Tüm Versiyonu Göster : Vicdan


erten07
27-01-08, 13:48
"Hakkari'de Bir Mevsim", "Mavi Sürgün", "Avcı", "Yolda" gibi önemli filmlerin yönetmeni Erden Kıral'ın yöneteceği, yürütücü yapımcılığını Cem Özer'in yapacağı "Vicdan"da Nurgül Yeşilçay başrolleri Murat Han ve Tülin Özen'le paylaşacak.

Kısa cümlesi "Vicdan çoğu zaman kötülüğü ortadan kaldırmaya yetmez" olan film üçlü bir aşk hikayesi anlatıyor.

Vicdan'da iki kadının çok sıkı dostluğu var. Ama "Yaşamın Kıyısında"ki gibi lezbiyen bir ilişki olmayacak bu kez Nurgül'ünki.

Çeşme, Alaçatı, İzmir Balçova, Turgutlu ve Bornova'da yapılacak çekimler mayısın son haftasında başlayacak.

Nurgül, Nesrin Topkapı'dan ders alıyor


Nurgül'ün Tülin Özen'le birlikte karşılıklı ortanyel yapacağı düğün sahnesinin çekim mekánı Alaçatı.

Her filminde izleyenlere yeni sürprizler hazırlayan Nurgül Yeşilçay'ın Nesrin Topkapı'dan neler öğrendiğini işte o zaman göreceğiz.

Ömür GEDİK hürriyet gazetesi

erten07
30-01-08, 09:38
Nurgül’ün başrol partneri Murat Han

Ünlü yönetmen Erden Kıral’ın çekeceği ''Vicdan'' filminin başrolünde Nurgül Yeşilçay ve geçen yıl ''Mutluluk'' ile Altın Portakal alan Murat Han oynayacak



Nurgül Yeşilçay’ın başrolünü oynayacağı, ünlü yönetmen Erden Kıral’ın ''Vicdan'' filminin çekimleri mayıs ayında başlayacak. Filmde pavyona düşen bir kasiyeri canlandıracak olan Yeşilçay’a başrolde Abdullah Oğuz’un ''Mutluluk'' filmindeki performansıyla geçen yıl Antalya Film Festivali’nde ''En İyi Erkek Oyuncu Ödülü''nün sahibi olan Murat Han eşlik edecek. Filmde diğer rolleri ise Tülin Özen, Nazan Kesal, Mustafa Üstündağ, Nihan Koruyucu ve Rıza Sönmez üstlenecek. ''Çocuklar Duymasın'' dizisinin yönetmeni olarak adını duyuran Raşit Çelikezer’in senaryosunu yazdığı, Zekeriya Kurtuluş’un görüntü yönetmenliğini yapacağı film, İzmir Bornova, Turgutlu ile Çeşme Alaçatı’da çekilecek. Çekimlerin sekiz haftada tamamlanması planlanıyor.


Uygulayıcı yapımcı Cem Özer
Yeşilçay’ın tek bir düğün sahnesi için Nesrin Topkapı’dan göbek dansı eğitimi aldığını söyleyen yönetmen Erden Kıral, ''Filmde ‘İnsan, başkaları onun ne olmasını istiyorsa odur’ gerçeğinden yola çıkarak ‘Bütün başımıza gelenler yaptığımız seçimlerden mi, yoksa yazgımız yüzünden mi?’ sorusunun cevabını arayacağız. Filmde başrol oynayacak olan Nurgül Yeşilçay’ı tanımaktan dolayı çok şey kazandığımı düşünüyorum. Çünkü tam bir profesyonel, tek bir düğün sahnesi için göbek dansı eğitimi aldı'' dedi.
Yapımcılığını Deniz Film Prodüksiyon ile Fono Film’in üstlendiği ''Vicdan''ın uygulayıcı yapımcılığını ise Nurgül Yeşilçay’ın eşi Cem Özer yapıyor. Özer, film için şu günlerde mekân arayışını sürdürüyor.

mc_merve
06-02-08, 04:05
simdiden merakla bekledigim filmler arasinda
sirf nurgul icin bile seyredilir ki tulin ozende cok sevdigim bir oyuncudur
ama daha cok yeni bir proje cekimleri bile baslamamis olabilir

erten07
17-04-08, 09:42
Nurgül Yeşilçay, yeni filmindeki rolü için Nesrin Topkapı'dan ders aldı.



Ali Saydam ve Şirin Sever'in sunduğu "Bildiğin Gibi Değil" programına konuk olan Nurgül Yeşilçay, mayıs ayında Erden Kıral'ın yönetmenliğinde çekimlerine başlanacak "Vicdan" isimli filmde rol alacağını söyledi. İzmir Alaçatı'da çekilecek olan filmin bir sahnesinde iki kadının karşılıklı oryantal oynaması gerektiğini söyleyen Yeşilçay, diğer kadın oyuncu Tülin Özen ile birlikte Nesrin Topkapı'dan ders aldıklarını söyledi. Yeşilçay, "Filmin bir sahnesinde iki kadının bir köy düğününde hafif erotizm içeren dansı var. Göbek dansı yapmamız gerek ki adamın iyice gözü dönsün ve kadını öldürsün. Ben dans etmeyi biliyorum aslında ama göbek atıyorum Latin gibi oluyor. Hep de istemişimdir Sibel Can gibi dans etmeyi. Fırsat bu fırsat ders aldım. Ama Tülin daha başarılı" diye konuştu. Yeşilçay, evli adama aşık olan bir kadını canlandıracağı film için türban takacağını da söyledi.

hüsranur
17-04-08, 11:01
bu filmi merakla bekliyorum
nurgüle zaten bayiliyorum
bakalim nasil bir film olucak

erten07
02-05-08, 17:55
Erden Kıral’ın yeni film projeleri var mı?
26 Mayıs’ta yeni bir filme başlıyorum. Adı “Vijdan”. Nurgul Yeşilçay, Murat Han, Tülin Özen oynuyor. Tüm çekimleri de İzmir’de yapacağım. Herhalde Ekim ayında film ortaya çıkar.

Senaryosu kime ait?
Raşit Çelikezer.

