Tüm Versiyonu Göster : Asi Dizisi - Senaryolar


Sayfalar : 1 2 3 [4]

brc.kelebek
20-07-08, 16:50
ikisi eve gelene kadar arabada sadece asinin hıçkırıkları duyulmuştu...sessizce içeri girdiler..demirin burnu kötü durumdaydı..asi çok merak ediyodu ama söyleyecek söz bulamıyordu..terslemesinden korktu..ama dayanamadı..sessizce banyoya gidip pansuman malzemelerini aldı..sonra dönüp salondaki koltuğa gömülmüş demirin önüne çöktü..göleri kapalıydı demirin..biraz su alıp yüzünü temizlemeye başladı sessizce..demir gözlerini açtı..asi ona bakmamaya dikkat ederek temizledi..sonra yanağında hafifçe moraran yere merhem sürdü..demir sadece izlemişti onu..ne çok istemişti tutup kucağına oturtuvermeyi..göğsüne yaslayıp öylece yatmayı..ama inat..inatla susmuştu..ama elini de çekemedi..çok özlemişti kendine dokunmasını..tüy gibi hafif pamuk ellerini..

bahçeyle uğraşırken,hele de güllerde hep ellerini sıyırırdı demir..asisi sarardı yaralarını..öpe okşaya temizlerdi..söylenirdi..gülerdi..

şimdi ise susuyordu..sadece sarıyordu..ama yine aynıydı..acıtmıyordu elleri..ama eskisi gibi değildi..

eskiden sarılıp yataklarına giderlerdi her gece..koynunda yatardı asisi demirinin...ama bu gece değil..asi dönüp yanlız gitmişti o odaya..yanlız yatmıştı bu gece..hoş demir olsada yanlızdı o yatakta.belki bir gün yatardı yine kollarında..belki bir gün olurdu....



____________

ve olmuştu işte..yine kucağındaydı asisi..kollarındaydı..kokusu burnundaydı..huzurlularmıydı peki?huzurluardı..tek endişeleri bebekleriydi..demirin ki biraz daha çok belki..asisini de düşünüyordu o..

demir bunları düşünürken uyandı asi..açtı gözlerini..kaldırdı başını güldü..akşam oluyordu..

-demir.. dedi esnerken mırıldanarak..

demir-canım....uyandın mı sen?

asi-uyandım..

demir-hadi ilacını içelim o zaman..bekle sen.. dedi ve koşarak gidip ilaçla suyu getirdi..

asi uslu bir çocuk gibi içti ilacı..sonra badağı demire verdi..demir uzanıp masaya koyduktan sonra tekrar sokuldu göğsüne..kedi gibi kıvrıldı..demir güldü..

-acıkmadın mı sen meleğim?

asi-acıktım..

demir-ne istiyor canın peki?

asi-salata..dereotlu salatalıklı..

demir güldü..

-kokuyor evet..yan evden geliyor heralde..

asi-ya..ben de yine aşermeye başladım sanmıştım.. dedi gülerek..

demir-böyle kokuyormuydu aşerince?

asi-hı hı..

demir-uyumak mı istersin yemek mi yiyelim?

asi-aslında birazcık yorgunum..

demir-biliyorum..bu egzersizler seni çok yoruyor..

asi-en çok da yüzmek.. dedi onaylayarak..

demir-buraya havuz yaptıralım..denizde mikrop kaparsın falan diye çok korkuyorum..

asi-kapmam..buranın demizi tertemiz..

demir-olsun asim..biz emin olalım..hem hemen çıkıp uyursun..gelene kadar uyukluyorsun..yaş mayo falan..

asi-demir çocuk değilim ben..hasta da değilim..

demir-evet sadece birazcık hamile benim karım.. dedi alnına öpücük konurarak..

-ama bebeğim dikkatli olalım ki sana bişey olmasın değil mi ama..bak doktor ne dedi..bu tehlike en fazla yirmi gün daha sürermiş..sonra dördüncü ayımıza gireceğiz..bebişimiz daha da büyüyecek..daha da güçlenecek..

asi-off..biliyorum..bunca şey yetmezmiş gibi bir de kaprislerimi çekiyorsun değilmi? dedi mutsuz bir sesle..

demir yüzünü kavrayıp dudaklarına bir öpücük kondurdu..

-şşşş...bunca şey ne bebeğim?

asi-bu..ilaçlar..egzersizler..bitkinim..huysuzum..üste lik şişmanladım resmen.. dedi çekilerek..

demir-bebeğim sen karnında bir bebek büyütüyorsun..bir canlıyı yoktan var ediyorsun..böyle bir mucize için bunlar çok küçük bedeller.. dedi tekrar kendine çekerek..

-hem sana bir şey söyleyeyim mi?inanmıyorsun ama yemin ederim bebek seni çok güzelleştirdi..gözlerin daha da koyulaştı sanki..daha parlaklar..saçların cildin..ayrıca da yanakların doldu harika görünüyorsun.. dedi yanaklarını sıkarak..

asi-sahi mi?

demir-sahiden sahi.. dedi gülerek..

asi-o zaman balıık yiyelim..

demir dayanamadı kahkahasını koyverdi..

-balık mı istemişti senin canın bakalım..

asi-hı hı.. dedi başını sallayarak..

demir-hadi kalk o zaman.. güzelce giyin..balık yemeğe gidelim..yanına da güzel bir salata yeriz..

asi-dereotlu..

demir-dereotlu.. dedi gülerek..

brc.kelebek
20-07-08, 16:52
asi yukarı çıkmış hazırlanırken demir emreyi aradı..

-abicim..naber ya?iyimisiniz?

demir-iyiyiz..sizden naber?

emre-ne olsun abi..düğün falan..berrakla koşturup duruyoruz..ha bir de uğur özgeye yalvarıp duruyor..aynı yanibir değişim yok..sizde durum ne asi nasıl?

demir-iyi..iyi de..ya emre ben senden birşey isteyeceğim..

emre-söyle abicim..

demir-emre..ben olduğumu belli etmeden şimdi anlatacağım şeyi özgeyle konuşmanı istiyorum..

emre-söyle abi..

demir-emre..şimdi..hani bir hastalık varmış..psikolojik..kıskançlık hastalığı..ben de böyle bir durum olma ihtimali var mı?..yani çok belli etmeden bir sorsana..

emre-ne diyorsun abi sen ya ne ilgisi var?

demir-abi..biz bu gün plaja gittik asiyle..böyle herkes ona bakıyormuş gibi geliyor bana ya..sonra..ya ,işte tunç ersin..hele fransua..acaba hepsini ben mi abarttım?benim asiyi başta affedememin sebebi de ersin mi diye düşünüyorum..yani..offf..bilmiyorum ya..yani varsa böyle bir şey..yani asiden değil de benden kaynaklanıyorsa..gider tedavi falan olurum..bilmiyorum işte..

emre-abi sen iyi kurmuşsun maşallah..ne ilgisi var ya?

demir-ya diyorum ki..erkeklerin ona böyle yaklaşmasını benim tavrım mı cazip kılıyor..hani sakınan göze çöp batarmış ya..

emre-abi..asi güzel kız..

demir-ya o güzel ama..her güzel kıza böyle önüne gelen asılmıyor ya..

emre-abi onu böyle kılan güzzelliği değil..tavrı..zarif..sonra akıllı..sen bir sürü güzel kızla çıktın..neden onu seçtin?ona aşık oldun..böyle olduğu için..hani asinin ağar bir tarafı var ya..bazen vahşi oluyor falan..ona asılanlar da sıradan adamlar değildi..sonra..böyle bir hastalığın olsa herkesten kıskanırdın..erkek arkadaşları da var asinin..hiç birine çemkirmedin sen mesela..

demir-öyle mi diyorsun?

emre-emin olmak istiyorsan gelince bir psikoloğa gideriz..

demir-ya..abi dün televizyonda şu uyuz kadın programlarından birinde gördüm de..bir adam böyleymiş falan..gerçi ben ikna oldum.ama yine de..gelince..neyse ya..içimi rahatlattın emre..

emre-ne demek abi..kurma artık..keyfine bak..karının bebeğinin keyfini çıkar ya..

demir-haklısın..ha..asi de geliyor..

emre-karnı belli olmuyormu hala ya?

demir-bu elbiseyle olmuş biraz..güzel karım benim..

emre-neyse sonra görüşürüz hadi..

demir-olur..görüşürüz.....aşkım..

asi-belli olmuş değil mi?hiç farketmedik bu kadar olduğunu..

demir-gerçekten öyle..ha ha..çok güzel görünüyorsun bebeğim..bekle..bir resim çekelim..

asi-ya dönünce çekeriz..hadi..

demir-çok mu acıktın sen?

asi-çok acıktım..seni bile yiyebilirim..

demir-valla... kulağa hiç ürkütücü gelmiyor..yesene..

asi-hmm..valla ben seni midem yerine koynumda tercih ederim..

demir-asi hemen çıkmazsak tahriklere kapılıp bu yemeği iptal edeceğim galiba..

asi güldü..

demir-aa..haplarımız..unuttuk..nerdeydi?

asi-mutfakta..

demir-geldim..

demir koşup ilaçları aldı..ve ikisi yemeğe gittiler..





üç ay geçmişti..bebek yedi aylık olmuştu şimdi...asinin karnı kocaman olmuştu..demir bayılıyordu onun bu haline..belini tutarak yürüyüşüne..otururken kalkarken dikkatle davranışına..daha çok yiyişine..her halini oturup seyrediyordu..evlerine dönmüşlerdi istanbula..doktorları erken doğum ihtimaline karşın sürekli denetim sahibi olmak istemişti..zaten artık eski hallerine dönmüşlerdi..

-asi!güzelim ne bu hal? demir hamakta uzanmış dinlenirken..asi karşısında arkasındaki fermuarı açık kalmış elbisesiyle yalınayak karşısında duruyordu..

asi-demir...ben artık resmen şişko bir insan oldum ya!!

demir-bebeğim ne ilgisi var..sen hamile bir insansın..

asi-demir!ben şu üzerimde görmüş olduğun elbiseye dünyanın parasını verdim!ve senin oğlun yüzünden şimdi üstüme olmuyor..ya daha bir hafta oldu!!ben ne diyeceğim şimdi berrağa..bir daha alışverişe falan çıkamam ben ya..o gün ayaklarım beş numara büyümüştü..

demir oturmuş o halne kıkır kıkır gülüyordu..

-aşkım benim..gel bakalım kocanın kollarına..gel bebeğim..

asi belini tutarak geldi..

demir-gel bakalım yat yanıma..

asi-ya demir..düşerim falan şimdi..

demir-hmm..dur o zaman.. dedi ve hamaktan inip asiyi kucakladı..dikkatlice yatırdı..

-rahatmısın asim?

asi-hıhı..sen de gel..

demir dönüp yanına yattı dikkatlice..

-şimdi sen elbisen olmuyor diye benim oğluma çemkiriyorsun öyle mi?

asi-o benim oğlum canım..

demir-mikserde yaptın çünkü çocuğu..

asi-senin cüzzi bir katkın var demircim..

demir-bebeğim tamam saygım sonsuz ama..sarfettiğim eforu gözardı etmen..cık cık...çok kalbimi kırıyorsun..hatırlarsan o günlerde çok emek vermiştim bunun için..her bir nazını da çekmiştim diye hatırlıyorum ben...

asi-yok bir de çekmeseydin..almışsın burda gül gibi kızı..

demir gülmeye başladı..

asi-demiiir..bak zaten hormonlarım doruk noktasında..aa..doruk!!

demir-ne doruk?

asi-doruk..ne güzel isim..doruk olsun mu?

demir-olmasın..

asi-neden?

demir-bilmem..sevmedim..bir samimiyeti yok..

asi-ya her isme bir bahane buluyorsun sen ama..

demir-aşkım şimdiye kadar söylediklerinden herangi birini sen gerçekten isteseydin zaten o olmuştu..

asi-sen bana ne demek istiyorsun demir?

demir-bebeğim..ben kız olacak dedim..sen oğlan olacak diye tutturdun oğlan oldu..odayı mavi boyayalım dedim..sen beyaz olsun dedin beyaz oldu..dantelli patik aldın oğluma asi!sen kararlı olduğunda benim herhangi bir vasfım olmuyor..

asi-ya sen resmen cazgırsın diyorsun bana...

demir-bu da bir etken tabi..

asi-sen bana cazgır diyemezsin!!

demir-derim aslında ama sonuçlarından korktuğum için susmayı tercih ediyorm..

asi-küstüm sana.. dedi kocaman göbeğile inmeye çalışarak..

demir-dur ya düşeceksin..

asi-düşeyim..ne güzel işte..kurtulursun cazgır karından! dedi kalkmayı başararak..demir desteklemeye çalışıyordu ama asi itip duruyordu..

demir-bebeğim dur ya..

asi-durmam!ya gidermisin demir..nerde o?neydi onun adı?

demir-gökçe.. dedi bezgin bir halde..

asi-hah..git onu tut sen..

demir-asi kovayım dedim..ben kimsenin ekmeğiyle oynayamam dedin..başka departmana atadım ancak ama kız üstdüzey ne yapabilirim yani ben?

asi-sen bişey yapma demir!git sen..bırak beni oğlusumla..ömrümü oğluma adayacağım ben!

demir dayanamadı kahkahayı kopardı..

asi-ne gülüyorsun ya?

demir-annene benzedin oğluşum falan..

asi-ha bi de yaşlandın diyosun!!!!!

demir-aaa!!asi sende artık..

asi-ne?sıkıldın mı?

demir-bak ne diyeceğim..rahat bişeyler giy çıkıp elbise bakalım yoksa yine ayrılmanın eşiğine geleceğiz..

asi-yani ben geçimsiz miyim demir sen bunu mu demek istiyorsun?

demir-asim..bebeğim..güzel karım ..nar tanem...bir tanem..gül yaprağım..hayatım benim..bak hormon sapıtmasıyla karşı karşıyayız canım..sakin ol.. bakayım ben..bak ayakların da şişmiş..hadi gel dinlen biraz..

asi-demiir..avutma beni..avutma!!zaten gezsemde bulamam ya..bu en büyüğüydü.. dedi dudaklarını büzerek..ya ben bir daha nerde giyeceğim bunu???

demir-ikinci bebekte giyersin aşkım..

asi-ya ne ikincisi demir?sen taşımıyorsun çünkü...doğurt ne olacak..

demir-asi!sen demiyormuydun bir de kızımız olsun diye bebeğim?

asi-demir..

demir-efendim asi?

asi-benim tuvalete gitmem lazım..

demir-eyvah..gel..gel hadi.. dedi ve günlük olağan tuvalete gitme merasimlerinden bir diğerini yaşadılar..

................

demir-bak asim..şimdi ben bizim şirketi arayayım..serap bilir mutlaka..ayarlasın..eve getirsinler..

asi-ne getiricekler?

demir-elbise bebeğim..sen demin onun için yakınmıyormuydun?

asi-hı...yaa..getirirlermi?

demir-getirirler tabibebeğim..sen koskoca asi doğansın..

asi-hı..o zaman tamam..

demir muzip muzip gülerek yaklaştı asiye..

-aşkım.. dedi kulağına fısıldayarak..

asi-efendim.. dedi aynı sesle.

demir-şimdi ben diyorum ki..onlar gelene kadar biz biraz uzansak mı?

asi-bilmem..uzansak mı? dedi göz kırparak..

demir-uzansak uzansak.. gel hadi.. dedi elini çekiştirerek ve ybirlikte yukarı çıktılar..

brc.kelebek
20-07-08, 16:57
geçmiş......


-demir..

demir-efendim.. demişti başını kaldırıp ama çok şaşkındı..ne zamandır ilk defa geliyordu asi çalışma odasına..

-bir şey mi oldu? dedi merakla..

asi-şey..annem aradı..

demir-gidemezsin asi!..

asi-demir dinlermisin önce..

demir-....afedersin.. dinliyorum..

asi-aslanın düğünü için..annem çağarıyor..her şey hazırmış..bu hafata sonu yapacaklarmış..sonra ikisinin geri gitmesi gerekiyormuş..

demir-peki..ne zaman gidiyoruz?

asi-senin gelmene gerek yok..annenler de geliyor zaten..

demir-"annenler" dedi acı bir gülümsemeyle..

asi yutkundu..

demir-eskiden annemler derdin..

asi gözlerini kaçırmaya başlamıştı..çok uzun zamandır hazırlıyordu kendini..buna da alışmamıştı zaten..özellikle böyle söylemişti..demirin de alışması gerekti artık..

demir-neyse..

asi-ben..yani biz..yani..annenn..annemlerle gideceğiz..(diye düzeltti sıkıntıylaİ)..yarın..haberin olsun..

demir-birlikte gideceğiz..ikimiz gideriz biz..

asi-demir..gerçekt..

demir-asi!her bıraktığımda kaçmaya çalıştın..yanımda gidip yanımda döneceksin..

asi-saçmalıyorsun resmen..

demir-bunu tartışmayacağım asi..

asi-demir..gelememen daha iyi..onlar üzülmesin diye numara yapmak zorunda kalacaksın..ben de öyle..üstelik biz numara yapamıyoruz..beraber son çıkışımızı hatırla..kesin anlarlar..

demir-o zaman daha iyi oyna karıcım..sen bu işin üstadısın..çok zorlanmaman gerek aslında..

asi-(sabırla açıklamak ister gibi kaldırdı elini)nefretini anlıyorum..ama bu şeyi inatla devam ettirmen.. .. sustu..derin bir nefes aldı..hüzünlü ve düşünceli gözlerle baktı gözlerine..bir şey söylemek için açtı ağzını..sonra dudağını ısırıp sustu.."artık faydasız" der gibi gözlerini kırpıp kapattı kapıyı..


ikisi antalyaya vardıkların buranın sıcağı asiyi çok kötü etkilemişti..aslında asi bu ani değişimlere alışkındı ama hamilelik de eklenince bu durum çekilmez olmuştu..yine de bütün bu sıkıntı ailesi, aslan,müstakbel yengesi elif ve elifin ailesi karşısında oynamak zorunda olduğu büyük oyunun sıkıntısıyla kıyaslanamazdı bile..demirin yüzünde ara ara beliren endişe..küçük neşe kırıntıları..bazen üzerinde yakaladığı bakışları da artık asiye ümit vermiyordu ne yazık ki..hele demirin son davranışından sonra..demirin sevgisinin bittiğini..artık dönülmez bir yola girdiklerini kabullenmişti..

geldikleri günün akşamıydı..herkes bahçeye toplanmış..yoğun geçen günün ardından sedirlerin gölgesine yayılmış.. gülüşüp sohbet ediyordu..

elifin annesi-valla ne yalan söyleyeyim çok erken oldu gibi geliyordu ama..asi kızımın düğününden sonra..hani şimdide bakıyorum da..erken evlenilince de mutlu olunuyormuş..

süheyla-onun doğru kişiyi bulmakla da alakası var..çok şükür birbirlerini buldular onlar..değil mi sedat?

sedat-öyle öyle de..niye ayırdık biz bu çocukları..hayret demir de sesini çıkarmıyor..gel bakalım kızım sen..kocanın göğsüne dayan orda soğuk duvara dayanacağına.. dedi aralarından kalkarken..

asi-yok babacım..gerek yok..ben terledim zaten..hem..şimdi çayları yenilemek gerekir falan..

aslan-ooo..çabuk mu bıktın kızım?

asi-ya yok da..çaylar fal..

sedat-hadi hadi..gel böyle..hem yeni geldin hem tüm gün koşturdun..dinlen biraz dedi ve asiyi omuzundan hafifçe itti..

asi gülerek oturdu demirin yanına ama yaslanmadı..rahatsız bir şekilde oturmaya devam etti..demir de hiç bir şey söylemiyordu zaten..herkes ona bakıyordu..

ihsan-kızım sen utanıyormusun yoksa?

asi-ne?ne alakası var babacım?

ihsan-ne bileyim..siz birbirinize dokunmadan duramazdınız..şimdi böyle..bir uzaksınız sanki..

asi itiraz etmek için ağzını açmıştı ki belini kavrayan eli farketti..ve o an sırtından soğuk terler boşaldı..demir çekip sarılmıştı ona..göğsüne yaslamış saçlarını okşuyordu..

