Tüm Versiyonu Göster : BİM'den Haberler


masal_perisi
13-06-06, 19:07
Sevgili adminimiz Eylem abla kızmaz umarım.çünkü böyle bir başlık göremedim.ve gerekli olduğunu düşündüğüm için açtım.Ve ilk bomba.

21 HAZİRAN 2006 GECESİ SAAT 23.30 BİM 1.BÖLÜMDEN İTİBAREN YENİDEN BAŞLIYO.


BİM SEVERLERE HAYILI UĞURLU OLSUN :img-kiss: :img-kiss: :img-nyam: :img-nyam: :img-nyam:

trueblue
17-06-06, 11:03
Daha öncö bir vakit bulamamışlarmı? Gece 23:30'da kaç kişi izler. Öğrencilerin okulları tatil oluyor ama ya çalışanlar. Onlar sabah işe gidecekler. Yayın zamanı yanlış. Reytingler başta yüksek olsada giderek düşer. Zaten BİM fanlarını çoğunda CD ya da DVD'leri var. Oradan izleyebilirler.

TMC BİM'den tekrar kar edecek anlaşılan önce dizinin ilk yayını, sonra CD ve DVD satışları, şimdi tekrar yayın hakkı. BİM ne kadar karlı bir yatırımmış. Yılda 3 ürün veren tarla gibi hasadını topla topla bitmiyor.

kübranejat
05-07-06, 23:45
Arkadaşlar işte ekleyeceğim dediğim haber :

Bu kapakta yer alan resim :

http://img277.imageshack.us/img277/788/tara00017ru.jpg


Bunlarda iç sayfadakiler :
Biraz düzensiz oldu ama tarayıcıya sığmadı :) :) :)

http://img466.imageshack.us/img466/3606/tara0002resize1av.jpg


http://img506.imageshack.us/img506/7981/tara0003resize7nz.jpg


http://img443.imageshack.us/img443/2238/tara00041xa.jpg

Kader(ZELAL)
21-07-06, 08:30
Yüksel Aytuğ bugünkü sabah gazetesinde yazmış bu haberi.

Uykusuz bırakan masal

REYTİNGLERE yeterince yansımasa da atv'de yeniden yayınlanmaya başlanan Bir İstanbul Masalı'nın büyük bir kitle tarafından ilgiyle izlendiğini biliyorum. Etrafımdaki hemen herkes, Arhanlar'ı konuşuyor. Oyunculuklar yeniden değerlendiriliyor. Selim, Esma, Demir bir nostalji denizinde adeta yeniden hayat bulmuş gibi. Ancak hafta içi her akşam yayınlanan dizi, giderek daha geç saatlere sarkıyor. Örneğin salı akşamı dizinin bitiş saati 02.30'u buldu. Dizinin tutkunları isyanda. "Ertesi gün işe gitmemiz gerekiyor. Bu uygulama bütün hayatımızı altüst etti. Diziyi seyredeceğiz diye iş performansımız düşüyor" diyorlar. Elçiye zeval olmaz. Benden atv'cilere iletmesi. Etrafınızda gözünden uyku akan, sersem sebelek dolaşan birini görürseniz, anlayın ki Bir İstanbul Masalı tutkunudur. Unutmayın ki masal, huzurlu bir uyku içindir. İnsanları uykudan mahrum etmek için değil!..

http://www.sabah.com.tr/2006/07/21/gny/im/8BA35A08DA6A374CA9D77581b.jpg

esse_m
24-07-06, 08:50
BİR İstanbul Masalı" bize dert oldu evde. atv kanalı bu diziyi böyle büyük bir hamle yapıyormuş gibi duyurmuştu tekrar başlarken. Biz de tiryakisiydik, sevindik bu duruma. Ama gelin görün atv izleyiciye işkence yapmayı tercih etmiş. Gecenin bir yarısına koymuşlar.
* * *

esma_ela
30-07-06, 14:48
Masal gündüze taşındı

DAHA önce yazmıştım. "Bir İstanbul Masalı, atv ekranlarında çok geç saatte yayınlandığı için, dizinin tutkunları mağdur oluyor" diye... Sonunda atv yönetimi de izleyiciden gelen yoğun talep karşısında harekete geçti. Yarından itibaren Bir İstanbul Masalı hafta içi her gün 17.30'da atv ekranlarında olacak. Ancak bu kez de Avrupa Yakası izleyicilerinden itiraz geleceğini sanıyorum. Zira bizim masal, Avrupa Yakası'nın yerine yayınlanacak. Ayrıca çalışan kesim için de bir şey fark etmeyecek. Masaldan yine mahrum kalacaklar. Ee, herkesi birden mutlu etmenin bir formülü bulunamadı henüz!..
Yuksel Aytug

michelle
30-07-06, 18:01
Dizilerin dizisi Bir İstanbul Masalı

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/04/25/images/2.jpg

Milyonların sevgilisi Bir İstanbul Masalı haziranda sevenlerine veda ediyor. Bu çok sevilen dizinin şimdiye kadar sadece ekrana gelen bölümlerini izlediniz. 'Peki kamera arkasında neler yaşanıyor?' sorusunu hiç merak ettiniz mi? İşte hiç bir yerde okuyamayacağınız, duyamayacağınız öteki masal...

En sevilen masalın perde arkası

İstanbul'da, kocaman bir bahçe içinde ihtişamlı bir malikane ve o onun soylu, zengin sahipleri olan Arhan Ailesi... Ve onların hükmettikleri bahçenin bir köşesinde kendilerine tahsis eden küçük beyaz evde yaşayan Kozan Ailesi... İşte pazartesi akşamları tüm Türkiye'yi ekran başına kilitleyen 'Bir İstanbul Masalı'nın kahramanları ve yaşadıkları yer... Geçen sezon yayına girdiği perşembe akşamları, güçlü rakibi 'Kurtlar Vadisi'nin gölgesi altında ancak küçük bir azınlığa hitap edebilen dizinin yıldızı, bu sezon pazartesi akşamına taşınmasıyla birlikte parladıkça parladı...

Sihirli formül ne?

Peki dizi neden bu kadar büyük ilgi görüp, yayınlandığı akşamlar rakiplerine açık ara fark atıyor. Sorunun cevabını vermek aslında pek de güç değil. En başta hikayesi o çok bilindik masallardan birinin üzerine kurulu: Zengin ve şımarık oğlanla, onun sosyal çevresindekilere hiç benzemeyen fakir kızın mağrur edaları ve karşı konulmaz sıcaklığı...

Hikayeyi izleyici açısından cazip kılan nokta ise, daima ezilenenin sınıf atlamasını arzu eden halkın, Esma'nın hayallerinin gerçekleşmesini şiddetle arzuluyor olması. Çünkü bugün Türkiye'deki genç kızların pek çoğunun da hayali aslında Esma gibi bir gün 'yırtmak.' İşte bu umut ve onun fakir bir kız olarak attığı her adım, sergilediği başına buyruk her tutum, özellikle kadın izleyiciler tarafından sessiz alkışlarla destekleniyor.

Dizinin beğenilmesindeki diğer önemli bir faktör de müziği. Son dönemin yükselen yıldızı Kıraç, Türk halkının ritimlerini ezberlemiş gibi görünüyor. Yayınladığı son iki albümle elde ettiği milyona varan satış rakamları da bu savı doğruluyor. Hazır formülü bulunmuş bir reçeteyi ise Kıraç sadece dizinin arka fonuna yerleştiriyor. Notalar da halkın kanına giden yolu bildiklerinden damardan damardan usulca akıyorlar. Sonuçta da ortaya hem konusu hem de müziğiyle hiç yabancısı olmadığımız bizden bir hikaye çıkıveriyor.

Medyaya küs oyuncu kim?

Dizi, halkın yoğun ilgisiyle karşılaştıkça, oyuncularına karşı medyanın da alakası arttı. Kim, hangi davette görülürse mikrofon uzatılıp, o bilindik soru tekrarlandı, 'Ne olacak dizinin sonu?'

Senaryonun finali hakkında zerre kadar fikri olmayan kadro ise sırf karşı tarafın gönlü olsun diye kendince fikir beyan etti... Dizinin her karakteriyle sayfalar dolusu röportajlar yapıldı, evlerine konuk olunup, onlardan yemek tarifleri bile alındı. Ancak medyayla bu kadar içli-dışlı olan kadrodan bir kişi, evet sadece bir kişi daima geride durdu. Ne mikrofonlara, ne de kayıt cihazlarına tek kelime etti. İşte o oyuncu aslında ailenin reisi de olan karizmatik baba Ömer Arhan yani Çetin Tekindor'du. Peki o neden konuşmuyordu? Ünlü oyuncu bir dost sohbetinde medyaya kırgın olduğunu açıklıyordu. Yıllar evvel kendisiyle yapılan bir röportaj, sayfalara yanlış aksettirilmiş ve ünlü oyuncu da zor durumda kalmış, sarf etmediği sözler yüzünden büyük sıkıntı çekmişti. Ve işte o olayın ardından da kendi kendine yemin etmişti: Bir daha asla medyaya ne röportaj verecek, ne de tek kelime edecekti...

İlk kavga neden çıktı

Gelelim dizinin perde arkasına... Aslında 'Bir İstanbul Masalı'nın bu kadar izleniyor olmasının arkasında yatan nedeni ilk keşfedenlerden biri Özcan Deniz oldu. Deniz, 'Bir İstanbul Masalı'nın da daha bir sezon önceki 'Asmalı Konak' dizisinin yolundan gittiğini açıkladı. Fakat bunu yaparken biraz alaycı bir üslup belirleyip, 'Bir İstanbul Masalı, Asmalı Konak'ın mirasını yiyor' deyince, kızılca kıyamet koptu. Yıllarını oyunculuğa adamış olan dizisinin Selim Arhan'ı Mehmet Aslantuğ bu açıklamaya çok içerledi. Aslında Özcan Deniz yanlış bir tespitte bulunmamıştı ama üslubu beğenmeyen Aslantuğ, bu açıklamayı, bir sataşma olarak algıladı. Nihayetinde de iki ünlü isim arasında birbirlerinin oyunculuğunu sorgulamaya kadar uzanan bir polemik başlayıverdi. Medyanın da pohpohlamasıyla aylar süren kavga bir gün sessiz sedasız bitiverdi.

