Tüm Versiyonu Göster : Kudret Sabanci
Kudret Sabanciyi az çok herkez aliye skandalindan sonra taniyordur. Neyse o konu hakkinda diyecek birsey bulamiyorum. Suan sevilen dizi aliyenin yönetmeni.
http://img63.imageshack.us/img63/1944/nnnn9ca.jpg (http://imageshack.us)
kudret burayı takip ediyor musun bilmiyorum. seni zerda'dan beri izliyorum. sanırım 70 bölüm kadar yayınlandı. şu sıralar tekrarı gösteriliyor, denkgeldikçe tekrar izliyorum. ellerine sağlık o iş için de aliye için de. kendin bu hesapları yaptın mı bilmiyorum ama 70 bölümlük zerdanın 60 bölümünde, 71 bölümlük aliyenin de 69 bölümünde bu büyük savaşlardan birinci çıkmayı başardın. benim bildiğim kadarıyla 141 hafta peşpeşe dizi çekebilen, hele senin performansında çekebilen başka bir yönetmen olmadı tv piyasasında. hele hele bu 141 haftanın 129 haftasında birinci çıkmak demek dünyada bile eşi zor görülür bir başarı. beyaz gelincik dizisini de dışardan destekle 5 hafta içinde birinciliğe oturttuğunu unutmayalım. bu tv işini gerçeken biliyorsun ve mesleki olarak çok düzgün bir yerde duruyorsun sevgili kardeşim. tebrik ederim.
sana ağır saldırıda bulundular, hedef tahtasına çevirdiler. zaman zaman hala denkgeldikçe vurmaya çalışıyorlar. oysa ki sen sadece aşıktın. gık çıkarmadın ve hem yapığın işler hem sen ne zaman çuvallayacaksın diye bekleyen akbabalara, gösterdiğin performansla, aldığın ratingle en güzel yanıtı verdin.
iş başka bir şey, özel hayat başka bir şey. siz özel hayatıyla değil işiyle gözönünde olan insanlar olmalısınız. yaptığın işler bu kadar başarılı olmasaydı kim nerden tanıyacaktı seni ve neden hedef tahtası yapmaya çalışacaktı? sadece işini iyi yaptığın için çekemeyenler sana neler etmeye kalktılar, harika durdun tek kelime etmeden harika yanıt verdin. bu konuda da tebrik ediyorum seni.
nice 140 bölümlere ve nice birinciliklere, başarılara.
sana ağır saldırıda bulundular, hedef tahtasına çevirdiler. zaman zaman hala denkgeldikçe vurmaya çalışıyorlar. oysa ki sen sadece aşıktın. gık çıkarmadın ve hem yapığın işler hem sen ne zaman çuvallayacaksın diye bekleyen akbabalara, gösterdiğin performansla, aldığın ratingle en güzel yanıtı verdin.
iş başka bir şey, özel hayat başka bir şey. siz özel hayatıyla değil işiyle gözönünde olan insanlar olmalısınız. yaptığın işler bu kadar başarılı olmasaydı kim nerden tanıyacaktı seni
bu sözlere katılıyorum tanınan biri olmasa bu kadar üstüne gidilmeyecekti umursanmayacaktı bile (yaptığı belki doğru diiilde aşık olmuşsa bile karısndan ayrılmalıydı yoksa aşık olmak ya da olmamak insanın elinde diil )
bende onun ÇOK başarılı bi yönetmen olduğunu düşünüyorum. Şİmdilerde binbir geceyi çeken yönetmendir kendisi. İyiki o çekiyoor bu diziyi başkası olsa bu tadı ve zevki vermezdi bence..
Müthis bir Yönetmen,
Özel Hayatiyla ilgilenmem asla, önemli olan isini iyi yapiyormu yapmiyormu. Ve durum ortada, Aliyeden sonra su an en cok izlenen dizilerin arasina giren BinBir Geceyi yönetiyor.
Türkiyenin böyle yönetmenlerine ihtiyaci var diye düsünüyorum.
Bencede cok iyi bir Yönetmen ve Özel Hayati beni hic ilgilendirmiyo,kendi hayati istedigini yapar.Son zamanlarda Reyting Rekortmeni Dizileri Yönetiyor,cok basarili bir Yönetmen..
yeri burası mı bilmiyorum ama bir yıldır herkesin, özellikle magazin basınının doğru-yanlış birçok şey söylediği bir olayın bana göre kapanış sözleri.
Yönetmen Kudret Sabancı, Sanem Çelik'le yakalanmasının ardından ilk kez konuştu.
Aliye dizisinin yönetmeni, başrol oyuncusuyla görüntülenince geçen yılın en çok konuşulan magazin olayına imza atmıştı. Sabancı son olarak adının güzel oyuncu Bergüzar Korel ile anılmasına dayanamayarak sessizliğini bozdu.
Yönetmen Kudret Sabancı'nın, Sanem Çelik'le birlikte yakalanması, geçen yıl magazin gündemine bomba gibi düşmüştü. Adı şimdi de oyuncu Bergüzar Korel'le anılan Sabancı, yaşananlardan sonra ilk kez SABAH'a konuştu.
