Tüm Versiyonu Göster : Bölüm Yorumları-Arşiv-23
Sayfalar :
1
2
[
3]
4
5
6
7
8
9
10
11
Çanakkale83
02-12-07, 15:23
Arkadaşlar niye Yasemin ve Ahmet konusu açılınca hemen Nejdete geliyor konu??? Biz Nejdetin yaptığını normal mi karşılıyoruz da hemen Nejdet de aynı şeyi yaptı diyorsunuz? Her ikisi içinde geçerli söylediklerimiz bu durumun kadını erkeği olur mu?(Evet erkekleri ayrı tutanlar var ama biz onlardan değiliz) Dizi de sadece Ahmet ve Yasemini eleştirmiyoruz biz herkes ayrı bir konu:img-cool2 Defne sevgilisiyle aynı evi paylaşır Güzide kendi başına yaşar Nejdetle sabahlar..vs.vs Biliyorsunuzdur Şerefcan olayı yaşandı bir kaç ay önce Türkiyede. Hiç kimse bu olayı normal karşılamıyor,aile gelinlerinin yüzünü görmek istemiyor ama bizim dizimizde gayet normal demek ki o yıllarda normal karşılanıyormuş bazı şeyler yıllar ilerledikçe değişmiş daha da muhafazakar hale gelmiş Türkiye:):) Ya da senaristlerin Türk aile yapısından hiç haberleri yok.:img-yes:
Herkesdeki genel kanı Ahmet-Yasemin aşkının inandırıcılığının kalmadığı yönünde.Ve hemen hemen herkes bu konuda Yasemini suçluyor.Evet bana görede sorun Yaseminden kaynaklanıyor.Senaristler Yasemin için çok uzun süredir gerekli replikleri yazmıyorlar. Hala Ahmete yapması gereken özür konuşmasını bile yapmadı.Ahmetin öfkeden deliye döndüğü zamanlarda bile sadece çok üzgünüp deyip ağlamakla yetindi.Neden bilmiyorum Yasemini adeta susturdular.Sadece boş boş baktırıyorlar.Uzun süredir emek verdikleri bu dizinin iyiliği adına benim senaristlerden isteğim tek şey inanılmaz boşladıkları Yasemin karakterini toparlamaları.Bu aşkın, diziye yürekten bağlı izleyicileri için ne kadar önemli olduğunu anlayıp eski formuna kavuştursunlar lütfen.Ben kendi adıma bu aşka deli gibi inanmıştım.Ahmet ve Yaseminle birlikte bu aşk için ağlamış, gülmüş,üzülmüştüm.Kimbilir kaç cumartesi sabahı iç sıkıntısıyla uyanıp, hüzünlenmiştim.Şimdi Yaseminin bu aşksız hallerini görünce inanamıyorum.Nerdeyse ilk ayrıldıkları o korkunç bölümleri arar oldum.En azından kendini odasına kapatıp ağlayan Yaseminin aşkından şüphe etmiyorduk ozamanlar.
Senaristleri anlamakta mümkün değil 18 bölüm emek edip yarattıkları bu muhteşem aşkı neden yok etmek istediler? Neden 19. bölümden itibaren hep bu aşkı zedelemek için uğraştılar durdular? Ve neden Yasemin karakterine bunu yaptılar?Nasıl kıydılar bu aşka, bu kadar emeğe?
Ben çok üzülüyorum bu aşkın inandırıcılığını kaybetmesine.Kendi adıma Yasemine bir şans daha vermeye hazırım ben.Hala toparlayabilir. En azından gelecek bölümde, nikahlarından önce Yasemine arka arkaya, anlamlı 5 cümle ettrimelerini rica ediyorum senaristlerden.Sevgili Necdetlerinin ilk sosyoloji dersi sonrası Güzideye anlattıkları kadar uzun olsun mümkünse.:img-cool2 Yaseminde bu dizinin esas kadını değil mi? Neden bukadar silikleştirildi, sususturuldu, tutarsızlaştırıldı:icon_sorr Buna bir son verilsin artık lütfen.
[B]Bknz:Çok sevdiği ve inandığ aşkın tekrar içini ısıtmasını isteyen izleyici.
Anlamadığım bir konu var,burada da tartışılıyor,dizide de işleniyor ve bana mantıksız geliyor.Şimdi mesela Necdet,Yaseminle Ahmetin nikah davetiyesini görüyor ve fırlatıyor,ben bunu kaldırablir miyim diyor???Nasıl yani,Yaseminin Ahmetten zaten bir kızı var ve barıştıklarından beri aklı olan her insan birlikte olduklarını da tahmin eder,sadece imza mıdır tahammül edilemeyen,sevdiği insanın bedenini başkasına teslim etmesi,bir başkasını o kadar sevmesine katlanabiliyor da onunla resmi bir imza atmasına mı katlanamıyor?Burada Ahmetle Yaseminin,Yasemin Necdetle halen kağıt üzerinde evliyken,birlikte olmalarına karşı çıkan arkadaşlar gibi bir durum bu yani.Ortada bir imza olunca ne değişiyor ki???Bana saçma geldi doğrusu.Yasemin zaten Ahmetin karısıydı bunca yıl,Sevda Tepesinde birbirlerine söz verdikleri günden beri hem de...
Anlamadığım bir konu var,burada da tartışılıyor,dizide de işleniyor ve bana mantıksız geliyor.Şimdi mesela Necdet,Yaseminle Ahmetin nikah davetiyesini görüyor ve fırlatıyor,ben bunu kaldırablir miyim diyor???Nasıl yani,Yaseminin Ahmetten zaten bir kızı var ve barıştıklarından beri aklı olan her insan birlikte olduklarını da tahmin eder,sadece imza mıdır tahammül edilemeyen,sevdiği insanın bedenini başkasına teslim etmesi,bir başkasını o kadar sevmesine katlanabiliyor da onunla resmi bir imza atmasına mı katlanamıyor?Burada Ahmetle Yaseminin,Yasemin Necdetle halen kağıt üzerinde evliyken,birlikte olmalarına karşı çıkan arkadaşlar gibi bir durum bu yani.Ortada bir imza olunca ne değişiyor ki???Bana saçma geldi doğrusu.Yasemin zaten Ahmetin karısıydı bunca yıl,Sevda Tepesinde birbirlerine söz verdikleri günden beri hem de...
Necdet için önemli olan her zaman formaliteler gibi görünüyor :icon_whis Dediğim gibi o bir kağıda imza atınca insanların her şeye sahip olacağını düşünen kişilerden yoksa o saçma sözleşmesini o kadar önemser miydi...Çok ilginç bu gerçekten de Yasemin&Ahmet'le birlikte bunu sağır sultan bile duydu o da biliyor ama demekki içinde hala o garip umudu var kağıda imza atılınca da o umudu sonsuza dek kaybedecek :bilmim
Zaten Ahmet Yasemin aşkı her ne kadar gözümüzde inandırıcılığını kaybetse deYasemin açısından birbirlerini sevdiklerini söylüyorlar yaşadıkları aşkın sonucunda doğmuş bir kızları var bana göre onlar zaten evli ...bu arada evliliği kutsal buluyorum evet ama o kağıda atılan imzaların sevgiyle atılmış olması şartıyla :img-in_lo
Konunun Necdet'e gelmesinin sebebi Yasemin böyle böyle yaptı (bunu da boşanmak üzereyken yaptı ama neyse :icon_whis)derken Necdet'le ilgili konularda teğet geçilmesi o yüzden merak ediyordum konu oradan açıldı"erkeğin elinin kiri olarak mı görülüyor " dedim (ki Necdet evliyken 2 sene sevmediği bir başka kadını kullandı) konu bundan ibarettir :img-wink:
hastafenerli gerçekten yazdıklarınla ben Necdet'in yaptığını da doğru bulmuyorum desen de diğer yazdıklarınla çelişiyorsun hemen "ama Yasemin'in yaptığı bir takım...keşke böyle yapmasaydı" böyle bir şey yok Necdet evliliğinin kağıt üzerinde olduğunun bilincinde olması gerekir ayrıca Yasemin'in ona yaptığı bir şey yoktu ki sevmiyor Necdet'i bu belli hala Ahmet'i seviyor peki bu adam kendine neden sormuyor Yasemin benimle kalıyor hala diye aslında cevabı kendi de biliyor ama bilmezlikten geliyor :img-yes: Necdet'in zaten Güzide'ye koşmasıyla hem Yasemin'i ne kadar sevmiş olduğunu gördük hem de insanlara ne kadar değer verdiğini gördük tartışmaya lüzum yok bence vayyy be :icon_whis Dediğim gibi diziyi örnek alıyorlarsa eğer o insanların aklından şüphe ederim ben eğer dizileri örnek alacak kadar kişilikleri oturmamış karaktersiz kişilerse ne diyebilirim ki onlara da bir alkış gelsin o zaman :happy0064 Yasemin 'in ne zaman Ahmet'e hayır diyemediğini hatırlamıyorum bir kere adada buluşmuşlardıki bunu doğal karşılamıştım Yasemin'e her ne kadar kızsam beter olmasını istesem de onu daha iyi anlayabiliyorum şimdi başkasının sevgi dediği şey altında ezildikçe ezildi suçluluk duygusundan Ahmet'e gidemedi Necdet yüzünden (gittiği anda Necdet kesin kendini yerden yere atardı )Ahmet'ten de kopamadı ama ben Yasemin'in davranışlarını iffetsizlik olarak görmüyorum çevrenin gördüğü bir şey yoktu zaten Ahmet'le arkadaş ilişkilerini gördü çevredeki herkes ben mi yanlış hatırlıyorum sadece bir kere Ahmet 'le dans etmişlerdi oradaki çevrede bunu önemsemedi zaten o sahne bana ilginç gelmişti yani çok rahat davranabilmeleri beni şaşırtmıştı(partideki herkes alkol almıştı da bundan mı bu kadar rahattılar acaba) Necdet'te Yasemin beni sevmiyor diye başka bir kadını yatak partneri olarak kullanabilecek biriyse ee ben daha ne diyeyim ona ...dediğim gibi ortada bir evlilik değil de sözleşme görmem yüzünden Yasemin'in davranışları bana iffetsizlik gelmedi ama Ahmet'e haksızlık olarak geldi ...çünkü bana göre NEcdet'i değil Ahmet'i küçük düşürüyord u ona yalan söyleyerek...ve bana göre onların Sevda Tepesi'nde gerçekleştirdikleri evlilik verilen sözler bir kağıttan daha kutsaldı bu yüzden ahlaksızlık olarak görmüyorum ...ama Necdet'in yaptığını şu açıdan ahlaksız buluyorum sevmediği biriyle birlikte olmasını ben sevmediğin biriyle birlikte olmayı karşındaki kişiye yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum ve etik bulmuyorum :img-yes:
geçmiş birkaç sayfaya baktım da ahmetin bakışlarından bahsedilmişş:img-in_lo
ve ben kaçırmışımm:icon_whis
ben ahmetin en çok ''bana ne yaptın yasemin'' bakışını seviyorum sanırım..aklıma ilk gelen bu oldu en azından..yasonun yüzüne yeni görmüş,daha önceden hiç bakmamış gibi,baktıkça yeni şeyler görüyor gibi ısrarla...ilgiyle..gözlerini çekmeden baktığı yerii:img-in_lo
sevimle mehmeti ziyarete gittiklerinde,ikisi de karşılarındakiyle konuşurken..ne kadar baktım o kadar kar(:))...ne kadar özlemişim...bakmaya doyamıyorum bakışını..başkasının karısı olduğunu bir an düşünmeden,karşısındakini sadece sevdiği kadın olarak gören ısrarlı bakışını ........:icon_whis
yasemin,''ahmete kendine birini bul'' dediğinde yüzünün geldiği halii....
kısacasıı''I love this mann'':img-in_lo
Anlamadığım bir konu var,burada da tartışılıyor,dizide de işleniyor ve bana mantıksız geliyor.Şimdi mesela Necdet,Yaseminle Ahmetin nikah davetiyesini görüyor ve fırlatıyor,ben bunu kaldırablir miyim diyor???Nasıl yani,Yaseminin Ahmetten zaten bir kızı var ve barıştıklarından beri aklı olan her insan birlikte olduklarını da tahmin eder,sadece imza mıdır tahammül edilemeyen,sevdiği insanın bedenini başkasına teslim etmesi,bir başkasını o kadar sevmesine katlanabiliyor da onunla resmi bir imza atmasına mı katlanamıyor?Burada Ahmetle Yaseminin,Yasemin Necdetle halen kağıt üzerinde evliyken,birlikte olmalarına karşı çıkan arkadaşlar gibi bir durum bu yani.Ortada bir imza olunca ne değişiyor ki???Bana saçma geldi doğrusu.Yasemin zaten Ahmetin karısıydı bunca yıl,Sevda Tepesinde birbirlerine söz verdikleri günden beri hem de...
Bu Necdet'in ruh haliyle ilgili bir durum..İnsan sevilmezse (istediği gibi) karşısındaki çiftin mutsuzluğu için kendini şeytana teslim eder..(bknz:bilinçaltında kalan Ahmeti öldürdüğü rüya..) İstediği şeyi sevgi yoluyla olmasa bile kanuni yoldan elde etmek dahi hırsını almasına yardımcı olur..Eline karşısındakilerin mutluluğunu engelleyebilecek bir koz geçer..Ve her tehlikede bu kozla kendini avutup devam eder ancak eğer ki karşısındakiler artık uyanıp düzeni değiştirmeye başlayınca o da mızmızlaşır..
Necdet kendini o zamanlar güvende hissediyordu..Yani Yaseminin kıbrısçığa gidişini engellediyse bunu da engelleyebilirdi..Tabi dünya tersine dönünce artık güvencesi kalmadı ve nikaha gitse bile sadece kendini rezil ederdi..
Tabi daha gidip gitmediği belli değil ancak bence gitmez..
Bu arada: Sevgi kelebekçiğinin asıl adı Nejdet değil Necdet diye yazılır..:good:(Böyle yazan arkadaşlar var sadece söyledim..)
mrb arkadaşlar ben aranıza yeni katıldım eğer benide aranıza kabul ederseniz çok mutlu olurum:happy0064:good::good:
ahmet-ruya sahnelerine hic deginmiyorum cunku oyle bi sahne yok:img-hyste eger onlarda baba-kız sıcaklıgı varsa bilmiyorum yani galiba yanlıs dizi izliyorum...insallah bundan sonra bol bol olur da bizler de goruruz o sıcak baba-kız sahnelerini:img-wink:
Galiba.. Çünkü dizide gerçek baba-kız sahneleri var..41. bölümü izledin mi?Rüya ve Ahmet'in sahnelerini yani..Ahmetin kızını uyutuşu,birlikte çalışmaları,kabus gördüğünde Ahmetin Rüyaya sıkıca sarılışı..
Bir baba-kız sahnesi ciyak ciyak ''Deniz ve Mehtap'' şarkısını söylemekle olmaz:img-cool2
Selamlar arkadaşlar,,
Ben öğleden önceki yaptığım yorumu ve sizinkileri okuyunca sizden gerçekten çok farklı düşündüğümü anladım..Bilmiyorum, belki de benim yaşımdan kaynaklanan bir şey bu..Ben, aşk dokunuşlarından ziyade aşk sözlerinden etkileniyorum galiba:)
O nedenle Ahmetin Yasemine karşı olan bana ne yaptın replikleri ve arkasından gelen uzun bakışlar koklaşmalar bana çokk uzak geliyor, yapma ve acayip işte..
Ve anladım ki bunun tamamen benim yaşım ve bunun getirdikleriyle alakası var..
Sonuçta ben birini seversem eğer, ona olan sevgimi ancak sözcüklerle anlatabileceğim, bunun normal olacağı diğerinin de abartılı olacağı bi yaştayım..
Ve de o anlayıştayım şimdilik..O yüzden iki büyük insanın hassret dolu aşk sahneleri, birbirlerine acayip bakışlar fırlatmaları bana fazla geliyo..Sıkılıyorum..
O nedenle Necdetin Yasemini sevmesi ve onun için söylediği sözler bana daha sıcak, daha bana yakın geliyodu..
Bilmiyorum demek istediğimi tam anlatabildim mi kii:icon_whisAslında demek istediğim, bu diziyi karakterleri vs. yorumlarken tabi ki özneliz ve kendi düşüncelerimize, yaşımıza, anlayışımıza göre yorumluyoruz..Ben de o nedenle Yasemin-Ahmet sahnelerini duygusal değil daha çok başka türlü bulmuşumdur hep:)
Hani gülmisal Deniz ve Mehtap olayı için ciyak ciyak yazmış ya; mesela ben o şarkı söyleme olayını çokk tatlı bulurken; ahmet-yasemin sahnelerini hep ciyak ciyak ve abartılı bulmuşumdur...bunlar kişiden kişiye göre değişir ve bu nedenle kimse kimseye neden böyle düşünüyosun diyemez; yani der de saçma olur:)
Neyse, bu konuda da yazdıktan sonraa, artık gidebilirim..:)
Herkese iyi akşamlarbye
Galiba.. Çünkü dizide gerçek baba-kız sahneleri var..41. bölümü izledin mi?Rüya ve Ahmet'in sahnelerini yani..Ahmetin kızını uyutuşu,birlikte çalışmaları,kabus gördüğünde Ahmetin Rüyaya sıkıca sarılışı..
Bir baba-kız sahnesi ciyak ciyak ''Deniz ve Mehtap'' şarkısını söylemekle olmaz:img-cool2
Aynen katılıyorum çanım...Baba kız olmak illa her dakika hediye almak,kucaklamak,annesine ulaşmak için onu kullanmakla olmaz,en sağlam baba kız ilişkileri öyle dipdibe olunandan ziyade yeri geldiğinde yanında olup diğer zamanlarda ona alan bırakmaktır...Kendi olabilmesi için fırsat tanımak,onu bir çocuk değil bir birey olarak muhatap almak(Bknz:Ahmetin dava için Rüyanın ona yardım etmesine izin vermesi,o ona baba demeden ona asla kızım dememesi,sınırları onun çizmesine izin vermesi...)
mrb arkadaşlar ben aranıza yeni katıldım eğer benide aranıza kabul ederseniz çok mutlu olurum:happy0064:good::good:
Tabiki alırız canım ne var bunda:img-in_lo Hoşgeldin tekrar:img-in_lo
------------------------
Yine şu formalite evlilik konusu açılmış...
