Tüm Versiyonu Göster : Fatih Akın


merlystreep
08-05-06, 19:27
Fatih Akın
Gerçek Adı: Fatih Akın
Doğum Yeri: Hamburg, Almanya
Doğum Tarihi: 25.08.1973




Onu Ünlü Yapan Ne? Duvara Karşı (2004) filminin senaristi ve yönetmeni olarak ünlendi.

Birliktelikleri: -

Ailesi: -

Ödüllerinden Bazıları:
1995: Hamburg Uluslararası Kısa Film Festivali - İzleyici Ödülü, Sensin (Du bist es!)
1998: Bavarian Film Ödülü, En iyi genç yönetmen, Kısa ve Acısız (Kurz und schmerzlos)


Eğitim:
- 1994: Hamburg Güzel Sanatlar Koleji, Görsel İletişim Bölümü.


Meraklısına...

Almanya'da yaşayan işçi bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi.
21 yaşında ilk kısa filmini, 24 yaşında da uzun metrajlı filmini çekti.
Bir Türk yönetmen için rekor sayılabilecek 10 milyon mark bütçeli Solino filmini yönetti.
1996'da Ankara Film Festivali'nde ilk kısa filmi olan "Sensin" ile ödüle layık görülmüş ve ödülü aldıktan sonra bir söyleşide, "Bundan sonra neler yapmak istiyorsunuz" sorusuna şu cevabı vermişti: "Ben şimdi kısa filmler çekiyorum, büyüyünce inşallah uzun metrajlı filmler çekeceğim."

merlystreep
08-05-06, 19:28
Tüm Filmleri:

Soul Kitchen (2005)
Duvara Karşı (Gegen die Wand) (2004)
Solino (2002)
Temmuzda (Im Juli.) (2000)
Kısa ve Acısız (Kurz und schmerzlos) (1998)


Denk ich an Deutschland - Wir haben vergessen zurückzukehren (Belgesel) (2001)


Getuerkt (Kısa Film) (1996)
Sensin (Du bist es!) (Kısa Film) (1995)

merlystreep
08-05-06, 19:36
Fatih Akın ‘yaşamın karşı kıyısında’

http://img319.imageshack.us/img319/4633/nurgulfatihakin25mart0jq1je.jpg (http://imageshack.us)

‘Duvara Karşı’ ile adını tüm dünyaya duyuran genç yönetmen Fatih Akın, son filmi ‘Yaşamın Karşı Kıyısında’nın hazırlıklarını tamamlamak üzere İstanbul’a geldi.

İSTANBUL - Akın’ın senaryosuna son şeklini verdiği film, politik ve cinsel kimlikleriyle farklı karakterlerin dramatik öykülerini buluşturuyor.



İnsan hikayelerinin Almanya, İstanbul ve Karadeniz’den geçeceği ‘Yaşamın Karşı Kıyısında’, siyasi bir içeriğe de sahip...

Fatih Akın: İnşallah güzel birşey olur, yani değişik, farklı. ‘Duvara Karşı’dan farklı birşey olsun istiyorum tabiki. Benim hayata karşı, hayata karşı sorularım var. Onları çözmek istiyorum bu filmde.

Öykü çok karışık ve gerçekten anlatmaktan zorluk çekiyorum. ‘Syriana’yı seyrettiniz mi, George Clooney’nin filmi var, çok güzel, tavsiye ederim herkese... ‘Syriana’yı seyredin. Hollywood 70’lere geri geliyor. Siyasal sanat...

Filmin başrol oyuncularından biri de son olarak ‘Eğreti Gelin’ filminde rol alan Nurgül Yeşilçay. Yeşilçay’ı ‘Sen Olmasaydın’ adlı oyununun galasında izleme şansı bulan Fatih Akın, genç sanatçının oyunculuğuna hayran.

Ben onu çok beğeniyorum. Bence uluslararası standartta bir oyuncu.

Altı tane karakter var filmde; altı oyuncu. Altı başrollü bir film. Bir tanesi Tuncel Kurtiz; diğeri büyük Alman oyuncu Hannah Schygulla; sonuçta altısı da kendi kafamdan, kendi ruhumdan, kendi fikrimden çıkan şeyler. Nurgül de onlardan bir tanesi.

Nurgül Yeşilçay da Akın’ın projesinde yer alacağı için çok heyecanlı...

Nurgül Yeşilçay: Her oyuncunun çalışmak isteyeceği bir yönetmen. Onun beni seçmiş olması ayrıca onur verici birşey. Ondan çok şey öğreneceğim gibi geliyor. Bir lezbiyeni oynuyorum. Örgüt üyesi bir lezbiyen. Maço bir rol. Yani lezbiyen gibi lezbiyen. Hiç lezbiyen tanımıyorum bu arada. Nasıl hazırlanacağımı gerçekten bilemiyorum.

‘Yaşamın Karşı Kıyısında’nın çekimlerine Temmuz ayında Almanya’da başlanacak...

merlystreep
08-05-06, 19:37
Fatih Akın diğer kıyıda

"Duvara Karşı"nın dünyaca ünlü yönetmeni Fatih Akın, "Yaşamın Karşı Kıyısında" filmi için Alman Teşvik Kurumu'ndan destek alacak.
28.03.2006




Alman Film Teşvik Kurumu, 'Altın Ayı' ödüllü Fatih Akın'a "Yaşamın Karşı Kıyısında" adlı filmi için teşvik vermeyi kararlaştırdı. Akın, senaryosuna son şeklini verdiği filminde Almanya, İstanbul ve Karadeniz'de politik ve cinsel kimlikleriyle farklı karakterlerin hikayelerini buluşturacak. Filmin başrolünde ise "Eğreti Gelin", "Anlat İstanbul" gibi filmlerin yıldızı Nurgül Yeşilçay yer alacak.

Alman Film Teşvik Kurumu (FFA), "Duvara Karşı"yla dünya çapında büyük ses getiren Fatih Akın'a "Yaşamın Karşı Kıyısında" (Auf der anderen Seite des Lebens) adlı film projesi için 400 bin avroluk teşvik vermeyi kararlaştırdı. FFA'nın toplam 4,88 milyon avroluk teşvik vereceği, Akın'ın yanı sıra Peter Timm, Cyril Boss, Philipp Stennert ve Marco Kreuzpaintner gibi yönetmenlerin de teşvik alacakları kaydedildi.

merlystreep
08-05-06, 19:39
"Çamburnu'na aşık oldum"

Fatih Akın temmuz ayında yeni bir filmin çekimlerine başlayacak. Bu filme mekan ararken dedesinin Karadeniz'deki köyü Çamburnu'na giden Akın: "Köyün tepesinde eskiden bakır madeni olan bir alan şu anda boş ve Çevre Bakanlığı bütün Doğu Karadeniz'in çöpünü oraya koyacak. Belediye dava açtı ve kaybetti. Bunun için AİHM'ye gidebilirim. Bunu vatan için, toprağım için yapıyorum."

MELİS ALPHAN

Kaçınız hayatta bir Oscar heykelciğinin sahibi olmak istemezdiniz? Eğer elinize böyle bir fırsat geçse elinizin tersiyle iter miydiniz? Sanmam. Oysa bu hayale belki de en yakın kişilerden olan Fatih Akın şöyle diyor: "Oscar alsam işler zorlaşır. Herkes arar, cep telefonum susmaz. Şimdi Beyoğlu'nda gezebiliyorum."
Siz "Adama bak, istemem yan cebime koy yapıyor" diyebilirsiniz. Ama ben oradaydım ve Akın'ın yüz ifadesinden ne kadar samimi olduğu anlaşılıyordu. Evet, bu böyle bir adam işte. New York Times'tan Independent'a, Liberation'dan Le Figaro'ya dünyanın belli başlı gazeteleri ondan bahsetti, ödüllere doymak bilmedi. Ama genel olarak tek arzusu Beyoğlu'nda dolaşabilmek. Şu sıralardaki arzusu ise, yeni filmine mekan ararken gittiği dedesinin köyü Çamburnu'nu kurtarmak. Hikayeyi size anlatacak. "Madem ünlü bir yönetmenim bu avantajımı kullanmam gerek. Başka çarem yok" diyor.

Yeni bir filmin çekimlerine hazırlanıyorsunuz. Adı ne olacak?
Almancadan direkt çevirirsek "Hayatın Karşı Tarafında". Ortağım ise filme "Yaşamın Sonuna Yolculuk" demek istiyor. Bir üçleme yapmak istedim. Temalar aşk, ölüm, şeytan. Birincisi, konusu aşk olan "Duvara Karşı"ydı. Bu üçlemenin ikinci filmi. Üçüncüsünü 2015'te falan çekebilirim.

Filmde ne anlatacaksınız?
İki ana hikaye var. Bu iki hikaye kesişip tek bir hikaye oluyor. Biri anne-kızın, diğeri baba-oğulun hikayesi. Senaryo çok karışık. Baba ve oğul aynı kadına aşık oluyor. Türkiye'de siyasi örgütlere takılan kız ise kaçıp Almanya'da annesini arıyor.

"Vatan haini ilan edildim"

Filmin siyasi bir boyutu var. Siz siyasetin neresinde duruyorsunuz?
Bir zamanlar belki çok solcuydum. Solculuk, haksızlığa karşı bir hareket olarak başladı. Sonra sosyalizme vardı ve sonunda teröre döndü. Bense cinayete karşıyım. Hümanistim. Sınıflandırmaya, damgalara, ideolojilere inanmıyorum. Didaktik, "sol olayım, sağ olmayayım" tarzı bir film yapmam. Ama Türkiye'de bunlar hassas konular. Bu hassaslık da hoşuma gidiyor. Her şeyin iyi olmasını isterim. Kaç kere vatan haini ilan edildim. Ama vatan sevgisini karı-koca ilişkisine benzetirsek, karımın bana "Ayakların kokuyor" demeye hakkı var.

Uluslararası çapta ün yapmış başarılı bir yönetmenin Türkiye'yi her şeye rağmen savunması bekleniyor.
Aynen öyle. Halbuki burayı sevdiğim için, kötü yönleri düzelsin diye eleştiriyorum. Oğlumu da eleştiririm; iki-üç kez kırmızı ışıkta geçse tokat atarım belki. Madem "demokrasi" deyip duruyoruz, o zaman bu benim hakkım.

Film nerelerde geçecek?
Hamburg, Bremen, İstanbul, Trabzon.

Filmleriniz genellikle tek bir yerde değil, iki ayrı ülkede geçiyor.
Hayatımdan besleniyorum. Üsküdar Paşakapısı'nda birkaç sahne çekmek istiyorum. Filmde hem Almanya'daki hem de buradaki hapishaneleri göstereceğim. Diyalogsuz. Ben bunları yan yana getireyim, seyirci yorumunu yapsın. Tabii herkesi memnun etmek imkansız.

Ne tarz bir film olacak peki?
Güzel bir film olacak. Yılmaz Güney ve Alman yönetmen Rainer Werner Fassbinder'in sinemasını seviyorum. İkisi de bir sürü film yaptı ve 80'lerde öldü. Onların mirasını taşımıyorum, kendine ait bir adamım. Onlardan beslendim. Ama hiphop'tan geliyorum. Sample yapıyorum. Yılmaz Güney'in sinemasını alıyorum, oradan bir ritim buluyorum; Fassbinder'ın sinemasını alıyorum, başka bir ritim buluyor ve bu ritimleri bir araya getiriyorum. Ortaya yeni bir şey çıkıyor. DJ'im zaten. Sinemaya bu gözle bakıyorum. Çöpü artırmak istemiyorum, çöpe bakıp bu çöpten ne yapabilirim diye düşünüyorum. Çöp taşmasın. Olay, geri dönüşüm.

AB'ye değinecek misiniz?
"İstanbul Hatırası"nı çekmeden önce "Türkiye AB'ye girmeli" diye düşünüyordum. Bu benim için çok önemli, yaptığım en doğru film. Filmi çektiğim yaz, hayatımın en güzel yazıydı. "İstanbul Hatırası"nı çekerken "AB'ye girmek değil, bağımsız olmak istiyoruz" diyen insanlarla tanıştım. Şaşırdım, sonra "Ben de globalizme karşıyım" diye düşündüm. Şimdi öyle bir noktaya geldim ki, bilmiyorum. AB'ye girmek olumlu bir gelişme ama sokaktaki kokoreççi giderse üzülürüm.

Filminizde ölüm teması baskın olacak. Diğer filmlerinizde de kadere dair izler var. Kaderci misiniz?
Burada Kürtler nasıl tabuysa Batı'da da ölüm tabu. Saçma geliyor çünkü ölüm doğal bir şey. 30 yaşına girdikten sonra her yerden çıkıyor. Ölümle yaşamak, ona alışmak gerek. Hem kaderciyim hem kaderime yön vermek isterim. Ama her işte bir hayır vardır diyorum. Öyle halamlar gibi takılıyorum yani.

Hep bir grubun dışında olan karakterleri anlatıyorsunuz.
Outsider'lar ilgimi çekiyor. Yönetmen olarak klasik takılsam da klasiği kırmak istiyorum. Filmde siyasi olaylara karışan kız kaçıp Almanya'da bir kıza aşık oluyor. Kız Alman bir erkeğe aşık olsa, sıradan olur. Türk erkek masum bir Alman kıza takılsa yine klasik olur. Bunları çok gördük. Ama ikisi de kız olsa, bu hem klasik hem de farklı olur. Ben kadınları, kadınları seyretmeyi seviyorum. Orada cinsel fantezimi yaşatmam ama kadınları görüntülemek hoşuma gidiyor. Erkekle erkek olsa ilgimi çekmez.

Seyircinizin çoğunluğu kadınlardan oluşuyor.
Belki feminist tarafım ortaya çıkıyor filmlerde.


"Sette diktatörüm"

Türkiye'de kime sorsalar sizin filminizde oynamak istiyor.
Filmlerim ödül almasa, gişe yapmasa böyle olur muydu bilmiyorum. Ama bu filmleri tek başıma yapmıyorum. Dükkan benim ama filmleri çalışanlarım ve oyuncular bu noktaya getiriyor. Ben yönetiyorum. Demokratik bir yönetmen değilim ama.

"Dediğim dedik"siniz yani.
Sette diktatörüm. Ama tüm fikirlere açığım.

Siyasette de diktatörlükten mi yanasınız?
Film yönetmek, devleti yönetmekle aynı değil. Aşçılık yönetmenliğe benzer. Biri patron olup "Hop, çok tuz koydun" diyebilmeli. Film çekerken de son kararı ben veririm, yani "halk" değil.

Almanya'da yaşadığınız halde Türkiye'deki toplumsal ve politik olayları izleyebiliyorsunuz. Almanya'daki diğer Türk gençleri nasıl?
Onlar bana karşı. Almanya'da yaşayan Türkler beni vatan haini görüyor. Türkiye'deki halk bana daha yakın. Dışarıda olmak, buraya dışarıdan bakmak bir avantaj. Almanya için de geçerli bu.

Baba olmak hayata bakışınızı değiştirdi mi?
Yaptığım en doğru proje. Sigarayı bıraktım.

merlystreep
08-05-06, 19:44
"Nurgül Yeşilçay kırmızı halıya yakışır"


Nurgül Yeşilçay'la çalışacaksınız. Onu seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Onu ilk "Eğreti Gelin"de izledim. Ne diyeyim, çok sevdim. Kamera onu çok seviyor. Uluslararası ölçüde bir oyuncu. Cannes'daki kırmızı halıya yakışır. Fransız, İngiliz, ABD'li fotoğrafçılar "Kim bu kız?" diye sorar. Filme bir tat verir.

Yeşilçay bir lezbiyeni oynayacak. "Filme nasıl hazırlanacağımı bilmiyorum" diyormuş.
Öğrenir. İyi oyuncu, araştırır, takılır biraz.

Başka tanıdık oyuncular olacak mı?
Tuncer Kurtiz, Erkan Can, Güven Kıraç, Yelda Reynaud. Bunlar arkadaşlarım, sevdiğim insanlar ve iyi oyuncular.

Filmlerinizde müzik ön planda. Bu filmin müzikleri nasıl olacak?
Ben de DJ'im ya, nerede Shantel'in müziğini çaldıysam herkes coştu. Shantel, Kusturica'nın film müziklerinin remikslerini yaparak bu noktaya geldi. Şimdi Beyoğlu'nda her yerde Shantel dinleniyor. Geçen gün Babylon'da DJ'lik yaptı. Anlaştık. Belki Karadeniz enstrümanlarıyla kayıtlar yaparız, o da altına elektronik altyapı koyar. Kazım Koyuncu'dan da beslenmek istiyoruz.

Hangi festivale katılmayı düşünüyorsunuz?
Cannes 2007. Çekimlere temmuzda başlayacağız, eylülde bitecek. Montaj da sürer. Bu film ve Nurgül Yeşilçay, Cannes'a yetişir.

"Ailenin tek komünisti benim"

Yılmaz Güney belgeseli çekecek misiniz?
Johnny Cash, Ray Charles, The Doors'un filmleri var. Yılmaz Güney çok sinematografik bir karakter. Acayip film olur ama çok zor. Güney eski bir karakter değil. Tanıyanlar var. Her kafadan bir ses çıkar. Umurumda olmaz ama bazen beni bir yere çekebilir.

"Filmim Oscar'lık değildi"


Oscar alma gibi bir hayaliniz var mı? "Duvara Karşı" Oscar'lık bir film değil miydi?
Oscar alsam işler çok zorlaşır. Herkes arar, cep telefonum hiç susmaz. Şimdi Beyoğlu'nda gezebiliyorum. Özgür olmayı seviyorum. Cannes'daki Altın Palmiye'yi tercih ederim. Martin Scorsese ustalardan biri. Şimdiye kadar Oscar almadı. Hitchcock almadı. "Duvara Karşı" Oscar'lık bir film değildi. Çok yaramaz, uyuşturucu, seks...

Salma Hayek bir filminizde rol almak istiyormuş.
Evet ama proje bulamıyoruz. Meksika biraz uzak geliyor! Cannes'da tanıştık. Bir gün Meksika'da film çekeceğim mutlaka; eşim yarı Meksikalı. Biraz bekle Salma abla; şu Çamburnu meselesini halledelim, sonra.

