Tüm Versiyonu Göster : Doktorlar-Senaryolar
yeni bölüm inş bugün gelicek:D
ama eski senaryomu buldumm:D
geçen yaz eklemiştim ama sonra yarım kalmıştı hatırlayanlar olur mu bilmem
bugün birkaç bölüm ekliycem devamını isterseniz de eklemeye devam edicem...
1. BÖLÜM
ELA ve levent üniversitenin beden eğitimi ve spor bölümü son sınıf öğrencilerindendir. İlgilendikleri branşlar bakımından farklı sınıflardadırlar. ela üniversitenin bahçesinde otururken levent gelir.
L- slm
E- slm
L-ben levent
E-ela(der elini uzatır)
L-(gülümser)memnun oldum
E –bende
L-bir anket hazırlıyoruz da katılmak ister misin (ah be abim bayatladı bunlar yhaaa)
E-olabilir hangi konuda
L-mmm şey hı gençlik ve spor
E- tmm başla hadi
Levent elaya sorular yöneltmeye başlar bi çogu da saçma sorulardır.ve son soru
L- gençlere sporu sevdirebilmek için neler yapılmalıdır
E ela gülümser herkes sporu sever gitmeliyim
L-bi Dakka
Ela bakar
L-sonra görüşebilir miyiz?
E neden olmasın
Ela leventin niyetini anlamıştır (ama anlamıcak gibi de deil ki saf bnm abim yhaa)
Ertesi gün
ELA KAFETERYADA OTURURKEN LEVENT GELİR
L-oturabilir miyim
E-tabi
L-teşekkür ederim eee nasılsın
E- ii sen
L-ii
E-anket ne durumda
L-anket?
E-ela gülümser
L- hıı anket. Uraşıoz
E-kesin öledir
L- anlamadım
E-benimle tanışmak için kılıktan kılığa girmene gerek yoktu
Lşaşırmış bi şekilde bakar
E- anketten bahsediyorum
L nasıl anladın
E sorular
L eet saçmaydı
E biras.
L şey sinemada güzel filimler var bu akşam ben gidicem sende gelmek ister misin
E olabilir aslında ben de gitmek istiodumm
L tmm öylese seni saat 8 de alırım
E tmm der ve levente evin adresini verir
Levent saat 8 de elanın evine gelir. Elayı hep spor kıyafetlerle görmüştür. Ama bu akşam ela da bi farklılık vardır.ve bu farklılık leventi çok etkilemiştir.gece çok güzel geçer.bu gece onlar için bir dönüm noktası olmuştur. Güzel bir arkadaşlığın başlangıcı.bugünden sonra ela ve levent daha da yakınlaşmıştır.ela leventsiz bir hayat düşünememektedir.hatta bu yüzden voleybol milli takımından gelen transfer teklifini bile kabul etmemiştir.herşey çok güzel gidiyordur. Ve mezuniyet günü gelir.ela çok heyecanlıdır.kardeşi gibi gördüğü kader leventle ilk defa karşılaşacaktır.ela kutlama alanında kaderi beklemektedir.bi yandan da leventi merak ediyordur.telefonda 5 dakka sonra yanındayım demiş ama yarım saat olmuş ve levent hala gelmemiştir . ela leventi aramaya gider her yere bakmıştır ama levent ortalarda yoktur. Sadece arka bahçe kalmıştır ve ela oraya gittiğinde gördükleri karşısında ne yapacağını bilemez.ve koşmaya başlar . levent onu kandırmıştır. Arka bahçede denizle öpüşüyordur. Bunu gören elanın dünyası başına yıkılmıştır.ela süslerden birini devirir ve çıkan ses sayesinde levent elayı fark eder ve elanın peşinden koşmaya başlar.
L- elaaaaa dur bekle açıklayabilirim
D- levent
L- benden uzak dur
D levent
L defoooooooool
Ela kutlama alanını çıkışında kaderle karşılaşır kader arabayı parkediyordur. Ela hemen arabaya biner ve kaderden buradan uzaklaşmasını ister . hüngür hüngür ağlıyordur.
Kader şaşkın bir şekilde arabayı kullanır.ela uzun bir süre hiç konuşmass. Daha sonra olan biteni kadere anlatır. Kader çok öfkelenir.ama bunu elaya pek belli etmess.onu teselli eder ve ela bir karar alır milli takımdan gelen transfer teklifini kabul edecek ve buralardan gidecektir.
* * *
2. BÖLÜM
Levent günlerce elaya ulaşmaya çalışır ama ela çoktan teklifi kabul etmiş ve şehirden ayrılmıştır. Haftalar sonra levent haberlerde elayı görür .ela kısa zamanda herkesin gözdesi olmuştur. Ve voleybolda arananlar arasında kısa zamanda yerini almıştır. O günden sonra levent bazen televizyondan bazen maça giderek hep elayı takip etmiş. Ama bi türlü cesaretini toplayıp yanına gidememiştir. Daha sonra levent İstanbul da özel bir okulda basketbol koçluğu yapmaya başlamış ve orda işe başladıktan sonra bir daha eladan haber alamamıştır.
Aradan 1 buçuk yıl geçer ela sakatlanmış ve bir daha profesyonel anlamda voleybol oynayamayacaktır. Morali ise çok bozuktur. İstanbul’a kaderin yanına gider ve kaderden elayı sevindirecek bir teklif gelir. Çalıştığı kolejde okul voleybol takımı antrenörü sintem hanım evlenmiş ve işi bırakmak zorunda kalmıştır ve takımın bir çalıştırıcıya ihtiyacı vardır. Kader eladan habersiz okul müdürü Haldun beyle konuşmuş ve Haldun bey bu olaya çok sıcak bakmıştır. Ela bu haberi duyunca morali biraz düzelmiş ve Haldun beyle görüşmeyi kabul etmiştir. Ela ve kader okula beraber gelirler.ela Haldun beyin odasına girecekken koridorun sonunda levent öğrencilerle konuşuyordur.
L ela içinden yok cnm ne işi var burada ela yok artık bunu kabul et )
Hasan – koç
L – hı
H – daldın
L – şeyy tamm çocuklar antremanda görüşürüz eksiksiz geliosunuz
H – tmm koç
Ela Haldun beyin odasına girer
E – merhaba girebilir miyim
H tabi buyurun ela hanım ben de sizi bekliyordum. Ne alırsınız
E-teşekkür ederim bişi almıyım
H- öncelikle görüşmeyi kabul ettiğiniz için teşekkür erdim. Okulumuz spora çok önem vermektedir ve voleybol takımı antrenörü işi bırakınca çaresiz kaldık ama imdadımıza yetiştiniz
E – aslında benim için de ilaç gibi geldi sakatlığım yüzünden profosyonel anlamda devam edemiyorum.ama voleybol benim heşeyimm
H buna çok sevindim. Okulumuzun bir kapalı spor solonu war solonu basketbol takımı ile ortak kullanacaksınız. Saatleri basket koçumuzla kendi aranızda halledersiniz. Çok ii biridir anlaşacağınıza eminim.
E – bir takım war demiştiniz ben vakit kaybetmeden bi kızlarla görüşeyim kızlara nasıl ulaşabilirim
H- ben size bilge hanımı çağırayım o yardımcı olucaktır
E tmm o zmn sölersiniz kızları toplasın spor salonunda bi konuşayım ben
H tmm salona götürmemi ister misiniz
E- yoo hyr knedim bulurum burayı öğrenmem gerekio diymi :d
H tmm bi sorun olursa çekinmeyin yardımcı oalbileceğim bişise elimden geleni yaparım
E tmm der ve odadan çıkar kader onu bekliodur.merakla elaya bakar
E Haldun bey çok tatlı biri
K eet öyledir
E spor salonu nerde kızlar gelicek
K hemen başlıosun yani
E e vakit kaybetmemek lazım
K tmm bende zaten anasınıfına çocukların yanına iniodumm sana gösteririm
E tmm cnm
Kader elayı salona kadar götürür. Basket bol takımı antreman yapıodur.leventin telefonu çalmöış ve levent konuşmka için odaya gitmiştir.kızalr gelir
B ela hanım sizsiniz galiba kızlara haber verdim aa geldiler başka bi isteğiniz var mı
E yok gerekirse ahber veririm
Ve birden bilgenin kafasına basket topu gelir. Bilgenin suratı kıpkırmızı olur herkes gülmemek için kendini zor tutyordur.çocuklar özür dilerler ve bilge gider.
E – eet kızlar ben yeni antrenörünüz ela Altındağ
DİlA- milli takım oyuncusu olan mı
E ela gülümser artık deil
YASEMİN – süper
E tamam kızlar abartmayın kaptanınız kim
ELİF benn
E tmm takım topalm kaç kişi
ELİF 8
E hıı
E tmm o zmn size rakip oluşturmak gerekio basket takımıyla aranız nasıl
CEREN ii çocuklar
E böyle düşünmenize sevindim
DİLEk neden
E çünkü onlardan 4 oyuncu size antremanlarda rakip olucak der gülerek beyler
Takımdakiler elanın yanına gelir ela onlarla da tanışır ve planlarını anlatmaya başlar tam o sırada levent salona gelir çocukların muhabbet ettiklerini görünce yanlarına doğru ilerler
L – elaa
****
3. BÖLÜM
Levent ne yapacağını bilemez ve çareyi kaçmakta bulur
E – kızalr öylese yarın antremanda görüşürüz
K- görüşürüz hocam
E beyler unutmayın boş vakitlerinizde siz de bize katılcaksınız söz verdiniz
B T tmm hocam yeter ki siz istein biz buralardayız
E glümser anlaştık hı son bişi daha elif takımdakilerin sınav notlarını öğreniosun hepsini tek tek listeleyip bana veriosun öğretmenleinizin ismleirni de yaz onlarla görüşücemm voleybol oynarken dersler aksatılmıycakk
B T gülerler
E ne oldu
HAsaN – hiç bizim koç ta ilk geldiğnde aynı şeyi sölmişti
E – güler çünkü doğru olan bu bu arada koç nerde onal görüşmem lazım
Bora – az sonra gelir hocam
E – ela saatine bakar ya ben geç kaldım daha sonra konuşuruz artık kendinizie ii bakın siz bana lazımsınız ona göre
Öğrenciler gülerler
V T görüşürüz hocaaam
Ela salondan çıkar levent gelir
Ege – koç nerdeydin yaa
L işim vardı
EGE ela hoca baya bekledi seni antreman saatlerini sorcakmışş
L ii sonra konuşuruz hadi yeterince kaytardınız antrenmana
Elif – size kolay gelsin koç biz kaçar
L tmm kızlar dersleri ihmal etmeyin
YASEMİN – valla koç ta ela hoca da ii de ikisi de derslerle bozdu yaa
Gülerler
Elif – kızlar notlarınızı bi kağıda yazın da ben ela hocaya götüreyim
Hepberaber – tmmm
Anasınıfı
E- kader hadi gitmiomuyuz
K – tmm cnm bi öğrenci kaldı onunda velisi gelsin çıkıcaz
Çocuk – ii günler öyetmenim
K- ii günler cnm
E – seni seviyorlar
K – bende onları seviom çok tatlılar
E –e hadi gidelim
K - tmm çantamı alıp geliorum
E – tmm .aaa ben notlarımı spor salonunda unuttum alıp geleyim arabanın yanında buluşuruz
K – tmm
Spor salonu
Leventin arkası dönüktür çocuklara taktik veriyordur
L – hasan önüne bak nereye bakıyorsun
H- hocam hoş geldiniz
E – kolay gelsin
B T – saolun hocam
E hocam kusura bakmayın böldüm notlarımı burada unutmuşumda
L önemli değil (leventin arkası dönüktür)
E ( çantasını karıştırırken leventin yanına gider ve elini uzatır levente bakmıyordur)
Ben ela voleybol takımını yeni antr…. ( sözünü tamamlayamadım leventi fark eder ve hemn orasını terk eder levent te ardından
L – elaaaa
Hasan- abi ben bişi anlamadım
Ege – ne oldu şimdi yaa
Efe – bu işte bişi var
Mehmet – yakında çıkar kokusu
Semih – bu okul eğlenceli olmaya başladı
HASAN –okul dallasa döndü yaa
Cenk – hadi kız gibi dedikodu yapmayı bırakın da antremana dönelim
Hasan – (elindeki topu atar )ii hadi başla bakalım
Okul bahçesi
L ela bekle beni
E defol
L elaaa
E levent benden uzak dur tamm mı der ve kaderin arabasına biner kader oln bitenden bişey anlamamış saf saf eladan bi açıklama yapmasını bekliodur.
E – hadi gidelim buradan
K ela ne oldu
E hadiiiiii
K – tmm kzma
E – ya pardon sinirim bozuldu
K- önemli değil de ne oldu 2 dakka da
E levent
K koçla tanıştınız demek
E kader levent hani ünüver…( ağlamaya başlar) ben ondan kaçarken o yine karşıma çıktı
K – ya bi Dakka ben bişi anlamadım şimdi koç levent . levent! bu nasıl iştir yhaa
E tmm kapatalım bu konuyuuu
K –tmm cnm da ne yapmayı düşünüyosunn
E burayı bırakamam kızları yüz üstü bırakamam devam edicemm
K – ama mutsuz levent sana rahat vermiycek
E – umrumda bile değil levent benim için yok artık
K emin misin
E eet ( içinden onu hala deli gibi seviorumm)
K ela ondan sonra kimsenin yanına yaklaşmasına izin vermedin
E …..
K – tmm seni üzmek istemedim ağlama
E- tmm ağlamıycam
K eve mi gidelim yoksa sahilde biras yürüyelim mi belki ii gelir
E – yok eve gidelim
K –tmm cnm
İçeri girerler ela hemen kaderin onun için hazırladığı odaya girer radyoyu son sesine kadar açar ve radyoda çalan şarkı
Hergün unuttum diyorum
Artik bitti bugün yepyeni bir gün
Sonra küçük bir bakisin senin
Küçücük bir gülüsün alevlendiriyor külleri
Soranlara unuttum diyorum
Adi neydi hatirlamiyorum
Ben artik sevmiyorum
Yalan
Ama öyle demiyor içim
Susmuyor susmuyor kalbim
Hala deli divaneyim
Nereye gitsem ne yapsam
Herseyde sen güzelde ve çirkinde
Güzelde sevgin var insafsiz
Çirkinde koyup gidisin
Sevmiyorum deyisin
Ela leventi affedebilecek mi ?
B t _ basket takımı
V T voleybol takımı
bugünlük bu kadar yeter devamı
isteğinize bağlı
:D
****
METE DÖNÜYOR :)
L alo ismet bey ben levent
İ buyurun komiserim
L biz meteyi görmek istiyoruz iyi olduğundan emin olmak
İ bakın levent bey daha öncede söyledim çocuk size ve eşinize çok alışmış sizden kopması için zamana ihtiyacı var buna izin vermiyorum
L bakın ismet bey
İ iyi günler der ve telefonu kapartır
E ne oldu
L kapadı
E yani
L izin vermedi
E levent ben o adama hiç ısınamadım onda bir şeyler var
L bende ısınamadım ama o metenin tek yakını
S alo abi ne haber
L eh senden
S hemen merkeze gelmen gerekiyor
L neden
S levent elaya söyleme gel bekliyorum
L tamam
E kimmiş canım
L suat aşkım ben bi merkeze gideyim sonra gelinlik için provaya gideriz beni bekle yalnız gitme tamam mı
E tamam canım
L abi ne oldu
S hanımefendinin sana anlatacakları var
L hanımefendi ? a siz…
MY evet benim metenin yengesi
L yoksa meteye bir şey mi oldu
MY hayır ama olacak
L nasıl yani
MY bakın ben sevinç i çok severdim ve bunu onun oğluna yapamam sessiz kalamam …
L neye
MY bakın levent bey mete 2 yaşında daha ve kocam onu dövüyor … kocam çocukları dilendiriyor ve mete biraz daha büyüyünce bunu ona da yaptıracak …
L ama sabıkası
MY evet yok henüz yakalanmadı
L evde mi
MY evet
L mete
MY o da evde
L tamam
Ve ekip toplanır … metenin amcasının evine doğru yola çıkar karısının ifadesine dayanarak adamı tutuklarlar … ama içeri girdiklerinde mete yoktur levent telaşlanır
L mete nerde
MA yok mete falan
L sana mete nerde dedim der ve adamın karnına yumruk atar
O sırada yan odadan ağlama sesi gelir … levent odaya geçer ve meteyi görür mete leventi görünce ona koşar
M baba
unutmamıştır babasını unutmamıştır leventin gözlerinden yaşlar gelir ve oğlu ile birlikte eve döner
E levent nerde kal… mete
Der ve meteyi kucağına alır
L o artık hep bizimle
Haldun levente söz vermiştir metenin velayetinin onlara geçmesi için elinden geleni yapacaktır .
akşam leventin annesi kardeşi ve elanın ısrarıyla murat yemeğe gelirler yasemin hanım şok geçiriyordur… 6,5 aylık hamile bir gelin 2 yaşlarında küçük bir bebek ve nikah hazırlıkları yapan bir çift … fazla karmaşık bir durumdur ama alışmak zor olmaz dilanınsa oalylar karşısında sadece metenin varlığına şaşırışı ve onu özlemle kucaklayışı farklı bir durumdur … kızının her şeyden haberder olup da kenidsine söylememesi belli etmemeye çalışsa da zoruna gitmiştir. Ama oğluyla yeni yeni bit hayat kurma çabasındaykan bu tarzda duygulara o hayatta ye yoktur. Murat çekingen levent biraz gergin ela ise ortamı yumuşatma çabasında … bütün gece böyle biter kocaman bir aile olmuşlardır … gecenin sonuna doğru o gergin hava son bulmuş ve neşeli dakikalara yerini bırakmıştır mete leventin kucağında uyuya kalır ela ile onu yatağına götürürler … yasemin hanımı ise düğün telaşı sarmıştır sadece 1 haftaları kalmıştır büyük gün büyük süprislerle kapıdadır….
