Tüm Versiyonu Göster : Bahadır Özdener


_ZeynepSasmaz_
08-05-06, 11:15
http://img234.imageshack.us/img234/6485/raci8ut.png (http://imageshack.us)

Bahadır Özdener hakkındaki yorumları burada paylaşalım

Antialiye
31-05-06, 20:10
Türkiyenin en iyi senaristlerinden.Bazen çok sallar ama olsun:icon_ange Yetenekleri bu konuda tartışılmaz

Melal
16-06-06, 10:32
biraz mı salalr şuna baya desek:)tamam iyi senarist zeki bir adam ama çenesi çok düşük ya en son 32. günde görmüştüm adam oy toplayan politikacılar gibi heralde eskiden gazeteci olduğu için özellikle gazetecilere nasıl cevap vereceğini çok iyi biliyor:):)

kampa
21-06-06, 02:21
ya şöle bi baktımda adamın başarısız işi yok hatta o olmasa çok şey kaybedermişiz bence.Onun gibi olmayı çok isterdim halada istiyorum
bitek onada değil bütün ekibe hastayım onların içinde olmayı çok isterdim insan onların arasında sadece çay servisi yapsa bissürü şey öğrenir

_sEz!N_
30-06-06, 12:12
http://i.domaindlx.com/kurtlarkonseyi/hebelehebele-bahadir.jpg

PaN ZeHiR
30-06-06, 12:35
yazdıkları o kadar güzelki harika kurgular ve kusursuz diyaloglar. zaten yaptığı işlerin başarılarından nasıl bir senarist olduğu belli oluyor.........

ruzgar88
01-07-06, 17:51
br tanedir bahdir bir tane ya hiç resmi oln yok mu ekse ne iyi olur bu arad o çenesi düşüklüğüne o mühteşem konuşma atrzına hyranım zaten ben de cnm ya

Yagmur_ask
29-07-06, 12:13
Bahadir Ozdener Ve Raci Sasmaz gercekten ekip gibiler ben onlarin ayri ayri cekilmis bir resmini bulamadim bu yuzden bu resimleri hem Raci Sasmaz hemde Bahadir Ozdener forumunu ekledim. :img-grin2


http://img136.imageshack.us/img136/9270/3os0.jpg (http://imageshack.us)

http://img141.imageshack.us/img141/8562/5mi2.png (http://imageshack.us)

http://img146.imageshack.us/img146/127/6jw1.jpg (http://imageshack.us)

sude-elvin
21-08-06, 02:51
gördügüm en zeki insanlardan biri bahadir özdener. onu dinlemek hosuma gidiyor insan gerckten onlarin arasinda cok sey ögrenir.

Yagmur_ask
23-08-06, 21:14
Tipki Raci Sasmaz gibi Bahadir Ozdener de cok derin ve analizci yaziyor...Zaten ikisini ayirmak imkansiz...Bence yeni nesil yazarlar arasindan parmakla gosterilecek olanlardan...Umarim yeni projeleri beni yanilgiya dusurmez...

Jale_
01-11-06, 11:44
http://img329.imageshack.us/img329/4441/4062811xg5.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
01-11-06, 11:46
http://img146.imageshack.us/img146/3126/3664521vi8.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
01-11-06, 11:50
http://img144.imageshack.us/img144/1060/130920051255281ys6.jpg (http://imageshack.us)

Yagmur_ask
07-12-06, 13:56
http://img488.imageshack.us/img488/7715/8vh1.png (http://imageshack.us)

Yagmur_ask
18-12-06, 23:02
Bahadır Özdener eski bir gazeteci. 1975 doğumlu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Raci Şaşmaz’ın okul arkadaşı. 11 yıllık dostlukları şimdi ortaklığa dönüşmüş durumda. ‘Kurtlar Vadisi’ senaryosunu beraber yazıyorlar. Bahadır Özdener gerçek ‘Kurtlar Vadisi’ ile ilgili soruları Raci Şaşmaz’ın yerine yanıtladı. ‘Kurtlar Vadisi’nin gerçek öyküsünü anlattı.

- ‘Kurtlar Vadisi’nde bir başka ‘Kurtlar Vadisi’ mi var?

Tarikat ilişkileri işin odağında. Açıkçası insanların hayret ettikleri bir durum var. 1998 yılında birileri çıktı, ‘Deli Yürek’ diye bir şeye başladı. Medya ekonomisinin çok zor durumlarda olduğu süreçte, hiç adı sanı duyulmamış, Cihangirli olmayan, Beyaz Türk olmayan, sinema sektörüne nereden geldiği belli olmayan birileri çıktı. Bu birileri de dediler ki, biz bir kahramanlık hikâyesi anlatacağız. “Bu ülkede kötü şeyler olabilir ama iyi insanlar da var” teziyle bir hikâye çıktı. Çok zor maddi şartlarda, imkânsızlıklarla, 30 bölümde Türkiye’nin zirvesine oturdu ‘Deli Yürek’. ‘Deli Yürek’ pek çok marka doğurdu. Kenan İmirzalıoğlu’nu çıkardı. Osman Sınav diye bir yönetmen ve yapımcının adını duyurdu. Ömer Lütfi Mete önemli bir senarist olarak adını duyurdu. Adını duyurmadığı bir kişi de vardı: Raci Şaşmaz. ‘Deli Yürek’ serüvenine baktığınız zaman; reytingin patladığı, dizinin seyredilirliğinin yükseldiği süreçte, öykü danışmanı olarak dizi jeneriğinde ismini görürsünüz. Bütün bu markaların içinde gizlenmiş, insanların üzerinde durmadığı bir isim vardı: Raci Şaşmaz.

- Sır bir adam mı?

Sır bir adam değil de, aslında kimsenin merak etmediği bir adamdı. Bu adam ‘Deli Yürek: Bumerang Cehennemi’ diye bir film yazdı. 29 yaşındaydı o zaman. Gencecik bir adam. Türkiye’nin belki de Güneydoğu ile ilgili ilk adamakıllı filmi. O film Hollywood kapılarını bir şekilde aralıyor. Kimse o dönemde merak etmedi Raci Şaşmaz kimdir diye. Sonra aynı Raci Şaşmaz, arkadaşını, Bahadır Özdener’i bir televizyon dizisi projesi vasıtasıyla ABD’ye yolladı. 2.5 ay orada, gazetecilikten ayrılıp, ABD’de yaşama fırsatı, senaristlik öğrenme fırsatı sundu.

- Nerede?

New York’ta. TRT’ye dizi yazdım. Sonra döndüğümde Osman Sınav’a “Sana bir senaryo grubu kuracağım” vaadiyle, ‘Deli Yürek’in son 23 bölümünü yayımlana şansını doğurdu. Sonra gün geldi ‘Deli Yürek’ bitti. Raci Şaşmaz dedi ki, “Ben ticarete atılmak istiyorum”. Osman Sınav’la birlikte şirket kurdular. Bunları kimse bilmez. Elektronik güvenlik bilgisayar teknolojileri şirketi.

- Ortakları Güneydoğulu bir hanımağa değil mi aynı zamanda?

Evet. Şu an tasfiye halinde bir şirket. O şirketi kurduğu süreçte Raci Şaşmaz aslında senaryoyu bıraktığını söylemişti. Biz de Osman Hoca ile uzun soluklu projeler yapmak üzereyken, günlerden bir gün Hasan Kaçan kapıdan içeri girdi. Bir hava oluştu. Aslında ‘şöyle bir hikâye yapsak’ diye, Raci Şaşmaz o hikâyenin temellerini kurdu. Oturduk, güldük, eğlendik. Bir haftada, aslında televizyonlara bin kere koysanız tutmaması gereken, hiç şöhretin olmadığı, hiç yakışıklı erkeklerin, güzel kadınların olmadığı, alışılmadık bir dilin konuşulduğu bir dizi çıktı ortaya: ‘Ekmek Teknesi’. Aynı süreçte Show TV’nin Osman Hoca’ya teklifiyle, sonra Raci Şaşmaz’ın ben buna günde 30 bölüm yazarım dediği bir süreçte, ama çok başka psikolojik gerilim hikâyesi kurguladığımız bir dönemde, Raci Şaşmaz’ın Soner Yalçın olmazsa bu iş olmaz dediği, -ki hiçbir tanışıklıkları yoktu. Soner Yalçın benim arkadaşımdı. Benim Soner Yalçın’la konuşup onu ikna etmem temeliyle bir ‘Kurtlar Vadisi’ serüveni başladı. ‘Kurtlar Vadisi’ serüveninde de yine birçok ilkler vardı. Raci Şaşmaz’ı bu bahsettiğim 1998’den 2004’e kadar kimse merak etmedi.

- Siz nereden tanışıyorsunuz Raci Şaşmaz’la?

Ben üniversite arkadaşıyım. Biz aynı 1992-93 eğitim yılında üniversitenin önlü arkalı sıralarında oturduk. İlk birbirimizse merhaba dedik, sene 1993’ün 1 Mart’ıdır. Aşağı yukarı 11.5 senedir yakın arkadaş, dost olarak hayatımızı sürdürdük. Haftada, 2.5 senedir, 100 sayfadan aşağı yazdığımız vaki değil. Haftada 7 gün çalışırız. Uyku düzenimiz yoktur, ne kadar sağlıksız şey varsa hepsinin içindeyiz. Evet, şimdi birileri merak etti. Bu merak sırasında da herkes bir yere konumlandırmaya çalıştı. Ömer Lütfi Mete ile Raci Şaşmaz nereden tanışıyor diye. Raci Şaşmaz ile Bahadır Özdener, Hasan Kaçan, Osman Sınav nereden tanışıyor diye. Aslında cevapları çok basit bunların. Ama “Ooo, ‘Kurtlar Vadisi’nin içinde ‘Kurtlar Vadisi’ var mı?” ‘Kurtlar Vadisi’nin dışında ‘Kurtlar Vadisi’ var. İnsanlar bizim çalışma hayatımızı, hayata bakış açımızı görseler, azıcık kafa patlatsalar, belki de işin büyüsü, gizemi de bu kadar olmayacak. Evet, acayip bir ekip var. O acayip bir ekibin bir sırrı var: Çok çalışmak. Birbirini çok seven, birbirine hep destek olmuş. İşin, sadece onların hayatlarını zenginleştirdiği bir hayata inanan. İşe tapmayan.

Yagmur_ask
18-12-06, 23:04
- 80’li yılların sonunda Abdülkadir Şaşmaz diye bir isim var. Kadiri şeyhi. Şaşmaz ailesi ilginç bir aile. İnsanlar bu isimlere, tarikat ilişkileri mi var gözüyle bakmak zorunda kalmadılar mı?

Osmanlı arşivlerine girdiğiniz zaman kayıtlarda rastlayabileceğiniz bir aile. O ailenin orijini açık ve nettir. Türkiye’de alışık olunmayacağı kadar açık ve nettir. Bu ailenin bin küsur yıl geriye gittiğinizde, soyunun kimlere dayandığı nettir. Bunun dini bir tarafı, şüphesiz ki kişilerin dini, tasavvufi bir bakış açıları olduğu için vardır, ama ırki tarafı da vardır. Kan bağı olarak Abdülkadir Geylani Hazretleri’ne oradan da Hz. Hasan ve Hüseyin’e, oradan da Hz. Peygamber’e dayanır. Raci Şaşmaz’ın babasından önce dedesini bir araştırmak lazım. Dedesinin ismi Caferi Tayyar Şaşmaz’dır. Yaşadığı yıl, öldüğü yıl bellidir. Devletin tanımıyla, türbesi bellidir. Elazığ’da tanınan bir ailenin evladı olarak yaşamış; Elazığ’a, çevre insanlarına hizmet etmiş, peygamber soyundan geldiği için, o misyonu taşımış bir kişidir. Caferi Tayyar Şaşmaz’ın iki oğlu vardır. Büyük oğlu Tahir Şaşmaz iki dönem milletvekilliği yapmıştır; bir dönem MHP, bir dönem DYP’de. Devlet memurluğundan emeklidir, öğretmendir. Üniversite mezunudur. Raci Şaşmaz’ın babası Abdülkadir Şaşmaz yine devlet memurluğundan emeklidir. Baktığınız zaman, “Kim kiminle nasıl ilişkilidir, tarikat bağlantısı var mıdır?” diye ailenin cevabı burada çok nettir. Tarikat değil, tasavvuf. Tasavvuf dediğiniz zaman, bireyin dünyanın her yerinde istediği gibi hayatını normlandırabilmesidir. Tarikat ise kurum olarak varlığını sınırlı yerlerde sürdürmektir.

- Bilinçli tasavvuf kültüründen beslenen insanların bir tasavvuf hiyerarşisi yok mudur?

En azından öyle biliyoruz. Baştaki kişi, saygı duyulan, sözü dinlenilendir. Ne diyorsa o olur. Bu tür ilişki biçimi söz konusu mu? Tasavvufun başında olan kişi Abdülkadir Geylani Hazretleri. Baktığınız zaman, senin sormak istediğin eğer şeyhlikse, ortada bir şeyhlik yok. “Şeyh emretti, Ömer Lütfi Mete senaryoyu Raci Şaşmaz’a devretti” gibi bir saçmalıkla karşılaşılmaz. Ben bugün, bütün okuyucularınız huzurunda sana senaryoyu devrediyorum Tutkun. Bunun hayatta mantıklı bir tarafı var mı? İlahi senaryonun nefis imkânlar sunduğu, ama insanın hakikaten canını acıtarak sunduğu, hiç kolay olmayarak sunduğu bir çarkın, şu anda merak edilen dişlileriyiz.

- Osman Sınav’la yollar niye ayrıldı?

Tarikat ilişkileri mi? Hiç para almadan, çok kazanan bir diziden kendini çekip işi hibe etmesi... Tehdit iddiası... Gerçekten ne oldu? Osman Sınav gidip uluslararası bir köprüyü kurarken, bu dizileri hâlâ aynı çatı altında sürdürse ne olur, devrettiği insanların kendi talebelerinin çatısı altında başarıyla sürdürülmesini seyretse ne olur? Buna dair Osman Sınav bin tane açıklama yaptı. Biz de yaptık. Yani Osman Sınav bunları niye devretti? Bitirirdi Hoca. Tehdit edilseydi bitirirdi. Bu işte tabii ki sonunda bir kâr var. İnsanların hayal ettiği gibi öyle Hollywood kârları yok. Türkiye şartlarında da yok. Çünkü bizim iki dizimizde de oyuncu kadrosu kalabalık. Prodüksiyonumuz çok pahalı. Bunun kârları ancak şirket çevirecek kadardır. Dolayısıyla Osman Sınav bu kadar kârlı dizileri niye devretti? Bunun kârını elde edebilmek için, 2.5 yıl aynı performansı sürdürerek çalışması gerekiyordu, o yüzden devretti. Hoca çok net bir adamdır. Hoca’nın ya da Raci Şaşmaz’ın ikircikli durumları yoktur ki...

- Necati Şaşmaz askere gitti mi?

Askerlik problemi yoktur Necati Şaşmaz’ın. Askerliğini yapmıştır. Kütahya’da bedelli yapmış. ABD’de Gren Card sahibi bir adam olarak, o hakkını kullanmayıp, 1999 depreminden sonra çıkan bedelli askerlikte Kütahya’da yapmıştır. Bilen için çok absürd, bilmeyen için çok basit yalan ama içinde olan bizler için bazen çok can acıtıcı.

- Çağrışım Dergisi’nde gördüğümüz bazı isimler, tarikat ilişkileri içinde adı geçenler, bugün Şaşmaz’ın hem iş ortağı, hem yakın arkadaşları... Nasıl oluyor?

Bülent Ecevit’in de imzası var Çağrışım dergilerinde. Sayabildiğiniz iki isim var. Ömer Lütfi Mete ve Ahmet Tezcan. Mete ile bir ortaklığı yok Raci Şaşmaz’ın, hiç olmadı.

- Kayıtlarda var.

Ne olmuş o şirketin neticesi, batmıştır kesin. Ya da kapanmıştır. Osman Sınav’la da büyük hayallerle bir şirket kurdular, olmayınca da kapattılar. Ömer Ağabey bizim senaryo hocamızdır. Bize en büyük sitemi, ‘sizi göremiyorum’dur. Nedeni de çok basit. Çalışıyoruz. Çağrışım Dergisi de yasal sınırları içinde kurulmuş, yasal sınırları içinde kapanmış, o dönemde, siyasal İslam’ın en hızlı gittiği dönemde, siyasal İslam’ın gerekli olup olmadığını tartışan entelektüel bir dergidir. İçeriğinde edebiyatı, tasavvufu, tasavvuf musikisini, tasavvuf kültürünü barındırır. Siyaseti çok barındırmaz ama teğet geçer. Söylemleri çok nettir.

- Gizli ve derin konuları milyonlarca insana ulaştırıyorsunuz. Siz tek başınıza kimseden destek almadan bu işi rahatça yapabiliyor musunuz? Kolay mı bu kadar?

Bizim için asıl zorluk, haftada iki diziyi yayına koyuyor olabilmek ve bu iki dizinin de konseptinin birbirinden farklı olması, bunları başarıyor olabilmek ve bunu da 143 bölümdür, 70 küsur haftadır yapıyor olabilmek. Bize en çok sorulan soru: Size dosya geliyor mu? Nedeni çok basit. İnsanlar bunun insan kuvvetiyle olabileceğine inanmıyor. Bize dosya gelmiyor. MİT Müsteşarı’nın açıklamalarını okuduk. Muhakkak birileri diziyi takip ediyordur. Bu diziyi yapabilmenin birinci koşulu, hiçbir legal ya da illegal güç, yahut suç odağıyla ilişkinin olmaması. Olursa bu işi yapamazsınız. Yapsanız da insanlar seyretmez. Türkiye’de böyle bir iş yapabilmek, Raci Şaşmaz olmasaydı imkansızdı. Bunun nedeni Raci Şaşmaz’ın, insanlar için çaba harcayan, hayalleri, inançları olan, mücadele eden, yılmayan, inatçı, kararlı, azimli, cömert bir adam olması. Ben arkadaşımı çok iyi tanırım. Ama Raci Şaşmaz olmasaydı, Osman Sınav bu işlere girmezdi. Çok net.

- Osman Sınav Raci Şaşmaz’sız olamaz mıydı yani?

Osman Sınav bu işi yapmazdı. Çünkü çok net. Kimse böyle bir dizinin drama örgüsünü kuramaz. Raci Şaşmaz’ın öyle bir senaryo beyni var ki, kimse 60 küsur hafta artı 140 hafta bu kadar iddialı final bulamaz. Bu ekip olmasa, ama bu ekibin de başında Raci Şaşmaz olmasa... Raci Şaşmaz olmasaydı, Bahadır Özdener olmayacaktı. Raci Şaşmaz’ın bir mafya, istihbarat yapılanmasıyla, bir devlet organizmasıyla hiçbir alakası yoktur. Alakası olamaz.

