PDA

Tüm Versiyonu Göster : Türk Sineması ve Gelişimi


elifile
13-02-05, 11:40
türk sinemasının git gide gelişmesi ve filmlerin fazlalaşması hakkında ne düşünüyorsunuz :?:

edzog
20-02-05, 08:53
bence artık türk izleyicileri yabancı filmlerden ayırmak ve türklerinde iyi işler başarabileceklerini kanıtlamaya çalışıyorlar. Ve yine bence başarıyorlarda. O kadar çok türk film mi var ki insan hangisine gideceğini şaşırıyor. Ben en son "şans kapıyı kırınca" adlı filme gittim ve çok güzeldi iyi bir iş başardıkları belli oluyordu. :P

The_Darkness
20-02-05, 08:59
Maddi kaynak olduktan sonra, sponsorlar destek verdiği sürece, bence yapılmayacak film yok.. :)

Mc_Speed
09-07-05, 11:47
Turist Ömer Almanyada Filmini Arıyorum Varmı bilen divxini..

Sanemcik
12-07-05, 01:16
Bence bizim türk filimleri güzel oluryor amaaaaa....
bizim kendi türk miletimiz her$eyi bozuyor.
Kecenlerde bir forumda okudum.
Birisi "Tür filimler bir **** yaramiyor" diyor.
Ba$kasi "Amerikan filimleri gibi degil.Türkler bu i$i yapamiyorlar" diyor.
Böyle $eyleri okuduk'tan sonra sinirim cok bozuluyor benim.
Yani... :mad:

plaseboender
22-07-05, 17:24
Türk filmlerinin iyi olması için Türk sinemasına sahip çıkılmalı, şu an kıpırdanmalar var belki ama bir atılım yapacak film hala yok, bunda yönetmenlerin yapımcıların seyircilerin hepsinin hatası var ama bir gerçek de iyi filmlerin az olmasıdır.

_butterfly_
22-07-05, 19:13
son zamnlarda dediğiniz gibi türk filmlerinndeki artış çk fazla..bi gazatede okumuştumm istatistiklere göre türk izleyicisi komedi filmlerini daha çk izlioo.mesela g.o.r.a nın büyük bi izleyici oranı vardı.ama drama olsun.. usta oyuncuların oynadığı filmler olsun pek tutmuyor...yurtdışına gitiiği zamn festivallerde ödüll alıyor.. biz ülkemizde bunları ödüllendirmeyip yurtdışında ödül alıyorsaa...... :confused: :confused: mesela karpuz kabuğundan gemiler yapmak..ii bi örnek deilmii ;)

padme
27-07-05, 23:43
bence artık türk sineması çok başarılı..
GÖNÜL YARASI..
MUSTAFA HAKKINDA HERŞEY....
GÜLÜM..
GORA..
PARDON..

.....ve daha bi sürü sayamadığım süper filmler...

plaseboender
16-08-05, 15:00
Türk sinemasında evrensel klasikler ve tamamen özgün(onun bunun filmleri gibi olmayan) sadece bizim kültürümüzün ürünü olan filmler çıktığı zaman(üç beş tane değil; üç beş tane klasik olmalı) ''Türk Sineması'' diyebileceğiz. Misal, Hollywood sineması, Avrupa sineması, Hint sineması, İran sineması vs.

yazyagmuru
01-11-05, 12:13
darknesse aynen katılıyorum bencede imkanlar oldukça yapılmıcak film yoktur.

Bukket
10-11-05, 14:43
mustafa hakkında herşey!!!..

http://img459.imageshack.us/img459/8091/nejatler1436nk0gc.jpg (http://imageshack.us)

çöl_ateşi
18-11-05, 17:20
benim ki sadece bir dene meydi

esma_ela
19-11-05, 12:42
Bu filmi çekmek için kirlenmek zorundaydım

Yönetmen Çağan Irmak, dün gösterime giren 'Babam ve Oğlum' ile büyük ses getirecek. Irmak, "Mustafa Hakkında Her Şey, Çemberimde Gül Oya ve son olarak Babam ve Oğlum'u çekebilmek, iyi oyuncularla çalışabilmek için medyada görünmek, kendimi pazarlayarak kirlenmek zorundaydım" diyor.

İlk filmi 'Bana Şans Dile'nin ardından asıl patlamasını gelmiş geçmiş en sevilen televizyon dizilerinden 'Asmalı Konak' ile yapmıştı Çağan Irmak. İkinci filmi 'Mustafa Hakkında Her Şey' ile sinema eleştirmenlerinden güzel övgüler toplayan Irmak, geçtiğimiz sezon ekranlara veda eden 'Çemberimde Gül Oya' adlı televizyon dizisi ile başarısını kanıtlamıştı... Son olarak dün vizyona giren üçüncü sinema filmi 'Babam ve Oğlum' ile izleyicisiyle buluşan genç yönetmen, çocukluğunun geçtiği Seferihisar'daki çiftlik evlerine benzeyen çiftlikte geçen filmde, sorunlu bir baba-oğul ilişkisini ele alıyor ve '15 yıl boyunca küs kalmış bir babaoğulun arasındaki buzlar bir torunla erir mi?' sorusunun cevabını arıyor. Irmak Sinema dergisine konuştu:

İLK FİLMİM BU OLACAK DERDİM
* Babam ve Oğlum'u üniversite yıllarında eski bir daktiloda yazmıştım. O zaman her şeyi farklıydı. Gene bir babaoğul hikayesiydi ama daha farklıydı. 'Çemberimde Gül Oya'nın çekimleri sırasında tekrar elden geçirdim ve son haline getirdim. Hep ilk filmimin bu olacağını düşünürdüm.
* Baba-kız ilişkileri sorunluymuş gibi durur, oysa babalar ve oğullar arasında hep bir uçurum, bir çatışma vardır Türkiye'de ve bu çatışma adamakıllı ele alınmamıştır Türk sinemasında. Burada Çetin Tekindor'un oynadığı Hüseyin karakterinin iki oğlu var. Biri çocuk zekasına sahip, saf bir oğul (Yusuf Dikinciler). O yüzden Hüseyin Efendi kendi mirasını sürdürecek tek insan olarak öbür oğlu Sadık'ı görmüş hep. İşte bu büyük sevgi beraberinde büyük nefreti getiriyor ve çatışma oradan başlıyor. İki emanet söz konusu bu filmde. Biri babanın, yani Hüseyin Efendi'nin çiftliği ve bütün hayatı Sadık'a emanet etme çabası. Öteki, Sadık'ın kendi oğlunu babasına emanet etme çabası. 15 yıl boyunca küs kalmış bir baba ile oğul arasındaki buzlar, torun sayesinde eritilebilir, yaşanmamış 15 yıl telafi edilebilir mi? Biraz dramatik bir hikaye yani.

FİLMİN DOĞAL BİR MİZAHI VAR
* Günümüzde geçse bu filmi çekmezdim mesela. Gerçekçi olmazdı, çünkü çiftliğe giden o çocuk, 'nerede benim playstation'ım, nerede benim bilgisayarım' diye iki günde sıkılır, şehre geri dönmek isterdi. Oysa bu filmdeki en sinemografik anlar o çocuğun çiftliğin avlusunda hayata bakışı...
* Kendi içinde doğal bir mizahı var filmin. Hüzünlü bir film aynı zamanda ama yine ben hüzünlü olsun diye yapmadım. Hepsi, gerçekliğin peşinden koşmaktı. Yoksa şurada seyirciyi güldüreyim, şurada ağlatayım gibi hesaplanmış bir durum söz konusu değil.
* İngiltere'de bazı oyunculara verilen 'Sir' unvanı burada birilerine verilecek olsa Çetin Abi'ye vermek isterdim. Müthiş bir adam. Hümeyra da öyle. Bu filmde tanışmış olmak beni çok mutlu etti. Bundan sonra da hep onunla çalışmakistiyorum. Saf Abi Yetkin (Dikinciler) bu filmde izleyeni çok şaşırtacak. Yetkin çok bıçak sırtı bir rolün altından kalktı.

ÖNYARGISIZ İZLESİNLER...
* Benim için bu filmin ulaşabileceği en güzel nokta şu; çocuk filmden çıkar, cep telefonunu açar, babasını arar, 'nasılsın' der; ya da bir adam, ne zamandır annemleri görmüyorum, belki bu kadın yarın ölecek, gidip bir ziyaret edeyim, diye düşünür. İşte benim için en büyük ödül bu olacak. Anne babalarla çocuklar arasında üç günlük bir yakınlaşma kursam bile yeter bana.
* Bu filmimle ilgili olarak çok konuştum. Bence insanlar bu söylediklerimi bir kenara koyup, gidip filmi önyargısız izlesinler. Yerin dibine de sokabilirler, umurumda değil ama yeter ki bu filmi önyargısız izlesinler.

'Filmlerimde en çok aile ilişkilerini ele alıyorum'

* Hâlâ Çağan Irmak sineması diye bir şey tanımlamaya çalışıyorum. Kendi sinemamla ilgili çoktan verdiğim kesin kararlarım var ama ben yaptığım filmlerle gelişiyorum. Kendi senaryolarımı yazdığım için bu sinemanın oluşması biraz daha hızlı olacak diye düşünüyorum. 'Bir Çağan Irmak filmi' derken, tamamen insanla ilgili, dostlukla, ilişkilerle, anne-baba ve evlatlarla ilgili bir film seyredeceksiniz demek istiyorum. Herkesin yoğunlaştığı alan farklıdır. Ben en fazla aile ilişkileri üzerinde yoğunlaşıyorum filmlerimde.
* Kışın, mart ya da nisan gibi 'Ulak' diye bir korku gerilim filmine başlayacağız. 60'lı yıllarda, Orta Anadolu'da geçen, çok yerli bir korku filmi olacak. Edebiyat uyarlamalarını seviyorum. Uyarlama yapabilirim. Epik sinemayı seviyorum. Hayatımda bir sefer bile olsa dev bir destan yapmak istiyorum; kendimi fizik olarak da, anlatıcı olarak da en son raddeye kadar zorlayacağım bir film.


http://www.sabah.com.tr/2005/11/19/gny/im/427300632C42FF449B83EFA4b.jpg

http://www.sabah.com.tr/2005/11/19/gny/im/3A68C508EFCD1D418F153BD9b.jpg

kaynak:http://www.sabah.com.tr/gny/gny101-20051119-200.html

esma_ela
31-01-06, 20:31
ÇAĞAN IRMAK'IN YÖNETTİĞİ 'BABAM VE OĞLUM' 3 MİLYONA GİDİYOR

Türk sinemasının 3 yapımı “Organize İşler”, “Babam ve Oğlum” ile “Hababam Sınıfı Üçbuçuk” izleyiciyi fethetti. Gişe rekabeti sürerken, “Organize İşler” filmini 23 Aralık'tan bu yana 2 milyon 418 bin 623, “Babam ve Oğlum” adlı duygusal yapımı 10. hafta sonu itibariyle 2 milyon 594 bin 806, “Hababam Sınıfı Üçbuçuk” isimli güldürüyü ise 3 haftada 1 milyon 763 bin 248 kişi izledi
http://www.haberturk.com/foto2/cagan.jpg

Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği “Organize İşler” seyirciden ilgi görmeyi sürdürüyor. Seyirciyle 23 Aralık 2005 tarihinde buluşan yapım, o tarihten bu yana 2 milyon 418 bin 623 seyirci topladı.

Cem Yılmaz, Tolga Çevik, Demet Akbağ, Altan Erkekli, Özgü Namal, Erdal Tosun, Tuncer Salman, Öner Erkan, Ebru Akel, Başak Köklükaya, Salih Kalyon ve Cezmi Baskın'ın rol aldığı filmin kurgulamasına henüz çekim aşamasında başlandı. Türkiye ile aynı anda Belçika, Fransa, İngiltere ve Avusturya'da gösterime giren filmin hazırlık, çekim ve post prodüksiyon aşamasında yaklaşık 150 kişi çalıştı.

Filmin hazırlık aşaması 6 hafta sürdü, çekimleri ise 7,5 haftada tamamlandı. İstanbul'un çeşitli semtlerinde toplam 26 mekanda çekilen filmin ana mekanlarından biri olan “Asım Noyan çetesinin” mekanı için Tophane'deki 1500 metrekarelik bir açık otoparka 250 metrekarelik iki katlı çelik bina inşa edildi.

Boğaziçi ve İstanbul'un çeşitli mekanlarının havadan çekimleri için Super Gyron FS kamera stabilizasyon sistemi ilk kez Türkiye'ye getirildi. Ayrıca Türkiye'de ilk kez bir film çekimi için gece uçuşu gerçekleştirildi.
Yaklaşık 1700 kişinin rol aldığı filmde kadronun yüzde 70'i profesyonel oyunculardan oluştu. Beşiktaş Kültür Merkezi Workshop öğrencilerinin tamamı da filmde rol aldı.

BABAM VE OĞLUM

Genç yönetmen Çağan Irmak'ın, efsane duygusal film “Şampiyon” gibi gözyaşına boğan yapımı “Babam ve Oğlum” da izleyicinin gözdelerinden.
Film, 10. hafta sonu itibariyle 2 milyon 594 bin 806 seyirciye ulaşarak 18 milyon 834 bin 131 YTL gişe hasılatı elde etti.

Senaryosunu da Çağan Irmak'ın kaleme aldığı yapımda oğulu Fikret Kuşkan, babayı Çetin Tekindor, torunu Ege Tanman canlandırıyor. Filmde, diğer rolleri Hümeyra, Şerif Sezer, Özge Özberk, Binnur Kaya ve Yetkin Dikinciler üstleniyor. Yapım, 1980 döneminde siyasi olaylara karışan ve bu nedenle babası ile arası açılan Sadık'ın oğlu Ege'yi babasının çiftliğine götürmesini ve beraberinde gelişen duygusal olayları konu alıyor.

'HABABAM SINIFI ÜÇBUÇUK'

Türk sinemasının klasiklerinden Hababam Sınıfı'nı yeni bir bakışla beyazperdeye aktaran “Hababam Sınıfı Üçbuçuk” ise hem gerilim, hem de güldürü öğeleri taşıyor. Üç haftada 1 milyon 763 bin 248 kişi tarafından izlenerek 11 milyon 145 bin 643 YTL gişe gelirine ulaşan filmin yönetmeni Ferdi Eğilmez. Filmin konusu şöyle: Okul Müdürü Deli Bedri (Mehmet Ali Erbil) sürpriz bir evlilik kararı alır ve yeni eşi Deli Bedriye (Seda Sayan) ve üvey oğluyla birlikte okula taşınır. Hababam Sınıfı önceleri kendi taraflarında zannettiği Deli Bedriye'nin aslında dişli bir düşman olduğunu kısa zamanda anlayacaktır. Hababam Sınıfı'ndan kurtulmaya ant içen Deli Bedri, karısı ve üvey oğlunun yardımıyla Hababam Sınıfı'na yeni bir savaş açar...

REKOR G.O.R.A'DA

Türkiye'de bugüne değin en çok izlenen film unvanı “G.O.R.A” adlı filmde bulunuyor. 29 hafta gösterimde kalan film, 4 milyon bin 711 seyirciye ulaştı.

Türkiye'de 1 milyon barajını aşan filmler ve seyirci sayıları şöyle:

-G.O.R.A: 4 milyon bin 711 kişi

-Vizontele: 3 milyon 308 bin 383

-Vizontele Tuuba: 2 milyon 894 bin 802

-Hababam Sınıfı Askerde: 2 milyon 586 bin 132

-Eşkıya: 2 milyon 568 bin 339

-Kahpe Bizans: 2 milyon 472 bin 162

-Asmalı Konak-Hayat: 1 milyon 791 bin 396

-O Şimdi Asker: 1 milyon 657 bin 51

-Hababam Sınıfı Merhaba: 1 milyon 580 bin 535

-Komser Şekspir: 1 milyon 329 bin 86

-Güle Güle: 1 milyon 275 bin 967

-Herşey Çok Güzel Olacak: 1 milyon 239 bin 15

-Propaganda: 1 milyon 238 bin 878

-Neredesin Firuze: 1 milyon 64 bin 162

-Deli Yürek-Boomerang Cehennemi: 1 milyon 51 bin 352.

kaynak:http://www.haberturk.com/news/214238.html

irene
21-03-06, 14:30
turk sınemasının tekrardan canlanması benı gercekten cok mutlu edıyor kac senedr bu kadar cok turk fılmı vızyona gırmıyordu ve bu kadar cokta ızlenmıyordu bu sene ızlenme oranı olarak bı suru hollywood fılmını gerıde bırakan cok turk fılmı var sınemaseverlerının de turk fılmlerıne ılgı gostermesı cok guzel bı olay ama hala bazı kafalardan agır elestırıler cıkıyor tabıkıde elestırılıcek ama olumlu elstırmekte yarar var umarım turk sınemasını yaptıgı bu atak yarıda kalmaz daha kalıtelı yapımlarla bızı dahada heyecanlandırırlar

buse66
05-05-06, 03:19
TÜRK SINAMASINI ACIMASIZCA ELESTIRMEDEN ÖNCE EMEGE SAYGI GÖSTERELIM :img-hi: :img-hi: :img-hi:

sbuffy
06-05-06, 10:31
Atıf Yılmaz’ı yitirdik

http://www.ntvmsnbc.com/news/231270.jpg

Türk sinemasından bir çınar daha devrildi. Ünlü yapımcı ve yönetmen Atıf Yılmaz İstanbul’da yaşama veda etti.

Atıf Yılmaz Batıbeki’nin cenazesi, yarın düzenlenecek törenin ardından toprağa verilecek.

Türk sinemasında 100’den fazla filme imza atan yönetmen Atıf Yılmaz Batıbeki, birçok ünlü yönetmenin yetişmesinde de pay sahibi oldu.

Atıf Yılmaz Batıbeki, 1926 yılında Mersin’de doğdu. Lise öğrenimini Mersin’de tamamlayan Batıbeki, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Güzel Sanatlar Akademisi’nin Resim Bölümü’nde eğitim gördü.

Batıbeki, bir süre film eleştirmeni, ressam ve senaryo yazarı olarak çalıştıktan ve iki filmde yönetmen yardımcılığı yaptıktan sonra, 1951 yılında ilk konulu filmi “Kanlı Feryat”la yönetmenliğe başladı.

O tarihten beri 100’den fazla filme imza atan Batıbeki’nin filmleri birçok ulusal ve uluslararası festivale katıldı ve pek çok ödül kazandı.

Zeki Ökten, Yılmaz Güney, Şerif Gören, Ali Özgentürk, Halit Refiğ gibi ünlü yönetmenlerin yetişmesinde payı olan Atıf Yılmaz’a, 1991 yılında Hacettepe Üniversitesi tarafından “Sanatta Onursal Doktora” payesi verildi.

CENAZE TÖRENİ YARIN
Atıf Yılmaz Batıbeki için yarın saat 10.00’da Beyoğlu Emek Sineması’nda tören düzenlenecek.

