Tüm Versiyonu Göster : Yelda Reynaud
yelda reynaud benim en beğendiğim kadın oyuncudur. üstüne tanımam. bu başlığı göremedim burada. bir eşyayı oynasa parmak ısırtabilen birisi kendisi. anlat istanbul'daki performansı mükemmeldi...
hemen röportajları ve resimleri eklemeye başlıyorum..
YELDA REYNAUD KAYMAKÇI
Boy: 169
Kilo 54
Göz rengi: yeşil
1972 yılında Avusturya’da doğdu. Almanyada ilköğrenimini gördü. Almanya’dan Mısır’a gitti. Orada 3 yıl dalgıç hocalığı yaptı. Oradan ASD’ye gitti ve bir yıl araştırma yaptıktan sonra Paris’e yerleşti. Paris’in en ünlü tiyatro okullarında 4 yıl öğrenim gördü. İyi derecede almanca fransızca ve ingilizce bilmektedir. Ayrıca orta derecede Mısır Arapçası, İtalyanca ve İspanyolca bilmektedir.Zaman zaman çeşitli tiyatrolarda oynadı. Almanya-Türkiye-İsveç ortak yapımı olan Yılmaz Arslan’ın yönettiği “Yara” adlı filmde başrol oynayarak sinemaya geçti.
Özel Beceriler: Eskrim,Modern Dans, Dalgıçlık(master)
OYNADIĞI FİLMLER
Yedi günah,yedi tepe, bir metropol (2005)
Sessiz gece-Reyhan(tv dizisi) (2005)
Yolda (2005)
Anlat İstanbul –Banu (2004)
Hoş geldin Hayat (2004)
Kasabanın incisi – İnci (2004) tv dizisi
Gece:11:45 – Zeynep (2004)
Çamur – Ayşe (2002)
Nefes Nefese (2000) TV filmi
Yara – Hülya (1998)
ALDIĞI ÖDÜLLER
-35. Altın portakal film festivali en iyi oyuncu (YARA)
-2003 Sinema yazarları derneği “en iyi kadın oyuncu” (ÇAMUR)
-24. Uluslar arası İstanbul Film Festivali “en iyi kadın oyuncu” (ANLAT İSTANBUL)
-1998 Mar Del Plata (Arjantin) Uluslararası Film Festivali - En İyi Kadın Oyuncu.
-1998 - ÇASOD En İyi Kadın Oyuncu.
http://img125.imageshack.us/img125/9153/47452ow.jpg (http://imageshack.us)
http://img98.imageshack.us/img98/6445/1145136hp.jpg (http://imageshack.us)
http://img47.imageshack.us/img47/6746/1145147de.jpg (http://imageshack.us)
http://img151.imageshack.us/img151/129/1145054cx.jpg (http://imageshack.us)
http://img98.imageshack.us/img98/567/742pe.jpg (http://imageshack.us)
http://img514.imageshack.us/img514/1043/759la.jpg (http://imageshack.us)
http://img98.imageshack.us/img98/9816/733wp.jpg (http://imageshack.us)
Yelda Reynaud ile Söyleşi
Fergün Yapım tarafından çekimleri süren "Hoşgeldin Hayat" filmini setinde ziyaret ettik ve filmin genç oyuncularından Yelda Reynaud Kaymakçı'yla sinema üzerine sıcak bir sohbet yaptık. 1972 yılında Avusturya'da doğan Yelda Reynaud, ilkokulu Almanya'da okuduktan sonra, Mısır'a gitti. Burada birkaç yıl dalış hocalığı yaptıktan sonra Paris'te tiyatro eğitimi almaya başladı. Modern danslara da meraklı olan oyuncu sırasıyla Yara, Çamur, Kasabanın İncisi, Ateşle Yaklaşma ve Başkalarının Nefesi filmlerinde oynadı. Bu yıl Sinema Yazarları Derneği'nden 2. ödülünü alan oyuncuyla, Türkiye'deki kültür farklılığından, sinemadaki hedeflerine kadar herşeyi konuştuk.
Fransa'da günde 8 saat çalışıyorlar. Ama 8 saatte de bitiriyorlar işlerini. Bizimkiler 24 saat çalışıyor hala bitiremiyor.
Uzun süre yurtdışında da kaldınız. Orada çekilen filmlerle, Türkiye'deki filmler arasında ne gibi farklar var?
Eskiyle, şimdi arasında çok fark var. Nuri Bilge Ceylan'ın filmi orada girdi, kazandı; Cannes Festivali'nde. Ondan sonra Duvar'a karşı oldu, gerçi Fatih Akın Türk sayılmaz da Alman-Türk. Dolayısıyla, muhtemelen bakışları biraz daha açıldı buraya doğru. Buna inanıyorum. İran sinemasında da bu olmuştu. Hiç beklemediğimiz bir anda birdenbire Abbas Kiarostami çıktı, halbuki ondan önce Muhsin Mahmelbaf vardı. Ama yine de o bir patlama oldu. Hani derler ya, "ektiğini biçersin". Eskiden, yani eskiden dediğim 1-2 yıla kadar aslında, pek saymıyorlardı Türk sinemasını. Yani belki arasıra Zeki Demirkubuz Masumiyet'i yapmıştı. Derviş Zaim Tabutta Röveşata'yı yapmıştı. O en fazla.
Yurtdışında da filmler çektiniz. Çalışma ortamı olarak bir fark var mı?
En büyük fark şartlarda. Fransa'da biz hakikaten çok lüks bir şekilde çalışıyoruz. Lüks dediğimiz illa ki milyonlarca dolarlık filmler çevrilmiyor Fransa'da, onlar sonuçta Hollywood değil ama 130 film yapılıyor. Ama organizasyonları takır takır işliyor. 8 saat çalışıyorlar. Sendikalı. Ama 8 saatte de bitiriyorlar işlerini. Bizimkiler 24 saat çalışıyor hala bitiremiyor. Dolayısıyla ben diyorum: Biraz kendinizi sorgulayın. Biz mi hata ediyoruz. Onlar mı?
Türkiye'de sahneler, daha fazla mı çekiliyor?
Olmuyor, bitmiyor, bitmek istemiyor sahneler. Çok ilginç. Bir problem oluyor sanki. Yani, her çalışmada bu var.
Benim en büyük hayalim Brando'yla oynamaktı ve o öldü. Benim hayalim de, onunla birlikte öldü.
Sette çalışmalar nasıl gitti? Çekimlerde sorunlar yaşadınız mı?
İnsanlar anlamında sorun yaşamıyorum kesinlikle. Ben teknik ekibimle çok iyi anlaşırım. Burada çalıştığım bir filmde, bir genel koordinatör bana bunu söyledi: Ben minibüs şoförünün yanında oturmuşum. Ya, biz seni izledik Yeldacım ve dedik ki, "Bu aşmış herşeyi". Çünkü oyuncular genelde bunu yapmıyormuş. Yani, minibüs şoförünün yanında oturmuyorlarmış, ya da ne bileyim bizim Çiko'yla kahve içmiyor ya da sohbet etmiyorlarmış. Sorunlar yaşamam ben. Pozitif bir insanım.
Ayça rolü için "Filmdeki aşağı yukarı hemen herkes depresif, bir tek benim karakterim pozitif kalıyor. Roldeki kadın hayatın içinde akıyor. İnsanların morallerini düzeltiyor." demişsiniz. Gerçek hayatta da pozitif misiniz?
Yaşamı içiyorum. Ben yaşamıyorum, ben içiyorum. Ben buna inanıyorum. Bir yılda 365 gün var. Kaç yıl yaşayacağız. Onu bir çarpın. Zaten ömrümüzün yarısı uykuda geçiyor. Geri kalanı ne? Kinle mi geçsin? Ben kin tutmam mesela, küserim. Alıngan bir insanım. Çünkü çok hassasım. Çok abuk sabuk şeylere takabilirim. O yüzden Türkiye'de zorlanıyorum. Çünkü sefalete çok az tahammülüm var. Bu bir gerçek. Savunma güdüm daha kalın olsun isterdim. Ama değil. Takıyorum bu tür şeyleri. Dayanamıyorum, maalesef.
Sinemada kadının yeriyle ilgili şikayetleriniz var. Bu film için de "Ferhat Gündoğdu başrolde, neden ben değilim mesela? Bir kadının hikâyesi olamaz mıydı?" demişsiniz.
(gülüşmeler..) Adım feministe çıkacak. Ben hakikaten feminist değilim. Feminizm de bir sürü şeyler getirdi sonuçta, tarihte. Kadınlar hap kullanabiliyorlar. Onlar, bunları getirdi. Ama kesinlikle feminist değilim. Onu o gece SİYAD ödülünü alırken söyledim. Cüneyt Arkın vardı ve ben orada bilmiyordum ödül alacağımı ve hakikaten içimden çıktı. Ben de dünyayı kurtaran kadın olmak istiyorum dedim. Herkes güldü. Alkışlandı bu konuşma. Aslında ben çok ciddi birşey söylemiştim. Amerikanlar kadın kahramanlı filmler yapıyor. Fransızlar da yapıyor. Kadınlar, başrolde oynayabiliyor. Ona göre de ödüller alıyorlar ve hakediyorlar. Charlize Theron mesela Monster'da inanılmaz başarılı.
İngilizcem, Almancam ve Fransızcam var. Benim en kötü konuştuğum dil bu dil, anadilim yani.
Ama Türk sinemasına baktığımızda Türkan Şoray, Hülya Avşar, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın gibi bayan oyuncular da önplana çıkıyor?
Erkekler yok mu? Gerçi ben Türk sinemasını bilmiyorum ki pek. Maalesef, burada yetişmediğim için çok cahilim. Bu bir gerçek. Bilgili değilim. Çok Türk filmi izlemedim. Ama dünya sinemasında çok büyük bir bilgiye sahibim. Türk sinemasında, orada filmleri seyredemedim. Ama Cüneyt Arkın da var. Tabi ki kadınları hatırlayacaklar. Yok mu yani. Artı bir de şunu söyleyeyim. Türkan Şoray, ben şuna inanıyorum. O kadın Amerika'da olsaydı, süperstar olurdu. Bu bir gerçek. Hülya Koçyiğit de aynı ama filmler yurtdışına çıkamadığı için bunlar gölgede kaldı, ya da Şener Şen. Bu insanlar hakikaten çok büyük bir üne sahip olabilirdi. Burada, bu şartlarda çalışılıyor ve böyle olanaklara sahipler.
Çamur filmiyle, ödül alacağınızı bekliyor muydunuz? Ödül almak sizin için ne kadar önemli?
Bu SİYAD ödülü, benim 5. ödülüm oldu. SiYAD'dan 2. ödülüm oldu. Ödül almak çok hoş birşey, ama bir anlık bir tatmindir o. Ego tatmini. Ertesi gün bitiyor. Hatta 1 saat sonra bitiyor. Ama bir filmi yaparken.. Benim en büyük hedefim Oscar almak. Gerçeği söylüyorum yani. Burada mütevazi olmak gerekmiyor. O benim büyük rüyam. Ve diyorum ki bir gün öleceğim yani.
Los Angeles'a yerleşeceğinizi açıklamışsınız. Bu, sinemaya dair hedeflerinizle mi ilgili?
Tamamen. Orada yaşamak değil. Ben gittim oraya kaldım 3 ay. Derede boğuldum yani. Bunu da söylüyorum açıkça. Ama denedim en azından. Şartlar çok zor oldu. Şu anlamda zor: Orada tamamen kurtların ağzındasınız. Orada bütün şehir, milyonlarca insan sinema piyasasında çalışıyor.
Hangi dilleri biliyorsunuz?
İngilizcem, Almancam ve Fransızcam var. Benim en kötü konuştuğum dil bu dil, anadilim yani. Siz beni 7 ay önce duysaydınız, ya da 2 ay önce hatta şaşırırdınız. İlerliyorum. Kurs almadan.
Manken ya da şarkıcıların oyunculuk yapmasına nasıl bakıyorsunuz?
Ben podyuma çıkmıyorum. Onun da benim işime girmemesi gerekiyor. Bence çok net. Belki bir gün Özlem Süer der ki bana: Yelda Hanım, benim elbisemi podyumda giyer misiniz? Ben giyerim. Ama sonuçta ben biliyorum ki o benim kariyerim olamaz. Ben 1.90 değilim, bacağım da 1,50 değil. Dolayısıyla, yapabilirler, OK. Yapsınlar, bu fırsatı da kullansınlar. Ama bunu da biliyoruz ki kalıcı olanlar büyük oyunculardır. Tarih zaten kendi içinde süpürüyor. Doğru mu, değil mi? Tarih kimi tutuyor. Van Gogh'u tutuyor, öldü açlıktan. Keşke öyle olmasaydı. Ben buna da inanıyorum: hem iyi bir yere gelebilirsiniz, hem de iyi bir sanatçı olabilirsiniz.
Sanatın diğer alanlarına da ilginiz var mı?
Herşey. Müzik çok önemli ve kitap tabi ki..
Türk sinemasında en beğendiğiniz oyuncular kimler?
Haluk Bilginer'i çok beğenirim. Şener Şen'i beğenirim.
Yıllarca sinema yapıyorum, kimse bana ağlayarak gelmedi. 8 bölümlük bir dizi yaptım ve önemli oldu.
Dünyada?
Brando var. Brando benim için çok önemli ve öldü. Benim en büyük hayalim onunla oynamaktı ve o öldü benim hayalim, onunla birlikte öldü. Eşime mesaj çektim: "Brando öldü. Benden de bir parça öldü. Bunu hüzünlü söylüyorum ama bu bir gerçek. Sonuçta bir oyuncu olarak birşey hedeflemişsiniz. Ve o, olabilirdi. Neden olamaz ki. Hayat, mucizelerle dolu. Adam gitti ve çok büyük bir oyuncu kaybettik.
Sokakta insanlar sizi tanıyor mu?
En fazla 40-50-60 yaşında kadınlar. "Kasaba'nın İncisi" dizisinden de kaynaklandı. Orada şoke olmuştum. Almanya'ya gittim, Nürnberg Festivali'ne. Abartmıyorum, orada yüzlerce kadın ağladı. Neden diziniz durdu diye. Dedim ki: Yıllarca sinema yapıyorum, kimse bana ağlayarak gelmedi. 8 bölümlük bir dizi yaptım ve önemli oldu. Yani, keşke öyle olmasa.
Geleceğe dair hedefleriniz neler? Gelecek planlarınız sinema üzerine mi kurulu? 1. hedefiniz sinema mı?
Sinema, benim büyük hedefim sinema. Benim bu ülkede bulunmamın tek nedeni sinema. Ben buraya bir savaşçı gibi geldim. Zırhlarımı taktım. Nasıl bu Yüzüklerin Efendisi'nde gidiyorlar. Biliyorum, belki düşerim. Ama en azından beni 10-0 yenmezler. 10-1 yenerler ya da 10-2. Ben şuna inanıyorum bu 5 yıl içinde bu ülke bir şekilde patlayacak. Birşeyler olacak. İyi anlamda söylüyorum. Kültürel bir kaynama. Ben bunu hissediyorum. Ben de bunun bir parçası olmak istiyorum. Bir payım da olsun istiyorum. Bunlar benim için önemli şeyler.
Yelda Reynaud Kaymakçı sinemamızın 5 yıl içinde patlayacağından emin
''Taktım kafama, Oscar'ı alacağım''
32 yaşında ancak Avusturya'da başlayıp Türkiye, Almanya, Mısır, Amerika, Fransa diye süren yaşam serüveninde, dalgıçlıktan oyunculuğa yok yok; 19 yaşında kendine Oscar'ı hedef koymuş. ''35'imde mi alacağım, 40'ımda mı, yoksa 60 yaşımda mı? Umurumda değil ama alacağım'' diyor.
Yelda Reynaud Kaymakçı
Buluşacağımız kafenin kapısından içeri ufak tefek, ince yapılı, gözlerinin içi gülen, hareketli, genç bir kadın giriyor. Şaşırıyorum, çünkü ben Derviş Zaim'in 'Çamur' filminde izlediğim Yelda Reynaud Kaymakçı'nın daha yapılı olduğu izlenimine kapılmıştım. "Evet, filmlerimde öyle duruyorum" diyor gülerek.