Yagmur_ask
22-12-06, 21:39
Kurtlar Vadisi'nin büyük sırrı

Finale eriştiğinde 100'ün üzerinde karakter yaratan, 10 bin civarında figürasyona yer veren, toplam 5000 sayfa senaryo yazılan, 48 saat gibi rekor sürede bir bölümünün çekimleri tamamlanan, Türkiye'nin en genç yapımcısına, 1 milyon okuyucuya ulaşan kitapların sahibi konsept danışmanına sahip, 'reyting canavarı' Kurtlar Vadisi'nin istatistikleri saymakla bitmez!

http://img329.imageshack.us/img329/2694/1av7.jpg (http://imageshack.us)

6 Ekim Perşembe akşamı Kanal D’de perde aralanıyor. Televizyon tarihinin artık ‘efsane dizisi’ Kurtlar Vadisi son 13 bölümü için geri sayıma başlıyor. Tempo, daha önceki 19.5 reyting ortalamasıyla, yeni rekorlara imza atmaya aday Kurtlar Vadisi için “Pandora’nın Kutusu”nu açıyor. Kurtlar Vadisi yepyeni bölümlerindeki, yine müthiş sırlarla ve sürprizleriyle geri dönüyor.

Dizinin yıldızı Polat Alemdar rolündeki Necati Şaşmaz ve dizinin beyinlerinden Bahadır Özdener, Tempo için sürprizleri ilk kez açıkladılar.Belki de bugüne kadar Türk televizyon tarihinde yapılmadık işlerden biri Kurtlar Vadisi’nin son bölümlerinde karşımıza çıkacak. Bahadır Özdener’in kesin ve net biçimde deklare ettiği şekliyle, Polat Alemdar ABD’de çekilecek bölümlerde ya Al Pacino ya da Robert De Niro ile baş başa, sahnede ‘kozlarını paylaşacak’. Dizide Al Pacino ya da Robert de Niro yer alacak. Kesin olan ikisinden birinin ‘Baronların Baron’u olarak Kurtlar Vadisi’nde yer alacağı. Ama hangisinin olduğu önümüzdeki günlerde netleşecek. Bu konunun altını Bahadır Özdener net biçimde çiziyor: “Başka bir ihtimal yok. Ya Al Pacino ya da Robert De Niro.”


Bu aşka yürek dayanmaz

Dördüncü ve son sezonunda, Kurtlar Vadisi’nde, 3. bölümden itibaren Polat ile Elif’in aşkı dillere destan olacak. Bahadır Özdener sırrı açıklıyor: “Öyle sahneler var ki, Türk milleti köklerinden itibaren bugüne kadar hiç bu kadar ağlamamış olacak.” Kısacası, Ferhat ile Şirin’in aşkını bile geride bırakacak bir ‘efsane aşk’ öyküsü geliyor. Kavuşma mı, ayrılık mı? Final 3. bölümden itibaren. Ama dolu dolu aşk ve gözyaşına hazırlıklı olmanızı tavsiye ediyoruz. Bir de Baron Polat Alemdar’ın yüzüğüne dikkat edin. Tempo bu sırra ilişkin tüyoyu da veriyor. Yüzük çok önemli bir sırrı açığa çıkaracak. Ya bir kapıyı açacak ya da bir kasayı! Polat Alemdar çok gizli dosyalara ulaşacak. Bu da 8. ve 9. bölümlerde açığa kavuşturulacak. Bu arada, dizinin ilk 4 bölümünün çekimleri Suriye’de gerçekleştirilecek. Kurtlar Vadisi dizisinin 29 Aralık gecesi yayımlanacak final bölümünün ardından, asıl bomba, sinema filmiyle geliyor. Ocak ayında vizyona girmesi planlanan filmle ilgili ayrıntıları yine Tempo açıklıyor. Filmin adı: ‘Kurtlar Vadisi-Irak’. Yani film, Irak’ta geçiyor. İki yıl önce Süleymaniye’de Türk askerlerine yönelik çuval olayından yola çıkılarak çekilecek filmde, Polat Alemdar bu sefer Irak’ta Türkiye’nin intikamını almak üzere görev başında. Filmde çok büyük sürprizler var. Şu an filmin senaryosunu okuyan ve olumlu bakan isimleri açıklayalım: Sean Penn, Tim Robbins, Harvey Keitel... Ayrıca film dört dilde çekilecek: Türkçe, İngilizce, Arapça ve Kürtçe. 6 Ekim’den itibaren Kanal D’de yeniden başlayacak olan Kurtlar Vadisi rüzgârı için işte ayrıntılar...

http://img47.imageshack.us/img47/8703/2aq7.jpg (http://imageshack.us)

Son 13 bölümde büyük şoklar yaşanacak

- Yeni bölümlerde neler olacak?

B.Ö: Diziyi takip edenler için çok fena şoklar var. Polat Alemdar mezardan çıkacak mı, çıkamayacak mı? Polat Alemdar mezardan nasıl çıkacak? Kill Bill’deki gibi acaba uçan tekme mi atacak tabuta? Yoksa başka türlü mü çıkacak? Ben diyorum ki öyle bir 4 bölüm seyredecek ki seyircimiz, inanın bu soruların çok daha iyilerini sorduracağız. Şüphesiz bir yolla çıkacak. Şüphesiz çıkmasının bir nedeni, şüphesiz oraya girmesinin bir nedeni var. Şüphesiz bundan ötürü bir maceranın içine gireceğiz.


- Yeni bölümler çekilmeye başlandı mı?

B.Ö: 3-4 gün sonra başlıyoruz. Biz çok olmaz işlerin adamlarıyız. Dizimizin ilk dört bölümünü Suriye’de çekeceğiz.


- Neden Suriye?

B.Ö: Hikâye orada geçiyor. Tabuttan Suriye’de çıkmayacak ama. Nasıl çıkacağını katiyetle söylemeyiz. Çıktıktan sonra mı, önce mi Suriye’de olacak, bunların hepsi televizyonda. Neden Al Pacino ya da Robert De Niro? Hikâyemizin gerçekliği onu getiriyor. Biz ilk 20 bölümde geleneksel mafyanın, kabadayılığın elvedasını anlattık. Sonraki 35 bölümde Türkiye’de mafya alışılagelmiş ve bilinenin dışında bir örgütlenme içinde. Kendi içlerinde bir hiyerarşileri var. Ön tarafta piyonlar, onların üstünde atlar, filler onların üstünde şah, vezir var. 3. sezon 31 bölümde aslında bu gördüğünüz satranç tahtası sanal. Yıkın bunu. Dedik ki bütün bu kısmı bir oyun. Çünkü bu satranç tahtasını yöneten kuran bir başka el var. Birçok satranç tahtasını yönettiği gibi bizim satranç tahtamızı da yöneten bir el var. Geliyoruz son 13 bölüme. Diyoruz ki bu el kim? Ya da kimler? Ya da bu oyunlar nasıl kuruluyor? Nasıl yıkılıyor? O yüzden dediğimiz şey bizim iddiamıza göre bu uluslararası güçlerin sınır gibi bir derdi yok. Bu sınırlar bizim gibi pasaportu olan sıradan insanlara göre. Bizim için Suriye var, Irak var, İran, Yunanistan var. Ama bu tip uluslararası oyun kurucularına göre sınırlar yok. Beyrut ile İstanbul, Şam ile Bağdat’ın, Amman ile Telaviv’in birbirinden bir farkı yok. Hikâyeniz bir yerde başlıyor, diğer tarafta tetikleniyor. Öbür tarafta da sonlanıyor. Tam bunu anlatmak istediğimiz kertede çok harika bir hikâye önümüze geldi. O hikâyeyi tartıştık, heyecanlandık. Ve o hikâyeyi ekibimize danıştık ve Suriye’nin içine girdik.

- Polat Alemdar 4 bölüm Suriye’de mi?

N.Ş: 4 bölüm Suriye’de. Biraz Arapça da çalışmam gerekiyor.

Yagmur_ask
22-12-06, 21:50
SHARON STONE: İZİN VERİN BİRİSİNİ ÖLDÜREYİM

Vatan'dan Sanem Altan, 'Kurtlar Vadisi'nin Amerika'daki çekimlerine katılan dizinin senaristi Bahadır Özdener ve başrol oyuncusu Necati şaşmaz ile çekimler sırasında yaşananları konuştu...

Kurtlar Vadisi'nin yapımcısı Bahadır Özdener anlatıyor: Sharon Stone, mafya dizisi yaptığımızı öğrenince "Bana daha vahşi, daha psikopat bir rol yazamaz mısınız? Mesela birilerini öldürsem..." dedi

Kurtlar Vadisi'nin iyi bir izleyicisi misiniz bilmiyorum. Belki de hiç izlemediniz bugüne kadar... Ama en azından şunu duyduğunuza eminim: Başladığı günden beri büyük ilgi gördü, reytingleri televizyonculuk anlayışını altüst etti, Kurtlar Vadisi Türkiye'deki erkek ruhunu temsil eden en iyi dizi oldu. Bu başarılı dizinin genç yapımcılarına yeni olanaklar sağladı. Belki buraya kadar şaşıracak bir şey yok ama aslında bunun en ilginç yanı, Türkiye ile en özdeşleşen dizinin yapımcılarının ellerindeki bu olanakları dünyaya açılmak için kullanmaları... Türkiyenin sınırlarıyla yetinmeyen, onlan aşmak için büyük bir ihtirasa sahip olan ve bu ihtirası gerçeğe dönüştürecek kadar becerikli bu genç insanlar, belki de yazdıktan dizi Kurtlar Vadisi gibi Türkiye'nin gizli ruhunun temsilcileri... Bahadır Özdener ve Raci şaşmaz bunu başardı, Türkiye'nin bunu başarıp başarmayacağını ise eline büyük olanaklar geçtiğinde anlayacağız...

* Sharon Stone ve Andy Garcia Kurtlar Vadisi'nde oynamadan önce Al Pacino ve Robert De Niro isimleri vardı gündeminizde. Hollywood'un en büyük yıldızlarını oynatma fikri kimindi?

Bahadır Özdener: 1.5 yıl önce Raci şaşmaz -şirketimizin patronu, ağası, başkanı, herşeyimiz- şirkete geldi. Pana Film yeni kuruluyor o sıralar. Her şeyin en başındayız. Çok iş var, çok cevaplanacak soru var. Zor dönemler yani. "Sabaha kadar uyumadım, film yaparsak filmde, yoksa Kurtlar Vadisi'nde Al Pacino'yu oynatmak istiyorum" dedi. "Madem niyetimiz yokken bu işe girdik, hayat bizi buraya getirdi, bu saatten sonra ata binmek bir ayıpsa inmek iki ayıp. Bu yolda farklı gidelim, istediğimizi yapalım, Al Pacino'yu Kurtlar Vadisi'nde ne yapıp ne edip oynatalım" diye devam etti.

* Niye Al Pacino?

Baba serisinin adamları belli. Bizim konseptimize uygun adamlar. Marlon Brando, Al Pacino, Robert De Niro, Andy Garcia. Bir taraftan yeni kurduğumuz Pana Film için ofis, öte taraftan Al Pacino'yu aramaya başladığımız dönemdi. Her gün 2 soru soruluyordu "Ofis yeri bulundu mu, Al Pacino'ya ulaşıldı mı?" Bir an bile şüphe etmedi kimse. Para konusu konuşuldu bir tek. "Parayı da buluruz" dedik.

* Ulaşabildiniz mi Al Pacino'ya?

ınternet üzerinden ajansına, oradan da menajerlerinden birine. Çünkü bu tip yıldızların birden çok menajeri var. Resmi teklifimizi yaptık ve cevap geldi: Al Pacino hiçbir TV projesiyle ilgilenmiyor... Resmi teklifimiz onlara ulaştı, değerlendirildi ve bu cevap geldi. Robert De Niro olabilir mi dedik sonra. Öyle bir para istedi ki, akıllı bir iş olmayacaktı bunu verseydik. Çok yüksek bir rakamdı.

* Ne kadardı? (Aslında ben biliyorum ama söylemek yasak)

Paraları söylemiyoruz çünkü çok fazla spekülasyon yapılıyor üzerinde.

* Kafanızdan geçen proje neydi tam olarak, Al Pacino neye hizmet edecekti oynasaydı... Ya da Robert de Niro ya da Andy Garcia...

Kurtlar Vadisi'nin finalinde düşündüğümüz senaryoya çok uygun olacaktı bu adamlar. Onlar olmayınca Andy Garcia'ya yöneldik. Ve onun yanına da, gelmiş geçmiş en tartışılan beğenilen kadını Sharon Stone'u istedik. Dizimizde kadın oyuncu çok yok, bu zıtlığın da hoş olabileceğini düşündük. Hikâyeye hizmet ediyorlar. Yarın seyredince göreceksiniz. Hayatın iki yüzünü anlatmak istedik. Kadın ve erkek yüzünü. Da Vinci'nin Mona Lisa'sını anlatmak ya da Tanrı Amon'la ısis'i anlatmak istedik ve bu iki oyuncu buna çok uygundu.

* Necati şaşmaz: "Bu bizim ego tatminimiz mi yoksa hizmetimiz mi?" arasında çok tartıştık. Ve egomuz olmadığına karar verdik. Çünkü ego tatmini için yapıyorsak "vazgeçelim" diyorduk bu işten.

Bahadır Özdener: Sonuçta 40'ıncı bölümden 97'nci bölüme kadar 18'in üstünde bir ortalama reyting aldı Kurtlar Vadisi. Bu çok yüksek bir ortalama. Yani seyirciye sorsanız dizide görmek istediği tek kişi Polat, Sharon ya da Andy Garcia değil. Dolayısıyla çok tartışıp karar verdik. Al Pacino ile temasa geçtiğimizde diğer seçeneklerimiz de hazırdı. Gazetelere bunlara ilişkin haberleri verdiğimizde ne yaptığımızın farkındaydık, zaten işi köpürtmek için bunları söylüyorduk. ınsanlarsa bir şeyi beceremedik ya da zaten yalan söylüyorduk gibi göstermek istediler bizi. Oysa ki Al Pacino ve Robert de Niro işini biz çok iyi kullandık.

Sharon Stone senaryoyu çok entelektüel buldu

* Bütün bunları yapmanızda size kimler yardım etti? Bunu başarmak için kimlerden yardım istediniz?

ıkisi Türk, biri Amerikalı bizim gibi çılgın ve inatçı bir ekiple çalıştık. Los Angeles'talar, bu işi başarmamızda çok emekleri var. Ama onlardan önce New York'ta Ahmet Ertegün'le buluştuk. Geçen Ocak ayıydı. "Tabii ki ben bir Türk'ün bunu düşünmesiyle gurur duyuyorum, yardım ederim ve bu iş olur" dedi. Sonra bu yaz başında "Siz hayatta bu işi yapamazsınız. Ne paranız ne gücünüz yeter" dedi. Biz de "Bunu yapacağız. Destek verir misiniz, vermez misiniz?" dedik. "Ayıracak vaktim yok" dedi, vedalaştık. O dönemde bu ekiple tanıştık. Önce Mehmet Çelebi'yi tanıdık. Aslında finansçı. Ama dünyada ulaşamayacağı insan yok. Ona anlatınca "Harika fikir" dedi. Onun 6 senedir ortağı olan Hüma Graz ile Los Angeles'ta menajerlik ve avukatlık yapan Bjorn Rebney'le beraber bu işi başardık. Altın harflerle isimleri yazılmalı. Çünkü eğer bir şeye inanıyorsanız onun gerçek olması için mutlaka size inanan birileri olması gerekiyor.

* Peki Sharon Stone projeyi duyduğunda ilk ne demiş? Tepkisi ne olmuş?

"Türkçe mi oynanacak, ben Türkçe bilmiyorum" demiş. ıngilizce yazıldı senaryo. 95 bölümün ıngilizce özeti çıkarıldı ve gönderildi. Oynayacağı 2 bölüm ve geçmiş bölümler. Anlatılırken de Türkiye'nin Sopranos'u demişler dizi için. Senaryoyu okuduklarında "Böyle Avrupai bir şey beklemiyorduk" demişler. Bunlar tam 4 ay önce belliydi. Andy Garcia ve Sharon Stone'la 8 Aralık'ta çekim yapacaktık. Ama o sıra hem Kurtlar Vadisi Irak filmini çekiyorduk, hem de dizinin 86'ncı bölümündeydik. 96 ile 97'nci bölümleri de yazıp göndermek zorundaydık. Yani biz önce 96 ve 97'yi yazdık sonra senaryomuzu oraya götürdük.

* Niye kabul ettiler sizce bu işi?

Film için de dizi için de oyuncu ararken avantajımız, reytingimiz oldu. Temas edilen hiçkimse o reytingleri gördükten sonra 'Siz kimsiniz?' diye sormadı. Senaryoyu da beğendiler. Onlara star gibi davrandık, hiç görgüsüzlük yapmadık.

* Ne kadar para harcadınız bu proje için? Sharon Stone'un 500 bin dolar aldığı doğru mu?

Ne kadar harcadığımız ise söylemek istemiyorum. Ama 500 bin dolar doğru rakam değil. Sharon, Katrina kasırgasına yardım amaçlı para toplarken, gelen bir proje bizimki. Ve o para birçok çocuk kurtaracak. Ayrıca Sharon dizinin mafya dizisi olduğunu anladıktan sonra "Birilerini öldürsem, daha vahşi, daha psikopat, daha asil ve daha güzel olduğumu vurgulayabilir miyiz?" dedi. Bu rol onu çok heyecanlandırmış. "Bu rol benim için inanılmaz bir fırsat" diye beyanat verdi zaten. Güçlü bir kadın rolü oynadığı Lisa. Daha da vahşi olmasını istiyordu. "Her zaman böyle şeyler gelmiyor bana" dedi.

* Andy Garcia?

Andy, Sharon kabul etti diye hiç tereddütsüz kabul etti.

Yagmur_ask
22-12-06, 21:58
KURTLAR VADİSİ IRAK FİLMİ SADECE AMERİKAN KARŞITI DEĞİL

Kurtlar Vadisi Irak filmin senaristlerinden Bahadır Özdener, filmin Amerikan değil, tamamen savaş karşıtı olduğunu belirtti.

