Tüm Versiyonu Göster : Yilmaz Güney


merlystreep
08-05-06, 20:53
Gerçek İsmi - Yılmaz PÜTÜN
Lakabı - Çirkin Kral

Doğum Tarihi : 1937 / Adana
Ölüm Tarihi : 1984 / Paris

Avrupa'da Türk Sineması deyince uzun süre akla ilk ve ne yazık ki tek isim olarak gelen Yılmaz Güney, ilk, orta ve lise eğitimini Adana'da tamamladı. Simit satmaktan pamuk toplamaya kadar türlü işte çalışarak emek kavramıyla küçük yaşta yakından tanıştı.

İktisat Fakültesi'nde okudu. Burada okurken çeşitli dergilere öyküler yazdı. 1958'de Atıf Yılmaz'ın "Bu Vatanın Çocukları" filminde senaryo çalışmalarına katıldı, yönetmen yardımcılığı ve oyunculuk yaparak sinemaya girdi. 1961-63 yılları arasında fikir suçundan mahkum oldu. 1963-70 yılları arasında önce küçük şirketlerin iddiasız filmlerinde başrol oynadı, senaryolar yazdı.

At Avrat Silah'la yönetmenliğe başladı 1966. 1970'lere gelindiğinde özellikle Anadolu seyircisinin büyük beğenisini kazanmış ve "Çirkin Kral" adıyla anılır olmuştu. "Umut", "Arkadaş" gibi filmleriyle bu dönemde de başarısını sürdürdü. "Endişe"yi çekerken cinayet suçuyla tutuklandı ve 18 yıl hapse mahkum oldu. Hapiste olduğu süre içinde Zeki Ökten'in yönettiği "Sürü" ve "Düşman", Erden Kıral'ın başlayıp Şerif Gören'in tamamladığı "Yol" filmlerinin senaryolarını yazdı.

Daha sonra hapisten kaçarak Fransa'da yaşamaya başladı. Son olarak aşırı karamsar, sert, katı bir film olarak eleştirilen "Duvar"ı çekti.

1937'de Adana'da doğan Yılmaz Pütün, lise yıllarında, bisikletiyle sinemadan sinemaya on altı milimetrelik film bobinleri taşıyarak sinemaya ilk adımını atar. Sinemaya daha yakın olabilmek için Ankara Üniversitesi hukuk Fakültesini bırakır ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne yazılır.

"Sinemayla karşılaşmam 13 yaşındayken oldu. Kavgalı dövüşlü filmlerin gösterildiği fukara sinemalarına gidiyorduk. Kendimizi daha rahat hissediyorduk bu sinemalarda. Mesela bir Galatasaray Sineması vardı, çok güzeldi. Önünden geçer bakardık ama çok lükstü gitmeye korkardık. İstesek parasını verip girebilirdik. Ama ne kıyafetimizi nede yapımızı uygun görmezdik o sinemaya"

Bu arada, Adana'da pursantaj memurluğunu yaptığı Dar film'in İstanbul bürosunda çalışmaya başlar. Atıf Yılmaz'la tanışır ve onun asistanlığını yapmaya başlar.

Önüç dergisinde 1956 yılında yayınlanan Üç Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı için, 1961 yılında 18 ay hapis ve 8 ay Konya'ya sürgün cezası verilir.

Öyküden ceza almasına neden olan paragraf:
"İğrenerek baktı -iyice iğrenememişti-.Yüzü daha bir buruştu. Yapmacıklı bir sinirle "Siz böylesiniz işte" dedi."En iyiniz bile böyle. Kendi çıkarlarınız için neler yapmazsınız.İşçiymiş.Basit bir işçiymiş-seyircilerin durumlarını da görmek istiyordu-ben bir işçiyim. Beni basit görmezsin değil mi?İşine yararım. Keyfini getiririm; doğru değil mi söylediklerim-söyledikleri doğruydu. Birinci şahıs doğru demiyordu-. Ah domuzlar sizi. Bir gün hepinizin topunuzu attıracaklar ya; dur bakalım ne zaman."

İlk kez hapse giren Yılmaz Güney, hayatının muhakemesini yapar, kendini yeniler ve düşünsel yapısını geliştirir. Kendisine bir misyon biçer, bunu nasıl gerçekleştireceğinin hesaplarını yapar.

Hapishaneden çıktıktan sonra zor günler geçiren Yılmaz Güney'in daha sonra rol aldığı film sayısı artmaya başlar. 1964'te rol aldığı 10 Korkusuz Adam filminde hiç konuşmayan, sürekli arka cebinde taşıdığı konyağı içen bir ayyaşı canlandırır. Bu rol, filmde fazla bir önem taşımadığı halde, Yılmaz Güney'in göründüğü sahnelerde sinema salonları inler. Böylece Yılmaz Güney bir mitos haline gelmeye başlar ve senarist ve oyuncu olarak birçok filmde görev alır.

Ben, oyuncu olarak halkın giyiminden, davranışlarından farklı olmamaya çalışıyordum. Zaten olamazdım ki. Ben zaten kendimi oynuyordum. Şöyle bir durum var: Yaptığım bütün filmlerde benden bir parça vardır.

Seyit Han, Toprağın Gelini ve Hudutların Kanunu filmleriyle ilk işaretlerini veren sürecin sonunda beklenen çıkış Umut filmi ile yaşanır. Türk sinemasında yer yerinden oynar. Umut, Yılmaz Güney'in başyapıtlarından biridir. Ayıca Türkiye'de devrimci sinemanın da ilk ve en iyi örneklerinden biridir. Bu filmi, Acı, Ağıt, Baba, Arkadaş ve Endişe takip eder. 1979'da çekilen Sürü ve 1981 yılında çekilen Yol ile yurtdışında önemli ödüller alır. Yol, Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanır.

"Düşünmeden hiçbir insanın herhangi bir şey yapabilmesine imkan yoktur. Ben sadece düşündürmek istiyorum."


Yılmaz Güney, aydın kimliğinin sorumluluğunu taşımış ve bedelini ödemekten kaçınmamıştır.

81 yılına kadar yaşamının büyük kısmı cezaevlerinde geçen Güney'in son dönem filmleri arasında Yol (Altın Palmiye), Sürü ve Duvar yer alıyor. 80 İhtilali sonrasında adının ağza bile alınması yasak olan Güney, 12 Eylül sonrasında binlerce insanın cezaevlerinde tecrit edildiği bir Türkiye'yi anlatabilmenin en gerçekçi yolunun cezaevlerini anlatan bir filmden geçtiğini dile getiren Güney, sloganlarla bezeli bir film yapısından uzak durabilmek için Ankara Cezaevi sübyan koğuşunda köle hayatı süren çocukların trajik öyküsünden yola çıkmış. 17 yıllık bir gecikmeyle Türk izleyicisine merhaba diyecek olan film 74 yılında Yumurtalık Savcısı'nı öldüren Güney'in 24 yıla mahkum olup cezaevinden yurtdışına kaçtıktan sonra 1983'te bir hapishanede yaşananları anlattığı Duvar (Le Mur) filminden sonra 9 Eylül 1984'te hayata gözlerini kapar.

