Tüm Versiyonu Göster : Bizim Evin Halleri Basında Çıkan Haberler


sezinti
17-01-06, 10:45
18.01.2006 çarşamba günü saat 20.20'de ilk bölümü yayınlanacak. TRT'nin tanıtım fragmanlarında gördüğüm kadarı ile hisarbuselik dizisi çok iyi bir dizi olacak.

YAYIN AKIŞINDA DEĞİŞİKLİK . ( Hisarbuselik dizisi bu hafta yok )

TRT1'in yayın akışında değişiklik olmuş. Bu hafta hisarbuselik dizisi yayınlanmayacaK

sezinti
07-02-06, 16:18
Dilara Yalçın'ın daha önce forumda bir haber olarak eklenmişti, Devlet tiyatrolarından istifa ettiğini okumuş ve öğrenmiştik
Dilara Yalçın'ın kararına saygı duyuyoruz, Fakat oyunculuğunun gelişimi yönünden erken alınmış yada alınmaması gereken bir karar olarak düşünüyorum.
Yine'de Dilara Yalçın'ın kararına saygı duymak lazım.

--------------------

Dilara Yalçın ve Emine Altuğ Yılmaz ile 21 kasım 2005'te Hürriyet gazetesi kelebek ekinde yapılan röportaj


Önemli olan içtenlik




Bizim Evin Halleri dizisinin başarılı oyuncuları Emine Altuğ Yılmaz (Neva) ve Dilara Yalçın (Rüya) hem kariyerleri hem de dizileri hakkında ilginç açıklamalarda bulundular. Dilara Yalçın; ‘Bir dizinin başarılı olabilmesi için içtenlik çok önemli.' diyor.

Ne zamandan beri Bizim Evin Halleri dizisinde oynuyorsunuz? Emine Altuğ Yılmaz: İlk bölümünden itibaren kadrodayım.

Dilara Yalçın: Benim şu an oynadığım Rüya karakterini Fadik Atasoy oynuyordu. Ben dizi başladıktan altı ay sonra bu karakteri oynamaya başladım.

- Daha önce hangi projelerde rol aldınız?

E.A.Yılmaz: Devlet tiyatrosunda birkaç oyun oynadım ve pandonim yaptım. Sonra, Ferhunde Hanımlar dizisinde iki yıl rol aldım. Ferhunde Hanımlar dizisi bitince, Bizim Evin Halleri'ne başladım.

D. Yalçın: Birçok tiyatro oyununda rol aldım. Bizim Evin Halleri'nden önce yine bir TRT yapımı olan ‘Çiçeği Büyütmek' adlı 13 bölümlük dramada oynadım.

- Bizim Evin Halleri dizisi 1100. bölüme yaklaşıyor. Dizinin başarısını neye bağlıyorsunuz?

E.A.Yılmaz: Başarıdaki en büyük faktör aile dizisi olması. Başarılı senaryo yazarlarımız var. Tiyatro kökenli, çok deneyimli bir oyuncu kadrosuna sahibiz.

D. Yalçın: Karakterler gündelik hayattan. İzleyicilerin karakterleri kendilerine yakın hissetmelerinin başarıdaki payı çok yüksek. Aile sıcaklığını diziye yansıttığımız için diğer yapımlardan sıyrılıyoruz. Zaten bir dizinin başarılı olabilmesi için içtenlik çok önemli. İzleyici kendini diziden biri gibi hissetmeli.

- Dizi enflasyonu yaşandığını düşünüyor musunuz?

E.A. Yılmaz: Evet bir dizi enflasyonundan söz edebiliriz. Ancak kaliteli dizilerin sayısında büyük bir artış var.

- Dizi setlerinde kazalar yaşanmaya başlandı. TRT dizilerinde şartlar nasıl?

D. Yalçın: Biz de yoğun bir tempoda çalışıyoruz ancak programlı hareket ettiğimiz için çekimler bütün günümüzü almıyor. Tabii TRT'nin kurumsal özelliğinin çalışma ortamı anlamında diğer dizilere göre rahat olanaklar sunduğu da bir gerçek.

DİLARA YALÇIN

Ankara'da olmak dezavantaj

- Oyunculuk geçmişinizden biraz bahseder misiniz?

2000 yılında Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü'nden mezun olur olmaz Bizim Evin Halleri dizisine başladım. Ayrıca şu an Bilkent Üniversitesi'nde oyunculuk üzerine master da yapıyorum. 2004'te İspanyol bir yazarın ‘Mavi Mektup' adlı oyununda oynadım. 2005 yılında ise Devlet Tiyatroları'nda Erzurum kadrosuna atandım. Ama bazı özel nedenlerden dolayı istifa etmek zorunda kaldım.

- Başka dizilerden teklif alıyor musunuz?

Ankara'da olmak dezavantaj.TRT hariç tüm yapımcı şirketler İstanbul'da. Ankara'da yaşadığım için ve okulum yüzünden iki üç dizi teklifini geri çevirmek zorunda kaldım. Ama Bizim Evin Halleri dizisinde oynadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

- Popüler isimlerin televizyonlarda daha fazla yer alması hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Seyirci onları ekranda görmekten rahatsız olmuyorsa yer alsınlar.

EMİNE ALTUĞ YILMAZ

Neva artık daha asi

- Neva son bölümlerde bayağı sıra dışı bir karakter olmaya başladı...

Evet, onu İngiltere bozdu. (Gülüyor) Neva önceki bölümlerde daha sakin, düzenli, hanım hanımcık bir kızdı. Ama İngiltere'den döndükten sonra çok değişti. Artık daha asi tavırlar sergiliyor. Neva'daki bu değişimi izleyici de sevdi. İleriki bölümlerde neler olur bilinmez.

- Oyunculuğun dışında uğraştığınız başka bir sanat dalı var mı?

Ben ayrıca Türk Sanat Müziği sanatçısıyım. İki işi birden çok yoğun bir tempoda sürdürüyorum. Albüm çıkarmak isterim ama bu tür bir çalışmanın içine girmek için İstanbul'da yaşamak gerekiyor. Ancak bizim dizi Ankara'da çekiliyor. Belki de mütevazı yaşamı seviyorum.

- Türk halkının, hayatını dizilere göre programlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ekonomik şartlar yüzünden televizyonun sunduğu eğlence insanlara daha cazip geliyor. Dört kişilik bir ailenin yol ve yemek dahil olmak üzere sinema masrafını düşünsenize!

kaynak : hurriyet.com.tr

sanem12
28-04-06, 10:53
Nil Rüzgar'ı hiç sevmiyor Peyami'ye yakın olmak ve onu kıskandırmak amacıyla Rüzgar'la görüştüğünü düşünüyorum ben en çok Rüzgar'ın bu durumu fark ederse napacağını merak ediyorum. Neva'da Safa'ya iyi oyun oynadı ama Safa'nın öcü çok ağır olacak gibi...
Bu arada Nil (Seval Yılmaz) Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım adlı tiyatro oyununda oynuyor. Ayrıca bu oyunda İsmet (Hülya G. Irmak) , eskiden İsmet'in sevgilisini oynayan Kartal (Sabri Özmener) yine eskiden Sally'nin sevgilini oynayan Ali (Ünsal Çoşar) vede Kısmet'in Av. sevgilisini oynayan ve bir çok dizidende tanıdığımız Levent Ülgen de yer almakta.

http://show.imagehosting.us/show/1328723/0/nouser_1328/T0_-1_1328723.jpg
http://show.imagehosting.us/show/1328725/0/nouser_1328/T0_-1_1328725.jpg
http://show.imagehosting.us/show/1328726/0/nouser_1328/T0_-1_1328726.jpg

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım


Gösterim Tarih ve Saatleri:

"Şinasi Sahnesi"

25-26-27-28-29 Nisan Saat:20.00

29-30 Nisan Saat:15.00

Yazan : Haldun Taner
Yöneten : Serhat Nalbantoğlu
Dekor Tasarımı : Işın Mumcu
Giysi Tasarımı : Gülümser Erigür
Işık Tasarımı : Fahrettin Özen
Müzik : Cem İdiz

Koreograf : M.Tufan Kaytmaz

Karikatür Çizimleri : Ali Sur
Yönetmen Yardımcıları : Ahmet Türkoğlu

Yönetmen Asistanı : Zeki Güral Karadağ

Sahne Amiri : Necmi Ulusoy

Kondüvit : Bülent Karakuzu

Işık Kumanda : Memduh Yazar



2 Perde

2 Saat 45 Dakika




Rol Dağılımı

Levent Ülgen, Ünsal Coşar, Sabri Özmener, Hülya Gülşen Irmak, Can Öztopçu, Çetin Azer Aras, Nejat Armutçu, Engin Özsayın, Hülya Dizmen Yücel, Arda Baytaş, Sezen Gümüştekin, Deniz Keyf, Zeynep Dizer, Seval Yılmaz, Sinem Şahin, Fulya Ülvan Keleş, Rabia Başaran, Sebilay Yoldaş, Ümit Bayraktar, Osman Karakoç, Görkem Aytemir
Piyanist : Yiğit Kolat


--------------------------------------------------------------------------------

Örnek talebe, uysal delikanlı, gönüllü asker, model vatandaş Vicdani'nin bir baştan sona kimi zaman acıklı, kimi zaman gülünç bütün bir hayat hikayesi... Meşrutiyet'ten günümüze uzanan yakın siyasal tarihimizin panoraması, Haldun Taner ustanın deyişiyle ibret dersi.

irem135
10-05-06, 12:06
Bizim Ev'in başarısı

TRT'de 2000 yılı şubat ayında başladığı ekran serüvenini aralıksız sürdüren Bizim Evin Halleri dizisi bininci bölümünü kutluyor. Türkiye'nin en uzun soluklu dizisi, bundan böyle saat 19.20'de ekrana gelecek.
TRT Ankara Televizyonu Drama Programları Müdürlüğü'nce yapımı gerçekleştirilen ve hafta içi her gün saat 17.00'de TRT 1'de yayınlanan Bizim Evin Halleri dizisi, bininci bölümünü kutluyor. Dizi, Türkiye'de televizyon tarihinde aynı kanalda hiç ara vermeden bin bölüm devam eden tek dizi olma özelliğine sahip.

Kendi yayın saatinde birinci


İlk olarak 14 Şubat 2000 tarihinde yayına başlayan Bizim Evin Halleri 7 kişilik bir senaryo grubu tarafından yazılıyor. Dizi için bu güne kadar yaklaşık 15 bin sayfa senaryo yazıldı ve çekildi. 25 bin dakika yani 417 saat yayında kalan dizide yaklaşık 10 bin figüran, 100'e yakın oyuncu, 50 kişilik teknik eleman görev aldı. TRT'nin en çok izlenen ilk 3 programı arasına giren dizi, kendi yayın saatinde ise birinci olan bir yapım. Şimdiye dek TRT 1'de saat 06.00 ve 17.00'de yayınlanan, bugünden itibaren 19.20'de ekrana gelmeye başlayacak olan dizi, TRT Türk'te 10.30'da TRT Int'te de 10.30, 19.35 ve 02.30'da yayınlanıyor.

Oyuncu kadrosunun Beyhan Saran, Neral Niron, Emel Göksu ve Ayşe Nil Şamlıoğlu gibi genellikle Ferhunde Hanımlar dizisindeki oyunculardan oluştuğu Bizim Evin Halleri'nin yönetmeni ise Gülsen U. Erişdi. Dizinin konusu şöyle: Nemide Hanım emniyet mensubu kocasını 15 yıl önce kanserden kaybetmiştir. Otoriter ve akıllı bir kadın olan Nemide, çocuklarını bir arada tutmaya, onların mutlu olmalarına çalışır. Evlenmiş de olsalar onlara karışır, dediğini yaptırır. Bir oğlu üç kızı vardır. Oğlu Şadan kızı Rikkat ve küçük kızı İsmet evlidir. En büyük kızı Kısmet onunla yaşar. Kısmet kırk yaşlarındadır ve "evde kalmış"tır. İsmet otuz yaşlarında sevimli ve güzel bir kızdır. Kararsız, şen şakrak, alışveriş hastası, bir tiptir. İlaç pazarlar. Kısmet ile sürekli didişirler. Fincan Nemide'nin görümcesidir. 40 yıl süren bir ayrılıktan sonra âşık olduğu Sadık Ali ile evlenmiştir. Sadık Alinin oğlu Sayhan Nemide'nin küçük kızı İsmet ile evlidir. Fincan, tatlı sert bir kadındır. Sürekli Nemideler'e gelir, ailenin Fincan halasıdır. Şadan ise, ailenin babası gibidir. Nemide'nin tek oğlu olan Şadan karısı, iki kızı , 8 aylık oğlu ve kayınvalidesi Sakız ile yaşamaktadır.

Çekimleri Ankara TRT Sefaretler Stüdyosu'nda gerçekleştirilen dizi için bugün bir gala programı düzenleniyor. Ankara Anatolia Showland'de bin bölümde yaşananların aktarılacağı sinevizyon gösterileri, yapımcılara, yönetmenlere ve oyunculara plaket verilecek olan törenden sonra TRT 1'de yayınlanacak dizi izleniyor. Ardından galaya katılanlara bir kokteyl veriliyor.
[19.20/TRT 1]

nejatim1
12-05-06, 11:34
http://img301.imageshack.us/img301/8746/hakki114rg.gif (http://imageshack.us)

Söyleşi




Oyuncularla Sette Bir Söyleşi

Katılanlar: Beyhan SARAN, H. Gülşen IRMAK, İpek ÇEKEN, Mehmet ULUSOY


Tiyatro hayatın/hayatınızın neresinde?

Beyhan SARAN : Tam ortasında.

H.Gülşen IRMAK : Ve her tarafını kaplıyor.

B.S. : Tiyatroyla yatıp tiyatroyla kalkıyoruz.TV dizileri olsun tiyatrodaki oyunlarımız olsun bunlar hep birbirine bağlı görevler. Hatta radyo olsun.Radyoda da “Arkası Yarınlar”,“Radyo Tiyatroları” bunlar paralel işler. Bu nedenle bu yoğunlukta dostluk, ahbaplık zor oluyor. Birbirimize, yakınlarımıza bile gidip gelemiyoruz.Gerçekten tiyatro bütün zamanımızı alıyor.

İpek ÇEKEN : Hayatım tiyatronun içinde desek daha doğru olur. İşimin yöneticilik boyutu ile ilgilenmeye başladığımdan bu yana sosyal ve özel yaşamımın kalmadığı göz önünde bulundurulursa, kısaca hayatımın bütününü kapsıyor diyebilirim.

H.G.I : Tiyatro öyle bir meslek ki hayatın aynası.İşimiz bitip de eve geldiğimizde “Tamam işim bitti, eve geldim.” duygusunu yaşama imkânımız yok.Çünkü her yaşadığımız, gözlemlediğimiz olay, durum, davranış bizim mesleğimize katkıda bulunacak bir şeydir.Her duyguyu sonuna kadar yaşamak, her olayı sonuna kadar takip etmek bu anlamda işimize katkıda bulunacağı için ister istemez hayatımızın tümünü kaplıyor.

B.S. : Güzel bir tesadüf, eşim tiyatro sanatçısı. Dolayısıyla bu konular, bu içtenlik evde de devam ediyor, yani hayatımızın tümünü tiyatro alıyor.

Tiyatro hayatın neresinde?

B.S. : Sanıyorum çok kenarında.Maalesef tiyatroya gitmek ülkemizde bir alışkanlık hâline gelemedi. Gerçi gerek özel, gerek devlet tiyatroları, gerekse belediye tiyatroları çok sayıda oyun sahneliyor ama hâlâ lüks olarak kabul ediliyor. Gerçi devlet tiyatrosunun biletleri çok ucuz, sinemadan ucuz, buna rağmen alışkanlığımız yok.Biraz da televizyonun etkisi var.Tv’de çok sayıda dizi ve film var. Bunlar arasında izlenmeye değer olanlar da var ama, tiyatroya ilgi yeterince yok.

Toplumun tiyatroya ilgisini yeterli buluyor musunuz? Yeterli bulmuyorsaniz bu ilgi azlığını nelere bağlıyorsunuz?

Mehmet ULUSOY : Bunun birçok nedenleri olabilir.Ben iyi oyunlar sahnelendiğinde seyircinin oyunlara geleceğine inanıyorum. Bunun dışında ekonomik sorunlar da var. İzleyicinin bir tiyatroya gelebilmesi için bayağı büyük bir harcama yapması gerekiyor. Bu da tabi etkiliyor.Gelir düzeyi düşük ailelerde tiyatroya karşı ilgi az.

G.I. : Ben biraz tembelliğe bağlıyorum.Televizyon insanlarımızı uyuşturmaya başladı. Televizyon karşısında oturup zap yapmak insanlara çok kolay geliyor.Ayrıca tiyatroya gitmek bir emek ister.Evinizden çıkacaksınız, güzel giyineceksiniz, biletinizi alacaksınız, gerekirse kuyruk bekleyeceksiniz.Gerçi şimdi çok kolaylıklarımız var.İnternet aracılığıyla bile bilet alınabiliyor.Ama tiyatroya gitmek gerçekten fedakârlık istiyor.Karda kışta gelen seyirciye daha fazla saygı duyuyorum ve elimden gelenin daha da fazlasını yapmaya çalışıyorum.

B.S. : Biraz da televizyonun etkisi var.Tv’de çok sayıda dizi ve film var. Bunlar arasında izlenmeye değer olanlar da var ama, tiyatroya ilgi yeterince yok.

Ben bir anımı anlatayım.Bundan herhâlde bir 10-15 yıl önceydi.Yeni Sahnede oyun oynuyorduk.O aralar Ankara çok soğuktu.Dışarıda ısı -18-20 dereceydi. Buna rağmen 25 kadar seyirci gelmişti.Kaloriferler de yanmıyordu, salon çok soğuktu. Tiyatro yönetimi izleyicilere “İsterseniz biletlerinizi değiştirelim.”dedi. Buna rağmen izleyiciler ısrarla “Biz seyretmek istiyoruz.” dediler.Oyun, İzmir’de geçen bir yerli oyundu. Yaz mevsimini canlandırıyoruz.Yüzümüzü çeşmelerde yıkıyoruz.Kovanın içinde su vardı.Suya elimi değdirdiğim anda kovadaki suyun buz tuttuğunu gördüm.Oyun bitti.Hiç kimse alkışlamıyor,Allah Allah, dedik.Neden acaba hiç kimse alkışlamıyor?Meğer herkes eldivenini giydiği için alkış sesleri duyulmuyormuş.Yani bu şartlarda seyirci bize geliyordu, biz bu şartlarda bile oynuyorduk.Biz oyuncuların biliyorsunuz, bayram, hafta sonu tatilimiz yoktur. Sadece pazartesi günleri tatildir.Pek çok fedakârlıkla seyirci karşısına çıkıyoruz. İsteriz ki izleyiciler de biraz fedakârlık göstersin. Gerçi son yıllarda bütün tiyatrolarımız tıklım tıklım.Salonlarımız yüzde yüz dolu.Umarım bu ilgi alışkanlığa dönüşür.

nejatim1
12-05-06, 11:37
İ.Ç. : Son iki yılda birtakım sosyal depremler geçirmiş tiyatronun, seyirci yüzdeleri %100-%111’lere kadar artmış durumdadır. İstatistiklerimiz oyun seçimi ve sergilenişi hakkında olumlu bilgiler vermektedir ki bu hepimizce sevindirici bir olaydır. İlginin yetersiz olduğu zamanlar toplumun ekonomik yönden sıkıntılı olduğu dönemlerdir. Biz seyirciyi çekebilmek için iyi bir politika izlemeye devam ediyoruz. Ve tüm izleyicilere iyi seyirler diliyoruz.