Kudret Sabancı, Aliye ve Sanem Çelik... Geçtiğimiz yıl en çok bu üçlüyü konuştuk; Aliye'nin dramı öylesine içimizden bir hayattı ki, belki de Aliye onu canlandıran Sanem Çelik'ten daha da öne geçti. İşte işler tam da o noktada karıştı. Çünkü Aliye dizisinin yönetmeni Kudret Sabancı ile Sanem Çelik, bir arabanın içinde yakalanmışlardı. Ve ilişki Sanem Çelik'in değil, Aliye ile Kudret Sabancı'nın ilişkisiydi sanki. Bir çay bahçesinde çekilen ve medyaya yansıyan o fotoğraf, çok tartışıldı. Ve bu fotoğraf, öykünün içinde yer alan herkesin hayatını değiştirdi. Kudret Sabancı, Esra Akkaya ile olan evliliğini bitirdi. Sanem Çelik diziyi tamamlayıp Amerika'ya gitti. Kudret Sabancı da yeni bir diziyi yönetmeye başladı. Tam her şey unutuldu derken; geçtiğimiz yıl yaşanan film sanki yeniden yaşanıyormuş gibi oldu. Kudret Sabancı bu kez, yeni dizisinin (Binbir Gece) başrol oyuncusu Bergüzar Korel ile birlikteydi. (Yani fotoğraf öyleydi.) İşte bu fotoğraftan sonra, geçtiğimiz yılın o çok konuşulan ama kendisi hiç konuşmayan adamı Sabancı, konuşmaya karar verdi. Olmayan bir ilişkinin içinde gösterilmesi onu isyan ettirmişti. Korkutmuştu da. "Taraflı gazetecilik ve yayıncılık denen olgunun bu kadar net olduğunu, kendi hakkımdaki bir haberi izlerken gördüm ve tüm ahlaki değerlerimi yeniden sorguladım," diyen Sabancı, şimdi bu yalan habere karşı yasal yolla karşılık vermek için düğmeye bastı. Ve bir yıl önce yaşadığı kâbustan çıkardığı derslerle; ilk kez konuşmaya karar verdi. Bu kez, içinde hiç olmadığı bir olayın bedelini ödemeye niyeti yoktu.
- Bir aşkla, dizinin de, o dizinin yıldızlarının da üstüne geçtiniz. Meşhur oldunuz. Sanem Çelik ile ilk fotoğraflandığınızda yaşadığınız duygu neydi?
- O fotoğraf çekildiğinde biz Sanem'le bir buçuk yıldır birlikte çalışıyorduk. Şubat ayı sonunda fotoğraflandık. Aslında ocak ayında birbirimizi tanımaya başlamıştık. O dönemde benim iyi giden ama sorunları da olan bir evliliğim vardı. O dönemde, set içinde yaşanan günlük probemleri paylaşmakla başlayan bir diyaloğumuz oldu Sanem'le.
- O güne kadar çekimler dışında bir paylaşımınız hiç mi olmuyordu?
- Hayır. Zaten günde 17-18 saat birlikte oluyorsunuz, onun dışında zaten birlikte bir şey yapmaya zamanımız kalmıyor. Dolayısıyla oradaki ilişkileri özel hayatıma hiç taşımadım. Sanem de öyleydi. Sete geliyor, oynuyor, gidiyordu. Ama sonra bir paylaşım olmaya başladı aramızda. Tanımaya başlayınca, herhalde birbirimize enteresan gelmeye başladık.
- O noktadan itibaren, bir yönetmen olarak karşıdan bakınca, ona, onun fotoğrafına daha farklı bakmaya başladınız mı?
- Hayır. İşimle duygularımı karıştırmadım. Kameranın ardından bakınca, benim için bütün oyuncular malzemedir.
- Sonra ne oldu?
- Birbirimizi tanımaya başladık. Gördüm ki, Sanem hiç de dışarıdan göründüğü gibi bir insan değil. Benim düşündüğüm insan değil. Çok düzgün bir insan. Konuşmaya başladık. Set içinde başlayan konuşmalar yavaş yavaş set dışına taşınmaya başladı. Gördük ki, birlikte zaman geçirmekten hoşlanıyoruz. Ya da en azından ben hoşlanıyordum.
- Kendi kendinize sorular sormadınız mı "Ben ne yapıyorum?" diye... profesyonellikle duygular karışıyor, etik bir şey miydi bu?
- Tabii değil. Profesyonel bir şey değildi benim yaptığım. Bunu kabul ediyorum. Ama belki benim de konuşabileceğim, paylaşabileceğim bir insana ihtiyacım vardı. İlk evliliğimden 12 yaşında bir kızım var. Onunla problemli bir süreç geçiriyorduk. Sanem'in de babası o çocukken evden ayrılmış. Bu noktada yakınlaştık belki de, çünkü ilk zamanlar en çok bunu konuşuyorduk. Bunları konuşurken yakınlaştık. Ama o dönemde cinsel birlikteliğimiz olmadı. Size üç aylık bir dönemden söz ediyorum; ocak-mart arası. Önce iyi arkadaş olduk. Set dışında geçirdiğimiz zamanlar, benim kendi ilişkilerimdeki problemler arttıkça fazlalaşmaya başladı. Sanem de "Bugüne kadar benim karşıma pek çok erkek çıktı, hepsi benden bir şey bekliyordu ama sen çok farklısın. Ne kariyerim, ne şöhretim için buradasın," diyordu.
- Siz set içinde oyuncularınızın aşk yaşamasını kabul eder misiniz?
- Ben böyle bir şeye izin vermem ama sonuçta benim başıma geldi maalesef.
- Sanem Çelik'le, Başka bir ortamda karşılaşsaydınız devam edebilir miydi bu ilişki?
- Başka bir insandı Sanem. İçine girdikçe açılan, daha derinlere çeken bir heyecandı. Ama hayatım çok zorlaştı ondan sonra.
- Âşık olmadınız mı gerçekten?
- Âşık olmadık, olduğumuzu düşündük. Bir şeyler yaşamaya çalıştık, yaşayamadık. Yani üç ay bile değil, bir aylık bir şeydi.
- Olmadığına, olamayacağına nasıl karar verdiniz?
