PDA

Tüm Versiyonu Göster : Marilyn Monroe


Sayfalar : 1 2 [3] 4 5

aşk_bu
17-11-06, 13:49
http://img145.imageshack.us/img145/2352/somethingszd5.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
28-11-06, 14:01
http://img175.imageshack.us/img175/233/marilyn149au9.jpg (http://imageshack.us)
http://img141.imageshack.us/img141/8894/marilyn147rc2.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
28-11-06, 14:04
http://img175.imageshack.us/img175/3162/marilyn148wi2.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
28-11-06, 14:06
http://img175.imageshack.us/img175/4025/marilyn162du2.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
03-12-06, 15:23
http://img81.imageshack.us/img81/606/bq20in20bedag8.jpg (http://imageshack.us)
http://img81.imageshack.us/img81/1892/bs20restlesscb3.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
09-12-06, 13:38
http://img151.imageshack.us/img151/6817/dimaggio05qo1.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
09-12-06, 13:40
http://img166.imageshack.us/img166/4972/dimaggio09al3.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
09-12-06, 13:46
http://img137.imageshack.us/img137/9044/dimaggio23su4.jpg (http://imageshack.us)
http://img137.imageshack.us/img137/8731/dimaggio25ly8.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
12-12-06, 13:26
1950`LER GERİ GELİYOR...
2007 plaj modasında Marilyn Monroe dönemine geri dönülüyor
Gelecek yazın plaj modasına `vintage` bir havanın hakim olacağı kesinleşti. Miami`deki 2007 plaj modası defilelerinde Marilyn Monroe zamanının zarafeti var. Etekli mayolar, fırfırlı bikiniler ve ağırbaşlı `tek parça`lar gelecek sene plajlarda bolca göreceğimiz modeller arasında. Çiçek şekilli plaj şapkaları pastel renkler ve kırmızı rujlar da 1950`ler yaklaşımını tamamlıyor.
http://img97.imageshack.us/img97/5963/marilyn088iw9.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
12-12-06, 13:27
Marilyn kumsalda
Hollywood`un efsanevi yıldızı Marilyn Monroe`nun az bilinen fotoğraflarının da aralarında bulunduğu 200`den fazla fotoğrafı, Brooklyn Museum of Art`ta (Brooklyn sanat müzesi) dün sergilenmeye başladı. 1949 tarihli `Marilyn on the Beach` (Marilyn kumsalda) adlı, kim tarafından çekildiği bilinmeyen fotoğrafla birlikte, Andy Warhol, Robert Frank gibi tanınmış isimlerin de bulunduğu 39 fotoğrafçının çektiği fotoğraflar, `I Want To Be Loved By You: Photographs of MM` (Beni sevmeni istiyorum: MM fotoğrafları) adıyla sergileniyor.
http://img139.imageshack.us/img139/3333/marilyn115sd5.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
12-12-06, 13:29
http://img291.imageshack.us/img291/328/marilyn188jb3.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
12-12-06, 13:30
Telefonda katilini söylemiş
Dünyanın gelmiş geçmiş en güzel sarışını olarak kabul edilen Marilyn Monroe`nun ölümüyle ilgili yepyeni bir iddia ortaya atıldı. Monroe`nun eski eşi beyzbol oyuncusu Joe DiMaggio`nun yeğeni June DiMaggio, seksi sarışının annesiyle telefonda konuştuğu sırada öldürüldüğünü iddia etti. Yeğen Di- Maggio `Marilyn, Joe ve Ben` adlı kitabında, Monroe`nun öldürüldüğü 4 Ağustos 1962 tarihinde, annesi Lee ile telefonda konuştuğunu öne sürerek, `Annemi aramıştı. Anlattığına göre, telefondayken bir anda çığlık atmaya başladı. Bir isim veya isimler söyledi. O anda evinde kimler olduğundan emin değilim. Ama annem Marilyn`in cinayete kurban gittiğini anlamıştı` dedi. June DiMaggio, annesinin bu bildiklerini, ailesinin güvende olması için bu zamana kadar sakladığını da kaydetti. Ancak yine de yeğen DiMaggio`nun iddialarını güvenilmez bulanlar da yok değil. Marilyn Monroe`yla ilgili en geniş arşive sahip Mark Bellinghaus, Monroe ile DiMaggio`nun düğünlerindeki fotoğraflarda yer almadığını kaydetti

http://img201.imageshack.us/img201/2060/marilyn182oq7.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
19-12-06, 14:16
Marilyn Monroe’nun gizli fotoğrafları10 Aralık 2006
Marilyn Monroe'nun şimdiye dek görülmeyen fotoğrafları yayınlandı..
Şu an 94 yaşındaki Eve Arnold adlı foto muhabirinin Hollywood yıldızıyla 10 yıllık arkadaşlığı sırasında görüntülediği 8 fotoğraflık koleksiyon, Marilyn Monroe'nun, poz vermeden, yatakta, uçakta ve ayna önünde gibi özel anlarında çekilen siyah beyaz fotoğraflardan oluşuyor.
Pulitzer ödüllü gazeteci Arnold tarafından çekilen fotoğraflar, İngiltere'nin seçkin galerilerinde Noel'e kadar sergilenecek.

http://img242.imageshack.us/img242/3919/perfume1gh9.jpg (http://imageshack.us)

tubi1986
19-12-06, 21:26
çok güzel bir paylaşım alanı olmuş.değişik şeyler öğrendim bu efsanevi kadınla ilgili.teşekkürler gerçektende

prenzez
24-12-06, 13:13
ÖNCE
http://img375.imageshack.us/img375/4246/marilyn104jv1jb3.jpg (http://imageshack.us)

SONRA
http://img19.imageshack.us/img19/806/fgdlk1.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
25-12-06, 13:51
MONROE'NUN AYAKKABILARINDAN FELLINI'NİN ŞAPKASINA
İtalya'nın Torino kentinde 2000 yılında açılan Ulusal Sinema Müzesi, dünyadaki en zengin ve ilginç sinema sergileri arasında yer alıyor.
Torino'nun tarihi merkezinde yer alan ve şehrin simgesi olan Mole Antonelliana adlı binada bulunan müzenin İsviçreli Mimar François Confino tarafından yapılan iç düzenlemesi ile ışık ve gölge oyunları, ziyaretçilere, içeri adım attıkları andan itibaren sinemanın büyüsünü yaşatmaya başlıyor.
Her gün yüzlerce yerli ve yabancı ziyaretçiye kapılarını açan müzede sergilenen araç-gereç, doküman ve filmlerle sinemanın ortaya çıkışından bugüne kadar geçirdiği evrim adım adım görülebiliyor.
Müzenin bazı bölümlerindeki özel ekranlar aracılığıyla, ziyaretçiler kendilerini Matrix ve E.T. gibi filmlerin sahnelerinde görebiliyor.
Müzenin deneysel sinema bölümünde, deney tüpleri yanındaki lavabonun içindeki ekrandan, absürd sinema bölümünde klozetten dönüştürülen koltuklara oturarak, ''aşk ve ölüm'' bölümünde ise kırmızı ve büyük bir yatağın tavanındaki ekrandan film izlenebiliyor.
Western, çizgi film, müzikal, korku filmi gibi değişik sinema türleri için ayrı bölümlerin bulunduğu müzede, bazı ünlü filmlerin orijinal senaryolarını, kostümlerini, posterlerini ve fotoğraflarını görmek de mümkün.
Bazı sinema yıldız ve yönetmenlerinin özel eşyalarının da bulunduğu müzede, Marilyn Monroe'nun ayakkabıları, bustiyeri ve takıları, Charlie Chaplin'in şapkası, Federico Fellini'nin şapka ve atkısı da sergileniyor.
DÜNYANIN EN YÜKSEK MÜZESİ
Müzenin bulunduğu Mole Antonelliana, İtalyan Mimar Alessandro Antonelli tarafından sinagog olarak dizayn edildi. Yapımına 1863'te başlanan bina, bir başka sinagogun yapılması karşılığında Yahudi cemaatince Torino şehrine devredildi. Binanın 167 metrelik yüksekliği, Ulusal Sinema Müzesine ''dünyanın en yüksek müzesi'' niteliğini kazandırıyor. Müzeyi ziyaret edenler, asansörle Mole Antonelliana'nın terasına çıkarak, Torino'yu izleyebiliyor.
Kaynak: tv8
http://img107.imageshack.us/img107/3407/marilynmonroe67790wallpgy3.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
29-12-06, 13:20
http://img165.imageshack.us/img165/8397/marilyn064zy6.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
29-12-06, 13:25
http://img165.imageshack.us/img165/4985/marilyn074jm7.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
29-12-06, 13:29
http://img165.imageshack.us/img165/9229/marilyn096oi0.jpg (http://imageshack.us)
http://img291.imageshack.us/img291/5222/marilyn097fw1.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
29-12-06, 13:33
http://img403.imageshack.us/img403/2581/marilyn013yi2.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
29-12-06, 13:35
http://img403.imageshack.us/img403/7002/marilyn003lt8.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
04-01-07, 13:26
http://img162.imageshack.us/img162/8290/beauchamp14th9.jpg (http://imageshack.us)
http://img162.imageshack.us/img162/1208/beauchamp08lr9.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
09-01-07, 12:37
resmi yapan kişinin ismi yazılmamış

http://img227.imageshack.us/img227/8119/draw1qj9.jpg (http://imageshack.us)
http://img407.imageshack.us/img407/8798/draw2ph8.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
15-01-07, 13:43
http://img440.imageshack.us/img440/8704/dienes006ze6.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
15-01-07, 13:49
http://img149.imageshack.us/img149/3741/dienes005ij0.jpg (http://imageshack.us)
http://img201.imageshack.us/img201/3820/marilyfv5.jpg (http://imageshack.us)

sweetjulia
17-01-07, 01:14
bütün resimler için teşekkürler aşk_bu :img-yes:

aşk_bu
22-01-07, 13:20
http://img228.imageshack.us/img228/1332/feingersh085lg.jpg (http://imageshack.us)
http://img228.imageshack.us/img228/763/feingersh161jf.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
22-01-07, 13:23
http://img248.imageshack.us/img248/3220/feingersh195wz.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
22-01-07, 13:25
http://img228.imageshack.us/img228/5592/feingersh331rz.jpg (http://imageshack.us)
http://img248.imageshack.us/img248/2121/feingersh325kg.jpg (http://imageshack.us)

erdal82
25-01-07, 02:24
onun kadar masum ve bebeksi bir güzel daha varmı ya...ne kadar benzeri olmaya çalışsalarda ona benzemesi kolay değil.bi tek charlize theron olabilir çünkü ona benzemek için minik masum ve bebeksi yüze sahip olmak gerek..
fotolarına gelince: doğal hallerinde çok çok daha güzel çıkmış o özellikle çektirdiği şuh fotoğraflarından ziyade.ben marilyn monroe'nun çok portresini çizmiştim.onda masum ve bebeksi güzelliği görmüşümdür.
onun hayatını konu hala bi film izledim..zirvedeyseniz tek başınasınızdır.ve marilyn monroe'ya bu çok ağır geldi.tutunduğu dallar hep kırılmış.sanırım artık daha fazla o gücü kendinde göremedi ve kendini boşluğa bıraktı...zaten filmde verilen mesaj da hatırladığım kadarıyla buydu...

erdal82
25-01-07, 02:26
onun kadar masum ve bebeksi bir güzel daha varmı ya...ne kadar benzeri olmaya çalışsalarda ona benzemesi kolay değil.bi tek charlize theron olabilir çünkü ona benzemek için minik masum ve bebeksi yüze sahip olmak gerek..
fotolarına gelince: doğal hallerinde çok çok daha güzel çıkmış o özellikle çektirdiği şuh fotoğraflarından ziyade.ben marilyn monroe'nun çok portresini çizmiştim.onda masum ve bebeksi güzelliği görmüşümdür.
onun hayatını konu alan bi film izledim..zirvedeyseniz tek başınasınızdır ve marilyn monroe'ya bu çok ağır geldi.tutunduğu dallar hep kırılmış.sanırım artık daha fazla o gücü kendinde göremedi ve kendini boşluğa bıraktı...zaten filmde verilen mesaj da hatırladığım kadarıyla buydu...
resimler için çok çok teşekkür ederima rkadaşlar hepside çok güzel
http://img207.imageshack.us/img207/5137/009220099m4ik.jpg
http://img145.imageshack.us/img145/2038/009220165m2ni.jpg
http://img145.imageshack.us/img145/3140/02883226av.jpg
http://img142.imageshack.us/img142/7159/avedon1ur.jpg
http://img142.imageshack.us/img142/3103/marilyn483jh.jpg
http://img142.imageshack.us/img142/8596/marilyn611sf.jpg
[/IMG]http://img64.imageshack.us/img64/769/10045100g8oa.jpg
http://img77.imageshack.us/img77/3654/bernardbrujomarilyn041bm.jpg

erdal82
25-01-07, 03:03
http://img408.imageshack.us/img408/8603/marilynhorse8ux.jpg
http://img152.imageshack.us/img152/3803/marilynmonroe37ve.jpg
http://img408.imageshack.us/img408/6556/marilynmonroe28gi.jpg
http://img54.imageshack.us/img54/1815/marilynmonroe11yp.jpg
http://img219.imageshack.us/img219/6315/marilynmonroe41gu.jpg
http://img54.imageshack.us/img54/7948/postermarilynmonroe7en.jpg
http://img219.imageshack.us/img219/213/monro381wu.jpg
http://img219.imageshack.us/img219/6482/misfits0275nv.jpg
http://img408.imageshack.us/img408/8493/marilynmonroe20800x6001no.jpg

erdal82
25-01-07, 10:18
http://img207.imageshack.us/img207/6838/annex2020monroe20marily6aw.jpg
http://img408.imageshack.us/img408/9629/pom13755jc.jpg