Birkaç şey hatırlatmak istiyorum...
Her ne kadar kendimizi karşındakinin yerine koyduğumuzu söylesekte, biliyoruz ki olayları yaşasaydık çok daha farklı tepkiler verebilirdik.
Mesela ben; kızımı bir dostumla büyütmek, deli gibi sevdiğimden ayrı kalmak gibi ağır konulara dayanır mıydım bilmiyorum?
Hergün kızımın yüzüne baktığımda; eskiyi hatırlayıp o acıya katlanır mıydım onu da bilemiyorum?
hastafenerli arkadaşım o zaman evlenmeseydi demişsin.
Peki ne yapabilirsi sen söyle? Artık aileler bu noktaya gelmişken, biri diğerinin idam hükmünü vermişken(ki bu sonra değişti:img-icecr) karnmında bebeği hadi ben hamileyim ne yapacağız şimdi mi desin?
************
Evlilik kutsal bir kurum bunu kabul etmeyen yok zaten. Fakat ben yalanlar üzerine kurulmuş, iki tarafında mutlu olmadığı bir evliliğe evlilik demem. Benim için o sadece kağıt üzerindedir. Ne yani; dışarıdan iyi bir aile gözüküyor diye dört dörtlük mü olacak? O onların bileceği iş...Bir kere evlilik kurumuna saygısı olsaydı bu iki kişinin evlenmezlerdi zaten; madem evlilik budur....
Yasemin'in Ahmet'e bakışlarından bahsetmişsin sevgili hastafenerli arkadaşım;
Sen düşün yıllar sonra sevdiğin adamı görmüşsün; üstelik ondan bir çocuğun var; hala da ona aşıksın. Sen nasıl bakardın? Onu yok mu sayardın? Hangimiz bakışlarımıza engel olabiliriz...?
Apar topar Kıbrıcçık'a gitme meselesi yanlıştı; haklısın. Sonuçta Necdet'le konuşması gerekiyordu... Zaten onun dışında da Yasemin'in bir iffetsizliğini görmdim. Parti çıkışı parktaki yakınlaşmalarına da Yasemin engel olmuş; daha fazla ileri gidemeyiz demişti.Üstelik unutma ki bu iffetsizlik meselesi tek taraflı değil. Necdet'te Ayla'nın iki idüğü belirsiz sözlerine hemen gidip Güzide'yi bulmuştu...
*******
Son olarak Yasemin'in teklifi...O teklifden iğrenmiştim; hatta ilişkiye girmelerini sabah ikisinin de pişmanlıkla bakışmalarını izlemek istedim. Ama düşündüm ki; Yasemin opera gecesinde Ahmet'i artık tamamen kaybettiğini düşünüyordu. O artık onun için çok uzak bir hayaldi...Diğer tarafa bakınca, Necdet'i gördü, onu umutsuzca seven, bekleyen birini. Ahmet'e artık gidemeyeceğine göre hiç olmazsa Necdet mutlu olsun diye bir düşünceye kapıldı. Yanlış anlaşılmasın; benimde bu düşünceyi çok doğru bulduğum söylenemez.
Vay be...Kaç satır Yasemin'i neredeyse savundum. Başımıza taş yağacak...:img-cool2:img-cool2
Çanlarım,artık bu hafta şu nikahı görelim yoksa ben gerçekten bayılacağımmm....:img-swoon
Sona doğru Ahmete söylettikleri"merak etme başımıza gelebilecek her şey geldi"sözü umarım öylesine söyletilmiş bir sözdür...Yoksa b nikah ertelenirse pes edeceğim.Hem bunun olmasını çok istediğimden hem de Ayla intihar etti diye böyle bir konunun ertelenmesi bana saçma geleceğinden.Şu durumda Ayla dış kapının dış mandalı onlar için aradan 2 yıl geçti çünkü...Muhakkak çok üzülürler ama yıllardır bekledikleri nikahı bu sebeple ertelememeliler...Bir de ben bu güzel anın üzerine senaristlerin ölümün gölgesini düşürmelerini ASLA istemiyorum...ASLA...:icon_sorr
Hani gülmisal Deniz ve Mehtap olayı için ciyak ciyak yazmış ya; mesela ben o şarkı söyleme olayını çokk tatlı bulurken; ahmet-yasemin sahnelerini hep ciyak ciyak ve abartılı bulmuşumdur...bunlar kişiden kişiye göre değişir ve bu nedenle kimse kimseye neden böyle düşünüyosun diyemez; yani der de saçma olur
Ciyak kelimesini abartılı birşey anlamında kullanmadım..Zaten Türkçede de bunun böyle kullanıldığını pek görmedim..Ses anlamındaydı biraz dediklerim..Necdetin sesinin kötülüğünden değil o sesin benim kulaklarımı tırmalayışından olmalı..
Aynen katılıyorum çanım...Baba kız olmak illa her dakika hediye almak,kucaklamak,annesine ulaşmak için onu kullanmakla olmaz,en sağlam baba kız ilişkileri öyle dipdibe olunandan ziyade yeri geldiğinde yanında olup diğer zamanlarda ona alan bırakmaktır...Kendi olabilmesi için fırsat tanımak,onu bir çocuk değil bir birey olarak muhatap almak(Bknz:Ahmetin dava için Rüyanın ona yardım etmesine izin vermesi,o ona baba demeden ona asla kızım dememesi,sınırları onun çizmesine izin vermesi...)
Ahmeti sevmemin nedenlerinden biri de bu zaten..En azından kızım,yavrum diye yapışmıyor..Aslında küçük bir çocuğun en büyük hayallerinden biri de büyümektir..Karşısındakilerin ise ona büyükmüş gibi olgun davranması çok hoşuna gider..Tabi bir yandan böyle davranılınca karşısındakini soğuk hissedebilir..Belki şimdi bu yüzden Ahmetin değerini anlayamıyor ve Necdete karşı özel bir empati duyuyor fakat belirli bir yaşa gelince geçmişe dönüp bunu tekrar aklında tartacağına eminim..
Çanlarım,artık bu hafta şu nikahı görelim yoksa ben gerçekten bayılacağımmm....
Sona doğru Ahmete söylettikleri"merak etme başımıza gelebilecek her şey geldi"sözü umarım öylesine söyletilmiş bir sözdür...Yoksa b nikah ertelenirse pes edeceğim.Hem bunun olmasını çok istediğimden hem de Ayla intihar etti diye böyle bir konunun ertelenmesi bana saçma geleceğinden.Şu durumda Ayla dış kapının dış mandalı onlar için aradan 2 yıl geçti çünkü...Muhakkak çok üzülürler ama yıllardır bekledikleri nikahı bu sebeple ertelememeliler...Bir de ben bu güzel anın üzerine senaristlerin ölümün gölgesini düşürmelerini ASLA istemiyorum...ASLA...
Birde nikah ertelenirmiş..
Olay şöyle..
(A&Y gelin odasında kısa bir süre sonra evleneceklerdir..Telefon çalar..Gelin odasında normalde telefon olmaz ama..)
A: Alo..Dur Melahat abla sakince ankat..
M: Ahmet yavrum..Ayla intihat etmiş..Ühüüüü..Hemde gelinliğiyle..ühüü.
A: Ne?Ta-tamam..
Y: Ahmet..
A: Yasemin..Gitmem lazım..
Y: Nee...??Söyledim sana nikahtan önce görme beni diye bak..
A: Durum çok ciddi..
Y: Yaa..Bizim de çok ciddi bir durumumuz var..9 yıl oldu..
A: Ayla..Bizim yüzümüzden intihar etti..Onu böyle bırakamam..
Y: Cadoloz işte..En mutlu günümün de içine etti..Ühüüü...
Ve Ahmet 32. bölümde parka koştuğu gibi Aylanın ölü bedeninin yanına koşar..Nikah ta böylece yatar..Haydi bize bir 9 yıl daha..:img-swoon:img-swoon
Selamlar arkadaşlar,,
Ben öğleden önceki yaptığım yorumu ve sizinkileri okuyunca sizden gerçekten çok farklı düşündüğümü anladım..Bilmiyorum, belki de benim yaşımdan kaynaklanan bir şey bu..Ben, aşk dokunuşlarından ziyade aşk sözlerinden etkileniyorum galiba:)
O nedenle Ahmetin Yasemine karşı olan bana ne yaptın replikleri ve arkasından gelen uzun bakışlar koklaşmalar bana çokk uzak geliyor, yapma ve acayip işte..
Ve anladım ki bunun tamamen benim yaşım ve bunun getirdikleriyle alakası var..
Sonuçta ben birini seversem eğer, ona olan sevgimi ancak sözcüklerle anlatabileceğim, bunun normal olacağı diğerinin de abartılı olacağı bi yaştayım..
Ve de o anlayıştayım şimdilik..O yüzden iki büyük insanın hassret dolu aşk sahneleri, birbirlerine acayip bakışlar fırlatmaları bana fazla geliyo..Sıkılıyorum..
O nedenle Necdetin Yasemini sevmesi ve onun için söylediği sözler bana daha sıcak, daha bana yakın geliyodu..
Bilmiyorum demek istediğimi tam anlatabildim mi kii:icon_whisAslında demek istediğim, bu diziyi karakterleri vs. yorumlarken tabi ki özneliz ve kendi düşüncelerimize, yaşımıza, anlayışımıza göre yorumluyoruz..Ben de o nedenle Yasemin-Ahmet sahnelerini duygusal değil daha çok başka türlü bulmuşumdur hep:)
Hani gülmisal Deniz ve Mehtap olayı için ciyak ciyak yazmış ya; mesela ben o şarkı söyleme olayını çokk tatlı bulurken; ahmet-yasemin sahnelerini hep ciyak ciyak ve abartılı bulmuşumdur...bunlar kişiden kişiye göre değişir ve bu nedenle kimse kimseye neden böyle düşünüyosun diyemez; yani der de saçma olur:)
Neyse, bu konuda da yazdıktan sonraa, artık gidebilirim..:)
Herkese iyi akşamlarbye
Selam canlarbye
dark_sign canım şimdi sen demişin ki yorumunda Ahmet ve Yasemi'nin birbirlerin öpmeleri koklamları bana hep yapma sıcak gelmedi duygusal olarak görmedim diyosun tabi senin düşünce saygı duyarım ama:) ve demişsin ki Necdeti Yasemine olan sevgisi ona söyledikleri bana sıcak geldi.. Ben Necdet'in Yasemin'e sevgiye dair aşka dair çokta gözel sözler kurduğunu görmedim bugüne kadar Yasemin Necdet kendisine Aşk oldugun tesadufen Ögrendi birbirin Seven Aşkı olan bir adam ve bir kadın birbirİne sarılmaları koklaşmaları kadar dogal bir sey yokki hele bu 7 yıl boyunca birbirine hasret olan bir ciftse Yani Mesla Necdet'in Yasemin öptügü sahne vardı ya beraber dans etmiştiler 21 bölüm sanırım orda Bile Necdet'te Orda bile sıcaklık görmedim sonra öptü Yasemi'ni Yasemin tepksizdi o öptü Yasemini Ahmet Yasemin sahnelerinde ki o sıcaklık yoktu onların Arasında onlar birbirne sarılırken bile o sıcaklık var hissediliyo birbirlerine bakışlarında Ben Necdet'in Yasemin'e Aşkla baktıgın görmedim Bugune kadar Ama Ahmet ve Yasemin sahneleri başka tabi su sıralar Yasemi'den o sıcaklıgı alamıyorum ama artık neden kaynaklanıyor hiç bilmiyorum
gülmisal'cim o arkadaş yanlış yanlış dizi izliyo zaten kendisi bile dile getirmiş yok efem Rüya Ahmet sahneleri yokta yok o sıccaklık yokta Onun hissetmesi o kadar önemli degil biz hissediyoruz ya o yeter.. Rüya ve Ahmet sahneleri var arkadasım 41 bölüm dahil bu bölümde vardı.. daha çok olacak Bundan sonra Ama Sizler Necdet ve Rüya Sahnesin çok arıyacaksınız bundan sonra
Bundan sonra Rüya-Ahmet sahnesini bol bol izleyeceğiz umarım.Bu arada baba kız ilişkisi yok diyenler Rüyanın Ahmete hayran hayran bakışlarını fark etmiyorlar galiba,Necdete ne zaman öyl baktı ki,hiç bir zaman...:img-in_lo
Bir de bilen varsa bizim Harunun soyadı Karadeniz mi hatırlayan var mı?
Gelelim haftaya ne olur bu nikah kıylır mı ? kıylmaz mı? biraz tahminde bulunalım diyelim ki Ayla öglende sonra eve gitti Nikah bir kac saat kalmış onu eve gelmesi o gelinligi giymesi ilacı içmesi bir Annesi'nin eve gelmesi vs vs bir kac saati almıştır nikah Aksam üstü saat 17.00 bence bu nikah kıylacak ve nikah kıyıldıktan sonra Rıza ve Selma bir Aksam yemegi düzenliyecektiler biliyosunuz bence o yemekte haberi alacaklar O zamanlar cep tlf yoktu ki anında haber verilsin yada Annesi ve Kamil nikah basmaslar yaa onlar Ancak Ayla'yı Hastahaneye götürler dedigim gibi bence etki etmiyecek nikah kıyldıktan sonra alacaklar haberi ben böyle düşünyorum artık o sahneleri boşa göstermediler Yasemi'nin gelinlik provaları davetiyler hazırlandı ben akslik çıkacagın sanmıyorum o yemekte haberi alırlar artık kimde alırlar bilmiyorum Ama ben Ayla'nın ölecegin sanmıyorum dizide başka bir sekilde çıkabilir Mesla tayin falan ister istanbuldan ayrılır Bu arada Nezahat dizde ayrıldı mı? yani Lale mansur
Lale Mansurun bir röportajında, eski bir röportajında hatta 13 bölümlük çekiminin kaldığını söylemişti..Tam olarak hatırlayamadım ama yine de 13 bölüm olmuştur o bunları söyleyeli..Zaman ne kadar da çabuk geçiyo yaa:)
Bu arada Harun Karadeniz mi acaba bizim Harun diye ben de bir ara düşünmüştüm, sanırım Harun Karadeniz de Fatsa taraflarındandı falan..Ama umarım o değildir bizim Harun çünki Karadeniz'in sonu pek açıklıydı yine ben yanış hatırlamıyosam..
gülmisal'cim, ben ciyak kelimesini abartılı anlamında kullandım dediğin gibi ama sen o manada kullanmamışsın ben yanlış anladım olayı yani, kusura bakma:)
arase'cim, bu sahiden benim görüşüm..:)Ne bileyim, belki de enn baştan beri Ahmete çok fena ön yargıyla baktım..Zaten buraya yazmıştım..Necdet bana hep daha sıcak gelmişti diye.Ben günlük hayatta da öyleyim sahiden; çok iyi ya da çok yakışıklı gibisinden kişiler bana pek yaramaz..(bknz: ben böyleyimm)Ahmet karakteri hep bana klasik bir esas oğlan karakteri gibi gelmiştir.Bu nedenle ona kötü demem, ama iyi olduğunu da ayrıca belirtmem..O zaten iyi biri..bknz: esas oğlan Ahmet..
Necdetin hiç bi anlam görmedim dediğin o sahnelerde ben ağlamaktan bitap, burnumu çekiyor olurdum; o denli etkilenirdim yani..
Yasemin-Ahmet'e gelince..
Ahmeti soğuk bulunca, Yasemini de abartılı bulunca doğal olarak Ahmet-Yasemin aşkı ve sahneleri bana çok zorlama ve soğuk geliyo..
Neyse yaa, ne önemi var:)Bu arada Ayla yüzünden nikahın ertelenmesi çok abartılı olur..Ahmet üzülecektir tabi ki ama bu kez hiçç bişeyi tehlikeye atmazlar.Gerçi acalalari yok ama:)
Ya bir de yazmayı unutmuşum, şu Rıza ve Yaseminin Işığın düğünündeki konuşması bana çok komik geldi ya..Neyse daha fazla yazmayayım bu konuda kötü şeyler söylemek istemiyorumm:)
Kendinize çok iyi bakın, iyi akşamlarbye
Harun Editii: Arkadaşlar yine bu sitede gördüğüm bir yorumu yazayım..Kısacık ama herşeyi özetlemiş sağolsun:)
çünkü bakın bu Harun Giresun'lu. Ama bizimki Fatsa'lı. (Ordu'nun ilçesi). Ayrıca Karadeniz hiç ODTÜ'ye gitmemiş, hep İTÜ'deymiş. Birde Işık'ın mektubunda bizim Harun'un soyadı "Yıldıran"dı. Ama ben yine de karakteri birebir işlemeseler de, esinlenmiş olabildiklerini düşünüyorum
Lale Mansurun bir röportajında, eski bir röportajında hatta 13 bölümlük çekiminin kaldığını söylemişti..Tam olarak hatırlayamadım ama yine de 13 bölüm olmuştur o bunları söyleyeli..Zaman ne kadar da çabuk geçiyo yaa:)
Bu arada Harun Karadeniz mi acaba bizim Harun diye ben de bir ara düşünmüştüm, sanırım Harun Karadeniz de Fatsa taraflarındandı falan..Ama umarım o değildir bizim Harun çünki Karadeniz'in sonu pek açıklıydı yine ben yanış hatırlamıyosam..
gülmisal'cim, ben ciyak kelimesini abartılı anlamında kullandım dediğin gibi ama sen o manada kullanmamışsın ben yanlış anladım olayı yani, kusura bakma:)
arase'cim, bu sahiden benim görüşüm..:)Ne bileyim, belki de enn baştan beri Ahmete çok fena ön yargıyla baktım..Zaten buraya yazmıştım..Necdet bana hep daha sıcak gelmişti diye.Ben günlük hayatta da öyleyim sahiden; çok iyi ya da çok yakışıklı gibisinden kişiler bana pek yaramaz..(bknz: ben böyleyimm)Ahmet karakteri hep bana klasik bir esas oğlan karakteri gibi gelmiştir.Bu nedenle ona kötü demem, ama iyi olduğunu da ayrıca belirtmem..O zaten iyi biri..bknz: esas oğlan Ahmet..
Necdetin hiç bi anlam görmedim dediğin o sahnelerde ben ağlamaktan bitap, burnumu çekiyor olurdum; o denli etkilenirdim yani..
Yasemin-Ahmet'e gelince..