S zenan
Z efendim aşkım
S ya ne zaman doğacak
Z Suatçım daha 5,5 aylık dua et de doğmasın
S haklısın elanın ne kadar oldu
Z 6,5
S ne güzel ya birbirlerine arkadaş olacaklar
Z evet
S mete de ağabeylik yapar onlara
Z suat mete amcasında
S aa ben sana söylemedim tabi
Z neyi
S bugün meteyi aldık
Z nasıl
S adam çocukları dilendiriyormuş karısı ihbar etti bizde tutukladık velayet için Haldun bey uğraşıyor
Z hadi ya bu çok güzel bir haber
S evet aşkım öyle
Z ya suat
S söyle bitanem
Z ya ben düğünde ne giysem
S ne giyse yakışır benim aşkıma
Z ya tabi bu halde
S bence bu halin eskisinden daha güzel
Z yok ya öyle mi
S evet
Z o zaman ben doğum yapınca sen beni sevmiycen
S hayda o da nerden çıktı
Z sen söyledin der ağlamaklı
S zenan
Z çık odadan suat
S ama aşkım
Z çık dedim ve suat geceyi salonda geçirmeye mahkumdur…
Yorumlarınızı bekliorum TABİ hangisine olduğunu belirtirseniz sevinirm:)
doktorcu-el 14-06-08, 13:25 Ela o gün yine her zamanki muhteşem giyinmiş bi şekilde alışverişe çıkıyordu.Sahilden gidiyodu.Arkasında biri onu takip ediyordu.Ela 1 ay sonra türkiyenin en iyi hastanesinde işe başlıyacaktı ve birden çığlık çığlığa bağırmaya başladı.Arkasındaki adam bir kapkaççıydı.Elanın çantasını almaya çalışıyodu.Ela bütün gücüyle direniyodu ama adam ondan daha güçlüydü ve elanın çantasını aldı ve kaçmaya başladı.Arkasından bi adam koşarak geliyordu çantayı almayı başardı ama adam kaçtı.Hemen elanın yanına geldi.Ela çok korkmuştu ve hıçkırarak ağlıyordu.Adam onu hemen teknesine götürdü ve su getirdi.Elaya suyu içirdi çünkü ela hala titriyordu.Ela biraz sakinleştikten sonra konuşmaya başladılar.
L:ben levent
E:ben de ela
L:memnun oldum ela
E:ben de levent ayrıca çok teşekkür ederim sen olmasan herşeyim gidiyodu.
L:bi şey diil ayrıca kim olsa öyle yapardı.
E:hiç te değil kim bi kapkaççının peşinden o kadar koşar ki
L:bilmem ben koştum işte
E:tekrar teşekkür ederim
L:ne demek görevim
E::img-blush
L:kahve içelim mi hem de birbirimizi tanırız
E:şey tamam der ve levent kahveleri yapıp getirir
L:buyur
E:çok teşekkürler er ve kahveden içer
E:hmmm ellerine sağlık çok güzel olmuş
L:afiyet olsun
1 AY SONRA(ELANIN HASTANEDE İLK GÜNÜ)
Acaba bu 1 ayda neler yaşanmıştı?Ela ve levent sevgili olmuşlardı.Elanın yakın arkadaşları zenan ve zeynep te Leventin yakın arkadaşları suat ve ömer ile sevgililerdi.Kızlar hastanedeki ilk günleri için çok heyecanlılardı ama sevgilileri yardım ediyorlardı.Çünkü o hastanede çalışıyorlardı.Uzman cerrahlar olarak.Kızlar sevgililerinin uzman olmasından korksalarda çok sevdiklerinden asla ayrılmayı düşenmediler.Kızlar hazırlanarak evden çıktı vehastaneye geldiler diğer asistan hasanla tanıştılar ve fikretin yanında gittiler.Fikret görev dağılımını yapıyordu.
F:ela sen beyin cerrahımız levent beye,zeynep sen çocuk cerrahımız ömer beye,zenan sen kalp ve damar cerrahımız suat beye,hasan sende bnmle acile.Hadi çabuk çabuk der ve herkes işinin başına gider.
Bakalım neler olucak?
Ela leventin odasına gitti.Zenanda suatın ve tabiî ki Zeynep te ömerin odasına.
ELA--LEVENT
L:heycanlanıcak ne var ela
ela:ha tabi senin için söylemesi kolay üniversiteden mezun olup gerçek bir cerrah olmak çok heyecan verici hemde seninle aynı hastanede olmak levent bey
levent:hemen bey demeyede başlamışsınız:hıh
ela:leventttttt
levent:tamam bugünlük affediyorum heyecanlı olmana vereyim.öpim mi???
ela:öpme desem öpmicekmisin
levent:tabiki öpücem kibarlıktan soruyorum
ela-levent:love04:
ela:hadi levent ilk günden Fikret hanımdan azar işitmek istemiyorum hastalarımıza gidelim zaten beraberiz diye gıcık bana hem öle her yerde beraber durmayalım
levent:bunu neden yapıyoruz hayla anlamış değilim ama tamam bakalım
ela:hadi gidelim
levent:tamam hayatım
ela:levent
levent:ne var bitanem
ela:üf ben nediyorum sen ne diyosun
ZEYNEP—ÖMER
Zeynep:hadi gidelim
Ömer:nereye?
Zeynep:hastalarımızın yanına
Ömer:tmm ama önce bi öpücük
Zeynep:hastanedeyiz ömer bey
Ömer:olabilir hem bey nerden çıktı
Zeynep:sen bnm şu an şefimsin
Ömer.öyle mi?
Zeynep:öyle ömer bey
Ömer:ya der ve zeynebin dudaklarına yapışır
Zeynep:ömerrr
Ömer:ne
Zeynep:of der ve hastalarına giderler
ZENAN—SUAT
Zenan:hadi hastaları görmek için sabırsızlanıyorum
Suat:öyle mi zenan
Zenan:öyle suat bey
Suat:bnmle çalışçağın için heycanlı diil misin?
Zenan:yo
Suat:bn seni heycanladırırım
Zenan:suat
Suat:zenan der ve acil çağrı gelir ve giderler.
Günün devamında neler olucak?
seçil(seçil_)ve ben yazık:img-wink:
==== 10. BÖLÜM FRAGMANI ====
Ela: ne yapıyorsun sen?
Levent: seni izliyorum
Ela: bende televizyon izliyorsun sandım sağol aydınlattığın için
* * *
Zeynep: yak korkmadım boş bulundum
İpek: ona halk arasında korkmak derler canım
* * *
İpek: ben evde tek yaşıyorum hem ev benim üstüme yani Zeynep bende kalacak ve tabi Suat gelene kadar sende...
* * *
X: merhaba
Ela: sen...
* * *
Levent: aman Arslan gözünü seveyim aksilik çıkmasın
Arslan: çıkmaz güven bana
Levent: senin elinden olunca ister istemez soruyor insan
* * *
Ela: seni seviyorum
Levent: bende
Ela: şey
Levent: ney
* * *
Ela: senden bir şey isteyeceğim ama...
Levent: ?
YENİ BÖLÜM 15 HAZİRAN PAZAR GÜNÜ...
derya_suat 14-06-08, 14:20 7. BÖLÜM
Staj günlerimiz birbirinden güzel geçiyor. Ders ve sınav baskısından uzak, iş hayatına atılan bir ön adımı yaşamanın keyfi. Suat'la beraber olunca daha da farklılaşıyor.
Babamın beni şirkete bıraktığı bir sabah , Suat'la tanıştırmak zorunda kalıyorum onları. Beraberliğimizi vurgulayacak hiçbir iz taşımayan sıradan bir tanışma gibi dursa da , sanırım önsezileriyle anlayacağını anlıyor babam. Doğrudan benimle konuşacağına araya annemi sokuyor. Ve soru yağmuru başlıyor.
Kimmiş bu Suat? Neyin nesiymiş? Nereliymiş?...
Ayrıntılara girmemeye özen göstererek meraklarını doyurmaya çalışıyorum: Aynı sınıftayız, iyi arkadaşız, bana bu stajı bulmamda yardımcı oldu...
Yetmiyor; verdiğim yanıtlarla bağlantılı , ikinici dizi sorular geliyor. Neden bir başkasına değil de bana yardımcı oluyormuş? Ve... İşte en can alıcı soru: Aramızda özel bir şey var mıymış?
Yalan söyleyemem! Hele onlara... Gerektiğince anlatıyorum ben de.
Evet, diğer arkadaşlarımdan farklı bir paylaşımımız var Suat'la. Düzeyli, sınırları belli sevgi ve saygıya dayalı bir beraberlik.
Arada gidip gelen soru ve yanıtların yoğun baskısından bunalmaya başlamışken annemi devreden çıkarıyor babam. Beni karşısına alıp açık açık konuşmaya başlıyor.
ZB: Anlat bakalım Zenan Hanım. ( diyor , arkadaşça bir tavırla ). Ne derece önemli bu Suat senin için?
Babamın karşısında annemle konuştuğum kadar rahat değilim. İlk soruları yanıtlarken dilim tutuluyor sanki. Ama kısa sürede aşıyorum ürkekliğimi. Sıkıcı bir sorgulama havasında başlayan konuşmamız anneminde katılımıyla sıcak bir sohbete dönüşüveriyor.
Suat'ı , beraberliğimizi paylaşımlarımızı yakın arkadaşlarımla konuşur gibi ancak sözcükleri özenle seçerek karşımda beni merakla dinleyen annemle babama anlatıyorum. Hoşgörüyle , anlayışla , her zamanki sevecen halleriyle ; ama her zamankinden daha dikkatli , sözümü kesmeden , hiçbir ayrıntıya karşı çıkmadan dinliyorlar beni.
Tek bir noktaya takılıyor babam.
ZB: Bursa'lı, köklü, güçlü ve ünlü bir ailenin tek erkek evladı... Büyük bir olasılıkla aile içinde işin başına Suat'ın geçmesi düşünülüyrdur. Yanılıyor muyum?
En zayıf noktanın ustaca bulunup üzerine parmakla basılmasının verdiği sıkıntıyla kendime bile itiraf edemediğim daha ilk günden beraberliğimizin üzerine düşen biricik gölgenin varlığını tüm hücrelerimle " Galiba " diye geçiştirmeye çalışıyorum.
ZB: Böyle bir durumda ne yaparsın Zenan?
Zenan: O kadar uzun soluklu düşünmemizi gerektirecek bir durum yok ortada. Geleceğe yönelik tasarıları konuşmak için henüz erken değil mi?
ZB: Zaman su gibi akıp gider. Bir de bakmışsınız ki mezuniyet çalıvermiş kapınızı. Ardından da iş ve eş konuları gündeme oturmuş. Yaşam yolunu ne şekilde çizeceğine öncelikle sen karar vereceksin. Ancak bir oldubittiyle karşılaşıp üzülmeni istemem.
Zenan: Merak etmeyin siz.( diye gülümsemeye çalışıyorum. ) Nasıl gerekiyorsa öyle olacak. Ama dedim ya, henüz işin başındayız ve bu konuları sorun edecek hiçbir neden yok ortada.
Gerçekten de öyle mi Zenan? Tek başına kaldığında sıkışıveren yüreğinden yukarılara doğru yürüyen , seni boğacak kadar güçlü sıkıntılarını kendine mi saklıyorsun?
Suat'ın hayat çizgisi çok önceden çizilmemiş mi? Bunu bilmenin huzursuzluğuyla Bursa'ya bile içten içe tavır alan sen değil misin?
Ya Suat'la ilgili endişelerin...
" Bursa'yla ben bir bütünüz! Ya ikimizi birden kabullenirsin ya da yollarımızı ayrırız!" noktasına gelebilir mi Suat, diye düşünmek içini kanatmıyor mu?
Bu soruların yanıtını alabilmem için aradan uzunca bir zamanın geçmesi gerektiğini , günü dolduğunda beraberliğizin üzerine karabasan gibi çökecek acımasız bir kabusla boğuşmak durumunda kalacağımı bilmiyorum henüz. Ama iç güdülerim , amansız bir savaşıma hazırlıklı olmamı fısıldıyor bana...
4, BÖLÜM
Ertesi gün ela sabah erkenden okula gider amacı leventle karşılaşmadan okuldaki işlerini halletmektir. Eliften öğrencilerin notlarını almıştır. Derslerinin genel olarak ii olmakla birlikte hepsinin takıldıkları dersler vardır ve ela öğretmenlerle konuşmak için öğretmenler odasına girer. Leventte ordadır. Ela onu görmezlikten gelir.
Fikret Hanım ( biyoloji öğretmeni) – ela
E – merhaba ben ela vt antrenörüyüm
F – ben de Fikret biyoloji öğretmeniyim. Öğrencilerin değişiyle gestepo der gülerek
E güler estağfurullah ben kızların durumunu öğrenmek için gelmiştim
F yasemin haricinde benim dersimde problem yok ama yasemin de düzeltir gibi gelio
E – tmm hocam kızlar konusunda bi sorun olursa benle iletişime geçin ve mümkünse notlarından da haberdar olmak istiyorum
F – tabi ela hanım kızlarla ilgili olmanız çok güzel
E sonra görüşürüz
F ii günler
SUAT LEVENT VE BURAK bir köşede oturmuş konuşuyorlardır. ve ikisininde olan biten her şeyden haberi vardır.
L abi o burada ne yapıcam ben
S konuşucaksın
L saool ya çok yardımcı oldun
B konuş
L abi dinlemio ki die bağırır yüksek sesle ve herkes onlara bakar
L pardon
S bulucaz bi yolunu
B Burak gülüyordur
L burakk kaşınıosun fena kaşıycam
S abi nie gülüon
B siz o işi ban bırakın
S ????
L ????
B bekle ve görr
Burak yanlarından kalkar ve farklı bir masaya oturur o arada ELA tarih öğretmeni ZENAN
Namı değer kösem sultanla konuşuyordur.sohbet baya koyulaşmış ve hatta ela zenanı antrenmanlara çağırmıştır. Zenan zaman buldukça antrenmanlara katılacağı konusunda elaya söz vermiştir.
B ela hanım
E evet
B sanırım kızlar hakkında konuşuyosunuz benim sizinle bu konuda konuşmam gerekio
E tabi geliyorum der ve burağın yanına oturur. Buyurun sizi dinliorum
B ben Burak edebiyat öğretmeniyim ve sizinle dila hakkında özel olarak konuşmk istiorum
E hocam bi sorun mu var
B aslında ders olarak değil ve zil çalar
B benim derse gitmek gerekio öğle molasında konuşsak
E tabi olur
B o zmn öğle molasında şu karşıdaki restoranda konuşalım öğrencilerin görmesini istemiyorum
E tmm öğle molasında görüşürüz ii günler der ve gider
Burak hemen leventle suatın yanına yanına gider
B ben size sölemiştim
S nasıl yha
L ne konuştunuz elayla
S abi konuşsana
L hadi
B yha bi susun tamam sölüycem sakin yhaa önce bana bi çay ve kaşarlı tost
L yha Burak çatlatma adamı konuşsana
S ya tamm ben sana kantini alıcam söle hadi
B tmm beya susun sölicem
L hadi
B ela öle molasında karşıdaki restoranda olacak
L nasıl
B ya üzümünü ye bağını sorma tabi senin geliceğini bilmio ona göre tek şansın ii değerlendir
L tmm abi saol
B halletmeden gelme
L tmmm
ÖLE MOLASI RETORANT
E – off nerde kaldı bu Burak hoca yhaa dila ya ne oldu delircemm die kendi kendine söyleniordur
L ( karşısında durur merhaba)
E – noluyo yhaa der ve ayağa kalkar
L – (levent elanın kolundan tutar ) beni dinliyceksin küçük hanım
E -Hyr
L ela dinliyceksin dedim sana dur gitme
E – benden uzak dur der ve resterandn çıkar
L – levent peşinden elanın kolundan tutar ve ela yı omuzlarına alır arabaya bindiriri
E – bırak beni yhaa noluyo yardıımm edin levent bırak diorum sana … ( ah be ablam affet artık)
L – dinliyceksin ela arabanın kapılarını kilitler ve hızla sürmeye başlar
E senn aşağılığın tekisin
L ela sonradan pişman olacağın şeyler söleme
E- ya dağ başında mıyız senin yaptığına adam kaçırmak derler
L – aksini idda eden yok
Kader çocuklar için hazırladığı kuklaları evde unutmuştur ve molada eve gidip alacaktır çocuklar çok ısrar etmiştir. Hızlı hızlı merdivenlerde ilerlerken burakla çarpışırlar
* * *
...15.BÖLÜM...
Senden uzakta hep bir şeyler eksik..Gönlümde derman yok inan bi nefeslik..
Ne bir avuntu nede biraz ümit,ne yaptın bana..?Nedir bu sessizlik..!
İçimde bir şey acıyor sen gelince aklıma herşeyim..
Yerine sevemem, yerine sevemem..
Razıyım yapayanlız tükensin yıllarım ama..Yerine sevemem, yerine sevemem...
Olmuyor, denedim, yine de yerine sevemedim herşeyim...
Suat su almak için mutfağa gider..Bu sırada kapı çalar..Alev kapıya koşar..Suat ise karşısındaki insanıgörünce içini öyle bir mutluluk kaplarki..Elindeki bardağı da düşürür..Ama Alev'i unutmuştur..Alev yarı çıplak Suat'ın gömleği ile Zenan'ın karşısında dikiliyordur..Zenan öyle bir his yaşıyordurki şimdi..Kalbi öyle acıyordurki..
Zenan:Suatt...!!
Alev:Aa Zenan'cım..Hoşgeldin,geçsene içeriye..(Yüzünde zafer kazanmış bir ifade vardır..)
