Tüm Versiyonu Göster : Fikret Kuşkan
http://www.sinema.com/pic/kisiler/f/fikret-kuskan150.jpg
http://www.yedincisanat.com/mustafa_hakkinda_hersey_001.jpg
Hititler filminden bir resim :
http://www.turkishtime.org/17/images/105_3_7.jpg
yalniz_kurt
02-01-05, 10:56
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri026.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri027.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri033.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri034.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri037.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri041.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri049.jpg
yalniz_kurt
02-01-05, 10:59
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri056.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri057.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri058.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/m/mustafa_hakkinda_galeri065.jpg
http://www.fotoajans.com/turk_unlu/f/fikret_kuskan.jpg
Aldigi Ödüller :
28. Antalya Altin Portakal Film Festivali
En iyi erkek oyuncu ( Gizli Yüz )
1993 CASOD Cagdas Sinema Oyunculari Dernegi
En iyi erkek oyuncu ( Dönersen Islik Cal )
Oynadigi Diziler :
Kasabanin Incisi (2004) ~ Sedat
Adi Ask Olsun (2004) ~ Cinar
Gelin (2003) ~ Mustafa
Esir Sehrin Insanlari (2003) ~ Ihsan
Sapkadan Babam Cikti (2002)
Sasifelek Cikmazi (1996) ~ Cesur
Issizligin Ortasi (1991)
Gencler (1989)
haa bu arada cok güzel bir haberim varr: Fikret Kuskan proje asamasinda olan " Sinekli Bakkal" diye yeni bir filmde oynayacak :P
ismide "Peregrini" galiba :roll: :lol:
http://www.showtvnet.com/sinema/vizyonda/20032004/mustafa_hakkinda_hersey_18.jpg
http://www.showtvnet.com/sinema/vizyonda/20032004/mustafa_hakkinda_hersey_17.jpg
http://www.sabah.com.tr/2004/08/01/cpsabah/im/803037F21934FB49B4964105b.jpg
O kadar sıkıldım ki balıklara Hamlet' bile oynayabilirim
Senaryosunu Ümit Ünal'ın yazdığı "Anlat İstanbul" için kameralar karşısına geçen oyuncu Fikret Kuşkan ile İdil Üner ilk kez bir araya geldi. Kuşkan, çalışacak yönetmen bulamamaktan yakındı.
Türk sinemasında ilk kez bir film beş yönetmen tarafından çekiliyor. Senaryosu Ümit Ünal tarafından yazılan ve beş ayrı hikayeden oluşan "Anlat İstanbul" isimli film Kudret Sabancı, Selim Demirdelen, Yücel Yolcu, Ömür Atay ve Ümit Ünal'ın da içinde bulunduğu beş yönetmenin eseri. Kasım ayında vizyona girmesi beklenen film, oldukça kalabalık bir oyuncu ekibine sahip. "Kırmızı Başlıklı Kız" isimli hikayenin anlatıldığı bölümde ünlü oyuncu Fikret Kuşkan ve Fatih Akın filmlerinden tanıdığımız İdil Üner baş rollerde. Berlin'de doğup büyüyen İdil Üner ile başarılı oyuncu Fikret Kuşkan, filmin çekimlerinden önce Pazar Aktüel okuyucuları için bir araya geldi. İdil Üner ilk kez bir Türk yapımında yer almanın heyecanını taşırken, Fikret Kuşkan'ın anlık değişen ve fırtınalı bir denizi andıran ruh hali bizi şaşırttı.
* İdil Üner ile ilk kez çalışacaksınız. Öncesinde nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
Ben oturup okumalara falan çalışamam. İşin büyük bir bölümünü sete bırakırım.
* "Anlat İstanbul" filmindeki rolünüzü okuduğunuzda heyecanlandınız mı? Evet Ümit'in (Ünal) yazdığı her şey beni heyecanlandırıyor. Türkiyenin en iyi projelerini yazdı.
* Hikayelerden birinde kara işlere bulaşmış bir karakteri canlandırıyorsunuz. "Mustafa Hakkında Herşey"de ise sadist bir karakteri oynadınız. Bu tarz rolleri özellikle mi tercih ediyorsunuz?
Siz benim bütün yapımlarımı biliyor musunuz ki!!?
* Son iki işinizden bahsediyorum.
Son iki işimden bahsederseniz böyle olmaz. Ben şimdiye kadar naif, yumuşak rolleri oynadım. Bu tür rolleri mıncıklamamıştım. Biraz da bunları oynamak istedim.
* O zaman sinirlenmeniz gereksiz çünkü özel bir tercihten bahsediyorsunuz.
Bu bir tercih değil. Hikayeyi sevmek, senaryoyu sevmekten geçiyor.
* "Mustafa Hakkında Herşey" oldukça eleştirildi. Sizin fikriniz ne bu konuda?
Ben o filmin doğru okunduğuna inanmıyorum. İnsanlar Türkiye'de filmi izliyorlar, okumuyorlar. Bence sanat okunmalı. Bu ülkede insanlar okumadan yoksunlar.
* Filmden sonra röportaj tekliflerini de kabul etmediniz!
Ben genellikle basınla ilişkilerimi çalışırken ayarlıyorum. Film gösterime girdiği an kaybolurum.
* Peki projeyi kabul ettikten sonra nasıl bir süreç başlar? Bazıları gibi siz de rol neyi gerektiriyorsa bir süre o şekilde yaşamaya çalışır ve kendinizi dış dünyaya kapatır mısınız?
Ben de genellikle böyle bir yol izliyorum. Bir rol aşamasına girdiğimde çok fazla mıncıklanmak istemem. Zaten beş altı senedir dışarıya çıkmıyorum. Sokaklarda dolaşılarak, barlarda sürterek rol çalışılmaz.
* Evet ama sanki özellikle bazı dönemler kendinizi saklıyor, medyadan uzak duruyorsunuz...
Benim beş sene kaybolduğum dönemler de oldu. Ama bunu böyle adlandırmak doğru değil. Kaybolmayı uzaklaşmayı seviyorum.
* Yanlış bir tespit değil o zaman bu?
Değil.
* Projeyi sevmekten bahsettiniz. Kriterleriniz neler? Yönetmen ya da oyuncu seçer misiniz örneğin?
Seçerim, bu benim başıma büyük de bir bela açtı. Ben henüz 25 yaşlarındayken verdiğim bir röportajda da aynı şeyi söylemiştim. O yazıdan sonra çok büyük eleştiri ve tepki aldım. İnsanlar beni reddetti. Oyuncu tayfası bana ön yargıda bulundu. "Dünkü p..ç, yönetmen seçiyor şuna bak" oldular. Bugün hala anlayamıyorlar. Yönetmen oyuncu seçiyorsa oyuncunun da yönetmen seçmeye hakkı var. Neden böyle bir durum var, anlamış değilim.
* Bu lüks olarak görüldüğü için olabilir mi?
Evet, bu maalesef bizim ülkemizde böyle. Sen kim oluyorsun gözüyle bakan bir sürü insan var. Bu ülkede stratejik bir zekaya sahip olmadan bir yere gelmek, isim sahibi olmak, bu yaşa kadar ayakta durmak, hele stil ve tarz sahibi olmak mümkün değil. Bu ülke insanın hayallerini, heyecanını her şeyini kaybettiriyor.
* Büyük bir memnuniyetsizlik söz konusu galiba?
Nasıl memnun olursunuz ki!
* Madem memnun değilsiniz, hiç bırakmayı ya da başka bir iş yapmayı düşünmediniz mi?
Evet çok düşündüm. Ben oyunculuk konusunda hata yaptığımı 35 yaşımda anladım. İnsanları sevmiyorum. Bugün Bengal'de 12 tane kaplan peşinde, saçı sakalı birbirine karışmış bir bilim adamı olmayı tercih ederdim.
* Türkiye'de bahsettiğiniz gibi bir bilim adamı olabilmek de mümkün değil ama...
Türkiye'de değil tabii ki... Çocukluğumdan beri hayalim yurtdışına gitmekti. Ama 16 yaşında sahne tozunu yuttum. Elime oyuncaklar verdiler ve ben de büyümek istemediğim için o oyuncaklarla oynamaya devam ettim. Sonra farkettim ki oyun gerçeğe dönüştüğünde, yaşamın içindeki gerçekle pek uymuyor. Çok medyatik bir iş seçmişim kendime. Halbuki benim karakterim buna hiç uymuyor.
* Medyatik olmak hiç mi çekmedi sizi? Bunca yıl neden yaptınız bu işi o zaman?
Hiç çekmedi. Ben bütün ödüllerimi sıkılarak tuttum. Hatta mümkünse arkama sakladım.
* Medyatik olmanın size iyi geldiği anlar olmadı mı hiç?
Yok, ben sevimsiz buluyorum böyle şeyleri. Benim yapıma aykırı.
* Bu sistemden hoşlanmıyorsunuz, peki size verdiği ödüller hakkında ne düşünüyorsunuz? Daha doğrusu ödül sistemi hakkındaki düşünceleriniz neler?
Ne düşünmek gerekiyor bilmem ki, anlamadım.
* "Bir avuç insanın kararı beni bağlamaz" mı diye düşünüyorsunuz yoksa bir oyuncu için teşvik edici mi buluyorsunuz?
Yok, ödüller şevklendirir. Bir yapım hem sanatsal anlamda hem de gişede başarıya ulaşmalı. Maalesef bizde sanatsal boyut düşünülmüyor.
* Sizi heyecanlandıran proje bulamamaktan şikayetçisiniz. Fatih Akın da sizin gibi kendisini heyecanlandıran bir senaryo bulamayınca kendisi yazıp yönetmeye başlamış. Sizin de bu yönünüzü deşmek gibi bir düşünceniz yok mu? Belki çok daha mutlu olursunuz.
Ellerimin oyunculuktan daha yetenekli olduğunu keşfettiğim 5-6 senedir, ayaklarım artık setlerde geri geri gitmeye başladı.
* Yazıyorsunuz yani?
Çalışıyorum.
* Senaryo mu, roman mı?
Hikayelerim var. Roman olacak denemelerim var. Ama bunlar hakkında şimdi konuşmak istemiyorum.
* Sanki deniz kıyısana yerleşip daktilonuzla ve yazılarınızla baş başa kalmak gibi bir istediğiniz de var gibi.
Böyle hayellerim var. O kadar sıkıldım ki balıklara "Hamlet" oynayabilirim. Çok nadiren sizi keyiflendiren sinema projeleri geliyor. Benim derdim salt oyuncu olmak değildi, bir tarz olmaktı. Bunun için 25 yılımı verdim. Tarz oluşturmak zormuş be! Oyunculuk konusunda sizi heyecenlandıran projelerle o kadar az karşı karşıya kalıyorsunuz ki, çareyi yazmak ve çekmekte buluyorsunuz. Ben salt oyunculuk yapmak isterim tabii. Amerika ve Avrupa'da oyunculuk yapsaydım yönetmenlik de yapayım, yazayım diye bir derdim olmazdı.
* Sizi çok beğenen bir kitle de var. Heyecanlandırmıyor mu bu sizi ? Heyecanlandırmak yerine daha fazla yük bindiriyor sırtıma. Beni mutlu etmiyor. Benim bulunduğum yerde hata yapma şansınız azalıyor.
_butterfly_
31-08-05, 11:04
http://sabah.com.tr/2005/08/31/gny/im/E21EEE52E246E049A1AC9897b.jpgSette başlayan aşkları mutlu sona ulaştı
Sette başlayan aşkları mutlu sona ulaştı
Önceki gece Çubuklu Hayal Kahvesi'nde evlenen oyuncu Fikret Kuşkan ile Bahar Kerimoğlu'nun aşkı, geçtiğimiz aylarda atv'de yayınlanan 'Yolculuk' adlı televizyon filminin setinde başlamıştı. Senaryosunu Çağan Irmak'ın yazdığı ve Bahadır İnce'nin yönettiği 'Yolculuk'ta Fikret Kuşkan, akciğer kanseri olan Efran adlı bir yazarı, Bahar Kerimoğlu da beyninde tümör bulunan Sevda adlı müzisyeni canlandırıyordu. Aralarında 9 yaş fark olan genç çiftin düğün törenlerine sanat çevresi yoğun ilgi gösterdi.
Önceki gece Çubuklu Hayal Kahvesi’nde evlenen oyu
http://sabah.com.tr/gny/gny101-20050831-200.html
http://w3.gecce.com/web/images/haber/fiko_0596%20copy.jpg
http://www.gecce.com/web/images/haber/fiko0435.jpg
http://www.gecce.com/web/images/haber/fiko0480.jpg
www.gecce.com
25 Eylül 2005 Pazar 15:34
http://img32.imageshack.us/img32/7056/fikretkuskanbaharkerimoglu15ia.jpg (http://imageshack.us)
KISA BİR SÜRE ÖNCE EVLENEN ÜNLÜ AKTÖR FİKRET KUŞKAN İLE GENÇ OYUNCU BAHAR KERİMOĞLU İLK KEZ KONUŞTU...
Fikret Kuşkan eşiyle ilk kez
Kuşkan "Bahar kalbiyle, beyniyle kısaca her şeyiyle aşık olduğum bir kadın" derken Kerimoğlu "O benim ilk erkek arkadaşım. Bir aile olalım istiyorum" diyor.
Fotoğrafına bakıp bakıp şiir yazdım
Kısa süre önce evlenen oyuncu Fikret Kuşkan ve Bahar Kerimoğlu birlikte Pazar SABAH'a konuştu. Kerimoğlu "Fikret ilk erkek arkadaşım" derken Kuşkan "Onun her şeyine aşığım" diyor.
Biri Türk Sineması'nın başarılı aktörü, diğeri ise Bilkent Üniversitesi Tiyatro- Oyunculuk Bölümünü birincilikle bitirmiş, New York, Actors Studio Drama Okulu'nda mastır yapmış genç bir yıldız adayı. Evlilikleriyle herkesi şaşırtan Fikret Kuşkan ve Bahar Kerimoğlu, aşk öyküleriyle de şaşırtıyor. Böylesi yalnız olan ve aşkı bekleyen herkesin başına...
- Nasıl tanıştınız önce onun hikayesini dinleyelim mi?
- Fikret Kuşkan: Onu Bahar anlatsın çünkü çok güzel anlatıyor.
- Bahar Kerimoğlu: New York'ta okul bittikten sonra İstanbul'da yaşamaya karar verdim. Ankara'da doğup büyüdüğüm için İstanbul'u hiç bilmiyorum. Tek bildiğim yüksek tavanlı eski bir Rum evinde yaşamak istediğimdi. Bana "Cihangir'e bak" dediler. Cihangir'e gittim ve emlakçı emlakçı gezerken hayalimdeki evi buldum. Yeni kiracı çıkmış...
F.K: Bu arada o evden çıkan kiracı da benim.
- Sahi mi?
B.K: Evet! Eve gelen postalarda hep Fikret'in adını görüyorum ama tanımıyorum bile. Sonradan oyuncu Fikret Kuşkan olduğunu öğrendim. Ama dizilerle ve Türk sinemasıyla çok ilgili olmadığım için bana bir şey ifade etmedi.
- Peki sonra?
B.K: Bir arkadaşım yeni evimi ziyarete geldi bir akşam. O sırada bir arkadaşı aradı. Sonra o da geldi. Meğer Fikret'in ev arkadaşıymış. Gelince "Nasıl olur, burası bizim ev" diye çok şaşırdı.
F.K: O adam da Bahar'la tanışmamıza vesile olan sevgili arkadaşım Hüsnü.
B.K: Sonra ben Hüsnü'yle çok yakın arkadaş oldum ve Fikret'le de bir gece hep birlikte dışarı çıktığımızda tanıştık.