Batıbeki’nin cenazesi, Teşvikiye Camii’nde öğleyin kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

BELLİ BAŞLI FİLMLERİ

• Gelinin Muradı

• Ah Güzel İstanbul

• Bu Vatanın Çocukları

• Taçsız Kral

• Adak

• Selvi Boylum Al Yazmalım

• Dağınık Yatak

• Bir Yudum Sevgi

• Mine

• Adı Vasfiye

• Aaahh Belinda

• Hayallerim Aşkım ve Sen

• Düş Gezginleri

• Nihavend Mucize

• Eğreti Gelin

kaynak:ntvmsnbc.com

sbuffy
06-05-06, 20:28
FRANSIZ SİNEMASINDAN ATIF YILMAZ'IN ANISINA SAYGI

http://img173.imageshack.us/img173/1650/newsa7pz.jpg (http://imageshack.us)

Fransa'nın Strasbourg kentinde bulunan Odyssee sineması tarafından yapılan açıklamada, ''100'den fazla filme imza atmış Yılmaz'ın kaybının, Türk sineması olduğu kadar, dünya sineması için de kayıp olduğu'' belirtildi.

Fransız sinemaseverlerin, Strasbourg'da düzenlenen Türk sinema günlerine zaman zaman katılan Yılmaz'ı yakından tanıdığı ifade edilen açıklamada, ''ünlü yönetmenin bu etkinliklerde gösterilen filmlerinin Strasbourg'lu sanatseverleri her seferinde büyülediği'' kaydedildi.
Açıklamada, Türk sinemasında önemi bir yeri olan Atıf Yılmaz'ın, Yılmaz Güney, Şerif Gören ve Zeki Ökten gibi yönetmenlerin Türk sinemasına kazandırılmasına önemli katkısı olduğuna işaret edildi.
Yılmaz'ın son filmi ''Eğreti Gelin'', geçen yıl Strasbourg'da düzenlenen sinema günlerinde gösterilmiş ve büyük beğeni kazanmıştı.

kaynak:medyatava.com

ural71
18-06-06, 19:42
hülya avşar kısrak filmini arıyorum arkadaşlar. teşekkür ederim şimdiden

sbuffy
19-06-06, 20:24
Atatürk aranıyor

http://www.aksam.com.tr/foto/2006/06/16/1.jpg

Suat Yalaz'ın 'Yandım Ali' isimli çizgi dizisi, sinema filmi oluyor. 'Son Osmanlı' adıyla beyazperdeye uyarlanacak yapımda başrolleri Kenan İmirzalıoğlu ile Özgü Namal paylaşacak. Filmde Ulu Önder Atatürk'ü canlandıracak aktör aranıyor

AĞUSTOS AYINDA START VERİLECEK

TÜRK sineması iddialı bir filme daha imza atıyor. Yapımcılığını Özen Film'in üstlendiği 'Son Osmanlı' adlı filmin çekimleri ağustos ayında başlıyor. Filmi usta yönetmen Mustafa Şevki Doğan çekecek. Başrollerini Kenan İmirzalıoğlu ile Özgü Namal'ın paylaşması düşünülen film, Suat Yalaz'ın büyük ilgi gören çizgi kahramanı 'Yandım Ali'den uyarlama. Animasyon tekniğinin de kullanılacağı yapım eylülde sinemaseverlerle buluşacak.

İKİ DİZİ YILDIZI AYNI FİLMDE

ATATÜRK'ün görüntüsüyle başlayacak yapımda Ulu Önder'i canlandıracak oyuncunun arayışları ise sürüyor. Filmde Kenan İmirzalıoğlu, Osmanlı ordusundan atılıp, gösterdiği kahramanlıkla Kuvayi Milliye birliklerine katılmayı başaran 'Yandım Ali' karakterini canlandıracak. Özgü Namal ise Ali'nin aşkı olan Rum kızını oynayacak.

Atatürk'ü kim oynasın?

OKTAY KAYNARCA: Ben oynamak isterdim. Tek aday bence benim, başka bir aday yok.

BİROL GÜVEN: Mehmet Aslantuğ, Atatürk rolünü kaldırabilir. Kendisi iyi bir oyuncu ve bu rol ona çok uyar.

HAMDİ ALKAN: Bence Halit Ergenç, Atatürk rolü için birebir. Hatta makyajını da ben yapmak isterim.

kaynak:aksam

sbuffy
21-06-06, 13:16
Türk Sineması’na uluslararası koruma

http://www.ntvmsnbc.com/news/236856.jpg

Türkiye’de sinemacıların meslek birliği SETEM artık CISAC (Uluslararası Meslek Birlikleri Federasyonu) üyesi.

127 ülkenin temsil edildiği dünyanın en büyük fikri haklar organizasyonu, CISAC’a Türkiye de, SETEM aracılığıyla kabul edildi ve SETEM uluslararası bir statü kazandı.

SETEM Yönetim Kurulu, Ersin Pertan (Başkan) Semih Kaplanoğlu (Asbaşkan), Mecit Beştepe (Asbaşkan), Mehmet Güleryüz (Genel Sekreter), Özgül Beyazıt Kıvanç (Genel Sayman) Hüsamettin Ünlüoğlu (üye), Ahmet Çadırcı (üye) isimlerinden oluşuyor.

SETEM tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:
Sinemamız genç yeteneklerin başarılarıyla dünyada ve Avrupa’da saygınlık kazanıyor. Bu bizler için umut vericidir. Dünyaya açılmayı hedefleyen bir sinemanın yaratıcılarının haklarının takibi de uluslararası nitelikte meslek birliklerinin varlığıyla mümkündür.

Bu bilinçle hareket eden setem-sinema ve televizyon eseri sahipleri meslek birliği-, kuruluşundan beri önüne koyduğu farklı vizyonuyla hedeflerine teker teker ulaşıyor ve sinema alanında uzun yıllardır başarılmamış olanları başararak ilkleri gerçekleştiriyor.

Yasal prosedürleri hızla tamamlayan genç setem başvurusunu CISAC Yönetim Kurulu’na sunmuş ve gereken onayı almış ardından 1 Haziran’da Paris’te yapılan CISAC Genel Kurulu’nda değerlendirilerek üyeliğe kabul edilmiştir.

SETEM böylece yönetmen ve senaristlerimizin yurtdışında teliflerin takibine başlayarak ülkemiz adına bugüne kadar gerçekleşmemiş önemli bir işlevi yerine getiriyor.

SETEM sinemamızın tüm yönetmen ve senaristlerini üye olmaya davet ediyor.

kaynak:ntvmsnbc.com

sbuffy
19-07-06, 15:18
Dunyayı Kurtaran Adamın Oglu filminden resimler
http://img213.imageshack.us/img213/5755/1as2.jpg
http://img132.imageshack.us/img132/9522/2lm5.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/2580/3nd0.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/424/4vk7.jpg

kaynak:sadibey.com

sbuffy
12-08-06, 15:17
Altın Portakalları onlar verecek

http://www.altinportakal.org.tr/tr/apjuri43.jpg

43. Antalya Altın Portakal Film Festivali�nin �altın ödüllerini� dağıtacak Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması�nın dokuz kişiden oluşan jüri üyeleri belli oldu.

Türk sinemasının son derece önemli filmlerinde imzası bulunan usta yönetmen Şerif Gören�in başkanlığında toplanacak olan jüride, sinema yazarlarımızın duayen kabul ettiği Giovanni Scognamillo; kadın filmleri akımının önde gelen başarılı oyuncusu Müjde Ar; fotoğraftaki ustalığı dünyaca bilinen fotoğraf sanatçısı Ara Güler; oynadığı filmlerle adını sadece Türk sinemasında değil, İtalya�da da bir �karakter starı� olarak duyuran Serra Yılmaz; sinemadaki naif kişiliği ile hemen her kesimin saygısını kazanmış, yaptığı uluslararası kalitedeki filmleri ile �autheur sinemanın� Türkiye�deki temsilcisi olan Reha Erdem; objektif sinema yorumları ve çarpıcı yazılarının yanı sıra, sinema eğitiminde üstlendiği akademik kişiliği ile Fatih Özgüven; yaptığı önemli filmlerin ötesinde, Türk sinemasının yurt dışına açılmasındaki özverili çabaları ile dikkat çeken Mine Vargı ve son yıllarda Cannes Film Festivali�nin film programı seçici kurulunda yer alan Fransız yönetmen yapımcı Paul Grandsard görev yapacaklar.

Şerif Gören Jüri Başkanı

Usta yönetmen Şerif Gören, 1975 yılında "Endişe" ile "En İyi Yönetmen" ve 1999 yılında ise "Yaşam Boyu Onur" ödüllerini aldığı Antalya Altın Portakal Film Festivali�ne bu kez Jüri Başkanı olarak konuk oluyor. Şerif Gören�in, Jüri Başkanlığı görevini üstlenmesi üzerine, Festival Başkanı Engin Yiğitgil, �Türk sinemasına ve kültürüne büyük katkılar sağlayan usta yönetmenin, bu katkısını, Antalya Altın Portakal Film Festivali�nin Jüri Başkanı olarak sürdürmesinden büyük mutluluk duyduklarını� ifade etti.

Şerif Gören, 1970 yılında çektiği ilk filmi "Piyade Osman"la başlayan filmografisine, �Endişe�, "Almanya Acı Vatan", "Deprem" "Yılanların Öcü", "Beyoğlu'nun Arka Yakası", "On Kadın" ve "Amerikalı" gibi, her birinin Türk sinemasında özel yeri olan son derece önemli filmler ekledi. Gören, 1982 yılında Cannes'da Altın Palmiye ödülünü alan "Yol" filminin de yönetmenliğini yaptı.

kaynak:altinportakal.org.tr

sbuffy
12-08-06, 15:21
Altın Portakal’da ‘Kudüs’ barışı

http://www.ntvmsnbc.com/news/242425.jpg

Biri Filistinli diğeri Yahudi, iki gencin arkadaşlığını ve trajik olaylarla birbirlerinden ayrılmalarını anlatan ‘Kudüs’ filminin prömiyeri, 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yapılacak.

ABD, Fransa, İtalya, İngiltere ve İsrail ortak yapımı film, 16-23 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali programı çerçevesinde ilk kez gösterime girecek. Ekibin, savaşa rağmen filmin prömiyerini Antalya’da yapacağını kaydeden yetkililer, film için teklifin yapımcılardan geldiğini kaydettiler.

Dominique Lapierre ve Larry Collins’in aynı adlı kitabından uyarlanan ‘Kudüs’ün içerdiği mesajın, barışa en çok ihtiyaç duyulan şu günlerde, ayrı bir anlam taşıdığına dikkat çekiliyor.

http://www.ntvmsnbc.com/news/242428.jpg

Filmde, 1948 yılında, biri Filistinli diğeri Yahudi olan iki gencin arkadaşlıkları ve trajik olaylarla birbirlerinden ayrılmalarının öyküsü anlatılıyor.

Elie Chouragui ve Dider Le Pecheur’ün senaryosunu yazdığı filmin yönetmenliğini Fransız Elie Chouragui yapmış.

Filmin oyuncuları Said Taghmaoui, John Feild, Patrick Bruel, Ian Holm, Maria Papas, Tovah Feldshuh, Cecile Cassel, Peter Polycarpou ve Jamie Harding.

AVRASYA FİLM MARKET TÜRKİYE İÇİN BİR İLK!
Öte yandan, Antalya Kültür Sanat Vakfı ve TÜRSAK Vakfı işbirliğiyle düzenlenecek 43. Altın Portakal Film Festivali’nde bir ilk daha gerçekleştirilerek, Türkiye’nin ilk film marketine de imza atılacak.

Yetkililer, Türkiye’de ilk kez düzenlenecek film market aracılığıyla film alıcı ve satıcılarının bir araya geleceğini belirttiler.

Avrupa ve Asya ülkeleri ile Amerika’dan çağrılan önemli firma yapımcılarıyla birlikte sayıları 1000’i aşan davetlinin bu şekilde yeni film projelerinin mekanlarını Antalya’da bulmak için gözlem yapma olanağı olacağını kaydeden yetkililer, bu market aracılığıyla Antalya’nın gelecek yıllarda sinema tacirlerinin uğrak kenti olmasının ilk adımının atılacağını bildirdiler.

NASTASSIA KINSKI VE SALMA HAYEK FESTİVAL’DE

http://www.ntvmsnbc.com/news/242429.jpg

Bu yıl düzenlenecek festivale Salma Hayek ve kötü adam rollerinin ünlü ismi Klaus Kinski’nin kızı Nastassia Kinski’nin katılmasının kesinleştiğini bildiren yetkililer, bazı ünlü sanatçılarla da görüşmelerin sürdüğünü kaydettiler.

Yetkililer, 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 2. Uluslararası Avrasya Film Festivali için yaklaşık 6 milyon YTL’lik bütçe oluşturulduğunu vurgulayarak, bu yılki festivalin sürprizlerle, daha da renkli geçeceğini sözlerine eklediler.

kaynak:ntvmsnbc.com

sbuffy
23-08-06, 13:11
Altın Portakal senaryo atölyesinde ‘Oscar’ kokusu

http://www.ntvmsnbc.com/news/243995.jpg

Oscarlı filmlerin senaristleri Louis Gardel ve Michel Fessler, Altın Portakal’da senaryo atölyesi gerçekleştirecek

Antalya Kültür Sanat Vakfı ve TÜRSAK Vakfı işbirliğiyle Eylül ayında düzenlenecek 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 2. Uluslararası Avrasya Film Festivali, dünya sinemasının iki büyük senaristini konuk ediyor.

Dünyanın dört bir yanında senaryo dersleri veren ve pek çok stüdyo için danışmanlık yapan Oscarlı senaryo yazarları Louis Gardel ve Michel Fessler, 2006 Altın Portakal bünyesinde atölye çalışmaları gerçekleştirecek.

Yarının Sinemacıları Projesi kapsamında Altın Portakal’a katılacak sinema öğrencilerinin “gözlemci” olarak katılımlarına açık olan atölye çalışmalarına, profesyonel senaryo yazarları da başvurabilecek.

ATÖLYE ÇALIŞMALARINA BAŞVURULAR BAŞLADI
17-20 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Michel Fessler atölyesinde, katılımcılar seyredecekleri filmlerin analizlerini gerçekleştirecek.

18 ve 19 Eylül’de yapılacak Louis Gardel atölyesinde ise, Fransızca ya da İngilizce’ye çevrilmiş senaryoları ile projeye başvuran profesyonellerin çalışmaları üzerinden örneklemeler sunulacak.

Senaryolar üzerinde Hollywood’da uygulanan ‘script doctoring’ yöntemiyle çalışmalar yapılacak.

Michel Fessler ve Louis Gardel’in atölye çalışmalarına katılımcı olmak isteyenler, Fransızca veya İngilizce’ye çevrilmiş senaryolarıyla birlikte, 0 212 244 51 52 no.’lu telefondan Şermin Mutlu’ya başvurabilirler.

Louis Gardel
Louis Gardel’in senaryosunu yazdığı ‘Indochine’ filmi En İyi Yabancı Film Oscarı’na layık görülmüştür.

‘Saganne Kalesi’, ‘Himalaya’, ‘Doğu Batı’ gibi Fransız sinemasının en ünlü filmlerinden birkaçının da senaristi olan Gardel, geçtiğimiz yıl Catherine Deneuve için yazdığı ‘Princesse Marie’ adlı televizyon filmiyle de büyük başarı elde etti.

Michel Fessler
Michel Fesler ise, ‘Farinelli’, ‘Man to Man’, ‘Serko’ gibi kült olmuş filmlerin yanı sıra, En İyi Yabancı Film Oscarı’na aday gösterilmiş ve Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olmuş ‘Ridicule’ filminin ve En İyi Belgesel Oscarı’nı alan ‘La Marche de l’Empereur’ filmlerinin senaristi.

kaynak:ntvmsnbc.com

sbuffy
30-08-06, 11:28
http://www.ntvmsnbc.com/news/244661.jpg

Salma Hayek festivalde yok
43. Altın Portakal Film Festivali’ne daha önce katılacağı açıklanan ünlü sinema oyuncusu Salma Hayek gelemiyor. Ancak festivale dünya sinemasının birçok önemli yıldızı katılacak. Nastassja Kinski, Jacqueline Bisset, Morgan Freeman bunlardan birkaçı...

16-23 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 43. Altın Portakal Film Festivali’ne daha önce katılacağı açıklanan ünlü sinemaya oyuncusu Salma Hayek gelemiyor.

NTV’de Gece Gündüz programına katılan TÜRSAK Başkanı Engin Yiğitgil, Hayek’in çok büyük bir olasılıkla festivale katılamacağını söyledi.

Yiğitgil festival organizasyonuyla ilgili olarak birçok konuda bilgi de verdi. 43 yıldır yapılan festivalin saygın bir festival olması için çaba harcadıklarını söyleyen Yiğitgil, “Dünyadaki saygın film festivallerine nasıl bakılıyorsa, bize de öyle bakılmasını istiyoruz” dedi.

“Aspendos’taki ödül törenini Emmy’deki ödül törenine benzer bir şekilde yapmak istiyoruz” diyen Yiğitgil, festivale birçok ünlü yıldızın katılacağını da belirtti. Buna göre Nastassja Kinski, Jacqueline Bisset, Norman Jewison, Taylor Hackford, Helen Mirren, James Colwell ve Morgan Freeman ile daha birçok sürpriz isim festivale katılıyor.

kaynak:ntvmsnbc.com

sbuffy
20-09-06, 11:36
Önümüzdeki sezon yaklaşık 40 Türk filmi seyredeceğiz

http://www.milliyet.com.tr/2006/09/18/pazar/resim/apaz.jpg

Nasrettin Hoca'nın torunları olduğumuzdan un, yağ ve şekerden helva yapmak biraz zamanımızı aldı ama değdi. 2006-2007 sezonunda Türk filmi sayısı 40'a yaklaşacak

Yeşilçam'dan büyük atak

Son dört-beş yıldır bu dönemde telefonum çalar. Genç bir meslektaşım "Bu yıl Türk sineması patlama yapacakmış, film sayısı 50'yi bulacakmış. Bu gelişme hakkında ne düşünüyorsunuz?" gibi bir soru sorar. Ben de bezgin bezgin "Yok öyle bir şey. 15 film çıkacağı kesin, belki birkaç tane daha izleriz, zaten kaç yıldır hep o kadar film var" derim. Meslektaşım şaşırır, elinde birinci ağızlardan alınmış bilgiler vardır. Ortalık proje kaynamaktadır, vs.
Lafı uzatmayalım, o projeler rafta, gösterime giren film sayısı 15 ile 19 arasında kalır. Ama bu yıl "Türk sineması patlama yapıyor" yazısını bizzat yazıyorum! Çünkü 22 Eylül'den ekim sonuna dek tam altı yerli yapımın gösterime gireceği kesinleşti! Sezon sonuna dek gösterime giren film sayısının 30'u geçeceği de kesin! Bu sayının 40'ı bulması olasılığı çok yüksek. Henüz preprodüksiyon (önyapım) aşamasındaki filmler için o kadar kesin konuşmamakta fayda var. Ağzımızı hayra açalım ama Türkiye'de her daim vahim bir ekonomik ya da politik kriz çıkabilir ne de olsa.

