Tüm Versiyonu Göster : Bölüm Yorumları-Arşiv-16
Sayfalar :
1
2
3
4
5
6
7
[
8]
9
10
11
Aylanın bu saatten sonra ömrünün sonuna kadar susma hakkını koruması gerektiğini düşünüyorum...Ancak bildiğini bir şekilde söylemesi ya da benzeri şekilde ortaya çıkması Ahmetin kaldıracağı kazanın altında kalacaklar arasında olmasını ya da Yasemine söylediği o lafları Necdetin Ahmete yaptıklarından sonra tek tek yutacağı bir sahne olabilir...
O en iyisi Doğudaki kızamık salgınına gönüllü doktor olarak gitsin..Orada hasta çocuklara bakması iyileştirmesi belik Rüya gerçeğini bir babadan gizlemenin vebalini bir nebze hafifletebilir...:img-cool2
Aliye sen ilk sahneleri hatırlattın bana...Ahmet ne kadar dinamik, kendinden emin, havalı ve hovarda görüntüsündeydi..adamı herkes öyle gördü ama kimse tanımıyormuş...Onun ne kadar farklı olduğunu herkes görecek..Tabii umarım!:icon_whis bknz:senarist azizlikleri
Aliye sen ilk sahneleri hatırlattın bana...Ahmet ne kadar dinamik, kendinden emin, havalı ve hovarda görüntüsündeydi..adamı herkes öyle gördü ama kimse tanımıyormuş...Onun ne kadar farklı olduğunu herkes görecek..Tabii umarım!:icon_whis bknz:senarist azizlikleri
Hatırlıyor musun bizim kızlardan biri '' Yassıada yıkılıyoo '' demişti Ahmet'in motordaki duruşu için...ne hale getirdiler...tabii Ahmet'in karizmasını zedeleyen etkenlerden biri de o muhteşem palto (bkz. maniler..):img-hyste
edit: Ben gidiyorum...görebildiğim ve sezebildiğim tüm arkadaşlar, hepinize iyi haftasonları diliyorum...bye
Ona bu Lady Macbeth/Shakespeare laflarını ithaf ediyorum:
Lady macbeth:
"-kendini bosa harcamis olur insan
diledigine erer de sevinç duymazsa
yiktigin hayat kendininki olsun daha iyi
yikmakla kazandigin sey kuskulu bir mutluluksa.."
Söz tiyatrodan repliklerden açılmışken bunu da Necdete ithaf ediyorum:
Ben senin her seyin olmak istedim.
Hiçbir seyin bile olamadim."
:happy0064 :happy0064 :happy0064 Çok güzelmiş.Karakterlerimiz okuyan kültürlü insanlar aslında ama niyeyse böyle güzel sözlerden haberleri yok.Bazı şeyleri öğrenmenin vakti geldi artık.
İlahi shevek.Demek necdetten pasta olmaz da ağır Türk tatlıları olur.:img-hyste :img-hyste Bundan sonra ben de yeni bir tatlı icat ediyorum:SÜTLÜ NECDET:img-hyste :img-hyste Gerçi forumda kimse yok ama ben yine de sormak istiyorum.Nasılım?Gelince cevaplarsınız artık.:icon_whis Aliye Abla olsaydı o yapardı bize.O da bir yerde necdet artık.O tatlı yaparken ben de gaza getirir "Hadi yapabilirsin başarabilirsin." der terini silerdim.
Bahar_can ve Badger ellerinize,klavyenize sağlık.Ne güzel yazılar yazmışsınız.Ne güzel tarifler onlar harika yazılar valla.Tebrik ederim.:happy0064
Sanırım bu sefer gerçekten yalnızım.Ben yalnızım ben yalnızım yalnızım...
Gördüm seni shevek çevrimiçisin.Kaçamazsın benden.:img-polic
Bahar_can, badger, allahım, neler yazmışsınız, ne güzel yazmışsınız. Ellerinize, yüreklerinize sağlık.:img-icecr Eklemeler ve anektodlarla yazılarınızı zenginleştirip destekleyen akirac ve tavuskuşunun da ellerine sağlık.:img-wink:
Zeynopçum konunun üzeri biraz küllenip, sular duruluncaya dek sen gündüzleri topluca yaz, bize at, biz senin yorumların olmadan nasıl yazarız, kim bizi güldürür gece gece bilgisayarın karşısında, kim için deriz "bu ne kadar zeki, ne kadar yetenekli bir genç böyle, allaam, keşke bütün gençler böyle cin, böyle akıllı böyle tatlı olsalar" diye sonra?:icon_sorr
bahar_can ve badger... aşk... tırınn tırınınnn aaşk... aşk galiba her ikisi. Kimyanın uyumu ve emek. Siz de söylemişsiniz bir de ben söyleyeyim- tecrübeyle sabittir, ben hayatımda bir kez aşık oldum, aşık olduğum adamla on küsür senedir birlikteyim, daha az on küsür senedir evliyim, bir anlamda beraber büyüdük denebilir, başka bir ilişki biçimini bilmiyorum, ama bilmem gerekmediğini de biliyorum, (en önemlisi ve aşkı ilgilendiren kısmısı: bunu en başında da biliyordum, tensel bir uyum, bir bakış... koklamaktan, sarılmaktan, seyretmekten, bazen sataşmaktan, bazen gülmekten, bazen kızmaktan, bazen büyük kavga koparmaktan ama her seferinde yalnız ikiniz kaldığında kimsenin anlayamayacağı, çözemeyeceği- kendinizin bile- türden bir iletişimin içinde, kendi kendinize şaşaraktan "olmaktır" aşk. (bknz: contingency- vukuu belli olmayan olay). Hibrid bir durum var. Tek tek bireyler bir araya geldiklerinde melezleşiyorlar. Biraz kendisi, biraz karşısındakinin kendini gördüğü kişi oluyorlar. Kendini karşındakinin gözüyle de görebiliyorsun ve değişime uğruyorsun (bknz: annneee! metamorfoz!) Evet aşk canlı bir organizmaya dönüşüyor. Tek başına bir Yasemin ve tek başına bir Ahmet, ikisi birlikteyken oldukları Yasemin ve Ahmet'ten farklılar. Bir kere "Yasemin ve Ahmet" oluyorlar. Mesele biraz da burada galiba. "Yasemin ve Ahmet" olmakta... olabilmekte. "Tahir ile Zühre meselesi" (bknz).
Yasemin'in ufacık bir kızken daha çok hayranlık temelli, kendi içinde, platonik olarak yaşadığı yukarıdaki tanımların hiç birine girmiyor. Henüz onunkisi de aşk değil. Henüz ikisi arasında kimyasal bir uyum olup olmadığı belli olmadığı gibi ortada emek falan da yok. Tetikleyici bir durum Yasemindeki. İlgi duyuyor. Her ne kadar gizlediğini sansa da gizleyemiyor. İçinde kopan duygu fırtınaları yüzüne, gözüne, eline, ayağına yansıyor haliyle. Cahil cesareti mi denir, badgerın deyişiyle tecrübesizlik de olabilir, korkunç da bir cesareti var -bknz: henüz farkımda değil, ama olacak-, gururu var, başlarda azmi de vardı. Heyhat! Neyse tesadüfler - ki ben tesadüflerin insanların isteklerine koşut peydahlandığı konusunda güçlü hisler içindeyimdir (mesela bir gece rüyanızda on beş senedir görmediğiniz birini görürsünüz ertesi sabah hiç alakasız bir yerde mesela bir benzin istasyonunda karşı karşıya geliverirsiniz, yine bknz: annneee!) işledi de Ahmet'in cidden, hem de fena halde ondan haberi oldu. Yani kimya uyştu. Denk geldiler. Ahmet daha farkındaydı durumun bittabi- burada da badgerin söylediği üzere tecrübe var, bahar_canın söylediği gibi, Ahmet'in gizli gizli aslında buna susamış olduğu gerçeği var, sonra yine bahar_canın söylediği gibi Ahmet'in her duygusunu biraz da o duygu durumunun dışına çıkıp, gözlemleyerek, kana kana yaşamasının payı var (adam acısını bile acıyı severek yaşıyor diyebilir miyiz? deriz).
Hah! Oldu mu birinci şart yerine getirildi mi? Getirildi. :img-book: Neymiş: contingency. Olundu. Elden gelecek bir şey yok... Oldu... Bknz: Olmuşla ölmüşe çare yoktur. Ve yine bknz: Olmazsa zorla oldurulmaz kardeşim. (Necdet'in olmadı. Denk gelmedi. Bizim de söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Necdet'in yapacağı da olmayanı zorla oldurmaya bakmak değildi...Neyse yine bu konuya sapmayalım. Çok konuştuk.)
Emek konusuyla ilgili de yazacağım ama parti parti yollayayım. Ben de arada kendime bu sıcakta bir kahve alayım...Mola...:kahve
:happy0064 :happy0064 :happy0064 Çok güzelmiş.Karakterlerimiz okuyan kültürlü insanlar aslında ama niyeyse böyle güzel sözlerden haberleri yok.Bazı şeyleri öğrenmenin vakti geldi artık.
İlahi shevek.Demek necdetten pasta olmaz da ağır Türk tatlıları olur.:img-hyste :img-hyste Bundan sonra ben de yeni bir tatlı icat ediyorum:SÜTLÜ NECDET:img-hyste :img-hyste Gerçi forumda kimse yok ama ben yine de sormak istiyorum.Nasılım?Gelince cevaplarsınız artık.:icon_whis Aliye Abla olsaydı o yapardı bize.O da bir yerde necdet artık.O tatlı yaparken ben de gaza getirir "Hadi yapabilirsin başarabilirsin." der terini silerdim.
Bahar_can ve Badger ellerinize,klavyenize sağlık.Ne güzel yazılar yazmışsınız.Ne güzel tarifler onlar harika yazılar valla.Tebrik ederim.:happy0064
Sanırım bu sefer gerçekten yalnızım.Ben yalnızım ben yalnızım yalnızım...
Gördüm seni shevek çevrimiçisin.Kaçamazsın benden.:img-polic
Sütlü Necdet olur bak. Her ne kadar sütün içine yatırılıp yumuşatılmaya çalışılan bir tatlı da olsa kendileri, sonuç değişmiyor. Hamurlu bir tatlı en nihayetinde, yani mideye oturuyor.Kötüyüz biz kötüyüz. Kötüyüz.:img-icecr
Eveet :img-icecr , nerede kalmıştık. Aşkın birinci şartı oldu. Ahmet daha bu aşkın ilk esintisi yüreğine ve yüzüne çarptığı o ilk andan itibaren bunun değerini fazlasıyla bildi: -Böylesini yaşamak için ömrünü verenler var Yasemin...Sen bana ne yaptın Yasemin? Artık aşkının deli divane karşılığı var... Elimi hiç bırakma dedim, sonsuza kadar yanımdan ayrılma dedim... Sen zaten benim karımsın Yasemin, gerisi formalite... Badger onu çok güzel tarif ediyor. Ne yaşıyorsa yüzüne o yansıyor. Gizli kapaklı değil, bir şeylerin arkasına gizlenmiyor. Duru ve abartısız... Hani Rıza'nın avukatlığını üstlenmek istemişti, gidip konuşmuştu. Reddedilmişti. Ama eve mektubunu getirmişti de Nezahat yukarıya çıkıp yalnız okumak isteyince başbaşa kalmışlardı da Yasemin ona teşekkür etmişti. Orada verdiği yanıt ne kadar sade, ne kadar içtendi Allahım, -Teşekkür etme... Teşekkür ederek aramıza mesafe koyuyorsun Yasemin... Aşkını yaşamaya başladığı andan bugüne dek (tabii dizi günüyle bugüne:img-wink: ) her an emek verdi bence bu aşka. Sessiz ve derinden bir emek. O yüzden göremeyenler olabilir. Ona "kör" yakıştırmasında bile bulunabilirler. Ama değil, bas bas bağırmıyor o ayrı. O yüzden bazıları onun sessiz çığlığını duyamıyorlar. Hani en baştaki olmazsa olmazdan bahsettik ya. Kimya uyuşması, karşılıklılık, hibridleşme, birleşme, bir potada erime... İşte bundan sonra bir aşkı kalıcı kılan o aşka, karşındakine, kendine sonuna dek güvenmektir, o aşkı karşındakine ve herkese açıkça ifade etmektir, gizlememektir, kendine ve karşındakine her daim dürüst olmaktır. Öfkeyi de, sevgiyi de, acıyı da, hüznü de, sevinci de paylaşabilmektir. Vermektir ve alacağından kuşkusu olmamaktır. Karşındakine de bu güveni vermektir, alacağını bilmek güvenini.... Yalnız arkadaşlar bu noktada ben sinirlenmeye başladım. Çünkü birazdan işin Yaso kanadını yazacağım emek cephesinden... Neyse bir mola daha verip, soluklanayım. Repliklere bakayım biraz.:img-polic
Ahmet Bristolde geçirdikleri o gecenin ertesi gününde gidp Michelle'le konuştu. İki hafta sonra da ailesiyle. Hiç bir zaman Necdet gibi kapı cam yumruklamadı ama onlara bunun gelip geçici bir heves olmadığını, olmayacağını hep hissettirdi. Ki kapı cam yumruklamak bizim gibi arabesk, despotik, şark gelenekli toplumlarda çok geçerli bir kısayoldur. Neyse... devam edelim... Yasemin'e karşı hep açık oldu. Onu da böyle olması için yüreklendirmeye çalıştı. İnsanların hangi görüşe ya da toplumsal sınıfa ait olursa olsunlar insan yönlerini görmeye çalıştı. Ve o noktadan iletişim kurmaya çalıştı. Rızanın, Necdetin, Adnan Menders'in, Aylanın, kasabadakilerin, sonra okuldakilerin, Deniz Gezmişin... Bu aşka emek verdi dedik. Bu aşka güvendi. Yasemin evlendiğinde, Neco'nun gerçekten karısı olduğunu sansa da (bu gözüne gözüne sokuldu Neco tarafından, yoksa başta buna bile ihtimal vermemişti), Yasemin'in kendisini sevdiği gerçeğini hiç unutmadı, çünkü kendisi onu sevmeye devam etti, bknz: biraz önce bahsettiğimiz hibritleşme durumu. Toplumsal sınıfı itibariyle çizgileri çok daha keskin sınırlarla çizilmiş bir sınıfsal aidiyet içinde olsa da hepsi ona tırıs geldi vırıs gitti. Evlilikmiş, yüzükmüş, evl ve hatta çocuklu bir kadını yaşadığı o küçük Anadolu kasabasına kaçırmaya yeltenmekmiş, bunun toplum nezdindeki itibarını sarsma ihtimaliymiş, ne derlermiş, ne söylerlermiş, ailesinin tepkisi ne olurmuş... Bunların hepsini, kendi öz değer yargılarını yıktı o. Ve bunu yine de üsturuplu yaptı. Yasemin'den ısrarla Necdetle konuşmasını talep etti. Aksini aklı olmaz çünkü. Doğal olarak karşısındakinden de aynısını bekliyor çünkü. Aynı cesareti, dürüstlüğü, duruluğu, emeği bekliyor. (Hah, bu arada aklıma geldi. Rüyayla Yasemini kaçırmaya kalkarken arada gerçek bir evlilik olduğunu düşünen bir adam olarak Ünsal, Gürsoy ve Aygün ailelerinin tepkisini takmayan bir adam bu vakitten sonra (Rüyayı öğrendikten sonra) değil bunları takmak, bilumum başka olası tepkileri hiç takmayacaktır derim ben. Bize de Bristol günlerinin keyfini sürmek kalır. Heh heh.)
... to be continued...:icon_whis
Sevgili Shevek seninle iki yazımızın örtüşen noktalarını birleştiriyorum...Benim yaptığım genellemeyi , sen örneklemişsin...bknz anonim çalışma..
Bir de aşkın devamlı çiçek böcek laflarıyla anlatılmasından hiç hoşlanmam...Hareketlerle de bahsedilen lafların aynı oranda desteklenmesini isterim ve benim bir aşkı değerlendirirken önemsediğim husus budur...
Ahmet de gözlemlenen aşk budur...O hem söylüyor hem de davranışlarını açık yüreklilikle ifade ederken gereken hareketlerini de yapıyor, yerinde oturmuyor, tüm şartlarını zorluyor, şartlarını zorlarken aktif gerekirse hayatını değiştiriyor bu uğurda...Eninde sonunda kabul ettiriyor...Bu zorlamayı yaparken etrafındakilere hükmetmiyor, elini kolunu bağlamıyor..
Ahmet Bristolde geçirdikleri o gecenin ertesi gününde gidp Michelle'le konuştu. İki hafta sonra da ailesiyle. Hiç bir zaman Necdet gibi kapı cam yumruklamadı ama onlara bunun gelip geçici bir heves olmadığını, olmayacağını hep hissettirdi. Ki kapı cam yumruklamak bizim gibi arabesk, despotik, şark gelenekli toplumlarda çok geçerli bir kısayoldur. Neyse... devam edelim... Yasemin'e karşı hep açık oldu. Onu da böyle olması için yüreklendirmeye çalıştı. İnsanların hangi görüşe ya da toplumsal sınıfa ait olursa olsunlar insan yönlerini görmeye çalıştı. Ve o noktadan iletişim kurmaya çalıştı. Rızanın, Necdetin, Adnan Menders'in, Aylanın, kasabadakilerin, sonra okuldakilerin, Deniz Gezmişin... Bu aşka emek verdi dedik. Bu aşka güvendi. Yasemin evlendiğinde, Neco'nun gerçekten karısı olduğunu sansa da (bu gözüne gözüne sokuldu Neco tarafından, yoksa başta buna bile ihtimal vermemişti), Yasemin'in kendisini sevdiği gerçeğini hiç unutmadı, çünkü kendisi onu sevmeye devam etti, bknz: biraz önce bahsettiğimiz hibritleşme durumu. Toplumsal sınıfı itibariyle çizgileri çok daha keskin sınırlarla çizilmiş bir sınıfsal aidiyet içinde olsa da hepsi ona tırıs geldi vırıs gitti. Evlilikmiş, yüzükmüş, evl ve hatta çocuklu bir kadını yaşadığı o küçük Anadolu kasabasına kaçırmaya yeltenmekmiş, bunun toplum nezdindeki itibarını sarsma ihtimaliymiş, ne derlermiş, ne söylerlermiş, ailesinin tepkisi ne olurmuş... Bunların hepsini, kendi öz değer yargılarını yıktı o. Ve bunu yine de üsturuplu yaptı. Yasemin'den ısrarla Necdetle konuşmasını talep etti. Aksini aklı olmaz çünkü. Doğal olarak karşısındakinden de aynısını bekliyor çünkü. Aynı cesareti, dürüstlüğü, duruluğu, emeği bekliyor.
