Tüm Versiyonu Göster : Karamel(Caramel / Sukkar Banat)


ÇAKIL85
14-05-08, 13:56
Karamel(Caramel / Sukkar Banat)


2007, Fransa / Lübnan
Tür :
Komedi / Romantik
Yönetmen :
Nadine Labaki
Senaryo :
Rodney El Haddad, Jihad Hojeily
Oyuncular :
Nadine Labaki, Yasmine Elmasri, Joanna Moukarzel, Gisèle Aouad, Adel Karam
Yapımcı :
Anne-dominique Toussaint
Görüntü Yönetmeni :
Yves Sehnaoui
Müzik :
Khaled Mouzannar
Süre :
1 saat, 35 dk.
Gösterim Tarihi :
9 Mayıs 2008

ÖZET

Beyrut’ta bir güzellik salonunda birbirinden farklı beş kadın... Layale, Rabih i sevmektedir ancak Rabih evlidir. Nisrine, Müslüman’dır ve yaklaşan nikah günü onu ölesiye korkutmaktadır. Çünkü bakire değildir. Rima, erkeksi tavırları ile diğerlerinden farklı. Kadınlara farklı açıdan yaklaşıyor. Özellikle de uzun saçlı güzel olanına. Jamale, yaşlandığını reddetmektedir. Rose, hasta ablasına bakarken hayatını harcamış bir kız kurusudur.

ÇAKIL85
14-05-08, 14:10
“Karamel”: Lübnan kadınlarından bir selam


Lale Ulutaş 8 Mayıs 2008, Perşembe 15:30

Bir kuaför dükkanını merkez alarak, Beyrut’lu kadınların dünyasını anlatan “Karamel”, duygusunu yerelden evrensele başarıyla taşıyor. Lübnan’ın 2008 Oscar Adayı olan “Karamel”i izlerken, ülkeler ve gelenekler farklı olsa da, kadın denen varlığın dünyanın her yerinde aynı naifliğe, aynı tedirginliğe ve aynı güce sahip olduğunu hissediyoruz.


İnsana dair hikayelerin anlatımında, bazen sade ve doğal bir dil çok daha etkili olabiliyor. Basit olan, karmaşık labirentlerde dolaşmayan söylem biçimleri, sayfalarca kitaba eş değer bir çıkarımı, bir hamlede, gözler önüne serebilir. Burada önemli nokta, önce hayatı doğru okuyabilmek. Sonrasında da hayattan en doğru kareleri almak ve birbirine eklemek. İşte “Karamel” (“Sukkar Banat”, 2007) de derdini anlatmak için bu yolu seçenlerden. Yolun sonunda ise sıcak ve samimi anlatımıyla hedefini onikiden vuran bir film çıkıyor karşımıza.

İstanbul Film Festivali’nin açılış filmi olan “Karamel”, başrolü de paylaşan Nadine Labaki’nin ilk uzun metrajlı filmi. Bir ilk film olarak oldukça başarılı olan yapım, çatışmalarla tanıdığımız Beyrut’un yaşama dönük yüzünü anlatmasıyla da ilgiye değer. Bunu, kadınların dünyası üzerinden yapıyor olması ise ayrıca anlamlı.
Kadınların kalesi...

Beyrut’un sıradan mahallelerinden birinde bir kuaför dükkanı. Layale, Rima, Nesrin ve Jamale bu dükkanda birlikte çalışıyor ve yaşantılarının çoğu sıkıntısını birlikte aşmaya gayret ediyorlar. Yan komşuları terzi Rose ve bunak ablası Lili de çoğunlukla onlarla birlikte. Farklı nesillerden, dinlerden ve ailelerden gelen bu kadınların ortak paydası ise aşk. Hepsi sevmek ve sevilmek isteğiyle yanıp tutuşuyor. Bunak Lili bile.

