Tüm Versiyonu Göster : Melek Gençoğlu
forever_bim 20-04-08, 13:43 Filmografi
Dudaktan Kalbe Yönetmen: Andaç Haznedaroğlu 2007
Menekşe ile Halil Yönetmen: Uluç Bayraktar 2007
Yaprak Dökümü Yönetmen: Mesude Erarslan 2006
Zeynep Yönetmen: Aram Gülyüz 2005
Çalınan Ceset Yönetmen: Andaç Haznedaroğlu 2004
24 Saat Yönetmen: Cem Sürücü 2004
Koçum Benim Yönetmen: Vecihi Ener 2002
Mahallenin Muhtarları Yönetmen: Oğuz Yalçın 1992
forever_bim 20-04-08, 13:50 17.02.2008
Ali Rıza Bey mi haklı, çocuklar mı?
Geçen yıl olduğu gibi bu yılın da en çok reyting alan dizisi Yaprak Dökümü'nü izlerken, ailesini bir arada tutmak istedikçe, yuvadan uçmasına engel olmayan Ali Rıza Bey'in haklı olduğunu düşünüyor musunuz?
Reşat Nuri Güntekin'in 136 sayfalık unutulmaz eseri "Yaprak Dökümü" televizyon dizisi olarak iki yıldır ekranlarda ve görünen o ki önümüzdeki yıl da devam edecek.
Kitaptan yola çıkarak senaryoyu yazan Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu, dizinin ilgi görmesini, yaprak dökümünün günümüzde de yaşanmasına bağlıyorlar. Aile var olduğu sürece benzer sorunların hep yaşanacağını söylüyorlar.
MASANIN ETRAFINDAKİLER
Yazının girişindeki soruya ise şu cevabı veriyorlar: "Kitabı tekrar okuduğumuzda Ali Rıza Bey'in haksız olduğunu görüyoruz. Çağına ayak uyduramayan bir adam çünkü. Üstelik mücadeleci de değil. Eli ceketinde, gözü kapıda. Ne zaman bir haksızlıkla, yolsuzlukla karşılaşsa itiraz ediyor ama mücadele etmiyor. Yaptığı şey, kapıyı çekip gitmek oluyor.
Evlenirken bile kendisi karar vermemiş. Hayriye Hanım'la, bir ahbabı vasıtasıyla tanıştırılınca, 'hayır' diyemediği için evlenmiş. Hiç işlemediğimiz bir karakter, şimdi yavaş yavaş altını dolduruyoruz. Önümüzdeki sezonun sürprizlerinden biri Ali Rıza Bey. Soruya dönersek, kızlar haklı aslında. Aile haklı daha doğrusu. O masanın etrafındaki herkes haklı."
BİR CÜMLEDEN BİR BÖLÜM
Yüzotuzaltı sayfalık bir romanı nasıl geliştiriyorlar? Kitapta olmayan olayları ve karakterleri nasıl ekliyorlar?
"Üstat öyle bir yazmış ki, bir cümleden bir bölüm çıkabiliyor," diyerek söze başlıyor Ece Yörenç ve devam ediyor: "Dört yıl var mesela, kitapta detaylandırılmayan. Biz o arada neler olduğunu, olabileceğini anlatmaya çalışıyoruz. Veya kitapta 1-2 kelimeyle anlatılan karakterleri ortaya çıkarıyoruz.
Mesela Neyir Hanım ve kızı var kitapta. Niye var? Yarın-öbür gün Fikret, onun sayesinde koca bulacak. Bir komşu kadın onların hayatında bu kadar etkiliyse, o kadını daha iyi tanımak gerekir, diye düşünerek, onu aileye kaynaştırdık. Ve kızına da bir rol yükledik."
DÜZENE TESLİM OLMAK
Bazı karakterleri ise birleştirmişler. "Mesela, sen çiçeklere çok düşkünsün Ali Rıza Bey, ama çiçeklere su vermezsen kurur gider, eve para getirmemeye başla, sen gör o zaman yaprak dökümünü" diyen bir Sansar karakteri vardır kitapta, Ali Rıza Bey üçkağıtçılığını eleştirdiğinde bu sözü söyleyen. Sansar kitabın sonunda yine karşısına çıkar ve haklı olduğunu hatırlatır ona. Bir de kızların kapıştığı Suriyeli bir adam. Biz ikisini birleştirdik, Oğuz karakterini yarattık."
Romanla dizinin en belirgin farkının ise "umut" olduğunu belirtiyor dizinin senaristleri; "Hiç umut yok kitapta. Herkes düzene teslim oluyor. En küçük kız, ablasının metres olduğu adamın pantolonunu ütüler son satırda. Bizse umut vermek istiyoruz. Herkesin tarafını tutarak umuttan bahsetmek istiyoruz"
Umuda hepimizin ihtiyacı yok mu? Özellikle de şu günlerde...
