Tüm Versiyonu Göster : Elveda Rumeli - Senaryolar


emrecetin
09-01-08, 20:17
Ne zaman olur bilmiyorum ama Dimitri isteyerek ya da istemeyerek Abdül'ü vuracak. Bana öyle geliyor. Muhtemelen yanlışlıkla olacak ama vuracak diyorum.

Alex de bir zaman sonra vurulacak ama tabii ki ölmeyecek, hatta bu olay Alex-Zarife yakınlaşmasını sağlayacak. İlişkinin gelişimine olumlu tesir edecek.

Bedia Vahide-Mustafa aşkını ortaya çıkaracak. Daha önce susturulan Bedia'nın bu sefer konuşması istenecek.

Yine Dilaver kaymakam olacak ama zamanı var. Eğer 1897 Dömeke Osmanlı-Yunan savaşı dizide işlenecekse Mustafa ve Dilaver belki gizlice savaşa katılacak. Vahide ve Meryem mektup bekler olacak.

Ramiz Aga hayvanları geri alacak ama yine fakirlikle boğuşacaklar göçe kadar.

Atmaktan kim ölmüş, yazdık bakalım, hangileri olacak göreceğiz.

ZeRReN
18-01-08, 20:51
18.BÖLÜM

(Özet bitmiş,jenerik akmış,bir önceki kalınan yerdeyiz:Alex ve Sophie kilisede,papaz'ın karşısında...)

A:-Hastalıkta ve sağlıkta......seveceğime ve koruyacağıma.....(Sözlerini bitirir ve alyansı Sophie'ye takar...)
Papaz:Sizleri karı koca ilan ediyorum...Tanrı sizi kutsasın...Amen...



Görüntü değişir...
(Zarife ağlar...Gider ve yemeni bağladığı ağacın en kalın dalına kendini asar...Fonda nal ve tekerlek sesleri duyulur...)


Görüntü değişir...
(Asan ve Atice,evde babiçkolarına müjdeyi verirler...)
Atice:-Babiçkoooooo,dede olaysiiinnnn...
Asan:-Ben başardimmm,başardim sonindaaaa...
Ramiz:Allam Allaaam Rabbimmmm...(Ağlar...)
Fatma:-Yüce Rabbim,n'olur, bebe bu babası olacak kuluna iç benzemesin inşallah...
(Tüm ayile sevindirik olurlar...Kızçeler filan...Şenlik havası...)

F:-Vahide nerde?!
R:-Zarife nerde?!
Kızçeler:-Yalançi Namik nerdeee?!


Görüntü değişir...
(ahırdayız…)

Vahide:-Kendine Namik diyen yalançiiii,..Aslen Mustafa olan karakalpakli the tıbbiyeli dönek…Ne tutaysın kolimi,bırakkk…
Musti(40 yıllık evli,trafikten bezmiş,gayet İstanbul’lu;eve gelmiş,yemeği hazır bulamamış;bu kadından adam olmaz ama ben yine de bu evliliği kurtarmalıyım,ortada çocuklar var tavrıyla…):
-Vahide,lütfen dinler misin beni,sen beni niye anlamak istemiyorsun?!Benim bir kimlik sorunum var,Hanthunt güzeli iken oyuncu oldum,yakışıklı ve karizmatikken kolay sanıp oyunculuğa heves ettim…Taaa buralara kadar geldim…Kanımca bir hata ettim kii, dönemem…Ama sırıtmıyorum,değil mi?!Bu zor şartlarda,g…müz bile donarken,yapma bana böyle naz…Bıktım,sıkıldım,yoruldum,bezdim…Uzatma artık,n’olur…
V:-Ne diyisiin…İç utanmayasın degil mi?! Sen git derdini o kazulet,2:80’lik Nevreste’ye anlat…

(Vahide zevkle ve kıkır kıkır güler…)
Görüntü kayar ve bir önceki bölümde tanıştığımız Nevreste’yi görürüz…

(Enine boyuna,dalyan gibi,kodumu oturtacak bir çeşit Yarmagül,Mustafa'ya göz süzer...!)

(Görüntü bir kez daha kayar ve dolunayda,ağacın dalında sallanan Zarife’yi görürüz…Tekrar bir kayma…Ve karlar altında,bir faytonun içinde ,Üsküp’e doğru yola çıkan Alex ile Sophie…Sophie’nin ağzı devamlı bir şeyler anlatmaktadır.Alex’de öff-pööff bi ifade,dışarıyı seyreder ve birden irkilir…Kamera tekrar ahırda,Vahide ile Mustafa’da …)


V:-Bana bak Mustafa’mısın,ne karın ağrısıysan…Benden buraya kaaa…Ben kalbime taş bastim,bu naçiz vücudumu kurtuluşa adadım,karapeçeli olaraktan kendi direniş çetemi kurdum,daga çıkayım…Cezmi Komutan bana anlık istihbarat ve lojistik destek vermeye söz verdi…Köyün kızlari,kızanlari de,tepkisiz toplum olmaktan vazgeçip, bana katıldi…Sana,kala kala yalanci Namik,Tıbbiyeli Mustafa ve Karakalpakli şizofren kimliklerin kaldiii.Haa,bi de Nevreste tabii!!!Bu arada;Dilaver kaymakam’la Meyrem apla’nin da arasini yaptim,artik onlar da benden yana…Ayde artik kendi yoluna…İşşşş işşşşşş…Aydeeeee…
M:-Vahideeeeee….

volvox
18-01-08, 21:27
Bu başlıkta senaryolarınızı paylaşabilirsiniz.

ZeRReN
19-01-08, 05:16
Gecikmiş,çok açıklayıcı(!) 18.Bölüm Özeti:

Aleks'in kararı Zarife'nin de bir karar vermesine yol açacaktır ve bu karar tüm aileyi etkileyecektir.Bu sırada Vahide de bir karar vermiştir.Mustafa bu karardan nasıl etkilenecektir?Hatice ve Hasan'ın sürprizleri yeni olaylara gebedir!

Bu arada devam edelim,bakalım...



(Görüntü değişmiştir…)


(Alex,Zarife’yi faytonun penceresinden görür,arabacıya seslenir….)

A:-Arabacı,duuuurrrr…
(Araba durur,Sophie cırlamaya başlar…)
S:-Aleeeeexxxx,Aleeeeexx…
(Alex ve arabacı koşar ve Zarife’yi indirirler…Sophie’de arkalarından koşar,cırlamaya devam eder…)
S:-Bırakin ölsün,birakin ölsüüüüüünnnn,Aleeeeeexxx….Çabuk birak oniiii
Arabacı :- (Alex’e bakarak fısıldar…)Te izin ver bogam şuni…Ne çok bagırii…Ne çok konişii…Tübe tübeee…
Alex:-Zarifeeee,aç gözleriniii…
Arabacı:-Telaşlanma yaşıyi,agzindan duman çıkıyi…Arabaya taşiyalim.
S:-Ulmaaaazzzz,katiyen izin vermem…Birakin donsun,birakin gebersinn…(Tepinir)Alex,gidelim,gidelimmm…
Alex:-Kes bee..
Arabacı:-Hasta mi bu kariii?(Kafasını işaret eder,deli mi gibilerinden….)
(Zarife’yi arabaya taşırlar,kızcağız baygındır…Sophie sürekli söylenir…)
S:-Bu benim dügünüm,bu benim balayim,ne uslanmaz kiz bu,mahvediiii er bi şeyi…Hayatimi mahvetti ,Ama Alex benim,benim işte…Vermedim ya sana,basti ya bana nikahi…(Yarı Türkçe yarı kendi dilinde söylenip durur,sinir bozucu bi şekilde…Sonunda arabacının sabrı taşar ve Sophie’nin ensesine bi dirsek geçirir,Sophie anında baygın,serilir…)
Arabacı:-Bu kariyla bi ömür geçirmek istedigine emin misin kardeş?
Alex:-Mecburum,zoraki evlendik işte…
Arabacı:-Bundan kurtulmak istersen er bi türli yardımi yaparim sana..Sen,te bu kızi seveysin galiba…Birakalim bu geveze kariyi burada,atalim bu güzel kızcagizi arabaya,te basip gidelim…
(Alex’in gözleri parlar!Arabacıyla şeytani bi şekilde bakışırlar ve sırıtırlar…)



(Bu arada Ramiz’lerin evine geçiş yaparız.)

Ramiz:-Nerde bunlar ya?!Zarife,Vahide,Mustafaaaa…
Vahide:- (İçeri dalarlar Mustafa ile…)Buradayiz babiiiş…
R:-Heee,ne yapaydiniz dişarda?!
Mustafa:-Çevreyi kolaçan ediyorduk,malum Dimitri belası…
R:-Heeee,eyi eyi…Zarife nerda?!
Fatma:-Sayiii nerde bu Zarife?!
V:- Ben bi bakam…


(Görüntü değişir…Zarife’ye Sophie’nin,Sophie’ye Zarife’nin giysileri giydirilmiştir ve 2 kız da baygındır hala…Arabacı ve Alex Sophie’yi ağacın yanına taşırlar ve bir dala ağzı bağlı olarak elbisesinden asarlar…Tekrar Ramiz’lerdeyiz…)
Vahide:- (Koşarak içeri girer…)Yok,odada yok…
Fatma:-İç bi yerde yok,baktım.Nerde bu kız?!Allahım,sen aklıma mukayyet ol!
Mustafa:-Arayalım her yeri…
Ramiz:-Asan,sen benle gel,Vahide,sen Mustafa’yla git…Er bi tarafa iyice bakın…
(Telaşla evden çıkarlar…)



(Sahne tekrar değişir…Faytondayız…Araba,ayışığında delice gitmektedir.İçerde,Alex,Sophie’nin giysilerini giymiş,baygın olan Zarife’yi ayıltmak için hafif hafif yanaklarını tokatlar,okşar…Zarife kıpırdanmaya başlar,Alex mutlu,gülümser…Zarife gözlerini açar,Alex’i görür,o da gülümser hafifçe…Sonra irkilir,nerdeyim diye etrafına bakar…