Ahmeti soğuk bulunca, Yasemini de abartılı bulunca doğal olarak Ahmet-Yasemin aşkı ve sahneleri bana çok zorlama ve soğuk geliyo..
Neyse yaa, ne önemi var:)Bu arada Ayla yüzünden nikahın ertelenmesi çok abartılı olur..Ahmet üzülecektir tabi ki ama bu kez hiçç bişeyi tehlikeye atmazlar.Gerçi acalalari yok ama:)
Ya bir de yazmayı unutmuşum, şu Rıza ve Yaseminin Işığın düğünündeki konuşması bana çok komik geldi ya..Neyse daha fazla yazmayayım bu konuda kötü şeyler söylemek istemiyorumm:)
Kendinize çok iyi bakın, iyi akşamlarbye
Tabi senin düşünce canım zaten bu forumda Necdeti çok seven aynı zamnda bugune kadar yaptıgı hataların ve yanlışların dile getiren tek insansın bu yüzden seni kutluyorum dedim ya Sevemek demek onu hatların yanlışların dile getirmemek demek degildir... Hataların ve Yanlışların söylemsen o insan dogru yolu nasıl bulur demi:)
Vallah artık bu nikah kıylımasa yuh diyecem bu kadar da olmaz ellleri paston tutacak yaşa geldiklerinde mi evlendirecekler bu senaristler ya bu çfti bide Ev meslesi vardı .Ahmet Yasemin'e beraber sececegimiz bir ev olacak bu sahneler niye gösterilmedi. bunlar evlencekler ev işini halletmişlerdir. çoktan secmişlerdir. bu sahneler niye yansıtılmadı bide 44 bölüm de yada bir daha ki bölüm de zaman atlması olur mu ? yani rüya degişir mi ?ortaokula giden bir rüya görecegiz sanırım ama degişmesin yaa ben çok sevdim bu Rüya'yı:img-cray::img-cray:
selamlar çanlarım şükür kavuşturanabye
dün akşam,bugün, hasta bakma görevinde olduğum için buralara gelemedim şimdi fırsat bulur bulmaz bir gelip bakayım dedim ne var ne yok
yazdıklarınızı fazla okuyamadım ama formalite evlilik konusunda tartışmalar olmuş galiba necdetin davetiyeyi fırlatıp atıp dayanamam demesi tabiiki yasemine olan aşkından ahmet onların nikahını izlerken neler hissetmiş belki azda olsa anlar:img-yes:
inşallah bu nikah olurda bundan sonra her ne problem olursa yasemin ve ahmet olarak değil karı-koca olarak el ele göğüs gererler hikaye bu şekildede gayet güzel devam edebilir yoksa kocaman bir YUH u zulamda saklıyorum olurda cuma akşamı bu nikah olmazsa burada kullanacağım:fighting2
Harun Karadeniz
Harun Karadeniz 1960’lı yılların devrimci gençlik hareketlerinin önemli önderlerinden biridir.
1942 yılında Giresun’un Alucra İlçesine bağlı Armutlu köyünde doğdu, yoksul bir çiftçi ailesinin oğludur. 1962’de İTÜ İnşaat Fakültesine girdi. Öğrencilik yıllarında Öğrenci Derneği başkanlığı ve İTÜ Öğrenci Birliği başkanlığı yaptı. Kısa süre içinde anti-faşist oluşumlarının militan kadrolarına girdi. Birçok anti-emperyalist eylemin en ön saflarında, boykotlarda, okul işgallerinde kitleleri yönlendiren isimlerden biriydi. Köylü ve işçi direnişlerinin içinde yer aldı.
Dönemin en büyük öğrenci yürüyüşü olan “Özel okullar devletleştirmelidir.” yürüyüşünde yer aldı ve kampanyasında etkin rol oynadı. Eğitim sistemindeki reformları gerçekleştirmek için yapılan üniversite işgallerinden biri olan İTÜ’nün işgalinde öncü oldu.6. Filonun protestolarında etkin rol oynadı ve bu eylemde yakın arkadaşı Vedat Demircioğlu’nu kaybetti. Ancak özelikle bu eylemle birlikte, dönemin diğer öğrenci liderleriyle ve yakın arkadaşlarıyla fikir ayrılığına düştü. Diğer öğrenci hareketi liderlerinden farklı olarak, Gençlik hareketlerinin sınıf hareketinden bağımsız olamayacağını söylüyor ve öğrenci eylemlerini emekçilerle buluşturmak için yoğun çaba sarf ediyordu.
12 Mart Darbesi (1971) sonrası TKP ve Dev-Genç davalarından yargılandı. Dev-Genç davasından tutukluyken hapishanede ciddi bir hastalığa yakalandı, tedavisine izin verilmedi. 15 Ağustos 1975’de tutuklu bulunduğu hapishanede öldü.
“Olaylı yıllar ve Gençlik”, “Eğitim Üretim İçindir”, “Devrimcinin Sözlüğü”, “Yaşamımdan Acı Dilimler” ve “Kapitalsiz Kapitaller” gibi dönemi anlatan teorik kitapları kaleme almıştır. En fazla tanınan kitabı, Olaylı Yıllar ve Gençlik 'de 68 gençliğini ve deneyimlerini anlatmıştır.
Alıntıdır..Vikipedi..
Ayrıca bknz: Türkiye' de en çok tanınan sosyalistler
Deniz Gezmiş | Harun Karadeniz | Hüseyin İnan | Yusuf Aslan | Cihan Alptekin | Sinan Cemgil | Ahmet Saner | Fikri Sönmez | Niyazi Aydın | Hıdır Arslan | Sinan Kukul | Ertuğrul Karakaya | Mahir Çayan | Ulaş Bardakçı | İbrahim Kaypakkaya | Erdal Eren
(Böyle bir eklenti vardı ekleyeyim dedim..)
Ebruçan: Hastamız iyi artık değil mi?
dark_sign canım kaç yaşındasın bilmiyorum ama yaşın gereği de olabilir kendi yapın da bu olabilir bence kendini çok iyi ifade etmişsin :img-wink:
Şahsen dizilerde veya gerçek hayatta beni de kimsenin yakışıklılığı veya güzelliği çok fazla etkileyemez "ne güzeller ne yakışıklılar gördüm zaten hiç yoktular" :icon_whis yani çok boştular :img-wink: Yakışıklılık veya güzellik insanı bir dereceye kadar etkileyebilir ayrıca da "güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa " diye boşa dememişler :img-pilot Ahmet'i sevme sebeplerimin en başında onun herkesi sevebilme,herkesle empati kurabilme yeteneği Ahmet "yaradılanı seviyor yaradandan ötürü" hümanist ve realist bir insan belki de bu yüzden onu kendime benzettiğim için seviyorum:img-in_lo Yani esas oğlan olduğu için değil ki çoğu zamanda kendisini göremiyor idik zaten :img-cool2
Bir de Ahmet&Rüya ilişkisini neden bu kadar çok sevdiğimi buldum çevremdeki insanları gözlediğim kadarıyla baba&kız ilişkileri hep böyle babalarla kızlar arasında çok özel bir ilişki var kızlar hep babalarına hayran büyüyünce de çoğu kişi babasına benzeyen erkekleri seçiyor farkında olmadan Rüya'da da babaya hayranlık hissediliyor ve yine çevremden gözlemlediğim kadarıyla Ahmet&Rüya ilişkisi çok gerçekçi Ahmet'in kızına olan yakınlığı hissediliyor ama çok fazla üzerine de düşmüyor ileride nasıl olur bilmiyorum (ama zaten Ahmet'in yapısı bu sevgisiyle insanları boğmuyor ki bu bana göre önemli bir özellik.) Evet babalar ve kızları arasında çok özel bir ilişki vardır ama aynı zamanda ebeveynler ve çocuklar arasında bir mesafede vardır bence olması da gerekir (mesafeden kastım soğukluk değil anlatamadım bir türlü ama hepiniz anlamışsınızdır:img-in_lo) Ahmet'le Rüya arasında sevgiyi hissedebildiğim gibi bunu da hissediyorum belki de o yüzden bana Ahmet&Rüya gerçek bir aile hissi veriyor :icon_whisYasemin'i de bu aileye katmak gerek heralde :icon_whis
Gülmisalçanım bilgi için teşekkürler ,Arşwençanım baban iyi değil mi :img-in_lo
Harun Karadeniz
Harun Karadeniz 1960’lı yılların devrimci gençlik hareketlerinin önemli önderlerinden biridir.
1942 yılında Giresun’un Alucra İlçesine bağlı Armutlu köyünde doğdu, yoksul bir çiftçi ailesinin oğludur. 1962’de İTÜ İnşaat Fakültesine girdi. Öğrencilik yıllarında Öğrenci Derneği başkanlığı ve İTÜ Öğrenci Birliği başkanlığı yaptı. Kısa süre içinde anti-faşist oluşumlarının militan kadrolarına girdi. Birçok anti-emperyalist eylemin en ön saflarında, boykotlarda, okul işgallerinde kitleleri yönlendiren isimlerden biriydi. Köylü ve işçi direnişlerinin içinde yer aldı.
Dönemin en büyük öğrenci yürüyüşü olan “Özel okullar devletleştirmelidir.” yürüyüşünde yer aldı ve kampanyasında etkin rol oynadı. Eğitim sistemindeki reformları gerçekleştirmek için yapılan üniversite işgallerinden biri olan İTÜ’nün işgalinde öncü oldu.6. Filonun protestolarında etkin rol oynadı ve bu eylemde yakın arkadaşı Vedat Demircioğlu’nu kaybetti. Ancak özelikle bu eylemle birlikte, dönemin diğer öğrenci liderleriyle ve yakın arkadaşlarıyla fikir ayrılığına düştü. Diğer öğrenci hareketi liderlerinden farklı olarak, Gençlik hareketlerinin sınıf hareketinden bağımsız olamayacağını söylüyor ve öğrenci eylemlerini emekçilerle buluşturmak için yoğun çaba sarf ediyordu.
12 Mart Darbesi (1971) sonrası TKP ve Dev-Genç davalarından yargılandı. Dev-Genç davasından tutukluyken hapishanede ciddi bir hastalığa yakalandı, tedavisine izin verilmedi. 15 Ağustos 1975’de tutuklu bulunduğu hapishanede öldü.
“Olaylı yıllar ve Gençlik”, “Eğitim Üretim İçindir”, “Devrimcinin Sözlüğü”, “Yaşamımdan Acı Dilimler” ve “Kapitalsiz Kapitaller” gibi dönemi anlatan teorik kitapları kaleme almıştır. En fazla tanınan kitabı, Olaylı Yıllar ve Gençlik 'de 68 gençliğini ve deneyimlerini anlatmıştır.
Alıntıdır..Vikipedi..
Ayrıca bknz: Türkiye' de en çok tanınan sosyalistler
Deniz Gezmiş | Harun Karadeniz | Hüseyin İnan | Yusuf Aslan | Cihan Alptekin | Sinan Cemgil | Ahmet Saner | Fikri Sönmez | Niyazi Aydın | Hıdır Arslan | Sinan Kukul | Ertuğrul Karakaya | Mahir Çayan | Ulaş Bardakçı | İbrahim Kaypakkaya | Erdal Eren
(Böyle bir eklenti vardı ekleyeyim dedim..)
Ebruçan: Hastamız iyi artık değil mi?
şimdi bu harun bizim harunmu o zaman çok kötü desenize onunda zamanı sayılı:icon_sorr ışık ın aşkı çocuğu yedi bitirdi ama onada başka birini bulsalardı keşke çünkü belki ileride bir sorun çıkabilir ama ışık-yaşar evliliği şimdilik gayet iyi gidiyor
gülmisal,zeynep ;
keşke hastamız süper hiçbirşey kalmadı diyebilsem fiziksek değil ama ruhsal olarak hiç iyi değil buda doğal olarak sağlığını etkiliyor ve o anlamda maalesef iyiliğe dönük hiçbir ilerleme yok:icon_sorr
Hayır arkadaşlar bizim Harun Harun Karadeniz değil :img-wink: Ayrıca Harun ODTÜ'de şu anda İTÜ değil ama bleki ondan esinlenip böyle yazabilirler 12 Mart sonrasını zaten çok korkuyorum Harun ve Deniz için Defne icin de :icon_sorr Son bölüm de çok kötüydü öyle eski neşeli halleri yoktu hepsi çok durgundu sanki fırtına öncesi sessizlik gibi :icon_sorr
Bence Işık'la barışmaları da muhtıra sonrası yaşanacak hepsi de çok pişman olacaklar :icon_sorr Merak ediyorum Ahmet'in muhtıradaki konumu ne olacak yani avukat olarak mahkemelere katılacak mı yoksa o da tutuklanan öğretim görevlilerinden mi olacak tutuklanırsa serbest bırakılır sonra aklanıp ama işkence görür mü bilmiyorum :icon_sorr
babyofjackie
02-12-07, 20:53
Gelecek bölümde Ahmet ve Yasmin' in nikahı kesinlikle ertelenecek. Ayla ölecek. Çünkü karayılan da önemli bir rol oynamaya başladı. Aylanın ailesi Ahmetleri suçlayacaklar. Ahmet suçluluk duyacak ama Yaseminle araları düzeldi nasıl olsa. Yanılmıyorsam Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına çok az kaldı. Bizim Deniz Karayel' i polis yakalayacak. Silahı bulacak. Bankadanda soygun haberi gelince işler iyice kızışacak. Deniz' i direk sorguya alırlar. O paketin bomba olduğunu sanmıyorum. Polis erken müdahale edebilirse bizimkilerdn birkaçını yakalayailir. Bence artık Ahmet ile Yasemin e düğün falan yapmazlar. Ayla ölecek. Deniz tutuklanacak. Zor yani. Neyse şu ilerideki 3 bölüm içinde idamlar gerçekleşir. Bizim Deniz Karayel de artık iyice içli dışlı oldu örgütle bu yüzden onunda ağır bir ceza alacağını düşünüyorum. Mehmet çok üzülecek ama artık işler çığrından çıktı. Yaşar da tutuklanabilir. Ama onu bırakırlar kanımca. Işık artık bir şeylerin farkına varmaya başla. Yaşara kötü demiyorum. O da kendince inandıkları için savaş veriyor. Işık belkide gerçekten Yaşar ın olaylarla o kadar içli dışlı olmadığını düşünüyordu ama Yaşar lider konumuna geçebilir. Böylece Işıkta yavaş yavaş sımsıkı kapadığı gözlerini aralamaya başlar. Yasemin ve Ahmet sade bir nikahtan sonra o eski ev satılınca yeni bir ev bulurlarsa kızlarıyla beraber tam bir aile olurlar. Aradan bir kaç ay geçer. İhtilal olabilir. Deniz Gezmiş ve diğerlerinin idamları gerçekleşebilir. :good::good::good:
şimdi bu harun bizim harunmu o zaman çok kötü desenize onunda zamanı sayılı:icon_sorr ışık ın aşkı çocuğu yedi bitirdi ama onada başka birini bulsalardı keşke çünkü belki ileride bir sorun çıkabilir ama ışık-yaşar evliliği şimdilik gayet iyi gidiyor
Yok bizim Harun değil onun için ekledim zaten..ODTÜ-İTÜ farkı başta zaten..Ama Harun'un sonunu buna benzer yazacaklarını düşünüyorum..Deniz'in de..Ah Işık Ah Işık..Sen oralarda kocam dediğin Yaşarla kırıştır Harunum hayatından bezmiş rus ruletiyle sonunu getirmeye çalışsın..
Necdet Baba: İlk söylediğinde gülmekten yerlere yatırmıştı beni..Bu tür isimler ya mafya babaları yada Orhan Baba Müslüm Baba gibi kullanılır diye düşünüyordum..Ooo Necdet'te Baba oldu artık..:img-hyste:img-hyste
Ya bu NECDET BABA TURBESI lafina bayildim! Soyle bir agac da diksek, her giden bir dilek dilese, caput baglasa. Bekarlara es, cocuksuzlara cocuk!
Bence Necdet-Ruya sahneleri guzel ve sicakti; ama ben izlerken cinnet gecirmekle mesgul oluyordum. Yani, Necdet'i sevsem, onun Ruya'yi babasindan aldigini dusunmesem, Ruya'ya devamli gasp edilmis cocuk olarak bakmasam, o sahneleri sicak da bulurdum, sevimli de. Ama ne mumkun!
Ben de şaşırdım, ama olabilir diyorum çalıkuşuçan Bakış açısı farklılığı. (Bkz: Görme Biçimleri/ John Berger)
Bense Cansel Elçin'in elini kolunu fazla kullanmadan, abartmadan gözleri ve mimikleri ile oynayan bir oyuncu olduğunu düşünmüşümdür hep. Sade, abartısız bir oyunculuk.
Gözleriyle pek çok duyguyu anlatabiliyor. Sadece aşkı değil, acıyı da, şefkati de, umudu da, hayalkırıklığını da.
