Tüm Versiyonu Göster : Arka Bahçe (The Constant Gardener)


daylights
02-06-06, 17:33
Yönetmen:Fernando Meirelles
Oyuncular: Ralph Fiennes, Rachel Weisz , Hubert Koundé...
Tür: Dram - Gerilim
Süre: 129 Dk.
Yapım Yılı: 2005

http://img315.imageshack.us/img315/1827/constantgardener2vl.jpg

İki kez Oscar’a aday gösterilen Ralph Fiennes ve bu filmle En İyi Yardımcı Kadın Oscar’ını kazanan Rachel Weisz, bir romantik - gerilim filmi olan The Constant Gardener – Arka Bahçe’nin başrollerini paylaşıyor.

Kuzey Kenya’nın sapa bir bölgesinde, kararlı, zeki ve tutkulu Tessa Quayle (Rachel Weisz) canice öldürülmüş olarak bulunur. Tessa’nın yol arkadaşı olan yerli doktor olay yerinden kaçmıştır ve tüm kanıtlar bunun bir aşk cinayeti olduğunu göstermektedir. Sandy Woodrow (Danny Huston), Sör Bernard Pellegrin (Bill Nighy) ve İngiliz Yüksek Komiserliğinin diğer üyeleri, Tessa’nın eşi olan meslektaşları Justin Quayle’dan, bu olayın takibini kendilerine bırakmalarını ister. Diplomat olan Justin’in dengesi, çok sevdiği kadının ölümüyle tepetaklak olur. Zıt karakterli olmalarına rağmen, aralarında oluşan çekim sonucu evlenen ikili, Kenya’ya, Justin’in görevi nedeniyle gelmiştir. Justin’in karısına duyduğu sevgi onu hayatında ilk kez ipleri eline almaya yönlendirir. Karısının sadakatsizliğiyle ilgili söylentilerin de etkisiyle Justin kendisini tehlikeli bir maceranın içinde bulur.

Karısının adını temizlemeye ve onun başladığı işi bitirmeye kararlı olan Justin, karısının ortaya çıkarmaya çok yaklaştığı ilaç sanayinin kirli çamaşırlarını araştırmaya başlar ve gerçeğin peşinde iki kıta arasında yolculuklar gerçekleştirir. Kısa süre içinde araştırmaları sonucu büyük ve ölümcül bir komplonun izlerini bulur. Bu çok sayıda masum insanın canına mal olan ve kendi hayatını da tehlikeye atabilecek bir komplodur...

daylights
02-06-06, 17:34
Yapım notları
Bağımsız İngiliz film yapımcısı Simon Channing Williams, John le Carré’nin The Constant Gardener – Arka Bahçe’nin taslak halini 2000’in sonlarına doğru okuduğunda, hemen kaleme sarılıp yazarın avukatı Michael Rudell’a bir mektup yazdı. Yapımcı, bu mektupta romanı filme uyarlama fırsatının kendisine verilmesini istedi. Rudell cevap verip bir toplantı önerdiğinde, Channing Williams aynı gün içinde Londra’dan New York’a gitmeye razı oldu. Yapımcı bu durumu şöyle açıklıyor: “Romanı filme dönüştürme konusunda ne kadar ciddi olduğumu kanıtlamak istiyordum çünkü bana göre olağanüstü bir romandı. Büyük şirketlerin acımasızlığı, Afrika halkının kullanılması, hükümetlerdeki yolsuzluklarla ilgiliydi ve hepsinin altında da ilgi çekici bir aşk hikayesi vardı. O kadar içten, öfkeli ve hüzünlü bir kitap ki, bence pek çok yıl daha güncelliğini koruyacaktır.”

Film şekillenmeye başladığında senaryo ve roman yazarı Jeffrey Caine devreye girip onun deyişiyle “profesyonel zorlukları” ele almaya başladı. Caine çalışmalarıyla ilgili olarak şunları dile getirdi: Le Carre, iki yıldan daha uzun süren geliştirme süreci boyunca senaryo taslağıyla ilgili pek çok not yolladı ve bazı senaryo toplantılarına şahsen katıldı. Neyse ki hem sinemadan hem de kitaplardan anlıyor, beyazperdede bir roman uyarlamasının başarılı olması için pek çok şeyin farklı yapılmasının gerektiğinin bilincinde. Aslında çoğu zaman değiştirmek istediğimden fazlasını değiştirmem için beni ikna etti.

