Tüm Versiyonu Göster : Şerif Sezer


ÇAKIL85
27-04-06, 21:22
ankara devlet konservatuarı tiyatro bölümden mezun oldu.istanbul devlet tiyatrosunda oyuncusu.
şerif sezer beyaz gelincik dizisinde zehra hala rolünde.
benim çok sevdiğim oyunculardan biridir.
şerif sezerin herhangi bir dizi ya da filmde rol alması benim o diziyi ya da filmi izlememin nedenidir.
onun oyunculuğunu tarif etmek gerçekten çok zor.
kelimelere sığmaz diye düşünüyorum...
repliği olmasa da sadece baksa bile yeter....

ÇAKIL85
27-04-06, 21:31
filmleri

babam ve oğlum
yol
mustafa hakkında herşey
kayıp aşklar
asmalı konak (hayat)
güvercin
dedelerimi evlendiriken
hamam
hoşçakal umut
camdan kalp
kurşun adres sormaz
av zamanı
herşeye rağmen
hakkaride bir mevsim
bir günün hikayesi


dizileri
beyaz gelincik
asmalı konak
vasiyet
kampüsistan
çemberimde gül oya

ÇAKIL85
27-04-06, 21:34
Zorlu bir hayatın başrolünde

İstanbul Film Festivali'nin "En İyi Kadın Oyuncu"su Şerif Sezer, hayatı film gibi olan kadınlardan... Öyle bir film ki, yasak, engelleme ve gecikmelerle dolu. Ancak bir o kadar doğal, başarılı ve güzel...

İstanbul Film Festivali'nin açılış gecesi... Alkışlar dinmiyor... Sahnedeki uzun boylu, "şahane" kadının heyecanı tüm salona bulaşmış sanki. Pırıltılı konuşmalar yapmaya kalkışmıyor. Sesi titreyerek "Allahım, ne kadar heyecanlıyım" diyor, bir alkış daha kopuyor. Ve Türk sinemasının en özel yüzlerinden Şerif Sezer, kendisine en çok yakışan ödülü, "Onur Ödülü"nü alıyor. İki hafta geçmeden aynı sahneye bu kez "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü almak üzere çıkacağından haberi yok tabii...
Şerif Sezer'in hayatı başlı başına engellemelerle, yasaklamalarla, gecikmelerle dolu zorlu bir film... Az sayıda film, bol ödülle dolu "onurlu" bir yaşam onunki.
Mudanya'da başlar hikâye. Yaşsız kadınlardan Şerif Sezer, şöyle diyelim: Catherine Deneuve'le yaşıt. Üç kız kardeşin en büyüğü. Dedesinin koyduğu isminden, kendisiyle 'Kasabanın şerifi' diye dalga geçtikleri için yıllarca nefret eder. 20'sinde Paris'e gidip de 'Şeri' diye çağrıldığında barışır ismiyle.
İkiz kız kardeşlerinden birinin ölümüyle hayatı alabora olur. O 8 yaşındayken anne babası ayrılır ve annesi Ankara'ya gider. Babasının ailesi engellediği için 6 yıl göremez annesini. Uzun boylu, gösterişli bir kızdır. Küçük kasabada başa beladır bu. Bir an önce evlensin isteyen amcası dikiş kursuna gönderir onu.

İlk kaçış, ilk heves...
Bu arada annesi bir arkadaşı vasıtasıyla kızına ulaşır. 14 yaşındaki Şerif, bütün cesaretini toplar, nüfus kâğıdını ve ilkokul diplomasını alıp annesinin yanına kaçar. "Annemin yanındayım, dönmeyeceğim" diye bir telgraf gönderir babasına da.
Ortaokul yaşı geçmiştir tabii. Küçüklerle okumaya çekindiği için kız enstitüsüne yazılır. Çok akıllı ve çalışkandır. Sonunda bir öğretmeninin teşvikiyle yandaki ortaokula gider, müdürün karşısına çıkar ve "Ben burada okumak istiyorum" der. Deli gibi çalışıp sınavlara girer ve orta üçe gitmeye hak kazanır.
Oyunculuk gibi bir hayali hiç yoktur o yıllarda. Bir gün konservatuvarda sahnelenen "Anne Frank'ın Hatıra Defteri"ne davetiye geçer eline. Oynayan Işık Yenersu. Hem oyun hem okul büyüler onu. Cebeci'den her geçişinde binaya bakmaktan boynu tutulur neredeyse... Lise ikiye geçtiğinde kazanır sınavı ve hemen yatılı olarak konservatuvara başlar.

Paris'te geçen 6 yıldan sonra
Konservatuvar yılları rüya gibidir... Efsane hocalar, gece gezmeleri... Okul çevresinde Siyasal'da okuyan bir gençle tanışıp evlenir. Mezun olunca Paris'e giderler. Kocası doktora yaparken Şerif Sezer de Fransızca öğrenir. Bir yandan evin geçimini sağlamak için otellerde çalışır, temizlik yapar, çocuk bakar, diktiği elbiseleri yazları Saint Tropez'de pazarda satar.
6 yıl sonra tatil için İstanbul'a gelir ve bir daha boşanmak için döner Paris'e... Ama onu Türkiye'de de dikensiz gül bahçesi beklemez. Devlet Tiyatrosu'nda kadro yoktur, Sheraton'da garsonluk yapar 4 yıl.
Bu arada Paris'teyken tanıştığı Azmi Arna ile ikinci evliliğini yapmıştır. Sahneye çıkamadığı için çok mutsuzdur. İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda kadro çıkar çıkmaz otelde kazandığının dörtte birine güle oynaya razı olur. Sene 1979'dur ve epey zaman kaybetmiştir sahnelerden uzakta... Kamera cazip gelmez o günlerde. Arkadaşı Sinan Çetin'den gelen ilk rol teklifini kabul etmez. Derken "Bir Günün Hikâyesi"ni önerir Çetin ve bu kez razı eder Şerif Sezer'i. Ve tiyatroya vurulduğu gibi sinemaya tutulur bu kez.

'Sevincim kursağımda kaldı'
Bir ödüller, bir de yasaklar damga vurur sinema kariyerine. İlk filmi, 12 Eylül yüzünden uzun süre gün ışığına çıkamaz. Ama Zeki Ökten montaj stüdyosunda filmi görür ve Şerif Sezer'in fotoğraflarını Isparta Cezaevi'nde yatan Yılmaz Güney'e götürür. Böylece Sezer'in sinema macerası belki de başlamadan bitecekken efsane "Yol" çıkar ortaya.
Film Cannes'da ödül alır, ama oyuncuların hiçbiri yurtdışına çıkamaz, uzun süre izleyemezler filmi. Türk izleyicisi ise 17 yıl sonra görebilecektir "Yol"u sinemalarda. Hemen ardından "Hakkari'de Bir Mevsim" gelir. Sezer, Berlin'de Gümüş Ayı alan filminin galasına yetişmeye çalışırken Emek Sineması'ndan kendisine doğru yürüyen insanları gördüğü anı hiç unutmaz. Albaylar durdurmuştur galayı. "Sevincim kursağımda kaldı. Onlar benim en güzel filmlerim. O keyfi yaşatmadılar bize" diye anlatır o dönemi.

Çağan Irmak'ın 'divası'
Bu arada kızı Deniz dünyaya gelir ve sinemaya uzun bir ara verir. 1988'de ona Ankara Film Festivali'nden hayatının ilk 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülünü kazandıracak "Herşeye Rağmen"de, ardından da "Camdan Kalp", "Av Zamanı" gibi iz bırakanların da olduğu 10 kadar filmde daha oynar. Ancak onun asıl 'yeniden doğuşu' "Asmalı Konak"la olur.
Dizi ona hem çoktan hak ettiği şöhreti, hem de kendisinden 'divam' diye söz eden Çağan Irmak'ı kazandırır. "Mustafa Hakkında Herşey"i, "Çemberimde Gül Oya" ve ona "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü kazandıracak "Babam ve Oğlum" izler.
Dizi ve filmleri popüler olurken, o gizlenmeyi, öne çıkmamayı tercih ediyor. Heyecanlı, hatta utangaç biri. İsteği, göze batmadan hayatın içine karışmak. Her zamanki gibi pazara, sinemaya gidiyor. "Doğal olmayan hiçbir şeyi sevmez" diyor dostları onun için. Kilo almaktan korkar, sağlıklı beslenir, sahilde yürümeyi severmiş. Baharda Sapanca'da ağaçtan meyve toplarken, yazları Gümüşlük'te kanasta oynarken karşılaşabilirsiniz onunla. Olanca samimiyeti, sadeliği ve "gerçek"liğiyle. Filmlerindeki gibi tıpkı... Çünkü "kamera aynadan daha şeffaf" ona göre.

Milliyet Gazetesi - 26.04.2006

ÇAKIL85
27-04-06, 21:36
O kadın sen miydin

Film Festivali’nin kapanış töreninde Gerard Depardieu, Şerif Sezer’in Yol filminde oynadığını öğrenince boynuna sarıldı.

Bu yıl 25’incisi düzenlenen İstanbul Film Festivali’nde onur ödülü alan Gerard Depardieu, Fransız Sarayı’nda verilen davette Şerif Sezer’le yan yana geldi. Festivalde "Babam ve Oğlum" filmindeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Sezer’in, Yılmaz Güney’in "Yol" filminde oynadığını öğrenen Depardieu, Sezer’in boynuna sarılarak "O kadın sen miydin" dedi.