- Karar vermedik, kendiliğinden öyle gelişti. Nisan ayında ilişkimiz sonlandı. Set içindeki yönetmenoyuncu diyaloğuna döndük. Hazirana kadar çekimler devam etti, sonra da Sanem Amerika'ya gitti. Sanem Hanım-Kudret Bey şeklindeydik.
- Ve Bergüzar Korel ile adınız anıldı? Bir daha bir oyuncunuzla birlikte olur musunuz?
- Herhalde girmem. Ama hayat bu, karşınıza ne çıkacağını bilemezsiniz.
- Kebapçıda yemek yemeniz, yeni oyuncunuzla aşk olarak yansıdı. Ne hissettiniz?
Ne kadar büyük bir pisliğin içine çekilmeye çalıştığımı hissettim. Hiç konuşmamıştım, nereye çekilmeye çalıştığımı görünce ilk kez konuşmaya karar verdim ve size konuştum. Sanem olayında en önemli sorunum, tek başıma kalmaktı. Ve ben o olaydan tek başıma yürüyüp çıktım. Sanem de dahil buna.
- Ne yapmasını, nasıl davranmasını isterdiniz?
- Beraber girdik, beraber çıkmalıydık buradan. Birlikte daha rahat atlatabilirdik her şeyi. Aşk yaşamalıydık demiyorum tabii.
- Yani Sanem Çelik ile bir şey yaşadınız, bedelini ödediniz. Ama Bergüzar Korel konusunda, "Biz bir şey yaşamıyoruz. Dolayısıyla bedel de ödemem," diyorsunuz.
- Aynen böyle. Evet bir şey yaşadım. Bedelini ben de ödedim, kızım da ödedi. Ama şimdi ortada bir şey yok ki. Neyin bedelini ödetmeye çalışıyorlar?
- Eski eşiniz Esra Akkaya, hayatına hemen yeni bir yön verdi. Sanem Çelik yoluna devam etti. Sanki bu olaydan bir tek siz zarar gördünüz gibi...
- Psikolojik olarak çok zor bir süreçten geçtim. Ekonomik olarak da zorlandım. Çünkü evden sadece çizgi romanlarımı ve plaklarımı alarak çıktım. Sıfırdan bir hayat kurmam gerekiyordu, zorlandım tabii. Bu arada çok tuhaf bir biçimde bir sürü teklifle karşılaştım.
- Neydi bu teklifler?
- Şöyleydi: "Esra ile bir araya gelin. Sizin seçeceğiniz bir yerde biz gizli kamera çekmiş gibi yapalım. Size bir metin vereceğiz. O metinde yazılanları konuşacaksınız," dediler. Ben o metine göre Esra'ya; "Çok pişmanım karıcığım," diyeceğim. Ayrıca Esra bunları hiç hak etmiyordu, onu çok üzdüm. Yine teklife dönersek, "Bir araya gelin, sen özür dile. Biz sizin bu konuşmalarınızı dudak okuma yöntemiyle alt yazı olarak yazarız, sonra da sizi canlı yayına alırız," dediler.
- Yani amaç Aliye'yi baltalamak mıydı?
- Tabii ki. Yoksa olayda Sanem'den çok, Aliye adı kullanılır mıydı? Üstelik bu teklif çok güzide bir televizyon kanalından geldi. Rekabetten dolayı Aliye'yi bitirmek istediler ve bu teklifi de yaptılar. O dönemde teklif ettikleri para hayatımı değiştirmezdi ama çok kolaylaştırırdı. Yani bana bunu yaptırmayı düşünerek, aslında dizinin imajını yerle bir etmeyi düşünmüşlerdi.
- Sizin ilişkiniz, Aliye'nin setinde neleri etkiledi?
- Setin kontrolünü kaybettim. Bunun o gün de farkındaydım ama telaffuz etmiyordum. Yönetmenin her zaman uyanık olması ve setinin başında durması gerekir. Ben uyanıklığımı kaybetmeye başladım o dönem.
- Kontrolünüzü kaybettiren şey Sanem Çelik'e duyduğunuz aşk mıydı?
- Aşktan çok, benim için bir boşluğun dolmasıydı diyebilirim. Çünkü aramızda aşk olmadı. Çok çok sonra, Mart ayından sonra, ben âşık oldum. Sanem'in de kafası karışıktı. Zaten medyanın bütün gözü üzerimizdeyken bir aşk nasıl yaşanabilirdi ki? Birlikte hiçbir şey yapamazdık.
-İlişkiniz başladıktan sonra setteki oyuncu-yönetmen ilişkisi değişti mi?
- İlişkimiz değişmedi.
- Doğru söyleyin lütfen...
- Aslında şöyle bir şey oldu. Bizim dışımızda o ortamda 70- 80 kişi daha çalışıyordu. Ve doğal olarak korktular, "İşimize bir şey olur mu?" diye... "Tamam, bu ikisi çıktılar, böyle bir şey yaşadılar ama benim suçum ne?" dediler doğal olarak. Bir süre Sanem'e çekim koymadık, üç hafta sete getirmedik. Çünkü geldiğinde neler olacağını ikimiz de bilmiyorduk, kadrodaki diğer oyuncular da bilmiyordu... İlk geldiği gün ben de merak ediyordum neler olacağını. Sonunda geldi ve hep birlikte konuştuk. Ve dedik ki, şimdi yaptığımız işe daha çok asılmamız lazım. Nitekim bir süre herkes bize destek oldu. Ama başta da söylediğim gibi, ben hakimiyetimi kaybetmiştim bir kere.
