Tüm Versiyonu Göster : Bereketli Topraklar Üzerinde


omayra73
28-04-08, 08:41
Yeniden Gösterim Tarihi: 02 Mayıs 2008
Yapım: Polar Film – Irmak Film
Yönetmen: Erden Kıral
Senaryo: Tuncel Kurtiz, Mahmut Tali Öngören, Erden Kıral
Tür: Dram, Politik,
Yapımcı: Tuncel Kurtiz, Erden Kıral
Müzik: Yavuz Top, Sarper Özsan
Görüntü Yönetmeni: Salih Dikişçi
Eser: Orhan Kemal
Işık: Metin Erdoğdu
Oyuncular:
Tuncel Kurtiz
Erkan Yücel
Nur Sürer
Osman Alyanak
Yaman Okay
Özcan Özgür
Bülent Kayabaş
Nuri Sezer
Selçuk Uluergüven
Menderes Samancılar
Erol Demiröz
Funda Gürçen

Erden Kıral’ın, 1978-1979 yılları arasında çekimini tamamladığı ve sıkıyönetim tarafından yasaklanan, daha sonra ise kimliği belirsiz kişilerce çalınan filmi “Bereketli Topraklar Üzerinde”, 2 Mayıs 2008’de seyircilerle buluşacak.

Filmin, başlı başına filme konu olacak öyküsü, birbirinden ilginç maceralarla dolu.

Ödül geri alındı, Sıkıyönetim yasakladı

1980’de 12 Eylül darbesi nedeniyle düzenlenmeyen Altın Portakal Film Festivali’nin ardından, film 1981 yılında En İyi film, En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu (Yaman Okay) ödüllerini alır. Ancak En İyi Film ödülü, daha sonra filmin “muzır” olduğu gerekçesiyle geri alınır. Kararı protesto eden Kıral, En İyi Yönetmen Ödülü’nü almayı reddeder.

Film, başta gösterim izni almasına karşın, Adana Sıkıyönetim Komutanlığı’nca yasaklanır ve yine 1981’de Avrupa’da En İyi Film seçilmesine karşın, yönetmen sıkıyönetim nedeniyle ödülü almaya gidemez. Kıral, yıllar sonra Paris’e giderek ödülü alabilecektir.

Negatifi çalındı

Bu sırada, filmin negatif kopyasının tutulduğu depodan çalınır. Avrupa da dahil olmak üzere her yerde filmi arayan Kıral’ın çabaları sonuçsuz kalır. Yıllar sonra, filmin negatiflerinin İsviçre’de bir stüdyoda olduğunu haber alan bir yakını sayesinde filmin izi bulunur.

Filmin hakları, bazıları filmin oyuncusu da olan 7 ortağa ait. Bu ortakların üçü İsveç’te yaşıyor. Filmin negatifini kaçırıp yıllarca saklayanların da, bu ortaklar olduğu sanılıyor.

Kendi filmini para verip aldı

Filmin İsviçre’de bulunan negatifini, para vererek geri alan Erden Kıral, “Bu duruma sevineyim mi, üzüleyim mi bilemiyorum, şaşkınlık içindeyim. Bir yandan da seviniyorum. Çocuğuma ve yakınlarıma, 'benden sonra bu filmi mutlaka bulun ve gösterin' demiştim. Şimdi ele geçirdik” diyor ve ekliyor: “28 yıl sonra çocuğumu bulmuş gibiyim”

Oyuncular set işçisi olarak çalıştı

Öte yandan, filmin çekimleri de apayrı bir macera. Çukurova’nın deltalarında gerçekleştirilen çekimler sırasında, ıslak pirinç tarlalarında çalışan ekip tuhaf böcekler tarafından ısırılmış. Daha sonra yaraya dönüşen bu ısırıklar, 5-6 yıl boyunca geçmemiş.