aşk_bu
31-01-07, 13:17
http://img364.imageshack.us/img364/6438/florea04vk4.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
31-01-07, 13:19
Sırlar tek tek açığa çıkıyor
Efsane aktör Humphrey Bogart meteliğe kurşun atıyormuş. Film şirketinin Marilyn Monroe'ya sunduğu şart neydi. 20th Century Fox, ünlü oyuncuların kontratlarını açık artırmaya sunuyor. Böylece pek çok efsanenin sırları da ortaya çıkıyor. Ünlü film şirketi 20th Century Fox, sinema çalışanlarına hizmet veren bir fon yararına ünlülerin kontratlarını açık artırmaya çıkardı. BBC'nin internet sitesindeki habere göre, 25 Ocak 2007 tarihinde gerçekleştirilecek açık artırmada şirketin arşivinde yer alan 200 parça satışa sunulacak.
Bu parçalar arasında, en ilgi çekici olanlardan biri de sinema dünyasının efsane sarışını Marilyn Monroe'nun kontratı. Söz konusu kontrat, tanınmamış oyuncu Norma Jean Dougherty'nin kontrat gereği Marilyn Monroe ismini almasına ilişkin şartı içeriyor. Asıl adı Norma Jean Baker olan sanatçı fabrika işçisi Jim Dougherty ile evlenerek “Dougherty” soyadını almıştı.
Elvis Presley'nin kontratının da yer aldığı açık artırmada Rock'n Roll kralının giyim kuşamına ilişkin maddeler de yer aldı.
BOGART, METELİĞE KURŞUN ATIYORMUŞ
Cary Grant, Rita Hayworth ve Clark Gable'ın kontratlarının da bulunduğu açık artırmada satılacak bir başka kontrat da “Casablanca” filminin efsane oyuncusu Humphrey Bogart'a ait. 1930 tarihli kontrat, 1951'de haftada 17 bin 500 dolar kazanan sanatçının o tarihte haftada sadece 400 dolar kazanabildiğini de ortaya çıkarıyor.
Judy Garland'ın 1967 yapımı “Valley of the Dolls” adlı film için yaptığı kontratta da sanatçının çekimler sırasında alkol kullanmamasına ilişkin sert bir madde yer alıyor.
Bir başka ilginç kontrat maddesi ise sinemanın komik ikilisi Laurel ve Hardy'ye ilişkin. İkili, kontrat gereği filmlerde kendi gardroplarından giysilerle kamera karşısına geçiyorlardı.
Açık artırmanın geliri, Hollywood oyuncuları ve diğer çalışanları için hizmet veren Film ve Televizyon Fonuna bağışlanacak.
http://img364.imageshack.us/img364/5374/florea34go7.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
31-01-07, 13:21
http://img364.imageshack.us/img364/4200/florea14hy4.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
12-02-07, 13:09
Marilyn gibi yaşamak istedi, onun gibi öldü
Eski Playboy güzeli Anna Nicole Smith’in ani ölümü, ABD’de birinci haber oldu. Smith’in öldüğü Seminole Hard Rock Hotel & Casino’daki odada yasadışı narkotik maddeler ve bazı reçeteli ilaçlar bulundu. Eski avukatı, "Hep Marilyn Monroe gibi yaşamak isterdi. Kaderin cilvesine bakın ki onun gibi öldü" dedi. İnternetteki bir blog ise güvenilir kaynaklara dayanarak Smith’in "uyurken kendi kusmuğunda boğulduğunu" iddia etti
ANNE Nichole Smith’in öldüğü Seminole Hard Rock Hotel & Casino’daki odada, yasadışı narkotik maddeler ve bazı reçeteli ilaçlar bulundu. Ölüme bu ilaçlardan birinin mi, yoksa bunların bileşiminin mi yol açtığı otopside belli olacak. İnternetteki bir blog ise güvenilir kaynaklara dayanarak, Smith’in uyurken kendi kusmuğunda boğulduğunu iddia etti. "AccessHollywood.com" sitesinin güvenilir bir kaynağa dayanarak verdiği habere göre Smith, Florida’daki otel odasında özel hemşiresi tarafından bulundu. Hemşire çarşafı çektiğinde kusmuk içindeki Smith’i gördü. Eski modelin büyük ihtimalle uyurken kusarak boğulduğu tahmin ediliyor. Aynı kaynak, Anna Nicole Smith’in bir "çocuk müsekkini" aldığını ve ölmeden önce "sızdığını" söyledi.
YASTAYDI
Smith’in Bahamalar’daki eski avukatı Michael Scott, "Hiç şüphesiz, oğlu gibi o da uyuşturucudan öldü" derken, yeni avukatı Ron Rale bunu iddiaları "saçmalık" diyerek reddetti. Ron Rale, Smith’le bir iki gün önce konuştuğunu, grip olduğunu ve hálá oğlunun yasını tuttuğunu söyledi. Yine eski avukatlarından olan Lenard Leeds ise "Hayatı boyunca Marilyn Monroe gibi yaşamak istemişti, ama şu kaderin işine bakın ki onun gibi öldü" dedi. Smith’in annesi Virgie Arthur da, kızının aşırı miktarda sakinleştirici kullanımı yüzünden öldüğünü söyledi. Arthur, bir süredir görüşmediği kızına ulaşmasına çevresindeki kişilerin engel olduğunu belirtti.
Eski playboy modeli Anna Nicole Smith’in 39 yaşındaki ani ölümü, şöhret dünyasındaki çalkantılı yaşamları mercek altına yatırdı. Hırslı geçen yaşamı, trajik skandallarla dolu olan Smith’in 20 yaşındaki oğlu Daniel, 5 ay önce uyuşturucudan yaşamını yitirmişti. Anna nichole Smith, oğlunun ölümünden üç gün önce kızı Dannielynn dünyaya getirmişti.
BEBEĞİN BABASI KİM
Yıllardır süren miras davası Smith’in lehine sonuçlanırsa, Smith’in eski kocasından kalan milyonların sahibi Dannielynn bebek olacak. Ama bebeğin babasının kim olduğu belli değil. California’da bir hakim, babalık tespiti için 21 Şubat’a kadar DNA testi yapılmasını emretmişti. bebğin doğum belgesine baba adı olarak Smith’in hem avukatı, hem sevgilisi olan "Howard Stern" yazılmıştı; ama ünlü modelin eski sevgilisi fotoğrafçı Larry Birkhead de babalık davası açtı.
DNA TESTİ YAPILAMADI
Nöbetçi mahkeme, 5 aylık kızı Dannielynn’in babasının belirlenmesi amacıyla Smith’in cenazesine DNA testi uygulanmasını reddetti. Yargıç, 20 Şubat’taki asıl mahkemeye kadar cenazenin korunmasını ve son kararın o zaman verilmesini emretti. Smith’in cesedine otopsi yapıldı ancak sonucu açıklanmadı.
Ünlü aktris Zsa Zsa Gabor’un eşi Prince Frederick von Anhalt da, Smith’in bebeğinin babası olduğunu iddia eden erkekler arasına katıldı.
Ölen kocasından 88.5 milyon dolar miras
Anne Nichole Smith’in 1994 yılında evlendiği petrol milyarderi J.Howard Marshall, evlilikten bir yıl sonra 89 yaşında öldüğünde 1.6 milyar dolar miras bırakmış, Smith ve Marshall’ın ailesi arasında hukuk savaşı başlamıştı. Smith’in mirastan 88.5 milyon dolar almasına, beş yıl önce karar verilmişti. Miras davası henüz sonuçlanmadı.
http://img183.imageshack.us/img183/1066/2862014ux5.jpg (http://imageshack.us)
http://img151.imageshack.us/img151/2969/ulubione25oy8.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
12-02-07, 13:18
Marilyn Monroe Gibi Öldü 10.02.2007
39 yaşındaki eski Playboy kızı, manken ve aktris Anna Nicole Smith'in ölümü Marilyn Monroe'nun ölümüne benzedi.
Florida'daki bir otel odasında ölü bulunan 39 yaşındaki eski Playboy kızı, manken ve aktris Anna Nicole Smith'in ölümü üzerindeki esrar perdesi aralanmaya çalışılıyor.
Smith'in annesi, kızının aşırı dozda uyuşturuculardan dolayı ölmüş olabileceğini söyledi. WCBS televizyonu da Smith'in otel odasında inceleme yapan polis memurlarının, yasadışı uyuşturucu ve reçeteyle satılan ilaçlar bulduğunu duyurdu.
Yanında kalan hemşire tarafından baygın halde bulunan Smith'in, acil yardım ekibi geldiğinde nefes almadan yattığı ve ağzından kusmuk geldiği belirtildi. Bu durum, Smith'in kendi kusmuğunda boğulduğu şeklinde iddiaların ortaya atılmasına neden oldu.
Eylül ayında bir kız bebek dünyaya getirdikten üç gün sonra 20 yaşındaki oğlunu da ilaç zehirlenmesinden dolayı aniden kaybeden Smith'in, son bir haftadır grip benzeri hastalık belirtileri gösterdiği ve ateşinin yükseldiği belirtildi.
ABD'de 13 yıl önce evlendiği 89 yaşındaki milyarder eşinden kalan yüz milyonlarca dolarlık miras için sürdürdüğü hukuki mücadesiyle tanınan Smith, platin sarısı ve seksi kıyafetleriyle her zaman ünlü yıldız Marilyn Monroe'yu örnek aldığını söylemişti.
Gözlemciler, Smith'in ölümünün de Monroe gibi genç yaşta ve esrarlı biçimde olduğuna dikkat çekiyorlar
http://img413.imageshack.us/img413/7633/arnold24jj9.jpg (http://imageshack.us)http://img241.imageshack.us/img241/1937/3b697d7nicolesmith01ng7.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
12-02-07, 13:25
Marilyn Monroe gibi yaşayıp onun gibi öldü
Güzelliği kadar olay evlilikleri ile de anılan ve önceki gün bir otel odasında ölü bulunan eski Playboy güzeli Anna Nicole Smith, hem yaşantısıyla hem de ölüm şekliyle, hayran olup izinden gittiği Marilyn Monroe'yu hatırlattı
Skandallarıyla, seksi fiziğiyle ve kendisinden 63 yaş büyük bir zenginle yaptığı tartışmalı evlilikle adından söz ettiren eski Playboy güzeli 39 yaşındaki Anna Nicole Smith, önceki gün otel odasında ölü bulundu. Florida eyaletinin Miami kentindeki bir otel odasında yerde yatarken bulunduktan hemen sonra hastaneye götürülen ve kalbine elektroşok yapılan Smith tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. Bugüne kadar miras ve velayet davalarıyla adı hep manşetlerde geçen Anna Nicole Smith, ölümüyle de ardında cevap bekleyen birçok soru işareti bıraktı. Yıldıza yakın bir kaynak, Smith'in çocuklar için satılan bir sakinleştirici aldığını, ancak kusmaya başladığını ve kendi kusmuğunda boğularak can verdiğini ileri sürdü. Sarışın güzelin uyuşturucu ve alkol bağımlısı olduğu ve aşırı dozdan hayatını kaybetmiş olabileceği de iddialar arasında. Kesin ölüm nedeni ise kısa süre içinde açıklanacak otopsi sonucunda anlaşılacak.
BABASI KÜÇÜKKEN GİTTİ
Kendinden 63 yaş büyük petrol zengini J. Howard Marshall ile evliliği üzerine "zengin avcısı" denilen Smith'in otelden çıkarılırken çekilen son görüntüleri ise şimdiden satıldı. Smith'in otelden çıkarken çekilen görüntülerinin haklarını elinde bulunduran Splash News and Picture Agency, fotoğrafları 500 bin dolara sattı. . Anna Nicole Smith'in çocukluğu da hayli çalkantılı geçti. 1967 yılında Teksas'da dünyaya gelen eski Playboy güzeli, babasının ilk evliliğinden olan 2 üvey kardeşiyle beraber büyüdü. Babası, Nicole henüz küçük bir çocukken evi terk edince, annesi ve teyzesi tarafından büyütüldü. 1985 yılında oyuncu Bill Smith ile ilk evliliğini yapan Anna Nicole'ün bu evlilikten Daniel adında bir de oğlu dünyaya geldi. Ancak evlilik sadece iki yıl sürdü ve çift 1987 yılında boşandı. Boşandıktan sonra çeşitli striptiz barlarında üstsüz şovlar yapmaya başlayan Anna Nicole Smith, 1994'te ikinci evliliğini yapacağı milyarder J. Howard Marshall ile de bu barlardan birinde tanıştı. Playboy'a ilk pozunu 1992 yılında veren Anna Nicole Smith, komedi film serisi "Çıplak Silah"ın üçüncü filminde ve bir aksiyon filmi olan To The Limit gibi filmlerde de oyuncu olarak boy gösterdi.
ANNESİNİN İDDİASI
Anna Nicole Smith'in annesi Virgie Arthur, kızının aşırı miktarda sakinleştirici kullanımı yüzünden öldüğünü söyledi. Virgie Arthur, yaptığı açıklamada, "Onun çok fazla müsekkin aldığı için öldüğünü sanıyorum. Tıpkı Daniel gibi'' dedi.

http://img379.imageshack.us/img379/7099/arnold30bm6.jpg (http://imageshack.us)
http://img379.imageshack.us/img379/4773/3b697d7nicolesmith04uv9.jpg (http://imageshack.us)

erdal82
12-02-07, 17:56
bu kadında güzeldi ama daha çok kadınsı yüz'e sahipti... marilyn monroe aksine bebek gibi masum bir yüzü vardı...bu arada anna nicole smith'in hayatı da tam bir dram..haberlerde yer aldı ve zannediyorum oğlu da uyuşturucudan ölmüş şimdi ise 5 aylık çocuğu kalmış ve arkada bıraktığı büyük miktarda mal varlığı nedeniyle fırsatcılar durumundan istifade ortalığı kurtlar sofrasına çevirmiş ve şimdi piyasaya daha önceki beraber olduğu bu adamlar çocuğun babası olduğunu iddia edip bunun için dna testi yarışına girmiş...

aşk_bu
16-02-07, 13:29
Trajik Şekilde Ölüyorlar!
Resmi büyütmek için tıklayın Anna Nıcole Smıth Gibi Onlarca Kapak Güzelinin Trajik Ölümü Akla 'Playboy Laneti' Sorusunu Getirdi.
Anna Nicole Smith GİBİ ONLARCA KAPAK GÜZELİNİN TRAJİK ÖLÜMÜ AKLA 'PLAYBOY LANETİ' SORUSUNU GETİRDİ.
Eski Playboy güzeli ve sinema oyuncusu Anna Nicole Smith'in otel odasında trajik bir ölümü üzerine soruşturma devam ederken, ilginç bir tablo ortaya çıktı. Ünlü erkek dergisi Playboy'a poz veren güzellerin çoğunun trajik şekilde öldüğü anlaşıldı.
Çünkü güzellerin üçü cinayet veya intihar, dördü aşırı dozda uyuşturucu kullanmak, dördü trafik kazası, biri uçak kazası ve 12'si de kanserden dolayı hayatını kaybetti. Çünkü güzellerin üçü cinayet veya intihar, dördü aşırı dozda uyuşturucu kullanmak, dördü trafik kazası, biri uçak kazası ve 12'si de kanserden dolayı hayatını kaybetti.
Elisa Rebecca Bridges
1994 yılı Aralık ayında dergiye poz veren Bridges, 2002 yılında aşırı derecede uyuşturucu alarak hayatını kaybetti.
DİREKSİYONDA UYUDU Claudia Jennings
1979 yılında Yılın Güzeli seçilen Claudia Jennings, daha 29 yaşındayken direksiyon başında uyuya kalınca, trafik kazası geçirerek öldü.
BOĞULARAK ÖLDÜRÜLDÜ Star Strowe
1977 yılında dergide fotoğraflarıyla boy gösteren Stowe, daha sonra uyuşturucu bağımlısı oldu. Fuhuş mafyasının eline düşen Star Strowe, boğularak cinayete kurban gitti.
ÖLÜMÜ HÂLÂ ŞÜPHELİ Marilyn Monroe
Ünlü Hollywood yıldızı da Playboy'a poz vermişti. 1953 yılında dergiye poz veren Marilyn Monroe'nun uyku ilacı içerek intihar ettiği açıklandı. Ancak, çoğu kişi cinayete kurban gittiğini düşünüyor.
İNTİHAR ETTİ Cherly Kubert
Playboy'a 1958 yılında poz veren Kubert, intihar ederek hayatına son verdi.
KAZADA ÖLDÜ Tonya Crews
Ünlü dergiye 1961 yılında poz veren Crews, beş yıl sonra trafik kazasında öldü.
İNTİHAR ETTİ Sue Williams
En kısa boylu Playboy güzeli olarak ünlenen Sue Williams, 1965 yılında dergiye poz verdi. Dört yıl sonra 23 yaşında intihar ederek yaşamını yitirdi.
AŞIRI DOZ Paige Young: 1974 yılında henüz 30 yaşındayken aşırı dozda uyuşturucu alan Paige Young, yaşamını yitirdi. (Gecce.com)
http://img68.imageshack.us/img68/5077/aapzj8.jpg (http://imageshack.us)http://img120.imageshack.us/img120/9665/6834281834ohi3.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
05-03-07, 12:52
Dünyanın 100 seks sembolü
Angelina Jolie listede birinci olurken, partneri Brad Pitt ise beşinci oldu...
Üç çocuklu olan Oscarlı yıldız Angelina Jolie'nin ardından Elvis Presley ikinci sırada yer aldı. Efsane güzel Marilyn Monroe ve şarkıcı Beyonce Knowles ilk beş arasında yer aldı. Ayrıca Jolie'nin canlandırdığı 'Lara Croft' karakteri de sıralanmada altıncı oldu.
İngiltere'deki Channel 4 Kanalı'nın 'Dünyanın 100 seks sembolü' anketinde ilk 10'da yer alanlar şöyle sıralanıyor:
1. Angelina Jolie
2. Elvis Presley
3. Marilyn Monroe
4. Beyonce Knowles
5. Brad Pitt
6. Lara Croft
7. George Clooney
8. Kylie Minogue
9. Johnny Depp
10. Scarlett Johansson

http://img294.imageshack.us/img294/8487/arnold12ki5.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
05-03-07, 12:54
"Kadının adı Marilyn" sergisi
EKAV Sanat Merkezi’nin önemli hedeflerinden biri genç kuşak sanatçıları destekleme ve güçlendirmek. Bu kapsamda EKAV Sanat Merkezi’nde 06-18 Mart 2007 tarihleri arasında, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezunu Ayşen Karakaya’nın, “Kadının Adı Marilyn” resim sergisi, Scabal Tekstil’in katkılarıyla sanat severlerin beğenisine sunuluyor.
Ayşen Karakaya, çalışmalarını şu şekilde ifade etmektedir.
“Benim için resim yapmak tamamen anlık bir karşılaşma, bir sürpriz, ani bir patlama eylemidir. Resimlerimin her birinin çıkış noktası temelinde hep ‘’ben’’ olmaktan geçer ve varmalarını istediğim noktada da ‘’ben’’ durmak isterim.
Marilyn Monroe temelde çocukluğumdan kalma bir imge-simge oluşumundan gelen kalıntılarla birlikte her resmi kendi içselliğime yapılan bir yolculuk olarak görüyorum. Hepsinde bir parça ben varım. M.M. aslında valizine bir çok hayal kırklığı sığdırmış ve bu yükle çokta baş edememiş bir kadın görselidir. Ancak benim için her insan hayat denen zaman parçasının görgü tanığıdır. Her yaşam, her birey hayatın belli bir zaman dilimine tanıklık ediyor. Bende yaşamımı ve tanıklığımı hayatımın görgü tanığı olan resimlerle belgeleyip bir bakıma yaşadığımı ispatlamaya çalışıyorum. Her resimde biraz daha kendime dönüp biraz daha bilinçaltımı çözümleyebilmek adına...
Aynı zamanda her resim yeni veya gelecek olan ihtimallerin erken bir kutlamasıdır..”
Ayşen Karakaya'nın, “Kadının Adı Marilyn” sergisinin açılışı Scabal Tekstil’ in katkılarıyla 06 Mart 2007, Salı günü saat 18.30 da EKAV Sanat Merkezi’nde gerçekleşecektir.

