Tüm Versiyonu Göster : Ridley Scott
http://img87.imageshack.us/img87/2663/ridleyscott3ek.jpg
Doğum tarihi: 30.11.1937/İngiltere
Takma Adı: R-Scott, Rid
Eğitim: -Hartlepool Sanat Koleji Resim Bölümü ve Royal Sanat Koleji, Sanat ve Film (1965)
+ 10 yılda 2000'den fazla reklam filmi yönetti
+iki çocuğu var.Jake Scott (klip yönetmeni) ve Jordan Scott (oyuncu)
+Kardeşi yönetmen Tny Scott
+Beyazperdedeki ilk filmi The Duellists (1979) ile Cannes Film Festivali'nde En İyi İlk Film dalında Jüri Ödülü'nün sahibi oldu
+Tanınması Allien ( 1979 ) filmiyle oldu.
+Ridley Scott Associates adlı kendi yapım şirketini kurdu.
+Filmlerinde kullandığı kompleks yapılar, görsel teknikler ve inandırıcı öykü anlatımı sayesinde fantastiğe kaçmayan yaratıcı hayal gücünü sinemaya aktarır
+Sir unvanı almıştır.
Filmleri:
2007-Emma's War
2007- Shadow Diver
2007-American Gangster
2007-"The Company" (mini) TV Series
2007- Diamond Dead
2007-The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford
2006-A Good Year
2006-Orpheus (TV)
2006- Tristan + Isolde
2005-Kingdom of Heaven
2003- Matchstick Men
2002- Ticker
2002- Beat the Devil
2002-Hostage
2001-Hannibal
2000 -Gladiator
2000 -Hannibal
1997 -G.I.Pigeons
1996 -White Squall
1992 -1492: Conquest of Paradise
1991 -Thelma & Louise
1989 -Black Rain
1987 -Someone to Watch over Me
1986 -Salvador
1982 -Blade Runner
1981 -The Hand
1979 -Mad Man of Martinique
1979 -Alien
1977 -The Duellists
1974 -Seizure
Ödülleri:
Best Director (Black Hawk Down 2001 Academy
Best Director (Black Hawk Down 2001 Directors Guild of America
Best Director (Black Hawk Down 2001 American Film Institute
Best Picture Black Hawk Down 2001 American Film Institute
Best Director Gladiator 2000 Academy
Best Director Gladiator 2000 British Academy Awards
Best Director (Gladiator 2000 Directors Guild of America
Best Director (Gladiator 2000 Golden Globe
Best Director Thelma & Louise 1991 Academy
Best Director Thelma & Louise 1991 Directors Guild of America
Best Director (David Lean Award) Thelma & Louise 1991 British Academy Awards
Jury Prize For Best First Feature Duellists 1977 Cannes International Film Festival
http://img87.imageshack.us/img87/449/ridleyscotthannibal4ep.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=ridleyscotthannibal4ep.jpg)http://img87.imageshack.us/img87/1484/scotthomenajeg036yn.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=scotthomenajeg036yn.jpg)http://img87.imageshack.us/img87/1149/ridleyscottdirectingblackhawkd.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=ridleyscottdirectingblackhawkd.jpg)
http://img87.imageshack.us/img87/4058/gagnant18ft.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=gagnant18ft.jpg)http://img87.imageshack.us/img87/9735/3bc24e7019b5470167226c9394dc68.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=3bc24e7019b5470167226c9394dc68.jpg)ht tp://img87.imageshack.us/img87/7265/l3845123mi.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=l3845123mi.jpg)
http://img87.imageshack.us/img87/222/ridley4bm.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=ridley4bm.jpg)http://img87.imageshack.us/img87/787/048813ph40dq.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=048813ph40dq.jpg)http://img87.imageshack.us/img87/3346/ridley12by.th.jpg (http://img87.imageshack.us/my.php?image=ridley12by.jpg)
http://img88.imageshack.us/img88/1030/ridley20yo.th.jpg (http://img88.imageshack.us/my.php?image=ridley20yo.jpg)http://img88.imageshack.us/img88/633/ridleyscott122uv.th.jpg (http://img88.imageshack.us/my.php?image=ridleyscott122uv.jpg)http://img88.imageshack.us/img88/5673/ridleyscott90cl.th.jpg (http://img88.imageshack.us/my.php?image=ridleyscott90cl.jpg)
Ridley Scott:Hayallerdeki ideal illüzyonist
Kariyerinde tür filmlerinden epik filmlere, büyük stüdyo yapımlarından bağımsız duruşlarıyla öne çıkan yapımlara dek, biri diğerine benzemeyen filmlere imza atan Ridley Scott, sinemanın öncelikle eğlence işi olduğunu unutmadan, sürekli yeni bir şeyler denemeye devam ediyor. Yeni filmi "Cennet'in Krallığı" vizyona girmeden yarattığı tartışmalarla gündeme gelen Scott'ın kariyerinde keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz...
İngiltere'den Hollywood'a uzanan yolda; tür filmlerinden dönem filmlerine, anti kahramanlardan kahramanlara uzanan hikâyeleriyle Ridley Scott, artık günümüzde studyoların arayıp da bulamadığı büyük bütçeli filmlerin yönetmeni konumunda. Grafik ve resim okulunu dereceyle bitirdiği andan itibaren başarı üzerine yükselen hayatında, başarısız olarak nitelendirilen her projesinden sonra, daha çarpıcı, daha spekülatif bir hikâyeyle karşımıza çıkıp, seyirci ve eleştirmenler gözünde saygınlığını korumasını bilen bir usta. Aynı zamanda reklamcılık geçmişinden kazandığı öngörüyle, filmlerinde döneminin toplumsal yapısında gözlemlediği unsurları özenle kullanarak, seyirci üzerinde tam hakimiyeti hedefleyen bir zanaatkar. Ridley Scott, sanat ve ticari film kavramlarını alt üst eden, belki de bizim yönetmenlerimizden birisinin de ifade ettiği biçimiyle hayallerdeki ideal illüzyonist: ?Ben reklamcılıktan geliyorum. Benim sinema okulum o oldu. Sinemaya başlamadan önce iki bin reklam çekmiştim. Deney yap, sentez yap, bütçeyi denkleştir ve sonuçta bir ürün satarsın, iyi de para verirler sana.?
http://www.sinema.com/pic/yazilar/mayis05/ridleyyaziici.jpg
Kısıtlanmayan yaratıcı güç...
Tartışmalı filmlerin, büyük bütçelerin, gişe başarılarının veya hüsranlarının mimarı olan Scott, hiçbir zaman kendisini herhangi bir türle ya da belirli sinemasal kalıplarla kısıtlamak istemedi. Onun için yönetmenin elindeki yaratıcı güç, konusu ne olursa olsun kendini ifade etmenin en estetik yoluydu. Yönetmenin işini, içinde hayat bulunmayan şeyleri canlandırmak, kağıtlara ve görünümlere ruh katmak olarak tanımlıyordu. Türlerle ilgili bir sıkıntısı yoktu: "Çoğu meslektaşım türlerden korkar. Haddinden fazla ciddiye alırlar türleri. Tehlikeli bir sözcüğe faşistçe yaklaşıyorlar: Author. Unutuyorlar ki film özünde bir eğlence işidir..."
Nitekim BBC'de sanat yönetmeni olarak geçirdiği yıllar ve birkaç televizyon dizisinden sonra yönetmen, hikâye anlatmaktaki pratik becerisini reklam filmleriyle pekiştirirken bir taraftan da ilk uzun metrajlı filmi için hazırlanıyordu. Napolyon'un Fransa'sında 15 yıllık bir süreci kapsayan hikâye, iki genç teğmen arasındaki amansız mücadeleyi muhteşem bir görüntü yönetimiyle aktarıyordu. Bir başkasının elinde rahatlıkla faciaya dönüşebilecek kırılgan bir yapıya sahip senaryo, onun elinde düzenin ve kaosun çatıştığı bir mücadele alanına evrimleşiyordu. Fransız kırsalının dinginliğinde çınlayan kılıç sesleri, Scott'ın olağanüstü atmosfer yaratma becerisi ve şaşmaz kamerası sayesinde; hem olabildiğince fantastik hem de bir o kadar gerçekçi bir izlenim yaratıyordu. Filmin kapanış sahnesi şimdiye kadar gördüğüm en eşsiz manzaralardan birisini yansıtırken, bulutların arasından sıyrılan güneş, genç yönetmen için de güzel haberleri müjdeliyordu.
