Tüm Versiyonu Göster : Mehmet Günsür
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/asker03.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/asker06.jpg
İtalyan erkekleri Mehmet'i kıskanıyor
İtalya'da yaşayan Türk oyuncu Mehmet Günsur, 'The Italian' adlı son filminde ülkenin en seksi kadınlarından Sonia Aquino ile başrolü paylaşıyor.
İtalya'da yaşayan Türk oyuncu Mehmet Günsur, yeni filminde İtalyan erkekleri kıskançlıktan çatlattı. Günsur, İtalya'da çekilen ikinci filminde İtalya'nın ünlü televizyon programcısı Sonia Aquino ile başrolü paylaşıyor.
Arnavut göçmen
'The Italian' adlı filmde, ülkenin en seksi kadınlarından biri olarak gösterilen Sonia Aquina ile Mehmet Günsur'un baş döndüren yatak sahnelerinin olması, Türk oyuncunun bu denli kıskanılmasının en büyük nedeni. Film, 1992 Ağustos'unda Arnavutluk'ta komünist rejimin çöküşünden sonra 'İtalyan' lakaplı Giorgio'nun şişme bir botla İtalya'ya firar etmesiyle başlıyor. Giorgio küçük bir kasabada yaşayan büyükbabasını aramaya başlar. Kasabaya vardığında büyükbabasının ölmüş olduğunu öğrenir. Ama çok beğendiği bu küçük kasabada yaşamaya karar verir. Giorgio, kasabada marangozluk yapan Silvestre'den iş ister ve çalışmaya başlar. Daha sonra okulda öğretmenlik yapan güzel Luisa ile tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Fakat Luisa daha önce Silvestre'ye evlilik sözü vermiştir. İki genç adam kıyasıya bir kavgaya girişir ve Silvestre yaralanır. Bunun üstüne Giorgio tutuklanır. Ve hamile olan Luisa tek başına kalır. Mehmet Günsur ile Sonia Aquino Türkiye'de İrfan Film tarafından vizyona çıkartılacak olan The İtalian'ın ön gösterimi için İstanbul'a gelecekler.
Mehmet ÇALIŞKAN-MAGAZİN
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/memo06.jpg[/list]
Beğenilmek E vitamini gibiymiş
Mehmet Günsur, kendisini üne kavuşturan 'Hamam' da İtalyan aktör Alessandro Gassman'la birlikte ter atarken. Günsur, İtalya'da oyunculuk eğitimi alıyormuş. Genç aktör, "Elia Kazan'ın Actör Stüdyosu'ndaki gibi çalışmalar yapıyoruz" diyor. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN
'Hamam' ve 'O Şimdi Asker' gibi filmlerle adını duyuran Mehmet Günsur, hem kadınlar, hem erkekler tarafından fena şekilde beğeniliyor. Günsur, 'Homofobik değilim, ama beğenilmek çok güzel bir şey. Vitamin gibi geliyor insana' diyor
18/07/2004 (510 defa okundu)
HIZIR TÜZEL
İSTANBUL - Ender oluyor ama söyleşi yaptığım bazı insanları seviyorum üzerinize afiyet. Genç oyuncularımızdan Mehmet Günsur'da aldı bundan payını. Lakin, sonra öğrendim ki, zaten onu herkes seviyormuş, özellikle kadınlar. Mehmet Günsur deyince gözler süzülüyor, ufuklara dalınıp gidiliyor. Açtım şöyle bir internette 'Ekşi Sözlük'e baktım. Bir erkek olarak 'Olabilemez' durumuna geçtim. Zira, Mehmet Efendi maddesinde öylesine bir aşk ve beğeni sözleri vardı ki, 'Peh be kardeşim' dedim. Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap durumu. Neredeyse ülkede tüm kadınlar bu arkadaşa kafayı takmışlar. Buldum kendisini hemen hizaya çektim. Çünkü ünlü(!) ve cazibeli(!) bir gazeteci olarak kadınların ilgisinin kendi üzerimde olduğunu sanıyordum. Yalan söylüyorum tabii... Konuştukça onu sevdim çaresiz. Bir kadın gibi değil, yanlış anlaşılmasın, bir insan olarak sevdim. Renkli, samimi bir şahıs kendisi...
Kardeş, sizin hep İtalya'da takıldığınızı öğrendim. Kadınların ilgisinden dolayı mı arazi oluyorsunuz?
Aslında İtalya kadınlardan kaçmak için uygun bir yer değil. Ben İtalyan Lisesi mezunuyum. İtalyancam vardı, İtalyan kültür ve edebiyatı bizim okulda çok da ağırdır, sinema, müzik filan. Zaten okurken İtalya'da yaşamayı bir dönem istemiştim. O kültürü bir şekilde istiyorsunuz, hocalar falan da İtalyan. Keyifli bir memleket. Şimdi Roma'da yaşıyorum.
Bu İtalya meselesi, saplantı filan mı?
Aynen şöyle oldu, İtalya'yayla ilgili ilk tecrübem, okuldan sonra ilk ilişkim 'Hamam' filmiyle oldu. Ferzan Özpetek sayesinde.
'Hamam'da artist oldunuz yani, ilginç...
Ben yedi yaşındayken Sana yağı reklamında oynadım. Sabahleyin Sanalı ekmek yerken okul arabasının sesi duyulur filan, yani çok klasik bir şeydi çok orijinal değildi. 1996'da Roxy Music grubumuz vardı. Ayrıca bir restoran işletiyordum. Caz festivallerine gelen müzik grupları filan geliyordu, çok hoş keyifli bir durumdu. Bu arada oyunculuk da benim için bir hobiydi. Seviyorum da normal hayatımda rol yapmayı, güzel de para kazanıyorum, keyfim yerindeydi, eğleniyordum. Bir arkadaşım 'Bir film çekilcek, yönetmeni Türkiye'de, İtalyanca bilen birini arıyor bir görüşmeye gider misin?' dedi. Tamam dedik ve gittik. Deneme çekimi yaptık, iki-üç saniye. Saçlarım bayağı uzundu ve Ferzan Özpetek'in ilk söylediği şey 'Saçlarını keser misin?' oldu. Ben bunu bir hafta filan düşündüm. 'Samson'vari (mitolojik kahraman, saçları kesilince tüm gücünü yitiren adam), gücüm gidecek filan diye. Sonunda kestim ama arada sinema virüsü içime girdi. 'Ben artık sadece bunu yapacağım' dedim. İşte o yüzden restoran hikâyesi bitti, müzik grubu hikâyesi bitti, herkes başka bir yola gitti. Ben de oyunculuk yapmaya başladım.
Bu İtalya hikâyesi nasıl başladı peki?
'Hamam'ı çektikten sonra biraz zor bir
dönem geçirdim. Çünkü 'Hamam' gibi bir filmden sonra kaliteyi düşürmek isteme-
dim. Sonra kendimi iki yılda boyunca bir
sürü şeyi reddeden bir adam olarak buldum. Yani yıllardan sonra ailemden para almaya başladım tekrar. 'O Şimdi Asker' beş sene sonra Türkiye'de yaptığım ilk iş oldu. Bu bekleme sırasında televizyonda 'Sır Dosya-
sı' oldu. Derken, bu arada 'Hamam'la Cannes'a filan gittik. Sonra İtalya'dan bir telefon geldi. Çok güzel bir oyun teklifi, yönetmen teksti yolladı, İtalyanca bir oyun. Okulda kendimiz yazıp tiyatro yapardık. Acaip güzel bir roldü. 1.5 saatlik bir oyun ve benim rolüm çok güzel, çok sinirli bir adam oynayacağım. Oyunun yarısı toplama kampların-
da, diğer yarısı da Berlin'de geçiyor. Misyon yüklü bir oyun. İnsan hakları filan. Önce ürktüm. Bu korku benim zamanla en yakın arkadaşım oldu. Korktuğum şeyde çok başarılı oluyorum. Tuhaf ama öyle.
Pardon ama bu nasıl oluyor?
Bir rol eğer beni korkutuyorsa ben onun o kadar içine düşüyor ve âşık oluyorum. O oyun üç tiyatro sezonu sürdü. Turneler yaptık bu üç sezon boyunca. Sonra insan hakları festivallelerinde filan da oynadık. Bunlar benim için acayip bir tecrübe oldu. Bu bitince Roma'ya taşındım. 'Hamam' referansı ile en önemli aktörlük ajansıyla anlaşma imzaladım ve deneme çekimlerinde başarılı oldum. TV filmlerinde oynadım, bir İtalyan reklam filminde oynadım. Sonra bir filmde İsa'nın havarilerinden birini oynadım.
Ben izledim o filmi göremedim sizi hangi roldeydiniz?
Hayır Mel Gibson'ın (Tutku: Hz İsa'nın Çilesi) filmi değil bu. Son yemekte yanındaki havarilerinden biri Avengelis'i oynadım. Böylece yavaş yavaş macera başladı. Arkasından bir sinema projesinde başrol durumu oldu.
'L'Italiano' diye bir filmde. Orada bir Arnavut göçmeni canlandırıyordum. Düşük bütçeli ve hükümet desteğiyle çekilen bir filmdi, ama Türkiye'de gösterime girmedi. Sonra bir sürü dizide rol aldım. 'Türk Papa' diye bir filmde oynadım. Papa'nın hayatını anlatan bir filmdi, Bob Hoskins'le birlikte oynadım.
Çok severim ben Bob'u, gerçekten de o kadar sevimli midir?
Süper bir adam. Çok şeker, olağanüstü bir adam, acayip güzel vakit geçirdik, hikâyeci, sempatik bir insan. Yani, bu tip çalışmalar insana gezme imkanı da sağlıyor.
Ne oluyor ki gezmekten?
Şöyle; Bob Hoskins'in oğlu, babasına 'Ben oyuncu olmak istiyorum' deyince Bob ona 'Oraya git, buraya git, sonra gel tekrar konuşalım' demiş. Gidip görmek insanı çok besleyen bir şey. Ben o yüzden çok şanslıyım. Bir de ben yazan bir insanım. Zamanında Sharon Tate'i (Roman Polanski'nin merhum eşi) katleden Charles Manson'dan yola çıkarak bir çalışma yaptık. Bir kısa film projesi. Bunu bir türk mahkûmla İtalyan bir gazetecinin hücrede yaptıkları röportaj şeklinde uyguladık.
Bravo, ama ben şunu merak ettim: İstanbul'u mu seviyorsun, Roma'yı mı?
Bende ama her zaman İstanbul özlemi var, Roma'ya ilk gittiğim zamanlarda çok özlüyordum. Ama artık İstanbul benim içimde ve onu her yerde yaşayabilirim.
Sanatsal çalışmalardan devam edelim.
İtalyan hükümetinin yılda iki kere yaptığı bir yarışma var. Bu projeyi verdik. Biz seçtiler ve finanse ettiler. Biz de bunu çektik. Bütün festivallere yolladık çoğuna kabul edildi.
Ya, bir şey soracağım. Hep merak ederim. Bu İtalya ve Türkiye ilişkileri ne meseledir? İşte Şükrü Gülesin, Can Bartu, Emre, Okan, Hakan Şükür, Abdullah Öcalan, Mehmet Ali Ağca, Serra Yılmaz, Ferzan Özpetek, Ahmet Uğurlu ve adını yazamadığım bir sürü insanın İtalya maceraları olmuştur. Neden acaba, yoksa bu bir tesadüf mü ya da nedir yani?
