Tüm Versiyonu Göster : Memduh Ün


merlystreep
08-05-06, 20:49
İstanbul'da, yeni kurulacak bir cumhuriyetin temelleri atıldığı sırada, çok ızdıraplı bir dönemde, 14 Mart 1920'de dünyaya gelmiştir. Zorlu bir dönemde hayata adımını atan Memduh Ün, bir çok farklı işte çalışır. Vefa Lisesi'nde okuduktan sonra ailesinin durumunun yeterli olmayışı nedeniyle çok istediği üniversite hayaline veda etmek üzereyken, başvurduğu yurt tarafından kabul edilince, tıp eğitimine başlar. Ne var ki, futbola olan aşırı ilgisi, kafasına koyduğunu yapan kişiliğiyle birleşince eğitimini 3. sınıfta bırakmasına neden olur. Bu karar, seneler sonra "futbolcudan olma sinemacı" sıfatını yapıştıracaktır üzerine. Yıllar süren profesyonel futbol hayatını ve bir de Beşiktaş'ta yaşadığı İstanbul şampiyonluğunu askerlik takip etti.
Yıl 1947. Taş çatlasa senede 10-15 filmin yapıdığı, ki bu yapılan filmlerinde çok ucuza maledildiği, Türk sinemasının nispeten kısır olduğu bir dönem. Hürrem Erman'ın bir filmi için aranan "jön prömiyer", şehir tiyatrolarının jönleri çok pahalı olduğundan, başrol, Memduh Ün'e verilecek ve sinemaya ilk adımını "Damga" isimli filmle oyuncu olarak atan Ün, ileriki yıllarda sinemanın hemen her dalında görevler yaparak Türk sinemasına damgasını vuracaktır.
Ağırlık verdiği melodram ve polisiye türüyle, ünlü yönetmen 50'li yılların sonundan 60'lı yılların sonuna kadar geçen sürede, yönetmen olarak en verimli dönemini yaşamıştır. Yaptığı filmler şimdilerin bir çok önemli sinemacısına ön ayak olur niteliktedir. Filmleri hala örnek teşkil eder ve sinema bölümü öğrencilerine ders olarak gösterilir. 60'lı yılların bitimiyle yapımcılığa ağırlık vermiş, bir dönem Türk sinemasındaki seks furyasından dolaylı da olsa nasibini almıştır. Yakın arkadaşı Kadir Yurdatap, film şirketinin zor günler geçirmesi nedeniyle Memduh Ün'den iki erotik film yönetmesini ister. Erotik filmler dışında filmlerin neredeyse vizyon bulmadığı, her türlü filmin sansüre takılıp da buram buram erotizm içeren bu filmlerin nasıl olup da salonlarda oynatıldığı muamma olan bir dönemde, kendini bu furyanın dışında tutmaya kararlı olan Ün, arkadaşının içinde bulunduğu zor durumu göze alarak "erotik sahneler haricinde" iki filmi çekmeyi kabul etmiştir. Elbette ki adını böyle bir iş içine karıştırmayı kendine yakıştıramayacağından Turhan Ün ismi geçecektir jenerikte. Bu karar, an gelip de seneler sonra, furya son bulup film şirketlerine baskınlar yapılarak tüm seks filmleri piyasadan toplanıldığında Memduh Ün için de yarım saatlik nezaret misafirliğinin kararı olacaktır aynı zamanda.