Hamburg Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapıyorsunuz. Bu nasıl bir deneyim?
İlk sömestri bitirdim. Saygınlığım arttı! Yönetmenliğe başladığımda saygın değildim. Hiphop, ticari film yapıyor diye eleştiriyorlardı. "Duvara Karşı" ve Cannes'da jüri üyesi olduktan sonra fikirleri değişti. Bu beni daha iyi bir insan yapmıyor ama demek ki sinemam ve bakışım ciddiye alınıyor. Öğrencilere hatalarımdan bahsediyorum. Şunu şöyle yapın demiyorum. Şunu biz şöyle yaptık çünkü hava o gün bozuktu, oyuncu sarhoştu diyorum. Siyasal sanat yapın, bildiklerinizden bahsedin, daha çok seks yapın falan diyorum. Onlar az şey biliyor. Almanya'da böyle, burada değil. Orada tokluk var. Burası farklı, daha çok hikaye, duygu var. Ben onları Türkleştirmeye çalışıyorum.

"Birkaç kişi 'İstanbul Hatırası'nı seyredip 'Türkiye İran değilmiş' dese film olmuş demektir"


"İstanbul Hatırası" hayal ettiğiniz başarıyı yakaladı mı?
Evet ve hayır. Pek gişe yapmadı ya da benim beklentilerim daha yüksekti. Almanya'da ben 200 bin beklerken 100 bin, burada 30 bin gişe yaptı. Ama filmi 45 ülkeye satabildik. Büyük Londra Oteli'nde kalıyorum. Dünyanın her yerinden insanlar, "İstanbul Hatırası'nı görüp geldik" diyor. Bütün dünyadan e-postalar geliyor: "Sezen Aksu'yu Japonya'ya alalım", "Şu müziği nerede buluruz?" diye soruyorlar.

"İstanbul Hatırası"yla İstanbul'u pazarlamak hedeflerinizden biri miydi?
"Duvara Karşı" patladı. Sibel Kekilli olayları, bel fıtığı oldum, bayağı bir kovalamaca oldu. Kaçtım ve ne yapabilirim diye düşündüm. Hollywood ve daha bir sürü yerden teklifler geldi. Böyle bir film yapmışım, bunun devamı gelmesi lazım diye düşündüm ve kriz yaşadım. Hiçbir şey yeteri kadar iyi, değerli değildi. "İstanbul Hatırası" benim için terapi oldu. Bir adaya kaçıp düşünmek benim tarzım değil. Bir şeylerle uğraşmam lazım. Müzik belgeselleri hoşuma gidiyor. "Bueno Vista Social Club", "Stop Making Sense" gibi filmleri severim. Bu tarz bir şey yapayım dedim. Madem ustalarım yapıyor. Scorsese'nin filmi "No Direction Home"u kaç kişi seyretti, fark etmez. Bob Dylan hakkında hiçbir şey bilmiyordum, filmi izledim ve her şeyi öğrendim. "İstanbul Hatırası"na dair de böyle bir umudum var. Yurtdışında birkaç kişi seyredip "İstanbul ve Türkiye meğer İran değilmiş" dese film olmuştur. Müziği de seviyorum.
O kadar eğlenceli geçti ki bu çekimler. Her gün bir parti, her gün bir konser, her gün bir jam...

Dışarıdan baktığınızda, İstanbul çok yükseldi mi gerçekten?
Acayip bir moda var. Ne diyorsun? Bütün Avrupa "İstanbul" diyor. Yavaş yavaş kıskanma da başladı. "Ne var ki orada Berlin'de olmayan? Niye orada çekiyorsun?" diyorlar.

Siz nerelere gidiyorsunuz İstanbul'da?
Bir tek Peyote... "Duvara Karşı"nın kaba montajında ne seanslar yaptık. Saat dörtte filmi izleyip tartışırdık. Peyote'siz, senarist Önder Çakar'sız, Feridun'suz, Alpaslan'sız, Peyote Hasan'sız film bu başarıyı elde edemezdi.

"Dünyanın daha iyi bir yer olmasını istiyorum"


Çekeceğiniz yeni film için neden Trabzon'u seçtiniz?
Trabzon'un Çamburnu diye bir köyü var. Dedem oralı. Geçen yıl ilk defa gittim oraya. Film orada bitiyor. Bu köye aşık oldum. Köyün tepesinde eskiden bakır madeni olan bir alan şu anda boş ve Çevre Bakanlığı bütün Doğu Karadeniz'in çöpünü oraya dökecek. Çamburnu belediyesi AKP'li ancak hükümete dava açtı ve kaybetti. Öğrendiğimde çok gücüme gitti. Dünyayı korumamız lazım. Dünya bir organizma gibi nefes alıp veriyor; biz de kanser gibi üzerine yapışmışız, kirletiyor ve dengeyi bozuyoruz.

Tek başına bir şey yapabileceğinizi düşünüyor musunuz?
Herkes bu sorumluluğu bir parça hissederse, dünyayı iyi yola saptırabiliriz. Madem ben Fatih Akın'ım, madem ünlü bir yönetmenim, madem oralıyım, bu avantajı kullanmak istiyorum. Bir dava açtık, kaybettik. Başka çarem yok. Yapacağım. Anayasa çöplüğün etrafındaki bir kilometrelik alanda yaşam alanı olamayacağını söylüyor. Burada ise 50 metre ileride yerleşim var. Fatih Sultan Mehmet 1460'larda Trabzon'u aldığından beri o köy orada. Ama onu öldürecekler. Dünyanın daha iyi bir yer olmasını istiyorum. Yeni bir buz çağının geleceğini söylüyorlar. Sonra herkes Türkiye'ye gelmek isteyecek. Türkiye kimseyi sınırlarından içeri sokmayacak. Bunlar olmasın. Elektrikli arabalar yaratalım. Teksas, "Petrolü almazsan sana silah vermem diyor".

"Koyuncu'ya borçlu hissettim"

George Clooney'nin filmi "Syriana"da bu anlatılıyor.
Benim sinema eğitimim 1970'lerin Amerikan sineması üzerineydi. Scorsese'nin erken filmleri dönemi. O zamanlar Vietnam, zencilere haksızlık, Kızılderili cinayetleri gibi konular işleniyordu. 80'lerden sonra Amerikan sineması gittikçe bozuldu. Şimdi yeni yeni siyaset ve eleştiri sinemaya geri gönüyor. "Syriana", "Münih", "İyi Geceler İyi Şanslar" buna örnek.

Sinemanın bu yola sapmasının nedeni ne?
Dünyanın değişmesi gerek. Dünyadaki enteller dedi ki, "Hop hop, bu böyle gitmiyor artık." Ben de bu sanatçılardan biriyim.

Filmde çöplük olayına yer veriyor musunuz?
Filme katsam çok didaktik olur. Belki bir ikinci bölüm yaparım. AİHM'ye de gidebilirim. Bunu vatan için, toprağım için yapıyorum. Avrupa'ya Türkiye'nin kötü bir yer olduğunu göstermek için değil, orayı kurtarmak için. Oradaki insanlar ve belediyeyle aynı kafadayım.

Karadeniz'de kanser oranlarında da büyük artış var. Buna filmde yer verdiniz mi?
Çernobil'in etkisi filmdeki ana motiflerden biri. "İstanbul Hatırası"nı çekerken Kazım Koyuncu'nun ismi geçti. Oralı olmadım. Onunla bununla uğraşırken, vakit olmadı mı desem... Film bitti, adam öldü. Ben de biraz ona borçlu hissettim.

"İstanbul Hatırası" müzik üzerine bir belgesel. Kürt, Trakya ezgileri var ancak Karadeniz müziğine yer verilmemiş. Oysa aileniz Karadenizli...
Ailem çok kızdı. Bunun bir nedeni yok, tamamen bir tesadüftü.

merlystreep
19-05-06, 19:43
19 Mayıs 2006
Dönüş
Arkadaşlar naaber. Tabii haberler bende değil mi. Öncelikle çok güzel bir kaç gün geçirdim onu söylemeden edemeyeceğim. Almanya’dan bugün döndüm tadı damağımda kaldı. Ya o Fatih Akın ne muhteşem bir insan ve ne muhteşem bir ekip kurmuş. Valla sağolsunlar çok misafirperverdiler bir dediğimizi iki etmediler. Fatih Akın’ın neden büyük bir yönetmen olduğunu anladım. Çok iyi bir insan, heyecanlı çocuk gibi biri hele bu aralar hop oturup hop kalkıyor. Çok düzenli ve profesyonel şimdiden filmin tamamını kafasında çekmiş durumda. Bize de filme başlamadan önce makyaj, kostüm ve okuma provası yaptırdı. Karakterler hakkında neler düşündüğümüzü falan konuştuk çok güzel şeyler bulduk. Fatih Akın Almanya’da yaşamasına rağmen Türkiye’yi çok seven bu ülke için iyi şeyler yapmak isteyen biri. Çok doğal, sade ve saygılı. Onunla tanıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Sanıyorum çok iyi bir film yapacağız. O en güzel şeyleri hakediyor.
Ayrıca Almanya’da çok önemli bir yönetmen olduğu için alışveriş yaparken falan orada yaşayan Almanlara Fatih Akın filminde oynamak için buraya geldiğimi söylediğimde çok şaşırıp benim adıma mutlu olduklarını söylediler benimde gururum okşandı. Ayrıntıları sonra konuşuruz.

yazan=nurgül yeşilçay

NurgulPACINO
24-05-06, 19:38
http://img49.imageshack.us/img49/1244/almanya8cy.jpg (http://imageshack.us)

NurgulPACINO
24-05-06, 19:43
http://img222.imageshack.us/img222/4172/almanya13qk.jpg (http://imageshack.us)

ÜNLÜ OYUNCU NURGÜL YEŞİLÇAY VE ÜNLÜ YÖNETMEN FATİH AKIN ALMANYA’DA BULUŞTU!... ALMANYA’DAN DÖNEN YEŞİLÇAY’IN, AÇIKLAMALARI İÇİN TIKLAYIN!...

20/5/2006 12:30



Nurgül Yeşilçay: Almanya’dan bugün döndüm tadı damağımda kaldı...



Filminde oynayacağı Fatih Akın’a övgüler yağdıran Yeşilçay, “Ya o Fatih Akın ne muhteşem bir insan ve ne muhteşem bir ekip kurmuş. Valla sağolsunlar çok misafirperverdiler bir dediğimizi iki etmediler. Fatih Akın’ın neden büyük bir yönetmen olduğunu anladım. Çok iyi bir insan, heyecanlı çocuk gibi biri hele bu aralar hop oturup hop kalkıyor. Çok düzenli ve profesyonel şimdiden filmin tamamını kafasında çekmiş durumda. Bize de filme başlamadan önce makyaj, kostüm ve okuma provası yaptırdı. Karakterler hakkında neler düşündüğümüzü falan konuştuk çok güzel şeyler bulduk. Fatih Akın Almanya’da yaşamasına rağmen Türkiye’yi çok seven bu ülke için iyi şeyler yapmak isteyen biri. Çok doğal, sade ve saygılı. Onunla tanıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Sanıyorum çok iyi bir film yapacağız”dedi...

NurgulPACINO
26-06-06, 14:33
yeni filmine çok yakında başlayacak..film ayrıca cannesta gösterilecek..bu adamı seviyorum ya hem çok doğal hemde inanılmaz yetenekli bi yönetmen

merlystreep
11-07-06, 19:07
5 dakikalık buluşma

Nurgül Yeşilçay ın lezbiyen bir kadını canlandıracağı "Yaşamın Kıyısında"adlı filmin çekimleri önümüzdeki günlerde başlıyor. Almanya da yaşayan ödüllü yönetmen Fatih Akının yöneteceği film de "Aliye" dizisinin Doktor Denizi Nejat İşler de rol alacak. Nejat İşler konuk oyuncu olarak katılacağı "Yaşamın Kıyısında" filminde yalnızca 5 dakika görünecek. Bu süre için de Nurgül Yeşilçay ile karşılıklı oynayacak. Duyduğumuza göre; Nejat işlerin kadroya girmesini en çok Nurgül Yeşilçay istemiş.


POSTA GAZETESİ 11 TEMMUZ SALI 2006

merlystreep
12-07-06, 13:02
YAŞAMIN KIYISINDA

Corazon Film ve Anka Film'in ortaklığı ile hayata geçirilecek olan Fatih Akın filmi Yaşamın Kıyısında, yaşamları bir noktada kesişen 6 insanın öyküsünü anlatıyor. İlk olarak Almanya'da başlayacak olan çekimler Hamburg, Bremen, İstanbul, Zonguldak ve Trabzon'da gerçekleştirilecek. Nurgül Yeşilçay'ın başrolde olduğu filme Erkan Can, Güven Kıraç ve Nejat İşler konuk oyuncu olarak katkıda bulunacaklar. İlk gösterimi Cannes Film Festivali'nde olacak Yaşamın Kıyısında'nın vizyona giriş tarihi Ekim 2007.

ömür gedik-hürrriyet sinema yazarı

NurgulPACINO
12-07-06, 13:48
Nurgül Yeşilçay'ın karşısına Nejat İşler

Kemal Yılmaz

10/07/2006 (1725 kişi okudu)

İstiklal Caddesi kalabalığı bir ırmak gibi üzerime doğru akarken durmuş, dev inşaat alanını kapatan panolara boş boş bakıyordum. Baktığım yer eski Saray sinemasının ve Saray muhallebicisinin olduğu blok. İstiklal Caddesi'nde dev gibi bir alanda yükselen bu inşaatın sonunda mega plakçı dükkânı Virgin Records olarak hizmete gireceği söyleniyor. Doğrusu heyecan verici, Londra'daki mağazalar gibi şık, serin, saatlerce bedava müzik dinleyebileceğim bir yerin açılması fikri beni heyecanlandırıyor. Ama caddenin tüm diğer müzik+film+kitap dükkânları bu konuda neler hissediyordur bilemeyeceğim!
Ben Virgin Records hayalleri kurarken yanımdan Fatih Akın geçti. Selam verdim görmedi beni. Hayret, oysa bir gece Peyote'de aynı bara yaslanmıştık. Hem zaten 'Kısa ve Acısız'dan bu yana çok değişti, sevimli Almanyalı Türk görüntüsü en azından 10 kilo azaldı. Caddede onu görmek şaşırtmadı beni, çünkü yakında yeni bir filme başlamak üzere olduğunu biliyorum. Nurgül Yeşilçay'ın oynayacağı bu film projesini duymayan kalmamıştır herhalde! Ama filmin erkek oyuncusunu kimse bilmiyor. Onu da ben açıklayayım; Nurgül'ün karşısında Nejat İşler rol alacak. Valla ne yalan söyleyeyim bu haberi duyunca pek bir sevindim. Ne de olsa yıldızı parladıkça karakteri matlaşmayan, Erkal'ın yerinde kafa çekmekten vazgeçmeyen bir artist kendisi. Biraz gülümsemesi Tayyip'e benziyor ama olsun. Hem bir zamanlar Fatih Özgüven, Orhan Pamuk gibi edebiyat gurmelerinin mahalle sahaflığını üstlenmiş olmak bile insana bir ömür yeter. Bu mahalle, Teşvikiye olsa bile!
Gelelim bir başka duruma; bilindiği gibi Nejat İşler şu sıralar bir film çekiyor zaten. Serdar Akar'ın 'Barda'sı seneye gösterime girecek, ama filmin bu yıl Antalya'da Altın Portakal için yarışmasına da kesin gözüyle bakılıyor. Ancak bir sorun var, sevgili Nejat İşler de Portakal jürisinin saygın azalarından biri. Şimdi ne olacak, Nejat İşler hem yarışıp hem jüri üyeliği mi yapacak? Memleketin nice dandik ödülünü hatırlayıp 'o da olur' diyenler çıkacaktır. Ama bence ve Nejat'ça bu iş olmaz. Göreceksiniz, günü gelince Nejat İşler bu jüri üyeliğinden çekilecek. Kemal dediydi dersiniz!

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=192529

merlystreep
17-07-06, 17:40
Filyos'ta Film Hazırlıkları



Yönetmen Fatih Akın, Yeni Filminin Bazı Sahnelerini Çekeceği Memleketi Filyos Beldesinde İncelemelerde Bulundu...

Almanya'da çevirdiği ''Duvara Karşı'' filmiyle Berlin Film Festivali'nde ''Altın Ayı'' ödülünü kazanan yönetmen Fatih Akın, yeni filminin bazı sahnelerini çekeceği memleketi Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde, incelemelerde bulundu.
Beldenin doğal ve tarihi alanlarını filmin başrol oyuncusu Baki Davrak'ın yanı sıra aralarında Almanların da yer aldığı 12 kişilik ekibiyle gezen Akın, çekim yapacağı alanları belirledi.
Yönetmen Akın, Cuma Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, ''Yaşamın Öteki Yakasında'' adlı filminin çekimlerine bu yıl içinde başlayacağını, başrolleri ise Baki Davrak ile Nurgül Yeşilçay'ın paylaşacağını söyledi.
Filmin konusunun Almanya'da başladığını, İstanbul, Filyos, Samsun ve Trabzon'da da çekimler gerçekleştirileceğini anlatan Akın, şöyle dedi;
''Yeni filmimi 2007'de tamamlayarak Cannes Film Festivaline de katılmayı planlıyorum. Ayrıca, Meksika, Arjantin, Brezilya, ABD ve çok sayıda Avrupa ülkesinde de aynı anda gösterime girecek. Böylece memleketimin tanıtılmasına da katkı sağlamayı hedefliyorum.''
Filyos Belediye Başkanı Hilmi Uzun da Filyos Ateş Tuğla Fabrikası Sinema Salonunun adının ''Fatih Akın Sinema Salonu'' olarak değiştirileceğini kaydetti.

misskrueger
22-07-06, 16:47
http://img127.imageshack.us/img127/6496/dsc0307wn3.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
04-08-06, 12:02
http://img221.imageshack.us/img221/8686/051fatihakin02hk7.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
04-08-06, 12:03
http://img98.imageshack.us/img98/8490/052fatihakin01pp3.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
06-08-06, 14:19
ÜNLÜ YÖNETMEN FATİH AKIN, GEORGE W. BUSH YÖNETİMİNİ TOPA TUTTU: “3’NCÜ DÜNYA SAVAŞINI BAŞLATMAK İSTİYORLAR.”