Uzun zaman oldu

Davete katılan Erkan Özerman, Şerif Sezer’i, "Cannes’da ödül alan ’Yol’ filmindeki karlı havada donarak ölen kadın oyuncu" diye tanıttı. Bunu duyan Depardieu, Sezer’e büyük yakınlık gösterdi. Ünlü oyuncu, yıllar sonra tebrik ettiği Sezer’e "Yol filmini beğenmiştim. Çok uzun zaman oldu" diyerek duygularını dile getirdi.

Hürriyet Gazetesi - 17.04.2006

GeLiNcIk88
27-04-06, 21:36
http://img138.imageshack.us/img138/5013/serifsezer017ax.jpg

http://img138.imageshack.us/img138/4396/serifsezer024xe.jpg

ÇAKIL85
27-04-06, 21:43
aldığı ödüller


1.ankara film festivali
en iyi kadın oyuncu(herşeye rağmen)

11.adana altın koza film festivali
en iyi yardımcı kadın oyuncu(hamam)

10.ankara film festivali
en iyi yardımcı kadın oyuncu(hamam)

2004 siyad ödülleri
en iyi yardımcı kadın oyuncu(mustafa hakkında herşey)

10.sadri alışık ödülleri
en iyi yardımcı kadın oyuncu(mustafa hakkında herşey)

ÇAKIL85
27-04-06, 21:50
Zamansız bir kadın Şerif Sezer

"Yol", "Camdan Kalp", "Hakkâri'de Bir Mevsim", "Hamam", "Babam ve Oğlum"... Yıllar geçiyor, Şerif Sezer yardımcı kadın oyuncu rollerini oynamaya devam ediyor. Serzeniş değil bu, o oynamak için hem heyecanlı hem de hâlâ genç.

Özlem Altunok

Dergi 19.03.2006
KAMERA BANA DİYOR Kİ...

Kamera aynadan daha şeffaf ŞERİF SEZER' e göre. "Beğenilme arzunuzu, kuşkunuzu, gözünüzdeki ışıltıyı derinlemesine çekiyor." diyor. Bu yüzden nasıl göründüğünü değil, nasıl oynadığını önemsiyor. İddiasızlık değil bu, "Yol"u uzun, devam ediyor...



Özlem Altunok



Şerif Sezer gibi güzel ve zamansız bir kadının yaşını belirtmeye ne gerek var acaba? Aklımdan geçen cümle bu. Elbette bu gizli bir bilgi değil, ayrıca zaten Şerif Sezer de yaşıyla ve nasıl göründüğüyle çok da ilgilenmiyor. Benimkisi, onu kendisi üzerine kurulu bir hikâyede değil, hep anne, teyze rollerinde görmek, hep en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü alırken izlemekten şikâyetçi olmakla ilgili bir kafa karışıklığı. Seyirci onu daha çok, "Asmalı Konak", "Çemberimde Gül Oya" dizileri ve "Babam ve Oğlum" filmiyle tanıdı. Bu röportajın gerekçesi de SİYAD'dan aldığı yeni bir "yardımcı kadın oyuncu" ödülü. En iyisi siz bu yazının girişini unutun ve Şerif Sezer'i biraz daha yakından tanıyın. Belki siz de benim gibi onu bir başrolde görmek istediğinize karar verirsiniz...

-"Asmalı Konak", "Çemberimde Gül Oya", "Babam ve Oğlum". Üç yapım da çok ilgi gördü ama siz bu üç yapımda rol alıp da en iyi gizlenenlerdensiniz sanırım...

Ben işimi yapayım ve sonrasında da rahat edebileyim istiyorum. İnsanın bir tane hayatı var, yaptıkları ettikleri de belli. Bunları her seferinde ayrı kişilere anlatmak sıkıcı geliyor. Öyle evde oturup saklanmaktan da hoşlanmam. Göze batmadan herkes gibi hayatın içinde olayım, sinemaya, alışverişe gideyim istiyorum.

-"Bir tane hayatım var" dediniz. Geçmişinize bakınca da önce yaşamayı sonra oyunculuğu tercih ettiğiniz söylenebilir mi? Mesela konservatuvarı bitirdikten sonra Fransa'ya gitmiş, uzun süre oyunculuk yapmamışsınız...

İşimi çok seviyorum ve bu konuda hırslıyım, ama pek yansıtmıyorum sanırım. Daha doğrusu bir şeyleri elde etmek için tırmalamıyorum, kendiliğinden fark edilmek istiyorum.

- Okula geç başlamışsınız, oyunculuğa ve sinemaya da. Bir geç kalmışlık hissi veriyor mu bunlar size?

Doğru. Mutsuz bir çocukluğum oldu. Annemle babam ben küçükken ayrılınca biz babamın yanında, Mudanya'da kaldık. İlkokulu bitirdikten sonra okumama izin vermediler. Ben de 14 yaşında annemin yanına, Ankara'ya kaçtım. Ortaokula da 14 yaşında başladım. Sinemaya başladığım zaman da sinemada bir gerileme dönemi vardı zaten, sonradan da oynamak istediğim roller benim için genç kalmaya başladı. Yaptığım işlerle ilgili de başımıza çok şanssızlık geldi. "Yol" ve "Hakkâri'de Bir Mevsim" filmleri uluslararası başarı kazandığı halde, biz burada o sevinci yaşayamadık. Filmler Cannes'da, Berlin'de ödül aldığı halde burada kimse seyredemiyordu. Biliyorsunuz, "Yol" ancak on yedi sene sonra Türkiye'de gösterildi. Hiç unutmuyorum, 80 sonrasıydı, oyundan çıkmış Emek Sineması'nda "Hakkâri'de Bir Mevsim"in galasına yetişmeye çalışırken, sinemada olması gereken insanların bana doğru yürüdüğünü gördüm, meğer galayı iptal etmişler. Bunları emeğim, sevincim kursağımda kaldığı için affedemiyorum.

- Peki, oyunculuğa nasıl ve ne zaman bulaştınız?

Ortaokuldayken elime bir oyun davetiyesi geçti. Oyun "Anne Frank'ın Hatıra Defteri"ydi ve Işık Yenersu oynuyordu. Işık'ı gördüm, kadroyu, okulu, öğrencileri gördüm ve "Ben burada okumalıyım, başka bir şey istemiyorum." dedim. O ana kadar, öyle bir yeteneğim olduğunun farkında değildim.


DİKİŞ DİKERİM, ELBİSE SATARIM...


- Konservatuvarı bitirdikten sonra da hemen Fransa'ya gitmişsiniz. Oyunculuktan bir şekilde uzak düşmüşsünüz yine...

Evlendim ve Fransa'ya yerleştik. Orada tiyatro okuluna gittim, ama profesyonel anlamda hiçbir şey yapmadım. Fransa gibi bir ülkede yaşamak, geçinmek gerçekten çok zor. Altı sene yaşadım ve çocuk bakıcılığından garsonluğa, temizlikçilikten dikişçiliğe pek çok işte çalıştım. Bir İstanbul ziyaretimde dönmek istemediğime karar verdim, ama Devlet Tiyatroları'nda yerleşik kadro olmadığı için bir süre yine tiyatro yapamadım.

- Ve yine başka işlerde mi çalıştınız?

Evet, dört yıl boyunca Sheraton Oteli'nde garsonluk yaptım. Elimden her iş gelir yani... Dikiş dikerim, elbise satarım, garsonluk yaparım...

-Sonra DT'ye giriyorsunuz ve 80'de Sinan Çetin'in "Bir Günün Hikâyesi" filmiyle sinemaya başlıyorsunuz...

Evet, Fransa'dan yeni dönmüştüm. Sinan'ın ilk eşi yakın arkadaşımdı, o vesileyle tanıştık ve ilk filminde rol aldım. Çekimler bitti ve 12 Eylül oldu, film bir süre ortaya çıkmadı. Zeki Ökten montajda beni görünce Yol için düşünmüş, Sinan'ın çektiği siyah-beyaz fotoğraflarımı o sırada Isparta Cezaevi'nde yatan Yılmaz Güney'e götürmüş...

- "Yol"un çekim süreci nasıldı?

Yılmaz Güney'le hiç karşılaşmadım, iletişim halinde bile değildik o zamanın koşullarında, ama elimizde kapsamlı ve çok iyi bir senaryo vardı. Filmin montajı Fransa'da yapıldı, ne ben, ne Tarık, ne de Halil, hiçbirimiz dışarıya çıkamadık. Filmin Cannes'a gideceğini duyduk, sonra bir anda ödül, sevinç, ama ne yaptık, nasıl bir film çıkardık, biz burada kalanlar bunu uzun zaman bilemedik.

- Pek çok önemli filmde rol aldınız. Yol, Hamam, Camdan Kalp... Pek çoğu da ödüllü, ama genelde hep yardımcı kadın rolleri bunlar. Neden Serra Yılmaz, Füsun Demirel gibi siz de hep önemli ama gerideki rollere uygun görülüyorsunuz?

Aslında bu, her zaman böyleydi. Sizin yaşınızda biri için pek başrol yazmıyorlar. Yapımcılar, reyting ya da gişe için daha bildik ve çekici isimleri öne çıkarıyorlar. Onlara göre iyi film güzel, genç kadınla, yakışıklı erkekle oluyor. Burada oyuncuya düşense "Ben nasıl görünüyorum"u atlatabilmek. Kamera öyle bir şey ki, her şeyinizi sandığınızdan çok daha net ve derinlemesine alıyor, gözünüzdeki o pırıltıyı, beğenilme arzunuzu, kuşkunuzu... Siz samimi olmazsanız onun bin kat fazlasını gösteriyor.

