Tüm Versiyonu Göster : Melisa Sözen
busegurses001 22-04-08, 17:58 ve en sona Ayferimi bıraktım canım ici her zaman söyledigim gibi sen benim icin cok degerlisin iyi ki tanımısım seni özellikle en sona seni bıraktım bisey vardı ya aramızda:img-icecr
Ayfercim cok sevdigin bu resimide tüm kalbimle sana armagan ediyorum bitanem umarım bu resimle gönlünü alırım:):img-pipe1:img-pipe1
http://www.hizliresim.com/2008/4/22/2378.jpg
merhaba b u s e g u r s e s 0 0 1
Tebrizden,binlerce kilometreden sana sevgiler yolluyorum ve çok ama çok teşekkur ederim.:happy0064:happy0064
Resimler öyle güzel ki onlara bakmaktan ve bilgisayara kaydetmekten cevap yazamıyorum ne olur kusura bakma !!
Bu arada bana armağan ettiğin resim için müteşekkirim...
Bende Melisa Sözeni farsca alfabeye göre yazıyım bari,kim bilir belki bir gün lazım olur
مليسا سوزن
http://www.hizliresim.com/2008/4/22/2319.jpg
http://img122.imageshack.us/img122/5226/bscap0014le4.jpg (http://imageshack.us)
http://img122.imageshack.us/img122/1434/bscap0015qd4.jpg (http://imageshack.us)
http://img398.imageshack.us/img398/1527/bscap0016bk1.jpg (http://imageshack.us)
http://img122.imageshack.us/img122/2586/bscap0017ua2.jpg (http://imageshack.us)
Baslikta emegi gecen herkese tesekkurler ellerinize saglik :)
busegurses001 22-04-08, 18:30 selincim hosgeldin askım elinde bos gelmemissin resimler icin saol güzelim ellerine saglık:img-wink:
atracım yorumun icin cok tesekkür ederim begenmene cok sevindim:img-wink:
Hosbulduk bitanemm saol yorumun icin..:)
Hadi biraz kopalım bitanem :img-hyste
Burda mısın daha sen?
http://img.sabah.com.tr/2008/04/23/gny/im/6497E3EAF46E2A49AA5C1FEEr.jpg
Sevdiğim işi yapıyorum ve karşıma hep iyiler çıkıyor
'Bıçak Sırtı' dizisinin 'Nisan'ı Melisa Sözen: 14 yaşında oyunculuğa başladım ve tek bildiğim, bu işi ne kadar çok yapmak istediğimdi. Şanslıyım ki çoğunlukla karşıma istediğim işler çıktı..
Türk Sineması'nın yetenekli genç oyuncuları arasında yer alan Melisa Sözen, "Bu işi çok seviyorum ve şansıma karşıma hep güzel işler çıkıyor" dedi. Harpers Bazaar dergisinden Şebnem Kırmacı'nın sorularını yanıtlayan Sözen, hakkında bilinmeyenleri anlattı.
* Oyuncu olmaya karar verdiğinizde, ulaşmak istediğiniz yer neresiydi? Ya da hayal ettiklerinizle yaşadıklarınız örtüştü mü? Bu işe ilk başladığımda 14 yaşındaydım ve aklımda herhangi bir kariyer planı yoktu. Tek bildiğim, bu işi ne kadar çok yapmak istediğimdi. İşin içine girdikçe, tabii ki hevesimi kıran ve beni yoran şeyler oldu. Zamanla gitmek istediğim yolun yönünü buldum ve şanslıyım ki çoğunlukla karşıma istediğim işler çıktı.
HER ŞEY RUTİNE BİNİYOR
* Bugüne kadar mesleğiniz adına attığınız en büyük adım sizce ne? Attığım en büyük adım, oynamaya yani oynarken cepten yemeye veya kolaya kaçmaya başladığım anları fark etmem oldu. Özellikle dizide çalışırken her şey bir rutine biniyor ve bir süre sonra belli bir matematiği oturtmuş oluyorsunuz. Zorlandığım zamanlarda kolaya kaçtığımı fark ettim ve bunu anladığım zaman başa dönüp kendimi zorlamaya başladım.
* Dizi oyunculuğu, sizin için külfet mi, yoksa severek mi yapıyorsunuz? Bu işte içinize sinmeyen neler var? Dizide çalışmanın zor yanı, bir haftada bölüm yetiştirmek zorunda olduğunuz için çekim sırasında birçok şeyden fedakarlık yapmanızın gerekmesi... Bu da çalışma şartlarının kalitesini aşağı çekiyor, oynadığınız karakterin bölümler ilerledikçe başına neler geleceğini, değişimlerini önceden bilemiyorsunuz. Uzun soluklu bir diziyse, çoğu zaman hikaye kendini tekrar edebiliyor. 'Bıçak Sırtı', bu ezberi bozduğu için kendi adıma çok şanslıyım.
KENDİME SIFAT ARAMADIM
* Son yıllarda, dizi sayısındaki artışla birlikte çok fazla genç oyuncu çıktı sahneye. Bu kalabalığın arasında farklı bir duruşunuz olduğunu düşünüyor musunuz? Ben sadece bu işi çok seviyorum ve karşıma hep güzel insanlarla çalışma fırsatı çıkıyor. Birçok yeni iş yapılması ve birçok genç oyuncunun sahne alıyor olması bence risk değil, aksine birlikte çalışmak için fırsat.
* Hep geleceğin büyük yıldızlarından biri olduğunuza dair yorumlar yapıldı. Buna ne kadar katılıyorsunuz? Sizin gözünüzde, genç nesil oyuncular arasında yükselenler hangileri? Yaptığım şeyi sevdiğim için yapıyorum. Buna bir sıfat bulmaya çalışmadım hiç. Beraber çalışmayı istediğim birçok insan var, çoğu da arkadaşım zaten. İsim vermekten rahatsız oluyorum, çünkü muhakkak unuttuğum birileri oluyor.
* Oynadığınız sinema filmleri arasında, size farklı bir tecrübe yaşatan ya da bir şeyler keşfetmenizi sağlayanlar var mı? Ekip ruhunu yakalayabildiğimiz, işe aynı amaçla yaklaşabildiğimiz yani takım olduğumuz işlerin yeri bende ayrı.
KAÇMADIYSAM MUTLUYUM
* Ödül almak hedefleriniz arasında mı? Ödülün sizi farklı bir noktaya taşıyacağını düşünüyor musunuz? Daha 15 yaşındayken, Ankara'da yapılan Büyülü Fener Film Festivali'nde, 'Bana Şans Dile' filmi ile 'En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü'nü almıştım. Film tamamlandıktan iki sene sonra, Ara Cafe'de arkadaşlarımla otururken telefonum çaldı ve ödül aldığımı söylediler. Önce birileri benimle dalga geçiyor sandım, telefondaki kişiyle de o tonda konuştum. Doğru olduğunu anlayınca çok şaşırdım. Açıkçası o ödül beni hiçbir yere taşımadı. Sadece birilerinin yaptığım şeyi beğenmiş olması beni çok mutlu etti. Ama tabii ki bu ödülden sonra fark edilmek de beni çok mutlu eden bir şey oldu.
* Sizi kariyerinizde hayal kırıklığına uğratan ya da mutlu eden anlar hangileri? Hayal kırıklığına uğratan anlar bende kalsın. İçimde setten kaçıp gitme isteği uyanmıyorsa, çalıştığım işte mutluyumdur...
* Bir sinema filminde en önemli etken sizce nedir? Benim için önce yönetmen ve senaryo geliyor. Yönetmene güvenmek yani aynı noktadan bakmak ve sete başlarken hikaye ile oynadığım karaktere dair kafamda soru işareti kalmaması, her şeyden daha önemli.
* Çalışmak dışında, normal hayatınızda nasıl bir ritminiz var? Çalışmadığım zamanlarda, görüşemediğim arkadaşlarımla oluyorum genelde. Bu sıralar dizi seti tüm vaktimi aldığından, günlük rutinimden uzaklaşmış durumdayım. Genelde alışveriş meraklısı değilim. Ancak çok beğendiğim bir şey olduğu zaman, özel olarak onu bulmaya çalışırım. Kuaför, cilt bakımı gibi şeylere de çok vakit ayırmıyorum açıkçası. Sadece gerekli olduğu zamanlarda başvuruyorum. Doğal olmaktan yanayım.
Sivilcelere buz çok iyi geliyor
* Son dönemlerde çok ilginizi çeken bir film izlediniz mi? Son günlerde en çok beğendiğim film, Edith Piaf 'ın hayatını anlatan 'Kaldırım Serçesi' ve Marion Cotillard'ın mükemmel oyunculuğu ve fiziksel değişimi...
* Moda dergileri okur musunuz? Her ay düzenli olarak takip ettiğim bir moda dergisi yok ama ilgimi çeken bir şey olduğunda alıyorum.
* İşinize yaradığını düşündüğünüz bir güzellik sırrınız var mı? Garip ama sivilcelere buz sürdüğünüz zaman hemen kuruyor. Bir de anneannemden öğrendiğim bir tarif var; iki kaşık kaymağa bir kaşık bal ekleyerek karıştırın. Sonra yüzünüze sürüp yarım saat bekleyin ve ılık suyla durulayın. Cildiniz pırıl pırıl oluyor.
Nisan rolü için dört kilo aldım
http://img.sabah.com.tr/2008/04/23/gny/im/8927EC4D9B2E8245B55B7B63r.jpg
* 'Bıçak Sırtı'nda oynadığınız karakter, kırılgan ve mutsuz bir kadın. Teklif geldiğinde, role yaklaşımınız nasıl oldu? Rol teklif edildiğinde, ilk başta kafamda soru işaretleri belirdi. 23 yaşında olduğumdan, 30'lu yaşlardaki bir kadını oynamak beni zorlar mı diye düşündüm. Ayrıca yönetmenimiz en az dört kilo almamı istedi, saçlarımı uzattım ve ön çalışma yaptık.
* Mutsuz bir karakteri oynamak, geçici de olsa ruh halinizi etkiliyor mu? Hayır, etkilemiyor. O ruh hali, bende set bitince geçiyor. Tabii ki sahne biter bitmez, birdenbire şen şakrak olamıyorum, ama set aralarında ve bittikten sonra geriye bir şey kalmıyor.
Kaynak:Günaydın/Sabah
busegurses001 23-04-08, 10:37 günaydın herkese umarım bügünde baslıgımız dün ki gibi resimlerle dolup tasar ki zaten öylede olacak:img-wink:
ben söylemeyim gelince hepiniz görürsünüz zaten Ayfer'in sizie cok büyük süprizleri var:good:benden söylemesi bende cok merak ediyorum dün biraz konustuk neler ekliyecek ne süprizler yapacak artık hep beraber görecez Ayfer'cim cok bekletme bizi:img-wink::D:D
dün melisam müthisti ya bir kez daha hayran oldum bi'tanemi ayakta alkısladım nasıl güzel bir yüregi oldugunu bir kez daha bu sosyal sorumluluk projesinin icinde yer alarak gösterdi askitom benim gece en son prensesim cıktı ama en cokta o kaldı cok güzel bir programdı canım benim seni cok seviyoruz iyi ki varsın melegim:img-pipe1:img-pipe1:img-pipe1
kızlar ben artık ancak aksam girebilirim islerim var birazdan cıkacam artık aksam geldigimde Ayferimin eklediklerini görürüz
tuğba filiz 23-04-08, 10:45 ellerinize sağlık çalşmalar süüper bıçak sırtı bitiyormş çok üzüldüm gayet güzel gidiyodu:icon_sorr
gamlibaykusss 23-04-08, 10:47 arkadaşlar dün akşamın görüntülerini çeken var mı, talihsiz bir şekilde kaçırmış biri olarak izlemek çok isterim...
ayrıca tüm sürprizler içinde emeğe geçen herkese çok teşekkürler...
sarıseren, çok teşekkür ederim bende ona haber vermek için girmiştim..
arkadaşlar sabah/günaydında melisamızın röp. var bugün :)
busemm, resimler için çok teşekkür ederim cnm benim +rep
gelincik89 23-04-08, 12:28 Bu kadar şirinlik bi insana fazla :)
http://i242.photobucket.com/albums/ff159/Seymosh_ps/melisa-1.jpg http://i242.photobucket.com/albums/ff159/Seymosh_ps/melisa2.jpg http://i242.photobucket.com/albums/ff159/Seymosh_ps/melisa3.jpg
busegurses001 23-04-08, 16:09 2. sayfalara düsmüsüz melisam küsecek hepimize:icon_sorr
neyse ben simdi eklerim bisiyler dün 500 yaptım bugünde amacım 600 yapmak mesaj sayımızı bu arada benim askitom hala gelmemis ayfercim nerelerdesin gözüm yollarda kaldı cok bekletme bizi bak süprizlerini merakla bekliyoruz:img-wink:
gelincik89 calısmalar icin saol canım cok güzeller:good:
busegurses001 23-04-08, 16:25 ah ah dizimizin baslayacagı zamanlarda ekiple yapılmıs ilk röpörtajdı hic unutmuyorum bs kesinlikle bu sonu hak etmedi düsündükce kötü oluyorum:icon_sorr
Aile baskıları, sınıf çatışmaları ve bastırılmayan aşklar
Aile baskıları, sınıf çatışmaları ve bastırılmayan aşkları bünyesinde barındıran bu müthiş dizi, pazartesi günü Kanal D'de ekrana gelecek.
Fikret Kuşkan, Nejat işler, Mehmet Günsur, Erkan Can, Melisa Sözen ve Vildan Atasever gibi önemli oyuncuları kadrosunda buluşturan "Bıçak Sırtı" dizisi, ilk bölümüyle 10 Eylül pazartesi günü Kanal D ekranında...
Hem kadro hem de hikaye sağlam
Kanal D'nin yeni dizisi "Bıçak Sırtı", soyluluğun ve sıradanlığın ne kadar kırılgan kavramlar olduğunu tartışacak, babalığın ne demek olduğu sorusuna, iki farklı karakter üzerinden cevap bulmaya çalışacak. Başrol oyuncularından Fikret Kuşkan, "Kadro sağlam ama hikayemiz de çok iyi. Öyle oyuncuların arkasına sığınılmış bir durum yok yani" derken, Mehmet Günsür ise dizide yansıtılan asilzadelik olayına pek sıcak bakmadığının altını çiziyor.
Seyirciye baştan söz veriyoruz
Dizide bir iftira yüzünden 10 yıl cezaevinde kalan Ali'yi canlandıran Nejat İşler de ekip arkadaşları gibi iddialı konuşuyor. Genç oyuncu, "Biz, seyirciye söz veriyoruz; tadında bırakacağız. Projemizin sonu belli. 'Millet sevdi, devam edelim' denilmeyecek" diyor. Erkan Can ise şunları ekliyor: "Genel olarak hikaye çok hoşuma gitti. Çünkü dramatik yapısı güzel. Diyaloglar yerli yerinde... İyi bir iş çıkacağına inanıyorum."
Zerda, Bir İstanbul Masalı, Aliye, Hırsız-Polis, Binbir Gece gibi unutulmaz dizilerin yapımcısı TMC, yine dev bir projeye imza atıyor: "Bıçak Sırtı"... Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Mehmet Günsür, Erkan Can, Melisa Sözen ve Vildan Atasever gibi önemli oyuncuları kadrosunda buluşturan "Bıçak Sırtı", soyluluğun ve sıradanlığın ne kadar kırılgan kavramlar olduğunu tartışacak, babalığın ne demek olduğu sorusuna, iki farklı karakter üzerinden cevap bulmaya çalışacak. Aile baskıları, sınıf çatışmaları ve bastırılmayan aşkları bünyesinde barındıran bu müthiş dizi, pazartesi günü Kanal D’de ekrana gelecek.
FİKRET KUŞKAN (ORHAN)
BU DİZİYİ ÖNEMLİ KILAN SONUNUN BELLİ OLMASI
Sizin için bu projeyi önemli kılan nedir?
- Başının, sonunun, her şeyinin aylar öncesinden belli olması. Bu dizi 45 bölüm ve bir yıl yayınlanacak. Uzun vadeye yayılacak bir dizi değil. Bunu biz tercih ettik. Biliyorsunuz eskiden 26 veya 45 bölümlük, yani sezonluk, tadı damakta kalan çok hoş işler yapılırdı. "İkinci Bahar", "Yeditepe İstanbul" gibi... Bu dizi de onların tadında olacak.
n Kadro da çok iyi. Peki hikaye?
- Hikayemiz de çok iyi. Öyle oyuncuların arkasına sığınılmış bir durum yok yani. En iyi senarist gruplarından ve en iyi ekiplerden biriyle çalışıyoruz. Kendi işim olduğu için böyle konuşmuyorum. Ben nerede ne hata varsa söylerim. Burada da eğer bir yanlış görseydim, bu projeye girmezdim. Çünkü para kazanmak gibi bir derdim yok.
n Dizide "Orhan" karakterini canlandırıyorsunuz. Karakterinizi anlatır mısınız?
