Tüm Versiyonu Göster : Şimdi ya da Asla (The Bucket List)
http://img90.imageshack.us/img90/6760/bucketlist821063pm5.th.jpg (http://img90.imageshack.us/my.php?image=bucketlist821063pm5.jpg)
Tür : Dram / Komedi / Macera
Gösterim Tarihi : 1 Şubat 2008
Yönetmen : Rob Reiner
Senaryo : Justin Zackham
Görüntü Yönetmeni : John Schwartzman
Müzik : Marc Shaiman
Yapım : 2007, ABD , 97 dk.
Oyuncular
Jack Nicholson (Edward Cole) , Morgan Freeman (Carter Chambers) , Sean Hayes (Thomas) , Beverly Todd (Virginia Chambers) , Rob Morrow (Dr. Hollins) , Alfonso Freeman (Roger Carter) , Rowena King (Angelica) , Annton Berry Jr. (Kai) , Verda Bridges (Shandra) , Destiny Brownridge (Maya) , Brian Copeland (Lee)
Apayrı dünyalara sahip milyoner Edward ile araba tamircisi Carter’ın yolları, kanser hastalığı sebebiyle bir hastane odasını paylaşmalarıyla kesişir ve sadece iki ortak noktaları olduğunu keşfederler: Hayatlarının kalan kısmını yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle barışma ihtiyacı.
Hayatları boyunca yapmak istedikleri herşeyin bir listesini yapıp hastaneyi terkeden iki arkadaş, birlikte araba seyahatine çıkarlar ve bu süreçte dost olup, hayatı dolu dolu, hoşgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler.
Beyazperde
Şimdi ya da asla!
Rob Reiner’in yönettiği ve Jack Nicholson, Morgan Freeman'nın oynadığı "Şimdi ya da Asla", 01 Şubat 2008’de vizyona çıkarılıyor.
Hollywood'un usta isimleri Jack Nicholson ve Morgan Freeman'ın beraber kamera karşısına geçtiği "Şimdi ya da Asla" adlı film, 1 Şubat'ta izleyici ile buluşacak.
Filmin konusu: Milyoner Edward ile araba tamircisi Carter’ın dünyaları apayrıdır. Yolları, bir hastane odasını paylaşmalarıyla kesişir ve iki ortak noktaları olduğunu keşfederler: Hayatlarının kalan kısmını yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle barışma ihtiyacı. Birlikte araba seyahatine çıkarlar ve bu süreçte dost olup, hayatı dolu dolu, hoşgörü ve mizahla yaşamayı öğrenirler.
Ekolay
İconlar:
http://thebucketlist.warnerbros.com/sections/downloads/downloads/icon_01_NP.gif http://thebucketlist.warnerbros.com/sections/downloads/downloads/icon_02_NP.gif http://thebucketlist.warnerbros.com/sections/downloads/downloads/icon_03_NP.gif http://thebucketlist.warnerbros.com/sections/downloads/downloads/icon_04_NP.gif
Sıkı dostlar
http://img81.imageshack.us/img81/9306/4893678rx0.jpg (http://imageshack.us)
Sinema dünyasının usta oyuncuları Jack Nicholson ve Morgan Freeman, yönetmenliğini Rob Reiner’ın üstlendiği, ülkemizde de bugün gösterime giren "Şimdi ya da Asla" (The Bucket List) filminde başrolleri birlikte paylaşıyorlar.
İki usta oyuncunun uzun yıllara dayanan dostluğu, katıldıkları galaların atmosferini de değiştiriyor. Filmin Berlin’deki galasına katılan ikili, yanlarına yönetmen Rob Reiner’ı da alarak objektiflere samimiyetlerini yansıttılar.