YER : EKAV SANAT MERKEZİ
TARIH : 06 – 18 Mart 2007
AÇILIŞ : 06 Mart 2007 Salı, Saat: 18.30

http://img225.imageshack.us/img225/3659/arnold14yr3.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
05-03-07, 12:57
http://img300.imageshack.us/img300/8375/arnold13xp9.jpg (http://imageshack.us)

erdal82
05-03-07, 13:53
aşk bu arkadaşım resimler ve makaller için teşekkürler.bu resimler son halleriymiş heralde çünkü baya çökmüş

erdal82
07-03-07, 22:44
hala 3. sırada marilyn...efsane oldu.ilk eklenen resimleri ablam baktığında bu kadına bi kez daha hayran oldu güzelliğine ben de dahil olmak üzere.insanda bu kadar minyon bebek gibi ve güzel bir yüz olur mu dedi.

yatmazoğulları
09-03-07, 16:15
böyle bi kadın yok olamaz da olmayacak da.o tekdi.tüm kadınların tek idolü ve her zaman böyle olacak.taklit edilmeye devam edicek

aşk_bu
13-03-07, 13:21
NİAGARA Marilyn Monroe
Ray ve Polly, evlendikten sonra balayına çıkamamışlardır, 3 yıl sonra gecikmiş de olsa Niagara'ya balayına çıkarlar. Burada ağaçlar arasında şelale manzaralı, sevimli, romantik, dağ kulübeleri vardır, ancak önceden yer ayırttıkları moteldeki çiftin hala odayı boşaltmamış olduklarını görürler, bu çift George ve Rose(Marilyn Monroe) dur..Rose özürler diler, sorunu aralarında hallederler ve iki kadın ahbap olurlar, Rose çok güzel, seksi ama kocası ona göre yaşlıdır.
Bir gün Polly, tesadüfen Rose' yi başka bir adamla öpüşürken görür. Rose ve yaşlı kocası ikidebir kavga etmektedirler, o akşam adam iyice köpürür, Rose plak çalmak isterken, plağı yere atıp kırar, öfkeyle kulübeyi terkeder, Rose komşularına kocasından şikayet etmekte, onun kendisini çok kıskandığını, hatta onun vaktiyle akıl hastanesinde tedavi gördüğünü filan söylemektedir..
Rose gerçekten kocasını öpüşürken görüldüğü adamla(Patrick) aldatmakla kalmayıp, ikisi birlikte yaşlı adamı öldürmeyi de planlamaktadırlar..eğer Patrick adamı öldürürse, komşu çan kulesindeki çanları çalacak ve Rose, kocasının öldüğünü anlayacaktır!
Fakat, her şey tam tersine gelişir, Rose'un kocası çetin ceviz çıkar ve o Patrick'i öldürür, Rose şimdi panik içindedir, George'un intikam almak için kendisini öldürmesinden korkmaktadır, komşularıyla şelaleyi ikinci kez ziyarete giderken, uzakta kocasını görür, panikle ondan kaçmaya çalışırken, kocası ona yetişir ve kimsenin göremeyeceği bir yerde konuşurlar, George, Patrick'i kendini savunurken öldürdüğünü söyler, yüzündeki bıçak yarasını gösterir..gerçekten de kocasının yüzünde derin bir bıçak yarası vardır..kocası Rose'dan 'kendisini gördüğünü polise söylememesini ister, Rose ise panikle kaçar, daha sonra kocasının onu takip ettiğini farkeder, çan kulesine çıkarak polis çağırmayı dener..
ama kocası kıskançlık ve öfkeyle çan kulesinde Rose'yi öldürür. Kadının cansız vücuduna bakarken "Seni sevmiştim Rose, seni sevmiştim!" der..ertesi sabah bir tekneye binerek Kanada'ya kaçmaya çalışır ama teknede komşusunun eşi Polly de vardır, eşini beklemektedir, George panik içindedir, Rose'yi öldürdüğünü söyler, kaçmak için tekneye ihtiyacı vardır ve şelalede çok tehlikeli bir yolculuk yapmaya başlarlar..Polly'nin kocasıysa kıyıda çaresiz olanları izlemektedir, polise haber vermiştir, polis helikopterle onların peşinden gider..az sonra teknenin benzini biter...şelalenin anaforuna kapılmaları an meselesidir, Polly bir an tekneden atlamak isterse de George mani olur "Parça parça olursun!" der, sonunda George, komşusunun eşinin hayatını kurtarmak için teknenin altını parçalamayı ve bir kayaya yanaştırmayı başarır, kadın geniş kayaya çıkar, George kadının emniyette olduğunu görünçe, kendisini de tekrar tekneye dönerek, gürül gürül akan anaforla şelaleden aşağı düşerek parçalanır..helikopter Polly'yi kurtarmayı başarır..Polly tekrar eşine kavuşur..
Ve bu heyecanlı, temposu hiç düşmeyen, sürükleyici film, Marilyn Monroe' yu da bir anda efsane haline getirir!..

http://img213.imageshack.us/img213/1030/rizzo12va8.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
13-03-07, 13:25
LEON, THE PROFESSIONAL
“- Hayat her zaman bu kadar zor mu, yoksa sadece çocukken mi?
- Bu hep böyledir…”
Leon işinde tam bir profesyoneldir. Sessizce yaklaşır, acımasızca öldürür,ustaca izini kaybettirir.
Aynı apartmanda yaşayan oniki yaşındaki Matilda, tüm ailesi öldürülünce Leon’ a sığınır ve intikam için kendisine yardımcı olmasını ister. Leon mesleğinin ölümcül sırlarını Matilda’ ya öğretirken porfesyonel yanını bir kenara bırakacak, melankolik ve çocuksu yüzünü gösterecektir.
Matilda…
Uyuşturucu işine bulaşan öz babası, üvey annesi, bütün gün televizyon karşısındaki aerobik programlarından medet umarak incelmeye çalışan üvey ablası ve kendisini çok seven erkek kardeşiyle yaşayan, çok bilmiş ama yalnızca oniki yaşında küçük bir kız çocuğu.
Kendisi için tam bir cehennem demek olan bu ailede Matilda en çok da masum, küçük erkek kardeşini sevmektedir.
Ve Leon…
Leon yıllar önce çok gençken Amerika’ ya gelmiştir. Geliş sebebi ise yine bir kaçıştır. Çok sevdiği kadın öldürülmüştür, hem de kadının öz babası tarafından. Leon da sevdiği kadının intikamını almak için babasını tek kurşunla haklamış, yakalanmamak için de Amerika’ ya kaçmıştır.
Leon’ u bu yeni ülkede bekleyen daha farklı bir hayat olmamış, aksine Leon New York ve çevresinin en profesyonel tetikçisi olmuştur…
Ve Leon ile Matilda’ nın yolu bir katliamla kesişir.
Matilda’ nın babası, geri alınmak üzere saklaması için kendisine verilen uyuşturucuyu gerektiği gibi koruyamaz, uyuşturucunun sahibi olan Stansfield da bunun hesabını sormak üzere takımıyla birlikte Matilda’ ların evine teşrif eder. Ertesi gün öğleden sonraya dek malını teslim ettiği gibi almak üzere geri geleceğini söyleyen Stansfield sözünde durur da, lakin bu sırada Matilda markettedir ve alacağı şeyler vardır. Leon için bir kutu süt de bu alacaklar listesinin başındadır.
Uyuşturucusunu alamayan Stansfield çıldırır ve Beethoeven eşliğinde tüm aileyi katleder. Ailedeki herkes böyle bir sonu hak etmiştir aslında, bir kişi hariç. O da Martilda’ nın çok sevdiği küçük erkek kardeşidir.
Katliam olur ve Matilda apartman koridorundan yavaş, temkinli ama neyin olup bittiğini anlamış bir halde girip o an tek kurtuluş olarak gördüğü Leon’ un dairesine doğru yürür ve zili çalar. Leon kapıyı açmakla açmamak arasında gidip gelirken Matilda, son umudu olan kapının önünde hem kardeşini kaybetmenin acısı hem de öldürülme korkusuyla ağlarken beklemektedir. Sonunda ekran aydınlanır, kapı açılır ve Mathilda içeri girer. Bu Matilda’ nın kurtuluşudur. İşte Mathilda ile Leon’ un yolu da böylece gerçekten kesişir.
Leon…
İşinde gözü kara, profesyonel ve tam bir katil. Bir insan olaraksa korunakları olmadan neredeyse bir çocuk kadar hassas, bir katilden beklenmeyecek kadar “insan” dır, Leon. Çünkü okuma yazması yoktur, sürekli kısa pantolonla dolaşır, en sevdiği tek içecek süttür ve gözü gibi baktığı bir saksı çiçeği vardır. Eski Gene Kelly filmlerine bayılır, şimdiye dek hiçbir kuruşunu harcamadığı tüm kazancını da bir baba gibi gördüğü patronuna güvenerek teslim etmekte sakınca görmez ve Matilda’ yı en üzgün anında güldürebilmektedir de.
Leon öncesi Luc Besson filmlerinin vazgeçilmez ismi olan Jean Reno, Leon ile gerçek bir dünya starı oldu.
Matilda…
Tek isteği dört yaşında pisi pisine ölmeyi hak etmediğini düşündüğü kardeşinin intikamını almak olan, hayata erken başlayan on iki yaşında bir kız. Matilda Leon’ un da hayatını değiştirecektir.
Onunla yaptığı anlaşma gereği Leon’ un sağ kolu olacak, ona okuma-yazma öğretecek ve Charlie Chaplin, Marilyn Monroe ve Gene Kelly taklitleriyle hayatta ölümden başka şeyler de olduğunu gösterecektir Leon’ a. Leon ona inanmasa veya inanmak istemese de her daim Leon’ un hayatının aşkı olduğunu belirten Matilda, lüks bir akşam yemeğinde Leon’ u öpecek, ardından onun kendi erkeği olmasını da isteyecektir.
Natalie Portman için Matilda rolü, sağlam bir kariyerin başlangıcı oldu. Ailesi bazı sahneleri yüzünden bıçak sırtı olabilecek bu projede oynamasını başta kabul etmediyse de, Natalie onları da ikna etti ve böylece beyazperdenin en inanılır karakterlerinden biri olan Leon’ un Matilda’ sı, Natalie Portman’ ın şapka çıkartmayı hak eden performansıyla can buldu. Ayrıca o yaştaki bir çocuk oyuncunun başarısının kanıtı için Charlie Chaplin, Madonna, Marilyn Monroe ve Gene Kelly taklitleri de Portman’ ın gözalıcı referansları olma işlevini başarıyla yerine getirdi.
Stansfield…
Beethoeven hayranı, kötülerin kötüsü, psikopat ve ancak Gary Oldman’ ın oyungücüyle böylesi inandırıcı olabilen Leon’ un kötü karakteri. Gary Oldman kötüleri oynamakta her zaman inanılmazdı ama Stansfield, Oldman için de deyim yerindeyse bir dönüm noktası oldu. Oldman o kadar iyiydi ki, Natalie Portman Dvd söyleşisinde çekimler sırasında onu izlemenin kendisi için en büyük hediye olduğunu söylemişti.
Ve Luc Besson takımı…
Thierry Arbogast yine Matilda ve Leon’ un beyazperdede ölümsüzleştiği karelerin sahibi. Sylvie Landra kurgudaki hüneriyle harikalar yaratırken, Yapım Tasarımında The Fifth Element’ dan da aşina olduğumuz Dan Weil var.
Ayrıca Eric Serra…
Mathilda’yla Leon’ un çocuksu, duyarlı ve saf sevgisini yine çocuksu, dramatik, melankolik ve can yakan notalarıyla süslüyor.Eric Serra yine bir şıklık yapıyor ve finali Shape Of My Heart’ ın iç burkan melodisine ustalıkla bağlıyor. Hemen ardından da Sting’ in sesinden Shape Of My Heart eşliğindeki finalde Matilda, kendisi için son kurtuluş olan kızlar okulunun bahçesinde Leon' dan ona kalan tek anı olan saksıdaki çiçeği dikerken ve "Sanırım burada daha rahat edeceğiz Leon" derken, siz de Matilda' yı bekleyen sonun, Leon' un artık olmayışıyla her ne kadar hüzünlü olsa da yine de tüm olan bitenden sonra canlı kalmayı başarabilmiş o saksıdaki çiçek gibi umut verici olduğunu anlıyor ve o ana kadar olmadıysa da, işte tam o anda, "dağılıyorsunuz"...
AE Film & Saga’ ya kocaman bir teşekkür, bu yıllardır beklenen filmin Dvd seti için. Sayelerinde artık Leon arşivlerimizde. İlk diskte film bulunurken, Sting’ in Shape Of My Heart’ ı da, Ana menünün başka bir güzelliği oluyor.
İkinci diskteki ekstralarsa şöyle… Leon; On Yıl Sonra ekinde yapımcı Patrick Ledoux, Görüntü yönetmeni Thierry Arbogast, Kurgudan sorumlu Sylvie Landra, Yapım Tasarımcısı Dan Weil, Jean Reno ve Natalie Portman başta olmak üzere Leon’ u yaratanlar on yıl sonra bir araya gelip film hakkındaki düşüncelerini bizlerle paylaşıyorlar. Çeşitli çekim görüntüleri ve filmden alınan sahneler de bu eki zenginleştiriyor.
Jean Reno; Leon’ a giden yol eki, Jean Reno’ nun Leon ile bir Dünya starı oluşunu ve Reno’ nun Luc Besson’ la bir aktör olarak ilişkisini ve dostluğunu belgeliyor, ayrıca Jean Reno’ nun hayatıyla ilgili de çeşitli anekdotları içeriyor.
Natalie Portman; Bir Yıldız Doğuyor da, yine ismiyle müsemma bir ek, Natalie Portman ve Leon’ la ilgili gerçekten de ilginç detayların saklı olduğu ve hele ki benim gibi bir Natalieseverseniz! eğer, çok daha derin anlamlar da taşıyan bir ek oluyor aynı zamanda. Filmografiler, poster galerisi ve filmin orijinal trailerı ile de Leon’ un bonus diski sona eriyor.
Her şeyiyle benzerine zor rastlanır, dokunaklı bir hikayenin filmi.
Birbirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmayan bir tetikçiyle oniki yaşındaki kimsesiz bir kızın yollarını bir intikam öyküsünde kesiştiren, Dvd setindeki Director’s Cut versiyonla ve de özellikle o ünlü 24 dakikayla açığa çıkan, unutulmaz bir arkadaşlık ve öküz altında buzağı arayan küçük beyinlerin aksine masum bir dostluğun, belki de bir aşkın tarifinin Luc Besson duyarlılığı ve ruhuyla beyazperdeye yansıdığı, bir eşine daha kolay kolay rastlanamayacak ve tüm bu sebepler yüzünden de kelimeler kifayetsiz kalırken izlenmesinin çok daha anlamlı olacağı, ve kendine özgü bir sanatçı olarak yönetmenlik kariyerinin en iyi işlerini doksanlı yıllarda veren Luc Besson’dan bir doksanlar başyapıtı, Leon…
http://img80.imageshack.us/img80/8302/rizzo15js5.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
13-03-07, 13:29
http://img441.imageshack.us/img441/476/arnold37vw4.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
13-03-07, 13:30
http://img441.imageshack.us/img441/8469/arnold41ac9.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
23-03-07, 13:40
Marilyn Monroe bilgeliğiPsk. Dr. Sıdıka Erol
15.08.2002

