Tüm Versiyonu Göster : Bölüm Yorumları-Arşiv-8
Sayfalar :
1
2
3
4
5
6
7
8
9
[ 10]
11
Arkadaşlar sağ ve sol hakkında yazdıklarınızı okudum... Müsade ederseniz bu konuda bir söz hakkıda kendime verdim.
Aynı topraklar üzerinde yaşayan insanların emeği,üretimi,vergileri ile varlığını sürdüren devlet; "o"insanlara her türlü hakları eşit ve parasız (eğtim,sağlık,sosyal güvence...vs) sağlamak zorunda değilmidir? Eğer bunlar adil bir şekilde sağlanmaıyorsa,hep birileri madur hatta çok madur oluyorsa buna karşı çıkmak gerekmez mi? Yakın tarihimiz işte 60'lı yıllardan başlayan ve günümüze gelen süreç...Kimler karşı çıkmış? genellikle solcular hatta hep solcular olmuş.(bu guruptan da olumsuz insanlar olabilir ama bu düşüncenin özünü bağlamaz önemli olan "o"düşüncenin doğruluğu-yanlışlığıdır.)Dolayısıyla mevcut sisteme hep mualif olmuşlar.mevcut sisteme muhalif olmanın bazı gerekleri var.tabiki sistemi iyi tanımak,alternetif sistemi iyi bilmek gerekir.Dolayısıyla solcular bilgilenmek herşeyin iyisini blmek durumundalar.İnsanlar için daha iyi olanı, daha iyi insan olabilmeyi...biz biliyoruz ki bunun yolu okumaktan, sanatla uğraşmaktan,sevmekten,aşık olmaktan,üretmekten,ürettiğini paylaşmaktan geçer.
Turgut Özal
Benim memurum işini bilir.
Fifty fifty kardeşim.
Irak Savaşına Amerikalıların yanında girersek bir koyar üç alırız.
Anayasayı bir kere delmekle birşey olmaz.
Bir müzik koy da havamızı bulalım Semracığım.
Ben zenginleri severim.
Allah'ın verdiği canı Allah'tan başka alabilecek yoktur!
ANAP Kongresi'nde uğradığı suikast girişiminin ardından kürsüde
Ekonominin tabii kanunları vardır. Bu kanunların dışına çıkarak nehri tersine akıtmayalım.
Demiryolları moskof işidir.
Devlet millet içindir, millet devlet için değildir!
Sen onu git küçük Turgut'a anlat.
Torununu(!) kastederek
Türkiye'yi küçük Amerika yapacağız.
Şapka giymeyenleri astılar.(Atatürk dönemine atıfta bulunuyor)
Fraqmanı izLeyen oLmuş ama payLaşmamış sanırım.. neden ki..?
Biz qörsek hemen yazıyoruz vaLLa..
Nyse bn yarın sabah yanii qeçen hafta fraqmanı izLediğim
saatte Atv başında oLucam.. İnŞ bu seferde yakaLarım.. ;)
bir_adı_yok 03-04-07, 18:20 Fraqmanı izLeyen oLmuş ama payLaşmamış sanırım.. neden ki..?
Biz qörsek hemen yazıyoruz vaLLa..
e sen gördüğün için yazarsın tabii.
arkadaş pek görmüşe benzemediği için yazamamış.
..........
şeboist;
paylaşımların için tşk.
daha önce okumadığımız şeyler değil ama,
yeniden okumak, duymak güzel.
sabırsızlıkla beklıyorum arkadaşlar siz fragman yayınlandıgı gun youtube dan nereye gırıosunuz ben ılk gun bulamıorum:(:(
http://www.68dayanisma.org/ftp_folder/other/Deniz-1.jpg
DENİZ GEZMİŞLE SÖYLEŞİ (DEVRİM GAZETESİ 23 ARALIK 1969)
DENİZ GEZMİŞ'İN DEVRİM GAZETESİNE VERDİĞİ RÖPORTAJ
Atatürk’ün, “Tam bağımsızlık” ülküsünü kendilerine şiar edinen devrimci gençleri sindirmek için cinayet tedbirlerine kadar varan planlar yapılıyor şu günlerde. Tertipçilerin baş hedeflerinden biri de gençliğin önde gelen liderlerinden Deniz Gezmiş, son olayları şöyle yorumladı:
- Türkiye ekonomisi tam bir çıkmaz içindedir. Zamlara rağmen, bütçenin açığı 2,5 milyardır. Bu, tutucular koalisyonunun iflasını açıkça ortaya koymuştur. Tutucu güçler, egemenliklerini uzun süre devam ettiremeyeceklerini anlamış olmanın telaşı içindedir. Devrimci gençlik eylemini engellemek için tertiplere girişmeleri bundandır. Fakat umduklarının tersi olmuş ve bu olaylar bizi daha örgütlü, daha disiplinli ve daha güçlü eylemlere hazırlamıştır. Tertipleriyle gençliği ordunun karşısına düşürmek hedefine ulaşamadıkları gibi, devrimci gençlik eylemi, Mustafa Kemal’ci zinde güçler saflarını biribirlerine kenetlemiştir. Mustafa Kemal adı, geniş öğrenci kitlelerinde daha fazla ağızdan ağıza dolaşır olmuş, forumlarda Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe tekrarlanmış ve bunlar uygulanmıştır. Emperyalistler ve işbirlikçileri, Gazi Mustafa Kemal’in çizgisinin geniş kitlelerde ve bütün zinde güçlerde yankılanmasından korkmuşlardır bugün.
söyleyeceklerin neler?
- Üniversite öğrenimi yapmak Anayasa’nın verdiği bir haktır. Öğrenci olarak devrimci mücadeleye katılmak ise, Mustafa Kemal’in bize yüklediği bir görevdir. Dünyanın bütün gericileri biraraya gelseler bu hakkımızı ve görevimizi elimizden alamayacaklardır.
- Mustafa Kemal’in gençliğe yüklediği devrimci görevler nelerdir, biraz daha açıklar mısın?
- Türkiye ilk Kurtuluş Savaşı’ndan 50 yıl sonra tekrar yarı-sömürge durumdadır. Ve Kemalist bir Cumhuriyetin başına anti-Kemalist politikacılar geçmiştir. Politikacı, anti-Kemalist karşı devrim hareketine yeşil ışık yakmaktadır. Bu koşullarda gençlik, emperyalizme ve anti-Kemalist gidişe karşı verilen savaşta somut olarak ön safta bulunmaktadır. Elbette tarihi önderlik sorunu ayrı bir konudur. Bugün için gençlik, mümkün olduğu kadar geniş halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için devrimci eylemde bulunacaktır. Kemalist Devrim tamamlanacak ve onun emperyalizmle çelişen bütün milli sınıf ve tabakalara maledilmesi sağlanacaktır. Gençlik bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.
- Halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için gençliğin dayanışma içinde bulunacağı Kemalist güçler kimlerdir?
- Bugün Türkiye’de Kemalist Devrim’in bekçiliğini yüklenen güçler arasında başta ordu, 27 Mayıs’ı yapan güçlerin önemli bir yeri vardır. Anti-Kemalist karşı devrim hareketine karşı gençlik bütün zinde güçlerle eleledir. Emperyalizmin işbirlikçileri gençlik ile öteki zinde güçlerin arasını açmak istemektedir. Fakat aynı inançta olan, yani emperyalizmi kovmuş, feodal unsurları tasfiye etmiş bir Kemalist Türkiye isteyen bu ilerici güçlerin arasını anti-Kemalist karşı devrimi tezgahlayanlar açmayı başaramayacaklardır.
- Emperyalizme karşı nasıl bir mücadele verilecektir?
- Bugün Amerikan emperyalizmi saldırganlık yolunu seçmiştir. Buna karşı biz de, emperyalizmin parmağının bulunduğu her yerde ona karşı aynı silahlarla mücadele yolunu seçtik: tıpkı Mustafa Kemal’in 50 yıl önce yaptığı gibi. Emperyalizm bugün millici güçleri tasfiye etmek için listeler hazırlamakta ve bütün kurumlarımıza elini uzatmaktadır. Bizse onları defterden sileli çok oldu. Milli kurumlarımıza uzanan elleri de kırmakta kararlıyız.
- Bazı çevreler bu görüşleri, “devrim yobazlığı” sayıyorlar. Bu sence nasıl açıklanabilir?
- Devrimcilik demek halk dalkavukluğu demek değildir. Her şeyden önce devrimcilerin görevi halkın önünde gitmek, halkın gerçek özlemleri için mücadele etmektir. Halk için düzen değişikliği isteyen gençliğe halk karşıdır gibi saçma bir iddiayla Kanlı Pazarları görmezlikten gelen ve gerçek devrimciyi yobazlıkla suçlamaya kalkışan tatlısu devrimciliğine özenmiş politikacı, aslında tutucu güçler koalisyonunun usta propagandalarının esiri olmaktadır. Politikacı, “halk kızar” diye, halk düşmanlarının uşaklığını yapmaktadır. Değirmenköy, Elmalı, Göllüce köyleri, davalarını desteklediğimiz bu topraksız köylüler bize hiç kızmadı, aksine gençliği bağrına bastı. Demir Döküm işçileri de öyle yaptı. Devrimci gençliği halkçı görünüp, egemen sınıflara göz kırpan tatlısu devrimcisi politikacı anlamaz ama işçi ve köylü anlar. Devrimci gençlik de onlara dalkavukluk etmez, gerçek kurtuluş yolunda onlarla birlikte mücadele eder. Hem egemen sınıflara göz kırpan oy goygoyculuğu, hem devrimcilik olmaz. Bugün bizi devrim yobazı olarak nitelendiren birkaç CHP yöneticisi Ortanın Solu tabanını temsil etmemektedir. Anti-Kemalist karşı devrimcilerin yanında yer alan bu birkaç yöneticiyle ortak bir mücadele söz konusu değildir. Fakat şuna inanıyoruz ki, tam bağımsızlık isteyen dürüst Ortanın Solu tabanı Kemalist bir Türkiye’nin kurulması için bizimle birlikte mücadele edecektir.”
(Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı Devrim Gazetesi - 23 Aralık 1969 - Sayı: 10 - Sayfa: 2-7)
İLHAN ERDOST'UN EŞİ İLHANI ANLATIYOR CUMHRİYET 29 OCAK 2007
1980 yılında gözaltında dövülerek öldürülen yayıncı İlhan Erdost'un eşi Gül Erdost:
Kızım bir kez bile baba diyemedi
1980 yılında gözaltında dövülerek öldürülen yayıncı İlhan Erdost' un eşi Gül Erdost 'un çığlığı şu gökkubede bugün de asılı: "Kızım Alaz bir kez bile baba diyemedi" Gül Erdost, İlhan Erdost'un öldürülmesi ile ilgili duygularını şöyle paylaştı:
- Bize İlhan Erdost'tan söz eder misiniz?
Ölenlerin arkasından hep söylendiği için değil ama gerçekten İlhan bana yazdığı mektuplarda da söz etmişti, çocukluğunda da arkadaşlarıyla bir kez dahi kavga etmemiş, aile içerisinde, arkadaşları arasında yapıcı rolü nedeniyle çok sevilen; çocuklarına, ailesine düşkün, ülkesini seven bir sosyalistti.
TÜRKÜLERLE BAŞLADI...
Nasıl tanıştınız? Ne zaman evlendiniz?
Aslında burası tam bir masalımsı hikâye....
1973 yılıydı... Ben Hacettepe Üniversitesi Sosyal Çalışma Bölümü'nde okuyordum. Sesim fena değildir. Ailemizden gelen bir de türkü merakımız var. Azeri türkücü Beybitof 'un türkülerine ulaşmak istiyordum. Sınıf arkadaşım (yazar Talip Apaydın 'ın kızı ) Su Apaydın Öge "Benim bir akrabam var; o da türküleri sever ve söyler de.. istersen gidelim" dedi. Birlikte Zafer Çarşısı'nda 'Onur Kitabevi' ne gittik. İlhan oradaydı. Zaten Sol-Onur yayınlarını hem ideolojim gereği hem de Bölüm Başkanımız Emre Kongar 'ın kaynak kitapları olan derslerimiz nedeniyle okuyorduk. İlhan'la tanıştım ve kaset bulma sözü aldım... Birkaç gün sonra İlhan'ı elinde kasetler, Hacettepe Üniversitesi Merkez Kampusu'nda beni ve Su'yu ararken buldum. Ancak arkadaşlarıyla yapacakları piknik önerisini de reddettim.
Mezun olup İzmir SSK Tepecik Hastanesi'ne tayin oldum. Ailem Ankara'da olduğu için de sık sık Ankara'ya geliyordum. Bayram gelişlerimin birinde Su'nun "İlhan'lara da uğrayıp türkü söyleme" çağrısı bana da sıcak geldi ve birlikte Muzaffer Abimlerin evine gittik. İlhan, arkadaşıyla masaya yayılmış yayınlarla ilgili çalışıyordu... Bizim girişimizle masa birden rakı/türkü sofrasına dönüştü. Gün, İlhan'ın davudi sesi ve benim sesimle inanılmaz güzellikte geçti. Birlikte evden çıktık... Yürüyerek giderken bana birden "Gel seninle evlenelim" dedi. Bu teklifi ben hemen kabul etmedim ve İzmir'e döndüm.
İlhan'dan her hafta 'özel ulak' mektup aldım. Bu mektuplarda çocukluğunu, yaşamını bana şiirsi bir dille anlattı ve yaklaşık bir yıl sonra da bir anneler gününde bana yolladığı ve üzerinde 'Geleceğin anasına' yazılı hediyesinden etkilenerek evlenme teklifini kabul ettim. 5 Temmuz 1976 yılında da evlendik.
KENDİ ELİMİZLE TESLİM ETTİK
- Olay nasıl oldu?
Evimiz arandı ve arama sonucunda, kendi yayınlarımızda birden fazla evde bulunduğu için 'yasak yayın bulundurmak' suçlamasıyla Abim gözaltında iken, İlhan'ın da gelmesini istedikleri için ben, İlhan ve İlhan'ın amcası, birlikte emniyet müdürlüğüne gittik ve İlhan'ı kendi ellerimizle teslim ettik. Bunu özellikle kendi ellerimizle diye bastırarak söylüyorum, çünkü İlhan'ın öldürülme haberini Cunta, "Çeşitli suçlardan aranan sanık İlhan Erdost başına vurulan bir dipçik darbesiyle hayatını kaybetti" diye ilan etti. Yani evimiz, adreslerimiz açıktı ve de ' çeşitli' değil, tek 'suçu' vardı İlhan'ın; dövülürken Astsubay Şükrü Bağ 'ın sürekli tekrarladığı "10 yaşındaki bebeleri zehirlediniz" dediği Marksist klasikleri Türkiye'ye kazandırmak için yayın yapmak.
Sorgulanmaları süresince emniyet müdürlüğünden her gün Mamak Sıkıyönetim Komutanlığı'na gidip gelirken SSK Hastanesi'nin (benim işyerim) önünden geçtiler ve de büfeden su içme bahanesiyle beni de yanlarına çağırdılar, çocukları anlattım, İlhan'ı en son orada gördüm. Akşam da tutuklandılar. Ve İlhan öldürüldü.
'3 gün sonra öğrendik'
- Siz olayı nasıl öğrendiniz?
GÜL ERDOST - Biz olayı 3 gün sonra öğrendik. Aile dostumuz ve avukatımız Halit Çelenk, İlhan ile Muzaffer Abimin tutuklanmaları haberini verdiğinde hava soğuktu, halbuki İlhan, yukarıda da değindiğim gibi 'bir konuda ifadesine başvurulmak üzere' emniyete çağrılmıştı, takım elbisesi ile gitmişti 'ifade vermeye'. Ben hemen ertesi gün (8 Kasım) İlhan'ın yeğeni ile birlikte Mamak Cezaevi Dış Nizamiyesi'ne gittik. Elimde İlhan'ın paltosu ve iç çamaşırları olan bir paketle.. Ancak nizamiyedekiler bizi bir garip karşılayıp paketimizi de almadan yolladılar... Ben de 'Halit Abiyle yollarım' rahatlığı içerisinde eve döndüm.