Yönetmen Nadine Labaki, kadın duyarlılığının getirdiği avantajla karakterlerini tek tek incelikle dokumuş. Ayrıca onları bir kuaförde toplamış olması da akıllıca. Kuaför dükkanları kadınların kalesidir. Burada birbirini ilk kez gören kadınlar bile, en mahrem sırlarını bir diğerine anlatırken bulurlar kendilerini. Bağımsız alanlardır kuaför dükkanları. Sizi hayatınızdan bir süreliğine alır, güzelleştirir, rahatlatır ve tekrar yaşama salarlar. Filmin karakterleri de aynen böyle yapıyorlar. Hem müşterilerine hem de birbirlerine. O kuaför dükkanı ve orada yaşananlar kadın dünyasından bir kesit sunuyor. Sorunlar, çekişmeler, sırlar ve dostluk. Farklı dinlere mensup bu kadınlar, birbirlerinin dinlerine ve geleneklerine de saygılı. Dini farklılık onlar için son derece olağan. Genç yönetmen, karakterleri aracılığıyla, belli ki tüm ülkesi için bu hoşgörüyü diliyor.
Kadın her yerde kadın...

Kahramanlarımızın her biri bize farklı bir dünyanın kapılarını açıyor. Her bir kadının yaşamıyla birlikte, kadınlığa dair farklı bir sıkıntının ortağı oluyoruz. Mesela Müslüman karakter Nesrin ile bekaretin hala bir problem olduğunu, kocasını genç bir kadına kaptırmış olan Jamale ile yaşlanmanın o çaresiz acısını, Layale ile ikinci kadın olmanın sancısını duyuyoruz. Rose bize her yaşta aşkın beklendiğini gösteriyor. Ama herşey için bir çıkar yol mutlaka var. Bu hoş ve sevimli kadınlar, hayatın güzel yanlarına tutunarak, gülmeyi her zaman başarıyorlar.

Tüm bu yaşananlar, kadınların hissettikleri ve verdikleri tepkiler neredeyse dünyanın her noktasında aynı. Kadınlar her kültürde hayatla başedebilme yeteneğine, erkeklere göre daha fazla sahipler. En kötü zamanda bile onlar için hep bir umut ışığı var. Bu ortak duygu sebebiyle hikaye, Beyrut’un bir mahallesinde yaşansa da, sanki yan sokağımızda oluyor kadar bize yakın geliyor. Çünkü kadın her yerde kadın. Yönetmen Labaki, kadın olmanın bu ortak noktalarını hikayesine başarıyla yerleştirerek, renkli ve coşkulu filmini, Lübnan’ın sınırlarından çok öteye taşımayı beceriyor.

Son olarak, yetenekli Labaki’nin, oldukça güzel bir kadın olduğunun da altını çizmekte fayda var.

ÇAKIL85
14-05-08, 14:16
Nadine Labaki’nin yönettiği ve Ismail Antar, Gisele Aouad, Yasmine Elmasri ile Sihame Haddad’ın oynadığı "Karamel", romantik komedi tutkunlarının gözden kaçırmayacağı bir yapım.

Beyrut’ta 5 kadın düzenli olarak bir güzellik salonunda buluşurlar. Bu güzellik salonu birkaç neslin bir araya gelip dertleştiği ve birbirleri ile sırlarını paylaştığı, şehrin en renkli mekânıdır. Kuaför dükkanı, bu birbirinden çekici ve güzel kadınların annelik, aşk ve seks hakkındaki konuşmaları ve bitmek bilmeyen güzelleşme çabaları ile şehrin en eğlenceli yeridir.

ÇAKIL85
14-05-08, 14:20
Karamel - Caramel

İç savaş yüzünden büyük hasar görse de ruhunu ve güzelliğini hala koruyan Beyrut’ta, hergün bir güzellik salonunda bir araya gelen 5 kadının hikayesini anlatan film, 2008’de Lübnan’ın Oscar adayıydı.