Kaynak -kultur.gov.tr

merlystreep
08-05-06, 20:54
YÖNETTİĞİ SİNEMA FİLMLERİ

At, Avrat, Silah - 1966

Bana Kurşun İşlemez - 1967
Benim Adım Kerim - 1967
Pire Nuri - 1968
Seyyit Han - 1968

Aç Kurtlar - 1969

Bir Çirkin Adam - 1969

Umut - 1970

Piyade Osman - 1970
Yedi Belalılar - 1970
Kaçaklar - 1971

Vurguncular - 1971

İbret - 1971
Yarın Son Gündür - 1971
Umutsuzlar - 1971

Acı - 1971

Ağıt - 1971

Yapım Yılı : 1971
Formatı : 35mm, Siyah-Beyaz

Yönetmen : Yılmaz Güney
Senaryo : Yılmaz Güney
Görüntü Yönetmeni: Gani Turanlı
Müzik : Arif Erkin

Oyuncular : Yılmaz Güney, Seçkin Hürmeriç, Hayati Hamzaoğlu, Bilal İnci, Atilla Olgaç, Yusuf Koç, Şahin Dilbaz, Oktay Yavuz, Nizam Ergüden

Yapım : Güney Film (Yılmaz Güney)

1971, 3. Adana Film Şenliği'nde, Gani Turanlı'ya "En Başarılı Kamera" ödülü getiren filmde Ürgüp dolaylarında dağa çıkmış olan Çobanoğlu ve üç arkadaşının "destansı" öyküsü anlatılır. Kaçakçılık işleri de yaparak hayatlarını sürdüren çetenin lideri Çobanoğlu bir jandarma baskınında yaralanır. Onu tedavi etmek üzere gelen kadın doktor ile ilişkisi Çobanoğlu'na kendi içindeki insani yönü keşfetme olanağı tanır. Şiddeti melankolik bir hüzünle birleştiren filmde Çobanoğlu'nun kanun dışılığının temelde bozuk düzenin bir sonucu olduğu vurgulanır.

Baba - 1971

Arkadaş - 1974

Zavallılar - 1972/4 Yönetmen - Yılmaz GÜNEY, Atıf YILMAZ

Duvar - 1983

Süre - 99'
Yapım Yılı - 1983

Yönetmen - Yılmaz Güney
Senaryo - Yılmaz Güney
Yapım - Yılmaz Güney
Müzik - Ozan Garip Şahin, Setrak Bakırel
Görüntü Yönetmeni - İzzet Akay

Oyuncular - Tuncel Kurtiz, Ayşe Emel Mesci, Malik Berrichi, Nicholas Hossein

Kadınlar ve erkekler, adli ve siyasi tutuklular… Ve çocuklar, çocuk koğuşu: hapishanenin köleleri... Koğuşun kırık camları, hırsızları, katilleri ve terk edilmiş çocuklarının sefaleti... Şişko'nun, Şaban'ın ve diğer çocukların elleri umut ve özlemle açılır Tanrı'ya... Yeni ayı ilk gördüklerinde dua ettiklerinde gerçekleşeceğine inandıkları tek bir dilek vardır çocukların... Daha iyi bir cezaevine gönderilmek... Burası onlar için artık dayanılmaz bir hal almıştır. Yoğun şiddet ve türlü angarya hepsini tüketmiştir. Fiziksel şiddet... Baskılar... Temizlik, mutfak işleri, kömür, çöp taşıma... Onlar cezaevinin gerçek anlamda kölesidirler... Ancak umutları tükenmez... Umutlarını bağladıkları bir cezaevine gitmeyi amaçlamaktadırlar.

12 Eylül sonrasında binlerce insanın cezaevlerinde tecrit edildiği bir Türkiye'yi anlatabilmenin en gerçekçi yolunun cezaevlerini anlatan bir filmden geçtiğini dile getiren Güney, sloganlarla bezeli bir film yapısından uzak durabilmek için Ankara Cezaevi sübyan koğuşunda köle hayatı süren çocukların trajik öyküsünden yola çıkmış. 17 yıllık bir gecikmeyle Türk izleyicisine merhaba diyecek olan film 74 yılında Yumurtalık Savcısı'nı öldüren Güney'in 24 yıla mahkum olup cezaevinden yurtdışına kaçtıktan sonra Fransa'da ölmeden önce gerçekleştirdiği son filmi

SENARYOSUNU YAZDIĞI FİLMLER
1959 Karacaoğlan'ın Kara Sevdası
(Yaşar Kemal, Halit Refığ ve Atıf Yılmaz ile birlikte)
1961 Yaban Gülü
(Atıf Yılmaz ile birlikte)
1962 Ölüme Yalnız Gidilir
1966 Burçak Tarlası
1974 Endişe
1975 İzin
1975 Bir Gün Mutlaka
1978 Sürü
1979 Düşman

1981 Yol

AKTÖR OLARAK ROL ALDIĞI FİLMLER
1958
BU VATANIN ÇOCUKLARI
ALAGEYİK

1959
TÜTÜN ZAMANI

1963
İKİSİ DE CESURDU

1964
PRANGASIZ MAHKUMLAR
ON KORKUSUZ ADAM
ZIMBA GİBİ DELİKANLI
MOR DEFTER
HALİME'DEN MEKTUP VAR
KAMALI ZEYBEK
KARA ŞAHİN
KOÇERO
KOCA OĞLAN
HER GÜN ÖLMEKTENSE

1965
KANLI BUĞDAY
BEYAZ ATLI ADAM
KASIMPAŞALI
KASIMPAŞALI RECEP
KONYAKÇI
TORPİDO YILMAZ
YARALI KARTAL
GÖNÜL KUŞU
TEHLİKELİ ADAM
ÜÇÜNÜZÜ DE MIHLARIM
KRALLAR KRALI
HARACIMA DOKUNMA
SAYILI KABADAYILAR
DAVUDO
SİLAHA YEMİNLİYDİM
KAN GÖVDEYİ GÖTÜRDÜ
KAHREDEN KURŞUN
DAĞLARIN OĞLU
KORKUSUZLAR
SOKAKTA KAN VARDI
BEN ÖLDÜKÇE YAŞARIM

1966
VE SİLAHLARA VEDA
ANASI YİĞİT DOĞURMUŞ (KERİMO)
YEDİ DAĞIN ASLANI
ASLANLARIN DÖNÜŞÜ
KİBAR HAYDUT (YALNIZ ADAM)
TİLKİ SELİM
AT AVRAT SİLAH
SİLAHLARIN KANUNU
ÇİRKİN KRAL
EŞREFPAŞALI
YİĞİT YARALI OLUR
KOVBOY ALİ
HUDUTLARIN KANUNU

1967
BOMBA KEMAL
EŞKİYA CELLADI
BANA KURŞUN İŞLEMEZ
BENİM ADIM KERİM
BÜYÜK CELLATLAR
AT HIRSIZI BANUŞ
ŞEYTANIN OĞLU
ÇİRKİN KRAL AFFETMEZ
KUDUZ RECEP(ASLAN ARKADAŞIM)
İNCE CUMALİ
KIZILIRMAK KARAKOYUN
BALATLI ARİF
KURBANLIK KATİL
KOZANOĞLU

1968
AZRAİL BENİM
BEYOĞLU CANAVARI
MARMARA HASAN
CAN PAZARI(ÖLECEKSİN)
ÖLDÜRMEK HAKKIMDIR
KARGACI HALİL
PİRE NURİ
ASLAN BEY
SEYİT HAN(TOPRAĞIN GELİNİ)

1969
AÇ KURTLAR
GÜNEY ÖLÜM SAÇIYOR
KURŞUNLARIN KANUNU
KAN SU GİBİ AKACAK
BİN DEFA ÖLÜRÜM
ÇİFTE TABANCALI KABADAYI
BİR ÇİRKİN ADAM

1970
ONU ALLAH AFFETSİN
PİYEDE OSMAN
KANIMIN SON DAMLASINA KADAR
İMZAM KANLA YAZILIR
ÇİFTE YÜREKLİ
UMUT
YEDİ BELALILAR
NAMUS VE SİLAH
CANLI HEDEF
ŞEYTAN KAYALARI
SON KIZGIN ADAM
SEVGİLİ MUHAFIZIM