--------------------------------------------------------------------------

Almanya’da büyük tartışma yaratan Kurtlar Vadisi Irak filminin Amerikan ve Yahudi karşıtı olduğu gerekçesiyle gösterimden kalkmasını talep edenler var. Ancak filmin senaristlerinden Bahadır Özdener’e göre, bu film Amerikan değil, tamamen savaş karşıtı. Özdener, eleştirilere yönelik DW’nin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin 10 milyon dolarlık en pahalı filmi Kurtlar Vadisi Irak, Almanya’da büyük tartışma yarattı. Almanya film yüzünden ikiye bölünmüş durumda. Hırisyan Sosyal Birlik Genel Başkanı Edmund Stoiber ve Almanya’daki Yahudi cemaati filmin kaldırılmasını isterken, karşı kesim ise filme sansür uygulanmasına karşı. Türkiye’de, Avrupa’da ve ABD’de eleştirilen filmin yaratıcıları ise bu tepkilerin haksız olduğunu kanısında. Filmin senaristlerinden, eski bir gazeteci olan Bahadır Özdener (31), Kurtlar Vadisi Irak’ın Amerikan değil, tamamen savaş karşıtı bir film olduğunu söylüyor. Özdener, eleştirilere yönelik sorularımızı yanıtladı.

DW: Filme tek taraflı, milliyetçi ve Amerikan karşıtı olduğu yönünde ağır eleştiriler var. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özdener: Buna başından beri tek bir şey söylüyoruz: Bu film bir tek şeye, savaşa karşıdır. Irak’ta bir işgal var ve o işgalin doğurduğu insan hakları ihlalleri var. Bu da dünyanın gözünün önünde yaşanıyor. Biz filmde, konu ettiğimiz herşeyi uluslararası basında yer alan materyallerden aldık ve orada yaşanan gerçeklerin, yani trajedinin sadece yüzde 1’ini anlatabildik filmimizde. Dolayısıyla bunu nasıl değerlendirmek lazım geliyorsa, öyle değerlendirilsin. Ama bizim fikrimiz soruluyorsa, bu yüzde yüz savaşa, Irak’ta yaşanan işgale ve yaşanan insan hakları ihlallerine karşıdır. Amerikan karşıtlığına gelince... Ebu Gureyb Cezaevi’nde işkence edenler, masumları öldürülenler Amerikan vatandaşı da olsalar olsalar, bunlar Amerikan karşıtıdır, Amerikan halkının düşmanlarıdır.

DW: Kurtlar Vadisi Irak’ın milleyetçi bir bakış açısıyla yazıldığını söyleyenlere ne diyorsunuz?

Özdener: Aslında bunlar çok güçlü eleştiriler değil. Dışardan bakılan yüzeysel değerlendirmeler olarak görüyoruz. Bütün dünyada, milliyetçilik akımları alıp yürürken, Türkiye yine bir itidal ülkesi olarak duruyor kendi coğrafyasında. Almanya’da sokaklarda, Türkçe konuşulmasını yasaklayan yasa teklifleri var. Acaba bu film mi milliyetçilik eleştirilerine maruz kalmalı, yoksa Avrupa’nın herhangi bir köşesinde herhangi bir dil konuşulurken, Türkçe, Arapça, Kürtçe, Farsça konuşulduğu için yasalarla düzenlemeler yapılmasını düşünmek mi milliyetçi, hatta ırkçı olduğunu düşünmek lazım. Bizim filmimizin özü, insanlar farklı kültürlerden, farklı dinlerden, dillerden farklı mezheplerden olsa bile bir araya gelip ortak bir paydada, ortak bir halkada bir araya gelip birbirlerini anlayabilirler. Bunun da bir tek yolu var: Birbirlerinin değerlerine saygı göstermeleri.

DW: Filmdeki hikaye çok keskin ifadelerle anlatılıyor. Ya hep iyi ya hep kötü. Yani siyah – beyaz. Ara renkler yok mu griler, başka tonlar?

Özdener: Aslında sinema, istediği rengi anlatabilecek bir sanat. Bu, tamamen yaratıcının, senaristin veya yönetmenin ya da dilerse yapımcının arzularına göre şekillenebilecek bir sanat dalı. O saniyede, yapımcı, senarist veya yapımcı hangi rengi gördüyse, onu anlatır. Ama bahsettiğimiz yer Irak ise açıkçası, orada tek bir renk var: Siyah. O rengi petrol olarak görenler var, bu rengi matem, yas olarak görenler var. Buna pembe gözlükle bakmak, açıkçası en azından Türk sinemasının misyonu değil. Roberto Benigni, İtalyan sineması adına Hollywood yapımı pembe gözlüklerle Irak’taki savaşa baktı. O, onların bakış açısı. Ama Irak’ın 200 km. kuzeyinde iseniz, orada yaşanan trajediye, orada yaşanan insan hakları ihlallerine çok açıkçası gri olarak bile bakamıyorsunuz. Her yer siyah görünüyor, buradan baktığınızda. Ve matem siyahı bu, petrol siyahı bile değil...

DW: Filmde çok etkileyici sahneler var, çarpıcı ifadeler var. Çok kesin ifadelerle anlatılmış. Ve bu keskinliğin, insanları etkileyebileciği kışkırtabileceği yönünde değerlendirmeler söz konusu, ki Almanya’da filmi izleyenlerin tekbir getirdiği bile söyleniyor.

Özdener: Hiç öyle bir endişemiz yok. Biz, insanımıza, dünyanın neresinde olursa olsun, üstelik sadece Türkiye insanlarına da değil, bu coğrafyanın insanlarına inanan, saygı duyan bir ekimiz. Türk olsun, Kürt olsun, Arap olsun, hatta Rus olsun, hatta Ukraynalı ya da Gürcü olsun, hatta Yunan olsun, İtalyan olsun, İranlı olsun, Akdenizli, Ortadoğulu, Asyalı, Avrupalı kim olursa olsun insanların biz itidalli olduğuna, onların niye nasıl değerlendireceğini çok iyi biliyoruz. İnsanların filmi izlerken nasıl tepki göstereceğini, şüphesiz bir merkez bir birlik veya bir kurul karar veremez. İnsanlar filmi izlerken, istedikleri tepkileri verebilirler. Ama filmin çıkışında, insanlar yasalar çerçevesinde davranmakla yükümlüler. Yasalara karşı, bu coğrafyanın insanlarının herhangi bir şekilde bir itirazı, isyanı ya da suçlu duruma düşmek gibi bir arzusu yok. Biz huzursuzluklar coğrafyasında yaşıyoruz ve bu huzursuzlar coğrafyasını huzursuz hale getiren bizler değiliz. Ben, Alman basınındaki eleştirileri okuyorum. Acaba böyle bir filmi Almanlar yapmış olsaydı, aynı eleştirileri yaparlar mıydı?

DW: Yani bu film, Türkiye’den çıktığı için de mi çok eleştiriliyor?

Özdener: Açıkçası bunu kaldırabilmek çok güç. Ama biz sadece şunu göstermek istedik. Siz de yapın, siz de farklı bakabilirsiniz. İlla herşeye otomotik olarak bakmanın anlamı yok. Bize Almanya’da 20 yaş yasağı kondu. Bu, sadece porno filmlere konulan bir yasak. Bize gelen gerekçeli kararda şu deniyor: Bu film, tek yanlı olarak gerçekleri dile getiriyor. Kusura bakmayın ama, şu anda dünyanın hiçbir sinemacısı Hitler’le empati kurabilecek kadar iyi kalpli değil herhalde. Ortada bir işkence yaşanıyorsa, bugün dünya basınında bangır bangır Amerikalılar’ın yeni işkence Ebu Gureyb fotoğrafları yayınlanıyorsa, evet biz buna tek taraflı bakarız, yani insan tarafından bakarız.

DW: Filmde yoğun bir şekilde dini göndermeler var. Aslında hem dini hem politik kaygılarla ilgili mesajlar var. Dini öğelere neden bu kadar çok mesaj verdiniz ve bir filmde bu kadar çok mesaj vermek doğru mu?

Özdener: Film, Irak’ta geçiyor. Irak’ta havyarlar üzerine bir sosyolojik bir çalışma yok. Irak’ta yaşanan en büyük kavgalar da çatışmalar da uzlaşmalar da din üzerinden yapılıyor. Şiiler’le Sünniler birbirine girmişken, Hıristiyanlar’la Müslümanlar arasında bir çatışma varken ya da insanlar inançlarına göre bölünmüşken, o coğrafyaya dair bir film yapıp o filmdede dini birleştirici bir unsur olarak göstermezsiniz de ne yaparsınız? Filmin Türkiye ya da Almanya ile ilgisi yok. Film Irak’ı ilgilendiriyor. Irak’ı ilgilendiren bir film olduğu için de dini öğeler ve mesaj kaygıları ciddi şekilde var. Çünkü bu da gerçeklere uygun.

DW: Türkiye’de çuval olayının intikamı alındı, toplumsal bir tatmin sağlandığı yönünde de değerlendirmeler yapılıyor. Peki filmde çuvalın intikamı alındı mı?

Özdener: Çuvalın muhatabı olan, istediği şekilde isteği cevabı verir ve vermiştir, verecektir de. Bu bir film. Çuvalın intikamı ile filmin alakası yok. Filmin içerisindeki dramatik kurguda, çuvalın peşine giden bir Polat var. Ve filmin belli bir noktasından sonra da çuvalın peşinden koşmayıp da oradaki kefenlerin peşinden koşan, insanların çektiği acıların peşinden koşan baş kahraman var. Ben, bunları yüzeysel eleştiriler ve değerlendirmeler olarak görüyorum. Filmin ne böyle bir misyonu var ne böyle bir amacı ne böyle bir duruşu ne böyle bir söylemi vardır. Filmin söylemi, sizin de ifade ettiğiniz gibi, çok net, tek net, çok keskin ve çok açıktır. Irak’taki işgal ve insan hakları ihlalleri yanlıştı.

DW: Yahudiler’den de tepki geldi. Almanya’daki Yahudiler, filmin kaldırılmasını istiyor. Zira filmde, Yahudi bir doktor Iraklılar’ın organlarını satıyor...

Özdener: Filmde tek bir Yahudi ismi geçmiyor. Irak’ta bu kadar şey yaşanırken, insanların alınganlıklarının yeri var mı acaba bu filme dair eleştirilerde. Ben de çok şeye alınmışımdır. Ama benim şahsi alınmamın, Irak’ta milyonlarca insan canıyla uğraşırken, çok önemi var mı? Bu filmin yasaklanmasını istemişler. İsteyebilirler. Yasak mercileri her talebi değerlendiriyor mu?

DW: Organların satılması kurgu mu gerçek mi?

Özdener: Organların satılmasına dair, o bölgede en az binlerce hikaye vardır. Organ ticareti büyük bir dramdır. Sadece o bölgenin değil, bütün Ortadoğu’nun Doğu Avrupa’nın Asya’nın gerçek bir trajedisidir. Bu trajediye dair, binlerce kitap yazıldı, binlerce makale yazıldı, bu sizce kurgu olabilir mi?

DW: Yani, filmde Yahudiler’e gönderme yok mu?

Özdener: Filmde tek bir kez bile Yahudi kelimesi geçmemekte. Ama hemen İsrail’in yanıbaşında bir ülkede Irak’ta insanlar acı çekiyor. Buna hemen alınmak ve hemen de anti – semitik ithamda bulunmak, yüzde yüz anti - insanlık tavrıdır. Bir şey böyle eleştirelemez, insanlara böyle damga yapıştırılamaz. Bu damgayı yapıştıranlar, önyargılılar, bizi böyle olmakla suçluyor. Sadece Irak’ta işkecenin yanlış olduğunu anlattığımız için...

Yagmur_ask
22-12-06, 22:28
Sufizm trendinin etkisinde değiliz

BAHADIR ÖZDENER - Ekmek Teknesi senaristlerinden Ekmek Teknesi'nde yer alan Nusrettin Baba, Gamsız Celal ve Ölü'nün tasavvufi jargon kullanması, son zamanlarda kendini iyice hissettiren sufizm modasının bir sonucu olarak ortaya çıkmış değil.

Bunun modasını takip edecek kadar dışarıdan bakan birileri değiliz çünkü. Tasavvuf, bu ülkenin kültürel değeridir. Bir sufizm modasıyla bu tür enstrümanların kullanımı söz konusuysa, bu 'Haziran Gecesi' dizisidir, dizide uzun entari giyen Özcan Deniz'dir.

Dizideki bu tiplemeleri oluştururken çıkış noktamızda Nasrettin Hoca vardı. Kullandığımız şey dil nihayetinde ve bu materyali kullanırken tasavvufun da, dilin de beslendiği kaynakları kullanıyorsunuz. Çünkü en büyük dil ustalarımızdan biri Yunus'tur; o da mutasavvıftır.

Yagmur_ask
22-12-06, 22:55
"Ekmek Teknesi evladımız, Kurtlar Vadisi aşkımız"

Ekmek Teknesi ve Kurtlar Vadisi, Türkiye’nin en çok izlenen iki dizisi. Birisi kahkahalarla ve alaturkalılığı ile beğeni toplarken, bir diğeri derin devlet tartışmaları ve spekülasyonlarla gündemi belirliyor.

http://img77.imageshack.us/img77/6828/3ra2.jpg (http://imageshack.us)

Bu iki dizinin senaristlerinden Bahadır Özdener’e göre ise iki dizinin de mimarı Nasreddin Hoca ve onun asırlara direnen duruşu. Kendini Nasreddin Hoca’nın yük taşıyan eşeği olarak gören Özdener, her iki dizinin de alaturka olduğunu savunuyor. Ekmek Teknesi’ni evladı, Kurtlar Vadisi’ni geçici aşkı olarak tanımlayan senarist, “Kurtlar Vadisi’nin bin başarısını, Ekmek Teknesi’nin bir tebessümüne tercih etmem.” demekten kendini alamıyor.

Annenize senarist olduğunuzu söylemediyseniz, o sizi hâlâ ne zannediyor?

Anne babanızı haftada bir kez görüp, tebrik telefonlarını alıp onlardan bu kadar uzak kalmanızı sağlayan bir tek koşul var: Yaptığınız işin televizyonda görünmesi. TV’de haftada iki kere görüp “Vay evladım Allah sana yardımcı olsun, biz seni görmesek de olur.” diyorlar. Ben bir dönem gazetecilik yaptım. Babam gazete bayii idi, “Bizim oğlan bizden almış mesleği.” diyordu. Annem de terziydi, bu kesip biçme işini de herhalde annemden aldım. İstikbalim var mı, yok mu konusunda ne düşünüyorlar bilmiyorum; ama her anne baba gibi sabah sekiz, akşam altı mesaim olsun isterler. Allah onların her türlü duasını kabul etti de bunu pas geçti. Tam tersi akşam sekiz, sabah altı iş yapıyorum. Ekmek Teknesi aile ve mahallenizle ilintili gibi. Biz birbirini tamamlayan üç dört kişiyiz, buradan bir mahalle çıkıyor. Raci Şaşmaz ve Hasan Kaçan’ın yaşadıkları ve ailelerimizin yaşadıklarından kalan tortular bunlar. Çok da eğlenceliymiş, keşke biz de yaşasaymışız. Ekmek Teknesi’ndeki senaryo, dekor ve yaşam biçimi alaturkalık üzerine kurulu. Bu, Türk dizileri içinde alışıldık bir şey değil. Bu, bizim zenginliğimiz, ayakkabılar eve girerken çıkar. Evde mutlaka birileri namaz kılar, kılınmıyorsa bile evin bir köşesinde misafirler için seccade vardır. Babam seccadesini serer hem namazını kılar hem de aynı saatteki ajansı dinlerdi. Dayım beş vakit namaz kılardı, çapkındı, içki içmezdi; ama dedemin paralarının tamamını kumarda harcadı. Böyle şeyler sadece Türkiye’de olur. Sosyologlar Türk Müslümanlığını tartışıyor; ama hiç buralara girmiyorlar.

Peki bu alaturkalılık neden Kurtlar Vadisi’nde yok?

Mafya elemanları Türk gibi değil İtalyan mafyası gibi davranıyor. Söz-gelimi elde tespihle, kabadayı yürüyüşüyle, ‘mevzu nedir’ deyişiyle racon kesmiyor. Bana sorarsanız Kurtlar Vadisi de alaturka bir dizi. Biz diyoruz ki alaturkalık kalmadı. Geleneksel kabadayılık dönüştü, fakat benzeşmesi yine alaturka oldu. Ekmek Teknesi’ni biz var etmeseydik, Kurtlar Vadisi olmazdı. Ekmek Teknesi’nin zenginliğinden besleniyor Kurtlar Vadisi. Biz namaz kılan insanı da, içki içen insanı da aynı dizide buluşturup iki tarafın tabularının tam göbeğine yerleştik. Bizim derdimiz bir hikaye anlatmak; bir misyonu taşımak değil. Kurtlar Vadisi, Ekmek Teknesi’nin başarısını ve reytingini gölgeledi ama... Biraz etkiledi, Ekmek Teknesi’ni bir parça ihmalimiz söz konusu. Çünkü Kurtlar Vadisi çok zor bir iş. Ekmek Teknesi bizim evladımız, Kurtlar Vadisi ise bizim aşkımız oldu. Evlat ilelebet kalır, ama aşk bir bahar gelir, öbür bahar geçer. Ben ekmekçiyim. Ekmek Teknesi’ne Rabb’im beni hizmetkarı olarak var ettiği için ömrümü tamamlayabilirim. Kurtlar Vadisi’nin bin başarısını, Ekmek Teknesi’nin bir tebessümüne tercih etmem. Ekmek Teknesi’ni hayatımızdan kaldıralım, onun üstüne bir model kurabilecek bir ekip, bir anlayış, bir mizah bakışı yok. Yapacaksak biz yapabiliriz yine.

Bu tecrübe ile böyle bir diziye başlamış olsaydınız ne değişirdi?

Çok daha farklı ve güçlü olurdu. Belki doğru oyuncularla filan kurardık. Ama bütün yanlışlarımızı üzerimizden attık. İnsanlar Çakır öldü diye gazete ilanı veriyor, saygı duruşunda bulunuyor, salâ verdirip cenaze namazı kılıyorlar.

Siz bunları görüp izleyicinin eğlendiğini söylüyorsunuz. Kurguyla gerçeği karıştırmanın kaosu yok mu burada?

Türk milletinde mi? Hiiiç. Biz Ekmek Teknesi’ne bismillah derken Nasreddin Hoca’dan feyz aldık. Biz onun zamana ve mekana dayanabilen genel duruşundan faydalandık. Adalet duygusu, mizah ve sıradan bir hayat... Kurtlar Vadisi’nde de, Nasreddin Hoca siyah bir kaftan giydi, kavuğu çıkarıp saçlarını jöleledi, silindir bir şapka taktı.

Göle çaldığınız mayanın tuttuğuna Çakır rolünü oynayan Oktay Kaynarca da inandı ama. Bir ölüden çok, deşifre olmuş bir ajan gibi ortalıkta dolaşıp dizi aleyhine konuşuyor?