“Yüz gerdirme operasyonu yaptırmadan yaşlanmak istiyorum. Yaşayarak oluşturduğum yüze sadık kalacak cesaretim olsun istiyorum. Bazen yaşlılıktan kaçmak ve genç ölmek iyi olurmuş gibi geliyor. Ama o zaman yaşamınızı tamamlayamazsınız ve asla kendinizi tamamen bilemezsiniz...”
Atalarım pek çok değerli kelam etmişken, hadi atalarımın sözleri demode olmuşsa, Çinlilerin ataları, kızılderililerin ataları binlerce düşündürücü söz etmişken, Marilyn Monroe’yu referans almak nerden çıktı. Ama ben okuyunca durdum kaldım. Bunu “O” söylemiş.
“Yaşayarak oluşturduğu yüze sadık kalmak…”
Yaşlı insanların yüzlerinin güzelliği çizgilerindedir. Upuzun yıllar yaşama nasıl baktıklarını söyler çizgileri. Çatık kaşlar, alındaki kaygı kırışıklıkları, dik ince çizgilerle belirginleşen gamze hatları… Bize en sevimli gelenler, gözlerinin altında gülümseme kırışıklıkları belirgin olanlardır. Hoşgörüyle geçen yıllardan sonra, böyle bir yüz, aslında hiç ifadesizken bile gülümser. Hiç tanımadığınız yaşlı bir yüz, size hoş bir dünyanın parçası olarak onaylandığınız hissini verir. Ama çizgileriniz nasıl olursa olsun, sizindir ve anlamlandırarak yaşadığınız yılların kanıtıdır. Bir idareci olarak geçirdiğiniz yıllar, size katı çizgiler bırakmışsa, çok sevdiğiniz güneş ülkenizin doğayla içiçe geçmiş yıllarından yanaklarınızda pek çok ince çizgi kalmışsa, hepsi sadık kalınmayı hakeder.
Sanırım beni en çok, son cümlenin “O”nun tarafından söylenmesi çarptı.
Yaşamınızı tamamlamadan önce kendinizi tamamen bilemezsiniz. Bazen kendinizi “beceriksiz bir sersem” gibi ya da “bir kahraman” gibi hissedebilirsiniz. Hayatınızın bir aşamasında başarılı, tutarlı mutluyken, bir dönem, huzursuz ve kararsız olabilirsiniz. Siz bu kısa anların algılarından ibaret değilsiniz. Dünya üzerinde kütleniz 50 ya da 90 kg olabilir ama gerçek varlığınız zaman içinde 50-80 yıllık bir zamanı kaplar ki oldukça büyük bir zamansal kütledir bu. Doğduğunuz anda en büyük eserinizi gerçekleştirmek üzere böylesine kocaman bir tuval ya da upuzun bir film şeridi verilmiştir elinize ve gerçekleştirdiğiniz en büyük şey, sizin adınızı taşıyan “biri” olacaktır.
Siz tüm gördükleriniz, duyduklarınız, hissettikleriniz, yaptıklarınız, düşledikleriniz, sevdikleriniz, sevmedikleriniz, verdikleriniz ve aldıklarınızdan, tüm yaşamınızdan oluşuyorsunuz. En sade yaşam bile bir kaç kişi tarafından izlenir. (En azından eleştirisi yapılmakta kullanılır.) En az sosyal iletişimi olan insan bile, birkaç kişinin hayatında, bir kaç anda etkin olmuştur. En yalın, en gözden uzaktaki meslek bile pek çok kişiye hizmet eder. (En ıssız anlarınızda bile, en azından olası bir uzaylı araştırmacı için belgesel niteliğini taşıyorsunuz.)
Ve bir insan sadece geçmişinden ibaret değildir. Rollo May, “Bir insanı tanımak için onu kendini geleceğe doğru tasarlayışının içinde görmelisiniz” der. Siz geleceğinizsiniz aynı zamanda. Kendini gerçekleştirmek; öldüğünüzden emin olduğunuz ana kadar sürer. (Şimdiye kadar kimse öldüğünden emin olamamıştır). Son ana kadar tuvale fırça atmaya devam edersiniz. Her an seçimler ve etkileşim vardır. Bir kaç fırça darbesi, resmin daha önceki katmanlarını değiştirmese bile, resmin tümden görünümünü değiştirir. Ve yaşam bütündür. Yaşamak bu yüzden en acılı anlarında bile güzeldir. En sıkıcı anlarında bile yaşamaya değer. Yaşamınız sizin gerçekleştirmek üzere dünyaya geldiğiniz eseriniz.
Peki Marilyn Monroe’nun eseri ne oldu? 36 yaşında, büyük olasılıkla intihar ederek öldü. Tabii intihar etmediği, devlet eliyle ortadan kaldırıldığı konusundaki komplo teorileri de oldukça yoğun. (İnsan bir kaç ay sonra, daha önce kendisine şiddet uygulamış eski kocası ile tekrar evlenmeyi planlıyorsa, oldukça iyimser düşündüğü bir dönemde olması beklenir.) Fakat gün boyu barbitürat yutup durmak, bir çeşit intihardır. O, 36 yaşında tüm dünyanın tanıdığı biri olarak öldü. Ünlü, güzel, seksi aptal sarışın… Olmak istediği bu değildi.
“Hayallerimin iyi bir aktrist olmamamı sağlamasına imkan yoktu. Üçüncü sınıftım ve sıklıkla yetenekli olmadığımı hissediyordum. Ama ilerlemeyi ve değişmeyi öyle çok istiyordum ki…”
Oyunculuk dersleri aldı. Kendi film şirketini ekonomik olduğundan çok istediği gibi rollerde oynayabilmek için kurdu. Arthur Miller ile evlendi ve onun kendisi için yazdığı bir oyunu sahneledi. Ama varolan ününü ve imajını değiştiremedi. Bir süre bunu dışsallaştırmayı, kader gibi görmeyi denedi.
“Eğer aptal bir kızı oynuyorsam ve aptalca sorular soruyorsam, buna sonuna kadar devam etmeliyim. Ne yapmam bekleniyor yani? Zeki ve entellektüel görünmem mi?”
Bir zaman ise kabullenmeyi başarmış gözüktü.
“Sorun şu ki, bir seks sembolü bu ülkede bişey haline gelebiliyor. Bana gelince, illa bişey sembolü olacaksam, sembollerine sahip olduğumuz şeyler içinden seksi seçerdim.”
Ama kendisi ile ilgili yapılan yorumlardan gerçekte hiç hoşnut olamadı.
“Bir oyuncunun hassas bir enstrüman olması beklenir. İsaac Stern kemanına çok iyi bakar. Peki ya herkes onun kemanının üzerine çıkıp tepinseydi…”
Kendi üstünde en fazla tepinen kendisi idi. Alkol ve uyuşturucu tedavileri sonuç vermedi.
Sonuçta 36 yaşında, kendisini aynada dilediği gibi görememiş biri olarak, fakat milyonlarca insanın aklında en güzel fotoğrafı ile kalarak kendini sonlandırmayı seçti. Bridget Bardot ise hayvan haklarını savunmak üzerine yeni bir kendiliği… Onun kendisine verilen “dünyanın en güzel kadını” sıfatından ötesini gerçekleştirecek gücü bulamamasını (ve B.B’den farkını) belki de, şu aşağıdaki dünyanın en güzel kadınından duymayı beklemeyeceğiniz cümlecik açıklıyor;
“Küçük bir kızken kimse bana tatlı bir kız olduğumu söylemedi. Küçük kızlara öyle olmaslar bile çok tatlı oldukları söylenmeli.”
http://img405.imageshack.us/img405/3164/dienes007lp3.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
23-03-07, 13:43
Yüzyılın Fenomeni, Jean...
7`den 70`e herkesin, her akımın, her koleksiyonun sahip çıktığı ‘jean’, 17`inci yüzyıldan beri bizleri kuşatmaya devam ediyor.
Altın arayıcılarından kovboylara, boyacılardan işçilere kısa sürede sanayileşen Amerika`nın gözdesi olan jean, tüm dünyanın ‘vazgeçilmez‘lerinden...
Bugünkü jean pantolonların bildik kumaşı ‘denim’, 17. yüzyılda Fransa’da yapılan çift katlı “Serge de Nimes” adlı bir dokumadan türetildi. “Jean” lafı ise Genovalı denizcilerin bu pamuk, keten ve yün karışımı dayanıklı kumaşı giysilerinde kullanmasıyla oluşan bir terim. Genovalı denizcilerin açık denizlerdeki İngilizce lakabı “jean”, yıllar boyunca insanların ağzından düşmeyecek bu kelimenin de çıkış kaynağıydı. 18`inci yüzyılın başlarında Amerika, köleliğin yaygınlaşması sonucu bollaşan pamuğu, jean kumaşın hammaddesi olarak kullandı.
1848’de James Wilson Marshall adlı bir marangoz, California’da değirmen inşa ederken bir miktar altın buldu, böylece altına hücum başladı. 1853’te Loeb Strauss (tabii biz onu sonra değiştirdiği ismi “Levi” ile tanıyoruz) adlı uyanık bir adam altın arayıcılarının bol miktarda çadır bezi, ev ve at arabası örtüsüne ihtiyaçları olacağını düşündü ve denim kumaş toptancılığına girişti. Ancak müşterilerinden birinin pantolonlarının madende sürekli yırtıldığını anlatıp, “asıl pantolon satmalıydın” demesi, aklına parlak bir fikir getirdi. Artık jean devri gelmişti...
• Ata binenlerin canı yok mu?
Levi Strauss`un dayanıklı, daha rahat ve her zaman her yerde giyebilecek pantalonları, altın arayıcılarından kovboylara, boyacılardan işçilere kısa sürede sanayileşen Amerika`nın gözdesi oldu. İlk önce tulum şeklinde bol üretilen pantolonlar, işi at sırtında olan kovboyların ve özellikle posta habercilerinin yoğun talepleriyle dar olarakta üretilmeye başlandı. İşçiler, bu modeli çok sevmemişti ama dar jean`ler başka birçok işi zorlaştırmasına karşın ata binmeyi kolaylaştırıyor, at sırtında toplanmıyordu. Bugün giyenin tarzını da yansıtan bol veya dar kesim jean konusunun çıkış noktası da buradan geliyor.
• Kovboylar da giyiyor, hippiler de...
O dönem işe yararlığıyla kendini benimseten “jean”in günlük hayatın moda giysisi olabileceği fikrini de ilk akıl eden yine Levi Strauss`tu. Levi, 1902’de pantolonunun arkasına iki cep dikti ve siyah, kahverengi, yeşil ve beyaz olan jean renklerinin içine maviyi soktu. Bu, onun son çabası oldu ve jean pantolonun babası bir yıl sonra hayata gözlerini yumdu. Ancak Amerika`nın değişik bölgelerinden birçok girişimci onun adımlarını takip etti ve “jean” 1900`lü yılların değişmez giysisi olarak tarihteki yerini aldı. II. Dünya savaşı ile birlikte Amerikan askerlerinin Avrupa`ya girmesiyle, Levi`s`ın ünü tüm dünyaya yayıldı. Cephedeki savaş sürerken markalar arasında da büyük savaş patlak verdi. 1940`larda Levi`s ile Lee kapıştı. 1947`de Wrangler da girdi savaşa. 1951’de Bing Crosby, jean smokini ile büyük sükse yaptı. Bridget Bardot, daracık jean pantolon giyerek seksi olunabileceğini kanıtladı. James Dean, 1955’te “Rebel Without A Couse”da -bizdeki adıyla Asi Gençlik- giyerek jean pantolona inanılmaz bir popülarite kazandırdı. Aynı yıl jean pantolon okullarda yasaklanmaya çalışıldı, ancak kimse çığ gibi yayılan bu modanın karşısında duramıyordu, 1958’de Amerikalı gençlerin çoğu yatak ve kilise hariç her yerde jean giyiyordu. Aynı zamanda bir imaj oldu jean. Lee bir çok Hollywood prodüksiyonuna sponsor olarak yıldızlara jean giydirdi. Norma Jean Baker, Marilyn Monroe adı altında oynadığı J. Logan`ın "Bus Stop"ında Lee Rider 101 giymişti. Ancak Marilyn, Lee`nin tüm gayretlerine rağmen üstüne birşeyler giydiğinde değil, daha çok çıkardığında insanların akıllarında yer etti. 1960`lı yıllara gelindiğinde Marilyn Monroe ve Brigitte Bardot`tan sonra kadınlar da giymeye başladı. Büyük patlama 1970`lerde oldu. 68 gençliğinin gösterilerinde, o yılların sembolü haline geldi. Sınıf farkını silen eşitlikçi bir kıyafet oluverdi. Artık çiçek çocuklar (bir şeyler giydiklerinde) jean pantolondan şaşmıyorlardı. 1971’de Rolling Stones’un “Sticky Fingers” albümünün kapağında kullanılan Andy Warhol tasarımı ile jean pop kültürüne de kazındı.
• Modası hiç geçmiyor
Ceketlerin, şık gömleklerin, elbiselerin altına giyilen jean pantolonlar son dönemde her markanın, her koleksiyonun baş tacı oldu. Bunun nedeni ise “streetwear” olarak bilinen gençlerin sokaktaki giyim tarzlarının özellikle 1990`larda büyük moda markalarına da ilham vermesi ve farklılaşma çabasının tasarımlara yansıması. 2000`li yılların yeni trendi ise klasik anlamda uyumlu giyinmek değil ağır ve hafif tarzların sentezini yaratmak. Diesel, Levi`s, Citizens of Humanity, Earl, Joie gibi bu alanda isim yapan markalar kadar, lüks sektörü de bu akımdan pay kapmak istiyor. Chanel, Dior, Dolce&Gabbana, Prada gibi markalar özel `jean wear` koleksiyonları tasarlıyor.
• Amerikan tarzı yaşam
Birçok araştırmacının ve uzmanın da belirttiği gibi jean bir ürün değil bir ikondur. Kola, fast food, pop müzik, TV durum komedileri gibi rahat, daha doğrusu oradaki tabiriyle “cool” Amerikan tarzının bir simgesidir. Jean, geride bıraktığımız yüzyılda, pazarlama stratejileri açısından tartışmasız en başarılı ürünlerden biridir. Bunu sağlayan ise ürünün her tüketici grubuna, sayısız kanaldan gönderdiği çok farklı mesajlarla, farklı şeyleri çağrıştırabilmesidir. Bana başkaldırıyı ve özgürlüğü çağrıştıran jean, başkası için kaliteyi ve özendiği kişiye benzemeyi sağlayan giysidir. Jean markaları, herkes için kendisiyle özdeşleştirebileceği birşeyler sunar. İşte 1990`ların başından çarpıcı bir örnek, özellikle Avrupa için hazırlanan, dönemin Levi`s 501 reklamı;
“1950`lerin dekoru içinde genç bir adam, dökülen kamyonuyla, kırsal alanda tozlu bir yolda arabaları bozulmuş genç bir çifte rastlar. Üzerindeki Levi`s jean`i çıkarır halat gibi arabaya bağlar. Güzel kız, erkek arkadaşına omuz silker ve Levi`s giyen gençle birlikte kamyonun şöför mahalline yerleşir. Erkek arkadaşı ise rakibinin Levi`s 501`inin çektiği arabadan onları izlemektedir. Bir süre sonra tampon, Levi`s 501`in dayanıklılığına ayak uyduramaz ve yerinden fırlar. Araba geride kalırken kamyoncu ve genç kız pantalonun ucunda sallanan tamponla birlikte uzaklaşır.” O sırada çalan muhteşem fon müziği, ekranda yazan Levi`s 501 yazısı ve altına giren unutulmaz slogan “Erkekleri çocuklardan ayırır”. 1990`ların başında genç olupta bu reklamdan etkilenmeyen, parası olupta gidip Levi`s 501 almayan var mıdır acaba...?
• Muhteşem Kot....!!!
Türkiye`de her marka kağıt mendillerin “Selpak” olarak anılması gibi, “jean” de kot olarak anıldı. Bunun ilginç bir hikayesi var. Jean giysilerin jenerik isminin kot olarak bilinmesi, ilk üreticisinin soyadını marka adı yapmasından kaynaklanıyor.
Girişimci Muhteşem Kot, 1940 yılında Fransa`da karşılaştığı blue jean`i çok beğenir. Sağlamlığına ve olağanüstü dikişlerine hayran olur ve aynısını Türkiye`de üretmeye karar verir. İlk yatırımdan sonra günde 200 adet pantolon üretmeye başlar. 1960 yılında “Kot”u marka ismi olarak tescil ettirir. Muhteşem Bey`in pantolonları işçiler ve köylüler arasında çok tutulur.
Daha sonraki yıllarda Muhteşem Kot`un oğlu Aytaç Kot, “Kot”un marka ismi olduğunu halka anlatmaya çalışır. Türkiye`de orijinal Amerikan jean`lerinin ancak kaçak olarak satılabildiği 1980`li yıllara kadar “Kot” markası iyi iş yapar. Türkiye`nin dışa açılması sırasında pazara yabancı jean markaları girmeye başayınca “Kot” sürekli kan kaybeder. Aytaç Kot, tekrar eski günlere dönmek için “Kot, kot değildir” diye bir reklam kampanyası bile yapar ama derdini insanlara anlatamaz. Sonunda Türk halkı, “Levi`s kot” demeye başlar ve bir zamanların lider markası “Kot”u unutup ismini sahiplenir. 1992 yılında üretime son veren Aytaç Kot, aynı yıl fabrikayı da kapatmak zorunda kalır.
• Amerika`dan Beyazıt`a...
Türkiye`de kumaşı, ayakkabıyı bile devlet üretti uzun yıllar. Ama 1950`lere gelindiğinde Türkiye batı bloğunun en doğudaki sınırı olmuştu. Amerikan savaş gemileri, askeri üsler ve Amerikalı askerlerin Türkiye`ye gelişleriyle Türk halkı, blue jean`leri görüyordu. 1968 yılında Fransa`da başlayan öğrenci hareketlerinde, Vietnam karşıtı gösterilerde göze çarpan bir simgeydi artık. 1960`lı yılların sonunda İstanbul-Beyazıt`taki Bodrum Han`da Amerikan jean`leri satılıyordu. Kaçak gelmesine ve yasak olmasına karşın İstanbul`un üniversiteli gençlerinin değişmez alışveriş mekânı olmuştu Beyazıt. 1970`lerde hippiler Türkiye`ye gezmeye geldiklerinde peşlerine takılan çocukların elinden zor kurtarıyorlardı jean`lerini...
Peki adeta Amerika`nın ulusal simgelerinden biri olan jean pantalonu Türkiye`de solcu gençlik nasıl bu kadar benimsedi? Dönemin üniversite gençliğinin sağcıları, milli hassasiyetlerine ters düştüğüne inandıkları jean`i en başından sevmediler. Solcular da Amerika`ya karşıydı ama jean Avrupa`da ve özellikle Fransa`da, savaş karşıt gençlerin ortak kıyafeti olduğu için onlar kabul etti. Giymeden önce de Amerikan bayraklı etiketlerini söktüler ve haki renkli parkalarının altına giydikleri Amerikan malı jean`leri Türk solunun simgesi yaptılar.
• Ve piyasalar serbestleşti...
“Dünyanın en genç modası kot...Haydi bütün gençler İGS`ye. Rahatlığa, şıklığa, kaliteye...” 1980`lerin ortalarına gelindiğinde artık tüm gazetelerde bu tür ilanlar, tüm işlek caddelerde yabancı jean markalarının mağazaları vardı. Üretim tüketimi, tüketim çeşitliliği getirdikçe blue jean modası da hergün değişir oldu. Birgün Jenifer Lopez gibi, diğer gün Tarkan gibi kot giyinenler, önce fermuarı, sonra da düğmeleri kaldırdılar. Ve Türkiye kotun yasak olduğu günlerden başka yasakların olduğu bu günlere geldi. Artık zafer jean giyenlerindi. Taşlanan kotları, düşük bellileri, yırtık olanları, şortları ve bermudalarıyla...
İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İTKİB) Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, bugün gelinen noktayı “Türk jean sektörü artık dünya pazarlarında kendi markasıyla var. Son iki yıllık ihracatı 1 milyar doları aştı. Özellikle Avrupa`da Amerikan markalarına karşı bir tepki var. Amerika`da da yeni markalar iyi çıkış yakalıyor” diye değerlendiriyor. Orakçıoğlu`nun belrttiği gerçek aslında uzun süredir dünyanın önemli marka stratejistlerinin başlıca ilgi merkezi olan yeni markaların çıkış trendinin de bir işareti. Dünyada Lee, Lewi`s veya Wrangler gibi markaların yerine Diesel gibi yeni markalar yer buluyor. Türk markaları da bu yenileşme eğilimi içinde ABD ve Avrupa pazarlarında talep görüyor. Üretimdeki yüksek kalite, Türkiye`den ihraç edilen denim kumaşın dünyanın tüm markalarına satışına imkân sağlıyor. İTKİB başkanı gelecek konusunda da oldukça iddalı ve umut verici:
“Kapasite, teknoloji ve finishing Türk ürünlerinin tercih edilmesine neden oluyor. İki yıl içinde jean konusunda dünya lideri olacağız.”
•“Askerler manken gibiydi”
Mavi Jeans’in yayımladığı ‘‘Blucin, Yer: İstanbul Konu: Moda’’ kitabında ünlü isimlerin jean`in Türkiye`deki ilk yıllarına dair ilginç anıları yer alıyor.
- Gazeteci Nebil ÖZGENTÜRK
Yoksul, köylü çocuklardık. Adana’daki İncirlik Üssü bize hem uzak, hem yakın hem de gizemliydi. Teksas, Tommiks’lerdeki bir Amerikan kasabası gibiydi. İlk İngilizce tabelayı orada gördük: ‘James’ Place’. James adında bir Amerikalının dükkânıydı. Koskoca Adana’da bir tane disko yoktu ama İncirlik’te vardı. Disco Nesin’di adı. Diskoyu da, blucini de ilk defa İncirlik’te gördüm. Bir tören gibi, birkaç haftalık harçlığımızı biriktirir, oraya pantolon almaya giderdik. İncirlik’te çok sıkı kotlar olurdu. Amerikalı çavuşların, onbaşıların kullanılmış, hatta yamalı kotları ucuza düşerdi. İzne çıkan Amerikalı askerler kotlarını ayaküstü pazarlık yaparak, daha üstlerindeyken satarlardı. Böylece kendilerini korurlar, satıcı gibi görünmezlerdi. Sonuçta ticaret yapmaları yasaktı. Bunu yapanlar daha çok siyahi Amerikalılardı. Türk aracıları vardı. Bizim gözümüzde birer manken gibiydiler.
- Dekoratör Zeynep FADILLIOĞLU
70’li yıllarda yurtdışına çıkış sınırlıydı. Herkes seyahate giden yakınına ihtiyaçlarını ısmarlardı. Bizim yaşlardakilerin sipariş listesinde jeans ilk sırada yer alırdı. Rengi, stili, oturuşu çok önemliydi.
O yıllarda açık mavi tonlarında, üzeri gümüş rengi kakma zımbalı blucinim ve yeleğim çok sükse yapardı.
- Çiçek Bar’ın sahibi Arif KESKİN
80 öncesinde barlar değil, yüksek sosyete ya da zengin aile çocuklarının gittiği Hidromel, Club Batı, Can Can, Kulüp 12, Kulüp Reşat, 82, Gold Finger gibi gece kulüpleri vardı. Buralarda çok giyilirdi. Genellikle Karamürsel’deki Amerikan üssünden ve Esentepe’deki Amerikan marketinden alınırdı. Gençlerin dikkatini yavaş yavaş çekti. 80’lerde ise ciddi biçimde sosyete kıyafeti oldu. Partilere giyilmeye başladı. Altta blucin, üstte yakası açık beyaz gömlek ve genellikle lacivert blazer’le spor bir kıyafet oluşturuyordu. Zamanla işe giderken, resmi toplantılarda da giyilmeye başladı. Sonra da sınıfsız bir giysi haline geldi. Mesela o dönem, blucinin altına spor ayakkabı giyerek partilere katılan ilk kişi sosyete playboy’u Yavuz Demir olmuştu.
http://img441.imageshack.us/img441/2450/dienes008sh5.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
26-03-07, 14:24
Marilyn Monroe intihar ettirildi

