Tüm Versiyonu Göster : Ferzan Özpetek


sbuffy
09-05-06, 13:41
http://img47.imageshack.us/img47/4925/imperiaflex0003os.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=imperiaflex0003os.jpg)

Doğum tarihi: 1959/ İstanbul

Eğitimi: La Spaienza Üniversitesi (Roma) Sinema Tarihi
+ccademia Navona'da ve Accademia d'Arte Drammatica'da Silvio D'Amico yönetimindeki sanat tarihi ve kostüm derslerine devam etti.
+Maurizio Ponzi'nin asistanlığını yaptı
+Özpetek'in son filmi " Cahil Periler ", İtalya'da gösterimde bulunduğu haftalar boyunca en fazla izlenen İtalyan filmi oldu. İtalyan Sineması'nın tanınmış yönetmenlerinden Nanni Moretti'nin " La Stanza del Figlio " ve Giuseppe Tornatore'nin " Malena "sını geride bırakan Özpetek'e övgüler yağdı.
+Tarkan’ın hüp klibinin yönetmenliğini yaptı
+Aylık sinema dergisi Ciak İtalyan sinemasının en güçlü 12.sanatçıcı seçildi.
+ablası bir dönemin tanınmış oyuncusu Zeynep Aksu
+Ödülleri:
* 34. Antalya Film Şenliği, 1997, Hamam, En İyi Yönetmen
* Karlovi Vary Festivali, 2003, Karşı Pencere - La Finestra di Fronte, En İyi Film
* Karlovi Vary Festivali, 2003, Karşı Pencere - La Finestra di Fronte, En İyi Yönetmen
* 25. Seattle Film Festivali, 2004, Karşı Pencere - La Finestra di Fronte, En İyi Film
* 31. Flanders Uluslararası Film Festivali, 2004, Karşı Pencere - La Finestra di Fronte, Canvas Halk Ödülü

sbuffy
09-05-06, 13:49
Filmleri - Yönetmen (5)
* Hamam 1997
* Harem Suare 1999
* Cahil Periler - Le Fate Ignoranti 2000
* Karşı Pencere - La Finestra di Fronte 2002
* Cuore Sacro / Kutsal Yürek 2005

Filmleri - Senaryo (5)
* Hamam 1997
* Harem Suare 1999
* Cahil Periler - Le Fate Ignoranti 2000
* Karşı Pencere - La Finestra di Fronte 2002
* Cuore Sacro / Kutsal Yürek 2005

Yönetmen Yardımcısı Olarak Çalıştığı Filmler
*Anche i commercialisti hanno un'anima - 1994
*Scorta, La -1993
*Bodyguards - 1993
*Escort - 1993
*Maestro del terrore, Il - 1988 ( TV )
*Prince of Terror - 1988 ( TV )
*Tenente dei carabinieri, Il - 1986

Yönetmenliğini Yaptığı Belgeseller
*Tarihimizin Akışı - 60'
*Metamorfoz

sbuffy
09-05-06, 13:57
http://img47.imageshack.us/img47/9286/viewimageaspsourceferzan10kn.jpg (http://imageshack.us)http://img47.imageshack.us/img47/7148/ferzan4jq.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=ferzan4jq.jpg)

http://img47.imageshack.us/img47/7250/ferzanhbr22129oz.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=ferzanhbr22129oz.jpg)http://img47.imageshack.us/img47/7350/1221165oj.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=1221165oj.jpg)

http://img47.imageshack.us/img47/540/ferzan7bm.jpg (http://imageshack.us)http://img47.imageshack.us/img47/38/brferzan2ab.jpg (http://imageshack.us)

http://img47.imageshack.us/img47/1963/yas062kk.jpg (http://imageshack.us)http://img47.imageshack.us/img47/3307/22oze1uw.jpg (http://imageshack.us)

sbuffy
09-05-06, 14:04
'Kendi kültürümüzü reddeder haldeyiz'

# 'Cahil Periler've 'Karşıki Pencere', Türkiye'ye dair filmler değiller ama bir Türk yönetmenin filmleri
# Ben hep yönetmen diye düşünüyorum, ülke olarak görmüyorum olayı
# Bence 'Hamam', Türkiye için yaptığım çok büyük bir reklamdır ama bir sürü kişi tarafından hoş karşılanmadı
# 'Harem Suare'yi yaptığımda da çok tuhaf bir tavır vardı. Her kapı kapatıldı. Bu yüzden Türkiye'de film yapmak, bürokratik tavırlardan dolayı beni korkutuyor
# 'Harem Suare' ve 'Hamam'ı Kapalıçarşı'daki turistik olayla karıştırıyorlar Sünnete turistik diyorlar. Biz kendi kültürümüzü neredeyse reddeder bir haldeyiz

http://img47.imageshack.us/img47/4236/imperiaflex0007wp.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=imperiaflex0007wp.jpg)

-'Kendimi dalgalara kapılıp gitmek isteyen bir denizanası gibi hissediyorum' diyor Ferzan Özpetek. 11 dalda aday gösterildiği ve 5 ödülle döndüğü David di Donatello töreninin hemen ardından yaptığımız telefon konuşmamız biter bitmez, kendisi Sicilya'ya doğru hareket ediyor olacak. Bir filmi daha başarıyla bitirmiş bir yönetmenin hafifliği ile on yıl sonra ilk kez tatile çıkacak. 'Karşıki Pencere' en iyi film, en iyi erkek oyuncu (Massimo Girotti), en iyi kadın oyuncu (Govanna Mezzogiorno), en iyi müzik (Andrea Guerra) dallarında aldığı dört ödül ve öğrencilerin verdiği David Scuola ödülüyle birlikte beyazperdede salınadursun, yaratıcısı da küçük tatil ödülüyle buluşsun... Hak etti mi, etti!
Ferzan Özpetek'i sinemaya âşık eden ilk kadın 'Kleopatra' Yedi yaşında annesiyle birlikte gittiği ilk film bu. Sinema aşkıyla yanarak 17 sene geçiren Ferzan Özpetek, yine aynı aşk sebebiyle liseyi bitirir bitirmez İtalya'ya gider. Önce Perugia'da Yabancılar Üniversitesi'nde bir yıl İtalyanca eğitimi alır. Ardından Roma'ya gelip Accademia Navona'da ve Accademia d'Arte Drammatica'da sanat tarihi ve kostüm derslerine devam eder. Bu arada sinemacılarla tanışmak için kendisini gazeteci olarak takdim edip söyleşiler yapar ve birinin yanına kapağı atmayı başarır. 1982'de Julien Beck ile 'Yaşayan Tiyatro'da çalışırken sonunda esas ve esaslı aşkı sinema topraklarına varır. Çizme'nin iki önemli yönetmeni, Massimo Troisi ve Maurizio Ponzi'nin asistanlığını yapmaya başlar. Asistanlık tecrübeleriyle iyice piştikten sonra ilk filmi 'Hamam'ı 1997'de yapar. Cannes Film Festivali'nde keşfedilen 'Hamam' sonrası, 1998'de 'Harem Suare'; gelir. Gösterildiği tüm Avrupa ülkelerinde önemli gişe başarıları yakalayan filmin ardından, onu kat kat katlayacak 'Cahil Periler'i çeker. 'Cahil Periler'in ardından da İtalya'nın en önemli yönetmenleri arasına Ferzan Özpetek'i de katan 'Karşıki Pencere' açılır. Şimdi sıra Ferzan Özpetek'le olan sohbetimizde...

-Önce sizi tebrik edelim ve ardından ödüllerin Ferzan Özpetek'e ne ifade ettiğini soralım.
İtalya'nın yedi-sekiz sene önce ölen, çok eski, önemli bir oyuncusu vardı: Ugo Tognazzi. 10-15 yıl önce birlikte evinde yemek yiyorduk. Yıllardır yaptığı filmlerden dolayı dokuz tane Donatello'su vardı ama benim o akşam aklımda kalan onun konuşmaları ve insani kimliğiydi. 'Karşıki Pencere'nin beş tane ödül alması çok hoş tabii; ama ödüller gelip geçici gibi geliyor bana. Bir yerde duruyor ve tozunu alıyorsunuz işte. Yalnız bunun 'Ödüle nankörlük ediyor'gibi de anlaşılmasını istemem. Sadece önemli olanın, insanların bizim üzerimizde yarattığı heyecanlar olduğunu söylemeye çalışıyorum.
- Sizin başka ödülleriniz de var. Tüm o ödüllerin arasında Donatello'nun ayrı bir yeri olsa gerek.
Bu, İtalya için çok önemli bir ödül. İtalya'nın en büyük ödülü. Ödüllerin verildiği gece, filmin gerçekten de çok çok sevildiğini hissettim. En iyi yönetmen ödülünü de verselerdi herhalde bugün topa tutulurdum gibi geliyor bana. Bir şekilde verilmemesi iyi oldu. Çünkü aşırıya kaçmamak gerekiyor gibi geliyor bana.
- En iyi yönetmen ödülü almamanızda Türk olmanızın da payı olabilir mi?
Zannetmiyorum ama oyların hepsini aynı filme koymazsınız gibi geliyor bana. Önemli olan insanların tavırları ve bu da gerçekten çok hoştu. En iyi yönetmen adayları okunurken benim için uğultulu bir alkış koptu salonda.

http://img47.imageshack.us/img47/2892/imperiaflex0407kc.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=imperiaflex0407kc.jpg)

İlk iki filminiz 'Hamam've 'Harem Suare'; oryantalist filmler olarak eleştirildi. Türkiye'de film yapmak isteyen Ferzan Özpetek nasıl bir film yapardı bu kez acaba?
Filmler sadece Türkiye'de böyle bir eleştiri aldı. Şu anda bir film yapsam tarihe dokunmam herhalde ama çok da isterim. Mesela Osmanlı'nın durumu beni çok çeken bir konu. Özellikle de İstanbul'un fethi. Herhalde çok pahalı ama çok hoş bir film olurdu. Ama bunlara hiç girmek istemiyorum. Şu anda kafamda hiçbir şey yok. 'Kalkıp da Türkiye'de ya da İtalya'da film yapayım'diye düşünmüyorum. İki tane Amerikan filmi teklif edildi mesela. Senaryolarını okumamı istediler. Menajerim birini iyi buldu, tavsiye etti ama ilgileneceğimi sanmıyorum. Çünkü bana duygunun az olduğu filmler gibi geliyorlar.
-Biraz yorgunluk var galiba?
Hakikaten çok yorgunum. Bir film başarılı olduktan sonra sizi devamlı olarak arıyorlar. Ben çok fazla medyaya çıkmak istemiyorum ama ne kadar istemesem de oluyor. Bir televizyon programı oluyor mesela. Ben gitmiyorum, oyuncular gidiyor. Bir yanda da beni televizyonda görünce ya da söyleşilerimi okuyunca gidip filmi görenler var.

http://img47.imageshack.us/img47/3705/imperiaflex0805od.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=imperiaflex0805od.jpg)

- Şöhretle aranız pek iyi değil herhalde ya da fazlaca mütevazı bir Ferzan Özpetek söz konusu.
Değil aslında. Sadece benim en çok sevdiğim şey, film çekmek. Ondan sonrakileri karşılamak bana çok zor geliyor. Bir pasta yaptınız mesela. Yiyenler size teşekkür ediyorlar, bu tamam ama kalkıp da pasta üzerine konuşmak bana tuhaf geliyor.

kaynak:tempo/Berrin Karakaş

sbuffy
09-05-06, 14:08
Dünyaca ünlü şarkıcı Madonna: "Ferzan Özpetek tercihimdir!"

http://www.haberazzi.com/haber_images/madonna1_b.jpg

Dünyaca ünlü şarkıcı Madonna, İtalyan RaiUno televizyonuna verdiği demeçte yönetmen Ferzan Özpetek'e övgüler yağdırdı.
"Confessions On a Dance Floor" adlı yeni albümünü Londra'da tanıtan Madonna, burada Rai temsilcisine verdiği demeçte "Son dönemlerde en fazla sevdiğim film Özpetek'in Karşı Pencere'si" dedi.

RaiUno'nun öğle haberlerinde yayımlanan röportajda Madonna, en beğendiği İtalyan yönetmen olarak Federico Fellini'nin ismini verirken, "Yeni İtalyan yönetmenlerden kimse yok mu?" sorusuna, "Yenilerden tercih ettiğim yönetmen Ferzan Özpetek" cevabını verdi.

kaynak:AA

sbuffy
09-05-06, 14:10
Ferzan ÖZPETEK: Ne istediğini çocukken biliyordu

http://arsiv.hurriyetim.com.tr/ozel/turk/01/02/14/ozehab/22oze.jpg

Operaya, resme meraklı, sanatçı ruhlu bir anne ile kereste tüccarı bir babanın çocuğu. İstanbul Kalamış'ta doğup büyüdü. Lise yıllarında ondan ‘‘geleceğin sinemacısı’’ diye bahsediliyordu ve bu yanlış değildi. Babasının tüm karşı çıkmasına aldırmayıp, 17 yaşında sinema okumaya İtalya'ya gitti. Çünkü çocukluğundan beri istediği buydu. Bir gün kendi filmini çekebilmek için, yıllarca yönetmen asistanlığı yaptı, büyük sıkıntılar çekti ama ilk filmi Hamam'la da dikkatleri üzerine toplamayı başardı. İkinci filmi Harem Suare de geniş yankılar yaptı. Halen Roma'da oturuyor. Hayatında, gazete aldığı markette çalışan ve gelen müşterilere takılmadan duramayan şamatacı iki kadın; çok sevdiği köpeği; kendisiyle ilgili bütün haberlerin kupürlerini kesip saklayan mahalle kasabı; haftanın birkaç günü bütün sakinlerin buluştuğu mahalle pizzacısı var. Bir de sinema.

kaynak:hurriyet

sbuffy
09-05-06, 14:29
http://img47.imageshack.us/img47/397/f127il.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=f127il.jpg)http://img47.imageshack.us/img47/9904/4442go.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=4442go.jpg)

http://img47.imageshack.us/img47/7435/ozpetekferzan2wt.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=ozpetekferzan2wt.jpg)http://img47.imageshack.us/img47/9648/033447082gy.th.jpg (http://img47.imageshack.us/my.php?image=033447082gy.jpg)

sbuffy
09-05-06, 14:38
http://img412.imageshack.us/img412/3912/0017wj.jpg
http://img412.imageshack.us/img412/9752/0051bu.jpg
http://img412.imageshack.us/img412/1183/0037ep.jpg
http://img412.imageshack.us/img412/3112/0081wz.jpg

sbuffy
09-05-06, 14:45
http://img412.imageshack.us/img412/9762/0176xa.jpghttp://img412.imageshack.us/img412/5909/0079lu.jpg
http://img412.imageshack.us/img412/962/0097zi.jpg
http://img412.imageshack.us/img412/9139/0117af.jpg
http://img412.imageshack.us/img412/4151/0162tq.jpg

NurgulPACINO
27-05-06, 23:11
Ferzan Özpetek 1959 yılında İstanbul'da doğdu. İçindeki sinema aşkı çocukluğunda başladı. Annesiyle birlikte, ilk defa gittiği sinema salonunda, 7 yaşındayken Kleopatra'ya aşık oldu. O gün sinema salonundan çıktığında içinde uyanan şeyin ne olduğunun farkında değildi.