Buluştuğumuzda Yelda Reynaud Kaymakçı, TRT, 26 bölüm için anlaştığı 'Kasabanın İncisi' dizisini 9. bölümde yayından kaldırdığı için biraz kırgındı. Bir yandan da Cem Başeskioğlu'nun senaryosunu yazdığı yeni televizyon dizisi projesinin heyecanı içindeydi. Bu senaryoda kendisine biçilen sert, acılar çekmiş, kendini yitirmiş, umutsuz ama olağanüstü güçlü, savaşçı kadın rolünü çok sevmiş.
Özgeçmişini dinlerken soluğum kesiliyor. Türk anne-babadan Avusturya'da doğuyor. İki aylıkken Türkiye'ye yolluyor ailesi. Beş yaşına kadar İstanbul'da kalıyor. Ardından ailesi onu Almanya'ya aldırıyor. 10 yıl boyunca Almanya'da yaşıyor.15 yaşında evden kaçıp Mısır'a gidiyor. Dalgıçlık yaparken, orada bir Amerikan şirketi için sualtı video çekimleri yapan bir Fransız ile tanışıp evleniyor. Üç yılın sonunda kocasıyla birlikte Mısır'dan Amerika'ya gidiyor. Ardından 12, 13 yıl Fransa. Henüz doğru dürüst Fransızca bilmezken kocasının ezberlettiği metinle önemli bir oyunculuk okuluna girmeyi başarıyor. Ardından filmler ve tiyatro oyunları, tabii Fransızca. Bu arada 1998'de Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'Yara' filmiyle en iyi kadın oyuncu ödülünü alıyor. 2002'de Derviş Zaim'in 'Çamur' filmini tamamlar tamamlamaz, Hollywood ve Oscar hayali peşinden kısa süreli bir Los Angeles macerası. Halen Türkiye'de ve yalnızca 32 yaşında. Oyunculuğa başladığında, "Ben bir gün Oscar'ı alacağım" demiş. İlk Los Angeles denemesinde başaramamış ama bir gün o heykelciği kucaklayacağına emin. Ben ona kesinlikle inandım.
britneysinem 03-07-06, 13:37 evet anlat istanbulda çok iyiydi ben gitmiştim filmine çok iyi bir oyunucu
britneysinem 03-07-06, 13:39 evet iyi bir oyunuc bende anlat istanbul filmine gitmiştim ordada çok iyiydi
NurgulPACINO 03-07-06, 16:05 Bu Benim Kadinim Ya Bayiliyorum Ona Kişiliğine Doğaliğina Oyun Gücüne özelikle.erçek Bi Oyuncu .bu Sene Nurgül Yeşilçayla Fatih Akinin Filminde Oynayacaklar Iki Tane Türk Dahi Oyuncusunu Dahi Yönetmenin Filminde Izlmek çok Mutlu Etcek Beni.sabirsizlikla Filmi Bekliyorum.ayrica Filmde Uğur Yücel ,erkan Can ,tuncel Kurtiz,güven Kiraç Nejat Işler Gibi Diğer Gurur Kaynaklarimizda Yer Aliyo.
Yelda Büyük Yetenek Ya çoktan Dünyaya Açilmasi Lazimdi Sanirim Bu Filmle Bazi Türk Yeteneklerimiz Açilacak Dünyaya.. Film Cannes 2007 De Gösterilecek.
teşekkürler mavirüya yelda'yı unutmadığın için
ben de çok beğeniyorum çok başarılı çok tatlı farklı bir oyuncu
teşekkürler mavirüya yelda'yı unutmadığın için
ben de çok beğeniyorum çok başarılı çok tatlı farklı bir oyuncu
yelda unutulur mu canım ya bende çok seviyorum yeldayı. anlat istanbulda muhteşemdi resmen. tanımayan gerçekten travesti sanırdı yani:)
kıymetinin bilinmesi lazım acilen:)
http://img100.imageshack.us/img100/7897/019bk.jpg (http://imageshack.us) http://img147.imageshack.us/img147/5695/029zx.jpg (http://imageshack.us)
http://img289.imageshack.us/img289/185/1928114kx.jpg (http://imageshack.us)
http://img289.imageshack.us/img289/6345/1928495zf.jpg (http://imageshack.us)
http://img289.imageshack.us/img289/5504/142yc.gif (http://imageshack.us) http://img373.imageshack.us/img373/8896/acdeb92b54e739489c2a476fb9jm.jpg (http://imageshack.us)
http://img373.imageshack.us/img373/720/htyeldareynaud034yu.jpg (http://imageshack.us) http://img100.imageshack.us/img100/1360/htyeldareynaud051wv.jpg (http://imageshack.us)
http://img373.imageshack.us/img373/8760/portre9aj.gif (http://imageshack.us) http://img373.imageshack.us/img373/5015/yeldareynaud7wm.jpg (http://imageshack.us)
http://img373.imageshack.us/img373/6732/yeldareynaud2kn.jpg (http://imageshack.us) http://img100.imageshack.us/img100/2935/yeldaa6zx.png (http://imageshack.us) http://img100.imageshack.us/img100/9773/yrkaymakci19vt.jpg (http://imageshack.us)
'Yelda kendine gel, burası TC'
Yelda Reynaud, 'Türkiye'de yaşamak zor' diyor. Reynaud, Türkiye'de hayal kurmanın bile zor olduğunu düşünüyor
HIZIR TÜZEL
İSTANBUL - İnsanhayatı boyuncayaşadığıyeri, çevresindeki insanları,toplumsal kargaşayı,sosyolojik çıkmazları ve tüm olumsuz şartları zamanla kabullenebiliyor. Alışıyor bir yerde. Kötüleri unutuyor, görmezden geliyor, kendini de ona uydurup geçip gidiyor bazı zaman. O yüzdendir ki, yaşamının bir bölümünü farklı ülkelerde geçiren vatandaşlarla sohbet etmek pek hoşuma gider. Öğrenirim onlardan alıştığım ve artık fark etmediğim memleket gerçeklerini. Özlemini çektikleri güzellikler hoşuma gider. Ama eleştirileri, hayal kırıklıkları üzer beni. Bir düşüncelere dalar giderim. Üzülürüm hayli zaman.
Yaşamının büyük bir bölümünü muhtelif dünya ülkelerinde geçiren Yelda Reynaud'u da, böyle bir kırıklık içinde gördüm. Seviyor buraları ama itirazı var. Yakında bir Hoolywood yapımında önemli bir rol alacak olan Reynaud (Kocasının soyadı oluyor bu), dışarıdan bizi iyi yakalamış açıkçası. Bana öyle geldi.
Yaşamınız Avusturya, Almanya, Mısır, Fransa, Amerika, Türkiye dolaylarında sürüyor. Ve, diyorsunuz ki, 'Türkiye'de yaşamakta zorlanıyorum'. Burada sizi zorlayan nedir, nelerdir?
İnsanlardan söz edeceğim. Benim en büyük eleştirim şu: Türklerde çok absürd bir şey var. Bir Türk karşıma çıkıp şunu söyleyebiliyor, 'Benim ülkemden daha güzel ülke yok' ve aynı dakikada şunu da söyleyebiliyor: 'Ulan bizim milletimiz adam olmaz, burada yaşanmaz..'. Bu, bir problem. Gerçekten çok kompleks bir durum var ve bu çözülmedikçe ne sanatta ileri gidilebilir, ne politika açısından yani. Kendimizi çok absürd yerlere koyuyoruz, aynı anda hem berbat oluyoruz hem en mükemmel. 'Bizim insanımız kadar misafirperver insan var mıdır?' diyoruz Ondan sonra, 'Yok biz adam olmayız' diyoruz. Ben bu konuda gerçekten zorlanıyorum. Ve şöyle bir şey de var. Benim kendime göre hayallerim var, bunları paylaştığım zaman insanlar bana 'Yelda kendine gel, burası Türkiye' diyorlar. İşte bu çok zorlandığım bir şey.
Diğer ülkelerde durum nasıl peki, örneğin Mısır'da filan insanlar daha mı hayalperest yani?
Mısır'da insanlar çok tuhaf insanlar. Yavaş yavaş yürür, yavaş yavaş konuşurlar. Çünkü çok sıcak. O yüzden herhalde. Onların hiç dert ve problemleri yok, yavaş gidiyor her şey. Türkiye'de ise 'Selpak Kültürü'nü yaşıyoruz. Her şey alınıyor, kullanılıyor ve atılıyor. Sevgililer de öyle. 'Bugün canımı sıktın git'. Her şeyi tüketiyorlar ve Türkiye çok aşırı tüketici bir toplum. Çok aşırı. Kıyaslıyorum her yerle, bu kadar tüketim görmedim. Örneğin bu cep telefonu maniası. Herkes saldırıyor telefonlara. Sen kaç para kazanıyorsun ki telefona harcıyorsun? Benim yeğenlerim ayda 800 milyon alıyorlar, ellerinde 1.5 milyarlık telefonlar. Bu nasıl olur? Hayatımda hiç taksit ve borç almamışımdır. Çocukken babam bana hep bunu öğretmiştir. Az şeyle geçin ama kimseye borçlu kalma. Bu çok önemli bir şey. Ve böyle yaşamayı da seviyorum. Bir zararını da görmedim.
Kamera karşısında başarılı bir durumdasınız, ya hayatta nasıl durum?
Çok yakınımda olan insanlar bilir bunu, ben çok ciddi bir insanım aslında. Dışarıdan çok geyik gibi görünebilirim. Ama ben hayata çok ciddi ve trajik bir şekilde bakıyorum. Çünkü hiçbir şey benim istediğim şekilde gitmiyor. Ne yazık ki.
Senaryo iyi yazılmamış mı?
Biraz. Fatih Akın bana çok ilginç bir şey söyledi, 'Işık savaşçısısın sen' dedi. Ben çok ışık saçmak, enerji vermek istiyorum. Yakınlarım bana 'Sen çok çocuksun, çok masumsun' diyorlar evet ama benim belki tek isteğim bu. Mesela her akşam dua ederim. Ne kadar namaz kılmasam ve o tarz şeyler yapmasam da hep Allah'la konuşmuşumdur. İnançlıyımdır ve tek istediğim şey, dünya iyi gitsin ama gitmiyor. Bu benim çok ağrıma gidiyor. Bu savaşlar filan çok zor geliyor, dayanamıyorum. Dilenciler filan çok dokunuyor. Bunlar olmasın. Bu kadar zengin bir toplumda yaşıyoruz, zengin bir dünya. Her ülke kendi fakirlerine bakacak kadar paraya sahip. Afrika'da bazı ülkeler fakir gerçekten ama diğerleri öyle değil. Bütün dünya kendine bakabilecek durumdayken öyle olmaması beni çok üzüyor, etkiliyor. Bu anarşist olmakla, solcu olmakla değil, insan olmakla ilgili. Ben bir kere bile bir partiye oy vermedim. Vermem de, çünkü hiçbirine inanmıyorum. Biraz bencilce gelebilir ama mutlu olabilmek için çevremde mutlu insanlar olsun istiyorum.
Söyleşilerinizi okudum. Devamlı olarak bir Marlon Brando durumunuz var. 'Marlon Brando gibi olmak istiyorum' diyorsunuz. Nasıl oluyor bu, merak ettim doğrusu?
Tabii ameliyat filan olup cinsiyet değiştirmeyeceğim. Ben Marlon Brando'yu annem sayesinde keşfettim. 'The Bounty' (Gemide İsyan) diye bir filmi var ya. Charles Laughton filan. Resmen âşık oldum ona orada ve beş yaşındayım. Adamın güzelliğine böyle bir şey oldum.
Adam gerçekten yeni bir oyunculuk sundu o zamanlara göre. Bugün herkes onun gibi oynuyor. Ondan sonra gelenler o kaynağın yarattığı su yolları oldular. Ve ben, 'Bu oyunculuğa girersem bu adam gibi olmak istiyorum, hatta onun oyunculuğunu aşmak istiyorum' dedim. Ama ben bir piçim, hiçbir yere ait değilim. Onun gibi çesur kararlar alamıyorum çünkü.
YELDA REYNAUD KAYMAKÇI
Fransız Sineması'ndan Yeşilçam'a transfer olan Yelda Reynaud Kaymakçı; Yara, Çamur, Hoş Geldin Hayat, Anlat İstanbul, Yolda ve Gece 11:45 adlı sinema filmlerinde başrol oynadı. Sanatçı, Kasabanın İncisi'nden sonra Sessiz Gece dizisinde de başroldeydi.
Uzun süre Fransa'da yaşadınız ve film çektiniz. Yurtdışında çekilen filmlerle Yeşilçam'da çekilen filmler arasında ne gibi farklar görüyorsunuz?
Eski Yeşilçam ile yeni Yeşilçam arasında çok fark var. Nuri Bilge Ceylan'ın filmi Uzak, Cannes'da ikincilik kazandı. En büyük fark şartlarda. Fransa'da çok iyi koşullarda çalışıyoruz. Milyonlarca dolarlık filmler çevrilmiyor Fransa'da, sonuçta Hollywood yapımı değil ama yılda 130 film yapılıyor. Organizasyonları tıkır takır işliyor. Günde 8 saat çalışıyorlar. Üstelik tüm çalışanlar sendikalı. Bizim ekipler 24 saat çalışıyor, buna karşın işler bitmiyor. Biraz kendimizi sorgulayalım diyorum: 'Biz mi hata ediyoruz yoksa onlar mı?'
Hayat felsefeniz nedir?
Ben yaşamı yaşamıyorum, içiyorum. Bir yılda 365 gün var. Kaç yıl yaşayacağız. Onu bir çarpın. Zaten ömrümüzün yarısı uykuda geçiyor. Geri kalanı ne? Kinle mi geçsin? Ben kin tutmam mesela, küserim. Alıngan bir insanım. Çünkü çok hassasım. Çok abuk sabuk şeylere takabilirim. O yüzden Türkiye'de zorlanıyorum. Çünkü sefalete çok az tahammülüm var. Bu bir gerçek. Savunma güdüm daha kalın olsun isterdim. Ama değil. Takıyorum bu tür şeyleri. Dayanamıyorum, maalesef.
Sinema sektöründe kadınların daha az rol oynadığını söylemiştiniz. Bu düşüncenizin alt yapısı neye dayanıyor?
Adım feministe çıkacak. Ben hakikaten feminist değilim. Feminizm de bir sürü şeyler getirdi, ama kesinlikle feminist değilim. Bunu, SİYAD ödülünü alırken de söyledim. Cüneyt Arkın vardı ve ben orada bilmiyordum ödül alacağımı. "Ben de dünyayı kurtaran kadın olmak istiyorum" dedim. Herkes güldü. Alkışlandı bu konuşma. Aslında ben çok ciddi bir şey söylemiştim. Amerikalılar kadın kahramanlı filmler yapıyor. Fransızlar da yapıyor. Kadınlar, başrolde oynayabiliyor. Ona göre de ödüller alıyorlar ve hak ediyorlar. Charlize Theron mesela, Monster'da inanılmaz başarılıydı.
Çamur ile birçok ödül kazandınız. Ödül almak sizin için ne kadar önemli?
Benim toplam 7 ödülüm var. Ödül almak çok hoş bir şey, ama anlık bir tatmin. Ego tatmini. Ertesi gün bitiyor. Hatta 1 saat sonra bitiyor. Yine de en büyük hedefim Oscar almak. Bir gün alacağıma da inanıyorum.
Los Angeles'a yerleşme planlarınız hala sürüyor mu?
Gittim oraya ve üç ay kaldım. Başaramadım. Bunu da söylüyorum açıkça. Ama denedim en azından. Şartlar çok zor oldu. Orada tamamen kurtların ağzındasınız. Bütün şehir, milyonlarca insan sinema piyasasında çalışıyor.
Hangi dilleri biliyorsunuz?
İngilizce, Almanca ve Fransızca. En kötü konuştuğum dil, anadilim Türkçe. Siz beni 2 ay önce duysaydınız, şaşırırdınız. Ama ilerleme kaydediyorum hem de kursa gitmeden.
Manken veya şarkıcıların oyunculuğa yönelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben podyuma çıkmıyorum. Onların da benim işime girmemesi gerekiyor. Bence çok net. Belki bir gün Özlem Süer der ki bana: Yelda Hanım, benim elbisemi podyumda giyer misiniz? Ben giyerim. Ama sonuçta biliyorum ki bu benim kariyerim olamaz. Ben 1.90 değilim, bacağım da 1,50 değil. Yapsınlar, bu fırsatı da kullansınlar. Ama biliyoruz ki kalıcı olanlar büyük oyunculardır. Tarih zaten kendi içinde süpürüyor.