Ahmetin bu konuda muhattap olarak gördüğü tek kişi haklı olarak Yasemindi, diğerlerini zorlamadı...Yasemini zorladı...Haklıydı...çünkü Yaseminin duygularını biliyordu..Onu nasıl sevmeye başladığını, nasıl sevdiğini, bu aşka nasıl baktığını o günlükten satır satır okuyup ezberledi, sonra bunu bir fiil karşılıklı yaşadılar...Herkes onları birkaç ay ortalıkta öpüşerek dolaştığını ya da cam altında buluşma yaşadığını zannetti, zannetti...Daha derinini göremediler...Aslında Yasemin de göremedi,onu terk ettiğini düşündüğünde yani bu aşkın bittiğini düşündüğünde o içindeki Ahmetin aşkının yarısı içinde dondu kaldı...Etraftaki gelişen detaylara takıldı kaldı, özdeki o aşkı içinde hissedemedi...Taa ki trende tekrar karşılaşmaya kadar, içindeki o yarı başladı tekrar sancımaya...Aralarındaki çekim o kadar ki, kalabalıkta bile farkedilir derecede..Bunu kendileri kadar herkes hissediyor...Bir kısmı inkarı seçmiş bir kısmı bunu ayan beyan doğruluyor..Bknz.Aylayla Ahmetin nişan sonrası Sevim_Mehmet diyaloğu..
Bu aşkı başlatan Yasemin idi ama büyüten ve yaşatan Ahmetteki yarıydı...ve öylesine fevkalade bir aşk olduğunu bütün herkes tekrar görecek...:img-yes: :good:
Tek başına bir Yasemin ve tek başına bir Ahmet, ikisi birlikteyken oldukları Yasemin ve Ahmet'ten farklılar. Bir kere "Yasemin ve Ahmet" oluyorlar. Mesele biraz da burada galiba. "Yasemin ve Ahmet" olmakta... olabilmekte.
İşte burayla ilgili tekrar önceden de söylediğim bir bölümü akla getirmekte fayda var:
Hani Yasemin, ahmetin nişanındayken olup bitenlerin üstüne küçük gururlu aşık ama belli etmeyen, paramparça ama ayaktayım diyem hanım tavırlarında Ahmete "Keşke ilk zamanlardaki gibi arkadaş olduğumuz anlara gidebilsek..." dediydi...(Ben de Ne???!!??:blink: olmuştum, nasıl yani? Hangi vakit siz arkadaştınız, küçük çocukken, top oynarken mi? falan olmuştum- aptalca bir laftı ama neyse...)
Peşinden Ahmetin okulunda ders verdiğini öğrendikten sonra Ahmete çıkışmıştı, Ahmetin de pis bir gülümsemeyle hadi iki medeni, eskiden beri birbirini tanıyan iki dost olalım sen böyle istemiştin Yasemin dediğinde,
O pis gülümsemenin altında biraz kaybetmeme, Yasemine tekrardan kavuşma yöntemine başvurması olarak gördüm...Hak veriyorum çünkü kaybetmek istemiyordu, kim ister ki hayatında böyle bir duyguyu yaşayabilen çok az insan varken...Ahmet o 6 yıllık Kıbrısçık sürgününde bu duyguyu yaşamamaya çalıştı ama baktı ki ruhu ölüyor, kendisi ölüyor...Yanında olmadan yapamıyor...Son kez tekrar almaya çalıştı, Yasemin ona olmaz git başkasını bul dedi...Buldu ama Yaseminden kopamadı çünkü içindeki yarı, Yasemindeki diğer yarıyı özlüyor..
Yaseminle hiç arkadaş olmamışlardı...(Bir ilişkide arkadaş olmakta önemlidir...Hazır kimya var, çekim var, hibrid oldu, bir de bebek de var...Eh arkadaşlığı da araya katalım dedi Ahmet ve tekrar yola koyuldu..(Tabii bebek mevzuusunu ve Ayşecik marka evliliği bilmiyor)...Ahmet, asla vazgeçmedi, bu aşkın kuvvetli olduğunu ve asla vazgeçilemeyeceğini biliyordu...Hem Yasemin tarafından hem de kendi tarafından...Eninde sonunda bunun etrafındaki engellerin yıkılacağını da biliyordu ve kendiliğinden gerçekleşti..bknz:doğruyu ve haklıyı kimse değiştiremez.:good:
Ne denilebilir ki bu yazılardan sonra.Ancak şu::happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064
Shevek:Sessiz ve derinden bir emek. O yüzden göremeyenler olabilir. Ona "kör" yakıştırmasında bile bulunabilirler. Ama değil, bas bas bağırmıyor o ayrı.
Kısaca mütevazi de diyebiliriz.Zaten onu necdetten ayıran farklardan biri de bu.Yaptıklarını insanların gözüne sokmuyor,gösterişi sevmiyor.Necdet ise illa gösterecek."Ben o sanatoryumu araştırdım iyiymiş, doktorla konuştuk hemşireyi ayarladım..." Ahmetten bunları duymak zor.Ama necdet göze girebilmek için belki de her şeye yetişen,her işi halleden rolünde.Tabi bu da yaseminin büyümesini engelliyor.
Mesela Yasemin hala Ahmetle birlikteyken ama babası yassıadadayken baya bir olgunlaşmıştı.Çalışmaya başladı,evin bazı sorumluluklarını üstlendi,kardeşine burs bulmaya çalıştı vs vs.Bu onu olgunlaştırdı bir yerde.Ahmet o zamanlarda arkasındaydı Yaseminin sessizce kendi gelişimini tamamlaması için destek veriyordu çaktırmadan.İhtiyacı olduğunda hep yanındaydı,yalnız bırakması gerektiğinde kafasını dinlemesi,toplaması için rahat bıraktı.
Ama necdet arkasında değil de hep dibindeydi.
Sanırım biri hatırlatmıştı.Bir hikaye vardı.Bir böcek(tırtıl,ipek böceği,kelebek üçgeninde gidip geliyorum.Ama olayı tam çıkaramadım.) kozasından çıkmaya çalışıyor bu arada verdiği uğraş onun kanatlarını güçlendirip uçmasını sağlayacak.Ama adamın biri gelip de böceğin çırpındığını görünce ona yardım etmek istiyor ve onu kozadan çıkarıyor.Ama böcek kanatları güçlenmediği içn uçamıyor ve ölüyordu.Bu da o hesap.Böcek=Yasemin,böceği kozadan çıkartan adam=Necdet.Her ne kadar hikayede yer almasa da kenarda böceğin kendi kendine çıkmasını bekleyen adam ise=Ahmet.
Not:Zeynep erken yatma numarası yapacakmış.Ondan sonrasına bakacağım diyor.Bir şeyler ayarlayıp gelmeye çalışacakmış.
Bu aşkı başlatan Yasemin idi ama büyüten ve yaşatan Ahmetteki yarıydı...ve öylesine fevkalade bir aşk olduğunu bütün herkes tekrar görecek...:img-yes: :good:[/I]
Kesinlikle çok doğru bir tespit... Yasemin hiçbir pratik yaşamadan çocuk ruhuyla oluşturduğu bir hayali dünyada sevdi Ahmet'i...Ahmet'se bir tecrübe içindeyken buldu aradığı şeyi ve ona öyle değer verdiki deli-divane bir hale geldi...öyle ki "o küçücük kızın beni bu kadar etkileyebileceğini düşünebiliyor musun Michelle..." derken karşısındakinin herhangi bir arkadaşı olmadığını unutacak kadar... bunu fark ettiği an gözünde oluşan o anlık dehşet ifadesi içinde bulunduğu durumu açıklamaya en iyi örnek sanırım... Ahmet aşkın tüm erdemlerini yerine getirdi... dürüst, fedakar, paylaşımcı, hoşgörülü, güvenilir, anlayışlı ve sabırlı davrandı... "beni seviyor ama gitti onunla evlendi"yi değil, "gitti onunla evlendi ama hala beni seviyor"u önemsedi... bu aşkı aşk yapan Ahmet oldu...
Sevgili Shevek evet dediğin gibi "Ahmet'in her duygusunu biraz da o duygu durumunun dışına çıkıp, gözlemleyerek, kana kana yaşamasının payı var" bu incelik Ahmet'in tüm ilişkilerinde var aslında... yani bu bir anlamıyla ilişkilerine estetik te katıyor... her ilişkiyi kendi çerçevesinde önemsiyor... tek başına bir ilişkiyi ele alıp onu inceliyor, özeniyor, değerini veriyor ve sunuyor... kızgın olduğu anlarda da şevkatli olduğu anlarda da, üzgün olduğu ve sevinçli olduğu anlarda da hep böyle.. her anı onun için önemli.. muhakkak derinine iniyor... bu da duygularını yansıtışına yansıyor... "çok hassas, çok duygusal" dediğimiz bir tip ortaya çıkıyor... Ama Ahmet böyle karakterize edilmeseyde... daha normal dozlarda üzülüp, normal dozlarda sevinen mimiklere sahip bir karakter olsaydı eminim bu kadar çok üzerinde konuşmayacaktık... ayrıntılı analizler yapabilecek veri olmayacaktı elimizde.. aynı kelimeleri kullanacaktık ama ilk akla geldiği şekilde olacaktı bu... oysa Ahmet diye birine inanıyorum ben... Ahmet bunu bana inandırdı... çünkü ortada değer verilebilecek birşey olduğuna inandırdı... aşkın "canlı" bir "varlık" olduğunu kanıtlayan Ahmet oldu...
Belki de bu aşkı yaşatanın ve anlatanın erkek olması, bu kadar konuşmamızı sağlıyor..Bir erkeğin bu kadar yakın, samimi, serinkanlı, sadık ve duru yaşaması, vazgeçmemesi bu aşkı yücelten...????
AslındaYasemine baktığımda hem acıyorum, hem de kızıyorum...Acıyorum çünkü bu küçücük yaşında bir anda bir hayat dolusu olayı bir anda yaşadı....Kızıyorum, böylesine bir aşkı sahipken ne olduğu hakkında hep kendi tarafından olaya bakması, sahip olmak adına çabucak pes etmesi ve cesur olamaması...
Yaseminin bu saatten sonra en az Ahmet kadar bu aşkta performans göstermesi gerekiyor yoksa...bknz:Ahmetin"annen bir melekti..." diye başlayan sahnesi...:img-cool2
--------------
Çok pardon ama buna yerlere yatmakla meşgulüm bu arada: ekşiden alıntı, cocukken yapilan abukluklar, işte bir tanesi:
yatagın üstünde baş aşağı, ayaklar yukarda kalacak şekilde duvara dayanmak..üstüne üstlük bunu yapan tüm arkadaşların yarasa ayini yaptığına , bu ayinden sonra ruhlarının temizleneceğine inanması.
Badger:Belki de bu aşkı yaşatanın ve anlatanın erkek olması, bu kadar konuşmamızı sağlıyor..Bir erkeğin bu kadar yakın, samimi, serinkanlı, sadık ve duru yaşaması, vazgeçmemesi bu aşkı yücelten...????
Onun da etkisi çok büyük tabi.Shevek'in de daha önce çok beğenilen yazısında dediği gibi Ahmet de Güzide de bırakıp gidebildi,gerçekten fedakarlık yapabildi.Ama Güzide Ahmet kadar çok konuşulmadı irdelenmedi.Çünkü klasiktir Türk dizilerinde zaten bir kadın ömür boyu sever eline erkek eli değdirmez en sonunda kavuşur sevdiği adama.Ama adam gerekirse evlenir,gününü gün eder,istediğini yapar sonunda sevdiğine kavuşur ve mutlu son(!) olur.Kadın yapsa olmaaaaaaaazzz.Zinhar yassahh.Kadının ömür boyu sevmesi klişedir.
Geçen gün bir Türk film izlemiştim.Orada adam ve kadın birlikte oluyorlar sonra adam kadının, babasıyla bir ilişkisi olduğunu düşündüğü için ayrılıyor.Ayrılırken de onunla evlenmeden birlikte olduğu için ona küfürler yağdırıyor başkasıyla evelniyor.Sonra hatasını anlayınca boşanıp o kadına gidiyor ve barışıyorlar.Ohhh sevenler kavuştu mutlu son...
Ahmet Türk dizilerinde görmeye alışık olmadığımız bir karakter.Tek bi maçoluğunu görmedik.Fikirlerini,aşkını belli bir saygı çerçevesi içinde herkese kabul ettirmeye çalıştı 10 yıldır...
Ahmet o 6 yıllık Kıbrısçık sürgününde bu duyguyu yaşamamaya çalıştı ama baktı ki ruhu ölüyor, kendisi ölüyor...Yanında olmadan yapamıyor...
Bu konudaki tesbitine tamamen katılıyorum ,Badger...Ahemet'i Yaseminsiz ben, Jerikoya benzetmiştim... filistin gülü de diyorlar ona. Yüz yıllarca yaşayabilen bir çiçek bu. Susuz kaldığında küçülüyor. Kendine kapanıyor. Ölmüyor. Ama suyu bulduğunda görmelisiniz onu. Nasıl açtığını, renk verdiğini... Kokusuyla nasıl sarhoş ettiğini.Ahmet'de tıpkı Jerriko gibi Yaseminsiz olduğu zamanlarda gözlerindeki hüzün çok belirgin.Ama Yasemin'le arkadaş olabilme ihtimali bile onu nasıl canlandırıyor...Ahmet bunu bize oldukça iyi farkettiriyor.
Çok güzel bir benzetme olmuş ozenc-can.Gerçekten de tam Ahmedimi anlatıyor.Daha önce de hiç duymamıştım.Yasemin onu suyu,gübresi,oksijeni her şeyi kısacası yaşam sebebi artık bir yerde.Tabi şimdi buna bir de Rüya eklenecek.
Yasemin ve Ahmet pastane de konuşurken Yasemin kendine yeni bir hayat kurmalısın diyince çok şaşırdı Ahmet.Sensiz mi? diye sordu şaşkınlıkla.Onsuz gerçekten yaşayabileceğine bile inanmıyor.Yaşam sadece nefes almak değildir.Ahmet yıllardır nefes alıyordu da ne oldu?Yürüyen,yemek yiyen,mektup yazan ama bunu dışında bir hayat emaresi göstermeyen bir hayalet gibiydi.Kısacası belki kaba bir tabir olacak ama ot gibi yaşadı yıllarca.
Ahmet o 6 yıllık Kıbrısçık sürgününde bu duyguyu yaşamamaya çalıştı ama baktı ki ruhu ölüyor, kendisi ölüyor...Yanında olmadan yapamıyor...
Bu konudaki tesbitine tamamen katılıyorum ,Badger...Ahemet'i Yaseminsiz ben, Jerikoya benzetmiştim... filistin gülü de diyorlar ona. Yüz yıllarca yaşayabilen bir çiçek bu. Susuz kaldığında küçülüyor. Kendine kapanıyor. Ölmüyor. Ama suyu bulduğunda görmelisiniz onu. Nasıl açtığını, renk verdiğini... Kokusuyla nasıl sarhoş ettiğini.Ahmet'de tıpkı Jerriko gibi Yaseminsiz olduğu zamanlarda gözlerindeki hüzün çok belirgin.Ama Yasemin'le arkadaş olabilme ihtimali bile onu nasıl canlandırıyor...Ahmet bunu bize oldukça iyi farkettiriyor.
HJazır ekşideyken biriki alıntı yapalım:
“jeriko gülü”nün vatanı filistin ve mısır çölleridir. kurak şartlarda hayatını sabırla sürdürür, ve en ufak bir nem gördüğünde yüzünü gösterir. hava kuru iken görünümü kum grisi renginde bir kozalağı andırır, ama suyu görünce açılır ve göz alıcı bir yeşilliğe bürünür.
“jeriko gülü” sabırla ve inatla yaşar. asla ölmez, görünümü zamanla değişmez, ve kuşaklar boyu, babadan oğula, anneden kıza devredilebilir.(bu sevgi olayı, Rüyaya da geçmiştir...Babadaki tüm sülaleye yetecek kadar homojen..:img-hyste):good:
Ben Ahmete bu kadar kabak çiçeği arasında karnabahar derken, değişmezliğini vurgulamak istemiştim...
Sen benden daha lirik bir çiçek buldun...Çok iyi bir seçim...Arada az yazıyorsun ama pir yazıyorsun...:good: Lütfen biraz daha kal...
HS'nin tekrarLarını izLemeye çaLışıyorum.. Yaz qünü tabii ya qeç kaLkıyorum ya evde yokum bir sürü neden maLesef izLeyemiyorum.. Buqün izLedim.. O çok sinir oLduğum böLüm vardı.. Ahmet hasta yatağında yatıyor.. AyLa - Yasemin konuşması çok ama çok sinir bozucuydu.. Sinir bozucu AyLa ve söyLedikLeri benciL şey ne oLucak.. Kendinden başka düşündüğün bişi yok.. ! Seni sevmeyen biriyLe evLenmeye çaLışan bir karakter çok fena bişi..
Yenii sezonda değişikLik oLurda inş Ahmet'i onun yanında qöremeyiz.. AsLında düşünüyorum da ne oLabiLir ki.. Ahmet Rüya'nın kızı olduğunu öğrendi.. Şmdii qidipte AyLa ile nasıL evLenebiLir ki.. ??
LİN; bence çocuğu gibi sevmekle, çocuğunu sevmek arasında dağlaar kadar fark vardır..Bence %50'si, çocuğa sahip olmak...büyüdüğünü izlemek...onu yetiştirmek ise diğer yarısı da onun senin ve sevdiğinin parçası olmasıdır(bkz.badger..) Ama bunu anlayabilmek için çocuk sahibi olmak gerekir...Necdet'in kendi çocuğu olmadığı için aradaki farkı bilemez, daha fazla sevilebileceğini tahmin edemez şu anda...amma Güzide Jr Necdet'i doğurduğu zaman...vayy bee..! diyecektir eminim...