İSTANBUL - Lübnanlı kadın yönetmen Nadine Labaki’nin filmi “Karamel-Caramel” 27. İstanbul Film Festivali’nin açılış gecesinde izleyiciyle buluşmuş ve bir hayli olumlu eleştiriler almıştı..

NTV

ÇAKIL85
17-05-08, 15:23
CARAMEL (SUKKAR BANAT) 2007
Saturday, 02 February 2008
H. Nazan Işık – New York

“Ben tümüyle feminist bir film yapmak istemedim, hakikaten erkeğin görüşüne ihtiyacım vardı” Bu, “Caramel” filminin yönetmeni, oyuncularından biri ve senaryo yazarlarından biri olan Nadine Labaki’nin senaryoyu neden Jihad Hojeily ve Rodney Al Haddad ile beraber yazdığı sorusuna verdiği yanıttı.

“Caramel” Lübnan’ ın başkenti Beyrut’ta bir güzellik salonunda bir araya gelen beş kadının hikayesini konu alan bir film. Beş kadın, altı hikaye. Hepsinin sorunlarına hafif değinen, hafif bir komedi.

Roadside Attractions
"Caramel" filminin yönetmeni, oyuncusu ve senaryo yazarlarından biri olan Nadine Labaki, Layale’ rolüyle filmin bir sahnesinde.

Layale (Nadine Labaki), 30 yaşlarında. Christian. “Si Belle” adlı güzellik salonunun sahibi. Bekar ve o nedenle Orta Doğu ülkeleri adetlerine göre hala ailesiyle beraber yaşamakta. Mahalledeki yakışıklı bir trafik polisi Layale”ye aşık. Layale ise gizlice buluştuğu ve gece gündüz telefonlarını beklediği evli bir adama aşık.

Nisrine (Yasmine Al Masri), 28 yaşında. Müslüman. Layale’nin arkadaşı ve salonda çalışıyor. Yakında. müslüman birisi ile evlenecek. Tek derdi; bakire değil. Buna bir çözüm bulması gerekir.

Rima (Joanna Moukarzel), Salonun temizliğini yapan, saç yıkayan 24 yaşında biraz erkeksi biri. Gayet zarif bir müşterisine ilgi duyar.

Jamale (Gisèle Aouad), Salonun devamlı müşterisi ve arkadaşı kızların. Kocasından ayrı, çocuklarıyla yaşayan ve artist olmak isteyen birisi. Kocası genç bir kadın icin bırakmış O’nu. Yaşından hiç bahsedilmez ve genç görünmek en büyük amacı.

Rose (Siham Haddad), güzellik salonuna çok yakın oturan, akıl hastası kız kardeşi Lili (Aziza Semaan) ile yaşayan 65 yaşlarında terzi. Kız kardeşine bakmak uğruna evlenmemiş. Rose, bir gün bir müşteriden ilgi görür. Ama, Lili gene arada.

Bunlar filmin konusunu oluşturan beş kadın ve beş hikaye. Altıncı hikaye Lili’nin hikayesi. Gençken, bir Fransız subayına aşık olur. Fransız Lübnan’dan ayrıldıktan sonra her gün mektup yollar. Fakat mektupları Lili’nin ailesi Lili’ye vermez. Lili şimdi yaşlanmış, sokaktan mektup diye her kağıdı toplamakta ve Rose’a nefes aldırmamaktadır.

Adını, limon suyu, şeker, su karışımının ocakta eritilmesiyle yapılan, yenebilen karamel ve aynı zamanda “ağda” olarak istenmeyen tüyleri almakta kullanılan karışımdan alan film, bu sözünü ettiğimiz beş-altı hikaye kendi başına bir bir filme olabilecekken hiç birine derinlemesine girmeden dokunmuş hafif bir komedi/melodrama karışımı bir film.