Gizliliği kalkan FBI dosyalarına göre, Marilyn Monroe intihara teşvik edildi ve kurtarılma sözü verildi. Ancak sevgilisi Robert Kennedy'nin de dahil olduğu yakınları onu ölüme terk etti!
Hollywood'un efsanevi sarışını Marilyn Monroe'nun ölümünün üzerinden 45 yıl geçti, ancak bugüne kadar intihar mı ettiği, yoksa bunun cinayet mi olduğu tartışmaları bitmedi.
Gizliliği kalkan FBI dosyasındaki bilgiler ise 1962'de intihar eden Monroe'nun, aralarında dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy'nin kardeşi Robert Kennedy'nin de içinde bulunduğu bir grup tarafından kurulan bir komploya kurban gittiğini ortaya çıkardı.
Avustralyalı film yapımcısı Phillippe Mora'nın bulduğu FBI dosyasındaki bilgilere göre Monroe'nun intiharında en yakın çevresi, yani sevgilisi Robert Kennedy, psikoloğu, yayıncısı ve ev işlerine yardımcı olan kadın görevli ile Hollywood'dan arkadaşı aktör Peter Lawford rol oynadı.
FOX şirketiyle sözleşmesi iptal edildikten sonra bunalıma giren Monroe, sevgilisi Kennedy'den yardımcı olmasını istedi. Ancak Kennedy'nin sözünü tutmaması ve karısından da boşanmaması üzerine ünlü yıldız, kamuoyunun dikkatini çekmek için uyku ilacı içerek sahte bir intihar girişimi yapmayı planladı.

http://img490.imageshack.us/img490/9118/marilyn197ag1.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
06-04-07, 14:03
Mao ile Marilyn Monroe'yu buluşturdu

İzlandalı sanatçı Erro, Andy Warhol ve Roy Lichtenstein gibi pop-art sanat akımının önemli temsilcileri arasında. 10 Mart'ta açılacak olan sergisinde modern hayatla alay eden bir akımın izlerini görebilirsiniz
Micky Mouse, Elvis Presley, rengarenk Marilyn Monroe, 'Uzun Yürüyüş'ten yorgun düşmüş Mao-Ze Dong, konserve çorba, oturma odasında halter kaldıran adam ve kapak güzeli karısı... Bütün bunlar sanat ürünü olabilir mi? Cevabınız "Evet," ise zıvanadan çıkmış modern hayatın sembolleriye alay eden pop-art'a giriş yapabilirsiniz. Adı, Andy Warhol ve Roy Lichtenstein'la özdeştirilen ve günümüzden tam 51 yıl önce gelişen pop-art, bütün burun kıvırmalara, 'yüksek' sanatın alaycı yaklaşımlarına rağmen varlığını sürdürüyor. Varlığının ispatı da 10 Mart-5 Nisan tarihleri arasında Dirimart'ta gerçekleştirilecek olan Erro sergisi. Erro'nun gerçek adı Gudmundur Gudmundsson. İzlanda'nın kuzey ucunda, şu an 1008 kişinin yaşadığı Olavsfik'te 1932 yılında doğmuş. Burslu olarak Rusya, Küba, ABD ve Almanya'da sanat tarihi üzerine çalışmalar yapmış. Asıl olarak Lichtenstein, Warhol, James Rosenquist gibi sanatçılarla kurduğu temastan sonra popart'a yönelmiş. Erro, tıpkı diğer pop-artçılar gibi modern hayatın kendisiyle değil, sembolleri üzerine çalışmış. Kimi zaman Donald Duck, kimi zaman aynı tabloda buluşan Marilyn Monroe ile Mao, kimi zaman da diktatörün dağıttığı kırıntıları kapışmaya çalışan insanları kullanmış çalışmalarında. Tabii barbar Conan, İkinci Dünya savaşı yıllarında Amerikan ideolojisine şekil veren Süperman de Erro'nun alaycı üslubundan nasibini almış. O da tıpkı diğer pop-artçılar gibi reklam broşürlerinden, gazete ilanlarına kadar her şeyi biriktirmiş ve kâğıda aktarmış. 10 Mart'ta Erro'nun da katılımıyla açılacak olan sergi, Andy Warhol'un bilumum kafelerde kopyalarına rastladığınız, içinde konuşma balonlarının olduğu Lichtenberg resimlerinden hoşlananlar kadar, yaşadığımız modern dünyayla inceden alay etmeyi başaran bir sanat akımının izlerini görmek isteyenler için de kaçırılmaz fırsat. Tel: (0212) 291 34 34
Nuh KÖKLÜ

http://img132.imageshack.us/img132/9569/nina122tg1.gif (http://imageshack.us)http://img136.imageshack.us/img136/3025/nina127qg2.gif (http://imageshack.us)http://img153.imageshack.us/img153/7458/nina137lu5.gif (http://imageshack.us)http://img136.imageshack.us/img136/3579/nina138ty2.gif (http://imageshack.us)http://img132.imageshack.us/img132/235/nina139gd6.gif (http://imageshack.us)

aşk_bu
06-04-07, 14:08
M.Monroe’yu intihara R.Kennedy ikna etti
FBI belgelerine göre Marilyn Monroe’nun ilaçları aldığından haberdar olan Robert Kennedy onu kurtarmaya gitmeyerek ünlü yıldızı ölüme terk etti.
İSTANBUL - Ünlü yıldız Marilyn Monroe’nun ölümü, 45 yıldır gizemini koruyor. Gün ışığına yeni çıkan bazı FBI belgeleri bu gizemi çözebilir. Belgelerde, Monroe’nun sadece popülaritesini yeniden kazanmak için ve kurtarılacağını zannederek intihar girişiminde bulunduğu iddiası yer alıyor. Belgelerin en çarpıcı yanıysa, aktristi intihara ikna edenin ilişkileri hakkında konuşmasını engellemek isteyen sevgilisi Robert Kennedy olduğu iddiası ABD’de bilgi edinme hakkı çerçevesinde kamuoyuna açıklanan gizli FBI belgeleri, Marilyn Monroe’nun ölümüne ışık tutuyor. Belgelerde, dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy’nin kardeşi Robert Kennedy ile ilişkisi yaşayan Monroe’nun kurtarılacağını zannederek intihar girişiminde bulunduğu iddia ediliyor.
Kennedy ile çalkantılı ilişkisi yüzünden film şirketi Fox ile anlaşması feshedilen, halkdan da tepki alan ünlü aktristin ilaç alarak intihar girişiminde bulunurken tek amacının popülaritesini yeniden kazanmak olduğu belirtiliyor.
Belgelerin en çarpıçcı yanıysa Monroe’yu intihara ikna edenin sevgilisi Robert Kennedy, Monroe’nun psikiyatristi ve ünlü yııldızın yakın arkadaşı Peter Lawford olduğu iddiası.
Robert Kennedy’nin kadınları
Kennedy’nin karısından boşanmayı reddettiği için kendisini sürekli tehdit eden Monroe’yu susturmak için bu planı yaptığı öne sürülüyor.
Ve intiharla popülaritesini yeniden kazanacağını düşünen Monroe, ilaçları aldıktan bir süre sonra bu grup tarafından kurtarılacağına inandırılıyor.
Robert Kennedy
Ancak FBI belgelerine göre Monroe’nun ilaçları aldığından haberdar olan Robert Kennedy ve Peter Lawford onu kurtarmaya gitmeyerek ünlü yıldızı ölüme terkediyor.

http://img138.imageshack.us/img138/7857/marilyn195if6.jpg (http://imageshack.us)http://img143.imageshack.us/img143/4439/marilyn272jf8.jpg (http://imageshack.us)

yasden
09-04-07, 11:40
Marilyn Monroe gelmiş geçmiş en iyi kadınlardan biri diye düşünüyorum.
Filmleri ile olsun, şarkıları ile olsun gerçekten bir idol...

aşk_bu eklediğin resimler için çok teşekkürler.
Bende olmayan resimler eklemişsin. Çok mutlu oldum.

Birde sende Marilyn Monroe ölü bulunduğunda bir resmi varmış.
Bir yerde okumuştum ve etkilenmiştim...
Acaba o resim sende var mı???

yasden
09-04-07, 11:50
Birkaç tane Marilyn imzası...
Önceden yapmıştım... Burayada ekleyeyim dedim;)

http://i144.photobucket.com/albums/r171/tugce_22/MARLYN1.jpg
+
http://i144.photobucket.com/albums/r171/tugce_22/marilynmonroe-1.jpg

yasden
09-04-07, 11:50
http://i144.photobucket.com/albums/r171/tugce_22/mm_.jpg
+
http://i144.photobucket.com/albums/r171/tugce_22/mm-2.jpg
+
http://i144.photobucket.com/albums/r171/tugce_22/marilynmonroe19yearsold-1.jpg
+
http://i144.photobucket.com/albums/r171/tugce_22/marilyn_-1.jpg

yasden
09-04-07, 11:51
http://i144.photobucket.com/albums/r171/tugce_22/marilyn5.jpg
+
http://i144.photobucket.com/albums/r171/tugce_22/IM562D1.jpg

yasden
09-04-07, 11:52
İlk yaptığım imza:)

http://i144.photobucket.com/albums/r171/tugce_22/marilyn-2.jpg

aşk_bu
25-04-07, 13:13
Marilyn Monroe Hakkında
Yves Montand: "Eğer insan Tanrıya inansa, yalnızca Tanrı’nın böyle bir ışık yaratabileceğini söylerdi; öyle bir ışık ki, içinde yananlar ona hakim olamaz."

Joshua Logan: "Siyah-beyaz karşıtlığının keşfedilmesinden beri en ateşli kombinasyon…”

Groucho Marx: "Şaşırtıcı bir olay, bu kız hem Mae West, hem Theda Bara, hem de Bo Peep, hepsi bir kişilikte toplanmış."

Meslektaşı June Haver: “Monroe'nun erkek bakışının hedefi olması ile ilgili bir anısını şöyle anlatmaktadır: "Oturduğumuz evin arkasında güneşlenmesi gerektiği bir sahneyi hatırlıyorum. Marilyn mayosuyla sete gelip şezlonga uzandığında bütün ekip ona bakakaldı. Onu izlerken donup kalmışlardı. Çalışmayı bıraktılar ve yalnız ona baktılar.”

Harmon Jones: "Gözyaşlarına hakim olamıyor. Ne zaman ona ihtiyacım olsa ağlıyor. Böyle olunca da gözleri kızarıyor ve şişiyor.”


Adele Jergens: "Ağlayarak bana annesini kaybettiğini anlatmıştı ve tıpkı filmlerdeki koro kızları gibi, toplumdan dışlanmanın ne olduğunu biliyordu. Marilyn muhtemelen korunmaya gereksinimi olmasa da, insanın içgüdüsel olarak korumak istediği kızlardandı."

Joan Crawford: "Cinsellik herkesin hayatında önemli bir yer kaplar. Ama birileri Monroe'ya aktrislerin aynı zamanda hanımefendiler olduğunu söylemelidir."

Billy Wilder: "Sürekli geç geliyordu ve bir çekimin yeniden yapılmasını istiyordu, sonra bir çekimin daha, sonra bir başka çekimin daha... Strasbergler ona ne olursa olsun, tamam olduğunu hissedene kadar yinelemesi gerektiğini öğretmişlerdi."

Billy Wilder: (Marilyn Monroe ile bir daha çalışıp çalışmayacağı hakkında) "Ben bu konuyu hem doktorumla, hem psikiyatrımla konuştum, her ikisi de benim böyle bir şeyi yeniden yapmak için çok yaşlı ve fazla zengin olduğumu söylediler.”

Kermit Miller: "Bütün ince renk ayrımlarını parlak uç noktalara taşıyan sarışın bir melek.”

Arthur Miller: "İronik dokundurmaları ve kuru mizahı, nefes alabilmesini sağlayan oksijeniydi onun."

Arthur Miller: "Korkunç ve ölümcül olan, onunla bu yıldızın arasında hiçbir şey olmamasıydı. O 'Marilyn Monroe'ydu ve işte bu onu öldürüyordu"

Howard Hawks: "Önemi arttıkça, korkusu da artıyordu. Yeteneklerine kesinlikle güvenmiyordu."

Alfred Hitchcock: “Zavallı Marilyn Monroe, cinsellik, yüzünün her yanında yazılıydı.”

Sir Laurence Olivier: "Farkında bile olmadığı bir zekayla dolu bu bakışlar başka kimsede yoktur. Beyazperdede güçlü bir kişiliği vardı. Birinci sınıf bir oyun sergilerdi. Belki ben de ona ve kendime karşı hırçın ve duygusuz birisi gibi davrandım, çünkü kariyerimin tehlikeye düştüğünü hissetmiştim. Ben 50 yaşındaydım. Eğer Marilyn kendimi 20 yaş genç hissetmemi başarabilseydi, ne güzel bir anı olurdu bu benim için. O harikaydı, herkesten iyiydi."

Ado Kyrom: "Bir aptalı oynaması için insanın çok akıllı olması gerek."

Roloff ve Seeßlen: (‘Erotik Sinema’ adlı kitabın yazarları) "Marilyn Monroe'nun uzun ve gerçekten de trajik mücadelesi -kendi içinde bir mitosa dönüşen, kadının baskı altına alınmışlığının ve de direnmesinin bir metaforu haline gelen mücadelesi- onun kendi kimliğini bulup dayatma, bir seks nesnesi olma statüsünü reddedip özgürleşme taleplerinin de bir ifadesiydi; Monroe'nun bu savaşı, seks tanrıçaları kültünü tamamlayıp sonunu getirdi aynı zamanda; seks bombalarının en kusursuz imajı, perdedeki en yetkin görünümüydü o, ama aynı zamanda da bu imajın olumsuzlanmasıydı."

Fritz Lang: "Stüdyoya gelmekten cehennemi bir korku duyuyordu, sürekli geç kalıyor, replikleri aklında tutamıyordu ve çalışmanın çok yavaş ilerlemesinden kesinlikle o sorumluydu."

Atilla Dorsay: “Kendisine yüklenmek istenen -başta aptal sarışın ve onun gerçek yaşamdaki karşılığı olmak üzere- her şeyden nefret etmiş ve onca yapaylık arasında biraz gerçek yaşam, biraz içtenlik aramış bir kadındı o... Herkesin tırmanmayı düşlediği dorukların anlamsızlığını anlayan ne ilk, ne de son sanatçıydı... Ne var ki onun bu denli bilinçli olmasını, el yordamıyla da olsa starlığın, ünün ve popülerliğin kimi gizlerini en çıplak haliyle görüp göstermesini yadırgadı, giderek mahkum etti Hollywood... Onu yalnızlığa, mutsuzluğa, dolayısıyla ölüme yargıladı. Marilyn yazgının, yani sinemanın kendisine yüklemek istediği bir rolü oynamadı. Ve sonunda o role isyan etti. Onun öyküsü, yüzyılımızdaki medya starlarının sahip olduğu en acıklı öykülerden biridir. Gerçek bir tragedyaya en çok yaklaşanlardan biri... Ve kitleler, kimi konularda yanılsalar da, kamu önünde yaşanan özel yaşamlardaki trajiği hiç kaçırmazlar. Marilyn’in de bu trajedi yüküyle bir efsaneye dönüşmesi kaçınılmazdı. Ve öyle de oldu.”