Türk işte. İtalyan biri olsa oynar, parasını alır giderdi. Yapacak bir şey yok. Sosyologlar ‘Kurtlar Vadisi’nden sonra intiharlar arttı, gençler mafyaya özeniyor’ diyor. Ya koca koca profesörler çıkıp konuşuyor, ayıp yani. Bir dergide haber çıktı, gençler mafyaya özeniyor diye. Haberin kaynağı eski organize suçlardan sorumlu emniyet müdür yardımcısı. Meslekten, mafyayla ilişkiden bulunmaktan dolayı atılmış. Üstelik rapor iki bin yılının raporu ve gençlerin % 60’tan fazlası Miroğlu’na özeniyor diyor.

Peki bunun Kurtlar Vadisi’yle bağlantısı ne?

Bir uzman çıkmış “Boğaz kesme vakaları artmış olabilir” diyor. Bilimsellik bu mu? Harp Akademileri’nde ve kabadayılar arasında en çok izlenen dizi Kurtlar Vadisi. Polis Akademileri’nden ödül aldık. Şimdi hangisi hakikat? Kurtlar Vadisi neye sebep olmuş olabilir ki? Suç işleme biçimlerine etkisi olamaz mı? Türk milletine akıl satmıyor, onlardan akıl alıyoruz. Ranzanın demirinden lav silahı yapmış bir millet bu. Biz yeni model yaratmıyor, var olanı anlatıyoruz. Biz yanlışımızı hemen düzeltiyoruz, kimse bunlardan bahsetmiyor. Ekmek Teknesi’nde bir yıldır belki iyi kuşaklar yetiştirdi, kesilen boğazlara bantlar yapıştırdı, belki hoşgörüyü aktardı; hani bunun araştırmaları?

Dizideki senaryonun gerçek hayatla bağlantısı çok konuşuldu. Söyleyeceğiniz yeni bir şey var mı?

Bunlar yaşamayan karakterler. Gerçek hayatla bağlantısı varsa bizim bağlantımız var mı yok mu sorusu, doğru sorudur. Kimse bunu sormadı. Bizi incelesinler, kimseyi tanımayız etmeyiz yani.

Bu kadar çok karakteri ekranda yaşatıyor olmak sizi daha mı çok kendiniz yapıyor, yoksa bir kimlik bunalımı mı bu?

Daha kendimiz yapıyor. Var olan iki diziden 40 küsur tane dizi çıkarabilirdik. Herkes ayrı bir hikaye ve dizidir. Ekmek Teknesi’nden inanın 20 dizi çıkar ve hepsi de tutar. Kurtlar Vadisi’nden de öyle. Biz o anlamda kötü tüccarız. Malzemeyi bol kullanıyorsunuz; ama ortaya iyi iş çıkıyor. Evet, malımız iki tane. İkisi de çok iyi. Himmete neden şerh koyalım ki, biz kota koymuyoruz. “Nasreddin Hoca’nın eşeği gibiyiz; ama anıracak vaktimiz bile yok!” Film ve dizilerin ilk oyuncuları aslında senaryo yazarlarıdır.

Siz yazarken oynar mısınız?

Bizim diğer ekiplerden farkımız, arkadaş olmamız. Bu on yıllık birlikteliği işle besledik. Her birimiz başka bir yerden gelseydik olmazdı. Birimiz bir şey yazdığında diğerinin gözlerinden okeyini almıyorsa yanlıştır o. Türkiye’de senaristlik bir sektör, senaristler şöhret olmaya başladı.

Peki senaristlerin zaafları ne?

Yılmaz Erdoğan ve Birol Güven’in isimleri bilinir; ama onlarda biri tiyatrocu, diğeri yapımcı olduğu için gündemdedir. Biz bunun ilk örnekleri olacağız. Olduk da. Deliyürek’le mühendisliği, Ekmek Teknesi ile mimarlığı, Kurtlar Vadisi’yle de müteahhitliği öğrendik. Bölümlerimizin hatalarını net koyan ve kuran bir ekibiz, kendimize kazık atmıyoruz. Şan, şöhret değil işimizin peşinde koştuk. Diğer senaristler Türk dilini iyi kullanır, Türk insanını doğru seçer ise onlarda başarıya ulaşırlar. Onun haricinde ulaştıkları başarı tesadüftür.

Deli Yürek’i sinemaya uyarladınız; ama çok iş yapmadı. Asmalı Konak gibi dizileri uzatıp film yapmak işe yaramıyor.Kurtlar Vadisi sinemaya taşınacak mı?

Bana sorarsanız Deli Yürek o krizde müşterisini buldu. Asmalı Konak’ı yapanlar finali sinemaya taşıdılar. Ama ben filmi gördüm ve dedim ki kız ölmüyor. Ee bittiii. Dizinin başarısını yıkıp kötü bir film yaptılar. Annelerimize bakıp final yapılmalıydı, onlara “vah vah kız kanser” dedirteceksin. Biz bir gün Kurtlar Vadisi’nin filmini yapar isek bu iki filmin tecrübelerini pas geçmeyiz.

Diziler sinemanın dilini ve ruhunu katlediyor mu?

Diziler Tanrı tarafından verilmiş idman sahaları olabilir mi, böyle bakmak lazım. Türk televizyonlarının motoru bu diziler. Türk sineması diye bir şey Fransız, İtalyan, İran, Meksika, İngiliz sineması gibi olabilecekse, dizilerden Türk insanının nasıl faydalandığını görmek lazım. Senaryo esas itibarıyla filmin kompartımanlarından biri değil. Bir karalama defterinden öte bir şey değil hatta.

Ona can veren yönetmen değil midir?

Sinema için yönetmendir; ama dizi tamamen iş bölümüdür. Lokomotif bazen oyuncu, yapımcı, senaryo ya da rejidir. Biz çamurdan bir kuş yapıyoruz, ona sihirli değneği değdiren ve kuşu uçuran yönetmen, kuş da oyuncu. İyi senaryo ve doğru reji varlığını hissettirmez.

Hayatınız nasıl bir senaryo üzerine devam ediyor?

Senaryomuzu kendi hayatımızdan çarptık. Biz baktık ki iyi bir oyuncuyuz, Rabb’imiz bir senaryo koymuş onu oynuyoruz. Rabb’im bize bu senaryoda Nasreddin Hoca’nın eşeği vazifesini vermiş, odunları da biraz fazla yüklemiş. Bu dağı aşıracak. Bizi gölün kenarına değil de, dağın yamacına; bu eşekten başkası geçemez diye koymuş. Anıracak vaktimiz bile yok, yük öyle ağır ki! Ama o dağın arkasında bir çayırlar, yoncalar var ki, oraya ulaşacağız. Rabb’im bu senaryosunda bu yükü taşıma şerefini eşeklik payesi ile bile veriyorsa başımızda yeri var.

H. SALİH ZENGİN

Yagmur_ask
22-12-06, 23:00
Röportajların hepsini soluksuz okudum ama özelikle şu en son eklediğim ve 'Zaman' gazetesinden H. SALİH ZENGİN'in yaptığı ropörtaj çok hoşuma gitti.

Bir kez daha ne kadar çalışkan bir ekip olduğunuzu gördüm. Hiç bir çıkar kaygısı taşımadan sadece işinizi en iyi şekilde yapmış olabilmek için bu kadar çabalamanız ne kadar güzel.Çalışmalarınızın da karşılığını alıyorsunuz elbet.

Bu kadar kısa sürede bu kadar büyük bir başarı herkesin elde edebileceği bir şey değildir.

Yagmur_ask
22-12-06, 23:39
‘Kurtlar Vadisi’nde savaş karşıtlığı

http://img184.imageshack.us/img184/6063/5ts2.jpg (http://imageshack.us)

Sinema dünyasının çok ses getiren filmi ‘Kurtlar Vadisi - Irak’ın yaratıcıları, “Moda olsun diye ABD’ye karşı değiliz” ve “Ne Yahudi karşıtı, ne de ABD karşıtıyız. Biz yalnızca savaş karşıtıyız” açıklaması yaptı.

‘Kurtlar Vadisi - Irak’ filminin yapımcısı Raci Şaşmaz ve senaryo yazarı Bahadır Özdener, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenledikleri basın toplantısında, filme yönelik eleştirileri yanıtladı. Şaşmaz, ABD karşıtı olduğu gerekçesiyle filme yöneltilen eleştirilerle ilgili olarak, “Moda olsun diye ABD’ye karşı değiliz” dedi. Özdener de bir başka eleştiri konusu olan “Yahudi düşmanı” oldukları şeklindeki iddialar hakkında, “Ne Yahudi karşıtı, ne de ABD karşıtıyız. Biz yalnızca savaş karşıtıyız” diye konuştu.

Berlin’deki toplantıda Türk ve yabancı gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şaşmaz ve Özdener, filmi siyasi nedenlerle yapmadıklarının, Irak’ta yaşanan insan hakları ihlallerinden yola çıktıklarının altını çizdi.

‘FİLMİ, BU TRAJEDİYİ BİRİLERİ DURDURSUN DİYE YAPTIK’

Medya mensuplarına özellikle teşekkür eden Özdener, “Sizler olmasaydınız, biz Irak’ta yaşanan trajedi hakkında bilgi sahibi olamayacaktık. Sizlerin haberleri sayesinde bilgi sahibi olduk. İnsan hakları ihlallerini, acı çeken ve öldürülen masum insanları gördük. Filmi, bu trajediyi birileri durdursun diye yaptık” dedi.

Şaşmaz, filmi yapma nedenlerinin, ABD’nin Irak’taki işgalini yansıtmak olduğunu belirterek, “Filmimiz Irak’ta ölen insanların acılarını yansıtmak üzere yapılmıştır” diye konuştu.

‘YAHUDİLERİ 500 YIL ÖNCE BAĞRIMIZA BASTIK’

Bir gazetecinin, filmde Yahudi düşmanlığı yapıldığının açık şekilde görüldüğünü söylemesi üzerine Özdener, “Filmin içinden iki kareyi alıp iftira ediyorsunuz. Biz Yahudileri 500 yıl önce bağrımıza basmış bir milletiz. Sözlerimize neden inanmıyorsunuz. Irak’taki tek gerçek, masum insanların dakika dakika öldürüldüğüdür” dedi.

Özdener, filmin ilkel milliyetçiliği körüklediğine ilişkin görüşlerin dile getirilmesi üzerine de “Biz dünyadaki tüm insanların birarada yaşayabileceğine inanıyoruz. Bizim kültürümüz bu” diye konuştu.

Almanya’da yanlış anlaşıldıkları için basın toplantısı düzenlemeye ihtiyaç duyduklarını anlatan Özdener, filme gereksiz yere bu kadar eleştiri getirildiğini savundu.

‘TEL AVİV’ SORUSUNU YANITSIZ BIRAKTILAR

Filmin organ ticaretiyle ilgili bir sahnesinde yer alan 3 farklı kaptan birinin üzerinde neden “Tel Aviv” yazdığının çok sık sorulmasına rağmen, Şaşmaz ve Özdener bu soruları cevapsız bıraktılar.

(NTV)

Yagmur_ask
23-12-06, 00:07
Hangi senarist böyle diziyi bitirir?

http://img306.imageshack.us/img306/458/1dp4.jpg (http://imageshack.us) http://img477.imageshack.us/img477/7509/2dd7.jpg (http://imageshack.us) http://img477.imageshack.us/img477/7480/4dr9.jpg (http://imageshack.us) http://img72.imageshack.us/img72/4196/6us7.jpg (http://imageshack.us)

Beğenen de beğenmeyen de Kurtlar Vadisi'ni konuşuyor. Türkiye'nin en tartışmalı dizisi hakkında spekülasyonlar bitmiyor. RTÜK'ün bu mafya dizisine 'radikal ayar' yaptığı söyleniyor, derin devletin 'hemen bitirin şu diziyi' ültimatomu verdiği konuşuluyor. Çakır'ın da bu yüzden öldürüldüğü, dizinin biteceği yayıldı ortalığa... Üst üste iki hafta aynı bölüm yayına girince de herkes dizinin biteceğinden iyice emin oldu. Dizinin senaristleri Bahadır Özdener ve Raci Şaşmaz'a merak edilenleri sorduğumuzda "Bu kadar reyting alan, şirketine gecede 4.5 milyon dolar para kazandıran bir diziyi kim bitirmek ister" dediler. Biz onların yalancısıyız!.

* Türkiye'de bir Kurtlar Vadisi tartışmasıdır gidiyor. Millet diziyi ciddiye alıp Çakır için ölüm ilanları vermeye, saygı duruşları yapmaya başladı. Ne oluyor insanlara?

BAHADIR ÖZDENER: İzleyici çok ciddi eğleniyor!

* Eğlenmek için bunlar yapılabilir mi?

ÖZDENER: Tabii! Gazeteye çıkmak için yapıyorlar, çok basit.

* Niye bir mafya dizisi bu kadar izleniyor, herkes onu konuşuyor. Milletçe kan görmeyi mi seviyoruz, nedir?

ÖZDENER: Kurtlar Vadisi'ni 10 senede bir çıkarsak da tutar! Kanla alakası yok, evrensel bir tarafı var. Mafyayla evrenseli yakaladık. Mafyayla ilgili her şeye Türk milleti de, İtalyanı da, Amerikan milleti de bakar; baktı da bugüne kadar. TRT'nin reyting ölçümüne baktığın zaman; Godfather'in yayınladığı gün TRT ilk 50'nin yukarısına çıkıyor, hem de 105'inci gösteriminde! Bu sadece Türk milletiyle özdeşleşmiş bir şey değil. Bilinmeyen bir dünya. Ne oluyor diye merak ediliyor. Ve biz bugüne kadar Kurtlar Vadisi'ni yaparken kimseyi yanıltmadık, kimseyi kandırmadık, arada gerçek doneler verdik.

* Herkes dizideki karakterlerin gerçek dünyadaki bazı insanların yerine konulduğunu iddia ediyor, sizde ısrarla inkar ediyorsunuz, 'yok öyle bir şey' diye. O zaman niye Tombalacı var, niye İplikçi Nedim var? Neden bu kadar benzer ya da yakın isimler kullanıyorsunuz?

ÖZDENER: Biz kişileri anlatmıyoruz, mafyayı anlatıyoruz. O bir sembol.

RACİ ŞAŞMAZ: Türkiye'de yaşanmış olayları anlatıyorsun ve bunları hayal gücüyle destekliyorsun. Ama kimseye demiyorsun ki 'senin hayatını anlatıyoruz.'

* Yani bir etkilenme var...

ŞAŞMAZ: Sinema dediğin oyunlar, numaralar, farklı bakış açıları meselesidir. Burada bakıyorsunuz arşivinize; ne var, ne yapalım? Cinayetin yedi yüz bin usülü var...

* Siz bunları nereden biliyorsunuz peki?

ÖZDENER: Ya biz bunun yüzde 99'unu uyduruyoruz. Yüzde 1'inde de diyoruz ki, 'aa filanca da filanca zaman böyle öldürülmüştü.' Ama her ölüm aslında filme uymaz ki. Çünkü birisi gelir kırmızı ışıkta durur, cama sıkar ve gider. Bu 1.5 saniyelik bir şey. Ama mesele o 1.5 saniyeyi değil. Biz Hiram Abbas'ı öldürmüş oluyoruz bu hesaba göre. Hayır Hiram Abbas böyle öldürülmüş olabilir ama bu 1.5 saniye bizim işimize gelmez ki! Nedim meselesine gelince... "İplikçi Nedim, Nesim Malki'ydi" diyorlar. Hayır hiç alakası yok. Ama biz insanların çözebileceği bir imaj koyduk ona.

ŞAŞMAZ: Bilinmedik bir dünya anlatıyoruz, insanlar da ucundan yakalamaya çalışıyor.

* Pek inandırıcı olamıyorsunuz sanki...

ÖZDENER: Bu da işin tatlı tarafı!

* Bu durumla eğleniyorsunuz yani!

ÖZDENER: Tabii eğleniyoruz. Şişman bir adam koyuyorsunuz, karakter olarak. Oyuncuyu da o yüzden öyle seçiyorsunuz; Tombalacı tombiliyi, tombulu, birçok şeyi çağrıştırır ya. Peki tombalacı kimin lakabıydı, Ömer Lütfü Topal'ın. Ömer Lütfü Topal kumarhaneler kralıydı, öldürüldü. Ama şimdi siz tombul, kumarhane işiyle uğraşan bir adama Tombalacı dediğiniz zaman insanlar otomatik olarak, 'ben bir kumarhaneler kralı biliyordum' diyordu. Sudi Özkan da koyabilirdiniz, atıyorum Ruhi koyardınız da... Ama Ruhi'yi bilmiyor ki kimse, Sudi Özkan'ı da. Netice itibariyle, öldürülüşüne baktığınız zaman tombalacının, hiçbir bağlantısı yok.

ŞAŞMAZ: Biz bilinçli olarak onları seçtik koyduk ki, insanlar hiç bilmedikleri bu karanlık ve puslu vadide hiç değilse tanıdık imajlara, işaretlere rastlasınlar da, yollarını kaybetmeden hedeflerine ulaşsınlar. Adamın kumarhaneci olduğunu görebilmek uzun bir zaman alacaktı, adama Tombalacı dedik biz de...

* Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz? Yaptığınız dizi değil de bilmece mi çözdürüyorsunuz, oyun mu oynatıyorsunuz?

ŞAŞMAZ: Bizim Polat Alemdar'ı (Necati Şaşmaz) Kurtlar Vadisi'ne sokma sebebimiz, Kurtlar Vadisi'nin tek kaşifi olarak sayfa sayfa şifreyi çözmesi. Polat Alemdar halktır, halk da onunla birlikte şifre çözüyor. O zaman kimse ciddi anlamda diyemiyor ki Polat Alemdar filanca kişidir. En fazla diyebildikleri Abdullah Çatlı mı? Onu da cılız bir sesle soruyorlar. Çünkü Necati Şaşmaz'ın üstlendiği Polat Alemdar'la birlikte halk maceranın içerisine kendini koyuyor. Bunu dünyanın neresinde doğru, kendi işine ihanet etmeden yaparsan, birinci bölümü yazarken bile 45. bölümde nereye geleceğini bilirsin.

* Dizinin ne zaman biteceği ile ilgili de spekülasyonlar var. Final tarihi belli mi?

ŞAŞMAZ: Biz işe başlarken Türkiye'de yapılmamış bir şey yaptık. Son bölümün fragmanını çıkardık, son bölümde ne yapacağımızı biliyorduk.

ÖZDENER: Daha 1.5 senemiz var. Allah kısmet ederse önümüzdeki hazirana kadar sürecek.

* Çakır öldükten sonra dizinin biteceği söylendi...

ÖZDENER: Çok basit. 20 küsür reyting almış, şirketine bir gecede 4.5 milyon dolar para kazandıran bir diziyi hangi şirket, hangi yapımcı, hangi senarist, hangi başrol oyuncusu bitirmek ister.

