Tüm Versiyonu Göster : Çemberimde Gül Oya- Bölüm Yorumları (Arşiv)
Sayfalar :
[ 1]
2
3
4
5
6
7
8
9
Bu başlık bana göre eksikti ve açılmasında geç bile kalındı düşüncesindeyim. Bir dizi ne kadar mükemmel olursa olsun eleştirilebilmeli, öbür türlüsü bize yakışmaz. Hepimiz diziyi çok sevsekte, mutlaka bir eksiği, kusuru vardır diye düşünüyorum...
Ben sevgili vortex'in söylediklerine katılıyorum, dizinin bazı sahneleri gerçeklikten uzak bir şekilde güldürü üzerine yoğunlaşıyor. Oysa bildiğim kadarıyla bir komedi dizisi değil, abartı olmadığı durumlarda iyidir gülmek, hem güldürüp hem ağlatan bir özelliği var, ancak bazı sahnelerde bu abartıya kaçıyor diye düşünüyorum...
Not: Dizi yorumları başlığı hariç her yerde de dizi yorumu yapıldığı ve forum karmakarışık bir hale geldiği için, bu başlığın elzem olduğu düşüncesindeyim...
Sevgili Magnolia,
Dizinin hangi amaclarla yayina girdigini bilemeyiz..birebir konusmadik sonucta cgaan irmak ile.Dolayisiyla Komedi mi Dram mi bilemeyiz.
Dizide bir tarafdan A$k Ve Türkiye Bir tarafdan'da Tipik bir Ev halini anlatiyor.
Ben dizide gercekden söylüyorum elestiricek bisey bulamadim.Bence hersey dört dörtlük tabi bu benim düsüncem.
Sonucta dizide sadece 70li yillar ve hüzün olacagi yazmiyordu. 70li Yillarda ki insanlar sadece aglamiyordu degil mi?
Mutlaka gülüyorlardi da..Heryerde böyledir..Fazla zamanim olmadigindan burda kesecegim..
meltemyucel 23-12-04, 11:54 Eleştirmek, eleştirilecek olan herneyse onu yerden yere vurmak veya kötülemek değildir. Eleştri yapılan iyi şeyleri de ön plana çıkarmaktır.
Çağan Irmak Asmalı Konağın yöntmeniydi ve reyting rekorları kırdığını içimize nasıl işlediğini hepimiz çok iyi biliyoru. Ama Asmalı Konakın final bölümü sinemalarda başka bi yönetmen tarafından çekildi. O bildiğimiz sıcaklık ve samimiyet gitmiş tamamen 80-90ların sonundaki entellektüel vede sıkıcı bir film olmuştu. Seslendirmeli bile o kadar yadırgamıştıkki gittiğimize gideceğimize bin pişman olmuştuk
Çemberimde Gül Oya ya gelince; taraflı düşünmekten değil elbetteki diziyi veya bi sinema filmini izlerken hatalar buluyoruz ama ben burda çok fazla yargılanacak bişey bulamıyorum. Herşey dozunda ayarlanmış gülmekte ağlamakta. Düşünün tamamne siyasi bir dizi olsaydı veya tamamne drama entrika dolu bir dizi olsaydı bu kadar severmiydik. Hayatın bize her yönünü sunmuş Çağan Irmak.
Evet bazen kopuyoruz o yaşanılan aşktan bazen Mehmetin Yurdanurun gençlik arkadaşları hi.mi yok diyorum. Ama Dizinin akışı kullanılan cümleler oyunculuk vs bu düşüncelerimi pek fazlada etkilemiyor.....
Gerçekten Çağan Irmak çok iyi yönetmen. Ayarı biliyor. Bu dizi beni çok etkiliyor, bu sezon başlayan yine bana göre en iyi dizi. Geçmiş bölümleri gözümün önüne getiriyorum, bir tek sahnede ne alaka demiştim. Hani Yurdanur'un kimliği ortaya çıktığında, Feriha'nın patronunun evinde geçirdikleri gece sonu korku filmi gibi bitmişti. Gelen kişinin Hasan olduğu ne kadar belli olsa da adamın ölmüş karısının görüntüsü... tuhaf diye düşünmüştüm.
Çağan Irmak bence gitgide kendini ve yeteneklerini geliştirebilen bir insan.Hatta en önemlisi dizi furyasında hep yeniliklerin öncüsü.Asmalı konak'tan sonra baksanıza her kanalda ağa ve konak dizileri başladı.Çemberimde Gül Oya'nın da takliti çıkarsa hiç şaşırmam ...
cikmaz_sokak 06-01-05, 01:56 selamlar...ben diziyi hem siyasi hem ask icerikli buluyorum öncelikle.cagan irmak ise cok iyi bir yönetmen olarak görüyorum,gelistiriyor kendini,dizileri tutuyor.
dikkati mi ceken ve cok güzel olan,cok farkli bi dizi olmasi ve ilk defa böyle bi dizi olmasi.güzel bir dizi...
EN SEVDİĞİM, EN GÜZEL DİZİ.... ÜZERİNE DİZİ TANIMIYORUM...
ÇEMBERİMDE GÜL OYA'NIN MUTLAKA VCD'LERİNİN ÇIKMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM. ÖNERİDİR....
Çemberimde gül oya, bence şu sıralar gündemdeki bütün dizilerden güzel ve kaliteli.Tek geçerim yani.Dizinin o kadar güzel bir havası varki sizi bilmem ama benin ruhuma ilaç gibi geliyo.
Dizinin sürekli 70 li yıllardaki o siyasi kargaşalığı gösterdiği, sürekli hüzün ve gözyaşının olduğunu düşünün ne kadar sıkıcı ve kapalı olur.Tam tersi sürekli güldüren anlamlı anlamsız espiri yapan bir dizi olduğunu düşünün oda yukarıdakinden farklı olmazdı.Bir süre sonra bayardı.Önemli olan hüzünle, acıyla, güldürüyü bir arada kullanabilmek.İkisini birbirine harmanlayabilmek ve bir bütün yaratabilmek zaten hayatta böyle değilmi.Bunu yapan çok nadir dizi var.Çemberimde gül oya da bunu başarıyo ve bence gözyaşlarıyla gülmeyi bir tek bu dizi yapabiliyor.
Mehmet ve arkadaşı takip edilirken geçecekleri güzergahı bilip, onlar gelmeden orda bekleyen adam beni biraz düşündürdü..
Bir de gittikleri yerde kapıyı çaldırlar,direkt kendileri açmadı kapıyı ama içeri girenler pek rahat girdiler..Tabii Mehmet'ler girdikten sonra kapı kilitlenmemiş olabilir ki bu da ayrı bir dikkatsizlik..Bu kadar gizlilik içinde hareket ediyorlarsa kapının anında kilitlenmesi gerekti..
Yeni çırağın içinde kağıt var mı bilmeden paketi hemen açması da biraz fazla abartı gibi geldi..Kağıt bitti ''hah bunun içinde kesin vardır'' diye hemen düşünmez insan,en azından sorar sanırım..
bi de mehmetin polislerin gelince çocuğun içeri gireceği zaman çocuğa arkadan el kaldırması hem hoştu hem de böle iii bir karakterin bence karizmasını zedelediiii
Orkuun bence karizma ile bi alakasi yok..Mehmet o anda ne yapacagini bilemedi..telaslandi..ve cok komikdi bence..
Elestirilecek bi yer bulamicami saniyordum..ama kafami acaip kurcaladim ve buldum..illa bulmam gerekiyordu..
Neden sürekli mehmet diyince yurdanurun surati eksiyor..Yurdanur eski arkadaslariyla bulustugu an..kadinin biri 'mehmeti özledik' gibi bisey demisdi..yurdanur orda cok telas icine girdi..elini kolunu saklicak biyer ariyordu sanki..
Bence herkez mehmeti öldü biliyor..ama ölmedigini yurdanur herkezden feriha dahi gizliyor
mehmetin ölmemesi benim de arzum. bunu başka bir formda tartışmıştık; belki yurdanurun yılbaşında yanına gittiği kişi mehmet olabilir diye...
ben 70'lerde y7aşayan karakterlerden bazılarını da günümüz çekimlerinde görmek istiyorum.
canan, zarife, yurt dışına kaçan arkadaşıercan gibi...
onlara ne oldu merak ediyorum
bence cagan ırmak cok dehset korku fılmı cekebılır.ve cekmelıdırde bence.bunu dusunmemın nedenlerınden bırı yurdanur ve ferıha patronun evınde kalırken hasanın gelmesı ıste o sahneyı bılıosunuz.birde mehmetın arkadası salih(yanlıs hatırlamıorumdur umarım)vuruldugu gece konaga gelmıstı elektrıkler falan kesıktı.orda bı sahne vardı.yatakta yatıodu basında yurdanur falan vardı yanında kım oldugunu hatırlamıorum elınde mum vardı o sırada kapı caldı yurdanur ve etrafındeılr kapıya bakıodu ordakı cekım tam bır korku fılmı cekımıydı ve cok guseldı...cagan ırmak kesınlıkle korku fılmı cekmelı...
bence cagan ırmak cok dehset korku fılmı cekebılır.ve cekmelıdırde bence.bunu dusunmemın nedenlerınden bırı yurdanur ve ferıha patronun evınde kalırken hasanın gelmesı ıste o sahneyı bılıosunuz.birde mehmetın arkadası salih(yanlıs hatırlamıorumdur umarım)vuruldugu gece konaga gelmıstı elektrıkler falan kesıktı.orda bı sahne vardı.yatakta yatıodu basında yurdanur falan vardı yanında kım oldugunu hatırlamıorum elınde mum vardı o sırada kapı caldı yurdanur ve etrafındeılr kapıya bakıodu ordakı cekım tam bır korku fılmı cekımıydı ve cok guseldı...cagan ırmak kesınlıkle korku fılmı cekmelı...
ferihanın patronunun evindeki sahne beni de etkilemişti çok. bir hafta acaba patronun karısı yaşıyor mu diye düşündüm. ilginç bir sahneydi.
yagmurun_sesi 28-01-05, 14:00 deny sana katiliyorum :wink:
elektirikler kesildi filan diynce aklima yilbainda ki bölüm geldi
elektirikler kelsilmisti sonra mehmet kapiya bakmaya gidince suna abla gülyabanimi geldi acaba derken nejat iceri girmisti herkes bir bagris :lol: :lol: :lol: yaaa coook komikti
20.bölümde Hasan ve annesinin üzerindeki ve yüzlerindeki kan(yani boya) pek gerçekçi değildi,biraz pembemsi bir renk gibiydi..
Yurdanur'un Mehmet vurulduğu andaki kolundaki acısı biraz fazla ütopik gibi dursa da,aşka dair efsanelerde duyduklarımızı resmedişi güzeldi..Fiziksel acıyı bilmem ama insanın o anda ruhsal bir sıkıntı içine girmesi çok olağan bir durum,tabii bu fiziksel olarak da aksedebilir diyip durumu kurtarabiliriz..
Bazen Cagan Irmak'ida ele$tirmek gerekiyor.Bu bölümde oyuncularin ismi gecerken senarist'de artik Cagan Irmak yazmiyordu.
Arada ki fark ne olur 1-2 bölüm gecsin görecegiz..
En son bi haber ekledim..hepinizin okumasini tavsiye etmisdim..Icerinde yazarin hakli oldugu konular vardi cünki..
Cagan Irmak bir gazetede yaptigi röportaj'da ' O zamanlar farkliydi.Gencler yeni bir dünya icin savasiyorlardi.Nerde simdi devrimciler solcular.Hic biri yok' demisdi..
Ama bi noktayi unuttu hakikaten..Solcu gencler var..genclik kollari hala var..ve daglarda/eylemlerde/yürüyüslerde ölen gencler bile var...Ama bunu görmemesinin sebebi MEDYA..Medya artik sadece SemraNim ve Sinemden baska bisey görmüyor ki..Haberlerin yarim saati diyet ve moda ile iligili geciyor..Dagda ölen devrimcileri yok sayiyorlar..Isteseler onu haber yapabilirler..
ÖZGÜRPOLITIKA ve diger solcu sitelerinde sürekli ölüm haberleri veriliyor..bence takip etmelisiniz.. :wink:
Cagan Irmakda dahil.
Genç Yurdanur’da varolan sağlam duruş günümüz Yurdanur’un da daha naif ve daha süslü duruyor..Selda Alkor keşke kendini konuşsa..Bu haliyle çok fazla Sümbül Hanım ‘ı hatırlatıyor bana.. O’nun gibi endamlı duruşlar, dudak büzmeler..Sanki kendini değil de başka birinin hayatını anlatıyor gibi geliyor bana..Sanki o Yurdanur’la bu Yurdanur aynı kişi değiller...
Yurdanur’un Mehmet’ten gelen o çok önemli ve beklediği tek notu yüreği ile birlikte yanında taşımayıp, masanın üzerinde öylece bırakıp gitmesini yadırgadım açıkçası..
Genç Yurdanur’da varolan sağlam duruş günümüz Yurdanur’un da daha naif ve daha süslü duruyor..Selda Alkor keşke kendini konuşsa..Bu haliyle çok fazla Sümbül Hanım ‘ı hatırlatıyor bana.. O’nun gibi endamlı duruşlar, dudak büzmeler..Sanki kendini değil de başka birinin hayatını anlatıyor gibi geliyor bana..Sanki o Yurdanur’la bu Yurdanur aynı kişi değiller...
Yurdanur’un Mehmet’ten gelen o çok önemli ve beklediği tek notu yüreği ile birlikte yanında taşımayıp, masanın üzerinde öylece bırakıp gitmesini yadırgadım açıkçası..
Solitude sana katiliyorum.Acikcasi o Not'u polis de görebilirdi..yaninda tasimasi daha dogru olurdu..evde birakmasi cok sakincaliydi..
Genç Yurdanur’da varolan sağlam duruş günümüz Yurdanur’un da daha naif ve daha süslü duruyor..Selda Alkor keşke kendini konuşsa..Bu haliyle çok fazla Sümbül Hanım ‘ı hatırlatıyor bana.. O’nun gibi endamlı duruşlar, dudak büzmeler..Sanki kendini değil de başka birinin hayatını anlatıyor gibi geliyor bana..Sanki o Yurdanur’la bu Yurdanur aynı kişi değiller...
Yurdanur’un Mehmet’ten gelen o çok önemli ve beklediği tek notu yüreği ile birlikte yanında taşımayıp, masanın üzerinde öylece bırakıp gitmesini yadırgadım açıkçası..
bence onun nedenı mhemetı ele verme korkusu olabılır.zaten polısde sorguya cektı...yanı bu olabılır
Biraz eski ama dün dizimiz bittikten sonra verilen özel bölümde fark ettim.Hani Suna ablaya gelen kısmet vardı ve adamın annesini Ayşen Gruda oynamıştı.Ama düğüne geldiğinde annesii çok farklıyı benzemiyordu bile ... Küçük bir detay ama atlanmış.
Sevgili deny;
İyi ya işte ele geçme korkusuyla daha güvenilir bir yerde saklamalıydı o notu,masanın üzerinde öylece her gelen okuyabilsin kabilinden bırakmamalıydı ki böyle seven bir insan o notu hep yanında taşımalı bence..
ewet orası bana çok sacma geldı
ama lokantadan çıktıgını görduuve yanlış hatırlamıyorsam yurdanur hanım sizmısınız dedi :?:
Yok arkadaşlar tanımıyordu hani adı hitap edilir evet benim cevabı verilir ya işte o sahne oldu orda....