Tesadüf değil, bize çok yakın insanlar. Burayı bırakmak zorunda kalsam oraya giderim. Eskiden beri ilişkimiz olmuş. 1888'de İstanbul'da İtalyan lisesi kurulmuş. Ermeniler, İtalya'dan gelip buraya yerleşmişler. Trablusgarp'ta birlikte savaşmışız. Bize o kadar çok benziyorlar ki. Mesela, Sicilya'da kendimi çok iyi hissediyorum, herkes bizimkiler gibi kasketli ve bıyıklı, beraber yaşadığım kızlar da Sicilyalı. Çok tatlılar, bir anda aile gibi olduk.
Beraber yaşadığım kızlar, Dolce Vita (Tatlı Hayat) durumu yani.
İki kadınla aynı evi paylaşıyorum ve iyi yani. Roma'da ev bulmak çok zor o bakımdan. İkisi de Sicilyalı. Bir gazete ilanıyla kiralık bir ada buldum. Evde Lisa ve Carmen de yaşıyordu. Ben o evde mükemmel bir şekilde yaşadım ve sonra Carmen bir çocuk doğurdu ve Sicilya'ya döndü. Sonra kız arkadaşım Veronique de geldi ve yine üç kişi olduk.
Bu arada yaptığım araştırmalara göre sizi sadece kadınlar değil erkekler de beğeniyor, neler hissediyorsunuz?
Beğenilmek tabii ki, inanılmaz bir vitamin, yorgunsun, sokakta yürüyorsun biri 'Abi o filmde çok iyiydin' diyor. O elektrik şahane bir şey. Homofobik filan da değilim, öyle dertlerim yok. Sen rahat olunca onlar da rahat oluyor. Bakınca görüyorlar. Her gün metroya biniyorum, cipler alıp siyah camlarla kapatmıyorum kendimi, hayatla ilgileniyorum. Hayatım boyunca insanları gözlemlemeyi, muhabbet etmeyi çok sevdim hep. Benim işim bu. İnsanlarla ilgili bir iş yapıyorum çünkü.
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/04.gif
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/galeri.jpg http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/set01.jpg
Roma'ya dolma taşıyor
İtalya'da yaşayan genç oyuncu Mehmet Günsur, son filmi "Anlat İstanbul"un çekimleri için Türkiye'de.
***
İtalya'ya dolma taşıyor
Son dönemdeki en genç ve yetenekli oyunculardan biri olarak kabul edilen Mehmet Günsur, yakında senarist ve yönetmen olarak karşımıza çıkmaya hazırlanıyor.
Çekimleri devam eden "Anlat İstanbul" adlı filmde bir kenar mahalle fotoğrafçısını canlandıran Mehmet Günsür, İtalya'da kazandığı başarılarla dikkat çekiyor. Anlat İstanbul'un çekimleri için İstanbul'a gelen başarılı oyuncuyla projelerini, özel hayatını ve İstanbul aşkını konuştuk.
* Yeni filminiz "Anlat İstanbul" da sizi cezbeden ne oldu? Bu projede beni en çok başrolün İstanbul'a verilmesi etkiledi aslında. Beş ayrı hikayenin beş ayrı yönetmen tarafından çekilmesi de çok büyük bir renk. Ayrıca film, son dönemde Türkiye'de okuduğum en iyi senaryolardan birine sahip.
* Size sunulan senaryoları değerlendirirken kriterleriniz neler? Senaryoyu okuduğumda heyecanlanıyor muyum, heyecanlanmıyor muyum ona bakıyorum. Genellikle hislerime göre davranıyorum.
* Kasırga İnsanları, O Şimdi Asker gibi son çalışmalarınıza da bakınca başrol oynayayım gibi bir hırsınızın olmadığı görülüyor... Evet, öyle bir hırsım yok. Sadece bana önerilen rol beni heyecandırsın, o kadar. Senaryoyu okuduğun zaman çok kısa rollerde karakterin derinliği ortaya çıkmıyor. Üç günlük bir işte o karakteri derinleştirmek, çok iyi yazılmış bir karakterden daha da zevkli hale gelebiliyor.
* Bir röportajınızda Hamam'daki rolünüz için bir fedakarlık yapıp saçlarınızı kestirdiğinizi söylemiştiniz. Bir film için yapabileceğiniz fedakarlıkların sınırı nedir? Şu anda bir sınır yok. Bir kere saçımı kestirmeyi çoktan öğrendim bu bir, ikincisi her şeye açığım! Çünkü bir duyguyu, bir karakteri en iyi ve en inandırıcı şekilde vermek benim işim. Bunun için herşeyi yaparım demek çok saçma bir laf olacak ama şu anda aklımıza gelmeyen bir sürü şeyi yapabilirim.
* Oynamayı düşlediğiniz bir rol var mı? Bir sürü var ama hemen aklıma geleni sağır ve dilsiz biri mesela.
* Neden sağır ve dilsiz? Tembellikten (gülüyor). Bir, sağır-dilsiz alfabesini çok seviyorum; iki, sadece bakışlarla ya da vücut diliyle bir şeyler anlatmak hoşuma gider diye düşünüyorum.
* Oyunculuğun yanı sıra yönetmenliğe da adım atıyormuşsunuz, doğru mu? Bir arkadaşımla beraber yazdığımız kısa metraj film senaryosunu filme çektik. İtalya Kültür Bakanlığı tarafından finanse edildi. Arkadaşım yönetti, ben de oynadım. İspanya, Torino, Sicilya gibi yerlerde birçok festivale gitti. Şimdi aynı arkadaşımla uzun metrajlı bir film üzerinde çalışıyoruz. O da İtalya Kültür Bakanlığı'nın açtığı yarışmada seçilen yedi projeden biri oldu. Onu da önümüzdeki ilkbaharda Sicilya'da çekeceğiz.
İSTANBUL'A GÖBEKTEN BAĞLIYIM
* İleride oyunculuğa mı, yönetmenliğe mi ağırlık vermeyi düşünüyorsunuz? İkisini birbirinden ayıramıyorum. Oyunculuk benim için bir tutku, yönetmenlik de herhalde ilk başladığım andan itibaren öyle olacak.
* İstanbul'u çok sevdiğinizi, hatta bu şehre aşık olduğunuzu söylüyorsunuz. Ama başka bir ülkede yaşıyorsunuz. Eviniz olarak nereyi kabul ediyorsunuz? Aslında İstanbul'a göbekten bağlıyım, bunu hissediyorum. Nereye gidersem gideyim İstanbul benimle geliyor. Ama İstanbul'a da evim demiyorum aslında... İstanbullu'yum ama dünyanın her yerinde yaşayabilirim.
* Sizi oyuncu olarak besleyen nedir? Hayat, insanlar. Zaten benim işim hayatı anlatmak. Ne kadar çok hayatı görürsem, gözlemlersem o kadar iyi anlatırım. Bu yüzden gezmeyi seviyorum, belki o yüzden evim yok diyorum, her yerde yaşamak istiyorum.
* İtalya'da Türk kimliğinizle mi tanınıyorsunuz? Tabii. Roma'da çok fazla Türk yok, hele oyuncu Türk hiç yok herhalde, bir tek ben varım. Mehmet dendiği zaman herkes biliyor. Yani ben Türk Mehmet'im orada...
* Siz bir süre Roxy'nin içinde bir restoran işlettiniz, hatta yemekleri de kendiniz yapıyordunuz. Şimdi yemeklerle aranız nasıl? Her zamanki gibi çok iyi. Yapıyorum, yiyorum, yediriyorum. En sevdiğim yemek de dolma.
* Dolma da yapıyor musunuz? Tenezzül etmiyorum çünkü annem inanılmaz güzel dolma yapıyor. Hatta buradan İtalya'ya giderken kilolarca dolma götürüyorum. Onları buzluğa atıyorum, sonra arkadaşlarımı çağırıyorum, birlikte yiyoruz.
* İtalyan bir kız arkadaşınız olduğunu biliyoruz. İlişkiniz devam ediyor mu? Evet, ediyor.
* Hamam'dan sonra eşcinsel erkeklerden de çok fazla ilgi görmeye başladınız. Bu sizi rahatsız etti mi? Hiç rahatsız olmadım. Zaten umurumda değil. O rol benim için aynı zamanda bir misyondu. O yüzden erkeklerin beğenmesinden hiçbir zaman rahatsızlık duymadım. Zaten beni beğendilerse demek ki rolümü iyi yapmışım, bu da harika bir şey.
* İtalya'da da böyle bir ilgi görüyor musunuz? Valla dünyanın her yerinde ilgi görüyorum. Mesela İskandinav ülkelerinde Hamam'ın kartpostallarını bastırmışlar.
* Sizin için de bir dönem, özellikle o rolden sonra 'gay' olduğunuz söylentileri çıkmıştı... Farkında bile değilim aslında. Ama dediğim gibi umurumda bile değil.
Eylem Bilgiç
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/hamam008.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/hamam14.jpg
http://www.gecce.com/web/images/haber/mehmetgunsur0125.jpg
MEHMET GÜNSUR, 'THE ITALİAN' ADLI SON FİLMİNDE ÜLKENİN EN SEKSİ KADINLARINDAN SONİA AQUİNO İLE BAŞROLÜ PAYLAŞIYOR.
İtalya'da yaşayan Türk oyuncu Mehmet Günsur, yeni filminde İtalyan erkekleri kıskançlıktan çatlattı. Günsur, İtalya'da çekilen ikinci filminde İtalya'nın ünlü televizyon programcısı Sonia Aquino ile başrolü paylaşıyor.
Arnavut göçmen
'The Italian' adlı filmde, ülkenin en seksi kadınlarından biri olarak gösterilen Sonia Aquina ile Mehmet Günsur'un baş döndüren yatak sahnelerinin olması, Türk oyuncunun bu denli kıskanılmasının en büyük nedeni. Film, 1992 Ağustos'unda Arnavutluk'ta komünist rejimin çöküşünden sonra 'İtalyan' lakaplı Giorgio'nun şişme bir botla İtalya'ya firar etmesiyle başlıyor. Giorgio küçük bir kasabada yaşayan büyükbabasını aramaya başlar. Kasabaya vardığında büyükbabasının ölmüş olduğunu öğrenir. Ama çok beğendiği bu küçük kasabada yaşamaya karar verir. Giorgio, kasabada marangozluk yapan Silvestre'den iş ister ve çalışmaya başlar. Daha sonra okulda öğretmenlik yapan güzel Luisa ile tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Fakat Luisa daha önce Silvestre'ye evlilik sözü vermiştir. İki genç adam kıyasıya bir kavgaya girişir ve Silvestre yaralanır. Bunun üstüne Giorgio tutuklanır. Ve hamile olan Luisa tek başına kalır. Mehmet Günsur ile Sonia Aquino Türkiye'de İrfan Film tarafından vizyona çıkartılacak olan The İtalian'ın ön gösterimi için İstanbul'a gelecekler.
İTALYAN ERKEKLERİNİ KISKANDIRACAK
İtalya'da yaşayan Türk oyuncu Mehmet Günsur, 'The Italian' adlı son filminde ülkenin en seksi kadınlarından Sonia Aquino ile başrolü paylaşıyor...