Yeni Asır Seda Kaya GÜLER
forever_bim 20-04-08, 14:06 Aksam gazetesi, Pazar Eki
Dizileri onlar sevdiriyor
‘Dudaktan Kalbe’, ‘Yaprak Dökümü’, ‘Menekşe ile Halil’ ve ‘Aşk Yeniden’... Bu dört dizinin ortak noktası, senaryo yazarlarının aynı olması; Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu haftada 300-350 sayfa senaryo yazarak zor bir işin altından başarıyla kalkıyorlar.
İki şahane kadınla tanıştıracağım sizi. Onları gıyaben tanıyorsunuz aslında. Sıkı bir televizyon izleyicisi olarak, senaryosunu yazdıkları dizileri seyre daldığınızda, kâh kendilerinin kâh yazarların yarattığı kahramanlara gülüp ağlarken, onların dünyasına da dalıyor, kendi hayatlarından taşıdıkları izleri, gözlemleri, dünya görüşlerini izliyorsunuz.
‘Dudaktan Kalbe’, ‘Yaprak Dökümü’, ‘Menekşe ile Halil’ ve ‘Aşk Yeniden’ dizilerinin senaristleri Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’ndan söz ediyorum.
İkisi de yazma işine ‘Mahalle’nin Muhtarları’ dizisiyle başlamış. İkisinin de hayatında bir dönüm noktası olmuş Kandemir Konduk’la tanışmak.
337 bölüm yazdık” diye söze başlıyor Ece Yörenç. Ardından ‘Koçum Benim’ ve ‘Ana Kuzusu’ gelmiş. Program Müdürü olarak başladığı televizyonculuk kariyerinde bugün elmax olarak digitürk’te yayınlanan kanalın Genel Yönetmenliği’ne kadar yükseliyor. Ama bugünlerde varsa yoksa diziler.
Sabah 9’da başlıyorlar mesaiye birinin evinde veya ofiste buluşarak. Tabii önce televizyon dilinde ‘tretman’ denilen hikayeyi yazıyorlar. Yani dizide seyrettiğimiz sekansları tek tek bölümlere ayırıyor ve olacakları belirliyorlar. Yaklaşık 40 sekans oluyor 90 dakikalık bir dizide. Sonra diyalogları yazmak için bu bölümleri paylaşıyorlar. Yeniden bir araya geldiklerinde okuyup, mantık hataları varsa düzeltip her cümlenin, her kelimenin üstünden tek tek geçiyorlar.
Yoğun çalışmalarının sebebi ‘Yaprak Dökümü’. Onun başarısı diğer dizileri doğurmuş veya yazmaya teşvik etmiş, yayınlanmasına vesile olmuş. Birçok kez filmi ve dizisi yapılan Reşat Nuri Güntekin’in bu unutulmaz eserini dizi yapmaya karar ermelerinin nedenini şöyle anlatıyor Ece Yörenç:
“Elmax’ta yayınlanan ‘İyi Seyirler’ adlı program için Bennu Yıldırımlar’la röportaja gidilmişti. Yine Fikret’i oynuyordu tiyatroda. Montajı izlerken bir anda gözümün önüne geldi hikaye. Önümüzdeki sene için yeni projeler arıyorduk, düşündüm ki şu anda yaşadığımız yaprak dökümü o zamankinden daha farklı değil. Hemen Ekrem Çatay’a koştum. ‘Dönem filmi olmaz’ dedi. Bugüne uyarlayacağımızı anlatınca 3 dakikada ikna oldu ve 1 saat içinde telif haklarını alıp hazırlıklara başladık.”
Melek Gençoğlu giriyor hemen söze:
“Ece haber verince çok heyecanlandım. Bugüne kadar yapılmış her işi izledik. Bildiğim kadarıyla televizyonda ilk kez günümüze uyarlanan bir iş yapacaktık. 1.5 yıl çalıştık üstünde. İlk bölüm 4. oldu, üzüldük aslında, beklentimiz daha yüksekti. Sonraki bölümler hep ilk üçe girdi, 16. haftadan itibaren birinciliğe oturdu. 70 milyon seyretmiyor ama her iki kişiden biri bizi izliyor.”
Peşinden yine Reşat Nuri Güntekin’in ‘Dudaktan Kalbe’si geliyor. O da hep ilk onun içinde ve son haftalarda yayınlandığı saatin birincisi oluyor.
Belli bir hikayesi olan edebiyat eserini nasıl geliştiriyorlar? Yeni karakterleri ve kitapta yazılı olmayan sahneleri nasıl ekliyorlar?