Sevgili deny;
İyi ya işte ele geçme korkusuyla daha güvenilir bir yerde saklamalıydı o notu,masanın üzerinde öylece her gelen okuyabilsin kabilinden bırakmamalıydı ki böyle seven bir insan o notu hep yanında taşımalı bence..
haklısın ama benım dusuncem de suydu.mesela polıs yurdanuru sorgu odasına goturmeden de arayabılırdı ve not bulunabılırdı..
hakkaten ya o nie masanın üstüne koydu
bak şimdi banada saçma geldii
valla benim aşkım bana bişi yollıcak üstümden ayırmam herşeyi taşırım :lol:
ya mehmet in yazdigi mektub kitabin arasinda degilmiydi :roll:
hayır masanın üzerindeydi sonra kitabı açtı oradan doğum günü için yazdığı notu buldu ve onlarla karşılaştırdı :wink:
o zaman gercekten dikkatsizlik. hadi yainda bile tasimassan bi yere saklrsin
Ya birde işin diğer tarafını düşünün üstünde taşısın diyorsunuzda Mehmet'in sorgusunda adamı çırılçıplak sorup nez.atmışlardı.Pekala bayan Polise üstünü aratabilirler... Ama bu tabi ki masanın üstünde bırakmasını gerektirmez.Mazallah ya Suna ablam bulup okursa. :lol: :lol: :lol:
ya bilmiyorum belki yanlis anlamasimdir ama neyse..
Hani Mehmet Yurdanur la bulusmaya gitti ya iste eve geldiklerinde o sinan miydi hatirlamiyorum ismini o ölen yoldaslarina " yarin sabah erkenden Kemallere gidin ani olmasin sonra da mehmet i evden alin oraya götürün" dememismiydi? Ama Mehmet i evden almadilar :roll:
yagmurun_sesi 11-02-05, 22:48 sonra mehmeti alin götürün oraya demisti böyledi galiba :roll:
Arabada çocuklar konuştu ya sonradan fikir değiştirmiş.Aranıyor diye kalabalıktan almalarını sölemiş....
Bu arada bu bölmüde yine Çağan Iramk'ın atladığı detaylar vardı.
:arrow: Canan Atıfet hanımı görmeye gittiğinde kadının arkasında ki rafta Meydan Lourasse (yanlış yazdım sanırım neyseee )ansiklopediler vardı.Onlar o kadar eski değil ki... 90 lı yıllarda çıktı o zaman verdi gazete,bizim evde hala duruyor :lol:
:arrow: Canan ve Nejat'ı yolcu ederlerken Canan tam arabaya bindiği sahnede konağın karşısında ki evlerin günümüz modellerinden perdelere sahip olduğu dikkatimi çekti...
ya ben ne diyorum patlama sahnesinde
reklamlarda gösteriler OMo nun afişleri vardı :lol:
Omo o zamanda vardı ama ... ( babam leverden emekli ordan biliyorum :lol: :lol: )
canım ama şimdikilerin afişi yani o kadar belli ki :lol:
bende omo avisi gördüm ama yenileri degil ki
Omo afişi gördüm ama yeni mi eski mi dikkat etmedim.Yarın Rose resimleri yollarken o sahneyi çekmesini rica ederiz paniğe mahal yok :lol: :lol: :lol:
The_Darkness 21-02-05, 12:03 Arkadaşlar, ÇGO bölümü altında ki sıkıntılardan dolayı özür dileriz. Elimizden geleni yapıyoruz. Bölüm yorumlarınıza bu başlık altından devam edebilirsiniz. Saygılarımla.. The_Darkness
Teşekkürler The_Darkness;
Girizgah olsun...
Biraz rötarlı oldu ama..Mazur görüleceğimden eminim..Bıraktığım gibi kalabilirdi, zira forumda inanılmaz bir lakaydlık, ilkokul fişlerini heceler tarzda yazım ve yorum, ''kayıt yaptırırken kuralları okuyan sadece ben miyim?'' hissiyatının oluşmasına sebebiyet verecek derece kural dışı her yazım,fikri hiçbir tartışmanın olmadığı gibi çocukça güya kendi savunurken karşıdakini rencide edici (aslında kendini) o kadar çok gereksiz kelam dolaşırken Ziya Paşa'nın ''nadan''(=bilgisiz,cahil) lardan çektiği ve bunun üzerine yazdığı bu gazel;
âsâf’ın mikdarını bilmez süleymân olmayan
bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan
zülfüne dil vermeyen bilmez gönül ahvâlini
anlamaz hâl i perişanım hâli perîşân olmayan
rızkına kani olan gerdûna minnet eylemez
âlemin sultanıdır muhtâc ı sultan olmayan
kim ki korkmaz hakk’tan andan korkar erbâb ı ukûl
her ne isterse yapar hak’tan hirâsân olmayan
itiraz ederse bir nâdân ziyâ hâmûş olur
çünki bilmez kadr i güftârı sühândân olmayan''
tam da halet-i ruhiyeme denk gelirken,doğru bildiklerimi söylemekten imtina etmeyen biri olarak, ferd-i vahid bile kalsa vazgeçmeyeceği söyleyen biri olarak,kendi şahsi depremlerimde sarsılırken,yazmam için özellikle ricada bulunan arkadaşlarımı yalnız bırakarak,bana bahşedilen istidatı köreltmeye hakkım olmadığı halde çabuk pes etmişim diye düşündüm..Onun için son iki bölüme dair genel bir değerlendirme yapmak istiyorum..Zira bu diziye yaptığım ilk yorumda; ''hafıza-i beşer nisyan ile maluldur'' demiştim.Unuttuğumuz sandıklarımız, geçti gitti sandıklarımız ''tarih tekerrürlerden ibarettir'' sözüne yerini bırakırken,hataları yererken objektivite kaybolup yeni hatalar yapılırken bu kadar lakayd kalmak bana yakışmaz.
Mehmet'in insanı değerleri yok eden patlama sırasındaki bütün kameraların kırmızı ışıklarıyla takip ettiği o anı resmedecek, diğer figüranların kifayetsiz kaldığı sahnedeki hissiyatı ve oyunculuğu karışında söylenecek söz yoktur sanırım.Yeni yetme ağacıklarımıza benden naçizane bir tavsiye.O sahneyi izleyip de ürperirlerse nasıl ''oyuncu'' olunacağını gayet iyi anlarlar sanırım..Tabii o sahnedeki müzik,sadece ve özellikle Mehmet'in olduğu sahnelerdeki çekim tekniği için de ayrıca bir tebrik Çağan Irmak'a..Çok ustaca ama kendi fikrini de açıkladığından dolayı pek fazla tarafsız olmasını beklemediğim bir yönetmen ve hikaye yazarı olarak beni biraz hayal kırıklığına uğrattığını söylemeliyim.Zira bomba döşeli araç dar sokaklarda özellikle metre-kare'ye düşen insan sayısının artırıldığı ve özelllikle kalabalık bir pazar sahnesinde insanların nasıl da tahammülsüz ve doğru adına yanlış yaptığını çok iyi resmetti Amenna..Ama bunu sadece ''diğerleri'' yapmadı ki!?Biraz fazla yükleniliyor ''diğerlerine'' , özellikle son birkaç bölümde..Ben ki; iki tarafa da eşit mesafede duran biri olarak(zira ben Doğu da Batı da Allah'ındır sözünü düstur edinmiş,''yönü'' ile değil, işleviyle ilgilenen; hangisinin güzellikleri varsa o benim diye sahiplenmeye çalışan biri olarak)biraz fazla öznel bir anlatım olduğuna inanıyorum.Bütün baskınlar ve saldırılar,duygusuzluklar, tahammülsüzlükler hep tek tarafa yüklendi gibi..Onlar haince planlar yaparken Mehmet'ler sadece türkü söyleyip,masa üzerinde elleriyle eşlik etmediler..İki tarafta yeterince suçlu bence..Benim nazarımdır pek tabii katılmayan olabilir ama ben son birkaç bölümde fazla ''öznel'' buldum anlatımı..
Canan'ın sevdasına sahip çıkışı, ezilmesine gayret gösteren bir anneye rağmen mağrur duruşuyla O'nu ezişi,tam bir aşk şöleniydi benim için..Silikonize aşkların balonlarla uçuştuğu diziler ve magazin kuşları biraz soluklanıp,yere inseler, Canan'ı izleseler hicap duyarlar mı acaba?
Son bölümde Canan'ın Fransızca şarkıyı hemen söylemesi,Sefiller'den pasajları hiç sektirmeden ezbere söylemesi biraz fazla mübalağa edilmişti ama bu sevda için buna da göz yumabilirim sanırım..
Hakeza Sema Hanım'ın,aynı silikonize aşktan gözü kör olmuş,otel odalarına sıkıştırılmış nefsani hezeyanları aşkı sahiplenme sanan bir ''diğer'' kadının gözlerini açan didaktik konuşması da; ''böyle kocaman yürekli bir insan var mıdır?'' sorusunun cevabını bulmazken, olsun böyle bir insan olmazsa bile bu konuşmaya değerdi diye izlediğim sahne mübalağa gibi dursa da elzem bir sahneydi..
Kısa bir özet yapmaya çalıştım..Diğer bölümlerle devam etmek üzre diyelim...
canım solitude'cum, güzel yorumlarını çok özletmiştin iki haftadır, hoşgeldin.
ben iki üç satırlık yorum yapmıştm ama galiba onlarda gitmiş, açıkcası ne olduğunu tam anlayamadım, bu forumda neler yazılmış olabilir ki, hem hepimizin yazdıkları gitmiş, hem de üyelik silinmiş...
neyse ben de son bölümden tekrar bahsetmek istiyorum. Bana göre yine çok güzel bir bölümdü... bu dizinin çok değişik bir havası var, bittiğinde kendimi kötü hissediyorum, yerine göre duygu yüklü oluyorum, yerine göre gülümsüyorum... her duyguyu yaşattırıyor insana...diğer diziler gibi değil, çok severekk izlediğim Aliye var mesela, o da çok çok etkiliyor beni, ama ÇGO başka.... değişik bir büyüsü var, insanın içi kıpır kıpır oluyor, bunun nedeni belki de o geçişlerde saklı....eski dönemi gösterirken arkasından hemen onunla ilgili yeni döneme geçiyor ya.... Konu, senaryo, oyuncular, anlatım ve yönetmen....hepsi dört dörtlük...arada abartmalar, göze çarpan şeyler tabiki oluyor ama diğer güzellikler bunları hemen örtbas edebiliyor...
Geçen hafta Mehmet'in oyunculuğuna tekrar hayran olduğumu belitmiştim. Bu hafta da beni en çok Feriha etkiledi, özellikle son sahne, çok çok etkileyiciydi. Hele o geçiş yok mu? Önce aile fotoğrafı çekiliyor, Yurdanur biz üç kişi geldik diyor, arkasından son sahnede Yurdanur Mehmet'e Feriha yanındayken, bak yine üçümüz bir aradayız diyor.. tek kelimeyle inanılmaz, harika... çok duygulandım ve ağladım...
Ne diyebilirim ki, iyi ki bu dizi var, tüm ekibi, ayırtetmeksizin herkesi tebrik etmek istiyorum.
meltemyucel 25-02-05, 22:38 Öncelikle site açılmış emeği geçen herkese teşekkürler siteyi bozmaya uğraşna herkese de bol bol lanetler.
Dizi yine harikaydı ama sonu tüylerimi ürpertti. Gece gece aklıma bişeyler gelmiyo yarın toparlayıp yazmak üzere.
iyi geceler site
Ohhh yaaa .. Gözümüzaydın...Forum açılmışşş...
KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ
Neyse bu hafta yine acının mutlulukla çakıştığı bir bölüm izledik.Mehmet'in babalık heyecanını yaşadığı anlardan günümüzde babalık savaşını verdiği anlara geldik.Kimi zaman Suna abla ve konak ahalisinin neşesine ortak olurken kimi zamanda hayatın o kadar pembemsi olmadığını fark ettik.
Hepimizin hayatından bir kesit bulduğu bir bölümdü.Nejat ve günümüzde ki Mehmet ile ölümün aslında o kadar uzak olmadığını her an bizide yoklayacağını hissederken,Yurdanur ile hayata yeni bir can getirmenin ne büyük bir mutluluk olduğunu hatırladık.
Bu hafta çok yorum yapamıycam.Sadece şunu söyleyebilirim.Bütün duyguları yaşadığım ve en derinlerden hissettiğim bir bölümdü.
Hangimiz geride biraktiklarimizi ozlemedik ki?Zaman gectikce birseyler alip gitmis bizden.Saflik,hayalgucu,baglilik...CGO bu eksigi kapatiyor ve hatirlamamizi sagliyor bazi seyleri.Eski moda deyip gulup gectigimiz seylerin aslinda inkar edilemeyecek kadar icimize isledigini anlatiyor belki de...Kina geceleri,hamamda su dokunmeler,balik yagi icmeler vs...Bu diziyi de guzel kilan bu bence.Hayatimizin en saf yillarinda ;cocukluk yillarimizda gectigi icin ozel.Onlarin hayalleri coktu.Bugunun teknolojisi ise hayal edecek birsey birakmiyor insana.Birileri senin yerine dusunuyor sana da uygulamasi dusuyor.CGO gunumuzu ve dunumuzu bize gostererek akip giden hayatin bir ucundan tutmamiz gerektigini anlatiyor.Mehmet in Yurdanur un Canan in ve Umit in yaptigi gibi sevginin pesinden kosmamiz gerektigini gosteriyor.Suna abla gibi hayata gulen gozlerle bakmayi ogutluyor.
Bu bolumde Yurdanur un kahvalti sofrasinda hislenerek herkesi aglatmasina ve Mehmet in hayretler icinde kalisina cok guldum :lol: Ayrica Yurdanur un babasinin yaptigi kustahlik yenilir yutulur cinsten degildi.Mehmet in fikirlerini cesurca aciklayarak, savunma yapmasi takdir topladi.Gunumuzdeki Yurdanur u ise zor gunler bekliyor.Mehmet onun herseyi.Nasil karar verecek :cry: ?Gelecek hafta yine hareketli olaylara gebe.Dilerim bebege ve Yurdanur a kotu birsey olmaz.
Voleybolcu 26-02-05, 00:38 En güzel bölümlerden biriydi.
Hersey güzel baslamisti Yurdanur´un hamile oldugunu ögrenilmesinle, Canan´nin evlenmesiyle.... ama sonu kötü bitti :(
Nejat´a noldu ? Insallah kötü birsey olmamistir ama bence olmamistir heycan ve stresden kaynaklanmis olabilir.
Sultan Hanim gencliginde cok güzelmis simdide cok güzel ama gencliginde saf bi güzelligi varmis.
Zarife ve Ümit´in durumuda pek ic acici degil
Insallah birgün onlarda birbirlerine kavusup mutlu olurlar !!
ve Insallah Yurdanur ve Bebegine birsey olmamistir :(
Dilerim bir an önce o da Mehmet´ine kavusur.