Bilimkurgu filmleriyle gelen yükseliş
?Duelists? (1977) ile Cannes'da Jüri Özel Ödülü kazanmış bir yönetmenin ?Alien? (1979) gibi riskli bir projeye evet demesi doğrusu gerçekten cesaret isteyen bir karardı. Diğer taraftan onun için büyük bütçeli bir filmde kendisini ispat etmek için de bir fırsat: "Kendimi hangi kategoride olursa olsun, iyi bir kadroyla birlikte çalışmamı sağlayacak iyi bir metaryal avcısı olarak görüyorum...? 70'lerin sonlarında korku türü henüz yeterince popüler değildi ve bir dolu boşluğa sahip filmin ilk senaryosu prodüktörlerin de söylediği gibi pek bir şeye benzemiyordu. Ama yine de herkes öyküde umut verici bir ışık yakalamıştı. Scott'ın senaryo üzerinde yaptığı değişiklikler, ki bunların en önemlisi kahrmanı kadın yapmasıydı, yarattığı klostrofobik ortam ve şüphesiz üretilmesine katkıda bulunduğu yaratığın kendisi; sonrasında artı üç film daha çıkarabilecek kadar imge yüklüydü. ?Alien? beklenmeyen bir başarı sağladı ve Scott'ı bilimkurgu filmlerinin de aranılan yönetmenleri arasında taşıdı. Sonuçta üç sene sonra ikinci bir bilimkurguyla tekrar hayranlarının karşısına çıktı. ?Blade Runner?, bilimkurgu, polisiye ve distopyayı birleştirerek yarattığı umutsuz dünyada beklediği ilgiyi göremedi. Ancak yaklaşık on yıl sonra video piyasasına düştüğünde, 90'ların postmodern jenerasyonunca 'kült film' statüsüne taşınacaktı.
?Blade Runner? her ne kadar istenilen patlamayı yaratamasa da fantastik filmler çekmeyi seven Scott, bu sefer genç bir yıldız adayını başrolde oynatarak yeni bir masal anlatmaya koyuldu. 1985 yapımı ?Legend?, tek boynuzlu atları öldürerek dünyaya egemen olmaya çalışan şeytani bir güç ve karşısındaki melek gibi bir kahramanın mücadelesini anlatıyordu. Muhtemelen, Cruise'un hayatının en masum rolünü oynadığı filmdeki tek boynuzlu at figürü, yönetmenin bir önceki filminden devşirdiği ve seyircinin kafasında soru işaretleri uyandıran bir metafordu. Başarılı bir yönetmenin kendi fantazisini perdede görme isteği olarak da yorumlanabilecek film, tür olarak fazlasıyla özel bir alanda olmasından dolayı başarısını da daha çok uzun vadede ispatlayabildi.,
80'leri fantazi ve bilimkurgu türleri arasında gezinerek geçiren yönetmen, dönemi iki dedektiflik hikâyesiyle kapattı: ?Black Rain? (1989) ve ?Someone to Watch Over Me? (1987). Her iki filmde de neo-noir konularını tercih ederek seyircinin isteklerine önem verdiği için eleştirmenlerce fazlasıyla ticari davranmakla suçlandı, başarısızlığa mahkûm edildi. Oysa ki Scott için 90'lar kendine has beklenmedik sürprizlerini hazırlıyordu.
http://www.sinema.com/pic/yazilar/mayis05/ridleyyaziici2.jpg
Kadın filmlerine farklı bir bakış
Callie Khouri adında adı sanı duyulmamış bir senaristin getirdiği yol hikâyesi, zamanının sosyo-politik atmosferini tahlil etmekte usta olan Scott için bulunmaz bir fırsattı. Aslında filmde sadece yapımcı olarak yer almak istiyordu: "Thelma ve Louise?de ben sadece yapımcı olmak istemiştim. Dört yönetmeni filmi çekmeye ikna etmeye çalıştım, fakat bana senaryodaki kadınlardan çekindiklerini, onları anlamadıklarını söylediler. Ve filmin temasını da tam olarak kavrayamamışlardı. Sonunda iş başa düştü ve ben çektim." İyi ki de çekti, çünkü açık alanda ilerleyen bir filmi, karakterler arasındaki ince ayrıntıları ve tabii ki oyuncu yönetimindeki otoritesiyle Scott filmi dünya gündemine oturttu. Muhafazakâr kanattan olduğu kadar, feministlerden de tepkiler aldı. Filmin yakaladığı gişe başarısı sayesinde oluşan bütçeyle Scott, Amerika'nın keşfinin 500. yılında vizyona girecek olan ?1492: Cennetin Keşfi? (1992) için kolları sıvadı. Ancak film bekleyen ilgiyi görmedi. Anlaşılan o ki epik destanların başarısı için henüz erkendi... Scott da daha önce tutan formülleri deneyerek önce bir okul filmi olan ?White Squall? (1996) ve ardından da erkeklerin dünyasına girmeyi çabalayan sert bir kadını merkeze oturttuğu ?G.I. Jane? (1997) gibi post-feminist filmlere yöneldi. Değişen dünyayının çarkları, ideolojileri kemirirken, yalnızlık ve acı içinde kıvranan post-kapitalist toplumun iktidarsız bireyleri yeni millenyumda gelecek bir mucizeyi beklemeye koyuldular. O dönemde süratle kolları sıvayan prodüktörler de onlara istediklerini vereceklerdi. Ama öncesinde bir kaç deneme de olsa bu filmlerin hiç biri ?Gladyatör?ün (2000) başarısını yakalayamadı. Ridley Scott, stüdyo döneminin altın çağında uygulanan formülü günümüze taşımış, tarihsel ve epik bir destan yaratarak, bir kahramanın kişisel intikam hırsıyla dünyayı değiştirişini perdeye yansıtmıştı. Roma döneminde geçen bu kahramanlık öyküsü, Oscar başarısının yanında Scott'a tüm dünyaya yayılan popüler bir şöhret de getirdi. Büyük bütçeli gişe canavarlarında görmeye alışkın olmadığımız şekilde insanlar Scott ismini filmin starlarından önce hafızalarına kazıdılar. Bu başarının arkasında doğru zamanda doğru projenin ele alınışı vardı. Dünyaya değiştirmeye yönelik bireysel bütün ümitlerin tükendiği anda, kişisel çabaların anlamsızlaştığı, duygu ve düşünceler arasındaki eski çatışmaların giderek yok olduğu yeni millenyumda; doğrusunu söylemek gerekirse izleyiciye sunulacak bundan daha iyi bir hikâye olamazdı.
Scott, yeni sulara açılmaktan vazgeçmiyor
?Gladyatör?ün ardından kapısını aşındıran yapımcılar ve projeler arasında Scott'ın seçimi ilk defa bir devam fiminden yana oldu: "Kendi yorumumu katmak ve özgün bir şey haline getirmek benim görevimdir. Bugüne dek hiç devam filmi çekmediysem bunun sebebi korkmak değil, devam filmi yapmamı gerektirecek iyi bir materyalle karşılaşmadığım içindir," diyerek ?Hannibal?i (2001) çekmeyi kabul eden yönetmen, bu söyleminde başarılı da oldu. Film, sadece hikayesiyle değil, kurgusu ve mizanseniyle de, üçlemenin diğer iki filmi ?Kuzuların Sessizliği? (?The Silence of the Lambs?, 1991) ve ?Kızıl Ejder?den (?Red Dragon?, 2002) oldukça farklı bir görüntü çiziyordu.