Kaynak:Hurriyet
http://img211.imageshack.us/img211/8058/2215448331b3e679381ab16nu1.th.jpg (http://img211.imageshack.us/my.php?image=2215448331b3e679381ab16nu1.jpg)++http ://img511.imageshack.us/img511/5750/2128883909f2f92e0847b16jy2.th.jpg (http://img511.imageshack.us/my.php?image=2128883909f2f92e0847b16jy2.jpg)
http://img352.imageshack.us/img352/1889/2129665328e8c151be29b16yp2.th.jpg (http://img352.imageshack.us/my.php?image=2129665328e8c151be29b16yp2.jpg)++http ://img143.imageshack.us/img143/8312/212966893423bb37ceb3b16ov6.th.jpg (http://img143.imageshack.us/my.php?image=212966893423bb37ceb3b16ov6.jpg)
http://img163.imageshack.us/img163/6079/2129683658878e9ee59bb16hh6.th.jpg (http://img163.imageshack.us/my.php?image=2129683658878e9ee59bb16hh6.jpg)++http ://img219.imageshack.us/img219/1577/2129675140bee241a1d6b16to3.th.jpg (http://img219.imageshack.us/my.php?image=2129675140bee241a1d6b16to3.jpg)
http://img258.imageshack.us/img258/8350/2128915911331466bed6b16vi9.th.jpg (http://img258.imageshack.us/my.php?image=2128915911331466bed6b16vi9.jpg)++http ://img259.imageshack.us/img259/1971/21289195315a845a9205b16zy0.th.jpg (http://img259.imageshack.us/my.php?image=21289195315a845a9205b16zy0.jpg)
http://img170.imageshack.us/img170/2881/21297022167a049201e3b16gj9.th.jpg (http://img170.imageshack.us/my.php?image=21297022167a049201e3b16gj9.jpg)++http ://img168.imageshack.us/img168/8672/2128931441ef27755600b16vv7.th.jpg (http://img168.imageshack.us/my.php?image=2128931441ef27755600b16vv7.jpg)
http://img209.imageshack.us/img209/9005/21289364650b876251ceb16cm1.th.jpg (http://img209.imageshack.us/my.php?image=21289364650b876251ceb16cm1.jpg)++http ://img233.imageshack.us/img233/8062/212894208924b6c77d2cb16lv6.th.jpg (http://img233.imageshack.us/my.php?image=212894208924b6c77d2cb16lv6.jpg)
http://img341.imageshack.us/img341/4259/2129723176cfdd8ee5d0b16ez8.th.jpg (http://img341.imageshack.us/my.php?image=2129723176cfdd8ee5d0b16ez8.jpg)++http ://img509.imageshack.us/img509/3950/2128950285122bf78c31b16uw6.th.jpg (http://img509.imageshack.us/my.php?image=2128950285122bf78c31b16uw6.jpg)
http://img186.imageshack.us/img186/8341/2128953817a02b652b09b16jv6.th.jpg (http://img186.imageshack.us/my.php?image=2128953817a02b652b09b16jv6.jpg)++http ://img209.imageshack.us/img209/208/21297384561e6ca509edb16yj3.th.jpg (http://img209.imageshack.us/my.php?image=21297384561e6ca509edb16yj3.jpg)
http://img169.imageshack.us/img169/9092/212974525645d382997fb16zg9.th.jpg (http://img169.imageshack.us/my.php?image=212974525645d382997fb16zg9.jpg)++http ://img169.imageshack.us/img169/705/2128973553983d71a901b16ye7.th.jpg (http://img169.imageshack.us/my.php?image=2128973553983d71a901b16ye7.jpg)
http://img514.imageshack.us/img514/6871/2128977309d1b9d5e606b16nj4.th.jpg (http://img514.imageshack.us/my.php?image=2128977309d1b9d5e606b16nj4.jpg)++http ://img219.imageshack.us/img219/3610/2129757216653cd84e85b16lh9.th.jpg (http://img219.imageshack.us/my.php?image=2129757216653cd84e85b16lh9.jpg)
http://img341.imageshack.us/img341/5205/2129762668491e7e831bb16qp9.th.jpg (http://img341.imageshack.us/my.php?image=2129762668491e7e831bb16qp9.jpg)++http ://img341.imageshack.us/img341/8896/21289905751840d416e1b16kj1.th.jpg (http://img341.imageshack.us/my.php?image=21289905751840d416e1b16kj1.jpg)
http://img114.imageshack.us/img114/7610/2128997183fa3d2eccf1b16su9.th.jpg (http://img114.imageshack.us/my.php?image=2128997183fa3d2eccf1b16su9.jpg)++http ://img247.imageshack.us/img247/5986/2129003557bea59ea4a9b16eb4.th.jpg (http://img247.imageshack.us/my.php?image=2129003557bea59ea4a9b16eb4.jpg)
"Şimdi Ya Da Asla": Gel kardeşim elini ver bana
Ağır bir mesaj kaygısı altında ezilen yaşlı ve huysuz bir Jack Nicholson ve efendiliğini hiç bozmayan bir Morgan Freeman... "Ya Şimdi Ya Asla" aslında keyifli bir film ama 'hayat sevdiklerimizle güzel' klişesi olabilecek en naif ve iyimser tonda Jack Nicholson'ın ağzından çıkınca hiç inandırıcı olmuyor...