Önemli detaylardan biride bu bölümde Sultan'ın aşkıydı... Sulatn sevmeden evlenmişti.İbarhim bunun ezikliğini yaşadığı için Zarife'yi Ümit'e vermiyor bence.Bu arada Mahsun'un gittiği adam Sulatn'ın unutamadığı aşkı...İlerleyen günlerde karşılaşıcaklar acaba neler olucak? :roll:
ŞÜKÜR KAVUŞTURANA ARKADAŞLAR :lol:
Çemberimde gül oya geçmişimize ayna tutarak günümüze yansıtmayı çok güzel başarıyor.Yanlız burda solitude arkadaşımızın eleştirdiği bir noktaya bende katılıyorum.Sanki biraz taraf tutatarlık var.
Mehmetin çocuk heyacanı çok güzel anlatılmış.Suna ablanın öğrenmeden önceki halleri çok komikti.Hayır bi şeyler var ama dur daha çözemedim bakışları çok güzeldi.Her hafta bu kadar güzel oyunculuk sergiliyo ya bravo.
Maddiyat kalkınca maneviyat ne güzelde ortaya çıkıyor değilmi.Bunu canan çok güzel anlattı kaynanansına.
Zarife annesiyle ortak bir kader yaşıyor galiba.Annesi hüsranla karşılaşmış inşallah zarife onun gibi olmaz.Aslında annesi beni birazda şaşırttı.Geçmişte kendisi aynı şeyleri yaşamış, kızını daha bi anlayışla karşılaması lazım değilmi. Ve son olarak mahsun'un ziyaretine gittiği adamın söyledikleri ne kadar doğru ve güzeldi değilmi arkadaşlar..
dünkü bölüm çok güzeldi.yurdanurun hamile kalması.cananın evlenmesi.ya sonu kötü bitti ama.yurdanur kaçırıldı.inşallah bulurlar.
bu dizide önümüzdeki bölümde bu kızcagaza zarar vermezler inşallah ama o çocuk yurdanura aşık galiba bişey yapmacaklar herhalde nejat öldümü çok merak ediyorum keşke ümit zarifeyi kaçırırda zarifede annesi gibi olmaz sevmediği bir adamla evlenmek zorunda kalmaz mehmedimin sevinci kursağında kalmaz bu mutluluk hep bozulmak zorundamı zaten normal hayatımızda da böyle değilmidir en güzel anlarınızda mutlaka üzücü bir haber alırsınız ya,
benim için bu dizinin çok önemi var aşkı, evliliği, hayatı aile sorunların ve memleket sorunları belkide herşeyi içeriyor o yüzden emin olun ki kendimi kaybediyorum bu diziyi herkesin izlemesini istiyorum neden yaptıgımı bilmiyorum ama zorluyorum insanlara neyse cuma günleri benim için çok önemli ruhumu dinlendiren ve salya sümük aglayan ama inanın çok mutlu bir insanım deşarj oluyorum belkide
bu diziyi emeği geçen herkesi çooooooooookkkkk seviyorum inşallah hiç bitmez tek dilegim buuuuuuuuu byyyyyyyyyy
ya arkadaşlar ben diziyi izleyemedim. ölüyorum meraktan yorumlarınız okuddum ama valla kesmediiii :cry:
şimdi kanal d den izleyecem. ay çok özlemişim forumumuzu. yazın yazın boş durmak yok :lol:
yagmurun_sesi 26-02-05, 11:53 KIRMIZI SAPKALI KIZ
mühtesem bir bölümdü bulucak söz bulamiyorum.Ohh be Cananim da istedigine kavustu artik yüzü gülücek ama Nejatin düsmesi Canani etkiliyecek.Gene suna ablaya güldüm,kina gecesinde mehmetler
pisti oynarken dedeye güldüm cok hos yapmislar :lol: ve dizinin sonunda
Yurdanur kacirildi acaba nasil kurtalicak???baska bir sey gelmiyor aklima
Bu metni Sezen Aksu' nun hücrelerime işleyen şarkısı eşliğinde yazdığımdan biraz fazla mübalağalı gelebilir,dayanamayacak olanlar devam etmesinler diyebilirim..Ne alaka diyenlere şarkının sözlerinin diziyle nasıl örtüştüğüne sizler de kanaat getirin diyerekten bir kısmını yazıyorum:
''Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken..
Hani herkes arkadaş,hani oyunlar sürerken
Hani çerveveler boş,hani körkütük sarhoş gençliğimizden
Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken
Eskidendi, eskidendi çok eskiden...''
Bu dizi,öyle herhangi bir dizi değil esasında, bir belgesel kıvamında izlenilmesi gereken, ''beylik laflar'' havalarda uçuşurken olmaz ki bu kadar dememek için böyle bir yapımı ekran standartlarındaki dizilerden ayırmak lazım ki Sultan' ın kavuşamadığı gençlik sevdası Hüseyin Bey'in Mahsun' a yaptığı didaktik konuşmanın aurasını iyice hazmedebilelim:(Aklımda kaldığı kadarıyla)
''Kahveyi harlı ateşte hemen pişirmeyeceksin,yavaş yavaş sindirerek..Yaptığın işin hakkını vereceksin..
Çekici vuruken hızlı vurmayacaksın,yavaşta vurmayacaksın,hakettiği ölçüde layığı olan ayarı tutturacaksın...
İstanbul öyle bir şehir ki;burda yolunu kaybedersin önce,sonra dostunu ve en sonra kendini..Kendini kaybettin mi herşeyi kaybedersin...
Niceleri geldi neler istediler,sonunda dünyayı bırakıp gittiler..Sen hiç bırakıp gitmeyecek gibisin..O gidenler de senin gibiydiler...''
Hayatı hafife almamak, dünyaya boş vermemek için bu konuşma yeterli gibi bile durabiliyor..Pek tabii dinlemesini ve anlamasını bilene..
Şu konak niye var acaba düşündünüz mü ?..Hep farklı düşünceleri,farklı emelleri, hayata duruşları,bakışları,aldıkları lezzet farklı insanlar tek bir çatı altında toplaşmışlar..Kaç yürek var o konakta ?..Bu soru çocukluğumdaki bir dizi ''Ziyaretçiler'' i izlerken kendi kendime sorduğum bir soruyu daha getirdi aklıma..Dizide canavar ruhlu ve görünüşlü fare yiyen uzaylılar dünyayı ele geçirmek için insan suretinde içimize sızmıştılar.Bir sabah kocaman uzay gemileriyle dünyayı istila etmiştiler..Ve ben şunu düşünmüştüm: Dünya' yı paylaşamayan sürekli savaşan biz insanlar, böyle bir anda nasıl da kenetleniyoruz değil mi ?..Peki neyi paylaşamıyoruz, neyin kavgasını veriyoruz ?..Bırakıp gideceklerimizi bu kadar hodgam bir şekilde savurmak için neden bu kadar sahipleniyoruz ?..Doğru adına neden yanlış yapıyoruz,doğruyu neden sahipleniyoruz,doğru tektir esasında ve bölünmeyi değil birleşmeyi gerektirir..
Canan ve Nejat..Esasında beni en çok etkileyen ve bana en dokunan aşk onların ki..Ölümüne bir sevda, ölürken seven kaç kişi var acaba ?..Eskiden miydi bunlar hep ?..Hangimiz ölmüyoruz ki ?..Ama bir sonraki saate bile garantimiz yokken uzun vadeli planlar yapıyoruz, oysa her an, bir an ölebiliriz, böyle yaşasak ve sevsek ne güzel olurdu..Tıpkı Canan ve Nejat gibi..Canan' ın sevdasına sahip çıkışının,Atıfet Hanım' a karşı ''kan kusarken, kızılcık şurubu içer'' duruşunun meyvesini alması çok sevindirdi beni..Şu bir gerçek ki; esaslı sevdanın önünde en sağlam duruşlu dalga kıranlar bile kumdan kaleler gibi yıkılabilir yeter ki sevdanızın debisi kafi derecede olsun..O derinlikle, o kumdan kalelere sinenizi açarak kabul edebilirsiniz..Ne mutlu..
Mehmet ve Yurdanur' un anne-baba olma sevinçleri çocukça bir masumluktaydı.Ama Yurdanur' un şu repliği düşünülesi çok şey barındırıyordu:''Yirmi dört saat içinde anne-baba oluverdik''..Evet hayat bu kadar işte yirmi dört saatte,bir saatte, hatta bir saniyede herşey değişebiliyor,işte bunun için çok dikkatli ve hiçbir anı ıskalamadan (yine favori çiftim Canan ve Nejat gibi) yaşamak lazım ama ne mümkün!..
Zarife 'nin bu bölümde öğrendiğimiz gibi,annesiyle aynı kaderi yaşayacağına olan inancım devam etmekte..
Ve tarafsızlık(!) konusunda hala aynı düşünüyorum ve bu konuda bir söz geliyor aklıma tam hatırlamıyorum ama şöyleydi sanırım:''Tarihi yanlış yazanlar, tarihi yanlış yapanlardan daha hatalıdırlar''..
Ve..Girizgahta yazdığım şarkının son kısmı ile virgül koymak istiyorum:
''Hani herkes arkadaş, hani oyunlar sürerken
Kimse bize ihanet etmemiş, biz kimseyi aldatmamışken
Hani biz kimseye küsmemiş, hani hiçkimse ölmemişken
Eskidendi çok eskidendi..''
O kadar mı eski herşey artık, ne dersiniz ?..
solitude Ellerine ve yüeğine sağlık yine döktürmüşsün.Bu yorumların bence bir harika.Şu gazetelerde köşe yazarıyım diye geçinen bazı yazaralar senin bu yorumlarını mutlaka okumalı bence :wink:
O kadar mı eski herşey artık, ne dersiniz ?..
Gerçekten hayatta sürekli kendimize sormamız ve sürekli hatırlamamız gereken bir soru.Çünkü geçmişte bırakıldığını düşündüğümüz saygı,sevgi ve bağlılık aslında hala yüerğimizin bir köşesinde.Tabi bazı şeyleri gönül gözüyle görenler bunun farkında sadece. Umarım bir gün herkes hayata gönül gözüyle bakmayı öğrenir.
siyahinci2ye katiliyorum :wink:
solitude senin yorumunu ilk defa okudum.şahane yazmışsın.yüreğine sağlık.
arkadaşlar ben yurdanurun hamileliğinin mehmete nasıl söylediğini izleyemedim.. nasıl oldu birisi söyleyebilir mi lütfen ?? :cry:
Solitude her zaman olduğu gibi ne kadar içten ve anlamlı yazmışsın.Seni alkışlamamak elde değil.Ayrıyetten bizlerle paylaştığın içinde çok teşekkür ederiz.
Bugün sabah gazetesinde bir haber okudum.Başlığı aynen şöyle:''İşte Metropol Gençliği''
2000'li yılların gençliğinin diğer adı kriz gençliği!Ekonomik krizler,depremler ve felekatler geleceğe olan güvenlerini sarstığı için ,içki ve sigara bağımlısı...En önemliside işsizlikten korkuyor,sınavlar psikolog eşliğinde hazırlanıyorlar......diye uzayıp gidiyor yazı.Evet çok doğru maalesef günümüzün gençliği yaşıtlarım ve benden küçükler böyle bir hayatla karşı karşıyalar.
Yaşanılan sıkıntıların bir etkisiymiş gençliğimizin bu halleri.Sorarım size arkadaşlar eskiden yaşadığımız sıkıntıların annelerimizin,babalarımızın,dedelerimizin yaşadığı sıkıntıların yanında bunların lafımı olur.Onlarki o kadar mücedeleye rağmen bir takım değerlerini kaybetmemişler pekiya bizler..
Sitenin problemlerinden ötürü geç kalan yorumum....normale dönmüş olmak sevindirici tabi ki...
Bir bölümü daha bitirdik, yaklaşık 15 bölüm kaldı dizinin bitmesine, rating kaygısı gütmeden, yani daha başından sınır konabiliyor demek ki, bunada Çağan Irmak farkı diyebiliriz aslında....
bu diziyle ilgili öyle çok şey varki söylemek istediğim aslında ama dizi bittikten sonra her hafta boğazıma bir şeyler düğümleniyor ve söylemek istediklerimi tam olarak ifade edemiyorum.... şunu kesin söyleyebilirim; keşke bu diziyi yediden yetmişe herkes izleseydi....solitude'un dediği gibi, belgesel niteliğinde gerçekten...
Diziyi izlerken, şu daha iyi, bu daha başarılı demek istemiyorum, çünkü ta dedeye kadar hepsi öyle güzel oynuyorlar ki, sadece her hafta belli kişilerde yoğunluk oluyor, onlar ön plana çıkabiliyor, ne Yurdanur-Mehmet ne Zarife-Ümit, ne Canan-Nejat, ne Suna-Sultan, ne Sema-Dinçer....hangi birine öbüründen daha iyi diyebilirim ki, bu diğerine haksızlık olur ...
bu hafta değişiklik yapıp, yorumdan ziyade beni etkileyen repliklerden bahsetmek istiyorum...
Feriha: "Babamın gitmesine izin verseydin beni özgür bırakacaktın, ama buna karşı geliyordun, Yaşamı makineye bağlı birine sımsıkı tutulmuştun, sırf suçumu daha çok büyütmek için benden intikam alıyordun, ama sen doğru olanı yaptın anne, yalnız kendin için değil benim içinde, onunla yüzleşmeden kendimi affetmenin imkansız olduğunu yeni anladım,
Bi kez daha sen ben babam ,yeniden başlayacağımıza inansak, yeniden başlasak.."
Yurdanur: "Minik bebeğimizin ilk ayakkabısı"
Canan: "Nejatın mirasını almayı reddediyorum, karısı olsamda tek kuruşunu almayacağım..."
Hayyam'ın sözü: " Niceleri geldi neler istediler, sonunda dünyayı bırakıp gittiler, sen hiç gitmeyecekmisin gibi değil mi, o gidenler de hep senin gibiydiler...."
Sema: "Kızımın düğününde tam da sizin yerinizde ben duruyordum, gözü yaşlı bi şekilde sessizce gelmiş, sessizce gitmiştim. Bunun pek önemi yok, sadece o günü tekrar getirebilsem, kızımı en önde alkışlardım, size bunu söylemek istedim. Yıllar sonra sizde benim duyduğum pişmanlığı duymayın istedim"
Dinçer: "Büyük güçlüklerin farkındasın değilmi?"
Mehmet: Büyük güçlükler mi dediniz,düşüncelerim yüzünden gördüğüm işkenceler,Yurdanurla ayrı geçirdiğimiz günler, babamı kaybedişim, bunlardan daha büyük güçlüklerden mi bahsediyorsunuz...
Yurdanur ve ben her mutluluk kırıntısını özenle toplayıp kendimize bi şölen hazırlayabildik hayat bizi çok güçlüklerle sınadı Dinçer bey, bebek hiçbir güçlük çıkarmaz, aksine bize güç verir"
Merhaba.Ben misafirim olduğu için son bölümü izleyemedim.Son bölümde neler olduğunu yazar mısınız?