Film çekimleri...
2004 kışı ve baharında son rol dağılımı ve hazırlıkların ardından Mayıs ayında prodüksiyon başladı. Gözlem grubu Hippo Pharma’yla ilgili sahneleri çekmek için önce Berlin’e gitti. Hippo Pharma, Justin Quayle’in eşinin ölümünün üzerindeki sır perdesini kaldırma çabalarında çok önemli bir yer tutuyor. Almanya’da iki hafta süren çekimlerin ardından, yapım birkaç günlük çekim için Londra’ya taşındı. Tate Modern Gallery’deki bir mekan, Justin’in Tessa’yla tanıştığı seminer salonu olarak kullanıldı, Paddington’daki Magdalene Kilisesi ise cenaze töreni için kullanılan mekan oldu.

Afrika'nın derinliklerinde
En önemli çekim sürecini sona bırakan Fernando Meirelles, en görsel ve hikaye anlatımı açısından en çarpıcı sahneleri çekmek üzere prodüksiyonu Haziran başlarında Kenya’ya taşıdı. Nairobi ve ülkenin diğer kısımlarında çekimler iki ay sürdü. Tüm bunlar Simon Channing Williams’ın hükümet yetkilileriyle pazarlıkları sonucunda gerçekleşti. Le Carré’nin romanı, Kenya’da yolsuzluklar içinde yüzen hükümeti rahatsız etmişti ve bunun sonucunda kitap ülkede yasaklanmıştı.

Buna rağmen Kenyalılar ülke dışından çok sayıda kitap getirip, eş dost arasında bunları dolaştırmıştı. Roman’ın, İngiliz diplomatlara yönelik eleştirileri, bölgenin Yüksek Komiseri Edward Clay’in, film yapımcılarına yardım etmesine mani olmadı.

Meirelles’in sözleriyle “Edward bize pek çok açıdan yardım etti. Oyuncularımız, Yüksek Komiserlik’ten çok sayıda insanla tanışabildi, evlerine gitti ve nasıl yaşadıklarını gördü. Onlarla konuşup bürolarına gidince Yüksek Komiserliğin de herhangi bir şirket gibi olduğunu gördük. Unilever veya Shell’e benziyor ve tamamen iş yapmak ve iş fırsatları yapmak üzerine kurulu. Kenya’da İngiliz egemenliğinin son bulmasının üzerinden 42 yıl geçse de farklı nedenlerden dolayı arada hala bir bağ mevcut.”

Filmin açılış sahnesi, Nairobi’de Sahra altı Afrika’nın en büyük varoşunda çekildi. Kibera, 2500 dönüm üzerine kurulu bir kenar mahalle ve tahmini nüfusu 800.000 (kimilerine göre 1,2 milyon). Bunların büyük kısmı atık keresteler, çamur ve demirden yapılma derme çatma kulübelerde yaşıyor.

Şehir içindeki çekimler bir hafta kadar sürdü. Kibera’nın tehlikeli ve düşmancıl bir yer olduğu yönündeki raporlar gerçeği hiçbir şekilde yansıtmıyordu. Oyuncular ve ekip için unutulmaz ve şaşırtıcı bir deneyim oldu.

Yapım ekibi Kibera’ya bir şeyler vermekte kararlıydı. Mümkün olduğunca çok sayıda bölge sakinine iş sağlamanın dışında, bir çocuk parkı ve futbol sahası yaptılar, ayrıca bir kilisenin çatısını onardılar ve geniş bir kanalizasyon kanalının üzerinden acil durum araçlarının geçmesini sağlayacak bir köprü inşa ettiler.