1971
KAÇAKLAR
ZEYNO
ÇİRKİN VE CESUR
İBRET
YARIN SON GÜNDÜR
ACI
AĞIT
VURGUNCULAR
UMUTSUZLAR
BABA

1972
SAHTEKAR

1974
ZAVALLILAR
ARKADAŞ

NurgulPACINO
17-05-06, 17:11
Hem Harika Bi Yönetmen Hem Harika Bir Oyuncu..dikkat Edersen Türk Sinemasi Yilmaz Güneyden öncesi Ve Sonrasi Diye Ikiye Ayrilir..bu Adam Gerçek Bi Dahi

Emre 24
17-05-06, 19:00
ben yilmaz güney adina bir baslik acmistim ama kim neden sildi halen anlamis degilim sunu unutmamak gerekir türk sinemasina yilmaz güney gibi bir insan gelmemistir ve gelemez büyük insan rahat uyu türkiye senin ve filmlerinin degerini sen öldükten sonra anladi simdi kanallar senin filmlerini veriyorlar eskiden filmlerini yasakliyorlardi nediyim bu türkiyeye rahat uyu güzel insan sen rahat uyu yilmaz güneyin en sevdigim filmleri canli hedef,vurguncular,baba,son kizgin adam ve duvar büyüktün yilmaz güney

oslemm
17-05-06, 19:09
çok iyi bi oyuncu,yönetmen,senarist ve düşünürdü ya ben anlamıyorum neden bu adama çirkin kral denmiş bence hiçte çirkin deil

Kurt_Memati
18-06-06, 01:56
Oyuncu, yönetmen, senaryo yazar vb. alanlarda iyi olabilir ki ben farklı düşünüyorum. Düşünce yapısı ve içinde bulunduğu yerler bakımından hoşuma gitmeyen bir idi. Allah Rahmet eylesin.

bahar_can
30-07-06, 20:29
Emeğiyle çalışana, işçi
Emeğiyle ve beyniyle çalışana, usta
Emeğiyle, beyniyle ve yüreğiyle çalışana ise sanatçı denir.

Bu son söz sanki Yılmaz Güney için söylenmiş öyle değil mi? Dişiyle, tırnağıyla sinema sanatının en güzel yerine gelmiş biri O; Ne emeğinden, ne beyninden ve ne de yüreğinden hiçbir ödün vermeden... Çok da ağır bedeller ödemiş.
Benim bir insana sanatçı diyebilmem için ve sevebilmem için, önce yaşamla olan çelişkisini anlamaya çalışırım. Eğer bu; insanlığın haksızlığa uğramış herhangi bir yanına ilişkin bir çelişkiyse, o kişi benim dikkatimi çeker... Sonra da bu çelişkisi karşısındaki tavrına bakarım; yaşamında bunu nedenli değiştirip, dönüştürmeye çalışıyor diye... Eğer bu düşüncesi yaşam tarzıyla uyum içindeyse o kişiyi severim ve sayarım. Özellikle sanatçıyım diyen (çünkü sanatçı muhalif insanla neredeyse aynı anlamı taşır) birçok kişide az rastlanan bu uyum;Yılmaz Güney'in yaşama amacıydı. Ve ben buradan hareketle diyorum ki; Yılmaz Güney Türk sinema tarihinin gelmiş-geçmiş en iyi sanatçılarının başında geliyor.

İbrahim
31-07-06, 10:23
Yılmaz Güney çok tartışılan görüşleriyle yılmaz güneydir zaten.Onu taşıdığı ve benimsediği görüşlerinden soyutlayamazsınız.Nedir onlar?
özgürlük,dayanışma,eşitlik,adalet. Tüm bunların onun sinemaya bakışını etkilememesi mümkün değildir. O aşk filimlerinin unutulmaz yönetmeni değildir belki ama o ,toplumda "dışlanmışların" üzerine film yaparak Türkiye de "toplumsal gerçekçi" sinemanın öncülerindendir.

hewal
31-07-06, 16:51
Bu sayfa açıldı açılalaı ilk defa bu kadar yoğun paylaşımda bulunulmuş çok sveindim :)baranım ve virgül eklediğiniz resimler ve yazuılar için çok teşekkürler...

ayse
01-08-06, 16:05
Sevgi Ve Dostluk

Sevgi ve dostluk




Kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye



Öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim yağmur yağsın bulut yok olsun diye



Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim güneş açsın karlar erisin diye



...Ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye


Yılmaz Güney

ehlocan
01-08-06, 18:38
Benim içinde Yol filmi Türk sinemasında en beğendiğim 5 filmin içinde ilk sırada yer alır...

Memo_İSOM
01-08-06, 18:57
..Benim içinde Yol filmi Türk sinemasında en beğendiğim 5 filmin içinde ilk sırada yer alır...
Benim de en beğendim film Yol dur...Bütün filmleri çok güzel...YILMAZ GÜNEY seni hiç unutmayacağız

AYGÜZELI
01-08-06, 20:00
Yılmaz Güney
1 Canım, Sevdiğim, Yüreğim... 2 Arkadaş
3 Eskiden Bilmezdim Yalnızlığı