Sinema dışında sanatın diğer hangi kollarıyla ilgilisiniz?
Her koluyla yakından ilgiliyim. Bütün sanatsal faaliyetlere mümkün olduğunca katılmak, izlemek, dinlemek istiyorum. Müzik çok önemli ve kitaplar tabii ki…
Türk Sineması'nda en çok beğendiğiniz oyuncular kimler?
Haluk Bilginer ve Şener Şen'i çok beğenirim.
Peki dünya sinemasında?
Brando var. Brando benim için çok önemli. Benim en büyük hayalim onunla oynamaktı, onunla birlikte bu hayalim de öldü. Eşime mesaj çektim: "Brando öldü. Benden de bir parça öldü." Bunu hüzünlü söylüyorum ama gerçek. Sonuçta bir oyuncu olarak bir şey hedeflemişsiniz. Ve olabilirdi. Neden olmasın ki. Hayat, mucizelerle dolu.
merlystreep 06-07-06, 22:53 olağanüstü bi yetenekk ya.her rle çok rahat büüüüüüüüürünüyo.anlat ist. ve çamurda izledim müthişti.
merlystreep 06-07-06, 22:56 http://img501.imageshack.us/img501/2659/5e9cbb4a7f080e4db4e36aa2b2el.jpg (http://imageshack.us)http://img200.imageshack.us/img200/5480/9c26be81e4bc574999d0290db7jh.jpg (http://imageshack.us)
http://img200.imageshack.us/img200/4841/baa8f8db7eb0c8448306d1ecb4ud.jpg (http://imageshack.us)http://img501.imageshack.us/img501/8328/248ca889e974da41854bef99b0al.jpg (http://imageshack.us)
Türkiye'de film çekmek çok zor
Yara ve Çamur gibi ödüllü filmlerin başrol oyuncusu Yelda Kaymakçı Reynaud, her türlü olumsuzluğa karşın oyuncu kalmakta ısrarlı. Reynaud ile son filminin çekimlerinde konuştuk.
Altın Portakal'ı aldıktan sonra pek çok filmde oynayan genç oyuncu Yelda Kaymakçı Reynaud, Türkiye'ye yerleşti. Son filmi "Hoşgeldin Hayat"ta diğer filmlerinin aksine neşeli bir karakteri canlandıran ödül avcısı oyuncu, sinemanın Türkiye'de çok zor şartlarda yapıldığını, Türkan Şoray gibi sette boynu kırılsa bu işi bırakacağını söylüyor. Eleştirmenlere ise sabretmelerini öğütlüyor; "Filmlere niye çamur atıyorlar ki onlar zaten çamur içinde çekiliyor." "Yara" "Çamur" gibi ödüllü filmlerin başrol oyuncusu Yelda Kaymakçı Reynaud, Ceyda Düvenci, Kerem Alışık, Ferhat Gündoğdu ile birlikte Ümit Elçi'nin yönettiği "Hoşgeldin Hayat"ta oynuyor.
* Adınız ödül avcısına çıktı, bunun sırrı nedir? B
unun sırrını jüri bilir ama bu ağır bir iş... Zor şartlara katlanmanız gerekiyor.
* Hep psikolojik filmlerde oynadınız. Gerçek hayatta da melankolik misiniz?
Ben filmlerimdeki gibi ruh hastası biri değilim. 13 yıldır evliyim, kocam beni dövmedi, mutlu bir kadınım. Çocuklarım yok. Hayat benim için çok güzel. Şimdi hayat canlısı bir karakteri oynuyorum.
* Mutluyum derken çocuklarım yok dediniz... Çocuğunuz olmadığı için mi mutlusunuz?
Hayır çocuğum olmadığı halde mutluyum ben. Bir dönem kendimi hazır hissetmiyordum anneliğe. Bir an hazır hissettim o zaman da çocuğumuz olmadı. Bir de iş dolayısıyla çocuk sahibi olmak zor. Bu acımasız bir meslek. Ayrıca ben çocuğumu emzirmek, büyütmek isterim. Bu meslekte annelik zor. O yüzden belki yuvadan bir çocuk alırım. Zaten milyonlarca çocuk var; yardıma ihtiyacı olan.
* "Hoşgeldin Hayat" filmindeki rolü üstünüzdeki imajı kırmak için mi kabul ettiniz?
Kırmak için değil de eğlenceli yanımı gösterebilmek için kabul ettim diyebilirim. İlla ki manken olmak gerekmiyor bu roller için. Ama mankenler de bizim yaptıklarımızı yapamazlar.
* Birçok manken var, oyunculuğu deneyen... Sizce hepsi başarısız mı?
Ben görmedim, dizilerde olabilir o farklı bir şey. Sonuçta herkesin bir çizgisi var, belli bir yerde duruyor ve duruşunu da bilmeli. Sonuçta benim amacım bir televizyon starı olmak değil ki. Öyle bir amacım olsa 1998 yılında Antalya'da Altın Portakal aldıktan sonra olabilirdim. Binlerce teklif gelmişti, ben buradan gitmeyi seçtim. İsterim ki 50 yıl sonra çocuklar "Yelda Kaymakçı Reynaud gibi olmak isterim" desinler. Tek hayalim bu.
* Eşiniz Fransız... Fransa'da yaşayıp Türkiye'ye film çekimi için gelmek zor olmuyor mu?
Hayır, artık burada yaşıyorum ama ben orada da çok önemli filmlerde oynadım. Ne yazık ki burada bilinmiyor.
* Bundan sonra özellikle oynamayı istediğiniz bir rol var mı? Aksiyon filminde oynamak istiyorum aslında. Hep ağır durgun filmlerde oynadım, benim tarzım aksiyon. Spor yapıyorum, vücudumu çalıştırıyorum. Ama Türkiye'de çok zor. Burada çok zor şartlarda çalışılıyor. Yabancılar aksiyon filminde 200 kişi çalışıyor. Oysa biz üç gece önce burada ölüyorduk. Adamlar pompalı silahlarla geldiler. Bu şartlarda çalışırken bütçeniz 1 milyon dolar, Amerika'da 200 milyon dolar ise yan yana koyup yargılayamazsınız. Bir film çekmek çok zor bu ülkede, bu nedenle destek gerekiyor.
* Bir dönem çok film çekilmişti...
Sonra televizyon çıktı ortaya, insanlar filmden bir kere kazanacaklarını dizilerden sürekli kazanmak istediler. Eskiden Türkiye'nin Avrupa'daki imajı da çok kötüydü. Bugünkü duruşumuzla 60'lı yıllardaki duruşumuz çok farklı. Bu ülkede eskiden Türkan Şoray'ın boynu kırıldı film çekerken. Hülya Avşar'ın da başından geçen bir kaza var, bağırsakları patlamış. Ben olsam bir daha oyunculuk yapmazdım.
Bülent İpek
merlystreep 06-07-06, 22:59 http://img501.imageshack.us/img501/6553/yeldareynaud4vk.gif (http://imageshack.us)
"Keşkelerle yaşamak istemiyorum": Yelda Kaymakçı Reynaud
“Yara” filmi bence Türkiye sinemasında yaratılmış en iyi filmlerden birisiydi. Sinema dilinden öte içtenliği ve saflığıyla etkileyen, yarayı deşmeyi başaran filmin en önemli özelliği oyuncusu Yelda Kaymakçı Reynaud’un filme atfedilen bütün bu özellikleri kendinde taşıyıp filme yedirmiş olmasıydı. Yelda Reynaud, Türkiye’nin yeni tanıştığı ve çok da sahiplenmediği bir yüz. Avusturya doğumlu ama Türkiye’de büyüdü. 15 yaşına dek Almanya’da çocukluğunun ikinci devrini yaşadı. 15 yaşında evden kaçıp Mısır’a gitti. Burada 3 yıl boyunca dalış öğretmenliği yaptıktan sonra ABD’ye, ardından da Fransa’ya gitti. Günün birinde, yeteneksiz bulduğu bir Fransız oyuncuya (kendisi Sophie Maceau olur) ödül verildiğini duyunca "Ben bu işi ondan daha iyi yaparım" diyerek yola çıktı. Aklına oyunculuğu yerleştiren Yelda, eğitimini Fransa’da tamamladı. Oyunculuğa ilk adımı ise Türkiye’ye dönüşüyle denk geldi. Almanya’da yaşayan Türkiyeli yönetmen Yılmaz Arslan’ın filmi Yara’da canlandırdığı “yaralı” Hülya rolüyle bir çok ödül kazandı. Hatta SİYAD’dan Antalya’ya sezonun en iyi kadın oyuncusu oldu.
Bugün, Yelda yeniden Türkiye’de; sinemamıza Tabutta Rövaşata gibi bağımsız bir başyapıt kazandıran Derviş Zaim’in son çalışması Çamur’la. Reynaud’un Zaim’le çalışması bir rastlantı değil elbette. Ortak dilleri olduğunu en iyi, Yara’yı ve Tabutta Rövaşata’yı izlemiş olanlar bilir. Filmi izlemeden yorum yapmak ne kadar doğru bilmiyorum ama... Çamur’u iyi ya da kötü değerlendirmelerinin dışında tutacağım kesin. (Yara’ya ve Tabutta Rövaşata’ya yaptığım gibi.)
Yelda’yla birkaç ay öncesinde Hürriyet gazetesinde yayınlamış bir röportajı geçti elimize. Bunu sizlerle paylaşalım istedik. Aşağıda okuyacağınız röportajın yapıldığı dönemde Yelda, Fransa’da Kızlar Yüzemez, Roberto Succo ve Amnesia filmlerinde oynayarak ismini iyice duyurmuş, göçebeliği bir süreliğine bırakıp Fransa’ya yerleşmişti. İstanbul Film Festivali’nin ulusal yarışma seçici kurulunda da görev yapıyordu.
uğur yüksel
Düşlerinin peşinden gidiyor
- Sinema, sahne ya da müzik dünyasının birçok ünlüsü bu mesleği seçmeyi daha küçükken kafasına koymuştur. Sizin var mıydı böyle bir hayaliniz?
Oyuncuları severdim aslında. Ama, uzaktan hayrandım. Henüz beş yaşında bir çocukken, mesela Marlon Brando'yu çok severdim. Ama tabi o zamanlar sinemanın bir ekip işi olduğunu düşünemiyordum. Filmlerin bir yönetmeni olduğunu bile bilmiyordum. Bir oyuncunun her şeyi kendi başına yaptığını sanıyordum. Bu yüzden oyunculuk bana bir tür büyücülük gibi geliyordu.
- Yeniyetmelik çağınız epey maceralı geçmiş.
Evet, evden kaçtım. Bazı ailevi nedenleri vardı ama daha çok da macera isteği. 15 yaşındaydım kaçtığımda ve Mısır'a gittim.
- Neden Mısır?
Bir tesadüf ya da kaza... Param oraya kadar gitmeye yetti. Ben de Mısır'a gittim. Çölle Kızıldeniz arasında bir yerde yaşadım. Başlangıçta hiç öyle bir amacım olmamasına rağmen, dalgıçlık öğrendim. Sonra da dalış öğretmenliği yaptım. Mısır'da üç yıl yaşadım. 18 yaşındayken ABD'ye gittim. Bir yıl sonra da Fransa'ya. Hala orada yaşıyorum.
- Sonra tiyatro oyunculuğu eğitimi aldınız ve ardından da Yara'da oynadınız. Bu film bir çok ödül getirdi size. Bekliyor muydunuz ilk filminizle ödül kazanmayı?
Evet, aslında bekliyordum. Çünkü emeğe inanıyorum ben. Bu filmdeki Hülya rolü için elimden geleni yaptım. Beğenenler olur, beğenmeyenler olur. Bu beni ilgilendirmez. Sonuçta ben rahatım. İçimde varolan her şeyi bu rol için verdim. Şimdi baktığımda Hülya rolü için daha farklı ve daha fazla bir şeyler yapabilirmişim gibi geliyor. Ama o zaman şimdiki malzeme yoktu elimde.
- ABD'de gerçekleşecek bir projenin içinde yer aldığınız söyleniyor...
Evet.. Los Angeles'a gidiyorum. Eylül ayının sonu, en geç ekim ayından itibaren oradayım. Ama bu projenin ne olduğunu şimdiden açıklamak istemiyorum. Bir şey gerçekleşmeden açıklamak doğru gelmiyor bana. Yalnız şu kadarını söyleyebilirim, ben Los Angeles'a yerleşmeye gidiyorum.
- Bu hem heyecan verici, hem de zor bir karar olmalı...
Bu beni çok heyecanlandırıyor. "Canavar gibi" hissediyorum kendimi. Ama bir yandan da müthiş bir korku var içimde. Oraya gidip her şeye sıfırdan başlayacağım. Başka bir hayat, başka bir ülke, başka bir mantık. Ve çok zor bir mantık var orada. Ama, Amerika'yı fethetmeden, dünyayı fethetmek de mümkün değil.
- Orada da başarmaya kararlı gibi görünüyorsunuz...
Mutlaka olacak diye düşünüyorum. Bugüne kadar bir şeyi gerçekten kafama takmışsam eğer mutlaka yaptım. Benim bu isteğim, bir insanın araba sahibi olmayı istemesi gibi değil. Daha farklı. İnsan istediği arabaya sahip olamayabilir, o araba olmadan da yaşamını sürdürebilir. Ama mutlu olmayı istemek, rüyaları gerçekleştirmek çok farklı bir şey. Yıllardır bunu düşünüyordum. Ama artık bu cesareti buldum. Bir sabah uyandım ve kendi kendime dedim ki "ya şimdi, ya hiç bir zaman. Ya şimdi bunu becereceğim, ya da hiç bir zaman." Ben bu riski almak istiyorum. Bu riski almam gerekiyor. Korkularımızın hedeflerimize ulaşmamızı engellememesi gerektiğini düşünüyorum. Başarısız da olabilirim ama en azından denemiş olurum. ‘Keşke'lerle yaşamak istemiyorum çünkü.
http://eski.ucansupurge.org/newhtml/sanat/sinema/yeldareynaud.php
merlystreep 07-07-06, 09:56 'Türk Sinema-sında Kadın Oyuncular' sergisi, 40 aktrisin farklı jest ve mimiklerini izleyicilerle buluşturuyor
http://img207.imageshack.us/img207/302/264rs.jpg (http://imageshack.us)
'Türk Sinema-sında Kadın Oyuncular' sergisi, 40 aktrisin farklı jest ve mimiklerini izleyicilerle buluşturuyor
http://img207.imageshack.us/img207/302/264rs.jpg (http://imageshack.us)
ah bu resim mükemmel ya:) mimikleri çok güzel...
teşekkürler merlystreep:img-kiss:
merlystreep 07-07-06, 18:00 ah bu resim mükemmel ya:) mimikleri çok güzel...
teşekkürler merlystreep:img-kiss:
rica ederim.evet çok anlamlı bi yüzü var ve çok iyi kullanıyo yüzünü.acayip yetenekli ve çok doğal bi kadın.çok seviyorum yeldayı
keşke hakettiği değeri verseler yeldacığımıza. ama maalesef değeri sonra anlaşılacak sanatçılardan. örnek alması lazım sanatçı olmak isteyenlerin...
merlystreep 07-07-06, 19:40 keşke hakettiği değeri verseler yeldacığımıza. ama maalesef değeri sonra anlaşılacak sanatçılardan. örnek alması lazım sanatçı olmak isteyenlerin...
mavi rüya haklısın aslında ama ya aslında değeri yönetmenler tarafından biliniyo bence.türkiyedeki önemli yönetmenlerle çalışıyo ama sinemadan söz ediyorum tabi.olağanüstü bi yetenek şöyle dişli bi rolde kaliteli ve reytingli bi dizide oynasa daha da farkına varılır bence.ama bu sene iyi filmlerle karşımıza çıkacak eminim ama yetmiyo işte daha çok görmek istiyo insan onu o oyunculuğun tadına varmak istiyo.yapımcılar kör sanırım[dizi yapımcıları].
kesinlikle katılıyorum sana merly streep. nolurdu yani her hafta kanepemize kurulup yeldacığımızı izlesek. gerçek oyuncu görsek biraz tv'de gözümüz gönlümüz açılsa.. dizi yapımcıları yeldaya bi teklifte bulunsun lütfenn...
misskrueger 21-07-06, 18:26 acaip seviyorum bu kadını çok başarılı
yaşının kaç olduğunu bilen var mı arkadaşlar???
sağ olun...
yaşının kaç olduğunu bilen var mı arkadaşlar???
sağ olun...