Cemal'in korkulu dakikaları

Dizide Kozan Ailesi'nin reisini oynayan Altan Erkekli'nin başına ise bu yılın ortalarında ilginç bir olay geliyordu. Erkekli, bir gün Beşiktaş Çarşı'da yürürken bir adam tarafından kenara çekildi. Erkekli'nin gözlerinin içine bakarak konuşan bu adam, önce bir tomar para çıkarıp, ünlü oyuncunun cebine sokmaya çalıştı. Ancak neye uğradığını şaşıran Erkekli, bir yandan kendini kurtarmak, bir yanda da olayı çözmek için uğraşırken, merak edilen sorunun cevabını adamdan geldi; 'Al kardeşim şu parayı götür ver o tefeciye. Sen bizim ağabeyimizsin, ele güne karşı rezil olma. O tefeciden de bir daha tek kuruş dahi olsa borç alma!' İşte bu sözlerden sonra rahatlayan Erkekli, olayın sırrını çözüyordu. Bir kaç hafta evvel dizide rol icabı paraya sıkışmış ve bir tefeciden borç almıştı. Üstelik borcunu ödeyememiş ve tehdit edilmişti.

Senaristin çaresizliği

Bir İstanbul Masalı'nın bu kadar ilgi görüyor olmasındaki en büyük paydaya sahip kişilerden biri de şüphesiz senarist Gaye Boralıoğlu. Ancak ünlü senaristin tek sıkıntısı dizinin gördüğü ilgiden dolayı telefonlarının susmaması. Günde tanıdığı-tanımadığı onlarca ismin kendisini arayarak eleştiri yönelttiğini belirten Boralıoğlu, 'Gelen şikayetlerin başında Esma'nın kafa karışıklığı birinci sırada' diyor. Esma'nın iki kardeşle aşk yaşamasına, dahası bir Selim'e, bir Ozan'a gitmesine izleyicinin çok kızdığını belirten Boralıoğlu, 'Esma'yı Selim'le evlendiriyorum 'neden Ozan'la ayırdın' diyorlar. Geçen bölümlerde Ozan'la onu yakınlaştırıyorum bu kez de 'neden evliliği yıktın' diyorlar. İşin açıkçası ne yapacağımı ben de şaşırdım' diyerek yaşadığı sıkıntıyı esprili bir dille anlatıyor.

Halk diziyle ilgili ne düşünüyor?

# Ozan Güven ve Mehmet Aslantuğ'un varlığında, sorgulamadan izlemeye başladığım bir burjuva dizisi gibi görünse de içinde sıcaklık taşıyan sezon dizisi...

# Gerek konu, gerek konunun işlenişi, gerek atmosfer, gerekse replikler açısından çok sıradan olmasına rağmen başarılı oyunculardan kurulu bir kadroya sahip olmak gibi bir avantajı olan dizi.

# Diziyi izlerken özel bir rahatsızlık duymasam da, başroldeki tüm oyuncuların sürekli oynadıkları tipleri tekrarladıklarını görmek beni sanki bir dizi film değil de bir tür oyuncu belgeseli seyretmiş gibi düşünmeye zerk etti. Kanımca çok da sallamayacağım klişelerin yanındaki tek bariz problem budur. Bu dizinin sonu Merdoğlu'na benzeyecek gibi görünüyor.

# Demir'in aldığının ertesi günü Ferrari'nin motoruna tornavidayla girişmesi de ayrı bir konu.

# İlk bölümüyle aslında çok da fazla sarmayan, klişlerle dolu bir dizi. Ama kadro sağlam neme lazım, onların hatrına biraz daha şans verilebilir. Ayrıca fakir ailenin oturduğu evin bile gayet güzel müstakil bir ev olduğu ve fakir şoförümüz cemalin de Tommy Hillfiger giydiği dikkatimi çeken ayrıntılar oldu.

# Önce Audrey Hepburn ve Humprey Bogart'ın siyah-beyaz , daha sonra Harrison Ford ve Julia Ormond'un başrolünü oynadıkları Sabrina adlı film baz alınarak üzerine senaryo geliştirilmiş. Ve o nasıl bir ayılıktır ki Ferrari'yi Bostancı Oto Sanayi modeli deşerler. Üstelik tamir edilen model Ferrari ile yurtdışından gelen Ferrari modeli farklıdır. Ve arabalar conteynerile o şekilde gelmezzz.. uff her şeyi ben mi dicem?

# Özellikle Mehmet Aslantuğ ve Altan Erkekli'nin rol alması ve yapımın sağlam olduğuna inandığım için

takip edilmesi gereken bir dizi.

# Jeneriği Forrest Gump'ı hatırlatmakla beraber çok güzel ve huzur verici olan dizi.

# Devamlılık hataları yapmaya başlayan dizi. 4. bölümde Esma diskoya giderken uzun olan Altan Erkekli'nin saçı, 5. bölümde kız eve geldiğinde nasıl kısacık oldu anlamış değilim. (Ekşisözlük'ten alınmıştır)

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/04/25/yazidizi/yazidizi6.html

michelle
30-07-06, 18:07
BİR İSTANBUL MASALI BÖYLE BİTTİ

Herkesin merakla beklediği Bir İstanbul Masalı'nın son bölümü yayınlandı ! Dizi Esma ve Selim'in düğünüyle son buldu ! Peki Esma doğru mu yaptı ?

14 Haziran 2005 Salı 01:33

Herkesin merakla beklediği Bir İstanbul Masalı'nın son bölümü yayınlandı ! Dizi Esma ve Selim'in düğünüyle son buldu ! Peki Esma doğru mu yaptı ?

Bir İstanbul Masalı'na çirkin kız olarak başladı Esma..

Sonra güzelleşti birden..

Önce Demir ile aşk başladı...

Sonra Selim ile, yani Demir'in abisiyle..

Ve son olarak Turgut düştü Esma'nın aşkının ağlarına..

Sonra düğün günü Esma yine Selim'e kaçtı !!!

Bir İstanbul Masalı "mutlu son" ile bitti ama akıllarda bir soru kaldı: Esma'nın bu "geniş" aşk hayatı kimlere zarar verdi ?

Esma doğru kararlar verebildi mi ?

Demir, Selim, bakkal, manav, sütçü, tüpçü...
Dizi devam etsedi, Esma'nın aşkları çoğalacak mıydı ?

Finalde neler oldu: Dizinin özetinin de bulunduğu bölümünün ardından yayınlanan finalde; Selim, Esma için Ayvalık'a gitti ve kötü bir sürprizle karşılaştı. Esma, Turgut'la evlenmek üzereydi. Esma ile son kez konuşan Selim, düğün günü dönüş yoluna koyuldu. Turgut'la nikah masasına oturmasına dakikalar kala Esma ortadan kayboldu ve bir minibüse atlayarak Selim'in peşinden gitti. Yolda buluşan çift, Arhanlar'ın köşkünde yeniden evlendi.

http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=177498

michelle
30-07-06, 18:09
Yaktın beni Bir İstanbul Masalı

Yaşar sizce kadın ismi midir yoksa erkek mi?

Bence de erkek. Zaten Nüfus Müdürlüğü'nün kayıtlarına göre de memlekette 245 bin Yaşar adını taşıyan erkek var.

Ve fakat, aynı zamanda 52 bin kadının adı da Yaşar!

Peki Zülfü?

Yüzde yüz erkek diyorsunuz.

Gene yanıldık.

Türkiye'de 15 bin kişi Zülfü adını taşıyor. Sıkı durun. Bu ismi kadın-erkeklerin nüfus kağıtlarındaki paylaşma oranı neredeyse yüzde 50-50!

* * *


Oğlumun adını, annesinin isteğiyle Ada koyduk. Ancak bir sorun var.

Daha yeni yeni yaygınlaştığı için Ada isminin henüz hangi cinse yakın olduğu netleşmiş değil.

Bana sorarsanız erkeğe daha çok yakışıyor ama görünen o ki Deniz, Ümit, Yüksel, Derya gibisinden bir ortak isim olacak.

Gidişat, yakın zamana kadar, bizim açımızdan fena değildi.

Mesela Berna Laçin'in kızının adı Ada. Ama ben de ortalıkta dolanan bir adamım ve oğlumdan Ada diye bahsediyorum. Yani aşağı yukarı eşit şartlarda savaşıyoruz.

Buket Uzuner'in 'Kumral Ada Mavi Tuna' romanındaki kadın karakterin isminin Ada olması bu dengeyi bir parça bozuyordu.

Malum, kitap bir dönemin çok satanı. Hele de anlatılan bir aşk hikayesi olduğundan eminim romandan etkilenen pek çok insan kızına Ada ismini koymuştur. Yahut Ada onlar için artık kadınlarla özdeşleşmiştir.

Buna rağmen mücadelemizden yana umutsuz değildim. Çok şükür, ülkede kitap okunmuyor. Hehehe.

* * *


Ancaaak, geçen hafta bir anda karamsarlığa kapıldım.

atv'nin popüler dizisi Bir İstanbul Masalı'nda, köşkün gelini hamile. Son bölümde bebeğin cinsiyeti belli oldu. Kadın da gitti, 'Bir kızımız olacak' müjdesini kocasına verdi.

Herifçioğlu, 'İsmini Ada koyalım' demekle yetinmedi, bir de üstüne edebiyat parçalayarak Ada'nın neden kız ismi olduğunu açıkladı.

Oy ki ne oy! Maalesef oğlumun adını karşı cinse kaptırmak üzereyim!

Ben bir garip Ersanım, koskoca televizyonla nasıl baş edeyim?

Lafta kalmayıp bir de koyarlarsa bu sene doğacak bütün kızlar Ada olur. Tabii onlardan hareketle takip eden senelerdekiler de.

Yaktın beni Bir İstanbul Masalı!