- Erkekler, sizce bu konuda daha şanslı değiller mi?

Evet ya, Halil Ergün'e baksanıza hâlâ jön oynuyor, çok kıskanıyorum.

- Evet, bir dizide. Dizi açısından sizin de şansınız açık ama...

Evet, birçok dizide oynadım, ama içinde olduğum işler beni utandırmasın istiyorum. Artık herkes akşamları televizyonun başında ve pek çok şey diziler aracılığıyla konuşuluyor. Bizler için de iyi, çünkü para kazanıyoruz.


KÜS TEYZE'NİN KARİZMASI...


-Şu sıralarda "Beyaz Gelincik"te kötü kalpli bir halayı oynuyorsunuz?

Evet, kötü ama kendince insaflı bir kadın. Doğru dürüst hikâyeler ve projeler olduğu sürece dizilerde oynamaya devam edeceğim.

- Yine de sinema son dönemde sizi daha çok heyecanlandırıyor galiba?

Kesinlikle. Daha iyi filmler, daha iyi rollerde oynayacağımı düşünüyorum. Çağan yeni bir film çekecek, onu bekliyorum. Yine değişik bir rol. Zaten "Babam ve Oğlum"da Küs Teyze'yle karizmayı çizdirdim, oysa "Çemberimde Gül Oya"daki Sultan karakteri ne hoştu...

- Çağan Irmak size "O benim divam" diyor ama...

E, biraz abartıyor. Birlikte güzel çalışıyoruz ve birbirimizden ne alacağımızı iyi biliyoruz.

- Farklı kuşaklardan pek çok yönetmenle çalıştınız, 12 Mart'ı, 12 Eylül'ü gördünüz. Dışardan bakınca "Babam ve Oğlum"u nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Çemberimde Gül Oya"da 12 Eylül'ü yoğun biçimde işlemiştik. Filmde darbe daha geri plandaydı. Ben Çağan'ın süreci insanın gözüne sokmadan, incelikli bir şekilde anlattığını düşünüyorum. Bir film ilk defa hem eleştirmenler hem de seyirci tarafından çok beğenildi. Bu da önemli bir kriterdi. l

Melal
27-04-06, 22:36
benimde en beğendiğim oyunculardan biridir özellikle babam ve oğlumda muhteşemdi tek kelimeyle hatta babam ve oğlumu iki kere sinemaya gidip izleme nedenlerimden biridir ama internette hakkında pek bir bilgi mesela kaç yaşındadır ve fazlada resim yok ama buldukça ekleyeceğim bende

gurbetci
28-04-06, 18:37
seneler evvel yol filminde izlemistim.hic konusmasa bile istedigini anlatan bir ifadesi vardi ve ben cok etkilenmistim.
seneler sonra cemberimde gül oyada tekrar dikkatimi cekti.sultan karakterini o kadar iyi oynadi ki onunla aglayip onunla güldük.
oynadigi her rolde bambaska kimliklere bürünen serif sezeri cok takdir ediyorum

gurbetci
04-05-06, 11:16
Çağan Irmak'ın gözde kadını


İstanbul Film Festivali Ödülleri'nde "Babam ve Oğlum" filmindeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü kazanan Şerif Sezer, ilerleyen yaşlarında da başrol oynayabilmek istiyor.




Kötü bir garsondu çok iyi oyuncu oldu

Tiyatro hayalleri suya düşünce evin ekmeğini kazanmak için uzun bir dönem garsonluk yapan başarılı sanatçı Şerif Sezer, 'O işte hep surat asıp durdum. Ama insanları çok iyi tanıdım' diyor.

Şerif Sezer tüm sinema sanatçılarımız arasında en sevdiğim, en yakınlık duyduklarımdan biridir. Onun bir erkek ismi taşımasıyla dalga geçmek için hep "Şerife" diye seslenirim. Çok uzun zamandır tanışırız, olasılıkla ilk filmini çektiği '70 sonlarından beri. Ama bir gazete söyleşisi için ilk kez bir araya geldik. Onu bilmem ama, ben çok mutlu oldum. 1946 doğumlu Şerif, Mudanyalı. Kökenleri Rumeli, Laz ve Gürcü karışımı. Demek ki o upuzun boy ve o bir ressama (elbette bir yönetmene de) sonsuz imkanlar tanıyan (ve bana kimi zaman Nuri İyem kadınlarını hatırlatan) yüz, böylesi bir karışımın sonucu. O kadar çok filmde Doğulu, Kürt kadınları oynadı ki... Ama Kürt kökeni yok. Ancak Doğu ile Batı'nın bir karışımı sanki. Bana vaktiyle rahmetli Onat Kutlar'n şöyle dediğini söylüyor: "Sen hem Kürt'e hem de Fransız'a benziyorsun!" 'YOL'

İLE GELEN ŞANS
Ankara Devlet Konservatuvarı mezunu Şerif'in sınıf arkadaşları arasında Arsen Gürzap, rahmetli Alev Sezer gibi isimler varmış. İlk eşinin kazandığı bir burs nedeniyle çok genç yaşta Fransa'ya gitmiş, Fransızca öğrenmiş ve Vincennes Üniversitesi'nde tiyatro derslerini izlemiş. O aralar, yine artık hayatta olmayan Mehmet Ulusoy'a başvurmuş: Onunla çalışmayı hayal ederek... Ama Ulusoy randevuya gelmeyince, Paris'te tiyatro yapma düşleri suya düşmüş. Ülkeye dönünce öncelikle eş değiştirmiş, yani yeniden evlenmiş (ama o artık sonuncusu olmuş). Onun işi dolayısıyla İstanbul'a gelince, Ankara'da tiyatro hayalleri de suya düşmüş. Ve "evin ekmeği" için çalışmaya başlamış, çeşitli işlerde... En uzunu da Sheraton'da garsonluk: Tam dört yıl sürmüş. "Kötü bir garsondum, mizacıma uygun değildi. Bana 'Hep gülümse, hep nazik ol' diyorlardı ama ben surat asıp duruyordum. Ancak o işte çok şey öğrendim, insanları çok iyi tanıdım." "Seni o hayattan kim çekip aldı?" diyorum. 1978'de, Ergin Orbey'in genel müdürlüğü zamanında devlet tiyatrosu bir tür af çıkarmış; tüm eski mezunlarını çatısı altına çağırarak... Hemen başvurmuş ve kabul edilmiş. Ama, kader ağlarını örüyor elbette ve tam o günlerde, Leyla Özalp aracılığıyla Sinan Çetin'le tanışıyor: İlk filmini yapmaya hazırlanan, projelerle dolup taşan bir yönetmen... Önce "Kum" projesi varmış. O olmamış, ardından "Bir Günün Hikayesi"yle sinemaya adım atmış. Ardından "Yol" filmi gelmiş. Erden Kıral işi bırakıp Şerif Gören aldıktan sonra, yeni oyuncular aranmış. Yine Sinan Çetin'in çektiği resimleri Gören'e ve olasılıkla hapisteki Yılmaz Güney'e ulaşmış. Ama tiyatroda iki oyun birden oynadığı için, önce "Hayır" demiş. Israr etmişler (demek ki kader ağlarını örmeye devam ediyor), o da sonunda izin alıp gitmiş.

FİLMDE DAYAK
O çekimleri unutmuyor. Bingöl- Elazığ arasında bir yerde dağlara çıkmışlar. Adam boyu kar... Ellerini yakın plandan çekerken, morarmış gözüksün diye karla oğmuşlar, o kayışla dövülme sahnesinde gerçekten dayak yemiş. Özellikle ayakları sık sık donma haline gelmiş. Yani Cannes'da Altın Palmiye alacak ve Türk sinemasının dünyada en ünlü filmi olacak yapımda oynamanın bedelini bol bol ödemiş! Sonrası, uzun bir sessizlik... Film ortada yok, Yılmaz kaçıp Fransa'ya sığınmış. Sonra aniden "sürpriz film" olarak çıkıp Cannes'da yarışıyor. Bir sabah kalkıyorlar ki, Altın Palmiye almışlar! Yıl 1982. "Sevinemedik bile... Ne gidebilmiştik ne de filmi görebilmiştik. Sonra kaçak video kasetleri geldi. İzledim, çok fena oldum. Tüm gece sahneleri o korsan kasette kapkaranlıktı." Ama bir yıl sonra Paris'e gitmiş, film hala sinemalarda. Dalmış sinemaya... Ve ilk kez filmin gerçek tadına varmış, çok mutlu olmuş: "Gözyaşları içinde izledim. Arkamda genç bir çift oturuyordu, 'Kadın ne iyi oynuyor' dediler. Bitince ödüm koptu, tanıyacaklar, 'Bir yıl geçmiş, kadın hala gelip filmini izliyor' diye düşünecekler sandım!"...

gurbetci
04-05-06, 11:17
Ödül almayı hiç beklemiyordum



Yol'un ardından "Hakkari'de Bir Mevsim" geliyor. O da dışarda ödüllere boğulan ama ülkemizde ancak yıllar sonra gösterilebilen bir film... Sonra beş yıl kadar boş oturma. Arada "Her Şeye Rağmen", "Camdan Kalp" gibi harika filmler.. Az, ama öz film yapmada Şerif kadar şanslısı olmuş mu acaba? "Evet, çok şanslıydım. Rol filan reddetmedim, geleni oynadım. Ama hep iyi şeyler geldi. Kabul etmediği tek proje, Atıf Yılmaz'ın "Mine" siymiş. O sıralarda "İkincil bir rol" istememiş (rolü sonra Hümeyra oynamıştı).