1972 yılında avusturya'da doğdu canım
34 yaşında yani:img-grin2
1972 yılında avusturya'da doğdu canım
34 yaşında yani:img-grin2
sağ ol tatlım
hala evli diye biliyorum ama. bu arka sayfalara eklenen röportajlarında 13 yıllık evliyim. ben burada eşim fransa da diyor. acaba hala öyle mi?
sağ ol tatlım
hala evli diye biliyorum ama. bu arka sayfalara eklenen röportajlarında 13 yıllık evliyim. ben burada eşim fransa da diyor. acaba hala öyle mi?
bildiğim kadarıyla hala evli olması gerek. eski birröp de olabilir. bi türlü eşinin fotosunu bulamıyorum talan ettim interneti:):):)
bildiğim kadarıyla hala evli olması gerek. eski birröp de olabilir. bi türlü eşinin fotosunu bulamıyorum talan ettim interneti:):):)
anladım canım
çünkü bende hala evli diye duydum.
bulursan eklersin :)
Farklı bir yüzü, doğal bir duruşu var. Onu en kısa zamanda kazanmalıyız. Bu yüzden de televizyon dizilerinde önemli rollerde oynayıp, kendisini daha büyük kitlelere ispat etmesi gerekiyor. Umarım ilerleyen dönemlerde onu hakettiği yerde görürüz..:good:
misskrueger 08-08-06, 12:47 http://img123.imageshack.us/img123/5167/76oi9.jpg (http://imageshack.us)
misskrueger 13-08-06, 17:02 http://img55.imageshack.us/img55/9883/anlatistanbul0050002ap8.jpg (http://imageshack.us)
misskrueger 13-08-06, 17:02 http://img154.imageshack.us/img154/5213/anlatistanbul0050003my8.jpg (http://imageshack.us)
Altın Portakal'da 19 kısa film yarışacak
16-23 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ödül arayacak kısa filmler ve belgeseller belli oldu. Festivalde bu yıl; 19 kısa film ile 14 belgesel yarışacak.
Kısa film ve belgesel yapımını özendirmek ve sanatsal gelişime katkıda bulunmak amacıyla 43. Altın Portakal Film Festivali bünyesinde düzenlenen 'Ulusal Kısa Film ve Belgesel Yarışması'nda ön eleme sonuçları belirlendi. 16-23 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek festival için kısa film dalı için başvuran 175 projeden 19'u yarışma için seçildi.
KAZANANA 7500 YTL ÖDÜL
'Ulusal Kısa Film Yarışması'nın galibi; ünlü oyuncular Füsun Demirel ve Özgü Namal, yönetmen Ozan Açıktan, görüntü yönetmeni Uğur İçbak ile Çek asıllı yönetmen Vera Neubauer'den oluşan bir jüri tarafından seçilecek. Kazanan filme; 7 bin 500 YTL ödül verilecek. Belgesel film dalında ise; yapılan 50 başvurudan 14'ü ön elemeyi kazandı. Belgesel Film Jürisi; yönetmen ve yazar Bilgin Adalı, gazeteci yazar Ece Temelkuran, gazeteci Mete Çubukçu, İspanyol oyuncu Marie De La Rosa ve oyuncu Yelda Reynaud'dan oluşacak.
misskrueger 25-08-06, 21:06 http://img79.imageshack.us/img79/4807/109214xc9.jpg (http://imageshack.us)
Derviş Zaim'in Çamur adlı filminden
http://img222.imageshack.us/img222/4191/pdvd000wa2.png
http://img179.imageshack.us/img179/639/pdvd001fd0.png
http://img179.imageshack.us/img179/6093/pdvd002yy0.png
http://img175.imageshack.us/img175/6296/pdvd004iq2.png
http://img147.imageshack.us/img147/5583/pdvd003hz6.png
http://img152.imageshack.us/img152/5083/pdvd005lg2.png
http://img99.imageshack.us/img99/4743/pdvd007vf2.png
http://img156.imageshack.us/img156/133/pdvd006cd8.png
http://img140.imageshack.us/img140/3483/pdvd008is0.png
http://img374.imageshack.us/img374/6561/pdvd009lx5.png
http://img342.imageshack.us/img342/3590/pdvd017ma2.png
http://img342.imageshack.us/img342/6462/pdvd020is8.png
http://img428.imageshack.us/img428/7402/pdvd021vn0.png
http://img342.imageshack.us/img342/6702/pdvd022zt7.png
http://img436.imageshack.us/img436/5350/pdvd023pa7.png
http://img127.imageshack.us/img127/964/pdvd024oj9.png
misskrueger 02-09-06, 18:48 krnca_ resimler mükemmel ellerine sağlık ;)
krnca_ resimler mükemmel ellerine sağlık ;)
rica ederim ne demek
http://img168.imageshack.us/img168/1249/yeldaamurul7.png
http://img312.imageshack.us/img312/152/yeldaamur1dc0.png
http://img522.imageshack.us/img522/7641/yeldaamurkv8.png
http://img332.imageshack.us/img332/8499/yeldaamur1kp0.png
krnca süpersin sen ya
imzalar harika olmuş ellerine sağlık:img-artis
merlystreep 07-09-06, 10:33 http://img155.imageshack.us/img155/5256/236259912f0a8a83405yo1.jpg (http://imageshack.us)
saraygözlüm 08-10-06, 14:12 yeldayı çok seviyorum türkiyede en beğendiğim kadın oyuncu. çok doğal bi kadın. ama hakettiği yerde değil ne yazıkki. ama o filmleriyle ne kadar büyük bi oyuncu olduğunu gösteriyo
saraygözlüm 08-10-06, 14:12 Yelda Reynaud ile Söyleşi
Fergün Yapım tarafından çekimleri süren "Hoşgeldin Hayat" filmini setinde ziyaret ettik ve filmin genç oyuncularından Yelda Reynaud Kaymakçı'yla sinema üzerine sıcak bir sohbet yaptık. 1972 yılında Avusturya'da doğan Yelda Reynaud, ilkokulu Almanya'da okuduktan sonra, Mısır'a gitti. Burada birkaç yıl dalış hocalığı yaptıktan sonra Paris'te tiyatro eğitimi almaya başladı. Modern danslara da meraklı olan oyuncu sırasıyla Yara, Çamur, Kasabanın İncisi, Ateşle Yaklaşma ve Başkalarının Nefesi filmlerinde oynadı. Bu yıl Sinema Yazarları Derneği'nden 2. ödülünü alan oyuncuyla, Türkiye'deki kültür farklılığından, sinemadaki hedeflerine kadar herşeyi konuştuk.
Fransa'da günde 8 saat çalışıyorlar. Ama 8 saatte de bitiriyorlar işlerini. Bizimkiler 24 saat çalışıyor hala bitiremiyor.
Uzun süre yurtdışında da kaldınız. Orada çekilen filmlerle, Türkiye'deki filmler arasında ne gibi farklar var?
Eskiyle, şimdi arasında çok fark var. Nuri Bilge Ceylan'ın filmi orada girdi, kazandı; Cannes Festivali'nde. Ondan sonra Duvar'a karşı oldu, gerçi Fatih Akın Türk sayılmaz da Alman-Türk. Dolayısıyla, muhtemelen bakışları biraz daha açıldı buraya doğru. Buna inanıyorum. İran sinemasında da bu olmuştu. Hiç beklemediğimiz bir anda birdenbire Abbas Kiarostami çıktı, halbuki ondan önce Muhsin Mahmelbaf vardı. Ama yine de o bir patlama oldu. Hani derler ya, "ektiğini biçersin". Eskiden, yani eskiden dediğim 1-2 yıla kadar aslında, pek saymıyorlardı Türk sinemasını. Yani belki arasıra Zeki Demirkubuz Masumiyet'i yapmıştı. Derviş Zaim Tabutta Röveşata'yı yapmıştı. O en fazla.
Yurtdışında da filmler çektiniz. Çalışma ortamı olarak bir fark var mı?
En büyük fark şartlarda. Fransa'da biz hakikaten çok lüks bir şekilde çalışıyoruz. Lüks dediğimiz illa ki milyonlarca dolarlık filmler çevrilmiyor Fransa'da, onlar sonuçta Hollywood değil ama 130 film yapılıyor. Ama organizasyonları takır takır işliyor. 8 saat çalışıyorlar. Sendikalı. Ama 8 saatte de bitiriyorlar işlerini. Bizimkiler 24 saat çalışıyor hala bitiremiyor. Dolayısıyla ben diyorum: Biraz kendinizi sorgulayın. Biz mi hata ediyoruz. Onlar mı?
Türkiye'de sahneler, daha fazla mı çekiliyor?
Olmuyor, bitmiyor, bitmek istemiyor sahneler. Çok ilginç. Bir problem oluyor sanki. Yani, her çalışmada bu var.
Benim en büyük hayalim Brando'yla oynamaktı ve o öldü. Benim hayalim de, onunla birlikte öldü.
Sette çalışmalar nasıl gitti? Çekimlerde sorunlar yaşadınız mı?
İnsanlar anlamında sorun yaşamıyorum kesinlikle. Ben teknik ekibimle çok iyi anlaşırım. Burada çalıştığım bir filmde, bir genel koordinatör bana bunu söyledi: Ben minibüs şoförünün yanında oturmuşum. Ya, biz seni izledik Yeldacım ve dedik ki, "Bu aşmış herşeyi". Çünkü oyuncular genelde bunu yapmıyormuş. Yani, minibüs şoförünün yanında oturmuyorlarmış, ya da ne bileyim bizim Çiko'yla kahve içmiyor ya da sohbet etmiyorlarmış. Sorunlar yaşamam ben. Pozitif bir insanım.
Ayça rolü için "Filmdeki aşağı yukarı hemen herkes depresif, bir tek benim karakterim pozitif kalıyor. Roldeki kadın hayatın içinde akıyor. İnsanların morallerini düzeltiyor." demişsiniz. Gerçek hayatta da pozitif misiniz?
Yaşamı içiyorum. Ben yaşamıyorum, ben içiyorum. Ben buna inanıyorum. Bir yılda 365 gün var. Kaç yıl yaşayacağız. Onu bir çarpın. Zaten ömrümüzün yarısı uykuda geçiyor. Geri kalanı ne? Kinle mi geçsin? Ben kin tutmam mesela, küserim. Alıngan bir insanım. Çünkü çok hassasım. Çok abuk sabuk şeylere takabilirim. O yüzden Türkiye'de zorlanıyorum. Çünkü sefalete çok az tahammülüm var. Bu bir gerçek. Savunma güdüm daha kalın olsun isterdim. Ama değil. Takıyorum bu tür şeyleri. Dayanamıyorum, maalesef.
Sinemada kadının yeriyle ilgili şikayetleriniz var. Bu film için de "Ferhat Gündoğdu başrolde, neden ben değilim mesela? Bir kadının hikâyesi olamaz mıydı?" demişsiniz.
(gülüşmeler..) Adım feministe çıkacak. Ben hakikaten feminist değilim. Feminizm de bir sürü şeyler getirdi sonuçta, tarihte. Kadınlar hap kullanabiliyorlar. Onlar, bunları getirdi. Ama kesinlikle feminist değilim. Onu o gece SİYAD ödülünü alırken söyledim. Cüneyt Arkın vardı ve ben orada bilmiyordum ödül alacağımı ve hakikaten içimden çıktı. Ben de dünyayı kurtaran kadın olmak istiyorum dedim. Herkes güldü. Alkışlandı bu konuşma. Aslında ben çok ciddi birşey söylemiştim. Amerikanlar kadın kahramanlı filmler yapıyor. Fransızlar da yapıyor. Kadınlar, başrolde oynayabiliyor. Ona göre de ödüller alıyorlar ve hakediyorlar. Charlize Theron mesela Monster'da inanılmaz başarılı.
İngilizcem, Almancam ve Fransızcam var. Benim en kötü konuştuğum dil bu dil, anadilim yani.
Ama Türk sinemasına baktığımızda Türkan Şoray, Hülya Avşar, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın gibi bayan oyuncular da önplana çıkıyor?
Erkekler yok mu? Gerçi ben Türk sinemasını bilmiyorum ki pek. Maalesef, burada yetişmediğim için çok cahilim. Bu bir gerçek. Bilgili değilim. Çok Türk filmi izlemedim. Ama dünya sinemasında çok büyük bir bilgiye sahibim. Türk sinemasında, orada filmleri seyredemedim. Ama Cüneyt Arkın da var. Tabi ki kadınları hatırlayacaklar. Yok mu yani. Artı bir de şunu söyleyeyim. Türkan Şoray, ben şuna inanıyorum. O kadın Amerika'da olsaydı, süperstar olurdu. Bu bir gerçek. Hülya Koçyiğit de aynı ama filmler yurtdışına çıkamadığı için bunlar gölgede kaldı, ya da Şener Şen. Bu insanlar hakikaten çok büyük bir üne sahip olabilirdi. Burada, bu şartlarda çalışılıyor ve böyle olanaklara sahipler.
Çamur filmiyle, ödül alacağınızı bekliyor muydunuz? Ödül almak sizin için ne kadar önemli?
Bu SİYAD ödülü, benim 5. ödülüm oldu. SiYAD'dan 2. ödülüm oldu. Ödül almak çok hoş birşey, ama bir anlık bir tatmindir o. Ego tatmini. Ertesi gün bitiyor. Hatta 1 saat sonra bitiyor. Ama bir filmi yaparken.. Benim en büyük hedefim Oscar almak. Gerçeği söylüyorum yani. Burada mütevazi olmak gerekmiyor. O benim büyük rüyam. Ve diyorum ki bir gün öleceğim yani.
Los Angeles'a yerleşeceğinizi açıklamışsınız. Bu, sinemaya dair hedeflerinizle mi ilgili?
Tamamen. Orada yaşamak değil. Ben gittim oraya kaldım 3 ay. Derede boğuldum yani. Bunu da söylüyorum açıkça. Ama denedim en azından. Şartlar çok zor oldu. Şu anlamda zor: Orada tamamen kurtların ağzındasınız. Orada bütün şehir, milyonlarca insan sinema piyasasında çalışıyor.
Hangi dilleri biliyorsunuz?
İngilizcem, Almancam ve Fransızcam var. Benim en kötü konuştuğum dil bu dil, anadilim yani. Siz beni 7 ay önce duysaydınız, ya da 2 ay önce hatta şaşırırdınız. İlerliyorum. Kurs almadan.
Manken ya da şarkıcıların oyunculuk yapmasına nasıl bakıyorsunuz?
Ben podyuma çıkmıyorum. Onun da benim işime girmemesi gerekiyor. Bence çok net. Belki bir gün Özlem Süer der ki bana: Yelda Hanım, benim elbisemi podyumda giyer misiniz? Ben giyerim. Ama sonuçta ben biliyorum ki o benim kariyerim olamaz. Ben 1.90 değilim, bacağım da 1,50 değil. Dolayısıyla, yapabilirler, OK. Yapsınlar, bu fırsatı da kullansınlar. Ama bunu da biliyoruz ki kalıcı olanlar büyük oyunculardır. Tarih zaten kendi içinde süpürüyor. Doğru mu, değil mi? Tarih kimi tutuyor. Van Gogh'u tutuyor, öldü açlıktan. Keşke öyle olmasaydı. Ben buna da inanıyorum: hem iyi bir yere gelebilirsiniz, hem de iyi bir sanatçı olabilirsiniz.
Sanatın diğer alanlarına da ilginiz var mı?
Herşey. Müzik çok önemli ve kitap tabi ki..
Türk sinemasında en beğendiğiniz oyuncular kimler?
Haluk Bilginer'i çok beğenirim. Şener Şen'i beğenirim.
Yıllarca sinema yapıyorum, kimse bana ağlayarak gelmedi. 8 bölümlük bir dizi yaptım ve önemli oldu.
Dünyada?