(Kaynaklar: Deniz Tansel’in ‘Marlin Marlin’ isimli incelemesi, Cinsellik Ansiklopedisi, ‘Sinemada Cinsellik’ maddesi; kimkimdir.gen.tr)

http://img150.imageshack.us/img150/3262/marilynvo3.jpg (http://imageshack.us)
http://img300.imageshack.us/img300/7592/marilyn22dd1.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
25-04-07, 13:20
http://img246.imageshack.us/img246/5642/marilynhjj4.jpg (http://imageshack.us)
http://img83.imageshack.us/img83/8366/marilyna1024x768wl7.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
25-04-07, 13:26
http://img187.imageshack.us/img187/4682/marilynd1024x768pn1.jpg (http://imageshack.us)
http://img99.imageshack.us/img99/2759/marilynj1024x768cs9.jpg (http://imageshack.us)

yatmazoğulları
25-04-07, 13:35
bende onun öldürüldüğüne inananlardanım.O kadar savaş vermiş bir insan neden intihar etsin

Türk_Jön
25-04-07, 19:11
Sadece bir filmini izledim o da "Bazıları Sıcak Sever" çok güzel bir filmdi Marilyn'de çok güzel ve sempatikti

yalancısın
26-04-07, 10:39
http://img139.imageshack.us/img139/9202/marilynmonroe12jy4.jpg (http://imageshack.us)
http://img300.imageshack.us/img300/3970/marilynmonroe11eo4.jpg (http://imageshack.us)
http://img300.imageshack.us/img300/9610/marilynmonroe10ay0.jpg (http://imageshack.us)
http://img228.imageshack.us/img228/3185/marilynmonroe9kv2.jpg (http://imageshack.us)
http://img228.imageshack.us/img228/4332/marilynmonroe8ot6.jpg (http://imageshack.us)
http://img300.imageshack.us/img300/4172/marilynmonroe4sm6.jpg (http://imageshack.us)
http://img139.imageshack.us/img139/2077/marilynmonroe2vw1.jpg (http://imageshack.us)
http://img228.imageshack.us/img228/8558/marilynmonroe1sz3.jpg (http://imageshack.us)
http://img228.imageshack.us/img228/1682/marilynmonroe7cv2.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
30-04-07, 14:19
Marilyn Monroe'nun izindeOscarlı ünlü yıldız Nicole Kidman, efsane sarışın Marilyn Monroe'nun izinden gidiyor
Kidman, Monroe ile özdeşleşen ''Bir Milyonerle Nasıl Evlenilir-How to Marry a Millionaire'' filminin yeni çevriminin yapımcılığını ve başrolünü üstlenmeye hazırlanıyor.
Sinema sektörünün tanınmış yayın organı Hollywood Reporter'ın internet sitesindeki habere göre, 1953 yapımı ''Bir Milyonerle Nasıl Evlenilir'' adlı film, 54 yıl aradan sonra yeniden beyaz perdeye gelmeye hazırlanıyor.Kidman'ın ortağı olduğu yapım şirketi Blossom Films'in 20th Century Fox şirketiyle birlikte imza atacağı filmde, Kidman'ın da Monroe'nun meşhur rolünü üstlenmesi bekleniyor.
Senaryosunu, Steven Spielberg'in ''Terminal'' adlı filminin de yazan Sacha Gervasi'nin kaleme aldığı film ile ilgili ayrıntılar henüz açıklanmadı. Bununla birlikte filmin, 1953 yapımı orijinal hikayeye sadık kalınarak çekileceği ulaşan haberler arasında yer aldı.

http://img130.imageshack.us/img130/9650/marilynmonroelargeoa1.jpg (http://imageshack.us)

yatmazoğulları
30-04-07, 14:28
benim izlemediğim tek filmi kaldı misfist!!
ondan başka hepsini izledimmmm

aşk_bu
25-05-07, 13:44
http://img341.imageshack.us/img341/7229/ulubione73cs5.jpg (http://imageshack.us)
http://img413.imageshack.us/img413/1935/ulubione40vb9.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
25-05-07, 13:52
Scarlett Johansson albüm çıkarıyor
Efsane sarışın Marilyn Monroe’nun tahtına aday gösterilen genç oyuncu Scarlett Johansson, şarkıcı oluyor.
İnternetteki “etonline” sitesinin haberine göre, Johansson, tıpkı izinden gittiği Marilyn Monroe gibi mikrofonu eline aldı.
New York’ta Louis Vuitton firmasınca hazırlanan “Love” adlı koleksiyonun tanıtımına katılan 23 yaşındaki yıldız, koleksiyondaki parçaları çok beğendiğini ve tam kendisine göre olduğunu söyledi.
Modanın yanı sıra müzikle ilgili hedeflerini de aktaran Johansson, “Tom Waits’in parçalarından oluşan bir albüm için kayıttayım” dedi.
Scarlet Johansson, Güney California’da düzenlenen Coachella Valley Müzik Festivali’nde de sahneye çıkarak bir parça seslendirmişti.
Ünlü şarkıcı Tom Waits, kendine özgü kısık sesi ve deneysel müzik türlerine olan ilgisiyle tanınıyor. Müzik dünyasının sıra dışı kişiliklerinden olan Tom Waits, 2 albümüyle Grammy ödülü almıştı.

http://img509.imageshack.us/img509/2240/fryzurkipq6.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
25-05-07, 13:57
19'luk yeni Marilyn Monroe

Bir Konuşabilse" ve "İnci Küpeli Kız" filmlerinin genç yıldızı Scarlett Johansson ile New York'ta konuştum. Güzelliği nedeniyle yeni Marilyn Monroe olarak kabul edilen Johansson son olarak da Calvin Klein'ın Eternity Moment isimli parfümünün reklamında rol aldı. "Ben New York kızıyım. Yani her dem şık ve tarz gözükmek durumundayım" diyor.
Yeni Marilyn Monroe, Scarlett
"Bir Konuşabilse" ve "İnci Küpeli Kız" filmlerinin genç yıldızı Scarlett Johansson ile New York'ta konuştum. 19 yaşındaki Scarlett'in hayallerinden biri Türkiye'ye gelip tekneyle denize açılmak
Artık fotoğraf falan bekleyemeyeceğim yazacağım. Scarlett Johansson, Calvin Klein'ın yeni parfümü Eternity Moments'in yeni yüzü oldu. "Şimdi nereden de çıktı bu iş" demeyin. Filiz Akın ve Merve Kavakçı röportajının yapıldığı dönemde NewYork'ta bir de Scarlett röportajı yapıldı ama bugüne kadar yazamadım. Çünkü sağolsun Calvin Klein ekibi biraz fazla mükemmeliyetçi olduğu için bugüne kadar çekilmiş fotoğraflarımızı gönderemediler. Kim mi bu Scarlett Johansson? "İnci Küpeli Kız" filmini gördünüz mü? Peki ya "Lost in Translation? (Bir Konuşabilse)"...
Hani Sofia Coppola'nın Oscar aldığı film. Yaşlı bir adamla genç kızın aşkını anlatıyordu. Hatırladınız mı? Scarlett iki filmin de başrolünde oynadı. Oradaki performansıyla büyük beğeni topladı. Nasıl toplamasın? Bu kız gerçekten de harika. Hani bazen birine baktığınız zaman işte bunda ışık var, bunda starlık ışığı var diye hissedersiniz ya, 19 yaşındaki Scarlett de onlardan bir tanesi. Ben söylemiyorum, bütün sinema otoriteleri söylüyor. Hatta güzelliği nedeniyle yeni Marilyn Monroe olarak kabul ediliyor. Son iki filmini görmediyseniz Robert Redford'un "Atlara Fısıldayan Adam" filmini hatırlayın. Hani oradaki sorunlu küçük kız.
Geçtiğimiz ayın başında dünyanın önde gelen yazarları ve editörleri olarak Scarlett Johansson ile buluşmak üzere NewYork'ta toplandık. Bu arada belirtemeden geçemeyeceğim Calvin Klein'ın yeni parfümü bir harika. Eski Eternity'i biraz anımsatıyor. İşte o yüzden güzel bence. Pek bir nostaljik havası var, ayrıca tam yaz için düşünülmüş. Scarlett ise Calvin Klein'ın yeni yüzü olarak seçilmiş. Eternity Moment'in reklamlarında ona kendisi gibi genç, bir o kadar da yakışıklı bir isim Trent Ford eşlik ediyor. Trent'i ise "Gosford Park" filminden hatırlayabilirsiniz.
Tabii buradan giderken pek bir heyecanlıydım. Scarlett ne de olsa bir Hollywood starı. Ama organizasyondaki birtakım aksaklıklar sonucunda tek başıma röportaj yapamayacağımı öğrendiğimde büyük hayal kırıklığına uğradım. Benim röportaj grubumda üç kişi daha vardı. Biz de aklımıza gelen her şeyi sorduk tabii. Nasıl böyle güzel gözüküyor? Sırrı nedir? Moda konusunda takıntılı olduğu bir şeyler var mı? Varmış, gri renge dayanamıyormuş, önüne gelen her gri renkteki kıyafeti almak istiyormuş. Yani böylesine genç ve güzel bir kadına gri yakışır mı allahaşkına? Scarlett son derece mütevazı, biraz çekingen bir kişilik. Yüzü sürekli gülüyor. Röportaj esnasında, parfümün tanıtım lansmanında ve gece verilen büyük partide bir an olsun gülümsemesi eksik olmadı. Scarlett ve Trent ile bir süre sohbet etme imkanı buldum. Türkiye'den geldiğimi duyunca çok şaşırdılar. "Ne kadar uzaktan gelmişsin? Yorulmadın mı? Kaç saat uçuş?" gibi hemen her an bir Amerikalı'dan duyacağınız soruları sordular. Bu arada Scarlett birçok arkadaşından Türkiye'nin çok güzel bir ülke olduğunu duymuş. "Tekneyle denize açılmak güzelmiş, bir ara ben de gelmeyi ve orayı görmeyi istiyorum."
Ne yalan söyleyeyim koltuklarım kabardı. Bu tarz cümleleri gazetelerde okuduğum zaman çok tekdüze gelir ama birebir işittiğinizde garip bir milliyetçilik hissi geliyor üstünüze. Gözleriniz falan doluyor, sormayın. (Ama atlattım, ağlamadım merak etmeyin.) Scarlett'in beraber bir filmde oynamayı hayal ettiği yalnızca iki isim varmış. Johnny Depp ve Sean Penn. O iki isimden bahsettiğimizde gözleri parıldıyor ve isimleri gülerek sürekli tekrarlıyor. "Niye olmasın?" Scarlett Johansson'a malum hep güzellik ve moda soruları sormak zorunda kaldık. Ee ne de olsa organizasyon Calvin Klein Eternity Moment isimli parfüm için bir de kısa reklam filmi çekmişler. Gerçekten de büyüleyici bir aşk filmini andırıyor. Scarlett ve Trent filmin çekim aşamasında bol bol öpüşüyorlar. "Nasıldı?" diye soruyoruz. Scarlett gülümsüyor; "Ne nasıldı, neyi sordunuz duyamadım?"
http://img339.imageshack.us/img339/7198/florea34rg0.jpg (http://imageshack.us)http://img515.imageshack.us/img515/5805/19fr4.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
08-06-07, 12:37
http://img528.imageshack.us/img528/4809/marilyn264ky2.jpg (http://imageshack.us)
http://img528.imageshack.us/img528/596/marilyn283gq3.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
22-06-07, 15:07
Şükran Soner, Şebnem Dönmez, Marilyn Monroe 20.05.2007
Necef UĞURLU

Hakikatler basit, anlaşılması zor olmayan şeyler. dikkat ederseniz dünyada iz bırakan özel insanların da ortak özelliği kendilerini ifade etmelerindeki basitlik. Sade ve basit biçimde ifade ettikleri düşünceleri onları ‘efsane’ haline getiriyor.
Siyasetçiler için de bu geçerli. Kendini açık net, kısa ve samimi cümlelerle ifade edenler iz bırakıyor. Her alanda kafa şişirenler dinleyen için tehlikeli, başınız şiştikçe boynunuz bu ağırlığa dayanamayacak, kırılacakmış gibi oluyor.
Sayın Dağdaş’ın ifadesiyle seçimlerde ‘Şöhretler Kumpanyası’na dönme ihtimali olan partilerimiz magazin güzellerinden, türkücü, şarkıcı, sunuculardan destek aldıkça kafamız daha çok şişeceğe benziyor.
Demokrasinin iyi oturmadığı ülkelerde şöhret olma tutkusunun arttığı gerçeğini göz önüne alırsak çen çen konuşan ‘ekran cemaati’nin siyasi abuklamalarını önümüzde ki günlerde çoook dinleyeceğiz. Hoş onların konuşmaları için seçim atmosferi gerekmiyor her zaman dikkat çekmek için saçmalamaya bayılıyorlar zaten, mesela Büyük Türk Düşünürü Şebnem Dönmez geçen hafta, her kadın fahişeliği aklından geçirir buyurdular, Şebnem’in fikri neyse zikri odur deyip geçeceğim. Lakin genellemeye sığınıyor. Kendi içinden ne geçiyorsa onu söylese cesaretine saygı duyardım ama işin içine ‘her kadın’ girince ben de giriyorum ki hayatımın hiç bir döneminde fahişeliği aklımdan geçirmedim. Nur Yerlitaş Hanımefendinin işaret buyurduğu gibi Şebnem çok konuşuyor, bizim naçizane ilavemiz ‘aynı zamanda boş konuşuyor kafa şişiriyor’ olacak. Hindistan seyahati de belli ki içinde ki boşluğu dolduramamış.
Neyse ki Manisa’da Şükran Soner gibi bir kadın meydanlarda halka hitap etti de sözleri panzehir oldu ruhuma. Konuştukça güzelleşen bir kadın Şükran Hanım, öyle bağımsız, öyle bildiğini saklamayan, paylaşan ve gerçeklerden korkmayan ve herkesi kucaklayan bir kadın ki emperyalizme her kafa tutuşunda, her sürekli devrimden bahsedişinde eteğine yapışıp onunla yollara düşesim geliyor, hani olur mu olur diyorum içimden. İşin özünde birleşir akıp gideriz Türkiye’nin bütün kadınları, temizleriz yüreğimizle her yeri, pir-ü pak ederiz şu ülkeyi gibi geliyor. Ayrıca Şükran Hanım’ı şurup yapsam günde bir kaşık bizim ekran güzellerine içirsem fayda eder mi diye de düşünmüyor değilim.
‘YETENEKLİYİM’ HİÇ DEMEMİŞ
Bizim magazin dünyasının çıplak, yarı çıplak güzellerinde eksik olan nedir diye düşünürken aklıma Marilyn Monroe geldi. Mutsuz bir çocuktan onu dünyanın efsanesi haline getiren neydi acaba, sadece sarışın seksi olması mı? Yeteneği mi, baygın bakışları mı?
İşin sırrı sözlerinde çözülüyor, Bu sözlerinin arkasında nasıl bir insan saklı sizlerle paylaşmak isterim.

Marilyn Monroe’nun şu sözlerinde ki basitliğe ve derinliğe bakın:

‘Herşey mahsuscuktan...... değil mi ?’

‘Eğer kurallara uysaydım bir yere varamazdım.’

‘Erkekler dünyasında yaşamak çok umurumda değil, kadın kalabildiğim sürece.’

‘İnsan olarak kendimi bulmaya çalışıyorum, bu kolay değil.’

‘Kendime bir insan olduğumu kanıtlamaya çalışıyorum, bunu becerebilirsem belki aktris olduğuma da ikna olacağım’

‘Yaratıcılık insan olabilmekle başlıyor, insansan hissediyorsun, acı çekiyorsun.’

‘Sansürden geçmeyen şeyler yapmayı severim.’

‘Ev kadını olmak üzerine çok fantazim var... Sanırım ben kendim fantaziyim.’

‘Mutsuz ve yanlız olmak, mutsuz ve biriyle olmaktan iyidir.’

‘Oyunculuk yaptığınız bir şey değil, zuhur ediyor. Mantıksal açıdan bakarsanız vazgeçmeniz gerekir. Çok bilinçli hazırlanabilir ve çok bilinçsiz sonuçlar alabilirsiniz.’

‘Çok iyi oyuncu olmak gibi bir ilüzyonum olmadı, üçüncü sınıf bir oyuncu olduğumun farkındaydım, yeteneğimin az olduğunu hissediyordum, içimde ucuz çamaşırlar varmış gibi bir his. Ama Allah biliyor hep öğrenmek, değişmek ve gelişmek istedim.’

‘Hollywood öyle bir yer ki ; bir öpücük için bin dolar verirler, ruhunuz için de 50 sent.’

Kendisine eş olarak Arthur Miller’ı, sevgili olarak ABD Cumhurbaşkanını seçen, görenin çarpıldığı bir kadın Monroe. ‘Kalbim babama ait’ diyor bir şarkısında. Sevgilisi olan Kenneddy için gözlerini bayıltıp, kırparak söylediği bir başka şarkı da ‘Happy Birthday Mr. President..’

Gencim güzelim yetenekliğim filan dememiş hiç.