Filmin orijinal ismi "Bucket List", yani, ölmeden önce yapmak istediğim şeyler listesi. 'Bucket List' İngilizce "nalları dikmek" anlamına gelen "kick the bucket" deyiminden geliyor. Bu durumda filmin adı, Türkçe'ye bire bir çevirseydik 'nal listesi' olurdu. Yani nalları diktiğinde, İngilizce'deki bir başka deyimin çevirisiyle ifade edecek olursak, 'kimin ayakkabılarını giyiyor' olacağına karar veremeyen iki kahramanımız var. Bu kimlik arayışının sonunda önce Carter (Morgan Freeman) Edward (Jack Nicholson) olmaya, sonra EdwardCarter olmaya karar veriyor, sonunda da Himalayalar'da buluşuyorlar.
Filmin konusu gerçek bir klişe üzerine kurulu: Birbirine her şeyiyle zıt iki adam ölüm döşeğinde buluşurlar. Zıt kutupların çekiciliği! Biri zengin, biri fakir. Birisi uçarı ve kaprisli, diğeri olgun ve bilge. Biri yalnız, biri aile babası. Biri hayatını aile değerleri üzerine kurmuş, biri başarı ve para üzerine. İkisi de diğerinin hayatının eksikliğini duyuyor. Edward'ın çok parası var, aklına eseni yapabilecek kadar çok. Carter ise hayatı boyunca aklındaki hiçbir şeyi yapmaya fırsat bulamamış. İşte 'ölmeden önce yapmayı istediğim şeyler listesi' böyle çıkıyor ortaya. Filmin hiçbir şeyinde orijinallik olmadığı gibi, Edward ve Carter'ın ölmeden önce yapmak istedikleri de ilk akla gelecek şeyler de oldukça sıkıcı: Hava dalışı yapmak, dünyayı gezmek, bütün bunları yaptıktan sonra para saadet getirmez klişesine toslayıp ailelerine dönmek, hayatın anlamını dostluk, sevgi ve bağlılıkta bulmak...