Zaman geçtikçe sinemaya bağlılığı daha da çok arttı. Hayalini kurduğu dünyaya ilk adım olarak İtalya'ya gitmekle başladı. Liseyi bitirir bitirmez soluğu Roma'da aldı. İlk sene ağırlıklı olarak İtalyanca dersleriyle sürdü. Daha sonra, Roma'da bir tiyatro okulu olan La Sapienza Üniversitesi'nde Sinema Tarihi öğrenimini sürdürürken, Accademia Navona'da ve Accademia d'Arte Drammatica'da Silvio D'Amico yönetimindeki sanat tarihi ve kostüm derslerini aldı. Tiyatrolarda çeşitli görevler aldı. Öğrenciliği sırasında film setlerine gider, kendini gazeteci olarak tanıtarak yönetmenlerle röportaj yapardı. Her röportajın sonunda eklemeyi unutmadığı bir soru vardı: "beni yanınıza alır mısınz?" Bir gün gelen "evet" cevabı hayatının yönünü çizmesinde farklı bir başlangıç noktası daha oldu.

İtalya'da televizyon ve sinema sektöründe yönetmen yardımcılığı yaptı. Çizme'nin iki önemli yönetmeni olan Massimo Troisi'nin "Scusate il Ritardo" ve Maurizio Ponzi'nin "Son Contento" filmlerinde asistanlık yaptı. Bir süre yönetmen yardımcılığında piştikten sonra 1997 yılında yönetmen koltuğuna ilk filmi "Hamam" ile oturdu. Film, bazı kesimlerce eleştirildi. Kimi eleştirmenler yönetmenin bu ilk filmini çok başarılı bulduysa da bazı meslekteşları Türkiye'nin gösteriliş tarzından rahatsız oldular. Oysa ki Özpetek, "Hamam" ile Türkiye'nin reklamını yapabildiği kanaatindeydi. Filmlerindeki ortak özelliklerden biri olan "gay" ilişki de Türk toplumunun rahat kabullenemeyeceği bir anlayış şekliydi. Fakat buna karşın, Özpetek'in ilk filmiyle sergilediği performans hiç de yabana atılır gibi değildi. Kapalı alanlardaki kamera ve oyun yönetimi, ışık kullanımı, sessizliğin hakim olduğu sahnelerin müzikle birebir örtüşmesi ve fotoğraf karelerini anımsatan kadrajlar... Her şeye rağmen, nispeten düşük bütçeyle ve dar alanlardaki başarılı performansıyla kotarılabilmiş, başarılı bir film çıktı ortaya. Ferzan Özpetek ise, filmin başarısını 34. Antalya Film Festivali'nde en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi müzik dallarında aldığı ödüllerin yanısıra; gösterildiği bir çok festivalden ödülle dönerek toplam 37 ödül kazanıp başarısını belgelemiş oldu. Film yurt içi ve yurt dışında beğeni kazandı. İtalya'da yaklaşık 22 salonda gösterim şansı bulurken; Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda, İskandinavya, Japonya ve hatta ABD'de de gösterim imkanı buldu.

İlk filmi "Hamam" ile dikkatleri üzerine çeken yönetmen, 2 sene sonra, 1999'da ikinci uzun metrajı olan "Harem Suare" ile görücü karşısına çıktı. Görücü filmi beğendi. Tüm avrupa ülkelerinde vizyon bulmasının yanısıra, Türk, İtalyan, Fransız ortak yapımı film, gişede de önemli sayılabilecek derecede iş yaptı. Fakat ilginç bir şey vardı ki o da "Harem Suare" nin Türkiye'de maruz kaldığı tepkilerdi. Bürokrasi adı altında bir takım engellerle karşılaştı. Neredeyse her yol çıkmaza varıyordu. İtalya ya da Türkiye adı altınada film yapmanın önemli olmadığını söylüyor Özpetek. Filmde önemli olanın yönetmenin ne iş çıkarmış olduğuna değiniyor. Toronto, Palm Springs ve Londra festivallerinden de resmi davet alan "Harem Suare", ayrıca 1999 yılı Cannes Film Festivali'nde "Selection Officielle" kategorisine seçilmeye layık görüldü. 17 yaşından beri İtalya'da yaşayan başarılı sinemacı "Harem Suare"nin gösterildiği tüm ülkeler içerisinde yalnızca Türkiye'de zorluklarla ve engellerle karşılaşmış olmasından dolayı belki de, Türkiye'de film yapmaya çekindiğini belirtiyor.

Önündeki 2 seneyi senaryo çalışmalarıyla ve birikim saylayarak gerçiren Ferzan Özpetek, 2001 yılında üçüncü filmi "Cahil Periler"i filme aldı. Film, bir önceki filmin başarısını katlayan bir başarı sağladı. Film kendisinden bir sene önce çekilen Pedro Almodovar'ın filmi "All About My Mother" filmine benzer bir ilişki üzerinde yoğunlaşıyordu. Özpetek'in her filminde olduğu gibi, "Cahil Periler"de de "gay" ilişki söz konusuydu ve tabii ki Türkiye'de gördüğü ilgi, uluslararası arenada gördüğü ilginin altında kalmıştı. Filmin başarısı yine kendini belgelemişti. İtalya'nın başarılı yönetmenlerinden Nanni Moretti'nin "La Stanza del Figlio" filmi ve Giuseppe Tornatore'nin unutulmaz "Malena"sını geride bırakarak, İtalya'da gösterildiği haftalar süresince en fazla izlenen İtalayan filmi oldu. Yönetmen Türk fakat film bir İtalyan filmiydi. Zaten konusu ve yansımasıyla Türkiye'ye dair film olmadığını söyleyen Özpetek, aynı cümleyi 2 sene sonra çekeceği "Karşı Pencere" için de sarfedecekti.

"Karşı Pencere"yle birlikte, İtalya'nın en önemli yönetmenlerinde biri olarak kabul gördü. Film o kadar başarılıydı ki, bu kez Türkiye dahi bu başarıya kayıtsız kalamadı. Film, eleştirmenlerce övgü dolu yorumlar aldı. Gerçekten de tabiri caizse tam bir Avrupa filmi kıvamında hazırlanıp çekilmiş bir film oldu "Karşı Pencere". Geçmişle şimdiki zaman arası gidip gelen paralel hikaye anlatımı, zaman zaman sürreel bir şekilde izleyiciye sunuluyor. Arada yakalanan ortak noktalar ise, izleyiciyi duygu anlamında derinden etkiliyor. Özpetek'in kamerasına yansıyan resimler, tam bir fotoğraf karesi niteliğinde. Öyle ki, filmin bir çok yerinde hareketli görüntüyü dondurup, fotoğraf baskısı almanız mümkün. Özellikle ışık ve pastel renk kullanımı öne çıkıyor görsel olarak. Pastaların göründüğü sahnelerle birleşen kusursuz renk kullanımı, adete insanın ağzında bir pasta tadı bırakıyor. Müziklerde ise, Andrea Guerra'nın yine çok başarılı performansıyla karşılaşıyoruz. Bu başarılı performans Guerra'ya müzik dalında İtalya'nın en önemli ödülü olan David di Donatello'yu getirdi. 12 dalda aday gösterilen film, müzik ödülünün yanısıra 4 önemli ödül daha kazandı David di Donatello töreninde. 'Karşı Pencere' en iyi film, en iyi erkek oyuncu (Massimo Girotti), en iyi kadın oyuncu (Govanna Mezzogiorno) ve öğrencilerin verdiği David Scuola ödülüyle geceye damgasını vurdu. "Karşı Pencere"nin aldığı ödüller elbette bu kadarla sınırlı kalmadı. Kristal Küre dahil pek çok önemli festivarden değerli ödüllerle dönen filmin başarılı yönetmeni Ferzan Özpetek, ödülden ziyade, seyircilerin alkışlarını duymanın kendisi için çok daha önemli olduğunu söylüyor.

Son zamanlarda İtalya'nın ve Avrupa'nın en çok beğenilen yönetmenlerinde biri olma şerefine nail olan Özpetek, ünlü pop şarkıcısı Madonna'dan da nasibini almış görünüyor. Başarılı popçuya uzatılan mikrafona verdiği demeçte son zamanlarda en severek izlediği filmin "Karşı Pencere" olduğunu ve en beğendiği yönetmenlerden birinin de Ferzan Özpetek olduğunu söylüyor.

42. Altın Portakal Film Festivali'nin de jüri başkanlığına layık görülen başarılı sinemacı, bu sayede son zamanlarda biraz olsun uzaklaştığı Türk Sineması'na tekrar yakınlaşmaktan dolayı memnun olduğunu açıklamıştı. Şimdilerde son filmi "Kutsal Yürek" ile gündemde. Senaryosunu Gianni Romoli ile birlikte yazdıkları "Kutsal Yürek" filminin müzikleri yine Andrea Guerra imzası taşıyor. Özpetek, 5 yıldır çekmeyi planladığı son filmi için "en zor filmim oldu" diyor. Tanıtımı Roma'daki Cinecitta Stüdyoları'nda yapılan film, İtalya'da 400 salonda birden gösterime girdi. Son olarak İtalya'da "Globo D'Oro" (Altın Küre) sinema ödüllerinde En İyi Yönetmen seçilen Ferzan Özpetek'in yönettiği "Cuore Sacro" (Kutsal Yürek) toplam 3 ödül kazandı. Ferzan Özpetek filmi için, "Bu kutsallık üzerine bir film ama dini bir film değil" dedi. Film, , başarılı bir iş kadınının yaşadığı kimlik bunalımı sonrasında, herşeyi bir kenara iterek yoksullukla mücadele eden insanlarla yaşamayı tercih edişini anlatıyor.

sbuffy
21-06-06, 17:24
Ferzan Özpetek’in ağzından, Ferzan Özpetek!

http://www.ntvmsnbc.com/news/236432.jpg

Ferzan Özpetek, “Open Roads: New Italian Cinema” film festivalinde yer alan ‘Kutsal Yürek’ filminin New York’taki gösteriminde bulunmak üzere New York’a gelmişti.

Festivalin açılış resepsiyonunda kendimi tanıştırmadan önce, kendisini biraz izlemeye karar verdim. Kendisinden son derece emin, son derece rahat ve gözlerinin içi gülen bir insan. Konuştuğu kişi kim olursa olsun -Isabella Rossellini’den başka bir yönetmene, garsondan yanındaki arkadaşına kadar- yüzündeki ifade hep aynı idi. Gittim. Kendimi tanıştırdım, aynı sıcaklıkla cevap verdi.

İki gün sonra röportaj için buluştuğumuzda sanki yıllardır tanışıyoruz kadar rahat bir hava vardı.

Bu son filminiz ‘Cuore Sacro / Kutsal Yürek’ çeşitli ödüller aldı, çeşitli ülkelerde gösterildi. Hakkında çok yazılar yazıldı, çeşitli yorumlara hedef oldu filminiz. Sizinle çeşitli röportajlar yapıldı…Ílk gösteriminden bugüne zaman da geçti, filmin konusunu ve filmle ne vermek istediğinizi kendi ağzınızdan duyabilir miyiz?

Bir insanın kendisini… eeehh… ben her zaman hayatımla ilgili olayları, ruhsal durumumla ilgili yanı, o anda kafamdaki şeyleri anlatıyorum filmlerimde… ‘Kutsal Yürek’ bir insanın kendisini başkalarına vermesi, dünyasal herşeye boşverip, bir insanın kendisini tamamiyle başka insanlara adaması olayını anlatıyor.

Neden bu konu ve neden şimdi? Ne oldu hayatınızda diye sorayım mı?
(Gülerek) Hayır! Lütfen sormayın!.

Filmlerinizde genellikle bir arayış, kendini arama ve kendini bulma olayı işleniyor; Bu konu ne kadar önemli sizin için?
Çok, çok önemli. Çünkü hep kendi kendime de sorduğum bir konu bu. Arayışım hep devam ediyor. Hepimizin arayışı devam ediyor zaten. Ne oluyoruz diye sormamız, kendimizi devamlı yargılamamız gibi…Ben ona ’ 40 yaşını geçtikten sonra ’ diyorum, 40 yaşını geçtikten sonra hayat üzerinde değerlerin çok değişiyor. Yani kariyerimim ilk başında bir takım şeylere çok önem verirdim, şimdi onlara hiç önem vermemeğe başladım.

Ne gibi?
Ödül, insanların konuşmaları, eleştirmenlerin söyledikleri…iyi veya kötü onlara çok takılırdı kafam. Çok sevinirdim yada üzülürdüm. Şimdi onlar kafamda düzleşti, azaldı. Daha değişik şeylere önem veriyorum ve bu da benim hoşuma gidiyor bir yerde.

Mesela buraya gelmeden öncede onu düşünüyordum: Ne kadar önemli insanın kendi kendine barışık olması, özel hayatının iyi olması. Bunun içine aşk hayatını da koyuyorum, dostlukları da koyuyorum.

Gelecek filmin konusunu mu duyuyorum ?
(Küçük, kaçamak ama sıcak bir gülücükten sonra) Evet. Zaten şimdi Ítalya’da yapacağım yeni film dostluklar üzerine. Benim en büyük zenginliğim o. Hayattaki en büyük zenginlik dostluklar.

Önümüzdeki gelecek filmde dostluğun ne kadar önemli olduğunu anlatıyorum. Maksimum derecede , en yüksek düzeyde..

Kendinle olan dostluk mu, diğer insanlarla olan dostluk mu, yoksa her ikisi de mi?
Kendi içindeki dostluk çok önemli tabii, ama bu filmin konusu çevremdeki insanlarla olan dostluk. Benim öyle değerli dostlarım var ki , kendimi çok zengin hissediyorum o yüzden.

Gözlediğim kadarıyla filmlerinizde biri ölüyor ve arkada kalan kendini arama ve bulma sürecine giriyor. Bunu, ‘Kutsal Yürek’ de de gördük, “Cahil Periler’ de de. Ölüm olayı ne kadar önem……?
(Daha sorumu bitirmeden Ferzan Özpetek cevap vermeğe başladı. Bu kez, yüzündeki tebessüm yerini derin, ciddi bir ifadeye bıraktı. Bakışları yana doğru kaçtı. Sanki bir şeyi yaşıyor gibi….)

Doğru, doğru, doğru, doğru, doğru!
Ölüm olayı hep kafama takılı bir şey. Yani, şöyle takılı bir şey. Ínsanın olmaması, o anda kaybolması bir insanın, O insanın bir daha var olmaması …Bu olay, benim üzerimde bir insanın var olmasından daha çok etki yaratıyor.

Meşhur bir şiir vardır; Şiirin bir cümlesi vardır, ” Olmayan, olandan çok daha fazla etkilidir” diye bir cümle vardır. O duygu çok etkili benim için. Yani, mesela bir odaya giriyorsunuz. Yanınıza birisi oturmuş, kalkmış gitmiş o odadan. O kişinin odada bıraktığı şeyler, o insanın o odadaki varlığından kalan şeyler beni çok etkiliyor. Bir de arkada bırakılan şeyler, mesela bir insanın yaşadığı yer …bunlar benim üzerimde çok etkili duygular yaratıyor.

Öbür filmlerinizde mektuplar, hediyeler ve ‘Kutsal Yürek’ te duvardaki yazılar gibi mi?
Evet. Bu filmde mektup yerine duvardaki yazıları kullandım. Fakat bu film Ítalya’da çok beklenilen bir filmdi

http://www.ntvmsnbc.com/news/236433.jpg

Umduğunuz tepkiyi aldınız mı?
Filmin belirli bir seyirci tarafından izleneceğini biliyorum. Bir şeyden de eminim, yani ben filmin zorluğunu anlıyorum. Büyük bir kitleye hitap etmediğini de biliyorum. Hep bunu hissediyordum içimde. Filmde bir aşk sahnesi, bir aşk hikayesi yok. Aşk hikayesi çok önemli…Her seyirciyi içine alıp götürecek unsurlar, şeyler yok.