Tiyatrolarda sergilenen oyunların seyircinin ilgi, beğeni ve beklentilerini karşıladığını düşünüyor musunuz?

İ.Ç. : Devlet destekli ve devletin tiyatrosu olan tiyatromuz, repertuvar aşamasında her türlü beklentileri karşılayabilecek oyunların seçimi için özen göstermekte. Seyirci yüzdelerimiz de bunu başardığımızı göstermekte. Darısı önümüzdeki sezonların başına.

M.U. : Metnin iyi veya kötü olması bir yana insanları tiyatroya çekebilmek önemli. İzleyiciyi tiyatroya çektiğiniz zaman o insanlar değerlendirecektir.O zaman oyun seçiminde bir kalite veya nitelik artınca, seyirci sayısı da artacaktır.

Tiyatronun insan yaşamında değiştirici, dönüştürücü işlevine ilişkin neler söylemek istersiniz?

H.G.I. : Daha bilinçli bir toplumun yetişmesi için anne ve babaların çok küçük yaştan itibaren çocuklarını tiyatroya alıştırmaları gerektiğine inanıyorum.Ben, öyle bir ailenin çocuğuyum.Bizim abonman biletlerimiz vardı. Eskiden tiyatroya böyle gidilirdi.Her çarşamba ben ailemle tiyatroya giderdim.Her pazar sinemaya giderdim. Ailemin sanata yaklaşımı benim bu mesleği seçmemi sağladı. Çok zor bir şey değil.Haftanın bir gününü ayırmak ve üç saatini çocuğunu tiyatroya götürmek gerçekten bir annenin bir babanın görevleri arasındadır.

İ.Ç. : Tiyatro, insanı insana insanca anlatma sanatıdır. Herkes bir tiyatro eseri içinde kendini ilgilendirecek bir durumu bulur, görür. Hayatın içinde yaşanılan sıkıntılar, sevinçler, mutluluklar ve hüzünlerden pay çıkarılır. Bu bağlamda belki de çok karamsar olan biri bir çıkış yolu bile bulabilir. Bu nedenledir ki tiyatro yüzyıllar boyuca varlığını sürdürmekte ve sürdürecektir.

Tiyatro ve eğitim ilişkisini değerlendirir misiniz? Öğrencilerimize tiyatronun sevdirilmesi ve tiyatro bilincinin oluşturulması ile bu bilincin yaygınlaştırılması için neler yapılabilir

M.U. : Ben temelden başlamak gerektiğine inanıyorum.Yani ilköğretimde bile tiyatro dersinin verilmesinden yanayım. Bu nasıl yapılır,Millî EğitimBakanlığı ile KültürBakanlığının iş birliği ile mi olur?Tiyatro mezunları var, bu insanları öğretmen olarak kullanabilirler. Tiyatro eğitimi amacı ile kullanabilirler.Bunu ilköğretimden başlatarak, tiyatro çalışmalarının okulda yapılması gerektiğine inanıyorum.Temelde ilköğretim ile birlikte götürürsek geleceğin hem tiyatrocusunu hem de iyi bir izleyicisini kazanmış olacağız.

İ.Ç.: Ünlü tiyatro yazarı William Shakespeare’in dediği gibi “Baştan başa bir sahnedir yeryüzü. Bütün insanlar sahneye girip çıkan oyunculardır. Bu bilinçle yeryüzünde birlikte yaşayacağımız tiyatro sanatçısı aday adaylarının yetiştirilmesi için önemli bir görev düşmekte üzerimize. Tiyatroyu bir mabet gibi düşünüp onu sevdirmek ve icra ettirmek, bilincini aşılamak, biz tiyatro sanatçılarına düşmekte. Kaliteli, eğitimli sanatçıları, kaliteli eğitimli oyuncuları sayılarının gittikçe artacağını düşündüğümüz okullarda yetiştirmeyi hedef edinmeliyiz.

B.S. : Tiyatroların görevi o kadar büyük ki... İnsanı topluma hazırlar. Bir toplumda nasıl hareket edeceksiniz, nasıl birlikte hareket edeceksiniz... Beynini geliştirir, ufkunu açar, görüşünü iyiye doğru değiştirir.Çünkü tiyatro, olmuş, olmamış tüm olayları canlı olarak karşınıza getirir.

G.Ş.I. : Şimdi eğitimde bile “drama” diyorlar.Yani bir olayı anlatırken drama başlığı olarak anlatmak çocuğun aklında kesinlikle daha fazla yer ediyor.Ezbercilikten daha öte bir şey.Tiyatroda biz yaşamdaki olayları, durumları konsantre şeklinde veriyoruz.Yani nerdeyse ilâç yerine vitamin gibi. Bir haftada Suç ve Ceza’yı okuyacaksa insanlar, gelip üç saatte Suç ve Ceza’yı seyredebiliyorlar.Dostoyevski’yi tanıyorlar. 17. yüzyıl Rusya’sını tanıyorlar.Bu, insanların duygu, düşünce gelişimi açısından çok önemli.

nejatim1
12-05-06, 11:39
devammi

B.S. : Türkçemiz elden gidiyor, gittikçe kayboluyor.Onu öğretiyor, cemiyette nasıl hareket edileceğini, yani bunları öğretiyor.Başlı başına bir okul tabi.Olaylar var.O olaylar karşısında yanlışı, doğruyu gösteriyor.Yanlışı aldığı gibi, doğruyu da alıyor. Seyircimiz için çok faydalı.Özellikle yetişmekte olan gençlerimiz için çok önemli.

Son yıllarda televizyonlarda yerli dizilerin ağırlıklı olarak yer aldığını ve büyük ilgi gördüğünü, yabancı dizi egemenliğinin azaldığını görüyoruz. Tiyatrolardaki yerli-yabancı oyun dengesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İ.Ç. : Devlet Tiyatroları repertuvarları yerli ve yabancı oyunlar diye ikiye ayrılarak yapılır. Bu repertuvar çalışmaları içinde mümkün olduğunca hiç oynanmamış oyunlara yer vermeye özen gösterilir. Sonuçta istenilen iyi, kaliteli, düzeyli, kültürel ve eğlendirici ve düşündürücü, ders veren oyunlar olacağından bu denge mutlaka özenle kurulmaya çalışılır.

B.S. : Gelen eserler dramaturglar tarafından okunur ve seçme yapılır.Genellikle dengeli olmak üzere özgün eserlere yer verilir.Dengeli bir şekilde ayarlanır.

G.Ş.I. : Hatta yerli oyunlara daha çok ağırlık verilir. Yerli oyun yazarlarımızın azlığı gibi bir sorunumuz var. Çünkü hep belli isimlerin, daha eski yazarlarımızın oyunları oynanmış ve tüketilmiş oluyor.Yeni yazarlarımızın yetişmemesi gibi, yeni tiyatro yazarlarının yetişmemesi gibi bir problem var.Bu konuda da özendirici olması için birçok oyun yarışmaları yapılıyor.Ne derece özendirici, çok fazla bilgim yok açıkçası.

B.S. : Fazla özendirici değil.

G.Ş.I. :Tiyatroyla büyüyecek, onu hayatın bir parçası olarak görecek ki, kendine onu dal olarak seçebilsin. Küçük yaşta bunu başlatmak gerekiyor.

Tiyatro eğitimi almayanların veya oyuncu olmayanların tiyatro oyunlarında dizi ve filmlerde oynamalarını nasıl yorumluyorsunuz?

G.Ş.I. : İşte güzel kadın, göze hoş görünen kadın gibi farklı arayışlar içerisine giriliyor.Tabi tiyatronun görevi halkı eğitmekse, televizyonun da görevi bu olmalı. Ama maalesef televizyonda bunları göremiyoruz. Haber bülteninde bile mankenin giydiği kıyafeti izliyoruz.Bu dejenerasyona ne zaman dur denilecek, ne şekilde dur denilecek, hiçbir fikrim yok. Ama biz en azından yaptığımız işlerde bunlara özen gösteriyoruz.Ben küçükken izlediğim KadınAna’nın daha sonra yanında oynama şansına eriştim. Ve ardındanFerhunde Hanımları yaptık.Bizim yaptığımız televizyonda tiyatroydu bir anlamda.Çünkü hepimiz tiyatro kökenliydik. Hiçbir reklâmımız yoktu.Hiçbirimiz, hiçbir yerimizi göstermedik.Ama biz yine reyting rekorları kırdık.Eğer söz konusu oysa. Biz sanat için yapıyorduk.Bizim gazetede haberimiz çıkmazdı, yayın saatleri her ay değişirdi ama seyircimiz yine de bizi takip ederdi. Yani sanmasınlar ki bizim halkımız o kadar cahil.

Çok önemli bir noktaya değindiniz.Tiyatro eğitimi almamış insanların televizyon dizilerinde rol almaları bu tip sorunları körüklüyor, yanlış kullanılıyor.

İ.Ç. : Bir cerrahın işini yapmak için biz ameliyatlara gidemiyorsak, konusu insan olan tiyatro sanatının da eğitimini, öğretimini almış ehil kişiler tarafınca yapılması gerekmektedir. Ancak bugüne kadar imkan elde edememiş üstün yetenekli kişilere de (tabi bunlar yüzde ikiyi geçmemekte) fırsat tanınmaması olmaz.

Ekip çalışmasının anlamlı örneklerinden biri tiyatrodur. Tiyatroda ekip ruhunu oluşturan kural ve gelenekler nelerdir?

B.S. : Her şeyin başı; işini ciddiye almak, zamanında işe başlamak, üstüne düşen görevi ciddî ve zamanında yapmak, ekipte anlayışlı olmak, saygılı olmak... Saygı, sevgi ve çalışkanlık üçü bir arada olduğu müddetçe her şey yolunda gider.

İ.Ç. : Bir tiyatronun oluşabilmesi için önce insana sonra bir metne, sonra bir rejisöre, sonra bir sahneye, sonra da seyircilere ihtiyaç vardır. Bu kurallar içinde yüzyıllar boyu süre gelen gelenekler sanatçılar tarafından icra edilir ve seyirciyle buluşur.

Son günlerde basında”tiyatronun işlevini yitirip yitirmediği” tartışıldı. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

M.U. : Bana kalırsa tiyatro işlevini tamamlamaz. Daha genç kitlelere gitmesi de gerekiyor. Maalesef buna biz bugün itibariyle ulaşmış değiliz. Doğuda tiyatronun t’sini bilemeyen insan var.Bunun yanında bırak doğuyu Ankara’nın veya büyük şehirlerin kent merkezlerinde yaşayan, tiyatroyu görmeyen insanlar var.İnsan yaşamı devam ettiği sürece tiyatro da var olacaktır. Çünkü insanı anlatıyor.

İ.Ç. : Tiyatronun işlevini yitirip, yitirmediği tartışılmaz bile. Gelişmekte ve üremekte olan her toplum gibi bizde de liselerden sonra üniversiteye girmek isteyen yüzlerce öğrenci mevcuttur. Bu da yeni yerleşik tiyatroların açılmasına ve Türkiye’nin en ücra köşelerine bile sanatın götürülebilmesine neden olmaktadır. Unutulmamalıdır ki Atatürk Türkiye’sinde sanattan mahrum bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.

Öğretmen ve öğrencilerimize iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

M.U. : Sanatın önemli bir kolu olan tiyatronun geniş kitlelere yayılmasında hepimize görev düşüyor. Bu, sadece devletin veya KültürBakanlığının sorumluluğunda olacak iş değildir. Hepimizin birey olarak tüm sanat dallarına gereksinimimiz olduğunu düşünüyorum. Geleceğin tiyatro oyuncularını ve izleyicilerini yetiştirecek değerli öğretmenlerimize bu noktada büyük sorumluluk düşmektedir.

Çok teşekkür ederiz.

nejatim1
12-05-06, 11:57
Ailemizin oyuncusu

http://img118.imageshack.us/img118/1274/san068mo.jpg (http://imageshack.us)


1350 bölüm boyunca evlerimizi ziyaret eden "Ferhunde Hanımlar"ın Nevzat’ı İpek Çeken, bugünlerde bir "teatral sitcom" denemesi olan "Teyzemin Nesi Var?öda başrolde çıkıyor karşımıza.

ŞEHNAZ PAK

Telaşlı, bir parça vesveseli, duygusal, bağımlı olmaya eğilimli ve zaman zaman da saflığa göz kırpan, kıpır kıpır bir kadın. Çok konuşuyor, devamlı soru soruyor ve hemen panikliyor. Seyircinin hafızasına kısa bir yolculuk yapılırsa, görülecek ki, bahsettiğimiz, televizyon ekranlarında tam 1350 bölüm evlerimizi ziyaret eden "Ferhunde Hanımlar" dizisinin Nevzat’ından başkası değil. Kolay kolay unutulmayacak bir karakter olarak belleklerde asılı kalan Nevzat’ın yaratıcısı ise İpek Çeken. "Ferhunde Hanımlar"ın ardından gelen "Bizim Evin Halleri" ile cam ekrandaki oyunculuk serüvenini soluksuz sürdüren İpek Çeken, seyircinin "ailemizin oyuncusu" kulvarına konumlandırdığı oyunculardan. Özellikle de kadınlar tarafından!
İpek Çeken 15 yıldan beri Devlet Tiyatrosu oyuncusu. Ankara Devlet Tiyatrosu müdürlüğü görevini de yürüten İpek Çeken bugünlerde "Teyzemin Nesi Var" dizisindeki Saadet ile karşımızda. Aslında Saadet de Nevzat’a çok benziyor. Sanki Nevzat’ın beş on yıl sonraki hali. Belki biraz daha "çılgın kadın"a yakın duruyor o kadar. Ve tabii Saadet, "Teyzemin Nesi Var"ın ana kahramını, teyzenin ta kendisi. Bu diziyle "teatral sitcom" türünü denediklerini söyleyen İpek Çeken ile canlandırdığı karakterler ve oyunculuk üzerine görüştük.

Saadet adeta "Ferhunde Hanımlarödaki Nevzat karakterinin devamı gibi... Birbirine yakın karakterlere mi can veriyorsunuz?
Saadet, Nevzat’ın çocuk doğurmuş hali olabilir. Bu durumda iki rol de birbirinin devamı sayılabilir. Çünkü iki dizi de Türk aile yapısını komik olsun, eleştirel olsun, dramatik olsun gözler önüne seren diziler. İki benzer dizide oynamam benim şansımdı. En azından Türk halkı böyle karakterlere can verebildiğimi gördü. Her ne kadar "Teyzemin Nesi Var?öda başrolde oynadığım varsayılırsa da bütün bir aileyi ben oluşturmuyorum. Ablalarım, eniştelerim, yeğenlerim, kocam, komşularımız vs. var. Tüm aile bireylerinin ayrı ayrı üzüntüleri, sıkıntıları, kederleri, mutlulukları, sevinçleri ele alınan konular olarak karşımıza çıkıyor..

"Teyzemin Nesi Var" ile bu kez başroldesiniz. Bunun getirdiği artı ne tür bir yük var?
15 yıllık devlet tiyatrosu sanatçılığımda bana verilen roller genelde hep başroldü. Bir sanatçı olarak o rollere hazırlanmak da büyük bir yüktü. Saadet rolü için de çekimlerden önce oturulup nasıl oynanması ve olması gerektiği konuşulup öyle çekimlere başlandı. Başrolü bir yük olarak değil, bir kostüm olarak düşünüyorum. Giyine giyine kostüme vücudun daha da alışılacağı varsayılmalı.

Canlandırdığınız karakterler tipik kadın profiline yakın mı duruyor?
Türkiye’de yaşayan kadınlar içinde "tipik kadın" özelliğini taşıyorsam vay erkeklerin haline. Erkeklerimiz böyle dizileri seyredip kendi aile yaşamlarından kesitler buluyorlarsa evlilikleri içinde kötü giden durumlara çözümde bulabililer. Ya da hiç akıllarına gelmeyen farklı bir boyutu yakalayabilirler. Aynı durum kadınlar için de söz konusu. Vıdıcı, vesveseli, dırdırcı kadın olmaktansa uzlaşmacı, sevecen, anneler olmayı hedeflemeliyiz. Böyle diziler, böyle kısa zaman içinde sorun - çözüm ilişkisini kolayca açıklayan dizilerdir. Herkese kıssadan hisse.

Format olarak sitcoma yaslansa da "Teyzemin Nesi Var" tam bir sitcom değil. Bildik komedi dizi formatı ile sitcomun bir arada kullanıldığı bu yapıda oyunculuk adına nasıl bir yol izliyorsunuz?
Dizi ilk başlarda gerçek bir sitcom olarak düşünülmüştü. Ah oyunculuk belası; senaryo çekilmeye başladığı andan itibaren teatral bir atmosfere bürünüp, tiyatro kökenli rejisörümüz Murat Karahüseyinoğlu’nun da vizöründen bu tatla bir dizi olarak bizim de karşımıza çıktı. Bizler için de çok yeni bir "teatral - sitcom" niteliğinde. 50 dakika hiç ara vermeden bir tiyatro sahnesindeymişiz gibi oynuyoruz.

Bundan sonra daha farklı, hatta uç noktaları zorlayan bir rolü tercih eder misiniz?
Her sanatçının yüreğinde uç noktaları zorlayan, farklı roller yatar. İyi bir oyun, senaryo olursa neden olmasın, seve seve. Şu ana kadar ekranda birbiriyle benzer roller oynamam, hem şansım, hem şanssızlığım. Uç noktaları zorlayan, farklı rollerin yanı sıra dramatik rollerde oynamayı çok isterim. Bunu tiyatro sahnelerinde başardım, çok iyi tepkiler aldım. Kendimi ekranda da böyle bir rolde seyretmem hem iyi bir tecrübe olacak hem de alacağım eleştirilerle kendimi geliştirmem açısından imkân yaratacaktır.