Hele bir sahnesi vardır ki hiç unutmam. Hatta dizide en sevdiğim sahne odur. Bizim kısçeler bilir:img-wink: Adada Rüya+piknik yapma sahnesinde, elleriyle ona üzüm yediren Yasemine gözleriyle teşekkür eder Ahmet. İşte ben Ahmeti en çok bunun için severim, diğer pek çok nedenin yanısıra: O, teşekkür edebilen bir erkektir:img-yes:
Herkese selaam...Ne kadar zaman oldu yazmayalı bilmiyorum ama, yorumları okurken Ahmet'in bakışlarından bahsedildiğini görünce dayanamadım...:img-in_lo
Shevekçanım, bilmez miyiz senin Rüya-piknik sahnesinde ki üzüm yedirme anına olan hayranlığını...her izlediğimde seni yadederim...Ben de Tavuskuşuçanımdan farklı olarak, Kıbrısçık öncesi veda sahnesindeki bakışlara ve sipiderçanımın dediği gibi, parktaki " sen beni öldürdün Yasemin " bakışlarına dayanamam...O bakışlardan etkilenmeyenleri de hayretle izlerim ancak...Ahmet deyince aklıma ilk bakışları gelir...(bir de efendim Yassıada'ya giderken, rüzgara karşı, motorun üzerinde duruşu..bkz. Yassıada yıkılıyoor..!) Ahmet aşkı, sözler ve hareketlerden çok gözlerle anlatıyor ki bizi etkileyenin, aşkının samimiyetine inandıranın da bu olduğunu düşünüyorum...:img-in_lo Benim eski bölümleri izleyesim geldi...Ahmet'in MMC, Yasemin'in ada Yasemin'i olduğu bölümleri...:icon_sorr
Kahkaha nedeniyle gelen edit: Necdet Baba Türbesi mi....:img-hyste Dizicem, sonunda olacağı buydu zaten...Bir kişiyi bu kadar yüceltirsen sonunda ona çaputta bağlanıır...dilek de dilenir...ama ben gitmem o türbeye...ben Ahmet Baba Türbesi isteyim...:icon_whis
günaydın arkadaşlar
dünden beri pek kimse yoktu bende dün pazardır evdeyim az fırsat buldum geleyim dedim ama bizim hasta yine bırakmadı:icon_sorr
necdet baba türbesi fikri komikmiş gelinen noktada bu olağan birşey aslında bknz.basındaki yorumlar+dizideki durum ama bende lin gibi bir ahmet baba türbesi isterim :icon_whis
ahmetin bakışları konusundada sehvekçanım çok güzel şeyler yazmış rüyanın yapım projesi öncesindeki piknikteki o üzüm yedirme sahnesini ve ahmetin teşekkür dolu bakışlarını bende hatırlıyorum zaten o birçok şeyi gözleriyle o kadar güzel anlatıyorki fazla birşey demeye gerek kalmıyor birde ben onun ani gülümsemelerine hastayım mesela bristoldeki kavuşma gecesinin akabinde yasemin uyurken onu izliyorduda uyandığında mutlulukla gülümsedi ya işte o gülümseme benim çok hoşuma gitmişti hem gözleri hemde yüzü mutluluğunu çok güzel yansıtıyordu :img-in_lo
Merhaba çanlar :img-in_lo
OOooo Aliye Ablaçan nerelerdeydin hoşgeldiniz efendim :img-kiss:
Necdet Baba Türbesi gerçekten de süper ama ben Ahmet Baba Türbesi veya Sevda Tepesi'ne dikilmiş bir Ahmet heykeli veya anıtı da olabilir her şeye razıyım yeterki Ahmet olsun konseptinde :img-blush
Gülmisalçan çok hoşsun "ooooooo Necdet'te Baba oldu artık" zaten bir baba olmadığı kalmıştı:img-hyste
Bu arada Aliye Ablaçan yazdıklarının hepsi süperdi ben MMC Ahmet ve Ada Yasemin'i isterim Bahtsız Bedevi Ahmet ve Yasot değil :hıh Üzüm yedirme sahnesinde ne kadar da çok Casanova'ya benziyordu değil mi yani sahne olarak tam bir Casonova sahnesi gibiydi :img-in_lo Ve de Ahmet'in aşkını ve duygularını gözleriyle yansıtması kesinlikle bize çok samimi geliyor haklısınız Arwençan o gülüş de süperdi :img-blush O zaman Ahmet'e ne diyoruz "sen sus hiç bir şey söyleme sen sus da gözlerin konuşsun":img-pilot:img-in_lo
resimseçici
03-12-07, 11:32
Herkesdeki genel kanı Ahmet-Yasemin aşkının inandırıcılığının kalmadığı yönünde.Ve hemen hemen herkes bu konuda Yasemini suçluyor.Evet bana görede sorun Yaseminden kaynaklanıyor.Senaristler Yasemin için çok uzun süredir gerekli replikleri yazmıyorlar. Hala Ahmete yapması gereken özür konuşmasını bile yapmadı.Ahmetin öfkeden deliye döndüğü zamanlarda bile sadece çok üzgünüp deyip ağlamakla yetindi.Neden bilmiyorum Yasemini adeta susturdular.Sadece boş boş baktırıyorlar.Uzun süredir emek verdikleri bu dizinin iyiliği adına benim senaristlerden isteğim tek şey inanılmaz boşladıkları Yasemin karakterini toparlamaları.Bu aşkın, diziye yürekten bağlı izleyicileri için ne kadar önemli olduğunu anlayıp eski formuna kavuştursunlar lütfen.Ben kendi adıma bu aşka deli gibi inanmıştım.Ahmet ve Yaseminle birlikte bu aşk için ağlamış, gülmüş,üzülmüştüm.Kimbilir kaç cumartesi sabahı iç sıkıntısıyla uyanıp, hüzünlenmiştim.Şimdi Yaseminin bu aşksız hallerini görünce inanamıyorum.Nerdeyse ilk ayrıldıkları o korkunç bölümleri arar oldum.En azından kendini odasına kapatıp ağlayan Yaseminin aşkından şüphe etmiyorduk ozamanlar.
Senaristleri anlamakta mümkün değil 18 bölüm emek edip yarattıkları bu muhteşem aşkı neden yok etmek istediler? Neden 19. bölümden itibaren hep bu aşkı zedelemek için uğraştılar durdular? Ve neden Yasemin karakterine bunu yaptılar?Nasıl kıydılar bu aşka, bu kadar emeğe?
Ben çok üzülüyorum bu aşkın inandırıcılığını kaybetmesine.Kendi adıma Yasemine bir şans daha vermeye hazırım ben.Hala toparlayabilir. En azından gelecek bölümde, nikahlarından önce Yasemine arka arkaya, anlamlı 5 cümle ettrimelerini rica ediyorum senaristlerden.Sevgili Necdetlerinin ilk sosyoloji dersi sonrası Güzideye anlattıkları kadar uzun olsun mümkünse.:img-cool2 Yaseminde bu dizinin esas kadını değil mi? Neden bukadar silikleştirildi, sususturuldu, tutarsızlaştırıldı:icon_sorr Buna bir son verilsin artık lütfen.
[B]Bknz:Çok sevdiği ve inandığ aşkın tekrar içini ısıtmasını isteyen izleyici.
Herkese iyi Sabahlar öncelikle
Çok haklısın MMC,
bende aynen senin gibi düşünüyorum. Yasemin karakterini acayip silik ve suskun bir karakter haline dönüştürdüler. Aşkını anlatmıyor.
Hatta bu bölümde evlilik teklifinden sonra birlikte yemek yedikleri bir sahne vardı. (yüzük takılan sahne) Yasemin Vallahi masanın altından ayağını sallıyordu. neyseki ikinci planda biri uyardı herhalde durdurdu.
Bazen şöyle düşünüyorum. Dizi tuttu. tamam totalde alt sırada, ama ab de bir numara, reklam geliri gayet iyi. hatta en çok kazandıran diziler sıralamasında üstlerde daha ne olsun yani dizinin kaldırılması gibi bir endişe taşımıyor oyuncular. Birde tabi her hafta 90-95 dakika çekmekten herhalde epeyce yoruldular, yani çekimler bitsede gitsek modundalar. Bu hakikaten belli oluyor.
Tüm olumsuzluklara rağmen ben dizide daha anlatılacak diğer olayların olması ve bunların çok önemli olması yüzünden bitmesini istemiyorum. Bu olaylar muhakkak bir şekilde anlatılmalı. Daha önce bu olayların anlatımı bu kadar basit bir çok kişiyede ulaşılabilir düzeyde ayrıca bu kadar popüler bir kanaldan yapılmadı. Dolayısıylada özellikle genç nesil bir çok şeyin farkında değil.Bilmiyorlar ne olduğunu Araştıran da yok. Hiç olmassa bu biraz olsun vesile oluyor.
Zaten yapımcılarınında böyle bir şey yapacağını sanmıyorum. Sonuçta para kazanan ve kazandıran bir dizi vazgeçeceklerini düşünmüyorum ki zaten final olarak 1980 darbesi olacağını da basına açıkladılar.
Ancak özen biraz daha özen göstermeliler. Sonuçta bu onların kariyerlerini etkileyecek bundan sonraki işleri açısından basamak oluşturacak. Hiç bir meslek gurubunda ne kadar çalışırsan çalış böyle rakamlara ve kitlelere bu kadar kolay ulaşılamıyor insanlar. Bunu akıllarından hiç çıkarmamaları gerektiğini düşünüyorum. Özelliklede başrol oyuncularının bu konuda daha hassas olmaları gerekiyor. Orada Ahmet ve Yasemin olduklarını hiç unutmamalılar.
Ve umarım önümüzdeki bölümde artık evlendirirler artık onları. Zira hakikaten sıkıldık biz izleyiciler. Kavuşamayan aşıkları görmekten. Aşklar illakide kavuşamayınca büyümüyorlar. Evli ama mutlu, aşık, birbirini seven, arada da kavga eden pek çok çift var. Gayet de iyi oluyor yani. Deneyin lütfen sayın senaristler olacak bakın. olduğunu, olabileceğini hatta dizilerin bu koşuldada izlenebileceğini sizde göreceksiniz.
Merhaba çanlar :img-in_lo
OOooo Aliye Ablaçan nerelerdeydin hoşgeldiniz efendim :img-kiss:
Necdet Baba Türbesi gerçekten de süper ama ben Ahmet Baba Türbesi veya Sevda Tepesi'ne dikilmiş bir Ahmet heykeli veya anıtı da olabilir her şeye razıyım yeterki Ahmet olsun konseptinde :img-blush
Gülmisalçan çok hoşsun "ooooooo Necdet'te Baba oldu artık" zaten bir baba olmadığı kalmıştı:img-hyste
Bu arada Aliye Ablaçan yazdıklarının hepsi süperdi ben MMC Ahmet ve Ada Yasemin'i isterim Bahtsız Bedevi Ahmet ve Yasot değil :hıh Üzüm yedirme sahnesinde ne kadar da çok Casanova'ya benziyordu değil mi yani sahne olarak tam bir Casonova sahnesi gibiydi :img-in_lo Ve de Ahmet'in aşkını ve duygularını gözleriyle yansıtması kesinlikle bize çok samimi geliyor haklısınız Arwençan o gülüş de süperdi :img-blush O zaman Ahmet'e ne diyoruz "sen sus hiç bir şey söyleme sen sus da gözlerin konuşsun":img-pilot:img-in_lo
Zeynopçan... neredeyse geri döndüreceksin beni diziye...eski günler canlandı gözümde...Zaten az önce 4. bölümü izledim...sonracıma ilk bölümü izledim (hani Ahmet'in uçağa bindiği ve hosteslerin " Tanrım..! bu adam gerçek olamaz...rüya görüyor olmalıyım..! " bakışlarıyla baktığı sahneyi...:img-in_lo
Hey gidi MMC Ahmet...hey gidi sivri dilli...sevimli ada Yasemin'i...neler oldu size...Nilgün Öneş...pardon hayat ne hale getirdi sizi...:sad53:
Sözlü müzik editi: Zeynep...ne oldu dizinin müziklerine böyle...Dizinin kalitesini kaybetmeyen tek unsuru müzikleriydi...ama bu sezon sözlü müzik filan yok...Bir Rüyamsın çıktı o kadar...ki artık onu bırak eski şarkıları bile dinleyemez olduk...Ben Zor Yıllar isteyim...Dalgakıran isteyim...Rüyamsın isteyim...:icon_sorr
Zeynopçan... neredeyse geri döndüreceksin beni diziye...eski günler canlandı gözümde...Zaten az önce 4. bölümü izledim...sonracıma ilk bölümü izledim (hani Ahmet'in uçağa bindiği ve hosteslerin " Tanrım..! bu adam gerçek olamaz...rüya görüyor olmalıyım..! " bakışlarıyla baktığı sahneyi...:
Hey gidi MMC Ahmet...hey gidi sivri dilli...sevimli ada Yasemin'i...neler oldu size...Nilgün Öneş...pardon hayat ne hale getirdi sizi...
Sözlü müzik editi: Zeynep...ne oldu dizinin müziklerine böyle...Dizinin kalitesini kaybetmeyen tek unsuru müzikleriydi...ama bu sezon sözlü müzik filan yok...Bir Rüyamsın çıktı o kadar...ki artık onu bırak eski şarkıları bile dinleyemez olduk...Ben Zor Yıllar isteyim...Dalgakıran isteyim...Rüyamsın isteyim...:
Aliye Abla o uçak sahnesi kadar tatlı bir sahne yok MMC Ahmet'in endamıyla içeri süzülüşü ve hosteslerin :img-blush:img-blush bakışları süperdi :img-in_lo
Kader kader kime şikayet edeyim seni:icon_sorr Hayat birini Yasot birini BB haline getirdi işte :hıh
Aliye Abla sorma müzikler konusunda benim de çok canım sıkkın dizide elle tutulur bir o kalmıştı onu bile bize çok gördüler:img-beee: Dizinin sonunda güzel eskilerden bir şey çalmalarını beklerken sürekli o gitarla çalınan HS melodisi :mad72: Melodi güzel olmadığından değil de sözü yok nerde bunların sözleri Rüyamsın niye çalmıyor ben de Zor Yıllar ve Dalgakıran'ı özledim Geçmişten Geleceğe offf offff:icon_sorr Bizim de kaderimiz Ahmet gibiymiş :icon_sorr Neyseki dizide hala Ahmet karakteri var o karaktere bari bir şey olmasın yoksa o günden sonra tek sahnesi değil tek saniyesini izlemek için bile çaba harcamam :mad72: Ben okula kaçaayyym herkasa iyi günlerbye
Diziyi yeniden izliyorum da bu MMC çok tatlı yahu
-Bu gece herkes yattıktan sonra ziyaretine gelebilirim haberin olsun
-Ne kadar ayıp (:img-pilot)
Ne zaman açsam forumu bir Necdet tartışmasıdır gidiyor.Zaten bıktık adamdan bari burda karşımıza çıkmasın değil mi?Ama bu sabah Ahmetin bakışları ile ilgili yorumlar yazılmış.İçim açıldı gerçekten.Tek tek yazmaya kalkaksak tüm bakışlarını, kitap olur valla:img-yes:.Bana göre Ahmet sadece bakışlarıyla değil sevdiği kadını koklaya koklaya öpme konusunda da diziler litaratürüne geçebilir.Bknz:18. bölüm adada buluşma:img-in_lo.
Acaba Cansel Elçin bakışları hakkında yazılan bu yorumlardan birşekilde haberdar oluyormudur.Umarım oluyordur.Bir oyuncu için önemli bir motivasyon olsa gerek.:img-yes:
Bugünün konusu MMC Ahmet ve Ada Yasemini olsun noolur.Tek birgün olsun malum kişinin adını anmayalım.Daha fazla pirim vermeyelim kendisine.Kötü şeylerden de söz etmeyelim.Yasotu da unutalım Ada Yaseminini düşünelim.
.:Dişİ KaNarYa:.
03-12-07, 13:04
hastafenerli gerçekten yazdıklarınla ben Necdet'in yaptığını da doğru bulmuyorum desen de diğer yazdıklarınla çelişiyorsun hemen "ama Yasemin'in yaptığı bir takım...keşke böyle yapmasaydı" böyle bir şey yok Necdet evliliğinin kağıt üzerinde olduğunun bilincinde olması gerekir ayrıca Yasemin'in ona yaptığı bir şey yoktu ki sevmiyor Necdet'i bu belli hala Ahmet'i seviyor peki bu adam kendine neden sormuyor Yasemin benimle kalıyor hala diye aslında cevabı kendi de biliyor ama bilmezlikten geliyor :img-yes: Necdet'in zaten Güzide'ye koşmasıyla hem Yasemin'i ne kadar sevmiş olduğunu gördük hem de insanlara ne kadar değer verdiğini gördük tartışmaya lüzum yok bence vayyy be :icon_whis Dediğim gibi diziyi örnek alıyorlarsa eğer o insanların aklından şüphe ederim ben eğer dizileri örnek alacak kadar kişilikleri oturmamış karaktersiz kişilerse ne diyebilirim ki onlara da bir alkış gelsin o zaman :happy0064 Yasemin 'in ne zaman Ahmet'e hayır diyemediğini hatırlamıyorum bir kere adada buluşmuşlardıki bunu doğal karşılamıştım Yasemin'e her ne kadar kızsam beter olmasını istesem de onu daha iyi anlayabiliyorum şimdi başkasının sevgi dediği şey altında ezildikçe ezildi suçluluk duygusundan Ahmet'e gidemedi Necdet yüzünden (gittiği anda Necdet kesin kendini yerden yere atardı )Ahmet'ten de kopamadı ama ben Yasemin'in davranışlarını iffetsizlik olarak görmüyorum çevrenin gördüğü bir şey yoktu zaten Ahmet'le arkadaş ilişkilerini gördü çevredeki herkes ben mi yanlış hatırlıyorum sadece bir kere Ahmet 'le dans etmişlerdi oradaki çevrede bunu önemsemedi zaten o sahne bana ilginç gelmişti yani çok rahat davranabilmeleri beni şaşırtmıştı(partideki herkes alkol almıştı da bundan mı bu kadar rahattılar acaba) Necdet'te Yasemin beni sevmiyor diye başka bir kadını yatak partneri olarak kullanabilecek biriyse ee ben daha ne diyeyim ona ...dediğim gibi ortada bir evlilik değil de sözleşme görmem yüzünden Yasemin'in davranışları bana iffetsizlik gelmedi ama Ahmet'e haksızlık olarak geldi ...çünkü bana göre NEcdet'i değil Ahmet'i küçük düşürüyord u ona yalan söyleyerek...ve bana göre onların Sevda Tepesi'nde gerçekleştirdikleri evlilik verilen sözler bir kağıttan daha kutsaldı bu yüzden ahlaksızlık olarak görmüyorum ...ama Necdet'in yaptığını şu açıdan ahlaksız buluyorum sevmediği biriyle birlikte olmasını ben sevmediğin biriyle birlikte olmayı karşındaki kişiye yapılmış bir haksızlık olarak görüyorum ve etik bulmuyorum :img-yes:
Sevgili arkadaşım;
Ben diyorumki ;nejdet çok büyük bir yanlış yaptı ,ve bu yanlışa onu yasemin sürükledi ,keşke böyle bir yanlışa düşmeden doğru olanı yapsaydı boşansaydı diyorumm :img-yes:
Bunun çelişki neresinde?
Ayrıca sen evli bir bayanın(formalite bile olsa) başka bir erkekle olana aşk ilişkisini meşru görebilirsin ,sana sempatik gelebilir ama bana göre durum her ne olursa olsun böyle birşey etik değildirr..
