Tüm Versiyonu Göster : Hikmet Körmükçü
http://img206.imageshack.us/img206/306/hikmetnt2.jpg
70'li yıllarda Şehir Tiyatrosu'a katılan Hikmet Körmükçü tiyatro çalışmalarının yanı sıra sinema ve televizyon filmlerinde oynuyor ve seslendirme yapıyor.
1972 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolarına yevmiyeli sanatçı olarak girdi. 1975 yılında kadroya alındı.2005 yılında kadar çocuk oyunları dahil
85 oyunda görev aldı.
Oyunlardan bazıları:
Yaprak Dökümü,
Yerma,
Bahar Noktası,
Godot Geldi,
Dallar Yeşil Olmalı,
İki Efendinin Uşağı,
Tartuffe,
Güz Bitimde
Münevver'in Hasb-ı Hali,(tek kişilik oyun),
Aşk Hastası,
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım,
Polyanna(Çocuk Oyunu)
Dilek Dağı (Çocuk Oyunu)
Kurbağa Prenses (Çocuk Oyunu)... V.B....
"Güneşin Oğlu" adlı çocuk oyununu yönetti (2003).
Aldığı Ödüller:
1988 Ulvi Uraz."Dallar Yeşil Olmalı".Yılın En İyi Kadın Oyuncusu.
1988 Avni Dilligil. Juri Özel Ödülü "Binbir Gece Masalları"
1993 Avni Dilligil Y.Kadın "Tartuffe"
2002 Afife Jale. Sarıpınar 1914 En İyi Müzikal Komedi Y.Kadın Oyuncu
2003 Afife Tiyatro Ödülleri " Meraki" En İyi Müzikal Komedi Kadın Oyuncu. 2005 Sadri Alışık Tiyaro Ödülleri Y.Kadın Müzikal Komedi
Onun yarışması tiyatro sahnesinde
35 yıldır tiyatroseverlerin yüzünü güldüren, 26 yıldır seslendirme yapan Hikmet Körmükçü, şöhreti dizi ve filmlerle kazanmış olmasından çok da hoşlanmıyor.
Körmükçü soyadı şu sıralar akıllara 'malum' şarkı yarışmasını getiriyor hemen. Oysa bir de sahnelerin 'Körmükçü'sü var: 35 yılını tiyatroya vermiş, ne şan şöhret, ne para pul, gözü başka hiçbir şey görmemiş Hikmet Körmükçü.
Adını bir yerden duymuş, yüzünü bir yerden gözü ısırıyor olanlar onu "Bir İstanbul Masalı"nın Adviye Hanım'ı olarak tanıdı ama o aslında 'Dedemin evi' dediği Darülbedayi'nin, yani İstanbul Şehir Tiyatroları'nın 'yıldızı'... Ve bu seneki Afife En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nün sahibi.
Türk tiyatrosunun unutulmaz oyuncusu Hazım Körmükçü'nün torunu Hikmet Körmükçü, 13 Haziran 1952'de Heybeliada'da dünyaya gelir. Yarış atı antrenörü Metin Bey ile ev hanımı Hatice Hanım'ın ikinci çocuğudur. Giyinir süslenir, ayna karşısına geçip hikâyeler anlatır, aktör amcası Settar Körmükçü "Marilyn Monroe'm benim" diye sever onu...
"Sen Hazım'ın torunusun"
Babası, kızının sporcu olmasını ister ama o daha ilkokul çağında yemek masasının altına kurduğu sahnede oyunlar oynayarak rengini belli eder iyice. Yatılı okuduğu Üsküdar Amerikan Koleji'nde tiyatro kulübü başkanı yaparlar Hikmet Körmükçü'yü. Bir taraftan atletizmle uğraşır, veteriner olmak ister ama tiyatro sevdası her şeyin önüne geçer sonunda. "Sen de çok erken öleceksin" diye üzülen babası bakar ki çare yok, elinden tutup Vasfi Rıza Zobu ve Bedia Muvahhit'e teslim eder onu. "İlk oyununda seni beğenmezsem tutar saçından sahneden indiririm ona göre" demeyi de ihmal etmez...
Ama 1972'de "Kurbağa Prenses" oyunuyla sahneye çıkan Körmükçü'nün yeteneği o derece aşikârdır ki, "Aferin"den başka bir şey diyemez babası da. Bir de öğüt verir: "Benim babam" der, "Şerefiyle, son ana kadar sahneye çıktı, kuliste iğne oldu, seyirciye belli etmedi. Sen de dedeni sakın unutma". Hiç unutmaz "Hazım'ın torunu" olduğunu Hikmet Körmükçü. 35 yıl boyunca "Dede, yanımdasın değil mi?" diye sormadan çıkmaz sahneye.
