Tüm Versiyonu Göster : Berke Üzrek
Baktım ki gökyüzü baştan başa bulut
Unut diyor o güzel günleri unut
Baktım ki deniz her dalgasıyla düşman
Kuşlar av peşinde balıklar pusuda
Çok gerilerde kalmış çıktığım liman
Yok görünürde sığınacak bir ada
Baktım ki musibet gün gelip çatmış
Yolcusunda tayfasında şafak atmış
Ne yelken kâr eder ne kürek ne istim
Dayandım aşk ile yürüttüm gemiyi
Aşk ile koskoca dağları düz ettim
Avladım sonunda o civân kekliği(cahit sıtkı tarancı)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Benek benek büyür karanlığım.
Nokta nokta korkutur seni.
Tutsam ellerinden ; ağlarsın
Toprak kokar avuçlarım , kan kokar.
Ben hoyrat gecelerde boy atmış fidan,
Boz bulanık sularda yıkanmış , arınmışım.
Geceleri çok yakınım yıldızlara,
Işığa çıkınca bir karışım.
Tutsam ellerinden ağlarsın.
Doğduğum köyü bir bilsen.
Gece gecemden büyük,
Acısı acımdan derin.
Tutsam ellerinden , üşür ellerin!(cahit sıtkı tarancı)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
çoooooook tatLı :img-kiss: :img-kiss: :img-kiss:
www.cast-n.com/tiyatr_erkek_berke.htm
http://img411.imageshack.us/img411/5139/1lv1.jpg (http://imageshack.us)
bu eski hali galiba biraz daha genç...
http://img199.imageshack.us/img199/6741/2pl3.jpg (http://imageshack.us)
http://img179.imageshack.us/img179/8518/sezen22sz6.jpg (http://imageshack.us)
O bir yalnız o bir kendine has
Önlenemez durdurulmaz
O hepimizin efendisi elinden
Kalbi olanlar kurtulamaz
O bir özgür o bir kahraman
Dün bugün yarin her zaman
O bir kural yıkıcı yasak delici
Onun adı aşk gerisi yalan
Yan sevmediğine yan
Yazık onca zaman isyan eden
Oyalama kendini sen bittin
Teslim bayrağını çektin
Ey kalbim aşkına sağlık
Anadilimi bana sen öğrettin
Çabalama boşuna hiç mümkünü yok
Sen onu islah edemezsin
O bir bohem o bir isyankar
Onu ehlilleştiremezsin
Provası yok antresi anı
Yazıp bozup temize çekemezsin
O bir kaçık o bir utanmaz
Asla kontrol edemezsin
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
ben de berke üzrek'i çok beğeniyorum.hem çok tatlı hem de çok iyi bir oyuncu.
felek ne demek 4.BÖLÜM ÖZETİ
Seyfo, kadın kılığındaki Şeyda’yı eve kadar takip eder. Daire kapısının girişinde silahını Şeyda’ya doğrultur. Paşa Celal, Seyfo’yu bayıltarak etkisiz hale getirir.. Neler olduğunu öğrenmek isteyen Paşa Celal’e , çocuklar yalan söyler.. Kadın kılığındaki Şeyda’yı , Muharrem’in nişanlısı, yerde baygın halde yatan Seyfo’yu da namus meselesi için gelen abisi olarak tanıtırlar. Ve o akşam Paşa Celal, Muharrem ve kadın kılığındaki Şeyda’ya nişan yüzüklerini takar..
Aynı akşam Kubbettin Ağa saklanmak üzere Sacit’in plak dükkanına gelir.. Sacit ve Suphi’nin Kubbettin Ağa’nın başına gelenlerden haberi yoktur. Ve Kubbettin Ağa’yı kalması çocukların evine getirirler…
Müberra, Buse ve Tülay’ın kendi aralarındaki konuşmalarda aşklar ortaya çıkar. Tülay Şeyda’dan, Buse’de Yunus’tan hoşlanıyordur.. Çocukların dairesine gelen Kubbettin Ağa, Şeyda’yı görür.. ve ortalık yine karışır… Bu arada, film yapımcısı Kazım ‘’Aşkın Izdırabı’’ adlı bir aşk filmi çekecektir. Film de çok ünlü bir oyuncu olan Nalan Gümüştop başroldür. Bunun haberini alan , Suphi bir plan yapar. Nalan Gümüştop ile Muharrem birlikte oynayacakları bir klip yapacaklardır. Ama Nasıl? (cuma 22.15'te show tvde)
http://img166.imageshack.us/img166/8401/26rc4.jpg
Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum
Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa
Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan
Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.
Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil(ahmet telli)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlarda gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yanlızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken
Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca
Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
Birde seni ekliyorum susuşlarıma
Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam
Gidersen kar yağar avuçlarıma
Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar
Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık
Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birhanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine
Gidersen yıkılır bu kent kuşlarda ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde (ahmet telli)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
- Seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
- Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
Ve artık
biliyorum:
Toprağın
Yüzü güneşli bir ana gibi
En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...(nazım hikmet)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine
Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin
Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize( Sunay Akın)
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
Bütün iş Tahir’le Zühre olabilmekte
Yani yürekte.
Mesela bir barikatta dövüşerek
Mesela kuzey kutbunu kefe giderken
Mesela denerken damarlarında bir serumu
Ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin
Ama o bunun farkında değildir
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir’i Zühre sevmeseydi artık
Yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. (nazım hikmet)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Kar kesti yolu
sen yoktun.
Oturdum karşına diz üstü
seyrettim yüzünü
gözlerim kapalı.
Gemiler geçmiyor uçaklar uçmuyor
sen yoktun.
Karşında duvara dayanmıştım
konuştum konuştum konuştum
ağzımı açmadım.
Sen yoktun,
ellerimle dokundum sana
ellerim yüzümdeydi.(nazım hikmet)
http://img163.imageshack.us/img163/7063/sezenaksuatademirerid0.jpg (http://imageshack.us)
Gün ağrınca kalkamaz birden
O yattığı sert, kuru yerinden
Bir baş ağrısı ense kökünde
Acır kendine, başlar yeniden
Her kadehte bin isyan şahlanır
Bir isim bir aşk daha silinir yine gönlünden
Her tüketilmiş sarhoş geceden
Tek şey anımsar eski günlerden
Bir çift mahsun göz, uysal hüzünlü
Biraz kaderci, ürkek, çekingen
Her an koşardı canı yürekte
Ne zaman isteyip arasa en uzak yerlerden
Ve ayrılıklar bitmez öğütür
Ve gölgeler siner ömrüne kaçar kendinden
Ve ayrılıklar bitmez öğütür
Ve gölgeler siner ömrüne kaçarak kendinden
Yıllardan beri hep o hayali
Taşır sırtında bir yük misali
Sarar pişmanlık şöyle inceden
Yorgun utançlı, başlar yeniden
Her kadehte bin isyan şahlanır
Bir isim bir aşk daha silinir yine gönlünden
Ve ayrılıklar bitmez öğütür
Ve gölgeler siner ömrüne kaçar kendinden
Ve ayrılıklar bitmez öğütür
Ve gölgeler siner ömrüne kaçarak kendinden
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Sus pus olmuş, puslu bir İstanbul'muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
Dolmabahçe da çay tadında....
Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
Ben rehnedilmiş yelkovan gibi... hani akrep'i seven ama
yüreği takvim yokuşlarında...
Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının... sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime... Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum...
Kadın Beyoğlu'nun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu... Adam da... Yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı Aralık akşamlarında... Parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam... Kadının yüzünde
bir hüzün... Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...
Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...
... Soğuğun ve karanlığın vehameti!
Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış... İlk sahibinin o pantalonla yaşadığı şeyler,
yani pantalonu pantalon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar... Hepsi daraltılmış... Yaşananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!
Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken... Beni sevda yerimden vurdu yine
zaman... Şimdi sana söylenecek tek cümle:
Bende sana yetecek kadar ben kalmadı...(yılmaz erdogan)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
Ve durmadan
Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
Çalan, çaldıran, yakalatan
Adı bende gizli bir kadındı İstanbul
Şehre bir yağmur yağdı
Ben ağladım
Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü
yerlerinden
Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk
sipariş edildi yeniden
Bir şehre yağmur yağdı
Ben ağladım
Kim daha çok yalan söndürdü çay
bardaklarında
Hangisi talandı demli öpücüklerin
Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
Soyulur muydu kabuğu hayatın
Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?
Yağmur şehre bir yağdı
Ben ağladım
Ben ençok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
Ben...
Yağmur...
Ağladım...(yılmaz erdogan)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Sarılışında ne düşler,
Ne düşükler,
Sakınamazsın.
Aynı yolları,
Kimsesiz mekanları,
Birlikte özleme hasreti...
Yalnızlığımın dert ortağı gastrit...
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Bütün iç savaşlarda,
Rehin alındı bu yürek
Kandıramazsın.
Hangi çekilişin
Büyük ikramiyesi bu,
En uzak sevişmelerin
Yeni yetme utancı.
Lakin aşk,
Biraz da utanmaktır yaşamaktan,
Sakınamazsın...
Yeni yetmelik işine gelince:
O zaten hepimizin gizli öznesi
Türkçede var.
Bazı dillerde yok.
Gülüşünde bir mana var,
Saklayamazsın.
Kime niyet kime felaket bu aşk,
Anlayamazsın.
Ödümüz patlıyor acı çekmekten
Oysa;
Biraz da acıdır,
Aşkın mayası.
Kaçınamazsın.
Gülüşündeki manayı saklayamazsın.
Tutunacak yerimiz yok,
Resmi tutanaklarda.
Gülüşünde bin yıllık hasret var,
Saklayamazsın.
..........................
Bu yazık karşılaşmanın
Alnımıza çakılıyor anafikri:
Aşka cesaretimiz yoksa
Başka zaman görüşürüz! (Yılmaz Erdoğan)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Uyumaya değil
Rüyalarıma gidiyorum
Orada yaşayacağım isteğimce
Uyanıkken hiç yaşayamadığım
Hepsi de gençti güzeldi
Sevdim sevildim diye aldanarak
Son gördüğüm onlar olacak
Bunca yıldır sevgiye dayanamadığım
Ölüme değil
Sonsuzluğa gidiyorum
Orda dinleneceğim gönlümce
Yaşarken hiç mi hiç dinlenemediğim
Kalemim yine elimde
Kağıtlarım da önümde
Son uykusunda düşecek başım
Sağlığımda hiç eğmediğim (aziz nesin)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Kendisi çatlamadan
Toprağı çatlatamaz tohum
Asmışım sinirini mutsuzluğun
Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum
Acısını artık duyamıyorum
Ki kendim öyle bir acı olmuşum
Nasıl görmezse göz kendini
Kendimi arıyor bulamıyorum. (aziz nesin)
Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış ta Sivas'tan gelmiş
Yurdumun bulutu
Başımın üstünde yeri var
Ben bilirim
Bu rüzgâr bizim oranın rüzgârı
Hemşerimiz ne de olsa
Benim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgârı
Kurutsun diye akan kanlarımı
Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından Sivas işi
Ben duyarım duyumsarım
Bizim oranın sızısı bu
Binip kara bir buluta Sivas ilinden
Sivas rüzgârında uçup gelmiş
Helallik dilemeye
Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları
Suç ne bende ne de sende
Suç seni karanlıklara gömenlerde
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne
Bilmelisin bir yerin var canevimde( Aziz Nesin)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Bitsin seninle aşk mektupları
Seninle başladı, bitsin seninle...
Ve gün be gün, ben seni düşünürüm.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili.
Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi,
Ben hep uzaklara türkü yazarım
Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın
Kalemim adından başka ad yazmaz
Bu kütükte başka bir ad okunmaz
Narına nuruna kurban olduğum
Seven sevdiğinden asla yakınmaz
Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim
Terhis olsam gidecek bir yerim yok
Yüreğimden başka silah taşımam
Bütün adresleri iptal ettim
Benim senden özge gerçek yarim yok.
Sen benim herşeyimsin ey sevgili
Ben rol gereği aşık değilim
Deme bu garibin benimle işi ne...
Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır
Aklanırsa adım, seninle aklanır.
İstersen durmadan adres değiştir,
Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni.
Ben, türkülerde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i
Anlasam ki sesim sesine değmiştir,
Bütün gemileri yakar gelirim.
Bu bir taahhüttür; sına beni..
En deli rüzgarların önüne sür, bulut-bulut,
Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut.
Son kurşunu kendime sıkar gelirim.
Bir et kemik torbası değilim ben
Bir hasar raporu değil yazdığım
Bir aşk mektubudur ey sevgili,
Kızıl-kıyametten önce...
Ve görmek için bakmaya gerek yok
Her dilde güzeldir senin adın
Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca
Yeter ki görecek göz, göz olsun.
Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok
Dil hicâbından lâl olmalı seni anarken
Ey benim tabibim, tacidarım
Gündönümüdür ben seni bekliyorum (Bahaettin Karakoç)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
http://img90.imageshack.us/img90/1958/xdgdgcq5.jpg (http://imageshack.us)
Bir bulut olsam yüklenip yağsam
Dökülsem damla damla toprağıma
Bir deli nehir bir asi rüzgar
Olup kavuşsam üzüm bağlarına
Bir çiğ tanesi, bülbülün çilesi
Annemin sesiyle güne uyansam
Radyoda yanık içli bir keman
Ağlasa nihavend acemaşiran
Bir turna olsam yollara vursam
Uçabilsem kendi semalarıma
Bir seher vakti sılaya varsam
Selam versem ah sıradağlarına
Komşunun kızı çoban yıldızı
Yaz bahçeleri yeşil mor kırmızı
Ah şişede lâ'l hem de ay hilâl
Bir daha da görmedim öyle yazı
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Yanım, yörem hanımeli,
Çevrilmişim, çevrilmiş:
Çölle, çakalla, kıvılcımla.
Yanım yörem, burcu burcu leylaklar,
Günler sarmış beni, aylar;
Çevrilmişim, çevrilmiş:
Tek tanışım, sularla.
Yanım yörem tırnaklardır, balıklar,
Çevrilmişim, çevrilmiş:
Tek kurduğum şey, masalarla.
Sarmış beni, incecikten ve cenkçi:
Çanlar dolu kıyıdaki köpükler.
Volkanın erguvan gömleği,
Yerlinin erguvan gömleği;
Ve kökler,
Dikenler, yapraklar arasında;
Çırılçıplak bir ayağın çizdiği,
Patika;
Varıyorlar ayaklarıma geceleyin,
Geçeyim diye üstlerinden.
La Guayra’nın,
Trinidad’ın dalgakıranlarında,
Ve zenciler içinde var iken ben;
Guatemala’nın rüsvalık barışında,
Kondorların kanlı pençelerinde,
Var iken ben;
O değirmi, o anlaşılmaz,
O pırıl pırıl gökboşluğunda,
Buzullardan dökülen küllerde,
Köylülerin el arabalarında,
Depremde,
Ve doğumlarının rahminde var iken;
Sükunun içinde,
Küçümencik burçlarla taçlanmış
Akşamında,
Senin karnında, karnında var iken ben;
Tümcek, tümcek gecemdir benim.
Gündüzümdür;
Tümcek tümcek,
Havamdır benim, yaşadığımdır,
Acı çektiğimdir, yücelttiğimdir, can verdiğimdir;
Yani tümcek;
Toprağa yayılmış kan,
Bir güz gibi mahzun;
Ölümün korkunç sancağı,
Ulu ormandaki;
Ve bozguna uğramış,
Saldırıcının adımları;
Ve çığlıkları cengaverlerin,
Ve uyuyan mızrakların,
Tan kızıllığı.
Ve tedirgin uykuları,
Askerlerin;
Timsah sükununun,
Çamurlara belendiği,
Koca nehirler;
Başkaları unutulmuş,
Yeni şehirlerin;
Oldum olası ele geçmez kuşların,
Korosu;
Ve ormanın, kokuşmuş aydınlığında,
Koruyucu şimşeği, ateşböceğinin;
Tümcek tümcek...
Dilime türkü ettiğim heceler,
Ne ışıktan olmalıdır, ne geceden Amerika.
Zaferimin ekmeğinden,
Ve şimşekten çekip koparılan madde:
Topraktan olmalıdır, topraktan.
Kil enginiyle sarılmışım ben.
Yaşadığımca:
Ellerimin içinde akan,
Cömert topraklardan,
Bir kaynaktır.
İçtiğim, şarap değil toprak,
Ağzımın toprağı,
Sırlı toprak, ekenek toprağı;
Ve sebzelerden, ışıktan borasıyla,
Çiğiyle,
Altın kileriyle, tahıl köküyle
Topraktır. (pablo neruda)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Ne hakkın olacak,
Ne, bir şeyciğin.
Sen, Amerikaların,
Terkedilmiş oğlu,
Sen ey yoksulluk kadehi:
Aşağı Peru’da, Patagonya’da,
Şehirlerde ve Nikaragua’da,
Korumak için toprağını,
Ve ufacık evini, mısırlarıyla;
Ne yargıç var sana,
Ne kanun.
Efendilerinin,
Seni yenenlerin sultanlığı,
Geldiği çağda;
Yeni unutulmuştu daha,
Bıçaklı,
Pençe tırnaklı eski düş.
Göğünü, ıssız komak için,
Geldi kanun;
Tapılmış toprağını,
Çekip almak için geldi;
Nehirlerinin suyunu,
Kapışmak için;
Ağaçlarının hürlüğünü,
Çalmak için geldi.
Yalancı tanıklar,
Tuttular.
Vura vura deldiler,
Yüreğini:
Celplerle, kağıtlarla,
Soğuk fermanlar altına,
Gömdüler seni.
Acının sınırında,
Ayıkınca bir:
Odsuz ocaksız, kimsesiz,
Tığ teber, şah-ı merdan;
Al dediler zindan,
Al dediler zincir,
Vurdular kelepçeyi;
Yüzüp te bir yoksul can,
Kurtarmayasın diye,
Boğulasın diye boğulasın,
Debelene, debelene. (pablo neruda)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk
mutsuzluklar, bu karalar yaşamada yoktu
sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu
sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler
nicedir bir pencereden deniz güzel değil
nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden
sen gel bizi yeni vakitlere çıkar(ilhan berk)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Umut bizi terkettiğinde
Kavlanır kanımız
Örter patikayı su birikintileri
Eşeler gecelerimizi bir çift açık göz
Umut bizi terkettiğinde
İyilik kaçtığında bizden
Körleşir ağaç kabuğu gibi
Yüzlerimiz. (Andree Chedid )
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: -Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgarlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana Gel desin(Ahmet Kutsi Tecer)
http://img96.imageshack.us/img96/7011/portraitwf7.jpg
Kara gözlerindeki umut
Siyah saçları kadar karamsardı
ve kadere küsmüştü O, bir kere
Sevgiyi öldürdü diye...
Sanki ona uzanan ellerde
Keskin bir bıçak
Ha vurdu ha vuracak
Bu, benim karanlıklarım,
Bu benim sırlarım diyor hep
Bir gün gelecek
Şefkatle kollarına saracaklar...
Asılsız sevgilerdi onu yıkan aslında
Umutları umduğu gibi çıkmamaış
Beklentileri hep korkuları olmuş
Sanki bütün hayatı,
Kupkuru bir odadaymış kopamadıklarıyla..
Gülüşleri bir sigara içimi zamanı kadar az
Her nefeste biraz daha kısalırken
Bütün beklentileri
Duman duman uçuyorlardı.
Kurallar koymak isterken dostluklarına,
Kuralları bozduğunun farkında değildi aslında...
Şimdi o gözlerde,
Vakitsiz yağan yağmurlar var,
Hasat mevsimi bitmiş bahçelere
Sağnak sağnak yağacaklar.,
Belki gönlünde gökkuşağı açacak
Ama, altından çocuklar geçmeyecekler.
Su yerine zehir akacak ırmaklarından,
Hiç kimse içmeyecek...
ya Ben,
Şimdilerde bir bağ bozumu hüznü var içimde,
Üzümlerim gazap üzümü
Şaraplarımsa gözyaşları...
Sen güz güneşinde,sanki kanadı kırık bir kuş,
Konmuştu bahçeme,
Ona şefkatle eğilirken
Pır diye uçtu birden
Kırık sandığım kanatlarındaki sahtelik,
ve,inancımla birlikte. (Ahmet Muhip Dranas )
Göklerin yüzü güldü mü
Dünyaya geldiğin zaman?
Azgın sular duruldu mu
Dünyaya geldiğin zaman?
Güneşler gibi tek miydin?
Ay ışığından ak mıydın?
Böyle nazlı çiçek miydin?
Dünyaya geldiğin zaman?
Yıldızlar halin sordu mu?
Bulutlar selam durdu mu?
Yerlerin kalbi vurdu mu?
Dünyaya geldiğin zaman?
Aşkını candan duymuşum,
Canım yoluna koymuşum.
Tam dokuz yaşındaymışım
Dünyaya geldiğin zaman.
Kimbilir nasıl güzeldin,
Göklerden yere süzüldün...
Benim alnıma yazıldın
Dünyaya geldiğin zaman(sabahattin ali)
http://img136.imageshack.us/img136/1006/portraitwf7sy5.jpg (http://imageshack.us)
burda çiçekler açmıyor
kuşlar süzülüp uçmuyor
yıldızlar ışık saçmıyor
geçmiyor günler geçmiyor.
avluda volta vururum
kah düşünür otururum
türlü hayaller görürüm
geçmiyor günler geçmiyor.
dışarıda mevsim baharmış
gezip dolaşanlar varmış
günler su gibi akarmış
geçmiyor günler geçmiyor.
gönülde eski sevdalar
gözümde dereler bağlar
aynadan hayalin ağlar
geçmiyor günler geçmiyor.
yanımda yatan yabancı
her söz zehir gibi acı
bütün dertlerin en gücü
geçmiyor günler geçmiyor(sabahattin ali)
http://img136.imageshack.us/img136/1006/portraitwf7sy5.jpg (http://imageshack.us)
Yüzü parladı ayın,
Bir ses geldi uzaktan:
Hasta yorgun bir kadın
Şimdi çalıyor keman...
Eriyor, bükülüyor,
Ayın altında evler...
Kemandan dökülüyor,
Semailer, peşrevler...
Keman hırçın, mariz,
Asabını geriyor;
Dalgalan bir kaç iz,
Karanlıkta eriyor...
Bazan hazin bir beste,
Gönüllerde yanıyor;
Geceden deste deste
Nağmeler toplanıyor...
Sen ey karanlıklara
Hicran dağıtan kadın!
Git başka bir diyara!
Kalbimi parçaladın...(sabahattin ali)
Birkaç dakika daha var aslında
Yaşanacak bu son defa
Geriye kalan kokun oldu yatağımda
Saklarım onu koynumda
Vakit geç artık
Dönülmez bu sevdadan
Beni uçurduktan sonra
Aşkınla
Cennetim ol gel aşkın sevabına
Yada celladım ol boğ beni aşkınla(sarp sanin)
http://img137.imageshack.us/img137/7729/portraitwf7sy5io5.jpg (http://imageshack.us)
Hasret denen canavar, dans ediyor içimizde
Mızrap olmuş vuruyor, gecenin gam teline
Gidiyoruz yeniden, o kahreden uzaklara
Dudaklarım matemde, gözlerim ağlamakta
Bir şarkı bu, ne hicaz ne de caz
Yaşanır matemi, kaybolan ufukta
Ağlama sevgilim, bu senin eserin
Siyahın matemi, ağlayan gözlerin(sarp sanin)
Aslında biraz değiştim sen gidince
Biraz eksik yarım kaldım
Sarı güller kokladım
Senin tenin diye
Dokundum onlara gözlerimle
Sen diye diye, senin gibi
Kanattılar gözlerimi
Senin gibi acıttılar kalbimi
Hadi diyelim sen gittin
Güneş doğmadan önce
Ardında bıraktığın ben
Gözlerimi açmadan bile
Şehirden ayrılan ilk, ilk otobüste
Cama bak beni terk eden
Yüzü sevdin mi
Aslında biraz değiştim sen gidince
Aslında biraz da kırdın kalbimi
Kapattım yüzüme yorgun ellerimi
Hayalin gelmesin gözlerime(sarp sanin)
http://img137.imageshack.us/img137/7729/portraitwf7sy5io5.jpg (http://imageshack.us)
«pir sultan ölür dirilir»
bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde
kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni
damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana
sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne
kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni
kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kör olsanı demiyorum
kör olma da
gör beni (hasan hüseyin korkmazgil)
http://img405.imageshack.us/img405/8017/portraitwf7sy5io5iy9.jpg (http://imageshack.us)
Eroinman diye gözaltına alındıZehra ÇENGİL
Vatan 24/12/2006
Tuğçe Kazaz’ın lezbiyen bir eroinmanı canlandırdığı “Can” adlı filmdeki rol arkadaşı Berke Üzrek’in başı, Narkotik’le derde girdi.
Digiturk için çekilen dizide, Kazaz gibi bir uyuşturucu bağımlısını canlandıran Üzrek, rolüne hazırlık aşamasında “inandırıcı” olmak için madde bağımlılarıyla bağlantıya geçti. Dört eroinmanla günlerce vakit geçiren Üzrek, onların yaşadığı eve bile giderek yaşamlarını yakından takip etti. Eroinmanlarla görüşmediği zamanlarda da onlarla telefonlaşan genç oyuncu, işte bu yüzden polisin dikkatini çekti. Bağımlıları takibe alan polis, telefon kayıtlarında Berke Üzrek’in de numarasına rastlayınca, oyuncuyu gözaltına aldı.
NEZARETTE KALDI
Bir geceyi nezarethanede geçirmek zorunda kalan Berke Üzrek, ertesi sabah savcılığa rolü gereği bağımlılarla görüştüğünü anlattı. İfadesi alınan genç oyuncu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Üzrek ilerleyen günlerde mahkemeye çıkacak.