Ne zaman açsam forumu bir Necdet tartışmasıdır gidiyor.Zaten bıktık adamdan bari burda karşımıza çıkmasın değil mi?Ama bu sabah Ahmetin bakışları ile ilgili yorumlar yazılmış.İçim açıldı gerçekten.Tek tek yazmaya kalkaksak tüm bakışlarını, kitap olur valla..Bana göre Ahmet sadece bakışlarıyla değil sevdiği kadını koklaya koklaya öpme konusunda da diziler litaratürüne geçebilir.Bknz:18. bölüm adada buluşma:img-in_lo.
Acaba Cansel Elçin bakışları hakkında yazılan bu yorumlardan birşekilde haberdar oluyormudur.Umarım oluyordur.Bir oyuncu için önemli bir motivasyon olsa gerek...
Bugünün konusu MMC Ahmet ve Ada Yasemini olsun noolur.Tek birgün olsun malum kişinin adını anmayalım.Daha fazla pirim vermeyelim kendisine.Kötü şeylerden de söz etmeyelim.Yasotu da unutalım Ada Yaseminini düşünelim.
Selamlar arkadaşlar,,
MMC var ya, şanslı günündesin çünki normalde ben hep gelip düzenli olarak Necdetten ve onu ne kadar çok sevdiğimden bahsederdim farkettiysen ama bu kez sayfayı açmadan önce "Bugün de Ahmet-Yasemin hakkında yazayım, onların hakkındaki fikirlerimi" dedim:)Bu düşüncenin üstüne yazdıklarını okudum..
Gerçi Necdete daha fazla prim vermemek lafını çok abartılı buldum sonuçta o bir dizi karakteriydi ama olsun :)
Bugün, belki de herkes Ahmeti ve Yasemini ve onların effsaneliğini neden sevdiğini yazacaktır ama ben yine bir farklılık yapıpp onları neden sevmediğimi ve neden beni ilgilendirmediklerini yazayım..Çeşitlilik olsun, hem de ben fikirlerimi tam olarak söyleyebileyim...
7 Kasım 2006 günüydü galiba değil mi biz onları ilk gördüğümüzde..Ahmeti ve yasemini gördüm ve "Anamm" dedim, ada ciksosuyla ada domatesinin aşkı başlıyorr..:)
O sıralarda Ahmet Fransız aşkıyla gününü gün ediyordu.Oralarda bir yerlerde bir kızın ona beslediği effsane duygulardan bihaberdi..Bu arada Yasemin de ayda yılda bir gördüğü Ahmeti göz çizgilerine kadar çözmüş, satır satır günlüğüne işlemişti..Aşkla ilgili sonradan boyuna çok büyük geldiği anlaşılan laflar ederek etrafına hayat dersleri veriyordu..Bizim saf Ada yaseminimini'miz büyümüş de aşık olmuştu..Sonra günlük kerametini gösterdi,Ahmet Yaseminin kendisini bu kadar çok sevebilmesine hayran kaldı,şaşırdı ve sonra da aşık oldu falan..Ben zaten bi kere bu aşkın başlama hikayesini sevmemiştim..Bana uygun bişey değildi..Efsanevi olması gerekir belki ama bana başka duygular uyandırmıştı işte..Olmayınca da olmadı ve onların aşk sahneleri, Ahmetin kendisine ne yapıldığını sorgular bakışları vs. bana çok ciyak ciyak geldi..(bknz:abartılı:))
Neyse efendimm, Yasemin hamile olduğunu Ahmete söyleyeceği o akşamki durumlar sinirimi iyice bozdu..İkisinin çocuğu olacaktı ve bu Yaseminin Ahmeti son görüşü bile olabilirdi..Herşeyden önce çocuğunu ve babasını düşünmeliydi, ne olursa olsun söylemeliydi..Ama o başka teoriler kurdu kafasında ve olanlar oldu işte..
Sonraa, evlenmelerine bişey demiyorum hadi ama dört yıl bunun keyfini çatmamalıydı..Ne derse desin Ahmete, resmen mutlu aile tablosu çiziyolardı..Diyeceksiniz ki Necdet de ortak bu işe..Tamam da adamın canına minnetti zaten durum..Niye bitirmek istesin ki..Yasein acısını günlüklere gömdü bunun yerine..:)
Sonraaa, şu Kıbrısçık olayını çok saçma bulmuşumdur hep..Sanki Ahmet Kıbbrısçığa değil Ay'a taşındı..Birbirlerine hasret dolu günlükler yazacaklarına çok daha önce görüşebilirlerdi..Ahmet, Yasemin'in Necdetle evlenmesinde bi saçmalık olduğunu anlayıp bunun üstüne gitmeli, sahip çıkmalıydı aşkına..Onun yerine "O artık benim karım oldu" diyen Necdetin provakasyonlarına geldi..Çekti gitti..Oysa ki ondan Yasemine ve aşkına güvenip olayları çözmesini beklerdim..Yaseminden de dört yıl beklememesini beklerdim..Ama onlar ne yaptılar??Günlük yazdılar:):)
Yani o dört yılık sürgün olayı bana ahmet ve Yaseminin kendi şeylikleri gibi geldi hep..
Tabi gözümde effsaneyi bitiren en son olay da tamamen kurgu rezaleti olarak gördüğüm mahkeme sahneleriydi..Ne kadar acı verici şeylerdi birbirini çokk sevdiği söylenen iki insan için..Hiç açmayayım konuyu zaten..
Aa, bakın Necdet kelimesini sadece toplamda iki kez kullanarak yazı yazdımm:happy0064Hem de fikirlerimi belirtmiş oldum..
Ben böyle düşünüyorum bu aşk olayı hakkında işte..Zaten yazardım ama yarım yamalak olurdu bu konuyla ilgili fikirlerim, şimdi tam olarak söylemeyi başardım:)
Kısacası dizide efsane hiç bi aşk yok bence..İki tane kendi dallarında efsane olabilecek aşk vardı ama kurgu onları bitirdi pardon hayat:)
Hadi herkese iyi günlerrbye
Ne zaman açsam forumu bir Necdet tartışmasıdır gidiyor.Zaten bıktık adamdan bari burda karşımıza çıkmasın değil mi?Ama bu sabah Ahmetin bakışları ile ilgili yorumlar yazılmış.İçim açıldı gerçekten.Tek tek yazmaya kalkaksak tüm bakışlarını, kitap olur valla:img-yes:.Bana göre Ahmet sadece bakışlarıyla değil sevdiği kadını koklaya koklaya öpme konusunda da diziler litaratürüne geçebilir.Bknz:18. bölüm adada buluşma:img-in_lo.
Acaba Cansel Elçin bakışları hakkında yazılan bu yorumlardan birşekilde haberdar oluyormudur.Umarım oluyordur.Bir oyuncu için önemli bir motivasyon olsa gerek.:img-yes:
Bugünün konusu MMC Ahmet ve Ada Yasemini olsun noolur.Tek birgün olsun malum kişinin adını anmayalım.Daha fazla pirim vermeyelim kendisine.Kötü şeylerden de söz etmeyelim.Yasotu da unutalım Ada Yaseminini düşünelim.
Necdet mi...? O da kim MMC...? Tanımıyorum onu...benim Hatırla Sevgili'den tanıdığım bir Ahmet...bir Yasemin var...bir de nefis şarkılar...başka da birşey hatırlamıyorum...Ruhumu korumak adına kötü anıları bilinçaltımın hiç açılmayacaklar sandığına kaldırdım ben...:img-yes:
Kültürlü ve sevgi dolu bir ailenin, kültürlü, kibar, düşünceli, mağrur, muzip ve de pek cazip oğludur Ahmet....
Orta halli, sonradan zengin olmuş...ama iyi niyetli ve de yine sevgi dolu bir ailenin, sevimli...inatçı...azcık dikkafalı...babasının ada yasemini kokulu kızıdır Yasemin....
Uzun yıllardan sonra karşılaşırlar birgün ve bir hatıra defterine yazılmış masal gerçek oluverir...Rüya gibi bir aşk yaşarlar ve tıpkı aşkları kadar güzel Rüya gibi bir kızları olur...:img-in_lo
Sonra mı...sonrasını hatırlamıyorum...çok eski bir kitap bu ve son sayfaları yırtılmış :icon_sorr
Herkese selaam...Ne kadar zaman oldu yazmayalı bilmiyorum ama, yorumları okurken Ahmet'in bakışlarından bahsedildiğini görünce dayanamadım...:img-in_lo
Shevekçanım, bilmez miyiz senin Rüya-piknik sahnesinde ki üzüm yedirme anına olan hayranlığını...her izlediğimde seni yadederim...Ben de Tavuskuşuçanımdan farklı olarak, Kıbrısçık öncesi veda sahnesindeki bakışlara ve sipiderçanımın dediği gibi, parktaki " sen beni öldürdün Yasemin " bakışlarına dayanamam...O bakışlardan etkilenmeyenleri de hayretle izlerim ancak...Ahmet deyince aklıma ilk bakışları gelir...(bir de efendim Yassıada'ya giderken, rüzgara karşı, motorun üzerinde duruşu..bkz. Yassıada yıkılıyoor..!) Ahmet aşkı, sözler ve hareketlerden çok gözlerle anlatıyor ki bizi etkileyenin, aşkının samimiyetine inandıranın da bu olduğunu düşünüyorum...:img-in_lo Benim eski bölümleri izleyesim geldi...Ahmet'in MMC, Yasemin'in ada Yasemin'i olduğu bölümleri...:icon_sorr
Kahkaha nedeniyle gelen edit: Necdet Baba Türbesi mi....:img-hyste Dizicem, sonunda olacağı buydu zaten...Bir kişiyi bu kadar yüceltirsen sonunda ona çaputta bağlanıır...dilek de dilenir...ama ben gitmem o türbeye...ben Ahmet Baba Türbesi isteyim...:icon_whis
arkadaşlar sanırım beni yanlış anladım, ben ahmetin bakışlarını sevmiyorum derken, ota, böceğe, annesine, denize , kızına bakışlarına kastetmedim. ben yaseminle biraradayken aşk fışkırtmaya çalışırkenki bakışlarını sevmiyorum. hele fısıltılı ses tonuylaa birleşince bu...yooksa yasemine veda ederken, babası öldüğünde, rüyanın kızı olduğunu öğrendiğindeki bakışları, ya da kedi kuş severken, sevdiği yemeği yerkenki bakışları beni zaten alakadar etmez.
Zeynopçan... neredeyse geri döndüreceksin beni diziye...eski günler canlandı gözümde...Zaten az önce 4. bölümü izledim...sonracıma ilk bölümü izledim (hani Ahmet'in uçağa bindiği ve hosteslerin " Tanrım..! bu adam gerçek olamaz...rüya görüyor olmalıyım..! " bakışlarıyla baktığı sahneyi...:img-in_lo
Hey gidi MMC Ahmet...hey gidi sivri dilli...sevimli ada Yasemin'i...neler oldu size...Nilgün Öneş...pardon hayat ne hale getirdi sizi...:sad53:
Sözlü müzik editi: Zeynep...ne oldu dizinin müziklerine böyle...Dizinin kalitesini kaybetmeyen tek unsuru müzikleriydi...ama bu sezon sözlü müzik filan yok...Bir Rüyamsın çıktı o kadar...ki artık onu bırak eski şarkıları bile dinleyemez olduk...Ben Zor Yıllar isteyim...Dalgakıran isteyim...Rüyamsın isteyim...:icon_sorr
müzik konusunnda ise katılıyorum, özellikle denizler çıktığında çalan iç bayıcı bir müzik var. o müziği hiç sevmiyorum.eskiden ise müzikler dizinin önündeydi.
merhaba dark, sevgili necdetçi arkadaşım, her zamanki gibi o güzel espirili takılmalarınla düşüncelerini çok güzel anlatmışsın. eleştirilerini, sevmediğin karakterlere yaptığın iğnelemelerini hiç gocunmadan yani bir ahmetçi olarak zevkle okuyorum :img-in_lo
sana katılmamak mümkün değil. o aşk(lar:icon_whis) gerçekten senaryo kurbanı. aslında hepiniz sevdiğimiz kahramanları koruyarak aynı şeyleri söylüyoruz. ama işte izlememizin sebebide o suçlu kurguya kurban giden kendi kahramanlarımızı seyretmek artık. bu çok açık.
bundan sonra eskiyi unutup,
evli yasemin-ahmet-rüya ailesinin sıcaklığını verilebilirse,
necdet-güzide evliliğinde aşkı hissettirebilirlerse,
siyasi olayları daha iyi işlenirse idare ederiz diye düşünüyorum.
necdet-güzide birlikteliği belliki evliliğe dönecek ama o birlikteliği bekleyen arkadaşlar güzidenin gözlerinde görebilecekler aşkı ancak. necdet mantık evliliği yapacak belliki. bu da onları sevenlere zevk verebilirmi bilmiyorum.
ve buradaki en önemli konu: tek taraflı bir aşk evliliği mutluluk getirebilecek mi? necdet bunu çok yakından bilen biri olarak nasıl düşünüyor anlamış değilim? çünkü yasemin neden ne olursa olsun artık gerçek bir aile olmayı teklif ettiğinde söylediği şeyler çok açık: "benim seni sevdiğim gibi sevmen gerekiyor" o sözleri söylediğinde necdet'i taktir etmiştim. çok onurlu bir davranıştı. bence bunu bu şekilde bilen ve yapan birinin başka birindende aynı şeyi beklemesi gerekmizmi? çünkü şu çok açıkki; necdet sonuçta bu kararı yaseminden umudu tam anlamıyla kestikten sonra açıkladı. yani yasemini sonuna kadar bekledi. baktiki olmuyor o zaman nasıl olsa güzide beni seviyor. ondan iyisinimi bulacağım mantığıyla böyle bir plan içinde. ve bundan çok emin. güzidenin kendini nasıl sevdiğini biliyor ama tek taraflı aşkın mutluluk getirmeyeceğini de biliyor öyleki. yasemin aile olduğunu söylediği halde o aşk bekledi. çünkü öyle mutlu olunamayacağını biliyordu. şimdi bunu güzideye nasıl reva görebiliyor. tek açıklaması var necdet bencilliğini buradada insafsızca sürdürüyor. ama kullandığı cümle ne? "ben onu üzmeyeceğim" her zamanki gibi güzel laflarla bencilliğini gizliyor. bu adamın zekası müthiş! ama bizim zekamız ondan da müthiş! :img-grin2
deniz-defne romantizmini yalnızca birkaç kez izlemiştik ve onların birliktelikleri zaten uzundur başladı. onları sevenler bu birlikteliği genelde seviyorlar. çatışmalı-nazlı bir birliktelik elbette hoştur. ve dün bir daha izledimdi üst aramasıda yapılıyormuş. ben yanlızca kimlik kontrolünü görmüşüm:icon_sorr deniz yakalanacak:img-help:
haruna rus ruleti yoluyla yaptırılan zayıflığa hiç gerek yoktu. harun zaten çok duygulu bir karakter. gardaki ayrılma ve her ışık geçtiğindeki hüznü ona yeterdi. buna hiç gerek yoktu. biz onun ne kadar aşık olduğunu biliyorduk. bunu kanıtlamaya gerek yoktu. karakteri çok fazla zaafa uğrattı.
ahmetten sonra en sevdiğim karakterdir harun.
merhaba dark, sevgili necdetçi arkadaşım, her zamanki gibi o güzel espirili takılmalarınla düşüncelerini çok güzel anlatmışsın. eleştirilerini, sevmediğin karakterlere yaptığın iğnelemelerini hiç gocunmadan yani bir ahmetçi olarak zevkle okuyorum :img-in_lo
sana katılmamak mümkün değil. o aşk(lar:icon_whis) gerçekten senaryo kurbanı. aslında hepiniz sevdiğimiz kahramanları koruyarak aynı şeyleri söylüyoruz. ama işte izlememizin sebebide o suçlu kurguya kurban giden kendi kahramanlarımızı seyretmek artık. bu çok açık.
bundan sonra eskiyi unutup,
evli yasemin-ahmet-rüya ailesinin sıcaklığını verilebilirse,
necdet-güzide evliliğinde aşkı hissettirebilirlerse,
siyasi olayları daha iyi işlenirse idare ederiz diye düşünüyorum.
necdet-güzide birlikteliği belliki evliliğe dönecek ama o birlikteliği bekleyen arkadaşlar güzidenin gözlerinde görebilecekler aşkı ancak. necdet mantık evliliği yapacak belliki. bu da onları sevenlere zevk verebilirmi bilmiyorum.
ve buradaki en önemli konu: tek taraflı bir aşk evliliği mutluluk getirebilecek mi? necdet bunu çok yakından bilen biri olarak nasıl düşünüyor anlamış değilim? çünkü yasemin neden ne olursa olsun artık gerçek bir aile olmayı teklif ettiğinde söylediği şeyler çok açık: "benim seni sevdiğim gibi sevmen gerekiyor" o sözleri söylediğinde necdet'i taktir etmiştim. çok onurlu bir davranıştı. bence bunu bu şekilde bilen ve yapan birinin başka birindende aynı şeyi beklemesi gerekmizmi? çünkü şu çok açıkki; necdet sonuçta bu kararı yaseminden umudu tam anlamıyla kestikten sonra açıkladı. yani yasemini sonuna kadar bekledi. baktiki olmuyor o zaman nasıl olsa güzide beni seviyor. ondan iyisinimi bulacağım mantığıyla böyle bir plan içinde. ve bundan çok emin. güzidenin kendini nasıl sevdiğini biliyor ama tek taraflı aşkın mutluluk getirmeyeceğini de biliyor öyleki. yasemin aile olduğunu söylediği halde o aşk bekledi. çünkü öyle mutlu olunamayacağını biliyordu. şimdi bunu güzideye nasıl reva görebiliyor. tek açıklaması var necdet bencilliğini buradada insafsızca sürdürüyor. ama kullandığı cümle ne? "ben onu üzmeyeceğim" her zamanki gibi güzel laflarla bencilliğini gizliyor. bu adamın zekası müthiş! ama bizim zekamız ondan da müthiş! :img-grin2
deniz-defne romantizmini yalnızca birkaç kez izlemiştik ve onların birliktelikleri zaten uzundur başladı. onları sevenler bu birlikteliği genelde seviyorlar. çatışmalı-nazlı bir birliktelik elbette hoştur. ve dün bir daha izledimdi üst aramasıda yapılıyormuş. ben yanlızca kimlik kontrolünü görmüşüm:icon_sorr deniz yakalanacak:img-help:
haruna rus ruleti yoluyla yaptırılan zayıflığa hiç gerek yoktu. harun zaten çok duygulu bir karakter. gardaki ayrılma ve her ışık geçtiğindeki hüznü ona yeterdi. buna hiç gerek yoktu. biz onun ne kadar aşık olduğunu biliyorduk. bunu kanıtlamaya gerek yoktu. karakteri çok fazla zaafa uğrattı.
ahmetten sonra en sevdiğim karakterdir harun.