F.K: Aslında ben o evde zor bir ilişkiyi bitirmiştim, evle birlikte her şeyi kapatmak istiyordum. O sokağa bile uğramak istemiyordum. Hüsnü bana "Sen iyi değilsin, yeni bir ev bulana kadar biraz bende kal" dedi. Ben ne kadar sosyofobiksem, o benim tam tersimdir. Beni de bir gece dışarı
çıkmaya ikna etti ve o gece Bahar'ı gördüm.
- İlk görüşte aşk mıydı?
B.K: O gece epey yere gittik. Ama Fikret'in söylediğine göre o bana daha Nevizade'de yemek yerken aşık olmuş. Gecenin sonunda "Senin adın Bahar değil, biliyor musun?" dedi. "Senin adın kuzgun. Kuzgun nedir biliyor musun? Çok özel bir kuş, siyah-mavi" falan diye devam etti. Sonradan öğreniyorum ki meğer "kuzgun" kargaymış.
F.K: Ben o gece inanılmaz sarhoştum. Sonrasında da Bahar'la uzun süre görüşmedik. Bu arada iş arıyormuş. Tanıdığı ajanslara götürmek üzere Hüsnü bir akşam eve Bahar'ın resimleriyle geldi. Ben bu kez de o resimdeki kıza aşık oldum. Ama onun Bahar olduğunun farkında değilim, sonra öğrendim.
- Kuzgun'a benzettiğiniz gece epey sarhoştunuz anlaşılan...
B.K: Öyleydi gerçekten. Diyorum ya, beni unutmuş o resimdeki kıza bakıp bakıp şiirler yazmış. Bir gün ben Hüsnü'nün evine gittim, Fikret de evde. Bana şiirlerini okudu ve aslında bana yazdığını itiraf etti.
- Fotoğrafına aşık olduğunuz bir kızla ilişkiye girmek ürkütmedi mi sizi? Gerçek çok başka olabilirdi...
F.K: Tabii ki çok çekindim çünkü onu kırmaktan korkuyordum. Bir fotoğrafa aşık olmuştum ve tanıyınca tüm büyüsü bozulabilirdi. Birbirimizi benimsememiz 5-6 ay sürdü. Ama tanıyınca doğru kadına aşık olduğumu anladım.
B.K: Benim o fotoğraftaki kızın yerine geçmem uzun zaman aldı. Benim için de zordu çünkü Fikret benim hayatımdaki ilk erkek arkadaşım. İlk defa aşık olup biriyle beraber oldum ve evlendim. Biraz köyde yetişmiş gibi oldu ama...
- Neydi diğer kadınlardan farkı, neden onu böyle sevdiniz?
F.K: Benim kadın versiyonumdu çünkü Bahar. Dişi olsaydım, ben de böyle bir dişi olurdum. Ama bu arada benim hayata bakışımı çok daha önemli bir yere getirecek düzey,
altyapı ve birikime sahip bir kadındı. Sadece dudağının kenarındaki siyah çizgiye aşık olmadım. Hiçbir şeyini göz ardı etmiş değilim. Kalbi, beyni, aklı her şeyi etkiledi beni.
- Dışarıdan bakıldığında çok farklı iki insan gibi duruyorsunuz. Eşiniz çok özenle büyütülmüş, evin prensesi, siz ise her şeye muhalefet eden, hırçın adamsınız sanki...
F.K: Doğru ama çok da benzer yönlerimiz var. O da babasını çok küçük yaşta kaybetmiş, ben de. İkimiz de sevgi dolu ailelerde büyümüşüz. Sadece hayata başka yanlardan hazırlanmışız. Ben şiddet dolu bir dünya içinde inanılmaz hırçın yaşarken, o çok daha korunaklı büyümüş. O yüzden benim çok önemli yerlerimi törpüleyecek, besleyecek biri. Kısaca hayatımda sadece biblo gibi duracak bir kadın değil Bahar.
- Peki siz ne buldunuz Fikret Kuşkan'da?
B.K: Zor güzeldir. Fikret alışılmışın dışında ama iyi ki de öyle. Çoğumuz gibi politik cevaplar vermediği için agresif ve zor bir adam olarak nitelendiriliyor. Bir duruşu var ve onun hep arkasında. Ben de öyleyim ama tepkilerimi üslubuyla ve yumuşak bir dille ifade ederim. Bir de benim anne ve babam psikiyatrist, ablam psikolog. Yani malzeme hep insan... Fikret bu anlamda çok zengin bir malzemeydi benim için. Hala beni şaşırtıyor, onu keşfetmeye devam ediyorum.
F.K: Bahar beni en çıplak, en korunmasız halimle gördü ve sevdi. Kalbimin duvarlarını açtığım ilk kadındı bu anlamda. Bence içimdeki temizliği ve özü görüp üzerine gitti. Yoksa hiçbir kadın bir looser'ın (tutunamayan) peşinden gitmez.
B.K: Öyle deme!
F.K: Yani sağlıksız hareket etmez demek istiyorum. Bir de sen çok korunaklı ve temkinli büyütülmüşsün. Ayrıca psikoloji denilen şeyin içinden geliyorsun. Sen konuşursun, meseleyi çözersin. Ama ben konuşmadan ilk darbeyi vururum.
Hatalarımı tekrar etmem
- Bu ilişki sizi çok değiştirmiş, yanılıyor muyum?
F.K: İnsanlar hata yaparak büyürler ama hatalarımızı bir daha tekrar etmeyiz. Zaten Bahar'ı görüp tanıyan herkes bana "Sakın onu üzme" diyor. Ailem, arkadaşlarım herkes onun tarafında. Bu bir erkek için çok önemli, en azından benim için. Hayatımda yeni bir sorumluluk, yeni bir başlangıç oluştu.
- Peki eşiniz sözüne ettiğiniz hiddetinizi törpüleyebilecek mi?
F.K: Benim üslubumu oluşturmamda yardımcı oluyor Bahar. Bunun benim almam gereken en önemli meziyetlerden biri olduğunu düşünüyorum. Hala yuvarlak kelimeler kullanmayacak, kişiliğimden de taviz vermeyeceğim. Ama söylemem gereken şeyleri üslubuyla söyleyeceğim.
Annem başta çok endişelenmişti
- Sizin aileniz nasıl karşıladı Fikret Kuşkan'la evlilik kararınızı?
B.K: Uzunca bir süre tanışmadılar çünkü ailem Ankara'daydı. Annem aramızdaki yaş farkından ve benim ilk erkek arkadaşım olmasından dolayı çok endişelendi, biliyorum. Ama Fikret'i tanıyınca rahatladı, şimdi gayet güzel anlaşıyorlar.
- Aranızda kaç yaş fark var?
B.K: 12 yaş. Ben 77 doğumluyum, Fikret 65'li.
- Gerçek bir aile olmak istiyor musunuz, çoluk çocuk?
F.K: Ben çocukları çok severim, şahsen istiyorum. Ama ben şuna inanıyorum; her kadının anne olmaya, her erkeğin de baba olmaya hakkı yok. Çocuk çok özel bir şey çünkü. Ona sahip olmak ve sahip çıkmak çok önemli.
- Peki ya siz?
B.K: Bir aile olalım istiyorum. Asla tek başına anne olmak istemem. Çünkü ben çok sevgi dolu bir ailede büyüdüm. O yüzden de Fikret'le bir çocuğumuz olsun, beraber büyütelim isterim. Ama bir iki yıl daha var, hemen değil.
Buyurun arkadaşlar :
http://img246.imageshack.us/img246/5884/fiko5kf.png (http://imageshack.us)
LAZCAKIR-KIZ
07-03-06, 15:04
http://www.on8.org/image/march-2006/Fikret Kuskan.jpg (http://www.on8.org)
Babam Ve Oglum Filminden
http://www.on8.org/image/march-2006/Fikret Kuskan [Babam Ve Oglum].jpg (http://www.on8.org)
LAZCAKIR-KIZ
07-03-06, 15:11
http://www.on8.org/image/march-2006/F.K.jpg (http://www.on8.org)
http://www.on8.org/image/march-2006/F.K!.jpg (http://www.on8.org)
http://www.on8.org/image/march-2006/Fikret Kuskan [Mustafa Hakkinda Hersey].jpg (http://www.on8.org)
http://www.on8.org/image/march-2006/Fikret Kuskan!.jpg (http://www.on8.org)
http://www.on8.org/image/march-2006/Fikret Kuskan!!.jpg (http://www.on8.org)
http://www.on8.org/image/march-2006/Fikret!!!.jpg (http://www.on8.org)
http://www.on8.org/image/march-2006/Fikret.K.jpg (http://www.on8.org)
LAZCAKIR-KIZ
07-03-06, 15:16
Eski Bir röportaj,sadece Fikret Kuskanla olan tarafini ekliyorum.
29 Eylül 1998, Salı
İlk aşkım Fikret Kuşkan’dı
Hazır konu açılmışken devam edelim de, merakımızı giderelim bari. Türkiye, tüm sorunlarını unutup senin bakire olup olmadığını merak ediyor. Lütfen kendin açıklar mısın gerçeği?
- Çok komik, elbette bakire değilim. Fikret Kuşkan'la dört yıl beraber oldum. İlk tanıştığım insandı ve ilk cinsel ilişkimi de onunla yaşadım. Bu kadar uzun sene Fikret'le aynı evi paylaşacağım, sonra nasıl bakire olacağım? Aslında bakirelik konusu, benim de bir tabumdu. Ailemden öyle gördüm. Ama bunun doğru olmadığını, aslında ufak bir hesap olduğunu, sevginin daha önde olduğunu öğrendim. Bir sevgi yaşayıp, dört sene bakire olmamak, hayatın en güzel olayı haline dönüşebiliyor. İşte ben o sevgiyi yaşadım.
İlk ilişki
Hande Ataizi'nin ilk aşkı, konservatuara adım attığı günlerde tanıştığı Fikret Kuşkan... Hande Ataizi, Türk sinemasının ödüllü sanatçısı Fikret Kuşkan'la 4 yıl beraber oldu ve aynı evi paylaştı.
LAZCAKIR-KIZ
07-03-06, 15:47
gercektende harika bir oyuncu ozelliklen babm ve oglum filminde harikaydi.............galiba evli bildigim kadariyla asla unutmadaki ipeklen......emin degilim ama
Canim dogru biliyorsun. Bahar Kerimogluyla evli.
Iste Onlardan bir ilk ve röportajlari
Fikret Kuşkan eşiyle ilk kez
Kısa bir süre önce evlenen ünlü aktör Fikret Kuşkan ile genç oyuncu Bahar Kerimoğlu ilk kez Pazar SABAH'a konuştu. Kuşkan "Bahar kalbiyle, beyniyle kısaca her şeyiyle aşık olduğum bir kadın" derken Kerimoğlu "O benim ilk erkek arkadaşım. Bir aile olalım istiyorum" diyor.
Fotoğrafına bakıp bakıp şiir yazdım
Kısa süre önce evlenen oyuncu Fikret Kuşkan ve Bahar Kerimoğlu birlikte Pazar SABAH'a konuştu. Kerimoğlu "Fikret ilk erkek arkadaşım" derken Kuşkan "Onun her şeyine aşığım" diyor.
Biri Türk Sineması'nın başarılı aktörü, diğeri ise Bilkent Üniversitesi Tiyatro- Oyunculuk Bölümünü birincilikle bitirmiş, New York, Actors Studio Drama Okulu'nda mastır yapmış genç bir yıldız adayı. Evlilikleriyle herkesi şaşırtan Fikret Kuşkan ve Bahar Kerimoğlu, aşk öyküleriyle de şaşırtıyor. Böylesi yalnız olan ve aşkı bekleyen herkesin başına...
- Nasıl tanıştınız önce onun hikayesini dinleyelim mi?
- Fikret Kuşkan: Onu Bahar anlatsın çünkü çok güzel anlatıyor.
- Bahar Kerimoğlu: New York'ta okul bittikten sonra İstanbul'da yaşamaya karar verdim. Ankara'da doğup büyüdüğüm için İstanbul'u hiç bilmiyorum. Tek bildiğim yüksek tavanlı eski bir Rum evinde yaşamak istediğimdi. Bana "Cihangir'e bak" dediler. Cihangir'e gittim ve emlakçı emlakçı gezerken hayalimdeki evi buldum. Yeni kiracı çıkmış...
F.K: Bu arada o evden çıkan kiracı da benim.
- Sahi mi?
B.K: Evet! Eve gelen postalarda hep Fikret'in adını görüyorum ama tanımıyorum bile. Sonradan oyuncu Fikret Kuşkan olduğunu öğrendim. Ama dizilerle ve Türk sinemasıyla çok ilgili olmadığım için bana bir şey ifade etmedi.
- Peki sonra?
B.K: Bir arkadaşım yeni evimi ziyarete geldi bir akşam. O sırada bir arkadaşı aradı. Sonra o da geldi. Meğer Fikret'in ev arkadaşıymış. Gelince "Nasıl olur, burası bizim ev" diye çok şaşırdı.
F.K: O adam da Bahar'la tanışmamıza vesile olan sevgili arkadaşım Hüsnü.
B.K: Sonra ben Hüsnü'yle çok yakın arkadaş oldum ve Fikret'le de bir gece hep birlikte dışarı çıktığımızda tanıştık.
F.K: Aslında ben o evde zor bir ilişkiyi bitirmiştim, evle birlikte her şeyi kapatmak istiyordum. O sokağa bile uğramak istemiyordum. Hüsnü bana "Sen iyi değilsin, yeni bir ev bulana kadar biraz bende kal" dedi. Ben ne kadar sosyofobiksem, o benim tam tersimdir. Beni de bir gece dışarı çıkmaya ikna etti ve o gece Bahar'ı gördüm.
- İlk görüşte aşk mıydı?
B.K: O gece epey yere gittik. Ama Fikret'in söylediğine göre o bana daha Nevizade'de yemek yerken aşık olmuş. Gecenin sonunda "Senin adın Bahar değil, biliyor musun?" dedi. "Senin adın kuzgun. Kuzgun nedir biliyor musun? Çok özel bir kuş, siyah-mavi" falan diye devam etti. Sonradan öğreniyorum ki meğer "kuzgun" kargaymış.
F.K: Ben o gece inanılmaz sarhoştum. Sonrasında da Bahar'la uzun süre görüşmedik. Bu arada iş arıyormuş. Tanıdığı ajanslara götürmek üzere Hüsnü bir akşam eve Bahar'ın resimleriyle geldi. Ben bu kez de o resimdeki kıza aşık oldum. Ama onun Bahar olduğunun farkında değilim, sonra öğrendim.
- Kuzgun'a benzettiğiniz gece epey sarhoştunuz anlaşılan...
B.K: Öyleydi gerçekten. Diyorum ya, beni unutmuş o resimdeki kıza bakıp bakıp şiirler yazmış. Bir gün ben Hüsnü'nün evine gittim, Fikret de evde. Bana şiirlerini okudu ve aslında bana yazdığını itiraf etti.
- Fotoğrafına aşık olduğunuz bir kızla ilişkiye girmek ürkütmedi mi sizi? Gerçek çok başka olabilirdi...
F.K: Tabii ki çok çekindim çünkü onu kırmaktan korkuyordum. Bir fotoğrafa aşık olmuştum ve tanıyınca tüm büyüsü bozulabilirdi. Birbirimizi benimsememiz 5-6 ay sürdü. Ama tanıyınca doğru kadına aşık olduğumu anladım.
B.K: Benim o fotoğraftaki kızın yerine geçmem uzun zaman aldı. Benim için de zordu çünkü Fikret benim hayatımdaki ilk erkek arkadaşım. İlk defa aşık olup biriyle beraber oldum ve evlendim. Biraz köyde yetişmiş gibi oldu ama...
- Neydi diğer kadınlardan farkı, neden onu böyle sevdiniz?
F.K: Benim kadın versiyonumdu çünkü Bahar. Dişi olsaydım, ben de böyle bir dişi olurdum. Ama bu arada benim hayata bakışımı çok daha önemli bir yere getirecek düzey, altyapı ve birikime sahip bir kadındı. Sadece dudağının kenarındaki siyah çizgiye aşık olmadım. Hiçbir şeyini göz ardı etmiş değilim. Kalbi, beyni, aklı her şeyi etkiledi beni.