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2004/05/10/yazarlar/yazarlar253.html

michelle
30-07-06, 18:11
BİR İSTANBUL MASALI

Dün akşam ilk kez izledim bütün Türkiye’yi büyüleyen masalı
İstanbul’u da almış kanatlarının altına
Yüzlerce yüreği peşi sıra sürüklüyordu nicedir;
“Bir İstanbul Masalı”
Selim gibi bir erkek, Esma gibi bir kız
Zengin aile, hain kardeş, fakirlik ama aşkın engel tanımazlığı
Her şey vardı
Ama en önemlisi hayaller
Bir türlü kesişmeyen yollar
Kesişince kenetlenen gözler, yürekler
Ve o masalsı müzik…

Bizlerin aşkında eksik olan neydi peki?

Bence o içimizde öldürüp leşini sakladığımız masalcı adamların yokluğuydu bizi böylesi güzelliklerden alıkoyan
Hani şu durmadan hayaller kuran, kurduran bize dünyanın en deli şeylerini yaptırtan masalcı adamlar yani
Şöyle bir dönüp bakar mısınız kendinize?
Sıradan yaşantıların içinde günden güne soldurduğumuz ve naylon aşklarla çepeçevre sarmaladığımız gecekondu sevdalarımızdan başka neyimiz var ki
Üstelik her biri bir yıkıma gebe

Hangi birimiz savaşmıştık ekipler amiriyle
Koca iş makinaları öylece ezip geçmemiş miydi aşkımızı
Ve siz, size söylüyorum; bu yazıyı okuyup da bir şey anlamadan mouse’un okunu ilerleten adam siz, söyler misiniz hanginiz aşkınızın çatısına çıkıp da yaktınız kendinizi
Yıkmayınız bu evi diye…
İlk siz teslim olmadınız mı
İlk balyoz darbesinde sırtını dönüp giden de siz değil miydiniz
Ve ilk çözünmeden sonra nasıl gerisi geldi her şeyin
Ve siz nasıl üzüntüyle! içtiniz sigaranızı o moloz yığınları arasında unuttunuz mu?
Sonra da nasıl uzaklaştınız olay yerinden
Ama biz evimizden, aşkımızdan arta kalan ne varsa avuç içlerimiz kanaya kanaya nasıl toplayıp durduk
Bizim olan her şeye yırtılan perdemize, çiğnenen kilimimize bile nasıl sarılıp sarmalandık
Ve sonra ağlamalarımız…
Hani o sizin asla dayanamadığınız ama yüzümüzdeki yangın sönünce de sizin için hiçbir anlamı olmayan ağlamalarımız…

Sizin acizlik gördüğünüz
Ama bizim rahata erdiğimiz kutsal suları gözlerimizin

Kadınlık böyle bişeydir işte
İstanbul masalı’nı izlerken ağlayan, böyle bir yaşamı hayal eden ama elindekiyle de yetinmesini bilen onurlu bir iştir kadınlık

Her birimizin bir masalı olmalı ya da içimizde en azından bir masalcı adamımız
Şöyle bize en deli şeyleri yaptıracak cinsten yani
Gecenin bir yarısı yollara düşürecek
En güzel sürprizlerle yaşamları renklendirecek bir masalcı
Deli gibi tepinip ağlayabilecek
Gülebilecek, eğlenebilecek bir masalcı
O içimizde
İstanbul masalını izlerken yüreğinizi kıpırdatan telde
En önce çenemize ulaşan gözyaşı damlamızda
Hadi vurun o tele
Öpün kendi yaşınızı gururla hem de…
Kadınlık sizde kalmadan
Kendi masalınızda yaşamaya mahkum olmadan yepyeni masallar yaratın…

16:50 07/09/2004

http://www.hurriyet.com.tr/agora/article.asp?sid=12&aid=1130

michelle
30-07-06, 18:23
"Senaryo yazmak yemek yapmak gibi"

http://www.milliyet.com.tr/2005/06/18/cumartesi/resim/axcum01.jpg
"Bir İstanbul Masalı"nın senaristleri Neşe Şen ve Gaye Boralıoğlu "Sofraya oturduğunuz zaman önünüze konanı hop diye yersiniz. Pişirenin emeğini düşünmezsiniz. Dizi de böyle. Oysa arkasında ağır bir mutfak, ağır bir çalışma var"

Bir İstanbul Masalı" masallara yaraşır bir sonla bitti. Gökten üç elma düştü. Biri iki yıldır bu masalı izleyenlere... Biri bu masalı canlandıran oyunculara... Biri de bu masalı yaratan Neşe Şen ile Gaye Boralıoğlu'na...

"Bir İstanbul Masalı" bitti. Herhalde rahatladınız...
Gaye Boralıoğlu: Rahatladık ama tabii insanda bir boşluk duygusu da oluyor. Bir şey geride kalıyor çünkü. Ama bence kendi döngüsünü tamamlamış bir işti. Hatta biraz da fazlaca uzadı. Ne bileyim, düzgün bir şekilde, başarılı bir şekilde bitti. Geriye baktığımızda böyle diyebiliriz.
Neşe Şen: Reytinglerin ötesinde garip etkileri oldu.

Evet, mesela bir ara bütün cepler dizinin müziğiyle çalıyordu. Sizin de telefonlarınız öyle mi çalıyor?
Neşe Ş.: Bir dönem öyle çaldı. Sonra etrafta çok fazla duyunca, biz vazgeçtik.

Senaryo yazmak, en azından dışarıdan bakıldığında kolay ama sıkıcı bir iş gibi görünüyor.
Gaye B.: Aksine, zor ama zevkli. Yemek yapmak gibi.
Neşe Ş.: Marangoza "Şöyle bir masa istiyorum" dersiniz. Marangoz sizin istediğiniz masayı yapar ve işi biter. Bankada şef, memura "Şu havaleleri hallet" der. Bu işi yaparsınız ve biter. Dizi işi ise biraz canlı yayına benziyor. Siz işinizi yaparken sürekli bir şeyler değişiyor. Elinizdeki hikayeyle başlıyorsunuz ama çok fazla değişken var: Oyuncular, kanal, yönetmen, seyirci...

Oyuncuya göre rolde değişiklik yapıyor musunuz?
Neşe Ş.: Hikayeyi yazarken karakterleri bütün ayrıntılarıyla oluşturuyorsunuz. Vitrindeki takım elbiseye benziyor o rol. Sonra o takım elbiseyi satın alan kişiye göre elliyoruz, kolunu biraz kısaltıyoruz, küçük ayarlar yapıyoruz.

Yazarken gözünüzün önünde canlandırdığınız ile ekranda izlediğiniz arasında nasıl bir fark oluyor?
Neşe Ş.: Yazdığınız bazen artıyor, bazen de azalıyor.

Bu her oyuncu için geçerli mi?
Neşe Ş.: Bu bizim için de geçerli. Yazdığımız her bölüm aynı kalitede değildir herhalde.
Gaye B.: Performansı hiç düşmeyen oyuncularımız da vardı bence. Çetin Tekindor, Ozan Güven, Vahide Gördüm, Altan Erkekli, Hikmet Körmükçü, İsmail...

Tüm oyuncuları sayacak mısınız?
Gaye B.: Altı kişi saydım. Çok mu?
Neşe Ş.:Tomris İncel var. Nebile rolünü bambaşka bir yere çekti. Nebile'nin ölmesi gerekiyordu ama öldürürken içimiz parçalandı, bu oyuncudan nasıl vazgeçiyoruz diye. Tamam, çok iyi oyuncularımız vardı ama...

Çetin Tekindor'u da öldürdünüz. Size kızdı mı?
Neşe Ş.: Çetin bey hiçbir şeye kızmaz. Onu uzaya da gönderebilirdik. Çetin bey çok müthiş bir oyuncu.
Gaye B.: Yazdığınızdan azami performansı alacağınızın garantisi vardır. Rolünü kendi kişisel sebepleri yüzünden değiştirmeye çalışmaz.

Tam anlamadım. Ne gibi kişisel sebepler bunlar?
Gaye B.: Çetin Tekindor, Arsen Gürzap kuşağının oyunculuk anlayışları çok farklı. Ama starlarda oyunculuk dışı başka kaygılar olabiliyor. Aslında bunu da anlıyorum, sokakta dolaştığınız zaman insanlar size, atıyorum Mehmet Aslantuğ diye değil Selim Arhan olarak bakmaya başlıyor. Oyuncu da geriliyor. Ama bence oralarda da bazı şeyleri göğüslemeleri, uzun vadeli bakabilmeleri gerekir.

Senaryoda değişiklik yapmak zorunda mı kaldınız?
Neşe Ş.: Evet.

Neyi değiştirdiniz?
Gaye B.: Biz... Biz aslında başlangıçta Esma ve Selim'in aşklarının gerçekleşmesini ve büyümesini daha uzun süre, dizinin içinde daha ağırlıklı olarak göstermek istiyorduk...


"İzleyicilerin salak olduğuna, dizide gördükleri şeyleri hayatlarına yansıttıklarına inanmıyorum"

Reytinglerde "Kurtlar Vadisi" tarafından geçilmiş "Bir İstanbul Masalı".
Neşe Ş.: Geçmiştir. Herkesin bahsettiği, çok etkili, teknolojik bir final yapmışlar. Helikopter çekimlerinden bahsetti herkes. Prodüksiyonu çok özenli, anlattığı hikayeyi büyük anlatmaya çalışan bir dizi. Ve bu çaba seyirciye ulaşıyor. Seyirci de bundan çok etkileniyor. Bana mesela kimse finalde ne olduğunu söylemedi ama "Çekimler dehşetti" dediler. Bütün bunlar TV formatını zorlayan, Amerikan aksiyonlarına yaklaşan şeyler. Orada bir çekicilik var tabii.

Dizilerin, özellikle "Kurtlar Vadisi"nin izleyiciyi çok etkilediği, toplumu yönlendirdiği söyleniyor, diziler bazen bu yüzden eleştiriliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Gaye B.: O eleştirilerin çoğu insanları aptal olarak varsaymak üzerine kurulu. İzleyiciler salaktır, gördükleri her şeyden bol bol etkilenirler ve bu hayatlarına yansır. Ben izleyicinin salak olduğunu ve dizilerle böylesine doğrudan bir bağ içinde olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki etkileniyordur ama şurada bir polis öğrencileri dövdüğünde de etkileniyoruz. Belki daha fazla etkileniyoruz. Ama tabii ki yazdığınız diziye, yaptığınız diğer işlere olduğu gibi kendi ahlakınızı koymak ve savunmak durumundasınız. O yüzden biz "Bir İstanbul Masalı"nda kan göstermedik.