'MUMCU'YU ARADIM'
10 Kasım günü akşamüzeri Muzaffer Abimin kızı Suları bize geldi ve "Halit Abi geldi, seni bize çağırıyor" dediğinde yine poşeti ve paltoyu kaparak Abimlere gittim. Ama garip bir hava var evde. Halit Abi inanılmaz kötü ve suratıma bakamıyor. "Gül, İlhan mide kanaması geçiriyor ve Gülhane Hastanesi'ne kaldırılmış" sözcüğü ağzından çıkar çıkmaz ben hemen kan gereksinimi olur ve doktor bulup ilgilenmeyi sağlamak (kendim de hastanede çalıştığım için tıp çevremi harekete geçirmek istedim) amacıyla telefonlara sarıldım. Yalnız bu arada evin kapısı sürekli çalıyor ve gelen giden sayısı artıyor, endişem de artıyor.. salona gidip Halit Abiye "Başka bir şey mi var Abi?" diye sorup 'Hayır' yanıtını alınca "Ben Uğur'a soracağım (Mumcu)" diye telefonunu aldım ve bir okuyucu gibi Uğur'u aradım ve Uğur "Maalesef kaybettik" deyince kendimi tanıtıp telefonu kapattım.
'Denizler'in idamına şerh koyan başsavcıyı Gezmiş ailesi uğurladı'
'Denizler'in idamına şerh koyan başsavcıyı Gezmiş ailesi uğurladı'
87 yaşında ölen Nahit Saçlıoğlu, Deniz'in davasında karara 'şerh' koymasına karşın hayatı boyunca Gezmiş Ailesi'nin hiçbir ferdiyle görüşmedi. Ama Deniz'in ağabeyi onu son yolculuğunda yalnız bırakmadı...
16.08.2006
Geçen pazar, Selimiye Camii'ne gelenler sevdiklerinin ardından son görevlerini yerine getiriyordu. İmamın 'hakkınızı helal ediyor musunuz?' sorusuna gür bir 'helal olsun' sesi yükseldi. Askeri Yargıtay Başsavcısı Nahit Saçlıoğlu son yolculuğuna uğurlanırken tabutunu taşıyanlar arasındaki bir başka isim dikkat çekiyordu. Bu isim Deniz Gezmiş'in ağabeyi Bora Gezmiş'ten başkası değildi. Peki Bora Gezmiş ile Askeri Yargıtay Başsavcısı Nahit Saçlıoğlu'nun arasındaki bağ neydi? Bu sorunun cevabı Türk hukuk tarihinde bir mihenk taşı olarak kabul edilen 'şerh' maddesi.
Yazık bu çocuklara
Çünkü Saçlıoğlu, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının davasına katılarak idam kararına muhalefet şerhi koymuş, nedenini ise şöyle açıklamıştı: "Anayasayı değiştirmek için elverişli vasıtalara sahip olmamak..." Bu şerh Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamını engellemese de ilerleyen yıllarda hukuk fakültelerinde örnek olarak okutulacaktı. Saçlıoğlu'nun Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim üyesi olan oğlu Mehmet Zaman Saçlıoğlu, babasının tarihi kararını şu sözlerle anlatıyor: "Babam sürekli 'Bu çocukları haksız yere asacaklar. Onların Anayasa düzenini değiştirmeye yetecek güçleri yok ki!' derdi. Ancak bu şerh kararında tek değildi. O dönemde gözlerinden rahatsız olduğu için hastanede tedavi gören Kemal Gökçen Paşa'ya da kararını okudu. Bunun üzerine Paşa da idam cezasına muhalefet şerhi koydu. Bu olaydan sonra Gezmiş Ailesi ile bir irtibatımız olmadı. Ama Gezmiş Ailesi babamın cenazesine geldi. Bana, 'Babanıza sağlında teşekkür edemedik, onun adına size teşekkür ederiz' dediler. O an çok duygulandım."
'Menderes'te imzası yoktu'
Saçlıoğlu, 60 ihtilalinden sonra yargılanan Adnan Menderes ve Celal Bayar'ın davalarında da Yüksek Adalet Divanı üyesi olarak görev yaptı. Mehmet Zaman Saçlıoğlu, babasıyla ilgili olarak bir konunun kamuoyunda yanlış bilindiğini söylüyor: "Menderes'in idam kararında babamın imzası olduğu söylenir. Babam duruşmalara katılıyor ama kararın imzalandığı gün rahatsızlanıyor. Sürmenaj geçirip revire kaldırılıyor. Bu yüzden kararda imzası yok."
tek bir sap ideoloji, yada tek bir sol ideoloji yoktur.Sağcılar gerici-muhafazakar, solcular ilerici diye bir genelleme çok büyük bir yanlıştır.
Sağcı ama Atatürk ilkelerine bağlı bir çok insanımız olduğu gibi, kendini solcu olarak tanımlayan ve de dinine bağlı bir çok insanda vardır.Hatta bu insanlar çoğunluktadır.
Türkiye'de yıllarca 'solcu' kelimesi anarşist-komünist le aynı anlamlarda kullanıldı.Halen de öyle zannedenler bulunmaktadır.Evet komüniz sol bir görüştür.ANcak her solcu komünist değildir.
Türkiye'de yıllardır 'sağcı' kelimesi gerici-yobaz la aynı anlamda kullanıldı.Evet gerici-yobazlar kendilerini 'sağ'ın bir parçası olarak görmüştür.ANCAK her sağcı yobaz-gerici değildir.
Bana göre bir vatansever, 'ben sağcıyım-solcuyum' demeden önce, NE İSTEDİĞİNİ düşünmeli, karar vermelidir.Kendine sormalıdır:
*Ben ülkemde yabancı sermayenin kol gezmesini, ABD-AB-İMF gibi güçlerin oyuncağı-sömürgesi haline gelmesini istiyor muyum?
*Ben Kürtlerin-Çerkezlerin-Lazların bu sınırlar içerisinde kendi kültürlerini, dillerini konuşmalarını ister miyim?
*Ben nasıl bir Eğitim sitemi olmasını istiyorum?
Ayrıca solun veya sağın tarihteki temeli, süreci, gelişimi hakkında bilgi birikimi olmayan kişiler çok sağlıksız bir siyasi karaktere sahip olabilirler.Bir dedikleri diğerini tutmayabilir.
Yapılan en büyük yanlışlardan biri de (özellikle Türkiye gibi eğitim seviyesi düşük ülkelerde) insanın kendini İLLE DE BİR SİYASİ PARTİNİN TARAFTARI OLMASI gerektiği yanılgısıdır.Siyasi fikir ve görüşleriniz bir partiye YAKIN olabilir.Ama tamamen birebir aynı olamaybilir.Bu da çok doğaldır.
Çünkü günümüzde siyasi partiler bazı ateşleyici unsurları (laiklik-atatürk-imamhatip-kıbrıs-başörtüsü-ab-abd) kendileri inanmasalar bile sanki öyle düşünüyormuşçasına hararetle savunurlar.Bütün bunları SİYASİ PROPAGANDA MALZEMESİ yaparlar.
Siyasi partiler birbirlerine düşmanlık etmeye mahkum olurlar; çünkü dış düşmanlara ve sözde müttefiklerimize(ab-abd...) yan gözle bakmaya yetecek cesareti kendilerinde bulamazlar!
ay bu yazıyı sinem sen kendinmi yazdın?yoksa biyerden mi buldun diyeceğim ;ama inanıyorumki sen yazmıssındır.ve bu yazılanların altına imzamı atarım ..tıpki benim düşündüklerimi okudum ya...walla özellikle şu dönemlerde gençler yavas yavas bilnçleşiyor umarım eskilere dönen olmaz...ya sağcısındır ya solcusundur solcuysan dinsizsindir sağcıysan yobazsındır.böyle bir düşünce varmıdır yaw?yani hem atatürkçü hem dinine bağlı insanlar olamaz mı?olabilir..bal gibi de olur...hangi partiye oy veriyorsan illaki onunla aynı düşüncelere sahipmişsin gibi lanse edilir..halbuki artık bilinçli insanlar partilere deilde partinin içindeki fikirlerini beğendikleri insanlara oy veriyorlar...bizim hocamız vardı hep derdi :"partiye değil düşüncelere oy verelim."...ya hem artık varmı dır çok merak ediyorum sırf hemşerisi diye o adamın oldugu partiye oy veren insan ???bence insanalr önce ,sol-sağ tartışması yapacaklarını beyinlerini bu kıt düşüncelerden kurtarsnlarda ufukları açılsın..ondan sonra bu konulara girsinler.kendini bilmeyen bir insan nasılk olur da bir düşünce sistemine katılabilir kiğişte öyl eyapıncada piyondan başka bir şey olamaz hayatta..umarım artık yavaş yavaş türkiye bilinleniyordur...bu tür konuları aşalım artık yaw...
yamisis ben yazmadım:img-blush
bunu buldum.paylaşmak istedim.1 mayıs benim doğum günüm ayrıca. :img-blush
BİR MAYIS İŞÇİ MARŞI DİNLETİ
Günlerin bugün getirdiği
Baskı, zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez
Sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir
Bizde ve her yerde
1 Mayıs 1 Mayıs
İşçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkın bayramı
Yepyeni bir güneş doğar
Dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir
Kavganın ufuklarında
Yurdumun mutlu günleri
Mutlak gelen gündedir
1 Mayıs 1 Mayıs
İşçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkın bayramı
Vermeyin insana izin
Kanması ve susması için
Hakkını alması için
Kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir
Gelen ışıklı günler
Gün gelir gün gelir
Zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda
Bir kağıt gibi erir gider
http://www.68dayanisma.org/images/img_slogan_deniz_son.jpg
İZ BIRAKANLAR
Deniz Gezmiş
http://www.68dayanisma.org/ftp_folder/other/deniz05.jpg http://www.68dayanisma.org/ftp_folder/other/deniz_3_th[1].jpg
1965'ten sonra Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 24 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini çeşitli kentlerde, liseyi İstanbul'da okudu. 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine giren Gezmiş, henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'te Türkiye İşçi Partisi(TİP)'nin Üsküdar ilçesine üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik isçilerinin Taksim Anıtı'na çelenk koymaları sırasında isçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı.
Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu(TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı.
2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6.Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı.TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim(MDD) görüsünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M.Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.
İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart'ta girişmis olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş , bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürmeyi planladı. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas'ın Sarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandı.
16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.
6 Mayıs 1972'de idam edildi.
http://www.68dayanisma.org/ftp_folder/other/hinan.jpg
Hüseyin İnan (1949-1972)
1949'da Kayseri'nin Sariz ilçesine bagli Bozhüyük köyünde dogdu. Ilk ve orta okulu Sariz'da, liseyi Kayseri'de okudu. 1966'da ODTÜ Idari Bilimler Bölümü'ne kayit oldu. Sosyalist Fikir Klubü(SFK) ve bu dernegin bagli oldugu Dev-Genç'e üye oldu. Bu arada TIP'e de katilarak, bu partinin etkinliklerinde yer aldi. Ayni dönemde, gerek Istanbul ve Ankara, gerek Izmir ve diger yörelerde anti-emperyalist eylemlere katildi; ABD 6.Filo'suna yönelik eylem ve mitinglerin içinde bulundu. Toprak isgalleri, kirsal yörelerdeki etkinlikler vb. etkinliklere katildi. 1966-67 ögretim yilinda, gerçeklesen ODTÜ Hazirlik boykotunun örgütlenmesine önderlik etti.
Hüseyin Inan, 1968'de, TIP ve daha sonra MDD içindeki ayrılıklarda, giderek belirginlesen gizli ve dar örgüt fikri dogrultusunda çekirdek bir grup olusturup, kir gerillasi yoluyla anti-emperyalist mücadele verme düsüncesini gelistirmeye çalisti. Ankara, özellikle ODTÜ kökenli olan ve temelini Inan'in attigi grup, daha sonra THKO'nun çekirdek kadrosunu olusturacakti. Ayni yil Idari Bilimler Fakültesi'nden çikarilan Hüseyin Inan, ODTÜ yurtlarinda kalmaya devam etti. 14 Ekim 1969'da, grubun önemli bir kesimiyle birlikte Suriye üzerinden Ürdün'e, Filistin Kurtulus Örgütü(FKÖ)'nün asil gücünü olusturan El Fetih kamplarina gitti. Burada FKÖ'nün yaninda Israil'e karsi savasti. Israil içlerindeki karakol baskinlarinda bizzat yer aldi. Subat 1970'de Türkiye'ye geri döndügünde, Diyarbakir-Antep yolunda bir otobüste yakalandi. Diyarbakirda devam eden yargilama sonunda, Ekim 1970'de tahliye oldu. Hüseyin Inan Ankara'ya döndügünde kafasindaki kir gerillasi fikri iyice berraklasmisti. Benzeri düsünceler tasiyan ve ayni eylem çizgisini benimseyen, baslarinda Deniz Gezmis'in yer aldigi Istanbul grubuyla biraraya gelerek THKO'yu kurdu. Inan, kitle hareketleri içinde hemen hiç taninmayan biri olmakla birlikte, örgütleyici niteligi, insanlarla iliski kurma becerisi ve kararliligiyla grup içinde sivrilmisti. Deniz Gezmis, sinan cemgil ve Cihan Alptekin'in de yer aldigi THKO'nun tartismasiz lideri haline geldi. Daha sonra, yayginlasan silahli eylemlere önderlik etmekle kalmadi, bütün eylemlerin bizzat içerisinde oldu. 29 Aralik 1970'de, Dev-Genç üyelerinden Ilker Mansuroglu'nun öldürülmesi üzerine, THKO'nun örgüt olarak kendini ortaya koydugu Kavaklidere Polis Karakolu'nun kursunlanmasi, 1 Ocak 1971'de Türkiye Is Bankasi Emek Subesi soygunu, Amerikan askeri tesislerinin basilarak bir Amerikalinin kaçirilmasi ve daha sonra dört Amerikalinin kaçirilmasi eylemlerinde gösterdigi gözüpek tavri ve kararliligiyla THKO'nun varliginda büyük etken oldu.
24 Mart 1971'de Kayseri'nin Pinarbasi ilçesinde yakalanarak, Deniz Gezmis ve Yusuf Arslan'la Ankara 1. Nolu Sikiyönetim Askeri Mahkemesi tarafindan 9 Kasim 1971'de idama mahkum oldu. Idamlarin önlenmesi için gerek Meclis'te, gerek kamuoyunda ve gerekse örgüt arkadaslari tarafindan çesitli girisimlerde bulunulmasina ragmen Yusuf Arslan ve Deniz Gezmis'le birlikte 6 Mayis 1972'de idam edildi.
INAN YAKALANIYOR
El- Fetih kamplarinda yaptiklari yirmi günlük bir egitimden sonra Hüseyin ve 15 arkadasi, 1 Subat 1970 Pazar günü, Suriye sinirindan gizlice Türkiye'ye girer. Grubun bir kismi Diyarbakir'a gelir. Hüseyin Inan, Alpaslan Özdogan ve Mustafa Yalçiner, yanlarinda getirdikleri silahlari Diyarbakir surlarinda bir yere gömer. Daha sonra Diyarbakir Tip Fakültesi önünde bulusmak için anlasilir.
Fakat, Tip Fakültesi önüne geldiklerinde fakültenin polis tarafindan basilmis oldugunu gören Hüseyin, Alp ve Yalçiner, Adana'ya gitmek için Diyarbakir disindan bir benzin istasyonunda otobüse biner. Hüseyin ile Alp, yan yana koltuklara, Yalçiner tek basina oturur. Otobüs, Gaziantep yakinlarinda bir yerde jandarmalar tarafindan durdurularak aranir. Hüseyin ile Alp, yan yana koltuklarda oturdugu için gözaltina alinir. Yalçiner, sans eseri kurtulur ve Adana'ya gelir. Yalçiner, daha sonra Ankara'ya gider. Müfit Özdes, Teoman Ermete ve Atilla Keskin ise Malatya'da tren garinda yakalanir. Sonuçta, yakalananlardan Hüseyin Inan, Atilla Keskin, Teoman Ermete, Müfit Özdes, Ercan Enç, Alpaslan Özüdogru, Hamit Yakup, Ahmet Tuncer Sümer, Kadir Manga, Ali Tenk, Bahtiyar Emanet tutuklanir ve Diyarbakir Tutukevi'ne konur. Filistin'den dönenlerden Mustafa Yalçiner, Ahmet Erdogan ve diger 3 kisi, yakalanamaz. Fakat, yakalananlarin Emniyet'te verdigi ifade nedeniyle Mustafa Yalçiner ile Ahmet Erdogan, giyabi tevkif karari ile aranmaya baslanir.