Merhaba.Ben misafirim olduğu için son bölümü izleyemedim.Son bölümde neler olduğunu yazar mısınız?
yurdanur kaçamadı. yine adamların elinde kaldı. buarada yurdanurun annesi iyice unutmaya başladı. yurdanurun kaçırılmış olduğunu bile unuttu. :roll: aslında çok aklımda kalan bişey yok. tek unutamadığım mehmetin deli gibi yurdanuru kurtarmak için uğraşmasıydı ve ağlaması :cry:
zarife ye ne oldu?birara Yurdanur un annesinin Mehmet le konuşmasına kulak misafiri oldum.Çok beğeniyorum bu diziyi.Tabi zevkler tartışılmaz ama bence en nitelikli dizi.Öyle güzel replikler oluyor ki;İnşallah Çemberimde Gül Oya nın da VCD leri çıkar.80 lı yıllarda lisede idim,dizide yaşananların çoğunu gördüm,yaşadım onun için.Ama o konakta yaşananlar beni çok etkiliyor,şimdi yok böyle bağlılıklar.
herkese hayırlı olsun site tekrar açılmışşş....
bence mehmet ölmemiş kabul ederim ben bir cocuğun içinde mehmetin hayat bulması hemde çok akıllı iyi işler basaracağı kesin bir çocuğun içinde hayat bulması en mantıklısı...
oh bee sükür kavusturana millet. özlemisim sizi yaw :lol:
hehhe bugün yeni bölümm geliyorr. Mehmetimiz ölüyor ama ölmesi bile birinin iyiligine...
Bu arada Ercan i gösteriyolar. Oh bee yavas yavas digerlerine ne oldugunuda ögrenecegiz.. Nejat ölüymus :cry:
Of cok heyecanlandim ben yaa
27.BÖLÜM
İşte yine süper bir bölümü geride bıraktık.Her zaman ki gibi hayatımızın aslında her saniye bize birşeyler öğretmekte olduğunu fark ettik.Yaşadığımız her anı değerlendirsek aslında bize neler anlatır... Gidenlerr-kalanlar,ölenler -yaşayanlar... Bir dönmedolap gibi hayat dönüp duruyor.Bazen hep başa döneriz ama bunu asla fark etmeyiz,belki de bakmasını bilmediğimiz için göremeyiz.Bu bölümde bunu fark ettim,gözyaşlarımla beraber.Hayatıma bugüne kadar kimler girdi yada kimler terk edip gitti.Gidenlerin ardından içimizdeki pişmanlıklar,anılar bizimle ne kadar yaşadı ve yaşayacak.Yaşarken bir kaç dakikalık zamanı çok gördüğümüz insanlar hayatımızdan tamamen çıkarken neden keşke deriz ve biraz daha zaman dileniriz Allah'tan.Bize verilenleri hoyratça kullandığımızı neden yitirdikten sonra anlarız ???
Mehmet ve Yurdanur,Canan ve NEJAT zamanı ne kadar iyi kullanabildi acaba? Ayrılırken bile neden bize verilen süre daha uzun olsaydı dediler? Ölüm böyle birşey mi acaba yada ölümlerin ardından döktüğümüz gözyaşları bu sebepten mi?
Bu bölümde bize verilen zamanı iyi kullanmak gerektiğini ve hiç birşeyi ertelememek gerektiğini bir kez daha öğrendim...
TEŞEKKÜRLER ÇAĞAN IRMAK...
TEŞEKKÜRLER ÇEMBERİMDE GÜL OYA...
BULUSMA
Evet yine cok güzel bir bölümdü. Her saniyesi ayri bi anlam bu dizinin. Cok anlamliydi keske hic bitmese dedim icimden...
Ercan in mutfakta Feriha ile konustuklari ne kadar dogru. Ya Cagan Irmak herkesi düsünerek ve cocugunun o durumda olmadigi icin hissedemedigi seyleri anlatiyor. Ercan in durumu mesela. Daha dogrusu Yurtdisinda yasayanlarin durumu, hissedikleri...
Canan in anlattigi masal onun hayatiydi sanki. Nejat onu oldugu gibi sevmisti..
Zaman ne kadar degerli aslinda. Hic unmadigimiz anda kötü birsey olabilir, beklemdigimiz seylerle karsilasabiliriz onun icin zamani sevdiklerimizle paylasmamiz ve yapmak istediklerimiz seyleri zamaninda yapmamiz lazim. Cagan Irmak bildigimiz fakat cogunun unuttugu görevimizi hatirlatti bize...
Gercekten cok sey ögreniyoruz, hatirliyoruz diziyi izlerken.
Tsk ederim
Bu arada müzikler yasananlarla beraber cok etkileyiciydi...
Ya bilmiyorum dogrumudur ama acaba Ercan biraz genc degilmiydi? Cünkü Feriha ondan kac sene sonra dogdu ama sanki ayni yasda gibi gözüküyorlardi :roll:
dünkü bölümü izlerken gene tüylerim diken diken oldu.nejatın ölmesine üzldüm.ve cananın şok geçirmeside kötüydü.gelinliğini giymesi falan.yurdanur çocuğunu aldırmadığına sevindim.
yine çok güzel bir bölüm izledik.cananın nejatın ölümüyle geçirdiği şok çok üzücüydü.anlattığı hikaye ikisini anlatıyor gibiydi
yurdanurun ercana söyledikleri çok doğruydu: zaman çok değerli.
yurdanurun arabayı durdurup her gördüğü yiyecekten alması çok komikti :)
suzan abla yine muhteşemdi :D özellikle ercan yurdanur ve mehmetle uyurken verdiği tepkiye çok güldüm :D
çağan ırmak çok başarılı özellikle çemberimde gül oyada muhteşem
hepınıze tekrar merhaba!cok ozlemısım sızlerı yorumları okurken farkeettım!
gercektende cok gusel bır bolumdu..benı en etkıleyn hatıce hanımın cananla yaptıgı konusmaydı!cok etkılı bır konusma..
yurdanurun bebegını aldırmaması heralde bu bolumdekı en sevındırıcı olaydı..
ve yaslı yurdanurun konusması...oda cok etkıleyıcıydı...
Yok yaa aralarında o kadar da yaş farkı yok sonuçta... Feriha ünv yeni mezun olmuş ve dergiye yeni başlamış biri olarak ilk karşımıza çıkmıştı.23-24 yaşında desek Ercan da 30 falan olmalı.Feriha 1 yaşındayken karşılaşmışlar... Melih Ermakastar'ın gerçek yaşıda o kadar zaten...
dunku ÇGO olagan ustu bir bolumdu yani olagan ustu bir bolumdu..o memetin ameliyat sahnesi ve arka fondaki nilufer mukemmeldi ayrica yurdanurun oburlugu cok sekerdi.hele memetin annesinin canan a anlattiklar dunku bolumu gozumden yaslar gelerek izledim.hele cananin o hikaye olagan ustuydu.yeni gunumuz ercan da cok tatlı olmus.snirim ferihadan baya bir etkilendi.ama bence feriha ozgurle olmali..
Evet arkadaslar sizlere katilmamak olmaz, bölümü cektigimden anca bugün seyretmek nasip oldu.
En cok etkilendigim sahne Cananin sok gecirmis sahneleriydi. Bir televizyon sohbetine konuk oldugu bir Programda "Cagan aglamayai yasaklamisti , ne yapicagimi bilemedim, cok zor sahneler cektik" demisti, yani dedigi kadar varmis, olaganüstü bir oyunculuk performansi gösterdi, kutlarim kendisini.
Almanyada yasadigimdan Ercanin almanca konusma sahnelerine cok güldüm. Nekadar Almanlar türkce konusuyorsa o da o derece Almanca konusuyordu, keske Almancayi aksansiz konusan birini bulsalardi , daha inandirici olurdu. Bunun haricinde Ercanin simdiki halini canlandiran oyuncu Ercana baya benziyordu ve laf<aramizda bizim Ferise asik oldu galiba.
Mehmetin ölümüne üzüldüm ama ölümüyle baska insanlara can verdi , herhalde Yurdanurun en büyük teselliside bu olucak.
teselli olur mu bilemem ama bence çok zor bir karardı. insan o kadar sevince yapamaz gibi geliyor bana. ben çok ağladım o sahnelerde. ben yapamazdım herhalde. beyin ölümü olabilir de, yine de çok zor gerçekten. daha önceki bölümlerde eğer yurdanur fişin çekilmesi kararını verirse görmeyeceğim bir daha diziyi demiştim ama dayanamadım gördüm işte. vazgeçmek çok zor bu diziden. ama kırgınım büyük yurdanura...
bir ölüyü yaşatmakmı bir çocuğa hayat vermekmi? hayır yurdanura kırgın değiliz. zor bir karardı. ama düşünün o kızından bile vazgeçmişti mehmet için, ama bir hayat vermek... çok dokunaklıydı. organ bağışı önemli arkadaşlar, benim en hoşuma giden sahne, önceki bölümde yaşlı yurdanurun hastanede küçük çocuğa su vermesiydi. soğuk suyla sıcak suyu karıştırdı ya, çocukta "sen annemisin?" dedi. orda anneme bi baktım. bu dizide çok şey var. hayatın ta kendisi var...
evt kesinlikle öyle.
dizinin sonunda organ bagisi icin bilgiler mesela. ya cagan irmak aslinda görevimizi, unuttugumuz seyleri, vazifemizi hatirlatiyor. insani düsündürüyor. bölüm bittiginde düsünüyorum, kendi kendime konusuyorum ve kararlar aliyorum.
süper bir dizi!!
digerlerine ne oldu meraktan catlayacagim ama 8)
Son zamanlarda Zarife'ye çok ağırlık veriyorlar yakında Zarife nin zamanımızdaki hali yayınlanır.Çok merak ediyorum kim oynayacak acaba ? neler oldu Zarife 'ye? :cry:
çok güzel bi bölümdü yine ama ne olursa olsun hayati fonksiyonlarını kaybetmemiş birinin ölümüne karar vermeyi ölümü beklenilen bi sonda olsa onun sayesinde başkası yaşayacakta olsa bana mantıklı gelmiyor.
Sitede sorunlar olması dolayısıyla epey bir süre dizi hakkında yorum yapmadım ama yalnızca burda,diğer iki bölüme dair yaptığım yorumlarımı buraya da aktarıp son izlediğimiz bölüme dair bir-iki şeyle tamamlamak istiyorum, zira olaylar birbiriyle bağlantılı.
25.Bölüme dair....
Darb-ı mesel sayılacak söz öbekleriyle bezeli yeni bir bölüm daha..
Ah Nejat ....Nejat isminin bende çağrıştırdığı yegane şey bu..Ah Nejat..Hüzünle, aşkla ama masumiyetle dopdolu, dudakları yakacak kadar,yüreğimi sızlatacak kadar,bir intizar gibi bu ünlem cümlesi.Ah Nejat!..
Suna ‘nın söylediği gibi;''Allah’ım sen bu Nejat ‘ı Canan ‘a bağışla!''..
Ya da Sultan’ın söylediği gibi; ''hiç mi akıl yok bu Canan’ da ne diye gidip evlenirsin elin şeyiyle''...
Ne ile ?..Hastalıklı hem de ölümcül hastalıklı bir adamla.. Akıl yok mu gerçekten Canan'da.Günümüzdeki Yurdanur ‘un kendi iç sesiyle yaptığı istişarede aradığı cevap için bakınız:Canan&Nejat..Ne soruyordu Yurdanur mutlu olmak adına:''Sevdiğimizin günlerinin sayılı olduğu, hatta sayılacak günün bile olmadığını bilerek nasıl mutlu olacağız ?.'' El cevap:İki cümle önce söylediğim gibi; bakınız:Canan&Nejat..
Ve yine bakınız:Hangimiz sayacak kaç günümüz olduğunu biliyoruz ?İyisimi mutluluğu günlerde sayılarda beyhude aramayalım mutluluk bir andır,şu lahzadır..Yaşamak budur..Şimdi ilk sorduğum soruya geri dönebiliriz akıl yok mu sahiden Canan ‘da ?
Yine Canan ve bu kez başka mahlaslarla hayatına devam eden arkadaşı Ayşe..Ayşe’nin yaşamıyla Yudanur’un sorduğu şu soru arasındaki bağlantıya dikkat ettiniz mi ?:''Kaç tane sen varsın,bu sen misin,senden başka kimler var ?''
Kaç tane biz varız hakikaten kaç yaşam sürdük kendi adımıza ama hep başkaları için,kaç parçaya böldük kendimizi ?Parçalarımız toplansa da yeni bir ''ben'' edebildi mi pekii?..Ve yine kaçırıldığı yerde karşısındaki adamın hayaller üstüne Yurdanur ' a sorduğu soruya Yurdanur ‘un verdiği cevap : ''Aynı hayali paylaşıyorum ama aynı eylemleri yapmıyorum''..İşte bu bizi başkalaştırdı herkesin doğru adında yanlışlar yapmaya başlaması,bir ''ben'' de yüzlerce ''ben'' yaşatmaya çalışması,kendini kaybetmesi..''Ben'' derken benliğini kaybetmesi ''başkalarını maşa sıfatıyla yaftalarken, kendi piyonluğunu farketmeden büyümeyen, ''yetiştirilen'' kaç ''ben'' olduk ?
Ya da Ayşe gibi kaçımız Hümeyra’nın sesinden Sessiz Gemi'yle gidebileceğiz özümüze ?.Memnun kalıp,çok seneler geçse de dönmeyeceğiz seferimizden ?..
Dinçer Bey’den torununun babasına (zira Mehmet’e uyan yegane sıfat bu O’nun nazarında) söylediği;''oyunlar oynuyorsunuz,saklambaçlar hırsız polis oyunları ama hakiki silahlar patlıyor,hakiki insanlar ölüyor'' söylevi özünde çok haklı bir konuşmaydı. Zira doğruyu sahiplenip, aynı güzel hayaller uğruna,öldürmeden sesini duyurmayan bir toplum ''yetiştirilirse'' bunun adı oyundur pek tabii.Ama maateessüf ki;sadece mahlası ''oyun''.Özünde gerçek silahların, gerçek insanları öldürürken doğru adına yapılan herşey ne kadar büyük bir ironi ile yanlışa dönüyor bu oyunda,heyhat!
Yurdanur ‘un bebeğinin ve kendi hayatının idamesi için önce büyük bir vakurla reddettiği yemeği yerken ki,yemeğe ekstra tuz katan gözyaşları o kadar dokundu ki yüreğimin bam teline.. Sanki ekmeği değil,acıyı ve gözyaşlarını banıp tekrar yiyordu..Gururunun yemediği loklamalar, yemek borusunu yaralayarak, ızdırap vererek,sırf mecbur kaldığı için, yaşamak için düğüm düğüm olsa da yol buluyordu kendine..
Ve Sultan..Gençlik aşkı Hüseyin ’i yeniden görünce; heyecan, mutluluk, endişe ve özlemle dolu gözleri gitme biraz daha kal diye bakan gözleri,yanlış bir adamın yanında ıskaladığı mutluluğa sitem edercesine ''biraz daha kal'' diyen dudaklarını tasdik eden gözleri esasında ne kadar yalnız ve yaralı olduğunu gösterdi..
Ve Mehmet..Yaşam destek ünitesinin devre dışı bırakılıp, organ bağışı yapılacağı netlik kazanan Mehmet ‘in daha önce ölmesini yeylerdim ben..Zira beyin ölümü gerçekleşse de kalbi,hala pes etmeden cılız seslerle bile çırpınan bir kalbi durdurmak bana doğru gelmiyor,vermeden almak insanlara mahsus değildir zira..Organları başka vücutlara hayat verecek belki ama ben kalbinin durmasına değil ''durdurulmasına'' karşıyım ne surette olursa olsun!..
26.Bölüme dair...
Ve Gemi Gidiyor...
Öncekilere nazaran biraz daha nesnel anlatılmış bir bölümdü.