Filmle ilgili ipuçları verir misiniz?
Vijdan çoğu kez, kötülükleri ortadan kaldırmaya yetmiyor. Filmin kısa cümlesi bu. İlginç insanları anlatıyorum. Ezberleri bozacak bir öykü bu, çok değişik. Yaşanmış bir öykü. Hasan Özkılıç’ın bir hikayesinden yola çıktım. Gazete haberi de ekledim. Bütün öykü de gazete haberi de yaşanmış bir olayadan hareket ediyor.

Bunun bütçesi ne kadar?
1 milyon 200 bin YTL. Küçük ama büyük bir bütçe.

bukalemun
05-05-08, 10:11
Bereket ve Vicdan

http://www.radikal.com.tr/veriler/ekler/radikal2/2008/05/04/berek.gif
'Hakkari'de Bir Mevsim' ve 'Kanal' gibi filmlerin yönetmeni Erden Kıral. Fotoğraflar: Muhsin Akgün
Yönetmen Erden Kral çok keyifli. Hem yıllar önceki filmi 'Bereketli Topraklar Üzerinde' gösterimde hem de Nurgül Yeşilçay'la yepyeni bir filme başlıyor

04/05/2008 (http://www.radikal.com.tr/ek_sayfa.php?ek=r2&ek_tarihi=04/05/2008)
ERMAN ATA UNCU

28 yıl arayla iki Erden Kıral filmi... Bunlardan Bereketli Topraklar Üzerinde, 12 dakika kısaltılmış versiyonuyla yıllar sonra yeniden vizyona girdi. Diğerinin, Vicdan'ın çekimleri için ise gün sayılıyor. İki farklı heyecanı yaşayan Erden Kıral'la, Vicdan'ın yapım şirketi Usta Prodüksiyon'un bahçesinde buluşuyoruz. Şansımıza Vicdan'ın başrol oyuncularından Nurgül Yeşilçay da orada. (Filmin diğer başrol oyuncusu Murat Han) Konuşma ilerledikçe görülüyor ki bir Erden Kıral söyleşisinde oyuncunun da bulunması, gazetecinin epey işine yarayan bir şey. Zira yönetmen, oyuncularına alışıldık olanından çok daha büyük bir rol veriyor.
Ama öncelikli konumuz Bereketli Topraklar Üzerinde. Bu seneki Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin en kalabalık gösterimlerinden birine vesile olan, Orhan Kemal'in aynı adlı romanından uyarlanan Bereketli Topraklar Üzerinde, efsanelerimizden. Adana Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından filmin yasaklanması, Türkiye'yi küçük düşürdüğü gerekçesiyle Altın Portakal'ının geri alınması, yıllardır kayıp olan negatiflerinin İsveç'te bir stüdyoda, tam atılmak üzereyken Erden Kıral tarafından bulunup seyre hazır hale getirilmesi, tam efsanelere yakışacak bir hikâye.
Çekim sırasında yaşanan zorluklar da sonrakileri aratmıyor: "Çeltik tarlalarında suyun içinde çalıştık. Ne olduğunu bilmediğimiz tuhaf böcekler ısırdı ayaklarımızı. Beş yıl sonra iyileşti o yaralar." Ekibin, yaşamlarını aktarmak için bu kadar zorluk çektiği insanlar ise, Çukurova işçileri. Bereketli Topraklar Üzerinde ırgatları, ırgat başını, ağayı da kattığı geniş bir Çukurova manzarası sunuyor. Orhan Kemal kaynaklı birçok yapıtta olduğu gibi sınıf çatışmasını hikâyenin içine yedirerek... "Aslında rüya görmesi bile yasaklanan bir kesimi, ırgatları anlatıyor. Filmdeki ırgatlar kendilerini çok önemserler. Ama toplumda hiçbir önemleri yoktur. Yani komik, trajik bir durumun üzerine kurdum filmi. Ve Erkan Yücel'e de Şarlo'yu oyna dedim."
Oyuncular, Erden Kıral'ın Bereketli Topraklar Üzerinde'yle ilgili konuşurken üstünde en çok durduğu noktalardan. Özellikle de Nur Sürer'in, daha ilk filminde sergilediği üstün performans Kıral'ın aklından çıkmamış. "Çok endişeliydim ne yapacak diye. Ama okuma provalarında üstesinden geleceğini anladım. İyi bir iş çıkardı." Tabii Yaman Okay da... Ama burada ilginç bir ayrıntı var. "Tarık Akan da Yaman Okay'ın oynadığı Pehlivan Ali rolünü oynamayı çok istedi. Yaman çok çok iyi oynuyor. Ama bugünkü aklım olsa Tarık Akan'ı tercih ederdim." Haliyle şaşırıp nedenini soruyoruz: "Tarık'ın Yol'daki ve Sürü'deki karakterlerindeki performansı çok iyiydi. Ve Pehlivan Ali de onlara yakın bir karakter." O zaman Tarık Akan'ı tercih etmemesinin sebebi ise oyuncunun Sürü'de ve Kanal'da da Tuncel Kurtiz'le beraber oynaması ve Bereketli Topraklar Üzerinde'de o göz alışkanlığının kırılmak istenmesi.