GENÇLERİN KRALİÇESİ
Aslında hep köylü kadını oynamaktan mutlu olmamış: "Örneğin Fehmi Yaşar 'Camdan Kalp'i getirdiğinde, ben kentli kadını oynamak istedim. Deniz Gökçer'in oynadığı rolü... Dans eden, şarkı söyleyen modern bir kadın. Ama Fehmi bastırdı. Ben istemeye istemeye, yine hizmetçi kadın oldum. Ama sonradan en sevdiğim rollerden biri oldu." Şansı hep sürmüş. Ferzan Özpetek de ilk filmi "Hamam" için yine onu seçmiş. Toplam 15 kadar film yaptığını, yarıdan çoğunun ilk filmini yapan yönetmenlere ait olduğunu söylüyor. O sanki genç yönetmenlerin kraliçesi... Üst üste o kadar çok ödül aldı ki... O ilk ödüllerini "Her Şeye Rağmen'" ve "Hamam"la almıştı. Şerif'e son zamanlarda ödülleri nedeniyle hep takılıyorum, "Evde koyacak yer kaldı mı?" diyerek... Ama son dönemde iki filmle tam beş ödül aldı. Biri İstanbul festivalinden aldığı Onur Ödülü olmak üzere, iki Sİ- YAD, bir Antalya, bir de İstanbul ödülleri var. Sonuncusu baş kadın ödülü üstelik... Ve "Babam ve Oğlum"la "En İyi Kadın Oyuncu" ödülü alması eleştirildi, örneğin Hıncal Uluç buna karşı çıktı. Ne diyor?

GÖNLÜ SİNEMADA
"Hıncal'ın yazısını okumadım. Doğrusu ben de bu ödülü hiç beklemiyordum. Ama böyle değerlendirmeler oluyor. Birkaç yıl önce yine İstanbul festivalinde Serra Yılmaz, Ümit Ünal'ın 'Dokuz' filmi için aynı ödülü almıştı, o zaman da eleştirenler olmuştu..." Şerif şu sıralarda atv'de yayınlanan "Beyaz Gelincik" adlı dizide oynuyor. Çok iyi reytingler alan diziyi ve oradaki rolünü de çok seviyor. Ama yine de gönlünün sinemada olduğunu saklamıyor. Peki, 25-26 yıllık bir kariyerden sonra, Şerif Sezer sinemadan ne bekliyor? "Ben sadece çalışmak istiyorum. Oyunculuğu çok seviyorum, çok mutlu oluyorum kamera karşısında ve bunu hep sürdürmek istiyorum. Gerçi bir özlemim yok değil. Keşke bizde de, Batı'daki gibi belli yaştaki oyuncular için de başroller olsa... Ama sorun değil. Rol güzelse, eğlenceli bir şeyse, bana imkan veriyorsa, büyük- küçük önemi yok." "Çok güzel bir kızın var. Senin gençliğine benziyor mu, bilmiyorum?" "Benziyor, yani o kendisi benzetmiyor ama... O da oyunculuk okuyor, Mimar Sinan'da ikinci sınıfta." Ana-kız olarak klasik ters düşmeler dışında, çok iyi anlaştıklarını ve kızının da aynı mesleği seçmesinden son derece mutlu olduğunu söylüyor.

Çağan, oyuncusuyla en iyi ilişki kuran yönetmen



Son dönemde onun fetiş yönetmeni Çağan Irmak. Önce TV dizileri: "Asmalı Konak", sonra "Çemberimde Gül Oya". Çağan'ın ilk filmi sayılabilecek olan "Mustafa Hakkında Herşey". Ve de elbette "Babam ve Oğlum"... "Çağan'la çok iyi anlaşıyoruz. Birbirimizin ne istediğini, ne düşündüğünü hemen anlıyoruz. Onun filmlerinde değişik kadınlar oynadım. Ama hiçbiri bana yabancı değildi. Tüm o kadınları tanıyordum, biliyordum. 'Mukadder' kadar 'Gülbeyaz' da bendim. Ayrıca Çağan çok iyi bir oyuncu yönetmeni. Benim tanıdığım bütün yönetmenler içinde oyuncusuyla en yakın ilişki kuran, işbirliği yapan yönetmen." Tüm filmlerinde hep farklı lehçeler konuştu Şerif. Bir zamanlar filmler sonradan seslendirilirdi. Ama son 10-15 yılda artık sesli çekim yapılıyor. Peki, zorlanmıyor mu? Örneğin "Babam ve Oğlum" un o çok tipik Ege aksanında? "İyi bir kulağım var benim. Ayrıca Mudanyalıyım ve Ege aksanına yakınım. Bizde de 'Gidiyom, gelive, gidive' diye konuşulur, o kadar belirgin olmasa da. Ayrıca Çağan büyük bir titizlikle tüm konuşmaları kağıda döktü." Sezer, filmin o ünlü kollarını açma sahnesinin ilk senaryoda olmadığını, Çağan'ın onu sonradan eklediğini söylüyor. Sonra eşeğe binme sahnelerinde zorlandığını ekliyor: "Çocukken Mudanya'da dağa giderdik, babaannem bile binerdi, ben de binerdim. Ama unutmuşum. Çocukken kolay, şimdi semere bile sığmıyorum. Çağan 'Otur' dedi, onu hiç beceremedim. Sonra düz bindim. Bir de Fikret (Kuşkan) azdırdı eşeği, koşturuyor, o sakin hayvan dıgıdık dıgıdık koşuyor. Çekimler bitince 'Yarabbim, düşmeden bitti' dedim kendi kendime". Sezer, Çağan'ın yeni projelerinde de olacağını ekliyor.


http://www.sabah.com.tr/2006/04/30/cpsabah/im/9B597A38C27C2B4AB74F64CAb.jpg http://www.sabah.com.tr/2006/04/30/cpsabah/im/EB758B4ECDF1174ABBBC7AADb.jpg http://www.sabah.com.tr/2006/04/30/cpsabah/im/AA58FD787D35C8488B7C83B9b.jpg

kaynak sabah gazetesi

sarjaleti
24-06-06, 02:06
mustafa hakkında herşeyde filmin sonundaki fikret kuşkanla diyalogları o kadar duygulu söylemiş ki tüm sözler adeta filmi yeni izlemişim gibi aklımda şu an.

NurgulPACINO
28-06-06, 13:25
bu kadın müthiş bi oyuncu..babam ve oğlumda zaten enfesti oyunu.mustafa hakkında herşey de o titradı yok mu bitiğim andı.çok yaşayarak oynuyo.
hamam filminded çok iyidi.bayılmıştım

e-c-e-m
01-07-06, 21:47
Bu resmi google da arama yaparken buldum.Burda da göremeyince sizlerle paylaşmak istedim.

http://img70.imageshack.us/img70/1733/0168935007su.jpg (http://imageshack.us)

*mine*
01-07-06, 22:22
bu kadın müthiş bi oyuncu..babam ve oğlumda zaten enfesti oyunu.mustafa hakkında herşey de o titradı yok mu bitiğim andı.çok yaşayarak oynuyo.
hamam filminded çok iyidi.bayılmıştım
bencede haklisin ya keske kk dizisinde devam oynasaydi cok ama cooooooook güzel oynuyo keske herkes onun gibi oynaya bilse

ÇAKIL85
03-07-06, 11:48
zehra-samur klibi

bu ne sevgi ah bu ne ızdırap:)

http://**********.de/files/24490325/zehra-samur__ak_l85.wmv.html


iyi seyirler:)

merlystreep
07-07-06, 09:52
'Türk Sinema-sında Kadın Oyuncular' sergisi, 40 aktrisin farklı jest ve mimiklerini izleyicilerle buluşturuyor
http://img133.imageshack.us/img133/3091/357jz.jpg (http://imageshack.us)

leventci
28-07-06, 14:21
müthiş mükemmel bir oyuncu. onun gibi bir oyuncuya yorum yapmak bize düşmez ama yinede bir kaç şey söylemek isterim..asmalı konakta da çemberimde gül oyada da babam ve oğlumda da mustafa hakkında herşeyde de izlediğim bütün dizi ve filmlerinde muhteşemdi. kırık kanatlarda küçücük rolünde bile o kadar güzel onamıştı ki...hayran olmamak elde değil..ama ben şahsen en iyi çemberimde gül oya da olduğunu düşünüyorum..oynadığı karakter bakımından da patlatılacak bir roldü..nitekim patlatmıştıda..o sultan yok mu, nasıl bir kadındır öyle..onu yazan çağan ırmağa da helal olsun..ona can veren şerif sezere daha çok helal olsun..ne demeli? diyecek söz yok..çemberimde gül oya da bir sahnesinde hele dumur olup kalmıştım.bu nasıl bir oyuncudur diye.. mehmet tutuklandıktan sonra olan sahnesi..yurdanurla olan..yurdanur arabanın peşinden koştuktan sonra..neyse izleyenler bildi..o nasıl bir ifadeydi yüzünde..nasıl vakur bir tavırdı..hayran kalmıştım..tabi zarifeyi korumak için ibrahimin üzerine yürüdüğü sahnede müthişti..hepsi müthişti aslında...