forgetmenot 10-06-07, 09:38 www.dizifilm.com dergisinde beni en çok Kudret Sabancı röportajı etkiledi.Bu kadar deneyimli ve donanımlı olduğunu bilmiyordum.Hakkındaki sansasyonel haberler kariyerini ister istemez zedelemiş.Sade seyircinin bilinçaltını olumsuz yönde etkilemiş, bunu anladım.'Anlat İstanbul' ilk yönetmenlik deneyimi sanırım,başka filmler çeksin de yeteneğini daha çok sergilesin.
www.dizifilm.com dergisinde beni en çok Kudret Sabancı röportajı etkiledi.Bu kadar deneyimli ve donanımlı olduğunu bilmiyordum.Hakkındaki sansasyonel haberler kariyerini ister istemez zedelemiş.Sade seyircinin bilinçaltını olumsuz yönde etkilemiş, bunu anladım.'Anlat İstanbul' ilk yönetmenlik deneyimi sanırım,başka filmler çeksin de yeteneğini daha çok sergilesin.
tabi o olay çok ses getirdi hem sanemin hem kudretin kariyerlerini ciddi şekilde hırpaladı.sanem o yüzden 2 senedir yurtdışında zaten.amacı yüzünü ve bu olayı unutturmak ama magazinciler onu görse yine o olayı anımsatacaklar insanlara.magazincilerin huyu bu.ama bence her ikisi de işlerinde 1 numara.her şey gelir geçer unutulur.önemli olan hatalardan ders çıkarıp yola devam etmek
çektiği 3 dizi de reyting rekoru kıran,we de uzun yıllar kıracak olan yönetmen.. çok başarılı.. çok iyi bir yönetmen..
bence en iyi yönetmenlerden biri.çektiği diziler fırtına gibi esiyor.bunu kaç yönetmen başarabilir?çok seviyorum ben Kudret Sabancıyı.
bence en iyi yönetmenlerden biri.çektiği diziler fırtına gibi esiyor.bunu kaç yönetmen başarabilir?çok seviyorum ben Kudret Sabancıyı.
katılıyorum sana.gerçekten alanında 1 numara.çok samimi bir havası var.vahe kılıçarslanın programında görmüştüm en son.çok samimi içten bir konuşmaydı
esma_arhan 14-11-07, 15:36 Kudret Sabancının hiçbir yerde bulamayacağınız fotoları:img-yes:
http://img232.imageshack.us/img232/6499/n5497779971683402882zm9.jpg (http://imageshack.us)
http://img256.imageshack.us/img256/5958/n5497779971692748881un4.jpg (http://imageshack.us)
http://img208.imageshack.us/img208/2723/n5497779971692759175ho1.jpg (http://imageshack.us)
http://img256.imageshack.us/img256/1576/n5497779971692769366ce3.jpg (http://imageshack.us)
http://img256.imageshack.us/img256/1346/n5497779971692779600vs8.jpg (http://imageshack.us)
http://img256.imageshack.us/img256/5764/n5497779971692789867zp5.jpg (http://imageshack.us)
şimdilik bu kadar...bye
resimler çok güzel yaa.teşekkürler esma eklediğin için.Kudret Sabancı işinin en iyileri arasında.başarılarının daim olmasını diliyorum:img-yes:
berke_ailesi 15-11-07, 16:45 ben de çok beğenerek takip ediyorum Kudret Sabancıyı.elini attığı her iş rekora koşuyor.inşallah bir sinema filmi de çeker de izleriz
esma_arhan 03-12-07, 07:21 fotoğraflara devam :img-wink:
http://img411.imageshack.us/img411/7640/n5497779972466239598yw0.jpg (http://imageshack.us)
http://img131.imageshack.us/img131/7563/n5497779972466043116nq1.jpg (http://imageshack.us)
http://img131.imageshack.us/img131/6374/n5497779972466088174hn0.jpg (http://imageshack.us)
http://img134.imageshack.us/img134/8957/n5497779972466098630nm8.jpg (http://imageshack.us)
esma_arhan 03-12-07, 07:25 http://img90.imageshack.us/img90/2843/n5497779972466109065fs5.jpg (http://imageshack.us)
http://img131.imageshack.us/img131/9880/n5497779972466119501mz3.jpg (http://imageshack.us)
http://img131.imageshack.us/img131/8883/n5497779972466208080kr1.jpg (http://imageshack.us)
bu müthiş
http://img162.imageshack.us/img162/4905/n5497779972466218796wh4.jpg (http://imageshack.us)
Sinemaya da uyarlanan 'Eğreti Gelinler'den sonra 'Eğreti Erkekler' adında bir kitap yazan Şükran Kozalı, "Bu kitap film olursa ses getirir" dedi ve ekledi: Filmde oynamak en çok bakire Şebnem Schaefer'a yakışır.....
Ünlü sinema adamı Atıf Yılmaz tarafından beyazperdeye uyarlanan 'Eğreti Gelinler' adlı kitabın yazarı Şükran Kozalı'nın yeni kitabı 'Eğreti Erkekler' sonunda baskıya girdi. 15 Aralık'ta Bilgi Yayınevi tarafından piyasaya sürülecek olan kitap, henüz okuyucuyla buluşmadan sinema dünyasında büyük yankı uyandırdı.
HERKES SIRADA
Aralarında Kudret Sabancı'nın da bulunduğu birçok ünlü yönetmen ve yapımcı, genç kızları bekaretlerini bozmadan evliliğe hazırlayan, masaj uzmanı kiralık kocaların öyküsünü anlatan kitabı, sinemaya ya da televizyona uyarlamak için sıraya girdi. Kitabının gördüğü yoğun ilginin kendisini çok mutlu ettiğini söyleyen Denizlili yazar Şükran Kozalı, duygularını şu sözlerle dile getirdi:
TALEP ÇOK
"Romanımın sinema ya da televizyon uyarlamasının çok ses getireceğini düşünüyorum. Özcan Deniz'in kitabımın sinema uyarlamasında oynamak istediğini duydum. 'Eğreti Gelin'in başrol oyuncusu Nurgül Yeşilçay da filmde oynamak istediğini açıklamış. Özcan Deniz, filmde Nurgül Hanım'la birlikte boy göstermeyi de istiyormuş..." Şükran Kozalı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Film için birçok kişinin adı geçiyor ama bana sorarsanız; bakire olduğunu rapor alarak herkese ispatlayan Şebnem Schaefer'i bu filmde oynatmak, çok isabetli bir karar olabilir."