İyi geceler herkese kimler var kimler yok göremiyorum.2 geceden beri forumdan uzağım, hemen konuya girmek istiyorum.Yazasım var.
Biraz geriden takip edeceğim ama keyfi ayrı :)
Akirac,JR Necdet'i nerden buldun Allah aşkına :happy0064 Hayal ediyorum,Jr Necdeti.Çok gülüyorum çokkk:img-hyste Yalnız onun yanına da bir Jr Teo bulmak lazım.Malum tencere-kapak misali...Nesilden nesile bu şekilde yaşarlar artık...
umarım önümüzdeki sezonda Necdet, Güzideyle evlenir ve bir kadın tarafından gerçekten sevilmenin yanısıra bir de çocuğu olur...veee gerçekten baba olmanın ne anlama geldiğini idrak eder ve bununla ilgili Ahmetle bir vicdan hesaplaşması yaşar...
Bende aynı fikirdeyim badger.Necdet, aslında baba olduğu zaman anlayacak yıllardan beri ne günah işlediğini.Ve ilahi adalete sığınarak öyle bir şey olsun ki bu Necdet psikopatı bir 5 sene filan ayrı kalsın yavrusundan.Mesela çılgın,dikbaşlı yeni gelin Güzide Necdet'le kavga etsin ve alıp oğlunu gitsin.Necdet yıllarca bulamasın ailesini.Özlem çeksin,ağlasın,üzülsün,perişan olsun,kalp krizi geçirir gibi olsun..olsun da olsun...Çektiği her acı Ahmete işlediği günahların bedeli olsun.Amin!
merhaba ey forum ahalisiii...
bugün yazılarınızı okudum,bir şeyler yazmaya niyetlenmişken kalkmak zorunda kaldım hep bilgisayarın başından:img-yes:
ahmetle ilgili yeni tespitler var-ya da daha yeni yeni bu kadar açık ifade edilen durumlar:img-yes:
ben ahmetin..teşekkür etme,bu aramıza mesafe koyuyor.. mealli cümlesini kaçırmışım zamanında:img-fie:
şimdi,sayenizde yakalayınca bir kez daha hayran oldum ahmedime:img-yes:
bu arada cansu,yasemin ahmetin herşeyi..oksijeni,gübresi vs cümlene çok güldüm:img-hyste:img-hyste
ayrıca güzidenin özgür kız gösterilmesine rağmen burjuvadan biri olarak yaşamına devam ediyor olması,yasemin-ahmetin beraber olduklarında ete kemiğe bürünmeleri ve ahmet-yasso ilşkisinin başlangıç,gelişme ve doruk noktalarıyla olayları eşleştirme kısmı kalmış aklımda yorumlardan:img-yes:
güzel tespitler:good:
ha bir de bu akşam düğündeydim....fidayda çalıyordu.devamında da başını da yesin aman bu sevda..derkeen bunu eve gider gitmez necidete armağan edeceğim dedim:img-icecr buyur necdet yııvrum:başını da yesin aman bu sevda:img-wink:
Bende aynı fikirdeyim badger.Necdet, aslında baba olduğu zaman anlayacak yıllardan beri ne günah işlediğini.Ve ilahi adalete sığınarak öyle bir şey olsun ki bu Necdet psikopatı bir 5 sene filan ayrı kalsın yavrusundan.Mesela çılgın,dikbaşlı yeni gelin Güzide Necdet'le kavga etsin ve alıp oğlunu gitsin.Necdet yıllarca bulamasın ailesini.Özlem çeksin,ağlasın,üzülsün,perişan olsun,kalp krizi geçirir gibi olsun..olsun da olsun...Çektiği her acı Ahmete işlediği günahların bedeli olsun.Amin!
Hoşgeldin LİN!
Yok, yok...Necdetin başına öyle bir şey gelmeli ki, Ahmet onu bu durumdan çıkartsın ve Necdet de ben ettim sen eyleme diye aman dilensin....:hıh, ne olur bilemem ama sağlam bir şey bulsunlar artık!
bknz:sürünmesi lazım, yok öyle Rüyayı söyledim bu işten sıyrıldım..:hıh
--------
ve Hoşgeldin Spdr...baharcan, ozencan, ve Shevek...yolladın yazıları sonra da kayboldun??? Evet tekmil saati...!!!
Ahmet o 6 yıllık Kıbrısçık sürgününde bu duyguyu yaşamamaya çalıştı ama baktı ki ruhu ölüyor, kendisi ölüyor...Yanında olmadan yapamıyor...
Bu konudaki tesbitine tamamen katılıyorum ,Badger...Ahemet'i Yaseminsiz ben, Jerikoya benzetmiştim... filistin gülü de diyorlar ona. Yüz yıllarca yaşayabilen bir çiçek bu. Susuz kaldığında küçülüyor. Kendine kapanıyor. Ölmüyor. Ama suyu bulduğunda görmelisiniz onu. Nasıl açtığını, renk verdiğini... Kokusuyla nasıl sarhoş ettiğini.Ahmet'de tıpkı Jerriko gibi Yaseminsiz olduğu zamanlarda gözlerindeki hüzün çok belirgin.Ama Yasemin'le arkadaş olabilme ihtimali bile onu nasıl canlandırıyor...Ahmet bunu bize oldukça iyi farkettiriyor.
Jeriko Ahmet. Ya da Türkçe söylenişiyle "ceriko". Çok yakışır Ahmedime. Ben artık apaçık Ahmedim demekte bir sakınca görmüyorum. E bu kadar methettik, belli ki beğeniyoruz bu adamı(pardon karakteri). Evet çoğalsınlar diyoruz, böyle erkekler çoğalsın. Kendimiz (yani dinazorlar adına) için bir şey istiyorsak namerdiz. Şurada bir sürü pırıl pırıl genç kızımız var.(tavuskuşu, spdr, zeynop) valla onlar için...:img-icecr
Bende aynı fikirdeyim badger.Necdet, aslında baba olduğu zaman anlayacak yıllardan beri ne günah işlediğini.Ve ilahi adalete sığınarak öyle bir şey olsun ki bu Necdet psikopatı bir 5 sene filan ayrı kalsın yavrusundan.Mesela çılgın,dikbaşlı yeni gelin Güzide Necdet'le kavga etsin ve alıp oğlunu gitsin.Necdet yıllarca bulamasın ailesini.Özlem çeksin,ağlasın,üzülsün,perişan olsun,kalp krizi geçirir gibi olsun..olsun da olsun...Çektiği her acı Ahmete işlediği günahların bedeli olsun.Amin!
Amin aminnnn...Son günlerde duyduğum en hayırlı dua.:happy0064 :happy0064
Onun da canı acısın biraz.Empati kurmayı bilmiyor bari bu hisleri yaşayarak anlasın.Hak etti sirseri.Yaseminle birlikte yaşadıları evde onların fotoğrafına bakarak günah çıkarsın.Güzide ve oğlunun sesi kulaklarında çınlasın.Hatta güzide pariste yakşıklı bi Fransızla tanışsın ve o sıralarda yavaş yavaş büyümeye ve konuşmaya başlayan Jr.Necdet ona baba,babacııım desin.
Güzide:Jr necdet ona baba demişti,onu babalığa seçmişti.(Bkz:Selvi Boylum Al Yazmalım)Pierre'e bunu yapamam.O bizim için büyük fedakarlıklarda bulundu...
Not:Hoşgeldiniz LİN,shevek,Ayşe:happy0064
Teşekkür ederiz Shevek. Valla Ayşe'nin de dediği gibi her genç kıza lazım bir tane "Ahmet".En azından onun kadar seven ve aşkına sadık olan biri gerek bize.(bkz:bana seni gerek seni)
Bagder,ben de buradayım yoklamada yok yazılmayayım da...
:img-hysteteşekkürler shevek:)
her genç kıza bir adet aşktan deli divane olmuş ahmet lazım:)
bu arada bundan sonra karşılaşacağım ahmet ve cansel adlı kişiler bir adım öne geçecekler benim gözümde kanımca:icon_whis bkz:obsesifliğe yelken açılıyorr..var mı katılan:icon_whis
ha bir de bu kadar seven,fedakarlık yapan kişinin bir erkek olması durumu daha çekici kılıyor..evet..hele de o erkek cansel-ahmet olunca:img-blush
cansucum bence necdetle güzideyi rahat bırakalım:img-yes:
hatta güzidenin gelinliğini arkadan toplayıp gitmeye,hatta nikah şahitleri olmaya,hatta nikahlarında tüm misafirlere şeker dağıtmaya razıyım bkz:ücret dolgun olursa neden olmasın:icon_whis
yeter ki evlensinler de ahmetle yasonun başından gitsinler:img-yes:
---
spdr tüm görüş,yorum ve emirlerinize hazırdır badger:img-polic
merhaba lin:)
Hoşbulduk hanımlar :)Bütün kızlar toplandık mı?
Eski yorumları okuyup okuyup yetişmeye çalışıyorum size...Çarşamba gecesi bir ben mi giremedim???
Necdete yapılacak işkenceleri de aralara serpiştirelim bu gece.Hıhohııııııı(Erol Taş gülmesii :) )
Badger yazdı;
AslındaYasemine baktığımda hem acıyorum, hem de kızıyorum...Acıyorum çünkü bu küçücük yaşında bir anda bir hayat dolusu olayı bir anda yaşadı....Kızıyorum, böylesine bir aşkı sahipken ne olduğu hakkında hep kendi tarafından olaya bakması, sahip olmak adına çabucak pes etmesi ve cesur olamaması...
Yaseminin bu saatten sonra en az Ahmet kadar bu aşkta performans göstermesi gerekiyor yoksa...bknz:Ahmetin"annen bir melekti..." diye başlayan sahnesi...
Ben de zaman zaman düşünmüyor değilim. Kızsam mı? Acısam mı? Kızsam
: başlamasına sebebiyet verdiği kimyasal tepkimenin sonunu katalizörsüz getiremediği için. Acısam: aslında o genç yaşta en çok acı çeken, en çok mahrum kalanlardan biri olduğu için. Yakalamışken elinden kaçırdığı için.
Bilemiyorum. Yeni sezonda göreceğiz. Kontenjandan faydalanıyor şu anda. Rüya ve Ahmet kontenjanından. Ama bu sezonda da özl. kendi hayatıyla ilgili konularda kendisi karar alamaz, ortalıkta -nasılsın? İyiyim. Eh işte geçinip gidiyoruz gibisinden diyaloglarla sarsak sarsak dolaşırsa vay haline. Hadi Yasemin tesadüfler ve delikanlılık cüretiyle çok güzel, mucize kabilinden bir şeye sebebiyet vermiştin. Hadi, devam et. Keyfini çıkar. Bırak kim ne düşünürse düşünsün, dimdik arkasında dur aşkının, yani kendinin. Bak nasıl dize geliyor herkes. Nasıl suspus oluyor. Daha doğrusu zaten söyleyecek bir şey kalmıyor onlara. Hadi bakalım, yürü, kim tutar seni?
cansucum bence necdetle güzideyi rahat bırakalım:img-yes:
hatta güzidenin gelinliğini arkadan toplayıp gitmeye,hatta nikah şahitleri olmaya,hatta nikahlarında tüm misafirlere şeker dağıtmaya razıyım bkz:ücret dolgun olursa neden olmasın:icon_whis
yeter ki evlensinler de ahmetle yasonun başından gitsinler:img-yes:
Canım tabi ki evlensinler ve hatta bana-tabi ki Ahmet rüya yasemin üçlüsüne de- uzak Allah'a yakın olsunlar.Ama Necdet,Ahmet-Yasemin çiftinden uzakta acı çeksin biraz.Gerekmez mi?Biraz da o anlasın gerçekten acı çekmek neymiş görsün.
Şeker dağıtmak diyince;bir arkadaşımın dayısı evleniyordu ve anneannesi şekerlerin başında benim durmamı istemişti.Nedeni:Bazıları fazladan almaya çalışırsa Cansu izin vermez,tersler onları diye.:icon_whis :icon_whis Kursum olmasaydı gidip başında beklerdim valla.
Bir süre sunucu bulunamıyor dedi yine.Çok korktum.Tam herkes gelmişken siteye girilemeyecekti az kalsın.
[
Ben de zaman zaman düşünmüyor değilim. Kızsam mı? Acısam mı? Kızsam
: başlamasına sebebiyet verdiği kimyasal tepkimenin sonunu katalizörsüz getiremediği için. Acısam: aslında o genç yaşta en çok acı çeken, en çok mahrum kalanlardan biri olduğu için. Yakalamışken elinden kaçırdığı için.
Bilemiyorum. Yeni sezonda göreceğiz. Kontenjandan faydalanıyor şu anda. Rüya ve Ahmet kontenjanından. Ama bu sezonda da özl. kendi hayatıyla ilgili konularda kendisi karar alamaz, ortalıkta -nasılsın? İyiyim. Eh işte geçinip gidiyoruz gibisinden diyaloglarla sarsak sarsak dolaşırsa vay haline. Hadi Yasemin tesadüfler ve delikanlılık cüretiyle çok güzel, mucize kabilinden bir şeye sebebiyet vermiştin. Hadi, devam et. Keyfini çıkar. Bırak kim ne düşünürse düşünsün, dimdik arkasında dur aşkının, yani kendinin. Bak nasıl dize geliyor herkes. Nasıl suspus oluyor. Daha doğrusu zaten söyleyecek bir şey kalmıyor onlara. Hadi bakalım, yürü, kim tutar seni?
Yanında Ahmet gibi adam varken bunu yapmazsa artık koca bir Y...hhh! yani...
Kim bulur böyle adamı seni herşeyine rağmen seven???...(biz 90larda zor bulduk, sen 60larda şansını hiç zorlama...:img-hyste)
Tabii burada Ahmetin gerçeği öğrendikten sonraki hesaplaşması nasıl gerçekleşir bilemiyorum...Ama bizim karnabahar Ahmetin pek öyle Yasemin aşkını geri çevireceğini sanmıyorum ama...neyse!!! Hem senaristler artık Ahmetle Yasemini birleştireceklerini söylemişlerdi, o yüzden Ahmetin onu bırakmaması ihtimali yükseldiği için...Cesaret biraz,Yürrrrüüü Yasemin diyoruz...:img-yes: :img-icecr
bknz:hata yapma iki elimizde yakanda olur forum ahalisi olarak.:icon_whis
Hımmm, ne diyorduk daha evvel. Emek cephesinde Yaso'nun durumu. Sıfır. Benden kocca bir sıııffffııııırrrrr aldı. Galiba hiç beklemediği bir anda karşılıksız diye düşündüğü, yıllarca adına defterler doldurduğu adam karşısında kanlı canlı, aşık, hem de deli divane dikilince ko-korktu. Hiç bir zaman (tokat yediği gün hariç-orada da Ahmet dışarıda bayağı destek atmıştı kendisine) aşkını savunamadı sonuna dek. Kimseye karşı, babasına, hiç gerekmediği halde Necdete savunamadı. Ahmet'le ilk diyaloglardan;
Ahmet: Yasemin ben böyle kaçamak görüşmekten çok sıkıldım. Lokantadan kaçısımız ikimizede yakışmadı.
Yasemin: Evet... Ben de çok utandım.
Ahmet: Birbirimizi seviyoruz artık bunu herkes bilsin... Yeter!
Yasemin: Yani evdekilere mi söyleyeceğiz? Sahi mi?
Ahmet: Tabii, artık zamanıdır bence...
Yasemin: Peki ne söyleyeceğiz....
Ahmet Yaseminin elini tutar: Birbirimizi sevdiğimizi söyleyeceğiz..
Yasemin: Onlar da bize aferin diyecek... Çok kızacaklar ahmet
Ahmet: olabilir ama alışacaklar...
Yasemin: Ya bizi görüştürmezlerse...
Ahmet: Eğer ciddi olduğumuzu anlarlarsa yapamazlar...
Yasemin: Nasıl olacak bu iş...
Ahmet: Nişanlanırız... Zaten okulun bitmeden evlenemeyiz...
Ahmet Yaseminin elini tutar ve dudaklarına götürür: canım benim...
YasemiN:Sen ne dedin...
Ahmet yeniden yaseminin elini öper: Sonsuza kadar elimi bırakma dedim... Bundan sonra bir an bile yanımdan ayrılma dedim ve dedim ki...
Birbirlerini öperler...
Hımmm, ne diyorduk daha evvel. Emek cephesinde Yaso'nun durumu. Sıfır. Benden kocca bir sıııffffııııırrrrr aldı. Galiba hiç beklemediği bir anda karşılıksız diye düşündüğü, yıllarca adına defterler doldurduğu adam karşısında kanlı canlı, aşık, hem de deli divane dikilince ko-korktu. Hiç bir zaman (tokat yediği gün hariç-orada da Ahmet dışarıda bayağı destek atmıştı kendisine) aşkını savunamadı sonuna dek. Kimseye karşı, babasına, hiç gerekmediği halde Necdete savunamadı. Ahmet'le ilk diyaloglardan;
Ahmet: Yasemin ben böyle kaçamak görüşmekten çok sıkıldım. Lokantadan kaçısımız ikimizede yakışmadı.
Yasemin: Evet... Ben de çok utandım.
Ahmet: Birbirimizi seviyoruz artık bunu herkes bilsin... Yeter!
Yasemin: Yani evdekilere mi söyleyeceğiz? Sahi mi?
Ahmet: Tabii, artık zamanıdır bence...
Yasemin: Peki ne söyleyeceğiz....
Ahmet Yaseminin elini tutar: Birbirimizi sevdiğimizi söyleyeceğiz..
Yasemin: Onlar da bize aferin diyecek... Çok kızacaklar ahmet
Ahmet: olabilir ama alışacaklar...
Yasemin: Ya bizi görüştürmezlerse...
Ahmet: Eğer ciddi olduğumuzu anlarlarsa yapamazlar...
Yasemin: Nasıl olacak bu iş...
Ahmet: Nişanlanırız... Zaten okulun bitmeden evlenemeyiz...
Ahmet Yaseminin elini tutar ve dudaklarına götürür: canım benim...
YasemiN:Sen ne dedin...
Ahmet yeniden yaseminin elini öper: Sonsuza kadar elimi bırakma dedim... Bundan sonra bir an bile yanımdan ayrılma dedim ve dedim ki...
Birbirlerini öperler...