- Orhan, tam bir bıçak sırtı karakter. Kökenlerine ve aile geleneklerine bağlı, sanat tasarımı okumuş, iyi yetişmiş, zeki, disiplinli, sokağın ne olduğunu bilmeyen ve fazlaca hırslı. "Sen alelade bir çocuk değilsin" diye büyütülmüş, buna karşı çıkmayı aklından bile geçirmemiş. Babasının kurduğu mücevher işini sürdürüyor. Kendisi gibi Osmanlı soyundan gelen Nisan’la evliliği de tıpkı işi gibi düz bir çizgide ilerliyor. Tek bir hatası var, söylemiş olduğu yalan. O yalan başka yalanları doğuruyor ve işler içinden çıkılmaz bir hál alıyor.
n Yani Orhan gerçek bir aristokrat...
- Evet, Türkiye’de olmayan bir aristokrat ama... Biliyorsunuz ki Türkiye’de aristokrat yok. Büyük burjuva, küçük burjuva, halk, fakir ve zengin var. Aslında ben bu ülkede büyük burjuva, küçük burjuva olduğuna da inanmıyorum. Küçük burjuva, Orhan Veli ve Cahit Sıtkı’ydı. Bu ülkede sadece aileden gelen o soyluluğu devam ettirenler var. Bu anlamda dizideki Orhan entersan bir karakter.
n MELİSA SÖZEN (NİSAN)
FİKRET KUŞKAN SINIRLARI OLMAYAN BİR ADAM
n Dizide, Fikret Kuşkan’ın oynadığı "Orhan" karakterinin eşini canlandırıyorsunuz. Nisan, nasıl bir kadın?
- Nisan, aşk evliliği yapmayan bir kadın... Osmanlı soyundan gelmenin ağırlığını her zaman üzerinde hissetmiş, bunu taşımayı kabul etmiş, zamanından önce olgunlaşmış, zeki, duyarlı ve güçlü bir kadın. Ama bu gücü, ağırbaşlı ve asil görüntüsünün altında gizlemiş. Gerçek bir anne sevgisiyle büyüttüğü oğlu Murat’ı kaybetme korkusu, ona gücünü keşfettirecek. İstese de kaçamadığı tutkulu bir aşkla birlikte büyük bir ikileme düşecek.
n Fikret Kuşkan’la kamera karşısına geçmek, onun eşini canlandırmak sizin için heyecan verici bir deneyim olsa gerek...
- Çok... Çünkü çok acayip bir oyuncu Fikret... Onunla çok güzel, coşkulu vakit geçiriyoruz. O, sınırsız bir adam. Onun bu tutkusuna, çocuksu hallerine ve aynı zamanda her şeye hakim oluşuna hayranım. İlk zamanlar hızına yetişemiyordum. Aptal oluyordum. Şimdi her şey şahane. Çalışırken benim düşmemin imkanı olmuyor. Onun enerjisi beni ayakta tutuyor.
n Bu sette hissettikleriniz neler?
- Oyunculuk anlamında, teknik anlamda çok şey öğreniyorum ama bu ekibin enerjisi beni bana yaklaştırıyor. Bu enerjinin seyirciye de geçeceğine, dizimizin çok başarılı olacağına inanıyorum.n MEHMET GÜNSÜR (MEHMET)
ASİLZADELİK OLAYINA PEK SICAK BAKMIYORUM
n Siz Osmanlı soyundan gelen "Reşat" ailesinin en küçük oğlusunuz ve Fikret Kuşkan’ın kardeşini canlandırıyorsunuz, değil mi?
- Evet. Dizideki adım da Mehmet. Mehmet, Osmanlı soyundan geldiği halde ailenin dışında durmayı tercih eden, kurallardan, resmiyetten sıkılmış, asalet kavramına önem vermeyen, bu yüzden de sık sık ağabeyi Orhan ve babası Selim Reşat’la çatışan bir adam. Yurtdışında üniversiteyi bitirip memlekete dönüyor. Küçük veliaht... Fakat Mehmet, bu ’mavi kan’ denilen asilzadelik olayına pek sıcak bakmıyor. Ailenin tavrını çok abartılı buluyor, çağın değiştiğine inanıyor. Ailenin bu hissiyatına, karşı düşüncelere sahip biri olarak baş kaldıran bir çocuk. İlginç karakterler barındıran bir dizi. Beğenileceğine inanıyorum.
n "Beyaz Gelincik" dizisinde de böyle asi bir karakteri canlandırıyordunuz. Farklı karakterler gibi görünse de sanki biraz tekrar gibi duruyor. Siz ne dersiniz?
- Hayır, çünkü "Beyaz Gelincik"teki karakter ile buradaki farklı. "Beyaz Gelincik"te Adanalı bir ailenin oğluydum. "Bıçak Sırtı"nda canlandırdığım Mehmet, sanat tarihi bilgisi olan, Osmanlı tarihi bilen, çok daha kültürlü bir karakter. Asilik falan değil onunki... Kimsenin onu kısıtlamasına izin vermeden sadece kendi istediği şeyi yapmak istiyor.
n Tıpkı Mehmet Günsür gibi...
- Evet. Aslında herkes kendi istediği şeyi yapmak ister. Ben her zaman ne istediğimi bildim. Bilmediğim zamanlarda da her şeyi zamana bıraktım. Her şeyden önemlisi beni her şekilde destekleyen bir ailem vardı. Bu yüzden çok şanslıyım.
n "Beyaz Gelincik"ten erken ayrılıp İtalya’ya gittiniz. Çünkü orada eşiniz, oğlunuz, bir aileniz var. Şimdi ne yapacaksınız?
- Nejat (İşler), Fikret (Kuşkan) ve ben, aynı hikayede buluşmayı hep konuşurduk. Bu plan şimdi gerçekleşiyor. Burada olmamın en önemli nedeni de bu buluşmanın bu zamana denk gelmesi. Yoksa İtalya’daki hayatıma devam ediyordum. Dokuz yıldır oradayım. Evimiz orada. Ama bu dizi nedeniyle eşim ve oğlumla altı aylığına İstanbul’a taşınıyorum.
n VİLDAN ATASEVER (GÜNEŞ)
SEYİRCİ OLSAYDIM BU DİZİYİ İLGİYLE İZLERDİM
n Genç bir oyuncu olarak, böyle bir kadroda yer almak çok heyecanlı bir durum olsa gerek...
- Kesinlikle... Ben de projeyi en başından itibaren bilenlerdenim. Benim için yapımcının güvenilir olması çok önemli. TMC bugüne kadar yaptığı bütün işlerde çok başarılı olmuş bir yapım şirketi. O yüzden benim için Erol Avcı’nın ismi çok önemliydi. Oyuncu kadrosu ise müthiş. Hepsi çok profesyonel. İyilerin buluştuğu bir dizi, daha ne olsun?
n Dizide ağabeyi Ali’yi hapisten kurtarmaya çalışan avukat Güneş’i canlandırıyorsunuz. Güneş de sizin gibi tuttuğunu koparan, azimli bir kız galiba...
- Evet. Düzgün ve güçlü bir genç kız. Güneş sadece bir avukat değil, ağabeyini çok seven, kendisini ağabeyine adamış bir kız. Ağabeyi hapishaneye düştüğünde bütün aile ona yüz çevirirken, bir tek o inanmış masum olduğuna. Ve okuldan mezun olunca ilk yaptığı iş, bunu kanıtlayıp onu hapisten çıkarmak oluyor. Büyük zorlukları, doğruya ve dürüstlüğe olan inancıyla aşmayı beceriyor. Kolay bir hayat sürenleri küçümsüyor. Ama hiç beklemdiği bir aşkın ortasına düşüverince hayata başka bir pencereden bakmaya başlayacak.
n Bu soyluluğun ve sıradanlığın ne kadar kırılgan kavramlar olduğunu tartışan bir dizi. Sizin bu kavramlara bakışınız nedir?
- Bunlar benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Önemli olan insanlıktır. Sonuçta hepimiz insanız. Dizide iki sınıf var, asiller ve halk... Ama bu iki tarafından da ortak noktaları var, bir çocuk... Hikaye de o çocukla başlıyor. Eğer ben bu projenin içinde olmasaydım, bu diziyi ilgiyle izlerdim.
n ERKAN CAN (NUMAN)
DİZİNİN ÇOK HOŞ BİR DRAMATİK YAPISI VAR
n Bu dizide bir soylu kesim, bir de mahalle kesimi var. Siz mahalledensiniz, değil mi?
- Evet... Ben bu dizide Numan karakterini canlandırıyorum. Bir kamyon şoförüyüm. Nejat İşler’in canlandırdığı Ali karakterinin arkadaşıyım. Numan, çoluğunu çocuğunu depremde kaybetmiş. Yani hayatın ertelenemez olduğunu, acı bir tokatla kavramış. Bu yüzden Ali geçmişe kilitlendiğinde, onu sarsıp kendine getirmeyi çok iyi beceriyor. Numan, tecrübelerinden Ali’ye çok şey aktaracak. Kısacası Numan, mahallenin ağabeyi... Görünümü kabadayı gibi duruyor ama çok iyi bir adam.
n Numan’ı çok sevmişsiniz...
- Genel olarak hikaye çok hoşuma gitti. Çünkü dramatik yapısı güzel. Diyaloglar yerli yerinde... Bunlar çok önemli. Biz de elimizden gelen en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Ve iyi bir iş çıkacağına inanıyorum. Öyle olmasaydı burada olmazdık zaten.
n Nasıl bir hazırlık dönemi geçirdiniz. Mesela kamyon şoförlerinin hayatlarını ne kadar biliyorsunuz?
- Çok iyi biliyorum. Çünkü bizim köyde her kapıda iki kamyon vardır. İznik Gölü kyısındaki Bayırköy’denim. Orada büyüdüm. Sebzeyi kamyona yükler, hale yetiştirirdik. Dolayısıyla o hikayeleri çok iyi bilirim. 15 yaşından beri de kamyon kullanırım.
Cesaretli yapımcıya ihtiyacımız var
n Bir tarafta Fikret Kuşkan, Melisa Sözen ve Mehmet Günsür’ün canlandırdığı, köşkte yaşayan soylu bir aile, diğer tarafta ise Cankurtaran’da yaşayan Ali var... Ve Ali’nin hayatı, günün birinde bu aile ile kesişiyor. Her iki tarafın ortak noktası ise çocuk. Bize biraz canlandıracağınız Ali karakterini anlatır mısınız?
- Ali, Cankurtaran’da, kendi halinde, çok sıradan yaşayan bir marangoz. Evli... Bir iftira sonucu hapse giriyor, 10 yıl hapis yatıyor. Ama kendini geliştiriyor. Kitap okuyan, kafası çok çalışan bir adam. 10 yıl sonra avukat olan kardeşinin yardımıyla cezaevinden çıkıyor. Çıkmasıyla da hikaye başlıyor.
n Neden cezaevine girmiş Ali?
- Baba olmayı beklerken hayatın sillesini en ağır şekilde yiyor. Karısının ve kendi çocuğunun katili damgasıyla hapiste 10 yıl geçiriyor. Uğradığı iftira da bu zaten.
n Dizide ana konuyu oluşturan soyluluk, sıradanlık sizin için ne ifade ediyor?
- Bana sorarsanız, ben babamdan ötesini tanımam. Soy, sop, ırk beni hiç ilgilendirmez. Kimin nereden geldiğini umursamam. Oynadığım karakter de davranış olarak soylu. Soylarıyla, soplarıyla övünen çoğu insanın, saçma sapan vaziyetlere girdiği günümüzde, Ali gayet soylu bir adam. Bence soyluluk, davranışlardadır. Şecerede, ailede değildir.
n Size kolay gelsin diyelim o zaman...
- Teşekkürler. Biz, seyirciye söz veriyoruz; tadında bırakacağız. Projemizin sonu belli. "Millet sevdi, devam edelim" denilmeyecek. Dizi 90 dakika da olmayacak. Koşulları biraz zorlayacağız. Uzun kasetler yok. Eğer bunda başarılı olursak, yolu açmış olacağız. Bundan sonra da bu iş böyle gidecektir diye düşünüyorum. Sadece cesaretli yapımcılara ihtiyacımız var.
Kelebek
http://img210.imageshack.us/img210/5218/melisacn3.jpg
http://img211.imageshack.us/img211/8175/bicakyh7.jpg
busegurses001 23-04-08, 16:27 Bıçık Sırtı başlıyor
Birbirinden önemli oyuncuları kadrosunda buluşturan "Bıçak Sırtı" dizisi bu akşam Kanal D’de başlıyor.
Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Mehmet Günsur, Erkan Can, Melisa Sözen ve Vildan Atasever gibi önemli oyuncuları kadrosunda buluşturan "Bıçak Sırtı" dizisi bu akşam Kanal D’de başlıyor.İşlemediği bir suç yüzünden 10 yıl cezaevinde kalan bir adam, Osmanlı hanedanından bir asilzade, aşkı henüz tatmamış evli bir genç kadın ve hepsinin kaderini birbirine bağlayan 10 yıllık bir sır... Hem güçlü kadrosu hem de sıra dışı hikayesiyle sezonun en iddialı yapımlarından biri olan "Bıçak Sırtı", televizyon izleyicisinin yeni tutkusu olacak.
Kaynak:http://kelebek.hurriyet.com.tr/magazin/7254119.asp?gid=176&a=560140
busegurses001 23-04-08, 16:29 Konusu da kadrosu da muhteşem
Yeni sezon dizilerini tanıtmaya devam ediyoruz. Bugün sıra Kanal D’nin yapımlarından birisine, Bıçak Sırtı’na geldi. Biliyorsunuz Kanal D, geçen sezon diziler liginde sahaya en güçlü takımla çıkan kanal oldu. Binbir Gece, Arka Sokaklar, Elveda Derken, Yaprak Dökümü bu sezonda da devam edecek. Kanalın yaz başında gösterime soktuğu Kavak Yelleri, Genco ve Zoraki Koca da aldıkları yüksek reytinglerle iddialarını ispatladılar. Onlar da kış sezonunda zirve mücadelesi verecek. Kanalın yeni sezon bombalarından Bıçak Sırtı ise gerek konusuyla, gerek müthiş oyuncu kadrosuyla şimdiden yılın dizilerinden biri olmaya aday gibi görünüyor.
GEÇMİŞ DEĞİL BUGÜN
Bıçak Sırtı, “Son Osmanlılar”ın yani Cumhuriyet’in ilanı ile Türkiye dışına çıkartılan Osmanoğlu Ailesi’nin trajik öyküsünü anlatıyor. Yani imparatorluktan ulus devlete geçiş sürecini konu alıyor. Bıçak Sırtı’yla, 600 yıllık bir imparatorluğun son sahiplerinin kitaplara ve belgesellere konu olan hayatları, bir dizi halinde ekrana geliyor. Dizinin arkasında Aliye, Beyaz Gelincik, Hırsız Polis ve Binbir Gece gibi önemli yapımlara imzasını atan TMC’nin olması da Bıçak Sırtı’nın elini iyice güçlendiriyor.
Dizinin oyuncu kadrosunda, genç kuşağın en yetenekli isimlerinden Nejat İşler, Mehmet Günsür, Fikret Kuşkan, Vildan Atasever, Erkan Can ve Melisa Sözen yer alıyor. Hem tarih meraklıları, hem de bu oyuncu kadrosunun hayranları, yönetmenliğini Selim Demirdelen’in yaptığı Bıçak Sırtı’nın başlaması için gün sayıyor.
Yeni sezon dizilerini tanıtmaya yarın atv’nin önümüzdeki günlerde gösterime sokacağı Ertelenmiş Hayatlar ile devam edeceğiz. Bu sene bütün kanalların elinde birbirinden güçlü diziler olacak. Biz de sizler gibi ekrandaki bu amansız rekabetten kimin galip çıkacağını merakla bekleyeceğiz.
İŞTE BIÇAK SIRTI’NIN HİKAYESİ
Osmanlı soyundan gelen bir aile. Sürgünden sonra Fransa’da doğan baba Selim Reşat, 1974’te hanedan üyelerine af çıkınca Türkiye’ye dönmüş ve İstanbul’a yerleşmiştir. Kendisi gibi kökenlerine bağlı yetişen büyük oğlu Orhan (Fikret Kuşkan), hanedanın başka bir kolundan olan Nisan (Melisa Sözen) ile evlidir. Küçük oğlu Mehmet (Mehmet Günsür) ise asalet kavramına önem vermeyen, dik başlı bir gençtir.
Selim Reşat, aile mirasını devralmak için kendisine bir torun verilmesi şartını koşar. Soylarının devamını sağlayacak bir “şehzade”nin dünyaya gelmesi onun için her şeyden önemlidir. Ne var ki Orhan kısırdır. Ancak bu gerçeği herkesten gizler. Karısına bile kısır olanın kendisi değil, o olduğunu söyler. Ve bir gün beklediği fırsat karşısına çıkar. Bir doktor arkadaşının yardımıyla, ölmek üzere hastaneye getirilen hamile bir kadının bebeğini alır.