Peki, neden yaptınız bu filmi?
Sanki hani , yemek yemek, su içmek gibi gerekli bir şeymiş gibi geldi bana. Yemek yemek, su içmek gibi gerekli bir şeymiş gibi yaptım bu filmi. Benim için o kadar önemli idi.

sbuffy
21-06-06, 17:25
Filmin sonunda gördüğüz yağlıboya tablo Benny’nin yüzü idi değil mi, o sahnede özellikle söylemek istediğiniz nedir?
O tamamiyle kafamı eğlendiren bir şey. Kafamda bir soru var: Hayatta karşılaştığımız insanlar, acaba bizi çok seven ve de kaybettiğimiz insanlar olabilir mi diye bir soru. O sahne ona yansıyordu.

Bir de, çok sevdiğim bir bayan arkadaşımı kaybetmiştim. Aradan altı ay geçtikten sonra bir partide bir kadınla karşılaştım, o kadın, arkadaşıma çok benziyordu. Hatta bir ara o zannettim ve yanına gidip konuştum. Tabii ki o değildi. Filmdeki o sahne oradan kaynaklandı.

Bu filmde daha az ama, genelde sonucu seyircinin yorumuna bırakmayı seviyorsunuz.
Hayatta öyle değil mi! Bilmiyoruz nasıl bittiğini herşeyin. Her şey çok değişiyor. Yani sonunda -SON- yazan filmler benim çok hoşuma giderdi ama, onu yazmak gelmiyor içimden. Son olmuyor çünkü hiçbir zaman…

Film yapma sürecinizi, yönteminizi anlatır mısınız, senaryodan montaja kadar?
Senaryoyu altı, yedi, sekiz kere yazıyorum. Çeşitli değişiklikler yapıyorum, bekletiyorum, biraz demleniyor, tekrar üzerine gidiyorum. Sonra, seçtiğim oyuncularla beraber senaryoyu okuyoruz. Oyuncuların ağzından çıkan cümleler değişik oluyor bazen. Onları dikkate alarak tekrar yazıyorum. Bir de sette de senaryoyu değiştirmek çok hoşuma gidiyor. Yani hep böyle bana heyecan verecek , yenilik olacak birey gibi. Yazılan, kağıtta ölüyor, onun tekrar canlanması olayı var ya onu çok seviyorum. Yani devamlı yenilik peşindeyim. Senaryo bittikten sonra da, sette de devamlı değişiklikler yapıyorum.

Filmin yapımında yönetmen herşey mi?
Hayır, hayır. Film tek başına yapılan bir şey değil. Yönetmen tabii ki çok önemli. Ama diğerlerinin katkısı da çok önemli. Yönetmeni ben bir süzgece benzetiyorum. Hani makarnayı atarsınız içine, su gider makarna kalır süzgeçte…Yönetmen süzgeç gibi. O yüzden filmi oyuncularla, sanat yönetmeniyle, kostümcüyle, montajcıyla…beraber yapıyorsunuz. Onları yönetmen yönlendiriyor ama, katkıları çok.

Filmin bittiğine, en iyi şekilde sunulmaya hazır olarak bittiğine nasıl karar veriyorsunuz?
(Gene yüzünde tebessümle) Pek zamanım olmuyor tekrar düşünmek için. Ya bir festivale ya da çıkışına yetiştirmek durumu oluyor. Eminim, diyelim ki son montajdan sonra aradan iki ay geçse mutlaka çok değişiklikler yaparım. Hiç bir zaman kusursuz dediğim hiç bir şeyim yok, Mükemmelliğe ulaşamıyor.

‘Kutsal Yürek’i nasıl değiştirirdiniz?
Ooohooh, çok değişiklikler yapabilirdim bu filmde. Ama birde geriye dönmeğe değmez. Bir şey yapılmışsa , o anda öyle olmuşsa , öyle olması gerekiyordu diye düşünüyorum.

‘Gelecek projeniz ne?
Şimdi gelecek için….( yüzü, gözleri, dudakları, elleri, sanki bütün vücudu güldü) Şu anda içim öyle pır-pır ediyor ki…heyecan içindeyim. Buraya, New York’a mesela beş günlüğüne geldim ama, aklım hep Roma’da. Döner dönmez hemen filmin hazırlığında olacağım. Ağustos ayının sonunda filmin çekimine başlıyorum. Onun heyecanı içindeyim. Yani kafam tamamiyle gelecek filmimde.

‘Nerede çekilecek?‘
Ítalya’da olacak. Çünkü, ilerde tamamiyle bir Türk filmi yapmayı istiyorum, tamamiyle Türk filmi. Türk aktörlerle , Türkiye’de yapılan bir film. Ama ilerde.

Şimdi buraya geliş nedenlerimden biri de, Amerikan menajerimle buluşmak oldu. Burada Amerikan Ajansım var. Onunla buluşup bir strateji yaptık bir yerde…Amerikan projeleri var işin içinde…

Yani İtalya’daki şu yapacağım filmden sonra mutlaka bir değişiklik yapmak istiyorum. Bu bir Amerikan filmi olabilir, ama, içimde hissettiğim şey tamamiyle bir Türk filmi olsun istiyorum. Yani bir değişiklik yapmak istiyorum.

Sizi etkileyen film yönetmenleri kimler? Ya da var mı?
Sürüyle, dopdolu. Mesela geçen gün Isabella Rossellini ile konuşuyorduk, Roberto Rossellini’nin kızı. Benim bu film ‘Kutsal Yürek’, Rossellini’nin bir filmimden etkilenmemdir, çok fazlasıyla hem de. Bir odur, bir de annemin başına gelen bir olay vardır. Bu film ikisini birbirine karıştırmamın sonucudur. Üstelik, Írene (benim filmdeki baş kadın oyuncunun adı) Rossellini’nin filmindeki başroldeki kadının da adı.

Vittorio De Sica da diğerlerinden biri.

Türk yönetmenlerinden?
Bir sürü, bir sürü… Atıf Yılmaz, Memduh Ün, Erdoğan Tokatlı, Lütfü Akat sadece bunlardan bir kaçı.

Eğer siz gazeteci olsaydınız, Ferzan Özpetek’e yani kendinize ne sorardınız?
Kendime ne sorardım…kendime ne sorardım…

Burada, Jonathan Demme ve Arthur Penn ile yemek yedik. İkisine de bakıyorum ben yemekte, içimden, “yahu bu adam şu filmi yaptı, bu filmi yaptı, şimdi konuşuyoruz, onların da kendi hayat problemleri var” diyorum. Ne kadar değişik insanın kafasında yarattığı bu ünlü yönetmen ve de gerçek hayattaki o insan….

O çok hoşuma gitti. Ne kadar şanslısın dedim kendi kendime. Yönetmen olarak başarılısın, herşey çok iyi, ama en önemli şeyin, tahtaya vuruyorum (tahtaya vurdu)
Özel hayatımın güzel olması, iyi olması çok çok önemli. Yani ben kendimi çok şanslı bir insan hissediyorum. Meşhur yönetmen olmak, ödül almak, parasal açıdan çok rahat olmak gibi şeyleri bir yana koyuyorum , en önemli şey; özel hayatımın güzelliği, dostlarımın olması. Bunlar çok çok önemli şeyler. Biliyorum adamlar kariyer yapıyorlar ama, yalnızlar. Bir mutsuzlukları var. O zaman kendime baktığım zaman mutlu oluyorum.

Yani kendinize sorduğunuz soru bu mu? Mutlu musunuz, mutsuz musunuz? Neden? Ne getirir mutluluğu?

(Gene bütün yüzü gülerek)
Evet, evet, evet.
Beni en çok mutlu eden şey nedir? Ne getirir mutluluğu? Kendime soracağım soru bu olurdu.

********

Konuşmamız süresince “Dostlukların dışında, özel hayatınızı bu kadar mutlu, bu kadar güzel yapan en önemli faktöre bir isim verebilir miyiz?” diye sorayım diye düşündüm . Ama her seferinde de soruyu çok gereksiz buldum. Mutluyum kararımdan.

kaynak:ntvmsnbc.com/H. Nazan Işık

sbuffy
03-07-06, 13:53
Ferzan Özpetek ve Abdullah Oğuz'a Eurimages desteği

http://www.sinema.com/pic/kisiler/f/ferzan_ozpetek-150.jpg

Eurimages Genel Kurulu, Lizbon'daki toplantısında 12 projeye toplam 4 milyon 158 bin avro destek vermeyi kararlaştırdı. Desteklenecek projeler arasında Ferzan Özpetek'le Abdullah Oğuz'un yeni filmleri de yer alıyor.

Lizbon'da toplanan Eurimages Genel Kurulu, Ferzan Özpetek'le Abdullah Oğuz'un yeni filmlerinin de aralarında yer aldığı 12 projeyi destekleme kararı aldı. Özpetek'in "Saturno Contro" isimli İtalyan-Türk-Fransız ortak yapımı filmiyle, Oğuz'un Türk-Yunan ortak yapımı "Mutluluk" isimli filmi, Eurimages'in toplam 4 milyon 158 bin avro destek vereceği 12 ortak yapım arasına girdi. Oğuz'un Zülfü Livaneli'nin kitabından uyarlanacak projesi "Mutluluk", T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Destekleme Kurulu'nun, değerlendirme kriterleri açısından yetersiz bularak, desteklemeyi reddettiği projeler arasında yer alıyordu.
Hollywood'a karşı Avrupa sinema sanayisini korumak için 1988 yılında kurulan Eurimages, şu ana kadar 1038 ortak yapıma, 318 milyon avro destek sağladı.

kaynak:sinema.com

SELXX
08-07-06, 23:41
En son geçenlerde Tv'de, 'Karşı Pencere'yi izledim. Çok beğendim. çok etkileyici bir filmdi.

elif_gs
21-07-06, 13:54
gerçekten başarılı bir isim. zaten aldığı ödüllerden de belli. cansel de harem suare de onunla çalışmış :img-grin2

misskrueger
04-08-06, 13:13
http://img105.imageshack.us/img105/3740/015ferzanozpetek02tx6.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
04-08-06, 13:14
http://img105.imageshack.us/img105/9429/016ferzanozpetek05yt9.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
04-08-06, 13:15
http://img222.imageshack.us/img222/3286/017ferzanozpetek04re7.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
04-08-06, 13:19
http://img105.imageshack.us/img105/5010/018ferzanozpetek03bj5.jpg (http://imageshack.us)

Yagmur_ask
23-08-06, 21:17
Benim icin gurur kaynagi olan Turk yonetmenlerinden biri...Fransiz sinemasinin en iyilerinden...Cok basarili islere imza atti... Atacakta...Merakla bekliyorum yeni filmlerini...

İZMİR'İN KAVAKLARI
14-09-06, 12:23
Oscar'a gidecek İtalyan filmini Özpetek seçecek


Türk yönetmen Ferzan Özpetek, İtalya'nın yabancı film dalında Oscar'a aday göstereceği filmin seçici kuruluna dahil edildi. Halen altıncı filmi olan “Saturno Ritorna”nın (Satürn Dönüyor) çekim çalışmalarını yürüten Özpetek, Oscar'a gidecek ve “yabancı film” dalında ön elemeye katılacak İtalyan filminin saptanmasında oy kullanacak 14 kişilik kurulun ilk yabancı asıllı üyesi oldu.


http://kelebek.hurriyet.com.tr/magazin/5076088.asp?gid=90

elif_gs
18-09-06, 23:17
göğsümüzü kabartan bir isim. çok iyi gerçekten. harem suarede cansel onunla birlikte kamera arkasında çalışmış

sbuffy
13-11-06, 15:20
Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı var

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2416450.jpg

İtalya’da yayımlanan La Stampa Gazetesi’nin haftalık eki Specchio, yönetmen Ferzan Özpetek’le yapılmış bir röportaja yer verdi. Alain Elkann imzasıyla yayımlanan röportajda İtalya’da “Satürn Ters Gidince” (Saturno Contro) adlı filmini çekmekte olan Özpetek, Papa’nın Türkiye ziyareti, Türkiye’nin AB üyeliği gibi sorulara da yanıt verdi.

Özpetek yeni filminde, insanların hayatla hesaplaşma vakti geldiği andaki ruh hallerini ele alıyor. Çiftlerin ayrılmazlığı, hiç bitmeyen birliktelikler ve birbirini hiç bırakamayan çiftleri anlatan film, önümüzdeki Mart ayında vizyona giriyor.

La Stampa’nın sorularını yanıtlayan Özpetek “Ülkeniz Türkiye’nin AB’ne olası katılımından sıkça söz ediliyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?” sorusuna, “ Avrupa, Türkiye’yi istiyor ama asla nezaket icabı değil! Bu Avrupa’nın gereksinimi; gerisi sadece boş laf. Birleşme ekonomik sebeplerden olacak,” dedi.

Ünlü yönetmen Ferzan Özpetek’in, La Stampa’da yayımlanan röportajında sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

SORU: Sayın Özpetek İstanbul doğumlu, ünlü bir yönetmensiniz. Ama bu defa da siyasetten konuşalım dedim: Ülkeniz Türkiye’nin AB’ne olası katılımından sıkça bahsediliyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?
ÖZPETEK: Avrupa Türkiye’yi istiyor ama asla nezaket icabı değil! Bu Avrupa’nın gereksinimi; gerisi sadece boş laf... Birleşme ekonomik sebeplerden ötürü olacak. Bu bağlamda sadece İtalya ile Türkiye arasındaki yoğun ilişkileri düşünmemiz yeter de artar bile. Nitekim ben Avrupa’nın bir “kavram” olduğu; coğrafi bir oluşum olmadığı düşüncesindeyim. “Türkiye AB’ne girebilecek mi, acaba” dendiğinde ise sadece gülüyorum.

SORU: Orhan Pamuk Nobel Edebiyat Ödülünü aldı. Bu haber sizi de memnun etmiştir sanırım.
ÖZPETEK: Hem de fazlasıyla... Kendisini şahsen tanırım. Ama ben Türk, Fransız ya da İtalyan olarak nitelendirmezdim. Nobel çok iyi bir yazara verildi ve de ülkesinin bir önemi yok. Ancak şunu da söylemeyelim ki bir Türk’ün de ilk defa Nobel almış olması, niye yalan söyleyeyim, beni gururlandırdı.

SORU: Diğer bir güncel konu, Papa’nın Türkiye ziyareti...
ÖZPETEK: Çok güzel bir şey. Tehlike diyorsanız, o zaten her yerde, herkes için mevcut. Papa için Türkiye’de özel hiç bir tehlike söz konusu değil.

SORU: Siz Müslümansınız. Bu tartışmalara ne şekilde tepki veriyorsunuz?
ÖZPETEK: Çok özel bir soru bu! Bundan on yıl önce, hiç kimse bu tip problemleri ortaya atmıyordu; oysa ki günümüzde her yerde insanlardan inançları konusunda şahadet etmesi talep ediliyor. Benim bu konudaki tavrım fazlasıyla laik ama başkalarının inançlarına da doğal olarak saygı besliyorum ve de birinin bir başkasına kendi inancından bahsetmesini anlayamıyorum. Benim evimde birbirine karışmış dört ayrı din bir arada yaşıyor ve ben de bundan gurur duyuyorum. Artık günümüzde dinlerden süpermarketlerde satılan bir malmış gibi söz ediliyor ki, bu da bana garip geliyor.