İtalya'da yaşayan Türk oyuncu Mehmet Günsur, yeni filminde İtalyan erkeklerini kıskandırdı. Günsur, İtalya'da çekilen ikinci filminde İtalya'nın ünlü televizyon programcısı Sonia Aquino ile başrolü paylaşıyor. 'The Italian' adlı filmde, ülkenin en seksi kadınlarından biri olarak gösterilen Sonia Aquina ile Mehmet Günsur'un baş döndüren yatak sahnelerinin olması, Türk oyuncunun bu denli kıskanılmasının en büyük nedeni. Film, 1992 Ağustos'unda Arnavutluk'ta komünist rejimin çöküşünden sonra 'İtalyan' lakaplı Giorgio'nun şişme bir botla İtalya'ya firar etmesiyle başlıyor. Giorgio küçük bir kasabada yaşayan büyükbabasını aramaya başlar. Kasabaya vardığında büyükbabasının ölmüş olduğunu öğrenir. Ama çok beğendiği bu küçük kasabada yaşamaya karar verir. Giorgio, kasabada marangozluk yapan Silvestre'den iş ister ve çalışmaya başlar. Daha sonra okulda öğretmenlik yapan güzel Luisa ile tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Fakat Luisa daha önce Silvestre'ye evlilik sözü vermiştir. İki genç adam kıyasıya bir kavgaya girişir ve Silvestre yaralanır. Bunun üstüne Giorgio tutuklanır. Ve hamile olan Luisa tek başına kalır. Mehmet Günsur ile Sonia Aquino Türkiye'de İrfan Film tarafından vizyona çıkartılacak olan The İtalian'ın ön gösterimi için İstanbul'a gelecekler.
kaynak: http://www.haftasonu.com.tr/online/07048/
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/mehmetmarie01.jpg
Ekranlarda Mehmet Günsür
‘Hamam’ ve ‘O Şimdi Asker’ filmlerindeki rolleri ile dikkat çeken Mehmet Günsür, son üç yıldır Roma’da yaşıyor. Aktörlük eğitimi sırasında kara panterle bile çalışan Günsür, ‘Oyunculuk sayesinde anı yaşamayı öğreniyorum’ diyor.
Aktörlüğün kendisini özgürleştirdiğini söyleyen 29 yaşındaki oyuncu Mehmet Günsür, şu anda beş yönetmenin çektiği ‘Anlat İstanbul’ adlı filmde oynuyor. Günsür, Ümit Ünal’ın çektiği ilk hikayede varoşlarda yaşayan bir fotoğrafçıyı canlandıracak. Geçen yıl bir arkadaşıyla birlikte yazdığı kısa film senaryosu ile İtalyan Kültür Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ödül de kazanan genç oyuncu ‘Tek bir role ya da tek bir işe konsantre olmuyorum. Olabildiğince değişik işler yapmak istiyorum’ diyor. Günsür aktörlük düşlerini ve hayata bakışını Elle Dergisi’nin eylül sayısına anlattı.
BOĞAZ’I AİLEMDEN ÇOK ÖZLEDİM
- Hamam filminden sonra İtalya’ya yerleştin. Hayat nasıl gidiyor?
Ferzan Özpetek’le çalışmış olmam benim için çok önemli bir referans oldu ve ‘98’de İtalya’dan bir tiyatro oyununda başrolde oynamam teklif edildi. Epey çalıştım, üç yıl turneler sürdü. Yine ‘Hamam’ filmi referansıyla İtalya’daki en önemli menajerlik ajansıyla bir anlaşma imzaladım ve ondan sonra şansım yaver gitti. Ne var ki, oradayken burayı özlüyorum. Buradayken de orayı. Her yerde yaşayabilirim. İstanbul’a göbek bağı ile bağlıyım. O yüzden nereye gidersem gideyim İstanbul benimle. Özellikle Boğaz’ı ailemden bile daha çok özledim. Sürekli Roma, Paris ve İstanbul arasında gidip geliyorum.
- Bir aktör olarak orada yaşamanın avantajları neler?
Bir kere oturmuş bir sistem var. En önemlisi bu. Sinema sektöründe bazı ekonomik sıkıntılar var ama bir şekilde hallediliyor. Sendikalar var. Dolayısıyla herkesin hakkı korunuyor bir anlamda. Yine de sonuçta burası benim memleketim ve burada inanılmaz malzeme var. ‘O Şimdi Asker’ filmi için geldiğimde ise kendi dilimde oynamayı ne çok özlediğimi fark etmiştim. Oh be, dedim, kendi dilim.
- Aktörlük sayesinde maddi bir birikim sağlayabildin mi?
Çok şükür iyi yaşıyorum. Ama çalıştığım sürece iyiyim. Roma’da Actors Center diye bir oluşum var, Amerika’daki Actors Studio gibi. Michael Margotta adında bir hocam var. Haftada iki defa çalışıyoruz. Seni seyreden pek çok öğrenci de oluyor. Çok önemli insanlar gelip, bu çalışmaları yönetiyorlar. Bu beslenme, sahnelerden uzak kalmamak adına çok hoş bir şey. 25 yaşıma kadar oyunculukla ilgili bir eğitim almadım. Bir sürü şeyi kendim geliştirdim. Daha sonra onların neden öyle geliştiğinin bu derslerle farkına vardım. Kişisel problemleri kırmayı, hayvanlarla çalışmayı öğreniyorsun. 3 ay boyunca kara panterle çalıştım. Bir ay Roma Hayvanat Bahçesi’ne gittim. Bu tür gözlemlemeler canlandırdığınız karaktere uyuyorsa çok işinize yarıyor.
- Bütün bunları değerlendirince oyunculuğun sana kattığı en önemli unsur nedir?
Çok daha fazla gözlemlemeye başladım insanları. Belki de daha özgür olmayı öğrendim. Belki hálá o anı yaşamayı öğreniyorum. En fazla özgür olduğumuz an, o anı yaşadığımız an.
SPOR İYİ BİR UYUŞTURUCU
- Nasıl bir adamsın, neleri seversin, zaafların neler?
Uyumluyum seçmem, mızmızlık yapmam, oraya gitmem buraya gitmem değilimdir. Öyle insanları da çok fazla sevmem açıkçası. Onun dışında tembelimdir. Çalışmadığım zaman tembellik yapmaya bayılırım. Ancak, canlandıracağım bir karekter varsa çok sıkı çalışırım. Yoğun çalışmaların ardından tembellik güzel. Hayatımın sonuna kadar bir şey yapmadan tembel tembel yaşayamam. Bir ay sonra boğazlanmış gibi olurum. Hep çalışmak da olmaz. Bir yandan da duygusal bir adamım. O yüzden çok fazla ticaret kafam yoktur. Hiç beceremem o işleri. Para konuşmayı, hesap yapmayı ya da ne bileyim alıp satmayı... Bunun dışında yemek yemeyi ve yapmayı çok severim.
- Seni kızdıran şeyler nelerdir?
Saygısızlık ve diğerlerini hiçe saymak. Diğer insanlardan faydalanmak. ‘Mış’ gibi olmak. Herkes sonuçta kendi istediği hayatı yaşamalı. Bazen kendileri de bilmiyorlar ne yaşamak istediklerini. Bazen de bir çevrede kısıtlı olarak yaşıyorlar. Oysa ki kocaman bir dünya var. Kendimi kısıtlamayı sevmiyorum. İnsanları gözlemlemeyi ve her türlü insan içinde olmayı seviyorum. Metro, otobüs, taksi... Bunlar hep hayatımda olacak şeyler. Bu konuda rahatım. Star kompleksim yok. Öyle bir şeye inanmıyorum.
- Bakımın için neler yaparsın?
Spor yapmak için kendimi zorluyorum ve rutin olarak yapmaya çalışıyorum. Roma’da evimin yakınında park var, koşuya gidiyorum. Yıllarca spor yaptıktan sonra vücut zaten onu istiyor. Terlemem gerekiyor ki, zihnim açılsın. Spor iyi bir uyuşturucu. Son zamanlarda cildime dikkat etmeye başladım, kızlara danışarak nemlendirici krem falan sürüyorum. Eskiden yapmazdım.
- Kadınlarda bulduğun en kötü özellikler neler?
Sonuçta tanımak, zeka önemli. Anlaşabilmek, ten uyumu. Güzel bakışlar, güzel gülüşler, güzel bir vücut... Ama şöyle bir huyu varsa asla birlikte olmam diyeceğim bir şey yok galiba. Hayatla ilgili katı kurallarım yok. Ama işle ilgili var.
- En büyük düşün nedir?
Türkiye’de, senaryosunu kendi yazdığım bir filmi yönetmek isterim.
ÇOCUK İÇİN UYGUN ZAMAN DİYE BİR ŞEY YOK
Ben hemen aşık oluyorum. Lover boy gibi bir durum söz konusu. Ama şu ana kadar yaşadığım tüm ilişkiler uzun. En az bir buçuk yıl sürüyor. Hemen daldan dala atlamıyorum. Beraber olduğum herkese aşık oldum. Bir de bazen ‘biraz yalnız kalayım’ dediğim anda aşık oluyorum mesela. Ancak şu anda evlilik düşünmüyorum. Baba olmak istiyorum tabii ki. Ama hiç belli olmaz, belki de hayatımın sonuna kadar bir aile kurmayabilirim. Daha onun zamanı gelmedi. Gelince anlayacağız. Ayrıca aslında çocuk için uygun zaman, diye bir kavram da yok. Çocuk oluyor ve sen ona göre uyduruyorsun hayatını.
Kaynak:e-kolay.net
http://www.atv.com.tr/inc/yapim/img/bolumler/pillibebek1.jpg
Beğenilmek güzel bir şey
Filmde bir alkoliği oynayan Günsur, "Zor bir roldü. Korktuğum, sınırlarımı zorlamayı sevdiğim için kabul ettim" diyor. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN
Mustafa Altıoklar'ın yönettiği 'O Şimdi Asker'de Özcan Deniz, Ali Poyrazoğlu, Yavuz Bingöl gibi 'ağır ağabey'leriyle oynayan Mehmet Günsur, 'Sana' reklamlarındaki gibi sağlıklı yetişen çocuklardan biri!
25/03/2003 (280 defa okundu)
ŞEBNEM İYİNAM
İSTANBUL - Mustafa Altıoklar'ın 'O Şimdi Asker'i geçen hafta gösterime girdi. Filmde birçok ünlü isim rol alıyor. Ama aralarında en çok dikkat çeken genç oyuncu Mehmet Günsur. Daha önce Ferzan Özpetek'in 'Hamam'ında izlediğimiz Günsur, bu kez depremde her şeyini ve tüm yakınlarını kaybetmiş dramatik bir karakter olarak karşımızda.
Sizi 'Hamam' filminden hatırlıyoruz. İtalya'da yaşıyor, oyunculuk yapıyorsunuz. Neden İtalya?
Ben İtalyan Lisesi mezunuyum. Çocukluğumda, kışın ailemle birlikte kaymaya İtalya'ya giderdik ve ben o dönemde Robert Kolej'dense İtalyan Lisesi'ni kazanmayı her zaman daha çok istemiştim. İtalyan Lisesi fen okutur ama sanat tarafı çok kuvvetlidir. Hayatımın belli bir döneminde bu ülkede yaşamayı çok istemiştim.
Mutlu bir çocukluk muydu?
Çok. Ailem büyük şansım. Çünkü, ne annem ne de babam sanatla direkt ilgili bir iş yapıyor ama çok iyi birer izleyicidirler. Belli etmeden hem bana hem de ablama çok şey katmışlar. Ablam Zeynep Günsur, modern bale koreografı ve Yıldız Üniversitesi'nde öğretim üyesi. Benim serüvenimse yedi yaşında reklam filmleriyle başladı. Sana'nın reklam filminde oynamıştım.
Ergenlik dönemi?