Filmin en can sıkıcı yanı da yoğun bir mesaj kaygısı taşıması. Dünyayı gezerken duraklar arasında bulunan muhtelif 'mezarlar' (piramitler, Tac Mahal, vs...) Carter ve Edward'a hayat ve ölüm başlıklı sohbetleri için mükemmel birer fon oluşturuyor. Ancak film nihayetinde 'dolu dolu yaşamak için dünyanın yedi harikasını görmeniz gerekmez, hayatı dolduran ailedir' ya da ona benzer bir şey demeye çalıştığı için, bu dünyayı gezerek aklına eseni yapma kısmını bir çeşit plan sekans havasında geçiştirmeye kalkmış. Kah Jack Nicholson binlerce metre yüksekten atlarken ödü kopan Morgan Freeman'a takılıyor, kâh kiraladıkları pistte araba yarışı yaparken Freeman Nicholson'a sataşıyor; kâh Paris'de baş başa bir yemekte, kâh Morgan Freeman Nicholson'ı kucaklamış neşeyle dönüyorlar... (Tamam bu sonuncusunu ben ekledim ama kabul edelim yoğun tahrik var.) Sorun şu ki, bu plan sekans filmin yaklaşık üçte biri. Film bir yandan izleyiciye bir hastane odasındaki iki yaşlı adamın homurdanmalarından daha çekici geleceği kesin olan bu 'çocuklar gibi şendik' bölümünü geçiştirirken, bir yandan da görsel olarak satmak için elinden geldiğince süslüyor. Serde o kadar prodüksiyon masrafı var... Dolayısıyla sonunda beklenmedik derecede parlak bir şekilde mevzuyu bağlasa da filmin kullandığı onca kalıbın yanı sıra dengesiz ve tutarsız olmak gibi bir problemi de var. Dengesiz ve tutarsız demişken... Artık hepimiz neden Jack Nicholson'ın sürekli deli adamları oynadığını biliyoruz değil mi? Bilmeyenler için söyleyeyim, çünkü kendisi de normal bir insan değil. Bu durum maalesef giderek daha fazla oyunculuğunu etkiliyor. Ben şöyle olduğunu tahmin ediyorum. Bir gün sete geliyor, keyfi çok yerinde ve gerçekten inanılmaz oynuyor, tüm ruhuyla, herkesi hayran bırakarak. Ertesi gün canı sıkkın, kahvesini getiren çocuğa kızmış, bir an önce işini bitirip gitmek istiyor ve "serçe parmağımla da oynasam olur, çünkü ben Jack Nicholson'ım ve bunların çok üzerindeyim" oyunculuğuyla o günü geçiştiriyor. Yani tam da oynadığı Edward karakteri gibi... Zaten senaryoyu okuyunca Morgan Freeman ve filmin yönetmeni Rob Reiner'ın aklına Edward rolü için ilk olarak Jack Nicholson'ın adı gelmiş. Filmin tanıtımıyla ilgili okuyacağınız tüm kaynaklarda bu not mutlaka düşülmüş. Neden acaba? Ya da biz giderek yaşlı ve huysuz bir adam olan Jack Nicholson'ı yaşlı ve huysuz adam rolleri dışında izleyemeyecek miyiz? Bu kadar muhteşem bir oyuncunun kendi yarattığı bir klişeye dönüşmesi bence çok üzücü. Morgan Freeman'sa her zamanki gibi efendi efendi oynuyor. Hayranları hayal kırıklığına uğramayacaktır. Yani filmin elbette belli bir standardı var. Yönetmen koltuğunda da zaten 'belli bir standardı olan filmlerin' yönetmeni Rob Reiner oturuyor. Son olarak kalburüstü bir romantik komedi olan "Gerçek Dedikodu" ("Rumor Has It", 2005) filmini izlemiştik. "Ya Şimdi Ya Asla"nın da kalburüstü bir romantik komedi olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar tür konvansiyonlarının biraz dışında işlese de...
Bir de söylemeden geçemeyeceğim. Dilerseniz, filmin resmi sitesindeki linki tıklayarak, kendi 'bucket' listenizi oluşturacağınız bir Facebook uygulaması indirebiliyorsunuz.
Kimler izlemeli?
*Morgan Freeman ve Jack Nicholson ikilisinin liseli aşıklar gibi kıkraşarak dünyayı dolaşmasını kaçırmak istemeyenler.
Kimler izlememeli?
*Sırtını oyuncularına dayayan basmakalıp Hollywood filmlerinden sıkılanlar.