SORU: İşinize yani film konusuna gelelim...
ÖZPETEK: İşte en fazla sevdiğim şey ve yaşamıma güzellik katıyor. Sabah erkenden film setine gittiğimde büyük bir heyecan duyuyorum. O gün harika geçiyor; akşam eve döndüğümde ise gün bittiği için üzülüyorum. Kendimi yaptığı işten başka bir şey düşünmeyen bir ressam gibi hissediyorum. Sadece film üzerine konsantre oluyorum.

SORU: Yeni filminiz ismi ne?
ÖZPETEK: Satürn Ters Gidince... (Saturno Contro) Bir çok oyuncu rol alıyor: Pierfrancesco Favino, Margherita Buy, Stefano Accorsi, Isabella Ferrari, Luca Argentero, Ambra Angiolini, Ennio Fantastichini, Serra Yılmaz, Milena Yukotovic, Lunetta Savino, Luigi Diberti, Michelangelo Tomasso...

SORU: Hayat felsefeniz nedir?
ÖZPETEK: Başımıza gelen her şeyi anlamı içerisinde yaşamak. Dünya üzerinde bu kadar mutsuz bir dönem olmadı: Hayattan biraz da tat almak lazım. Hayatı gözleri açık bir şekilde yaşamak lazım. İnsanoğlu artık her şeyin gelip geçici olduğunu anladı. İşte sırf bu yüzden, hayatı yoğun yaşamak lazım.

SORU: Film de bu konudan mı bahsediyor?
ÖZPETEK: Doğrudan olmasa da, evet bu fikirlerin yansımaları var. Benim tüm filmlerimde kendi hayatımdan bir kesit vardır; yani gerçekten olmuş olaylar ama tabii yorumlanmış ve değiştirilmiş bir şekilde...

kaynak:hürriyet

sbuffy
19-01-07, 08:28
Festival 'başkan'ın filmiyle açılacak

http://www.ekolay.net/sinema/images/18012007103347_38_447305fer.jpg

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali, Ferzan Özpetek'in yeni filmi "Saturno Contro" ile açılacak.

Özpetek'in çekimlerini kasım ayı ortasında tamamladığı, postprodüksiyonu halen devam eden filmi "Saturno Contro"da, yönetmenin "Cahil Periler" adlı filminin başrol oyuncuları Margaretha Buy ve Stefano Accorsi rol alıyor. Adı yıldız falında Satürn'ün olumsuz bir pozisyonda bulunması anlamına gelen film, insan hayatındaki ve ilişkilerindeki önlenemeyen değişiklikleri konu alıyor.

Roma'da filmini bitirmeye çalışan Özpetek, jüri başkanlığı görevi için, "Benim için çok onur verici. Türkiye ile ilişkilerim artık çok hoş. Türk filmleri gittikçe daha iyiye gidiyor. Hatta Türkiye'ye dönüp film yapmak istiyorum. İstanbul, buram buram film kokan, İtalya'da da herkesin sevdiği bir festival. Şu sıralar 'Saturno Contro'yu yetiştirmeye çalışıyorum. Erken bitirebilirsek 22 Şubat'ta, yoksa 3 Mart'ta İtalya'da galasını yapacağız" dedi.

Ferzan Özpetek aynı zamanda 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin Ulusal Yarışma bölümünde jüri başkanlığı görevini üstlenecek.

kaynak:ekolay.net/Alin Taşçıyan-Milliyet

erten07
18-03-07, 10:22
İstanbul Film Festivali Özpetek ile açılacak
26. Uluslararası İstanbul Film Festivali, Ferzan Özpetek’in merakla beklenen son filmi “Bir Ömür Yetmez” (Saturno Contro) ile açılıyor. Festival, 26 yıllık tarihinde ilk kez bir Türk yönetmenin filmiyle açılıyor. Festivalde Oscar adayı 6 film yer alacak.

http://img263.imageshack.us/img263/4599/262469wu7.jpg (http://imageshack.us)

Bu yıl 26’ıncısı düzenlenecek Uluslararası İstanbul Film Festivali için geri sayım sürüyor. 31 Mart-15 Nisan tarihleri arasında yapılacak festivalde toplam 235 film gösterilecek. Festivalde, Ferzan Özpetek, Gus Van Sant, Steven Soderbergh gibi ünlü yönetmenlerin son filmleri de izleyiciyle buluşacak.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından AKBANK sponsorluğunda gerçekleştirdiği 26. Uluslararası İstanbul Film Festivalinin açılışı Ferzan Özpetek’in merakla beklenen son filmi “Bir Ömür Yetmez” (Saturno Contro)ile, kapanışı ise bir diğer dünyaca tanınmış yönetmen yönetmen Steven Soderbergh’in “The Good German” filmiyle yapılacak.

İtalya’nın en ünlü oyuncularından Margherita Buy, Stefano Accorsi ve Pierfrancesco Favino’nun yanı sıra yönetmenin vazgeçilmez oyuncusu Serra Yılmaz’ın da rol aldığı Saturno Contro’nun Türkiye’deki ilk gösterimi 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin 30 Mart Cuma akşamki Açılış Töreni’nde gerçekleşecek. Böylece, Festival 26 yıllık tarihinde ilk kez bir Türk yönetmenin filmiyle açılmış olacak.

BAŞROL OYUNCULARI AÇILIŞ TÖRENİNE GELİYOR
Post prodüksiyon çalışmaları hala devam eden ve Mart ayı başında İtalya’da gösterime girecek olan “Saturno Contro”’nun başrol oyuncuları da Ferzan Özpetek’in yanı sıra İstanbul Film Festivali’nin Açılış Töreni konukları arasında olacak.

Ferzan Özpetek aynı zamanda İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma filmlerini değerlendirecek olan Ulusal Yarışma Jürisi’nin başkanlığını da üstlenecek. İlk filmi “Hamam” ile uluslararası büyük bir başarıya imza atan ve “Harem Suare”, “Cahil Periler” gibi filmleriyle büyük bir hayran kitlesi toplayan başarılı yönetmen Ferzan Özpetek’in “Karşı Pencere” adlı filmi 2003 yılında Karlovy Vary Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve En İyi Film ödüllerine layık görüldü.

erten07
24-03-07, 08:22
İstanbul'un Fethi için para gerek!

http://img207.imageshack.us/img207/1434/8a54ec7ba3acc74aa246c1dzv2.jpg (http://imageshack.us)

Bir Ömür Yetmez' adlı yeni filmi, 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin açılışında gösterilecek olan Ferzan Özpetek, kafasında İstanbul'la ilgili büyük bir proje olduğunu açıkladı.

Amerika desteği
'Harem Suare' filmini çekerken Türkiye'deki bürokrasinin kendisini çok zorladığını anlatan Özpetek, 'İstanbul'un Fethi' adlı projesiyle ilgili şunları söyledi: "Gerçekten çok harika bir iş olabilir ama o filmi çekmek için Amerikalılar'a ihtiyacımız var. Ortaya büyük bir şey çıkarmak için onların finansman desteği gerekiyor."

erten07
03-04-07, 11:27
Ferzan Özpetek, Yeşilçam’ın dört yapraklı yoncasıyla çalışmak istiyor


Ev sahipliğini İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) yaptığı bir akşam yemeğinde 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma Jüri Başkanı, ünlü yönetmen Ferzan Özpetek’le birlikteydik.

Özpetek festivalin açılış töreni, son filmi "Bir Ömür Yetmez"in gösterimi, jüri başkanlığı ve bunlarla bağlantılı olarak katıldığı televizyon programları derken yorgun düşmüş. Üstelik bu aralar pek nefes alacak gibi de görünmüyor. Bu iki hafta içinde yarışmada yer alan 16 filmi izlemek ve değerlendirmek zorunda çünkü.

O, 16 Türk filmini izlerken, son çalışması "Bir Ömür Yetmez", bu cuma Türk izleyicisiyle buluşacak. Yaşam, ölüm, dostluk, ilişkiler ve aldatma üzerine hikáyeler anlatan, hüzünlendirdiği kadar güldürmesini de bilen bu filmle ilgili yorumu hafta sonu Keyif Eki’ne bırakıp Özpetek’in o gece bahsettiği projelerinden söz etmek istiyorum.

Farklı bir şeyler yapmak isteyen, kendi deyimiyle ’kaşınan’ Özpetek, bir sonraki filmini İtalya’da çekmeyecek. Amerika’dan beklediği bir haber var. O olursa önce Amerika’ya bir yolculuk yapacak.

Aklındaki diğer proje ise Türkiye’de çekeceği filmde Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray, Filiz Akın ve Fatma Girik’i bir araya getirmek (bu arada Özpetek’in kankası Serra Yılmaz’ı atlamayalım, Amerika’da ya da Türkiye’de olsun, yönetmenin her filminde onu görmek isteriz).

Yeşilçam’ın dört yapraklı yoncasını bir Ferzan Özpetek filminde izlemeyi hayal etmek bile güzel.

İnsan gerçekten heyecanlanıyor, sabırsızlanıyor.

Çektiği filmlerle hem İtalya’da hem de Türkiye’de sevilen Özpetek’in ülkesinde çekeceği filmini dört gözle bekliyorum.

erten07
03-04-07, 11:34
Ferzan Özpetek ile Sinema Söyleşileri'


Geçtiğimiz cuma akşamı, yeni filmi 'Bir Ömür Yetmez' (Saturno Contro) ile 26. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin açılışına katılan ünlü yönetmen Ferzan Özpetek, 9 Nisan Pazartesi günü Bilgi Üniversitesi'nin düzenlediği 'Sinema Söyleşileri'ne konuk olacak.

HERKESE AÇIK OLACAK
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon Yüksek Lisans Programı'nın ev sahipliği yapacağı etkinlik; saat 19.00 ile 20.30 arasında yapılacak. Feride Çiçekoğlu'nun yöneteceği söyleşi, üniversitenin Kuştepe Kampüsü'nde ve herkesin katılımına açık olacak.

Yagmur_ask
03-04-07, 13:35
Gurur duyduğum bir yönetmen, bizi Avrupada çok güzel temsil ediyor..Türkiye'de onun gibi yönetmenlerin sayısı çok az.

erten07
04-04-07, 10:39
Ferzan Özpetek: Roma’yı Romalılara anlatan adam

HÜRRİYET Keyif’in gala sponsorluğunu yaptığı Ferzan Özpetek’in son filmi Bir Ömür Yetmez’i İtalyan Kültür Merkezi’nde seyrettim.

Onun bütün filmlerini gördüm, yarattığı dünyada her zaman kendime bir yer bulurum.

Gösterimden önce Ferzan Özpetek’in bana aktardığı bir görüşü yazmak gerekir.

Filmin montajını yapan maço zanaatkár, Özpetek’e, "Hepimiz aynıyız" demiş.

Gecenin açış konuşmasını yapan İtalya Kültür Ataşesi Attillio de Gasperis, tanınmış bir İtalyan gazetesinin manşetinden söz etti:

"Ferzan Özpetek, Romalılara Roma’yı öğretti."

Biz de, özellikle Osmanlı dönemini yabancı seyyahlarından öğrenmedik mi? Kendimizi başkalarından, yabancılardan okumak her zaman daha ilgi çekici gelmiştir.

Kadın oyuncusu yönetmenin onu nasıl keşfettiğini anlattı. Başrol oyuncusu Margherita Buy, Özpetek’le bir televizyon röportajına gelmiş ve filmde oynama önerisi almış.

* * *

ÖZPETEK, her zaman beni hayat, insanın sahte/gerçek ilişkileri üzerine düşündürmüştür, onun tiplerinden bazıları benim için yaşam felsefesini yaratan filozoflar gibidir.

Sözgelimi, yazar Davide, Sergio gibi tipler.

Dıştan görüntümüz, davranışlarımız, herkese sunduğumuz vitrinimiz gerçek ruhumuzla, dünyamızla çatışır çoğu zaman.

Filmin psikolog kahramanı, kendi psikolojisini bir türlü rayına oturtamıyor.

Gayri resmi aşkların, çocuklarda uyandırdığı etkileri, psikolog kadının kızı ne güzel özetliyor. Babasıyla annesinin arasına giren kadın yüzünden çıkan kavgayı kapı aralığından dinledikten sonra, küçük erkek kardeşine şöyle diyor:

"Biz de artık çoğunluğa karışacağız. Yani ailemiz bölünecek."

Hem bir arada yaşarız hem de yalnızlığımızın kıskacından kurtulamayız.

Marcel’in, insanlar yalnızdır ama yalnız insanlar arasında bir bağ vardır, saptamasının gerçekliğine inanırım.

Filmin büyük adından önceki küçük cümle nedir bilir misiniz?

Aşklara ve Dostluklara

BİR ÖMÜR YETMEZ.

* * *

BİR ÖMÜR YETMEZ’i seyrettikten sonra iki farklı bakış açısını bir arada değerlendirebilir miyiz?

Cehennem biziz.

Cehennem başkalarıdır.

Ama bir gerçek var ki, öyle ya da böyle tartıştığımız cehennemdir.

erten07
06-04-07, 19:42
http://img238.imageshack.us/img238/4923/ferzan1rg2.jpg (http://imageshack.us)
http://img238.imageshack.us/img238/9333/ferzan2gj6.jpg (http://imageshack.us)
http://img238.imageshack.us/img238/5680/ferzan3yn1.jpg (http://imageshack.us)
http://img238.imageshack.us/img238/6691/ferzan4iw2.jpg (http://imageshack.us)

erten07
07-04-07, 11:20
Ferzan’ı nasıl bilirsiniz

http://img136.imageshack.us/img136/8004/3162369bs3.jpg (http://imageshack.us)

Ferzan Özpetek’in altıncı filmi Bir Ömür Yetmez, dün gösterime girdi. İstanbul Film Festivali’nin açılışında gösterilmesi sebebiyle filmin oyuncularıyla birlikte yönetmeni de İstanbul’daydı. Biz de oyunculara Ferzan Özpetek’i nasıl bilirsiniz diye sorduk. Sonra da yönetmenden sağlamasını aldık.

Ferzan Özpetek filminde oynamak nasıl bir şeydir?

Stefano Accorsi: Çok eğlenceli. Ferzan, insan grupları yaratmak konusunda çok başarılı. Tüm ekip birlikte çok uyumlu çalıştık. Çekimlerin son iki haftasında her akşam yemeğe çıktık, dans etmeye gittik. Her gece.

Serra Yılmaz: Benim oyuncu olarak yönetmene ihtiyacım var ve yönetmenler her zaman bana yeterince yardımcı olmuyorlar. İyi oyuncu yönetimi o kadar sık rastlanan bir şey değil. O anlamda Ferzan insanı asla yalnız bırakmıyor. İkincisi, eğlenceli bir sette çalışmayı seviyor. O kadar rahat, herkesin o kadar güle oynaya çalıştığı bir set ki.

Peki otoriteyi nasıl kuruyor?

SY: Otorite kurmak için ille de insanları azarlamak ya da surat asmak gerekmiyor. Ne istediğini biliyor, ne istediğini bilmek tavrı zaten bir otorite. Elbette terslik olunca bağırıp çağırdığı da oluyor. Ama genelde takışmaları prodüksiyonla olur.

Çekimlere başlamadan evvel senaryo üzerinde tartışıldı mı?

SA: Evet, Ferzan’ın benzersiz bir yöntemi var. Oyuncuları birlikte görmek, gerçek atmosferi hissetmek istiyor. İnsanları birbirleriyle konuşurken gözlüyor. Senaryoyu okuyoruz, bazen değişiklikler yapıyoruz.