SABAH
esma_arhan 04-01-08, 17:44 yepyeni resimler
http://img124.imageshack.us/img124/5815/s101478256534468067de3.jpg (http://imageshack.us)
http://img124.imageshack.us/img124/3862/s101478256528433020tc1.jpg (http://imageshack.us)
esma_arhan 04-01-08, 18:05 ASIL SÜRPRİZ BURDA
daha yayınlanmamış bir KUDRET SABANCI RÖPORTAJI
BUYRUN...
MAVİŞEHİR PLUS/ Aralık Sayısı
PORTRE PLUS
KUDRET SABANCI
Dokuz Eylül Sinema ve Televizyon Bölümü mezunu İzmir’li Kudret Sabancı, Adana Altın Koza, İFSAK, İzmir ve Berlin Oberhausen Film Festivali ödüllerine sahip kısa filmlerinin ardından çıkış filmi “Laleli’de Bir Azize” ile 10. Orhan Arıburnu ödülünü aldı. Televizyonda haber programlarından sürreality Showlara, kültür sanat programlarından talk Showlara kadar bir çok projede yer aldı. Doğan Medya Grubu’nun reklamlarını çekti. Dört ayrı yönetmenle ortak çektiği “Anlat İstanbul”, “2005 yılının En İyi Türk Filmi” ödülüne layık görüldü. Türkiye, onu reyting rekorları kıran Zerda, Aliye ve Binbir Gece dizilerinin yönetmeni olarak daha da yakından tanıma fırsatı buldu. Dokuz Eylül Sinema ve Televizyon Bölümü mezunu, çizgi romanları, klasik Amerikan arabalarını, vosvosları, plakları, Star Trek ve eski kol saatlerini seven Kudret Sabancı ile keyifli bir söyleşi yaptık.
• Ödül alan filmlerinize rağmen Türkiye sizi en çok yönettiğiniz dizilerle tanıdı. Bunun nedeni Türk halkının beyaz perdeden daha çok ekrana olan düşkünlüğü olabilir mi?
B son derece normal, çünkü televizyon, sinemaya göre çok daha fazla izlenen bir medya. Bir filmi 1 milyon kişi izlediğinde bu bir rekor sayılıyor. Oysa televizyonda benim dizimi her hafta ortalama 32-36 milyon arası insan izliyor. Ayrıca sinema izleyicisi daha özel bir grupken, televizyon izleyicisi arasında her sınıf yaş ve gruptan insan var.
• Son dönemde oluşan dizi kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sinema filmi izlemek bir çok emek, zaman ve masraf gerektiriyor. İki kişi sinemaya gittiğinizi düşünün. Otomobilinizle ya da toplu ulaşım araçlarıyla trafikte mücadele ediyorsunuz, benzin parası, otopark parası, bilet parası, kola-cips parası vs harcıyorsunuz ve aynı yollardan geri dönüyorsunuz. Ortalama 30 40 ytl arası masraf yaptınız demektir.
Şimdi tv izleyicisine bakalım. Evde gündelik hayat devam etmekte. Bir yandan telefonda arkadaşınızla konuşuyorsunuz, çay koyup yemek yiyebiliyorsunuz. Bir yandan da tv’de seçtiğiniz diziyi izliyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey kumandanın tuşuna basmak. Başka harcama vs. yok. Zaten tv dizileri de bu tür tüketime yönelik hazırlandıkları için yormuyor, zorlamıyor. Bu işin teknik boyutu. Bir de sosyolojik boyutu var;
12 Eylül'den sonra insanlar evlerine kapandılar, sokak kültürü, mahalle kültürü yok oldu. Artık apartmanlarda kim alt katta kim üst katta, ne yaşıyorlar, ne oluyor, ne bitiyor, aç mı tok mu, kavga mı ediyor, durumu ne, kimse kimsenin farkında değil. Eskiden mahalle kültürü varken, herkes komşusunun evinde ne olur bilirdi. Onun kocası kumar oynuyor, bunun kızı bilmem kime âşık, işte o çocuk bilmem ne yapmış falan. Bir hikâye vardı ve takip ediyorlardı. Ertesi gün bu konuşuluyordu diğer kişiler arasında. Çay saatlerinde, kapı önlerinde ya da pazarda hep konuşulurdu bunlar. Bu bir ihtiyaç. İşte dizi, bu ihtiyacı karşılıyor. Yani biz onlara bir hikâye sunuyoruz; çok tanıdıkları insanlar bunlar. Seyircinizi tanıyorsanız ve doğru anlatırsanız eğer, seyirci kolaylıkla anlatılan kişileri birinin kaynanasıyla, alt komşunun oğluyla, onun babasıyla ya da kendi tanıdığı herhangi biriyle özdeşleştiriyor ve direkt içine girebiliyor hikâyenin. O zaman da ertesi gün konuşacak malzeme vermiş oluyorsunuz.
Bunları altalta dizdiğimizde son derece normal buluyorum bir dizi kültürünün oluşmuş olmasını
• Önce Zerda ve Aliye ardından Binbir Gece… Çektiğiniz her dizi reyting rekorları kırıyor. Başarınızın ardındaki sır nedir?