-doğru güzelim..çok yoruldun sen bu gün..dinlen biraz.. demişti daha sıkı sararak..

neriman şükreden gözlerle baktı ona..diğerleri de hayranlıkla bakıyordu..

-allah biliyor ya hep çocuklarımın kötü evlilikler yapmasından korktum..hani kan kusup kızılcık şerbeti derler ya..asim aynı öyledir işte..çocukken de öyleydi..

ihsan bey güldü..

-hatırlıyor musun neriman bir keresinde erik ağacındn düşmüştü..

neriman-hatırlamazmıyım!başı nasıl kanıyordu bir görmeniz lazım..mosmor olmuştu kolları..

ihsan-ama yine de..bizim nasıl korktuğumuzu görünce gülmüştü..

neriman-böyle küçücük ellerini gösterip "iyiyim annecim..canım yanmıyor..korkma" demişti yavrum.. gözleri dolmuştu ikisinin de..

asi bir an demirin nefesini hissetti saçlarında..daha sıkı sarmıştı sanki..


demirse o an onu göğsüne saklamamak için insan üstü bir çaba göstermişti resmen..her zerresini öpmek gelmişti içinden..sımsıkı sarıp korumak..her bir yarasını elleriyle sarmak..göğsünün üstündeki sıcaklığı hep orda tutmak..

neriman derin bir ah çekti..

-ama...çok şükür yavrumun sakınan saklayan bir kocası var..şu haline bak çocuğun..gözleri doldu... dedi gülerek..

asi başını kaldırıp baktı şaşkınlıkla..ama demir başını çevirmişti..

-biliyorum ben..demir kızımın üzülmesine ölse izin vermez..rahatım o yüzden..gönlüm rahat..

demir boynunu eğmişti..doğruydu..onun üzülmesindense ölmeyi yeğlerdi..ama en çok o üzüyordu..engel olamadığı bir şekilde hem de..

sedat-hele bir üzsün hayta..elimde kalır valla..

aslan-ooooh valla..damat benmiyim o mu yav?

güldü herkes..

elifin babası-oğlum sen de ondan kalacak olsan ben bu kızı sana verirmiyim ha?

yine hepsi güldü..

neriman-doğru ama oğluşum da bir tanedir allah için..

elif-asi abla..sen benim gelinliğimi beğendin mi soramamıştım?

asi-çok güzel..çok yakıştı sana..zaten çok güzelsin..

elif-senin kadar olamam onu biliyorum.. dedi tatlı bir gülüşle..

asi-canım benim..

elif-inşallah senin kadar mutlu oluruz bizde..

asinin boğazı düğümlenmişti..

-siz benden çok daha mutlu olun...hiç üzülmeyin.. dedi gülmekle ağlamak arası bir tonda..

aslan da elife sarılmıştı..herkes duygulanmıştı..


ihsan derin bir nefes alıp kalktı..

-off..bu kadar duygusallık yeter hanımlar beyler..hadi..şu mekana bakalım..bir kaç ayarlama vardı..hem de gezmiş oluruz..hadi..

herkes kalktı..söyleşe konuşa yürüdüler..asi hala demirin göğsündeydi..gücü bitmiş gibiydi..kalkması gerekiyordu ama..kalkacak gücü yoktu..

demir de bir an asiyhi sarıp olmuş herşeyi unutmak istedi..ne güzeldi böyle..koynunda kalmalıydı asisi hep..orası onundu..asi onun eksik yanıydı..onsuz eksik kalmıştı..şimdi tamamdı işte..şimdi tamamlanmıştı herşey..

ama o sırada demirin gözü ilerden geçen berrağa takıldı..ve aklına emrenin mutlaka yapmasını söylediği iş geldi..üstelik çok geç olmuştu..birden kalktı ayağa..asiyi orda bırakıp arkasına bile bakmadan..koşar adım çıktı evden..

asi bırakmıştı yine gözlerindeki pınarı..yumruklarını sıkmış öylece kalmıştı..bitmişti işte..son ümidi..beliren son ışığı da sönmüştü..artık dönüşü yoktu..demir artık asinin değildi...


gece olmuştu..asi demir gittikten sonra kendini odaya kapatıp ağlamış..uyuyakalmıştı..demirde onun yüzünde kurumuş yaşlarla o tatlı uyuyuşunu görünce kıyamamıştı uyandırmaya..öptüsaçlarını ve çıktı..

asi uyandığında demr koltukta elindeki gazeteyi çeviriyordu..

-uyandın mı?

ama asi cevap vermedi..yanlızlarken konuşmak gereksizdi artık..kalkıp banyoya girdi..yüzünü yıkadı..sonra çıkıp dolabı açtı..demirin gözlerini dikmiş kendisine bakıyor olmasına hiç aldırmadı..görmezden gelmeye çalıştı..rahat bir eşofman bulup banyoya girdi..ve üzerini değiştird.i..odadan çıkarken demirin sesiyle durdu..

-nereye gidiyorsun bu saatte?

asi-dışarı.. dedi kuru bir sesle..

demir-bunca saattir oddayız tek başına çıkarsan bir problem var sanırlar..

asi-ben uyuyordum sen de uyudun zannederler en fazla..

demir-bence ikimizin yatak odamızda sadece uyumayacağımızı düşünecek kadar akıllılar..

asi-ama biz uyuduk...çok uzun zamandır yaptığımız gibi.... dedi ve çıktı..

sonraki günler de bundan farklı değildi..ama bir farkla..herkes aralarında bir şeyler döndüğünü farketmişti artık..çünkü asi çok yorulmuştu..ailelerin onları yakınlaştırma çabalarını zekice kaçışlarla geçiştiriyordu..demir her ne kadar belli etmese de onun kaaçışları çok canını yakıordu..burda elini tutabiliyordu en azından..sarılabiliyordu..ama şimdi..asi kendisine dokunmasına bile izin vermiyordu..


düğünden bir önceki gün..

sedat bey-heeyy!!millet..herkes işini gücünü bıraksın..gidiyouz ve yemek yiyoruz!hadi..

aslan-oh yaa..biri düşündü sonunda..

herkes güldü..

elif-aslan çok obursun sen biliyorsun değil mi?

aslan-aşkım..koca vucut yani..enerjiye ihtiyaç var..değil mi ama..

demir-ha yoksa sen öyle obur biri değilsin!

aslan-oğlum tamam aynı kandanız ama biz senin karıcığın gibi android değiliz ki..

süheyla-o ne demek ya?

neriman-oğlum doğru konuş kardeşinle!

gençler güldüler..

-annem..android insan görünümlü robot demek..yani yemeğe ihtiyacı olmadığını vurguluyorum..

neriman-süheyla-elifin annesi-babası-ihsan ve sedat beyler-haaaa...

hepsi dışarı çıkıyorlardı ki neriman hanım asiyle demiri yakaladı..onları gören diğer büyükler de yanlarına geldiler..

neriman-bana bakın neyiniz var sizin?

asi-yok bişey anne..

neriman-kızım sen geldiğinden beri adam gibi yemek yemiyorsun..hele üç gündür tabağına dokunmuyorsun..ne demek bu?

asi-demek ki midem bozuk anne..ne dememi bekliyorsun?

neriman-sen bana kendini mi anlatıyorsun kızım?senin canın sıkıldımı ilk yemeği kesersin..ne oldu?kavga mı ettiniz?

demir-yok annecim ne alakası var?asi biraz keyifsiz bu günlerde o kadar..

süheyla-benim de dikkatimi çekti..siz eskisi gibi değilsiniz..

sedat-evet..demir bana bak bişey mi yaptın kıza?

demir-baba ne yapacağım karıma?iyiyiz biz..problem yok..

ihsan-asi?

asi-ya..ben..yani sizi kırmak istemiyorum ama..bir problemimiz var..ama bunu sizlerin önünde çözmek istemiyorum.. deyiverdi bir solukta..


demir çok bozulmuştu..bunu söyleyeceğine hiç bir zaman ihtimal vermemişti..hiç bir şey yokmuş gibi davranacağna emindi..

sedat-haklısın kızım..biz ikide bir karışıyoruz size..

asi-babacım..asla böyle düşünmeyin..sandığınız gibi değil gerçekten..

süheyla-kızım siz masal gibisiniz..ayrılıverirsiniz diye korkuyoruz ne yapalım..

asi-annecim.. dedi ve sarıldı samimiyetle..

neriman-nazar değdi size..biliyorum ben..kıskanıyor herkes sizi..

sedat-ama kızım böyle yemeyerek olmaz ki..ne olursa olsun kendini böyle hırpalamak..olmaz yani..

neriman-yok yok..asinin huyudur..zorlamamak en iyisi..zorla yedimi kesin çıkarır..

asi gülüp sarıldı annesine..

-annem benim.. dedi kolunu sıvazlarken..



böylece ikisinin kavgası öğrenilmiş olmuştu..birbirlerine dokunmamaları..sarılmamaları..eskisi gibi köşelerde kıkırdaşıp öpüşmemeleri açıklığa kavuşmuştu..

artık özellikle aile büyükleri hiç bir şekilde ikisini birleştirmeye yada onlar hakkında konuşmaya çalışmıyorlardı..asi buna memnundu ma demir artık çıkmaza girdiğini hissediyordu..yavaş yavaş kaybediyordu asiyi işte..

birbirlerine duydukları soğukluğa bir günde alışan bu aile..acaba bir gün ayrılıklarına..birarada olmayışlarına da alışacakmıydı..


işte sonunda düğün gecesine gelmişlerdi..hekes rahatlamıştı..bir kaç gündür oluşan gergin ve koşuşturmalı hava bir anda rahatlamıştı sanki..

asi hafifçe şişen karnını gizleyen dizlerinde üstü tüllerle kaplı krem rengi bir elbise giymişti..ayağında taşlarla süslü beyaz rugan babetler vardı..melekler gibiydi yine..



süheyla-asi.. kızım..allah nazarlardan saklasın neriman kızımızı..en az gelin kadar güzel olmuş..

asi-sağolun annecim..

neriman-kızım iyimisin sen?baya solgunsun..

süheyla-demir nesi var asinin?

asi-yok anne iyiyim ben..bir şey yok..ben bir aslana bakayım.. deyip hızla yanlarından ayrıldı..ama midesi bozuktu..koşup tuvalete yetişti..bembeyaz kesilmişti bu seferde..makyajla kapatmaya çalıştı ama çok başarılı olamadı..


bu arada içerde..demir asiye göstermek istemiyordu ama asinin bu hali içine oturmuştu..ani sıcaklık değişimine alışamadı diye düşündü ama..ilerde aslanı görünce kafası iyice bozuldu...etrafa bakındı..ortalarda yoktu..yanına gelen babasını görünce toparlandı..

sedat-demir ne oluyor oğlum?asinin bu hali ne?

demir-ne var asinin halinde baba?

sedat-kız bembeyaz..ruh gibi dolaşıyor..sen daha garipsin..umrunda değil..anladık aranız bozuk ama..ne olursa olsun karın o senin..bu ilgisizliğin anlaşılır gibi değil demir..

demir-baba ilgisiz değilim..hava değişimi yordu onu..sıcak falan..neyse ben gidip bakayım..

demir böyle konuşuyordu ama asiyi görünce için için tutuşmuştu..gerçekten ruh gibiydi..hele beyaz elbisenin içinde daha da solmuştu sanki rengi..

-neyin var senin?

asi-yok bir şey..yediklerim dokundu heralde..

demir içeriye geçmeye çalışan asiyi durdurdu..kolundan tutup içeri sürükledi..üst kata odalarına çıkarttı..

asi-demir lütfen ..şu an kavga edecek halim yok gerçekten... asi korkan..büyümüş gözlerle bakıyordu demire..

demir-....

asi-tamam söyle..bağar.. dinliyorum..

demir-ben sana hep bağarıyormuyum?

asi-bağarmıyormusun demir?..(demir inanamıyordu şu geldikleri duruma..aşkı..karısı karşısında hastaydı..ve ondan korkuyordu..)...özür dilerim tamam mı..bir süre dinleneceğim..annenlere gözükmem..

demir"gerçekten böyle mi düşünüyorsun asim?gerçekten seni bunun için getirdiğimi mi düşünüyorsun?ben bu kadar mı soğuttum seni kendimden?" demir böyle düşündü ama başka şeyler söyledi..

-tamam..iyice dinlen..çok kötü görünüyorsun..

asi-peki.. dedi ve yatağa uzanıp arkasına döndü..

demir deli gibi ona sarılmak istedi o an..kucaklayıp "geçti bebeğim..kolarımdasın..güvendesin" demek istedi..ona bebeğim demeyi öyle özlemişti ki..ona sarılmayı..kokusunu deli gibi özlemişti..ama sadece durup izledi..hiç bir şey yapmadan..asisinin..bembeyazının solgunluğuna..sessizliğine seyirci kaldı..

asi onun gitmediğini farkedince döndü..

-beklemek zorunda değilsin demir..sen git..

demir beklemek istiyordu..ama böyle söyleyemezdi..

-şimdi seni göremeyince karın yok sen ne arıyorsun burda falan derler..yat sen..

asi hiç bir şey demeden çekti bacaklarını ve tüm bunların veriği yorgunlukla hemen uykuya daldı..


demir oturduğu koltuktan onu izliyordu..düşünüyordu..eski günlerini..tatlı gülüşlerini..bu odaya evli bir çift olarak ilk girişleri..


-demir..rahat dur diyorum sana..gerçekten babam görecek..

kollarına sarılan ve ayaklarını hafifçe yerden kesen demiri itmeye çalıştı..

-demir!!dur..

demir-bekle..kapıyı kilitleyip geliyorum..

-asiiii!!kızım açmısınız?sofrayı hazırlayayımmı?

demir ise çoktan koltuğa oturmuş asiyi kucağına oturtmuştu..

asi-demir!dur..açmısın?

demir boynunu öperken..

-çok..çok acıktım hemde..

asi-terbiyesizsin sen..

demir-bebeğim..sokaktan geçen kadına söylemiyorum bunu..hayatımın aşkına karıma söylüyorum..


asi-annee..biz tokuz..

neriman-tamam!


demir-yani sen de açsın.. dedi muzip bir gülüşle..

asi-ben sana doyabilirmiyim? tatlı tatlı gülerek..

demir sımsıkı sarıldı karısına..

-aşkımm..aşkım..canım benim..her şeyim..

o gün..asi dudaklarına küçük tatlı öpücükler bırakırken ne kadar şanslı olduğunu düşünmüştü..deli gibi sevip deli gibi seviliyordu..o hali yalan değildi..sevgi doluydu..şehvet de yoktu o halinde..sevgisini akıtıyordu yüreğine..ve çok sıcaktı..gerçekten sıcak..

asi-demiir..

demir-bebeğim..

asi-sana bişey söylicem ben.. demişti çocuk gibi dudaklarını kıvırarak..

demir-ne yaptın yine söyle bakalım..

asi şirin bir gülücükle bkıyordu yüzüne..

demir-switimi attın değil mi asi?yaptın sonunda..

asi-cık..yani buna bakınca daha iyi..

demir-katalogdan beğendiğin o iğrenç sehpa şu an salonumuzda duruyor?

asi-birincisi o iğrenç değildi! dedi parmağını yüzüne sallayarak kısılmış gözlerle..

-ikincisi bundan birazcık kötü.. dedi en şirin haliyle..

demir-tamam bi kerede söyle kurtulalım..dedi kucağında oturan asiden ellerini çekip enseine koyarak..

asi-hı..tamam....aslanın hediyesini unuttum! dedi gözlerini dikip tepki bekleyerek..

demir-asi!bana dünya kadar yeri gezdirdin sen o salak bilezik için!!

asi-ya aşkım..

demir-ya aşkım..hemen aşkım..canım..istanbulu dört kere turlattın bana ve kimbilir burda ne kadar turlayacağız..ve bir aşkım diyerek kurtulurum sanıyorsun..

asi-kurtulamammı? dedi tüm şirinliğiyle..

demir-kurtulamazsın.. dedi tehlikeli bir sesle..

asi-hii..korkmalımıyım? dedi gözlerini kısarak..

demir-istersen korkma..meydan okuyan kadınlar bana hep daha çekici gelmiştir..

derken asi karnına yumruğu gömdü..

demir-ahhh!!!

asi-hangi meydan okuyan kadınlar bunlar?ve kime meydan okuyolar?..bana olabilir mi mesela!!!!!!

demir-sana meydan okuyan kadının aklından şüphe ederim ben.. dedi boynuna sokularak..

asi-bir şartla bu durumu görmezlikten gelebilirim.. dedi otoriter bir sesle..

demir-hii..çok korktum..peki neymiş o?

asi-ya çıkıp hediye alalım mı demir?

demir-aşkımm benim..sen iste bebeğim..çıkarız tabi..ama çok gezdirmek yok..

asi-aşkım!!çok seviyorum ben seni..tamam..söz çok gezmeyiz..

demir-hı hı...kesin tabi..

dedi dudaklarını öperken..

asi-ama sana o gezmelere değecek ödüller verirsem...

demir-o zaman..istediğin kadar gezerim.. deyip asiyi kucaklamıştı..




o günkügülücükleri..kıkırtıları..tatlı oyunları..hala gözlerindeydi..heyecanını o tutkuyu hala taşıyordu..ama dokunamıyordu..o gün ısıttıkları yatak şimdi buz gibiydi..o gün neşesiyle ruhunu aydınlatan tatlı melekte ruh gibi..


demir aşk taşmış gözleriyle onu izlerken düğünden gelen şarkının sesiyle doldu gözleri..sadece gözleri değil..yüreği de dolmuştu..


http://www.imeem.com/dirtyhary/music/0O6...u_destina/

sakladığı tüm aşkı döküldü damlalarla gözlerinden..

yutkundu..kendini ikna etmek için..kalbini ikna etmek için fısıldadı kendine..