Mankenlerin ve şarkıcıların cirit attığı dizilerde lokomotif oyuncu olmaktansa neredeyse tamamı meslekleri oyunculuk olan ekiplerden oluşan dizilerde oynamayı tercih etmenizin nedenleri?
Umuyorum, bir gün herkes para değil, kendi işini en iyi şekilde icra etme kavgasının bilincine varacaktır. Ben nasıl mankenlik veya şarkıcılık yapma haddini kendimde görmüyorsam, manken ve şarkıcıların cirit attığı dizi ve yapımları gerçekleştiren insanlar da haddini bilsinler.

nejatim1
12-05-06, 12:05
Kültür Sanat

İpek Çeken
Hoşgörülü, sevecen, kıpır kıpır ve sıcacık bir karakter. Ailemizden biri. Özel hayatında da rollerindeki gibi telaşlı ve candan. Kolej'den mezun olmuş gerçek bir sanatçı:



Tanımadığımız İpek Çeken nasıl biri? Rollerinde canlandırdığı gibi biraz telaşlı, sevecen, duygusal ve kıpır kıpır mı?

Aynen öyle. Zaten günlük dizilerde öyle davranmak gerekiyor. Günlük yaşamınızda davrandığınız gibi davranırsanız daha yakın ve sıcak oluyor. 1991 yılında "Ferhunde Hanımlar" dizisi ile başladım. Çok farklı, uç noktalarda bir rol oynamadığın sürece doğal davranmakta fayda var diye düşünüyorum.

Aynı rollerimdeki gibi telaşlı biriyim. Bundan bir hafta önce arabama çarptılar. Ehliyetimin fotokopisini çektirmem gerekti. Kızılay'da nerede fotokopi çekebilirim derken, bir yere girdim. Beni tanıdılar. 'Fotokopi çeker misiniz?' diye sordum. 'Sakin olun, telaşlanmayın, oturun' diye beni sakinleştirmeye çalıştılar. Ben nasıl telaşlanmışsam önce beni sakinleştirdiler. Benim genel yapım budur. Zamanla roller insanın üstüne yapıştığı için o senin gibi olurken sen de onun gibi oluyorsun. Özel yaşamımda o kadar saf olmasam da, aynen Nevzat gibi olduğumu söyleyebilirim.

Şimdi "Bizim Evin Halleri" adlı dizide Sally'i oynuyorum. Çok isteyerek başlamadığımız bir iş oldu aslında. Çünkü yapımcı şirket haricinde "Ferhunde Hanımlar"ın bitmesini hiçbirimiz istemedik. İnsanlar öyle seyretmeye alıştıkları için yine devamıymış gibi olsun istedik. Şimdi o da tutuluyor ancak "Ferhunde Hanımlar" başkaydı. Halen bana sokakta Nevzat diye sesleniyorlar. "Bizim Evin Halleri"nde erkek canlısı, bir evlilik geçirmiş, tekrar evlenmek isteyen bir kadını canlandırıyorum. Benimle hiç alakası olmasa da mutlaka benden tatlar vardır.



Bundan sonraki rollerinizde bambaşka bir karakter canlandırmak ister misiniz?

Kesinlikle. Aslında olacaktı ancak bu anlamda benim mutlaka İstanbul'a gitmem gerekiyordu. Bildiğiniz gibi Ankara'da TRT var. Özel kanallar yok. Son zamanlarda dikkat ettiyseniz, özel kanallardaki dizi furyası azalmaya başladı. Çekilen diziler ikinci ya da üçüncü bölümünde kaldırılıyor. Maddi manevi çok yazık. Emeğe yazık, oyunculara yazık.

Dizi furyası bu nedenle İstanbul'da yavaşladı. Bu anlamda da TRT önem kazandı. TRT'ye yeni projeler veriyorlar. 1800. bölümü çektik "Bizim Evin Halleri"nin. Çok uzun soluklu dizilerde oynadıktan sonra yeni bir şeye geçmek de zor oluyor. Ara vermek gerekiyor.

Benim İstanbul'da olmam gerekiyordu. Ancak olamamamın iki nedeni var. Son beş yıldır annemin rahatsızlığı nedeniyle gidemedim. Mazbut ev yaşamına önem veren sanatçılar bu işleri yapmakta zorlanırlar. Ben de onlardan birtanesiyim. Hayatta keşke şu başrolü de oynasaydım dediğim bir şey kalmadı. İdareciliğin en iyisini yaptım; Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü anlamında. Kolej mezunu olarak dilimi en iyi şekilde geliştirdim. Şimdi benim için önemli olan kızım ve ailem. Çocuğumu burada bırakıp gitmek şu anda biraz zor ama eğer çok iyi bir teklif olursa değerlendiririm. Bunları sadece para olarak düşünmüyorum. Öyle roller olur ki hiçbir zaman oynayamazsın. Böyle bir şansı kaçırmak istemem. Ancak şu anda kızımı okutuyorum.



Dizileri takip ediyor musunuz? Nasıl buluyorsunuz?

İyi olanlar var. Bu sektörün içinde olduğum için kast aşamasında bile dizinin ne olabileceğini kestirebiliyorum. Doğru senaryo olmadığını düşünüyorum. Hep sanatçı yetişmiyor deniliyor ancak bence başlıca sorun doğru yazarın yetişmeyip, senaryonun yazılmaması. Güzel bir yüz olsun diye belki de güzel olabilecek bir iş yanlışa sürükleniyor. İstanbul Masalı'nı seyrettim. Aliye'yi, Yabancı Damat'ı seyrediyorum. Şöhret dizisini takip ediyorum. Tiyatro kökenli arkadaşlar var. Bunun dışında pek seyretmiyorum.

Ben dizi furyasının böyle kalmayacağını düşünüyorum. Bu da aynı "Biri Bizi Gözetliyor" programları gibi bir dönem. Diziler de böyle olacak. Aynı anda tüm dizileri seyretmek mümkün değil zaten. Zamanla elenecekler ve eleğin üzerinde kalanlar olacak. Başka tatlar bulunacak.

Halkımızın tek eğlence aracı televizyon. Tiyatroyu bu anlamda ikinci plana attılar. Sinema biletleri 6-9 YTL iken, tiyatro biletleri 2.5-6 YTL idi. İnsanlar yorgun argın eve gelip bedava televizyon seyrediyorlar. Çünkü dört kişilik bir ailenin yol parası ile birlikte maddi olarak düşündüğünüzde tiyatroya gitmesi oldukça güç.

nejatim1
12-05-06, 12:06
devami

Mankenlerin oyuncu olmalarını nasıl karşılıyorsunuz?

Ben herkesin kendi mesleğini yapması gerektiğini düşünüyorum. Ben nasıl ki bir kostümü rol icabı giyip yürüyebilirsem, mesleğim olarak düşünmezsem, mankenler de aynı şekilde. Bu işlere gerçekten dirsek çürütmüş, emek vermiş, yıllarını harcamış insanların emeğine yazık olmamalı diye düşünüyorum. Ama kuşkusuz öyle mankenler de var ki iyi oynadıklarını düşünüyorum. En kötü ihtimalle benim mankenlik yapabileceğim kadar o işi beceriyorlar.



Tiyatro eğitimi olmayan oyuncuların tiyatro yapmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bence onlarla birlikte oynayan profesyonel oyuncular zor duruma düşüyorlar. Tekrar böyle bir işe girmeyeceklerdir. Tiyatro sanatı birebir, karşılıklı temasla yapılır. Bu işin eğitimini almamış biri varsa rahatsızlık hissedersin ve oyuna yansıtırsın. Doğru şey iletemezsiniz seyirciye. Bence bunun tartışması bile olmaz.



Siz nasıl karar verdiniz tiyatrocu olmaya?

Ben ilkokuldan beri hep meraklıydım aslında. Taklitler yapardım, sesim güzeldi, şarkı söylerdim. Oyunculuk, yapabileceğim meslekler arasında vardı. Doktorluğu da çok istemiştim ancak edebiyatı çok sevdiğim ve çok okuduğum için sosyal derslerim kuvvetliydi. Ankara Koleji'ne geldikten sonra da ya tiyatrocu ya da İngilizce öğretmeni olurum diye düşündüm. Üniversite sınavında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin İngiliz Dili ve Edebiyatı'nı kazandım. Kayıt yaptırdım. Okumaya başladım. Gazetede konservatuara girmek için son hafta olduğunu görünce aileme konuyu açtım. Ancak sıcak bakmadılar. Ben sonradan neden yapmadım dememek için denemeye karar verdim. Formları aldım, doldurdum. Yetenek sınavı yapıldığını bilmiyorum. Üniversite birinci basamak sınavından sonra yetenek sınavına girmem gerekiyormuş. Okula gittiğimde hummalı bir çalışma olduğunu gördüm. Okulda bana yardımcı olan arkadaşlarım oldu. Romeo ve Juliet' in Juliet'inin bir tiradını hazırladım. Babam Devlet Opera ve Balesi'nin baş kemancısıydı. "Eğer bu işi yapacaksan en iyi şekilde yapacaksın. Sakın bana laf getirme" dedi. Ben okuldan mezun olduktan sonra stajımı İstanbul'da başrol oynayarak verdim. Babamın benimle gurur duyduğu çok güzel bir dönemdi. Ben o başrolü oynadıktan iki yıl sonra babamı kaybettim. Babamı kaybetmeden önce bana "Ben İpek Çeken'in babası olarak ölüyorum" dedi.

Okuldan mezun olduktan sonra Cüneyt Gökçer'in asistanlığını yaptım. Yüksek lisans sınavını kazandım. Ancak çok güzel iki oyun oynuyordum. Devamsızlıktan kaldım. Af çıkarsa belki akademisyenliğe yönelirim.



Tiyatro öğrencilerine neler tavsiye edersiniz?

Bu gerçekten bir gönül işi. İnsanın aklı bence otuzundan sonra çalışmaya başlar. Aile çok önemlidir. İçinde yaşadığı ve kurmak istediği aile de çok önemli. Kendini tanımak şart. İnsanın kendi karakterini tanımadan başka karakterleri canlandırması onu alkolik ya da deli olmaya iter.

Okulu bitirmek tiyatrocu olmak demek değildir. Profesyonel anlamda mutlaka sahneye çıkmak demektir. Bunun için de devletin ya da özel tiyatroların sahnesinde dirsek çürütmek gerekir. Bunlara girmek biraz zor. Girmeden önce nasıl çıkıp ne olacağını düşünmek gerek. Devlet Tiyatrosu Türkiye'de on iki ilde bulunuyor. Bu on iki yerleşik ile her yıl birçok öğrenci mezun oluyor. Toplam elli kişi mezun olduğunu düşünelim, yeterli kadro yok. Çok meşakkatli bir iş. Gencecik insanlar usta çırak ilişkisi olmaksızın çok zor şartlar altında doğuda tiyatro yapmaya çalışıyorlar. Sonuçta yanlış işler, boşa geçen yıllar kalıyor geriye. Tiyatroyu sevmek gerçekten bu meşakkatlere katlanabilmektir. Öncelikle doğru ve güçlü karaktere sahip olmak gerektiğini düşünüyorum.



Türk toplumunun tiyatroya bakışı nasıl? Gösterilen ilgiyi yeterli buluyor musunuz?

Çok iyi. İnsanın kendi gibi olanı, kendisini sahnede görmesi çok güzel bir şey. Aynı anda nefes alan bir topluluğa oynamak çok güzel. Televizyon ile birlikte orada görülüp tanındıktan sonra tiyatromuza gelenler oluyor. İlginin çok iyi olduğunu düşünüyorum.

Kültür Bakanlığı'nın ve Devlet Tiyatroları'nın bizleri bu anlamda kullanmaları ve çarpıcı roller vermeleri gerekir.



Bundan sonra sizi nerelerde görebileceğiz? Yeni projeleriniz var mı?

Sahneyi çok özledim. Son altı yılın beş yılını idarecilik yaparak geçirdim. Üç ay Amerika bulundum. Amerika'da tiyatroyu inceleme imkanı buldum. Bizim tiyatromuzun onlardan geri kalır bir yanı olmadığını gördüm. Onlarda maddi imkanlar olabilir ancak bizde de ruh var. Sahneden uzak kaldığım bu sürede sahneyi çok özledim. Sezonla birlikte güzel bir oyun bekliyorum. Tiyatro ayrı bir şey, birebir seyirciye oynamak, onlarla birlikte nefes almak, o kokuyu duymak apayrı.

Bu arada "Bizim Evin Halleri" de devam ediyor. Ancak güzel teklifler olursa onları da değerlendiririm.



Kolej bakış açınıza, mesleğinize neler kazandırdı?

Başka okullarda okuyan arkadaşlarım neredeyse okullarının ismini unuturken, Kolejliler'in birbirlerine olan bu bağlılıkları gerçekten çok güzel. Biz kopmuyoruz. Kolejli olmak adeta hemşehri olmak gibi. Düzenlenen etkinlikler, dergimiz, Kuru Fasulye Günümüz hepsi birbirinden güzel ve anlamlı bence. Arkadaşlıklar da çok güzeldi. O zamanlar sınıf arkadaşıydık. Şimdi arkadaşız.

Özellikle Amerika'ya gidince anladım ki Kolej bize gerçekten çok iyi eğitim vermiş. Amerika'daki okullardan farkı yok. Asla yabancılık çekmedim. Karşılaştırma yapmak istemem ancak Anadolu Lisesi mezunları ile Kolej mezunlarını karşılaştırdığınız zaman Kolej'in eğitim farkını rahatlıkla görüyorsunuz. Eğitim derken sosyal faaliyetleri, imkânları, sanata verdiği önemi vs. hepsini kastediyorum.



Kolej yıllarınızda nasıl bir öğrenciydiniz?

Ben hiç Converse spor ayakkabılarımı giyip, hafif makyaj yapıp, tırnak uzatan bir öğrenci olmadım. Tam manasıyla öğrenci gibi bir öğrenciydim. Beyaz kurdelem olurdu ve gereği gibi giyinirdim. Hiç disiplin cezası almadım. Edebiyatım, biyolojim ve İngilizcem hep iyiydi. Ben memur bir ailenin çocuğu olduğumun farkındaydım. Babam beni okutmak için çalışıyordu ve bu benim için çok önemliydi.

sanem12
13-05-06, 12:24
Arkadaşlar bu akşam devlet tiyatrosunda Salome adlı oyuna gittim,bilin bakalım kim oynuyordu?Sefa....adam gerçekten çok yetenekli.Ben en çok onu ve Yahyayı oynayan oyuncuyu beğendim.Gidip seyretmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Aslı06 akadaşımızın bahsettiği oyun hakkında bilgiler.


Salome
Yazan : Oscar Wilde

Çeviren : Nureddin Sevin

Yöneten : Müge Gürman

Dekor Tasarımı : Zeki Sarayoğlu

Giysi Tasarımı : Arzu Kaprol

Işık Tasarımı : Seyhun Ayaş

Müzik : Erkan Oğur

Koreografi : Müge Gürman - Yıldız Çankaya

Jimlastik : Yıldız Avcıoğlu

Yönetmen Yardımcısı : Ümit Hasret Arslan

Asistan : Mustafa Sancak

Kondüvit: Tayfun Gültutan

Işık Kumanda : Hüseyin Koçak

Rol Dağılımı:

Erol Kardeseci, Pelin Dikmenoğlu, Burçak Işımer, Durukan Ordu, Tolga Tekin, Volkan Ünal, Tolga Tecer, Buğra Koçtepe, Cüneyt Mete, Nusret Şenay, Ercan Eker, Cem Balcı, Acan Aksoy, Erdal Beşikçioğlu, Suat Karausta, Ali Yoğurtçuoğlu, Aybar Taştekin, Engin Özyürek, Ömer Eryiğit, Utku Oğuz, Uğur Çiçek, Aynur Senir, İsmail Duruşkan

Konusu:

“M.S. 30 yıllarında, Roma İmparatorluğu yönetimi altındaki eski Filistin ve İsrailiye’de, Galile Kralı Herod Antipos, üvey kızı Salome, kahin Yahya ve diğer ilginç karakterler arasında geçen şiirsel bir dille anlatılan trajik bir öykü.”

http://img81.imageshack.us/img81/461/salome86rz.jpg
http://img81.imageshack.us/img81/5886/salome97ir.jpg

yasden
15-05-06, 10:39
Bizim Evin Halleri dizisinin başarılı oyuncuları Emine Altuğ Yılmaz (Neva) ve Dilara Yalçın (Rüya) hem kariyerleri hem de dizileri hakkında ilginç açıklamalarda bulundular. Dilara Yalçın; ‘Bir dizinin başarılı olabilmesi için içtenlik çok önemli.' diyor.

-Ne zamandan beri Bizim Evin Halleri dizisinde oynuyorsunuz?

Emine Altuğ Yılmaz: İlk bölümünden itibaren kadrodayım.

Dilara Yalçın: Benim şu an oynadığım Rüya karakterini Fadik Atasoy oynuyordu. Ben dizi başladıktan altı ay sonra bu karakteri oynamaya başladım.

- Daha önce hangi projelerde rol aldınız?

E.A.Yılmaz: Devlet tiyatrosunda birkaç oyun oynadım ve pandonim yaptım. Sonra, Ferhunde Hanımlar dizisinde iki yıl rol aldım. Ferhunde Hanımlar dizisi bitince, Bizim Evin Halleri'ne başladım.

D. Yalçın: Birçok tiyatro oyununda rol aldım. Bizim Evin Halleri'nden önce yine bir TRT yapımı olan ‘Çiçeği Büyütmek' adlı 13 bölümlük dramada oynadım.

- Bizim Evin Halleri dizisi 1100. bölüme yaklaşıyor. Dizinin başarısını neye bağlıyorsunuz?

E.A.Yılmaz: Başarıdaki en büyük faktör aile dizisi olması. Başarılı senaryo yazarlarımız var. Tiyatro kökenli, çok deneyimli bir oyuncu kadrosuna sahibiz.

D. Yalçın: Karakterler gündelik hayattan. İzleyicilerin karakterleri kendilerine yakın hissetmelerinin başarıdaki payı çok yüksek. Aile sıcaklığını diziye yansıttığımız için diğer yapımlardan sıyrılıyoruz. Zaten bir dizinin başarılı olabilmesi için içtenlik çok önemli. İzleyici kendini diziden biri gibi hissetmeli.

- Dizi enflasyonu yaşandığını düşünüyor musunuz?

E.A. Yılmaz: Evet bir dizi enflasyonundan söz edebiliriz. Ancak kaliteli dizilerin sayısında büyük bir artış var.

- Dizi setlerinde kazalar yaşanmaya başlandı. TRT dizilerinde şartlar nasıl?

D. Yalçın: Biz de yoğun bir tempoda çalışıyoruz ancak programlı hareket ettiğimiz için çekimler bütün günümüzü almıyor. Tabii TRT'nin kurumsal özelliğinin çalışma ortamı anlamında diğer dizilere göre rahat olanaklar sunduğu da bir gerçek.

DİLARA YALÇIN

Ankara'da olmak dezavantaj

- Oyunculuk geçmişinizden biraz bahseder misiniz?