Kadın cinayete kurban gitmiştir. Kocası Ali (Nejat İşler) cinayetle suçlanmış ve müebbet hapse mahkum edilmiştir. Orhan böylece yeni doğmuş bir bebeğe sahip olur. Üstelik bebek üzerinde hak iddia edecek kimse de yoktur. Bebeğin gerçek babası Ali, işlemediği bir suçtan dolayı on yıldır hapis yatmaktadır. Dizinin hikayesi, sırf bu davayı çözmek için avukat olan Ali’nin kız kardeşi Güneş’in (Vildan Atasever) abisini hapisten çıkarmasıyla başlar. Hem karısının hem kendi çocuğunun katili olarak yargılanan Ali, bebeğin ölmediğini ve Osmanlı soyundan gelen bir ailenin oğlu olarak yaşadığını öğrenir. Orhan birden karşısına çıkıp aile hayatını ve inandığı her şeyi tehdit eden ve en önemlisi de oğlunu elinden almak isteyen bu adamdan kurtulmaya, Ali ise bir yandan gerçek katilin peşine düşerken diğer yandan oğluna yaklaşmaya çalışacaktır. Bu arada Orhan’la, Nisan’ın evlilikleri çatırdamaktadır. Nisan, gerçek kimliğini bilmediği Ali’ye yavaş yavaş garip bir tutkuyla bağlanır.
Bıçak Sırtı, Son Osmanlıların sürgün acılarının günümüzdeki izlerine bakacak, soyluluğun ve sıradanlığın ne kadar kırılgan kavramlar olduğunu tartışacak. Ve gerçek babalığın ne demek olduğu sorusuna, Orhan ve Ali gibi iki zıt karakter üzerinden cevap bulmaya çalışacak.
http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=23.08.2007&Newsid=133643&Categoryid=4&wid=132
busegurses001 23-04-08, 16:33 dünkü programdan resim cekmeye calıstım fakat tvden cekince hic net olmuyor sizde biliyorsunuz o yüzden hepsini sildim eger netten indirebilirsem cekmeye calısacam izleyenler kacırmasın öyle bir güzelligi cünkü:img-in_lo prenses gibiydi tıpkı askitom benim her zaman öyle tabi ama dün nedense daha bir güzel göründü gözüme:img-wink:
busegurses001 23-04-08, 16:35 askitom benim:img-in_lo:img-blush:img-blush:img-blush
http://img489.imageshack.us/img489/8913/uokx8.png
busegurses001 23-04-08, 16:38 her zamanki gibi kimse yok yine baslıkta bu ne bicim is ya koca baslıga toplasan 3-4 kisi anca emek veriyor sinirleniyorum bak ama:img-grin2
valla yorgun argın geldim simdi dersaneden yorgun olmama ragmen giriyorum baslık 2 sayfa ilerlesin diye biseyler eklemeye calısıyorum buna ragmen hic kimsenin girmemesi cok üzüyor beni neyse giren girer girmeyene bisey diyemeyiz artık:img-wink:
busegurses001 23-04-08, 16:40 Hanedan - Cankurtaran hattında aşkî kesişmeler
Ayrı dünyalar çarpışacak, heyecan malum çelişkiden doğacak. Kanal D'nin yeni sezon dizisi 'Bıçak Sırtı'nda bıçağın iki tarafındaki kadınları canlandıran Melisa Sözen ve Vildan Atasever, taze kariyerlerini ve karakterlerini anlattı[/CENTER]
15/09/2007
YONCA CİNGÖZ
http://www.radikal.com.tr/veriler/ekler/cumartesi/2007/09/15/hane.gif
Yeni sezonunun en iddialı dizilerinden 'Bıçak Sırtı', ilk bölümüyle fırtına gibi esti diziseverlerin ekranlarında. Birinin kökleri Osmanlı hanedanına, diğeri Cankurtaran mahallesine oturan iki ayrı dünyayla tanıştık. Bu farklı sınıfların, farklı ahlakların ve farklı ideallerin insanları, çocuk sevgisi ve aşk gibi aynı noktalarda nasıl kesişecek, ilerleyen bölümlerde göreceğiz.
Karakter skalası da böyle bir potansiyele gebe. Murat'ı doğurmamış olsa da büyük bir sevgi ve emekle büyüten hüzünbaz anne Nisan (Melisa Sözen), ona hem Murat'ı hem de sakin, sorunsuz ve dümdüz çizgide giden evliliğini sunan eşi mücevheratçı Orhan (Fikret Kuşkan), ailenin haşarısı rolünü üstlenmiş kardeşi Mehmet (Mehmet Günsür)... Hamile karısını öldürmek suçundan 10 yıl haksız yere hapis yatan Ali (Nejat İşler) ve becerisiyle onu aklayan yeni avukat kardeşi Güneş (Vildan Atasever), can dostu Numan (Erkan Can)...
Kadro bu kez tam tamına bir yıldızlar geçidi, senaryo ekibindeki isimlere, ekranların en vurucu hikâyelerinden aşinayız. Peki nedir bu yeni hikâyeyi 'bıçak sırtı' yapan? Vildan Atasever ve Melisa Sözen'le uzunca bir sohbet sonunda, birkaç ipucu geçiyor elimize. Gözlerindeki ışıltı, "Bir oyuncu rolünü ancak bu kadar sever, bir işe ancak bu kadar gönül bağlanır" dedirtiyor. Bir yanda Osmanlı hanedanının gölgeleri, bir yanda kaderin acı tokatları, iki 'harbi' ailenin iki güzel üyesini canlandıran oyuncular, yeni karakterlerinden ses verdi.
'Şöhretler karması' bir dizide oynuyorsunuz. İlk hissiyatı nasıldı?
Vildan Atasever: Her oyuncu iyi ve kaliteli işlerde bulunmak ister çünkü orada daha iyi performans gösterirsin. Kaliteli iş dediğimiz zaman bir bütün olarak bakarız. 'Bıçak Sırtı' yönetmeniyle, senaristiyle, oyuncu kadrosuyla, yapımcısıyla, teknik ekibiyle, rejisiyle, her şeyiyle çok profesyonel ve kaliteli bir dizi. Ortaya çıkanı seyirci izleyecek ve kararını verecek. Melisa da ben de profesyonel oyuncularız, tabii ki önce senaryoyu okuduk, karakterlerimizi inceledik. Karakterimi okudum ve onu sevdim, diğerlerinden çok farklıydı ve "Bu projede olmalıyım" dedim. Ama Erol Avcı'nın, yönetmenimizin, senaristlerin isimleri zaten yeterliydi.
Melisa Sözen: Ünlü isimlerin arkasına sığınılmış işler var, bir de eli yüzü düzgün ve senaryoya hizmet edecek oyuncuların içinde yer aldığı hikâyeler var. Bu da öyle bir iş. Kabul etmemin en önemli nedeni, sette tek düşüneceğim ve yoğunlaşacağım şeyin kendi performansım, rolüm olmasıydı. Bu yüzden çok heyecanlandım.
V.A.: Herkes çok profesyonel ve bir oyuncu orada sadece oynayacağı rolü düşünüyor, başka hiçbir soru işareti olmuyor.
Birlikte oynayacağınızı öğrenince çok heyecanlandığınız bir isim oldu mu?
M.S.: İpek Bilgin, annem!
V.A.: Karşılıklı oynadığınız oyuncu çok önemli çünkü göz göze bakıyorsunuz ve birlikte bir enerji oluşturup ortaya bir şey çıkartıyorsunuz. Ben Erkan abiyle (Can) 'Kader' filminde bir sahnede oynamıştım, filmde yoktu o sahne. 'Onunla keşke daha uzun oynayabilseydim' diyordum hep. Şimdi sürekli birlikteyiz. Çok mutluyum, o ortamda onunla sohbet edip çalışmak çok güzel oluyor.
En çabuk kimlerle kaynaştınız?
M.S.: Benim en çabuk kaynaştığım İpek ablayla Fikret oldu. Herkes harika ama en çok onlarla vakit geçiriyorum şu sıralar.
V.A.: 'Aile durumu' yaşıyoruz!
M.S.: Aman aman, ondan hiç haz etmiyorum. 'Biz bir aileyiz, birbirimize çok bağlandık' klişesinden ziyade, çok doğru insanlar doğru yerdeler ve çok doğru işler çıkartıyorlar. Tadından da yenmiyor o zaman, 'Allahım çok mesudum' diye takılıyorsun. Öbür tarafa da gıpta etmiyor değilim: Erkan Can, Nejat İşler, Vildan filan acayip eğleniyorlar, daha bir çekirdekler. İlk bölümde üçünün bir sahnesi var, öyle kopmuşlar ki hakikaten, Selim kesmeyip akıtmış ve devam etmişler. Çok güldüm seyrederken. İşin güzel tarafı, dizide bizim bir de oğlumuz var. En çabuk kaynaşanlardan biri de o. Oğlumuz setin ilk gününden beri Fikret'e baba, bana anne diyor! N'aparsın onu? Yersin tabii.
Altyapı zaten hazırmış, siz kendinizi sette de anne gibi hissetmeye başladınız?
M.S.: Eh evet. Sonuçta dizide Murat da Nisan'ın doğurduğu bir çocuk değil, o anlamda çok avantajlıyım. Doğurmadığın bir çocuğa hasretle yaklaşmak, o çocuğun masumiyetine âşık olmak. En büyük hasretin olan şeyi, zarar görmesin diye üstüne titreyerek büyütmek. O sevgiye aşinayım. Olay sadece doğurmak mı? Dizinin de sorguladığı en önemli noktalardan birisi bu zaten.
'Mavi kan diye bir şey yok.'
Sınıfsal farklılıkların da göze göründüğü bir dizi. Bu açıdan bakarsak, kendi hayatlarınızı canlandırdığınız karakterinkine yakın görüyor musunuz?
V.A.: Ben hayatımı hiç sınıflandırmadım, ne insanları, ne başka bir şeyi. Hayatta sınıf diye bir şey yok. Soyluluk, soy... Nejat geçen bir röportajında o kadar güzel söylemiş ki, "Benim bildiğim tek soyum babamdır" diye. Varoşlarda öyle bir insan vardır ki maddi imkânsızlıktan, ekonomik şartlardan dolayı okumamıştır; ama kendini o kadar iyi yetiştirmiştir ki, o zaten soyludur. Maddi açıdan sınıflandırmayı hiç sevmiyorum. Diyelim ki bir insan maddi imkânı hiç olmadan doğuyor, Sabancı mesela. Ama tek bir döşekle İstanbul'a gelmiş, çalışmış, kazanmış, büyümüş. Kendisine faydalı olmuş, ailesine, çevresine, yetmemiş, bize insanlara faydalı oluyorlar şimdi. İnsanız yani, bugün böyleyiz, yarın başkayız. Belki şimdi çok yükseklerdeyiz ama bir bakarsınız yerin dibindeyiz. Sonuçta hepimiz bu hayatta varız ve bir şeyler için çaba harcıyoruz.
M.S.: Bu inkâr edilemeyecek bir gerçek. Gönül ister ki böyle olmasın, ama dünyada her şey insanları sınıflandırmaya zorluyor. İnsanlar da çoğu zaman bunun baskısı ve ezikliğiyle yaşıyor. Bana soracak olursan ben hiçbir sınıfa ait değilim, hiçbir zaman da olmayacağım, diğer insanlar da benim için bir sınıfa ait olmayacak. Eğer sınıflandıracaksam insanlığına göre sınıflandıracağım. Ama bu inkâr edilemeyen bir gerçek. Mavi kan diye bir şey yok yani. Hangi ailede, hangi çevrede doğmuşsanız doğmuşsunuz. Diziyi düşünürsek, hanedanlıktan, Osmanlı soyundan gelenler için, maddiyat ikinci plana atıldığı noktada, çok daha deşilmesi gereken bir manevi baskı var insanların üzerinde. Sürgün edilmişler, vatanlarından ayrı tutulmuşlar, sahip oldukları her şeyden uzaklaşmışlar. Bazılarının cenazesi bile Türkiye'ye kabul edilmemiş. Bunun getirdiği çok ağır bir psikoloji var. Türkiye'ye girişleri kabul edildikten sonra, bir zamanlar evleri olan yerlere ziyaretçi olarak giriyorlar veya uzaktan bakıyorlar. Yetiştirilme tarzları, hep usturuplu yaşamak üzerine; kalıpların içinde var olmak acı. Ben yurtdışında da bazı insanlarla iletişim kurdum, bu konuda pek konuşmak istemiyorlar. Arada ne kadar kuşak farkı olursa olsun, o ezikliği ve yükü taşıyorlar üzerlerinde, acıları hâlâ çok taze. Bu da ne kadar paraya sahip olduğunu gölgede bırakıyor. Seni vatanından ayırıyorlar. Her şey bir gecede bitiyor.
Zengin kız-fakir erkek klişesi de farklı bir biçimde tekrarlanıyor burada. Klişeler neden her daim sevilerek izlenir? Hayatın gerçeği olduğundan mı?
V.A.: Hayatın gerçekleri oldukları için, ilgi uyandırıyorlar. İnsanlar kendi hayatlarında da böyle şeyler yaşıyor, görüyor ve onu ekranda görmek hoşlarına gidiyor. O karakterler ne yapacak o durumda, onu izliyorlar, merak ediyorlar. Bir de zaten, aşkta sınıf farkı mı olur ya? Aşktan bahsediyorsun! Âşık olduğu zaman insanın gözü kör olur, hayatta hiçbir şey önemli değil ki o zaman. Onu her şeyiyle kabul ediyorsun çünkü sana heyecan veriyor. Dokunması seni titretiyor belki; ona bakmak, konuşmak... Ben aşk doktoru filan değilim ama aşkta sınıflandırma olmaz, hayatta da! Zengin erkekle fakir kız da birlikte olur, fakir erkekle zengin kız da, çünkü birbirlerine bakmaya doyamıyorlardır, seviyorlardır birbirlerini.
M.S.: Zengin kız- fakir erkek, dizilerde çok fazla işlenen bir konu. Ama genellikle birer 'tip' olarak ele alınıyor bunlar; alt metni olmayan, karakterlerin geçmişlerinin ve psikolojilerinin, konumlarının çok fazla irdelenmediği hikâyeler. Sadece birinin maddi durumunun iyi, ötekinin kötü olması üzerinden giderler. Bizim hikâyemizdeyse bu, senaryo üzerinde 'fakirleri zenginlere verelim' diye hesaplanarak değil, koşullar böyle getirdiği için gerçekleşiyor. Senaryo bunun üzerine kurulmuyor.
İnsanın aklına 'Selvi Boylum Al Yazmalım'daki babalık mevzusu geliyor; 'Can veren mi yoksa büyüten mi?' sorusu yani. Sizce 'Bıçak Sırtı'nın babaları da, böyle bir ikilemin figürleri mi?
M.S.: Bir yanda öyle bir baba figürü de var ki, Osmanlı soyundan gelen, çok kesin çizgileri olan ve çocuğunu da bunlara göre büyütmeye çalışan bir adam. Çocuğuna bütün sevgisine, tutkusuna rağmen onu babasından gördüğü gibi büyütüyor. Öte yandaysa gerçek bir baba var, üzerinde soy baskısı olmayan ve çocuğuna sadece içindeki sevgiyi vermeyi amaçlayan bir baba.
V.A.: Hayatta başından geçenler olmasaydı, belki o da imkânlarını zorlayacak, çocuğunu en iyi şekilde büyütecekti. İyi bir baba olmasa zaten çocuğunun peşinde gitmez, gururunu bastırıp hayatta yapmayacağı şeyler yapmaz. Onu oraya kader getirmiş.
M.S.: Her iki baba da çocuklarına tutkuyla bağlı adamlar. Hiçbirinin sevgisi diğerinden daha aşağı değil. Hiçbiri çocuğunun canını daha kolay yakabilecek adamlar değil. Ama ne yazık ki bir tarafta bir soy ve 10 yaşındaki bir çocuğun taşımak zorunda olduğu bir geçmiş var, tıpkı babasının taşıdığı gibi. Fark sadece bu, bana kalırsa.
Dizide çok farklı iki dünyanın hikâyesi kesişiyor. Sizin de 'Ayrı dünyaların insanıyız aslında' hissini yaşadığınız bir aşk geçti mi başınızdan?
M.S.: Benim karşı cinsle yaşayabileceğim tek ayrım düşünce ve kafa ayrımıdır. Birisiyle 'ayrı dünyaların insanı' olma tabiri sadece kafada ve hayata bakış açısında ifadesini buluyor. O noktada ayrıysan ayrısındır.
V.A.: Aynı şeylere bakamıyorsunuzdur, aynı şeyleri düşünemiyorsunuzdur, çok farklısınızdır. Manevi açıdan bakmak gerek. Âşık olduğunuzda maddi manevi hiçbir şeye bakmıyorsunuz. Ama zamanla birbirinizi üzmeye başladığınızda, o insanı gerçekten seviyor olarak kalmak daha önemli benim için. Çünkü o düşünce farklılıkları daha kötü sonuçlar doğurup, birbirinin yüzüne bakmamaya, selam vermemeye, birbirini hiçe sayıp, tanımıyor gibi yapıp, içinde bir acıyla yaşatmaya götürebilir. Buna varmaktansa o düşünce farklılığını kabul edip dostluğu korumak daha iyi.
