Tüm Versiyonu Göster : Uğur Yücel
UzaydaBirYolcu 07-07-05, 21:29 Merhaba arkadaslar,
Ugur Yücel bildiginiz gibi en son "Alacakaranlik" dizi filminde oynadi. Müthis bir oyuncu. Izleyicileri adeta büyülüyor. Her rolü oynuyabilecek kapasiteye sahip. Böyle yetenekler neden Holywood tarafindan kesfedilmiyor anlamiyorum ????
Bir cok yabanci ünlü Holywooda transfer olmus, örnegin Jackie Chan.
Bizim bu yetenekleri NEDENNNNN kimse görmüyor ????
Ugur Yüceli OSCAR kaldirirken izlemek isterdim dogrusu...
Neyse, bir gün Hollywood Türkiyeyi mercek altina alirsa, sasirmayin, o günü kiyamet kopmus olucak :)
Herkese bu konu hakkinda yorum düsüyor sanirim ...
Sevgiler... :rolleyes:
Bence bir gün bir türk oscar alirsa bu ya Sener Sen yada Ugur Yücel olacaktir.
Türkiyenin en kaliteli oyuncusu , en iyi senaristi/yazari , en farkli yönetmeni
Dünyaya bir daha böyle bir yetenek gelmez
hattori ha 10-12-05, 15:54 Ya iyide ben zaten bu forumu daha önce açmıştım niye tekrar açıyorsunuz anlamadım ki hayret bişey...
iyi oyuncu kelimesi onu anlatmıyor bence çoooooooooooooook iyi,çok zeki,çok farklı türkiyenin gururu.saNATÇI BÖYLE OUNUR DEDİRTEN KİŞİLİK :img-thumb
Ona söylenecek ne olabilirki.............???
Haklısınız dostlarım...Uğur Yücel Çok manyak rol yapıyorrr :good: :good:
Mükemmel bir sanatçı ve mükemmel bir yönetmen...
Ona uyabilecek bbir çok sıfat var aslında Türkiye'de herkesin olduğu gibi gerektiği kadar ilgi görememektedir....
Özellikle yazı-tura filmi harikaydı...
Hırsız-Polis'te harika bir performans
Türk sinemasının türk televizyon tarihinin gelmiş geçmiş em iyi karakteri binlerce övgü dolu söz yazmak isterdim ama onu anlatmaya kelimler yetmez...
TR'nin Al Pacino'su
Eşi Derya Alabora'dır
Dizi oyuncusu ve Mehmet Ali Alabora'nın halasıdır
ugur yucel rol yaapmyor adeta o rolu yasiyor. mukkemmel bir oyuncu. gunumuzde "sanatci" kelimesinin her kelimesini hak eden ks.. olagan ustu br yetenek.ayrca esi derya alaboraaya da hayranim..
inspiration 04-02-06, 20:04 Hırsız-Polis 'te de her zamanki gibi çok iyi oynuyor... Çok farklı bi karakter yaratılmış...
kimki o?? cikartamadim bi türlü! aklima biri geliyo ama emin degilim!
http://img47.imageshack.us/img47/6813/0124962003dw.jpg (http://imageshack.us)
http://img107.imageshack.us/img107/4410/0201545009vl.jpg (http://imageshack.us)
http://img107.imageshack.us/img107/9871/17286il.jpg (http://imageshack.us)
http://img47.imageshack.us/img47/455/48070919nq.jpg (http://imageshack.us)
http://img47.imageshack.us/img47/3164/alacakaranlik15ls.jpg (http://imageshack.us)
http://img47.imageshack.us/img47/1354/altinportuguryucelodul3oe.jpg (http://imageshack.us)
http://img47.imageshack.us/img47/6032/balalaika1ad.jpg (http://imageshack.us)
http://img107.imageshack.us/img107/5923/besterspielfilmkopfoderzahl6hs.jpg (http://imageshack.us)
http://img107.imageshack.us/img107/3341/cumpazar10jv.jpg (http://imageshack.us)
http://img107.imageshack.us/img107/6003/images6ab.jpg (http://imageshack.us)
http://img107.imageshack.us/img107/2469/san064oa.jpg (http://imageshack.us)
http://img45.imageshack.us/img45/5475/top1ii.jpg (http://imageshack.us)
http://img107.imageshack.us/img107/6751/uguryucel2qk.jpg (http://imageshack.us)
http://img45.imageshack.us/img45/6030/uguryucel016uz.jpg (http://imageshack.us)
http://img45.imageshack.us/img45/8163/uguryucelaltinportakal5zl.jpg (http://imageshack.us)
http://img45.imageshack.us/img45/6536/uguryuecel8rc.jpg (http://imageshack.us)
http://img107.imageshack.us/img107/7514/uguryucel8ca.png (http://imageshack.us)
http://img45.imageshack.us/img45/6408/balalayka5tl.jpg (http://imageshack.us)
Uğur Yücel’i daha çok oyuncu yönüyle biliriz. Gerçekten de kendisi Türk sinemasının gelmiş geçmiş en yi oyuncularından biridir. Muhsin Bey filminde canlandırdığı Ali Nazik tiplemesi oyunculuk portföyünün unutulmazları arasındadır. Eşkıya’daki Cumali rolü de unutulacak gibi değildir. Zaten Yavuz Turgul, Şener Şen ve Uğur Yücel yakaladıkları müthiş uyumla, Türk sinemasının yüz akı olan projelerine imza atmışlardır geçmişte. Yücel’in kendisine teklif edilen bir çok projeyi elinin tersiyle itecek kadar seçici olduğu bilinir. Durum böyle olunca, Uğur Yücel kamera arkasına geçtiğinde, kendisinden çok farklı ve heyecan verici çalışmalar beklemek yerinde bir beklenti sayılmalı.
http://img45.imageshack.us/img45/8159/uguryucelkapak2wo.jpg (http://imageshack.us)
Uğur Yücel’in oyunculuk, senaristlik ve yönetmenlik dışında bir özelliği daha var. O da müzisyen tarafı. Gemide ve Laleli’de Bir Azize filmlerine müzikleriyle katkıda bulunan Yücel, çok yönlü sanatçı kişiliğini bu alanda da sergileme fırsatı buldu. Yine zamanında Açık Radyo’da cazdan, elektronik müziğe, avangarda dek bir çok türden oluşan bir repertuarla program yapıyordu. Eşkıya filminde, Massive Attack’in Karmacoma parçasını anımsatan trip-hop tarzındaki Karanlığın İçinden adlı parçası da hala belleklerimizde yerini koruyor.
Geçen yıl TRT’de yayınlanan, Ahmet Ümit'in Şeytan Ayrıntıda Gizlidir adlı kitabından uyarlanan Karanlıkta Koşanlar adlı diziyi dikkatli televizyon izleyicileri hatırlayacaktır mutlaka. Şimdiye kadar çekilmiş en iyi Türk polisiye dizisi olarak tanımlamakta pek çok kişinin tereddüt etmeyeceği bu dizinin yönetmenliğini Uğur Yücel üstlenmişti. Uğur Yücel'in bir oyuncunun alkoliği nasıl canlandırabileceği konusunda adeta bir ders verdiği, senaryo ve oyunculukta uzun dönem hiçbir polisiyenin kendisiyle yarışamayacağını düşündüğümüz bu diziyi düşününce, Uğur Yücel'in yönetmen olarak altına imzasını atacağı ilk uzun metrajlı filmi Yazı Tura'yı heyecanla bekler olduk. Her ne kadar vizyona girecek olan Yazı Tura ile Karanlıkta Koşanlar'ın arasında tarz olarak farklar olsa da, İkinci Bahar ile birlikte televizyon için gerçekleştirdiği ilgi çekici yönetmenlik denemelerinin ardından sinemaseverlerin Yücel’in sinemadaki bu yönetmenlik gösterisini merakla beklediğini söyleyebiliriz.
Yazı Tura 1999 yılında Türkiye'nin Güneydoğusu'nda yaşanan teröre ve Marmara Depremi'ne değiniyor. Senaryo, söz konusu yılda yaşanan trajedilerin yönetmenin üzerinde bıraktığı etkisi sonucu ortaya çıkmış. "Türkiye'nin gerçeklerini dürüst ve samimi bir şekilde yansıtmayı hedefledim" diyen Yücel için bu filmin başka bir önemi de, bir uzun metrajlı filmi ilk kez yönetecek oluşu. Güneydoğu Anadolu, Nevşehir ve İstanbul'da geçen, üç ayrı görsel ve kültürel atmosferi yansıtan filmde Uğur Yücel, olayların geçtiği toprakların folklorik ve toplumsal değer ve duruşlarını hissettiren ayrı dünyalar kurmayı amaçlamış. Kendisi, bu dünyalara yönelik tanıklığını, klasik bir sinema dilinden mümkün olduğunca kaçınarak yapmak istediğini dile getiriyor.
Yücel’in naif ve gerçekçi oyunculuk stili, yönetmenlik deneyiminde de aynı çizgide ilerliyor. Zira hazırlık ve çekim aşamaları dört buçuk sene süren Yazı Tura’nın konusuna baktığımız zaman bunu anlayabiliyoruz. Her ne kadar öykü son derece gerçekçi gibi gözükse de, Yücel’in kendi deyimiyle “klasik, geleneksel ve popüler olandan uzak bir iş” yapmayı hedeflediği bir gerçek. Zaten oyuncu olarak pek çok projeyi yetersizliği nedeniyle reddeden yönetmenin, böyle bir iddiası olması gerekiyor. Yeni ve farklı olmadan, kişisel bakış açısıyla çektiği film, sonuç aşamasında yeni bir şeyler çıkarmayı amaçlıyor. Yönetmenin derdi seyirciyi rahatsız etmek. Filmden çıkınca seyircilerin kendi hayatlarına hemen dönmemelerini istiyor. Kendi deyimiyle yaratmak istediği “sessiz bir etki”.
http://img45.imageshack.us/img45/706/adsz5oe.png (http://imageshack.us) http://img45.imageshack.us/img45/9262/adsz24qh.png (http://imageshack.us)
Yücel’in yönetmenlik anlayışı, yaklaşımımız biraz tahmini ve öngörüye dayalı olsa da, seyircisine sadık olmak, onu heyecanlandırmak, harekete geçirmek demek değil. İzleyicinin zihinsel düzeydeki birliğini kırmak için gerekli olan yöntemlere egemen olmaya dayalı. Aynı şekilde, oyunculara sadık olmakta onlar için başarı aramak, eleştirmenlerden ilgi, sinema camiasından görüş birliği beklemek demek de değil. Yücel; farklı ve kalıpların dışında, hiç kimseye sempatik gözükmeye çalışmadan, kendi bağımsız iç dünyasını üretime dönüştürmeyi amaç ediniyor.
Yönetmenin bu ilk uzun metrajlı filmi ve genel sanatçı tavrından yola çıkarak, ilgilendiği temaların üstüne kurulmuş bu eserin bugünün yüzeysel karakteristikleri ile, Yücel’in seçtiği temaların derin toplumsal kökleri ve gizli kalmış insani güdüleri arasında keskin ve örtülü bir karşılaştırmalarla dolu olduğunu tahmin edebiliriz. Yücel’in kaygısı toplumsaldır, çünkü eserin hikayesi yakın dönemdeki tarihsel yaralarımızın (deprem ve terör) içten, mutlak ve cesur bir araştırmasıdır. Bu haliyle son derece gerçekçidir. Çünkü bir hakikat ışığında ilerlemektedir.
Toplumsaldır, çünkü toplumsal varlığa ve seyirciye gizliden gizliye bir meydan okumadır. Yücel’in amaçladığı sessiz etki ve seyirciyi rahatsız etme prensibi de buradan doğmaktadır. Dünün perspektifi ile bugünümüzü, bugünün perspektifiyle dünümüzü bizi göstermeye dayalıdır. 1999 tarihi bu anlamda dramatik bir seçimdir. Olumlu bir önyargıyla diyebiliriz ki; bizi etkileyecek, konu itibariyle iç burkucu ve etkisinden kolay kolay çıkamayacağımız bir film bizi bekliyor. Soğuğun, gerilimin, korkunun ve hüznün iç içe geçtiği; yönetmenin kendi iç gözlemi ve özel bir toplumsal iklimde yoğurduğu merak uyandıran bu filme tam olarak hazır mısınız?
Zafer İlbars
Portakal Uğur Yücel'e Soyundu!
Altın Portakal 11 dalda Yazı Tura'nın oldu
(11 Ekim 2004)
Sona eren 41. Altın Portakal Film Festivali'nin şampiyonu Uğur Yücel'in ilk yönetmenlik denemesi Yazı Tura oldu. En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu dahil olmak 20 daldan 11'inde ödüle uzanan film, festivale damgasını vurdu.
En iyi ikinci film Semih Kaplanoğlu'nun Meleğin Düşüşü adlı eseri olurken, Çağan Irmak'ın Mustafa Hakkında Herşey'i de üçüncü seçildi.
En İyi Erkek Oyuncu Yazı Tura'nın başrolündeki Olgun Şimşek'e verildi. En İyi Kadın Oyuncu ise Meleğin Düşüşü'nden Tülin Özen'in oldu.
Ödüllerin tam listesi şöyle:
En İyi Film
Yazı Tura
Halk Jürisi En İyi Film
Hayal Kurma Oyunları
En İyi İkinci film / Dr. Avni Tolunay Jüri Ödülü
Meleğin Düşüşü
En İyi Üçüncü Film / Behlül Dal Jüri Özel Ödülü
Mustafa Hakkında Her Şey
En iyi Yönetmen
Uğur Yücel (Yazı Tura)
En İyi Erkek oyuncu Ödülü
Olgun Şimşek (Yazı Tura)
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü:
Tülin Özen (Meleğin Düşüşü)
En İyi Senaryo Ödülü:
Uğur Yücel (Yazı Tura)
En İyi Görüntü Yönetmeni
Eyüp Boz (Meleğin Düşüşü)
En İyi Sanat Yönetmeni
Esat Tekand (Meleğin Düşüşü)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Bahri Beyat (Yazı Tura)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Eli Mango (Yazı Tura)
En İyi Müzik
Erkan Oğur (Yazı Tura)
En İyi Film Şarkısı
Mor ve Ötesi (Mustafa Hakkında Her şey)
En İyi Kurgu
Uğur Yücel- Vardis Oskardottir (Yazı Tura)
En İyi Makyaj ve Saç
Sevinç Uçar (Yazı Tura)
En İyi Kostüm Tasarımı
Özlem Atlı, Gülay Doğan (Yazı Tura)
En İyi Miksaj
Burak Topalakçı (Yazı Tura)
En İyi ses Tasarımı
İsmail Karadaş (Meleğin Düşüşü)
Uğur Yücel
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Uğur Yücel, 1957 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümünü bitirdi. 1975 ve 1984 yılları arasında Kenter Tiyatrosu, Tef Kabare Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu ve Şan Müzikholü’nde çeşitli oyunlarda oynadı. Selamsız Bandosu ve Muhsin Bey (1987) adlı filmlerdeki rolleri ile büyük çapta beğeni topladı. ‘Arabesk’le, ‘Sinema Yazarları En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, ‘Muhsin Bey’le Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödüllerini aldı. İlk sekiz bölümünü çektiği ‘İkinci Bahar’ Tv dizisiyle İletişim Fakültesi En İyi Tv Yönetmeni Ödülünü aldı. ‘Gemide’, ‘Laleli’de Bir Azize’ filmlerinin müziklerini yaptı. Yazı Tura filmi ile Antalya Film Şenliği, En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen ödüllerini aldı. En son Hırsız Polis isimli dizide rol almaktadır.
Filmleri - Oyuncu
Fahriye Abla 1984
Aşık Oldum 1985
Teyzem 1986
Milyarder 1986
Selamsız Bandosu
Muhsin Bey 1987
Arabesk 1988
Aziz Ahmet 1994
Eşkıya 1996
Balalayka 2000
Karanlıkta Koşanlar 2001
Alacakaranlık 2003
Hırsız Polis 2005
Filmleri - Yönetmen
İkinci Bahar 1999
Karanlıkta Koşanlar 2001
Yazı Tura 2003
Ramon 2005
Filmleri - Yapımcı
Alacakaranlık 2003
Yazı Tura 2003
Filmleri - Senaryo (4)
Aziz Ahmet 1994
Karanlıkta Koşanlar 2001
Yazı Tura 2003
Ramon 2005
Filmleri - Müzik
Gemide 1998
Laleli'de Bir Azize 1998
Filmleri - Kurgu
Yazı Tura 2003
Ödülleri
24. Antalya Film Şenliği, 1987, Muhsin Bey, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
41. Antalya Film Şenliği, 2004, Yazı Tura, En İyi Film
41. Antalya Film Şenliği, 2004, Yazı Tura, En İyi Senaryo
41. Antalya Film Şenliği, 2004, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
16. Ankara Film Festivali, 2005, Yazı Tura, Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü
Nürnberg Türkiye/Almanya Film Festivali, 2005, Yazı Tura, En İyi Film
24. İstanbul Film Festivali, 2005, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
24. İstanbul Film Festivali, 2005, Yazı Tura, Halk Jürisi Ödülü
12. Adana Altın Koza Film Şenliği, 2005, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
Uğur Yücel Viyana’da nasıl çileden çıktı?