Gene aynı reklam sayesinde Okan Uysaler 'Geçmiş Zaman Mimozaları' adlı film için çağırdı. Artık 11 yaşındaydım. Aslında beni keşfeden rahmetli Uysaler'dir. O dizide tel çerçeveli gözlüğümle Filiz Akın ve Rutkay
Aziz'in oğlunu oynadım 14, 15, 16 yaşlarımda oyunculuk yapmadım, sosyalleştim, sivilceler, kızlar filan. Üniversiteye girdim, İletişim Fakültesi... Dokuz yıl oldu, hâlâ iki dersim var. Artık yurtdışında çalıştığım için bedelli askerlik yapabilirim. Yani bu sene o iki dersi verebilirim.
Küçük İskender futbolcu Emre' ye yazdığı gibi sizin için de bir şiir yazmış. Fiziksel anlamda hem genç kızları, hem de 'gay'leri ajite eden bir tarafınız var. Bu etkileşimi nasıl karşılıyorsunuz?
Ben hiç homofobik değilimdir. Aksine bütün insanları ve hayatı çok seviyorum. Açıkçası hayata karşı belli tabularımı hep yıkmaya çalışmışımdır. Küçük İskender'le de tanıştım ve ona sorduğum ilk soru benim için sahiden şiir yazıp yazmadığı oldu. Doğru olduğunu anlayınca hoşuma gitti. Önyargılar her insan için geçerli ama ne kadar az olursa, o kadar iyi. Ayrıca beğenilmek güzel bir şey. Böyle bir fiziğe sahip olduğum için şanslı olduğumu düşünüyorum.
İlk kez tamamıyla Türk bir yapımda yer alıyorsunuz. Bir oyuncu olarak filmde iyi yönetildiğinizi düşünüyor musunuz?
Biraz şey düşünüyorum, her şey çok daha planlı ve programlı olabilirdi. Türkiye'de unuttuğum şeylerden bir tanesi de plansızlık ve programsızlıktı. Bu, her şeyde olduğu gibi sinemaya da yansıyor tabii, ama bu Mustafa Altıoklar'ın hatası değil. Türkiye'de film yönetmenin fazlasıyla handikapları olduğunu düşünüyorum. Çünkü o plan ve programsızlık Mustafa'yı başka şeyler de düşünmek zorunda bırakıyordu. Dolayısıyla istediği dikkati, belli yerlerde istediği kadar veremiyordu, mesela bu iş için de üzülüyordu. Böyle gözlemledim onu.
Diğer ağır top Ali Poyrazoğlu nasıl karşılıyordu bu durumu?
O, o kadar profesyonel ki, bazen sette kızdığı anlar oluyordu, o zaman herkes susuyordu. Ama bunları Mustafa'ya yaşatmadı, belki çekim bittikten sonra söylemiş olabilir ama asla Mustafa'nın o anda kafasını meşgul edecek şekilde davranmıyordu.
Pelin Batu? Ondaki melankolik hal çekimlerde de var mıydı?
Pelin'de melankolik bir görsellik var ama nedeni apayrı olabiliyor.
Özlem Tekin?
O ve Atena Gökhan müthiş fırlamaydı. Her zaman kahkaha, tufan...
Peki Özcan Deniz, Yavuz Bingöl gibi racon sahibi ağabeyleriniz?
Özcan Deniz ve Yavuz Bingöl'lü sahnelerim o kadar güzel oldular ki. Birbirimize çok iyi oyun verdik. O racon dediğiniz şey belki ilk anlar, ilk günlerde olabilir ama sonra hiç yoktu.
Siz Nihat rolünü sevdiniz mi?
Rolüme âşık oldum. Filmin en trajik kahramanı. Alkolik, klostrofobik, antisosyal, depresyonda bir adam ve askerde... Kızını depremde kaybetmiş ve şoka girmiş, adeta kendini öldürmek için içen bir adam, kendisini askerde buluyor. Korktuğum için kabul ettim, kendimi zorlamayı seviyorum.
Neden İtalya'dasınız hâlâ?
İtalya yetiştiriyor beni. Aradağım kalite ve yetişme imkânı orada. Ama bir gün kendi filmimi çekeceğim zaman onun yeri Türkiye olacak.
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/asker01.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/elle_small.jpg
Hamam" hayatını değiştirdi
Genç aktör Mehmet Günsur "Hamamöla tanındı. 7 yaşındayken Sana reklamında oynayarak başladığı oyunculuğu şu anda İtalya’da sürdürüyor. Pek çok dizi ve filmde başrol oynayan Günsur son filminde de ünlü aktör Bob Hoskins’le birlikte rol alıyor
Mefaret Aktaş
Mehmet Günsur’u Türkiye 1996’da Ferzan Özpetek’in "Hamam" filminde tanıdı. Günsur’un oyunculuğa başlaması ise çok daha eskiye dayanıyor. 7 yaşındayken Sana reklamıyla başlıyor. 12’sinde, Okan Uysaler’in yönettiği "Geçmiş Bahar Mimozaları" adlı dizide Rutkay Aziz, Filiz Akın ve Müşfik Kenter gibi oyuncularla rol alıyor. O dönemde oyunculuk onun için bir hobi. Ve M.Ü.’de iletişim okumaya karar verdiği yıllarda bir "hobisi" daha var: Müzik. Hatta uzun zaman Dawn adlı grupta şarkı söylüyor. Dört yıl boyunca da Taksim’deki Roxy’de işletmecilik yaptı Günsur.
Ünlü oyunda başrol
Meslek olarak oyunculuğu seçmesi "Hamamödaki performansı ile oldu. Ardından "X-Files"ın kısa ömürlü yerli versiyonu "Sır Dosyası"nda oynadı. Türkiye’de rol aldığı son yapım ise hiç gösterime girmeyen bir Yavuz Özkan filmi olan "Hayal Kurma Dersleri". Filmin başına talihsizlikler geldi. Bir kısmı laboratuvarda yandı ve yeniden çekildi. Gösterime ne zaman gireceğini Günsur da bilmiyor.
Artık oyunculuğu İtalya’da sürdüren Günsur için "Türkiye’nin uluslararası alanda en başarılı olan genç aktörü" denebilir. İtalya’da, ünlü Actors Studio’nun hocalarından olan bir Amerikalıyla bir buçuk yıl metot oyunculuğu çalıştı Günsur. Yani Marlon Brando, Robert De Niro, Sean Penn gibi aktörlerin de parçası olduğu oyunculuk ekolü.
Şu anda İtalya’da Portuolio (Cristiano Cucchini) ve Fransa’da Agence Artistique Pourcher adlı iki ajans tarafından temsil edilen Günsur’un ünü artıyor. 27 yaşında ama İtalya’da sinema ve TV filmlerinde, ünlü oyuncularla rol aldı. Hayali ise kendi filmlerini yazıp yönetmek.
İtalya’ya gitmeniz nasıl oldu?
3-4 sene önce "Hamam"ı gören bir tiyatro yönetmeni bana oyununda bir rol teklif etti. Onun için geldim.
"Bent" adlı ünlü oyundan söz ediyorsunuz. Sinema versiyonunda da Mick Jagger oynamıştı.
Evet. Teklif geldiği zaman çok heyecanlandım. Çok güzeldi. 1,5 yıllık bir İtalya turnesi yaptık bu oyunla.
Yanlış anlamayın ama İtalya’da yeterince oyuncu yok mu? Neden Türkiye’den aktör ithal ediyorlar?
"Hamam" Doğu kokusunu, oryantal havayı dozunda, çok güzel veren bir film. İtalya’da yabancılara karşı hep bir özlem vardır, aktörler değil ama televizyondaki şovmenler, bir sürü ünlü insan yabancı.
Sonra Roma’ya taşındınız...
Evet, önce Bolonya’da yaşıyordum. Roma’ya geldim ve burada bir ajansla anlaşma imzaladım. Bir-iki reklam derken, iki yıl önce Fas’ta çektiğim filme kadar gitti işler.
Nasıl bir film bu?
"Prodigle Son" adlı, İncil’le ilgili bir dizi. İncil’den üç episode çektik. Bir de havarilerden San Giovanni Evangelista’yı oynadığım "İsa’nın Havarileri" var. Geçen yıl "Italiano" adında bir filmde başrol oynadım. Mayısta gösterime girecek. Cannes Film Festivali’ne gönderildi, cevap bekleniyor.
Televizyonda da pek çok film ve dizide rol aldınız...
Evet, en son Bob Hoskins’le oynadığım diziyi bitirdim. Ardından, çekimleri devam eden ve başrolünde olduğum bağımsız yapıma başladım. Orta metraj olan bu film festivaller için düşünülüyor aslında.
Hoskins’le çalışmak nasıl? Başka ünlülerle de çalıştınız siz.
Çok keyifli. Dünya tatlısı bir adam ve çok iyi bir oyuncu. İngiliz olduğu için bir sürü tiyatro anısı, dünyadaki hemen her türlü aktörle çalıştığı için de çok güzel hikayeleri var. "Prodigle Sonöda Maria Grazia Cucinotta da Maria Magdelena rolündeydi. "İsa’nın Havarileri"nde, İsa’yı Anthony Quinn’in oğlu Danny oynuyordu. Fas’taki çekimlerde Christopher Lee, Martin Landau ve Jacqueline Bisset ile de tanıştım. Onlar da bir İncil dizisi çekiyorlardı, üç ay aynı otelde kaldık.
Roma sokaklarında insanlar tanıyor mu sizi?
Evet, evet tanıyorlar. (Gülüyor)
"Hamam"ın ardından Türkiye’de büyük bir gay hayran kitleniz oldu. "Bentöten sonra orada da artmıştır. Farkında mısınız?
Evet. Tabii ki Ferzan’ın filminden sonra oldu bu. O, benim oyunculuğumu denediğim bir filmdi. Bence sanatçının sanatı kullanarak topluma bir şeyler vermek gibi bir misyonu ve bir rolü oynamak için gerekçeleri olmalı. "Hamamödaki rolü kabul ederken böyle şeyler olacağını biliyordum. Yani Hamamcılar Derneği’nin ayağa kalkması gibi garip şeyler beklemiyordum ama... "Bent"in, tiyatronun Oscar’ını kazanmış bir metni var. Ama aslında o rolün homoseksüellikle çok ilgisi yok. Oyun "Bent" olmasaydı, "gay" diye etiketlenmemek için "Hamamödan sonra böyle bir rolü kabul etmezdim aslında. Ama "Bent" II. Dünya Savaşı, ayrımcılık ve Nazilerle ilgili bir hikaye. Ve bunlar günümüzde de olan şeyler.
Türkiye’de de oyunculuk yapmayı düşünüyor musunuz?
Uğur Yücel’in çekeceği bir film için görüşmeler sürüyor.
Buradaki oyunculukla İtalya’dakini karşılaştırır mısınız?
En önemlisi teknik elemanlardan aktörlere kadar herkesin sendikası var, hakları korunuyor. Aktörlerin mutlaka ajanları oluyor. Bunlar Türkiye’de daha pek yaygın değil.
Orada nasıl bir hayatınız var?
Şehrin merkezinde büyük bir evde kirada yaşıyorum. İki Sicilyalı kızla beraber (gülüyor). Biri balerin, öteki yönetmen asistanı. Burası Roma’nın bohem mahallerinden. Arabanın girmediği, herkesin birbirini tanıdığı bir mahalle.
"Türk Papa’yı anlatan dizide Bob Hoskins’le oynuyor"
Ricky Tognanzi’nin yönettiği bu iki bölümlük TV dizisinde Bob Hoskins ve Günsur dışındaki tüm ekip İtalyan. Film II. Dünya Savaşı öncesi İstanbul’a atanan, 10 yıl Türkiye’de yaşadıktan sonra Papa seçilen 23. Giovanni’nin hayatını konu alıyor. "Türk Papa" adıyla tanınan Giovanni’yi Hoskins’in canlandırdığı filmde Günsur, İstanbul’da Papa’ya asistanlık yapan bir Katolik peder rolünde. Günsur, 23. Giovanni’nin savaş sırasında İstanbul’da bir gemi dolusu Yahudi çocuğu Almanlardan kurtardığını söylüyor. 23. Giovanni papa seçildikten sonra Vatikan’da pek çok şeyi değiştiriyor. Mesela pederlerin kafalarının ortasını tıraş etmeleri geleneğini o kaldırıyor.