Oyuncuların dizileri izleyici gözüyle de takip etmesi zordur herhalde. Kaptırıp gittiğiniz diziler oluyor mu?
V.A.: Takip ediyorum, bu benim işim çünkü. Bu sezonda hangi diziler var, kim ne yapıyor, nasıl yapıyor, nasıl senaryolar var diye bakıyorum. İlk bölümlerini izlemeye çalışıyorum. Çok önemli çünkü, bir film izliyorsun ve o yönetmen sonra belki sana gelecek ve "Benimle çalışır mısın?" diyecek. Ama gerçek bir seyirci gibi takip etmek ve bir sonraki bölümü beklemek gibi durumlar yaşayamıyorum. Biz zaten bir koşuşturma içindeyiz, zamanlarımız hiç belli olmuyor. Var olan vaktimizi de daha çok kendimize ayırmayı tercih ediyoruz. Bir de, dizinin nasıl oluştuğunu bildiğim için, izlerken oyununa, dekoruna, ışığa vs bakarım ben.
M.S.: İster istemez o ağır basıyor, kodlanmış bir şekilde öyle bakıyorsun. Öte yandan beni sürükleyen işler de oldu. Bir yerden sonra öyle içselleşiyor ki, eğer doğru bir hikâyeyse ve iyi çekilmişse, almak istediğin şeyler zaten içe akıyor. İzlerken parçalara bölünmüyorum o zaman.
V.A.: Ben de geçmişte bir diziyi izlerken oturup ağladığımı biliyorum. Bir baba, kızı için gözyaşı döküyordu ve o duyguyu o kadar güzel verdi ki! Hepimizde var olan duygular bunlar. Babamız bizim erkek figürümüzdür, aşkımızdır ya hani. O babanın kızına olan isyanı, beni ağlatmıştı. İyi bir iş çıktığı zaman ortaya, istersen işin piri ol, yine de çok etkiliyor seni. Oturup ağlayabiliyorsun, o sana bir duygu veriyor ve onu alıp, başka bir yerde kullanıyorsun.
Töre ve çok yönlü açılımları
Dizilerde son zamanlarda setler hep Anadolu'ya kaydı. 'Bıçak Sırtı' ise gayet şehirli bir dizi. Dizi konularında böyle bir dönüşüm olacak mı tekrar sizce?
V.A.: Ben bilmem, senarist bilir, yapımcı bilir. Biz sadece karakterlerimizi en iyi şekilde yaşatmaya, gerçekçi olmaya çalışıyoruz. Bilmiyorum nasıl bir strateji kuruyorlar ama isterim ki herkes farklı iş yapsın, farklı hayatları, duyguları görsün, seyirci de başka başka tatlar alsın. Böyle olmamalı bence, daha yaratıcı olmalıyız. Farklı olmalıyız hepimiz ki iyi işler üretelim.
M.S.: Ben şöyle düşünüyorum: Bu sektörde genelde hep Batı'ya olan bir özlemle, onları takdir ederek, o matematikle işler yapılıyor. Ama Türkiye'de yaşıyorsunuz ve kendi tarihiniz, geçmişiniz var. Anadolu sizin topraklarınız, orada da hikâyeler var. Doğu dizileri, ülkemizin kendi hikâyelerinden ilerledikleri için sayıları bu kadar artıyor. Ama bazıları tutuyor, bazıları tutmuyor. Çünkü yapımcılar bakıyorlar tutanlara, bunun matematiğini alalım, hikâyeyle karakterlerini değiştirelim, olsun bitsin diyorlar. Ama olmuyor. Neden? Çünkü sen kendi özüne inmiyorsun, var olan bir şeyi kopyalıyorsun. Bu işin öncüleriyse, senin ülkenin derdini araştırdığı, senin insanını anlattığı için tutuyor. 'Bıçak Sırtı' da, bir şehir hikâyesi gibi dursa da, aslında daha da geçmişe, yine kendi vatanına iniyor. Dünyaya hakimiyet kurmuş bir imparatorluğu, yani bizi anlatıyor. Burada da amaç kendi insanımıza ve hikâyelerimize dönmek ve yapabilen ve içinde var olan için güzel bir şey. Doğrusu da bu bence, başkasına özenmek yerine kendinden yola çıkıp, şartlar uydukça işi ilerletmek.
V.A.: Şöyle de bakabiliriz: Doğu hikâyesi; mesela töre. Sen töreye bir şekilde bakıyorsundur çünkü bazı olaylara şahit olmuşsundur ve bunları anlatmak istiyorsundur. Öbür tarafsa onun başka bir yönünü görmüştür, onu anlatacaktır. O zaman neden olmasın ki? Töre, açılımları olan bir konu. Sen öyle bakarsın, öbürü böyle. Her ikisi de doğru bakış açılarıdır. Erzurum'a, Urfa'ya, Diyarbakır'a, Kars'a ya da Mardin'e git, hepsi başkadır. Oradaki insanlar da farklıdır, aileler de. Orada ağalık sistemine uyarak geleneklere göre yaşamını sürdüren insanlar da var, eğitimin çok önemli olduğunu düşünen, çocuğunu okutan, kızını, oğlunu sevdiğiyle evlendirmek isteyen aileler de var. Yine hepsi 'insana' çıkıyor, sen hangi hikâyeyi istiyorsan onu alıp işliyorsun, seyirci de hangi yöne bakmak istiyorsa oraya bakıyor.
M.S.: Tabii çok da bıçak sırtı bir konu. Bunlar var olan hikâyeler ve insanları yanlış yönlendirmemek, sömürmemek gerek. Zaten süregiden bir durum, her gün üçüncü sayfa haberleri bunlarla dolu. Var olan hikâyeyi işliyorsan sana bir sorumluluk düşüyor. Bunu izleyen kişinin ertesi gün elinde kalan şey sadece aşk hikâyesi olmamalı. 'Babası kovalıyor, kız kaçıyor, bir sevdiği var, bir de töre' noktasında kalmamalı. Eğer acımızı işliyorsan burada, sadece reytingini düşünmemek gerekiyor. Bıçak sırtı olan kısmı o. Aksi takdirde şiddetle karşı çıktığım işler.
'Topuz, topuklu bahane, derdin kendinle...'
Karakterlerinize nasıl hazırlandınız?
M.S: Neşe Şen ve Gaye Boralıoğlu şahane insanlar. Bize öyle karakter analizleri sundular ki, A'dan Z'ye. Karakterleri, psikolojik özellikleri, biyografileri... Burcuna kadar incelenmişti Nisan. Oynadığın karakterin geçmişini, altmetnini biliyorsun, senaristle bire bir çalışıyorsun, geriye kalan boşlukları da sen dolduruyorsun. Ben de hanedandan birine e-mail'le ulaşıp konuştum, ama çok fazla derinine inmedik açıkçası. Arkasından okuma provaları oldu ve konu üzerine okunabilecek binlerce kitap önerisi aldım. Birlikte oynadığım oyuncular da bu konuda sonsuz bilgili insanlar ve hataya düşmemize pek izin vermiyorlar.
Nasıl bir kadın Nisan?
Nisan, üzerindeki baskıdan fena halde sıkılmış durumda. Konuşamamaktan, yaşayamamaktan, hayatta duruşunun olmamasından ve hep geçmişin gölgeleriyle büyümekten sıkılmış. Kendi sureti, geçmişindeki suretlere benzemediği müddetçe Nisan yanlış ve mutsuz bir kadın olacak diğerlerinin gözünde, hep yanlış yolda ilerleyecek. Ama o kendi bağımsızlığını eline almak istiyor. En büyük yarası bir çocuk sahibi olamamakken, mucize gibi, bir çocuk ona getiriliyor ve o onu büyütüyor 10 sene.
Bir Osmanlı kadınını oynamak, o terbiyenin, hayat tarzının mimiklerini, jestlerini taşımak zor olmalı.
Bu bir büyütülme, yetiştirilme tarzı ama kendi karakterin de hâlâ işin içinde. Oynadığım karakter sürgünde doğmuş, sonra genç yaşta İngiltere'ye okumaya gönderilmiş, arkasından da Türkiye'ye dönüp evlenmiş. Aslında çok farklı kültürlerin birleştiği bir karakter Nisan, hatları tek bir ülke üzerinde belirginleşmiş değil. Aile içindeki davranışlar, oturuş, yemek adabı, bunlar belirli kalıplar. Bunların dışında kalan çıkışlar, mimikler, tepkiler tamamen karakterin psikolojisiyle ilgili. Yoksa bir tipe dönüşür, Osmanlı soyundan birini canlandırdığımı insanların gözüne gözüne sokmak olur. Ben Nisan'ın bir insan, yaşayan biri olduğunu düşünüyorum ve içgüdüsel davranıyorum.
Daha önce sizi hep genç rollerde gördük. Şimdi oturaklı bir kadın, topuzlar, topuklu ayakkabılar... Bu değişim nasıl geldi size?
Hem yaş olarak benden daha olgun birini oynuyorum hem de var olmadığım bir hayattan, yetiştirilme tarzından gelen bir karakteri canlandırıyorum. 'Evet, şimdi topuzlara hazır olmalıyım, daha olgun davranmalıyım' değil. Derdin kendinle. Karakteri okuduğum zaman, Nisan'ı neremden yakalayacağım ben, neresinde varım diye soruyorum. Birtakım noktalarda ikimizin hayatında da paralellikler, çatışma ve benzerlikler var. En can alıcı noktadan Nisan'a girdiğim takdirde, yaştır, topuktur, bunlar hiç önemli olmuyor. Zaten güzel bir ekiple ve iyi bir yönetmenle çalışmanın getirdiği avantajlar sayesinde onları düşünmek zorunda kalmıyorum. Hayatımda ilk defa bir defter tutuyorum Nisan için. Resim yapıyorum, yazıyorum, Nisan gibi. Sahneyi çalışırken de o defter yanımda oluyor genelde, elim o olmaya gidiyor. Ben o olmaya gidemediğim, inanmadığım noktada da Selim inandırıyor beni. İpek abla, Fikret, Tuğrul abi, imkânı yok yani, ben kaçırsam onlar izin vermiyor.
busegurses001 23-04-08, 16:43 melisam biz ne yapacaz artık pazartesi günleri bombos gececek daha dizi bitmeden icimde o kadar büyük bir bosluk var ki of of:img-cray:
http://img228.imageshack.us/img228/1540/tempoil6.jpg (http://imageshack.us)
Bir çocuğun ilk kahramanı babasıdır. Çoğumuz, hayat boyu babamızın izini süreriz. Bilerek ya da bilmeyerek... Peki bir baba için çocuğu ne ifade eder? Kanal D’nin çarpıcı dizisi ‘Bıçak Sırtı’, bu duyguyu anlatıyor. Nejat İşler, dizideki adıyla Ali, karnındaki çocuğuyla karısını öldürmekten hüküm giyen bir mahkûm. Suçsuzluğunu ispat edip hapisten çıktığı gün, çocuğunun aslında ölmediğini öğreniyor. Fikret Kuşkan’ın canlandırdığı ‘Orhan’, hanedanlık soyunu devam ettirmek zorunda. Çocuğu olmayınca, babası müebbede mahkûm olan bir bebeği hastaneden çalıyor. İki babanın etrafında dönen aşk, yalan, ihanet, sınıf çatışmasıyla örülü dizi, “Siz olsaydınız ne yapardınız?” sorusuyla yüz yüze bırakıyor izleyiciyi. Dizi herkesin dilinde. Peki neden? Soluğu, dizinin çekildiği Cihangir’deki Sadık Paşa Konağı’nda aldık. Bahçede hummalı bir çalışma var. Sette herkes, Erkan Can’a ‘ağabey’ diye hitap ediyor. O, tam bir ‘ağabey’. “Oturun çocuklar, bir çay içelim, her şey halledilir” diye sohbete başlıyor. Vildan Atasever içten ve neşeli. Melisa Sözen, çok narin. Nejat İşler, ketum ama sert çehresiyle güven veren adamlardan. Mehmet Günsür, gözleriyle gülüyor, elinizi dostça sıkıyor. Güneşten rahatsız olduğumu söyleyince, oturduğumuz koltuğu gölgeliğe taşıyor. Fikret Kuşkan, söylediği gibi ‘kadınları anlayan adam’. Ama hiçbiri tek cümleye sığmıyor. Sığmadıkları için biraz derine indik; onlara aşkı, tutkuyu, hayatı, baba olmayı, takıntılarını, korkularını sorduk...
http://img294.imageshack.us/img294/301/bakwq3.jpg (http://imageshack.us)
busegurses001 23-04-08, 16:46 ay dün o kadar tatlıydı ki görüntülerde cocuklarla zıplaması onlarla birlikte cocuk olması onlara bisiyler ögretmesi bir kez daha hayran oldum ona benim melisama da bu yakısır zaten kocaman alkıs askitoma:good:
“Hayatımı kocaman bir yalan üzerine kurmam. Çocuğum olmuyorsa, olmuyordur. Evlat edinirim”
http://img225.imageshack.us/img225/7874/87999038ur1.jpg (http://imageshack.us)
TEMPO: Nisan, altın kafese kapatılmış bir kuş gibi. Sizi altın kafese kapatabilirler mi?
MELİSA SÖZEN: Doğru. Nisan altın kafeste. Ama Melisa’yı hapsedemezsiniz. Maddiyatçı değilim. Bulunduğum yerle bir derdim ya da çözmem gereken bir şey ya da manevi anlamda destek vermem gereken bir durum yoksa, asla kalmam o yerde, giderim.
T.: Sevmediğiniz halde bulunmak zorunda olduğunuz yerler oldu mu?
M.S.: Eskiden “Hayır” demeyi bilmezdim, kalmam gerektiğini düşünürdüm. Gitmek istiyorsun, bir yerde seni bekleyen bir şeyler olduğunu biliyorsun ama kalkmanın ayıp olacağını düşünüyorsun. Eskiden kalkamazdım. Sonra baktım ki zarar verdiğim sadece benim. Karşımdaki gitmem gerektiğini anlamıyorsa, anlamıyordur.
T.: Böyle mi yetiştirildiniz, “Aman ayıp, saygısızlık etme” denilerek?
M.S.: (Mahcup gülümsüyor) Adabı muaşeret kuralları, evet. Gerçi çok kuralcı değil ailem ama “Yapma çocuğum”, “Etme çocuğum” öğütleriyle yetiştirildim. Şu an burada oturmamız gerekiyor. Peki niye gerekiyor? Artık gerekmiyor benim için, gidebilirim.
T.: Çocuğu olmayan bir kadını oynuyorsunuz, aynı durumda kalsanız ne yaparsınız?
M.S.: Nisan’ın çocuğu olmuyor, sorunu kendinde görüyor. Diğer taraftan, çocuk edinmeleri yalan üzerine kurulu. Ama çocuğu çok istiyor, hayattaki tek mucizesi, kurtuluşu bu. Bütün sevgisini, bir çocuğun masumiyetine verecek bir kadın o. Benim hayatımda, böylesine ‘yalan’ üzerine kurulu bir şey olamazdı. Çocuğum olmuyorsa, olmuyordur. Evlat edinirim. Bunun üstesinden gelinebilir.
T.: Nisan, kuş kafesinden uçacak mı, uçması gerekir mi?
M.S.: Nisan kendi içinde çok güçlü bir kadın. Hayatı hep ertelemiş. Sorgulayacak vakti olmamış. Hayatı başkaları tarafından belirlenmiş. Ama özünde biriktirdiği bir enerjisi var. Ömrünü adadığı tek şey evladı. Onu kaybetmekle karşı karşıya kalınca, çözülecek karakter.
T.: Siz aşksız, heyecansız, düz bir hayat yaşayabilir misiniz?
M.S.: Hayata âşık olmak gerekir. Yaşama tutkumu kaybedersem, yaşayamam. Ama yaşam enerjisi bazen iner, bazen çıkar. Kimi sabah, uyanmak için bir sebep aradığınız oluyor. Bunları da yaşamak gerekiyor, her zaman güllük gülistanlık olmuyor hayat. Bazen depresyona girersin ama önemli olan depresyondan çıkacak enerjinin olması.
busegurses001 23-04-08, 16:51 http://img85.imageshack.us/img85/5410/tara0001qk0.jpg
merve_erencik 23-04-08, 16:53 süpersiniz bunlarda benden kendim yaptım isteyen kullanabilir
http://micro.kucukresim.com/uploads/fgdffdgfdb5751.bmp (http://www.kucukresim.com)
http://return.kucukresim.com/uploads/dfggdfg92f90.jpg (http://www.kucukresim.com)+http://return.kucukresim.com/uploads/fdghfg5cad7.jpg (http://www.kucukresim.com)
busegurses001 23-04-08, 16:54 Bıçak Sırtı"nın başrol oyuncularından olan Melisa Sözen, Madame Figaro dergisine verdiği röportajda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
http://www.galeriturk.net/getimg/4388649.jpg
Kanal D’nin sevilen dizisi "Bıçak Sırtı"nın başrol oyuncularından olan Melisa Sözen, Madame Figaro dergisine verdiği röportajda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Başarılı oyuncu, "Özelimiz yok. Ama ben kimsenin ne malıyım, ne de çocuğu. Ben kendimim!" diyerek sokaktaki insanların, oyuncular üzerinde oluşturduğu baskıya isyan etti.