Brando var. Brando benim için çok önemli ve öldü. Benim en büyük hayalim onunla oynamaktı ve o öldü benim hayalim, onunla birlikte öldü. Eşime mesaj çektim: "Brando öldü. Benden de bir parça öldü. Bunu hüzünlü söylüyorum ama bu bir gerçek. Sonuçta bir oyuncu olarak birşey hedeflemişsiniz. Ve o, olabilirdi. Neden olamaz ki. Hayat, mucizelerle dolu. Adam gitti ve çok büyük bir oyuncu kaybettik.
Sokakta insanlar sizi tanıyor mu?
En fazla 40-50-60 yaşında kadınlar. "Kasaba'nın İncisi" dizisinden de kaynaklandı. Orada şoke olmuştum. Almanya'ya gittim, Nürnberg Festivali'ne. Abartmıyorum, orada yüzlerce kadın ağladı. Neden diziniz durdu diye. Dedim ki: Yıllarca sinema yapıyorum, kimse bana ağlayarak gelmedi. 8 bölümlük bir dizi yaptım ve önemli oldu. Yani, keşke öyle olmasa.
Geleceğe dair hedefleriniz neler? Gelecek planlarınız sinema üzerine mi kurulu? 1. hedefiniz sinema mı?
Sinema, benim büyük hedefim sinema. Benim bu ülkede bulunmamın tek nedeni sinema. Ben buraya bir savaşçı gibi geldim. Zırhlarımı taktım. Nasıl bu Yüzüklerin Efendisi'nde gidiyorlar. Biliyorum, belki düşerim. Ama en azından beni 10-0 yenmezler. 10-1 yenerler ya da 10-2. Ben şuna inanıyorum bu 5 yıl içinde bu ülke bir şekilde patlayacak. Birşeyler olacak. İyi anlamda söylüyorum. Kültürel bir kaynama. Ben bunu hissediyorum. Ben de bunun bir parçası olmak istiyorum. Bir payım da olsun istiyorum. Bunlar benim için önemli şeyler.
23.07.2004
saraygözlüm 08-10-06, 14:16 yelda kaymakci reynaud *
..ara$tir..googletdk sozluguseslisozluk.comwikipediaimdbfoldocartistsal bumssongsacronymfindermobygamesetimolojik sozluk
no kitty!
yılmaz aslan'ın yönettiği yara adlı filmde paso prozac içen ve hülya adlı bir kızı canlandıran ve çasodun en iyi kadın oyuncu ödülünü alan babası türk annesi avusturyalı oyuncu.
(brecht, 25.02.2002 02:13)#1057085 !?
nedense burada* pek de ses getirmemiş ve çeşitli sinema salonlarında kısa sürelerle kendine yer bulmuş bir film olan yara'da rol almıştı ve çok başarılıydı sahiden de.
şimdiyse tabutta rövaşata ve filler ve çimen'den sonra üçüncü filmini çeken derviş zaim'in çamur'unda rol alıyor.
(calvino, 31.07.2003 23:01)#3172224 !?
yara filmindeki roluyle ayrica altin portakal almistir.
(ozzy, 06.04.2004 18:38)#4056191 !?
ses getirir getirmez "girls can't swim" filmindeki lezbiyen kadın rolü ve çıplak sahneleriyle haber olmuş oyuncu.
başka da birşey konuşulmaz artık. ünlü olduktan sonra soyunanların aksine davrandığı için magazin basını tarafından cezalandırmak istenen oyuncuların en yenisi.
(kanzuk, 18.01.2005 10:12)#6700625 !?
arka sayfa’daki rahatlığı, tatlılığı ve kendine güveniyle beni, kendine aşık eden abla...tez, anlat istanbul’a gidile, diğer filmleri edinile...
(21, 14.03.2005 19:23)#7098686 !?
anlat istanbulda çok iyi bir performans sergilemiş olan oyuncudur. gerçekten güzel bir kadın.
(starry, 16.03.2005 01:08)#7108543 !?
(bkz: raynaud fenomeni)
(koseyi donen adam, 28.03.2005 04:13)#7188367 !?
yirmidorduncu uluslararasi istanbul film festivali ulusal yarismasinda anlat istanbul filmindeki performansiyla en iyi kadin oyuncu ödülünü kazanmistir.
(umka, 16.04.2005 20:32)#7317278 !?
sahnede zip zip zipliyo lan bu..
(koparnick, 16.04.2005 20:33)#7317282 !?
yirmidorduncu uluslararasi istanbul film festivali'nde odulunu alirken ve en sonunda harvey keitel'e tesekkur ederken bir cocuk edasiyla zip zip ziplayarak amator ruhundan bir sey kaybetmedigini gosteren, pek yetenekli, hayran olunasi oyuncu. *
anlat istanbul'daki transseksuel rolunden once cok korkmus, gunlerce aglamis ama pek bir basarili kendisi filmin vasatligina ragmen. kulkedisidir kulkedisi.
(blacksunshine, 18.04.2005 16:19)#7329141 !?
önce yara adli filmde izledigim, sonrasinda anlat istanbul'da ikinci kez izledigimde oyunculugunun gücü ve sinirlarini nereye kadar götürebilecegini kesfettigim kadin oyuncu. yara'da türkcesi daha bozuktu zaten almanci ve psikolojik bozukluklari olan bir kizi canlandiriyordu. ancak anlat istanbul da yer alan yaklasik 98 ünlü oyuncu arasinda en basarilisi oldugu sanirim cok tartisilmasi gerekmeyen bir durum. türkcesinde de belirgin bir iyilesme var. filmden cikinca insan degil transseksüeli bu kadin bir erkegi ya da bir esyayi bile canlandirsa parmaklari isirtir diyor insan.
yelda reynaud araciligiyla insan düsünmeden edemiyor. yurt disinda yetismis türkler neden daha acik, kendilerini daha iyi ifade ediyorlar. utanma dedigimiz o bas belasi duygu onlarda neden daha az? bunlari söylerken hem avrupa da yetismis türk oyuncularin rahat oyunculuklari hem de popstar v.s. gibi yarismalara yurtdisindan katilan yarismacilarin rahat, cool tavirlari hem de hepimizin bir yerlerden hayatimiza girmis almanci es dost akraba cocuklariyla yasananlar aklima geliyor.
sonucta cok ama cok iyi, isini asiri ciddiye aldigi belli, kaprissiz, tam comme il faut bir oyuncuyla karsi karsiyayiz. takibe devam.
(ziggy, 10.05.2005 12:58 ~ 14.12.2005 11:52)#7477693 !?
evet bu akşamki zaga'da dikkat ettim ki kendisi carrie anne moss'a benzemektedir..
(koparnick, 15.05.2005 03:09)#7509434 !?
sezen aksu'nun yanmışım ben sönmüşüm ben adlı parçasına çekilen klipte, elini silah gibi doğrulttuktan sonra aynaya doğru yaptığı hareketle beni benden almış, karizmatik bayan oyuncu.
(rockinrobin, 04.07.2005 17:03)#7805660 !?
sezen aksu'nun fatih akın tarafından çekilen klibinde,
taxi driver göndermesi yapan başarılı kadın oyuncu dur.
(agrafi, 04.07.2005 17:19 ~ 17:20)#7805762 !?
sessiz gece adlı kötü ötesi bir dizide oynama gafleti göstermiş oyuncu. lütfen bir sanatsever bu dizinin tüm bölümlerini yayınlanmadan imha etsin ve yelda hanım'ı o ekibin ellerinden kurtarıp tekrar sanat dünyasına kazandırsın.
(yeniraki, 04.08.2005 08:33)#7962520 !?
anlat istanbul filminde istanbul masal inin hasari ufaklik ozan inin asik oldugu hirpalanmis travesti rolunu oynuyan yuz olculeri erkegimsi lezbiyen rollerine de iyi gidebilecek bir aktris
(moonagedaydream, 04.08.2005 08:46)#7962537 !?
oyunculuğu, kendine has çekiciliği, yaptığı işi böylesine ciddiye alması ile tıpkı derya alabora, füsun demirel, serra yılmaz gibi kendine çok özel bir izleyici kitlesi yaratmış, başarılı sıfatını çok iyi dolduran, yaptığı işler zevkle takip edilen kadın oyuncu.
(dionysia, 05.08.2005 19:25)#7971534 !?
http://www.radikal.com.tr/...5/08/21/haber_161967.php'deki yorumlarıyla fesüphanallah dedirtmiş kişilik.
saraygözlüm 08-10-06, 14:18 'Ah o morluklar olmasaydı...'
Demir bir labirent içinde sürüklenerek geçen İki Kişilik Bir Oyun'da rol alan Yelda Reynaud ve Altay Özbek çarpmalar yüzünden yıpranmış durumda... Hatta morlukları gören arkadaşları Reynaud'ya 'Dalmaçyalı' adını takmış.
İlişki bitti, morluklar kaldı
Demir bir labirent içinde sürüklenerek geçen İki Kişilik Bir Oyun, Yelda Reynaud ve Altay Özbek'in tiyatro kariyerine 'Bacaklarda morluk bırakan oyun' şeklinde yazıldı.
Kolay değil... Biten bir ilişkinin ardından kadınla erkeğin birbirine karşı adil olması da... Evli bir kadının, sırf çocuğu olmadığı için kocası tarafından aldatılmasına önce katlanması sonra intikam için onu aldatması da... Sevgilisi olan erkeğin evli bir kadınla girdiği ilişkinin içinden sıyrılması hiç kolay değil. Bildik bir öykü bu... Asıl zor olan ise bu sıkışmışlığı bir labirentin içinden aktarmak... Geçen yıl kurulan Tiyatro Dot'un Uluslararası Tiyatro Festivali'nde de sahnelediği İki Kişilik Bir Oyun, yalnız tiyatronun değil oyuncuların da sınırlarını zorluyor. Çünkü oyun sırasında sürekli demir konstrüksiyona çarpmaktan ötürü yara bere içinde kalmışlar. Hatta morluklar yüzünden Yelda Reynaud'ya arkadaşları 'Dalmaçyalı' adını takmış. Yekta Kopan'ın yazdığı, Bülent Erkmen'in tasarlayıp yönettiği, Yelda Reynaud ve Altay Özbek'in de başarılı yorumlarıyla sahnelenen oyun, tiyatro salonunun duvarlarına yerleştirilen labirent içinde geçiyor. Perde yok, sahne de... Kadın ve erkek, tek kelimelik diyaloglarla bir yandan ilişkilerini sorgularken bir yandan da labirentte sürünerek ilerliyor. Karanlıktan gelen bir ses ise diyalogları İngilizceye çeviriyor. Avusturya'da doğduktan sonra Türkiye, Amerika ve Mısır'da yaşayıp Paris'te tiyatro eğitimi alan Yelda Reynaud, tam bir dünya vatandaşı... Bugün "Hadi Endonezya'ya gidiyoruz,'' deyin, gelmeye hazır olduğunu söylüyor. İki yıldır sinema ve dizi çekimleri nedeniyle İstanbul'da olan Reynaud, oyunun tasarımını kâğıt üzerinde gördüğünde çok etkilenmiş, ama başına neler geleceğini hiç hesaplayamamış. Oyun sırasındaki yoğun konsantrasyon yüzünden acı hissetmese de bittikten sonra "Buz, buz getirin'' diye az inlememiş: "Başlarda her tarafım morluklar içinde kalınca adım Dalmaçyalı'ya çıkmıştı. Ama dalgıçların giydiği, ısıyı tutan bir giysi olan neopren hayatımızı kurtardı. Kıyafetlerimizin altına onu giydik. Kalın olduğu için bizi darbelerden korudu. Bülent Ermen oyunun tasarımını kağıt üzerinde ilk gösterdiğinde çok etkilenmiştim. Ulaşamama, kavuşamama, hayatın başlangıcında nasıl taze başlayıp sonunda yorgun bitiriyorsak hepsi oyunda vardı. Bir yandan da alt katta konstrüksiyon kuruluyordu. İlk gördüğümde çok şaşırdım. Demirlerin köşeli olduğunu tahmin etmiştim ama bu kadar çarpacağımızı hesaplamamıştım.''
'İYİ Kİ KADIN DOĞDUM'
Reynaud'ya göre oyunun en önemli özelliği labirent şeklindeki dekor ve tek kelimelik diyaloglar... Ona göre içinden çıkılamayan aşkları hemen herkes yaşıyor; "Oyundaki, sıradan bir hikâye aslında... Herkes bir aşk yaşamıştır ve o aşkın içinde bir ulaşamama da vardır. Bir ilişkiden diğer ilişkiye geçerken de o bavulları taşıyoruz yanımızda. Aynı hatalar sürekli tekrarlanıyor. Bu oyundaki yolculukta da bu görülüyor. Ama kadın çok zeki... Biz sonuçta doğurabiliyoruz. Kadın zaten yaratıcı. Yatıyorum kalkıyorum kadın doğduğum için Allah'a şükrediyorum.'' (Tiyatro Dot, Mısır Apartmanı - Beyoğlu)
Tel:(0212) 251 45 45
FİGEN YANIK
saraygözlüm 08-10-06, 14:19 http://img141.imageshack.us/img141/3176/acdeb92b54e739489c2a476fbex6.jpg (http://imageshack.us)
saraygözlüm 08-10-06, 14:20 http://img151.imageshack.us/img151/2571/ef33acb8ee920942a3273822bms0.jpg (http://imageshack.us)
saraygözlüm 08-10-06, 17:36 http://img526.imageshack.us/img526/742/110542b2gf7.jpg (http://imageshack.us)
saraygözlüm 08-10-06, 17:38 http://img233.imageshack.us/img233/7128/233408kj8.jpg (http://imageshack.us)
Mavirüya! Saraygözlüm! süpersiniz! Ben bu kadina bayiliyorum ya! o oyuncular prensesi ve kesinlikle hakettigi yerde degil! :( Umarim bu resmi begenirsiniz:img-grin2
Freelion, birkac ay once MADAME FIGARO'da kocasindan ayrildigini okudum. Bu ayinki INSTYLE dergisinde de en sexy resmi var ;-) Belki goren olmustur.
Freelion, birkac ay once MADAME FIGARO'da kocasindan ayrildigini okudum. Bu ayinki INSTYLE dergisinde de en sexy resmi var ;-) Belki goren olmustur.
hemen INSTYLE alıyoruuummm
teşekkürler morcivert:)
Arkadaslar,
bugun Marie Claire aldim. Ve kimi gordum? Turkiyenin en cok odul alan kadin oyuncusu YELDA REYNAUD. Insan bu kadar mi guzel olabilir? Bu nasil bir dusrus nasil bi bakis:img-clapp. Vallahi yillardir mankenlik yapanlar kiskaniyordur onu. Bende kiskanirdim:img-yes:
Yelda Reynaud Güven Kıraç'ın sunduğu "Oyun" adlı programın komuğu şu anda(digiturk-turkmax):happy0064
ne yalan söyleyeyim yelda reynaudun hicbir yapimini izleme sansim olmadi bugune kadar ve onu ilk kez sezen aksunun bir klibinde görmustum.. klipte yaptigi mimikler, elini silah gibi yapmasi bana bu kadin kesin cok iyi bir oyuncu dedirtti.. insallah birgun kendisini izleme sansim olur..
o klipten bir kac kare..
http://img82.imageshack.us/img82/5531/yeldareynaudkv8.png
http://img209.imageshack.us/img209/8966/yaldareynaud1fi6.png
http://img361.imageshack.us/img361/3346/yeldareynaud2ke8.png
http://img161.imageshack.us/img161/4628/yeldareynaud3qj4.png
http://img441.imageshack.us/img441/5862/yeldareynaud4cy6.png
http://img206.imageshack.us/img206/9382/yeldareynaud5dc5.png
http://img479.imageshack.us/img479/7311/yeldaryf5.png
rol icabi silahli bir role calisiyor sanirsam.. cok tatli..
simdi hatirladim ben yelda reynaudun bir dizisini izlemistim. trt de kasabanin incisi diye bir diziydi.. gercektende iyi oyuncu.. cunku o dizideki performansi cok iyiydi bence.:good:
http://img152.imageshack.us/img152/7393/233407fd2.jpg (http://imageshack.us)
yelda reynaud u bende çok beğeniyorum.çok başarılı bir oyuncu ama ne yazıkki hak ettiği yerde değil.ülkemizde oyunculuktan ve kaliteden çok başka şeylere prim verildiği için yelda reynaud ve onun gibilerin anlaşılması biraz zaman alıyo.ama aldığı ödüller ve oynadığı sinema filmlerindeki başarısı onun diğerleriyle arasındaki farkı açıkça gösteriyo.