-üzüyorum seni..biliyorum..affet beni..anla..gurur dediğin şey nasıl soğukmuş öğrendim asim..yüreğim buz kesti..ama kıracağım o buzları..sen yeter ki bekle beni..bırakma..artık biliyorum çünkü..yalan değilmiş...gerçekten ölünürmüş aşktan...çok acıdım...ama öğrendim....


içini çekti gözyaşlarını silerek..

-bu en kötü zamanımız..en kötüsü bebeğim...aşacağız bunu..yine koynumda alacaksın soluklarını..bir keresinde demiştim ya.."içime çektiğim sen olmazsan..nefes almak gereksiz.."...hala öyle meleğim..hala öyle..sen hala nefesimsin benim..bırakma beni..benden vazgeçme..bizden vazgeçme asim..


uzanıp gözyaşlarıyla ıslanmış dudaklarıyla terlemiş alnına sıcacık bir öpücük kondurdu..saçlarını okşadı titreyen elleriyle..hıçkırıklarını engellemeye çalışarak içine çekti kokusunu..sonra üstüne ayakucundaki pikeyi örtüp çıktı..

Okynss
23-07-08, 13:50
ÇATI

İKİNCİ KISIM : Olgunlukla Gelen Aşk

17.BÖLÜM : Güven

Ellerimin merdivenden kaydığını ve gözlerimin karardığını hissettim..

Uyandığımda Demir yanımdaydı.

A-Demir ?
D-Sakin ol..

Etrafıma baktım.Çatıdaydık..ve ben hiç bir şey hatırlamıyordum.

A-Ne oldu bana?
D-Bayıldın.
A-Merdivendeyken mi?
D-Evet.Eğer gerçektende bana yaklaşmamış olsaydın şimdi heykellerin arasındaydın.
A-Oh,Tanrım..
D-Bir daha böyle bir tehikeyi göze alamayız.
A-Sen nasıl kurtardın beni?
D-Ellerin kaymadı aslında Asi.Sana öyle geldi.
A-Nasıl oluyor o?
D-Önce gözlerini kapadın.Bunu görünce ellerini tutarak merdivenden ayırdım seni ve yukarı çektim.

Bunun üzerine ona sarıldım.

A-Sen bir azizsin
D- O kadar da değil

Hala sarılıyorduk

A-Hayır bir azizsin
D-Madem bu kadar ısrar ediyorsun sadece senin azizin olabilirim
A-Sadece benim azizimsin.
D-Sadece senin..(diye tekrarladı ve saçlarımın kokusunu içine çekti)

Bunun üzerine daha sıkı sarıldım ona

A-Başka bir kız için kendi canını tehlikeye atsan seni kendi ellerimle öldürürdüm.
D-Bunu yapamazdın..
A-Evet yapamazdım..Sana kıyamazdım ama o kıza acımazdım.
D-Wouww..Asi'me bak be

Hala sarılıyorduk..Ellerim birden saçlarına gitti.Mest olmuştu..Daha da sıkı sarıyordu vücudumu.
Sonra saçlarını okşadım.

A-Saçların uzamış
D-Boşver
A-Ne demek boşver?!

Sarılmaktan sıkılmıştım.Duygularını anlamam için gözlerine bakmam gerekiyordu.Gözlerine baktım..O gözler bana seninle her şeyi yaparım diyordu.

D-Saçlarım çok mu önemli?
A-Evet..Senin gibi yakışıklı bir adama bu saçlar yakışmaz..
D-Yakışıklı..Üstelik bir adam..Vay be ben neymisim?Keselim bari saçlarımı..
A-Ama ben kesicem..
D-Hayatta olmaz
A-O niye?
D-Sen yapamazsın..
A-Küserim
D-Küs!
A-İyi ozaman (dedim ve kendimi yatağa bıraktım)

İki dakika sonra

D-Güzel şekil vereceğine söz veriyormusun?

Gülümsedim..Ah benim Demir'im..

A-Söz..
D-Gel o zaman(dedi ve limden tuttup tavan arasına çıkardı)

Arkasına geçtim ve saçlarını kesdim,şekil verdim ve aynadaki görüntüsünden gayet memnun kaldı...Ama sonra birden makası aldı ve bana doğru bir adım attı.

D-Şimdi sıra sende
A-Ne demek bende
D-Senin saçlarınıda ben kesicem

Ne diyordu bu?Şakamı diye suratına baktım..Hayır değildi..Çok ciddiydi..Birden makasla üstüme doğru yürüdü ve ben kendimi bilmeden koşmaya başladım..

D-Gel buraya Asi..

Ben kaçıyordum o kovalıyordu..Böyle bir iki dakika sürüp gitti..Birden ayağım ikizlerin oyuncaklarından birine takıldı ve kendimi yerde buldum.Zaten bana yaklaşmış olan Demir'de üstüme yığılıverdi elindkei keskin makasla..Demir'le altlı üstlü dudak dudağaydık şimdi..Gözleri öpmek istediği dudaklarıma bakıyordu.Öpmesini istiyordum..Hemde deli gibi..Ama o birden üstümden kalktı.

D-Özür dilerim..Yanlışlıkla oldu.

Ve gözleri dehşetle bluzuma takıldı.

...

Okynss
23-07-08, 13:52
ÇATI

İKİNCİ KISIM : Olgunlukla Gelen Aşk

18.BÖLÜM : Lanetli Hayatımızın İlk Adımları


Demir'in gözleri dehşet içerisinde bluzuma takıldı.

A-Ne oldu?Bakam öyle..
D-Asi..Göğsün kanıyor.

Bakışlarımı bluzuma çevirdim..Evet resmen kanıyordu ; sağ qöğsümün altı.

D-Makastan olmalı
A-Hissetmedim ama.
D-Sende hissizlik olduğunu bilmiyordum.
A-Gerçekten hissetmedim
D-Sinir ucların sanırım derine yakın değil her neyse bekle burda.

Geleceğin doktoru aşağıya indi ve elindeki gazlı bezle çok derin olmayan yarayı saracağını söyledi fakat bunun için üzerimdeki tüm kıyafetleri çıkartmak zorunda kaldım..Tamimiyle üst bölgem çılaktı.Ve ben çok utanıyordum.Yüzüm ve vücudum kıp kırmızı olmuştu.Demir yarayı tedavi ederken ara sıra gözü göğüslerime takılıyordu.Bu da benim daha da kızarmama sebep oluyordu.15 yaşındaydım ve bu ikişi beni öpmüş olan abimdi ve onu şuan baştan çıkardığımın farkındaydım.

Tedavi bitti ama ilaç için üsütme hala giymiyordum.Demir mazemelerini topladı ve aşağıya indi.Ellindekileri bırakıp yerine merhem getirdi ve onu yavaşça sürdü.Bir ara eli göğsümün alt bölgesini buldu.Anlık bir heves dedim ve tepki vermedim fakat ses çıkartmadığımı görünce yavaşça dudaklarıma uzandı.Bunu hem istiyor hemde istemiyordum kararsız kalmıştım ama ben bunları düşünürken o çoktan bana doğru eğilmişti bile..Dudaklarıma doğru eğildi.. eğildi.. eğildii ve ..öpmeye başadı...

Yavaş yavaş usul usul öpüyordu beni sonra eli birden göğsüme dokundu ama kafamda bir duvar vardı..Üveyde olsa o benim kardeşimdi.Birden elim göğsündeki elini itti.Ve dudaklarım onunkinden ayrıldı.Şaşkın gözlerle bana bakıyordu.

A-Bak Demir (Dedim bluzumu giyerken)Biz seninle üveyde olsa kardeşiz.Böyle bir şey yapmamalıyız.Kafamdaki duvarlar var.Onları aşmam lazım.
D-Asi onları bu gece aş..Lütfen..
A-Hayır onlar hiç açılmayacak duvarlar..
D-Yapma böyle Asi..
A-Buradan çıknca tüm bunları unutacaksın..Çünkü burada benden başka dikkatini çekecek güzel bir kız yok o yüzden böyle olduk ama dışarı çıkınca bunların hepsi bize iğrenç gelecek.
D-İğrenç mi?Saçmalıyorsun..Bak iyi din--

Demir'in sözünü annemin sözü bozdu...

Co-Asi,Demir?!

Oh Tanrım bizi duymuşmuydu yoksa?Ama duymamıştı..

Co-Ne yapıyorsunuz burda?Gömleğindeki kan ne Asi?
D-Asi'nin vücuduna makas battı..

Annesine her şeyi anlattılar..Son kısım hariç..Bellki anne olacak bu yabancı kadın bizi affetmişti!En son kocası yüzünden tartışmıştık..Onlar oğluyla konuşurlarken ben ani bir kararla ve buz gibi sesimle

A-Babanızın durumu nasıl anne?

Son sözüm sessizlik yarattı.Fırtınadan önceki sessizlik..

Soluk almak için durakladı..

Co-Benden beklediğiniz haberi sizlere sevinçle veremem çocuklar..Benden babamın ölmesini umut edeceğimi istemeyin lütfen..Beni kırarsınız
A-Bak anne.Her defasında bu konuları açmak istemiyorum..Gülerek yanımıza geliyor ve bize yaptıklarını anlatırken bizim nasıl size özendiğimizi fark etmiyor umursamıyorsunuz!!Uzun zaman önce bu odada bir gece kalacağımızı söylemiştiniz.Sonra bir kaç güne döndü bu ..derken aradan tam üç yıl geçti.Ve bizim özgürlüğümüz bir yaşlı adama bağlı..Belkide hiç ölmez..Becerikli doktorları onu her defasında hastalıktan kurtardıkları gibi bi 10 sene daha kurtarır durur...!Bu durum bizim sağlığımızı bozuyor.Bunu görmüyormusunuz?Anne..Babanızın sonsuz servetini ele geçirsenzde geçirmesenizde buradan çıkmak istiyoruz..

Demir'de sakince söze karıştı

D-Maalesefki haklı annecim.Gelecke hafta,yarın filan değil..Hemen şimdi!Şu dakika da ! Anahtarı verin bana ve biz buradan çekip gidelim..Hayatınızdan çıkalım..

Corrine aynı sakinlikle gözlerindeki hayal kırıklığıyla söze başladı.

Co-Demekki hayatımdan çıkacak kadar özgürlüğünüze düşkünsünüz..Ama üzgünüm buradan çıkamazsınız (dedi ve aynı sakinlikle çıktı gitti.Demir arkasından uzun uzun şaşkın bir şekilde baktı.Sadece o değil bende şaşırmıştım..NE DİYORDU BU LANET OLASI?)

Sonra Demir ani bir hareketle

D-Asi..İkizleri hazırla artık..Çok yakında bu nalet yerden gidiyoruz..
A-Duymadın galiba?!
D-KAÇICAZ ASİ..BİTECEK ARTIK..ÇOK YAKINDA ÇIKACAĞIZ BU EVDEN..ÇOK YAKINDA...

....

redroses
25-07-08, 07:35
Bulut’cum sabah sabah yine Emrah’la Demir’in resmi geldi aklıma... Gülmeden duramadım...:img-hyste

Aklıma ufak bir senaryo geldi yazayım dedim....

http://www.dizifilm.com/forum/picture.php?albumid=7319&pictureid=107705

Abi kardeş oturmuşlar... Demir’in hapise girme ihtimali üzerine konuşurlar... Emrah’la babaları birdir.. Ama Emrah’ta babasını hiç tanımamış...

D: Abi ben babamı istiyorum... Onu çok özledim....

E : Biliyormusun Demir.. Anam yok benim... Babamı hiç tanımadım... Köprü altında geçti yıllarım...

D: Babamla ilgili hiçmi birşey bilmiyorsun...

E: Kuşları sever diye okumuştum forumdan...

D: Abi sen zamanında hapise girdin çıktın... Anlatsana oraları hayat nasıl... Alışmam lazım şimdiden...

E: Nesini anlatayım Demir... Bir kedim vardı... Onuda Tecavüzcü Coşkun aldı...

D: Sen T. Coşkunla aynı koğuştamı kaldın...

E: Maalesef Demir... Ben senin gibi şanlı olamadım... Biliyormusun bizim koğuşta Nuri Alkoç’ta vardı... Hani benim anama t.....z eden pis herif...

D: Şimdi ben nasıl yapıcam oralarda...

E: Sen merak etme benim tanıdıklarım var içerde... Haber salarım onlara... Kadir Abi sana kol kanat gerer...


************************************************** ***
D: Abi sen hiç aşık oldun mu... Bütün gün kafanın içinde bir kadınla dolandın mı?

E: Olmazmıyım kardeşim... Ceylan hayatımın aşkıydı... O zaman ikimizde çocuktuk... Elimizden tutan olmadı... Bak yine hatırladım.. Anam yoktu benim babam yoktu benim... kedimide coşkun aldı...:img-cray::img-cray:

D: Abi ben Asi’ye aşığım... :img-in_lo

E: Yandın oğlum sen... Vak Ceylan boşanır biz yeniden evleniriz ama senin işin çok zor... Vazgeç bu sevdadan... Sana da yazık forumdakilerede yazık...

D: Unutamıyorum Abi.. Sürekli kafamda aynı soru ile dolaşıyorum...

E: Hangi soruymuş o...

D: Neden imkansızı ister insan... Neden....

E: Oğlum sana ben bile yardım edemem... Seninki kara sevda... Bence sen bu diziden ayrıl... Bak sonun iyi olmuyacak...

D: Denemedim mi sanıyorsun.. Olmuyor yapamıyorum.. SİS yapımla tazminat anlaşmam var...

E: Bak bu kötü olmuş...

Okynss
25-07-08, 18:49
ÇATI

İKİNCİ KISIM : Olgunlukla Gelen Aşk

19.BÖLÜM : İnce Planlar

Demir'in sözleri bende şok etkisi yarattı..

A-Demir ne diyorsun sen?
D-Ciddiyim Asi.Kaçacağız..
A-Ama hedeflerin..Doktor olman..
D-Umrumda değil sadece özgürlük istiyorum.
A-Ama nasıl yapacağız bunu..
D-Bilmiyorum
A-Kafan karışık..Hadi yat.Yarın sabah en ince ayrıntısına kadar konuşuruz bunları.
D-Tamam.


Ama ikimizde uyuyamadık..Ertesi sabah ikizileri giydirdim ve kahvaltılarını yedirdim.O kadar şirinlerdiki dantelli kilotlarını göstererek dans ediyorlardı.Sevecenlikle onlara baktım ve egzersiz için yukarı çıkarken Demir'in beni beklediğini fark ettim.

D-Nerde kaldın seni bekledim.
A-Demir burada bekleyeceğine çağırsaydın ya.
D-Asi hala düşüncelerimde ısrarcıyım.


Bale müziğini açtım ve barın orda egzersiz yaparak abimi dinlemeye başladım.

D-Akşam çok düşündüm..Kaçmak için paraya ihtiyacımız var.
A-Nasıl yapacağız onu?
D-Çatının yani buranın anahtarı tüm kapıların ana anahtarı olduğunu biliyorsun.
A-Evet..Peki anahtara nasıl ulaşıcaz..
D-Annemiz geldiğinde bir şekilde sen onu oyalarken ben anahtarın kalıbını çıkartıcam.
A-Sonra?
D-O kalıpla tahta bir anahtar yapıcam..
A-Böylece tüm kapıları açabileceğiz..
D-Tam üstüne bastın..
A-Peki sonra?
D-Yavaş yavaş annemizin odasından para alacağız..
A-Çalacağız diyelim..
D-Evet..

Bu sırada müzik değişti ve Demir'in elinden tutarak ona öğrettiğim valsi yapmaya başadık bu arada hala konuşuyorduk

A-Peki gerekli paraya ulaştığımızda ne yapacağız?
D-Anahtarla sabah erkenden buradan çıkacağız.Saat 4'te buradan bir tren geçiyor.Ona yetişmek zorundayız..
A-Peki sonra..
D-Tanrı bilir..Ne diyorsun?
A-Buradan çıkmak istiyorum..

Gülümsedi ve yanımıza ikizler geldi..İlk defa keyifle sohbet ettik dört kardeş olarak..Güldük,eğlendik hele ikizler buradan çıkacaklarını duyunca çok çok mutlu oldular.


Ertesi gün ikizlerde tuhaflıklar başladı.Cory sürekli kusuyordu ama annemiz gelince maalesefki onu unutup planımızı uygulamaya koyulduk.Annem anahtarı şifoniyerin üzerine koydu ve ben annemle neşeli neşeli sohbet ederken Demir,anahtarı aldı ve banyoya gitti..Uzun bir süre sonra çıktı ve anahtarı aynı sakinlikle yerine koyup ikizlere bakmaya gitti..Annemizin ruhu bile duymamıştı..Annem gittikten sonra doğru banyoya koştum..El sabununda anahtarın kalıbının olduğunu gördüm.Demir'in bu kalıbı gerçek bir tahta anahtar yapması tam üç gün sürdü.Üçüncü günün sonucunda anahtarla kapıyı açtık..KAPI AÇILMIŞTI!!Bir kaç ay sonra bu kapıdan dışarı çıkacaktık!!

Demir artık düzenli olarak annemizin odasına gidiyor ve paralarıyla geri dönüyordu...