‘AŞK-I MEMNU’ GELİYOR
“Üstat öyle bir yazmış ki bir cümleden bir bölüm çıkabiliyor” diyor Ece ve devam ediyor: “4 yıl var mesela kitapta detaylandırılmayan. Biz o arada neler olduğunu, olabileceğini anlatıyoruz. Veya kitapta bir-iki kelimeyle anlatılan karakterleri ortaya çıkarıyoruz. Mesela Neyir Hanım ve kızı var kitapta. Niye var? Yarın-öbür gün Fikret onun sayesinde koca bulacak! Bir komşu kadın onların hayatında bu kadar etkiliyse, o kadını aileye kaynaştırdık, kıza da bir rol yükledik.” Önümüzdeki sezon içinse Halit Ziya Uşaklıgil’in eseri ‘Aşk-ı Memnu’yu yazıyorlar. Müjde Ar’la tanışmamızı sağlayan bu dizi de önümüzdeki yıl ses getireceğe benziyor. Hep eski edebiyat eserlerini mi günümüze uyarlayacaklar? Günümüz yazarlarıyla çalışmayı planlamıyorlar mı? Planlıyorlar. Bir örneği de ‘Menekşe ile Halil’. “Elif Şafak’tan dizi yapmak için bir aşk hikayesi yazmasını istedik. O da bize bu hikayeyi getirdi. Başta Halil yoktu, İtalyan bir delikanlı ile Türk kızının aşkını konu alıyordu. Biz Halil yaptık onu. Kitabı daha sonra yazılacak” diyorlar. Zülfü Livaneli’nin yazdığı ‘Leyla’nın Evi’ni okuyunca “Ne güzel dizi olur” demişler ve yapılacağını öğrenince de sevinmişler. Başka beğendikleri romanlar, öyküler de var ama başkalarına tüyo olur diye söylemiyorlar…
TRT’de yayınlanan bir diğer işleri ise ‘Aşk Yeniden’. Türkan Şoray ve Cihan Ünal için yazılmış bir hikaye. Büyük bir aşkla evlenip yıllar önce ayrılan ve uzun süre birlikte film yapmayan ikiliyi bir araya getirme projesi... Dizinin adı ‘Şiddetli Geçimsizlik’miş ama reklam ajansı negatif etki yaratmasın diye ‘Aşk Yeniden’i önermiş.
Dram dizileri ağırlıkta ama kendilerini komediye daha yakın hissediyorlar. Birlikte çalışırken hem gülüp hem de ağladıklarını söylüyorlar. Hele bir ağlamaları var ki; bir hafta dinlenip sonra da yeni sezonu yazmak için karayoluyla Bodrum’a tatile giderken, yolda dinledikleri bir şarkıdan etkilenip ağlamaya başlamışlar ve yeni bölümü Bafa ile Bodrum arası ağlaya ağlaya yazıp bitirmişler.
Bazen dizi karakterleri karışıyor; Ali Rıza’ya Halil dedikleri oluyor ama 4 diziyi henüz birbirine karıştırmamışlar. Ancak kimi karakterleri diğer diziye arada bir katmak gibi fantezileri var. Mesela Menekşeyi oynayan Sedef Avcı’yı ‘Yaprak Dökümü’nde de oynatmışlar Nejla’nın nişanlısının kardeşi olarak. İleriki bölümlerde Menekşe ile Halil bankaya gittiklerinde Şevket’le karşılaşırlarsa şaşırmayın! Şevket kıza “sizi bir yerden tanıyorum ama nereden?” diyebilir hatta...
İkisi de terazi burcu. İkisi de iyi gözlemci. İkisi de ‘Lost’ hayranı. En beğendikleri yerli dizi ‘Bıçak Sırtı’. En çok yapmak istedikleri önce bir filme imza atmak, sonra da kitap yazmak.
Menekşe ile Halil’in ilk bölümünde Mustafa’nın teyzelerini oynayarak kamera karşısına geçmişler ama yetmemiş, her dizide bir kez görünmeye kararlılar.
Hayal dünyam çok genişti
Melek Gençoğlu
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu, çocukluktan sinema ve edebiyata meraklı. “Sinemadan eve dönünce misafir odasına girer, kapıyı kapatır bütün karakterlere bürünüp filmi tek başıma oynardım. Hayal dünyam çok genişti ve çok girişken bir çocuktum. Şarkı söyler, taklit yapardım. Üniversitede bir çekingenlik geldi üstüme. Mezun olduktan sonra alakasız bir işe girdim, iş arkadaşımla evlendim. Hâlâ evliyim, iki çocuğum var. Yakın çevreme baktığımda çok özgür bir kadın olduğumu görüyorum. Yaptığım işle gurur duyuyorum.”