SY: Okuma sırasında doğru grubu kurduğundan emin oluyor. İstediğimiz herşeyi söyleyebiliriz. Elbette dinleyip dinlememek ona kalmış. Bence oyuncularına bir özgürlük alanı bırakıyor.

Problemlerle nasıl başeder? Öfkelenir mi?

SY: Çok bağırır.

SA: Bence tepkisi problemin ne olduğuna göre değişiyor.

Oyuncularını şımartır mı?

SY: Hayır, aksine hep olumsuz şeyler söyler. Ama bu filmde, hayatımda ilk defa bana iyi bir şey söyledi ve "Biliyorsun ben hep seni eleştirmek için buradayım, ama itiraf etmem gerekir ki bu sahne iyi oldu" dedi. Bu ondan duyduğum ilk olumlu şeydi.

SA: Cahil Periler ile kıyaslarsanız, büyük fark var. Filmi çekiş tarzı çok değişti, daha güvenli. Kendi ilhamına daha fazla güveniyor. Oyuncuyu oluşturan maddenin en ince yanını ekrana getirebiliyor.

Çalışırken kaprisli midir?

SY: Belki prodüksiyona karşı ama oyuncularla değil.

SA: Ferzan’ın prodüktörü olmak istemezdim. Onunla çalışacaksan, en iyisi oyuncusu olmak.

Bir önceki filmi Kutsal Yürek’le ilgili bir röportajı sırasında, başrol oyuncusu Barbora Bobulova’ya aşık olduğunu, sevişme sahnelerini çekmediğini söylemişti. Bu filmde de böyle bir şey hissettiniz mi?

SY: O oyuncularının hepsine aşık, filmi seyrederken bunu anlayabilirsiniz.

Bir yönetmen olarak Ferzan Özpetek’te en sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeyler neler?

SA: En çok anlattığı hikayeleri seviyorum. Oyuncularıyla çalışma şeklini seviyorum. Sevmediğim bir tarafı yok ama hikayesini kendisinin yazmadığı bir filmi nasıl yönetirdi onu görmek isterdim.

SY: Çekimlere başlamadan önceki dönem çok gergin ve agresif oluyor.

Sizce Antonio ve Neval rolleri için neden sizi seçti?

SA: Belki bende çocuk kalmış bir adam gördüğü içindir.

SY: Acı tatlı, aksi bir kadın aradığı için. Aksi kadın rolünde çok iyiyimdir.

Onun filmlerinde oynamamış olsaydınız, ne kaybederdiniz? Ferzan Özpetek’ten aldığınız en büyük ders nedir?

SA: Çekimler sırasında bana, Antonio’nun panik atağı olsa iyi olur dedi. Ben de senaryoda yazmıyor diye karşı çıktım. O da elini omzuma koydu ve bana "Sen eskiden daha az canımı sıkıyordun" dedi. "Karakter üzerine bu kadar kafanı yorma, biraz özgür kal". Bu çok büyük bir dersti. Karakterini önceden bilmek iyi bir şey ama çekim sırasında da sihirli birşeyler olabilir.

SY: Onun filmlerinde oynamamış olsaydım İtalya’da çalışmaya başlamazdım. Ama her halükarda ikimizin kariyeri için de Cahil Periler’in çok özel bir yeri var. Çünkü Cahil Periler bir çeşit kült film artık.

Ferzan Özpetek, Bir Ömür Yetmez’le ilgili olarak, otobiyografik özellikleri de olduğunu söyledi. Filmdeki karakterlerden hangisi Ferzan Özpetek’in kendisi?

SA: Bence her karakterde Ferzan’dan bir şey var. Belki en yakın olanı Davide diyebiliriz. Çünkü yaratıcı, herkesi etrafında topluyor, yemek yapmayı seviyor. Ama benim karakterimin endişeli yapısı da ona benziyor. Lorenzo filmin başında, her şeyin o anda olduğu gibi sonsuza kadar aynı kalmasını istediğini ama kalamayacağını da bildiğini söylüyor. Bu da Ferzan’a dair bir şey. Serra’nın canlandırdığı karakter gibi sinirlendiğinde tepesinin tası atabiliyor, aksileşebiliyor.

Peki kendisini bir dost olarak nasıl tarif edersiniz?

SA: Koruyucu. Her zaman o davet eder. Her zaman hesabı öder. Sürekli arkadaşlarını düşünür.

SY: Çok iyi bir dosttur. Çok gelişmiş bir koruma hissi var. Artık hayatına yeni insanlar almak konusunda o kadar açık değil.

Aşçılığı nasıl?

SY: Çok güzel fırında rulo köfte yapar.

Batıl inançları var mı?

SY: Evet. İtalyanlar zaten çok batıl inançlıdır. Masada birine elden ele yağ, tuz veremezsiniz. Kötü şans getirir. Kadeh kaldırırken karşındakinin gözlerinin içine bakman gerekir. Ve tabii bir de sürekli nazar boncuğu taşır.


Seti toparlamak için arada bir bağırmak lazım

Ferzan Özpetek setleri neye benzer?

- Neşelidir genel olarak. Ama filmden filme de değişiyor tabii. Bu sonuncusu şimdiye kadar geçirdiğim setler içinde en iyisiydi. Tuhaf bir dostluk vardı. Işıkçısı, kostümcüsü, sesçisi dahil setteki herkesin "bu benim filmim" demesini istiyorum. İnsanları işin içine katmak için çeşitli yöntemlerim var.

Ama oyuncularınız ağzından iyi bir şey çıkmaz, hep eleştirir diyor.

- Bunu kesin Stefano söylemiştir. Hiç tatmin olmuyorum, her zaman daha iyi olabilir diyorum. İyi oynadıklarını kendilerine değil, rol arkadaşlarına söylüyorum. Stefano’ya, bugün Pierfrancesco çok iyi oynadı diyorum mesela. Performans yükseltmek için. Çok işe yarıyor.

Dinlerken setten çok yaz kampına benziyor. Otoriteyi nasıl kuruyorsunuz?

- Birdenbire bir cümle söylüyorum, hemen herkes sus pus oluyor. Amma herifsin, herkes korktu, ne yaptın diyorum içimden. Ama çaktırmıyorum. Tüm çekim boyunca bir gün mutlaka prodüksiyondan birisine bağırmak lazım. Ortalık gevşeyince bağırmak iyi geliyor.

Nedir prodüktörlerle alıp veremediğiniz? Sizden çok çekiyorlarmış.

- Hoş bir ilişkim var aslında. Tabii biraz eli sıkı benim prodüktörüm. Gerçi onun da işi bu. Filmin müziklerinin hakları konusunda çok tartışma oldu bu sefer. Çok bağırdım çağırdım. Herkesin yüzüne telefon kapattım. Ama tabii sonra sinirim geçince üçüne de çok pahalı yüz kremi gönderdim. Bana çok pahalıya patladı.

http://img92.imageshack.us/img92/9241/3162370qr2.jpg (http://imageshack.us)

PROFESYONEL OLAMADIM

Çekimler başlamadan evvel, hazırlık aşamasında da çekilmez oluyormuşsunuz.

- Kesinlikle. Filmin çıkışı sırasında da çekilmez oluyorum. Büyütüyorum her şeyi. Başlamanın korkusu geriyor beni.

En iyi ve en kötü tarafınız nedir?

- Amatör olmak. Hiçbir zaman profesyonel olamadım. Her ikisinin cevabı da bu. Morg sahnesini çekerken oyunculardan birinin cep telefonu çaldı ve o da açıp cevap verdi. Bilmiyordum, önemli bir telefonmuş. Çok sinirlendim. Birkaç gün sonra onunla önemli bir sahne çekecektik ve konuşmamız gerekiyordu. Akşam aradım, sana çok kızgınım istersen o sahneyi daha sonra çekelim, kızgınlığım geçsin yoksa o sahnede iyi çıkmanı sağlayamayacağım dedim. Profesyonel davranamadım yani. Kendi işimi aksattım, takvimi değiştirdim. Ama aynı sebeple oyuncularla daha yakın bir bağ kurabiliyorum. Böyle bir yönetmenle çalışmak onlara iyi geliyor. Bazı sahneler daha iyi çıkıyor.

Kapris çeker misiniz?

- Tamamen kaprisin ne olduğuna bağlı. Margherita Buy kafadan hastadır mesela. Sahne hazır beklersiniz, gelmez. Yanına gidersiniz "Ben neden bu kadar genç ölüyorum" diye bir korkuya kapılmış bulursunuz.

Oyuncularınıza yine aşık oldunuz mu?

- Evet, hepsine. Bir sahnede güzel görünmezlerse üç kere filan çekerim. Seviştiğiniz insanın püf noktalarını bilirsiniz ya, öyle birşey oluyor aramızda.

Filmde bu benim dediğiniz bir karakter var mı?

- 5-6 karakter var. Herkesi evinde toplayan grup lideri Davide, ölüm korkusu olan Antonio, aniden sinirlenen Neval...

Nasıl bir dostsunuz?

- Mükemmel. İki elim kanda olsa giderim. Kendimi zora sokacak olsam bile yardım ederim. Çok fazla dostum yok. Dereceleri var daha doğrusu. Merkez halkada 5 kişi var. Hayatıma yeni insanlar almak da kolay olmuyor.

erten07
08-04-07, 09:57
Şeffaf Oda’ da bu hafta “Sinema” konuşuluyor..

Deneyimli gazeteci Güneri Cıvaoğlu’nun bu haftaki konukları; İtalyan Sineması’nda seçkin bir yeri olan küresel yönetmen Ferzan Özpetek, sıcacık oyunculuğu ile Özpetek’in filmlerine renk katan Serra Yılmaz ve sn dönem Türk flmlerine müziğiyle hayat veren başarılı şarkıcı Nil Karaibrahimgil.

erten07
08-04-07, 14:40
http://img248.imageshack.us/img248/6513/istf7zt0.jpg (http://imageshack.us)

http://img441.imageshack.us/img441/423/istf8ah8.jpg (http://imageshack.us)

erten07
14-04-07, 21:09
http://img380.imageshack.us/img380/8585/istfk4nx7.jpg (http://imageshack.us)

sbuffy
18-04-07, 17:33
Özpetek İtalyan Oscarlarına aday

http://www.ekolay.net/sinema/images/17042007105551_38_468798fer.jpg

"Saturno Contro" (Bir Ömür Yetmez) İtalya'da 6 dalda "Gümüş Kurdele" sinema ödüllerine aday gösterildi.
Film Festivali'nin açılış filmi olarak gösterime giren "Saturno Contro" (Bir Ömür Yetmez) İtalya'da 6 dalda "Gümüş Kurdele" sinema ödüllerine aday gösterildi. Ferzan Özpetek "yönetmen", Margherita Buy "kadın oyuncu", Ambra Angiolini "yardımcı kadın oyuncu", Ennio Fantastichini "yardımcı erkek oyuncu" dalında aday gösterildi.

Film, senaryo ve Neffa'nın besteleyip söylediği "Passion" isimli parçayla da şarkı dalında adaylar arasında yer aldı. Gümüş Kurdele Sinema Ödülleri için Nanni Moretti'nin "Il Caimano" adlı eseri ile Giuseppe Tornatore'nin "La Sconosciuta" adlı filmi 7'şer dalda adaylığa layık görüldüler. Marco Bellocchio'nun "Il Regista dei Matrimoni"si "Bir Ömür Yetmez" gibi 6 dalda adaylık elde etti. Ferzan Özpetek, 6 dalda adaylık için "Çok sevinçliyim. Her filmim gibi 'Bir Ömür Yetmez' de ilgi gördü. Özellikle Ambra Angiolini ve Ennio Fantatischini için çok sevindim" dedi. Gümüş Kurdele Sinema ödülleri 23 Haziran'da Sicilya Adası'nın Taormina sahil kentindeki antik tiyatrosunda sahiplerini bulacak.

kaynak:ekolay.net

erten07
22-04-07, 15:12
http://img105.imageshack.us/img105/1534/ferzan1at5.jpg (http://imageshack.us)
http://img292.imageshack.us/img292/6195/ferzanz1af6.jpg (http://imageshack.us)

erten07
05-05-07, 20:51
http://img512.imageshack.us/img512/4562/birmrtuy9.jpg (http://imageshack.us)

http://img512.imageshack.us/img512/9016/istf17rl2.jpg (http://imageshack.us)

erten07
14-05-07, 11:56
Ferzan Özpetek, Türkiye’de film yapma düşüncesinden vazgeçtiğini ve ABD’ye gideceğini açıkladı.



Hem İtalyan hem Türk vatandaşı olan ve Roma’da yaşayan yönetmen Ferzan Özpetek, İtalya’nın Salerno kentindeki Linea D’Ombra Film Festivali’nde yaptığı açıklamada, geçen aylarda gösterime giren ve Türkçe’ye ‘Bir Ömür Yetmez’ olarak çevrilen ‘Saturno Contro’ adlı son filminin ardından Türkiye’de film yapma düşüncesinden vazgeçtiğini, yeni filmi için ABD’yi tercih ettiğini duyurdu.

Özpetek, “Bir Ömür Yetmez’in gösterime girmesinin ardından, telefonun fişini çekip, basit bir bütçeyle Türkiye’de bir film çekmeyi düşünmüştüm. İstanbul Film Festivali sırasında, orada bir kaç hafta kalma imkanı buldum. Sevgi bir yana ama, bu türden bir proje için biraz daha düşünmemin daha uygun olacağına karar verdim” dedi.

ABD’li yapımcılarla yaptığı görüşmelerin sonuçlanmak üzere olduğunu belirten Özpetek, “Bu konu üzerinde birkaç aydır çalışmaktaydım. Bunu ilk kez açıklıyorum. Belki de proje kesinleşene dek söylememem gerekirdi. Ama ABD’li yapımcılarla yaptığım telefon görüşmeleri sonucunda, proje belirli bir noktaya gelmiş durumda. Hayatta değişmeyi başarmak lazım. ‘Bir Ömür Yetmez’ ile bir dönemi kapatmış durumdayım” diye konuştu.

Özpetek’in ABD’de İngilizce olarak çekeceği yeni filmde rol alacak kişiler arasında, Anglo-Amerikan oyuncuların çoğunluğu oluşturacağı da öğrenildi.

erten07
03-06-07, 09:17
http://img107.imageshack.us/img107/1691/ferzanz2ql1.jpg (http://imageshack.us)

İtalyan sinemasının prestijli "Nastro D’Argento" (Gümüş Kurdele) ödüllerini kazananlar belli oldu. Ferzan Özpetek’in "Saturno Contro" (Bir Ömür Yetmez) adlı son filmi dört dalda ödüle layık görüldü.

23 Haziran’da Sicilya adasının kıyı kentlerinden Taormina’da dağıtılacak ödül töreninde Özpetek’in filmi, Gianni Romoli ile "En İyi Senaryo", Margherita Buy ile "En İyi Kadın Oyuncu", Ambra Angiolini ile "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" ve Neffa da "Passione" adlı eseri ile "En İyi Film Müziği" ödülünü alacak.

erten07
06-06-07, 09:01
Ferzan'ın filmi ödüle doymuyor

http://img64.imageshack.us/img64/56/3489021ni2.jpg (http://imageshack.us)


Türk yönetmen Ferzan Özpetek, ödüle doymuyor. “Bir Ömür Yetmez" ile dört ödül daha kazandı.