Filmografisi oldukça geniş olan Memduh Ün, Türk Sinemasına bu güne kadar 41 filmde oyunculuk, 75 filmde yönetmenlik, 121 filmde yapımcılık, 33 filmde senaristlik yapmıştır. Ün ayrıca, 2 filmin kurgusuna ve 1 filmin de müziklerine imza atmıştır. Halit Refiğ, Feyzi Tuna, Ülkü Erakalın ve Tunç Başaran gibi önemli ustalara hocalık yapmış olan usta yönetmen, sinemaya katkısını yalnızca farklı alanlarda ürettiği filmlerle değil, bu önemli isimleri Türk sinemasına kazandırmasıyla da kolay doldurulamayacak bir kariyerin de sahibi olmuştur. Gözardı edilemez bu büyük kariyerinin yanısıra, Fatma Girik başta olmak üzere bir çok yeni yüzü Türk sinemasına kazandırmıştır. Tesadüflerin (belki de kaderin demek daha doğru) yönlendirdiği hayatta 47 yıldır hayatını paylaştığı Fatma Girik'le de karşılaşması, kaderin güzel bir oyunu sayesinde olmuştur. Usta yönetmenin parladığı dönemlerde, sene 1959'da yine küçük bütçeli bir filmin kalabalık figuranlı sahnesi için dört bir taraftan kadınlı erkekli bir sürü insan gelir seçmelere. Yapımcılar keyfe keder seçimlerini yaparlar. Sıra henüz 16 yaşında, gök gözlü, Ün'ün deyimiyle "erkek kaşlı, toparlak yüzlü" bir kıza gelir. Yapımcılar bu kızı beğenmeyerek göndermek üzereyken Memduh Ün kızı çağırır yanına. Adını sorar. Kız cevap verir: Fatma Girik. Şöyle bir bakar ve kıza biraz daha iyi bir rol verir. Fatma Hanım'ın "O, benim hayatım" dediği Memduh Bey ile yaklaşık yarım yüzyıllık hayat arkadaşlığı böylece başlamış olur.

13 sene önce, Ülkü Tamer'in "Alleben Öyküleri" kitabının Macı Hüseyin hikayesini okuyan Tunç Başaran, bu hikayeyi filmleştirmeye karar verir. Ülkü Tamer'in kitaplarını okuyarak aldığı bir takım notları derler. Projeyi Suna Dölek kaleme alır.

Önceleri projeyi kendisi için düşünen Tunç Başaran, piyasada proje sıkıntısı çekildiğinden yakınan ve "kendisine karşı gönül borcum var" dediği Memduh Ün'e götürür projeyi. Memduh Ün projeyi okur ve kabul eder. Böylece, kendisi için bir jübile niteliği taşıyan "Sinema Bir Mucizedir" filmiyle 10 sene sonra tekrar kamera başına geçer.
Çekimleri Gaziantep ve Kilis'te yapılan 50 günlük bir çalışmanın ardından Memduh Ün, sağlık sorunları nedeniyle projeyi, bir zamanlar asistanlığını yapmış olan, yine çok değerli bir sinema ustasına, Tunç Başaran'a devreder.


1994'ten beri Mimar Sinan Üniversitesi'nde uygulamalı montaj dersleri veren usta sinemacı, sinema hayatı boyunca, 6 ödülün de sahibi olmuştur.



Ödülleri
3. Antalya Film Şenliği, 1966, Namusum İçin, En İyi Yönetmen
Türk Filmleri Yarışması, 1961, Kırık Çanaklar, En İyi Yönetmen
Türk Filmleri Yarışması, 1961, Kırık Çanaklar, En İyi Film
27. Antalya Film Şenliği, 1990, Kırık Çanaklar, Jüri Özel Ödülü
35. Antalya Film Şenliği, 1998, Kırık Çanaklar, Yaşam Boyu Onur Ödülü
3. Ankara Film Şenliği, 1990, Bütün Kapılar Kapalıydı, En İyi Kurgu