* O zaman neden Çakır'ı öldürdünüz?

ÖZDENER: 2002 Ağustos ayında ölecekti. Öküz altında buzağı istersek ararız! Daha da ölecekler var. Biz kimseye tavizde bulunmadık, bu dizi bu yüzden seyrediliyor. Başrol oyuncusu çat diye ölebiliyor, ölme nedeni de yok.

* Üretilen senaryolara göre mafya çevrelerinden tehdit almışsınız. Diziyi dört bölümde mafyadan arındırmanız istenmiş. Bu sözü verdiniz mi, vermediniz mi?

ŞAŞMAZ: Yalan. Hiç alakası yok. 35-40 milyon insanın seyrettiği şeyi mafya diyecek ki, 'bitir.' Biz de 'Çakır'ı öldürelim bitirelim' diyeceğiz. Öyle bir çark yok.

* O zaman neden Çakır, Cerrahpaşalı Halit gibi mafya üyelerini bir gecede öldürdünüz?

ÖZDENER: İnsanlar diyorlar ya, "Çakıcı Çakır mı?" Üstelik Çakır bu kadar çok seviliyor. Bir mafya babası kendisiyle özdeşleştirilen adamın ölmesini ister mi? Hayır. Bu mantıkla bakacak olursanız böyle bir sonuç çıkmaz.

Yagmur_ask
23-12-06, 00:12
Çakır'ın öleceğini en baştan yazmıştık

* Çakır ölünce reytingler düşer korkusu yaşamadınız mı?

ÖZDENER: Hayır, biz korkacak bir ekip değiliz. Çakır'ın görevi bitmişti ve öldürüldü. Bunu önceden ayarlamıştık.

* Madem bu bilinen, hesaplanan bir durumdu; Oktay Kaynarca da bunu biliyordu, neden 'tanıdığım insanlar nedeniyle beni diziden attılarsa ayıp ettiler' diye açıklama yaptı?

ŞAŞMAZ: Bir karakter çok sevildiği zaman inandıklarından şaşıyor. Kendini bu duruma getirince de vazgeçilmezi oynuyor. Biz dedik ki, 'Oktay biz böyle anlaşmadık, sen vazgeçilmez değilsin, öleceksin.' Oktay bir iki hafta içerisinde, o şoktan sonra bunu idrak etti zaten. Gördü ki, bu dizi o gidince bitmez.

* İddia ettiği ilişkileri sizi etkilemedi mi yani?

ÖZDENER: Açık söyleyelim, biz Oktay Kaynarca'yı planladığımız üzere vurup, planladığımız üzere morga koyacağımız sırada, bir insanın yapabileceği şekilde infiallere girdi. Bunu belki kabul edemedi, inanamadı ama biz bir gün gazeteyi açtık baktık ki Oktay Kaynarca 'Benim filancayla çocukluktan beri bir hukukum var' diyor. Bu laf zaten bu karakterin ölmesi için yeterli neden!

* Oktay Kaynarca'nın bu ilişkilerini baştan bilmiyor muydunuz yani?

ÖZDENER: Bizim tarafımızdan bilinmiyordu. Çünkü biz diziye başlarken Necati Şaşmaz'a da, Oktay Kaynarca'ya da, Zafer Ergin'e, bütün oyuncularımıza şunu söyledik: Bizim hiç kimseyle, hiçbir suç ve güç odağıyla ilişkimiz olmayacak, legal ya da illegal. Oktay Kaynarca ile ilgili de ben bir kez duyum aldım ve sordum; 'böyle bir ilişkim yok' dedi.

* Onu ilişkileri yüzünden öldürmediniz yani?

ÖZDENER: Durum şu, biz bir plan yaptık. Dizinin sonunu biliyoruz. Bu dizinin sonunu bir dahaki sene temmuzda da getirebiliriz, mayısta da getirebiliriz, ağustosta da getirebiliriz, istediğimiz zaman sonlandırırız. Ama artık bu duyurular, bu ağ, bu sistem rahatsız etmeye başlayınca devreye A planını sokarız.

* A planı hangisi?

ÖZDENER: Çakır'ın hemen ölmesi. Çünkü bizim için Çakır'ın varlığı bu diziyi ayakta tutan bir şey değildi. Çakır bizim yarattığımız, insanlara çok sevdirdiğimiz, çok vazgeçilmez gibi görünen ama karakter itibariyle namlunun ucuna kafasını dayayıp öldürecek biri.

* Ben de diyorum ki, A planını uygulamanızda bu duyumların payı var mı?

ÖZDENER: Bu duyumlar bir şeyi tetiklemedi ama ortaya koyduğumuz senaryo maalesef gitti Oktay'ı tetikledi, o da patır patır konuştu. Dedik ki, 'yapacak bir şey yok, Çakır ölecek.'

* Aranız bozuk mu şu anda?

ÖZDENER: Biz prensipler ortaya koyan bir ekibiz. O yüzden 3 kişiyiz senin karşında. Hayatımızı da 10 yıl öncesinden beri biliyoruz. Bu 10 yıl içerisinde hiçbir hataya, yanlışa bırakacak işler yapmadık. İş akdin, hukukun bittiği zaman; otomatik olarak yolların ayrılır. Sarmaş dolaş basına birlik beraberlik pozları verelim durumundan çok uzaktayız.

* Üst üste iki hafta aynı bölümü yayına sokmanız da 'diziyi bitirmeye çalışıyorlar, zaman kazanıyorlar' yorumlarına yol açtı...

ŞAŞMAZ: Bu işler hiç öyle olmaz. Hesap kitabın içine bunlar da giriyor. Sen beklentinin en yüksek olduğu yerde malı piyasadan çekersen, buna talep artar. Çok basit. Ama eğer ertesi hafta onu iki hafta bekletmeye değecek bir iş yapmazsan, sizin kafanıza taşı vururlar.

* Niye peki "RTÜK diziden rahatsız', devlet 'bitirin' dedi, MİT 'aferin mafyanın iç yüzünü göstermeye devam edin dedi" şeklinde yorumlar yapılıyor. Kimler, neden çıkarıyor bu söylentileri?

ÖZDENER: Bu dizide analizler var. Beyin takımı oluşturduk, kuralına uygun yapıyoruz her şeyi. Polat'ın ayağı burkulmuşsa, Bahadır anneannesinden öğrendiği usulle onu yapmaz. Arar doktoru, 'nedir usulü doktor' der.

* Ekmek Teknesi'ni de yazıyorsunuz. İki senaryo arası geçişler zor olmuyor mu? Siz hangisisiniz aslında?

ÖZDENER: Biz kendi aramızda Ekmek Teknesi'yiz, dışarıya karşı ise Kurtlar Vadisi.

ŞAŞMAZ: Ve çok eğleniyoruz. Bizi dışardan 'kurtlar' olarak gören, aslında içimize girdiğinde görecek ki, yumuşacık ekmek hamuruyuz.

* Yeni proje var mı kafanızda?

ÖZDENER: Enerjimizi, gücümüzü üçe bölmeyiz. Çünkü insanları toplamışız, insanlar evimize kadar gelmişler, bir de yan komşuyu çağırmayız. Ama insanlar çok iyi bilsin ki, biz ne yaparsak yapalım, onları 'televizyonda bir şey kalmadı seyredecek' noktasına getirmeyiz.

Yagmur_ask
23-12-06, 00:43
Okuduğum onca ropörtaj dan sonra yaptığınız iş için ne kadar da biçilmiş kaftan olduğunuzu bir kez daha anladim.

Sizin kadar aile, dostluk, din ve millet'ini bu kadar önemseyen başka bir senarist yoktur herhalde.

Sizi tebrik ediyorum.

Başarılarınızın devamını diliyorum.

Yagmur_ask
25-12-06, 01:03
5 Nisan'da Ortadoğu'da, sonra Latin Amerika'da

Kurtlar Vadisi Irak filminin senaristi Bahadır Özdener ile filmin dünya ölçeğinde nasıl karşılandığını, şehir efsanelerini ve Pana Film’in yeni projelerini konuştuk

- Kurtlar Vadisi devam edecek mi?

Bunun kararını henüz vermedik, o yüzden de çok keskin konuşmak istemiyoruz. Bizim için öncelik senaryodur. Eğer senaryomuz çıkarsa böyle bir atmosfer doğar ise, buna çok zevkle hem televizyonda hem sinemada devam ederiz. Ama etmek isteriz gibi de bir irademiz yok şu an. Etmeyecek gibi de kesin bir fikrimiz yok, mahçup olmak istemeyiz.

- Ne zaman karar vereceksiniz?

Bunun açıkçası kararı hazirana girdiğimizde verilir, çünkü eğer devam edecekse ekimden önce başlamaz televizyonda.

- Televizyon kanallarından teklif alıyor musunuz?

Hem Show TV ile, hem Kanal D ile, hem de yeni dönemiyle birlikte atv ile ilişkilerimiz çok sıcak bizim. Bize kanal sahipliği değil, ev sahipliği yapıyorlar. Ama gazetelerde yazılıp çizildiği gibi Show TV ile ne bir anlaşmamız söz konusu ne de böyle bir durum var.

- Kurtlar Vadisi ile ilgili pek çok şehir efsanesi var. Bu şehir efsanelerinden biraz bahseder misiniz?

Şehir efsaneleri ile yoğurulan bir dizi bu. Polat aslında filancıymış, Çakır şuymuş, Baron buymuşla başlayan bir süreç var. Bunu şikayet edemeyiz, çünkü belki biz de en azından çanak tuttuk demiyim ama meydan verdik. Şimdi bizim için komik olan örnekler var. Mesela, bugüne kadar bu gazetelere yansıyan suç işlediği ile ilgili bir tek ne Kurtlar Vadisi’nin adının geçtiği, ne Polat Alemdar’ın adının geçtiği emniyet ifadesi, ya da savcılık ifadeleri ya iddianameler ya da mahkeme tutanakları var. Bu çok enteresan bir şey.

Bugün tabii gazeteler referans gösteriyorlar daha önce de şu şu vakalar olmuştu diye. Halbuki o vakaların hiçbirinin bizimle alakası yok. Tabi ki canımızı çok yakıyor. Bir şeyle suçlanıyorsunuz. Çünkü gazeteyi okuyan adam, onun arka planını hesap etmek durumda değil. Onu gerçekliğiyle kabul ediyor. Diyor ki “ah ben bu diziyi çok seviyorum ama böyle şeyler de oluyorsa çok sıkıntı verici” ama çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki bunlara tek tek avukatlarımızı yönlendirip 30 ayrı vakayı incelettirdik. Bizzat yerlerine yolladık hem emniyete, hem savcılık ifadelerine, hem mahkeme tutanaklarına elde ettik. Hiçbirisinde Kurtlar Vadisi’nin izi yok.

Başka bir örnek,

“Kurtlar Vadisi’nin Polat’ı hayırlı evlat, babasına arsa almış.” Şimdi bu sizi rahatsız etmeyecek gibi görünüyor ama evet hayırlı evlat yazıyor, bunda gocunacak birşey yok ama bir haksız ve yalan bir beyan var orada. Öyle bir arsa yok. Üstelik Sultan Keykubat’la da birleştirilince, işte bin sene öncesine cennet burası diye, cennet arazisi almış diye. Bu en basitinden haksız kazanç elde etmek. Tabi ki o beldenin, belediye başkanı beldesinin reklamını yapmak istiyor ama yalan, sahte evrak düzenleyerek reklam olmamalı.

- Bir de çeşitli ülkelerde filmin yasaklanacağına ilişkin iddialar var.

Çok şehir efsaneleri var. İşte Amerika demiş ki “filmcileri sokmayın ülkeme”. Yok öyle bir şey. İşte “Billy Zane zor durumda” yok öyle bir şey. İşte “Yahudiler filmin toplanması kararını almışlar”, yok öyle bir şey. Ve bu öyle bir şey ki bir süre sonra, siz “yok öyle bir şey” dedikçe de, Almanya’da yasaklanmış Kurtlar Vadisi. Bu mümkün değil ki. Ama bunu öyle bir durum oluyor ki artık bunun gerçekliği üzerine kuruluyor bütün sistem. Kuzey Irak’ta yasaklandı. Buna dair hiçbir şey yok. Kuzey Irak’ta sokmadık ki filmi yasaklansın.

- Filmin dünya ölçeğinde gösterimi için bir girişiminiz var galiba.

Açıkçası bize Japonya’dan da, Peru’dan da, İspanya’dan da, Rusya’dan da,Ukrayna’dan da dünyanın her yerinden bağımsız o ülke dağıtımcılarından teklif var. Ama biz bunu tek elden yürütmek istedik. Bugüne kadar da hiçbir Türk filmi dağıtmamış, hatta neredeyse hiçbir Avrupa filmi dağıtmamış, Amerikan firmalarından biriyle anlaşmak üzereyiz. Bu dağıtım pastasının önemli bir payına sahip, sözleşme imzalanmadığı içinde isimlerini söylemek istemiyorum. Film 5 Nisan’da Ortadoğu’da 9 ülkede vizyona giriyor. Sırada Latin Amerika ülkeleri var. Bu filmin bütün dünya tarafından izlenmesi için çaba gösteriyoruz.

- Filmi amorti ettiniz mi?

Türkiye’de aşağı yukarı etmek üzereyiz. Çok büyük rakam. Yani biz biliyorduk, aşağı yukarı seyirci rakamlarının da böyle olacağını da biliyorduk. Dolayısıyla bu seyirci rakamlarıyla bahsettiğimiz bütçeyi amorti etmek mümkün değil. Bunun da iki tane engeli var tabi ki, korsan ve sinemalardaki kaçaklar.

- Peki kaç seyircide amorti olurdu?

Aşağı yukarı altı milyon izleyicide amorti olurdu.

- Pana filmin bu yeni sezonda düşündüğü yerli diziler var mı?

Çok sevdiğimiz, bizi çok mutlu eden, iyi de yaptığımızı düşündüğümüz bir kolumuz daha var: Mizah. Pana Film gene ilkleri yapacak, yani belki dışarıya format satabileceğimiz iki tane çok büyük proje hazırlayacak. En azından üç tane format var. Biz sadece film değil, dizi de ihraç eden bir ülke olmalıyız. Amacımız Türk mizahını dünyaya anlatabilmek. Bunun için iki tane diziyi çok çarçabuk kurmak üzereyiz. Onlar da ekim ayı itibariyle yayında olurlar. Bizi çok heyecanlandıran bir başka büyük projeyi de yine televizyon için hazırlanmaya başladık.

- O da mı mizah?

Yok o mizah değil, tabii ki içinde mizah öğeleri içeren ama çok türünü tanımlayamayacağım, ama kabaca dram diyebileceğimiz, çok dertleri olan, anlama ve anlatma çabası olan bir iş olacak o da.

Yagmur_ask
25-12-06, 01:15
Kurtlar çuvalın peşinde

http://img72.imageshack.us/img72/3148/1cj5.gif (http://imageshack.us)

Senaristler Bahadır Özdener ve Raci Şaşmaz'ın söylediğine bakılırsa Necati Şaşmaz ile Billy Zane'in başrolünde oynadığı 'Kurtlar Vadisi-Irak' savaş karşıtı bir film olacak.

Çekimleri başlayan 'Kurtlar Vadisi-Irak' filminde Polat Alemdaroğlu 'çuval olayının' intikamını almaya çalışacak. Filmde Necati Şaşmaz, Gürkan Uygun'un yanı sıra 'Titanic'le tanınan Billy Zane, 'Cennet'in Krallığı'nda Selahaddin Eyyubi'yi canlandıran Ghassan Massoud da rol alıyor.

İSTANBUL - Türkiye-ABD ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen 'çuval olayının' intikamını 'Kurtlar Vadisi'nin ağır abisi Polat Alemdaroğlu alacak. 'Kurtlar Vadisi' dizisinin sinema uyarlaması 'Kurtlar Vadisi-Irak'ta Polat Alemdaroğlu ve ekibi Kuzey Irak'a gidecek ve seyirciyi Irak gerçeğiyle yüzleştirecek.

Beyazcamda fenomen haline gelen 'Kurtlar Vadisi' dizisi de tıpkı 'Deliyürek' ve 'Asmalı Konak' gibi sinemaya uyarlanıyor. Raci Şaşmazve Bahadır Özdener'in senaryosunu yazdığı filmin yönetmeni diziyi de çeken Serdar Akar. Filmde Necati Şaşmaz, Gürkan Uygun, Kenan Çoban, Erhan Ufak'ın yanı sıra 'Titanic', 'Kızıl Maske'den tanıdığımız Billy Zane, 'Şirket', 'Kuşatma Altında', 'Kayıp Otoban' filmlerinde oynayan Gary Busey, 'Cennet'in Krallığı'nda Selahaddin Eyyübi'yi canlandıran Suriyeli oyuncu Ghassan Massoud, 'Air Force One'da da oynayan Spencer Garrett, Diego Serrano ve dövüşçü Tito Ortiz rol alıyor.

Çekimleri bir hafta önce Gaziantep'te başlayan filmin 3 Şubat'ta seyirciyle buluşması planlanıyor.

Raci Şaşmaz ile Bahadır Özdener dün düzenlenen basın toplantısında hem diziyle hem de filmle ilgili kafalardaki birçok sorunun cevabını verdiler. Özdener öncelikle filmin, Kanal D'de yayımlanan 'Kurtlar Vadisi' dizisinin bir devamı olarak algılanmaması gerektiğini söylüyor. 'Kurtlar Vadisi'nin aralık ayında son bölümünün yayımlanacağını ve dizinin öyküsünün filme taşınmayacağını belirtiyor. Dizide oynayacak Hollywood ünlülerine gelince. Al Pacino yoğun iş gündemi nedeniyle dizide rol alamayacağını belirtmiş. Robert De Niro ile de temaslar sürüyormuş. Özdener, De Niro olmasa bile dizide illa ki bir Hollywood starını oynatacaklarını söylüyor.

Filme gelirsek... Yapımcılığı Pana Film'in üstlendiği filmin bütçesi 10 milyon dolar. Film için birçok oyuncuyla görüşülmüş. Konusu nedeniyle kimi oyuncular filmde oynamayı reddetmiş. Ama bazıları öncelikle filmde oynamaya çok sıcak bakmış. Sean Penn de bunlardan biri. Hatta Penn'le prensipte anlaşılmış. Fakat filmin çekim zamanı Penn'in programına uymadığı için yollar ayrılmış.