Tiyatro başka bir tutku
Lise 2'deyken bakar ki tiyatro derslerle beraber gitmiyor, okulu bırakır. Öyle ustaların elinde büyür ki, 'alaylı' olmakla gurur duyar. Onun konservatuvarı Tepebaşı Deneme Sahnesi'dir. Aç kaldığı da olur ama aklının köşesinden geçmez tiyatroyu bırakmak. "Aptallıkla, enayilikle suçlandığımız oluyor ama oyunculuk dermansız bir hastalık benim için. En kötü halimde bile sahne iyileştirir beni" der. 35 senede 80'den fazla oyunda oynar Körmükçü. Eşini de Şehir Tiyatroları'nda bulmuştur elbette, sonradan ayrıldığı Kahraman Acehan. Kızları Elif çok aranan bir dublaj sanatçısı olur büyüyünce. Kendisi de 26 yıl seslendirme yapar. Reklamlar, radyo tiyatroları, 'Arkası Yarın'lar...
Ne televizyona ne sinemaya öyle çok büyük bir tutku hissetmez. Tiyatrosunu aksatmayacak teklifleri kabul eder ancak. En bilinen dizisi "Bizimkiler" olur... Sinemada da "Küçük Balıklar Üzerine Bir Masal"da, "Ayın Karanlık Yüzü"nde oynar. En son da "İki Genç Kız"da Behiye'nin annesidir.
"Oray Eğin doğru söyledi"
Son dönemde ona asıl 'şöhret' getiren, "Bir İstanbul Masalı" dizisi olur. Ama televizyonun şöhretini sevmez pek. 30 küsur yıllık bir oyuncu olarak sokakta "Hangi şirketten emekli oldunuz Adviye Hanım?" sorularıyla karşılaşmak canını sıkar biraz. Tiyatro bambaşkadır, bunu bilir, bunu söyler.
O yüzden anlayamaz tiyatroyu bırakıp başka yerlerde var olmayı seçenleri. Kendi kuzeni Hazım Körmükçü de dahildir buna. Tiyatroyu bırakmasını da, katıldığı şarkı yarışmasında olanları da hazmedemez. "Belki insanlar bana kızacak ama ben Oray Eğin'i çok sevdim" der üstelik, "Söyledikleri çok isabetli. Doğruyu söylememek mi lazım? Hazım beni çok üzdü. Tiyatroyu bırakarak da bu yarışmadaki haliyle de... Kendini ispatlamaya ihtiyacı yoktu. Dinle, eleştirilere gülerek espriyle cevap ver, bir tiyatrocuya bu yakışır."
Bu sezon İstanbul Şehir Tiyatroları'nda üç oyunda birden oynuyor Hikmet Körmükçü: "Kim Kimi Kimle", "Keşanlı Ali Destanı" ve insanın içine işleyen, ona da ödül getiren "İyi Geceler Anne". Bu kim bilir kaçıncı ödülü, belli ki saymıyor... Onun için sahnede olmak en büyük ödül zaten... Varsın töreni izlemeye gelen kameramanlar o elinde heykelciğiyle kırmızı halıda yürürken filanca mankenin peşinden koşsun... Nasıl olsa o gerçek bir yıldız, tiyatronun 'yıldızı'...
Milliyet / Asu Maro
Aslında 'aile’ nedir?
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/1-17.jpg
İstanbul Şehir Tiyatroları Marsha Norman’ın Pulitzer ödüllü oyunu “İyi Geceler Anne” ile Harbiye Cep Sahnesi’ni bir anne-kızın evine dönüştürmüş. O evin içinden onları izliyor, bir anneye, bir kızına hak veriyorsunuz...
Daha kapıdan girer girmez nasıl oluyorsa çok özel bir deneyim yaşayacağınızı hissediyorsunuz. Bir yıldır tadilatta olan Harbiye Muhsin Ertuğrul Cep Tiyatrosu bir anne-kızın yaşadığı eve dönüşmüş düpedüz.
Parmak ucunuza basarak sessizce yerinizi bulup oturmaya çalışıyorsunuz. Anne televizyon karşısında uyuklamakta çünkü, rahatsız etmemek gerek. Koltuğunuzun üstünde bir dantel işi, sırtınızda da minder olabilir, şaşırmayın. Onların evi işte burası. Çiçekli duvar kâğıtlarıyla kaplı salonun içindesiniz, bakın hemen yanınızda aile fotoğrafları var mutlu ve kalabalık günlere ait. Şimdiyse evin havası ağır... Büyük bir mutsuzluk sinmiş duvarlara.
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/2-14.jpg
Derken Jessie giriyor içeri telaşsız adımlarla, hatta ayaklarını sürüyerek. Ortalığı toparlıyor, bir hazırlığı var belli ki. Annenin keyfi yerinde gibi, tek derdi şekerlemelerinin bitmiş olması:
- Yarın ısmarlamayı unutmayalım Jessie...
- Tamam anne.
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/3-13.jpg
Yarın için başka planlar
Oysa Jessie’nin başka planları var yarın için. Bir yandan eski havluları hazır ederken bir yandan babasının tabancasını arıyor. “Gel artık manikürünü yapayım anne” cümlesini söylediği aynı serinkanlı sesiyle, “Kendimi öldüreceğim anne” diyor, “bu gece”.