Harun konusunda sana katılıyorum çanım,benim de Ahmetten sonra en sevdiğim ve gerçekçi bulduğum karakter Harun...Ama o zaman ki solcu gençliğin içinde çağlayan deli bir çoşku var,o yüzden Harunun o an ki fevri,düşünmeden yapılmış davranışı bana çok mantıksız gelmiyor...Hele ki sevdiği o an evlenirken...
Deniz ve Defne konusuna gelince,Deniz Gezmişin son bölümde Işık evlenirken söylediği,bırak evlilik kurumunun sahte dünyasında kaybolsunlar sözü bana solcu gençlerin evlilik konusunda ki görüşünü de anlattı aslında.O sebeple Deniz ve Defne birlikte yaşıyor ama evlenmiyor sanırım.Yani o dönemin gençleri evilik,din gibi konuları dayatma olarak görüyormuş sanırım.Mesela dün "Eve Dönüş" filmini seyrettim,12 Eylülü anlatıyor.Orada polis bastıkları evde, evli çifte soruyorlar,nikahınız devrim nikahı mı diye yani sadece birlikte mi yaşıyorsunuz demek istiyor...
Dark- Sign,
Yorumuna bayıldım.Haklısın Ahmet-Yasemin aşkında bu saydığın hataların tamamı oldu.Yasemin Ahmete güvenmedi Necdetle evlendi, Ahmet meydanı Necdete bırakıp Kıbrısçığa gitti.Yasemin Necdetle gününü gün etti.Mahkeme olaylarıda üstüne tuz biber ekti.:icon_sorr Ama bütün bu saçmalıklar 11. bölümden sonra olmaya başladı.Ondan öncesinde bu aşk bir efsaneydi ve son derecede inandırıcıydı.Sanırım bizler de bu diziyi ilk 11 bölümün hatırına izliyoruz.:img-yes:
Seninde dediğin gibi B]İki tane kendi dallarında efsane olabilecek aşk vardı ama kurgu onları bitirdi.Ama bunun bir dizi olduğunu ve eğer bizim gibi mantıklı insanların düşünme tarzıyala hareket ederlerse 10 bölüm bilemdin 15 bölüm sürebileceğinide göz önünde bulundurmak gerek.Bence uzun soluklu dizilerin genel problemi bu.Diziyi yıllarca sürdürebilmek uğuruna saçma kurgular yaratıyorlar.Ama yinede kendi yarattığı muhteşem aşkı ölüdren kurguya da pes demeden geçemiyorum:img-cool2
harun gerçekten çok iyi ve düzgün bir çocuk aslında dizide bir umutsuz aşka mahkum ettirilmesi yerine çok daha mutlu edilebilirdi ama olmadı kimbilir belkide ileride muhtemel bir ışık-yaşar ayrılığı için böyle yapılıyordur ama ben ışık ın yaşardan ayrılmasını istemiyorum haruna başka bir kız bulunabilir
ahmetin bakış meselesine ise daha önce bende deyinmiştim üstüne tek ekleyebileceğim yüksek gerilim hattı aman yaklaşmayın çarpılırsınız olabilir:)
bir_adı_yok
03-12-07, 14:39
tempolu bir hafta sonundan sonra fırsat bulup foruma girebildim nihayet...herkeze selam...
neler kaynattınız diye şöyle bir göz attıktan sonra
madem söz mmc bakışlarda kilitlenmiş
bende hoşuma giden, aynı zaman da içimi yakan ve yine aynı zaman da bu kadar olur, bir insan duyduğu acıyı bu kadar belli edebilir bakışını yazayım;
yasemin'in bebek beklediğini öğrendiği sahnede ki bakışları(şu sözlerle bütünleyebiliriz ahmet'in o anki duygularını:KANI ÇEKİLİYOR İÇİMİN, CANI KESİLİYOR ELİMİN, DİLİ TUTULUYOR SESİMİN....)
ağır çekimle paltosunu giyen yasemin, hafif belirgin olan karnı ve ahmet'in kahreden bakışları...o sahne de çok duygulanmıştım..unutamadığım sahnelerden sadece birisidir.
tempolu bir hafta sonundan sonra fırsat bulup foruma girebildim nihayet...herkeze selam...
neler kaynattınız diye şöyle bir göz attıktan sonra
madem söz mmc bakışlarda kilitlenmiş
bende hoşuma giden, aynı zaman da içimi yakan ve yine aynı zaman da bu kadar olur, bir insan duyduğu acıyı bu kadar belli edebilir bakışını yazayım;
yasemin'in bebek beklediğini öğrendiği sahnede ki bakışları(şu sözlerle bütünleyebiliriz ahmet'in o anki duygularını:KANI ÇEKİLİYOR İÇİMİN, CANI KESİLİYOR ELİMİN, DİLİ TUTULUYOR SESİMİN....)
ağır çekimle paltosunu giyen yasemin, hafif belirgin olan karnı ve ahmet'in kahreden bakışları...o sahne de çok duygulanmıştım..unutamadığım sahnelerden sadece birisidir.
Ya çanım niye hatırlattın ya o sahne benim bittiğim sahnelerden biridir ve sırf o sahne için bile ne Necdeti ne de Yasemini affedebilirim ben...O koridorda kalakalan Ahmet,başı dönen,duyduklarının ve gördüklerinin kabus olduğunu düşünen,sevdiğini görmenin buruk sevinci kahreden bir acıya aniden dönen bir adam vardır o sahnede benim için...
Bir de o sahneden sonra annesine sarılıp ağlaması,bu acı beni öldürecek demesi...hala düşündükçe içim acıyor ...
Ya çanım niye hatırlattın ya o sahne benim bittiğim sahnelerden biridir ve sırf o sahne için bile ne Necdeti ne de Yasemini affedebilirim ben...O koridorda kalakalan Ahmet,başı dönen,duyduklarının ve gördüklerinin kabus olduğunu düşünen,sevdiğini görmenin buruk sevinci kahreden bir acıya aniden dönen bir adam vardır o sahnede benim için...
Bir de o sahneden sonra annesine sarılıp ağlaması,bu acı beni öldürecek demesi...hala düşündükçe içim acıyor ...
o sahneyi niye hatırlattınız şimdi ya yine kahroldum:icon_sorr
yasemini ilk gördüğünde dışa vuramayan ama içinde sevinç fırtınaları kopan bir adam o canından çok sevdiği kadının hamile olduğunu öğrenince bütün dünyası başına yıkılıyor o çocuğun kendi çocuğu değil bir başkasının çocuğu olduğunun sandığı için kahroluyor acıdan ölmek üzereyim diyor üstelik hep içinde bir umudu varken :icon_sorr
benimde en içimi yakan bu sahnedir işte bu yüzden ahmet yaseminle evlenip çok mutlu olmalıdır başka bir ihtimal abeste iştigal olur:hıh
bir_adı_yok
03-12-07, 14:57
Bir de o sahneden sonra annesine sarılıp ağlaması,bu acı beni öldürecek demesi...hala düşündükçe içim acıyor ...
dikkat çeken, gerek celbeden, gerek hüzünlendiren o kadar çok sahne var ki "bakışlar" açısından yaz yaz bitmez...
peki ya yasemin'in herhangi bir konuda herhangi birine( ve ya ahmet'e)
bakış açılarını değerlendirirsek unutamadığını bir sahne var mı?
benim unutamadığım bakışların dan ziyade
"ne düşünüyor acaba bu kız" dediğim sahne daha çok..
dikkat çeken, gerek celbeden, gerek hüzünlendiren o kadar çok sahne var ki "bakışlar" açısından yaz yaz bitmez...
peki ya yasemin'in herhangi bir konuda herhangi birine( ve ya ahmet'e)
bakış açılarını değerlendirirsek unutamadığını bir sahne var mı?
benim unutamadığım bakışların dan ziyade
"ne düşünüyor acaba bu kız" dediğim sahne daha çok..
Vallahi aynen,sevdiği adamı yıllar sonra ilk kez o trende gördüğü günden beri anlamıyorum Yasemin ne düşünüyor...Hatta bir ara "yahu benim keyfim yerindeydi şimdi bu Ahmet de nereden çıktı" tarzında düşünüyor bile sanmıştım.Bazen Necdete mi aşık acaba dediğim de oldu...
Ama ilk bölümler hani Ahmet ona günlüğü geri verirken yanağını okşadığındaki pembeleşen yanakları,gözlerini mahçup mahçup Ahmetten kaçırması,sonra odasına girip şöyle yandan bir gülümse atması,o sahneye bayılmıştım ama o zaman Yasemin ada Yaseminiydi,daha Yasot olmamıştı...
_gülendam_
03-12-07, 15:02
dikkat çeken, gerek celbeden, gerek hüzünlendiren o kadar çok sahne var ki "bakışlar" açısından yaz yaz bitmez...
peki ya yasemin'in herhangi bir konuda herhangi birine( ve ya ahmet'e)
bakış açılarını değerlendirirsek unutamadığını bir sahne var mı?
benim unutamadığım bakışların dan ziyade
"ne düşünüyor acaba bu kız" dediğim sahne daha çok..
Selamlar arkadaşlar,,
Önce bu yazıyı okudum ve yazmadan edemedim..Ben Yasemin'i ve onu oynayan oyuncuyu pek sevmem ama dizide öyle bir sahne vardı ki HS'nin en ağladığım yerlerinden biridir...
Rıza'yı askerler götürürkenki o sahne..Yaseminin ağlayarak babasının arkasından bakışı sözleri sarılışı..Beni etkileyen iki yasemin sahnesinden biridir..Diğer sahne de Rüya'nın doğduğu anlar, başındaki o kırmızı kurdelayla çok tatlı biriydi..:)
Bunun dışında da yok galiba:)Bu dizide ne olduysa ilk sezon olmuş anlıyorum ki..Ennlerim hep ilk sezondadır benim..
Selamlar arkadaşlar,,
MMC var ya, şanslı günündesin çünki normalde ben hep gelip düzenli olarak Necdetten ve onu ne kadar çok sevdiğimden bahsederdim farkettiysen ama bu kez sayfayı açmadan önce "Bugün de Ahmet-Yasemin hakkında yazayım, onların hakkındaki fikirlerimi" dedimBu düşüncenin üstüne yazdıklarını okudum..
Gerçi Necdete daha fazla prim vermemek lafını çok abartılı buldum sonuçta o bir dizi karakteriydi ama olsun
Bugün, belki de herkes Ahmeti ve Yasemini ve onların effsaneliğini neden sevdiğini yazacaktır ama ben yine bir farklılık yapıpp onları neden sevmediğimi ve neden beni ilgilendirmediklerini yazayım..Çeşitlilik olsun, hem de ben fikirlerimi tam olarak söyleyebileyim...
7 Kasım 2006 günüydü galiba değil mi biz onları ilk gördüğümüzde..Ahmeti ve yasemini gördüm ve "Anamm" dedim, ada ciksosuyla ada domatesinin aşkı başlıyorr..
O sıralarda Ahmet Fransız aşkıyla gününü gün ediyordu.Oralarda bir yerlerde bir kızın ona beslediği effsane duygulardan bihaberdi..Bu arada Yasemin de ayda yılda bir gördüğü Ahmeti göz çizgilerine kadar çözmüş, satır satır günlüğüne işlemişti..Aşkla ilgili sonradan boyuna çok büyük geldiği anlaşılan laflar ederek etrafına hayat dersleri veriyordu..Bizim saf Ada yaseminimini'miz büyümüş de aşık olmuştu..Sonra günlük kerametini gösterdi,Ahmet Yaseminin kendisini bu kadar çok sevebilmesine hayran kaldı,şaşırdı ve sonra da aşık oldu falan..Ben zaten bi kere bu aşkın başlama hikayesini sevmemiştim..Bana uygun bişey değildi..Efsanevi olması gerekir belki ama bana başka duygular uyandırmıştı işte..Olmayınca da olmadı ve onların aşk sahneleri, Ahmetin kendisine ne yapıldığını sorgular bakışları vs. bana çok ciyak ciyak geldi..(bknz:abartılı)
Neyse efendimm, Yasemin hamile olduğunu Ahmete söyleyeceği o akşamki durumlar sinirimi iyice bozdu..İkisinin çocuğu olacaktı ve bu Yaseminin Ahmeti son görüşü bile olabilirdi..Herşeyden önce çocuğunu ve babasını düşünmeliydi, ne olursa olsun söylemeliydi..Ama o başka teoriler kurdu kafasında ve olanlar oldu işte..
Sonraa, evlenmelerine bişey demiyorum hadi ama dört yıl bunun keyfini çatmamalıydı..Ne derse desin Ahmete, resmen mutlu aile tablosu çiziyolardı..Diyeceksiniz ki Necdet de ortak bu işe..Tamam da adamın canına minnetti zaten durum..Niye bitirmek istesin ki..Yasein acısını günlüklere gömdü bunun yerine..
Sonraaa, şu Kıbrısçık olayını çok saçma bulmuşumdur hep..Sanki Ahmet Kıbbrısçığa değil Ay'a taşındı..Birbirlerine hasret dolu günlükler yazacaklarına çok daha önce görüşebilirlerdi..Ahmet, Yasemin'in Necdetle evlenmesinde bi saçmalık olduğunu anlayıp bunun üstüne gitmeli, sahip çıkmalıydı aşkına..Onun yerine "O artık benim karım oldu" diyen Necdetin provakasyonlarına geldi..Çekti gitti..Oysa ki ondan Yasemine ve aşkına güvenip olayları çözmesini beklerdim..Yaseminden de dört yıl beklememesini beklerdim..Ama onlar ne yaptılar??Günlük yazdılar
Yani o dört yılık sürgün olayı bana ahmet ve Yaseminin kendi şeylikleri gibi geldi hep..
Tabi gözümde effsaneyi bitiren en son olay da tamamen kurgu rezaleti olarak gördüğüm mahkeme sahneleriydi..Ne kadar acı verici şeylerdi birbirini çokk sevdiği söylenen iki insan için..Hiç açmayayım konuyu zaten..
Aa, bakın Necdet kelimesini sadece toplamda iki kez kullanarak yazı yazdımmHem de fikirlerimi belirtmiş oldum..
Ben böyle düşünüyorum bu aşk olayı hakkında işte..Zaten yazardım ama yarım yamalak olurdu bu konuyla ilgili fikirlerim, şimdi tam olarak söylemeyi başardım
Kısacası dizide efsane hiç bi aşk yok bence..İki tane kendi dallarında efsane olabilecek aşk vardı ama kurgu onları bitirdi pardon hayat
Hadi herkese iyi günlerr
Dark_sign,
Şimdi okudum yazını, sana katılıyorum...İki çok güzel aşk vardı başta, ama kurgu mantığın, güzelliğin önünü kesti ve artık kahramanlara içi boş replikler, boş bakışlar, mantık evlilikleri düştü:icon_sorr
Bu arada Pelinsim, Necdet-Güzide evliliğiyle yazdıklarını okudum..Bence de pek yakında evlenecekler..Ama onların evliliği Yasemin-Necdet evliliği kadar mutsuz ve gereksiz ve kvtü olur gibime gelmiyor açıkçası..Necdet, Güzideyi hiç bi zaman tutkulu bi şekilde aşkla görmeyecek belki ama, onlar bir hayatı tam olarak herşeyiyle paylaşacaklar..Hele bir de evlenip çocukları olduğu zaman, gerçekten sevimli bir aile olurlar diye düşünüyorum..Ben Necdetin Güzideye hep büyük bir sevgi içinde davranacağını ve onu sahiden mutlu edeceğini düşünüyorum..Normalde Güzide Yasemin kadar sevilmediği için mutsuz olmalı falan ama bakınız Güzide öyle düşüncede biri değil...Necdet yanında olunca ne Yasemin düşünüyo..Ne Necdetin aklından neler geçtiği :)
Bir de junior olursa bu iş tamam olur ve herkes hayatına mutlu mesut devam eder diye düşünüyorum..
Neyse, herkese iyi günler, iyi yorumlarbye
ay ben yine konuyu dağıtmışım özürdilerim:img-in_lo ıhım ıhım! neydi konumuş
Bakışlar... önce bir gruplandırayım bakışları.
1) öylesine : ayla, yasemin, laleyle yüzme için gittiklerinde tanışma anlarındaki kibar ama öylesine...
2) meraklı: yaseminin platonik aşk açıklaması sırasında ve necdetin politik görüşlerini anlatışında.
3) çapkın: yaseminin partiye geldiğinde dans ederken bakışları..şaşkın bir çapkınlıkla..
4) sevgi: ilk bölüm annesine özlemle sarılışı. küçük defneye sarılışı
5) aşk: günlüğü okuduktan sonra etkilendi ve yasemin'lerin evlerinin önündeki o ilk bakışları. ve bu zamana kadar yaseminle her karşılaşmasında, üzgün, kırgın, sinirli, anlamaya çalışan, özlem dolu her bakışında farklı ayarlarda görülebilen bakışlar...
6) üzgün: yasemin'in kerimanı yanlış anladığında. otelin dışındaki konuşma boyunca olan bakışları.
7) suçluluk: michele olayı açıklama anlarındaki bakışlarının tümü..
8) şaşkın: keriman yanlışlığından sonra yasemin necdetin arabasına bindiğinde. necdeti gördüğü andaki bakışları.
9) şaşkın-mutlu: yaseminle yıllar sonra trende karşılaşmaları.
10) şaşkın-çaresiz: yasemin-necdet işkence gördüklerindeki bakışları. mendereslere idamlar verilirken, babasına bakarak tepkisini gösterdiği sahneler...
11) şaşkın-hayret: babasının "düşüklerden birinimi savunacaksın" dediğindeki bakışları.
12) sinirli: necdete rüyanın velayetini vermesini istediğinde necdetin sözünden sonraki bakışları.
13) sinirli-sitemkar: yaseminin üzüldüğünü görünce necdetle sokaktaki yumruklaşmadan önce yaptıkları konuşmadaki bakışları.
14) yıkılmış-şaşkın-sitemkar-panik: rüyayı öğrendiğinde. bu dört bakış peş peşe saliselerle geçişli çok özel bir sahneydi.