ehlocan
02-08-06, 17:25
Filmleri


1954 Düşman Aşıklar Yetim Yavrular
1955 Öp Babanın Elini
1956 Ana Hasreti Zeynep’in Aşkı
1957 Zeynep’in İntikamı ***
1958 Ayşe’nin Çilesi Çoban Kızı Bir SerseriYetim Ömer
1959 Murada Ereceğiz Üç Arkadaş
1960 Mahallenin Sevgilisi Ateşten Damla Ayşecik Kırık Çanaklar
1961 Ölüm Peşimizde Avare Mustafa Boş Yuva Güneş Doğmasın
1962 Kısmetin En Güzeli Belalı Torun Akasyalar Açarken Üç Tekerlekli Bisiklet (Yön: Lütfi Akad)
1963 Bire On Vardı Çapkın Kız Yavaş Gel Güzelim
1964 Ağaçlar Ayakta Ölür Dağ Başını Duman Almış Halk Çocuğu Kanun Karşısında Kırk Küçük Anne Öp Annenin Elini
1965 Namusum İçin Yıldız Tepe
1966 Altın Çocuk Fakir Çocuklar Vahşi Sevda Aslan Pençesi
1967 Aslan Yürekli Kabadayı Son Gece Yaprak Dökümü Zilli Nazife İlk ve Son 1968 Vuruldum Bir Kıza
1969 Büyük Yemin İnsanlar Yaşadıkça
1970 Kara Peçe
1971 Üç Arkadaş
1972 Murat ile Nazlı Para Sezercik Aslan Parçası
1973 Gönülden Yaralılar Toprak Ana
1974 Cellat
1975 Kadınım Ağrı Dağı Efsanesi
1977 Birtanem
1978 Cevriyem
1980 Devlet Kuşu
1981 Kanlı Nigar
1982 Gülsüm AnaKaçak
1984 Postacı
1985 Oğlum Oğlum
1986 Garip
1987 Gönül Dostları (TV dizisi, TRT, 6 Bölüm)
1990 Bütün Kapılar Kapalıydı
1991 Gün Ortasında Karanlık
1992 Zıkkımın Kökü
1995 Ona Sevdiğimi Söyle (Yerçekimli Aşklar başlıklı Sinema Vakfı’nın ürettiği toplam on orta metrafjlı filmden biri)



Ödülleri

1960 Kırık Çanaklar/The Broken Dishes İstanbul Film Festivali (En İyi Film - En İyi Yönetmen)
1966 Namusum İçin Antalya Altın Portakal Film Festivali (En İyi Yönetmen)

1991 Bütün Kapılar Kapalıydı İstanbul Film Festivali (Jüri Özel Ödülü) Ankara Film Festivali (En İyi 2. Film)

1993 Zıkkımın Kökü/Bullshit Adana Altın Koza Film Festivali (En İyi film/Yönetmen/Senaryo) Udaipur Film Festivali (Hindistan) (En İyi Film) Sus Film Festival (Tunus) (En İyi Film) Mannheim-Heidelberg Film Festival Almanya) (En İyi Film) Paris Cine-Junior (En İyi Yönetmen)
Austrias Film Festival (İspanya) (En İyi Yönetmen)1995İstanbul Film Festivali
Onur Ödülü Antalya Altın Portakal Film Festivali Onur Ödülü

LİBRA
25-01-07, 14:39
http://img413.imageshack.us/img413/6920/758360970ar.jpg (http://imageshack.us)

sbuffy
15-11-07, 20:07
TÜRK SİNEMASINA HAYAT VERENLER: MEMDUH ÜN

Sinemamızın ünlü yönetmen ve yapımcısı Memduh Ün, filmlerinden seçmeler ve yakın dostlarının anlatımıyla Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’ne konuk oluyor. 17 Kasım Cumartesi günü başlayacak olan etkinlik; 60’lı yıllar Türk sinemasını yakından tanımak ve o dönem yaşanan hayata tanıklık etmek bakımından önem taşıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü ve Kültür A.Ş işbirliğiyle düzenlenen “Türk Sinemasına Hayat Verenler: Memduh Ün” etkinliği 17 Kasım 2007 günü saat: 14.00’de gerçekleştirilecek olan programla başlıyor.

Sergi ve belgesel film gösterimiyle başlayan ilk gün programındaki açık oturuma Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV Merkezi Müdürü Prof. Sami Şekeroğlu, yönetmen Ertem Göreç, ünlü oyuncu Fatma Girik ve sinema yazarı Atilla Dorsay katılacak.

87 yaşındaki ünlü yönetmenin oyunculuktan yönetmenliğe, kurguculuktan yapımcılığa sinema serüvenin konuşulacağı oturumun ardından, ilk gün programı bol ödüllü “Zıkkımın Kökü” filminin gösterimiyle sona erecek.