Vicdan kötülükleri önlemez
Erden Kıral'ın oyunculara verdiği önemde Bereketli Topraklar Üzerinde'den bu yana bir azalma yok. Çekimlerine Mayıs'ta başlanacak Vicdan'da oyuncularına "Duygularınızla sonuna kadar gidin. Doğrusunu da siz bulun, ben de çekeceğim" demiş. Nurgül Yeşilçay'la aylardır doğruyu bulmak için çalışıyorlar. Hatta Nurgül Yeşilçay, Erden Kıral'ın bir sahneyi ona yazdırdığını söylüyor. "Şuraya da sen yaz bakalım bir şeyler dedi. Bakalım karakteri anlamış mıyım falan diye. Sonra da çok beğendi. Öyle de kaldı sahne." Oyuncu, mekân seçimlerinde bile söz sahibi. "İzmir'e mekan bakmaya gittik. İlk pavyona da Erden abiyle gittik bu arada" diyor gülerek.
Pavyonları dolaşmalarının sebebi Nurgül Yeşilçay'ın canlandıracağı karakterin artık pavyonda çalışan İzmirli eski bir tuğla fabrikası işçisi olması. Oyuncunun İzmirliliğinin, şive gerektiren bu rolde epey yardımı oluyormuş. Erden Kıral'ın aklına hikâyeyi düşüren tek bir görüntü. "Uğur Dündar'ın programında tuğla fabrikasındaki kaçak çocuk işçi görüntüleri beni çok etkiledi. İzmir'e gidip gelirken de tuğla, kiremit fabrikaları gözüme takıldı. Yani bir resimden ortaya çıktı. Sonra kafama vicdan meselesi takıldı. Vicdan sahibi insanlar, bu kötülükleri ortadan kaldırmaya yetmiyor. O arada İzmir'de bir yazarla, Hasan Özkılıç'la tanıştım. Eski bir tuğla işçisiydi. Ondan üç hikâye aldım. Bir dünyayı yeniden kurduk. Bunu da Raşit Çelikezer kaleme aldı."
Karakter oluşturulurken, Nurgül Yeşilçay'ın düşünülüp düşünülmediğini sorunca onaylıyor: "Neden sonuç ilişkisiyle çalışan oyuncuları sevmem. Bir duygunun nedeni elbette vardır. Ama o sırada ne hissediyorsan onu oynarsın. Özellikle Nurgül neden sonuç ilişkisiyle çalışan bir oyuncu değil." Nurgül Yeşilçay da bu filmle ilgili umudunu şöyle ifade ediyor: "Öyle bir şeyler yapmalıyım ki oyunculuk adına, kimsenin aklına gelmemiş olmalı ama 'Ya, biz bunu nasıl gözden kaçırdık' demeli. O naifliği yakalamak istiyorum".
"Belirsizlikleri seviyorum"
"Oyuncularıma sonuna kadar gidin diyorum. Herhangi bir standart duyguyla oynayamazsın" diyen yönetmenine yakışacak bir tavır. Tabii oyuncuları standardın ötesine götüren uç duygular, olay gelişiminde belirsizliği de beraberinde getiriyor. Ki bu Bereketli Topraklar Üzerinde'den beri Erden Kıral'ın ilgi alanı. "Mesela 'Bereketli Topraklar Üzerinde'de Erkan Yücel'in kaybolduğunu ve o hikâyenin bir sonunun olmadığını söylüyorlar. Bence filmin en güzel yönü de budur. Çünkü ben belirsizliklere inanıyorum. Nedeni olmadan seri cinayet işleyen katilleri konu alan filmler o yüzden heyecan veriyor."
Nedensizlik, Erden Kıral'ın çalışma yöntemini de etkiliyor. Storyboard'larla çalışan yönetmenlerden değil. (Öyle çalışanlara saygısını sunmayı ihmal etmese de...) Onun için belirleyici olan set, ortaya çıkan film de toplu bir çalışmanın ürünü. Çekim koşulları ne kadar zor olursa olsun Bereketli Topraklar Üzerinde bu yönden şanslı bir film. "Zor koşullarda yapılmış ama sevgiyle yapılmış bir filmdir. O yüzden kendini sevdirir."
Zor koşullar, Kıral'a göre Türk sinemasının altın çağının yaşanmasına vesile olmuş. "1970'lerin sonu, 1980'lerin başında Yılmaz (Güney) hayattayken yaptığımız katı gerçekçi filmler artık yapılmıyor. Her dönemin bir ruhu var ve kendini bir şekilde ifade ediyor. 'Bereketli Topraklar Üzerinde'yi 12 dakika kısaltmamın sebebi budur. Bugünün gereklerine göre yeniden kurguladım. Çünkü biraz daha yavaş akıyordu. Bence 'Susuz Yaz'ı da katarsak 65'ten o zamana kadarki dönem, altın filmlerin çıktığı zamandır. Metin Erksan'dan Yılmaz Güney'e kadar... Ve o dönemin filmlerini aşmak biraz zor. O zaman zorluklar içinde sevgiyle yapılıyordu filmler. Mesela Franco olmasaydı Carlos Saura da olmazdı. Metaforlarla kurduğu filmler, onun başyapıtları."
Dediği gibi her dönemin bir ruhu var. Erden Kıral, yeni Türk sinemasından bahsederken de bu ruhun farkında ve şimdi ne yapıldığına bakılması gerektiği görüşünde. Hem şimdi çalışan hem de altın çağda çalışmış bir yönetmen olarak bugünün çekim koşulları hakkında düşündüğüne gelince... Birikimin, ne yapılacağı konusundaki hazır bilginin, yönetmeni çıkmaz bir sokağa götürebileceğinden endişe ediyor.
Ama birikim illa ki insana engel olmak zorunda değil. Örneğin yönetmenlik kariyeri boyunca yoluna Antonioni, Kusturica gibi isimler çıkan Kıral, Vicdan'ı yazarken Elia Kazan'dan aldığı bir öğüdü hep aklında tutmuş. Bir hikâyeye odaklanıp iyisini ortaya çıkartmayı... Kıral'ın Bereketli Topraklar Üzerinde'sini seyredenler zaten Vicdan'dan esaslı bir hikâye bekliyor.

erten07
03-06-08, 18:06
Tutku ve karmaşa içeren acımasız bir aşk hikâyesi

http://img137.imageshack.us/img137/1904/1ada1840240eee4ba7b7cfdlp5.jpg (http://imageshack.us)

Nurgül Yeşilçay ile Murat Han'ın başrol paylaştığı 'Vicdan' adlı filmin çekimleri İzmir'de başladı. Yönetmen Erden Kıral, tutkulu ve sert bir aşk hikayesini beyazperdeye aktarıyor..

Türk Sineması'nın usta yönetmenlerinden Erden Kıral, Nurgül yeşilçay'ın 'Aydanur' adlı bir kasiyeri canlandırdığı 'Vicdan' filminin çekimlerine İzmir'de start verdi. Geçen yıl 'Mutluluk' filmindeki rolüyle 'En İyi Erkek Oyuncu Altın Portakalı'nı kazanan Murat Han'ın Yeşilçay'a eşlik ettiği 'Vicdan'da, Tülin Özen ile Nazan Kesal da yer alıyor.

http://img137.imageshack.us/img137/8513/d86f0c204bcb92498773020qv4.jpg (http://imageshack.us)

SEÇİMİMİZ Mİ, YOKSA YAZGI MI?
Küçük kasabalarda yaşayıp, emeğiyle varolmaya çalışan üç kişi arasında geçen tutkulu, acımasız ve karmaşık bir aşkın konu edildiği filmin uygulayıcı yapımcısı ise Cem Özer oldu. Kültür Bakanlığı'nın desteği ve İzmir Büyükşehir, Konak, Balçova belediyelerinin katkılarıyla çekilen 'Vicdan'da; "Başımıza gelenler yaptığımız seçimlerden mi, yoksa yazgımız yüzünden mi?" sorusuna cevap aranıyor. Yapımcılığını Deniz Film Prodüksiyon ile Fono Film'in üstlendiği ve yaklaşık sekiz hafta içinde tamamlanması planlanan 'Vicdan'ın çekimleri; Çiğli, Torbalı, Turgutlu, Konak, Balçova ve Alaçatı'da yapılacak.

http://img137.imageshack.us/img137/5880/fee2acd42ae5b449ac48c49ju5.jpg (http://imageshack.us)

ErdenKıral, 'Vicdan'ı sekiz hafta da bitirmeyi planlıyor.
Yeşilçay gerçek bir profesyonel!

