Tüm Versiyonu Göster : Mesut Uçakan


irene
09-05-06, 12:17
http://img59.imageshack.us/img59/5761/16056oz.jpg (http://imageshack.us)

Mesut Uçakan (1954, Kırklareli)

Türk yönetmen, senarist ve yapımcı.
İ.T.İ.A. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu Sinema Televizyon Bölümü mezunu. 1997 yılında Mutlak Fikir Estetiği ve Sinema adlı dergisini altı sayı çıkardı. 2003 yılında yayın hayatına başlayan Sonsuzkare sinema dergisini ise sekiz sayıdan beri yönetmektedir. Bir şiir kitabı (Sıkı Tut Ellerimi) , bir de sinema kitabı (Türk Sinemasında İdeoloji) yazarıdır.

Uzun metraj filmleri

Lanet (1978)
Rahmet ve Gazap (1982)
Öç (1984)
Sessiz Ölüm (1985)
Yapayalnız (1986)
Zeynepler Ölmesin (1987)
Reis Bey (1988) - T.C. Kültür Bak. başarı ödülü - T.C. Yazarlar Birliği en iyi film
Yalnız Değilsiniz (1990)
Sonsuza Yürümek (1991)
Çöküş (1992)
Sevdaların Ölümü (1992
Kelebekler Sonsuza Uçar (1993) - Antalya Portakal Halk Jürisi ödülü - T.C. Yazarlar Birliği en iyi yönetmen - BİRSAD en iyi film
Ölümsüz Karanfiller (1995)
Anne ya da Leyla (2005)

Televizyon Filmleri

Kavanozdaki Adam (1987) - TRT (5 bölüm dizi)
İnsanlar yaşadıkça (1989) - Diyanet İşleri Başkanlığı (8 bölüm dizi)
Otel İstanbul (2005) -TRT

Dramatik belgesel filmleri

Ahmet Hamdi Tanpınar (1986) - TRT
İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy (1996) - T.C. Kültür Bakanlığı
Deprem ve Merkez Üssü Gölcük (2000) - Gölcük belediyesi
Hacc Sonsuza Doğru (203) - Kanal 7
Gönül Dosta Gider (2005) - Beyza Müzik

irene
09-05-06, 12:35
Mesut Uçakan Röportajı

Türk Sineması'na birçok film ile katkıda bulunmuş bir yönetmen Mesut Uçakan. Peki O'nu ne kadar tanıyoruz? Yeni filmi Anne ya da Leyla ile tekrar dikkatleri üzerine toplayan Uçakan'a ve filmine yakın mercek bu söyleşide...

http://img177.imageshack.us/img177/3241/4061163606anne16lt.jpg (http://imageshack.us)

"Sonsuz Aşktan, İlahi Aşktan Başka
Herşeyin Hayal Olduğunu Anlatabilmek..."

- Anne Ya Da Leyla, kişisel ölçekte, annelik temasının öne çıktığı bir arayış filmi. Ama bunun ötesinde, toplumsal bir tablo çizme derdinde. Bu filmi yaparken amacınız neydi?
- Bir sanatçının eser üretirken iki amacı vardır. Kendi adıma konuşuyorum. Bir içerik diğeri biçimsel hedefler. Bir başka ifadeyle düşünsel ve estetik sancılar. Düşünsel plandaki beklentilerim, Anne Ya Da Leyla, alt katmanlarında saf anneliği ve saf aşkı şahsında odaklaştıran, toplumun , ailenin, bireyin hayat damarlarından biri olan ideal kadın tipinin Beyoğlu gibi mekanlarda, yani bu sistem içinde bulunamayacağını, kayıp gittiğinin vurgulanması ve öyle bir tipin ideal bir toplum yapısında aranması gerektiği. Daha ötelerde de sonsuz aşktan, ilahi aşktan başka her şeyin bir hayal olduğunu anlatabilmek...