Orada da Esma'nın iki kardeşle birden aşk yaşaması ahlaki olarak eleştirildi.
Gaye B.: O kadar ağır bir eleştiriyle karşılaşmadık açıkçası. Selimciler ve Demirciler diye bir şey oldu.
Neşe Ş.: Aslında tabii seyircinin irkildiği o nokta hikayenin kalbi. Sıradan hayatların filmini yapmak çok zor, sıradışı bir şey yakaladığınızda onun filmini yaparsınız. Herkesin çocukluk aşkı vardır. Hiçbirimiz çocukluk aşklarımızla evlenmedik. Gidip onların abileriyle de evlenmedik belki ama... Çocukluk aşkları akrabalık gibidir. Biz Esma-Demir arasındaki ilişkiye böyle yaklaştık hep. Zaten onların küçük bir öpücük dışında hiçbir tensel yakınlaşması da olmadı.


"Oyuncularımızdan ilham aldık"

Gaye Boralıoğlu ve Neşe Şen: "Hikayeyi biz kurduk ama 'Bir İstanbul Masalı' oyuncu kalitesi, oyuncu performansı çok yüksek bir iş oldu. Senaryoyu yazarken zaman zaman oyunculardan ilham aldık"

# Vahide Gördüm büyük bir keşif. "Keşif" demek yanlış tabii. O zaten vardı, oradaydı ama tiyatrocular büyük kitlelerle buluşamıyor. Vahide hanımı biz de tanımıyorduk açıkçası. Altan Erkekli önerdi.
# Esma'yı iki ay aradık. Bir sürü deneme çekimi izledikten sonra Ahu Türkpençe'de karar kıldık.
# İsmail Hacıoğlu çok genç olmasına rağmen, Çetin Tekindor, Arsen Gürzap kuşağının sahip olduğu oyunculuk anlayışına sahip.
# Emre Karayel'in (Zekeriya) gay'i oynamaktan ötürü bir rahatsızlığı yoktu ama babası "Hep böyle roller mi oynayacaksın?" diye kibarca sormuş. Ona bir boksör ya da kabadayı rolü borcumuz var.
# Necati rolü çok ağırlıklı bir rol değildi. Kaan Çakır geldikten sonra, orada o elektrik tutunca, Çiçek-Necati ilişkisi uzun süre bizim lokomotifimiz oldu.
# Mehmet Aslantuğ kadınların sevgilisi. Onun adını
duyunca bizim burada söyleyebileceğimiz her şeyi suratlarında söylüyorlar. Ne diyelim? Fotoğrafını koyun.

http://www.milliyet.com.tr/2005/06/18/cumartesi/resim/axcum012.jpg

http://72.14.221.104/search?q=cache:xTcma-xPQrEJ:www.milliyet.com.tr/2005/06/18/cumartesi/axcum01.html+bir+istanbul+masal%C4%B1&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=56

michelle
30-07-06, 18:26
BİR İSTANBUL MASALI', AYVALIK'TA SONA ERECEK...

Milyonlarca insanı ekran başına bağlayan 'Bir İstanbul Masalı'nın son bölümleri, Ayvalık'ın Alibey (Cunda) Adası'nda çekilecek.

Özel bir kanalda yayınlanan 'Bir İstanbul Masalı' adlı dizinin son 3 bölümünün, Balıkesir'in Ayvalık İlçesi'nde çekileceği bildirildi.
Milyonlarca insanı ekran başına bağlayan 'Bir İstanbul Masalı'nın son bölümleri, Ayvalık'ın Alibey (Cunda) Adası'nda çekilecek. Mehmet Aslantuğ, Ahu Türkpençe, Ozan Güven, Çetin Tekindor, Arsen Gürzap, Altan Erkekli gibi isimlerin rol aldığı dizide, Altan Erkekli'nin bir pansiyon çalıştırması bekleniyor. Alibey Taksiarhi Kilisesi bahçesindeki Zehra Teyze'nin Pansiyonu'nda gerçekleştirilmesi planlanan çekimlerin önümüzdeki Çarşamba günü başlayacağı öğrenildi.

http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=173738

14 Mayıs 2005 Cumartesi 00:25

michelle
30-07-06, 18:29
İşte İstanbul Masalı'nın Sonu

http://www.aktifhaber.com/images/news/biristanbulmasalisonbolumu.jpg

Herkes Bir İstanbul Masalı’nın mutlu sonla bitmesini bekliyor, dizinin gerçek sonunu Kelebek açıkladı: Selim Arhan ölecek.

Ekranların sevilen dizisi Bir İstanbul Masalı’nın pazartesi akşamı yayınlanacak finalinde, herkes Selim Arhan’ın (Mehmet Aslantuğ) eski eşi Esma’ya (Ahu Türkpençe) dönmesini bekliyor. Yapım ekibi beklenen final için ikisi yedek, üç ayrı son çekti.

Ancak bu haberimizden sonra yedek finallerden biri yayınlanmazsa, Selim Arhan ölecek. Bu sürpriz ölüm, dizinin bitimine 10 dakika kalana dek gizli tutulacak. Bu bilginin kaynağı ise, dizinin yapımcı firması olan TMC Film’in sahibi Erol Avcı. Ama o bile bu bilgiyi nasıl sızdırdığının farkında değil.

10.06.2005 06:41

http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=38866

michelle
30-07-06, 18:35
BİR İSTANBUL MASALI'NIN GERÇEK FİNALİ HANGİSİ?


Pazartesi finali yayınlanacak Bir İstanbul Masalı, bugünkü Günaydın ve Kelebek'in manşeti oldu. Ancak iki gazetenin de finalleri birbirinden ayrı...

Günaydın'ın birinci sayfasında üç farklı final var; Esma Selim'e dönüyor, Selim Esma'ya veda ediyor, Kozan Ailesi Selim'i istemeyecek. Kelebek'e göre ise, Selim Arhan ölecek

Sürpriz sonu açıklıyoruz

Herkes Bir İstanbul Masalı’nın mutlu sonla bitmesini bekliyor, dizinin gerçek sonunu Kelebek açıklıyor: Selim Arhan ölecek. Ekranların sevilen dizisi Bir İstanbul Masalı’nın pazartesi akşamı yayınlanacak finalinde, herkes Selim Arhan’ın (Mehmet Aslantuğ) eski eşi Esma’ya (Ahu Türkpençe) dönmesini bekliyor. Yapım ekibi beklenen final için ikisi yedek, üç ayrı son çekti.

Ancak bu haberimizden sonra yedek finallerden biri yayınlanmazsa, Selim Arhan ölecek. Bu sürpriz ölüm, dizinin bitimine 10 dakika kalana dek gizli tutulacak. Bu bilginin kaynağı ise, dizinin yapımcı firması olan TMC Film’in sahibi Erol Avcı. Ama o bile bu bilgiyi nasıl sızdırdığının farkında değil. KELEBEK



Kırmızı Bir İstanbul Masalı

Bizim mesleğin, yani henüz benim gençlik dönemini yaşadığım TV eleştirmenliğinin güzel yanlarından biri de izleyicinin merakla beklediği bazı dizilerin sonlarını önceden öğrenmek... Bu iyi yanıydı ama bir de kötü yanı var. O da şu; öğrendiğinizi kendinize saklamak zorundasınız. Bir İstanbul Masalı'nın veda gecesi için Tarabya'daydım. Arhan Malikânesi artık herkesin çok yakından bildiği bir yer... Bir İstanbul Masalı'nın, masal mekânı yani. Gerçekten de malikânenin her yerine dizinin kokusu sinmiş. O kokunun sahibi bütün ekip de bir aradaydı o gece... Mehmet Aslantuğ ve Ozan Güven yaptıkları işten çok memnundular, bitecek olmasından çok üzgün oldukları kadar...

EROL AVCI FARKI

Türk televizyonlarında birçok başarılı dizinin yapımında adını görmeye başladığımız TMC'nin sahibi Erol Avcı'da tam bir misafirperverlik örneği gösterdi. Yakından biliyorum ki prodüksiyonun görselliği için hiçbir fedakârlıktan kaçmıyor Avcı... Şöyle bir set anektodu aktarmam yanlış olmaz: Ailenin babası Ömer Bey öldüğünde cenaze başına toplanan az sayıda kalabalık Erol Avcı'yı memnun etmez ve çevresine 'bu cenaze çok daha görkemli olmalıydı' der. Bir İstanbul Masalı mutlu bir sonla bitecek. Onu anlatmam demin söylediğim gibi ne yazık ki mümkün değil...

ALİ AL MASAL

Ama final çekimindeki bir sahneyi mutlaka anlatmalıyım. Çok büyük bir mutluluk sahnesinde onlarca oyuncu bir aradadır ve tam o anda Belgrad Ormanı- 'nın üzerinde tarım bakanlığının ilaçlama uçağı belirir. Yukardan atılan kırmızı boyalı ilaçlar bütün oyuncuları baştan aşağı ala boyar... Son gün bütün ekipte kahkahalara ve telaşa neden olan bu olay bir buçuk saatte kostümlerin gelmesiyle son bulur. Tarım Bakanı ekibi arayarak 'geçmiş olsun' der ve böylece Bir İstanbul Masalı'nın içine Tarım Bakanı da dahil olur. Sahi o mutlu olay ne mi? Şu kadarla yetinin; birileri muradına erecek, biz de kerevetine çıkacağız.