Herkes birinci çıkmaya çalışırken sadece işimi yapmak. Bunu sırrı bu. Ben birinci çıkmak için bir takım rating hesaplarının getirdiği tehlikeli yollara sapmıyorum. Sette çok güzel zaman geçiriyorum, çok eğleniyorum ve çok keyif alıyorum.
Yeni başlayacağım bir projeye çok iyi hazırlanırım. Oyuncu seçiminden mekanlarına ekiplere kadar büyük bir titizlikle ve yılmadan uğraşırım. Sete çıktığımda da son derece insani bir çalışma ortamı oluştururum. Duyuyorum bazı setlerde arkadaşlarımız günde 19-20 saat çalışıyorlar. Ben hiçbir zaman o kadar uzun çalışmam ve ekibimi de çalıştırmam. Bu çalışamayacağımızdan değil, doğru bulmadığımdan. Düşünün günde 19 saat çalışan bir insandan ne kadar süreyle verim alabilirsiniz? Yorgunluk arttıkça dikkatsizlik, özensizlik ve hatalar da artar. Biz iki yıl beraber çalışacağız ve her bölümün ilk bölüm gibi iyi olmasını istiyoruz. Demek ki nefesimizi idareli kullanmalıyız. Ben sete nefesini idareli kullandırırım. Ekip arkadaşlarıma kendilerine, ailelerine ayıracakları, nefes alacakları zamanlar veririm. Onlar da sete uykularını almış ve kendilerine zaman ayırmış olarak gelirler. Bu yüzden benim setlerimde en ufak bir gerginlik ya da aksaklık yaşanmaz. Mutlu ve güleryüzle işimizi yaparız, sıcak ilişkilerimiz vardır, heyecanımızı yitirmeyiz. Aile ortamı gibidir. Bu da olduğu gibi ekrana yansıyor. Bu yüzden sıcak, samimi ve inandırıcı oluyor bizim yaptığımız diziler. Bu yüzden çok izleniyor.
• Binbir Gece önümüzdeki sezonda da devam edecek mi? Dizide yeni sürprizler olacak mı? Okuyucularımıza dizi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Elbette. Binbir gece en başından iki sezon olarak taraslandı. Bütün öykü buna göre kuruldu. Bu da demek oluyor ki haziran ayında final bölümünü izleyeceğiz. Birkaç ay içinde final dönemecine girecek öykü ve bu da o zamana kadar çatışmaların yükseleceği anlamına gelir. Final bölümlerindeyse, çözümler başlayacak. Yani çok güzel ve heyecanlı bir sürece giriyoruz.
• Kudret Sabancı Türkiye’de artık bir marka. Bu markayı korumak için kendinizi nasıl geliştiriyorsunuz?
Kendime zaman ayırmaya, zamandan-çağdan kopmamaya çalışıyorum. Çok okuyan ve çok izleyen bir insanım. Son teknikleri, gelişmeleri hep izlemeye çalışırım mesleki olarak. Biryerlerden boşalırkan biryerlerden de sürekli dolmaya çalışıyorum.
• Dizi veya film senaryolarının seçimi konusunda kriterleriniz var mı? Seçimlerinizi neye göre yapıyorsunuz?
Tabii ki bir çok kriterim var. Ama burada en önemli bulduğumu size anlatayım. Benim bir projede ilk baktığım ahlaki olup olmamasıdır. Sonuçta diziler ve televizyon, insanların yaşamında çok önemli bir yer kaplıyor. 3-4 yaşındaki çocuklardan, 80-90 yaşındaki insanlara kadar her kesimden izleyiciniz var ve bu izleyicinin azımsanamayacak bir bölümü hayatı televizyondan tanıyıp öğreniyor, etkileniyor. Televizyonun gücünü yadsıyamayız.
Bu da televizyoncuya kendiliğinden bir sorumluluk yüklüyor. “ben başöğretmen miyim, sadece dizi yapıyorum” gibi bir yaklaşım ne yazık ki bizim piyasamızdaki pek çok insanda var ve bunu son derece tehlikeli buluyorum. Bir televizyoncunun önceliği para kazanmak olamaz. Çünkü yaptığınız her şeyde kamuoyunu etkileyebilirsiniz. Toplumumuza en büyük zararı bu zihniyetteki birkaç televizyoncu ve yönetmen vermiştir son yıllarda. İnsanlara bıçak aldırdılar, silah taşımaya özendirdiler. Evet bunu çok rahatlıkla yapabilirsiniz televizyonla. Ama tersi şeyleri de yapabilirsiniz. Ben, dizilerin bıçak sattırdığı bir dönemde kitap ve cd sattıran diziler çekmek istiyorum, çekiyorum. Aliye’de neredeyse her karakterin elinde bir kitap vardı. 70’lerin Türkçe pop müziklerini çaldık. Ayten Alpman, yıllar sonra tekrar zirveye çıktıysa, o dönemlerin güzelim müzikleri 30 yıl sonra tozlu raflardan inip, onlarla hiç tanışmamış insanların kulaklarıyla buluştuysa bunda Aliye’nin, dolayısıyla benim de etkimin bulunmuş olması çok hoşuma gidiyor. Binbir Gece’de de benzeri şeyler yaptık. Dizi, sürekli Binbir Gece Masalları’ndan alıntılar yapıyor. Yıllar sonra bu güzelim masallar birçok yayınevinden tekrar basıldı ve tekrar evlere girdi. Klasik müzik kullandık. Korsakov’un Şehrazat suiti, cumhuriyetin başından beri satıldığından daha fazla satıldı bir yılda. Bach, Chopin, Shostakovitch, Haendel, Tchaikovsky çaldık. İnsanlar yıllardır uzak durdukları, çekindikleri klasik müziğe başka türlü bakar oldular, alıp dinler oldular. Bunda etkimiz olduysa ekip olarak gurur duyuyoruz.