Suat:Kapa çeneniii...!Zenan..Bak Aşkım dinle lütfen..O ıslanmış..Gel--
Zenan:Yeterrrr...!!Sen...Bu kadar düştün mü Suat..Bu kadar mı değiştin..!!
Suat:Zenan bak açıklayabilirim..Dinle beni lütfen..
Zenan:Hayır..!!!
Zenan koşarak merdivenlerden iner..Suat'da peşinden...Dışarıda ikisininde yüzlerini bir yaz yağmuru ıslatır...Zenan koşmaya devam ediyordur..Yağmur suyu o güzel gözlerinden akan suyu saklamaya yetmiyordur adeta..
Suat Zenan'a yetişir ve kolundan tutup kendine döndürür..
Suat:Zenan..!
Zenan:Bırak kolumu...!Hala ne yüzle karşıma geçiyorsun sen ya..!!
Suat:Ben O'nunla hiç birşey yaşamadımm..!Hiç birşey...!
Zenan:Sence buna inanıcak kadar salak mıyım?!!
Suat:İnanıcaksın..!
Zenan:Hadi ya..!Demek öyle..
Suat:Evet öyle...
Der ve Zenan'ın dudaklarına yapışır..Zenan buna başta engel olmaya çalışsada sonra kendini Suat'a,Aşk'a bırakır..İkiside 5 ayın özlemini çıkarırcasına bağlanmışlardır birbirlerine..Tıpkı ilk günkü gibi sıcacıktır dudakları.."Aşk'ın sıcaklığı..."
Pencereden Onları izleyen Alev ise deliye dönmüştür...
Alev:Allah Kahretsin...!!!
Der ve üzerini değiştirmeye gider..
Zenan Aşk'ın sıcaklığından,az önce yaşadıklarını hatırlamasıyla çeker kendini..
Zenan:Dur,dur artık..!
Suat:İnanmıyor musun hala..!Ha inanmıyor musun..!Senin yerine kimseyi sevmedim ben,sevmedim...!
Zenan,az önce gördüklerinin etkisinden bir türlü kurtulamaz..Ve arkasını dönüp ilerlemeye başlar...Kendinden geçmiş bir haldedir..
Suat:Zenan..Aşkım..Gitme..İnan bana nolur..
Suat dizleri üstüne yere çöker..Zenan ise gözyaşları sel olmuş bir halde yürümeye devam eder...Nereye gittiğinden habersiz..Sadece oradan,gördüklerinden uzaklaşmak,kaçmak,unutmak istercesine yürür...Suat,Zenan gözden kayboluncaya kadar durur yerde..Şimdi O'nunda gözlerinde,yağmur damlalarının altında gözyaşları sel olmaya başlamıştır...
Suat daha sonra evine döner..Alev'in orada olmadığını görür ve sinirden deliye döner...
Suat:Allah kahretsin,kahretsin..!!!
-----------------
Burak:Ya nerede kaldı bu kız..Saat kaç oldu..!
Kader:Bekleyelim biraz daha Aşkım..Bekleyin beni dedi..
Ela:Başına bişey gelmiş olmasın..4 saat oldu o çıkalı..
Levent:Eğer Suat ile barışmışsa belki bir şeyler yapmışlardır..
Hasan:Telefonunu niye açmıyorki o zaman..
Ela:Yani barışmış olsalar açardı..Bir daha arayayım ben..
Ela Zenan'ı arar..Ama telefonu kapalıdır...
Ela:Allah Allah şimdide kapalı..
Burak:Deli olucam ya..!!
Zenan bir bara gitmiştir..Herşeyi unutmak için içmek istemiştir..Unutmak için..
Zenan:Doldursana şunu be ne bakıyorsun..!!
Barmen:Ama çok fazla içtin..Yetmez mi bu kadar...
Zenan:Yetmezzzz..Yeter mi hiç..Doldur sen doldur..(Kör kütük sarhoş haldedir..)
Barmen:Sevgilin falan yok mu senin ya..
Zenan:Salak mısın sen..!Sevgilim olsa ben niye böyle içeyim..!Yada niye tek başıma burada olayım..
Barmen:Hımm...
Zenan:Ya öyle işte..Ben O'nu bırakıp gittim ama gitmem lazımdı..Sonra geri geldim..Hemde ne umutlarla..
Doldur..!
Barmen:Ee..
Zenan:Hah sonra..Ben yine beraber oluruz,sevdiğimle olurum diye yaşadım hep..Ama O beni unutmuş..Salağın teki ile..!
Aman boşver ya..Önemi yok artık zaten...
Barmen:Bence önemi var..Ki sen bu haldesin...
Zenan:Off yok be yok..Anlamıyor musun sen..!!Neyse gidiyorum ben..Yeter bu kadar dimi...!
Barmen:Fazlasıyla yeter..Bu halde nasıl gidiceksin..Telefonunu verde birilerine haber verelim..
Zenan:Telefon..Şey kaybettim ya ben..Telefonumu kaybettim..
Barmen:Hadi ya..
Zenan:Ben giderim ya boşver..
Zenan Bardan çıkar...
-----------------------
Ela:Levent arasana bir Suat'ı..
Levent:Açmıyorki O'da..
Burak:Kesin bir şey oldu yine..
Hasan:Bencede..
Aradan 15-20 dakika geçer..Kapı çalar..Ela ve Burak kapıya koşarlar...Gelen Zenan'dır..O kadar sarhoş olmuşturki Burak'ın kucağına düşer..
Zenan:Kardeşimm...!
Burak:Zenan...!
Ela:Aman Allah'ım sen yine mi içtin..!
Kader:Zenan ne bu hal..!
Zenan:Ya bir durunda anlatayım..!Evet içtimm..Hemde çok çok içtim..(Bir taraftanda gülüyordur..)
Burak:Gel bakayım sen şöyle..
Burak Zenan'ı kucağına alır ve kanepeye oturtur..Herkesin gözü Zenan'dadır..
Zenan:Ne var be..!
Hasan:Bir açıklama bekliyor olamaz mıyız...?
Zenan:Hımm..
Burak:Anlat artık neredeydin,ne olduda bu kadar içtin..?
Zenan:Dinleyin o zaman..Masalımı anlatıcam size..
Ela:Zenan..Noldu ya..?
Zenan:Gittim..O'na gittim..Yine Aşk'a gittim..Kalbimin sesini dinleyip gittim..Ama O..
Levent:O..??
Zenan:Aşk'ı yanındaymış zaten..Bana gerek kalmamış..!
Zenan elleri ile saçlarını karıştırdı..Sonra ağlamaya başladı..
Zenan:Ben içtim..Çünkü unutmak istedim..Anlıyor musunuz unutmak istedim..!O'na olan özlemimi,Aşk'ımı,bu gece gördüklerimi hepsini,hepsini unutmak istedim..!!Ama..
Burak:Şişştt...Tamam Canım geçti..Bak biz burdayız..
Zenan:Ama O yok..Yok işte..O salağın yanında..!!
Ela:Zenan..Belki bir açıklaması vardır..
Zenan:Ne açıklıcak Ela..Ne..!Kız yarı çıplak yanındaydı ya..!
Levent:Bak Zenan..Alev ne kadar salak görünsede bir şeytandır..Herşeyi yapabilir..Herşeyi..
Zenan:Öyle mi..!Artık umurumda değil...!!
Kader:Neyse hadi gidelim..
Ela:Hayır ya nereye..Aklım Zenan'da kalır benim..
Burak:Merak etme uyudu bile..Sabaha uyanabilirse iyi..
Levent:Hiç sanmam..
Hasan:Bende..
Kader:Neyse hadi çıkalım..Burak sen Zenan'ı arabaya götür..Bizde Hasan ile eşyaları indirelim..
Burak:Tamam..
Burak Zenan'ı kucağına alır ve dışarı çıkartır..Kader ve Hasan'da eşyaları indirirler..Ela ve Levent ile vedalaşıp evlerinegiderler..Burak ve Kader Zenan'ı yatırırlar ve salona geçerler..
Kader:Aşkım burası çok güzel bir evmiş..
Burak:Öyle Canım..
Kader Burak'ın omuzuna yatar..
Kader:Zenan..
Burak:Zenan..
Kader:O'nun yerinde olmak istemezdim hemde hiç..
Burak:Seni O'nun durumuna düşürmem zaten merak etme sen..
Kader:İkiside hala birbirini ilk günkü gibi seviyorlar..Suat'da seviyor..O kız sadece bir avuntuydu...
Burak:Ama yapmamalıydı Kader..Yapmamalıydı..
Kader:Öyle ama..Neyse hadi git de uyu..
Burak:Gitmem..Burada uyuycam ben..
Kader:Yok ya..Hadi evine çabuk,çabuk..
Burak:Aman iyi be tamam..İyi bak Kardeşime..
Kader:Tamam tamam..İyi geceler sevgilim..
Burak Kader'in dudaklarına küçük bir buse kondurur ve yanağından öper..
Burak:Bunlar iyi geceler demek..
Kader:Öyle mi..
Burak:Öyle..İstersen bir daha iyi geceler diyebilirim..
Kader:Hadi git ve kendine iyi geceler de..Bana bu kadarı kafii..
Burak:İyi ya..Gidiyorum..
Kader:Güle gülee..
Ay kendini güneşin parıltılarına bırakmaya başlamıştır..Zenan yüzüne vuran güneş ışığı ile gözlerini ovalamaya başlar..Başının ağrısını hisseder..Çok ağrıyordur..Gece olanlar geçer gözünün önünden..Ama bu defa bırakmaz kendini.."Güçlü olmalıyım.." diye düşünür..Yatağından kalkar ve üzerini değiştirip hastahaneye gider...Kader ise uyandığında
çok şaşırır..O'da hazırlanıp çocuklarla beraber hastahanenin yolunu tutar..
---------------------
Ela:Ya kalksana artık ya..
Levent:Tamam ya kalkıyorum işte..
Ela:İşimiz var seninle Levent..Tatilde alıştın tabii geç saatde kalkmaya..
Levent:Napim ya..
Ela:Neyse kalk hadi geç kalıcaz..
Levent:Tamam..Ha bugün seninle bir yere gidicez..
Ela:Nereye ve neden..?
Levent:Eski bir arkadaşıma ve hayırlı bir iş için..
Ela:Üstüme kuma mı alıcaksın yoksa..Hayırlı iş falan..
Levent:Ela..!Saçmalıyorsun sen ya..Ateşin falan mı var yoksa..?
Ela:Çok komiksin..Tamam gideriz..Hadi çıkıyorum bak ben..
Levent:Geldim geldim..
Levent'de hazırlanır ve hastahaneye giderler..
-------------------------
Fikret:Neyimiz var..?
Ambulans Görevlisi:Yaralının biri ambulansta ex oldu..Bir tane daha yaralı var..
Fikret:O'nun durumu nedir..?
A.G.:Motor kazası..Aşırı sürattan..Bu sürücü..Diğer yaralı yanındaki adam...Nabız çok düşük..Kalp atımı da..
Tansiyon düşük..Sesli uyarılara cevap alamadık..Nabzı yükseltmeye çalıştık ama..Kan basıncı giderek düşüyor..
Fikret:Tamam hemen içeriye alıyoruz..Ela koş Suat Bey ve Levent Bey'i çağır..
Ela:Peki Hocam..
Fikret:Kader ve Hasan..Siz benimle gelin..Burak ve Zenan siz katlara..
K-B-Z-H:Pekii Hocam..
Fikret,Kader ve Hasan acile giderler..Burak ve Zenan ise katlarda dolanıyorlardır...
Burak:Senin başın falan ağrımıyor mu ya..?
Zenan:Tabiikide ağrıyor..
Burak:Ee niye izin almadın..
Zenan:Sence Gestapo içtim diye bana izin verir mi..?
Burak:Hayır..
Zenan:Ee o zaman..
İkiside bir odadan gelen seslere yönelir..
Zenan:Bayan iyi misiniz..?
X:Hayırr...!!Bebeğim..Bebeğim geliyor..Yelda neredee..!!
Hemşire:Haber verdim Zenan Hanım..
X:Aaaaaaa...
Zenan:Bakın tamam..Geliyor Yelda Hanım..
Burak:Ben bu anı yaşadım ya..
Burak ve Zenan'ın aklından Fikret'in doğumu geçer..
Zenan:Ay hayır ya..Bir daha mı..!
Burak:Saçmalama Zenan geliyorya Yelda Hoca..
X:Aaaa..Geliyor geliyor...
Zenan:Ama bebekte geliyor..!!
Yelda:Geldim..Sakin ol Emel'cim..Şimdi doğuma alıcam seni..
Emel:Ay nasıl sakin olayım ya..!!
Yelda:Hadi gidiyoruz...Burak,Zenan girmek isteyeniniz yok mu doğuma..?
B-Z:Hayırr...!
Yelda:Ihmm..Pekii öyleyse..
Yelda başta şaşırsada birşey demez ve hastasını doğuma alır..
----------------------------
Kader:Hocam..Sonuçlar..
Suat:Dalakda yırtılma var..
Fikret:Ve dolayısıyla iç kanama..
Levent:Tomografiler temiz..MR 'da öyle..
Suat:Ben hemen ameliyata alıyorum o zaman...
Fikret:Tamam..Hasan ve Kader gidip 2 numaralı ameliyathaneyi hazırlatın ve sizde hazırlanın..
H-K:Pekii Hocam...
Levent:Ha Fikret..
Fikret:Efendim..
Levent:Ela..İşi var mı..?Yoksa dışarı çıkmamız gerekiyorda..
Fikret:Hayır yok..
Levent:Peki o zaman..Asistanın benimle..
Fikret:Öyle olsun bakalım..
Fikret ve Suat ameliyata girerler..Levent ise Ela'yıda alıp hastahaneden ayrılır...Suat ve Fikret'in ameliyatı devam ediyordur..Burak ve Zenan ise ameliyatı gözlem odasından izliyorlardır..
Fikret:Çok kanaması var..Kan takviyesi için kan hazırla Kader..
Kader:Peki Hocam..
Suat:Tampon..
Hemşire:Tampon..
Suat:Şimdi kanı temizlicem ve dalağı onarıcaz..
Fikret:Tamam..
Suat:Çabuk tampon yapın..!
Hasan:Peki Hocam..
Suat birden yukarıya döner ve Zenan'ı görür..Bir kaç dakika birbirlerine bakıp dururlar..
Fikret:Suat Bey..!
Suat:Hı..Efendim..
Fikret:Bir saattir sesleniyorum..Ama..
Suat:Tamam tamam..Başlıyorum..
Fikret:Bir zahmet..
Burak,Zenan'ın gözlerindeki üzüntüyü ve umudu görür..
Burak:Sen O'na dönmeyi mi planlıyorsun..?
Zenan:Ne..!Nereden çıktı bu şimdi be..!
Burak:Gözlerinle konuştum az önce de..Bir umutdan bahsetti..
Zenan:Hadi ya..
Burak:Ya..Zenan..
Zenan:Bak ben seviyorum..Çok ama çok seviyorum..İnanmak istiyorum O'na ama..
Burak:Eğer içinin doğru söylediğini düşünüyorsan bir dakika durma git yanına..
Zenan:Gözleri..Gözleri herşeyin,bütün söylediklerinin gerçek olduğunu söylüyor Burak..Ben kayboluyorum gözlerinde..
Burak:Pekii..Güveniyor musun O'nun gözlerine..?
Zenan:Hemde herşeyden çok..Asla yalan söylemedi gözleri..
Bu sırada tekrar Suat ile göz göze gelirler..
Zenan:Bak..Yine inan bana diyordu gözleri..
Burak:O zaman napıcağını biliyorsun Kardeşim..
Zenan:Sanırım biliyorum..
Der ve Burak'a gülümser..Sonra da ameliyata dönerler..Suat Zenan'ın kendisine gülümseyerek baktığını görünce çok sevinir..İçini bir mutluluk ve umut kaplar..Zenan'ın gözlerine dayanamayacağını biliyordur..O yüzden konuşmaktansa artık gözleri ile anlatmayı seçmiştir herşeyi..Galiba başarılı da oluyordur..
Suat:İşte bu kadar..
Fikret:Harika bir iş çıkarttınız..
Suat:Kapatıyoruz..
Yukardan Zenan ve Burak Onları alkışlarlar...Herkes Zenan'ın bunu yaptığına çok şaşırır..
Burak:Seni seni..Gitti bir de adamı alkışlıyor..
Zenan:Ne var..Çok güzel bir iş çıkarttı..O'nun için bu..
Burak:Yeme beni Zenan yeme..İçini bilirim ben senin..
Zenan:Sussana sen bir be..!
Burak:Tamam tamam..
Ve ASM'de gün bir kez daha bitmeye başlamıştır..Ela,Burak,Hasan ve Kader'i arayıp O'na gitmelerini söylemiştir..Üçü Ela'ların evdedir..Ama evde kimse yoktur..Kader'in anahtarı olduğu için girebilmişlerdir eve..Ve beklemeye başlarlar..Zenan ise Onların yanında değildir..
Kader:Zenan nerede..?
Burak:Söyleyemem sürpriz..
Hasan:Ne sürprizi oğlum..
Burak:Söyleyemem dedim ya be..!Söylersem sürpriz nasıl olucak..
Kader:Aman tamam söyleme..Çay falan yapayım mı..?
H-B:Evett..
Kader:Tamam..
Kader çay yapmak için mutfağa gider..
Suat evindedir...Ve kapının çalmasıyla içini bir umut kaplar..Zenan olduğunu düşünür..Ve koşarak kapıya gider..Tam açıcakken bir korku düşer içine..Yine dün gibi olursa diye..Alev ise gelen..Bu sefer O'na yenilmiycektir ve kapıyı açar..Açtığında ise yüzünü öyle bir mutluluk gülümsemesi alırki..Tarif edilemez derecededir..