10.06.2005 12:33
MESUT YAR-GÜNAYDIN

http://72.14.221.104/search?q=cache:IlLe65qq0ggJ:medyatava.com/haber.asp%3FID%3D20827+bir+istanbul+masal%C4%B1&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=91

michelle
30-07-06, 18:49
Bir İstanbul Masalı'nı daha çok özlemişiz

atv ve Kanal 1, ekranların unutulmaz iki dizisini aynı gece ekrana getirdi. Bir İstanbul Masalı saat 22.15'te atv'de yayınlanırken, Asmalı Konalı da saat 21.30'da Kanal 1'de gösterime girdi. İki dizinin reytinglerine baktığımızda, Bir İstanbul Masalı'nın, geceyi Asmalı Konak'ın önünde bitirdiğini görüyoruz. Reyting verilerinin ışığında, izleyicinin Arhan Ailesi'nin fırtınalı öyküsünü, Bahar'la Seymen'in aşkından daha çok özlediğini söylüyoruz.

http://www2.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=yazardetay&sid=&Newsid=81831&Categoryid=4&wid=132

michelle
30-07-06, 19:04
ÖNCEDEN BİR GECCEDE BİRKAÇ KAPI AŞINDIRAN İSTANBUL'UN ELİTLERİ, KANEPELERİNE YAPIŞIP, ÇEKİRDEK ÇİTLEYEREK DİZİ SEYREDİYORLAR...

Önceden bir geccede birkaç kapı aşındıran İstanbul'un elitlerinde 'Pijama, Terlik, Televizyon' modası baş gösterdi! Hemen hepsi artık dışarı çıkmak yerine kanepelerine yapışıp, çekirdek çitleyerek dizi seyrediyorlar. Diziler yüzünden İstanbul gecce hayatı kan ağlıyor!.

Yeni yayın döneminde her kanalda her gece ayrı sürükleyici bir dizi var. "Bir İstanbul Masalı", "Avrupa Yakası", "Kurtlar Vadisi" gibi rating rekorları kıran diziler devam ettiği gibi, aralarına en az onlar kadar güzel yenileri de eklenince artık kimse evden çıkmaz hale geldi! Bunlara, önceden bir gecede birkaç kapı aşındıran İstanbul'un elitleri de dahil. Yeni yayın dönemiyle birlikte sosyetiklerin katıldığı davetlerin sayısı, artık haftanın toplamında bile bir elin parmaklarını geçmez hale geldi! Hatta davetler, partiler, açılışlar 'sakata gelmemek' için dizilerin yayın saatine göre ayarlanır oldu. İstanbul'da yeni trend TV'li ev toplantıları olacak gibi gözüküyor!!!

İstanbul'un elitleri geçen yıl da bazı diziler yüzünden TV'lerin karşısına çakılmıştı. atv'de yayınlanan "Bir İstanbul Masalı", "Avrupa Yakası" ve Show TV'deki "Kurtlar Vadisi" geçen yılın da favorileriydi. Ama yine de sosyetikler en azından gecceleri saat 23.00'ten sonra sosyal hayatlarına başlıyorlardı. Beterin de beteri vardır derler ya hani, bu yıl yayınlanmaya başlayan "Haziran Geccesi", "Çemberimde Gül Oya", "Sayın Bakanım", "Aliye" ve "Ünlüler Çiftliği" ile birlikte artık kimse kapı dışarı çıkmaz oldu! Herkes işinden gücünden koştura koştura evine gidip, televizyonlarının karşısına kuruluyor. Eğlence mekânları ise resmen kan ağlıyor. Bükemediğin eli öpeceksin misali, bence iş yapmak isteyen eğlence mekânlarının derhal her duvara bir TV asması şart oldu!

Kim ne izliyor?



* Siren Ertan: Sayın Bakanım, Avrupa Yakası
* Sibel-Ferruh Karakaşlı: Haziran Geccesi, Bir İstanbul Masalı
* Tezcan Yaramancı: Kurtlar Vadisi
* Mihrinur Yaramancı: Kurşun Yarası, Bir İstanbul Masalı
* Derin Mermerci: Avrupa Yakası, Friends, Sex In The City
* Yılmaz Sanlı: Sayın Bakanım, Avrupa Yakası
* Feryal Gülman: Bir İstanbul Masalı, Avrupa Yakası
* Gülbin Simitçioğlu: Bir İstanbul Masalı
* Ayfer Toprak: Bir İstanbul Masalı, Avrupa Yakası, Haziran Geccesi, Çemberimde Gül Oya
* Şebnem Çapa: Bir İstanbul Masalı, Sevinçli Haller
* Esra Tokar: Bir İstanbul Masalı, Avrupa Yakası
* Begüm Şen: Bir İstanbul Masalı, Avrupa Yakası, Haziran Geccesi, Ünlüler Çiftliği
* Gül Dürüst: Bir İstanbul Masalı, Çemberimde Gül Oya
* Nalan Salur: Bir İstanbul Masalı, Avrupa Yakası, Haziran Geccesi, Aliye, Çemberimde Gül Oya
* Gülay Kamaz: Bir İstanbul Masalı, Avrupa Yakası, Haziran Geccesi, Ünlüler Çiftliği
* Erkan Simitçioğlu: Soprano
* Yıldırım Mayruk: Bir İstanbul Masalı, Sayın Bakanım
* Dilek Hanif: Bir İstanbul Masalı, Avrupa Yakası, Haziran Geccesi
* Caroline Koç: Bir İstanbul Masalı, Avrupa Yakası
* Çiğdem Kayalı: Bir İstanbul Masalı, Sevinçli Haller
* Yasemin Kamhi: Bir İstanbul Masalı
* Elif Germiyanlıgil: Bir İstanbul Masalı, Avrupa Yakası, Haziran Geccesi.

5 Ekim 2004 Salı 10:33

http://www.gecce.com/pages/haber_detay.asp?haber=18324

michelle
30-07-06, 19:06
BİR İSTANBUL MASALI" NEDEN MUTSUZ BİTMELİ

"Bir İstanbul Masalı"nın akıllarda kalması, izleyicide en üst düzeyde etki bırakması için mutsuz bitmesi gerekiyor. Çünkü mutlu biten diziler ya da filmler (ve diğer dramatik eserler) bizde o kadar kalıcı etki bırakmıyor. "Hüznü" seven bir milletiz. Neredeyse tamamen bu duygu üzerine kurulu bir müzik türümüz var: Türk Sanat Müziği. (Bunun Amerikanca'daki karşılığı "Blues" olsa gerek. Kelimenin tam anlamıyla "hüzün" demek)

Bir de mutsuz sonlarda, tatmin olmamış isteklerin akılda kalıcılık özelliği mevcut. Yani bir istek (bu bir nesneye yönelik bir istek de olabilir, bir kişiye yönelik istek de) tam olarak tatmin olmadığında, zihinde daha kalıcı bir yer ediniyor. Hatta bilinçaltı bu tatminsiz istek üzerinde çalışarak onu yüceltiyor. O kişi ya da şey, olduğundan daha büyük bir şeye dönüşüyor.

Bu konuda yalnız değiliz. Hollywood'da da bu tür filmler, sinema tarihinin köşe taşlarıdır. En başta "CASABLANCA"yı örnek verebilirim. Eğer bu filmin sonunda Rick, sevgilisine kavuşsaydı, emin olun bugün kimse bu filmi hatırlamazdı. "Bridges of Madison County" ("Yasak İlişki" - Clint Eastwood, Meryl Streep), "Forrest Gump", "TITANIC", hep böyle filmler. En sonu mutsuz bittiği için seyircinin boğazında bir düğüm, yüreğinde bir yara izi olarak kalıyorlar.

Bunun nedeni, hemen herkesin ruhunda, mutsuz bir aşkın izlerinin bulunması olabilir. İnsan zihninin "tamamlama" özelliğininin (Bkz. "Gestalt Psikolojisi") tatmin edilmemesi olabilir. Mutlu aşklara karşı duyduğumuz gizli "gıcık" olabilir. Daha aklıma gelmeyen bir çok şey olabilir.

Ama şurası kesin:

Eğer yazarları, "Bir İstanbul Masalı"nın akıllarda kalmasını istiyorlarsa, diziyi mutsuz sonla bitirmeliler.

http://sanarist.blogspot.com/2005/06/bir-istanbul-masali-neden-mutsuz.html

michelle
30-07-06, 19:22
Bir İstanbul Masalı’nın gerçek öğrencileri

http://www.hurriyetim.com.tr/displayimage/0,,122381,00.jpg

Bir İstanbul Masalı’nın güzel ve inatçı Esma’sı rol gereği üniversitede asistan olunca, öğrenciler de çekimlerin yapıldığı Galatasaray Üniversitesi’nden seçildi. İletişim Bölümü’nde okuyan amatör oyuncular bir yandan kendilerini oynayıp eğlenirken, bir yandan da ileride yapacakları mesleklerini uygulamalı olarak öğreniyorlar.

Bir İstanbul Masalı dizisini yakından takip etmeyenler için hemen kısa bir özet verelim: Dizinin çirkin ördek yavrusu Esma’sı aynı zamanda son derece çalışkan ve hırslı. Dizide Galatasaray Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan sonra aksi hocasının zor sınavını geçti ve kendisine asistanlık teklif edildi. Buraya kadarı rol icabı ama işin bir de gerçek hayat yanı var.

Esma üniversitedeki görevine başlayınca, Galatasaray Üniversitesi’nde yapılan çekim saatleri artırıldı, üstelik dizide oynayacak figüran öğrencilere ihtiyaç duyuldu. Çekim ekibi ile üniversite arasında kurulan olumlu diyalog sayesinde figüran oyuncuların gerçek öğrenciler, yani Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne bağlı İletişim Kulübü öğrencileri olmasına karar verildi.

Dizide İletişim Kulübü’nün 30 öğrencisi rol alıyor. Öğrencilerin çoğunluğunu Sinema Televizyon Modülü öğrencileri ya da gelecekte bu bölümü seçmek isteyenler oluşturuyor. Çekimler sırasında gelecekteki meslekleriyle de tanışan öğrenciler çekim başına 20 milyon lira para alıyorlar. Ancak para hiçbirinin umurunda değil, öğrendikleri onlara yetiyor. Üstelik çekimler genellikle haftasonu yapıldığı için derslerini de ihmal etmiyorlar.