Tuğçe’ye bağımlı makyajı yapıldı
Dizide eroinmanı canlandıran Tuğçe Kazaz’a çekimlerde, gözlerinin altını mor gösteren makyaj yapılıyor.
http://img80.imageshack.us/img80/8452/portraitwf7sy5io5ip6.jpg (http://imageshack.us)
Bu şehirde buldum buğday ellerini
Bu şehirde sevdim badem dillerini
Senle unuttum bütün ezberlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürürmüyüm
Kim bilir ne bekliyor kalırmıyım ölürmüyüm
Ne malum dünya gözüyle bir daha görürmüyüm
Tuhaf buluyorlar bu kaçak halimi
Seninle doldurdum yasak ihlalimi
Seninle kapattım aşk defterlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürürmüyüm
Kim bilir ne bekliyor kalırmıyım ölürmüyüm
Ne malum dünya gözüyle bir daha görürmüyüm
http://img134.imageshack.us/img134/6831/107308gn2.jpg (http://imageshack.us)
Allah'ın emri değil bu
Kulların aklı
Hak'tan gelen değil bu
Bebeler doğar mı silahlı?
Töre töre töre
Olur mu kul kula köle?
Kin koydun kör yüreğe
Böyle adalet olur mu
http://img207.imageshack.us/img207/5963/portraitwf7sy5io5ip6xn8.jpg (http://imageshack.us)
Berke Üzrek kimdir? ÖZSEL TORTOP yeni aktüel
28 yaşındaki oyuncu, profesyonelliğe ilkokul beşinci sınıfta Türkbank Çocuk Tiyatrosu'nda adım attı. Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunu. Dizilerde 300'ü aşkın bölümde rol almış ve 10 sinema filmi var. Önümüzdeki günlerde de onu atv'de yayınlanacak "Şöhretler Okulu" dizisinde izleyeceğiz.
Rolü İçin Uyuşturucu Bağımlılarıyla Görüşünce Gözaltına Alındı
"Narkotik Beni Zart Diye Buldu!"
Uyuşturucu bağımlılarının hayatını anlatan "Can" filminin başrol oyuncularından Berke Üzrek, rolünün hakkını vermek için çekimlerden önce eroin bağımlısı gençlerle tanıştı, görüştü. Ama cep telefonu görüşmeleri Narkotik'e takıldı. Geçen hafta basında, aralarında ünlü simaların çocuklarının da bulunduğu 53 gencin gözaltına alınmasıyla gündeme gelen İstanbul Emniyeti'nin uyuşturucu operasyonunda, o da gözaltına alındı…
Rolünüz için gerçek hayattaki uyuşturucu bağımlılarıyla görüşmek kimin fikriydi?
Benim. Filmi çekmek için birtakım çalışmalar yapıyorduk; kullanıcının semptomları, fizyolojik ve psikolojik bağımlılıklarıDoktorlarla yaptığımız görüşmeler ve müşahede altındaki hastalar dışında, hâlâ kullanan, tedaviyi reddedenlerle buluşmak istedik. Bilmediğiniz bir şeyi oynamak zordur çünkü. Amaç, duyguların en yakın olanını bulmaktı: Uyuşturucu aldığı anda ne hissediyor, ne yapıyor, bunları öğrenmenin tek yolu işin olabildiğince içine girebilmekti. Ben de bunu yaptım. Doğru yerlerde dolaşmışım demek ki, gözaltına bile alındım.
- Nasıl irtibat kurdunuz o kişilerle?
Yapım firması zaten bu tip insanlarla bağlantı kurmuştu. Yönetmenimiz Oğuz Eruzun, pek taraftar değildi böyle çalışmaya ama ısrar ettim. Bir çocuğa ulaştık, görüşmeler yaptık. Ama onun hayatımın içine bu kadar gireceğini tahmin etmiyordum.
- Sadece onunla mı görüştünüz?
Hayır, o ve arkadaşlarının gittiği kulüplere gittik. Birçok kişiyle görüştüm ama tabii ki böyle bir film çekeceğim, ne düşünüyorsun demek olmazdı. Sadece o çocuk ve eroin kullanan diğer arkadaşları biliyordu. Kimse kabul etmez diye gizli yürütülen bir operasyondu.
- İletişim kurmak zor oldu mu o kişilerle?
Zor oluyor muhabbet etmek, tedirgin yaklaşıyorlar. Sonra yavaş yavaş ısındılar. Çünkü genelde kendi dünyaları dışında kimseyle ilişki kurmuyorlar. Konuşacak konu bulmakta zorlanıyordum. Arada da bırakmayı düşünüp düşünmediğini soruyordum vs. Bir kere paraya ihtiyacı varmış, istediler verdim. Gerçi vermek çok doğru değil. Vermesem belki parasızlıktan hastaneye yatıp tedavi olacaktı. Ama parayı alınca nasıl davrandığını gördüm; ödül almış gibi koşuyordu. Hasta olduğu dönemi görme fırsatım oldu.
- Nasıldı?
Depresif, mutsuz, sanki ameliyattan yeni kalkmış biri gibi. Zorlukla yürüyordu. Canları yanıyor, yürürken acı çekiyorlar. Tokalaşırken fazla sıkmıyorlar, güçleri yok. Siz de ellerini sıksanız kırılacak gibi oluyor. Değişik vücut formları oluyor. Fetüs pozisyonunda yürüyorlar vs
"Oğlum dünya starları böyle çalışıyor, sen niye yaptın ki"
- Uyuşturucuyu ilk kez deneyen birinin neler hissettiğini anlamak için deneme girişiminiz oldu mu?
Hayır, bunu hayatıma sokmak istemedim.
- Telefon numaranız Narkotik'e nasıl takılmış peki?
Bu çocuklar birkaç kez kontörleri olmadığı için telefonumu kullanmıştı. Telefon görüşmesi yaptığı kişiler daha sonra benim numaramdan onları aradı. Ben de "Arkadaşıyım, şu an yanımda değil" dedim. "Öyle mi, bir emanet vardı" dediler. Ben de "Görünce söyleyeyim" dedim. Bu telefon görüşmeleri yakalanmış.
- Ve Narkotik'e çağrıldınız
Evet, gittim. Hatta provam vardı, işimi hemen halleder provaya giderim dedim ama öyle olmuyor. Elimde daha önce rol için bu çalışmayı yaptığım gazete röportajımla gittim. Kısa sürebilirdi ama birtakım karışıklıklar vardı; 24 saat kaldım.
- Görüştüğünüz bağımlılar da var mıydı gözaltına alınanlar arasında?
Hayır, onlardan kimse yoktu.
- Nasıl açıkladınız durumunuzu?
Oraya her çağrılan elinde bir yalanla gidiyor. Bu yüzden bana inanmaları güçtü. Polislere, film çekimleri sırasında Sabah Gazetesi'yle yaptığım, bu çalışmayı anlatan röportajı gösterdim. Haberin başlığı "Eroinmanların hayatı beni dehşete düşürdü" idi hatta. "Olay bu" dedim. Şaşırdı polis ve "Oğlum dünya starları böyle çalışıyor, sen niye yaptın ki" dedi. Ben de "Belki de böyle yaptıkları için dünya starı olabiliyorlar" dedim. Sonuçta bu benim mesleğim, en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Sonra savcı bey inandı. Gazeteyi delil olarak aldılar. Çünkü daha önce yaşanmış böyle bir olay yok.
http://img383.imageshack.us/img383/7382/3cb517fc5675294e87384cbyd7.jpg (http://imageshack.us)
Eroinmanların ruh hali beni dehşete düşürdü! sabah MEHMET ÇALIŞKAN
Manken Tuğçe Kazaz'ın hem eroinman hem de lezbiyen bir karakteri oynadığı 'Can' isimli TV filminde rol alan Berke Üzrek: Eroin bağımlıları ne yemek yiyor ne de su içiyor... Hayat kodları yok, tek dertleri eroin bulmak!.
Uyuşturucu bağımlısı gençlerin hayatını konu alan 'Can' isimli TV filminde; eroin bağımlısı iki sevgiliyi canlandıran Tuğçe Kazaz ile Berke Üzrek, rollerine dört eroinman ile birlikte yaşayarak hazırlandı. Eroinmanlarla geçen zamanın kendisi için unutulmaz bir deneyim olduğunu belirten Üzrek, "Duyduklarım gördüklerimin yanında hiç kaldı" dedi. Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunu olan Üzrek, dehşete düştüğü deneyimi anlattı:
Bize güveniyorlardı
* Eroin bağımlılarıyla birlikte neler yaptınız?
Uyuşturucu kullanan bir insanı canlandıracağımız için bağımlı psikolojisini en iyi şekilde anlamaya çalıştık. Rollerimiz yaban kalsın istemedik ve Tuğçe'yle birlikte böyle bir ortamın içine girdik. Mümkün olduğunca konuşarak, onları gözlemleyerek dünyalarına girmeye çalıştık. Sohbet edemedik çünkü sürekli eroin bulma dertleri vardı.
* Onlarla nerelerde buluşup, tavırlarını gözlemlediniz?
Eroin aramadıkları ve kullanmadıkları zamanlarda kafelerde buluştuk. Çoğu zaman da yaşadıkları evlere gittik.
* Hiç sizlerin yanında eroin kullandılar mı?
Kullandılar. Bize güvendikleri için bizim önümüzde kullanmaktan rahatsız olmadılar. Biz de zaten ne kadar dehşetli de olsa o anı görmeyi istedik sanıyorum. İnsanın kendi damarlarına yabancı bir madde enjekte etmesi tam anlamıyla dehşet!
Hayat kodları yok
* Sizinle birlikteyten hiç nöbete girdikleri oldu mu?
Hayır, hiç nöbet durumu görmedik. Çünkü hiç eroinsiz kalma durumları olmadı. Zaman zaman zorlansalar da sonunda eroin bulabiliyorlardı.
* Peki neler gördünüz bağımlıların dünyasında?
Kelimenin tek anlamıyla dehşeti gördüm! Ne yemek yiyorlar ne de bir şey içiyorlar. Sadece eroin kullanıyorlar. Ne hayalleri var ne de umutları. Tuvalete bile girmiyorlar. Belki ayda bir kez! Seks yapmıyorlar. İlk başladıkları günlerde belki sevişiyorlar ama sonra hayatlarında seks diye bir kavram kalmıyor. Bu dünyadan olmayan birileri gibiler. Birilerine, bir yerlere bağlılıkları da yok. Bağımlı oldukları tek şey eroin! Hayata dair hiçbir kodları yok. Yani arkadaşlık, sevgi, aile, gelecek gibi hayata yönelik hiçbir koda inanmıyorlar. Sonuçta hayatı yaşamaya değer bulmuyorlar.
* Siz hiç uyuşturucu madde kullanmadınız mı?
Hayır, tabii ki kullanmadım. Uyuşturucu madde bağımlılığının ne gibi kötü sonuçlar yaratacağının farkına varacak kadar akıllıyım. Hayat benim için yaşamaya değer.
* Tuğçe Kazaz, sizin eski arkadaşınız. Onun Hıristiyan olmasını nasıl karşıladınız?
Bilemem, o Tuğçe'nin seçimi; beni ilgilendirmez. Tuğçe eşi Yorgo ile böyle mutlu olacaksa fazla tepki göstermemek gerekir. Belki bir gün benim de başıma böyle bir hal gelir. Sevdiğim kadın kendi dinini seçmemi ister. Üstelik Tuğçe, kalkıp pazar günleri kiliseye gitmediğini, çocukken nasıl dua ediyorsa yine öyle dua ettiğini söylüyor.
http://img221.imageshack.us/img221/9369/c5b6b45822785240a80e3e1zm5.jpg (http://imageshack.us)
Karanlık bir dünya sabah
Senaryosunu Serdar Tanketin'in yazdığı 'Can'ın konusu şöyle: Özendiği pırıltılı hayata bir an önce ulaşmak için evinden kaçan Can (Tuğçe Kazaz) ajans sahibi Leman (Nurseli İdiz) ile tanışıyor ve şöhretin kapılarını aralıyor. Ama bu arada uyuşturucu ile de yolları kesişiyor. Can, sevgilisi Hakan (Berke Üzrek) ile karanlık bir dünyanın kapısından giriyor. Oğuz Eruzun'un yönettiği filmde; Zeki Alasya, Murat Akkoyunlu ve Haldun Boysan da var.
http://img328.imageshack.us/img328/7519/829d8f0806f32444b28aca6yx9.jpg (http://imageshack.us)
İstanbul Kraliyet Tiyatrosu ile Bir Konuşma21/9/2006
İstanbul Kraliyet Tiyatrosu
Sahnelerden sokaklara...
-Ayhan Şahin: Ülkemizde tiyatro, 90 yıllarla birlikte tiyatro sahnelerinin dışında da yapılmaya başlandı. Tiyatronun her koşulda yapılabileceğine inandığınız için mi böylesi bir mekânda oyun sahneliyorsunuz?
Saygın Delibaş: Hayır, ondan değil. Bizim elimizde bir tekst vardı ve biz arkadaş grubuyduk. Bir arkadaşımızın da sahnesi olan bir mekânı vardı. Bu da vesile oldu bize ve böyle başladık.