Piyango vurmadı
Peki ne oldu da 2006-2007 sezonunda Türk sineması film patlaması yapabildi? Herkese piyango mu vurdu? Öncelikle bunu tek bir nedene, sözgelimi Kültür ve Turizm Bakanlığı'nin Destekleme Fonu'na vb. bağlamamakta yarar var. Nasrettin Hoca'nın torunları olduğumuz için dolaptaki un, şeker ve yağdan helva yapacak atağa ancak kalkabildik.
Yıllardır kulaktan kulağa dolaşan projeler vardı ama onları gerçekleştirebilecek atılım yoktu. Kadrosunu ekibini kuran para bulamıyordu. Elinde para olanlar yatırımlarını geri alabilecekleri proje üretemiyordu. Sinema yapmaya hevesli teknik ekiplere ve oyunculara teklif gitmiyordu. Oysa ortada müthiş bir potansiyel vardı:
1990'ların ortasından itibaren üretilen küçük bütçeli sanatsal filmlerin kalitesi dünya çapındaydı. Önemli festivallerde ödüller kazanıyor ve pek çok ülkede gösterime sokuluyorlardı. Türkiye'de istenirse en yüksek düzeyde film yapılabileceğine göre geniş kitleye yönelik daha hafif, popüler ama teknik yetkinliğe sahip filmler yapılması işten bile değildi. Nitekim ilk popüler ticari filmlerin hemen Hollywood'un pazar payını kapması, son üç yıldır da Amerikan dağıtımcılarına piyasayı dar etmesi yeniden ve daha sağlıklı bir film endüstrisi inşa edebilmek için reklam ve televizyon sektörünü harekete geçirdi.

Yetişmiş eleman bol
Çoğunun koşulları yeterli olmasa da Türkiye'de 20'ye yakın sinema okulu var ve bunlardan her yıl ikişer tane iyi eleman yetişse, konservatuvarlardan da her yıl toplam 10 oyuncu çıksa herkese yeter de artar. Kaldı ki bizdeki sayı ve nitelik yüzleri buluyor! Reklam ve dizi çalışmalarıyla deneyim edinen, kendilerini gösterme fırsatı bulan elemanlar, yine bu sektörlerin hemen edindiği gelişmiş teknolojilerle buluşunca herkesin gönlünde yatan aslan sinema da uyandı.
Artık Türkiye'de isteyen high definition da çekebilir en gelişmiş üç boyutlu bilgisayar canlandırma (CGI) da kullanabilir.

http://www.milliyet.com.tr/2006/09/18/pazar/resim/apaz1.jpg
Biraz destek biraz yatırım
Dizi ve reklamın tatlı kârını sinemaya yönelten ileri görüşlü yapımcılar özellikle gişe hitleriyle piyasaya damgalarını vurdu. Daha alçakgönüllü proje sahipleri ise Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ödeme ve geri ödeme koşulları oldukça ağır ve zahmetli de olsa verdiği destek sayesinde motor deme olanağına kavuştu. Filmi döndüren nakit akışı da böylece sağlandı.
Bütün bu olumlu gelişmelere karşın Türk sineması hâlâ endüstrileşebilmiş değil. Zaten bütün o inanılmaz üretim çarkına rağmen Yeşilçam da sağlıklı bir endüstri değildi. Bulgaristan'daki Boyana çapında bir stüdyosu bile yoktu. Sinemacıları iyi kötü bir şemsiye altında toplayıp dünyaya tanıtımını örgütleyen bir ulusal kurumu da yoktu. Ama şimdi bütün sinema emekçilerin sendikalaşmasına elveren bir yasadan düzenli dağıtılan devlet yardımına ve en önemlisi milyonlarca izleyicinin ilgisine sahip Türk sineması.
Bu fırsatı incir çekirdeğini doldurmayan tartışmalara girerek, şişkin egoları çatıştırarak, haber yerine dedikodulara prim vererek, izleyicinin ilgisini düzeysiz filmlerle kötüye kullanarak, aynı üç-beş televizyon starının peşinden koşup hakikaten star kumaşına sahip oyuncuların hakkını vermeyerek geri tepmemek gerek.

Sevindirici gelişmeler
Bu bağlamda 2006-2007 sezonunda gerçekten sevindirici birkaç gelişme var örneğin. Tabii ki Cem Yılmaz, Mehmet Ali Erbil filmleri var ortada ama pek çok filmin de starsız ama ustalıklarını hem sahnede hem perdede kanıtlamış çok başarılı oyuncularla çekildiğini görüyoruz. Türk kökenli bir şirket olan RedSofa "Dünyayı Kurtaran Adam"a sınıf atlatmak için elindeki Hollywood ayarında CGI teknolojisini seferber etti.
Özen Film aralarında kendi yapımı üç filmin de bulunduğu tam 17 yerli yapımı gururla gösterime sokarken Amerikan majörleri UIP ve WB da listelerine aldığı Türk filmi sayısını artırdı. Pek yakında izleyip göreceğiz: Nuri Bilge Ceylan high definition kameranın sinemaya getireceği yeni estetiğin öncülüğünü yapıyor "İklimler"de.
Komedi ve fantastik türleri yine gişede baskın çıkacak ama dönem filmleri de boy göstermeye başladı. 17'nci yüzyılda geçen "Cenneti Beklerken"den Nâzım Hikmet biyografisi "Mavi Gözlü Dev"e tarihi dramlar geçtikleri dönemin ruhunu da yansıtacak.
Her porsiyonu eşit beğenmeyeceğiz. Bazılarının şekeri ya da yağı fazla kaçacak bazılarının dibi tutacak. Ama bu sezon bol bol helva yiyeceğiz, afiyet olsun!

sbuffy
20-09-06, 11:44
Güven Kıraç üç filmde oynuyor
http://www.milliyet.com.tr/2006/09/18/pazar/resim/apaz2.jpg

Son yıllarda vizyona giren pek çok filmin kadrosunda Güven Kıraç var. Son dönemlerin en faal oyuncusu o. Önümüzdeki dönemde vizyona girecek üç filmde "Sınav", "Takva" ve "Yaşamın Kıyısında" da rol alıyor.
Güven Kıraç "Sinema filmlerindeki oyuncular kimsenin kara kaşına kara gözüne veya popülaritesine göre seçilmiyor. İyi iş yapıyorsanız, özenli ve titiz davranıyorsanız, insanlar sizin oynadığınız karakteri başarılı buluyorsa başka yönetmenler de sizinle çalışmak istiyor. Türk sinemasında son zamanlarda yaşanan hareketliliğin nedeni Türklerin değişen dünyaya ayak uydurması. Televizyon yavaş yavaş doygunluk noktasına geldi. Bu da sinemanın yapımcılar açısından tekrar cazibe merkezi haline gelmesini sağladı" diyor.

Yeni Filmler

KOMEDİLER
"Amerikalılar Karadeniz'de 2" / Yönetmen: Kartal Tibet Oyuncular: Kadir Çöpdemir, Metin Akpınar, Peker Açıkalın, Kıvanç Tatlıtuğ, Müşfik Kenter, Müslüm Gürses
"Bir İhtimal Daha Var" / Yönetmen: Uğur Uludağ Oyuncular: Savaş Dinçel, Hülya Avşar, Osman Yağmurdereli, Doğa Rutkay
"Çılgın Dershane" / Yönetmen: Olgun Arun Oyuncular: Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Eşref Kolçak, Aysun Kayacı, Mehmet Aslan, Selin Denizli, Tuba Ünsal
"Çinliler Geliyor" / Yönetmen: Zeki Ökten Oyuncular: Yaman Tarcan, İpek Bilgin, Bülent Kayabaş, Nilgün Belgün, Onur Ünsal, Pelin Erman
"Dondurmam Gaymak" / Yönetmen: Yüksel Aksu Oyuncular: Turan Özdemir ve Muğla halkı
"Dünyayı Kurtaran Adam'ın Oğlu" / Yönetmen: Kartal Tibet Oyuncular: Mehmet Ali Erbil, Cüneyt Arkın
"Emret Komutanım Şah Mat" / Yönetmen: Taner Akvardar Oyuncular: Mehmet Ali Erbil, Sarp Levendoğlu
"Eski Köye Yeni Trend" / Yönetmen: Oğuz Yalçın Oyuncular: Erdal Özyağcılar, Altan Akışık, Güven Hokna
"Hokkabaz" / Yönetmen: Cem Yılmaz, Ali Taner Baltacı Oyuncular: Cem Yılmaz, Mazhar Alanson, Özlem Tekin, Tuna Orhan
"İki Süper Film Birden" / Yönetmen: Murat Şeker Oyuncular: Tim Seyfi, Beste Bereket, Uğur Polat
"Maskeli Beşler Gözden Irak" / Yönetmen: Murat Arslan Oyuncular: Şafak Sezer, Memet Ali Alabora, Peker Açıkalın
"Neşeli Gençlik" / Yönetmen: Mesut Taner Oyuncular: Ceyda Ateş, Kaan Yılmaz, Haldun Boysan
"Sınav" / Yönetmen: Ömer Faruk Sorak Oyuncular: İsmail Hacıoğlu, Hümeyra, Altan Erkekli, Güven Kıraç, Zafer Alagöz, Ali Sürmeli, J. C. Van Damme
"Şaşkın" / Yönetmen: Şahin Alparslan Oyuncular: Onur Ünsal, Evrim Akın, Serdar Yeğin, Selin Demiratar, Ahmet Mümtaz Taylan
"Unutulmayanlar" Yönetmen: Ayhan Sonyürek Oyuncular: Göksel Arsoy, Altan Erkekli, Nevra Serezli

FANTASTİK FİLMLER
"Araf" / Yönetmen: Biray Dalkıran Oyuncular: Akasya Asıltürkmen, Murat Yıldırım
"Gomeda" / Yönetmen: Tan Tolga Demirci Oyuncular: Feride Çetin, Halim Ercan, Serkan Altınorak, Bulut Köpük, Bahar Yanılmaz
"Küçük Kıyamet" / Yönetmen: Yağmur ve Durul Taylan Oyuncular: Başak Köklükaya, Cansel Erkin, Binnur Kaya, İlker Aksum
"Vatansever" / Yönetmen: Mesut Taner Oyuncular: Ahmet Şafak, Ceyda Düvenci, Zafer Alagöz

DÖNEM FİLMLERİ
"Cenneti Beklerken" / Yönetmen: Derviş Zaim Oyuncular: Serhat Tutumluer, Melisa Sözen, Mesut Akusta, Nihat İleri, Mehmet Ali Nuhoğlu
"Eve Giden Yol" / Yönetmen: Semir Aslanyürek Oyuncular: Melisa Sözen, Erdinç Olgaçlı, Muhammed Cangören, Metin Akpınar, Emre Altuğ
"Mavi Gözü Dev" / Yönetmen: Biket İlhan Oyuncular: Yetkin Dikinciler, Dolunay Soysert
"Son Osmanlı" / Yönetmen: Mustafa Şevki Doğan Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu, Cansu Dere, Emin Boztepe, Engin Şenkal

DRAMLAR
"Aura" / Yönetmen: Orhan Oğuz Oyuncular: Gani Rüzgar Şavata, Töre Anadolu
"Barda" / Yönetmen: Serdar Akar Oyuncular: Nejat İşler, Doğu Alpan, Melis Birkan, Burak Altay
"Beş Vakit" / Yönetmen: Reha Erdem Oyuncular: Taner Birsel, Bülent Emin Yarar, Sevinç Erbulak, Elit İşcan
"Beynelmilel" / Yönetmenler: Sırrı Süreyya Dernek, Muharrem Gülmez Oyuncular: Özgü Namal, Cezmi Baskın, Umut Kurt, Meral Okay
"Eve Dönüş" / Yönetmen: Ömer Uğur Oyuncular: Memet Ali Alabora, Sibel Kekilli, Savaş Dinçel, Altan Erkekli, Perihan Savaş
"Hayatımın Kadınısın" / Yönetmen: Uğur Yücel Oyuncular: Uğur Yücel, Türkan Şoray
"İklimler" / Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan Oyuncular: Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan, Nazan Kesal, Mehmet Yılmazer
"İlk Aşk" / Yönetmen: Nihat Durak Oyuncular: Erol Günaydın, Çetin Tekindor, Vahide Gördüm, Tarık Pabuçcuoğlu, Halit Ergenç, Dolunay Soysert
"Kader" / Yönetmen: Zeki Demirkubuz Oyuncular: Vildan Atasever, Müge Ulusoy
"Kardan Adamlar" / Yönetmen: Aytan Gönülşen Oyuncular: Hazım Körmükçü, Ogün Kaptanoğlu
"Mülk" / Yönetmen: Ulaş İnaç Oyuncular: Atıl İnaç, Zeynep Ersen, Güler Ökten, Şesuvar Aktaş
"Polis" / Yönetmen: Onur Ünlü Oyuncular: Haluk Bilginer, Özgü Namal
"Romantik" / Yönetmen: Sinan Çetin Oyuncular: Okan Bayülgen, Yasemin Kozanoğlu
"Takva" / Yönetmen: Özer Kızıltan Oyuncular: Erkan Can, Meray Ülgen, Güven Kıraç
"Yaşamın Kıyısında" / Yönetmen: Fatih Akın Oyuncular: Nurgül Yeşilçay, Baki Davrak, Tuncel Kurtiz, Nursel Köse, Yelda Reynauld, Erkan Can

ELİF BERKÖZ - eberkoz@milliyet.com.tr

"Eskilerin yerini yeniler alır, star kavramı devam eder"
TarIk Akan (Oyuncu)
http://www.milliyet.com.tr/2006/09/18/pazar/resim/apaz6.jpg
Türk sinemasına karşı eğilim fazlalaştı. Ticari getirileri arttı. Artık yapımcılar sponsoru daha kolay ikna ediyorlar. Böylece daha çok film çekilebiliyor. Deneme yanılma yöntemiyle, geçen yıl tutan filmlerin türlerine ağırlık veriliyor. İsimsiz oyuncuların yapmış olduğu bir-iki film gişe başarısına ulaştığında bu defa o isim star olur. Eskiler eskimiştir, yeniler onların yerini alır. Star kavramı devam eder.

"Cem Yılmaz'ın filmlerini herkes merak ediyor"
http://www.milliyet.com.tr/2006/09/18/pazar/resim/apaz7.jpg
EZEL AKAY (Yönetmen)
Vizyonda çok fazla film olunca seyirciler tercihlerini tanıdıklarından yana yapıyorlar. Bütçe çok yükseldiği zaman yapımcı da kadroya iyi oynayan, seyircinin özellikle takip ettiği bir oyuncuyu ekliyor. Hele de "Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?" gibi 3,5 milyon dolarlık bütçeye sahip bir filmse starın kadroda yer alması kaçınılmaz oluyor. "Şu oyuncuyu filme koyarsak acayip gişe yapar" diyebileceğimiz oyuncu sayısı ikiyi, üçü geçmez. Mesela Cem Yılmaz'ın filmlerini herkes merak ediyor. Millet Mehmet Ali Erbil'in filmlerine de gidiyor. Kadın oyuncular arasında böyle bir beklenti yaratmış olan ne yazık ki yok. Ama olacaktır ilerideki dönemde. Demet Akbağ, Nurgül Yeşilçay gibi isimlerden umutluyum.

"Türkiye'de bir yönetmenin kitleleri çekecek gücü yok"
Mehmet Soyarslan (Özen Film Yönetim Kurulu başkanıSeyircinin tercihi bir süredir Türk filmlerinden yana. Yabancı filmlerin izleyici sayısında bir düşüş var.
Vizyona girecek filmler arasında dönem filmi adını verebileceğimiz üç film bulunuyor: "Cenneti Beklerken", "Son Osmanlı" ve "Eve Giden Yol". Bu yapımlar tarihi olduğu için daha pahalıya mal oluyor. Bu üç filmin maliyeti de 3 milyon doların altına düşmez.
Bir filmde starın yer alması çok önemli. Çünkü filmin seyirci tarafından tercih edilmesi için neden olmalı. O neden ya prodüksiyonun kendisindedir veya oyuncudadır. Örneğin Cem Yılmaz'ın filmleri merak ediliyor. Aranan bir yüz konumunda Yılmaz.
Bir yönetmenin kitleleri çekecek gücü yok Türkiye'de. Mesela Fatih Akın'ın seyirci çekme kapasitesi belli. Ferzan Özpetek'in filmleri İtalya'da milyonlarca seyirci toplarken Türkiye'deki seyirci sayısı 200 bini geçmiyor. Konu, oyuncu, prodüksiyon bir araya geldiğinde büyük kitleleri yakalama şansı ortaya çıkar.

"Komedi filmlerinin getirisi daha fazla"
ŞÜKRÜ AVŞAR (Yapımcı, Avşar Film'in sahibi)
Türk filmlerinin sayısındaki artışın nedeni Türk filmlerinin son yıllarda yabancı filmlere oranla sağladığı gişe başarısıdır. Halkın Türk filmlerine olan ilgisi yoğun.
Görünen o ki diğer türlere göre komedi filmlerinin sinema salonlarına getirisi daha fazla.
Günümüz şartlarında 1 milyon doların altında bir bütçeyle film yapılabilmesi çok zor. Her geçen gün gelişen teknoloji maliyetlerin artışındaki en önemli etken oldu.
Genç yeteneklere imkan tanımak bizim için önemlidir. Hâlâ star kavramı sürmektedir ama biz Avşar Film olarak genç yeteneklere daha çok önem veriyoruz.

"Star kavramına inanmıyoruz"
YaĞmur Taylan (Yönetmen)
Türk sinemasında bir canlanma var. Son yıllarda değişik türlerde filmler yapılmaya başlandı. Yüksek maliyetli dönem filmlerinin sayısı artıyor.
Kardeşim Durul'la birlikte star kavramına inanmıyoruz. Genç yönetmenlerle birlikte yetenekli, genç oyunculara daha sık fırsat tanınmaya başladı.

"En çok dram ve komedi ilgi çekiyor"
Zümrüt Arol (BKM genel müdürü)
"Vizontele"den bu yana, Türk filmlerine talepte artış var. En çok dram ve komedi türü ilgi çekiyor. Bir filmin prodüksiyon maliyeti çok değişken. 500 bin dolar da olabilir 3 milyon dolar da. Tüm rakamlar senaryo, cast ve prodüksiyona bağlı olarak değişebiliyor. Biz filmlerimizde cast yaparken, kimin popüler olduğuna göre değil, role uygunluğa göre yola çıkıyoruz. İyi bir oyuncunun da zaten popülariteyi yakalayacağını düşünüyoruz.