"Gay hayranlarım olacağını biliyordum"
Günsur’un tanınmasını sağlayan "Hamam" aynı zamanda ona pek çok gay hayran kazandırdı. Filmin ardından İtalya’da, "Bent" adlı ünlü tiyatro oyununda yine bir gay’i canlandıran genç oyuncu "Ben ‘Hamam’da oyunculuğumu deniyordum. Ama rolü kabul ederken böyle şeyler olacağını biliyordum. Oyun ise ‘Bent’ olmasaydı, gay diye etiketlenmemek için Hamam’dan sonra bu rolü kabul etmezdim" diyor.
İtalya’da Türk oyuncular
Türk oyuncuların Amerikan sinemasındaki seyrek ama umut verici başarlarının Avrupa’ya baktığımızda daha önemli boyutlarda olduğunu görüyoruz. ‘Hamam’ ve ‘Harem Suare’ filmleriyle uluslararası alanda adını duyuran Ferzan Özpetek senaryosunu yazdığı ve yönettiği ‘Le Fate Ignoranti / Cahil Periler’ ile İtalyan sinema gündemine oturmuştu. İtalyan ve Türk oyuncuların birlikte rol aldığı film, Berlin Film Festivali Yarışma Filmi seçilmiş, aynı zamanda İtalyan Sinema Yazarları ‘Gümüş Kurdele Ödülü’nü de almıştı.
‘Hamam’ filminin dikkat çeken genç aktör Mehmet Günsur da uluslararası alanda başarıya imza atmış isimlerden biri. ‘Italiano’ filmindeki başrolü ve Fas’ta çekilen ‘Prodigle Son’ ve ‘İsa’nın Havarileri’ filmindeki rolüyle beğeni toplayan Günsur için İtalyanlar, "Türkiye’nin uluslararası alanda en başarılı genç aktörü" diyor.
Mehmet Günsür'e İtalya'dan tam not
KÜLTÜR SANAT SERVİSİ
Genç kuşak oyuncular içinde yıldızı parlayan Mehmet Günsür, 2 filmle birden sinemalara konuk oluyor. Günsür, uluslararası bir proje olan 'İtalyan' filminde başrol alarak, Türkiye dışında da başarılı işlere imza atabileceğini ispatladı. İtalya'ya göç eden Arnavut bir mültecinin yaşamöyküsünün anlatıldığı film, Karlovy Vary Film Festivali'nde En İyi Yönetmen Ödülü'ne aday gösterildi. Ennio De Dominicis'in yönettiği 'İtalyan', evrensel bir sorun olan göçmenlik kavramına ilişkin çarpıcı saptamalarda bulunuyor. Film, 26 Kasım'da Türkiye'de vizyona girecek. Ayrıca Günsür, Ümit Ünal'ın kasımın son haftasında gösterime girecek filmi 'Anlat İstanbul'da da rol aldı.
http://www.milliyet.com.tr/2004/11/11/magazin/resim/axmag01.jpg
http://www.milliyet.com.tr/2004/11/11/magazin/axmag01.html
http://www.sanathaber.net/images/bene.gif
http://www.kemanci.de/resimler/haber/MehmetG.001.jpg
Title : ''İtalyan'' Mehmet Günsür
Son dönemde öne çıkan genç aktör Mehmet Günsür kısa bir süre sonra biri Türk, diğeri İtalyan yapımı iki filmle sinemalara konuk olacak. Ümit Ünal’ın "Anlat İstanbul"”unda rol alan Günsür, 26 Kasım’da Türkiye’de gösterime girecek olan Ennio De Dominicis'in yönettiği "İtalyan"da da Sonia Aquina ile başrolü paylaşıyor.
Günsür, Ýtalyan adlý filmde, Ýtalya’ya göç eden Arnavut bir mülteciyi canlandýrýyor. Genç aktör filmin Ýtalya'daki gösterimi sýrasýnda eleþtirmenlerden tam not aldý.
Yönetmen Dominicis, merkezine tutkulu bir aþk hikayesini koyduðu filminde, iki farklý zaman dilimini paralel kurgu ile kesiþtirerek, 'bir yere ait olmak' ve göçmenlik gibi konularý irdeliyor.
Oyunculuða 1989’da Geçmiþ Bahar Mimozalarý adlý TV dizisiyle adým atan Mehmet Günsür, Ferzan Özpetek'in Hamam, Mustafa Altýoklar'ýn O Þimdi Asker, Yavuz Özkan'ýn Hayal Kurma Oyunlarý gibi sinema filmlerinde rol aldý.
Günsür geçen yýl “Ýyi Papa” adlý yapýmda dünyaca ünlü oyuncu Bob Hoskins ile karþýlýklý oynama fýrsatý buldu.
(Kemancý-Takýmý)
Tarih: 09.11.2004 Saat: 22:01 Gönderen: Donzocko
http://www.kemanci.de/resimler/haber/MehmetG.002.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/italiano4.jpg
hayır italyan dan
bu adrese gir bi kaç tane daha foto var italyan dan
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/filmler.html
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/italiano5.jpg
italyan da 26 kasımda giriyomuş gösterime ....
http://www.birfilm.com/films/film_id27.asp
italyan dan foto lar var haberturk.com da
http://www.haberturk.com/habermetni.haberturk?@=165750
girin .....[/img]
eylül ayında mehmet le ilgili acı bi olay yaşadım . sizinle paylaşmak istiyorum . benim mehmetin posterlerinin ve röportajlarının oldu bi dosyam vardı . ve ben onu kaybettim . nerede olduğunu bilmiyorum galiba annem gazetelerle birlikte attı . ben o posterleri bulmak için ne kadar çoook uğraşmıştım . hele dolce deki poster için bi buçuk saat posta gazetesi aramıştım .
ne kadar üzüldüğümü bilemezsiniz tek teselliğim kaybetmeden önce scan edip pc ye kaydetmem .
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/salsa.jpg
bilmiyorum ama böyle bi haber gazetelerde internette çıktı . çekilir inş ve mehmet rolü alır ne diyim
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/salsa01.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/hamam001.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/asker15.jpg
Başrolünü oynadığı iki film promosyon kavgası çıkardı
Ünlü oyuncu Mehmet Günsur, 26 Kasım'da vizyona girecek olan 'Anlat İstanbul' ve 'İtalyan' isimli iki filmin başrol oyuncusu olunca ortalık birbirine girdi. Her iki film şirketi, Günsur'u kendi filmlerinin promosyonunu yapmasını isteyince de İtalya'da yaşayan Günsur, Türkiye'ye gelmekten vazgeçti.
Mehmet Günsur, 'İtalyan' ve 'Anlat İstanbul' isimli iki filmde de başrolü oynuyor. Ve bu iki film 26 Kasım'da vizyona giriyor. İşte bu tarih, iki film şirketini birbirine düşürdü. Çünkü her iki film şirketi de Mehmet Günsur'lu promosyon hazırlıkları yapmıştı. Ancak tarihler çakışınca, işler de karıştı. 'İtalyan'ın Türkiye'deki gösterim haklarını satın alan İrfan Film'le 'Anlat İstanbul'un yapımcılığını üstlenen TMC arasında yaşanan promosyon sıkıntısı ise şöyle başladı.
TANITIM ÇALIŞMALARI BİTMİŞTİ
İrfan Film, İtalya'da yaşayan Mehmet Günsur'un ajansıyla bağlantıya geçerek, sanatçının onayıyla 'Zaga' ve 'Saba Tümer'le Bu Gece'ye konuk olmasını ayarladı. Çeşitli gazete ve dergi röportajları için de çalışmalarını tamamladı. Medya promosyonu için yapılan çalışmalar dışında, gala için yer kiralayan İrfan Film'in sahipleri Elif ve Zeynep Atasoy'un planları, Günsur'un ajansından gelen bir haberle altüst oldu.
GALADAN BİLE VAZGEÇİLDİ
Atasoy Kardeşler'e Mehmet Günsur'un İtalya'dan TMC imzalı 'Anlat İstanbul' için geleceği, bu nedenle 'İtalyan' adlı filmin hiçbir promosyonuna katılamayacağı bildirilmişti. Bunun üzerine iki yapım şirketi arasında kıyasıya bir mücadele başladı. Gelişmeleri takip eden Günsur, bu karışıklık nedeniyle Türkiye'ye gelmekten vazgeçti. İrfan Film de Günsur'un çıkacağı televizyon programlarıyla, gazete ve dergi röportajlarını iptal ederek gala yapmaktan vazgeçti.
http://www.sabah.com.tr/2004/11/18/gny/im/E2CD36690C1BBC4EB158D963b.jpg
Anlat İstanbul'un 'foto'su
Mehmet Günsur, 'Anlat İstanbul'un yönetmen ve senarist Ümit Ünal'ın beyazperdeye aktardığı bölümünde rol alıyor. Günsur bu bölümde İstanbul'un kenar mahallelerinden birinde yaşayan foto Rıfkı'yı canlandırıyor. 'Anlat İstanbul' filminin senaryosunu okuduğu anda bu filmde rol almak istediğini belirten Günsür, böyle bir projede yer almaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Türk sinemasında ilk defa 5 yönetmenin birlikte tek bir film yapmak üzere yola çıktığını söyleyen Günsur'un yanı sıra 'Anlat İstanbul'da Altan Erkekli, Erkan Can, Azra Akın, Nejat İşler, Nurgül Yeşilçay, Fikret Kuşkan, Özgü Namal, Güven Kıraç, Yelda Reynaud, Vahide Gördüm, Çetin Tekindor gibi usta oyuncular yer alıyor. 5 bölümden oluşan filmin yönetmenleri ise Ümit Ünal, Kudret Sabancı, Selim Demirdelen, Yücel Yolcu ve Ömür Atay.
http://www.sabah.com.tr/2004/11/18/gny/im/44A23AE7D0C1864694F1B23Cb.jpg
İtalyan'da ateşli sahneler
Bir İtalyan yapımı olan 'İtalyan' adlı filmde Mehmet Günsur ülkenin en seksi kadınları arasında gösterilen Sonia Aquino ile başrolü paylaşıyor. Günsur'un Aquino ile ateşli sevişme sahnelerinin bulunduğu filmin yönetmenliğini Ennino De Dominic's yaptı. 1992 Ağustosu'nda Arnavutluk'ta komünist rejimin çöküşünden sonra İtalyan lakaplı 'Giorgio' şişme bir botla İtalya'ya firar eder ve dağlardaki küçük bir kasabada yaşayan büyükbabasını aramaya başlar. Oraya vardığında büyükbabasının ölmüş olduğunu öğrenir. Ama çok beğendiği bu küçük kasabada yaşamaya karar verir. Orada marangozluk yapan Silvestre'den iş ister ve çalışmaya başlar. Daha sonra okulda öğretmenlik yapan güzel Luisa ile tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Fakat Luisa daha önce Silvestre'ye evlilik sözü vermiştir.
http://www.sabah.com.tr/gny/gny112-20041118-200.html
http://www.idiletisim.com.tr/galeri.php?id=FGVSC
http://www.idiletisim.com.tr/hiz_san_galeri.php?id=22#
http://www.idiletisim.com.tr/galeri.php?id=DIMQK
http://www.idiletisim.com.tr/hiz_san_galeri.php?id=22#
http://www.idiletisim.com.tr/galeri.php?id=URJAQ
Eşcinsel olmadığını kanıtladı
'Hamam'daki rolü nedeniyle Mehmet Günsür, eşcinsel iddiasına hedef olmuştu. Oysa 'The Italian'da Sonia Aquino ile çırılçıplak sevişip iddiayı çürüttü.