Berke Üzrek: Aslında evvelden de benzer işler yapılıyordu. Mesela kabareler vardı, ikili-üçlü grupların çıkardığı işler vardı. Bizim işimizin farkı, ilk defa bir barda tiyatro yapmak oldu...
Alper Doğan: Barda yapıyoruz ama, İstanbul Kraliyet Tiyatrosu ‘bir bar tiyatrosu mu’ diye sorarsanız, asla öyle bir şey olmadığını söyleriz size. Yani tiyatrodan ne anlıyorsanız, biz de onu yapıyoruz. Şartlar öyle gerektirdiği için barda oynuyoruz.
-Ayhan Şahin: Yeni bir grupsunuz, 2005 yılında kuruldunuz. İlk oyununuz “Hastasıyız”, muayenehanesine gelen dört hastanın ve bir psikoloğun trajikomik hikâyesi... Bu oyunu tercih ederek, yaşadığımız toplumsal travmaya mı dikkat çekmek istediniz?
Saygın Delibaş: Hayır, ilgisi yok. Fethi Kantarcı’yla birlikte yazdım ben bu oyunu. Biz bu oyunu yazarken, bir sahne zorlaması olmadan, küçük bir yerde oynanabilecek bir oyun olarak tasarladık. Oyundaki beş-altı kişi nerede bulaşabilirler diye düşünürken, bir psikoloğun muayenehanesinde buluşabilirler gibi bir fikir çıktı ortaya, onun üzerine oyunu o şekilde kurduk. Toplumdaki sado-mazo eğilimlere veya toplumsal bozulmaya bir gönderme yapmak niyetiyle yazmadık bu oyunu.
Ahmet Saraçoğlu: Bu şekilde algılayan seyirciler de oluyor.
-Ayhan Şahin: Bilinen tanınan oyuncularsınız. Tiyatro sahnesiyle kıyaslarsanız, burada sahnelenen oyuna seyircinin aynı ciddiyetle yaklaştığını söyleyebilir misiniz?
Ahmet Saraçoğlu: Aslında böyle bir tehlike var. Ciddiyet demek belki yanlış olur ama, sahnede oynamakla barda oynamak arasında seyirci açısından şöyle bir fark olduğunu gözlemliyoruz biz: Burada seyircinin konsantrasyonunu sağlamak çok daha güç. Çünkü o sırada içkisini içiyor, yanındaki insan sigarasını içiyor, bir yandan da oyun izliyor; hem de bir komedi izliyor. Ama bir tiyatroya gittiği zaman, o koltuğa oturduğu andan itibaren oyuna konsantre oluyor. Ama şöyle avantajları da var: Böyle bir ortamda oynamak, seyirciye çok daha samimi geliyor. Oyunun ilk beş dakikasında tam alışamasa da, beş dakikadan sonra o kadar rahatlıyor ki, bu rahat ortam içersinde çok daha keyifli izleyebiliyor. Bizim için en büyük zorluk, seyircinin çok yakın olması, burnumuzun dibinde insanların oturması... bol sigara, duman gibi birtakım
dezavantajları da var elbette.
Serhan Ernak: Evet. Seyirciyi yakalamak için ilk anda yüksek bir performans sergilememiz gerekiyor. Seyirci için daha kolay aslında, onlar daha rahat. Onlar için tiyatro sahnesinde oyun izlemek daha zor. Tiyatro sahnesinde oyuncuya kimse karışmaz, ama burada laf atabiliyorlar. Şöyle demek daha doğru olabilir: kimi seyirci sesli düşünüyor ve çok yakın olduğumuz için bu bize hemen geliyor...
Saygın Delibaş: Bir de oyuncuların zorlandığı şey şu: İtalyan sahne olmadığı için, öyle bir illüzyon yaratmak da zor oluyor; ışıkla veya sesle... Buradaki bütün atmosferi oyuncuların kendileri oluşturuyor. Sadece ışığı yakıp söndürüyoruz. Bu anlamda daha büyük performans göstermemiz gerekebiliyor.
Serhan Ernak: İtalyan sahnede seyirciyle sahne arası çok uzak olduğu için, oyuncu oyun içersinde seyirciye çaktırmadan dişlerinin arasından konuşabilir, kaş göz hareketi yapabilir, oyunun temposu hakkında birbirine bilgi verebilir. Siz anlamazsınız ama, burada o yapılmıyor. Burada, sahneye bir çıkıyorsunuz ve bitiyor yani...
Berke Üzrek: Özel bir durum oluyor, başka bir enerji alışverişi oluyor aramızda. Yani öyle bir durum ki, biz hiç ağzımız ya da gözümüzle bile oynamadan böyle garip bir iletişim kurduk. Oyuncular arasında organik bir bağ var.
-Ayhan Şahin: Sahnelediğiniz oyunları hangi aralıklarla değiştiriyor ya da değiştirmeyi düşünüyorsunuz?
Barış Başar: Biz öncelikle İstanbul Kraliyet Tiyatrosu’nun dilini oluşturmaya çalışıyoruz. Bunu da Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı’nın yazdığı “Hastasıyız” adlı bu ilk oyunumuzla biçimlendirmeye uğraşıyoruz. Önümüzdeki sene yeni bir oyun çalışacağız. “Hastasıyız” izleyicisini bulduğu sürece oynanmaya devam edecek. Ama buradaki en büyük amacımız; ‘İstanbul Kraliyet Tiyatrosu bir komedi tiyatrosudur ve kendine has, özgün bir dili vardır’ anlayışını yaratmak...
-Ayhan Şahin: İstanbul Kraliyet Tiyatrosu’nun ilginç bir adı var. Cumhuriyete geçememiş olmalısınız? Hikâyesini anlatabilir misiniz?
Saygın Delibaş: Biz tiyatromuza isim ararken ne olsun diye çokça düşündük. Royal Shakespeare Academy’den yola çıktık; Ahmet, “Bunun Türkçesini tiyatromuza isim yapalım, böylece kendi krallığımızı kuralım.” dedi. İstanbul Kraliyet Tiyatrosu böyle oluştu.
Alper Düzen: İstanbul’un Devlet Tiyatroları, Şehir Tiyatroları var, biz de Kraliyet Tiyatrosu olduk.
-Ayhan Şahin: Bugünün gençleri tiyatroya pek ilgi duymuyor herhalde. ‘Tiyatroyu gençlerin ayağına götürdüğünüzü’ söylüyorsunuz çünkü...
Fethi Kantarcı: Ben Kamil Güler, bu soruyu şöyle cevaplayayım (gülüşmeler): Tabii ki ilgi duymuyorlar. Eskiden anlatılan, bizim de beraber setlerde ya da diğer arkadaşlarımızın tiyatro çalışmalarında çalıştığı, usta dediğimiz insanların anlattığı gibi tiyatroların, gişelerin önünde çok uzun kuyruklar olmuyor artık.
Alper Düzen: Seyirci kaybetme diye bir şey var. Ben kapanana kadar Dormen Tiyatrosu’nda oynuyordum. Özel bir tiyatro, şehir tiyatrosu ve devlet tiyatrosunda böyle bir şey söz konusu değil. Biletler ucuz olduğu için seyirci her zaman var; biletler çıktığı gün bitiyor. Ama özel tiyatrolarda gerçekten bir sıkıntı var. Çok çok iyi oyunlar olmadığı sürece, maalesef seyirci sayısı her sene daha da düşüyor. Son sekiz-on sene içersinde seyirci sayısında ciddi bir gerileme oldu. Hedef gençlerse -lise ve üniversite- bunlar gerçekten gelmiyorlar. Gelen seyirciye bakıldığı vakit, gerçekten de yaşını başını almış, daha doğrusu tiyatro kültürünü zaten gençliğinde edinmiş insanlar olduğunu görüyoruz. Yani onların çocuklarını zorla kolundan tutup götürme durumu da olmuyor. Çocuklar, barlarda, Beyoğlu’nda, buralardalar. Çocuklara bu şekilde ulaşmak, sanıyorum doğru bir yol oluyor ve ulaştığımıza da inanıyoruz.
Berke Üzrek: Ben bu konuyla televizyon alışkanlığının da çok büyük bir ilgisi olduğunu düşünüyorum. İnsanlar televizyonlarını kapatıp, dolmuşa binip bir tiyatroya gitmeyi, bunun için özellikle giyinmek ve para harcamayı, televizyon alışkanlıklarının getirdiği bu yayılma durumundan dolayı, akıllarına getirseler dahi realiteye dökmüyorlar. İnsanlar buna yanaşmıyor. Televizyon beş-on sene, hatta bir-iki sene önceki oyunları da seyirciye ekranlardan sunuyor. Dolayısıyla canlı performans onlar için pek anlam ifade etmiyor olabilir.
Fırat Doğruloğlu: Jenerasyonlar arasındaki yaşama biçimi farklılığıyla da alakalı bu... Bir dönem Berke’nin de dediği gibi, insanlar giyinip kuşanıp, ‘acaba tiyatrolarda neler olacak, oyuncular nasıl performanslar sergileyecek’ diye merakla gidiyorlarmış. Ama şu anda insanlara çok daha farklı biçimlerde ulaşılabiliyor. Tiyatro bu anlamda bana kalırsa bir devrim gerektiriyor mu veya kendini yenilemeyi gerektiriyor mu; insanlara daha iyi, daha çok ulaşabilmek için, biraz yenilenme içine girdi gibi geliyor bana açıkçası... Ama bunu yalnızca genç jenerasyona yıkmıyorum. Genel anlamıyla jenerasyonlar arasındaki yaşama biçimi farklılıklarıyla çok alakalı.
Berke Üzrek: Oyunculuk mesleğinin ne olduğu da çok tartışılır bir durumda. Çünkü, bir şarkıcı, başka bir mesleği icra eden herhangi biri belirli koşullar bir araya geldiğinde Türkiye’nin en iyi oyuncusu olarak lanse edilebiliyor. Oyunculuk mesleğinin de ne olduğu bilinemez bir durumda. Tiyatroyu bırakın, oyunculuk ne demek, bu anlaşılmış durumda değil. Halbuki yalnızca seyirci meselesi değil, bana kalırsa buralardan yola çıkıp cevap aramak gerekir. Seyirci; oyuncu izlemek ister.
-Ayhan Şahin: “Hastasıyız” oyununuzu Depo Bar’da ilk sahnelemeye başlamanızdan bu yana toplam kaç oyun sahnelediniz? Seyircinin ilgisini yeterli buluyor musunuz?
Ahmet Saraçoğlu: Kırk sekizinci oyunumuzu oynayacağız, haftaya elli olacak. İlgiyi yeterli buluyor muyuz; aslında biz yeni kurulan bir tiyatro olduğumuz için bu ilgiyi yeterli bulmak yerine, bizim insanlara daha fazla ulaşıp, bir an önce bizden haberdar olmalarını sağlamamız gerekiyor ki, ardından kendi adımıza ilgiye yönelik konuşabilelim. Ama tiyatroya seyircinin ilgisini yeterli buluyor musunuz derseniz, ben bulmuyorum. Seyirci sayımızda artış var. Haftada bir gün oyun sahneliyorduk; yeterli olmadı, iki güne çıkardık. Pazartesilere, perşembe akşamlarını da eklemiş olduk.
Oyuncular: Ahmet Saraçoğlu, Berke Üzrek, Serdar Orçin, Serhan Ernak, Alper Düzen, Fırat Doğruloğlu ve Barış Başar
Senaryo: Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı
Dekor-Kostüm: Gamze Kuş
Işık: Caner Özyurtlu / C.E.O: Kamil Güler
http://img154.imageshack.us/img154/451/portraitwf7sy5io5ip6aq4.jpg (http://imageshack.us)
Ben bu kapıları bir bir açarım açmasına ama kırarım
Şehzadelerle gitti ölü devin altın anahtarları
Masallara dönük yüzlerinizde o hiç eksilmeyen kaygu
O donuk maviliği masal cennetlerinin
Bırakın işte gözleriniz alın işte yumruklarınız
ama siz aptalsınız aptalsınız
Birgün masallaşırsam görün işte cüceliğimi
Aktıkca büyüyen sulardı benim şarkılarda aradıklarım
Ben bu kapıları bir bir kırarım kırmasına ama siz korkaksınız
Daha çocuk bile değilsiniz siz
Devler çizersiniz altın sarayların kapılarına
sonra durup ağlarsınız ağlarsınız
Bu kan sizin kanınız , evet ama ya siz kimsiniz
Neden böyle yorgunsunuz neden böyle aldatılmış
Alıcıkuşlar döner ürpertili etlerınize
Mumyaların gölgesinde piramitler dikersiniz
Atı otu iti eti bırakıp gerçek saraylarda
sürülerle kaçarsınız kaçarsınız
Aktıkça büyüyen sulardı benim şarkılarda aradıklarım (hasan hüseyin korkmazgil)
http://img154.imageshack.us/img154/451/portraitwf7sy5io5ip6aq4.jpg (http://imageshack.us)
dün şöhret okulunda gördüm özlemişizbye
Şöhret Okulu Başlıyor
Şöhret okulu, şöhretin ihtişamına kapılıp şansını müzik dans ve tiyatro bölümlerinden oluşan, konservatuar konseptinde, bir okulda arayan genç insanların öyküsünü anlatıyor. Bu okula girmek isteyen çoktur ancak İstanbul Sahne sanatları akademisi Süheyla Hanımın babsından yadigar bir okuldur. Tüm çabalarıyla bu okulu tek başına ayakta tutmaya çalışan Süheyla, bunu yaparken babasının yetenek seçme konusundaki titizliğinden de asla taviz vermemektedir. Bunun için de okulu her biri kendi alanlarında başarılı 6 öğretmenle renklendirmiştir.