Eşim yaşasaydı her şey farklı olabilirdi
Ece Yörenç
Daha özgür olmak için Ankara’ya, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne gitmiş ama dönemin öğrenci olaylarından korkan babasının intihar teşebbüsüne dayanamayıp geri dönmüş. “Aşk evliliği mi?” sorusuna, “Hem de nasıl!” dedirten bir evlilik yaşamış. “Kocamın iki kardeşi ve ben aynı evde yaşadık bir süre. Yatılı okul gibiydi, bulaşığına tavla oynuyorduk. Yemek ve ev işi yapan ben olmayayım diye çalışmaya başladım. Çocuk olunca ara verdim. Açık Öğretim Fakültesi İşletme’yi bitirdim. Ve hiç beklemediğim bir anda eşimi kaybettim. Eşekten düşmüş karpuza döndüm. Onun işini devraldım, ticaretle uğraştım. Kocam yaşasaydı kendimi bu yönde geliştirir miydim bilmiyorum ama Kandemir Konduk’la tanışmak hayatımı değiştirdi. O kadar mutlu olduğum bir işi yapıyorum ki!”
SEDA KAYA GÜLER
-Şevket'in gidişi hikayede varmış-
Yaprak Dökümü'nde Şevket rolünü oynayan Caner Kurtaran'ın bir süre diziden uzak kalması senaryonun da değiştirildiği düşüncesini doğurmuştu. Oysa hikayede zaten böyle bir kaçış varmış...
http://www.televizyongazetesi.com/img/haber/manset/eceyorenc_melekgencoglu.jpg
Kanal D'nin sevilen dizisi Yaprak Dökümü'nün senaristleri Melek Gençoğlu ve Ece Yörenç, Cengiz Semercioğlu'nun SKYTURK'teki Full Ekran programına konuk oldular.
Her hafta merakla beklenen Yaprak Dökümü dizisinde Şevket'in bankayı dolandırarak kaçması, özel hayatında uyuşturucu nedeniyle tedavi gören Caner Kurtaran'ın diziden bir süre uzaklaşması gerektiği için senaryonun değiştirildiği düşüncesini doğurmuştu. Semercioğlu, senaristlere bu durumu sordu. Ece Yörenç şöyle cevap verdi:
"Yaprak Dökümü büyük bir aile. Ailede olabilecek her şey, hayatta olabilecek her şey. O kadar gerçek bir dizi ki... Bizde de olabilir ve biz 3-4 bölüm stoklu çalışıyoruz zaten. Kitapta da Şevket karakteri evden kaçar. Hatta ararlar, bulamazlar, haber alamazlar. Sonra da tutuklandığı haberi gelir. Biz hikayeye bağlı kalarak devam ediyoruz. Aile içinde yaşanan şanssızlıklar olabilir ama Şevket'in gidişatı buydu. Biz de öyle devam ettik."
Oğuz karakteri gidiyor mu?
Cengiz Semercioğlu, Tolga Karel'in oynadığı Oğuz karakterinin bir dönem diziden gideceği söylentileri olduğunu gündeme getirdi. Ece Yörenç, bu durumu şöyle açıkladı:
"Tolga Karel'in oynadığı Oğuz ve Deniz Çakır'ın oynadığı Ferhunde karakteri, koyduğumuz çatalları oluşturacak bu karakterler, dizinin sürekliliğini de sağlayacak karakterler. Böyle bir şey olmadı."
Kaynak:Televiyongazetesi
menekşe ile halil....bizim efsanemizin senaristlerinden
ona ne kadar teşekkür etsek azdır
böylesine bağlanacağımız bir diziyi yazdığı için
ay çarpması 23-05-08, 10:33 Filmografi
Dudaktan Kalbe Yönetmen: Andaç Haznedaroğlu 2007
Menekşe ile Halil Yönetmen: Uluç Bayraktar 2007
Yaprak Dökümü Yönetmen: Mesude Erarslan 2006
Zeynep Yönetmen: Aram Gülyüz 2005
Çalınan Ceset Yönetmen: Andaç Haznedaroğlu 2004
24 Saat Yönetmen: Cem Sürücü 2004
Koçum Benim Yönetmen: Vecihi Ener 2002
Mahallenin Muhtarları Yönetmen: Oğuz Yalçın 1992
DÜZELTME: KOÇUM BENİM'İN YÖNETMENİ: SERDAR AKAR'DIR.
vECİHİ ENER MAHALLENİN MUHTARLARININ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİDİR..
AYRICA MELEK GENÇOĞLU ANA KUZUSU, TATİL AŞKLARI, DİZİLERİNİN DE SENARİSTLERİNDENDİR.
|
|