DİZİNİN ASİSTAN ODASI GERÇEKTE DEKAN OFİSİ

Bir İstanbul Masalı genellikle tarihi yerleri mekan olarak kullanmayı tercih ediyor. Esma için üniversite arayışına girdikleri zaman da akıllarına Boğaziçi ve Galatasaray Üniversiteleri gelmiş. Üniversitelerle yapılan görüşmeler sonunda Boğaz kenarındaki Feriye Sarayları’ndan birinde kurulan Galatasaray Üniversitesi’nde karar kılınmış. Çekimler İletişim Fakültesi Dekanlığı’nda yapılıyor. Yeni asistan Esma’nın odası gerçek hayatta fakülte dekanı Özden Cankaya’nın odası. Birkaç saatte tamamlanan çekimler sırasında fakülte çalışanları çekim ekibine çok anlayışlı davranıyor. Çekimin sorunsuz yürüyebilmesi için herkes elinden geleni yapıyor. Çünkü sonuç itibarıyla her iki grup da iletişimcilerden oluşuyor ve birbirinin dilinden anlıyor.

İletişim Fakültesi öğretim üyesi yardımcı Doçent Doktor Can Bilgili de bu işbirliğinden son derece memnun:

‘Keşke bu işbirlikleri daha sık olsa. Çekimlerin burada yapılması kararlaştırılınca figürasyon çalışmalarında ve teknik konularda öğrenci arkadaşlarımızın yardımcı olabileceğini düşündük. Çünkü arkadaşlarımız bu kulvarda ilerleyecekler, işlerin nasıl yürüdüğünü bu dönemde gözlemlemeleri hatta içinde bulunmaları onlar için iyi bir tecrübe. Ekibin burada insan kaynağı ve teknik destek bulması onların işini de kolaylaştırıyor. Dizinin yapım sorumlusu Cengiz Keten ve Sanat Yönetmeni Nilüfer Çamur’un da iletişim fakültesi mezunu olmaları öğrenciler için yararlı oldu. İletişim fakülteleri bünyesinde öğrencilere uygulama alanları yaratılması çok önemli. Niyetimiz kulüp bazında bu tür çalışmaları daha da genişletmek.’

Ahu Türkpençe (Esma’yı oynayan oyuncu)

İNSAN BU OKULDAN MEZUN OLAMAZ

Özellikle sınav sahnelerinde ne yaptığımı, nasıl davrandığımı hatırlamaya çalışıyorum. Yakın çevremde gözlemlediğim kadarıyla, çok iyi okullardan mezun olsalar bile çoğu kişi iş bulamıyor. Esma da ARC’den ayrılmak zorunda kaldığı için asistan oldu. İş hayatını gördü, şimdi de asistanlığı, akademik kariyeri görecek ve eminim sonunda ne istediğine karar verecek. Ben de Yıldız Teknik Fizik Bölümü’nde okurken okulu bırakıp Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde tiyatro eğitimi aldım. Galatasaray Üniversitesi’ni çok sevdim. Deniz kenarında çok güzel bir okul. İnsan buradan mezun olmak istemez diye düşünüyorum ya da derslerden geçemez çünkü denize bakıp hayallere dalar.

Cengiz Keten (Bir İstanbul Masalı Yapım Sorumlusu)

İşlerimizi hızlandırdı

Diziyi çekerken eski İstanbul dokusunun hakim olduğu yerleri tercih ettik. Figürasyonu genellikle ajanslardan sağlıyorduk ama madem İletişim Fakültesi’nde çalışıyoruz, neden öğrencileri kullanmıyoruz dedik. Bizi anlayan bir ekiple çalışmamız işlerimizi hızlandırıyor, onlar için de bu süreç piyasayı tanıyabilecekleri bir tecrübe oluyor. İleride bu sektörde çalışacaklarsa onları yönlendirebiliriz, tabii bu biraz da onların çabasına bağlı. İletişim Fakültesi mezunu olarak benim sektöre geçişim zor oldu. Eskiden piyasada deneyimi olan insanların daha fazla şansı vardı, bu durum zamanla değişti. Yeterli derecede olmasa da bugün iletişim mezunlarının sektörde aktif olduklarını görüyorum.


Nilüfer Çamur (Bir İstanbul Masalı Sanat Yönetmeni)

Mesleğe giriş yapıyorlar

Galatasaray Üniversitesi çekim mekanı olarak çok güzel. Görsel yapısı iyi, tarihi dokusu hoş. Boğaz’ın kıyısında olması bize avantaj sağlıyor. Öğrencilerle ilişkilerimiz çok iyi. Ben de meslek yaşamıma üniversite yıllarında başladım. Burada çalıştığımız öğrencilere yazın gelip bizde staj yapabileceklerini, ileride bu alanda çalışmak isterlerse yardımcı olabileceğimizi belirttik. Pek çok insan mesleğe bu şekilde giriş yapıyor.

ÖĞRENCİLER NE DÜŞÜNÜYOR

Gizem Seylan (20)

Çekim nasıl yapılıyor öğreniyoruz

Çekimler sırasında hiç zorlanmıyoruz çünkü kendimizi oynuyoruz. Çoğu sahnede pasif rollerdeyiz. Kantinde oturuyoruz, arkadan elimizde çayla geçiyoruz. Çekim nasıl yapılır, kamera arkasında neler yaşanıyor bunları görebiliyoruz. Şu anda çok aktif olmasak bile bunları bilmek bizi çok mutlu ediyor. Gördüğünüz bir-iki dakikanın çekilmesi bazen bir buçuk-iki saati alıyor. Çekim ekibi figürasyon için ayırdığı bütçeyi bize veriyor biz de kulüp arkadaşları arasında paylaşıyoruz. Her birimize yaklaşık 20 milyon lira düşüyor.

Elif Günday (20)

Okula saygılı davranıyorlar

Ben birinci sınıftayım, okula geleli altı ay oldu ve bence ilk ciddi iş deneyimimi ediniyorum. Çok eğlenceli, çok şey öğreniyorum. Okulumuz için de yararlı olduğunu düşünüyorum. Okulumu ekranda görünce bir kez daha sevdim, gerçekten televizyonda çok güzel görünüyor. Yapımcılar da okulumuzu çok seviyorlar ve tarihi yapılara çok saygılı davranıyorlar. Geçenlerde kullanmaları gereken prizin gevşek olduğunu gördüler, önce prizi değiştirdiler daha sonra çekime devam ettiler.

Cem Ercan (20)

Seyredemediğim dizinin birdenbire oyuncusu oldum

İletişim Kulübü’nün toplantılarını perşembe akşamları yaptığımız için Bir İstanbul Masalı’nı kaçırıyorum diye Can Hoca’ya yakınıyordum. Bir gün Can Hoca gelip ‘Bir İstanbul Masalı’nda oynamak isteyen var mı?’ dediğinde çok sevindim. Çekimler haftasonu olduğu için derslerimizi ve kulüp faaliyetlerimizi etkilemiyor. Ancak bu sayede dizi çekmenin ne kadar uzun ve yorucu bir iş olduğunu öğrendim. Geçtiğimiz cumartesi günü sabah sekizde başlayan çekimler akşama kadar sürdü. Pazar günü o kadar yorgundum ki akşama kadar yattım. Onlar bu işi sürekli yapıyorlar, çekimler bazı günler sabaha kadar da sürüyormuş.

Ceren SÖZERİ

http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~434@tarih~2004-04-04-m@nvid~392754,00.asp

michelle
30-07-06, 19:29
atv'nin dizilerine 'Beyaz İnci' yağdı

http://ya2005.yeniasir.com.tr/06/19/gunluk/eimgs/ege4-2.jpg

'Avrupa Yakası' dört, 'Bir İstanbul Masalı' üç, 'Aliye' ise bir dalda ödül almaya hak kazandı

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda önceki gece görkemli bir törenle sahiplerini bulan 1. Beyaz İnci TV Ödülleri, siyaset, iş ve sanat dünyasından renkli isimleri bir araya getirdi.

Harika gece

Sabah Gazetesi, atv ve Dünden Bugüne Tercüman Gazetesi'nin ortaklaşa düzenlediği 1. Beyaz İnci TV Ödülleri'nin dağıtılmasından önce yapılan kokteyle, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güner, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Turizm ve Kültür Bakanı Atilla Koç, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Çoşkun, Çevre Bakanı Osman Pepe, İstanbul Valisi Muhammer Güler de katıldı.
Türkiye'nin televizyon alanında verilen ilk ödüllerin niteliğindeki Beyaz İnci, başarılı organizasyonuyla davetlilerden olumlu not aldı. Avrupa Yakası 4, İstanbul Masalı 3, Aliye bir dalda ödül alarak atv'ye ödül yağdırdılar. Yılın drama dalındaki en iyi dizisi ödülünü de Bir İstanbul Masalı aldı.

NOTLAR:

* Gecenin sunucusu Mehmet Ali Erbil efsane dizilerin isimlerini sıralamasıyla büyük alkış aldı: Bir İstanbul masalı gibi geçti kurtlar vadisindeki hayatımız."
* Polisiye macera dalında en iyi oyuncu ödülü alan Nejat İşler ödülünü Melih Kibar ve Çetin Tekindor'a armağan etti.
* Sumru Yavrucuk, kocasının ödül törenine gelmeden önce "Sen şimdi beyaz inci alırsan bunun küpesini, bileziğini de istersin" dediğini anlattı.
* En iyi müzik ödüllerinden birini alan Kıraç İzmir'deki konserini yarıda kesip ödül törenine telefonla katıldı.
* Onur ödülünü sunmak için sahneye çıkan Halit Kıvanç'ın konuşmasının uzaması üzerine espiri yapan Mehmet Ali Erbil, "Halit Abi mikrofonu verdi bana ama onun her yerinden mikrofon çıkar" dedi.
* Hümeyra ödül sevincini geceye katılamayan Gazanfer Özcan'a "Tahsin bana ödül verdiler. Tahsin yandan yandan" diye hitap ederek yaşadı. 1969 yılındaki şöhretini tekrar yaşattığı için Gülse Birsel'e teşekkür etti.
* İsimleri sinema filmi polemiği nedeniyle karşı karşıya gelen Mehmet Ali Erbil ve Tamer Karadağlı sahnede birbirine soğuk durdular.
* Mehmet Aslantuğ, "Ben bu ödülü en iyi kalpli eşe, anneye, evlada ve tüm iyi kalplilere ithaf ediyorum" dedi.