Öneri Sanat- ‘Yazı Tura’ filminin, 27 Aralık tarihi itibariyle Avusturya sinemalarında gösterime girmesi dolayısıyla, yönetmen Uğur Yücel ve başrol oyunculardan Olgun Şimşek Viyana’daydı. Açılış proğramında diğer başrol oyuncu Kenan İmirzalıoğlu’nun da bulunacağı duyurulmuştu ama İmirzalıoğlu gelememişti. ‘Yazı Tura’nın galası, 20. Viyana’daki UCI Kino’da, saat 20:30’da, Yücel ve Şimşek açılışa yetişemeyince bir tanıtım konuşmasıyla onlarsız başladı. Benzer görsel birçok etkinliği imza atan, Atilla Akkaya’nın yönetimindeki IKKZ tarafından organize edilen ‘Yazı Tura’nın gösteriminden sonra, yönetmen Uğur Yücel ve başrol oyunculardan Olgun Şimşek sahneye davet edildi ve bir tür ‘iletişim cinayetleri’ gösterisi başladı. Nasıl mı?
Uğur Yücel, filmin izlendiğini, kendisinin uzun uzun açıklamalarda bulunmasına gerek olmadığını belirterek, ‘‘sorularınız varsa, onlar üzerinden bir sohbet, söyleşi yapalım istiyorum’’ dedi. Bu arada ayakta duranlara veya merdivenlerde birikenlere de bir çağrıda bulundu: ‘‘Gidecekler gitsin biz kalanlarla devam edelim. Beniyanlış anlamayın; acele işiniz vardır, gitmek zorundasınızdır.’’ Ancak gitmek üzere kalkan ya da gitmeye yeltenmiş ama nerdivenlerde birikenlerin kimi gitmekle kalmak arasında tereddüt yaşayıp, kimi de hal hatır muhabetine dalınca, küçük bir kargaşa yaşandı.
Ve bu kargaşa içinde, ön masalardan ilk soru soruldu. Acaba film çekiminde ne tür bir kamera kullanılmıştı? Uğur Yücel, ‘‘evdeki kameralardan’’ diye yanıtladı. Kendisiyle dalga geçildiğini düşünen izleyici, ciddi yanıt talep etti. Yücel ilk yanıtını tekrarladı: ‘‘Dalga geçmiyorum. Evde kullandığınız kamerayla yaptık çekimi.’’ İzleyicinin itirazı sürünce, Yücel çileden çıkıverdı: ‘‘O kameradan dedik lan oğlum!’’ Geri çelilip, başka sorular alması için mikrofonu sunucuya bıraktı. İkinci soru geldi, yanıtlaması üzere mikrofon uzatılan Yücel, bu soruyu tümüyle sorulmamış sayıp, ‘‘evet başka’’, diyerek soruları kendisi almaya başladı.
Her açıdan tuhaf bir manzara
Her açıdan tuhaf bir manzaraydı ve belki de bunun da filmi yapılmalıydı. İyi de neler oluyordu böyle?
Uğur Yücel filmin yönetmeni olarak izleyicinin karşısına çıkmış, ama o anda sonuç olarak, filmdeki bıçkın, katı, vuran kıran Cevher’in havasına girmiş ya da sokulmuştu. Özellikte bizim toplumda ve neredeyse her etkinlikte, ilgisiz veya saçma sorular adettendir. Ama böyle durumlarda bile ortak bir dil yakalama çabası ağır basar. Olgun Şimşek, bunun için çırpındı adeta ama pek bir işe yaramadı çabası. Yücel’in, oradaki gerçekten de ilgisiz ve saçma sorular karşısında gösterdiği bu abartılı tepkinin, belki de bir anlamda tahammülsüzlüğün arka planında ne vardı? Her yerde ya da başka birçok yerde de bunu mu yapmışlardı? Viyana’ya gelirken yaşanan sorunlar vardı da bunlar mı Yücel’in sabrını taşırmıştı? Yoksa bu bir Uğur Yücel tarzı mıydı?
Bu hemgamede, bir ara Olgun Şimşek mikrofonu alıp bir açıklama yaptı. Fakat öyle saçma bir atmosfere girilmişti ki Olgun’un olgunluğu işin içinden çıkmaya yetmedi. İzleyicilere soru sorma klavuzu olarak tanımlanabilecek bir konuşma yaptı. Nasıl sorular sormak gerekir, hangi sorular sorulamazdı vs. Tüm bunların arasında, bir de iki dil üzerinden süldürülmek zorunda kalınan bir söyleşinin (daha doğrusu kavganın) kaosu da olaya tuz biber oluyordu. Türkçe bildiğini ‘unutup’ Almanca konuşmaya başlayan bir kadın izleyicinin konuşmasını kesti Uğur Yücel ve sordu: ‘‘Siz Türk müsünüz?’’ İzleyicini yanıtı doğal olarak, ‘evet’ oldu. Bunun üzerine, ‘‘iyi de ben sizi anlamıyorum, neden Türkçe konuşmuyorsunuz?’’ diyerek tepki gösterdi.
Sanki bütün sorular ilgisiz, saçma, çocukça olmak zorundaydı o akşam. İşte bir demeti:
-Filmdekiler uyuşturucu kullanıyor. Bir sürü genç izleyecek bu filmi, neden böyle kötü örnekler gösteriyorsunuz?
-Kenan İmirzalıoğlu’na neden öyle bir rol verdiniz. Hiç yakıştıramadım ve İmirzalıoğlu karizmayı çizdi.
-Bu filmi neden Avusturya’da göstermek istediniz?..
Bu ve benzeri sorular sürdükçe Uğur, Yücel de ‘‘lan oğlum’’, ‘‘lan kızım’’, ‘‘bakın çocuklar’’lı hitaplarını dizmeye devam etti. Ortada, izlenen filmin kendisiyle ilgili bir sobet yoktu ve olacağa da benzemiyordu. En iyisi, bu ömre zarar manzaranın dışına fırlayalamaktı.
Yücel de sonunda bir Viyana şoku yaşamıştı!
Sinema çıkışı insanlar, ikili üçlü ve daha kalabalık gruplar halinde konuşuyor, farklı yorumlar yapılıyordu. Uğur Yücel de sonunda bir Viyana şoku yaşamıştı, bu kesindi! Türkiye ve Türkiyeliler’e yönelik bir uğursuzluk mu vardı bu şehirde? Ki bir dizi ‘iletişim cinayeti’nin yaşandığı ‘söyleşi’ sırasında Yücel de Şimşek de dile getirmişti bu konuyu. Viyana bu kez Uğur’a uğursuz gelmiş gibiydi. Uğur Yücel, ‘‘daha önce böyle bir şey görmedik. Ne var bu Viyana’da? Viyana’da bir şey var’’ dedi. Olgun Şimşek ise, Avusturya Başbakanı’ının, AB-Türkiye arasındaki müzakerelere başlanması sürecinde takındığı tavrı hatırlattı. Tüm bunlar bir arada düşünülünce varılacak bir sonuç şu: Avusturyalılar’da da Avusturya’daki Türkiyeliler’de de bir şey var!
Sinema çıkışı yorumlarda neler vardı? Çok belliydi ki bir grup, Kenan İmirzalıoğlu için gelmişti. Onun gelmeyeceği açıklandığında, kalkıp gitmeyi düşünenler olmuştu. Bu hayran grup, gösterimden sonra, bir de İmirzalıoğlu’nun ‘karizmayı çizdirdi’ğine tanık olunca, filmden kesin olarak kopmuştu.
Bir başka grup, ‘‘Türkiye’den bir film’’, ‘‘bir Türk filmi’’ yargısıyla gelenlerdi. Bunlar kelimenin tam anlamıyla çarpıldı. Şimdi böyle bir filmi Avusturya’da göstermenin sırası mıydı? Avusturya, hem Türkiye karşıtlığının başını çeken bir ülkeydi, hem de ırkçılığın yükseldiği bir döneme girmişti.
Bir kısım izleyci de artık Türkiye’nin ‘iyi tarafları’nı öne çıkarmak gerektiği inancından yola çıkarak, bu filmi negatif bir çalışma olarak tanımlıyordu. Eski yaraları kaşımak artık yersizdi.
Yabancılaştıran bir zemin
Avusturya’da ‘Yazı Tura’ filmine hak verenler, orada anlatılanları yaşayanlar, yakından tanık olanlar oldu ve olacak gibi. Onlar için söylenen ya da gösterilen yeni bir şey yoktu belki ama zaten bildiklerinin bir de filmi yapılmıştı. Bu da az bir şey değildi. Bu film üzerinden bir hesaplaşma, sorgulama içine girmesi gerekenlerin çoğu, bir sanat eserini çevreleyen dış etkenlerin yarattığı yabancılaştırıcı bir yönelim içine girdi. Sanatsal bir ürünün yaratması beklenen tartışma, çok ilgisiz olmasa da yabancılaştıran bir zeminde başladı. İzleyicilerin belli bir kısmı buna hazırdı denilebilir. Fakat Yücel de sergilediği tavırla bu eğilimin güçlenmesine ‘yardımcı’ oldu galiba. Belki de Uğur Yücel, “böyle izleyiciye böyle sanatçı olmak gerekir’’ demek istedi. Kimbilir!
Bu durumda, filmin galasında bulunamayanlar pek üzülmesin. İşin bu tarafından dolayı bir şey kaybetmiş sayılmazlar çünkü. Bugünden sonraki seanslara gidip, sakin ve hengamesiz bir şekilde filmi izleyebilir, elleri vicdanlarında bir değerlendirme yapabilirler. Türkiye’nin gerçekleri, Türkiye’yi karalamak için değil ama aydınlatmak için bilinmeli, iletilmelidir. ‘Yazı Tura’ filmi, sanatsal değeri ve dolayımı temelinde eleştirilebilir, eksikleri bulunabilir; ama Uğur Yücel ve ekibinin çalışması, kesinlikle namuslu, iyi niyetli bir çalışma.
Uğur Yücel’in yönetmenliğini yaptığı ‘Yazı-Tura’ filmi, 54. Uluslararası Mannheim-Heidelberg Film Festivali’nde, Uluslararası Film Eleştiri Ödülü’nü (FIPRESCI) kazandı...
Festivalde büyük ödül ‘Tuning’ adlı filmi için Slovenyalı yönetmen Igor Sterk’e verildi.
Almanya’nın en önemli film festivalleri arasında sayılan Mannheim ve Heidelberg kentlerinde düzenlenen festivale, 29 ülkeden 59 film gösterildi. Yücel’in yönetmenliğini yaptığı ‘Yazı-Tura’ filmi, uluslararası film eleştirmenleri tarafından FIPRESCI ödülüne layık görüldü. Böylece Uğur Yücel’in filmi Almanya’dan ikinci ödülünü almış oldu.
Hürriyet
hırsız poliste karadeniz şivesiyle konuşmasına bayılıyorum
http://img106.imageshack.us/img106/2027/uguryucel6ou.gif (http://imageshack.us)
Tiyatrocu, aktör, yönetmen, müzisyen ve gurme Uğur Yücel Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde tam 11 ödül alarak Türk sinema tarihine yeni bir sayfa açtı. İki asker arkadaşının gazi olarak döndükleri askerlik hizmetinden sonra yeni hayatlarına alışma çabalarını anlattığı, beş yıl öncesinin Türkiye’sini mercek altına aldığı filmi “Yazı Tura” ile ilk yönetmenlik denemesini gerçekleştiren Uğur Yücel ödülleri, övgüleri topladı ve yeni projeler için gereken desteği kaptı.
Bugüne kadar dokuz sinema filminde oynayan Uğur Yücel Şener Şen’le baş rolleri paylaştığı ‘Arabesk’le, ‘Sinema Yazarları En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, ‘Muhsin Bey’le Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödüllerini almıştı. Bir dönem televizyon dizilerine el atan Yücel ilk sekiz bölümünü çektiği ‘İkinci Bahar’ dizisiyle “İletişim Fakültesi En İyi Tv Yönetmeni Ödülünü” de kapmıştı. Müzisyen kimliğiyle de sinemaya nüfuz eden Yücel, ‘Gemide’, ‘Laleli’de Bir Azize’ filmlerinin müziklerini de besteledi. Son olarak ‘Eşkiya’ ve ‘Balalayka’ filmlerinde rol alan Yücel’im ilk yönetmenlik denemesi “Yazı Tura” kariyerinin belki de en önemli dönüm noktası oldu. Lakin cevaplarını her yerde okuyabileceğiniz sorular yöneltmedik, Altın Portakalı, hislerini sormadık... “Yazı Tura”ya fazla bulaşmadan hayatına, zevklerine ve aklından geçenlere dair sorular sorduk.
Yeni film projesi var mı?
Uğur Yücel: Yeni film olacak, halihazırda bir senaryom var. Doğu Karadeniz’de geçen derin bir aşk hikayesi ama romantik bir film değil.
Çekimlere ne zaman başlamayı düşünüyorsunuz?
U.Y: Bir film çektik, bu film vizyona girdi. Bu filmden para kazanmamız lazım ki, yeni filme başlayalım. Ne kadar seyirci yapacağını hiç bilmiyoruz. Büyük bir zararı göze alarak, gişeye çıkmak büyük kabadayılık. Yakışıksız bir durum yani... Bu filmi oluşturmak için büyük eziyet çektim, acı çektim, küçük düştüm... Çok ciddi söylüyorum para aradım ve bu benim için küçük düşürücü birşey. Dünyada bir sinemacının para araması güleryüzle karşılanır. Türkiye’de ise garip bir şekilde ‘para arayan adam’ pozisyonunda olduğunu sana hissettiriyorlar.
Filmin çekimleri 2003 yılında bitti ama vizyona girmesi biraz zaman aldı. Geçen yıl “Beni sevenler, şans dilesin” demişsiniz. Çok fazla terslik oldu galiba...
U.Y: Aslında bir dönem hiç çıkmayacak zannediyordum, öyle ters gidiyordu ki herşey...
Çok matraktı. Onun için o lafı ettim, birileri mum yaksın, şans dilesin diye... Doğa üstü güçlere ihtiyaç duyuyordum. Bir tuhaflık vardı, sinemacıya hayat hep yardım eder. Yağmur yağmasın istersin ve sabah kalkarsın, hava günlük güneşliktir. Bir kar yağsın dersin, kar yağar. Tabii ki bu yazın ortasında olmaz, kimsenin elinde Musa’nın asası yok. Ama böyle bir talihi vardır sinemacının. Genel olarak bana da yardım etti ama çok ters giden günler oldu.
Uğur Yücel, "Ödül kazanmak için bu filmi yapmadım. Bu filmden korkmaya gerek yok, bu zaten Türkiye'nin gerçeği" dedi.
Ödül törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlandıran Uğur Yücel, En İyi Film kategorisinde birinci seçilmesinin kendisi için sürpriz olduğunu belirtti. Uğur Yücel, "Ödül kazanmak için bu filmi yapmadım. Türk izleyicileri bu filme bekliyoruz, 500 bin izleyicinin bu filmi izleyeceğini umuyoruz. Eğer gelmezlerse manevi açıdan olumsuz etkileniriz. Bu film korkulacak bir film değil. Bu zaten Türkiye'nin gerçeği" diye konuştu.
En İyi Erkek Oyuncu seçilen Olgun Şimşek ise "Benim iyi oynadığıma karar vererek bu ödülü bana layık gördüler. Birilerinin 'Bu iyi oyuncu' demesi güzel bir duygu. Çok mutluyum" şeklinde konuştu.
Uğur Yücel'in En İyi Film Ödülü'nü kendisine vermesinden onur duyduğunu belirten Kenan İmirzalıoğlu da "Kendisine ait ödülü bana vermesi beni çok mutlu etti. Herhalde bu kadar büyük bir ödül bu kadar kolay alınabilirdi. Çok mutluyuz, güzel bir iş başardık" dedi.
En İyi Kadın Oyuncu seçilen 24 yaşındaki Tülin Özen ise ilk ödülünü aldığını belirterek, çok mutlu olduğunu söyledi.
http://img106.imageshack.us/img106/3623/picture2xw.gif (http://imageshack.us)
Uğur Yücel yazı, Viyana tura
(16.01.2006)
Yönetmenliğini Uğur Yücel`in yaptığı, başrollerinde ise Olgun Şimşek ve Kenan İmirzalıoğlu`nun oynadığı Yazı-Tura adlı filmin galası, Viyana`daki Millenium City UCI Kinowelt`te yapıldı
Muhammet Maral
VİYANA- Avrupa`nın birçok kentinde gösterime girerek toplam 28 ödül alan Yazı-Tura filminin yönetmeni Uğur Yücel, filmi Viyanalılara beğendiremedi. Filmin galası için Olgun Şimşek`le Viyana`ya gelen Yücel, bazı seyircilerin sorularından rahatsız olunca, ortam gerildi.