KENDİ AĞZINDAN YAŞAM ÖYKÜSÜ
Bir sanatçı olarak "Yılmaz Güney" diye bilinirim. Asıl adım Yılmaz Pütün'dür. Adım, zorluklar karşısında eğilmez, umutsuzluğa kapılmaz, yılgınlığa düşmez ve başeğmez anlamına gelir; soyadım Pütün ise bir dağ meyvesinin kırılmaz çekirdeği demektir.
1937 yılında, Türkiye'de, bir güney şehri olan Adana'nın Yenice köyünde doğdum. Kürt asıllı, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biriyim. Annem dindardı ve okuma yazma bilmezdi. Hâlâ sağ... Babam ise okuma yazmayı askerde öğrenmişti. Annem gibi o da hiç okula gitmemişti. 1976'da ben Kayseri Cezaevi'ndeyken öldü. Mezarını göremedim...
Dokuz yaşımdan bu yana hayatımı çalışarak kazandım. İlk işim dana gütmekti. Liseyi Adana'da bitirdim. O yıllar Doruk adında bir sanat dergisi çıkardım. Sanata meraklıydım ve hikayeler yazıyordum.
1955'te bir hikayemden ötürü takibata uğradım. Hakkımda dava açıldı.
1957 yılında İstanbul'a, İktisat Fakültesi'nde öğrenim görme hayalleriyle geldim. Fakat devam edemedim. 1955'ten beri süren takibat ve mahkeme sonuçlanmıştı ve ben başlangıçta yedi buçuk yıl ağır hapis ve iki buçuk yıl sürgün cezasına çarptırıldım. Daha sonra temyiz mahkemesi kararı bozdu, yeniden görülen mahkeme sonucu cezam bir buçuk yıl ağır hapis ve altı ay sürgün cezasına çevrildi. Öğrenimim yarım kalmıştı. Önümdeki tek yol, kendimi hayatın okulunda, hayatın kabul ettiği ve dayattığı öğretmenler aracılığı ile eğitmekti. Öyle yaptım...
Kitaplar, sinema, iş, cezaevi, acımasızlık, hayatın katı kuralları, toplumsal baskılar, kahpelikler, yiğitler... Karşılaştığım zorlukları yenmek için direnmek ve kararlılık...
Öğretmenlerimden biri zor'dur... 1961 Mayısı'nda cezaeviyle tanıştım. 1962 Aralığı'nda cezam bitti. Muhafazakarlığıyla ünlü Konya şehrine sürgüne gönderildim. Konya sınırlarından çıkamazdım. Her akşam polise imza vermeliydim. En çok imzayı polis defterine attım. 180 defa...
1968'de askere gittim. 1970 Nisan'ında döndüm. Hayatımdan çalınan iki yıl...
1971 Mayıs'ında on binlerce aydın, sanatçı, yazar gibi ben de gözaltına alındım. Hakkımda hiçbir delil yoktu. Sadece kuşku.
Bir hafta gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldım; resmi olmayan bir emirle, sözlü bir emirle ve tehditle Nevşehir'e üç aylığına yine sürgün edildim. Bu kez polise imzaya gitmiyordum, polis beni dıştan kolluyordu.
1972'de, Mart'ın 16'sında, devrimcilere yardım gerekçesiyle tutuklandım. Mahkeme sonucu 10 yıl ağır hapis ve sürgün cezasına çarptırıldım. Ecevit hükümetinin 1974 genel affıyla serbest bırakıldım. Bugün ise Ecevit cezaevindedir. 1974 Eylül'ünde, bir cinayet olayına adım karıştı ve 19 yıla mahkum edildim. Cezaevindeyken Güney adlı bir kültür-sanat dergisi çıkardım. Onüç sayı sonra sıkıyönetimin yeniden gelmesi üzerine, dergimiz kapatıldı ve hakkımda yazılarımdan ötürü on ayrı dava açıldı. Suçum, komünizm propagandası yapmak, milli duyguları zayıflatmak, halkı suç işlemeye teşvik etmek, suç sayılan fiileri övmek ve devletin içte ve dışta itibarını sarsmak... İstenen ceza toplamı yaklaşık 100 yıl... 1981 Ekim'inde, izinli çıktığım Isparta yarı-açık cezaevine dönmedim. Sonra da yurt dışına çıktım. 1981 Ekim'ine kadar, yaklaşık oniki yılımı çeşitli cezaevlerinde geçirdim. Bu oniki yıl içinde, ikisi yarı-açık olmak üzere onbeş cezaevi tanıdım Ülkemden ayrıldıktan sonra ilk aylarda üç davanın sonuçlandığını, sonuçta, toplam 20 yıl ağır hapis, 7 yıla yakın da sürgün cezası aldığımı öğrendim... Öbür davalarım devam etmekte; ancak henüz hangileri sonuçlandı, ne kadar daha ceza aldım, bilmiyorum...
YILMAZ GÜNEY

MaviKuş
01-08-06, 21:14
Polemiğin gereksiz olduğunu düşündüğüm gibi
YILMAZ GÜNEY'in de tartışılmasının gereksiz olduğunu düşünüyorum.
Yılmaz Güney hani bir tabir varır ya anlatılmaz yaşanır.
O kendi idealleri için yaşadı ne düşünüyorsa mesleği neyi gerektiriyorsa kendi özgür iradesi altında yaşadı isteyen beğenir isteyen beğenmez.
Dünyada onca savaş, onca mücadele var ki!
En önemlisi kişinin kendiyle olan mücadelesi, İnsanca yaşadı insanca öldü.
Onu eleştirmek için ilk önce onun kadar olabilmek önemlidir.
Kişilere eleştirirken ben kendi ideallerim için ne yaptımı sorgulamak önemlidir.
İster Yılmaz Güney olsun, ister bir başka idealist düşündüğünü yaşabiliyor musun?
Yaşıyorsan saygılı olmalısın....

AKBEL
02-08-06, 01:21
Yılmaz Güney'in mesleği ve ortaya çıkardığı eserleri hakkında yorum içermeyen, üyelerin birbirine uyarı veya tavsiyede bulunduğu karşılıklı konuşma halini alan mesajlarınız; hem konu başlığına uymadığı hem de başlığa yeni giren bir üyenin alıntı yaparak tartışmayı tekrar başlatmaması için tarafımdan silinmiş ya da düzenlenmiştir.

Bölüm Sorumlusu AKBEL

pinkzone
02-08-06, 10:34
Onun filmlerini ve hayat hikyesini bir belgeselde izledikten sonra çok sevdim..

Yol filminde hıçkıra hıçkıra ağladığımı bir ben bilirim.. Cd sini bulmak için ne kadar çok dolaştığımıda...

O Türkiyenin gelmiş geçmiş en iyi oyuncularından ve en yönetmenlerinden biriydi... Ruhu şad olsun..

ehlocan
08-08-06, 19:22
http://img517.imageshack.us/img517/9610/ylmazid2.jpg

İbrahim
18-08-06, 11:18
“Parlak bir sinemacı ve sanatçı, hiçbir zaman amatörlüğün ötesine geçememiş bir 'siyasetçi'; her şeyini kitlelerle paylaşmaya can atan bir 'biz' ve çıkardığı dergiye 'Güney' adını verecek kadar bireyci bir 'ben'; dünyanın sosyalizm öncesi popülist başkaldırmacı kahramanına denk düşen bir mizaç ve tarihi maddeciliğin teorik inceliklerini kavramaya hayati önem veren bir akıl; silah ,eylem ve mertlik dünyasının korkusuz bir savaşçısı ve insanları barışa, sükunete, okumaya, sevgiye çağıran bir derviş. Bütün bunların sonucunda mutlak bir yalnız adam...”
Murat Belge

İbrahim
23-08-06, 21:57
Yılmaz Güney’in bir dönem hapisane arkadaşı olan Birikim Dergisi Genel Yayın yönetmeni Ömer Laçiner’in Güneyle ilgili bir anısı onun sinemaya katgılarının sadece görsel uzamsal anlamda değil toplumsal bağlamda da klasik kahraman imajını nasıl yerle bir ettiğinine ilişkin bize birkaç ipucu verir sanırım.
Laçiner'in anlattığı biçimiyle.Kıbrısla ilgili bir yapmaktadır o dönem. Filmi yaparken dönemin önemli aktörlerinin de bulunduğu 6 kişilik bir başrol ekibiyle çalışmaktadır.(bunlar arasında Fikret hakan ve Tamer yiğitte vardır)

Filmde tıpkı 7 Samurai filminde olduğu gibi tek tek tüm oyuncu bordu kendi özellikleriyle filmin birinci bölümünde tanıtılırlar.Bütün aktörler yönetmen- oyuncu olan (ve aynı zamanda senarist) Güneyden çarpıcı bir giriş isterler kendi adlarına yani filmde onların karakterlerini ön plana çıkaran sahneler için özel kulis yaparlar.Hemen hepsi ondan bir önceki aktöre göre çok daha gösterişli sahneler isterler.ve gerçekten de yılmaz güney hepsi için bu tür sahneler çeker.Kendi ifadesiyle”birisi 4 kişiyi öldürerek geldi,diğeri atlara binerek vs..kendime ise sadece şunu yaptım:diğer altı aktörün bir araya gelmesinden sonra,içlerinden birine ‘-o nerede?,o da gelecekti,gelmedi mi?’diye sordurdum.Bu sahneden sonra,filimde müziği de kestim ve bir sessizlik sahnesinden sonra,uzaklardan bir adam ağır adımlarala gelmeye başladı,Bu bendim.sıradan bir adam,hiçbir kahraman gelişine benzemeyen bir şekilde ,ağır adımlarla yaklaştı.Sıradan bıyıklı,zayıf bir adam.”
Filimdeki kahramanlık gösterileri paylaşılmıştı,ama onlar haklarını harcadıkları için,daha sonra yılmaz birden bire patlayan kişiliği ile kendisini göstermeye başlıyordu.
Sonuç olarak film piyasaya verildikten sonra,insanların aklında diğer altı aktör değil yılmaz kaldı Güney bu filmle ilgili olarak”Yeşilçam’da bütün öteki aktörleri kırıp,onların üzerinde bir Yılmaz güney olarak çıkışımda bu filmin büyük katgısı vardır” der”