"Kalite yükselince seyirci arttı"
http://www.milliyet.com.tr/2006/09/18/pazar/resim/apaz11.jpg
Zeynep Özbatur ("İklimler"in yapımcısı)
Son yıllarda yapılan Türk filmlerinin kalitesi yükseldikçe seyirci arttı. Türk sinemasına olan ilgi artınca film sayısı da çoğaldı. Filmin hangi türde olduğu çok önemli değil. Mühim olan iyi kotarılması.
Komedi milleti sinemaya toplar diye düşünülse de son yıllarda dramatik filmler de seyirci topladı. Star kavramını çok güçlü görmüyorum. Yapımda iyi oyuncu varsa film de iyi olur.

kaynak:milliyet/alin taşçıyan

sbuffy
29-09-06, 14:22
0Dondurmam Gaymak Oscar'a aday!

Bu yıl 79'uncusu düzenlenecek olan Akademi Ödülleri'nde Türkiye'yi temsil edecek film belli oldu. Yüksel Aksu'nun yönettiği "Dondurmam Gaymak" filmi Oscar Akademi Ödülleri Yabancı Film Aday Adayı olarak seçildi.

Sinema sektörü temsilcilerinden oluşan seçici kurulda Mehmet Açar (Sinema Yazarları Derneği), İsmail Güneş (Film Yönetmenleri Derneği), Nida Karabol Akdeniz (Sinema Eserleri Sahipleri Birliği), Mevlüt Koçak (Sinema Emekçileri Sendikası), Hüseyin Kuzu (Senaryo Yazarları Derneği), Yusuf Sezgin (Sinema Oyuncuları Derneği), Yılmaz Atadeniz (Film Yapımcıları Derneği) ve Meltem Savcı (Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği) yer aldı.

Senaryosu ve yönetmenliğini başarılı TV dizileri, ödüllü belgesel ve kısa filmlerin yönetmeni Yüksel Aksu'nun üstlendiği film, İstanbul Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü; Adana Altın Koza Film Festivali Halk Jürisi En İyi Film, Jüri Özel Ödülü ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı. Yapımcılığını Hermes ve Makara Film'in üstlendiği "Dondurmam Gaymak" 250 bin YTL'ye mal oldu.

Küçük esnafın, küçük kasabanın, "küçük" insanların "büyük" filmi Dondurmam Gaymak, bu bağlamda küreselleşen dünya ekonomisi karşısında çaresizce çırpınan küçük esnafın, eski tarz teknikle üretim yapıp satan bir dondurmacının traji-komik hikâyesini anlatan bir film.

kaynak:sinema.com

**_**tarci**_**
30-09-06, 14:50
türk sinemasının git gide gelişmesi ve filmlerin fazlalaşması hakkında ne düşünüyorsunuz :?:

çok iyi oluyo bence o amerikalılar da filmin nsl yapıldığını öğrensinler:img-grin2

sbuffy
15-12-06, 21:02
İpek Yolu Festivali’nde Görkemli Açılış

Bu yıl birincisi gerçekleştirilen Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali 13 Aralık 2006 Çarşamba gecesi Bursa’nın tarihi sinema salonu Tayyare Kültür Merkezi’nde yapılan görkemli açılış gecesi ile Bursalılara merhaba dedi. Gecede, Türk sinemasının büyük isimleri Türkân Şoray, Kadir İnanır, Aytaç Arman, Yusuf Sezgin, Aykut Oray, Cahit Berkay ve Çağan Irmak da Bursalılarla buluştu. Festival Başkanı Burçak Evren “Festivalin isminin İpek Yolu olarak seçilmesi ile evrenselliği, festival ödülü olan ‘Hacivat ve Karagöz Heykelciği’ ile Bursa’ya özgü bir motifi kullandıklarını” belirtti.

Arif Keskiner - Ahmet Mekin
http://img244.imageshack.us/img244/191/322769173f11ccc30b8mou9.jpg

Hikmet Şahin (Büyükşehir Belediye Başkanı) - Çağan Irmak
http://img244.imageshack.us/img244/7853/3227693693832db2e6amvd2.jpg

Hikmet Şahin - Türkan Şoray
http://img244.imageshack.us/img244/2551/322769516d9b926d3e7mll4.jpg

Kadir İnanır - Türkan Şoray
http://img244.imageshack.us/img244/3169/3227695905955cad3d0mql9.jpg

Türkan Şoray - İpek Tuzcuoğlu - Kerem Alışık - Kadir İnanır
http://img244.imageshack.us/img244/473/3227692957767395a08mkf2.jpg

kaynak:sadibey

sbuffy
22-12-06, 09:46
Yerli malı sinemada geçerli akçe

http://www.ekolay.net/sinema/images/22122006090241_38_441257akc.jpg

2006'da sinema seyircisi 6 milyon arttı. 2005'te 27 milyon bilet satılmıştı, bu yıl 33 milyonun üzerinde.

Türk sinemasının yükselişine seyirci de kayıtsız kalmıyor. Geçen yıl 27 filmle 11.5 milyon seyirciyi solanlara çeken Türk sineması bu yıl film sayısıyla birlikte seyircisini de artırdı. 2006 yılında 34 Türk filmi vizyona girdi ve 16 milyonun üzerinde seyirciye ulaştı. Yabancı film sayısı da geçen yıla göre arttı. Geçen yıl toplam 221 yabancı film vizyon görürken bu yıl bu rakamın 230'u geçmesi bekleniyor.

Haftalık Antrakt Sinema gazetesinin verilerine göre 1 Ocak-13 Aralık arası 33 milyonun üzerinde sinemalarımızda bilet kesildi. 2005'te toplam sinemaya giden seyirci sayısı 27 milyon civarındaydı. Bu 33 milyon biletin yaklaşık yarısının Türk filmlerine kesilmesi sinemada filme giden her iki kişiden birinin Türk filmine gittiğini gösteriyor. 2006'da en çok izlenen 10 yapım arasında da altı Türk filmi yer alıyor.

1 Ocak -13 Aralık 2006 arasında en çok izlenen 10 film

1-Kurtlar Vadisi - Irak.........4.256.567
2-Hababam Sınıfı Üç Buçuk......... 2.067.661
3-Hokkabaz.........1.682.430
4-Sınav......... 1.126.439
5-Da Vinci Şifresi......... 1.028.928
6-Karayip Korsanları.........1.005.052
7-Keloğlan Karaprense Karşı.........997.238
8-Buz Devri 2.........944.374
9-Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?.........646.274
10-Testere 3.........493.951

kaynak:e-kolay.net

sbuffy
22-12-06, 09:49
İpek Yolu Festivali'nde ödüller

http://www.ekolay.net/sinema/images/festival_afis4.jpg

Bu yıl ilki gerçekleştirilen ve 20 ülkeden 40 filmin katıldığı Uluslararası İpek Yolu Film Festivali, sona erdi.

Uluslararası İpek Yolu Film Festivali, Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle sona erdi. Festivalin kapanış konuşmasını yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin, “Başlattığımız bu festivalin aslında ilk kurucuları sizlersiniz. Bu onuru sizlerle paylaşmaktan mutluyum. Böylesi zengin ve değerli bir festivalin kapanış konuşmasını yaparken sizlere veda etmek içimden gelmiyor. Bu yüzden yeniden ‘hoş geldiniz’ diyor, gelecek yıl yine buluşmak üzere sizleri sevgiyle kucaklıyorum” dedi.

Toplam 20 ülkeden 40 film, 3 ayrı salonda Bursalı sinemaseverlerle buluşurken, halk jürisi tarafından Hırvatistan yapımı ‘I Love You’ adlı film en iyi film ödülüne layık görüldü. Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin, ödülü filmin oyuncusu Ivana Roscic’e verdi. Türkçe hazırladığı metni okuyan Roscic, “Davetinize, misafirperverliğinize ve festivali hazırlayan tüm güzel insanlara çok teşekkür ederim. Tekrar geleceğim” dedi.

Ali Ulvi Uyanık, Ahmet Ilgaz, Ege Görgün, Murat Erşahin ve Şenay Aydemir’den oluşan Sinema Yazarları Jürisi ise, Deepa Mehta’nın yönettiği Hindistan- Kanada ortak yapımı ‘Su’ adlı filmi en film seçti. Yoğun programları nedeniyle film ekibinden kimsenin katılmadığı gecede, ödülü Burçak Evren, belgeselci Eylem Kaftan’a verdi.

Uluslararası İpek Yolu Film Festivali kapsamında düzenlenen ücretsiz sinema kurslarına katılan 130 kursiyere ise sinema ve tiyatro oyuncusu Aykut Oray tarafından sertifikaları verildi. Ödül töreninin ardından sinemaseverler, festivalin son filmi olan Kazakistan- Kırgızistan ortak yapımı ‘Kardeşim İpek Yolu’ adlı filmi izledi.

kaynak:e-kolay.net

sbuffy
29-12-06, 15:42
SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) 39. Türk Sineması Ödül Adaylarını Açıkladı

Geleneksel SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) 39. Türk Sineması Ödülleri 2006 için geri sayım başladı. 22 Ocak 2007 Pazartesi günü Taksim Atatürk Kültür Merkezi büyük salonda yapılacak olan ödül töreninde, Türk sinemasının 2006 ürünleri ödüllendirilecek. 11 ayrı dalda dağıtılacak SİYAD heykelcikleri sahiplerine verilecek. Derneğe kayıtlı 36 üyenin katılımıyla her dalda 5 aday belirlendi.

En İyi Film:
Beş Vakit
Cenneti Beklerken
Kader
Korkuyorum Anne
Takva

En İyi Yönetmen:b]
Nuri Bilge Ceylan (İklimler)
Zeki Demirkubuz (Kader)
Reha Erdem (Beş Vakit)
Reha Erdem (Korkuyorum Anne)
Derviş Zaim (Cenneti Beklerken)

[b]Mahmut Tali Öngeren - En İyi Senaryo:
Önder Çakar (Takva)
Zeki Demirkubuz (Kader)
Reha Erdem (Beş Vakit)
Nilüfer Güngörmüş – Reha Erdem (Korkuyorum Anne)
Derviş Zaim (Cenneti Beklerken)

En İyi Erkek Oyuncu:
Ufuk Bayraktar (Kader)
Haluk Bilginer (Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?)
Erkan Can (Takva)
Ali Düşenkalkar (Korkuyorum Anne)
Cem Yılmaz (Hokkabaz)

Cahide Sonku - En İyi Kadın Oyuncu:
Vildan Atasever (Kader)
Ebru Ceylan (İklimler)
Demet Evgar (Beyza’nın Kadınları)
Başak Köklükaya (Küçük Kıyamet)
Işıl Yücesoy (Korkuyorum Anne)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
İlker Aksum (Küçük Kıyamet)
Mazhar Alanson (Hokkabaz)
Civan Canova (Eve Dönüş)
Meray Ülgen (Takva)
Bülent Emin Yarar (Beş Vakit)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Şenay Gürler (Korkuyorum Anne)
Nazan Kesal (İklimler)
Ezgi Mola (Hayatımın Kadınısın)
Melisa Sözen (Cenneti Beklerken)
Müge Ulusoy (Kader)

En İyi Görüntü Yönetmeni:
Florent Herry (Beş Vakit)
Hayk Kirakosyan (Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?)
Mustafa Kuşçu (Cenneti Beklerken)
Gökhan Tiryaki (İklimler)
Soykut Turan (Takva)

En İyi Sanat Yönetmeni:
Naz Erayda – Hakan Yarkın (Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?)
Yaşar Kartoğlu (Hokkabaz)
Elif Taşçıoğlu – Serdar Yılmaz (Cenneti Beklerken)
Erol Taştan (Takva)
Mehtap Ün Kanıbelli (Korkuyorum Anne)

En İyi Kurgu:
Andrew Bird – Niko (Takva)
Zeki Demirkubuz (Kader)
Reha Erdem (Beş Vakit)
Nathalie Le Guay – Reha Erdem (Korkuyorum Anne)
Ulaş Cihan Şimşek (Cenneti Beklerken)

En İyi Müzik:
Ender Akay (Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?)
Gökçe Akçelik (Takva)
Rahman Altın (Cenneti Beklerken)
Baba Zula (Dondurmam Gaymak)
Kevin Moore (Küçük Kıyamet)

kaynak:sadibey

sbuffy
04-01-07, 14:42
Sinemacılara yeni yıl sürprizi

Sinema dünyası tarafından eleştirilen 'Sinema Yasası'nın kimi maddeleri değiştirildi.

Devletten sinemacılara yeni yıl sürprizi. 'Sinema Kanunu' olarak adlandırılan 5224 sayılı Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun'un sinema dünyası tarafından eleştirilen kimi maddeleri değiştirildi. Meclis'in onayından geçen değişiklikler devletin sinemayı desteklemesi yönünde hem önemli açılımlar getiriyor hem de kanunun uygulanması sırasında çıkan sorunların giderilmesine olanak tanıyor.

2004'te çıkarılan Sinema Kanunu, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın filmleri proje aşamasından başlayarak desteklemesini öngörüyordu. Fakat uygulamada devlet desteğinin banka kredisinden pek farkı olmadığı görüldü. Kanun destek alıp, maliyetini kurtaramayıp zarar eden ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın belirlediği festivallerde ödül alamayan/katılamayan filmin yapımcısı ve yönetmenini cezalandırıyordu. Böyle durumda filmin yönetmeni üç yıl, yapımcı da sonsuza kadar destekten yararlanamıyordu. Ayrıca destek alan projelerin, destek aldığı yılın sonunda, filmin bitmiş halinin bir kopyasının Kültür ve Turizm Bakanlığı'na teslim edilmesi şartı vardı. Fakat desteklerin yıl ortasında açıklanması, çekim koşulları, filmin farklı mevsimlerde geçebilme ihtimali gibi nedenlerden dolayı bu şarta uyma konusunda sinemacılar oldukça zorlanıyordu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2005 ve 2006'da çeşitli filmlerin desteklenmesini kararlaştırsa bile sinemacılar uygalamada çıkan sorunlar nedeniyle bu desteği almamayı tercih etmişti. Destek alan kimi sinemacılar ise yaşanan sorunlar karşısında mahkemeye gitmek durumunda kalmıştı. İşte 'Sinema Kanunu'nda yapılan değişiklikler uygulamada çıkan bu tür sorunları aşmanın ve devletin sinemayı daha aktif bir biçimde desteklemesinin önünü açıyor. Öncelikle yapılan değişikler sonunda destek alan sinemacılar yıl sonunda filmlerini bitirmek zorunda değiller.

Filmlerin teslimi, gösterim tarihinin belirlenmesi şartıyla bir sonraki yıla sarkabilecek. Böylece sinemacılar, destek aldıkları için aceleyle filmlerini çekip bitirmek zorunda kalmayacak. Yapılan bir diğer değişiklik ise desteğin geri ödenmesiyle ilgili. Destek alan film, maliyetini çıkardıktan sonra elde ettiği kâr üzerinden yardım aldığı oranda desteği geri ödeyecek. Eğer kâra geçemiyorsa ödeme yapmayabilir. Bu durumda yönetmene verilen üç yıl destekten yararlanmama cezası kaldırıldı. Ancak devlet yapımcıya hâlâ ceza verilmesi gerektiğini düşünüyor. Destek alan ve maliyetini çıkaramayan filmin yapımcının sonsuza kadar destekten yararlanmama cezası, yapılan değişiklikle üç yılla sınırlandırılmış durumda.

Kanunda yapılan son değişikle filmleri destekleme oranı da artırıldı. Bir film en fazla toplam bütçesinin yüzde 30'u oranında desteklenebiliyordu. Bu oran değişiklikle yüzde 50'ye çıkarıldı.

kaynak:ekolay.net

sbuffy
23-01-07, 19:39
SİYAD Ödülleri Reha Erdem’e

Sinema Yazarları Derneği 39. Türk Sineması Ödülleri sahiplerini buldu.

Reha Erdem’in yönettiği ‘Beş Vakit’ ve ‘Korkuyorum Anne’ isimli iki film yedi dalda ödül alarak yönetmenini sevindirdi. En iyi film: Beş Vakit, En iyi yönetmen: Reha Erdem (Beş Vakit), Reha Erdem (Korkuyorum Anne), En iyi kadın oyuncu: Işıl Yücesoy (Korkuyorum Anne), En iyi erkek oyuncu: Erkan Can (Takva)
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından her yıl düzenlenen Türk Sineması ödül törenini bu yıl 39. kez ödüllerini dağıttı. Dün akşam Taksim Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen törene Türk sinemasının önemli isimleri katıldı.

‘BEŞ VAKİT’ VE ‘KORKUYORUM ANNE’ ÖDÜLLERİ TOPLADI
Binin üzerinde davetlinin izlediği törende, geçen yıl sinemalarda vizyona giren, Reha Erdem’in yönettiği ‘Beş Vakit’ ve ‘Korkuyorum Anne’ isimli iki film yedi dalda ödül alarak yönetmenine büyük bir gurur yaşattı. ‘Korkuyorum Anne’ kadın oyuncu dalında Işıl Yücesoy’a, yardımcı kadın oyuncu dalında da Şenay Gürler’e SİYAD heykelciği kazandırdı. Erkan Can ise erkek oyuncu dalında ‘Takva’ ile ödüle ulaştı. 2006’nın son günlerinde vizyona giren ‘Küçük Kıyamet’teki performansıyla İlker Aksum da en iyi yardımcı erkek oyuncu seçildi. Umut veren sanatçı ödülü ‘Kader’ filmindeki başarılı oyunculuğu nedeniyle Engin Akyürek’e gitti.

PELİN ESMER’E ÖZEL ÖDÜL
DIGITURK’ün 23. kanalından yayın yapan TürkMax tarafından canlı yayınlanan ödül töreninde, geçtiğimiz yıl sinemalarda vizyona giren tek yerli belgesel yapım olan “Oyun”un yaratıcısı Pelin Esmer’e de özel bir ödül verildi.
EN İYİ YABANCI FİLM ÖDÜLÜ ‘CACHÉ - SAKLI’ YA
SİYAD Başkanı Mehmet Açar’ın açılış konuşmasıyla başlayan gecede SİYAD üyelerinin seçimiyle 2005-2006 sezonunun en iyi yabancı filmi seçilen ‘Caché - Saklı’ da ödülünü aldı. Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi okuyucularının belirlediği ve her yıl SİYAD gecesinde açıklanan 2006 yılının en beğenilen sinema filmi ise “Babel - Babil” oldu. Filmin Türkiye haklarının sahibi gecenin başında ödülünü aldı.