Türk yönetmen Ferzan Özpetek, ödüle doymuyor. “Saturno Ritorna” (Bir Ömür Yetmez) ile geçtiğimiz hafta “Gümüş Kurdele"de dört ödül kazanan Özpetek, aynı filmle İtalya'nın aylık sinema dergisi “Ciak”ın okuyucuları arasında yaptığı oylama sonucu dört ödül daha kazandı. “Bir Ömür Yetmez”, Ferzan Özpetek'le “En İyi Yönetmen”, Margherita Buy ile “En İyi Kadın Oyuncu”, Ambra Angiolini ile “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve Neffa'nın “Passione” adlı şarkısı ile “En İyi Film Şarkısı” ödülünü aldı.

erten07
07-06-07, 08:52
Ferzan Özpetek'e Barocco Ödülü


İTALYA'NIN Puglia bölgesinde geleneksel olarak verilen "Barocco Ödülü" töreninin 38'incisinde, yönetmen Ferzan Özpetek son filmi "Bir Ömür Yetmez" ile ödüle layık görüldü. İtalya Devlet televizyonu RAI'den canlı olarak yayımlanan ödül töreninde konuşan Özpetek, filmlerine her zaman büyük ilgi gösteren Puglia halkıyla çok sıcak ilişkileri olduğunu belirtti ve bu ödülün kendisine verilmesinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Gecede, tenor Andrea Bocelli ve yönetmen Giuseppe Tornatore de "Barocco Ödülü" alanlar arasındaydı.

sbuffy
25-06-07, 18:43
Özpetek filmine İtalya’dan dört ödül


http://www.ekolay.net/sinema/images/25062007104648_38_486224gum.jpg

İtalya’nın Oscarları sayılan "Nastro D’Argento" (Gümüş Kurdele) sinema ödülleri sahiplerini buldu ve Ferzan Özpetek’in "Saturno Contro" (Bir Ömür Yetmez) adlı eseri 4 ödül kazandı.
Ferzan Özpetek’in yönetmenliğini üstlendiği "Saturno Contro" (Bir Ömür Yetmez), İtalya’nın en ünlü festivalinden tam dört ödül kazandı. Özpetek, senarist Gianni Romoli ile birlikte ’En İyi Senaryo’, Margherita Buy ’En İyi Kadın Oyuncu’, Ambra Angiolini ’En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’, Neffa da ’Passione’ adlı şarkısı ile ’En İyi Film Şarkısı’ ödülünü aldılar.

Ödüller önceki gece Sicilya Adası’nın Taormina kentindeki Uluslararası Sinema Festivali’nde verildi. Özpetek’in filmi, geçtiğimiz ay da İtalya’nın aylık Sinema dergisi CİAK’ın okuyucuları arasında yaptığı oylama sonucu dört ödül kazanmıştı.

"Bir Ömür Yetmez", 40 yaşlarına gelen çiftlerin yol ayrımında yaşadıkları kararsızlığı ve birbirlerinden ayrılma korkusunu anlatıyor.

kaynak:ekolay.net

erten07
27-06-07, 20:56
Mükemmel Bir Gün sonbaharda çekilecek

İtalyan yapımcı Domenico Procacci'nin açıklamasına göre Ferzan Özpetek, 'Mükemmel Bir Gün' (Giorno Perfetto) adlı yeni filminin çekimlerine sonbaharda başlayacak. Günümüz Roma'sında yaşanan bir günü anlatacak olan film, Melania Mazzucco'nun aynı adlı romanından uyarlanıyor. Mültecilerin dramını anlattığı bir önceki romanı 'Vita' ile İtalya- 'da baştacı edilen genç kadın yazar Mazzucco, 'Mükemmel Bir Günde'de çok katmanlı bir öyküyü 24 saate sığdırıyor. Özpetek, İtalyan yapımcı Domenico Procacci ile ilk kez bu projede biraraya geliyor. Festivaller bir yana; İtalya gişesinde de büyük ilgi gören filmlerin yönetmeni Özpetek'in son filmi 'Bir Ömür Yetmez' 10 milyon dolar hasılat yapmıştı

cropsy
14-07-07, 09:49
Özpetek Venedik jürisinde

http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/3728322.jpg

Bu yıl 64’üncüsü düzenlenecek olan Venedik Film Festivali’nde Türk yönetmen Ferzan Özpetek de jüride yer alacak.

29 Ağustos-8 Eylül tarihleri arasında Venedik’in Lido Adası’nda yapılacak olan festivalde Zhang Yimoo’nun başkanlığındaki jüride Catherine Breillat, Jane Campion, Emanuele Crialese, Alejandro Gonzales İna’rritu, Paul Verhoeven ve Ferzan Özpetek bulunuyor. Jüri Başkanı Zhang Yimou aynı zamanda özel "Altın Aslan" ödülünü de alacak.

istanbulspence
24-07-07, 19:43
http://img57.imageshack.us/img57/7897/3771706fu8.jpg (http://imageshack.us)

Gazete olmak dışında bir anlamı var. En çok eleştirilen, konuşulan olması bu yüzden. İnsanlar onu bir yerde kendisinin sayıyor Ferzan Özpetek, Hürriyet’in "Biz Bir Aileyiz" adlı reklam filminde, bir ailenin farklı karakterlerde ve farklı hayat görüşlerine sahip didişen üyelerini aynı sofrada buluşturuyor. Yönetmenin uzun metrajlı filmlerinde de hep karşımıza çıkan büyük, şenlikli, farklılıkların engelleyemediği, tartışmanın son bulduğu bir sofra bu.

Türkiye’nin eninde sonunda bu sofrada karnını doyuran, 70 milyonluk bir aile olduğunu söylüyor. Özpetek’le niye bu filmi çektiğini, İtalya’dan bakıldığında Türkiye’nin böyle bir sofrada buluşup buluşamayacağını konuştuk.

Hürriyet deyince ne geliyor aklınıza? Okuduğunuz gazete mi?

- Kuşağımdaki herkes ve benim için özel bir yeri var. Çünkü evimize giren gazetedir Hürriyet. İtalya’da nasıl Corriere della Sera vardır, bir klasiktir, Türkiye’de de Hürriyet vardır. O yüzden bu gazeteyle ilgili yapılan her iyi şey bana göre anıtları korumaya girer. Yani gazetenin dışında bir kavram Hürriyet. Markalar üstü bir his yaratıyor insanda. Çocukluğumla ilgili anılarım gözümün önüne geldiğinde bir yerinde Hürriyet vardır. Mesela eskiden logodaki Türk bayrağını keser saklardım, kupon gibi. Bunlar flaş flaş aklıma geliyor. Yani Hürriyet’in gazete olmanın dışında bir anlamı var. Duygusal bir bağım var onunla. En çok eleştirilen ve konuşulan gazetenin Hürriyet olması da bu yüzdendir. Çünkü insanlar onu bir yerde kendisinin sayıyor.

Filmin sloganı "Biz 70 milyonluk bir aileyiz." Mesela İtalya’dan baktığınızda gerçekten öyle miyiz?

- Aslında slogan hayat görüşümü bire bir yansıtıyor. Mesela filmde başörtülü bir kadın da oynayabilirdi. Bunu çok düşündüm ama sonra film tamamen onun üstüne kurulu olacaktı. Çünkü 10 esmerin oynadığı filme tek bir sarışın koyarsanız o bir sarışın filmine dönüşür. Örneğin Türkiye’de bir İtalyan operası gösterildi, Cosi Fan Tutte diye. Bir başörtülü kadın da izlemeye gelmiş. İtalyan basını her şeyi bir kenara bırakıp sürekli onu çekti. Halbuki bir aileyiz derken anlatılmak istenen o değildi. Başörtülü birinin, sadece başörtülü olduğu için dikkat çekmediği, insanların dinleri, renkleri veya cinsellikleri yüzünden ayrılmadığı bir zamana geldiğimizde hepimiz rahat edeceğiz ama daha ona vakit var. Bu sadece Türkiye’ye özgü değil, keşke dünya o noktaya gelebilse, büyük bir aile olabilse... Bugün Türkiye’de ne yaşıyorsak, nasıl bir kutuplaşma varsa dünyada da bu var.

ANNEM SOFRADATARTIŞMAYI YASAKLAMIŞTI

Filmlerinizde hep büyük sofralar vardır, şenlikli Ferzan sofraları... En marjinali de, en muhafazakarı da, en güçlüsü de, en yaralısı da birlikte aynı sofraya oturur. Bu filmde de öyle...

- Sofra Akdenizli ruhunda var. Ailemde de en önemli şey sabah kahvaltısı ve akşam yemeğiydi. O sofrada tartışma olmazdı, annem izin vermezdi. Ne olacaksa ya da ne olduysa o sofranın dışında kalmalıydı. Sofra biraz her şeyin üstünde duran, korunaklı bir yerdir aile için.

Ailenizde, filmdeki kardeşler arasındaki gibi fikir ayrılıkları, ateşli politik tartışmalar yaşanır mıydı?

- Çok ilerici bir ortamda büyüdüm. Kalamış’taki evimizde sabahları müezzinin sesiyle kilisenin çan sesi birbirine karışırdı. Bugün dünyanın tartıştığı konular bizim evde tartışılmazdı çünkü hepsi hayatımızın doğal parçasıydı. Kardeşlerimle politika konuştuğumuz olurdu ama hiç birbirimizi kıracak, dışlayacak düzeye gelmedi. Acayip bir aileydi, her şeye açıktı. Bir Osmanlı kadını olan anneannem bile iki kere evlenmiş. Yani siz düşünün o dönemde bunun manasını.

BEYAZ TÜRK DEYİMİNİÇOK TARTIŞTIK

Filmde "Ooo Beyaz Türk abi gelmiş" diye karşılanan bir büyük kardeş var. O kimi temsil ediyor?

- Beyaz Türk deyimini çok tartıştık aslında. Çevremdekilere, bu deyimden ne anladıklarını sordum. 50 bin farklı cevap alınca şaşırdım. Yani bu konuda kafalarda bir karışıklık vardı. Ama filmdeki karşılığı beyaz yakalı işadamı. Bunu iyi yansıttığımızı düşünüyorum.

Parayı ideallerine tercih ettiği için bayağı bir üstüne gidiliyor çocuğun değil mi?

- O kadar ağır bir devir yaşıyoruz ki şu anda... Her idealin ve idealist görünenin arkasında para yatıyor. Gençliğimde çok solcu ve çok sağcı arkadaşım vardı. Şimdi bakıyorum o zamanki ideallerine ve sözlerine ters düşen işler yapıyorlar, iyi de para kazanıyorlar. Ama bu da çok yanlış olmayabilir. Dediğim gibi hayatın ve sistemin gerçeği bu. Ne yapsalardı yani? Bugünkü jenerasyonda geçerli olan kavram idealler değil, güç ve para. Bundan nasıl çıkacak dünya hiç bilmiyorum.

Filmin en etkileyici anı nedir sizce?

- Evin annesinin dönüp sofraya bakıp gülümsediği an tüylerimi diken diken ediyor. Çünkü onu ben de yaparım. Bazen arkadaşlarımla toplanıp yemek yeriz, mutfağa tuzluğu getirmeye giderken dönüp bir bakarım, ne kadar güzel görünüyoruz, iyi ki beraberiz diye. Hayatta böyle anlar benim için çok önemli, o yüzden onu filme eklemek istedim.

Hürriyet’in 104 saniyelik reklam filmi Biz Bir Aileyiz 19 Temmuz’da TV kanallarında gösterilmeye başlandı. Bir ay boyunca izlenebilecek filmde kalbi çocuklarıyla atan fedakar anne rolünde Bilge Şen, az ama öz konuşan baba rolünde Mehmet Yer, kitapların dünyasını gerçek dünyaya tercih eden bir kız kardeş Seda Örsel, hayalleri yerine bir kartvizite sahip ağabey rolünde Barış Kılıç, bütün gün futbol izleyen, izlemediğinde onun hakkında konuşan küçük kardeş rolünde ise Arda Aydın oynuyor. Özpetek, "Bu filmin bana bir katkısı da iki oyuncuyla tanışma fırsatı bulmam oldu. Evin annesi Bilge Şen ve futbol fanatiği kardeş Kılıç çok iyi oyuncular" diyor.
hürriyet

erten07
19-08-07, 20:36
http://img126.imageshack.us/img126/5766/ferzanwd3.jpg (http://imageshack.us)

elmass
05-09-07, 09:51
'Festivaller için film yapmak yanlış'

Ferzan Özpetek, "Jürideki diğer yönetmenlerin sinemamı fazla tanımadıklarını sanıyordum. Yanılmışım; Paul Verhoeven bütün filmlerimi izlemiş" diyor.

Venedik Film Festivali'nin büyük jürisinde yer alan Ferzan Özpetek 'Festival yönetimi mümkünse aynı filme birçok ödül vermememizi rica etti bizden. Halbuki ben bir filme beş ödül birden verebilirim' diyor. Özpetek, Amerikalı ünlü bir kadın oyuncunun rol alacağı filmini Türkiye'de çekecek

Dünyanın en eski festivalinin 75. yıldönümünde, Altın Aslan ödüllerini belirleyecek yedi yönetmen arasında yer almak Ferzan Özpetek'i hem çok heyecanlandırıyor, hem de gurur veriyor. Çok kültürlü kimliğini, Çin'den Meksika'ya dek farklı coğrafyalardan gelen bu yönetmenlerin bir bölümüyle paylaşmak Ferzan Özpetek'i ayrıca sevindirmiş..

"Jüriyi sunarken, beni İtalyan-Türk yönetmen diye tanıttılar. Türk-İtalyan diye tanıtmalarını tercih ederdim" diyerek, Türk kimliğinin önce geldiğini vurguluyor. Yoksa İtalyanların kendisine gösterdiği sevgiden son derece mutlu. Bu ülkede hiç de yabancı hissetmiyor kendini. Gerçekten de, İtalya, örneğin Fransa'nın Magrip kökenli bir yönetmene bakışından çok daha öte, 'kendinden' görüyor Ferzan'ı... Özümsemeye çalışmadan, her türlü farklılığına ve sanatına saygı göstererek seviyor ve en iyi çalışma koşullarını sunuyor. Gelecek ay, çağdaş yazar Melania Gaia Mazzucco'nun tanınmış romanından uyarlanan 7'nci filmi 'Mükemmel Bir Gün'ün (Un giorno perfetto) çekimlerine başlayacak Ferzan Özpetek'le Venedik'te sinemadan güncel politikaya kadar değişik konularda söyleştik.

Yarışan filmlerin düzeyi yüksek, karar vermek herhalde zor olacaktır.
Her şeyden önce böyle bir jüri içinde olmaktan çok mutluyum. Dünyanın dört yanından gelen yaratıcı yönetmenlerle günlük yaşamı paylaşmak, filmleri tartışmak, sohbet etmek, değişik konularda konuşmakçok hoş. Başkanımız, filmlerini çok beğendiğim Zhang Yimou, harika bir adam. Üstelik, benim gibi çiftkültürlü birçok yönetmen var aramızda: Verhoeven hem Hollandalı hem Amerikalı, İnarritu da Meksikalı ve Amerikalı... Karar aşaması tabii zor olacak. Festival, mümkünse aynı filme birçok ödül vermememizi rica etti bizden. Halbuki ben bir filme beş ödül birden verilebilmeli diyorum. Hak ediyorsa neden olmasın? Tartışmalarımızın başka bir doyurucu yanı, zaman zaman filmlerimize karşılıklı göndermeler yapmak: 'Ferzan'ın şu filmindeki o sahneden yola çıkarsak...' gibi.

Aslında, jürideki diğer yönetmenlerin benim sinemamı fazla tanımadıklarını sanıyordum. Yanılmışım, mesela Paul Verhoeven bütün filmlerimi izlemiş. Bu beni hem şaşırttı, hem de sevindirdi.