Tartışmanın artması ve seyircilerin kendi aralarında söz düellosuna girişmesi üzerine sert bir üslup kullanan Yücel, bu düzeyde daha fazla tartışamayacağını belirterek, sinema salonundan hızla ayrıldı. Türkiye`nin kanayan bir çok yarasının deşildiği filmde, Güneydoğu Anadolu`da süren terörden Marmara depremine, Kıbrıs sorunundan toplumsal değerlere kadar bir çok konu irdelenmiş.
Filmin konusu
Filmde, savaşta mayına basarak bir bacağını kaybeden Şeytan Rıdvan (Olgun Şimşek) yaşadığı ilçe Göreme`ye geri döner. Savaşın getirdiği travmaların yanında toplum tarafından dışlanması ve nişanlısının onu artık istememesi Rıdvan`ın sonu olur.
Rıdvan`la aynı birlikte savaşan Cevher`in (Kenan İmirzalıoğlu) ise mayın patlamasıyla bir kulağı sağır olmuştur. Büyük umut bağladığı büfe, açılışından 1 gün önce depremde Cevher`in umutlarıyla birlikte yıkılır. Bu yıkıma bir de Atina`dan çıkıp gelen ve varlığından daha önce haberdar olunmayan eşcinsel ağabey de eklenince, hayat Cevher için biraz daha zorlaşır.
Filmde, aynı travmayı farklı şekilde yaşayan iki kişinin hikayesi ortak noktalar vurgulanarak anlatılıyor.
Viyana`da yapılan gösterimin ardından Uğur Yücel ve Olgun Şimşek film hakkında söyleşmek üzere salona geldiler.
Yöneltilen soruların üslubundan rahatsız olan Yücel rahatsızlığını; Bugüne kadar bu film hakkında çok farklı kültür ve eğilimden bir çok insanla tartıştık, fakat ilk defa bunu burada başaramadık sözleriyle belirtti. Salonda yaşanan gergin ortama rağmen, akşam alkışlarla sona erdi. Yazı-Tura, son olarak Mannheim-Heidelberg Film Festivali`nde Uluslararası Film Eleştirmenleri Ödülüyle birlikte 28. ödülünü almış oldu.
http://img106.imageshack.us/img106/615/h53754al.jpg (http://imageshack.us) http://img106.imageshack.us/img106/5296/uguryucel3wy.jpg (http://imageshack.us)
Cumhuriyet Dergi, 10.Ekim.2004 (Söyleşi)
Özlem Altunok
BU FİLMDE KAZANAN YOK
Unutuşun beslendiği, yolun unutarak alındığı topraklarda yaşıyoruz. Çünkü önemli olan yaşamaya devam etmek. Ama nasıl? Hatırlamadan, hafızayı yoklamadan devam edilebilir mi? Uğur Yücel ilk uzun metrajlı filmi Yazı Tura'yla bu soruya "hayır" diyor. Savaş da, deprem de üzerinde konuşulmadan, tartışılmadan geçilemez. Yazı Tura işte bunu anlatıyor. Çünkü Şeytan Rıdvan ve Hayalet Cevher'in ruhlarına güneydoğudaki savaşta sinenler, gündelik hayatlarına da taşınıyor, huzur vermiyor. Kenan İmirzalıoğlu ve Olgun Şimşek'in başrollerini paylaştığı Yazı Tura'yı yönetmeni ve bu iki oyuncusuyla konuştuk.
-Yazı Tura, aslında unutmanın mümkün olmadığını, hasarın ortadan kolay kolay kalkmayacağını gösteren bir film. Karakterleri yaratmaya çalışırken güneydoğuda neler gözlemlediniz?
Olgun Şimşek: Orada, o süreci birebir yaşayanların unutması mümkün değil zaten. Unutma kısmı daha toplumsal bir mesele. İnsanların 20 sene savaştıkları ve 35-40 bin kişinin öldüğü bir gerçek nasıl unutuluyor bilmiyorum, ama unutuluyor.
Kenan İmirzalıoğlu: Bence de hafızalarımız terbiye edilmeye çalışılıyor. İçinde bulunduğumuz dünya, düzen unutulması gerekenleri bir şekilde öğretti. Ve insanlar kolay yaşamak, bu sistemin içinde hayata adapte olmak için unutmak zorunda kaldılar.
BİR İŞARET...
- Oyunculuk yapmış, sonra oynamaktan sıkılmış ve sonunda kendi filmini çeken bir yönetmenle çalıştınız Yazı Tura'da. Bu durum, deneyim kazandırdığı kadar, zorladı mı sizi?
Kenan İmirzalıoğlu: O kafanızın nerede olduğuna bağlı. Konservatuvarlı değilim ama sette dura dura oyunculuğun kolay kurnazlıklarını öğreniyor, bunu yapanları görüyorsunuz. Böyle bir kafadaysanız Uğur Yücel'le çalışmak çok zor. Çünkü hiç sinemaya gitmemiş bir insanla aynı filmin içerisinde oyunculuğunuzu birbirinize yaklaştırmanız zor iş. Bu ciddi bir oyuncu yönetimi gerektiriyor.
- Siz hem oyunculuktan gelmiyorsunuz, hem de kısa bir sürede bu piyasanın içinde ilgi çeken, popülerleşen bir oyuncu oldunuz. Uğur Yücel'le çalışmak istemenizin gerisinde nasıl bir oyunculuk merakı var?
K. İmirzalıoğlu: İçgüdüsel. "Deli Yürek" bitti, bir sürü teklif, senaryo geldi. Hiçbirini hissedemedim... Aradan 1,5 yıl geçti, bir yandan da çalışmak zorundayım. Tam bu noktada ısrarla teklifte bulunan ama benim içime sinmeyen bir projeyi kabul etmek üzereydim. O toplantıdan çıktığım gün Uğur Yücel'den görüşme talebi geldi. Bir işaret gibiydi.
- Tiyatro kökenlisiniz, Uğur Yücel gibi komik adam olma durumunu siz de uzun süre yaşadınız. İbo Show'un Güçlü'sünden bugüne nasıl bir Olgun Şimşek taşındı?
O. Şimşek: Konservatuvarlı olmak bir oyuncuya başka özellikler yüklemiyor. Kalıpların içine girmemeye çalıştım. Orada net olarak anladığım tek şey Yıldız Hoca'nın, "Oyunculuk, olmayan bir şeyi varmış gibi göstermek" sözü oldu. Bu kadar saf hareket etmeyi becerebildiğiniz noktada oyunculukla ilgili arayışlar da başlıyor. "Başka bir insan olmayı nasıl becerebilirim?" derken, İbo Show gibi bir şey de çarpabiliyor size. Oyunculuk biraz da ortalığa çıkarılması gereken ve hayat geçindiren bir iş. Açıkçası bu çelişkileri çok yaşadım. İbo Show, kim ne derse desin benim için önemli bir işti. Oradan da bir şeyler biriktirdim ve zamanı gelince rafa kaldırdım.
ARIZANIN NEDENİ
- Üçünüzü bir araya getiren biraz da asık suratlı olmanız, kendinizle derdinizin olması olabilir mi?
Uğur Yücel: Tabii, buradaki kimse huzurlu değil, herkes arızalı. Kimi insanlar da hisler anlamında hayvansal güdülere sahip. Algılamaları, hayatla ilişkileri, duruşları, duydukları sesler... Bütün bunları algılayıp sağlıklı kalabilmek güç.
K. İmirzalıoğlu: Arızanın nedeni kendimizi konforun içine bırakmamak olabilir.
O. Şimşek: Filmi çekerken de zamanımız güzel geçti, hazırlık süreci güzeldi, ama hep aportta bekleyen arızalı, konforu olmayan bir duygu da peşimizden geliyordu.
-Bu Rıdvan'a nasıl yansıdı?
Olgun Şimşek: Rıdvan kafamın içinde bir uğultu gibiydi. Onun ruh halini yakalamakta ilk tutunduğum yer, bir şekilde yüzümü kaybetseydim hayata nasıl devam eder, ne hissederdim düşüncesiydi. Ben de yaşamayı zorlar, ama arızalı bir adam olurdum duygusunu taşıdım.
-Peki Cevher?
K. İmirzalıoğlu: Cevher beni çok yaraladı, rüyama girdi, huzursuz etti, öyle insanları düşündükçe ne kadar rahat yaşadığımızı anladım, ona yakınlaştım.
BENZER SENARYO, BENZER TİP
- Oynadığınız bütün rollerde, iyi oyunculuğa rağmen hep bir bıçkın, külhan, sert adam portresi var. Bu durum Cevher karakterinde de görülüyor...
K.İmirzalıoğlu: Ben sizin gibi düşünmüyorum. Bugüne kadar oynadığım üç karakteri yan yana koyduğunuz zaman Miroğlu, Ferit ve Cevher; bence hepsi birbirinden çok farklı.
-Ben de oyunculukları yakın bulmuyorum. Hepsinin farklı karakterler olduğunun farkındayım. Üçünde ortak olandan bahsediyorum. Bu size yapışan bir şey değil mi?
O.Şimşek: Biraz da el yordamıyla bu işin içindeyiz. Zaman zaman bir başımıza kaldığımızı da hissediyoruz. Bana hep komik rollerin teklif edilmesi gibi, Kenan'ı da sadece sert karakterlere uygun görüyorlar. Bu piyasanın yaratım eksikliği.
- Zıt bir karakteri değil de mesela Olgun Şimşek'in rolünü oynamak istemez miydiniz?
K. İmirzalıoğlu: Uğur Abi o rolü teklif etseydi, onu oynardım. Oynadım mı bıçkın, sağlam delikanlıyı oynarım demiyorum asla. Cevher öyleydi. 20 senaryo okuyorsunuz, hepsinde de benzer tipler geliyor. Ama ben kulvar değiştirmek istiyorum, 4 yıl oynadığım karakteri biraz süsleyip aynısını oynamak tabii ki cazip değil. Ben de peşindeyim söylediklerinizin.
BUNLAR AÇ, AÇ!
-Uğur Bey, yüzünüz asıldı biraz?
U. Yücel: Talihsiz bu çocuklar, bu ülkede oyuncu olmak da talihsizlik. Cevher rolünün içerisindeki grafikler, doku üzerinde kaç kişi konuşacak acaba? Kenan'ın talihsizliği önceki rollerinde de benzer gibi görünen şeyleri yapmış olması. Oysa ne kadar farklı bir oyunculuğun peşinde, bunun görülmesini çok isterim.
-Sonuçta ortada bir sürü çelişki var: Bir yandan benzer roller sorunu, bir yandan seçeneksizlik, bir yandan sektör. Her şey karşıtıyla beraber var...
K. İmirzalıoğlu: Aslında acelesi de yok bu taleplerin, lüzumsuz bir paniğe girmeye de gerek yok. Kendi içimde bir derdim var, iyi kötü gidiyorum. Biraz doluyum da bu sorulara ondan dolayı...
-Bence iyi oluyor konuşmamız...
K. İmirzalıoğlu: Deli Yürek'in 50. bölümündeyken siz hep böyle rollerde mi oynayacaksınız diyorlardı. Valla 51'de de, 52'de de aynı adamı oynayacağım diyordum, çünkü adam aynı, diziye devam ediyoruz ya.
O. Şimşek: Ya Kenan'cığım bu insanlar, bunlar aç, aç (gülüşmeler).
-Uğur Yücel, Muhsin Bey'den sonra "Sadece Yavuz Turgul filmlerinde oynarım demişti", öyle de yaptı. Bugünün şartlarında yapacaklarınız neler olabilir bu filmden sonra?
O. Şimşek: Muhsin Bey zamanıyla bugün çok farklı. Uğur Yücel benim için özel biri. Herhangi bir işinde olmamı istediği zaman hiçbir şeyini sorgulamadan içinde olabilirim. Fakat başkasıyla çalışmayacağım demek bugün için zor. Bize yakın, bizden ilerde, filizlenmiş insanlar var artık. Onlarla da bir anlaşma yolu bulmayı isterim.
K. İmirzalıoğlu: Uğur Abi'yle çalışmak benim için hep onurdur. Diğer işlerde de iyi olacağına hep beraber inanıyorsak bulunurum. Hele bir de kontrast karakter varsa hepten mutlu oluruz. İnşallah komik bir karakter olur (gülüşmeler).
-Bu taşlar bana mı?
K. İmirzalıoğlu: Yok canım. Havaya atıyorum şöyle, kime gelirse...
Toplu bir röporaj :)
Temmuz ortasında çekimlerine başlanacak olan film için Yücel, ‘İlk Çingene westerni’ açıklamasını yaptı.
UĞUR Yücel’in senaryosunu yazıp, yapımcılığını ve süpervizörlüğünü üstleneceği ‘Ramon’u, ‘Yabancı Damat’ ve ‘Alacakaranlık’ dizileriyle ‘Okul’ filmini yöneten Yağmur ve Durul Taylan kardeşler çekecek. Yücel ayrıca, sonbaharda Beşiktaş Kültür Merkezi’nde sergilenmek üzere bir oyun hazırlığında. ‘Yazı Tura’ ve ‘Alacakaranlık’ta birlikte çalıştığı oyuncular Yücel’in sahnede birlikte rol alacağı oyuncular olacak. Oyunun yazarı ise genç karikatürist Yiğit Özgür. Yücel, aralık ayında ise Kars’ta ikinci uzun metrajlı filmini çekecek. Geçtiğimiz yıl çektiği ‘Yazı Tura’yla Antalya’dan ödüllerle dönen Yücel, Anton Çehov’un ‘Üç Kız Kardeş’inin Kars’taki hazin sonu’ temalı filminde başrolüne oynayacak.
SEZEN’LE SAHNEDE
Sezen Aksu’nun ‘Eskidendi Çok Eskiden’ şarkısının klibini Kars’ta çeken Uğur Yücel, ünlü sanatçıyla birlikte bir tiyatro oyununda buluşacak.
Yap yaz yönet oyna
Ben onu küskün bir karakter olarak bildim hep. Yaptığı işe, hayata, kendine... Tanıyanlar onu huzursuz ruh diye tanımlıyorlardı. Yaptığı işten bir türlü memnun olmuyordu. Oyunculuğuyla hep kavga etti. Etmeye de devam ediyor. ‘Sıradan bir oyuncuyum. Benim bu kadar methedilmemin nedeni, yüzümdeki kara bulutların ya da gülümsemenin insana, hepimize dair, alelade ve sahici olması’ diyor. Geçen sene Alacakaranlık dizisinin Urfalı Komiser Tahir’i ile çok konuşulmuştu.
Şimdi Kanal D’nin yeni dizisi Hırsız-Polis’te Karadenizli hırsız Aksak oldu. Diziyle beraber Uğur Yücel’in görüntüsü de değişti. Sakallarını kesti, saçlarını kömür karasına boyattı. Dizi bahaneydi, Uğur Yücel’le konuşacak çok şey vardı.
Oyunculuğu beceremediğiniz için sadece yönetmenlik yapacağınızı söylediniz defalarca. Karar mı değiştirdiniz?
- Şu oyunculuk meselesini fazla kastığımı düşünüyorum artık. Karanlıkta Koşanlar dizisinde oyunculuğu çok özlediğimi gördüm. Sonra Alacakaranlık dizisinde Kenan’ın (İmirzalıoğlu) ısrarlarıyla oynadım. Kenan neredeyse şart koştu, ‘Alacakaranlık’ta oynarım ama bir şartla, sen de oynayacaksın abi!’ dedi. Bir ay, mırın kırın ettim. ‘Oynamayacağım’ dedim. Ama üçüncü ya da dördüncü bölümde övgüler gelmeye başlayınca sırıtık sırıtık dolaşmaya başladım. Ben ve bütün ekibimiz hem Yazı Tura’da hem Alacakaranlık’ta hayatımızda tekrarı zor övgüler aldık. Hayatımızın en büyük alkışları geldi. Ne iyi ettiler de ısrar ettiler. Çünkü o oyunculuk alanının oluşturduğu iç enerji beynimde patlayacaktı.
Senaryosunu yazdığınız ya da yönettiğiniz projelerden sonra bir dizide yalnızca oyuncu olarak yer almak nasıl bir his?