El-Fetih dönüsü Hüseyin Inan (solda, yanindaki Mehmet Nakipoglu) Diyarbakir'dan Adana'ya giderken bindigi otobüs Gaziantep yakinlarinda jandarmalar tarafindan durdurulur. Yan yana oturan Hüseyin Inan
ile Alpaslan Özdogan yakalanir, ön koltuktaki Mustafa Yalçiner ise kaçmayi basarir.
Sinan Cemgil, Hüseyin Inan ve diger gençler devrimci mücadelelerini daglarda sürdürme karari alir, gerekli malzeme 1970 kasim ayinda ODTÜ'den yola çikar
Malatya eylem üssü oluyor
HOCA yetenekleri dolayisiyla Sinan, her zaman aranan birisi olmustur. Dönüsüm dergisinin yazi kurulunda görev almis, ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü Baskanligi yapmis, 8-9 Mart 1969 günleri Ankara'da yapilan TIP Genel Yönetim Kurulu Toplantisi'nda TIP Bilim ve Arastirma Kurulu'nun gençlik islerinden sorumlu bürosuna yönetici olarak seçilmistir. Sinan, politik birikimi ve hitabet yetenegi açisindan herkesçe kabul edilen bir isimdir. Okumaya düskündür. Nurhak'ta dagda iken bile Mao' nun üç ciltlik, ''Seçme Eserler'' ini sirt çantasinda tasir ve mola verdikleri yerlerde okur. TIP Genel Baskani Mehmet Ali Aybar' a, üyeler ve arkadaslari, genellikle, ''Hoca'' diye hitap ederler. TIP üyesi Sinan da arkadaslarina çogunlukla ''Hoca'' diye hitap eder. ''Hoca'' lafi ODTÜ ögrencileri arasinda yayilir. Özellikleri nedeniyle, Sinan'a ''Hoca'' lakabi takilir. Hatta, Türkiye Ögretmen Sendikasi (TÖS), 1968 yili içinde: 1- Mesleki alanda olsun, halk içinde olsun örgütlenme, 2- Kapitalist düzen uygulamalarina direnis, 3- Emperyalizme ve sömürüye karsi çikma, 4- Tam bagimsizlik fikrinin yayilmasi, 5- Halka dönük ve halk yararina isleyen devrimci egitim, 6- Ve Anayasanin tam uygulanmasi; konularinda halka, ögretmenlere, aydinlara ve ögrencilere önderlik eden ve ugradiklari baskilara, hatta fiili tecavüzlere aldirmadan etkinliklerini sürdürdükleri anlasilan bir ögretmen ile bir ögrencinin kahraman olarak seçilmesine, bunlarin birer plaket ile 1000'er lira degerinde kültür yapiti armagan edilerek mükâfatlandirilmasina karar verir. Armagana aday olarak Sinan Cemgil, Harun Karadeniz, Yusuf Küpeli, Fevzi Altug, Murat Cahit Kogacioglu, Zeki Saruhan, Timur Erkman, Halit Koçer ve Ibrahim Kaypakkaya gösterilir. Bu maksatla Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk, Nejat Erder, Hürrem Arman, Mehmet Durukan, Demir Ünsal, Cahit Senkol, Safa Güner' den olusan jüri, 16 ögretmen ve 10 ögrenci aday arasindan yaptigi degerlendirme sonunda eski ITÜ-ÖB Baskani Harun Karadeniz'i, ögretmenlerden eski Malatya TÖS Subesi baskani H. Nedim Sahhüseyinoglu' nu armagana layik görür. Armaganlar, 29 Haziran 1969 Pazar günü Aksaray'da bulunan TÖS binasinda yapilan bir törenle kahraman seçilenlere verilir. Sinan, bu sira, Ankara Hukuk Fakültesi ögrencilerinden Sirin Yazicioglu ile Eskisehir'de evlenir. Sinan ile Sirin'in nikâh sahitligini SBF ögrencisi Nihat Akseymen (Rasit Yörükoglu) ile Emine Engin yapar. Sinan ile Sirin, evlendikten sonra Sihhiye'de bir evde yasamaya baslar. Ev, bodrum katinda oldugu için yagmur yagdigi bir dönemde evi sel basar. Bu nedenle, ODTÜ'de asistan olan Aydin Karagözoglu' nun evinde bir süre kalir. Daha sonra, Aydin Karagözoglu'nun evinden ayrilan Sinan'i, mimar Gürol Gürkan otomobiliyle Aydin'a götürür.
GIZLI KOMÜNIST PARTISI
11 Nisan 1969 günü verilen giyabi tutuklama karari ile polis tarafindan aranmaya baslanan Sinan, Hüseyin Inan' in, bir grup arkadasiyla Filistin'e gitmesinden birkaç gün sonra 13 Ekim 1969 Pazartesi gecesi Ankara'dan giden bir emniyet ekibi tarafindan 14 Ekim Sali günü, eski CHP milletvekili olan ve Aydin'da avukatlik yapan, dayisi Nedim Müren' in yaninda yakalanir. Hakkindaki giyabi tutuklama karari Aydin Savciligi'nca vicahiye çevrilen Sinan, Ankara'ya getirilir. Sinan, Ankara Emniyet Müdürlügü'nde basin mensuplarina su açiklamayi yapar: ''Polise mukavemet ve patlayici madde bulundurmaktan suçlaniyorum. Bana zabitaca bir baski yapilmadi. Aydin'da iken beni buldular ve Aydin'dan Afyon'a kadar bir vasita ile geldim. Afyon'dan sonra da emniyete ait oldugunu tahmin ettigim siyah bir Volkswagen otomobil ile Ankara'ya getirildim. Emniyet yetkililerinin benden ifade almaya kalkismalari üzerine, 'Sizlere sadece adimi soyadimi söylerim. Ifade ancak savcilikta alinir' dedim ve ifade vermeyi reddettim.'' Ankara Emniyet Müdürlügü I. Sube Müdürü Altan Ünal da Sinan'in yakalanmasi hakkinda sunlari söyler: ''Sinan Cemgil üniversiteden ayrildiktan sonra Aydin'da bulunan dayisinin yanina gitmis. Biz de kendisini Aydin'da, buradan gönderdigimiz bir ekip vasitasi ile yakaladik.'' Giyabi tutuklama karari ile aranan Ahmet Sina da 11 Kasim 1969 günü yapilan durusmaya giderek teslim olur. Sinan ayni dönem, ''Gizli Komünist Partisi'' kurduklari gerekçesiyle Ankara Ikinci Agir Ceza Mahkemesi'nde Deniz Gezmis, Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga, Aydin Karagözoglu, Sema Karagözoglu, Bingöl Erdumlu ve Mustafa Kemal Çamkiran' la birlikte yargilanir. Kisa bir süre tutuklu kalan Sinan, 24 Aralik 1969 Çarsamba günü, bes bin lira kefaletle serbest birakilir. Hamile olan Sirin, bu sira dogum yaparak bir erkek çocuk dünyaya getirir. Çocuga ''Taylan'' adi verilir. 1969 yilinda ODTÜ'de okuyanlardan sadece Sinan degil, ögrenci hareketlerinin içinde aktif olarak yer alanlardan birçok kimse de evlenmistir. 1 Temmuz 1969'da Mehmet Akin Atauz ile Sevil Güvezne , 1969 Agustos ayinda da Çagatay Anadol ile Aysen Besen evlenir. Çagatay Anadol ile Aysen Besen'in nikâh sahitleri Sinan Cemgil ile Atilla Keskin' dir. Sinan'in oglu Taylan dogduktan kisa bir süre sonra Akin ile Sevil Atauz'un 15 Subat 1970'te bir kiz çocuklari dünyaya gelir. Akin Atauz, bir çocuklarinin oldugunu haber vermek için Aydinlikevler'de iki katli bir evin alt katinda oturan arkadasi Sinan'a gider. Sinan, Taylan'in altini degistirmektedir. ''Sevil dogum yapti.'' ''Ne oldu?'' ''Kizimiz oldu.'' Bu sirada Taylan, aglamaya baslar. Sinan, bunun üzerine, ''Bak gördün mü, kizin adini duyunca nasil bagiriyor'' der. Akin Atauz ile Sinan saka olarak Taylan ile Ayse Devrim' e ''besik kertmesi'' yaparlar. Sinan, çok daha sonra, 1971 yilinda bir gün, Akin Atauz'a gider. Atauzlarin evinde Sevil Hanim'in Amerikan Kiz Koleji'nden arkadasi olan SBF mezunu bir misafiri vardir. Sevil Hanim, Akin Atauz ve misafirleri, ''Türkiye'de emperyalizm var mi, yok mu?'' tartismasi yapmaktadirlar. Gece geç bir vakit evin kapisi çalindiginda Akin Bey kapiyi açar ve Sinan'i karsisinda görünce çok sevinir. Içeri davet eder ama Sinan içeri girmez: ''Yok, gelemeyecegim. Arkadaslar, disarda otomobilde bekliyorlar. Yarin Sirin evde olmayacak. Benim de bir isim var. Taylan'i birakacak bir yer yok. Getirip size biraksam olur mu?'' ''Ne demek, tabii getir. Biz evdeyiz, bakariz.'' ''Tamam. Yarin getiririm. Tesekkür ederim'' diyen Sinan, tam gidecekken geri döner ve ''Ayse Devrim nasil, büyüdü mü? Görmem mümkün mü?'' der. ''Simdi uyuyor.'' ''Olsun bir bakayim Ayse Devrim'e.'' Sinan, Ayse Devrim'in uyudugu odaya götürülür, Ayse Devrim'e bakar, ''Ne kadar büyümüs'' der ve basini oksar. Daha sonra evden ayrilan Sinan'i, Sevil ve Akin Atauz'un bu son görüsleridir.
Hasan Ataol' un dedigi gibi: ''THKO, bir parti gibi görevleri yazili olarak belirlenmis insanlarin olusturdugu bir örgütlenme degildi. Hani, toplumda yasalastirilmamis, teamülen uygulanan bazi kurallar vardir. THKO iste böyle bir seydi. Ayni duygulari paylasan, ayni amaci güden, birbirlerine alabildigine güvenen, birbirlerini seven, sayan insanlarin olusturdugu dar bir arkadas grubuydu.'' Bu dar arkadas grubunun içinde DÖB'den gelenlerin disinda THKO olarak adlandirilan hareketi olusturanlarin hepsi ''Türk Solu'' ve ''Aydinlik'' gibi çevrelerin savundugu MDD tezine olumlu bakmamis, o çevrelerden uzak durmuslardir. TIP kökenli olan bu gençler, partiyi sonuna kadar desteklemis, fakat parti içinde tartismalar çikip hiziplesmeler baslayinca, hiçbir hizibin yaninda olmayip kendi baslarinin çaresine bakmislardir. Mihri Belli bunu söyle dile getirmistir: ''Hüseyin Inan'i az taniyordum. Bir-iki kez bizim eve gelmis, konusulanlari dinlemekle yetinmis, hemen hemen hiç agzini açmamisti. Ötekileri daha da az taniyordum. Sinan, Adnan Cemgil'in ogluydu. Onu bebekliginde bir kez görmüstüm. Aydinlik'ta bir-iki kez karsilasmistik. Pek yakinlik göstermemisti.'' (1) Sinan, 1970 yili sonunda, Yusuf, Mahir ve Münir tarafindan olusturulan harekete katilma konusunda yapilan öneriyi de geri çevirmistir. Yusuf Küpeli, bu konuda sunlari söylemistir: ''1970 Agustos ayinda ben tahliye olduktan sonra Mahir, ben ve Münir, Sinan Cemgil'i evinde ziyaret ettik. Münir ve Sinan, ayni okuldan iyi arkadas idiler. Benim de Sinan'la bir arkadasligim vardi. Sinan'in Mahir ile arkadasliklari yoktu. Sinan'in evine, birlikte örgütlenme teklifi yapmak için gittik. O, bizi kibarca reddetti. Böyle bir serüvene girmek istemiyordu, düsünceleri farkli idi. O günkü konusmalarina göre, Deniz ve Hüseyin Inan grubu birlikte olmasi da bence olanaksizdi, ama herhalde arkadaslik baglari nedeniyle fazla direnemedi.
http://www.68dayanisma.org/ftp_folder/other/yusuf1.jpg
YUSUF ASLAN
Yusuf, 1947 yılında Yozgat'ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı.
1966'da ODTÜ'ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü'nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem, CIA ajanı, Amerikan Büyükelçisi Commer'in arabasının yakılmasıydı.
1969 yılında arkadaşlarıyla birlikte Filistin'e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu.
1970 yılında kurulan THKO'nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz
Gezmiş'le birlikte Nurhak'a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla'da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 6 Mayıs 1972'de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan'la birlikte idam edildi.
http://www.68dayanisma.org/ftp_folder/galeri/mahir2.jpg
Mahir Çayan (1945-1972)
Türkiye Halk Kurtulus Partisi ve Cephesi (THKP-C)'nin kurucularindan.
Mahir Çayan, 14 Agustos 1945'de Samsun'da dogdu. Babasi devlet memuruydu. Ilkögretimine Üsküdar'da Halil Güçlü Ilkokulu'nda basladi ve Pasakapisi Ilkokulu'nda tamamladi. Ortaokul ve liseyi Haydarpasa Lisesi'nde tamamlayan Mahir Çayan, 1963'te Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. Ancak burada bir yil ögrenim gördükten sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne kaydoldu.
Bu arada Türkiye Isçi Partisi (TIP)'ne ve Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF)'na bagli SBF Fikir Kulübü'ne de giren Çayan, 1965'de bu örgütün baskanligini yapti. 1967'de kisa bir süre için Fransa'ya gitti. 1968'de Izmir'de 6.Filo'yu protesto gösterilerinde gözaltina alindi, sonra serbest birakildi. Bu yillarda TIP ve FKF içinde baslayan tartismalarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüsünü benimsedi. SBF içindeki etkinliginde bu görüs dogrultusunda davrandi. Yusuf Küpeli'nin FKF genel baskani oldugu bu dönemde, gerek SBF'de gerekse Ankara'daki devrimci mücadele içinde aktif olan Çayan, TIP adina Zonguldak'da ve Karadeniz Ereglisi'nde çalismalarda bulundu. Bu gezide Sadun Aren ile TIP Senatörü Fatma Ismen'in tutumunu elestirdi. Bu konudaki görüslerini "Aren Oportunizminin Niteligi" adi altinda Türk Solu adli dergide yayinladi. Bu arada Milli Demokratik Devrim dogrultusunda ideolojik çalismalarini yogunlastiran Mahir Çayan, Emek dergisinde Kenan Somer'in "Devlet Devrim ve Lenin" ve "Devrim Nasil Tanimlanmali" baslikli yazilarina Türk Solu'nda "Revizyonizmin Keskin Kokusu" adli iki yaziyla cevap verdi.
9-10 Ekim 1969'da Ankara'da yapilan ve Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (Dev-Genç) adini alan FKF kurultayinda yapmis oldugu uzun konusmayla dikkati çekti. Bu dönemde Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile davranan Mahir Çayan, 1970'de Gülten Savasçi ile evlendi. 17-18 Ekim 1970'te divan baskanligini Yusuf Küpeli'nin yaptigi son Dev-Genç genel kurulunda da önemli bir konusma yapti. Bu konusmada Mihri Belli ile olan ayriliklarin üstüne giden Çayan, MDD stratejisinin bir savas stratejisi oldugunu ve bunun bir savas örgütü yani bir parti ile gerçeklesebilecegini savundu.
Bundan sonra 29-30 Ekim 1971'de Ankara'da TIP Genel Kurulu toplandigi sirada, bu kongreye katilmamis MDD görüsünü benimseyen delegelerle ve delege olmayan isçi ve ögrencilerle birlikte düzenlenen "Proleter Devrimcilerin Sohbet Toplantisi"ndan sonra Mihri Belli ve grubu ile olan anlasmazlik kopma noktasina geldi. Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Ertugrul Kürkçü ve Münir Ramazan Aktolga imzasiyla yayinlanan 'Aydinlik Sosyalist Dergi'ye Açik Mektup" ise bu süreci noktaladi. Bu sirada birlikte hareket ettigi arkadaslariyla birlikte Türkiye Halk Kurtulus Partisi (THKP)'nin kurulus çalismalarini da yürüten Mahir Çayan, örgütün genel komitesi tarafindan Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga ile birlikte Merkez Komitesi'ne getirildi. Komite içinde yapilan görev bölüsümü sonucunda, THKP'nin siyasal ve ideolojik görüslerinin biçimlenmesinden sorumlu oldu.