ÖDÜL ALANLAR
Dernek üyesi sinema yazarının bireysel oylarıyla iki aşamalı olarak yapılan seçimlerin ardından 39. SİYAD Ödülleri aşağıdaki isimlere gitti:
En iyi film: Beş Vakit
En iyi yönetmen: Reha Erdem (Beş Vakit)
Mahmut Tali Öngören en iyi senaryo: Nilüfer Güngörmüş - Reha Erdem (Korkuyorum Anne)
Cahide Sonku en iyi kadın oyuncu: Işıl Yücesoy (Korkuyorum Anne)
En iyi erkek oyuncu: Erkan Can (Takva)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Şenay Gürler (Korkuyorum Anne)
En iyi yardımcı erkek oyuncu: İlker Aksum (Küçük Kıyamet)
En iyi görüntü yönetmeni: Florent Herry (Beş Vakit)
En iyi müzik: Rahman Altın (Cenneti Beklerken)
En iyi sanat yönetmeni: Naz Erayda - Hakan Yarkın (Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?)
En iyi kurgu: Nathalie Le Guay - Reha Erdem (Korkuyorum Anne)

EMEK ÖDÜLÜ ALANLAR
Törende, Türk sinemasının usta isimleri Tarık Akan, Ayşen Gruda, Zeki Ökten ve Çetin Tunca’ya Onur Ödülü, Burçak Evren’e ise Emek Ödülü verildi.

MAHZAR ALANSON’DAN MİNİ KONSER
Davetliler, törende usta müzisyen Mahzar Alanson’un mini konserini de dinleme fırsatı bulurken, ödül gecesinin ardından Beyoğlu Milo’da yapılan ‘Ödül Partisi’ne katıldılar.

kaynak:ntvmsnbc

tahsinasigiyim
05-02-07, 11:34
türk sinemasına oldum olası büyük bi saygım wardırr!!türk sineması bitti diyenlere de cevabını wermişimdirr!!Türk sineması kesinlikle hala yaşıor we bunun en ii örneği maskeli beşler ırak'ın gişesine baktığımızda çok rahat görebilirzz;)snra dondurmam gaymak..oscar yolunda ilerleyen bir filmdi..olmadı ama bu bile türk sinemasınınn hala yaşadığınıı anlatıor..ve tarihimizi çok ii anlatan bir film daha;Son Osmanlı Yandım Ali...bu filmi izlediğinizdee Türk sinemasınınn son sürat dewam ettiğini anlayacak ve bu konudaki kötümser düşünceleri olan varsa noktalayacaksınız;);)

Alın yazısı
04-04-07, 10:06
Türk sinemasının Sinemada Dünyada ayrı bir yeri vardır tabiki Ta 45 lerden başlıyan bu serüven bügünki zamana kadar gelebilmişse bundan sonrada iyiye gidecektir tabiki yetenekli oyuncular başarılı senaryoların arkası kesilmicektir

pEsSiMiSt_9
17-07-07, 21:19
Türk sineması son zamanlarda resmen atağa kalktı.Özellikle dram türünde çok iyi yapıtlar boy göstermeye başladı.Ama korku dalında çoook çalışmaları lazım..Hala efektler ve senaryo konusunda sıkıntılar var bence...

hulyafan_88
07-08-07, 11:08
SİNEMA DESTEKLEME KURULU, YILIN İKİNCİ YARISINDA UZUN METRAJLI FİLMLERDEN 22'SİNE “YAPIM”, 4'ÜNE “YAPIM SONRASI” OLMAK ÜZERE TOPLAM 5 MİLYON 400 BİN YTL DESTEK VERİLMESİNİ KARARLAŞTIRDI...

7/8/2007 10:31 .



Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Selahattin Ertaş, sinemaya destek için oluşturulan Sinema Destek Kurulu'nun yılda iki kez toplanarak film projelerine verilecek destek miktarlarını belirlediğini hatırlattı. Ertaş, kurulun en son toplantısında “Uzun Metrajlı Film” dalında yaklaşık 80 film ile birinci dönemde tekrar görüşülmesine karar verilen 17 filmin değerlendirildiğini söyledi.
Kuruldan 22 filme “Yapım”, 4 filme de “Yapım Sonrası” destek çıktığını belirten Ertaş, bu filmlere toplam 5 milyon 400 bin YTL destek verileceğini kaydetti.

2007 YILINDA 13 MİLYON YARDIM

Selahattin Ertaş, birinci dönemle birlikte bu yıl toplam 35 uzun metrajlı filme “yapım”, 6 filme “Yapım Sonrası” destek verildiğini ifade etti.
11 yönetmenin de bu yıl “ilk filmini” bakanlığın yardımıyla çektiğini anlatan Ertaş, “Elimizdeki bütçeden daha fazlasıyla Türk sinemasını desteklemeye devam ediyoruz. Geçen yıl, uzun dönem film ile belgesel ve senaryo projeleri dahil toplamda 11 milyon YTL civarı destek sağladık. Bu yıl projelere toplam 13 milyon YTL destek verilecek. Hem proje sayısı hem miktar olarak bu yıl desteği arttırdık” dedi.
Öte yandan, belgesel film ve senaryo projelerinin de kurulda 24-25 Ağustos tarihlerinde görüşüleceğini belirten Ertaş, bunun için yaklaşık 1,5 milyon YTL kaynak ayrıldığını kaydetti.

EN ÇOK YARDIM ÖZGENTÜRK, KIRAL VE DESCHAMPS'IN FİLMLERİNE

Sinema Destekleme Kurulu, 2. dönem toplantısında, 22 film yapım projesini destekleme kararı aldı. Buna göre, Ali Özgentürk'ün “Adalet”, Erden Kıral'ın “Vicdan” ve Jacques Deschamps'ın “Dinle Neyden” adlı yapımları, 350'şer bin YTL ile en fazla destek alan filmler oldu. “Yapım” desteği alacak diğer filmler ile destek miktarları şöyle:
“-Hayat Var (Reha Erdem), Hicran Sokağı (Safa Önal), Deli Deli Olma (Cem Akyoldaş), Akrep (Muharrem Gülmez), Son Cellat (Arslan Kacar): 250'şer bin YTL,
-Kara Güneyş (Kani Şavata), Nokta (Derviş Zaimağaoğlu), Miras (Tuba German): 225'er bin YTL
-Bozkırda Deniz Kabuğu (Ahmet Uluçay), Hayaller (Nuri Bilge Ceylan): 200'er bin YTL
-Pandora'nın Kutusu (Yeşim Ustaoğlu): 150 bin YTL.”

8 YÖNETMEN İLK FİLMLERİNİ ÇEKECEK

Öte yandan kuruldan, ilk filmini çekecek yönetmenlerden 8'ine destek çıktı. Mehmet Güreli'nin “Gölge” adlı filmi 275 bin YTL, Mahmut Fazıl Coşkun'un “Üç Mesele”, Handan Öztürk'ün “Roz'un Sonbarı” ile Atay Sözer'in “Bir Kaplumbağanın Hayatı” projeleri 225 bin YTL yardım alacak.
Tayyip Karamahmutoğlu'nun “Girdap” adlı filmi 200 bin YTL, Özlem Akovalıgil'in “Kakosi” adlı projesi 175 bin YTL, Murat Düzgünoğlu'nun “Hayatın Tuzu” filmi 160 bin YTL ve Elfe Uluç'un “Elif'in Hikayesi” adlı projesi ise 150 bin YTL ile desteklenecek.
Ayrıca, İsmail Necmi Aydoğan'ın “Bunu Gerçekten Yapmalı Mıyım?” adlı filmine 50 bin YTL, Sami Güçlü'nün “Aşkın Dansı” projesine 75 bin YTL geri ödemeli; Nur Akalın'ın “Joenjoy” filmine 35 bin YTL, Mehmet Güleryüz'ün “Havar” yapımına ise 65 bin YTL geri ödemesiz “Yapım Sonrası Destek” sağlanacak.
Destek için başvuruda bulunulan projeler arasında Abdullah Oğuz'un “Manik Tik Dildo”, Serdar Akar'ın “Ara Paslar”, Mahsun Kırmızıgül'ün “Beyaz Melek”, Zekeriya Kurtuluş'un “Son Osmanlı-2”, şarkıcı Teoman'ın “İstenmeyen Tüyler” ve Tolga Örnek'in “Beyaz Sürgün” ile Yusuf Kurçenli'nin “Karadeniz'de Balad”, Tarık Akan'ın “Solo”, Fatih Akın'ın “Yaşamın Kıyısında” adlı filmleri de yer alıyordu.

ecr
08-09-07, 17:49
türk filmleri gelişiyor, artıyor.. Bu çok önemli birşey. Sürekli yeni filmler giriyor ve birçok filmimiz festivallere katılıp ödüllerle dönüyor. O kadar filmimiz festivale gidiyor ki sinemamızın gelişip güçlendiğini avrupalılar görebiliyor.

Ama ne yazık ki o kadar önemli filmler çıkmasına rağmen gişede çok az izleniyor. Örnekler bol:
Takva: Çok başarılı bir filmdi. Ödül üstüne ödül aldı, festivalden festivale gitti. Ancak gişesi çok kötü: 300 bin ya var ya yok.
Polis: Belki beğenmeyenler olabilir ama gerçektende güzel bir film. O da hakketiğini alamadı.

aslında çok film var ama yazmakla bitmeyeceği için sırf 2 örnek verdim..

Umarım sinemamızın geliştiği bu dönemde filmlerimizin izleyici sayısı da artar. 70 milyonluk bir ülkede sadece rekor 4 milyon olmamalı..

Sinemamız gelişiyor. Bu çok önemli ve büyük birşey..

_yorumsuz_
21-01-08, 23:09
Eskiye göre daha ileriye gittiğini düşünüyorum. Şimdi filmlerimiz yurtdışında ödül üstüne ödül alıyorlar. Türk sinaması böyle giderse ileride daha iyi yerlere gelecek bence.

Tabi çağımızın kötü şeylerindn biri olan korsan da durdurulmalı. İnsanlar krsan alacağına sinemaya gitmeli ya da orjinal Vcdsi veya Dvdsi çıktığında almalılar.

cyd_oth_cnsl
06-07-08, 10:56
Türk Sinaması kesinlikle gelişiyor...
eskiye göre artan film türü + sayısı,tabi 100 filmden 5 tanesi başarılı olabiliyor o ayrı..
haftada illaki 1 kez sinamaya giden biri olarak Türk sinamasının geliştiğini söyleyebilirim buna örnek olarak son 5 yılda..

-Babam Ve Oğlum
-120
-Gönderilmemiş Mektuplar
-Salkım Hanımın Taneleri
-Küçük Kıyamet
-Takva
-İklimler
.....

bu liste boyle uzar gider...kısacası gerçekten iyi yönetmenler var...iyi yönetmen + iyi senarsit birazda yetenekli oyuncularla gerçekten gusel filmler ortaya çıkıyor..bence türk sinaması gerçekten gelişti...

deadly_angel
07-08-08, 02:14
Son yıllarda fazlalaşan Türk filmlerini gelişme olarak görmüyorum.Evet, aralarında kaliteli yapımlar oluyor ve dünyaya açılma konusunda faydalı oluyorlar.Ama özellikle son birkaç yılda neredeyse birbirinin aynısı pek çok yapım çekildi.Özellikle komedi adı altında oldukça gereksiz filmler çekildi.Komedi, yıllar geçtikçe basitleşen bir kavram haline geldi ve gelmeye de devam edecek.Ben sıkı bir Yeşilçam hayranıyım.1970 - 1980 yılları arasındaki filmleri halen büyük bir keyifle izliyorum.Arada yirmi küsür sene olmasına rağmen kendimden birşeyler bulabiliyorum.

Bir de şöyle bir durum var.Türk halkının azımsanmaması gereken büyük bir kısmı sinemaya para vermek yerine filmlerin televizyonda yayınlanmasını beklemeyi tercih ediyor.Olay diğer sanatsal etkinliklerde de aynı.Ve geri kalan sinema izleyenleri de filmleri hangi kriterleri ön planda tutarak izliyor tartışılır.

Ortada ucuzlaşmış bazı durumlar var.Senaristlerin daha yaratıcı olup insanlara daha güzel şeyler sunabilmeleri gerek.Son birkaç yılda izlediğim Türk filmlerinden aklımda çok sağlam yer edinmiş tek bir film var; Babam ve Oğlum.

Tüm bunlar yüzünden Türk sinemasından soğumuş durumdayım.Sinema'ya sık sık giden bir insanım ve film konusunda ilk tercihim genelde yabancı yapımlar oluyor.

Mur4tb4nK
29-11-08, 10:23
Türk Sinema Tarihi

Türkiye’de ilk film gösterimi, Bertrand adlı bir Fransızın II.Abdülhamit zamanında, 1896’da, Saray’da yaptığı gösterimler ile başlamıştır. Daha sonraları Fransız firması Pathe’nin temsilcisi Romanya uyruklu Sigmund Weinberg’in yardımlarıyla Beyoğlu yakınlarında halka film gösterilmiştir. Bu filmler genellikle kısa metrajlı belge ve güldürü filmleriydiler. Weinberg, halkın sinemaya gösterdiği ilgiden dolayı, 1908’de, Türkiye’deki ilk sinema olan Pathe Sineması’nı yaptırmıştır.
İlk Türk sinema gösterimi Cevat Boyer ile Murat Bey’in Şehzadebaşı’ nda 19 Mart 1908 de başlattığı gösterimdir.
Daha sonraları Şakir Seden ile Fuat Uzkinay, Türk sinemasının açılışını 6 Temmuz 1910’da gerçekleştirirler.
Birinci Dünya Savaşı’nda yedek subay olan Fuat Uzkinay, 14 Kasım 1914`te Türk sinema tarihinin ilk belgesel filmini çeker. “ Ayastefanos`taki Rus Abidesinin Yıkılışı” adı verilen belgesel film 150 metre uzunluğunda ve İTÜ arşivindedir. Daha sonra, Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı`na getirilen Fuat Uzkinay, konulu Türk film çekimlerini de 1918’den sonra yürütmüştür.
İstiklal Harbi yıllarında birkaç senaryolu film yapılmışsa da Türk sineması Muhsin Ertuğrul ve Kemal Film ile firmalaşır.
Ateşten Gömlek
Leblebici Horhor
Kız Kulesinde Bir Facia
Sözde Kızlar
Ankara Postası
Karım Beni Aldatırsa
Fena Yol
Aysel Bataklı Damın Kızı
Faruk Kenç ile bilimsel bir tarz geliştiren Türk sineması “Yılmaz Ali ve Dertli Pınar”filmleri ile yeni bir aşama kaydeder.
Baha Gelenbevi’nin “Deniz Kızı ” adlı filmi ile Şadan Kamil’in filmleri, Türk Tiyatrosunu sinema ile birleştirir.
1934’ten sonra Vedat Örfi Bengü`nün Mısır`a giderek bu ülke sinemasının ilk örneklerini vermesi, bizde de melodramın yerleşmesinde etkili olmuştur. Türk sinema izleyicisinin beğenisi melodrama dönük olduğundan, yönetmenler de hızla Mısır filmlerinin uyarlamalarını çekmeye başlamışlardır.
Muhsin Ertuğrul`un yönettiği "Allah`ın Cenneti" adlı filmi türünün en iyi aşk melodramıdır ve sonraki yıllarda bol bol karşılaşacağımız şarkıcı melodramlarının ilk örneğini oluşturur.
1950`li yıllardan sonra, Türk sinemasında "Tiyatrocular Dönemi" nden kademe kademe "Sinemacılar Dönemi" ne geçiş yaşanmıştır. Bu yıllarda sinemaya toplumsal konuların yanında ağırlıklı olarak melodramlar yer alır.
1960`lı yıllarda sinemaya, melodram formuna bağlı, çocuk kahramanların rol aldığı "Sezercik", "Ömercik", "Ayşecik" filmleri eklenmiştir.
Arabesk tarzın temellerinin atıldığı fakirlik, sakatlık, karşılıksız aşklar, kader kurbanları vb. dramatik Türk ekolünü yaratmış ve senaryolar aynı üslup ve konuları yıllarca işlemişlerdir.
Kısa zamanda ticari kaygılar sinemasal öğelerin önünü kesmiş, aynı tür filmlerde aynı oyuncular kamera karşısına geçmiştir. Hatta aynı senaryolar, dönemin gözde oyuncularıyla defalarca yinelenmiştir.
Türk Sinemasında Bazı İlkler
İlk sinema gösterimi Yıldız Sarayı`nda yapıldı. (1896)
Sürekli film gösterilen ilk salon Beyoğlu`nda Sigmund Weinberg tarafından Cinema Pathe adıyla açıldı (1908).
İlk Türk filmi Fuat Uzkinay tarafından çekilen `Ayastefonos`daki Rus Abidesinin Yıkılışı` (1914).
Afişi basılarak yurdışına satılan ilk Türk filmi Binnaz oldu (1919).
İlk konulu Türk filmleri Sedat Simavi tarafından çekilen `Pençe` ve `Casus` (1917).
İlk özel yapım şirketleri Kemal Film (1922) ve İpek Film (1928).
İlk sesli Türk filmi `İstanbul Sokaklarında` Muhsin Ertuğrul tarafından çekildi (1928).
İlk sansür yönetmeliği Mussolini`nin sansür yasasından esinlenerek hazırlandı ve yürürlüğe girdi. (1939).
İlk film festivali `Yerli Film Yapanlar Cemiyeti` tarafından düzenlendi. `Unutulan Sır` adlı film en iyi film seçildi. En iyi kadın oyuncu ödülünü Nevin Aypar, en iyi erkek oyuncu ödülünü Kadri Erdoğan aldı (1948).
Tiyatro etkisinden çıkan ilk film Kanun Namına`yı Ömer Lütfi Akad çekti (1952).
İlk renkli Türk filmi Halıcı Kız Muhsin Ertuğrul tarafından çekildi (1953). Aynı zamanda Muhsin Ertuğrul`un çektiği son filmdi.
Metin Erksan`ın `Aşık Veysel`in Hayatı` adlı filmi Sansür Kurulu tarafından yasaklanan ilk film oldu.
İlk uluslararası ödülü Metin Erksan`ın yönettiği `Susuz Yaz` aldı. Film Berlin Film Şenliğinde `Altın Ayı` büyük ödülünü aldı (1964).
Köy hayatını işleyen ilk Türk filmi Beyaz Geceler`i Lütfi Akad çekti (1965).
1970’li yıllardan 1985’ li yıllara kadar Türk sineması TV etkisiyle bir kriz dönemine girer ve erotik Türk sineması ile sex furyası donemi başlar. 1990 ve 2000’li yıllarda ise krizden kurtulma ve gerçek öykülere dayali realist Türk sinemasına doğru adımlar atılır.
Aslında Türk sineması Türk tiyatrosundan doğarak gelişmiş fakat Türk sinema tarzını ve dilini yaratamamıştır. Bir Fransız ve Rus film tarzından bahsedilebilir. Fakat Türk sinema dili ve tarzından şimdilik bahsetmek mümkün değil. Aynı şekilde Türk sinema platformu ve alanlarında da yetersizlik olduğu bir gerçektir.