Festivallerarası rekabeti, Amerikan sinemasının ağır toplarına verilen yeri ve gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu konuda Cannes, festivallerin en farklısı. Yarışmaya birkaç Amerikan yapımı ya da görselliği öne çıkan kimi filmleri alsa da, 'auteur' sinemasına çok fazla yer veriyor. Marco Müler ise daha geniş kitlelere seslenen filmlere ve Uzakdoğu sinemalarına geniş yer tanıyor. Ben Müller'in yaptığı seçimleri beğeniyorum. Cannes'ın seçimlerini de beğeniyorum ama, 'Festivaller için film yapmak' gibi bir eğilimi hiç doğru bulmuyorum. Kimi yönetmenler, festivaller için film çektikleri izlenimi veriyorlar; bu çok kötü bir duygu. Her zaman şunu düşündüm: En önemlisi, seyirciyi bir şekilde filmin içine almaktır; ama inandığınız, doğru bulduğunuz biçimde almaktır.

Son filmim 'Bir Ömür Yetmez' için, dağıtım şirketi Medusa Film, "Ferzan, iki adamın öpüşme sahnesini koymazsak, film bir milyon daha fazla seyirci yapabilir" dedi. Sahneyi çıkarmadım. İnsanlar belirli bir şeyler görüyorlar, yaşıyorlar hayatlarında; bir de farklı, başka bir şey görsünler, yani alışsınlar dedim. Hayat öyle bir noktaya geldi ki, artık her şeyi görüyor, her şeyi değerlendiriyoruz. 'Öpüşme sahnesine biz de karşı değiliz ama, giderek katılaşan günümüz İtalyası'nda ticari açıdan daha iyi olur' dediler. Film o sahneyle bile 2 milyon izleyici toplayıp İtalya'da 7'nci sıraya çıktı ve iki haftadır en çok satılan DVD! Bu, çok hoşuma gidiyor. Bazan da tam tersi oluyor.
Çekimlerine hazırlandığım filmdeki bir eşcinsel karakteri, romanda olmasına rağmen, yüzeysel ve sıradan bulduğum için senaryodan çıkardım. Önemli olan hayatın içinde olabilmek, en doğru olanı yapabilmek; o karakteri koyup bunu çıkarmak değil. Aslında, dünyada gözlemlenen genel katılaşma karşısında, hoşgörüsüzlüğe karşı çıkmak, birtakım kurallara karşı gelmek, biraz da bizim görevimizdir diye düşünüyorum. Bu bağlamda, sinema festivallerinin önemli görevlerinden biri de, yenilik getirmek ve değişik bakış açıları sunmaktır. İzleyicisini farklı şeylere bakmaya alıştırmaktır.

Bu nedenle, Ang Lee'nin burada yarışan filminin Antalya'da açılış filmi olarak düşünülmesini çok olumlu buldum. Bu cesur tavrın arkasında durmak gerekir. Festivallerde sansür ve yaş sınırlaması getirilemez; belki bir ön uyarı yapılabilir, o kadar. İnsanların hayatta yaşanan şeyleri görmeleri lazım. Bu arada unutmayalım ki, olaylara şematik gözlüklerle, önyargılarla bakmak Avrupa'da da giderek artıyor. Müslümanım dediğinizde size acayip bakıyorlar. İçki içmenizi anlayamıyorlar. Türkiye'yi anlayamıyorlar. Buraya ilk geldiğim gün, birkaç Batılı gazeteci, "Bugün sizin için hüzünlü bir gün olmalı" dediler. 'Niye' diye sorunca, "Türkiye'de eşi başörtülü biri cumhurbaşkanı seçildi' dediklerinde çok rahatsız oldum; karşı çıktım. Politik konular dışında, Abdullah Gül'e insan olarak baktığımda, içgüdüsel olarak kendisini çok seviyor ve bugüne kadar yaptıklarını takdir ediyorum. Karısıyla birlikte, buram buram insan ve sevgi kokuyorlar; öyle duyumsuyorum.

Çekimine hazırlandığınız filmden sonra, başka bir projeniz var mı ?
Var. Beni çok heyecanlandıran bir film olacak. Baştan sona Türkiye'de geçen ve çok sevdiğim, çok beğendiğim ünlü bir Amerikalı kadın oyuncunun rol alacağı bu filmin senaryo çalışmalarını sürdürüyoruz.

05/09/2007 / MEHMET BASUTÇU / radikal gazetesi

7th_Art
02-10-07, 09:12
Stiliyle ödül aldı

Filmleriyle birçok ödül alan Ferzan Özpetek, önceki gün bir ödül daha kazandı. Fakat bu ödül, diğerlerinden çok farklıydı. Venedik Bienali kapsamındaki Uluslararası Film Festivali’nde Özpetek’e ‘Kusursuz Stil’ ödülü verildi. İtalyan gözlük markası ‘Persol’ün stil sahibi yönetmenlere verdiği ödülü Özpetek törenle aldı.

STAR

7th_Art
04-10-07, 12:50
FLAŞ!... TEBRİKLER!... İTALYA'DA İKAMET EDEN ÜNLÜ YÖNETMENİMİZ FERZAN ÖZPETEK'E “ŞÖVALYE MADALYASI” VERİLİYOR!... İŞTE AYRINTILAR!...

4/10/2007 14:04

30 yıla yakın zamandır Roma’da yaşayan ve İtalyan vatandaşlığı da bulunan Özpetek, "Geçmişte hep İtalyan tarafım ön plana çıkartıldı. Şimdi Türküm demek hoşuma gidiyor. Bir proje olunca Türkiye’yi temsil etmekten zevk alıyorum. İlk başlarda herkes biliyor, Türkiye’den destek almadım ama yine de şimdi temsil etmek hoşuma gidiyor" diye konuştu.

Başarısının en temel sebebini "Türkiye beni iyi besledi" diye açıklayan ünlü yönetmen, "Sadece ben değil Fatih Akın da böyle. Almanya’da doğdu ama Türklerden beslenen biri. En büyük tebrik; hayranınız olan birisinin yanınıza gelerek (Sizi çok beğeniyorum ve doğduğunuz ülkeyi gidip görmek istiyorum) demesi. Bundan büyük haz duyuyorum" dedi.

"Türkiye’nin son yıllarda Avrupa’da çok gündemde olmasından dolayı çevresindeki insanların da bilip bilmeden Türkiye hakkında yorumlar yapmaya başlamasına sinirlendiğini" anlatan Özpetek, "Ben Türkiye hakkında laf söyleyebilirim ama başkası söylerse kızıyorum" diye konuştu.

İTALYAN CUMHURBAŞKANLIĞINDAN ÖZPETEK’E ŞÖVALYE MADALYASI

Çok sayıda ödülü bulunan Özpetek, gelecek haftalarda da çok önemli bir ödül alacağını belirtti. Özpetek, İtalya Cumhurbaşkanlığının "Şövalye Madalyası"nın Türkiye’de İtalya’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından kendisine verileceğini söyledi.

Özpetek, kanser araştırmalarıyla ilgili çektiği bir spottan dolayı 9 kasımda yine İtalya Cumhurbaşkanlığı tarafından ödüllendirileceğinin kendisine bildirildiğini kaydetti.

UÇANKUŞ

sbuffy
09-01-08, 12:58
Yılın yönetmeni seçildi!

http://www.ekolay.net/sinema/images/09012008113412_38_522429fer.jpg

Türk yönetmen Ferzan Özpetek, Amerikalı Clint Eastwood ile birlikte 'Yılın Yönetmeni' seçildi.

İtalya'nın aylık sinema dergisi 'Ciak'ın, okuyucuları arasında yaptığı ankette, Ferzan Özpetek ve Özpetek'le aynı yüzdeyi alan Oscar ödüllü Amerikalı aktör-yönetmen Clint Eastwood, 'Yılın Yönetmeni' seçildi. Her iki yönetmen de oyların yüzde 23'ünü aldı. Özpetek, bu unvanı Eastwood'la paylaşmanın büyük onur olduğunu söyledi. Ankette Johnny Depp 'En İyi Erkek Oyuncu', Cate Blanchett ise 'En İyi Kadın Oyuncu' seçildi

kaynak:hürriyet,reha erus

sbuffy
05-02-08, 07:00
Son filmini tamamladı

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4916188.jpghttp://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4916170.jpg

Ferzan Özpetek, 7'nci uzun metraj filmi “The Perfect Day”in (Mükemmel Bir Gün) çekimlerini tamamladı.

Tamamı Roma'da çekilen, başrollerini Isabella Ferrari, Valerio Mastandrea ve Stefania Sandrelli'nin paylaştığı film, 12 değişik karakterin yaşadığı duygusal fırtınaları konu alıyor. Şu sıralar filmin montajıyla uğraşan Özpetek, “Diğer filmlerime benzemeyen bir tarzı demek istedim. Sonucundan çok memnunum. Sıra dışı, çok etkili bir film oldu" dedi.

kaynak:hürriyet/Reha Erus

cenup
01-05-08, 15:13
Muhteşem bir yönetmen-senarist benim için Ferzan Özpetek.:good:Harem Suare, Cahil Periler, Karşı Pencere, Kutsal Yürek, Bir Ömür Yetmez gerçekten çok çok başarılı bulduğum, defalarca izlesem de sıkılmadığım filmler.:good:

Mükemmel Bir Gün'ü de merakla bekliyorum.:img-blush

http://img381.imageshack.us/img381/1356/36553462677405f94f611fcpa9.jpg (http://imageshack.us)

cenup
15-07-08, 17:17
Bir Ömür Yetmez zamanından;

http://img168.imageshack.us/img168/7370/2632429659d58a6e633f522tu7.jpg (http://imageshack.us)

maria clara
19-07-08, 16:08
hem yazıp hem de yönettiği iki filmini cahil periler ile karşı pencere yi izledim oldukca güzel filmlerdi cahil periler de kadıncağızın kocası nın bir erkek sevgili olduğunu öğrendiğin deki
hali çok tuhafdı oldukca sürprizli bir filmdi.

sbuffy
03-08-08, 17:24
Ferzan Özpetek İtalyan dergisine kapak oldu

http://www.cnnturk.com/images/ks/ferzaniocu.jpg

Yeni filmiyle ay sonunda Venedik Film Festivali'nde ''Altın Aslan'' için yarışacak yönetmen Ferzan Özpetek, İtalyan gazetesi Corriere della Sera'nın haftalık kadın dergisi Io Donna'ya kapak oldu.

Dergi, bugün piyasaya çıkan sayısının kapağını, Venedik'te yarışacak 21 film arasında yer alan "Un Giorno Perfetto" (Mükemmel Bir Gün) adlı filmin yönetmeni Özpetek ve başrol oyuncularından Isabella Ferrari ikilisine ayırdı.

Derginin kapak anonsunda, Özpetek ve Ferrari'nin Venedik Film Festivali'nde ödül konusunda iddialı olduklarına işaret etti ve iki sanatçının "En mükemmel günümüzü Venedik'te yaşayacağız" şeklindeki sözlerine yer verdi.

Özpetek, dergide yer alan demecinde, İtalyan yazar Melania Mazzucco'nun aynı adı taşıyan romanından uyarladığı senaryoyu gündeme alma düşüncesinin nasıl ortaya çıktığa ilişkin soruya karşılık olarak, "Kitap, komodinimin üzerinde okunacak eserler arasındaydı. Senaryoyu bana prodüktör Domenico Procacci önerdi. Hikaye beni biraz rahatsız etse de, kenar mahalle atmosferinden çok etkilendim" dedi.

Ferzan Özpetek, İtalya'nın başkenti Roma'da genel seçim öncesi bir dönemde muhtelif kahramanlar ekseninde 24 saatlik bir zaman dilimini aktaran filmde, herkesin ilgi odağı konumundaki Emma rolü için Isabella Ferrari'yi tercih etme konusunu şu sözlerle yanıtladı:

"Başlangıçta Valeria Golino'yu düşünmüştüm. Isabella, halkın içinden bir dayanılmaz güzel imajından uzak gibi görünmüştü bana. Ama tam aksine, bu rol için mükemmel olduğu ortaya çıktı. Tıpkı Emma gibi bir avmış meğer. İnsanın başına gelebilecek en kötü şey, herkesin peşinde olduğu bir ava aşık olmaktır: Avlamak için durmadan arkasından koşarsın, ama asla ona sahip olamazsın."

Filmde Emma'ya vurulan erkeğin ise Valerio Mastendrea tarafından canlandırıldığına değinen Özpetek, "Isabella, kendini ne kadar gizlerse o kadar seksi hale geliyor. Kendisini, Emma haline getirmek için 50 euro'ya giydirdim. Ama buna rağmen Mastandrea'yı çıldırtabilmesine de şaşırmıyor insan" diye konuştu.

Özpetek, Emma'ya çılgın bir kıskançlıkla aşık olan adam rolüne Mastendrea'yı seçmesinde, Sardinya adasında anılan aktörün bir davranışının önemli bir rol oynadığına işaretle, "Sardinya'da bir festivalde, çıktığı kızın kot pantolonundan külotunun kenarı göründüğü an hemen üstünü örtmek için müdahale etmesi dikkatimi çekmişti. O an, onun içinde kıskançlık tohumlarını barındırdığını anladım" dedi.

"Filmlerim asla etiket taşımazlar"

Özpetek, İtalya'da 5 Eylül 2008'de gösterime girecek yeni filminin bir toplumsal mesaj içerip içermediğine ilişkin soruya karşılık olarak da, "Beni, teze dayalı filmler ilgilendirmiyor. Solcu olduğumu söylerim, ama filmlerim asla etiket taşımazlar ve de benim yaşamım ve cinselliğim gibi yatay geçişler içerirler" diye konuştu.

Roma'da 1976'dan bu yana yaşayan, aynı zamanda İtalyan vatandaşı Özpetek, "Mükemmel Bir Gün"ün başarılı bir film olup olmadığını ne zaman ve nasıl anlayabileceği konusunda ise "Gösterime girmesinin ardından, cep telefonum susacak olursa. Başarının bir ölçüsü de başkalarının kıskanmasıdır" dedi.

"Mükemmel Bir Gün"ün başrol oyuncularından Ferrari ise Özpetek'in teklifini büyük bir sevinçle kabul ettiğini belirterek, "Ferzan'ın benim her şeyimi sevmediğinin farkındaydım. Ama beni aramasının ardından onu ikna etmek için gerekeni yaptım: Sekiz kilo alıp şişmanladım. Saçlarımı da yaktırdım. Zira o, saçlarımın kendi doğal sarışınlığını istemişti" diye konuştu.

kaynak: cnnturk

sbuffy
04-08-08, 06:44
Altın Aslan öncesi dergiye kapak oldu

http://www.hurriyet.com.tr/_np/9070/6089070.jpg

Yeni filmiyle ay sonunda Venedik Film Festivali’nde "Altın Aslan" için yarışacak yönetmen Ferzan Özpetek, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’nın haftalık kadın dergisi Io Donna’ya kapak oldu.

Dergi, yeni çıkan sayısının kapağını, Venedik’te yarışacak 21 film arasında yer alan "Un Giorno Perfetto" (Mükemmel Bir Gün) adlı filmin yönetmeni Özpetek ve başrol oyuncularından Isabella Ferrari ikilisine ayırdı. Derginin kapak anonsunda, Özpetek ve Ferrari’nin Venedik Film Festivali’nde ödül konusunda iddialı olduklarına işaret edildi ve iki sanatçının "En mükemmel günümüzü Venedik’te yaşayacağız" sözlerine yer verildi.

kaynak: Hürriyet

erten07
18-08-08, 20:11
4'üncü Uluslararası Avrasya Film Festivali'nin perdelerini, dünyaca ünlü yönetmen Ferzan Özpetek'in son filmi "Un Giorno Perfetto" açacak.

42. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde jüri başkanı olarak yer alan Ferzan Özpetek, Ağustos ayı sonunda Venedik Film Festivali'nde yarışacak olan filmiyle Venedik'in hemen ardından Antalya'da olacak.

sbuffy
28-08-08, 20:23
Mükemmel Bir Gün

Ferzan Özpetek’in yönettiği ve Isabella Ferrari, Valerio Mastandrea, Monica Guerritore ile Nicole Grimaudo’nun oynadığı Mükemmel Bir Gün (Un Giorno Perfetto), 31 Ekim 2008’de Özen Film dağıtımıyla AFS Film tarafından vizyona çıkarılıyor.

http://img362.imageshack.us/img362/7314/2806676942686d63337eaq5.jpg
http://img362.imageshack.us/img362/931/28066811143bff32f77flm3.jpg

kaynak: sadibey

sbuffy
30-08-08, 09:52
http://img357.imageshack.us/img357/6007/82597288sm9.jpg
http://img357.imageshack.us/img357/5060/82597257nx8.jpg
http://img357.imageshack.us/img357/8837/82597253kq9.jpg
http://img357.imageshack.us/img357/9329/82597238sv2.jpg

sbuffy
30-08-08, 09:54
http://img357.imageshack.us/img357/7954/82597335yf9.jpg
http://img357.imageshack.us/img357/5287/82597330dr5.jpg
http://img357.imageshack.us/img357/102/82597331gz1.jpg

sbuffy
31-08-08, 17:18
http://img385.imageshack.us/img385/7020/82607717zo9.jpg
http://img385.imageshack.us/img385/6732/82607691xq2.jpg
http://img385.imageshack.us/img385/32/82607725jq7.jpg

sbuffy
31-08-08, 17:30
http://img513.imageshack.us/img513/696/82607479bw3.jpg
http://img156.imageshack.us/img156/4136/82607600tr7.jpg
http://img156.imageshack.us/img156/9640/82607536rz6.jpg
http://img513.imageshack.us/img513/928/82607418fa9.jpg
http://img513.imageshack.us/img513/2567/82607392pv9.jpg

deadly_angel
01-09-08, 11:05
"Türk olmaktan gururluyum"

Yönetmen Ferzan Özpetek, kendisiyle ilgili Türk olmadığı yönünde yapılan haberlere şaşırdığını söyledi, "Türk olmaktan gururluyum" dedi.

Özpetek son filmi "Mükemmel Bir Gün"ün Venedik Film Festivali'ndeki gösterimi cumartesi akşamı yapıldı. Katılımcıların filme ve Özpetek'e ilgisi yoğun oldu, Seyirciler Özpetek'i 15 dakika boyunca ayakta alkışladı.

Yönetmen Ferzan Özpetek "Mükemmel Bir Gün"ü CNN TÜRK'e anlattı. "Mükemmel Bir Gün" İtalyan yazar Melania Mazzucco'nun aynı adlı romanından uyarlanmış, filmde yine Sezen Aksu şarkıları var.

Özpetek, kendisiyle ilgili ortaya atılan "Türk değil" haberlerine de tepkili.

"Mükemmel Bir Gün" haftaya İtalya'da ekim sonunda Türkiye'de gösterime girecek, Altın Portakal'ın da açılış filmi olarak 10 Ekim'de Antalya'da gösterilecek.

Venedik'te ayrıca Semih Kaplanoğlu'nun "Yumurta"dan sonraki filmi "Süt" de yarışıyor.

Kaynak: CNN

sbuffy
02-09-08, 07:48
Venedik'te Ferzan Özpetek rüzgarı

http://img127.imageshack.us/img127/5576/fft5mf46408qz6.th.jpg (http://img127.imageshack.us/my.php?image=fft5mf46408qz6.jpg)

Venedik Film Festivali’nde dün gösterilen Ferzan Özpetek’in yeni filmi herkesin etkileneceği karakterlere sahip. Festivalde Altın Aslan için yarışan iki filmde birden Sezen Aksu şarkıları var. Özpetek’in ‘Mükemmel Bir Gün’ü ve Alman yönetmen Christian Petzold’ün ‘Jerichow’u.

Cuma günü, ‘Venedik’te Ölüm’den bu yana hiç değişmeyen Hotel des Bains’e yerleşen Ferzan Özpetek, giriş terasındaki barda fazla oyalanamadan hemen odasına kaçıyor. “Film gelecek hafta İtalya’da da gösterime gireceği için çok yoğun bir program hazırlamışlar. Başımı kaşıyacak zamanım yok ama kulağıma gelen ilk haberler beni sevindirdi. Gala gösterisi için satışa çıkarılan sınırlı sayıdaki biletleri alabilmek için insanlar geceden kuyruğa girmişler; yerler kapışılmış. Bu ilgi doğal olarak sevindiriyor beni...”


Ferzan Özpetek sevinmekte çok haklı. ‘Mükemmel Bir Gün’, çok kahramanlı senaryosunu incelikle ören, izleyicisini yavaş yavaş içine çeken başarılı bir gösteri sineması örneği. Özpetek, herbiri farklı duygusal fırtınalar yaşayan kahramanlarına sevecenlikle yaklaşıyor; içlerinde yuvalanan acıları anlamaya, davranışları gerisindeki karmaşık nedenleri kavramaya çabalıyor. Üzerine titrediği bu insancıl bakış açısı, filme herkesin özdeşleşebileceği, etkilenip duygulanacağı, her an nefes alıp veren bir kimlik kazandırıyor. Çok satan bir romandan yola çıkarak, sinema dilinin gerektirdiği ya da kendi sanatçı duyarlığının işaretlediği yerlerde farklı karakterler yaratma özgürlüğünü de kullanarak, başarılı bir uyarlama gerçekleştiren Ferzan Özpetek, nerdeyse katıksız denebilecek bir İtalyan filmi imzalamış. 32 yıldan bu yana İtalya’da yaşayan yönetmenin ana dilinden gelen tek katkı, her filminde kullandığı Sezen Aksu şarkılarından kısa bir alıntı. İkinci göndermeyse, yine çok sevdiği Serra Yılmaz’ın, bir dakikalık konuk oyunculuğu... İtalyan gazetecilerin bir bölümü pek heyecanlı güzükmese de, ‘Mükemmel Bir Gün’ün, İsabella Ferrari başta olmak üzere oyuncularına bir ödül getirme şansı yüksek. Bazı İtalyan eleştirmenlerin, filmin ritmiyle dilinin, içerikteki dramatik yapının iniş çıkışlarına yeterince eşlik edemediğini vurgulamaları, onların romanı önceden okumuş olmalarıyla, ya da Ferzan Özpetek’in Doğu ve Orta Akdeniz kültürleri arasındaki ince bağlantıları kuran farklı kimliğine yeterince duyarlı olamamalarıyla açıklanabilir...

kaynak: Radikal,MEHMET BASUTÇU

sbuffy
02-09-08, 08:50
http://img514.imageshack.us/img514/4885/82614480cx7.jpg
http://img514.imageshack.us/img514/4007/82614358bz3.jpg
http://img398.imageshack.us/img398/7140/82614434ql3.jpg

sbuffy
02-09-08, 17:07
TÜRKÜM AMA İTALYANIM!

Ferzan Özpetek: "Türk'üm ama kendimi İtalyan yönetmen olarak adlediyorum'

Ferzan Özpetek’in Altın Aslan için yarışan filmi İtalyan basınından pek iyi eleştiriler alamadı ama ‘Mükemmel Bir Gün’, Venedik’in en büyük olaylarından biri. Vatan'ın haberine göre, Özpetek “Filmcilerin değil insanların milletleri var. Ben Türk’üm ama kendimi İtalyan sinemacı adlediyorum’ diyor

Radikal'in haberine göre, Ferzan Özpetek’in son filmi ‘Un Gior no Perfetto/Mükemmel Bir Gün’, 65. Venedik Film Festivali’nin en büyük olaylarından. Festivalin gerçekleştirildiği Lido adasında adım başı filmin afişlerine rastlanıyor. Filmin Cumartesi gerçekleştirilen basın gösterimi ise hınca hınç doluydu. Tabii bunda ‘Mükemmel Bir Gün’ün bu Cuma İtalya’da 400 kopyayla birden gösterime girecek olmasının da bir etkisi var.

Haliyle Ferzan Özpetek yoğun. Gösterim akşamı film için verilen partide ne onu ne de bir günlüğüne İtalya’ya gelen Serra Yılmaz’ı (‘Mükemmel Bir Gün’de cameo kabilinden bir rolde) yakalayabildik. Ama ertesi gün hem bir toplu söyleşide gayet ayrıntılı bilgiler edindik hem de Ferzan Özpetek’in nezaketinden bahsetmenin tam sırası, sonrasında yönetmenle birebir konuşma fırsatımız oldu.

Gösterim ertesi İtalyan basınında ‘Mükemmel Bir Gün’le ilgili pek iyi eleştiriler çıkmasa da (Ferzan Özpetek de farkında) filme ilgide bir azalma söz konusu değil. Zaten hikâyenin konusu itibarıyla Özpetek filmografisinde ayrı bir yerde durması da İtalyan basınındaki hayal kırıklığının bir sebebi olsa gerek. Tecavüz, aile içi şiddet ‘Mükemmel Bir Gün’ü Özpetek’in diğer filmlerinden ayıran unsurlardan birkaçı.

ROMANI DOĞAN KİTAPTAN ÇIKMIŞTI

Melania G. Mazzucco’nun aynı adlı romanından (bizde Doğan Kitap tarafından yayımlandı) uyarlama filmin ekseninde Emma (Isabella Ferrari) ve Antonio (Valerio Mastandrea) arasındaki sağlıksız iliski var. Bu sağlıksızlığın sebebi Antonio’nun bir yıldır ondan ayrı yaşayan Emma’yı saplantı haline getirmiş olması. Hikâyenin diğer ucunda ise Antonio’nun, korumalığını yaptığı prestijli avukat/politikacı ve tatminsizlikte çalışanlarından aşağı kalmayacak ailesi var.

Özpetek’i edebiyat uyarlaması yapmaya iten ise Antonio’nun tutkusu. “Benim ilgimi çeken adamın kadına olan tutkusu. Aynı zamanda bu tutkunun ardındaki boşluk. Kendini sevmemesi. İnsan dediğin yaratığın birçok farklı tarafının da görülmesi ilgimi çekti.”

Aslında ‘Mükemmel Bir Gün’ İtalya’da birçok yönetmenin peşinden koştuğu bir kitap. Bunu sonradan öğrendiğini söyleyen Özpetek, sinema alanında tanıdığı birçok kişinin, kitabı ancak onun uyarlayabileceği konusunda hemfikir olduğunu belirtiyor. “Çünkü zor bir konu.” Bu hem Özpetek cephesinde hem de seyirci nezdinde fark edilir bir zorluk. Gerçi Özpetek, şiddeti filme çekmenin onu zorlayıp zorlamadığı sorusuna “O bizim için şiddet değildi” diye cevap veriyor. Bir gün gelip de böyle bir film çekeceğini düşünmemiş bile olsa ‘Mükemmel Bir Gün’ün ona kazandırdığı perspektiften memnun.

Seyirci için zorluğa gelince... Özpetek’in, ondan bekleneni vermediği iki önceki filmi ‘Kutsal Yürek’le aldığı eleştiriler malum. Benzer tepkilerden korkuyor mu? “Hayır, çünkü ‘Kutsal Yürek’ten sonra ‘Bir Ömur Yetmez’ çok iyi gitti. Zamanında ‘Hamam’ çok iyi karşılanmıştı. Ardından ‘Harem Suare’ o kadar iyi tepki almadı. Sonra ‘Cahil Periler’ çok iyi gitti. ‘Karşı Pencere’ daha da iyi gitti. Bu demektir ki seyircin gidip gelir belki ama yine de yürüyorsun.”

Zaten bizden önce söyleşi verdiği Variety’cilerin ona dediği gibi Ferzan Özpetek’in İtalya’da şaşırtıcı bir izleyici kitlesi var. Simdi ne yapacak diye hazır bekliyorlar. ‘Mükemmel Bir Gün’ün Venedik’teki gösterimi için saat 04.00’te kuyruğa girmişler. Dolayısıyla zormuş, değilmiş Özpetek’in kitlesini etkilemiyor. Şimdiden takipteler.

Özpetek’in filmlerinde kadın karakterlerin ayrıcalıklı yerinden de anlaşılacağı üzere bu kitlenin önemli bir kısmı da kadın. ‘Mükemmel Bir Gün’ hikâye itibariyla farklı tınlayabilir ama Özpetek’in aktrislerine verdiği önemde değişen bir şey yok. (Özellikle tecavüz sahnesi sonrası kameranın Isabella Ferrari’nin yüzünde odaklanışına dikkat) “Verdikleri duygu, iletişimleri hoşuma gidiyor.”
‘Mükemmel Bir Gün’de Özpetek’in önceki filmlerinden aşina olduğumuz başka şeyler de var. Sezen Aksu ve Serra Yılmaz. Bu filmin de bir sahnesinde bir Sezen Aksu şarkısı arka planda çalınıyor. Serra Yılmaz da kısa bir süreliğine kamera karşısına geçiyor. Türkiye’den dokunuşlar da diyebilirsiniz ama pek bir anlamı olmaz. Çünkü Özpetek’in de toplu söyleşi sırasında söylediği gibi filmlerin millyeti yok pek. “CNN’e söyleşi verirken muhabirle beraber ilginç bir noktaya geldik. Almanya ve İtalya, ikisi de sinemada önemli bir dönemden geçiyor. Bu iki ülkede de en önemli yönetmelerden ikisi Türk. (Gülüşmeler) Ama belki ‘Hamam’ ve ‘Harem Suare’, Türk’ten çok İtalyan filmleridir. Belki ‘Cahil Periler’ ve ‘Karşı Pencere’ daha Türk’tür. ‘Hamam’ tamamıyla yeniydi. İki dilli bir film çektiğimde bu bir tabuydu ve kimsenin böyle bir filmi seyretmeye gitmeyeceği düşünülüyordu. Yine de bence filmlerin, filmcilerin değil insanların milletleri var. Ben Türk olduğumu düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de doğup büyüdüm. Ama güçlü de bir İtalyan kültürüm var. O yüzden de kendimi bir İtalyan sinemacısı adlediyorum. Bir filmciyseniz durum biraz değişiyor. Şu anda yüksek sesle, sizinle beraber düşünüyorum. Ama sonuçta insanlar filmlerimi sevdikce gerisi saçmalık.”

kaynak: Haberturk,H2

sbuffy
03-09-08, 06:35
Türk oğlu Türk'üm

Violetta Bellocchio'nun "Ferzan Özpetek bizim için İtalyalı bir yönetmendir" sözlerine Özpetek'ten yanıt geldi.

Festivalde “Mükemmel Bir Gün” filmiyle İtalya adına yarışan yönetmen Ferzan Özpetek, tartışmalara şu açıklamasıyla noktayı koydu: “İtalyanların beni benimsemeleri doğal, bu ülkede seviliyorum, ama ben Türk kanı taşıyorum. Türk oğlu Türk’üm. Onlar beni İtalyan olarak görmek istiyorlar, bunu da sadece sevilmeme ve işimde başarılı olmama bağlıyorum. Valera Belocchio kendi adına konuşmuş."

Kaynak: Hürriyet,Reha ERUS