Bilimkurgu, gerilim, korku, yol filmleri, dönem filmleri arasında Scott'ın ilk savaş filmi deneyimi ise ?Black Hawk Down?la (2001) oldu. Film, Amerika'nın 1993'de gerçekleştirdiği ve 18 askerin, 180 Somalili sivilin ölümüyle sonuçlanan Mogandishu çatışmasını konu alıyordu. Amerikan milliyetçiliğinin perdedeki propaganda ustası Jerry Bruckheimer'ın prodüktörlüğünde gerçekleşen film, eleştirmenler tarafından ırkçı yaklaşımı ve taraflı olmasıyla suçlanmıştı.
Scott'ın stüdyo baskısından ve büyük bütçelerden kaçışı ve soluklanışı ise ?Üçkağıtçılar? (?Matchstick Men?, 2003) ile oldu. Takıntılı bir adam, dolandırıcılık ekibi ve baba-kız ilişkisinin yeni başlayan sarsıntıları arasında ilerleyen filmin baskın yönü duygusallıktı. Scott filmografisinin geneline baktığımızda apayrı bir yerde duran film, karakterler üzerinde ayrıntılı çalışan yapısıyla ve merkeze onları yerleştiren kamerasıyla oyuncu yönetimine odaklanıyordu. Bu açıdan baktığımızda yönetmenin ilk filmi ?Duelists?den de refaranslar içeriyordu.
Ve "Cennet'in Krallığı"...
Büyük illüzyonist Scott, epik destanların yakaladığı gişe başarısını yeni bir filmle değerlendirmek istemiş olmalı ki, tarihin en kanlı dönemlerinden biri olan ve dünyayı yeniden şekillendiren Haçlı Seferleri'nden seçilen bir tarih parçasıyla, yine bir kahraman filmiyle, ?Cennet'in Krallığı?yla karşımıza çıktı. Onun, yaşadığı dönemin siyasal ve toplumsal yapısını filme aktarmaktaki ustalığını gözönüne alır ve İslam dünyasının genelinde Irak Savaşı'nın yeni bir Haçlı Seferi olarak yorumlandığını hatırlarsak, taşlar daha da yerine oturacaktır sanıyorum.
kaynak:sinema.com/altyazı dergisi mayıs 2005
Gladyatör filmi hakkındaki yorumları:
"Spartacus bundan 40 yıl önce çekildi.Ben Hur ise ondan da önce. Bunlar benim gençliğimdeki filmler. Ama yeni bir milenyumun başlangıcında, tüm tarihin olmasa bile son iki bin yılın en önemli dönemi olduğuna inandığım dönemi hatırlamak için en uygun zaman olduğunu düşündüm."
Joaquin Phoenix'a götürülen Commodus karakteri için: "Rolü teklif ettiğimizde sanırım en çok şaşıran Joaquin'in kendisi oldu.Rol için herhangi birinin düşünebileceği fizikte bir oyuncu değil ama karakterinin karmaşıklığını çok cesaretli bir şekilde ifade ediyor. Commodus'un zalimliğinin yanında zayıflıklarını da ortaya çıkarıyor."
Richard Harris için:"Özellikle Richard gibi yıllar önceki benzer filmlerde oynamış deneyimli oyuncularla çalışmak beni çok heyecanlandırdı."
Çekimler için:"Dövüş sahnelerini birkaç gün ara ile çekerek Russell'a dinlenmesi için biraz zaman vermeye çalıştım ama bazı günler savaş sahnelerini arka arkaya çekmemiz gerekiyordu ve vücudundaki her kasın ağrıdığını görüyordum."
senaryo hakkında:"Roma İmparatorluğu hakkında yazılmış pek çok şey var. Fakat aynı zamanda bunların ne bölümünün tam doğru ne bölümünün ise tahmin olduğu konusunda soru işaretleri var. Bu sebepten ben, öncelikle o dönemin ruhuna sadık kalmaya çalıştım ama her noktası tarihsel gerçeklere dayanan bir film yapmaktan da kaçındım. Sonuçta biz arkeoloji değil bir film yapıyorduk."
Cennetin Krallığı
Ridley Scott, kariyerinin bu son dönemecine doğru yaklaştıkça, arkasında iz bırakacağına inandığı, "büyük hikayeler anlatan" filmler yapmaya devam ediyor. İşte, "Kingdom of Heaven", bunlardan sonuncusu.
Film, "Black Hawk Down" gibi bir facia olmadığı gibi, "Gladiator" gibi bir blockbuster da değil, ilk olarak bunu söylemeliyiz. İlgi çekmesi garanti gibi olan bir hikaye, popüler ve hayranlarına göre gayet başarılı bir başrol oyuncusu -ki ben Orlando Bloom'un film boyunca albüm kapak fotoğrafı çektiren doom metal grubu vokalisti gibi ufka bakmasını hiç ama hiç ilgi çekici bulamadım- , iyi uyarlanmış, fazla aksamayan bir senaryo, acaba bunlar bir efsane yaratmaya yeter mi?
Yetmeyeceğini açıkça görüyoruz.
Efsane olacak bir filme imza atmanın ilk şartı, özgün olarak ortaya birşeyler koyabilmekten geçmekte. Charlie Chaplin, "Gold Rush"ı çektiğinde bir benzeri olmadığı gibi, Sör Ridley Scott da 1982'de "Blade Runner"ı çekerken, henüz kimse böyle çetrefilli bir bilimkurgu hikayesi anlatmaya girişmemişti. "Kingdom of Heaven"a bu açıdan bakacak olursak, film bir frankenstein'i andırıyor. Scott, son zamanlarda izleyip etkilendiği filmlerden beğendiği parçaları kopartmış, ve bir bütün olarak nasıl durduğuna pek de bakmadan üstünkörü, eline geldiği gibi üstüste eklemiş.
"Yüzüklerin Efendisi: Two Towers"'daki Miğfer Dibi kuşatmasının anlatım tarzını çok beğenmiş olmalı ki, bedevilerin surlara çarpa çarpa top mermileri gibi pare pare olmalarını izlerken, ben de Peter Jackson'ın anlatım gücüne hayran kaldım. 1965 yılında, daha doğmadan önce ilk filmini çeken bir yönetmeni bile etkileyip, kendi görsel maskesini taktırabiliyorsa, Jackson aldığı Oscarlardan daha fazlasını haketmiş demektir.
Paranoyaya eğilimli bir yapım olduğunu her zaman kabul etmişimdir, fakat koskoca Haçlı Seferlerinin üzerine kurulduğu katmanları tek tek açarsak, altından Truva kuşatmasının çıkması, ne yazık ki benim bu ruhsal bozukluğumla bile izah edilemeyek bir gerçek olarak karşımıza dikiliyor. İlla ki, insanlara büyük bir drama ve savaşın yanlışlığı üzerine mesaj verilecekse, buna iki insanın uçkuru karıştırılmak zorunda mı? Hadi Wolfgan Petersen'in bu konudaki tutumunu anlayabilirim, o sırtını Homeros'un bu konudaki açık sözlülüğüne dayamış, Paris ve Helen üzerinde istediği gibi atıp tutabiliyordu. Ama Scott'ın bu konudaki tercihleri, bence çok ama çok yanlış. Siz, insanlara dinsel gerçeklerin çarpıtılması yoluyla günümüze ne kadar büyük bedeller ödenerek varıldığını anlatmaya çalışırken, olayların özünü bir nalbantın aşkına bağlarsanız, insanlar sinemadan çıktıktan sonra oturup insanlık tarihini etkileyip etkilemeyeceği açısından ilişkilerini gözden geçirmeye başlarlar.