ÇAKIL85
30-11-08, 21:54
TÜRK SİNEMA TARİHİ


Her ülkenin bir sinema tarihi vardır. Bu, elbette belgelerle saptanır. O yıllardaki adıyla sinematograf, yani sinemanın dünya üzerindeki resmi tarihi belgelere göre 22 Aralık 1895 olarak bilinir. İki Fransız genci Louis ve Auguste Lumièr kardeşlerin Paris'te Capucines Bulvarı'ndaki Grand Cafe'de düzenledikleri bir gösteriyle dünya sinemasının resmi tarihi doğar.

Sinemanın Türkiye'ye girişi ise çeşitli kaynaklara göre Yıldız Sarayı'nda ve halka açık gösterilerle başlar. Örneğin, Romanya uyruklu bir Polonya'lı Sigmund Weinberg'in Galatasaray dönemindeki Sponeck adlı birahanenin salonunda düzenlediği halka açık film gösterisi, bu konuda en sağlam kaynaklardan biridir. Ve bu film gösterisinin tarihide 1897'dir.



1914-1930
Türk Sinema Tarihi

1914

1908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiye'de ki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye Cevat Boyer'le Murat Bey'ler girer. Ve Şehzadebaşı'nda Milli Sinema adı verilen "ilk Türk sineması" açılır (19 Mart). Ardından, İstanbul Sultanisi'nde film gösterileri düzenleyen Şakir Seden'le Fuat Uzkınay, Sirkeci'de lokantacılık yapan Ali Efendi'yi (Öztuna) ikna ederek ikinci Türk sinemasının açılmasını sağlarlar (6 Temmuz). Ve sinemaya Ali Efendi adı verilir. Çünkü Ali Efendi, bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup, Şakir ve Kemal Seden kardeşlerin de amcalarıdır.

I.Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay, Türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı adını taşıyan ve tarihi anısı olan bu film, 150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. Ve işte 14 Kasım 1914'le Türk sinemasının gerçek doğum tarihi gerçekleşir.

Bir yıl sonra (1915) Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulunca, Türkiye'de sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan Sigmund Weinberg de bu kurumun başına getirilir. Yardımcısı da Fuat Uzkınay'dır. Weinberg, savaşla ilgili ve Türkiye'yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken, bu ara Enver Paşa'yı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişecekti.

Dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu Leblebici Horhor'u çekmeye başladıktan bir süre sonra, oyuncularından birinin ölmesiyle film yarım kaldı. İkinci öykülü filmi olan Himmet Ağanın İzdivacı'nın ise oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınınca, bu denemesi de ilkinin akıbetine uğradı. Ancak, Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı'na getirilen Fuat Uzkınay, yarım kalan Himmet Ağanın İzdivacı'nı savaştan sonra (1918) tamamladı.

1917

Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, sinemanın ilk yıllarındaki askeri nitelik taşıyan ikinci kuruluşuydu. Belge filmi yönetmeni olarak kurumun başına getirilen Fuat Uzkınay bu yönde çalışmalarını sürdürürken cemiyet, ilk kez öykülü filmlere de el atar. Ve öykülü filmlerin çekimi, o yıllarda 20 yaşlarında bir gazeteci olan Sedat Simavi'nin çabalarıyla gerçekleşir. Genç Simavi'nin yönetmenliğini yaptığı Pençe'yle Casus, Türk sinemasında yarım kalmadan çekilen ilk öykülü filmlerdir.

1919

Bu yıl yalnızca iki öykülü film çekildi. Mürebbiye ile Binnaz. Her iki filmin yönetmeni, Türk tiyatrosunun kuruluşunda büyük katkıları olan 62 yaşındaki Ahmet Fehim'di. Ve oyuncuları da Raşit Rıza Samako, Behzat Butak, Hüseyin Kemal Gürmen gibi tiyatro sanatçılarından oluşuyordu. Kadın oyuncuları ise Mm. Kalitea, Eliza Binemeciyan ve Bayzar Fasulyeciyan'dı.

1921

Dönemin ün yapmış güldürü sanatçısı olan tiyatrocu Şadi Fikret Karagözoğlu, Bican Efendi Vekilharç adlı 22 dakikalık kısa filmiyle Türk sinemasında ilk güldürü tipini yaratır. Bican Efendi Mektep Hocası ve Bican Efendinin Rüyası ise giderek bir diziyi oluşturur. Bu, konulu üç kısa filmin yönetmen ve baş oyuncusu ise Karagözoğlu'dur.

Ali Efendi, yeğenleri Şakir ve Kemal Seden kardeşlerle yeni bir "aile ortaklığı" girişiminde bulunup, "Sinema İşçileri Şirketi"ni kurarlar. Yabancı filmleri yurda ithal etmek amacıyla kurulan şirket, çalışmalarını 1928'li yıllara kadar sürdürür.

1922

1916 yılından beri Almanya'da oyuncu ve yönetmen olarak film çalışmalarını sürdüren tiyatrocu Muhsin Ertuğrul'un yurda dönüşü ve ilk özel yapımevi olan Kemal Film şirketinin kuruluşuyla Türk sinemasında yeni bir dönem başlar. Kemal Film şirketini ve Eyüp'teki Feshane Fabrikası'nın bir bölümünde (dikimevi atölyesi) Kemal Film Stüdyosu'nu kuran Kemal ve Şakir Seden kardeşlerdir. Sinema ile ilgili ilk deneyimlerini yurt dışında gerçekleştiren Muhsin Ertuğrul; Kemal ve Şakir Seden kardeşlerle yaptığı işbirliği sonucu bu özel yapımevi adına iki film çeker; İstanbul'da Bir Facia-i Aşk (Şişli Güzeli Mediha Hanımın Facia-i Katli) ve Boğaziçi Esrarı (Nur Baba). İkincisi olaylı bir filmdir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanından sinemaya uyarlanan Nur Baba'nın çekimi sırasında Bektaşiler, film setini basarlar. Olaylar çıkar. Bektaşiler filmin aleyhlerine çekildiği yanıltmacasıyla kışkırtılmışlardır. Ancak polisin olaya el koyması sonucunda çalışmalara devam edilir.

1923

Muhsin Ertuğrul, tek adam olarak Türk sinemasında kurduğu egemenliğinin başlangıç yıllarındadır. Ve birbiri ardına üç film çeker. İlki Halide Edip Adıvar'dan uyarladığı Ateşten Gömlek'tir. Kurtuluş Savaşı'nı konu alan bir ilk filmdir. Türk sineması adına bir diğer özelliği de Ateşten Gömlek'te ilk kez Türk kadınlarının oynamasıdır. Ve böylece Cumhuriyet'in ilanının (1923) Müslüman Türk kadınlarına çalışma özgürlüğü tanıması sonucu, Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir'le yeni bir dönem açılır. Leblebici Horhor ve Kız Kulesinde Bir Facia, Ertuğrul'un 1923 yılında çevirdiği diğer iki filmdir.

1924

Muhsin Ertuğrul, bu kez bir filmle yetinir. Peyami Safa'nın aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı Sözde Kızlar'ı çektikten bir yıl sonra (1925) Rusya'ya gidip film çalışmalarına orada devam eder.

1928

1924 yılında sinema işletmeciliğine başlayan İpekçe Kardeşler, bu kez film yapımı için bir şirket kurarlar. Adı İpek Film olan kurum, Türk sinemasının ikinci özel yapımevidir. Yurtdışından dönen Muhsin Ertuğrul, bu yeni şirketin ilk filmi olan Ankara Postası'nın çekimine başlarsa da, filmi bazı nedenlerle ancak bir yıl sonra (1929) bitirir. Aynı yıl çekime başladığı Kaçakçılar'a geçirdikleri bir kaza sonucu oyunculardan birinin hayatını yitirmesiyle ara verilir. Ve film de gene ertesi yıl (1929) tamamlanır.


Kaynak:türksineması.com

ÇAKIL85
30-11-08, 22:00
1931-1950
Türk Sinema Tarihi

1931

Muhsin Ertuğrul'un İstanbul Sokaklarında adlı filmi, Türk sinemasının ilk ortak yapımıdır (Türk-Mısır-Yunan). Semiha Berksoy, Talat Artemel, İ. Galip Arcan gibi Türk oyuncuların yanı sıra Mısırlı Azize Emir, Yunanlı Gavrilides'in başrollerini paylaştığı filmin seslendirme (dublaj) işlemi Paris'teki Espinay stüdyolarında yapılır. Bu nedenle İstanbul Sokaklarında ilk film sayılır. Yani sessiz çekilip sonradan dublaj sistemiyle seslendirilmiştir.

1932

Dâr-ül-bedayi (tiyatrocular) oyuncularından (Atıf Kaptan, Ferdi Tayfur, Mahmut Moralı, Hadi Ün, Hazım Körmükçü, Sait Köknar, Ercüment Behzat Lav) egemen olduğu dönemde ve bu oyuncularla çekilen Bir Millet Uyanıyor Muhsin Ertuğrul'un en önemli filmi kabul edildiği gibi, Türk sinema tarihimizin de ilk yüz akı filmlerimizden biridir. Ve ilk kez bir oyuncu halk içinde ünlenip öne çıkar. Bu oyuncu Yahya Kaptan rolüyle Atıf Kaptan'dır. Ertuğrul, Kaçakçılar'la çalışmalarını sürdürürken, İpek Film Şirketi de Nişantaşı'nda ilk sesli stüdyoyu kurup işlemlere başlar. Bu yıl, ilk şekliyle hazırlanan Sinema Filmlerinin Kontrolü Hakkında Talimatname'de yürürlüktedir.

1933

4 uzun, 3 kısa öykülü film çekildi. Güldürüler, vodviller ve operet türü filmlerin yılıdır. Muhsin Ertuğrul, Karım Beni Aldatırsa ve Fena Yol adlı filmlerini gerçekleştirir. Fena Yol, Türk sinemasının ikinci ortak yapımıdır (Türk-Yunan). Bu ara Ertuğrul; Mümtaz Osman takma (müstear) adıyla senaryo çalışmaları yapan Nâzım Hikmet'le (Ran) birlikte Cici Berber'i yönetir. Nâzım Hikmet'in kısa öykülü film çalışması Düğün Gecesi/ Kanlı Nigâr'dan sonra Dâr-ül-bedayi oyuncularından Hazım Körmükçü'de Yeni Karagöz'le yönetmenliği dener.

1934

Ha-Ka Film şirketi (Halil Kamil) kurulur. Ertuğrul, Milyon Avcıları ve Leblebici Horhor Ağa; Nâzım Hikmet ise İstanbul Senfonisi ile (kısa film) çalışmalarını sürdürür. Ertuğrul'un ikinci kez perdeye uyarladığı Leblebici Horhor Ağa'nın önemi Venedik 2. Uluslararası Film Şenliği'ne katılıp onur diploması almasıdır. Ve bu Türk sineması tarihinde yurt dışından gelen ilk ödül sayılır.

1935

Muhsin Ertuğrul Aysel Bataklı Damın Kızı'yla Türk sinemasına ilk köy filmini kazandırır. Sovyet sinemasının etkilerini taşıyan filmin bir özelliği de oyuncu Cahide Sonku'yla ortaya çıkar.

1933 yılında Dâr-ül-bedayi oyuncusu olarak sinemada işbaşı yapan Sonku, Aysel rolüyle kendinden sonra gelen kuşağa yıldızlık yolunu açar. Çünkü Cahide Sonku Türk sinemasının ilk kadın yıldızıdır.

1939

1916'lardan başlayıp 1939 yılına kadar uzanan, Muhsin Ertuğrul ve tiyatro oyuncularının damgasını vurduğu bu dönemde Taş Parçası'yla bağımsız bir yönetmen araya girer. Tiyatrocuların dışından gelen bu yönetmen Faruk Kenç'tir. Almanya'da Fotoğrafçılık ve Film Okulu'nu bitirip 1938 yılında yurda dönen Kenç, zorunlu olarak Muhsin Ertuğrul'un takımındaki tiyatro oyuncularıyla bir süre çalışacaktır. Çünkü o günün koşulları içinde Şehir Tiyatrosu oyuncuları, hocaları Ertuğrul'un izinde olup, Türk sinemasını ellerinde tutmaktadırlar.

1940

Faruk Kenç'in sinemaya girmesiyle çekilen film sayısı 5'e yükselir. Ertuğrul'un Şehvet Kurbanı ve özelliklede Faruk Kenç'in Yılmaz Ali adlı ilk polisiye film denemesinde oynayan Suavi Tedü'yle ilk jön tipi (Jeune premier) ortaya çıkar.

1942

Bir yıl önce Ertuğrul Muhsin Kahveci Güzeli'yle 1941'i kapatırken, Çekoslavakya asıllı ve çeşitli tiyatrolarda takdimcilik yapan Adolf Körner'in sinemacılığa atılmasıyla bu sayı dörde çıkar. Yapımcı Halil Kamil'in ısrarlarıyla işe başlayan Körner peş peşe üç film çekti: Duvaksız Gelin, Sürtük ve Kerem ile Aslı. Ve Körner'in bir tiyatro oyunu (Pigmalyon) uyarlaması olan Sürtük daha sonraki yıllarda defalarca çekilerek, koyu melodramatik yapısı nedeniyle Türk sinemasını etkileyecektir.

1943

Burhan Felek'in senaryosunu yazıp Muhsin Ertuğrul'un İpek Film adına 1940 yılında çekimine başladığı Nasrettin Hoca Düğünde adlı filmi yarım kalır. Bu kez de oyuncu ve seslendirme sanatçısı Ferdi Tayfur devreye girip filmi tamamlayacaktır. Bu yıl kurulan yeni yapımevi Ses Film (Necip Erses) çalışmalara başlar. Yapımevinin ilk filmi de Faruk Kenç'in yönettiği bir köy melodramı olan Dertli Pınar'dır.

1944

Baha Gelenbevi; Faruk Kenç'ten sonra tiyatro dışından gelen ikinci sinemacıdır. Uzun süre Paris'te kalıp 1939 yılında yurda döner. Faruk Kenç'in Dertli Pınar filminde (1943) görüntü yönetmeni olarak çalışan Gelenbevi bu kez yönetmenlik denemesini gerçekleştirdi; Deniz Kızı.

1945

Kendi adına İstanbul Film'i (1944) kuran Faruk Kenç yapımevinin ilk filmi olarak Hasret'i yönetti. Bir köy filmi olan Hasret'te Münir Nurettin'le başrolü paylaşan Oya Sensev, tiyatro dışından gelen yeni bir oyuncuydu. Türk sinemasında Şehir Tiyatrosu oyuncularının dışında yeni oyuncu denemeleri Faruk Kenç'in girişimleriyle başlıyordu.

Almanya'da fotoğrafçılık öğrenimi yapan Şadan Kamil (Onüç Kahraman) ve Şehir Tiyatrosu oyuncularından Talat Artemel'le (Hürriyet Apartmanı), Refik Kemal Arduman (Köroğlu), ilk filmlerini bu yıl çektiler.

Bundan sonra üç yeni film şirketi çalışmalarına başladı. Halk Film (Fuat Rutkay), Atlas Film (Nazif Duru, Murat Köseoğlu) ve And Film (Turgut Demirağ). Rutkay, Samatya ve Bakırköy'deki sinemaların sahibi; Duru, sinema işletmecisi Turgut Demirağ'da Amerika'da sinemacılık tahsili yapmıştı.

1946

Tiyatro dışından gelen oyunculara Günahsızlar'la (Faruk Kenç), Sadri Alışık da katıldı. Film şirketleri sayısında ise belli bir artış görüldü. Erman Film (Hürrem Erman), Duru Film (Naci Duru) bu yapımevlerinin başlıcalarını oluşturdular.Yılın en önemli sinema olayı ise Yerli Film Yapanlar Cemiyeti'nin kurulması oldu. Çünkü YFYC, yapımcıları bir araya getiren bağımsız bir sinemacılar kuruluşudur. Kuruluşun İdare Heyeti'nde ise Faruk Kenç (İstanbul Film), İhsan İpekçi (İpek Film), Turgut Demirağ (And Film), Fuat Rutkay (Halk Film), Necip Erses (Ses Film), Murat Köseoğlu (Atlas Film), Refik Kemal Arduman (Ankara Film), İskender Necef (Birlik Film), Hikmet Aydın (Şark Film) ve Yorgo Saris (Elektra Film) görev aldı.

1947

Film sayısı 12'ye tırmandı. Mısır sinemasının kuruluşunda büyük katkıları olan oyuncu Vedat Örfi Bengül (Bağda Gül), Burhanettin Tepsi ve Sadi Tek gibi tiyatro topluluklarında sahneye çıkan Seyfi Havaeri (Yara, Kılıbıklar), Şehir Tiyatrosu oyuncularından Ferdi Tayfur (Senede Bir Gün, Kerim'in Çilesi), Kâni Kıpçak (Yuvamı Yıkamazsın) bu yıl yönetmenliğe sıvanıp ilk filmlerini çektiler. Ve hocaları Muhsin Ertuğrul'un etkileriyle filmlerinde, tiyatrolaştırılmış, ağdalı, ağır makyajlı bir sinema uygulayımı egemen oldu. Ayrıca, Mısır kaynaklı Arap filmleri'nin II. Dünya Savaşı yıllarına rastlayan dönemde yurda ithal edilmesi, ikinci büyük etkiyi oluşturuyordu.

Bu yıl sinemaya giren yönetmenlerden yalnızca Turgut Demirağ, dikkati çekti. Çünkü Demirağ, tiyatro dışı bir sinemacıydı. Hollywood'da iki yıl süreyle mesleki incelemelerde bulunmuştu. Bir Reşat Nuri Güntekin uyarlaması olan Bir Dağ Masalı, o dönemin koşulları içinde yapılmış ilk üstün yapım denemesiydi.

1948

18 film çekildi. 5'inin yönetmenliğini Vedat Örfi Bengü yaptı. 7 film ise Halk Film (Fuat Rutkay) yapımıydı. Ve Fuat Rutkay, daha sonraki yıllarda en çok film yapan prodüktör olarak çalışmalarını sürdürecekti.

Yeni kurulan Ömay Film (Ömer Aykut), Işık Film (Agop Fındıkyan), Milli Film (Sabahattin Tulgar), yapımevleri çalışmalarına başladılar. Muhsin Ertuğrul'un takımındaki oyunculardan Sami Ayanoğlu (Harmankaya) ve Kadri Ögelman (Kahraman Mehmet) yönetmen olarak devreye girdiler. Şakir Sırmalı (Domaniç Yolcusu) ve Çetin Karamanbey (Silik Çehreler) de tiyatro dışından gelen yönetmenlerdi.

Film sayısının her yıl giderek artıp yeni yapımevleri'nin devreye girmesinin başlıca nedenlerinden biri, yerli yapımlara Belediye Gelirleri Kanunu gereğince bir ayrıcalık tanınması oldu. Çünkü yerli yapımların rüsumu % 25'e düşürülmüştü. Türk sineması ilk kez, gayrisafi hasılat açısından korunmaya alınıyordu.

