum.
Linc:Ambardaki konteynırları dolduruyordum.Onunla hiç karşılaşmadım bile.Bu da neyin nesi, Mike?Allahın belası dedektifler gibisin.
Mike:sadece diyorum ki
Linc:Benim yaptığımı mı düşünüyorsun?
Mike:Birilerine 90 bin borcun olduğunu duydum.
Linc:Kim söyledi bunu sana?
Mike:insanlar konuşuyor ve Steadman'ın çok fazla parası olduğunu da biliyorum.
Linc:Bir çok şey olabilirim ama katil değilim.
Mike:o halde, dün gece otoparkta ne yapıyordun.Polise orada olduğunu
itiraf etmişsin.Açıkçası Linc, işler nasıl buraya vardı bilemiyorum.Ve artık annemi öldüğü için suçlayamazsın.Ve terkettiği için babamı da.Çünkü ben de aynı durumdaydım.Farkımız, ben atlattım. Annemin hayat sigortasındaki payımla okula kayıt oldum.Peki sen kendi payınla ne yaptın, Linc?
Linc:Herşey göründüğü gibi değildir, Michael.
Mike:Senin iyiliğin için umarım ki öyle olsun
Veronica:Pekala, bak ne diyeceğim.Bir şey söylemeyeceğime söz vermiştim ama onun hakkında sanki eskiden tanıdığın bir komşunmuş gibi bahsetmenden yoruldum artık.O senin ağabeyin.Biliyorum. Ve o gün baban için sana yardım ettiğini de biliyorum.Ama şimdi nasıl biri haline geldiğini görmelisin.Kimlerle arkadaşlık ettiğini görmelisin.90 binin ne için olduğunu bilmek ister misin?
Mike:Sanırım isterim.
Veronica:Senin içindi.
Mike:Nasıl yani?
Veronica:18 yaşındayken hani annenin hayat sigortasından aldığın para.Son trend yüksek tavanlı daireni alabildiğin, iş sahibi olabilmen için okula ödenen para.Annenin hayat sigortası hiç olmadı. Parayı Lincoln gönderdi.
Mike:nasıl?
Veronica:Ödünç aldı.Geri ödemenin zor olduğunu bile bile Ama önemli değildi, çünkü senin hak ettiğini düşündü.Ayrıca ondan geldiğini bilirsen parayı almayacağını da biliyordu.Michael Şu anda kardeşinin sayesinde buralardasın.
Linc:Zamanında paçayı sıyırdığı için mutludur değil mi?
Mike:Senin için endişelendiğini biliyorsun.Aynen çocukluğumuzdaki gibi.
Mike:Linc sana bir özür borçluyum.
Linc:Ne için?
Mike:Beni aradığın gece.Eğer açsaydım, belki de sana mani olabilirdim
Linc:Hey, hey, hey, hey.Bu senin hatan değil.Beni dinle.Bunu unutmalısın.İşine bak. Çok çalış.Yaptığın şeye devam et.
Mike:bunu yapamam
Linc:Ah, evet. Yapabilirsin.Ve yapacaksın da.
Mike:İşte anlamadığım kısım da burası.Bütün delillerin buluştuğu tek bir yol var, o da doğruca sana çıkıyor.Ellerinde görüntün olduğunu söylüyorlar.Tetiği çekerken hem de.Terrence Steadman'ı eğer sen öldürmediysen peki hangi kahrolası adi senmiş gibi göstermek istedi?
Kuzen:Pill Hill'de oturan bir kızı kaldırabileceğini mi sanıyorsun?
Sucre:onu akşam yemeğine götürmek istiyorum. Görürsünüz. Gerçekten hoş bir yere.
Kuzen:Hadi ama, Fernando.Öyle bir yeri nasıl karşılayacaksın ki sen?
Sucre:Kasayı aç! hemen
Kadın:Yardım edin!(saraya bakar)Doktor musunuz?O halde, bir şeyler yapın!
asker:Bay Franklin'i lütfen nezarete götürün.
cnote:Ne?neler oluyor efendim?
asker:Çavuş Franklin, ben de bu vesileyle size onursuzca davranışınızdan ötürü ABD ordusundan terhis edildiğinizi bildiriyorum.
cnote:ne?ne için?
asker:Yasadışı malzemeleri birliğe sokmaktan ötürü...
cnote:onları almamı sen istedin!
asker:Kendim içindi. Belki sen de aynını yapmayı öğrenmelisin.
cnote:Bunu yapamazsın!Böyle bir şeyi yapamazsın!
