Tüm Versiyonu Göster : Sex and the City: The Movie


dazzle
22-01-08, 22:50
Tür : Romantik / Komedi
Yönetmen : Michael Patrick King
Senaryo : Candace Bushnell
Yapım : 2008, ABD


Oyuncular

Sarah Jessica Parker (Carrie Bradshaw) , Kim Cattrall (Samantha Jones) , Cynthia Nixon (Miranda Hobbes) , Kristin Davis (Charlotte York Goldenblatt) , Chris Noth (Mr. Big)

Televizyon dizilerinin, özellikle kadınlar için vazgeçilmezlerinden biri olan Sex and the City, şimdi beyazperdede...
http://www.aceshowbiz.com/images/events/JTM-029521.jpg

*yildiz*
28-01-08, 10:51
sex and the city dizisinin fanatigi olarak
sinema filmini izlemem sart
cok merak ediyorum

dazzle
06-04-08, 15:02
http://www.sarahjparker.com/gallery/albums/films/SexandtheCityTheMovie/stills/normal_023.jpg
http://www.sarahjparker.com/gallery/albums/films/SexandtheCityTheMovie/stills/normal_022.jpg
http://www.sarahjparker.com/gallery/albums/films/SexandtheCityTheMovie/stills/normal_019.jpg
http://www.sarahjparker.com/gallery/albums/films/SexandtheCityTheMovie/stills/normal_020.jpg

deadly_angel
14-05-08, 13:03
Galada şıklık yarıştırdılar

'Sex and the City: The Movie'nin dünya prömiyeri önceki gün Londra'da yapıldı. Büyük ilgi gören prömiyerde; Sarah Jessica Parker, Kim Cattrall, Kristin Davis ve Cynthia Nixon şıklıklarıyla dikkat çekti..

Yayınlandığı ülkelerde büyük beğeni toplayan 'Sex and the City' dizisinin beyazperde versiyonu, önceki gün Londra'da Leicester Square'de yapılan dünya prömiyeri ile görücüye çıktı. Başrol yıldızlarının birbirinden şık tasarımlarla katıldığı prömiyerde şıklık yarışı yaşandı. Carrie Bradshaw karakterine hayat veren ve giyim tarzıyla stil ikonlarının başında yer alan Sarah Jessica Parker, bu özel günde de yine farkını ortaya koydu.

Gülücükler saçtılar

Alexander McQueen imzalı yeşil straples elbisesini, ayakkabıları ve Philip Treacy kreasyonu ilginç bir şapkayla tamamlayan Parker, prömiyer boyunca etrafa gülücükler saçtı. Parker, Londra'da bulunmaktan dolayı çok heyecanlı olduğunu dile getirdi. Filmin bir diğer yıldızı olan Kim Cattrall da Vivienne Westwood imzalı kıyafetiyle bu özel güne katıldı. Kırmızı vintage elbisesiyle dikkat çeken Kristin Davis de şıklığını Christian Louboutin imzalı ayakkabıyla tamamladı. Koyu gece mavisi göğüs dekolteli Calvin Klein tasarımı bir elbiseyle prömiyere katılan Cynthia Nixon ise prömiyerin en seksi kadınları arasında yerini aldı.

Ayakkabıları fark yarattı

http://img.sabah.com.tr/2008/05/14/gny/im/BE040C34681541439D1235BEr.jpg

Davis'in ayakkabıları Christian Louboutin imzalı ve 800 $. Nixon'ınkiler Gucci tasarımı ve 800 $. Kim Cattrall'ın ayakkabıları yine Gucci imzalı ve yaklaşık 600 $. Galanın en şık isimlerinden Sarah Jessica Parker'ın ayakkabıları ise Alexander McQueen tasarımı ve yaklaşık 700 $.

Kaynak: Sabah / Günaydın

deadly_angel
30-05-08, 16:59
Sex and the City: The Movie

1998-2004 yılları arasında çekilerek TV’lerde boy göstermiş, günümüzde de hâlâ çeşitli kanallarda oynamakta olan meşhur Sex and the City dizisinin beyazperdeye taşınması, hiç şüphesiz akıllıca bir fikir. Her şeyden önce gişe anlamında, çünkü bu dizinin fanatiği olan kadınlar ve o kadınların yanlarında taşıyacağı erkeklerin sayısının bolluğu, gişe hasılatı açısından sonu belli bir hikaye gibi adeta…