Okulda özenle seçilmiş hocaların disiplini, hayatları ve genç kuşağın kimi zaman onlarla çatışması yer alırken. Kimi zaman da gençlerin kendi aralarında kurdukları dostluklar ve çatışmalar öyküyü şekillendirmektedir. Bu okulun tek bir kahramanı yoktur. Bu okulda herkes birer kahraman çünkü hepsi kendi hayatlarına kendi doğrularıyla yön vermeye çalışan “insan”lar. Üstelik hepsinin tek bir amacı var: ünlü olmak
Ama hakkıyla ünlü olmak, onlarca genç bu okula “iyi eğitim” almak için geliyor, ama okulun veremediği bazı şeyler vardır ki bunlardan en önemlisi önce yetenek sonra tecrübedir. Birincisine sahip oldukları için bu okula giren öğrencilerimiz bakalım tecrübe konusunda da sahip oldukları kadar şanslı olabilecekler midir? Hayat onlara nasıl davranacak? Öğrtemenleri nasıl davranacak? Hayalleri ve amaçları doğrultusunda onlara kılavuz olabilecek mi öğretmenleri? Peki ya Öğretmenleri? Onlar kendi hayat mücadeleleri sorunları içerisinde çocuklarla nasıl iletişim kuracaklar? Hangi hocalar okulun “en”lerinden seçilecek? Hangileri çok sevilecek hangileri ile dalga geçilecek? İşte Şöhret Okulu bu soruların içinde yoğrulmuş bir dizi.
http://img221.imageshack.us/img221/8893/pdvd007lo8.jpg (http://imageshack.us)
G-O-T-H-İ-K-A 29-01-07, 12:44 ölmek,ölmek uyumak sadece....
süpersin berke yaa off gelde aşık olma şöhret okulunun formunda harika rsmleri var cnmmm bnm hep seni görmek dileğyleee:img-in_lo :img-in_lo
Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter! Demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!:(
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş,
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönemediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara katlanmaktansa,
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi,
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden,
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
Ama sus bak, güzel Ophelia geliyor.
Peri kızı dualarında unutma beni
Ve bütün günahlarımı.
http://img75.imageshack.us/img75/3954/peliteliningblackol2.jpg
buyrun
Tuğçe Arzu'yla değil Berke'yle sevişiyor!
Tuğçe Kazaz'ın bir eroinmanı canlandırdığı 'Can' isimli televizyon filminin çekimleri tamamlandı. Kazaz filmde; iddia edildiği gibi Arzu Budak'la lezbiyen bir ilişki yaşamıyor. Tam aksine başroldeki Berke Üzrek'le görülüyor.
Ünlü manken Tuğçe Kazaz'ın uyuşturucu bağımlısı bir genç kızı canlandırdığı televizyon filmi 'Can'da iddia edildiği gibi lezbiyen bir ilişki sahnesinin olmadığı ortaya çıktı. Kazaz filmde; rol arkadaşı Arzu Budak ile değil, sevgilisini canlandıran Berke Üzrek ile sevişiyor.
YATAKTA PİJAMALILAR
Bununla birlikte 'Can' filminde Tuğçe Kazaz ile Arzu Budak sadece pijamalarıyla yataktan kalkarkenki, görüntüleri yer alıyor. Kazaz ile Budak'ın lezbiyen bir ilişki yaşadıkları ise sadece diyaloglardan anlaşılıyor. Filmin konusu kısaca şöyle: Can özendiği pırıltılı hayata bir an önce kavuşabilmek için evinden ayrılır. Ajans sahibi Leman, binlerce şöhret adayı arasından onu seçince hayatı bir anda değişir. Tanıştığı bir gay sayesinde uyuşturucuyla tanışan Can, ardından aykırı bir kulübün müdavim olur. Bu kulüpte Hakan ile tanışıp, ona aşık olan Can ile Hakan'ın en belirgin ortak özellikleri her ikisinin de eroin bağımlısı olmalarıdır. Can sonunda bir çöplükte ölü olarak bulunur. Filmde Tuğçe Kazaz ile Berke Üzrek'in yanı sıra Zeki Alasya, Nurseli İdiz, Murat Akkoyunlu, Haldun Boysan, Fatih Gülnar, Bora Tekay, Güneş Çağlar, Arzu Budak ve Savaş Dinçel Can'da rol alıyor. Film, şubat ayında Türk Max'ta yayınlanacak.
http://www.sabah.com.tr/2007/01/21/gny/im/F779534891DFA8449EF7BDC0b.jpg
MEHMET ÇALIŞKAN
hrant dink için
Analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Analara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
Gelinler aynada saçını tarar,
aynanın içinde birini arar.
Elbet böyle sizi de aradılar.
Gelinlere kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin.
İhtiyarlıkta aklına insanın,
tatlı anıları gelmeli yalnız.
Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın,
efendiler, siz de ihtiyarsınız.
Bulutlar adam öldürmesin.(nazım hikmet)
http://www.ntvmsnbc.com/news/258833.jpg
Memleketim, memleketim, memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanım da sırtımda paralandı çoktan,
şile bezindendi.
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktinda yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,
memleketim,
memleketim...(nazım hikmet)
parlakz güneş 01-02-07, 17:33 http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0129.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0130.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0126.jpg
parlakz güneş 01-02-07, 17:33 http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0125.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0124.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0123.jpg
parlakz güneş 01-02-07, 17:38 http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0078-1.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0077-2.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0077-1.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0076-1.jpg
parlakz güneş 01-02-07, 17:38 http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0070-1.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0071-1.jpg
chilekesh&berke 03-02-07, 19:06 berke yi çok seviyorum o bnm 2 senelik GERÇEK aşkım bn onunla platonik ilişkimi bitirdim onsu grmeden nefes bile alamıyorum her ne kadar grme şeklim foto olsa bile onu çok sebiyorum
cilekes aynı dertteyiz demek.
bende 2 yıl once gorur gormez asık olmustum hep gorebilmek için msn me koydum.
:)
daha baska resimler yokmu?
:'(
birsey soracam.
bu aga kızında ne rolunde oynuyordu ben nasıl farketmedim?
paçiii_melos 21-02-07, 11:38 http://img133.imageshack.us/img133/3336/berkemj8.png
paçiii_melos 21-02-07, 11:40 http://img54.imageshack.us/img54/9774/berke2is1.png
http://img133.imageshack.us/img133/9691/berke3tl9.png
paçiii_melos 21-02-07, 11:42 http://img224.imageshack.us/img224/7396/berke4sd1.png
http://img224.imageshack.us/img224/9517/berke5io9.png
paçiii_melos 21-02-07, 11:44 http://img76.imageshack.us/img76/3407/berke6de1.png
http://img76.imageshack.us/img76/5986/berke7uj7.png
paçiii_melos 21-02-07, 11:45 http://img76.imageshack.us/img76/9039/berke8xt6.png
paçiii_melos 21-02-07, 11:47 http://img133.imageshack.us/img133/3196/berkedierleridz3.png
http://img224.imageshack.us/img224/9527/berkevekzlarmh3.png
sweetjulia 26-02-07, 20:28 http://www.megarsiv.biz/files/yjh2tnnfmwoorkgcwztj.jpg
http://www.megarsiv.biz/files/zq524ynmk2rmyizkmjqt.jpg
http://www.megarsiv.biz/files/tdyqtu3xymxwm22amyym.jpg
http://www.megarsiv.biz/files/5mw5qzoqfd2yknwm5uty.jpg
sweetjulia 26-02-07, 20:29 http://www.megarsiv.biz/files/zw1wznjmqnjfge10mkmj.jpg
http://www.megarsiv.biz/files/tdckzduimyn4zg3fyd5m.jpg
bu programın tekrarı ne zaman?
sweetjulia 03-03-07, 12:46 şu an tekrarı var Fox'da:img-yes:
saolun ben gordum ve izledim.
ilk bolumune katılmıs
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
Asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
Kimse keman çalmaz belki ama
Çok keman çalınsın balolarında
Diye yapılmış
Gri sisli binalar...
Alnının ortasında
Ciddi bir devlet asabiyeti.
Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
Bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
Bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz ama tanrım neyi?)
Kahve önü çatlak mozaik
Bel kemiğine tehdit
Kürsüler üstünde
Çok sigara içen
Öğrenciler
Bir daha asla yaşayamayacağı
Aşkları teğet geçerken
Hep onu sevmeyenleri severek
Hep onu sevenin gözlerinden
Kalabalıklara kaçarak
Karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
Yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
Bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
Yaşasın halkların sevgililiği!)
Soyut bir sevdaya
Beşik kertilmiş olan
Dağda çoban,
Şehirde şark çıbanı sayılan,
Fırat'ın büyük elleri
Ararat'ın kız yelleri
Cilo'nun derin nefesleri
Hülasa kente hukuk mukuk okumaya
Mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
Anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
Sevdiğimiz kızlar)
Çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
Bu kar mevzuu
Kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
Hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
Hüzünlü gelmez insana
Ankara'da,
Yoksa bugün bir hayat
Yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu film hiçbir zaman
O kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
O okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
Tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
Bizzat urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
O kadar aç oturmadım sofraya
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar
Çok yabancı bir soluk duyulur bazı
Bilinmez bir dilin ıslığından
Anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
Öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
Bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
Ankara'da yaşamak
Yollarına hep sevdiğimiz insanların
Adlarını vermediler ama biz her duvara
Bilvesile onların adını yazarak yaşadık
Kül ve betondan mürekkep
Yaşadıkça yaşanılası gelen
O tuhaf bozkır kokusunda.
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
Asfaltlar ışıldar...
Bir günden bir sürü gün yapan
Mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
Hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
Rakıyı bol sulu içen
Dokunmasın için değil
Çabuk bitmesin diye devletimin tekel rakısı,
Hep kağıtlara bakarak,
Hep kağıtlardan bakarak
Hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
Aynı anda sevmeyi başararak,
Karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
Çok beğenmeyerek ama
Yine de bu tasarrufunu takdir ederek
Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
Hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
Yürüyen...
Memurlar.......
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar...
Biz, şimdi kapalı bir kuruyemişçi
Dükkanının -ki bütün plan kar altında
Tuzsuz ay çekirdeği çitleyip
Yanı sıra bafra içmektir-
Kötü ışıklandırılmış vitrininden
Umutsuzca içeri bakan,
Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
Merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
Zırt pırt geri istemektedir-
Doğduğu yer yüzünden
Doğuştan kavgacı zannedilen ama
Pek çoğu kavgadan nefret eden
Kavgacı esmer cesur korkak
Çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
Ha sonra belki ahmed arifin aklına
Hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
Kar altındadır varoşlar
Hasretim, nazlıdır ankara.....
Ustam yine sen bilirsin ama
Hangi aralıkta bir şair ölmüşse
İşte o, en netameli aydır bence.
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
Asfaltlar ışıldar...
Yalanlar...
Şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
Elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.(yılmaz erdogan)
http://img472.imageshack.us/img472/6946/portraitwf7sy5io5ip6aq4br4.jpg (http://imageshack.us)
yanlış anlamassan birsey soracam.
neden sürekli siir koyuyorsunuz.
Berke üzrek le ilgili konu değil mi bu.
bunlarda benden(önceden konulmuşsa özür)
http://img226.imageshack.us/img226/345/lmekrr8.gif
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0108.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0117.jpg
http://img263.imageshack.us/img263/5826/berkezrek6wy2.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0020-1.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0061-2.jpg
http://i133.photobucket.com/albums/q63/parlakz/bscap0094-1.jpg
http://img383.imageshack.us/img383/7382/3cb517fc5675294e87384cbyd7.jpg
http://img221.imageshack.us/img221/9369/c5b6b45822785240a80e3e1zm5.jpg
http://img166.imageshack.us/img166/8401/26rc4.jpg
http://www.sabah.com.tr/2007/01/21/gny/im/0CFDCE0091DF1A499EE7227Eb.jpg
http://www.sabah.com.tr/2007/01/21/gny/im/F779534891DFA8449EF7BDC0b.jpg
killer_archer 13-05-07, 21:28 bugun 13 mayıs izmir cumhuriyet mitinginde gordum kendılerını cok takdır ettim cumhuriyet gencimizin onu acık olur ınsallah :D :happy0064
Buraya bol acı çekmeye geldik
Hazdan kendimizden geçmeye geldik
Hayat iksirinden içmeye geldik
Geldik... Gidiyoruz...
Yollar dikenli yollar ıtır yasemen
Her lezzeti tattık aynı kaseden
Şeytan gibi bizi tene hapseden
Bizdik... Biliyoruz...