kaynak: www.ekolay.net

irene
02-06-06, 17:50
SineKritik

Arka Bahçemizdeki Tehlike

Soğuk Savaş bittiği zaman bütün sanatını uluslar arası komplo teorileri, ajanlık müessesesi gibi kavramlar üzerine yapılandıran John Le Carré, Frederick Forsyth ve benzeri yazarların ne yapacağını merakla beklenir olmuştur. Acaba bu yazarlar; bir zamanlar içki yasağı kalkıp, suç dünyası devlet kontrolünde yeniden şekillendirildiğinde ve ekonomik bunalım bütün yönleriyle atlatılmaya başlandığında “suç romanları” üzerine yoğunlaşmış belirli bir edebiyat zümresinin önemsiz konular hakkında eserler kaleme almasına benzer bir istikamet mi izleyeceklerdi? Akıllara gelen soru buydu.

Beklenen olmadı... Çünkü tek kutupluluğa kayma eğilimi göstermeye başlayan dünyada yeni bir düşman ortaya çıktı: Büyük sermaye… Sınır tanımayan, kural tanımayan, umarsız, hesapsız, önüne ne varsa katıp sürüyen acımasız bir düşman…

http://img335.imageshack.us/img335/771/1194constantertan19yc.jpg (http://imageshack.us)


Le Carré’ın çoksatan politik romanından uyarlanan Arka Bahçe; sermayeleri bazı ülkelerin bütçesinden bile fazla olan “yeni düşmanlar”dan biri olan “ilaç şirketleri” üzerine eğilen bir film. Asıl derdi ise, yoksul ülkelerin durumları ve güçlü ülkeler tarafından bu zor durumlarından istifade ediliş biçimleri. Her şeyden önce, açıkça söylemek gerekir ki; Arka Bahçe; Syriana’nın,Trafik’in ve Savaş Tanrısı’nın oynadığı kadar “büyük oynayan” bir film ve bu nedenle de oldukça didaktik. Birçok sahne, kısa ve net bir mesajı aktarmak için çekilmiş.

40 kilometrelik yürüyüş, haydut kabile saldırısı ve barakalardaki yoksulluk bir tür ikaz niteliğinde. Restorandaki yemek sahnesinden, golf sahasındaki konuşma sahnesinden yokluğun/yoksulluğun kol gezdiği Afrika topraklarına ani geçişler cevabı bilinen bazı sorular sordurtma amacı güdüyor. Arka Bahçe; açılışından kapanışına kadar politik bir eğilime sahip olduğunu adeta bağırıyor.

Tanrıkent (City of God) adlı başyapıtından hatırladığımız yönetmen Fernando Meirelles yine tartışmalı bir görüntü ve kurgu çalışması elde etmişe benziyor. Claire Simpson’ın kurgusunun ve soluk görüntülerle bezeli el kamerasının gözü yorduğu bir gerçek, çünkü filmde olması gerekenden çok daha fazla “plan” var. Meirelles’in (Tanrıkent’te de şahit olduğumuz gibi) çok düz bir olayı karmaşıklaştırmak amacı ile çok fazla plan olmasını istediği ortaya çıkıyor. Yönetmenin stili, iki saati aşkın süreler için bir hayli yıpratıcı etkiler bırakıyor.

http://img267.imageshack.us/img267/7623/1194constantertan21le.jpg (http://imageshack.us)


Her ne kadar film Rachel Weisz’ın aldığı en başarılı kadın oyuncu Oscar’ı ile gündeme gelse de, ortada etkileyici bir oyunculuğun olduğunu söylemek güç. Son dönemlerde verilen oyuncu Oscar’ları, oyuncudan çok canlandırılan karakterin temsil ettiği değerlere verilmeye başladı sanki. Performansın yerini, genellikle toplumun geniş bir kesimi tarafından sevilmiş ya da en azından benimsenmiş kişinin ya da o kişinin temsil ettiği değerler bütününün alması sanatın yerini ikinci plana itmeye başladı. Kanımca Weisz’ın aldığı ödül; Yvette Pierpaoli (ve Tessa Quayle) gibilere adanmıştır…