Bu arada,karların içinde,Zarife’yi arayan,Ramiz-Asan ve Vahide-Musrafa ikililerini görürüz,geçişlerle…)

Ramiz:-Nerde bu kız,Allahım,nerde?!..Deli olacam…Allahım,sen koru evladımı,Yarabbim..(Sürekli ve telaşla söylenir…)
(Geçiş)
Vahide:-Nerdesin be deli kız kardaşım benim,nerdesin,nere gittin?!…Bi aptalık yapma gülüm be,ablasının tatlısi,acı bize bee…(Ağlamaktadır…)
(Geçiş)
Ramiz:-O ne,o?!...
Hasan:-Hangisi,Ramiz baba?!
R:-Te,o işte…(İşaret eder!Uzaktan ağaca asılı,sallanan bi siluet görürüz…Ramiz ve Hasan’da şok ifadesi…Koşmaya başlarlar…)



(Geçiş…)
Zarife:-N’oluyo,nere gidiyiz?!Ben kendimi asmışidim,kim kurtardi,sen mi?!
Alex:-(Aşkla bakar…)Bensiz ölemazsin,izin vermem.Öleceksak da beraber,ayri gayri olmaz üle…(Saçını okşar…)
Z:-Alex,n’oliyi diyim sana,nere gidiyiz,Sufi nerde?!
A:-Beni dinle Zarife’m...Sana surmadan bi karar verdim.Sen baygın idin,n'apam,ben de bi karar vermek zorunda idim,kızma bana…(Ses yavaşça düşer,Alex,ağız hareketleri ile anlatmaya devam eder…)


Ramiz’le Hasan,dalda asılı ayaklarını çırpan ve ağzı bağlı olduğu için boğuk sesler çıkaran Sophie’nin yanına koşarlar ve telaşla indirirler.Giysilerinden ötürü Zarife sanıp telaşlandıkları bellidir.Ramiz söylenir…

R:- Kumrim benim,sana kim yapti buni?!..Hangi canavar kıydi sana bülee?!
S:- Mmmmm…Mmmmmmmmmmm…
H:- Dur,açtım açtım …(Sophie’nin ağzını açar.Sophie çığlık çığlığa konuşur,ağlar,haykırır…)
S:- Çabuk olun,koşun,yetişin…Alex Zarife’yi kaçirdi…Beni bagladi…Gidiyleeer…Çabuk olun diyim size,yetişin onlara…
R:- Ne diysin sen?Nereya gidiyler,noliy?!
S:- Alex Zarife’yi kaçirdi diyim size,anlamisiniz…Arabayla gidiyler…Yetişin,tutun onlari…
H:- Napaciz şimdi Ramiz baba?
R:- (Derin düşünür!)Düşuniiim…....Hah,duşundim!!!…Bi şey yapamayciyiiiz,çünkü altlarinda araba varsa yetişamiyiz!Milleti ayaklandirsak ne olur?!Çocuklara kotülük ederler,ulmaz üle şey.Ulmaz!
S:- Ne diysınız?!Yakalayin onlari,durdurun diyim size…
R:- Biraz zor!Kuş uçti korkarim!
S:- Ben yapacagimi bilirim,yanlarina birakmayacagim bunu…(Ayaklanır…)
R:- Nereye gidiysin Sufi?!Dur bakalım…(Sophie’yi tutar)
S:- Birakin beni,ben onlari yakalatmasini bilirim.Birak diyim,birak beni…(Ramiz’le itişirler…Ramiz Sophie’nin ensesine vurup kızı bayıltır tekrar…)
R:- Yardım et Asan,eve götüralim…
H:- (Şaşkın)Niye bayilttin kızi Ramiz baba?Niye eve götiriyiz,napacaz ki?
R:- Bana bak Asan,sus ve dedigimi yap!



(Sahne değişir…Faytondayız…)

Z:- Napacagiz şimdi Alex?!Nereya gidecegiz?Yakalarlarsa bizi…
A:- Araba hızli gidiy…Sophie’yi birileri bulupta bizim peşimiza düşülesiye kadar biz çoktan uzaklaşmiş oluruz sanirsam Zarife…Yakalayamazlar bizi…
Z:- Nereya gidecegiz peki?
A:- Osmanli’da ulmaz…Evlenemeyiz…En iyisi,Paris’e gidecegiz…
Z:- Ora nere?Uzak mi?Em sen zati evlisin!
A:- Kilise nikahi umrumda degil,ben din min tanimayim artık.Em de bu evlilik fiilen gerçekleşmedi ki!Eee,Paris uzak sayilir…Ama gidebilecegimiz en yakin yer de ura…Urda çok Türk var em…Çogu Jön Türk urda şimdi!Yabanci issetmeyız kendimizı…Em Paris aşk şehridır,aşıklarin şehridir!(Zarife’sine deriiiiinnnn derin bakar!)
Z:- (Güler…)Yaaa…
A:- Yaaaaa………………………………………………….



(Sahne değişir..Ramiz’le Asan Sophie’yi eve getirirler…)

Fatma:- Noliy,bu bu kim buuuu?Sufi degil mi bu?Ne geziy Zarife’nin urbalari unda?!Zarife nerdaaaa?!Kızim nerda?!
R:- Sssssst,Fatma,sus bi hele…Anlattirim şimdi…
F:- Ramiz,gözün kör ulmasın Ramiz,sen beni üldürmek mi istiysin?Çabuk anlat diyim…Nedir bu maskaralik?
R:- Fatma’cim,güzün aydin!Kuş ucdi!Alex Zarife’yi uçurdiii…Kaçmişlar!
F:- Neeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee?!Ulamaaaz,ulamaz diyim üle şey ulmaz!Ne duruysin Ramiz,bi şeyler yapsana…
R:- Ne yapam Fatma?Milleti ayaklandıram da,peşlerine düşüp yakalasinlar,sonrada vursunlar mi?Üldürsünler mi kumrumi…Bunu mu isteysın?Kaçmişlar işte,gelmezler artik…Bitti,gitti…
(Bir süre derin sessizlik olur…)Bu Sufi’yi çözmeyecaksiniz.Yukari,kızçelerin odasina kilitleyecez.Erkese de Zarife aklini uynatti,kilit altinda anca zaptedeyiz diyecaz…Anlaşildi mı?...Anlaşildı mıııı?!
F:- Bunun sonu iyi ulmayacak,iç iyi ulmayacak…
R:- Anlaşildı mı?Fatma…
F:- Tamam,anlaşildı…Anlaşildı…
R:- Asan?
H:- Anlaşildı Ramzi baba…

emrecetin
22-03-08, 11:20
Kendi yazdığım çakma özetin burda olması daha iyi :)

Özet çalışmalarım tüm hızla sürecektir :)

"Zarife ve Alex yakalandıktan sonra mahkemeye çıkarılacaklardır. Pürsıçan'da herkes Ramiz ve ailesinden selamı sabahı keser. Abdül dava için Pürsıçan'a gelen Kadı ile görüşme yapmak istemektedir. Mahkemenin alacağı karar merak konusudur.

Ramiz herkesin kendisine tavır almasına rağmen kızını savunur. Ancak yaşanan olaylar yüzünden hem kendi hem ailesi çok acı çekecektir.

Hasan'ın getirdiği bebek ise tüm aileyi sevindirmiştir. Hasan yokuluğunda olan biteni duyduğunda çok şaşırır. Bu arada Dilaver Zarife ve Alex'in mahkemesi için çalışmalar yapmaya başlar.

Yunanlıların Teselya'da sınır ihlallerine devam etmesi sebebiyle Osmanlı Devleti iyiden iyiye savaş hazırlıklarını hızlandırır. Artık savaşın çıkması an meselesidir. Mustafa Ahmet Ekrem'den olanları öğrenir ve gizlice gönüllü yazılmaya karar verir. Amacı Vahide'yi savaştan uzak tutmaya çalışmaktır."
__________________

recchie
27-03-08, 08:51
Mustafa dan ailesine mektupar ( Bölüm 2 )

Canım Anam, Biricik kızkardeşim Feride'm

Yine okuyamadığınız:img-hyste bir mektubum da olsa dahi sizleri selamlamaktan mesudum (Bakalım bu mektupları yazan arkadaşın çabaları sonuç verirse bir gün okuduğunuzu da görecez ...umut işte... ölme Kamuşum ölme ....). Cenab-ı Allah tan sıhhat ve afiyette olmanızı dilerim. Ben iyi sayılırım artık Dilaver kardeşimin evinde kalıyorum ( ilk başta biraz tuhaf geldi tabii o kadar zaman samanların üstünde ve hayvanlarla beraber kalınca insan bir tuhaf oluyor:img-hyste) artık banyo da alıyorum(gerçi bugüne kadar bu konularda ne yaptığım şüpheli,yalnız benim değil herkesin şüpheli neyse.....)malumunuz artık Ramiz Amca'larda kalamıyorum
Bizim müstakbel baldız ile hristyan bacanak ne yazık ki yakalandılar , yargılanmak için de buraya getirildiler Ah anacığım !görseniz gariplere ne kadar hakaretler ne kadar eziyet ettiler,burada insanların adeta gözü dönmüştü bırakasalar linç edeceklerdi garipleri ,pek elim hadiseler cereyan etti ,Ramiz Amcamı hırpaladılar ama tabii ben yine dayanamadım ve beni hıçkırık tuttu:img-hyste. Hatırlar mısınız ? anacığım ,küçükken de beni sık sık hıçkırık tutardı lakin siz şefkatli ellerinizle bana şekerli su içirirdiniz ,geçerdi :img-hyste lakin büyüdükçe işler değişti tabii
hıçkırığımın geçmesi için kahramanlık yapmam gerekiyor ,e heyecanlandıkça hıçkırık oluyor o vakit kara kalpağımı giymeden ,at'ıma binmeden de geçmiyor neyse Allahtan böyle oluyor.....:img-hyste
Canım Anacığım,Feride'm
Bizim baldıza ve Hristyan bacanağa mahkemede de pek çok fenalık ettiler anacığım,halbuki birbirlerini pek seviyorlar başka bir günahları yok ( Feridem aman sen dikkatli ol sakın Hristyan bir genc'e aşık olayım deme ele talkım vermek kolay...ama salkım ı ne yaparım bilinmez....) ama o mel'un Abdül şerefsizi mahkemede Dimitri ve adamları olacak o eşkiyaları zina için şahit gösterince hiddetime halim olamadım Dimitri yi 6 ıncı kez patakladım :img-hyste, tabi müstakbel gelininiz boş durmadı o da pataklamaya kalkınca ikimizi de kodese tıktılar. Bir yerde iyi de oldu kodeste bacanağa eşlik ettim, dertleştik biraz O' na adalete güvenmesi gerektiğini söyledim (Ben de güvensem mi acaba bu adalete ? gelip teslim mi olsam ?Ne dersiniz Ana cığım) tabii onlara pek ağır ceza verildi hiç suçları yok iken Zina ile suçlandılar Dilaver kardeşim onları savunmaya çalıştı ama nafile Ihlamurların altından gelmiş bir kadı vardı Nuh dedi de Peygamber demedi:img-hyste.... Ceza ları infaz edilirken ben (muhtemelen) hala kodesteydim yani bu sefer hıçkırık ,mıçkırık yok:img-hyste bir şey yapılacaksa da ben yapamıyorum , Vahide' m de kodestedir o da yapamıyor, eee o zaman ne oluyor..... herkes(senaryo ya göre) yaşaması gereken ne varsa yaşıyor acı da
olsa... ama herkes te biri birşey yapsın acı çekmesinler diye bekliyor ,hani beni hıçkırık tutsa da kahramanlık yapabilsem , bu sefer arkamdan dua bile edecekler ....:img-wink::img-yes:

Canım Anam gözbebeğim Feridem

Öyle anlaşılıyor ki pek yakında Yunan ile harp başlayacak Allah milletimizi muzaffer kılsın,siz ki harbin acılarını en yakından yaşamış pek muhterm bir zat sınız anacığım.Rahmetli pederimin aziz hatırası hem sizin hem de bizlerin zihninde hala tazeliğini korumaktadır... lakin bu sizin de tahmin edeceğiniz gibi beni vatanımı savunmak ve bu hadsiz düşman a haddini bildirmek yolundan geri döndüremeyecektir, bu milletin evladı olarak millete borcumu ödeme vakti gelmiştir ,bu uğurda bana ne yüreğimdeki sevdam ne de sizlere karşı olan sorumluluğum mani olmaz,ben şehit oğluyum aksi bir hal rahmetli pederimin aziz ruhunu da rahatsız eder,incitir

Canım Anam, Güzel Feridem
Günü gelir de şehadet haberimi duyar iseniz lütfen metin olunuz ,üzülmeyiniz biliniz bu millet daha çok Mustafa lar ,İsmet'ler,Kazım'lar ve MEHMET ler yetiştirecektir bir ölürüz bin doğarız....,bir gün gelir bir başka MUSTAFA çıkar ,yalnız düşmanı değil milletimin makus talihini de yener .İşte o vakit biliniz ki ben de mutluyum ,önemli olan bizlerden sonra gelecek kuşakların bizleri tanımaları değil bizlerin onlar uğrunda yaptıklarımızı anlayabilmeleridir........:icon_whis:icon_whis

Bu günde Harbe giderken sizi mübarek ellerinizden,Feride mi gözlerinden hasret ve muhabbetle öper sizleri ,biricik sevdiğim Vahide'mi, Dilaver kardeşimi, Ramiz Amcayı ,Fatma yengeyi,Hatice yi ,Hasan ı,Cihan güzelim Zarife yi ve Aleks Bate mi,Kızçeleri mi ,küçük Maksim Hüseyin i,Meyrem ve kızancıkları ve İnecik ve Kamuş'u,Cezmi Komutanı kısaca herkesi Yüce rabbime emanet ederim ,Gidip dönebilmek ,dönüp bulabilmek umuduyla Allah'a Emanet olunuz

Hakkınızı helal ediniz.......
Evladınız Duygusal Tıbbiyeli Mustafa ,Namık,Karakalpaklı,( hıçkıran kahraman),vs,vs

emrecetin
27-03-08, 19:26
ATV'nin özet yazacağı yok. İş yine bize kaldı.

"Alex ve Zarife'ye uygulanan ceza ailede herkesi çok üzer. Ramiz ve ailesini artık daha zor günler beklemektedir. Ancak gelişen olaylar yaşananlara yepyeni bir boyut kazandıracaktır. Abdül yaptıklarının cezasını çekecektir.

Osmanlı Devleti Yunanistan'a savaş ilan etmiştir. Seferberlik haberini duyan herkes gönüllü olmak için sıraya girer. Manastır sokakları gönüllüler ile dolmuştur. Haberi öğrenen Mustafa ve Dilaver de gönüllü yazılmak için Manastır'a giderler. Vahide de savaşa gitmek ister ancak Mustafa ona evde kalıp aileye destek olması gerektiğini söyler. Dimitri ise savaş haberini aldıktan sonra planlar yapmaya başlar."

Kaynak: Emre'nin hayal gücü :)

wampirss
06-04-08, 16:31
Mustafa dan ailesine mektupar ( Bölüm 2 )

Canım Anam, Güzel Feridem
Günü gelir de şehadet haberimi duyar iseniz lütfen metin olunuz ,üzülmeyiniz biliniz bu millet daha çok Mustafa lar ,İsmet'ler,Kazım'lar ve MEHMET ler yetiştirecektir bir ölürüz bin doğarız....,bir gün gelir bir başka MUSTAFA çıkar ,yalnız düşmanı değil milletimin makus talihini de yener .İşte o vakit biliniz ki ben de mutluyum ,önemli olan bizlerden sonra gelecek kuşakların bizleri tanımaları değil bizlerin onlar uğrunda yaptıklarımızı anlayabilmeleridir........:icon_whis:icon_whis

Bu günde Harbe giderken sizi mübarek ellerinizden,Feride mi gözlerinden hasret ve muhabbetle öper sizleri ,biricik sevdiğim Vahide'mi, Dilaver kardeşimi, Ramiz Amcayı ,Fatma yengeyi,Hatice yi ,Hasan ı,Cihan güzelim Zarife yi ve Aleks Bate mi,Kızçeleri mi ,küçük Maksim Hüseyin i,Meyrem ve kızancıkları ve İnecik ve Kamuş'u,Cezmi Komutanı kısaca herkesi Yüce rabbime emanet ederim ,Gidip dönebilmek ,dönüp bulabilmek umuduyla Allah'a Emanet olunuz

Hakkınızı helal ediniz.......
Evladınız Duygusal Tıbbiyeli Mustafa ,Namık,Karakalpaklı,( hıçkıran kahraman),vs,vs

burası çok güsel imiş kim yazdı ise ellerine saglık

emrecetin
09-04-08, 21:35
Yeni bölüm özet tahmini

"Ramiz ve ailesinin geçim derdi halen devam etmektedir. Kasabada kimse onlardan süt almamaktadır. İşler kötü giderken kasabada gelişen yeni olaylar herkesi şaşırtacaktır.

Osmanlı-Yunan Savaşı tüm hızıyla devam etmektedir. Osmanlı ordusu yoğun çarpışmalar sonucu Yenihisar'a girer. Mustafa hekim olarak yaralılara bakmakta ve cepheye döneceği günü beklemektedir. Bu arada Mustafa cepheden çok üzücü bir haber alır.

Alex İşkodra'da muallimlik yapmaya başlamıştır. Köyde herkes ona karşı mesafelidir. Alex zor olacağını bilse de önemli bir karar verir."

Kaynak: Emre'nin hayal gücü :)
Geçerlilik Zamanı: En geç Cuma günü

emrecetin
10-04-08, 18:04
Sevgili Mustafa Kardeş

Nasılsın, iyi misin? Nasıl gidiyor harp? Ara sıra bana yaz, merak ettim seni. Seninle baştan atışsak da artık kankayız, değil mi?

Sana iyi haberlerim var. Şu Abdül'den kurtulduk nihayetinde. Mazhar Paşa geldi, aldı götürdü onu. Cepheye gidecekmiş galiba, sizin oralara düşerse sana bir kolaylık yaparım. Zamanında beni de mesleğimden edecekti deyyus, neyse buldu cezasını. Bir de unutuyordum, Dilaver de kaymakam oldu. Buna en çok ben sevindim biliyor musun. Ömrümü yediniz be, sizi kollamaktan imanım gevredi. Abdül dediğin de şeytan gibi, öyle saf değil, akıllı ciğersiz bir tip. O koskoca matbaa makinasını o evden çıkarırken neler çektim bir ben bilirim bir de Allah bilir. Tabii, siz o sırada yok Hasan düğüm çözsin yok Meryem Dilaver ile evlensin diye işin gırgırındaydınız. İlyas'la o gece yaşadığımız sıkıntıyı bilmezsiniz. Hayır, matbaa makinası da çok hafif birşey değil ki. Baştan yerinden bile oynatamadık, mübarek külçe gibi kıpırdamadı bile. Sonra bizim bir iki arkadaş vardı onlar yardım etti de çıkardık. Mürekkepleri de temizlememişsiniz, taşırken güzelim kıyafet simsiyah oldu mürekkepten. Ne pis adamlarsınız be, madem çıkarttınız gazeteyi, makinayı da bir temizleyin. Hala çıkmadı lekeler, bizim hanım ne kaa uğraştı, çıkaramadı. Sizin için neler çektik zamanında. Artık benden bu kaa valla. Dilaver kaymakam oldu, artık arkanız sağlam. Bundan sonra siz bana çalışacaksınız valla, bu işler böyle Mustafam. Dün sana, bugün bana.