Genç oyuncu Mehmet Günsür, Ferzan Özpetek'in yönettiği 'Hamam' adlı filmde İtalyan oyuncu Alessandro Gassman ile eşcinselliği çağrıştıran görüntüler sergilediği iddiasıyla zor duruma düşmüştü. Genç kızların sevgilisi durumundaki genç aktör, bu zor durumdan nasıl kurtulacağını düşünürken imdadına Ennio de Dominics adlı yönetmen yetişti ve 'The Italian' adlı filmin başrolünü önerdi.
Senaryoyu okuyan okuyan Günsür, teklifi seve seve kabul etti. Çünkü filmde hayli ateşli sevişme sahneleri yer alıyordu. 'The Italian' adlı filmde 'İtalyan' lakaplı bir Arnavut'u oynayan Günsür, seksi TV sunucusu Sonia Aquino ile yatağa girip kameralar önünde çırılçıplak sevişti. Bu da hakkındaki 'eşcinsel' iddiasını çürütmeye yetti. Bu arada Günsür ile Aquino'nun özel yaşamda da yakınlaştığı öne sürüldü
Ekranlarda Mehmet Günsür
‘Hamam’ ve ‘O Şimdi Asker’ filmlerindeki rolleri ile dikkat çeken Mehmet Günsür, son üç yıldır Roma’da yaşıyor. Aktörlük eğitimi sırasında kara panterle bile çalışan Günsür, ‘Oyunculuk sayesinde anı yaşamayı öğreniyorum’ diyor.
Aktörlüğün kendisini özgürleştirdiğini söyleyen 29 yaşındaki oyuncu Mehmet Günsür, şu anda beş yönetmenin çektiği ‘Anlat İstanbul’ adlı filmde oynuyor. Günsür, Ümit Ünal’ın çektiği ilk hikayede varoşlarda yaşayan bir fotoğrafçıyı canlandıracak. Geçen yıl bir arkadaşıyla birlikte yazdığı kısa film senaryosu ile İtalyan Kültür Bakanlığı’nın açtığı yarışmada ödül de kazanan genç oyuncu ‘Tek bir role ya da tek bir işe konsantre olmuyorum. Olabildiğince değişik işler yapmak istiyorum’ diyor. Günsür aktörlük düşlerini ve hayata bakışını Elle Dergisi’nin eylül sayısına anlattı.
BOĞAZ’I AİLEMDEN ÇOK ÖZLEDİM
- Hamam filminden sonra İtalya’ya yerleştin. Hayat nasıl gidiyor?
Ferzan Özpetek’le çalışmış olmam benim için çok önemli bir referans oldu ve ‘98’de İtalya’dan bir tiyatro oyununda başrolde oynamam teklif edildi. Epey çalıştım, üç yıl turneler sürdü. Yine ‘Hamam’ filmi referansıyla İtalya’daki en önemli menajerlik ajansıyla bir anlaşma imzaladım ve ondan sonra şansım yaver gitti. Ne var ki, oradayken burayı özlüyorum. Buradayken de orayı. Her yerde yaşayabilirim. İstanbul’a göbek bağı ile bağlıyım. O yüzden nereye gidersem gideyim İstanbul benimle. Özellikle Boğaz’ı ailemden bile daha çok özledim. Sürekli Roma, Paris ve İstanbul arasında gidip geliyorum.
- Bir aktör olarak orada yaşamanın avantajları neler?
Bir kere oturmuş bir sistem var. En önemlisi bu. Sinema sektöründe bazı ekonomik sıkıntılar var ama bir şekilde hallediliyor. Sendikalar var. Dolayısıyla herkesin hakkı korunuyor bir anlamda. Yine de sonuçta burası benim memleketim ve burada inanılmaz malzeme var. ‘O Şimdi Asker’ filmi için geldiğimde ise kendi dilimde oynamayı ne çok özlediğimi fark etmiştim. Oh be, dedim, kendi dilim.
- Aktörlük sayesinde maddi bir birikim sağlayabildin mi?
Çok şükür iyi yaşıyorum. Ama çalıştığım sürece iyiyim. Roma’da Actors Center diye bir oluşum var, Amerika’daki Actors Studio gibi. Michael Margotta adında bir hocam var. Haftada iki defa çalışıyoruz. Seni seyreden pek çok öğrenci de oluyor. Çok önemli insanlar gelip, bu çalışmaları yönetiyorlar. Bu beslenme, sahnelerden uzak kalmamak adına çok hoş bir şey. 25 yaşıma kadar oyunculukla ilgili bir eğitim almadım. Bir sürü şeyi kendim geliştirdim. Daha sonra onların neden öyle geliştiğinin bu derslerle farkına vardım. Kişisel problemleri kırmayı, hayvanlarla çalışmayı öğreniyorsun. 3 ay boyunca kara panterle çalıştım. Bir ay Roma Hayvanat Bahçesi’ne gittim. Bu tür gözlemlemeler canlandırdığınız karaktere uyuyorsa çok işinize yarıyor.
- Bütün bunları değerlendirince oyunculuğun sana kattığı en önemli unsur nedir?
Çok daha fazla gözlemlemeye başladım insanları. Belki de daha özgür olmayı öğrendim. Belki hálá o anı yaşamayı öğreniyorum. En fazla özgür olduğumuz an, o anı yaşadığımız an.
SPOR İYİ BİR UYUŞTURUCU
- Nasıl bir adamsın, neleri seversin, zaafların neler?
Uyumluyum seçmem, mızmızlık yapmam, oraya gitmem buraya gitmem değilimdir. Öyle insanları da çok fazla sevmem açıkçası. Onun dışında tembelimdir. Çalışmadığım zaman tembellik yapmaya bayılırım. Ancak, canlandıracağım bir karekter varsa çok sıkı çalışırım. Yoğun çalışmaların ardından tembellik güzel. Hayatımın sonuna kadar bir şey yapmadan tembel tembel yaşayamam. Bir ay sonra boğazlanmış gibi olurum. Hep çalışmak da olmaz. Bir yandan da duygusal bir adamım. O yüzden çok fazla ticaret kafam yoktur. Hiç beceremem o işleri. Para konuşmayı, hesap yapmayı ya da ne bileyim alıp satmayı... Bunun dışında yemek yemeyi ve yapmayı çok severim.
- Seni kızdıran şeyler nelerdir?
Saygısızlık ve diğerlerini hiçe saymak. Diğer insanlardan faydalanmak. ‘Mış’ gibi olmak. Herkes sonuçta kendi istediği hayatı yaşamalı. Bazen kendileri de bilmiyorlar ne yaşamak istediklerini. Bazen de bir çevrede kısıtlı olarak yaşıyorlar. Oysa ki kocaman bir dünya var. Kendimi kısıtlamayı sevmiyorum. İnsanları gözlemlemeyi ve her türlü insan içinde olmayı seviyorum. Metro, otobüs, taksi... Bunlar hep hayatımda olacak şeyler. Bu konuda rahatım. Star kompleksim yok. Öyle bir şeye inanmıyorum.
- Bakımın için neler yaparsın?
Spor yapmak için kendimi zorluyorum ve rutin olarak yapmaya çalışıyorum. Roma’da evimin yakınında park var, koşuya gidiyorum. Yıllarca spor yaptıktan sonra vücut zaten onu istiyor. Terlemem gerekiyor ki, zihnim açılsın. Spor iyi bir uyuşturucu. Son zamanlarda cildime dikkat etmeye başladım, kızlara danışarak nemlendirici krem falan sürüyorum. Eskiden yapmazdım.
- Kadınlarda bulduğun en kötü özellikler neler?
Sonuçta tanımak, zeka önemli. Anlaşabilmek, ten uyumu. Güzel bakışlar, güzel gülüşler, güzel bir vücut... Ama şöyle bir huyu varsa asla birlikte olmam diyeceğim bir şey yok galiba. Hayatla ilgili katı kurallarım yok. Ama işle ilgili var.
- En büyük düşün nedir?
Türkiye’de, senaryosunu kendi yazdığım bir filmi yönetmek isterim.
ÇOCUK İÇİN UYGUN ZAMAN DİYE BİR ŞEY YOK
Ben hemen aşık oluyorum. Lover boy gibi bir durum söz konusu. Ama şu ana kadar yaşadığım tüm ilişkiler uzun. En az bir buçuk yıl sürüyor. Hemen daldan dala atlamıyorum. Beraber olduğum herkese aşık oldum. Bir de bazen ‘biraz yalnız kalayım’ dediğim anda aşık oluyorum mesela. Ancak şu anda evlilik düşünmüyorum. Baba olmak istiyorum tabii ki. Ama hiç belli olmaz, belki de hayatımın sonuna kadar bir aile kurmayabilirim. Daha onun zamanı gelmedi. Gelince anlayacağız. Ayrıca aslında çocuk için uygun zaman, diye bir kavram da yok. Çocuk oluyor ve sen ona göre uyduruyorsun hayatını.
Kaynak:e-kolay.net
Günsur "İtalyan"da başrolde
“Anlat İstanbul”unda da rol alan Günsür, 26 Kasım’da vizyona girecek “İtalyan”da başrolde.
Genç kuşak oyuncular içinde yıldızı en çok parlayan isimlerden Mehmet Günsür, uluslararası bir projede başrol alarak Türkiye dışında da son derece başarılı işlere imza atabileceğini ispatladı. İtalyan yönetmen Ennio De Dominicis’in yönetmenliğini yaptığı İtalyan’da İtalya’ya göç eden Arnavut bir mülteciyi canlandıran Günsür İtalyan basınından da tam not almıştı. Karlovy Vary Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’ne aday gösterilen İtalyan, Arnavut bir genç olan Giorgio’nun (Mehmet Günsür) sarsıcı hikayesini anlatırken, evrensel bir sorun olan göçmenlik kavramına ilişkin çarpıcı saptamalarda da bulunuyor.
İlk olarak 1989’da Geçmiş Bahar Mimozaları adlı TV dizisiyle Türk izleyicisinin beğenisi kazanan Günsür, Türkiye’de rol aldığı Hamam, O Şimdi Asker, Hayal Kurma Oyunları gibi sinema filmleri; Kasırga İnsanları ve Sır Dosyası gibi dizilerle tanınırken, İtalya’da birbiri peşi sıra rol aldığı Giuda, Tommaso gibi yapımlarla biliniyor. Günsür geçtiğimiz yıl “İyi Papa” adlı yapımda dünyaca ünlü oyuncu Bob Hoskins ile karşılıklı oynama fırsatı buldu. Akdenizin farkılı kıyıları arasında mekik dokuyan başarılı oyuncu önümüzdeki günlerde hem İtalyan hem de Anlat İstanbul adlı filmleriyle Türk izleyicileriyle buluşacak...
http://www.elle.com.tr/roportaj/00239/image1.jpg
http://www.elle.com.tr/roportaj/00239/imperiaflex_2_0_0.jpg
zaten anlat istanbul un 26 kasımda gösterileceğinden bi türlü emin değildim . bence böyle daha iyi oldu . mehmet in iki filmi çakışmamış oldu . keşke şimdi mehmet gelse türkiyeye de italya nın promosyonlarını yapsa sonra da anlat istanbul un kilere katılırdı . bu kadar zor mu ya ???
arkadaşlar beyazperde.com da italyan ve anlat istanbul var oylayın lütfen
http://www.beyazperde.com/film/2253 anlat istanbul
http://www.beyazperde.com/film/2254 italyan
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/sinema001.jpg
http://www.birfilm.com/basin/images/italyan/italyan_poster.jpg
http://www.birfilm.com/basin/images/italyan/italyan_09.jpg
http://www.birfilm.com/basin/images/italyan/italyan_14.jpg
http://www.birfilm.com/basin/images/italyan/italyan_15.jpg
http://www.birfilm.com/basin/images/italyan/italyan_05.jpg
http://www.birfilm.com/basin/images/italyan/italyan_07.jpg
http://www.birfilm.com/basin/images/italyan/italyan_08.jpg
http://www.birfilm.com/basin/images/italyan/italyan_06.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/marieclairee.jpg
Non ci sarebbe niente de fare!(2003)
Mehmet Günsürün arkadasiyla ortaklasa cektigi ve oynadigi kısa film:
Yönetmen:Lisa Romano
Senaryo:Lisa Romano ve Mehmet Günsür
Gör.Yön:Marcello Montarsi
Süre:12 dk.