Burada altı çizilmesi gereken nokta sanırım şu;.eğer Yılmaz Güney 1970 öncesinde bir kahraman tipi yarattıysa,bu kahraman tipinin topluma verdiği bir mesaj vardır.Bu sanırım şudur”sende kahraman olabilirsin”Sinemada öyle bir insan-kahraman çıkartmaktadır ki görünüşüyle,davranışlarıyla hiçbir şekilde Türk- sinama izleyicisine yabancı değildir. .Hele hele alışılagelmiş başrol oyuncusunun türk sinemasında daha önce çizilmiş prototiplerine (yakışıklı,güçlü) tamamen aykırı bize benzeyen bir aktör kahraman imgesi oluştuşturmuş ve bu imgeyi kabul ettirmiştir sinema sektörüne..
Bu, klasik kahraman tipi gibi başından kendisinin diğerlerinden farklılığını,kendisini seyredenlerden farklılığını vurgulayan bir tip değil.O, sıradanın içinde gelen sıradana "sende olabilirsin"diyen ama üstün bir şey yapmış olma özelliğinide muhafaza eden bir tip.

İbrahim
29-08-06, 11:41
çok iyi bi oyuncu,yönetmen,senarist ve düşünürdü ya ben anlamıyorum neden bu adama çirkin kral denmiş bence hiçte çirkin deil

"Çirkin kral" sıfatı bizzat Yılmaz Güney tarafından oluşturulmuş bir sıfattır.Döneminin yakışıklı ,güçlü Jönlerine inat o da kendisine "o halde ben de çirkin kralım"diyerek kinayeli bir uslupla cevap vermiştir

ehlocan
11-09-06, 12:44
Yılmaz Güney, siyasal görüşleriyle, sinemasıyla, roman, öykü ve şiirleriyle bir bütündür. O’nun yarattığı eserler gerçeklerin bilinçlere kazınması görevini bugün de yerine getiriyor...

Güney Dergisinden alıntıdır..
http://img139.imageshack.us/img139/7197/yguneyrenklijp8.jpg

elif_gs
18-09-06, 23:15
bence de onun yarattığı eserler herkesin beynine kazınmalı. sadece düşünüyor diye çektiklerine insanın inanası gelmiyor.

parlakz güneş
24-09-06, 11:15
Çirkin kral Yılmaz güney türk sinemasına gerçekten çok büyük yararları var.yarattığı bütün eserler muhteşem.Her filmi dört dörtlük.gerçek bir sanatçı.asla unutulmamalı:)

İbrahim
02-10-06, 08:15
Bir resim,bir mısra,bir sözcük..yaratıcı bir sanatçı ,bir rejisör için yeni bir dünyanın yaratılmasına yeterlidir.sanatçı ufak bir noktadan ,bir ufak resimden yola çıkarak koskoca yeni bir dünya kurma becerisini gösteren insandır.
Örneğin Wim Wenders”Der Himmel uber Berlin”filmini yapmadan önce Rilke’yi okuyormuş.Rilke’nin şiirleri arasında şu mısralar aklından çıkmaz olmuş:”İşsiz melek ona aşık oldu”.Bu mısradan yola çıkarak Wim Wenders yepyeni bir dünya yarattı,bir sinema klasiği yarattı.Veya Ö.Lütfi Akad,Orhan Veli’nin hepimiz tarafından bilinen şu mısralarından yola çıkarak;”Alnımdaki bıçak yarası senin yüzünden /tabakam senin yadigarın/iki elin kanda da olsa gel diyor telgraf/seni nasıl unuturum ben sevgilim/seni nasıl unuturum benim vesikalı yarim.” Ve sonuç “vesikalı yarim” filmini yaptı.Yılmaz Güney de böyle bir sinemacıydı.Beyaz Şemsiyeli adamlar dağda yürüyorlardı,gibi bir resimden bir imajdan yola çıkarak”Ağıt’ı oluşturdu. Umut filminde Arabacı Cabbar,düşünü bulamamanın verdiği umutsuzlukla dönüp duruyordu(çok sarsıcı bir sahnedir bu),yada “Sürü”deki susan kadın..Bunların hayata dönüştürülmesi,yaratılması,varolmamış bir hayatın yaratılması büyük sanatçıların,büyük ustaların işidir.Yılmaz Güney de böylesine güçlü ve böylesine özgün bir sinemacıydı..

ehlocan
05-10-06, 14:10
Çok hoş bir yazı olmuş sanırım kendi yazınız..Arabacı Cabbar'ın define olması umuduyla yılanı sıvazlayıp sonrada haykırışı hala gözümün önündedir.Umarım yazıların devamı gelir...

İbrahim
07-10-06, 22:42
Tarkovski'nin "Nostalji" filminin sonu,filmin kahramanı Gorbaçov'un sürekli özlemiyle yaşadığı Rusya'da ki köy evinin birden bir İtalyan katedralinin ortasında belirmesiyle biter.
Bu tablo,Gorbaçovun ruhsal durumunun ona artık yaşama olanağı vermeyen parçalanmışlığının bir modelidir aslında: İki ayrı dünyanın ve iki ayrı ruhsal boyutun birleşmesinin gerçekliği olmayan bir birleşmenin modelidir adeta.Ve gerçekliği olmadığı için de Gorbaçov,bu parçalanmışlığın verdiği acıyla fiziksel olarak bu dünyadan ayrılır
Yılmaz Güney de böyle bir parçalanmışlık,böyle bir hüzün,böyle bir nostalji içersinde iki parçanın bir araya gelememesini ölümünden önce şöyle ifade ediyor "Duvar" filminden sonra:
""İşte avrupa da bir film çekiyoruz:Avrupada kuru fasulye yapmaya benziyor bu:kuru fasulyenin tüm malzemeleri elimizde,pişiriyoruz kuru fasulyeyi:Fakat Türkiye deki tadı alamıyoruz.Elde edemiyoruz bir tatsızlık söz konusu""
Bu tatsızlık, bu hüzün,bu parçalanmışlık hissi ve sonuç olarak ruhsal dünyanın ölümü fiziksel olarak aramızdan ayrılışına kadar sürdü aslında..
Ama hiç değilse ,yani seneler sonra ülkesine dönen bir sürgünün "artık kendi ülkesindeki yabancılığını,kendi ülkesindeki iletişimsizliği de yaşamadı..."
En korkuncu belki de "bu ülkede yaşayıpta "kendi varoluşuna yabancılaşan" bir güruhun içinde olmadı.O hep aydın ve insan olmanın "farkındalığını" ve "sorumluluğunu " ve bunun bu ülkedeki karşılığı olan "bedeli" ödeyerek aramızdan ayrıldı....

"Herkesin kendine bir anavatanlar kurmakla uğraştığı bir çağda ,önyargısız düşünebilen ve çağının üstüne çıkabilen kimselerin anavatanı hem hiçbir yerdir,hem de heryerdir"
Goethe

Oo_esmer_kiz_Oo
08-10-06, 11:21
super yonetmen super oyuncu ya resmen tr de bir ilk idi
filmleri hala ozleniyor ve yine konusuluyor bence asla unutulmatak bit oyuncu boylesi cunku maleseff pek gelmiyuor tr ye ....

ehlocan
09-10-06, 11:41
En korkuncu belki de "bu ülkede yaşayıpta "kendi varoluşuna yabancılaşan" bir güruhun içinde olmadı.O hep aydın ve insan olmanın "farkındalığını" ve "sorumluluğunu " ve bunun bu ülkedeki karşılığı olan "bedeli" ödeyerek aramızdan ayrıldı....