özzz
28-07-06, 17:13
her role uygun yaw

deadly_angel
28-07-06, 18:37
Gerçekten çok başarılı bir oyuncu.Oynadığı her film başarıdan başarıya koşuyor.Özellikle Babam ve Oğlumdaki performansı çok güzel.İzlemeyenler için tavsiye ederim

oslemm
28-07-06, 18:46
müthiş mükemmel bir oyuncu. onun gibi bir oyuncuya yorum yapmak bize düşmez ama yinede bir kaç şey söylemek isterim..asmalı konakta da çemberimde gül oyada da babam ve oğlumda da mustafa hakkında herşeyde de izlediğim bütün dizi ve filmlerinde muhteşemdi. kırık kanatlarda küçücük rolünde bile o kadar güzel onamıştı ki...hayran olmamak elde değil..ama ben şahsen en iyi çemberimde gül oya da olduğunu düşünüyorum..oynadığı karakter bakımından da patlatılacak bir roldü..nitekim patlatmıştıda..o sultan yok mu, nasıl bir kadındır öyle..onu yazan çağan ırmağa da helal olsun..ona can veren şerif sezere daha çok helal olsun..ne demeli? diyecek söz yok..çemberimde gül oya da bir sahnesinde hele dumur olup kalmıştım.bu nasıl bir oyuncudur diye.. mehmet tutuklandıktan sonra olan sahnesi..yurdanurla olan..yurdanur arabanın peşinden koştuktan sonra..neyse izleyenler bildi..o nasıl bir ifadeydi yüzünde..nasıl vakur bir tavırdı..hayran kalmıştım..tabi zarifeyi korumak için ibrahimin üzerine yürüdüğü sahnede müthişti..hepsi müthişti aslında...
çok haklısın arkadaşım düşüncelerimin hepsini sen yazmışsın birde çgo da hem ibrahimi hemde kendini öldürürkenki sözlerinde duygulnmıştım ve senin söylediğin gibi zarifeyikorumak için ibrahimin üzerine yürüdüğü sahne gerçektende müthişti

ehlocan
02-08-06, 10:57
Her oynadığı rolün hakkını veren gerçek bir sanatçı ...Ama Şerif Sezer deyince benim aklıma hep Yol filminin Zine'si gelirdi bu belki diğer rollerine haksızlık gibi ama yıllarca öyle hissettim taki Çemberimde Gül Oya'ya kadar artık Zine kadar unutulmaz Hancıların Sultan vardı ....

gül_ecem
05-08-06, 14:56
her rolün oyuncusu.böyle oyuncular kolay bulunmuyor.hangi bir dizisini filmini görsem harika işler çıkartıyor.kısacık üç saniyelik bir rolü olsa bile hayatımda görmediğim oyunculuklar sergileyebiliyor.iki günlük türk filmi senaryolu yapımlarda oynayan iki günlük oyunculara değil böyle oyunculara değer vermeliyiz bence.

D&C
05-08-06, 15:46
cok iyi bir oyuncu
http://www.iksv.org/film/i/2006/OdulSerifSezer.jpg

D&C
05-08-06, 16:16
http://img420.imageshack.us/img420/4093/bscap1007nf1.jpg

misskrueger
10-08-06, 13:05
http://img154.imageshack.us/img154/6412/9sc0245df9.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:06
http://img154.imageshack.us/img154/3466/9sc0247xp2.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:06
http://img153.imageshack.us/img153/7289/9sc0254pn8.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:07
http://img154.imageshack.us/img154/9785/9sc6023cp4.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:08
http://img153.imageshack.us/img153/3713/dscf0150as4.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:11
http://img154.imageshack.us/img154/33/012044cv3.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:12
http://img154.imageshack.us/img154/4928/dsc0366du0.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:15
http://img154.imageshack.us/img154/8731/dscf0153si6.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:17
http://img154.imageshack.us/img154/3020/dscf0174ro3.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:18
http://img149.imageshack.us/img149/1162/dscf0181zm2.jpg (http://imageshack.us)

platonikcd
10-08-06, 13:22
valla aldigi tüm ödülleri hakediyo bence!!!!:img-polic

gül_ecem
10-08-06, 14:15
valla aldigi tüm ödülleri hakediyo bence!!!!:img-polic
bence de hem de sonuna kadar.çemberimde gül oyadaki ve babam ve oğlumdaki performanslarını unutamıyorum.

gül_ecem
10-08-06, 14:16
ayrıca resimler çok güzel, teşekkürler

wioleta
23-08-06, 16:59
O Göztepe'li Şerif Sezer


Gül SÖKMEN


Birçok tiyatro oyunu oynadı, "Yol", "Hamam" ve "Camdan Kalpler" gibi pek çok filmde rol aldı… Sonra televizyon dizileri.. Başrol de oynadı, ama genelde yardımcı kadın rollerinde izledik onu. Ama yardımcı roller de olsa oynadığı her filme ya da diziye damgasını vurdu. Örneğin "Babam ve Oğlum" filminde biraz çılgın "küs teyze" rolü ile filmde bir şimşek gibi çaktı.. Aklı biraz kıt büyük oğlanı babasına doğru ittiği o sahneyi ve repliği unutmak mümkün mü? "Asmalı Konak"ta ezilmiş tipi, "Çemberimde Gül Oya"da ise yine ezik ama sonunda dimdik ayakta durup, kocasını bıçaklayan Sultan beynimize kazınmadı mı? "Beyaz Gelincik"te babasına, tüm ailesine "aşkı" nedeniyle nefret duyan ama her zaman bir "insan" tarafı olan hala olarak hem kızıp, hem takdir ettiğimiz tiplemesi ile alkış tuttuk oyuna…
Çağan Irmak O’nun için, "Benim Divam" demişti…Bir başka röportajda, röportajın yazarı, "Zamansız bir Kadın "diye yazmıştı…

Irmak’ın "Diva"sı, zamansız bir kadın nasıl olurdu ki?

Şerif Sezer’le Özgürlük Parkı’nda buluştuğumuzda "zamansızlığın" nasıl olduğunu anladık.. O, her zamanın insanıydı, her rolün insanı olduğu gibi… Divalığına gelince, evet bizce yalnız Çağın Irmak’ın değil, her yönetmenin "diva"sı olması gerekiyordu.. Tıpkı, "Yol" filminde Yılmaz Güney’in de divası olduğu gibi…

Şerif Sezer değişik bir "diva"… Kendine has kuralları olan bir star… Yok, öyle filmlerde Türkan Şoray kanunları falan koymuyor, zaten oynadığı roller de kanun konacak roller değil… Şerif Sezer kendi hayatına kurallar koymuş.. Örneğin, Şerif Sezer setlerde, kamera karşısında, tiyatro sahnesinde ne kadar artistse, özel hayatında o kadar sade bir vatandaş.. Sanatçılığını, tiyatro kulisinde, kameraların karşısında bırakıyor. Kapıdan çıktı mı, o Göztepeli Şerif Sezer…

Size ekranlarda, sinemalarda gördüğünüz "ödüllü" sanatçı Şerif Sezer’in yanı sıra Göztepeli Şerif Sezer’i tanıtmak istedik..



-Bir tane hayatım var diyorsunuz, nasıl bir hayat bu?

Eğer ben sokakta yürüyemiyorsam, eğer ben bir dolmuşa, otobüse binemiyorsam, sokakta bir dondurma yiyemiyorsam, bu hayatı satmak gibi bir şey. Hayatımı neden sanata satayım ki.. "Ben şöhretim" diye izole bir hayat yaşamak mı? Allah korusun. Ben örneğin Türkan Şoray gibi eve kapanıp kalamam… Eğer sanatsa sanat, eğer insanlar beni tanıyorsa tanıyor… Ama ben hayatımı yaşamalıyım. Bu hayat benim.



-Siz uzun yıllar Fransa’da yaşadınız, orada şöhretler nasıl yaşıyordu?

Uzun yıllar kaldım. Orada sanatçı hayatını izole etmiyor. Çarşıda, pazarda, yolda sinemada her yerde rastlıyorsunuz onlara.



-Özel hayatta da ulaşılamaz olmak bizimkilere mi mahsus?

Galiba, Avrupa’da herkes her yerde yalnız geziyor. Bizde adı sanı duyulmamış mankenler bile korumalarla geziyor… Bir yere çıkamamak, çıktığın zaman taciz edilme korkusu.. Ediliyorlar da, doğru ama; insanlar bir bakarlar, iki bakarlar, belki taciz de ederler, ama sürekli kendi aralarında seni görürlerse alışırlar Görmeyince merak ediyorlar..



-Siz çarşı-pazar da geziyorsunuz....

Ben 20 yıldır Kadıköy’de Göztepe’de oturuyorum. Başka bir yerde oturmayı da asla düşünmüyorum. Oturmadım mı, oturdum karşı yakada da bir süre. Ama Kadıköy bir başka… Ben "mahalle" olayını seviyorum, o da Göztepe’de var. Ben sokağa çıktığım zaman, bakkalım, manavım, kasabım, ayakkabıcımı görmek isterim. Ben 20 yıldır muntazaman Göztepe Pazarı’na giderim. Göztepe’de her esnafı tanırım, pazarda da her esnaf beni tanır, "Abla bu hafta benden alışveriş yapmadın" diye seslenecek kadar.. Bu yaşamaktır, bu var olmaktır benim için…Örneğin ben Bahariye’de çok yürürüm. Sinema dedim mi, benim için Bahariye vardır. Her yere arabayla gitmem. Göztepe’den Kadıköy’e çok yürürüm.



-Peki, haydi esnaf, pazarcı size alıştı diyelim, halk rahatsız etmiyor mu?