- Dışarıdan bakıldığında çok farklı iki insan gibi duruyorsunuz. Eşiniz çok özenle büyütülmüş, evin prensesi, siz ise her şeye muhalefet eden, hırçın adamsınız sanki...
F.K: Doğru ama çok da benzer yönlerimiz var. O da babasını çok küçük yaşta kaybetmiş, ben de. İkimiz de sevgi dolu ailelerde büyümüşüz. Sadece hayata başka yanlardan hazırlanmışız. Ben şiddet dolu bir dünya içinde inanılmaz hırçın yaşarken, o çok daha korunaklı büyümüş. O yüzden benim çok önemli yerlerimi törpüleyecek, besleyecek biri. Kısaca hayatımda sadece biblo gibi duracak bir kadın değil Bahar.
- Peki siz ne buldunuz Fikret Kuşkan'da?
B.K: Zor güzeldir. Fikret alışılmışın dışında ama iyi ki de öyle. Çoğumuz gibi politik cevaplar vermediği için agresif ve zor bir adam olarak nitelendiriliyor. Bir duruşu var ve onun hep arkasında. Ben de öyleyim ama tepkilerimi üslubuyla ve yumuşak bir dille ifade ederim. Bir de benim anne ve babam psikiyatrist, ablam psikolog. Yani malzeme hep insan... Fikret bu anlamda çok zengin bir malzemeydi benim için. Hala beni şaşırtıyor, onu keşfetmeye devam ediyorum.
F.K: Bahar beni en çıplak, en korunmasız halimle gördü ve sevdi. Kalbimin duvarlarını açtığım ilk kadındı bu anlamda. Bence içimdeki temizliği ve özü görüp üzerine gitti. Yoksa hiçbir kadın bir looser'ın (tutunamayan) peşinden gitmez.
B.K: Öyle deme!
F.K: Yani sağlıksız hareket etmez demek istiyorum. Bir de sen çok korunaklı ve temkinli büyütülmüşsün. Ayrıca psikoloji denilen şeyin içinden geliyorsun. Sen konuşursun, meseleyi çözersin. Ama ben konuşmadan ilk darbeyi vururum.
GÜZ YANGINI DIZISINDEN Fotolar:
http://img529.imageshack.us/img529/4142/940st.jpg (http://imageshack.us)
http://img123.imageshack.us/img123/6601/953us.jpg (http://imageshack.us)
http://img529.imageshack.us/img529/3986/963xs.jpg (http://imageshack.us)
http://img123.imageshack.us/img123/2931/974ta.jpg (http://imageshack.us)
http://img529.imageshack.us/img529/8718/981yh.jpg (http://imageshack.us)
http://img123.imageshack.us/img123/6333/1002sg.jpg (http://imageshack.us)
http://img529.imageshack.us/img529/2114/1133ze.jpg (http://imageshack.us)
http://img123.imageshack.us/img123/2663/1148ky.jpg (http://imageshack.us)
http://img123.imageshack.us/img123/6161/1155ry.jpg (http://imageshack.us)
http://img529.imageshack.us/img529/1426/1161av.jpg (http://imageshack.us)
http://img529.imageshack.us/img529/3509/1179hz.jpg (http://imageshack.us)
http://img123.imageshack.us/img123/8739/1241ri.jpg (http://imageshack.us)
http://img123.imageshack.us/img123/7235/1288wy.jpg (http://imageshack.us)
http://img529.imageshack.us/img529/8945/1293wt.jpg (http://imageshack.us)
http://img236.imageshack.us/img236/8508/1441hw.jpg (http://imageshack.us)
http://img236.imageshack.us/img236/5269/1454kc.jpg (http://imageshack.us)
http://img236.imageshack.us/img236/9779/1470nz.jpg (http://imageshack.us)
http://img433.imageshack.us/img433/7610/1480oj.jpg (http://imageshack.us)
http://img236.imageshack.us/img236/902/629zm.jpg (http://imageshack.us)
http://img236.imageshack.us/img236/8592/672ho.jpg (http://imageshack.us)
http://img433.imageshack.us/img433/2451/37hc.jpg (http://imageshack.us)
http://img236.imageshack.us/img236/5192/778sg.jpg (http://imageshack.us)
http://img433.imageshack.us/img433/6567/40ak.jpg (http://imageshack.us)
http://img236.imageshack.us/img236/2553/57gw.jpg (http://imageshack.us)
http://img236.imageshack.us/img236/5209/69es.jpg (http://imageshack.us)
http://img433.imageshack.us/img433/8427/74fk.jpg (http://imageshack.us)
http://img433.imageshack.us/img433/3683/85ql.jpg (http://imageshack.us)
http://img433.imageshack.us/img433/9739/99gg.jpg (http://imageshack.us)
http://img433.imageshack.us/img433/3397/120qc.jpg (http://imageshack.us)
Bütün Fotolar GÜZ YANGINI Dizisindendi!
http://img302.imageshack.us/img302/998/fikretkuskan1cw.gif (http://imageshack.us)
Fikret Kuşkan
Fikret Kuşkan Filmleri
Babam ve Oğlum (2005)
Oyuncu: Sadık rolünde
Sen Ne Dilersen (2005)
Oyuncu: Musa rolünde
Anlat İstanbul (2004)
Oyuncu: Rafet rolünde
Mustafa Hakkında Herşey (2004)
Oyuncu: Mustafa rolünde
Abdülhamit Düşerken (2003)
Oyuncu
Hititler (2003)
The Hittites
Oyuncu
9 (2002)
Dokuz
Oyuncu: Kasap Tunç rolünde
Dansöz (2000)
Oyuncu
Avcı (1997)
Oyuncu
Gizli Yüz (1991)
Oyuncu: Fotografçı rolünde
TÜRKİYE’NİN İKİ ÜNLÜ OYUNCUSU SABAH KARŞI BEYOĞLU’NDA BİRBİRİNE GİRDİ!...
5/3/2006 12:35
Güneş Gazetesi’nde yer alan haberin ayrıntıları için TIKLAYIN!...
Fikret Kuşkan ile Nejat İşler birbirine girdi
'Babam ve Oğlum' filmindeki performansıyla adından sıkça söz ettiren Fikret Kuşkan ile 'Aliye' dizisinin yakışıklı doktoru Nejat İşler, Beyoğlu'nu ayağa kaldırdı. Birlikte eğlendikten sonra aynı taksiye binen iki ünlü isim bir süre sonra tartışmaya başladı. İkilinin tartışması taksiden indikten sonra kavgaya dönüştü.
SABAHA KARŞI
Alkol duvarını aştıkları her hallerinden belli olan Nejat ile Fikret, birbirinin üzerine yürüyerek küfürler yağdırmaya başladı. Gece 05.30 sularında meydana gelen tatsız olaya az sayıda kişi tanıklık etti. Başta tartışmaya anlam veremeyenler, sonra araya girerek iki ünlü ismin kavgasını daha da büyümeden önledi.
http://img412.imageshack.us/img412/3813/fikretnejat7iy.jpg (http://imageshack.us)
Kaynak: Ucankus.com
Evet bende okudum bu haberi,ucankus sitesinde.
Alkolde isin isine girince, bazen böyle durumlar olur.
Kimbilir belkide iyi dostlar kavga eder sözüne inanmak lazim kimi zaman
Her zaman gül gülüstanlik olmuyor geceler.
Merka etmeyelim,ciddi bir şey yokmuş;)
BABAM VE OĞLUM' FİLMİNİN YILDIZI FİKRET KUŞKAN İLE 'ALİYE' DİZİSİNİN BAŞROL OYUNCUSU NEJAT İŞLER, ÖNCEKİ GECCE 05.30'DA BEYOĞLU'NDA KAVGA ETTİ.
İkili, önce bir taksi içinde birbirlerine tehditler savurdu. Alkollü olduğu gözlenen oyuncular, taksiden inince ağıza alınmayacak küfürler haykırarak birbirine girdi. Kavga sonrası açıklama yapan Kuşkan'ın eşi Bahar Kerimoğlu, olayı şöyle özetledi: “İkisi, bir radyoda program yaptı. Çıkışta Harbiye'de 5 kişi tarafından yolları kesilmiş. Nejat'ı tanıyan serseriler 'Aliye'deki çocuk değil mi' diyerek ikisini de hırpalamış. Biz de Nejat'ın Beyoğlu'ndaki barında onları bekliyorduk. Fikret şoka girmiş 'Geri dönüp hesap soracağım' demiş. Nejat da Fikret'i sakinleştirmeye çalışmış. İkisi kardeş gibidir. Kavga yok.”
Fikret Kuşkan çok beğendim bir oyuncu,Babam ve Oğlum'da tek kelimeyle muhteşemdi..inş hep böyle başarılı olur.
Busecik resimler için çok teşekkürler.
5 kişiyle sokak kavgası
Mustafa KIZGINYÜREK
Nejat İşler’le kavga ettiği haberiyle gündeme gelen Fikret Kuşkan, olayın perde arkasını Kelebek’e anlattı.
Suratına yumruk yedi
"Nejat benim 15 senelik dostumdur. Aramızda öyle bir tatsızlık olamaz" diyen Kuşkan, şunları söyledi: "Gerçek, fotoğrafta göründüğü gibi değil. Nejat’la o akşam özel bir radyo programına çağrıldık. Programdan çıktıktan sonra Nejat taksi çağırmaya gitti, o sırada üç kişilik bir çete bize küfürlerle sataştı. Dayanamayıp yanlarına gittim ve ’Neden hakaret ediyorsunuz, ayıp değil mi’ dedim. O anda suratıma bir yumruk yedim."
Hesap sormak istedim
Fikret Kuşkan, olayın giderek büyüdüğünü anlattı: "Nejat, hırpalandığımı görünce yardımıma koştu. Bu arada o üçlünün yardımına iki kişi daha geldi. Sokak ortasında beş kişi tarafından tekme tokat dövülmeye başlandık. Nejat o beş kişinin arasından beni güç bela çıkarıp, taksinin arka koltuğuna oturttu. Sonra Taksim’e geldik. Ama ben geri dönüp hesap sormak istiyordum. Nejat da beni sakinleştirmeye çalışıyordu. O çekilen fotoğraf işte bunun yansıması."
'Huzursuz bir adamım
http://www.radikal.com.tr/veriler/ekler/cumartesi/2006/03/25/huz.gif
Hacı adlı yeni dizide tekinsiz bir ajanı canlandıran Fikret Kuşkan'la zor geçen çocukluğunu, oyunculuğu, pişmanlıklarını, 'dikenli hallerini', evliliğini ve medyatik olmanın bir aktörü nasıl etkilediğini konuştuk
'Hayata çok derinden sızdım'
O, 20 yıllık kariyerine 20'den fazla film, bir o kadar dizi, birkaç oyun ve beş ödül sığdırmış; ama hâlâ oyunculuk seçimini sorguluyor. Bazı dönemlerde 'loser' gibi yaşayan Fikret Kuşkan'a göre sarayda oyunculuk yapılmıyor
Onunla 10 yıl önce başka bir vesileyle röportaj yapmıştım. O zaman da dikenli bir oyuncuydu. Aradan geçen onca yıla rağmen bakışlarındaki keskin çizgilerin, jestlerindeki o 'delikanlı' hallerin, sözcük seçimindeki rahatlığın çok fazla değişmediğini fark ettim. Sadece hayat onu biraz daha ehlileştirmiş. Zirveye doğru hızla tırmanırken yolda fark etmeden ezdikleriyle, ayağına takılıp onu yere düşürenler ona güç vermiş gibi görünüyor. Her ne kadar hâla oyunculuk seçimini sorguluyorsa da bana göre o bu ülkedeki birkaç esaslı oyuncudan birisi.
Bu röportaja 'Yeni diziniz Hacı'da nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?' diye başlasam Allah muhafaza, sıkılırız değil mi? Siz 40 yaşına geldiniz. 20'den fazla film, bir o kadar dizi ve az sayıda oyunda oynamışsınız. Haliyle arada beş tane 'en iyi erkek oyuncu' ödülü almışsınız. Bu muydu istediğiniz?
Ben biyografimi 92'den sonra yırttım.
Neden?
Bilmem geçmişimi hiç takip etmedim, 10 sene evvel medyadan bilgiler toplamayı bıraktım çünkü yarı 'homeless' (evsiz) bir hayat seçtim. Bavullarla ve sırt çantamla göçebe bir hayat yaşar hale gelmiştim. O dönemde evlerin peşin parasını verip, bir gece parkenin üzerinde uyuyup sonra eve taşınmıyordum.
Yorucu değil miydi öyle yaşamak?
O dönem gençliğimin enerjisiyle böyle bir hayat yaşayabiliyordum.
Baştaki soruya geri gelirsek, bu ödüller sizi kesti mi?
Hayır, elbette daha iyisini isterdim ama ben darbelerle ve problemlerle boğuşan, hayatın yavaş aktığı bir ülkenin genç oyuncusuydum. Şimdi 2000'li yılların genç oyuncusu olsaydım birkaç işimden sonra hayal ettiklerime daha erken kavuşma şansım olurdu. Türkiye'de sinema sektörüne ayak uydurmak zor, kaygan bir zemin vardır. Ben yedi yaşından beri planlar yapan bir çocuktum ve planları hep geç hayata geçirdim, dolayısıyla buraya gelinceye kadar herhalde 15 yıl kaybettim. Avrupa Film Festivalleri'nden ödülleri son anda kaçırdığımı biliyorum.
'Türkiye'nin en iyi projelerini yazar,' diye tarif ettiğiniz Ümit Ünal yakınım olur ama ben buraya gelmeden önce ona sette nasıl çalıştığınızı sormadım. Gazetecilere mütemadiyen huysuzluk yaptığınızı biliyorum ama sette nasıl olduğunuzu sizden dinlemek istiyorum.
Ben sette titizim. Hızlı ve enerjik olduğumda da insanlardan aynı performansı bekliyorum. Bazen fazla oluyor, çünkü herkesin enerjisi aynı değil. Çünkü mesela ben bile bugün Çağan'ın (Irmak) enerjisine ayak uyduramadığımı fark ettim. O da hiperaktif, ona bakınca 34 yaşındaki halimi hatırlıyorum. Yaşla ilgili olarak artık enerjimi kontrol etmeye ve ölçülü olmaya çalışıyorum. Bu tavrım hayatıma yansıyor.
Gençken 'Yönetmen seçmek lazım,' deyince size kızmışlar. Yönetmen ve proje seçmenin ne sakıncası var, ayıp mı?
Hiçbir sakıncası yok hatta daha iyi bir kariyer için şart. Arkanıza dönüp baktığınızda daha sağlam işler bıraktığınızı görürsünüz. O yıllarda anlamadığım bir tepki gösterdiler. Milliyet'e manşet yaptılar o söylediklerimi. Gençken beni hırpaladılar. O zaman sinemanın dili, anlayışı daha sertti, artık daha esnek galiba.
Peki, siz geriye dönüp baktığınızda yaptığınız bütün filmlere sağlamdı diyebiliyor musunuz?
Hayır, diyemiyorum elbette. Aralarında çok özel olanları var. Ben bencil bir oyuncuyum, orada bir şey yapıyorum, bu beni ilgilendirir, yönetmenin ne yapmış olduğuna çok takılmıyorum doğrusu.
'Sıkı bir terörist bile olabilirdim'
Siz neden oyuncu oldunuz?
16 yaşında edebiyat öğretmenim bana bir metin okuttu, 'Bir oyun hazırlıyoruz, senin sesin de güzel, ilgilenir misin?' dedi. Gittim çalışmaya başladım ve bir daha bırakamadım. Ben aslında araştırmacı olmak istiyordum.
Nasıl oldu demedim ki. O sahnede tam olarak ne oldu da siz vazgeçemediniz?