6/8/2006 15:57

Almanya'da ''Duvara Karşı'' filmiyle bir anda üne kavuşan Fatih Akın, ABD'de Başkan George W. Bush yönetiminin üçüncü dünya savaşını başlatmak istediğine inandığını söyledi.
Akın, Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, ''Bush'un politikası Nazi dönemiyle mukayese edilebilir. Hollywood'da Pentagon'un talimatıyla bazı filmlerin işkence ve Guanatanamo'nun normal bir görüntü kazanması amacıyla yapıldıklarına inanıyorum. Bush yönetiminin üçüncü dünya savaşını başlatmak istediğine eminim. Bence bunlar faşist'' dedi.
Almanya'da bir adalet bakanının benzer bir mukayese yaptığı için görevinden ayrılmak zorunda kaldığının hatırlatılması üzerine de Akın, ''Bir sanatçı için durum farklı. Benim düşünce özgürlüğü hakkım var'' şeklinde karşılık verdi.
ABD Başkanı George W. Bush'u protesto etmek amacıyla, üzerinde ''Bush'' ve ''S'' harfinin gamalı haç şeklinde yazılı olduğu siyah bir tişört giyen Akın, Almanya'da gamalı haç işareti taşınmasının yasak olduğunun hatırlatılması üzerine de, söz konusu işaretin ''Bush'' sözcüğünün bir parçası olarak algılanması gerektiğini söyledi.

kaynak:www.ucankus.com

ECE...:)
06-08-06, 19:20
bu da haberin resmi :)
http://ucankus.com/img/fatih_akin.jpg

merlystreep
07-08-06, 08:56
http://img210.imageshack.us/img210/9835/1971163pj6.jpg (http://imageshack.us)

7 Ağustos 2006
Fatih Akın’a gamalı haç soruşturması
Kemal DOĞAN / HAMBURG


Alman Bild ** Sonntag Gazetesi Hamburg’da yeni filminin çekimlerini sürdüren ünlü yönetmen Fatih Akın hakkında "yasak sembol taşıma" iddiasıyla polis tarafından tahkikat yürütüldüğünü öne sürdü.

Gazete Nurgül Yeşilçay’ın da rol aldığı "Auf der anderen Seite" (Karşı Tarafta) film setinde Akın’ın üzerinde ABD lideri Bush’un adı "s" harfi yerine gamalı haçla yazılı olan bir tişört bulunduğunu belirterek, "yasak sembol taşıma" iddiasıyla polisin soruşturma başlattığını yazdı. Fatih Akın Hürriyet’e verdiği röportajda Kadıköy’de satın aldığı Bush’a tepki niteliğindeki tişörtü Alman basınının takıntı haline getirdiği söylemişti. Almanya’da hangi nedenle olursa olsun gamalı haç sembolünü taşımak yasak. ABD Başkanı George W. Bush’u protesto etmek amacıyla, üzerinde "Bush" ve "s" harfinin gamalı haç şeklinde yazılı olduğu siyah bir tişört giyen Akın, Almanya’da gamalı haç işareti taşınmasının yasak olduğunun hatırlatılması üzerine de, söz konusu işaretin "Bush" sözcüğünün bir parçası olarak algılanması gerektiğini söyledi.

Bush yönetiminin üçüncü dünya savaşını başlatmak istediğine inandığını söyleyen Akın, Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, "Bush’un politikası Nazi dönemiyle mukayese edilebilir. Hollywood’da Pentagon’un talimatıyla bazı filmlerin işkence ve Guantanamo’nun normal bir görüntü kazanması amacıyla yapıldıklarına inanıyorum. Bush yönetiminin üçüncü dünya savaşını başlatmak istediğine eminim. Bence bunlar faşist" dedi.

merlystreep
12-08-06, 09:18
Fatih Akın 'karşı kıyıda'
10/08/2006 (911 kişi okudu)

SAMSUN - Fatih Akın yeni filmi 'Yaşamın Karşı Kıyısında'nın çekimlerine başlıyor. Yapımcılığını Corazon ile Anka Film'in üstlendiği filmin çekimleri Almanya, İstanbul ve Samsun'da gerçekleşecek. Başrollerinde Nurgül Yeşilçay, Tuncel Kurtiz ve Hannah Schygulla'nın yer aldığı filmde Nejat İşler ve Güven Kıraç da konuk oyuncu olarak yer alacak. Bir yol hikâyesinin anlatılacağı filmin çekimleri 25 Ağustos'ta başlıyor. Akın, German Films'in internet sitesinde verdiği söyleşide son dönemde Latin Amerika sinemasından etkilendiğini, 'Paramparça Aşklar', '21 Gram'ın sinematografik; 'Motosiklet Günlüğü'nün de politik perspektifini değiştirdiğini dile getiriyor ve yeni projesinde bu değişimin izlerini bulabileceğimizi söylüyor. (aa)

nelliyattu
12-08-06, 20:09
oyuncu kadrosu çok iyi; eminim Fatih Akın "Duvara Karşı"da olduğu gibi göğsümüzü kabartacaktır.

csm_girl
25-08-06, 19:19
ya şuan filyos acaiip süper çekimler sayesinde:img-grin2
yaa bu filmin set ekibinin tamamının ismi olan biri varmı??

merlystreep
26-08-06, 21:35
O Türkan Şoray gibi; çok yetenekli


Ödüllü yönetmen Fatih Akın, yeni filmi 'Öteki Tarafta'da başrolü üstlenen Nurgül Yeşilçay'ı kanatları altına aldı. "Onu geleceğin dünya starı yapmak istiyorum" diyen Akın, Yeşilçay'ın yeteneğini Türkan Şoray'a benzetti.

Duvara Karşı' ile Berlin'de Altın Ayı ödülü kazanan ünlü yönetmen Fatih Akın, 'Öteki Tarafta' (Auf der andere Seite) adlı yeni filminin başrol oyuncusu Nurgül Yeşilçay'a övgüler yağdırıyor... "Onu ilk 'Eğreti Gelin' filminde görmüştüm ve çalışmak istemiştim. Nurgül, Türkan Şoray gibi çok yetenekli" diyen ünlü yönetmen Akın, yeni oyuncusunun azmine hayran olduğunu, onu dünya starı yapmak istediğini belirtiyor.

* Yeni filminizin çekimleri tam gaz sürüyor. Bize biraz 'Öteki Tarafta'dan bahsedebilir misiniz? Kimler oynuyor?
Nurgül Yeşilçay, Tuncer Kurtiz ve Hanna Schgulla oynuyor. İki hikaye var filmde; yaşamın bir ucundan diğer ucuna ilişkin... İlk hikayede baba ile oğul aynı 'hayat kadını'na aşık oluyor. İkinci hikaye ise anne-kız ilişkisinden yola çıkıyor. Annesi siyasi nedenden dolayı Almanya'ya kaçan biz kızın öyküsü. O anne de aslında 'hayat kadını' olmuştur. Ancak kızı bunu bilmemektedir. Karışık bir öykü... Film umutla bitiyor ancak ölüm de var....

* Filmin mekanı sadece Almanya mı olacak?
Dört haftasını Almanya'da çekiyoruz, diğer dört haftasına ise İstanbul- Beyoğlu ile Üsküdar Cezaevi, Zonguldak, Kastamonu ve Samsun'da devam edeceğiz. Almanya'daki sahneler iki hafta Bremen'de, iki hafta Hamburg'da, üniversitelerde, St. Pauli ve Blankenese semtlerinde geçiyor.

NURGÜL ÇOK GÜZEL!
* Nurgül Yeşilçay ile ilk defa çalışıyorsunuz. Başarılı buluyor musunuz oyuncunuzu? Yeşilçay ile iletişiminiz nasıl başladı?
Onu ilk 'Eğreti Gelin' filminde görmüştüm ve çalışmak istemiştim. Kendisiyle İstanbul- Bebek'te iki-üç kez bir araya geldik. Önce rol almak istememişti. Konuda geçen lezbiyen ilişkiler, siyaset vs. nedeniyle... Ancak daha sonra ikna oldu. Başrol verildi zaten kendisine. Yeşilçay'ın güzel olduğu kadar zeki bir kadın olduğuna inanıyorum. İngilizce bilmediği halde İngilizce kursuna gitti ve öğrendi. Zaten filmde İngilizce konuşuyor.

* Daha önceki filmlerinizde Meltem Cumbul'u oynattınız şimdi ise Yeşilçay'ı... Alman ve Türk sinema sanatında karşılıklı deneyimler, yaşama dair görüş alışverişi, değiştokuş... Bütün bunlar esasen karşılıklı bir uyum ve zenginliğin de ta kendisi! Siz de bu zenginlikte köprü vazifesi üstleniyorsunuz, öyle değil mi?
Bence gerçek entegrasyon bu olmalı. Ben Türk sinemasından besleniyorum. Sanatçıları bir araya getiriyorum. Değişik bir enerji. Bence politika bu! Yaşamın her yerinde politika var. Nurgül Yeşilçay, Türkan Şoray gibi çok yetenekli. Onu geleceğin dünya starı yapmak isterim. Dünyaca tanınmış sanatçılarımız çok az. Bence haketmiyoruz bunu.

* Türkiye'de diziler üstüne diziler çekiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Türkiye'de diziler ekmek parası kazanmak için araç olarak kullanılıyor. Diziler sinemayı tüketiyor. Birçok sinema sanatçısı, 'dizilerde daha çok para kazanıyoruz' diye sinemada oynamak istemiyor. Kimi zaman oynatmak için ikna edemiyorsun. Oysa sinemanın apayrı bir yeri var. Bu film bittikten sonra bir komedi yapmak istiyorum. Acı, ölüm, siyaset hep gündeme. Biraz da insanları güldürmek istiyorum. Tabii gülerken de düşündürmek...


SÜHEYLA KAPLAN / HAMBURG
http://img144.imageshack.us/img144/757/d608ab9ed24ce646aa7daecfbtz9.jpghttp://img144.imageshack.us/img144/4817/fatihwp5.jpg

Irwa
08-09-06, 09:30
Beni kategorize etme
Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanarak adını tüm dünyaya duyuran Fatih Akın, son filmi "Yaşamın Karşı Kıyısında"yı Sezen Aksu’nun "Beni Kategorize Etme" şarkısıyla bağdaştırdı. Akın, "Filmin ana teması ölüm ve ölümle yaşamak. Ölüme alışmak ve ölümün hayatın bir parçası olduğunu kabul etmek. Bu filmde kategorileri, çerçeveleri ve önyargıları yıkmaya çalışıyorum. Bunları söylerken şu anda kulağıma Sezen Aksu'nun 'Beni Kategorize Etme' şarkısının sözleri geliyor" dedi.
Fatih Akın’la son filmi Yaşamın Kıyısında’yı konuştuk. Usta yönetmen, Duvara Karşı’nın felsefi ve politik anlamda devamı olarak gösterdiği yeni filmini Sezen Aksu’nun Beni Kategorize Etme şarkısıyla özetledi.

Filmin temasından bahseder misiniz?

- Filmin ana teması ölüme alışmak ve ölümün hayatın bir parçası olduğunu kabul etmek. Teknik açıdan çok karışık bir senaryodan yola çıkıyorum. Diğer yapıtlarımda genelde senaryonun basitliği filmi güçlü kılıyordu. Bu filmde, aynı zamanda yaşanan üç ayrı hikáyeyi paralel kurgulayarak aynı sonuca ulaşacağım.

n Yaşamı Kıyısında’nın siyasi içerikli olacağını söylediniz. Ne tür siyasi argümanlar bizleri bekliyor?

- Siyasiliğin sonrasını anlatmaya çalışıyor. Bu açıdan filmin siyasi bir içeriğinin olduğunu söyleyebiliriz. Bu filmde kategorileri ve önyargıları yıkmaya çalışıyorum. Bunları söylerken şu anda kulağıma Sezen Aksu’nun "Beni Kategorize Etme" şarkısının sözleri geliyor. Mesela sağ görüşe belli bir perspektifte yaklaşırsan sol olur ya da tam tersi sol, sağ da olur. O zaman iş felsefeye döner.

n Filmle ilgili "Benim hayata karşı sorularım var. Onları çözmek istiyorum" demiştiniz. Nedir hayatla alıp veremediğiniz?

- Hayat bazen çok acı olur ya... Bunlar herkes gibi benim hayatımda da yaşanmış şeylerdir. Bu filmde, bu acıyla baş etmek istiyorum. Her filmden sonra hafifliyorum.

n Nurgül Yeşilçay’ı başrolde oynatmanızdaki kriterler neler?

- Bu rol için kafamda çeşitli Türk kadın oyuncuları vardı. Hepsinin filmlerini seyrettim ve hepsiyle görüştüm. Ama Atıf Yılmaz’ın Eğreti Gelin’indeki ve Ümit Ünal’ın Anlat İstanbul’undaki Nurgül’le Bebek Kahvesi’nde ilk buluştuğum gün onun benim filmimdeki Ayten olacağına karar verdim. Kalbim çarptı. Nurgül çok akıllı bir oyuncu. Duygusal zekásı çok yüksek. Bence kırmızı halıya çok yakışır.

n Avrupa oryantalist söylemleri her zaman sevmiştir. Son dönemde önemli festivallerde İran örneğinde olduğu gibi hep oryantalist filmler ödül kazandı. Kişisel fikrim, Duvara Karşı’nın da oryantalist söylemlerle başarıya ulaştığı yönünde.

- Duvara Karşı’nın oryantalist bir film olduğuna inanmıyorum. İstanbul oryantalist bir şehir mi? Ben İstanbul’un dünyanın en modern ve çekici şehri olduğunu düşünüyorum. Bence Duvara Karşı bir İstanbul filmi. Ayrıca bu film, sadece Avrupa’da değil Amerika’da hatta Güney Amerika’da kucaklandı.

n Der Spiegel’e "Bush’un politikası Nazi dönemiyle mukayese edilebilir" dediniz. Bush’la başınız bayağı dertte. Ona dair bir projeniz var mı?

- Michael Moore, Fahrenheit 9,11’de işi zaten çözdü. Öyle bir projeye gerek yok.

n O zaman şöyle sorayım; Eğer Bush’u cezalandırma hakkının size verilmesi gibi fantastik bir eylem gerçekleşseydi...

- Fantezilerim de bana kalsın. Bush’a gerek yok fantezilerde.

n Gamalı haçlı tişörtünüz yüzünden mahkemelik oldunuz. Avrupa’nın düşünce özgürlüğü konusunda çifte standartları olduğunu düşünüyor musunuz?

- Tabii ki, var. Ama Avrupa’dakiler demokrasi ve basın özgürlüğünü sadece daha iyi pazarlıyorlar. Türkiye’de bu durum eksik herhalde.

n Kendinizi Türkiye’deki popüler kültüre fazla kaptırdığınızı düşünüyor musunuz? Örneğin Hırsız Var’da oynadığınız için pişman mısınız?

- Ben takılıyorum, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi. Hangi dünyaya girip çıktığımın farkında değilim. Ben aslında kendi dünyamdayım. Hayatta keşkelerim yok. Ve keşkelerin çok olduğu insanların sonunda kanser olacağını düşünüyorum. Hırsız Var’da olmaktan pişman değilim. Başarılı veya başarısız filmler vardır. Ayrıca o filmde herkese çok kötü bir oyuncu olduğumu ispatladım.

Nurgül Yeşilçay maço lezbiyen

Filmde örgüt üyesi bir lezbiyeni canlandıran Nurgül Yeşilçay da Fatih Akın ve oynadığı karakter hakkında açıklamalarda bulundu: "Her oyuncunun çalışmak isteyeceği bir yönetmen vardır. Fatih Akın da benim çalışmak istediğim yönetmenlerden biriydi. Ondan çok şey öğrendim". Yeşilçay canlandırdığı karakter için ise şu yorumu yaptı: "Örgüt üyesi bir lezbiyeni oynadım. Maço bir rol. Yani lezbiyen gibi lezbiyen. Ancak bu bir lezbiyen filmi değil. Annesini arayan bir kızın hikáyesi
kaynak:hürriyet

merlystreep
08-09-06, 09:58
http://img177.imageshack.us/img177/493/23622174453ec150f73wc0.jpg (http://imageshack.us)
http://img221.imageshack.us/img221/1602/2361912096e9ef6ea3eag2.jpg (http://imageshack.us)
http://img166.imageshack.us/img166/1459/236251943a06aca98aaqa1.jpg (http://imageshack.us)
http://img166.imageshack.us/img166/4575/236248869543b3e397der1.jpg (http://imageshack.us)

merlystreep
08-09-06, 10:02
http://www.resimload.com/141122/x7n_34.jpg (http://www.ResimLoad.com)
http://www.resimload.com/141122/RLp_35.jpg (http://www.ResimLoad.com)
http://www.resimload.com/141122/hQG_45.jpg (http://www.ResimLoad.com)
http://www.resimload.com/141122/uTu_46.jpg (http://www.ResimLoad.com)
http://www.resimload.com/141122/oWL_61.jpg (http://www.ResimLoad.com)
http://www.resimload.com/141122/VYU_62.jpg (http://www.ResimLoad.com)
http://www.resimload.com/141122/FIa_63.jpg (http://www.ResimLoad.com)

merlystreep
08-09-06, 10:04
http://img483.imageshack.us/img483/2145/image323bn2.jpg (http://imageshack.us)
http://img406.imageshack.us/img406/4422/image327fb3.jpg (http://imageshack.us)

merlystreep
08-09-06, 10:05
Duvarların arkasında neler oluyor?