# Yurt içinde Türk sinemasının ilk resmi yarışması da aynı yıl Yerli Film Yapanlar Cemiyeti tarafından düzenlendi. Ve "Milli filmciliğin inkişafına, çalışmaları teşvik etmek gayesiyle muhtelif ve müteaddit müsabakalar tertibine" karar veren Cemiyet, yerli film müsabakasının sonuçlarını şöyle saptadı: En güzel film: Unutulan Sır (Şakir Sırmalı)
# En güzel 2. film: Bir Dağ Masalı (Turgut Demirağ)
# En çok muvaffak olan rejisör: Turgut Demirağ, (Bir Dağ Masalı)
# En çok muvaffak olan operatör: Kriton İlyadis
# En çok muvaffak olan ses yönetmeni: Yorgo İlyadis
# En çok muvaffak olan kadın artist: Nevin Aypar
# En çok muvaffak olan erkek artist: Kadri Erogan (Bir Dağ Masalı)
# En çok muvaffak olan kadın karakter artisti: Cahide Sonku
# En çok muvaffak olan erkek karakter artisti: Talat Artemel
# En iyi senaryo: Turgut Demirağ (Bir Dağ Masalı)
# En iyi hikâye: Reşat Nuri Güntekin (Bir Dağ Masalı)
# En iyi laboratuvar: Ses Film (Necip Erses)
# En iyi montaj: Özen Sermet
# En iyi orijinal şarkı: Unutulan Sır'da
# En iyi dekor: Kadri Erogan (Yuvamı Yıkamazsınız)

Makyaj ve fon müziği dallarında ise ödüle layık bir çalışma oybirliğiyle görülmedi.

1949

Film sayısı 19'a ulaştı. Artık, Türk sineması yeni bir dönemin başlangıcında. Günün değişen ekonomik ve toplumsal koşulları içinde bağımsız, özgün ve de sahici sinemacılar birer ikişer bu dönemde yerlerini alacaklardır. İşte sinemamızın ilk gerçek pırıltılarından biridir Lütfi Ö. Akad Türk sinemasının gelişim tarihi içinde çok önemli yeri ve gerçekçi bir kurtuluş savaşı filmi olan Vurun Kapheye ile Akad, yeni sinema anlayışının ilk belirtilerini ortaya koyar.

Aynı değişim ve dinamizm yeni denenen oyuncular için de geçerlidir. Örneğin Sezer Sezin (Vurun Kahpeye), Muzaffer Tema (Çığlık), Gülistan Güzey, Hümaşah Hiçan, Orhon M. Arıburnu, Reha Yurdakul bu yeni oyuncu kuşağı'nın bazılarıdır. Özellikle de Sezer Sezin ve Muzaffer Tema, daha sonraki yıllarda seyirci üzerindeki etkinlikleriyle öne çıkacaklardır. Ayrıca Tema, Suavi Tedü'den teslim aldığı jeune prömier tipini popülarize ederek daha ilerilere götürebilmeyi başaracaktır.

1950

Bu yıl çekilen 22 film içinde sayı olarak ağırlık gene eski kuşaktan Vedat Örfi Bengü'dedir.Çünkü, Mısır sinemasının Türkiye'deki mirasçısı Bengü, 7 film birden yönetmiştir. Ama Bengü de tiyatro ağırlıklı yönetmenler gibi Türk sinemasında son dönemini yaşamaktadır. Muhsin Ertuğrul'un 1922'lerden 1947'ye geldikten sonra zorunlu olarak ara verdiği ilkel düzeydeki sinema çalışmalarını iz süren mirasçılardan Kadri Ögelman, Cahit Irgat, Avni Dilligil, Mümtaz Ener; daha sonraki yıllarda ise Sami Ayanoğlu (1951), Kâni Kıpçak (1951), Talat Artemel (1952), Suavi Tedü (1953) sürdürmeye çalışacaklardır.

Faruk Kenç, Çetin Karamanbey gibi önceki yıllardan gelenlerle birlikte, yeni sinemacılardan Orhon M. Arıburnu, Semih Evin, Mehmet Muhtar, Hüseyin Peyda tiyatrocu egemenliğini bir ölçüde yavaşlatacaklardır. Neriman Köksal ile Mesiha Yelda bu sinemacı kuşağının oyuncuları olarak dikkati çekerler.


Kaynak:türksineması.com

ÇAKIL85
30-11-08, 22:04
1951-1960
Türk Sinema Tarihi

1951

36 film çekildi. Tarihsel film dönemi başlarken, İstiklal ve Kore Savaşı filmleri de ağırlığını gösterdi. 8 Kurtuluş Savaşı ve 5 tarihi filmin çekildiği bu yıl, Cahide Sonku da kendi adına Sonku Film yapımevini kurdu. Öteki yapımevleri ise Lale Film (Cemil Filmer), Adalı Film (Handan Adalı) ve Yakut Film'di (Dr. Arşavir Alyanak).

Nuri Akıncı, Dr. Alyanak ve İhsan Tomaç dönemin yeni yönetmeni oldular. Ama yılın en önemli filmlerinden birini kuşkusuz. Orhan M. Arıburnu Sürgün'le gerçekleştiriyordu. Oyuncu olarak da Turan Seyfioğlu'nun yıldızı parlamak üzereydi.

1952

Türk sineması sürekli bir rekora doğru gidiyor. Çünkü bir yıllık süre içinde çekilen film sayısı 61'dir. Ama 1952 çok önemli bir yıldır.

4 film yöneten Lütfi Ö. Akad, özgün bir yaşam öyküsüne dayanan Kanun Namına ile Türk sinemasına ilk kilometre taşını koyacaktır. Gerçekten Akad, yıllardır anlatım aksaklıklarıyla yaşamaya çalışan kekeme bir sinemaya bir dil kazandırıyor, yeni soluk getiriyordu. Yaşayan tipler, gündelik olaylar ve doğal çevrenin kullanımı Kanun Namına'yı tarihsel süreç içindeki yerine oturtuyordu.

Bu ilk ustanın ardından gelen önemli bir sinemacı da Metin Erksan'dı. Karanlık Dünya (Aşık Veysel'in Hayatı) adlı ilk gerçekçi köy denemesiyle, daha ilk aşamada sözü edilen bir yönetmen oldu. Erksan'ın bu aşamadaki talihsizliği elbette sansürdü.

Geçiş döneminden sonra bir sinemacılar dönemi de başlamıştı. Türk sinemasında. Ama bu arada Muhsin Ertuğrul'un geleneksel sinemasını da bu yeni dönem içinde ortaya çıkıp sürdürenler olacaktı. İşte Muharrem Gürses (Zeynep'in Gözyaşları), bu ilginç örneklerden biriydi. Gürses, sonraki yıllarda belli bir süre, ticari sinemanın önde gelen isimlerinden biri olacaktı. Halka inmesi açısından da üzerinde durulması gereken tipik bir yönetmendi. Çünkü kendinden sonra gelen bazı yönetmenleri etkileyerek bir Gürses Okulunu oluşturacaktı.

Yıllardır Ertuğrul'un yararlandığı tiyatro oyuncularından Vahi Öz'le Hayri Esen yönetmenliğe başladılar. Doğrudan doğruya sinemayla ilişki kuran yeni yönetmenler de İpek Film stüdyosunda montajcı olarak çalışan Orhan Atadeniz'le Nedim Otyam'dı.

Yılın en önemli filmi olan Kanun Namına ile Türk sinemasında ilk büyük yıldız doğuyordu. Bu genç, Ayhan Işık'tı. Bir dergi (Yıldız) yarışması sonucunda Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan'la (1951) sinemaya gelmişti. Aynı yarışmadan gelip de dikkati çeken bir yıldız da Belgin Doruk oldu.

Aynı yıl Lütfi Ö. Akad, Aydın Arakon, Orhan M. Arıburnu, Hüsamettin Bozok (yayıncı), Burhan Arpad (yazar) ve Hıfzı Topuz (yazar) tarafından TFDD (Türk Film Dostları Derneği) kuruldu. Derneğin temel amacı: "Türk filmciliğinin sanat bakımından inkişafını ve milletlerarası filmcilik aleminde mümtaz ve mevkie ulaşmasını temin etmek" görüşüne dayanıyordu.

1953

Yıl 44 filmle kapandı. Sinemaya geçen yıl giren Atıf Yılmaz Batıbeki, çalışmalarını Hıçkırık ve Aşk Istıraptır gibi melodram ağırlıklı piyasa romanı uyarlamalarıyla sürdürdü. Batıbeki, yönetmenliğe başlamadan önce Semih Evin'e bir süre asistanlık yapmıştı.

Halıcı Kız'la 6 yıllık bir aradan sonra yeniden bir hamle yapan Muhsin Ertuğrul, önceki filmlerinden daha büyük bir başarısızlığa uğradı. Atlas sinemasında halk önüne çıkan ilk renkli Türk filmi olmanın dışında bir özellik taşımadı. Ve daha ilk geceki gösterimde seyircinin tepkiyle karşıladığı Halıcı Kız, Ertuğrul'un sonunu oluşturdu. Oysa, tümüyle renkli çekilen ilk renkli Türk filmi Ali Ipar'ın yönettiği Salgın'dı. Ne var ki, bazı nedenlerle Halıcı Kız'dan sonra gösterime girmişti.

Akad, Katil'le başarısını sürdürürken birçok yönetmeni de etkiledi. Orhon Arıburnu Kanlı Para'yla, Nedim Otyam Toprak'la başarılı bir sınav verdiler. Kemal Kan ve Şinasi Özonuk, ilk çalışmalarına başladılar. Özonuk'un Affet Beni Allah'ım adlı filminde Eşref Kolçak, İstanbul Canavarı'nda Nazım İnan, yeni oyuncular olarak ilgi çekip ağırlıklarını koydular.

Bu ara TFDD'nin I. Türk Film Festivali adıyla düzenlediği şenliğin sonuçları da şu sırayı izledi: - En iyi film: Kanun Namına (Lütfi Ö. Akad) - Diğer iyi filmler: Kanlı Para (Orhan M. Arıburnu), İki Süngü Arasında (Şadan Kamil), Drakula İstanbul'da (Mehmet Muhtar), Efelerin Efesi (Şakir Sırmalı). - En iyi rejisörler: Lütfi Akad, Orhon M. Arıburnu, Şadan Kamil, Mehmet Muhtar, Şakir Sırmalı - En iyi operatörler (kameraman): Enver Burçkin, Kriton İlyadis, Özen Sermet, İlhan Arakon, Şadan Kamil - En iyi senaryocular: Osman Seden, Adnan Fuat Aral, Orhon M. Arıburnu, Ümit Deniz. - En iyi fon müziği bestecileri: Orhan Barlas, Nedim Otyam. - En iyi erkek oyuncular: Turan Seyfioğlu, Ayhan Işık, Atıf Kaptan, Orhon M. Arıburnu. - En iyi kadın oyuncular: Lale Oraloğlu, Nedret Güvenç, Ayfer Feray.

1954

48 film çevrildi. 1950 öncesi Münir Nurettin Selçuk'la başlayıp biten şarkılı filmler dönemi bu kez Zeki Müren'le sürdürüldü. Öldüren Şehir (Lütfi Ö. Akad), kent sorunlarına yaklaşımıyla dikkati çekerken, Kaçak (Şadan Kamil) yılın diğer önemli filmiydi.

En Başarılı Film'in seçilemediği TFDD II. Yarışması şöyle neticelendi: - En başarılı rejisörler: Lütfi Ö. Akad (Öldüren Şehir), Ali Ipar (Bir Şehrin Hikayesi) - En başarılı senaryocu: Ali Ipar (Bir Şehrin Hikayesi) - En başarılı kameramanlar: Yuvakim Filmeridis (Mahallenin Namusu), İlhan Arakon (Salgın), Mike Rafaelyan (Ölüm Saati), Kriton İlyadis (Öldüren Şehir) - En başarılı artistler: Lale Oraloğlu (Leylaklar Altında), Aliye Rona (Mahallenin Namusu), Belgin Doruk (Öldüren Şehir), Cahit Irgat (Altı Ölü Var), Orhan Elçin (Ölüm Saati). - En başarılı fon müzikçisi: Nedim Otyam (Ölüm Saati)

1955

Film sayısı 61'e ulaştı. Türk sinemasının ilk özel yapımevi olan Kemal Film'in başına geçen ve senaryo çalışmaları yapan Osman F. Seden, Kanlarıyla Ödediler'le yönetmenliğe başladı. Memduh Ün, Abdurrahman Palay ve Mümtaz Alpaslan bu dönemde sinemaya girdiler. Muhterem Nur, Lale Oraloğlu, Bülent Oran, Mualla Kaynak ve Neşe Yulaç ise sinemanın yeni tipleridirler.

Ara kuşağın önemli yönetmeni Lütfi Ö. Akad, bir Yaşar Kemal uyarlaması olan Beyaz Mendil'le yeni bir başarı elde etti. Bu gerçekçi köy filminde oynayan Fikret Hakan, güçlü oyunuyla tüm dikkatleri üzerine topladı. Bu, bir oyuncu aşamasıydı kuşkusuz. Ve sinemaya ilk kez bir sahici oyuncu geliyordu.

Tiyatrocular kuşağından gelen Sami Ayanoğlu'nun yönettiği Beyaz Şehir filmine Fransızca dublaj yapıldı. Ve İsviçre'de düzenlenen Kızıl Haç Kongresi'ndeki gösteri sırasında bir özel armağan kazandı.

Türk Film Dostları Derneği'nin düzenlediği II. Türk Filmcileri Yarışması'nda ise yapılan oylama sonucu kazananlar şöyle belirlendi: - En başarılı filmler: Kaçak (Şadan Kamil), Sevdiğim Sendin (Agâh Hün), Bulgar Sadık (Lütfi Ö. Akad) - En başarılı rejisörler: Şadan Kamil, Lütfi Ö. Akad, Agâh Hün. - En başarılı senaryocular: Haldun Taner (Kaçak), Lale Oraloğlu (Sevdiğim Sendin) - En başarılı kameramanlar: Turgut Ören (Sevdiğim Sendin), Kriton İlyadis (Bulgar Sadık), İlhan Arakon (Kaçak) , Enver Burçkin (Ecel Köprüsü) - En başarılı prodüktörler: Nazif Duru (Kaçak), Ali Oraloğlu (Sevdiğim Sendin) - En başarılı kadın artistler: Sezer Sezin (Kaçak), Lale Oraloğlu (Sevdiğim Sendin) - En başarılı erkek artistler: Şevki Artun (Bulgar Sadık), Turan Seyfioğlu (Kaçak), Cahit Irgat (Sevdiğim Sendin)

1956

50 film çevrildi. Piyasa koşullarına çok iyi uyum sağlamasını bilip köy melodramlarıyla ününü sürdüren Muharrem Gürses bir altın çağ yaşamaktadır. Peş peşe 7 filmde yönetmenlik yapar.

Bu yılın dikkati çeken bir oyuncusu da Ekrem Bora'dır. Alın Yazısı'yla (Mehdi Özgürel) sinemaya giren Bora; Ayhan Işık ve Belgin Doruk gibi bir dergi (Yıldız) yarışması sonucu sinemaya gelmiştir.

Uluslararası Berlin Film Şenliği'nde bir Türk filmi, ikincilik ödülü olan Gümüş Ayı'yı kazandı. Sabahattin Eyuboğlu ile Mazhar Şevket İpşiroğlu'nun bu ödüllü Hitit Güneşi, bir belgesel kısa filmdir.

1957

61 film çekildi. Gürses, bu yıl da hızlı film çalışmalarına devam etti. Memduh Ün Yetim Ömer ve Güllü Fatma gibi Gürses tipi melodramlarla bir yıl geçirdi.

Yeni yönetmenler, Nejat Saydam'la Ziya Metin'di. Muzaffer Arslan'ın As Film, Özdemir Birsel'in kurduğu Birsel Film de, aynı yıl çalışmalarına başladılar.

Lütfi Ö. Akad'ın Ak Altın adlı filminde Fettah rolüyle Osman Alyanak, yardımcı oyuncu olarak öne çıktı. Fatma Girik, Leyla Sayar ve Orhan Günşiray, oyunculuklarına bu yıl başladılar.

Arabesk türü pembe piyasa romanlarıyla kendine bir yol arayan Atıf Yılmaz, ilk küçük çıkışını Gelinin Muradı ile yaptı. Bir kasaba gerçeğini yansıtan bu film, Kemal Bilbaşar'ın öykülerinden arladığı ilginç bir çalışmaydı.

Uluslararası Berlin Film Şenliği bu yıl da Türk sineması adına küçük bir zaferle sonuçlandı.

Sabahattin Eyüboğlu-Mazhar İpşiroğlu ikilisinin Siyah Kalem adlı kısa filmi mansiyon kazandı.

1958

Film sayısı 80'e tırmandı.

Yeni yapımevleri kuruldu. Bunların en önemlileri Güven Film (Yuvakim Filmeridis), Melek Film (Şahan Haki), Kervan Film (Ümit Utku) ve Pesen Film (Nevzat Pesen)'dir.

Yönetmenlere Nuri Ergün, Hulki Saner, Nevzat Pesen, Nişan Hançer; oyunculara da Ahmet Mekin, Çolpan İlhan ve Göksel Arsoy katıldılar. Ve Türk sineması çok önemli bir film olayı yaşadı. Bu olay Üç Arkadaş'tı. Yönetmeni de Memduh Ün'dü. Daha önceki yıllarda piyasa melodramlarıyla sıradanlığı aşamayan Ün'ün bu beklenmedik çıkışı, Akad'ın Kanun Namına'sından sonra sinemasal açıdan ikinci bir devrimi gerçekleştirdi. Dostluğu, sevgiyi, dayanışmayı duyarlı bir sinema diliyle sergiledi. Ayrıca Fikret Hakan'ın, Salih Tozan'ın, Semih Sezerli'nin, özelliklede Muhterem Nur'un mükemmel oyunlarıyla, bir ekip çalışmasının ilk kez zaferini vurguluyordu. Kaldı ki filmin senaryosunu da Aydın Arakon, Metin Erksan, Muammer Çubukçu, Memduh Ün, Ertem Göreç ve Atıf Yılmaz'dan oluşan bir grup ortaklaşa yazmışlardı. Diyalogların bir bölümünü yazan da Orhan Kemal'di.

Yılın diğer başarılı bir filmi de Metin Erksan'dan geldi. Bir efe filmi denemesi olan Dokuz Dağın Efesi, bu türde yapılanlardan bir hayli farklıydı.

1959

76 film çevrildi. Aydın Arakon'un Fosforlu Cevriye adlı filmiyle sinemada erkek tipli kadın kahramanlar modası başladı. Bu tür kahramanların ilk oyuncusu Neriman Köksal'dı. Cilalı İbo serisiyle de yeni bir güldürü oyuncusu doğdu; Feridun Karakaya.