Zorlu koşullarda gerçekleştirilen filmin çekimleri sırasında, ekibin parası bitince seti terk eden işçilerin yerine filmin oyuncuları set işçisi olarak çalışmış. Parasızlık nedeniyle haftalıkları dahi ödenemeyen oyuncular, filmi sahiplenmiş ve eşleri dahi, kollarındaki bilezikleri satarak filme destek olmuşlar. Erden Kıral, “bu film sevgiyle yapılmıştır” diyor ve ekliyor: “Filmin anlattığı kadar, çekerken yaşadıklarımız benim için çok önemlidir.”
Filmin oyuncularından Erkan Yücel, Yaman Okay, Osman Alyanak, Özcan Özgür ve Kaplan Tarsuslu gibi birçok isim, bugün aramızda değil. Yönetmen Erden Kıral, “o güzel insanlar” diye andığı bu isimlerin beyazperdede tekrar anılacak olmalarından da çok memnun.
Fono Film ve Medyavizyon desteğiyle seyircilerle buluşacak

Film, ülkesi Türkiye’de, çekimlerinden tam 28 yıl sonra, bu yıl İstanbul Film Festivali’nde gösterildi. Seyircinin yoğun ilgisi nedeniyle programa ek seans eklendi.

Filmin İsviçre’de bulunan negatifini restore ederek yeni kopyalar hazırlayan Fono Film ve filmin dağıtımını üstlenen Medyavizyon’un desteğiyle film 2 Mayıs‘ta seyircilerle buluşacak.

Filmin dağıtımını üstlenmelerinin, toplumsal bir sorumluluk gereği olduğunu belirten Medyavizyon Dağıtım Müdürü Tolga Akıncı, böyle önemli bir eseri 28 yıl sonra seyiciyle buluşturacak olmaktan hem heyecan ve hem de gurur duyduklarını söyledi.

Orhan Kemal’in eserinden

Orhan Kemal’in ünlü romanından uyarlanan filmin başrollerinde Yaman Okay, Erkan Yücel, Tuncel Kurtiz ve Nur Sürer var. Filmde, köyden üç arkadaş; Köse Hasan, Pehlivan Ali ve Yusuf, iş bulup çalışmak için Çukurova' ya gelirler. Önce bir fabrikada, ardından bir inşaatta, sonra da çeltik tarlalarında çok ağır koşullarda işçilik yapmaya başlayan arkadaşların her biri için kader farklı bit yol çizmiştir. Ve ne yazık ki bu yollar, hiçbiri için bunlar hayırlı olmayacaktır.

Kaynak: Resmi Basın Bülteni (Sadibey)

deadly_angel
01-05-08, 14:17
Kayıp filmin film gibi öyküsü

Yönetmen Erden Kıral, 28 yıldır kayıp olan filmi “Bereketli Topraklar Üzerinde”yi yıllarca aradıktan sonra İsveç’te buldu. 2 Mayıs’ta gösterime girecek olan filmin başına gelenler bir filmin konusu kadar zengin.

Erden Kıral, filmin başına gelenleri ve Nurgül Yeşilçay’la Mayıs ayında çekimine başlayacağı yeni filmi “Vijdan”ı NTVMSNBC’ye anlattı. Kıral, Cannes Film Festivali’nde gösterilecek “Susuz Yaz” filminin negatiflerinin kurtarılması operasyonuyla ünlü yönetmen Martin Scorsese’nin uğraştığını söyledi.

Çekim aşamasında başlayan aksilikler, filmin başından hiç eksik olmadı. Haftalıkları ödenmeyen işçiler seti terk edince oyuncular set işçiliği yaptı; filmi bitirmek için eşlerinin bileziklerini sattılar. Çeltik tarlaları içinde çok zor koşullarda çalışan oyuncuları böcekler ısırdı, yaraları yıllarca iyileşmedi. 1980 darbesinin hemen öncesinde çekilen filmin gösterimi Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından yasaklandı. Verilen ödüller geri alındı, ödülün alınması engellendi. 1981 yılında kaybolan filmi yıllarca aradıktan sonra umutsuzluğa kapılan Erden Kıral, “Kızıma ve yakın arkadaşlarıma benden sonra bu filmi bulun ve gösterin demiştim. Bir vasiyetim vardı. Şükür, sağlığımda görebildim” diyor.

BAZI FİLMLER GERÇEKTEN LANETLİDİR

Filmin başına gelenler nedir böyle Erden Bey?
Lanetli bir film. Bazı filmler gerçekten lanetlidir. Bazı filmlerin değeri de yıllar sonra ortaya çıkar. Ben, Bereketli Topraklar Üzerinde’yi bulacağım konusunda çok umutsuzdum.