Fatih Akın'ın çekimleri devam eden yeni filmi 'Yaşamın Kıyısında' 2007'de Cannes'da Altın Palmiye için yarışacak. FOTOĞRAF: ERCAN ARSLAN

'Duvara Karşı'yla başladığı 'Hayat' üçlemesinin ikinci filmi 'Yaşamın Kıyısında'yı çeken Fatih Akın, 'Biz 'Duvara Karşı'yla duvarları yıktık. Hayattaki duvar, Alman sinemasındaki duvarlar hep yıkıldı. Bu film duvarların arkasında neler oluyor, onu anlatacak. 'Duvara Karşı'nın ana motifi darlık, sıkışmışlıktı. Bu filmin ana motifi genişlik' diyor

07/09/2006 (116 kişi okudu)


OLKAN ÖZYURT (Arşivi)

İSTANBUL - 'Duvara Karşı' ile Altın Ayı aldıktan sonra bir süre kendini dinlenmeye alan Fatih Akın (dinlenirken çektiği şahane belgesel 'İstanbul Hatırası'nı bir kenara koyarsak) 'nerede kalmıştık' dercesine yeni filminin çekimlerine geçtiğimiz günlerde başladı. 'Nerede kalmıştık' dercesine diyoruz çünkü Akın'ın yeni filmi 'Yaşamın Kıyısında', onun 'Hayat' üçlemesinin ikinci ayağını oluşturuyor. Sokağa ve hayata karşı algıları hep açık olan ve bunu sinemasına aktaran yönetmen, 'Duvara Karşı'dan sonraki süreçte yaşadıklarını da filme aktarmayı ihmal etmiyor. Bunun nasıl olduğunu tabii filmi izeldikten sonra göreceğiz ama söyleşide ipuçlarını anlatıyor Akın.
Nurgül Yeşilçay, Baki Davrak, Hanna Schygulla, Patrycia Ziolkowska, Tuncel Kurtiz, Nursel Köse, Yelda Reynauld, Erkan Can, Nejat İşler, Güven Kıraç ve Şevval Sam'ın rol aldığı filmin Almanya'daki çekimlerini biteren Akın bir süredir Türkiye'de. Karadeniz'de çekimleri tamamlayan Akın bugünlerde İstanbul'da çalışıyor.
'Yaşamın Kıyısında' sıradan altı insanın öyküsü üzerine kurulu. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. İkiye ayırmış yolcuları Akın. Bir grup Bremen'den Karadeniz kıyılarına, diğer grup da İstanbul'dan Bremen'e gidiyor. Tabii yolları kesişiyor. Ayrıca bu yolculuklar hepsi için zamanla kendilerini aramaya dönüşüyor. Fatih Akın'la 'Yaşamın Kıyısında'yı konuştuk...
'Yaşamın Kıyısında', 'Duvara Karşı'yla başladığınız 'Hayat' üçlemesinin ikici ayağı değil mi?
Evet. 'Duvara Karşı' sevgi ve aşk üzerine bir filmdi. Bu film ölüm üzerine olacak. Son filmin teması da şeytan.
'Duvara Karşı'dan sonra Altın Ayı aldınız, Cannes'da jüri üyesi oldunuz, film dünyayı dolaştı, baba oldunuz... Bunlar 'Yaşamın Kıyısında'ya nasıl etki edecek? Çünkü siz biraz da yaşadıklarınızdan yola çıkarak film yapıyorsunuz.
Bunların hepsi etkili oldu ve filmin içinde yer alıyor. Mesela baba olduktan sonra çok farklı düşünmeye başladım. Zaten filmde de anne-kız, baba-oğul ilişkileri olacak. Ama hayat devam ediyor. Başarıya veya başarısızlığa takılıp kalmamak gerekiyor. Sinema da hayatın bir yansıması. En azından benim için böyle. 'Duvara Karşı'yla biz duvarları yıktık. Hayattaki duvar, Alman sinemasındaki duvarlar hep yıkıldı. Bu film duvarların arkasında neler oluyor onu anlatacak. 'Duvara Karşı'nın ana motifi darlık, sıkışmışlıktı. Bu filmin ana motifi genişlik.
Filmlerinde yol, yolculuk teması ağır basıyor, Almanya ile Türkiye arasında geçiyor. Bu filmde Trabzon'a kadar gidiyorsunuz. Yolculuk sizin için ne ifade ediyor?
Ben yolculuk yapmayı seviyorum. Yolculuk beni zenginleştiriyor. Onun için benim filmlerim havaalanlarında, istasyonlarda geçer. Vaktiyle Türkiye'ye arabayla az gelmedik yani (Gülüyor). Tabii beni zenginleştiren bir serüven, filmime de yansıyor.
AB - Türkiye ilişkisini iki insanın ilişkisine benzettiğinizi söylüyorsunuz. Biraz açar mısınuz?
Birbiriyle kopamayan ama iyi de geçinmeyen bir hal var. AB Türkiye'ye çevre, insan hakları, demokrasi gibi konularda önemli açılımlar getirebilir. Ama Türkiye de gayet uygar bir ülke. Avrupa'nın bunu görmesi gerekiyor. 2004'te her şey çok güzeldi. Sonra bozuldu. Ben aralarındaki ilişkiyi anne- kız, karı-koca ilişkisine benzetiyorum ve onu filmde göstermeye çalışacağım.
Filmin politik tarafına gelirsek...
Aslında tam politik bir film değil bu. Politik söylemin sınırları vardı. Ondan sonra işin içine felsefe girer. Daha evrensel bir söylemdir. Benim ilgilendiğim bu felsefi söylem sanırım. Yani didaktik olmayacak.
Politik ve felsefi olarak Latin Amerika sinemasının son dönemdeki örneklerinden etkilendiğinizi söylüyorsunuz. Galiba onların diline yakın bir söyleminiz olacak?
Evet. Onlarla zaten yakınız. Zaten benim filmlerimi de Latin Amerikalılar çok seviyor. Bütün filmlerim orada gösterildi, ödüller aldı. Onlar da bizi yakın buluyor bizim gibi. Avrupa'dan daha fazla onlara yakın olduğumuzu düşünüyorum. Onların sinemacılarını yakından takip ediyorum.
Büyük ödüllerin, önemli başarıların, yaratıcılar üzerinde negatif etkisi olduğu söylenir. Siz de 'Duvara Karşı'da Altın Ayı aldınız. Böyle bir şey hissettiniz mi?
Altın Ayı'dan sonra bir kriz yaşadım. Hiçbir şey beğenmez olmuştum. Bu krizden 'İstanbul Hatırası'nı çekerek kurtuldum. Herkesin gözü üzerinizde olunca bu sizi etkiliyor tabii. Ben de belgesel çektim. Çünkü kimse belgesele bir şey demez. Bu süreçte nefes aldım. Bu bana çok iyi geldi. Ayrıca Siyasiyabend'i, Aynur'u tanıdım. Onların çok büyük etkisi vardır 'Yaşamın Kıyısında'ya. O yüzden bence her şey birbirine bağlı. 'Duvara Karşı' olmasaydı, 'İstanbul Hatırası' olmasaydı 'Yaşamın Kıyısında' olmazdı. Bakalım bu film neyi doğuracak.
Yılmaz Güney'le ilgili bir film projeniz vardı. Ona ne oldu?
Onu biraz erteledik. Bu biraz da kumar gibi. 10 tane projen vardır. Birisi öne çıkıyor. Kendiliğinden oluyor. Şimdi 'Yaşamın Kıyısında'nın zamanı.
'Yaşamın Kıyısında'nın Cannes'da gösterileceğinizi duyduk...
Evet. Yarışacağız Cannes'da Altın Palmiye için.

--------------------------------------------------------------------------------

http://img175.imageshack.us/img175/7687/yesilnz7.gif (http://imageshack.us)
Yeşilçay: Fatih güven veren bir yönetmen
Nurgül Yeşilça'a göre Fatih Akın gibi Altın Ayı ödüllü bir yönetmenle çalışmanın zorluğu 'kötü olmamalıyım' diye çok çalışmakta.

Nurgül Yeşilçay'a 'Eğreti Gelin' gerçekten uğurlu geldi. Filmden sonra hem Yeşilçay'ın oyunculuğuyla ilgili tartışmalar son buldu hem de Fatih Akın 'Eğreti Gelin'i izledikten sonra onunla çalışmaya karar vermiş. Yeşilçay'la ayaküstü konuştuk.
Atıf Yılmaz'ın 'Eğreti Gelin'i gerçekten uğurlu geldi size. Bu filmden sonra Fatih Akın karar vermiş sizinle çalışmaya.
Evet uğurlu geldi. Ben çok şanslıyım. Atıf Yılmaz gibi bir ustadan sonra yeni dönemin en önemli yönetmeni Fatih Akın'la çalışmak başka nasıl açıklanabilir ki...
Peki bu altı insan sıradan insanlar mı?
Evet sıradan insanlar. Ama oyuncuya çok zevk verdiklerini söyleyebilirim. Benim oynadığım karakter çok zor bir roldü. Ben üç ayda çalışıp ancak toparlayabildim. Çünkü abartırsanız müsamere gibi olabilir, kendini sınırlarsan çok ekonomik olacak.
Doğruyu nasıl buldunuz?
Fatih oyuncuya güven veren bir yönetmen. Her şeyi onunla paylaşabiliyorsun. Hem kamera arkasındakilerle hem de kamera önündekilerle tek tek ilgileniyor. Bazen heyacanlanıyordum. Fatih o zamanlar üzülme akşama kadar vaktimiz var nasıl olsa çekeceğiz diyerek, size şans tanıyor. O zaman da işin doğrusunu buluyorsunuz.
Canlandırdığınız Ayten nasıl bir kadın?
Aslında kendini arıyor. Kendini yalnız hissetmemek için İstanbul'da birtakım siyasi olaylara karışıyor. Onlardan da ümidi kesince annesini aramaya Almanya gidiyor. Orada da bir kızla tanışıyor. O kız Ayten'e sahip çıkıyor. Bu sahiplenmede çok üzerine gidildiği gibi cinsellik çok da söz konusu değil. Film zaten herkes kendi dramını yaşarken, karşısındakine bakmaması üzerine kurulu.
Peki Altın Ayı'lı bir yönetmenle çalışmak bir baskı yaratıyor mu oyuncu üzerinde?
Çok çalışmanızı geriktiyor.
Çünkü 'kötü olmamalıyım' gibisinden bir his geliyor. Ama Fatih'i tanıyınca bunun bir önemi kalmadığını görüyorsunuz.
Siz bu filmle de uluslararası sularda yüzmeye başlamış oldun. Bu filmden sonra mesela İtalyan bir yönetmenle çalışır mısın?
Ya ben ruhu kötü insanlarla çalışmak istemiyorum. Oyunculuk zevkli bir iş. Ben de zevk almak istiyorum. Eğer bir yönetmenin ruhunun iyi olduğuna inanırsam herkesle çalışırım.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=197992

merlystreep
08-09-06, 10:20
Fatih Akın'ın "Yaşamın Kıyısında" filmi Cannes'da yarışacak

Cannes ödüllü yönetmen Fatih Akın’ın yeni filmi "Yaşamın Kıyısında"nın Türkiye çekimleri sürüyor.
The Marmara Pera Oteli’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Fatih Akın, "Yaşamın Kıyısında"nın beşinci filmi olduğunu ve ana motif olarak "ölüm" temasını işlediğini söyledi.
Akın, filmin baba-oğul, anne-kız ilişkisini işleme açısından bir "aile filmi", içinde bir aşk hikayesini barındırması açısından da "aşk filmi" olarak tanımlanabileceğini belirterek, senaryonun da kendisine ait olduğunu bildirdi.
Zaman zaman verdiği esprili cevaplarla salonda bulunanları güldüren Akın, filmin adının sorulması üzerine, "Adı ’Hatasız Kul Olmaz’ da olabilirdi. Orhan Gencebay’ın şarkısındaki gibi" diye konuştu.
Hikayenin karışık ve birbirinin içine geçen bir yapısı bulunduğunu anlatan Akın, Cannes’da "Altın Ayı" ödülünü aldıktan sonra nelerin değiştiğini soran bir gazeteciye, "Ödülü aldıktan sonra önümde bayağı yollar açıldı. Uluslararası fırsatlar doğdu. Bu filmi çok çabuk finanse edebildik" yanıtını verdi.
Tuncel Kurtiz de, kendisi için bir oyuncu olarak Fatih Akın ile çalışmanın güzel olduğunu, yönetmen Akın’ın genç olması nedeniyle pek çok prova yaptıklarını ve bunlardan da birşeyler öğrendiklerini söyledi.
Kurtiz, filmde tüm karakterlerin kendi maceralarında kendilerini aradıklarını dile getirerek, "Sonunda film, herkese bir insan olduğunu hatırlatıyor" dedi.

YEŞİLÇAY’IN LEZBİYEN ROLÜ
Filmin oyuncularından Nurgül Yeşilçay da filmin hayatı anlattığını, "kısaca insanların kendini arama hikayesi" denilebileceğini söyledi.
Yeşilçay, filmde canlandırdığı "lezbiyen" karakterine nasıl hazırlandığının sorulması üzerine, "Role Cem’le (Özer) hazırlandım. Cem, çok iyi bir oyuncudur. Çok iyi kadın rolü de yapabiliyor" cevabını verdi.
"Filme ilişkin rolü kabul etmeden önce gördüğü çekincelerin neler olduğunun" sorulmasına karşılık Yeşilçay, "Bunları açıklamak istemiyorum. Evet, bazı çekincelerim oldu, konuştuk, hallettik" dedi.
Nurgül Yeşilçay, rolüne ilişkin arka arkaya gelen sorulara tepki gösterdi.
Filmin Alman oyuncusu Patrycia Ziolkowska da İstanbul’a geleli sadece 2 gün olduğunu, her şeyi çok yeni, heyecanlı ve güzel bulduğunu anlattı.
Ziolkowska, Nurgül Yeşilçay ile çalışmayı nasıl bulduğunun sorulması üzerine, "Nurgül’le çalışmak çok güzel. Birbirimizle problemimiz olmadı.
Birbirimizi sevdik" diye konuştu.

CANNES’DA GÖSTERİLECEK
Türk-Alman ortak yapımı olan "Yaşamın Kıyısında"nın Almanya çekimleri tamamlandı. Karadeniz’de başlayan Türkiye çekimleri 23 Eylül’de sona erecek filmin, uzun bir post-prodüksiyon çalışmasının ardından 2007 yılı mayıs ayındaki Cannes Film Festivaline katılması planlanıyor.
Güven Kıraç, Şevval Sam ve Nejat İşler’in de misafir oyuncu olarak rol alacağı filmin müziklerini de Karadeniz ezgilerini kendi yorumuyla birleştirecek olan "Chantel" hazırlayacak.
Film, 2007 yılı sonbaharında Türkiye ve Almanya’da aynı zamanda gösterime girecek.

DIARS
09-09-06, 08:44
Bu entel ya da siyasi değil arabesk bir film!

Yazan ve yöneten Fatih Akın. 'Duvara Karşı' filmiyle Altın Ayı alan ve uluslararası lige sıçrayan, dünyaca ünlü yönetmenimiz. Başrol oyuncusu 'Eğreti Gelin' filminde izleyip hayran kaldığı Nurgül Yeşilçay. Siyasi kimliği olan, lezbiyen Ayten'i oynuyor. 'Yaşamın Kıyısında', yönetmenin ve başrol oyuncusunun söylediğine göre hem bir yanıyla siyasi, hem bir yanıyla felsefik, hem de bir yanıyla arabesk! 2007 Cannes Film Festivali'nde görücüye çıkacak, o zaman anlayacağız ama ikisi de sportif bakıyor olaya: Kupayı almaya gidiyoruz ama 'orada olmak da yeterliydi' diyebiliriz!

* Altı karakter ve birbirine geçmiş hayatlar var filmde... Hikaye biraz karışık mı? FATİH AKIN: Bir dakika, konsantre olayım... Şimdi birinci hikayede bir baba ve oğul var. Baba ve oğul aynı kadına aşık. İkinci hikayede radikal solcu bir kız var; Türkiye'de suç işliyor, yurtdışına kaçıyor. Orada birisi onu saklıyor ve o kişiye aşık oluyor. Aşık olduğu kişinin annesi de bunu istemiyor ve karşı çıkıyor. Bu iki hikayeyi bir araya getiriyoruz. Nasıl oldu?
NURGÜL YEŞİLÇAY: Fena değil (gülüyor) Sen bunu ezberle...

* Bütün filmlerinizde Almanya hikayesi mutlaka var. Bu film de Almanya, Karadeniz, İstanbul üçgeninde geçiyor... FA: Sonuçta kendi hayatımdan besleniyorum. Kendi hayatımda olanlardan ya da olmayanlardan oturup hikaye yazıyorum..

* Bu hikaye de sizin yaşadıklarınız mı? FA: Yüzde 100! Ama bu kez değişik bir mimarisi var. Mesela 'Duvara Karşı'nın mimarisi basitti; iki kişi birbirini seviyor sonra da beraber olamıyorlar! Bunun mimarisi ise çok farklı... NY: Teğet geçmeler var burada... Tam o anda kime çok ihtiyacın varsa, ona teğet geçiyorsun. Mesela benim oynadığım kızın o anda annesini görmeye o kadar çok ihtiyacı var ki... Annesiyle yan yana gidiyorlar ama birbirlerini görmüyorlar. Çok sürükleyici... Bir çırpıda okuyorsun senaryoyu. Bir yanıyla da çok arabesk! Yani çok bilindik hikayeler çok modernize edilmiş, belki bunun adı postmodernizm, Yani birbiriyle kurgusu daha modernize edilerek anlatılmış. FA: Çok doğru, bu yoruma katılıyorum.

* Arabesk olduğuna katılıyor musunuz? FA: Tabii ki! Bir örnek vereyim. Bir sahne çektik Zonguldak'ta. Bir mezarlığa gidiliyor. Benim kostümcüye, 'Frida Kahlo'ya benzesin' dedim. Eteği siyah olmasın, üzüntülü olmasın, renkli olsun, ölümü bile renkli karşılasın. Frida'dan başladık, baktık ki bu daha çok Atıf Yılmaz olmuş! Danışmanıma sordum, 'iyidir iyi, Türk filmine benzesin' dedi.