- Yalnızca oyunculuk mu? Bağımsızlık hissi. Kaymaklı ekmek kadayıfı. Ben genellikle dizinin repo gününde yeni bölümün senaryosuna otururdum. Bu, hafta boyunca sürerdi. Bir de aynı zamanda yönettiğim oldu dizileri. Yap, yaz, yönet, oyna... Basri Sandviçi! Kafayı bozuyorsun. Kendi kafana karşı dart oyna daha iyi. Kendimle buluşabilmek için bütün iletişim araçlarını kullanıyordum ama mümkün değil. Hálá kendime gelemedim.
Bu projeyi nasıl kabul ettiniz?
- Yapımcı Erol Avcı, yazarlar Gaye Boralıoğlu ve Neşe Şen. Üçü de eski arkadaşlarım. Onlar televizyon işini de akıllıca kıvırdılar. Hikayeyi dinledim, Erol’la anlaştım kabul ettim.
ROLE KAÇKAR ETEKLERİNDE SEFERİYKEN YAKALANDIM
İstediğiniz kadar sadece oynuyorum deyin. Herkes diziye Uğur Yücel’in dizisi diyor. Dizinin başarısı ya da başarısızlığı toptan size mal edilecek. Bu durum sizi rahatsız ediyor mu? Yoksa bir projeyi sırtlayan adam olmaya alıştınız mı?
- Eyvah! Ben bir şey sırtlayacak durumda değilim artık. Benim sırtlanılmam lazım. N’apalım. Ne yapsak bütün envanter bana çıkıyor zaten. Ben de vakur bir sükunetle bağdaş kurup oturmaya çalışıyorum. Bir kere benim rolüm Timuçin’den ve Özlem’den az. Esas hırsız-polis onlar. Çok ortalarda yokum. Değerli oyuncular var. Koca bir ekip var. Deneyimli yapımcısı, yazarları, yönetmeni... Başarı onlarındır. Biz aktörler dizi işinde faktörüz. Bu işin iyi aktörlerle seyirlik bir hale dönüştüğü kesin ama dizilerde proje daha öndedir. Adı sanı duyulmamış oyuncularla doğru proje yaparsanız da reytingde üst sıralarda dolaşırsınız. Seyircinin yapışacağı iyi ya da kötü bir senaryonuz olmalı. Kötü de olabilir önemli değil. Seyirci bir şeye yapıştı mı, zulmetseniz bırakmaz. Bir de oyuncular arasında çok yerleşmiş şu görüş vardır: Çok iyi olursa tutmaz. Bu inanış elbet kırılacak. Belki bu defa çok iyi bir iş çıkar ve tutar.
Alacakaranlık’ta Doğulu bir komiserdiniz şimdi masanın diğer tarafına geçip Karadenizli bir hırsızlık çetesi lideri oldunuz. Rolünüzü nasıl giyindiniz?
- Bu defa seferi yakalandım. Tam Kaçkar eteklerine göçmüşken rol teklifi geldi. Biz de hazır bu diyarlarda dolaşırken giyiniverdik Aksak Nadir’i. Ben kenarlarda diplerde yaşayanları pek aramam iç cebimde durur. Alacakaranlık’tan önce cinayet masasına gittim. Suçlu peşinde koşan insanları tanıdım. Böylelikle suçluyu yazmak kolaylaştı. Ben Boğaziçi’nin bir mahallesinden çıktım. Esnaf ve zanaatkarları, ince iş erbaplarını iyi tanırım.
Aksak pek de sevilesi bir karakter değil galiba... Bu sizde bir kaygı yaratıyor mu? Oynadığınız rolden ötürü sokaktaki adamın size nefretle bakması umurunuz mu, değil mi?
-Doğrusu Aksak sevilesi bir karakter değil ancak bütün zaafları ve acımasızlığı bir nedenden ötürü. Sevgisizlik... Yaşamın her tornasından geçmiş ve kendi iç mekanizmasını kurmuş. Kuralları var. Saplantılı. Ama galiba içinde gözü kara bir cesaret ve aşk var. Belki aşkı için her şeyi yok edebilir. Tutkulu insanlar sevilir. Yaptıkları kötü de olsa bir gün büyük bir iyilik çıkabilir onlardan. Ya da korkunç bir kötülük. Ve bunu seyirci hisseder. Kendinden bir şey bulur. Onu izlemek ister.
SOLO OYUNCU DEĞİLİM TAKIM OYUNCUSUYUM
Kenan İmirzalıoğlu bir röportajında ‘Uğur Yücel ile oynuyorsan ön plana çıkman çok zor. Ben bunu göze alarak başladım’ demiş. Sizce de bu böyle mi? Aşılamaz bir oyuncu musunuz?
- Benimle çalışmanın kolaylığı; açıklamalı oyunculuk... Bir tür kullanma kılavuzu. Uzun konu... Kısaca, ben solo yapan bir oyuncu değilim. Takım oyuncusuyum. Tek kişilik gösteri yaparak solo yaptım bir dönem. Oysa ben kaynarım oyunun arasına. Aynı frekanstan bir-iki kişi bulursam yakınımda mavra büyür ve başkalarına sirayet eder. Ben aşılmaz biri değilim. Ama benimle çalışan insanlar günün birinde aşılmazlığın yoluna gireceklerini bilirler. Çünkü oranın nerede olduğunu bilirim. Yine de oyuncu olarak kendim uygulayamam. Benim bu kadar methedilmemin nedeni, yüzümdeki kara bulutların ya da gülümsemenin insana, hepimize dair, alelade ve sahici olması. Yoksa ben sıradan bir oyuncuyum... O yüzden yönetmenlikte yapacağım çok şey var. O yüzden sonsuza kadar doğanın mutlak güzelliği karşısındaki aczimizden kurtulmaya çalışacağız. O kurtuluş, sanatla ulaşılabilecek bir tavaftır.
Yakında yine yönetmenlik yapacak, yine senaryo yazacaksınız değil mi?
- Senaryosunu yazdığım Ramon adlı bir film mayıs sonunda çekilecek. Filmin yapımına da Mahayana olarak ortağız. Benim de oynamam söz konusu. Yine önümüzdeki kış Kars’ta Sessizlik adlı ikinci uzun metraj filmimi çekeceğim. Bir oyun ya da bir müzikalle sahneye çıkacağım. 2007 sonbaharında bir film daha çekeceğim. İki yılda bir motor diyeceğiz. Yaşamımı iyice küçültüp sessiz sedasız filmler çekmek istiyorum. Gelecekle ilgili hayalim bu. Ama bunun için en az beş yıl piyasada çalışmam lazım.
.
KARAMEKE GİBİ OLDUM, BERBERDE LAVABONUN ALTINA KAÇMAK İSTİYORUM
Aksak karakteri için saçınızı boyamışsınız. Aynaya bakınca ne görüyorsunuz? İçinizden ‘Yahu ben hálá gençmişim’ diye fısıldadınız mı?
- Karameke gibi oldum. Aynada karşılaşınca kendime selam veriyorum. Hep eve yeni gelmiş aynı yumurta ikizimle karşılaşma hissi. Kafam kaşınıyor ve berberde dibi tuttu mu meselesi var. Kafamdakiler saç değil, bitki. Saçım ses çıkararak uzuyor. Üstüme naylonlar sarıyorlar. Mazota düşmüş kuzey denizi karabatakları gibi oluyorum. Greenpeace beni görse boğazda eylem yapacak. Bu adamı kurtaralım diye... Ve en önemlisi berbere gelenler gazetenin arkasından beni seyrediyorlar... Lavabonun altına kaçmak istiyorum. Yeminle bin pişmanım.
KENAN’LA BİR MESELEMİZ VARSA YÜZ YÜZE KONUŞURUZ KONUŞTUK DA
Mahalle bakkalının ve tüm bizi sevenlerin merak ettiği soruyu cevaplayayım. Kenan’la küs filan değilim. Ben birlikte çalıştığım hiç kimseyle küskün değilim. Hepsiyle görüşürüz ve yeniden çalışacağımız günü bekleriz. Onlar benim kardeşim, oğlum, hayatımın en güzel çekim günlerini paylaştığım oyuncularım. Benim arkamdan konuşmazlar. Ben de onların. Bir meselemiz varsa yüz yüze konuşuruz. Konuştuk da. Haftaya Olgun, Kenan, ben, Yazı Tura için Kiev’e gidiyoruz. Filmimiz Kiev Molodist Festivali’nde yarışıyor.
REYTİNGLER GELİNCE SAKSAĞAN GİBİ KALIRSIN
Söyleşileri oldum olasıya sevmedim. Zannediyorlar ki söyleşi yaparsan dizi reyting alır ya da film gişe patlatır. Büyük yanılgı. Seyirci diziye tutunmadıysa hayatın palavra. Dizinin yayınlandığı günün ertesi, sabah 11’de ilk on beş dakikalık reytingler gelir. Saksağan gibi kalırsın kanal kapısında. Dizi tutarsa istersen git sokakta masum tokatla, haber olsun, herkes öbür yanağını gösterir, abi bi de bize aşket tokadını, Osmanlı olsun, derler. Filmde de benzeri bir durum vardır, mesihler taksan arkana, yedi bilgenin duasını alsan ya da basın karşısında anadan üryan çiftetelli oynasan da, ilk hafta sonu filmden ne geleceği belli olur. Tuttuysa promosyon manyağı olursun.
HALBUKİ ERKEN KALKMAMAK İÇİN OYUNCU OLMUŞTUM
Benimle çalışacaklara ilk uyarı, ‘Gece yatmadan saatinizi kurun ümüğünüzü sıkarım... Sette vaktinde olunacak!’ Halbuki ben sabahları erken kalkmamak için oyunculuğu seçmiştim. Meğer o tiyatro oyunculuğunda oluyormuş. Bu sinemacıların ışık derdi var. Para da yok. Günün ışığını kullanacağız diye sabah namazıyla kalkıyorlar. İyi de benim beynim ikindi ezanı uyanıyor. Önce çekilenler, çaresiz ruh çöküntüsü.
DEMEK Kİ BU İŞİN DE BİR DERİN DEVLETİ VAR
Otuz küsur yıldır ortalardayım. Hakkımda ilk yazı 16 yaşımda bir tiyatro oyunundan sonra çıktı. Hep yaptığım işler konuşuldu. Hiç skandalım yok. Hep mesafeli ve saygın bir ilişkim oldu medyayla. Ne olduysa Yazı Tura ve Alacakaranlık döneminde oldu. Birden insanlar şirazeden çıktı. Sahiden bazıları kafayı yedi. Benim kendi gerçekliğimle, filmle, diziyle yakından uzaktan ilgisi olmayan haberler üretmeye başladılar. Bunun böyle olmasını kim tezgahladı? Faili meçhul? Demek ki bu işin de bir derin devleti var, dedim.
TİMUÇİN GELECEK ZAMANLARIN BİRKAÇ İYİ ADAMINDAN BİRİ
Timuçin Esen’i diziye siz mi seçtiniz?
- Diziye Timuçin’i ben seçmedim. Erol Avcı seçmiş. Bana teklif geldiğinde hangi dizi için olduğunu bile bilmiyordum. Adana dizisi mi? İstanbul dizisi mi? Devam eden bir dizi mi! Diziye en son ben dahil oldum...
Nasıl buluyorsunuz onu? Farklı bir yanı var mı?
- Timuçin’i tanıyalı birkaç yıl oldu. Yazı Tura’nın oyuncu seçmelerine çağırdık. O zamanlar çekmeyi düşündüğümüz üçüncü bir Yazı Tura hikayesi vardı. Seçmelerde en iyi oydu. Başrolü aldı... Ama o hikaye sonra uzun metraj olarak başka bir forma girdi, önümüzdeki yıl çekilecek. Timuçin gelecek zamanların birkaç iyi adamından biri. Çok yetenekli.
Alacakaranlık’taki Kenan İmirzalıoğlu’ndan sonra yanınızda yine çok başarılı bir jön var yani.
- Kimi oyuncular, birbirleriyle bir noktada kesişirler. Zeka ve sinema biraraya getirir onları. Buradaki zeka, yaratıcılıkla ilgili. Artistler hayatın içinde nerede duracaklarını becerebilen insanlar değildirler aslında. O yüzden benim gibi hatalar yaparlar. Hepsi kıyıda köşede, oynayacağı insanı, yazacağı hikayeyi arar. Bu arayışlarda da kafa kafaya çarpışılır. Kimse kimsenin kaşifi değildir. Ve kimse bizleri, kendimizi ararken yıldızlaştıramaz. Bizim gibiler, başkaları için şanstır. Biz ararken, onlar kendilerini zenginleştirirler.
http://img106.imageshack.us/img106/3239/6323392qm.jpg (http://imageshack.us)
SEZEN'İN KOMEDYENLERİ
Sezen Aksu'nun komedyen arkadaşları da yanından hiçbir zaman eksik olmadı. Onlarla kimi zaman aynı sahneyi paylaştı, kimi zaman aynı filmde oynadı. Bazılarını kısa sürede bıraktı, bazılarını ise her zaman yanında taşıdı
Uğur Yücel'den hiç ayrılmadı
Uğur Yücel Aksu'nun her daim en gözde 'komik adam'ı olageldi. Çok kere birlikte sahneye çıktılar, aynı şarkıyı söylediler, aynı filmde oynadılar. 90'lı yılların başında kendi adlarını taşıyan Sezen Aksu-Uğur Yücel gösterisini önce Oba restaurant'ta daha sonra da halka 'götürülmüş' versiyonuyla Bostancı Gösteri Merkezi'nde sahneye koydular. Aradan geçen 6-7 yılın ardındansa 1997 yılında Kakara Kikiri Show'u yaptılar. Hatta bu şovda Uğur Yücel'in söylediği 'Yalnızlık Senfonisi' yıllarca unutulmadı. İkilinin en son birliktelikleri Uğur Yücel'in yönettiği Show TV dizisi Alacakaranlık'ta oldu. Aksu'yu, dizinin geçen sezondaki birkaç bölümünde Tahir Kemal rolündeki Yücel'in eski sevgilisi Alev rolünde izledik.
Balalayka
Balalayka son zamanlarda izlediğim en güzel Türk filmlerinden biri...
Hepimizin bildiği bir film aslında... Film, çekimleri için Batum’a giden
Kemal Sunal’ın uçakta geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını kaybetmesi
ile gündeme gelmişti. Kemal Sunal’ın anısına “Necati bey” rolünü Uğur Yücel oynamayı kabul etmişti.
Filmin konusu kısaca şöyle: Üç Türk kardeş Necati (Uğur Yücel), Hasan
(Cem Davran) ve Mehmet (Ozan Güven) babalarının en yakın arkadaşının tabutunu Batum’ dan İstanbul’a götürmek için orada eski bir otobüse binerler. Bu ölen babalarının vasiyetidir. Otobüsteki yolcular Batum’ dan Türkiye’ye Nataşa olmak için giden Rus kızları, beyaz kadın
ticareti yapan mafya ile işbirliği olan bir Türk şoför, muavin ve yaşlı bir Kore gazisinden oluşur.
Balalayka hüzün dolu bir yol filmi... Çöken sistemin insanları düşürdüğü
çaresiz durum karşısında hüznü hissetmemeniz imkansız... Rus kızlarının hepsi son derece kültürlü ve eğitimli... kimi doktor, kimi tiyatro oyuncusu, kimi balerin, kimi ise operacı... ama paraları yok. Bu yüzden de Nataşa olmak zorundalar.
İnsanların sevdiklerinden ayrılması çok zor... Rus kızları ülkelerini
terk ederken arkalarında eşlerini, sevgililerini ve çocuklarını bırakıyor.
En hüzünlü sahnelerden bir tanesi de karısı otobüse binen bir Rus
erkeğinin otobüsü durdurarak karısını sevdiğini ve bırakmak istemediğini söylemesi ama avcuna bırakılan 50 dolar ile onu engellemekten vazgeçtiği an...
Filmde bütün oyuncular çok iyi oynuyor. Uğur Yücel her zamanki gibi
mükemmel oynuyor. Cem Davran , Ozan Güven ve Ercan Yazgan’da
harika oynuyorlar. Rus kızları hem çok iyi oynuyorlar hem de olağanüstü güzeller... Yolculuk sırasında söyledikleri Rus şarkıları da ayrı bir güzellik katıyor filme...
Ali Özgentürk’ ün daha önce Mektup filmini sinemada izlerken çok sıkılmış ve başarısız bulmuştum. O filmi kendimi zorlayarak sonuna kadar izleyebildiğimi hatırlıyorum, ama Balalayka’ yı izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Balalayka’yı görmediyseniz izlemenizi tavsiye ederim, çünkü görülmeye değer bir film...
Tek bacaklı bir film
Oyunculuk bakımından oldukça ileri bir noktada duran film, teknik anlamda ise kimi zaafiyetler gösteriyor. Özellikle, yönetmen Uğur Yücel’in iki baş karakterinin travmatik hayatlarının anlatımını güçlendirmek için kullandığı görsel dil, hareketli kamera ve abartılı yakın planlar Yazı Tura’yı izlemesi zor bir film haline getiriyor.