Biçimsel olarak ise daha çok bir şiir yazmak istedim. Şiir yazmak artık modası geçmiş bir deyim, ama, şu an başka bir ifade gelmiyor aklıma. Hayatın her hücresinde ve akışında sanatçıların daha çok duyabileceği bir iç musikinin, bir bestenin, şiirsel bir ritmin tınısı vardır. Derdim bu tınıyı yakalamak. Sanat dediğimiz duygunun zıpkınlanmasıdır. Duygu anlatılamıyor, ancak yaşanırsa tadı hissedilebiliyor. Anlayacağınız bizimki bir hayata dair bir tad. Yemek tadı gibi bir şey. Herkesin bu yemekten hoşlanmasını beklemek gibi bir derdim yok.

http://img177.imageshack.us/img177/2848/4061163734anne22zg.jpg (http://imageshack.us)http://img59.imageshack.us/img59/3349/4061164257annesinyeni3ji.jpg (http://imageshack.us)

- Son dönemde popüler olan veya yurtdışında ödüller kazanan Türk filmlerine bakacak olursak, Anne Ya Da Leyla'yı nereye koymalıyız?

- Türk Sineması iki çizgide seyrediyor: Salt sanatsal yetkinliğin sergilenmesine
dönük, her türlü tecimsel kaygılardan uzak yapımlarla, hasılat kaygısı
taşıyan ve halkın ilgisini gözeten, kriterlerini o çerçevede belirleyen popülist yapımlar.

Her ne kadar yaptığı önceki filmlerle hasılat rekorları kırmış, halkın büyük ilgisini çekmiş bir yönetmen olarak benden ikinci tür filmler bekleniyor idiyse de ben aksi bir duruşu seçtim bu filmde. Anne Ya Da Leyla’yı daha çok birinci türe yakın bir çalışma. Ama samimi bir itirafla şunu söyleyebilirim; İki kaygı arasında kalmış beynamaz bir film olarak da görülebilir. Çünkü filmde, gene klasik trüklerden, yer yer popülist anlatımlardan kaçamadığımı belirtmeliyim.

"Bu Bir Arayışın Öyküsü."

- Anne ya da Leyla, benzer bir dünya görüşünün uzantısı olarak görülebilir belki, ama neticede dini içerikli bir film değil. Sizi önceki filmlerinizden tanıyan ve takip eden izleyicilerin yaklaşımının nasıl olmasını bekliyorsunuz?
- Bir filmin dini içerikli, dini içeriksiz türü yakıştırmalar bence doğru olmayan, zaaflara dayalı yaklaşımlar. Çünkü, din hayatın bütün hücrelerini, noktalarını, bütün kelime ve kavramlarını yaratılış çerçevesinde izah eden, anlamlandıran, gerçek mihverine oturtan bir düşünce ve yaşama biçimidir. Her insanı ve her konuyu kapsar. Namaz kılmak, oruç tutmak ve kurban kesmek olmazsa olmazlarıdır; ama, din deyince onlara dayalı bir şablon oluşturmak da doğru değil.

http://img301.imageshack.us/img301/3488/4061164846annesin33zx.jpg (http://imageshack.us)http://img85.imageshack.us/img85/5198/4061170312annesin46ac.jpg (http://imageshack.us)


Neticede siz dini hayatınıza mihver edinen bir yönetmenseniz sinemada bundan nasibini alacaktır. Sinemaya, filmde ele aldığınız konulara, hatta su içişinize, oturuşunuza kalkışınıza,siyasetinize eğitiminize bu yansıyacaktır. Bunun kısmîliği olmaz. Bu varsayımla benim her yaptığım film dini içerikli denebilir. Ama, başka bir açıdan baktığınızda bu bir arayışın öyküsü. Bir din adamının hayatını ya da toplumda imam hatip yada başörtüsü gibi sizin tabirinizle dinî bir konuyu içermiyor. O halde dinî değil. Artık bu kavram kargaşasında kim nasıl bakarsa öyle demeli bence. Beni takip edenler ise nasıl tavır takınırlarsa takınsınlar bunu ben belirleyecek değilim. Her insan ayrı bir dünya.

"Herkes Benden İdeolojik Bir Öykü Bekliyordu."