Dedim ya bu kız anlamadı Ahmetin ne kadar ciddi olduğunu...İdrak edemedi, doğru korktu...:img-yes: Onca zaman Ahmetin uğraşmasıyla o Ahmete açıldı yoksa daha ilk başlarda kopup gidecekti...:img-cool2
Vallahi bu adamın kıymetini bilmezse, Yasemine diyecek gerçekten tek laf yok:
Bundan sonra Yasemin ne yapmalı?
-Hergün Ahmetten üç öğün özür dilenecek
-Onun bir daha hiçbir surette üzülmemesi sağlanacak
-Onun rahatı ve hizmeti her surette eksiz yerine getirilecek
-Evde asla kurufasulye pişmeyecek..
-Necdeti anımsatacak hiçbir ifade kullanılmayacak...Pasta, kurabiye, vs..
-......
Teşekkürler…Tabii bende kalmak istiyorum,ama uykuya biraz zaaflıyım..birde internet ayarlarında sorun oluştu ve yazım forma ulaşamadı.yeniden yazmaya çalışıyorum.
Senin ve Nurdan’ın aşk konusunda yazdıkları çok güzeldi ben de heveslendim.:img-wink:
“Aşk kendiliğinden oluşan ama emek harcandığımda biten bir ilişkidir.” Aşk zaten duyguların yoğunlaşmış halidir.(bulutlara benzerliği buradan kaynaklanıyor sanırım.Bkz bulutların üstünde gezmek) Ya yoğunluğu azalır sevgiye dönüşür yada yoğunluğu sıfırlanır biter.
Aşkın tanımının değişken olduğunu, herkesin özelinde yaşananla farklılaştığını düşünüyorum.Bir çok şey aşk için metafor olabildiği gibi aşk da birçok şey için metafor olabilir.
Ama şu kesin ki aşkla akıl ve özgürlük güneş ve ay gibi:Birinin doğumu diğerlerini silikleştirir.Ya gönüllü itaat yada nihayetsiz seyahat.Nurdan’ın dediği gibi, “bu bir hastalık hali”Badger’in de dediğin gibi, iki ayrı kişide yarısı durur, sonra iki kişi karşılaştığında bu iki parça birbirine çekilir ve birleşir. Ahmet ve Yasemin aşkının böyle olduğunu düşünüyorum.bye
Bende aynı fikirdeyim badger.Necdet, aslında baba olduğu zaman anlayacak yıllardan beri ne günah işlediğini.Ve ilahi adalete sığınarak öyle bir şey olsun ki bu Necdet psikopatı bir 5 sene filan ayrı kalsın yavrusundan.Mesela çılgın,dikbaşlı yeni gelin Güzide Necdet'le kavga etsin ve alıp oğlunu gitsin.Necdet yıllarca bulamasın ailesini.Özlem çeksin,ağlasın,üzülsün,perişan olsun,kalp krizi geçirir gibi olsun..olsun da olsun...Çektiği her acı Ahmete işlediği günahların bedeli olsun.Amin!
Bu duaya amin denir. Bazıları illaki yaşamadan da karşındakinin yaşadıkları karşısında düştüğü durumları görebilir hissedebilir (bkz: Ahmet ve tüm forum sakinleri). Bazılarının da kafasına çivi gibi çivi gibi çakılması gerekir (bkz: :dito Neco) Neconun kesinlikle çocuğu olması lazım. Ama Güzide hamileyken kavga etmeleri de lazim. İkisi de baskın olmak isteyen, fevri karakterler. Öften püften bir mevzuda (neden bu pastanın kişiliği yok gibisinden) tartışsınlar ve Güzide alsın bavulunu gitsin (hep bu yönü vurgulanıyor ya, ailesine ne diye kızmışsa- orası açık değil- çekmiş gitmiş, şehre dönmüş hala görüşmüyor falan) uzaklara. Necdet arasın dursun. Hatta arada gelip, Yasoyla dertleşsin okulda. Ya da Ahmetle Yaso mutlu mesut İstiklalde gezerken Lale'ye rastlasınlar, o söylesin, Güzide terk etti, abim perişan desin de Ahmet'le Yaso bunu alıp Çiçek Pasajına içmeye götürsünler. Bu arada meğer Neco da Güzidenin hamile olduğu haberini o bilmem ne ablaları vardı ya, onun aracılığıyla durymuş olsun. Ve içip içip günah çıkarsın Ahmet'le Yaso'ya. Şimdi ben bunca senenin cezasını çekiyorum. Affet beni Ahmet desin, yalvarırım desin, affet ki bu lanet üzerimden kalksın çocuğumu görebileyim desin....Hıhohı.
cansucum püskürtücü olarak mı kullanacaklardı yani senii:):icon_whis
--
ben yine de necdet yaptığı hataları anlasın,pişman olsun ama acısı güzideyle olan ilşkisinden çıkmasın derim..
ama necdet yaptıklarını hatırladıkça..kimseye faydam dokunmaz,sana da güziiii-dee diyerek bir süre bunalıma girer..sonra senaristlerce cezasını çekmiş olduğundan mutluluğa doğru kanatlarını özgüüürce çırpmaya hak kazanır..büyük ihtimalle..yani necdetin azıcık suçu olduğunu düşünebilirlerse:hıh
--
shevek,sanırım malum 5 liden en az aksiyon göstereni da yasemin oldu..sadece ahmet konusunda değil:img-yes: necdetin çevirmediği iş kalmadı,güzide necdeti ayarttı:icon_whis sonra bıraktı gitti geri geldi,ayla evlenme eklifi etti ve bu sayılır mı bilmem ama bunalıma girdi:icon_whis ,ahmedin yaptıklarını saysam araya mesafe koymuş olurum:img-blush gerek yok..bu sırada yasemin sadece durduğu yerde saydı:img-yes:
çok şükür bu sezon ahmet-yaseminin kavuşacağını biliyoruz da iyimser bakabiliyoruz olaylara..bkz:kim seçiirse seçilsin türkiye galip çıkacak:img-kiss: ...
yok ama o kadar da değil:hıh
Dedim ya bu kız anlamadı Ahmetin ne kadar ciddi olduğunu...İdrak edemedi, doğru korktu...:img-yes: Onca zaman Ahmetin uğraşmasıyla o Ahmete açıldı yoksa daha ilk başlarda kopup gidecekti...:img-cool2
Vallahi bu adamın kıymetini bilmezse, Yasemine diyecek gerçekten tek laf yok:
Bundan sonra Yasemin ne yapmalı?
-Hergün Ahmetten üç öğün özür dilenecek
-Onun bir daha hiçbir surette üzülmemesi sağlanacak
-Onun rahatı ve hizmeti her surette eksiz yerine getirilecek
-Evde asla kurufasulye pişmeyecek..
-Necdeti anımsatacak hiçbir ifade kullanılmayacak...Pasta, kurabiye, vs..
-......
:img-hyste :img-hyste :img-hyste Buna nohut-pilavı da ekleyelim.
*Ayrıca Ahmedimi elleriyle besleyeceeeeeeek.
*Her sabah ona bal kaymak yedirileceeeekkkk.
*Onun istediği kadar çocuk doğurulacaaaaakk.
*Şehrazat 1 YTL olacaaaaakkk....(bkz:seçim vaatleri):img-hyste :img-hyste
Bu duaya amin denir. Bazıları illaki yaşamadan da karşındakinin yaşadıkları karşısında düştüğü durumları görebilir hissedebilir (bkz: Ahmet ve tüm forum sakinleri). Bazılarının da kafasına çivi gibi çivi gibi çakılması gerekir (bkz: :dito Neco) Neconun kesinlikle çocuğu olması lazım. Ama Güzide hamileyken kavga etmeleri de lazim. İkisi de baskın olmak isteyen, fevri karakterler. Öften püften bir mevzuda (neden bu pastanın kişiliği yok gibisinden) tartışsınlar ve Güzide alsın bavulunu gitsin (hep bu yönü vurgulanıyor ya, ailesine ne diye kızmışsa- orası açık değil- çekmiş gitmiş, şehre dönmüş hala görüşmüyor falan) uzaklara. Necdet arasın dursun. Hatta arada gelip, Yasoyla dertleşsin okulda. Ya da Ahmetle Yaso mutlu mesut İstiklalde gezerken Lale'ye rastlasınlar, o söylesin, Güzide terk etti, abim perişan desin de Ahmet'le Yaso bunu alıp Çiçek Pasajına içmeye götürsünler. Bu arada meğer Neco da Güzidenin hamile olduğu haberini o bilmem ne ablaları vardı ya, onun aracılığıyla durymuş olsun. Ve içip içip günah çıkarsın Ahmet'le Yaso'ya. Şimdi ben bunca senenin cezasını çekiyorum. Affet beni Ahmet desin, yalvarırım desin, affet ki bu lanet üzerimden kalksın çocuğumu görebileyim desin....Hıhohı.
O önce kendini affetsin..:hıh
Bencilce sırf Yasemin onu sevsin diye yaptığı bencilliklerini affetsin...
Umarım Güzide onu yola getirir..Deli etsin, kudurtsun Güzide onu...Her ne kadar patavatsızlığı, hoppalığı vs. özellikleri olsa da Necdete sağlam bir ayar yapsın,aşık etsin..bknz:şeytan azapta gerek...Bunca sene bizim kibarcıkları parmağında oynattı..Şimdi onun parmakta oynatılma saati geldi...:hıh
Yasemin,Ahmet'e ne yapsa ne etse günahını affettiremez.Ama bizim melek adam,Yasemin hiçbirşey yapmasa da onu affeder."Nasılsa kızıma ve sevdiğim kadına kavuştum,gerisi boş "der.Aslında hepimiz Ahmet'in kükremesini istiyoruz...Affetmek güzeldir ama yerinde tepki vermek daha güzel.
Ahmet: Yasemin ben böyle kaçamak görüşmekten çok sıkıldım. Lokantadan kaçısımız ikimizede yakışmadı.
Yasemin: Evet... Ben de çok utandım.
Ahmet: Birbirimizi seviyoruz artık bunu herkes bilsin... Yeter!
Yasemin: Yani evdekilere mi söyleyeceğiz? Sahi mi?Ahmet: Tabii, artık zamanıdır bence...
Yasemin: Peki ne söyleyeceğiz....Ahmet Yaseminin elini tutar: Birbirimizi sevdiğimizi söyleyeceğiz..
Yasemin: Onlar da bize aferin diyecek... Çok kızacaklar ahmetAhmet: olabilir ama alışacaklar...
Yasemin: Ya bizi görüştürmezlerse...Ahmet: Eğer ciddi olduğumuzu anlarlarsa yapamazlar...
Yasemin: Nasıl olacak bu iş...Ahmet: Nişanlanırız... Zaten okulun bitmeden evlenemeyiz...
Ahmet Yaseminin elini tutar ve dudaklarına götürür: canım benim...
YasemiN:Sen ne dedin...
Ahmet yeniden yaseminin elini öper: Sonsuza kadar elimi bırakma dedim... Bundan sonra bir an bile yanımdan ayrılma dedim ve dedim ki...
Birbirlerini öperler...
aslında sizinde birçok kez açıkladığınız gibi,yasemin ahmetle olmadan önce ahmet onun için ütopik biriymiş...bu durumda ben de kendimi canselle düşündüm(lütfen gülmeyin bunu okurken:icon_whis )...e ben de olsam baya şaşkın olurdum..yasemin sürekli bu ilişki nasıl olur,devam eder,nasıl bir sonuca bağlanır şaşkınlığında biraz da..aslında aşklarına olan güveninin(belki yanlış kelime oldu ama:bilmim)ahmete göre eksik olmasının sebebi bu sanırım..
tabi bu daha önce defalarca beirtilmişti yazılarınızda:img-yes: ama ben ancak sindirebiliyorum kanımca:img-yes:
--
şehrazat 1 ytl olacak..kısmına bayıldım:img-hystehangi partiyse kaptı oyumuu:img-icecr
O önce kendini affetsin..:hıh
Bencilce sırf Yasemin onu sevsin diye yaptığı bencilliklerini affetsin...
Umarım Güzide onu yola getirir..Deli etsin, kudurtsun Güzide onu...Her ne kadar patavatsızlığı, hoppalığı vs. özellikleri olsa da Necdete sağlam bir ayar yapsın,aşık etsin..bknz:şeytan azapta gerek...Bunca sene bizim kibarcıkları parmağında oynattı..Şimdi onun parmakta oynatılma saati geldi...:hıh
Kibarcıklar?:img-hyste Çok komiksin badgercım yahu. (Koptum demek istiyorum, ama demesem daha iyi olur). Kibarcıklar ha???
Şehrazat bir ytl olacak ne demek diye düşündüm bir süre. Sonra yılı sorunsalını hatırladım. Amanin. Bizden uzak olsun böyle mevzular :img-wink: :icon_whis
ozenc-can sen hala buradamısın... inanamıyorum... yalnızca seni görebiliyorum aşağıda... Ahmet'i artık o taktığın çiçekismiyle anmak çok anlamlı olur bence de... çünkü en yalın benzetme... bir şey ne kadar yalın ve basit oluyorsa anlamı o kadar ağırlaşıyor ve anlaşılır oluyor değil mi? bilgisayarı kapatmak için geldim... seni görünce bir selam vereyim dedim... önümüzdeki haftasonu Ankara'ya gideceğim... istersen hafta içi olabilir... sana ve göremediğim herkese iyi geceler... sevgiler..
Ayşecim,evet bir nevi püskürtücü olurdum.Bu kız bunlara laf yetiştirir de alamazlar diye.Ama Ahmeti savunanlara bir torpil yapabilirdim yani.:icon_whis :icon_whis Necdeti savunanların arkasından o şekerleri fırlatırdım.Bu arada o şehrazat 1 YTL olacak esprisi bana ait değil.Bazı partilerin bu saçma sapan seçim vaatlerinden sonra ortalarda dolaşan bir videoda varmış.Ben de izlemedim de sadece duymuştum.Yazayım dedim.Hamilelik 3 aya inecek gibi bir vaat de vardı.:happy0064 :img-hyste :img-hyste
İlahi badger.Kıbrısçık,bolucuktan sonra iş buralara kadar dayandı demek:Kibarcık...:img-hyste :img-hyste
Shevek'ten intikam senaryoları gelmeye başladı.Yok mu arttıran?(tabi acının dozunu):img-hyste :img-pilot
Güle güle bahar_canbye
Bu duaya amin denir. Bazıları illaki yaşamadan da karşındakinin yaşadıkları karşısında düştüğü durumları görebilir hissedebilir (bkz: Ahmet ve tüm forum sakinleri). Bazılarının da kafasına çivi gibi çivi gibi çakılması gerekir (bkz: :dito Neco) Neconun kesinlikle çocuğu olması lazım. Ama Güzide hamileyken kavga etmeleri de lazim. İkisi de baskın olmak isteyen, fevri karakterler. Öften püften bir mevzuda (neden bu pastanın kişiliği yok gibisinden) tartışsınlar ve Güzide alsın bavulunu gitsin (hep bu yönü vurgulanıyor ya, ailesine ne diye kızmışsa- orası açık değil- çekmiş gitmiş, şehre dönmüş hala görüşmüyor falan) uzaklara. Necdet arasın dursun. Hatta arada gelip, Yasoyla dertleşsin okulda. Ya da Ahmetle Yaso mutlu mesut İstiklalde gezerken Lale'ye rastlasınlar, o söylesin, Güzide terk etti, abim perişan desin de Ahmet'le Yaso bunu alıp Çiçek Pasajına içmeye götürsünler. Bu arada meğer Neco da Güzidenin hamile olduğu haberini o bilmem ne ablaları vardı ya, onun aracılığıyla durymuş olsun. Ve içip içip günah çıkarsın Ahmet'le Yaso'ya. Şimdi ben bunca senenin cezasını çekiyorum. Affet beni Ahmet desin, yalvarırım desin, affet ki bu lanet üzerimden kalksın çocuğumu görebileyim desin....Hıhohı.
çok hoşuma gitti...Necdet baba adayı iken durumunun ne olduğunu bilmesin.Güzide onu sık sık terk edsin. Nasıl olsa alışkın.dDşli de bir kız hiç eyvallahı olmaz.
"Şehrazat 1 ytl olacak" :img-hyste çok imalı... böylece değer mi kazanacak yoksa değer mi kaybedecek???? bunu okuyunca daha önce yazdığım bir yazı aklıma geldi... sizinle de paylaşayım ve yeniden iyi geceler diyeyim hepinize... bye
“bu diziyi izlemeyenler, başını duvarlara vuracak”
Sevgili Cansel Elçin verdiği bir röportajda bu sözleri söylediğinde, Hatırla Sevgili daha birkaç bölüm yayınlanıyordu ve sansasyon dizi türlerinin 1. sırasını kapan Binbir Gece’yle kıyaslanıyordu. Hatta bazı forumlarda bbg’liler ile hs’liler arasında ciddi tartışmalar oluyordu… tabi birçok kişi Elçin’in bu sözlerini tipik çalışan duyarlılığı veya mecburen söylenmesi gereken bir söz olarak yormuştur… ama şimdi baktığımızda, cansel elçin'in bu sözü objektif bir bakış açısıyla ve inanarak söylediğini rahatlıkla görebiliyoruz.