SUSUZ YAZ’I KURTARMA OPERASYONU SCORSESE’DE

Büyük bir rüzgar yaptı bu film ortaya çıkınca. Filmi bulan İstanbul Kültür Sanat Vakfı’na ve Başak Groupama’ya çok teşekkür ederim. Fransa’da filmleri koruyan bir vakıf var, bir de ABD’de Martin Scorsese’nin başkanlığını yaptığı başka bir vakıf var. Onlar da Susuz Yaz’ı kurtarmaya çalışıyorlar. Susuz Yaz da tekrar gösterilecek.

Susuz Yaz ne zaman gösterilecek?

Cannes Film Festivali’nde gösterilecek. Amerika’daki negatifleri kurtarma operasyonuyla Martin Scorsese uğraşıyor.

MUZIR DİYE YASAKLANDI

Filmin serüveninden başka bir film daha çıkarabilecek kadar malzeme birikmiş. 80 darbesinin hemen öncesinde çekmişsiniz.
Darbenin hemen sonrasında da vizyona girmişti. Adana Sıkıyönetim Komutanlığı filmi “muzır” diye yasakladı.

Film sinemalarda ne kadar süre gösterimde kalmıştı?

1-2 hafta gösterildikten sonra hemen kaldırıldı. İstanbul’da büyük ilgi gösterildiğini, salonları doldurduğunu hatırlıyorum mesela.

EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ’NÜ GERİ ALDILAR

81’de de Altın Portakal’da En İyi Film ödülünü almış.
Evet ama bana ödül verilmedi. “Muzır film” diye geri alınmış.

Ödül komitesi mi geri aldı verdiği ödülü?

O yıllarda yazılanlardan benim anladığım o... En İyi Yönetmen Ödülü ve En İyi Reji Ödülü’nü de verdiler. En İyi Yönetmen Ödülü’nü almaya Adana’ya o yüzden gitmedim, protesto ettim.

En İyi Film Ödülü’nü geri aldılar. 1981 yılının kataloglarına baktığınızda birinci film olmadığını görürsünüz, ikinci filmle başlar liste.

AVRUPA’DAKİ ÖDÜL DE ENGELLENDİ

İlan edilmeden filmin ödülü geri alınıyor. Gerekçe de çok komik; “muzır” deniyor. Sansürden geçen bir filmdi ama işletme belgesi vardı. Sıkıyönetim ve bazı insanlar bu filmin gösterilmesini istemedi. Öte yandan film, 1981’de Avrupa’nın En İyi Filmi seçildi. Finale kalan 5 film arasındaydı, Strasbourg’da birinci seçildi ama bu ödülü bir türlü alamadım. Vermek için buraya geldiler. Birtakım insanlar yine bunu önlediler. Otele gittim, otel lobisinde ödülü alamadım.

Nasıl engellediler?

Bazı insanlar benim oradan uzaklaşmamı istedi. 5 yıl sonra Paris’e Yavuzer Çetinkaya ile birlikte gittim ve merkezden ödülümü aldım. Yani böyle maceralı bir film. Avrupa’da çok konuşulmasına rağmen Türkiye’de uzun süre gösterilemedi ve sonra da kayboldu işte.

Filmin negatif kopyasının depodan çalındığı söyleniyor.

Negatif çalınmadı. Avrupa’ya götürülmüş.

Kim götürmüş?

Bir isim veremiyorum ama sonunda ortaklardan biri. İsveç’te yaşayan aktör Yalçın Hitay bu filmin seslerinin ve negatiflerinin kendisinde olduğunu söyledi. Onun bir arkadaşı da filmi buraya getirdi.

Kim çalmış peki?

Çalma değil de, alıp götürme. Kim olduğunu öğrenemedim ama filmin İsveç’te olduğunu Yalçın Hitay’dan öğrendim. Benim için önemli olan ele geçirmekti.

Çalınmış diye yazıyor basında.

Hayır, hayır. Kim çalındı diyor? Bizden habersiz götürülmüş.