Nevzat Pesen'in bir roman uyarlaması olan Samanyolu, Göksel Arsoy'a ün yaptırdı. Arsoy, Belgin Doruk'un karşısında romantik, özelliklede sarışın havasıyla sinemaya yeni bir erkek tipini getiriyordu. Ayrıca film gişe başarısıyla dikkati çekti ve böylece de sinemada bir çift anlayışının (Belgin Doruk- Göksel Arsoy) temelleri atıldı.

Güldürü oyuncusu Suphi Kaner, yönetmenliğe; Yılmaz Güney, ilk oyunculuk denemelerinde(Bu Vatanın Çocukları) başladı. Şair Atillâ İlhan, Ali Kaptanoğlu takma adıyla, Lütfi Ö. Akad'ın yönettiği Yalnızlar Rıhtımı'nın senaryosunu yazdı. Yabancı etkiler taşıyan filmiyle Akad, özellikle de Atillâ İlhan'ın senaryosu çeşitli tartışmalara yol açtı.

Yılın en özenli filmlerini Atıf Yılmaz (Bu Vatanın Çocukları, Karacaoğlan'ın Kara Sevdası, Alageyik) çekti. Nejat Saydam, İstiklal Savaşı filmi Kalpaklılar'la en başarılı filmini gerçekleştirebilmeyi başardı.

Bu yıl kurulan TSSD (Türk Sinema Sanatçıları Derneği), Gazeteciler Cemiyeti ile yaptığı işbirliği sonucu Türk Film Festivali'ni düzenledi. 15 filmin katıldığı festivalde en başarılı film, senaryocu ve kadın oyuncu seçilmedi. Öteki sonuçlar: - En başarılı yönetmen: Atıf Yılmaz Batıbeki - En başarılı fotoğraf direktörü: Kriton İlyadis (Beraber Ölelim) - En başarılı fon müziği: Yalçın Tura (Zümrüt) - En başarılı erkek oyuncu: Sadri Alışık (Zümrüt) � Jüri özel armağanı :Dokuz Dağın Efesi (Metin Erksan).

1960

78 film çekildi. Yeni film şirketi kuruldu: Be-Ya Film (Nusret İkbal), Saner Film (Hulki Saner), Uğur Film (Memduh Ün), Yerli Film (Atıf Yılmaz- Orhan Günşiray), Erler Film (Türker İnanoğlu), Metro Film (Aram Gülyüz), Site Film (İlhan Filmer), Şan Film (Baki Üsküdarlı), Kurt Film (Mehmet Arancı).

Zeynep Değirmencioğlu'nun oynadığı Ayşecik'le çocuk kahramanlı filmler dönemi başladı. Değirmencioğlu da Memduh Ün'ün bu filmiyle Türk sinemasında ilk çocuk yıldız oldu. Bir çağ filmi olan Akad'ın Yangın Var'ında, Ayhan Işık karşısında ezilmeden ve giderek onu aşan mükemmel bir oyunla Turgut Özatay ilgi çekti.Türkan Şoray, Gönül Yazar yeni oyuncular; Türker İnanoğlu, Burhan Bolan, Hüsnü Cantürk, Yavuz Yalınkılıç ve Fikret Uçak yeni yönetmenler olarak sinemaya girdiler.Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 27 Mayıs'ta siyasal yönetime el koymasından sonra Türk sinemasında yeni bir düşünce hareketi ortaya çıktı. Adı toplumsal gerçekçilikti.

Ve bu sinemasal hareket, ilk kez Metin Erksan'ın Gecelerin Ötesi'yle doğdu. Toplumsal içerikli bir filmle birlikte Namus Uğruna (Osman F. Seden), Kanlı Firar (Orhan Elmas), Dolandırıcılar Şahı (Atıf Yılma) ve Memduh Ün'ün Kırık Çanakları'yla Ateşten Damla önemli yapıtlardır.

Atilla Tokatlı'nın Türk sineması için çok özel bir denemesi olan Denize İnen Sokak gişe açısından büyük bir aşarısızlığa uğradı. Venedik ve Karlovy-Vary film şenliklerinde gösterilen film Locarno Şenliği'nde ise şeref diploması aldı.


Kaynak:türksineması.com

ÇAKIL85
30-11-08, 22:08
1961-1970
Türk Sinema Tarihi

1961

Film sayısı giderek tırmanıyor. Bu yıl tam 113'e ulaştı. Türker İnanoğlu'nun Hancı'sı ile Ümit Utku'nun Yaban Gülü büyük gişe hasılatları elde ettiler. Nejat Saydam'ın Küçük Hanımefendi adlı filmi oyuncu Belgin Doruk'a yeni bir ün sağlarken, bu arada "hanımefendi-beyefendi" türünde dizilerin modasına da yol açtı. Münir Hayri Egeli Kolsuz Bebek'le ilk kez sinemamızda birbirinden bağımsız, üç öykülü film denemesini gerçekleştirdi.

Oyunculardan Muzaffer Tema ile Kenan Pars yönetmenliğe başladılar. Ülkü Erakalın, Süreyya Duru, Natuk Baytan ve Halit Refiğ ilk filmlerini çektiler. Oyuncu Orhan Günşiray, polisiye filmlerin "yerli Mayk Hammer"i olarak tipine otururken, bu tür sinemaya da yeni bir aksiyon getirdi.

Senaryocu Vedat Türkali ile işbirliğine girişen Ertem Göreç olumlu bir başarı kazandı. Konut sahibi olmak için çırpınan bir avuç insanın öyküsünü dürüst bir çaba içinde görüntülediği Otobüs Yolcuları, yılın en iyi filmlerinden biri oldu. Sinema eleştirmeni Halit Refiğ, geçirdiği asistanlık döneminden sonra Yasak Aşk'la bir ilk film ortaya koydu.

# İstanbul Belediyesi, Sanat Festivali'ne ek olarak, bir "Yerli Filmler Yarışması" düzenledi: En başarılı film: Kırık Çanaklar (Memduh Ün)
# En başarılı yönetmen: Memduh Ün
# En başarılı senaryo: Metin Erksan (Gecelerin Ötesi)
# En başarılı görüntü yönetmeni: Turgut Ören (Ölüm Peşimizde)
# En başarılı kadın oyuncu: Lale Oraloğlu (Kırık Çanaklar)
# En başarılı erkek oyuncu: Eşref Kolçak (Namus Uğruna)
# En başarılı yardımcı kadın oyuncu: Mualla Kaynak (Kırık Çanaklar)
# En başarılı yardımcı erkek oyuncu: Kadir Savun (Gecelerin Ötesi)
# Jüri özel armağanı: Atilla Tokatlı, Selçuk Bakkalbaşı (Denize İnen Sokak)
# İstanbul Belediyesi özel armağanı: Zeynep Değirmencioğlu (Ayşecik)

İzmir'de düzenlenen I. Sanat Festivali'ne bu yıl sinema dalı da eklendi. Ve Fuar Filmleri Yarışması adı verilen bu bölümde sonuçlar şöyle saptandı:
# En başarılı film: Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı)
# En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaşı (Denize İnen Sokak)
# En başarılı kameraman: Enver Burçkin.
# En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur.
# En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz (Denize İnen Sokak )
# En başarılı rejisör ise seçilemedi.

1962

131 film çekildi. Bu yılın yeni yapımevleri: Artist Film (Recep Ekicigil), Kazankaya Film (Hasan Kazankaya), Sibel Film (Müfit İlkiz).

Filiz Akın ve Tanju Gürsu, bir dergi (artist) yarışması sonucu sinemaya girdiler. Akın, modern genç kız tipinin Türk sinemasındaki yeni simgesiydi. Ve sinema, ünlü kalemlerin ilgi duyduğu bir sanat dalı oldu. Yazar ve öykücü Tarık Dursun K. Yönetmenlik, romancı Kemal Tahir de senaryoculuk denemelerine başladılar. Bir yeni yönetmende Mehmet Dinler'di.

Sami Şekeroğlu'nun girişimleriyle ilk özel sinema kulübü kuruldu. Kulüp Sinema 7.

Metin Erksan; Fakir Baykurt'un aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı Yılanların Öcü'yle edebiyat-sinema ilişkilerinin başarılı bir örneğini verdi. Gerçekçi bir köy romanından gerçekçi bir sinemaya dönüşen Erksan'ın bu olaylı filmi, yılın en başarılı yapıtıydı. İkinci kez sansürle karşı karşıya gelen Erksan'ın filmini Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel Çankaya Köşkü'nde izledikten sonra tüm sanatçıları kutladı.

Nevzat Pesen de ilk kez şaşırtıcı bir aşama yaptı. John Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar adlı romanından Orhan Elmas'ın başarıyla Türk toplumuna uyarladığı senaryo, Nevzat Pesen'in elinde değerini buldu. Ve Pesen'in yönetiminde İkimize Bir Dünya, sinema tarihimizin en sıcak ve duyarlı filmlerinden biri oldu. Ne var ki Pesen, bu ilginç başarısından sonra kendini yenileyemeyecek; İkimize Bir Dünya, bir yönetmenin ilk ve son aşaması olacaktı. Gerçekte bu, bir ekip çalışmasının ortak başarısıydı. Ve Kadir Savun'un incelikli oyunu uzun süre akıldan çıkmadı.

1963

Film sayısı 128. Yeni oyuncular Ajda Pekkan ve Tamer Yiğit. İki oyuncu da bir dergi (Ses) yarışması aracılığıyla sinemada işbaşı yaptılar.

Güldürü oyuncusu Öztürk Serengil Adanalı Tayfur'la (Zafer Davutoğlu) sıradan bir lahmacuncu tipi yaratarak en parlak dönemine girdi. Uzun süre usta yönetmenlerin yanında asistanlık yapan Zeki Ökten'le gazeteci İlhan Engin ilk kez yönetmenlik yaptılar. Engin'in sinemayla ilişkisi ise senaryo yazarlığıyla başlamıştı.

Yılın en başarılı filmleri gene Metin Erksan imzasını taşıyor; Acı Hayat ve Susuz Yaz. Aynı zamanda yılın iş yapan filmlerinden biri olup sinemaya sokaktaki adamın dışında aydın bir seyirci kesimini getirebilmeyi başaran Acı Hayat, ilginç bir kent filmiydi. Türkan Şoray ve Ekrem Bora bu filmdeki rolleriyle sınıf atladılar.

Köy gerçeklerinin yanı sıra cinsel bir tutkunun da altını çizen Erksan'ın Susuz Yazı'nda Hülya Koçyiğit ve Erol Taş başarılı bir oyun sergilediler. Böylece de Metin Erksan, bir biri ardına elde ettiği başarılarla giderek kendini yenileyen bir sinemacı olduğunu her fırsatta gösteriyordu. Genç sinemacılar kuşağından Atıf Yılmaz'ın ise kararsız ve tekrarlar içinde yoluna devam ettiği görülüyordu. Örneğin Yarın Bizimdir yılın düzeyli filmlerinden biri olmasına karşılık, bir Gelinin Muradı'nı aşmış sayılmazdı.

Bu yıl sinemayla ilgili iki kurum faaliyet gösterdi. Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti ile Sine-İş (Sinema İşçileri Sendikası).

Oyuncu Nilüfer Aydan, Şehirdeki Yabancı ile (Halit Refiğ) Moskova Film Şenliği'nde şeref diploması aldı.

1964

Film sayısı 180'e ulaştı. Yaşları genç, yeni bir sinemacılar kuşağı da giderek etkinliğini gösteriyordu. Genç sinemacılar taze ve yeni projelerle toplumsal içerikli filmlere ağırlık veriyorlar. Feyzi Tuna, bu genç sinemacılardan. Aşka Susayanlar'la adından söz ettiriyor. Tunç Başaran, Kemal İnci ve Remzi Jöntürk, ilk filmlerini yönetiyorlar. Daha önce senaryo çalışmaları yapan öykücü Tarık Dursun K. da Kelebekler Çift Uçar'la anlatım olarak yeni bir soluk getirmeye çalışıyorlar.

Yeni yönetmenlerden Cevat Okçugil, Ertem Eğilmez, Orhan Aksoy, Yılmaz Atadeniz çalışmalarını sürdürüyorlar. Daha önceki kuşağın sinemacılarından Nevzat Pesen Ahtapotun Kolları, Orhan Elmas Duvarların Ötesi ve Memduh Ün Ağaçlar Ayakta Ölür'le, çok sayıdaki kötü film arasından öne çıkmayı başarabiliyorlar. Daha eskilerden ise Atıf Yılmaz, gerçek kişiliğini bulabilme çabası içinde hem hızlı çalışıyor, hem de sürekli tür değiştiriyor. Erkek Ali ve Keşanlı Ali Destanı bu yıl çektiği düzeyli filmlerden ikisi.

Ama yılın en önemli üç filmi Ertem Göreç, Halit Refiğ ve Metin Erksan'dan geliyor. Ertem Göreç'in Karanlıkta Uyananlar'ı bir boya fabrikasındaki işçileri konu alan ilk grev filmi Türk sinemasında. Halit Refiğ Gurbet Kuşları'yla ilginç bir iç göç filmi ortaya koyuyor. Metin Erksan, Suçlular Aramızda'yla, çarpıcı görüntüler içeren bir burjuva melodramı sergiliyor. Erksan, estetik ustası bir sinemacı kuşkusuz. Yer yer yabancı etkiler taşıyan anlatımı çoğu kez polemikler yaratıyor. Hırçın bir yönetmen Erksan, ama sinemacı.

Cüneyt Arkın, yeni bir oyuncu. Leyla Sayar, Şehrazat (Halit Refiğ) ve Suçlular Aramızda adlı filmiyle Türk sinemasında vamp kadın tipine yeni bir derinlik kazandırıyor. Fetiş tutkuların, gizemli erotizmin giderek yıldız vampı oluyor Sayar.

Ve Berlin Film Şenliği'nde Türk sinemasının ilk büyük zaferi: Metin Erksan, bu uluslararası şenlikte en iyi film seçilen Susuz Yaz'la büyük ödül altın ayıyı kazandı. Daha sonra bu başarı nedeniyle Turizm ve Tanıtma Bakanı A. İ. Göğüş, yaptığı bir basın toplantısında filme emeği geçen tüm sanatçılara armağanlar veriyor. Ve bu ilk filmindeki başarılı rolü için Türk Kadınlar Birliği tarafından Hülya Koçyiğit yılın kadın sanatçısı seçildi.

Türk Film Prodüktörleri Cemiyeti ve Antalya Belediyesi'nin ortak girişimleriyle, sinema tarihimizin hâlâ sürmekte olan en önemli Film Şenliği düzenlendi. Ve I. Antalya Film Festivali sonuçları:
# En iyi film: Gurbet Kuşları (Halit Refiğ)
# En iyi yönetmen: Halit Refit (Gurbet Kuşları)
# En iyi görüntü yönetmeni: Ali Uğur (Acı Hayat)
# En iyi kadın oyuncu: Türkân Şoray (Acı Hayat)
# En iyi erkek oyuncu: İzzet Günay (Ağaçlar Ayakta Ölür)
# En iyi yardımcı kadın oyuncu: Yıldız Kenter (Ağaçlar Ayakta Ölür)
# En iyi yardımcı erkek oyuncu: Ulvi Uraz (Yarın Bizimdir)

Bu arada Metin Erksan, Susuz Yaz'la Venedik Film Festivali "Merito Biennale"de bir ödül daha kazandı.

1965

Bir yıllık süre içinde çekilen 213 filmle Türk sineması, önlenmesi mümkün olmayan bir film enflasyonu başlattı. Altyapısız ve büyük bir karmaşa içinde film sayısı artarken bu sağlıksız hızlı tempo yeni sömürü kaynaklarını da beraberinde getiriyordu. Örneğin yıldız egemenliğinin doruk noktalara ulaşması, bölge işletmecilerinin Türk sinemasını yönlendirme çabaları ve tefeci-yapımcı ilişkisinin ortaya çıkardığı bono sistemine dayalı çarpık ekonomi, bu sömürü düzeninin başlıca kaynaklarıydı.

Semih Evin'le başlayan "iç içe çekilen film furyası", yapımcı Hasan Kazankaya ile daha ileri uçlara tırmandı. Ve bu dört ya da altı günlük gibi çok kısa sürelerde, aynı mekânlarda, aynı oyuncularla "şipşak" çekilen bu ucuz "ikiz filmler" bir "gecekondu sineması", başka bir deyişle "konfeksiyon sineması" dönemini başlattı.

Ucuzluk ve başıbozukluk birbiri ardına yeni sinemasal modalar getirdi. Yılın bir yeni türü de "hazretler sineması"ydı. Böylece 1965, Nuri Akıncı'nın Hazreti Yusuf'un Hayatı adlı filmiyle bir "din sömürüsü"nün başlangıç yılı oldu.

Kalitesiz filmlerin büyük bir sayıya ulaştığı bu dönemde, tek tük de olsa bazı olumlu çabalar görülmüyor değildi. Bu dönemde sinemaya girenlerden Erdoğan Tokatlı Son Kuşlar'la başarılı bir ilk film denemesi ortaya koydu. Memduh Ün'ün asistanı Bilge Olgaç, bir arayış içindeydi. Tiyatro sanatçısı Haldun Dormen Bozuk Düzen ve Güzel Bir Gün İçin'le dikkati çekti.

Filmlerde dekoratör olarak çalışan Duygu Sağıroğlu'nun Bitmeyen Yol adlı ilk filmi iç-göç'ü içeren gerçekçilik çabaları, olumlu bir çalışma olarak karşılandı. Feyzi Tuna'nın elle tutulur bir ilk gençlik filmi olan Yasak Sokaklar'ı eski kuşaktan Abdurrahman Palay'ın İsyancılar'ı, Atıf Yılmaz'ın Muradın Türküsü, Halit Refiğ'in Kırık Hayatlar'ı yılın kayda değer yapıtlarıydı.

Senaryo çalışmalarıyla Türk sinemasına önemli katkıları olan Vedat Türkali ve gazeteci romancı Cengiz Tuncer'de birer film yönettiler. Tuncer'in Sevmek Seni adlı filmi, çok aşırı ve bireysel bir sinema denemesi olarak kendi içinde boğuldu. Ve halk önüne de çıkamadı.

Yılın en önemli ve tartışmalı iki filmi gene Metin Erksan'la Halit Refiğ'den geliyordu. Ersan'ın Sevmek Zamanı, yerli motiflerle bezenmiş bir tutkunun, bir kara sevdanın filmi olmasına karşılık, bizden olan kahramanlarının davranış biçimlerinde bir yabancılaşma da ağırlıktaydı. Ama filmin estetik ve görsel zenginliği, yalnızca Erksan'a özgü boyutlardaydı.

Senaryosunu Kemal Tahir'in yazdığı, Halit Refiğ'in Haremde Dört Kadın'ı bir çağ filmi olarak belli bir kesimin ilgisini çekerken, Erksan'ın Sevmek Zamanı'nda olduğu gibi büyük bir ticari başarısızlığa uğradı. Bireysel açıdan ilginç sinema denemel