çünkü bugün bbg izleyicisi dizisinin gidişatından ne kadar rahatsız ise hs izleyicisi gidişattan o kadar memnun… burada iki diziyi kıyaslamak gibi bir niyetim yok… ben yalnızca zaten benim dışımda basında varolan bir kıyaslamanın gelinen aşamasına cansel elçin’in sözüyle belgelemek istedim…
dizi birinci dönemini bitirdi ve ikinci dönemi olan ‘68 dönemine 2 yıl geriden girdi… birinci dönemi şöyle bir düşündüğümde aslında siyasi yönüyle aşk yönünün gelişiminde hep bir paralellik varmış… yani siyasi yön ülkenin ilk çok partili dönemi açısından bir giriş bölümüyken, aşk yönü de zaten giriş bölümüyle başladı… ve ikisi de mutluluklarını, çelişkilerini, kopuşlarını ve ayrılışlarını aynı paralelde tamamladılar… bu da aslında doğal çünkü aşkın dış sorunlarını bizzat o olaylar belirledi…şimdi ise her iki yönde hem geçmişin devamı olan bir sona, hem de geçmişten doğmuş bir başlangıca girdiler… nasıl ki siyasi yöndeki olumlu olumsuz gelişmeler irdelendiğinde hep geçmiş anılacaksa, aşktaki olumlu olumsuz gelişmeler irdelendiğinde de hep geçmiş anılacaktır…ülke yeni bir döneme girdi ama bir olgunlaşmayı da beraberinde yaşıyor… aşk da yeni bir dönemeçte ama olgunlaşan bir dönemeçte… ama bu dönemde paralellik noktasında bir farklılık var o da aşıklarımızın ilişkisini belirleyen artık doğrudan siyasi olaylar değil, kendi düşünceleri, kendileri ve çevreleriyle olan ilişkileri olacak…
hatırla sevgili teknik ekibi de, senaristi de, yönetmeni de, oyuncuları da, seyircisi de oldukça şanslı bence…çünkü bu kadar geniş kapsamlı bir dönemle hem dizi “sanatı” çok büyük bir deneyim geçirerek bir noktaya getirilmiş olacak,hem de seyirci uzun zamandır unuttuğu kaliteyi artık her fırsatta arar olacak… bu ayrıcalığa sahip olmak biz izleyenleri her geçen gün daha da mutlu ediyor… peki ya izlemeyenler?! kaçış yok… duvarlar sizi beklilyor…
hamilelik en son 6 aya inmişti..demek orda da rekabet kızıştı:)
---
necdetin ilerde ahmetin durumuna düşmesi iyi fikir aslında:img-wink:
ama ahmet-yasemin ve rüya ve diğerlerinin(:))beraber yaşadıkları eve kamera takıp necdete naklen yayın da yapılabilir..ahmetle nasıl mutlu olduklarını ve kendisini özlemediklerini görsün yeter ona kanımca:hıh:img-beee:
---
hakikaten başlarda bir bbg sorunumuz vardı değil mi..
o zamanlar çevremdeki kimse izlemiyordu dizimizi:hıhama sonradan gerçekten pişman oldular kanımca..
tabi izleyen artıp da herkes hs yi sahiplenmeye başlayınca kıskandım biraz bkz:itiraf ediyorum
---
ben gidiyorum..iyi gecelerbye
Ahmet Yasemin ve Rüya Ankara Treni Dönüşü (İrem Jelibon aktarmış)
Rüya: Anne bak Aamed..
Yasemin: Merhaba
Ahmet: Merhaba.
Yasemin: Oturdu
Ahmet: Sizi gördüğüme çok memnun oldum küçük hanım, [ Yasemine ] Oturmaz mısınız?
Rüya: Senin evin burası mı?
Ahmet: Bu aralar evet..
Rüya: Bizde keşke trende yaşasak anne..
Yasemin: İnşallah rahatsız etmiyoruz, bir arkadaşın vardı değil mi?
Ahmet: Ziya. Arifiye de indi.. Bende İstanbula devam ediyorum
Rüya: Bizde seninle İstanbula gelicek miyiz?
Ahmet: Elbette,Bundan memnuniyet duyarım.
Rüya: Yaşasın Aametle birlikte didicez..
Yasemin: Zaten kimseye seçme şansı vermedin
Yasemin: Sana isminle hitab ediyor kusura bakma Ahmet. Işık alıştırdı kimsede itiraz etmedi. Abla - Abi gibi şeyleri isimlerin arkasına takmayı bilmiyor.
Ahmet: Benim bir şikayetim yok, hatta hoşuma bile gitti istediğini diyebilir.Rüya: Benim babam pastacı çok güzel pastalar yapıyor, evde yemek de yapıyor değil mi anne?
Yasemin: Evet. Resim defterini getireyim mi?
Rüya: Hayır.
Ahmet: Babanı tanıyorum Rüya. Kendisi benim eski arkadaşımdır.
Rüya: Sahi mi?
Ahmet: Büyükadada birlikte büyüdük.
Rüya: Anne duydun mu, Aamet babamın arkadaşıymış. Ben neden tanımıyorum seni?
Ahmet: Uzun zamandır İstanbulda değilimde ondan.
Rüya: Neredesin?
Ahmet: Bir kasabada.
Rüya: Ne yapıyorsun orada?
Ahmet: Çalışıyorum, uzun zamandırda hiç gelmedim.
Rüya: Niçin?
Yasemin: Ama çok sordun Rüyacım yeter artık, cevap vermeye devam edersen İstanbulda bulursun kendini ona göre.
Ahmet: Ben şikayetçi değilim, İstanbula gelmedim çünkü insanlar bazen yalnız kalmak isterler.Rüya: Neden?Ahmet: Bazen üzücü şeyler yaşarlar..Rüya: Seni kim üzdü?
Yasemin: Hadi yemeğini bitir artık Aç bakayım ağzını..
** Rüya Uyur, Ahmet ve Yasemin konuşması **
Yasemin: Konusmaktan yorgun düştü.
- Ahmet ceketi ile Rüyanın üstünü örter.
Yasemin: Tesekkür ederiz. İnsallah seni yormadı. Simdi en çok soru sorma yaşıymış. Hepimizin iflahını kesti.
Ahmet: Yoo, hiç yorulmadım. Bilakis arkadaslığı cok zevkli bir çocuk. Çok şanslısın..
Ahmet: Açılış nasıl geçti?
Yasemin: Güzel, iyiydi. İstanbulda ne kadar kalacaksın?
Ahmet: Senelik iznimi aldım, 15-20 gün kalırım herhalde.
Ahmet: Evliliğin nasıl gidiyor?Yasemin: İyi, iyi gidiyorAhmet: Mutlusun yani?Yasemin: Evet.Ahmet: İyi, hiç değilse ikimizden biri mutlu bunu duyduğuma çok sevindim.
--------------------------------------------------------------------------------
Ahan da adam en mutsuz, en umutsuz anlarında bile dürüst. Küçük bir çocuğa karşı da, sevdiği kadına karşı da, sevmediği ama arkadaşlığına minnettar olduğu bir kadına da, annesine de, babasına da herkese karşı...dürüst. Anahtar kelime bu olmalı, onu bu kadar sevmemizin nedeni bu olmalı. Onun dışında hiç kimse, gençler hariç, bu şekilde davranamadı.
Badger canım katılıyorum. Yasemin günde üç değil beş kez özür dilesin.
"Şehrazat 1 ytl olacak" :img-hyste çok imalı... böylece değer mi kazanacak yoksa değer mi kaybedecek???? bunu okuyunca daha önce yazdığım bir yazı aklıma geldi... sizinle de paylaşayım ve yeniden iyi geceler diyeyim hepinize... bye
“bu diziyi izlemeyenler, başını duvarlara vuracak”
Sevgili Cansel Elçin verdiği bir röportajda bu sözleri söylediğinde, Hatırla Sevgili daha birkaç bölüm yayınlanıyordu ve sansasyon dizi türlerinin 1. sırasını kapan Binbir Gece’yle kıyaslanıyordu. Hatta bazı forumlarda bbg’liler ile hs’liler arasında ciddi tartışmalar oluyordu… tabi birçok kişi Elçin’in bu sözlerini tipik çalışan duyarlılığı veya mecburen söylenmesi gereken bir söz olarak yormuştur… ama şimdi baktığımızda, cansel elçin'in bu sözü objektif bir bakış açısıyla ve inanarak söylediğini rahatlıkla görebiliyoruz.
çünkü bugün bbg izleyicisi dizisinin gidişatından ne kadar rahatsız ise hs izleyicisi gidişattan o kadar memnun… burada iki diziyi kıyaslamak gibi bir niyetim yok… ben yalnızca zaten benim dışımda basında varolan bir kıyaslamanın gelinen aşamasına cansel elçin’in sözüyle belgelemek istedim…
dizi birinci dönemini bitirdi ve ikinci dönemi olan ‘68 dönemine 2 yıl geriden girdi… birinci dönemi şöyle bir düşündüğümde aslında siyasi yönüyle aşk yönünün gelişiminde hep bir paralellik varmış… yani siyasi yön ülkenin ilk çok partili dönemi açısından bir giriş bölümüyken, aşk yönü de zaten giriş bölümüyle başladı… ve ikisi de mutluluklarını, çelişkilerini, kopuşlarını ve ayrılışlarını aynı paralelde tamamladılar… bu da aslında doğal çünkü aşkın dış sorunlarını bizzat o olaylar belirledi…şimdi ise her iki yönde hem geçmişin devamı olan bir sona, hem de geçmişten doğmuş bir başlangıca girdiler… nasıl ki siyasi yöndeki olumlu olumsuz gelişmeler irdelendiğinde hep geçmiş anılacaksa, aşktaki olumlu olumsuz gelişmeler irdelendiğinde de hep geçmiş anılacaktır…ülke yeni bir döneme girdi ama bir olgunlaşmayı da beraberinde yaşıyor… aşk da yeni bir dönemeçte ama olgunlaşan bir dönemeçte… ama bu dönemde paralellik noktasında bir farklılık var o da aşıklarımızın ilişkisini belirleyen artık doğrudan siyasi olaylar değil, kendi düşünceleri, kendileri ve çevreleriyle olan ilişkileri olacak…
hatırla sevgili teknik ekibi de, senaristi de, yönetmeni de, oyuncuları da, seyircisi de oldukça şanslı bence…çünkü bu kadar geniş kapsamlı bir dönemle hem dizi “sanatı” çok büyük bir deneyim geçirerek bir noktaya getirilmiş olacak,hem de seyirci uzun zamandır unuttuğu kaliteyi artık her fırsatta arar olacak… bu ayrıcalığa sahip olmak biz izleyenleri her geçen gün daha da mutlu ediyor… peki ya izlemeyenler?! kaçış yok… duvarlar sizi beklilyor…
Bahar_can o zaman 70lerin sahip olunanların, inançların kabul ettirlme mücadele yılları, akla karanın iyicene herkes içinde keskinleştiği marjinal zamanlar demiştim...Öyle yok beni seviyor, sevmiyor, acaba sever mi triplerinin kaldırılacağı zamanlar değil...bu yıllar mücadele yılları...Yaseminle de Ahmetin inanadıkları, sahip oldukları aşkı tekrar kazanmanın ve bunu çevrelerine kabul ettirme zamanları olmalı diye düşüncemi yazmıştım..Hımmm! O zaman buradan da bunun haklı bir düşünce olduğunu düşünmeye devan edebiliriz.:img-yes: :good:
Sana iyi geceler! Bugünkü yazışmalrımızdan büyük keyif aldım..:)
Bu arada girenler ve çıkanlar için yine bir yoklama:
Badger,İstanbul burada!
Rüya'nın ve DİĞERLERİNİN Ahmete "baba babacım"(bkz:17.bölüm Rüya'nın gardaki ses tonu ve koşuşu) diye koşup boynuna atlamasını görmek bile yeter necdete.
Ama Feride Çetin(güzide)'in "Güzide çocuk doğuracak bir karakter değil.Bunu senaristlerle konuşacağım."gibi bir röportajı vardı.Belki de güzide hamile kalır da çocuğu aldırmak ister.Son anda öğrenen necdet de koşarak yetişmeye çalışır.Netice de daha doğmamşı bile olsa çocuğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Gile güle Ayşe.İyi geceler.İyi uykular.bye bye
Tankçı er Tavuşkuşu Ankara.Emmmmmredin komutanım.
Güzide-Necdet ilişkisinde mutlaka bir ayrılık yaşanacaktır.Böyle mutlu mesut gitmez.Bu ayrılıkda bahsettiğimiz üzere bir de çocuk olursa, Necdet duvara toslar.Hem Rüya yok hem küçük Jr yok.Teo'yla başbaşa pasta börek yapsınlar dursunlar artık.
Linistanbul burda .....
Ahmet Yasemin ve Rüya Ankara Treni Dönüşü (İrem Jelibon aktarmış)
Rüya: Anne bak Aamed..
Yasemin: Merhaba
Ahmet: Merhaba.
Yasemin: Oturdu
Ahmet: Sizi gördüğüme çok memnun oldum küçük hanım, [ Yasemine ] Oturmaz mısınız?
Rüya: Senin evin burası mı?
Ahmet: Bu aralar evet..
Rüya: Bizde keşke trende yaşasak anne..
Yasemin: İnşallah rahatsız etmiyoruz, bir arkadaşın vardı değil mi?
Ahmet: Ziya. Arifiye de indi.. Bende İstanbula devam ediyorum
Rüya: Bizde seninle İstanbula gelicek miyiz?
Ahmet: Elbette,Bundan memnuniyet duyarım.
Rüya: Yaşasın Aametle birlikte didicez..
Yasemin: Zaten kimseye seçme şansı vermedin
Yasemin: Sana isminle hitab ediyor kusura bakma Ahmet. Işık alıştırdı kimsede itiraz etmedi. Abla - Abi gibi şeyleri isimlerin arkasına takmayı bilmiyor.
Ahmet: Benim bir şikayetim yok, hatta hoşuma bile gitti istediğini diyebilir.Rüya: Benim babam pastacı çok güzel pastalar yapıyor, evde yemek de yapıyor değil mi anne?
Yasemin: Evet. Resim defterini getireyim mi?
Rüya: Hayır.
Ahmet: Babanı tanıyorum Rüya. Kendisi benim eski arkadaşımdır.
Rüya: Sahi mi?
Ahmet: Büyükadada birlikte büyüdük.
Rüya: Anne duydun mu, Aamet babamın arkadaşıymış. Ben neden tanımıyorum seni?
Ahmet: Uzun zamandır İstanbulda değilimde ondan.
Rüya: Neredesin?
Ahmet: Bir kasabada.
Rüya: Ne yapıyorsun orada?
Ahmet: Çalışıyorum, uzun zamandırda hiç gelmedim.
Rüya: Niçin?
Yasemin: Ama çok sordun Rüyacım yeter artık, cevap vermeye devam edersen İstanbulda bulursun kendini ona göre.
Ahmet: Ben şikayetçi değilim, İstanbula gelmedim çünkü insanlar bazen yalnız kalmak isterler.Rüya: Neden?Ahmet: Bazen üzücü şeyler yaşarlar..Rüya: Seni kim üzdü?
Yasemin: Hadi yemeğini bitir artık Aç bakayım ağzını..
** Rüya Uyur, Ahmet ve Yasemin konuşması **
Yasemin: Konusmaktan yorgun düştü.
- Ahmet ceketi ile Rüyanın üstünü örter.
Yasemin: Tesekkür ederiz. İnsallah seni yormadı. Simdi en çok soru sorma yaşıymış. Hepimizin iflahını kesti.
Ahmet: Yoo, hiç yorulmadım. Bilakis arkadaslığı cok zevkli bir çocuk. Çok şanslısın..
Ahmet: Açılış nasıl geçti?
Yasemin: Güzel, iyiydi. İstanbulda ne kadar kalacaksın?
Ahmet: Senelik iznimi aldım, 15-20 gün kalırım herhalde.
Ahmet: Evliliğin nasıl gidiyor?Yasemin: İyi, iyi gidiyorAhmet: Mutlusun yani?Yasemin: Evet.Ahmet: İyi, hiç değilse ikimizden biri mutlu bunu duyduğuma çok sevindim.
--------------------------------------------------------------------------------
Ahan da adam en mutsuz, en umutsuz anlarında bile dürüst. Küçük bir çocuğa karşı da, sevdiği kadına karşı da, sevmediği ama arkadaşlığına minnettar olduğu bir kadına da, annesine de, babasına da herkese karşı...dürüst. Anahtar kelime bu olmalı, onu bu kadar sevmemizin nedeni bu olmalı. Onun dışında hiç kimse, gençler hariç, bu şekilde davranamadı.
Badger canım katılıyorum. Yasemin günde üç değil beş kez özür dilesin.
Zaten şu Yasemin bizi kadın eşitliği, adaleti, feminizm vs. konularını savunmaktan çıkarttı ya neyse...
Şu diyaloglara baktıkça içim eziliyor..Ben, Yaseminin yerinde olsam çocuğumun babası karşımda bihaber, çocuğumuz yanımızda bıcır bıcır ....o kadar kontrollü...İmkansız yapamazdım..Yüreğim oyulurdu...O kompartmanda kalp krizi geçirirdim...Hanımefendi yalnız, Ahmet Aylayla nişanlanırken bunu geçirdi...
Ahh Yasemin ahh! Korkak! 3-5 değil 10 kez özür dilemeli hatta her yarım saatte bir!...
Shevek/Anarres de burada. :img-pilot "Bkz.: "Devrimi yapamazsınız, devrim olabilirsiniz ancak". Mülksüzler/ Ursula K. Le Guin"
Birden Sevimle Mehmet geldi aklıma. "M:Bizim önce kendi hayatımızda devrim yapmamız gerek bence. S:Öyle mi nasıl bir devrim? M:Silahlı."
Ahmet'i sevmemizin tek bir nedeni var.O iyi biri.4 kutsal kitapda yazan cennete gidecek insan modeline birebir uyuyor.Fesat yok,kibir yok,yalan yok,çıkar yok,içten pazarlık yok,aldatma yok,dürüst,namuslu...
Ayrıca israfı ve şaşayı da sevmiyor :)
(bknz:yılların yamuk paltosu)
(bknz:tabanvay -araba karşıtı)
(bknz: bazen saç-sakal traşı bile olmuyor)
Rüya'nın ve DİĞERLERİNİN Ahmete "baba babacım"(bkz:17.bölüm Rüya'nın gardaki ses tonu ve koşuşu) diye koşup boynuna atlamasını görmek bile yeter necdete.
Ama Feride Çetin(güzide)'in "Güzide çocuk doğuracak bir karakter değil.Bunu senaristlerle konuşacağım."gibi bir röportajı vardı.Belki de güzide hamile kalır da çocuğu aldırmak ister.Son anda öğrenen necdet de koşarak yetişmeye çalışır.Netice de daha doğmamşı bile olsa çocuğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya.
Gile güle Ayşe.İyi geceler.İyi uykular.bye bye
Tankçı er Tavuşkuşu Ankara.Emmmmmredin komutanım.
güzide çocuk doğuracak bir tip değil...Aşık olacak bir tip de değildi ya neyse...Belki çocuğu aldırmaya kalkışır, Necdet koşar peşinden yetişir ya da yetişemez..Yetişsin...Güzide baby blue olsun bknz:doğum sonrası anne bunalımı..Çok ağlayan zırlayan, hastalanan bebek olsun...(aman çocuğa bir şey olmasın, yazıktır, günahtır her ne kadar babası Necdet olsa da)
-----
Bu arada Tankçı er...başlangıcı iyi oldu ama Tavuskuşu işin dekorunu patlattı...:img-hyste
İyidir iyidir erkeğin tutumlusu.Rüya ve müstakbel çocuklarının okul masraflarını, çeşitli ihtiyaçlarını rahatça karşılar.Ama bir araba şart.Bunlar ailecek pikniğe,bayram gezmesine filan nasıl gidecekler yoksa?Yaseminin arabası ufak hepsi sığamaz...