Gülengül Altıntaş/sinema.com
alias_charmed 02-02-08, 22:02 jack nicholsın ile morgan freeman ın birlikte oynadığı bir film olduğuna göre kesin çok güzeldir
daha izlemedim ama en yakın zamanda izlicem
Ölüm ve yaşlı adamlar
Babası Carl Reiner'den miras aldığı komedi yeteneğini kimi filmlerinde çok başarılı sonuçlara ulaştıran Rob Reiner, yıllar önce Birkaç İyi Adam'da çalıştığı Jack Nicholson'ı ve yanına yerleştirdiği Morgan Freeman'ı sinemanın nerdeyse Jack Lemmon- Walter Matthau ikilisi gibi unutulmaz biçimde kullanıyor. Ve karşımıza bir küçük mücevher getirip bırakıyor. İki yaşlı adamın öyküsü bu... Aslında birbirlerine hiç benzemiyorlar. Biri beyaz, multi-milyoner, aile bağları son derece zayıf, etek düşkünü ve tam bir egomanyak. Öbürü zenci, 46 yıldır araba tamirciliği yaparak çok düşkün olduğu büyük ailesini geçindirmiş, 40 küsur yıldır karısından başkasına bakmamış, alçakgönüllü bir emekçi. Ancak kader ağlarını örüyor ve iki adam aynı hastanenin aynı odasında, aynı hastalıktan yatağa düşerek buluşuyorlar: İkisi de kanserdir, ikisinin de ayları sayılıdır. Ve zengin olanı, garip biçimde bağlandığı emekçiyle son günlerini bir arada geçirmek ve ikisinin de hep isteyip yapamadıklarını, onların deyimiyle bir Tahtalıköy Listesi'nde topladıkları 'ölmeden önce yapmak istediğiniz şeyleri' yapmak ister. Böylece iki yaşlı adam, paraşütle atlamaktan lüks araba yarıştırmaya, Kenya'da safariye çıkmaktan Mısır piramitlerini gezmeye, Tac Mahal'i görmekten Himalayalar'a tırmanmaya, tüm listedekileri gerçekleştirmeye çalışırlar. İki büyük oyuncu için adeta ısmarlama yapılmış bu film, önceleri biraz rahatsızlık veriyor. Hem alabildiğine hüzünlü konusu, hem de sanki beklenen gelişmeleriyle... Ama giderek, adına has oyunculuk denen o kutsal güç harekete geçiyor ve bize eşsiz duygusal anlar yaşatıyor. Özellikle finale doğru, teslim bayrağını çekmemek ve gözyaşlarınızı tutmak imkânsızlaşıyor. Bence siz de filme teslim olun ve bu kolay unutulmaz deneyimi yaşayın...
Atilla Dorsay/Sabah
filmi izledim ve çok iyi buldum. genelde bu tarz filmleri izlemem hoşta bulmam başta tedirgin izlemeye başlamıştım ama sonra filmin içine daldım. oyuncuları zaten malum iki dev. bence sinemaya gidilip görülmesi gereken bir film. sonuda çok hoştu bence
deadly_angel 11-02-08, 11:15 Son Maceralar...
Türkiye’de Şimdi ya da Asla ismi ile gösterime giren The Bucket List, sinema ve televizyonda daha önce de benzerlerini izlediğimiz bir öykü anlatıyor. Kanser hastası iki adam, ölmeden önce gerçekleştirmek istedikleri şeylerin peşinde bir yolculuğa çıkıyorlar. Tabii bu iki adamı Jack Nicholson ve Morgan Freeman gibi iki usta canlandırınca, seyir zevki de garantilenmiş oluyor.
İki yaşlı adamın hastalıklarını öğrenmelerinin ardından uzunca bir süre tek bir hastane odasının içinde devam ediyor Şimdi ya da Asla. Eziyetli bir hastalık ve tedavi sürecinde yakınlaşıyor bu zıt karakterli ve birbirine yabancı iki adam. Bir yandan da hayatlarının geri kalanını bir hastane odasında geçirmek istemediklerini fark ediyorlar. Seyirci olarak bizleri de boğuyor doğrusu bu hastane odası ve kahramanların çektikleri acılar. Dolayısıyla hayallerini gerçekleştirdikçe onlarla birlikte biz de keyfini çıkartıyoruz... En azından teoride... Çünkü şaşırtıcı şekilde, filmin en çok seyir zevki veren kısımları hastanede geçiyor. İki ihtiyar delikanlının hayatın keyfini çıkarma aşamaları beklenen tadı vermiyor.