Türü:Psikolojik
Konusu:Emin 29 yasında bir Türk'tür.Ünlü film yonetmeni Castellani'yi öldürmekten suçlanmıştır ve 5 yıldır Regina Coeli hapishanesinde yatmaktadır.Müebbet hapse mahkum edilmiştir.Francesco hapishane yaşamı hakkında makale yazan bir gazetecidir ve Emin'le röportaj yapar.Yavaş yavaş Emin'in karmaşık ve esrarengiz kişiligi öne çıkar.Onun melek-şeytan doğası ve hayata bakışı iyi-kötü arasında sonu olmayan bir döngüdür
bu gün italyanı izledim .güzeldi .şuan da pek vaktim yok yarın tüm görüşlerimi yazıcam .... bu resim italyan dan
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/memotv.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/elle_mehmet2.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/marieclaire01.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/marieclaire0.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/anlat.kpg.jpg
05.12.2004
Hamam’dan sonra gay dedikoduları çıkmıştı şimdi terfi etmişim, biseksüel diyorlarmış
İhsan YILMAZ
Tamamen içgüdüyle hareket edip, sevdiği şeyi iyi yaparak başarılı olunabileceğinin kanıtı sanki Mehmet Günsür. Tabii ki kendine güven ve maceraya atılmaktan çekinmeyen bir kişiliğin bunu tamamlaması, üstüne şansın da yaver gitmesi gerekiyor.
Kendisini en başta şanslı olarak kabul ediyor zaten. Ferzan Özpetek’in yönettiği ilk filmi Hamam’la Cannes Film Festivali’ne katılması da ona göre büyük bir şans. Bu film Günsür’e İtalya kapısını açmış ve hemen arkasından İtalyan bir tiyatro yönetmeninin başrol teklifini kabul etmiş. Beş yıl önce başlayan macera halen Roma’da devam ediyor. Şimdi hem Türkiye’de hem İtalya’da aranan bir aktör Mehmet Günsür. Burada iki hafta önce vizyona giren İtalyan yapımı L’Italiano’da bir Arnavut göçmen olarak izledik kendisini. Beş ayrı yönetmenin çektiği Anlat İstanbul’da Ümit Ünal’ın yönettiği ilk hikayenin başrolünde yine o var ve film 11 Mart 2005’te vizyona girecek. Ünlü olmayı yaptığı işin doğal bir sonucu olarak görse de popüler olmayı bilinçli olarak reddediyor. Kendi halinde yaşamayı tercih ediyor. Türkiye’de özellik genç kızların arasında her geçen gün artan bir ünü var. Hatta ondan habersiz bir fun clup bile kurmuşlar. Günsür’ün tesadüfen başlayıp onu İtalya’ya kadar götüren oyunculuk serüvenini ve gelecek için projelerini Roma’da bir öğlen yemeğinde konuştuk.
Şu ana kadar 6-7 kere iyi aşık oldum diyebilirim
Türkiye’de kızlar şu ara herhalde en çok sizi merak ediyor. Mehmet Günsür nasıl bir aşıktır?
- Bence aşk, karşındaki insanın yaptığı her şeye aşık olmaktır. Paketten sigara çıkarışından peçeteyi tutuşana, verdiği kararlara kadar. 24 saatin yetmemesidir onunla birlikteyken, keşke gün 48 saat olsa demektir. Ben her ilişkinin bir evrim olduğunu düşünürüm. Bir sonraki ilişkini daha iyi yaşarsın. Bu açıdan aslında çok şanslıyım. Çok fazla aşık olurum çünkü. Şu ana kadar altı yedi kere iyi aşık oldum diyebilirim. İnsanın hayatta bir kere aşık olacağına da asla inanmıyorum. İlişkilerim de uzun sürelidir. En kısası bir buçuk yıl sürdü. 3 buçuk sene Paris-İstanbul arası bir ilişki yaşadım mesela. Herhalde ben aşık olmaya aşığım.
Hamam filminde canlandırdığınız karakter eşcinsel bir ilişki yaşıyordu. Türkiye’de adettir, filmlerde canlandırılan roller, oyuncuların hep gerçek hayatına da uyarlanmaya çalışılır.
- Evet Hamam’dan sonra gay olduğum yönünde dedikodular çıkmıştı. Ama şimdi duyduğuma göre terfi etmişim, biseksüel diyorlarmış. Halbuki ben kadınlara taparım.
İtalyan Lisesi’ni bitirdiğinizi biliyorum ama oyunculuk eğitimi almadınız sanırım. Nasıl başladı oyunculuk serüveniniz?
- Oyunculuk benim için Hamam filmine kadar sadece bir hobiydi. Eğitimini de almadım zaten. Evimde gitarımı tıngırdatmak gibi bir şey. 7 yaşında Sana reklamında oynadım ama tamamen bir tesadüftü. Nilgün Halam’ın bir arkadaşı reklam prodüktörüydü. Halam beni ona götürdü ve o reklamda oynadım. Sonra birkaç reklamda daha oynadım ve bir şekilde beni ikisi de rahmetli olan Onat Kutlar ve Okan Uysaler buldu. 12 yaşında Geçmiş Bahar Mimozaları adlı dizide Filiz Akın’ın oğlunu oynadım. Gerçek anlamda set tozunu orada yuttum sanıyorum.
Yuttuğunuz o toz, oyunculuk okumaya yöneltmedi mi sizi?
- Hayır, üniversite olarak Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne devam ettim. Tezimi falan verdim ama ikinci sınıftan kalan bir dersim yüzünden okulu bitiremedim. Spora ve müziğe merak saldım. Bir müzik grubumuz vardı. Bir de tenis oynuyordum. Hatta Enka’nın takımındaydım ve milli takıma gitmek üzereydim ki vazgeçtim.
Hayatınızın dönüm noktası sanırım Ferzan Özpetek ile tanışmak oldu.
- Ferzan ile Roxy sayesinde tanıştım. Roxy’nin restoranını işletiyordum. Oradan tanıdığım insanlardan biri Hamam’ın figürasyon işlerini ayarlıyordu. Benim de İtalyan liseli olduğumu, bir zamanlar oyunculuk yaptığımı falan biliyor. Bana Ferzan’dan bahsetti, Türkiye’de film çekmek istediğini, başroldeki oyuncunun yanına birini aradığını söyledi. Ferzan’la tanıştık bir iki deneme çekiminden sonra rolü bana verdi. Ama ben o zamanlar müzik de yapıyorum ve tam bir rocker durumundayım, saçlarım uzun, küpeler falan... Ama dedi bu rol için saçlarını kesmen lazım. Tam bir hafta düşündüm saçlarımı kesip kesmemeyi. Sonra rockerlık saçta değil baştadır deyip saçı kestim ve oyunculuğa daldım, filmi çektik.
CANNES’A KIZ ARKADAŞIMIN BABASININ SMOKİNİYLE GİTTİM
Ve daha ilk filminle Cannes Film Festivali’ne katılma şansını elde ettin.
- O inanılmaz bir şeydi. İlk filmim ve onunla Cannes’a gidiyorum. Kız arkadaşımın babasının smokinini ödünç aldım. Hálá bende durur. Saçları kestirmişim ama serde rockerlık var ya, smokinin altına spor ayakkabı giydim. Bir şekilde aykırılık yapacağım. Heyecanım resmen tavan yaptı. Yemekte doğru dürüst bir şey yiyemedim ama tam bir şişe Martini Bianco içtim, yine de cin gibiydim.
Daha sonra Ferzan Özpetek’in herhangi bir filminde oynamadınız ama?
- Ferzan hep yeni insanlar denemek istiyor. Cahil Periler filminde Koray’ın oynadığı, Serra Yılmaz’ın kardeşi rolünü üstlenecektim ama olmadı. İlla ben oynayacağım diye bir şey yok. O da hislerine göre davranan bir insan ben de. Hálá görüşüyoruz, konuşuyoruz.
Hamam’dan sonra İtalya macerası nasıl başladı?
- 1998 yılında Hamam’da görüp beğenen bir tiyatro yönetmeni Ferzan vasıtasıyla bana ulaştı ve bir oyun teksti gönderdi. Oyun İtalyanca ve benim İtalyancam lise düzeyinde. Dört yıldır da konuşmamışım. Kulağım iyidir çabuk kaparım ve kolay unutmam ama teklif edilen başroldü. Tekst çok hoşuma gitti, insan haklarıyla ilgiliydi. Modena’ya geldim bu oyun için. Zaten hayatımın bir döneminde İtalya’da yaşama isteği hep vardı içimde. Bir de sevdiğim bir işi yaparak kalacaktım. Sevinçten havalara uçtum tabii. Geldim ve provalara başladım hemen. 45 gün kadar bir prova sürecinden sonra oyunu oynamaya başladık. 2.5 sene süren bir turne yaptık İtalya’da o oyunla. Ama o anda bu oyunun 2.5 sene süreceğini bilmiyordum, öylesine yerleştim buraya.
Başta şu kadar kalır geri dönerim diye mi düşünmüştünüz?
- Hiç düşünmedim açıkçası. Yepyeni bir ortam, farklı insanlar, çok hoşuma gitti. İlk defa profesyonel anlamda tiyatro yapıyordum. Ve İtalyanca başrol. Sürekli İtalyanca konuşuyorum ve bir buçuk saat kadar sahnede kalıyorum. Oyun bittiğinde resmen ben de bitiyordum. Ama mükemmel bir deneyim oldu benim için.
Sonrası nasıl gelişti?
- İtalya’ya gelişimin bir yıl sonrasında falan Roma’ya taşındım. Yine Hamam filminin referansıyla iyi bir menajerlik ajansıyla anlaşma imzaladım. Hamam diye bir filmde rol almışım ama her şey için deneme çekimi yapıyorlar. Kim olursan ol geçerli bu. Yani seni o karakterin ayakkabılarının içinde görmek istiyorlar. Şansım yaver gitti ve hemen çalışmaya başladım. 2000 yılının ocak sonunda taşındım Roma’ya ve şubatın ortasında bir reklam filminde rol aldım. İlk işim o oldu. Onun ardından beş aylığına Fas’a gittim film çekimi için. Sonrası geldi işte.