Bu konuda Kurtulus dergisinde yazilar yazdi. "Yayin Politikamiz" ve "Devrimde Siniflarin Mevzilenmesi" baslikli yazilarda partinin devrim anlayisini formüle etti. Daha sonra bu görüslerini "Kesintisiz Devrim I-II-III" adli brosürde daha açiklayici biçime sokarak, kesinlestirdi. Bu arada THKP'nin sehir gerillasi eylemlerini de planlayan Çayan, 12 Subat 1971'de Ankara'da Ziraat Bankasi Küçükesat Subesi soygununa katildi. Subat 1971'de Hüseyin Cevahir, Ulas Bardakçi, Ziya Yilmaz, Kamil Dede, ve Oktay Etiman'la birlikte Istanbul'a geldi ve örgütün eylemlerine burada devam edilmesi için hazirliklarda bulundu. 15 Mart 1971'de Türk Ticaret Bankasi Erenköy Subesi soygununa katildi. Bunun ardindan 4 Nisan 1971'de isadamlari Mete Has ve Talip Aksoy'un kaçirilip 400 bin liralik fidye alinmasi eylemini arkadaslariyla birlikte gerçeklestirdi. Bu arada Türkiye Halk Kurtulus Partisi'nin tüzügünü Münir Ramazan Aktolga'yla birlikte hazirladi. Ayni günlerde "Ihtilalin Yolu" adli parti bildirisini de kaleme alan Mahir Çayan, 17 Mayis 1971 günü Israil'in Istanbul Baskonsolosu Ephrahim Elrom'un kaçirilmasi eylemini Ulas Bardakçi ve Hüseyin Cevahir'le birlikte gerçeklestirdi. 29 Mayis 1971'de Hüseyin Cevahir'le birlikte kaldiklari evden kaçip, sigindiklari bir baska evde Sibel Erkan'i alikoydular. Burada güvenlik kuvvetleri tarafindan kusatildilar.
1 Haziran 1971'de polisin açtigi ates sonunda Hüseyin Cevahir öldü. Intihara tesebbüs eden Mahir Çayan yarali olarak ele geçti. Bir süre hastanede yatan Çayan, daha sonra tutuklanarak hakkinda TCK'nin 146. maddesini ihlal etmekten dolayi dava açildi. Mahir Çayan durusmasinin savunma asamasinda 29 Kasim 1971 günü Ziya Yilmaz, Cihan Alptekin, Ulas Bardakçi ve Ömer Ayna'yla birlikte Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi'nden kaçti. Bir süre Istanbul'da kalan Çayan, bu süre zarfinda örgüt içinde basgösteren anlasmazligi tartismak üzere 12 Aralik 1971'de Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga ile görüstü. Ancak bu görüsmede bir sonuç saglanamadi ve Çayan içerde olduklari süre içinde partinin çizilmis olan stratejisini terkettikleri gerekçesiyle Merkez Komitesi'ndeki bu iki arkadasini suçladi. Daha sonra Genel Komite'deki diger üyelerin de onayini ile Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga'nin THKP'den ihraç edilmelerini sagladi.
Ocak 1972'de Istanbul'dan Ankara'ya gelen Çayan, burada Türkiye Halk Kurtulus Ordusu (THKO)'yla birlikte bir eylem yapilmasi konusunda Ertugrul Kürkçü, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna'yla görüs birligine vardi. Mart 1972'de Fatsa'ya gelen Mahir Çayan ve arkadaslari 26 Mart 1972'de Ünye'deki Radar Üssü'nde çalisan üç Ingiliz teknisyeni kaçirdilar. Bundan sonra Ingilizlerle birlikte Niksar'in Kizildere köyüne gelen Mahir Çayan ve arkadaslari, gizlendikleri evi kusatan T.C Askerleri ile girdikleri catisma sonunda turkiye devrim tarihine direnme ve teslim olmama gelenegini kazandirarak silah arkadaslari ve yoldaslariyla birlikte 30 mart 1972'de sehit dustu.
Türkiye'de sorun şu ki kimse karşıt fikirlerin yahut doğruların yüzüne vurulmasını istemiyor. Şu varki doğrudur her sağcı gerici faşist değildir her solcu komünist değildir. Bu genelleme kesinlikle yanlış arkadaşlar. Siz de eminim bunda hem fikirsinizdir.
Türkiye'de bir solcu lafa bece diye başlayınca kulaklar tıkanıyordu. Ki halen ben bunu yapan birçok insan tanırım... Ben lisede okumama ve 9'a gitmeme rağmen arkadaşlarımla bu mevzuyu zaman zaman tartışırım ve fikirleri iyi yerleşmemiş arkadaşlar bile bilmedikleri fikirleri bize karşı savunurlar. Bu yanlıştır.
Şunu anlamıyorum ki Bir düşünceden neden bu kadar çok korkarlar? Düşünceden korktukları için Nazım Hikmet şu an Anadolu'da bir çınarlatında değil gurbet topraklarında yatıyor. Solculara çok eziyet edildi ve kimseye kimsenin düşünceleri yüzünden eziyet etme hakkı yoktur! Böyle bir ortamda cumhuriyetten demokrasiden nasıl söz edilir?
Bence artık bence diyen insanlar biraz dinlenmelidir... Nazım Hikmet 50 yaşındayken adının baş harflerini anmak yasaktı Nazım Hikmet şuan 105 yaşında ve hangi eğitim kurumu veya kuruluş onu cesurca anıyor? Bu yerinde saymak değilde nedir sizce?
sevgili sinem, bu yazdıkların gibi onlarca hikaye var bu ülkenin tarihinde. yazdıklarından bir tanesi benim çok yakın çevremde geçtiği için yaşanılan acıların ne kadar büyük olduğunu çok iyi biliyorum. tahmin edilenden çok daha büyük bir özlem ve çok daha büyük bir isyan var bu insanların öykülerinde. geride bıraktıkları büyük acılar, hatıralar var... sadece düşündükleri için suçlu ilan edilip işkenceyle katledilen insanlar bunlar. bu yazıları buraya taşıdığın için çok teşekkür ederim sana, bir kez daha hatırlanmalarına vesile olduğun için (biz her ne kadar unutmasak da)
http://www.68dayanisma.org/ftp_folder/area/kaypakkaya.jpg
İbrahim Kaypakkaya (1949-1973)
1949 yılında Çorum'da doğdu. Babası yoksul bir emekçiydi. Okulundan arta kalan zamanlarda ailesine yardım ediyordu. Ama koyun gütmeye giderken bile yanına kitap kalem alıyordu. İlkokulu bitirince Ankara Hasanoğlan Öğretmen Okulu'na yatılı öğrenci olarak başladı. Devrimci düşüncelerle de ilk kez burada tanıştı. Hasanoğlan'dan pekiyi ile mezun olunca İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'na kaydoldu. Köyüyle ilişkisini hiç kesmiyor, her gidişinde dergi, gazete, kitap götürüyordu. O artık Çapa'daki devrimci çevrenin en önde gelenlerindendi. İlk bildirisini gericilerin saldırısına uğrayan Çetin Altan için kaleme alacaktı. Konferans, açık oturum, forum, tartışma, seminer ne varsa hepsini izliyordu. Fikir Kulüpleri Federasyonu'na bağlı olarak kurulan Çapa Yüksek Öğretmen Okulu Fikir Kulübü kurulunca İbrahim başkanlığa seçildi. Bunun üzerin bir ay okuldan uzaklaştırma cezası aldı.
Forum, Ant, Türk Solu, Aydınlık gibi dergilere yazıyordu. Öğrenci hakları için verilen bir kavganın ardından bir grup arkadaşıyla birlikte okuldan atıldı.Önce bir otelde çalıştı, ardından matematik dersleri vererek geçimini sağlamaya başladı.
Eylemlerde hep en önde yürüyordu.
1960'ların sonunda "Demokratik Devrimciler" adı verilen ve TİP içinde muhalefet eden grubun içindeydi. Bu grubun gençlik içindeki örgütlenmesi Dev-Genç'ti. Dev-Genç içinde de bir süre sonra ayrılık çıktı ve İbrahim "Aydınlıkçı" grup içinde yer aldı. 12 Mart döneminde ise Aydınlıkçılardan, eylem anlayışı, Cumhuriyet dönemine yaptığı eleştiriler ve Kürt sorunu nedeniyle koptu. Askeri yönetim koşullarında TKP/ML olarak adlandırılan örgütün kurulmasına önayak oldu.
Malatya, Tunceli, Antep'te örgütlenme çalışmaları yürüttü. Köy göz gezdi, köylülere Çin, Vietnam ve Ekim devrimlerini anlattı.
Onun çalışma yaptığı köylerin yakınında Sinan Cemgil ve iki arkadaşı girdikleri çatışmada öldürülmüşlerdi. İhbarcının Kâhyalı köyü muhtarı Mustafa Mordeniz'in olduğunu ortaya çıkarttı. Ardından muhtar öldürüldü.
Muzaffer Oruçoğlu ve Ali Haydar Yıldız ile birlikte Tunceli yöresine geçti. 23 Ocak 1973 gecesi kaldıkları köy kuşatıldı. Ali Haydar vuruldu. Diğer arkadaşları kaçtı, Kaypakkaya da vurulmuştu. Köylerden aldığı yardımla bir süre yaralı olarak yaşadı. Vurulduğunun beşinci günü ise köyün öğretmeninin ihbarı sonucu tutuklandı. Buzlu derelerin içinde yaya sürüklendi. Ayakları donmuştu. Askeri hastanede ayakları kesildi. Sorgu ve cezaevi dönemi dört ay sürdü.
Delik deşik bedeni babasına 1973 yılının Mayıs ayında Diyarbakır Cezaevi'nde teslim edildi.
http://www.68dayanisma.org/ftp_folder/other/sinanailesi%20copy.jpg
Sinan Cemgil
(1944 - 1971)
12 Mart öncesi devrimci gençlik hareketinin önderlerinden, THKO’nun kurucularından, TDKP onur üyesi Sinan Cemgil, öğretmen anne ve babanın çocuğu olarak 15 Kasım 1944’de İstanbul’da dünyaya geldi. İyi bir eğitim aldı. 1964’de ODTÜ Mimarlık Fakültesi’ne girdiğinde siyasetle de ilgilenmeye başlamıştı. 1965’de ODTÜ SFK’nin kuruluşuna katılarak bir süre genel başkanlık yaptı. Aynı yıllarda TİP’e üye oldu. 1968’le birlikte yoğunlaşan öğrenci eylemlerinde, ODTÜ içindeki mücadelesi ve sevilen kişiliğiyle, üniversitedeki hareketin doğal önderi oldu. 1968’de ODTÜ’deki boykota ve 1969 ODTÜ işgaline önderlik etti. Toprak reformunun gerçekleştirilmesi istemiyle hazine topraklarını işgal eden Elmalı köylülerini ziyaretinin Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Merkezi tarafından tepki ile karşılanması, TİP’ten istifasını getirdi. Öğrenci eylemlerinden uzak kaldığı 1970’te, Hüseyin İnan ve Deniz Gezmiş’le birlikte THKO’nun kuruluş çalışmalarını yürüttü. 12 Mart 1971 muhtırasından sonra, arkadaşlarıyla birlikte Ankara’yı terkeden Sinan Cemgil, 17 Mart’ta Deniz Gezmiş’le Yusuf Arslan’ın Gemerek’te yakalanmaları üzerine Adıyaman civarındaki Nurhak dağına çıktı. Burada arkadaşlarıyla birlikte gerilla kampı kurdu. Cemgil ve arkadaşları, mayısın sonunda İnekli köyü muhtarının ihbarı üzerine kuşatıldılar. Sinan, 31 Mayıs 1971’de askerlerle çıkan çatışmada; Alparslan Özdoğan ve Kadir Manga ile birlikte vuruldu. Adıyaman Gölbaşı ilçesinde cenazeyi almaya giden Sinan’ın annesi Nazife Cemgil, çevresini saran kadınlara Sinanlar’ı şöyle anlattı: “Bu oğlum Sinan... Bunlar da onun arkadaşları (Kadir ve Alpaslan), kardeşleri.... onlar da oğullarım... Bu çocuklar, bu oğullar; bu ülkeyi, halkı, sizleri sevdiler. Başka bir istekleri yoktu. Her biri birer dehaydı. Her biri üstün zekalı birer güzel insandı. Dileselerdi, düzenin adamları olsalardı, şimdi burada cansız yatmazlardı. Birer milyoner olurlardı. Ama onlar, halkı, sizleri sevdiler. Sizin sorunlarınızı omuzladılar. Size yalan söylüyorlar. Onlar eşkiya değildi.”
1 ay var canım.:img-blush doğduğum günü çok seviyorum.:img-blush 1 mayıs dinletisinin mp3ünü buldum indirdim hemen. :) korsan sinem...:img-hyste
HÜSEYİN CEVAHİR
1947 - 1 HAZİRAN 1971 / İSTANBUL-MALTEPE
1947'de Tunceli'de doğdu. Yüksek öğrenim için Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. Burada devrimci gençlik hareketlerine katıldı. Dev-Genç içinde yer alan Hüseyin yoldaş, Mahir Çayan yoldaşla bu mücadele içinde tanıştı. THKP-C'nin oluşum sürecinde yer aldı ve kurucularından oldu. Oluşturulan ilk Genel Komite'de yer alarak, Doğu Anadolu Bölge Sorumluluğu'nu üstlendi.
THKP-C'nin 1971 yılında başlattığı Öncü Savaşının ilk evresinde gerçekleştirlen merkezi eylemlerin içinde yer aldı. İstanbul'da şehir gerillasının yaratılması amacıyla alınan karar üzerine Mahir yoldaşla birlikte buraya geçti. Has'ların günlük gelirlerinin kamulaştırılması ve Siyonist ajan E. Elrom'un tutsak alınması eylemlerine katıldı.
Elrom eylemi üzerine oligarşinin başlattığı kuşatma ve imha operasyonu sırasında, 29 Mayıs 1971'de Mahir yoldaşla birlikte İstanbul-Maltepe'de kuşatıldılar. Bu iki “adalı”nın üç gün süren kuşatması, 1 Haziran günü başlatılan operasyonla sonlanırken, Cevahir yoldaş şehit düştü, Mahir yoldaş ağır yaralı olarak tutsak edildi.
Cevahir yoldaşın sanat ve kültür üzerine yayınlanmış çeşitli yazıları yanında, Küba Devrimi üzerine bir yazısı bulunmaktadır.
doğum gününü öğrendim sinem abla:happy0064...
sen dur durak bilmeden tam gaz devam ediyosun bizi bilgi bombardımanına tutmaya:)..