Yapımcıları, dizinin nasıl olsa herkes ama herkes tarafından izlenmiş olduğundan emin bir tavırla, sinema filminde, dizinin başrolündeki bu dört kadını, bu dört kadının hayatına girenleri, çıkanları, olanları bitenleri bildiğimizi varsayarak, aceleye getirilmiş ve kolaya kaçılmış bir iş çıkartabilirlerdi. Ama film böyle olmamış, aksine, izleyicinin diziyi bilmiyor olma ihtimalini de göze alarak, ne bilenleri sıkacak ne bilmeyenleri şaşırtacak kadar yeterli bilgi vermiş her karakterle ilgili. Çok yerinde bir özet yapılmış. Hatta karakterlerin dizi boyunca başından geçen, yıllara yayılmış önemli olaylar, harika bir kurguyla, sanki bütün o bölümler sırf bu sinema filminin kurgusu için çekilmiş gibi kullanılmış. Gayet akıllıca… Hatta diziden bölümler, flashback açısından daha bolca kullanılabilirdi, çok da şık olurdu…

Diziyi izlemiş ve izlememiş olanların ayrılacağı birkaç nokta var sadece. Birkaç ipucu… Örneğin baş karakter Carrie’nin evlenmek üzereyken yanlış bir karar verdiğini anladığı bir ilişkisi, filmde dört arkadaş yemek yerken ve ordan burdan sohbet ederken lafın arasında geçiyor, ama biz diziyi izleyenler o ilişkinin her bir dakikasını sanki Carrie bizim arkadaşımızmış ve biz de onun yanında olanlara şahit olmuşuz gibi bildiğimizden, diyalogda geçen bir isim bile diziyi izlememiş olanlardan daha derin duygular yaşamamızı sağlayabiliyor. Evet duygular, zira Sex and the City, kanımca, dizisiyle de filmiyle de insanı duygulandıran nitelikte bir romantik komedi aslında.

Diziyi izlememiş ve filmi izlemek isteyenler için şöyle anlatalım o zaman. Her şeyden önce, filmin ismi genelde önyargı oluşturan cinsten... Tıpkı O..çocukları filminin adının yarattığı şüphe gibi bu filmin de ismini ilk duyduğumuzda sadece cinselliği konu alan bir senaryoyla karşı karşıya olduğumuzu sanıyoruz.

İsminin aksine çok farklı bir şeyi anlattığını savundum hep diziyi de izlerken:dostluk! Sex and the City, 20’li yaşlarının ortalarında tanışıp kaynaşan dört New York’lu kadının, şehirde yaşadıkları aşk, seks, hayal kırıklıkları, ölüm, yaşam, iş, kısaca hayata dair paylaştıkları etrafında dönen bir senaryoya sahip. Başroldeki dört kadından daha da başrolde olan, bir gazetede “Seks ve Şehir” isimli bir köşesi olan yazar Carrie’dir, diziyi de filmi de onun anlatımından, onun iç sesinden ve yazılarından takip ederiz. Genelde şehirde yaşamakta olduğu aşk ve arkadaşlık konularını köşesinde yazar...

Başlarına gelen olayları izlemekteyken biz, olay genelde Carrie’nin laptop’uyla bölünür ve onun çıkarımlarının kelimelere dökülüşünü izleriz. Genelde de “I couldn’t help but wonder…” (merak etmeden duramıyordum…) kalıbıyla başlar cümleleri… Dizide bazen bu çıkarımlar insanı sıkarken sinema filminde bundan kaçınmış olmaları da bence akıllıca olmuş. Film boyunca sadece sonlara doğru, gene aynı kalıpla başlamasını affedebileceğimiz bir makale cümlesiyle karşılaşıyoruz. Bu makale bölünmeleri olmadığında filmin esas anlattığının içine daha çok girebiliyoruz.

Bu dört kadın, ne olursa olsun asla birbirlerini bırakmıyorlar, hayatlarına giren her adam, hayatına, birlikte olduğu kadının yanında üç kadının daha gireceğini baştan kabullenmiş oluyor. Bu dört kadın, ne kadar kötü olaylar yaşarlarsa yaşasınlar, asla yalnız olmadıklarını her an hissediyorlar. Her şeyi paylaşırken birbirlerini eleştirmekten de kaçınmayan bu dört kadın, normalde kadınların kıskançlık duygusu yüzünden çok da fazla yakalayamadıkları dürüst dostluk denen şeyi gözler önüne sererek biraz da imrendiriyor. Evet bu kadınların arasında kıskançlık bile dürüstçe paylaşılan keyifli bir detay…

Kadın izleyicilerin imrendirdikleri şeyler, dostlukla sınırlı değil elbet. Seksist bir yaklaşım olacak belki ama bu filmi erkek izleyicilerin beğeneceğini pek sanmıyorum. Zira film, konusu dışında görselliği anlamında da tamamen kadın izleyiciyi kendine çekecek nitelikte hazırlanmış. New York’ta yaşayan ve maddi durumları belirli bir seviyenin üstünde olan bu dört kadın bir giydiğini bir daha giymiyor, marka olmayan bir şey giydikleri pek görülmüyor, Starbucks’a gitmek için dışarı çıktıklarında bile bir partiye gidermişçesine şıklar. Alışverişte sınır yok, en pahalı markaların rengarenk paketleri göz kamaştırıyor. Zaten bu dört kadının yedikleri göz kamaştırıyor, içtikleri göz kamaştırıyor, giydikleri göz kamaştırıyor, saçları göz kamaştırıyor… Kısacası görsel anlamda ışıl ışıl, rengarenk, şıkır şıkır bir film var karşımızda.