Elinde Selahaddin gibi karizmatik ve etkileyici bir karakter, ve bu karakteri iliklerine kadar perdeye yansıtan Ghassan Massoud gibi yepyeni bir oyuncu varken, kahramanın tüm derinliğini bir diyaloğa sığdırmaya çalışması "-Kudüs'ün değeri ne? -Hiçbirşey. Ve herşey." filmin başından beri üzerinize çökmüş olan "Birşeyler eksik" duygusunu daha da kuvvetlendiriyor. Anlatılmak istenilen o kadar çok şey var, ve buna rağmen savaş sahneleri o kadar uzun tutulmaya çalışılmış ki, bir çok konunun üzerinden alelacele ancak geçebiliyoruz.
Tüm Frenk, Teton ve Briton soyluları Yeni Kral'ın ardından servete, üne ve ölüme doğru koşarken; Kudüs'ü, tanrının krallığını ve doğruları savunmak işçilere, kadın ve çocuklara ve onların başındaki eski nalbant-yeni baron Balian'a kalıyor. Zaten hicbir şeye sahip olamamış olan onlar, bu savaşı kendileri için kazanmak zorunda kalıyorlar.. Alın işte, 145 dakikalık bir filmden, havada kalmamak için çaba sarfeden tek düşünce kırıntısı bu. Tanrının ülkesini korumak, tanrı tarafından terkedildiğine inanan insanlara kalıyor..
Sonuçta karşınıza ne anlatmak istediklerinden, ne de hangi tarafı tuttuğundan emin olamayan bir film çıkıyor. Eğer, dinsel at gözlükleri ile izlemiyorsanız, yapım size zaten bildiklerinizden daha fazlasını vermiyor. Scott'ın belki de takdir edilmesi gereken ikinci nokta bu, "Black Hawk Down" gibi bir kahramanlık hikayesi olamayacak kadar aşağılık, buram buram siyaset kokan bir filmin ardından, bir nebze doğruları söylemeye çalışıyor. Bunları, hiç ama hiç eğitim görmemiş, köyünden sadece savaşmak için çıkabilmiş ve dünya üzerine, hayat üzerine ne kadar düşünme fırsatı bulabildiği bir nalbanta söyletmesi ise, ironik olmamalı. Ben bile bu kadar paranoyak olmak istemiyorum.
Scott'ın takdir edilmesi gereken ikinci noktadan bahsetmişken, birincisine de değinmemiz gerekli. Ben bu filme giderken, Jeremy İrons'un inanılmaz etkileyici oyunundan, ve bize bir maskenin arkasindan seslenen Edward Norton'un fizik dilini bu kadar iyi kullanışına şahit olacağımdan habersizdim..
Belki de sadece bu yüzden o kadar da şikayetçi değilim.
kaynak:film.gen.tr/Emre Arifoğlu
Gucci hanedanı Scott'un elinde
http://www.e-kolay.net/sinema/images/ridley_scott_g2.jpg
Moda dünyasının ünlü markası Gucci'nin, pembe dizi kıvamındaki aile öyküleri Ridley Scott'un yönetmenliğinde beyazperdeye yansıyacak.
Gucci ailesi de beyazperdede yerini almaya hazırlanıyor. İtalyan moda evi, yaratımlaının ve moda dünyasýndaki saygın yerinden farklý bir boyutuyla anlatılacak. Hikayenin henüz kesinleşmediği projeyi, Hollywood'un usta yönetmenlerinden Ridley Scott izleyenlerle buluþturacak. 'Variety'nin haberine göre Paramount Pictures önümüzdeki günlerde ülkemizde de vizyona girecek "World Trade Center"ın senaristi Andrea Berloff'la, filmin senaryosunu yazması için anlaştı.
kaynak:e-kolay.net
örnek aldıgım yegane insan bir gün bende onun gibi bir yönetmen olacgım onun gibi kısmını sadce o anlyablir
misskrueger 03-08-06, 21:51 ridley scott mükemmel bir yönetmen Kingdom of Heaven ve Gladyatör filmi mükemmeldi.Beat the Devil filmini çok merak ediyorum.:img-nyam:
A Good Year set resimleri
http://img91.imageshack.us/img91/1281/ridleyscottint1fg5.jpghttp://img91.imageshack.us/img91/8287/ridleyscottint2sd1.jpg
http://img91.imageshack.us/img91/3442/1sw5.jpg
http://img301.imageshack.us/img301/9320/2ke2.jpg
Hollywood'un görsel gurusu
http://www.radikal.com.tr/veriler/ekler/cumartesi/2006/11/11/rid.gifhttp://www.e-kolay.net/sinema/images/Ridley-Scott2.jpg
'Alien'dan 'Blade Runner'a, 'Thelma & Louise'den 'Gladiator'a... Ridley Scott, 70'ler sonundan bu yana popüler Amerikan sinemasına yön veriyor
Ridley Scott'ın son filmi 'A Good Year' bu hafta gösterime giriyor. O, her yeni filmiyle medyada ilgi uyandıran bir sinemacı kariyerinin başında 'Alien' ve 'Blade Runner' gibi klasiklere, son döneminde ise 'Gladiator' ve 'Black Hawk Down' gibi kendi döneminin popüler sinemasını önemli ölçüde etkilemiş filmlere imza atmış olmanın getirdiği bir konum bu. Öte yandan 'A Good Year'ın daha proje aşamasındayken bile hem medya, hem de İngiliz yönetmenin filmografisini takip eden çoğu sinema meraklısı tarafından belli bir tereddütle karşılandığı söylenebilir. Göründüğü kadarıyla bu durumun başlıca sebebi 'A Good Year'ın romantik komedi gibi Scott'ın sinemasının genel 'tonu'na yakın durmayan türden bir film olması. Hakikaten de Scott'ın filmografisine şöyle bir baktığınızda, usta yönetmenin sinemasının mizahtan ve iç açıcı bir aydınlıktan ziyade insanın çapraşık yanlarıyla ilgilenen; kahramansı bir kararlılık kadar onun meş'um kardeşi olan saplantıya da eğilen; genel olarak hayli 'ciddi' dokuya sahip bir sinema olduğunu görebilirsiniz.
Ridley Scott, Holywood'da 70'ler sonundan itibaren Hollywood sinemasının gidişatına etki eden, reklamcılıktan gelme İngiliz yönetmenlerdendi. Ridley'nin kardeşi Tony Scott'ın ('Top Gun'), Alan Parker'ın ('Angel Heart'), Adrian Lyne'in ('Flashdance') ve Hugh Hudson'ın ('Chariots of Fire') da aralarında bulunduğu bu 'transferler', birçok açıdan 80'lerde popüler Amerikan sinemasının dilini belirleyen sinemacılardı. Ancak muhtemelen sinema tarihinde kendine en geniş alanı açan, Ridley Scott oldu. Ne tam olarak belli bir janrı, ne de tam olarak belli öykü kalıplarını tercih eden bu ustanın filmleri görsel anlatım gücüyle yeni sinemacılar için adeta bir tür başvuru kaynağı oldu: 'Alien'ın kanı donduran atmosferi, 'Blade Runner'ın endüstriyel distopyası, 'Gladiator'ın hem çamurlu, hem görkemli 'kılıç ve sandalet' estetiği...
Hipnotize edici gerçeküstücülük
Ridley Scott daha 1977 tarihli ilk filmi 'Duellists' ile beyazperdede çok güçlü bir görsel dünya kurabilen bir sinemacı olduğunu belli etmişti. Napolyon Fransa'sında iki adamın yıllara yayılan düello macerası, neredeyse hipnotize edici bir gerçeküstülük dokusuna sahipti ve Harvey Keitel'in karakterinin saplantısından da çok, tasarımcılıktan gelen Scott'ın soluk kesici görüntülerinin payı vardı bunda. Scott daha ilk filminden, temalarını öyküsünün ötesinde, görüntüleriyle anlatıyordu; daha sonra peş peşe iki başyapıtla, 'Alien' ve 'Blade Runner' ile, perdede tam anlamıyla bir 'olay'ın vuku bulmadığı anlarda da seyircisine meramını aktarabilen bir yönetmen olduğunu net bir şekilde gösterdi zaten.