Götürüldükten sonra ne yaptınız?

Üstüne düştüm. Nerede olduğunu uzun süre öğrenemedim.

KOPYASI İSVEÇ’TE BULUNDU

Ne zaman kaybolduğunun farkına vardınız?
1981’den itibaren, vizyondan kalktıktan sonra. Sıkıyönetim sıklaşmıştı ve o filmi gösterme olanağımız kalmamıştı. Önemli olan 18 yıl sonra bu kopyanın İsveç’te Yalçın Hitay’da olduğunu duymuş olmam. Ondan alınıp getirilmiş. Fakat sesler yoktu. Sesleri değişti. İKSV’nin kullandığı bir ulakla sesleri aldılar. Sesleri ve resimleri birleştirdik. Önemli bir şey. Filmi 12-14 dakika kadar kısalttım. 28 yıl sonra filmi biraz uzun buldum. Hayat o sırada daha yavaş mı akıyordu, bilemiyorum. Bu haliyle film festivalinde gösterildi. O geceyi unutmayacağım. Çok büyük bir heyecan vardı, izdiham vardı. Çok çok sevilerek karşılandı. Çünkü bu filmin başarısı sadece yönetmene ait değildir. Bu, topluca yapılmış bir filmdir. Üstelik arkadaşlarımızın eşlerinin ve kız kardeşlerinin bileziklerini satarak, paraya çevirirek devam ettiğimiz bir filmdir. Çalışanlar haftalık alamayınca bizi terk etti, oyuncularla devam ettik. Oyuncular ray taşıdı, ışık taşıdı. Hep birlikte yaptık yani. Dolayısıyla imecedir bu film. O yüzden de filmin içinde muazzam bir enerji vardır. Ben yıllar sonra gördüğümde şaşırdım.

NUR SÜRER’İN İLK FİLMİDİR

Ben de filmi tekrar izlediğinizde neler hissettiğinizi soracaktım ki...
Bir kere dejavu... Yani ben bu filmi daha önce görmüştüm duygusu...

Bir de şey tabii, bu koşullarda bana film teklif edilse yapmam. Yapamam. Çeltik, su içinde, pirinç tarlalarında çalıştık. Böcekler ısırdı arkadaşlarımızı, onlar sonra yaraya dönüştü ve geçmedi. Beş yıl kadar iyileşmedi, beş-altı yıl taşıyanlar var o yaraları. Yani çok zor koşullarda yaptık. Para yok, yiyecek yemek yok. Domates ve ekmek yedik.
Özellikle orada çalışan tarım işçileriyle çalıştık. Tarım işçileri başrolde gözükürler orada. Yani o yüzden filmin yarı belgesel bir havası vardır. Burada Orhan Kemal’in de adını anmak lazım. Bana sorarsanız Orhan Kemal’in en muhteşem eseridir ve ben oradaki şiveyi korudum ki, oyuncular şive ile konuşsun diye. O şive belgesel bir hava verdi. Gerçeklik duygusunu çok daha rahat yakaladım. Bir şey daha var. Bu filmde Nur Sürer’i oynattım. Ve Sürer’in ilk filmidir ve çok çok başarılıdır. Benim için kumardı, kötü oynasaydı çok zorlanırdım. Çokçok iyi oynadı ve sinema hayatı o filmle başladı. Öte yandan çok önemli oyuncular da vefat etti, aramızda yoklar artık. Erkan Yücel, Yaman Okay, Osman Alyanak, Kaplan Tarsuslu... Bu da o akşam hüzün verdi bize.

Kaç liraya mal olmuştu film, hatırlıyor musunuz?

Sıfır bütçeli bir film diyebiliriz. “Hadi biz gidiyoruz arkadaşlar” dedim, ondan sonra hep birlikte gittik ve yaptık. Uzun sürdü aslında. Hatırladığım kadarıyla 2,5 ay kadar sürdü. Bazı yerlerden yatak, yemek yardımı falan gördük.

Siz bunu tam olarak hangi tarihte buldunuz?