2000 yılında Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü'nden mezun olur olmaz Bizim Evin Halleri dizisine başladım. Ayrıca şu an Bilkent Üniversitesi'nde oyunculuk üzerine master da yapıyorum. 2004'te İspanyol bir yazarın ‘Mavi Mektup' adlı oyununda oynadım. 2005 yılında ise Devlet Tiyatroları'nda Erzurum kadrosuna atandım. Ama bazı özel nedenlerden dolayı istifa etmek zorunda kaldım.

- Başka dizilerden teklif alıyor musunuz?

Ankara'da olmak dezavantaj. TRT hariç tüm yapımcı şirketler İstanbul'da. Ankara'da yaşadığım için ve okulum yüzünden iki üç dizi teklifini geri çevirmek zorunda kaldım. Ama Bizim Evin Halleri dizisinde oynadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

- Popüler isimlerin televizyonlarda daha fazla yer alması hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Seyirci onları ekranda görmekten rahatsız olmuyorsa yer alsınlar.

EMİNE ALTUĞ YILMAZ

Neva artık daha asi

- Neva son bölümlerde bayağı sıra dışı bir karakter olmaya başladı...

Evet, onu İngiltere bozdu. (Gülüyor) Neva önceki bölümlerde daha sakin, düzenli, hanım hanımcık bir kızdı. Ama İngiltere'den döndükten sonra çok değişti. Artık daha asi tavırlar sergiliyor. Neva'daki bu değişimi izleyici de sevdi. İleriki bölümlerde neler olur bilinmez.

- Oyunculuğun dışında uğraştığınız başka bir sanat dalı var mı?

Ben ayrıca Türk Sanat Müziği sanatçısıyım. İki işi birden çok yoğun bir tempoda sürdürüyorum. Albüm çıkarmak isterim ama bu tür bir çalışmanın içine girmek için İstanbul'da yaşamak gerekiyor. Ancak bizim dizi Ankara'da çekiliyor. Belki de mütevazı yaşamı seviyorum.

- Türk halkının, hayatını dizilere göre programlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ekonomik şartlar yüzünden televizyonun sunduğu eğlence insanlara daha cazip geliyor. Dört kişilik bir ailenin yol ve yemek dahil olmak üzere sinema masrafını düşünsenize!

http://i41.photobucket.com/albums/e291/KIRMIZI/neva-rya.jpg

armagan_60
18-05-06, 16:46
YEDİNCİ BAYRAK 3. BÖLÜM
YAZAN: Ayla KUTLU

ROL ALAN SANATÇILAR:"Macide TANIR, Ayşenil ŞAMLIOĞLU, Hüseyin SOYSALAN, Fikret ERGİN, Mustafa SEKMEN, Neriman PERKTAŞ, Refika ÖZBAYER, Meltem ÜGE, Sema AYBARS, Füsun GÜNUĞUR, Alp SAVAŞÇI, Burcu DEMİRTEPE, Hülya GÜLŞEN, Zafer ÇANKAYA, Ceyda ALCALI, İhsan SANIVAR, Harun CAN, Kaya AKARSU, Sevnç NİŞ, Orhan ARAL, Emre SAĞBAŞ, Faruk GÜNUUĞUR, Sinan PEKİNTON, Hakan VANLI, Sabri ÖZMENER"

"Üsküp'te doğan Kıymet'in, istilalar sonucu Vidin'e, Selanik'e, Edirne'ye, İstanbul ve İzmir'e göçerken ailenin geçirdiği trajik olaylar konu edilmiştir."


Yayın
18.05.2006 09:40 / RADYO1
20.05.2006 09:40 / RADYO1
22.05.2006 09:40 / RADYO1
23.05.2006 09:40 / RADYO1
24.05.2006 09:40 / RADYO1

armagan_60
18-05-06, 17:02
e aykut işkların bizim evin halleri dizisiyle ilgili yazısı

BİZİM EVİN HALLERİ 1183. BÖLÜMDE
Cuma akşamı elimde uzaktan kumanda aleti surf yaparken TRT 1'de durdum.
Çünkü 'Bizim Evin Halleri' başlıyordu. Ekranın sol köşesinde 1183. Bölüm'ü görünce şok oldum. Dizinin çok uzun zamandır devam ettiğini, çok sevildiğini biliyordum. Kaç kez de merak edip, erkek halimle izlemiştim ama 1183. bölüm gerçekten şaşırtıcı. Hele günümüzde. En iddialı diziler 3. bölümden sonra istediğimiz reytingi alamadı diye gönderilirken... Gerçi TRT'nin farkı bu işte. Yeter ki orta halli Türk kadını beğensin, istesin... Konu açıldı da aklıma geldi. Son yıllarda TRT'den ne diziler gelip geçti. Bence çoğu hak ettiği ilgiyi bulamadı. Örneğin 'Yeditepe İstanbul'... Kadrosuna bakıyorum kimler yok ki... Hepsi günümüzün star oyuncuları. Tabii yönetmeni Türkan Derya Güven de...

twetytom
22-06-06, 13:31
İçimizden birileri
Hafta içi hergün TRT 1'de
yayımlanan "Bizim Evin Halleri"nde tanıdık yüzler var
Ferhunde Hanım, Behzat Bey, Nermin, Nevzat, Fehmi, Bülent, Suzi, yani "Ferhunde Hanımlar", tiryakilerine "arşiv"den sesleniyor. Sevilen dizinin Ocak 1999'da sona ermesi ve yeni bölümler için bir anlaşma yapılmaması üzerine, senaryo yazarlarından Aynur K. Ulusoy, Sevda Erel, yönetmen Gülsen U. Erişdi ve program sorumlusu Mehmet Erişdi yeni bir proje için kolları sıvadılar.
"Bizim Evin Halleri" de tıpkı "Ferhunde Hanımlar" bir aile dizisi. Yapımda olaylar, genç yaşta emniyet mensubu eşini kaybetmiş, yaşlı bir kadın olan Nemide ve ailesinin çevresinde dönüyor.
Hafta içi her gün TRT 1'de sabah kuşağında yayımlanan "Biz Bize" adlı kuşak programında ekrana gelen "Bizim Evin Halleri", izleyiciden olumlu not aldı. Bunun üzerine TRT Genel Müdürü Yücel Yener, dizinin süresinin eylülden itibaren, 30 dakikaya çıkarılmasını ve akşam kuşağında yayımlanmasına karar verdi.
Tanıdık yüzler
"Bizim Evin Halleri"nde tanıdık yüzler rol alıyor. "Ferhunde Hanımlar"da canlandırdıkları karakterlerle hafızalara yerleşen Beyhan Saran (Ferhunde), Ayşenil Şamlioğlu (Meftune), Meral Niron (Şukufe), Şahap Sayılgan (Bülent), Hülya Gülşen Irmak (Müjgan), "Bizim Evin Halleri"nin kadrosunda da olan isimlerdan bir kaçı. Yönetmenliğini Tülay Eratalay, Tarık Alpagut ve Cafer Özgül'ün üstlendiği dizinin başrollerini şu oyuncular paylaşıyor: Beyhan Saran, Ayşenil Şamlıoğlu, Emel Göksu, nusret Çetinel, Pervin Ünalp, ipek çeken, Mehmet Atay, Meral Niron, Şahap Sayılgan, Hülya Gülşen Irmak, Emine Altuğ, Fatma Öney, Mehmet Ulusoy, Leyla Okay, Hakan Salınmış, Burak demir,murat demir,dilara yalçın

wrat
26-06-06, 11:44
TRT 1 Yalıkavak'ta

Salı, 25. Nisan 2006

TRT 1 ekranlarında yayınlanan "Bizim Evin Halleri "adlı dizi çekimleri Yalıkavak'ta son 10 bölümüyle televizyonlara veda ediyor

wrat
26-06-06, 11:57
valla bu kadar yazı dewamı yok..bende çok üzüldüm okuyunca..nisan ayında çıkmış haber belki dewam ederler dicem ama tv makinası nda da seyyal taner demişti son bölümlerini çekiyolar diye...ama gine de inşallah dewam eder yaa...

veriyorumm adresi

http://www.yalikavak.bel.tr/2006/scripts/blog.asp?id=401&PARA=1

rhetbutler
07-07-06, 07:36
Bunu biri ekledimi bilmiyorum ama gözüme çarptı.Akşam Gazetesinde Burhan Ayeri ufakta olsa birşey yazmış.



Bize göre, en büyük muhalefeti bu konuda iktidar yapacak. Bekleyip, göreceğiz. Acur’un biri Okan Bayülgen’i övdük diye bize kızmış. ‘Sen PVC sat’ diyor. O konuda biraz geç kaldık. TRT’nin ‘Bizim Evin Halleri’ni gerekçe göstermeden kaldırmasına sinirlenenlerin sayısı hayli fazla...

06.07.2006

armagan_60
06-09-06, 02:11
HÜLYA GÜLŞEN IRMAK

Hülya Gülşen Irmak, Ankara'lı tiyatroseverlerle daha küçük yaşlarındayken tanışıyor olmasına rağmen bizler kendisini TRT yapımı televizyon dizileriyle tanıdık. Uzun dönem yayınlanan bu dizilerle sevdiğimiz Hülya Gülşen Irmak' ın tiyatro serüveninin 79 yılında başladığını düşündüğümüzde, tiyatroya adanan bir ömre tanıklık etmekte olduğumuzu fark ediyoruz. Onca yıl, onca emek, onca güzel anı ve birbirinden güzel rollerle geçen tiyatroyla dolo dolu bir ömür. Söyleşiyi okuduğunuzda, çocuk yaşlarında başlayan bu tutkunun hangi emeklerle meslek haline dönüştüğüne ve sahneye yönelik harcadığı her çabanın nasıl başarıyla sonuçlandığına şahit olacaksınız. Ferhunde Hanımlar dizisinin o sevimli karakteri Müjgan, Bizim Evin Hallerin'de Nemide Hanım'ın küçük kızı İsmet, tiyatro sahnesi ve TV ekranında canlandırdığı sayısız karakterin yaratıcısı Hülya Gülşen Irmak, en az canlandırdığı karakterler kadar sevecen,

kıpır kıpır ve sıcacık biri. Sanki daha önceden tanıyormuşsunuz gibi.. gülümsemesi, bakışları öyle içten ki.. Uzun süredir kendisiyle tanışmak ve söyleşmek niyetindeydim çocukluğumun o en sevdiğim ve istisnasiz her bölümünü izlediğim dizisi Ferhunde Hanımlar'ın telaşlı ve candan karakteri Müjgan ile.... Kısmet Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım adlı oyunlarının İstanbul turnesineymiş...
İyi okumalar.


Ben, sizin oyunculuk serüveninize geçmeden önce, bu serüvenin Ankara Devlet Tiyatrosu ile kesiştiği – hatta başladığı diyebiliriz- noktaya dönmek ve oradan Ankara Devlet Tiyatrosu ile ilgili okuyucularımızı biraz aydınlatmak istiyorum. Nasıl bir başlangıçtı ADT bir genç konservatuar mezunu için? O dönem Devlet Tiyatrolarının işleyişi ve yapısı hakkında bilgi verebilir misiniz?


Tiyatro serüvenim resmi olarak 1979 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’na girmemle başladı. Tiyatro aslında hayatımda hep vardı, hani çocukluğumdan beri derler ya aynen öyle. İlkokulda, ortaokulda, aile meclislerinde küçük gösteriler yaparak başlayan sahne tutkum hiç sönmedi. 1983 yılında mezun oldum. Benim açımdan okul ve mezuniyet sonrası oldukça şanslı bir dönemdi. Okula ortaokuldan sonra 5 yıl okumak üzere girmiştim. Giriş yaşı 16 olmasına rağmen seviye


sınavına tabi tutularak 13 yaşımda okula kabul edildim. İkinci sınıftayken okul Hacettepe Üniversitesine bağlandı. Eğitim süresi dört yıla indi ve lise mezunu olmak gerekiyordu. Okul içinde bir uygulamayla liseyi dışarıdan sınavla bitirerek dört yıl içerisinde lise ve üniversite mezunu oldum, 17 yaşındaydım. O zaman her şey benim için çok yeni ve heyecan vericiydi ve Devlet Tiyatroları’nda yeni bir uygulama söz konusuydu.Bölge tiyatroları açılmaya başlamıştı teker, teker. O güne kadar devlet tiyatrolarına sadece konservatuar mezunları alınırdı. Mezun olduğum yıl yeni uygulamayla Dil-Tarih, İzmir G.S.F mezunları da devlet tiyatrolarına girdiler ve bölgeye gittiler. (Adana – Bursa) Konservatuar mezunları Ankara’da kaldı. Son Ankara’da kalan benim sınıfımdı. O yıldan sonra tüm mezunlar bölge tiyatrolarına gönderildi. Şanslıydım Ankara’da ustaların arasındaydım. Ama bir sorun vardı; yaşım devlet memuriyetine yetmiyordu. Bu nedenle 18’i doldurana kadar figüran kadrosuyla çalıştım.
İlk oyununuz, eminim pek çok oyuncu gibi, sizin için de unutulmaz ve keyifli bir anı olarak belleğinizde yer etmiştir. Kimlerle paylaştınız sahneyi? Ve sanıyorum çeyrek asırdır bu kurumun oyuncususunuz. Bunun gururu ve mutluluğu yanında, elbette sizin de yaşadığınız sıkıntılar ve keşkeleriniz vardır. Bunları da okuyucularımızla paylaşmanızı istesem...

İlk oyumum Dinçer Sümer’in yazıp yönettiği” Karacaoğlan” . Rolüm, köyün kadınları, sözüm yok sadece türkü söylüyoruz. Ama sahnede kimler var kimler; Ayberk Çölok, Alpay İzbırak, Kazım Akşar, Tamer Levent, Nesrin Kazankaya. Ve turneler… Karacaoğlan oyunuyla birçok turne yaptık. Ardından ilk rol…”Bozkır Güzellemesi” (Nezihe Araz) yönetmen Kenan Işık “Cimcime” oynuyorum köyün deli kızı. Çarpıcı bir rol, kendimi ispatlamak için bir fırsat. Sahnede olmanın mutluluğu, heyecan, istek, ustalar, gençlik…her şey fırtına gibiydi bende yelken açmış gidiyordum. Ardından roller roller… Her seferinde yeni bir hayat, yeni bir insan ve yaratmanın sıkıntıları, başarmanın mutluluğu. Bölge tiyatroları çoğalıyor, mezunlar bölgelere dağılıyordu. Dolu dolu tiyatroyu yaşıyordum Ankara’da, İstanbul’a gitmek aklımın ucundan bile geçmiyordu, istediğim her şey vardı Ankara’da. Birde TRT girmişti hayatıma, televizyon… zaten özel kanal yoktu ki. Dublaj yapıyordum filmlerde, tv dizilerinde, çizgi filmlerde. Çok zevkli bir işti, ek parada kazanıyordum. Ve… ilk tv dizim “Ah Ana Hanım Ana” köyün deli kızı Sebile.Tiyatroda oynadığım ”Cimcime” rolü sebep olmuştu bu rolü oynamama. Partnerim gerçek bir usta, Beyhan Saran, neler öğrendim neler oyunculuk adına Beyhan ablamdan.



Gerçektende pek az oyuncuya nasip olan, son derece doyurucu bir tecrübe yatıyor geçmişinizde... Peki objektif bir değerlendirmeyle Ankara Devlet Tiyatrosu’nun dününü, bugününü ve nerdeys 25 yıldır kurumla birlikte büyüyen bir kişi olarak orda yaşananları, kat edilen yolları, yapılabilenlerin yanında yapılamayanları ve yapılmasını arzuladıklarınızı sıralayabilir misiniz? Ve bunun yanı sıra genel olarak Devlet Tiyatroları’nın en temel problemi olarak saptadığınız şeyler var mı diye sormak istiyorum.

Ben dediğim gibi şanslıydım, ama bölgeye giden pek çok yeni mezun vardı. Bölgeye gidenler yavaş yavaş dönüyordu, ama yıpranmış ve mutsuzdular. Zor şartlarda çalışıyorlardı yalnızdılar; çünkü hepsi yeni mezun ve tecübesizdi bölgelerde onlara yol gösterecek ustalar yoktu.Seyirci tiyatroya alışık değildi sayıca az oldukları için daha çok çalışmaları gerekiyordu üstelik maaşlar malum ek para kazanma şansıda yok birde gurbette olunca…O yıldan bu yıla çok şey değişmiş düşünüyorum da. Şimdi bölgede kadro alabilmek için yarışan yüzlerce mezun işsiz genç var umutları, hevesleri kırılmak üzere. Bazı şeylerde değişmedi İstanbul’da hala yetersiz sayıda DT sahnesi var; oyuncu kadrosuysa oldukça şişkin sahne sayısıyla karşılaştırınca.Tiyatroda geçen yıllarım boyunca birçok kez yönetim değişti.Yönetim değişiklikleri genellikle duraklatıcı dönemler oldu, her gelen kendi sistemini kurmaya çalıştı. Bu arada olan tiyatroya oluyordu. Tatsız olaylar yaşandı “perde operasyonu” gibi. Bu yasayla gelişen büyüyen yayılan tiyatroyu idare etmek oldukça zor. Yasa değişmediği sürece hiçbir idarenin başarılı olacağına inanmıyorum. Yeni salonlar ve kadrolara ihtiyaç var. Bunlar Bakanlıklarla ilgili problemler.



Devlet Tiyatroları’nın yönetim kadrosunda yer alan bir yönetici olsaydınız, bu kurumun geleceği ve esenliği için ileriye dönük ne tür bir proje tasarlardınız; öncelikleriniz neler olurdu?

Tiyatromuzu sadece yurtiçinde değil yurtdışında da daha faal hale getirmek, bölgelerde de özendirici olmak gerektiğini düşünüyorum. Bölgede çalışanları özellikle yurtdışında festivallere hazırlayarak motivasyon sağlanabilir, bunlar öylesine birbirine bağlı iç içe geçmiş çözülemeyen sorunlar ki; bunun düzene girmesi için tek ve en büyük şart yasa değişikliği. ”Yönetici olsaydınız diye soruyorsunuz”, iyiki değilim…Çünkü yöneticilerin de eli kolu bağlı bu yasayla.

Çok kısa bir süre önce Haldun Taner’in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım adlı oyunuyla İstanbul’daydınız. İstanbul’u Ankara’yla kıyaslarsak gözlemleyebildiğiniz farklılıklar, saptadıklarınız nelerdi? Neler hissettiniz İstanbul’da? Özellikle Ankara seyircisinin çok daha kaliteli bir tiyatro sever olduğu söylenir. Oyunlara katılım sezon boyu çizgisini yüksek bir düzeyde korur, seyirci beğenmediği oyunu izlemez, tepkisini de gösterirmiş. Siz seyirciyle sayısız oyunda buluşmuş bir Ankaralı oyuncu olarak neler söyleyebilirsiniz bu konuda?

armagan_60
06-09-06, 02:11
İstanbul seyircisi ve Ankara seyircisi gerçekten farklı.İstanbul da ilk gece Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ la seyirci bizi şaşırttı ve şımarttı. Bol bol alkış ve reaksiyon aldık. Bir başka geceyse tam tersi. Komedi oynarken reaksiyon alamamak oldukça üzücüdür. Ankara’da gerçekten tiyatro sever, tiyatroya gitmeyi alışkanlık haline getirmiştir.