Badger dekoru patlattın derken???:icon_whis Şöyle nasıl?:Tankçı er Yılmaz Sezgin...
İyidir iyidir erkeğin tutumlusu.Rüya ve müstakbel çocuklarının okul masraflarını, çeşitli ihtiyaçlarını rahatça karşılar.Ama bir araba şart.Bunlar ailecek pikniğe,bayram gezmesine filan nasıl gidecekler yoksa?Yaseminin arabası ufak hepsi sığamaz...
Badger dekoru patlattın derken???:icon_whis Şöyle nasıl?:Tankçı er Yılmaz Sezgin...
Gürsoylarda para bol...Hemen bir Lozan işi de ona patlattırlar...Kooperatif evi var, eh Ahmet de fena kazanmıyordur herhalde babam da onun gibiydi o zamanlarda 2 çocuk kolejde, babaevine para yollamalar, vs..Yasemin de çalışıyor, o da kazanıyor...O da tutumlu, Necdet ona para harcatmamıştır, biriktirmiştir parasını..
Tavuskuşunu Tavuskuşu olarak Tankçı er pozisyonunda bir an düşününce dekor patladı...:)
Şimdi anladım demek istediğini.Gerçek tavuskuşunu asker kıyafetleriyle düşününce kahkahayı basacaktım ama neyse...Annemler uyuyor.Uyandırmak istemem.
Geçen gün de annemin bir arkadaşına fal baktırdım.Falda da Tavuskuşu çıktı.İyi bir şeymiş falda çıkması.Şans mı ne getiriyormuş galiba.
O kooperatif evinde ahmet ve yasemin birlikte yaşamazlar ki zaten yaşamasınlar da.O evin fayanslarını döşemelerini Ayla seçmişti.Satsınlar ev bitince.Yeni,taptaze,ve de çocular için bol odalı geniş bir ev alsınlar Gürsoylar.:happy0064 :happy0064
Bizimkiler evlenince inş maddi problem yaşamazlar.Malum ikiside devlet memuru.Yasemin- Necdet ile evliyken bir eli yağda diğer eli baldaydı.Eve gelir gelmez dolmalar sarıyordu ki bu çalışan kadın için imkansızdır.Hala nasıl olduğunu anlayamıyorum.( Nerden mi biliyorum?kendimden tabi) Meşakkatli yemekler anca hafta sonu yapılır.
Neyse,ben çözümü buldum.Şu kooperative Selma'cımlar geçsin.O kooperativde bizimkilerin oturması yakışık almaz.Ne yani Ayla'nın aylarca seçemediği fayanslarda,ruhunu akıttığı evde Yasemin mi oturacak??
Bizimkiler Ahmetlerin evinde otursunlar.Kira filan vermezler hem.Gül gibi geçinirler.Sevim'cim de Mehmetle ayrı eve çıkacak zaten.Yeter de artar onlara.
Sevim ve Mehmet ayrı eve çıkmasınlar bence.Mehmetin yaşadığı hali haırda bir ev var.Sevim oraya iç güveysi olarak gitsin.:icon_whis Hatta rıza ile ateşli tartışmalar da yaşasınlar.
Bağa ne bağa ne...Gürsoylar Ahmet ve Yasemine yepyeni bir ev alsınlar.Ayla için alıyorlardı da torunlarının anası yasemin için de alsınlar.Yeni gelin gibi süzülsün yasemin de.Biraz onlar da para harcasın canım ama aaaa.Kızıyorum yani.
Ya aynı anda üçümüzün de aklına kooperatif evi geliyor:)
Fikrimi değiştirdim.Selmacımlar bundan böyle ada da yaşasınlar.Ahmet-Yasemin ise Ahmetin evinde.
Koooperatifi satsınlar.Cabriolet bir araba alsın Ahmet.Kırmızı filan.
Çoluk çocuk doluşsunlar arabaya.Pastanenin önünden geçsinler,devamlı kornaya bassınlar.Necdet çatlasın kıskançlıktan.Teo'yada hep çamur sıçrasın...
Gürsoylarda para bol...Hemen bir Lozan işi de ona patlattırlar...Kooperatif evi var, eh Ahmet de fena kazanmıyordur herhalde babam da onun gibiydi o zamanlarda 2 çocuk kolejde, babaevine para yollamalar, vs..Yasemin de çalışıyor, o da kazanıyor...O da tutumlu, Necdet ona para harcatmamıştır, biriktirmiştir parasını..
Tavuskuşunu Tavuskuşu olarak Tankçı er pozisyonunda bir an düşününce dekor patladı...:)
Ahmet'te hal mi kaldı para harcayacak, adamın içindeki isteği söndürdüler. Araba maraba, kooperatif evin fayansları, gömme dolapları neredeyse kusacak gibi bakıyordu ya Aylaya, hatırladım şimdi, gülmek geldi içimden. Aah, aah senaristlerin Ahmete yapmadığı kötülük kalmadı, ah!:img-pilot
Ama Ahmet çıkaracak bunun acısını ikinci sezon. Eski neşeli, kendine güvenli, karizmetik edeleli delüğğanlumuz büyümüş olgunlaşmış, baba olmuş, para da harcayacak, karısyla kızıyla Parislere de gidecek, adada oturacak, evinin kütüphaneli salonunda Yasosuyla dans da edecek, verandasında gözünde güneş gözlüğü güneşlenirken bir yandan elinde Yol dergisi bir yandan fonda çalan şansonu dinlerken şarabını yudumlayacak. Kızını göğsünde uyutacak. Kalabalık akşam yemeklerinde sofranın başında oturup, Rızayla rakı kadehini de tokuşturacak. YapacAk bunları. Yapmalı...
HERKESİN AKLINA NEDEN KOOPERATİF EVİNİN FAYANSLARI GELİYOR Kİ SAHİ? Bir de Gürsoyların maddi durumu gayet iyi görünüyor. Köklü aile. Mal mülk dededen kalmadır onlara. Ne demeye kooperatif almaya kalktılar biricik oğullarına. Ben zaten hiç anlam veremedim.
Ya aynı anda üçümüzün de aklına kooperatif evi geliyor:)
Cabriolet bir araba alsın Ahmet.Kırmızı filan.
Çoluk çocuk doluşsunlar arabaya.Pastanenin önünden geçsinler,devamlı kornaya bassınlar.Necdet çatlasın kıskançlıktan.Teo'yada hep çamur sıçrasın...
:img-hyste :happy0064 :img-hyste :happy0064 Hatta necdetin arabasının bozulduğunu gören "Gürsoy Familyası" üzülme necdet biz seni merkezi bir yerlere atarız diye acıyıp arabalarına alsın.Daha beter çatlasın onun arabası bozulup da ahmedinki tıkır tıkır çalışırken.
Yasemin jr gürsoylara Teo ve necdeti gösterip "Bakın bunlar babanızla benm birleşmeme engel oldu.Tükür çocuğum amcaların suratına."desin:img-hyste :img-hyste (bkz: Perran Kutman)
Artık benim de çıkmam gerek forum ahalisi.Yarın yine keyifli bir sohbette buluşmak üzere iyi geceler.bye bye
Edit:Adadan ev alma sözünü Ahmet vermişti zaten yasemine.O alsın.Aileler alırsa büyüsü kaçar.Bahçesinda yaşını başını almış bir manolya ağacı olan,ada yasemini kokan nizam taraflarında bir ev...(bkz:beynime işlemiş)
tutar Ahmet güzel bir ev...Otururlar güzel güzel...Rüyaya bir oda...Bebişe bir oda...Ahmete çalışma odası..Yasemine resim odası...Tutarlar Sultanahmette bir ev, o zamanlar oralar pek revaçta...Hem okullara yakın hem vasıtaya...Geçinir giderler...
Aileler alsınlar adadan bir ev şöyle Sevda Tepesi manzaralı..Tatillerde, haftasonları gitsinler adaya...Oh şöyle güzel güzel Yaseminde Rüyada hasır şapkalar...Ahmet de o güneş gözlükleri, pırıl pırıl gülümseyerek biner giderler vapura...:img-icecr
Dönüşte Rüyacık babasının kucağında uyumuş Ahmet onun yüzünü koklaya koklaya öperek taşır, Necdet de uzaktan bakar bakar...O Necdetin rüyayı kucağında taşımasına illet oluyordum da!!..
Yine başa dönüyorum ama Rüya gerçeği açıklandıktan sonra Nezahatler'de yenen bir akşam yemeği ve ertesi gece Selma'cımlarda yenen bir akşam yemeği daha istiyorum senaristlerim.
Mahcup yüzler,suçlu bakışlar,başını kaldıramayan yüzler görmek istiyorum.Kelimelerin boğazda düğümlenmesi,kısa ama rahatsız edici sessizlikler ve bu sessizliği bozan şirinenin sesini duymak istiyorum."Niye hiçkimşe konuşmuyoooo"desin.
Yine başa dönüyorum ama Rüya gerçeği açıklandıktan sonra Nezahatler'de yenen bir akşam yemeği ve ertesi gece Selma'cımlarda yenen bir akşam yemeği daha istiyorum senaristlerim.
Mahcup yüzler,suçlu bakışlar,başını kaldıramayan yüzler görmek istiyorum.Kelimelerin boğazda düğümlenmesi,kısa ama rahatsız edici sessizlikler ve bu sessizliği bozan şirinenin sesini duymak istiyorum."Niye hiçkimşe konuşmuyoooo"desin.
Zaten o iki ev ahalisi için Morun en moru sahneleri şöyle en az 2-3 bölüm izlemek isteriz...:img-yes:
Keyfini çıkartalım değil mi? :img-icecr
Bknz:sabreden izleyici muradına ermiş
Aaa tavusumkusum,gitmeseydin keske diyeceğim ama vakit geç olmuş.Böylesi daha münasip :)Tükür amcaların suratına çocuğum :)
Badger,Necdet Rüya'yı her kucağına aldığında bende irrite oluyordum.Hele masal anlatmalar,kızııım diye sevmeler,devamlı hediyeler...Ezik adam bu Necdet!
Haydi badger.Kimseler kalmadı.Dükkanı kapatalım bari.Sen sandalyeleri topla,bende masaları.Şu Ahmet tiril tiril giyinsin,parfümleri sürsün koluna da iki sevdiceğini alsın arz-ı endam etsin içim rahat edecek.
Yarın gece aynı saatte buluşmak üzere esen kalın dostlar :)(bu replik de 80lerin TV Programlarından kalmadır.Ayşe Egesoy söylerdi)
Artık Necdet Rüyayı rüyasında görür...!!??!!
Bittii bitkisel sanal dünyası, gerçek hayata döndü...Bir de görmeye kalkışırsa artık y..hh derim yüzsüzlüğün daniskası olur..Gitsin Ankara şubesine ya da İzmir de yeni bir şube açmaya, gelmesin hayatlarına..:hıh
Çamur gibi bir adam bu Necdet!Belli bir süre Rüyayı kullanarak girecek hayatlarına.Teo'da gaz verecek.Ahmet bir daha benzetirse aklı başına gelir sanırım :)
Aslında forumda karşıt düşünceleri de görmek istiyorum.Nerde Necdetciler,Aylacılar?Sanki kuş olup uçtular.
Biz Ahmet'çiler,istila mı ettik burayı???
Pazar günü herkes oy vermeye.
Kahvaltıyı,brunchı ,havuzu,denizi unutun.
Canlarım galiba ben de yatacağım. Uyku geliy bağa deyince Zeynep geldi aklıma. Canım benim ya. Bir çare düşünelim onun için.)
Rüyanızda Ahmeti görün. Kot pantolon, üzerine balıkçı yaka bir kazak (hatta Yaso kendi elleriyle örmüş olsun), üzerine de kahverengi güderi ya da kadife ceket giymiş, Rüyayı elinden tutmuş, sahilde yürüyor olsun...:img-icecr
Canlarım galiba ben de yatacağım. Uyku geliy bağa deyince Zeynep geldi aklıma. Canım benim ya. Bir çare düşünelim onun için.)
Rüyanızda Ahmeti görün. Kot pantolon, üzerine balıkçı yaka bir kazak (hatta Yaso kendi elleriyle örmüş olsun), üzerine de kahverengi güderi ya da kadife ceket giymiş, Rüyayı elinden tutmuş, sahilde yürüyor olsun...:img-icecr
Amin amin.Güderi cekete bayılırım.Balon alsın Rüyaya..Hatta Sevda Tepesine götürsünler Rüya'yı..."Bak desinler, şu an yanımızda olmanı Sevda Tepsi'ne borçluyuz" Anlatsınlar,aşklarını..
TaintedWhitexx
21-07-07, 08:03
Çamur gibi bir adam bu Necdet!Belli bir süre Rüyayı kullanarak girecek hayatlarına.Teo'da gaz verecek.Ahmet bir daha benzetirse aklı başına gelir sanırım :)
Aslında forumda karşıt düşünceleri de görmek istiyorum.Nerde Necdetciler,Aylacılar?Sanki kuş olup uçtular.
Biz Ahmet'çiler,istila mı ettik burayı???
Pazar günü herkes oy vermeye.
Kahvaltıyı,brunchı ,havuzu,denizi unutun.
Karsit dusunce? Hemen canim.. =P
Simdi soyle oluyor... ben Necdet'i seviyorum arkadaslar. Niye bozuluyorsunuz Ruya'yi seviyor, kizi belliyor diye.. onu da hic anlamiyorum. Birinin bir digerini evladi gibi sevmesi icin illa kendi kanindan mi olmasi lazim. Ben bir suru insan taniyorum evlat edinen veya evlatlik kardesleri olan.. Necdet sevecen adam zaten. Gerci siz ezik demeyi tercih ediyorsunuz ya neyse...Hem siz de kendi kiziniz gibi sevmez misiniz Ruya gibi sirin biseyi?! Hele ki asik oldugunuz insanin oz kiziysa. Theo'nun da dedigi gibi; Yasemin'le Ahmet'i ayiran Necdet degil. O Yasemin'i cok zor bir durumdan kurtardi. Evlenmeden cocuk yapmak ne demek?! Hele ki o zamanda... cok feci. Yasemin gercekten isteseydi Ahmet'in bilmesini, oyle mizmizlik etmezdi "yok Ahmet hastanede benimle konusmadi... miymiymiy bilmemne..."
Aslında forumda karşıt düşünceleri de görmek istiyorum.Nerde Necdetciler,Aylacılar?Sanki kuş olup uçtular.
Biz Ahmet'çiler,istila mı ettik burayı???
Aaa! rica ederim sevgili LİN ben Aylavyucuların başı olarak :img-hi: hep buralardı oldum... bir ara yalnızca bölüm değerlendirmesi yaptım... eski sıklıkla girmedim ama her zaman Ayla hakkında yazdım..:icon_shad yine de senin için özetleyeyim :img-grin2 aslında başlarda böyle bir niyetim hiç olmadı... yalnızca onun içine kapanık, katı, kaprisli ve tüm bunların yansıttığı sevimsizlikten dolayı seyircinin aradığı kötü kadın olma riskiyla karşı karşıya kaldığını gördüm... çoğu arkadaş Necdet'i hemen affederken onun yalnızca bu farklılıklardan dolayı kötülüğün merkezine çekilmesini önlemek için hatalarını da göstererek savunmaya başladım... neden böyle biri olduğunu ortaya koymaya çalıştım... bazı arkadaşlar her olumsuz koşulların illada olumsuz insan yaratacağı anlamını haklı olarak eleştirdiler... ben bu dizinin illada bir kötüsü olduğunu düşünmediğimi... vermek istenenin de bu olmadığını düşündüğümü belirterek zaten bu dizide kötü diye bir şeyin olmayacağını, kişiliklerdeki olumsuz yanların belli nedenlerden dolayı ön plana çıkabileceğini belirttim... en çok güvendiğim noktalar zaten bu çizgi ve gerek olayları gerekse kişilerdeki zaafları, eksiklikleri, hataları ortaya koyarkenki dengeye güveniyordum... yani dizinin çizgisi benim öyle görüp görmemden daha somuttu aslında... hep karşıtlıklar vardı... özellikle ana karakterlerde... siyasetteki karşıtlıklar, onların savunucularındaki karşıtlıklar, sıradan insanlardaki karşıtlıklar... bu hem karakteristik özelliklerde işleniyordu hem de yaşadıkları olaylarda... yani hep bir denge hakim...Necdet ve Ayla ortak bir olayın karşıt karakterleriyken Ahmet ve Necdet'te bir olayın karşıt karakterleriydiler... aynı şey Yasemin-Ayla, Nezahat-Selma, Şevket-Rıza, Yaşar-Deniz, 60-71 darbecileri için de geçerliydi...