Dizi oyuncuları, son zamanlarda setlerde insani olmayan koşullarda çalıştıklarından şikayet ediyor. Sizin sette durum ne?
- Bu, setten sete değişen bir durum. Ama set içinde çalışanlar arasında en şanslı topluluk, oyuncular! Sete zamanında gelip rolünün gereğini yerine getirerek gidiyor. Set ekibi yani kamera arkasındakiler 24 saat çalışıyor. Tabii ki hiçbir şey Avrupa ya da Amerika’daki gibi yüksek standartta değil.
Yönetmeniniz Selim Demirdelen, reklam dünyasından iyi biliniyor. "Bıçak Sırtı" ise ilk dizisi... Onun reklam deneyimi sette işlerin yolunda gitmesi açısından bir avantaj mı?
- Selim ile çalışmak çok büyük avantaj. İnanılmaz bir gözü ve hayal dünyası var. Kendi tarzı olan bir yönetmen. Çok zeki ve çok harika bir insan. Ben sette tek bir kişiden bile "İş yavaş gidiyor" lafını duymadım.
Hikaye etkileyici ama her bölümde her oyuncu neredeyse birkaç kez ağlıyor. Fon müziği de çok dramatik. Bu dramatik havadan memnun mu seyredenler?
- İzlerken rahatsız olduğum bir şey yok. Gerçekçilik tam burada ortaya çıkıyor. Televizyonu rahatlatmak ve kafamızdakileri boşaltmak için seyrediyoruz, ama bu dizi reyting uğruna yapılmıyor. Hikaye bunu gerektiriyor.
30-35 yaşlarında bir kadını oynuyorsunuz. 22 yaşında genç bir kadın olduğunuza kimse inanmaz herhalde...
- Çok teşekkür ederim. Çok mutlu ettiniz beni.
Ama zaten röportajlarınızdan birinde "Ben kadını da çocuğu da rahatlıkla oynarım" demişsiniz...
- Ya sormayın. Bunları sonradan okuduğumda "Allah Allah! Ben ne zaman bu kadar egosantrik ve megaloman cevaplar verdim" diye düşünüyorum. Tamam daha küçüktüm bunları söylerken ama "Bu kadar şuursuz cevapları nasıl verdim" diyorum okurken... Bu tabii benim istemim dışında gelişiyor. Çünkü iddialı bir şey ortaya koymak gerekiyor.
Röportajı yapanlar mı iddialı laflar bekliyor ve abartıyor?
- Hayır. Yani orada ses ve mimiklerle edilen bir laf, kağıt üzerinde farklı duruyor. Çok ukala bir cevap gibi geldi okuduğumda. Oysa o niyetle söylediğim bir şey değildi.
Bazen "Oyuncular normal hayatta da oynarlar, onlardan uzak durmak lazım" gibi yorumlar duyuyorum. Doğru mu bu?
- Normal hayatta rol yapan bir insanın kamera karşısında iyi oynayabilme ihtimalinin düşük oluduğunu düşünüyorum. Normal hayatta kendini rahat bırakmadığın takdirde kamera karşısında da kendini rahat bırakman zordur.
Mevcut durumdan memnun musunuz, "Hollywood’da oynasam" gibi hayalleriniz var mıdır?
- Zor bir iş yapıyoruz. Herkesin evinde televizyon var. Siz o evdeki insanların yaşam alanında büyük bir yer kaplıyorsunuz. Bir süre sonra o insanlar sizin üzerinizde hakimiyet kurabileceklerini düşünmeye başlıyor. Yani siz sanki kuklasınız onlar sizi yönlendirebilir diye düşüyorlar...
Nasıl yani?
- Onların her türlü hak iddia edebileceği kişilersiniz onlara göre. Özelimiz yok. Ama ben kimsenin ne malıyım ne çocuğuyum. Kendimim. Bunlara hazırlıklı olarak bu işi yapmak lazım. Bu durum özel hayatınıza saldırıya dönüşmediği takdirde normal karşılıyorum. Ama ondan ötesi rahatsız ediyor.
YAPTIĞIM İŞ İÇİME SİNİYORSA MUTLUYUM
Şu an o boyutlarda mı?
- Şu an yok bende öyle bir şey. Ama şundan rahatsızım ben. Genelde hepimiz yaşamlarımızı başkalarının mutlulukları ve mutsuzlukları üzerinden sürdürüyoruz. Yani her durumda başkalarının onayına ihtiyacımız var. Biri bizi onayladığı zaman var olduğumuzu hissediyoruz. Aynı ölçüde bir o kadar mutsuzuz. Kendimizle barışık değiliz, kendimizi sevmeyi öğrenemiyoruz. Başkalarının "Seni seviyorum" demesiyle kendimizi seviyoruz.
Peki özünüzde siz de böyle misiniz? Mutlu musunuz, değil misiniz?
- Yaptığım iş içime siniyorsa, mutluyum. Geri kalan beni ilgilendirmiyor. İnsanların oyuncular üzerinde hakimiyet kurma merakını doğru bulmuyorum. Hoşuma gitmeyen bu...
Oyunculuk anlamında hedefiniz ne?
- Yapmak istediğim tek şey, şu an yaptığım şeye devam etmek. Doğru insanlarla, doğru zamanda, doğru işi yapıyoruz. Keşke bütün diziler böyle çekilse...
"Cenneti Beklerken" filmiyle ilgili yapılan röportajlarda "Derviş Zaim çalışmayı en sevdiğim yönetmen" demişsiniz.
- Çalışmayı en sevdiğim yönetmenlerden biri demiştim. En sevdiğim diye bir şey yok. Herkeste sevdiğim ya da ters düştüğüm noktalar mutlaka olacaktır. Derviş Zaim, Durul Taylan, Selim Demirdelen ve Çağan Irmak çalışmaktan çok büyük keyif aldığım yönetmenler. Çalışmaktan daha çok hoşlandığım yönetmenler ya da kişiler olur ama bu da bende kalır. Böyle şeyler söyleyemem.
Bir röportajınızda "Anne ve baba, aileyi ayakta tutmaya çalışır. Yemez, çocuklarına yedirmeye çalışır. Ama bu ülkeyi yönetenler anne-baba gibi davranmıyor" demişsiniz...
- Ben ne zaman dedim bu lafları diye düşünüyorum şimdi. Ama tamı tamına böyle bir şey demedim. Bazen demek istediklerim anlaşılmıyor. Ben 18 yaşındayken böyle gerizekalı cümle kurmam diye düşünüyorum.
Çok kötü bir benzetme değil, hatta güzel bir benzetme bile diyebilirim.
- Tamam işin özünde söylemek istediğim bu ama lanse ediliş şekli kötü.
Sağlıklı beslenme takıntınız var mı? Spor yapar mısınız? Makyaj yapmayı sever misiniz?
- Spor yapardım eskiden, artık yapmıyorum. Sağlıklı beslenme takıntım yok. Ama zaten sağlıklı şeyleri yemeyi seviyorum. Sebze meyveye bayılırım. Kolumdakinin Kabala ile ilgisi yok. Batıl inancım yok. Boynumdaki kolyenin tasarımını çok sevdiğim için beğendim. Günlük hayatta da pek makyaj yapmıyorum.
Sevgiliniz var mı peki?
- Şu aralar özel hayatımda kendimleyim. Arkadaşlarım var çok sevdiğim. Nasıl iyi geçiştiriyorum di mi?
Oynadığınız Nisan karakteri çok yumuşak başlı bir kadın. Asi, fettan ya da hafifmeşrep bir kadını oynamak istemez miydiniz? Bu karakterlerden hangisine daha yakın buluyorsunuz kendinizi?
- Tam böyle olmasa da "Okul" filminde ve "Çemberimde Gül Oya" dizisinde benzer karakterler oynadım. Ama insanlar Nisan karakterinde beni yadırgayabiliyor. İnsanlar belki daha canlı daha cıvıl cıvıl, tuttuğunu koparan bir kadın görmek istiyorlar. Hatta bazen "Oyuncu daha alışamamış galiba" diyebiliyorlar. Tabii işi bilenlerden gelen eleştiriler değil bunlar. İşi bilenlerden harika tepkiler alıyorum. Nisan’ın hareket alanı özel yaşamında çok kısıtlı. Şen şakrak bir kadın da değil. Ama Nisan ileriki bölümlerde büyük bir değişime uğrayacak; hayallerini hatırlayacak, yaşadığını fark edecek.
Kaynak: Hürriyet Kelebek eki 05.11.2007 (Madam Figaro röportajı)
busegurses001 23-04-08, 16:56 burdaki resimleri müthis...
"Oyunculukta başka hayatları yaşama şansım oluyor"
"Bıçak Sırtı" dizisinin Nisan'ı Melisa Sözen: "Oyunculukta başka hayatlar var. Belki gerçek hayatta hiç tercih etmeyeceğim hayatlar bunlar ama oyunculuk sayesinde onları tecrübe etme şansım oluyor"
Daha 22 yaşında olmasına rağmen rol aldığı filmler ve dizilerle şöhreti yakalayan Melisa Sözen'in oyunculuk kariyeri çocukluk yıllarında aile efradının karşısında canlandırdığı karakterlerle başlıyor. Hafta sonlarını geçirdikleri Polonezköy'de akşam yemeklerinden sonra anne ve babaları içkilerini yudumlarken Sözen, kuzenleri ve kardeşiyle birlikte oyunlar sahneler. Sözen bazen Marilyn Monroe olur, kardeşi Elvis Presley'i, kuzeni Seda ise Michael Jackson'ı canlandırır.
Yönetmen Seda'dır, her şeyi o organize eder, rolleri dağıtır. Bazen hep birlikte senaryoyu yazıp oynarlar. "Çocuktuk, kendimizce bir şeyler yapardık işte. Annemler de çok büyük bir ciddiyetle, sanki önemli bir şey yapıyormuşuz gibi 'Bravo evladım, çok güzel, çok güzel' der, bizi fişteklerdi" diyen Sözen o kadrodan çıkan tek oyuncu olur.
Sözen'le Ulus Parkı'nda buluştuk. Bir ortama girdiğinde orayı aydınlatan insanlardan. Kapıdan girdiği an onun neşesi kaplıyor etrafı. Sıcakkanlı, hemen arkadaş olabileceğinizi hissedersiniz ya bazı insanlarla, işte öyle. 22 yaşında birini beklerken, olgunluğuyla şaşırtıyor sizi.
Bir özelliğini de hemen fark ediyorsunuz. Haksızlığa gelemiyor. Kafede yerleri silen adam ve bir masada oturan kadın küstah bir tavırla "Oradan geçmeyin, buradan geçin!" diye efelenince altta kalmadan cevabını yapıştırdı ve insanların öfkelerini başkalarının üzerine boşaltmasından duyduğu rahatsızlığı anlattı.
Çocukluğunuz Etiler-Polonezköy arasında geçmiş. Hali vakti yerinde bir aileden geliyorsunuz. Sizinki pek oyuncu profiline uymuyor. Aileniz meslek seçiminize bir direniş gösterdi mi?
Hafta sonları Polonezköy'de, yazları da Büyükada'daydık. Biz zor hayatları olmuş oyuncuları biliyoruz ama bu başka bir edebiyattı, şimdi o edebiyata gerek kalmadı. İnsanlar yaptıkları işlerle var olmaya başladı. O yüzden de herhangi bir hikayeye, alt metne gerek kalmıyor. Oyuncu olmama ailem hiçbir zaman karşı çıkmadı, aksine çok da desteklediler.
Anneniz balerin olmanızı istiyormuş ama...
Baleyi sevecek türden bir kız çocuğu değildim. Saçlarım kısacık olsun, kot pantolon giyeyim, elbise giymeyeyim isterdim. Annem de iyice reddettiğim dönemde baleye gitmemi istiyordu. Kendisi bale yapmayı çok istemiş ama yapamamış. "Yavrum sen git" diyordu. Ben de "Yok gitmem" dedim. Bunun üzerine baleyle ilgili kitaplar aldı. Ben de kitaplardan çok etkilendim; iyi taktikti anneminki. Dansa karşı da çok büyük bir tutkum var ama bu hayatımın sonuna kadar büyük aşkla yapabileceğim bir şey değil.
"Keyif almadığım noktada baleyi bıraktım"
Baleye başladınız. Sonra ne oldu?
Annem kazandı ama sınıfın en başarısız öğrencisi bendim çünkü diğer kızların idealiydi bale. Keyif almadığım noktada bıraktım. Aynı zamanda okulun dans grubundaydım. Latin, tango ve modern dans dersleri aldık. 14 yaşında "Yedi Kocalı Hürmüz" müzikalinde dans ettim. Levent Özdilek ve Nilgün Belgün'le beraber çalışıyorduk. Oyuncu olmayı çok istediğimi biliyorlardı. "Kadınlar Kulübü" diye bir dizi yaptılar, bana da orada bir dakikalık bir rol verdiler. Sonra Levent abiyle beraber "Aşk Güzel Şeydir" adlı bir televizyon filminde oynadım. Arkasından Çağan Irmak'ın "Bana Şans Dile"si geldi ve böyle devam etti.
İlkokula Ata Koleji'nde başladım, sonra Lütfü Banat'a geçtim. Liseye kadar çok iyi bir öğrenci değildim. Liseden sonra iyiydim ama. Pera Güzel Sanatlar Lisesi Tiyatro Bölümü'nden mezun oldum. Şimdi de Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Bölümü'ne devam ediyorum.
"Bıçak Sırtı"nda 30'larında, çocuklu bir kadını canlandırıyorsunuz. Ve 22 yaşında olmanıza rağmen bu rol üzerinizde eğreti durmuyor. Bu sırf makyaj mucizesi değil herhalde.
Şu gördüğünüz saç ve makyaj dışında bir şey yapılmıyor sette. Bu kadın 30'larında ve bir çocuğu var ama kendi çocuğu değil. Yine de o çocuğa kendi çocuğuymuş gibi bir aşkla bağlı. Bu noktada kendime döndüm ve şunu sordum: "Hayatımda bu sevgiye benzer sevgi ne? Nisan'la eş gittiğim yerler ne?"
Benim hayatımda da tamamlanmamış, yarım hissettiğim, acısını çektiğim, Nisan'ı anlayabildiğim bir sevgi var. Bu, Nisan'ın oğluyla kurduğu iletişime çok benziyor. İkisi birbirine çok yaklaşıyor. Benim hayatımda yaşadığım bu şey Nisan'ın oğluyla ilişkisine çok yardımcı oldu. Bu noktada kadının yaşı falan çok önemli olmuyor. O kendiliğinden çıkıyor.
Diziden sizi tanıyanlar sokakta karşılarında 22 yaşında bir kız gördüklerinde şaşırıyorlar mı?
Evet, ilk tepkileri "Nasıl oluyor bu?" oluyor. Sonra da "Bu anne-çocuk ilişkisini nasıl kuruyorsun?" diye soruyorlar. Geçenlerde bir teyze "İleride çok iyi bir anne olacaksın" dedi.
Bu kadar genç bir yaşta neredeyse olgun bir oyuncu kadar tanındınız. Çok erken yaşta oyunculuğa başlamanın sıkıntılarını yaşıyor musunuz?
Yaptığım işler doğrultusunda tanınıyorum; rahatsız edici bir durumla karşı karşıya gelmedim. Daha ziyade sokakta tebessümler ve tebriklerle karşılaşıyorum. Ne ben kendimi rahatsız edecek kadar tanınıyorum ne de tanındığım ölçüde kimse beni rahatsız ediyor.
Avantajlarını yaşıyor musunuz şöhretin?
Öyle olsa sinirlenirim. Sırf tanınıyorum diye yanımdakine başka muamele yapılması hoş bir şey değil. Eskiden beri aynı yerlere gidiyorum. O yüzden oradaki kişileri bire bir tanıyorum. Belki arkadaşlığımızdan ötürü özel muamele yapılıyor olabilir.
Popüler olmaktan özellikle kaçınır bir yanınız da var.
Çok popüler olmak çok çabuk tüketilir hale getiriyor insanı. O zaman kendi özel hayatın olmuyor, yaptığın işlerde inandırıcılığın kırılıyor ve mutlu olmuyorsun çünkü hayatına çok fazla müdahale ediliyor. Ben bu mesleği sevdiğim için yapıyorum, başka bir şey için değil. Oyunculuk hayatta yapmaktan en çok zevk aldığım şey.
"Yaptığım işte sınırlarımın ötesine geçmek istiyorum"
Nedir oyunculuğun en sevdiğiniz yanı?