15) yıkılmış-boş: kayseri sonrası otobüs beklerken.
16) sitemkar-kırgın-anlamaya çalışan: kıbrısçıka gitmeden önce yasemin camdan bakarken vedalaşma sahnesi...
17) sitemkar-kırgın: sen beni öldürdün yasemin.
18) özlem dolu-arzulayan: yasemini adaya çağırdığında...
19) sitemkar-özlem dolu: mehmet-sevimi gözaltında ziyarette ilk karşılaştıklarında yasemini gördüğünde yaptığı konuşma sırasında.
20) inanamayan-şaşkın-üzgün: yaseminin hamile olduğunu öğrendiği an.
21) inanamayan-mutlu: kızı olduğunu öğrendiğinde ruyaya bakarak sarıldığı anlar.
22) şaşkın-yıkılmış-panik: nikaha şahit olduğunda
23) anlayışlı: defneyle olan ilişkilerindeki.
24) çapkın arzulu: yaseminle ilk bölümdeki gece buluşmalarından birinde yaseminin "senin için zor olacak böyle gelmen" dediğindeki bakışları.
25) panik-korku: uçak kazasındaki bakışları
aslında daha çok var ama aklıma gelen bunlar. bakış çeşitlerindeki eksiklikler ve verdiğim örnekleri çoğaltabilirsiniz.
merak ediyorum eğer cansel elçin'in o "abartılı" bakışları olmasaydı. 10 yıldır şu aşk daha başka nasıl korunurdu. daha doğrusu hangi oyuncu normal bakışlarla şu aşkı koruyabilirdi. ya da 60'lı yılların naifliğini taşıyan bir aşk hem de romeo-juliyet aşkı 10 yıl nasıl, hangi bakışlarla korunabilirdi. üstelik partnerinizden bakışlar ve tavırlar adına en ufak bir umut yokken..
burada Cansel Elçin'in oyunculuğundan bırakın eleştirmeyi kuşku duymak bile çok büyük haksızlık. bu oyuncu senaryodaki ve partnerindeki tüm olumsuzluklara, tüm boşluk, zayıflık ve yetersizliklere rağmen olması gereken o naifliği tek başına taşıdı 8 yıldır. bu aşk 70'lerin gerçekçi 80'lerin yoz, laçka aşkı değil arkadaşlar. 60 yılların tüm romantizmini taşıyan tüm naifliğini, tutkusunu ve de R-J'liğini taşıyan tavırlar, bakışlar, davranışlarda olmalıydı. bunu da tek yapan karakter Ahmet'tir.
diğer yandan tutku zaten içinde abartıyı taşıyan bir duygu ve davranış biçimidir.
Cansel Elçin'i birkez daha ayakta alkışlıyorum.
[B]ve buradaki en önemli konu: tek taraflı bir aşk evliliği mutluluk getirebilecek mi? necdet bunu çok yakından bilen biri olarak nasıl düşünüyor anlamış değilim? çünkü yasemin neden ne olursa olsun artık gerçek bir aile olmayı teklif ettiğinde söylediği şeyler çok açık: "benim seni sevdiğim gibi sevmen gerekiyor" o sözleri söylediğinde necdet'i taktir etmiştim. çok onurlu bir davranıştı. bence bunu bu şekilde bilen ve yapan birinin başka birindende aynı şeyi beklemesi gerekmizmi? çünkü şu çok açıkki; necdet sonuçta bu kararı yaseminden umudu tam anlamıyla kestikten sonra açıkladı. yani yasemini sonuna kadar bekledi. baktiki olmuyor o zaman nasıl olsa güzide beni seviyor. ondan iyisinimi bulacağım mantığıyla böyle bir plan içinde. ve bundan çok emin. güzidenin kendini nasıl sevdiğini biliyor ama tek taraflı aşkın mutluluk getirmeyeceğini de biliyor öyleki. yasemin aile olduğunu söylediği halde o aşk bekledi. çünkü öyle mutlu olunamayacağını biliyordu. şimdi bunu güzideye nasıl reva görebiliyor. tek açıklaması var necdet bencilliğini buradada insafsızca sürdürüyor. ama kullandığı cümle ne? "ben onu üzmeyeceğim" her zamanki gibi güzel laflarla bencilliğini gizliyor. bu adamın zekası müthiş! ama bizim zekamız ondan da müthiş! :img-grin2
Pelinsimcim olaya böyle bakarsak işin içinden hiç çıkamayız. Necdet tek taraflı aşkla(!) evliliğin(!) yürümeyeceğini, tarafların mutlu olamayacağını gördü aynısını güzideye nasıl yapar diyorsun. Ben de diyorum ki necdet kendi kızı olmamasına rağmen rüyayı çok sevdi, çok bağlandı, ayrılacağım diye ağladı durdu. Bu şartlar altında ahmeti en iyi anlaması gereken de necdetti. Çünkü ahmet de kızından ayrı kaldığı için(hem de 7 sene) acı çekti, yitip giden yılların acısnı yaşadı. Kızının kendisinden uzakta olmasına dayanamıyordu ve aynı şeyi necdet de hissediyordu. Kendisi bunu yaşadığı için ahmetin duygularını çok daha iyi anlamalıydı. Ama ne yaptığını gördük...:icon_whis O nedenle necdet aynı şeyleri yaşadı neden başkalarına da yaşatıyor,bunun vereceği acıyı düşünmüyor mu dersek konu necdet olduğu için bu formül işlemez.:) Ben bunu epey düşünmüştüm de...:img-wink:
Ahmetin yaseminin hamileliğini gördüğü sahneye hiç girmiyorum. Zira girersem gözyaşlarımın arasında boğulabiliriz forumcak.:img-cray::img-cray: Ama çok başarılı bir sahneydi. Hem Okan yalabık için, hem cansel elçin için, hem beren saat için, hem de lale mansur için. Tabi sonradan ahmetin acısını gören anne Ayda akseli de unutmamak lazım.
dikkat çeken, gerek celbeden, gerek hüzünlendiren o kadar çok sahne var ki "bakışlar" açısından yaz yaz bitmez...
peki ya yasemin'in herhangi bir konuda herhangi birine( ve ya ahmet'e)
bakış açılarını değerlendirirsek unutamadığını bir sahne var mı?
benim unutamadığım bakışların dan ziyade
"ne düşünüyor acaba bu kız" dediğim sahne daha çok..
Yapmayın arkadaşlar yaa.Harcamayın hemen Ada Yaseminini.Unutmayın bu aşkın sebebi o.Hatırlatırım size 3.bölümde Ahmetin odasına gidişini.Seninle kalabilir miyim deyişini? Ahmet daha ileri gidemeyiz dediğinde saf saf neden deyişini? 4. bölümde Ahmet ona nişanlanalım dediğinde "ne dedin sen deyişini?" Peki ya 2 ay 28 gün ve 16 saat sahnesindeki Ahmete bakışlarını da mı unuttunuz? Hadi hepsini unuttunuz 9. bölümde Ahmetin kollarında yatarken suratındaki ifadeyi nasıl unuttunuz? Nasıl mutlu, nasıl aşk doluydu:img-in_lo Bristoldeki odalarına ikinci gidişlerini hatırlmaıyormusunuz?Biz neden bu kadar şansızız Ahmet?Şuanda karın olabilirdim diye yatağa uzanan ve göz yaşlarına boğulan Yasemin değil miydi?Ahmetin onun hamile olduğunu öğrendiği bölümdeki hali yeterince perişan değil miydi sizce? O paltoyu giyerken ki hali içnizi parçalamadı mı?11. bölümdeki ayrılma sahnesinde de çok başarılıyı.Tek başın Ahmet değildi orda kahrolan:sad53: Yasotu biran içinunutun arkadaşlar ben ada yasemininden söz ediyorum.
ay ben yine konuyu dağıtmışım özürdilerim:img-in_lo ıhım ıhım! neydi konumuş
Bakışlar... önce bir gruplandırayım bakışları.
1) öylesine : ayla, yasemin, laleyle yüzme için gittiklerinde tanışma anlarındaki kibar ama öylesine...
2) meraklı: yaseminin platonik aşk açıklaması sırasında ve necdetin politik görüşlerini anlatışında.
3) çapkın: yaseminin partiye geldiğinde dans ederken bakışları..şaşkın bir çapkınlıkla..
4) sevgi: ilk bölüm annesine özlemle sarılışı. küçük defneye sarılışı
5) aşk: günlüğü okuduktan sonra etkilendi ve yasemin'lerin evlerinin önündeki o ilk bakışları. ve bu zamana kadar yaseminle her karşılaşmasında, üzgün, kırgın, sinirli, anlamaya çalışan, özlem dolu her bakışında farklı ayarlarda görülebilen bakışlar...
6) üzgün: yasemin'in kerimanı yanlış anladığında. otelin dışındaki konuşma boyunca olan bakışları.
7) suçluluk: michele olayı açıklama anlarındaki bakışlarının tümü..
8) şaşkın: keriman yanlışlığından sonra yasemin necdetin arabasına bindiğinde. necdeti gördüğü andaki bakışları.
9) şaşkın-mutlu: yaseminle yıllar sonra trende karşılaşmaları.
10) şaşkın-çaresiz: yasemin-necdet işkence gördüklerindeki bakışları. mendereslere idamlar verilirken, babasına bakarak tepkisini gösterdiği sahneler...
11) şaşkın-hayret: babasının "düşüklerden birinimi savunacaksın" dediğindeki bakışları.
12) sinirli: necdete rüyanın velayetini vermesini istediğinde necdetin sözünden sonraki bakışları.
13) sinirli-sitemkar: yaseminin üzüldüğünü görünce necdetle sokaktaki yumruklaşmadan önce yaptıkları konuşmadaki bakışları.
14) yıkılmış-şaşkın-sitemkar-panik: rüyayı öğrendiğinde. bu dört bakış peş peşe saliselerle geçişli çok özel bir sahneydi.
15) yıkılmış-boş: kayseri sonrası otobüs beklerken.
16) sitemkar-kırgın-anlamaya çalışan: kıbrısçıka gitmeden önce yasemin camdan bakarken vedalaşma sahnesi...
17) sitemkar-kırgın: sen beni öldürdün yasemin.
18) özlem dolu-arzulayan: yasemini adaya çağırdığında...
19) sitemkar-özlem dolu: mehmet-sevimi gözaltında ziyarette ilk karşılaştıklarında yasemini gördüğünde yaptığı konuşma sırasında.
20) inanamayan-şaşkın-üzgün: yaseminin hamile olduğunu öğrendiği an.
21) inanamayan-mutlu: kızı olduğunu öğrendiğinde ruyaya bakarak sarıldığı anlar.
22) şaşkın-yıkılmış-panik: nikaha şahit olduğunda
23) anlayışlı: defneyle olan ilişkilerindeki.
24) çapkın arzulu: yaseminle ilk bölümdeki gece buluşmalarından birinde yaseminin "senin için zor olacak böyle gelmen" dediğindeki bakışları.
25) panik-korku: uçak kazasındaki bakışları
aslında daha çok var ama aklıma gelen bunlar. bakış çeşitlerindeki eksiklikler ve verdiğim örnekleri çoğaltabilirsiniz.
merak ediyorum eğer cansel elçin'in o "abartılı" bakışları olmasaydı. 10 yıldır şu aşk daha başka nasıl korunurdu. daha doğrusu hangi oyuncu normal bakışlarla şu aşkı koruyabilirdi. ya da 60'lı yılların naifliğini taşıyan bir aşk hem de romeo-juliyet aşkı 10 yıl nasıl, hangi bakışlarla korunabilirdi. üstelik partnerinizden bakışlar ve tavırlar adına en ufak bir umut yokken..
burada Cansel Elçin'in oyunculuğundan bırakın eleştirmeyi kuşku duymak bile çok büyük haksızlık. bu oyuncu senaryodaki ve partnerindeki tüm olumsuzluklara, tüm boşluk, zayıflık ve yetersizliklere rağmen olması gereken o naifliği tek başına taşıdı 8 yıldır. bu aşk 70'lerin gerçekçi 80'lerin yoz, laçka aşkı değil arkadaşlar. 60 yılların tüm romantizmini taşıyan tüm naifliğini, tutkusunu ve de R-J'liğini taşıyan tavırlar, bakışlar, davranışlarda olmalıydı. bunu da tek yapan karakter Ahmet'tir.
diğer yandan tutku zaten içinde abartıyı taşıyan bir duygu ve davranış biçimidir.
Cansel Elçin'i birkez daha ayakta alkışlıyorum.
Selamlar arkadaşlar,
pelinsim sahiden çok dikkatli bi Cansel izleyicisi olduğun kesin:)Ada Yasemininisine(bu adı çok tuttum valla:)) sorsan bu kadar güzel katagorize edemezdi bakışları:)
Abartılı bulanlardan biri benim ama ben kendi adıma sebebimi söylemiştim, ben kimseye öyyle bi bakış atmadığım içindir belki de :) ama bana bu bakışlar çok usak geliyo..Biri bana böyle baksa rahatsız olurum gibi..Anlatabildim mi bilmiyorum ama abartılı bulmamım sebebi buydu..
Bu arada Okanımı çokk sevsem de ve Ahmeti sevmesem de Cansel Elçini ben de severim ama Kırık Kanatların etkisiyle:)Orda çok severdim ben onu ama hayat bizi bambaşka yerlere savurdu işte:)
Bu arada arkadaşlar bayadır foruma giriyorum ama kontrol paneli yazan yerdeki itibar puanı ve yorumlar daha yeni dikkatimi çekti..Daha önce de görüyodum ama ben onu benim yazdıklarımdan alıntı yapılanlar falan sanıyordum:)Yazdıklarınız için de teşekkürler ayrıca:)
Yapmayın arkadaşlar yaa.Harcamayın hemen Ada Yaseminini.Unutmayın bu aşkın sebebi o.Hatırlatırım size 3.bölümde Ahmetin odasına gidişini.Seninle kalabilir miyim deyişini? Ahmet daha ileri gidemeyiz dediğinde saf saf neden deyişini? 4. bölümde Ahmet ona nişanlanalım dediğinde "ne dedin sen deyişini?" Peki ya 2 ay 28 gün ve 16 saat sahnesindeki Ahmete bakışlarını da mı unuttunuz? Hadi hepsini unuttunuz 9. bölümde Ahmetin kollarında yatarken suratındaki ifadeyi nasıl unuttunuz? Nasıl mutlu, nasıl aşk doluydu:img-in_lo Bristoldeki odalarına ikinci gidişlerini hatırlmaıyormusunuz?Biz neden bu kadar şansızız Ahmet?Şuanda karın olabilirdim diye yatağa uzanan ve göz yaşlarına boğulan Yasemin değil miydi?Ahmetin onun hamile olduğunu öğrendiği bölümdeki hali yeterince perişan değil miydi sizce? O paltoyu giyerken ki hali içnizi parçalamadı mı?11. bölümdeki ayrılma sahnesinde de çok başarılıyı.Tek başın Ahmet değildi orda kahrolan:sad53: Yasotu biran içinunutun arkadaşlar ben ada yasemininden söz ediyorum.
Çanım ada Yaseminine lafımız yok zaten,lafımız tren sahnesiyle başlayan ve uzaylıların kaçırdığını sandığımız ada Yasemini yerine gelen Yasota...Ne bitmez çiledir benim için o sahneden sonrası,her bölüm sonrası iç sıkıntısı,ağlamaklı bi hal,sitem,sinir hepsi var,hepsinin sebebi de bir türlü ne istediğini anlayamadığım Yasot...
aslında daha çok var ama aklıma gelen bunlar. bakış çeşitlerindeki eksiklikler ve verdiğim örnekleri çoğaltabilirsiniz.
merak ediyorum eğer cansel elçin'in o "abartılı" bakışları olmasaydı. 10 yıldır şu aşk daha başka nasıl korunurdu. daha doğrusu hangi oyuncu normal bakışlarla şu aşkı koruyabilirdi. ya da 60'lı yılların naifliğini taşıyan bir aşk hem de romeo-juliyet aşkı 10 yıl nasıl, hangi bakışlarla korunabilirdi. üstelik partnerinizden bakışlar ve tavırlar adına en ufak bir umut yokken..
burada Cansel Elçin'in oyunculuğundan bırakın eleştirmeyi kuşku duymak bile çok büyük haksızlık. bu oyuncu senaryodaki ve partnerindeki tüm olumsuzluklara, tüm boşluk, zayıflık ve yetersizliklere rağmen olması gereken o naifliği tek başına taşıdı 8 yıldır. bu aşk 70'lerin gerçekçi 80'lerin yoz, laçka aşkı değil arkadaşlar. 60 yılların tüm romantizmini taşıyan tüm naifliğini, tutkusunu ve de R-J'liğini taşıyan tavırlar, bakışlar, davranışlarda olmalıydı. bunu da tek yapan karakter Ahmet'tir.
diğer yandan tutku zaten içinde abartıyı taşıyan bir duygu ve davranış biçimidir.
Cansel Elçin'i birkez daha ayakta alkışlıyorum.
[/QUOTE]
insanın kendini ifade edememesi veya etse de bir türlü anlaşılamaması çok zor ama tekrar açıklamaya çalışayım. ben cansel elçinin oyunculuğundan zaten şüphe duymadım ki kendisini eleştirmenin haddim olmadığını da belirttim. ben o bakışların aşk içermediğini de söylemedim. ben dedim daha naif, daha ince bakışlarda aşkı daha iyi hissediyorum dedim. ama ahmetin bakışları fısıltılı konuşmayla birleşince ve yaseminin de buna aynı oranda karşılık veremeyince abartılı duruyor. abartıdan kastım da lüzumundan fazla tutku katmak istemesi cansel elçinin.daha önce de yazdım yine cansel elçinin oynadığı cemal karakterinin bakışları gayet kıvamındaydı. hoş gerçi orda karşılıklı bir paylaşım vardı burda yük birtek cansel elçinin üstünde.
bunları yazmaktaki kstım benim ahmet yasemin arasındaki aşkı hissedememem. sadece sözlerden ve hikayeyi bilmemden dolayı aşklarının büyüklüğünü bilmem.