yargıç:Illinois Eyaleti Halkı olarak Lincoln Burrows ile olan bu davada sanık, tarafımızca birinci dereceden suçlu bulunmuştur.Sanık, biz ceza kararı safhasına gelene kadar bugünden itibaren bir hafta süreyle nezarethane de kalacaktır.
adam:Hayır, Kacee'ye yalan söylemenden bahsediyorum.Birliğin uzun bir
süredir izindeydi.Kısa bir süre sonra işkillenecek.Ve sana sorular sormaya başlayacak.
cnote:Evet, o zaman benim de bazı cevaplar bulmaya başlamam gerekecek.
adam:Bak, geçenlerde tesadüfen bir iş geldi bana.
cnote:Yapma adamım. O kadar da düşmediğimi biliyorsun.
adam:sadece kamyon şoförlüğü.A'dan B'ye götüreceksin.Hepsi bu.Sam Amca, sana nasıl kamyon sürüleceğini öğretti değil mi?
cnote:evet.Ayrıca içinde ne olduğuna bakmayı da öğretti.
adam:yasadışı olabilir ama iş iştir.A'dan B'ye karar senin.
linc:"İşine bak" lafının neresini anlamıyorsun?
Mike:Annem öldükten sonra sadece sen ve ben kaldık.Senin nerede olduğunu bilememenin verdiği huzursuzluktan dolayı uyumakta zorlandığımı hatırlıyorum.Ama sabah uyandığımda başucumda kağıttan bir kuş olurdu.Origamiden bir Turna.Ve ne anlama geldiğini asla bilmiyordum.Ancak anladım ki, beni kolladığını bilmem içindi. Her neyse, anlamına baktım. Turna Ailevi yükümlülüğü simgeliyor.Kendini kollaman gerektiğini.Belki de artık kollamanın sırası bendedir.
Sucre:Mari Cruz'a evlenme teklif edeceğim.
kuzen:Ciddi misin sen? Ne zaman peki?
Sucre:Yüzüğün parasını ayarlar ayarlamaz.
kuzen:Yani, bir on ya da yirmi yıl sonra.
Sucre:Senin sorunun nedir dostum?Neden benim adıma birazcık mutlu olamıyorsun?
kuzen:sadece seni korumaya çalışıyorum.Ne yani, ona her istediğini verebileceğini mi sanıyorsun?
sucre:hemen kasayı aç!
bellick:Selam, Sara.Eskiden doktordun değil mi?
sara:evet teoride hala öyleyim. Neden ki?
bellick:düşünüyordum da Çalıştığım yerde bir iş pozisyonu açılacak sanırım.
sara:gerçekten mi?nerde?
bellick:Fox River'ı hiç duymuş muydun?
sara:hapishaneyi mi?
bellick:Evet, kulağa garip bir fikir gibi geldiğini biliyorumAh, belki sen ve ben şey belki akşam yemeğinde bununla ilgili konuşabilirdik.Otobanın diğer tarafında, Red Lobster'da ücretsiz yemek biletim var da.
sara:Teşekkür ederim.Gerçekten. Şey.Ben... Bu gece sanırım kariyer geçmiş yazım üzerinde çalışacağım.
adam:orada yalan söylediğin kişi benim kız kardeşim.
cnote:İşte bu yüzden, ben olmadığımda onlara göz kulak olacağını biliyorum.
adam:bu delilik
cnote:olabilir.Ordudan kovulmam da aynı şekilde.Kamyonu kullanırken
yakalanmam da öyle.İçerdeki o kadın için hissettiklerim de O, sorunlara nasıl başa çıkabileceğini bilen asker bir adamla evlendi.Şimdi, eğer şu haydutlardan biri gibi gözükürsem ne yapar sence? Ha?
adam:bilemiyorum adamım
cnote:Bunu bana borçlusun, dostum.Asla nerede olduğumu öğrenmesine izin verme. Anladın mı?
susan:Terapistim dedi ki çok fazla içime atıyormuşum ve ne kadar ihanete uğradığımı anlayabilmen için seninle yüzleşmem gerektiğini söyledi.Seni hayatıma aldım, evime aldım Tanrım, çocuklarımın yakınında olmana izin verdim.
Tbag:onlara asla dokunmadım.
susan:bana nasıl biri olduğunu söylemeliydin
Tbag:Tek ihanete uğrayanın sen olduğunu mu sanıyorsun?Seni sevdim,Susan.Gerçek bir sevgiydi. Hayatımda ilk defa.Ve sonra beni dışarı, köpeklere attın, kapının önüne koydun tıpkı...
susan:sen bir katilsin Teddy!