Seninle baştan çok terstik ama şu Abdül bizi barıştırdı işte. Ama ne yapalım be Mustafam, biz böyle yetiştik. Biz bilmeyiz böyle Padişaha başkaldırma filan. Biz gençliğimizde Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre'si oynardı, sen bilmezsin. İzleyenler oyundan sonra "Allah muradımızı versin", "Muradımız budur" diye bağırırdı. Eh, Abdülaziz'in küçük şehzadesinin de adı Murat. Padişah işgillendi tabii, sürdü Namık'ı Magosa'ya. Eh biz de korktuk be Mustafa, bu özgürlük hareketleri korkuttu bizi. Sürgünden korktuk. Ses çıkarmadık, yeri geldi rüşvet aldık. O Petrus'tan az para almadım zamanında. Yetmiyordu para, bilmiyorduk paradan da önemli şeyler var şu hayatta. Alışmışız bizi tek adamın yönetmesine be Mustafa, anlayamadık olanları. Bir de senin ilk eşgalin geldiğinde seni öyle bir anlattılar ki aman aman. Sanki gelen ırz düşmanı. Eh biz de otomatikman seni yakalamak için uğraştık. Alllah var ya şu Abdül ciğersizi olmasa, bir de Dilaver olmasa bizim düzeleceğimiz yoktu. Beni de İttihatçı yaptınız be. Ama ben hemen anladım senin kaçak olduğunu, benden kaçar mı be. Siz kiminle dans ettiğinizi biliyor musunuz? Bir tek şu İstanbul'dan adam çağırdım, ordan nasıl yırttınız onu anlamadım. Sizde az değilsiniz yani. Neyse, bunlar geçmişte kaldı. Öğrendim ki rahmetli baban da Rus Harbi'nde şehit olmuş. Benim de şu sol omzumda Moskof'ın bıraktığı nişan vardır. Ben de şehadet şerbetinden içecektim de kısmet değilmiş. Seni yanlış bilmişiz be Mustafam. Abdülhamit konusunda hala senin kaa ters değilim ama olur o kaa. Gelişmelere göre bakarız bir hal çaresine. Şu savaş bir bitsin de İlyas, Sen, Dilaver, Ben bir Bilal Emmi'ye gideriz, bir kafaları çekeriz. Unuturuz herbir şeyi.

Yalnız Mustafa. Duydum cephede hekimim demişin. Bir de İstanbul Üsküdar demişin. Yavrum sen delirdin mi? Bir kimlik aldım diye çok boşladın ha, ona göre. Ben yokum orda, kurtaramam seni. Ayağını denk al, tepki çekme. Valla bu sefer ben bile kurtaramam seni. Zaten Karakalpaklı olduğunu da herkes biliyor artık. Pürsıçan'da küçük çocuklar bile öğrendi, çok açık ettin kendini. Küçük küçük maksimler yüzlerini örtüp oyun oynuyorlar, çoluk çocuğa kaa düşürdün yani güzelim efsaneyi. Seni nasıl örgüte aldılar be.. Kalpaklarını da Agop aldı zaten. Onu da göremez oldum, kesin sızdı kaldı bir yerde. Ömrüm şu adamı aramakla geçti ya. Neyse, aman dikkat et, gözünü seveyim. Arnavut Mehmet ile de tanışmışın. Dikkat et yalnız, çok inattır kendisi. Senin o Pürsıçan keçisinin inadı hiçbir şey, ben sana söyleyeyim. Adamı kanser eder bu Arnavut, sen bir de cepheden onunla savaşacan. Ne diyeyim Allah kolaylık versin sana.

Dönünce sana yapacaz mı düğün be Mustafam? Hadi gene iyisin, senin de kısmetin burada imiş. Yalnız Ahmet Ekrem'e dikkat et. Çok fena bakıyordu Vahide'ye. Bu karı-kız işleri kırk yıllık dostlukları bozar adamı düşman eder birbirine, ben sana söyleyeyim. Hadi Abdül neyse de sen dönmezsen bu Ahmet Ekrem Vahide'ye göz koyar, benden söylemesi.

Haydi selametle Mustafam. İyi hücum et Yunan üstüne. Fazla da kahramanlık yapma, orası harp meydanı. Komutan ne derse ona uyacaksın. Bir de bir daha şu deli Arnavut'a uyup taş filan atayım deme sakın. Taş devrinde miyiz Mustafa? Zaten çavuş da olmuşun, ne güzel Pürsıçan be. Biz senelerimizi verdik anca bu mevkiye gelebildik, sen çat Çavuş ol. Yakında Teğmen de yapar seni Ahmet Ekrem. Hadi çok uzattım, sayfa bitiyor. Harp zamanı, öyle çok fazla kağıt bulamıyoruz. Zaten her dakika telgraf geliyor. Dur be bir tane daha geldi. Girmişiz be, Yenihisar'a girmişiz Mustafam. Gerçi kime söylüyorum, bu haber sizin Alosonya'dan geliyor. Aferin be, iyi gidiyorsunuz, hadi bakalım. Allah devamını getirsin. Tepeleyin şu Yunan'ı.

Gözlerinden öperim Mustafam. Allah'a emanet ol. Vatan size emanet, hadi görelim sizi.

Kumandan Cezmi

emrecetin
10-04-08, 21:55
Dizideki karakterler için ve çeşitli alanlardaki mücadelelerimiz sırasında zaman zaman karalanmış dörtlükler. Derli toplu burada bulunsun bari. Devamı gelir inşallah :)

Ramiz Baba için

"Yoktur kalbinde hiç kötülük, sever benim Ramiz Babam herkesi
Eksik olmaz hiç sabahları kumrilerinden gelen Günaydın sesi
Çok sevilir, herşeyidir ailesinin, o yok iken gelmez kimsenin gülesi
Ölümü göze alır sevdikleri için, dik tutar başını verirken bile son nefesi"

Fatma Ana için

"Vardır bazıları sert, taş kalpli, acımasız sanarlar seni
Bilmezler ki ilk Fatma Ana anlar esas yürekten seveni
Vefalıdır, kocası hasta iken de kaybetmez sevgisini
Yobazlar korkar ondan, bir konuştu mu susturur hepisini"

Mustafa için

"Osmanlı yıkılırken yeni güneşler doğdu gün gibi, çöken imparatorluk üstüne
Mustafam da bunlardan biri oldu, koydu vatan sevgisini yüreğinde en derine
Namık Kemal’in izindedir o, onun gibi vatanı için gider ölüme sevine sevine
Sevdalandı Vahide'sine, gönülden sever onu ama söz geçiremeyi artık o da kalbine"

Vahide için

“Yüklenmeyin artık benim asker kızıma,
O olmasa kim tutar o kaa nöbet sabahtan akşama,
Yoktur eşi benzeri, zaten adının manası nadide,
O güzelim masmavi gözlerini neden beğenmedin be Vahide”

Zarife için

“Bu ne sevimlilik büle, saçları yüzü aynıdır kadife
Yüzü gülmedi, çok acı çekti aşkı için zarif kızımız Zarife
Özledik duyalım onun ağzından muzip bir şekilde Kıssmetttt
Rabbim sen cihan güzelini de düşün, onu da artık mutlu et.”

Meryem için

"Utangaç, mahçup bir şekilde kaçırırken de bizden gözlerini
Kaybetmedi o asil duruşunu Meryem, güçlü tuttu hep kendini
Zamanında ne acılar çekmiş, yaşamış şehadetin de şerefini
Hem ana hem baba olmuş kızanlara, doldurulamaz hiç onun yeri."

Zalex için

"Kara talih yazılmış yazgılarına herkes karşı geleyi sevdalarına
Dövüp, aşağılayıp, yakayiler onları ama bilmeyiler ki uğraşayiler boşuna
Anlamayiler herşeye rağmen Zalex olacak hep birlikte hep yan yana
Çekilen o kaa acıdan sonra gelecektir güzel günler yakındır o büyük kavuşma"

Maksim için

"Ne eyi etmiş Hasan ki getirmiş seni
Yeyem mi ben te şimdi senin o ellerini
Kalmadın öksüz yetim, ne diye ağlarsın
Teyy be şapkalı maksim sen ne kaa tatlisın"

Nevreste için

“Dedik biz sana sonuna kaa Nevreste,
Söz anacağım seni aldığım her nefeste,
Kimileri sana dese de Nevresim ya da Aheste,
Sen bizim gönlümüzdesin, gönlümüzün içindeki kafeste.”

27. bölüm asker uğurlama sahnesinden sonra yazılan dörtlük

"Ne ana hasreti ne sıla özlemi ne de yarin sevgi dolu bir bakışı
Hepsi teferruat kalır şayet söz konusu ise vatana hizmet aşkı
Kıymeti kalmaz zaten geride kalanların eğer elden gitti ise vatan
Yaşamak istemez ki bu millet üzerinde alsancağın gölgesi olmadan"

Arnavut Mehmet için

"Tuttu mu kör inadı giderdi üç akçe vermemek için taa Tirana
Durduramazdın o deli Arnavut’u eğer koydu ise bir şeyi aklına
Yılmaz idi bitse de mermisi, taşla sopayla saldırırdı yine düşmana
Rahat uyusun, daha çok Mehmetler yetişir kurban olacak bu vatana”

Hemşire Bihter İçin

Nevreste'nin acısı yüreğimden geçince
Kalbimden vurulmuşa döndüm birden onu görünce
Gönlümün prensesini artık beklediğim yeter
Eş olacak bana hayırlısıyla hemşire Bihter

Her güzele yakmam abayı, ne vakittir boştur yüreğim
Bu forumda varsa çöpü çatılacak biri, te işte o benim
Bihter'e vuruldum ben, hastalansam bile bana o bakar
Abdüş de kim imiş, ateş olsa cürmü kaa yer yakar

Sufi için

"Ne istersin sevenlerden, anlamayım seni Sufi,
Senin dengin Dimitri'dir, düş artık yakamdan mori.
Te uğraşma boşuna hiç kandıramazsın sen beni,
Hiçbir kuvvet açamaz sana kalbimin kapısıni..."