Sanatsal bir başarı, değişik bir kurgu, farklı bir anlatım bulmayacaksınız bu filmde. Diziyi biliyorsanız, bir bölüm daha izlemiş gibi olacaksınız, tabii birçok havada kalan olayın çözüldüğü, sonuca ulaştığı bir son bölüm belki de. Diziyi bilmiyorsanız, sizi hem güldürecek, hem duygulandıracak, hem de gözlerinizi kamaştıracak bir romantik komedi izleyeceksiniz. Yaz aylarına girdiğimiz şu günlerde sizi hoş tutacak nitelikte hafif, hoş bir parfüm hissi veren bir film…

Kaynak: Beyazperde

koobee24
31-05-08, 17:12
dizisi digiturk'te yayınlandığından Türkiye'De pek popüler değil ya. ben severim ama bazı muhabbetlerde aşırıya kaçsalar da karşı cinsi tanımam için güzel yardımları oldu.

sinemada izlemem herhalde ama evde de orijinals eslerini duyamayacağımdan kararsızım biraz. zaten bizim memlekte gelmez ya. gelirse belki bakarım.

gizz
08-06-08, 17:29
dün izledim filmi.çok güzeldi. ama beklediğimden uzundu :D ama uzun olmasına rağmen izleyiciyi sıkan türden bi film değildi.hazır tatil havasına girdiğimiz şu günlerde boş vakitleri değerlendirmek için iyi bi film ;)

I-love-Miley
08-06-08, 19:34
Salı günü arkadaşlarla izlices :) İnşallah güzeldir.. Adı bi garip ama :D ..
Bakalım nasıl
:D bye

OXFORD
11-06-08, 18:43
Bugün izledim filmi ben de..Güzel dakikalar yaşamak için izlenebilcek bir film.Yanınızda iyi bir arkadaşınız ile giderseniz çok daha anlamlı olacağını düşünüyorum..Kendi arkadaş grubumla gittim ben de.Bu yüzden çok daha fazla keyif aldım :img-wink:

Oyuncular çok iyi..Özellikle filmin ışıkları ve müzikleri cıvıl cıvıl :img-in_lo

cyd_oth_cnsl
14-06-08, 08:55
ben dun izledim filmi..=) fena değildi,ben beğendim,dizisini takip ettiğim için,izlemek daha bi keyifli oldu..
birde arkadakiler olmasaydı,butun film boyunca cır,cır konusturlar..=)

deadly_angel
23-06-08, 02:03
'Sex and the City'nin filmi kötü!

Dünyaca ünlü modacı Vivienne Westwood, Sex and the City'nin sinema versiyonunu hiç beğenmediğini dile getirdi. Filmin bir süre önce Londra'da düzenlenen galasına eşi Andreas Kronthaler ile katılan Westwood, "Film, diziden sonra çok sıkıcı geldi. Zaten galada da filmi izleyip apar topar çıktım" diye konuştu. Filmde, Carrie Bradshaw'un Mr.Big'le evlenirken giydiği gelinliği tasarlayan ünlü modacı, "Dizinin yanında bu film bence çok sönük kaldı. Hayranlarını tatmin edeceğini hiç sanmıyorum" şeklinde konuştu.

Kaynak: Sabah / Günaydın

maria clara
21-07-08, 00:46
Carrie Bradshaw, en son Big ile sağlam ve kalıcı bir ilişki kurmak üzeredir. Bu ilişkinin ilk başladığından beri 10 yıl geçmiştir. Artık çıtalar daha yüksektir. Daha çok güven ve potansiyel vardır yılların dizisi nin filmi.

(:Guliz:)
12-08-08, 22:08
Arkadaşlarım "Sex and the City" dizisine hasta. Bunlar şimdi benimde sinemaya gelmemi istediler tabi bende olabilir falan dedim ama emin değildim açıkçası çünkü bu diziyi hiç izlemedim benim açımdan sıkıcı olabileceğini düşündüm ama gitmeye karar verdim hatta filmin ilk gösterilişine ayarladık biletleri.. Neyse gittik işte vede ne yalan söyleyim beğendim, eğlenceli bir filmdi..

Arkadaşlarımında yorumu: "Uzun bir bölüm gibiydi. Eğlenceli ve güzel".

Ama bir şeyi doğru bulmadım oda bizim burada yani İsveç'te yaş sınırının 7 olmasıydı. Bu filmi kesinlikle 7 yaşındaki bir çocuk izleyemez.. Çok yanlış bence..