Ankara gibi, bu işlerin merkezinden, özel televizyonlardan, dizi furyasından, yapım şirketlerinin çoğundan uzak bir şehirde pek fazla seçeneğiniz ve seçme şansınız olmadığı düşüncesine kapılıyor musunuz zaman zaman?

Ankara’da olmak bazı şeyleri kabul etmek anlamına geliyor. Gerçekten alternatif ya da seçme şansı yok. Bu yüzden varolan işin en iyisini yapmak arzusu var.


Biraz da sizin sürecinize dönelim. Eminim sayısını siz bile bilmiyorsunuzdur rol aldığınız oyunların... Elliden fazla olduğunu tahmin ediyorum. Bu en azından bir o kadar karakter, tip demek. Meslek hayatınızın dönüm noktası olduğuna inandığınız bir proje var mı? Ve sizi en çok zorlayan, yoran bir karakterin varlığından söz edebilir miyiz bugüne kadar oynadığınız roller arasında?

Hepsini saymadım ama 50’ye yakın karakter oynadım. Doğru 95 yılında oynadığım ”Çın Sabahta Balkıyan Ne” adlı oyundaki “güneşi” karakteri beni gerçekten zorlamıştı. Oyun en yüksek noktadan başlayıp gittikçe dinginleşen bir oyundu. İki kişilikti. Oda Tiyatrosunda oynadık.Nezihe Meriç’in bu oyunu benim için sınav gibiydi. Rolün zorluğu başta beni korkutmuştu ama 150 oyun oynadık ve hepsinden de büyük bir zevk aldım.

Peki oyunculuğa başlarken örnek aldığınız isimler oldu mu? Kılavuzunuz olarak kabul ettiğiniz oyuncuları ve yönetmenleri sıralayabilir misiniz? Ve şu an sizi etkileyen, beğeniyle izlediğiniz, yaptıklarını takdir ettiğiniz tiyatro sanatçıları kimler?

O kadar iyi oyuncularımız var ki; hepsinin ismini yazmaya kalksam bir hayli yer kaplar. Ama ilk idolüm “Işık Yenersu”idi. Şimdi Sumru Yavrucuk’u çok beğeniyorum ve takdir ediyorum. Kendisi aynı zamanda dönem arkadaşımdır. Karakteri de oyunculuğu da mükemmeldir. 2.oyunumda Kenan Işık’la çalışmıştım.(Bozkır Güzellemesi) yıllar sonra “Matmazel Helsinka” diye başka bir oyunda da çalıştık. Kenan Işık’la çalışmak çok keyifliydi. Ergin Orbey, Şakir Gürzumar, Serhat Nalbantoğlu, Mustafa Avkıran, Murat Karasu birlikte çalışmaktan zevk aldığım yönetmenler.

Sizce iyi bir oyuncu musunuz? Kendinizi nasıl tanımlayabilirsiniz? Bu soruyu tiyatro dışında televizyonda da oldukça başarılı işlerde yer almış ve deneyim kazanmış bir oyuncu olduğunuzu düşünerek soruyorum; ikisini de kıyaslayarak yanıtlamanızı rica edebilir miyim

İyi bir oyuncu muyum; …kötü bir oyuncu değilim. Ama katedilmesi gereken öyle uzun bir yol ki oyunculuk, daha iyinin, daha iyisi, onun da daha iyisi var diye düşünüyorum hep. Bir karakteri yaratırken esas aldığım en önemli nokta doğru yorumlamaktır. Tiyatro ve televizyon hayatıma aynı anda girdi. 20 yıldır ekrandayım. TV dizileri, çocuk programları ve Arkası Yarınlar…İkisi birbirini destekleyen ama teknik anlamda çok farklı işler. TV dünyasında yarattığım dört karakter var hepsini de çok seviyorum. Ah Ana Hanım Ana’da “Sebile”, Ferhunde Hanımlar’da “Müjgan”, Havada Bulut’da “Katina”, Bizim Evin Halleri’nde “İsmet”.

Oynamak istediğiniz bir karakter var mı? Bu olmadı, içime sinmedi dediğiniz bir rol ya da 24 yıllık geçmişinizde oynamak istemediğiniz halde oynamak zorunda olduğunuz bir rol oldu mu diye de hep merak eder, sorarım?

Beni heyecanlandıran her rolü oynamak isterim.”Lady Macbeth” en çok oynamayı istediğim karakterdir (Doğru kast olmamasına rağmen Lady Macbeth oynamayı isterdim.) Tabi ki sevmediğim roller ve oyunlar oldu. Ama her şeyin bir sonu var diyip bitmesini bekledim. Şanslıydım bu konuda, benim sevmediğim oyunları seyirci de sevmediği için bu oyunlar fazla uzamadan bitti.

Kendinizi sahne üstünde mi, televizyon ekranında mı yoksa beyaz perdede mi görmek size daha çok keyif verir?
Kendimi beyaz perde de hiç görmedim.Çok isterdim tabi ki. Hatta hayal ettiğim çok olmuştur. Umarım bu hayalim gerçekleşir.

‘’Benim terapiste ihtiyacım yok, çünkü mesleğim terapi gibi…’’ demişsiniz bir söyleşinizde. Oynarken istisnasız mutlu musunuz ve hayatta, yani oynamıyorken…

İnsanın sevdiği işi yapmasından daha mutlu edici bir şey olamaz. Hayatla barışık biriyim. İnsanları severim ve anlaşmaya hazır biriyim. Hem işimde hem özel hayatımda insanları motive etmeyi severim. Birçok arkadaşım pozitif enerjimden etkilendiğini söyler.

Son dönemde yer aldığınız ama pek bilinmeyen projeler var mı içinde yer aldığınız? Bunları okuyucularımızla paylaşmanızı isteyebilir miyim?


Şu anda yeni bir proje yok. Çok uzun bir süredir devam eden dizimiz bitti. ”Bizim Evin Halleri” yani. Bitmesi hem iyi hem kötü. 6 yıl boyunca oynadığım karakterden ayrılmak çok üzücü. Bir yandan da yenilik her zaman iyidir.

Bunca sahne deneyimi, binlerce bölümlük set, yani TV ekranı deneyimi... Böyle bir geçmişin ardından bulunduğunuz noktayı şöyle bir değerlendirmenizi istesem ve son olarak sizinle böyle bir röportajı 20 yıl sonra yapıyor olsak, bulunduğunuz noktada televizyon ve tiyatronun yanı sıra neler sohbetimize konu olurdu, nelerin konu olmasını isterdiniz diye sormak istiyorum Böylece hedefleriniz, ideallerinizi öğrenme amacındayım. İleriye dönük olarak mutlaka yapmak istediğiniz şeyler var mı? Gelecekten bir sanatçı olarak beklentiniz nedir?

Şu anda tatildeyim 1 ay hiçbir şey düşünmeden yaşayıp enerji toplamak istiyorum. Yaşadığım tempo o kadar hızlı ve yorucu ki... çekimler, turneler, oyunlar, kızım, özel hayatım hepsini bir arada yürütmek oldukça zor. Kimi zaman hepsine koştururken her şeyi yarım yaptığım korkusuna kapılırım. Bu yarım kalmışlık vicdan azabına dönüşür kimi zaman.
Bugüne kadar pişmanlık duyacağım bir iş yapmadım. İstanbul’da yaşasaydım belki farklı bir hayatım olacaktı. Ama şimdi burada Ankara’dayım işimi zevk alarak yapıyorum Tiyatroyu seviyorum ve Ankara’da sahnede olmak çok güzel. Etrafımda tiyatroya tutkun okulundan mezun olmuş ve işsiz o kadar çok genç var ki onlarla çalışmak isterim. Her yeni oyunda her yeni projede hissettiğim heyecan yok olmasın isterim. Hayatımın sonuna kadar sahnede olmak isterim.
“Yaşam benim için küçük bir mum değil. O elimde tuttuğum muhteşem bir meşale gibi ve onu gelecek nesillere geçirmeden önce olabildiğince çok ışık saçmasını istiyorum.” George Bernard Shaw

gilmoregirls
30-09-06, 08:29
bugünkü sabah gazetesinin günaydın ekinde çıkan bir haber

'Bizim Evin Halleri' Kanal 1'e transfer oldu

Ekranların beğenilen dizisi "Bizim Evin Halleri" çok yakında şifresiz yayın yapan Kanal 1'de izleyicisiyle buluşuyor. Yaklaşık 6.5 yıldır TRT 1'de yayınlanan "Bizim Evin Halleri" nin oyuncu kadrosu Devlet Tiyatrosu oyuncularından oluşuyor. Şarkıcı Seyyal Taner'in 'Pür Neşe' rolüyle konuk olduğu dizinin yönetmeni Gülsen Erişdi, Kanal 1'le birlikte dizinin daha da başarılı olacağını söyledi. Sloganlarını "Türkiye'nin hali bizim evin hali" olarak belirlediklerini belirten Erişdi, "Amacımız Türkiye'nin gündemindeki her şeyi mizah havasında aktarmak. Yeni yayın dönemine daha enerjik, daha neşeli, daha gizemli ve aşk dolu bir şekilde gireceğiz" dedi.

aliyeaynalar
05-10-06, 12:09
rüzgarı oynayan oyuncu değişmiş mi ne :(

http://www.kanal1.com.tr/im/bizim_evin_halleri/bizim_evin_halleri_592_c.jpg

“Bizim Evin Halleri” aşk, sevgi, dostluk, dayanışma gibi her yaş grubuna hitap eden konuları ve seçkin oyuncu kadrosu ile göz dolduruyor. Ekranların ve Türk tiyatrosunun tecrübeli oyuncuları Beyhan Saran, Meral Niron, Ergun Uçucu, Nusret Çetinel, Hülya Gülşen Irmak, Şebnem Gürsoy’un yanı sıra, genç kuşaktan birçok parlak isim de yeni bölümlerde kadroya katılacak. “Bizim Evin Halleri” halen Türk televizyonlarında yayınlanan tek günlük dizi olma özelliğini de elinde bulundurmaktadır.

http://www.kanal1.com.tr/prog,bizim_evin_halleri.html

ayse
05-10-06, 14:22
Arkadaşlar bu bölümü yorum köşesine çevirmişsiniz.. Lütfen yorumlarınızı bölüm yorumlarına yapınız.. Bu bölüme sadece haberleri ekleyiniz..


ayse

kazibe22
07-10-06, 10:34
TRT1'DEN KANAL 1'E DİZİ TRANSFERİ
07.10.2006 12:23

Uzun süredir TRT ekranlarında izlediğimiz bir dizi bu pazartesinedn itibaren Kanal 1'de ekrana gelecek. İşte o dizi...





Ekranların en uzun soluklu dizlerinden “Bizim Evin Halleri”, Focus Film yapımcılığında Kanal 1 ekranlarında seyircisiyle buluşuyor. Türk seyircisinde tiryakilik yaratan Bizim Evin Halleri 9 Ekim 2006 Pazartesi’den itibaren, hafta içi her gün, haber öncesi Kanal 1 ekranlarında…

“Bizim Evin Halleri” aşk, sevgi, dostluk, dayanışma gibi her yaş grubuna hitap eden konuları ve seçkin oyuncu kadrosu ile göz dolduruyor. Ekranların ve Türk tiyatrosunun tecrübeli oyuncuları Beyhan Saran, Meral Niron, Ergun Uçucu, Nusret Çetinel, Hülya Gülşen Irmak, Şebnem Gürsoy’un yanı sıra, genç kuşaktan birçok parlak isim de yeni bölümlerde kadroya katılacak. “Bizim Evin Halleri” halen Türk televizyonlarında yayınlanan tek günlük dizi olma özelliğini de elinde bulundurmaktadır.

Bugüne kadar seyircisinden yoğun ilgi gören, adına fan siteleri kurulan, seyircisinin soluk soluğa takip ettiği “Bizim Evin Halleri”, yenilenen hikayesi ve dekoru ile bundan sonra Kanal 1 ekranlarında seyircisi ile buluşmaya devam edecek


dizimiz en sonunda pazartesi günü haber öncesi başlıyo herkesin gözü aydın.

gÜmÜs_mEhmEt
09-10-06, 01:04
Türk aile yapısını en iyi anlatan dizi: Bizim Evin Halleri' Kanal 1'de

Ekranın en uzun soluklu dizisi 'Bizim Evin Halleri' yeni bölümleriyle Kanal 1'de başlıyor. Dizinin başrol oyuncusu Beyhan Saran, "Bizim Evin Halleri, doğallığıyla, mafyanın olmayışıyla, Türk adetlerini korumasıyla ailecek izlenebilecek bir dizi" diyor.

Tam 6.5 yıldır devam eden ve 1250 bölüm çekilen ekranların en uzun soluklu dizisi 'Bizim Evin Halleri', Kanal 1'e transfer oldu. Bugünden itibaren hafta içi her gün ana haber bülteni öncesinde; saat 18.50'de yeni bölümleriyle yayınlanacak dizi, her Türk ailesinin yaşayabileceği, hepimizin kendi hayatlarımızdan çok şey bulabileceğimiz olayları konu ediniyor.

EKRANIN GÜNLÜK DİZİSİ
Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncuları Beyhan Saran, Meral Niron, Ergun Uçucu, Nusret Çetinel ve Hülya Gülşen Irmak'ın rol aldığı dizi Türk televizyonlarında yayınlanan tek günlük dizi olma özelliğini de hâlâ koruyor. Kökleşmiş bir seyirci kitlesi bulunan, fan siteleri kurulan dizinin, Ferhunde Hanımlar'dan hatırlayacağımız başrol oyuncusu Beyhan Saran ile keyifli bir röportaj yaptık.

* Dizi TRT'de yayınlandığı dönem bitirilmişti. Sonra tekrar çekilmesine karar verildi. İzleyenlerin tepkisinin etkisi oldu mu?
Uzun yıllar devam eden bir dizinin eskidiği, popülaritesini yitirdiği söylenir. Ama Bizim Evin Halleri devam ettiği yıllar süresince hem kendi seyirci kitlesini korumuş hem de yeni seyirciler kazanmıştır. Bunu gelen epostalardan rahatlıkla anlayabiliriz. Yeniden başlanmasında izleyenlerin tepkisi çok etkili oldu.

* Bizim Evin Halleri şu ana kadar devam eden en uzun soluklu dizi unvanını koruyor mu? Toplam kaç bölüm çekildi?
6.5 yıldır devam eden bir dizi. 1250 bölüm çekildi ve hâlâ çekilmeye devam ediyor. Dizi unvanını korumaktan ziyade ilgisini gittikçe daha da artırıyor.

* Binlerce bölümü yayınlanmış bir dizi nasıl 'kabak tadı' vermeden sürebiliyor?
Çünkü çok kaliteli devlet tiyatrosu sanatçılarını içinde barındırıyor. Genci yaşlısı rol alan her oyuncu ciddiyet içinde çalışıyor. Bir aileyiz burada. Dizideki karakterlerin bizden oluşu, doğallığı, vurduların, kırdıların, silahların, mafyanın olmayışı çok önemli. Herkes çocuklarıyla birlikte rahatça izlediğini söylüyor. Kökleşmiş bir seyircimiz var.

* Dizi genel olarak ne anlatıyor?
Hepimizin yaşadığı gündelik olayları anlatıyor. Öyle çok büyük, karmaşık olayları değil. Bir çok ailenin etrafında dönen konuları, Türk örf ve adetlerine uygun aile yaşantılarını, gençyaşlı çatışmalarını anlatıyor.

* Dizinin başarısında doğal oynamanın, doğaçlamalara ağırlık vermenin etkisi çok mu?
Doğal olmayanı izleyici de kabul etmez. Bir sanatçının doğal olması görevidir.

* Ferhunde Hanımlar'ın oyuncularından oluşuyor ekip. Ve dizi doğallığı, uzun solukluluğu ve hikâyesiyle bir zamanların klasik dizisi Ferhunde Hanımlar'ı andırıyor...
Ekip ne kadar benzese de konular birbirlerine ne kadar yakın olsa da ikisi de kendi başlarına ayrı birer yapım. Devamı gibi görünse de değiller aslında. İki dizide birbirlerinin yerini dolduramayacak kadar başarılı...

* Oynadığınız karakterden biraz bahseder misiniz?
Nemide'yi oynuyorum. Heyecanlı, meraklı, endişe duyan, önce ailesini düşünen, tipik bir Türk annesini canlandırıyorum. Tıpkı benim gibi...

http://www.sabah.com.tr/2006/10/09/gny/im/B9F7EF395CCC264B82016195b.jpg

"Mutluluğum gitti, birtarafım tükendi sanki"

* Eşim Baykal Saran'ınyokluğuna hâlâ alışamadım.2.5 ay oldu kaybedeli. De-vamlı çekimde olmak istiyorum. Çekimler çok ağır geçi-yor ama çekimde onu düşünmüyorum. Ölümünü kabuledemedim. Mutluluğum gitti,bir tarafım tükendi sanki...
* Ferhunde Hanımlar'da bir-likte oynadığımız Tamer Karadağlı, Güven Hokna, MelekBaykal, Aliye'de izlediğimizSimge Selçuk... Onlar zatenyetenekli insanlardı. Devlettiyatrolarının iyi sanatçılarıydı. Popüler dizilerde oynadıkları için halk tanımış oldu.
* Şu an ekranda olan dizilerigörüyorsunuz işte; yavaş yavaş kayboluyorlar. Bana daçok cazip teklifler geliyor İstanbul'dan ama Bizim EvinHalleri'nden ayrılmak istemi-yorum. En çok Avrupa Yakasıve Hırsız-Polis'i seviyorum.
* Sakin bir havası var Anka-ra'nın. İstanbul'daki gibi kaosyok. Ben Ankara'yı daha çokseviyorum. Zamanında çok istediler yerleş İstanbul'a diyeama Baykal ve ben istemedik.

http://www.sabah.com.tr/2006/10/09/gny/im/F43DDD08C3A52A4CBE05DC83b.jpg

http://www.sabah.com.tr/gny/mag107-20061009-200.html

rhetbutler
09-10-06, 09:30
MİLLİYET GAZETESİNDEN:
Nemide Hanımlar, Kanal 1'e taşındı

Bizim Evin Halleri
Nemide Hanım ve ailesinin maceralarını anlatan dizi, artık Kanal 1'de. Dizide Beyhan Saran, Meral Niron, Ergun Uçuçu başta olmak üzere, tiyatro kökenli oyuncular rol alıyor.
KANAL 1 / 18.45

.zeynomm.
12-10-06, 12:13
HÜLYA GÜLŞEN IRMAK

Hülya Gülşen Irmak, Ankara'lı tiyatroseverlerle daha küçük yaşlarındayken tanışıyor olmasına rağmen bizler kendisini TRT yapımı televizyon dizileriyle tanıdık. Uzun dönem yayınlanan bu dizilerle sevdiğimiz Hülya Gülşen Irmak' ın tiyatro serüveninin 79 yılında başladığını düşündüğümüzde, tiyatroya adanan bir ömre tanıklık etmekte olduğumuzu fark ediyoruz. Onca yıl, onca emek, onca güzel anı ve birbirinden güzel rollerle geçen tiyatroyla dolo dolu bir ömür. Söyleşiyi okuduğunuzda, çocuk yaşlarında başlayan bu tutkunun hangi emeklerle meslek haline dönüştüğüne ve sahneye yönelik harcadığı her çabanın nasıl başarıyla sonuçlandığına şahit olacaksınız. Ferhunde Hanımlar dizisinin o sevimli karakteri Müjgan, Bizim Evin Hallerin'de Nemide Hanım'ın küçük kızı İsmet, tiyatro sahnesi ve TV ekranında canlandırdığı sayısız karakterin yaratıcısı Hülya Gülşen Irmak, en az canlandırdığı karakterler kadar sevecen,

kıpır kıpır ve sıcacık biri. Sanki daha önceden tanıyormuşsunuz gibi.. gülümsemesi, bakışları öyle içten ki.. Uzun süredir kendisiyle tanışmak ve söyleşmek niyetindeydim çocukluğumun o en sevdiğim ve istisnasiz her bölümünü izlediğim dizisi Ferhunde Hanımlar'ın telaşlı ve candan karakteri Müjgan ile.... Kısmet Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım adlı oyunlarının İstanbul turnesineymiş...
İyi okumalar.