Vatan için savaştığını söyleyen veyahut sanan iki karşıt grupta birbirlerine tahammülsüz,ellerinde tuttuklarının silah olduğunu bilmeden umut için,barış için,gelecek için çıktıkları bir yolda umutsuzluk,savaş,yokoluşa sebep olduklarını anlamak pek de zor değil sanırım..
Zira vatan için savaşan bir insan, ne gerekiyorsa yapan bir insan daha sonra sürgüne gönderilecekse o vatanda olamayacaksa ''vatan savaşı'' kazanılmış mıdır acaba ?..
Geçen bölümlerin birine yorum yaparken Sezen Aksu' nun şarkısından alıntı yapmıştım:''Eskidendi çok eskiden''..Bu bölümde birkez daha gördüm ki esasında hiç de eskiden değil.Hala aynı..Milletin vekilliğine talip olanlar hala sermayenin vekilleri tıpkı Dinçer Bey gibi..Demek ki olaylar hala aynı,savaşlar hala aynı sadece olayların başrolünde olduğunu sanan esasında figüran olanlar değişiyor,insanlar değişiyor..Vatan savaşı hala kazanılamamış o kadar kan,gözyaşı ve kurşun hepsi boşa..Zaten hiç faydası olur mu bilmem ben,kan dökmenin,kurşun sıkmanın,gözyaşı dökmenin..İnsanların beyinleri, vatanın kurtarma uğruna yaptıkları eylemler değişmezse hiçbirşey eskiden değildir hala aynıdır,şimdidir,şu andır..
Mahsun ve Ümit bile Zarife' nin aşkı için; ''en son kim vurdu ?'' ''en çok kim vurdu ?'' diye iddialaşırken; hala yumrukların sayısı, çapı,evveli-sonrası tartışılıyorsa Aşk yumruk şiddetiyle ölçülüyorsa,terazilerde tartılıyorsa kurtuldu mu vatan ya da eskide mi kaldı şiddet oyunları ?..
Hüseyin Usta 'nın (bence yersiz) şarap kadehleri eşliğinde Hayyam 'dan okuduğu rubailere karşı Mevlana' nın insanlık adına yazdığı darb-ı mesel sayılacak dizelerini okuyan Yurdanur vardı:
''Madem ki; sen bensin,ben de senim nicedir şu senlik benlik..''
Dünya'nın karanlık ve çirkin yüzüne bir can daha getirmek istemeyen Yurdanur' un ironisini beğenmedim.''Bize kimse sormadı dünyaya gelmek istiyor musun'' , ''bir yerlerde birileri bizim hakımızda kararlar veriyor'' diyen Yurdanur 'a sormak isterim:Pekii sen sordun mu bebeğine ölmek istiyor musun diye ?..İnsanların yok edilmesine,savaşlara, silahlara tahammülsüz bir Yurdanur 'un ne olursa olsun ne yaşarsa yaşasın bir cana kıymak fikrini dimağının en ıssız köşesinden bile geçirmesi kendisiyle çelişmesiydi..Bu kadar insani dersler çıkarılan bir dizide büyük bir ''gaf'' oldu bu..Pek tabii o bebeğin dünyaya geleceğini hepimiz biliyoruz ama yine de bir canı yok etme, öldürme fikri Zarife' nin yaşından büyük sözlerine rağmen,kendi ideallerine rağmen, Yurdanur 'un aklında ve hareketlerinde yer buldu kendine..Olmadı..
Aşk üzerine yeni bir söz bulmamı sağlayan Canan ve Nejat..Ne kadar sağlıklı ve mutluydu Nejat kendisine gelen tek kişilik kahvaltıyı paylaşmak isterken:''Aşk tek kişilik bir kahvaltıyı paylaşmaktır'' dedirtti bana..Ve o sabahın öncesindek gecede Nejat' ın öksürük seslerini çığlıklarını, yaralarını kendi ciğerlerinde hisseden Canan:''Aşk, O öksürürken sizin ciğerlerinizin kanamasıdır'' dedi adeta..
Ölümün esasında bir son olmadığını, bir yokoluş olmadığını,yeni bir yaşamın başlangıcı olduğunu anlayan; yaşamak,sevinç,keder ve ölüm hepsinin içiçe olduğunu ve zamanı geldiğinde bu kaçınılmaz sonun hepimize ait olduğunu anlayan ve anlatan Yurdanur 'un ''taş olsaydım erirdim, demir olsaydım çürürdüm, toprak oldum da dayandım'' sözleri için teşekkürler..
Dizinin finalinde olmasının daha iyi olacağına inandığım Mehmet ' in akıbeti erken belli oldu bence:Dediğim gibi ya daha önce ölseydi ya da bu kadar çabuk ve bence yanlış bir son hazırlanmasaydı..Hala diyorum yaşayan bir kalbi organ bağışı değil ne olursa olsun durdurmak doğru gelmiyor bana,Yurdanur 'un bebeğine yaptığı gibi büyük bir ''gaf'' olarak görüyorum bunu da..
Ve gemi gitti..Çok seneler geçse de yerinden memnun olup dönmeyecek, Mehmet 'in adını da yolcu listesine yazarak Feriha gibi birçok kişinin gözyaşlarıyla uğurladığına inandığım bir gemi daha gitti..Ama şiirdeki gibi ''giden son gemi değildi bu''..
*Sakine rolündeki Sevinç Erbulak yetenekli bulduğum bir oyuncu ama nedense köylü ve cahil kadın tiplemesinde pek başarılı bulmadım..Cahil insanlar neden hep dini inançları yanlış bilir ya da bize öyle tanıtılır anlamam hala..Yoksa arada pekala güzel konuşabiliyor,'' tövbe Allah'ım günaha mı girdim?'' diye Yurdanur'a sorduğu sahneler abartı geldi bana..Dini mevzuuları hala yanlış anlayan ve yanlış gösteren bir toplumda yaşıyor olmak zaten zor, bir de ekranda görünce katmerli geliyor bana..
*Uzunca bir süre ev ortamından uzak, dışarılarda mezbele gibi yerlerde yaşamak zorunda kalan bir Yurdanur fazlasıyla bakımlı geldi bana.Saçlar düzgün, makyaj kıvamında..
27.Bölüme dair..
Bölümün adı ''buluşma'' idi.Ama hep ayrılıklar vardı genelde..
Yurdanur' un bebeğine karşı gösterdiği zayıflık devam ederek başlandı bölüme...Mehmet veyahut annesini arayan o çocuk olmasaydı Yurdanur ne yapacaktı merak ediyorum esasında..
Aşkın ve sevdanın en asil ve olması gerektiği gibi olanı da bitti..Belki bitmedi henüz, bilemeyiz pek tabii, ölüm bir yokoluş olmadığından Canan, Nejat'ı belki O'nsuz da seveceğinden bu sevda belki hep var olacak.Canan' ın pervane böceğininin hikayesini anlattığı gibi sahtekar ve yalancı ışığa uçuşan hayatlar, kanatları çarparak düşen hayatlar belki gerçeği görüp ayrılık sanılan anda yeniden buluşacaklar..Umarım..
Sevdasını ve acısını bakırlara gergef gergef işleyip biriktiren, taze tutan Hüseyin 'in hediyesini acısını yeniden ve yeniden yaşatacağı için geri veren Sultan 'ın kendi sevdasına ve acısına gösteremediği cesareti kızına göstermesini beklemek fazla ütopik olmaz umarım..
Didaktik bir eserde dialogları yerleştirirken fazla dikkatli olunmadığı hissine kapıldığım bir bölümdü bu son bölüm..Öğretici şeyleri aralarda bazen küçük ama büyük nüanslar olarak aktarmak çok güzel ve lezzetli ama göstere göstere hatta biraz bağıra bağıra yapmak insanı biraz tedirgin ediyor..Yani yolda arabanıza aldığınız kişi bile aranan bir insan çıkıyorsa artık ilerki bölümlerde Sema Hanım 'ın da CIA ajanı çıkması yadırganmayacak bir hal olacak sanki.Tabii bu işin latifesi ama arada çok fazla göstere göstere bu birinci ders, bu da ikinci,teneffüs 5 dakika... diye sıralamamak lazım..
Selda Alkor' u günümüz Yurdanur' u olarak tutuk bulduğumu daha önce de söylemiştim şimdi çok daha tutuk sanki O konuşmuyor, yaşamıyor hiçbirşeyi..Dublajı da hala aynı Sümbül Hanımvari...Mehmet 'in cenaze törenine gitmeyen bir Yurdanur da olmadı,keşke orda olsaydı hastanede olamadı belki ama taziyeleri kabul edecek kişi Feriha değil, Yurdanur olmalıydı..
Yine de böyle bir yapım az gelişmiş bir ''insanlığa'' ve sulak yerde yetişir gibi boy veren bir ''egoya'' birkaç beden büyük geldiğinden fazlasıya farklı ve özel...
Sevgili Solitude, yazilarini cok begeniyorum ama senden bir istegim olucak.
Malum ben yurt disinda yasayan biri olarak senin gibi güzel yazilar yazamiyorum ama senin yazdiklarinida eksiksiz anlamam acisindan yazilarinda gecen bazi eski (veya yüksek) Türkce kelimelerinin anlamini rica ediyorum.
Anlamadigim kelimeler sunlar:
Darb-ı mesel:
Öbekleriyle:
Beyhude:
Lahzadır:
Mahlaslarla:
yaftalarken:
maateessüf ki:
mahlası:
heyhat:
idamesi:
vakurla:
yeylerdim:
nesnel:
Hayyam 'dan okuduğu rubailere karşı:
Akıbeti:
Mezbele:
Gergef:
taziyeleri:
Anladigim kadariyla sen Yurdanurun kararini uygun bulmamissin, hala calisan bir kalbin durdurulmasini dogru bulmadim diyorsun. Sence Mehmeti bütün yasam desdeklerinden cekseler kalbi ne kadar atmaya devam ederdi? Beyin ölümü zaten gerceklesmis bir vucudun diger organlarini bir makinaya baglayip zorla yasatmaya calismak sence dogrumu? O kücük cocuguk ölseydi daha mi dogru bir karar olucakti.
Bence Yurdanur en dogrusunu yapti ve Mehmeti özgür birakti, bence her insan bir seyleri birakmayi ögrenmeli.
Bu mesajı ikinci kez yazışım umarım bu kez gönderirken hata oluşmaz..
Sevgili Rose;
Eski Türkçe'yi seviyorum ve kullanıyorum evet...Bazı arkadaşların ve özellikle de yurtdışında yaşayan arkadaşların anlamayacağını da düşünmüyor değilim ama internet gibi geniş bir bilgi kaynağında belki meraklarını biraz gıdıklayıp,araştırırlar diye düşünmüyor da değilim..
Ama pek tabii rica edenlere kullandığım kelimelerin anlamlarını yazabilirim:
Darb-ı mesel:Atasözü
Öbek:Topluluk
Beyhude:Boşuna
Lahza:An
Mahlas:Rumuz veyahut yabancı dilde kullanıldığı halde bizimle özdeşleşmiş gibi kullandığımız şekliyle nick
yafta:Yakıştırma
maatteessüf ki:Ne yazık
heyhat:Yazık
idame:Devam ettirme
vakur:Gurur
yeylemek:Tercih etmek
nesnel: Objektif
Hayyam 'dan okuduğu rubailere karşı:Rubai; dörtlük şekilde yazılan şiirlere verilen addır ama Ömer Hayyam'ın yazdığı şiirler için de kullanılır..
Akıbet: Sonuç
Mezbele: Çöplük
Gergef:(Hatırlarsanız Zarife'nin de vardı)Nakış işlemek için kullanılan kasnak
taziye:Genellikle vefat eden kişilerin ailelerine veya yakınlarına üzüntü bildirmenin genel adı..
Ve..Evet,Mehmet' in kalbinin ''durdurulmasına'' her şart altında karşıyım ve bunu açıkça söyledim..
Ama güzel bir soru sormuşsun:
''Sence Mehmeti bütün yasam desdeklerinden cekseler kalbi ne kadar atmaya devam ederdi?''
-Bilmiyorum evet bilmiyorum; pekii bilen var mı ?..
Küçük çocuğa lazım olan böbrek zaten mevcuttu ama bu durumda derine indikçe ben başka derin ayrıntılarla karşılaşıyorum ve bunları forum üstü detaylar olarak görüyorum..
Sevgili Solitude, aciklamalar icin cok tesekür ederim, bende aslinda arastirmak istedim ama anlamadigim kelimeler cogalinca biraktim (yani acikcasi biraz üsendimde diyebiliriz).
Mehmetin Kalbi ne kadar atacagi daha dogrusu yasam desdegi cekilince kac dakika atacagini kimse bilemez ama tipben kesin olan birsey varsa o da bu desdek olmazsa ölüceginin kesin olmasi. Agzindaki Tubusdan belli ki cigerleri artik calismiyor ve cigerler kendi kuvetiyle calismazsa kalbe oksijen gitmez ve bu kalbin durmasi anlamina gelir. Ilerde belki bir düzelme olur düsünceside burda olusabilir ama o yasta bir insanin ve hatta beyin ölümü gerceklesmisse iyilsmesi, bilmiyorum....
Yurdanurun karari cok zordu, Allah hic kimseyi böyle bir kararla karsi,karsiya birakmasin ama bence dogru karari verdi ve kimbilir Mehmet ölürken daha kac kisiye hayat verdi.
Dedim ya birseyleri birakmak lazim...
ben olaya sevgi-aşk ve bağlılık yönünden bakıyorum. yani duygusal açıdan. ve bu kararı vermek çok zordu. organ bağışı çok önemli evet ama sırf bu mesajı vermek uğuruna... hayır... duygusal açıdan düşünüldüğünde hayır. mantık açısından düşünüldüğünde ise; mantık bu gişbi durumlarda en arakada kalan faktördür.
bu tip bir durum genç tiyatrocu Eren Uluergüven'in olayında da olmuştu.
“beyin ölümü'' gerçekleşen Eren'in ailesi organlarının bağışlanmasına karar vermişti. Allah kimseye göstermesin...
yagmurun_sesi 31-03-05, 15:07 arkadaslar temin kanal d iyi actim ve reklamlar verdi cgo nun reklamini yayinladilar
cok seyler olucak mehmetle ibrahim gicigi kavga yapiyorlardi mehmete
acayip bagrarak konusuyordu
veeeeee dincer bey mehmet yurdanurdan ayrilmasini istedi.
Bir sey daha var bunu su an üzülerek yaziyorum Sultan Sofrasi Yaniyordu
külllll olucak maleseffff :( ve büyük yurdanur bir pavyona gidiyordu ve canani buluyor
evt ya bende izleyebildim fragmani. off o neydi yaa. acaip heyecanli olacak yine...
Dincer bosan dedi ama Mehmet tabiikide öyle bisey yapmaz. Ya birde Canan yine pavyonda calisiyo ama eski hali degilmiydi o??? Yasli Yurdanur pavyona gitti ve Canan i gördü ama Canan hic degismemiski???
Ya da fragmanda öyle anlasiliyor :roll:
Off ne zaman ögrenecegiz simdiki hallerini????? :roll: :(
Dün akşam dizi bittikten sonra yorum yapamadım diye kahrolmuştum.İşte sitemize yeniden kavuştuk...
Sevgi ve bağlılığın bir kez daha önemli olduğunu anlatan bir bölümdü. Canan'ın Nejat'ın ölümünden sonra Nejat'ın annesi ile sarılıp ağlarken kendi annesinin onu affetmemesi içimi burkan olaylardan biriydi...