'Hakkari'de Bir Mevsim' filmiyle 1983 yılında Berlin Film Festivali'nde 'Gümüş Ayı' ödülü alan usta yönetmen Erden Kıral, yeni projesi 'Vicdan'ı İzmir civarındaki kasabalarda çekiyor. Ekibiyle birlikte Ilıca Hotel'de konaklayan Kıral, Nurgül Yeşilçay'ın tam bir profesyonel olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Kendisini tanımaktan dolayı çok şey kazandığımı düşünüyorum. Tek bir düğün sahnesi için Nesrin Topkapı'dan göbek dansı eğitimi aldı."

erten07
03-06-08, 18:09
Kasiyerle fabrika işçisinin aşkı




"Gümüş Ayı" ödülü alan Erden Kıral'ın yönettiği "Vicdan" adlı filmin çekimlerine İzmir'de başlandı.


"Hakkari'de Bir Mevsim" adlı filmiyle 1992 yılında "Gümüş Ayı" ödülü alan Erden Kıral'ın yönettiği "Vicdan" adlı filmin çekimlerine İzmir'de başlandı. Filmde, son dönemin dikkat çeken isimleri, Nurgül Yeşilçay'la Murat Han başrolde.
"BEREKETLİ Topraklar Üzerinde" filminin yenilenen versiyonu 30 yıl sonra vizyona giren Erden Kıral'ın yönettiği "Vicdan" adlı filmin çekimleri, geçtiğimiz hafta İzmir'de başladı. Filmin başrollerinde, son dönemin dikkat çeken genç oyuncuları, Nurgül Yeşilçay ve Murat Han paylaşıyor. Yeşilçay'ın bir markette kasiyeri, Murat Han'ın ise fabrikada çalışan işçiyi canlandırdığı film, küçük kasabada, emeğiyle varolmaya çalışan üç gencin arasında geçen ilişkiyi konu alıyor. Filmin çekimleri, Çiğli Altın Kiremit Fabrikası, Torbalı Aktif Fırça Fabrikası, Turgutlu Aslan Tuğla Fabrikası, Konak'taki Malibu Pavyon, Balçova'da Yörük Mahallesi ve Alaçatı Sokakları'nda yapılıyor.

erten07
03-06-08, 18:18
'Vicdan' kamera önünde!

Yönetmenliğini Erden Kıral’ın yaptığı, başrollerini Nurgül Yeşilçay ve Murat Han’ın paylaştığı "Vicdan" filminin çekimlerine İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Alaçatı beldesinde başlandı.

http://img137.imageshack.us/img137/33/fft17mf53378id7.jpg (http://imageshack.us)

Konakladığı Ilıca Otel’de AA muhabirine bilgi veren yapımcı Cem Özer, filmin senaryosunun bir gazetenin 3. sayfasındaki haberden esinlenerek yazıldığını belirtti.

Özer, "Filmde kasaba insanları, küçük dünyaya sıkıştırılmış, umarı çaresi olmayan, aşama kaydetmeleri mümkün olmayan, bir fabrikada
çalışan, makinelerin parçası olmuş, mekanize olmuş insanların o dünyadan sıyrılıp başka yere sıçrama çabası sırasında yaşanmış sert bir aşk anlatılıyor" diye konuştu.

İki kadınla bir adam arasındaki çetrefilli aşk hikayesinin anlatıldığı filmin senaryosunun olayın kahramanlarıyla görüşülerek yazıldığını ifade
eden Özer, şunları söyledi: "İnsanların çaresizliği, umarsızlığı, arka planda görmesini bilenlere slogan atılmadan anlatılıyor. Hikaye İzmir’de yaşandığı için burada çekiyoruz. Sadece isimler farklı, o hikaye yaşandı, sinema olarak biraz
süslendi, dramaturje edildi ama o insan bir yerde duruyor. Erden Kıral onunla, onun etrafındakilerle görüşmüş, ona ilginç gelmiş
senaryolaştırmış. Film, ekim sonu veya kasım başında vizyona girebilir. Dağıtım şirketinin stratejisine bağlı. Keyifli, gergin, sinirli, heyecanlı bir sette çalışıyoruz."

"Vicdan"ın hikayedeki kızın kendisine taktığı isim olduğunu ifade eden Özer, "Vicdansızlaşıyoruz, tipik 21. yüzyıl bireyi haline geliyoruz. Herkes önce kendini kurtarmaya çalışıyor. O sıcak hoşgörü toprağı olan
Anadolu giderek hırçınlaşıyor" diye konuştu.

Özer, filmin yönetmen Erden Kıral’a ödenen bir borç olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Bu film, yönetmenimize ödediğimiz bir borç. Genç kuşak yönetmenler ya
da yönetmenliğe özenenler gelip biraz onun setini gözlemlesinler. Nuri Bilge Ceylan, Fatih Akın gibi son zamanların başarılı yönetmenleri Erden Kıral’ın açtığı kapıdan geçerek başarıya ulaşmışlardır. Kıral’ın çektiği
filmler yurt dışında festivallerde ilgi görünce insanlar objektiflerini Türk sinemasına çevirdi. Şimdi Akın’ın, Ceylan’ın açtığı kapıdan da birileri geçecek."

-"TELEVİZYONDA YAPACAK BİR ŞEYİM KALMADI"-

Kendisini üne kavuşturan "Laf Lafı Açıyor" programıyla televizyonda istediği yere geldiğini ve heyecanını yitirdiğini ifade eden Özer, "Televizyonda yapacak bir şeyim kalmadı, yeni heyecanlar sardı beni.
Ara sıra hayatı sıfırlamak lazım. Televizyonda yapacağımı yaptım, çok ısrar etmeyeceğim, bana artık heyecan vermiyor. Yapımcılık, yönetmenlik heyecanlandırıyor, hemen bir film çekmeye cesaretim yok" diye konuştu.