Oyunculuğun gerektirdiği yaşam biçimini seviyorum. Kendine dönmek zorundasın. Başta sıkıntılı, yorucu oluyor. Bir karakteri canlandırırken hayatın stresinden, bana ait olmadığı halde bana giydirilen şeylerden kurtularak saflığıma dönüyorum ve oynarken hem bedenimi hem ruhumu rahat bırakmaya çalışıyorum. Bunu başarırsam o karakteri doğru bir yerinden yakalayabileceğimi düşünüyorum. Orada başka hayatlar var. Belki gerçek hayatta hiç tercih etmeyeceğim hayatlar bunlar ama oyunculuk sayesinde onları tecrübe etme şansım oluyor.
Kendinizi oyuncu olarak nereye oturtuyorsunuz?
Başkalarının gözünde nasıl algılandığımdan çok ben yaptığım işte kendi sınırlarımın ötesine geçip çıtamı yükseltmek, kendimi eğitmek istiyorum.
Kimi insanlar başkalarının maceralarını yaşama adına çok film izler. Sizinki de böyle bir şey mi?
İnsanlar kendi hayatlarından uzaklaşmak adına televizyon izliyor, dizilerdeki karakterlerle özdeşleştiriyorlar kendilerini çünkü kendi mutsuzluklarından kaçıyorlar belki. Benim böyle bir derdim yok. Belki hiçbir zaman "Bıçak Sırtı"nda canlandırdığım Nisan'ınki gibi bir hayata sahip olamayacağım ama bunu merak ediyorum. Uzun metrajlı filmlerde de yönetmenin yarattığı bir hayal dünyası var. O hayale inanıyorsan ona ortak olmak çok keyifli bir şey.
"Güzellik anlayışım kusursuzluktan yana değil"
Yaşınızdan olgun duruyorsunuz. Yaşıtlarıyla iletişim kurmakta zorlananlardan mısınız?
Genelde benden büyüklerle arkadaşlık ettim hep. 11-12 yaşında dans etmeye başladığım için o gruptaki arkadaşlarımın hepsi benden çok büyüktü. 16 yaşıma geldiğimde hep düğünlerdeydim çünkü hepsi evlenip çoluk çocuk sahibi oluyordu. Ama kendi yaşıtlarımı da anlaşabildiğim ölçüde inkar etmiyorum.
Genç kuşaktaki güzellik takıntısı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ekranda da aranan kadınlar güzel oluyor. Sizin bunların dışında duruyor gibi bir haliniz var.
Çocukken bize hep masallar anlatılıyor. "Pamuk Prenses", "Uyuyan Güzel" vs. Sen de o masal kahramanlarını güzellik kriteri olarak algılıyorsun. Onlara benzemek gerektiğini düşünüyorsun. Benim güzellik anlayışım kusursuzluktan yana değil. Ben de kendimi bazen güzel, bazen çirkin hissediyorum. Birinin fizik olarak role uygun olması ayrı bir şey; sadece eli yüzü düzgün olduğu için birini oynatmak ayrı bir şey. Ben insanların hayattaki seçimleri, duruşları, davranışları, başkalarıyla kurdukları iletişim doğrultusunda güzel olduklarını düşünüyorum. Kendin olduğun noktada biri seni beğeniyormuş, beğenmiyormuş, hiçbir önemi kalmıyor.
"Poide ateş yakma aşamasına geçmedim"
İlginç hobileriniz de var. Poi çeviriyor, kukla yapıyormuşsunuz.
Poide iplere takılı iki top var. İplerin ucunda da parmağınızı geçireceğiniz yerler var. Bu toplarla dans ediyorsun; en son aşamada da topları yakıp ateş dansı yapıyorsun. Ben daha o aşamaya geçemedim. Çok istiyorum. "Cenneti Beklerken"in setinde sanat yönetmenimiz Nadide Ergun poi çeviriyordu, bana öğretti. Arkasından evde kendi kendime çalıştım. Daha sonra "Eve Giden Yol"un setinde Sirena ve Deniz de poi çeviriyordu.
Setlerde poi çevirmek bayağı yaygın galiba...
Evet. Poi üzerine bana yardımlar yağdı. Şimdi de Nadide'yle benim ateş yakma aşamasına gelip gelmediğime bakacağız. Kukla değil, bezden küçük oyuncaklar yapıyorum aslında. Kukla yapmayı deniyorum. Kumaşta dans edebilmeyi çok istiyorum. Sirk De Soleil beni çaycı olarak alsa girerim.
Milliyet Gazetesi...
Pazar Ekinden...
MELİS ALPHAN'ın röportajı.
http://img444.imageshack.us/img444/3295/apazue6.jpg http://img444.imageshack.us/img444/8033/apaz1jf6.jpg http://img444.imageshack.us/img444/4049/apaz2rb2.jpg
busegurses001 23-04-08, 16:57 mervecim eklediklerin icin saol ellerine saglık güzel olmuslar
http://img410.imageshack.us/img410/4430/3e52d48491970142a1ad540ge0.jpg (http://imageshack.us)
Bizi kukla sanıyorlar
BEN KENDİMİM!
Sevilen dizi 'Bıçak Sırtı'nın en çok tartışılan ismi Melisa Sözen, izleyicilerin oyuncuları kukla gibi gördüğünü söyledi: Ben kimsenin ne malıyım ne çocuğuyum; kendimim. Bu durum özel hayatınıza saldırıya dönüşmedikçe normal ama ötesi rahatsız ediyor.
kaynak: sabah gazetesi
busegurses001 23-04-08, 16:59 Bıçak Sırtı’ndaki kim
Cihangir’deki Sadık Paşa Konağı, aylardır hareketli günler yaşıyor.
Kanal D’nin izlenme rekorları kıran "Bıçak Sırtı" dizisinin çekildiği konağı, son olarak İstanbul Life ekibi ziyaret etti. İşte sette geçen dokuz saat ve "Bıçak Sırtı"nda yaşanacak olayların sinyallerini veren tam altı röportaj...
FİKRET KUŞKAN:
Kolay yolu seçtim
n Nasıl çıkabildiniz o zor, gürültülü hayatın içinden?
42 yaşındayım. Çok şanslı bir ailede yetiştim. Annemden dolayı çok şanslıyım. Babamı 12 yaşımda kaybetmiş olmama rağmen kendime böyle bir kulvar yaratmış olmamdaki en büyük şansım annemdir. İlkokula başladığım ilk gün komşumuz marangoz Mustafa Abi’nin yanına verdi beni annem. Zorla, despotça değil, ben istedim. Küçük yaşta bilinç sahibi olmaya çalıştırıldım. Emirgan Korusu’nda boynuma astığım sandıkla kuruyemiş sattığımda 5-6 yaşlarındaydım. Biliyordum ki, evde çorba zor kaynıyor.
n Otonomi arzusu belki de...
Belki... Harçlığımı kazanıp, hele hele fazlasını anneme verdiğim gün dünyanın en mutlu erkeği bendim.
n Oyunculuğunuzu nasıl değerlendiriyor anneniz?
Bana "Oyunculuğu kıçının kenarı ile yapıyorsun" dediğinde ne manaya geldiğini anlıyorum. "Çok önemli bir şey mi yapıyorsun?" dedi bana. "Hiç mi gurur duymuyorsun?" dedim. "Bak yine kıçının kenarı ile anladın" dedi. "Mesleğinde o kadar başarılısın ki. Büyük bir hayranlıkla izliyorum. Aklımın ucundan bile geçmezdi; güldürüyorsun, ağlatıyorsun, eğlendiriyorsun. Başka?" diye sordu. "Genetik mühendisliği okusaydın, milyarlarca insanı kurtarırdın. Siyasal okusaydın başbakan olurdun. Öyle özel işler yapabilirdin ki. Sense kıçının kenarı ile yapabileceğin bir iş seçtin kendine. Kolaycılığı seçtin" dedi.
n Niye peki ’kolaycılık’?
Çok basit, 16 yaşımda sahneye ilk çıktığımda hoşuma gitti. Çünkü orada her şey olunabiliyordu. Gerek yoktu şişe dibi gözlüklere. Sahneye çıktığında hayallerinin hepsine kavuşuyordun.
MELİSA SÖZEN:
Nisan kendini kısır zannediyor
n Daha 22 yaşında olmanıza rağmen 10 yıllık evli bir anneyi başarıyla canlandırıyorsunuz. Nasıl başardınız bunu?
Çok iyi bir karakter analizi hazırlamışlardı. Biyografisi, kişilik özellikleri, korkuları... Elinde bunların olması çalışmayı kolaylaştırıyor. Senaryo ve karakter analizi de elimde olunca, rolün içine girmek daha kolay oldu benim için.
n Kendini kısır zanneden bir kadın var ortada.
Onun çok büyük psikolojik baskısı var üzerinde. Yarım kadın olma hissi.
n Yarımlık mı sizce?
Yani sonuçta doğuramamak, bir can getirememek dünyaya onun kafasında öyle. Yarım hissediyor kendini. Bu zamanla değişecek.
n Nasıl bir evlilik sizce Nisan’ın yaşadığı?
Hanedan içi, soyun devam etmesi için yapılan bir evlilik. Birbirleri için en doğru aday gibi durmuşlar. NEJAT İŞLER:
Ali demir leblebi gibi güçlü değil inatçı
n Dizilerde pek alışılmış bir durum değildir, ama bu dizide senaryo belli... Daha çok uzun bir film gibi.
45 bölümün hikáyesi belli, ama senaryomuz belli değil. Senaryo peyderpey yazılıyor.
n Ali’nin çok trajik bir hikáyesi var. Biraz fazla değil mi sırtındaki yük?
Düşündüğümüzde evet. Zor bir durum. Bir yandan kafa açıcı olduğu kesin. Bir insanın başına bu kadar şey gelse, çok da akıllı, efendi filan davranamaz yani. Eroinman olursun. Demir leblebi herif! Güçlü falan değil, inatçı.
n Oyunculuğun bir etiği var mı?
Oyunculuğun bana göre şöyle bir etiği var; oynadığım karakter ne olursa olsun, ne kadar iğrenç bir herif olursa olsun ben o karakteri severim.
VİLDAN ATASEVER:
Türkan Şoray’ın edasına bayılırdım
n Canlandırdığınız Güneş karakteriyle benzeyen özellikleriniz var mı?
Güneş, 14 yaşından beri avukat olmak isteyen bir kız. 10 yıl boyunca avukat olma hayali kurmasının en önemli sebeplerinden birisi cezaevine giren abisi... Ben de oyuncu olmayı küçükken kafama koymuştum. Bu benim gerçeğim. 6 yaşımda "Oyuncu olmak istiyorum" dedim.
n Nasıl başladı bu arzu?
Abim beni her hafta sonu sinemaya götürürdü ya da evde beraber televizyon izlerdik. Çok güzel filmler seçerdi. Her film bana oyuncu olma arzusunu hissettirirdi. Türkan Şoray’ın edasına bayılırdım.
n Sizce bıçak sırtındaki kim bu dizide?
Baktığın zaman herkes bıçak sırtında. Tıpkı gerçek hayat gibi...
MEHMET GÜNSUR
Rock star olmak istiyorum
n Yıldız olma arzusu var mıydı eskiden?
Yıldız olmak umrumda değil. Sadece sevdiğim işi iyi yapmak istiyorum. Şu anda çok büyük bir tutku oyunculuk benim için... Oyunculuk yapmak için çok fazla gözlemlemek durumundasın. Bu da insanı çok geliştiren bir şey.
n Dizideki rolünüzde bankanızdan kullandığın şeyler neler?
Dizideki rol yurtdışında üniversite okumuş bir asil’zede’ diyelim. Oğlan bu mavi kan durumuna tamamen karşı çıkıyor. Ki, benim inandığım şeyler de bunlar. O paralellik var ama sonuçta adamın hayatı bu...
n En son bir Amerikan filminde oynadınız...
Korku filmi. Amerika’da acayip bir korku filmi piyasası var. Çok keyifliydi.
n Özellikle oynamak istediğiniz bir rol var mı? Bir rock yıldızı mesela... 90’ların başında bir rock grubunuz vardı.
Bir sürü rol var. Ama evet bir rock star’ı oynamayı çok isterim. Müzik benim için çok önemli. Yıllarca bateri çaldım. Sebastian Bach’tan Phil Anselmo’ya kadar herkes olabilir.
ERKAN CAN:
Oyunculuk, yemek yapmak gibi bir şey
n "Bıçak Sırtı"na ’okey’ dedirten neydi?
Başta kadro diyelim, sonra senaryo tabii. Normal hayatta da iyi arkadaşız. Oyun olarak paslaşmamız da güzel oluyor.
n Dizideki karakteriniz, diğerlerinden farklı, hikáyenin daha dışında...
Evet. Numan, görmüş geçirmiş, büyük acılar çekmiş. Depremde her şeyini yitirmiş, tek başına İstanbul’da yaşayan, acılarını içine gömmüş bir adam.
n Oyunlarınız hep çok gerçek duruyor. Rol yapmak ne demek sizin için?
Her rol onu yaratandan çıkıyor, kendimizden de koyuyoruz; biraz gözlemlerimizden, biraz yakın çevremizden... Yemek yapmak gibi.
n Son soru: Bu dizide bıçak sırtında olan kim?
Herkes! Ama en çok bıçak sırtında olan çocuk bence...
Kelebek
busegurses001 23-04-08, 17:02 bu resimlere bakarken masallah demeyi unutmayın ama:img-wink:
http://img244.imageshack.us/img244/1105/img0007melisaobb5.th.jpg (http://img244.imageshack.us/my.php?image=img0007melisaobb5.jpg)
http://img510.imageshack.us/img510/4212/img0003melisavn6.jpg (http://imageshack.us)
http://img222.imageshack.us/img222/5429/imgmelisaqy1.jpg (http://imageshack.us)
http://img184.imageshack.us/img184/9938/img0005melisams0.jpg (http://imageshack.us)
http://img408.imageshack.us/img408/7479/img0006melisazz7.jpg (http://imageshack.us)
busegurses001 23-04-08, 17:03 Evlenmek için bir delilik anı gerekiyor
http://img91.imageshack.us/img91/6338/1cc205cb889a974fa938844mt7.jpg (http://imageshack.us)
'Bıçak Sırtı'ndaki başarılı performansının yanı sıra, yaşam tarzıyla da yaşıtlarına örnek olan Melisa Sözen, aşk ve ihanet hakkındaki düşünceleri ile geleceğe dair tüm planlarını 'Marie Clarie' dergisinin ocak sayısına anlattı..
Bazı oyuncular vardır, her rolü rahatlıkla oynayabilirler. Deli aşık, araştırmacı gazeteci, anne ya da asi genç... 22 yaşındaki Melisa Sözen de işte o oyunculardan biri. Oyun gücü ve değişik yüz hatlarıyla her rolün üstesinden gelebiliyor. 'Bıçak Sırtı'nda canlandırdığı 'Nisan' karakteri ile dikkat çeken genç oyuncu, son günlerin en çok konuşulan isimleri arasında yer alıyor. Oyunculuğa 14 yaşında başlayan Sözen için özellikle sinema bir yaşam tarzı... Kendisi; her ne kadar içinde bulunduğu sektörde sandalye kapmaca oyunu oynandığını düşünse de mesleğine aşık. Yaşının verdiği enerjiyle çalışıp, kendini geliştirmek adına elinden geleni yaparken, gençliğini yaşamayı da ihmal etmiyor. Seyahat etmek ve resim yapmak iki büyük tutkusu... Sözen bütünüyle dile getirmese de; geçmişte derin bir aşk acısı yaşadığını da ima ediyor. İşte kendi kelimeleriyle Melisa Sözen...
Yıpratıcı kariyer savaşı
14 yaşındayken başladım oyunculuğa. Küçükken sürekli televizyon karşısına geçer film seyrederdim. O zamanlar bunu bir meslek olarak düşünmesem de, içimdeki istek herhalde çok güçlüymüş ki, bugün bu işi yaparak karşınıza çıkıyorum. Sekiz senedir bu işi yapıyorum ve bence doğru projelerde yer aldım. 'Asmalı Konak'ta küçük bir rol; 'Okul', 'Eve Giden Yol' ve tabii ki beni ben yapan projelerden biri olan 'Çemberimde Gül Oya'... Hepsi şu an karşınızda bulunmamı sağlayan işler. Ama bu işi yapmak göründüğü kadar da kolay değil. Bizim meslekte yıpratıcı bir kariyer savaşı var. Aynen sandalye kapmaca oyunu oynamak gibi... Oynamayı seven ve işini sadece para kazanmak için değil de, sevdiği için yapan insanlarla çalışmak beni mutlu ediyor. Rutin bir şekilde her hafta sırf reyting uğruna bir dizi çekmek çok sıkıcı. Bu yüzden ilgimi çeken ve sonunu bildiğim projeleri tercih ediyorum.