Ama bir gün--

...

ÇATI

İKİNCİ KISIM : Olgunlukla Gelen Aşk

20.BÖLÜM : Acılarımız Kayıplara Dönüşürken

Ama bir gün Demir geldiğinde ikizlerin durumu çok kötüydü..Cory sürekli kusuyordu,Carie 'nin durumuda ondan farksızdı.Annemiz ise ortalarda yoktu.Bu böyle iki gün boyunca gitti..Demir bildiği tüm yeteneğini önümüze koyarak ikizleri iyileştirmeye çalışıyordu fakat ikizlerin doktora ihtiyaçları vardı.

İkinci günün sonunda Büyükanne bize yemek getirirken kullandığı piknik sepetini almak için döndüğünde.


A-Büyükanne
B-Size hitap etmedim.Edene kadar bekleyin.
A-Bekleyemem(deidm öfkeyle)Cory ve Caire hasta görmüyormusunuz?Dün bütün gün durmadan kustu.Bir doktora ve gerçek annesine
ihtiyacı var.

Ne bana nede Cory ve Carie baktı.Hızla dışarı çıktı ve bir süre sonra arkasında annemle geri döndü.

Annem Cory'e yaklaşıp soğuk,ıslak alnını elledi..Cory gittikçe kötütüleşiyordu ve annem onu doktora götürüp götürmemek konusunda KARAR VEREMİYORDU!Olmaması gereken bir çocuğu olduğunu öğrenilmesinden korkuyordu.

A-Niçin durup fısıldaşıyorsunuz?İkizleri hastaneye götürüp en iyi doktorları çağırmaktan başka çareniz var mı?

İkiside öfkeyle baktı bana.Solgun yüzlü,titreyen annem mavi bakışlarını bana dikti,sonra endişeyle ikizlere çevirdi.Ağlıyordu..Yine gözyaşlarına sığınmıştı.

Bağırmaya başladım

A-ANNE DERDİN NEDİR?KÜÇÜK OĞLUM ÖLÜM DÖŞEĞİNDEYKEN ORADA DURUP PARA HESAPLARIMI YAPACAKSIN?ONA YARDIM ETMEK ZORUNDASIN!ANNESİ OLDUĞUNU UNUTTUN MU?EĞER UNUTMADIYSAN... ALLAH KAHRETSİN ANNESİ GİBİ DAVRAN!KARARSIZLIĞI BIRAK.BU GÜN TEDAVİYE İHTİYACI VAR YARIN DEĞİL!

Yüzü kıpkırmızı kesildi.Bakışları bana döndü.

Co-Sen(dedi öfkeyle.)Her zaman sen!

Ve yüzüklere bezenmiş elini kaldırıp yanağıma indirdi.Sonra öbür yanağıma.

Yaşamımda ilk kez annem beni tokatlıyordu ve haklı olduğum bir sebeple ! Hiç düşünmeden çılgın gibi ondan daha fazla bir öfkeyle,şiddetle tokatına karşılık verdim.

Büyükanne çirkin,ince dudaklarında garip gülümsemesiyle tiksinerek bizi izliyordu.Tam ona cevap vermek için ağzmı açmıştım ki Demir kollarımdan tuttu

D-Sakin ol.Sakin olun!Bu öfkeyle onlara yardımcı olamazsınız.

Babamın yüzü geldi gözlerimin önüne.Kaşlarını çatmış bana bakıyordu sanki.Seni doğuran kadına nasıl el kaldırabilirsin diye söyleniyordu sanki.Pişman olmuştum.Ama hala öfkeliydim

A-CANIN CEHENNEME,CORİNE FOXWORTH(diye bağırdım avaz avaz.)

Büyükanne birden

B-Kız haklı Corrine onların hastaneye gitmesi gerekir.

Gece tekrar geldiler ve ikizleri alıp gittiler..Bütün gece bekledik..
Sabah olduğunda adım atamayacak kadar bitkin görünen annemiz kapının önünde tökezledi.Demir'le ikimiz aynı anda ayağa fırladık.

Co-İkizleri kilometrelerce uzaktaki en yakın hastaneye götürdük.Yeğenim olduğunu söyleyip kliniğe yatırdım.
A-Peki şimdi..Şimdi nasıl?
Co-İkizler zaatüre olmuş..Doktorlar elinden geleni ... yaptılar ... ama çok ... çok geç ... olmuştu!!!

AMAN ALLAH'IM İKİZLER ÖLÜMÜŞTÜ..ÖLMÜŞTÜ..Yalnızca ben ve Demir kalmıştık..Çok .. Çok zordu bu..

Ve o gecenin ardından tam 2 hafta geçti..İki hafta ne Demir ne de ben para çalmaya annemizin odasına gitmedik..Sadece birbirimize sarılıp ağladık..Daha iyi olduğumuz bir gün..

D-Asi..Artık buradan çıkmak zorundayız..

Haklıydı..

A-Mücevherleride almalıyız..
D-Haklısın..Bir hafta..Bir hafta içerisinde gerekli paraya ulaşıp buradan gideceğiz..
A-Sen mi çıkacaksın ben mi?
D-Bu sefer sen çık..
A-Tamam..

Tahta anahtarla dışarı çıktım 2.kata indim ve annemin odasına girdim.Girmemle orada kalakaldım!!Üvey babam diye tahmin ettiğim kişi karşımdaydı..!

...

ÇATI

İKİNCİ KISIM : Olgunlukla Gelen Aşk

21.BÖLÜM : Üvey Babam

Tahta anahtarla dışarı çıktım 2.kata indim ve annemin odasına girdim.Girmemle orada kalakaldım!!Üvey babam diye tahmin ettiğim kişi karşımdaydı..!Yakışıklılığı karşısında soluğum kesildi.Yatağa uzanmış uyuyordu...Çok yakışıklıydı..Bir anda onu abimle karşılaştırma gereği duymuştum.Abimden daha alımlı olmasına karşın garip bir şekilde Demir'i tercih ettim..Bu ''garip sepebi'' düşünmek bile istemiyordum! Elimi uzatsam ona dokunabilecektim , cüzdanını bile alabilirdim fakat yapmadım!Her kadının arzulayabileceği bir erkekti.Bu adamdan nefret etmek istedim ama edemedim.Uykudaki hali bile çok galipti ve bu hali bile kalbimin çarpmasına neden oluyordu.

Bir anda ne kadar büyük bir tehlikede olduğumu fark ettim ama cesaretliydim.Annemim çok sevdiği zümrüt takımını ve oraya buraya savuşturduğu paraları toplayıp geri döndüm..

Döndüğümde Demir merakla beni bekliyordu..

D-Neden bu kadar geç kaldın?
A-Bence önce sakin olmalısın.
D-Ne yaptın anlat çabuk!
A-İçeri girdiğimde üvey babamızla karşılaştım!
D-NE?!
A-Sakin ol..Uyuyordu..
D-Peki ne yaptın..?
A-İnceledim.Baya yakışıklı bir adam..Ama annemden çok genç..
D-Ne kadar mesela?
A-Sekiz yaş falan olmalı.
D-Hadi ordan
A-İstiyorsan gidip bakabilirsin yolu biliyorsun
D-Tamam tamam...

Gülümsedim.


Para.Hücrede yaşadığımız yıllarda paranın önemini çok iyi öğrenmiştik.Annemiz uzun bir zaman önce ne kadar güzel açıklamıştı : '' Dünyayı döndüren aşk değil paradır.''

İkizlerin minik giysilerini,ayakkabılarını,pjamalarını bavuldan çıkartırken göz yaşlarım durmaksızın aktı.Cory'e ait bir pantolonun cebinden sanırım kendisinin koyduğu bir kağıt buldum.Cetvelle çizilmiş çizgileri,minik ve birazda çarpık notaları görmek içimi burktu.Henüz tamamlanmamış bir şarkının sözleri yazılıydı altında :

Gecenin bitmesini isterdim,
Günün başlamasını isterdim,
Yağmur yada kar yağsın isterdim,
Ya da rüzgarın esmesini,
Ya da otların büyümesini.
Dünün geri gelmesini isterdim,
Oynayacak oyunlar isterdim...

Ömrümde hiç bu kadar acıklı bir şarkı duymamıştım..Özgürlüğünü isteyen küçük bir çocuğun hislerinden oluşan bir şarkı..Ne kadar da anlamlıydı.

Aklımda ikizlerle uykuya daldım.Ve dertli olduğum her gece gibi düş görmeye başladım.Bu kez yalnızdım.Kıvrılarak ilerleyen bir patikadaydım ve sol tarafda kırmızı,pembe ; sağdaysa sarı,beyaz çicekler rüzgarda sallanıyordu.Küçük bir çocuk elimi tuttu.Kafamı aşağaya doğru uzattığımda Cory'in elimi tuttuğunu gördüm..Daha sonra Carie geld, ve oda elimi tuttu.Mutlulukla gülüyorlar ve kısacık bacaklarıyla benim adımlarımı yetişmeye çalışıyorlardı.Ellerinde bir buket kır çiceği vardı.Gülümseyerek baktılar bana ve tam konuşmaya başlayacakları anda ilerdeki ağaçların altında kuşların cıvıltıları duyuldu.Uzun boylu, ince yapılı,güneşten yanmış bir erkek üzerinde beyaz,temiz giysileriyle ağaçların arasından çıkıp bize yaklaştı.Bir kaç metre ileride durup kollarını ikizlere açtı.Düşümde bile kalbim heycanla deli gibi çarpmaya başladı.Babam, ikizleri karşılamaya gelmişti.Yolun sonuna dek yalnız gitmeyeceklerdi.Ve ikizlerin minik,sıcak elini bırakmam gerektiği halde,bu anıyı sonsuza dek içimde taşıyacağımı biliyordum.Babam ve hayranlık dolu gözlerle baktı bana.İkizlerin ellerini bırakıp,neşeyle babalarına koşmalarını izledim.Bir zamanlar beni kucaklayan güçlü kolar ikisini birden havaya kaldırdı...Bende gidip babama sarılıp onlarla gitmek istedim..Ama gidemedim...


...


ÇATI

İKİNCİ KISIM : Olgunlukla Gelen Aşk

22.BÖLÜM : KAÇIŞ

On kasım.Hapisteki son günümüz olacaktı bu tarih.Tanrı bizi kurtarmıyorsa biz kendimizi kurtaracaktık.

Bu gece saat onu geçer geçmez Demir son kez annemizin odasına soyguna gidecekti.Gittiği her geceki gibi birilerinin kuşkulanmaması için kapıyı kilitliyordu.Duvarlar kalında ve ayak sesleri duyulmuyordu.Bu yüzden kimin geleceğini ve kimin gideceğini tahmin edemezdik.Yastığıma sarıldım ve bir gün çocuğum olursa onu asla yalnız bırakmayacağıma yemin ettim.Eğer o düşü görüp ikizlerin mutlu olmadığını görmeseydim,onu yanımda hissetmediğim için ağlamayı sürdürecektim.Demir'in duymayacağından emin oldukları zamanda bana anne demelerini özlüyordum...Saatler yıllar gibi uzadı ve Demir annemizin görkemli odasına yaptığı ziyaretten dönmedi.Niçin bu kadar uzun sürmüştü bu kez?Demir'in başına gelecekleri düşündükçe uykum kaçıyordu.

Horozların ötüşüyle birlikte sabah oldu.Demir'in usulca odamıza girişini o kadar iyi anımsıyorum ki..Rahatsız bir uykuya dalmak üzeredeydim.Kapı açılınca nasıl yerimden fırladığımı bir tek ben bile bilirdim.

Demir kapıda durup boş ve hüzünlü gözlerle bana baktı...

A-Niçin geç kaldın?Pencereye bak güneş doğmak üzere ve biz treni kaçırdık..
D-Sakin ol saat altıda yeni bir tren daha var.
A-Acele et o zaman...

Bu arada yatağıma yaklaşmıştı.Ve yaklaşmasıyla hiç bir şey almadığını farkettim..

A-Birden bire yumaşadın gene değilmi?O yüz--
D-Asi..Yoktu..
A-Ne yoktu?
D-Annemiz..

Yatağın yanına,yere yığıldı.Başını göğsüme yaslayıp hıçkırmaya başladı.Bir erkeğin ağlamasını duymak çok feciydi...Usulca sarılıp saçlarını okşadım.

D-Odasına girer girmez bir terslik olduğunu anladım.Lambaları yakmadan fenerimi açtım ve şok oldum.Gözlerime inanamadım...Her taraf bomboştu!Öylesine panikledim ki bütün çekmeceleri açtım..Tüm dolapları..Ama sadece annemizle babamızın alyanslarını ve evlilik cüzdanlarını buldum.
A-Onları bırakmışmı..

Alyansları göstererek..

D-Evet(dedi.)
A-Ağlama lütfen Demir...Gideceğini bilemezdik..
D-Bir de (dedi acıyla)Babamızla resimlerimiz vardı.Onlarıda aldım..Her şeyi götürüp bunlara değer vermemesi içimi sızlattı..

Sesinden başka şeyler olduğunu anladım.

A-Devam et!Başka bir şeyler daha oldu?Haydi anlat bana...
D-Eğer annemi soyamıyorsam büyükanneyi soyarım diye düşündüm ..Büyükannenin odasına girecektim.Biliyorsun onunda bir sürü yüzüğü var.Ama cesaret edemedim..Kapıyı yavaşça araladım ve dua ettiğini gördüm daha sonra peruğunu çıkardı..
A-Peruk mu?
D-Evet..Gri saçları perukmuş..
A-Her neyse sonra?
D-Sonra yavaşça oradan uzaklaştım.Biraz dolaştıktan sonra Büyükbabamızın odasını buldum.Tek şansım buydu ve kapıyı açtım..Bir mezarlık kadar sessizdi...Ama boştu!!
A-Ne yani odamı gitmiş..

D-Daha bitimedim...Sonra salona çıktım ve şu Jhon denilen uşakla bir hizmetçi kanepenin üstündeydi..
A-Eee?
D-Sana konuşmaları en ince ayrıntısına kadar anlatmıyacağım..Özet geçiyorum..
A-Yaa..
D-Asi..
A-İyi peki..
D-Büyükbaba biz çatıya geldiğimizden iki ay sonra ölmüş!!
A-NE?!
D-Evet..
A-Ama--

Sözümü kesti.

D-Annemizin Bart'la evlendikten sonra büyükbabamız vasiyet namesini değiştirmiş..
A-Yani?
D-Vasiyet namesine ; eğer Corrine Foxworth'un eski eşinden yada yeni eşinden çocukları olursa ya da varsa mirasdan yoksun bırakılacağını ekletmiş..
A-Eski eşindenmi?Eski eşinden çocukları olmadığını zannetmiyormuymuş..
D-Hayır..
A-Nasıl oluyor o?
D-Büyükbabamız baştan beri burada olduğumuzu zaten biliyormuş..
A-Aman Tanrım!!
D-Yani burada tam 3 yıl 7 ay bilerek kaldık.Kandırıldık!!


Konuşma bittikten sonra bavullarımızı hazırladık ve tahta anahtarla kapımızı açıp dışarı çıktık..Ana kapıya kadar uşakların bizi yakalamasından korktuk ama ana kapıya gelip dışarı çıktıktan sonra korkum geçti..Artık bizi kimse bulamazdı...ÖZGÜRDÜK!!!

Ama hala bazı korkularım vardı?Şimdi ne yapacaktık..


....

söğüt
25-07-08, 20:21
****************************************- 1 -



Kaç gece olmuştu uykusuz geçen, sayamıyordu artık..gözleri uykusuzluktan iflas edecek hale gelse de beyni bir makine gibi sürekli çalıştığından uyku uyuması mümkün değildi..son bir yıldır kafasına iyice sabitlenen bu çılgın fikirden kendisini alamıyordu genç adam…evet kararını nihayet vermişti….intikamını alacaktı..almalıydı…alması gerekiyordu…yoksa daima yükselişte olduğu bu iş dünyasında her geçen gün daha büyük projelere imza atarken, adı her geçen gün biraz daha geniş kitlelere duyulurken; kendisinin tanımadığı yüzlerce insan onu tanıyor, geçmişini öyle veya böyle biliyordu..önceleri çok fazla takılmamaya çalışsa da belki de artık gençliğin hafifliği otuza merdiven dayadığı bu günlerde geçip gitmiş, erkek adam olmanın ağırlığını yüklüyordu omuzlarına ….evet intikam saati yaklaşıyordu an ve an.. bekliyordu demir doğan…bekliyordu elinde telefonun sesini kıstı ve gözlerini yumdu..çoook eski günlere gitti, anneciğinin sağ olduğu günlere..nasılda severdi anneciği kendisini, nasıl da güvenirdi, nasılda överdi..”sen benim bütün ömrüm, umudumsun, babamız öldü ama sen şimdiden onun yerini doldurdun, akıllı oğlum benim ” derdi hep.. babasını çok az hatırlıyordu ama anneciğini çok iyi hatırlıyordu…ne güzel bir anneciği vardı, halbuk ölmeseydi, ne kadar mutlu olacaklardı annesi ve kzıkardeşi ile...onalrın annesi başka annelere benzemezdi; sıcacık, sevgi dolu bir anneydi..hiç kızmazdı, hiç üzmezdi kara kuzum dediği oğlunu, sarı papatyam dediği meleğini yanından hiç ayırmazdı…onları mutlu etmek için çalışıp, çırpınırdı..gencecikti anneciği, genceciken de öldü..başında yazması, ayağında naylon terliği, belinde basma eteği ile..
“anne ne olur seni bir defa daha görebilsem…ne olur sesini bir kere daha duyabilsem”


gece yarısı beklediği haber cep telefonuna bir mesajla düşmüştü sonunda...
yıllardır yüreğini ciğerini dağlayan acıının intikam günü gelip çatmıştı...
yaşadığı her an onu diğer insanlardan farklı kılan acının hesap günü işteee...
demir gelen mesajı okudu ve arkasına yaslandı, yorgun gözlerini yumdu...
DEMİR : ooohhhh tanrım ....sonundaaaa....evet artık gün benim günüm...
zaten son bir kaç aydır doğru düzgün uyku uyumuyordu ki..istesede uyuyamıyorduki...girmişti aklına bir kere....bu karşı koyamadığı intikam fikri yüzünden hep gergin, hep sinirliydi...hatta çok sevdiği, üstüne titrediği, meleğim dediği, asla kıyamadığı kız kardeşine bile mesafeliydi bu son bir kaç aydır...gerçi melekle konuşurken yine çok müşfik, çok sakindi ama bir değişiklik vardı işteee, melek bilmez mi bunca yıllık abisini..
demir bir kaç dakika sonra gözlerini açtı ve kararlı bir şekilde kalktı yerinden.
aynalı konsolun üstünde annesinin fotografına baktı...
ne kadar başka bir sıcaklığı vardı o fotoğraftaki kadının..tam bir anne idi..kucağında minik kızına sarılmış, kıvır kıvır saçlı minik kızda annesinin boynuna sarılmış..
erkek edası ile bakmaya çalışan 5 yaşındaki oğlu da ayakta duruyor ama o da olanca varlığı ile anacığının bacağına sarılmış...yoksulluktan mıdır, kimsesizlikten midir nedir, üçününde boynu büküktü...
demir, fotoğraftaki kadını taaa yüreğinin derinlerinden gelip, gözlerinden taşan bir hasretle öptü...sonra bağrına bastıı...bir süre öyle kaldı...
sonra fotoğrafı yerine koydu, ışıkları bile yakmadan, sessizce evde çıktı...