• Peki, Türk sineması hakkında düşünceleriniz nedir?
Sinemamız kendinden emin adımlarla, kararlı bir şekilde ilerliyor. Son yıllarda birbirinden güzel filmler yapılıyor. Bu gurur verici. Eğer televizyonlarda dizilerden elde edilen tecrübe de sinemaya aktarılabilirse, sinemamızın adımları çabuklaşır. 79-80’lerde Almanya’da yapıldı bu. Fassbinder’den Wenders’e kadar bir çok Alman sinemacıi televizyonlardan yetişti ve bugünkü alman sinemasının temellerini attılar. Alman sineması bu gün, dünyanın en iyi en güçlü sinemalarından biri konumunda. Neden Türkiye’de de olmasın? Sonuçta dizi setlerine bakınca şunu görüyoruz: 100 kadar dizi var. Demek ki her gün 100 kadar set kuruluyor bu ülkede. Tarihin hiçbir döneminde aynı anda bu kadar çok set kurulmamıştı. Bunu şansa çevirip sinemaya aktarmak bizim elimizde. Burada okullara çok şey düşüyor. Dizi sektörünü ya da sinemamızı aşağılamayı bırakıp gerçekleri görmeleri ve okullardaki entelektüel birikimi setlerdeki pratik birikimle bir an önce birleştirmeleri gerekiyor. Sonuçta yetiştirdikleri öğrenciler Çin’de değil, burada çalışacaklar. Ve mezun olduktan sonra gidecekleri yer dizi ya da sinema setleri.
• Ümit Ünal, Selim Demirdelen, Yücel Yolcu ve Ömür Atay’la birlikte çektiğiniz “Anlat İstanbul” büyük yankı uyandırmıştı. İleride benzer projeler var mı? Sizi beyaz perdede yeniden ne zaman göreceğiz?
İki film projem var. Bana göre ikisi de enteresan ve güzel ama projelerin somutlaşıp çekilebilir duruma gelmeleri için biraz daha zamana ihtiyaç var. Koşulları oluşturur oluşturmaz ikisini de peşpeşe çekmek istiyorum.
• Sinema ve televizyon dışında profesyonel olarak çizgi romanla ilgilendiğinizi ve koleksiyonunuz olduğunu biliyoruz. Bir de iyi bir fotoğraf sanatçısı olduğunuzu öğrendik. İleride bunlarla ilgili de projeleriniz olacak mı?
Çizgiroman, kendimi bildim bileli hayatımda var. Gözümü açtım, çizgiroman gördüm diyebilirim. Babaannemden miras bana. Okumayı, yazmayı, çizgiyi, çizmeyi çizgiromandan öğrendim. Daha sonraları, kadrajı, diyaloğu, kurguyu, anlatmayı. Bugün ben her kimsem, temelimin yarısı çizgiromanlardan oluşuyor.
Fotoğrafa gelince. Hiçbir zaman profesyonel olarak yapmayı düşünmüyorum. Yani fotoğraftan para kazanmak gibi bir düşüncem yok. O benim özgürlüğüm. Sonuçta sinemada ya da televizyonda bir çok sektöre bağlı çalışıyorsunuz. Sizden başka bir çok insan var sonucu etkileyen. Ama fotoğrafta sadece kameram ve ben varım.
• Sette başınıza gelen, unutamadığınız bir anınız var mı? Bizimle paylaşır mısınız?
Tabi. Her sinema öğrencisi okuldan Fellini olarak mezun olur. Ben de Fellini’ydim. Her şeyi bilen, dediği dedik, dünyanın en usta sinemacısıydım. O zamanlar ertesi gün çekeceğim her sahneye bir gece önceden hazırlanırdım. O kadar sıkı hazırlanırdım ki, sahnede hangi oyuncu kaç adım atacak nerde nefes alacak onu bile bilirdim. TRT için Cesur Kuşku adında bir dizi film çekiyordum. Oyuncu kadrosu korkutucu derecede muhteşem: Haluk Bilginer, Burak Sergen, Şükran Güngör, Zafer Algöz, Aşkın Nur Yengi, Pıtırcık Akerman, Bülent İnal, İlhan Şeşen, Mustafa Keser, Emrah Elçiboğa… ve başlarında bir zorba; ben. Zorba her sabah sete geldiğinde doğrudan komutlarını veriyor, kim ne yapacak, en ince ayrıntısına kadar her şeyi söylüyor. Bir gün gene bu şekilde bir prova alınıyor. Haluk Bilginer, Burak Sergen ve Şükran Güngör var sahnede. Anlattım. “Şuraya kadar gelip şu taraftan dönecek ve şöyle bakacaksınız” vs. Haluk abi “Kudret’cim, izin verirsen biz de bir şey düşündük onu göstermek istiyoruz” dedi. Onların kurduğu oyunu seyrettim. Ve gördüm ki, benim kurduğumdan 20 kere filan daha iyi. O anda, o zamana kadar neyi kaçırmış olduğumu anladım; bu adamların hepsi birer yetenek ve tecrübe. Karşımda üç hayat duruyor. Tüm yetenek, bilgi ve birikimleriyle. Ben bu üç hayatı görmezden gelip neden dediğim dedikçilik yapmışım ki şimdiye kadar. Bir hayat üç hayattan daha çok olabilir mi? Elbette olamaz. O gün, benim yönetmenlik anlayışımın değiştiği gündür. O günden beri etrafımda kim varsa, teknik ekipten ya da oyunculardan. Hepsinin deneyimlerinden, birikimlerinden, yeteneklerinden sonuna kadar yararlanırım. Haluk Bilginer bunu kendisi bile bilmez. Ben de ilk kez anlatıyorum zaten. Benim hayatımı böyle değiştirdi, ben olmamı sağladı. Teşekkürler Haluk abi.