Abdül için

"Paşa oğlu oldun da ne oldu ahlaksız, ciğersiz mahlukat
Ahirette yakandadır herkes, gideceğin yer ateşten yedi kat
Lazımdır ahiretten önce de acıların en büyüğü sana gelsin
Adını sülemeye bile tiksinirim, Abdül senin Allah belanı versin"

Mazhar Paşa için

"Mazhar Paşa, sen çok yaşa
Vur Abdül'ün kafasını taştan taşa
Sonunda geldi Dilaver başa
Anladık şimdi o niye gitmedi savaşa"

Yinge’ye Nevreste Cevabı

"Herşey ne kaa güzel idi kurtarmıştım Nevrestemi Tıbbiyeli'nin elinden
Hasta deyip getirmiştim onu eve, yerimde duramaydım sevincimden

Pürsıçan'dan döner iken dedim çok şükür oldi oldi bu iş tamam
"Götür kızımı Stanbola, iyileştir" demiş idi Nalbur Kazım Babam

Tanışmış idi ailemle, süledim onlara işte benim müstakbel zevcem
Anam taktı dudak büzmesine ama dedi "Kızanım sevdiyse e ben de sevem"

Kaç gün baktım ona, saydım yüzündeki benekleri tek tek
Moral verdim hep, dedim ona atmaz sensiz bu yürek

Te ne oldi ise işte ondan sonra oldi
O kaa güvendiğim Yingem beni sırtımdan vurdi

Peşin Nevreste senin dedi, düğün için hiç engel yoktu
Sonra ikimizin arasına Yingem o randevucu İlyas'ı soktu

Bugün ME için bayramdır, benim için ise tam bir hüzün
Mübarek cuma günü yalan oldu Nevreste ile bizim düğün

Başlayacaklar yine Sufi de Sufi, kötü günler kapıda
Ama bilin ki bu mücadele bitmez sürer te mezara kaa

Üzüliyim, desem şimdi kalpsiz İlyas'a, son bir kez görem onu
Deyecek "Randevun var mı?", ben de o vakıt boğacam o melunu

Herşey boş geleyi, mana etmeyi sözcükler
Aklım düğümlendi be more, gidem belki Düğümcü baba çözer

Nevrestemin acısı artık bir ömür bana yeter
Bu biçare kızan bundan büle bu sevdayı da kalbine gömer"

ME’ye Sufi Cevabı

"Demek istersiniz o uğursuz Sufi gelsin
Yoksa Alex'i mesleğinden edenin kızını mı dersin

Ne kaa çabuk unuttunuz yaptıklarını Zarifeme
Hem Zalex'çiler de aynı der, gelme Sufi bre gelme

Ben biliyim ne yapacağımı te süleyem mi?
Bedia vermedi ağılı kimseye dogri üle mi?

Te alacam o ağılı ondan, diyecem ki ben ona
Ne kaa istersin veriyim, bi getirme Sufiyi buraya

Gelirse de deyecem bul ona bir kısmet
Gelme ME'nin oyununa, aman beni idare et

Düğümcü baba da bendendir, te Nevrestem süledi
Korkma, ben konuşurum giremez o ME aramıza dedi

Çok gelmez bana ne Nevreste ne Vahide
Yazmadım ben be o kaa şiiri onlara beyhude

Yinge kurtar beni bu ME'den
İstemeyim evlenem bu gurursuz Sufi ilen"


Teyyy, ne kaa çok yazmışız be. Hepsini bir araya toplayınca ne çok gözüktü gözüme :)
Arnavut Mehmet ve Hemşire Bihter için dörtlük eklenmiştir

recchie
16-04-08, 14:32
Yenişehir,Arnavut Mehmet Ve Veda üstüne

Dizimizde bu bölümde geçen savaş sahnelerini görümce yine bu savaşın geçtiği yerler ile ilgili birşeyler yazmak istedim geçen hafta da Çarşamba günü benzer şekilde bir yazı yazdığımdan ötürü "Çarşamba yazıları " gibi bir hal alıyor bu iş galiba.
Evet efendim,Yenişehir yada Larissa son bölümdeki çarpışma sahnelerinin hemen ardından Osmanlı ordususnun eline geçtiğini bildiğimiz Tesalya nın merkezi konumundaki şehir".Mustafa ya bir şey oldu mu acıbaa ? ":img-hyste:img-hyste geyikleri bir yana dursun biz yenişehir e şöyle bir göz atalım .Uzun uzadıya tarihi bilgiden çok Yenişehir in önemli gördüğümüz bazı yönlerine bakalım.Yenişehir ilk defa Fatih Sultan Mehmet zamnında Türk olmuş o tarihten mübadele ye kadar da Türk ler hiç bir zaman azınlık olmamış ve tabii önemli simalrın da yetiştiği bir yer olmuş Yenişehir. Vatan şairi Namık Kemal in en çok etkilendiği şair Yenişehirli Avni gibi veya Türkiye' de milli olimpiyat komitesini kuran Selim Sırrı Tarcan gibi

Yenişehir hemen arkasından Tırhala düşecek ve daha sonra ele geçecek pekçok yerden sonra ordumuz bir ay da aşılamaz denilen Termopil geçidini 24 saat te aşacaktır. Tabii bu termopilin ilk kez aşılışı değildir,ama bilinen kaynaklarda buradaki ilk kapışamanın galibi Büyük iskender dir ( Aleksander III)
Bizim dizimizin makedeon kahramanı Aleks in ismini aldiğinı söylediği büyük makedon kralı.Şimdi de ben biraz "faideli bilgi" vereyim size ama bunlar öyle kes yapıştır bilgisi değil öyle her yerde bulunmaz
Bazı kaynaklar Kur'an-ı Kerim in Kehf suresinde 84,87,95,96,99 ayetlerinde sözü geçen Zulkarneyn in İskender olduğunu söylertabii buna maddi delillerden çok kavram tahmini ile varmışlardır. İskender in doğum yeri Pella dır (ki bugünki Manstırın az güneyinde kalmaktadır) Zulkarneyn hikayesinde geçen harekatlar ile İskenderin yapmış olduğu fetih yönleri karşılaştırılmıştır Pellas orijin alınıp önce batıya İllirya ya harekatı oradan kıvrılarak güneye Teselya ya kıvrılması başlangıç hareketinin vurgulanması açısından önemlidir çünki istikameti Termopil geçidi dir Teselya sınırları içindeki bu yer Kur'an da detaylı bir şekilde tarifi yapılan ve" tepeden bakıldığında bir çanak gibi kenardan yükseltisi olan" bu bölgede Yine Kur an da etraflıca tanımlanmış bataklık arazi ve Sıcak su kaynağı sözü Heredot un kitabının 176 bölümünde

" Thermopyllerin batı yönü Oita dağlarıdır. Çok yüksek, sarp aşılmaz dağlardır. Doğu yönünde yol BATAKLIK bölgede denizle çevrilidir. Bu yol üzerinde Sıcak su gözeleri vardır ki, yerliler bunlara “Kazan”lar derler… Bu yolun birinde bir duvar yapılmıştı. Hatta eskiden kapılarla da süslüymüş. Bunu Phokis’liler Thessalia’lılara karşı yapmışlardı.. Onların Thesprotia’dan kalkıp, bu günde oturmakta oldukları, Aiolis’e gelmelerinden korkuyorlardı. Kendilerini köle edinmek isteyen bu ulusun yaptıkları akınlara karşı alınmış bir tedbirdi. Hatta o dönemde SICAK KAYNAKLARI DA USTALIKLA GETİRİP YOLA AKITMIŞLARDI. Maksatları yol, su dolu hendeklerle kesilsin, geçilmez hale gelsin di.
şeklinde anlatılır ve birbiri ile örtüşür

İşte böyledir dostlar Aleks deyip geçmeyeceğiz bileceğiz ve tabi başka şeyleri de bileceğiz o batak çorak topraklarda yitip giden nice vatan evladının hatırasını "Milli kahraman" sözcüklerini tırnak içinde yazarak üç kuruşluk hırsların ,hazımsızlıkların malzemesi yapamayacağımızı de bileceğiz
Arnavut Mehmed'in dediği doğrudur bir Mehmet gider bir Mehmet gelir... evet gelir bir başka Arnavut Mehmet gelir der ki " Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker Gökten Ecdad inip öpse o pak alnı değer"bunların kıymetini bileceğiz
Üsküp lü ünlü şairimiz Yahya kemal in bir eserinde bahsettiği ve isim olarak verdiği "Eğil Dağlar" isimli türkünün“Talim” veya “Yunan” Türküsü diye bilinen
Gazi Ethem Paşa komutasında Atina’ya doğru ilerleyen yiğit ordunun neferleri arasında söylenmiş 1897 Yunan Harbi’nde Gazi Edhem Paşa ordusunun Atina’ya doğru yürüyüşü sırasında yakılmış bir türküdür. “Eğil Dağlar” adını verdiği kitabında milli şairimiz Yahya Kemal Beyatlı, bu türkünün ifade ettiği mânâyı kendine has üslûbuyla veciz şekilde anlatmıştır


“Yazık ki bu türkü Osmanlı toprağını yalnız bir yaz canlandırdı. Fakat o ne yazdı! Arslan başlı Gazi Edhem Paşa’nın simasında bu millet eski heybetini bir daha gördü, onun arkasından yürüdü, Fatih’in geçtiği Tesalya yollarından bir daha geçip Dömeke’ye kadar koştu, Yunan ordusunun arkasından yetişemedi.” (2) Harp tarihinde “askeri bir gezinti” diye yâd edilen bu Tesalya harbi vatanın son sürekli sevinciydi. Anadolu’nun, Rumeli’nin her tarafında bu türkünün sesi işitiliyordu.”

Bugün bir yanımızda sn Ayşe hanımın muhteşem bestesi var "Çatışma" deniliyor şimdilik
ben kendimce" Veda Senfonisi" demek istedim adı verilene dek bir yanımızda "Eğil Dağlar " türküsü

Edit : " Eğil Dağlar" ın sözlerini dökümanlar kısmına eekledim ilgilenenler için"

emrecetin
17-04-08, 12:37
Merhaba Günlük

Bugün cephedeki 2. haftamız da bitti. Yemeklerimiz iyi Allah'a şükür. Ama cephane az işte, bu gidişle atacak mermimiz kalmayacak kefereye. Zaten bu deli Arnavut'a uyduk fırçayı yedik kumandandan. Burası oyun bahçesi mi diye bir güzel ağzımızın payını verdi. O kaa dedim yardım bir palikaryanın kafasını kumandanım diye ama nafile. Cephe gerisine attı bizi. Gerçi yaralılara baktım, iyi oldu ama neyse ki cezamız bitti. Ben yapamam öyle arkada filan, önlerde olmam lazım benim. Kahraman bünyeme ters bu hareketler.