Ela ve Levent evlerine döner..
Ela:Biz geldik..
H-B-K:Hoşgeldiniz..
L-E:Hoşbuldukk..
Kader:Neredeydiniz siz..
Ela:Çok güzel haberlerimiz var size..Özellikle de Zenan'a..Nerede O..?
Burak:Sananee..
Ela:Burakkk..!!Saçmalamayı keste söyle..
Burak:Söylemem...Sürpriz yapıcak size..
Levent:Bizde öyle yapıcaz zaten..
Ela:Sussana Levent...Söyleme şimdi bilmesinler...Git Suat'ı ara O'da gelsin..Bende Zenan'ı arayayım..
Burak:Niyekii..Aramayınn..!
Ela:Sananee..Sürpriz..
Burak:Ha ha..Çok güzel..Ara o zaman..Hıh..
Ela:Arıyorum..(Arar..)Kapalı yine..
Levent:Suat'da açmıyor..
Hasan:Hiç şaşırmadım..
Kader:Deja Vu gibi oldu bu ya..Anca aynı şeyleri tekrar tekrar yaşıyıp duruyoruz..
Hepsi gülerler..
Zenan:Burada mı dikilicem ben hep..
Hala kapının önündedirler..
Suat:Zenan..Şey geç geçsene içeriye..
Zenan:Kimse yok dimi..(Der ve içeriye geçer..)
Suat:Tabiikide yok..
Zenan:Güzel..
Kanepeye otururlar..Birbirlerine bakıyorlardır..
Suat:Zenan..Bak gerçekten hiçbirşey olmadı..İnanıyor musun..?
Zenan:Sence..İnanmasam burada ne işim var..!
Suat:Birtanem benim..
Der ve Zenan'ı kucağına alıp döndürür..Sonrada dudaklarından öper..Zenan'da Suat'ı..
Zenan:Gözlerin..Gözlerin herşeyi anlatıyor merak etme..
Suat:Biliyordum..Beni bırakmayacağını biliyordum..Alev..Ben O'nu hiç sevmedim..Sen yokken sadece yanımda dolaştı durdu..Elimi bile sürmedim ben O'na..Sevmedim O'nu..Kalbimde bir tek sen vardın ve hep öyle de kalıcak..
Zenan:Biliyorum...Benimde öyle Aşkım benimde..Gittiğim için özür dilerim..Seni bıraktığım,bırakmak zorunda olduğum
için özür dilerim..Ama biliyorsun Havin..Kimse bilsin istemdi,bende..
Suat:Melek kalpli Aşkım benim..Asıl ben özür dilerim..O salağın seni üzmesine izin verdiğim için..
Zenan:Seni seviyorum..
Suat:Seni seviyorum..
Zenan:Bunu duymayı ve söylemeyi o kadar özlemişimki...
Suat:Bende..Sen bir erkeğin sahip olabileceği en güzel Aşk'sın..Şu hayatta başıma gelen en güzel şeysin..Bana kendimi o kadar şanslı hissetdiriyorsunki..
Zenan:Send öyle Suat..Sende..
Dudaklar bir kez daha Aşk'la birleşir..
Zenan:E hadi gidelim..Sürpriz yapıcaz bizimkilere..
Suat:Tamam Birtanemm...
Zenan ve Suat Ela'lara doğru yola çıkarlar..
Evde herkes oturmuş bir şeylerin olmasını bekliyorlardır..Ela ve Levent ise birbirlerine bakıp gülüyorlardır..Herkes içinden bir şey düşünüyordur..
Ela:Ben barıştırıcam sizi Zenan..
Levent:Hadi bakalım oğlum iyisin yine..Benim sayemde barışıcaksınız..
Burak:Görürsün Ela sen şimdi..Barışıp gelsinler karşına da gör..
Hasan:Havin'i mi arasam...
Kader:Deja Vu var mı gerçekten ya..!
Hepsi bu düşüncelerinden kapının açılmasıyla kurtulur..Ve karşılarındaki manzarayı görünce Burak hariç hepsi şok olur..Özelliklede Ela ve Levent...Zenan ve Suat el eledirler..
E-L:Olamazz...!İnanmıyorum yaaa..!!Nasıl olur buu..!!!
Z-S:Noluyor ya..!!!
...15.BÖLÜM SONU...
-----------------
Yorumlarınızı Bekliyorum..:D:D:D;)
derya_suat 14-06-08, 16:32 8. BÖLÜM
23 Nisan tatilinin hafta sonuyla birleşmesi, üç günlük bir soluklanma fırsatı veriyor bize. Günlerdir, " Ne yapalım , nereye gidelim?" sorularına yanıt arıyoruz.
Suat'ın " Bursa'ya gidiyoruz arkadaşlar!" müjdesi , benim için müjde sayılmasa da arkadaşlarımız tarafından sevinçle karşılanıyor. Banaysa , soğuk duş etkisi yapıyor bu sözler, duyduğum anda görünmez bir el , yüreğimi kavrayıp tüm gücüyle sıkmaya başlıyor sanki.
Bizim sınıfın işletme kulübü temsilcileri yaptıkları toplantıda farklı seçenekler üzerinde durmuşlar. Safranbolu, Abant, Sapanca... Ama Suat'la Levent'in özellikle de Suat'ın ısrarlarıyla Bursa'da karar kılınmış.
Levent: Söyleyecek söz bırakmadık kimseye ( diyor Levent ). Tur rehberliğini biz yaparız, dedik Suat'la. Bursa'yı adım adım gezdiririz, para da almayız. E daha ne olsun?
Hemen o hafta sonu , Suat'la Levent kalınacak yer ve gezi programını saptamak için Bursa'ya gidiyorlar. Döndüklerinde üç günlük Bursa turunun tüm ayrıntılarını içeren bir program var ellerinde. Fotokopiyle çoğaltıp katılacak olanlara dağıtıyorlar.
Gönülsüzce inceliyorum. Benim dışımda herkes programdaki her bir satır hakkında Suat'la Levent'i soru yağmuruna tutarak , aldıkları yanıtlardan hoşnut hevesle hazırlanıyorlar Bursa gezisine.
Keşke onların coşkusunu paylaşabilsem! Sanırım Suat'ın Bursa üzerinde ısrarla durmasının ve kabul ettirmek için gösterdiği çabanın kasıtlı olduğunu düşündüğümden , üstümdeki tutukluğu atamıyorum bir türlü. Beni gönül verdiği şehre tek başına götüremediğinden böyle bir yol seçti, bundan eminim. En pırıltılı yüzüyle , gezilip görülecek güzellikleriyle tanıştırarak , Bursa'yla aramda gönül bağı kuracak aklınca.
Hareket için buluşma noktamız Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nin önü. Herkesin en rahat şekilde ulaşabileceği merkezi bir yer olduğu için Suat'la Levent burasını uygun görmüşler.
İkiside bugün üstlendikleri görevin blinciyle , farklı bir davranış biçimi içindeler. Konuksever ev sahipleri gibi her yeni geleni abartılı bir tezahüratla karşılamalar, önceden hazırladıkları İTÜ' lü olduğumuzu belirten yaka kartlarını elleriyle göğsümüze iğnelemeler... Kabul etmeliyim ki güzel bir başlangıç!
Sınıfın ancak yarısı katılıyor geziye.
Suat: Böylesi daha iyi. ( diyor Suat ). Tek otobüsle gitmek işimizi kolaylaştıracak.
Yerlerimize oturuyoruz. Yanımdaki koltuk Suat'ın ama görev bilinciyle hareket halindeki otobüsün koridorunda oradan oraya koşturup duruyor. Levent'le beraber kolonyalı mendil dağıtıyorlar, isteyene bardak bardak su taşıyorlar.
Levent: Böyle nitelikli otobüs hosteslerini zor bulursunuz siz. ( diyor Levent). Ne tür müzik dinlemek istediğinizi söyleyin de hizmette kusur etmeyelim.
Her kafadan bir ses çıkıyor. Oylama yapıyor Levent, hareketli müzikte karar kılınıyor. Bense onların okul ortamı dışında farklı bir beraberlikte buluşmaktan kaynaklanan abartılı coşkusuna seyirci kalıyorum. Yüksek perdeli müzik sesine , şarkılara eşlik eden arkadaşlarımın cıvıltısına kulaklarımı tıkayıp pencereden dışarıya bakmayı yeğliyorum. İçimden ordaki varlığımın gereksizliğini düşünerek...
Ancak fazla sürmüyor bu halim. Sıkıldığım kendimi baskı altında hissettiğim zamanlardaki yöntemimi uyguluyorum gene... Huzursuzluğunu bir türlü üstünden atamayan Zenan'ı uzman bir psikiyatr gibi mercek altına alıyorum.
Şu anda yaşadığım nedir? Sınıf arkadaşlarımla geziye gidiyoruz... Peşin hükümlerle , hiçbir temele dayanmayan yakıştırmalarla bu güzelliği yaşamamak aptallıkların en büyüğü değilse, nedir?
Anlamsız saplantılarını bir kenara it ve aklını başına topla Zenan! Abant, Safranbolu ya da Bursa... Ne fark var ki? Senin için özel anlamlar taşısa da Bursa'yı dışlayamazsın! Git , gör , gez... Sıradan bir turistin , sıradan bir mekana yaptığı gezi gibi. Keyfini çıkar şu üç günün. Bir daha böylesini yaşama fırsatı bulamayabilirsin.
Her zamanki gibi kendi kendime yaptığım telkinler işe yarıyor. Bir anda , tüm olumsuzluklarımdan sıyrılıveriyorum. Ağır bir yük kalkıyor sanki omuzlarımdan. Diğer koltuklarda oturan arkadaşlarımla eşitlenmiş olduğumu hissetmek kasılıp kalmış bedenimi özgür kılıyor.
Henüz bir kaç dakika önce kendini ortamdan soyutlayıp tek kişilik dünyasına hapsetmiş üzerine ölü toprağı varmışcasına durgun: küskün tavırlı Zenan'ın bir anda diğerleri gibi şarkılara eşlik eden , gülen , neşeyi paylaşan , bambaşka bir kişiliğe bürünüvermesi , Suat'ın da dikkatinden kaçmıyor. Nedenine inmeye gerek duymadan mutluluğunu yansıtan sıcacık bir gülümsemeyle teşekkür ediyor Zenan'ına...
Bursa'ya girerken önce otele yerleşeceğimizi söylüyor Suat.
Suat: Odalarda yayılıp kalmak yok! ( diyor.) Eşyalarımızı bırakıp hemen aşağı inmemiz gerek. Biliyorsunuz program yüklü...
Kalacağımız yer şehir merkezinde üç yıldızlı temiz bir otel.
Levent: Gönül isterdi ki, beş yıldızlı ve termal bir otel olsun. Öğrenci işi bu kadar , kusura bakmayın artık.
Girişte resepsiyondan anahtarlarımızı alıp odalarımıza çıkıyoruz. Suat ve Levent de gezi boyunca otelde bizimle kalacaklar. Görev sorumluluğuyla evlerinin Bursa'daolduğunu unutmuş gibiler.
İki kişilik odayı Ela'yla paylaşacağız.
Birkaç dakika içinde çantamdaki eşyalarımı boşaltıp dolaba yerleştiriyorum. Ela'nın işi uzun, öyle çok şey getirmiş ki...
Zenan: Bunların hepsini giyecek misin?
Ela: Gezinin son günü ne giyeceğime karar veremedim de... Fazlalık ondan kaynaklanıyor. Kararımı buraya bıraktım anlayacağın.
Zenan: Ne özelliği varmış son günün?
Ela: Programda öğlden sonra serbest saat var ya. Levent beni ailesiyle tanıştıracak. Onlara gideceğiz yani. En çok bir saatlik bir ziyaret ama , önemli tabi.
Zenan: Gelin ziyareti ha... ( diye gülüyorum ) Yalnız bir terslik var bu işte. Onlar seni görmeye senin evine geleceğine sen onların ayağına gidiyorsun.
Ela: Önemsiz ayrıntılar bunlar. Bursa'ya kadar gelip de ailemle görüşmemek olmaz diyor Levent. Haklı değil mi?
Söylemekle söylememek arasında kararsız durup yüzüme bakıyor.
Ela: Ya siz? Suat da seni ailesiyle tanıştırmak istemiyor mu?
İğne batırılmış gibi irkiliveriyorum.
Zenan: Hayır! ( diyorum kesin bir ifadeyle ). Böyle bir durum , bizim için söz konusu bile olamaz.
Ela: Hiçbir şey söylemedi mi Suat sana?
Zenan: Söylemedi. Ne yanıt vereceğimi gayet iyi biliyor çünkü. Bursa'ya birilerini görmek yada birileri tarafınfan görülmek için gelmedim ben. Buradaki günlerimin okul gezisi olmanın ötesinde farklı amaçlara hizmet etmesine izin vermeyeceğim.
Kararlı tavrım , konuşurken elimde olmadan yükseliveren ses tonum karşısında susuyor Ela. Beni ürkütmeden çekinir gibi sessizce eşylarını yerleştirmeye koyuluyor.
BÖLÜM 1:
ED: offff
EL: eda noluyo yine
Z: yha bi susun yha bi uyutmadınız
ED: yha alışverişe gidicez yah bugün
EL: bu saattemi
Z: ela saat kaç
EL: 9
Z: kzım delirdin mi
ED: yha gideceğimiz alışveriş merkezi buraya 1 saat kadar uzaklıkta
Z:eee
ED: ne esi öğlen gitsek trafikten gidemeyiz
EL: yha
ED: istemiosanız gelmeyin
EL/Z: tmm tmm
ED: hıh şöle
EL: kızım biz sana hyr diyemiyoruzki
ED: kızlar çıkalımm mı artık
EL/Z: tmm aşkım
ED: ne kadar çok hayranım var
EL: seni çok seviyoruz
Z: evet sen bizim herşeyimizsin
ED: yha kızlar tmm valla ağlıcam şimdi
EL: hişş sakın
Z: hadi alşverişe geç kalcaz
ED: haklısınız
(yolda giderlerken ela ve zenan bi an duraksarlar)
ED: ee kızlar hadi
EL: yok canım
Z: evet gitmeyelim
ED: aaa neden miş o
EL: şeyyy
ED: neyyy
Z: şeyyy işte şeyma gelio
ED: hangi şeyma
Z: hani ben gıcık oluyorum yha o şeyma
ED: yha boşverin
EL: yok şimdi bişe faln söler
Z: evet yha hiç çekilmez
ED: yha ondan mı korkçaz hadi
EL/Z: tmm o zaman
S: levent hadi abi ağaç olduk
B: evet yani kime bu süs
L: ne süsü ya sadece hazırlanıorum
S: ii
B: ya hadi yha
L: tmm geldim işte
B/S: şükür
L: off uzatmayın
B: aman şaka da yapılmıo
S: berat doğru sölüyo
L: ee yarınyeni asistanlar geliyo
B: evet acaba nasıllar
S: valla ben dosyalarına baktım
L/B: ee
S: üçüde kız adlarını hatırlamıom ama üçüde çok ii
L: desene bize rakip çıkıo
B: valla bu sene işimiz zor
S: öle gözüküo
L:hadi çıkalım
B/S: tmm
EL: eda gitmese mi
ED: öff yürüyün hadi
Z: tmmm günah bizden gitti
ED: offfffffff
ED: yha şu vazo çok güzel
EL: eet alcak mısın
ED: tabikide
Z: çok güzelmiş
EL: (edanın duymayacağı bi şekilde zenana)inş karşılaşmazlar
Z: inş ela inş
ED: kızlar hadi bn aldım çıkalım
EL: tmm çıkalım
Z: ya da çıkmayalım
ED: kızım sizde bgn bi gariplik var
Z: yoo sana öle geldi
ED: bn çıkıorum
EL: tmm(eda kapıdan çıkar çıkmaz vazoyu düşürür)
ED: sen
S: levent biraz hızlı sürsene yha
L: tmm
S: berat hiç konuşmuyorsun
L: evet
S: berat berat
B: hııı
L: oğlum noluyo yha
B: dalmışım
S: noldu
B: yha annemle kavga ettik
L: yine noldu
B: bana babanla konuş dedi
S: inanmıorum
B: inan bnce yha nasıl dr yha
L: takma kafana
S: boşver
B: haklısınız
SEDA: aa aşkım bak edalarda burdaymış
ARDA: hadi gidelim seda
SEDA: yha konuşmayacakmıyız ee nasılsın eda
ED:
EL: sen ne hakla kızasoru soruyosun yha
Z: defol git burdan
ARDA: hadi sedacım
SEDA: tmm aşkım
EL: eda imisin
ED: evet imm sadece attığı kazık
Z: canım yha
ED: ya anlamadığım ardayı seviodu bana sölemedi sonra arda bnle oynadı bi iddia yüzünden
Z: neyse yan hadi biz gidelim
(beyler ve hanımlar çıkarken alışverişten bakın noluo)
(dalgın olan eda ve berat çarpışır)
ED: yha biraz dikkatli olur musunuz
B: hanımefendi bana çarpan sizsiniz
ED: ya siz kimsiniz de bana çarpan sizsiniz diosunuz
EL: şey biz çok özür dileriz
L: yok canım aıl biz özür dileriz
ED: ela nie özür diliosun bu hmdüğün arkadaşlarından
B: yha tmm ben çarptım özrü dilerim
ED: yap yap özür dile
Z: tmm edacım bak özür de diledi
ED: hyr canım bu beyefendi acaba betfendi mi demeliyim
B: hanfendi
ED: burun bay ukala
S: şeyy kusura bakmayın
Z: asıl siz kusura bakmayın
ED: bakın bay ukala sizinle hiç uğraşamayacağım
B: bn tekrar özür dilerim
ED: özrünüz kabul edilmedi
B: hanımlar ii günler
EL/Z sizede
EL: EDA ADAMA SEN ÇARPTIN O ÖZÜR DİLEDİ
ED: bnmi dedim özürr dile die
Z: demiş kadar oldun bide özrünü kabul etmedin
ED: yha kızlar çok uykum var hadi iii geceler
EL: ii gecelr edacım
Z: iii geceler canlarım
bigünün daha yorgunlupu ile kendilerini yata atmışlardı ama hiç biri yarın ne olacağını bilmiodu
arkadaşlar yorum isterimm
ondan karşılık beklersin,acı cekersin,gözlerinde boğulursun...sevmek budur...
gercek sevgi budur'....
zenan:eve bıraktığın için tessekkür ederim
suat:rica ederim...-gülümsedi-ne zaman istersen
zenan:ozaman yarın hastanede görüşürüz
suat:görüşürüz.. dedi -sıcak bir gülümsemeyle-
........
berna'nın içinde fırtına eksik olmuyordu gene.. gidip ela'ya güvenmesi, onu sevmemesinden daha cok acı vermişti....