Dark sign ve weasleys arkadaşlarım... Muhtemelen pelinsim onları size ahmetin bakışlarını empoze etmek için yazmamıştır.:) Bakıştan laf açılınca MMC Ahmt hayranları olarak kendimizi tutamayarak bize aşk dolu gelen bakışlardan filan bahsettik. Yoksa ben mesela weasleys arkadaşımın demek istediğini anladım. Bunun savunulacak, irdelenecek bir tarafı olmadığı için bir şey diyemiyoruz haliyle. Çünkü kimisi o bakışları beğenir, aşk dolu bulur, kimisi abartılı bulur,hoşlanmaz. Tamamen kişiliğimizle bakış açımızla ve yapımızla ilgili bir durum. O nedenle sizi anlıyorum. Hayır çok güzel bakıyor, aşk var nasıl görmezsin?" diyemeyiz kesinlikle. Ama ahmetin bakışları diyince de iflah olmaz MMC ahmet hayranları olarak gaza geldik işte.:) Ne yapalım bizi mazur görüverin artık.:img-blush
resimseçici
03-12-07, 16:25
peki bundan sonra ne olacak, bu konu hiç konuşulmuyor. Nikah ertelenecek mi sizce?
arase sormuştu. Bu konuda sizler ne düşünüyorsunuz.
Eğer evlilikleri yine ertelenirse hakikaten çok bayık bir hal alacak izleyiciler açısından.
arkadaşlar. tavuskuşunun dediği gibi bakışlara ilişkin yazım. herhangi bir arkadaşın yazısına yönelik değil. bugün ahmetin bakışları olsun konumuz demişti bir arkadaş. ben dark'ın yazısını görünce bir teşekkür edeyim deyip yine sözü necdete getirmiştim. sonra farkettimki konuşmak istedikleri konuyu dağıtmışım. ve yanlızca bu konudaki düşüncelerimi yazdım. fikirlerine katılmadığım arkadaşlarımın yazılarına ilişkin yazı yazıyorum ama bu yazı yalnızca belirlenen birkonuya ilişkindi. tabi ahmetçilerin belirlediği. necdetçi arkadaşlarda ya bu yazılanları eleştirebilir yada başka bir konu açabilir. yani bu forum kimseye ait değil. herkese açık o açıdan yani.bye
peki bundan sonra ne olacak, bu konu hiç konuşulmuyor. Nikah ertelenecek mi sizce?
arase sormuştu. Bu konuda sizler ne düşünüyorsunuz.
Eğer evlilikleri yine ertelenirse hakikaten çok bayık bir hal alacak izleyiciler açısından.
çanım,o konuyu düşünmek bile beni germeye yetiyor:)yani düşünüyorum normal insan mantığında dış kapının dış mandalı bir insan için 10 yıldır beklenilen bir an iptal olmaz ya da ertelenmez ama bizim senaristleri düşünüyorum,nasıl ki ada Yasemini Yasota dönüştürdülerse bu nikahı da erteletebilirler ama ben artık izleyemem...yani bu zamana kadar hep ha gayret ha sabır diyerek izledim ama saçmasapan bir iptale ya da ertelemeye katlanabileceğimi sanmıyorum en azından bir daha ki gerçekleşme tarihine kadar izlememe kararı alırım...
fatma-1721
03-12-07, 16:33
peki bundan sonra ne olacak, bu konu hiç konuşulmuyor. Nikah ertelenecek mi sizce?
arase sormuştu. Bu konuda sizler ne düşünüyorsunuz.
Eğer evlilikleri yine ertelenirse hakikaten çok bayık bir hal alacak izleyiciler açısından.
Bence ertelenmez canim...ben evlenceklerini düsünüyorum ama Ayla´nin intihari evlilikleri üzerinde kalici bir gölge birakacaktir.Senaristlerin Ayla´yi diziden baska türlü uzaklastirmamis olmalarinin sebebi de bu bence.
Ahmet´te,Yasemin de kendilerini suclayacaktir,evliliklerinin tadini uzun bir süre cikartamayacaklarini düsünüyorum:icon_sorr
Bu arada herkese merhaba oldukca rahatsizim o yüzden fazla kalamayacagimve hoscakalin bye sizlere iyi yorumlar
denizler kadar engin
sular kadar serin
bizi forumcak mahveden
senin o manalı bakan gözlerin:img-in_lo
efendim yazıma böyle bir balıklama dalış yapmak istedim:img-wink:
ahmet ve bakışlar yaz yaz bitmez zira daha devam edersek yeni bir cazgır savaşıda başlatılmış olabilir:img-yes:
ben birde inşallah bu bölüm olursa yaseminle nikahındaki ahmetin bakışlarını merak ediyorum muhtemelen çok güzel olacak gelinliğiyle yasemine çevireceği aşk ve mutluluk dolu bakışları:img-in_lo,ona sevgiyle bakan bütün ailesine doğru yönelttiği sevimli bakışları:img-in_lo,akşam olupta karısıyla başbaşa kaldığında ona yönelttiği o dayanılmaz cazibe dolu ve çekici bakışları:img-blush
eğer bu bölüm nikah olursa ve ahmet dediğim bakışları atarsa ekran karşısında bayılmazsak iyidir sevgili çanlarım:)
peki bundan sonra ne olacak, bu konu hiç konuşulmuyor. Nikah ertelenecek mi sizce?
arase sormuştu. Bu konuda sizler ne düşünüyorsunuz.
Eğer evlilikleri yine ertelenirse hakikaten çok bayık bir hal alacak izleyiciler açısından.
vallahi resimseçici arkadaşım. ayla kesin ölecek bunu artık net söylüyorum.
daha düne kadar denizin kurtulacağını sanıyordum ve yanlızca heyecan olsun diye yaptılar diye düşünüyordum. ama dün izledimki üst aramasıda yapılıyor. bu demektirki kesin yakalanacak. tek duam nikah olsun ondan sonra bunlar duyulsun. gerçi her iki olay nikah olduğu an duyulsa bile bunlar nikahın ertelenmesi için geçerli sebepler değil. olayı birinci dereceden ilgilendiren kişiler nikaha gitmezler. yalnızca şahitler ve ahmet-yasemin olur. atacakları bir imza. hatta olayın aciliyetini söyleyip hiçbir şeyi uzatmadan yaparlar bu işi. ama mutlu bir nikah olmaz tamam ne yapalım buna da razıyız. yemek olmaz. oradaki eğlenceyi, dansı, tüm ailelerin birarada olmasını göremeyiz. ahmet-yasemin dans ederken necdetin kıskançlığını göremeyiz.:icon_whis herşeye razıyız.
ama ne yazıkki. o iki kötü olayda olacak.
bir şeyi izlerken zevk almak. herkese önermek
bir şeyi izlerken zevk almamak, belki düzeltirler diye beklemek.
bir şeyi izlerken zevk almamak, düzeltilmesi umudunu taşımamak meraktan izlemek.
bir şeyi izlerken zevk almamak, düzeltilmesi bir yana iyice saçmalamasını hayretle seyretmek.
bir seyirci için ne acı.
bir yapımcı için ne fark etmemezlik.
işte bütün mesele...
seyretmedeki nitelik yapımcı için hiçbir şekilde önemli değil. ister zevk alarak izle. ister nefretle izle. sonuçta reyting var.
diğer bir tavırda; topluca izlememe kararı alıp imzalarla atv'ye, sis yapıma, senariste ve tüm ilgili köşe yazarlarına yollayarak protesto edebiliriz.
fatma geçmiş olsuuunn!
vallahi resimseçici arkadaşım. ayla kesin ölecek bunu artık net söylüyorum.
daha düne kadar denizin kurtulacağını sanıyordum ve yanlızca heyecan olsun diye yaptılar diye düşünüyordum. ama dün izledimki üst aramasıda yapılıyor. bu demektirki kesin yakalanacak. tek duam nikah olsun ondan sonra bunlar duyulsun. gerçi her iki olay nikah olduğu an duyulsa bile bunlar nikahın ertelenmesi için geçerli sebepler değil. olayı birinci dereceden ilgilendiren kişiler nikaha gitmezler. yalnızca şahitler ve ahmet-yasemin olur. atacakları bir imza. hatta olayın aciliyetini söyleyip hiçbir şeyi uzatmadan yaparlar bu işi. ama mutlu bir nikah olmaz tamam ne yapalım buna da razıyız. yemek olmaz. oradaki eğlenceyi, dansı, tüm ailelerin birarada olmasını göremeyiz. ahmet-yasemin dans ederken necdetin kıskançlığını göremeyiz.:icon_whis herşeye razıyız.
ama ne yazıkki. o iki kötü olayda olacak.
bir şeyi izlerken zevk almak. herkese önermek
bir şeyi izlerken zevk almamak, belki düzeltirler diye beklemek.
bir şeyi izlerken zevk almamak, düzeltilmesi umudunu taşımamak meraktan izlemek.
bir şeyi izlerken zevk almamak, düzeltilmesi bir yana iyice saçmalamasını hayretle seyretmek.
bir seyirci için ne acı.
bir yapımcı için ne fark etmemezlik.
işte bütün mesele...
seyretmedeki nitelik yapımcı için hiçbir şekilde önemli değil. ister zevk alarak izle. ister nefretle izle. sonuçta reyting var.
diğer bir tavırda; topluca izlememe kararı alıp imzalarla atv'ye, sis yapıma, senariste ve tüm ilgili köşe yazarlarına yollayarak protesto edebiliriz.
Aynen katılıyorum çanım sana eğer bu bölüm 43 bölümdür beklediğimize değmeyecek yine geçiştirilecek bir nikah hatta daha da kötüsü ertelenecek bir nikah olursa bence burada bir yazı oluşturup izlememe kararımızı hem atvye hem de yüksel aytuğa gönderelim.bitsin bu çile...yeter yaw...
Merak etme arwençanım. Rakibelerim hele hele zeynepçanımla ayşeçanım yokken hayatta başlayamaz bu CAZgır savaşları. Onlarsız tadı çıkmaz ki...Hem ben necdet miyim ki arkadaşlarım arkalarını döner dönmez, fırsattan istifade sevdiğimi ele geçirmeye çalışayım.:hıh:hıh Ne ğadder yüce gönüllü bir insanım değil mi?:) Ama haklısın ahmetin dediğin bakışlarını gösterirlerse aciller kalp krizi geçiren, fenalaşan, bayılan genç kızlarla dolup taşar cuma akşamı.:img-hyste:img-hyste
Geçmiş olsun fatma.bye
resimseçici
03-12-07, 16:50
sevgili Goldrose bende aklıma geldikçe geriliyorum. eğer yine evlenemezlerse feci kızacağım seninde yazdığın gibi evlenene kadar izlememek en iyisi.
bir şeyi izlerken zevk almak. herkese önermek
bir şeyi izlerken zevk almamak, belki düzeltirler diye beklemek.
bir şeyi izlerken zevk almamak, düzeltilmesi umudunu taşımamak meraktan izlemek.
bir şeyi izlerken zevk almamak, düzeltilmesi bir yana iyice saçmalamasını hayretle seyretmek
pelinsimcim super olmuş çok hoş biz herhalde şu an için son aşamadayız. ve protesto önerine katılıyorum.
Ve sevgili Fatmacım bende her nedense onların artık evleneceklerini düşünüyorum. Hatta Ayla da bir şekilde kurtulacak gibi geliyor bazen. Ama diğer dizi aklıma gelince senin gibi öldüreceklerini düşünüyorum.
Bu arada tekrardan geçmiş olsun canım.
dün ilk defa karayılana baktım asla izlemeyeceğim ama sırf bizden kaçan oyuncuları merak ettiğimden bakayım dedim
ayla hanım görünüşe göre önemli bir rolde yalnız yanılmadıysam yine umutsuz bir aşığı oynuyor,şevket bey ise pala bıyıklı gözü kara bir yiğit rolünde ama ben onlara bir türlü o rollerle bakamadım hele şevket amcamızı gördükçe sinirim tepeme çıktı:fighting2
o sebeple bende aylanın öleceğini düşünüyorum aslına bakarsanız sizinde dediğiniz gibi ölmeyip başka bir yere tayinini aldırma senaryosuyla diziden ayrılsaydı çok daha iyi olurdu hem burada o kadar senaryolar yazdığım tohtor melühünde fos çıktığını bir kızı iyi edemediğinide görmüş oluyoruz:)
nikahın ertelenip ertelenmeme durumu tabiiki reyting kaygısından yapıldı ama bu kadar olayın üstüne ertelenirse hakikatten saçmalığın daniskası olur inşallah yapmazlar:img-yes:
Merak etme arwençanım. Rakibelerim hele hele zeynepçanımla ayşeçanım yokken hayatta başlayamaz bu CAZgır savaşları. Onlarsız tadı çıkmaz ki...Hem ben necdet miyim ki arkadaşlarım arkalarını döner dönmez, fırsattan istifade sevdiğimi ele geçirmeye çalışayım.:hıh:hıh Ne ğadder yüce gönüllü bir insanım değil mi?:) Ama haklısın ahmetin dediğin bakışlarını gösterirlerse aciller kalp krizi geçiren, fenalaşan, bayılan genç kızlarla dolup taşar cuma akşamı.:img-hyste:img-hyste
Geçmiş olsun fatma.bye
aferin sana tavusçanım savaşında adil olanı makbuldur değilmi ama :img-wink: o yüzden seni bu centilman davranışından ötürü kutluyorum ayrıca ayşeçan gelirse doktor adayı olaraktan olası bir kalp krizinde neler yapabiliriz bizi bir aydınlatsın olurmu malum cuma aşırı MMC ahmet görmeye bağlı çeşitli krizler nüksedebilir:)
fatma abla geçmiş olsun umarım çabuk iyileşirsin...
.
bir şeyi izlerken zevk almak. herkese önermek
bir şeyi izlerken zevk almamak, belki düzeltirler diye beklemek.
bir şeyi izlerken zevk almamak, düzeltilmesi umudunu taşımamak meraktan izlemek.
bir şeyi izlerken zevk almamak, düzeltilmesi bir yana iyice saçmalamasını hayretle seyretmek.
bir seyirci için ne acı.
bir yapımcı için ne fark etmemezlik.
işte bütün mesele...
seyretmedeki nitelik yapımcı için hiçbir şekilde önemli değil. ister zevk alarak izle. ister nefretle izle. sonuçta reyting var.
diğer bir tavırda; topluca izlememe kararı alıp imzalarla atv'ye, sis yapıma, senariste ve tüm ilgili köşe yazarlarına yollayarak protesto edebiliriz.
fatma geçmiş olsuuunn!
Selamlar arkadaşlar,,
Bugün ne çok geldim ben yaa:)Öncelikle pelinsim'cim ; yazdıklarımı yanlış anlamamış olduğunu umarım..Ben, sen bize bişilen empoze etmeye çalışıyosunn gibisinden bişiler söylemeye çalışmadım ki..Çok iyi bi Cansel izleyicisisin dedim..Bu bakışları Yaseminmiini bile böyle katogorize edemezdi dedim :)Ben zaten forumda kendi fikrini başkalarına kabul ettirme çabalarına karşıyım, fikrim ne olursa olsun..
Bu arada yukarıda alıntıladığım yazıya kelime kelime katılıyorum..Çok acı bi durum yaşanıyor bu dizi adına..Ben izlemiyeceğim ama Okan var ve TV beni kendine doğru çekiyo, o yüzden ne yazıkki izlememezlik edemeyeceğim..Alışmış kişi cidden beter oluyor bazı durumlarda..Ben de o hesap, izliyorum..
bu arada her ne kadar Ahmet-Yasemin çiftine ve aşklarına karşı olumlu duygular beslemesem de yapımcıların; uğruna 68 gençliğini bile kısacık gösterdiği bu aşkk kahramanlarına karşı özenli olmaları gerektiğini ve adam gibi evlenmelerinin (bknz: çok duygusuz olduu:)) gerektiğini ben de düşünüyorum..
O sahnede pek bişiler hissetmeyeceğim ama yine de bu dizinin esas kızıyla esas oğlanı evleniyo sonuçta..Ona göre davranmalılar gibime geliyo..
Neyse arkadaşlar kendinize çok iyi bakın gittim benbye
Bir de nikahın ertelenme saçmalığını bırakın,bunca yıl hem bizim hem de onların beklediği bir an böyle rezil edilmemeli..Aylanın ölümünü mü anacaklar bizimkiler her evlilik yıl dönümlerinde,bu mudur onlara reva görülen?madem bu aşk efsane ona göre bir nikahı da hak ediyor değil mi?Bari onu bize çook görmesinler...Bu durumda Ayla kesinlikle ÖLMEMELİ...Böyle bir şey dileyeceğimi söyleseler inanmazdım ama ne yapayım :)
[QUOTE=Tavuskuşu;5473085]Merak etme arwençanım. Rakibelerim hele hele zeynepçanımla ayşeçanım yokken hayatta başlayamaz bu CAZgır savaşları. Onlarsız tadı çıkmaz ki...Hem ben necdet miyim ki arkadaşlarım arkalarını döner dönmez, fırsattan istifade sevdiğimi ele geçirmeye çalışayım.:hıh:hıh Ne ğadder yüce gönüllü bir insanım değil mi?:) Ama haklısın ahmetin dediğin bakışlarını gösterirlerse aciller kalp krizi geçiren, fenalaşan, bayılan genç kızlarla dolup taşar cuma akşamı.:img-hyste:img-hyste
Ah tavusçanım acillere düşecek olanlar sadece genç kızlar olsa iyi. Benim gibi 30 yaşına gelmiş, evli barklı olupta TV karşısında ağzının suyu aktığı için kocası tarafından gözü morartılan kadınlar da düşecek acillere :icon_whis
Ahmet ve Yasemin evlenecek mutlaka.Üstelik Ayla da ölmeyecek.Siz merak etmeyin.İçinizi ferah tutun.Bunlar ucuz reyting numaraları.Sanki Ahmet&Yaseminin evleneceğinden emin olsak diziyi seyretmeyeceğiz.Biz bukadar saçmalığa rağmen izlemekten vaz geçmedikte bu nikah olunca mı vaz geçiceğiz.Ama bakın o nikah olmazssa işte ozaman izlemekten nasıl vaz geçilirmiş göstririz onlara.
Benim okuduğum röportajda Nilgün Öneş 13 bölüm sonra bir dönem sona eriyor demişti.Yani 44. bölümde dönem sona erecek.Bu da bu hafta değil sonraki hafta Deniz Gezmişin asılacağı anlamına geliyor.Çok yazıl!İçimiz parçalanak yine:icon_sorr
Daha önce Ayla'nın Sivasa gideceğini duymuş ve sizlerle paylaşmıştım.Hatta orda Yusuf