Filmin savaş karşıtı olduğunu söyleyen Bahadır Özdener "Irak'a kuzeyden gireceğiz ama nereden çıkacağımızı filmde göreceksiniz" diyor. 'Çuval olayı'nı filmde Irak'a girmek için bir anahtar olarak kullandıklarını belirtiyor Özdener ve ekliyor "Bu olay filmin tamamını kapsamıyor. Ama bize pek çok fikir verdi. Onlar çuval olayıyla 'Sizi burada istemiyoruz' dediler. Türkiye için toplumsal travmadır aslında bu. Biz de böyle bir olay nasıl yaşandının üzerine gittik" Senarist Özdener, Irak'a başka türlü bakmak gerektiğini düşünüyor: "Biz dünyaya sınırlarımız açısından bakıyoruz ve bundan dolayı da pek çok şeyi atlıyoruz. Irak başka türlü görülmesi gereken bir yer. Bize ait birçok şeyi içinde barındıran bir coğrafya ama insanlık dışı olayların da yaşandığı bir yer. Biz filmin senaryosuna yaşanan olaylarda bizim payımız ne kadar, ne yapabilirdik gibi soruların cevaplarını koymaya çalıştık."

El Cezire, BBC, NTV ve CNN TÜRK'ten çeşitli görüntüler temin ettiklerini, insanlarla görüştüklerini kitaplar okuduklarını belirten Özdener öncelikle Irak'ta ne olduğunu anlamaya çalıştıklarını, bunların ışığında senaryoyu yazdıklarını söylüyor. Zaten Irak'ın da dünyada tam anlamıyla bir kurtlar vadisi olduğunu ifade ediyor.

Jale_
27-12-06, 12:47
İşte getiğimiz gün show habere katılan bahadır özdener..

http://img100.imageshack.us/img100/385/2ry3.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
27-12-06, 12:48
http://img187.imageshack.us/img187/5435/3na0.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
27-12-06, 12:49
http://img187.imageshack.us/img187/2879/4jv0.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
27-12-06, 12:49
http://img175.imageshack.us/img175/6551/165ej0.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
27-12-06, 12:50
http://img95.imageshack.us/img95/9682/5jh0.jpg (http://imageshack.us)

SILA AKKUŞ
27-12-06, 13:52
http://img187.imageshack.us/img187/2879/4jv0.jpg (http://imageshack.us)

ya arkadaşlar biliyomusunuz ben bahadır özdeneri fazla gülümserken görmedim bi iki resim gördüm oda fazla net değil ama fena değilmiş hatta iyiymiş gülümserken.yani hoşluk manasında

_ZeynepSasmaz_
29-12-06, 15:01
Defne Samyeli:Hayırlı uğurlu olsun efendim.

Bahadır Özdener:Teşekkür ederim.

Defne Samyeli: .Şimdi bizim alıştığımız Kurtlar Vadisi yani Show Tv izleyicisi ile buluşan,fanatikleri olan Kurtlar Vadisi hep devlet mafya çatışması ekseninde dönüyordu.İçinde derin devlet motifleri vardı.Bundan anladığımız kadarıyla Güneydoğu olunca Güneydoğu bir terör ekseninde olacak herhalde yeni dizi...

Bahadır Özdener:Bu sefer aynayı güneydoğuya terör konusuna döndürmüş olacağız.Bu bizim daha önce 4 sene boyunca tuttuğumuz ayna vasıtasıyla devlet mafya ilişkileri,devletin içindeki mekanizmalar,suç dünyası bir devlet görevlisinin gözüyle anlatılmıştı.Polat Alemdar’ın gözüyle anlatılmılştı.Bu sefer daha acılı daha kanayan bir yaranın içerisine doğru aynayı tutma kararı aldık.Burada da terörü işleyeceğiz.Terör konusu Türkiye’nin çok acılı bir konusu...Hepimizin yürekten hissettiği bu acıları yaşadığımız konu.Açıkçası buna kayıtsız kalamadık.Ne kadar zaman başımızı diğer taraflara çevirsekte başka hikayeler kursakta bu konu her karşımıza çıktığında haberlerde her gördüğümüzde,gazetelerde her yer aldığında yüreğimizi derinden sızlattı.Çok araştırmalar yaptık.Hem bölgede hem kitaplar vasıtasıyla hem araştırmalar vasıtasıyla çok ilginç rakamlara ulaştık.İnsan ne kadar da dışardan içeriye girse de o tabloyu bütün çarpıcılığıyla göremiyor.

Defne Samyeli:Gerçek hikayelere yer verecek misiniz?

Bahadır Özdener:Muhakkak ki Kurtlar Vadisi yeni bir konseptte olsa da bambaşka bir dünyayı terörle Türkiye’nin pençeleştiği mücadele ettiği bir dünyayı anlatsa da eski Kurtlar Vadisi gibi gerçek donelerin harman edildiği bir vadiyi izleyenlerimize sunmaya çalışacağız.

Defne Samyeli:Yani Kurtlar Vadisi Güneydoğu’da o zaman,hemen bir fikir yürütelim.Siz bize ne kadar ipucu verirsiniz bilemiyorum ama sizin kahramanlarınız arasında mutlaka asker olacak.Korucular olacak.Bölge halkı olacak.Kürtler olacak anladığım kadarıyla...Bu işlerin içine girerken gerçek olaylardan da mutlaka faydalanacaksınız done olarak.Hiç ürkmüyor musunuz?

Bahadır Özdener:Bundan ürkerek bir yere varamayacağımızı gördük,farkettik.Bu sadece güvenlik güçlerinin bir başına orada o dağlarda o şehirlerde yapayalnız bırakılarak elde edildiği bir başarı bir mücadele olmadığını düşündük.Şöyle ki bütün dünyada bunun örnekleri var.Bir millet olarak topyekun bizim kanımızı emen bu terörle mücadele etmek zorundayız.

Defne Samyeli:Siz bu anlamda kendinizi bir misyon sahibi olarak mı görüyorsunuz?

Bahadır Özdener:Biz 30’lu yaşlarındaki gençler olarak misyon değil ama sorumluluk sahibi olarak hissediyoruz kendimizi...Hepimizin yaşları aşağı yukarı bu seviyede,hepimiz bu ülkenin okullarında,bu ülkenin bize sunduğu imkanlarla büyüdük.Bir parça Kurtlar Vadisi Terör’ü,Kurtlar Vadisi Güneydoğu’yu bu borcu ödemek vasıtası olarak görüyoruz.Tıpkı diğer hazırladığımız dramalar gibi ama Kurtlar Vadisi bu anlamda çok önemli!Müsadee ederseniz 2-3 rakamla bu tabloyu çok net bir şekilde ortaya...

Defne Samyeli:Terörle ilgili mi?

Bahadır Özdener:Terörle ilgili rakamlarla nasıl bir sorumluluğun altına girdiğimiz çok net!!

Defne Samyeli:Bu rakamlar aslında konuşulmadık rakamlar değil,herkes biliyor kaç senedir teröre ne kadar kurban verdiğimizi..Benim merak ettiğim asıl ilgi duyduğum konu sizin bu anlamda 30’lu yaşlarını süren bir genç olarak kendinizi sorumluluk sahibi olarak adledip bunu kamuoyuyla paylaşıp,topyekun bir mücadele haline çevirmeye karar vermiş olmanız.Bu anlamda soracağım soru da mesela bu diziyi izleyen seyirciden beklentiniz ne topyekun terörle mücadele de izliyorlar konuyu daha iyi anlıyorlar,etkileniyorlar daha derinden yaralanıyorlar.Mesela burada kötü adam kim olacak?

Bahadır Özdener:Bizim seyircimizle harika bir empatik bağımız var.Bizim izleyicimiz 1.bölümünden son bölümüne kadar hatta akabinde bambaşka bir konsepti anlattığımız filme gösterdiği teveccühüyle,çok derdimizi anlattığımız derdi çok iyi algıladı,çok iyi yorumladı ve iyimserleştirdi.Neticede bu bir televizyon draması,bizim izleyiciden beklediğimiz şey tabii ki bize bugüne kadar gösterdiklerleri teveccühü tekrar göstermeleri ve bu miktarlarda bu oranlarda bizi seyretmeleri.Fakat burada hepimizi yani bizi kitap okumaya sevkeden insiyatif neyse bizleri haber izlemeye iten sebepler neyse bizi araştırmaya iten sebepler nedenler neyse izleyicimizde aynı nedenlerle o empatik bağı kurarak,orada yaşanan acıları,orada dönen dolapları,oynanan oyunları uluslar arası güçlerin bizi kalkındırmamak ya da daha ilerilere götürmemek için kurduğu bu kanlı oyunları çok net görebilmesi.

Defne Samyeli:Uluslar arası güçler derken şimdi sizin Kurtlar Vadisi’ne dönelim.Orada İlluminati’ye yollar çıkıyordu ya..Anladığım kadarıyla burada da uluslar arası güçler,bölgenin dengesini bozmak için çaba harcayan dinamitler gündeme gelecek.Peki bunlarla ilgili kendinizi bir mayın tarlasının içinde yürüyormuş gibi hissetmeyecek misiniz?Ne kadar doneleri kullanıyorum deseniz de bu gibi tartışmalı konularda,hem de bütün Türkiye’nin konuşacağı bu konularda,çok çok iyi araştırma yapmış olmak hatta her satırı hassasiyetle yazmış olmak gerekiyor.

Bahadır Özdener:Evet haklısınız.Bu hassasiyeti göstereceğimizden emin olabilirsiniz.Seyircimiz de emin olabilir.Bu mayınlı bir arazi.Bu mayınlı bir toprak ama toprak bizim toprağımız.Mayınlı diye de buraya sırtımızı çeviremedik.Çevirmedik de mayınlı arazide de yürümenin bir yolu var ama bu dizide şunu anlatacağız.Bu mayınları kimler satıyor?Bu dizide şunları anlatacağız.Bu silahları kimler satıyor.Bu dizide şunları anlatacağız.Bu ülkenin başına örülen bu kaçıncı çorap ve eğer biz bu dramı kardeşlik bağları ile çözemediysek,bizlerin çocukları,bu ülkenin evlatları daha ne kadar acılar çekecek.Bizim hiç birimizin kız ya da erkek evladı yok.Hiç birimiz evli değiliz.Hiç birimizin askerlik çağına gelmiş yahut başında yeller esen delikanlılara kan olarak bağımız yok ama şu bağımız da var.Biz kendimizi onların yerine koyabiliyoruz.Çekilen sıkıntıları,harcanan milyarlarca dolarları,300 milyar dolara varan rakamlardan bahsediyoruz.Yani 7 tane gap demek bu,30.000 km otoban demek,5 milyon derslik okul demek,350 tane boğaziçi köprüsü demek.Bizim derdimizde o mayın satanlara,o silah satanlara,o evlatlarımızı toprağa gömenlere,harcadığımız para demek!!!Şimdi siz bana sorun.Biz sizin evladınız için,onun güzel bir geleceği için,bu yarada bir parçacık katkımız olsun mu?

Defne Samyeli:Ne güzel herkes bu düşünceyle yola çıksa keşke.Bu işleri buna göre yapsa.Orada önemli bir şey söylediniz.Kardeşlik bağı dediniz.Türkiye özellikle yakın siyaset geçmişinde,bundan çok çekti.Farklı bir takım güçlerin yönettiği,farklı güçlerin manipule ettiği,insanların kardeşi kardeşe vurdurttuğunu çok yakından yaşadık.Çok kan döküldü.Halen de kan dökülüyor.Gönül ister ki bu konuda biraz daha bilinç oluşsun ve bir takım sorunları çözme yolunda biraz daha ilerleyelim.

Bahadır Özdener:Defne Hanım sinemanın amacı da,topluma insanlarının seyircilerinin yaşadıkları toprağa ayna tutmak.İnsan kendi gözleriyle kendini görebilme yeteneğinden yoksun.Bu yüzden de ayna diye bir şey var.Aynanın da camdan farkı arkasında ki sırrı.Aynanın arkasındaki o siyah şeye sır diye isim takmış atalarımız.Bunun da muhakkak bir sebebi vardır.Biz işte bu camın arkasına bir parça sır koyup bir parça aynayı tutup gerçeklerle acı da olsa bu gerçeklerle yüzleşip önce kendimiz,sonra bütün toplumumuz,bu toprakların ne kadar büyük topraklar,bu topraklarda yaşayan insanların ne kadar büyük,yüce gönüllü, kadirşinas,cefakar ve vefakar insanlar olduğunu göstermek meburiyetindeyiz.Nasıl ki ingilizler kendi dramalarını kendi hikayelerini anlatacaktır.Nasıl ki amerikalılar kendi yaşam tarzlarını hayata bakış açılarını anlatacaktır.Bu toprakta Anadolu’da doğmuş büyümüş bu ülkenin çayını çorbasını içmiş insanlar olarak bizler de kendi dertlerimizi kendi sıkıntılarımızı,kendi öfkelerimizi anlatacağız.Şüphesiz ki bununda yolu en etkili yollarından biri televizyondur.Televizyonu böyle hayırlı bir şeye neden vesile etmeyelim ki...Tabii ki seyredenler sadece şunu düşünmesinler.Bu bir bilgilendirme programı olmayacak.Televizyon dizisi olacak ama Kurtlar Vadisi Terör yahut Kurtlar Vadisi Güneydoğu kendi geçmişinden ruh alıp,geleceğe o eğlenceli oyunlarıyla bakmış olacak.Şüphesiz şahane karekterler olacak.

_ZeynepSasmaz_
29-12-06, 15:01
Defne Samyeli:Yeni karakterler olacak tabii ama Polat Alemdar tabii ki muhakkak var.

Bahadır Özdener:Tabii tüm bu maceranın sürükleyici karakteri Polat Alemdar olacak.Abdülhey’i Erhan’ı Memati’si Halo’su...

Defne Samyeli:Peki yanlış hatırlamıyorsam onlar Kurtlar Vadisi’nin sonunda bir işfa olmuşlardı.Gizli görev gibi olmayacak mı bu sefer?

Bahadır Özdener:Bu aleni bir görev olacak şüphesiz.Şimdi burada bize bu görevi her hangi bir merci nasıl vermiyor ise bunu nasıl bizim yüreğimiz sızlıyor ise gönüllü olarak sizin söylediğiniz üzere bu mayınlı tarlaya nasıl giriyor isek Polat Alemdar gibi süper kahramanımıza da bu yakışır bir yerde artık.

Defne Samyeli:Süper kahraman Kuzey Irak’a girdi.Orayı amerikalılara dar etti!!Bu anlamda bu yeni dizi bunun da devamı olacak mı?Filmle bağlantısı olacak mı?Amerika bir şekilde yine bu işin içinde olacak diye düşünüyorum yeni senaryonuzda,amerikanlar filmde ağırlıktaydı.Kötü adamların hepsi amerikalıydı.

Bahadır Özdener:Bu sefer kötü adamlarımızın hepsi amerikalı olmayacak.Bu ülkenin başına hakkaten kim çorap örüyorsa onlar olacak.

Defne Samyeli:Avrupa ülkeleri muhakkak girecek tabii...

Bahadır Özdener:Hakkaten bu işler çok enteresan işler.Bu ülke ilk terörün,bu topraklar terörün ilk seferinin yaşandığı topraklar.Bu topraklar ilk devlet başkanına suikastın işlendiği topraklar!!Terör mağduru topraklar.Bu topraklar ayrılıkçı terörün ilk yaşandığı topraklar.Bu topraklar 12 eylülden önce kardeşin kardeşi kırdığı,12 eylülden sonra da kardeşin kardeşi kırdığı topraklar.Şüphesiz ki salt bir düşman veya birilerini kötü ilan etmekle ömrümüz geçmeyecek.Biz nasıl filmde nasıl daha önce bir durum tespitinde bulunduysak,bu sefer de yine durum tespitinde bulunduk.

Defne Samyeli:Türk’ün Türk’ten başka dostu olacak mı dizide?


Bahadır Özdener:Şüphesiz ki var yani.Şüphesiz ki teröre karşı insanların birleştiği bir havza var.Bu geleceğin çocukları!Terörün kelime manası korku demektir.Bu korkunun da zaten bu terörün icat edilme amacı bizleri hürriyetimizden alıkoymaktır.Bu ülkede demokratikçe,özgürce ve kardeşçe yaşamakta elbet kim öncü olursa bizim kardeşimiz olacak.Şimdiden bu kadar çok soruyla karşılaşmayı açıkçası beklemiyordum.

Defne Samyeli:Bende tasarlamıyordum.Konuşma beni buraya getirdi.Elinizde gelmişsiniz terörle ilgili çalışmalarla...Ben şeyi soracaktım hangi oyuncularla kimlerle oynayacaksınız diye?Konu böyle şekillendi.

Bahadır Özdener:Siz çok iyi biliyorsunuz.Diziyle ilgili sırları asla ve asla vermiyoruz.

Defne Samyeli:Ama oyuncular bazında belki vereceğiniz bilgi vardır.Özgü Namal dizide mi mesela?

Bahadır Özdener:Hayır.Onun oynadığı Elif karakteri dizide zaten öldü.Hakkın rahmetine kavuştu maalesef!!Polat’ı tabii ki Polat’ı...

Defne Samyeli:Son bölümleri izlemediğim ortaya çıktı böylece.

Bahadır Özdener:Evet kesinlikle yakalandınız.Polat’ın tabii ki gül bahçesinde sürdürdüğü bir hayatı yoktu.Şüphesiz ki acılar içinde bir hayatı da zaman zaman vardı.Bunlardan da bir tanesi şüphesiz aşk hayatı olacak.Bu ülkenin delikanlılarının da tıpkı Polat gibi pırıl pırıl çok berrak bir aşk hayatlarının da olmadığı kesin.Dolayısıyla Polat’ta bizler gibi bizim yaşımızdaki genç delikanlılar gibi sevgili bulmakta ya da O’na gerçekten aşık olan O’nu gerçekten seven birilerini bulmakta güçlük çekecektir ama Kurtlar Vadisi’nde umut tükenir mi?Tükenmez.Muhakkak sürprizlerimiz olacak.Çok büyük hikayelerimiz olacak.Çok büyük aşk hikayelerimiz olacak.Tahmin ediyorum seyircimiz bizi çok özledi.Biz de onları çok özledik.Çok keyifli dönemler gelmiş olacak.

Defne Samyeli:Başka projeler var mı?

Bahadır Özdener:Çok şahane dizilerimiz var.Yine bir parça kafa yorduğumuz yahut sıkıntısını çektiğimiz işlere kameramızı çevirmek istiyoruz.Bunlardan bir tanesi de ismini ilk defa burada açıklayım.Ayrılık isimli dizimiz olacak.1970’lerin Türkiye’sinde Ermeni kızı Maria ile Türk genci Yunus arasında yaşanan sevdayı anlatacak.Erivan’dan Los Angeles’e kadar İstanbul’dan Sinop’tan Sydney’lere kadar uzanan bir hikaye olacak.Ayrılıkla geçen bu yıllarda Asala cinayetlerini ilk defa Türk seyircisi bir televizyon dizisin de görecek.Sanmayın ki bu da sadece karanlık bir dünyanın aldatıldığı bir dizi olacak.Bunda tarihe yine kodlarımızı dayandıracağız.Aslı ile Kerem’in aşk hikayesini 2000’li yıllara...