şehrin dışında eski bir depoya gittiğinde henüz gün ışımamıştı bile..
içeri girdi...gecenin ayazı, demirin sağlam bünyesine bile iyiden iyiye hissettiriyordu kendisini...
ayakta bir adam, gözleri ve elleri bağlı...
adam 50 yaşlarında kır saçlı orta boylu hafif kilolu..ama ilk dikkatini çeken şey, adamın sık sık öksürmesi...hem öyle zorlama bir öksürükde değil bu ...

rehinenin karşısında durdu, işaret etti, bir adam geldi, gözünü bağlayan kara bezi açtı, ellerini de işaret etti...elleri de çözüldü...

gözleri ve elleri çözülen rehine önce kendisini toparlamaya çalıştı, sonrada tam bir şaşkınlık içinde karşısında duran genç adama baktı ...bir şeyler çıkarmaya, anlamaya çalıştı...ama nafilee..tanımıyordu bu genç adamı..

DEMİR : ihsan kozcuoğlu..;?
REHİNE : ( gayet sakin ama bir o kadar da meraklı ) evet benim ..de ...siz kimsiniz...??!!
DEMİR : ( dik dik ve birikmiş öfkesi ile bakar, dişlerinin arasından ) tanımadınız mı..? size kolaylık olacaksa şöyle 25 yıl geriye gidin bakalım...!!!
taş köprüyeee....
İHSAN : evlat, burda durup seninle oyun oynayacak ne halim var, ne de vaktim..
konuşması sık sık öksürük nöbeti ile kesiliyordur..
DEMİR : güzelll...benimde sizinle kaybedecek fazla vaktim yok zaten..bir an önce şu eski hesabı görelim, ne dersiniz...?
İHSAN : bak delikanlı..kimsin nesin, derdin ne, hesabın ne bilmiyorum ama sorun her ne ise çabuk anlat..
bu sırada demirin cebi çalar,
demir ordaki adamlarına döner, bir şeyler fısıldaşırlar ve demir depoyu terkeder..
demirin arkasından bakarken hatırlamıştır tabiii...anlamıştır ihsan...biliyordu zaten böyle bir günün yaşanacağını...yıllarca gizli gizli beklemişti...keşke zamanında kendisi konuşsaydı..ama süheylanın huzuru bozulmasın diye susmuştu hep..gerçi kendisi için korkusu yoktu da .....ya asi'si..."allahım" dedi gözlerini sıkıca yumdu ..."ne olur sen kızımı koru...yalvarırım, beni değil, kızımı koru.." bu öfkeli delikanlının öfkesi asiyi bulmamalıydı..evet evet...bir yolunu bulup asiyi buralardan kaçırmalıydı...

diğer yandan asi evin içinde dört dönmektedir..babasını defalarca aramıştır ama cep telefonuna ulaşamamıştır..kimseyi telaşa düşürmemeye çalışarak oraya buraya telefonlar ediyordur, ama yok ...yok...yok...gidebileceği her yeri aramıştır...babası yok...
yakın arkadaşı defne, şu anda yanında..ikiside ayakta durup karşılıklı fikir yürütüyorlar..defneninki fikir yürütmekten çok teselli sözleridir...
DEFNE : yapma asiii, geçen senede almış başını adalara gitmemiş miyidi.. yine haber vermemişti.. dimi...
ASİ: iyi de defne, orda niko amca vardı, arkadaşı ...ama o da öldü ..hem o gidişinde hatırlarsan kavga etmiştik, alıp başımı gidecem buralardan demişti de gitmişti..ooofff bilemiyorum keşke polisehaber mi verseydik..
DEFNE : ee yine arayalım..hem korkma, kaza bela olsa, kara haber çabuk ulaşır derler allah korusun...
ASİ : (tedirgin bir halde ) zaten hasta oofff... çıkma evden dedim, dinlenmesi lazım...
DEFNE : evet zatürede bu yaşlarda çok tehlikeli, çok dikkatli bakım ister..
ne kadar belli etmemeye çalışsada defnede anlam veremez ihsan amcanının bu kayboluşuna...aklına fena şeyler getirmemeye çalışır..

sabah olmuştur.......

söğüt
25-07-08, 21:09
*********************************-2-

ihsan hastalığın verdiği bitinlikten ve gece boyunca ayakta durmaktan dermansız kalmıştır..yine gözleri ve elleri bağlanmıştır..
demirin emri böyleydiii.....ayakta duracaktı..oturmasına müsade yoktu..
ihsan başında bekleyen adamlara sakin ve tok bir sesle..
İHSAN : ne zaman gelecek demir bey?

ADAM: (ters ve ukala bir ifade ile ) adını nerden biliyorsun ?
ihsan acılı ve dolu dolu gözleri ile adamın yüzüne dalgın bir bakışla bakar;
İHSAN: o benim adımı nerden biliyorsa, ordan....
ADAM: biz bilmeyiz...kendisi ne zaman uygun görürse o zaman gelir..

gün boyu sesizlik içinde geçer..ihsan her ne kadar konuşmaya çabalasa da hem öksürüğü, hemde adamların pek konıuşma heveslisi olmamaları nedeniyle bir ilerleme sağlayamaz..deponun içinde volta atmak durumundadır...arada bir oturmaya yeltenince adamlar gelip kollarından tutup kaldırmaktadırlar...bir duvara yaslanmışlardı şimdi...acıdılar heralde...ihsan sakin görünmeye çalışsada aklına asi geldikçe oldukça geriliyordu...
İHSAN : ahhh talihsiz asim..hayatın hep benim yanımda mücadele ile geçti..yinede hiç şikayetçi olmadın...ama bu defaaa...bu başkaa be yavrumm...
git buralardan asim..git yavrum gitt....düşme sakın benim peşime...ben sana hiç mutluluk veremedim...bir baba kızını mutlu görmek ister elbet...ama sen benim kaderimden gelen zararımı çektin ...vazgeç benden be kızım..vaz geç..kaç...

asi ağlamaktan bitap bir halde,kendisinin arkadaşları olan ali, defne, murat sevinç ve babasının arkadaşları ile birlikte karakolda polise ifade vermiş ..babasının boy fotoğrafını vermiş, kameraya aldıkları son görüntülerini göstermiştir...bu arada hem bahçıvanları olan hem her işlerine koşan emektar ökkeş son aylarda bir kaç defa üç dört adamın gelip gittiğini, ihsanı sorduklarını anlatmıştır..
polis asiyi eve gönderdi...bir gelişme olursa haberleşilecektir..
ayrıca asilerin evi çevresinde polisler görevlendirilmişti...
o günde akşam olmuştur iştee...
asi evde babasının kah gözlüğüne, kah gömleğine sarılarak ağlamaktadır..
arkadaşları yanındadır...hatta arkadaşlarının alileleri de gelmiştir..babasının narkadaşları ve eşleri asinin etrafında dört dönüp onu rahatlatmaya çalışıyorlar..
ama asinin içine kor ateşler düşmüştür...babasına hiç kıyamazdıki asi...çocukluğundan beri, anneciği öldükten sonra, baba kız hiç ayrılmamışlardır ...birlikte çalışıp, birlikte dinlenmişlerdir...yemeği bile birlikte pişirirlerdi..
sabah saat 04:30
telefon çalar
herkes telefonun başına koşar ama asi açar
ASİ: alooo babaaaa...babaaaaa..babacım sen misin...
asi dayanamaz ağlamaya başlar tekrar....
ama telefon kapanmıştır....
ihsan asinin ağladığını duymuş, perişan olmuştur...yalvarır gözlerle demire bakar..
DEMİR : evet ihsan bey....bekliyorum...
İHSAN : neyiii???
DEMİR : günahlarınızın itirafını...
ihsan inanamaz gözlerle bakar demire...sen ne biliyorsan, kim sana ne anlatmışsaa ....şimdi ben sana ne söylesem inanmayacaksın...süheylada inanmadı....
DEMİR : (dişlerini sıkarak, kısık bir sesle ) onun adını ağzına almaaa...
İHSAN: sen inanmışsın o yalanlara..o yalanlar yüzünden kendini zehirlemişsin...şimdi benim masumiyetime inanmazsın...
DEMİR : ( bu defa olanca gür sesi ile )
SEN Mİ MASUMSUN....SEEENNN ...????????
İHSAN: sen olaylarda bir tek beni suçlu görüyorsun ama değil evlat..ben sadece ihanete uğradım..ihanet acısı ile yaptım ne yaptımsa..ama sonuçta yine ben acı çektim..
sonra demire bir adım daha yaklaşarak...çaresizlikle ve öksürükten kısılmış bir sesle
İHSAN : öfke ile kalktım, yıllar boyunca azap çektim...çektiğim acılar ne kadar derin olursa olsun, yabancıların yanında hiç konuşmadım evlat... derdimi kör kuyulara bile açmadım ben...şimdi burda bu adamların arasında sana mı söyleyeceğim...ben sana ancak şunu söylerim...o dert benim namusumdur...paylaşamam...
demir, dişleri ile birlikte yumruğunu da sıkmıştır...
ihsanın çenesine geçirdiği yumrukla birlikte öfke ile bağırır..
İHSAN: sende namus ne gezer haaa...sen namus nedir ne bileceksin,
ihsan yere yığılır, ağzından burnundan kan gelmektedir..
demir bir daha vurmamak için kendisini zor zapteder, depodan çıkar gider...

ertesi gün sabah erken saatlerde ihsan baygın bir halde bahçe kapısında bulunur...

söğüt
25-07-08, 22:14
**************************-3-


asi yeniden doğmuş gibidir....ihsan bey hemen hastaneye yatırılır...mümkün olduğunca az zahmet vererek, tetkikleri yapılır..doktor arkadaşı başından hiç ayrılmaz..şu anda uyutulmaktadır...polis henüz ifadesini alamamıştır...asi babasının başında hem ağlıayıp, hem allaha şükretmektedir..
kafasında yüzlerce soru uçuşmaktadır..babasına ne olmuştur...
ama bu soruların cevabı için çok sabır lazımdır ...

********** üç gün sonra
ihsan kozcuoğlu kendisine gelir...daha doğrusu doktorlar özellikle bu kadar uyutmak yoluna gitmişlerdir..vücudu çok bitkin olduğu için serumla birlikte vitamin ve ilaç takviyesi yapılmış, bu sıradada yorgun bünyeyi dinlendirmek için uyutmayı uygun görmüşlerdir..
ihsan uyandığında kendisini çok daha iyi hissetmiştir...etrafına bakınır, nerede olduğunu anlamaya çalışır...
asi heyecanla irkilir
ASİ : babaaaa....?!!!
İHSAN : demiiirrrr ???!!!!!
asi bir an şaşırır....ne demiri...?.o da kim...?? demir kim ki...?? ne dedi babası yaaa?
baba kız göz göze gelirler...
ASİ: babacım, benim ben...asiii...bak yanındayım,
der, elini avucuna alır ve usulca babasının yanağını öper..
ihsan hala şaşkın etrafına bakmaktadır...
İHSAN : asiii, senin ne işin var burdaaa..
ASİ: baba ne demek ne işin var, seni hastaneye yatırdık
ihsan bir an rüyadan uyandığını sanır, içinden "allah allah kabus mu gördüm ben"
ASİ : babacım beni çok korkuttun ama şimdi yorma kendini, dur dr.kemal amcaya haber vereyim ben der ve odadan çıkar...
ihsan hafızasını düzenlemeye ve olayları sıraya koymaya çalışmaktadır ..
derken içeri giren dr. kemal beyin sesi ile irkilir...
DR: KEMAL : bu tarafa hoşgeldin be ihsan, beni azrail ile nerdeyse düşman edecektin haa, hani hazret az kalsın seni bırakıp beni götürecekti..yapma böyle be abicim, sayende kalp hastası olucam yav...
ihsan gözlerinin altından bakar dr. kemale..
İHSAN: hadi ordan zevzek sende....azrail seni alsa alsa yaş haddinden resen alır...
dr. kemal hem ihsanı muayene eder, hem laf yetiştirir...
dr. kemal : niyeymiş ooo?
İHSAN : sende kalp mi var sanıyorsun bunak herif..motor o motor...
dr. kemal tencere dibin kara, seninki benden karaa...ulan bi kere senin yaşıtların çoooktaaan by-pass geçirdiler, sen halaaa katır gibi direniyorsun...ama sen kedi gibi şanslısındır...tabii doktorun iyi, doktoruuunnn...
öksürük nöbeti tutmuştur yine ihsanı...
İHSAN: kemal ... sen ne kadar iyi doktor olsanda ve ben ne kadar şanslı olsamdaaa şurası muhakkaki sen bana alerji yapıyosun ...
dr. kemal : nankör, yaşlı ve hasta herif senii
asi dr. kamal amcası ile babasının alışık olduğu bu atışmaları dinledikçe, hayatlarının normale döndüğünü düşünür, içi ferahlar...
İHSAN : mızıkçı, üçkağıtçı, sahtekar herif senii...
dr. kemal : ihsancım şakası yok, çok iyi dinlenmen ve bakılman lazım..lütfen şu fani dünyada bir kerecik olsun benimde sözümü dinlee..
İHSAN : eğer sen azrail ile ittifak kurmadıysan, bana bişey olmaaazz..bırak boş boş konuşmayı da sen haftasonu tavla partisine hazırla kendini...
dr. kemal gülümser ,
dr. kemal :hazırlansam nolcak a bunak...ben yeniyorum, sen kendin topladın pulları sanıyorsun, keyfi çıkmıyoki yaşlı başlı adamlarla oynamanın..ben asi kızımla oynayacağım artık tavlayı...
asi iyiden iyiye gülmektedir artık..
ASİ : kemal amca sağolun size çok zahmet verdik..ne zaman eve çıkabiliriz ?
***********************************

eve geleli bir hafta olmuştur..asi babasına gözü gibi bakmaktadır..ihsanın eski neşesi yerine gelmiş gibidir..daha doğrusu herkes öyle sanmaktadır...yani herkes, ihsanın bir ahbabına ziyarete giderken kapkaç saldırısı sonucu soyulduğunu, gittiği yerden dönmek için araç bulmakta zorlandığını falan sanmaktadır..inanmasalar bile ihsan böyle demiştir..

akşam yemeği sırasında sofrada asi artık kendisini tutamaz ve
ASİ: baba, demir kim?
ihsan irkilir, asi nerden biliyordur bu ismi...
İHSAN : ne demiri ?
ASİ : baba, hastanede sayıkladığın isim...
ihsan önce geçiştirmeyi düşünür ama sonra vazgeçer...asiye anlatacaktır her şeyii..
İHSAN : asii, seninle ciddi ciddi oturup konuşmamız gereken bir mesele var..daha doğrusu sen ne yaparsan yap, bir an önce işyerini falan feset..neyimiz var neyimiz yok nakite çevirmeye bak..bu şehirden, hatta bu memlketten gitmemiz lazım..özelliklede senin gitmen lazım..
ASİ : neee..şaşkınca belli belirsiz bir gülümseme ile...ama nedeeen...ne için..
İHSAN : bak asi anlatacağım mesele öyle kolay anlatılacak bir şey değil..o nedenle bir kere anlatabilirim ..sözümü kesmeden dinle ..anlaştık mı..
asi iyice meraklanır...gayet ciddi bir tavırla..
ASİ: tabi babacım, dinliyorum seni...
İHSAN : bak asi, demir....yani demir doğan...depar holdingin yönetim kurulu başkanı...annesi emine hanım ve teyzesi süheyla hanım..bizim antakyadaki çiftlikte çalışırlardı eskiden..daha ben ve annen evlenmeden önce..
asi meraklı gözlerle bakmaktadır babasınaa..
ASİ: hani şu çiftlikte tecavüze uğramış da o yüzden dedemin işten attığı işçi kadın...yani kızkardeşlerden biri tecavüze uğramış da...dimii...öyle bişey...
İHSAN : bak asi o iki kız kardeş maalesef..
ASİ : babaaaa...yoksaaa..baba yoksa seni bu hale demir denen o adam ...
asi şok içindedir...(yerinden fırlar...) baba o muuuuu..??
kapının zil sesi ile konuşma yarıda kalır..baba kız birbirlerine bakarlar ve ihsan asiye kapıya bakmasını söyler..
babasının arkadaşları ziyarete gelmişlerdir..dr. kemal ihsanı kontrol altında tutmak için mümkün olduğunca sık ziyaret etmektedir...
sohbetler ikramlar derken gece yarısını bulur, herkes dağılır ama ihsan çok yorgun olduğu için asi babasına kıyamaz..konuşma yarım kalmıştır..
ama asinin içi içini kemirmektedir..babası uyuduktan sonra o oturur bilgisayardan depar holding ve demir doğan araştırması yapar..
sabah ilk iş babacığının kahvaltısını yaptırıp, iş yerine gitmek için müsade ister...ökkeş efendi ile fatma ablasınada sıkıca tembihler, abasını yanlız bırakmamalarını...
işe diye yola çıkar ama arabvasını park ettiği yer, depar holdingin kapalı garajıdır..
sekreter: demir bey, bir hanım geldi...randevusu yok...ismi asiye kozcuoğlu imiş..sizin kendisini kabul edeceğinizden çok emin
demir şaşkınlıkla irkilir, aynı zamanda suratı asılır, karşısında oturan kerim, demirin beklenmedik bir ziyaretçiye yakalandığını anlar..ortağını kurtarmak için
KERİM: randevusuz kimse ile görüşmediğimizi bilmiyor musunuz yıldız hanım..uygun bir zamana randevu verin, öyle gelsin..