NOT:ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim özlem düvencioğluyla aralarındaki kanki durumuda çok hoşuma gidiyor.:img-wink:
benimde özlemle kanki olmaları hoşuma gidiyor birde ozan g. ve timuçinin kankiliğine bayılıyorum
kendisini klipte izledim çok şirin eğer projeri olursa bakıcam
http://img472.imageshack.us/img472/1971/73ms7.jpg (http://imageshack.us)
Anlat İstanbul da muhteşemdi.
http://img77.imageshack.us/img77/9581/74so5.jpg (http://imageshack.us)
http://img77.imageshack.us/img77/4222/75aj4.jpg (http://imageshack.us)
http://img260.imageshack.us/img260/1205/76dh6.jpg (http://imageshack.us)
sessiz gece ve anlat istanbulda izledim.Anlat istanbulda harikaydı.
sessız gecede mukemmeldı ama dızı yıne kurban oldu
attentionplease 06-02-07, 11:28 yelda reynaud u bende çok beğeniyorum.çok başarılı bir oyuncu ama ne yazıkki hak ettiği yerde değil.ülkemizde oyunculuktan ve kaliteden çok başka şeylere prim verildiği için yelda reynaud ve onun gibilerin anlaşılması biraz zaman alıyo.ama aldığı ödüller ve oynadığı sinema filmlerindeki başarısı onun diğerleriyle arasındaki farkı açıkça gösteriyo.
NOT:ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim özlem düvencioğluyla aralarındaki kanki durumuda çok hoşuma gidiyor.:img-wink:
MERHABA ARKADASLAR
ILK ONCE SUNU SOYLEMEK ISTIYORUM: BEN SADECE YELDA REYNAUD ICIN BU SITEYE UYE OLDUM.
Benim en cok begendigim kadin oyuncusu. Ben ona deliler gibi asik olabilirim ama ben burda sadece onun oyunculugundan bahsetmek istiyorum.
Son olarak DOT Tiyatrosunda sahnede yer aldi. Mûthis bi performans gosterdi. bi röportaj'da: hertarafim mos mor oldu, diye soylemisti. Mosmor olmamasi mumkun degil cunku bi labirentin icinden gecmek zorundaydilar. Bunu ancak danscilar yapabilir, dedim kendi kendime. Ama o yapti, o herseyi basarir!!!!
Sonra almanyada yasayan Fatih Akinin filminde yer aldi. Film seneye vizyona girecekmis. COOOOK merak ediyorum.
Ama asil soylemek istedigim su... 18 Mart 2007' de amerikan filmi LIVING AND DYING turkiye'de vizyona giriyor. Ve burda Yelda R. bi polis'i canlandiriyor:img-polic . Neden basinda sadece Deniz Akkayanin tecavuz sahnesi gosteriliyor? Sanki o basrolu oynuyormus gibi? TV'ye cikip, ya iste ben amerikaya gittim...evet ve rolum cok zor'du ve cok etkilendim, diye sacma seyler konusuyor? ALO.... DENIZ HANIM.... kendinizi oldugunuzdan farkli gostermeyin, yakinda vizyona girecek ve herkez gercegi gorecek!!!!!!!!!!!!!
Ben isterdim ki Yelda Reynaud' da basina bu film ile ilgili konussun. Ama eminim ki onun bildigi bisey vardir. O hic bi zaman, baskalari gibi abuk sabuk magazin programlarina malzeme olmaz, cunku o UCUZ degil arkadaslar.
Yelda Reynaud bugun Turkiye'yi yurtdisinda en iyi temsil edebilecek oyuncu. Eger Kalite istiyorsaniz.... ISTE BUYRUN
YELDA REYNAUD
AMA BUNU ANLAYAN COK AZ BU ULKEDE!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !!!
http://img231.imageshack.us/img231/152/p21yo1.gif
yılmaz_filiz 08-02-07, 10:28 http://img231.imageshack.us/img231/152/p21yo1.gif
Bu resimde çok hoş çıkmış ya.Anlat İstanbulda mükemmel ötesiydi.
attentionplease 09-02-07, 15:19 Merhaba arkaslar,
'Özlem Düvencioglu ve Yelda Reynaud' un kanki durumu hosuma gidiyor' , gibi bisey okudum.
Benim duydugum kadariyla sadece bi kanki durumu degilmis :img-yes: . Beraber calisiyorlarmis. Ne yaptiklarini bilen var mi aranizda? Cok merak ettim vallah.
Yelda Reynaud Türk asıllı Avusturya vatandaşı değilmi? Madem bu kadar yetenekli niye oralarda birşeyler yapmıyor. Bence bizim ülkede şöhret olmak çok kolay. Ama batı ülkelerinde bu iş öyle kolay değil.
Yelda Reynaud Türk asıllı Avusturya vatandaşı değilmi? Madem bu kadar yetenekli niye oralarda birşeyler yapmıyor. Bence bizim ülkede şöhret olmak çok kolay. Ama batı ülkelerinde bu iş öyle kolay değil.
Hayir, sevgili PIRLANTA... Yelda Reynaud, Turk. Avusturya'da dogmus, Almanya, Misir, ABD, ve sonra Fransa'da yasamis bir vatandasimiz.
Fransa'da egitimini almis. Ben hakkinda bayagi bi arastirma yaptim, cunku 'bazilari neler uyduruyor'... ama bu hanimefendimiz SUPERRRR!
Aldigi oduller kendiliginden konusuyor:
1998 en iyi kadin oyuncu ANTALYA ALTIN PORTAKAL
1998 en iyi kadin oyuncu ISKENDERIYE FILM FESTIVALI / MISIR
1998 en iyi kadin oyuncu SIYAD
1998 en iyi kadin oyuncu MAR DEL PLATA / ARJANTIN
2003 en iyi kadin oyuncu SIYAD
2005 en iyi kadin oyuncu ISTANBUL FILM FESTIVALI
"Sohret" konusuna gelince... :icon_whis sence bu kadinin istedigi "sohret" olsaydi, olamazdi mi? Ayrica, 1998 Mar del Plata (Arjantin'de), Manuel de Oliveira, Taviani kardeslerin vs. gibi dev yonetmenlerin filmlerinde bulunan oyunculari geride birakip, EN IYI KADIN OYUNCU ODULUNU ulkemize getirmis bir oyuncu! :happy0064 Bir de 1997 ayni odulu Renee Zellwegger almisti! O yuzden, biraz dusunup, sunu sormak gerek: sohret mi onemli olan, kalite mi? :img-help: Tabi, seni okuyunca, senin verebilecegin cevap, ancak 'sohret' olabilir... Ayrica, bu oyuncumuz ne zaman sevgili ulkemizde sohret olmus ki?
Neyse! ben absolutattention'nin haber verdigi gibi, LIVING&DYING adli filmin vizyona girmesini 4 gozle bekliyorum:img-polic
Ha! bir de CNBCe'de birkac hafta once, Yelda hanimin Fransa'da oynadigi bir filmini (maalesef film baslamisti) izledim: LES FILLES NE SAVENT PAS NAGER ve orda da, herzaman ki gibi, yine COK FARKLI bir karekter sergiledi
Neyse, sen galiba 'sohretlere' takiliyorsun... ama olsun, sohretlere tapan da 'can'dir:img-hyste
Hoscakal(in)
Hayir, sevgili PIRLANTA... Yelda Reynaud, Turk. Avusturya'da dogmus, Almanya, Misir, ABD, ve sonra Fransa'da yasamis bir vatandasimiz.
Fransa'da egitimini almis. Ben hakkinda bayagi bi arastirma yaptim, cunku 'bazilari neler uyduruyor'... ama bu hanimefendimiz SUPERRRR!
Aldigi oduller kendiliginden konusuyor:
1998 en iyi kadin oyuncu ANTALYA ALTIN PORTAKAL
1998 en iyi kadin oyuncu ISKENDERIYE FILM FESTIVALI / MISIR
1998 en iyi kadin oyuncu SIYAD
1998 en iyi kadin oyuncu MAR DEL PLATA / ARJANTIN
2003 en iyi kadin oyuncu SIYAD
2005 en iyi kadin oyuncu ISTANBUL FILM FESTIVALI
"Sohret" konusuna gelince... :icon_whis sence bu kadinin istedigi "sohret" olsaydi, olamazdi mi? Ayrica, 1998 Mar del Plata (Arjantin'de), Manuel de Oliveira, Taviani kardeslerin vs. gibi dev yonetmenlerin filmlerinde bulunan oyunculari geride birakip, EN IYI KADIN OYUNCU ODULUNU ulkemize getirmis bir oyuncu! :happy0064 Bir de 1997 ayni odulu Renee Zellwegger almisti! O yuzden, biraz dusunup, sunu sormak gerek: sohret mi onemli olan, kalite mi? :img-help: Tabi, seni okuyunca, senin verebilecegin cevap, ancak 'sohret' olabilir... Ayrica, bu oyuncumuz ne zaman sevgili ulkemizde sohret olmus ki?
Neyse! ben absolutattention'nin haber verdigi gibi, LIVING&DYING adli filmin vizyona girmesini 4 gozle bekliyorum:img-polic
Ha! bir de CNBCe'de birkac hafta once, Yelda hanimin Fransa'da oynadigi bir filmini (maalesef film baslamisti) izledim: LES FILLES NE SAVENT PAS NAGER ve orda da, herzaman ki gibi, yine COK FARKLI bir karekter sergiledi
Neyse, sen galiba 'sohretlere' takiliyorsun... ama olsun, sohretlere tapan da 'can'dir:img-hyste
Hoscakal(in)
Türk vatandaşı değil. O filmin vizyona girmesini daha çok beklersin. O kadar kötü bir filmmiş ki yapımcı bile vizyona koyamıyor.
Çok yetenekli olabilir, çok mükemmel bir insan olabilir. Bilmiyorum. Ama gördüğüm tek bir şey var. Fiziksel görünümü. O da maalesef hiç hoş değil. Ben senin gibi ifadeler kullanmak istemem. Bu fiziksel görünümle sadece yan karakter rollerde oynayabilir. Başrol oyuncusu olamaz.
Türkiye'de sinema endüstrisi ortada .Çevrilen film sayısı belli. Madem bu kadar oscar almak konusunda hırslı niye Türkiye'de yaşıyor. Fransa'da niye sinema yapmıyor. Çünkü Fransa'da teklif almıyor.
Türk vatandaşı değil. O filmin vizyona girmesini daha çok beklersin. O kadar kötü bir filmmiş ki yapımcı bile vizyona koyamıyor.
Çok yetenekli olabilir, çok mükemmel bir insan olabilir. Bilmiyorum. Ama gördüğüm tek bir şey var. Fiziksel görünümü. O da maalesef hiç hoş değil. Ben senin gibi ifadeler kullanmak istemem. Bu fiziksel görünümle sadece yan karakter rollerde oynayabilir. Başrol oyuncusu olamaz.
Türkiye'de sinema endüstrisi ortada .Çevrilen film sayısı belli. Madem bu kadar oscar almak konusunda hırslı niye Türkiye'de yaşıyor. Fransa'da niye sinema yapmıyor. Çünkü Fransa'da teklif almıyor.
Zaten yapım şirketi kurmalarının nedeni teklif almamaları. Ben bunu kendine prodüksiyon şirketi kurup kendine plak yapan şarkıcılara benzettim.
Zevkler ve renkler tartisilmaz ama bence senin bu hatunla buyuk bir derdin var, anlasilan 'Pirlanta':img-hyste
Iyikine sozlerini kimse duymuyor senden baska!
"In girum imus nokte et consumimur igni!"
Madem bu kadar Yelda hanimdan nefret ediyorsun, yakinda sevgili Mavi'mizden de nefret edersin, cunku birlikte bir yapim sirketi kurmuslar:img-hyste
Tekrar: :img-hyste
Basrol oyuncularin 'guzellik' konusuna gelince... bir Glenn Close, Bir Gilian Moore, bir Cate Blanchett, gibi oyuncular... sence Angelina Jolie'ye mi benziyor! Iyi ki senin gibilerine oyuncu secimleri kalmamis!:img-help:
P.S.: Turk. Kocasi Fransiz:img-pilot
Zevkler ve renkler tartisilmaz ama bence senin bu hatunla buyuk bir derdin var, anlasilan 'Pirlanta':img-hyste
Iyikine sozlerini kimse duymuyor senden baska!
"In girum imus nokte et consumimur igni!"
Madem bu kadar Yelda hanimdan nefret ediyorsun, yakinda sevgili Mavi'mizden de nefret edersin, cunku birlikte bir yapim sirketi kurmuslar:img-hyste
Tekrar: :img-hyste
Basrol oyuncularin 'guzellik' konusuna gelince... bir Glenn Close, Bir Gilian Moore, bir Cate Blanchett, gibi oyuncular... sence Angelina Jolie'ye mi benziyor! Iyi ki senin gibilerine oyuncu secimleri kalmamis!:img-help:
P.S.: Turk. Kocasi Fransiz:img-pilot
Bisey aklima takildi... bu sozlerin:
Zaten yapım şirketi kurmalarının nedeni teklif almamaları. Ben bunu kendine prodüksiyon şirketi kurup kendine plak yapan şarkıcılara benzettim.
Demek ki seni 'Pirlanta'... bir pirlanta kadar ak degilsin... ben bukadar arastirip ediyorum Mavi'mizi... megerse sen coktan biliyormussun sirket kurduklarini????
Niye paylasmiyorsun... halbuki duzenli yazarlardansin... derdin ne???
Bisey aklima takildi... bu sozlerin:
Zaten yapım şirketi kurmalarının nedeni teklif almamaları. Ben bunu kendine prodüksiyon şirketi kurup kendine plak yapan şarkıcılara benzettim.
Demek ki seni 'Pirlanta'... bir pirlanta kadar ak degilsin... ben bukadar arastirip ediyorum Mavi'mizi... megerse sen coktan biliyormussun sirket kurduklarini????
Niye paylasmiyorsun... halbuki duzenli yazarlardansin... derdin ne???
Bu şirket olayını sen yazmışsın senden duydum. Başka oyuncularla ilgili yazdıklarına şahit olmuştum bir kere. Senin yazdıkların yanında ben son derece terbiyeli kalıyorum. O sözünü ettiğin oyuncular kadına benziyorlar en azından.
attentionplease 16-02-07, 00:06 Bu şirket olayını sen yazmışsın senden duydum. Başka oyuncularla ilgili yazdıklarına şahit olmuştum bir kere. Senin yazdıkların yanında ben son derece terbiyeli kalıyorum. O sözünü ettiğin oyuncular kadına benziyorlar en azından.
Cok seyi bilenler, az konusur. Belli ki senin hic bisey'den haberin yok. Orda burda duyduklarina inaniyorsun. Yelda Reynaud konusunda en iyisi bi daha hic bisey yazma. Bozarim! Ben onun hayraniyim. ama sadece onun icin yazmiyorum bunlari. Senin gibi bilmeden konusan, cahil insanlardan bikmis durumdayim. Turkiye de neden Kalite'den anlayan cok az insan var? Hepsi acaba sadece TV mi izliyor? Senin gibi? Oyunculuk'dan bahsediyorsun. Yapma bence. Bilmeden konusma.
cyprus_hsn 16-02-07, 00:41 Kendisini ilk kez Gökhan Arsoyla başrolleri paylaştığı Nefes Nefes'e isimli filmde izlemiştim. Ruh sağlığı bozuk bir kadını canlandırıyordu. o filmdeki performansına hayran kalmamak elde değildi. resmen yaşadı o rolü. son olarak da Anlat İstanbul.. orada da harikaydı
Ayrıca bir aktristin güzel olmadığı için başrolde oynamaması gerektiği düşüncesi de yanlış bana göre. Mühim olan, hayat verdiği karakterin içinde bulunduğu duyguları, vücut dili, mimikler ve ses tonu aracılığı ile izleyiciye yansıtmak. bununla beraber Yelda Reynaud'un fiziksel görünümü hiç de azımsanacak gibi değil bence. gayet hoş ve güzel bir kadın ama güzelliği hiç bir zaman oyunculuğunun önüne geçmedi. bu bir gerçek..