Bilmem, çocukluğumdan kurtulmak istemedim, ben hep çocuk kalmak istedim.
Neden büyümek istemediniz?
Çocukluğumu yaşayamadım sanırım. Küçük bir adam gibiydim. Dört ablam ve annemle büyüdüm. Çok küçük yaşta sert olmak ve çalışmak zorundaydım. 10 yaşındayken ablama sataşan insanlara kafa atıyordum. Eşek sudan gelinceye kadar da dayak yiyordum o ayrı. O dönemde mahalle raconu diye bir şey vardı, eniştem beni alıp Tokat'a götürmesiydi ya tesisatçı olacaktım, ya da elektrikçi. Hatta sıkı bir terörist bile olabilirdim.
Muhtemelen olamazdınız. 'Oyunculukla ilgili hata yaptığımı geç anladım,' diyorsunuz sık sık. Ayıptır söylemesi, ben iyi bir oyuncu olduğunuzu düşündüm hep. Bu söylediğiniz biraz acıklı değil mi?
Hayır değil, Türkiye'de oyuncu olmak zor, gerçekten zavallı bir durum. Haklarını koruyacak hiç kimse yok. İnsanın canına okuyorlar. Ayrıca ben ortada olmaktan, fotoğraf çektirmekten sıkılıyorum. Ben içe dönük bir adamım. Başta verdiğim 'araştırmacı' olma kararı doğruydu, sonrası tezgâhlanmış bir oyundu ve ben o oyundan sıkıldım artık. Popülerlik bana göre değil. Eskiden sosyofobik yanlarım daha ağırdı, şimdi bununla eğlenebiliyorum. Bir de daha yoğun çalışıyorum, artık bir projeden sonra ortadan kaybolma şansım kalmadı.
Sizle ilgili hemen herkesin hemfikir olduğu iki tespit var. Huysuz ve iyi oyuncu olduğunuz söyleniyor. Ben huysuz demezdim, daha ziyade dikenli olduğunuzu düşünüyorum.
Huysuzumdur herhalde, ama sevimli yanlarım da vardır ya! Ama bazen ben bile kendime fazla geliyorum. O zaman arkadaşlarıma 'Beni insansız bir yere gönderin,' diyorum.
Neden insanlar sizi bu kadar ürkütüyor?
Konservatuvar yıllarımı özlüyorum. Oyunculuk da bir araştırmacılıktı, malzeme esas olarak insandı. O zaman örtünmeden dolaşabiliyordum, ama zamanla ne kadar çok tanınırsan o kadar gözlenir hale geliyorsun. Bir lokantada ağzına çorba götürürken birileri gelip seni çekip gidiyor. Halbuki ben o sırada diğer masada oturan insanlar eğer ilginçse onları gözlemleyip hafızama kaydetmek isterim. Bir süre sonra işin büyüsü kaçıyor. Medyatik olmak aktörün besleneceği yer değil. Eğer her projeden sonra İstanbul'un içinde kalsaydım, daha fazla içecektim. Yarı alkolik, yarı serkeş vaziyette dolaşacaktım.
'Sokaktaki insanı bile oynatırım'
Peki medyadan bu derece hazzetmeyen bir oyuncu olarak neden evlendikten sonra gazetelere röportaj verdiniz?
Çünkü çok baskı geldi, düğünde de yoktular. 'Konuşalım ve bu işi kapatalım,' dedik.
Siz eşinizle (Bahar Kerimoğlu) bir televizyon filmi (Yolculuk) yaptınız değil mi? Ben o filmi seyrettiğimde, sizin birlikte olduğunuzu bilmeden, belki de her ikiniz de inandırıcı oyuncular olduğunuz için şöyle düşünmüştüm: 'Bu çocuklar birbirlerine yakışıyor gerçekten'. Sette nasıl oluyor bu işler?
Ben beraber olduğum kişiye iş zamanı öyle duygusal davranmam ki. Sette duyguları birbirine karıştıramam, karşımdaki karıştırırsa oynadığı rolün altında kalır ezilir, ben de hiç acımam ezerim.
O zaman kim ne derse desin, bu noktada oyunculukta profesyonellikten ziyade ne kadar şizoid bir durum olduğunu da tartışmak lazım.
Evet, maalesef öyledir. Oyunculuk motorla stop arasında geçen bir süreçtir, daha fazla ilerlerse hastaneye yatırılır. Mesela Bahar benim çalışma prensiplerimi ve tarzımı çok sert buluyor.
Bu sert oyunculuk üslubunuzla oynarken kimlerle rahat ediyorsunuz?
Herkesle, ben sokaktan getirdikleri insanları bile oynatırım çünkü o benim sahnem. Para mevzuu yüzünden iyi projelerde ciddi hayal kırıklığına uğradım. Üç kuruş paraya karşıma rol getirdiler.
'Sarayda oyuncu olunmaz'
Siz perdedeki görüntünüzü beğenir misiniz?
Kendime yabancılaşıyorum. İlk filmimden beri böyle oldu. 'Bu ne acayip bir şey, benimle hiç ilgisi yok, bana hiç benzemiyor,' demiştim. Hâlâ da öyle hissediyorum. Orhan Oğuz'un çektiği İki Başlı Dev'de ilk başrolümü oynadım. Kendimi seyrettiğimde büyülenmiştim.
Büyülemeyi de seviyorsunuz, ikna edici bir tonunuz da var, insanları kolay ikna edebilir misiniz?
Hayır, o yüzden çok konuşmak zorunda kalıyorum. Ve bu beni yoruyor. Dinlemiyorlar.
Siz dinler misiniz?
Dinlerim, ama konuşmayı da severim, çok gevezeyim.
Neden eşinizle birlikte verdiğiniz röportajda bir kaybeden olduğunuzu söylediniz. Öyle mi hissediyorsunuz gerçekten?
Ben beş yaşından itibaren anne kontrolünde ve aynı zamanda çok özgür büyüdüm. İstediğim her şeyi yaptım, hiçbir kapalı kutu kalmadı, hepsini açtım. Dolayısıyla bütün hayatlara girip çıktım, çok şey öğrendim. İyi ki de böyle yaşamışım. Gerçekten 'loser' gibi yaşadığım dönemler oldu. Sokaklarda şarapçılarla oturup sohbet ettim. Sarayda oyuncu olunmaz, paşa paşa sıcak evinizde otururken öğrenemezsiniz oyunculuğu. Ben hayata çok derinden sızdım. Vücudumda yarattığı tahribatlar oldu ama bu da işin cilvesi.
Eşiniz öyle su damlası gibi duran bir kız ya, o sakin tevekkül sahibi duruşuyla muhtemelen sizi de ehlileştirmiştir diye düşünüyorum.
Tabii, ama evlilik değil onunla beraber olmak beni değiştirdi sanırım. İnsan kendisine hep 'Aradığım o mu?' diye sorar ya. Çok arsız olmamak lazım. Hayatta tren en fazla birkaç kez insanın önünde durur, kaçırmamak lazım, bu kez yakaladım. Ama gençliğimde trenleri kaçırmış ve kalp kırmış olabilirim.
Siz kırılgan mısınız? Ben o dikenli halinizin gerisinde hep kafasını okşatmak isteyen bir çocuk görüyorum nedense.
E, tabii kırılganım. Daha önce anlattığım o sorumluluk duygusu yüzünden. Çok zengin değil hatta yoksul bir aileydik, dolayısıyla yıpranıyor insan ve bir savunma mekanizması geliştiriyor. Eğer söyledikleri gibi başarılıysam sebebi biraz da geçmişimdir diye düşünüyorum.
Siz oyunculuk dışında ne yapıyorsunuz, şiir yazdığınızı duydum.
İki yıl öncesine kadar yazıyordum. Onlar kapalı kutularda duruyor. Aslında iki tane sinema hikâyem ve lirik düzyazılar var.
Neden onları gün ışığına çıkarmak istemiyorsunuz?
Ne bileyim onları kendim için yazmıştım.
Kendime yazdım diye yazılanlar, sizin de bildiğiniz gibi en az bir kişi okusun diye yazılır.
Gizli bir yerlerde kalsın, ben ölünce bulsunlar diye düşünmüşümdür belki. Piyasaya yazmadım, yayımlanmasını isteyenler var. Ben tereddüt ediyorum.
Anladım, zaten Bahar'ı tanımadan fotoğrafına bakıp şiir yazmışsınız.
Evet, var öyle şeyler.
Tuhaf, oyunculuk dışında herhangi bir özelliğinizi konuşmak sizi utandırıyor.
Evet biraz. Neyse, onları ben söylemedim, Bahar anlattı işte...
Peki, şu Hacı meselesini de konuşalım bari.
Dizide Hacı'nın kardeşini oynuyorum. Paravan işler yapıyor, bakanlıklarda adamları var. Aynı zamanda galiba yakında sanayi ajanı olduğu ortaya çıkacak, henüz beşinci bölümü bitirdik. Tekinsiz bir adam.
Bir de bu dizide kıyamet kopuyor. Hacılar, hocalar, askerler, mafya, radikal İslamcılar. Sizce Kurtlar Vadisi gibi ses getirecek bir iş mi olacak?
Galiba öyle olacak, şimdiden Fransız televizyonları ilgilenmeye başladı. Dün sette Tuncel Kurtiz'e tuhaf sorular sordular.
'Kıskanç ve bencilim'
Oyunculuğunuzun hangi bölümündesiniz?
Daha yeni kalfalık dönemine geçtim. Artık kendi malzemelerimle kendi eşyalarımı üretmeye başlayacağım. 50 yaşına kadar kalfalık sürer, sonra tadından yenmeyecek bir oyuncu olursunuz. Dünyada da bu işler böyledir. Çıraklık dönemimde hata olabilir ama kalfalık döneminde hata yapmamak lazım. Şimdi yeni yetişen gençler var, onlarla iyi işler yapabileceğimi düşünüyorum.
Siz kıskanç bir insan mısınız, her manada?
Tabii ki, kıskanç ve bencilim.
Anneniz ne diyor sizin bu hallerinize ve oyunculuk seçiminize?
İyi, güzel işler yapıyorsun ama kıçının kenarıyla yapıyorsun dedi. 'Neden?' sordum, 'Sen zekâ ve kapasitenle öyle özel bir çocuktun ki bir toplumu arkandan sürükleyecek bir adamken kılık değiştirdin,' diye cevap verdi.
'Daha azına razı oldun?' mu demek istedi acaba?
Evet, 'İsteseydin önemli bir matematikçi veya araştırmacı olabilirdin,' dedi. Ben annemi hep hayal kırıklığına uğrattım.
Hâlâ annenize hak verdiğinizi düşünmüyorum. Oyunculuğu anlatırken kendinize güveniniz geliyor ve hâlâ gözleriniz parlıyor. En başa dönseniz, yine sahnenin üzerinde olmak isteyeceğinizi düşünüyorum.
Annem haklı; ne yapıyorum ki? Eğlendiriyorum, güldürüyorum, canlarını yakıyorum, insanları kendi duygularıyla yüzleştiriyorum, hayatlarına ayna tutuyorum.
Sizce az bir şey mi bu?
Daha da büyüğü var. Mesela alzheimer'a çözüm bulmak gibi. Bir de o zaman kendi kendine çalışıyorsun, sürekli yüzünde flaş patlatmıyorlar.
Evet, ama bu kadar sıkıldığınız 'görünür' olma hali de oyunculuğun bir parçası değil mi?
Doğru ama ben izole hayat seviyorum.
Ne oluyor izole olunca, kendinizle çıplak bir şekilde yüzleşebiliyor musunuz?
Deniz ve tabiat bana iyi geliyor. İçimi boşaltabiliyorum. Gözümü kapadığımda artık filmdeki cümleleri düşünmemeliyim.
İşte onu soruyorum ben de, kaçınca kendinizle yüzleşebiliyor musunuz?
Yok, kendimle hesabım varsa kaçmam, başıma bela olur. Mutlaka halledip öyle kaçarım. Huzursuz bir adamım, öyle rahat uyuyamam ben!
A. ESRA YALAZAN
http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=5661
Yeşilçam'ın 'şirret' çocuğu
Fikret Kuşkan, demircilikten marangozluğa pek çok iş yaptı, yıllarca 'yarı evsiz' yaşadı, kendi deyimiyle "hayata çok derinden sızdı...Ve şimdi o ilk günden beri oyunculuğuyla birlikte 'sivri dilini' de konuşturan başarılı bir aktör. Çağan Irmak'ın deyimiyle 'açık güreşiyor'
BİR PORTRE
ASU MARO
Sene 1986. Mimar Sinan'ın kantininde genç bir adam hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. 16 yaşından beri oyuncu olmayı düşünmüş, caymış, en sonunda 21'inde ani bir kararla işini gücünü bırakıp sınavlara girmişti... Ama işte kazanamamıştı ve bu kapıyı artık kapatması gerekiyordu. Tekrar Sirkeci'deki fotoğraf ajansına dönecek, hayatına kaldığı yerden devam edecekti. Tam o sırada bir kız geldi yanına ve karşı kıyıdaki bir okuldan söz etti. O güne dek sadece bir kez Kadıköy yakasına geçmiş olan genç adam vapura bindi ve İstanbul Devlet Konservatuvarı'nın yolunu tuttu. Başvuruların son günüydü, son aday olarak kaydoldu ve kazandı. Türkiye'ye başarılı bir aktör kazandıracak yolun başıydı bu.
Fikret Kuşkan'ın hayatı bu tür keskin virajlarla dolu. Her işe girmiş çıkmış, defalarca başka hayatların eşiğinden dönmüş. Oyunculuğunu bu kadar renkli kılan da bu zaten, üzerinde 'sokak'ların tozunu taşıması. Bir de erkekler dünyasında beş kadın tarafından büyütülmüş olması...
Sokaklarda büyür
1965 yılında İstanbul Halıcıoğlu'nda dünyaya gelir Fikret Kuşkan. Çocukluğunun asıl unutulmaz semti ise o 1 yaşındayken taşındıkları İstinye. Babası daha o 4 yaşındayken felç olur. Başka çocukları babaları balığa götürürken kendi babasının yatmasını hiç kabullenemez, 25 yaşına kadar rüyalarında da olsa sürer babasıyla kavgası...
Sokaklarda büyür ama başıboş kalmaz hiç. Bir kere babasının mahalle arkadaşları göz açtırmazlar bu delifişek oğlana. Sonra annesi vardır elinde sopayla peşinden dolaşan. Dört de ablası, ona 'gözbebekleri gibi' bakan... Derslerle hiç arası yoktur. Bacak kadarken ablalarına takılanlara kafa atıp dayak yer ve hep bir ağabeyi olsun ister. Belki de omzuna yüklenecek sorumluluğu vaktinden önce hissettiğinden...
Gerçekten de korktuğu gibi 13'ünde babasını kaybeder ve okulu bırakıp bir tesisatçıda çalışmaya başlar. Bir yıl sonra işi öğrenmiştir ve "İşte hayatım bu da olabilir" diye düşünür. Tam bu sırada, 'baba yarısı' dediği, tarih öğretmeni eniştesi devreye girer, "Okumak istiyorsan benimle Tokat'a gel" der. Okumak değil ama 'gitmek' cazip gelir, kabul eder.
Yapmadığı iş kalmadı
Tokat'ın Almus kazasında ilk kez 'şehirli çocuk' muamelesiyle karşılaşır. Dışlanmak istemediği için hızla 'çok iyi bir köy çocuğu' olur. Öyle ki 3 yıl sonra döndüğünde bu kez de İstanbul'a ayak uydurmakta zorlanır. Ailesi parasız kalıp Halıcıoğlu'na dönmüştür. Hasköy Lisesi'ne gider ve bir yandan soğuk demircilikten marangozluğa yapmadığı iş kalmaz.
Sahneyle tanışma...