Uğur Yücel’in uzun zamandır beklenen filmi Yazı Tura nihayet görücüye çıktı. Hazırlıkları 5 yıldır süren filmin Kürt illerinde süregelen kirli savaş sırasında askerlik yaparken bir mayın patlaması sonucu derin fiziksel ve ruhsal yaralar alan iki askerin askerlik sonrası topluma uyum sorunlarını ve yaşadıkları travmaları anlatıyor.
Film oyuncu kadrosu bakımından oldukça zengin. Başrollerde Olgun Şimşek ve Kenan İmirzalıoğlu oynarken, Engin Günaydın, Bahri Beyat ve Erkan Can yardımcı rollerde gösterdikleri performansla öne çıkıyor. Filmin müziklerini de Erkan Oğur yapmış, gerçekten etkileyici bir iş çıkarmış usta.
Fakat oyunculuklar bakımından oldukça ileri bir noktada duran film, teknik anlamda ise kimi zaafiyetler gösteriyor. Özellikle, yönetmen Uğur Yücel’in iki baş karakterinin travmatik hayatlarının anlatımını güçlendirmek için kullandığı görsel dil, hareketli kamera ve abartılı yakın planlar Yazı Tura’yı izlemesi zor bir film haline getiriyor. Sürekli titreyen bir kadrajda filmi neredeyse karakterlerin gözlerinden takip etmeye çalışmak oldukça zor oluyor.
Film biri Ürgüp’te, biri İstanbul’da geçen iki ayrı hikaye ve bölümden oluşuyor. İlk hikaye, yani mayın patlaması sonucu bir ayağını kaybeden Şeytan Rıdvan’ın hikayesi ikinci hikayeye, yani aynı patlamada arkadaşını kurtarmaya çalışırken bir kulağı sağır olan İstanbul’lu Hayalet Cevher’in hikayesine nazaran daha eli yüzü düzgün ve savrulmadan ilerliyor. İkinci hikayede ise askerlik sonrası sendromuna mafyatik ilişkiler, 17 Ağustos depremi, Yunanistan’dan gelen eşcinsel abi gibi yan konular ekleniyor. Ama filmi ve akışı güçlendirmek için yapılan bu hamleler esas hikayeyi, yani Hayalet Cevher’in hikayesini darmadağın edip izleyiciyi filmden uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Bu ülkenin yetiştirdiği en büyük oyunculardan biri olan Uğur Yücel, yıllardır sanatsal kariyerinin yanı sıra insani ve politik hassasiyetleriyle de öne çıkıyor. Dolayısıyla biz de bu filmden Kürt illerinde yaşanan kirli savaşa ve her iki taraftan çekilen acılara dair daha elle tutulur şeyler söylemesini bekliyorduk. Tamamen bireysel travmalar üzerine kurulan film, savaşın iki tarafından insan portreleri vermekten uzak kalıyor. Filmde savaşın diğer yanından, yani Kürt Özgürlük Hareketi cephesinden tek unsur olarak, kendisine aşık olunan Kürt kızı Elif bulunuyor. Ne yazık ki filmde de gerçek hayatta olduğu gibi savaşın iki cephesi arasında eşit ilişki kurulamıyor. Bu nedenle film sağlıklı bir parça bütün ilişkisi kurmaya izin vermiyor. Verilen bireysel travmalardan objektif bir kişisel travma tablosu çıkarılamıyor. Yani filmde, baş kahramanı Şeytan Rıdvan gibi tek bacağıyla ilerlemeye çalışıyor.
Tüm bu eksikliklerine rağmen film Kürt illerinde operasyonların ve çatışmaların yeniden başladığı şu günlerde Kürt sorununu ve Kürt illerindeki askeri politikaları gündeme taşıma ve tartıştırma yetisine sahip. Fakat bu da ulusal medya tarafından es geçildi. Ulusal medya ve onların güdümünde üç maymunu oynayan kalabalıklar, Türkiye’yi ve bütün Ortadoğu’yu tartışmak yerine filmdeki eşcinsel karakter üzerinden magazinel malzemeler üretmeyi tercih ettiler. Yazık ki, Yazı Tura da, Güneşe Yolculuk, Büyük Adam Küçük Aşk, Fotoğraf gibi filmlerle aynı kaderi paylaşıyor. Bu gibi filmler ya görmezden geliniyor ya da anlattıkları, anlatmak istedikleri konular çarpıtılarak içleri boşaltılıyor.
Netice itibariyle Kürt sorunu hususunda devlet tarafından yaratılan baskı ortamı hala varlığını ve yakıcılığını koruyor. Bu baskı ortamı kitleler üzerinde sanki sözleşilmiş bir suskunluk yaratıyor. Sanatsal anlamda bize gerekli olan ise popülizme ve slogancılığa kaçmadan, bu suskunluğu yırtacak çığlıklardır. Yazı Tura tüm eksikliklerine rağmen cılız da olsa bu susturulmuşluğun ortasında bir ses vermeye çalışıyor. Ama yeterli olamıyor.
Paramparça hayatlar üzerine ihtimal hesapları
18.10.2004 | Ercüment Dursun
Yazı-Tura, ihtimal hesapları üzerine verilen ilk örnek. Parayı havaya atınca, ya yazı gelir, ya tura. Ama Yazı-Tura bir film olunca, hesap bu kadar basit olmuyor. Uğur Yücel’in Yazı-Tura adlı filmi bize hayatın da olmak ya da olmamak noktasında iki seçeneğe indirgenebileceğini, en azından Türkiye’de çoğu kez insanın ancak ve ancak bu iki seçeneğe sahip olabileceğini vurguluyor.
41. Antalya Film Festivali’nin ardından, adından en çok söz edilen film oldu Yazı-Tura. İçlerinde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri de dahil, 11 ödülle döndü Antalya’dan. Festivale ilişkin tartışmalara, eleştirilere yeniden kapı açmaya gerek yok burada. Tek başına festivale damgasını vuran Yazı-Tura, bütün bu tartışmaların üzerini külle örttü.
Yönetmenliğini Uğur Yücel’in yaptığı, başrollerinde Kenan İmirzalıoğlu ve Olgun Şimşek’in yer aldığı Yazı-Tura, rahatsız edici bir üslûba ve öyküye sahip. Türk sinemasında zaman zaman denenen, idealistçe parmak basılmak istenen sosyal konulardan henüz zihinlerimizde taze olan bir olguya değişik açılardan bakıyor Yazı Tura. Daha insanî, daha objektif ve elbette daha estetik.
Uğur Yücel, kendisinden İkinci Bahar’la söz ettirdi ilk önce. Renkli ve farklı alanlardaki başarısıyla tanınan sanatçı, müzisyen, oyuncu ve yazar kimlikleriyle izleyici karşısında yer aldı çoğu kez. Koltuğuna sığdırdığı bütün karpuzları da kırmadan, dökmeden taşımayı bildi. İkinci Bahar dizisinin reyting adına sulandırılmasına tepki göstererek, dizinin yönetmenliğini bıraktı. Başarılı bir müzisyen olduğunu da takip eden hayranları biliyor. Son zamanlarda farklı anlatım tarzı ve öyküsüyle Alacakaranlık ile televizyon ekranlarında izleyici ile buluşmuştu. Yine Olgun Şimşek ve Kenan İmirzalıoğlu ile.
İmirzalıoğlu, Deli Yürek’teki adının altında kalıp, klişe rollerle kariyerini tüketmek yerine, akıllıca bir tercih yaparak, karakterinin ve yeteneklerinin elverdiği ölçüde önce Alacakaranlık’ta yer aldı ve ardından da Yazı-Tura’da. Aslında bütün bu rollerinin altında hep bir Miroğlu etkisi de yok değil. Buna rağmen, oyuncunun gelişim çizgisi açısından bakıldığında kendini yinelemediğini, yenilediğini ve geliştirdiğini söylemek mümkün. Yazı-Tura bu gelişimin bir göstergesi.
Uğur Yücel, “Türkiyeli bir insan olarak, duygularımın, sorumluluğumun bir yansıması” diyor Yazı-Tura için. Sorumlu bir sanatçının kayıtsız kalamayacağı yoğun bir döneme, öykünün duygusallık ve didaktik tuzaklarına rağmen ustalıkla yaklaşabilmiş. Teknik ve estetik anlamda yaptığı deneysel yaklaşımlar ise filmin içeriğiyle de uyumlu olmuş. Bu anlamda filmin sürekli devinen kamerası, flu veya sepya görüntüleri öyküdeki karmaşayı ve parçalanmışlığı görsel düzeyde verme açısından bilinçli ve yerinde tercihler. Uğur Yücel filmi dijital olarak çekmiş ve daha sonra 35mm’ye aktarmış. Görüntülerin dijital olarak çekilmesi elbette ki estetik açıdan çekim sonrası yönetmene büyük imkânlar sağlayan bir teknik. Ama filmin başarısını sadece tekniğe indirgemek haksızlık olur. Fotoğraflar, çekim açıları ve kurgudaki tercihler Yücel’in tercihlerindeki bilinçli yaklaşımı belli ediyor. Bir ilk film olmasına rağmen, öykü ve anlatım tutarlılığı yakaladığını söylemek mümkün Yücel için.
Yazı-Tura, iki temel sosyal olguya parmak basıyor: terör ve deprem. İkisini de bu ülke insanı yakından ve derinden tanıyor. Filmin her iki kahramanı da Güneydoğu’da askerliğini yapmış iki gazi. Film daha çok bu ikilinin Türkiye’nin birbirinden hayli uzak iki ayrı ucunda hayata tutunma çabalarını konu ediniyor. Bir çeşit Doğum Günü 4 Temmuz’un Türkiye versiyonu denebilir. Uğur Yücel incelikli ve zekice tespitlerle eleştirel olmaktan da geri kalmıyor. Ama en çok da onun kamerasına yansıyan toplumsal duyarlılık ve tespitleri izleyiciyi yüreğinden vuruyor.
Başta da söylediğimiz gibi, Uğur Yücel, duygusallık ve didaktizm tuzağına düşmeden; sinema yaptığının bilinciyle ele aldığı konuyu, estetik ölçütler içerisinde başarıyla işliyor ve aldığı ödülleri hak ettiğini ortaya koyuyor.
Eksi 20'de klip çekimi
'Eskidendi Çok Eskiden' adlı şarkısı için Ardahan'daki Çıldır Gölü üstünde Uğur Yücel yönetiminde klip çeken Sezen Aksu, çekim dışında çevreyi tanıma çalıştı. Yüzeyi donmuş bir gölün üzerinde olmak çok farklı bir duygu. Buraların insanları da farklı, insanın yüreğini ısıtıyorlar. Keşke İstanbul'dan sıyrılıp sık sık buralara gelebilsem, kimbilir yazın da ne güzeldir burası. Yeni albümünde yer alan 'Eskidendi Çok Eskiden' adlı şarkısı için Ardahan'daki Çıldır Gölü üstünde Uğur Yücel'in yönetmenliğinde klip çeken ünlü sanatçı Sezen Aksu, çekimlerden arta kalan zamanlarında bölge halkıyla sohbet etti, çevreyi tanımaya çalıştı. Aksu üstü buz tutmuş gölde Tekin Akçay'a ait atlı kızakla gezintiye çıkmadan önce atları sevdi, onlara şeker verdi. Hava sıcaklığı eksi 20 dereceydi ve üzerindeki kırmızı mantosuyla beyaz örtülere uyum sağlıyordu Sezen Aksu. Uğur Yücel ise çekimler dışında da kamerasını elinden bırakmadı ve Çıldır Gölü üzerinde bol bol dokümanter görüntüler çekti. Sezen Aksu ise bir ara duygularını şöyle dile getirdi: 'Anadolu'da yüzeyi donmuş bir gölün üzerinde olmak çok farklı bir duygu. Buraların insanları da farklı, öyle içtin ve sıcak ki hepsi, insanın yüreği ısınıyor onların sayesinde. Keşke İstanbul'dan sıyrılıp sık sık buralara gelebilsem, her mevsim buraları ziyaret edebilsem. Çünkü inanıyorum ki, yazın da bir başka güzeldir burası.'
kesinlikle çok basarili, ondan etkilenmemek mümkün degil
http://www.istegenc.com.tr/content/images/content_2003/2003_eylul/sinema/turk_yazitura.gif
merlystreep 17-02-06, 20:24 uğur yücel müthiş ya.şener şen ,haluk bilginerle türkiyenin en iyi erkek oyuncularından.adam oyunculuk için yaratılmış ya.bu kadar mı doğal oynanır .muhsin beyde ayakta alkışlamıştım.eşkiyada müthişti.şimdi hırsız poliste döktürüyo desem aaz olur yani.adam karadeniz şivesini nasıl bu kadar doğal konuşuyo ya,su gibi çıkıyo kelimeler ağzından. o kadar doğal oynuyo ki mesela seni yerine sana diyo ,sonra duraklayıp seni diye devam ediyo.resmen ders verir gibi normal hatatta insanlar hatasız mı konuşur der gibi .oyunculuk işte uğur yücelin yaptığı gibidir.
Veda
Kapkara
Bu ne suskun bir bulut
Bu sonsuz
Bu ne solgun bir deniz
Titreyen bir dudak
Bir küçük haykırış
Gözlerin yorgun nemli sıcağına
Sormayın bu ne gidiş
Nereye
Tutmayın ellerimi beyhude
Bırakıp bir çiçek
Bir küçük hatıra
Gözlerin sıcak nemli kucağına
Yaralar, yaralar yüreğimi
Karalar, karalar bütün resimleri
Sürerim yaraların üstüne
Giderim dönülmez yemin sözlerime
Ah! Ah! Ah!
Bir başıma
Ayşegül Aldinç=> VEDA
Adamın 10 parmağında 10 marifet tebrik ediyorum. Bugüne kadar çizgisini bozmadan gelebilmiş ender sanatçılardan, gerçek sanatçılardan...
VARDIR BİR ARIZASI...
Bu arazide belki de evveli ve benzeri olmayan oyunculuğuyla Uğur Yücel, Hırsız-Polis'teki Aksak karakteriyle karşımızda. Aksak da, şimdiye kadarki tüm kahramanları, sevdikleri, bildikleri ve belki biraz da kendi gibi: "Derininde mutlaka bir arızası vardır. Kendini halletmiş insanlarla hiç ilgilenmiyorum."
'Karanlık yolların yolcusuyum'
Bu röportaj işi, daha ikinci haftasında, yedi bitirdi beni. Kasedi çözüyorsun, 30 bin vuruş. Sayfa alıyor 12 bin vuruş. 20'ye indirmek kolay. Ama sonrası, etinden et kopar gibi. Bir de toyluğu atana kadar, daha kolay lokmalarla pratik yapmak lazımmış. Ben sandım ki 15 sene ara uygundur. Değilmiş.
Uğur Yücel, bundan tam 15 yıl önce, hayattaki ilk röportajımı yaptığım adamdır. O zaman gülünç biçimde elim ayağım dolanmıştı birbirine, bu defa da aynen kaldığımız yerden devam ettik.
Tarafsız olmam beklenmesin. Şu âlemde, kendisiyle didişe didişe tarifsiz bir kata çıkarttığı oyunculuğuyla, onca övgüye rağmen 'oldum ben' yapmamasıyla, ona saygı duymayacaksak, eh geriye de pek kimse kalmıyor.
Tutumlu olmak zorundayım. Buraya ekleyeceğim her satır, röportajdan bir satır düşmem demek. Kıyamam.
Oyunculuğu bırakmak istediğinizi söylediniz, "Heyecanla ilgili bir şey. Sinema üretmeye başladığımdan beri daha içsel bir coşku yaşıyorum. Oyunculukla ilgili bir coşkum yok," dediniz. Sonra heyecan, coşku tekrar yerine mi geldi, ne oldu da vuslat mümkün oldu?
Eşkıya filminden sonra kendimle çarpıştım. Evet! Bir ana yolda büyük bir gürültüyle. Bu çarpışmadan bir yanım sakat çıktım. Oyunculuk yanım felç oldu. Geçiciymiş bilmiyordum, ben kaybettim sanıyordum. Beni görmek istedikleri yerden kaçmışım hep. Güldüren bir adamdan. Ağlatan bir adamdan. Komedyenden kaçmışım. Adını sanat koymadan 'İçerden, gerçekten ne çıkıyor'u aramışım. Oraya daha çok kapılmışım. Romanı, hikâyeyi, edebiyatı, senaryoları seçmişim. Hâlâ gözükmeyen, belirmeyen bir sinemam var. O gelecek. Buna inanıyorum. Ama o kadar kapanmışım ki. Hayatımda yapay ve sıradan duran her şeyi atmışım. Oyunculuğumu sıradan buldum ve bu sıradanlığa tahammülüm yoktu. Ama kendime çok zulum etmişim. Zulum daha güzel di mi? Zulümden. 'Melmeket melmeket olali bele zulum gürmemijtir.'