Özer, bir yıl içinde, yönetmenliğini yapacağı bir film çekeceğini belirterek, eşi Nurgül Yeşilçay ile aynı sette olmanın kendisi
etkilemediğini, profesyonel ortamda eş olduklarını unuttuklarını kaydetti.

Raşit Çelikezer’in senaryosunu yazdığı, Zekeriya Kurtuluş’un görüntü yönetmenliğini yapacağı filmin bazı sahneleri, İzmir’in Bornova ve Manisa’nın Turgutlu ilçelerinde çekilecek.

erten07
10-06-08, 10:35
İzmir’de Vicdan meselesi

Geçen hafta Çeşme’de Erden Kıral, Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer’le görüştüm.

Cem Özer’in yapımcısı olduğu "Vicdan" adlı film, İzmir ve Çeşme’de Erden Kıral tarafından çekiliyor. Oldukça sert sahnelere sahip "Vicdan", "başımıza gelenler yaptıklarımız yüzünden mi" sorusuna iki kadın arasında kalan bir erkeğin hikayesini anlatarak cevap arıyor.

Başrollerde Nurgül Yeşilçay, Tülin Özen ve Murat Han var.

Cem Özer, geçen yıl Altın Portakal’da rakip olduğu Murat Han’ın kadroda olmasını kendi istemiş. Erden Kıral, Cem’in ne kadar doğru bir seçim yaptığını çekimler başlayınca anladığını söylüyor.

Cem, İzmir belediye başkanının filme katkılarından söz etti. Belediyelerden filmlere bu tip destekler sürerse bunun turizme ve o bölgenin tanıtımına etkisi olacaktır mutlaka. "Vicdan"da Alaçatı’nın eşsiz mimarisini ve cumbaların güzelliklerini doya doya izleyeceğinize emin olabilirsiniz.

Festival ve vizyon kurgusunun farklı olacağı "Vicdan", Antalya Altın Portakal’a yetişecek gibi. Ama Erden Kıral’ın aklı Berlin, Cannes, Venedik gibi uluslararası festivallerde.

Bakalım Nurgül Yeşilçay, "Yaşamın Kıyısında"dan sonra bir kez daha yurtdışında yarışma imkanı bulabilecek mi?

#ezo#
17-06-08, 19:59
oyuncu seçimleri bence çok başarılı,merakla beklediğim filmler arasında ;)

bukalemun
17-06-08, 21:10
bugün gece gündüzde vicdanın setindelerdi ,anlatılanlar -yönetmen ve oyuncular murat tülin nurgülün anlattıkları röpörtajda- bile bence etkileyiciydi ki kamera arkası görüntülerden bir kaçını izlediğim kadarıyla çok etkileyici ve oyuncular tüm filmde doğaçlama oynuyolarmış öyle karar verilmiş çok doğal ve gerçekçi ve de çok sert bir film olcakmış
kasımda sinemalarda olması planlanıyomuş ayrıca

!! Elyf !!
18-06-08, 01:26
’Vicdan’ marjinal bir aşk hikáyesi


Röportaj: Sema DENKER Fotoğraflar: Osman Oğuzhan ERDEN / İZMİR

Erden Kıral'ın yönettiği "Vicdan" filminin çekimleri İzmir'de devam ediyor.




Nurgül Yeşilçay, Murat Han ve Tülin Özen'in başrolde olduğu filmde senaryo gereği oryantal yapan Yeşilçay, "Bu sahneler için Nesrin Topkapı'dan oryantal dersleri almıştım. İyi olduğunu düşünüyorum" dedi.

n "Vicdan"ın senaryosu, bir üçüncü sayfa haberi. Filmde, üç kişi arasında geçen ve sonunda ölüm olan tutkulu bir aşk anlatılıyor. Ve film, bol arızalı bir aşkın yaşandığı ortamda vicdanı sorguluyor, öyle değil mi?

- Evet, "Vicdan" gerçek hayatta yaşanan tutkulu, arızalı, belki marjinal bir aşk hikáyesi.

n Nasıl bir marjinallik var?

Bu, filmi anlatmak olur... Ama şöyle özetleyebiliriz: Üç karakter var. Adam evli ve bir de sevgilisi var. Murat Han’ın tutkuyla bağlı olduğu sevgilisini yani Aydanur’u ben canlandırıyorum. Karısı Songül’ü ise Tülin Özen... Aşk üçgeni sıradan gibi gözükse de aşkın yaşanış şekli çok marjinal. Klasik aldatma hikáyelerinden değil.

n "Eğreti Gelin" çok güzel bir filmdi. O filmde çok şey öğrendik... Bu film bize ne öğretecek?

- Bu filmle birlikte "kader" denilen şeye tekrar bakacağız. Filmi izleyenler, bugüne kadar hayatında nelere müdahale ettiğini, hayatın kendileri için nasıl bir şey yazdığını düşünecekler. Hayatını, bugün yaşadıkları aşkı, geçmişte yaşadıklarını, suç olayını sorgulayacaklar. Olayların zamana, mekána ve yaşam koşullarına göre nasıl farklılık sergilediğini göreceksiniz... Tabii estetik görüntülerle birlikte.

n Evet çok güzel oryantal yapıyorsunuz. Zaten bu çekimlerde biz de vardık ve çok hoş görüntülerinizi çektik...

- Teşekkürler. Bu sahneler için Nesrin Topkapı’dan oryantal dersleri almıştım. İyi olduğunu düşünüyorum...

n Peki Nurgül Hanım, siz kaderci misiniz?

- Evet, ben kaderci birisiyim. Kadere çok inanıyorum. Neden inanıyorum, çünkü benim de hayatımda her şey tesadüf oldu. Ben çocukluğumdan itibaren oyunculuk aşkıyla ölen birisi değildim. Önüme bir fırsat geldi ve ben bunu değerlendirdim.

n Fırsatları iyi değerlendirmişsiniz. Bakalım canlandırdığınız Aydanur değerlendirebilecek mi...