Bir gün edebiyat öğretmeni "Hafta sonu tiyatroya geleceksin" der. Emir cümleleriyle öteden beri derdi vardır. "Neden?" diye sorar. Cevap "Biz çalışıyoruz, istersen gel" olunca "ister", gider. Sahne onu sever, o sahneyi... Tahtaya kaldırılınca avuçları terleyen çocuk, ilk kez insanlarla rahat temas kurabilmektedir... Ama bu sevda biricik oğlunu bilim adamı olarak görmek isteyen annesini hiç mutlu etmez. Derken lise biter ve bir okul arkadaşıyla fotoğraf ajansı açarlar Sirkeci'de. Para da kazanıyorlardır, işte bir kez daha "hayatı bu da olabilir". Gelgelelim bir iki kez tiyatroya gider o sene. Koltuklar ona dar gelir. Dükkânın anahtarını arkadaşına teslim eder ve sınava girer.
Konservatuvar yılları çetin ama keyifli geçer. Bütün hayatı gibi... Borç harç Heybeliada'da bir çatı katı tutar kendine. Ama neticede konservatuvar da bir okuldur, huzursuz bir ruh olarak ikinci sınıftan itibaren her sene okulu bırakır, tekrar döner, nihayet bitirir.
Zülfü Livaneli'nin "Sis" filminde ilk rolünü oynar. Ardından onu genç kızların gözbebeği haline getirecek "Gençler" dizisi gelir. O zaman anlamaya başlar, oyunculukla beraber neleri seçmiş olduğunu... Şöhreti arttıkça rahatı kaçar. "Medyatik olmak bir aktörün beslenebileceği yer değildir" ona göre, her projeden sonra İstanbul'dan kaçmaya başlar.
'Gerilla oyuncu'
Filmler birbirini izler... "İki Başlı Dev", "Gizli Yüz", "Dönersen Islık Çal", "C Blok", "Avcı"... Arada da 'mecburen' diziler... "Bir aktör mecbur kalmadıkça TV'de çalışmaz. Kendimi bazen gerilla oyuncu gibi hissediyorum. Silahlarımı kuşanıp şehre iniyorum, para kazanıp dönüyorum" diyecek kadar açık sözlüdür. Ama "Şaşıfelek Çıkmazı"nı sever. Oradaki 'Cesur', kendisinin 16-17 yaşındaki halidir ona göre.
Belki de Türk sinemasının gördüğü en sözünü sakınmayan oyuncudur. 'Dünkü çocuk' olarak her role razı olması beklenirken yönetmen seçmeye kalkması pek garipsenir, "Yeşilçam'ın şirret çocuğu" olarak ünlenir kendi deyişiyle. "Çoğu tiyatrocu sinemayı beceremediği için tiyatro kutsal der" gibi, "Önce sinema, sonra yat-kat düşünen insanlarla olmak isterim" gibi cümleler kurar ve devamlı birilerini sinirlendirir. Kendisi de hiç 'yat-kat' düşünmez. Yıllarca 'yarı evsiz' bir hayat sürer. Sokaklarda şarapçılarla oturur, "hayata çok derinden sızar" kendi tanımıyla. Tiyatro hanım hanımcık, sinema ise bir sokak kedisidir ona göre. Tercihini hep sokak kedilerinden yana kullanır.
Şimdilerde oyunculuğunun 'kalfalık devresinde' olduğunu düşünüyor Kuşkan. Yıllarca aradığı yönetmeni de bulmuş gibi. "Mustafa Hakkında Her Şey" ve "Babam ve Oğlum"da birlikte çalıştığı Çağan Irmak, "Bazıları masalarda konuşur ama iş güreş meydanına kalınca vazgeçer. Fikret açık güreşir" diye tanımlıyor onu.
'Hacı'nın kardeşini oynuyor
Bu yıl sinemada "Sen Ne Dilersen"de de izlediğimiz Fikret Kuşkan, şimdi gene 'silahlarını kuşanıp şehre inmiş' durumda. Tartışmalar yaratan "Hacı" dizisinde Faruk Gesili'yi oynuyor. Hâlâ zaman zaman "Bu meslek bana göre değil" de dese artık daha az saklanıyor. Yeni evlendiği oyuncu eşi Bahar Kerimoğlu ile birlikte aşk hikâyelerini anlatan bir röportaj bile verdi.
Ancak endişeye mahal yok, o hâlâ aynı tavizsiz, yuvarlak konuşmayı sevmeyen Fikret Kuşkan. Belki biraz daha 'üslubuyla' söylüyor söyleyeceğini... "Yeşilçam'ın şirret çocuğu"na da şefkatli bir selam çakmayı ihmal etmiyor ama: "Asla pişman değilim! Çok mutluyum yaptıklarımdan, söylediklerimden, kocaman pabuç kadar büyük dilimden!"
Oyunculuk yapmak tıpkı regl olmak gibi
Ekşi Sözlük gibi anonim ve asabi bir ortamda bile Fikret Kuşkan için tek bir kötü yorum yok. Aksine onun için hep saygı yüklü cümleler dolu. "Bunun yanıtı hayat hikayemde" diyen Fikret Kuşkan, geçen ay Esquare dergisine kendisine ve oyunculuğuna ilişkin ilginç açıklamalarda bulundu. İşte Kuşkan'ın ağzından hayat hikayesi....
* Bana gösterilen sevgi ve saygının yanıtı, sanırım hayat hikayemde gizli. Herkes kadar sancılı bir çocukluk geçirsem de; ahlak ya da etik diyelim, benim bütün bedenime yayılmış olan bir şeydi. Benim duruşum beni yarattı. Belki taviz vermeyen, yuvarlak kelimeler kullanmayan bir adam olduğum için. Belki de hayata dürüstçe ve elimden geldiğince kaldığım yerden -kaç defa kafam patlarsa patlasın kaldığım yerden- devam ettiğim ve direndiğim içindir. Bence samimi buldular.
'SENİN MAYAN BAL'
* Yaptığım her şey çok samimiydi. Belki tohumdan ileri geliyor, ben de düşündüm çok. Çünkü çok dürüst ve temiz bir ailede büyüdüm ben. Babamın ve annemin genleri çok sağlamdı o anlamda. Annem bana 'senin mayan, özün bal' derdi. 'Birilerininki gibi yoğurt değil. O yüzden korkma. Ne yaparsan yap kötü yapmayacaksın, ben bunu biliyorum' demişti. Sanırım ben de öyle yaptım. Mesela çöpçü olsaydım da işimi çok iyi yapan bir çöpçü olurdum. Sokakları pırıl pırıl yapmak için uğraşır didinirdim. İşte belki de bu yüzden seviliyorum.
* Neden hala bunalımlarla uğraşıyorum? Oyunculuğun temelinde yatan bir sıkıntı bu... Hamilelik dönemi duygusu, doğurganlık hissiyatı... Kadınlardaki regl durumu... Oyuncuların kadın erkek fark etmeksizin yaşadıkları içsel travma. Şu anda oynamakta olduğum bir karakter, hazırlanmakta olduğum bir başka karakter var. Onların bende izleri ve travmaları var. İçimde akıyorlar. Zaman zaman 'stop' düğmesine bassanız bile o gizliden gizliye doğal akışını sürdürüyor.
* İşini yapıp ortadan kaybolmayı seçen bir adamım ben. Çocukken de böyleydim. İşimi yaparım, sonra ortadan bir iki sene kaybolurum, kafama esince çıkıp bir şeyler yaparım, sonra yine çekip giderim. Mağarada yaşayan, ancak çok acıktığında çıkıp bir koyun kapıp yine mağaraya çekilen vahşi bir adama benzetiyorum kendimi ben.
'CESETLERİ TOPLAMALIYIZ'
* Bir oyuncunun duruşuyla, hayat hikayesiyle, dünya görüşüyle de konuştuğunu öğrendim. Ben de bilmiyordum; zaman içinde yaşayarak öğrendim bunu. Çizgimden taviz vermeden, duruşumu bozmadan, arkamda hiç ceset bırakmadan yaşayarak... Bir arkadaşım demişti bunu bana: Arkanda ceset bırakma. O cesetler toplandığı zaman daha rahat uyunabiliyor gerçekten. Cesetleri ellerimizle gömmemiz, öpüp okşamamız, pamuklara yatırmamız gerekiyor. İşte o zaman çok huzurlu, dingin olabiliyorsunuz.
* Hayatın önemli gerçeklerini sokakta öğrendim ben. 20 yaşlarında bir abi gelmişti yanıma; 'Napıyon len?' dedi. 'Fındık fıstık satıyorum' dedim. Bir tane geçirdi bana, ben bir yana tezgah bir yana... Nerede durmam gerektiğini, nerede durulmayacağını işte orada öğrendim.
'KİNSKİ'YE HAYRANIM'
* 10 yıl sonrasını şimdiden görebiliyorum. Nasıl 20 yıl öncesinden bugünü görebildiysem... Eski tanıdıklarım bana 20 yaşında ne yapacağımı söylediysem onların hepsini yaptığımı söylüyor. 20 yıldır kendimi takip ediyor, tartıyorum. Öğretmen öğrenci gözüyle bakıyorum. Her yaptığım çalışmada da kendimi puanlıyorum. Performansım hep aynı olmuyor. Mesela '9' filminde kendime 100 üzerinden 75 vermiştim. 'Babam ve Oğlum' 85, 'Mustafa Hakkında Herşey' 80.
* En büyük oyuncular bile dışarıdan bir göze, yönetmenin onu yönlendirmesine ihtiyaç duyar. Oyuncu yükseltebilir, oyuncu düşebilir. Yönetmen balanstır, onu dengelemek zorundadır. Hayatımda en sevdiğim aktörlerden biri de Klaus Kinski'dir. Onun pençesinden yönetmen almak istediklerini alır. Benim de sinemadaki performansım yönetmenimle ilgili bir şey.
* 30 yaşında şunu keşfettim ben; bir oyuncu değil de bir bilim adamı olsaydım daha mutlu olabilirdim. Bu işi yaptığım için bu hayatı yaşıyorum. Sevdiğim için değil! Yoksa ben de tekneme binip kafama göre belgeseller çekmek isterdim. Bilim adamı olmak isterdim küçüklüğümden beri. Yoksa yaptığım hiçbir şey hata değil. Ama tiyatroyla tanışınca öbürü zor geldi belki de...
'Acele etmeyin büyüyorum'
* Ben; vücudun coşkularını, büyük enerjisini dizginleyip kontrol altına alarak lezzetli, tadından yenmeyecek oyunculuklar çıkarmanın keşfine daha yeni yeni varıyorum. Ağaçta yeni yeni sararmaya başladım. Hatta hala bir yanım yeşil, bir yanım sarı. Acele etmeyelim ben de büyüyorum çünkü.
* Bugüne kadar beraber olduğum hiçbir kadın, erkek arkadaşım, hayatıma giren hiç kimse arkamdan kötü konuşsun istemem. Kimseyi yaralamamaya çalışırım. Ama ben yaralarımı temizlerim.
* Bir gün beni bir magazinci aradı. 'Biz sizin hakkınızda o kadar çok şey yazdık. Üstelik haksızdık da. Siz yine de çıkıp bir şey söylemediniz' dedi. Niye söyleyeyim ki, söylesem ondan da bir haber çıkaracaklar.
http://www.sabah.com.tr/2006/05/09/gny/im/6C6D9EB092F989478E2D9FFBb.jpg http://www.sabah.com.tr/2006/05/09/gny/im/FFE3938E08DA38439B4000CCb.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/ylK22268.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/n8j22350.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/ff522385.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/qBO22430.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/ddg22455.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/u2m22478.jpg
http://www.myehost.de/resim/images/e1z22533.jpg
http://img222.imageshack.us/img222/949/acum9ss.jpg (http://imageshack.us)
http://img222.imageshack.us/img222/8064/4007194030irmaksinbas1pc.th.jpg (http://img222.imageshack.us/my.php?image=4007194030irmaksinbas1pc.jpg)
http://img222.imageshack.us/img222/3126/mustafa011qs.jpg (http://imageshack.us)
http://img393.imageshack.us/img393/9730/mustafa020vn.jpg (http://imageshack.us)
http://img393.imageshack.us/img393/4610/mustafa062jj.jpg (http://imageshack.us)
http://img222.imageshack.us/img222/2879/mustafa116qw.jpg (http://imageshack.us)
http://img389.imageshack.us/img389/2235/pic31rr.jpg (http://imageshack.us)
http://img222.imageshack.us/img222/5834/pic149cx.jpg (http://imageshack.us)
http://img222.imageshack.us/img222/8954/pic222ps.jpg (http://imageshack.us)
http://img222.imageshack.us/img222/6928/pic234jt.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/1025/sennedilersen1501qr.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/4603/7a5d1a17ccab08459faa0831f0am.jpg (http://imageshack.us)
http://img232.imageshack.us/img232/2528/9c6bbdc9b885a9419f2ae8dab2ia.jpg (http://imageshack.us)
http://img340.imageshack.us/img340/9426/2142542gx.th.jpg (http://img340.imageshack.us/my.php?image=2142542gx.jpg)
http://img232.imageshack.us/img232/3243/geri3vl.gif (http://imageshack.us)
http://img147.imageshack.us/img147/2807/fikret14nw.th.png (http://img147.imageshack.us/my.php?image=fikret14nw.png)
http://img211.imageshack.us/img211/6573/fikret24xs.th.png (http://img211.imageshack.us/my.php?image=fikret24xs.png)
http://img209.imageshack.us/img209/2279/fikret31pt.th.png (http://img209.imageshack.us/my.php?image=fikret31pt.png)
http://img209.imageshack.us/img209/7509/fikret48ti.th.png (http://img209.imageshack.us/my.php?image=fikret48ti.png)
http://img153.imageshack.us/img153/446/mustafahakkindahersey173qd.jpg
http://img153.imageshack.us/img153/619/mustafahakkindahersey188jk.jpg
http://img71.imageshack.us/img71/5492/mustafahakkindahersey206bf.jpg
http://img153.imageshack.us/img153/7417/mustafahakkindahersey263gf.jpg
http://img230.imageshack.us/img230/4861/fikret19go.th.png (http://img230.imageshack.us/my.php?image=fikret19go.png)
http://img220.imageshack.us/img220/2378/fikret25te.th.png (http://img220.imageshack.us/my.php?image=fikret25te.png)
http://img223.imageshack.us/img223/1994/fikret3kq.png (http://imageshack.us)
[URL=http://img48.imageshack.us/my.php?image=fikret32pb.png]http://img48.imageshack.us/img48/6154/fikret32pb.th.png (http://img48.imageshack.us/my.php?image=fikret32pb.png)
http://img523.imageshack.us/img523/4809/fikret46zx.png (http://imageshack.us)
NecatiSasmaz
18-06-06, 00:26
http://img220.imageshack.us/img220/7388/babamveoglumextrabymaydemir521.jpg
http://img220.imageshack.us/img220/1555/babamveoglumextrabymaydemir525.jpg
http://img220.imageshack.us/img220/7854/babamveoglumextrabymaydemir526.jpg
http://img220.imageshack.us/img220/3923/babamveoglumextrabymaydemir527.jpg
http://img147.imageshack.us/img147/889/babamveoglumextrabymaydemir523.jpg
NecatiSasmaz
18-06-06, 00:27
http://img220.imageshack.us/img220/1025/babamveoglumextrabymaydemir529.jpg
http://img220.imageshack.us/img220/4227/babamveoglumextrabymaydemir530.jpg
http://img147.imageshack.us/img147/7388/babamveoglumextrabymaydemir521.jpg
NecatiSasmaz
18-06-06, 00:28
http://img147.imageshack.us/img147/1025/babamveoglumextrabymaydemir529.jpg
http://img147.imageshack.us/img147/4227/babamveoglumextrabymaydemir530.jpg
http://img147.imageshack.us/img147/4016/babamveoglumextrabymaydemir531.jpg
http://img355.imageshack.us/img355/4019/fikret9iv.png
http://img488.imageshack.us/img488/9707/fikret14ye.png
http://img355.imageshack.us/img355/9352/fikret20ju.png
http://img110.imageshack.us/img110/6227/fikret53yc.png
http://img429.imageshack.us/img429/1005/fikret64ln.png
http://img429.imageshack.us/img429/6747/fikret70bi.png
http://img429.imageshack.us/img429/7121/fikret80tz.png
http://img230.imageshack.us/img230/715/fikret91jn.png
http://img230.imageshack.us/img230/3528/fikret109bp.png
http://img207.imageshack.us/img207/2345/fikret119bx.png
http://img207.imageshack.us/img207/1960/fikret122qq.png
http://img207.imageshack.us/img207/6813/fikret135fd.png
http://img149.imageshack.us/img149/6333/fikret142ns.png
http://img207.imageshack.us/img207/561/fikret157xr.png
http://img162.imageshack.us/img162/9800/fikret161wy.png
forgetmenot
03-07-06, 13:28
Babam ve Oğlum filminde özürlü erkek kardeşi canlandıran,Yetkin Dikinciler'in Fikret Kuşkan hakkındaki görüşleri,bu sayfada da olsun istedim.Nasıl beraber oynadığı insanları büyülüyor,nasıl muhteşem bir oyuncu, bir kere daha anlaşılsın diye!