'levent, ne yaptığının ne düşündüğünün farkında değildi...berna ve ela arasında kalmıştı... bir yandan arkadaşı bir yandan sevgilisi kafası karışmıştı.. sonunda bir karar vermişti... gitmesi gerektiği yere.... bir kırık kalp onarmaya..'
....
berrin:iyimisin beroşum?
berna:hı hı iyiyim berrin'im
berrin:deymez bence
berna:bencede...
berrin:hadi artık uyu sen
berna:kızlar gönderdi değil mi seni?
berrin:sey...
berna:gösteririm onlara
berrin:ne var...:hıh
berna:birsey yokta neyse
berrin:hadi benyana kaçıyorum yarın görüşürük
berna:hoscakal bitanem...
......
zenan yatağın'a yatmıs düşünüyor.. bugün olanaları ve gecmiş'i düşünyüordu
z-bugün için ederim
s-asıl ben tessekkür ederim
z-neden?
s-bütün gün benim gibi birini çektin
z-ne varmış ki sende?
s-nasıl yani?
z-sen cok iyi cok tatlı birisin dedi -utanarak-
s-böyle düşündüğüne sevindim.. sen cok iyi ve cok güzelsin-utanarak-
z-tessekkürler-boynunu öne eğdi- ve eve girdi kosarak
geçmişle aralarında bir fark yoktu aslında... yeni tanısmıs liseli aşıklar'dan bir farkları
yoktu aslında....hersey'e yeniden başlanmıstı.... eskisi gibi... geçmiş olmamıs gibi..
birbirlerine cok aşık liseliler gibi...
suatta aynıydı.. gecmişle bugün'nün arasında bir fark olmadığını düşünüyordu
o sırada petek girdi içeriye. oda cok mutluydu....
suat: oo bakıyorum mutluluk sarhoşusun
petek: evet oğuzhan cok tatlı cok güzel vakit gecirdik... ee siz naptınız zenanla?
suat:bizim onla liseli aşıklardan farkımız yok....:)
petek:liseli aşık mı? yeniden cıkma durumu aynı lisedekiler gibi ha öylemi
suat:yani-dedi gülümseyerek-
petek:sevindim....liseli aşıklar sizi...
suat:petek..
petek:yemekte yaptıklarını unutmadım
suat:hemende laf sok
petek:sokarım tabi rezil oldum rezil..
suat:sevgi bu.. insan rezilde olur vezirde...
....
levent zenan'ın ağzını arayıp oteli coktan öğrenmiş.. oraya coktan varmıştı...
levent:iyi geceler... ben berna güneş'in hangi odada kaldığını öğrenmek istiyordum
resepsiyonist:1789 nolu oda efendim
levent:tessekkür ederim dedi -ve odaya yol aldı...-
....
güldeniz:sıkıldım ben berrin cıkıp yüriyicem biraz
berrin:tamam canım... oteldede yürüyeni ilk defa görüyorum...
güldeniz:sıkıldım napıyım....
berrin:tamam.. tamam.. git hadi...
güldeniz:aman sanki otelde yürünmüyor... misal bizim levent enişte de yürüyor berna'nın odaya doğru
demekki yürünüyor.... enişte ? berna oda....
güldeniz jest hızıyla odaya vardı..
berrin:yürüdüğünü sanıyordum
güldeniz:enişte oda berna gidiyordu
berrin:devrik cümle kurmada doğru söyle şunu
güldeniz:enişte,berna'nın odasına doğru gidiyordu
berrin:ne!!!!
güldeniz:yaa
berrin:ne işi var acaba?
güldeniz:konusmaya gelmiştir
berrin:kır kır özür dile... gitsin o sümüklüsüne:hıh
güldeniz:ay ela o depreşmiş bir seytan
berrin:neyse kapıyı kontrol edelim.. emnişte cıkınca odaya dalarık
güldeniz:ya cıkmassa
berrin:?
......
levent kapının önündeydi... ne diyeceğini bilmiyordu ama... konusması gerekiyordu onunla.. sonunda kapıyı çaldı...
berna:levent?
levent:berna...
berna:ne işin var senin burda?
levent:seninle konusmam lazım...
berna:ne hakkında?
levent:sen ve ben
berna:ne konuscaz? ben ne söylesem bana inanıyor musun?
berrin:yürü ne bacım kim tutar seni
güldeniz:şitt duyucak
levent:lütfen..
berna:peki tamam ama uzun sürmesin
levent:peki
güldeniz:çeşke içeri girebilseydik
berrin:yok artık
levent:bugün olanlar için özür dilerim....
berna:bu iş özürle olcak iş değil
levent:ama berna... sen gitmiştin ozaman sana kırgındım.. innamıstım.. en güvendğimdin ve gitmiştin
ve ela'ya güveniyorum ben.... sence napabilirim baska?
berna:bilmiyorum şuan gercekten bilmiyorum....
levent,bernanın omzuna koydu kafasını...
l:sen güvendğim tek kişisin.. seni kaybetmek istemiyorum...
..............
sabah olmuştu.....
zenan hazırlanırken kapı sesiyle irkildi...
zenan:aa bu da kim?
zenan kapıyı actı karşısındaki suattı
z:suat?Aynadaki yüzünün karşılığı benim..
Gördün mü sevgilim buna sevda diyorlar..
Uğrunda can veriyorlar..
.......................................son........ .....................
son söz gamzelim'in albümünden ayna adlı şarkısın'a aittir:D
derya_suat 15-06-08, 08:40 9. BÖLÜM
O kadar çok yer gezdik ki. Bir gün kapalı çarşı , ulu cami , yeşil türbe , ertesi gün müzeler filan derken Bursa'daki son günümüze geldik. Saat saat yapacaklarımızı anlatıyor Suat.
Suat: Kahvaltıdan sonra Koza Han'a oradan da Kafkas Şekerlemecisi'ne gideceğiz. Öğlen yemeği ünlü İskender Kebapçısı'nda. Sonrasında serbestsiniz. Alışveriş yapmak isteyenler için düşünülmüş boş bir zaman dilimi. Akşamüzeri de İstanbul'a gitmek üzere yola çıkacağız.
Suat'la ben Levent'le Ela kahvaltı masasında karşılıklı oturuyoruz. Yüzünde bin bir gülücük var bu sabah Ela'nın.
Ela: Öğleden sonra Leventlere gideceğiz. Ailesiyle tanıştıracak beni.
Zenan: Ne giyeceğine karar verdin mi? ( diyorum tüm alaycılığımla. )
Ela: Evet bir ara otele gelip üstümü değiştirmem gerekecek. Siyah pantolon ceket takımla mavi ipek gömleğimi giyeceğim. Nasıl olur sence?
Zenan: Harika! Görücüye çıkacak biri için bundan uygun kıyafet düşünemiyorum.
Ela: Alay etme Zenan! Ne kadar heyecanlı olduğumu görmüyor musun?
Baştan beri konuşmalarımızı sessizce dinlemekle yetinen Suat...
Suat: Zenan. ( diyor kararlı bir tavırla. ) Sende benim ailemle tanışmak istemez misin?
Yanlış mı duydum?
Suat beni ailesiyle tanıştırmak istiyor!
Hem gezi öncesinde İstanbul'da, hem de yola çıktığımızdan bu yana takındığım tavırla ona böyle bir öneriyi yapacak cesareti vermediğim için ilk tepkim şaşkınlık oluyor. Ancak önemsiz görünen bir ayrıntı şaşkınlığımın da önüne geçiyor.
Madem böyle bir şeyi isteyecekti neden ikimiz baş başayken değil de Ela'yla Levent'in yanındayken olmasını tercih etti? Onların varlığıyla güç kazanacağını düşündüğünden mi? Yoksa Levent , Ela'yı ailesiyle tanıştırırken, benim eksiklik duymamı istemediğinden mi? Bir tür ikram, yani!
Kraliyet ailesine sunulacak halktan biri... Suat'ın gözündeki yerim bu mu?
Ancak dakikalar ilerledikçe Suat'ın sergilediği içten tavırlar, tüm öngörülerimin yanlış olduğunu kanıtlıyor.
Suat: Kısa kısacık bir ziyaret. Sıkılırsan hemen kalkarız.
Sesi titriyor konuşurken. Gözleri, yüzümde olumlu bir çizgi yakalayabilmek için yalvarır gibi bakıyor. Gitgide cılızlaşan sesiyle...
Suat: Buraya kadar gelmişken iyi olur diye düşünmüştüm. ( diyor. )
Susuyor. Kaderine razı , sessizce verceğim yanıtı bekliyor. İçime dokunuyor bu hali. Dayanamıyorum; kalkıp sarılmak başını göğsüme yaslayıp yüreğimin sıcağıyla onu avutmak için karşı konulmaz bir istek duyuyorum.
Daha öncekiler bir yana şu son üç gün içinde yaptıklarıyla bile pek çok şeyi hak ediyor Suat. Tutkuyla sevdiği sonsuza kadar da seveceğini her fırsatta haykırdığı Zenan'ını ailesine götürmek istemesinden daha doğal ne olabilir ki?
Hem... Neden bende bu denli kırılması güç bir inatla direniyorum ki? Kafamda yarattığım karanlık karelerin gerçeklik derecesini görmek için bundan iyi fırsat mı olur?
Belki de yanılıyorum. Hiç tanımadığım insanları , saplantı haline getirdiğim; duyduğum bölük pörçük veriler dışında hiçbir geçerli temele dayanmayan peşin hükümlerle yargılamam doğru mu? Görüp tanıdıktan sonra değerlendirmek ve eğer gerekiyorsa eleştirmek daha akılcı değil mi?
Zenan: Tamam! ( diyorum ani bir kararla , bu kararı verdiğime kendim bile zor inanarak. ) Dediğin gibi olsun Suat. Gidelim bakalım...
Çevremdeki tüm yüzlerin aynı anda aydınlanıvermesi kararımın doğruluğunu haykırıyor sanki. Suat'ın bayram yeri gözleri, sevinçle , sevgiyle kucaklıyor beni. Masanın üzerinden uzanıp elimi tutuyor.
Suat: Teşekkür ederim Zenan! Beni ne kadar mutlu ettiğini bir bilsen...
Biliyorum Suat, hem de çok iyi biliyorum. Umarım, şu andaki mutluluğunu yapacağımız ziyaretin bitiminde aynı sıcaklıkla duyabilirim...
derya_suat 15-06-08, 11:09 10. BÖLÜM
Yemekten sonra cadde boyunca sıralanmış taksilerden birine atlıyoruz.
Suat: Çekirge'ye gideceğiz. ( diyor sürücüye Suat.)
Sonrada elimi sımsıkı tutup arkasına yaslanıyor. Benden çok daha heyecanlı. Kasılmış yüz hatlarından üzerimde gezinen ürkek bakışlarından anlayabiliyorum onu.
Gerçekten zor işi. Ben yalnızca beni düşünürken ; o , kendini bir yana bırakmış hem beni hem de ailesini düşünüyor. İki ateş arasında... Onun bu arada kalmışlığı içime dokunuyor.
Kendi kendime söz veriyorum; neyle karşılaşırsam karşılaşayım yaklaşımım iyimser olacak. Kararlıyım; küçük ayrıntıları , olumsuzlukları asla sorun etmeyeceğim. Suat için! Onun hatırına...
Cadde üzerinde çok katlı bir apartmanın önünde duruyoruz.
" İşte burası" diyor Suat. Avuçlarından yüreğine ulaşan sıcaklıktan güç almak ister gibi, elimi elinden ayırmıyor.
Birtan Apartman! Sonunda buluştuk seninle. Bakalım ne sürprizler hazırlıyorsun bana...
Asansöre binip altıcı kata çıkıyoruz. Suat'ın zile basmasıyla kapının açılması bir oluyor. Eşiğin gerisindeki ilk anda seçemediğim yüz ışığın açılmasıyla aydınlanıveriyor. Karşımızda duran ufak tefek, yuvarlak yüzlü , esmer, biraz topluca genç kız , "Buyrun " diye bir adım geriye çekilerek ardına kadar açıyor kapıyı.
Suat: En küçük ablam Filiz. ( diye tanıştırıyor Suat ).
Tokalaşmak için elimi uzatmaya hazırlanırken " hoş geldin " bile demeden arkasını dönüp vestiyerin üzerinde dizili duran terliklerden birini alarak ayağımın önüne koyuyor.
Anlaşıldı, ayakkabıyla eve girmek yasak! Biz de kendi evimizde ayakkabıyla dolaşmayız, hele yatak odalarının olduğu bölüme adım bile atmayız ayakkabıyla. Ama salon söz konusu olduğunda iş değişir. Annem de babam da konuklarını , şıklıklarını bütünleyen ayakkabılarıyla karşılarlar. Onların istemleri dışında terlik uzatılmaz.
Suat'la beraber salona doğru yürürken kemerli kapnın içinde henüz tanışmadığımız yüzler beliriyor.
" Hoş geldiniz, hoş geldiniz..."
Sıcak bir karşılama. Büyük abla Mine, ortanca abla Nevin ve biraz önce yarım yamalak tanıştığımız en küçükleri Filiz. Önce Suat'ı sonra da teklifsiz bir samimiyetle beni yanaklarımdan öpüyorlar.
Karşılama töreninin ardından salona geçiyoruz. Yaşları ve konumları gereği kapı önüne kadar gelmemiş iki kadın tam karşıdaki kanepenin iki köşesinde oturmuş bizi bekliyor.
" Annem " diyor Suat, sağ köşede oturan kadın için.
Zümrüt Hanım, bu demek...
Beni gördüğünde kılını bile kıpırdatmıyor , ancak yanına kadar gittiğimde ayağa kalkıp elini yüzüme doğru uzatıyor. Öpeyim diye!
Başka zaman olsa bana ters gelen bu davranış belki de ziyaret öncesinde kendimi iyimserliğe şartlandırdığımdan sevecen ve sıcak görünüyor gözüme. Eğilip uzattığı eli öpüyorum. O da sarılarak yanaklarımdan öpüyor beni.
Kanepenin diğer köşesindeki kadın ise Suat'ın halası Nezihe Hanım. Gariptir daha ilk anda kanım ısınıveriyor halaya. Öpmek için uzandığım elini çekip eskiden beri tanıdığı ancak uzun zamandır göremediği özlediği bir yakınıyla karşılaşmış gibi sevecen kucaklayıveriyor beni. Yanaklarımda bıraktığı iz diğerlerininkinden çok farklı.
Büyüklüğünün verdiği ayrıcalıkla " Geç kızım otur şöyle " diye yanındaki koltuğu gösteriyor bana.
Dakikalar ilerledikçe ilk tutukluğu atıyoruz üzerimizden. Konuşmalarımız daha içten daha doğal artık. Bendeki rahatlama Suat'a da yansıyor. İki tarafı yakından tanımanın ayrıcalığıyla bizleri birbirimize yakınlaştıracak ortak noktaları bulup çıkarıyor, konudan konuya atlayarak hoş bir sohbet ortamı yaratmayı başarıyor.
Bu teslimiyet içinde , "Gelecek yıl okulunuz bitiyor " , diyen Mine ablanın tehlike sınırlarını aşmaya yeşil ışık yaktığınıda kavrayamıyorum ilk anda. Ancak ardından gelen sözler yaz gününde çakan umulmadık bir şimşek gibi, beynimi delip geçiyor.
Mine: Mezuniyetten sonra çalışmayı düşünüyor musun Zenan?
İlk tepkim büyük bir şaşkınlık! Ardındanher saniye çığ gibi büyüyen kavurucu bir öfke geliyor.
Benden önce Suat atılıyor.
Suat: Ne demek şimdi bu abla? Çalışmayacak olsa , neden böyle zahmetli bir eğitim alsın ki Zenan?
Mine: Sanki biz eğitim almadık...
Bu kez yanıt hiç ummadığım birinden Nezihe Hala'dan geliyor.
Nezihe: Senin okuduğun okulla Zenan'ınki bir mi Mine? Evin duvarına asılacak diplomayla diğerlerini karıştırma.
Mine'yi çileden çıkarmaya yetiyor bu sözler.
Mine: Kariyeri ne olursa olsun kadının yeri kocasının yanıdır. ( diyor tiz sesiyle) Hele ihtiyacı yoksa... Evlenip çocuk doğurduktan sonra çalışmanın ne anlamı var?
Merkezinde benim bulunduğum ama sınırlarımın dışında gelişen tartışmayı sessizce izliyorum.
Nezihe: Zenan Suat'la aynı eğitim görüyor. iş hayatında da neden onun kadar söz sahibi olmasın ki?
Nevin abla tam zamanında araya girerek gitgide sertleşen ve aile içi çatışmaya dönüşme eğilimi gösteren konuşmayı farklı yöne kaydırmayı başarıyor.