Tbag:Geçmişimde günah işledim.Ama seninle tanıştıktan sonra o korkuç şeylerin hepsini yapan kişi öldü ve ben yeniden doğdum.Senin aşkının güzelliğiyle ben yeni bir adam daha iyi biri oldum.
susan:Hayır. Bu Alabama'da 6 öğrenciyi öldüren adamı öylece silemez.
Tbag:Sanırım haklı olduğun yer burası.Çünkü beni buraya gönderdiğinde, bu yer, bu insanlarla birlikte o eski, pislik, adi adamı tekrar geri getirdi.Aslında pencerenin önünde bir ışık vardı.Bir umut ışığı. Sadece ön ayak olman için bekleyen bir umut.Biliyorsun ben buradan bir gün çıkacağım.Ve çıktığımda da sanma ki nasıl ön ayak olduğunu unutacağım Susan.
b.yardımcısı:Çok zor şeyler yaşadın, biliyorum ama söz veriyorum en kötü kısmını atlattık.
terrence:Sevgili kardeşim neler yaşadığım hakkında hiçbir fikrin yok.
b.yardımcısı:İyi geceler Terrence.
1x17
Pope:ah, Tac Mahal'i o kadar severmiş ki, nehrin diğer tarafına aynısını yaptırmış. Biliyor muydun?Tam bir ayna görüntüsü gibiymiş.Tabii, o biraz daha koyuymuş. Siyah Tac Mahal gibi yani.
mike:hiç duymadım
Pope:evet çünkü hiç tamamlanamamış.
Pope:Sizin için ne yapabilirim doktor.
Sara:Şey aslında konu Scofield, efendim.
Pope:Ne olmuş Scofield'a?
Sara:Sırtındaki yanık oldukça ciddi.
Pope:iyileşiyor gibi
Sara:İlk başta, başka bir mahkum tarafından saldırıya uğradığını sandım ama bunu, sırtındaki derisine yapışmış olarak buldum.
Pope:nedir bu?
Sara:kumaş.Bir gardiyan üniforması kumaşı.
Sucre:ne yapıyorsun?
Mike:Yanıktan dolayı silinen o planları hatırlamaya çalışıyorum.Onlar olmadan, Deliler Koğuşunun altındaki borularda yönümüzü asla bulamayız.
Sucre:hiç umut yok mu?
Mike:hayır
Sucre:nasıl bu hale geliyorlar anlamıyorum
tbag:Ben biliyorum. Çok fazla cep tutmaktan.
Sucre:Senin cebini de mi tuttu yoksa?
tbag:Biraz arkadaş canlısı olabilirim ama o kadar da değil.
bellick:Scofield Neler dönüyor?
adam:Şimdilik bilgi almaya çalışıyorum.Bilemiyorum dostum.Aralarına giremiyorum.
bellick:Avocado yeni bir hücre arkadaşı arıyor biliyor muydun?
bellick:Hanımlar, çok güzel iş çıkardınız. Ben de düşündüm ki bir çift el
daha ekibe yararlı olur.
adamne habersiniz?
cnote:Hey, dostum. Fırçama baksana.Birbirine yapışmış.Birimizin gidip bunları temizlemesi lazım.Sıraya göre, bu sen oluyorsun.
adamnasıl yapıyorsunuz?
Sucre:Bahçedeki kulubenin orada hortum var. Onu kullanabilirsin.Şunları da temizle.
b.yardımıcıs:Burrows'un babası
kellerman:Mağdur olarak, şirketten bir adamın oğlunu mu seçtin yani?Şirket biliyor mu peki?
b.yardımcısı:Biliyordu. Bütün mesele de buydu zaten.
kellerman:Biraz daha detay versen nasıl olur?
b.yardımcısı:Sen soru sormayı kessen nasıl olur?Sen işini iyi yapan bir korumasın, o kadar.Senin işin gözükmek duyulmak değil. Anlaşıldı mı?
veronicaAdaletin yerini bulması için tek şansımız kanunlar, L.J.
lj:Annemi vurdular diyorum.Sence adalet umrumda mı?Onları istiyorum. Bana yaptıklarının aynısını onlara yapmak istiyorum.
veronica:yapma Lj.Hükmü mahkeme verirbiz değil.
lj:tamam aldım.kuyudaki yazı:" Kellerman O. Kravecki"
veronica:iyi misin?
lj:evet iyiym.yukarı çekin beni
Pope:Michael, bana karşı tamamen dürüst olmanı istiyorum.Dr. Tancredi tedavin sırasında bunu derine yapışmış halde bulmuş.Açıkça belli ki bir gardiyan üniformasına ait.Bir memur tarafından saldırıya mı uğradın?Bir cevap istiyorum.Bu, artık mahkumlar arasında olan bir şey değil.Bu memur usulsüzlüğüdür. Ve benim sorumluluğumdadır.İşimi kaybettiğimi görmek istemezsin değil mi?
mike:Hayır, tabii ki. Bana ve ağabeyime karşı çok iyi davrandınız.