Uzun lafın kısası Yelda Reynaud yeni jenerasyonun en iyi aktristlerinden biri bence. Zaten bu alanda sahip olduğu ödüllerde düşüncelerimi doğruluyor :)
Tartışılan film vizyona giriyor
Gözde YILMAZ
Foto galeri / Fragman Hollywood'da çekilen, Tamer Karadağlı ile Deniz Akkaya'nın da oynadığı "Ölümle Dans" (Living&Dying) filmi, 30 Mart'ta Türkiye'de vizyona giriyor. Tecavüz sahneleriyle uzun süre gündemden düşmeyen filmle ilgili Deniz Akkaya, "Türkiye'den böyle bir teklif gelse düşünürdüm" dedi.
Deniz Akkaya'nın filmde Trent Haaga tarafından tecavüze uğradığı sahne, uzun süre gündemde kalmıştı.
1. Hermes Film ve New Films İnternational ortaklığıyla hazırlanan, Jon Keeyes senaryosunu yazıp, yönettiği, "Ölümle Dans" 30 Mart'ta Türkiye'de vizyona girecek. Çekimleri Hollywood'da tamamlanan aksiyon-gerilim filminde Michael Madsen, Edward Furlong, Arnold Vosloo, Bai Ling gibi isimleri yanı sıra Türk sanatçılar Tamer Karadağlı, Deniz Akkaya ve Yelda Reynaud da rol aldı. Filmde, kilit isimlerden birini canlandıran Tamer Karadağlı, "Bu hayal hiçbir zaman bitmeyecek. Türk oyuncular yurtdışında bir çok projeye imza atacaktır. Biz kendi üzerimize düşen görevi hakkıyla yerine getirdik, hayalimizi gerçekleştirdik. Bundan sonrasına seyirci karar verecek" dedi. Amarikalılar'ın bizden çok farklı çalışmadıklarını söyleyen ünlü oyuncu, konuşmasına şöyle devam etti: "Uzaylı olmadıklarını, gavurun nasıl çalıştığını gördük. Kendi üzerimize düşen görevi fazlasıyla yaptık. Umarız Türk seyircisi de beğenir ve sever. Filmi çekerken yaşadığım en büyük sürpriz kızım Zeyno'nun da rol almasıydı. Filmin soygun sahnesinden sonra muhabir bana sorular yöneltiyor. Tam rolüme hazırlandım, kameraların yanına gittim, bir baktım Arzu(Balkan) mikrofonu uzatmış, soru soruyor. O sırada hamile! Çok şaşırmıştım. Zeyno'nun bilmeden rol aldığı ilk film, Ölümle Dans oldu."
Ünlü manken Deniz Akkaya ise hayalini bile kuramayacağı insanlarla yanyana oturup senaryo okuduğunu belirterek, tecavüz sahnelerinde çok zorlandığını da itiraf etti: "Bu deneyerek çalışabileceğiniz bir sahne değil. O psikolojinin içine girmek için çok zorlanıyorsunuz. Türkiye'de aynı teklif gelse düşünürdüm ama asla kabul etmezdim. Oradaki oyuncuları ilk kez gördüm. Benim için çok zordu ama tek çekimle bitti. Üst üste çekmek zorunda kalmadık.
http://img340.imageshack.us/img340/9829/2918566fh1.jpg
http://img530.imageshack.us/img530/2701/adsz6rq2.png
http://img440.imageshack.us/img440/7259/adsz1ax9.png
http://img402.imageshack.us/img402/89/adsz2nz2.png
http://img339.imageshack.us/img339/7716/adsz3ij8.png
http://img440.imageshack.us/img440/6668/adsz5bt2.png
http://img409.imageshack.us/img409/3172/adszuc3.png
Tartışılan film vizyona giriyor
Gözde YILMAZ
Foto galeri / Fragman Hollywood'da çekilen, Tamer Karadağlı ile Deniz Akkaya'nın da oynadığı "Ölümle Dans" (Living&Dying) filmi, 30 Mart'ta Türkiye'de vizyona giriyor. Tecavüz sahneleriyle uzun süre gündemden düşmeyen filmle ilgili Deniz Akkaya, "Türkiye'den böyle bir teklif gelse düşünürdüm" dedi.
Deniz Akkaya'nın filmde Trent Haaga tarafından tecavüze uğradığı sahne, uzun süre gündemde kalmıştı.
1. Hermes Film ve New Films İnternational ortaklığıyla hazırlanan, Jon Keeyes senaryosunu yazıp, yönettiği, "Ölümle Dans" 30 Mart'ta Türkiye'de vizyona girecek. Çekimleri Hollywood'da tamamlanan aksiyon-gerilim filminde Michael Madsen, Edward Furlong, Arnold Vosloo, Bai Ling gibi isimleri yanı sıra Türk sanatçılar Tamer Karadağlı, Deniz Akkaya ve Yelda Reynaud da rol aldı. Filmde, kilit isimlerden birini canlandıran Tamer Karadağlı, "Bu hayal hiçbir zaman bitmeyecek. Türk oyuncular yurtdışında bir çok projeye imza atacaktır. Biz kendi üzerimize düşen görevi hakkıyla yerine getirdik, hayalimizi gerçekleştirdik. Bundan sonrasına seyirci karar verecek" dedi. Amarikalılar'ın bizden çok farklı çalışmadıklarını söyleyen ünlü oyuncu, konuşmasına şöyle devam etti: "Uzaylı olmadıklarını, gavurun nasıl çalıştığını gördük. Kendi üzerimize düşen görevi fazlasıyla yaptık. Umarız Türk seyircisi de beğenir ve sever. Filmi çekerken yaşadığım en büyük sürpriz kızım Zeyno'nun da rol almasıydı. Filmin soygun sahnesinden sonra muhabir bana sorular yöneltiyor. Tam rolüme hazırlandım, kameraların yanına gittim, bir baktım Arzu(Balkan) mikrofonu uzatmış, soru soruyor. O sırada hamile! Çok şaşırmıştım. Zeyno'nun bilmeden rol aldığı ilk film, Ölümle Dans oldu."
Ünlü manken Deniz Akkaya ise hayalini bile kuramayacağı insanlarla yanyana oturup senaryo okuduğunu belirterek, tecavüz sahnelerinde çok zorlandığını da itiraf etti: "Bu deneyerek çalışabileceğiniz bir sahne değil. O psikolojinin içine girmek için çok zorlanıyorsunuz. Türkiye'de aynı teklif gelse düşünürdüm ama asla kabul etmezdim. Oradaki oyuncuları ilk kez gördüm. Benim için çok zordu ama tek çekimle bitti. Üst üste çekmek zorunda kalmadık.
http://img340.imageshack.us/img340/9829/2918566fh1.jpg
boy sırasına göre dizilmişler ya cnm o yüzden dir:img-hyste
YELDA REYNAUD'U hareketleri ve bazı kişilik davranışları için sevmem.
Ama bu durum benim onun sanat başarısını baltalamam için bir sebep değildir.Çünkü sanatçıların ne yaptıkları ve başarıları beni ilgilendirir.ATTENTIONPLEASE arkadaşım doğru söylemiş.Gerçekten çok başarılı ve maalesef onun cüretini gösterebilecek bir yapımı burada yapamazlar.Kendisi şöhret olmak isteseydi bu zamana kadar çok filmde oynadı çok dan olurdu.Heleki saat 12,00 /sessiz gece filmi varki.Kendisi gerçekten çok başarılıydı ve iyi oynamıştı.Tebrik ettim.
Beğenmeyen arkadaşlar bence dönsünler kendi çevrelerine ve ben oyuncuyum ama burnumdan kıl aldırmam gibi triplerde dolaşanları görsünler.O kadar varki ve hatta kendi çevresindekileride kendi trip ve egoları ile birlikte baltalamaktalar.Ne yazık.Onlara güvenen ve inananlara.Neyse onlarda anlayacaklar bir gün ......
Fakat ALMANYA'dan birisi gelir ve o beğenmediğiniz kişi ona koçluk yapar ve şu andaki başarısını elde eder.Ve şu andada hem senaryosu özgün ve hemde TÜRKİYE'nin en uyumlu ve harika çifti olarak piyasaya çıkar.Bu kişilerin ne yaptığı önemlidir hanımlar.YELDA REYNAUD bu zamana kadar bu ülkede çok filme imza attı.Belki reklam yapmak istemedi ama başarısı yanlızca bu ülkede değil tüm AVRUPA'da bilinir.Aldığı ödüllerde ortada.Siz başarılı sanatçılarla uğraşacağınıza başarılıyım diye gezen ama başarısız sanatçılarla uğraşın bence
hanımlar ve beyler....
Tartışılan film vizyona giriyor
Gözde YILMAZ
Foto galeri / Fragman Hollywood'da çekilen, Tamer Karadağlı ile Deniz Akkaya'nın da oynadığı "Ölümle Dans" (Living&Dying) filmi, 30 Mart'ta Türkiye'de vizyona giriyor. Tecavüz sahneleriyle uzun süre gündemden düşmeyen filmle ilgili Deniz Akkaya, "Türkiye'den böyle bir teklif gelse düşünürdüm" dedi.
Deniz Akkaya'nın filmde Trent Haaga tarafından tecavüze uğradığı sahne, uzun süre gündemde kalmıştı.
1. Hermes Film ve New Films İnternational ortaklığıyla hazırlanan, Jon Keeyes senaryosunu yazıp, yönettiği, "Ölümle Dans" 30 Mart'ta Türkiye'de vizyona girecek. Çekimleri Hollywood'da tamamlanan aksiyon-gerilim filminde Michael Madsen, Edward Furlong, Arnold Vosloo, Bai Ling gibi isimleri yanı sıra Türk sanatçılar Tamer Karadağlı, Deniz Akkaya ve Yelda Reynaud da rol aldı. Filmde, kilit isimlerden birini canlandıran Tamer Karadağlı, "Bu hayal hiçbir zaman bitmeyecek. Türk oyuncular yurtdışında bir çok projeye imza atacaktır. Biz kendi üzerimize düşen görevi hakkıyla yerine getirdik, hayalimizi gerçekleştirdik. Bundan sonrasına seyirci karar verecek" dedi. Amarikalılar'ın bizden çok farklı çalışmadıklarını söyleyen ünlü oyuncu, konuşmasına şöyle devam etti: "Uzaylı olmadıklarını, gavurun nasıl çalıştığını gördük. Kendi üzerimize düşen görevi fazlasıyla yaptık. Umarız Türk seyircisi de beğenir ve sever. Filmi çekerken yaşadığım en büyük sürpriz kızım Zeyno'nun da rol almasıydı. Filmin soygun sahnesinden sonra muhabir bana sorular yöneltiyor. Tam rolüme hazırlandım, kameraların yanına gittim, bir baktım Arzu(Balkan) mikrofonu uzatmış, soru soruyor. O sırada hamile! Çok şaşırmıştım. Zeyno'nun bilmeden rol aldığı ilk film, Ölümle Dans oldu."
Ünlü manken Deniz Akkaya ise hayalini bile kuramayacağı insanlarla yanyana oturup senaryo okuduğunu belirterek, tecavüz sahnelerinde çok zorlandığını da itiraf etti: "Bu deneyerek çalışabileceğiniz bir sahne değil. O psikolojinin içine girmek için çok zorlanıyorsunuz. Türkiye'de aynı teklif gelse düşünürdüm ama asla kabul etmezdim. Oradaki oyuncuları ilk kez gördüm. Benim için çok zordu ama tek çekimle bitti. Üst üste çekmek zorunda kalmadık.
http://img340.imageshack.us/img340/9829/2918566fh1.jpg
evet, freelion... benim de tuhafima gitti... adinin Deniz Akkaya'dan sonra olmasi... Deniz Akkaya standartlara uygun bir guzellige sahip oldugu icin mi acaba? Amaaaan! dunyayi anlamiyorum artik. Uzuldum, gercekten cok uzuldum. Umarimki Yelda hanim bir sekilde yolunu bulur bu acimasiz piyasada...
Bir kere de alkışlayın!
Önümüzdeki günlerde gösterime girmeye hazırlanan 'Ölümle Dans' adlı Türk-Amerikan ortak yapımı olan sinema filminin Türk oyuncuları Tamer Karadağlı, Deniz Akkaya ve Yelda Reynaud, herkesten destek bekliyor.
Çekimleri yaklaşık iki yıl önce tamamlanan ve önümüzdeki günlerde ülkemizde vizyona girecek olan Amerikan- Türk ortak yapımı 'Ölümle Dans' filminin üç Türk oyuncusu gelen eleştirilere patladı. Birkaç gün önce Hermes Film'in ortakları Elif Dağdeviren Güven ve Bülent Helvacı ile bir basın toplantısı düzenleyen oyuncular; Tamer Karadağlı, Deniz Akkaya ve Yelda Reynaud isyanlarını şu sözlerle dile getirdi: "Bu filmden dolayı sürekli eleştirildik. Bir kere de alkışlayın!"
ROLLERİMİZ KISA DEĞİL
Rollerinin çok kısa olduğu yönünde eleştirildiklerini dile getiren üç oyuncu, rol sürelerinin saniyelerle kısıtlı olmadığını söyledi. Yapımcı Elif Dağdeviren de Reynaud'un rol süresinin Michael Madsen kadar olduğunu belirterek, "İlk kez bir Amerikan filminde bu kadar çok Türk oyuncu yer alıyor. Bu yüzden de bu film özel bir yere sahip olmalı!" dedi. Filmdeki tecavüz sahneleri için bugüne kadar hiç yorum yapmadığını hatırlatan Deniz Akkaya ise şöyle konuştu: "Senaryoyu okuduğumda filmde tecavüze uğrayacağımı biliyordum. Psikolojik olarak fazla zorlansam da, sonuçta bu bir işti..." 'Ölümle Dans'ta; Edward Furlong, Michael Madsen, Arnold Vosloo, Bai Ling, Deniz Akkaya ve Yelda Reynaud başrolleri paylaştı. Aksiyon türündeki filmin tamamı Teksas'ta çekildi.
Mehmet ÇALIŞKAN
http://www.sabah.com.tr/gny/gny124-20070223-200.html (http://www.sabah.com.tr/gny/gny124-20070223-200.html)
ozge yeşim 01-03-07, 15:15 http://img410.imageshack.us/img410/227/26wx1.jpg (http://imageshack.us)
Türk vatandaşı değil. O filmin vizyona girmesini daha çok beklersin. O kadar kötü bir filmmiş ki yapımcı bile vizyona koyamıyor.
Çok yetenekli olabilir, çok mükemmel bir insan olabilir. Bilmiyorum. Ama gördüğüm tek bir şey var. Fiziksel görünümü. O da maalesef hiç hoş değil. Ben senin gibi ifadeler kullanmak istemem. Bu fiziksel görünümle sadece yan karakter rollerde oynayabilir. Başrol oyuncusu olamaz.
Türkiye'de sinema endüstrisi ortada .Çevrilen film sayısı belli. Madem bu kadar oscar almak konusunda hırslı niye Türkiye'de yaşıyor. Fransa'da niye sinema yapmıyor. Çünkü Fransa'da teklif almıyor.
Yelda Reynaud hakkinda kötü yazilar yazan bendim. Türkürdüyümüde yutan ben olacam. Ve bunu sevinerek yapiyorum. Yelda Reynaud müthis bir insan. Görünüs olarakta. Kamera onu sevmiyor. Bazi oyuncular var kamera onlari oldugundan güzel gösteriyor (PIRLANTA sen anladin onu:icon_whis) Bazi oyunculari ise oldugundan cirkin gösteriyor.
Yeldayi bir saate yakin bir süre kisa mesafede görmüs bir insan olarak ne kadar güzel oldugundan bahsetmek istiyorum. Cildi tertemiz, gözleri cok güzel, yüzüde cok hos. Kamera onun güzelliyini alamiyor.
Yelda Reynaud benim icin cok büyük bir iyilik yapti, hayatim boyunca unutamiyacagim. Süper bir insan. Cok cana yakin, samimi ve tatli.
PIRLANTA, lütfen bilip bilmeden konusma! actiklari yapim sirketi dizi veya filmle ilgili degil. Tamamen cocuklara yönelik sosyal yapimlar. Cocuklar icin tiyatro gibisinden organizationlar yapicaklar. Bu Yelda hanimin 1997 den beri hayaliymis ve artik Özlemle birlikte gerceklestiriyor.
Lütfen bilip bilmeden insanlar hakkinda elestiri yapma. Görünüsüne gelirsek ben yakindan gördüm acaip hos bir kadin, kamera sevmiyor onu hepsi bu.