Defne Samyeli:Peki Türkiye Ermenistan ilişkileri nasıl etkilenecek bundan?

Bahadır Özdener:Yani çok iyi etkileneceğini zannediyorum.Yani şöyle etkileneceğini zannediyorum.Tarih bir parça herkesin kendi gerçeklerini kendi donelerini ortaya koyduğu bir bilim alanı.Muhakkak ki üstünden uzun yıllar geçmesi gerekiyor.Bu bilim alanının işlenmesi için.Tabii ki bizde bir parça tarihe notlar düşeceğiz.

Defne Samyeli:Devletin resmi söylemini mi takip edeceksiniz?Y

Bahadır Özdener:Devletin resmi söyleminden daha önemli şeyler var.Haksızlığa uğradığı bir durum var.

Defne Samyeli:Cevabını vermiş oldunuz.Hiç kimse bu Anadolu’da doğmuş,büyümüş insanların türk,ermeni,kürt,rum,yahudi yahut hangi dine mensupsa bu topraklarda doğmuş insanların torunlarına ve çocuklarına soykırım gibi adice ve çirkince tanımlama yapmaya hakkı yoktur.Bu dizide bu donelere değinmeden olur mu?Olmayacak süphesiz ki Ayrılık sevda hikayesi olacak.Büyük bir ayrılık hikayesi olacak.Ayrılık hem Aslı’yla Kerem arasında olacak.Hem de aynı topraklarda aynı türkülerle aynı örflerle aynı adetlerle büyüyüp de maalesef oynanan oyunlar vesilesiyle ayrılan iki insanın hikayesini anlatacak.

Defne Samyeli:Yine tartışmalı konulara gireceksiniz.Bu sene çok konuşulacaksınız.Anladığım kadarıyla...

Bahadır Özdener:Sadece bu kadar değil.Bu da yetmeyecek bir tane daha dizimiz var.O da en azından bir parça bu insanların tebessümü hak ettiğini düşünüyorum.Hayat Kavgam diye...

Defne Samyeli:Komedi demeyin şimdi...

Bahadır Özdener:Yüzde yüz komedi!

Defne Samyeli:Öyle mi?

Bahadır Özdener:İlişkiler bütününün anlatıldığı,insanoğlunun ilk kavgasından Adem ile Havva’dan bugüne kadar işte boşanma davalarına kadar işi götüren kavgaları anlatmış olacağız.Hem de farklı bir konseptte,dizimizin ilk 5 dakikasında kavgamız ortaya çıkıyor.Sonraki yarım saatinde erkek tarafından dinleyeceğiz ne kadar haklı olduğunu,sonraki yarım saatinde de kadın tarafından dinleyeceğiz ne kadar haklı olduğunu.

Defne Samyeli:Bakalım kadınları erkekleri nasıl kızdıracaksınız?Merakla bekleyeceğiz.Bütün bu projelerinizi hayırlı uğurlu olsun.

Bahadır Özdener:Çok teşekkür ediyorum.Çok sağolun.

Yagmur_ask
18-01-07, 20:38
http://img72.imageshack.us/img72/5076/1gs1.jpg (http://imageshack.us)

Yagmur_ask
21-01-07, 13:37
http://img403.imageshack.us/img403/7447/824451851om.jpg (http://imageshack.us)

http://img403.imageshack.us/img403/9522/720948342ct.jpg (http://imageshack.us)

Yagmur_ask
21-01-07, 21:33
Kurtlar Vadisi Terör 8 Şubat’ta Show’da

Beklenen dizi ‘Kurtlar Vadisi Terör’ için geri sayım başladı. Yapımcılığını Pana Film’in üstlendiği efsane dizi, 8 Şubat Perşembe günü SHOW TV’de hayranlarıyla buluşacak. Yepyeni oyuncuları ve konseptiyle ‘Kurtlar Vadisi Terör’ ismiyle ekrana gelecek dizinin senaristi Bahadır Özdener, önceki akşam katıldığı Cengiz Semercioğlu’nun sunduğu ‘Full Ekran’ programında ilginç açıklamalarda bulundu. Polat Alemdar karakteriyle gönüllerinde taht kuran Necati Şaşmaz’ın bu kez mafya ile değil terörizmle mücadele edeceğini söyleyen Özdener, “Dizimizde terörizm için harcanan paralar, bunların nereye, ne şekilde aktarıldığını ve hiç bilinmeyen olayların iç yüzünü anlatacağız. Bir TV draması yapsak da amacımız bu ülke üzerinde dönen dolapları, kurulan kanlı tezgahı göstermek” dedi. Dizinin çekimlerinin gelecek hafta içinde başlayacağını söyleyen Özdener, diziyi daha önce ‘Ekmek Teknesi’ dizisinin yanı sıra ‘Kurtlar Vadisi Terör’ün de yardımcı yönetmeni olan Sadullah Şentürk’ün yöneteceğini açıkladı.

ŞAŞMAZ YÖNETMEN

Bahadır Özdener, Pana Film tarafından çekilecek diğer dizi ‘Ayrılık’ın yönetmeninin de Zübeyir Şaşmaz olacağını açıkladı. Zübeyir Şaşmaz, Necati ve Raci Şaşmaz kardeşlerin en küçüğü...

Jale_
22-01-07, 11:06
Yagmur_Ask resimler için çok teşekkürler..Bahadır Özdener Pana Film'in sözcüsü olduğu için basında daha çok kendisine rastlıyoruz, Raci ya da Zübeyr Şaşmaz'a nazaran..

Melal
22-01-07, 11:35
Vayy Zübeyr Şaşmaz yapacak ha Ayrılık'ın yönetmenliğini şaşırdım.
Bu arada iyi ki bu ekibin basın sözcüsü Bahadır Özdener çünkü adam ne diyeceğini çok iyi biliyor.
Özellikle gazetecilerle nasıl konuşulacığını iyi biliyor.Ee nede olsa kendisi de eski gazeteci:)

Yagmur_ask
22-01-07, 13:16
Acaba 'Ayrılık' ve 'Hayat Kavgam' dizisini de Bahadır Özdener ve Raci şaşmaz mı yazacak? yoksa sadece 'Kurtlar vadisi Terör' ve diğer dizilerden birisini mi yazacaklar? Çok merak ediyorum, umarım hepsini onlar yazarlar çünkü bu konuda çok başarılılar.

Yagmur_ask
22-01-07, 13:21
Jale, resimler için önemli değil, evet gerçekten de Bahadır Özdener Pana Film'in sözcüsü gibi, iyiki bütün basın işleriyle o ilgileniyor, kiminle nasıl konuşacağını iyi bilen bir yazar..ama tabi ekibin diğer üyelerini de basında görmek isterim ben ara sıra..;)

Jale_
22-01-07, 13:21
Yagmur_Ask evet bütün dizilerde Bahadır ve Raci'nin kalemi olacak..Ayrıca Sönmez Atasoy Ayrılık dizisinin senaristi de olacak..mış.. Hayat Kavgam'da ise Hasan Kaçan..

Yagmur_ask
22-01-07, 13:24
Yagmur_Ask evet bütün dizilerde Bahadır ve Raci'nin kalemi olacak..Ayrıca Sönmez Atasoy Ayrılık dizisinin senaristi de olacak..mış.. Hayat Kavgam'da ise Hasan Kaçan..


Teşekkür ederim Jale, bu çok güzel bir haber, ayrıca bildiğim kadarıyla Sönmez Atasoy tiyatro oyunları yazıyordu..bence hepsi çok iyi bir ekip oluşturacak..hepsi birbirinden başarılı ve profesyonel insanlar :img-yes:

Jale_
01-02-07, 12:08
http://img152.imageshack.us/img152/748/41228012wf9.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
01-02-07, 12:10
http://img401.imageshack.us/img401/7872/66964905gh9.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
08-02-07, 12:08
http://img250.imageshack.us/img250/8464/25822480bp0.jpg (http://imageshack.us)

Terörü annelerin gözyası bitirecek
Kurtlar Vadisi Terör, bu gece başlıyor. Tüm zamanların reyting rekortmeni dizi bu kez bambaşka bir konuyu, terörü masaya yatırıyor. Dizinin yapımcılarından ve senaristlerinden Bahadır

Özdener, ayrımcılık yapacağı iddia edilen dizinin sadece terör yanlılarını ve karşıtlarını ayıracağını söylüyor

“Eyvah bu dizi terörü anlatacak diye” kampanya başlatanlar bile var. Hakikaten korkulacak bir şey var mı? Neyi anlatacak bu dizi?

Bu dizi, bu topraklarda yaşayan hiç bir vatandaşı birbirinden ayırmıyor, ayrımcılık yapmıyor. Hiçbir kültürle dalga geçmiyor, hiçbir değere saldırmıyor. Kurtlar Vadisi Terör, teröre dur diyen, bilinçlendiren, itidal ve akla davet eden bir dizi. İlle de bir ayrım yapacaksa bu dizi, teröre karşı çıkanları ve terörden yana olanları ayıracak. Dizide göreceğiniz tek ayrım budur. Olayların arkasını anlatıyor olmamız birilerini rahatsız etti herhalde. Vadi’yle yatıp, Vadi’yle kalkıyorlar. Biz onların telaşını anlıyoruz. Terörün gözüken tarafını değil, gözükmeyen tarafını anlatmaya çalışacağız. Bu ülkede Türk-Kürt kardeştir. Biz böyle biliyoruz. Birileri bir kavga çıkardı ve bu ateşi söndürmemek için ha bire körüklüyor. Ezilenler ise bu ülkede yaşanan Türk ve Kürt ve diğer etnik kökenli insanlar. Artık oyuna gelmemek için gerçekleri deşifre etmek mecburiyetindeyiz. İnsanı anlatan her hikayede olduğu gibi bu hikayede de seyircinin ilgisini çekecek, empati kuracağı çok şey var. Özellikle anneler ve kadınlar için. Asıl acıyı çeken anneler. Büyük çoğunlukla annelerin seyredeceğini düşündüğümüz bir iş olacak Kurtlar Vadisi Terör.

Herkes kendi işine baksın

RTÜK’e şikayetler olduğuna ilişkin haberler geliyor. Dizinin yayınının durmasını isteyenler var...

Evet, 100 kişi şikayetçi olmuş. Sonra 690 dediler. Bize de her gün binlerce destek maili geliyor. Bu dizinin rating rakamları gösteriyor ki, ülkenin yarısı Kurtlar Vadisi’nin izleyicisi. Rakamlar yeterince açık konuşuyor, değil mi? Türkiye’nin yarısının bedavaya izlediği bir şeyi kim hangi hakla geri alabilir ki? Burada Kurtlar Vadisi ile ilgili menfi anlamda yürütülen bir kampanya var. Özellikle belli kesim tarafından yürütüldüğünü görüyoruz. Bir gazetenin işi rakip kanalda olan bir dizinin doğrularını ya da yanlışlarını söylemek değil. Herkes kendi doğrularına ve yanlışlarına bakmalı. Özellikle Hrant Dink cinayetiyle ilgili yaptıkları on haberden dokuzunun yalanlanmasının utancını içlerine sindiren insanlar, tabii ki de bizimle ilgili iftira kampanyasını da sürdürecekler.

Peki ama medyanın hiç sorumluluğu yok mu? Sadece izleyici beğenisi mi referans olmalı?

Medya ne yayınlayacağı konusunda tabii ki bir toplumsal sorumluluk taşımalı. Sadece Türkiye değil, bütün dünya, 50 yıldır medyanın sorumluluk sahibi olması gerektiğini tartışıyor. Ama sorumluluk duymanın rotasını yasaklarla çizmek gibi bir yanlışa giriliyor. Demokratik bir toplumda “bunlar bunlar televizyonda olmasın” diyemezsiniz. Bunları bunları yayınlarken şöyle şöyle uyarılar, düzenlemeler yapalım diyebilirsiniz. Ayrıca da medyayı bir bütün olarak değerlendirmek lazım, biz televizyon dizi yapımcıları her hafta denetime tabi tutuluyoruz. Dizimiz kanalda yayınlanıyor, kanalın denetimine tabi tutuluyor. Sonra da RTÜK tarafından denetime tabi tutuluyor, uzmanlar kurulu inceliyor ve bir fikir beyan ediyorlar veya etmiyorlar. Bizden başka hangi medya, kitle iletişim aracı böyle katı bir denetime tabi oluyor? Ben bunlar olsun demiyorum, herkes fikirlerini özgür bir şekilde dile getirsin yasalar çerçevesinde.

Kurtlar Vadisi sadece bir dizi

Kurtlar Vadisi’nin ilk serisi bir mahkeme sahnesiyle bitti. Polat ve adamları beraat ettiler. Bu final çok tartışıldı, ne diyorsunuz?

BEN bir dizideki bir sahneye bu kadar tepki gösteren herkesi itidale davet ediyorum. Kurtlar Vadisi bir dizi. Sinema da televizyon dizileri de zaman zaman kurgusal olmanın özelliklerinden yararlanarak izleyicide çeşitli duygular yaratırlar. Bu duygu yaratılabilirse işiniz sağlam demektir. Biz bu duyguyu yaratabildik. Ama abartmanın da alemi yok. Türkiye’de Mahir Kaynak mahkemece yargılandı ve serbest bırakıldı. Nedeni çok basit, bir devlet görevlisiydi.

Biz var olan uru gösterdik

Peki o zaman niye yapıldı bu eleştiriler? Kurtlar Vadisi kurban mı seçildi demek istiyorsunuz?

BUNU bilinçli buluyorum. Ama güneş balçıkla sıvanmıyor. Tarih boyunca iyi bir şey yapmaya çalışan insanlar hep suçlandılar. Bu haksızlıktır, iftiradır. Biz bir ur, bir hastalık gösterdik insanlara. hastalığa sevketmedik. Demek ki, mafyadan ve terörden nemalanan birilerinin nasırına bastık.

Dizi en çok şiddetin yayılmasına neden olduğu iddialarıyla eleştirildi. Buna cevabınız nedir?

TABİİ ki bu eleştiriyi reddetmektir cevabım. Şimdi zaten sinema yapan bir insanın, yazan, üreten bir insanın niyeti şiddeti körüklemek olabilir mi? Bu dizi bir şiddet dizisi değil. Ben bu diziyi izleyen hiç kimsenin böyle bir iddiada bulunacağına inanmıyorum. Maalesef güzel memleketimiz, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanların seslerinin çokça duyurulduğu bir yer. Kurtlar Vadisi’ni izleyen hiç kimse Ömer Baba karakterini görmezden gelemez. Dizinin ana karakterlerinden biridir ve bu topraklara özgü sabrı ve hoşgürüyü simgeler. Nazife Anne de öyle. Ki bu iki isim Polat’ı da yetiştiren insanlardır.

YARIN: MAYIN TARLASINA DALMAK

ELİF AKTUĞ

Melal
09-02-07, 11:01
Dün ki Akşam Gazetesindeki röportajın bugünden devamı...

Annelerin Hislerine Tercüman

Kurtlar Vadisi-Terör’ün yapımcı ve senaristlerinden Bahadır Özdener: Terör, Türkiye’deki herkesin yürekten hissettiği bir acı. Buna kayıtsız kalamazdık

Tartışmaların ve eleştirilerin hiç mi etkisi olmadı üzerinizde. Pişmanlık duymadınız, peki özeleştiri yaptığınız noktalar da mı yok?

Bunu daha önce de söylemiştim, keşke yapmasaydık dediğimiz iki sahne var bizim için. Ama bu sahneler nedeniyle Türkiye’nin daha kötü bir ülke haline geldiğine de beni kimse ikna edemez. (Gülüşmeler) Onun dışında eleştirilerin genelde diziyi izlememiş insanlardan geliyor olması, maalesef değerlendirilme ihtimalini de ortadan kaldırıyor. Çünkü dizinin gerçeklerine değmiyor. Yoksa diziyi bilen, takip etmiş herkesten gelen her türlü yapıcı eleştiriyi değerlendirmek, zaten yaptığımız işin gereği. Çünkü insanlar beğensin, izlesin, kendilerine hitap edildiğini düşünsün diye de yapılıyor bu işler.

İlk seride konu mafya idi, şimdi terör. Kendi deyişinizle yeni bir mayın tarlasına daldınız, çekinmiyor musunuz?

Terör, dünyanın her yerinde, sinema yapan, televizyon işi yapan insanları cezbeden bir tema. Bu topraklarda yaşayan herkesin yürekten hissetiği böylesi bir acıya kayıtsız kalamazdık. Bundan ürkerek de bir yere varamayız. Bu mayınlı bir arazi, bu mayınlı bir toprak, ama bu toprak bizim toprağımız. Mayınlı diye sırtımızı çeviremezdik. Çevirmedik de... Bu dizide şunu anlatacağız; bu mayınları kimler satıyor, bu silahları kimler satıyor, terör bu ülkenin başına örülen kaçıncı çorap ve eğer biz bu dramı kardeşlik bağı ile çözemezsek , bu ülkenin evletları daha çok acı çekecek...

Bu kadar büyük reyting başarısının ardından, bu defa aynı reytingler alınamazsa diye korkmadınız mı?

Başarılı olması için yapmamıştık. İnandığımız ve doğru bulduğumuz bir iş yapmaya çalışırken netice olarak başarı geldi. Bir amacımız var burada. Terörden bıkan, terörle yaşamanın kader olmadığına inanan genç bir kuşak olarak yola çıktık. Başarı dediğiniz şey bu ülkede insanların mutluluk içinde birlik beraberlik içinde yaşamasından daha önemli değil. Bu ülkede terör ortadan kalksın, sonsuza kadar terör olmasın da gerekirse başarısız olalım. Biz buna razıyız.

TERÖR KADER DEĞİL

Devam bölümleri neden terör olarak belirlendi?

Kurtlar Vadisi bir hikayesi olursa anlatılabilen ve bir tadı olan bir iş. Dertli hikayeleri konu edinen bir iş. Daha önce mafyanın o karanlık dünyasını, o korkunç bataklığı anlatmaya çalıştık. Sonra Irak’taki bataklığı anlatmaya çalıştık. Bu defa da artık kayıtsız kalamayacağımız bir başka batağı, terörü anlatmak istedik. Terör dediğiniz şey, a’dan z’ye kısıtlı olmayan bütün kitleyi ilgilendiren bir konu. Herkesin evinin penceresinin içinden girebilen herkesin yüreğini dağlayan bir konu.