Bu açıdan Ridley Scott'ın sineması, anlattığı öyküdeki temel kavramlarla ve temalarla inşa edilmiş birer görsel sergiye benziyor. Mesela 'Alien'da Scott, filme adını veren 'yabancı'lığı sadece kurduğu görsel dünya ve atmosfer için anahtar kelime haline getiriyordu: H.R. Giger'in grotesk yaratık dizaynıyla, buz gibi mekan tasarımıyla, ustalıkla inşa edilmiş 'an'larıyla çok eski bir karışıma (korku / bilimkurgu) yeni ve çok etkili bir suret kazandırdı Scott. 'Blade Runner'da kara film estetiğini ve temlarını bilimkurguyla, yeni bir tarz yaratacak kadar etkileyici bir şekilde buluşturdu. 'Thelma & Louise'de ise filme adını veren iki baş karakterin kaçış macerasına arka plan olarak, eski westernlerde ve 70'lerin yol filmlerinin (yani büyük ölçüde erkeklerin öykülerinin hakim olduğu iki türün) doğal mekânını, Güneybatı ABD coğrafyasının çarpıcı görüntülerini kullanıyordu. Bu filmler kadar beğenilmediği söylenebilecek '1492'de dahi, Coğrafi Keşifler döneminin sinemadaki unutulmaz görsel temsillerinden birini sunuyordu.
Haber çekse izlenir
Elbette Ridley Scott'ın elinin dediği her şey klasiğe dönüşmüyordu. Genç bir Tom Cruise'un başrol oynadığı fantazi filmi 'The Legend'; Japonya'da geçen, Michael Douglas'lı aksiyon filmi 'Black Rain' ve şık bir polisiye ve aşk filmi olarak tarif edilebilecek 'Someone to Watch Over Me' gibi nispeten kıyıda köşede kalan işleri de vardı. Öte yandan, bu filmlerde bile Ridley Scott, salt sinema estetiği marifetiyle seyirciyi alıp filminin içine çekebiliyordu. İncelikle inşa ettiği 'fırtına öncesi sessizlik'leri, ustaca yönetilen aksiyon sahneleri ve genellikle kahramanının ruhsal coğrafyasının bir dışavurumu gibi görünen atmosfer kurmadaki becerisiyle, sinemaseverlerin merakla takip ettiği, hatta haber çekse izleyecek hayranlara sahip bir yönetmen oldu hep.
Scott muhtemelen en büyük güçlüğü, 'Thelma & Louise'den 2000'lerin başına kadarki dönemde yaşadı. Çok büyük heyecanla karşılanmayan '1492', 'G.I. Jane', 'White Squall'... Ancak 2000'de, 'Gladiator' ile birlikte, bir anlamda yeniden formunu buldu. 'Black Hawk Down' ile ise öteden beri sinyallerini verdiği bir şeyi, neredeyse hiç öykü olmaksızın soluk kesici sinema yapabileceğini gösterdi. Çok büyük bir gişe başarısı kazanmasa da iyi eleştiriler alan dolandırıcı öyküsü 'Matchstick Men'in ardından, 'Kingdom of Heaven' geldi. Son filmi belki tam bir başarı değildi, ama Scott yine de şu an için Hollywood'da çalışan en önemli yönetmenlerden biri olmayı sürdürüyor. Genel olarak tarihi ya da toplumsal konulara, hayatın karanlık yanlarına yakın seyreden sinemasında yeni filmiyse, göründüğü kadarıyla, yoğun iş hayatının arasındaki kaçamak ve kısa bir 'yaz tatili' dokusuna sahip olacak.
kaynak:radikal/Kutlukhan Kutlu
yukarıda filmografide 1985 tarihli Legend(efsane) filmi unutulmuş.
American Gangster (2007)-kamera arkası
http://img99.imageshack.us/img99/4740/gangsterks1.jpg
yapımcı Brian Grazer ve yönetmen-yapımcı Ridley Scott
http://img99.imageshack.us/img99/9751/ridleyscott15wf6.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/2724/denzelwashington11sp2.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/8608/russellcrowe6vi1.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/587/ridleyscott5rm0.jpg
http://img99.imageshack.us/img99/6163/gangster2ya2.jpg
American Gangster Premier
http://img149.imageshack.us/img149/5540/77491900kp1.th.jpg (http://img149.imageshack.us/my.php?image=77491900kp1.jpg)http://img149.imageshack.us/img149/2304/77442110km1.th.jpg (http://img149.imageshack.us/my.php?image=77442110km1.jpg)http://img149.imageshack.us/img149/9528/77422848pv1.th.jpg (http://img149.imageshack.us/my.php?image=77422848pv1.jpg)
http://img149.imageshack.us/img149/3127/77663780jw5.jpg
eşi Sandy Watson
http://img149.imageshack.us/img149/6334/77422833ku7.jpg
Ridley Scott'tan Gerilim
Şu günlerde American Gangster ile gündemden düşmeyen Ridley Scott, Fox 2000 için yeni bir projeye başlıyor. Usta yönetmen, Stones adlı doğaüstü olayları konu edinen bir gerilim filmine imza atacak.
Film eski çağlara ait dinsel bir toplumun esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolması ile ilgileniyor. Senaryo, Elysium'u henüz bitiren Matt Cirulnick tarafından yazılıyor.
kaynak:film.gen.tr
'Gucci'lerin hayatı filme çekiliyor
http://www.ekolay.net/sinema/images/07122007164630_38_517081sco.jpg
Modanın dev ismi Gucci ailesinin hayatı, Ridley Scott tarafından beyazperdeye yansıyacak.
1979 yılında çektiği 'Alien' adlı filmle adını tüm dünyaya duyuran ünlü yönetmen Ridley Scott, modanın dev ismi Gucci ailesinin hayatını film yapmaya hazırlanıyor.
Kadrosu henüz netleşmeyen filmin senaryosu Charles Randolph'un imzasını taşıyor. Gucci şirketinin 1970-1980'li yıllardaki büyüme sürecine odaklanacak olan filmde, ağırlıklı olarak Maurizio Gucci'nin hayatından kesitlere yer verilecek.
kaynak:ekolay.net
"Thelma & Louise," "Black Hawk Down" ve "Gladiator" filmleriyle Oscara aday olan yönetmen Scott yeni bir türe bulaştı: epik Gangster
"Ben senaryoyu okudum ve çok beğendim fakat o zamanlar bu filmi yapmak için zamanım yoktu çünkü Kingdom of Heaven'ı çekecektim.Sonra 'Gangster'in hala çekilmemiş olduğunu gördüm.Steve Zaillianı çağırdım ve senaryoda iki kez değişiklik yaptık."
"Filmi olabildiğince gerçeğe uygun olarak çekmeyi denedim.tek renkleri tercih ettim:kül,krem rengi... 4 kamerayla 2 çekim yaptık.bu aktörleri kurtarmak içindi.çünkü tekrarlarla yoruluyorlardı."
"Frank Lucas , Denzel Washington olmak zorundaydı.Denzel Frank Lucas ile saatlerini harcadı o hergün setteydi.o hepimiz için çalıştı"
" Russell Crowe senaryoyu okudu ,Richienin sahneleri azdı, ve o senaryoda en iyi rol Frank Lucas'ın.onu oynamak istiyorum dedi.bende biz iyi tarafta olacak başka birine ihtiyaç duyuyoruz ve bu sensin deim.o da pekala tamam dedi."
Hangisi Oscar adayı olur
http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Güzelim/OSCAR'DA%20ADAYLIK%20TAHMİNLERİ/44.jpg
Sinema dünyasının en çok merak edilen ödülü Oscar için geri sayım başladı. Adayların açıklanmasına sadece bir kaç hafta kaldı. Büyük gece ise 24 Şubat'ta ünlü Kodak Tiyatrosu'nda. Adaylar henüz kesin olarak açıklanmadı ama sinema eleştirmenleri bu konuda tartışmalara başladı bile..