Bakıyorlar tabii. Beni televizyon dizisinde izleyenler bakıyorlar, ilgi gösteriyorlar. Bazen sıkacak kadar ilgi gösteriyorlar, ama her şeyin bir bedeli var. Bir de Allah’tan çabuk unutuyorlar. Bir de ekran seyircisi seni görüntü olarak tanıyor. Kim olduğumu, hatta çoğu adımı bile bilmiyor. İşte televizyon seyircisi böyle… Hatta çoğu dizideki karakterimle tanıyor, daha fazlasını değil. Ama eğer tiyatro ya da sinema seyircisiyseniz o başka. Onlar para veriyor bilet alıyor. Ve sizi o kadar dikkatli izliyor ki, sizin kim olduğunuzu biliyor. Sizi inceliyor, her şeyi biliyor. Ben onlara saygı duyuyorum. Ama öbür taraftan evine girdiğin bir seyirci var, sizi evinde izliyor, televizyondaki yansımanızla tanıyor… Onun için de sanatçı falan değil sadece o dizideki o kişisiniz, hepsi bu. Sizi sokakta bile dizideki isminizle çağırıyor, "Sizi gözüm bir yerden ısırıyor" diyor.. O zaman ben de, "Kim bilir, belki bir yerde karşılaşmışızdır" diyorum.



-Size "zamansız kadın" diyorlar, niye?

Bilmem, onu yazana sorun.



-Herhalde her rolü, her yaşı oynadığınız içindir. Öylesine formdasınız ki, spor yapıyor musunuz?

Tenis oynuyordum. İki yıldır dizimdeki bir rahatsızlık yüzünden oynayamıyorum. Ama öyle gidip salonlarda da spor falan yapmıyorum. Tenis güzel, mücadele ediyorsunuz, ya kazanıyorsunuz ya kaybediyorsunuz. Her işte bir amaç olmalı bence, benim yaşamım böyle. Kazansam da kaybetsem de mücadele etmeliyim, bu spor olsa bile..



-Sizin yaşamınız hep mücadelelerle geçmiş. Zorlu bir hayat yaşamışsınız, ama bu zorlukları aşıp, hep dimdik ayakta kaldınız. Sahi siz bunca sorunu nasıl aştınız?

Doğru insanlarla birlikte olduğum için herhalde zorlukları aşmayı bildim. Hep doğru insanlar karşıma çıktı. Şansım da buydu.



'Sultan beni öldürdü…'



-Biraz da sanat hayatınızdan konuşalım.. Bugüne kadar kaç ödül aldınız?

Saymadım ama 10’u geçmiştir. Sinemaya geç başladım ama hayli ödül aldım, eEn iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu olarak. En son da "Babam ve Oğlum"dan bir ödül aldım. Ama tiyatro oyuncusu olarak tiyatro adına hiç ödül almadım.



-"Babam ve Oğlum", "Asmalı Konak", "Çemberimde Gül Oya".. Ve Çağan Irmak…

Geçenlerde Çağan Irmak bana, "Aman ne olur artık benden bahsetme" dedi… Çağan Irmak, çok genç bir yönetmen ve çok takdir ediyorum.



-Sizin için ‘benim divam’ dedi…

Şimdi Çağan Irmak benim için bir şans. Her oyuncu yönetmenini seçemez ama her yönetmen oyuncusunu seçer. Çağan Irmak da filmlerinde dizilerinde beni seçiyorsa, bu benim için de şanstır. Son olarak bir DVD formunda filmler yapıyor. Benim için de bir oyun yazmış. Seve seve oynayacağım. Gerçekten benim için bir şans Irmak. Çağan Irmak’la çalışmak çok hoşuma gidiyor.



-Bugüne kadar birçok televizyon dizisinde rol aldınız. Ama son olarak "Asmalı Konak"da, "Çemberimde Gül Oya"da, "Beyaz Gelincik"te de hep ezilmiş, ama hırslı kadınları oynadınız… Bu üç rolden hangisini daha çok sevdiniz?

Hepsini severek oynadım. Ezilmiş kadını, hırslı kadını, intikam peşinde koşan kadını da.. Amaa, "Çemberim de Gül Oya"da bir "Sultan" var dı ki, o öldürdü beni..

-Bir de kameraların asla affetmeyeceğini, kameraların aynalardan daha net olduğunu söylüyorsunuz.



Evet kamera hiçbir şeyi affetmez. Asla affetmez. Kamera en küçük bir hatayı görür, gösterir, adeta gözüne sokar…Siz o rolün gerektirdiğini yapmazsanız kamera bunu sizin gözünüze sokar. Eğer köylüysen köylü olmalısın, şehirliysen şehirli…Siz görmeseniz de kamera bunu size gösteriyor… Ve kameranın gözünden hiçbir şey kaçmıyor.. Siz de doğruyu görüyorsanız eğer ortaya hep güzel şeyler çıkıyor.



Politika her yerde



-Biraz da politika desek, politikayla ilgilenir misiniz?

Hem de nasıl. Nasıl ilgilenmem ki, hayatımızın her yerinde politika var. Yediğimiz ekmekte, içtiğimiz suda bile politika var.



-Tiyatro, sinema, dizi oyunculuğunu bir kenara koyarak soruyorum, bugüne kadar çok ama çok çeşitli işler yapmışısınız, üstelik gurbet ellerde. Türkiye’de hayatınızı kazanmak için sanatın dışında çalışmışsınız, üstelik bir annesiniz. Sizce en zor işiniz neydi?

Annelik, her sanattan çok daha zor. Sonuçta bir insan yetiştiriyorsunuz. Benim kızım 20 yaşında, o da tiyatro okuyor. Çalışıyor çabalıyor. Deniz benim kızım, üzerine titriyorum. Annelik zor sanat…

Kaynak:Kadıköy Yaşam
Ağustos-2006

erten07
25-08-06, 19:14
Çağan Irmak' ın en gözde oyuncusu. bence çok başarılı

ehlocan
03-10-06, 17:41
http://img109.imageshack.us/img109/9016/erifgk1.png

hazell
05-03-07, 00:12
süper rol yapıor kadın ya babam ve oğlumda felan süperdi
hele beyaz gelincikte birick halamız o bizim:img-pilot

padawan
05-03-07, 13:43
Putu olsa tapacağım kişidir! Oyunculuğunu değerlendirmeye bile hakkım yok bence ama yine de birkaç şey söylemek isterim: hüznü en iyi yansıtan oyuncu. uzun anlamlı cümleleri gözleri dolu dolu söylemesi insanı çok etkiliyor. hele Yılmaz Güney'in Yol filminde öyle bir oynamıştır uzun süre etkisinden çıkamamıştım.. :img-yes:

A.Konak
05-03-07, 23:52
Asmalı Konak'ta da müthişti. Beyaz Gelincik'te de müthiş..

Hele bu geceki oyuncluğu ile bir kez daha ustalığını kanıtladı. Zaten hem Asmalı Konak olsun hem Babam ve Oğlum olsun orda da defalarca kanıtlamıştı ama bu gece çok etkilendim. Helal olsun..

ÇAKIL85
06-03-07, 13:56
http://img297.imageshack.us/img297/5475/bg60iz2.jpg (http://imageshack.us)

ÇAKIL85
06-03-07, 14:13
http://img90.imageshack.us/img90/7617/bg602dg3.jpg (http://imageshack.us)

ÇAKIL85
11-03-07, 23:06
http://img357.imageshack.us/img357/6313/cerenzehra603ng8.jpg (http://imageshack.us)

http://img266.imageshack.us/img266/8218/zehraceren602pe0.jpg (http://imageshack.us)

http://img169.imageshack.us/img169/705/cerenfeyyazzehrafo5.jpg (http://imageshack.us)

ÇAKIL85
13-03-07, 00:20
http://img341.imageshack.us/img341/6205/60zhracerenxf1.jpg (http://imageshack.us)

paçiii_melos
17-03-07, 10:40
25 yıl önceki 'ben'i hatırlaması çok hoş

atv'nin yeni dizisi 'Yersiz Yurtsuz'da Ferdi Tayfur'la başrolü paylaşan Şerif Sezer, "Başrolmüş, yan rolmüş önemli değil. Asıl önemlisi düzgün bir projede yer almak!" diyor. Geçen yıl Fransız aktör Gerard Depardieu'nun "Siz 'Yol' filminde donarak ölen kadın değil misiniz" diye sorması da Sezer'i doğruluyor.

'Yan hikayelerin başrol oyuncusu', Çağan Irmak'ın 'divası', küçük ama dev rollerin kadını, 10 saniyelik bölümden koca bir hikaye yaratan bir oyuncu Şerif Sezer... Geç keşfedilen, akan zamanla beraber erimeyip büyüyen, rollerini büyüten, yaşlandıkça gençleşen bir kadın o... "Zor yıllardı" diyor Sezer çocukluk ve gençlik yıllarını hatırlarken... Çok küçük yaşlarda anne ve babası ayrılmış, aile sorunlarından dolayı ortaokula geç başlamış, ilk evliliğiyle beraber Paris'e yerleşmiş, orada tiyatro kurslarına katılmış ama İstanbul'a döndüğünde uzun yıllar maddi sıkıntılar nedeniyle oyunculuk yapamamış... Garsonluktan tutun da aklınıza hayalinize gelemeyecek pek çok işte çalışmış. Yaşadıklarından da memnun... "O günlerde yaşadıklarımın oyunculuğuma çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Onlar benim biriktirdiklerim, şimdi harcıyorum. O yaşanmışlıklar sayesinde kendimi hep genç ve dinç hissediyorum" diyor. Yılmaz Güney'in 1982 yılında Altın Palmiye Ödülü'nü kazanan filmi 'Yol'da rol alan Şerif Sezer'i Türk izleyenleri 'Asmalı Konak' dizisiyle tanıdı. Oysa, Sezer'i çok daha önce keşfeden dünyaca ünlü bir aktör vardı: Gerard Depardieu...