Nevin: Halamız böyledir işte. ( diye gülüyor) Değme feministlere taş çıkartır. Bırakalım Zenan kendi kararını kendi versin.
Ortalık yatışmış gibi görünüyor ama on dakika öncesindeki hoşgörülü ve iyimser Zenan değilim ben artık.
Bu kadarla kalsa iyi. Biraz önce araya girip ortalığı yatıştıran Nevin abla da gerçek yüzünü göstermekte gecikmiyor.
Nevin: Suat'ın işi hazır. Babam şirketin ihracat bölümünün başına getirecek onu. Ya sen Zenan? Sen nerede çalışmayı düşünüyorsun?
Kısa bir duraksamının ardından...
Zenan: Herkes Suat kadar şanslı olamaz! ( diye gülüyorum.) Ailemin olanakları iyi olsada tepeden inme üst düzey yönetici yapmazlar beni. Ama iyi bir dereceyle mezun olursam pek çok kapının önüme açılacağından eminim.
Suat: Zenan'ın not ortalaması benimkinden yüksek. ( diyor Suat onlar için çok önemliymiş gibi.) İş hayatında hak ettiği yere gelecektir.
Nezihe: Allah şansını güzel yazsın. ( diye başını iki yana sallıyor Nezihe Hala.) Kız evladı... Tahtını verirsin de, bahtını veremezsin.
Bu kez dayanamıyor Zümrüt Hanım. Sert bakışlarıyla Nezihe Hala'yı uyarmaya çalışıyor önce. Başaramayınca son vuruşu da o üstleniyor.
Zümrüt: Üst katımızdaki daireyi Suat için boş tutuyoruz. Hayatına yön verip düzenini kurduktan sonra oturacağı yer orası.
İşte iplerin koptuğu an!
Zenan: Benimde oturacağım yer de henüz belli değil. ( diyorum tüm boş vermişliğimle.) Ama o yerin ailemin bana sunduğu ve oturmam için dayattığı değil, kendi emeğimle elde edeceğim ve benim seçtiğim bir yer olacağını şimdiden söyleyebilirim.
Yanıt vermelerine fırsat bırakmadan Suat'a dönüp..
Zenan: Kalkalım mı artık? Arkadaşları daha fazla bekletmeyelim.
Suat'ın yüzü sapsarı.
Suat: Aldırma sen onlara. ( diyor otele girerken.) İyi niyetlidirler aslında ama... Son söyleyeceklerini ilk söylerler hep. Bugün olduğu gibi. Göreceksin ne yapıp edip bir orta yol bulacağım.
Zenan: Önemli değil Suat. ( diye omzuma attığı kolunun altından sıyrılıyorum.) Daha sonra konuşuruz bunları.Odama gidip eşyalarımı toplamam gerekiyor. Otobüste görüşürüz...
Ela'yla Levent bizden önce dönmüşler.Bavulunu hazırlamış bile Ela. Kapıdan içeri girmemle boynuma sarılması bir oluyor.
Ela: Harika geçti. ( diyor önemli bir sınavın sonucunu açıklar gibi) Annesi, babası, ablası... Nasıl tatlı insanlar , anlatamam. Ne kadar sıcak, ne kadar içten davrandılar, görecektin. Ablası evli. Sıra Levent'e geliyor artık dediler. Gelecek yaz söz keselim diyor Levent.
Zenan: Hayırlısı olsun. Düğün yakın desene.
Ela: Yok canım... İşe girmeden, düzenimizi kurmadan olur mu hiç? Herkesin arkasında Suat'ınki gibi dev bir holding yok ki... Ha, sahi siz ne yaptınız? Kaynaşabildin mi Suat'ın ailesiyle.
Zenan: Ailede sorun yok. Sorun Suat'ta.
Ela: Nasıl yani?
Zenan: Evli çıktı Suat!
Ela: Ne! ciddi misin sen? İnanmıyorum ya... Kiminle evliymiş, ne zaman evlenmiş de bizim haberimiz olmamış?...
Zenan: Suat ailesiyle ve Bursa'yla evli Ela! Aralarındaki bozulması olanaksız nikah çoktan kıyılmış. Kurdukları düzende, dışarıdan çıkıp gelecek bir yabancıya asla yer yok! Anladın mı şimdi ne demek istediğimi...
Ertesi gün Ela uyandığında Levent’i yanında kendisini izlerken buldu...
Ela: günaydın
Levent: günaydın
Ela: ne yapıyorsun sen?
Levent: seni izliyorum
Ela: bende televizyon izliyorsun sandım sağol aydınlattığın için
Levent: ne demek her zaman...
Ela ve Levent odadayken Zenan gelir.
Zenan: ooo kahramanımız uyanmış...
Ela: Zenan sende mi?
Zenan: sadece ben değil bütün hastane
Ela: off
Levent: oflama bakalım
Zenan’a dönüp;
Levent: sen burdasın değil mi?
Zenan: burdayım merak etme...
Ela: ne oluyor ya?
Levent: bugün eve gidiyorsun ben çıkış işlemlerini halledeyim. Ela sana emanet...
Ela ve Zenan: güle güle
Levent’in çıkmasıyla iki dost konuşmaya başlamıştı...
Ela: ee Zenan yeğenim nasıl?
Zenan: çok iyi teyzesi selamı var... Buraya gelmeden önce bize senin için bir not bıraktı.
Ela: ?
Zenan: Ela teyzemi üzmeyin yoksa iki elim yakanızda olur...
Ela ve Zenan: :img-hyste
* * *
Hasan hasta dosyalarını düzenlerken Zeynep’i görür. Zeynep, Hasan’ı görünce kaçmaya başlar... İkisi duygularına yenilmekten korkuyordu... Hasan artık bıkmıştı. Ne olursa olsun duygularını açıklayacaktı... Hemen Zeynep’in peşinden koşmaya başlar...
Hasan: Zeynep, bir dakika bekle
Zeynep kızlar tuvaletine girip saklanmıştı. Ancak tuvalette yalnız değildi?
İpek: Zeynep
Zeynep: hı
İpek: korkuttum galiba özür dilerim
Zeynep: yak korkmadım boş bulundum
İpek: ona halk arasında korkmak derler canım
* * *
Ela: pes Zenan sen bekârsın diye bize gelmeyeceğini söyledin yani... Alacağın olsun...
Zenan: ya evde tek kalmaya ikna etmek için dedim ona
Ela: o ne dedi?
Zenan: Zeynep bekâr Ona git dedi.
Ela: oh iyi olmuş...
İpek ise Ela ve Zenan’ın konuşmasına kulak misafiri olmuştu.
İpek: merak etme Zenancığım Zeynep’te kalamazsın artık
Ela: aa niye?
İpek: Zeynep’in evi biliyorsunuz ailesinin üstüneydi. Ailesi evlendirmeye çalışınca bizimki istememiş. Ailede kızınca evi satmış.
Zenan: Zeynep için üzüldüm ama kendim için sevindim
İpek: hiç boşuna sevinme canım
Zenan: ?
İpek: ben evde tek yaşıyorum hem ev benim üstüme yani Zeynep bende kalacak ve tabi Suat gelene kadar sende...
Zenan: ya neden ya?
Ela ve İpek: hamilesin!
Zenan: off!
Ela ve İpek, Zenan’ın haline gülerken davetsiz misafir Ela’nın yanına gelmişti bile...
X: merhaba
Ela: sen...
* * *
Levent çıkış işlemlerini halletmiş Ela’nın odasına doğru giderken sürprizin son durumları için Arslan’a uğradı...
Levent: Arslan müsait misin?
Arslan: müsaitim gel
Levent: son durumları öğrenmek istedim
Arslan: merak etme her şey kontrolüm altında
Levent: (iç ses) bende bundan korkuyorum ya...
Levent: yarını sabırsızlıkla bekliyorum
Arslan: bende harika parti olacak
Levent: aman Arslan gözünü seveyim aksilik çıkmasın
Arslan: çıkmaz güven bana
Levent: senin elinden olunca ister istemez soruyor insan
* * *
Suat odasını toparlıyordu... Zenan içeri girdi...
Zenan: ne yapıyorsun?
Suat: gerekli dosyaları toparlıyorum. Orada lâzım olacak...
Suat dosyaları toparlarken Zenan, Suat’ın yüzüne bakar.
Zenan:(iç ses) sensiz iki dakika yapamıyorken iki ay nasıl geçecek...:icon_sorr
* * *
Ela ve Levent bugün eve gidiyorlardı. Levent Ela’daki durgunluğu fark etti. Ela’yı kendine çekip;
Levent: ela neyin var?
Ela: yok bir şeyim
Levent: Ela yapma kaç gündür durgunsun merak ediyorum ne oluyor?
Ela: bir şey olduğu yok her şeyi evde anlatacağım tamam
Levent: söz mü?
Ela: söz
Levent: senin üzgün olmana dayanamıyorum Ela
Ela: seni seviyorum
Levent: bende
Ela: şey
Levent: ney
Ela::icon_whis
* * *
Ela ve Levent gitmeden yeni doğum ünitesine gelmişti... Ela sayesinde nefes alan bebeğin yanına...
Ela: bulunmadı mı?
Levent: annesi ve babası birbirlerini deli gibi sevmiş ama onlarınki ise yasak aşk... Hani şu fakir erkek zengin kız olayı...
Ela: eee?
Levent: aileler kavuşmasına izin vermemiş. Vermeyince bunlar dağa kaçmış...
Ela: dağa mı?
Levent: evet, oralarda töre yaygınmış. Kaçanların cezası ölüm... Bunlar yakayı ele verince adamı öldürmüşler.
Ela: yazık
Levent: köyde kızı başkasıyla evlendirecekti. O adamda kızı bulmuş. Tam öldürecekken hamile olduğunu anlamış...
Ela: ee?
Levent: adam kızı o kadar çok seviyormuş ki kızı serbest bırakmış... Kızda kaçmış.
Ela: sonra bebek doğdu. Araba ile eve dönerken kaza oldu ve anneside öldü.
Levent: aynen öyle, bu tatlı kız ise kavuşamayan aşkların meyvesi...
Ela: yani hiç ailesi yok mu?
Levent: bunlar kaçtıktan sonra kızın babası adamın ailesinin evini yakmış kızın annesi ise hastalıktan ölmüştü. Tek kız. Babası ise torunu kabul etmiyor.
Ela bu hazin aşk öyküsünü dinlerken üzülmüştü.
Ela: çok kötü bir şey yaşamışlar...
Levent: bence de
Ela Levent’e dönüp;
Ela: senden bir şey isteyeceğim ama...
Levent: ?
Ela: bak bizim çocuğumuzun tedavi olmadan olması imkânsız gibi...
Levent: ela...
Ela: lafımı bitirmeme izin ver, bende tedaviye hazır değilim... Bu küçük bebekte kimsesiz... Hani diyorum ki; yurda bırakacağımıza evlatlık alsak...
Levent dikkatle Ela’nın gözlerine baktı. Ardından bebeğe baktı... Ela ise Levent’in cevabını merak ediyordu. Olumsuz cevap almaktan korkuyordu...
Levent Ela’nın gözlerine tekrar baktı.
Levent: şimdi ben bu güzel kızın babası mı olacağım!:happy0064
10. BÖLÜM SONU
Bir Tuğba(doktorcu-el) & Funda ortak yapımıdır...
Bu bölümle ilgili bir senaryodur..
Sabah..
Dinlenme odası..
Ela uyuyordur.Mert odaya girer..Elinde gazete vardır..Magazin sayfası açıktır.
Mert:Ela!Elacım!Uyan!
E:Hı?Mert?Ne yapıyorsun sen burada?
M:Hiç..Sana o çok sevdiğin güvendiğin adam hakkındaki haberleri göstermeye geldim..
E:Ne haberi ya?
M:Bak ne yazıyor..Babasının Beynini Ameliyat Etti Kızının Kalbini Çaldı..
E:Ver bakayim..(der ve gazeteyi elinden kapar..)
Ela çok kötü olur..
E: Sen de buldun fırsatı hemen değerlendir di mi?Almış gazeteyi gelmiş karşıma..Fırsatçı kedi seni...Ay çok mutlu oldum şimdi atlıycam kollarına ..Ay Mert ben bilememişim senin değerini...Git başaımdan salak!!
__________________________
Ela odadan çıkar Arslan'a rastlar..
A:Ela ne oldu?
E:Yok bişey!
A:Var birşey..
E:Ay yok diyorsam yoktur..Var diyorsam vardır..Ben yok diyorum!
A:Levent'le alakalı gibime geldi..
E:Gibinize gelmesin..Artık Levent beni ilgilendirmiyor..Beyfendi gene kendini atacak bir çift kol bulmuş...Ve bir dakika tereddüt etmeden de atmış..Zaten alışkın atmalara kendini...
A:Ne saçmalıyorsun sen Ela?
E:Gazete okuyun anlarsınız Arslan Bey..
__________________________________
Ela çok kötü olmuştur ..Gizlice ağlayarak soyunma odasına gelir..Kanapeye oturu ağlar...
Zenan içeri girer..
Z:Ela?Erkencisin...
E:Evet..
Z:Ne oldu?
E:Ne olacak?Levent bey kendini atacak başka kollar bulmuş!Önce Ayla sonra Burcu..Alfabe sırasıyla gidiyoruz..Sonraki herhalde Canan falan olur..Ama sonraki diye birşey olmayacak çünkü ..(Ela ağlamaya başlar..)
Z:Ela yapma böyle....
E:Ne yapmıyim Zenan?Ne yapmıyim?Ben birşey yapmıyorum zaten..Levent Bey yapıyor....
Z:Ela..Bence Levent'e söylemezsin..
E:Boşversene o bulmuş başka kollar..Çocuklarını da yaparlar..Adlarını da Güneş'le Kerem koyarlar..
Z: Ela..Bizimde küçük bir bebiğimiz olacak..O sen ben ve Suat'ın...Ona bakmaya söz verdin..
E:Biliyorum..
Z: O zaman onun için güçlü ol..Bebeğimin mızmız bir teyzesi olmasın...
Fonda:
Özcan Deniz - Nasip Değilmiş
Yangın her aşkın yolu
Sendin gördüğüm
Gözlerin karanlık kuyu
Düştüm, öldüm
Ah gönlün şimdi başka yare mesken
Ah el çekmiyor kara sevda benden
Sen hangi elde sevda olup açtın
Ben karlı dağlar misali yalnızım...
Yok bir sitemim hayatta her şey kısmet
Soldu gençliğim ömrümü aşkla ziyan ettim
Ağla gönlüm nasip değilmiş vuslat
Rahat uyu yar sana hakkımı helal ettim
______________________________________
Levent odasında çalışıyordur..Ela hızla odaya girer..
L:Ne oluyor Ela?
E:Nasıl yapıyorsun da ilişkimiz bitmeden iki gün bile dolmadan başkalarının kollarına atıyorsun kendini?
L: Sen nasıl oluyor da beni nikaha bir ay kala terkediyorsun?
E:Ben....
L: Sen ne Ela?
E:Hiçbirşey...
_____________________________________
Burcu:Merhaba Levent
L:Merhaba..
B:Haberleri gördün mü?
L:Evet..Hele yazdıkları başlığa bak....Kızınında kalbini çaldı..
B:Aslında doğru..Kalbimi çaldın...Levent ben senden çok hoşlanıyorum..
L:Burcu; ben hayatımda birini sevdim ve onu sevmeye devam edicem..O benim hayatımın tek aşkı..Beni terketse de öyle..
___________________________________
Levent bahçededir....
S:Levent, oturabilir miyim?
L: Suat
S: Seninle konuşmam gerek.
L:Konuşalım.
S: Dün yakalamaya çalıştım ama olmadı.
L:Çok mu önemli?
S:Evet..
L: Dinliyorum..
S:Levent..Ela seni terketti çünkü..
L:Çünkü?
S:Çünküsünü söyleyemem Levent..Senin öğrenmen lazım..Zenan bana ağızındn kaçırdı...Söylemeyeceğime söz verdim..Ela istemiyormuş..Ama bence bilmen gerek..Çünkü ortada bir çünkü var...
L:Ela niye söylemiyor bana?Güvenmiyor mu?
S:Ben söyleyemem Levent ama sen öğrenebilirsin..
_____________________________________________
Levent odasına doğru yol alır..O sırada Ela'yı görür..
L:Ela!Bekle bir dakika!
E:Efendim?
L:Ela bana söylemediğin birşey var biliyorum..
E:Ben..Yok öylle birşey..
L:Ela, ya bana sırlarını paylaşacak kadar güvenisin ya da bu ilişki burada senin istediğin gibi hemen biter..
E:Ben..
L: Sen?
E:Ben yani..
L:Ela, burası neresi biliyor musun?
E:Neresi?
L:Hastanenin en güzel yeri..Burası senin benden ilk kez kaçmadığın yer..Ve burası benim sana benden ne kadar kaçarsan kaç hep çok olacağımızı söyledim yer..Benden kaçamazsın Ela..Aşkından kaçamazsın..
E:Ben kaçmıyorum..
L:Kaçıyorsun..Niye kaçıyorsun?
E:Çünkü....Çünkü kovalanmak hoşuma gidiyor...
L: Seni yeteri kadar kovaladığımı sanıyordum..
E:Ben....Benim şimdi gitmem gerek..
L:Gene kaçıyorsun...
kraliche_zenan 15-06-08, 15:51 TERCİH
1.BÖLÜM
Suat: zenan...
Zenan: suat neden hala anlamıyorsun... o benim kardeşim gibi... bunu ona yapamam!!!
“ evet evet evet evet!!! kazanmışım!!! Hele şükür! Çok rahatladım...”
Ardı kesilmeyen sevinç sözcükleri dökülüyordu ağzından... yıllarca istediği tek yer için çalışmıştı o da sonunda olmuştu... tek hayali gerçekleşmişti ve dudaklarından dökülen kelimeler, gözlerindeki ışıltı onun ne kadar mutlu olduğunu herkese gösteriyordu... adeta yerinde duramıyordu... sonra aklına birden “o” geldi... yıllardır kavuşmayı istediği artık kardeşi olarak gördüğü arkadaşı... hemen telefona sarıldı...