18-20 Kasım tarihleri arasında da Memduh Ün filmografisinden yönetmenin seçtiği filmlerin gösterimi gerçekleştirilecek. İnsanlar arasındaki sevgi dayanışmasını şiirsel anlatımıyla yansıtan başyapıtı “Üç Arkadaş” filminden son çalışmalarından “Gün Ortasında Karanlık”a kadar 6 film ücretsiz izlenebilecek.

“TÜRK SİNEMASINA HAYAT VERENLER: MEMDUH ÜN”
Yer: Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi

17 Kasım 2007, Cumartesi
Saat:14.00

Sergi

Belgesel Gösterimi
“Sinemayı Sanat Yapanlar”
Yönetmen: Kerime Şenyücel
(TRT Yapımı, 1995)

Açık Oturum
Prof. Sami Şekeroğlu, Ertem Göreç, Fatma Girik
Yöneten: Atilla Dorsay

Film Gösterimi
“Zıkkımın Kökü” (1992)
Oyuncular: Emre Akyıldız, Menderes Samancılar

MEMDUH ÜN FİLMLERİNDEN SEÇMELER
Yer: Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi

18 Kasım Pazar
Saat: 14.00
ÜÇ ARKADAŞ (1958)
Oyuncular: Muhterem Nur, Fikret Hakan

Saat: 16.00
ATEŞTEN DAMLA (1960)
Oyuncular: Muhterem Nur, Turgut Özatay

***

19 Kasım Pazartesi
Saat: 14.00
AYŞECİK (1960)
Oyuncular: Muhterem Nur, Zeynep Değirmencioğlu,

Saat: 16.00
KIRIK ÇANAKLAR (1960)
Oyuncular: Lale Oraloğlu, Rüya Gümüşata,

***

20 Kasım Salı
Saat: 14.00
NAMUSUM İÇİN (1965)
Oyuncular: Fatma Girik, Ayhan Işık

Saat: 16.00
GÜN ORTASINDA KARANLIK (1990)
Oyuncular: Fatma Girik, Halil Ergün

kaynak:sadibey

sbuffy
19-11-07, 14:15
Sinema dinç tutuyor

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4473034.jpg

Ünlü yönetmen Memduh Ün, önceki gün hayat arkadaşı Fatma Girik’le birlikte Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’ne konuk oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Türk Sinemasına Hayat Verenler: Memduh Ün" etkinliğine katılan 87 yaşındaki yönetmen, sinemayla ilgili anılarını paylaştı.

Böbreklerinden rahatsız olan ve uzun zamandır bir etkinliğe katılmayan Ün, söyleşi esnasında 2005’te çektiği ve rahatsızlığından dolayı Tunç Başaran’a devrettiği, Kadir İnanır, Fatma Girik’in başrolde olduğu "Sinema Bir Mucizedir" filminden 1,5 trilyon zarar ettiğini şöyle açıkladı: "Zararım büyük ama sinema herşeye değer

kaynak:hürriyet

sbuffy
14-01-08, 18:47
İkiz Filmler!

İkiz filmler, belki bir yanlış tanım, ama benim hoşuma gitti, siz değiştirebilirsiniz. Bir filmin aynı yönetmen veya farklı bir yönetmen tarafından ikinci kez çekilmesini kastediyorum. Daha yaygın deyişi ile filmlerin remake olarak yeniden yapılması. Filmler aynen tekrar yapılabilir mi? Bir kitabın ikinci kez basılması, film için düşünülürse, bu filmin ikinci kez gösterime çıkarılmasıdır. Bir kitabın ikinci kez, eskisi mevcut iken, yeniden basılması pek uygulaması olan bir şey değilken, filmlerin yeniden çekilmesi çok rastlanan bir olgu. İkinci kez basılan kitabı son teknolojiye uydurmak olası iken, yeniden gösterime çıkarılan bir filmin teknolojisini değiştiremezsiniz, çok çok ABD sinemasının son yıllarda yaptığı gibi, siyah/beyaz filmi renkli hale getirirsiniz. (Aslını görenler, ne kabûllenir bilemem.) Bir yeniden çevrim yapılınca, önceden yapılanın yeniden yapılması, yeni bir filmin ortaya çıkmasına neden olur. Bu da ne kadar ilk film olur?