Yelda Reynaud'un yeri bende artik tamamen farkli. Cok iyi bir insan, melek gibi. Ben onun hakkinda yazdiklarimdan dolyai kendimden utaniyorum.
Oyunculuguna kimse laf edemez zaten. Inanilmaz bir oyuncu.
ben de anlamiyorum illa bir insan guzelmi olmali, orasini burasini acip seksimi görunmeli kameraya. ben yelda reynaudu anlat istanbulda seyrettim ve orada ortaya cikardigi oyun ayakta alkislanir. durusuyla, konusmasiyla sonradan kadin olmus bir insani ancak bu kadar iyi aktarabilirdi kameraya. bugun eger kucuk bir roli olan bir mankenin adi yelda reynaudun adindan önce geciyorsa bu medyanin sucu. isi tabiki kolay degil turkiyede cunku en iyisini yapmaya calisiyor..
Yelda Reynaud'u önceden gördüğümüzde korkuyorduk ne yalan söyleyeyim.
freelionumla çok maceralarımız vardır onunla ilgili.
Sonradan gördükçe konuştukça ve nedenlerini dinledikçe neden böyle olduklarını anlayabiliyorsunuz.
Yelda Hanım, dünya tatlısı çok ama çok şirin bir insan. Onu tanıdığımıza çok ama çok mutluyuz (tabi özlemi'de).
Yelda Hanım burayı seviyor ama pek anlaşılamamaktan yakınıyor.
Hep diyoruz ya, ne Özlem Düvencioğlu ne de Yelda Renaud onlarla aynı yerin nefesini almadan, onları dinlemeden, gözlerinin içine bakmadan anlamak zor (nedeni de ekranlar da gereksiz yere görünmemeleri)
M_I_L_IM anladık biz onu imzamızı atıyoruz.
Bizler çok şanslıyız. Herşeyden önce bize her defasında bu şansı verdikleri için çok şanslıyız ve minnettarız.
Onları ÇOK SEVİYORUZ. Doğru insanlar :good: Yerlerini hazmetmiş, sevmenin ve sevilmenin ne olduğunu bilen insanlar. :good:
http://img54.imageshack.us/img54/2909/acum1qm7.jpg
http://img252.imageshack.us/img252/7655/acumcw8.jpg
http://img50.imageshack.us/img50/2373/yrkaymakci2eh3.jpg
http://img119.imageshack.us/img119/9117/yrkaymakci3tw3.jpg
arkadaslar yelda nin son resmindeki adam kimk beni aydinlatirmisiniz
Ayrıca şunu da belirteyim.
Yelda Reynaud'un saçları Özlem Düvencioğlu gibi doğal bukle arkadaşlar.
Çok yakışıyor ona.
Ah freelion ah yine götürdü valla. :img-blush
Yelda Reynaud'u "kasabanın incisi" dizisinden sonra ilk kez akşam izledim. ""ÇAMUR"" filminde....
"Mış" gibi yapmadan oynuyor. Sanki rol değilde gerçekten o karater gibi.... Bu sebeple ne zaman onu izlesem gerçekle, filmi , diziyi karşıtıryorum.
Yüzünde bir hüzün var. Oynadığı rollerle mi ilgili yoksa genel bir ifade mi bilmiyorum. Şu ana kadar izlediğim karakterlerin yapısına uygundu. Akşam, O' nu daha farklı bir karakteri oynarken düşünmeye çalıştım. Nedense gözümün önüne gelmedi...
Belki de böyle bir karateri de oynamıştır da ben izlememişimdir. Yüzünün ışıl ışıl parladığı bir rolde izlemek umuduyla... başarılar dilerim.
Ölümle Dans 2007
Yaşamın Kıyısından 2006
Yedi Günah, Yedi Tepe, Bir Metropol 2005
Yolda / Rüzgar Geri Getirirse 2005
Kanlı Düğün 2005
Sessiz Gece 2005
Ateşle Yaklaşma 2004
Başkalarının Nefesi 2004
Gece 11:45 2004
Anlat İstanbul 2004
Hoşgeldin Hayat 2004
Kasabanın İncisi 2003
Çamur 2002
Roberto Succo 2001
Nefes Nefese 2000
Les Filles ne savent pas nager 2000
Yara 1998
35.Antalya Film Şenliği, 1998
En İyi Kadın Oyuncu Yara
İskenderiye Film Festivali, 1998
En İyi Kadın Oyuncu Yara
18.İstanbul Film Festivali, 1999
En İyi Kadın Oyuncu Yara
24.İstanbul Film Festivali, 2005
En İyi Kadın Oyuncu Anlat İstanbul
22.Siyad Türk Sineması Ödülleri, 2000
En İyi Kadın Oyuncu Yara
25.Siyad Türk Sineması Ödülleri, 2003
En İyi Kadın Oyuncu Çamur
Amerika ve Hollanda'da bulunduğum dönemlerde Yelda Reynaud'un oyunculuğunu konuşan onu çok beğenen birçok arkadaşım vardı
İnanın o zamanlar onlar kadar bilgim yoktu Yelda Reynaud hakkında.
Şimdi düşünüyorum da geç bulduk.
En sağlamından yüceltelim :good:
http://img62.imageshack.us/img62/4471/12ejpgpo6.jpg
http://img254.imageshack.us/img254/5450/22ejpgvo6.jpg
http://img254.imageshack.us/img254/6781/62ejpgct8.jpg
http://img109.imageshack.us/img109/8817/932tr6842ho9.jpg
http://img109.imageshack.us/img109/6205/2615bv5.jpg
http://img265.imageshack.us/img265/7393/anlatistanbulkulkedisixz4.jpg
http://img265.imageshack.us/img265/4256/camur02yw6.jpg
http://img265.imageshack.us/img265/649/camur08ph3.jpg
http://img265.imageshack.us/img265/2139/camur12zy4.jpg
http://img265.imageshack.us/img265/8744/camur13nh2.jpg
http://img62.imageshack.us/img62/2308/camurafisnh4.jpg
http://img62.imageshack.us/img62/7273/dotzo8.jpg
http://img62.imageshack.us/img62/471/ekran3wh5.jpg
http://img106.imageshack.us/img106/5466/gece1145ly2.jpg
http://img106.imageshack.us/img106/9261/gece11454uu2.jpg
http://img254.imageshack.us/img254/9259/rpjlv4.jpg
http://img260.imageshack.us/img260/7135/45109355gt9.jpg
http://img403.imageshack.us/img403/3343/018901500qm4.jpg
Acaba biz kadınlar mı kompleksliyiz?
Şermin SARIBAŞ
Sophia Loren, Harvey Keitel derken İstanbul Film Festivali, ardında nefis filmler ve ödüller bırakarak geldi geçti. Ödül alanlardan biri de, Anlat İstanbul filmindeki transseksüel rolüyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Yelda Reynaud’ydu. Reynaud, çekimlere iki gün kala rolü kabul ettiğinde, rolün altından kalkması bir yana, rezil olacağını düşünüyordu.
Ama ‘randevu’ yerine ‘ğandevu’ diye konuşan Fransız aksanlı bu transseksüel(!) öyle başarılı bir performans sergiledi ki, gerçek travesti ve transseksüellerden de geçer not aldı. En son filmindeki rolüne travesti kulüplerinde hazırlanan Yelda Reynaud ile bu kulüplerden birinde, Hengame’de konuştuk.
n Herkes bir seks ikonu olmak isterken siz niçin transseksüel rolünü kabul ettiniz?
- Yapımcılar bana bir salı günü geldiler, cuma günü çekime başlayacağız, dediler. Dan diye çöktüm. Tamam da rol ne dedim. Transseksüel deyince bir daha dan dan diye çöktüm. Ben bunu yapamam deyip reddettim. Çünkü o kadar kısa sürede böyle bir rolün altından kalkamayacağımı ve rezil olacağımı düşünüyordum. Ama beni ikna ettiler.
n Rol için özellikle bir hazırlık yaptınız mı?
- Geceleri saat 1’den sabah 7’ye kadar travesti barlarını gezdim. O inanılmaz hatunlarla takılıp, hareketlerini izledim. Dişiden daha dişilerdi. Kadınlığın en abartılı halini yaşıyorlar. Ben kambur otururken, onlar dimdik duruyor. Çünkü 2 bin dolar verip meme yaptırmış. Tabii gösterecek.
n En karakteristik yanları nelerdi sizce?
- Bakışları çok farklı. Direkt bakmıyorlar, alttan üste doğru bakıyorlar. Tikleri çok var. Bir kadın için takı takmak çok doğal ama bir erkek için doğal değil. O yüzden sürekli bilezikleriyle, küpeleriyle oynuyorlar.
n Erkeklere nasıl yaklaşıyorlar?
- Off erkeklere fena asılıyorlar, inanılmazdı. Ben bir erkekten hoşlansam ürkek bakışırım. Onlarsa gözlerini dikip, her şeyi yaşıyorlar. Onlar öyle yaptıkça, kadınları sorgular oldum. Acaba kompleksli miyiz de öyle yapamıyoruz?
DR. RENAUD’YLA İLGİM YOK
n Kusura bakmayın ama ne zaman adınızı duysam Dr. Renaud Paris kremleri aklıma geliyor. Bu tuhaf ilişkiyi sadece ben kurmuyorum herhalde değil mi?
- Hayır bunu bana daha önce söyleyenler de oldu, çok güldüm. Dr. Renaud Paris marka salatalık kremleri varmış, ben bilmiyorum bile. Onca yıl Paris’te yaşadım hiç duymadım. Kısacası salatalık ailesinden değilim.
n Bir başka kafa karışıklığımı daha giderebilir misiniz? Siz nerede yaşıyorsunuz? Almanya, Türkiye, Fransa?..
- 13 yıl Paris’te yaşadıktan sonra son bir yıldır Türkiye’de yaşıyorum. Ne yapacaksam artık burada yapmak istiyorum.
n Bir ara Oscar alacağım diye Amerika’ya yerleşmiştiniz. Ne oldu?
- Üç ay Hollywood’da yaşadım. Magic Jonhson’un menajeri benim de menajerim oldu. Ama ben orada derede boğuldum. Hem Türk hem Fransız vatandaşıyım. Amerikalılar vizede sorun çıkardılar. Benim oraya gittiğim dönemde, Irak yüzünden Fransız şaraplarını sokağa döküp, Fransızları protesto ediyorlardı. Sonra kocamla Türkiye’ye yerleşme kararı aldık.
n Neden?
- Benim Türkiye’ye Türkiye’nin de bana ihtiyacı var. Bunu lütfen megalomani olarak algılamayın. Burası bereketli bir toprak, ben de bereketli bir insanım. Oscar’ı hálá hayal ediyorum ama biz burada bir şeyler kuralım, onlar gelip bizi bulsun. 70 milyonluk ülkeyiz, yılda 100 film çevirsek mutlaka bulurlar bizi.
n Türkiye’ye geldiniz geleli ödül canavarı oldunuz. Nedir bunun esbabı mucibesi?
- Bu mesleğe çok büyük bir tutkuyla bağlıyım. Annem bana çocukluğumda Marlon Brando’yu keşfettirdi. Hep onun gibi bir oyuncu olmayı hayal ettim. Paris’te yaşadığım yıllarda American Express’de çalışıyordum, oyunculukla alakam yoktu. Bir akşam film seyrediyordum, oradaki oyuncuları hiç beğenmedim, uyuz oldum. Ben bunlardan daha iyi oynarım, dedim. Oyunculuğa büyük bir isyanla girdim. Hep çok çalıştım ve tutkum hiç azalmadı.
n Yurtdışındaki yapımlarda da rol aldınız. Türkiye’deki oyuncular ya da yönetmenler arasında bir kıyas yaptığınızda ne fark görüyorsunuz?
- Yurtdışında 8 saat, burada 20 saat çalışıyorsunuz. Buradaki oyunculuk okullarına gitmedim, ama her ne yapıyorlarsa çok başarılı olan oyuncular var. Şener Şen Hollywood’da olsaydı, dünya çapında bir oyuncu olurdu. Türkan Şoray’ın gözlerinin Elizabeth Taylor’dan farkı mı var?
DİZİ TEKLİFİ ALMIYORUM
Bu kadar dizi enflasyonu varken, sadece sinema filmlerinde olmak sizin tercihiniz mi?
- Bana hiç dizi teklifi gelmiyor ki! Ödül almanın bir dezavantajı bu herhalde, ulaşılmaz diye düşünüyorlar. Halbuki ben aptal değilim, dizilerde oynayarak, sinemada daha fazla yer alabileceğimi biliyorum.
n Kimsenin size dizi teklif etmemesinin sebebi, uzaktan bakıldığında, gıcık biri gibi görünmeniz olabilir mi?
- Ya evet bunu bana hep söylüyorlar. Beni tanımadan bana sinir oluyorlar, soğuk buluyorlarmış. Halbuki yerimde duramam, cıvıl cıvılımdır. Beni niye öyle görüyorlar ya!
TRAVESTİLERLE BİRLİKTE
Polen, (ortada duran) altı yıldır Hengame’nin sahibi. Kulüpte 12 travesti çalışıyor. Yelda ile poz verenler arasında Aslı, Doğa ve Alev var. Arkadaşları Yelda Reynaud’ya ‘Travestiler kendi mekánlarında kadın olmasından pek hoşlanmazlar, fazla seksi gitme’ demişler, o da blucin ve tişörtle gitmiş. Ama kendisine çok kibar davrandıklarını söylüyor. Kulüpte, travesti rolüne hazırlandığını kimseye söylememiş. Sadece 8 saat boyunca onları izlemiş, sohbet etmiş. Kimileri, ‘Ah abla pezevenklerden neler çekiyoruz’ diye yakınmış ona.
NİYE İKİNCİ SİBEL KEKİLLİ OLAYIM PORNO FİLM ÇEVİRMEDİM Kİ
Bir sabah arkadaşlarımdan birinin telefonuyla uyandım. ‘Sen porno filmde mi oynadın’ diye soruyor. Dalga geçiyor sandım. O film bende var. İsteyen gelip seyretsin. Montreal’de ödül almış bir film. Ben bir sahnede banyoya çıplak giriyorum. Tek kare bu. Ama bunu ‘İkinci bir Sibel Kekilli vakası’ diye yazdılar. Sibel Kekilli’ye bir saygısızlığım yok. Duvara Karşı’da mükemmel bir oyun oynamış. Ama sonuçta bir porno filmde oynadı.
http://img405.imageshack.us/img405/6200/adszlf8.jpg
http://img440.imageshack.us/img440/8215/adszbt3.jpg
http://img251.imageshack.us/img251/9380/adsz4cx0.jpg
http://img185.imageshack.us/img185/6319/39271641bm5.png (http://imageshack.us)
http://img48.imageshack.us/img48/3417/94288887wt1.png (http://imageshack.us)
http://img258.imageshack.us/img258/3875/14960316cm7.png (http://imageshack.us)
http://img258.imageshack.us/img258/9299/90112590kn9.png (http://imageshack.us)
http://img164.imageshack.us/img164/3695/56246732ea3.png (http://imageshack.us)
http://img338.imageshack.us/img338/4600/35459014vk4.png (http://imageshack.us)
http://img402.imageshack.us/img402/8366/90618776ys8.png (http://imageshack.us)
http://img402.imageshack.us/img402/9531/10dz7.png (http://imageshack.us)
http://img125.imageshack.us/img125/1706/11wq1.png (http://imageshack.us)
http://img249.imageshack.us/img249/3064/12em6.png (http://imageshack.us)
http://img101.imageshack.us/img101/3430/13bs9.png (http://imageshack.us)
http://img109.imageshack.us/img109/6205/2615bv5.jpg
yanındaki Fikret Kuşkan mı, yoksa ben mi benzetiyorum???
yanındaki Fikret Kuşkan mı, yoksa ben mi benzetiyorum???
Fikret kuskanla Kasabanin Inci'sinde oynamisti. Olabilir yani.
Fikret kuskanla Kasabanin Inci'sinde oynamisti. Olabilir yani.
Evet arkadaşlar, Fikret Kuşkan :good:
Fikret kuskanla Kasabanin Inci'sinde oynamisti. Olabilir yani.
Bana da Anlat İstanbul gibi geldi...röportaj fln verdilerse birlikte:img-in_lo
|