Alıntı:
(Yetkin Dikinciler sayfasındaki Babam ve Oğlum röportajından alınmıştır.)
..... Fikret olağanüstü bir oyuncu. Sanki hiç kamera yokmuş gibi çok doğal oynadı ve ben onu dehşetle izledim. Sakin ve kesinlikle dingindi. Fikret Kuşkan’ı sıra dışı buluyorum. Tarzıyla sözünü esirgemeyen, saklamayan, oyunculuğuyla da son derece sıra dışı biri... Bazıları masalarda konuşur ama iş güreş meydanına kalınca vazgeçer. Fikret açık güreşir. Onunla tanışmak keyif vericiydi.
9 filminden Fikret Kuskan resimleri;
http://img390.imageshack.us/img390/8943/bscap000148dj.jpg
http://img367.imageshack.us/img367/1884/bscap00156wt.jpg
http://img458.imageshack.us/img458/6748/bscap00006yf.jpg
http://img390.imageshack.us/img390/2289/bscap00024mh.jpg
http://img458.imageshack.us/img458/6376/bscap00106dc.jpg
http://img390.imageshack.us/img390/2668/bscap00119kp.jpg
http://img390.imageshack.us/img390/7236/bscap00128ms.jpg
http://img390.imageshack.us/img390/9999/bscap000139fs.jpg
Fikret Kuşkanın hiç güler yüzlü fotosu yok mu??? Çok merak ediyorum güler yüzlü hailini, koyarsanız sevinirim
http://img367.imageshack.us/img367/1884/bscap00156wt.jpg
http://img458.imageshack.us/img458/6376/bscap00106dc.jpg
misskrueger
13-08-06, 18:05
http://img142.imageshack.us/img142/7618/260063fn8.jpg (http://imageshack.us)
misskrueger
13-08-06, 18:52
http://img55.imageshack.us/img55/1992/anlatistanbul0060001df8.jpg (http://imageshack.us)
http://img122.imageshack.us/img122/2259/1wh0.jpg
Ayşe Kulin’in ‘Köprü’ adlı eseri TRT’ye dizi oluyor.
Türkiye’de “Süper Vali” olarak tanınıp sevilen, sıra dışı kişiliği ve cesur icraatlarıyla siyaset tarihimize geçen Recep Yazıcıoğlu’nun yaşamından bir kesiti anlatan ‘Köprü’ romanı, dizi haline getirildi.
Türk Sineması’nın yetenekli oyuncuları Fikret Kuşkan, Güven Kıraç, Bahar Kerimoğlu ve Ayşegül Ünsal’ın başrollerini paylaştığı dizide Kuşkan, “Süper Vali” Recep Yazıcıoğlu karakterini canlandıracak. Kasım ayında ekranlara gelecek olan Ahmet Yurdakul’un senaryolaştırdığı dizinin Yönetmenliğini ise Sadullah Şentürk yapacak.
2003 yılında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Vali Recep Yazıcıoğlu’nun yaşamından yola çıkılarak çekilen dizide, valinin eşi “Melek Yazıcı”yı Ayşegül Ünsal, köprünün müteahhiti “Hüdai”yi Güven Kıraç, “Elmas”ı Bahar Kerimoğlu, “Lise Müdürü Leyla”yı Özlem Çakman oynuyor. Dizide, Deniz Oral, Hakan Şahin, Selim Bayraktar gibi oyuncular da önemli roller üstleniyor.
kaynak: www.gezentilki.com
sude-elvin
14-08-06, 05:03
http://img92.imageshack.us/img92/9684/5555nl7.png http://img92.imageshack.us/img92/1714/56uju0.png http://img53.imageshack.us/img53/3849/uzar1.png
http://img95.imageshack.us/img95/6071/pdvd000bf3.png
http://img109.imageshack.us/img109/1469/pdvd002kg5.png
http://img84.imageshack.us/img84/9494/pdvd001li7.png
http://img84.imageshack.us/img84/7366/pdvd002au1.png
http://img84.imageshack.us/img84/3594/pdvd003pz4.png
http://img92.imageshack.us/img92/4112/pdvd005ys6.png
http://img81.imageshack.us/img81/6968/pdvd007va0.png
http://img216.imageshack.us/img216/7910/pdvd008wq7.png
http://img152.imageshack.us/img152/4435/pdvd009hv7.png
sude-elvin
15-08-06, 21:03
http://img304.imageshack.us/img304/4130/nejatji9.png
http://img512.imageshack.us/img512/5668/nejfikrp0.png
sude-elvin
15-08-06, 21:05
http://img272.imageshack.us/img272/5734/fikretun1.png
http://img272.imageshack.us/img272/3545/fikreqh0.png
sude-elvin
15-08-06, 21:15
http://img443.imageshack.us/img443/7885/fikrett1dq9.png
http://img102.imageshack.us/img102/3637/fikrett2ud1.png
http://img363.imageshack.us/img363/4997/fikret3sv7.png
http://img450.imageshack.us/img450/8820/pdvd010bb4.png
http://img168.imageshack.us/img168/6640/pdvd011ep7.png
http://img168.imageshack.us/img168/3496/pdvd012rq7.png
http://img401.imageshack.us/img401/9504/pdvd013xh5.png
http://img182.imageshack.us/img182/1815/pdvd014od4.png
YELDA DENİZ
17-08-06, 12:13
http://img143.imageshack.us/img143/2500/2016383rk0.jpg (http://imageshack.us)
sude-elvin
19-08-06, 03:13
http://img209.imageshack.us/img209/172/fsdeh4.png
http://img83.imageshack.us/img83/374/ljgbz8.png
sude-elvin
19-08-06, 03:29
http://img134.imageshack.us/img134/8130/asbq9.png
sude-elvin
25-08-06, 07:17
http://img214.imageshack.us/img214/1408/mustafa2fikretob7.png
http://img183.imageshack.us/img183/9149/mhakkindamitfikretqw0.png
http://img180.imageshack.us/img180/1111/muhakkindamifikretyx9.png
sude-elvin
25-08-06, 07:21
http://img174.imageshack.us/img174/7124/0eu8.png http://img174.imageshack.us/img174/2036/jztgf2.png
sude-elvin
25-08-06, 08:11
http://img169.imageshack.us/img169/4545/ffaaen0.png
http://img169.imageshack.us/img169/5315/fffey6.png
http://img169.imageshack.us/img169/490/fkkyu5.png
http://img237.imageshack.us/img237/4172/ffffnv5.png
http://img242.imageshack.us/img242/3096/fikretkuskanrq8.png
http://img242.imageshack.us/img242/7352/fikex0.png
http://img132.imageshack.us/img132/9746/fffiktet3ze8.png
sude-elvin
25-08-06, 08:24
http://img237.imageshack.us/img237/1089/f8bx1.png
http://img180.imageshack.us/img180/3023/f7ql1.png
http://img218.imageshack.us/img218/4453/f6df3.png
sude-elvin
25-08-06, 08:33
http://img180.imageshack.us/img180/5813/9ht5.png
http://img227.imageshack.us/img227/4339/8pq8.png
http://img227.imageshack.us/img227/5301/7pp8.png
http://img220.imageshack.us/img220/7748/6jw0.png
sude-elvin
25-08-06, 08:40
http://img221.imageshack.us/img221/482/fiik5vj8.png
http://img180.imageshack.us/img180/3491/fikkk4ij1.png
sude-elvin
25-08-06, 08:45
http://img180.imageshack.us/img180/6338/fsd1aa5.png
http://img132.imageshack.us/img132/3807/fffrr1cz8.png
sude-elvin
25-08-06, 08:47
http://img132.imageshack.us/img132/9063/fddf11tj6.png
sude-elvin
25-08-06, 08:49
http://img180.imageshack.us/img180/8986/ffffffffs111yt9.png
sude-elvin
25-08-06, 08:56
http://img241.imageshack.us/img241/4879/11ln6.png
http://img180.imageshack.us/img180/5311/ffedlw0.png
http://img180.imageshack.us/img180/6721/for7.png
sude-elvin
25-08-06, 09:03
http://img246.imageshack.us/img246/2121/fikretrf1.png
http://img182.imageshack.us/img182/6402/fikretacnod4.png
http://img84.imageshack.us/img84/3097/fikrriz9.png
sude-elvin
30-08-06, 04:04
http://img245.imageshack.us/img245/5163/seeviljs9.png
http://img228.imageshack.us/img228/200/seviiilul1.png
http://img245.imageshack.us/img245/9615/seviilgg0.png
sude-elvin
30-08-06, 04:22
http://img166.imageshack.us/img166/9158/sevillpi2.png
http://img166.imageshack.us/img166/2725/sevil1xp9.png
http://img101.imageshack.us/img101/1771/sevilllit1.png
http://img246.imageshack.us/img246/4272/sevvilkw2.png
http://img246.imageshack.us/img246/7332/sevvvillun3.png
sude-elvin
30-08-06, 04:31
http://img246.imageshack.us/img246/223/2oi9.png
http://img101.imageshack.us/img101/6844/22of3.png
http://img183.imageshack.us/img183/1955/22fp2.png
sude-elvin
30-08-06, 04:38
http://img246.imageshack.us/img246/4361/fikreeton0.png
http://img101.imageshack.us/img101/4080/fikretpb1.png
http://img83.imageshack.us/img83/8044/fikrettsb2.png
sude-elvin
30-08-06, 04:40
http://img101.imageshack.us/img101/489/22gv0.png
http://img83.imageshack.us/img83/967/222bi7.png
http://img101.imageshack.us/img101/7592/2222sw1.png
sude-elvin
30-08-06, 04:50
http://img244.imageshack.us/img244/6617/33aw5.png
http://img101.imageshack.us/img101/3126/333pr9.png
http://img244.imageshack.us/img244/8946/33333th3.png
http://img183.imageshack.us/img183/584/uzaksi2.png
http://img183.imageshack.us/img183/8259/uzak0tn0.png
http://img244.imageshack.us/img244/2231/uzak1pi0.png
http://img137.imageshack.us/img137/1074/uzak5zq3.png
http://img88.imageshack.us/img88/8896/uzak2rn0.png
http://img244.imageshack.us/img244/9057/uzak3tz8.png
http://img244.imageshack.us/img244/5365/uzak4fa2.png
buyrun
http://img220.imageshack.us/img220/1192/fkf1.png
http://img220.imageshack.us/img220/915/senwz4.png
http://img237.imageshack.us/img237/4015/hacikm6.png
'Köprü'yü okudum valiye hayran oldum
2003 yılında geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden 'süper vali' lakaplı Recep Yazıcıoğlu'nun yaşamından yola çıkılarak çekilecek olan 'Köprü' adlı televizyon dizisinde, ünlü oyuncu Fikret Kuşkan başrolü üstlenecek. Güven Kıraç, Ayşegül Ünsal ve Kuşkan'ın eşi Bahar Kerimoğlu'nun da rol alacağı dizinin çekimlerine önümüzdeki ay Elazığ'da başlanacak.
* Ayşe Kulin'in 'Köprü' adlı romanından senaryolaştırılan aynı adlı dizide rol alacaksınız. Ve 'Süper Vali' olarak tanınan Recep Yazıcıoğlu'nu canlandıracaksınız. Teklif nasıl geldi? Çalıştığım menajerlik bürosuna teklif geldi, kendileri de bana iletti. Bu şekilde başladı proje ile ilişkim... Sonra roman ve senaryo geldi. Diziyi Ahmet Yurdakul yönetiyor. Ayşe Kulin'le beraber çalışıyorlar. Benim için özel bir hikaye tabii. Bir kere önemli bir roman, iyi bir yapıt, güzel bir çalışma...
* Rolü kabul etmenizdeki en önemli sebep neydi? Öncelikle tabii Vali Recep Yazıcıoğlu! Kendisi yakın tarihimizden önemli bir şahsiyet. Cumhuriyet tarihinin yetiştirdiği en önemli devlet adamlarımızdan biri. Bu ülkenin onun gibi en az 20 kıymetli insana ihtiyacı var. Köprü'yü okuduktan sonra büyük bir hayranlık duydum kendisine. Gurur duydum böyle bir projede oynayacak olmaktan dolayı.
* Bu projenin özelliği nedir? Bunun gibi önemli olan çok işler yapıldı, anlamı büyük olan işler yapıldı fakat farkına bile varılmadan yok oldu gitti. 'Köprü' de çok derin, çok iyi bir edebiyat ve iyi yazılmış kıymetli bir eser. Türkiye'de son 5 yıl içinde silahlar, çakallar, kurtlar, Türkiye tarihinde Türkiye için hiçbir emekte bulunmamış vergi kaçakçıları, hortumcuları karalamak yerine bunlar TV dizisi haline getirilerek hayranlık uyandırıldı! Bunların tü-kaka yapılması gerekirken, dizilerini yapıyoruz. İşte 'Köprü'nün hikayesi, hayata bakışı çok farklı diğerlerinden. Bu ülke için ciddi emekler sarfetmiş kıymetli aydınlarımız, yazarlarımız, politikacılarımız varken; gidip Çakır'ı makırı anlatıyoruz topluma! Yetişmekte olan çocukların onu değil, Recep Yazıcıoğlu gibi insanlardan feyz alması gerekir.
KİMSEYE TORPİL YAPMAM
* Köprü'de oyuncular arasında Güven Kıraç da var. Üniversiteden de arkadaşınız... İlk kez mi birlikte kamera karşısına geçeceksiniz? Evet... Aslında 'Anlat İstanbul'da aynı projede yer aldık ama o sayılmaz! Çünkü karşılıklı ilk kez oynayacağız. Sahne üzerinde de birlikte olamamıştık. Bence Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli aktörlerden. İyi oldu, çok mutlu oldum onunla oynayacağım için.
* İçinde yer aldığınız projelerdeki hassasiyetiniz malum. Cast belirlenirken bu anlamda önerileriniz olur mu, bu projede oldu mu mesela? Hayır. Filmin yapımcısı olan Ata Türkoğlu'nun kafasında, o bölgedeki dile hakim oldukları için oranın devlet tiyatrosu oyuncuları vardı. Ama buradan da bir ekip oluşturduk. Benim öyle bir durumum olamaz ama sorulursa, yönetmenim bana, "Ben burada tıkanıyorum, senin aklına gelen biri var mı?" derse ben de birkaç örnek gösteririm.
* Eşiniz Bahar Kerimoğlu ile aynı dizide rol alacak olmanız tesadüf yani... Evet aynen! Tabii bu tesadüf olmasına rağmen, 'karı-koca aynı projedeler' yazılıp çizilecek. Çok can sıkıcı bir durum. O da çok rahatsız bundan. Çünkü ileride dilerim çok başarılı bir aktrist olacak. Öyle olsaydı benim karımı oynardı zaten. Ata Türkoğlu derdi ki o zaman, "Fikretçim biz Bahar'ı da düşünüyoruz. Hem birlikte gelirsiniz sen yoksunluk çekmezsin, ona da senin eşin rolünü oynatalım..." Halbuki Ata bakıyor cast'a, orada romandaki ana kahraman, bir Alevi Kürt kızı var. O rolü teklif ediyor. Nefret ederim, çocuğuma bile torpil yapmam ben!