Konuyu şöyle düşünelim, yapıt değişik formda bir yapıta, ‘romana’ dayanıyorsa ki, çok yaygın bir örnektir, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı King Vidor (ABD) ve Sergei Bondarchuk (SSCB) tarafından sinemaya uyarlandı. Örneği bizden verirsek Vasıf Öngören’in Asiye Nasıl Kurtulur?’u Nejat Saydam ve Atıf Yılmaz uyarladı; seyredin bakalım filmleri, ikinci çevrim (remake) tanımlamasına ne kadar uyarlar.

Bundan sonra sadece filmlerden söz edeceğiz, her ne kadar filmler aslına “sadık” kalınarak yeniden yeniden çekilirlerse de, hepsi farklı filmlerdir; filmlerde, yorumdan öte değişikler yapılarak yeniden çevrim söz konusu ise -çünkü “yorum” farklı bir şeydir- hareket noktalarının asgari müşterekleri göz önüne alınarak karşılaştırılmaları olasıdır. Filmler farklı ise bu karşılaştırmaların yapılması ne kadar doğrudur ama yapılması da kaçınılmaz olmaktadır. (“Yorum” denilince, şöyle bir açıklama yapılması gerekebilir: Her öykü fazla değişikliğe yer vermeden de, idealist veya diyalektik yorumlanabilir.)

İmdi; yeniden çekilen filmlerin bir listesini vermeye kalksak, bize de yazık olur, sayın okuyuculara da. Bu nedenle tarafımız için ilginçlik gösteren tekrar çekimlerden (remake’lerden) bazılarını karşılaştırmak istedik.

1) ÜÇ ARKADAŞ / MEMDUH ÜN (1958) - MEMDUH ÜN (1971)

Bir çok yönetmen çektiği bir filmi farklı nedenlerle tekrar çekebilir, Ün’ün çektiği Üç Arkadaş’lar arasında on üç yılık bir zamanın dışında, çoğunlukla olduğu gibi, ikincisinin renkli olması da var. İlkinin künyesine bakarsanız (Özgüç) senaryo takımı olarak Aydın Arakon, Metin Erksan, Muammer Çubukçu, Memduh Ün, Ertem Göreç, Atıf Yılmaz isimlerini görürsünüz (Belleğimdeki bilgi hatalı değil ise, senaryoyu ilk üç ismin taslak senaryosu üzerine diğerleri yazıyor). Öykü, sinemanın (edebiyatın…) daha öncede, sonrada çok kullandığı beylik bir öykü. Kendilerini zor geçindiren (geçindiremeyen) üç kafadar, bir gece sokakta buldukları “kör” bir kıza yardım ederler, gözlerini bile açtırırlar… Filmi Ün’ün yıllar sonra çekmesine her hangi bir şey diyemeyiz, bizim altını çizeceğimiz şey, ikinci çekimde hemen hemen aynı senaryonun değil, aynı çekim senaryosunun kullanılması. Yönetmenlerimiz çoğunlukla -hele o eski günlerde (50’li yıllarda)- pek çekim senaryosu kullanmadan çalışırlardı. Ün filmini ikinci kez çekerken, ilk filmine, çekimlerine sadık kalmış, aynı mizanseni ve çerçeveleri kullanmıştır. Bundan dolayı her hangi bir sözümüz olamaz, ancak takdir ederiz, yıllar sonra aynı mizanseni kullandığı için. İkinci Üç Arkadaş ilkinin gördüğü ilgiyi görmemiş, tepkiyi almamıştır, görmemesi ve almaması da normaldir. Ama yukarı da kullandığımız “ikiz film” tanımlamasına en uygun film sanırım bu olsa gerek. Ün, ilk versiyonda ‘üç arkadaş’ı Fikret Hakan, Salih Tozan ve Semih Sezerli’ye oynatırken ikincide, Kadir İnanır, Müşfik Kenter ve Halit Akçatepe’ye oynatır, Muhterem Nur’un rolünü ise Hülya Koçyiğit’e verir.