Arka Bahçe; görüntü ve montaj nedeniyle yorucu olsa da mutlaka görülmesi gereken, ilgilendiği konulara hümanist bir açıdan yaklaşan, değerli bir propaganda filmi. Oyunculukları açısından olmasa da; çeşitli ülkeler arasında sermaye üzerinden bir tür ağ kuran şirketlerin karıştığı, uluslar ötesi bir komployu gözler önüne seren hikayesi ve etnik müzikleriyle etkileyici bir dil yakaladığını söylemek gerekir. Aynı zamanda; “Soğuktan Gelen Casus”, “Rus Evi”, “Ölüme Çağrı” gibi başarılı romanlara imza atmış olan yetmiş beş yaşındaki John Le Carré’ın hâlâ dimdik ayakta olduğu göstermesi açısından da mühim bir film…
Ertan Tunç

kaynak:beyazperde

daylights
06-06-06, 11:09
"Arka Bahçe" ("The Constant Gardener") ile ilk kez büyük bütçeli bir filme imza atan Brezilyalı yönetmen Fernando Meirelles, böyle bir projeyi kabul etmesinde en önemli etkenin Afrika'da çekim yapma imkânı olduğunu söylüyor. Farklı sinema anlayışlarıyla çekilmiş filmleri sevdiğini ifade eden yönetmen, değişik coğrafyalarda arayışlarını sürdürmeye devam edeceğinin sinyallerini veriyor.

Brezilyalı yönetmen Fernando Meirelles sinema camiasına 2002 yılında, uluslararası arenada adını duyuran "Tanrı Kent"le ("Cidade de Deus") girdi. İngiliz sinema dergisi Total Film, bu filme "Brezilyalı Sıkı Dostlar" adını vermişti. Yönetmen şu sıralar, bir John le Carré uyarlaması olan filmi "Arka Bahçe" ("The Constant Gardener") ile gündemde. Meirelles'le Venedik Film Festivali sırasında yapılan aşağıdaki söyleşide yönetmenin "Arka Bahçe"nin çekildiği Kenya'daki deneyimleri, bir sonraki projesi "Intolerance" ve Brezilya futbol takımının 2006 Dünya Kupası'ndaki şansı üzerine görüşlerini bulabilirsiniz.

http://img86.imageshack.us/img86/9332/fernandomeirellesyazi30gs.jpg

"Arka Bahçe"yi tür olarak nasıl bir yerde konumlandırıyorsunuz?
Film, aşk hikâyesi ile politik gerilim karışımı. Aslında filmin tam olarak ne üzerine olduğunu hiçbir zaman anlayamadım. Filmi kurgulama aşamasına geldiğimde artık bir karar vermek zorundaydım. Tamamını ilk izlediğimde aşk hikâyesinin çok yoğun olduğunu düşündüm ve bu yüzden hikâyenin özünün bu doğrultuda şekillenmesine karar verdim. Elimde kullanmadığım bazı sahneler vardı. Yeni bir karakteri filme sokan, bir takip sahnesi mesela. Tüm bu sahneler oldukça gerilimvariydi. Şu haliyle filmde politik drama sadece bir yan hikâye olarak kalıyor. Fakat bu, kurgu aşamasında alınan bir karardı.

Filmi çekmeden önce senaryoyu değiştirdiniz mi?
Evet, değiştirdim! Senaryo hükümet, şirketler ve ilaç firmaları arasındaki ilişkileri gösterirken, son derece karmaşık bir hal almıştı. Bu yüzden hikâyenin bir kısmını dışarıda bıraktım ve birçok İngiliz karakteri hikâyeden çıkardım; böylece senaryoyu daha basit bir hale getirdim. Bunların yerine filme, Nairobi sokaklarında geçen bazı sahneler ekledim. Kibera'daki sahneler senaryonun ilk halinde yoktu. Kenya'yı hikâyenin içine çekmeye çalıştım ve İngiliz toplulukla ilgili, özellikle İngiliz sınıf sistemine göndermede bulunan birçok sahneyi es geçtim. Kitapta yer alan, çalışan sınıf ve eski üst sınıf arasındaki özel ilişkilerin hepsini çıkardım.