söğüt
25-07-08, 22:33
*******************************-4-

ama demir kendisini toparlar ve ani bir kararla
DEMİR : tamam yıldız hanım, tanıyorum asiye hanımı buyursunlar..
bu defa şaşırma sırası kerime gelmişti..
KERİM : abicim kaşla göz arasında nerden buldun, nerde tanıştın..haaa tabii beyimiz bar kuşu ...bize haber vermeden adnanlarla takılıyormuşsun ..buyur sana adnan hovardasının semeresi...böyle randevusuz, istenmeyen ziyaretçiler...
dediği andaaa ayağa kalkması da bir oldu..
içeri giren hanım boyu posu, edası, duruşu, bakışı, tavrı ile haza bir hanımefendidir...ya o güzelliği...ilk görüşte insanı hayran bırakacak kadar belirgin, yumuşak, masum, naif bir güzellik...hani cennette huri misali..
kerim ayağa kakıp karşıladığı için asi kerimi, demir sanmıştı..
ASİ : demir bey, ben asiye kozcuoğlu...tahmin ettiğiniz gibi son derece önemli bir konu için apar topar geldim..
KERİM : (yüzünde hayran bir tebessümle ) ben kerim aydıner..demir doğanın ortağıyım..hoşgeldiniz...
der elini tokalaşmak için uzatır..
asinin gözü-, kısa bir şaşkınlıktan sonra- masada oturduğu yerden hiç kıpırdamadan kendisine bakan adama takılır...
kerim ile el ucu ile mesafeli bir tokalaşma yapar...
ASİ: teşekkür ederim kerim bey..ama ben demir doğanla görüşmek için geldim..
ifadesi oldukça net ve kararlı idi..
demir gözlerini elinde çevirdiği kaleme dikmişti...
hiç beklemediği bir hamle gelmişti karşı taraftan..oldu bitti hanımlarla iş görüşmesi yapmayı dahi sevmeyen, bu işleri hep kerime yıkan demirin halini hatırlayan kerim, demire acıyan gözlerle bakar..
ASİ: mümkünse yalnız...
kerim daha çok şaşırır.."vay haytaaa vaaayyy..nerde tanışmış bu cennet gülü ile..benim nasıl haberim yok yaa"
KERİM : ee madem öyle, ben müsadenizi rica edeyim asiye hanım..iyi günler diliyorum..
asi kısa bir baş selamı verir ve tebessüm eder...
kerim odadan çıkar..
demir hala o koca gözlerini elinde çevirdiği kalemden kaldırmamıştır...
asinin derin ormanların kuytu yeşili gözlerinden ok gibi delici bakışlar fırlamaktadır demirin üstüne...
ikiside sessizidr...
sonunda demir dayanamaz...
DEMİR : evet dinliyorum sizi
ASİ: asıl ben de sizi dinliyorum....anlatın bakalım..
demir sinirlenmiştir..kaşları hafif çatılarak, oturduğu yerden doğrulup, hafif öne doğru eğilerek...
DEMİR : ne duymak istiyorsunuz benden, ne anlatıcam size...masal mı..?
ASİ : (sinirli bir ifade ile) terbiyesizleşmeyin..masal değil, gerçekleri anlatın kafi....
demir sinirden dudak ucu ile biraz da hafif alaycı bir tavırla gülerek arkasına yaslanır..
DEMİR : anlamadım... ne anlatacağım ben size..
artık asinin sabrı taşmıştır...
ASİ : babamı demir bey babamıı..niçin o hale getirdiniz...siz babamı kaçırdınız değil miii..koskoca depar holdingin sahibiii, benim babamı kaçırdı...NİÇİİİİNNN..üstelik hasta bir adamı, üstelik ölüm tehlikesi olan bir hastalığı olan, babanız yaşında bir adamı kaçırdınızz..ve bayıltana kadar dövdürdünüz..kan revan içinde buldum babamı...sizi şikayet ediceemmm...
şimdide demirin tepesinin tası atmıştır..
DEMİR : bana bakın küçük hanım, benimle, benim ofisimde aklınıza geleni konuşamazsınız ..sizinle konuşacak lafım yok benim..konuşacak lafı varsa eğer; babanız gelsin..bir kız çocuğu ile ne konuşacakmışım ben..
ASİ : ( sesi titreyerek ve yüksek çıkmaktadır ) siz...siz..ne kadar ukalasınız..siz kendinizi ne sanıyorsunuz...(artık iyice kopmuştur,
yumruğunu demirin masasına vurur ..e artık asinin yumruğundan ne kadar ses çıkabilirse o kadar ses çıkar, şimdi bütün bedeni sinirden tir tir titremektedir..artık kibarlığı bir kenara bırakıp)
adam mısın sen beee...delikanlı mısın..üçbeş kuruşun varya insan kaçırtıp, dövdürüyorsun öyle mii...tabiii haklısın senin gibiler ancak kendileri gibi aciz erkek müsvetteleri ile konuşur..benimle konuşmaya cesaretin yok mu senin haaa...bir kerede erkek adam gibi davran..dürüst ol..yaptınsa yaptım dee..ama nerde sende o yürek değil mi...şikayet edicem dedim diye paçaların tutuştu...
demirin aylarca maruz kaldığı nuykusuzluğunun gerginliğinin, içini yakıp kavuran derdinin, intikam ateşinin üzerine benzin döküyordur bu kız çocuğu..
ama sabrının son damlalarını kullanmaya çalışıyordur..
DEMİR : bakın hanımefendi...sizinle konuşulacak bir mesele değil... anlamanızı rica ediyorum...siz şimdi güzel güzel evinize gidin, sevgilinize gidin..
asi iyice çıldırmıştır..
artık avaz avaz bağırmaktadır, iki eli ile demirin masasına dayanırr...
ASİ: DEMİR DOĞAAANNN...BANA CEVAP VERİN...AÇIKLAMA İSTİYORUM...hem de hemen..şimdiiii....
demir ayağa kalmış, iki eli cebinde, ofis penceresinden dışarı bakmaktadır..
DEMİR : güvenliği çağırmak zorunda bırakmayın beni..sizi temin ediyorum asiye hanım, sizinle halledilecek bir konu olsaydı şimdiye halledilmiş olurdu..
asi demirin bu tavrına iyice delirmiştir...
ASİ : bana baksanıza siz...siz bir bana baksanızaaaa...
önce oturunda kendi hesabınızı iyice yapın siz..şu anda siz de işverensiniz..
derken sekreter içeri igrer
sekreter: demir bey toplantı için saruhan holding yönetim kurulu üyeleri geldiler efendim..
demir toparlanır, kendisine gelir ve asinin yüzüne aynı sertlikle bakar..
DEMİR : buyursunlar yıldız hanım, biz hazırız..
ASİ : sizinle işim henüz bitmedi demir bey
der demez kapıyı son sürat çarparak çıkmıştır demirin odasından..

söğüt
25-07-08, 23:33
*************************-5-

aradan bir hafta geçer,
demirin hiç tadı tuzu yoktur...ihsan kozcuoğlunun halini görmüştür..hasta bir adam..hasta insanı idam etmezler..hem bu korku ona yetmiştir..önemli olan ihsanın acı çekmesi, korkmasıydı..evet başarmıştı işte...ihsan hırpalanmış, korkmuş, özellikle biricik evladı için çok korkmuştu..üzülmüş, acı çekmişti..tamam bu kadarla kalmalıydı...aklı, matığı böyle diyordu demirin..
ama sanki şimdi daha bir huzursuzdu..
ihsan kozcuoğlu ile açık açık konuşamamışlardı...acaba rahmetli eniştesinin sözünü mü tutmalıydı....ne demişti ;
"elin ağzı torba değilki be evladım..hem kimseye yapmadığı kötülüğü neden senin annene yapsınlardıki...yok yok..iftiradır, hani yusuf ağanın adı zalime çıkmışya, birin üstüne binde eller koyar..ben hatırlıyorum, fakir fukarayı korur gözetirdi kozcuoğulları ...ama yusuf ağanın bir zalim yanı varsa o da asalet düşkünü olmasıydı..asil aileden kız alıcam derdi..ailemize yakışmalı derdi..o zamanlar ben de içten içe sevdalıydım süheylaya ama diyememiştim ...onca olaylardan sonra nasip oldu süheylaya kavuşmak bana...gel vaz geç..intikam iki ucu keskin bıçak...vuranı da yaralar, vurulanı da..sen zeki, becerikli, aslan gibi çocuksun...mapuslarda mı büyüyeceksin..yok yok razı değilim ben... okumalısın, onlara en iyi cevabın bu olacaktır...büyük adam ol demiiiiirrrr...çok büyük olll...güçlü olkiii, düşmalarının gözü o zaman kör olur.."
demir yine üstünü çıkartmadan yatağına uzanmıştır...
son iki haftada yaşdıkları oldukça ağır gelmiştir demire..gözlerini yumar, oofff allahım...ya doğru ise...sonra aklından kötü düşünceleri uzaklaştırmak için "güzel bişiler düşünmeliyim" der
"güzel şeyler düşüüüünnn"
alabildiğine yeşilll bir orman belirir gözünün önünde..
alabildiğine kayalara vuran lacivert dalgalar, beyaz köpüklerle dantel gibi işlenmiş....tablo gibi...
bir kız belirir, yalınayak, beline kadar siyah saçları dalga dalgaaa..yüüznde tatlı bir gülümseme...peri gibi güzeldir.. yürür dalgaların içinde...biraz daha ilerlese dalgalar boyunu aşacak...
"gitmee duuurrr...gitmeeeee"
"abiiiiiii...abiiiiiiiiii...abiiiiiiiiiii..."
demir yataktan doğrulur, kapının arkasından meleğin çekingen ve endişeli sesi gelir
DEMİR :efendim meleğim...
MELEK : abicim saat 10.00 işe gitmeyecek misin..
DEMİR : neee...sahi mi...ooff tamam meleğim tamam...uyandım sağol..
ılık bir duş iyi gelmiştir demire..sinirleri sakin, karnı acıkmış bir vaziyette iner yemek odasına..teyzesi süheyla hanım kızkardeşi melek kahvaltı masasındalar...
DEMİR : günaydın gönlümün sultanları
der, ikisini de öper..
SÜHEYLA : ah be yavrum...kaç zamandır yüzün gülmüyordu...çok üzülüyordum..şükür allaha ...

söğüt
25-07-08, 23:49
**************************-6-

öbür tarafta ihsanın durumu biraz daha kötüleşmiştir...
doktorlar her şeyi deniyorlar, asi babası için nerdeyse canını verecek ama ihsanın ciğerlerindeki virüs maalesef yok edilememiştir..
asi çok tedirgin, çok üzgündür...
babasının bu hale gelmesinde demir doğanın imzası vardır...
onun yanına kar mı bırakacaktır bunu yanii..
babası uyur uyumaz soluğu depar holding de alır asi...demir yoktur..dışarda gelinceye kadar beklemeye azimlidir...
"eğer bende seni rezil etmezseemmm"
sonunda demirve kendisi yaşında bir kaç hanım ve bir kaç adamla holdinge geldiini görür ve beklediği yerden demire doğru hamle yapar...aynı anda demirle gözgöze gelirler...
ASİ: belki bilmek seni mutlu eder....babam ölüyorr..sayende..senin gibi bir şımarığın, senin gibi bir kaprislinin, senin gibi insanlıktan uzak bir zorbanın yüznden, benim babam ölüyooorrr...duyuyor musun beniiii...babam ölüyooorrrr...senin yüzündeeenn...
asi konuştukça babasının durumuna çok üzülüyor, üzüldükçe içindeki acısı öfkeye dönüşüyordur...
asinin bu öfkesine, bu can hıraş haykırışlarına zaten barut fıçısı olan demir patlar...
DEMİR : yaaa öyleee miii... ne istiyorsun benden, üzülmemi mii...baban üzülmüş müydü o zaman..haaa sordun mu....bir insanın ölümüne sebep olurken baban üzülmüş müydü...
ASİ: sen var ya sen ...sen hastasın...sen kesin hastasın...
demirin artık gözü kankırmızı görüryordur ortalığı
asinin bileğinden yakalar...
DEMİR : öyle miii...benimle geliyorsun...hasta ruhlu insan kimmiş göstericem ben sana...
asi ne olduğunu anlayamadan son model bir arabanın içinde bulur kendisini...
demir kapıyı hızla kapatır kendisi de şoför koltuğuna geçer..
demir son sürat gitmektedir...
asi şaşkın şaşkın...
ASİ: ne yapıyorsun seeeeennn...
demir hiç oralı olmaz..gözü yoldadır..
ASİ : bu yaptığına adam kaçırma derler cezasının farkındasın değil mi..
demir iyice artırır hızını...
asi bakarki bağırıp çağırmanın bir faydası yok..rahmetli anneciği ne derdi..
"baban öyle kavga gürültüö ile istediğim bişi almaz kesinlikleee...güzel güzel, yumuşak yumuşak istediğim zaman oooooooooo..."
ASİ: demir bey, anlatamadım galibaa...bakın babamın durumu oldukça ciddi..benim yanında olmam gerekiyor..bana ihtiyacı var...demirin kaşları çatılmıştı...cepten aradığı bir doktora talimatlar verdi...
DEMİR : merak etme, şimdi türkiyenin en iyi uzmanları bakacak babana..
asi iyice çileden çıkmıştır...
ASİ : ay allahım aklıma mukayyet ol...herşeyi para ile satın alacağını sanıyorsun sen...hakikaten acınacak haldesin...
DEMİR : sus artık..
asi demirin bu kendisine son nderece güvenli haline, hiç bir şeyi önemsemeyişine inanamıyordur..
ASİ : ya babama bişey olursa..ben yanında yokken ...hiç mi düşünmüyorsun bunları
DEMİR : olmayacak...merak etme..
asi inanmayan, şaşkın çaresiz bir ifade ile gülse mi ağlasa mı bilemez...başını iki yana sallar...neden sonra cep telf aklına gelir..çantasından çıkarnaya çalışırken..
DEMİR : boşuna uğraşmaaa ..artık kapsama alını dışındasın çekmez...

ara bir kavga ederek, ara bir yalvararak demiri geri döndürmeye çalışır asi ama demirin geri dönemeye hiç niyeti yoktur...
asi çok yorgun düşmüştür, gözleri ağırlaşır, başı düşer...demir asiye dönüp bakar...yine de o halde yatmasına gönlü razı olmaz.rahat bir uyku uyuyabilmesi için koltuğu yatırır duruma getirir..
"öyle namussuz bir adam, böyle bir kız büyütsün, yetiştirsin haa...inanılmaaazz..babasına nasılda düşkün.."
yol uzar gider demirin önünde...tıpkı yanlızlığı gibi..radyoyu kısık sesle açar..

ne günah etse açılmaz, iki gönlün arası
ne gün ah etse kanar, dildeki firkat yarası
dilerim bin beter olsun, kim ayıplarsa beni
arıyor ruhum onu olsa da bir yüz karası

demir şarkıyı dinlerken dönüp tekrar asiye bakar
.."ne kadar güzel yarabbii...ne kadar masum..uyurken bütün kötülüklerden, bütün kinlerden, bütün düşmanlıklardan çok ama çook uzak ..
hani olsaydı daaa...yanii..başkaa birinin kızı olsaydı asi meselaa..yani işte kozcuoğlu olmasaydı....yani hakikaten bir erkeği ilk görüşte kendisine kul edecek kadar güzelliği......üfff cadının teki yaaa..güzel olsa ne olacak..allahın cezası bir kız işte...cadı madı, ama yürekli...ama ailesine düşkün...haklı ise sonuna kadar giden...iyi iyi tamam...bir sürü kız tanıdın..yani öyle olduğunu sandın da sonra ne oyunları çıktı meydanaa...dön lan önüne manyak mısın nesin, ne bakıyorsun melekten bile küçük, daha kız çocuğu o...
kız mııı...bu mu...ne kızı yaaa kızılcık sopası..allah uzak etsin..yok yok dön sen önüne yola bak..senin derdin var olum, dağlardan büyük..."

söğüt
26-07-08, 01:11
**************************- 7 -

asi gözlerini açtığında kocaman bir yatağın üzerinde uyuduğunu fark eder..
" e yuh yani asi ...yuuuh sanaa..nerdeyim ben..noldu bana.."
ama oldukça dinlenmiştir, saatine bakar ooofff durmuş bu saat...hemen çantasına bakınır, şifoniyerin üzerindedir..atlar çantasını kapar cep telefonunu arar...bi daa arar...çantayı yatağın üzerine döker...arar...
"almış...terbiyesizzz..."
bir hışımla odadan çıkar...
"kimse yok muuu...demir beeeeyyy..."
evde kimse yok belliki...hemen koridora yönelir..dış kapıya elini atar..kilitli tabii..
siniden çıldıracak gibidir...
mutfağı keşfeder, eline çatal, bıçak ucu sivri ne varsa toplar bir daha gelir kapının önünee...tam kapıyı kurcalayacakken kapının dışardan açıldığını görür, içi korku ile ürperir...kenara çekilir...
içeri esmer tonton orta yaşı biraz geçkince, bir köylü hanım girer...
"uyandın mı ha guzuumm"
asi gözlerini yumar, saçlarını alnından elleri ile arkaya doğru atar.. başına gelenlere bir anlam vermeye çalışıyordur ...iyide bu tonbbalak teyze de nerden çıkmıştır şimdi..?
ASİ : demir bey nerdee ?
tonbalak teyze :bilmeyon kii a guzuuum ..senin yanında değil miydi kelee..
asi cevap vermenin gereksiz olduğunu düşünerek dışarı çıkmaya yaltenir..tonbalak teyze kapı önünde durduğundan asi ne kadar incede olsa sıyrılıp kapıdan çıkması bi hayli zor olmuştıurr..
sabahın çok erken saatleridir..yağmur yağmış, otlar diz boyu olmuş..meyve ağaçları ve çeşitli çiçeklerle bezenmiş bir bahçe göz alabildiğine uzanmaktadır karşısında.. çok bakımlı değildir ama çok ama çok güzel bir bahçedir gördüğü..
balkona çıkar, merdivenlerden bir kaç basamak iner...misler gibi güzel bir hava sarhoş etmiştir asiyiii..."oooooohhhhh, allahım cennet burası..cennettt..."
yağmurun yapraklara bıraktığı damlalar ordan burdan süzülüyor hatta asiye de bir kaç damla nasip oldu...başını yukarı kaldırıp dalara baktı...
hayran kaldı "bu ne bereket böyleee, bu ne muazzam güzellik böylee.."
yalnızlığı pek fazla uzun sürmedi.. genç köylü bir hanım elinde koca bir sini, üstünde beyaz bir örtü ile bahçe kapısından girdi...
biraz utana sıkıla,
genç hanım : asi hanımm, buyrun...
asi genç kadının kendisine uzattığı siniye bakakalır...
ASİ : bu neee...
genç hanım : kusura galmayın, bizim buraların gahvaltılığı böyle olur
iştee..
asi iyice şaşırır..
ASİ : yoo estafurullah...teşekkür ederim ben..pardon ama bişey sorabilir miyim
genç hanım : buyur sor tabii
ASİ : burası neresi?
şaşırma sırası şimdi genç hanımdadır, asinin yüzüne dikkatlice bakar...niyetini anlamaya çalışır..
genç hanım : eee burası antakya, ahaa bizim buralarada çiftlik derler...
asi nerdeyse küçük dilini yutacaktı..
ASİ :NEEEEEEEEEE............