İbrahim Tatlıses, 1984’de –sinemada- yönetmenlik günlerinde, üç arkadaş’ı “sekiz”e çıkararak ve Ün’ün filmini lâstik gibi esneterek, ‘Sevdalandım’ isimli bir film yapar. Bu hali ile Sevdalandım bir yeniden çevrim değil, esinler taşıyan bir uyarlamadır.

Üç Arkadaş -lar sinemamızda çok kullanılan, küçük yoksul insanların dayanışmasını, duygu zenginliklerini dillendiren, özellikle ilkinde yakaladığı şiirsellikle sinemamızda köşe taşı olmuş filmlerdendir. Yukarıda değinildiği gibi aynı mizansenle çekilen ikincisi ise, mizansen aynılığına rağmen, artık alışılmış olan duygusallık ve eski yoğunluğuna ulaşamayan şiirsellik nedeni ile ilki kadar ilgi görmez, dikkat çekmez....

11) AVARE MUSTAFA (1961) / ZİLLİ NAZİFE (1967) / DEVLET KUŞU (1980) / MEMDUH ÜN

“İkiz film” diyerek başladık ama, bir çok filmin üçüncüsünün yapıldığını da gördük. Üç Arkadaş’da bir “ikiz film” yapan Ün, farklı isimlilerle bir üçleme yapar. Orhan Kemal’in Devlet Kuşu romanı ele alan Ün, daha sonra İspinozlar adı ile “oyun” olarak da yazılacak yapıtı sırası ile Avare Mustafa, Zilli Nazife ve Devlet Kuşu isimleri ile üçleme yapar. Ele aldığı küçük insanların yaşamlarını sıcak bir dille anlatan Avare Mustafa, tüm olumlanmalarından sonra, sonunda avareliği övme eleştirisini alacaktır. Bir kenar mahallede kalabalık ailesi ile yaşayan işsiz, yapacağı işlerin hayalini iki arkadaşı ile birlikte kurarak yaşayan Mustafa, mahallesinden komşusu Ayten ile flört etmektedir. Mahallede inşaat yaptıran iş adamının kızı Mustafa’yı görünce tutulur. Şımarık büyütülen kız, Mustafa’yı babasının yanında işe aldırır. Ailesine gelecek yardımlarla ikna olan Mustafa zengin kız ile evlenmeyi kabûl eder, ama kızın babasının küçümseyici davranışları nedeni ile gergin olduğu bir gün Ayten’in kışkırtması ile karısının yaşgününe geç vakit sarhoş olarak gider ve hakaret görünce, cevap vererek köprüleri atar ve avarelik günlerine geri döner. Ün, konuyu ikinci kez ele alırken, Erakalın’ın Beklenen Şarkı’da yaptığını yapar, Mustafa’yı (Ayhan Işık) dişileştirir Nazife yapar. Nazife’yi, Mustafa’nın sevgilisini oynayan Fatma Girik’e oynatarak ilginç bir durum ortaya çıkarır. Üçüncü versiyon, yapıtın roman formatının adını taşıyan Devlet Kuşu ise, başrolü oynayan Kemal Sunal’ın sinemadaki yarattığı ve filmlerinde hep çevresinde döndüğü ortak özellikleri olan tiplemeyi, bu filmde de devam ettirmesi ile dikkat çeker. Tamamen olmasa da, diğer filmlerindeki tiplere benzer bir tipe dönüştürür Mustafa’yı. İlk filmde, Mustafa zengin kızı ile evlenirken, Ün 19 yıl sonra, evlilikten vazgeçer, finalde Mustafa karısının yaş gününe değil gerçekleşmesi kapıya gelmiş düğününe gitmez. 19 yıl içinde Ün’ün elinden, aynı öyküden, farklı yapılarda üç film çıkar. Sinemanın cilveleri. .......

kaynak:sadibey.com,Orhan Ünser