Bunu yapma gerekçeniz neydi?
Öncelikle, senaryo üzerine ilk çalışmaya başladığımda senaryodan çok fazla bir şey alamamıştım. John le Carré bunları bana açıklama ve öğretme nezaketinde bulundu. Ama yine de çok fazla bir şey anlamamıştım ve bunu çok da önemsemiyordum. Bu filmi çekme nedenim, Afrika'da, özellikle Kenya'da, çekim yapma imkânımın olmasıydı. Bu nedenle dediğim sahneleri filmden çıkardım ve sokaklarda daha fazla çekim yapabildim.

"Arka Bahçe"yi çekerken ilaç endüstrisi tarafından hiç baskıyla karşılaştınız mı?
Hayır. Yalnızca bir keresinde Kenya'da biriyle bir soruna dönüşebilecek bir konuşmamız olmuştu. Bu kişi, neden bu filmi çektiğimizi sordu ve bunu yaparak büyük hata ettiğimizi söyledi. Sonrasında onu bir partiye davet ettik ve aramızda daha fazla sorun yaşanmadı. Aslında filmi ilk defa vizyona soktuğumuzda, birisinin karşıma dikilip "Bu ne saçmalık!" demesini gerçekten umuyordum. Böyle olmasını istemiştik ama kimse yapmadı. Ne yazık!

Filmlerinizin görsel yanı büyüleyici. Peki, sizin açınızdan önemli olan ne, hikâye mi görsellik mi?
Kesinlikle hikâye! Ve de oyunculuk. Görsellik hikâyeyi anlatmak için yalnızca bir araç.

Filme görüntü yönetmeninizle birlikte nasıl hazırlandınız?
Çekim için doğru mekânları bulmak adına gittiğimiz tüm yerleri birlikte ziyaret ettik ve o her mekânda fotoğraflar çekti. Fotoğraf çekimlerinde, asıl çekimler sırasında kullanacağı film malzemesini kullanıyordu. Çektiği fotoğraflar, filmde elde ettiğimiz karelere büyük ölçüde benziyordu. Ardından Brezilya'da renkleri düzeltme işinden sorumlu tenkisyenle birlikte her sahnenin doğru rengini bulmak için kare kare uğraştı. Ve ardından filmin görünüşünde slayt gösterisine benzer bir şey ortaya çıkardı. Londra'da post-prodüksiyon sürecinde, bunu bir referans olarak kullandık.

Tessa'nın öldürüldüğü kırmızı ve mavi tonlu, o mükemmel sahildeki renkleri post-prodüksiyonda mı elde ettiniz?
Hayır. Orası gerçekten filmde göründüğü gibi, çok güzel bir yer. "Magadi" denen, tüm o mavi, beyaz ve içinde biraz da pembe rengin bulunduğu büyüleyici bir mekân. Oraya şans eseri ulaştık. O sahneyi çekmek istediğimiz çöle, Kuzey Kenya'ya gitmiştik. Nairobi'ye uçakla dönerken pilotumuz şöyle dedi: "Saat daha üç. Güzel bir mekân görmek için biraz vaktimiz var. İsterseniz etrafa biraz göz atalım." Ardından da ekledi: "Uçağı buraya kolayca indirebilirim, zemin oldukça uygun." Böylelikle "Magadi"yi görmek için indik ve harika olduğunu düşündük. Sonuçta çekim mekânını değiştirdik.

Çekimlerde birden fazla kamera kullandınız mı?
Bazen üç ya da dört kamerayla çekiyorduk. Genellikle çektiğimiz tüm sahnelerde iki kamera vardı. Yeterli paranızın olması muhteşem bir şey, böylelikle negatif harcama konusunda düşünmenize gerek kalmıyor. Bu filme dek yer aldığım tüm projelerde negatifleri kullanırken tutumlu olmam gerekirdi ve kendimi birdenbire gönlümce negatif harcayabileceğim bir yapımda buldum. Şöyle oldu: Günün sonunda büyük meblağlar harcamış olduğunuz için kendinizi suçlu hissediyorsunuz. Ve üzgün olduğunuzu bildiren bir elektronik posta atıyorsunuz; onlar da bunun normal olduğunu yazıyorlar. Bununla birlikte harcadıkça harcamaya devam ediyorsunuz.

http://img86.imageshack.us/img86/1138/fernandomeirellesyazi19sk.jpg

Filmlerinizde özel politik mesajlarınız var mı?
Hayır. Aslında bu bir tesadüf. Yaptığım üç film de "dışlanma" üzerineydi. Ama kendimi aktivist ya da politik bir yönetmen olarak görmüyorum. Bunlar, sadece ilgimi çeken şeyler. Bir romantik komedi de yapabilirim. Gerçekten bilmiyorum.