Kişiliğindeki olumsuzluklara rağmen Ayla'nın yaptığı "kötü"lük Necdet'inkinden bir milim bile farklı değil... hatta Necdet daha "kötü" çünkü o çok olumlu biri olarak bu kötülüğü yapıyor... Ayla'da bu kadar "kötü" yanlarına rağmen aynı "kötü"lüğü yapıyor... yani ikisinin de insanlara verdiği zarar aynı iken Necdet affediliyor ama Ayla dizinin "kötü"sü oluyor... bu yaklaşım olarak doğru değildi bence... ve zaten bu dizi böyle bir yaklaşım içinde de olamazdı... hatta biraz daha ileri giderek işi gerçek yaşama taşıdım ve dedim ki "bakın çevremizde Necdetler ve Aylalar var... eğer doğru bir yaklaşım içinde olmazsak 'Necdet iyi çocuk ya yapmış bir hata' diyerek onları hemen affederken 'Ayla zaten kötü birisi ya beklenir ondan öyle şeyler' diyerek bu insanları iyice itmiş oluruz... işte sevgili lin benim ayla'yı savunma mantığım bu şekilde gelişti... ama bir arkadaşın o bir Şeytan demesine KARŞITLIK olarak (dizinin çizgisi hehe!) hayır o bir Melek diyerek tamamen şaka amacıyla bir iddia başlattık... o iddia Ahmet-Ayla evliliği süresince Ayla kaprislerine devam edip Ahmet'in burnundan mı getirecek yoksa tüm bencilliklerini, kaprislerini içine atarak Ahmet'e bir şey belli etmeden herşeyi kabullenerek sürdürmeye mi çalışacak şeklindeydi... Ama evlilik olmayınca bizim iddia da geçerliliğini yitirdi... bunun üzerine ben aslında iddiaya girdiğimiz anda "Ama unutmayın ki Şeytan da bir melektir" diyerek yan çizme eğilimimi de gösterdim:img-hyste ama bu orda kaldı ve asla savunduğum çerçevemi bozmadım... şimdi iddiaya giren hiçbir arkadaşı görmüyorum:img-pilot ben de kendi kendime yan çizip eğleniyorum (bknz... nickimin altındaki ayla bir melekti yazısını, "olabilirdi"ye çevirilmesi...) :img-icecr
Sonuç olarak; şu anda Ayla'nın geldiği nokta denge açısından biraz riskli... eğer Ahmet'le bir şekilde konuşup itirafları yaptırılmazsa "kötü" damgasını yemiş olacak ki aslında bu bambaşka bir tartışmayı da açmış olacak... dizinin çizgisi ve dengesi olayını... çünkü bunu somut olarak bu forumlarda ilk ortaya atan ben olmuştum... bu denge korunmazsa benim için tam hüsran olacak :icon_sorr o açıdan Ayla olayını nasıl bağlayacaklarını belki de herşeyden daha çok merak ediyorum... çünkü diğer merak konusu şeyleri az-çok tahmin ediyorum ama Ayla olayını tahmin edemiyorum... çünkü Ahmet Yasemin'i gördüğü an herşey didiklendiğinde Ayla'nın durmu da ortaya çıkacak ve Ayla şu veya bu şekilde Ayla'ya hesap soracak... sormazsa bile seyirci için Ayla yine kötü olacak... bunun için Ayla'nın Ahmet-Yasemin karşılaşmasından önce bir şey yapması gerekiyor ki bir anlamı olsun... bu da çok zor... çok sıkıştırılmış sahneler demek... bilemiyorum nasıl bağlarlar... hep beraber göreceğiz... işte lin eski bir aylacı olarak içinde bulunduğum durum bu :img-blush (:img-grin2 :img-grin2 )
Ben hiçbir zaman Aylacı olmasam da başlarda Ayla'ya haksızlık yapıldığına ben de katılıyorum.Hatta ilk mesajlarımda,herkes ayla için sinsi,fırsatçı dediğinde ne fırsatçılığını gördünüz demiştim.Ama bu 16. veya 17.bölümdeydi.O zamana kadar Ayladan pek hazetmesem de kötülemezdim.Haklısın bahar_can necdet de aylada aynı derecede kötü.Ama necdetin teoyla konuşmaları,rüyayla ilişkisi onu seyicinin gözünde aklıyor.Oysa Ayla her şeyi kendi içinde yaşıyor.Konuştuğu tek bir kişi bile yok.Ne annesi,ne selma ablası,ne bir arkadaşı...
Aylanın kıbrısçıktaki sahnelerine kadar nötrdüm(itiraf edeyim ahmetle gördüğü için pastanede yasemine gıcıklık yapınca negatife doğru yol almaya başlamıştı. Hakkı yoktu çünkü).Ama ne zaman ki rüyayı öğrendi ve buna rağmen yasemine(yina hakkı yoktu) sen evlisin ahmeti rahat bırak tarzında konuştu orada film koptu bence.Orada gördüm kendine de bir fırsat yaratmaya çalıştığını.Belki hepimiz bazen böyle fırsatlar yaratmaya çalışırız ama bunu başkalarını üzerek,kırarak ve de en önemlisi yalan söyleyerek yapmak çok yanlış.
Forumdaki o iddiadan haberim vardı.O zamanlar yazmıyordum foruma ama okuyordum.İddiaya girmedim ama aylanın kıskançlık yapacağına,ahmedimi mutsuz edeceğine inanıyordum.Seven insan her zaman kıskanır ki Ahmet ve yasemini adada birlikte görünce yasemini ezmeye,hırsını ondan almaya gitmişti.O zamanlar ahmet aylanın farkında bile değildi ama kıskançlık bunu yaptırdı işte.Bir da evli olsalardı ahmedime dünyayı dar ederdi...Allah korumuş.
Ayladan da Necdet gibi baştan hoşlanamadım .....
Belki bunun en başlıca sebebi, maskeli olması...Ne bileyim iyi de olsa kötü de olsa bir karakter ne olduğunu ortaya koymalı diyenlerdenim. Burada sanılmasın ki burada setril bir kötülük ya da iyilik ortaya konulsun. Mesela Güzide karakteri, patavatsız, şımarık küçük burjuva vs...Çelişkiler olabilir, hatalar yapılabilir ama dönülmez ya da boyundan büyük işlere kalkışılmaz...Ayla, Ahmete aşık olabilir, Yaseminden hoşlanmayabilir...ama bu onlara herhangi bir kötülük yapmasına imkan vermez...Yasemine pastanedeki davranışı çok aptalca ve zavallıcaydı...Hani Michelle gibi Ahmetle nişanlı olup, Yasemin elinden almış olsa bir nebze, hoş ona da hakkı olmazdı..Birinden kasti olarak nahoş bir laf ya da hareket gelmedikçe, üstüne vazife olmayan işlere karışmayacaksın, bunlar hakkında laf etmeyeceksin...Küçük aklınla çetrefilli işler konusunda entrika çevirmeye kalkışmayacaksın...bknz:kendi kazdığın kuyuya düşme..
Hele Yaseminle sağlık ocağındaki davranışı, ayrı bir olaydı...Sana ne?Yasemine Ahmetin hayatı hakkında ahkam kesmek...Duydun, dinledin...Uzaklaş...Duymamış gibi davran...Adamlar içeriye girerken gir Yasemini gör soğukça bilgi ver ve gönder...Orada bazı özele girenşeyleri konuşup ta o arada bazı söylenenleri duyduğunu belli etme...Hadi duydun, Ahmete evlenme teklifini yaptın, Ahmet kabul etti, sonra de ki sen Yasemini seviyorsun ama o gitti senin çocuğunu taşırken Necdetle evlenmiş, Ayşecik marka evlilik özelliğinden bahsetme ama çocuğunu söyle...Bırak Ahmeti kendi özgür iradesiyle karar vermesini sağla...Eğer sana dönerse daha mutlu ve saygın olursun ama dönmezse en azından saygın bir insan olurdu Ahmet hatta Yasemin gözünde...Şu anda düştüğü durum, tamamen daha beter.(hem aklını kaçırmış hem de böyle bir gerçeği bilerek gizleyerek Ahmetin eşi olma fırsatını elinde tutmaya çalışmış...ıııyyy!)..Ahmetin Yaseminle konuşmasından önce Ahmetin bildiğini bilmeden, Aylanın Ahmete durumu kendince anlatmasını, Yasemini hala sevdiğini gördüğünü hatta Necdetle onların evliliğinin formalite olduğunu gidip mutluluğu yakalaması gerekliliğini söylemesi onu bir nebze kurtaarır ama saygınlığının paramparça olma riskinden kendini kurtaramaz...
Ya da ebediyete kadar susma hakkını kullansın, Doğuya kızamık salgınında çalışmak üzere gönüllü doktor olarak gitsin, bir çocuğa hayrı dokunmadı bari yurdum çocuklarına bakarak bu vebali ödesin..(Zaten tek yaptığı iyi şey doktorluğu):hıh :img-cool2
Hele o Necdete gidip te"...Yasemin senin karın sen ne yapılması gerektiğini bilirsin..." demesinde tamam dedim, bu iyice sıyırdı ve agresifleşti...Hoşşş, Necdet sarsağı da koştu Güzideye...yahu bunlar bir akıllı iş yapmaz mı? Tutup adam gidip muhattap olduklarıyla konuşmak yerine akılsızca işler yapıp hayatlarını daha beter karıştırıyorlar...cık!cık!:icon_whis
[B]Kişiliğindeki olumsuzluklara rağmen Ayla'nın yaptığı "kötü"lük Necdet'inkinden bir milim bile farklı değil... hatta Necdet daha "kötü" çünkü o çok olumlu biri olarak bu kötülüğü yapıyor... Ayla'da bu kadar "kötü" yanlarına rağmen aynı "kötü"lüğü yapıyor... yani ikisinin de insanlara verdiği zarar aynı iken Necdet affediliyor ama Ayla dizinin "kötü"sü oluyor... bu yaklaşım olarak doğru değildi bence... ve zaten bu dizi böyle bir yaklaşım içinde de olamazdı... hatta biraz daha ileri giderek işi gerçek yaşama taşıdım ve dedim ki "bakın çevremizde Necdetler ve Aylalar var... eğer doğru bir yaklaşım içinde olmazsak 'Necdet iyi çocuk ya yapmış bir hata' diyerek onları hemen affederken 'Ayla zaten kötü birisi ya beklenir ondan öyle şeyler' diyerek bu insanları iyice itmiş oluruz... işte sevgili lin benim ayla'yı savunma mantığım bu şekilde gelişti... )
Necdetin Ayladan daha beter olduğu görüşüne katılıyorum...Zaten aralarda Aylayı irdelerken Necdet kadar yüklenmedim...Necdet, bu konuda ayrı bir konsept..:icon_whis :img-yes:
Sonuç olarak; şu anda Ayla'nın geldiği nokta denge açısından biraz riskli... eğer Ahmet'le bir şekilde konuşup itirafları yaptırılmazsa "kötü" damgasını yemiş olacak ki aslında bu bambaşka bir tartışmayı da açmış olacak... dizinin çizgisi ve dengesi olayını... çünkü bunu somut olarak bu forumlarda ilk ortaya atan ben olmuştum... bu denge korunmazsa benim için tam hüsran olacak :icon_sorr o açıdan Ayla olayını nasıl bağlayacaklarını belki de herşeyden daha çok merak ediyorum... çünkü diğer merak konusu şeyleri az-çok tahmin ediyorum ama Ayla olayını tahmin edemiyorum... çünkü Ahmet Yasemin'i gördüğü an herşey didiklendiğinde Ayla'nın durmu da ortaya çıkacak ve Ayla şu veya bu şekilde Ayla'ya hesap soracak... sormazsa bile seyirci için Ayla yine kötü olacak... bunun için Ayla'nın Ahmet-Yasemin karşılaşmasından önce bir şey yapması gerekiyor ki bir anlamı olsun... bu da çok zor... çok sıkıştırılmış sahneler demek... bilemiyorum nasıl bağlarlar... hep beraber göreceğiz... işte lin eski bir aylacı olarak içinde bulunduğum durum bu :img-blush
Senin karşıtlık teoremine göre,
Belki de bu Aylanın itirafı onun rakibi konumunda olan Yaseminle olabilir, çünkü bu olayın seyir hali Yasemin- Ayla üzerindendi..Ahmetle Necdet arkadaşsa, Yaseminle Ayla arkadaş görünüyordu...Yani bu hesaplaşmanın aslında Yasemin ve Ayla arasında geçebileceğine inanıyorum.:img-yes: :img-pilot
Karsit dusunce? Hemen canim.. =P
Simdi soyle oluyor... ben Necdet'i seviyorum arkadaslar. Niye bozuluyorsunuz Ruya'yi seviyor, kizi belliyor diye.. onu da hic anlamiyorum. Birinin bir digerini evladi gibi sevmesi icin illa kendi kanindan mi olmasi lazim. Ben bir suru insan taniyorum evlat edinen veya evlatlik kardesleri olan.. Necdet sevecen adam zaten. Gerci siz ezik demeyi tercih ediyorsunuz ya neyse...Hem siz de kendi kiziniz gibi sevmez misiniz Ruya gibi sirin biseyi?! Hele ki asik oldugunuz insanin oz kiziysa. Theo'nun da dedigi gibi; Yasemin'le Ahmet'i ayiran Necdet degil. O Yasemin'i cok zor bir durumdan kurtardi. Evlenmeden cocuk yapmak ne demek?! Hele ki o zamanda... cok feci. Yasemin gercekten isteseydi Ahmet'in bilmesini, oyle mizmizlik etmezdi "yok Ahmet hastanede benimle konusmadi... miymiymiy bilmemne..."
Tanrım hele şükür! Forumda Necdet'in yalnızlığını kıracak, bir arkadaş gelmiş.Fikirlerini beyan etmiş.İyi de etmiş.
Necdet'in Rüya'ya olan sevgisine, ilgisine değil lafımız.Gerçi bana göre bu ilgi de gereğinden fazla.Öz baba olmadığını bilen birinin, kendini kabul ettirme çabaları.Ezik,içten pazarlıklı bir kişilik.
Bizim derdimiz,öz babanın çocuğundan bi haber olması,Necdet gibi öpüp koklayamaması, özbeöz çocuğundan "baba" lafını bir kez olsun duyamayışı,kendi çocuğuna isim koyamayışı,onunla baba-kız olamayışları,yitip giden seneler.Hep yazdık burda TaintedWhitexxkardeşim,eğer aynı durum Ayla'nın başına gelse, Ayla Ahmet'den evlilik dışı hamile kalsa iyilik timsali Necdet,Ayla'yı ve bebeğini de böyle sahiplenir miydi?
Yıllarca bebeği babasından saklayarak ,sanal bir aile tablosu çizmeye gönlü razı olur muydu? Yoksa, bir yolunu bulup ne olursa olsun Ahmet'e gerçekleri anlatır mıydı? İyi adam her şartta iyidir.Sen ver cevabını Necdet'ci arkadaşım.
İşine geldiği zaman iyilik yapan iyi değil,bencildir.Necdet'in derdi Yasemin ve Yasemin'e ait olan herşeydir.Yasemin Necdet'le evliyken başka birinden ikinci çocuğa da hamile kalsa; Necdet yine alır sahiplenir.Yeter ki Yasemin yanından ayrılmasın.Yasemin başkasına aşık olmuş,çocuğun babası başkasıymış,adamın haberi yokmuş.Kimin umurunda...Necdet Yasemin'i seviyor ya,gerisi boş..
:P
Kişiliğindeki olumsuzluklara rağmen Ayla'nın yaptığı "kötü"lük Necdet'inkinden bir milim bile farklı değil... hatta Necdet daha "kötü" çünkü o çok olumlu biri olarak bu kötülüğü yapıyor... Ayla'da bu kadar "kötü" yanlarına rağmen aynı "kötü"lüğü yapıyor... yani ikisinin de insanlara verdiği zarar aynı iken Necdet affediliyor ama Ayla dizinin "kötü"sü oluyor... bu yaklaşım olarak doğru değildi bence... ve zaten bu dizi böyle bir yaklaşım içinde de olamazdı... hatta biraz daha ileri giderek işi gerçek yaşama taşıdım ve dedim ki "bakın çevremizde Necdetler ve Aylalar var... eğer doğru bir yaklaşım içinde olmazsak 'Necdet iyi çocuk ya yapmış bir hata' diyerek onları hemen affederken 'Ayla zaten kötü birisi ya beklenir ondan öyle şeyler' diyerek bu insanları iyice itmiş oluruz... işte sevgili lin benim ayla'yı savunma mantığım bu şekilde gelişti... ama bir arkadaşın o bir Şeytan demesine KARŞITLIK olarak (dizinin çizgisi hehe!) hayır o bir Melek diyerek tamamen şaka amacıyla bir iddia başlattık... o iddia Ahmet-Ayla evliliği süresince Ayla kaprislerine devam edip Ahmet'in burnundan mı getirecek yoksa tüm bencilliklerini, kaprislerini içine atarak Ahmet'e bir şey belli etmeden herşeyi kabullenerek sürdürmeye mi çalışacak şeklindeydi... Ama evlilik olmayınca bizim iddia da geçerliliğini yitirdi... bunun üzerine ben aslında iddiaya girdiğimiz anda "Ama unutmayın ki Şeytan da bir melektir" diyerek yan çizme eğilimimi de gösterdim:img-hyste ama bu orda kaldı ve asla savunduğum çerçevemi bozmadım... şimdi iddiaya giren hiçbir arkadaşı görmüyorum:img-pilot ben de kendi kendime yan çizip eğleniyorum (bknz... nickimin altındaki ayla bir melekti yazısını, "olabilirdi"ye çevirilmesi...) :img-icecr
Sonuç olarak; şu anda Ayla'nın geldiği nokta denge açısından biraz riskli... eğer Ahmet'le bir şekilde konuşup itirafları yaptırılmazsa "kötü" damgasını yemiş olacak ki aslında bu bambaşka bir tartışmayı da açmış olacak... dizinin çizgisi ve dengesi olayını... çünkü bunu somut olarak bu forumlarda ilk ortaya atan ben olmuştum... bu denge korunmazsa benim için tam hüsran olacak :icon_sorr o açıdan Ayla olayını nasıl bağlayacaklarını belki de herşeyden daha çok merak ediyorum... çünkü diğer merak konusu şeyleri az-çok tahmin ediyorum ama Ayla olayını tahmin edemiyorum... çünkü Ahmet Yasemin'i gördüğü an herşey didiklendiğinde Ayla'nın durmu da ortaya çıkacak ve Ayla şu veya bu şekilde Ayla'ya hesap soracak... sormazsa bile seyirci için Ayla yine kötü olacak... bunun için Ayla'nın Ahmet-Yasemin karşılaşmasından önce bir şey yapması gerekiyor ki bir anlamı olsun... bu da çok zor... çok sıkıştırılmış sahneler demek... bilemiyorum nasıl bağlarlar... hep beraber göreceğiz... işte lin eski bir aylacı olarak içinde bulunduğum durum bu :img-blush (:img-grin2 :img-grin2 )
Sevgili bahar_can ,tespitlerinde çok haklısın.Necdet karakteri,Yasemin ve ailesine o kadar iyi bir damat oldu ki;yaptığı kötülükler dikkate alınmadı.
Hele o sevecen baba halleri ile bazı gönüllere taht kurdu.Hatta davranışları o kadar etkiledi ki bazılarımızı; "Ahmet , Rüya'yı Necdet kadar sevemez " diyen arkadaşlar bile oldu aramızda.