Bunun sebebini öncelikle karar aşamasında aramak gerek. Morgan Freeman’ın karakteri Carter’ın, içindekileri gerçekleştirmeyi ciddi ciddi düşünmeden hazırlamaya başladığı ilk listenin Nicholson tarafından canlandırılan Edward’ın eline geçmesi ve kilit bir diyalog sahnesiyle bu yolculuğa çıkma kararını almaları, filmin tüm esprisini oluşturan sonraki aşamaya geçilmesi için mecburi bir adım. Aslında ister istemez zoraki bir sahne bu... Bir sinema filminde anlatmak için yola çıktığınız sadede gelebilmek için bazen seyirciye yutturmanız gereken aşamalar vardır. Bu filmin kilit aşaması da bu karar sahnesi. İyi yazılmış diyaloglar ve usta oyuncuların çabalarıyla mümkün olduğunca doğal bir şekilde sunulup seyirciyi ikna etmesi amaçlanan bu sahne, ne yazık ki tamamen başarılı değil. Ama filmin geri kalanını izlerken bunu göz ardı etmek ya da etmemek her seyircinin kendi bileceği iş şüphesiz.
Daha sonrasında skeçler halinde ilerleyen ve ne hikayeyi fazla geliştiren ne de oyuncularına önceki kadar malzeme sağlayan maceraları izliyoruz. Çoğu zaman gerçekçi gözükmeyen görsel efektler eşliğinde paraşütle atlıyor, yarış arabaları sürüyor, dünyayı geziyor iki adam. Arada da yüzeysel inanç ve varoluş muhabbetleri yapıyorlar. Muhakkak ki herkesin hep hayalini kurduğu türden bir macerayı yaşıyor olmaları, filmi kurtaran başlıca unsurlardan biri. Tam da bu yüzden, çoğu izleyici için her şeye rağmen keyifli olacaktır bu süreç. Ancak sinemasal olarak pek bir zenginlik sunmuyor doğrusu.
Fakat böyle bir filmden beklediğimiz yüksek sinemasal nitelikler mi olmalı? İki adamın dostluğuna inandırıyor bizi yönetmen. Ve yeri geldiğinde ağlatacak kadar duygusal etki yaratmayı da başarıyor. Nicholson ve Freeman, alıştığımız perde kimliklerine birebir oturan karakterlerini canlandırırken, oyuncu adayları için ders niteliğinde birer performans sergiliyorlar. Başta hastane kısımlarında olmak üzere ikisini de izlemek büyük bir keyif. Şimdi ya da Asla bu tür keyiflere oynayan, kendi halinde bir film neticede ve bir başyapıt olduğunu kimse iddia edemez belki ama bir buçuk saat boyunca keyifli vakit geçirtme vaadini büyük ölçüde karşılıyor.
Kaynak: Beyazperde
deadly_angel 11-02-08, 19:07 Ölmeden Önce Yapacaklarım
Ne zaman öleceğinizi bilme şansınız olsa bilmek ister miydiniz? Bu tarihe kulaklarınızı tıkayıp yok mu sayardınız? Yoksa siz de The Bucket List’ deki gibi kaçırdığınız hayatı, hep yarın dediğiniz, yapmak istediğiniz ve sonunda ertelediğiniz hayatlara dönen yaşamınızı, birkaç aya sığdırmaya mı çalışırdınız?
Edward Cole (Jack Nicholson) parasının sınırını kendisi bile bilmeyecek kadar zengin, kızıyla iletişimini kaybetmiş, kadın düşkünü bir adamdır. Ne kadar paranız olursa olsun, hatta hastanelerin(!) sahibi olun, ama hastalık bedeninize sahip olup sayılı bir zamanınız olduğunu söylerse, para ne sağlık getirir ne de huzur!! Carter Chambers (Morgan Freeman) ise 45 senedir araba tamirciliği yaparak ailesini geçindirmeyi seçmiş ve liseden sonra evlendiği karısı Virgina (Beverly Todd)’dan başkasına bakmamış biridir. İşte bu iki farklı hayat aynı hastalık yüzünden, aynı hastane odasında kesişiverir. Başlarda birbirlerinden hoşlanmayan bu ikili zamanla birlikte vakit geçirmekten hoşlanmaya başlar ve ikisi de en fazla birkaç aylarının olduğunu öğrendiklerinde daha fazla deneysel tedavi görmektense yapamadıkları, erteledikleri hayatlarını yaşamayı seçerler ve bir liste hazırlamaya başlarlar. Ölmeden önce yapacaklarım başlığı altında araba yarışından paraşütle atlamaya, Mısır Piramitlerini gezmeye ya da Tac Mahal’i görmeye kadar sayısız maceraya atılırlar.