KENDİME FENA SALDIRIRIM!
* Rahatlıkla eşinize oyununu beğenmediğinizi sert bir dille söyler misiniz? Tabii söylerim! Yapmazsam ahlaksızlıktır, bu oyuncu etiğine yakışmaz.
* Peki kendinizi eleştirir misiniz, acımasız olur musunuz? Ağır eleştiririm, fena saldırırım kendime. Psikolojik olarak zarar veririm. Tepem atarsa, kafama gözüme de zarar veririm! Bazen üslubumda sertleşebiliyorum bunun karım, akrabam, çocuğum, annem olması hiçbir şey ifade etmiyor. İçim temizdir, söylemimi öyle çıkartmışımdır... Bahar'a karşı, işe yeni başlayan insanlara karşı bunu kullanamam. Bahar benim mevcut malzemelerimi daha yeni görüyor. Arşivimi oluşturuyor. 1993'e kadar yaptım, sonra arşivi bıraktım. Yaptığım ve izlemediğim filmlerim oldu...
* Nedir bu? İlgisizlik mi? Değil, ben işini bitirip gitme, kaçma derdindeyim. İşimi bitirir ve giderim ben.
* 'Yaptım, oldu! Arkamı döner giderim' mi yani? Tabii! Olmadıysa da zaten gitmek zorundasın. Ama huzur içinde gittim hep. Tavır olarak yanlış bir projenin içine düşüp 'hata' deyip görmemezlikten geldiğim işlerim de var. Tuncel Kurtiz ile oynadığım 'Çakalların İzinde'. Hayal kırıklığı!
* 'Oldu' dediğiniz iş? Oldu diye bir şey yok! Ancak mutlu olduğum, puanlamada en üst sıraya alacağım 4-5 işim var. Son yıllarda son 3-4 yılda yaptığım projeler. Aktör olarak, hayatımı çekiştirdiğim için hatalarımı yakalarım. Kimsenin yanında izlemem ama kendimi takip ederim.
* Bu özgüven nereden kaynaklanıyor? Sırtınıza çantanızı alıp gidiyorsunuz... Galalara bile gitmiyorsunuz... Gitmem, yıllarca gitmedim. Ömer abi de gitmiyordu! Bana ne, benim ustam da Ömer Kavur. Önemli olan galalar, popülist hayat değil! Ne yaptığım önemli. Gidersem yapımcıyı ihya etmiş olurum. Ne işim var galada! Filmin promosyonuna katkıda bulunuyorsa tamam yapalım. Yoksa kalabalıkta boy göstermeler falan... Sosyal fobik yanları olan bir herifim ben. Didiklenmek istemiyorum ben!
* Bu sezon 40'a yakın film çekilecek. Neden hiçbirinde sizi göremiyoruz? Şu ana dek gelen projeleri sevmedim. Ama Yazıcıoğlu'nu reddedemezdim. Çünkü önce kalbimin, aklımın düşmesi, göbeğimin sancı çekmesi lazım. İstemem lazım. Recep rolünü istedim.
Sabah-Günaydın
umarim daha önce eklenmemistir
Yeşilçam'ın 'şirret' çocuğu
Fikret Kuşkan, demircilikten marangozluğa pek çok iş yaptı, yıllarca 'yarı evsiz' yaşadı, kendi deyimiyle "hayata çok derinden sızdı...Ve şimdi o ilk günden beri oyunculuğuyla birlikte 'sivri dilini' de konuşturan başarılı bir aktör. Çağan Irmak'ın deyimiyle 'açık güreşiyor'
6 Nisan 2006 Perşembe
BİR PORTRE - ASU MARO
Sene 1986. Mimar Sinan'ın kantininde genç bir adam hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. 16 yaşından beri oyuncu olmayı düşünmüş, caymış, en sonunda 21'inde ani bir kararla işini gücünü bırakıp sınavlara girmişti... Ama işte kazanamamıştı ve bu kapıyı artık kapatması gerekiyordu. Tekrar Sirkeci'deki fotoğraf ajansına dönecek, hayatına kaldığı yerden devam edecekti. Tam o sırada bir kız geldi yanına ve karşı kıyıdaki bir okuldan söz etti. O güne dek sadece bir kez Kadıköy yakasına geçmiş olan genç adam vapura bindi ve İstanbul Devlet Konservatuvarı'nın yolunu tuttu. Başvuruların son günüydü, son aday olarak kaydoldu ve kazandı. Türkiye'ye başarılı bir aktör kazandıracak yolun başıydı bu.
Fikret Kuşkan'ın hayatı bu tür keskin virajlarla dolu. Her işe girmiş çıkmış, defalarca başka hayatların eşiğinden dönmüş. Oyunculuğunu bu kadar renkli kılan da bu zaten, üzerinde 'sokak'ların tozunu taşıması. Bir de erkekler dünyasında beş kadın tarafından büyütülmüş olması...
Sokaklarda büyür
1965 yılında İstanbul Halıcıoğlu'nda dünyaya gelir Fikret Kuşkan. Çocukluğunun asıl unutulmaz semti ise o 1 yaşındayken taşındıkları İstinye. Babası daha o 4 yaşındayken felç olur. Başka çocukları babaları balığa götürürken kendi babasının yatmasını hiç kabullenemez, 25 yaşına kadar rüyalarında da olsa sürer babasıyla kavgası...
Sokaklarda büyür ama başıboş kalmaz hiç. Bir kere babasının mahalle arkadaşları göz açtırmazlar bu delifişek oğlana. Sonra annesi vardır elinde sopayla peşinden dolaşan. Dört de ablası, ona 'gözbebekleri gibi' bakan... Derslerle hiç arası yoktur. Bacak kadarken ablalarına takılanlara kafa atıp dayak yer ve hep bir ağabeyi olsun ister. Belki de omzuna yüklenecek sorumluluğu vaktinden önce hissettiğinden...
Gerçekten de korktuğu gibi 13'ünde babasını kaybeder ve okulu bırakıp bir tesisatçıda çalışmaya başlar. Bir yıl sonra işi öğrenmiştir ve "İşte hayatım bu da olabilir" diye düşünür. Tam bu sırada, 'baba yarısı' dediği, tarih öğretmeni eniştesi devreye girer, "Okumak istiyorsan benimle Tokat'a gel" der. Okumak değil ama 'gitmek' cazip gelir, kabul eder.
Yapmadığı iş kalmadı
Tokat'ın Almus kazasında ilk kez 'şehirli çocuk' muamelesiyle karşılaşır. Dışlanmak istemediği için hızla 'çok iyi bir köy çocuğu' olur. Öyle ki 3 yıl sonra döndüğünde bu kez de İstanbul'a ayak uydurmakta zorlanır. Ailesi parasız kalıp Halıcıoğlu'na dönmüştür. Hasköy Lisesi'ne gider ve bir yandan soğuk demircilikten marangozluğa yapmadığı iş kalmaz.
Sahneyle tanışma...
Bir gün edebiyat öğretmeni "Hafta sonu tiyatroya geleceksin" der. Emir cümleleriyle öteden beri derdi vardır. "Neden?" diye sorar. Cevap "Biz çalışıyoruz, istersen gel" olunca "ister", gider. Sahne onu sever, o sahneyi... Tahtaya kaldırılınca avuçları terleyen çocuk, ilk kez insanlarla rahat temas kurabilmektedir... Ama bu sevda biricik oğlunu bilim adamı olarak görmek isteyen annesini hiç mutlu etmez. Derken lise biter ve bir okul arkadaşıyla fotoğraf ajansı açarlar Sirkeci'de. Para da kazanıyorlardır, işte bir kez daha "hayatı bu da olabilir". Gelgelelim bir iki kez tiyatroya gider o sene. Koltuklar ona dar gelir. Dükkânın anahtarını arkadaşına teslim eder ve sınava girer.
Konservatuvar yılları çetin ama keyifli geçer. Bütün hayatı gibi... Borç harç Heybeliada'da bir çatı katı tutar kendine. Ama neticede konservatuvar da bir okuldur, huzursuz bir ruh olarak ikinci sınıftan itibaren her sene okulu bırakır, tekrar döner, nihayet bitirir.
Zülfü Livaneli'nin "Sis" filminde ilk rolünü oynar. Ardından onu genç kızların gözbebeği haline getirecek "Gençler" dizisi gelir. O zaman anlamaya başlar, oyunculukla beraber neleri seçmiş olduğunu... Şöhreti arttıkça rahatı kaçar. "Medyatik olmak bir aktörün beslenebileceği yer değildir" ona göre, her projeden sonra İstanbul'dan kaçmaya başlar.
'Gerilla oyuncu'
Filmler birbirini izler... "İki Başlı Dev", "Gizli Yüz", "Dönersen Islık Çal", "C Blok", "Avcı"... Arada da 'mecburen' diziler... "Bir aktör mecbur kalmadıkça TV'de çalışmaz. Kendimi bazen gerilla oyuncu gibi hissediyorum. Silahlarımı kuşanıp şehre iniyorum, para kazanıp dönüyorum" diyecek kadar açık sözlüdür. Ama "Şaşıfelek Çıkmazı"nı sever. Oradaki 'Cesur', kendisinin 16-17 yaşındaki halidir ona göre.
Belki de Türk sinemasının gördüğü en sözünü sakınmayan oyuncudur. 'Dünkü çocuk' olarak her role razı olması beklenirken yönetmen seçmeye kalkması pek garipsenir, "Yeşilçam'ın şirret çocuğu" olarak ünlenir kendi deyişiyle. "Çoğu tiyatrocu sinemayı beceremediği için tiyatro kutsal der" gibi, "Önce sinema, sonra yat-kat düşünen insanlarla olmak isterim" gibi cümleler kurar ve devamlı birilerini sinirlendirir. Kendisi de hiç 'yat-kat' düşünmez. Yıllarca 'yarı evsiz' bir hayat sürer. Sokaklarda şarapçılarla oturur, "hayata çok derinden sızar" kendi tanımıyla. Tiyatro hanım hanımcık, sinema ise bir sokak kedisidir ona göre. Tercihini hep sokak kedilerinden yana kullanır.
Şimdilerde oyunculuğunun 'kalfalık devresinde' olduğunu düşünüyor Kuşkan. Yıllarca aradığı yönetmeni de bulmuş gibi. "Mustafa Hakkında Her Şey" ve "Babam ve Oğlum"da birlikte çalıştığı Çağan Irmak, "Bazıları masalarda konuşur ama iş güreş meydanına kalınca vazgeçer. Fikret açık güreşir" diye tanımlıyor onu.
'Hacı'nın kardeşini oynuyor
Bu yıl sinemada "Sen Ne Dilersen"de de izlediğimiz Fikret Kuşkan, şimdi gene 'silahlarını kuşanıp şehre inmiş' durumda. Tartışmalar yaratan "Hacı" dizisinde Faruk Gesili'yi oynuyor. Hâlâ zaman zaman "Bu meslek bana göre değil" de dese artık daha az saklanıyor. Yeni evlendiği oyuncu eşi Bahar Kerimoğlu ile birlikte aşk hikâyelerini anlatan bir röportaj bile verdi.
Ancak endişeye mahal yok, o hâlâ aynı tavizsiz, yuvarlak konuşmayı sevmeyen Fikret Kuşkan. Belki biraz daha 'üslubuyla' söylüyor söyleyeceğini... "Yeşilçam'ın şirret çocuğu"na da şefkatli bir selam çakmayı ihmal etmiyor ama: "Asla pişman değilim! Çok mutluyum yaptıklarımdan, söylediklerimden, kocaman pabuç kadar büyük dilimden!"
http://sanat.milliyet.com.tr/fotobuyuk/42006/6824fikret_kuskan_b.jpg
kaynak: http://images.google.de/imgres?imgurl=http://sanat.milliyet.com.tr/fotobuyuk/42006/6824fikret_kuskan_b.jpg&imgrefurl=http://sanat.milliyet.com.tr/detay.asp%3Fid%3D1790&h=140&w=180&sz=8&hl=de&start=1&tbnid=jjQ_spUE8WTW5M:&tbnh=79&tbnw=101&prev=/images%3Fq%3Dfikret%2Bkuskan%26svnum%3D10%26hl%3Dd e%26lr%3D%26sa%3DN
sude-elvin
03-09-06, 12:50
http://img135.imageshack.us/img135/7116/fhsk1.png
http://img165.imageshack.us/img165/2629/agdfbk6.png
http://img237.imageshack.us/img237/7342/w5j4an6.jpg
http://img157.imageshack.us/img157/8210/mhsfy0.png
sude-elvin
03-09-06, 12:57
http://img237.imageshack.us/img237/1631/qreh54kd6.png
http://img241.imageshack.us/img241/4883/2zk9.png
http://img301.imageshack.us/img301/170/3im7.png
http://img128.imageshack.us/img128/9749/4ds4.png
sude-elvin
03-09-06, 12:59
http://img301.imageshack.us/img301/8621/563qt4.png
http://img128.imageshack.us/img128/9203/z45uwwd8.png
sude-elvin
03-09-06, 13:04
http://img301.imageshack.us/img301/1727/ek76xk4.png
http://img87.imageshack.us/img87/1083/cmyk0.png
http://img100.imageshack.us/img100/5998/45qeq7.png
sude-elvin
04-09-06, 16:04
http://img108.imageshack.us/img108/8193/fkpd2.jpg
http://img20.imageshack.us/img20/7528/fkimzaqu1.jpg
http://img168.imageshack.us/img168/7727/pdvd005mn9.png
http://img113.imageshack.us/img113/3460/pdvd006pj4.png
http://img113.imageshack.us/img113/1989/pdvd007vi9.png
http://img168.imageshack.us/img168/4278/pdvd008jc0.png
http://img108.imageshack.us/img108/341/pdvd009tw4.png
http://img168.imageshack.us/img168/6218/pdvd010dm3.png
http://img168.imageshack.us/img168/4948/pdvd011tt5.png
http://img59.imageshack.us/img59/3093/pdvd012ly0.png
http://img163.imageshack.us/img163/1637/pdvd013zu7.png
http://img72.imageshack.us/img72/8007/pdvd014je2.png
http://img72.imageshack.us/img72/1609/pdvd015wc4.png
http://img125.imageshack.us/img125/9213/pdvd016nn3.png
http://img95.imageshack.us/img95/176/pdvd017ae7.png
http://img408.imageshack.us/img408/268/pdvd018kv7.png
http://img517.imageshack.us/img517/4973/pdvd019vt1.png
http://img92.imageshack.us/img92/5697/pdvd021ae8.png
http://img402.imageshack.us/img402/6651/pdvd022ow4.png
http://img380.imageshack.us/img380/4978/iiew0.png
sude-elvin
19-10-06, 05:43
sinav filminin galasindan
http://img225.imageshack.us/img225/5866/1rs7.jpg
krnca_ ellerine sağlık,
sude_elvin çok tşkler ne kadar tatlılar benden de bir resim ama seninki kadar güzel değil;)
http://img326.imageshack.us/img326/7050/09f75ae2f0655c47ad40e0fabwb7.jpg
http://img156.imageshack.us/img156/3200/fiko1eu5.png
http://img67.imageshack.us/img67/9325/fikovk5.png
http://img70.imageshack.us/img70/1252/fiko1pk7.png
http://img60.imageshack.us/img60/9435/fiko2js4.png
http://img70.imageshack.us/img70/3067/fiko3nc7.png
http://img520.imageshack.us/img520/1949/tkp1gp6.png
http://img259.imageshack.us/img259/9229/tkpbx5.png
mustafa hakkinda herseyde fikret kuskan
http://img220.imageshack.us/img220/4420/bscap0006ok8.jpg
http://img165.imageshack.us/img165/922/bscap0003aa8.jpg
'Köprü'nün süresi arttı ekibin tadı kaçtı
'Süper Vali' Recep Yazıcıoğlu'nun hayatını konu alan 'Köprü' dizisinin, TRT'den özel kanala transfer olması 60 dakikalık bölümlerin 20 dakika uzamasına neden oldu. Başroldeki Fikret Kuşkan da projeyi bıraktı!.
http://img237.imageshack.us/img237/6480/563d200b7441c24bb4c761akq2.jpg
Ayşe Kulin'in süper vali Recep Yazıcıoğlu'nun hayatını konu alarak yazdığı 'Köprü' adlı romanın TV dizisi olma sürecinde köklü değişiklikler yaşandı. TRT'ye çekilmesi planlanan projenin özel bir kanala yapılmasına karar verilince; başrol oyuncusu Fikret Kuşkan da diziden ayrıldı! Kendisine haber verilmeden yapılan kanal değişikliği; Kuşkan ile yapımcı Koliba Film arasında sorun yarattı.