Yönetmen Nadine Labaki ile küçük bir sohbette bir kaç soru sorma imkanı verildi. Çok soracak soru yoktu. Zaten elimize daha önce yapılan röportajlardan soru ve cevaplar verilmişti:

“Bu karakterler bugünkü Lübnan kadınını iyi temsil ediyor mu?” sorusuna:

Nadine Labaki; “Şöyle ya da böyle.evet. Ama benim amacım belgesel film yapar gibi bütün Lübnan toplumunu dile getirmek değildi. Lübnan kadını görünüşüne çok önem verir. Çok küçük yaşta başlarlar estetik ameliyata ve küçük burun, dolgun dudak, yüksek elmacık kemikleri ve yüksek kaşlar. hedeflenen bir modeldir. Genç görünmek…Jamale’nin karakteri bu grubu anlatır.

Nisrine’nin hikayesi ile, hangi dinden gelirsen gel ‘bakire’ olmanın öneminin altına çizilir. Erkekler hiç bir zaman o konudaki görüşlerini belirtmezler. Sonuç olarak biz ne düşündüklerini açık seçik, kesin bilmiyoruz. Bir tek çözüm kalıyor geriye; gidip diktirmek.

Rosa’nın hikayesi? Neden buluşmadı o beyle?

Nadine Labaki; Lübnan’da eğer bir kadın dulsa, boşanmışsa, veya hiç evlenmemişse, bir yaştan sonra aşık olması ayıp kaçar. Yoksa herkese alay konusu olur, komik olur ve kendini tanıyanlara akrabalara utanç kaynağı olur.

Eğer siz gazeteci olsaydınız ne sorardınız Nadine Labaki’ye?

Nadine Labaki: “Ihh, ohh, Iııııh………oooh. Bu zor bir soru. Düşünmedim hiç.” diye cevapladı.

Zaten cevap beklemedim. Bu cevaplamaya alışkın olduğu soruların dışındaydı. Bu soruya şimdiye kadar sadece bir yönetmen – “Taxi to the Dark Side” dın yönetmeni Alex Gibney – 2 saniye düşündükten sonra kesin bir soru ile gelmişti.

deadly_angel
18-05-08, 13:34
Karamel

Tom Hanks’in meşhur filmi “Forrest Gump” vizyona girdiği dönemlerde, başkarakterin annesinin ağzından çıkan “hayat bir çikolata kutusu gibidir; içinden ne çıkacağını asla bilemezsin” sözü ülkemizde de birçok kişinin diline dolanmıştı. Ancak her milletten insanın ortak bir derdine vurgu yapan bu anne öğüdü, altında yatan anlamın evrenselliğine rağmen duygularını fazlasıyla Amerikanvari bir biçimde ifade ediyordu. Bu nedenle de bizim gibi farklı coğrafyalarda yaşayan insanları Amerikalılarla eşit oranda etkileyemiyordu belki de.

Oysa bu hafta vizyona giren Lübnan yapımı “Karamel”in yine bir anneden gelen ‘evlilik bir karpuz gibidir, kabuğunu yarmadan içi kof mu bilemezsin’ öğüdüyle “Forrest Gump”ın meşhur sözünü bizim kültürümüze tercüme ettiğini söyleyebiliriz. Böylelikle Nadine Labaki yönetmenliğindeki bu sımsıcak filmin bütünüyle bu coğrafyanın insanlarının duygularına hitap ettiğini de müjdeleyebiliriz.

Gösterişsiz bir güzellik salonunda geçen “Karamel,” gerçekten de bizim geleneklerimize, gündelik yaşantılarımıza ve kuşak çatışmalarımıza benzer hikayeler anlatan bir yapım. Bu yakınlığın en belirgin sebebi de ülkemizde yaşayan kadınlarla filme konu olan Lübnanlı kadınların aynı tutucu aile yapıları ve aynı toplumsal baskılarla yüzleşmek zorunda kalmaları belki de.