ÖDÜLLER

KOMEDİ
En İyi Dizi: Avrupa Yakası
En İyi Erkek Oyuncu: Ata Demirer (Avrupa Yakası)
En İyi Kadın Oyuncu: Sumru Yavrucuk (Yabancı Damat)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Gazanfer Özcan (Avrupa Yakası)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Hümeyra (Avrupa Yakası)
En İyi Yönetmen: Yağmur-Durul Taylan Kardeşler (Yabancı Damat)
En İyi Müzik: Gökhan Kırdar (Yabancı Damat)

DRAMA
En İyi Dizi: Bir İstanbul Masalı
En İyi Erkek Oyuncu: Mehmet Aslantuğ (Bir İstanbul Masalı)
En İyi Kadın Oyuncu: Sanem Çelik (Aliye)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Ozan Güven (Bir İstanbul Masalı)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Özge Özberk (Çemberimde Gül Oya)
En İyi Yönetmen: Çağan Irmak (Çemberimde Gül Oya)
En İyi Müzik: Kıraç (Bir İstanbul Masalı)

POLİSİYE
En İyi Dizi: Kurtlar Vadisi
En iyi Erkek Oyuncu: Nejat İşler (Şeytan Ayrıntıda Gizlidir)
En İyi Kadın Oyuncu: Özgü Namal (Kurtlar Vadisi)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Gürkan Uygun (Kurtlar Vadisi)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: İpek Tenolcay (Kurtlar Vadisi)
En İyi Yönetmen: Serdar Akar (Kurtlar Vadisi)
En İyi Müzik: Gökhan Kırdar (Kurtlar Vadisi)

http://ya2005.yeniasir.com.tr/06/19/index.php3?kat=ana&sayfa=ilks3&bolum=gunluk

michelle
30-07-06, 19:38
İstanbul Masalı ve Düşündürdükleri

masal dinleyen çocuklara

Bir masalı her zaman çocuklar dinler, büyükler anlatır zannederiz. Kaldı ki, masal dinlemeyi de okumayı da unutmuş bir toplumda yaşıyoruz. Dolayısıyla aşkı, sevgiyi, yaşamın en sessiz dokularını yapay aracılarla yeniden yaratmanın yollarını arıyoruz. “Hayatın anlamı”nın kavranmasında kolektif deneyimin ürünü olan anlatılar, anlatıcıları ve dinleyicileri ile birlikte doğadaki mükemmel şeylerden söz eder: Masallar, destanlar. “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine” diyen masallar ilk hikâye anlatılarıdır. Masal insanoğlunun mitosun yüreğine saldığı korkudan kurtulmak için yaptığı ilk denemeleri anlatır: “Masalın eski çağlarda insanoğluna ve bugün hâlâ çocuklara verdiği ders şu: En doğrusu, mitoloji dünyasının güçlerini kurnazlıkla ve neşeyle karşılamaktır…Masalın sahip olduğu bu özgürleştirici büyü, doğayı mitolojik biçimde işe karıştırmaktansa, onun özgürleşmiş insanla olan suç ortaklığına işaret eder. Yetişkin biri bu ortaklığı ancak ara sıra, o da mutlu olduğunda hisseder; çocuk ise onunla ilk kez masalda karşılaşır ve bu onu mutlu eder.” (Son Bakışta Aşk, Walter Benjamin, s.94)
Masal, kapitalizm miti denen kabus karşısında bir strateji olarak durur. Bu üst söylemi, ilişkiler düzeyine indirgersek, masal topluma unuttuklarını, hatırlamakta zorlandığı yaşantıları hatırlatır: Yitirilen değerler, unutulmuş sesler. Masal için hatırlama önemlidir. Şimdi artık renkli, kuşe kağıda basılı kitaplar hatırlatma rolünü üstlenmişlerdir. Kaybedilen melekelerden biridir, masal anlatmak. Masaldan ne anlarız: “Bir kötülükle ya da bir eksiklikle başlayıp ara işlevlerden geçerek evlenmeye ya da düğümü çözme olarak kullanılan başka işlevlere ulaşan her gelişmeyi biçimbilimsel açıdan olağanüstü masal diye adlandırabiliriz. Bitiş işlevi, ödüllendirme, aranılan nesnenin edinilmesi ya da genel kötülüğün giderilmesi, izleme sırasında yardım ya da kurtarma, vb. olabilir. “ (Vladimir Propp, Masalın biçimbilimi, s.121) Ayrıca her masalın bir de motifi vardır.
Şimdi bizim masalımıza gelirsek; ilk başta motifimiz İstanbul’un kendisidir. Her kavganın, tartışmanın ve tabii aşkın devası, İstanbul ve silüeti. Şehrin akıl almaz yan yanalıkları, izbe ara sokaklarının yanındaki varsıl caddeleri gibi, zengin erkeğin şoförün kızına olan aşkı. Şehir bu aşkın olanağı olarak durur: Bu şehir adamı aşık eder.
İstanbul, yan yana
gelemeyeceklerin motifidir.
Şehrin değerini duyumsatan bir aşk hikayesi üzerinden, bir kez daha bu şehrin kıymetini bilin mesajı verilir. Birinci mesaj: İstanbul, başka şehirlere benzemez, bunu bilerek yaşayın.
Aşkın ifadesi ve işlenişindeki üslupsal seçicilik, günlük yaşama sirayet etmiş olan şiddetin her türlüsünü dışlarken, öznelliklerin aşkın içinde dahi korunabileceğine vurgu yapar. İkinci mesaj: Aşk üslup gerektirir. Üslupsuzluk, tam da şiddetin göbeğidir.
Aşk, üslupların çatışmasıdır.
Merak. Haber verme hızının gittikçe arttığı günümüzde, merak duygusuna basın yayın organlarınca sürekli ivme kazandırılır. Merak etmediğimiz konular ayağımıza kadar getirilir, merak duygusu sürekli tetikte tutulur: Ötekini merak. Dizinin en önemli noktası burası gibi. İnsanların birbirlerinin yaşamlarını merak etmemesi. Anlatılmadıkça bir şey sorulmazken, her şeyin bir zamanı var düşüncesi ilişkileri şekillendirir. Üçüncü mesaj: Her şey zamanı gelince paylaşılır. Sözün kendi kendini açması objektif değerlendirilişe olanak verir.
Merak, hakikati gölgeler.
Yaşamın hızı ve koşuşturması içinde genellikle anlatılanlara, görülenlere dair ilk izlenimleri değerlendiririz: Anlatılanın doğrudan anlamı, görülenin görülen kısmı. Ama asıl önemli noktalar ilk anlamların gerisindedir. Kaldı ki bu dizi içinde diyalogların, konunun, tiplerin sıradanlığı, olayların anlamsızlığı, saçmalığı gibi eleştiriler getirilebilir. Ama dizideki aşk böyle bir görünmezlik içinde gelişerek, filizlenir. Dördüncü mesaj: Asıl önemli olan görülenin arkasındadır.
Duyusal bilgi,
herkeste olabilecek olandır.
Kırgınlıkların, art niyetliliğin süreksizliği dizinin diğer önemli noktası. Kırgınlığın ardından gülebilmeyi, yeniden konuşabilmeyi çoğu kişi unutmuştur. Olaylar zamanlarında ve mekanlarında anlamlıdırlar. Bu nedenle süreklilik insanın zaafından öte bir şey değildir: Sürekli art niyetli oluş, sürekli iğneleyici ifadeler. Beşinci mesaj: Kırgınlıkların ardından gülücükler gelebilir.
Anlam, an(ın)da ve
uzam(ın)da anlamlıdır.
Kimsesiz oluş. Her çocuğun bir aileye özlem duyacağı dolayısıyla öksüz çocukların da anne ve baba sevgisine muhtaç olacağı vurgulanır. Altıncı mesaj: Aileler, kimsesiz çocuklara ebeveyn olabilir.
Dizi olağan içindeki unutulmuş değerleri yeniden hatırlatır. İstanbul masalı sıradan bir aşk hikayesi olarak görünse de, uzaklarda kalan, yaşamın temel unsurlarını, ilişkilerin unutulmuş kurucu ilkelerini yeniden duyumsattığı için bu metne konu edilmiştir.

Zeliha Burtek

http://www.ykykultur.com.tr/cogito/40/zelihaburtek.html

michelle
30-07-06, 19:42
Bir Ağva masalı...
Acqua Verde

26 odası ile şirin bir otel olan Acqua Verde, yeni açılacak bölümleri ile misafirlerine daha iyi bir hizmet sunmaya hazırlanıyor. Sürekli dolu olan Acqua Verde, popülerleşen Ağva’nın en çok ilgi gören tesislerinden...

1999’dan beri hizmet veren Acqua Verde’nin ev sahipleri Ersoy ve Çelen aileleri... Fikret ve Tülay Ersoy, kızları Gülsün Çelen ve eşi Hakan Çelen... Gülsün ve Hakan Çelen yaz aylarında, otelin içindeki güzel evlerinde çocukları Doğukan ve Batuhan ile beraber yaşıyorlar. Kışın da çocukların okulları için İstanbul ile Ağva arasında mekik dokuyorlar. Acqua Verde Hotel’in inşaatı sırasında ailede herkes fikrini söylemiş. Ama dekorasyon ve inşaat işi yapan Fikret Ersoy, bu güzelliği oluşturan öncü kişi. İşte Hakan Bey’in ağzından Acqua Verde’nin hikayesi...

Her şeyimizi bırakıp geldik!

“Ben gümrük komisyonculuğu yapıyordum. Ağva’ya yaz-kış gelip gidiyorduk. Diğer dere kenarında beş tane pansiyonumuz vardı. Yaz başı alıyorduk. En son sene, günübirlik ve haftalık kısa süreli gelmeye başladık. Sonra da otel yapalım dedik. İstanbul’daki her şeyimizi; evleri, arabaları bırakıp buraya geldik. Dokuz bankadan kredi aldık. İstanbul’daki evi ve iki arabayı, pansiyonları sattık. Çalıştıklarımızı yatırdık. Borçlarımız yeni bitti. “Bir İstanbul Masalı” dizisinin otelimizde çekilmesi ile beraber insanların ilgisi arttı. O olmasa borçlar hâlâ devam ediyordu”.