* Gerard Depardiue, geçtiğimiz yıl, sizin de ödül aldığınız İstanbul Film Festivali'ne konuk olarak katıldığında, sizin çok beğendiği 'Yol' filminde rol aldığınızı öğrenince, gelip 'O Kadın siz miydiniz?' diye boynunuza sarılmış... Ne düşündünüz, ne hissettiniz o an ve sonrasında?
Gerard Depardiue benim gerçekten çok ama çok sevdiğim bir oyuncu. Aradan 25 sene geçmesine rağmen hâlâ 'Yol' filmini ve beni hatırlıyor olması çok gurur verici bir şey. Kendisi gerçekten insan olarak da çok sıcak. Sonra ödül gecesinin DVD'sini izlerken beni çok içten ve candan alkışladığını gördüm. Bu beni çok sevindirdi.

DİZİNİN HİKAYESİ ÇOK SICAK

* Yakında atv'de yayınlanacak olan 'Yersiz Yurtsuz' adlı dizide başroldesiniz. Bu kez yan rollerden sıyrıldınız. Oynadığınız karakterden biraz bahseder misiniz?
Kelimelere döküldüğü zaman bazen önemini kaybedebiliyor karakter, o yüzden onunla ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Seyrettikten sonra izleyenler yorumlarını yapmalı... Sıradan hayatlarını yaşayan geniş bir ailenin beklenmedik gelişmelerle değişen yaşamları anlatılıyor. Dizide iki yetişkin çocuğu olan Emrullah'ın (Ferdi Tayfur) karısı Meryem'i oynuyorum. Aile bağlarını, aşk ilişkilerini anlatan sıcak bir hikayemiz var.

* Ferdi Tayfur 18 yıl aradan sonra oyunculuğa geri döndü. Nasıl buldunuz bir tiyatro sanatçısı olarak Tayfur'un performansını?
Ferdi Tayfur'la ilk defa tanıştım ve ekranda göreceğiniz Ferdi Tayfur sizi çok şaşırtacak.

* Yapımcıların yeni gözdesi Güneydoğu oldu... 'Yersiz Yurtsuz' da Şanlıurfa'da çekiliyor...
Anadolu her zaman sinemanın gözdesi olmuştur. 'Yersiz Yurtsuz' Halfeti'de çekiliyor. Benim oynadığım çoğu proje İstanbul dışındaydı, o yüzden benim için değişik bir durum değil.

ZAMAN ÇALIŞARAK GEÇİYOR

* Geçen haftalarda çekimleri yine Urfa'da yapılan 'Yaralı Yürek' dizisinin setine baskın yapıldı, yönetmeni yaraladılar... Sizin rahatınız nasıl orada? Ve bu çirkin olayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beğenilmeyen bir şeye karşı duyguların bu şekilde belli edilmesi hoş bir durum değil. Eğer beğenmiyorsanız duygularınızı daha insani yollarla belli etmek gerekir. Setteki insanlara ve çok pahalı cihazlara zarar vermek herkes için üzücü oldu. Tabii bu tür olayları tüm Urfalılar'a mal etmemek gerekiyor.

* Urfa'daki yaşamdan, oradaki insanlardan, yaşam şartlarından bahseder misiniz?
Çekim aralarında neler yapıyorsunuz, nasıl vakit geçiriyorsunuz?
Biz Urfa'da yaşamıyoruz; Halfeti, Urfa sınırları içinde ama son derece turistik bir yer. Kasabada çok az insan yaşıyor. Kasabanın yarısı sular altında kaldığı için oradaki halk daha yukarılara göç etmiş. Çekimler sırasında hiç zorluk yaşamıyoruz, oradaki halk bize son derece yardımcı oluyor. Çok sıkı çalışıyoruz pek bir şey yapmaya fırsatımız yok. Çekim yaptığımız yerle, uyuduğumuz yer arasında 2 saatlik mesafe var. Zamanımız çalışarak ve yol yaparak geçiyor. Başka bir şeye hiç vaktimiz yok.

* 'Beyaz Gelincik'te de rol alıyorsunuz. Adana-Urfa arasında mekik dokuyorsunuz. Zor olmuyor mu?
Vakti iyi ayarladığınızda her şeyi yapmaya fırsat bulursunuz. Her iki tarafın da yönetmen yardımcıları programları o kadar güzel yapıyor ki, hiç zorluk çıkmıyor.

__

Benim için yan rol-başrol önemli değil

'Asmalı Konak'tan sonra 'Çemberimde Gül Oya' dizisinde, Çağan Irmak'ın iki filmi 'Mustafa Hakkında Her Şey' ve 'Babam ve Oğlum'da rol alan Şerif Sezer, şimdi de atv'nin yeni dizisi 'Yersiz Yurtsuz'da ünlü sanatçı Ferdi Tayfur'la başrolü paylaşıyor. Başrollerde gözü olmadığını söyleyen Sezer, bugüne kadar rol aldığı 'yan hikayelerin başrolü' olmaktan çok memnun. Tek derdi ise geriye dönüp baktığında rahatsız olmayacağı bir yapımda yer almak: "Benim için proje, senaryo, yönetmen ve düzgün bir projenin içinde yer almaktır önemli olan ve şimdiye kadar da hep çok iyi yapımlar içinde oldum. Geriye dönüp baktığımda rahatsızlık duyabileceğim hiçbir işte oynamadım. Benim için yan rolmüş, başrolmüş hiç önemli değil!"

http://www.sabah.com.tr/gny/gny108-20070317-200.html

wrat
15-04-07, 17:49
http://i50.photobucket.com/albums/f322/wrat/wrat_2/avzehra2.jpg

asprenas
15-04-07, 21:25
http://img243.imageshack.us/img243/520/41018490of9bk3.jpg

http://img527.imageshack.us/img527/3272/resim014pj8xj2.jpg

asprenas
15-04-07, 21:43
http://img158.imageshack.us/img158/1163/27048127ff4.jpg

asprenas
15-04-07, 21:45
http://img233.imageshack.us/img233/4016/dsc2208copyjv6kw7.jpg

gurbetci
23-04-07, 23:46
kirik kanatlardan bir iki kare serif sezer.
bu sahnede ben aglamaya basladim.nazli rolündeki özge özberk hapishaneye düsmüstü ve serif sezer de oradaki bir mahkumu canlandiriyordu.birden sandim ki özge özberk yeniden yurdanur olmus ve kosacak serif sezerin boynuna sarilacak sultan abla diye.bu cemberimde gül oya cok etkiledi bizleri gercekten:sad53:
resimler alintidir
http://img148.imageshack.us/img148/9596/bscap25895cw.jpg

http://img148.imageshack.us/img148/7913/bscap25949xu.jpg

http://img411.imageshack.us/img411/2126/bscap28337gr.jpg

http://img411.imageshack.us/img411/1871/bscap28905ia.jpg

ÇAKIL85
24-04-07, 14:00
gurbetçi
bu sahneyi aynı duygular içersinden izlemişiz
çgo çok güzel bir diziydi
çgo'yu bu kadar güzel yapan etkenlerden ikisi benim için sultan ve suna karakterleridir.
şerif sezerin oyunculuğunu ne kadar beğendiğimi söylememe gerek yok herhalde:img-yes:

kırık kanatları çok fazla takip etmedim
ama şerif sezerin konuk oyuncu olarak oynayacağını bildiğim için o bölümler izlemiştim
ve gözümde birden çgo nun sahneleri canlanmıştı:sad53:

resimler için teşekkürler:)

ébruli
25-04-07, 02:28
şerif sezer girdii diziye zerafet katıyo
bi başka hava var o her rolun altından kalkan hallerı benı bıtırıyor

Ceren&Ömer
01-05-07, 21:05
Oyunculuğu harika.Her rolün altından başarıyla kalkıyor.Önce Asmalı Konak,sonra Beyaz Gelincik,şimdi de Yersiz Yurtsuzla kalbimde taht kurdu.Ama ben onun Babam ve Oğlumdaki sahnelerini unutamam az gülmemiştim.

asprenas
06-05-07, 22:52
http://img413.imageshack.us/img413/9742/1004880ll8.jpg

gurbetci
06-05-07, 22:58
gurbetçi
bu sahneyi aynı duygular içersinden izlemişiz
çgo çok güzel bir diziydi
çgo'yu bu kadar güzel yapan etkenlerden ikisi benim için sultan ve suna karakterleridir.
şerif sezerin oyunculuğunu ne kadar beğendiğimi söylememe gerek yok herhalde:img-yes:

kırık kanatları çok fazla takip etmedim
ama şerif sezerin konuk oyuncu olarak oynayacağını bildiğim için o bölümler izlemiştim
ve gözümde birden çgo nun sahneleri canlanmıştı:sad53:

resimler için teşekkürler:)

rica ederim canim.bu konuda yalniz olmadigimi bilmek güzel :img-wink:
cemberimden gül oyadan birkac kare daha,son sahnesi
http://img527.imageshack.us/img527/7783/vlcsnap103420xz3.png
http://img527.imageshack.us/img527/9798/vlcsnap104118nn1.png
http://img91.imageshack.us/img91/839/vlcsnap104534ed6.png:sad53:

asprenas
06-05-07, 23:08
http://img258.imageshack.us/img258/493/482500667547ab47063uq6.jpg

asprenas
06-05-07, 23:16
http://img516.imageshack.us/img516/9808/482517347e5fafb0fa2dc5.jpg

asprenas
06-05-07, 23:21
http://img516.imageshack.us/img516/4387/4824724787799b6f8b1al6.jpg

asprenas
07-05-07, 21:53
http://img381.imageshack.us/img381/6100/482482312706c490d44un7.jpg

asprenas
07-05-07, 22:00
http://img381.imageshack.us/img381/5637/48249062629a1bcac61qt8.jpg

murat2007
09-05-07, 16:21
Kabuslar Evi Çizgisiz Zamanlarda harikaydı.... Türkiyenin en iyi oyuncusu o...Çok seviyorummm....