Sinemadan vazgeçmem
Bir oyuncu için sinemanın yeri apayrı ama şimdi dizilerden zaman bulup da sinema yapmakta zorlanıyoruz. Şimdiye kadar içime sinen iki sinema projesinde yer aldım. Sonuçları da gayet olumluydu. Keşke hiç maddi kaygımız olmasa, diziden çok sinema yapabilsek ama olmuyor işte... Biz de bu duruma ayak uydurmaya çalışıyoruz. 'Bıçak Sırtı' film gibi bir proje olduğu için beni tatmin ediyor ve böylece sinemaya olan özlemim azalıyor. Belki yaz aylarında bir film çekerim. Sonuçta sinema benim için bir tutku, ondan vazgeçemem. Umarım kimse de vazgeçmeme neden olmaz.
Aşk mutlaka olmalı
Aşk denilince aklıma 'Un Jeu D'enfant' ile 'Yes' filmi geliyor. 'Un Jeu D'enfant' aşkın masumiyetini ve çocukken başlayan bir ilişkinin zamanla egolar yüzünden ne kadar hastalıklı bir duruma yönelebileceğini anlatırken; 'Yes' ise tamamen tutkuyu ele alıyor. İkisi birleşince, ortaya aşk çıkıyor işte. Bence insan yaşadığı her ilişkide kendine yeni deneyimler ediniyor. Belki yaşanan hatalar insanı yaralıyor ya da biz başkalarını yaralıyoruz ama bunların da yaşanması lazım. Bizim ileride daha sağlam ilişkiler yaşamamız için... Ben de artık yaşadığım ilişkilerden ders aldım ve insanlara savunma mekanizmalarımı kullanarak yaklaşıyorum. Ayrıca ilişkiler hakkında planlar, programlar, küçük hesaplar yapmanın, yeni taktikler uygulamanın aşka zarar verdiğini düşünüyorum. Birine baktığınızda; bakmanın da ötesini görmeniz, onun gözlerinde kendinizi bulmanız lazım. Ama artık işin içine sığma durumunu bile yok etmeye çalışıyoruz. Bunun nedeni de korku ve eski deneyimler... Bence aşk eğer karşılıklıysa kendinizi bıraktığınız noktada kurallar olmadığı zaman yaşanıyor. Aşk yaralar açsa bile yaşanması gereken bir duygu.
Evlilikten korkmuyorum
Benim önümde dizide oynadığımın tam tersi bir örnek var. Annemle babamın evliliği çok güzel. Bu yüzden konuya birçok yaşıtım gibi korkuyla yaklaşmıyorum. Yaşadığımız koşullar ve güven kaybından dolayı insanlara evlilik korkutucu geliyor haklı olarak. Bir insanla bir ömür geçirmek tabii ki zor. İki insanın uzun yıllardır flört ettikten sonra bir anda; 'hadi evlenelim' demesi de çok ilgi çekici değil. Bu daha çok görev gibi oluyor. Evlenmek için bence bir delilik anı gerekiyor. Bir insana baktığınızda 'Evet bu insanla bütün hücrelerime kadar yaşamak istiyorum' demek gibi... Günümüzde ilişkiler zor kuruluyor, ihanetler ise sürekli artıyor.
İhanet bir parçamız oldu
Artık konu ihanet olduğu zaman hiç şaşırmıyorum. Umarım ileride bir anda bana 'al sana işte, belki buna daha çok şaşırırsın' diyen biri çıkmaz karşıma. Daha önce yaşadıklarım nedeniyle soğukkanlı biri oldum. Öfkeli yaklaşamıyorum. Bu yüzden de, 'ben aldatılmam' gibi büyük sözler sarf etmeyi de sevmiyorum. Yani alışkanlık haline geldi de diyebiliriz. İhanet; hayatımızın bir parçası oldu. Çok üzülsem de, kızsam da içimde bunları yaşıyorum; dışa kesinlikle yansıtmıyorum. Bazen önüne geçemeyeceğimiz olaylar oluyor ve ne yazık ki bu durum, karşınızdakinin seçimi oluyor. Size düşen ise sadece seyretmek.
http://aycu05.webshots.com/image/39924/2005286636848475515_rs.jpg (http://allyoucanupload.webshots.com/v/2005286636848475515)
Tuval yerine duvara...
Boş zamanlarımda resim yapmaktan çok hoşlanıyorum. Tuvallerim ve boya setlerim var ama nedense tuvale yapmaktansa duvara ya da başka yerlere çizimler yapmak daha çok hoşuma gidiyor. Mesela geçenlerde halıma boya döküldü, üzüleceğime oturdum ve boyamaya devam ettim. Süper bir duygu, rahatlatıyor insanı. Eğer bana 'bir hobin var mı?' diye sorarsanız; resim yapmak ve seyahat diyebilirim. Asos, Cunda, Ürgüp ve Kaş'a gitmekten çok keyif alıyorum. Buraların gerek coğrafi konumu gerekse ortamı beni çok etkiliyor. Yaşadığım anılar da etkili tabii...
Başarı bir cadı kazanı
Mutluluk ile başarı benim için doğru orantılı. Yaptığım işi hem yaparken hem de bitirirken mutluysam, başarılıyım demektir. Ancak başarılı olmak adına hırslanmak beni çok ama çok korkutuyor. Adeta cadı kazanında kaybolacakmışım gibi... Ben hırslı bir insan değilim, bu yüzden de bu sandalye kapma oyununda yer alırsam başarılı olamazmışım gibi geliyor.
Disiplinliyim
Kendime bir hayat kurdum. Savaşa girmeden, disiplinsizliğin içinde disiplin olan... Hayatımda farklı dönemler var ve bu dönemler ruh halime göre değişebiliyor. Başkalarının çok da anlayamayacakları bir karmaşa oluşuyor. Böyle dönemlerde bile savrulurken disiplinli olmayı becerdiğimi düşünüyorum. Ben hırslı değil fakat disiplinli bir insanım.
Çok az dostum var ve şikayetçi değilim
Dostluklar zamanla şekillenir, değişir, kimi gider kimi kalır, yükselir ve alçalır. Benim çok az dostum var ve hiç şikayetçi değilim. Mesela en yakın arkadaşım İtalya'da yaşıyor. Aralardaki kısa görüşmeleri saymazsak üç yıldır yok ve en son bir buçuk yıldır da görüşmüyoruz. Ancak onun varlığını her zaman hissediyorum. Temeli o kadar sağlam ki ne olursa olsun onun yerini dolduramaz. Koşulsuz, karşılık beklemeden, herhangi bir baskı hissetmeden her şekilde yanınızda birilerinin olduğunu bilmek çok güzel. Onlarla zaman zaman çatıştığım olsa da; gerçekte rahatlıkla sırtımı dönebileceğim insanların varlığını hissetmek beni rahatlatıyor. Zaten kendim olmamı sağlayanlar da onlar.
Hayalini kurduğum bir proje içindeyim
'Bıçak Sırtı' benim her zaman hayalini kurduğum bir ortam, aynı amaç uğruna çalışan insanlar, farklı bir çekim, iddialı isimler ve her biri kendini oyunculuk alanında ispat etmiş rol arkadaşları... Benim gibi genç bir oyuncu başka ne isteyebilir ki? Projenin senaryosu da çok etkileyici. Başlarda bir anneyi ve eşi oynamayı beceremeyeceğimden korktum ama karakter beni çok etkilemişti. Zamanla alıştım ve şimdi hayatımdan çok memnunum.
Ailem olmadan ben bir hiçim!
Ailem eşittir ben! Onlar olmadan ben bir hiçim! Bugün karşınızda durmamı sağlayan da ailemdir. İleride kendi ailem gibi bir aileye sahip olmayı hayal ediyorum. Onlar sayesinde bir aile kurmaktan da korkmuyorum. Ayrıca anne olmayı da çok istiyorum. Tabii daha çok küçüğüm ama kadınlık güdüsünden midir bilmiyorum, arada sırada 'keşke anne olsam' dediğim çok oluyor.
Kaynak : Sabah Gazetesi
busegurses001 23-04-08, 17:05 http://img215.imageshack.us/img215/6830/tara0030rj2.th.jpg (http://img215.imageshack.us/my.php?image=tara0030rj2.jpg)
http://img215.imageshack.us/img215/1568/tara0033cq7.th.jpg (http://img215.imageshack.us/my.php?image=tara0033cq7.jpg)
busegurses001 23-04-08, 17:07 Ayfer'cim hosgeldin:img-wink:
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/5006115.jpg
Ailesiyle yaşıyor
Bıçak Sırtı'nın başarılı oyuncusu Melisa Sözen, ailesiyle yaşamaktan mutlu olduğunu söyledi.
İnsanın kendini anlaması bir ömür sürer
Daha 22 yaşında olmasına rağmen birçok başarılı yapımda rol alan ve şu sıralar "Bıçak Sırtı"nda canlandırdığı Nisan karakteriyle büyük bir hayran kitlesi edinen Melisa Sözen, ailesiyle yaşamaktan mutlu olduğunu ve şu an evlenmek gibi bir ideali olmadığını açıkladı. "Kendimi arıyorum. Kendini anlayabilmek de bir ömür alıyor zaten" diyen Sözen, günümüz gençliği gibi apolitik değil, kafasını kurcalayan birçok konu var.
Dizide aldatıldığı için boşanan bir anneyi oynuyorsunuz. Günümüzde çiftler arasında aldatmalar ve boşanmalar artıyor. Çöküntüye uğramaya başlayan evlilik kurumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Sistem olarak evliliğin doğruluğuna, mutlak amaç olduğuna inandırılmış ve yönlendirilmiş insanlarız. Evlilik bir zorunluluk mudur, ahlaki bir tabu mudur, insanlar evlenmek zorunda mıdır, mutluluk evlilikten mi geçiyor vs vs... Bence bunlar kişinin kendisinin karar vereceği konular. Herkesin doğrusu kendine. Herkes nasıl mutlu olacaksa o şekilde yaşamalı.
Özgür takılan bir aşk kadını mı yoksa evinin, çocuklarının annesi mi... Hangisini olmak isterdiniz?
- Hayatta şu ya da bu olacağım diye önceden karar veremem. Şu an neysem oyum. Yarın da başka biri olabilirim. Ben hayatımda sadece huzuru ve mutluluğu arıyorum. Şu an evlenmek gibi bir idealim yok ama ileride "Evet ben bu adamla hayatı paylaşırım" diyeceğim birisi çıkabilir ve o zaman evliliği düşünebilirim.
Bir röportajınızda "Genelde hepimiz yaşamlarımızı başkalarının mutlulukları ve mutsuzlukları üzerinden sürdürüyoruz. Kendimizle barışık değiliz, kendimizi sevmeyi öğrenemiyoruz. Başkalarının ’Seni seviyorum’ demesiyle kendimizi seviyoruz" demişsiniz. Bu söylediklerinizi pratiğe dökebiliyor musunuz?
- Sonuçta bunları söyleyebiliyorum ve en azından bunun farkına vardığım bir dönemdeyim. Ama iş pratiğe gelince tabii ki ben de bir arayış içindeyim. Kendimi arıyorum... Kendini anlayabilmek de bir ömür alıyor zaten. Çünkü şartlar içinde sürekli değişiyorsunuz, kavganız sürekli kendinizle.
Mesleki anlamda mutlusunuz değil mi? Çok genç yaşta önemli diziler ve filmlerde rol aldınız.
- Evet, mesleki anlamda mutluyum. Ama kendi özelimde ben de herkes gibi her zaman çok mutlu olamıyorum. Çok mutlu olmak için sadece kendi özelinde değil yaşadığın toplumun da mutlu olması gerektiğine inanıyorum. Sonuçta hayat güllük gülistan ilerlemiyor. Mutlaka bir yerlerde her zaman büyük trajediler yaşanıyor. Ve bu durumda da "Benim işlerim yolumda gidiyor. Heyo yaşasın" deyip mutlu olamıyorsun.
Peki, sizi ne mutsuz ediyor bu ülkede?
- Hepimiz günü ve kendimizi kurtarmaya çalışıyoruz. Evet, belki ben de öyle birisi olabilirim. Ama öyle bir hayat yaşıyoruz ki, fark edemiyoruz birbirimizi, tahammül eksikliği var. Birbirimize karşı duyarlılığımızı yitiriyoruz. Saygı zaten yok. Herkes birbirine saldırmış vaziyette ve bu delilik bence.
Hayatın "Perihan Abla" dizisi tadında amatörce yaşandığı Türkiye çok uzakta kaldı diyorsunuz yani...
- Bilirkişi değilim. Böyle cümleler kurunca ukala gözükme riski de var. Mutsuzluğumuzun belki de en büyük nedeni bireysel yaşamın yüceltilmesi. Ama kendimize dönerken kendimizle de ilgilenmiyoruz. Hep bizde olmayanlarla ilgileniyoruz, hep başkasında olanı istiyoruz.
Belki de sorun insanoğlunun kodlarında. Bahsettiğiniz hırslar, bencillikler ruhumuzda her zaman var ve var olacaklar.
- "İnsan, hayvandan, hayvan olmadığını bildiği için ayrılır sadece" diye çok sevdiğimi bir söz var. Ruhumuzda her zaman bir vahşilik bir ilkellik var. Peki bunlar evcilleştirilir mi? Bilemiyorum. Belki de evcilleştirme adına bize yanlış şeyler öğretildi. Hepimiz bir yalanın peşinden gidip bu yalana mı inandık onu da bilmiyorum ama ben düşündüğüm şeyi yaşamak istiyorum.
Belki de ünlü Fransız yazar Frederic Beigbeder’nin "Romantik Egosit" kitabında dediği gibi tamamıyla haz toplumu olma yolunda ilerliyoruz.
- Belki... İdealizm öldü artık başka konularda idealist olduk. (Gülüyor)
Neymiş o başka şeyler?
- Demin konuştuğumuz şeyler...
TANINMAK BU İŞİN PARÇASI
Popüler olmak nasıl bir duygu? Hayranlarınızın ilgisinden bunaldığınız oluyor mu?
- Tanınmak bu işin bir parçası. Evet, rol aldığınız dizilerle insanların hayatına giriyorsunuz. Ama hayranlık duygusunda aşırıya kaçılmamalı.
22 yaşında olmanıza rağmen dizide 30’lu yaşlardaki olgun kadın Nisan’ı canlandırıyorsunuz. Galiba kendinizi yaşlandırmak için de fazla makyaj kullanmıyorsunuz...
- Evet, fazla makyaja gerek kalmıyor. Olgun kadın Nisan’ın ruh haline kolaylıkla girebiliyorum. Beraber çalıştığım oyuncuların ve yönetmenimin, performansıma katkıları çok fazla.
Niye ben gidiyorum onlar gitsin
Biraz da Türkiye gündeminden konuşalım. Başta toplumumuza dair güzel tespitleriniz oldu. Klişe bir soru olacak ama gündem bu: Türkiye, Malezya mı olacak Hollanda mı?
- Bu konulara hiç girmesek nasıl olur?
Ben de bunu anlamıyorum. "Herkes beni sevsin" mi diyorsunuz? Hollywood’a baksanıza... Adamlar bırakın siyasi görüşlerini açıklamayı, direk seçim propagandalarına dahil oluyorlar.
- Yoo böyle bir sorunum yok ama büyük laflar etmek istemiyorum. Yani "Yaşın başın ne kızım" derler sonra...
Desinler, bu onların sorunu. Örneğin kutuplaşmaya gittiğimiz türban mevzusu hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Herkes dilediği gibi yaşamakta özgür. Ama diretmek gibi bir özgürlük olmamalı. Kimse kimseye bir şeyi diretemez. Ne ben onlara "Başınızı açın" diyebilirim, ne de onlar bana "Türban tak" diyebilir. Herkes ne istiyorsa onu yaşar ama bu bağnazlaşmaya gidiyorsa yanlış.
Çok bağnazlaşırsak gider misiniz bu ülkeden? Bazıları giderim diyor da...
Niye ben gidiyorum, onlar gitsin. Eğer durumdan hoşnut değilsek de üzerimize düşeni yapalım. Ayrıca gitmek istiyorsan da gidersin. Bunu davulla zurnayla duyurmanın bir manası yok. Gitmek isteyen adam gider zaten.
Ailemle yaşıyorum
Nasıl bir ailede yetişti...
- Annem resim ve güzel sanatlarla uğraşır. Babam ise borsacı. 19 yaşında bir erkek kardeşim var. Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümünde okuyor. Annem balerin olmamı çok istedi. Altı sene dans ettim ama oyunculuk ağır bastı. Ailem ne olmam gerektiği konusunda beni her zaman özgür bıraktı.
En sevmediği huyu...
- Sinirim... Kimi zaman sinirimi istediğim gibi kontrol edemiyorum. Bazen bir öfke patlaması oluyor.
En sevdiği hobisi...
- Bateri çalmayı seviyorum hatta hoca bile tuttum.
En büyük korkusu...
- Günün birinde aklımın beni yarı yolda bırakmasından korkuyorum.
Nasıl bir çocuktu...
- Kendi içine dönük bir çocuktum, çok yaramaz değildim ama çalışkan da değildim. Her öğrenci gibi kopya da çektim.
En çok kimi özlüyor...
- Annemi... Ailemle yaşıyorum, sürekli çalışıyorum. Set yüzünden eve geç gelip erken çıkıyorum ve çoğu zaman annemi göremiyorum.