* Türk filmine hayranlığınızı biliyorum, çok seviyorsunuz. Ama siz dünya sinemasında farklı ve özgün tarzınızla öne çıktınız hep. Bir değişim ya da dönüşüm mü var? NY: Tamamıyla Türk filmine benzemiyor ki, sadece o bölümü benzemiş. FA: Filmin önemli bir bölümü Türkiye'de geçiyor. Türkiye'yi sadece yabancı gözüyle görmek olmaz ki. Bir belgesel seyrettik geçen gün, çok boktandı! Bir Alman gelip buraları çekmiş ama yapamamış. Ben yine farklıyım, çünkü Zonguldak'taki ailemi katıyorum, köyümü katıyorum, sentez daha fazla. Tabii ki Türk Sineması'ndan besleniyorum ama bütünüyle değil. İran olsun, Alman olsun, Hollywood olsun, her sinemadan besleniyorum ben.

* "Benim hayata karşı bazı sorularım vardı, onu çözmek istiyorum bu filmde" demişsiniz. Nasıl sorular bunlar? FA: Şimdi çok entel bir şey söylemek istiyorum (gülüyor), Bertolt Brecht var. 'Üç Kuruşluk Opera'da der ki; bu hayat için insanoğlu yeteri kadar akıllı değil! Onu geçen gün dinledim çünkü ben sokak çocuğuyum, entel takılmıyorum (kahkahalar atıyor) Duyar duymaz dedim ki, bu enteresan. Çünkü bütün olayı bir noktada çözüyor. Her zaman sorunlar, problemler, savaşlar, acılar var, bir türlü çözemiyorsun. Neden, neden diye soruyorsun. Ben de bunları çözmeye çalışıyorum. Film yapmak da benim için hem hikaye anlatmak, hem ekmeğimi çıkartmak, aynı zamanda bu nedenleri çözmek...

* Çözebildiniz mi peki bu filmle? FA: Hayır, maalesef bir film hepsini çözemiyor. Keşke çözse, eve gitsem rahat olsam!

* Siyasi içerikli bir film mi peki bu? FA: Siyasi kelimesi bence bir sınıra kadar hayatı anlatıyor ya da hayatı kategorize ediyor. Sağ, sol, orta, Müslüman ya da değil. Peki sonrası ne? Ondan sonra felsefe başlıyor. Bence bu daha fazla felsefe üzerine bir film, siyasi değil.. NY: Çok siyasi bir film değil ama çok da siyasi bir film! Yani kimin nasıl baktığıyla alakalı. FA: Ben bunu anlamadım... NY: Bunu ben de anlamadım, ne dedim ben! (kahkahalar atılıyor bir süre) Evet ben siyasi kimliği olan birisini oynuyorum ama film bittikten sonra, şöyle bir şey elde ediyoruz: Eee, yani her şey boş, sadece hayat denen bir şey var ve her şeyin ötesinde. Anlatması çok zor ya!

* Örgüt üyesi bir lezbiyeni oynuyorsunuz. Nasıl bir karakter bu? NY: Evet ama bu çok küçük bir ayrıntı. Bu kız kendini bulmaya çalışıyor. Hepimizin yaptığı gibi, bir şeylere ait olmak istiyor, bir şeylere ait olunca kendini güçlü hissediyor. Sonunda birtakım şeyler yaşıyor. Ülkeden gitmek zorunda kalıyor ve annesini de bulmak istiyor çünkü bir yere ait olma hissi aileye de ait olma hissidir ya... Çok yalnız ve yazık bir kız bence. Ben senaryoyu okurken çok ağladım Ayten'e. Annesini bulamıyor, sonunda hayat onu olgunlaştırıyor, sonunda kendisini buluyor ama biraz zor oluyor.

* Bu örgüt üyesi kızı yazarken belli isimleri düşünerek mi yazdınız, bir isim var mı yani? FA: Yok, hiç kimseyi düşünerek yazmadım, belli bir ad yok. Tam belli edersen, o taraf, o dernek, o örgüt diye, kim olursa olsun ağzına s.çar! Demin bir kelime söyledi Nurgül; postmodern! Çok doğru çünkü bu film 10 sene önceyi de anlatabilir, zamansız...

* Bir lezbiyeni oynarken rahat mıydınız? NY: Çok isterdim 'lezbiyen kulüplere gittim, sabahlara kadar onlarla takıldım' demeyi. Filmin satışında da işimize yarardı ama kocam etek giydi, birlikte çalıştık! FA: Cem'e çok teşekkür ediyorum, çok iyi hazırlamışsınız, çok sağol, Çeşme'ye selamlar (kahkahalar) Sonuçta bir aşk hikayesi anlattım; bir aşk hikayesi yazdım. O kadar! Eminim, seyircinin yüzde 80'i bunların eşcinsel olduğunu unutacak bir noktadan sonra ve sadece onların aşklarını görecek. Tabii başardıysam! NY: Lezbiyenlik üzerine değil, insan üzerine başka şeyler anlatan bir film. Hiç zorlanmadım.
ŞİRİN SEVER

DIARS
09-09-06, 08:47
Devamı,
Bu filme kimse sahip çıkmayacak

FA: İnsanlar çok kızacak bu filme.. Kimse sahip çıkamayacak, çünkü herkesin hatasını gösteriyoruz. İnsan budur, insan hatalıdır, birincisi bu. İkincisi, benim için sinemacılık futbol gibi yani spor! Ben sportif bakıyorum. Orası dünya şampiyonası gibi bir şey, ben oraya kupayı almaya gidiyorum. Alabilirsem ne güzel, alamazsan alamam. Futbolcular derler ya, 'biz oraya gideceğiz kupayı alacağız' falan, sonra ilk rauntta s.çıyorlar! Ondan sonra olimpiyat gibi takılıyorlar, orada olmak yeterliydi diye.

Nurgül Nurgül'ü izledim ağzım açık kaldı!

* Nurgül Yeşilçay'ı seçmeye ne zaman karar verdiniz? FA: Ben bir oyuncuyla tanışırım veya izlerim onu, ona göre rol yazarım. Önemli ustalar bana kızıyorlar 'ya oyuncu oynayamazsa ne olacak' diye! 'Önce hikayeyi düşüneceksin' diyorlar. Mesela bu filmdeki Ayten karakterini yazdım; o tür kızlar ve kadınlarla tanıştım, ona göre yazdım ve oyuncu aradım. Birkaç isim yazdım kenara, isimlerini söyleyemem. Bazılarıyla görüştüm, sonra 'Eğreti Gelin'i izledim ve ilk kez Nurgül Yeşilçay'ı gördüm. Nurgül'ü tanımıyordum. Ağzım açık kaldı. Çok güzel, çok çekici, çok seksi o filmde... NY: Şimdi öyle bulmuyor. (gülüyor) FA: Şimdi artık alıştım. (gülüyor) Ondan sonra 'Anlat İstanbul'u seyrettim. Dedim ki, bu kız hakikaten iyi!

* Kararınız bu filmle kesinleşti mi? FA: Yüzde 200! Bundan sonraki her filmimi Nurgül'le yapmak isterim. Kızıyorum ona, İngilizce öğren diyorum, Amerika'ya gideriz... NY: Biz de elimizden gelen yalakalığı yapıyoruz. Bir çay yönetmenime...

* 'Fatih baba süpermen, onunla çalıştıktan sonra neden büyük yönetmen olduğunu anladım' diyorsunuz. Ne anladınız? NY: Herkes 'bize Fatih baba'dan haberler versene' diyor. Ben de kısa ve öz olarak 'Fatih baba süpermen' diye yazdım sitemde. Hakikaten süpermen, 'filmlerimle dünyayı değiştirmek istiyorum' diyor ya; o da bir süpermenlik sonuçta. Her şeyin dışında, Fatih'le çalışmasam bile tanışmış olmayı çok isterdim. Hiç hayal kırıklığına uğratmadı beni. Çok mütevazı, Türkiye'de öyle büyük bir başarıyı kazanmış birisi bu yaşta belki bu kadar mütevazı olmayabilir. Çok evrensel düşünüyor ve evrensel yaşıyor. Sette her şeyi önceden biliyor, hesaplıyor. Asla hiçbir şey aksamadı sette, tıkır tıkır gitti. Oyuncu yönetmenliği çok iyi; bir oyuncunun arayıp da bulamayacağı bir şey. Hamburg'da sağolsunlar bana hiç yalnızlık hissettirmemeye çalıştılar, devamlı gezdirdiler! Sadece tepki göstermek için tepki gösterecekler!

* Bu rol ilk teklif edildiğinde düşünmüştünüz ve karar vermemiştiniz. Neydi tereddüt ettiğiniz? NY: Bunun ne olduğunu tam olarak söylemeyeceğim, sadece şunu söyleyebilirim: O beni ikna etti, ben onu. Sonuçta Fatih'in de kafasında bir sürü soru işareti vardı, onları konuştuk. Sonuçta burası Türkiye...

* Lezbiyen karakterinin tepki göreceğinden mi korktunuz? NY: İlk haliyle olsaydı daha çok tepki görecekti ama şu haliyle tepki gösteren sadece tepki göstermek için gösterecek. FA: İki şey söylemek istiyorum bu konuda, birincisi süpermen değilim. NY: Bana göre süpermensin. FA: Hayır değilim, süpermen olsam bile söylemem, gizli kalması lazım! Şöyle bir şeyim var; benim bütün kabiliyetim etrafımdaki insanları iyi seçmem. Belki iyi bir yönetmen dediğin budur. Çok iyi bir görüntü yönetmenim, çok iyi oyuncu kadrom, çok iyi kurgucum var, çok iyi yapımcılarım var. İkincisi, ikna etme olayı... İki çeşit oyuncu vardır, bir çeşidi, 'ben seninle çalışmak isterim, her şeyi yaparım, bok desen boku da oynarım' der. Ben onlara güvenmem. Bir oyuncu 'neden, niye, bu sahneye ne gerek var' diye sormalı. O zaman derim ki, bu sanatçının bir sorumluluğu var kendine ve topluma karşı. Aynı zamanda sorular da doğru sorularsa, akıllı bir insan diye düşünürüm. Akıl oyuncunun hazinesidir. Duygusal zeka bir oyuncuda varsa o oyuncu iyidir. Nurgül'de bunu gördüm. Onun şüphesi, onun soruları beni daha çok hırslandırdı, 'bu kızı benim ikna etmem lazım' dedim. Bu kız doğru, bu kız akıllı.. Tıpkı Ayten gibi, Ayten de böyle yapar diye düşündüm.
www.sabah.com.tr

sbuffy
29-10-06, 11:30
Fatih Akın'ın üç filmi bu ay cnbce'de yayınlanacak.filmlerin yayın tarihleri:

Kısa ve Acısız-13 kasım pazartesi saat 22:00
Temmuzda-20 kasım pazartesi saat 22:00
Solino-27kasım pazartesi saat 22:00

kaynak:cnbce dergi

FBuse
03-11-06, 12:33
http://img135.imageshack.us/img135/8092/fatihgvendw7.jpg (http://imageshack.us)

FBuse
03-11-06, 12:34
http://img153.imageshack.us/img153/6141/fatihmh2.jpg (http://imageshack.us)

movie_monster
17-01-07, 18:36
3 filminizi izledim fatih akının.ilki kısa ve acısız 2.si duvara karşı 3.sü ise temmuzda.her birinden ayrı ayrı zevk aldım.bence geleceğin usta yönetmenlerinden olmaya aday.fimlerinde ki dialoglar çok içten çok başarılı.ayrıca müzikleri çok iyi kullanıyor.son filmini sabırsızlıkla bekliyorum.ondan çok daha fazla film bekliyorum.

seraphim
18-04-07, 12:50
ben fatihin duvara karşı filmini izleidm ama diğer 3 filmini de izlemek istiyorum.gerçekten çok yetenekli çok zeki ve yönetmenliği de yazarlığıda çok içten çok samimi zaten istediği de bu ve bence en iyi sinema samimi olan.nurgül fatih için süpermen demişti hakikaten öyle.filmleriyle dünyayı değiştirmeye çalışan bir süpermen
sadece yönetmen olarak değin insan olarak da bayıldığım bir insan. doğallığı bu kadar yurt dışında büyük bi başarı kazanmış hem de bu kadar gençken nasııl bu kadar mütevazi olabiliyo .mükemmel bir insan hayranım ona.
keşke böyle dahiler daha çok olsa böyle kafalar böyle yetenekler.
son filmi cannes da yarışmaya kalmış.inş ödülde alıcak.göğsümüzü kabartıcak.
seni seviyoruz fatih ben şahsen hastasınım

seraphim
18-04-07, 13:00
yönetmenin filme bakışı

FATİH AKIN:

“Yaşamın Kıyısında” bana göre “Duvara Karşı” nın ( Gegen die Wand) felsefi ve politik anlamda devamıdır. “Duvara Karşı” nın çekimleri bittiğinde 29 yaşımdaydım, bugün 32 yaşımdayım ve bir oğlum var. Cannes Film Festivali’nde jüri üyeliği yaptım, dünyayı filmimle gezdim ve şimdi işlemek istediğim bir çok şey yaşadım ve gördüm. “Yaşamın Kıyısında” son 3 yılın izlenimlerini konu alıyor. Dünya politikasında olanları – 11 Eylül 2001 ve bundan sonra oluşan- dünyayı saran korkudan Türkiye’nin Avrupa birliğine katılması tartışmalarına kadar olanları kendi tarzımla ele alıyorum.

Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili kişisel fikrim “Evet, hemen şimdi” ile “Hayır, üye olmasa daha iyi” arasında gidip geldi. Olumsuz tavrım beynimde topladığım sol fikirlerle ilgili. Şöyle ki; “AB emperyalist bir oluşumdur” ya da “AB’nin amacı ekonomik ve kültürel küreselleşmeyi sağlamaktır” gibi argümanlar ağır bastı.
Bugün biliyorum ki, Türkiye’de yüzde yüz uygar bir toplum, önkoşulsuz insan hakları, ekoloji bilinci ve fırsat eşitliğinin sağlandığı bir eğitim sistemine, AB olmaksızın kavuşmak uzak bir hayal. Türkiye ile AB’nin ilişkisini bana sanki iki insan arasındaki zorlu bir aşk ilişkisi gibi geliyor. Ayten ve Lotte’nin, Ayten ve Susanne’nin, Nejat’ın, Ali ve Yeter’in karşılaşmaları, bu tuhaf bilateral ilişkiye örnek olabilir. Anahtar kelime affetmektir. Çünkü affetmek aynı zamanda karşındakini hatalarıyla kabul etmektir.

Filmin şiirselliği benim kişisel gelişimimle ilgilidir. Bununla birlikte yeni keşfettiğim Latin Amerika sinemasının ve yapımcılarının bugünkü düşüncelerime etkide büyük bir rolü olmuştur. “Amores Perros” ve “21 Gram” gibi muhteşem filmlerin yazarı Guillermo Arriga, bana ilham verdi. Sinematografik bakış açımı değiştirdi. “Hem Y Tu Mama Tambien” hem de “Motorcycle Diaries” bana politik, gelenekçi olmayan sinemanın tüm dünyada değerlendirilebilir olduğunu gösterdi.

Oğlumun doğumu ve hamilelik bana hayat ve ölüm hakkında düşünme imkanı verdi. Şuna kuvvetle inanıyorum ki, bebeklerin geldiği yer, öldükten sonra gideceğimiz yerdir.Ölüm hakkında pozitif bir film çekme fikri çok hoşuma gidiyor. Rüyada ölüm değişikliğe delalettir. Yeni bir hayata geçiş, bir metamorfozdur. Birçok kültürde ölüm kötü ve negatif bir şey olarak görülmenin tersine, umudu temsil etmektedir.

Benim hikayem ölümün nasıl karmaşık dramlar ve aslında çözülemeyen çatışmalar yarattığının göstergesidir.Tüm bu felsefi ve politik fikirlerden gerilimli, keyifli ve değerlendirilebilir bir sinema filmi yapmak istedim.

Sanırım bu mümkün.
Fatih Akın, Sonbahar 2005

seraphim
18-04-07, 13:08
Fatih Akın, Bush'u bombaladı

'Duvara Karşı' filmiyle Avrupa sinemasında zirveye çıkan Fatih Akın, ABD lideri George W. Bush'a yönelik çok sert açıklamalar yaptı...


7 Ağustos 2006 Pazartesi
Akın, Der Spiegel dergisine yaptığı açıklamada, ''Bush'un politikası Nazi dönemiyle mukayese edilebilir. Hollywood'da Pentagon'un talimatıyla bazı filmlerin işkence ve Guanatanamo'nun normal bir görüntü kazanması amacıyla yapıldıklarına inanıyorum. Bush yönetiminin üçüncü dünya savaşını başlatmak istediğine eminim. Bence bunlar faşist'' dedi.

Almanya'da bir adalet bakanının benzer bir mukayese yaptığı için görevinden ayrılmak zorunda kaldığının hatırlatılması üzerine de Akın, ''Bir sanatçı için durum farklı. Benim düşünce özgürlüğü hakkım var'' şeklinde karşılık verdi.

ABD Başkanı George W. Bush'u protesto etmek amacıyla, üzerinde ''Bush'' ve ''S'' harfinin gamalı haç şeklinde yazılı olduğu siyah bir tişört giyen Akın, Almanya'da gamalı haç işareti taşınmasının yasak olduğunun hatırlatılması üzerine de, söz konusu işaretin ''Bush'' sözcüğünün bir parçası olarak algılanması gerektiğini söyledi.

seraphim
18-04-07, 13:09
ben fatihi tarantinoya benzetiyorum ya...onun gibi fatih de manyak çılgın iginç filmler yapıyo..
türkiyenin tarantinosu o

seraphim
18-04-07, 13:15
http://img292.imageshack.us/img292/1548/009966no7.jpg (http://imageshack.us)

seraphim
19-04-07, 14:03
ÖDÜLLÜ YÖNETMEN FATİH AKIN’IN FİLMİ “YAŞAMIN KIYISINDA” 60. CANNES FİLM FESTİVALİNDE ALTIN PALMİYE İÇİN YARIŞIYOR... FİLMDE BAŞROL OYNAYAN NURGÜL YEŞİLÇAY DA CANNES'E DAVET EDİLDİ...