söğüt
26-07-08, 14:05
***************************-8-

ASİ: demir bey nerdeeee...demiiiiiiiiiiiiiiiirrrrrrrrrrrr..
asi nihayet resmen kaçırıldığını anlamıştır..delirmek üzeredir, her şey bi yana babasının yanında olmalıdır..."allahım benim buralarda ne işim var...babama bişey olursa ben ne yaparım..." düşünceleri kafasında hızla işlemektedir..
tombalak teyze : a guzum gel ele sen, telaşe verme gendini, o şimdi gelmez,işleri akşamı bulur..
ASİ: nasıl yaaa..ne demek gelmez, benim hemen istanbula dönmem lazım..
tombalak teyze de o genç hanım da asiye "mümkünü yok şekerim, onu demir efenin kollarında buraya gelirken düşünecektin" dercesine baktıklarını gördü asi...belki o anlamda bakmadılarda ne bilim asi kendiliğinden işgillendi...üüüüüüüüffff nolcaktı şimdi...
asi sinirle tekrar içeri girdi...saçını başını toparladı, yüzünü yıkadı, çantasını eline aldı, "telefonun yoksa yok, telefonsuz da gidilebilir heralde, napalım" düşüncesi ile kendisinden gayet emin bir eda ile bahçeye çıktı, arkasından bakan iki hanıma aldırmadan yola koyuldu...
tombalak teyze : ooyy yavrııımm, nereye gidecen, kendi ayağınla geldiğin yerden bir daha babaevine dönmek olmaz a guzuumm..geliverir kocan kele, sabret acık...
asi kulağına gelen bu seslere inanamaaazz.. başını göğe kaldırır "yaaa sabııırrr"
şu düştüğüm hallere bak...
genç hanımda asinin peşine düşer, yakalar asiyi..
genç hanım: hele bi acele etme, demir abinin bizim beyle az biraz işi vardı, öğlene gelir kesin o zaman konuşur gidersin,hem iki gündür yağan yağmurlardan çiftlikle şehri bağlayan köprü yıkıldı, minübüs neyim işlemiyo, yürümeklede onca çamurun içinden çıkıp antakyaya akşama varaman..
gel az bi sabret haa..öğlene gelirler, çiftlikte fazla hasar var mı diye bi bakmaya çıktılardı, gelirler şimdi..
ASİ:(hayretten gözleri açılır ) nasıl yani, hiç mi vasıta yok, nasıl yer burası ya dağ başımı..?
genç hanım : hele gel birlikte bi kahvaltımızı edek, aç karna yola düşüp ne kadar yürüyebilecen ki...olmadı dayımların süt arabası gelecek birazdan,köylülerden süt toplayacaklar, o arabaylan gönderririm seni hemi..
bu fikir asiye daha inandırıcı gelmiştir..ayağındaki topuklu ayakkabılarla hakikaten yürümesinin imkanı yoktur..
gözü de kesmez..hem acıkmıştır daa..hem sini de gördüğü kahvaltılıklarda böyle gözlemeler, taze demlenmiş çay, köy peyniri falan....oooyyyhhh napsın kızcaaz şimdi ..yok işte başka bir çaresi...mecburen ama tamamiyle mecburiyetten boyun eğer kaderine
ASİ: peki ..tamam..öyle yapalım
der geri döner eve doğru yürür..veee tombalak teyzenin balkondaki masaya çoktaaan kahvaltılıkları yerleştirdiğini görür..hayır ne yaparsa yapsın da....ama o bakış ne öyle haaa...sanki asi demire kaçmış daaa efendime söyleyeyim, sanki demir ona haber vermeden işe güce gittiği için demire naz toz yapıyormuş gibii...evet evet bu yaşlı cadının aklından ayneeenn bunlar geçiyor olmalı...hıııı... asii bilmez mii.."tamda babamın halası tiplii, çok cadoloz olur bu tipler bilirim beeeeenn..." asi her ne kadar kızmak istesede bu sevimli tonton teyzeye bi türlü kızamıyordu..
bu üç güzel kahvaltılarını afiyetle yapmaya koyulurlar..tatlı tatlı sohbet de başlarlar...
genç hanım.: gusura galmaa benim adım cevriye..aha buda benim gayınnam (kaynanam demek oluyoo, bakmayın saf saf) adı sabahat da konu komşu tombalak teyze derler..
asi gülümser,
ASİ: benim adımda asiyee..hem biliyor musunuz bende aslında antakyalıyım..kozcuoğullarından ihsanın kızıyım.ben çok küçükken taşınmışız buralardan o yüzden hatırlamıyorum..hiç gelmemişiz bir daha..tüh keşke gelseydik... meğer ne kadar güzel yerlermiş buralar..
tonbalak teyze ile cevriye bir an gözgöze gelirler ikisinin de rengi hafifi atar..
demir, düşmanının kızını mı almıştır yanii..."allaaa allaahhh...taş yağacak..tü tü tüü"
ama asi masadaki havanın renginin döndüğünün farkında değildir..hem sıcak gözlemeler, hem bu tatlı köylü hanımlar, yağmurdan yıkanmış yer gök, ağaçlar... mis gibi toprak ve yaprak kokusu çok ama çok değişik gelmiştir ona...nasıl olsa süt arabası ile de antakyaya inecektir..sonra bi yerden defneyi arar..ilk uçaklada istanbula döner...aaahhhh babası da yanında olsa asi aslında burada bir ömür yaşayacak gibi hisseder kendisini..
ASİ : ne iş yapıyorsunuz siz burda..eviniz nerde ?siz kimlerdensizniz? babam tanır sizi dimi?
asi saf saf, neşeli neşeli konuşurken üç dört erkek bahçe kapısından içeri girmişlerdir..ama içlerinden bir tanesi asiye öyle bir bakıyordur kiii bu bakışlardan tombalak teyze ve cevriye "bunlar kesin karı-koca olmuşlar" sonucunu çıkartmışlardır..
asi garibim de başını çevirip masum masum gelenlere bakar veee demirin şahin bakışları ile asinin ceylan bakışları buluşur ...
allah allah niye böyle bakıyorki, ne var ...kahvaltı yapmak yasak mı...tamam kavgaları falan olmuştu amaa şunun şurasında misafir sayılırdı asi orda...hem sanki asi mi gelmeyi istedi...dimi ama..allah allaaahh...
erkeklerden üçüde bahçe içinde değişik yere gitmişler bir tek demir balkona hızlı adımlarla yönelmiştir..bu arada tombalak teyzesi ile cevriye kankası masadan çoktaaan kalkmış olduklarını asi neden sonra fark etmiştir..
cevriye çabuk çabuk sofraya çekidüzen vermiş ve kayınvalidesi ile birlikte müsade istemişlerdir..
asi hala ağzındaki lokmayı çiğnemeye çalışarak.
ASİ : aaaaaa...noldu cevriyecim, niçin ayaklandınız ki...
CEVRİYE :bize müsade asiye hanım, ben bi bizim beye bakıverim, sabah bişey yemeden çıktılardı..
ASİ : haa tamam...der
demir çamurlu çizmeleri çıkarmış, tombalak teyzenin getirdiği terlikleri ayağına takmıştır,
DEMİR : afiyet olsun...(asiye bakarak ) bizede kaldı mı bişeyler sabahat teyze ?
tombalak teyze : olmamı a guzum..gel sen otur hele..
o arada bön bön bakan asiye işaret bi kaş göz işareti yapar,
asi şaşkın anlamaz..
ASİ: neee?
tombalak teyze (bununla işimiz var der gibi hafif başını sallar ) a guzum çay çaaayyy..çay doldursanaa
asi niçin çay doldurması gerektiğinin pek ayırımında değildir ama madem tombalak teyze öyle demiş, e o halde tamamdır..
demirin bardağına çayı doldurur, önüne koyar,
demir ise asinin her hareketini dikkatle takip etmektedir..
DEMİR : teşekkür ederim..

asi gözlerini devirir..."şu süt arabası gelinceye kadar nasırına basmayayım şu gıcığın..havasına bak şunun yaa ne kadar kendinden emiiinn.."
ASİ : rica ederim, afiyet olsun...

söğüt
26-07-08, 15:40
*************************- 9 -

artık tombalak teyze de gitmiştir..demir sakin sakin kahvaltısını yaparken, asi de hem süt arabasının yolunu bekler, bu arada zamanını iyi değerlendirmek adına, o nefis gözlemelerden bir tane daha aşırır..ama asıl demirin hali görülmeye değerdi...asi hiç de zorla kaçırılmış bir kız ruhiyetinde değildir..gayet halinden memnun, hatta buraların yerlisi gibidir..demir hafifçe gülümser kendi kendine.. gerçi gelecek olan fırtınanın sessizliği olduğunu az çok hissediyor gibidir..
kahvaltıları bittiğinde asi balkondan aşağıya inmeye yeltenir..
DEMİR : hooop..nereye..
asi gayet safiyane
ASİ: cevriyeye bi sorayım süt arabası kaçta gelecek
DEMİR : anlamadım süt arabası ile senin ne işin var..süt mü satacaksın?
asi hiç de komik değilsin, seni önemsemiyorum anlamında hafif bir tebessümle başını arkaya atar ve aşağıya inmek için yürümeye devam eder..
demir yerinden kalkar ve asinin kolundan tutar,sert ve kararlı bir tavırla
DEMİR : içeri geç
ASİ: kolumu bırakır mısınız lütfen..
DEMİR : asiye hanım, beni sinirlendirmeden içeri girer misiniz
asi de ser sert konuşmaya başlar
ASİ :hayır efendim...ne oluyor yaaa, niye geldik biz buraya ...hasar tespit için mi...ben ne anlarım..ben niçin burdayım...babam hasta diyorum anlamıyor musunuz...sizi dava ederim, bırakın beniiiii..
demir asinin sözlerini dinlemeden belinden kavradığı gibi kucaklar asiyi ve içeri çeker..artık konuşması üstüne basa basa, alabildiğine tehditkardır. işaret parmağını asinin yüzüne sallayarak
DEMİR : hiç bir yere gidemezsin... anladın mı...ben istemedikten sonraa sen burdan bir adım ileriye gidemezsin..
asi şok olmuştur...
ASİ : bakın..çok ileriye gidiyorsunuz siz...çok haddinizi aştınız..derdiniz ne sizin haaaaa? derdiniz neee...??
ASİ : aaaaaaaaa... aslında ben biliyoruuummm....siz benim babamı suçluyorsunuz değil miii...siz hanı şu işçi kadının oğlusunuz..hani şu hakkında dedikodu çıktığı için intihar........demeye kalmadan demirin sesi patlar odanın içinde
DEMİR : sen o kadının adını, ağzına bile alamazsın anladın mı..
artık asi işin ciddiyetinin farkındadır..demirin kendisini burada esir edeceğini anlamıştır...babasının başında olamamak acısı içine çökmüştür iyice..ya babacığına bişey olursaa, o zaman aside yaşayamaz...nasıl yaşar o vicdan azabıylaa..zaten anneciği genç yaşta ölüp gitmiştir..anneciğinin özleminin üstüne birde babasız kalmayı, baba özlemi çekeceğini düşündükçe kendi kendisini yer bitirir..içine kor kor ateşler düşer...
babacığına kıyamaz, tek başına o hastalığın pençesinde ...asi iyice çileden çıkar ve ağzına gelen her şeyi sayar döker
ASİ: kendi namuslarını koruyamayanların namuslaının hesabını mı soruyorsunuz bizeee....biz ne yapalım..siz şirketinizde çalışan her hanımın namus bekçiliğini yapabiliyor musunuz..
demirin gözleri büyümüş, kocaman olmuştur kan kırmızı görüyordur işte yine her yeri...
DEMİR : laneet olsuuun lanet olsuuun suusss..öldürürüm senii...anladın mıı öldürürüm...suusss..benim annem hakkında sen böyle konuşamazsın..
ASİ : üzgünüm... amacım sizin annenize dil uzatmak değil ama, siz de biraz gerçekleri görün..
DEMİR : tek bir gerçek var o daa tecavüzz...duydun mu beniii...ve çaresiz yanlız bir kadınaa yapılan iftiraa..
ASİ : tabii tabii öyle olmuştur mutlaka, kendisine sahip çıkamamış, zengin kocaya varma heveslisi kız, önce kendi isteği ile gider, olmayınca adına tecavüz der..ohooo onlarca hikaye var böylee...hayır nedense bir fakir delikanlıya değilde illede bey oğluna aşık olurlar birde...
der demez demirin tokatı ainin yanağında patlar...kulağındaki küpe fırlar...asi yere düşmüştür...kendisini toparlamaya yerden kalmaya çalışır ama o anda demirin parmakları asinin kolunu kelepçelemiştir, ayağa kaldırır.. iki kolundan sımsıkı tutup sallar..demirin kendisini kaybettiğini hayretle izliyordur asi..
ASİ : deli misin sen yaaa. bana ne ....neyin hesabını soruyorsun bana..geçmişin hesabını sormak şimdi mi geldi aklına..madem öyle neden daha önce çıkıp hesap sormadın...şimdi gücün hasta bir adamamı yetiyor..ama sorun ne biliyor musun..sen o kadınları gözünde ilahlaştırmışsın ve onlarında insanca hata yapabileceklerini kabul edemiyorsun...sende saplantı olmuş bu
demir artık iyice kopmuştur bu ukalanın haddini bildirmesi gerekmektedir..demek öyle haaa??
DEMİR : demek bu kadar basit öyle mii...demek o kadınlar bu kadar değersiz senin gözünde...sen tecavüzün ne demek olduğunu biliyor musunun haa? biliyor musun tecavüze uğrayan kadının hali nasıl olur...biliyor musun bir kadını aşağılamanın, hayatını karartmanın tek yolu nedir...sen nerden bileceksin..senin gibi zengin kızlarının bildiği; kadın ancak kendi gönlü ile gider değil miii..? öy le miii...?
demir asinin gömleğini düğmeleri kopartarak açar..
asi artık sinirden tirtir titremeye başlar..
ASİ: ne yapıyorsuun seeenn...İMDAAATTTTTTT... sapık mısın ..defooolll..
ama demirin asiyi dinleyecek hali yoktur..asinin kolundan tuutğu gibi yatağın üzerine fırlatır..asi kalkmaya yeltensede demir artık ahtapot gibi sarmıştır her bir yerini...asi gücü yetmediğini anlayınca var gücü ile ağlamaya başlar..sinirleri boşalmıştır..demiri engellemek için rast gele ısırmaya çabalar .. omzunu ısırır ama bu ısırış demir tarafından öyle bir bertaraf edilirki asi artık nefes bile alamıyordur..dudakları demirin ağzının içinde hapsolur...korku dalga dalga yayılır bedeninee.. o an istediği tek şey ölmektir...evet ölmek..yer yarılsa da içine girebilse...anca o zaman kurtulabilrdi bu vahşetten..
demir, asinin vücudunu rastgele öpüyor, her bir noktasında eli gezebiliyordur artık...asi kendisini hiç bu kadar çaresiz, hiç bu kadar aciz hissetmemiştir şu ana kadar...artık hayat eskisi gibi değildir..şu 10 dakikada her şey alt üst olmuştur...kaskatı kesilmiştir demirin kolları arasındaa, ağlamaktan, kendisini kasmaktan, aciz düşmenin hırsından...artık son çare ağlayarak yalvarmaya başlar
ASİ : yapmaa ne olurr..ölürüm ben yaşayamam böyleee...yalvarırım yapmaaaa..yalvarıyorumm..ben size ne yaptımkiii..?
demir bir an kendisine gelir biraz önce meydan okuyan, hakaret eden kızdan eser yoktur ..tokat yediğinde bile ağlamayan kız şimdi yalvarıyordur..demir daha fazla ileriye gitmez..gevşetir kollarını...asi biraz nefes alır ...ama asiye olan hırsı geçmemiştir..kolundan tutup yataktan kaldırır...ayakta duracak hali yoktur asinin..demir kolunu asinin beline dolar ve onu aynalı konsolun önüne çeker...
DEMİR : bak şu aynaya .bak şu aynadaki kadınaaa..gördün müü...haa, gördün müü..öğrendin mi şimdi...ne demekmiş tecavüz anladın mı şimdi..insanı ne hale getirdiğini, ciğerini nasıl dağladığını hissettin mi, öğrendin mi..