Pope:o halde artık, o yanık nasıl oldu bilmeliyim.Aksi halde tekli hücreye
gideceksin. Anlıyor musun?Seçim senin.
mike:dinleyin.Bunu yapmayın.Yapmayın bunu!
linc:michael
mike:linc
linc:Senin burada ne işin var?
mike:başımız büyük dertte.
linc:ne oldu?
mike:Pope, cevaplayamayacağım bazı sorular sordu.
linc:ne hakında?
mike:lmamam gereken bir yerde olduğuma dair elinde kanıt var.Şimdilik bilmiyor ama er ya da geç öğrenecek ve olayı kavrayacaktır.Bundan kurtuluş yok.
linc:Evet var. Sadece biraz inançlı olmalısın.
mike:hayır.Bu işe kanımı verdim ben.Şimdi ise planım paramparça.
linc:Beni dinle. Tekli hücrenin tüm amacı direncini kırmak, deliye çevirmektir.Güçlü olmalısın.Duyuyor musun?Seni yıkmalarına izin verme.
mike:bu işe kanımı verdim ben
tbag:Tuvaleti dış dünyaya açılan bir tek sen varsın.
sucre:oraya tek başıma mı gideyim diyorsun yani?dalga mı geçiyorsunuz bu imkansız
cnote:Bak, şu anda senden imkansızı duymak istemiyorum.Beni bekleyenler insanlar var.Biraz cesaretli olup harekete geçmezsen onları kaybedeceğim, anladın mı?
sucre:Senin için bunu söylemek kolay tabi gerizekalı. Topun ağzında olan benim.
cnote:hepimiz topun ağzındayız
cnote:gezinti alanındaki mangal
sucre:Tabii doğru. Hani kabak gibi ortada olan mı?
cnote:Evet. O yüzden bağcıklarını sıkı bağlasan iyi olur dostum. Çünkü koşman gerekecek.
adam:Scofield ve adamları.Bir şeyler çevirmek üzereler.
bellick:daha açık konuş
adam:Yaptıkları her neyse tadilat yaptıkları odayla ilgili bir şey Halıyla ilgili.
sara:michael,michael.Tamamen duyarsızlaştı Klorpromazine başlıyoruz.Sanırım psikolojik şok tehlikesi altında.
kellerman:beni korkuttun.indir şunu sen katil değilsin.Aptalca hatalar yapmak istemezsin.
lj:kımıldama
kellerman:sakin ol
lj:kapa çeneni
[b]lj bunu halletmenin başka yolları da var tama mı?Bu pisliği temizlemene yardım edebilirim.Ama o tetiği çekersen, katil olacaksın ve o zaman sana yardım edemem tamam mı? Ben devletim, L.J.Senin için yapabileceğim bir çok şey var.
lj:Benim için yapabileceğin tek şey ölmek
polis:silahını bırak,silahını bırak dedim
kellerman:Sanırım bir dahaki seferi beklemen gerekecek, değil mi?
bellick:Bana b** çuvalından başka bir şey vermedin. Hiçbir şey yoktu orada.
adam:Tamam, anlıyorum adamım.Biraz daha zamana ihtiyacım var.
bellick:vaktin vardı.kızartmalarımı da ziyan ettin zaten.88i aç
adam:şef şef
mike:Merhaba,oda arkadaşım.Dövmem hakkında haklıydın.Bu bir yol aynen düşündüğün gibi.Ve gördüğün zamanı hatırlamanı istiyorum Haywire.Neye benzediğini hatırlamanı istiyorum.Bunu benim için yapar mıydın?
haywire:sen kimsin?
1*19
arkadaşlar 1*19 repliğini istiyorum. kaçırdım,seyredemedim.eğer repliğiniz varsa yazmanızı istiyorum.sizr iyi günler!!!!!!