Beşik gibi sallar hayat bizi
Basar çeker vesikalık resmimizi
Gözlerimiz kimlik belgesi gibi
Kayıt tutar ya buz ya süt mavisi
Kusursuz... Teşrifli...
Aşk vuruyor yeniden hala kalan masumiyetimizi
Biz altında imzası olan aşıklar
Böyle yazdık vasiyetimizi
Ele verir bizi... Kusursuz, teşrifli...
http://img183.imageshack.us/img183/3179/781348038byiu9.jpg (http://imageshack.us)
gamze gamze bir gülüver şimdi
beni göğsüne alıver şimdi
mevsimi geçti susadım aşka
benimle bir bütün oluver şimdi
ikinci bahar yaşıyor ömrüm
gel benim yarim oluver şimdi
seni gül gibi öpe koklaya
gözümden,dilimden sakınır,saklar
bugünkü aklımla severim şimdi
şiirler şarkılar söyleyerek
mehtabı birlikte seyrederek
benimle bir rüya kuruver şimdi
ikinci bahar yaşıyor ömrüm
gel benim yarim oluver şimdi
seni gül gibi öpe koklaya
gözümden dilimden sakınır saklar
bugünkü aklımla severim şimdi
http://img528.imageshack.us/img528/3904/portraitwf7sy5io5ip6aq4re0.jpg (http://imageshack.us)
Sana Mecburum
Kaçıranlar ve bir kez daha izlemek isteyenler ekran başına! “Sana Mecburum” Kanal D’nin başrollerinde; Doğuş, Seda Bakan, Ali Sunal, Nihat Nikerel, Mehtap Bayrı ve Ozan Dağgez’in oynadıkları yeni dizisi “Sana Mecburum”un Çarşamba günü yayınlanan ilk bölümü bu gece yeniden ekrana geliyor. Dizinin ilk bölümünün konusu ise şöyle: Popstar Sertan aslında hızlı bir düşüş yaşamaktadır. Son kasedi onca tanıtıma, etkinliğe rağmen istenen satış rakamlarına ulaşmamıştır. Yapımcısı Şükrü, kasedin satması için bir dolu etkinlik yapmaktadır. Bu etkinliklerden biri de Sertan’ın fan kulüpten bir hayranıyla baş başa yiyeceği yemektir. Sertan’ın özel şoförlüğünü yapmakta olan Erol ise karşı komşusu Leyla’nın Sertan’a olan hayranlığını bildiği için yemek yiyecek şanslı kişinin Leyla olmasını sağlar. Bu jesti yapmasının asıl sebebi ise çocukluğundan beri Leyla’ya duyduğu tarifsiz aşktır. Leyla, sert ve muhafazakar abisi Berat’a rağmen yemeğe gitmeye karar verir. Yengesi Saadet’le bir plan yaparlar ve Leyla gizlice yemeğe gider. Ama yemek Berat’ın yapacağı kötü bir sürprizle sona erecektir. Kötü biten gece yeni günde Sertan’ı gazetelerin baş sayfasına taşır. Ama tamamen yalan yanlış bir haberle... Sertan’ın aşkı için dayak yediği yazmaktadır. Haber yanlış da olsa Sertan’ın yıldızı bir anda tekrar parlamaya başlar. Sertan bu yanlışı düzeltmek için açıklama yapmaya niyetliyken, Şükrü onu durdurur ve bu yalanı sürdürmesini ister. Erol, Sertan’ın dayak yemesine üzülmüştür üzülmesine ama bu yemek sonrasında Leyla’nın Sertan’la ayrı dünyaların insanları olduğunu düşünmesine sevinmiştir. Bundan güç alarak Leyla’ya aşkını açıklamaya niyetliyken hiç beklemediği bir şey olur. Leyla, Sertan ve Erol için olaylar bambaşka bir yöne doğru gitmeye başlar. Yapım : FM Yapım Yapımcı : Mustafa Oğuz – Faruk Bayhan Yönetmen : Hakan Arslan Senaryo : Rüya İşçileri Müzik : Bora Ebeoğlu – Cengiz Onural Oyuncular : Doğuş (Sertan), Seda Bakan (Leyla), Ozan Dağgez (Erol), Ali Sunal (Berat), Nihat Nikerel (Şükrü), Berke Üzrek (Emre), Hande Eti (Asu), Mehtap Bayrı (Saadet), İnci Şen (Hayriye), Diler Salaç (Halime), Deniz Güzelmeriç (Ayşe), Tibet Çelik (Muharrem)
http://img471.imageshack.us/img471/3065/portraitwf7sy5io5ip6aq4gg4.jpg (http://imageshack.us)
Barda interaktif kabare dönemi
Beyoğlu’ndaki cafe-bar’lar arasında süren rekabet, kabare dönemini geri getirdi. Artık bir yandan içkinizi yudumlayıp, bir yandan kabare izlemeniz mümkün.
Tiyatro Kılçık, her pazartesi saat 21.30’da Oldcity’de "Ayşegül Hindistan’da" adlı interaktif kabareyi, İstanbul Kraliyet Tiyatrosu da "Hastasıyız" adını taşıyan müzikli komediyi saat 20.30’da Cambaz’da sahneliyor.
Tiyatro Kılçık’ın yaklaşık iki saat süren tek perdelik oyunu "Ayşegül Hindistan’da"da Cenk Tunalı, Demet Evgar, Şeyla Halis, Sinan Çalışkanoğlu, Orçun Kaptan ve Ufuk Özkan oynuyor. Kadro Ortaoyuncular, İstanbul Devlet Konservatuvarı ve Müjdat Gezen Sanat Merkezi gibi farklı ekollerden bir araya gelmiş. Yedi yıl önce kurulan ve yönetmenliğini Cenk Tunalı’nın yaptığı ekip üyeleri, oyunlarını da kendileri yazıyor. Daha önce "Takanlar ve Takılanlar" ve "Bak Şu İşe" adlı oyunları sahnelemişler.
Seyirci de Sahneye Çıkıyor
Seyircinin ilgisiyle ABD, İtalya, Fransa ve İngiltere’de de yaygın olan kabare tarzına yoğunlaştıklarını belirten Tunalı, "İnsanlar bizi izlerken keyifle içkilerini de yudumluyorlar. Zaman zaman seyircileri de sahneye çıkartıyoruz. Yani seyircinin içinde oynuyoruz. Bizim 25 yaşında da, 65 yaşında da müdavimimiz var. Kabare denildiği zaman hep aklımıza siyasi taşlamalar, belli birtakım taklitler, onun benzeri göndermeler, ’mesaj kaygısı’ diye bahsettiğimiz oyunlar aklımıza gelir. Ama bizim oyunumuzda bunların hiçbirisi yok. Tamamen durum komedisine dayalı, absürd komedi bir oyun sergiliyoruz" diyor.
Haldun Dormen’in asistanlığını da yapan Cenk Tunalı, Dormen’in kendilerine çok destek olduğunu anlatıyor. Tiyatro Kılçık, "Ayşegül Hindistan’da"yı bir sezon daha sergileyecek ve oyunu turnelerle diğer illere de taşıyacak. Tunalı, oyunun doğu felsefesinin hakim olduğu ’Canavar’, ’Reenkarnasyon’ ve ’Sayfiye’ başlıklı üç ayrı skeçten oluştuğunu; zaman zaman seyirciyle birlikte doğaçlama replikler sergilediklerini söylüyor.
Kuduruyoruz Kudurtuyoruz
Alternatif bir tiyatro anlayışını benimsediklerini vurgulayan Tunalı, "Biz olaya sadece bir tiyatro gözüyle bakmıyoruz. Oyuncumuz Ufuk Özkan’ın dediği gibi ’Müslümanlar cuma günü camiye, hıristiyanlar pazar günü kiliseye gidiyor; biz de pazartesi günleri buraya geliyoruz! 6 tane sempatik anlamda ’ruh hastası’ diyebileceğimiz arkadaş, sahnede kuduruyoruz ve seyircilerimizi de kudurtuyoruz" diyor.
Psikiyatrist ve Dört Hastasının Öyküsü
İstanbul Kraliyet Tiyatrosu, Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı’nın yazıp yönettiği "Hastasıyız" adlı müzikal komediyi her pazartesi akşamı saat 20.30’da Beyoğlu İmam Adnan Sokak’taki Cambaz’da sergiliyor. Bir psikiyatrist ve dört hastasının hikayelerinin anlatıldığı oyunda Serdar Orçin, Alper Düzen, Ahmet Saraçoğlu, Serhan Ernak, Berke Üzrek ve Barış Başar rol alıyor.
Hürriyet / Muharrem Aydın
http://img184.imageshack.us/img184/2858/portraitwf7sy5io5ip6aq4qm5.jpg (http://imageshack.us)
GeNiŞzAmAnLaR 12-07-07, 18:37 arkadşlar sana mecburum dizisinden fotolar olan varsa koyarr msısnız içinde berkenn olduğu
-A k e L d a N- 16-07-07, 03:07 Başarılı bir oyuncu..Bi kaç yerde gördüm,çok farklı roller olmasına rağmen çok başarılıydı..Tiyarocu ve eğitimli zaten,yeteneklide yolu açık olsun :img-wink: :img-yes:
Birazda resim;
http://img513.imageshack.us/img513/5940/adszdq5.png (http://imageshack.us)
http://img167.imageshack.us/img167/7471/13921yp3.jpg (http://imageshack.us)
http://img513.imageshack.us/img513/614/13922fi7.jpg (http://imageshack.us)
http://img66.imageshack.us/img66/6223/13923rb7.jpg (http://imageshack.us)
tatli lucy 26-07-07, 14:12 berke üzrek i gerçekten çok seviyorum,onun büyüüüüüüüüüük hayranıyım!:img-in_lo Her rolün altından başarıyla kalkıyor ama bi baş rol oynasa hiç fena olmaz hani!Ayrıca ben şöhret okulunu çok seviyodum ama reyting canavarı onu yedi:sad53:
http://img516.imageshack.us/img516/823/3c29bxv0.jpg (http://imageshack.us)
Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı
Süleyman olmuştu mülke
Geldi ecel, can ağladı
Doğu batı cenup şimal
Aman tanrı bu nasıl hal
Atatürk'e erdi zeval
Memur mebusan ağladı
Atatürk'ün eserleri
Söyleyecek bundan geri
Bütün dünyanın her yeri
Ah çekti, vatan ağladı
Fabrikalar icat etti
Atalığın ispat etti
Varlığın Türke terketti
Döndü çarh devran ağladı
Bu ne kuvvet, bu ne kudret
Var idi bunda bir hikmet
Bütün Türkler İnön'İsmet
Gözlerimiz kan ağladı
Tren hattı tayyareler
Tükler giydi hep kareler
Semerkantla Buharalar
İşitti her yan ağladı
Siz sağ olun Türk gençleri
Çalışanlar kalmaz geri
Mareşalin askerleri
Ordular tümen ağladı
Zannetme ağlayan gülmez
Aslan yatağı boş kalmaz
Yalnız gidenler gelmez
Her gelen insan ağladı
Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin özü
Koruyalım yurdumuzu
Dost değil, düşman ağladı(Aşık Veysel)
http://img217.imageshack.us/img217/2858/portraitwf7sy5io5ip6aq4tr6.jpg (http://imageshack.us)
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yeleleri alevden al bir ata binmiş
Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
Arkasından dağ dağ ordular geliyor
Her askeri Mustafa Kemal gibi.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
Al bir ata binmiş yalın kılıç
Koşuyorlar zaferden zafere...
Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
Ölmemiş bir Kasım sabahı!
Yine bizimle beraber her yerde.
Yaşıyor dört köşesinde vatanın
Yaşıyor damar damar yüreklerde.
Mustafa Kemal'i düşünüyorum:
Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
Uykularıma giriyor her gece.
Elllerinden öpüyorum.(Ü.Yaşar OĞUZCAN)
http://img123.imageshack.us/img123/5263/3c25bqx7.jpg (http://imageshack.us)
Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,
ne ağaç, ne kuş sesi,
ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin,
gece yıldızların altında kayalardır.
Ve şimdi gece olduğu için
ve dünya karanlıkta daha bizim,
daha yakın,
daha küçük kaldığı için
ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
evimize, aşkımıza ve kendimize dair
sesler geldiği için
kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
okşayarak gülümseyen bıyığını
seyrediyordu Kocatepe'den
dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Düşman üç saatlik yerdedir
ve Hıdırlık - tepesi olmasa
Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek.
Kuzeydoğuda Güzelim - dağları
ve dağlarda tek tek
ateşler yanıyor.
Ovada Akarçay bir pırıltı halinde
ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde
şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var:
Akarçay belki bir akarsu,
belki bir ırmak,
belki küçücük bir nehirdir.
Akarçay Dereboğazı'nda değirmenleri çevirip
ve kılıçsız yılan balıklarıyla
Yedişehitler kayasının gölgesine girip çıkar.
Ve kocaman çiçekleri eflâtun
kırmızı
beyaz
ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki
haşhaşların arasından akar.