Zarife ve Ümit tam kaçıcakken gerçekleşen patlama olayında annesini bırakamayacğını anlaması,Ümit ve Mahsun'un birbirlerine Zarife için yaptıkları...
Mehmet'in ne olursa olsun Yurdanur'a olan svgisi için Dinçer beye direnişi...
Suna ablamızın yine harikalar yaratması...
Madam Niki'nin evdekileri dışarı atmamak için konağı satmaması...
Günümüzdeki Yurdanur'un konaktakileri arayışa girmesi...
Hepsi bir sevgi ve bağlılık göstergesiydi !!!!
Keşke günümüzde herkes birbirini bu kadar sevebilse....................
Ben hem bitsin istiyorum hemde bitmemesini... Diziler uzadıkça sanki heyecanlarıda gidiyor. Ama bu dizide Çağan Irmak herşeyi o kadar güzel bütünleştirmiş ki... Her bölümde yeni bir parça yerine oturuyor.Bir puzzle gibi... Maalesef ki bu puzzle bir gün biticek :cry:
Uzun, ince bir yol...
Uzun; acıların gözyaşlarının hayal kırıklıklarının ziyadesiyle olduğu için, uzun..
İnce; her ne kadar kalabalıklar olsa da sevdiklerimiz olsa da nihayetinde hep tek başına kaldığımız için, yalnız yürüdüğümüz,dengede durması zor olduğu için ince..
Bir yol;herkesin kendisine ait olduğu, yine tek kişilik,yürünmesi yaşanması dikenleriyle kanatsa da yorsa da, dikenine eşlik eden gülleriyle birlikte misk-i amber kokularıyla da bezenen, belki azıksız belki kervansız,arada dinlenilse de sonuna kadar yürümeye devam ettiği bir yol..bir ömür,bir hayat,bir yar,Canan..
Bu bölüm izlediğim en güzel bölümdü diyebilirim kesinlikle..Ve bölümün yıldızı Canan’dı..Oyunculuk adına duygu adına,acıtan gerçekler adına Canan...Harikuladeydi...
Buzdan (erime yüzdesi olmayan bir buz)bir heykel gibi duran bir anneye umutsuzluk ve mutsuzlukla ve yenilgiyle dolan donuk gözleriyle sarılan, bir umut diye sarılan Canan’ın:’’Anne bak!..Kızın gelinlik giyindi,temizledi namusunu’’..yeniden bir hayata hazırım yeni bir yöne, kaybettiklerime rağmen kısa mutluluklarıma rağmen Emine olmaya hazırım mealindeki sözleri yeterli olmadı, olamadı..Feriha’nın söylediği gibi ‘’anneler kızlarının hep kendileri gibi olmasını isterler’’ sözünü tam tasdik eden bir davranışın daha ileri noktasında Canan’ın annesi kendisi gibi olmayan kızını reddederek esasında biraz da kendi sebebiyet vermedi mi kızının kendisi gibi olmasa da en azından daha yaşanılası, daha mutlu olacağı bir hayattan daha da uzaklaşmasına..İstemek çözüm değildir biraz da çabalamak gerek değil mi ?..Olduğu gibi kabul edip bundan sonrasına bakmak, geçmişi tecrübe çetelesi sayıp,daha güzeline destek olmak gerekirken, bir anne şefkatinin nasıl da buzdan bir kalbe dönüştüğünü gösteren bir anne;hataları affetmek için,ders almak için değil yüzüne vurmak için sanan bir anne; kendi elleriyle kendi reddedişiyle kızının konak merdivenlerinden bütün kavga seslerini durduracak güçte bir sarsıntıyla,yarım yamalak adımlarla yürüyüşüyle kendisinin de kızının da istemediği bir hayata kızını gönderirken o kadar acıttı ki yüreğimi..Canan ‘ın her adımı damar damar öfke ve kan akıttı sanki bedeninden, bendenimizden..
Hiçbir yere ait olmayan, hayat üniversitesini yıldızlı pekiyi ile bitiren,sen bizden değilsin sözlerini söylenmediği halde yüreğinde hayatında hep duyan hisseden Canan..’’Huzurum Kalmadı’’..Acılı arabeskin en güzel örneklerinden ne garip çocukluğumdan beri bildiğim ve çok sevdiğim bu şarkıyı kırmızı elbisesiyle ve yüreğindeki korla birleştirip,Mahsun ‘a dediği şekilde;’’bu işin maskesi,iyice allanıp pullanacaksın ki yüzündeki acılar kapansın’’ sözlerine inat acıları besbelli ve harika bir oyunculukla adeta ruhumda hissettiğim,bütün biriktirdiğim duyguları damla damla akıtan bu sahne, keşke şarkı bitene kadar devam etseydi,keşke...Canan ‘lı bütün sahneler harikaydı..
Bu dizide en çok sevdiğim şeylerden birinin de; ana karakterlerden ziyade yan karakterlerin öykülerinin de ayrı bir dizi konusu olacak biçimde itina ile işlenmesi olduğunu da anladım ayrıca...
Atıfet Hanım’ ın Canan’a ;İyi ki sevmişsin Nejat’ı,yalnız değiliz demesi..Yani sevginin birleştirici unsur olduğunu anlaması,anlatışı..
Hüseyin Usta’nın sevda ve yumruk ilişkisinde yaptığı benzetme:’’İnsanın yüreğinin büyüklüğü yumruğu kadarıdır’’ demesi..
Ercan’ın digital hayatta yer almayan ve sararmış da olsa geçmişinin/geleceğinin olduğu fotoğraflara bakıp, ait olduğu yaşama dönmesi..
Konağın bütünlüğü için konak ahalisinin ilan ettiği seferberlik...
Bütün hepsi, bu bölüm başlı başına yer etti yüreğimde..Dizi bittiğinde geri dönüp baktığımda belki de hatırlayacağım, en güzel bölümdü diyebileceğim bir bölümdü benim için..
Herşeye rağmen birkaç kusur vardı:
*Hala bir tarafın hep işinde gücünde hayatına devam ederken diğer tarafın sürekli kumpaslar kurması fazla gözüme batıyor..
*Günümüz Yurdanur’nun bu kadar sene arkadaşlarını aramamasının geçerli bir sebebi var mı bilmek istiyorum zira Genç Yurdanur kadar duygulu ve etkileyici gelmiyor bana hala..Mehmet ‘in ölümü üzerine hızlı döndü gibi hayata belki yıllarca aynı acıları yaşadı şimdi bir kesinlikle daha rahat ama ben Mehmet’ in ölümünün biraz daha etkisini göstermesini beklerdim..
*Genç Yurdanur’un konak dışından neden hiç arkadaşı yok ? Çok zamandır aklımda olan bir soru bu..
Ben hem bitsin istiyorum hemde bitmemesini... Diziler uzadıkça sanki heyecanlarıda gidiyor. Ama bu dizide Çağan Irmak herşeyi o kadar güzel bütünleştirmiş ki... Her bölümde yeni bir parça yerine oturuyor.Bir puzzle gibi... Maalesef ki bu puzzle bir gün biticek :cry:
valla emel cok gusel solemıssın..bende bıtmesını ıstemorum ama bıtmelı dıorum kendı kendıme!!!
Ben hem bitsin istiyorum hemde bitmemesini... Diziler uzadıkça sanki heyecanlarıda gidiyor. Ama bu dizide Çağan Irmak herşeyi o kadar güzel bütünleştirmiş ki... Her bölümde yeni bir parça yerine oturuyor.Bir puzzle gibi... Maalesef ki bu puzzle bir gün biticek :cry:
valla emel cok gusel solemıssın..bende bıtmesını ıstemorum ama bıtmelı dıorum kendı kendıme!!!
Kafamizdaki bütün sorular cözülmeden bitmesini bende istemiyorum, üstelik Ercanin " esaz bundan sonra asil hikaye basliyor" demesi beni dahada heyecanlandirdi, kimbilir daha neler olucak.
Son bölüm yine muhtesemdi,ama Cananin son sahnedeki ihtiyar kadin oldugunu sanmiyorum, sanki hayatini bir düzene sokmus gibi geliyor bana, insallah yanilmiyorumdur.
dizi 12 eylül 1980 darbesiyle bitiyor.Sanırım bütün konak dağılacak,mehmet tutuklanacak falan son bölümde.
2 tane vardı biri öldü dieri de ingiltereye kaçtı dierleri noldu bilmem :o
ya yurdanurun hamile olduğunu sölediği bölümdü galiba.orda mehmet bebeğimiz askere gitcek falan demişti.yurdanur sen önce kendi askerliğini düşün demişti.bence mehmet 12 eylül darbesinde askere gitcek. :roll:
cuma günkü bölüm herzamanki gibi çok güzeldi.ben kesik kesik izledim ama izlediklerimi şöyle özetliyeyim.
öncelikle mehmetle zarifenin babası çok iyi kavga etetiler.tebrik ederim.mehmet bir tane çaktı.iyi oldu.cananın yeniden gazinoda çalışması biraz üzücü oldu benim için mehmet herhalde dinçer beye direndi öyle yazmışsınız.bence bu gidişle ercan ferihaya aşık olabilir.bana öyle olur gibime geliyor.
benim aklıma gelenler bu kadar.
ay muhteşem bir bölümdü.. en çok şu sahneyi beğendim..
hani yurdanura yüzük testi yapıyordular kız mı erkek mi diye.. o arada ercanın yüzüğe üfleyip kız olduğunu simgeleyen dönüşü yaptırmak istemesi,yurdanurun bunu farkedip göz kırğışı o arada da 2005 yılında ercanın ferihaya bakışı.. bu sahneyi acayip beğendim..
Birde son sahne.. yurdanurun canan diye bağırıp kadına giderkenki sahne arkadaki fonda muhteşem di yani.. Çağan Irmak ve emeği geçen herkese
sonsuz teşekkürler.. süpeer..
çağan ırmak a bu muhteşem dizi için çokkkkkkkkkkkkk teşekkürler
açıklıoorumm.... mehmet askere gidince solculara karşı karşıya kalcak... bunu demek istemiştim şimdi biraz oldu galibaaa :o
36. Bölüm
Hep böyle karanlık mı olacak?
70'lerde: Sultan ve İbrahim'in ölümünün üzerinden 3 ay geçmiş, Yurdanur'un ise karnı burnuna gelmiştir. Bebekle ilgili son hazırlıkların yapıldığı ve son telaşların yaşandığı bir sırada askerlikten Mehmet'e gelen bir çağrı mektubu düzenlerini altüst eder. Mehmet askerlik tecili konusundaki ihmalkarlığını düzeltmenin yollarını aramaya başlar. Dinçer'e bir başka partiden transfer teklifi geldiği sıralarda, artık Meclis'te darbe söylentileri de çoğalmıştır. İşleri konusunda sıkışan Dinçer evdeki bazı değerli eşyaları satmaya kalkar. Evden giden eşyalarla beraber Sema'nın da durumu ağırlaşır ve belki de bir kliniğe kapatılmasını gerektirecek hale gelir. Canan ise büyük sürpriz olan hamileliğini herkeslerden saklar. Konağın satılacağı haberi ise herkesi üzüntüye boğar.
Günümüzde: Kanada'dan gelen mektuplar Yurdanur'un yolunu hala eski evinde yaşamayı sürdüren Atıfet'e çıkarır. Atıfet'i ziyaret eden Yurdanur burada, Canan'ın hamileliğinden başka büyük bir sürprizle daha karşılaşacaktır. Feriha ve Ercan arasında kıvılcımlanan aşk ise bir akşam yemeğinde Yaşlı Suna'nın patavatsızlığıyla gençlere zor anlar yaşatır.
Bencede dizi uzayıp garipleşmeden,uygun yerde bitecek.Ama çok özleyeceğim.Bağımlılık yarattı.Zaten bu hafta Ümit millli maçından dolayı yayınlanmadı
Selam ;
Cemberimde Gul Oya tutkunu oldugumuz bu muhtesem dizinin finalina tm 3 bölüm kaldi...
Finalde 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi tüm yönleri ile Yurdanur ve Mehmetin Darbede yasadiklari konu edilicek
Final yorumlarinizi ve Tahminlerinizi buraya yazin
Çağan Irmak en başta açıklamıştı zaten finalin 80 darbesi ile olacağını. benim asıl merak ettiğim Yurdanur, Canan ve Zarife'ye ulaşabilecek mi?
Zarifeye ulasacak hatta Zarife Urfada gibi bir tahmin bile yürütebilirim.
Canani belki oglu bulur ,veya yayinlanacak Kitap sayesinde bütün her sey acikliga kavusur. Izleyip görecegiz artik.
evet...
ve çok heyecanlı geçecek diye düşünüyorum. bir de dvd'leri çıkacak diye bir haber dolaşıyor... bilgisi olan varsa ve paylaşırsa çok memnun olurum. teşekkürler...
" Cemberimde Gül Oya`nin Tüm Bölümlerinin DVD ve VCD Seti + Kitap ve Film Müzikleri Satis Noktalarinda"
Iste bu Anons CGO nun ve Avsar Yapim`in resmi Sitesinde yayinlanmaktadir.
NOT: Son bilgilere göre DVD,VCD ve Kitap haftaya satisa sunuluyormus.
çemberimde gül oya 3 bölüm sonra tamamen mi bitecek yoksa sezon sonu mu?
Cagan Irmak diziye baslarken kac bölüm dediyse o oluyor, yani dizi tamamen bitecek.
istanbulspence 06-06-05, 23:16 bu vcd ler çok makbule geçecek bunlar çemberimde gül oya takipçilerine iyi bir teselli olmuş
arkadaslar herkese slmlarr ya avsar yapimin sitesinde bir haber gördm acaba doğrumu bilmiorm çemberimde gül oyanin vcd/dvd leri fln çkmiş yazioo haberi olna bna msj atabilirmi gerçekten çk merak ediorm!
Çemberimde Gül Oya37
Çemberimde Gül Oya / Bölüm 37 / Tanıtım Bu çocuğu doğurmayacağım! Mehmet’in asistanlık başvurusu için gittikleri üniversitede, Yurdanur ve Mehmet’in romantik anıları canlanıverir. Ama birbiri ardına gelen kötü haberler hepsini bir anda silecektir. Çok sevdikleri Atıf Hoca, darbe tehlikesinden bahsetmektedir… Yakın arkadaşları Dursun’un yakalanma haberi, bardağı taşıran son damla olur. Yurdanur çılgına döner. Konak ahalisi dumura uğramıştır. Karşılarındaki karnı burnunda kadın, ‘bu acımasız dünyada bu çocuğu doğurmayacağım!’ diye bağırmaktadır... Hamileliğini konak halkından gizleyen Canan, bir filmde başrol oynama şansını sonunda yakalamıştır. Ancak film beklediği gibi ‘masum’ değildir… Mahsun artık müzik üreticisi değil müzik ‘satıcısı’dır. Kaset tezgahını Zarife’ye gururla göstermek için konağa geldiğinde, hiç beklenmedik bir olay patlak verir. Kimsenin müdahalesine fırsat vermeyen polis, Mahsun’u yaka paça götürür... Askerler Mehmet’i teslim almaya geldiklerinde birden Yurdanur’un doğum sancıları tutar. Yurdanur, Mehmet’le yalnız kaldıklarında kaçmak için numara yaptığını itiraf ederken, aylardır beklenen sancıların gerçeği ile burun buruna gelir… Günümüzde ise, Yurdanur, en iyi arkadaşı Zarife’yi bulmak için Urfa’ya yola çıkar. Geride bıraktığı Feriha ve Ercan, hâlâ aralarındaki ilişkinin adını koymaya çalışmaktadır.