Herkes burnumda tütüyor. Pürsışan'a nasıl da bağlanmışım, nasıl özlemişim. Vahidem ile de evlenemedik zaten. Ama vatan sevgisi ne yapalım, geçiyor herşeyin önüne işte. Yolladığım mektup ulaştı mı acaba? Hayır geçen bir mektup yolladım da ona, hiç düşünemedim nasıl okuyacak bu kız bunu diye? Eyvah eyvah, inşallah Ramiz Amca duymamıştır yazdıklarımı. Nasıl düşünemedik? Harp akıl mı bıraktı adamda. Bizim Dilaver okur inşallah mektubu Vahide'ye, Hasan filan okursa yandık. Zarife'nin mektup işine döner o iş.

Bu Ahmet Abi'den de şüphelenmeye başladım. Günlük yazarken sürekli beni kesiyor. Vahide yazarken direk odaklanıyor deftere. Cezmi Kumandan doğru söylemiş galiba, bunun da gözü var Vahide'de. Hayır İstanbul'da filan bu bu kaa çapkın değildi bu. Bula bula benim sevdiğim kızı mı buldu? Abimdir tamam ama Vahide'yi yar etmem kimseye. Bak yine bakıyor, neyse, alttan alalım, ne de olsa kumandanım şimdi. Papaz olmayalım boş yere.

Cezmi Kumandan'ın mektubunu aldım ya pek sevindim. Abdül cepheye geliyormuş. Var ya bir düşsün buraya, bir düşsün biliyorum ben ona yapacağımı. Sadece Ahmet Abi'ye Vahide'ye yaptıklarını anlatsam kafi. O bile icabına bakar, ama daha hesabımız bitmedi o ciğersizle. Yalnız Cezmi komutan çok sitemkar konuşmuş, bundan sonra bana çalışacaksınız filan. Adama fena bağlandık iyi mi, herşeyimizi biliyor artık. Ne derse yapacaz bundan sonra. Değişti tamam ama korkmuyorda değilim yani. Yok yok yapmaz Cezmi Abim bunu bana, zaten yaparsa yandık. Geçmişte rüşvet filan almış, para filan mı isteyecek acaba? Yok be Mustafa, getirme aklına böyle şeyler, kankan oldu artık o. Daha birlikte neler yapacaksınız onunla, harp zamanı güzel şeyler düşün, karartma içini.

Bizim bu Arnavut da bir alem. Dedikleri kadar var inadı. Geçen bir türkü söylüyordu, "Bülbüller Ötüyor" türkünün adı. "Seher Vakti" yerine "Kuşluk Vakti" dedi. Ben de müdahale ettim tabii abi şaşırdın yanlış oldu diye. Anam anam sen misin yanlış söyledin diyen, dönmüyor inadından benim söyledğim doğru diyor. 2 gün konuşmadı benle, kızdı bana. Sonra yine ben alttan aldım, abi yanılmışım ben dedim de barıştık. Yoksa konuşacağı yoktu. Ama asker arkadaşı bir başka imiş, çok bağlandım bu Mehmet'e. Allah göstermesin şehit olursa çok üzüleceğim. Herşeyi paylaşıyoruz burada, her an ölüm ile burun burunayız. Cidden farklı imiş asker arkadaşı, inadı tuttu mu tutuyor ama çok seviyorum bu Arnavut'u. Bir tek şu yanındaki arkadaşı biraz ters. Nasıl tembihlemişler ise İttihat ve Terakki lafını duyunca delleniyor. İyi ki benim yüzüğü vermişim Vahide'ye, yoksa anlardı bu benim durumu. Vahide de kolye yapmış yüzükten, canım benim seveyi beni. Ara sıra konuşuyoruz işte açık etmemek için kendimi zor tutuyorum valla, bir gün anlayacak herşeyi, sonra şehit olamadan hain yaftasıyla gidecez ahirete. Cezmi Kumandan doğru söylüyor, çok açık ettik kendimizi, bu aralar biraz frene basmamız lazım.

Neyse günlük, bugünlük bu kaa olsun. Sesler gelmeye başladı, kefere hücuma mı kalktı ne. Ben gideyim şu birliklerin yanına. Ahmet Abi bizi çavuş yaptı, artık sadece kendimi düşünemem, düşünmem gereken bir de takımım var. Anladım ki bu askerlik bireysel mücadele ile olmuyormuş, hep birlikte ortak hareket etmemiz lazım, yoksa yürümüyor bu işler. Hadi ben kaçayım artık, zaten biri bana sesleniyor.

Tekrar yazarım sana günlük. Hadi kal sağlıcakla.

Mustafa

Arnavut Mehmet'in şehadetinden sonraki kısmı da yazarsam eğer ileride, o çok hüzünlü olacak. Böyle hafif komedi olmaz herhalde onda, bakalım belki haftaya yazarım ikinci kısmı.

emrecetin
19-04-08, 15:33
Forum çok sessiz. Benim de çok birşey yazasım yok. Eskiden bir mektup yazmıştım. Onu buldum şansa. Bulmuşken buraya koyayım dedim. Canı sıkılan okuyabilir.

İlk göz ağrım, Canım Ayşem

Ayşem biliyim, bana kızgınsın. Önce Hatice’yi istedim, şimdi Bedia’yı istiyorum diye bana kırgınsın. Hem sen Bedia’yı da bilirdin, severdin, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmezdi. Şimdi sen arkadaşımı benim yerime koydun deysin, ondan öfken daha da katmerli, te onu da bilim. Ama yalnız başıma olmuyor be Ayşem. Sen gittiğinden beri evde yapayalnızım. Te yemeğimi ben yapayım, sofrayı ben kaldırıyim. Sonra yemek saati kaçayi, gece 10’da yemek yediğim olayi. Tek kanatlı kuş uçmayi be Ayşem, bana lazım artık bir kari.

Başta hatalıydım biliyim. Hatice olayında haklisın. Orda ben de utandım
kendimden. Te kızcağız seveymiş Hasan’ı, girdim aralarına. Hasan’ın ekmeği ile oynadım, Ramiz Aga’yı tehdit ettim Musafa Namık konusunda. Çok utaniyim o günleri hatırladıkça. Ama istedim benim de çocuğum olsun, malum senin ömrün vefa etmedi o kaaa. İstedim Hatice bana kızancıklar versin, kızçeler versin. Sabah olunca onlar bana “Hayırlı sabahlar babiş” desin. Hep kıskandım Ramiz'i ve onun ailesini. Ondan ötürü idi o fenalıkların hepisi. Ama sonra düğünde anladım hata yaptığımı. Verdim dükkanı Hasan’a, helali hoş olsun. Bir nevi hatamı affettirdim ama değil mi be more?

Mustafa da isteymiş Vahide’yi, ne uğraştım zamanında çocuk ile. Elbise verdim ona da, üle de hatamı affettirdim. Ramiz Aga’nın süt ineciğini kesmedim, Kamuş’u besledim hep, üdedim borcumu. Neyse ki akıllandım artık, o zamanlar gözümü kin bürümüştü, şeytana uydum, hep fenalık, tersinalık yaptım. Ama Cezmi ile de konuştum, bıraktık Mustafa’nın peşini. Biz iyi idik, ne vakıt kötü olduk bilmeyim. Hırs Ayşem, hırs bizi bizden etti.Neyse ki anladık hatamızı, döndük geri.

Te büle idi herşey. Sonra Bedia’ya vuruldum more, cilveli kadın, e o da dul. Lazım idi ne yapam, tam birbirimize göreyiz biz işte. Te sen de kabul edesin, mutlu mesut olalım Ayşem. Senin yerin ayrıdır, hep kalbimdedir. Ama Bedia da iyi kadındır, seveyim ben onu. Zaten Ramiz Aga sağolsun, yaptı aramizi. Yine adama görünmeyesin rüyasında. Geçen bir görünmüşün Hatice meselesinde, nasıl korkti, aman deyim. Onun suçu yoktur, bendedir bütün kabahat. Affedesin beni. Te Manastır’a de gittik Bedia ile, alışverişi de yaptık. Orda Zalex’i de gördük. Burayı geçelim, derin mevzu Zalex. Neyse sen bilisin ki ben seni seveyim, hep sevdim, ama artık yalnız yapamayım. O yüzden kızma bana Ayşem, Bedia ile mutlu olalım. Hem belki bir kızçemiz olur onun ile, adını Ayşe koyacam eğer olursa bak süz sana.

Seni unutmayacam Ayşem, bana kızmayasın. Biliyim ki kabul edeceksin, seversin sen Cabbar’ını, istemezsin zorluk çeksin, üzülsün. Hadi o vakıt, rüyamda bana sülersin cevabını. Ama eyi düşün Ayşem.

Haydeee……..

Kasap Cabbar

weasleys
23-04-08, 20:25
Mustafa Hep Kahraman

Küçücük bir çocuktum
Sebebini bilmeden
En tescilli yakışıklısından
Abim oldu sanmıştım

Sonra biraz büyüdük
Hatice’yi evlendirdik
Mustafa eniştem olmuş
Alex sürgün edilmişti

Mustafa hep kahraman
Kahraman hep Karakalpaklı

Karakalpaklı gelmişken
Vahide kıskanmışken
Kim daha kahramenken
Dünya dönmekteydi

İngiltere Uganda’yı işgal etmiş
Liverpool kurulmuştu
Van Gogh intihar etmişken
Mao henüz doğmamıştı

Mustafa hep kahraman
Kahraman hep Karakalpaklı

Japonya Meiji yönetiminde
Kongo özgür devletti
Amerika henüz
Porto Riko’yu almıştı

Sonra Eiffel yapıldı
İlk sinemaya gidildi
Aspirin piyasaya sürüldü
Evelallah içimiz rahatladı

Mustafa hep kahraman
Kahraman hep Karakalpaklı

Bismark görevden alınmış
Gana işgal edilmişti
İlk resmi olimpiyat yapılırken
Japonya’da tsunami olmuştu:icon_cry:

Anjiyografi yapılmış
GATA henüz açılmış
İstanbul’da deprem olmuş
İspanyol Amerikanla savaşmıştı.