Ben, sizin oyunculuk serüveninize geçmeden önce, bu serüvenin Ankara Devlet Tiyatrosu ile kesiştiği – hatta başladığı diyebiliriz- noktaya dönmek ve oradan Ankara Devlet Tiyatrosu ile ilgili okuyucularımızı biraz aydınlatmak istiyorum. Nasıl bir başlangıçtı ADT bir genç konservatuar mezunu için? O dönem Devlet Tiyatrolarının işleyişi ve yapısı hakkında bilgi verebilir misiniz?


Tiyatro serüvenim resmi olarak 1979 yılında Ankara Devlet Konservatuarı’na girmemle başladı. Tiyatro aslında hayatımda hep vardı, hani çocukluğumdan beri derler ya aynen öyle. İlkokulda, ortaokulda, aile meclislerinde küçük gösteriler yaparak başlayan sahne tutkum hiç sönmedi. 1983 yılında mezun oldum. Benim açımdan okul ve mezuniyet sonrası oldukça şanslı bir dönemdi. Okula ortaokuldan sonra 5 yıl okumak üzere girmiştim. Giriş yaşı 16 olmasına rağmen seviye


sınavına tabi tutularak 13 yaşımda okula kabul edildim. İkinci sınıftayken okul Hacettepe Üniversitesine bağlandı. Eğitim süresi dört yıla indi ve lise mezunu olmak gerekiyordu. Okul içinde bir uygulamayla liseyi dışarıdan sınavla bitirerek dört yıl içerisinde lise ve üniversite mezunu oldum, 17 yaşındaydım. O zaman her şey benim için çok yeni ve heyecan vericiydi ve Devlet Tiyatroları’nda yeni bir uygulama söz konusuydu.Bölge tiyatroları açılmaya başlamıştı teker, teker. O güne kadar devlet tiyatrolarına sadece konservatuar mezunları alınırdı. Mezun olduğum yıl yeni uygulamayla Dil-Tarih, İzmir G.S.F mezunları da devlet tiyatrolarına girdiler ve bölgeye gittiler. (Adana – Bursa) Konservatuar mezunları Ankara’da kaldı. Son Ankara’da kalan benim sınıfımdı. O yıldan sonra tüm mezunlar bölge tiyatrolarına gönderildi. Şanslıydım Ankara’da ustaların arasındaydım. Ama bir sorun vardı; yaşım devlet memuriyetine yetmiyordu. Bu nedenle 18’i doldurana kadar figüran kadrosuyla çalıştım.
İlk oyununuz, eminim pek çok oyuncu gibi, sizin için de unutulmaz ve keyifli bir anı olarak belleğinizde yer etmiştir. Kimlerle paylaştınız sahneyi? Ve sanıyorum çeyrek asırdır bu kurumun oyuncususunuz. Bunun gururu ve mutluluğu yanında, elbette sizin de yaşadığınız sıkıntılar ve keşkeleriniz vardır. Bunları da okuyucularımızla paylaşmanızı istesem...

İlk oyumum Dinçer Sümer’in yazıp yönettiği” Karacaoğlan” . Rolüm, köyün kadınları, sözüm yok sadece türkü söylüyoruz. Ama sahnede kimler var kimler; Ayberk Çölok, Alpay İzbırak, Kazım Akşar, Tamer Levent, Nesrin Kazankaya. Ve turneler… Karacaoğlan oyunuyla birçok turne yaptık. Ardından ilk rol…”Bozkır Güzellemesi” (Nezihe Araz) yönetmen Kenan Işık “Cimcime” oynuyorum köyün deli kızı. Çarpıcı bir rol, kendimi ispatlamak için bir fırsat. Sahnede olmanın mutluluğu, heyecan, istek, ustalar, gençlik…her şey fırtına gibiydi bende yelken açmış gidiyordum. Ardından roller roller… Her seferinde yeni bir hayat, yeni bir insan ve yaratmanın sıkıntıları, başarmanın mutluluğu. Bölge tiyatroları çoğalıyor, mezunlar bölgelere dağılıyordu. Dolu dolu tiyatroyu yaşıyordum Ankara’da, İstanbul’a gitmek aklımın ucundan bile geçmiyordu, istediğim her şey vardı Ankara’da. Birde TRT girmişti hayatıma, televizyon… zaten özel kanal yoktu ki. Dublaj yapıyordum filmlerde, tv dizilerinde, çizgi filmlerde. Çok zevkli bir işti, ek parada kazanıyordum. Ve… ilk tv dizim “Ah Ana Hanım Ana” köyün deli kızı Sebile.Tiyatroda oynadığım ”Cimcime” rolü sebep olmuştu bu rolü oynamama. Partnerim gerçek bir usta, Beyhan Saran, neler öğrendim neler oyunculuk adına Beyhan ablamdan.

.zeynomm.
12-10-06, 12:13
Gerçektende pek az oyuncuya nasip olan, son derece doyurucu bir tecrübe yatıyor geçmişinizde... Peki objektif bir değerlendirmeyle Ankara Devlet Tiyatrosu’nun dününü, bugününü ve nerdeys 25 yıldır kurumla birlikte büyüyen bir kişi olarak orda yaşananları, kat edilen yolları, yapılabilenlerin yanında yapılamayanları ve yapılmasını arzuladıklarınızı sıralayabilir misiniz? Ve bunun yanı sıra genel olarak Devlet Tiyatroları’nın en temel problemi olarak saptadığınız şeyler var mı diye sormak istiyorum.

Ben dediğim gibi şanslıydım, ama bölgeye giden pek çok yeni mezun vardı. Bölgeye gidenler yavaş yavaş dönüyordu, ama yıpranmış ve mutsuzdular. Zor şartlarda çalışıyorlardı yalnızdılar; çünkü hepsi yeni mezun ve tecübesizdi bölgelerde onlara yol gösterecek ustalar yoktu.Seyirci tiyatroya alışık değildi sayıca az oldukları için daha çok çalışmaları gerekiyordu üstelik maaşlar malum ek para kazanma şansıda yok birde gurbette olunca…O yıldan bu yıla çok şey değişmiş düşünüyorum da. Şimdi bölgede kadro alabilmek için yarışan yüzlerce mezun işsiz genç var umutları, hevesleri kırılmak üzere. Bazı şeylerde değişmedi İstanbul’da hala yetersiz sayıda DT sahnesi var; oyuncu kadrosuysa oldukça şişkin sahne sayısıyla karşılaştırınca.Tiyatroda geçen yıllarım boyunca birçok kez yönetim değişti.Yönetim değişiklikleri genellikle duraklatıcı dönemler oldu, her gelen kendi sistemini kurmaya çalıştı. Bu arada olan tiyatroya oluyordu. Tatsız olaylar yaşandı “perde operasyonu” gibi. Bu yasayla gelişen büyüyen yayılan tiyatroyu idare etmek oldukça zor. Yasa değişmediği sürece hiçbir idarenin başarılı olacağına inanmıyorum. Yeni salonlar ve kadrolara ihtiyaç var. Bunlar Bakanlıklarla ilgili problemler.



Devlet Tiyatroları’nın yönetim kadrosunda yer alan bir yönetici olsaydınız, bu kurumun geleceği ve esenliği için ileriye dönük ne tür bir proje tasarlardınız; öncelikleriniz neler olurdu?

Tiyatromuzu sadece yurtiçinde değil yurtdışında da daha faal hale getirmek, bölgelerde de özendirici olmak gerektiğini düşünüyorum. Bölgede çalışanları özellikle yurtdışında festivallere hazırlayarak motivasyon sağlanabilir, bunlar öylesine birbirine bağlı iç içe geçmiş çözülemeyen sorunlar ki; bunun düzene girmesi için tek ve en büyük şart yasa değişikliği. ”Yönetici olsaydınız diye soruyorsunuz”, iyiki değilim…Çünkü yöneticilerin de eli kolu bağlı bu yasayla.

Çok kısa bir süre önce Haldun Taner’in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım adlı oyunuyla İstanbul’daydınız. İstanbul’u Ankara’yla kıyaslarsak gözlemleyebildiğiniz farklılıklar, saptadıklarınız nelerdi? Neler hissettiniz İstanbul’da? Özellikle Ankara seyircisinin çok daha kaliteli bir tiyatro sever olduğu söylenir. Oyunlara katılım sezon boyu çizgisini yüksek bir düzeyde korur, seyirci beğenmediği oyunu izlemez, tepkisini de gösterirmiş. Siz seyirciyle sayısız oyunda buluşmuş bir Ankaralı oyuncu olarak neler söyleyebilirsiniz bu konuda?

İstanbul seyircisi ve Ankara seyircisi gerçekten farklı.İstanbul da ilk gece Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ la seyirci bizi şaşırttı ve şımarttı. Bol bol alkış ve reaksiyon aldık. Bir başka geceyse tam tersi. Komedi oynarken reaksiyon alamamak oldukça üzücüdür. Ankara’da gerçekten tiyatro sever, tiyatroya gitmeyi alışkanlık haline getirmiştir.

Ankara gibi, bu işlerin merkezinden, özel televizyonlardan, dizi furyasından, yapım şirketlerinin çoğundan uzak bir şehirde pek fazla seçeneğiniz ve seçme şansınız olmadığı düşüncesine kapılıyor musunuz zaman zaman?

Ankara’da olmak bazı şeyleri kabul etmek anlamına geliyor. Gerçekten alternatif ya da seçme şansı yok. Bu yüzden varolan işin en iyisini yapmak arzusu var.


Biraz da sizin sürecinize dönelim. Eminim sayısını siz bile bilmiyorsunuzdur rol aldığınız oyunların... Elliden fazla olduğunu tahmin ediyorum. Bu en azından bir o kadar karakter, tip demek. Meslek hayatınızın dönüm noktası olduğuna inandığınız bir proje var mı? Ve sizi en çok zorlayan, yoran bir karakterin varlığından söz edebilir miyiz bugüne kadar oynadığınız roller arasında?

Hepsini saymadım ama 50’ye yakın karakter oynadım. Doğru 95 yılında oynadığım ”Çın Sabahta Balkıyan Ne” adlı oyundaki “güneşi” karakteri beni gerçekten zorlamıştı. Oyun en yüksek noktadan başlayıp gittikçe dinginleşen bir oyundu. İki kişilikti. Oda Tiyatrosunda oynadık.Nezihe Meriç’in bu oyunu benim için sınav gibiydi. Rolün zorluğu başta beni korkutmuştu ama 150 oyun oynadık ve hepsinden de büyük bir zevk aldım.

Peki oyunculuğa başlarken örnek aldığınız isimler oldu mu? Kılavuzunuz olarak kabul ettiğiniz oyuncuları ve yönetmenleri sıralayabilir misiniz? Ve şu an sizi etkileyen, beğeniyle izlediğiniz, yaptıklarını takdir ettiğiniz tiyatro sanatçıları kimler?

O kadar iyi oyuncularımız var ki; hepsinin ismini yazmaya kalksam bir hayli yer kaplar. Ama ilk idolüm “Işık Yenersu”idi. Şimdi Sumru Yavrucuk’u çok beğeniyorum ve takdir ediyorum. Kendisi aynı zamanda dönem arkadaşımdır. Karakteri de oyunculuğu da mükemmeldir. 2.oyunumda Kenan Işık’la çalışmıştım.(Bozkır Güzellemesi) yıllar sonra “Matmazel Helsinka” diye başka bir oyunda da çalıştık. Kenan Işık’la çalışmak çok keyifliydi. Ergin Orbey, Şakir Gürzumar, Serhat Nalbantoğlu, Mustafa Avkıran, Murat Karasu birlikte çalışmaktan zevk aldığım yönetmenler.

Sizce iyi bir oyuncu musunuz? Kendinizi nasıl tanımlayabilirsiniz? Bu soruyu tiyatro dışında televizyonda da oldukça başarılı işlerde yer almış ve deneyim kazanmış bir oyuncu olduğunuzu düşünerek soruyorum; ikisini de kıyaslayarak yanıtlamanızı rica edebilir miyim

İyi bir oyuncu muyum; …kötü bir oyuncu değilim. Ama katedilmesi gereken öyle uzun bir yol ki oyunculuk, daha iyinin, daha iyisi, onun da daha iyisi var diye düşünüyorum hep. Bir karakteri yaratırken esas aldığım en önemli nokta doğru yorumlamaktır. Tiyatro ve televizyon hayatıma aynı anda girdi. 20 yıldır ekrandayım. TV dizileri, çocuk programları ve Arkası Yarınlar…İkisi birbirini destekleyen ama teknik anlamda çok farklı işler. TV dünyasında yarattığım dört karakter var hepsini de çok seviyorum. Ah Ana Hanım Ana’da “Sebile”, Ferhunde Hanımlar’da “Müjgan”, Havada Bulut’da “Katina”, Bizim Evin Halleri’nde “İsmet”.

Oynamak istediğiniz bir karakter var mı? Bu olmadı, içime sinmedi dediğiniz bir rol ya da 24 yıllık geçmişinizde oynamak istemediğiniz halde oynamak zorunda olduğunuz bir rol oldu mu diye de hep merak eder, sorarım?

Beni heyecanlandıran her rolü oynamak isterim.”Lady Macbeth” en çok oynamayı istediğim karakterdir (Doğru kast olmamasına rağmen Lady Macbeth oynamayı isterdim.) Tabi ki sevmediğim roller ve oyunlar oldu. Ama her şeyin bir sonu var diyip bitmesini bekledim. Şanslıydım bu konuda, benim sevmediğim oyunları seyirci de sevmediği için bu oyunlar fazla uzamadan bitti.

Kendinizi sahne üstünde mi, televizyon ekranında mı yoksa beyaz perdede mi görmek size daha çok keyif verir?
Kendimi beyaz perde de hiç görmedim.Çok isterdim tabi ki. Hatta hayal ettiğim çok olmuştur. Umarım bu hayalim gerçekleşir.

‘’Benim terapiste ihtiyacım yok, çünkü mesleğim terapi gibi…’’ demişsiniz bir söyleşinizde. Oynarken istisnasız mutlu musunuz ve hayatta, yani oynamıyorken…

İnsanın sevdiği işi yapmasından daha mutlu edici bir şey olamaz. Hayatla barışık biriyim. İnsanları severim ve anlaşmaya hazır biriyim. Hem işimde hem özel hayatımda insanları motive etmeyi severim. Birçok arkadaşım pozitif enerjimden etkilendiğini söyler.

Son dönemde yer aldığınız ama pek bilinmeyen projeler var mı içinde yer aldığınız? Bunları okuyucularımızla paylaşmanızı isteyebilir miyim?


Şu anda yeni bir proje yok. Çok uzun bir süredir devam eden dizimiz bitti. ”Bizim Evin Halleri” yani. Bitmesi hem iyi hem kötü. 6 yıl boyunca oynadığım karakterden ayrılmak çok üzücü. Bir yandan da yenilik her zaman iyidir.

Bunca sahne deneyimi, binlerce bölümlük set, yani TV ekranı deneyimi... Böyle bir geçmişin ardından bulunduğunuz noktayı şöyle bir değerlendirmenizi istesem ve son olarak sizinle böyle bir röportajı 20 yıl sonra yapıyor olsak, bulunduğunuz noktada televizyon ve tiyatronun yanı sıra neler sohbetimize konu olurdu, nelerin konu olmasını isterdiniz diye sormak istiyorum Böylece hedefleriniz, ideallerinizi öğrenme amacındayım. İleriye dönük olarak mutlaka yapmak istediğiniz şeyler var mı? Gelecekten bir sanatçı olarak beklentiniz nedir?

Şu anda tatildeyim 1 ay hiçbir şey düşünmeden yaşayıp enerji toplamak istiyorum. Yaşadığım tempo o kadar hızlı ve yorucu ki... çekimler, turneler, oyunlar, kızım, özel hayatım hepsini bir arada yürütmek oldukça zor. Kimi zaman hepsine koştururken her şeyi yarım yaptığım korkusuna kapılırım. Bu yarım kalmışlık vicdan azabına dönüşür kimi zaman.
Bugüne kadar pişmanlık duyacağım bir iş yapmadım. İstanbul’da yaşasaydım belki farklı bir hayatım olacaktı. Ama şimdi burada Ankara’dayım işimi zevk alarak yapıyorum Tiyatroyu seviyorum ve Ankara’da sahnede olmak çok güzel. Etrafımda tiyatroya tutkun okulundan mezun olmuş ve işsiz o kadar çok genç var ki onlarla çalışmak isterim. Her yeni oyunda her yeni projede hissettiğim heyecan yok olmasın isterim. Hayatımın sonuna kadar sahnede olmak isterim.

purna
10-11-06, 11:56
Ankara Devlet Tiyatrosu adını Sait Faik'in eserinden alan 'Son Kuşlar' adlı oyunu, 16 kasımda sahneleyecek.

Semih Sergen'in yazdığı ve Haluk Cömert'in yönettiği oyun, yalnızca sohbet etmek için geneleve gelen bir adamla, burada tanıştığı kadının sonu aşkla biten serüvenini konu alıyor.

Oyun, genelevde çalışan kadının edebiyat öğretmeni babasının etkisiyle hayranı olduğu Sait Faik'in 'Son Kuşlar' kitabından satırları da sahneye taşıyor.