Yurdanur, Mehmet’le yalnız kaldıklarında kaçmak için numara yaptığını itiraf eder
çok zeki bea.ii fikir.
of ne gerek var ya ?!
adam gibi gitsin askerligini yapsin !!!
yurdanur u anliyorum ama....
ii de şimdi askerliğin hiç sırası deil off ya feriha dünyaya gelecek ne yurdanur !!!!!!mehmetsiz:))) çocuğunu dünyaya getirmek ister ne de !!!!!!mehmet:))) o ilk doğum anları o heyecanı görmeden gitmek nası olsa gidecek sırası mı askerliğin
dizinin 80 darbesiyle biteceğini biliyoruz da gerçekten ben de çok merak ediyorum yurdanuru zarifeden canandan koparacak kadar ne oldu neler yaşandı hepsinin kaynağı darbe sonrası yaşanan gelişmeler peki yurdanur nası oldu da suna hanımı kaybetmedi bi fikri olan war mı arkadaşlar merak ettim
yaaaa süper bi bölümdüü gözyaslarimi tutamadim :=) gerçekten çk güzeldi , yann1z vcd/dvd ler ç1kt1 dio ancak daa yay1nlanacak 2 bölüm war onlar warm1 ki vcd/dvd lerde???
süper ötesi bi bölümdü; feriha nın ismini zarife nin koyduğunu öğrendiğim anda bi anda kendimi yerlebir buldum çok güzel bi diziydi;keşke hiç bitmeseydi ama her güzel şeyin bi sonu var tabi
ayy ewet aynen zarifenin feriha dedii an gerçekten çok etkileyiciydi yaa süper bi dizi gerçekten bitmesini istemiorm ama bim gibi bay1caksa tabi tad1nda kesilmesi daha mantikli ztn cagan irmak asmali konaida kisa kesmisti en mantiklisini yapiio bnce
Her zaman olduğu gibi müthiş bir bölümdü en güzel sahnesi Zarife'nin Feriha'nın adını koyduğu sahne en etkileyici sahnesi ise Sema'nın torununu kucağına aldığı zamanki sözleriydi
HAZİRAN'DA ÖLMEK ZOR
İşten çıktım
Sokaktayım
Elim yüzüm üstümbaşım gazete
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sokakta tomson
Sokağa çıkmak yasak
Sokaktayım
Gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
Yaralı bir şahin olmuş yüreğim
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor!
Havada tüy
Havada kuş
Havada kuş soluğu kokusu
Hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
Ne anlar acılardan/güzel haziran
Ne anlar güzel bahar!
Kopuk bir kol sokakta
Çırpınıp durur
Çalışmışım onbeş saat
Tükenmişim onbeş saat
Acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
Anama sövmüş patron
Ter döktüğüm gazetede
Sıkmışım dişlerimi
Islıkla söylemişim umutlarımı
Susarak söylemişim
Sıcak bir ev özlemişim
Sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
Unutturan öpücükler
Çıkmışım bir kavgadan
Vurmuşum sokaklara
Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
Dallarda insan iskeletleri
Asacaklar aydemir'i
Asacaklar gürcan'ı
Belki başkalarını
Pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
Dökülüyor etlerim
Sarı yapraklar gibi
Asmak neyi kurtarır
Aarı sarı yaprakları kuru dallara?
Yolunmuş yaprakları
Kırılmış dallarıyla
Ne anlatır bir ağaç
Hani rüzgâr
Hani kuş
Hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?
Asılmak sorun değil
Asılmamak da değil
Kimin kimi astığı
Kimin kimi neden niçin astığı
Budur işte asıl sorun!
Sevdim gelin morunu
Sevdim şiir morunu
Moru sevdim tomurcukta
Moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
Ama sevmedim, hayır
İğrendim insanoğlunun
Yağlı ipte sallanan morluğundan!
Neden böyle acılıyım
Neden böyle ağrılı
Neden niçin bu sokaklar böyle boş
Niçin neden bu evler böyle dolu?
Sokaklarla solur evler
Sokaklarla atar nabzı
Kentlerin
Sokaksız kent
Kentsiz ülke
Kahkahanın yanıbaşı gözyaşı
İşten çıktım
Elim yüzüm üstümbaşım gazete
Karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
Hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
Havada köryoluna
Havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
Ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
Oh desem
tutuşacak soluğum
Asmak neyi kurtarır
Öldürmek neyi
Yaşatmaktır önemlisi
Güzel yaşatmak
Abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
Ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak
Ah yavrum
Ah güzelim
Canım benim / sevdiceğim
Bitanem
Kısa sürdü bu yolculuk
Neylersin ki sonu yok!
Gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor!
Nerdeyim ben
Nerdeyim ben
Nerdeyim?
Kimsiniz siz
Kimsiniz siz
Kimsiniz?
Ne söyler bu radyolar
Gazeteler ne yazar
Kim ölmüş uzaklarda
Göçen kim dünyamızdan?
Asmak neyi kurtarır
Öldürmek neyi?
Yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
Söyler hangi güzelliği?
Kökü burda
Yüreğimde
Yaprakları uzaklarda bir çınar
Islık çala çala göçtü bir çınar
Göçtü memet diye diye
Şafak vakti bir çınar
Silkeledi kuşlarını
Güneşlerini:
«oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!»
Gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
Üstümbaşım elim yüzüm gazete
Vurmuşum sokaklara
Vurmuşum karanlığa
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor!
Bu acılar
Bu ağrılar
Bbu yürek
Neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
Bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
Bu geceler niçin böyle insansız
Bu insanlar niçin böyle yarınsız
Bu niçinler niçin böyle yanıtsız?
Kim bu korku
Kim bu umut
Ne adına
Kim için?
«Uyarına gelirse
tepemde bir de çınar»
Demişti on yıl önce
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki «manda gönü»
Demek ki «şile bezi»
Demek ki «yeşil biber»
Bir de memet'in yüzü
Bir de güzel istanbul
Bir de «saman sarısı»
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı
Geride kalanlara
Nerdeyim ben
Nerdeyim?
Kimsiniz siz
Kimsiniz?
Yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü
Bir kırmızı gül dalı
Şimdi uzakta
Bir kırmızı gül dalı
İğilmiş üzerine
Yatıyor oralarda
Bir eski gömütlükte
yatıyor usta
Bir kırmızı gül dalı
İğilmiş üzerine
Okşar yanan alnını
Bir kırmızı gül dalı
Nâzım ustanın
Gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
Bir basın işçisiyim
Elim yüzüm üstümbaşım gazete
Geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
Şuramda bir çalıkuşu ötüyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor!
canan hamile olduu için atıfet hanımın yanında durcak belli bi süre konaktakilerede bi adam buldum bana ev bulmuş falan filan die yazıcak...zarife urfaya gitçek zannedersem ona nolduu tam belli deil...
_butterfly_ 11-06-05, 18:14 arkadaşlarrr birazz öncee kanald haber dee izledimmm çemberimdee gül oyanınn müziklerindenn oluşan bi albümm çıkıormuşş.. wee ilkk klipp 'bana bana hepp bana....''' şarkısınaa çekilecekmiş... klibinn yönetmenidee ÇAĞAN IRMAK .....;) ;)
Canan ile Zarifeyi bulsun.En çok onları merak ediyorum.Ama yinede Mehmetin öldüğünü bilmek kötü
Zarife'nin aylardır süren sessizliğine son vermesi, konak ahalisini öylesine sevindirir ki, onu son kez görmüş olabilecekleri akıllarının ucuna gelmez. Zarife hiçbir iz bırakmadan kayıplara karışır. Artık Yurdanur için en büyük destek, bebeği ve Mehmet'ten oldukça seyrek gelebilen telefonlardır. Mehmet için durum daha da zordur. Saçları ve sakalları kesilen, eline silah tutuşturulan Mehmet, kışlada zorbanın biriyle yüz yüze gelir. İşin sonu cezaya kadar varacaktır. Tıkabasa dolu, tozlu bir depoda kala kalan Mehmet, burada tüm sıkıntılarını unutturacak bir sürprizle karşılaşır. Evlerinin çok yakında satılacağı gerçeği, konakta matem havası estirmektedir. Madam Niki'nin konağa getirdiği 'yeni ev sahibi adayı' verdiği sözlerle durumu değiştirir. Şen Pavyon'da patron, zamana ayak uydurma bahanesiyle, kadronun yenilenmesine karar vermiştir. Başka bir pavyondan gelen assolistlik teklifi, Canan'ı o kadar cesaretlendirir ki, söylediği sözler Şen Pavyon'la arasındaki bütün gemileri yakar. Canan'a gelen teklif, konağın yeni sahibinin iyi niyeti, Suna'nın kızı ve damadının kesin dönüş haberi, Mehmet'le yapılan uzun telefon sohbetleri; kısacası o gece, konak ahalisinin sevineceği epey haber vardır. Herkes geleceğe dair planlar yapıp mutlu bir yüzle yataklarına çekilirken takvimler ertesi gün için 12 Eylül 1980'i göstermektedir.
Günümüzde ise; Yurdanur, Zarife'yi aramayı artık Şanlıurfa'da sürdürmektedir. Her çaldığı kapı onu başka bir kapıya sürükler. Bu arada, Yurdanur'un telesekreterinde Atıfet'in torunu Sedat'ın notunu bulan Feriha, harekete geçer. Sedat, Feriha'yı Canan'a ulaştıracaktır. Canan'ın durumu, Feriha için tam bir şoktur.
ben fragmanları gördüm yeni bölümün;finale 1 kala yine manyak ötesi süper bi bölüm bekliyo hepimizi
bencede hersey kıtapla cozucekmıs gıbı gelıo.zaten bu bolumde canan bulundu galıba.gerıye kaldı zarıfe...
38. bölüm beni çok üzdü.Özellikle Canan'ın durumu.Yüzü baya kötü olmuş.Ve bölümü Darbe başlangıcı ile bitirdiler.Haftaya güzel dizimizin son bölümü
canan ın yüzü çok kötü olmuştu valla; ben de çok üzüldüm
Bugunku bolumu izleyen varmi? Cananin yuzune cok uzuldu, ve tabiki Zarifenin gitmesine. Sonra Yurdanur da askerlikle ilgili kotu haber aldi.
17 Haziran Cuma’nın ratingleri...
“TOTAL”
1-Hayat Bilgisi Show TV... 8.40 rating, 27.60 share.
2-Yabancı Damat Kanal D... 6.30 rating, 21.50 share.
3-Beyaz İnci ödül töreni Atv... 5.90 rating, 18.00 share.
4-Çemberimde Gül Oya Kanal D... 5.00 rating, 17.50 share.
5-Türkiye’nin Yıldızları Show TV... 4.10 rating, 15.20 share.
6-Ah Kalbim Show TV... 3.70 rating, 27.60 share.
7-Renkli Hayatlar Star TV... 3.60 rating, 11.00 share.
8-Kırmızı Halı Atv... 3.40 rating, 15.60 share.
9-Sırlar Dünyası (özel) Stv... 3.20 rating, 10.70 share.
10-Anadolu Rüzgarı (büyük final) Tgrt... 2.70 rating, 12.60 share.
“A/B”
1- Çemberimde Gül Oya Kanal D... 7.80 rating, 29.10 share.
2- Yabancı Damat Kanal D... 7.40 rating, 29.50 share.
3- Hayat Bilgisi Show TV... 7.10 rating, 27.20 share.
4- Beyaz İnci ödül töreni Atv... 6.40 rating, 22.30 share.
5- Beyaz Show Kanal D... 4.20 rating, 36.00 share.
6- Türkiye’nin Yıldızları Show TV... 3.40 rating, 12.60 share.
7- Ah Kalbim Show TV... 3.10 rating, 25.10 share.
8- Renkli Hayatlar Star TV... 2.90 rating, 9.80 share.
9- Kırmızı Halı Atv... 2.80 rating, 16.00 share.
10- Türkiye’nin Yıldızları Show TV... 2.60 rating, 14.30 share.
Zannedersem şu An Yurdanur Zarife Ve Mahzunun Oğlunu Bulmak üzere. Canana Ne Olduğu Da Belli Oldu. Ama Bunlar Nasil Koptu Birbirinden Merak Ediyorum. Yurdanurun Babasi Da Yassiadaya Sürülmüş Olmali.mehmet De Iyi Ki Askerdeydi çünkü O Da Kayiplara Karişirdi Siyasi Kiimliği Yüzünden.
çok güzeldi hele darbeyle bitirmişler bölümü hayran kaldım canan nın yüzüne de çok üzüldüm bu arada atifet te torununu oğlu gibi yetiştirmiş konuşmalar falan...
melisa_sozen 19-06-05, 15:58 bence büyük bişey olcak... ve herkes bir yerlere gidecek...bunu şurdan anlıyorum.. bana bana şarkısında şöyle diyor...
"bana bana hep bana ayrılıklar hep bana"
gerçekten de ayrılıklar hep onarın başına geldi...
geriye kalan eroğlu ailsei olacak ozman...
ve evden de kalan lar ise küçük feriha ve yurdanır olacaktır...
ve en sonunda mehmet-yurdanur aşkı ile herşey yeniden birleşecek...
yani belkide anlayacağımız şu olucak... --> 1 darbe nin bile deviremediği aşk...
ve heralde zarife de bulunacak.. ama zarife karşımıza canan gibi değişik bi pozisyon da da çıkabilir, çıkmayabilirde...
ve feriha kitap ın kapağını seçmeye gittiğinde, kitaba yönetmenlerin teklif yaptığı nı öğrendi..
o zman bi zmanların küçük çağan'ı bu kitabı şimdi bir büyümüş ÇAĞAN olarak çekecek...
aslında herşey karışık.. ama ben bu kadar çözebildim...
ama bence hazır olun, mendillerinizi, hazırlayın... ve son bölümü izleyin....
ufff gerçektenn çook merak ediyorum bu dizinin finalinini, keşke biraz daha uzun oılsa demek isterdim ama çağan ırmak gerçektende her diziyi tadında bırakmayı sewiyor. Cananın yüzünü görünce içim ürperdi resmen, neden öyle oldu yüzü gerçekten hiç bir fikrim yok:( bana yurdanurun urfaada gördüğü resimdeki çpcuun mahsunla bir ilgisi warmış gibi geliyo ama zarifle mahsununun oğlu olacağının düşünmüyorum yne zarife kaçtıığında mahsunu karakola götürmemişlermiydi?? gerçektende hiçbir fikir yürütemiorm inşalla dizinin sonu kötü bitemmz gerçi mehmetin öldüüğünü biliorz bundan kötü ne olabilirki:(
nolucak bu yurdanurun hali?
canan neydi öyle,çok üzüldüm.bence feriha annesine bişey söylemiyecek.
finalde umarım yurdanur aradıklarına ulaşur.özellikle zarifeye.feriha ve ercen da artık beraberler.yurdanur zarifeyi iyi bulmalı,cananın başına gelenler gibi olmamalı.çağan ırmaka güveniyorum.bu dizinin sonu asmalı konak gibi olmayacak.
bende çok merak ediyorummm!! bencee çok güzel bitecek ve çok şaşıracağız. çağan ırmak yapar yine bişeyler. zarife bence çok iyi bir durumda ama mutsuz ve o kusursuz güzelliğinden eser kalmamış bir halde bulacaz. yani çok iyi derken iyi bir adamla evlenmiştir, zengindir bir oğlu vardır ve adı ümittir. ve geçmişini kocası hiç bilmiyordur:( yurdanurla mehmet zaten iyiler, ölene kadar aşk allah herkese versin. dizi bitsinde vcd sini alalım. tam arşivlik...
harikaydıı. acaba cananın yüzüne ne oldu, kim yaptı???