- Pek değerendiremiyor. Çünkü onu, o semte, o şartlara bağlayan bir aşk var. Yüreği ile beyni arasında kalacak. İşte onun çelişkisini doğru vermeye çalıştık. Bakalım nasıl yırtacak, yüreğiyle mi, beyniyle mi?

n Siz yüreğinize söz geçirebilen bir kadınsınız bence. Bana çok duygusal, romantik değilsiniz gibi geliyor. Katı bir tarafınız var sizin...

- Evet, ben bilindik anlamda romantik değilimdir ama romantiğimdir. Belki bu postmodern bir romantizm, bilmiyorum. Fakat bu romantizm şeklini genç kuşakta da görüyorum. Örneğin Cem ile benim romantizm anlayışımız o kadar farklı ki... Cem; "Bulutlar gökyüzünde usul usul giderken ben de seni düşünüyordum" gibi cümleler kurar. Oysa sadece "Seni seviyorum" dese, bu benim için daha romantiktir. Ama o öyle bir dönemden geçmiş, kişiliği öyle. Ben de böyleyim. İlk başlarda birbirimizi algılama konusunda bu anlamda bayağı bir sıkıntı yaşadık. Sonra anladık birbirimizi. Ben çizgi filmde falan ağlamam, ama Cem ağlar. Ben ise sokakta, yaşlı bir kadın gördüğümde kendimi tutamam. Saçma sapan bir yerde, saçma sapan bir şey hissedebiliyorum. Duyarlıyım ama duygusal değilim sanırım.

n Şimdi filmde ortadaki suça dair vicdan muhasebesi yapılıyor. Peki vicdan, bütün kötülükleri yok etmek için yeterli midir sizce?

- Bu filmdeki üç kişi dediğiniz gibi vicdanını sorgulayacak. O yüzden de suç sorgulanacak... "Suç ne, hata ne, ben ne kadar vicdan azabı duymalıyım" soruları, film içerisinde çok sık karşımıza çıkacak. Ben aslında suçun çok önemli olmadığını düşünüyorum. Bu suçun, kime göre suç olduğu çok önemli. Bu toplum bize bir sürü şey dayatıyor. Her şey herkese göre suç olabilir de, olmayabilir de. Fatih Akın’la film çekerken hapishaneye gittik. Oradakilerle tek tek konuştuk. "Her an bir cinnet geçirip, cezaevine girebilirsin"i gördüm. Dışarıda bana göre bir sürü suçlu insan dolaşıyor, "Onlar niye içeride değil"i sorguladım. Sadece suç şu olabilir, kendi vicdanın rahatsızsa bu bir suçtur. İşte filmde de bir anlamda bunu anlatıyoruz

n Peki, bu aralar siz en çok hangi konuları sorguluyorsunuz?

- Birçok şeyi sorguluyorum. Geçmişi düşünüyorum. Sonuçta ben de saraylarda büyümedim. Hepimizin bir yırtma şekli oldu. Ben konservatuvara gidip yırttım, Aydanur da pavyona düşüp yırtıyor. Hayat böyle bir şey işte...

n Konservatuvara gitmeseydiniz acaba yırtma şekliniz nasıl olurdu, hiç düşündünüz mü?

- Konservatuvara girmeseydim belki öğretmen olacaktım ya da benimle hiç alakası olmayan bir adamla evli olup, birkaç tane çocuk yapacaktım. Bakıcım falan olmayacaktı büyük bir ihtimalle ve her şey üstüme üstüme geliyor olacaktı. Belki de gelmezdi. Çünkü insanoğlu yaşadığı her şeye çok çabuk adapte olabiliyor. Ama iyi ki de benim hayatı yırtma şeklim böyle olmuş.

n Yönetmen Erden Kıral bu filmde bir ilki deniyor. Film tamamen doğaçlama çekiliyor... Çok gerçekçi bir film izleyeceğiz...

- Sanırım Türkiye’de ilk defa tamamı doğaçlamadan oluşan bir film çekiliyor. Bizde bir senaryo vardı ama biz bu senaryoyu tamamen tretman olarak kullanıyoruz. Dolayısıyla benim bu filmde yapmak istediğim şey, üstün gerçekçilik. Umarım başarılı olabilirim. Erden Ağabey de çok destek oluyor. Zaten duygusal olarak Erden Ağabey’i çok sevdim. Onu babam gibi görüyorum. Ona biri kötü bir şey söylediği zaman sinirleniyorum. Çünkü kötülük adına hiçbir şeyi hak etmeyen birisi. Ve sette çok profesyonel. Şanslıyım...

Yurtdışında boy göstermek istiyorum

n Peki "Yerim portakalı..." dediniz, ortalık karıştı... Altın Portakal ne ifade ediyor sizin için?

- Aslında bu mevzu bu kadar büyüyecek bir şey değildi. Ben artık yurtdışında bir şeyler olsun istiyorum. Oradaki büyük festivallerde boy göstermek, kırmızı halılarda yürümek istiyorum. Ben o heyecanı Cannes’da yaşadım, çok güzeldi. Bu yıl Nuri Bilge Ceylan gittiğinde de çok heyecanlanmıştım. Çok dua ettim. Çok da güzel bir sonuç aldılar. Oraya gitmek muhteşemdi zaten. Çünkü dünyanın kalbi orada atıyor. O yüzden inşallah bir kez daha hem kendim hem de ülkem için oralara gideriz.

Cem’den hiç sıkılmıyorum

n Eşiniz Cem Özer de Vicdan filmin uygulayıcı yapımcısı... Yani ortağı olduğu U.S.T.A adlı şirketiyle filmin yapım işlerini yürütüyor. Dolayısıyla sürekli bir aradasınız. Sıkılmıyor musunuz?

- Hayır. O, her şeyden önce benim çok iyi arkadaşım. Her şeyi paylaşıyoruz, çok güveniyoruz birbirimize. Ben onu çok dinlerim, o da beni dinler. Biz asla öyle büyük kavgalar etmeyiz. Kavga ettiğimiz zaman da ben kendime, "Ben bu adamdan şu anda boşanacak mıyım, ayrılacak mıyım, hayır. O zaman abartmanın alemi yok" derim ve işi uzatmam. O zaman ya ben özür dilerim ya da o. Dolayısıyla bizim evde kavga uzamaz ve sesler asla yükselmez.