19/4/2007 14:50
http://img407.imageshack.us/img407/5485/ed7349a646324a49b71553eon8.jpg (http://imageshack.us)http://img242.imageshack.us/img242/7153/nurgulfatihsv9.jpg (http://imageshack.us)

Senaryosu ünlü yönetmen Fatih Akın tarafından yazılan ve yönetmenliği yine Fatih Akın’ın üstlendiği , başrollerini Nurgül Yesilçay, Baki Davrak, Tuncel Kurtiz, Hanna Schygulla, Patrycia Ziolkowska ve Nursel Köse'nin paylaştığı, Corazon Film (Almanya), Anka Film (Türkiye) ortak yapımı olan "Yaşamın Kıyısında" filmi 60. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışacak.

16–27 Mayıs tarihlerindeki festivale Fatih Akın ve Alman yapımcı Corazon Film yetkilileri ve Alman başrol oyuncuları; Türkiye’den de Türk yapımcı Anka Film yetkilileri, başrol oyuncuları Nurgül Yeşilçay ve Tuncel Kurtiz davet edildi.

:happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064

seraphim
19-04-07, 17:21
www.sinema.com
Sinema.com
19 Nisan 2007, Perşembe 15:58
http://img182.imageshack.us/img182/1566/24566py5.jpg (http://imageshack.us)


Fatih Akın Cannes'da yarışacak...

http://img254.imageshack.us/img254/9105/24565150lb8.jpg (http://imageshack.us)



Fatih Akın'ın Türkiye-Almanya ortak yapımı son filmi "Yaşamın Kıyısında" Cannes'da Altın Palmiye için yarışacak. Cannes'ın bu seneki jürisinde, Nobelli yazarımız Orhan Pamuk da var!
Fatih Akın'ın Türkiye-Almanya ortak yapımı son filmi "Yaşamın Kıyısında"nın Cannes'da Altın Palmiye için yarışacağı resmen açıklandı. Böylece sinema kulislerinde bir süredir konuşulan haber doğruluk kazanmış oldu. Daha önce Akın da kimi röportajlarında filmin Cannes'da yer alacağına dair ipuçları vermişti. Akın, Coen Kardesler, Catherine Breillat, David Fincher, Emir Kustirica, Gus van Sant, Wong Kar-Wai, Quentin Tarantino ve Bela Tarr gibi önemli yönetmenlerle yarışacak. Festivalde bu yıl Stephen Frears'in başkanlık edeceği jüride, Nobel ödülü kazanan yazarımız Orhan Pamuk da yer alıyor.
Başrollerini Nurgül Yesilçay, Baki Davrak, Tuncel Kurtiz, Hanna Schygulla, Patrycia Ziolkowska ve Nursel Köse'nin paylaştığı film, Corazon Film (Almanya) ile Anka Film (Türkiye) ortak yapımı.

16-27 Mayıs tarihlerindeki festivale Fatih Akın ve Alman yapımcı Corazon Film yetkilileri ve Alman başrol oyuncuları; Türkiye'den de Türk yapımcı Anka Film yetkilileri, başrol oyuncuları Nurgül Yeşilçay ve Tuncel Kurtiz davet edildi.

"Yaşamın Kıyısında" Temmuz-Ekim 2006 arasında, Hamburg, Bremen, İstanbul, Karadeniz Kıyıları ve Trabzon'da çekildi. Filmde altı insan, altı biyografi, altı hayat yazgısal bir şekilde iç içe geçiyor. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. Gündüzlerden ve gecelerden geçen, sarp ve dikenli yollardan yaşamın kıyılarında dolaşan ve bizzat yolcuların benliğine giden birer yolculuk. Bir ucu Almanya Bremen'den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşırken, başka bir uç İstanbul'dan başlayıp Bremen

seraphim
19-04-07, 17:29
http://img243.imageshack.us/img243/6734/1001eg4ud3.jpg
http://img167.imageshack.us/img167/9062/1002ol8ic1.jpg
http://img167.imageshack.us/img167/9295/1012rx1jw0.jpg

chaylack
19-04-07, 18:11
valla süper bir haber gerçekten sevindim yolu açık olsun güzel haberler bekliyoruz artık:img-wink: :img-wink:

seraphim
19-04-07, 19:24
Ve Altın Palmiye için yarışacaklar:

(Catherine Breillat) An Old Mistress (Une Vieille Maitresse)
(Christophe Honore) The Love Songs (Les Chansons d'amour)
(Julian Schnabel) The Diving Bell And The Butterfly
(Fatih Akin) Auf der anderen Seite des Lebens
(The Coen Brothers) No Country For Old Men
(David Fincher) Zodiac
(James Gray) We Own The Night
(Naomi Kawase) Mogari No Mori
(Emir Kusturica) Promise Me This
(Lee Chang-Dong) Secret Sunshine
(Cristian Mungiu) 4 Months, 3 Weeks And 2 Days
(Raphael Nadjari) Tehilim
(Carlos Reygadas' Silent Light
(Marjane Satrapi and Vincent Paronnaud) Persepolis
(Ulrich Seidl) Import/Export
(Alexander Sokurov) Alexandra
(Quentin Tarantino) Death Proof
(Bela Tarr) The Man From London
(Gus Van Sant) Paranoid Park
(Andrey Zvyagintsev) The Banishment




ayrıntılı yorumlar sonra... ama acaip bir liste. Çok sağlam yönetmenler var.
Bu arada unutmadan Fatih Akın'a da bol bol şans. Umarım biz de çok gecikmeden izleriz.


http://cambelboy.blogspot.com/2007/0...s-yolunda.html

seraphim
20-04-07, 17:02
TÜRK SİNEMASInIn, CANNES FİLM FESTİVALİ ÇIKARMASI
] Jüride Orhan Pamuk, yarışmada Fatih Akın
60. Cannes Film Festivali'nde Türkiye'yi jüride Orhan Pamuk, yarışmada Fatih Akın, Yönetmenlerin On Beş Günü'nde Semih Kaplanoğlu temsil edecek


Alin Taşçıyan

Sinema dünyasının en önemli festivallerinden sayılan Cannes Film Festivali'nin 60'ıncı yılında Türk sineması her alanda temsil edilecek. 15-27 Mayıs günleri arasında düzenlenecek olan festivalde Fatih Akın'ın Türk-Alman ortak yapımı filmi "Yaşamın Kıyısında" yarışmaya seçildi.
Yönetmen imzaları açısından son yılların en görkemli listelerinden birine sahip olan, daha önce Altın Palmiye kazanmış Gus Van Sant, Tarantino, Kusturica, Coen Biraderler gibi yönetmenlerin yeni filmlerinin de katıldığı yarışmanın jüri üyelerinden biri Nobelli yazarımız Orhan Pamuk oldu.
Semih Kaplanoğlu'nun "Yumurta" adlı filmi "Yönetmenlerin On Beş Günü" programına, onun devamı olan "Süt" adlı projesi ise desteklenmek üzere Cinefondation kapsamına alındı. Bu yılki Türkiye standı da ASD-Ankara Sinema Derneği tarafından kataloglar bastırılarak, toplantılar düzenlenerek bir tanıtım-iletişim mekânı olarak kullanılacak. 60'ıncı yılında Cannes son yılların en çekişmeli film arenası haline gelirken Türk sineması da hakkıyla temsil edilecek.


Orhan Pamuk: Sabahları roman yazıp öğleden sonra film seyredeceğim
Geçen sene çağırdıklarında meşguldüm. "2006 jürisi için vaktim yok, ama başka bir zaman üyelik yaparım" dedim. Geçen senenin sonunda, Nobel almamdan çok önce bu yılki jüriye davet ettiler, kabul ettim. Sinemayı çok seviyorum, bu yüzden çok heyecanlıyım. Sabahları 'Masumiyet Müzesi' adlı yeni romanımı yazacağım. 13.00'ten sonra film seyredeceğim.




Fatih Akın: Cannes'da yarışmak gurur verici
Altın Palmiye için yarışabilmek her yönetmenin arzusudur. Çok mutluyum. Berlin'den sonra Cannes hayalimin de gerçekleşmesi beni çok heyecanlandırıyor. Filmi buraya taşıyan tüm ekibime teşekkür etmek istiyorum. Sonuç ne olursa olsun Cannes Film Festivali'nde yarışabilmek gurur verici....





Tuncel Kurtiz: Cannes'a 4'üncü kez gidiyorum
İlk kez 1971 yılında "Umut" ile gittim Cannes'a... Yönetmenlerin On Beş Günü bölümündeydi. Sonra bir İsrail filmi, daha sonra da "Duvar" ile gittim. Bu kez Fatih, Nurgül ve diğer arkadaşlarla gitmek sevinç verici, bu heyecanı paylaşmak çok güzel. Bir derece alamasak bile yarışmaya katılmak her bakımdan önemli.


Nejat İşler: Filmi henüz izlemedim
Cannes'ı çok önemsiyorum. Ben daha "Yumurta"yı izlemedim, ama enteresan bir deneyim oldu. Doğduğu kasabaya dönen bir adamı oynuyorum. Geçen seneki tecrübelerimizi ve partileri devam ettireceğim.


Nurgül Yeşilçay: Heyecandan kalbim ayaklarıma değiyor
Düşündükçe ayaklarım yerden kesiliyor, kalbim ayaklarıma değip tekrar yerini buluyor, asansörle değil merdivenle çıkıyorum. Daha önce yarışmalı bölüme ülkemizden sadece iki filmin katıldığını hatırladıkça heyecanım katlanıyor. Fatih Akın'a bana bu ayrıcalığı yaşattırdığı için çok teşekkür ediyorum. O, hayal gücüyle aklını harmanlayabilmiş ender insanlardan biri. Umarım yüzünü kara çıkarmam.


Semih Kaplanoğlu: Cinefondation atölyesi önemli
Yusuf Üçlemesi'nin ilk filmi "Yumurta"nın "Yönetmenlerin On Beş Günü"nde gösterilmesine sevindim. İkinci filmi "Süt"ün Cinefondation atölyesine seçilmesi, onu gerçekleştirecek şartlara sahip olmak için ilişkileri kurmak açısından önemli.

Altın Palmiye için yarışacaklar


"My Blueberry Nights" Wong Kar Wai
"Yaşamın Kıyısında" Fatih Akın
"No Country for Old Men" Joel&Ethan Coen
"Zodiac" David Fincher
"We Own the Night" James Gray
"Mogari Ormanı" Naomi Kawase
"Bana Söz Ver" Emir Kusturica
"Secret Sunshine" Lee Chang-Dong
"Breath" Kim Ki-duk
"4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün" Cristian Mungiu
"Tehilim" Raphael Nadjari
"Silent Light" Carlos Reygadas
"Persepolis" Marjane Satrapi&Vincent Paronnaud
"Import Export" Ulrich Seidl
"Alexandra" Alexandr Sokurov
"Death Proof" Quentin Tarantino
"The Man From London" Bela Tarr
"Paranoid Park" Gus Van Sant
"The Banishment" Andrey Zvyagintsev
"Les Chansons d 'Amour" Christophe Honore
"Une Vieille Maitresse" Catherine Breillat
"The Diving Bell and the Butterfly" Julian Schnabel


Yarışma dışı:
"Sicko" Michael Moore
"Ocean's Thirteen" Steven Soderbergh
"A Mighty Heart" Michael Winterbottom

seraphim
20-04-07, 17:03
Pamuk Cannes jürisinde


60. Cannes Film Festivali'nde Fatih Akın'ın yeni filmi 'Yaşamın Kıyısında'da Altın Palmiye için yarışacak. Stephen Frears başkanlığındaki festivalin seçici kurulunda Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk da görev alıyor

20/04/2007 (912 kişi okudu)


MEHMET BASUTÇU (Arşivi)

PARİS - 60 yaşını kutlayan Cannes Film Festivali'nde, bu yıl Türkiye de etkili olacak. Bu kez Almanya'dan gelen bir Türk yönetmen, Fatih Akın, son filmi 'Yaşamın Kıyısında' ile Altın Palmiye yarışına katılıyor. Yarışmanın jürisinde de Türkiye'den bir isim var, Nobel Edebiyat Ödüllü Orhan Pamuk.
'Duvara Karşı'yla Berlin'de Altın Ayı kazandıktan sonra, 2005'te Cannes'ın büyük jürisinde görev alan Fatih Akın, artık Alman ve Türk sinemalarının ötesinde, dünya sinemasının genç ustaları arasında çift kültürlü kimliğiyle özgün bir yere sahip. Çekimleri Almanya ve Türkiye'de yapılan 'Yaşamın Kıyısında', Cannes'da büyük yarışa katılan altıncı Türk filmi olacak. Akın filminin Cannes'a seçilmesinden oldukça memnun. "Cannes'da Altın Palmiye için yarışabilmek her yönetmenin arzusudur. Çok heyecanlı ve mutluyum. Berlin'den sonra Cannes hayalimin de gerçekleşmesi beni çok heyecanlandırıyor" demesi bunun bir göstergesi.
16-27 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek festival, 60. yılını sinema şölenine dönüştürecek. Bir dizi yan etkinlikle beslenen zengin bir program hazırlandı. Her zamankinden dafa fazla oyuncu ve yönetmenin katılacağı festivale Martin Scorsese 60. yaş özel konuğu olarak katılacak ve sinema dersi verecek.
Stephen Frears'in başkanlık edeceği, Orhan Pamuk'un da aralarında bulunduğu dokuz kişilik jüri Gus Van Sant, Quentin Tarantino, Emir Kusturica, Kim Ki Duk, Aleksandr Sokurov, Carlos Reygadas gibi yönetmenlerin filmlerini değerlendirecek. Festival yönetimi Orhan Pamuk'un ismini Nobel Ödülü almadan önce düşünmüş. Çünkü yönetim de sıkı bir Pamuk takipçisi.
Festivalin, listesi mayıs ayı başında açıklayacak olan Yönetmenlerin 15 Günü yan bölümüne Semih Kaplanoğlu'nun 'Yumurta' ile katılacağı kesinleşti. Bu durumda, bölümde yer alması beklenen Derviş Zaim'in (Cenneti Beklerken) şansı azalmış bulunuyor

Altın Palmiye için yarışacak filmler
My Blueberry Nights, Wong Kar Wai/ Yaşamın Kıyısında Fatih Akın/ No Country for Old Men, Joel ve Ethan Coen / Zodiac, David Fincher / We Own the Night, James Gray / The Forest of Mogari, Naomi Kawase / Promise Me This, Emir Kusturica / Secret Sunshine, Lee Chang-Dong / Breath, Kim Ki-duk / 4 Months 3 Weeks ans 2 Days, Cristian Mungiu / Tehilim, Raphael Nadjari / Silent Light, Carlos Reygadas / Persepolis, Marjane Satrapi and Vincent Paronnaud / Import Export, Ulrich Seidl / Alexandra, Alexandr Sokurov / Death Proof, Quentin Tarantino / The Man From London, Bela Tarr / Paranoid Park, Gus Van Sant / The Banishment, Andrey Zvyagintsev / Les Chansons d'Amour, Christophe Honore / Une Vieille Maitresse, Catherine Breillat / The Diving Bell and the Butterfly, Julian Schnabel JÜRİ
Stephen Frears (yönetmen, jüri başkanı), Maria de Medeiros (oyuncu), Maggie Cheung (oyuncu), Toni Colette (oyuncu), Sarah Polley (oyuncu), Marco Bellocchio (yönetmen) Orhan Pamuk (yazar), Michel Piccoli (oyuncu) Abdrahmane Sissako (yönetmen)

sadece_ozge
21-04-07, 08:31
FATİH AKIN'IN CANNES'DA DÜNYAYA TANITACAĞI KÖY, 53 BELEDİYENİN ÇÖPLÜĞÜ OLDU
Köyünü kurtarabilecek mi?
'Yaşamın Kıyısında' adlı filmiyle Cannes'da yarışacak olan Fatih Akın, adını yemyeşil çamlarından alan, ancak çöplüğe dönüşen köyünü 'kurtarmak' için belgesel çekiyor. Ankara'ya giden Akın, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'den de yardım isteyecek
ALİN TAŞÇIYAN

Yeni filmi "Yaşamın Kıyısında"nın Cannes Film Festivali'ne seçildiğinin açıklandığı sırada Fatih Akın, Trabzon'dan yeni dönmüş, İstanbul'da "Çamburnu" belgeseliyle uğraşıyordu.
Her yönetmenin rüyası olan Cannes Film Festivali'nin başlamasına üç hafta kala Akın işi gücü, reklamı bırakıp bir idealin peşine düştü.
"Yaşamın Kıyısında"nın Cannes'daki dünya prömiyerinde uluslararası izleyici topluluğunun göreceği, adını çamlarından ve denize bakan tepesinden alan Çamburnu, artık 53 belediyenin kullandığı bir çöplük!

'Kesilmiş köpek bile var'
Çamlar, çöp kamyonlarının geçeceği yolun yapımı için kesiliyor, çocukların geçtiği yerlerde tıbbi atıklar bulunuyor. Çektiği fotoğrafları gösterirken duruma isyan ediyor Akın: "Burası vahşi bir çöp alanı. Şehir içinde çocukların geçtiği yerde tıbbi atıklar, kanlı iğneler var! Kesilmiş bir köpek kafası bile vardı! Luis Bunuel filmi gibi."
Akın, atalarının mezarlarının bulunduğu köyün bu uygulamaya karşı başlattığı hukuk savaşına destek veriyor. Dün konu hakkında görüşlerini almak için Ankara'ya Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ile konuşmaya gitti.
Onun bu projeye angaje olması "İstanbul Hatırası"nın çekimlerine uzanıyor: "Aynur ve Siya Siyabend gibi sanatçıların fikirleri, duruşları dikkatimi çekti, hoşuma gitti. Bu romantik idealizmle hâlâ mücadele edenler var burada. Batı'da kalmadı artık bu tür bakışlar, felsefeler. O sıralarda Hanna Schygulla'nın İstanbul'da kayıp kızını aradığı Costa Gavrasvari bir film projesi üzerinde düşünüyordum. Martin Scorcese'nin Bob Dylan belgeselini izledim. Dylan'ın "Chronicles" kitabını okudum. Babaannesi Trabzonluymuş. Ben de Trabzonluyum. Babam, ortağım Andreas ve ben 2005'te Trabzon Çamburnu'na gittik. "Ne kadar güzel bir yer, film burada bitmeli" dedik Andreas ile. Sonra bize bu güzel yerin biteceğini, üzerine çöplük yapılacağını söylediler. O zamandan beri bu mücadelenin içindeyim.
Şimdiye dek başarı kazanamadık. O ağaçları kesiyorlar, Trabzon'un, Rize'nin, 53 belediyenin çöpünü döküyorlar. Deniz kenarından gitsin çöplük, tepelere çıksın. Pisliği halının altına süpürelim, kimse görmesin. Etik bir mesele bu. Çöp bir sorundur. "Başka bir yere koyun da bizim köye koymayın" demiyoruz. Bir sorunu başka bir sorunla çözmemeliyiz. AB standartlarından falan da söz etmiyorum. Bütün dünyada göstereceğim bu belgeseli, başka çaremiz yok. Kendi kanunlarımız var Türkiye'de: Çöp alanı kurulursa bin metre çap içinde yerleşim bölgesi yer almamalı. Çamburnu Belediye Başkanı ruhsat vermedi, verse kanuna karşı gelecek. Buna rağmen suçlu çıktı, Trabzon Valiliği ona dava açtı."