İŞTE BU YILIN OLASI ADAYLARI
İnternetteki hollywood.com sitesi de belli başlı dallarda aday olma ihtimali yüksek olan oyuncuları ve filmleri belirledi. Aralarında eleştirmenlerin aylardır hemfikir olduğu isimler kadar sürpriz isimler de var. Bakalım adaylar açıklandığında bu tahminlerin ne kadarı tutmuş olacak.
http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Güzelim/OSCAR'DA%20ADAYLIK%20TAHMİNLERİ/10.jpg
BU 10 FİLMDEN HANGİLERİ ADAY OLACAK...
American Gangster
Ridley Scott’un yönettiği Amerikan Gangsteri bakalım ödüle aday olabilecek mi.
kaynak:hürriyet
Sinefiller için...
* Amerikan Gangsteri'nin (American Gangster) yönetmeni Ridley Scott'ın ağabeyi Tony Scott'ı Devlet Düşmanı (Enemy of the State) ve True Romance gibi filmlerden, oğlu Jack Scott'ı ise Radiohead grubunun Fake Plastic Trees, Cypress Hill'in Real Estate, Insane in the Brain, U2'nun Staring at the Sun ve nihayet R.E.M.'in Everybody Hurts (hani sıkışan trafikte arabaların içinde olanları seyrettiğimiz klip) isimli şarkılarının videolarının yönetmeni olarak biliyoruz.
* Jake Scott'ın kız kardeşi Jordan, babasının 1996'da çektiği White Squall'da Hollandalı öğrenci kız rolündeydi. Kendisi ayrıca Scott ailesinin bir ferdi olmanın bütün ayrıcalıklarından faydalanarak, babası Ridley Scott'la birlikte Prada'nın ürettiği bir parfümün milyonlarca dolarlık reklam kampanyasında yönetmenlik yaptı.
* Ridley Scott, 2001 yılında annesini kaybetti. Aynı sene çektiği Black Hawk Down isimli filmi de ona adadı.
* Ridley Scott, oyuncularını bizzat seçmekten hoşlanan, kendi story-board'larını çizen bir yönetmen. Kendisi ayrıca bir solak.
* Ağzı bozuk, maço ve çok yetenekli bir tüccar olarak tanınan ağabeyi Tony gibi Ridley Scott da Küba'dan gelen Montecristo purolarına çok düşkün.
* Yıllar boyunca Hollywood'un en iktidar sahibi isimlerinden biri olan Ridley Scott, acaba sinemanın ticarileşmesi konusunda ne düşünüyor? Şöyle: "Hollywood'u eleştirmiyorum, çünkü orada çalışıyorum, hayatımın büyük bölümü de orada geçiyor. Ama söylediğim şu ki, ticaret sanata üstün geliyor. Film endüstrisinde ticaret en önemli şey haline geldi. Hollywood da bir endüstri, bir sanat biçimi değil, bu yüzden de oradakilerin asıl amaca hizmet etmeleri gerekiyor."
* Ridley Scott, kendini bir agnostik olarak tarif ediyor; yani Tanrı'nın olup olmadığı bilinemez diyor. Haçlı seferlerinden bu yana geçen 900 senede "Hâlâ birbirimizi anlamaktan uzağız," dediği Müslümanlarla alakalı olarak ise şu yorumu yapıyor: "Batı'daki herkes iyi, bütün Müslümanlar da kötüdür düşüncesinin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorum." Kendisine çıktığı anlayış seferinde başarılar diliyor ve en sevdiğimiz sözlerinden biriyle Ridley Scott'a veda ediyoruz: "Şayet yapan kişi siz değilseniz, seks sıkıcıdır."
* Amerikalı yönetmenlerin göz bebeği olmadan önce, Juliette Binoche, Jean-Luc Godard'ın Je vous salue, Marie filminde oynayacak denli radikal bir isimdi. İsviçre'de bir benzin istasyonunda çalışan Meryem, taksi şoförü erkek arkadaşı Yusuf'la takılıp basketbol takımında top koştururken, bir yandan da bakire olduğunu iddia ederek kendini tanımlar. Hiç tanımadığı Cebrail diye bir tip Meryem'e bekaretini kaybetmeden hamile kalmayı başaracağını söyleyince, Meryem'in kafası karışır. Bir süre sonra Yusuf'la Meryem evlenirler, İsa isimli bir çocuk doğururlar. Ancak İsa evi terk eder. Meryem de kendini 'cinselliğini keşfetmeye' adar. 1985 tarihli film Kilise'yi delirtmiş, Katolikleri ayaklandırmış, Godard'ın ölüm tehditleri almasına sebep olmuştu. Godard, bir başka deyişle, bir nevi şamar oğlanına dönüşmüştü.
Kaya Genç/Günaydın
http://img265.imageshack.us/img265/6093/79689560vi6.jpg
http://img265.imageshack.us/img265/5263/79694934ph5.jpg
http://img265.imageshack.us/img265/183/79700703gf2.jpg
http://img209.imageshack.us/img209/6886/79861991bo0.jpg
http://img209.imageshack.us/img209/1255/79862021oo3.jpg
http://img209.imageshack.us/img209/9132/79862045wh7.jpg
Ridley Scott ,Ronald Reagan ve Mikhail Gorbachev hakkında film çekmeyi planlıyor
Filmde,1986 yılında iki liderin Reykjavik zirvesinde orta menzilli füzelerin azaltılması konusundaki görüşmeleri anlatılacak.
Scott: "Tarihi karakterler büyüleyici.onların kim olduğunu neyi,nasıl yaptıklarını göstermek istiyorum.onların hareketleri tarihin şekillenmesine yardım etti,soğuk savaşın sonu için bir adım atılmış oldu."
Scott'ın Soğuk Savaşı
American Gangster ile yüzünü derin devlete dönen Ridley Scott ciddiyetini bozmuyor ve bu kez alanı genişleterek bir döneme damgasını vuran ABD-SSCB ilişkilerini kadraja alıyor. 1986 yılında Ronald Reagan ve Mikhail Gorbacov'un nükleer silahlar üzerine yaptığı ve ABD'nin silahsızlanmadan taviz vermediği ünlü Reykjavik Zirvesi'ne odaklanacağını söylüyor. Geçtiğimiz yıl her iki devlet adamı ile de görüşen Scott projenin kendisi için oldukça heyecan verici olduğunu da ekliyor.
Projede ise bu ünlü devlet başkanlarını kimin beyazperdeye taşıyacağı belli değil, ancak Reagan'ın sağkolu George Shultz'u Tommy Lee Jones'un canlandırması olası gözüküyor.
kaynak:film.gen.tr
Yine Kan Dökülecek: Gelecek Senenin İddialıları
Oscar’a Doğru bölümünü önümüzdeki Eylül’e kadar bekleme pozisyonuna almadan önce yılı kapatmak adına önümüzdeki yılın Oscar’a göz kırpan filmlerine de bir bakış atmak gerekiyor. Her sene olduğu gibi yarışın ana hatları sonbahar aylarında kesinlik kazanacak. Bu aşamada özellikle son anda büyük çıkış yapabilecek ve henüz ismini bile bilmediğimiz bağımsız ve küçük yapımlara bir pay bırakmak gerek, ama diğer yandan Oscar demek aynı zamanda gösteriş de demek. Bu açıdan sadece kağıt üstünde bile şimdiden şansı olan büyük filmleri sizler için değerlendirdik. Sonuç; önümüzdeki sene baya sert bir yarış olacak gibi.....