Neyse benim efsanem Şükran Soner, o güzelleştikçe Allah bizim televizyon kızlarına akıl versin. Diyeceksiniz ki Marilyn Monroe, Şükran Soner, Şebnem Dönmez nereden nereye, ortam bu efendim, ben ne yapayım!

http://img120.imageshack.us/img120/8007/business34qb9.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
22-06-07, 15:10
Efsanevi sarışın Marilyn Monroe'nun ölmeden önceki son çıplak fotoğrafını gördünüz mü?

ABD'nin efsane film yıldızı Marilyn Monroe'nun ölümünden çok kısa bir süre önce çekilen son fotoğrafları New York'ta sergileniyor. Monroe'nun fotoğraflarının 3 bin - 12 bin dolara satılması bekleniyor.
Monroe'nun sergideki fotoğrafları ünlü yıldızın çekilmiş son profesyonel fotoğrafları olmaları nedeniyle diğerlerinden farklı.
Fotoğraflar arasında Monroe'nun ölümünden sadece 2 ay önce çekilmiş çıplak bir fotoğrafı da var.
Fırtınalı yaşamı ve sansasyon yaratan ilişkileriyle bir döneme damgasını vuran ünlü yıldız, 1962 yılında 36 yaşındayken aşırı dozda ilaç kullanımı nedeniyle ölmüş, ancak ölümü de şüpheli bulunmuştu.

http://img151.imageshack.us/img151/8695/business45wh2.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
22-06-07, 15:18
Marilyn Merlot
Gence Alton, DWS (gencealton)

Şarap satın alırken çoğumuz bazen farketmeden dahi olsa dış görünüme önem veririz. Rekabetin yoğun olduğu ürünlerin ambalajlarında farklılıkla dikkat çekebilmek önemli. Bir şarap şişesinde de en göz alıcı yer, içindekine ayna tutan etiketi. Yasaların izin verdiği veya mecbur kıldığı konulardaki sözcükler şarap hakkında yön gösterirken etiket tasarımında kullanılan farklı fontlar, renkler ve görseller raflarda potansiyel tüketicileri cezbetmeyi hedefliyor.
Özellikle rekabetin giderek kızıştığı şu son otuz yıldır klasik etiketlerin yanısıra belirli bir temayı işleyen rengarenk tasarımlara da giderek daha sık rastlanmakta. Klasik otomobillerden ünlü karikatür kahramanlarına değişik temalar, içerdikleri şarabın lezzet ve kalitesi hakkında pek bir şey ifade etmeseler de anlık verilen satınalma kararlarında monoton etiketlere tercih edilebiliyorlar. Bu tür cazip temalı etiketlerin ilk örneklerinden biri efsanevi sinema oyuncusu ve pop-kültürün orjinal sarışın bombasını işleyen Marilyn Monroe şarapları.
Sene 1983. Napa Vadisi’nin kuzeyinde yer alan şirin ve zengin şarap kasabası Saint Helena’da dört kafadar her zamanki gibi nefis bir akşam yemeği eşliğinde ev yapımı şaraplarını paylaşıyorlar. Eşi Donna ile birlikte halen konseptin sahibi olan Bob Holder kadehindeki Merlot şarabını yudumlarken konu sinemadan, bir 1959 klasiği olan Some Like It Hot filminde Marilyn Monroe’dan açılıyor. Dili sürçerek Marilyn Monroe yerine Marilyn Merlot dediğinde kahkahalar eşliğinde bu şarapların düşüncesi filizleniyor.
Gerçek adıyla Norma Jeane Baker’ın, yani babasız büyüyen Marilyn Monroe’nun kısa ve trajik hayatında en güvendiği insan ona bir baba kadar yakın olan oyunculuk öğretmeni Lee Strasberg’di. Marilyn bu yüzden vasiyetinde mirasını hiç düşünmeden Strasberg’e bıraktı. Odasında bir kutu boş uyku hapıyla bulunduğunda Marilyn Monroe henüz 36 yaşındaydı. Tüm filmlerinin ve fotoğraflarının telif haklarını da içeren bu sonsuz miras daha sonra Lee Strasberg’in kızı Anna’ya geçti ve halen onun elinde bulunuyor.
Bob Holder Marilyn’in fotoğraflarını ve adını şaraplarında kullanmak istediğinde karşılaştığı engel Anna Strasberg’le anlaşmak oluyor. Marilyn’in kısa hayatının zorluklarını hatırlatan bu resimleri şarap şişelerinde görme düşüncesi başlarda Anna’ya her ne kadar zor geliyorsa da her satılan şişeden gelecek olan telif hakkı gelir teklifi onu bu projeyi onaylamaya yöneltiyor. İlk Marilyn Merlot olan 1985 rekoltesi piyasaya çıktığında Life dergisi bu şarap için “adını aldığı yıldız gibi dolgun gövdeli, meyvemsi ve çekici” yazıyor ve böylece bir fenomen doğuyor.
Etiketi yardımıyla alıcı bulabilen sıradan lezzetteki şarapların aksine Marilyn şarapları Napa Vadisi’nden birçok kırmızıyı geride bırakabilecek kalitede. Merlot ile 1985 rekoltesiyle başlayan Marilyn şaraplarına 1993 hasadında bir Cabernet Sauvignon ve 1998’de genç yaşta tüketilen şarap pazarını hedefleyen Norma Jeane Merlot ekleniyor. Bu daha meyvemsi ve kolay içimli yeni serinin üretim miktarı biraz daha yüksek ve fiyatı da daha makul oluyor. Etiketleri de adına uygun olarak Marilyn’in meşhur olmadan Norma Jeane adını kullandığı yılların fotoğrafları süslüyor.

Her yeni rekoltede farklı güzel ve cazibeli bir Marilyn Monroe fotoğrafı taşıyan bu şaraplar meraklıları tarafından anında kapışılıyor. Holder’lar her etiketi bir diğerinden daha özel kılmak ve şarapların koleksiyon değerini arttırmak için yayınlanmamış fotoğrafları bulup günışığına çıkartma uğraşı peşindeler. Bu yolda 2002 rekoltesiyle beraber The Velvet Collection, yani Kadife Koleksiyon adlı bir seri tasarlanıyor. İlk sayısında Marilyn’i kapak kızı olarak seçip meşhur eden Playboy dergisiyle 1949 yılında çekilen ve arka planda kırmızı kadifeden bir örtü içeren 10 fotoğraf seçiliyor.
Cabernet Sauvignon ve Merlot üzümlerini buluşturan bu koleksiyonun şarapları son derece kısıtlı sayıda üretiliyor. Yıllandırmaya standart boy şişelerden daha uygun olan 1.5 litrelik Magnum ve 3 litrelik Double Magnum şişelerde sunuluyor. Etiketteki orjinal fotoğrafta çıplak olan Marilyn’i çıkartılabilen ikinci bir şeffaf etiket altın sarısı bir bikiniyle usturupluca “örtüyor”. Yıllar geçtikçe değeri artacak olan bu özel şişelerin “soyulmamış” versiyonlarının daha kıymetli olacağı ise kesin!
Belki inanması güç ama 1985 rekoltesi Marilyn Merlot’ların şişe başı fiyatı yaklaşık 4,000 dolara fırlamış durumda. Piyasaya ilk sürüldüklerinde şişesi 20 dolara satılan bu şarapların yatırım aracı olarak getirisi bariz. Japonya’dan Fransa’ya birçok koleksiyoncunun peşinde olduğu bu şarapları Holder’lar yatırım amacıyla kısıtlı miktarda ellerinde tutmakta ve halen internet sayfalarından satmakta. Özellikle her yıldan bir şişe içeren “dikey” seriler ve yirminci rekolteyi kutlayan 2004’ler çok ilgi görüyor.
Konumuzun kahramanı Norma Jeane ise zor ve kısa hayatında Şampanya yudumlamayı tercih edermiş. Çevresindekilerin kıskançlık ve çekememezliği, duyguları olan bir insandan çok erkeklerin ihtiras objesi olmanın ezikliği ve uyuşturucu bağımlılığı üçgeninde yalnızlığa ve depresyona itilmiş Marilyn. Şöhretin bedeli bazen büyük olabiliyor. Yirminci yüzyıla damgasını vuran bu modern Afrodit’i ona adanmış şaraplarla anmak ise hayranları için bir ayrıcalık olsa gerek.
http://img146.imageshack.us/img146/223/5000000000015227ux9.jpg (http://imageshack.us)http://img512.imageshack.us/img512/2332/835snc8.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
22-06-07, 15:26
prison break anlatılanların marilyn monroenun ölümünden yola çıkılarak yapıldıgını düşünmüşümdür.ilk bölümlerde bir mahkumun besledigi kedinin isminin marilyn olması,otobüsün isminin norma olması ,adalet bakanın isminin cooper green(milton green marilyn monronun fotografçısı gary cooper o dönemin film yıldızıydı)öldürme şekilleri marilyn monroe öldürülmesiyle aynıydı.geçen haftaki başkana suikast girişimi kennedy suikastini bana hatırlattı.

http://img471.imageshack.us/img471/9938/perukaip7.jpg (http://imageshack.us)
http://img400.imageshack.us/img400/6554/prisontopxy6.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
09-07-07, 16:21
Kimse Marilyn Monroe'un yerini tutmuyor

sesi de kendi gibi seksi olan sarisin olmasina ragmen hala onun gibi guzel ve yetenekli bi hatunun gelmedii kanisindayim.
'freud beni tanısaydı, cinsiyet hakkındaki nazariyetleri değişirdi.” demiş..
'gentelmen prefer blondes' da resmen kendini oynamıstır. sonunda ne gaddar zeki oldugunu gösteren cesitli cumleler sarfettigi sahnede kopmustum
(arcadia, 10.07.2000 11:50)
1949'da columbie pictures tarafından işten atılan kişi..
aklın birlesik nöronları
and she said help ... help...help...
ankara tunalı hilmi caddesi'nde cafe bar.. içinde dart fasiliteleri de yer almaktadır bildiğim kadarıyla..
arthur miller'in eski karisi.idol kadin...
aynı zamanda onun hayat hikayesini anlatan kitabın adı. "seks bombası barut yetersizliğinden patlayamadı" gibi enteresan cümleler içerir.
bazen olacaklar kendini belli ederdi...
başkan kennedy e doğumgününde söylediği happy birthday mr. president şarkısı o enfes sesin tadını çıkarmak için birebirdir bir an için ortadan kalktı
bir kargo şarkısı bir kariyerin sonu gibi
bugun dogum gunu olan some like it hotin sugari bugulu sesli kadin
dünyaya sadece bir tane sarışın ve balık etli ilahe geldi...(aslında sarışın mı geldi o tartışılır ama en azından giderken sarışındı)
elton john'un candle in the wind şarkısını yazdığı kişi.
genellikle yabancilarin takildigi oturup sakin sakin icilecek yemek yenecek nezih bir ortamdir tunali hilmide, ascisi kimdir bilmiom ama isini cok iyi yaptigini soyleyebilirim gülüşüyle, kahkahasıyla etkileyen az bulunur insanlardan...
hastasıyım... havalandırma mazgalının üzerinde vermiş olduğu poz en çok kullanılan karelerden biri olmuştur...içgüdü ah sessiz kaldı
kafalara yerleşmiş dünyanın en güzel ve en seksi kadını imajı, aslında insanların onun hiç bir zaman yaşlı halini göremedikleri için yerleşmiştir, bir yerde ebedi güzelliği yakalamıştır marilyn monroe, gibi söylemler vardır.
kendisinin ve stüdyoların yarattığı karikatürize tiplemeye kısılıp kalmış, bu yüzden/sayede bir ikon olmuş olsa da mutlu olamamış olduğu bilinen oyuncu.
kıçındaki kılları bile sarıya boyarmış marilyn kennedy
marilyn monroe,marilyn monroe ordinary guzellıgıni mevcut sexapeli ve o donem erkeklerin gormek ıstedıgı kadın ımajı ıle sıradıshı hale getırmısh sırf bu becerısı ıchın bıle tebrık edılmesı gereken notorious hatun
paranoya ,keder ve agrı...
the misfits filminde şuh olmayan, romantik bir kadını canlandırmıştır
yalnızlık mevsimi albümünde bulunan bir kargo şarkısı.
yatarken ne giyersiniz sorusuna sadece chanel no 5 demiş hatun.
yaşlı gecenin yüzüne indi çamların üstündeki rüzgar

http://img367.imageshack.us/img367/112/misfits068zm6.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
09-07-07, 16:29
Jack Ruby

Jack Ruby, Amerikan Başkanı John F. Kennedy'nin katil zanlısı Lee Harvey Oswald mahekemeye götürülürken, yüzlerce CIA ve FBI ajanı arasında Smith Wasson markalı tabanca ile tek atışta kameralar önünde öldüren Polonya yahudisi gece kulübü işletmecisidir.
Jack Ruby 60'ların Hollywood yıldızı Marilyn Monroe'nun sahne aldığı Los Angeles'taki Paradise Club'ın da sahibidir. Marilyn Monroe ile arasının çok iyi olduğu bilinir. Çevresi onu hristiyan bile olmamasına rağmen sıkı bir Amerikan milliyetçisi, antikomunist ve Kennedy sempatizanı olarak bilirdi. 4 Ağustos 1962'de Marilyn Monroe evinde ölü bulunduğunda yapılan otopsi sonucunda Marilyn Monroe'nun kanında bir atı öldürebilecek kadar uyuşturucu bulunmuştur. Bu şüpheli ölümün ardından Kennedy ile yaşadığı aşk yüzünden uzun süre gündemden düşmeyen Marilyn Monroe'nun yakın arkadaşları kendisinin her yaşadığı anıyı not ettiği siyah kaplamalı günlüğünün ortadan kaybolduğunu belirtmişlerdir. Marilyn Monroe'nun cenaze töreninde Jack Ruby en ön saflardadır ve çok üzgün görünmektedir. Jack Ruby'i komplo teorilerinin aranan malzemesi haline getiren şey ise Kennedy suikastini gören görgü tanığı Jessica C. Flonnkın'ın verdiği ifadedir. Yaşlı kadın Kennedy'nin Dallas Dealey Plaza'da vurulduğu anda suikasti kameraya çeken Abraham Zapruder'in arkasındadır ve suikastten sonra FBI'a verdiği ifade nettir: "Suikastten hemen sonra çimenli tepecikte geçen gün Lee Harvey Oswald'ı vuran adamı elinde dürbünlü tüfekle oradan uzaklaşmaya çalışırken gördüm. Çimenliğe tepeciğe gittiğimde heryerde barut kokusu ve duman vardı". Buna benzer bir ifadeyi suikast anında orada bulunan polis William Janetsson da kullanmıştır. Fakat Wıllıam Janettson ifadesinde Jack Ruby'i gördüğünü belirtmemiştir. William Janetsson sadece silah seslerinin çimenli tepecikten geldiğini ve oraya doğru koştuğunda heryerin barut kokusu ve dumanla kaplı olduğunu ifadesinde belirtmiştir

http://img526.imageshack.us/img526/5770/makelove008bm2.jpg (http://imageshack.us)
http://img180.imageshack.us/img180/6797/ruby3fr2.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
09-07-07, 16:34
sarışın bombanın şüpheli ölümü: marılyn monroe
kennedy;ölümünden tam birbuçuk yıl önce sinemanın efsanevi sarışını marilyon monroe'nun madison square garden'da söylediği 'mutlu yıllar sayın başkan' şarkısını dinliyordu.some like it hot / bazıları sıcak sever,gentlemen prefer blondes / erkekler sarışınları sever ve bus stop / otobüs durağı gibi filmleriyle oyunculuğun ötesinde bir ikon haline gelen aktristin jfk ile bağlantısı yalnızca o doğum günü kutlamasıyla sınırlı değildi.iddialara göre monroe'nun bir değil iki kennedy'yle birden ilişkisi vardı.yine iddialara göre,john fitzgerald ve robert kennedy kardeşlerle yaşadığı macera,yıldızın sonunu getirdi
marilyn monroe 1962 yılının 4 ağustos'u 5 ağustos'a bağlayan gecesinde öldü.söylenenlere göre 6 ağustos'ta bir basın toplantısı düzenlemeyi ve kennedy kardeşlerle olan ilişkisinin tüm detaylarını anlatmayı planlıyordu.geceyarısına doğru marilyn telefonunu alarak odasına çekildi.hizmetçisi eunice murray'e iyi geceler dileyerek kapıyı kapadı.murray sabaha karşı 02:00 de marilyn'in odasında ışığın hala yandığını gördü ve endişelendi.kapıyı çalıp yanıt alamayınca ambulans çağırdı
5 ağustos sabahı saat 03:30'da odaya giren görevliler marilyn'i ölü buldular.yatağında çıplak bir halde yatıyordu;bir elinde telefon vardı.adli tıbbın ilk raporu,aktristin aşırı dozda uyku hapı kullanarak intihar ettiğini söylüyordu
marilyn monroe'nun ölümünün ardındaki karanlık noktalar hala aydınlanabilmiş değil.monroe'nun ölümünden iki gün önce hizmetçisini kovduğunun ortaya çıkması ve olay gecesinden kısa bir süre sonra herhangi bir geliri olmayan murray'in pahalı bir avrupa seyahatine çıkması birileri tarafından verilen sus payını kabul etmiş olduğunu akla getiriyor.en kuvvetli teori ise ulusal güvenlik sırları dahil olmak üzere kennedy'ler ve beyaz saray hakkında epey bilgi sahibi olan marilyn'in jfk tarafından reddedilmesinin hıncıyla beyaz saray'ı etkileyecek bir skandala yol açmaması için öldürüldüğü yolunda.marily'in doktoru ve hizmetçisinin de işin içinde olduğu ileri sürülüyor