Gül Tuna
01-06-07, 13:19
Asmali Konagin Her Oyuncusu Gibi Onuda Severim Ama Zaten O Iyi Bir Oyuncu

gurbetci
14-06-07, 21:06
iki güzellik bir arada :)
http://i12.tinypic.com/4qt1nr5.png

mervve
16-06-07, 14:07
çok başarılı bi oyuncu bencede...asmalı konak,çemberimde gül oya,beyaz gelincik ,babam ve oğlumda ve şimdide yersiz yurtsuz süper bi oyuncu..:good: :good: :good: :good:

erten07
21-10-07, 09:58
http://img148.imageshack.us/img148/3691/img8972lij2.jpg (http://imageshack.us)

__FİLİZ__
21-10-07, 18:27
çok güzel bir kadın.harika rol yapıyor..mustafa hakkında herşeyde süperdi ve tabiki babam ve oğlum..erten07 resim süper..ekleidğin için saol..:happy0064

erten07
22-10-07, 19:21
http://img156.imageshack.us/img156/5664/img9229luu2.jpg (http://imageshack.us)

erten07
22-10-07, 19:26
http://img85.imageshack.us/img85/3929/erifslv3.jpg (http://imageshack.us)

dün akşam "saklı yüzler" film galasındaydı

funda2
05-12-07, 11:17
ULAK FILMINDEN

http://img479.imageshack.us/img479/2786/90179508zf7.th.jpg (http://img479.imageshack.us/my.php?image=90179508zf7.jpg)
http://img153.imageshack.us/img153/2513/27sb1.th.jpg (http://img153.imageshack.us/my.php?image=27sb1.jpg)
http://img479.imageshack.us/img479/4061/29um9.th.jpg (http://img479.imageshack.us/my.php?image=29um9.jpg)

deadly_angel
06-01-08, 01:26
Oyunculuklar ikinci sınıf ve roller kartondu

Usta oyuncu Şerif Sezer, Yeşilçam karakterlerini 'karton' bulduğunu söyledi: O dönemde oyunculuk diye bir şey de yoktu!..

http://img.sabah.com.tr/2008/01/06/gny/im/B997BCA00660B245A4700700r.jpg

Çemberimde Gül Oya', 'Babam ve Oğlum' gibi önemli dizi ve sinema filmleriyle öne çıkan usta oyuncu Şerif Sezer "Yeşilçam'ı reddediyorum" dedi. Katıldığı 'Kürşat Başar'la' adlı programda, Yeşilçam oyuncularını başarısız bulduğunu açıklayan Sezer, şunları söyledi: "Türk filmlerini, yazlık sinemalarda gazoz içerek izler, gülerdik. Son derece karton kişilikler, ikinci derece oyunculuklar, derinliği olmayan karakterlerdi."

FAKIR KIZ-ZENGİN OĞLAN AŞKI

Şerif Sezer sözlerine şöyle devam etti: "Hikayeler hep, fakir kız-zengin oğlan aşkı ya da tam tersi! Bir araba çarpar kör olur, bir araba çarpar gözleri açılır. Oyunculuk diye bir şey de yok. Her ne kadar bazı arkadaşlarımız göklere çıkarsalar da ben Yeşilçam'ı reddediyorum!" Sezer, Türk Sineması'nın oluşma sürecinin de Yılmaz Güney'in 'Umut' (1983) filmiyle başladığını belirtti. Yeşilçam'da yüzlerce filme imza atan Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit ise Şerif Sezer'in bu açıklamalarına katılmadıklarını söylediler.

Starlar ne dedi?

Karton değil hakikiydiler

FİLİZ AKIN: Türk Sineması 90 yıllık bir sinemadır. Sürekli gelişim gösteriyor olması da benim en büyük sevinçlerimden biridir. Türk Sineması'nın içinden biri olarak, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; bizim dönemin filmleri son derece samimi, sıcak, içten ve hakiki duygularla yapılmıştır. Hala bu filmlerin izleniyor olması da onların karton değil, halka yakın olduğunun ve ne kadar çok sevildiğinin birer kanıtıdır...

Tüm işler çok samimiydi

HÜLYA KOÇYİĞİT: Türk Sineması sürekli gelişim halinde. Genç yönetmenlerin ve oyuncuların hepsini çok seviyor ve tüm yüreğimle alkışlıyorum. Elbette bugün dünden iyidir, yarın da bugünden iyi olacaktır. Ama bizim dönemimizde yapılan tüm işler son derece samimiydi. Ne karton kişiliklere ne de kötü oyunculuk kalitesine katılmam mümkün değil. Aksine biz o yokluk içinde sadece oyunculuk aşkımızla başarılı olduk. 45 yıldır sinemanın emekçisi olarak yaptığım her işe sahip çıkıyorum. 'Hıçkırık', 'Samanyolu' gibi Yeşilçam filmleri yarın da aynı keyifle izlenecek.

Kaynak: Sabah / Günaydın

ÇAKIL85
02-02-08, 11:13
http://img238.imageshack.us/img238/1174/zpteialemuy3.gif (http://imageshack.us)

istanbulspence
09-02-08, 01:07
http://img238.imageshack.us/img238/217/4935982bu8.jpg (http://imageshack.us)

Kendi filmim 17 yıl sonra ülkemde




Şerif Sezer, başrol oynadığı "Yol" filminin Türkiye'de 17 yıl boyunca yasaklı kalmasını asla hazmedemediğini söyledi.


Şerif Sezer, başrol oynadığı "Yol" filminin Türkiye'de 17 yıl boyunca yasaklı kalmasını asla hazmedemediğini, sebep olanları da hiçbir zaman affetmeyeceğini söyledi.



Avrupa izlerken bize yasaklandı

Şerif Sezer, geçtiğimiz gün Ferhat Göçer ve Ömer Gedik'in sunduğu TV8'deki "Güzel Şeyler" programında, "Yol" filmini yasaklatanlara isyan etti. Yasağın kendi kariyerine de darbe vurduğunu belirten Sezer, ilk kez bu kadar açık
konuştu: "Film Altın Palmiye ve Gümüş Ayı dahil birçok ödül kazanmış. Avrupa'da kıyamet kopuyor, herkes seyrediyor, ama size seyrettirmiyorlar. Ben neden bütün dünyanın izlediği filmi 17 sene sonra kendi ülkemde görebileyim? Korkunç bir şey bu ve buna sebep olanları asla affetmeyeceğim. Belki film ülkemizde gösterilseydi, benim de kariyerim başka türlü gelişecekti."

Bir yıl sonra Paris'te gördüm

Filmi ancak bir yıl sonra Paris'te izleyebildiğini söyleyen Şerif Sezer, programda bir anısını da anlattı: "Yol'u bir yıl sonra Paris'te seyrettim. Orada hâlâ oynuyordu ve seyirci vardı. Filmde benim sahnelerden biri geçerken, arkamdaki Fransızlar 'Kadına bak, ne güzel oynuyor' dediler. Ben koltukta ufaldım. Beni görürlerse, 'Kadına bak, bir sene geçmiş, hâlâ gelip salonda kendi filmini izliyor' diyecekler dişe düşündüm. Utandım ve jenerik bitmeden salondan çıktım."
hürriyet

erten07
27-04-08, 17:33
http://img261.imageshack.us/img261/5091/erefsezerlb3.jpg (http://imageshack.us)

http://img261.imageshack.us/img261/4605/ydikin5qu5.jpg (http://imageshack.us)

ehlocan
30-04-08, 15:05
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/11-3.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/13-2.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/14-3.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/16-2.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/18.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/8-2.jpg

ehlocan
30-04-08, 15:07
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/9-2.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/66cf9544.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/1-18.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/2-17.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/4-9.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/6-4.jpg

ehlocan
30-04-08, 15:12
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/7-5.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/12-4.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/15-2.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/17.jpg

mulder1
01-05-08, 18:55
Karşısında elim ayağım dolanan tek ünlüdür. Böylesine güçlü oyunculuk...

ehlocan
03-07-08, 09:30
http://i289.photobucket.com/albums/ll207/dizi-film/Y10.jpg

http://i289.photobucket.com/albums/ll207/dizi-film/Y8.jpg

http://i289.photobucket.com/albums/ll207/dizi-film/Y9.jpg

http://i289.photobucket.com/albums/ll207/dizi-film/Y3.jpg

http://i289.photobucket.com/albums/ll207/dizi-film/Y4.jpg

http://i289.photobucket.com/albums/ll207/dizi-film/Y5.jpg