asi korkudan, kendisini çok kasmaktan bitkindir, bütün vucudu tirtir titremektedir..demir kendisine sıkı sıkı yaslamış olmasa ayakta duracak zerre gücü yoktur..ha bire ağlar..hele aynada gördüğü asi... asi için hayatında hakikaten bir dönüm noktasıdır..
asi hala yalvarmaktadır..
ASİ: lütfen bitirin bu işkenceyi..ben size ne yaptım ki...hangi kadın hak ederki böyle bişeyi, siz bana reva görüyorsunuz..
demirin hiç aklında yokken böyle bişeye kalkışması asiyi yaraladığı kadar demiri de yaralamıştır aslındaa..kollarında tuttuğu kadın korkudan bayılacak haldedir..
asinin çıplak vücudunu örtmek için yatağın üstünden pikeyi çeker alır, asiye sarar..asi yatağın kenarına oturur, elini yüzüne kapatarak ağlar..kendisi de çabucak giyinir..balkona atar kendisini..ateşten yanıp kavrulan vücuduna ayaz iyi gelmiştir ..çoktan pişmandır demir, çoktan utanmıştır kendisinden...bu bir parça kız çocuğundan mı alacaktır intikamını yani..gözünün önüne meleğin masum yüzü gelip gittikçe demirin pişmanlığı kat kat artar...iki eli ile yüzünü kapatır, ellerini yüzünden sıyırarak çeker...neyseki fazla ileri gitmeden tutabilmiştir kendisini...bir genç kızın hayatını cehenneme çevirmek ne demek..acizliğin en büyüğü değil midir..

söğüt
26-07-08, 16:36
******************************* -10 -

ayakta ne kadar kaldığının farkında değildir ama yorulduğunu hisseder demir balkondaki koltuklardan birisine oturur...
olanların etkisinden hala sıyrılamamıştır..eli ile alnını sıkıntıyla oğuşturur..kafası karman çormandır..gözünün önünden annesi gelir geçer, melekle şakalaşmaları, süheyla teyzesini düşünür...evet teyzesi...ne kadar fedakar bir teyzedir..anneleri öldüğünden beri, gözü gibi bakmıştır iki yeğenine de..her ne isterlerse canla başla yerine getirmeye çabalamıştır kadıncaaz..allah için rahmetli mahmut eniştede çok iyi adamdı, nur içinde yatsın..ama teyzeleri ile hiç geçmişi konuşmamışlardı...demir hep köylülerden, ondan bundan duydukları ile bilenmiştir şu ana kadar..o anlatılanların altında ezilmiştir hep..ama bir kere olsun teyzesi ile bu konu konuşulmamıştır..
sonra parmakları hala yanmakta olan dudaklarına gider..yorgunca bir iç çeker "asiyeee"... der..."ne yaptın bana böyle...beni ne hale getirdin, yapmaa be demiirr, O daha çocuk ..ayıbına kılıf arama, bulamazsın.."
asiyi düşünmek tuhaf şeyler hissettirir demire..bu güne kadar kadınlarla hiç problem yaşamamıştır..ilişkileri hep kendiliğinden gelişmiştir..demirin hiç çabası olmamıştır..hepsi bitip gitmiştir sonuçta...ama kalbi hiç böyle acımamıştır ilişkilerinde...ama bu gün yaşadığı şey demiri yaşlandırmıştır resmen..ilk defa bir kadına el kaldırmış, ilk defa bir kadına zor kullanmıştır..
asnin güzel yüzünü düşünür; gözlerinin önüne önce meydan okuyan, "yaptımsa ben yaptım, nolmuş" havasında yürüyen kız çocuğu yüzü, sonrada ezilmiş, gücenmiş, kırılmış, utandırılmış, hiç yerine konulmuş, çaresiz kadın yüzü gelir..
içi burkulur.."ne çabuk gaza geldim ben yaa.."
hava kararmıştır..asiyi merak eder, kalkıp içeri geçer,
asi kıyafetlerini giyinmiş, salonda koltuğun bir köşesine sinmiş, için için ağlıyordur...yanına gider...
ellerini asinin saçlarına götürür, asi başını yerden hiç kaldıramaz bile ama korku ve nefretle çeker başını...
DEMİR : beni affet diyemem..aramızda olanların mazareti de yok..biliyorum..asla utanma..bu senin utancın değil..beni anlayabilmen için benim acılarımı yaşaman gerekir sandım...ama o an içindi bu..planladığım bir şey asla değildi..gerçi aileme kötülük yapanlardan intikam almayı yıllardır çok istedim..ama karşıma çıka çıka sen ve hasta baban çıktınız..
asiye hanım, lütfen şimdi benimle gel..seni bir yere götürmek istiyorum.. benim için çok ama çok önemli bir yer orası...beni bu intikam ateşine düşüren derdin başladığı yer orası..
asi ağlamaktan kapanmış, şişmiş, kızarmış gözleri, titreyen dudakları ile çaresiz bir o kadar da başına gelenlere bir anlam verememiş bir ifade ile bakmaktadır demire...
demir asinin elinden tutar kaldırır..
DEMİR gel hadi önce yüzünü yıkayalım
asi halsiz, yorgun, bitik bir halde "artık iş başa geldi, katlanıcaz mecburen" düşüncesi içinde kalktı yerinden..uslu bir çocuk gibi demirle el ele banyoya ilerledi..lavabonun önüne kadar elele gelince bir an yüzünü de demir yıkayacak sandğı için;
ASİ : ben ..kendim yıkarım..
DEMİR : peki hadi kendin yıka der gülümseyerek..
asi yüzünü yıkadıktan sonra demirin uzattığı havlu ile kurulanır..

söğüt
26-07-08, 20:55
******************** *****- 11 -

asi ve demir birlikte dışarı çıkarlar, hiç konuşmadan, yanyana yürürler..
asi bu ağaçlarla kaplı yolu, hatırlar gibidir..biraz yürüdükten sonra karşılarına bir kaç kayadan oluşmuş bir kayalık çıkar..asi birden hayret ve sevinçle
ASİ: aaaa ben burayı biliyorum
sözcükleri dökülür ağzından.. koşar adımlarla kayalığa doğru ilerler..demirde meraklanır asinin peşi sıra oda hızlanır...
ASİ : bak bu kayalardaki yosunlara tükürürdük, sonra küçük bir taş parçasıyla iyice ezerdik ve onu da elimize kına diye sürerdik.. o kayalık buuu..buranın biraz aşağısında da bir mağara var..yazları çok sıcak olurdu ve biz mağara serin olduğu için hep o mağarada oynardık..bizden biraz büyük çocuklar ne cin- peri, hortlak masalları anlatırlardı ..hem ödümüz kopardı korkudan, hem yinede vazgeçemezdik orda oynamaktan..
asi heyecanla sevinçle anlattıkça demir şaşkınlıkla onu izler..
DEMİR : sen biliyor musun buraları..
ASİ :ilkokula istanbulda başladım, o yaşa kadar bizde antakyadaydık...
sen bilmiyor musun buraları ?
artık farkında olmadan senli benli konuşmaya başlamışlardır..demir de asi hakkında birşeyler öğrenmiştir,
DEMİR : ben şehirdeki evimizi hatırlıyorum..buraları hiç hatırlamıyoruum
ASİ :aa neden ama..?
DEMİR: dedenin prensibi öyle imiş..tarlada çalışanlar hariç, işçi kadınlar çocuklarını getiremezlermiş çiftliğe..
asi bir an neye uğradığını şaşırır..yutkunur, ceketine biraz daha sarılma gerği duyar, içi ürperir..çocuklar asinin kalbinin en hassas noktasıdır çünki....
DEMİR : üşüdün mü..?
ASİ : (yüzü bir anda allak bullak olmuş, biraz önceki neşesi kaçmıştır) yooo
demir asinin üzüldüğünü anlamıştır..halbuki biraz önce gülüyordu yüzü ve güldüğünde asinin yüzü olağan üstü güzel görünmüştü demirin gözüne..ilk defa görmüştür asinin yüzünün güldüğünü...içten içe sevinmiştir..belkide yaşadıkları o talihsiz olayı asi umduğundan daha kolay atlatacaktır.."inşallaahh" der hafifçee
sonra başı ile ileriye işaret ederek
DEMİR : gideceğimiz yerde işte şurda..
asi de o tarafa bakar, ilk adımı da atar..demirde arkasından hemen yanıbaşında yürür..hani nerdeyse bir birlerine dokundu dokunacak kadar yakın yürürler..bu mesafeyi bozan çıkmaz, ikiside bu konuda çok nizamidirler :img-hyste (kendimi tutamadım, güldüm, kusura bakmayın)
oldukça eski, oldukça yüksek ve sırf kesme taşlardan müteşekkil bir köprüye gelmişlerdir..mimarisi harikadır..asi hayran hayran köprüye bakar, sonra başını kaldırır çevreyi gözden geçirir...ve gözü demire takılır, demirin gözlerinden geçen kederi farkeder asi...ister istemez demirin yası, asiyi de sarar içine çeker..demir sükunet içinde ellerini ceketinin iç kısmında kemerinin üstüne koymuş aşağıya bakmaktadır...asi anlamıştır..."demek bu köprü...aaahh ...olamaz..." asi dudaklarını kemirmeğe başlamıştır..
ne diyebilirdiki..demiri izlerken o da merakla eğilir aşağıya bakar..köprü bayağı yüksektir..altından asi nehri deli gibi çağlayıp akmaktadır..
ASİ : burası...değil mi..
demir duruş pozisyonunu hiç bozmadan başını asiye taraf çevirir ..asinin solan yüzündeki endişe ve kederi görür..
DEMİR : evet..burası..
biliyor musun annem öldüğünde tam 23 yaşındaydı...kardeşim kucağındaydı, benide elimi eline kenetlemişti...üçümüz burdan atladık bu sulara .....
asi iyice afallamıştır..
ASİ : ne...nasıl yani...annen sizi de mi...???
DEMİR : evet...önce ardı sıra gitmememiz için kardeşimle beni ağaca bağladı..ama melek o kadar çok ağlamıştı ki, geri döndü bizi çözdü, meleği kucağına aldı, benimde elimden tuttu, buraya geldik..
asi inanamaz..aşağıya bir daha bakar...
ASİ : ama siz..yani sen hayattasın..?
DEMİR : evet...ben melek ve kendimi kurtarabildim..ama anneme gücüm yetmedi..gözlerimin önünde gitti...
asi yıldırım çarpmış gibi..yutkunmaya çalışır, ayakda durmaya çabalıyordur resmen...
demir bir an asinin bayılacağından korkar..hiç düşünmeden asiye doğru hamle yapar ve onu kucaklar..
asi bir gün içinde hayatın en acımasız yanlarını tanımıştır..henüz bedenindeki acıları geçmeden, henüz utancı, kızgınlığı geçmeden ..daha yarım saat önce kendisine, hasta yatan babasına üzülürken...şimdi öğrendiği şey asiyi bitirmiştir..
demir endişelenmiştir...asiye sıkıca sarılarak
DEMİR : hadi..hadi gidelim burdan..gel hadiii..
asi sanki bu alemde değil gibidir..artık bedenindeki acıları bile hissedemez olmuştur..aklı durmuş gibi bakar demirin yüzüne..
bu hali demiri yaptığına bin kere pişman etmiştir..
" ne yapıyorum ben bu kıza böyle yaa "
eve gelirler
onları tombalak teyze karşılar..
tombalak teyze : a guzum yemek de istemediniz..ben genede hazırlattım cevriyeye..aha goydum içeriye, siz sofranızı hazırlar mısınız, cevriye gelsin mi..? aman buna noldu, hasta mı ettin gızı yoğsam üleen..?
ASİ : (bitkin bir sesle) iyyim tombalak teyze, merak etme sen, cevriyeye selam söyle..
tombalak teyze . e haydın ey geceler ölleyse
DEMİR : hadi iyi geceler..
eve geldiklerinde mis gibi yemek kokusu buram buram sarmıştır soğuk evin içini...
ama ne demir asiyi bırakmıştır, ne de asi demirden kurtulmak için hamle yapmıştır..demir asiyi üçlü koltuğa getirir ..
DEMİR : hadi uzan biraz..
ASİ : yok iyyim gerek yok.. der ve oturur..
demir biraz mahçup,
DEMİR : ben sofrayı hazırlarım şimdi..
asi bişey demez, aslında acıkmıştır ama nasıl desinki acıktığını.. bu arada oldukça üşümüştür..
demir biraz acemice tabak bardak kaşık falan bulup ama nedense tek tek getirir masaya...asi bakarki bu böyle tek tek sabahı bulacak, o kadar dayanacak hali yok ....iş başa düşer yinee, kalkar demirin peşi sıra mutfağa gider, lazım olan her şeyi bir tepsi içinde alır salona getirir..demir de peşinden kuzu kuzu gelir.. yemeklerini sessizlik içinde yerler..masayı yine elbirliği içinde toplarlar..
asi yemek yediği için biraz cana kana gelmiştir..ısınmıştır..salondaki koltuğa geri oturur..
ASİ : demiiirr... lütfen ...babaammm..ben kalamam burada..
demir üzgün, mahçup alt dudağını ısırarak,
DEMİR : tamam, hadi çıkalım..
asi şaşırır, demir bu kadar kolay kabul ettiiii...bir an olduğu yerde kalakalır..demir kapıya doğru ilerlemiştir bile
DEMİR.. ee hadii, çıkalım..
ASİ : tamam.. tamam.. geliyorum der ve yatakodasına yönelir..
demir arkası sıra bakar..."niye gidiyorki şimdi yatakodasına," -meraklı yaa,- dayanamaz o da asinin peşi sıra girer yatakodasına...
asi komidin üzerinden çantasını almak için girmiştir ama yatakodasının halini görünce, birde dönüp demiri de karşısında görüncee panikler, yüzü kıpkırmızı olur..
aynı anda odanın hali ile yüzleşen demiri de ateş basar..uatangaç bir ses tonu ile
DEMİR : sabahat teyzeler burayı böyle görmesinler, ayıp olur
der ve toparlamaya girişir..
asi demiri bu kadar gayetli görünce gözleri yaşarır,
ASİ : evet..haklısın, ayıp olur..hem benim kozcuoğullarından olduğumu da biliyorlaar..
demir, endişeli bir bakışla bakar asinin yüzüne,
DEMİR : keşke söylemeseydin, laf yayılır ..
ASİ : ne bileyim..sabah kahvaltısında konuşurken söyledim işte..
DEMİR : tamam, neyse ben arifi tembihlerim..

mertduman
26-07-08, 23:28
Bölüm 35

Demir ile asi saskin polislere bakiyordu. arasindan biri demir dogru yürüdü.

P.: Demir bey.
D.: Buyurun Memur bey.
P.: Sizi Cemal Agayi kastan öldürmek tutuklusunuz.
A.: neeeeee

Iki asik bos bos polislere bakiyordu. Asi dönüp demirin yüzünün ortasina bir yumruk cakar. Daha demir kendine gelmedem, asi kolyeyi demire firlatir. Asi ordan hemen uzaklasir. Demir kolyeyi yerden alir.

D.: Daha doyamadan, gene ellerimdem kayip gecti.
P.: demir bey buyurun gidelim.

Cemal aga acile kaldirmis, Yogun bakimdan hayatmücadelesi veriyordu. Demir ile Arslan sorguda Polisleri ne kadar sucsuzluklari söylesede hic kimse onlara inanmiyordu. Bütün ilk etapta Deliller Demir ile Arslani gösteriyordu. Bütün Kanallar bahsediyordu. Antakya bu haberle sallaniyordu ve
herkes dogan ailesine ve arslana öfkeliydi. Ökkes bu haberle kalp krizi gecirmis, Sevinc,Fatma ve Kerimde hastahane önünde cemal aganin yakinlari linc etmeye kalkarken son anda polisler kurtarmisti. Aynisi Karakolda Süheyla ile Leylanin basina gelmisti. Herkes perisandir, hele hele Asi ve Demir yikilmislardi. Bu durumdan üc kisi memnundur, Sarmasik, Ali ve Galip.
(son sahnede her ücün yanyana siyirtarak Bölüm biter).

Bölüm 36

Demir ve arslan mahkeme tarafindan tutukluk hali devam eder. Demir asinin ona inanmadigi icin, Arslansa babasinin durumuna üzgündur. Ali ise asinin perisan durumunda yaralanarak ona gittikce yaklasmaya calisir. Neriman defneden kerimden bosanmasini ister, ihsanada kizgindir, nede olsa oglu.
Kerimde üzgündür Demirden akil almak icin, hapishaneye gider.

K.: nasilsin demir.
D.: nasil olmami beklersinki.
K.: Demir hersey karmakarisik ne yapacagimi bilemiyorum, herkes bize karsi. Sehirde bizi linc etmek istiyorlar. Isler kötü gidiyor, böyle giderse iflas edecegiz. En kötüsü kayinvalidem beni defneylen ayirmak istiyor.
D.: Kerim kendine gel. Simdi beni iyi dinle. Teyzem ile leylayi istanbula is sebebiyle yolla, sakin melekde gelmesin. Orda emniyetteler, zeynebide mersindeki ciftlige gönder. Sana gelince eger birbirinizi seviyorsaniz
hic kimse sizi ayiramaz.

Kerim biraz umutlanir. Demirin dediklerini aynen yapar. Süheylada melegin rahatsizlandigini duydugunda mecburem gider. Leyla ile Kerim ne kadar ugrassalar isler Alinin yardimiyla kötüye gider. Zeynepte herseyden suclu oldugunu icin deprasyona girer ve köprüden kendini asi nehrinin sularina atar,
ayni hastahanede Ökkes son nefesini verir.
(son sahnede her ikisinin yanyana gözlerini kapatarak Bölüm biter)

Bölüm 37

Zeynebin ve Ökkesin ölümüyle demir ve arslan dört Duvar arasinda iyice yikilir. Asi hala soktadir demirin böyle bisey yaptigina hala kizgindir, ve ali beyde hergün dolanir. Neriman ciftlikten ayrilir, ve babasinin evine yerlesir.
Bu duruma Sarmasik hic sevimmez. Ihsan ne yapacagini bilmez, tek basina ciftlikte bunalima girer. Asi bunu bile fark etmez. Cemal aga gözlerine acar, herkes onu görmek icin hastehaneye kosar.

N.: Baba nasil Doktor
Dok.: Baba durmu iyi gidiyor.
N.: görebilirmiyim.
Dok.: Tamam sadece bir kisi.

Polislerde nerimanla birlikte girerler. Belki bisey söyler umduyla. Sarmasik gerilmis bir haliyle pencereden odaya bakar. Cemal aga nerimanin sesiyle ürkülür, ve parmagini pencerenden bakan sarmasiga uzatir sonra

C.: O.....

Polisler bu durumdan iyice süphelenirler. Ayni anda cemal agada son nefesinin verir. Antakya feryada bogulur. Cemal aganin yakinlari demirin ciftligini, sehirdeki evini, Tarlalarini ve isyerlerini atese verirler.
(son sahnede sezen aksunun herseyi yak calar ve alevler gösterilir)


Devami haftaya

güleron
27-07-08, 00:39