6. Body of Lies (Ridley Scott)
Leonardo DiCaprio’nun “Revolutionary Road”la şansı yaver gitmezse elinde yedeği de var. Ridley Scott’ın yönettiği filmin senaristi ise “Köstebek” (The Departed, 2006) sonrası popülerleşen William Monahan. DiCaprio eğer diğer filmle ön plana çıkarsa burada ‘yardımcı erkek’ pozisyonuna da kolayca geçebilir, çünkü filmin tek başrol kozu kendisi değil. Russell Crowe bu filmle tekrar ödül törenlerine dönüş yapabilir. Filmin tek dezavantajı ise Irak ve Afganistan meselelerine değiniyor olması. Bu sene benzer temalar üzerinde ilerleyen filmlerin hiçbirisi ne gişede ne de ödüllerde varlık gösteremedi.....
kaynak:sinema.com,K.D.Yılmaz
Lena Headey, Poe Uyarlamasında
Bugünlerde Terminator: The Sarah Connor Chronicles adlı dizide pek de dostane olmayan bir robotu canlandıran Lena Headey, Ridley Scott'ın yapımcılığını üstlendiği yeni bir gerilim filminin başrolünde. Headey, korku ve gerilim edebiyatının en iyilerinden biri olan Edgar Allan Poe'nun The Tell-Tale Heart (Geveze Kalp) adlı öyküsünden uyarlanacak filmde, Josh Lucas'ın karşısında oyunculuğunu konuşturmaya hazırlanıyor.
Daha önce birçok kez filme alınan ve bir de animasyonu yapılan hikayeyi bu kez Mark Redfield yorumlayacak. Filmin çekimlerine önümüzdeki ay başlanıyor.
kaynak:film.gen.tr
Ridley Scott, DiCaprio'yu Yönetecek
American Gangster ile Oscar töreninde umduğunu yine yakalamayan Ridley Scott, bağrına taş bastı ve yeni bir film projesine yönetmen olarak katıldı. Brad Ingelsby adındaki genç ve yeni bir senarist tarafından yazılan The Low Dweller isimli filmde, yönetmenliği üstlenen Scott, Slim adlı karakteri canlandıracak olan Leonardo DiCaprio'yu yönetecek.
Film cinayet suçundan uzun yıllar hapiste yatmış Slim'in istemediği halde bir intikam olayına karışmasını konu ediniyor. Tek isteği uzun süredir kendisini bekleyen kız arkadaşıyla evlenmek olan Slim, dışarı çıktığında kardeşinin bir yasadışı bir kumar olayı yüzünden öldürüldüğünü öğreniyor. Suça bulaşmamak için ettiği yemini bozan Slim kardeşinin katillerinden intikamını almaya karar veriyor. Bu haliyle filmin konusu ve karanlık atmosferinin İhtiyarlara Yer Yok ile benzerlik gösterdiği söyleniyor.
kaynak:film.gen.tr
BLACK HAWK DOWN (Kara Şahin Düştü)
http://img395.imageshack.us/img395/1779/toprf5.jpg
Yönetmeni : Ridley Scott
Oyuncular : Josh Hartnett, Ewan McGregor, Tom Sizemore, Eric Bana, Sam Shepard, Ewen Bremner
Yapım Yılı : 2001
Süresi : 144 dakika
Kariyeri boyunca Gladiator, Blade Runner, Thelma & Louise ve American Gangster gibi birbirinden bir hayli farklı filmlere imza atmış usta yönetmen Ridley Scott’ın En İyi Kurgu ve En İyi Ses dallarında Oscar kazanmış 2001 tarihli filmi Black Hawk Down her anı heyecan ve ilgiyle izlenen etkileyici bir savaş filmi. Amerikan askeri birliklerinin Somalili isyancı lider Muhammet Farrah Aidid’i yakalamak için giriştikleri harekatı konu ediniyor. 1993 yılında düzenlenen bu harekat sırasında meydana gelen ve tarihe Mogadişu Savaşı olarak geçen çarpışmayı anlatan Black Hawk Down etkileyici sinema dili ve eşine az rastlanır görselliğiyle son yılların en güçlü savaş filmlerinden biri.
Geniş kadrosunun neredeyse tamamı erkeklerden oluşan filmde Josh Hartnett, Ewan McGregor , Eric Bana, Tom Sizemore, Sam Shepard ve Ewen Bremner gibi isimler rol alıyor. Filmin en büyük kozlarından biriyse hiç şüphesiz imzasını attığı büyük bütçeli filmler ve televizyonda milyonların izlediği kaliteli dizilerle piyasanın en iyi yapımcılarından biri olduğunu defalarca kanıtlamış Jerry Bruckheimer.
6 Nisan Pazar saat 20:00'de Cnbce'de
2008in en iddialı 38 filmi
18. Untitled Ridley Scott
Gösterim tarihi: 10 Ekim
oyuncular: Leonardo Di Caprio,Russell Crowe
Film niye büyük olacak: A-listesinden Scott ve senarist William Monahan ('Departed')birlikte çalışacağından bu politik gerilim Oscara aday olacağa benziyor.
1. Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull
2. Dark Knight
3. Harry Potter And The Half Blood Prince
4. Bond 22
5. Iron Man
6. Sex And The City
7. Speed Racer
8. Hancock
9. The Chronicles of Narnia: Prince Caspian
10. Star Trek XI
11. The Pineapple Express
12. Get Smart
13. Wanted
14. The Incredible Hulk
15. Wall-E
16. The Love Guru
17. Leatherheads
18. Untitled Ridley Scott Film
19. Burn After Reading
20. Hellboy II
21. Baby Mama
22. Cloverfield
23. Nim's Island
24. Forgetting Sarah Marshall
25. The Spiderwick Chronicles
26. Horton Hears a Who
27. Yes Man
28. The Curious Case of Benjamin Button
29. Semi-Pro
30. Eagle Eye
31. Harold & Kumar Escape from Guantanamo Bay
32. Untitled X Files Sequel
33. He's Just Not That Into You
34. Mamma Mia!
35. Tropic Thunder
36. Bedtime Stories
37. Revolutionary Road
38. The Mummy : Tomb of the Dragon Emperor
Ridley Scott, The Kind One projesinin yönetmenliğini üstlenecek
Ridley Scott,Warner Bros. Pictures için çekilecek kara tür draması The Kind One filminin yönetmenliğini yapacak.30lu yılların Los Angelesında geçecek filmde,unutkanlık hastalığı olan bir adamın The Kind One lakaplı gangster için çalışması ve azılı suçlunun sevgilisine aşık olması anlatılacak.
senaristliğini Tom Eppersonın üstleceği filmin başrolünde Casey Affleck yer alacak.
Hollywood'taki Türkler 'Body Of Lies' filminde
http://www.cnnturk.com/images/ks/barbarosrussella.jpg
Barbaros Tapan (solda), Russell Crowe'la birlikte
Hollywood'da yaşayan Türk aktörler Barbaros Tapan, Burhan Kalsın, Alex Demir ve Yerman Gür, direktörlüğünü Ridley Scott'ın yaptığı, başrollerini Leonardo Di Caprio, Russell Crowe'un paylaştığı 'Body Of Lies' filminde seslendirme yaparak Türkler'in sesini duyurmayı sürdürüyor.
Amerikalı bir gazetecinin CIA ve El Kaide örgütü arasında işbirliği yaparak İngiltere, Fransa, Amsterdam'daki terörist bombalama saldırılarını anlatan filmin bir bölümü Adana'daki İncirlik Üssü'nde de geçiyor.
Daha önce Amerika'daki en ünlü talk showlardan birisi olan 'Tonight show with jAY leno'ya çıkarak milyonlarca Amerikalı'yı güldüren Barbaros Tapan, geçtiğimiz aylarda yine başrollerini Russell Crowe, Helen Miren, Ben Affleck'in paylaştığı 'State of Play' filminde kamera karşısına geçmişti. Her iki film de 2008 yılının son aylarına yakın gösterime girecek.
Crowe'un filminde genç Türk aktör
Başrollerini Russel Crowe, Ben Affleck, Helen Miren gibi Oscar ödüllü aktörlerin paylaştığı 'State of play' adlı filimde Hollywood'ta yaşayan genç Türk aktör Barbaros Tapan da kamera karşısına geçti.