Edward’ın aksine Carter araba tamirci olmasına rağmen birçok konuda bilgili biridir. Mısır piramitlerinin orada yaptıkları sohbet ve Carter’ın Edward’a sorduğu iki soruyu bence hepimizin kendisine sorması gerekiyor: ‘Hayatından hiç zevk aldın mı?’ ve ‘Diğerlerini hiç memnun ettin mi?’ sanırım bu iki soruya dürüstçe verdiğimiz cevaplar hayatımızı nasıl sürdürdüğümüz ve nasıl sürdürmemiz gerektiğini gösterecektir.
Dram dozu yüksek de olsa arada yapılan espirilerle ve muhteşem oyunculukla seyir değeri yüksek bir film çıkıyor karşımıza. Yönetmenliğini Rob Reiner’ın yaparken senaryosunu ise Justin Zackham yazdığı bu yapıt, ara ara filmden kopmanıza neden olsa da sizi çıkardığı gibi tekrar içine almayı biliyor. Tabi bunda oyuncuların katkısının çok büyük olduğunu tekrar söylemeye gerek var mı acaba?
Edward ve Carter hastane odasında başlayan serüvenleri dünyanın en uzak köşesine kadar uzanırken birçok konudan da bahsediyorlar: İnanç, aile, hayat, gerçek aşk üstüne yapılan bazı diyaloglar gerçekten de çok güzel hatta sizi etkisine bile alıyor.
Carter’ın bu maceraya atılması ve sonra tekrar ailesine geri dönmesinin altında şu cümlenin katkısı büyüktür aslında: ‘Sokakta onun elini tutmadan yürümen nasıl bir şey olduğunu hatırlamıyorum!’ Karısı için kullandığı bu cümle Carter’ı dünyanın bir ucuna götürmüş ama ondan kilometrelerce uzakta olsa bile olsa yine karısının elini kalbinde hissedecek kadar güçlü bağları olduğunu anlamasına neden olmuştur.
Bir küçük not; filmde Will & Grace'den hatırladığımız Sean Hayes'de Edward’ın sadık, komik asistanı rolünde.
Filmin sonu, konusunu bilen herkesin tahmin edeceği bilindik bir hikayeye sahip. Ama filmin başından sonuna kadar ne anlattığı ya da anlatmaya çalıştı bir filmi film yapan özelliktir. Tıpkı hayat gibi... Son durağa gelene kadar neler yaptığındır hayat, son durağın nerede olduğu önemli değildir! Gidin görün bu filmi... Usta oyuncuların oyunculuklarını izlerken siz de kendisinizi öyküye bırakın akacaksa aksın gözyaşları…Sinemadan çıkarken bende mi bir liste yapsam diye sormaya başlarsınız ya da yaparsınız kim bilir.
Kaynak: FilmGenTr
gerçekten güzel bi film, açıkcası ben cok büyük bişeyler bekleyerek gitmedim ve iyikide öyle gitmişim, çok güzel bi film izlemeye değer, morgan freeman zaten artık oyunculuğunun doruklarında :good:
filmi seans saati uygun diye girdim ve iyikide izlemişim arkadaşlar
oynayanların oyunculukları süper bir kere hele morgan freeman yokmu adeta döktürmüş
özellikle bazı sahneleri çok güzel çekilmiş...:img-wink:
Filmin DVD_VCD'leri satışa çıktı. Yanılmıyorsam Tiglon etiketiyle çıktı. İzlemek istediğim filmlerden. En kısa zamanda VCD'sini alıp izleyeceğim. Morgan Freeman en sevdiğim oyunculardandır. Jack Nicholson da çok başarılı bir oyuncu. Ele aldığı konu da çok kaliteli. E bu kadar artısı varken izlenmeli.
|
|