Mustafa hep kahraman
Kahraman hep Karakalpaklı

Çevre kirlenmemişti
Labado tükenmemişti
Osmanlı-Yunan harbi başlamışken
Dilaver kaymakam olmuştu

Karakalpaklı attan inerek
Kostümünü rafa koyarak
Cepheye gidince
Vahide ağlamak istedi:icon_cry:

Mustafa hep kahraman
Kahraman hep Karakalpaklı

Savaş henüz bitmişken
Osmanlı zafer kazanmışken
Asker evine dönerken
Vahide ağlamaya çalıştı:icon_cry:

Yüzük düştü kayboldu
Hisssiyat bozuldu
Ahmet Ekrem de gelince
Vahide yine ağlayamamıştı:icon_cry:

Mustafa hep kahraman
Kahraman hep Karakalpaklı

Hak hukuk düzen vardı
Çüş demesi çok zordu
Milliyetçilik de artınca
isyanlar başladı

karakalpaklı kurtarıyordu
zalim çete bastıryordu
kaymakam da değişince
sütçü gafil avlanıyordu

Mustafa hep kahraman
Kahraman hep Karakalpaklı

Mustafa makale yazardı
Dilaver temize çekerdi
Nitekim yazısını okuyan
Şaha kalkardı

Dimitri dayanamadı
Zarife’yi karaladı
Paşa ogli paşa
Falakaya yatırdı

Mustafa hep kahraman
Kahraman hep Karakalpaklı

Mustafa hep umuttu
Dimitri kadıyı uyuttu
Karakalpaklı belirince
Abdül kendini unuttu

Ne padişah ne sultan
Bi eniştem(Mustafa) bi ablam (vahide)
Yanında bir de sütçü babam
Sefam olsun yaradan

Mustafa hep kahraman
Kahraman hep Karakalpaklı

Fikret Kızılok'a şarkının orjinali için teşekkürlerimi sunarım.(tarih sıralaması birebir değil,1890larda gerçekleşen olaylar)

recchie
24-04-08, 13:51
Çarşamba yazıları

Bu yazımız 23 Nisan nedeniyle bugüne kaldı ama olsun .Dün 23 Nisan da birakaç senedir olduğu gibi Kızçe min okulunda idik ,çok çok güzel bir kutlama oldu, benim açımdan heyacanlı olan tarafı kızçem ve yaşıtları gurubundaki arkadaşlarının segilediği " Halk Oyunlarının Rengiyle Ezgi Ezgi Türkiye" isimli dramatize Folklor gösterisiydi ,Türlkiye' min 7 rengine bürünmüş öğrenciler nefis bir gösteri sundu ,benim kızçemde alımlı bir "Antep Kızı" olmuştu gösterinin en son bölümünde beyaz gömlek ve şalvarları kırmızı yelekleri beyaz başlıkları ile"Üsküp" yöresi ekibi geldiğinde salon kıpır kıpır dı nasıl olmasın ki? fonda "Mavrovo dan aldım Sümbül" çalıyor koca salon un en az 3/4 ü bir ağızdan söylüyor, ya bu türküyü herkes çok iyi biliyor (??) ya da ER nin bir parça olsun katkısı var fikrindeyim,acyip hoşuma gitti

Zaten bütün hafta dilimde sürekli bir "Yağmur yağar" bir "Sözüm var" durup durup mırıldanıyorum ."Sözüm var" ı dinlerken aklıma düşmüştü şöyle bir bakalım dedim.Nedir bu Pelister , Vardar ? baktık ,bakın neler bulduk

" Pelister ,Makedonyanın en yüksek dağlarından Baba dağlarının en yüksek tepesi, 2601 m. yüksekliği var" yani çıkmak o kadar da kolay değil bir özelliği de tüm balkan dağları içerisinde Alp dağları karakterli tek dağ olması tabi bunlar coğrafi özellikler ama bir özelliği dikkatimi çekti "Pelister" en çok değer verilen,Makedonya"daki korumaya alınmış 2 milli park kimlikli bölgeden biri ötekisi ne ? "Mavrovo" ... eh bizim dizimizde Mavrovo ya türkü olur da Pelister e olmaz mı?:img-wink:

Vardar için söylenecek çok şey var."Şarkıları Islatan Nehir" diyorlar Vardar a.Gostivar 'dan doğuyor bütün Makedonyayı kat edip Selanik ten Ege ye dökülüyor.Kelime kökenine bakılırsa "Var" sözcüğü Arp. da Kale Hisar anlamına geliyor Frs da ise Bülbül "Dar" ise yine Arp. da Ev yer yurt anlamında Frs.da ise Çatı.Ayrıca bu dar ek olarak kullanırsa -lı,-li anlımını da alabiliyor.Vardar ı kaleli hisarların hakim olduğu nehir gibi algılamak mümkün veya Bülbüllerin Evi olan nehir hangisi keyfinize uyarsa

Okudukları içinde Vardar ı en iyi anlatan yazılardan biri Sn Ferdi Nezir in bir yazısı idi ondan alıntı ile yazalım
"Sen hasret nedir bilir misin Vardar? Özlediğin olur mu hiç Vrutok’u tıpkı oralardan göç etmiş insanların sılaya olan özlemi gibi. Söylesene Vardar senin yüreğine hiç ateş düştü mü? Sevdiklerin için vuslat kaygın oldu mu? "

Vardar çok öyküler anlatır bize sevdaları ,ayrılıkları,hüzünleri,bunlarla oralarda yaşanmışlıkların İrşadı dır, yol göstericisidir bize . Belki Vardar' ın bülbüllerin evinin sularıyla o topraklarda mis kokulu Gül'ler boy verdi o güllerin üstünde Şebnem'ler gördü bir genç kız kendi gözyaşlarına benzetti belki de Tuna boyunda yitirdiği civan Aliş ine ağlıyordu , belki Vardar dan kopup gelen bir küçük derenin kenarında sevdiğinin gözlerine bakıp "Dünya ile Güneş " in hikayesini dinlediğini hatırlıyordu, belki de yitirdiği bir yüzüktü aradağı suyun yanında sevdiğinden yadigar,olmaz mı dersiniz ?

Ferdi Nezir üstad tan alıntıyla la bitirelim bugün

"Söylesene Vardar, akıttığın, her gün ahlarını dinlediğin muhacirlerin çaresiz gözyaşları mı, yoksa yeni bir ufka umut mu? Sen hiç ağladın mı Vardar, Makedonya diyarlarını terk etmek zorunda kalanın arkasından? Bir kova suya bütün ümitlerini bağladığın oldu mu giden sevdiğinin ardından dökülürken? Söylesene Vardar, sen hiç gökyüzünde asılı duran hilal ve yıldızlara anlattın mı hikâyeni, göz kapaklarının artık yorgun kirpiklerini taşıyamamasına rağmen? Paylaştın mı acılarını dalgalarınla, çıkardığın gürültüyle sessiz bir Balkan gecesinin karanlığında"

Sevgiyle kalın

Chatlac
26-04-08, 04:42
31. bölüm atv de yayınlanan özet :

Başta Vahide olmak üzere Ramiz ve bütün ailesi Ahmet Ekrem’in getirdiği haber karşısında sarsılmışlardır. Vahide Mustafa’nın şehit haberini aldıktan sonra içine kapanıp, hayata küser. Ramiz ise bir taraftan Mustafa’nın yasını tutarken bir taraftan da Vahide için endişelenmektedir.

Aleks sürgün cezasının kaldırılmasıyla Pürsıçan’a doğru yola çıkar. Diğer taraftan Mazhar Paşa ve Abdül Teselya sınırındaki savaş yaralılarını ziyaret etmeye karar verirler.

Benim kendi senaryom ise ; Mustafanın ölmeyeçeği muhtemeldir.Ameliyat olması doktorun işi başarıyla bitirmesi ve artık gerisi Allaha kalmış demesi ölmeyeçeğine bir işarettir zaten .büyük ihtimal sezon finalinde Mustafa geri dönücek ama yüzüne almış olduğu zarardan ötürü eski yakışıklı mustafa olmuyacaktır ..

emrecetin
01-05-08, 00:06
32. Bölüm Özet Tahmini

Mustafa'nın durumu ciddiyetini korumaktadır. Onu öldü bilen Ramiz ve ailesi perişan durumdadır. Vahide'nin durumu da kötüye gitmektedir. Doktor bulmak için Manastır'a giden Ahmet Ekrem Pürsıçan'a geldiğinde herkesi şaşırtacak bir haber verecektir.

Alex dedesi ile birlikte İşkodra'ya doğru yola çıkmıştır. Pürsıçan'dan ayrılacak olan Alex ile dedesinin yolda başlarına gelecek olan olay Alex'i çok farklı şeyler düşünmeye itecektir.

Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında mütareke için görüşmeler başlar. Yaralılari ziyeret için Teselya'ya giden Mazhar Paşa ile Abdül'ü ise bir sürpriz beklemektedir.