BÖLÜMLER UZADI
Koliba Film'in kanal değişikliği kararıyla birlikte; oyuncular ve set ekibi her bölüm için fazladan 20 dakika çalışacak. TRT'de 60 dakika olarak yayınlanan diziler, özel kanallarda 80 dakika süreyle gösteriliyor. Bu 20 dakikalık uzama süresi; 'Köprü' kadrosunun haftada da en az 15 saat fazla çalışması anlamına geliyor.
http://img237.imageshack.us/img237/3756/74b1e40550439e49850403btz8.jpg
YENİLERİ BULUNDU
'Köprü'de oynamayı TRT'yle anlaşıldığı dönemde kabul eden Fikret Kuşkan, özel kanal için yapılacak çekimlerde çalışma süresinin artacağını neden göstererek, eşi Bahar Kerimoğlu'yla birlikte projeden çekildi. Kuşkan'ın yerine Recep Yazıcıoğlu'na benzerliğiyle dikkat çeken Erdal Beşikçioğlu geçerken, Yazıcıoğlu'nun eşi rolü de Melis Birkan'a verildi.
Eskişehir'de çekecekler
Çekimleri yakında başlayacak 'Köprü' dizisi için, hikayenin geçtiği Erzincan ile yöreye benzer görüntüleri olan Eskişehir'de plato kurulacak. İnönü İlçesi'nin ve Odunpazarı'nın tarihi evleri, dizinin önemli mekanları olacak. Ahmet Yurdakul'un senaryosunu yazıp Sadullah Şentürk'ün yöneteceği 'Köprü'de başrollerde; Erdal Beşikçioğlu ve Melis Birkan'la birlikte Haldun Boysan, Ayşegül Ünsal ve İdil Fırat yer alacak.
kaynak:http://www.sabah.com.tr/gny/gny103-20061104-200.html
Yeni başrol oyuncularının Barda ekibinden olması dikkat çekici..
http://img101.imageshack.us/img101/7030/anlatistanbul14yo4ajnm7.jpg (http://imageshack.us)
http://img384.imageshack.us/img384/2632/2487792kt1.jpg (http://imageshack.us)
http://img356.imageshack.us/img356/6812/untitledbfzb6.jpg (http://imageshack.us)
http://img168.imageshack.us/img168/3818/1002050fj2.jpg (http://imageshack.us)
http://img526.imageshack.us/img526/6956/1002052kp1.jpg (http://imageshack.us)
http://img526.imageshack.us/img526/2610/untitlednf2nn8.jpg (http://imageshack.us)
Nejat İşler başlığında diğer resimleri bulabilirsiniz
Yarın bu resimlerin olduğu radyo programı var arkadaşlar haberiniz olsun.Açık Radyo'da.Yarın akşam 9da galiba.Acık radyonun sitesinden saatine bakabilirsiniz ve siteden canlı radyoyu dinleyebilirsiniz.
http://www.acikradyo.com.tr/i/img/xlfoto/PDP2007A/FikretKuskan5213.jpg
http://www.acikradyo.com.tr/i/img/xlfoto/PDP2007A/FikretKuskan5218.jpg
ozge yeşim
08-03-07, 19:11
http://img160.imageshack.us/img160/8934/fc9cbcc1c5e7ec4893c3c46ke7.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
12-03-07, 17:32
http://img152.imageshack.us/img152/9255/1090senertan1ii4.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
14-03-07, 21:28
http://img211.imageshack.us/img211/417/mustafahakkindahersey1sv0.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
14-03-07, 21:30
Mustafa Hakkında Herşey
Suat Koçer | 22 Eylül 2004
D i ğ e r Y a z ı l a r
Fikret Kuşkan Hepimizin, yapmamız gerekirken bazı nedenlerden dolayı bir türlü yapamadığımız bir şeylerimiz vardır. Çoğu kez yapmamıza ramak kalacak durumlar da olur ama aksilik bu ya, her seferinde bir engel çıkar karşımıza. Şanslı isek yapacağımız iş geçip giden cinsten bir şey değildir. O an yapamamanız bir daha yapamayacağınız anlamına gelmiyordur. İşte ben o şanslı kişilerdenim. Her ne kadar zamanında yapamadıysam da, zaman aşımına uğrasa da muradıma erdim. Sözünü ettiğim murat Fikret Kuşkan’ın rol aldığı, Çağan Irmağın imzasını taşıyan “Mustafa Hakkında Her Şey” isimli filmdi. Sinema da izlemek için çok fırsat kolladım ama kısmet dün’eymiş.
Aslına bakarsanız filmi izlemek istememin en önemli nedeni başrol oyuncusunun Fikret Kuşkan olmasıydı. Çünkü Fikret Kuşkan ismi zihnimde “o oynuyorsa film kötü değildir” izlenimini uyandıran isimlerden birisidir. Daha önce izleme fırsatını yakaladığım “Dönersen Islık Çal” isimli Orhan Oğuz filmi senaryosu ve diyalogları kadar Kuşkan’ın oyunculuğu ile de çok etkilemişti beni. Daha çok belirli bazı karakterlere odaklanarak oyunculuk yapan isimlerin genel görüntüyü oluşturduğu bir sinema anlayışı içinde, uç bir yaşam hikayesini gerçekçi ve abartısız sergilemeyi başardığı için izlerken etkilenmemem elde değildi. Daha sonraları bir arkadaşın telkini ile haberdar olduğum diğer bir çalışması olan “Gizli Yüz” ü ise hala izleyebilmiş değilim.
Mustafa Hakkında Her Şey senaryosunun içeriği bakımından farklı bir film. Bu tarz bir senaryoyu daha önce Ferzan Özpetek imzalı “Cahil Periler” isimli filmde görmüştüm. Evli olan filmin ana karakteri –yanlış hatırlamıyorsam- bir kazada yaşamını yitirir. Ölen kişinin karısı daha sonra yaptığı bazı araştırmalar sonucunda kocasının kendisinden habersiz bir ilişki içinde olduğunu anlar. Kocası ile ilişki içinde olan şahsın şaşırtıcı bir biçimde kendisi hakkında en ince ayrıntılarına kadar bilgi sahibi olduğunu fark eden kadın bu şahsın kadın değil bir erkek olduğunu öğrenir. Daha sonra arayıp bulduğu bu eşcinselle ilginç bir ilişkiye doğru sürüklenir ve kendisini bir anda alışık olmadığı bir dünyanın ortasında bulur. Çağan Irmak öyle bir filmden haberdar mıdır –ki haberdar olması kuvvetle muhtemel- değil midir bilemiyorum ancak iki film arasındaki benzerlik dikkatimi çekti. Gayet tabi ki bu benzerlik “çalıntı” anlamına gelmiyor. Bu tür çalışmalar arasındaki benzerlik doğaldır biraz da. Zira Türk sineması bunun bir çok örnekleriyle doludur. Hakeza iki insan birbirine yakın şeyleri düşünebilir ve birbirinden habersiz olarak düşündükleri bu projelerini hayata geçirebilirler.
Filmde trafik kazasında ölen karısının, kaza anında karısı ile aynı arabada yaralı olarak bulunan bir taksi şoförü ile kendisini aldattığını öğrenen Mustafa’nın bu sırrı öğrendikten sonra yaşadıkları anlatılıyor. Adamı bir plan kurarak kaçıran Mustafa onu yazlıklarına götürür ve etkisiz hale getirdiği adamdan karısı ile olan ilişkilerini anlatmasını ister. Hikaye bittikten sonra adamı öldürecektir. Bunun farkında olan adam yaşadıklarını bir bir anlatmaya başlar. Adam Mustafa’nın karısı ile ilgili yaşadıkları cinsel ilişki bilgilerine geldiğinde kendisini kaybeden Mustafa sık sık şiddete başvurur. Kendi çelişkileri ve geçmişi ile karşılaştırmalar yapan Mustafa filmin sonunda rehin aldığı adamı serbest bırakır.
Bana kalırsa senaryodaki bu “tahmini bitiş” izleyicinin film hakkındaki düşüncelerini olumsuz bir biçimde etkilemiştir. Şaşırtıcı bir şekilde geliştirilmeye çalışılan olay örgüsü alelade bir sonla noktalanmış oldu. Filmin en büyük kayıplarından birisiydi bu.
Fikret Kuşkan’ın oyunculuğu ile ilgili olarak söylenecek pek fazla bir şey yok elbette. Ancak kimi zaman abartıya kaçtığı oldu. Burjuva olduğu her halinden anlaşılan, kendisini beğenmiş ancak mantıklı eleştirileri ile dokunulmazlık zırhı oluşturmaya çalışan gergin şirket yöneticisi rolünü oynayan Kuşkan’ın büyük bir sırrı sakladığı geçmişi yaşadıkları ile kesişince kendisini aşılması zor gel-gitlerde bulmuştu. Bu ruh halini de büyük bir başarıyla canlandıran Fikret Kuşkan filmin yükünü sırtlamayı başarmıştı.
Filmin diğer bir önemli karakteri olan Fikret ise televizyon dizilerinden aşina olduğumuz Nejat İşler’di. Mustafa’nın karısı Ceren’le tesadüfi bir şekilde tanışan taksi şoförü Fikret’i canlandıran İşler, filmdeki performansı ile beğeni toplamayı hak ediyordu. Ne var ki senaryonun bir eksiği olarak ifade edebileceğimiz iki erkek arasındaki kısır diyaloglar senaryo kadar karakterler arsındaki bağı da zayıflatıyordu. O yüzden biraz seri denebilecek bir şekilde karşımıza çıkan taksi şoförü az da olsa gölge de kalmıştı. Filmde Mustafa’nın karısı Ceren’i canlandıran Başak Köklükaya ile Mustafa’nın annesi rolündeki usta oyuncu Şerif Sezer’in başarılarından söz etmek mümkün. Ancak, Şerif Sezer’in 70’li yıllardaki anne rolü bana pek inandırıcı gelmedi. İnandırıcı olmamasının nedeni oyunculukla alakalı değil kuşkusuz. Zira her başarılı oyuncu gibi Şerif Sezer’de bazen teknik sorunları bile oyunculuğu ile kapatabilecek bir isim. Ne var ki bu kez Mustafa’nın yeni hali ile eski halini göz önünde tutarak düşünürsek, Mustafa’nın 6-8 yaşlarında olduğu bir dönemde annesinin bir hayli genç olması gerekirken filmdeki haliyle bu durumun pek de gerçekleşmediğini görüyoruz. Üstelik filmin sitesinde (www. mustafahakkindahersey. com) verilen bilgilere göre Şerif Sezer’e çok özel bir gençleştirme makyajı uygulanmış. Diğer bir karakter olan Mustafa’nın oğlu Kerem’in filmde göze en çok batan oyuncu olduğu görülüyor. Zira gerçeklikten uzak rolü ile filmin aynı zamanda ilk falsosu da denebilir. Oyuncuları özenle seçilmiş bir filmin bu karakterinin de daha iyi olması beklenirdi oysa.
Bir kaç nokta daha var değinmek istediğim. Örneğin yukarı da bir vesile ile değindiğim üzere, filmin senaryosu biraz daha ayrıntılı ve içerik bakımından zenginleştirilmeli idi. Konu itibariyle farklı ve iyi bir deneme diyebileceğimiz gibi işlenişi açısından biraz aceleye gelmiş havası veren bir durum da söz konusu. Bir çok diyalog bazı materyallerle izleyicinin hem konuya hem de karakterlere aşina olması ve daha iyi anlamlandırabilmesi için genişletilebilirdi. Bunun bir gayreti olarak mı anlaşılır bilmiyorum ama yer yer gördüğümüz bazı gelişmeler sanki filmin bir parçası değil gibi duruyordu. Buna örnek olarak Mustafa’nın tatil beldesinde yaptığı alış-veriş dönüşündeki gelişmeyi gösterebiliriz. Ne konu bütünlüğüne ne de izleyicinin filmi anlamasına bir katkısı olamayan bu tanışma faslı gelişmesinin mantığını anlayamadım doğrusu. Tıpkı mezarlık sahnesinde Mustafa’nın annesi ile Fikret’in karşılaşmasını anlayamadığım gibi.
Ancak film, birkaç sahnesi ile de zihnimde güzel bir izlenim bıraktı. Örneğin Mustafa’nın annesinin birkaç kez kullandığı “Sen bilirsin. Sen bilirsin diyince kavga olmazmış” ifadesi çok hoşuma gitmişti. Anne-oğul ilişkileri bakımından göze çarpan farklı bir diyalog, çarpıcı bir ifade şekliydi bu. Mustafa ile Fikret arasında tatil evinde geçen konuşmalar yine başarılı bir çalışma örneğiydi. Her ne kadar kısa diyaloglardan oluşsalar da oyuncuların gayretleri ile daha bir anlamlı hale gelen bu sahneler filme ayrı bir zevk katmıştı.
Sonuç olarak sinemada izleyememiş de olsam genç bir yönetmenin elinden çıkan bu filmi umut veren ürünler listesine çekinmeden ekleyiverdim.
ozge yeşim
19-03-07, 14:53
http://img464.imageshack.us/img464/5533/fikretkuskan150sv8.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 14:54
http://img455.imageshack.us/img455/3565/6824fikretkuskanbbl6.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 14:55
http://img144.imageshack.us/img144/3319/amag1uv2.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 14:56
http://img407.imageshack.us/img407/6344/adszyk5.png (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 14:57
http://img455.imageshack.us/img455/7308/7a5d1a17ccab08459faa083yz4.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 15:01
http://img510.imageshack.us/img510/6832/fikret161wypn2.png (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 15:03
http://img48.imageshack.us/img48/246/bscap00006yfuc7.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 15:04
http://img48.imageshack.us/img48/461/bscap00156wtff1.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 15:05
http://img48.imageshack.us/img48/5295/bscap00024mhww4.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 15:06
http://img410.imageshack.us/img410/2940/bscap00106dcqw2.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 15:08
http://img119.imageshack.us/img119/5848/fiko0435kc7.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 15:09
http://img410.imageshack.us/img410/354/mustafahakkindahersey17wk5.jpg (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 15:10
http://img119.imageshack.us/img119/1117/adszpl5.png (http://imageshack.us)
ozge yeşim
19-03-07, 15:12
http://img410.imageshack.us/img410/5424/1411we3.jpg (http://imageshack.us)
http://img363.imageshack.us/img363/6606/1rs7ae1.jpg
http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages2//Kelebek%20Haber%20Galerisi/İstanbul%20Film%20Festivali%20Açılış/İKSV_05.JPG
http://www.iksv.org/film/i/2006/FikretKuskan.jpg
http://img486.imageshack.us/img486/7836/fikex9.png
http://img381.imageshack.us/img381/3449/fik1zo7.png
http://img503.imageshack.us/img503/52/fik2pj9.png