çok sağol valla..böyle hazırda bulup okumak inan çok keyifli oluyo:)..
arkadaşlar daha doğrusu anti-yaseminciler...yalnız değiliz benim okuldaki arkadaşlarımın yarısından fazlası yasemin için AHMETLE NECDETTEN UZAK ALLAHA YAKIN OLSUN diyo:img-yes:
allahım ne kadar seviliyo bu kız..ölücek bi gün bu sevgiden:img-hyste
öğren yııvruum. :) yeni bi site keşfettim de coştum o yüzden. :) birsürü marş da var orda.1 mayıs dinletisi,che nin bi şarkısı,çav bella falan hepsini indirdim. :)
müzik indirmede 1 numarayım zaten.:img-hyste
6 MAYIS 3 DARAĞACI
O gün erken doğdu kıpkızıl güneş
Altı mayıs günü üç darağacı
Dağların başında tutuştu ateş
Altı mayıs günü üç darağacı
Toplandı katiller okundu ferman
Dalgalandı Deniz, kükredi Arslan
Çoktan bu ölüme hazırdı İnan
Altı mayıs günü üç darağacı
Çorak topraklarda tohum saçtılar
Ne korktular ne kavgadan kaçtılar
Gülerek ölüme kucak açtılar
Altı mayıs günü üç darağacı
Son bir defa haykırdılar dünyaya
Devam edin devam edin kavgaya
Cellat tekmeyle vudu sehpaya
Altı mayıs günü üç darağacı
Zamaniyim kırılacak bu çarklar
Zulüm yok olacak kurtulur halklar
Asırlar geçsede anılacaklar
Altı mayıs günü üç darağacı
ZAMANİ
öğren yııvruum. :) yeni bi site keşfettim de coştum o yüzden. :) birsürü marş da var orda.1 mayıs dinletisi,che nin bi şarkısı,çav bella falan hepsini indirdim. :)
müzik indirmede 1 numarayım zaten.:img-hyste
bilmem mi namın taa buralara kadar geldi:P
bizim türkçecinin bilgisayarında hs'nin müziklerini yakaladım..sordum hocam izliyo musunuz o diziyi diye dedi ki "kaçar mı o dizi"..bende dedim işte ama hocam artık eski tadı yok..iyice saçmalamaya başladılar falan..o da dedi ki"o dizi her haliyle güzel"..
dedim bu kadın sıyırmış yavaştan yavaştan..:img-hyste
ne için izliyosa diziyi anlamadım..
yaa bu arada bi ricam olucak..biliyorum zaten anlatıyosunuz da fragmanı izler izlemez gelip burda bize naklen yayın yapar mısınız..ben nedense kara bahtım kör talihim nedeniyle anca perşembe günü denk gelebiliyorum fragmana..çıldırıyorum biraz..:img-hyste
6 MAYIS 3 DARAĞACI
O gün erken doğdu kıpkızıl güneş
Altı mayıs günü üç darağacı
Dağların başında tutuştu ateş
Altı mayıs günü üç darağacı
Toplandı katiller okundu ferman
Dalgalandı Deniz, kükredi Arslan
Çoktan bu ölüme hazırdı İnan
Altı mayıs günü üç darağacı
Çorak topraklarda tohum saçtılar
Ne korktular ne kavgadan kaçtılar
Gülerek ölüme kucak açtılar
Altı mayıs günü üç darağacı
Son bir defa haykırdılar dünyaya
Devam edin devam edin kavgaya
Cellat tekmeyle vudu sehpaya
Altı mayıs günü üç darağacı
Zamaniyim kırılacak bu çarklar
Zulüm yok olacak kurtulur halklar
Asırlar geçsede anılacaklar
Altı mayıs günü üç darağacı
ZAMANİ
süper ötesi bi şiir...her satırında ayrı bi anlam var resmen..ahh ahh herşeye rağmen o dönemlerde yaşamak isterdim ben...olayları ordan burdan duymak yerine kendi gözlerimle görmek..gerçekleregöre yorumlar yapabilmek isterdim...şimdi Türkiye'nin haline bak..bi ayağı çukurda..düştü düşecek battı batacak...
neyse..
ee dizi hakkında konuşan hiç yok bugün burda..sesiniz soluğunuz kesildi....yoksa artık buraya yazmak gelmiyo mu içinizde..hani olur mu olur..dizi izlenicek halden çıktı ya artıkk:(...
arzu-başak 03-04-07, 20:03 sinemcim eklediğin bilgiler için çok sağol..ya niye kimse yok...kardeşim dışarda akşam akşam nete geçmişim kimse yok...buarada fragmanı gören bir arkadaş vardı sanırım...ondan ses çıkmamış hala....şaka yapmış sanıırm...hayır şaka değilsede fragmnı görüp söylemdiyse hayran oldum o arkadaşa nasıl sabredip söylemiyor hayret....
e ne olucak şimdi yasemin gitmeyecek..ahmet orda agaç olucak...sonra yasemin birşey diyecekmi ahmete..ahmet hemen gidicekmi yoksa vazgeçip gitmeyecekmi....(bence gitmeyecek)....
of ya yine karışıcak olaylar.....
ahmet yasemin gelmezse bencede gitmez..en azından arar yasemni bulur neden gelmedin..neden birlikte gitmiyoruz falan diye sorar..yaseminden gelen saçma cevapla da bütün emeklerinin ve onca yıllık sevgisinin boşa olduğunu anlayıp aylanın kollarına koşar[tabi bu biraz zamanla..]..
bence hiç iç açıcı bir bölüm olmayacak bu haftaki..ama hadi bakalım hayırlısı..bizi bi sürpriz bekliyomuş arkadaşın dediğine göre..bizi sevindirecek bişey..ahmet rüyanın kendi kızı olduğunu mu öğreniyo acaba..ama o zaman ahmet taş üstünde taş bırakmaz ki rüyayı almak ister ayrıca rüyayla birlikte yaseminide..
arzu-başak 03-04-07, 20:27 ahmet yasemin gelmezse bencede gitmez..en azından arar yasemni bulur neden gelmedin..neden birlikte gitmiyoruz falan diye sorar..yaseminden gelen saçma cevapla da bütün emeklerinin ve onca yıllık sevgisinin boşa olduğunu anlayıp aylanın kollarına koşar[tabi bu biraz zamanla..]..
bence hiç iç açıcı bir bölüm olmayacak bu haftaki..ama hadi bakalım hayırlısı..bizi bi sürpriz bekliyomuş arkadaşın dediğine göre..bizi sevindirecek bişey..ahmet rüyanın kendi kızı olduğunu mu öğreniyo acaba..ama o zaman ahmet taş üstünde taş bırakmaz ki rüyayı almak ister ayrıca rüyayla birlikte yaseminide..
Büyük bir ihtimal ahmette gitmeyecek kıbrıscığa...bu saaten sonra ahmet gidipte yasemine neden gelmedin demesin ya....yaseminin açıklama yapması gerek....ayrıca ne desede boş...adama o kadar ümit ver sonrada gelme...yok ahmet kızını öğrenmez...keşke öğrense ama bu kadar erken yapmazlar böyle birşeyi....buarada fragamanı gören bir arkadaş varmış ya..hani hiç tahmin etmediğimzi birşey olucakmış..bence böyle birşey yok....bu kadar erken fragmanı vermezler bu bir...ikinciside gördüyse neden anlatmıyor...bunu bir türlü anlamadım......
Arzucum, dediğin gibi, Ahmet kızını öğrenmeyecek.
İstanbul'da kalışı ne şekilde olacak bilmiyorum...Rıza'nın durumunun ağırlaşması var, bu yüzden hemen gitmeyecek ama sonrasında temelli kalışının bir sebebi olmalı...
Genel özette; Ahmet yıllar sonra bir çocuğu olduğunu öğrenecektir, yazıyordu.Bu yıllar sonra demek ki baya bi yıllar sonraymış...
Aslında hepimiz bunu en başta biliyorduk, dizi başlamadan büyük bir hata yapıldı ve her şey söylendi.
Biz de bu durumdan haberdardık.
Ahmet'in şu an kızını öğrenmesi gerekiyor, biz bu yüzden istiyoruz bunu.
Yoksa zaten Ahmet'in bunu Ayla ile evlenip de çocuğu olmayınca, çok yıllar sonra öğreneceği yazıyordu...
Mektup ve hastaneye gelip görememe mevzusu uzasaydı; yani öğrenmeselerdi, hadi anlardım, daha mantıklı gelirdi.
Fakat ortada bir çocuk var ve bunun yıllarca ortaya çıkmaması, uzaması, yok yere babasından ayrı büyümesinde bir mantık göremiyorum; yok yere!
Bu bölümde neler olacak bilmiyoruz, bekleyip göreceğiz ama tahminimdeki olacak gibime geliyor.
Yasemin gitmeyecek, babasının durumu, Necdet vs...
Ya en azından Rüya'yı söyleseydi...
Ama yooookkk!
Sevgili senaristlerimiz koymuş kafaya Ayla ile evlendirecekler Ahmet'i.Sırf bu yüzden yok yere büyük bir mantıksızlık yaşanıyor ve bu da beni çok rahatsız ediyor.
Hayret forumda kımse yok
Arkadaslar gecen hafta yenı bolum resımlerınde Ahmet hastane gibi biryerde elinde telefon ıle resmi vardı acaba orda yasemın ıle konusmus ve yasemın ona gelmeyecegini soylemis olabılırmı?
Merhemcim, bu bölümün özetinde Rıza ağırlaşır yazıyordu.
Bu bölüm ağırlaşmadığına göre, yeni bölümün başında ağırlaşacak.
Ahmet de Yasemin gelmeyince bir şey olduğunu sezecek ve bir şeyler yapacak.
Rıza Beyin durumunu öğrenince o da sanatoryuma gidecek.
Acaba akılsız Yasemin Rıza hastalandı diye mi gitmeyecek...
Yok sa günahını mı aldık:img-hyste
Hayır onu bahane edıcek ahmete karsı babam boyle boyle gelemem ahmet diyecek ama ahmette vazgecmezkı kolay kolay bılmıyorum ama yasemının gunahını alamam o en basından berı hatalıydı :icon_whis
Ahmet Ruya'nin kendi kizi oldugunu ogrendigi zaman artik Yasemin'i bu kadar sevebilir mi? Bir insana ancak bu kadar haksizlik yapilir sevdigi kadin tarafindan.. Necdet'e bir sey demiyorum o da kendince hakli Yasemin'i elinde tutmak icin bu kadar iyi davraniyor.. Peki ya Yasemin iki adamin da hayatini mahvetti. Bence de gitsin kendini sevda tepesinden atsin boylece sorun kalmaz.
Bizde yeni kusagin asklarini izleriz.. Ben onlardan umitliyim, ne de olsa 68 kusagi akilli mantikli ve sevmeyi bilen bir jenerasyon..
Bencede yasemin kendini atmaıydı necdeti çok seviyorum ama bi huyunu sevmiyorum o da gidip yasemini kurtarmasıydı keşke ayağı filan kaysaydı madem atlamaya niyetin yok niye bizi ölcen diye ümitlendirdin gıcık yasemin ayrıca ahmet-yasemindense kamil-kamuran aşkını seçerim :D
merhaba arkadaşlar;
birkaç gündür forumu takip ediyorum ve şimdi yazmaya karar verdim.
yasemin en son bölümde bir karar aşamasında kaldı. biz ekranlardan kızıp ahmeti seçmesini söylesekde bir anne için çocuğunun mutluluğu herşeyden önce gelir ve rüya necdeti çok seviyor. siz diyeceksiniz şimdi o zaman ahmete yazık olmuoy mu , madem çocuğunu düşünüyor ama niye söylemiyor. bence yasemin rüya bu kadar alışmadan daha bebekken herşeyi yapmalıydı. tabiki hata yaseminde ve ahmetin hiçbir suçu yok. zavallım hala bekliyor...
genel özetten anlaşılacağı bu bölümde gene mantıksız bi bahane bulup!! yasemin gitmeyecek. bazen senaristlerin gece uykuluyken bu senaryoyu yazdıklarını düşünüyorum. hiçmi bizim gözümüzden bakmıyorlar?uzatmak için yapıyorlarsa herkes mutlu bir şekildeykende uzatabilirler. biz gene daha büyük mutlulukla izleriz değil mi arkadaşlar:D
ayla meselesine gelince bence ahmet aylayla evlensin ve yasemin anlasın herşeyi. nasıl oluyormuş acepp:img-yes:
Ferny&Lety 04-04-07, 08:54 necdet denizlerle konuşuo nazım hikmet ne necip fazıl hakkında sonra pastanede esmer bi kız necdete bakıo sürekli necdet ona gari pgarip bakıo annamadım vallaa
aa şok olcam inaanmıommmmmmmmmmm ahmet hastalanıyo ayla yanıona geliyo aylaya dio ki galiba bnde hastalık kaptıom ayla dio ki mrk etme yanındaym sonra yasemin rüyayı bırakıo necdetin yanında.rüya ben de senle gelim dio yasemin hayr olmaz sonra alıcam bn seni yanıma dio ankaraya gidio...
defne ve deniz resimlere bakıyo defne dio ki bu rsmde çöok gzl çıkmışım di mi dio deniz de dio ki sen zaten güzelsin dio...:img-in_lo harun la ışık bunnara bakıo muzur muzurr..
sonra yasemin münübüsteyken arkadan ahmetin selerini veriolar fonda.orası çok güzel orda çok mutlu olcan dieee
fragmanda bunnar oluyo
arzu-başak 04-04-07, 08:55 Arkadaşlar fragmanı gördüm ay heyecandan birşey hatırlamıyorum..hatırladıklarım...ahmet kıbrıscığa gitmiş..kolera salgını varmış..sonra ahmet rahatsızlanıyor ayla neyin var diyor..sonra korkma ben yanındayım diyor...(allah çok güzeldi)sonra necdet birine yasemin ankaraya gidicek falan diyor...ahmetin yanına gidiyor kanımca...sonra bir kız vardı yeni girmiş sanırsam..necdetle bakışıyorlardı..bu bahsettikleri kzı olmalı meyra demişlerdi ama o değil..bu kzı çok güzel yahu..aklımda kalanlar bunlar ben çıkmak zorundayım bir daha zileyebilirsem hemen gelip anlatırım....
fragmanı gördüm ahmet kasabadaydı duyuru yapılıyordu kolera yayılıyormuş yasemin rüyaya şimdi gelemezsin diyordu ahmette hastalanıyor aylaya bende hastalığı kaptım diyrdu yaseminde kasabaya gidiyordu galiba
necdetin yasemini bırakabilir miyim dediği kişi sanırım rıza beydi,yasemin kasabaya gidiyor ama ahmet rahatsızlandı,yanında da ayla falan vardı,belki de hiç görüşemeyecekler..
sonunda fragmanı izledim bugün yine çok güzel bir bölüm ve yine çok ağlıcam ve yine ahmet üzülecek...
fragmandan anladığım kadarıyla yasmin ilk başta gitmiyor ama sonra tek başına gidiyor...
ahmet gidiyor ama orada yaygın olan kolera hastalığına yakalanıyor sanırım tekrar annesinin muayanesinde ve ayla sana ben iyi bakarım diyor yani sanırım yakınlaşacakalar(olamaazzzz bu offf off)
vee sonunda nejdetin aşık olacağı kız sanırım ortaya çıkıyor pastahanede(ohh sonunda bıraksın nejdete yasminin peşini o ahmetin bikerem)
ayrıca deniz defneye sen her zaman güzelsin diyor ve ışık ile harun kıkırdıyor(ne güzel bir sahne.)
fragmanı görmeden yazmak istemedim..
şimdi izledim..
ya dediğim oldu işte: ahmet verem oldu..
aylada yanındayım diyo:img-hyste
yasemin ankaraya gitme bahanesiyle kıbrıscıka gidiyo...
denizde defneye -sen zaten güzelsin diyo oleyy oleyy sinyaller verilmeye başlandı artıkkkk!!:happy0064
denizle necdette nazım hikmet ve necip fazılla ilgili konuşuyolardı ve buarada necdetin sölediği şeylere aynen katılıyorum...
denizde utandı galba önüne bakıyodu:))
ha yazmaya unuttum o pastahanedeki necdete ne biçim bakıyoduya?
yani sanki zebani görmüş gibi bakıyodu:img-hyste
meyra değil dimi o? yani saçlarını boyatmış olabilir...
ben biraz benzettim çünkü..
buarada aşık olcak gibi değil ya o kız necdete ne biçim baktı ben korktum bakışlarından:img-hyste
vurulcak listesine onuda yazıyorum :img-hyste
ya aylaylan telefondami konusuyorlardi k-yoksa ayla kibriscigima
gitmisss
yok galba ayla kıbrıscıka gitti..
sonra yaseminde necdete ankaraya gidiyom deyip kıbrıscıkın yolunu tutuyor..
necdet rıza amcayla konuşuyo çünkü diyoki: yasemin ankaraya gitçek rüyaya bakabilirmisiniz diyo..
buarada rıza amcanın durumu ii herhalde çünkü eve getirmişler...
necdetle lalede bakarlardı çocuğa ama galba necdet yasemini takip falanmı edecek acaba?
fundapehlivan 04-04-07, 10:11 Yasemin kasabaya gidiyordu!!
Ama Ahmet hasta ya kasabada değil mi yoksa o sırada!! Yaseminin de haberi yokmuş, kasabaya gidiyormuş onun için!!
Valla deliririm o zaman!! Yine aynı şeyler olmasın artık ya!
Merak ediyorum niye kasabaya gidiyor...
Ayla ile nasıl yakınlaşacakları da belli oldu.
Artık Ahmet bu salgın hastalıktan sonra geri dönmez herhalde kıbrısçığa...
fundapehlivan 04-04-07, 10:13 yok galba ayla kıbrıscıka gitti..
sonra yaseminde necdete ankaraya gidiyom deyip kıbrıscıkın yolunu tutuyor..
necdet rıza amcayla konuşuyo çünkü diyoki: yasemin ankaraya gitçek rüyaya bakabilirmisiniz diyo..
buarada rıza amcanın durumu ii herhalde çünkü eve getirmişler...
necdetle lalede bakarlardı çocuğa ama galba necdet yasemini takip falanmı edecek acaba?