Kaynak: Emre'nin hayal gücü
Geçerlilik süresi: Ucu açık :)

Materyal eksikliğinden dolayı biraz açıklayıcı bir özet oldu, bu kaa oluyor, elimden fazlası gelmez :)

emrecetin
06-05-08, 23:26
Merhaba Günlük

Yeni yeni kendime geliyorum. Meğer 10 gündür komadaymışım. Şimdi hatırlıyorum herşeyi, ama hatırlamak istemiyorum aslında. Asker arkadaşım, can yoldaşım deli Arnavutum şehit oldu, hem de kollarımda can verdi. Kefere kurşunu aldı götürdü onu, mekanı cennet olsun. Asker arkadaşı acısını da tatmak varmış bu dünyada. Bütün sevdiklerim şehit oluyor, babam şehit olduğunda da böyle hissetmiştim. Bir taraftan üzülüyorum bir taraftan gurur duyuyorum. Nasıl demiştin Arnavutum, "Gider bir Mehmet gelir bir Mehmet". Rahat uyu, mübarek kanının suladığı bu vatan toprağını savunmak her Osmanlının yaptığı gibi boynumuzun borcudur. Son asırda kan ve gözyaşından başka bir şey görmediğimiz bu Rumeli toprakları demek sana da mezar olacaktı Mehmetim. O anı ömrüm boyunca unutmayacağım, kucağımda can veren seni hiçbir zaman unutmayacağım Arnavut. Savaşı kazanmışız, muzaffer olmuşuz ama senin gibi aziz şehitler sayesinde muzaffer olduk Mehmetim. Senin gibi vatanı için ölmeye hazır Osmanlılar gördükçe bir kez daha inanıyorum ki bu millet bu esaretten kurtulacak. Bu cesur yürekler var oldukça üstümüzde alsancak dalgalanacak, mabedimize namahrem eli değmeyecek. Sana bir dörtlük ile veda ederim, Allah mekanını cennet eylesin.

Düşman mermileri saplanır iken senin o çelik gibi göğsüne
Geldi o an aklıma, nasıl da yürümüştük seninle düşman üstüne
Bu toprağa akıttığın mübarek kanın sonsuza kadar burada dursun
Sen asıl hakkını helal et, benim varsa gani gani helal olsun

Yalnız ikide bir bana İsmail Çavuş diyor bunlar, onu tam çözemedim. Dedim benim adım Mustafa Namık diye ama beni deli mi sandılar ne, yahu kime doktorluk taslıyorsunuz? İyiyim ben, hafıza yerinde. Benimle uğraşacaklarına şu biçareler ile uğraşsalar daha iyi olacak. Bir de İsmail adım eksik kalsın valla. Zaten bazen ben de karıştırıyorum kim olduğumu. Burda da yat yat paslandık, vücut hamlaştı, olmaz böyle. Bir an önce tekrar kahramanlıklara geri dönmem lazım. Her Türk doğuştan kahramandır, benim ne eksiğim var ki diğerlerinden. Vahidem de vatanı için gidecekti benim gibi savaşa ama almadılar. Dedim o kaa almazlar diye ama dinlemedi beni. Şaka bir yana burada gördüklerimden sonra kendime kahraman desem mi diyorum, zira burada herkes kahraman. Herkesin kendi yöresinde bir hikayesi var, hepsi neler ile mücadele etmiş. Bizim Karakalpaklı'yı ben birşey sanardım, meğer Karakalpaklı burada standardların da altındaymış. Biz de birşey sandık kendimizi halbuki bu milletin ne kahramanları var imiş.

Bu Bihter Hemşireyi de çok sevdim, tabii o manada değil. Herkesle ilgileniyor, bana da çok sıcak davranıyor. Gerçi bu aşırı sıcaklık pek hoşuma gitmedi ama neyse. Sanki bu da kesik gibi bana. Yav bütün kızlar da bana aşık olmak zorunda mı? Mari, Vahidem, Nevreste, şimdi de Bihter. Tamam Üsküdar'da da çapkındık, Doğancılar'a her çıktığımda bütün kızlar gözlerini benden alamazdı biliyorum ama artık başım bağlı. Hem Bihter Hemşire'yi de galiba anasından babasından biri istemiş, öyle bir haber geldi. Bihter Hemşire de o günden beri daha bir farklı. İsteyen İstanbul'danmış galiba. Ne diyelim Allah mesut etsin. Gerçi çocuğun başında bir dert varmış valla ne mi dediler me mi dediler birşey dediler ama tam da kestiremedim şimdi. Neyse evlensin Bihter Hemşire ile de mutlu mesut olsun. Ben de Vahideme kavuşayım birden. Dönecem evlenecem Vahidem ile. O da iyi mi acaba? Merakta kalmıştır kız, şurdan bir an önce çıksam dönsem eve iyi olacak. Anamı ve kızkardeşimi de çok özledim. Ne vakit oldu görmeyim hiçbirini. Şu kimlik işi yüzünden koptuk gerçek ailemizden, nasıl düzelecek bu durum bilmiyorum valla.

Bak Cezmi'nin mektubu geldi aklıma. Ahmet Abi Pürsıçan'a gitmiş, benim ahırda bilem yatmış. Eyvah eyvah, bugün benim ahırda yatan yarın benim Vahide'ye de göz koyar. Ah be Ahmet Abi, zamanında dedim sana şu Nevreste'yi çatalım sana diye kabul etmedin. Etseydin şimdi ben de merakta kalmayacaktım. Yok ya, Ahmet Abim yapmaz öyle bir şey. Gerçi cephede filan bakışlarını hiç beğenmemiştim ama neyse artık. Getirme aklına kötü şeyler Mustafa. Bak anan ile kardeşine mektup yazdırdın ne güzel, Vahide'ye de yazdırınca söylersin işte herşeyi. Muzaffer de inşallah ulaştırır mektubu aileme, açığa filan düşmeyiz inşallah. O da ne? Mazhar Paşa değil mi o? Yanında da o mendebur, yediği kötek yetmedi galiba, tövbe tövbe. Gördü beni, hadi bakalım cümbüş başlıyor. Valla da geliyor billa de geliyor. Bu niye bu kadar şaşırdı beni gördüğüne? Ne yapıyor bu be? Anam anam, mektubu aldı, versene be mektubu. Şimdi yandık işte. Deşifre olmamız an meslelesi. Ulan Abdül, şurdan bir kalkayım eksik kalan 25 sopayı da atacam sana, çoktan hakettin. Muzaffer'i filan biliyor mu acaba? Tam Vahideme kavuşacak iken şu olana bak. Bihter Hemşire yetiş, yoksa bize Padişahım çok yaşa demek düşecek.

Günlük burda keselim. Diğer sayıyı yazabilir miyim bilmem. Abdülhamit'e doğru gidiyoruz gibi. İstanbul'u özledim ama böyle dönmeyi kastetmemiştim. Savaş sonrası belki affeder Abdülhamit beni. Dur bakalım Mustafa, bu Abdül de hemen çakacak mı herşeyi? Panik yapma, nerden bilsim bu Muzaffer'i? Off, bir sen eksiktin Abdül, ne diyeyim.

Haydi bakalım, görelim felek ne örer başımıza.

Mustafa

Senaryolara bir süre ara vereceğim Bu kaa kafa ütülediğim yeter. Sağlıcakla bye

emrecetin
13-05-08, 15:44
Abdül sebebiyle vereceğim dediğim araya yapılan son bir serpiştirme.

ABDÜL'E ÖFKE

Ne lazım idir süleyim, artık valla ki hiç bilmeyim
Te o şanlı üniformayı sana giydirene ben ne deyim
Şeref, onur, haysiyet... eminim ki sen bunları bilmezsin
Sanmam ki bu dünyaya bir daha senin gibi bir mahlukat gelsin

Saysak tek tek yaptıklarını yazmaya sayfalar yetmez
Sana Osmanlı demeye inan ki şu gönlüm elvermez
Senin gibiler yüzünden yıkıldı altı yüz asırlık çınar
Ahlakın olmadıktan sonra paşa oğlu olsan kaç yazar

Dünyada şeytan arayanlar varsa bilsinler ki gidecekleri ilk adres sensin
Peygamber ocağına seni katanlara da Allah acıların en büyüğünü versin
Ne gaziye saygın var, ne de namusa hürmetin, üstüne bir de sensin iftiracı
Sana verilecek ceza da baştan bellidir, lazım birden kurulsun darağacı

Senden ötürü kaç günahsız verdi canını, aldın Bihter'i de benden
Eğer elimden gelse idi inan, gözümü bile kırpmazdım seni vururken
İnsan olana değer verilir, seni insan sıfatına bile koymuyorum artık
Ruh sağlığımı bile bozdun sen , ey Abdül denen zavallı soysuz yaratık

Bu ülke için en büyük tehlikedir senin gibi korkak caniler
Savaşa gönüllü gidecekmiş bir de, bre sende o yürek ne gezer
Ata yadigarı o şerefli üniformayı bu kaa kirlettiğin yeter
Sanma ödemeyeceksin yaptıklarını, yok sana ahirette yatacak yer

Tamamen Abdül'e yöneliktir. Özgür Abi'ye laf yok, o bir tane :)

gercek14
13-05-08, 18:07
Dilaver kaymakamın "Vatan Yahut Silistre"adlı eserden bahsetmesi bana ilginç geldi...gelecek bölümlerle alakalı bir hatırlatma olabilir diye düşünüyorum...
Bihter hemşire mektubu göndereceğini söylemişti..at arabası ve sahibini ayarladığına göre demekki kasabaya falan gitmiş...o sırada mektubu göndermiş olabilir...
vahideye mektup ulaşınca "Vatan Yahut Silistre" hikayesine benzer bir hikayeyi görebiliriz diye düşünmeye başladım...

HAYAT GÜLÇİN
05-07-08, 17:12
Yeni Sezon Alex'in müslüman olması(olmaya çalışması) :)

Alex müslüman olmaya kalktı ama öyle kolay deil.bütün köylü konuşmaya başlar.'Iristiyan nasıl olsun müslüman ulmaz öle şey'.İlk darbeyi burdan alırlar:img-hysteDedesi bir yandan bırakmaz...bi kaç bölüm de dedesi ile münasebetleri sürer ülee uzar gider.
yani yaklaşık 20 bölüm hevesleri kursaklarında kalır:img-hyste sonunda müslüman olur ama göbegi çatlar:img-hyste
Bu sefer Ramiz Alex'in müslüman olmasına şaşırır... Zarifeyi istemeye gelir...
Ramiz başlar düşünmeye... düşinim:img-hyste