Gördüğü sonuçla sevinmiş bir şekilde direkt müziği açıp avazı çıktığı kadar bağırarak şarkıya eşlik etmeye başlamıştı... istediği şeyi elde etmenin verdiği gurur ve sevinçle içini döküyordu... eğlenemediği zamanların acısını çıkarıyordu... rahat bir nefes almak istediğinde alamadığı zamanların acısını çıkarıyordu... dertlerini adam akıllı yaşayamayıp bir kenara atmasının acısını çıkarıyordu... birden çalan telefona yöneldi... “ah tabi ya” dedi kendine... sevincini içinden yavaş yavaş dışarıya atarken birisini unutmuştu... müziğin sesini kapadı ve telefon elinde biraz bekledi... mutluydu ama korkuyordu... “ya o kazanamamışsa... ya aynı yerde değilsek... onca hayal... boşuna mı gidecek...” aklındaki düşünceler bir türlü tükenmiyordu... ısrarla çalan telefonu sonunda açmıştı... biraz titrek bir sesle konuşmaya başladı...
Zenan: sis
Onun titrekliğine inat karşıdaki sesin mutluluğu onu da rahatlatmıştı ve o da artık tüm heyecanıyla konuşuyordu...
Sis: yıllar sonra... şimdi hayallerimiz gerçek mi oluyo
Zenan: evet sanırım öyle oluyo... aynı okuldayız... hayallerimizin yarısı gerçekleşti... şimdi sıra bir ev ve sevgili bulmakta...
İkisi de kahkahalara boğulmuştu... mutlulardı...
Sis: ev kolay da sevgili işi biraz zor canım... bizimki sadece hayalde kalır... öyle birisi yok dünyada kimse o kadar mükemmel olamaz değil mi
Zenan: sanırım... düşünsene ondan bir tane oluyormuş karşımıza çıkıyormuş ikimiz de ona aşık oluyormuşuz
Sis: zenan şurda iki Dakka da yazdın senaryoyu...
Zenan: ne yani olamaz mı
Sis: saçmalama zenan
Dalga geçilerek söylenen sözler... peki ya gerçek olursa... ya hiç üzerinde durmadıkları sadece şaka amaçlı söyledikleri korkunç durumlar... ya gerçek olursa... ikisi de konuyu kapamıştı ama akıllarında böyle bir durumda ne yapacakları vardı... kim nasıl davranırdı... aşkı tanımamışlardı hiç... ama ya kardeşi olarak gördüğü insanı bile ezip geçebilecek bir şeyse...
....
Sis: zenan hadi kalk
Zenan: niye
Sis: bilmem farkında mısın ama bugün okuldaki ilk günümüz
Zenan: ne pazartesiye geldik mi biz ne zaman
Sis: 3 gündür Cuma’yı yaşıyorsun ama üzgünüm gerçekler acıdır pazartesi...
Zenan: inanmıyorum ya...
Sis: hadi kalk kahvaltı hazır
Zenan: hadi ya senin öyle yeteneklerin var mıydı
Sis: tabi çok iyi cornflakes yaparım
İki arkadaş heyecanın yanında mutlulukla kahvaltılarını yaparak üniversite yaşamının ilk gününe başlamak için evden çıktılar... yıllardır hayal ettikleri şeyler sırayla oluyordu... sonunda birbirlerine kavuşmuşlardı... aynı okuldaydılar ve aynı evde kalıyorlardı...
Hacettepe kampüsüne gelmek üzerelerdi... önce hastaneyi gördüler... ders binasıysa yokuşun biraz daha ilerisindeydi... hastaneye hayranlıkla bakıyorlardı... 6 yıl sonra onlar da bir hastane içinde hastalarına bakabileceklerdi...
Zenan: ya biz direkt buraya girsek
Sis: ya onlar da zenan hanım’ı bekliyorlardı
Zenan: yani sis... bir hayal kurdurtmadın...
Sis: çünkü hayal kuramayacak kadar az vaktimiz kaldı
Zenan: tamam tamam yürü hadi
Hızlı hızlı atan adımlara inat bir o kadar yavaş atan kalpleriyle kampüsün girmişlerdi... panoya baktılar...
Zenan: evet tüm mükemmellikler buraya kadar
Sis: e yani bu kadar da olsun hep aynı yerde olacak değiliz ya
Zenan: aynen... dersten sonra görüşürüz o zaman... bir yerlerde yemek yeriz... senin cornflakes in bizi akşama kadar ayakta tutmaz
Sis: tamam hadi görüşürüz
İlk günün hevesinden sonra bir çok gün geçmişti böyle... bir çok ders... şimdi okulun en zorlu günlerine gelmişlerdi... vize haftası... herkes hiç durmadan çalışıyor sınıfı geçmek için elinden geleni hatta belki daha fazlasını yapıyordu...
Zenan: vize de ne yapıcaz dersin
Sis: hiç bilmiyorum... acaba notlarımız yeterli mi
Zenan: bilmiyorum... üst sınıflardan alsak
Sis: olabilir de kimden... aldığımız kişinin notlarından da emin olmamız gerekir öyle değil mi?
Zenan: aynen öyle... ha dur barış geliyor... o biliyordur ona soralım...
Sis: tamam sor bakalım
Zenan: barış
Barış: efendim
Zenan: ya şu vize için üst sınıflardan kimin notları en iyisidir
Barış: suat’ın
Sis: suat?
Barış: bana tanımadığınızı söylemeyin...
Zenan: tamam söylemiyoruz sen direkt anla
Barış: son sınıfta acayip hırslıdır bugüne kadar hep birincilikle geçti bu yıl da birincilikle mezun olacak...gözlerini etrafta gezdirdikten sonra... bakın büyük panoya bakan mavi polarlı olan...
Zenan: hadi ya tamam çok saol
Barış: ama
Sis: ama ne
Barış: kimseye notlarını vermez... böyle bir kuralı var... bugüne kadar notlarını alan birisi görülmemiş...
Zenan: deneriz öyle değil mi
Sis: tabi
Barış: neyse ben gitmeliyim...
Sisle zenan yavaş yavaş panoya doğru yöneldiler... arada birkaç adım kalmıştı ki sis zenanı kolundan tutup durdurdu...
Zenan: ne oluyor sis
Sis: sen istesen
Zenan: korktuğunu söyleme bana
Sis: korkmak değil de... ya geçen gün yemeğe biraz gecikmiştim ya
Zenan: eee
Sis: işte ben bununla çarpıştım... bir de baya bir saydım... yani zaten kimseye vermiyormuş notlarını bir de beni görürse hiç vermez...
Zenan: inanmıyorum sis ya... tamam sen burada bekle ben gidip konuşayım
Zenan derin bir nefes aldı... yüzüne de bir gülümseme taktı... konuştuğun insan senden ne kadar pozitif elektrik alırsa o kadar iyiydi...
Sis: sırıtma hiç de sevimli değilsin
Zenan: siiiiss... istiyorsan sen git
Sis: yok canım şaka yapmıştım çok şeker duruyorsun
Zenan yüzündeki gülümsemeyi tekrar yerine koyduktan sonra suatın yanında doğru ilerledi... tam arkasında durdu... sormalı mıydı bilmiyordu... tam vazgeçmiş geri dönecekken suat arkasını döndü ve şaşkın gözlerle ona bakan kişiyi gördü... zenan bir an ne yapacağını şaşırdı... tam her şeyden vazgeçmiş geri dönecekken karşı karşıya gelmeleri onu bir an telaşa kaptırdı... ona bakan adama karşı bir şeyler söylemeliydi... ama bir şey söyleyemiyordu... düşüncelerini toparlamaya çalışıyordu ama hazır olmadığı bir anda ne yapacağını şaşırırdı hep...
Zenan: suat...
kraliche_zenan 15-06-08, 15:57 2.bölüm
Ağzından çıkan tek kelime ismi olmuştu o anda sadece ismini söyleyebilmişti... şimdiyse karşısındaki adamın onu tanımaya çalışan gözleriyle boğuşuyordu... bir an önce bir şeyler yapmalıydı çünkü iş çok karışıyordu...
Zenan: yani suat sensin dimi
Suat: evet
Zenan: ben okuldaki en iyi notların sende olduğunu duydum
Suat: doğru duymuşsun eminim kimseye vermediğimi de duymuşsundur
Zenan: ama
Suat: uzatılacak bir şey yok
Zenan: bu kadar ukala olmak zorunda değilsin hem eminim kendi notlarımla senden daha iyi olurum
Suat: o zaman neden benimkileri istiyorsun
Zenan: hani bir virgül falan eksiktir o yüzden yoksa bilgi açısından hiçbir sorun yok
Suat: hıhı tabi
Zenanın giderken yüzüne taktığı gülümsemenin yerini şimdi öfke almıştı... hızlı hızlı nefes alıp veriyordu...
Sis: zenan ne oldu
Zenan: suata çarptığında bir tarafı acımışmıdır
Sis: bilmiyorum
Zenan: umarım acımıştır
Sis: zenan ne oldu ya anlatır mısın
Zenan: ukalanın teki ne olacak... neymiş kimseye notlarını vemriyomuş uzatmaya gerek yokmuş... kendini ne sanıyorsa
Günler geçiyordu... vize günü git gide yaklaşıyordu... sis de zenan da hiç durmadan sabahlara kadar çalışıyorlardı... bazun boyunları tutuluyordu bazen uyuyakalıyorlardı... ama her şey hayalini ettikleri doktorluk içindi... kendilerini ameliyat yaparken düşünmek bile heyecanlandırıyordu onları...
Zenan: sis uyansana
Sis: saat kaç
Zenan: 7
Sis: zenan bu saatte niye uyandırıyorsun beni
Zenan: ya benim içim rahat etmiyo sınavı okulda beklesek gecikicez diye ödüm kopuyo
Sis: yok artık zenan daha 5 saatimiz var nereye gecikiyorsun
Zenan: olsun ben yine de gidiyorum haberin olsun
Sis: peki tamam bende gelirim bi kaç saat sonra
Zenan: tamam görüşürüz
Üstüne montunu geçirdi ve notlarını koyduğu çantasını da alıp okula doğru ilerledi zenan... içinde bilmediği bir huzursuzluk vardı... her daim bir şeyleri unutmuş gibi hissediyordu... çok yakındı, bulmaya çok yakın ama bir türlü göremiyordu... sonunda okuldaydı... direkt kütüphaneye yöneldi... kapıyı yavaşça açtı... burda tek olmayı bekliyordu ama değildi... “yakında mezun olmuyor mu ne işi var burda” diye düşünerek masalardan birine oturdu... suata en uzak olanlardan birine...
Kafasını kaldırmadan çalışıyordu... bu vizeyi başarıyla geçmeliydi... mutlaka geçmeliydi... buraya kadar gelip burada başarısızlığa uğramak istemiyordu... ama yine de bir şeyler eksik gibiydi...
Bulantı ve kusmaya yol açan stimulusların afferent yolları: kortikal yol, visseral afferentler, vestibüler yol, KTZ’dan afferentler... tamamdı... bu konuda başka bir sorun yoktu... bu kadardı...
Predispozan faktörler: yaş, cinsiyet, alışkanlıklar, kişisel predispozisyon, preanestetik medikasyon, anestetik işlem... bu da tamamdı sanki... ama hata neydeydi...
Notlarını karıştırmaya devam etti... okumaya tekrarlamaya... bir türlü kafasına takılan şeyi bulamıyordu ama yine de arıyordu...
tedavi ve önleme: genel tedbirler, akupres, anti-emezis, oksijen tedavisi, antiemetik tedavi, sedatifler, antimuskaranikler, anksiyolitler, dopamin d2 reseptör antagonistleri, butirofenonlar, kortikosteroidler... işte tam burda... sanki bir şeyler eksikti... gece sisle beraber de düşünmüşlerdi ama bulamamışlardı... kalemini kağıdın üstüne kısaca vurup çekiyordu zenan... bulmalıydı... bir şeylerin eksik olduğu belliydi ama ne... bir türlü bulamıyordu...
çalan telefonun sesiyle irkildi... kafasını kaldırdığında suatın rahatsız olmuş bakışlarıyla karşılaştı... bir bakıma haklıydı sonuç olarak kütüphanedeydiler... telefonuyla beraber kendini dışarıya attı...
zenan: efendim sis
sis: okulda mısın
zenan: evet çalışıyordum
sis: bende yeni kalktım bir şeyler yiyip gelicem
zenan: tamam canım bekliyorum
suat yavaşça oturduğu yerden kalktı... zenan çalışırken onu izlemişti... bir şeylere baya kafa yorduğu belliydi.. notların önünde durdu... yavaşça gözden geçirdi... “tedavi ve önleme: genel tedbirler, akupres, anti-emezis, oksijen tedavisi, antiemetik tedavi, sedatifler, antimuskaranikler, anksiyolitler, dopamin d2 reseptör antagonistleri, butirofenonlar, kortikosteroidler...” eline kalemlerden birini alıp “serotonin antogonistleri” yazıverdi... sonra da gülümsedi... ilk sınıfta ne kadar da uğraşmıştı bunu bulmak için... her şeyi tamamdı da bir bu eksikti... sınavdan birkaç saat önce tesadüfen yanından geçen birisinin söylemesiyle aklına gelmişti... kalemi yerine bırakıp eşyalarını toparlamaya başladı...
zenansa hala dışarıda telefonla konuşuyordu... birden önünden geçen suata gözü takıldı... kapıdan çıkana kadar da arkasından bakmaya devam etti...
sis: zenan orda mısın
zenan: evet canım sen benim defterimi de al gel tamam mı
sis: tamam görüşürüz
zenan: görüşürüz
kapıdan çıkar çıkmaz yüzüne vuran hafif bir rüzgarla gülümsemeye başladı genç adam... yazıyı görünce ne tepki vereceğini merak ediyordu ama orda olmamak en iyisiydi...
zenan tekrar kütüphaneye dönmüştü... sandalyeye oturdu ve başını ellerini arasına alarak oflamaya başladı... bir türlü kafasını toparlayıp bulamıyordu kahrolası tedavi yöntemini... kafasını kaldırıp birden notlarına baktı... siyah kalemle yazılmış maddelerin yanında kırmızı ve çaprazlama yazılmış bir yazı dikkatini çekti... “serotonin antogonistleri”
“tabi ya” dedi kendi kendine... nasıl unutabilirim... halbuki kaç defa tekrarlamıştım... sonra bir an durdu... kim yazmıştı bunu... kütüphanede sadece o ve suat vardı... suat mı yazmıştı... bu olabilir miydi... yani kalkıp ona yardım etmiş olabilir miydi... geçen haftaki tartışmalarından sonra... kütüphanede ondan başkası olmadığına göre... o yazmıştı...
Birden öfkesi silinmişti suata karşı... öfkeli gözler yerine gülümseyen bir surat vardı şimdi... ama şimdi bunları düşünme zamanı değildi... her şeyi bir kenara bırakıp notlarını tekrarlamaya devam etti...
“hangileri kusma ve bulantıların tedavi ve önleme yöntemlerindendir”
Soruyu görür görmez zenanın yüzünde bir gülümseme oluştu... sırayla işaretliyordu... ama sıra “serotonin antogonistleri” ne geldiğinde yanına koyduğu işaret diğerlerine oranla daha kalın ve büyük olmuştu... neden olduğunu bilmeden böyle işaretlemişti...
Sis: nasıl geçti
Zenan: idare eder... seninki
Sis: iyi sayılır da şu bulantıdaki tedavi yöntemlerinden bir şeyi eksik yaptım sanırım... ya dün sen sorduğundan beri bulamıyorum
Zenan: serotonin antogonistleri
Sis: tabi yaa... nasıl unuturum da sen ne zaman öğrendin bunu
Zenan karşısında duran sis’in arkasından suatı görüyordu... bir süre sonra suat da onu fark etti... birkaç saniye bakıştılar... hala soğuklardı ama nefretle bakmıyorlardı birbirlerine...
Sis: zenan!
Zenan: efendim
Sis: sen ne zaman öğrendin diyorum
Zenan: yoo... sınavda şıklarda görünce aklıma geldi...
Sis: peki yemek yemeye gidelim mi
Zenan: olur
...
İlk vize sonucunu almışlardı... zenan a+ sis a...
Sis: bir tedavi yöntemi sayesinde geçtin
Zenan: öyle ya da böyle geçtim
Sis: aman tamam ben defterlerimi Ayça’dan alıp gelicem
Zenan: tamam ben de kafeteryadayım
Sis: tamam görüşürüz...
Zenan kafetaryaya doğru ilerliyordu... kütüphanenin yanından geçerken camdan içeri baktı... suat orda yine çalışıyordu... bir şeyler söylemeli miyim diye düşündü... teşekkür etmeli miyim... suatın sandalyesinden kalktığını görünce birkaç adım geri çekildi... şu an bir şey söylemeye hazır değildi ve geçen sefer hazır olmadığı bir anda konuşmaya çalışınca neler olduğunu unutmamıştı...
Genç adam kütüphaneden çıkıp çıkış kapısında doğru ilerliyordu... zenan pencereden tekrar kürüphaneye baktı... notlar kitaplar defterler orada duruyordu... sonra gözlerini suata çevirdi hala ilerliyordu... şimdi gözleri bir suat bir kütüphane masası arasında mekik dokuyordu...
havin+10baran 15-06-08, 16:35 BÖLÜM 21:
ED: berat bni kucağına al(der ve o narin vücudu yre yığılır)
B: edaa
L: hemen sedye getirin cabukkkkk(dedi aninda sedye geldi)
EL: sakin ol berat
B: onun yüzünden
EL: sakin bir delilik yapiyim deme sakin
B: hihi
EL: levent??