Sinemaya kapanmak hali. Fazla ciddi. Sinemam geldi, tuvalet ne tarafta... Delilik tabii esasında: Muhsin Bey gibi bir filmden sonra 10 yıl sinema yapmamak... Bir gün kalkıp iyi oyuncu değilim diye karar verip sinema oyunculuğunu bırakmak... Biri 10 yıl sürüyor, biri altı yıl sürüyor, bu insan ömründe, hayatın en pırıltılı olduğu zamanda kendine yapılacak zulüm mü yani?
Ya bize?! Peki sonra nekahat dönemine nasıl girdik?
Televizyona bir şey yapmak istiyorum, bütün televizyoncular "Sen oynuyor musun?" diyorlar. "Yok," diyorum, "Almayız," diyorlar. TRT'den "Senin oynaman koşuluyla alırız," dediler, Karanlıkta Koşanlar dizisinde oynadım ve yazdım ve çektim. Orada Haluk, Köksal, ben, bir ara oynarken, birden bire içimde yaratmış olduğum bir dünyanın eğlencesiyle karşılaştım. Bu çok özlemiş olduğum bir şeydi. Allahım, biz burada aniden başka bir yere geçtik, bunu ne mistik bir trans haliyle, ne uçucu bir etkiyle filan, hiçbir şeyle sağlayamazsın. Tavaf etmekle de sağlayamazsın, ney üflemekle de. Demek ki bizim böyle oyuncu olalım mı, olmayalım mı kuruntularının dışında, içimizde oluşturduğumuz bir dünya var, bu dünyanın kendi enerji gücü var. O enerji gücünü içeride, kapalı tutmak, insanı intihara kadar götürür. Milyonlarca görüntü parçacığı, milyonlarca okunmuş satır, bütün o çocukluğundan beri duyduğun sesleri kalbine gömüyorsun. Bu bir çıktığı zaman... Ateş çıkıyor o zaman. Ben niye yapmıyorum bu oyunculuğu, dedim. Haluk da söyledi bir gün. Oynadık, sahne bitti, "Ne hayvan adamsın sen yaaa!" dedi. Çok içtendi. Biraz da kederle söyledi. Sonra birileri aramaya başladı böyle, sevdiğim yazarlar, çizerler, yönetmenler... Yaa ne biçim oyunculuk bu filan diyorlar, Allah Allah ya Rabbim diyorum, ben bir şey mi atlıyorum acaba... Alacakaranlık dizisi de, oynamayı kesinlikle düşünmediğim, yapımcısı olmak istediğim bir işti. Hatta Engin Cezzar'ı düşünmüştük, Güneydoğulu filan değildi, İstanbullu bir komiserdi. Genç polis için de Emre Altuğ'la görüşmüştük. Kenan hiç yok ortalarda o zaman, öyle bir kast yok. Fakat televizyonlarla görüştükçe, aynı şeyi söylediler: "Siz bize oyuncu olarak gelin, yapımcı olarak gelmeyin," dediler. "Peki," dedim, "ama tüyeceğim." Doğrusu beni genel müdürler değil, oyuncu arkadaşlarım ikna etti.
Karanlıkta Koşanlar da çok iyi diziydi, kaldırıldığında ben gene perişan olmuştum. Ama Alacakaranlık'ta başka bir şey yaşadık. Oradaki oyunculuk, sapıkçaydı. Tahir Kemal'in hayvansı bir yanı vardı. Oturduğum yerden cüret edemem böyle bir benzetmeye ama Yıldırım Türker'in o benzersiz güzellikteki yazısında dediği gibi: "Oynarken kendini bulduğu dünya dışında hiçbir şeye sadakat yemini etmemiş; hazırlıksız yakalanmışsanız, sizi 'Yahu, bu hayvan ne yapıyor?' diye heyheylendiren; canlandırdığı insan kadar anlaşılmaz, bütün yabancılar kadar yorucu ve tekinsiz..."
Yıldırım da Shakespeare gibi yazıyor yahu. İnsanın adem olup etkilenmemesi imkânsız. Okuduğum ve çok da beğendiğim bir yazar böyle sözler edince... Tabii ki şaşırarak okuyorsunuz. Biraz utanarak. Bizim yazıhanede 'Bugün Yıldırım'ın yazısını okudunuz mu?' muhabbeti vardır. O gün soramadım kimseye. Herkes de mırın kırın. Kibarlıktan öleceğiz. Ulan açık böbürlenelim işte. Yok. Kimse mevzuyu açmaz. Övgü aldık ya, köyde dedemiz ölmüş gibiyiz. Herkeste 'Aaah biz biliyorduk, o çok iyi aktördü' hali. Limon kolonyası, çay, ellere sıkıştırılmış mendiller. Yergi varsa burnuma sokarlar. Yaa bizim yazıhane muazzamdır. Bana en iyi gelen yer.
Kanalizasyona yakınların türküsü
Sizin oyunculuğunuzu; o daha şık, kusursuz, hayran olunan, takdir edilen oyunculuktan, 'Haluk Bilginer tarzı oyunculuk' diyelim adına, ayıran; her tüyümüzü, hücremizi teslim alan, aramızdaki o garip ilişkiyi kurduran ne sizce? Şimdiye kadar alışageldiğimiz oyunculuktan başka bir şey o. Deli, delen bir şey. İnsanın bir yerine bir yerine basan bir şey. Ne o?
Bir senfoni orkestrasında çalan vurmalı çalgılar ustası bir adam düşünelim. O, bir funk grubuyla da çalabilecek ustalıktadır, sokak müzisyenleriyle de. Ben de vurmalı çalıyorum ama 'Eyüp dümbeleği'. Yani ben onun çaldığı sokak müzisyenleri gibiyim. Sokakta ya da Beyoğlu barlarında belki daha yakışıklı olur, New York'un bodrum kulüplerinde çalan Afrikalılar gibi. Bir bakarsın köylü, İngilizcesi bile yok. Ama elleri patlak ve dünyanın her müziğine karışacak bir ezgi söyleyip patalaka patalaka çalıyor. Köyündeki birine benzetirsin onu, içini acıtır. Afrika'dan çalarken 'Benim sadık yarim kara topraktır' der hani. Ben yerli karakterler oynuyorum. Herkese akraba geliyor. Haluk'sa hem çok sevdiğim bir arkadaşım hem de çok sevdiğim bir aktör. Polifonik orkestra gibi. Her yerde iyi. Ne oynarsa! Bizim Marcello'muz. Ben onun yanında tek sesli cura. Âşık Veysel. Gözleri dağlanmış Malkoçoğlu. Zatoiçi. Haluk da güler bunlara. Ama ben sıradan bir aktör olduğumu söylemek istiyorum. Sahiden benim için bir rol çıkartmak sorun. Biliyorum her şeye yeniden başlamak gerek yeni bir sahne karakterinde. Oyunculuk, türlerle çeşitlerle dolu, yere düşünce renkleri gözüken tropik çiçekler gibidir. Laurence Olivier'i izlediğinde, tıpkı Mozart dinliyor gibi olursun. Ya da Nureyev seyreder gibi. Marlon seyretmek, Coltrane dinlemek gibidir. Sazın parçalanışı gibidir. Harlem'in tap dance'leri gibidir... ya da Hendrix'in soloları gibi içini acıtır. Biri aristokrasinin misk kokularını, klasiğin ölümsüz romantizmini, diğeri kanalizasyona yakın yerlerdeki insanların türküsünü söyler.
Ben en basit tanımlamayla sokağa yakın biriyimdir. Sırtımı koltuğa yaslayıp keyifle söyleyebilirim ki ben yaratıcılığa dair çıkılan karanlık yolların yolcusuyum. Bazen o karanlığa dair bende görülen fragmanlar, işte bu dedirtiyor. Bir oyuncu kendine bakmalı ve hayatın dilini buradan bulmalı. O kadar! Sadece arada sırada iyi oyuncuyum. Yoksa çoğu karakter sadece beni çalar benden. Kendimden çaldıklarım herkese dokunuyor galiba.
Of, damardan oldu. Bir de şu meşhur 'ruh göçü' meselesini aradan çıkaralım o zaman, hani bütün geçmiş röportajlarda peşimizi bırakmayan...
Hah! Bu artık benim mantram gibi algılanacak, yakında Gandhi demeye başlayacak lavuklar. Kendimi yakalıyorum tabii göç sırasında. Saçlar boyandıktan sonra daha çok fark ettim bunları, rakı bilgesi gibi böyle, sürekli derinlikten, göçlerden, ruhlardan bahseden bir adam gözükmüş son zamanlarda. Sanki böyle büyük büyük laflar gibi geliyor. Yoksa meramımız sayın seyirciler, bir karaktere doğru gidiyoruz, onun bulunduğu yöredeyiz, yörenin içinde konuşlanmamız, çökmemiz, oturmamız gerekiyor. Urfa'da, Diyarbakır'da, Kars'ta, bir duvarın dibine çöküp oranın seslerini duymamız gerekiyor. Sesleri dinlerken kafamıza adam düşüyor. Çünkü hava sıcak ve damda uyuyan adam, ben bağdaş kurmuş otururken kafama düşüyor. Ben tam göçüyorum. Ruh da göçüyor tabii. Bu Urfa'ya gitmeden, Kars'a gitmeden filan da olur ama ben o yolculuğu seviyorum. Bir yerden bir yere doğru göçüyorsun ve kafana adam düşüyor. Oraya gittiğin zaman, kafadan onu beceriyorsan, ağzı yüzü değişiyor insanın. O zaman oynamaktan çıkıyorsun. Ses başka bir yerden bükümleniyor, oralı bir adamın kederiyle bakıyorsun, oyuncunun kederiyle değil.
Ete kemiğe bürünür ve konuşur
Sonra o kendi konuşmaya, küfretmeye başlıyor, kontrolden çıkıyor, Tahir Kemal'da olduğu gibi...
Kesinlikle. Tıpkı bir romancının kendi karakterini yazarken, karakterin elinden çıkması gibi. Tahir Kemal de böyle bir şeydir işte. Ete kemiğe bürünür ve konuşur. Artık ben bunu nasıl oynayayım diye düşünmem. Biz Settar'la sete girdiğimiz zaman, karşılıklı oturunca divanların üzerinde bağdaşımızı kurup, ortaya çiğ köfteyi, rakıyı, bir de türküyü koyduk mu, biz gittik cağırtlak kebapçısına. İki kamera kullanıyorduk, hiç kesmeden, karşılıklı oynayıp bırakıyorduk. İşin o tarafı çok güzel. Oynamaktan başka bir şey oluyor o zaman. Göç bu işte.
Alacakaranlık'ta apaçık bir enerji/sinerji vardı, takımın öpüşen bir elektriği. Hırsız Polis'te oyunculuğuyla size heyecan veren kimler var? Timuçin Esen mesela?
İki insan oturup bir mavraya dalar. İki dümbelek diyelim, çalmaya başlarlar, ahenk içinde başlar, bitirirler müziği. Biri solosuna girdi mi, diğeri namusuyla dem tutar. Orada paylaşım vardır. Yazı Tura ve Alacakaranlık bana çok akraba insanlarla yapıldı. Sokak çalgıcılarıyla. Biz büyük bir parkta oynayan çocuklardık. Eskiden annesi çağıran giderdi. Biz hep sonunu getirdik. Bütün arkadaşlar yeniden oynamayı bekliyoruz. Burada kimler olacak bilmiyorum daha, yolculuk içinde göreceğiz. Kimseyi tanımıyorum pek. Oyunu da ben kurmadım. Timuçin'i eskiden tanırım. O da kendine sorun yaratanlardan. Bizlerden. Timuçin Yazı Tura'da oynamıştı, orada üçüncü hikâye olacak olan hikâyenin de başrol oyuncusuydu! Dört beş tane audition yapmıştık o rol için ve biçilmiş kaftandı. Rolü kapmıştı. Karadenizli bir adamı oynayacaktı.
Sahi niye olamadı?
Ben oturup 300 dakika filan bir film yazmışım. İlk film ya, dök! Bunun 85, 95, hadi 100 dakika olması lazım. Herhalde kendimi yakaladım koşarken. Bu defa da düştük. Daha hâlâ sinema salonlarındayım. Zamkla yapıştım. Jiletle kazıyacaklar. Neyse! O orta metrajlı film uzun metraj oldu. Çekilecek...
Ama Esen'in oyunculuğunu beğeniyorsunuz.
Çok iyi oyuncu. Adam sinemacı. Kendisine inananları hiç yanıltmayacak gibi gözüküyor.
Aksak nasıl biri? Doğrusu ben şöyle hayal ediyorum: Kötü adam ama sanki şefkatli ve bize kendini sevdirecek bir yanı da mutlaka vardır. Sevmesek de halinden anlarız. İyinin içindeki kötü, kötünün içindeki iyi, o griliklerde ustaca dolanıyorsunuz ya...
Doğru bir hayal! Bir, karakter zaten böyle yazılmış. İkincisi, filmlerde de, kendi yazdığım işlerde de, politik gözükse de sonuç itibariyle, aslında ilgi alanım hayat. Düşmanlığı, nefreti, kıskançlığıyla. Ayrılığı, aşkı, acısı, kötülüğü ve iyiliğiyle. Bunu dönüştürmeye çalışıyorum. Aksak'ta şöyle bir şeye gittik: Bu adam bir kere şık giyiniyor. Pastanede çalışmaya başlamış, Rize'den İstanbul'a ilk geldiğinde. Tezgâh arkasından, pastayı taşırken gördüğü o şık insanlara özenmiş. Saç stiline, gözlüğe, giyime, arabaya. 80'lerde kalmış. Sonuçta öyle bir adam olmuş ama mafyalaşmamış, büyümemiş, başka bir yere gitmemiş. İşini yapmış sadece. Gaye'yle Neşe'ye hırsızlık masasından bir polis söylemiş: Topuk Necmi adında bir hırsız varmış. "Adam acayip şık giyinirdi, sırf karizmaydı ve biz adamın zekâsından korkardık," diye hırsızlık masasından polis söylüyor. Aksak tam böyle bir herif. Acayip şık, hiç kıl düşmüyor üstüne. Deli. Kabadayı. Yıkar geçer yani. Fakat inanılmaz zeki. Böyle ilginç bir karakter. Çok benziyor Topuk Necmi'ye ama biz hiç duymamıştık daha önce Topuk Necmi'yi. Gördüm ben böyle adamlar. Acayip bir Amerikan'ı vardır kapıda, bambaşka bir şıklıkta dolaşıyordur ortada, bu adam burada ne yapıyor, alacaklı mı, diye bakarsın, oranın sahibi çıkar. Anormal jantidir, çift perdah traş, briyantinli boyalı saç, güneş gözlüğü... Mutlaka derininde bir arızası vardır. Bu Aksak'ın da işte bir baba sorunu var, izleyeceğiz, ilginç adam.
Rakı erbabları, arsa şarapçıları
Zaten sizi arızasız işte düşünmek zor...
Ben kendimle çöplükte buluştum. Gerçek anarşizmin ne olduğunu bilirim. Bulundukları yeri en derin bıçak yarası zanneden ve balkonlarından insanların kafasına tüküren hayat korkaklarına da zarf atmıyorum. Orası da ticari bir alandır. Benim hedef kitlem yok. Bildiğim dünyayla ilgileniyorum. İnsanın kendi yapacağı müzik, sinema ya da edebi bir üretim üzerinde, kendisiyle buluşmuş ve barışık olması gerekiyor. Nereye gideceğini bilmesi gerekiyor. Benim bildiğim müzik böyle bir müzik. Daha yeraltından bir şey. O dünyalar benim ilişki kurduğum dünyalar. Doğup büyüdüğüm yer de öyle. Lümpenler. Arızalı insanlar. Şizofren yalı aristokratları, uçuk Rumlar, ince eleyen Ermeniler, kanun çalan Sefarad'lar. Sustalı şıngırdatan esrarkeşler, cani monşerler, arsa şarapçıları, rakı erbabları, mahalle gerillaları... Bütün bunlar esasında bana yakın gelen insanlar. Kendini halletmiş insanlarla hiç ilgilenmiyorum. Arkadaşlarım da öyle konforlu insanlar değil. Bizim ilişki kurduğumuz, üretime başladığımız yerler, yer dibine yakın yerler. Hepimiz kendi karanlığımızla ve insanın karanlığıyla ilişkili sorunlar bulmuşuz. Belki de değişimler, yenilikçi işler sorunlu yerlerden çıkıyor daha çok. Ama bir araya geldiğimizde hayat hiç karanlık olmuyor. İleriye doğru dönüyor. Işıltıya doğru.
Yazı Tura'nın festival trafiği
Yazı Tura'nın etrafta pek çıkmayan, bir festivalden festivale gezme durumu var, değil mi?