Ayla mı kıbrısçığa gitti!!
Ne alakası var ya!
Hem o verem dispanserinde çalışmıyor mu? Ne alakası var Ahmetin hastalığı onun branşı değil mi?
Orası bana ahmetin annesinin hastanesi gibi geldi ama...
kıbrıscıkta duyurular veriliyordu işte sağlık ekipleri gelcek faan diye, hastalık buralarda geldi gibi bişi dedi ondan o sağlık ekibinin arasında aylada var herhalde...
yanlız fragmanda defneyle denizin sahnesi çok güzeldii=) defneyle deniz fanları sevinecek
bence yasemin kasabaya gittiğinde ahmet orda olmayacak gibime geliyor. bu senaristler gene bizi öldürecek mi ne?:img-yes:
Ohhhh ya fragmanı sonunda gördüm :happy0064 ama üzüldüm ya Ahmet hastalandı mı şimdi hayııııııııııııııııııırrrrrrr!:sad53: Ayla'da hemen hazır maşallah bu fırsatı kaçırır mı tabiii merak etme Ahmet yanındayım...ya git işine Ayla deli etme beni...Yasemin'de bıraktı Rüya'yı gidio inşallah sonradan bi sakatlık çıkmaz kız babasından mahrum zaten bi de annesinden mahrum olmasın yavrucak:img-help:
Deniz'eee de bakın hele hiç bi fırsatı kaçırmıo hınzıırrrr seni...babana biraz ders ver Deniz yoksa olan Sevim'ime olacak:good:
arkadaşlar ben fragmandaki o pastanede necdete dikkatli bakan kızı FERİDE ÇETİNE benzettim.(iki genç kız filminde ve rüya gibi dizisinde oynamıştı.)
fundapehlivan 04-04-07, 10:21 kıbrıscıkta duyurular veriliyordu işte sağlık ekipleri gelcek faan diye, hastalık buralarda geldi gibi bişi dedi ondan o sağlık ekibinin arasında aylada var herhalde...
Ya bu sağlık ekibinde Aylanın ne işi var?
Anlamadım ki...
Ee Yasemin gidince Aylayla mı görecek acaba Ahmeti... Görüp yanına gidip konuşmaktan vaz geçermiş...
Ya da gidip ahmeti orda bulamazmıış!
Valla deliririm...
Artık bu kadar işkence yapmazlar di mi bize??
arkadaşlar ben fragmandaki o pastanede necdete dikkatli bakan kızı FERİDE ÇETİNE benzettim.(iki genç kız filminde ve rüya gibi dizisinde oynamıştı.)
Evet evet o olmalı bende diorum bu kız çok tanıdık.:img-yes: ...bu arada o kız Necdet'e aşık olmaz kolay kolay Necdet ona aşık olur gibime geliyo bakışları neydi öleeeeee neredeyse dövecek gibi bakıodu Necdet'e...nedir bu Necdet'in çektiği ya çocuğa bi kurşun döktürelim kısmeti kapanmış .......neyse ya ben üzülmeyim oh olsun ona ohhhhh canıma değsin....ne kurşun döktürmesi,dom dom kurşunlarına gelesin Necdet!!!!:img-hyste :img-hyste :img-hyste
Arkadaşlar benim bölüm tahminim şu,
Yasemin ve Rüya'yı göremeyen Ahmet kaderine boyun eğip Kıbrısçık'a gidio...belki de Yasemin gara gelemeyeceğini söylemek için gitmiştir ama yetişememiştir:icon_sorr sonra da Ahmet'e neden gidemediğini belki de Rüya'nın onun kızı olduğunu söylemek için Kıbrısçık'a gitmeye karar verir,bu arada Yasemin giderken Ahmet'de hastalığı nedeniyle İstanbul'a dönüo Ayla'yla yakınlaşıolar,Ahmet'i bulamıo Yasemin..daha sonra da Ahmet'le Ayla arasında hızla birşeyler gelişio ve yine aşıklarımız kavuşamıo,her şey(Rüya'da konusu da) bi başka bahara kalıo yine:sad53: :sad53: :sad53: belki de bi kaç ....Allah'ım nie böyle oliyyyyy kader mi bu?:icon_sorr :icon_sorr
fundapehlivan 04-04-07, 10:40 Arkadaşlar benim bölüm tahminim şu,
Yasemin ve Rüya'yı göremeyen Ahmet kaderine boyun eğip Kıbrısçık'a gidio...belki de Yasemin gara gelemeyeceğini söylemek için gitmiştir ama yetişememiştir:icon_sorr sonra da Ahmet'e neden gidemediğini belki de Rüya'nın onun kızı olduğunu söylemek için Kıbrısçık'a gitmeye karar verir,bu arada Yasemin giderken Ahmet'de hastalığı nedeniyle İstanbul'a dönüo Ayla'yla yakınlaşıolar,Ahmet'i bulamıo Yasemin..daha sonra da Ahmet'le Ayla arasında hızla birşeyler gelişio ve yine aşıklarımız kavuşamıo,her şey(Rüya'da konusu da) bi başka bahara kalıo yine:sad53: :sad53: :sad53: belki de bi kaç ....Allah'ım nie böyle oliyyyyy kader mi bu?:icon_sorr :icon_sorr
Eğer öyle bir şey olursa 2. kez çok ama çooook saçmalamış olurlar!!
Ve ben kaç saçmalık daha kaldırabilirim bilmiyorum!!
Yani sonuna kadar her şartta seyrederim hs yi ama sinir krizleri içinde...
Ayla ile bu kadar çabuk yakınlaşabilir mi Ahmet?
Daha yeni Yaseminle kaçma planları yaparken...
Ama tabii aradan ne kadar zaman geçti, zaman geçirdilerse bilemiyorum. Ayla ile kendini avutma çalışmalarına başlayabilir!!:icon_sorr
Necdet nasıl o kıza aşık olur o da ayrı bir konu...
Daha dün yasemin rüya gidecek diye gözyaşı döken hemen nasıl başkasına aşık olur... Tabii aşık olacaksa...
arkadaşlar ben fragmandaki o pastanede necdete dikkatli bakan kızı FERİDE ÇETİNE benzettim.(iki genç kız filminde ve rüya gibi dizisinde oynamıştı.)
evt bencede aynen o...
yanlış necdete neden kötü bi şekilde bakıyodu anlamadım..??
yoksa kadının normal bakışımı o??
Bence Ayla'yla yakınlaşması çok çabuk olucak hatta haftaya nişan bile olur gibime geliyo..biz bi bile nasıl olup bittiğini anlamıycaz bence....hatta Ahmet'lerin evine giden Yasemin bu nişanı pencereden görüyo mesela:img-hyste :img-hyste al sana entrika ,al sana trajedi....bizim dizimizin dierlerinden eksiği ne dimi ama:icon_whis :icon_whis :img-hyste
eger olaylar dediginiz gibi olursa, yani kader yine aglarini örerde bu iki sevgili ayri düserse, hatirla sevgiliyi ayni heyecanla seyredecegimi sanmiyorum. ne icin heycanlanayim ki? ahmeti aylanin kollarinda görebilmek icinmi?
belki yine seyrederim diziyi, ama cuma günleri bosuna uykusuz kalmam artik, nasil olsa bi kac gün sonra malum sitelerde dizi izlenebiliyor.
herkese selamlar.:img-grin2
bu haftaki bölüm sıkıcıydı.habire ahmet yasemin sahneleri izledik.yasemin hanımın keyfi gelecek de ahmet'le gidecek mi?:img-pilot diyorum size yasemin ahmet'i sevmiyor ahmet onu seviyor.hem bunlar hiçkimseye birşey söylemeden nasıl ortadan kayboluyorlar.pes yani.:img-pilot bu ne sorumsuzluk.ahmet'e de yakıştıramadım evli bir bayanı alıp götürmesini.:img-blush yasemin hanım da vicdan yaptı rüya'yla necdet'i sarmaş dolaş görünce.önce sen gerçek babasına kızını söylemedim diye vicdan yap.mıymntı ne olacak.:icon_whis
ya ben sinir oluyorum şu yaseminle ahmet sahnelerine bencede çok saçma geliyo bencede çok sorumsuzca kaçmaları orayı çok saçma yapıyolar ben necdete çok üzülüyorummmm ozaman necdetlerin dükanına işçi arıyolar çok güzel bi bayan gelsin o da necdete aşık olsun yaw yazık değilmi bu necdete
ekşi sözlükten taze yorum....
****
senaristlerin diziyi uzatmak ugruna iyice turk filmine donusturdukleri dizi.yasemin'in yaptiklarinin mantikli aciklamasi yok zaten.gecmisle ilgili en ufak detaylar bile ortaya cikti,konusuldu da ahmet'in ruya'nin gercek babasi oldugu gibi kucuk(!) bir bilgiyi soylemedi yasemin ahmet'e kacmaya razi oldugunda bile.belki necdet cok iyi babalik yapti,ama asil baba ahmet'e bilme-secme hakki bile verilmedi ve ugradigi haksizlik yetmezmis gibi yuva yikan adam konumuna dustu.
yasemin de ahmet'i ikinci kez yikacak gibi gozukuyor.sebep ruya-necdet bagi mi yoksa necdet'in kendisine duydugu asktan egosunun sismesi mi orasi net degil.
kisaca yazik oldu ahmet'e.
hayatimda ilk kez de senaristlere sesleniyorum buradan: guzel,akli basina baslayan diziyi sirf ilerleyen donemleri kapsamak ugruna mantiksizliklara kurban ettiniz.aci ceken karakterler prim yapiyor olmali-kendimden biliyorum-ama bu kadar da haksizlik yapilmaz ki ahmet'e yasemin araciligiyla...
bu da taze itü sözlük yorumu...son cümleye dikkat:icon_whis
****
bu ahmet karakterine dizinin başından beri kıl olagelmekteydim zaten. bir gecede michelle' i satması tam bir ****(buraya sansür uyguluyorum) örneğiyken, en iyi ihtimalle 25 yaşında falan olan, meslek sahibi (avukat)koca adamın, sabah akşam 18lik yaseminin kapısında , ortaokullu aşıklar gibi (liseli bile değil) ıslık çalıp beklemesi, karakterini iyiden iyiye ortaya çıkarmıştı.bu kısma da sansür geldi yine....
lakin bu adamın, dizi ilerledikçe daha da aşağılıklaşacağını tahmin edemezdim, onu tanımlamak için arsız, yüzsüz ve küstah sıfatlarını kullanmaktan kaçınmayacağım.
karşınızda bir adam var. ne olmuşsa olmuş sevgilisinden ayrı düşmüş, çalıkuşu misali kendini anadoluya vurmuş vs vs. aşk acısı çekiyor, memlekete hizmet ediyor falan, buraya kadar herşey iyi.
lakin ahmet karakteri yüzsüzlüğünü ve iticiliğini tamamen, attığı her adımda ''kalbi kırık bir aşığın herşeyi yapmaya hakkı vardır'' gibi çürümüş bir felsefeyi sonuna kadar suistimal etmesinden alıyor. sorumluluk denen şeyden zerre kadar nasibini almadığı gibi, başkalarının sorumluluklarını da hiçe sayıp küstahça talep ediyor, ısrar ediyor, peşine düşüyor. normal şartlarda sonuna kadar arkasında durulabilecekken, aşkta herşey mübahtır anlayışını gözümüze gözümüze soktuğu için kanımca haksız duruma düşüyor. yasemine ''gel beraber kaçalım, bak gidiyor makine'' ayarında tekliflerde bulunurken, necdetin çocuğu diye bildiği rüyayı da içeren planlar yapmaktan geri kalmıyor.
ayrıca, allah aşkına bu adam yangından mal mı kaçırıyor? nedir yani gizli gizli buluşup 2 gün sonraya gün ayarlamalar, trenle anadolunun kalbi? kıbrıscığa kaçma planları. yahu bu adam hukukçu değil miydi? tamam necdete acımasını, ya da daha tutarlı davranmasını zaten böyle bir karakterden beklemiyorum ama, yasemine ''bohçanı topla, kocana da biz gidiyoruz de, senlen kaçalım'' demesi, fransalarda tahsil görmüş bir jön türk için, bir kaymakam için kusurlu bir hareket değil de nedir?
yasemin için ise hiçbirşey demiyorum, zaten beren saat dizinin en başında yasemin karakterini olduğundan daha sevimsiz ve itici hale getirmeyi başarmıştı. şimdi de çocuğuna baba diye gösterdiği adamdan, resmen konuşacak medeni cesareti dahi gösteremeden, gizli gizli kaçma girişimlerinde bulunuyor, adamın sırtından türlü dolaplar çeviriyor. sonuçta olan gene bizim zavallı necdete oluyor.
yasemin ve ahmetin patolojik ilişkisini saymazsak dizi fena değil diyebilirdik. arabeskin dibine vuran sahneler çoğunlukta olmasa, hakikaten iyi vurgulanmış birkaç sahneyle dahi iyi bir dizi olabilirdi. gelgelelim ekip reyting kaygısına düşmüş olmalı ki, aslında bir dönemin en önemli olaylarını ön plana koyması gerekirken, bize ''aşk bencilliktir'' anlayışını aşılamayı daha uygun gören bir yılan hikayesi hazırlamışlar. iddia ediyorum; bu diziyi kurtaran bir şey varsa, o da tüm dizi boyunca toplasan 15 dakikayı geçmeyen yaseminsiz- ahmetsiz sahnelerdir.
ayrıca, beren saati inatla ağlatıp bir de yakın çekimden alan, canımıza kastettiğinden şüphe ettiğim dizidir.
Bu yorumu(itüsözlük)kim yazdıysa çok pis dalacam ha:img-cool2 Ahmet'ime laf söylemesin kimse ne yani 25 yaşındakiler 18 yaşındaki birine aşık olamaz mı,gezip tozamaz mı yıl 1960 die hep öyle melül melül oturcak diiller ya cilveleşecekler elbet onlar da genç oldu:img-wink: ayrıca Ahmet'in bakışları da aşık bi adamın sevgilisine bakması gerekiği gibi keşke bu devirdeki kazmaların(affedersiniz)hepsi de onun gibi baksa keşke:img-hyste çok kıskanç gördüm bunu yazanı kesin bi erkek yazmıştır ha:img-hyste ayrıca da bunu yazan heralde o zamanlar cep telefonu olmadığını unutmuş kanımca oooooooooohhhhhhhhhhhh kardeşim sen ara sevgilini cepten hemen çıksın ...Ahmet napsın kapısına dayanacak değil ya kızın her zaman camına atacak taşı nerden bulsun,hem olaya romantiklik katıyo alla alla:img-in_lo
Tamam sonlarda biraz bencilce davrandı ama napsın öle acı çekmiş ki sabredemio ve gözü birşeyi görmüo artık zamanın da herkesi düşündü de noldu bak üzüntüden kolera oldu işte:img-hyste onunda canına yetti gari..hem ona yapılan haksızlıklardan sonra Necdet'e yaptığı solda sıfır kalır....kendimi çok hararetli gördüm yaw:img-help: Bak ya gene sinirlendim kimse Ahmet'e laf söyleyemez çok pis dalacam :img-help:
zeyneps iki farklı yorum işte..bir necdet diğeri ahmet haklı diyor...
yorum farkı olacak elbette...
son bölümde ben de ahmetin bazı davranışlarına kızdım mesela..yakıştıramadım...
arzu-başak 04-04-07, 12:07 averajcım eklediğin yorumlar için çok sağol..ekşi sözlük yorumunua sonuna kadar katılıyorum..hislerime tercüman olmuş arkadaş....
yalnız itü sözlük yorumuna katılamayacağım..arkadaşın ahmet için düşündüklerinin aynısını bende necdet için düşünüyorum....
aslım gelmiş nasılsın canım...yoktun kaçgündür...hoş bende yoktum....belki sen gelmişsindirde ben görmemişimdir....
averajcım eklediğin yorumlar için çok sağol..ekşi sözlük yorumunua sonuna kadar katılıyorum..hislerime tercüman olmuş arkadaş....
yalnız itü sözlük yorumuna katılamayacağım..arkadaşın ahmet için düşündüklerinin aynısını bende necdet için düşünüyorum....
aslım gelmiş nasılsın canım...yoktun kaçgündür...hoş bende yoktum....belki sen gelmişsindirde ben görmemişimdir....
canım sağol:img-wink:...
evet taban tabana iki zıt görüş eklemişim farkında olmadan:img-blush...
okuyunca gülesim geldi o nedenle:img-yes:
fundapehlivan 04-04-07, 12:12 Ekşi sözlükten bu alıntı, sanki benim içimi okumuş gibi tamamen, noktasına virgülüne katılıyorum... Olan yine Ahmete oluyor...