Afrika'daki deneyimlerinizden bize biraz bahsedebilir misiniz?
Güney Amerika ile Afrika arasında büyük bir fark olduğunun bilincindeydim. Fakat aradaki farkın büyüklüğünden oldukça etkilendim. Oradayken umutlarınızın olması çok zor. Tüm karamsarlık her şeyden önce sağlık problemlerinden kaynaklanıyor? Bir keresinde öğlen yemeğimi yerken etrafıma baktım, çevredeki insanların altısından birinin HIV taşıyordu, gerçekten korkutucu.

Film yapımı açısından Afrika ile Brezilya arasında büyük bir fark var mı?
Ah, kesinlikle var. Öncelikle bizim çok gelişmiş bir film endüstrimiz var. Yerel ekip ve her çeşit malzemeyle istediğimizi yapabiliyoruz çünkü reklam endüstrimiz çok büyük. Kenya'da çok az araç gerecimiz vardı, bu yüzden çoğunu beraberimizde getirmek zorunda kaldık. Ve ana ekibi Güney Afrika'dan toplamak zorundaydık. Asistanlar Kenyalıydı ama ana ekip, gerçekten bayağı iyi olan bir Kenyalı yapımcı dışında, yalnızca yabancılardan oluşuyordu.

Irak, Afganistan, Asya şu sıralar gündemde. Sizce Afrika kıtası unutuldu mu?
Sanırım. Ama bu yıl bir hareketlenme var. Medya nihayet Afrika'yı keşfetti. İlk olarak "Hotel Rwanda" geldi, şimdi de "Arka Bahçe". Ve Afrika hakkında yaklaşık altı tane film gösterime girecek. "The Last King of Scotland" adlı bir filmin çekimleri daha yeni bitti. Leonardo Di Caprio, Liberya'da çekilecek "The Blood Diamond" için anlaştı. Ridley Scott da, hikâyesi Sudan'da geçen Nicole Kidman'lı "Emma's War"un çekimlerine başlayacak.

Sizce bunun Afrika'ya gerçekten yararı olacak mı?
Kesinlikle olacağı inancındayım, çok fazla değişiklik olmasa da farkındalık yaratacak, yararı dokunacaktır.

Filmin finansmanının arkasında Amerikan sermayesi yatıyormuş. Bu doğru mu?
Finansmanın yüzde altmışı, evet Amerika kaynaklı. Biraz Alman sermayesi de var.

O halde "Tanrı Kent" Amerika için bir bilet miydi?
Aslında o film gerçekten bir biletti. Fakat ben Amerika'ya gitmek istemiyorum! Hollywood'a taşınma gibi bir planım yok. Hem de hiç yok. Birçok proje teklifi ve davet alıyorum, ama ilgimi çekmiyor.

Neden peki?
Niye gideyim ki? Evim, kültürüm, dostlarım Brezilya'da! Ve Amerikalıların hikâyeleriyle ilgilenmiyorum! Filmleri çoğu zaman çok sıkıcı!

Peki, ne tür filmler seversiniz? Büyürken ne tarz filmler izlediniz?
Amerikan filmleri elbette, Avrupa, Asya filmleri. Şu aralar çokça Asya filmi izliyorum. Farklı sinema anlayışlarıyla çekilmiş filmler görmeyi seviyorum. Mesela bir Moğol filmi izliyorum ve orada benim gerçekten dikkatimi çeken hikâye değil. Ben sadece, çayı nasıl sunduklarını, birbirleri arasındaki ilişkileri, develerini nasıl kullandıklarını ve bu gibi şeyleri izlemeyi seviyorum. Ben, farklı yerlerde insanların nasıl yaşadıklarını izlemek ve öğrenmek istiyorum. Bu nedenle farklı ülkelerden filmler izlemeyi seviyorum.