- Filmlerinizde dini temalara eğiliyor olmanızın, Türk sineması içinde hak ettiğiniz yerde değerlendirilmenize engel olduğunu düşünüyor musunuz? İsminizin yakın dönem Türk sinemasının ustalarıyla aynı kulvarda fazla anılmıyor olması hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Elbette düşünüyorum?. Eğer inancınız toplumsal planda dışlanmaya çalışılan bir hüviyetteyse, ülkeniz değil, dünya da dışlıyor sizi. Hedef tahtasına oturtulup sürekli dövülüyorsunuz, ya susuyorlar, ya dışlıyorlar, ya da hor görüyorlar. İşçiliğinizin, sanatçılığınızın, varsa kalitenizin görülmemesine özel çaba gösteriliyor. Anne Ya Da Leyla’yı da biraz bunun için yaptım. Herkes benden ideolojik bir film bekliyordu. Ben her yönetmenin çekeceği sıcak bir öyküyü sıcak bir dille çekmeye çalıştım.

http://img98.imageshack.us/img98/6732/4061170236annesin29uu.jpg (http://imageshack.us)


- Yakın zamanda, Anka Kuşu adlı iddialı bir projeyle gündeme gelmiştiniz. Oyuncuları bile belli olan bu proje basında da çok yankı uyandırmıştı. Buna rağmen yeterli finansmanın sağlanamamış olmasını neye bağlıyorsunuz?
- Anka Kuşu’nun çekilememe nedenleri arasında yeterli finansmanı sağlayamamak var, ama asıl nedeni konu çok ağır, roller çok ağır. Bir yönetmenin metafizik sancılarını, bunalımlarını, gerçekle hayal, madde ile sonsuzluk, varla yok arasında git gellerini anlatıyor. Bunun altından kalkacak oyuncu bulamadık. Bulduklarımız da rolü kabul etmedi. Bundan dizilerin getirdiği kolaycılık, bol şöhret, bol para da ekili oldu tabii.

- Anka Kuşu projesi hala gündeminizde mi?

- Elbette, şimdi ona hazırlanıyoruz, ama, benim bir prensibim var: Hakkını veremediğim konuyu çekmem. Bakarsınız yine çekimine engel olan bir neden geri bıraktırabilir.

http://img98.imageshack.us/img98/5192/4061170048annesinson2zo.jpg (http://imageshack.us)

"Sinema Sektörü Bizim Denizimiz."

- Yeni bir sinema filmi yapmak için neden bu kadar uzun süre beklediniz?
- Benim katı prensiplerim vardır. O prensipleri koruma adına gemileri yakmışımdır.Fikir ve estetik kaygılarıma ters düşen projeleri çekmem, bu yönde teklif gelirse reddederim. Sorunuzun cevabı da bu reddedişlerde gizli. Bu beni büyük ekonomik sıkıntılar içine sokuyor. Ekonomik alt yapımı sağlam bir yönetmen değilim. Filmimi eşten dosttan bulduğum paralarla çekiyorum. Her ne kadar millet AK Partini’nin iktidarda oluşuna bakarak benim bu halime, büyük paralarla film çekemeyişime çok şaşırıyorsa da durum bu .

- Arada kimi reklam ve tanıtım filmleri çektiğinizi, kısa bir süre için de bir televizyon dizisini (Sevgi Ana – Samanyolu TV) yönettiğinizi biliyoruz. Bu alanlarda ürün vermek hakkında ne düşünüyorsunuz ve yeniden TV için iş yapmayı düşünür müsünüz?

- TV dizilerine öteden beri sıcak bakmamışımdır. Çünkü, konfeksiyon üretimi, gerçek sanatçıyı iğdiş ediyor, ucuzculuğa, reyting kriterlerine kurban ediyor, bir anlamda iğdiş ediyor. Sadece TRT olduğu dönemlerde Kavanozdaki Adam diye beyin naklini anlatan bir bilim kurgu dizisi çektim ama onu da sinema tadında, şartlarında çektim. Çekeceğim dizinin bana çok şey katması lazım. Çekmem diye bir tavrım yok. Sevgi Ana'yı ben çekmedim. Sıkıntılı günlerinde salt iki bölüme yardımcı olmam istendi, ismim yayınlanmaması kaydıyla arkadaşlara yardım ettim o kadar.

- Bundan böyle daha sık sinema filmi yapmayı düşünüyor musunuz? Üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı?

- Sinema sektörü bizim denizimiz. Zaman zaman kıyıya atılsak da suda kalmaya özen gösteriyoruz. Yoksa ölürüz. Elbette yüzmeye devam. Gönül ister ki enginlere açılacak fırsatlar yakalayalım.

Röportaj: Ali Ercivan