Diğer yandan, konusu ve gidişatıyla Donald Petrie yönetmenliğindeki “Mystic Pizza”yı da hatırlatan filmin sadece belirli bir kültürü ve onun sorunlarını aynaladığını söylemek haksızlık olur. “Karamel,” kendi kültürüyle yoğurduğu evrensel problemlere yöresel çözüm yolları üreten bir film. Hikayesinde barındırdığı samimiyetin ve cana yakınlığın kaynağı da filmin din, dil ya da ırk gözetmeden tüm kadınları kanatları altına alan bu evrensel yaklaşımından besleniyor.

Nadine Labaki, ilk uzun metraj yönetmenlik denemesi olan “Karamel”de açık kahverengi ve kızıl tonlardaki iç açıcı sahne düzeni, güler yüzlü oyuncuları ve en hüzünlü olaylara bile iyimser bir gözle bakan anlatımıyla seyredenlerin yüzüne sıcak bir tebessüm oturtmakta. Yıllardır iç savaşlarla mücadele eden ve son olarak da 2006 yılında yaklaşık iki ay süren ağır İsrail bombardımanıyla sarsılan Lübnan gibi bir ülkeden böylesine iyimser bir film çıkması ise şaşırtıcı olduğu kadar ilham verici de.

“Karamel,” bir yerde açılan savaş yaralarına rağmen Beyrut’ta hala daha hayatın devam ettiğini vurguluyor. Filmin en güzel yanı da anlatılan hikayenin savaşın yıprattığı bir şehirde geçtiğini oldukça sessiz sedasız dile getirmesi. Gidişat süresince karakterlerden hiçbiri geçtiğimiz yıllarda yaşanan acı olaylardan bahsetmiyor. Ancak güzellik salonunun bir harfi her an düşmeye hazır yıpranmış tabelası ya da şehirde gördüğümüz yıkık dökük binalar bize her daim mekanın yakın geçmişini hatırlatıyor.

Bu hatırlatmanın ardından filmin ön planındaki gündelik hikayelerden yayılan iyimserliğin değeri bizler için kat kat arttığı gibi içimizi de acıtıyor. Çünkü karakterlerin geçmişte yüzleştiklerini varsaydığımız acı olayların ardından hiçbir şey olmamış gibi normal hayatlarına kaldıkları yerden devam etmeleri bir yerde savaşın Lübnan için ne kadar alışıldık ve gündelik bir hadise olduğunu da gözler önüne seriyor sanki.

Böylelikle “Karamel,” tıpkı ismine ilham veren ağda işlemi gibi acının ve tatlının bir araya geldiği içinizi yumuşatan bir film olduğunu iyice belli ediyor. Filmde yönetmenliğin yanı sıra başrolü de üstlenen güzeller güzeli Nadine Labaki’nin ve ilk oyunculuk denemelerinde büyük takdir toplayan tüm oyuncu kadrosunun başarılı performansları hikayeye resmen dinamizm katıyor. Oyuncular arasındaki muhteşem uyumsa filmin doğal atmosferine büyük katkı sağlamakta. Khaled Mouzannar imzalı etkileyici müzikler eşliğinde sıcacık bir hikaye sunan “Karamel”in hüzünlü kadınların ümit dolu yaşantılarına ve yıpranmış Beyrut’a yakılmış iyimser bir türküye benzediğini söyleyebiliriz. Nadine Labaki’nin gelecek projelerini şimdiden merakla bekliyoruz.

Kaynak: Beyazperde

maria clara
21-07-08, 12:15
ağır ilerleyen birbirinden hayat,düşünce,din,tercih olarak farklı kadınların hayatlarını anlatan bi film,ağır ilerliyor fakat güzel,zannımca pek erkeklerin hoşuna gitmicektir,daha çok bize ve duygusal çalkantılarımıza hitap ediyor,türklerden bolca unsurun bulunduğunu izlerken görüceksiniz,ii seyirler...