Kaynak: Hürriyet Kelebek Eki.
busegurses001 23-04-08, 17:09 evet benden simdilik bu kadar cok yorgunum :icon_sorr dinleneyim biraz söz vermiyorum ama gece de ugramaya calısacam
busegurses001 23-04-08, 21:17 Nilgünün calısmaları:img-wink
hepsi cok güzel bitanem ellerine saglık bir kez daha
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i28bl02a.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i28bl02b.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:19 hepsi alıntı
http://img90.imageshack.us/img90/6823/29550063lv1.png
busegurses001 23-04-08, 21:20 Nilgünün harika calısmaları:img-blush
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl03a.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl03b.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl03c.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl03d.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl03e.jpg
Çok ama çok uzun bir aradan sonra burdayımm:(:(
Canlarım öncelikle hepinizden çok özür dilerim dizifilm okul zamanı çok fazla vaktimi aldığı için annem siteye girmemi yasakladı ancak arada man e girebiliyorum. Sınavlarım bitince tekrar burada olucam ama bunun için 5 Haziran'ı beklemem gerekiyor :(:(
Elçin'le (elif ece) haber gönerdim ama yine de kendim de uğramak istedim sınavlarım itince yeniden aranızda olacağım:(
Bütün sayfalara bakamadım ama eminim çok güzel çalışmalar yapılmıştır hepinize çok teşekkürler ellerinize emeklerinize sağlık...
Şimdi tekrardan çıkmam gerekiyor ama arada tekrar siteye girmeye çalışacağım hepinizi öptüm kendinize çok iyi bakınbye
busegurses001 23-04-08, 21:23 Hosgeldin Ergimcim:img-wink:
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01a.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01b.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01c.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01d.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01e.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01g.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01h.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01i.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01j.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl01k.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02f.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:25 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i27bl01a.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i27bl01b.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i27bl01c.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:27 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i27bl02a.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i27bl02b.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i27bl02c.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i27bl02d.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:28 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02g.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02h.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02i.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02j.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02k.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02l.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02m.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02n.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02o.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02p.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a27bl02r.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:34 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a28bl03a.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a28bl03b.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a28bl03c.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a28bl03d.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a28bl03e.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a28bl03f.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i28bl03c.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i28bl03a.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:36 http://www.hizliresim.com/2008/3/29/3472.png
http://www.hizliresim.com/2008/3/29/3474.png
busegurses001 23-04-08, 21:38 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01a.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01b.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01c.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01d.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01e.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01f.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01g.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01h.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01i.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl01j.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:39 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl02a.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl02b.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl02c.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl02d.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl02e.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl02f.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl02g.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl02h.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a26bl02j.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl02a.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:41 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl01a.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl01b.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl01c.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl01d.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i26bl01e.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:43 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a22bl01a.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a22bl01b.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a22bl01c.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a22bl01d.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a22bl01e.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a22bl01f.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a22bl01h.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a22bl01i.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i22bl01a.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:45 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a25bl01a.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a25bl01b.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a25bl01c.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a25bl01d.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a25bl01e.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a25bl01f.jpg http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/a25bl01g.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i25bl01a.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i25bl01b.jpg
http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i25bl01aa.jpg
busegurses001 23-04-08, 21:47 http://i129.photobucket.com/albums/p225/incitanesi/Bicak%20Sirti/i22bl01b.jpg
sorfangirls 23-04-08, 22:25 ayy sonunda geldım once dun programdan kendımce cektıgım ama cok guzel cıkmayan resımlerı eklıyeyım, yansıma yaptı ısık o yuzden guzel deıller ama bızım ıcın ıcındekı onemlı degılmı :img-wink: sunları eklıyım yorumlarımı da sonra yapıcam :)
http://www.hizliresim.com/2008/4/23/4404.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/23/4406.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/23/4416.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/23/4423.jpg
sorfangirls 23-04-08, 22:28 http://www.hizliresim.com/2008/4/23/4436.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/23/4440.jpg
ay o kadar guzel guldu kı burda bebegım yakalayamadım su pozu :icon_sorr
http://www.hizliresim.com/2008/4/23/4441.jpg
sorfangirls 23-04-08, 22:30 su poz sıze bırsey hatırlatıyormu :icon_whis
http://www.hizliresim.com/2008/4/23/4444.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/23/4446.jpg
sorfangirls 23-04-08, 22:56 ‘Bıçaksırtı’nı bir de fotoğraftan izleyin
Başrollerini Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Mehmet Günsür, Melisa Sözen, Vildan Atasever ve Erkan Can’ın paylaştığı, yönetmenliğini Selim Demirdelen’in yaptığı, ‘Bıçak Sırtı’ dizisi 30. bölümde sonlanıyor. Ne var ki dizinin müdavimlerini bekleyen bir de sürpriz var! ‘Bıçak Sırtı’, 21-23 Nisan tarihleri arasında Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde Ziynet Özen’in ‘Üçikibir KAYIT’ adlı fotoğraf sergisi ile sevenleriyle buluşacak. Bu sergi vesilesiyle dizi ekibinin hiçbir yerde göremeyeceğiniz hallerini görme fırsatı bulmak sizce de eğlenceli değil mi?
Seti fotoğraflayan Özen’in anlattıkları da serginin kendisi kadar ilgi çekici. Dizinin müdavimleri, dizide birbirinin düşmanı olan ve sette her gün kavga ettiklerine dair haberler çıkan Nejat İşler’le Fikret Kuşkan’ın aslında çok yakın arkadaş olduğunu; İşler’in teknik işleri setteki tüm oyunculardan daha iyi bildiği için lakabının ‘teknik oyuncu’ olduğunu; setin kedisinin bir sahnede Erkan Can’la birlikte Numiş adıyla rol aldığını; Mehmet Günsür’ün setteki en sıcakkanlı oyunculardan biri olduğunu başka nereden öğrenebilir ki?
Ziynet Özen, dizinin tüm oyuncularının serginin hazırlanması için destek verdiğini ve özellikle Vildan Atasever’in desteğinin büyük olduğunu anlatıyor. Özen’in, sezonun en popüler dizilerden birinin arka planını fotoğrafladığı bu sergiyi kaçırmayın.
kaynak/akşam
sorfangirls 24-04-08, 00:52 gerı geldım yorumumu yapayım dıye ama tıkandım yıne o kadar sayfa ılerlemıskı ne dıyecegımı ne yapacagımı bılemedım. bu seferkı tek yorumum sevgılı Buseye canım benım sana dıyecek hıc bırsey bulamıyorum kı ben bu hafta tek basına ugrastın hep butun baslıgın yuku sendeydı ve ne cok sey basardın oyle sana ne kadar tesekkur etsek ne soylesek azdır. sayende baslıgımız ılerledı. bu hafta ben dogru durust gıremedım hıc cok ıhmal ettım burayı ve sızlerı bılıyorum. bıraz durumu toparlar toplarlamaz eskı performansıma donecegım.
Sımdı gelelım sıze anlatıcaklarıma dunku programdan busecım bıraz bahsetmıs zaten fazla anlatıcak bırseyde olmadı. melısam en son cıkan konuklar arasındaydı ve yıne her zamankı gıbı asaletını zerafatını koruyordu prensesler gıbıydı. yaklasık 1 aydır cocukları calıstırıyorlarmıs sokak tıyatrosu yapmak ıcın oyunculardan her bırının ayrı grubu var melısanın calıstırdı grup cok sanslı bence melısa gıbı tatlı bır ablaları var onları calıstıran artııı onlar gıbı muzur olan :) hazıran ayı bır gelsın ne zaman oynuyorlarsa her oyunda ordayım valla onları yalnız bırakmak yok :)
Busenın bahsetmıs oldugu suprız ıse sıze bana hepımız adına verılen bırseyı sızlerle paylasıcam. Melısamıza aıt olan cok guzel resımler hıc okumadıgınız roportajlar vb. ama henuz taratamadım yarın fırsat buldugumda ılk ısım onlar taratmak olucak. Tek kelımeyle sunu soyleyebılırım kı sızlere df tarıhınde melısa sozen baslıgana eklenen en guzel fotolar en guzel haberler olucak. 7. baslıgımız bır ılke ımza atıcak elımde muthıs seyler var kızlar. nerden buldugumu ıse burdan degıl ozelden paylasıcam herzamankı gıbı :):):)
sleepinsanity 24-04-08, 10:39 Çok şeker :img-in_lo
http://img155.imageshack.us/img155/7763/n6592855627510103085bq0.jpg
Öncelikle baslikta emegi gecen herkese tesekkürlerimi sunayım :img-wink::img-in_lo
Melisa programda tek kelimeyle harikaydı...Sonradan geldi ama programa baya katıldı..Çok tatlıydı :img-in_lo Ve Ayfer'inde söylediği gibi onun çalıştırdığı grup çok ama çok şanslı :img-blush
Ayrıca Ayfer'cim resimler için çok teşekkürler :) diğer resimleride merakla bekliyoruz :img-in_lo
gamlibaykusss 24-04-08, 11:05 Eğitim Gönüllüleri gecesi fotografları için çok teşekkürler...
Dilerim geceye dair görüntüler de bulabileceğiz...
sorfangirls 24-04-08, 14:56 Aysu'cum resım ıcın tesekkurler bır ınsan bu kadar muzur olamaz ya su poza bakın yerım onu ben :)
Selın'cım ve Seda'cım yorumlar ıcın tesekkurler kızlar ay ne hıkmetse ben hala taratamadım ama sımdı aldım elıme dergıler gecıyorum bırazdan tarayıcı karsına ve bır kısımı taratıp hemen gelıyorum kızlar :)
ben melisa sözeni ilk önce çemberimde gül oyada görmüştüm.
daha sonra bıçak sırtında sevdim.
çok güzel ve başarılı bence..
neyse resimler ve diğer çalışmalar için teşekkürler:img-in_lo
Selamlar arkadaşlar. ÇGO'dan beri takip ediyordum Melisa'yı, şimdi BS ile daha iyi tanıdım, iyiki de tanımışım kesinlikle devam etsin sinemaya, kaliteli dizilere..:img-in_lo
Aysu Mehmet Günsür başlığında bahsetmiş. PPR Turk diye bir site. Bir çok fotoğrafçının eserlerinin olduğu bir oluşum. Eklendimi bilmiyorum gerçekten ama yine çok güzel resimler. Melisa inanılmaz hoş çıkmış.:img-in_lo
Nihal Gündüz'ün fotoğraflarından
http://img518.imageshack.us/img518/7593/181nr4.jpg
http://img508.imageshack.us/img508/528/182ps2.jpg
http://img508.imageshack.us/img508/7633/183ox9.jpg
http://img508.imageshack.us/img508/6720/184ny2.jpg
*SoN*=)
sorfangirls 25-04-08, 02:27 Bugun sevgılı arkadasımız melısa'nın bı tanecık yapragı Nilgün'nün dogum gunu canım benım ozel kutladım ama burdanda hep bırlıkte aılecek kutlayalım dogum gunun kutlu olsun ıyıkı dogdun ıyıkı varsın.
Kabul edersen melisamız sevgılı 64, Buse ve benım adıma sana cıcek sunuyor hepımız adına dogum gununu kutluyor bırde opuyor :img-blush
http://www.hizliresim.com/2008/4/25/208.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/25/209.jpg
sorfangirls 25-04-08, 15:51 Burda ki bolum resımlerı eklenmemıstı sanırım :icon_whis
http://www.hizliresim.com/2008/4/25/1551.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/25/1556.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/25/1566.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/25/1590.jpg
sorfangirls 25-04-08, 15:52 bugun durgun burası busem d eyok Nilgun de yok kac gundur ıns bugunun hatıra gelır. bende sımdı dıger taradıgım roportajı eklıyeyım sıze :)
sorfangirls 25-04-08, 22:54 kızlar ben sıze bır haber vereyım unuttum ne zamandır soylıycem :img-blush ALL dergısı mayıs sayısında Melisa Sözen roportajı var dergı bayılerde ben bugun aldım hatta tarattım gece gırıp eklemeye calısıcam sayfalarını :img-wink:
sorfangirls 26-04-08, 00:51 http://www.hizliresim.com/2008/4/26/136.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/164.jpg
sorfangirls 26-04-08, 00:55 http://www.hizliresim.com/2008/4/26/169.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/187.jpg
sorfangirls 26-04-08, 00:57 http://www.hizliresim.com/2008/4/26/191.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/192.jpg
sorfangirls 26-04-08, 01:01 http://www.hizliresim.com/2008/4/26/206.jpg
sorfangirls 26-04-08, 13:28 Ben senın o guzel suratını ve bereni yerım aşkım benim :img-blush:img-in_lo
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/1805.jpg
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/1814.png
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/1823.png
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/1831.png
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/1838.bmp
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/1844.bmp
sorfangirls 26-04-08, 13:35 http://www.hizliresim.com/2008/4/26/1846.bmp
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/1852.bmp
http://www.hizliresim.com/2008/4/26/1863.bmp
BeyazGelincik1980 26-04-08, 22:38 selam arkadaslar...
kac gündür giremiyorum siteye...cok yogunum bu aralar...su 2 günü de kendime ayirayim dedim...2 gün de baya bir yogun gecti...havada güzel olunca :img-wink:.
öncelikle dogum günü kutlamalariniz icin cok cok tesekkürler...cok mutlu oldum :img-in_lo. hepinizi cok seviyorum.
baslikda emegi gecenlere cok tesekkürler...
Buse, Atra, Selin, sarıseren, gelincik89, merve_erencik, Aysu, nes_rial...eklediginiz hersey icin sonsuz tesekkürler arkadaslar...birtanesiniz :good:.
Egitim Gönüllüleri resimleri harika ya...Ayfer...cok sagol ekledigin icin. hic olmazsa bir kac kare görebildim programdan...o günü actim kanali...bekledim bekledim...programin yerinde yeller esiyordu...yani anliyacaginiz izleyemedim :img-cray:...ne kadar sinir bir durum ya...ben bu avrupaya yayin yapan programlarin.......(noktali olan yerleri artik siz doldurun :img-hyste)...keske netten indirebilsem.
su BS fotograf sergisi ne oldu arkadaslar...ayfer sen gitmistin galiba...resim yok mu canim...diger BS oyuncularin basliklarin da o kadar cok resim vaki bu sergiden...burada olmamasina sasirdim :icon_whis...ama sende haklisin...iyi niyetimiz kullananlar oldugu sürece...bende bu tip seyler eklemiyecegim...yalniz biz böylelikle basligi cezalandirmis oluyoruz...baksaniza hic ilerleme yok...coook özel olan resimleri eklemiyelim bence...
Lüften iyi niyetimize ve EMEGE biraz da olsa SAYGI
bölüm resimlerini bu gece ekliyemezsem yarin mutlaka eklerim...yarin cok vaktim var...tabi arada birsey cikmazsa :img-wink:
sorfangirls 26-04-08, 23:38 Nilgün'cüm oncelıkle hosgeldın canım. evet sergıden burda hıc bahsetmedım resımde eklemedım o konuda bır acıklama getırmedım madem sordun hemen cevaplıyayım.
O gun sergıye gzd_gzd nıklı arkadasım sevgılı gozdeyle bırlıkte gıttık sonradan da MeMoLiSa aılesın de kı kızlarda katıldı bıze. sergı bekledıgımden daha farklıydı ben daha cok fotograf beklıyordum ama cok azdı. ozellıkle de melısamızın 3 tane fotosu vardı 2 tanesını ben buraya zaten eklemıstım o yuzden cekem geregı duymadım bırı camda cıglık attıgı foto bırıde hastane de nejatla olan fotosu. dıger fotosu ıse cok karanlıktı sokakta cekılmıs bır resımdı cekıcektım ama cok karanlık oldugundan anlasılmadı bende cekmedım. yanı o yuzden sergıyle ılgılı hıc foto eklenmedı bızım baslıgımıza cunku hepsı zaten burda vardı. asıl fotolar slayt gosterısındey dı zıynet hanım kendısıne ıns yakında sıte actıgında o fotoları oraya koyacagını soyledı.
Bolum resımlerınıde sabırsızlıkla beklıyoruz canım :img-wink:
sorfangirls 26-04-08, 23:50 Final bolum resmi :icon_sorr:icon_sorr:icon_sorr bugun butun gun bu haldeyız sanırım
http://img116.imageshack.us/img116/9664/12nj4.jpg
bu resimler benden Ayfercime olsun:)
(videoyu çeken Melal'e,ve linkini bana atan Hasan'a çook teşekkürler)
http://i278.photobucket.com/albums/kk111/gzdbuckett/askindansi/kanald/bscap0276.jpg
http://i278.photobucket.com/albums/kk111/gzdbuckett/askindansi/kanald/bscap0277.jpg
http://i278.photobucket.com/albums/kk111/gzdbuckett/askindansi/kanald/bscap0278.jpg
http://i278.photobucket.com/albums/kk111/gzdbuckett/askindansi/kanald/bscap0279.jpg
http://i278.photobucket.com/albums/kk111/g |