Esma’nın odası...

“Bir İstanbul Masalı” dizi çekimlerinin bir bölümünün Acqua Verde’de yapılmasıyla tesis farklı bir ilgi görmeye başlamış. Hatta, dizi karakterleri Esma’nın kaldığı odada fotoğraf çektirmek isteyenler bile oluyormuş. Bakın dizi oraya neler katmış: “Dizi çekimleri, günübirlik yemek için gelen ziyaretçi sayısını arttırdı. Öğle saatlerinde iskeleyi restoran olarak kullanıyoruz. Aslında biz daha önce de doluyduk şimdi de öyleyiz. Bir İstanbul Masalı’nın etkisi ise hâlâ sürüyor. Hatta bizim sloganımız, ‘İstanbul İçindeki Cennet iken şu anda ‘Bir İstanbul Masalı’ oldu.”

http://72.14.221.104/search?q=cache:MlyRcmaGGa0J:gastronomi.boyut.com.t r/devam.asp%3FID%3D2904+bir+istanbul+masal%C4%B1&hl=tr&gl=tr&ct=clnk&cd=248

michelle
30-07-06, 19:46
Yüksek Kaldırım'da Akşamüstü...

İşyerim İstiklal Caddesinde. Her aksam iş çıkışı Karaköy’e inerken tüneli kullanmam, paralelindeki sokaktan yürüyerek inerim aşağıya. Diyebilirim ki İstanbul’un en sevdiğim sokağıdır burası. Önce tumbaları satmak zorunda olduğum müzik aletleri dükkanı çıkar karşıma, ben içten içe kızarım... Sonra her zaman, çok kısa da olsa, şaşırtıcı ve arabeskten farklı olarak dünyanın en iyi müziklerini dinleyebileceğim Tekel bayiine girerim... Kendileri çok mütevazı ve çok sıcak insanlar olmalarıyla birlikte biraları her zaman çok soğuktur... Kutu birayı açarken asidin tıs sesiyle birlikte CD tezgahını görmem bir olur. Beni her gördüğünde sevinir. Çünkü ondan ilk CD aldığımda ona nasıl bir film istediğimi anlatmış ve oda yeni müşterisini tam olarak tatmin edebilmiştir... Eeeeee nede olsa O da ticaret yapıyordur ve onunda bir müşteri memnuniyeti anlayışı vardrı... CD'ci ile bir iki dakikalık sohbetten sonra elimdeki biranın işine engel olacağını düşünüp oradan uzaklaşırım... Son zamanlarda bu bir iki dakikalık zamanı bir iki CD satarak değerlendiriyorum. Böylece ona verebileceğim zararı telafi etmeye çalışıyorum. Derken biranın yudumları eşliğinde aşağıya doğru yürümeye devam ederim. Biraz aşağıda, solda İstanbul'un en eski randevu evinin bulunduğu sokağa yine çekinerek kafamı çevirir bakarım... (Orhan Veli’nin yüksek kaldırımda güpe gündüz Melahat’ı almış olduğu yerdir burası) Yukarıda Galata Kulesi’ni bırakmışlığım aklıma gelir ve her seferinde Çelebi’nin cesaretine hayranlığımı seyrederim.

Birayı tam da iskeleye kadar bitirmeliyim. Eğer çok içmişsem biraz yavaşlar, az içmişsem hızımı bir kaç yudum arttırırım. Bu bira kontrolünden sonra zaten Bankalar Caddesine gelmiş olurum. ‘Bir İstanbul Masalı’nın çekildiği binanın yanından geçerken mutlu olurum. ARC Holding... ehhhhhhh derim film icabı bunlar.

İşte iskeleye geldim; burası birbirine girmiştir her akşam. Rus misafirlerimiz ticari anlaşmalarına seks karıştırmak ve Rusya’da, yaşadıkları muhteşem otel odası maceralarını hatırlamak için aslında kötü erkekleri seçtiklerini düşünürüm her zaman. Erkeklerimiz artık kendilerinin de büyük bir işadamı olduklarını, sevişecekleri kadının yatakta nasıl olduğundan daha fazla düşünürler. Ve bu düşünceden daha fazla haz alırlar. İşte simitçi, işte turşucu ve işte zaman zaman tercih ettiğim çiğ köfteci.. Onlar da her akşam para kazanırlar bu karışıklıktan ve her zaman memnun görünürler.

Birazdan yanımdan hızla, tanıdığımı düşündüğüm biri geçer, nerden tanıdığımı düşünürken vapurun, o insana İstanbul’da olduğunu hatırlatan sesiyle kendime gelir, bitmiş kutu birayı çöpe atarım... Ve heyecanla vapura binerim. Vapurun arkası bizim mekanımızdır. Yasak olmasına rağmen Boğaz’ın keyfini çıkarmak isteyen akşam(üstücü)cılar, yani bizler burada toplanırız bazen birbirimizi tanır, sohbet ederiz ama genellikle kendimize dalar, kahrımızı boğaza gömmeye çalışırız... İşte İstanbul’da yaşamanın en güzel yanı da bu... Kıyafetleri ve konuşmaları kötüdür, ancak iyi bira içerler ve iyi hayran kalırlar. Ben de kendimi yabancı hissetmemek için birkaç küfür de edebilirim...

Vapur önce Haydarpaşa’ya sonra Kadıköy’e geçer... İner evime giderim...

İşte dünde bunu yaptım.

[2004-11-02]

http://www.istanbulstories.com/stories.php?story=21

michelle
30-07-06, 19:52
BİR İSTANBUL MASALI, EĞLENCE İLE VEDA EDİYOR!

http://www.magazinci.com/pic_lib/mehmet_aslantug_dizi1.jpg

Yayınlandığın günden itibaren iki yıldır en çok seyredilen diziler arasında birinci sırada yerini koruyan �Bir İstanbul Masalı� ekranlara veda ediyor� Arhan Malikanesi�nde yarın yapılacak özel eğlencede tüm ekip yer alacak...

Bir İstanbul Masalı, ekranlara eğlence ile veda ediyor. Tarabya Çobançeşme sokak Arhan Malikhanesi�nde yapılacak olan geceye tüm oyuncular ve ekip katılacak. Eğlenceye basın için saat 20.30- 21.30 arasında izin verilebilecek...

07 Haziran 2005 Salı | 10:12

http://www.magazinci.com/icerik/4371/

gizem_89
14-08-06, 17:02
İmrenilen çift Arzum Onan ile Mehmet Aslantuğ, haklarında çıkartılan "dayak" dedikodusu ile zor günler yaşıyor. Kulaktan kulağa dolaşan iddialara göre; Aslantuğ, dünyalar güzeli eşi Arzum Onan'a sık sık şiddet uyguluyor ve onu dövüyormuş!

Çirkin dedikodu
Eşine olan bağlılığı ile bilinen Mehmet Aslantuğ'un Arzum Onan'a dayak attığı iddiası şok yarattı. Şiddet olayı ile asla bağdaşmayan sanatçı hakkında söylenenler çok 'yakışıksız'.

Hep ayrılacakları konuşuldu
"Magazin dünyasının en örnek çifti hangisi?" diye sorulsa, hiç kuşkusuz herkesin cevabı aynı olacaktır. Mehmet Aslantuğ-Arzum Onan... Evliliklerinde 11 yılı geride bırakan çiftin beraberlikleri hep mutlu-mesut bir şekilde sürdü. Ama böyle olmasına rağmen, dedikodu kazanlarında sürekli olarak hep onların ayrılacaklarına dair söylentiler kaynadı durdu.

Bugüne gelene kadar...
Ancak Aslantuğ çifti hiçbir zaman bu söylentilerin üzerinde durmadı. Ve oğulları Can ile perçinlenen mutluluklarını doyasıya yaşadı. Taa ki bugüne gelene kadar... Şimdiye kadar sadece basit ayrılık dedikoduları ile gündeme gelen çiftin hakkında söylenenler bu kez hayli ağırdı. İddialar, Aslantuğ'un güzel eşi Arzum Onan'a şiddet uyguladığı yönünde.

Komşular en yakın şahit!
Söylenenlere göre, bu şiddetin tanıkları ise Kemer Country'de oturan çiftin komşularıydı. Üstelik bu dayak olayı bir kereden de ibaret değildi. Yakışıklı aktör, Onan'a sık sık elini kaldırıyordu. Bu söylenti eşine olan sevgisi ve bağlılığıyla tanınan Aslantuğ ve Onan'la hiç bağdaşmadı. Çift olayı yalanlasa da, bu yakışıksız dedikodu hayranlarını çok üzdü...









bu çirkin iftiraya çok üzüldügümü belitmek isterim gezerken buldum çekemeyenler var örnek çift onlar bence çok yaksylar ve mutlular Allah bozmasn amin

*arife*
14-08-06, 19:24
ya böyle bi şey olamaz diye düşünüyorum ama neden olmasın her ailede bu tip şeyler olur ve haberin abartılmış olduğunu düşünüyorum

michelle
15-08-06, 16:03
Arkadaşlar bu tür haberleri buraya yazmamaya çalışalım...Böyle haberler oyuncu başlıklarında yer alırsa daha iyi olur...

ruya_gibi
05-01-07, 14:16
Arkadaşlar Bir Istanbul Masali Kanal 1 Ekranlarinda Tekrar Başliyo Masali Yeniden Yaşariz Dün Ilk Bölümü Vardi Saat 22:50' De Haftaya Ikinci Bölüm Var

LİSA
06-01-07, 13:55
Arkadaşlar Bir Istanbul Masali Kanal 1 Ekranlarinda Tekrar Başliyo Masali Yeniden Yaşariz Dün Ilk Bölümü Vardi Saat 22:50' De Haftaya Ikinci Bölüm Var
evet perşembe akşamı oynadı ve saatide uygun bence umarım bir anda fikir değiştirip gündüze almazlar zerdada öyle olmuştu