L: korkma iyi olucak o
EL: hihi(dedi edayi hemen acile aldilar..ilk müdahalesini herzamanki gibi levent yapti)
Z: levent??
L: tahlil yaptiriyorum yine
S : hihi
EL : suat senden bir sey istiyebilirmiyim ??
S: tabi
EL: berate göz kulak olurmusun??
S: tabi ela hic sorun deyil(dedi beratin yanina gitti)
EL: levent
L: gel canim(Dedi leventin odasina gittiler..zenan edanin basinda kalmisti)
L: gec canim(Dedi iceri gectiler)
EL: kötü bir sey yok dimi??
L: ela bir deyisiklik yok…vücudu cok halsiz ve bu cok normal
EL. Ee birde bu stress girince araya
L: evet
EL: ya niye cikti yine bu ortayaki??
L: bir bilsem
EL: of ya of
L: sii sakin ol
EL: elimden baska bir sey gelmiyorki zaten
L: siii yapma böyle sevgilim
EL: sana güveniyorum levent
L:biliyorum askim inan bana güvenini sarsmiycam
EL: biliyorum askim
L: seni cok seviyorum sevgilim
EL: bende seni cok seviyorum askim hemde cok
L: askim
EL: birtanem(Dedi levent aradaki cok kücük mesafeyi kapatti ve elayi dudaklarindan öpmeye basladi..elada isteyerek karsilik veriyordu..bir sure öpüstükten sonra ayrildilar)
EL: seni seviyorum
L: seni seviyorum(Dedi elaya sarildi..simsiki birakmayacasina sarildi)
EL: levent eda iyilestikten sonra hep beraber bir tatile cikmaya ne dersin??
L: sen varsan her yere gelirim ben
EL: tabiki olucam
L: ozaman gideriz askim..hem bak ne diycem annemlerin yanina gideriz ayvaliga he ne dersin??
EL: yok daha neler
L: neden??
EL: levent 6 kisiyiz.
L: olsun..bizim ev büyük
EL: sen ciddisin
L: evet ciddiyim hemde cok
EL: sonra konusuruz bunu
L: hihi…
EL: ne oldu??
L: bilmem..yillardir böyle mutlu olamistim galiba biraz tuhaf geldi
EL: tuhaf olan ne??
L: böyle mutlu olmam…
EL : artik hep böyle mutlu olucaz sevgilim
L : ins elam
EL : levent benden sakladigin bir seymi var ??
L: tabiki yok
EL: öyle bir konusuyorsunki sanki benden bir sey sakliyormussun gibime geliyor
L: sacmalama
EL: peki öyle olsun
L: hadi edaya bakalim
EL: hihi(Dedi edanin yanina gittiler)
EL: berat iyimisin?
B: iyiyim ela
EL: bak sakin bir delilik yapiyim deme
B: tabiki yapmiycam..hele edayi üzecek bir sey asla yapmam
EL: bu cok güzel iste(dedi gülüstüler)
ED: be---rat
B: burdayim birtanem
ED: iyimisin??
B: ben iyiyim sen iyimisin asil??
ED: iyiyim …
B: buna sevindim..
ED: beratla yanliz konusa bilirmiyim??
L: tabi ama kendini cok yorma
ED: merak etmeyin iyiyim(Dedi diyerleri odadan ciktilar..berat yatagin kenarina oturdu ve edanin elini tuttu..bu arada eda özel odaya alinmisti)
B: seni dinliyorum birtanem
ED: berat ben seni cok seviyorum
B: biliyorum canim
ED: ben seni gercekten cok seviyorum
B: biliyorum eda
ED: hayir gercekten seviyorum ben seni
B: eda biliyorum sevgilim....cünki gözlerini görüyorum senin birtanem
ED: korkuyorum..o burda diye benden uzaklasmandan korkuyorum
B: böyle bir sey asla olmiycak…seni asla birakmiycam.. hem benden bu kaadr cabuk kurtulamassiniz eda hanim
ED: senden kurtulmak isteyen yokki
B: askimm
ED: birtanem(dedi aradaki mesafeyi kapatti ve iki asikin dudaklari birlesti…..ayrildiklarindan ikisininde kalbi cok hizli carpiyordu…taki kapi acilip biri odaya girene kadar)
bu seneryoyu ESRA(selen_123) ile birlikte yaziyoruz...
5. BÖLÜM
K çok pardon
B önmeli değil aceleniz var galiba
K eet acilen eve gidip gelmem gerekio
B ben sizi tutmayayım
K tekrar özür dilerim der ve hızla dışarı çıkar
K arabaya biner fakat araba çalışmass Burak dışarıdadır
B bi sorun mu war
K eet arabam çalışmıo off şimdi taksinin gelmesi çok uzun sürcek
B ben götürebilirim
K yok zahmet etmeyin
B olur mu cnm öle şeyy
K valla aslında çok ii olur taksi beklersem yetişemiycem
B ee sorun yok o zmn atla
K tmm
Evin önü
K kapıyı açarken
K kahve ikram etmek isterdim ama der güler
B önemli değil başka sefere
K tabi memnuniyetle der ve kuklaları alarak çıkar
B walla arabanızın bozulmasına üzüldüm diyemiycem
K ndn
B yoksa uzun bi süre daha sizinle tanışamayacaktım
Okulun önüne gelirler kader iner
K tekrar teşekkür ederim
B unutma bana bi kahve borcun war
K tabi hoşça kal
ELA - LEVENT
E –ela arabada ağlarken uyuya kalmıştır. Sayıklıyordur. Bana yalan sen çok kötü gelme…
Levent söyledikleirnden hiç bişey anlamıyordur. Levent elayı kucağına alır ve evin içine sokar. Üs kattaki yatak odasına yatırır. Olan biteni elaya nasıl anlatacağını düşünmektedir.
Ela uyanır
E neresi burası sen ne yaptığının farkında mıısn
L bi arkadaşımın evi
E gitmek istiorum
L beni dinlemeden hiçbir yere gidemezsin
E konuşacak hiç bişi yok sen bana yalan söyledin beni kandırdın aldattın sen beni levent
L bu karda basit di mi her şey ela bunları nasıl düşünürsün
E gözümle gördüm levent cerenle seni
L ve her şeyi bırakıp gittin hiç sormadan dinlemeden bi haber bile vermeden gittin
E ne bekliodun ki yeni yalanlar mı dinleyecektim
L yalan … ben sana hiçbir zaman yalan söylemedim
E yapma levent
L ela kendin yazıp kendin oynuyosun
E seni dinlemek istemiorum der kapıya doğru yönelir levent kolundan tutar
L dinliyceksin ela otur der ve kapıyı kilitleyip anahtarı balkondan aşağı atar ( ABİME BAK AKILLANIO VALLA)
E sen ne yaptığını sanıosun
L seni seviorum
E kafayı mı yedin sen
L eet ela sayende kafa falan kalmadı
E se….
L şimdi ben konuşuyorum ela dinle inan cereni o günden sonra bi daha görmedim zaten umrumda da değil ogün benle konuşmak istediğini söledi ağlıyodu ben de gittim konuşuyoduk sonra ne oldu bilmiorum beni öptü
E sus levent
L ela doğruyu söylüyorum
Ela balkon kapısına doğru yönelir levent kolundan tutar ve kendine doğru çeker ve birbirlerine çok yakındırlar bir nefes kadar yakın ela titriyordur
L seni seviyorum der ve elayı öpmeye başlar
Ela birden Leventi iter ve bi tokat atar
E beni ald….
Levent öpmeye devam eder ikisi de kendini kaybetmiş durumdadır ( sonrası + 18 )
Spor salonu
Yasemin – hoca nerde kaldı yhaa
Dila – bugün antreman var dememiş miydi
Elif eeet nese kızlar gelir heralde biz başlayalım
Hasan – bu işte bi iş war
EFE – nerden çıktı bu
Hasan - koçta yok ortalıkta bi de dün olanları düşünürsek
Elif – beyler antremana mı geldiniz dedikodu yapmaya mı
Mehmet tmm tmm bişi demedik hadi başlayalım
Suat – kızlar bugün ela hocanız gelemeyecek siz isterseniz ant yapın kendiniz bilirsiniz
Elif – hocam kötü bişi mi oldu
Suat yooo ufak bi işi varmış çıkışta gördüm haber verir misin dedi ben de kabul ettim
Zenan – slm kızlar ant başlamadı mı
ELİf yok hocam ela hoca gelemicekmişş
Z- aa hadi yhaa
Suat – siz voleybol oynuyor musunuz zenan hanım
Z evet ela ile anlaşmıştık ama neyse başka zaman artık
S o zaman hadi maç yapalım
Kızlar – süpeerrr
Z bana uyar
Der ve maç yaparlar suat ve zenan hallerinden oldukça menundur kızlar ve erkekler de öyle ama hasan hala cerene açılamamıştır. suat ve zenan maçtan sonra kantinde oturup bir şeyler içerler.
Kader ev
Kader evde kitap okurken zil çalar ( ana Burak çok fırsatçı yhaa bilio tabi ela yok ah ulan)
K geldim kim o
B ben Burak
Kader kapıyı açar şaşkın şaşkın burağa bakar
B kahve borcunu unuttun galiba
K hıııııı geçsene
Yorum yorum yorum
not: diğer senaryomda mete ile tanışmak ister misiniz
isteğe bağlı bir sonraki bölümde resmini ekleyebilirm :)
kraliche_zenan 15-06-08, 18:52 3.bölüm
suat kapıdan tam çıkmıştı ki kendine çarpan bir şeyle sarsılarak olduğu yerde durdu... genç kadın kitaplarına dalmış önüne bakmadan yürüyordu... suatı da görmemişti... yere düşen birkaç kağıdı yerden toparladı suat ve karşısındaki kadına uzattı...
sis: kusura bakma kitaba dalmışım
suat: önemli değil... sen
sis: evet geçen seferde çarpışmıştık
suat: herkese böyle çarpar mısın yoksa hepsi bana mı denk geliyor
sis: sanırım sana denk geliyor...
bir süre birbirlerine gülümsedi birbirlerini tanımayan bu gözler... sonra Sis’in gözleri yerdeki su birikintisine gitmiş olan kağıda takıldı... yere eğilip onu aldı ve gözlerinde bir dehşet belirdi...
sis: inanmıyorum ya embolizm notlarım... yarın bunlardan sorumlu bir sınavım var ve ben notlarımı mahvediyorum bittim ben
suat: embolizm’den mi sorumlusunuz
sis: evet sorumlu olduğumuz birkaç konudan biri ve bu olmazsa o sınavadn geçemeyebilirim
suat: PAP’ı bilsen yeter... ilk sınıflara bir tek o sorulur... Pulmoner arter basıncı hava embolisinde arteriyel kan basıncının ve CO'un düşmesinden hemen önce yükselir
Sis Suat’ın söylediklerini aklına yazarcasına tekrar etti...
sis: Pulmoner arter basıncı hava embolisinde arteriyel kan basıncının ve CO'un düşmesinden hemen önce yükselir... bu mu yani sadece bu yeterli mi?
Suat: hıhı evet
Genç adam Sis’in sorgulayan gözlerine aldırış etmeden oradan uzaklaştı... acaba gerçekten doğru mu söylüyordu... doğru muydu bunlar... tekrar tekrarladı içinden... “Pulmoner arter basıncı hava embolisinde arteriyel kan basıncının ve CO'un düşmesinden hemen önce yükselir” bir kez daha tekrarladı... ve bir kez daha... her an unutacakmış gibi geliyordu... tek isteği bir an önce bi yere oturup bunları bir yere not almaktı...
Zenan elindeki kahveyle kafeteryadan çıktığı gibi kütüphanenin önüne doğru ilerledi... tek isteği Sayın Suat Birtan’ın kütüphaneye dönmemiş olmasıydı... camdan görünmek istemezcesine içeri baktı... yoktu... Suat değil hiç kimse yoktu... kütüphanenin kapısını açtı kahveyi hemen notlarının yanına bıraktı... bir an durdu... söylendi kendi kendine “Allah bilir gizli bir hayranımdan falan diye düşünür ukala...” kahveye bir süre daha baktıktan sonra kütüphaneyi bir an önce terk etti... şu anda gizlice notlarının arasına bir not yazıp onun en iyi notu almasını sağlayan adamın ne düşündüğünü pek umursamıyordu... içini rahatlatmıştı... bir şekilde teşekkür etmesi gerekiyordu onu da böyle yapmıştı... üzerinde ki o yükü kaldırmak için bir şeyler yapmıştı onun için önemli olan buydu...
Kafeteryaya girdiğinde masalardan birinde Sis’i bir şeyler tekrarlarken buldu...
Sis: Pulmoner arter basıncı hava embolisinde arteriyel kan basıncının ve CO'un düşmesinden hemen önce yükselir... hoş geldin canım... Pulmoner arter basıncı hava embolisinde arteriyel kan basıncının ve CO'un düşmesinden hemen önce yükselir...
Zenan: Sis sen kafayı mı üşüttün niye sabahtan beri aynı şeyi tekrarlıyorsun
Sis: sadece unutmamam gerekiyo... Pulmoner arter basıncı hava embolisinde arteriyel kan basıncının ve CO'un düşmesinden hemen önce yükselir...
Zenan: embolizm’e mi çalışıyorsun
Sis: evet
Zenan: iyi da canım arkadaşım buraya zaten kocaman bir şekilde yazmışsın emin ol bunu unutman imkansız
Sis: aman ya ne biliyim ben işte
Zenan: neyse ee ne yapıyoruz?
Sis: ya yarın benim sınavım var yine biliyorsun
Zenan: evet biliyorum... eve mi gidiyoruz yani..
Sis: evet iyi olur...
İkisi de montlarını üzerlerine geçirdiler... çantalarını da topladıktan sonra koridorda ilerlemeye başladılar... Zenan kütüphanenin önündan geçeceklerini düşündükçe kafasına gelip gelmediği takılıyordu... yanından geçerken camdan şöyle bir göz ucuyla bakardı... pek de uzun olmayan yürüyüşün sonunda kütüphanenin camının önünden geçmek üzerelerdi... gözlerini camdan içeriye dikti... belli ki yeni gelmişti... ayakta öylece kahveye bakıyordu... şaşkınlık vardı biraz yüzünde... biraz da belirsizlik... camdan odanın içine yansıyan gölgelerle kafasını Zenan’a doğru çevirdi... bir an... birkaç saniye göz göze geldiler... Zenan birden kafasını çevirip yoluna devam etti... birkaç hızlı adımla da Sis’e yetişmişti...
Suat’ın yüzündeyse nedenini bilmediği bir gülümseme oluşmuştu... her halinden onun koyduğu belliydi kendisinin notlarının üzerine ekleme yaptığının belli olduğu gibi... sessizce anlaşıyorlardı... hiçbir kelime etmeden sadece ufak ve sessiz detaylarla... eğlenceliydi aslında bu... mutlu ediyordu onu...
Çalan alarm sesiyle irkildi Zenan... Saate baktı aralanan gözleriyle... 8... 8 olmuştu... Sis sınava geç kalıyordu aynı zamanda kendisi de derse... hemen yatağından fırladı hemen Sis’in odasına gitti...
Zenan: Sis! Kalk saat 8
Sis: ciddi olamazsın... geç kaldım offf...
Sis üstünü değiştirmeye devam ederken kafasında rüyası vardı... tüm gece boyunca Suat’ı rüyasında görmüştü ve kahrolası şu embolizm bilgisini tekrarlayıp duruyordu... fark etmeden o da içinden tekrarlamaya başladı... aynaya baktığında durdu bir an... ne yapıyorum ben neler oluyor dedi kendi kendine kafasından tüm düşünceleri silip işine devam etmeye çalıştı ama kafasından silebildiği tek şey şu tanımı tekrarlamamak olmuştu...
Bir taksi çevirip hemen yola koyuldular... ucu ucuna da olsa yetişmişlerdi.. ikisi de ayrı sınıflarda ayrı şeyler yapıyorlardı...
....
Barış: zenan sen şimdi derste geçen her şeyi not etmişsindir
Zenan: evet ettim ne olacak
Barış: ya zenan versen ne olur ki... bana öyle dik dik bakma... hem versen ne olur ki Suatçılık yapma...
Havaya kalkan kaşları aşağıya indi... “Suatçılık yapmaymış... ne diye onun gibi oluyim ki” dedi kendi kendine...
Zenan: Suatçılık yapmıyorum... bu yüzden notları alabilirsin... ama 3 dakika içinde buraya getirmezsen
Barış: tamam merak etme sen burda bekle tek adım bile kımıldama 3 dakika içinde buradayım...
Sis: zenan
Zenan: nasıl geçti bakalım sınavın
Sis: süperdi ya... ee gitmiyor muyuz?
Zenan: sen ilerleyedur ben hemen geliyorum biraz işim var...
Sis: tamam canım çıkış kapısındayım...
Zenan: tamam...
Sis çıkış kapısına doğru ilerlerken kapıdan yeni giren Suat’ı gördü... adımlarını ona yöneltti... bir teşekkürü hak ediyordu çünkü...
Sis: suat
Suat: efendim
Sis: sana bir teşekkür borçluyum şu PAP çıktı sadece
Suat: söylemiştim
Sis: evet söylemiştin... teşekkürler
Suat sadece tek kaşını yukarı kaldırmakla yetindi ve bir şey söylemeden yoluna devam etti... ne demek şimdi bu diye düşündü Sis... sadece bakıp gitmişti... ama bu bakıştan hiçbir şey anlamamıştı...
Suat tam Sis’in yanından ayrılırken Zenan da köşeyi dönmüş Sis’in yanına gidiyordu... sadece gözleriyle takip etti onları... hiçbir şey düşünmeden... sonunda Sis̵ |