Kaynak : Hürriyet Gazetesi

!! Elyf !!
18-06-08, 01:29
http://img338.imageshack.us/img338/4383/v4tw5.th.bmp (http://img338.imageshack.us/my.php?image=v4tw5.bmp) http://img412.imageshack.us/img412/7453/v3sv9.th.bmp (http://img412.imageshack.us/my.php?image=v3sv9.bmp) http://img147.imageshack.us/img147/1818/v2na8.th.bmp (http://img147.imageshack.us/my.php?image=v2na8.bmp) http://img443.imageshack.us/img443/2603/v1wr6.th.bmp (http://img443.imageshack.us/my.php?image=v1wr6.bmp)

anil16
18-06-08, 02:22
Waww Nunum'un su asaletine, guzelligine, cekiciligine bakin yaw. :img-in_lo
Varmi boylee yetenek?! :love05:
Resimlere bittim, eridim resmen. Ne guzel oyunuyo oylee. =))

Nedense ben en cok bu filmi icin heyecanlandim. Ayri bir havasi var cunki Nunum'un. Acayip yakismista saclari. :img-in_lo :img-in_lo

Yil'in filmi olucagi kesin. Bol odul'lu olsun ins. Sabirsizlikla bekliyorumm. :good:a

Ayrica sunu soylemeden edemicem: Nurgul'e Murat Han gibi uyumlu bir cift bulamazlardi bence//mukkemmel bir uyum! :good:

erten07
28-06-08, 13:17
İzmir'de bir Vicdan öyküsü


Usta yönetmen Erden Kıral, Nurgül Yeşilçay, Murat Han ve Tülin Özen'in başrol oynadığı yeni filmi Vicdan'ı İzmir'in cehennem sıcağına aldırmadan ilmek ilmek dokuyor... Üçlü bir aşk öyküsü üzerinden bir vicdani hesaplaşmayı anlatan Kıral en iyi filmini çektiğini düşünüyor. Nurgül Yeşilçay ise gayet enerjik..



Bu film vicdanın öldürücülüğünü öne çıkarıyor İzmir öyle sıcak ki sokakta in cin top oynuyor. Adres soracak insan bulmak neredeyse imkânsız. Ama bizim de Erden Kıral'ın son filmi Vicdan'ın çekimlerine dahil olmamız için Basmane'deki Malibu Pavyonu'na gitmemiz gerek. Sıcaktan bezmiş, dükkânlarının bir köşesine sinmiş esnafa, gündüz vakti "Basmane'deki Malibu Pavyon nerede?" diye sormak çok akıllıca değil elbet, ama yer yurt bilmediğimiz için yapacak da bir şey yok. Kimi "Deli misin be kardeşim!" bakışı fırlatıp "Basmane'de işte," diye cevap veriyor, kimi de duymamazlıktan geliyor. Allah'tan taksiciler o kadar insafsız değil (Klimanın onları sıcaklardan koruduğu belli). Bunun için "Abi atla gidelim," diyebiliyorlar. (Para almadıklarını belirtelim). Sıcaktan çarpılmış bir halde kendimizi Malibu Pavyon'a atınca içerisinin dışarıdan daha sıcak olduğunu anlayıp "Eyvah!" diyoruz. Şikâyet edeceğiz ama insanlar bu sıcakta film çekiyor! Erden Kıral ve Nurgül Yeşilçay'ın hoşgeldiniz karşılamasından sonra pavyonu inceliyoruz. Bir pavyonda bulunması gereken üç şey burada mevcut. Her yerde manasız aynalar, görme bozukluğuna neden olan kırmızı ışıklar ve leopar desenli kıyafet giymiş kadınlar. Nurgül Yeşilçay çok yorgun gözüküyor. Nedeninin sıcaklar ve rol yorgunluğu olduğunu düşünüyoruz ama bir sahne sonra güle oynaya yanımıza gelince şaşırıyoruz. O da anlıyor durumu. "Gece payvondan çıkış sahnesini çektik biraz önce, yorgun gözükmem gerekiyordu," diyerek açıklama yapma ihtiyacı duyuyor. Çok önemli bir sahneye geldimizi söylüyor, ama bizim halimizi pek iyi görmüyor. Bol su içmemizi öğütleyip yanımızdan uzaklaşıyor. Nurgül Yeşilçay filmde en yakın arkadaşının kocası Mahmut'a sevdalanan Aydanur'u canlandırıyor. Fakat hayatın ona sunduklarıyla da pek yetinmeyen bir hali var. Bunun için kiremit fabrikasında çalışacağına pavyonda çalışmayı tercih etmiş. Bu arada Mahmut'u oynayan Murat Han beliriyor. Takım elbisesi, yüzündeki faça izi, elindeki tespihi ve davranışlarıyla Kabadayı'nın Devran'ından farkı yok gibi. Ama daha güleryüzlü. Aydanur ile karısı Songül arasında kalmış Mahmut. Ama belli ki Aydanur ağır basıyor yüreğinde. İkilinin yolu böylece bu pavyonda kesişiyor.

DOĞAÇLAMA BİR SET
Erden Kıral çok kibar bir yönetmen. Ayrıca çok da rahat. Sanat grubuna ve reji ekibine o meşhur sahne için direktiflerini (ricada bulunuyor tabii) verdikten sonra, Murat Han'la konuşmaya başlıyor. Konuşma uzun sürüyor. Bu tür konuşmalar bu kadar uzun sürmez. Sonra onların yanına pavyon elbisesini giymiş, saçları ve makyajı yapılmış Nurgül Yeşilçay geliyor. Bu konuşma boşuna değil. Kıral bu filminde doğaçlamaya öncelik vermiş. Sebebi de gerçekçi ve doğal bir film yapmak istemesi. Üçüncü sayfa haberi ile Hasan Özkılıç'ın bir öyküsünden esinlenerek Vicdan'ı oluşturan usta yönetmen: "İkisi de çok gerçekçiydi. Ben de bu gerçekliği vermek için doğaçlamayı önceledim," diyor. Tabii doğaçlama yapmak o kadar kolay değil. Bunun için de uzun süre ön çalışma yapılmış. "Çünkü," diyor Kıral, "Eğer ön çalışma yapılmazsa doğaçlama değil, sıradanlık ve rastgelelik olur." Çekimlerden de pek bir memnun Kıral. "Oldukça rahattım, farkındasınız herhalde," diyor. Biz tebessüm edince rahatlığının sebebini açıklıyor: "Tüm birikimimi ve deneyimimi bu filmde kullandığımı hissediyorum. Bunun sonucunda en iyi filmimi çektiğimi söyleyebilirim. Sadece benim değil oyuncularımın da kendilerini nasıl aştığını film vizyona girince göreceksiniz." Erden Kıral'a vicdan olgusunu nasıl işlediğini soruyoruz. O da vicdan kavramının bütün hayatımıza girdiğini söylüyor. "Ama anladım ki," diyor, "Vicdan, kötülüklerin ortadan kalkmasına yetmiyor. Koşulların değişmesi gerekiyor. Koşullar da vicdani bir çabayla değiştirebilir."