http://img508.imageshack.us/img508/7975/sukniakulkinw2.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
18-07-07, 14:57
Marilyn Monroe’nun ruhunun kendisinde yaşadığını iddia etti.
Kanadalı şarkıcı Sherrie Lea Laird, Marilyn Monroe’nun ruhunun kendisinde yaşadığını iddia etti.Kanadalı şarkıcı Sherrie Lea Laird (43), Monroe’nun ruhunun kendi içinde olduğuna inandığını açıkladı. Bir grupta solistlik yapan Lea Laird, Monroe’yla arasında bir bağ olduğunu 11 yaşındayken fark ettiğini söylüyor. “Kennedy ile ilişkisi bittiğinde çektiği acıları ve yaşadığı diğer üzüntülerini de hissediyorum” diyen Lea Laird, Monroe olmaktan aslında çok memnun değil. Hatta bunun gerçek olmadığını ispatlamak için doktorlara bile başvurmuş. Göründüğü tüm doktorlar ilaç verip geri yollarken, psikiyatrist Adrian Finkelstein bir çok kez hipnotize ettikten sonra Lea Laird’in “gerçekten” Marilyn Monroe’nun reankarnesi olduğu sonucuna ulaşmış. “Marilyn Monroe Dönüyor: Bir Ruhun İyileşmesi” adlı kitabında herşeyi bilimsel olarak kanıtladığını iddia eden Finkelstein, Laird’in Kennedy tarafından Monroe’nun kulağına fısıldanan, Fidel Castro ve Küba ile ilgili sırları bildiğini savunuyor.
Kanadalı şarkıcı Sherrie Lea Laird (43), Monroe’nun ruhunun kendi içinde olduğuna inandığını açıkladı. Bir grupta solistlik yapan Lea Laird, Monroe’yla arasında bir bağ olduğunu 11 yaşındayken fark ettiğini söylüyor. “Kennedy ile ilişkisi bittiğinde çektiği acıları ve yaşadığı diğer üzüntülerini de hissediyorum” diyen Lea Laird, Monroe olmaktan aslında çok memnun değil. Hatta bunun gerçek olmadığını ispatlamak için doktorlara bile başvurmuş. Göründüğü tüm doktorlar ilaç verip geri yollarken, psikiyatrist Adrian Finkelstein bir çok kez hipnotize ettikten sonra Lea Laird’in “gerçekten” Marilyn Monroe’nun reankarnesi olduğu sonucuna ulaşmış. “Marilyn Monroe Dönüyor: Bir Ruhun İyileşmesi” adlı kitabında herşeyi bilimsel olarak kanıtladığını iddia eden Finkelstein, Laird’in Kennedy tarafından Monroe’nun kulağına fısıldanan, Fidel Castro ve Küba ile ilgili sırları bildiğini savunuyor.

http://img442.imageshack.us/img442/8522/business28id5.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
18-07-07, 15:14
John F. Kennedy (29 Mayıs 1917 – 22 Kasım 1963)
Amerika Birleşik Devletlerinin1952 yılında Massachusetts eyaletinden senatör seçilerek başladı. 1953 yılında Jacqueline Lee Bouvier (Jackie Kennedy, sonradan Jackie Onassis) ile evlendi. 1960 yılında Demokrat partinin başkan adayı oldu. O zamanki başkan yardımcısı (sonradan kendisi de başkan seçilen) Richard Nixon'u seçimlerde yenerek 43 yaşında ABD'nin en genç başkanı oldu.
35. başkanıdır. Tam ismi John Fitzgerald Kennedy'dir. Genellikle John F. Kennedy, hatta bazan kısaca JFK olarak anılır. Siyasi hayatına
1961 yılında Kennedy Küba başkanı Fidel Castro'yu devirmek amacıyla 1500 kadar Amerika yanlısı Kübalıyı CIA yardımıyla Küba'ya çıkarttı. Domuzlar Körfezi Çıkartması, adı ile anılan çıkartma başarısızlığa uğradı. 1962 yılında Amerikan U2 casus uçakları Amerika'ya çok yakın bir ülke olan Küba'da Sovyet yapımı orta menzilli balistik füzelerin (atom bombası) varlığını saptadılar. Bu durum Amerika ve Sovyetler Birliği'ni tarihin en büyük nükleer savaş tehlikesinin eşiğine getirdi. Uzun bir gerginlik sonrasında Kennedy ve Sovyetler Birliği'nin başbakanı Nikita Kruşçev anlaşmaya vardılar. Sovyetler Birliğinin füzelerini Küba'dan geri çekmesine karşılık, Amerika da kendi füzelerini Türkiye'den geri çekme güvencesi verdi.
1963 yılında Amerika'nın Dallas şehrine yaptığı bir ziyaret sırasında John F. Kennedy bir suikast sonucu öldürüldü. Aynı gün içinde Lee Harvey Oswald suikast suçundan tutuklandı, fakat iki gün sonra Oswald'ın kendisi de Jack Ruby isimli bir kişi tarafından Dallas polis karakolunun bodrum katında vurularak öldürüldü. ABD'nin o zamanki başkan yardımcısı olan Lyndon B. Johnson, yemin ederek Kennedy'nin yerine 36. başkan olarak göreve başladı. Kennedy'ye yapılan bu suikastin arkasında İsrail olduğu iddiaları vardır. Bunun nedeni ise Kennedy'nin İsrail'in nükleer programına karşı çıkmasıdır. Mordehay Vanunu isimli İsrailli bir nükleer tesis işçisi, yaptığı açıklamada "Amerikalı denetçiler tesislere geldiğinde silahlar özel yapım duvarlara saklandı" demiştir. Bu açıklama üzerine büyük tehditler alan Vanunu bir daha bu konu hakkında açıklama yapmamıştır. Bununla birlikte Kennedy suikasti sorumlusunun bir İsrail milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu işin arkasında Mossad'ın olabileceği şüphelerini artırmaktadır. Çünkü Kennedy'nin İsrail'in nükleer programını eleştirmesi ve ona destek çıkmaması bu suikastin başlangıç noktası olabilir. Doğaldır ki bütün bunlar kanıtlanamamış varsayımlardan ibarettir.

http://img358.imageshack.us/img358/6243/pressthpsj0.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
18-07-07, 15:19
JFK'nın da stajyeri varmış!

NEW YORK - Beyaz Saray'da staj yapan genç kızlarla ilişkiye girmeyi sadece eski ABD Başkanı Bill Clinton'a özgü bir davranış zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. 35 yıl önce de Beyaz Saray'da benzer bir skandalın yaşandığı iddia ediliyor. İddianın sahibi piyasaya yeni çıkan, ABD başkanlarıyla ilgili biyografiler kaleme alan Robert Dallek.
Dallek, yeni çıkan 'An Unfinished Life: John F. Kennedy 1917-1963' (Bitmemiş Bir Hayat: John F. Kennedy, 1917-1963) adlı kitabında suikasta kurban giden eski ABD Başkanı John F. Kennedy'nin bir Beyaz Saray stajyeriyle ilişkisi olduğu yazıyor.
Daha önce Franklin Roosevelt ve Lyndon Johnson'ın hayatlarını mercek altına alan Dallek, yeni kitabında ABD'nin 35. başkanı Kennedy'nin 19 yaşındaki bir stajyerle ilişkisi olduğunu iddia etti. İddiasını, Kennedy döneminde Beyaz Saray'da görev yapan danışmanlardan Barbara Gamarekian'ın anılarına dayandırıyor. Beyaz Saray'da yaşadıklarını kaleme alıp bunları şimdiye kadar Boston'daki Kennedy Kütüphanesi'nde kilit altında tutan Gamarekian, ilk defa kitabı için araştırma yapan Dallek'in anılarını okumasına izin verdi.
Gezilerde eşlik ediyordu
Gamarekian anılarında, ismini vermediği stajyerin Kennedy ile özel bir ilişkisi olduğundan, Başkan'ın daktilo yazamayan, telefonlara cevap verip birtakım ufak tefek işleri halleden bu stajyeri beraberinde gezilere götürdüğünden bahsediyordu. 'Bombaları' keşfeden Dallek, Kennedy Kütüphanesi'nde arşivlenen 17 sayfalık anılarının 10 yıl açıklanmamasını isteyen Barbara Gamarekian'ı bu bilgileri açıklamak için ikna etti.
Şimdi 77 yaşında olan Gamarekian, New York Daily News gazetesine yaptığı açıklamada, stajyerin sadece önismini hatırladığını belirtti, ancak bu ismi açıklamadı.
ABD'de dün piyasaya çıkan kitapla beraber Kennedy Kütüphanesi de bugüne kadar gizli tuttuğu Gamarekian'ın belgelerini yayımladı. JFK'nın şimdiye kadar bilinmeyen bu ilişkisinin açığa çıkması ABD kamuoyunda adeta bomba etkisi yaptı. NBC televizyonunda bir programa katılan Dallek, "Öyle görünüyor ki, Beyaz Saray'da çalışacak kadar donanımlı olmayan bu stajyerin
asıl görevi gezilerde ve belki Beyaz Saray'da da JFK'nın cinsel isteklerini
tatmin etmekti," yorumunu yaptı. İddiaları 'JFK'nın de bir Monica'sı vardı' başlığıyla haber yapan New York Daily News gazetesine bir demeç veren yazar, "JFK'nın hayatında bir sürü kadın vardı, bir sürü ilişkisi vardı, ama bu bir stajyerle yaşadığı, bilinen yegane ilişki" dedi.
"Kennedy döneminde, hem medyada hem de Kongre'de her yönüyle ele alınan Clinton ile Monica'nın ilişkisinde olduğu gibi Başkan'ın ilişkileri dedikodu malzemesi yapılmaz, suskun kalınırdı. O dönemde Başkan'ın özel hayatı tabu olarak kabul edilirdi. Asıl önemli olan, hayatına giren kadınların Başkan'ın görevini en iyi şekilde yerine getirecek kadar aklını dağıtıp dağıtmadıkları. Ve bana kalırsa bu sorunun cevabı hayır."
Çapkınlığıyla ünlü John F. Kennedy'nin adı sinemanın sarışın efsanesi Marilyn Monroe'yla da anılmıştı.

http://img69.imageshack.us/img69/9142/business24wh3.jpg (http://imageshack.us)
http://img266.imageshack.us/img266/2707/talkthpuf5.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
23-07-07, 16:30
http://img411.imageshack.us/img411/1898/nyc19512cl1.jpg (http://imageshack.us)
http://img297.imageshack.us/img297/5694/nimwl1.png (http://imageshack.us)http://img392.imageshack.us/img392/2321/mmamcd3.jpg (http://imageshack.us)
http://img340.imageshack.us/img340/6724/miller2or6.jpg (http://imageshack.us)

aşk_bu
23-07-07, 16:42
Sihirli mermi´ olayı Davut Bayraklı 08.11.2006
Kennedy Suikastı Amerika’da Warren Komisyonu´nca ele alınmıştı. Ancak bu komisyonun gerekli ihtimamı göstermediği dünde bugünde bilinmektedir. Komisyon birçok görgü şahidini dinlememiş, bazılarının ifadelerini kayda geçirmemiş, bazı ifadelerde ifade veren kişileri yanlış bilgi vermeye sevk etmiştir. Warren Komisyonunun da bu suikastın içerisinde belli bir görev üstlendiği bu vesilelerle anlaşılmış oluyordu. Aslında bu konularda daha yazılacak detaylı o kadar fazla bilgi var ki, bu olayın sadece Oswald tarafından işlenmediği ve komplike bir suikast olduğunu ortaya koymaya gerek bile yok. FBI’ın iddia ettiği tek suikastçı 3 mermi iddiası en başta insanı güldüren birinci komedidir. Vali Connly ve Başkan Kennedy’yi vuran 3 mermi komplosu Kabul edilmesi mümkün olmayan düzmece bir mantık oyunudur. Başkan Kennedy’yi vuran mermi kafasının önünden girip arkasından çıktıktan sonra havada yaklaşık olarak 1.6 saniye bekler ve ardından boynundan girerek boğazından çıkar. Daha sonra aynı mermi ön koltukta oturan vali Connly’nin omzuna doğru kıvrılarak girer. Yine bu mermi, burada bazı kemikleri kırarak valinin omzunun ön tarafından çıkar. Sihirli mermi ardından valinin elinin ön kısmından girer ve elinin arkasından çıkıp ardından tekrar kavisler çizmeye devam eder ve valinin ayağına girip arka baldırından çıkar. Neticede de hiç bozulmamış bir şekilde hastanede bir sedye kenarında bulunur. İşte meşhur "sihirli mermi" olayı budur. İki kişide 8 yara açan ve bir sürü kemik kıran, havada kavisler çizen, sarhoş gibi sağa-sola dönen ama sonuçta bozulmayan bir mermi. Maalesef Amerikan Kamuoyu bu yalanları yuttu ve ölen başkanlarına sadece ağlamakla yetindi.
Bu konuda daha derin bilgileri yukarıda zikrettiğimiz filmi izlediğinizde bulacaksınız. Görsel olarak olayı izlemek inanıyorum ki anlattıklarımızı zihinlerinizde daha da netleştirecektir. Zaten bizim yazımızın da ana kaynaklarından birisi bu filmdir.

SUİKASTI GÖRENLERİN GÖRÜNMEZ KAZALARA KURBAN GİTMESİ
Kennedy Suikastı´nı gören bazı görgü tanıkları ve olayı araştırmak isteyen bazı meraklı kişilerin en büyük ortak noktaları hiç şüphesiz büyük bir kısmının şaibeli ölümlerle ortadan kaldırılmış olmasıdır. Bu kişilerin ölümleri, suikast olayının aydınlatılmasının ne derecede etkilediğini, onların bildiği bilgilerle ve ya gördükleri, tanık oldukları gerçeklerle ne kadar yakın olduğuna siz karar verin.
1. Olayın baş kahramanı Lee Harvey Oswald suikasttan kısa bir süre sonra polis kontrolü altındayken (tam 70 polis) Jack Ruby adlı bir bar işletmecisi ve mafya elemanı tarafından canlı yayında vurularak öldürülür. Ruby, Oswald’ı Başkan Kennedy’ye yaptığı suikasttan dolayı öldürdüğünü belirtir. Bilinçli bir yurttaş izlenimi vermeye çalışmaktadır.
2. Suikast olayında görgü tanığı olan ve çok şey bildiği tahmin edilen Polis Memuru J.P. Tippet suikasttan 45 dakika sonra sokak ortasında 4 mermiyle vurularak öldürülür. Tippet bilerek Oswald’ın evine doğru yönlendirilmiş ve istenilen yere geldiğinde de saldırıya uğramıştı. Olay Oswald’ın üzerine atıldı.
3. Polis Memuru Tippet’ın öldürülmesine tanık olan ve aracıyla katili takip eden Reynold isimli şahıs bu olayın ardından iki gün sonra dükkânının önünde vurularak öldürüldü. Reynold Tippet’ı öldüren kişiyi gördüğünü ve tekrar karşılaşırsa tanıyabileceğini komşularına söylemişti. Reynold’un katili bulunamadı.
4. Reynold’un sevgilisi Nensy Jack Ruby’nin barında çalışmaktaydı. Reynold’un ona bazı şeyler söylediği anlaşılınca bir gün Nensy olay çıkardığı gerekçesiyle bardan alınarak nezarete koyuldu. Ertesi günse nezaretten Nensy’nin cesedi çıktı. Polise göre o, intihar etmişti. Ancak bu yalana pek inanan olmadı.
5. Amerika’nın tanınmış gazetecilerinden Jim Koethe, Kennedy Suikastı´nı çözerek yılın gazetecilik olayını gerçekleştirmek istiyordu. Araştırmaları esnasında bazı önemli bilgilere de ulaşan Jim Koethe bir gece banyosunda boğazından bıçaklanmış olarak bulundu. Tabii ki onunda katilleri bulunamadı.
6. Gazeteci Bill Hunter’de Kennedy suikastını araştırıyordu. O da bazı bilgilere ulaşmıştı. Ancak bir gün kendisini ziyarete gelen iki polis memurunun birisinin yere düşürdüğü silahtan çıkan bir "kaza kurşunuyla" öldü.
7. Oswald´ı öldürmesinden bir gece önce Ruby’nin evinde yapılan önemli bir toplantıya Savcı Tom Howard da katılmıştı. Jack Ruby´nin iki polis arasında hapishaneye götürülen Oswald´ı vurmasından sonra Savcı Howard, kalp durmasından öldü. Otopsi bile yapmadan savcıyı çabucak gömdüler.
8. Oswald’ın kaldığı pansiyonun sahibi bayan Earline Roberts de ani bir kalp durması sonucu öldü. Bayan Roberts Oswald’ın memur Tippet’ı öldüren yönün ters istikametine giden bir otobüse, hemen başkanın öldürüldüğü zamandan sonra bindiğini gördüğünü söyledi ve bu iddiasında da ısrar etti.
9. Hank Killam, Kennedy suikastıyla ilgili bazı şeyler biliyordu. Killam´ın bir arkadaşı, Oswald´la aynı pansiyonda kalıyor ve karısı Wanda, Jack Ruby´nin yanında çalışıyordu. Birçok kişiyle birlikte Killam da polis tarafından sorguya çekilmişti. Bilinmeyen bir nedenle Killam, Dallas´tan ayrılmak zorunda kaldı. Gittiği Pensacola kentinde, boynundan kesilmiş olarak bir kaldırım üzerinde bulundu. Polis raporlarında, Killam´ın bir pencere camı üzerine kaza sonucu düşerek öldüğü yazılıyordu.
10. Suikasttan sonra, Ruby´yle hücresinde baş başa konuşmak olanağını bulan tek gazeteci, Dorothy Kigallen’di