Dekoru Malike Başkan'a, kostümleri Berna Cömert'e ışığı Zeynel Işık'a ait oyunda Sanlı Baykent, Serap Doğan, Koray Karaca, CANTUG TURAY, Başak Güleç rol alıyor. Oyunculara Orhan Deniz'de klarneti ile eşlik ediyor.

Oyunun yönetmeni Haluk Cömert, Altındağ Tiyatrosu'ndaki basın toplantısında, ''sabun köpüğü gibi bir konumuz var. Anlatmak istediğimiz hayata dair, hayatın içinden bir dram'' dedi.

Dünyadaki tüm olumsuzlukların temelinde sevgisizliğin yattığını belirten Cömert, herkesin içinde olan ama çoğu zaman bastırmayı tercih ettiği sevgiyi işlediklerini belirtti.

Cömert, oyunun dramların da mutlu sonla bitebileceğini, en olmadık anlarda umutların yeniden yeşerebileceğini izleyiciye anlattığını kaydetti.

Oyun, 16 kasımdan itibaren Altındağ Tiyatrosu'nda sahnelenecek.

purna
18-11-06, 07:34
bugunkı mıllıyet tv ekınden soz okurun kosesınden

NIMET SELCUK

DİZİLERLE CAKISIYOR

BIZIM EVIN HALLERI DIZISI KANAL1DE YAYINLANMAYAS BASLAYINCA COK SEVINDIK AMA ANA HABER ÖNCESI KUSAGINA ALINIRSA ESKISI GIBI HERGUN HER BOLUMUNU SEYREDEBILIRIZ SIMDIKI GIBI DEVAM EDERSE DIGER DIZILERLE CAKISIYOR BAZI GUNLER SEYREDEMIYORUZ OKUYUCUNUN SESINI DUYURAN MILLIYETE TESEKKURLER

candancana
20-11-06, 07:41
17:10 Bizim Evin Halleri

Bizim Evin Halleri Kanal 1 17.10
Bizim Evin Halleri yeni bölümleriyle sürüyor. Bugün: Yeni iş yerini açmakla uğraşan Rüzgâr, yaşadığı aksilikler nedeniyle anneannesinden gizli, dedesinin uğurlu saatini alır. Ancak onu bekleyen sürprizlerden habersizdir. Genç sevgilleri ayırma planlarına devam eden Fincan ise bu kez Nemide'nin unutkanlığından yararlanmaya karar verir.

purna
30-11-06, 09:24
Son bir yıldır, iş çıkışı en kestirme yoldan hiçbir yere uğramadan koşar adımlarla doğruca eve gidiyorum. Neden mi? “Bizim Evin Halleri.”

Çalışanların evlerine dönmek üzere yollarda oldukları, evdekilerin ise akşam yemeği telaşına kapıldığı, televizyonun nadir de olsa kapalı tutulduğu bir saatte süre doldurmaya yarayacak türden hazırlanmış gibi görünen (çünkü saati sürekli değiştiriliyor), hafta sonu hariç her gün TRT1’de sessiz sedasız yayınlanan yarım saatlik kendisi küçük anlamı büyük bir dizi.

Kapıyı açar açmaz sabırsızlıkla televizyonun düğmesine basıyorum ve gerçek sanatçıların televizyon dünyasında var olduklarını hissettiren, insanın yüreğini ısıtan her biri birbirinden değerli sıcacık karakterler gümbür gümbür evime doluyor. Işıl ışıl sevgi tozları yağıyor odama cömertçe. Sihirli minik pırıltılar sarıp sarmalıyor yüreğimi. Kimi dudaklarımda küçük bir tebessüm kimi koca bir kahkaha kimi de saklamak istediğim gözyaşlarıyla izlerken, hiç bitmesin istiyorum.

Günlük toplumsal meseleler, herkesin karşılaşabileceği sıradan olaylar tıpkı bizim gibi sade insanlarla incitmeden, örselemeden büyük bir hoşgörüyle dökülüyor ortaya ve her seferinde en güzel çözümlerle ve örnek davranışlarla doğrular bulunuyor. Yorucu, bunaltıcı bir iş gününün sonunda tıpkı bir çay molası, ılık bir duş gibi rahatlatıyor beni. O büyük ailenin bir ferdi gibi onlarla gülüp onlarla ağlayarak, nefes almadan, göz kırpmadan izliyorum.

Bunları niye mi yazdım. “edebiyat, geç keşfettiğim umman” başlıklı yazımın sonunu “Teşekkürler TRT 2, edebiyat yarımküre ve diğer sanat programların için. Onlarca kanalda yüzlerce dizinin at sinekleri gibi cam ekrana yapıştığı bu günlerde nefes aldırdın.” diye bitirmiştim. Düşündüm sonra haksızlık ettiğimi, “Bizim Evin Halleri”ne, o sıcacık jenerik müziğine.

http://www.izedebiyat.com/yazi.asp?id=36289

purna
30-11-06, 09:32
Ekranların en uzun soluklu dizisi “Bizim Evin Halleri”, Focus Film yapımcılığında Kanal 1 ekranlarında seyircisiyle tekrar buluşuyor. Türk seyircisinde tiryakilik yaratan Bizim Evin Halleri 9 Ekim 2006 Pazartesi’den itibaren, hafta içi her gün, haber öncesi Kanal 1 ekranlarında…
“Bizim Evin Halleri” aşk, sevgi, dostluk, dayanışma gibi her yaş grubuna hitap eden konuları ve seçkin oyuncu kadrosu ile göz dolduruyor. Ekranların ve Türk tiyatrosunun tecrübeli oyuncuları Beyhan Saran, Meral Niron, Ergun Uçucu, Nusret Çetinel, Hülya Gülşen Irmak, Şebnem Gürsoy’un yanı sıra, genç kuşaktan birçok parlak isim de yeni bölümlerde kadroya katılacak. “Bizim Evin Halleri” halen Türk televizyonlarında yayınlanan tek günlük dizi olma özelliğini de elinde bulundurmaktadır.
Bugüne kadar seyircisinden yoğun ilgi gören, adına fan siteleri kurulan, seyircisinin soluk soluğa takip ettiği “Bizim Evin Halleri”, yenilenen hikayesi ve dekoru ile bundan sonra Kanal 1 ekranlarında seyircisi ile buluşmaya devam edecek

purna
02-12-06, 07:43
milliyet tv dergısı

sınem yıldız

BİZİM EVİN HALLERİ

kanal1 de yayınlanan bızım evın hallerı her yas gurubuna hıtap etmektedir.sevgı.dostluk.ve paylasmayı öyle guzel anlatıyorkı artık bu dızının tanıtımına mıllıyet televızyonda yer vermenızı ıstıyoruz.dızıdekı oyuncuların tiyatrocu olmaSI basarısının kanıtı

purna
03-12-06, 15:22
Evet bizim evin halleri trt defterini kapattıktan sonra yeni geçtiği kanalda bomba gibi olaylarla devam ediyor.
Trt de dizi sona ererken Misket-Rüzgar ile Sefa ve Neva birbirin kavuşmuştu.
Yeni kanalında diziyi kaçıranlar için büyük aşklara olan olayları aktaralım.
-Rüzgar-Misket aşkı çeşitli engellere rağmen devam etti ve en sonunda beklenmedik bir olay sonunda bitti.
Bu olay Misketin, Nemidenin eşinin başka bir kadından olan kızı olmasıydı. Tabii bu olayı açığa çıkaran Sadıktı.
-Sefa ve Neva ise gizlice evlendiler. Ne yazıkki Sefanın dolandırıcı geçmişi Kendisini Şadana sevdirmesini engelliyor ve gizli evliliklerini devam ettirmek zorunda kalıyorlar.
Diziye iki yeni karakter katıldı biri İpek bey diğeri ise Tatyana .
Dizi özetlerini takipe devam edin buradan :)

fibulamim
08-12-06, 09:59
Kültür Sanat

İpek Çeken
http://img154.imageshack.us/img154/2944/129wk2.jpg
Hoşgörülü, sevecen, kıpır kıpır ve sıcacık bir karakter. Ailemizden biri. Özel hayatında da rollerindeki gibi telaşlı ve candan. Kolej'den mezun olmuş gerçek bir sanatçı:



Tanımadığımız İpek Çeken nasıl biri? Rollerinde canlandırdığı gibi biraz telaşlı, sevecen, duygusal ve kıpır kıpır mı?

Aynen öyle. Zaten günlük dizilerde öyle davranmak gerekiyor. Günlük yaşamınızda davrandığınız gibi davranırsanız daha yakın ve sıcak oluyor. 1991 yılında "Ferhunde Hanımlar" dizisi ile başladım. Çok farklı, uç noktalarda bir rol oynamadığın sürece doğal davranmakta fayda var diye düşünüyorum.

Aynı rollerimdeki gibi telaşlı biriyim. Bundan bir hafta önce arabama çarptılar. Ehliyetimin fotokopisini çektirmem gerekti. Kızılay'da nerede fotokopi çekebilirim derken, bir yere girdim. Beni tanıdılar. 'Fotokopi çeker misiniz?' diye sordum. 'Sakin olun, telaşlanmayın, oturun' diye beni sakinleştirmeye çalıştılar. Ben nasıl telaşlanmışsam önce beni sakinleştirdiler. Benim genel yapım budur. Zamanla roller insanın üstüne yapıştığı için o senin gibi olurken sen de onun gibi oluyorsun. Özel yaşamımda o kadar saf olmasam da, aynen Nevzat gibi olduğumu söyleyebilirim.

Şimdi "Bizim Evin Halleri" adlı dizide Sally'i oynuyorum. Çok isteyerek başlamadığımız bir iş oldu aslında. Çünkü yapımcı şirket haricinde "Ferhunde Hanımlar"ın bitmesini hiçbirimiz istemedik. İnsanlar öyle seyretmeye alıştıkları için yine devamıymış gibi olsun istedik. Şimdi o da tutuluyor ancak "Ferhunde Hanımlar" başkaydı. Halen bana sokakta Nevzat diye sesleniyorlar. "Bizim Evin Halleri"nde erkek canlısı, bir evlilik geçirmiş, tekrar evlenmek isteyen bir kadını canlandırıyorum. Benimle hiç alakası olmasa da mutlaka benden tatlar vardır.



Bundan sonraki rollerinizde bambaşka bir karakter canlandırmak ister misiniz?

Kesinlikle. Aslında olacaktı ancak bu anlamda benim mutlaka İstanbul'a gitmem gerekiyordu. Bildiğiniz gibi Ankara'da TRT var. Özel kanallar yok. Son zamanlarda dikkat ettiyseniz, özel kanallardaki dizi furyası azalmaya başladı. Çekilen diziler ikinci ya da üçüncü bölümünde kaldırılıyor. Maddi manevi çok yazık. Emeğe yazık, oyunculara yazık.

Dizi furyası bu nedenle İstanbul'da yavaşladı. Bu anlamda da TRT önem kazandı. TRT'ye yeni projeler veriyorlar. 1800. bölümü çektik "Bizim Evin Halleri"nin. Çok uzun soluklu dizilerde oynadıktan sonra yeni bir şeye geçmek de zor oluyor. Ara vermek gerekiyor.

Benim İstanbul'da olmam gerekiyordu. Ancak olamamamın iki nedeni var. Son beş yıldır annemin rahatsızlığı nedeniyle gidemedim. Mazbut ev yaşamına önem veren sanatçılar bu işleri yapmakta zorlanırlar. Ben de onlardan birtanesiyim. Hayatta keşke şu başrolü de oynasaydım dediğim bir şey kalmadı. İdareciliğin en iyisini yaptım; Ankara Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü anlamında. Kolej mezunu olarak dilimi en iyi şekilde geliştirdim. Şimdi benim için önemli olan kızım ve ailem. Çocuğumu burada bırakıp gitmek şu anda biraz zor ama eğer çok iyi bir teklif olursa değerlendiririm. Bunları sadece para olarak düşünmüyorum. Öyle roller olur ki hiçbir zaman oynayamazsın. Böyle bir şansı kaçırmak istemem. Ancak şu anda kızımı okutuyorum.



Dizileri takip ediyor musunuz? Nasıl buluyorsunuz?

İyi olanlar var. Bu sektörün içinde olduğum için kast aşamasında bile dizinin ne olabileceğini kestirebiliyorum. Doğru senaryo olmadığını düşünüyorum. Hep sanatçı yetişmiyor deniliyor ancak bence başlıca sorun doğru yazarın yetişmeyip, senaryonun yazılmaması. Güzel bir yüz olsun diye belki de güzel olabilecek bir iş yanlışa sürükleniyor. İstanbul Masalı'nı seyrettim. Aliye'yi, Yabancı Damat'ı seyrediyorum. Şöhret dizisini takip ediyorum. Tiyatro kökenli arkadaşlar var. Bunun dışında pek seyretmiyorum.

Ben dizi furyasının böyle kalmayacağını düşünüyorum. Bu da aynı "Biri Bizi Gözetliyor" programları gibi bir dönem. Diziler de böyle olacak. Aynı anda tüm dizileri seyretmek mümkün değil zaten. Zamanla elenecekler ve eleğin üzerinde kalanlar olacak. Başka tatlar bulunacak.

Halkımızın tek eğlence aracı televizyon. Tiyatroyu bu anlamda ikinci plana attılar. Sinema biletleri 6-9 YTL iken, tiyatro biletleri 2.5-6 YTL idi. İnsanlar yorgun argın eve gelip bedava televizyon seyrediyorlar. Çünkü dört kişilik bir ailenin yol parası ile birlikte maddi olarak düşündüğünüzde tiyatroya gitmesi oldukça güç.



Mankenlerin oyuncu olmalarını nasıl karşılıyorsunuz?

Ben herkesin kendi mesleğini yapması gerektiğini düşünüyorum. Ben nasıl ki bir kostümü rol icabı giyip yürüyebilirsem, mesleğim olarak düşünmezsem, mankenler de aynı şekilde. Bu işlere gerçekten dirsek çürütmüş, emek vermiş, yıllarını harcamış insanların emeğine yazık olmamalı diye düşünüyorum. Ama kuşkusuz öyle mankenler de var ki iyi oynadıklarını düşünüyorum. En kötü ihtimalle benim mankenlik yapabileceğim kadar o işi beceriyorlar.



Tiyatro eğitimi olmayan oyuncuların tiyatro yapmaları konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bence onlarla birlikte oynayan profesyonel oyuncular zor duruma düşüyorlar. Tekrar böyle bir işe girmeyeceklerdir. Tiyatro sanatı birebir, karşılıklı temasla yapılır. Bu işin eğitimini almamış biri varsa rahatsızlık hissedersin ve oyuna yansıtırsın. Doğru şey iletemezsiniz seyirciye. Bence bunun tartışması bile olmaz.



Siz nasıl karar verdiniz tiyatrocu olmaya?

Ben ilkokuldan beri hep meraklıydım aslında. Taklitler yapardım, sesim güzeldi, şarkı söylerdim. Oyunculuk, yapabileceğim meslekler arasında vardı. Doktorluğu da çok istemiştim ancak edebiyatı çok sevdiğim ve çok okuduğum için sosyal derslerim kuvvetliydi. Ankara Koleji'ne geldikten sonra da ya tiyatrocu ya da İngilizce öğretmeni olurum diye düşündüm. Üniversite sınavında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin İngiliz Dili ve Edebiyatı'nı kazandım. Kayıt yaptırdım. Okumaya başladım. Gazetede konservatuara girmek için son hafta olduğunu görünce aileme konuyu açtım. Ancak sıcak bakmadılar. Ben sonradan neden yapmadım dememek için denemeye karar verdim. Formları aldım, doldurdum. Yetenek sınavı yapıldığını bilmiyorum. Üniversite birinci basamak sınavından sonra yetenek sınavına girmem gerekiyormuş. Okula gittiğimde hummalı bir çalışma olduğunu gördüm. Okulda bana yardımcı olan arkadaşlarım oldu. Romeo ve Juliet' in Juliet'inin bir tiradını hazırladım. Babam Devlet Opera ve Balesi'nin baş kemancısıydı. "Eğer bu işi yapacaksan en iyi şekilde yapacaksın. Sakın bana laf getirme" dedi. Ben okuldan mezun olduktan sonra stajımı İstanbul'da başrol oynayarak verdim. Babamın benimle gurur duyduğu çok güzel bir dönemdi. Ben o başrolü oynadıktan iki yıl sonra babamı kaybettim. Babamı kaybetmeden önce bana "Ben İpek Çeken'in babası olarak ölüyorum" dedi.

Okuldan mezun olduktan sonra Cüneyt Gökçer'in asistanlığını yaptım. Yüksek lisans sınavını kazandım. Ancak çok güzel iki oyun oynuyordum. Devamsızlıktan kaldım. Af çıkarsa belki akademisyenliğe yönelirim.

fibulamim
08-12-06, 10:01
http://img148.imageshack.us/img148/5001/130lt6.jpg
Tiyatro öğrencilerine neler tavsiye edersiniz?

Bu gerçekten bir gönül işi. İnsanın aklı bence otuzundan sonra çalışmaya başlar. Aile çok önemlidir. İçinde yaşadığı ve kurmak istediği aile de çok önemli. Kendini tanımak şart. İnsanın kendi karakterini tanımadan başka karakterleri canlandırması onu alkolik ya da deli olmaya iter.

Okulu bitirmek tiyatrocu olmak demek değildir. Profesyonel anlamda mutlaka sahneye çıkmak demektir. Bunun için de devletin ya da özel tiyatroların sahnesinde dirsek çürütmek gerekir. Bunlara girmek biraz zor. Girmeden önce nasıl çıkıp ne olacağını düşünmek gerek. Devlet Tiyatrosu Türkiye'de on iki ilde bulunuyor. Bu on iki yerleşik ile her yıl birçok öğrenci mezun oluyor. Toplam elli kişi mezun olduğunu düşünelim, yeterli kadro yok. Çok meşakkatli bir iş. Gencecik insanlar usta çırak ilişkisi olmaksızın çok zor şartlar altında doğuda tiyatro yapmaya çalışıyorlar. Sonuçta yanlış işler, boşa geçen yıllar kalıyor geriye. Tiyatroyu sevmek gerçekten bu meşakkatlere katlanabilmektir. Öncelikle doğru ve güçlü karaktere sahip olmak gerektiğini düşünüyorum.



Türk toplumunun tiyatroya bakışı nasıl? Gösterilen ilgiyi yeterli buluyor musunuz?

Çok iyi. İnsanın kendi gibi olanı, kendisini sahnede görmesi çok güzel bir şey. Aynı anda nefes alan bir topluluğa oynamak çok güzel. Televizyon ile birlikte orada görülüp tanındıktan sonra tiyatromuza gelenler oluyor. İlginin çok iyi olduğunu düşünüyorum.

Kültür Bakanlığı'nın ve Devlet Tiyatroları'nın bizleri bu anlamda kullanmaları ve çarpıcı roller vermeleri gerekir.



Bundan sonra sizi nerelerde görebileceğiz? Yeni projeleriniz var mı?