İtü ye de bir mana da katılıyorum. Belki ahmet daha sorumluluk sahibi olabilirdi, belki bencillik yaptığı...
Ama Necdete karşı bir nefret hissediyor, hatta ona acı vermek istiyor.
Yasemine ne dedi. Ben de konuşabilirim.! Eğer yasemin tamam deseydi, ahmet zevkle Necdete gider sert bir dille ona yaseminle gideceklerini söylerdi!
Haksız mı? Yoo bana göre değil...
Ahmet aslında zaten kendine ait olanı yıllar sonra almaya çalışıyor, aşkını almaya çalışıyor. Ben bun öyle görüyorum...
Neden ahmet yüzsüz, itici oluyor ki bu durumda!
Ayrıca yaseminle kasabaya gitmelerinin Fransa da hukuk okumasıyla ne alakası var!!
Çok saçma geldi açıkçası...
Ama diziyi drama çevirmeye çalışmalarına tamamen katılıyorum...
Averajcım,evet canım herkes kendi bakış açısıyla bakıyor ama bahis edilen kişi Ahmet olunca dayanamıyorum napiiiiiimmm :sad53: :sad53: :img-hyste
Son bölümde evet bende çok kızdığımı belirtmiştim ama napsın o da kendine göre haklıdır:icon_sorr
Buradaki kişilerin çoğu Yasemin'e kızıyor mesela Yasemin'in yaptığı 3 yanlış var bana göre
1)Zamanında Necdet yarım ağız söylediğinde Ahmet'e dön die dönmemesi ama o da babasını düşündü napsın
2)Ahmet'le buluştuklarında Rüya konusunu yine ertelemesi
3)Necdet'le konuşmayıp ve daha Ahmet'e söylemeden kaçma planlarına kalkışması
Ahmet'le Kıbrısçık'a gitmezse Yasemin'e kızamayacağımı söylemiştim..kızını o halde gördükten sonra hiç bi annede gidemezdi:img-yes:
averajcım ( adını bilmiyorum kusura bakma ) yazıyı sansürlemen çok iyi oldu.. ben yazının sansürlenmeden önceki halini okudum malesef... yazı sırf mübalağalardan oluşuyo...yani tamam anladık son bölüm hakkaten içler acısıydı ahmetin teklifi yaseminin necdete hiçbişey sölemeden kaçma planları (ki bence keşke kaçsa) ama ilk bölümlere yaptığı yorumlar ne o öle ya...yani bu ahmet yasemini nasıl çağrıcak görüşmek için. karşı eve mektupmu yzsaydı.. ayy hakkaten sinirim bozuldu... ahmetin ne yüzsüzlüğü kalmış ne iticiliği..
ne fragmanmi ciktiiiiiiiii
ahmet hastami oluyorrrrr :(
O yeni kiz kim agzini burnunu dagitirm onun necodan uzak dursun o tek basina kalcak bekar :)
Yasemin kesin ayla ve ahmeti gorup viyak viyak aglayip geri donecektir..
Ayla ve Ahmet yakinlasmasinin boyle olmasi cok guzel :)
Necdet ve deniz ne hakkinda konusuyor
arakdaslar neolursunuz biriniz ekleyinn fragmani :)
Averajcım,evet canım herkes kendi bakış açısıyla bakıyor ama bahis edilen kişi Ahmet olunca dayanamıyorum napiiiiiimmm :sad53: :sad53: :img-hyste
canım elbette onlar da sonuçta dizifilm'e değil de sözlüklere yorum yapanlar...dolayısıyla bizler de o yorumları burada yorumlayacağız yeri gelecek...
averajcım ( adını bilmiyorum kusura bakma ) yazıyı sansürlemen çok iyi oldu.. ben yazının sansürlenmeden önceki halini okudum malesef...
canım averaj demen yeterli yine:img-wink:
evet sansür gecikmeli geldi ne yazık ki..o nedenle özür dilerim..inanın farkında değildim..ama tam sansür uyguladım bu sefer:img-wink:
hepinize iyi yorumlar dilerim...çıkmam gerek şimdibye...
arzu-başak 04-04-07, 12:24 ben fragmanı aklımda kaldıı kadar anlatayım..şimdi ahmet kıbrıscığa gitmiş...kolera salgını varmış kııbrısçıkta...ahmette rahatsızlanıyor...ayla gelip neyin var diyor...ahmette salgından galiba diyor..aylada merak etme ben yanındayım diyor....(ay ahmetim çok kötüydü kıyamam ben ona...ya herşey ahmete olmak zorundamı..necdet olsaydı hasta)...
sonra yasemini gösteriyorlar bavulunu düzeltiyor rüya bende gelim diyor yaseminde olmaz bir dahaki sefer diyor...necdette rızaya yasemin ankara gidicek rüyaya siz bakabilirmisinzi diyor....sonra yasemini gösteriyorlar otobüste ahmetin söyledikleri aklına geliyor....sonra defne resimlere bakıp şurda gzüel çıkmışım diyor denizde sen zaten güzelsin diyor birbirlerine bakıyorlar..ışıkla harun gülüyorlar....valla aklımda bu kadarı kaldı....
[QUOTE=arzu-başak;2867768]ben fragmanı aklımda kaldıı kadar anlatayım..şimdi ahmet kıbrıscığa gitmiş...kolera salgını varmış kııbrısçıkta...ahmette rahatsızlanıyor...ayla gelip neyin var diyor...ahmette salgından galiba diyor..aylada merak etme ben yanındayım diyor....(ay ahmetim çok kötüydü kıyamam ben ona...ya herşey ahmete olmak zorundamı..necdet olsaydı hasta)...=QUOTE]
Ay canım aynen katılıyorum niye böyle oliiiiyyyy hep Ahmet hep Ahmet :icon_sorr :sad53: :sad53: Nie hiç Necdet'e bişey olmuyo nie o verem olmuo (Necdet'çilerin tepkisini çekmeyelim de:icon_whis )...ne ballı çocuk bu ya oh hazırdan çocuğu da oldu çileyi hep Ahmet çeksin Necdet hep mutlu ....oh ya ...liseli çocuklar gibi hala platonik aşk acısı çekio zavallım..o da aşk acısından Anadoluya vursa ya kendini:img-hyste :img-hyste ama beceremez o bişey beceriksiz burjuva çocuuu nolcak:img-hyste :img-hyste
arzu-başak 04-04-07, 12:36 [QUOTE=arzu-başak;2867768]ben fragmanı aklımda kaldıı kadar anlatayım..şimdi ahmet kıbrıscığa gitmiş...kolera salgını varmış kııbrısçıkta...ahmette rahatsızlanıyor...ayla gelip neyin var diyor...ahmette salgından galiba diyor..aylada merak etme ben yanındayım diyor....(ay ahmetim çok kötüydü kıyamam ben ona...ya herşey ahmete olmak zorundamı..necdet olsaydı hasta)...QUOTE]
Ay canım aynen katılıyorum niye böyle oliiiiyyyy hep Ahmet hep Ahmet :icon_sorr :sad53: :sad53: Nie hiç Necdet'e bişey olmuyo nie o verem olmuo (Necdet'çilerin tepkisini çekmeyelim de:icon_whis )...ne ballı çocuk bu ya oh hazırdan çocuğu da oldu çileyi hep Ahmet çeksin Necdet hep mutlu ....oh ya ...liseli çocuklar gibi hala platonik aşk acısı çekio zavallım..o da aşk acısından Anadoluya gitse ya:img-hyste :img-hyste ama beceremez o bişey beceriksiz burjuva çocuuu nolcak:img-hyste :img-hyste
zeynepcim sen çok yaşa..gülmekten öldüm yorumunu okuyunca..valal benim için hiç bir sakıncası yok...ben necdettende bir hastalık bekliyorum..olmuyor böyle..herşey ahmetimin başına geliyor....
ya şimdi bu ayla ahmete bakıyor ya...ahmetin bu hasta halde istanbula gelmesi çok saçma olur...aylanın oraya gitmesi daha mantıklı..salgın olduğu için çok fazla doktora ihtiyaç vardır aylada oraya gitmiştir...aman eğer yasemin kıbrıscığa giderken ahmet istanbula gelirse çok saçmalarlar yada ne bilim yasemin gelipte aylayla ahmeti görüp konuşmadan giderse yuh artık derim....
ohom ohom zeynep laflarina dikkat etsen canim :)
burda necocu ben varken :)
bikere necdet burjuva degil :)
Ahmete gelince hasta olmasina sevindim Ayla ile yakinlasacak ise super olur.
Umarim birgun Yasemininde verem olup oldugu gunleri gorurum :)
[QUOTE=zeyneps;2867820]
zeynepcim sen çok yaşa..gülmekten öldüm yorumunu okuyunca..valal benim için hiç bir sakıncası yok...ben necdettende bir hastalık bekliyorum..olmuyor böyle..herşey ahmetimin başına geliyor....
ya şimdi bu ayla ahmete bakıyor ya...ahmetin bu hasta halde istanbula gelmesi çok saçma olur...aylanın oraya gitmesi daha mantıklı..salgın olduğu için çok fazla doktora ihtiyaç vardır aylada oraya gitmiştir...aman eğer yasemin kıbrıscığa giderken ahmet istanbula gelirse çok saçmalarlar yada ne bilim yasemin gelipte aylayla ahmeti görüp konuşmadan giderse yuh artık derim....
Arzucum bence oyle olacak o yasemin gidecek ahmetle aylayi beraber gorecek ve aylanin ne isi var burda fln diye dusunup aglaya aglaya geri donecek :icon_whis
Pardon arkadşlar ya Necdetçileri kırmak istemem doğrusu:img-wink:
Aslında ben de eskiden bayılıodum Necdet'e ama olanlar beni biraz soğuttu tabi kendisinden neyse ben onu da yakınımda tutuum[ne demişler dostunu yakın tut(yani Ahmet:happy0064 ) düşmanın daha da yakın:img-hyste :img-hyste ]
Demişsiniz ki Ayla gidio Kıbrısçık'a ama bana orası pek Kıbrısçık gibi gelmedi Ahmet'in annesinin odası gibi geldi dispanserdeki .....ama şöyle de olabilir Ahmet ateşler içinde yatarken Ayla onun elini tutuo Kıbrısçık'ta Yaseimn girio içeri Ayla "Şey Yasemin biz"dio Yasemin de arkasını dönüp gidio....Ayla da sinsice gülüp oohhh ya çaldım ya oh ya Ahmet sonunda benim oldu ya dio.....ama Ayla'ya üzülüyorum doğrusu gariban Lale'yi geçtik hadi o da evde kalmasın zavallım:icon_sorr :img-help: :img-help:
meltem-cmbl 04-04-07, 12:51 ben fragmanı aklımda kaldıı kadar anlatayım..şimdi ahmet kıbrıscığa gitmiş...kolera salgını varmış kııbrısçıkta...ahmette rahatsızlanıyor...ayla gelip neyin var diyor...ahmette salgından galiba diyor..aylada merak etme ben yanındayım diyor....(ay ahmetim çok kötüydü kıyamam ben ona...ya herşey ahmete olmak zorundamı..necdet olsaydı hasta)...
sonra yasemini gösteriyorlar bavulunu düzeltiyor rüya bende gelim diyor yaseminde olmaz bir dahaki sefer diyor...necdette rızaya yasemin ankara gidicek rüyaya siz bakabilirmisinzi diyor....sonra yasemini gösteriyorlar otobüste ahmetin söyledikleri aklına geliyor....sonra defne resimlere bakıp şurda gzüel çıkmışım diyor denizde sen zaten güzelsin diyor birbirlerine bakıyorlar..ışıkla harun gülüyorlar....valla aklımda bu kadarı kaldı....
ühüm hüüm:sad53: innamıyorum ya ahmetim hastalanıyomu offfff hem hastalığına üzülüyom hemde aylayla yakınlaşmasına
aylanın şu sözüne sinir oldumm merak etme ben yanındaydımm ahmette çok korktu valla aylasız yapamaz ya gıcık laf mı bu şimdii allah allah ayla valla senın yerinde yasemin olsaydı ahmet birden ayaklanmıştıı:happy0064 :img-blush
sevimli.girl 04-04-07, 12:52 ölsün o ahmet
necdetime yazık
ya ne kolerası ben ahmet in zehirlendiğini sandım karnını tutunca sonra ikinci defa baktığımda hastalık banada bulaştı deyince verem oldu sandım ama bazılarınız koleraya yakalandı diyorsunuz orasını duymamışım herhalde verem mi oldu kolerayamı yakalandı anlayamadım. bu arada ahmet sanırsam istanbuldaki dispanserde herhalde tren garında yasemini beklerken aniden rahatsızlandı.sıkıntıdan olsa gerek.aylada bu bahaneyle ahmete yakınlaşacak hadi bakalım hayırlısı o pastanedeki kız necdete aşık olur ama necdet ona aşık olacağını sanmıyorum belli olmaz tabii. bu arada necdetin nazım hikmet ve necip fazıl hakkında söylediği sözleride doğru buldum tarafsız konuşmuş. denizde defneye yavaş yavaş sulanıyor bakalım onlardan ne çıkacak:img-in_lo
'Merak etme yanındayım'mış............ ayyy iyice uyuz olmaya başladım ben bu ayla'ya... resmen fırsattan istifade ediyo.. ahmete yardımcı olmaya çalışıyo demeyin arkadaşlar çünkü bu onun görevi zaten...
arzu-başak 04-04-07, 13:01 [QUOTE=arzu-başak;2867860]
Arzucum bence oyle olacak o yasemin gidecek ahmetle aylayi beraber gorecek ve aylanin ne isi var burda fln diye dusunup aglaya aglaya geri donecek :icon_whis
Merhemcim eğer böyle birşey olursa..bu sefer hakikaten yasemini kimse elimden alamaz...seti basmayı bile düşünebilirim...of ahmetimi öyle hasta gördüm ya içim gitti..ah ah onun yerinde necdet olucaktı...merhem kızma içimden böyle geçiyor ne yapım...
meltem-cmbl 04-04-07, 13:02 'Merak etme yanındayım'mış............ ayyy iyice uyuz olmaya başladım ben bu ayla'ya... resmen fırsattan istifade ediyo.. ahmete yardımcı olmaya çalışıyo demeyin arkadaşlar çünkü bu onun görevi zaten...
Ya o lafı zstrn benı çileden çıkardıı allah alalh yaa merak etmeymiş ahmete çok merak ediyo hani töbe töbe valal o kızı görürüsemm çok pis dalıcamm
fragmnaı şimdi izledimm şu yeni gelen kız meyra değil galiba hiç benzetemedim necdete yiyicek gibi bakiy alalh necdete sabır versinn:)
aya ahmetim benım ya çok kötü görünüyoduu
ya neden yasemin ankaraya gidiyor yoksa yalan söyleyip kibrıscığamı gidiyor anlamadım ben orayı ya bence yasemin eğer biyere gidiyorsa necdet istanbulda tek kalacaksa şu meyra diziye girebilir necdet de o yokluktan istifade edip meyradan hoşlanabilir..ya simdi meyranın girdiğini gördünüz mü? yeni biri geliyo mu öff daha fragman eklenmemiş o malum siteye
meltem-cmbl 04-04-07, 13:04 [QUOTE=merhem;2867870]
Merhemcim eğer böyle birşey olursa..bu sefer hakikaten yasemini kimse elimden alamaz...seti basmayı bile düşünebilirim...of ahmetimi öyle hasta gördüm ya içim gitti..ah ah onun yerinde necdet olucaktı...merhem kızma içimden böyle geçiyor ne yapım...
yaseminin gitceğini sanmıyorum çübnkü ahmete bi kere güvenmemişti gördü neler olduğunu şimdi güvencek ama çok yakın görüğrüse bilecmicem eğer aylayla çok yakınlaşırsa ahmet o sewti basarım ben gelen varmıı:icon_whis
canlarım ne yapıyorsunuz..
fragmaanı izledim de şu an gülmekten ölüyorum..bu nedir ya..
ah necdet ah o ne bakış ya..(okan harikasın)bayıldım o bakışa ve hala da gülüyorum..olacağı buydu senelerdir rahip hayatı yaşıyor adam..artık her gördüğü dişiyi dünya güzeli olarak görmesi gayet doğal..
ahmetin de başına gelmeyen almadı..sonunda koleraya da yakalandı garibim meyveleri sebzeleri yıkamadan yersen böyle olur tabi de anlamadığım aylanın orda ne işi var...sanki memlekette başka doktor kalmadı..
yasemin hanıma yorum yapmıyorum artık..ama saçları çok güzel olmuş..
demedi demeyin necdet eve kadın atacak..
arzu-başak 04-04-07, 13:08 ya neden yasemin ankaraya gidiyor yoksa yalan söyleyip kibrıscığamı gidiyor anlamadım ben orayı ya bence yasemin eğer biyere gidiyorsa necdet istanbulda tek kalacaksa şu meyra diziye girebilir necdet de o yokluktan istifade edip meyradan hoşlanabilir..ya simdi meyranın girdiğini gördünüz mü? yeni biri geliyo mu öff daha fragman eklenmemiş o malum siteye
Bence yasemin kesin kıbrıscığa gidicek ahmetin yanına...nede olsa ona bir açıklama borçlu...canım yeni biri girmiş diziye yalnız meyra değil başka biri..ve necdetlede baya bir bakıştılar hani..hadi hayırlısı..necdet ona aşık olsunda yaseminde kalsın öyle...kızda baya güzeldi....