• Gününüzün büyük bir kısmı sette geçiyor. Kudret Sabancı kalan zamanlarında neler yapar?
Küçük ve mütevazi bir dünyam ve hayatım var. Neredeyse hiç insan yok benden başka. Mutlu ve huzurluyum ama. Setten kalan zamanımı evde geçiriyorum genelde. Yalnızlığı ve sakinliği seven bir insanım. Gece hayatım yok. Hiçbir zaman da olmadı. Bana “İstanbul’da üç bar say” deseniz sayamam. Kendi kendime yetebilen biriyim. En büyük yeteneğim kendikendimi eğlendirebilmem sanırım. Evde zaman nasıl geçiyor peki… Bir piyanom var. Konser verebilecek kadar değilse de kendime yetecek kadar çalabiliyorum. Onunla zaman geçirmek beni mutlu ediyor, dinlendiriyor. Hala plaktan dinlesem de çok iyi bir müzik dinleyicisiyim. Jazz ve Klasik müzik severim en çok. Haftada üç, bazen dört film izliyorum. Çoğunlukla dvdden. Sinemaya çok sık gitmiyorum. Suluboya ve karakalem resim yaparım. Her gece kitap ya da çizgiroman mutlaka okurum. Evde zaman böylece akıp gidiyor işte. Ev dışında en çok dağlarda ve ormanlarda zaman geçirmeyi seviyorum. Bazı geceler dağda ya da ormanda kalırım tek başıma. O zaman gerçek anlamda huzuru buluyorum. Ait olduğum yerde hissediyorum çünkü kendimi. Ağaçlar, yıldızlar, rüzgar ve ben işte. Çok sık olmasa da İstanbul yakınındaki offroad pistlerine giderim. Bazen yarış seyretmeye, bazen de piste girmeye. Adrenalini çok güzel. Balık yemeyi severim, Kızılderilileri severim. Başka? Başka bir şey yok. Ben buyum işte.
• 12 yaşında bir kızınız var. Peki, Kudret Sabancı nasıl bir baba?
Bana göre eğlenceli bir babayım ama bu soruyu kızıma sormanız gerek.
• İzmir, Bergama doğumlusunuz. Üniversite yıllarınızda da buradaydınız. Peki, İzmir sizin için ne ifade ediyor?
İzmir, hayatımın çok güzel yıllarını geçirdiğim bir kent. Hala mutlu oluyorum İzmir’de. Uzun süreden sonra geçen yaz bir günlüğüne tek başıma geldim. Hiç kimseler kalmamış benim yıllarımdan. Tek başıma dolaştım, kordonda bir bira içtim gece geç saatte de çıkıp gittim. Eğer bizim piyasa İzmir’de olsaydı, başka kentte yaşamak istemezdim diye düşündüm. Belki ilerde.. hayat bu… Belki de yaza dizi bittiğinde, bir ev tutarım İzmir’den. Birkaç aylığına da olsa tekrar İzmir’de yaşamak güzel olur..
• Son olarak, Mavişehir Plus okuyucuları için söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Hayat çok güzel ve mucizelerle dolu.
Kısa Kısa…KUDRET SABANCI
• Hayatta en keyif aldığım şey FİLM VE DİZİ SETLERİNDE OLMAK
• Asla vazgeçemediklerim DAĞLAR VE ORMANLAR
• Asla tahammül edemediğim şey APTALLIK
• Yeniden doğsam AYNI HAYATI BİR KEZ DAHA YAŞAMAK isterdim.
• Benim için mutluluk NEFES ALMAK
• En beğendiğim yerli yönetmen ÇAĞAN IRMAK
• En beğendiğim yabancı yönetmen EMIR KUSTURICA
eklediğin resimler ve röportaj çok güzel esma_arhan.çok teşekkür ederiz.nerden buldun merak ettim doğrusu.resimler süper
ben Kudret Sabancıyı çok seviyorum.işinin hakkını veren nadir yönetmenlerden.yönetmen dizilerin kaptanıdır.Sabancı da dizilerin kaptanlığını çok güzel yapıyor
http://img442.imageshack.us/img442/2773/26150iq6.jpg (http://imageshack.us)
ben Kudret Sabancıyı çok beğeniyorum.yeni sezonda da inşallah yine çok ses getirecek bir yapımı yönetir.elini hangi diziye atsa 1 numara yapıyor.:img-yes:
ben Kudret Sabancıdan bir sinema filmi bekliyorum açıkçası.Anlat İstanbul çok güzeldi mesela.sinemada da bir numara bence Sabancı.
inşallah çeker bu yıl bir film.
anlat_istanbul 03-04-08, 16:29 ben en büyük hayranlarındanım Kudret Sabancı'nın.yıllardır bozmadığı kaliteli çizgisiyle beni kendisine daha da hayran bırakıyor.
:img-yes:
dün kanal d haberde canlı izledim kudret sabancıyı.çok heyecanlılardı tüm ekip.ben de çok merak ediyorum bu akşamı.hem canlı yayınlanacak hem de bakalım eda şehrazata ne yapacak:icon_whis
özel hayatı kimseyi ilgilendirmez.böyle düşünen biri olarak kudret sabancıyı çok başarılı bi yönetmen buluyorum.müthiş bi yönetmen...
zerda,aliye,binbir gece süper diziler.kudret sabancı işinin hakkını veriyor.çok seviyorum onu.hep böyle güzel diziler yapması dileğiyle...
|
|