Sahneyi çok özledim. Son altı yılın beş yılını idarecilik yaparak geçirdim. Üç ay Amerika bulundum. Amerika'da tiyatroyu inceleme imkanı buldum. Bizim tiyatromuzun onlardan geri kalır bir yanı olmadığını gördüm. Onlarda maddi imkanlar olabilir ancak bizde de ruh var. Sahneden uzak kaldığım bu sürede sahneyi çok özledim. Sezonla birlikte güzel bir oyun bekliyorum. Tiyatro ayrı bir şey, birebir seyirciye oynamak, onlarla birlikte nefes almak, o kokuyu duymak apayrı.

Bu arada "Bizim Evin Halleri" de devam ediyor. Ancak güzel teklifler olursa onları da değerlendiririm.
*kaynak:www.kolej.org(ankara koleji )

purna
09-12-06, 08:17
BİZIM EVIN HALLERI

TURKIYENIN TEK ARKASI YARINI

SEBNEM GURSOY

BIZIM EVIN HALLERI YILLARDIR DEVAM EDIYOR.SEYIRCININ SIZE OLAN SEVGISINI NEYE BAGLIYORSUNUZ

ekıp olarak 10 15 yıldır bır arada calısıyoruz dızı surerken evlendık.cocuklarımız oldu bosandık aıle gıbı olduk.dızı ekıbıne ıyı yapılmış bır evlılık gozuyle bakabılırız.sevgı ve saygı denen cok önemlı ıkı unsuru bız hıc kaybetmedık.bunuda szeyırcıye yansıtabıldık.bız dısarda dızıdekı ısımlerımzle
tanınıyoruz. bızım tanınmıslıgımız populer tanınmıslık degıl klasık tanınmışlık

UZUN SUREDIR BIR ARADA CALIŞMANIN DEZAVANTAJLIGI DA VARMI

hayır.yanlız bu baska dıZIlerde yuz goz olma acısından bır dezavantaj oldu.cunkı hala bır hiyerarsı devam eder bızde.örnegın beyhan abla geldıgınde herkes kalkar.yerını verır ve bunu ıcten yaparlar.sette c ok buyuk bır sevgı var hergun bır aeadayız bvaska bır ekıpte olsaydı kavga gueultu mutlaka olurdu.ama bızde bu unsur onu engelledıcekımlerdekı bu huzur ortamıda cekımlere ve ekranlara yansıyor

TIRATYO KOKENLI OLMANIZIN DA BU BASARIDA ETKILI OLDUGUNU DUSUNUYORMUSUNUZ

tabıkı oyuncuların hepsı cok profesyonel ve oynadıkllARI rolların hakını verıyor.mesela bız seslı cekım yapıyoruz.bu cok onemlı gerceklıgını ve dogallıgını saglıyor.buda seyırcıye yansıyor.

SU DIZIDE SU ROLU OYNAMAK ISTERDIM DIYEBILECEGINIZ BIR DIZI VE ROL VARMI

wvet var cemberımde gul oya da suazn aksoy un oynadıgı suna abla karakterı vardı.ına oynamak isterdım ben fızıgımın ve karakterımın dısına cıkan benı yoracak rollde oynamaktan cok buyuk zevk alıyorm.cunku oyunculugumA buyuk katkısı oluyopr

purna
09-12-06, 08:18
OKAN SENOZAN

BIZIM DIZIMIZ DIGER DIZILERLE KIYASLANAMAZ

SIZ BIZIM EVIN HALLERINI NAsıl TARIF EDERSINIZ

teknık personolı oyuncuları yonetmenı ve sanat ekıbı acısından burası ıyı bır okul bu zaten ıstanbula ıhracıatımızdan bellı oluyor.örnegın kamerayla ılk defa tanısan bır arekadasımız ıcın buyuk bır fırsat cunkı hergun kamerayla ıc ıcesınız.hergun calısıyorsunuz.bunu ıstanbulda edınme sansınız cok yok.orada sartlar sınırlı burada sanatsal anlamda ve ahlakı NLAMDA bır anlayıs bırlıgı var boyle olunca burAD CALISMAk bızım için buyuk mutluluk oluyor.

SIZ ISTANBULD BULUNDUNUZ.SAHRADA ROL ALDINIZ.BU ANLAMDA ISTANBULDAKI DIZI PıYASASI ANKARAYI KIYASLARMI


ıstanbuldA pek ck dızı cekılıyor.ancak ankarada boyle bır seyyok trtnın yapıtları.kanald nın kod adı dızısı var ancak yapıları farklı dızımızı baska dızılerle kıyaslamöamk lazım bız cok farklı -bır ıs tapıyoruz 1.300 bolum cektrık.bugune kadar.bureada Bır mekana gırdıgımde o mekana ılskın 5 bolumun cekımını yapabılıyorum.ama ıstanbuldfa br gun bır bolumun uc sahnmesını cekemeıs olabılıyordum bunun ıstanbulu elestırdıgım ıcın soylemıyorum.yanı dızı pıyaSAsıa ayrı bısey bızım evın hallerı ayrı bısey

TakIP ETTIGINIZ BASARALIB BULDUNUZ DIZILER VARMI

bır ıstanbul masalı son donemı harıc oyuncusuıyla rejısıyle cok basarılı bır ıstı favorı dızım yabancı damaty oda artık hıkayenın gıdecegı bır noktada kalmadı ıcın tıkandı bunlkar ust yuzey dızıler yabancıo dAMAT yanlıuzca turk yunan dostlugu acısından degıl nıtelık acısındaN dsa dunya satılabılecrek bır dızıydı ve satıldı

SOKAKTA INSANLAR DAN NE GIBI TEPKILER ALIYORSUNUZ

sokaskta cok guzel tepkıler le karsılasıyoruz yanlız sahrada oynarken aldıgım tepkıler ıyı degıldı.orad kotu adamı oynuyordum.hatta sokakta ır kadın cevırdı ve okN BEY bız sayhanı cok sevıyorduk sınanmı hıc ıstemıyoruz bırakın su snanı dedı

purna
09-12-06, 08:41
HULYA GULSEN IRMAK

USTA CIRAK ILIŞKISI NI KORUYORUZ

ONCE FERHUNDE HANIMLAR SONr BIZIM EVIN HALLERI aynı ekıbın yılardır devam eden bu bu basarısını neye baglıyorsunuz

USTA cırak ılıskısıyle yetısıyoruz bızder hıyerarsı uygulanır.benden kucuk olanlar olabılır.ama benden ustaysa ona saygı duyarım bu saygı o kadar kokluku ekıbımızle bu sevgıyı de getırıyor dostlugAD IPEK CEKENLE ben ferhunde hanımlarda oynadık cok yakın ıkı arkadas burada aynı yasa olrak yakınız altı aydır aramızda cocuklarımız da altı aydır ayrayla dogdu sureklı bır arada oldugumuz ıcın hamıle ykende hep bırbırımızı gorduk bu nwedenle benım kızım ona onukıde bana benzıyor

YOGUIN CALISMA HAYATINIZI NASIL ETKILIYOR.

cok fazla etkılemıyor.çalıstım artık aslında turekıyede bır ılkı gerceklstırdık.asrkası yarının yapıyoruz bu hem buyUKL calısmaları gerewktıren rısk ıceren bır sey ama bız bunu 15 yıldır yapıyoruz

DIZIULERI TAKIP EDEBILIYORMUSUNUZ

yedıtepe ıstanbul ve ıkıncı baharı cok severk ızlemıstım.suanda tAkıp ettıgım bır dızı yok hatalarımı daha rahat gorebıldıgım için dızımı ızlıyorum.hatalarımı yınelemıyorum.boylece genellıkle fılm izliyorum zaten dızı izlemek ıstesemde devamlılıgı olmuyor 23 yıldır devlet tıyatrocusu sanatcılarındanım aksamları oyunlarımız oluyor.yazları da mumkun oldugunca tv den sosyal hayatan uzak kalıyorum. koyde yasıyorum

EGITIMINI ALMAYANLARIN OYUNCULUK YAPMASINI NASIL DEGERLENDIRIYORSUNUZ

bızım yaptıgımız vır anlamda tv tıyatroı cunkı hepımız tıyatro kkokenlıyız hıc bırımız hııc bıryerımızı gostermedıgımız halde reytıng alıyoruz bızım gazerte yv de haberlerımız cıkmıyort.aama belırlı bır seyırcımız var ve hep bızı takıp edıyor.sanılmasınkı haLKIMIZ CAHIL

purna
09-12-06, 08:46
KIM KIMDIR

BEYHAN SARAN[NEMIDE]

geleneklerıne baglı akıllı ve otorıter bır kadın kocasının emeklı aylıgı ıle gecınır.kocası cıhangır bey yıllar once kaNSERDEN OLDU kocası olunce cocuklarını terzılık yaparak buyuttu

EMEL GOKSU[FINCAN]

nemıdenın gorumcesı sadıkın esı koyde malı mulku kennte dayalı doselı br evı var ama nemıdfelerle yasar.ınatcı oatavatsız ama sevgu dolu bır kadın

MERAL NIRON[SAKIZ]

-fusunun annesı bakımlı bır kadın ovulmeyı sever nemıdeyı ve fıncanı cekemez cımrıdır.ıkı kere evlenmıstır fusun ılk kocasındadır

ERGUN UCUCU[SADIK ALI]

fıncanın yıllar sonrA bulustugu asıgı ve kocası fıncanın tersıne yenılıklere acık
baskalarının usıne karısmayı sevebn ılgı alanı suıreklı degısen yemeghe bagazına duskun bır ıhtıyar

purna
09-12-06, 08:48
NUSRET CETIMEL[SADAN]

nemıdenın en buyuk cocygy sert gorunur ama yufka yureklıdır nemıde ve kardeslerıne cok dusgundur

PERVIN UNAlp[FUSUN]

sadanın esı gıyımıne susune cok duskun hıc bır sryden memnun olmayan ovunmeyı seven esıne karsı kızlarının aCIGINI kPAtan alısverısı sevwen bır kadın

purna
09-12-06, 08:56
HULYA GULSEN IRMAK[ISMET][
sayhanla evvlı nemıdenın en kucuk kız unıversıte mezunı haylı meraklı kıskanc hareketlı konuskan alısverıs meraklısı



SEBNEM GURSOY{RIKKAT][

nemıdenın ortanca kızı ılkokul ogretmenı cocuklarına cok duskun evdrkı duzene hakımdır.hep mantıklı olanı dogru olanı yapmaya herkesı ıdare etmeye calısır

MEHMET ATAY[PEYAMI]

rıkkatın esı sanata duskun sorumlukul sahıbı ama rahat parada pulda gozu yok cesıylı sler denedı son ısı olan mrangozlugu bıraktı

OKAN SENOZAN[SAYHAN]

ısmetın esı her durumda hakkını savuınmaktan cekınmeyen bu yuzden akademısyenlıgı bırakasn bırı

rahatına duskunlugu nedenı ıle ısmetle sureklı cATISIR

IPEK CEKEN[SALLY]

adı salısedır ama herkes ona sally der ısmetın en yakın arkası evlenıup bosanmıs tek basına yasar ıkncı kez evlenmej uzere ıken kotu bır sekılde bıten yenıden bırıne baglanmaktan korkar

EMINE ALTUG YILMAZ[NEVA[

sadanınn buyukkızı konservutuar mezunu sesı guzel sevımlı sımarık dısqa donuk havaı bırıdır.ev ıslerınde becerıksızdır.calısmayı sevmez hazıra alısmıstır

purna
09-12-06, 09:59
ızlıyen herkesın kendı yasamından bıseyler buldugu ask sevgı dostluk ve dayanışms gıbı her yas gurubuna hıtap eden konularıyla turkıyenın en uzun soluklu dızısı olmayı basaran bızım evın halllerı artık kanal1 ekranlarında seyırcısınden yogun ılgıgoren turk tıyatrosunun basarılı oyuncularının rol aldıgı bu sıca aILE dızısının ankarada bulunan sıcasık setıne konuk olduk adına FAN SITELERI KURULAN ve kemıklesmış bır seyırcı kıtlesı bulunan dızının rıkkatı ısmetı ve sayhanı ıle keyıflı bır sohbet yaptık

purna
09-12-06, 10:03
yonetmenlıgını gulsen erısdı altan yucel ve mıhrıban sahın ın yaptıgı dızının senarıstlerı ıse seval eral.ve gurcan gundogdu

bızım evın hallerı 2000 ocak ayından berı hafta ıcı hergun ekranda trt ıcın 1.250.kanal 1 ıcın 40 bolum olmak uzere 1300 bolum cekıldı.


haftada 225 dakıkalık cekım yapılıyor.bu bır haftada yaklasık 2 sınema fılmı demekö

dızı ekıbı haftanın hergunu 1.200 metrekarelık platoda gunde ortalama 17 saatlık cekım yapıyor.ıkı ayrı ekıp calısıyor.

dızının yaklasık 30 tane oyuncu kadrosu 40 kısılık teknık ekıbı ve 10 kısılık yazasr gurubu olmak uzere 80 kısıklık bır ekıbı var

delfin23
11-12-06, 06:18
Gerçekten bizim evin hali

"Bizim Evin Halleri", 2000 yılından beri ekranlarda ve inanın tüm bu yıllar içinde, en azından bir dönem bu diziyi izlemeyen çok az kişi vardır. Ve bu da Türk televizyon tarihi açısından gerçekten önemli bir başarı. "Bizim Evin Halleri, neden çok izleniyor, nasıl oluyor da 7'den 70'e herkese hitap ediyor?" diye sorarsanız, öncelikle çok bizden hallere parmak bastığını vurgulamak gerekiyor. Tipik bir Türk ailesinin evinde yaşanan anne-çocuk çekişmeleriyle, kayınvalide inatlaşmalarıyla, aile kavramını ele alış biçimiyle, kısacası her şeyiyle çok bizden. Sonra tiyatro kökenli kadrosu öylesine sağlam ki... Bu diziyi bünyesine katmak Kanal 1'in en doğru hamlesi oldu.

purna
20-12-06, 14:41
1250 bolumu devırdı

7 yıldır devam eden ekranların en uzun soluklu aıle dızısı bızım evın hallerı 1250 bolumu gerıde bıraktı.dızı aynı zxamanda turk televızyonlarında yayınlanan tek gunluk yerlı dızı


1999 da trt 1 de baslayan bızım evın hallerı ekım 206 dan bu yANA kanal1 ekranlarında yayınlanıyor.her turk aılesının yasayabılecegı hepımızın haysatlarından kesıtler bulabılecegı bnır dızı dızı daha önce de ferhunde hanımlar reol alan ankara devlet tıyatyosu oyuncularından beyhan saran meral nıron ergun ucucu nusret cetınel gıbı bır cok onemlı ısımı bulusturuyor.turk televızyonlarında yayınlanasn gunluk yerlı dızı aynı zamandfa


vaTAN TV

Müge
20-12-06, 23:25
El Ele (Her şeye Rağmen)

Yazan : Refik Erduran
Yöneten : Murat Atak
Dekor Tasarımı : Sertel Çetiner
Giysi Tasarımı : Sevgi Türkay
Işık Tasarımı : Ersen Tunççekiç
Müzik : Can Atilla
Dans : İhsan Bengier
Dans Çalıştıran : Serhat Elat
Yönetmen Yardımcısı : Adnan Erbaş
Asistanlar : Tolga Çiftçi, Tolga Tuncer, Erdinç Gülener, Çağman Pala Özdöver
Dramaturg : Osman Özkan

Baş Realizatör: Ali Göktaş

Baş Işık Uzmanı: Varol Tüfekci

Danışman : Filiz Arel
Sahne Amiri : Pınar Güldü
Kondüvit : Olgun Tekin
Işık Kumanda : Murat Gültekin
Suflöz : Mine Başaran Özkan
Rol Dağılımı
Altan Gördüm,Yunus Emre Bozdoğan,Murat Çidamlı,Erdal Küçükkömürcü,Tomris Çetinel,Elvin Beşikçioğlu, Neşe Baykent, Gaye Filiz Çele, İpek Çeken,

Haluk Cömert, Yavuz Sepetçi, Nihat Hakan Güney,Tolga Çiftçi, Erdinç Gülener,

Tolga Tuncer, Erdinç Doğan, Sedat Keçeci



Kadınlar Korsu:

Dilek Bozkurt, Azade Küçükaycan, Meliha Savaş, Emine Tekin Ünal,

Zuhal Taşar Gökhan, Selma Baytargil Denizci


Erkek Spiker:

Rahmi Aygün



Kadın Spiker:

Aytaç Kardüs



Dansçılar :
Volkan Ersoy, Serhat Elat, Ateş Selçuk, Yekta Oktay, İsmail Kutlu, Ertuğrul Bolat,

Aslı Elat, Serkan Tahsin Ceylan, Göktürk Arıkan, Özlem Sayın, Seda Özgiş, F.Gülben Oğuz, Merve Bengier,


Koro :
Aslı Nilsen, Çağman Pala Özdöver, Elçin Hanbay, Eylem Altay, Fikriye Musluoğlu,

Gamze Karababa, Gözde Baytaş, Hande Keçeci, Nevra Ertan, Nihal Erdoğan,

Özge Kırıkıoğlu, Seda Saygın, Sine Eteke, Zerrin Çağlar, Deren Baybars,

İpek Gürol, Şule Karaeminoğulları, Yasin Kınay, Atilla Kılıç, Burak Gülşen ,

Murat Usanmaz, Zeki Tüzün, Atalay Göktaş, Emrah Özdemir, Emre Şen,

Gürhan Altundaşan,İsmet Tamer, Kemal Gökhan Denizci, Koray Alper,

Orhan Akbıyık, Ömer Selçuk Ünal, Sinan Hürkardeş, Şenol Yıldız, Barış Randa,

Hakan Akdemir, Mahmut Çalı, Mesut Dalaz, Şenol Karınca

Özet

Cumhuriyetimiz, öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için çok kan döktük. Her tarafta kırmız kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lazım olanı yapmaya hazırız


Mustafa Kemal Atatürk (1923)
Kaynak:https://www.dtgm.gov.tr/eser/eser1286.asp

purna
13-01-07, 22:39
''MODİGLİANİ'' ADLI OYUN GAZİANTEP'TE SAHNELENECEK

Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı ''Modigliani'' adlı oyun, 11, 12 ve 13 Ocakta Gaziantep Devlet Tiyatrosu Onat Kutlar Salonu'nda sahnelenecek. Barış Eren'in yönettiği iki perdelik oyunda ışığın ve hüznün ressamı olan Amadeu Modigliani'nin açlık ve yoksullukla örtülü hayatı, sanatı, aşkı ve dramından üç günlük bir kesit anlatılıyor. Oyunda, Ankara Devlet Tiyatrosu oyuncuları Olcay Kavuzlu, Ümit Haset Arslan, Orhan Özyiğin, Harun Özer, Savaş Tamer, Berfu Öngören, Aydın Şentürk, Füsun Demirden, Murat Öz, Serhat Çel