Fragmani simdi izledim sonunda arkadaslar birsey diyecem bu yaseminde amma suslenip puslenmis saclara bakin :) kerimana benzemis
Necdetin denizlerle konusmasini begendim "siirler taraf tutmaz insanlar taraf tutar"
Riza bey eve cikmis gibi geldi bana yanilmiyorum degilmi
arzu-başak 04-04-07, 13:19 Fragmani simdi izledim sonunda arkadaslar birsey diyecem bu yaseminde amma suslenip puslenmis saclara bakin :) kerimana benzemis
Necdetin denizlerle konusmasini begendim "siirler taraf tutmaz insanlar taraf tutar"
Riza bey eve cikmis gibi geldi bana yanilmiyorum degilmi
Merhemcim sanırım fragmanda senin için en önemli olan yeri atlamışsın...necdetle o yeni gelen kızı görmedinmi..nasıl bakışıyorlar öyle yahu..veganın söylediklerinede aynen katılıyorum...buarada yaseminin kerimana benzemesi konusundada hem fikiriz...
Merhemcim sanırım fragmanda senin için en önemli olan yeri atlamışsın...necdetle o yeni gelen kızı görmedinmi..nasıl bakışıyorlar öyle yahu..veganın söylediklerinede aynen katılıyorum...buarada yaseminin kerimana benzemesi konusundada hem fikiriz...
yok izledim meyradan guzel bir bayan bence ama niye oyle yigecek gibi bakiyor onu cozemedim :img-hyste
of yasemini unutturacaksa necdete aklini basina getirecekse.. olur :img-in_lo
vega ya burdan dan tesekkur ederim yine ilginc bi bolum olcak hersey cok hızlı ilerlio yasemin sac modelini deiştirmiş bile :) ama yine cok uzulceim sahneler olcak :( umarım yasemin aylayla karsılasıp ahmetle tek kelime etmeden gitmez de klasik turk filmi sahneleri tekrar yasanmaz
yok izledim meyradan guzel bir bayan bence ama niye oyle yigecek gibi bakiyor onu cozemedim :img-hyste
of yasemini unutturacaksa necdete aklini basina getirecekse.. olur :img-in_lo
canım benim..ayşeydi di mi adın..bence o kadın pastaneye gelen bir müşteri..yani sıradan biri..necdet aslında öyle bakacak biri değil ama gözü döndü bence artık..senelerdir rahip gib yaşayıp duruyor o bakmasın da ben mi bakayım..:img-hyste
arzucum canım adım zeynep..
bağa zeynep de bebişim..
arzu-başak 04-04-07, 13:29 yok izledim meyradan guzel bir bayan bence ama niye oyle yigecek gibi bakiyor onu cozemedim :img-hyste
of yasemini unutturacaksa necdete aklini basina getirecekse.. olur :img-in_lo
necdete yasemini unuttursunda ne olursa olsun diyorsun..valla çok güzel kadın daha ne olsun....buarada avatarını yeni gördüm..çok güldüm ya..süper...ah ah zaten yasemin kendisini atsaydı şimdi biz burda ne güzel yorumlar yapıyor olurduk....
Zeynepcim sende haklisin ama is basvurusu icinde gelmis olabilir kanimca yoksa kac bolumdur bunu soyleyip durmazdi lale :)
Arzucum ay bu gifleri sevgili ozgenuroglu yapmis 4 ,5 cesit yapmisti baya komik sozler yazmis ustune :)
bu vakitten sonra neolursa olsun yasemini sevemem, sevmedim sevmeyecegim :)
Benim icin varsa yoksa necdet ve aamet :)
arzu-başak 04-04-07, 13:33 canım benim..ayşeydi di mi adın..bence o kadın pastaneye gelen bir müşteri..yani sıradan biri..necdet aslında öyle bakacak biri değil ama gözü döndü bence artık..senelerdir rahip gib yaşayıp duruyor o bakmasın da ben mi bakayım..:img-hyste
arzucum canım adım zeynep..
bağa zeynep de bebişim..
Zeynepcim sinem senide bozmuş bakıyorum..bebişim falan...ya bence o kadın sadece pastaneye gelen müşteri değil..meyra dedikleri kadın bu olabilir...oyuncuda değişiklik yapmış olabilirler....doğru valla siz dua edinde necdet sadece bakıyor...
ayy sonunda fragmanı izledim gecikmelide olsa... resmi siteye eklenmiş...zaten olan biten herşeyi daha öncedden izleyen arkadaşlar anlatmış.. ya ben açıkcası feride çetinle necdeti pek yakıştıramadım... o kızı hem sert bulmuşumdur zaten... ama tabi necdet aşık olucaksa başımın üstünde yeri var..bide ahmet aylayla evlendimi yasemin iyice ortada kalıcak..
ya ayrıca bu yasemin hangi nedenle gidiyoki ankaraya... necdette bu kadar sakin karşıladığına göre herhalde pastaneyle ilgili bişey için gider..
arzu-başak 04-04-07, 13:40 feride cetin kim yahu
bnde bilmiyorum :)
zeynepcim,ayşecim...fragmanda gösterdikleri kız feride çetinmiş..valla ben ilk defa görüyorum o kızı...hiç tanıdık gelmedi...
valla ben de sıradan biri sandıydım..
eğer o feride çetinse benim yazdıklarımın hepsi de güme gider..sadece sıradan bir müşteri olarak sokmazlar heralde onu..
arzu feride çetin iki genç kızda oynamıştı..perihan madenin kitabını sinemaya aktarmışllardı ya hülya avşar falan oynadı..hatta altın portakal aldı film..
ama fragmandaki kızı feride çetine benzetemedim ben..
arzu-başak 04-04-07, 13:48 valla ben de sıradan biri sandıydım..
eğer o feride çetinse benim yazdıklarımın hepsi de güme gider..sadece sıradan bir müşteri olarak sokmazlar heralde onu..
arzu feride çetin iki genç kızda oynamıştı..perihan madenin kitabını sinemaya aktarmışllardı ya hülya avşar falan oynadı..hatta altın portakal aldı film..
ama fragmandaki kızı feride çetine benzetemedim ben..
Zeynepcim izledim o filmi..ama o kızı fragmandaki kıza hiç benzetemedim ben...gözlerimi baktırmam gerekiyor kanımca...yok zaten o kız bence meyranın yerine geldi..oyucu değişikliği yaptılar....
valla diziye yeni giren kızcağız feride mi meyra mı bilmiyorun ama kız öyle boş değıl birinin yüreğini yakacak ama kimin necdet mi olur teo mu olur bakarsınız büyük bir sürprizle ahmet olur.yok abarttım tamam ama kıza öyle güzel makyaj yapılmışki tam eski zaman hanımları gibi.bide öyle gulyabani görmüş gibi bakmasaymış:img-pilot
ya o bakış gülyabani görmüş bakışı mı yoksa çok zor durumdayım dayanamıyorum bakışı mı çözemedim..
ama bittim o bakışa ama gülmekten..okan yine harikalar yaratmış..
arzu-başak 04-04-07, 13:57 valla diziye yeni giren kızcağız feride mi meyra mı bilmiyorun ama kız öyle boş değıl birinin yüreğini yakacak ama kimin necdet mi olur teo mu olur bakarsınız büyük bir sürprizle ahmet olur.yok abarttım tamam ama kıza öyle güzel makyaj yapılmışki tam eski zaman hanımları gibi.bide öyle gulyabani görmüş gibi bakmasaymış:img-pilot
valla abarttın kanımca...artık buda ahmete aşık olursa dayanamam...evet ya baya güzel bir kız...e necdeti gördü kız gulyabanı gibi bakması normal...
19.Bölüm Özeti...
AHMET ÖLÜMLE PENÇELEŞİYOR!
Yasemin, Necdet’i bırakıp kasabaya gidecek mi?
Ahmet kasabadaki kolera salgınıyla savaşmak için kimden yardım isteyecek... Hastalığa yakalanan Ahmet’i bekleyen büyük süpriz ne...
Yasemin’in kararı ne oldu? Necdet’i terk edip Ahmet ile birlikte gitti mi? Kıbrıscık’a dönen Ahmet kolera salgınının başladığını haber alır. Ağır vakaların olması ve koleradan bir ölümün meydana gelmesi onu endişelendirir. Ayla’dan yardım ister. Ayla kolera salgınının hızla yayıldığı kasabaya gelir. Bu arada pastaneye ilginç bir müşteri gelip gitmektedir. Rıza sanatoryumdan çıkar. Gençler bir örgütlenme içerisindedirler. Işık, Yaşar’ın mihmandarlığında daha önce görmediği mahallelere gider. Ahmet koleraya yakalanır. Bilinci yarı yarıya kapalı tedavi altındayken onu bekleyen büyük bir sürpriz vardır.
Yasemin gidecek...
umduğumuz gibi değil ama Ayla burda bişeylere sebep olacak.
Zaten Ahmet kendinde değil bi vaziyette yatıyormuş...
Of, yazık yaaa...
19.Bölüm Özeti...
AHMET ÖLÜMLE PENÇELEŞİYOR!
Yasemin, Necdet’i bırakıp kasabaya gidecek mi?
Ahmet kasabadaki kolera salgınıyla savaşmak için kimden yardım isteyecek... Hastalığa yakalanan Ahmet’i bekleyen büyük süpriz ne...
Yasemin’in kararı ne oldu? Necdet’i terk edip Ahmet ile birlikte gitti mi? Kıbrıscık’a dönen Ahmet kolera salgınının başladığını haber alır. Ağır vakaların olması ve koleradan bir ölümün meydana gelmesi onu endişelendirir. Ayla’dan yardım ister. Ayla kolera salgınının hızla yayıldığı kasabaya gelir. Bu arada pastaneye ilginç bir müşteri gelip gitmektedir. Rıza sanatoryumdan çıkar. Gençler bir örgütlenme içerisindedirler. Işık, Yaşar’ın mihmandarlığında daha önce görmediği mahallelere gider. Ahmet koleraya yakalanır. Bilinci yarı yarıya kapalı tedavi altındayken onu bekleyen büyük bir sürpriz vardır.
Acaba suprız yasemının ruyayla ılgılı gercegı soylemesı olabılır mı? hernekadar genel ozete uymasada umarım oyle olur...
bence bilinci kapalıyken yaso gelecek..bu arada da ahmet aylayı yasemin gibi algılayıp hani bilinci kapalı ya elini falan tutar..bu sırada da yaso gelp ikisini görür..ve ahmet bunu bana nasıl yaparsın deyip çeker gider..
pek bir türk filmivari oldu bu ya..
arzu-başak 04-04-07, 14:15 Özeti okudum...o nasıl bir özet yahu...tahminim doğru çıktı..ayla kasabaya gidiyor..of ya yasemin gidicek..ahmetin şuuru kapalı..kesin bir sürü şey söyleyecek..tabi ahmet duymayacak...ya ahmet ölümle pençeleşiyor diyor...ben kesin ahmet öyle görünce ağlarım...e ahmeti ayla iyileştiricek..ahmette aylayla evlenicek...ya çabuk cuma olsun....ana yaseminde ahmeti öyle görünce şok olur...zeynep nerdesin okudunmu özeti...bak bu kızda öyle boş bir kız değil..kesin necdetle aralarında birşeyler olucak...
ahmet hasta mı oluyo..ayla da oraya gidicek..ayla-ahmet yakınlaşması oldu oldu..olmadı daha da olmaz heralde...
yasemin gider mi gitmez mi bilemicemm ama pastaneye gelen kız necdetin aklını başından alıcak gibi geliyo bana...
merakla bekliyorummmm..fragmanıda izleyemedim zaten..:(
arzucum okudum..evet o kız kesin neconun hayranı ve aralarında bir şey olacak..
ama neco yasemine aşık değil mi ya ne olur biraz rahat dursa..bütün erkekler aynı..neco o kızla ahmet aylayla iyi valla..gerçi onları da suçlayamıyorum..ortada o kadar abuk bir durum var ki..
askasurguncu 04-04-07, 14:18 cok sacma olmaya basliyor dizi
ahmetin bilinci kapali orda aylaylan yakinlasmaya baslar yasemin gorunce evine geri doner cok ama cok sacma olmaya basladi
yaa zaten iyice uçmaya başladı dizi..aptal aptal olaylar yaşanıyo..bi de yasemin kıbrıscığa gidip ahmetle aylayı yakın görüpte yanlış anlayıp geri dönerse sinir krizi geçiririm artık...olaylar zaten sıktı..iyice sıkar bu sefer...
aşk oyununa benzeyebileceği konusunada katılıyorumm yasemin ahmet uyurken falan kızın için yaşamalısın tarzında bişeyler söyler...
ama elden ne gelir:hiçbişey!..aptal bişey yüzünden yasemin fişeklenir..ve istanbula döner..türk filmi havasındanda çıktı artık bu..:(
arzu-başak 04-04-07, 14:22 cok sacma olmaya basliyor dizi
ahmetin bilinci kapali orda aylaylan yakinlasmaya baslar yasemin gorunce evine geri doner cok ama cok sacma olmaya basladi
yok canım böyle olmaz ya..bu kadar saçmalamazlar diye ümit ediyorum...yasemin gider ahmetle konuşur..hatta belki kızını bile söyleyebilir..ama ahmetin şuuru kapalı olduğu için kendine geldiğinde birşey hatırlamaz....
zeynepcim bütün erkekler aynı kısmına katılıyorum ama ahmetime birşey deme..5 sene bekledi yasemini...en ufak bir umudu kalana kadar..taki o ufak umutta bitine kadar....
Arkadaşlar Feride Çetin İki Genç Kız'da oynamıştı başka bilmiyorum ha bi de Gomeda'da oynuyo kanımca...Bu arada diziye acaip uymuş böle büyk annelerimizin gençlik fotoğrafları gibi:img-wink: :img-yes: :good:
Merak eden arkadaşlar için resmi de burda işteeeeee:happy0064
çok güzel kız ama dimi?
sadece bakışlarını beğenmedim...
özette sadece ilginç bi müşteri olduğunu yazıyor..
esrarengiz yanii:img-hyste
buarada ahmet çağırmış aylayı...
özette yazıyor...
ya bakın kesin böle bişi olcak:
ahmet bilincini yarı kaybediyor diye yazıyoya,
o haldeyken yasemin geleceke ve dicekki rüya senin kızın dicek..
e tabii ahmete anlayamıcak..
hep böle olur zaten:img-polic
Yasemin’in kararı ne oldu? Necdet’i terk edip Ahmet ile birlikte gitti mi?
Gitmedi :img-yes:
Kıbrıscık’a dönen Ahmet kolera salgınının başladığını haber alır. Ağır vakaların olması ve koleradan bir ölümün meydana gelmesi onu endişelendirir.
Endisesi insanlar icin mi yoksa kendi icin mi!? Insallah egoist insani oynatmazlar senaristler Ahmet'i.
Ayla’dan yardım ister. Ayla kolera salgınının hızla yayıldığı kasabaya gelir.
Ayla bunu firsat olarak görmez insallah. Umarim amaci oradaki insanlara yardim etmektir, Ahmet'e yakin olmak degil :good |