Ve Afyon önünde
Altıgözler Köprüsü'nün altından
gündoğuya dönerek
ve Konya tren hattına rastlayıp yolda
Büyükçobanlar Köyü'nü solda
ve Kızılkilise'yi sağda bırakıp gider.
Düşündü birdenbire kayalardaki adam
kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri.
Kim bilir onlar ne kadar büyük,
ne kadar uzundular?
Birçoğunun adını bilmiyordu,
yalnız, Yunan'dan önce ve Seferberlik'ten evvel
Selimşahlar Çiftliği'nde ırgatlık ederken Manisa'da
geçerdi Gediz'in sularını başı dönerek.
Dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkaındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: "Üç" dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'de Afyon Ovası'na atlıyacaktı. (nazım hikmet)
http://img217.imageshack.us/img217/2858/portraitwf7sy5io5ip6aq4tr6.jpg (http://imageshack.us)
http://img254.imageshack.us/img254/9388/123bui6.jpg (http://imageshack.us)
Ey milletim
Ben Mustafa Kemal'im
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit değilse ilim
Kurusun damağım dilim
Özür dilerim
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer
Prangalı kalsın diyorsanız köleler
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Yetmediyse acısı şiddetin savaşın
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Özlediyseniz fesi peçeyi
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan şeyhten dervişten
Şifa buluyorsanız
Muskadan üfürükçüden
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek
Karaçarşafa girsin diyorsanız
Yobazin gazabından ürkerek
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın sultanın
Hala önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun
Ümmet kalın
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ(Süleyman Apaydın)
http://img259.imageshack.us/img259/5471/portraitwf7sy5io5ip6aq4wf6.jpg (http://imageshack.us)
http://img176.imageshack.us/img176/7650/image001ataturkzt6.gif (http://imageshack.us)
Dağ başını efkâr almış,
gümüş dere durmaz ağlar,
gözyaşından kana kesmiş gözlerim,
ben ağlarım, çayır ağlar, çimen ağlar,
ağlar, ağlar, cihan ağlar.
Mızıkalar iniler, ırlam ırlam dövülür,
altmış üç ilimiz, altmış üç yetim,
yıllar gelir geçer, kuşlar gelir geçer,
her geçen seni bizden parça parça götürür,
Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.
Diz dövdüm,
gözlerim şavkı aktı Sakarya'nın suyuna,
Sakarya'nın suları nâmın söyleşir.
Hemşehrim Sakarya, öksüz Sakarya.
Ankara'dan uçan kuşlar,
Kemal'im der günler günü çağrışır,
kahrolur bulutlara karışır,
gök bulut, yaşmak bulut,
uca dağlar, dev boyunlu morca dağlar
divan durmuş bekleşir,
Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.
Nasıl böyle varıp geldin, hoşgeldin,
çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin,
şol yüzünde güneş südü sıcaklık,
ellerinden öperim, Mustafa Kemal.
Senin dalın, yaprağın, biz, senin fidanların,
biz bunları yapmadık,
sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal.
Elsiz, ayaksız bir yeşil yılan,
yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal.
Hani bir vakitler Kubilay'ı kestiler,
çün buyurdun kesenleri astılar,
sen uyudun asılanlar dirildi,
Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.
Karalar kuşanmış, Karadeniz akmam diyor,
dokunmayın, ağlamaktan bıkmam diyor,
bu gece kıyamet gecesi, bu vapur Bandırma vapuru,
yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal,
ben ölümden korkmam diyor,
korkmam diyen dilleri toz oldu, toprak oldu,
değirmen döndü dolandı, yıllar oldu,
bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir,
o bize öğretmedi kazan kaldırmasını,
günahı vebali öğretenin boynuna,
erdirip oldurana ana avrat sövmesini,
yüreğim kırıldı kanım kurudu,
var git Karadeniz var git başımdan,
mızıka çalındı düğün mü sandın,
bir yol koyup gideni gelir mi sandın,
Mustafa'm, Mustafa Kemal'im.
Ankara'nın taşına bak,
tut ki baktım, uzar gider efkârım,
çayır ağlar, çimen ağlar, ben ağlarım,
gözlerimin yaşına bak,
Ankara Kalesi'nde, Rasattepe'de
bir akça şahan gezer dolanır,
yaşın yaşın mezarını aranır,
şu dünyanın işine bak,
Mustafa'm, Mustafa Kemal'im...(atilla ilhan)
http://img59.imageshack.us/img59/6219/1932007171646632397xp8.jpg (http://imageshack.us)
Çok başarılı bi oyuncu bence.Aynı zamanda da çok şeker:)Sana Mecburum daki halleride çok komik gerçekten çok başarılı:good:
http://img521.imageshack.us/img521/3741/ataturkac9.jpg (http://imageshack.us)
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.
Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed’in düşmanı boğuldu sele,
Mübarek kanını kattığı yerdir.
Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
Bir harbin sonunda, bütün milletin,
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.NECMETTİN HALİL ONAN
http://img260.imageshack.us/img260/8366/1932007171646632397xp8bv8.jpg (http://imageshack.us)
http://img211.imageshack.us/img211/3231/142ve6.jpg (http://imageshack.us)
“Söyle arkadaşım “dedi Anadolulu Mehmet
Yanıbaşında ki Anzak erine
“Nerelerden kopup gelmişin
Neden çökmüş bu mahsunluk üzerine”
“DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN” dedi gencecik Anzak
“Öyle yazmışlar mezar taşıma
Doğduğum yerler öylesine uzak
Örtündüğüm topraksa gurbet bana”
“Dert edinme arkadaşım” dedi Mehmet
“Değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet
Sende artık bizdensin
Sende bencileyin bir Mehmet”
Çanakkale toprağının
Üstü cennet altı mezar
Kavga bitmiş mezarlarda
Kaynaş olmuş yiten canlar
“Ya sen” dedi Mehmet
Oyun çağındaki İngiliz erine
“Yaşın ne senin kardeş
böylesine erken buralarda işin ne”
“Yaşım sonsuza dek on beş”
dedi ufak tefek İngiliz eri
“Köyümde askercilik oynar
coştururdum trompetle bizimkileri
Derken kendimi cephede buldum
Oyun muydu gerçek miydi anlamadan
Bir sahici kurşunla vuruldum
Sustu boynumdaki trompet
Son verildi böylece oyundan bozma işime
Gelibolu’da bana bir yer kazıldı
Mezar taşıma ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ yazıldı
Öyküm de künyem de bundan ibaret
Yağmur yağıyordu usul usul toprağa
Gözyaşları düşerek üstüne sanki
Damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa
Sahibini yitiren bir trompet
“Ya sizler” dedi Mehmet
Dünyanın dört kıtasından
Mezar dolusu erlere
“Hangi rüzgar savurdu sizleri
bu bilmediğiz yerlere”
Kimi İngiliz’di kimi İskoç
Kimi Fransız dı kimi Senegalli
Kimi Hintli kimi Nepall
Kimi Avustralya’ dan Yeni Zellanda ’dan Anzak
Gemiler dolusu asker
Her biri niye geldiğinden habersiz
Gelibolu’nun oya gibi koylarından sızarak
Tırmanmışlardı dağa bayıra
Siper siper yara gibi yarılan toprak
Mezar olmuştu savaş ardından onlara
Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR
Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ
Kiminin de mezar taşında
On altı,on yedi on sekiz yaşında
EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı
Çanakkale topraklarında
Her birinin erken biten yaşam öyküsü
Eski yazıtlar gibi taşlara böyle taşlara böyle kazılı
“anlamaz mıyım”dedi “halinizden kardeşler”
adına yazılı taşı bile olmayan asker
Anadolulu Mehmet
“Bende yüzyıllarca yaban ellerde
Neyin uğruna bilmeden can vermişim
Kendi yurdum uğruna can vermenin tadına
İlk kez Çanakkale’ de ermişim
Uğrunda can verdikçe vatanlaştı ancak
Ekip biçtiğim padişah mülkü toprak
Değil mi ki sizler alamazsanız bile
Bu topraklar almış sizleri basmış bağrına
Sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale “
Çanakkale toprağının
Üstü cennet altı mezar
Kavga bitmiş mezarlarda
Kaynaş olmuş yiten canlar
Bir garip savaştı Çanakkale Savaşı
Kızıştıkça kızgınlığı dindiren
Ara verdikçe ateşe düşmanı kardeşe
Döndüren bir savaş
Kıyasıya bir savaştı
Ama saygı üreten bir savaş
Yaklaştıkça birbirine
Karşılıklı siperler
Gönüllerde yakınlaştı
Düştükçe vuruşanlar toprağa
Dostlar gibi kaynaştı
Savaş bitti
Ölenler kaldı sağlar gitti
Köylü köyüne döndü evli evine
Kır çiçekleri geldiler akın akın
Çekilen askerlerin yerine
Yaban gülleri dağ laleleri papatyalar
Kilim kilim yayıldılar toprağa
Siper siper
Toprağın savaş yaralarını örttüler
Koyunlar koruganları yuva yaptı kendine
Kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine
Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle
Silah yerine sapan tutan elleriyle
Geri aldı savaş alanlarını doğa
Can geldi toprağa silindikçe kan izleri
Yeryüzünde cennet oldu öylece
O cehennem savaş yeri
Şimdi Çanakkale Gelibolu
Bahçe bahçe
Ülke ülke
Mezar dolu
Üstü cennet altı mezar
Çanakkale toprağının
Kavga bitirmiş mezarlarda
Kaynaş olmuş yiten canlar
“Huzur içinde uyusun”
Vuruştukları topraklarda
Kavgadan kinden uzakta
Yanyana dostça yatanlar BÜLENT ECEVİT
http://img260.imageshack.us/img260/8366/1932007171646632397xp8bv8.jpg (http://imageshack.us)
http://img256.imageshack.us/img256/1921/time12vb4.jpg (http://imageshack.us)
Siz beni hala anlamadınız
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş ‘Yıl 1919,Mayısın 19’u’diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor övüyorsunuz.
Mustafa Kemal’i anlamak bu değil
Mustafa Kemal ülküsü,sadece söz değil
Bırakın o altın yaprağı artık
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana,neler yaptınız ondan haber verin
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun,sefaletin?
Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değil
Mustafa Kemal’in ülküsü sadece söz değil…
Hala o acıklı ağıtlar dudaklarınızda
Hala oturmuş,10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz
Uyanın artık diyorum,uyanın,UYANIN!
uluslar,fethine çıkıyor,uzak dünyaların..
Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil
Mustafa Kemal ülküsü,sadece söz değil…..
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız
Labaratuarlarda sabahlayın,kahvelerde değil
Bilim ağartsın saçlarınızı,kitaplar
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar
Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil
Mustafa Kemal ülküsü,sadece söz değil
Demokrasiyi getirmiştim sizlere,özgürlüğü
Görüyorum ki aynı yerdesiniz,hiç ilerlememiş
Birbirinize düşmüşsünüz,halka eğilmek varken
Hani köylerde ışık,hani bolluk,hani kaygısız gülen?
Mustafa Kemal’i anlamak itişmek değil
Mustafa Kemal ülküsü,sadece söz değil
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime,sanata varılmaz dalkavuklarla.
Bu vatan,bu canım vatan,sizden çalışmak ister
Paydos övünmeye,paydos avunmaya,yeter,YETER!
Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil
Mustafa Kemal ülküsü,SADECE SÖZ DEĞİL(HALİM YAĞCIOĞLU)
http://img256.imageshack.us/img256/7685/1932007171646632397xp8bhb7.jpg (http://imageshack.us)
http://img211.imageshack.us/img211/7707/2b12bwm8.jpg (http://imageshack.us)
Gecenin arkasında bir yerde,
Ufaldıkça gaz lambaları,
Nehrin omuzlarına yaslanıp
yaşlı ve dindar
Yalnızlıktan soğumuş dağlar,
Kalpaklı bir süvari dolaşırmış gizlilerde,
Köylüler böyle diyorlar,
Yatsıları..
Nal sesleri duyulur mu yağmur olursa
Ne mümkün
En usul havalarda duyulacak
Erzurum'a doğru şah damarın oynar gibi,
Gören eden yok, her nasılsa
Kalpaklı olduğunu biliyorlar.
Bir elinde kılıç, bir elinde sancak,
Kemah köylüğünde,
Fakir fukaraya azık dağıtasıymış,
Üçer arşın kefenlik,
İçlik ve mintan,
Birer kese sarı lira cep harçlığı,
Olur mu olmaz mı
Orası bilinmiyor..
Tılhas’ta bir kağnıya dokunmasıyla
bir ne halsa,
Araba traktöre tebdil olmuş
Allah tarafından.
Tercan toprağındaki kerametini
Anlata anlata bitiremiyorlar.
Köylüler böyle diyorlar..
Gecenin arkasında bir yerde,
Ufaldıkça gaz lambaları,
Nehrin omuzlarına yaslanıp
yaşlı ve dindar,
Yalnızlıktan soğumuş dağlar,
Kalpaklı bir süvari dolaşırmış
gizlilerde,
Köylüler böyle diyorlar
yatsıları..