Ayla farklıydı Necdet'ten.Herşeyden önce fakir bir ailede, zenginler arasında büyümüş olan bir çocuğun kişiliğinde yarattığı kıskançlık ve hırs vardı benliğinde.Üstüne üstlük bir de Yasemin'le aynı adama aşık olmaları; Ahmet'in Yasemin'i sevmesi, Ayla'nın kinini ve öfkesini daha da perçinledi.Yasemin'in Necdetin pastahanesinde çalışırken Ayla'nın alaycı ve hazımsız davranışlarını hangimiz unutabiliriz??? Zor durumda olan bir insanın, müşküliyetini kullanarak onu ezmeye çalışmak aslında kendisinin ezikliğini gösteriyordu.Ayla hırslıydı,cesurdu.Yeri geldi ,tifoya yakalanan aşkının peşinden bilmediği bir kasabaya gitti,başkasını aşık olduğunu bildiği adama evlenme teklif etti.Biz en çok Yasemin'e bu durumlarda kızmadık mı?Bir Ayla kadar olamadın demedik mi?"Ahmet'ten bir çocuğun var hala açıklayamadın ama elin kızı dağları bayırları aştı sen otur öyle kös kös sırça kökünde demedik mi?" Yeri geldi ,Ayla Ahmeti Yasemin'in sevdiğinden daha fazla seviyor veya Necdet ,Yasemin'i Ahmet'in sevdiğinden daha fazla seviyor diye hastalıklı aşklarla kafamızı bulandırmadık mı???
Ayla en az Necdet kadar hesapçıydı.Evlenmesine mani olacak herşeyi su yüzüne çıkarmamak,sırları kapatmak ondan beklediğimiz bir hareketti.Başta neyse,hep öyleydi.Sevgiyi sadece Ahmet'e ve annesine üretti.Gerisini sallamadı.Bu profilde, bence Rüya sırrını Ahmete söyleyecek en son kişiydi Ayla.Neden yapsın ki! Tam hayallerine kavuşmuşken,niye kendi elleriyle bozsun ki...O yüzden bu sırla ilgili Aylaya çok yüklenme taraftarı değilim.Necdet ve Yasemin verecektir hesabı ...Ayla dış kapının mandalı konumundadır.Anca bir melek, sonucu kendi zararına olsa bile sırları açıklar.
Eeee zaten Ayla'da ben meleğim demedi ki bize :)
Tanrım hele şükür! Forumda Necdet'in yalnızlığını kıracak, bir arkadaş gelmiş.Fikirlerini beyan etmiş.İyi de etmiş.
Necdet'in Rüya'ya olan sevgisine, ilgisine değil lafımız.Gerçi bana göre bu ilgi de gereğinden fazla.Öz baba olmadığını bilen birinin, kendini kabul ettirme çabaları.Ezik,içten pazarlıklı bir kişilik.
Bizim derdimiz,öz babanın çocuğundan bi haber olması,Necdet gibi öpüp koklayamaması, özbeöz çocuğundan "baba" lafını bir kez olsun duyamayışı,kendi çocuğuna isim koyamayışı,onunla baba-kız olamayışları,yitip giden seneler.Hep yazdık burda TaintedWhitexxkardeşim,eğer aynı durum Ayla'nın başına gelse, Ayla Ahmet'den evlilik dışı hamile kalsa iyilik timsali Necdet,Ayla'yı ve bebeğini de böyle sahiplenir miydi?
Yıllarca bebeği babasından saklayarak ,sanal bir aile tablosu çizmeye gönlü razı olur muydu? Yoksa, bir yolunu bulup ne olursa olsun Ahmet'e gerçekleri anlatır mıydı? İyi adam her şartta iyidir.Sen ver cevabını Necdet'ci arkadaşım.
İşine geldiği zaman iyilik yapan iyi değil,bencildir.Necdet'in derdi Yasemin ve Yasemin'e ait olan herşeydir.Yasemin Necdet'le evliyken başka birinden ikinci çocuğa da hamile kalsa; Necdet yine alır sahiplenir.Yeter ki Yasemin yanından ayrılmasın.Yasemin başkasına aşık olmuş,çocuğun babası başkasıymış,adamın haberi yokmuş.Kimin umurunda...Necdet Yasemin'i seviyor ya,gerisi boş..
Necdet, en iyi en fedakar kocaydı...Yapma LİN...Her genç kızın rüyası...Bak adam nelere rağmen sevdi, vazgeçmedi, neler neler feda etti, işini, ailesini, arkadaşlarını...Kadın yan odada feryat figan Ahmete ağlarken o sustu ve sevmeye devam etti.Belki onu sever diye? Yasemin ona gelip, gerçek bir evliliğimiz olsun dedi ama o, Yasemin onu en az sevmediği için reddetti, bu fırsattan faydalanmadı.
Canın Necdet tartışması çekti herhalde..:) Be my guest..!
Necdet, en iyi en fedakar kocaydı...Yapma LİN...Her genç kızın rüyası...Bak adam nelere rağmen sevdi, vazgeçmedi, neler neler feda etti, işini, ailesini, arkadaşlarını...Kadın yan odada feryat figan Ahmete ağlarken o sustu ve sevmeye devam etti.Belki onu sever diye? Yasemin ona gelip, gerçek bir evliliğimiz olsun dedi ama o, Yasemin onu en az sevmediği için reddetti, bu fırsattan faydalanmadı.
Canın Necdet tartışması çekti herhalde..:) Be my guest..!
Her genç kızın rüyası zetina dikiş makinası kılıklı Necdet kardeşimizi de destekleyenler olsun istedim badger'im.Yalnız kaldı yavrucak.Zaten yasemin ve rüya'da gidecek yakında, destekçileri de olmayınca kalacak bir başına.Aaa pardon Güzide ve Teo var...
Ben neye takıldım biliyor musun?Rüya'nın ismine.Her nekadar Rüya'ya yakışsada,Necdet'in ismi koyması beni rahatsız ediyor.Anla artık o kadar irrite oluyorum.Ahmet, Rüya'ya bir lakap koysun .Mesela,prenses gibi...Ne bileyim yeter ki Necdet'ten kalan bir şey olmasın artık aralarında.
Ben Necdet'i bir nevi Fowles'un Koleksiyoncu romanındaki koleksiyoncuya benzetiyorum. Orada hayran olduğu genç kıza kendini sevdiremeyen~açık tabirle baştan çıkaramayan erkek kızı kaçırır ve bir mahzene hapseder. Onu ilgisiyle sarıp sarmalar, istediklerine göre mahzeni doldurur; pahalı şaraplar, giyecekler, içecekler, kitaplar vs... Kadının bütün kaçma girişimlerine engel olur; 1ay sonunda bırakma sözünü de tutmaz. Sadece tek koşulda onu bağışlayacaktır kadın yenildiğini kabul edecek ve onu sevecektir. Daha fazla anlatmayayım okumak isteyen birileri olabilir diye.
Necdet'in yaptığı bir nevi bu, Yasemin'i kaçırmadı evet, evlenmeye zorladı ama. Yasemin'in her anında Necdet yanındaydı, bir nevi onu kurtuluşu olarak görmesini sağladı. Verdiği evliliğin sağladığı minnettarlık duygusuyla hapsetti onu; lütufkar davrandı, hediyelere boğdu, jestler yaptı. Yasemin'in onu sevmesini bekleyerek... Çektiği acılara kayıtsız kaldı ama Yasemin yan odada ağlarken sadece kulaklarını tıkadı. Yanında olmasının verdiği mutlulukla onun mutsuz olduğunu unutmayı tercih etti. Yasemin'i serbest bırakmayı düşünmedi, her anda önünde engeller koydu. Kendine kalsın, kendini sevsin istedi... Allahtan Güzide çıktı da Yasemin bu sayede kurtulacak ancak Necdet'ten....
Her genç kızın rüyası zetina dikiş makinası kılıklı Necdet kardeşimizi de destekleyenler olsun istedim badger'im.Yalnız kaldı yavrucak.Zaten yasemin ve rüya'da gidecek yakında, destekçileri de olmayınca kalacak bir başına.Aaa pardon Güzide ve Teo var...
Ben neye takıldım biliyor musun?Rüya'nın ismine.Her nekadar Rüya'ya yakışsada,Necdet'in ismi koyması beni rahatsız ediyor.Anla artık o kadar irrite oluyorum.Ahmet, Rüya'ya bir lakap koysun .Mesela,prenses gibi...Ne bileyim yeter ki Necdet'ten kalan bir şey olmasın artık aralarında.
Ona ben de takığım..Yasemine kızıyorum o konuda...Tamamen teslimiyetçi bir ruh haliyle yaptığını düşünüyorum...Kendi hayatını ve kızını o " Necdet koysun ismini.." dediği anda...Yasemin, o kayalıklarda takıldı kaldı..O acısına, başına gelenlerin onu mutsuz etmesine takıldı...Sonrasında gelişenlere veya bu gelişmelerin ileride neleri başına getireceğini hesaba katmadı...Necdetin ne olduğunu biliyoruz ama kısmen bu konuda Yaseminin aslında gerçekleri, olup bitenlerin farkında olmayışı da destekledi...İki hayalperest bir arada...Amanin tehlikeli bir karışım!!:img-fear2...Kız, ancak Ahmet ona söylediğinde Necdetin ona aşık olduğunu farketti ve anladı...Sonra yine mıymıy fedakarlık adına devammm...necdetin kabahati ne diye sorarsanız? EEee be kardeşim, sen olup bitenleri görüyorsun...6 yıldır kadından san bir tıkk yok, ya ben açık seçik ne varsa konuşayım..Hadi konuşmuyor, günlük konusunu biliyorsun, bir seferinde bakmıştın hayati bir konu için..Şimdi niye bakmazsın??...vs.vs..
Aslında diyorum ya yatacak yerleri yok...Yasemin, Ahmet-Rüya kontenjanından kurtarıyor..Necdeti...????!!???
Ben Necdet'i bir nevi Fowles'un Koleksiyoncu romanındaki koleksiyoncuya benzetiyorum. Orada hayran olduğu genç kıza kendini sevdiremeyen~açık tabirle baştan çıkaramayan erkek kızı kaçırır ve bir mahzene hapseder. Onu ilgisiyle sarıp sarmalar, istediklerine göre mahzeni doldurur; pahalı şaraplar, giyecekler, içecekler, kitaplar vs... Kadının bütün kaçma girişimlerine engel olur; 1ay sonunda bırakma sözünü de tutmaz. Sadece tek koşulda onu bağışlayacaktır kadın yenildiğini kabul edecek ve onu sevecektir. Daha fazla anlatmayayım okumak isteyen birileri olabilir diye.
Necdet'in yaptığı bir nevi bu, Yasemin'i kaçırmadı evet, evlenmeye zorladı ama. Yasemin'in her anında Necdet yanındaydı, bir nevi onu kurtuluşu olarak görmesini sağladı. Verdiği evliliğin sağladığı minnettarlık duygusuyla hapsetti onu; lütufkar davrandı, hediyelere boğdu, jestler yaptı. Yasemin'in onu sevmesini bekleyerek... Çektiği acılara kayıtsız kaldı ama Yasemin yan odada ağlarken sadece kulaklarını tıkadı. Yanında olmasının verdiği mutlulukla onun mutsuz olduğunu unutmayı tercih etti. Yasemin'i serbest bırakmayı düşünmedi, her anda önünde engeller koydu. Kendine kalsın, kendini sevsin istedi... Allahtan Güzide çıktı da Yasemin bu sayede kurtulacak ancak Necdet'ten....
En önemlisi de bu.Yasemin yan oda da ağlarken,Necdet, "yeter ki benim olsun,varsın ağlasın dursun" mantığıyla kulaklarını tıkadı.Aslında biz Necdet'in sevgisini de sorgulamalıyız.Sevmek, sevdiğini mutlu görmek değil midir? Ahmet,Yasemin'e trende sormuştu."Mutlu musun?" "Evet" demişti Yasemin.
"İyi en azından birimiz mutluyuz" demişti Ahmet...Necdet ve Ayla...
İkisi de hastalıklı bir sevgiye sahipler.Bu yüzden, o kadar cesur o kadar fütursuzlar.Yalan söylemek bu yüzden kolay.Merhamestsizlik bu yüzden kolay.
Aaa! rica ederim sevgili LİN ben Aylavyucuların başı olarak :img-hi: hep buralardı oldum... bir ara yalnızca bölüm değerlendirmesi yaptım... eski sıklıkla girmedim ama her zaman Ayla hakkında yazdım..:icon_shad yine de senin için özetleyeyim :img-grin2 aslında başlarda böyle bir niyetim hiç olmadı... yalnızca onun içine kapanık, katı, kaprisli ve tüm bunların yansıttığı sevimsizlikten dolayı seyircinin aradığı kötü kadın olma riskiyla karşı karşıya kaldığını gördüm... çoğu arkadaş Necdet'i hemen affederken onun yalnızca bu farklılıklardan dolayı kötülüğün merkezine çekilmesini önlemek için hatalarını da göstererek savunmaya başladım... neden böyle biri olduğunu ortaya koymaya çalıştım... bazı arkadaşlar her olumsuz koşulların illada olumsuz insan yaratacağı anlamını haklı olarak eleştirdiler... ben bu dizinin illada bir kötüsü olduğunu düşünmediğimi... vermek istenenin de bu olmadığını düşündüğümü belirterek zaten bu dizide kötü diye bir şeyin olmayacağını, kişiliklerdeki olumsuz yanların belli nedenlerden dolayı ön plana çıkabileceğini belirttim... en çok güvendiğim noktalar zaten bu çizgi ve gerek olayları gerekse kişilerdeki zaafları, eksiklikleri, hataları ortaya koyarkenki dengeye güveniyordum... yani dizinin çizgisi benim öyle görüp görmemden daha somuttu aslında... hep karşıtlıklar vardı... özellikle ana karakterlerde... siyasetteki karşıtlıklar, onların savunucularındaki karşıtlıklar, sıradan insanlardaki karşıtlıklar... bu hem karakteristik özelliklerde işleniyordu hem de yaşadıkları olaylarda... yani hep bir denge hakim...Necdet ve Ayla ortak bir olayın karşıt karakterleriyken Ahmet ve Necdet'te bir olayın karşıt karakterleriydiler... aynı şey Yasemin-Ayla, Nezahat-Selma, Şevket-Rıza, Yaşar-Deniz, 60-71 darbecileri için de geçerliydi...
Kişiliğindeki olumsuzluklara rağmen Ayla'nın yaptığı "kötü"lük Necdet'inkinden bir milim bile farklı değil... hatta Necdet daha "kötü" çünkü o çok olumlu biri olarak bu kötülüğü yapıyor... Ayla'da bu kadar "kötü" yanlarına rağmen aynı "kötü"lüğü yapıyor... yani ikisinin de insanlara verdiği zarar aynı iken Necdet affediliyor ama Ayla dizinin "kötü"sü oluyor... bu yaklaşım olarak doğru değildi bence... ve zaten bu dizi böyle bir yaklaşım içinde de olamazdı... hatta biraz daha ileri giderek işi gerçek yaşama taşıdım ve dedim ki "bakın çevremizde Necdetler ve Aylalar var... eğer doğru bir yaklaşım içinde olmazsak 'Necdet iyi çocuk ya yapmış bir hata' diyerek onları hemen affederken 'Ayla zaten kötü birisi ya beklenir ondan öyle şeyler' diyerek bu insanları iyice itmiş oluruz... işte sevgili lin benim ayla'yı savunma mantığım bu şekilde gelişti... ama bir arkadaşın o bir Şeytan demesine KARŞITLIK olarak (dizinin çizgisi hehe!) hayır o bir Melek diyerek tamamen şaka amacıyla bir iddia başlattık... o iddia Ahmet-Ayla evliliği süresince Ayla kaprislerine devam edip Ahmet'in burnundan mı getirecek yoksa tüm bencilliklerini, kaprislerini içine atarak Ahmet'e bir şey belli etmeden herşeyi kabullenerek sürdürmeye mi çalışacak şeklindeydi... Ama evlilik olmayınca bizim iddia da geçerliliğini yitirdi... bunun üzerine ben aslında iddiaya girdiğimiz anda "Ama unutmayın ki Şeytan da bir melektir" diyerek yan çizme eğilimimi de gösterdim:img-hyste ama bu orda kaldı ve asla savunduğum çerçevemi bozmadım... şimdi iddiaya giren hiçbir arkadaşı görmüyorum:img-pilot ben de kendi kendime yan çizip eğleniyorum (bknz... nickimin altındaki ayla bir melekti yazısını, "olabilirdi"ye çevirilmesi...) :img-icecr
Sonuç olarak; şu anda Ayla'nın geldiği nokta denge açısından biraz riskli... eğer Ahmet'le bir şekilde konuşup itirafları yaptırılmazsa "kötü" damgasını yemiş olacak ki aslında bu bambaşka bir tartışmayı da açmış olacak... dizinin çizgisi ve dengesi olayını... çünkü bunu somut olarak bu forumlarda ilk ortaya atan ben olmuştum... bu denge korunmazsa benim için tam hüsran olacak :icon_sorr o açıdan Ayla olayını nasıl bağlayacaklarını belki de herşeyden daha çok merak ediyorum... çünkü diğer merak konusu şeyleri az-çok tahmin ediyorum ama Ayla olayını tahmin edemiyorum... çünkü Ahmet Yasemin'i gördüğü an herşey didiklendiğinde Ayla'nın durmu da ortaya çıkacak ve Ayla şu veya bu şekilde Ayla'ya hesap soracak... sormazsa bile seyirci için Ayla yine kötü olacak... bunun için Ayla'nın Ahmet-Yasemin karşılaşmasından önce bir şey yapması gerekiyor ki bir anlamı olsun... bu da çok zor... çok sıkıştırılmış sahneler demek... bilemiyorum nasıl bağlarlar... hep beraber göreceğiz... işte lin eski bir aylacı olarak içinde bulunduğum durum bu :img-blush (:img-grin2 :img-grin2 )
Sevgili bahar_can Ayla karakterini en baştan beri kötü demeyelim ama sevimsiz bulmamın nedeninin, onun da duygu ve düşüncelerini açıkça ifade eden, duyguları ve düşünceleri doğrultusunda hareket eden bir tip olarak çizilmemesi olduğunu düşünüyorum. Ha bir de takıntılı. Selma olmak istiyor o. En başta onun gibi başarılı ve araştırmacı