Yazı Tura şu anda Avrupa'da festival dolaşıyor. Mesela Karlovy Vary'ye gittim, orada Çek seyirciyle birlikte filmi izledim. Sonunda çok alkışladılar; dakikalar sürdü, bitmiyor. Ve benim orada olduğumu bilmiyorlardı. Çok büyük bir mutluluk bu. İlk kelimesi 'Kahverengi'ydi Yazı Tura'nın. Bir sözcük yazıyorsun odanın birinde, o hamamböceği günlerinde, sonra o bir film oluyor. Ve birileri, senden çok bağımsız olarak filmi sahiplenip alkışlıyorlar. Buna tanık olmak muazzam bir şey. Karlovy Vary'de, Montreal'de gösterildi, Selanik'te gösterilecek, Kiev Molodist Film Festivali'nde yarışıyor, Viyana'da Viennale Festivali'nde gösteriliyor, Manheim'da yarışacak. Yazı Tura dışarıda, böyle sessiz, sakin, kendi yolunu buluyor, dünyadan çeşitli festivallerden davet alıyor. Filmde çalışan herkesin gurbete gönderdiği çocuğu işte; dahil olabileceğimiz bir şey değil artık, kendi marifeti.
Vasatlar ülkesinin yıldızları
Yazı Tura'nın geçen sene Altın Portakal'dan 11 ödüllük rekoru var. Bu seneki portakallara ne diyorsunuz?
Vasatlar ülkesi burası. Her alanda çok iyiyi bulmak çok zor. Ender çıkıyor. Bizim denizlerimiz sığ denizler. Gidiyorsun, gidiyorsun, dizine kadar. Açılma, başka kanallara doğru yüzme imkânı yok. İyi oyuncu da bulamıyorsun, iyi film de nadir çıkıyor, iyi yönetmen de çok az, oralarda bağırıp çağırıyorlar işte. Açıkçası benim duyacağım kadar iyi bir ses çıkmıyor oradan.
Nuri Bilge Ceylan ile Zeki Demirkubuz'u beğendiğinizi biliyoruz. İşinden heyecan duyduğunuz başka kimse var mı?
Fatih'le Ferzan'ı da bizden sayıyorum. Ferzan bütün eski Türk filmlerine tutkundur. Fatih sanki Beyoğlu'ndan çıkmış ekalliyet gibi. Güzel işler yapıyorlar. Kendi duruşlarını, söyleyecekleri şeyleri bulmuş insanlar bunlar. Eskilerin kendilerini yenilemek gibi bir projeleri yok. Tabii ki yeni oyuncular, yeni sinemacılar çıkacak ve bir şeyleri değiştirecek. Oyuncular hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Bazen bir yerden birini bulup çıkartıyorsunuz, pek de iyi olmuyor galiba. Oyuncularla değil de, oyunculuğunu kaybetmiş, kendi yolunu bulamamış, benim gibi çaresizlerle çalışmak istiyorum. Hatta oyunculuğu hiç bilmeyenlerle. Çalıştığım bütün arkadaşlarımla muazzam bir hoşnutluk içerisindeyim, özellikle Yazı Tura ve Alacakaranlık, hayatımda unutulmayacak günlerdir benim. Ama bundan sonra bir yerlerde oluşmuş oyuncuyla değil, olmamış insanlarla ilgileniyorum. Çünkü ben öyle biriyim. Arıyorum, ölene kadar da arayacağım. Bulmak mümkün değil.
Nur Çintay
Radikal
http://www.film.gen.tr/resim//menuver20/starresim/uguryucel/resim1.jpg
http://www.film.gen.tr/resim//menuver20/starresim/uguryucel/resim2.jpg
http://www.film.gen.tr/resim//menuver20/starresim/uguryucel/resim3.jpg
http://www.film.gen.tr/resim//menuver20/starresim/uguryucel/resim4.jpg
http://www.film.gen.tr/resim//menuver20/starresim/uguryucel/resim5.jpg
http://www.film.gen.tr/resim//menuver20/starresim/uguryucel/resim6.jpg
http://www.film.gen.tr/resim//menuver20/starresim/uguryucel/resim7.jpg
http://www.film.gen.tr/resim//menuver20/starresim/uguryucel/resim8.jpg
Gerçek Adı: Uğur Yücel
Doğum Yeri: İstanbul
Doğum Tarihi: 1957'de İstanbul'da doğdu
Onu Ünlü Yapan Ne? Selamsız Bandosu ve Muhsin Bey (1987) adlı filmlerdeki rolleri ile büyük çapta beğeni toplamıştı.
Birliktelikleri:
Eşi: Derya Alabora, aktris, 1983'te evlendiler
Ailesi:
Oğlu: Can Yücel (annesi, Derya Alabora)
Ödüllerinden Bazıları:
1987: 24. Antalya Film Şenliği, En iyi yardımcı erkek oyuncu, Muhsin Bey
Eğitim:
- İstanbul Belediye Konservatuarı, Tiyatro Bölümü
Meraklısına...
1957'de İstanbul'da doğdu
1975 ve 1984 yılları arasında Kenter Tiyatrosu, Tef Kabare Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu ve Şan Müzikholü’nde çeşitli oyunlarda oynadı.
‘Aziz Ahmet’ adlı televizyon dizisinde yapımcılık, oyunculuk ve senaristlik yaptı.
İlk sekiz bölümünü çektiği ‘İkinci Bahar’ Tv dizisiyle İletişim Fakültesi En İyi Tv Yönetmeni Ödülünü aldı.
‘Gemide’, ‘Laleli’de Bir Azize’ filmlerinin müziklerini yaptı.
2000 - 2001 yıllarında TRT'de "Karanlıkta Koşanlar” adlı 10 bölümlük televizyon dizisinde, yapımcı, yönetmen, senaryo yazarı ve başrol oyuncusu olarak yer aldı
Show TV'deki "Alacakaranlık" dizisinde Başkomiser Tahir rolünde izlediğimiz Yücel aynı zamanda dizinin ilk bölümlerinin yapımcısı, senaryo yazarı ve yönetmeni
Yücel, ilk uzun metrajı "Yazı Tura" filminin yönetmenliğinin yanısıra yapımcı ve senaristliğini de yaptı.
Yücel, hayalinin her yıl bir uzun metraj çekmek olduğunu söylüyor
Ayşegül Aldinç'in "Söze Ne Hacet" adlı albümündeki "Veda" isimli şarkıyının sözlerini yazmıştı
Tüm Filmleri:
Yazi Tura (2004)
Balalayka (2000)
Eşkıya (1996)
Arabesk (1989)
Muhsin Bey (1987)
Selamsız Bandosu (1987)
Teyzem (1987)
Milyarder (1986)
Aşık Oldum (1985)
Fahriye Abla (1984)
kaynak:http://www.film.gen.tr/star/star.cfm?sid=3184
kkaynak:
MERYL STREEP 13-03-06, 20:44 ya uğur yücelde tapılacak adam.zaten şener şen,çetin tekindor,uğr yücel.üçüne birden sir unvanı vermek lazım.hepsi hollywoodda olsa 4,5 oscarı olacak adamlar.biz değerleriini bilelim de....
http://www.acikradyo.com.tr/i/img/xlfoto/OzelYayin1/ugur-005.jpg
http://www.acikradyo.com.tr/i/img/xlfoto/OzelYayin1/ugur-011.jpg
http://www.acikradyo.com.tr/i/img/xlfoto/OzelYayin1/ugur11.03.06-005.jpg
http://www.acikradyo.com.tr/i/img/xlfoto/OzelYayin1/ugur-002.jpg
http://www.acikradyo.com.tr/i/img/xlfoto/OzelYayin1/ugur-016.jpg
ugur yucel icin ne soylenebilirkki yani oyunculuguna mukkemmeel demek bile az kalir..bir ara sezen aksuyla show lari vardi..sezenle birlikte turnelere cikti...sezeniin orkestrasiyla birlkte..hem caldi hemde soledi hhemmde oynadi..ya bu adam kkadar rahat ve cok yonlu bir oyuncu yoktur herhalde..yaptigi yazi turayyi da izlemeyenler varsa muttlaka izleyin diyecegim bir film..esi derya alabora da en az ugur yucel kkadar oyuculuguna hayran oldugum bir sanatciii..umarim en yakin zamanda ikisinide bir projede birlikte gorurum ve gunummuzde oyuncuyum sanatciyim die gecinenlere gereken cewabi o etkiliyeci oyunculuklariyla verirler..
merlystreep 19-03-06, 21:12 Uğur Yücel
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Jump to: navigation, search
Uğur Yücel, 1957 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümünü bitirdi. 1975 ve 1984 yılları arasında Kenter Tiyatrosu, Tef Kabare Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu ve Şan Müzikholü’nde çeşitli oyunlarda oynadı. Selamsız Bandosu ve Muhsin Bey (1987) adlı filmlerdeki rolleri ile büyük çapta beğeni topladı. ‘Arabesk’le, ‘Sinema Yazarları En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, ‘Muhsin Bey’le Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödüllerini aldı. İlk sekiz bölümünü çektiği ‘İkinci Bahar’ Tv dizisiyle İletişim Fakültesi En İyi Tv Yönetmeni Ödülünü aldı. ‘Gemide’, ‘Laleli’de Bir Azize’ filmlerinin müziklerini yaptı. Yazı Tura filmi ile Antalya Film Şenliği, En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen ödüllerini aldı. En son Hırsız Polis isimli dizide rol almaktadır.
Filmleri - Oyuncu
Fahriye Abla 1984
Aşık Oldum 1985
Teyzem 1986
Milyarder 1986
Selamsız Bandosu
Muhsin Bey 1987
Arabesk 1988
Aziz Ahmet 1994
Eşkıya 1996
Balalayka 2000
Karanlıkta Koşanlar 2001
Alacakaranlık 2003
Hırsız Polis 2005
Filmleri - Yönetmen
İkinci Bahar 1999
Karanlıkta Koşanlar 2001
Yazı Tura 2003
Ramon 2005
Filmleri - Yapımcı
Alacakaranlık 2003
Yazı Tura 2003
Filmleri - Senaryo (4)
Aziz Ahmet 1994
Karanlıkta Koşanlar 2001
Yazı Tura 2003
Ramon 2005
Filmleri - Müzik
Gemide 1998
Laleli'de Bir Azize 1998
Filmleri - Kurgu
Yazı Tura 2003
Ödülleri
24. Antalya Film Şenliği, 1987, Muhsin Bey, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
41. Antalya Film Şenliği, 2004, Yazı Tura, En İyi Film
41. Antalya Film Şenliği, 2004, Yazı Tura, En İyi Senaryo
41. Antalya Film Şenliği, 2004, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
16. Ankara Film Festivali, 2005, Yazı Tura, Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü
Nürnberg Türkiye/Almanya Film Festivali, 2005, Yazı Tura, En İyi Film
24. İstanbul Film Festivali, 2005, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
24. İstanbul Film Festivali, 2005, Yazı Tura, Halk Jürisi Ödülü
12. Adana Altın Koza Film Şenliği, 2005, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
ya uğur yücelde tapılacak adam.zaten şener şen,çetin tekindor,uğr yücel.üçüne birden sir unvanı vermek lazım.hepsi hollywoodda olsa 4,5 oscarı olacak adamlar.biz değerleriini bilelim de....
Kesinlikle katiliyorum ve ilaveten,
Kemal Sunal ve Ilyas Salman diyorum...
http://www.acikradyo.com.tr/i/img/xlfoto/OzelYayin1/ugur-005.jpg
http://www.acikradyo.com.tr/i/img/xlfoto/OzelYayin1/ugur-011.jpg
Volvox bunlar herhalde Hırsız-Polis'teki halinden sonra çekilmiş!
İlk defa normal haliyle görüyorum diziden sonra
Biraz şişman olmasa karizmatik bir abimiz ya...
İnşallah kilo verirde karizmasıyla yıkar ortalığı bu tip oyuncular ne oynarsa oynasın yakıştırırlar zaten oyunculukta bu değil mi?
Bence şişman olsa da jön bile oynar Uğur abim benim!
Nereden bulduğunu yazarsan çok sevinirim....
Ayrıca çok güzel şarkı söyler belirteyim
Ugur Yucel dendinmi bi durucaksin , o herhangi biri degil cunki ..
Bugun iyice inceleyerek izledim HP'si ve yine hayran kaldim Ugur bey'in oyunculuguna .. Bravo gercekten ..
Buyuk Usta, gerek sinemada, gerek tiyatro'da,gerek televizyon'da cok gerekli birisi ..
merlystreep 02-04-06, 14:29 Ugur Yucel dendinmi bi durucaksin , o herhangi biri degil cunki ..
Bugun iyice inceleyerek izledim HP'si ve yine hayran kaldim Ugur bey'in oyunculuguna .. Bravo gercekten ..
Buyuk Usta, gerek sinemada, gerek tiyatro'da,gerek televizyon'da cok gerekli birisi ..
katılıyorum.bence şu an türkiyenin en iyi 5 oyuncusundan biri erkeklerde.tam bir yetenek abidesi
süper bir oyuncu hele hp deki rolü şivesi çok çok iyi
BlackRose_18 12-04-06, 00:16 nurgül yeşilçay ile birlikte bir filmde oynucaklarmış.SÜPERRRRR :happy0064 :happy0064 :cheer: :cheer: :cheer:
merlystreep 12-04-06, 08:11 evet fatih akının filminde ...uğur yücel ,tuncel kurtiz,nurgül yeşilçay,erkan can,güven kıraç,yelda reyno,nejat işler.....fatih akın işini biliyo.yetenek harikalarından anlıyo
Uğur YÜCEL'i Allah sanatçı olsun diye yaratmış, o da hamurunu inkar etmemiş ve bu yolda yapılabilecek en iyi işlere imza atmış.
Bazı isimler 'kalite' yaftası boyunlarında asılı gezerler;
Sezen gibi, Şener ŞEN gibi, Yavuz TURGUL gibi, Uğur YÜCEL gibi ve birbirlerini çeker bu güçler.
Ortaya çıkarttıkları eserleri de keyfince izlemek bizlere kalıyor.
Haydi kaliteli izleyiciler, kimi takip etmeniz gerektiğini biliyorsunuz siz zaten.......
öyle değil mi????
LAZCAKIR-KIZ 12-04-06, 21:24 bu zamana kadar bir çok filmini , bir çok projesini takip ettim.
Hepside birbirinden müthis.
Benim gibi onu yakindan takip edenler zaten bilirler.
Tahir Kemal Bozoglu, alacakaranlikta hayat verdigi bu karakter için deliriyordum
Sonra birden bire Nadir nam-i diger aksak olarak cikti.
Burdada kalbimin tam ortasindan vurdu beni..
Ugur yücel bir usta...
Ayakta alkislamak lazim onun gibileri, (onlardan çok yok)
Ugur Abi sen bizim herseyimizsin!!!
evet fatih akının filminde ...uğur yücel ,tuncel kurtiz,nurgül yeşilçay,erkan can,güven kıraç,yelda reyno,nejat işler.....fatih akın işini biliyo.yetenek harikalarından anlıyo
bu film süper olacak ya , ben bu filmi biliyordum ama ugur yücelin oldugunu bilmiyordum ya boah süper bir film olacak insallah, fatih akin bence filmindede ödüleri topliyacak,,,
http://img140.imageshack.us/img140/8325/ugur0161on.jpg (http://imageshack.us)
http://img139.imageshack.us/img139/6915/ugur11038wx.jpg (http://imageshack.us)
http://img139.imageshack.us/img139/606/ugur0053kv.jpg (http://imageshack.us)
http://img139.imageshack.us/img139/9596/ugur0117wv.jpg (http://imageshack.us)
BlackRose_18 12-04-06, 21:51 NASIL BİR KARİZMADIR YAAAA SÜPER. :img-ok: :img-ok:
LAZCAKIR-KIZ 14-04-06, 07:50 Persembe Gecesi yine bir süperdi
Koskoca Bölümün yorumunu sadece beynimde ve kalbimde
UGUR YÜCEL. sirf AKSAK olarak yaptim :)
Herseyi o kadar íç içe yasiyor ki..
Uğur Yücel: Politik sinemadan iğreniyorum
'Yazı Tura' filminin yönetmeni Uğur Yücel, ''Politik sinemadan ve bundan rant elde eden kişilerden iğreniyorum. Ben 'unutmaya' karşı bir film çektim'' dedi.
41'inci Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 11 ödül kazanan dönen 'Yazı Tura'nın yönetmeni Uğur Yücel, Kars'ta devam eden 10'uncu Avrupa Filmleri Gezici Festivali kapsamında yapılan özel gösterimde konuştu.
Türkiye'de bazı şeylerin çabuk unutulduğunu, filmi bunun için yaptığını belirten Yücel, "Güneydoğu'da her şey işitilmiyor ve işlenmiyor" dedi.