Filmde Russel Crowe ile restorant sahnesi olan Barbaros Tapan daha önce de sunuculugunu ünlu şovmen Jay Leno'nun yaptığı 'Tonight show'a çıkarak yaptığı aktör taklitleriyle milyonlarca Amerikalı'yı ekranları başında güldürmüştü.
Filmin setinde Barbaros'un Türk olduğunu öğrenen Rusell Crowe, film çekimine ara verildiğinde genç aktörle bol bol şakalaşırken Türkiye konusunda sohbet etmişti.
Filmin yönetmenliğini 'Last King Of Scotland'ın da yönetmeni olan Kevin Mcdonald yapıyor. Filmin daha once BBC'de dizi olarak yayınlanan 'State Of Play'in beyaz perdeye uyarlandığı belirtildi.
Amerika'daki devlet adamlarından birisinin yaşadığı aşkı ve sonucundaki cinayet ile bu olayı araştıran bir gazeteciyi anlatan film 2008'in sonlarına doğru gösterime girecek.
kaynak: Cnnturk,Alper Nakri / DHA / Los Angeles
İşte en iyi savaş filmleri
Onlar hiçbir zaman unutulmadı...
BLACK HAWK DOWN - Kara Şahin Düştü (2001) - Yönetmen Ridley Scott, 90'larda büyük karışıklık yaşayan Somali'deki çatışmaları konu edinmişti. 2 Oscar kazanan filmde Josh Hartnett, Ewan Mc Gregor, Tom Sizemor, Sam Shepard gibi isimler var.
kaynak: Haberturk
Scott bilimkurguya geri dönüyor
Eclipse Dergisine röportaj veren Blade Runner ve Alien'ın yönetmeni Ridley Scott sonunda bilimkurguya geri döneceğini söyledi.
Q: Siz Blade Runner ve Alien gibi yeni ufuklar açan bilimkurgu filmleri yaptınız.bu türe niye devam etmiyorsunuz?
RS: 20 yıldır bir kitabı bekliyorum ve sonunda onu aldım.hangi kitabın olduğunu söylemeyeceğim fakat senaryosu gelecek ay yazılmaya başlayacak.
Scottın röportajda sözünü ettiği kitabın, 30 yılarda Aldous Huxley tarafından yazılan ve 1. dünya savaşından sonra teknolojik gelişmeleri eleştiren bilimkurgu kitabı Brave New World olduğu söyleniyor.Brave New World'de laboratuvarlarda oluşturulan insanlarla doğal olan insanlar karşılaştırılıyor.
http://img158.imageshack.us/img158/4250/bravesmtgm0.jpg
Unutulmaz yol maceraları
Sinemanın unutulmaz yol filmleri izleyenlerine hem heyecanlı hem de keyifli dakikalar yaşatıyor.
Kadınların yol macerası
Thelma & Louise
Bir fast-food restoranında garsonluk yapan ve müzisyen sevgilisiyle sorunlar yaşayan Louise (Susan Sarandon) ve sürekli futbol izleyip kendisini mutfağa mahkum eden kocasıyla birlikte yaşayan Thelma'nın (Geena Davis) varolan düzenlerini terkedip yeni bir hayata yol almalarını anlatıyor. Yolculukları sırasında maço bir erkeği öldüren çift, bu yüzden polisle de mücadele etmek zorunda kalıyor.
Bu filmi neden mutlaka izlemelisiniz?
Callie Khouri'nin senaryosundan uyarlanan ve Ünlü İngiliz yönetmen Ridley Scott'un sinema tarihine armağan ettiği feminist bir filmde Geena Davis ve Susan Sarandon etkileyici bir performans sergiliyor.
kaynak: ekolay.net
Sienna Miller Nottingham'da
Nottingham Şerif'i Russel Crowe, görünüşe göre Marian'ını buldu. Sienna Miller ilginç bir Robin Hood filmi olacak Nottingham'da Prenses Marian'ı canlandıracak. The Edge Of Love adlı yeni filminin tanıtımına katılan güzel oyuncu, Nottingham için çok heyecan duyduğunu belirtti.
Ridley Scott'ın yönetmenliğini üstlendiği film, Robin Hood hikayesini bu kez Şerif'in gözünden aktarıyor. Klasik hikayenin aksine Şerif, filmde sempatik bir karakter olarak çiziliyor.
kaynak: film.gen.tr
Çocuklar ve gençler için en iyi 20 film
İngiliz hükümeti, çocuklara ve gençlere sinema sevgisini aşılamak üzere özel bir proje başlatıyor.
İngiliz hükümetinin çocuklara ve gençlere sinema sevgisini aşılamak üzere giriştiği projenin ardından The Times gazetesi çocuk ve gençlere tavsiye edilebilecek en iyi 20 filmden oluşan bir liste yaptı.
Arşivinizde bu filmleri bulundurmak yalnız çocuklara değil büyüklere de tavsiye ediliyor:
1. E.T.: The Extra-Terrestrial (Steven Spielberg, 1982)
Bütün yaşlar için uygun
2. Cinema Paradiso (Giuseppe Tornatore, 1988)
Bütün yaşlar için uygun
3. 101 Dalmaçayalı (Wolfgang Reitherman, Hamilton Luske, Clyde Geronimi, 1961)
Bütün yaşlar için uygun
4. Legally Blonde (Robert Luketic, 2001)
Bütün yaşlar için uygun
5. The Wizard of Oz (Victor Fleming, 1939)
Büyüklerin de tekrar tekrar seyretmesi şart
6. The Jungle Book (Wolfgang Reitherman, 1968)
Bütün yaşlar için uygun
7. Beautiful Thing (Hettie Macdonald, 1996)
Biraz küfürlü konuşma var.
8. Ghostbusters (Ivan Reitman, 1984)
Büyük çocuklar için uygun
9. Oh, Mr Porter! (Marcel Varnel, 1937)
Bütün yaşlar için uygun
10. School of Rock (Richard Linklater, 2004)
Bütün yaşlar için uygun
11. Edward Scissorhands (Tim Burton, 1991)
12 yaşından büyük çocuklar için
12. Heathers (Michael Lehmann, 1989)
12 yaşından büyük çocuklar için
13. Spirited Away (Hayao Miyazaki, 2003)
10 yaşından büyük çocuklar için
14. Chitty Chitty Bang Bang (Ken Hughes, 1968)
Bütün yaşlar için uygun
15. Willy Wonka/Charlie and the Chocolate Factory (Mel Stuart/Tim Burton, 1971/2005)
Bütün yaşlar için uygun
16. Grease (Randal Kleiser, 1978)
16 yaşından büyükler için
17. Blade Runner (Ridley Scott, 1982)
16 yaşından büyükler için
18. The Sound of Music (Robert Wise, 1965)
Bütün yaşlar için uygun
19. The Rocky Horror Picture Show (Jim Sharman, 1975)
12 yaşından büyük çocuklar için
20. Monty Python and the Holy Grail (Terry Gilliam, Terry Jones, 1975)
12 yaşından büyük çocuklar için
kaynak: guncel.net
Christian Bale Nottingham Yolcusu Mu?
Sinemanın yeni Batman'i Christian Bale'in adı birbiri ardına prestijli projelerde anılıyor. Bale'in isminin geçtiği en son proje ise Ridley Scott'ın çok konuşulacak yeni Robin Hood filmi Nottingham. Russel Crowe ve Sienna Miller'ın katıldığı filmde, Bale'in yer alıp almayacağı henüz kesinleşmiş değil. Ancak söylenenlere bakılırsa, Ridley Scott yetenekli oyuncuyu yönetmek için büyük bir istek duyuyor. Bale'den gelecek cevap önümüzdeki günlerde belli olacak.
Revize edilmiş ve yorumlanmış bu Robin Hood öyküsünde Vanessa Redgrave ve William Hurt'un da yer alması bekleniyor.
kaynak: film.gen.tr
|
|