Terör, Türkiye’nin yaşamaya mahkum bırakılmak istendiği bir konu. Bizim bütün ekip arkadaşlarımız 70’li yıllarda doğmuştur ve herkesin evine bir şarapnel parçası isabet etmiştir. Herkesin bir tanıdığı kurşunlandı, cezaevine girdi, öldü. Sonra televizyonda sürekli terör haberlerini duymaya alıştık.

Biz diyoruz ki terör kader değildi. Terörle yaşamaya alışmalıyız sözü, depremle yaşamaya alışmalıyız sözü, yolsuzlukla, yoksullukla yaşamaya alışmalıyız sözü, Türkiye’yi belli bir bataklığın içine sokmaya çalışan zihniyetin ürettiği sözler bunlar. Hayır, Türkiye terörle yaşamaya alışmak zorunda değil.

Bizim insanımız barış içinde yaşamaya layıktır. Ezber bozmak için tabuların en katı olduğu alana girmek zorundasınız. O da muhtemelen en kabuk bağlamış yaranız oluyor. Yaranın bir ucunu kaldırınca hemen kan sızıyor. Ona da yapacak şey kalmadığı için dizi yaptık.

Kurtlar Vadisi’nde pişmanlık duymadık

Bu kadar tartışılan bir iş yapmak nasıl bir duygu? Yapmasaydık dediğiniz oldu mu?

Bir gün bile pişmanlık duymadık. Kurtlar Vadisi projesi, seveniyle eleştireniyle ses getiren bir proje çünkü biz de böyle olmasını tercih ediyoruz. Demokrasinin temelinde de bu çok seslilik yok mu? Türkiye kendi içinde zor dönemlerden geçmiş bir ülke. Sessizliğe yönlendirildiği, siyaset üzerine, ülkenin kaderi üzerine tartışmanın ayıp sayıldığı, hoş karşılanmadığı, korkutulduğu dönemler yaşandı. Ama artık tartışmanın iyi, güzel ve yararlı olduğu günler geçirdiğimizi kabul etmek lazım. Siyaset yapmak iyi bir şeydir, kötü olan terördür.

Al Pacino da oyuncu doğmadı

Eleştirilmesine rağmen Polat Alemdar’ı taklit edilen bir kahraman yapan faktör neydi?

Biz bir yapım şirketiyiz. Yapım şirketleri için de en önemli unsurlardan biri başrol oyuncusudur. Allah bütün yapım şirketlerine Necati Şaşmaz gibi bir star nasip etsin. Zor bir süreçten geçiyor. Eleştirenleri yargılamak istemeyiz. Zaten 2002’de Necati Şaşmaz için oyuncu demedik ki

Al Pacino ve Robert De Niro, oyuncu olarak doğmadı. Ama Necati’nin bu işi yürüteceğine inandık ve ateşten gömleği giydirdik üzerine. Necati Şaşmaz, şu anda Türkiye’nin tek gerçek fenomen erkek oyuncusu. Hem oyunculuğu hem starlığı 4.5 yıldır dört dörtlük sürdürüyor. Eleştirenlere bir cevaptır bu.

Seyircinize bir mesajınız var mı?

Bu röportajı okuyan ve bu diziyi takip eden izleyicilerden bir ricam var. Bizim insanlarımızın çok güzel huyları vardır. Hani minibüslerin arkasında yazar ya, “şikayetlerinizi bize, memnuniyetinizi dostlarınıza bildirin” diye. Bu defa şikayetlerini bize, memnuniyetlerini de gereken her yere bildirsinler. 444 1 178 RTÜK telefonudur, lütfen arasınlar. Bu bir demokratik haksa, memnuniyetlerini belirtme haklarını sonuna kadar kullanmalarını rica ediyorum.

Elif AKTUĞ/AKŞAM

begümm888
13-03-07, 12:36
herkes polata ben bahadıra aşık:)bahadır özdener bence çok çok iyi bir senarist hatta artık bunun bencesi sencesi kalmamıştır herhalde ortada olan bir şey.kesinlikle çok zeki,çok güzel konuşuyor,çok güzel yazıyor ve ikna kabiliyeti çok yüksek.hele o çenesinin düşüklüğüne bayılıyorum sıkıcı bir gevezelik değil onunki ilgi çekiyor, güldürüyor ,düşündürüyor:img-yes: ilk olarak 32.günde dikkatimi çekmişti gerçi kurtlar vadisi her zaman oyuncusundan çok senaristleriyle dikkati çekmiştir ben de bu yüzden tabiki ismini biliyordum ama kendisini görmemiştim.ilk olarak o programda gördüm ve konuşma tarzına,hazır cevaplılığına,esprilerine kısacası zekasına hayran kaldım o gün bugündür polattan daha önce geliyor benim için:)ben çok sempatik buluyorum onu ,sevimli bir ukalalığı da var hani bilmişlik manasında:img-wink: ayrıca yaşını öğrendiğimde de şaşırdım daha büyük bekliyordum meğerse çok genç bir yetenekmiş gerçekten iyi bir senarist inşallah başarısı sürer şimdi iki tane dizisi var pana filmin onlarda da yazıyor mu bilmiyorum ayrılıkta yazıyor sanırım ama hayat kavgamda yazıyor mu bilmiyorum.merakla bekliyorumbye

Yagmur_ask
18-03-07, 12:21
begüm888, Bahadır Özdener Ayrılık'ın senaristlerinden birtanesi, onun dışında Raci Şaşmaz'da dahil olmak üzere dört senarist ele alıyor Ayrılık dizisini..bildiğim kadarıyla Hayat Kavgam, Bahadır Özdener, Raci Şaşmaz ve Sönmez Atasoy tarafından kaleme alınacak.;)

Jale_
24-03-07, 12:00
Ayrılık ekibinden Fadik ve Sönmez Atasoy ile Bahadır Özdener..

http://img338.imageshack.us/img338/5650/85075646ab9.png (http://imageshack.us)

Jale_
26-03-07, 10:49
http://img99.imageshack.us/img99/874/49938718zo9.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
26-03-07, 10:50
http://img222.imageshack.us/img222/1777/92521447hb8.jpg (http://imageshack.us)

Jale_
26-03-07, 10:50
http://img99.imageshack.us/img99/5790/44226874va0.jpg (http://imageshack.us)

Yagmur_ask
31-03-07, 20:01
Sharon Stone ve Andy Garcia ile yapılan final bölümü çekimlerinden.

http://img107.imageshack.us/img107/5508/127dt8.png (http://imageshack.us)

http://img130.imageshack.us/img130/5508/129li3.png (http://imageshack.us)

begümm888
10-04-07, 17:58
bahadır özdeneri haftaya bekliyoruz herhalde dizi başlıyor diye bir yerlerde açıklama yapar özledim ya şöyle çıksa konuşsa seyretsek:)arada abartılı cümleler söyleyip beni güldürebiliyor ama bunu bile çok sempatik bir şekilde yapıyor.ara ara da kafadan sallıyor iddialı olmak ve konuşmak doğasında var anladık ama ya en azından hani bir şeye de belki olmaz olması için çalışıyoruz de yok demez huyu kurusun:)ama ben onu çook seviyorum böyle karşımda olsa da onunla uğraşsam diyorum ama onunla uğraşılmaz ki çenesiyle başedemem ben onun,kızdırmaya çalışsam yok o da olmaz gördük 32.gün programında kızdırmaya çalışan kişilere nasıl sakin sakin cevap verip sinir ettiğini...ama bende nedense kendisiyle uğraşma duygusu yaratıyor seviyorum ben bahadır gibi tipleri:img-polic

Yagmur_ask
11-04-07, 15:29
begümm888 bu senin için :)

http://img388.imageshack.us/img388/4980/92a42a49d51f904f9f9c758uz5.jpg (http://imageshack.us)

deniz&polat
16-04-07, 14:06
bahadır özdeneri ben de çok seviyorum ve onu ben de çok ilgi çekici buluyorum bir kere tam da kadınların ilgisini çekecek bir tip hem yakışıklı hem de kültürlü,çok güzel konuşan,iddialı bir insan.biz bayanlar da malum böyle insanları çok severiz ve onlarla uğraşmak isteriz sanırım bahsettiğiniz uğraşma isteği bundan doğuyor:)kendine çok güvenli durması ayrıca ona bir çekicilik katıyor.sizler de söylemişsiniz itici olmayan,kendine yakışan bir ukalalığı var bence çok karizmatik.onu çok daha başarılı göreceğimizden eminim.bazen çok ağdalı laflar ediyor ama duruma cuk diye oturuyor o lafları nerden buluyor bilmiyorum ki yetenek olsa gerek...uzun lafın kısası ben de onun hayranlarındanım:img-polic

begümm888
16-04-07, 15:44
bahadır özdeneri ben de çok seviyorum ve onu ben de çok ilgi çekici buluyorum bir kere tam da kadınların ilgisini çekecek bir tip hem yakışıklı hem de kültürlü,çok güzel konuşan,iddialı bir insan.biz bayanlar da malum böyle insanları çok severiz ve onlarla uğraşmak isteriz sanırım bahsettiğiniz uğraşma isteği bundan doğuyor:)kendine çok güvenli durması ayrıca ona bir çekicilik katıyor.sizler de söylemişsiniz itici olmayan,kendine yakışan bir ukalalığı var bence çok karizmatik.onu çok daha başarılı göreceğimizden eminim.bazen çok ağdalı laflar ediyor ama duruma cuk diye oturuyor o lafları nerden buluyor bilmiyorum ki yetenek olsa gerek...uzun lafın kısası ben de onun hayranlarındanım:img-polic

yağmurcum öncelikle sana gecikmeli teşekkürümü edeyim çünkü daha yeni gördüm ve çok beğendim resim çok güzel:)ve deniz&polat kurtlar vadisi sayfasında görmüştüm seni yeni üye olmuşsun aramıza hoşgeldin:img-wink: yazdıklarına tamamen katılıyorum.ileride ben de çok daha başarılı olacağını düşünüyorum üslub bir kere çok iyi bence senaryoda kalemini bu kadar güçlü kullanan ender senaristlerden birisi kendisi...her karakteri çok iyi tanımlıyorlar ve her birine ayrı ayrı çok güzel tarzlar oluşturuyorlar.çoğul konuşuyorum çünkü raci şaşmazla ikisi beraber yazıyorlar.en yan karakter diyebileceğimiz kişinin bile çok özgü konuşma ve davranış tarzı var.dizide bu yüzden karakter çeşitliliği var ve sıkmamasında büyük etken.ikinci olarak olaylar birbirine çok güzel bağlanıyor.zeka işi işte bu da bahadır özdener ve raci şaşmaz'da var.hele bir sahne vardı orayı çok beğenmiştim aslan bey öldükten sonra bıraktığı defteri polat bulmaya çalışırken saatin akrep ve yelkovanına olayı bağlamaları bence çok iyi bir fikir çok yaratıcı...ve bunun gibi sahnelerin çokluğu diziye ilgimi arttırıyor.ben şimdi de dizinin aynı güzellikte devam edeceğini umuyorum:img-yes:

burçinn
18-04-07, 11:26
yağmurcum öncelikle sana gecikmeli teşekkürümü edeyim çünkü daha yeni gördüm ve çok beğendim resim çok güzel:)ve deniz&polat kurtlar vadisi sayfasında görmüştüm seni yeni üye olmuşsun aramıza hoşgeldin:img-wink: yazdıklarına tamamen katılıyorum.ileride ben de çok daha başarılı olacağını düşünüyorum üslub bir kere çok iyi bence senaryoda kalemini bu kadar güçlü kullanan ender senaristlerden birisi kendisi...her karakteri çok iyi tanımlıyorlar ve her birine ayrı ayrı çok güzel tarzlar oluşturuyorlar.çoğul konuşuyorum çünkü raci şaşmazla ikisi beraber yazıyorlar.en yan karakter diyebileceğimiz kişinin bile çok özgü konuşma ve davranış tarzı var.dizide bu yüzden karakter çeşitliliği var ve sıkmamasında büyük etken.ikinci olarak olaylar birbirine çok güzel bağlanıyor.zeka işi işte bu da bahadır özdener ve raci şaşmaz'da var.hele bir sahne vardı orayı çok beğenmiştim aslan bey öldükten sonra bıraktığı defteri polat bulmaya çalışırken saatin akrep ve yelkovanına olayı bağlamaları bence çok iyi bir fikir çok yaratıcı...ve bunun gibi sahnelerin çokluğu diziye ilgimi arttırıyor.ben şimdi de dizinin aynı güzellikte devam edeceğini umuyorum:img-yes:

yakaladım seni gene:)bence bahadır özdener ve raci şaşmaz Türkiyenin en iyi senaristleri.bahadır özdeneri bir programda izlemiştim mehmet ali birand sunuyordu orda çok sempatik gelmişti bana.esprili,zeki biri...ben de çok karizmatik buluyorum onu.bahsettiğin sahneyi ben de çok beğendim.bir de tombalacının öldüğü sahne var aklımdan çıkmayan.o pis şişkoya sinir oluyordum içimin yağları eridi o ölürken.baronun öldürülmesi var ama orda ben ağladım neden ağladıysam adam zaten kötü adamdı böyle tuhaf huylarım olabiliyor benim:)sanırım zafer erginin oyununu çok beğeniyordum bir de yüzleşemedi adam oğluyla ona da çok üzüldüm.aslan akbeyin ölümü de çok hüzünlüydü.ama ölümlerden en beteri elifin ölümüydü.çok sitem ettik ailecek o olaya.doymadılar mı zaten binlerce kişi öldü dizide.:img-blush çok sahne var tek tek saymanın imkanı yok ama çok kaliteli yazıyorlar başarıları daim olsun:)

Yagmur_ask
27-04-07, 21:01
Kurtlar Vadisi ‘Kral çıplak’ dediği için taşlanıyor

http://img123.imageshack.us/img123/7994/kurtlarvadisilr7.jpg (http://imageshack.us)

Türk televizyon tarihinin en çok izlenen ve tartışılan dizisi Kurtlar Vadisi, ‘Pusu’ adıyla yeniden ekranlara döndü. Geçtiğimiz şubat ayında ilk bölümü yayınlandıktan sonra büyük tartışmalara yol açan dizinin yeni versiyonunda Muammer Aksoy, Eşref Bitlis, Uğur Mumcu, Özdemir Sabancı, Üzeyir Garih cinayetleri gibi yakın dönemin karanlık olaylarının arkasındaki güç ortaya çıkarılıyor. “Cinayetlerle Türkiye’yi karıştırmayı ve bölmeyi amaçlayan ‘derin çeteler’in röntgenini çektik.” diyen Kurtlar Vadisi’nin senaristi Bahadır Özdener ile Kurtlar Vadisi’ni, tartışmaları ve Pusu’yu konuştuk.

Tüm zamanların en çok izlenen dizisi yeni bir formatla izleyici karşısına çıkıyor. Türkiye’de malzeme konusunda hiç sıkıntısı çekmiyorsunuz anlaşılan...
Yok, hiç çekmiyorum. Yani hadiselere, cereyan eden olaylara olumlu tarafından bakan bir ekibiz. Bu ülkenin geçmişine baktığınızda anlatacak çok hikâye bulursunuz. Kurtlar Vadisi’nin en önemli noktalarından biri, olumsuzlukları olumlu yönüyle anlatması, insanlara umut vermesidir. Bence Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan şey de budur.

Nereden baktığınıza bağlı yani...

Biz müspet yönden bakıyoruz. Bu ülkede yaratılan ayrımların çoğunun sahte, dış kaynaklı olduğuna; aslında çok kolay ortadan kalkabileceğine, bu ülkedeki çatışma alanlarının çoğunun ekonomik kaynaklı olduğuna inanıyoruz. Bu ülkenin çatışma alanlarının neredeyse tamamının düşman sevindirdiğini biliyoruz. Ama, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” diyen kişiler de değiliz. Bin yıllık bir ülkenin mirasçılarıyız. Biz dostluklarla buraya geldik, düşmanlıklar da gördük. Kapalı, kendini kuma gömen değil; ileriye, ufka bakan, mağrur, geçmişinin ve geleceğinin ne olduğunu bilen bir tablo çizdik Kurtlar Vadisi’yle.

Pusu’da, terörün arka planına ve asıl kurgulayıcılarına mercek tutacaksınız o zaman...

Evet. Terör nedir? Terör mayındır. Terörün olduğu yerde siz ayağınızın altına bakarsınız. İleriye bakamazsınız. Kurtlar Vadisi Terör’den Pusu’ya çıktığımızda, ayağımızın altındaki mayına değil bu mayını döşetenlere bakıyoruz. Bu mayın insanların canını alan mayın değildir; ama mallarını, geleceklerini, kişiliklerini alan, hürriyetlerini alan bir mayındır.

“Bu dizi şiddete teşvik ediyor, okullara kadar indi” şeklinde iddialar var, bunlara ne diyorsunuz?

Biz Kurtlar Vadisi’ni yapan ekibiz, buna hiçbir zaman safdillikle bakmadık. Onların vermeye çalıştığı mesajı, yani bu kampanyaları yürütenlerin derdini ve karın ağrısını çok iyi biliyoruz. Gerçekleri haykırdık. Olan bitene gözümüzü kapasaydık bu eleştirilerin ve bu kampanyaların hiçbiri olmazdı. Bunları bir zihniyetin ürünü olarak görüyoruz. Bu ülkede iyi bir şey yapan, ülkenin insanını kucaklayan, dertlerini ve hikâyelerini anlatmaya çalışan bir ekibin başına gelebilecek en asgari şeydir bize yapılan. Tabiî ki şiddet kampanyası var derler. Siz kalkıp da bu ülkeyi soyuyorlar, çeteleştiriyorlar, bu ülkenin altını oyuyorlar dediğiniz zaman tabiî ki mafyanın -anlattığımız her türlü mafyanın- nasırına basmış olursunuz ve onlar da bunda size müsaade etmezler.

O zaman ucuz atlatmışsınız...

Evet, çok ucuz atlattık. Çok şanslıyız, çok seviliyoruz diye düşünüyoruz. O yüzden biz hiç felaket tellallığı yapmadık. Düşünün ki kampanyanın içerisinde biz vatan dedik, bayrak gösterdik diye suçlandık. Yani çok amiyane bir tabirle bu ülkede doğmuş, büyümüş, bu ülkenin çorbasını çayını içmiş hiç kimse bunu yemez.

Kampanyalar sonucunda dizi yayından kaldırıldı. Aynı tepki ya da kampanya Pusu için başlarsa ne yapacaksınız? Böyle bir şeyi öngörüyor musunuz?

Kurtlar Vadisi’ne sevgi de hücum da aynı anda olacaktır. Her zaman olacaktır. Kurtlar Vadisi, Türkiye’nin bütün kesimlerini kucaklamaya devam ettikçe bize taştan daha yumuşak bir şey atmayacaklardır.