1x18
mike:Scofield.Michael Scofield.
haywire:birşey çağrıştırmıyor
mike:Bir süre önce O.K. da tanışmıştık. 44. Hücrede.
haywire:O.K. da mı?
mike:Ortak Koğuşlarda.Memur Bellick, seni benim hücreme aldırmıştı.Bir dövmem var.Çizmiştin hani?Haywire, az da olsa sana tanıdık gelmiyor muyum?
haywire:Diş macunumu çalan herif sen misin?
mike:evet evet.diş macununu çalan benim
hemşire:Bay Scofield.
mike:hayır teşekkür ederim
hemşire:ilaç almak zorunludur.Dr. Tancredinin yazdığı hafifbir yatıştırıcı sadece. Hadi.
mike:o halde onunla ben konuşayım.Daha iyi hissediyorum.
hemşire:Öyle mi? Harika.Şimdi hapını al.
linc:L.J. ne planlıyordun sen evlat?
lj:rtık bana ne olacağı umrumda değil, tamam mı?Onlar kazandı.
Hep kazanacaklar.Sadece onlardan birini de benimle birlikte aşağı çekmek istedim.
linc:Veronica'yı ver bana.
veronica:lincoln
linc: Suçlamalar ne yönde?
veronica:Cinayet girişimi.Ayrıca üvey babası ve annesinin ölümünden de suçlanıyor.
linc:Sanırım kefalet söz konusu bile değil değil mi?
veronica:aynen.
linc:yapabileceğim birşey var mı?
veronica:Şu anda tek şansı, rüştünü ispatetmemiş biri olarak yargılanması.Ama biraz pişmanlık göstermesi lazım.Mahkemeye onu, korkmuş bir çocuk gibi göstermeliyim.Aklı şu anda nerelerde kim bilir, beni dinlemeyecetir.
linc:Beni dinler. Onu görmeliyim.
veronica:Lincoln, mümkün değil.
haywire:Haklıydın.Haplar yolu engel oluyor.Cehenneme giden bir yol bu.
]mike:tamam şunu al şunu da
haywire:olamaz gitmiş
mike:Bu yüzden düzeltmene ihtiyacım var.Bu yüzden orada önceden ne
olduğunu hatırlamana ihtiyacım var.
haywire:Bu kötü olmuş.Bir yolu bölemezsin.o zaman bir yere çıkmaz.
mike:Sucre'ye bir mesaj götürmeni istiyorum.İyi olduğumu ve boşlukları
doldurmaya çalıştığımı söyle.Ne demek istediğimi anlayacaktır.
kuzen:Boşlukları mı doldurmaya çalışıyorsun?
mike:sen aynen söyle lütfen
nickNeden vazgeçmiyorsun?
adam:Neden kiminle konuştuğunu hatırlamıyorsun? Ve de kim için çalıştığımı?Gözün Veronicanın üzerinde olsun.Bazen değil her zaman.Çünkü çok yakında, yaptığımız iyiliği, anlaşmamıza uymazsan geri çekmek zorunda kalacağız.
haywire:İnsanlara bir şeyler hatırlamalarını söylerken dikkatli olmalısın, Michael.Çünkü şimdi her şeyi hatırlıyorum.Beni nasıl tuzağa düşürdüğünü hatırlıyorum.Kendi kafana nasıl vurduğunu ve beni buraya geri gönderttin.Ve ayrıca bunu da hatırlıyorum.Yolu.Haritanı.Kaçışın
mike:ver onu bana yapma
haywire:Şimdi, bunu yırtayım mı?Yoksa bana tam olarak ne zaman ve nereden yapacağını söyleyecek misin?
mike:Bu hat kömür deposundaki kapaktan şuradaki boru hattına çıkıyor.Ve revire kadar uzanıyor.Böyle kaçacağız işte.Ama işleri ayarlamam için Deliler Koğuşundan çıkmam lazım.Buradan ayrıldıktan üç gün sonra gelip seni bodrumdan alacağım ve kaçacağız.
haywire:bana duymak istediğim şeyi söylüyorsun
mike:hayır söylemiyorum.Bizi buradan çıkarmama izin vermelisin.Bana güvenmelisin.
haywire:Eğer bir daha beni tuzağa düşürürsen, seni öldürürüm.
pope:Senin için bazı iyi haberlerim var, Linc.Nasıl olduysa, avukatının
dilekçesi kabul edilmiş.Ceza amirliği oğlunla bir saat görüşmene izin veriyor.Böyle bir hak tanındığını daha önce hiç görmedim, hiç.
linc:avukatım iyi desenize
pope:Hiçbir avukat bu kadar iyi olamaz.Ben yolculuk ayarlamalarını yapacağım.Ama bu normal bir gezinti gibi olmayacak.Ellerinden ve ayaklarından kelepçeli olacaksın. Silahlı adamlar olacak.Sorun istem |