'Orası benim köyüm'
Hakiki bir sinemasever olan, her gün bir film izleyen Akın şöyle devam etti:
"Ben belgeseli çok seviyorum. Al Gore'un 'Uygunsuz Gerçek'ini çok sevdim. Mutlu son istiyoruz. Hasankeyf'i kaybettik. Bu daha küçük bir proje. Daha az destekçisi var. Ama bunu kazanabilirsek bir umut doğabilir. Yalnız Türkiye'de değil her ülkede var haksızlık, adaletsizlik... Ama trajik bir son da olabilir: Bu çöplük durursa o köy ölecek. Yağmurlarla çöpler tepeden köye inecek. Orası eski bir bakır madeni. Dinamit patlatmaktan boşluklar oluşmuş kayalarda. Yeraltı suyunu zehirleyecek çöpler. Yöre halkı çay yetiştiriyor. Fareler, martılar gelecek çöplere. Orası benim köyüm; çocuklarım, torunlarım bizi sattılar, hiç mücadele etmediler demesin. İlginç bir öykü: Küçük bir köy koskoca devlete karşı mücadele ediyor. Sinema bu!"

_kerime_
21-04-07, 14:31
nasıl bir adam bu ya:img-cool2
dahi derler ya öyle galiba
sıradan ama sıradışı bir insan
anarşist tavrını seviyorum ben bunun herşeyinde samimi filmlerinde de öyle
köyü çöplük olmasın diye "belgeselini çekerim dünyada gösteririm hepinizi rezil ederim" diyen bi adam.işte böyleleri dünyayı değiştiricek.hiç umudunu yitirme fatih
helal olsun sana yürü kimse tutamaz seni altın ayıyı almışsın altın palmiyeyi de alırsın oscarıda alırsın .bu dünyaya senin gibilerin faydası var.

erten07
23-04-07, 20:00
http://img440.imageshack.us/img440/2598/yaam2yw2.jpg (http://imageshack.us)

gurbetci
25-04-07, 00:46
Sen yönetmensin bu işlere karışma

Yönetmen Fatih Akın, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'yle görüştü. Kısa süren görüşme, gergin geçti.

http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/3256578.jpg http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/3256602.jpg


Yönetmen Fatih Akın, dedesinin büyüdüğü Trabzon'un Çamburnu Köyü'nün çöplük olmaması için Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'yle görüştü. Kısa süren görüşme, gergin geçti. "Duvara Karşı" filmiyle 2004 Berlin Film Festivali Altın Ayı ödülünü alan yönetmen Fatih Akın, memleketi olan Trabzon'un Çamburnu Köyü'nün çöplük olmaması için başlattığı mücadeleye devam ediyor. Dedesinin köyü olan Çamburnu'nda bulunan eski bakır madeninin bulunduğu bölgeye, tüm Trabzon ilçesinin çöplerinin geleceğini ve o çöplerin burada imha edileceğini öğrenmesi üzerine köy halkıyla birlik olan Akın, 20 Nisan Cuma günü Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'yle görüştü. Bölgede yaşayan halkın ve kendisinin çöplük projesiyle ilgili duydukları rahatsızlıkları Pepe'ye aktaran Fatih Akın, bu projenin hem çevre hem de yakınında bulunan yerleşim merkezi olan Çamburnu Köyü için oluşturduğu olumsuzlukları kanıtlar ve raporlarıyla birlikte bakanla paylaştı. Ancak Osman Pepe, Fatih Akın'a, "Bu konu benim için kapanmıştır. Sen yönetmensin ve bu işlere karışma. Oraya bu çöplük için birkaç trilyonluk para yatırdık. Bu saatten sonra herhangi bir değişiklik olması mümkün değildir" cevabını verdi. Mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini belirten Akın ise, "İnandığım konuda savaşmaya, ancak çekeceğim filmle devam edebilirim, çünkü ben bir yönetmenim. 'Cennetteki Çöplük' belgeselinin dünya çapında ses getirmesi için elimden geleni yapacağım" dedi.

seraphim
25-04-07, 07:41
http://img413.imageshack.us/img413/5739/b72b4687e93df941b1cba2fyy0.jpg (http://imageshack.us)
'Yaşamın Kıyısında'
Cannes'da 'starlar' yarışıyor

Bu yıl 60. yaşını kutlayan Cannes Film Festivali'nin bizim için de manası büyük. Fatih Akın'ın 'Yaşamın Kıyısında' adlı yeni filmi yarışmada ve ana jüride Orhan Pamuk var. Nurgül Yeşilçay ile üstadımız Tuncel Kurtiz'in de rol aldığı filmle ilgili şimdiden etkileyici yorumları duyduk.

Pamuk jüride
Bu arada Orhan Pamuk'un işi zor çünkü bu yıl star sinemacılar yeni filmleriyle yarışmada. 21 filmin yer aldığı yarışma listesi heyecan verici. Mesela Gus Van Sant son filmi 'Paranoid Park'la yer alıyor ama feyz aldığı Macar ustası Bela Tarr da 'The Man From London' ile yarışmada rakibi oluyor. İki yıl önce Cannes'da 15 dakika ayakta alkışlanan Meksikalı Carlos Reygadas, Amerikalı Coen biraderler, Avusturyalı Ulrich Seidl, Emir Kustirica gibi festivallerin star isimleri son filmleriyle yarışmada. Quentin Tarantino ve David Fincher 'hip' sinemalarıyla yarışmada ne yaparlar bilinmez ama bu yıl festivalde Amerikan ağırlığı ortada. Oscar'da gövde gösterisi yapan İngilizler ise maalesef Cannes'ın yarışmasında yoklar ve teselliyi jüri başkanı İngiliz yönetmen Stephen Frears ile bulacaklar.


ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR

erten07
26-04-07, 10:41
Pepe’nin ödüllü filmi


Yönetmen Fatih Akın, Trabzon Çamburnu Köyü’nün çöp imha alanı olarak kullanılacak olmasına karşı bir kampanya başlattı.

Bu konuyu Ankara’ya kadar da taşıdı.

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Fatih Akın’a "Sen yönetmensin bu işlere karışma" demiş.

Çevre ve doğa işlerine karışmak için illa bakan koltuğuna mı oturmak gerekiyor.

Dünyada bütün duyarlı yönetmenler ve oyuncular toplumsal sorunlara, çevre felaketlerine karışırlar.

Kaldı ki Trabzon Çamburnu, Fatih Akın’ın kendi köyü.

Akın hálá ailesinin yaşadığı topraklara sahip çıkamayacak da neye sahip çıkacak?

"Bu işlere karışma" denilen adam, Duvara Karşı’yla Altın Ayı başta olmak üzere tam 23 uluslararası ödül kazandı.

Şimdi Yaşamın Kıyısında filmiyle 16-27 Mayıs tarihlerinde Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışacak.

Rakipleri Coen Kardeşler, David Fincher, Emir Kusturica, Quentin Tarantino, Gus Van Sant, gibi bir iki "küçük sinemacı"...

Devlete derdini anlatamayacağını anlayınca kolları sıvadı Cennetteki Çöplük belgeselini çekmeye başladı Fatih Akın.

Programa davet etmek için aradım kendisini, Trabzon’da çekimdeydi.

Yani bu işe en iyi bildiği yolla karışmaya devam edecek.

"Bu belgeselin dünya çapında ses getirmesi için elimden geleni yapacağım" diyor.

Osman Pepe farkında mı bilmem ama bir ödüllü belgeselin düğmesine bastı galiba.

_kerime_
26-04-07, 11:13
Dünyada bütün duyarlı yönetmenler ve oyuncular toplumsal sorunlara, çevre felaketlerine karışırlar.

işte bu adamı seviyorum ya sadece bunun için bile. türkiyede değil dünyada en sevdiğim yönetmen ve müthiş bi adam.kim ona bu işlere karışma diyebilir ki o anarşist o deli o çocuk ruhlu bi adam kimse durduramaz onu.filmi bi kaç hafya sonra cannesda yarışacak ama o bu belgeseli çekmeye çalışıyo hazırlık yapacağına.helal olsun fatih biizm yapamadığımzıı yarı türk de olsa bi türk yapıyo ve sadece helal olsun diyorum keşke herkes bişeyleri değiştirmek için konuşmak dışında bişeyler yapabilse ve fatih bunun en iyi bildiğişeyi yaparak yine film yararak yapıcak bu filmide cannesda göstericek..yapar yani kimse tutamaz bu deliyi.yaşa varol fatih:good: :happy0064

_kerime_
26-04-07, 11:24
Bir yanda Angelina Jolie, diğer yanda Nurgül Yeşilçay
Ömür GEDİK
Cannes Film Festivali 60. yılında göz kamaştıracak bir yıldızlar geçidine sahne olacak.

Brad Pitt mi desem, George Clooney mi, Leonardo DiCaprio mu, Matt Damon mı, Jude Law mı, Angelina Jolie mi, Norah Jones mu, Natalie Portman mı?

Bizim yıldızlar da orada olacak tabii.

İki yıl önce Cannes Film Festivali’nde jüri üyeliği yapmış olan Fatih Akın, bu kez Yaşamın Kıyısında adlı filmiyle Altın Palmiye için yarışıyor.

Ben, şimdiden Fatih Akın’a, filmine, güzelliğiyle kırmızı halıda izleyenleri büyüleyeceğine inandığım Nurgül Yeşilçay’a, Tuncel Kurtiz’e ve diğer oyunculara başarılar ve bol şans diliyorum.

Jüride Orhan Pamuk’un olması umarım lehlerine olur.

Nejat İşler’in oyuncuları arasında olduğu, Semih Kaplanoğlu imzalı Yumurta’nın festivalin Atelier bölümüne seçilmiş olması da sevindirici. Film önemli yapımcı ve dağıtımcılarla buluşma şansı elde edecek böylece.

Açılışta Jude Law ve Norah Jones var

Başlamadan, şöyle bol yıldızlı bir festival özeti geçmekte fayda var. Bu yıl Cannes Film Festivali’nin 60. yılı. 16-27 Mayıs arasında gerçekleşecek ünlüler geçidini kısmen bu özel yıla borçluyuz.

Festival 16 Mayıs’ta Wong Kar Wai’nin My Blueberry Nights adlı filmiyle açılıyor. Altın Palmiye adaylarından olan filmin oyuncuları Jude Law, Norah Jones, David Strathairn, Natalie Portman, Tim Roth ve Rachel Weisz, Cannes’ı daha ilk günden renklendirecekler. Her yeni filmiyle birlikte olgunlaşan ve daha da bir yakışıklı görünen Jude Law’ı da dünya gözüyle görmüş olacağız böylece.

Michael Winterbottom’ın Pakistan’da öldürülen Amerikalı gazeteci Daniel Pearl’ün yaşamını konu alan son filmi A Mighty Heart, yarışmaya hak kazanmamış olsa da prömiyerini Cannes’da yapacak. Filmin başrol oyuncusu Angelina Jolie ve yapım şirketi Plan B’nin sahibi Brad Pitt de Cannes’a gelecek isimlerden.

Brad Pitt’e daha sonra Ocean’s 13’in dünya prömiyeri için Cannes’ı renklendirecek olan yakın dostları George Clooney ve Matt Damon da katılacaklar.

Yarışma filmlerinden We Own the Night’ın oyuncuları Joaquin Phoenix, Mark Wahlberg ve Eva Mendes de Cannes’da göreceğimiz ünlüler arasında.

Bir başka Hollywood yıldızı Leonardo DiCaprio yapımcılığını ve senaryo yazarlığını üstlendiği çevreci belgesel The Eleventh Hour’un özel gösterimi için Cannes’da olacak ve sorularımızı yanıtlayacak.

Üç boyutlu U2 filmi

Brad Pitt, George Clooney, Leonardo DiCaprio, Jude Law, Norah Jones, Natalie Portman, Angelina Jolie gibi isimler kadar festival filmleri de heyecan yaratıyor tabii.

11 günlük maratonun en fazla tartışma yaratacak yapımları Michael Moore’un Amerikan sağlık servisini eleştirdiği belgeseli Sicko ve İran’daki 1979 İslami devrimini anlatan animasyon Persepolis. Persepolis aynı zamanda yarışma filmleri arasında yer alan tek animasyon olma özelliğini de taşıyor.

Altın Palmiye yarışında Yaşamın Kıyısında’nın en güçlü rakipleri Gus Van Sant’ın Paranoid Park, Emir Kusturica’nın Promise Me This ve Coen Kardeşler’in No Country for Old Men’i.

Pulp Fiction’la daha önce Altın Palmiye almış olan Quentin Tarantino’nun da Death Proof’la yarışta olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Pek çok yan etkinlikle de beslenen zengin Cannes programında beni en fazla heyecanlandıran etkinlikler 60. yaş özel konuğu olan Martin Scorsese’nin düzenleyeceği ’master class’, usta müzisyen Howard Shore ile David Cronenberg’in katılacağı film müziği ’master class’ı ve U2 üyeleriyle birlikte izleme imkanı bulacağımız, grubun Latin Amerika turu görüntülerinin perdeye yansıyacağı üç boyutlu U2 3D filminin gösterimi.

Film gösterimleri, basın toplantıları, röportajlar ve etkinliklerle dolu, bol koşuşturmalı festivale az kaldı. Türkiye’nin Fatih Akın ve Semih Kaplanoğlu gibi iki önemli Türk yönetmen, Nurgül Yeşilçay ve Nejat İşler’in de aralarında olduğu Türk oyuncular ve jüri cephesinde Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’la temsil edileceği Cannes Film Festivali bu yıl hepimiz için keyifli, heyecan dolu ama eminim bir o kadar da zor geçecek.

Çocuklar jüri olacak

TÜRSAK tarafından gerçekleştirilen Garanti Mini Bank 4. Uluslararası Film Festivali’nde iki önemli etkinlik var. Farklı ülkelerden gelen çocuklar jüri üyeliğinin inceliklerini, yıllardır pek çok seçici kurulda yer almış olan usta yazar Sevin Okyay’dan öğrenecek ve ’En Sevilen Çocuk Filmi’ni seçecekler. Festival de Altın Portakal ödüllü başarılı oyuncu Yelda Reynaud da çocuk atölyesi gerçekleştiriyor. Reynaud, 27 Nisan Cuma günü Pera Güzel Sanatlar Okulu’ndaki etkinlikte, 6-8 ve 8-11 yaş gruplarına ayrılacak çocuklara Fransa’da gerçekleştirdiği atölyelerdeki programları uygulayacak. Nefes alıp verme ve konsantrasyon teknikleri üzerine bir çalışma gerçekleştirdikten sonra doğaçlama oyunlara da yer verilecek olan bu atölyeye katılmak isteyenlerin TÜRSAK’a başvurmaları gerekiyor.

mavi deniz
30-04-07, 08:30
ya adam gibi adam yönetmen işte adam duvarı çekse ödül alıyor işte yönetmen süper :happy0064

nes_rial
30-04-07, 16:28
http://img253.imageshack.us/img253/927/adszor6.jpg (http://imageshack.us)

^^hawksun^^
03-05-07, 08:43
hürriyet
http://img185.imageshack.us/img185/9906/2095433vh3.jpg (http://imageshack.us)

Pazar
Çöplük yaparlarsa belgeselini çekip tüm dünyaya gösteririm

Şermin TERZİ

Sonsuz yeşillik, mis kokulu çam ağaçları, Karadeniz’in alabildiğine deli mavi denizi ve Doğu Karadeniz’in tek mavi bayraklı plajı. Burası Trabzon’un Çamburnu beldesi. Yakında sahip olduğu sıfatların yanına bir de "çöplük" eklenecek. Trabzon ve Rize’nin çöp sorunu böyle çözülecek. Çamburnu’nda greyderler yeşilliklere çoktan daldı, bin sarıçam ağacı şimdiden kesildi.

Halk "Çamburnu, Çöpburnu olmasın" diye haykırıyor. Tepkilerine bayraktarlık yapan ise ünlü hemşerileri yönetmen Fatih Akın (33). Hani şu bakınca hip-hop şarkıcısına benzeyen ama Madonna’nın, Salma Hayek’in "Birlikte çalışmak için can atıyoruz" dedikleri, Berlin’de "Duvara Karşı" filmiyle Altın Ayı’yı kucaklayan, geçen yıl Cannes Film Festivali’nde jüri üyeliği yapan Fatih Akın. "Çamburnu’ndan başka çöplük yapacak yer göster desinler, komite kurayım, yer göstereyim. Para bul desinler, bulayım. Burayı çöplük yaparlarsa bir belgesel çekerim, tüm dünyaya gösteririm. Bu benim intikamım olur" diyor. Amerikan Başkanı George Bush’un "S"sinin gamalı haçla yazıldığı "Bush" yazılı tişört giymesiyle dikkat çeken Fatih Akın, şimdi de Türkiye’nin Bono’su olma yolunda Çamburnu çöplük olmasın diye protestota.