KAMERA, ACTION, CUT!
Bu arada yönetmen yardımcısından haber geliyor, "Hocam her şey hazır" diye. Önce bir prova alınıyor. Murat Han pavyona geliyor ve barda bir sigara yakıyor, sonra ilerideki masada Nurgül Yeşilçay'ı görüyor birden ve kararlı bir şekilde yanına gidiyor. Yeşilçay büyük bir sessizlik içerisinde. Murat Han ise ağlıyor. Porava gayet başarılı. Kıral: "Action!" diyerek çekimleri başlatıyor. Bu sırada Kıral'ın monitöründen Nurgül Yeşilçay'ı görüyoruz. Gerçekten kamera onun yüzünü seviyor. Dünya gözüyle baktığımız zaman farklı bir durum yok. Ama monitördeki görüntü öyle değil, sanki sihirli bir değnek değmiş gibi büyülü. Murat Han da başka bir âlem. Biraz önce gülen sanki o değil. Kamera çalışmaya başlayınca birden değişiyor ve ağlamaya başlıyor. Erden Kıral: "Cut!" deyip ayağa fırlıyor: "Hepiniz öpüldünüz teşekkür ederim, paydos." Nurgül Yeşilçay, Murat Han ve Tülin Özen'in başrolde oynadığı, üçlü bir aşk öyküsünün anlatıldığı filmin çekimlerinde sona yaklaşılmış durumda. Tamamen İzmir'de geçen filmin kasım ayında vizyona girmesi planlanıyor. Ama belirtelim; perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. İyi bir set de iyi bir filmin habercisidir. Vicdan, Kıral'ın dediği gibi iyi bir film olacağa benziyor.

erten07
28-06-08, 13:21
Bu film vicdanın öldürücülüğünü öne çıkarıyor

Atıf Yılmaz ve Fatih Akın gibi farklı kuşaklardan usta yönetmenlerle çalışan Nurgül Yeşilçay, Erden Kıral için "Mükemmel bir insan," diyor..

- Vicdan, oldukça karmaşık bir olgu. Film bu olguyu nasıl ele alıyor?
- Suç ve ceza kavramları üzerinden biraz suçun ne olduğunu eşeliyor. Çünkü suç algısı toplumdan topluma, hatta insandan insana değişen bir kavram. Filmde suçun, vicdanı rahatsız eden yanı ele alınıyor ve vicdanın öldürücülüğü öne çıkarılıyor.

- Bildiğimiz kadarıyla da bir aşk hikâyesi üzerinden anlattığınız mevzu işlenecek...
- Üçlü bir aşk öyküsü. Tutkulu bir aşk, ama biraz da tuhaf... Adam evli, karısını seviyor ama aynı zamanda karısının yakın arkadaşına da sırılsıklam âşık.

- Filmde canlandırdığınız Aydanur'un varoşlarda yaşadığını biliyoruz. Ama iç dünyası nasıl?
- Gündüzleri kiremit, geceleri de fırça fabrikasında çalışıyor. Çok fazla geliri yok. Ama kendini güzel buluyor, önemsiyor ve yaşadığı hayattan memnun değil. Belki biraz ünlü olmak, magazin sayfalarında gözükmek istiyor. Fabrikalarda çalışarak amacına ulaşamayacağını biliyor. Bunun için de pavyonda çalışıyor. Ama hiçbir şey istediği gibi de olmuyor. Bunun da sıkıntısını çekiyor. Açıkçası ailem zengin değildi. Ve ben de Aydanur gibilere çok da yabancı değilim. Ayrıca dünyaya o kadar da kapalı olmadım. Onun için Aydanur'un yaşadıklarını anlayabiliyorum. Bu da işimi kolaylaştırıyor.

- Uzunca bir süre ön çalışma yaptınız bu film için. Erden Kıral da doğaçlama ağırlıklı çalıştığınızı söyledi. Bu ön çalışmanın doğaçlamaya ne gibi faydası oldu?
- Vicdan doğaçlamanın bu kadar öne çıktığı ilk filmim. Açıkçası biraz daha aktif bir şekilde filme katkıda bulunma imkânı sağlıyor bu yöntem. Hikâyeyi, hikâyenin akışını temel olarak biliyoruz. Ama sahne kurulurken, diyaloglar yaratılırken ağırlıklı olarak doğaçlama yapıyoruz. Kabul etmem gerekir ki, biraz zorlayıcı oluyor. Ama acayip bir gerçekçilik katıyor. Tabii, sırıtmaması için bunu dozunda ayarlamak gerekiyor. Ben canlandırdığım Aydanur karakterini, 'üstün gerçekçi' bir şekilde yorumladım diyorum. Yani çok gerçekçi olsun istedim. Filmi izleyenler eğer beni tanımıyorlarsa bu kız fabrikada çalışan biri herhalde desinler istedim.

- Atıf Yılmaz'dan sonra bir başka usta ile çalışıyorsunuz. Erden Kıral'ın seti de Atıf Bey'inki kadar öğretici mi geçiyor?
-Erden Kıral mükemmel bir insan. Öncelikle oyuncularına imkân tanıyor. Bizi ciddiye alıyor. Bu oyuncunun önemsendiğinin en büyük göstergesi zaten. Ayrıca çok rahat. Çünkü onun kafasında her şey net.

- Siz genelde yönetmenlerle güven ilişkisi kurmayı seviyorsunuz.
- Evet. Karşılıklı bir şey. İlk başta bir tanışma faslı, sonra birbirimizi keşfediyoruz, anlıyoruz. Bu karşılıklı güvenmenin zeminini oluşturuyor. Film çekildikten sonra da birbirimizi bırakmıyoruz. Arkadaşlığımız devam ediyor.