17 Haziran Cuma’nın ratingleri...
“A/B”
1- Çemberimde Gül Oya Kanal D... 7.80 rating, 29.10 share.
2- Yabancı Damat Kanal D... 7.40 rating, 29.50 share.
3- Hayat Bilgisi Show TV... 7.10 rating, 27.20 share.
4- Beyaz İnci ödül töreni Atv... 6.40 rating, 22.30 share.
5- Beyaz Show Kanal D... 4.20 rating, 36.00 share.
.
sonunda dizimiz hak ettiği yerde.bunda emeği geçen herkese tşkler....
Arkadaşlar 17/06/2005 cuma günü yayınlanan bölümde neler oldu seyredemedim ve çok merak ediyorum lütfen birileri anlatır mı ?? lütfen canana ne olmuş nasıl durumda merak ediyorum........
Son bölümde şöyle oldu.Cananın yüzüne kezzap atılmış ve bir pavyonda tuvalet bekliyor.Yurdanur Urfada yana döne Mahzunu arıyor ve bir fotoğrafçıda ona benzeyen bir resim gördü.O resimin peşine düştü.Cananı oğlu Sedat bulup Ferihayı ona götürdü.Oğlu cananı bulduğunda Canan onu kovmuş. O da bir daha ben onu aramam da sormam da dedi.Ama Feriha Cananı bulduğunda Cananın gerçek durumunu öğrendi.Ben ödül törenini seyrediyordum ancak bu kadarını seyredebildim.Bir de feriha ile E rcan arasında işler baya ilerledi. ;)
Feriha Canan'ı buldu. Yurdanur'un Mahsun ve Zarife'yi bulup bulamayacağını merak ediyorum en çok. Ayrıca bence de fotoğrafçı daki Adam yani Muhsin di sanırım o Zarifeyle Mahsun'un oğlu.
yani ÇGO 24 haziran cuma gecesi sona m1 erecek?
evet 24 haziranda bitiyo çgo!!!!!!:(
geç başladım izlemeye ama çok sardı beni bu dizi keşke bitmese ama ercan feriha işi oldu bir de yurdanur zarife yi bulursa müthiş olur bence
istanbulspence 21-06-05, 15:39 ben de bitecek diye billiyordum ama sonradan devam edecek diye duymuştum ve bayağı da sevinmiştim hadi ya daha devam edebilirdi aslında çabuk oldu kolay oluşmuyor çemberimde gül oya gibi diziler daha izlemeye doyamamıştık
neden böyle çabuk bitiriyolar yaa böyle bir dizi bidaha çekilmez
evet 24 haziranda bitiyo çgo!!!!!!:(
bildigimiz kadariyla dizi 40 bölüm.cemberimde gül oyanin ziyaretci defterine cagan irmak arasira yaziyor.orada dedigine göre hikayeyi toparlamak icin bir bölüm daha yazmislar.ne olursa olsun,bitecegini bilmek üzücü ama fazla uzatmadan tadinda birakmasi da kalitesinin göstergesi bence.
bildigimiz kadariyla dizi 40 bölüm.cemberimde gül oyanin ziyaretci defterine cagan irmak arasira yaziyor.orada dedigine göre hikayeyi toparlamak icin bir bölüm daha yazmislar.ne olursa olsun,bitecegini bilmek üzücü ama fazla uzatmadan tadinda birakmasi da kalitesinin göstergesi bence.
evet arkadaslar,dizi 40.BÖLÜMDE BITCEK!!!!!yani haftaya son bölüm..cünkü bu cuma bitemez,daha bi kac sey olur ve 1tane bölümde bunun hepsini cekemezler..onun icin dizi 40bölüm oldu...son bölüm inanilmaz olcakmissss
bende neden 39 die düşünüodum bari kırk olsa diodum ... iii bi bölüm daha izliycez sevindim .....
dj_yakisikli 22-06-05, 19:06 keske bitmeseydi boyle bir dizi bir daha cok zor gelir :rolleyes:
yani kisacasi severek izledigim tek diziydi
HAYIIIIIIIR! bitmesiiiinnnnnnn....daha dizinin tadina doyamadan bitecekmi yaniii...olamaz ya! :confused:
goncanocome 22-06-05, 23:02 Türkiyenin gercekleri ve hepimizin gönüllerni titreten o kücük detaylari yakalayip gecmisimize ayna tutan baska bir dizi yok.Keske bitmeseydi ama her güzel sey gibi sonlanacak biliyorum ve bunun icin cok üzülüyorum.Umarim cagan irmak bizleri o sihirli kamera acisindan ve senaryolarindan mahrum birakmaz.
cemberimde gül oya seni cok seviyorum.
ya inanamıyorum; arkadaşlar ben haftaya çarşamba yurtdışına çıkıyorum; yani 39. bölümü izliycem bu cuma; ama 40 . bölümü haftaya cuma göremiycek miyim:((((
inanamıyorum arkadaşlar size yalvarıyorum birileri 40. bölümü kaydedebilir mi???
kaydeden birileri olursa benim mailime falan yollayabilirler mi:( ya inanamıyorum nasıl olur ya son bölümü izlemeyi çok istiyorum; lütfen birileri bana yardım etsin son bölümü birileri kaydetsin arkadaşlaaaaaaaaaaaaaaaaaaaar
Darbe oldu, darbe!
Yurdanur kucağında bebeğiyle, sokakta bir başınadır. Aniden bastırmış sessizliğin ne kadar korkutucu, boşluğun ne kadar ezici olduğunun farkına varmış, karşısına çıkan silahlı askerlere direnmeye çalışırken, konaktan birini askerlerin elinde bulur. Partisinin ileri gelen milletvekillerinden olan Dinçer, kapısına gelen askerler tarafından götürülürken, 20 yıl önce askeri darbenin siyaset üzerindeki kıyımını hatırlar. Evlere ani baskınlar, aramalar, son hızla sürmektedir. Kitapları suçlu bulan bu zihniyete direnemeyeceğini bilen Yurdanur, konaktaki bütün kitaplar için uygun bir yer bulur. Ama askerlerin gelişiyle düştükleri şüpheli durumdan kurtulmaları kolay olmayacaktır. Hamileliğini kimselere çaktırmak istemeyen Canan, kendisini kraliçeler gibi yaşatacak bir adamla birlikte kalacağını söyleyerek konaktan ayrılır. Ercan'ın anne-babası "darbe" haberini almış hemen İstanbul'a gelmişlerdir. Çiftin niyeti, hem Suna'yı hem de Ercan'ı Almanya'ya götürmektir. Ancak Suna'nın inadını hesaba katmamışlardır. Mehmet için hayat giderek zorlaşmaktadır. Karşı durduğu bir sistemin istemeyerek de olsa içinde yer almak, onun bir parçası olmak, katlanılması en zor şeydir. Nitekim, darbe sonrası tutuklananların mahkemesi sırasında, görev başında, asker Mehmet de bulunacaktır. Daha ağırı, gelen askeri araçtan inen iki kişi Mehmet'in çok yakından tanıdığı yüzlerdir.
ya ağlamak istişom ya ağlamak... bştmesin çağan abi bak küçük emrahda söylüo bizim daha böyle bir dizimiz olmadıki çağan baba yapmasana çağan baba :(
evet ya bu dizi keşke hiç bitmese gerçekten de en iyi dizilerden bi tanesi falan yani
arkadaşlar, bazen çagan ırmak yönettigi yapımlarda kendini bize gösteriyor (çilekli pasta, asmalı konak), belki son bölümde sürpriz yapıp Kitabin filmini çekmek isteyen YÔnetmenin rolünü kendi oynar, ne güzel olur aslında.
bu aksamki bOlüm harikaydı yine tuttamadım kendimi ve agladım, ne olur hiç bitmese ama üzülmeyeli temmuz da çagan ırmak aynı ekiple filme başliyor.
yalniz_kurt 25-06-05, 11:21 akşamki bölüm muhteşemdi ...
yalniz_kurt 25-06-05, 11:24 kalplerde hep birinciydi ... şimdi resmen oldu !!!
yaa arkadaşlar dizinin reklamında saat 10da başlayacağını söylediler ama dizi başladığında saat 10.40tı 40 dakika gecikmeli başladı yanii... izlenecek dizi çemberimde gül oya olmasaydı valla izlemezdim
susandelgado 25-06-05, 18:50 başından beri olmasa da uzun zamandır bu diziyi seyretmeme rağmen şimdiye kadar hiç yorum yapmamıştım ama dün akşam izlediğim bölümden sonra bir şeyler yazmaya karar verdim.asmalı konak'tan dolayı biraz önyargılı olduğum mustafa hakkında her şey'i seyredince yeteneğinin farkına vardığım çağan ırmak'ın son dönemdeki en iyi türk yönetmen olduğunun kanıtıdır bu dizi.lise tarih müfredatını atatürk'ün ölümüyle bitirip yakın tarihi hakkında hiçbir şey bilmeyen gençler yetiştirenlere inat 1980 askeri darbesini televole,gelinim olur musun ve türevlerini seyreden ülkesinde ve dünyada olup bitenlerle ilgilenmeyen kafasına sadece sınav stresi öss,lgs vs. sokulmuş benim jenerasyonuma anlattığı için helal olsun demek istiyorum. bence durup biraz düşünün ve bu kadar rahat yaşadığınız için (ve belki de o günleri yaşamadığınız için) tanrı'ya dua edin.bize böylesine mükemmel bir dizi izlettirenlere çok teşekkürler.
yurdanur zarifeye ulaşıcak mı?mahsunu bulacak mı? canana ne olmuş? feriha annesine anlatacak mı? hikaye için 3 bölüm yetecek mi?bu dizi biterse ne olacak?......uffff.çok zor... :(
ne 3 bölümü ya? haftaya son :(
bende anlamadim. bi bölümde nasil bulacak herkesi??? nasi biticek?
ben bu hafta son biliodm zaten. ya hakkaten nası toparlayacaklar son bölümde yaaaaaaaaaa.......
meltemyucel 29-06-05, 14:33 Çemberimde Gül Oya muhteşem bir finalle ekrana veda ediyor
Dursun ve Halil, mahkemede mahkum sandalyesinde oturmakta, asker Mehmet ise onların hemen yanında görevinin başında durmaktadır. Mehmet içi içini kemirerek, tutukluların anneleri ve yakınlarıyla birlikte, onlar için verilen acımasız kararı dinler. Sonunda kendini tutamayıp kurallara aykırı davranacak ve yaptığı hareketin bedelini hücre cezasıyla ödeyecektir. Kocası için şafak sayan Yurdanur yıkılır. Artık Mehmet'e kavuşma süresi belirsizdir. Üstelik darbe koşulları giderek ağırlaşmaktadır. Bir zamanların pür neşe konak sakinleri, hem darbenin karamsarlığı hem de hayat koşullarının ağırlığıyla evlerini birer birer terk edip, konağı yeni sahiplerine bırakırlar. Hayat hepsini bir yana savurur; artık birbirlerinden haber alamaz olmuşlardır. Ancak çok yakından tanıdıkları biri onları her zaman izlemektedir.
Günümüzde ise; Ercan ve Feriha'nın mutlu beraberlikleri, Suna'nın zoruyla da olsa, açığa kavuşur. Şanlıurfa dönüşü yorgun düşen ve hastaneye kaldırılan Yurdanur, hiç beklemediği bir anda hayatının sürpriziyle karşılaşır. Yurdanur'un ziyaretine gelen bu özlem dolu, 'en iyi arkadaş'ın, anlatacak çok şeyi vardır. Çemberimde Gül Oya kitabı için düzenlenen imza gününde Feriha, annesine verebileceği en büyük hediyeyi de yanında getirmiştir; Yurdanur'un özlemle aradığı eski bir dostunu. Çemberimde Gül Oya filmi için harekete geçen yönetmen sonunda Yurdanur'dan izin koparmayı başarır. Filmin ilk gününde seti ziyarete giden Yurdanur'un yanında 'gerçek kahramanları' vardır. Kendini ve Mehmet'i canlandıracak ünlü oyuncularla buluşan, yönetmenle aslında yıllar önce tanıştığını fark eden Yurdanur, tekrar o günleri yaşamaya başlar.
Herkese meraba uzun süre sonra burdayım. Ve ilk yazmam gerekenin bu olduğunu düşünüyorum. Bu dizi bitmemeliydi. En yakın dostumdan yarılır gibiyim, Yaşadığım şehre son kez bakıp veda eder gibiyim. Bir sürü saçma sapan yapımların devam edip böylesine harika bir yapıtın bitmesinden dolayı artık dizi vs izlemeyi düşünmüyorum. Onun kadar kalitelisi çıkana kadar (ki sanmıyorum)
çemberimde gül oyada düğümler bu hafta çözülüyor sanırım zarife kendiliğinden geliyor ama mehmet askerde ceza alacak konak halkı bir bir dağılıyor yaşam zorlaşıyor yurdanur film işini kabul edecek ve dostları yanıbaşında olacak bekleyip görelim neler olacak :D
Meltemyücel Bakalim çağan Irmak Bir Daha Ki Sefere Ne Yapacak?o Yaparsa Mutlaka Seyrederiz. ;)
istanbulspence 29-06-05, 23:23 bu dizinin bitmesi iyi olmadı meltem yücel haklısın bu dizi bizlerin geçmişte var olan tabuların nasıl ilerlediğini bütün görselliğiyle gözümüzün önüne serdi böyle yapımların çıkması zor zaten çıkarmak da zor
bu diziyle çağan ırmak gibi bir yönetmenin varlığını daha çok kabul ettik
oyuncusuyla senaryosuyla hikayesiyle görüntüsüyle kalitesi ve farkıyla dizi görsel bir şölen haline dönüştü tebrik ediyoruz çok başarılıydı
herşeyin sonu olduğu gibi ç.g.o.nın da sonu varmış.çağan ırmak iyi bir son hezırlamıştır tabi.ama bitiyor işte.bakalım nolcak?
turuncu_sesa 01-07-05, 14:42 ( çook üsgünüm yaaww.allam yarabbim böle mütüş bi dizi nassı biter ya ufffffff :(
cansu_kara 01-07-05, 18:41 ya arkadaşlar çemberimde gül oyanın vcd setinin fiyatını bişen varmı iinizde
susandelgado 01-07-05, 20:03 bence de bütün bölümlerin vcd leri var mı ve ne kadar? bi de kitabı da varmış. ben kitapçılarda baktım ama göremedim. alan ya da gören var mı?
ne yaziki cemberimde gül oya bitti.aglamamak icin kendimi zor tuttum.
sonu süperdi.zarife ve canan bulundu.ama yinede dizinin sonunda hüzün vardi.
birde nejat isler mehmeti canlandirmasi acaip bir süprizdi.
evet son bölüm cok güzeldi bence diziyi tam yerinde bittirdiler.
|