'Belleksiz Anadolu insanı'
Türkiye'de insanların bazı şeyleri çok çabuk unuttuğunu savunan Uğur Yücel, ilk yönetmenlik deneyimi olan 'Yazı Tura'yı yapma nedeninin bundan kaynaklandığını ifade etti.
"Güneydoğu'da, her şey işitilmiyor ve işlenmiyor" diyen Yücel, "Anadolu insanının belleksiz bir insan olmasını, yani (bütün eller havaya) dünyasının içinde yaşamasını, benim midem çok fazla kaldırmıyor...
'Her şeyi tüketiyoruz'
"Depremi de ülke içinde yaşanmış iç savaşı da her şeyi çok çabuk tüketiyoruz. Ve o bize değmeden dokunmadan geçip gidiyor...
"Ama bazı insanlar var ki İstanbul'da otururken, Güneydoğu'da patlayan bombanın, Yalova'da yıkılan binanın sesini, o pisliği ruhunda hissediyor. Kimileri bunları yazıyor çiziyor, kimileri de benim gibi o acıların filmini yapıyor" diye konuştu.
'Mesaj verme çabam yok'
Filmde insanlara herhangi bir mesaj verme çabasında olmadığını, kendisinin politik bir film yapmadığını vurgulayan Uğur Yücel, "Politik sinemadan ve bunun arkasına geçip rant elde eden kişilerden iğreniyorum" ifadesini kullandı.
Bu topraklardan gelen sesler
'Yazı Tura' ile ilgili şimdiye kadar çok olumlu tepkiler aldıklarını ifade eden Yücel, "Yalnızca sinema dünyasının içinde olmak benim için çok şey ifade etmiyor. Benim için, iyi bir şey yapmak çok şey ifade ediyor. Ben, bu topraklardan gelen seslerin hikayesini yapmak istiyorum" dedi.
Uğur Yücel, Karslılara, bundan sonraki filminin çekimlerinde, mekan olarak Kars'tan yararlanacağı sözünü verdi.
http://www.cnnturk.com/images/ks/uyucel2510h.jpg
BlackRose_18 06-05-06, 22:31 Uğur Yücel harika yazın yönetmenligini kendisinin yapacagı başrollerinde timuçin esen özlem d. olgun şimşek'in oynuyacagı pehlivan diye bir film çekiceklermiş şimdiden merak ettim.bu kadrodan kötü bişey çıkmaz zaten :happy0064 :happy0064 :img-meeti :img-ok: :img-ok:
BlackRose_18 06-05-06, 22:45 http://img357.imageshack.us/img357/1912/00010754zm.th.jpg (http://img357.imageshack.us/my.php?image=00010754zm.jpg)
BlackRose_18 06-05-06, 22:48 http://img63.imageshack.us/img63/1808/yazi20tura2020ugur20yucel2017r.th.jpg (http://img63.imageshack.us/my.php?image=yazi20tura2020ugur20yucel2017r.jpg)
http://img450.imageshack.us/img450/1733/yazi20tura2020ugur20yucel2021d.th.jpg (http://img450.imageshack.us/my.php?image=yazi20tura2020ugur20yucel2021d.jpg)
http://img63.imageshack.us/img63/6112/yazi20tura2020ugur20yucel2036z.th.jpg (http://img63.imageshack.us/my.php?image=yazi20tura2020ugur20yucel2036z.jpg)
http://img63.imageshack.us/img63/9698/yazi20tura2020ugur20yucel2046w.th.jpg (http://img63.imageshack.us/my.php?image=yazi20tura2020ugur20yucel2046w.jpg)
BlackRose_18 06-05-06, 23:03 http://img435.imageshack.us/img435/2391/3077tk.th.jpg (http://img435.imageshack.us/my.php?image=3077tk.jpg)
http://img341.imageshack.us/img341/3271/3083oo.th.jpg (http://img341.imageshack.us/my.php?image=3083oo.jpg)
BlackRose_18 06-05-06, 23:25 http://img183.imageshack.us/img183/6819/hirsizpolisblm304000018oy8oj.th.jpg (http://img183.imageshack.us/my.php?image=hirsizpolisblm304000018oy8oj.jpg)
NurgulPACINO 10-05-06, 16:47 Hayatımda gördüğüm en doğal rol yapan oyuncularıın başında.Mimikleriyle,ses tonuyla,jestleriyle insanın etkilenmemesi mümkün değil.Alacakaranlık'da Doğulu,sağlam karakterli,namuslu bir komiseri harika bir biçimde canlandırıyordu eğer dizi bitmeseydi....Türkiye'nin sayılı oyuncularından olduğu kesin.....
Dip Not:Balalayka'da Kemal Sunal'ın yerine tercih edilen tek oyuncuydu
http://www.bostonturkishfilmfestival.org/2005Festival/muhsinbey.jpgmuhsin bey filminden
http://www.indeksiletisim.com/images/General/sol_Ugur_Yucel.jpg
http://www.fftd.net/festival2005/images/festivalgaeste/ugur_yuecel.jpg
http://www.indiewire.com/ots/photos/onthescene_050422ista2.jpg
MeRvE_1903 19-05-06, 21:25 cok iyi bir oyuncu hirsiz-polis dizisinden tanidim onu
BlackRose_18 21-05-06, 22:26 cok iyi bir oyuncu hirsiz-polis dizisinden tanidim onu
şimdi sen uğur yücel'i hırsız polis'demi tanıdın:img-sorry
Timuçin&Cansu 23-05-06, 19:16 cok iyi bir oyuncu hirsiz-polis dizisinden tanidim onu
türk sinemasından pek anlamıyosun galiba:mad72:
merlystreep 23-05-06, 22:39 cok iyi bir oyuncu hirsiz-polis dizisinden tanidim onu
bence bütüün filmlerini izlemelisin.öz. muhsin beyi müthişti orda ve eşkiya
şimdide fatih akıın filminde oynayacak...nurgül yeşilçay,tuncel kurtiz güven kıraç ve erkan canla...
BlackRose_18 23-05-06, 22:49 bence bütüün filmlerini izlemelisin.öz. muhsin beyi müthişti orda ve eşkiya
şimdide fatih akıın filminde oynayacak...nurgül yeşilçay,tuncel kurtiz güven kıraç ve erkan canla...
merlystreep katılıyorum bu filmi merak etmeye başladım
NurgulPACINO 23-05-06, 22:57 ADAM BENCE DAHİ..bütün filmleri oyunculra ders olarak okutulmalı
yeni filmin gelince..film 2007 canessta gösterilecek..zatn nurgül tapıyo onun oyunculuğuna.az öncde magazin programında bi sürü oyuncuya sordlar aksak mı çımar mı diye.sadece nurgül aksak dedi..uğur abiin oyunculuğuna baylıyorum dedi..timuçinde süper ama uğur yücel varken...
BlackRose_18 23-05-06, 23:02 ADAM BENCE DAHİ..bütün filmleri oyunculra ders olarak okutulmalı
yeni filmin gelince..film 2007 canessta gösterilecek..zatn nurgül tapıyo onun oyunculuğuna.az öncde magazin programında bi sürü oyuncuya sordlar aksak mı çımar mı diye.sadece nurgül aksak dedi..uğur abiin oyunculuğuna baylıyorum dedi..timuçinde süper ama uğur yücel varken...
aaaa hangi kanalda gösterdiler
NurgulPACINO 23-05-06, 23:05 kanal d de "canlı canlı"da
BlackRose_18 23-05-06, 23:07 yühhh yaa kaçırdık peki kimlere sordular
NurgulPACINO 23-05-06, 23:12 ya bende kaçırdımmablama sordum bşka kimlere sordular diye kadın oyunculara ve de mankeler sormuşlar hepsi çınar demiş.nurgülde baba beni okula gönder kampanyası için resmini açık attırmaya sunuyodu onada orda sormuşlar aksak tabiki demiş.uğur yücelin oyunculuğuna bayılıyorum falan demiş.o kadar.bide arlarda mavi çınar aksak üçlüsünü gösterdiler.mavi kim seçsin falan diyolardı.orayı yakaladım.çok karışık anlattım ama.bende kaçırdım aslında.sadece aksak diyen nurgülmüş onu biliyorum sadece:img-meeti
BlackRose_18 23-05-06, 23:15 :D :D :D teşekkürler.
http://img82.imageshack.us/img82/37/ugur32gn3wf.jpg
http://img210.imageshack.us/img210/8381/atatrk7to.jpg
MeRvE_1903 24-05-06, 21:31 türk sinemasından pek anlamıyosun galiba:mad72:
ben belkide türk sinemasindan senden daha cok anliyorum ve ugur yüceli eskiya olsun baska filmlerdede izledim ama ismini bilmiyordum :fighting2 :fighting2 :fighting2 :img-black
TubaBülent 24-05-06, 23:01 kusura bakmayin ama fotorafta cok tuaf görünüyor :img-meeti
Timuçin&Cansu 28-05-06, 12:48 TV dizileri yüzünden sinemaya vakit yok
Her fırsatta TV'yi aşağılayıp sinemayı yücelten oyuncular dizi çekimlerinden fırsat bulamaz oldular. Bu yüzden de sinema filmi projelerine 'evet' diyemiyorlar. Sadece haziran ve temmuzda film çekme fırsatı bulabilen yapımcı ve yönetmenler bu durumdan hayli şikayetçi.
'YAZI TURA 2'YE MECBURİ ERTELEME
Usta oyuncu Uğur Yücel'in çekmeyi planladığı filmler de, oyuncuların televizyon dizileri nedeniyle sürekli erteleniyor. Ödüllü filmi 'Yazı Tura'nın ikincisini çekmek için kolları sıvayan Uğur Yücel, oyuncuların çalışma dönemleri uymadığı için projesini ertelemek zorunda kaldı. Filmin oyuncularından Olgun Şimşek'in oynadığı 'Beyaz Gelincik'in çekimleri haziran ayının ortasına kadar sürecek. Yücel'in oyuncu kadrosuna almayı düşündüğü Timuçin Esen ise 'Hırsız Polis' tatile girince TMC Film'in bir filminde oynayacak.Esen'e alternatif olaran Kenan İmirzalıoğlu ise Osman Sınav'ın 'Acı Hayat'ın da oynuyor. 'Acı Hayat' da haziran sonuna kadar sürecek
ya bu adamaın oyunculuğuna gerçekten bayılıyorum hele ki dün akşam ki Hırsız-Poliste muheteşem bir performans gösterdi hele maviye evlenme teklif ettiği sahne şahaneydi adam oscarlık oyuncu ama ne yazıkki bizim ülkemizde pek kıymetinin bilindiğini düşünmüyorum
beterböcek 02-06-06, 11:54 Muhteşem Bir Oyuncu Bence .. Kendisini Ayakta Alkişliyorum..
sinema filmlerinde başarılı bulduğum çok iyi bir oyuncu...dizilerini hiç izlemedim...taki pekde beğenmediğim hırsız polis dizisinin dünkü bölümüne kadar....tanıtımlara baktım ve bu bölümü izlemeliyim dedim....izledim hayranlığım kat kat arttı...üstelik beni ağlattı...helal olsun uğur yücele...gönül isterdi ki yabancı ülkelerde doğsaydı.ödüller alsaydı.olsun şimdi de türk seyircisinin kalplerinde yer etti....sonsuz saygı duyuyorum...
UĞUR BABA SEN BİZİM HERŞEYİMİZSİN!
ÇOK SEVİYORUM BU ADAMI YAA:img-icecr
hastayım ya ben bu adama.. böyle oyuncu kanımca ülkemize daha önce gelmemiştir.. karizma.. türkiye'nin marlon'u...
çok iyi bi oyuncu gerçekten biçok oyunucunun örnek alması lazım
misskrueger 15-06-06, 22:49 uğurum yücelim mükemmel şahsiyet ender bir oyuncu.9 yaşımdan beri hayranım böyle bir oyunculuk olamaz uluslararası düzeyde bir oyuncu amerikada kesinlikle ders vermeli al pacino gibi onun gibi mükemmel ama o bizim LAZPACİNOMUZ :img-grin2
misskrueger 15-06-06, 22:51 http://img58.imageshack.us/img58/3601/hp231pc8av.jpg (http://imageshack.us)
misskrueger 15-06-06, 22:52 http://img131.imageshack.us/img131/370/hp220yh1db.jpg (http://imageshack.us)
misskrueger 15-06-06, 22:54 http://img131.imageshack.us/img131/1231/hp16bq9cg.jpg (http://imageshack.us)
kadersizimm 17-06-06, 17:19 uğur abi seni seviyorum çok başarılısın çok yeteneklisin süpersin
ya uğur yücel gibi bir adam bir daha dünyaya gelmez onun gibi bir oyuncu yok :img-elvis o bşr efsane
yani şu AKSAK denen şahsına münhasır şahsiyet eger ki UGUR YÜCEL olmasaydı vardı da benim elimden çekeceği neyse hadi....neyse.... :img-polic
bayılıyorum bu adamaaaaa
cnm benim yaa:img-kiss:
http://img105.imageshack.us/img105/6237/uurycel1gr.jpg (http://imageshack.us)
büyük hali için üzerine tıklayın
böyle bi karizma küpünü Allah bikaç kere yollar bu dünyaya
http://img20.imageshack.us/img20/1268/uurycel27lu.jpg (http://imageshack.us)
büyük hali için üzerine tıklayınnn
http://img232.imageshack.us/img232/2186/112xu.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/5623/75cv.jpg (http://imageshack.us)
http://img227.imageshack.us/img227/4480/86ge.jpg (http://imageshack.us)
böyle bi karizma küpünü Allah bikaç kere yollar bu dünyaya
http://img20.imageshack.us/img20/1268/uurycel27lu.jpg (http://imageshack.us)
büyük hali için üzerine tıklayınnn
Biz yine de bu gelişinin kıymetini bilelim.
Gereken takdiri ve övgüyü alması için ne gerekiyorsa yapalım.
Nasılsa daha çok gider gelir diye gözardı etmeyelim Uğur ustayı.
Bu arada 32. gün programındaki duruşuna ve tavırlarına zeki ve ironik cevaplarına da hayran kaldığımı belirtmek isterim. O dönemde yazmaya fırsatım olmamıştı.
Uğur YÜCEL'i iyi bir oyuncu, iyi bir yönetmen iyi bir şovmen olarak ayakta alkışlıyorum.........
http://img161.imageshack.us/img161/12/90rn.jpg (http://imageshack.us)
http://img161.imageshack.us/img161/9921/103fm.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/9469/1354yr.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/2159/16mt.png (http://imageshack.us)
http://img97.imageshack.us/img97/2280/20ou.jpg (http://imageshack.us)
http://img97.imageshack.us/img97/7124/32np1.jpg (http://imageshack.us)
http://img220.imageshack.us/img220/7418/48tr.jpg (http://imageshack.us)
http://img97.imageshack.us/img97/6971/55fz1.jpg (http://imageshack.us)
http://img96.imageshack.us/img96/7829/62ns1.jpg (http://imageshack.us)
http://img100.imageshack.us/img100/678/3363fy.jpg (http://imageshack.us)
http://img216.imageshack.us/img216/6540/3423sq.jpg (http://imageshack.us)
http://img216.imageshack.us/img216/6231/3519si.jpg (http://imageshack.us)
http://img216.imageshack.us/img216/1314/3530de.jpg (http://imageshack.us)
http://img216.imageshack.us/img216/6366/3660ml.jpg (http://imageshack.us)
http://img100.imageshack.us/img100/7546/3687um.jpg (http://imageshack.us)
http://img147.imageshack.us/img147/6329/3758aw.jpg (http://imageshack.us)
http://img116.imageshack.us/img116/420/3964hj.jpg (http://imageshack.us)
http://img228.imageshack.us/img228/4486/3972yt.jpg (http://imageshack.us)
http://img116.imageshack.us/img116/4821/4184up.jpg (http://imageshack.us)
http://img155.imageshack.us/img155/9398/4195ib.jpg (http://imageshack.us)
http://img226.imageshack.us/img226/8198/4202nc.jpg (http://imageshack.us)
http://img133.imageshack.us/img133/5811/4378pe.jpg (http://imageshack.us)
http://img133.imageshack.us/img133/1116/4381dy.jpg (http://imageshack.us)
Ya Bu Resimler Süper Olmuş Mavirüya.. Hastayim Ben Bu Adama Ya... Helal Olsun.. Süper!!! Uğur Yücel'i çokk Ama çoook Seviyorummm!!!
Ya Bu Resimler Süper Olmuş Mavirüya.. Hastayim Ben Bu Adama Ya... Helal Olsun.. Süper!!! Uğur Yücel'i çokk Ama çoook Seviyorummm!!!
ya ben ya ben:) hastayım hastaa. bi bakışına böle aval aval bakıyorum adamın:img-elvis çok karizma yaaa
http://img80.imageshack.us/img80/3208/vid000603600018zy7qf.jpg (http://imageshack.us)
|