Şimdi bu çok enteresan. Bu noktaya bir tesadüfle geldik. Azize Tan, İstanbul Film Festivali’nin yönetmeni her yıl bir filmi onarmak istediklerini söylemişti bana. Ben de, “Benim bir filmim var, onu arıyorum” dedim. Aylar sonra Ulusal Sinema Platformu’ndaydım. Ben negatifleri buldum dediğimde hemen devreye girdi, beni bu grupla tanıştırdı ve orman yangını gibi büyük bir hızla gelişti her şey.

Her şey bu yıl içinde mi oldu?

Evet. Kopyayı bastık ve festivale verdik.

Erden Kıral’ın yeni film projeleri var mı?

26 Mayıs’ta yeni bir filme başlıyorum. Adı “Vijdan”. Nurgul Yeşilçay, Murat Han, Tülin Özen oynuyor. Tüm çekimleri de İzmir’de yapacağım. Herhalde Ekim ayında film ortaya çıkar.

Senaryosu kime ait?

Raşit Çelikezer.

Filmle ilgili ipuçları verir misiniz?

Vijdan çoğu kez, kötülükleri ortadan kaldırmaya yetmiyor. Filmin kısa cümlesi bu. İlginç insanları anlatıyorum. Ezberleri bozacak bir öykü bu, çok değişik. Yaşanmış bir öykü. Hasan Özkılıç’ın bir hikayesinden yola çıktım. Gazete haberi de ekledim. Bütün öykü de gazete haberi de yaşanmış bir olayadan hareket ediyor.

Bunun bütçesi ne kadar?

1 milyon 200 bin YTL. Küçük ama büyük bir bütçe.

Kaynak: Ntv

erten07
02-05-08, 18:02
http://img229.imageshack.us/img229/5039/2451205922412f0a0410fa3.jpg (http://imageshack.us)

erten07
03-05-08, 17:16
Kayıp başyapıt ülkesine döndü



Bereketli Topraklar Üzerinde'nin Emek Sineması'ndaki galasından, sanki eski bir sevgiliyi yıllar sonra bulmuş olmanın müthiş keyfiyle çıkarken, yanıma yaklaşan bir genç "Atilla Bey, bu film için yazacak mısınız?" dedi. Ona bu film için yazdığımı söyledim: 1980 yılında... Ve sonra 12 Eylül Yılları ve Sinemamız adlı kitabıma girmiş uzun eleştiriyi açıp okudum. Elime sağlık, ne iyi yazmışım! Bunca yıl sonra filmi de, yazımı da çok beğendim. Ama onu burada yeniden vermenin âlemi var mı? Düşündüklerimi özetle söyleyeyim. Orhan Kemal'in Çukurova'daki mevsimlik işçileri konu alan romanı, yazarımızın belki en güzel eseridir. Erden Kıral'ın 12 Eylül eşiğindeki kaynayan bir Türkiye'de bu romandan çıkardığı filmse bir başyapıttır. Kıral yalnızca Kemal'in ruhuna en çok yaklaşan filmi kotarmakla kalmaz. Aynı zamanda, dünya sinemasında emek üzerine yapılmış, emeğe adanmış en güzel filmlerden biri kılmayı da başarır. Bu çok kişili, zengin kadrolu film, bize Adanalı Kemal'in bizzat gözlemlediği bir yaşam kesitinden gelen unutulmaz sahneler sunar. Sömürü, zulüm, kötülük, acımasızlık ve şiddet oradadır. Ama, aynı zamanda, insanlık, iyilik, sevgi ve dostluk da... Emekçiler en zor koşullarda birbirlerine arka çıkarlar. Bu haşin iklim ve coğrafyada, insan hem insanın kurdudur, hem de dostu. Ve en sefil koşullarda bile umut hep vardır. 12 Eylül fırtınası içinde yasaklanan, sonra çalınan bu talihsiz film, neredeyse 30 yıl sonra ve bir Fransız şirketince onarılmış olarak anavatanına dönüyor. Ve sinema hazinelerimiz arasında yerini alıyor. Arada göçüp gitmiş isimler de var: Mahmut Tali, Erkan Yücel, Yaman Okay, Özcan Özgür, Osman Alyanak gibi dostlarımızı ne çok özlemişiz... Her açıdan bir kavuşma bu. Ve sinemamızı izleyenler için bir büyük şölen.