Kemal Paşa'dır diyorlar...(atilla ilhan)
http://img257.imageshack.us/img257/1176/1932007171646632397xp8bar9.jpg (http://imageshack.us)
http://img211.imageshack.us/img211/9972/time19ou3.jpg (http://imageshack.us)
Öküzsüz toprağı sürüp
Aç yorgun dönünce
Ekmektir sevi ..
Serptiğin tohum senin
Seninse biçeceğin başaklar
Topraktır sevi ..
Acıların bölünür
Bölünürse ikiye yürek
Kadındır sevi ..
Kelepçe olursa bileklerinde çaresizlik
Ulaşmak için özgürlüğe
Silahtır sevi ..
Dalgalansın diye gönderde
Koşmak cepheden cepheye korkusuz
Bayraktır sevi ..
Aydınlığa dönüşür karanlık
Mavi gözlerine bakınca
Ata'dır sevi ...Mahmut TURGUT
http://img211.imageshack.us/img211/8260/1932007171646632397xp8bbp2.jpg (http://imageshack.us)
http://img530.imageshack.us/img530/8017/time33ta5.jpg (http://imageshack.us)
Tükenir elbet
Gökte yıldızlar denizde kum tükenir
Bu vatan bu topraklar cömert
Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez ..
Ben de etten kemiktendim elbet
Ben de bir gün göçecektim elbet
İki Mustafa Kemal var iyi bilin
Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
Ruh gibi bir şey görünmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez ..
Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
Bilimin yapıcılığın aydınlığında
Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
Evrensel yepyeni buluşlarda
Geriliği kovmuşum ben dönmez
İnanın Mustafa Kemal'ler tükenmez ..
Başın mı dertte beni hatırla
Duy beni en sıkıldığın an
Baştan sona her şeyiyle bu vatan
Sakın ağlamasın kasımlarda
Fatihler, Kanuniler ölmez
İnanın Mustafa Kemaller tükenmez ...~ Halim YAĞCIOĞLU ~
http://img211.imageshack.us/img211/8260/1932007171646632397xp8bbp2.jpg (http://imageshack.us)
http://img526.imageshack.us/img526/6097/time07vm4.jpg (http://imageshack.us)
Şurada, kabrin üzerinde konulmuş bir,
Beyaz taş var, onun altında bayraklar
Temevvüç ederken, kelleler uçuşurken...
Celâdeti tâbân olurken aldığı cerîhai mevt
İle bu âlemi hîçîye vedâ etmiş bir
Asker yatıyor...
Onun hâbı istirahate çekildiği şu
Makberin üzerine rüfekası eşki teessür döktüler.
Kadınlar dümü rizi mâtem oldular. İhtiyarlar
Nâle eylediler, çocuklar ağladılar.
Şu söğüt ağacının nim setreylediği senin
Mezarın üzerine bir zırh başlık ile kılıç hak,
Olunmuştur. İşte orası o kahramanı muhteremin
Câyi istirahatidir. Ne mutlu ki, hâki pâye vatan
Ona nâilini intizar olmuş!...MUSTAFA KEMAL atatürk
http://img526.imageshack.us/img526/8245/1932007171646632397xp8bdq4.jpg (http://imageshack.us)
‘Bana Şans Dile’, 5 Ekim’de sinemalarda06 Ekim 2007
“Babam ve Oğlum” filmi ile gişe rekorları kıran yönetmen Çağan Irmak’ın beklenen yeni filmi “Bana Şans Dile”, 5 Ekim’de vizyona girecek.
İSTANBUL - Muhteşem Film’den alınan bilgiye göre, Muhteşem Film ile İrfan Tözüm’ün yapımını gerçekleştirdiği, Çağan Irmak’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği film, 5 Ekim Cuma günü 28 ilde 70 kopyayla gösterime girecek. Çağan Irmak’ın ilk sinema filmi olma özelliği taşıyan filmde, Deniz Uğur, Melisa Sözen, Rıza Kocaoğlu, Nilgün Belgün, Volkan Severcan, İsmail Hacıoğlu, Aysun Metiner, Levent Sülün, Nuran Yılma, Başak Daşman, Kutay Köktürk, Berke Üzrek, Güler Ökten, Mert Akça, Bülent Seyran, Hakan Erişken, İlter Genay ve Remzi Evren rol alıyor.
Aksiyon ve gerilim türünün Türkiye’deki ender örneklerinden olan “Bana Şans Dile”, gençlerin, aile içi şiddet, sevgisizlik ve iletişimsizlik sonucu saptıkları yanlış yolları anlatıyor. Filmin konusu özetle şöyle:
“İçine kapanık, iletişimsiz, sakar lise öğrencisi Bahadır bir sabah uyandığında dünyayı değiştirmeye karar verir. O sabah okula giderken beline taktığı tabancayla sınıf arkadaşlarını rehin alarak korkulu anlar yaşatacak olan Bahadır, onlardan hayatları boyunca kendilerini en çok yaralayan anılarını anlatmalarını ister.
Film boyunca annesi tarafından çocukluğunda dolaba kilitlenen ve karanlıktan korkan Çağlar, ünlü bir televizyoncu olmaya çalışan ve maddi durumu pek iç açıcı olmayan Ayşegül, şair olmaya çalışan romantik Behiç, satanist gruplara katılan Serkan, otoriter bir babanın baskısından bunalmış Türker ve hiç anne sevgisi görmemiş Bahadır’ın öyküleri anlatılıyor. Bir muhabirin de kışkırtmasıyla çığırından çıkan olaylar, soğukkanlı davranmaya çalışan komiser ve öğretmenleri fazlasıyla zorlayacak, sınıf ve bahçedeki olaylar hiç beklenmedik şekilde gelişecektir.”
Yönetmen Çağan Irmak, film hakkında görüşlerini şöyle anlattı:
“Çocukların ergenliklerini yaşadığı dönem içerisinde genellikle bir kurban seçilir. Bir günah keçisi... Bu genellikle biraz daha sakar, biraz daha uyumsuz, biraz kaybetmiş bir tip oluyor. Bütün insan gruplarında mutlaka bir günah arındırıcı, insanın ilkel egosunu temize çekebileceği bir kurban yer alıyor ve herkes onu yaralıyor. Bu filmde de Bahadır öyle. Gerçek hayatta Bahadır olmak istediğim zamanlar çok oluyor. Çok dolduğum ve herkesi bağlayıp dünya görüşümü anlatmak istediğim zamanlar oluyor. O yüzden bu filmimde tekrar liseli olmak istedim.”
“Uluslararası İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma” ve “Ankara Film Festivali Ulusal Yarışma”ya katılan film, Şile Büyülü Fener Film Festivali’nde “En İyi 2. Film”, Rıza Kocaoğlu ile “En İyi Erkek Oyuncu”, Melisa Sözen ile “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödüllerini aldı.
http://img157.imageshack.us/img157/4540/bsdberkeuzrekgi3.jpg (http://imageshack.us)
Şu insanlardan hangisi ben'im?
Hele sen şu kavgayı, gürültüyü dinle,
ağzıma, sözüme kulak asma.
Hem sen beni elden çıktı bil.
Yoluma kadeh madeh koyayım da deme.
Önüme ne çıkarsa tuzla buz ederim.
Hem ben tıpatıp sana benzerim.
Ağlarsan ağlarım,
gülersen gülerim.
Asıl sen vardın ortada,
ben senin elinde bir ayna.
Sen yeşillikte bir ağaç,
ben senin gölgen.
Ben senin gôlgen olduktan sonra
hemen gider kendime bir dost ararım
kurmak için yanında çadırımı,
ararım bir taze gül fidanı.
Sonra sâkinin kapısına varır,
vurur testimi kırarım.
Sonra oturur bardak bardak içerim
ciğerimden akan kanı(Mevlana Celaleddin Rumi)
http://img91.imageshack.us/img91/6776/1932007171646632397xp8bbf5.jpg (http://imageshack.us)
Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben,
Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,
Bir öyle garip hale bugün geldim ki
Sen benmisin, bilmiyorum, ben mi senim. (Mevlana Celaleddin Rumi)
yeni dizis gelio iişallah budizi uzun süreli olur yoksa yazık bu çocuga ya oynadıgı dızıler hep kısa surdu aslında cok yetenklı ama kader işte
arkadaşlar berke yeni bir dizide oynamaya başladı HAVALİMANI isimli. bu dizinin yni bir fan sitesi kuruldu üye olmak istyn arkadaşlar pm atabilirler=)
dilara07yusuf 27-12-07, 17:51 slmlar benide araniza alirsaniz cook sevinirim
yeni diziyi bende gördüm güsele benzio....
bide su bütün atatürk seyleri fln güselde berkeyle ne alakasi var annamadim
neyse resim ekleyeyim
http://img177.imageshack.us/img177/3637/n5424258404290648787hl3.jpg (http://imageshack.us)
+
http://img266.imageshack.us/img266/166/n5424258404290659104cj5.jpg (http://imageshack.us)
+
http://img177.imageshack.us/img177/6352/n5424258404290762823ef2.jpg (http://imageshack.us)
bu başlığa ilk defa giriyorumm
berkeyii çok seviyorum ilk çocuğun var derdin var da oynuyodu orda çok şelkerdii sonra başka bi dizide görmüştümm en son havalimanıı çok şeker ve iyi bi oyuncu
dilara07yusuf 03-01-08, 12:32 Dilara03 buraya yorum yaptigin icin cok tesekür ederiz umarim seni daha fazla görürüz burda
buda benden
http://img404.imageshack.us/img404/2113/n5424258404457366385qx8.jpg (http://imageshack.us)
http://img528.imageshack.us/img528/7698/havaliman30530002an9.jpg (http://imageshack.us)
http://img111.imageshack.us/img111/8462/havaliman30540001lr4.jpg (http://imageshack.us)
http://img128.imageshack.us/img128/9862/havaliman32010001vs6.jpg (http://imageshack.us)
http://img99.imageshack.us/img99/1114/havaliman32020002qk6.jpg (http://imageshack.us)
dilara07yusuf 13-01-08, 14:07 omayra73 cnm resimler süper ekledigin icin saol:D
ya berke dizide kaslarini cok ince almis ya...biras degisik :D ama olsun...
omayra we dilara03yusuf resimlerr süperr
bence berke sakalsız daha yakışıklıı
dilara07yusuf 16-01-08, 21:52 yokk yaaa sakalsiz daha cocuk gibi ( öylede cok tatli ama )
sakal yakisio ama kaslarini fazla alio gibi:D:Dneyse böylede tatlii:D:D
http://img184.imageshack.us/img184/904/12724823dl0.gif (http://imageshack.us)
benden ..resimler için sagolun arkadaşlar :)
dilara07yusuf 25-01-08, 20:25 way beaa gülcincimm gifin harika:img-yes:
ellerine saglik cnm:img-wink:
dilara07yusuf 02-02-08, 15:40 buyrun biraz canlanalim diye calisma yaptim
http://img524.imageshack.us/img524/190/berkeavikk1.jpg (http://imageshack.us)
+
http://img524.imageshack.us/img524/436/berkeavi2ww6.jpg (http://imageshack.us)
dilara07yusuf 02-02-08, 15:42 http://img530.imageshack.us/img530/4996/berkeavi3nw1.jpg (http://imageshack.us)
+
http://img110.imageshack.us/img110/3405/berkeavi12bi0.jpg (http://imageshack.us)
devami daha sonra.....
dilara07yusuf adın dilara galiba adaşız yani:) çalışmaların süper olmuş
gülçin giftin harika
dilara07yusuf 03-02-08, 21:53 evet ada$Im bende dilooo
yorumun icin cok saool
bunlarda son
http://img528.imageshack.us/img528/1311/berkeavi22dc7.jpg (http://imageshack.us)+http://img528.imageshack.us/img528/3903/berkeavi32qt4.jpg (http://imageshack.us)
http://img264.imageshack.us/img264/3015/dsc0052wf4.jpg (http://imageshack.us)
http://img181.imageshack.us/img181/4614/dsc0056tl6.jpg (http://imageshack.us)
http://img164.imageshack.us/img164/2585/dsc0057ho8.jpg (http://imageshack.us)
http://img264.imageshack.us/img264/3479/havalimaniframewn5.jpg (http://imageshack.us)
dilara07yusuf 04-02-08, 18:30 aşk_bu canim cok saol resimler icin ama diziye noldu yaa
bitti mi günü mü degisti ??
ben 2 haftadir görmüyorum.. :S
nolur yardimci olun:img-help::img-help::img-help:
sanırım dizi yayından kaldırılmış starın web sitesinde terminalin reklamı yok güzel diziydi bence şans verilmeliydi bu diziye
http://img253.imageshack.us/img253/4060/banasansdileafisdf3.jpg (http://imageshack.us)
http://img149.imageshack.us/img149/3729/adszwp4.png (http://imageshack.us)http://img149.imageshack.us/img149/4195/ea3698158abfff46aab8db3ur8.jpg (http://imageshack.us)
dilara07yusuf 09-02-08, 00:51 aşk_bu canim benim sorumu cevapladigin icin cok saol
ayrica resimler icinde cok tesekürler
+ rep. ;);):)
dilara07yusuf 14-02-08, 19:14 |