Daha ilk dakikada seyirciyi avucunun içine alan “İyi Geceler Anne”, arasız iki saat boyunca bir an nefesinizi bırakmanıza izin vermiyor. Bir anneyi anlarken buluyorsunuz kendinizi, bir kıza hak verip onunla beraber acı çekerken.
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/4-6.jpg
Bir yandan da kafanızın içinde binlerce soru dönüyor: Aynı evde oturduğumuz, her an dip dibe olduğumuz insanların ne yaşadığını, ne hissettiğini ne kadar biliyoruz? 'Aile’ nedir? ('Bir kazadır’ Jessie’ye göre, aileniz olmak için çaba harcamaları bile gerekmez.)
Bazen kendi yaşamına sahip çıkmanın tek yolu ölümü seçmek olabilir mi? (Yine Jessie’nin deyişiyle 'gürültülü, boğucu bir otobüsten istediğin durakta inebilmek’...) Hele hele kalmak için hiçbir nedenin yoksa, anneye arkadaşlık etmek dışında... İyi bir arkadaş da değilsen üstelik...
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/5-3.jpg
Ama 'sorumluluk’larını ihmal etmemek gerek bir yandan... Annenin düzeninin tıpkı eskisi gibi devam edebilmesi için her şeyi ayarlamak, markete talimat vermek, küçük notlar yazmak, neyin nerede olduğunu ona göstermek... Ki, gözün arkada kalmasın...
Gerçekten inanılmaz güçlü bir metin var karşımızda, Yıldırım Türker’in muazzam çevirisiyle de taçlanan. 1986’da başrollerde Sissy Spacek ve Anne Bancroft’la filme çekilen, yıllar önce Ankara Oda Tiyatrosu’nda Nurşen Girginkoç ve Nurşim Demir tarafından oynanan oyun, bu kez Arif Akkaya’nın yönetiminde iki dev oyuncuyla şahane bir 'düet’ olmuş.
Anne Thelma’da Celile Toyon’a, Jessie’de Hikmet Körmükçü’ye oyunun her anında hayran oluyorsunuz. Zaten oynadığı en küçük rolü bile unutulmaz kılan Hikmet Körmükçü bu kez seyirciyi darmadağın ediyor.
http://i230.photobucket.com/albums/ee188/ehlocan/6-2.jpg
Kokuyu duyuyorsunuz
Dekor-kostüm tasarımını yapan Zuhal Soy, en küçük detaya kadar her şeyi düşünmüş. Jessie’nin ısıttığı kahvenin de, kullandığı bulaşık deterjanının da kokusunu duyabiliyorsunuz. Tıpkı aile fotoğraflarında Jessie’yi terk eden kocası Cecil’e, hayırsız oğluna ya da sinir bozucu erkek kardeşi Dawson’a dair izler aradığınız gibi...
Her anıyla dokunaklı
Baştan sona her anıyla, dokunaklı John Denver şarkısı “My Sweet Lady”yle gelen finaliyle etkileyici, şaşırtıcı, yürek parçalayan bir oyun “İyi Geceler Anne”. “Babam ve Oğlum”un güzelliğini dökülen gözyaşı miktarıyla ölçen seyirci için not: Fena halde ağlatıyor.
Bu oyunu izlediğim gün sevgili Savaş Dinçel'in son yolculuğuna uğurlandığı gündü...Hem oyuncular hemde biz izleyiciler için çok zor gündü..Buna rağmen sahneye çıkıp oyunlarını oynadılar..Oyunun genel havası zaten çok kasvetli duygusal üstüne o çok vurucu final sahnesi ve birde günün getirdiği hüzünle çok duygusal anlar yaşanmıştı...Hayatım boyunca unutamayacağım günlerden biriydi...
Keşanlı Ali Destanı oyunundan...
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/tara0008.jpg
Kim kimi kimle oyunundan...
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/tara0003.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/tara0004.jpg
Kim kimi kimle oyunundan ,Necat BİRECİK ve S.Bora SEÇKİN ile...
http://www.elektronikgazete.com/haberler/wp-content/uploads/2008/01/kim-kimi-kimle7.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/fot-hikmet-kormukcu.jpg
Kim kimi kimle oyunundan Burak Davutoğlu ile...
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/kim_kimi_06.jpg
Kim kimi kimle oyunundan S.Bora SEÇKİN ile...
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/kim_kimi_03.jpg
keşanlı ali destanı oyunundan...
http://www.tiyatrodunyasi.com/galeri/kesanli_ali_2.jpg
http://www.tiyatrodunyasi.com/galeri/kesanli_ali_4.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/y1pw7cg9bVuCLJHMe9NaQ9OGOECEOjP52g4.jpg
Keşanlı Ali Destanından...
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/hikmet4.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/hikmet3.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/hikmet2.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/hikmet1.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_1654.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2830.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2831.jpg
http://i255.photobucket.com/albums/hh129/yesimg/100_2829.jpg
|
|