"Herkesin kendine bir anavatanlar kurmakla uğraştığı bir çağda ,önyargısız düşünebilen ve çağının üstüne çıkabilen kimselerin anavatanı hem hiçbir yerdir,hem de heryerdir"

Goethe



Yazının tamamı çok hoş ama özellikle alıntı yapmış olduğum kısım h.sonu özel yayın yapan bir kanalda yayınlanan Yılmaz Güney belgeselinde kendi konuşmalarından çıkarmış olduğum sonucun yazıya dökülmüş hali..

Parça parça yayınlanan bir kaç röportajda hemen her konu hakkında soru sorulmuş kadın-erkek eşitliği ve kadınların kurtuluşundan,sinemaya,ülkenin siyasal durumundan ekonomik durumuna kadar birçok konuda fikrini beyan etmiş.Ve bunların hepsinde hem özeleştiri var hem ahlanıp vahlanmak yerine o sorunlarla ilgili ne yapabilirim ve toplum olarak ne yapabiliriz var.

HASRETTTTTT
10-10-06, 11:48
yılmaz güney belki güney in yılmaz lığından ya da yılmaz ın güneyliliğinden hakkında yazılacaklar ve söylenileceklerin bitmeyeceği çirkin kral lakabı ama güzel yürek sıfat ı olan isim ilk baba film yle izlemiştim çok türk film i klişeleri bulundursa da bi çok yapımdan ayrılan bi çok özelliğe de sahipti ben ce ne den mi yılmaz güney desem hani vatanında ölmesine izin bile verilmeyen çokluğu karşısında azlığın yaptırımları ve çizilmeye çalışılan o portrenin dışına çıkan suretiyle yaşama kattıkları ki herkesin aklında bi arkadaş dörtlüğü vardır diye düşünüyorum hani kim olduğunu nerden geliğini nereye gittiğini anlamaya yardım eden bi arkadaş arkadaş kelimesinin bence sözlük anlamının dışında ona ruh katan bi yorum değil midir geç te olsa bu sayfayı görmeme sebeb olanlara teşekkür etmek ve hatırası önünde saygıyla eğilmekten başka ne yapabilirim en güzeli küçük bi satır aralığı ve yaşama duruşu

Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili
biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acısını
acımız yaptık çünkü.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile
içimizi parçaladı.
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...

Eylem64
10-10-06, 13:03
bencede Yilmaz Güney türkiyenin gelmis gecmis en iyi yönetmen ve oyuncularindan biri!
ne yazik ki zamaninda degeri hic bilinmedi! ama yaptigi islerin dogru ve basarili oldugunun en büyük kaniti bence ölümünden yillar gecmesine ragmen yaptigi filmlerin hala izleniyor olmasi!

Eylem64
10-10-06, 13:09
http://img243.imageshack.us/img243/7735/2002b3003uj7.jpg

http://img237.imageshack.us/img237/8904/bircirkinadambpr1.jpg

http://img243.imageshack.us/img243/7433/gueneyxu6.jpg

Eylem64
10-10-06, 13:12
http://img237.imageshack.us/img237/5291/sunsep1917594420041gw6.jpg

http://img243.imageshack.us/img243/283/umutxq2.jpg

http://img95.imageshack.us/img95/3684/vi345333xl018250uv2.jpg

http://img243.imageshack.us/img243/1593/vi345343le191250br9.jpg

İbrahim
27-10-06, 22:26
Yılmaz Güney sinemasını aşağı yukarı az çok bilenler onun filmlerin (yada sinemasının) iki ana döneme ayrıldığını görürler.Yalnız bu ayrılma çok keskin hatlarla birbirden kopuş olarak ortaya çıkmaz .Aksine birbirini tamamlayan ama birbirine de indirgenemeyen dönemler olarak biçimlenirler..
1974 'e kadar ipuçlarını verdiği,belli ölçülerde bitirdiği kahraman sineması yerini ,1974-1984 döneminde yaptığı filmlerde,toplumsal ilişkilerin alabildiğince gerçekçi olarak incelendiği,yazıldığı,gösterildiği bir dünyaya bıraktır...Oysa Yılmaz Güney 1974' e kadar klasik aşk ve ölüm temalarını ,Türkiye toplumsal motiflerini içerisinde birleştirerek anlatmaya çalışan ve bu doğrultuda yorumlayan aşk ve sevgi insanı olarak karşımıza çıkmaktadır...
Özellikle benimde izlemek fırsatı bulduğum "Seyit han"daki"Hudutların kanununda"ki , "Umutsuzlar"daki,"Umut"daki acı ve endişe ;"Ağıt" daki aşk ve ölüm,Türkiye halkının yüzyıllardan beri oluşturduğu bir kültürel birikimin ,bir semboller dünyasının sanatçı ruhuyla birleştirilerek perdede yansıtılmasıdır..

1974-84 aralığında ise aşk ve sevgi yerini toplumsal gerçekliğe bırakır. Bazı sosyologlar -flu- olarak nitelendirdikleri bu kavramdan pek hoşlanmasalarda( buradaki gönderme arkadaşım Arif 'e !!) biz yerine başka birşey koyamadığımızdan mecburen kullanacağız..
Yılmaz Güney'in bu dönem aralığında Türkiyede hiç rastlanmayan türde Türkiye toplumunun sosyolojik panoramasını cizmeye kalkıştığını görüyoruz.(Üstelik bu dönemin büyük bir bölümünü hapisanelerde geçirmiştir..)
Bu panoramada insan ilişkilerini ,bireylerin yaşadığı acıları,sıkıntıları,ahlaksal çöküşü,sahte umutları ve sinemamızda çokta anlatılmayan teğet geçilen tek tek insan zaaflarını ,bireysel problemleri anlatma çabasına girdiğine tanık oluyoruz..
Bu dönemin ürünlerinden olan "Sürü" "Yol" ve en son "Duvar" filimleri Türk sinemasının gelmiş geçmiş (en azından benim izlediğim kadarıyla) en hoyrat , en kaba ve en korkunç halleriye insan ilişkilerinin anlatıldığı filmler olarak karşımız çıkar....

İbrahim
11-11-06, 07:33
Yılmaz Güney sinemasının bir başka özelliğide "ayrıntı" zenginliği ile dolu oluşudur sanırım.Özellikle son filmlerinde konu artık şema olmaktan çıkıp ayrıntıların şemayı oluşturmaya başladığını görüyoruz. Yaşanan şey "konunun bir melodram daha doğrusu bir şema olmaktan çıkıp hayatın kendisinin konu olması ,ayrıntıların konu olmasıdır "....Bunu "Umut" da,"yol"da ve çokça da (belkide en çok )"Duvar" da görüyoruz..
Yılmaz Güneyle ilgili belgesel bir filme imza atan Claude Weisz onunla ilgili şu saptamayı yapar. Sanırım bu konuda onunla uzlaşyoruz.."yılmaz Güney belgeselikle öykünün kesistiği bir nokta da durmaktadır.Onun her filminde her öykü bir gerçeğe gönderme yapar.Sineması bir ölçüde "belgesele çok yakındır.."

Yagmur_ask
20-12-06, 13:50
Soylenecek fazla birsey yok bence, Turkiye'nin gelmis gecmis en iyi yonetmenlerinin basinda gelir, CANNES film festivalinde aldigi odul'de oyunculugunun en iyi kanitidir bence..mukemmel bir yazar, yonetmen ve oyuncuydu..