Çamburnu’na adımınızı attığınızda, cennete düşmüş gibi hissediyorsunuz. Güzelliğe öylece bakakalıyorsunuz. Ağzınızdan cılız bir "Vay be" bile çıkamıyor. Fatih Akın da burayı boş yere yeni filminin seti olarak seçmemiş zaten: "Çamburnu’nu gördüğümde, evet işte burası ölümden sonraki bir sembol dedim. Filmin adı Yaşamın Kıyısında. Bence yaşamın kıyısı Çamburnu’ydu."

Peki niçin böylesine efsunlu bir yere çöplük kuruluyor? Çamburnu’nda 10 yıl öncesine kadar bir bakır madeni varmış. Maden bitirilince, ortada kocaman bir çukur kalmış. İşte Trabzonlu yöneticilerin avuçlarını ovuşturmasına sebep bu çukur. İstekleri, günde 600 ton çöpü bu çukura dökmek.

Fatih Akın’ın dedesi, Trabzon’un meşhur Dursunlar’ından sadece biri. Çamburnu’nda doğup büyüyen Dursun Akın, köyünden kız kaçırınca, orada daha fazla kalamayacaklarını anlayıp maaile Zonguldak’a göçmüş. Akın’ın yolu ise bu hikayeden yıllar sonra, ilk kez geçen yıl Trabzon’a düşmüş:

"Senaryo araştırırken geldim. Babama gönül borcum vardı. 1996’da Montreal’de kısa film festivaline davetliydim. Oradan New York’a gitmek istiyordum. Babam da gelmek istedi, onu ektim. Hip hop falan takılacağım, babamla olmazdı. O zamandan beri bozuk çalıyor. Geçen yıl, Trabzon’a gideceğimi duyunca, ben de geleyim, dedi. Bu kez ekemedim. Yeni senaryo arıyordum. Her yerden teklif geliyordu, hiçbirini beğenmiyordum. Kendi senaryom yoktu. Belki Trabzon’dan bir şey çıkabilirdi. O sırada Bob Dylan’ın güncesini okuyordum. Onun da Trabzonlu olduğunu öğrenince buraya geldim."

Fatih Akın, Çamburnu’na yapılmak isteneni satranç örneğiyle açıklıyor: "Adalet duygum isyan etti. Aslında işim dışında tembelimdir ama bu konuyu mesele yaptım. Parazitler gibi dünyayı bozuyoruz. Dünyayı değiştiremeyeceğimi bildiğim için, kendi dünyamı değiştirmeye çalışıyorum. Bu köy 1500 yıldan beri var. Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’u aldığında ilk camiyi buraya yapmış. Ama bir kurban lazım ve burayı seçiyorlar. Tıpkı satrançta en öndeki piyonların kurban edilmesi gibi."

KOMİTE KURAYIM PARA BULAYIM

Çamburnu’ndan başka çöplük yapacak yer göster desinler, komite kurayım yer göstereyim. Para bul desinler, bulayım. Ama bu güzelliğin katili olmasınlar. Biraz zaman alsa da, başka yerler de bulunur mutlaka. Çevre Bakanlığı "Orayı bulduk ya tamam" diye düşünüyor, tembellik ediyor. Ayrıca çöp toplamada tek yöntem, getir çöpü boşalt değil ki. Neden modern yöntem kullanılmıyor?

CLAUDIA ROTH BAŞBAKAN ERDOĞAN’A MEKTUP YAZDI

Claudia Roth uzun zamandır, "Şurada bir gösterim yapacağız gelir misiniz" gibilerinden mailler gönderiyordu. Bir partinin adamı değilim ama çevre hassasiyetim olduğu için, Yeşiller Partisi’ni anlıyorum. Avukatım, "Claudia Roth’la buluşalım, belki yardımcı olur" dedi. "Tanıyorum onu, bana mail gönderiyor" dedim. Ofisine gittik, meseleyi anlattık. Türkiye’ye o kadar yakın olduğunu bilmiyordum. Tayyip Erdoğan’a Çamburnu ile ilgili bir mektup yazdı, yardım istedi.

BUSH TİŞÖRTÜ PLANLI PROVOKASYONDU

Bush tişörtünü giydiğiniz gün Almanya’nın en büyük dergilerinden Der Spigel, sizinle röportaja gelecekti. Planlı bir provakasyon muydu yaptığınız?

- Evet, ama Alman TV’sinde ana haberlere çıkmayı beklemiyordum. Tepkiselim. Haksızlığa tahammül edemiyorum. Bush’un yaptığı haksızlıkları bütün dünya görüyor. Adam kafasına göre takılıyor. Ben de, "Pardon, siz istediğiniz gibi takılıyorsunuz, ben de istediğim gibi takılırım" diyorum. Alman polisi gamalı haç yüzünden, faşistim diye dava açmaya kalktı. Araştırınca üç yıl anti Nazi yürüyüşe katıldığımı gördüler.

KAZIM KOYUNCU’YLA BELKİ ÇAMBURNU’NDA BULUŞURUZ

Çektiğim Yaşamın Kıyısında’nın, bütün motifi açıklık, geniş bakış ve alan. Bunların hepsi Çamburnu’nda. Filmin ana konularından biri ölüm. Batı felsefesinde bugünlerde kimse ölümü konuşmuyor. Oysa, ülkemizde çok hayatın içinde. Ölümden sonra ne gelir? Cennet, cehennem ya da hiçbir şey. Çamburnu’nu görünce "Evet, burası ölümden sonraki bir sembol işte" dedim. Filmde Kazım Koyuncu’nun, Çernobil etkisiyle kanserden öldüğünü söylüyorum. Müziğini de kullandım. Aslında benzeşen çok tarafımız varmış ama ne yazık ki onu ve müziğini öldükten sonra keşfettim. Diğer tarafta belki tanışırız; Çöplük yapmazlarsa, belki de Çamburnu’nda...

HÜSEYİN ALİOĞLU (Çamburnu Belediye Başkanı)

Dava açtık, yine durduramadık

Gözlerine kestirdikleri yer birkaç yılda kolayca dolabilecek bir çukur. Yurtdışında çöpleri tuğla, parkeye dönüştürüp park ve bahçelerde kullanıyorlar. Hatta biyodizele dönüştürerek yakıt yapıyorlar. Burada çöpü döküp, bırakacaklar. Ne ayrıştırma var ne de geri dönüşüm. 1999’dan beri, Çevre Bakanlığı ve Trabzon Valiliği aleyhine açtığımız davalar devam ediyor. Geçen yıl buranın ihalesini kazanan İSTAÇ (İstanbul Çevre Koruma ve Atık Maddeleri Değerlendirme Sanayi ve Ticaret A.Ş) devam eden davalara rağmen inşaata başladı. Burası küçük bir belde, sesleri çıkmaz diye düşünüyorlar.





3 Eylül 2006

erten07
09-05-07, 14:02
FATİH AKIN: ALTIN PALMİYE HERKESİN ARZUSUDUR

http://img514.imageshack.us/img514/3807/265851ca7.jpg (http://imageshack.us)

Türkiye/Almanya ortak yapımı Yaşamın Kıyısında’nın senaristi ve yönetmeni Fatih Akın ise, “Altın Palmiye için yarışabilmek her yönetmenin arzusudur,” diyerek mutlu olduğunu ifade etti. “Berlin’den sonra Cannes hayalimin de gerçekleşmesi beni çok heyecanlandırıyor. Filmi buraya taşıyan tüm ekibime teşekkür etmek istiyorum. Sonuç ne olursa olsun Cannes Film Festivali’nde yarışabilmek gurur verici...”
Fatih Akın

İki yıl önce Cannes’da jüri üyesi olan Fatih Akın, Cannes Film Festivali’nde iki yıl önce de jüri üyesi olarak görev yapmış, 2004 yılında düzenlenen Berlin Film Festivali’nde Duvara Karşı filmiyle “Altın Ayı” ödülünü kazanarak uluslararası üne kavuşmuştu. Filmin başrolünü Hanna Schygulla, Nurgül Yeşilçay ve Baki Davrak’la paylaşan Tuncel Kurtiz ise böylece dördüncü kez Cannes Film Festivali’ne gitmiş olacak. Kurtiz ilk kez, 1971 yılında Umut ile Cannes yolcusu oldu.

erten07
17-05-07, 09:31
http://img291.imageshack.us/img291/25/266161gg6.jpg (http://imageshack.us)

sbuffy
22-05-07, 18:06
2007 Cannes Film Festival 7.gün
http://img521.imageshack.us/img521/1527/2063143ak8.jpg

Stephen Frears, Adberrahmane Sissako,Ermanno Olmi, Ahmed El Maanoui, Martin Scorsese,Souleymane Cisse, Fatih Akin ve Wong Kar Wai
http://img521.imageshack.us/img521/3932/2063141nq9.jpg

sbuffy
22-05-07, 18:15
http://img521.imageshack.us/img521/7268/74217448ak0.th.jpg (http://img521.imageshack.us/my.php?image=74217448ak0.jpg)http://img521.imageshack.us/img521/6343/74217179ah0.th.jpg (http://img521.imageshack.us/my.php?image=74217179ah0.jpg)
http://img521.imageshack.us/img521/1366/73297515qy3.jpg

nur-gulll
23-05-07, 16:53
ŞANSIM 23'TE 1!

"Diğer Tarafta" adlı filmiyle Cannes Film Festivalinde yarışan yönetmen Fatih Akın, yarışmada her türlü sonucun alınabileceğini söyledi. Akın, "Yarışmada 23 film var, benim şansım 23'te bir" dedi.
Akın, Almanya'nın başkenti Berlin'de yayınlanan "B.Z" gazetesine verdiği röportajında, yarışmada kazanma şansını nasıl gördüğü şeklindeki bir soruya karşılık, "Yarışmada 23 film var, benim şansım 23'te bir. Bu dürüst ve adil bir değerlendirme. Ben kendim de bir zamanlar Cannes jürisindeydim, olayları biliyorum" diye konuştu.

Kendini daha çok Almanya'nın mı, yoksa Türkiye'nin mi temsilcisi olarak gördüğü sorusunu Akın, "Her ikisinin de. Ben her ikisine de aitim. Çok şükür, ikisi arasında karar vermek zorunda değilim. Ne demişler: Biz hepimiz Cannes'ız" diye cevapladı.

Papyon takmayı sevip sevmediğinin sorulması üzerine de Akın, "Ben sadece kırmızı halı üzerindeyken papyon takarım. Salona girdiğimde papyonu çıkartırım. Birçok kişi de böyle yapıyor. Ancak ben kendimi papyonla rahat hissediyorum. Okul önlüklerini de severdim, çünkü insanları eşit yapıyor" dedi.

Akın, hangi festivali daha çok sevdiği sorusuna da, "Bir festivale katılım zamanlamaya bağlı. Eğer aralık ayında bir film hazırlarsanız, tabii ki Berlin'e gidersiniz. Bir festival, diğer bir festivale karşı kullanılmaz" karşılığını verdi.

Akın, Berlin'de her yıl şubat ayında düzenlenen Berlinale Film Festivalinde 2004 yılında "Duvara Karşı" (Gegen die Wand) adlı filmiyle "Altın Ayı" ödülünü kazanarak bir anda üne kavuşmuştu.


kaynak : magazintürk

nur-gulll
23-05-07, 16:54
http://www.ntvmsnbc.com/news/266582.jpg

http://www.ntvmsnbc.com/news/266583.jpg

nur-gulll
23-05-07, 17:04
http://www.tv5.org/TV5Site/info/afp/francais/journal/une/SGE.FZN65.230507085651.photo01.photo.default-512x328.jpg

nur-gulll
23-05-07, 17:48
http://www.commeaucinema.com/images/galerie/big/83427_6b97cad86e173f206ec988e0fecd01b3.jpg

http://www.commeaucinema.com/images/galerie/big/83427_b683cca7c4a94307f29c837d58b34f1a.jpg

http://www.commeaucinema.com/images/galerie/big/83427_f78c7a61c0baf689cece1bf6413530b4.jpg

nur-gulll
23-05-07, 17:51
http://www.commeaucinema.com/images/galerie/big/83427_e8440afab3fe5aafbab77e9a34619277.jpg

http://www.commeaucinema.com/images/galerie/big/83427_45424f586cc2898024274aa36de7667f.jpg

^^hawksun^^
24-05-07, 12:26
İSPANYOL BASINI FATİH AKIN’IN “YAŞAMIN KIYISINDA”N FİLMİNİ CANNES FİLM FESTİVALİ'NDE ALTIN PALMİYE İÇİN FAVORİ GÖSTERDİ...

24/5/2007 14:04



Cannes Film Festivali’nde en büyük ödül olan Altın Palmiye için yarışan yönetmen Fatih Akın’ın son filmi "Yaşamın Kıyısında", İspanyol basınından büyük övgü alarak, ödül için favori gösterildi.




İspanyol gazetelerinin kültür-sanat sayfaları, Fatih Akın’ın dün gösterilen "Yaşamın Kıyısında" filmine geniş yer ayırdı.



Ülkenin yüksek tirajlı gazetelerinden El Pais, "Fatih Akın, ilk sıraya yükseliyor" başlığıyla verdiği haberde, "Cannes Festivali’nin ekvatorunu çizen film "Yaşamın Kıyısında" oldu. Heyecan verici film şimdiden yarışmanın favorisi haline geldi" ifadesini kullandı.



Gazetede ayrıca, Türk kökenli Alman vatandaşı Akın için "Milliyetine değil, kimliğine ihtiyacı olan bir gençliğin sesi. Köklerini arayan, ama bayraklardan nefret eden bir gençlik ve kesinlikle kültürler arasında yaşanabileceğine inanıyor" yorumu yapıldı.


İspanyol basınında yapılan diğer değerlendirmelerde ise şu ifadeler kullanıldı:


El Mundo: "Akın hatırlanacak bir isim. Türk ve Alman kültürleri arasındaki çatışmayı ve kadınların acılı durumunu çok iyi anlatıyor. Akın, yetenekli bir yönetmen."



ABC gazetesi: "Bir büyük Fatih Akın. Akın, daha elle tutulabilir, daha gerçekçi bir hikaye anlatıyor." La Razon: "Akın’ın filmi en iyi filmlerden biri. Ama tecrübeyle biliyoruz ki en büyük ödül en iyi filme verilmiyor. Geçen yıl Pedro Almodovar’ın ödülsüz kaldığı gibi. Ama Akın’ın milliyetinden, Türkiye’nin AB’ye girişi tartışmalarından ve festivaldeki tek jüri üyesi olan Nobel sahibi tek Türk Orhan Pamuk’tan dolayı ödüllendirileceğini düşünüyorum."

poryad
24-05-07, 14:22
fatih akın ı cannes'tan altın palmiye ile dönmesini bekliyorum eminim üçleme olarak çektiği filmlerinin 3.de oscarı da alacak haydi fatih türk sesini duyur tüm dünyaya sinema evrenseldir bunu kanıtla....

nur-gulll
24-05-07, 18:01
Bu adresten dünki videolara ulasabilirsiniz :)

not : filmin fransiz adi : de l'autre côté ve real player'i seçin digeri ile olmuyor :img-wink:

http://www.festival-cannes.org/index.php/fr/archives/media/video/2007/2007-05-23

gurbetci
25-05-07, 01:04
Bir Fatih Akın partisi
"Yaşamın Kıyısında" filmiyle yarışan Fatih Akın, verdiği partiyle Cannas'a damgasını vurdu.

http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/3424539.jpg
http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/3424541.jpg
http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/3424546.jpg
http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/3424547.jpg

Fatih Akın'ın, gösteriminden sonra yaklaşık 10 dakika ayakta alkışlanan "Yaşamın Kıyısında" filmi için, önceki gece özel bir parti düzenlendi. Cannes'dan 20 kilometre uzaklıkta bulunan bir malikânede verilen partide, farklı ülkelerin sinema ve sanat dünyasından yaklaşık 400 kişi bir araya geldi. Cannes'da kokteyl havasında geçen diğer partilerin aksine oldukça eğlenceli geçen gecede, Akın'ın filmiyle hüzünlenen izleyiciler, sabahın ilk ışıklarına kadar eğlendi. Alkolün etkisiyle elbiseleriyle havuza girenlerin bile olduğu partiye gürültüden dolayı polis geldi. Akın'ın, partinin ilerleyen saatlerinde çıktığı DJ kabininden "Bu gece çok eğleneceğiz, hem de çok! Uyumak yok" diye bağırması, kalabalığı iyice coşturdu. Partiye Türkiye'den de birçok ünlü sima katıldı. Nejat İşler, Sinan Çetin ve eşi Rebecca, Serdar Erener, Nil Karaibrahimgil, filmin başrol oyuncusu Nurgül Yeşilçay, Yetkin Dikinciler, Berrak Tüzünataç, MTV Türkiye ve Medyavizyon'un sahibi Fatih Oflaz, Özen Film'in sahibi Mehmet Soyarslan, Didem Erol, Cansel Elçin gibi birçok ünlü, Akın'ı yalnız bırakmadılar. Partide festivali takip eden yerli ve uluslararası sinema eleştirmenleri de yer aldı.

kaynak:hürriyet gazetesi

^^hawksun^^
26-05-07, 21:27
60. CANNES FİLM FESTİVALİ'NDE EN BÜYÜK ÖDÜL OLAN ALTIN PALMİYE İÇİN YARIŞAN YÖNETMEN FATİH AKIN'IN SON FİLMİ "YAŞAMIN KIYISINDA", EKÜMENİK JÜRİ ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLDÜ. 26/5/2007 22:45

http://www.ucankus.com/img/fatih_akin_soylesi1.jpg Ekümenik Jüri heyetinin açıklamasında, “Yaşamın Kıyısında” filminde, Almanya ve Türkiye'de, farklı kültürlerden gelen kişilerin ilişkilerinin anlatıldığı belirtildi.

Ekümenik Jüri ödülü, Hristiyan dini kuruluşları tarafından 1974'ten beri veriliyor. Jüri heyeti, 6 kişiden oluşuyor ve bu kişiler, sinema alanında çalışan profesyoneller ve değişik