daylights
06-06-06, 11:09
http://img102.imageshack.us/img102/8043/fernandomeirellesyazi20lp.jpg
Bir sonraki projeniz ne olacak, belli mi?
Evet, "Arka Bahçe"ye dâhil olmadan önce üzerinde çalıştığım projeye geri dönüyorum. Küreselleşme üzerine, altı ülkede geçen "Intolerance" adında bir hikâye. Brezilya'ya göre oldukça büyük, fakat uluslararası standartlarla kıyaslandığında o kadar da büyük olmayan bir proje. Yedi farklı dil olacak ve çekimler dünyanın birçok yerinde gerçekleşecek. Ve her ülkede, birbirinden farklı fakat birbiriyle ilişkili, çok özel ve mahrem hikâyeler var. Yani film, küreselleşmeyi beraberinde getirecek tüm bu karmaşık bağlantılar hakkında olacak.


Peki, hangi ülkeler projenin içinde yer alacak?
ABD, Brezilya ?ana karakter ve karakterlerden en zeki olanı Brezilyalı biri (gülüyor), Kenya, Filipinler, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin ve atletizm şampiyonasından dolayı Helsinki veya Roma. Kenyalı karakter bir koşucu. Bu da, hikâyelerin birbiriyle kesişme noktası.

Sizce bu sene Brezilya Dünya Kupası'nı kazanabilecek mi?
Şüphesiz (gülüyor). Yüzde yüz. Brezilya takımını tanıyor musunuz? Son elli yıldır böyle bir takım gelmedi! Üzgünüm ama bu sefer kazanmamaları için hiçbir neden yok!

kaynak: www.sinema.com

padme_01
23-01-07, 16:08
ben bu filme gitmek istiyordum ama bir türlü gidemedim umarım dvd si en yakın zamanda çıkar rachel weiz e oscar kazandıran oyunculuğunu görmek istiyorum

zeliş1989
22-06-08, 18:41
ya bunu sinemada izledim ama altyazılıolduğu için pek birşey anlayamadım:img-cray:

sbuffy
27-06-08, 14:36
http://img234.imageshack.us/img234/2295/50615864cb0.pnghttp://img234.imageshack.us/img234/3505/37275848zb7.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/5941/78150093kd5.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/5263/54502894bz8.png

http://img526.imageshack.us/img526/5356/15655544uz5.pnghttp://img526.imageshack.us/img526/6359/72996666tf5.pnghttp://img234.imageshack.us/img234/2935/20420700pj1.pnghttp://img526.imageshack.us/img526/32/23063697jq8.png

http://img253.imageshack.us/img253/115/83200773of3.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/3923/18xa3.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/8930/19en5.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/8391/49955047ak4.png

sbuffy
27-06-08, 14:38
http://img526.imageshack.us/img526/8040/19045904im4.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/2957/27nd7.pnghttp://img234.imageshack.us/img234/8176/38994582ix1.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/4665/37dl0.png

http://img253.imageshack.us/img253/8205/42tf4.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/6922/37218848tm1.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/4976/53wc8.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/6640/16344743ht0.png

http://img253.imageshack.us/img253/3155/70jh4.pnghttp://img234.imageshack.us/img234/5100/16043517td9.pnghttp://img253.imageshack.us/img253/5997/34831022as5.pnghttp://img234.imageshack.us/img234/7268/81524342ze2.png

sbuffy
27-06-08, 14:43
http://img253.imageshack.us/img253/773/79tv0.pnghttp://img234.imageshack.us/img234/8256/57083252ru9.pnghttp://img403.imageshack.us/img403/1181/27618221nb4.pnghttp://img526.imageshack.us/img526/7716/33057757dj5.png

http://img234.imageshack.us/img234/7288/92801829ou0.pnghttp://img403.imageshack.us/img403/2413/87621508nl5.pnghttp://img526.imageshack.us/img526/8380/64824559yg1.pnghttp://img403.imageshack.us/img403/2240/48628560fz6.png