Findorin
24-12-06, 08:37
Olmasın o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip ayrılsak da
Seninle arkadaş

Bir kıvılcım düşer önce
Büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş
Yanmışsın arkadaş

Dolduramaz boşluğunu
Ne ana ne kardaş
Bu en güzel bu en sıcak
Duygudur arkadaş

Ortak olmak her sevince
Her derde kedere
Ve yürümek ömür boyu
Beraberce el ele

Olmayacak o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gun gelir ayrılsak da
Seninle arkadaş
Yılmaz Güneyin arkadaş adlı şiiri ... :good:

ehlocan
13-07-07, 14:20
http://img521.imageshack.us/img521/3784/12zv5.jpg

http://img521.imageshack.us/img521/9056/13xg6.jpg

hewal
30-07-07, 10:21
http://img514.imageshack.us/img514/4783/balksz1ow9.jpg

HaZaL555
01-08-07, 23:21
ben yılmaz güneyy kadarr yaşam mücadelesi veren bir insan görmedim hayatını anlatan bi belgesel izlemiştimm vee ağladımm...bizler böyle insanların değerini bilmiyoruzz ben çirkin kıralımın hem oyunculuğunu hem yönetmenliğini ve en önemlisi görüşlerini çokk taktir etmişimmdir... yılmaz güneyy ne diyebilirimm sana iyiki seni tanıdık iyiki sen böyle bi yüreğe sahiptin mekanın cennet olsunn çirkin kıralım...:sad53:

http://img167.imageshack.us/img167/3523/yilmazguneyxh0.jpg (http://imageshack.us)
Shot at 2007-08-01

HaZaL555
01-08-07, 23:24
http://img181.imageshack.us/img181/4760/yilmazxn6.jpg (http://imageshack.us)
Shot at 2007-08-01

HaZaL555
01-08-07, 23:28
http://img181.imageshack.us/img181/591/silahlia9.jpg (http://imageshack.us)
Shot at 2007-08-01
http://img167.imageshack.us/img167/7831/wwwantolojicom378870281cx4.jpg (http://imageshack.us)
Shot at 2007-08-01

HaZaL555
01-08-07, 23:32
http://img181.imageshack.us/img181/9687/salo6.jpg (http://imageshack.us)
Shot at 2007-08-01
http://img523.imageshack.us/img523/9910/1157820331guneyoo0.jpg (http://imageshack.us)
Shot at 2007-08-01
http://img181.imageshack.us/img181/4935/2002b3003wj4.jpg (http://imageshack.us)
Shot at 2007-08-01
SENİ ASLA UNUTMYACAĞIZZZZZZZZZZZ ÇİRKİN KIRAL!!!!!!!!!!

HaZaL555
01-08-07, 23:35
Bir sanatci olarak ''Yilmaz Guney'' olarak bilinir.Ama asil adi Yilmaz Putun'dur.Adi,zorluklar karsisinda egilmez,Umutsuzluga
kapilmaz,yilginliga dusmez ve bas egmez anlamina gelir,soyadi putun ise bir dag meyvasinin kirilmaz cekirdegi demektir.1937
Yilinda, Adana'nin Yenice Koyunde dogdu.Topraksiz bir koylu ailenin iki cocugundan biridir.Annesi dindardi ve okuma yazmayi
bilmezdi,babasi ise okuma yazmayi askerde ogrenmisti.Yilmaz Guney 1976'da Kayseri Cezaevindeyken babasini kaybetti.Dokuz yasindan
sonra hayatini calisarak kazandi.Ilk isi dana gutmekti.Liseyi Adana'da bitirdi.O yillar ((DORUK)) adinda bir sanat dergisi
cikardi.Sanata cok merakliydi ve hikayeler yaziyordu.1955'te Istanbul'a Iktisat Fakultesi'nde ogrenim gormek icin gitmisti.Fakat
devam edemedi.1955'te suren tatbikat sonucu birbucuk yil agir hapis ve 6 ay surgun cezasi aldi.Ogrenimi yarida kalmisti.O'nun
onundaki tek yol,kendisini hayatin okulunda,hayatin kabul ettigi ve dayattigi ogretmenler araciligiyla egitmekti.Oyle yapti
da...Kitaplar, sinema, is, acimasizlik, hayatin kati kurallari,toplumsal baskilar,kahpelikler,yigitlikler...Karsilastigi zorluklari
yenmek icin direnmesi ve kararliligi...Ogretmenlerinden biri ZORDUR.Ilk olarak 1961'de cezaeviyle tanismisti.1962 Araliginda
cezasinin bitimiyle, muhafazakarligi ile unlu, Konya sehrine surgune gonderilmisti.1968'de asker gitti.1970 Nisaninda dondu.1972'de,
martin 16'sinda devrimcilereyardim ettigi gerekcesiyle tutuklandi.Mahkeme sonucu 10 yil agir ceza hapis ve surgun cezasina
carptirildi.1974 Eylulunde,bir cinayet olayina adi karisti ve on dokuz yil mahkum edildi.Cezaevindeyken ''GUNEY'' adlibir
sanat-kultur dergisi cikardi.Onuc sayi sonra sikiyonetimin yeniden gelmesi uzerine dergisi kapatildi ve hakkinda yazdiklarindan
oturu on ayri dava acildi.Istenen ceza toplami yuzyil idi.1981 Ekiminde izinli ciktigi Isparta cezaevine bi daha donmedi.Sonra
da yurt disina cikti.1981 Ekimine kadar, yaklasik oniki yilini cesitli cezaevlerinde gecirdi.Bu oniki yil icinde ikisi yari-acik
olmak uzere onbes cezaevi tanidi.Iltica etigi Fransa'nin Paris sehrinde 1984'te vefat etti



Asil hapishane insanin kafasinda yarattigi hapishanedir.Hayati sinirlayan hapishane odur ki,ilk firsatta yikilmalidir. Dünyayi
dahaiyi kavrayabilmek icin...



ON YIL SUSTUM ARTIK BAGIRMAK iSTiYORUM!

Ülkemden ayrilmisim, Özgür olmak, Yasamak istedigimden ötürü degil,
Özgürlük ve demokrasi kavgasina daha etkin ve aktif bir bicimde
katilabilmek icindir.



Bir köle olarak yasamaktansa ,
özgürlük savascisi
olarak ölmek daha iyidir...



Insanlari tas duvarlar, demir parmakliklar arasinda terbiye etmeyi, onlarin dusuncelerini onlemeyi dusunen anlayis yikilacaktir

by_Travis
05-08-07, 08:40
tam manasiyla bir sinema emekcisi
devrimci ruhu sad olsun...unutulmuyacaksin cirkin kral...

hewal
12-09-07, 14:48
http://img528.imageshack.us/img528/134/balksz4nk2.jpg

mavi&yeşil
30-09-07, 11:07
alıntıdır

http://img216.imageshack.us/img216/117/yguneyfoto5js9.jpg (http://imageshack.us)

http://img220.imageshack.us/img220/4840/yguneyfoto7gd2.jpg (http://imageshack.us)

http://img216.imageshack.us/img216/9241/yguneyfoto8un2.jpg (http://imageshack.us)

http://img220.imageshack.us/img220/1724/yguneyfoto9mb0.jpg (http://imageshack.us)

mavi&yeşil
30-09-07, 11:19
alıntıdır

http://img216.imageshack.us/img216/5844/vesylmazqq9.jpg (http://imageshack.us)

http://img220.imageshack.us/img220/9386/ygsw1uz8.gif (http://imageshack.us)

http://img221.imageshack.us/img221/2062/ygsw2bg1.jpg (http://imageshack.us)

http://img230.imageshack.us/img230/9232/yilmazguney2ts0.gif (http://imageshack.us)

mavi&yeşil
30-09-07, 11:22
http://img219.imageshack.us/img219/6295/ylmazgneyiz4.jpg (http://imageshack.us)

alıntıdır

mavi&yeşil
30-09-07, 12:13
28.09.2007 tarihli Hürriyet Gazetesi Cuma eki Haberi:

Sinema yazarları,eleştirmenleri,akademisyenler ile sinefillerden oluşan büyük jüri seçti.
En iyi 10 Türk filmi DVD ve VCD'si:(Filmlerden ikisi Yılmaz Güney'in Umut ve Yol filmi)

UMUT

Yılmaz Güney'in başyapıtı

http://img154.imageshack.us/img154/4659/umutxq2id3.jpg (http://imageshack.us)

1970'te Yılmaz Güney'in senarist,yönetmen,yapımcı ve başrol oyuncusu olarak imza attığı film.Siyah-beyaz çekilen filmde,bir arabanın çarpması sonucu atını kaybeden faytoncu Cabbar,emeğiyle çalışarak para kazanamayacağını düşündüğünden,umudunu önce Milli Piyango biletlerine,ikramiye çıkmayınca da defineciliğe bağlar.Filmin aldığı ödüllerden bazıları şöyle;
2.Adana Altın Koza Film Festivali en iyi film,yönetmen,senaryo,erkek oyuncu,en iyi fotoğraf
Antalya Altın Portakal Film Festivali en iyi erkek oyuncu

YOL

Cezaevinden çıkan senaryo

http://img218.imageshack.us/img218/9660/yolkb2.th.jpg (http://img218.imageshack.us/my.php?image=yolkb2.jpg)

Senaryosu o zamanlar cezaevinde bulunan Yılmaz Güney tarafından yazılan Yol filminin yönetmenliğini Şerif Gören ve Yılmaz Güney birlikte üstlendi.1981 yapımı film,1982 yılında Cannes Film Festivali'nde Costa Gavras'ın Kayıp filmiyle beraber Altın Palmiye ödülünü aldı.Yarı açık cezaevinden bir haftalığına izne çıkmış beş mahkumun yol hikayesini anlatan filmde,birbirinden bağımsız gelişen beş ayrı hikaye iç içe anlatılyor.Dönemin Türkiye'sindeki baskı anlatılıyor ve siyasal yapının eleştirisi yapılıyor.Başrollerinde Tarık Akan,Şerif Sezer,Meral Orhonsay,Halil Ergün var.Film,Cannes'da ödül aldığında Türkiye'de askeri rejim nedeniyle vizyona girmedi.Yıllar sonra gösterildi.

pelinsim
26-12-07, 05:55
El konulan Güney filmleri kayıp

İçişleri Bakanlığı'nın el koyduğu Yılmaz Güney filmlerinden 105'i kayıp, Kültür Bakanlığı'na iade edilenler ise yıpranmış

ANKARA Milliyet

http://img292.imageshack.us/img292/8234/amagbj5.th.jpg (http://img292.imageshack.us/my.php?image=amagbj5.jpg)

Yılmaz Güney'in el konulan 105 filminin negatiflerinin kayıp olduğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı arşivlerindeki film kopyalarının da kötü koşulları nedeniyle yıprandığı belirlendi. DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Güney'in 105 filmi katliama uğradı" diyerek sert tepki gösterdi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, DTP'li Kaplan'ın, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde gündeme getirdiği, Güney'in 12 Eylül'de el konulan 105 adet filminin ne olduğuna ilişkin sorusuna yazılı yanıt verdi.
Yanıtta, filmlerin denetim amacıyla İçişleri Bakanlığı'na teslim edilen negatiflerinin kayıp olduğu, Kültür Bakanlığı arşivinde bulunanların da kötü koşullar nedeniyle yıprandığı bilgisi yer aldı.

'Bu bir katliam'
Kaplan, şöyle konuştu:
"12 Eylül'de mahkeme kararı olmadan Güney Filmcilik Şirketi basılarak 105 filme el konulmuş, Selimiye Kışlası'na götürülmüştü. İçişleri Bakanlığı'na teslim edilen negatiflerin akıbeti belli değil. Kültür Bakanlığı'ndaki kopyalarında korunmadığı görülüyor. Bu dramdır. Güney'in filmleri katliama uğramıştır. Şimdi kendisini sanata adayan dönemin darbecisi Kenan Evren'e sormak lazım; 'Ne düşünüyorsun?' diye."

http://img247.imageshack.us/img247/3953/amag1dj1.jpg (http://imageshack.us)

Çirkin Kral'ın devralınan 28 filmi

İçişleri Bakanlığı'ndan devralınan Güney'e ait 28 film şöyle sıralanıyor:
"Arkadaş, Aslanların Dönüşü, Acı, Bana Kurşun İşlemez, Bin Defa Ölürüm, Çifte Yürekli, Canlı Hedef, Baba, Çirkin ve Cesur, Çirkin Kral, Düzen, Eşkıya Celladı, Eşrefpaşalı, Endişe, Hudutların Kanunu, İzin, Korkusuzlar, Kozanoğlu, Kızılırmak ve Karakoyun, Kovboy Ali, Piyade Osman, Silah ve Kanun, Sürü, Şeytan Kayaları, Toros Kartalı, Umutsuzlar, Yedi Dağın Aslanı, Yedi Belalı Adam."

hewal
11-04-08, 14:38
http://i252.photobucket.com/albums/hh11/hbsk/y11.jpg

http://i252.photobucket.com/albums/hh11/hbsk/y4.jpg

hewal
11-04-08, 14:41
http://i252.photobucket.com/albums/hh11/hbsk/y6.jpg

http://i252.photobucket.com/albums/hh11/hbsk/y5.jpg

ehlocan
12-04-08, 09:15
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/y10.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/y3.jpg

http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/y2.jpg

ehlocan
16-04-08, 20:58
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/y1.jpg

eylül86
26-05-08, 17:39
en sevdigim seylerden biri resim cizmekdir

bu resmide bayadirki etmisim
simdi ise bu sayfa ilede paylasmak istedim

basi yüzleri cizemedigim oldu
nekadar emek verdiysem
olmadiklari tutu
ama yilmaz güneyin
o cizdigim resmini kas saat baktigimi bile unutdum
ama fazlaydi

sonuc da bu oldu

http://img139.imageshack.us/img139/5252/yilmazgneyax9.png (http://imageshack.us)

bu baslikta emegi bulunan herkese
tesekürler

hewal
27-05-08, 07:00
Emeğine sağlık eylül86...Çalışmanı biizmle paylaştığın için teşekkürler...

ilovekrmcm
29-05-08, 05:53
Yilmaz Guney cok baska bir yeri var...
Filmleri, hayati..hepsi muhtesem!
Buyuk usta bence..bu ulkenin degerli insanlarindan!

MaviKuş
05-06-08, 16:36
http://img66.imageshack.us/img66/3685/yilmazguneybykomandanteoo7.jpg

Canım, Sevdiğim, Yüreğim...


Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kap ılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardir...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili...
Bir gün akı p gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.


Yılmaz Güney

HaZaL555
07-06-08, 11:37
arkadaşlar çok güzel resimlr ve şiirler eklenmiş emeğinize sağlıkk... yılmazımızın yeri farklı o bizimm çirkin kralımızz :):):)!!!!!!!!!!!