SARIYER’DEN EMİRGAN’A MİNİBÜSLE GİDERİM, GAYET RAHATIM BU KONUDA
Şöhret benim için baştan çıkarıcı bir şey değil. İşini iyi yaptığın zaman doğal olarak geldiğin yer orası. Zaten meşhur olmak için çabalarsan olamazsın. Zorla olmuyor bu. Hülya Avşar Şov’a ya da o tür yerlere çıksam daha fazla meşhur olabilirdim belki ama beni ilgilendiren şey o değil. İlgi insana hoş geliyor tabii ama sürekli gözetlendiğini bilmene rağmen olabildiğince rahat olmak önemli benim için. Mesleğimin bir avantajı belki, ben çok iyi gizlenebiliyorum. Ailem Sarıyer sırtlarında oturuyor, oradan minübüsle Emirgan’a falan gidebiliyorum. Gayet rahatım bu konuda.
TÜRK DİZİLERİNDEN HER GÜN TEKLİF ALIYORUM
Türkiye ile ilişkin ne durumda?
- İş açısından ilişkim tamamen kesildi. Buraya konsantre oldum çünkü. Bir de kötü bir dönemde geldim İtalya’ya. Hamam’dan sonra Türkiye’den de teklifler gelmeye başladı ama hepsi birbirinden kötüydü. Ben ise Hamam gibi bir filmden sonra daha kaliteli şeyler yapmak istiyordum. Taylan Biraderler’le Sır Dosyası diye çok güzel bir diziye başlamıştık ama ekonomik kriz nedeniyle beşinci bölümden sonra kaldırıldı.
Şu sıra çok fazla dizi çekiliyor Türkiye’de. Onlardan hiç teklif gelmiyor mu?
- Gelmez olur mu, hem de hemen her gün. Her teklifteki klasik laf da şu: ‘Şimdiye kadar yapılmamış bir şey, diğerlerinden farklı olacak.’ Herhalde dünyada bir tek Türkiye’de vardır bir yeni yayın döneminde 104 dizinin birden yayına girmesi. İnanılmaz bir şey. Bu ne demek biliyor musunuz? Türkiye’de 100 tane yönetmen, yardımcı yönetmen ve teknik ekip var demek. Ama yok böyle bir şey. Bir kişi beş diziyi birden götürüyor. Birinin dördüncü asistanı, diğerinde yönetmen oluyor.
Peki hiç yok mu yeni bir proje?
- Fransa’dan gelen üç dört teklif var şu anda. Türk polisiye yazarı Osman Aysu’nun bir romanının film haklarını satın almışlar ve yakında o başlayacak sanırım. Bunun dışında İtalya’da Floransa’da Serra Yılmaz’la yapacağımız bir tiyatro projesi var. Ocak sonunda sahnelemeye başlayacağız. İtalya’da tanınmış bir yönetmen sahneye koyacak. Türkiye’de konuşulan ama şu an kesinleşmemiş başka işler de var.
Kung Fu filmi çekeceğim
Çok yakında ilk yönetmenlik denememi yapmak istiyorum Türkiye’de. Son dönemlerde çok iyi sinemacılar çıkmaya başladı. Nuri Bilge Ceylan’ı, Fatih Akın’ı çok beğeniyorum. Mehmet Kurtuluş’la bir Kung Fu filmi projemiz var mesela. Ama şimdilik bu kadarını söyleyeyim.
Favorim Akdeniz kadınları
İtalya’nın kuzeyi ile güneyindeki insanlar çok farklı. Biz Türkler İtalya sözlüğünde bayağı güneyliyiz. Hemen hemen bütün arkadaşlarım tesadüfen güneyli. Şimdiki kız arkadaşım da öyle. Çizmenin topuğunun olduğu bölümden, Lecce’den. Türk ya da İtalyan diye ayırmayayım insanları ama ben Akdeniz kadınlarını çok seviyorum. Anaçlık duygusu olan, daha doğayla iç içe olan kadınları. Ne bileyim kerevizin iyisini bilsin istiyorum. Bir domates üzerine bir saat konuşabileyim onunla. Tabii bölgeye bağlı bir şey değil bu. Bir Kanadalı da Akdenizlilik ruhunu taşıyabilir.
http://www.filmposter-archiv.de/p_jhya/1997/hamam.jpg
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/o/o_simdi_asker_galeri6.jpg
http://www.pratometraggi.it/img/corti/corti5.jpg
valla bu resimler var mı burda bilmiyorum ama ben görünce ekleyeyim dedim. :lol:
http://www.e-kolay.net/kadin/images/mehmetgunsur1.gif http://www.e-kolay.net/kadin/images/mehmetgunsur2.jpg http://www.e-kolay.net/kadin/images/mehmetgunsur3.jpg
http://www.e-kolay.net/kadin/images/mehmetgunsur4_1.jpg http://www.e-kolay.net/kadin/images/mehmetgunsur5.jpg http://www.e-kolay.net/kadin/images/mehmetgunsur6.jpg http://www.e-kolay.net/kadin/images/mehmetgunsur7.jpg http://www.e-kolay.net/kadin/images/mehmetgunsur8.jpg http://www.e-kolay.net/kadin/images/mehmetgunsur.jpg
mehmet günsür,türkiye'de tanınan diğer oyunculardan farklı,sayılı ama ses getirmiş projelerde rol aldı,italya'da yaşamasına karşın Türkiye'de sağlam bir hayran kitlesi yakaladı.tüm bunlar tesadüf ve şans demek Mehmet'e haksızlık olur.çünkü hakikaten çok hoş bir aktör.italyan filmiyle ilgili yazılan 'italyan erkeklerini kıskandırdı' yorumlarını abartılı bulmuyorum.Türkiye'de rol aldığı bir projede kendisini tanıma fırsatı buldum.ekranda ya da beyaz perdede izlerken beğendiğim bir aktörün,ne kadar mütevazi,etrafına pozitif enerji veren bir 'insan' olduğunu gördüm.Mehmet,umarım seni daha çok projede görme fırsatı bulabiliriz.
Mehmet Günsür’le Roma’da bir gün
Heja BOZYEL
Tatilinizi İtalya’da geçirmeye karar verdiniz ama vaktiniz kısıtlı ve ‘Citta di dio’ yani ‘Tanrı’nın şehri’ Roma’ya sadece bir gün ayırabileceksiniz. O zaman şehri iyi bilen birinin tavsiyelerine ihtiyacınız var. Türk erkeklerinin hepsini kıskandıran Mehmet Günsür, son filmi ‘The Italian’la şimdilerde İtalyan erkeklerini de kıskandıradursun; Roma’da geçireceğiniz ‘bir gün’ için ondan daha iyi bir rehber olamayacağını da gösterdi...
Trastevere’nin daracık, her birinden renk renk sardunyalar içinden ‘Pace’ (Barış) yazılı gökkuşağı bayrakları sarkan balkonları arasında yola çıkınca bu şehrin tamamının müze olduğuna kanaat getireceksiniz. Trastevere bölgesi şehri ikiye bölen nehrin güneyinde kalıyor ve çoğunlukla sanatçıların yaşadığı bir nevi Cihangir. Bu bohem semti şehrin her yerinden daha çok seven Günsür, buranın Roma’da yapısı bozulmadan kalabilen tek yer olduğunu anlatıyor.
Saatler hálá öğleni gösteriyorsa dükkanların çoğu kapalı, siesta tatilindeler. Her köşede sıra sıra motosikletler, dar sokakların temel dekoru. Travestere’nin minik çeşmesi ve şirin kilisesini gezmekle işe başlayabilirsiniz. Sonra sıra Günsür’ün en sevdiği yapılara gelecek: Ünlü Dome ve St. Ignazio Kilisesi. Duomo Dome, Roma’nın en ünlü yapılarından. Tepesindeki yuvarlak boşluktan ışık alan kubbenin tek parça halinde inşa edilmiş olması hem Günsür’ü, hem de ziyaretçileri en çok şaşırtan özelliği.
TEKRAR GELME GARANTİSİ
St. Ignazio’nun artık yarı İtalyan sayılan oyuncu için yeri bir başka: ‘Buraya ilk geldiğimde saatlerce tavana bakmaktan boynum ağrımıştı’ diyor: ‘Resimler üç boyutlu gibi, uzansan, şuradaki adamın ayağına gerçekten dokunacaksın sanki!’ Buraya gelirken yanınızda mutlaka bir 50 cent bulundurun. Günsür, 50 cent’i duvardaki kutuya atınca bir anda kilisenin karanlık görünen ikinci kubbesinin tavanı aydınlanıyor. Işığın yanmasıyla illüzyon da başlıyor. Tepede sanki Dome’daki gibi bir pencere varmış izlenimi uyanıyor. Oysa bu görüntü renklerin oyunundan ibaret!
Roma’da bulunup ünlü Fontana di Trevi’ye uğramamak olmaz. Trastevere’den yürüyerek buraya gelebilirsiniz. Fontana di Trevi’ye vardığınızın işareti, kalabalık turist grupları. Fellini’nin La Dolce Vita’sında Anita Ekberg’in siyah elbisesiyle sularını coşturduğu çeşme işte burası! ‘Filmde meydan çok daha büyük görünüyor’ diyor Mehmet Günsür. Haklı da! Dünyanın en çok ve en büyük meydanlarına sahip kentin bu en ünlü meydanı aslında hiç de o kadar büyük değilmiş ancak çeşme, çevresinde saatlerce oturabileceğiniz kadar güzel.
Günün değişik saatlerinde farklı ışıklara göre ruhunu değiştiren bir tiyatro sahnesi gibi. Oyuncuların yerine geçen heykeller ise teker teker en ince ayrıntılarına kadar dokunulması gereken mucizeleri andırıyor. Bu çeşmenin, herkesin bildiği özelliği bir dilek çeşmesi olması: Çeşmeye arkanızı dönüp, bir dilek tutarak, sol omzunuzun üzerinden para atıyorsunuz. Böylece Roma’ya tekrar gelmeniz garanti altına alınıyor, bir nevi Roma’ya dönüş biletinizin ön ödemesi.
GÜNEŞ BURADA BATIRILIR
Biraz ileride Piazza di Spagna’daki İspanyol Merdivenleri de bir başka turist mıknatısı. Kalabalıktan merdivenler görünmüyor. Bu noktada birkaç seçeneğiniz var: Ya Piazza di Spagna’da ve çevresinde bulunan birbirinden ünlü modaevlerinin mağazalarının büyüsüne kapılıp bir dolu hediyelik eşyayla dükkanlardan ayrılacaksınız ya da çok az bir yürüyüşle çıkacağınız Via due Macelli Caddesi’nden paralelindeki Via del Corso Caddesi’ne, oradan da devamındaki Via Dei Fori Imperiali Caddesi’ne ilerleyip bu caddeler boyunca uzanan mağazalardan son moda giysiler satın alacaksınız. Bir diğer alternatifiniz ise her iki adımda bir göreceğiniz ağız sulandıran dondurmacılardan istediğiniz çeşitte ‘Gelati’ yani dondurma alıp, turistlerin arasına karışacaksınız. Son seçeneğinizse ara sokakları kaplayan kafe-barlardan birinde kafein ihtiyacınızı gidermek, bir kadeh şarapla keyfinizi artırmak. Günsür’ün seçimi şaraptan yana oluyor; sık sık gittiği La Coppola Storta’da şarap harika ve meze çeşitleri sayısız!
Şehre birkaç günlüğüne yolu düşen hiçbir turistin gitmeyeceği ama Romalı gençlerin çok sevdiği Giannicolo Tepesi, günbatımı için en ideal adres. Akşam saatlerinde Roma bir başka güzel oluyor. Bulutların her biri kızılın binlerce tonunda... Giannicolo Tepesi’ne Trastevere Mahallesi’nden Villa Pamphili Parkı’na çıkarken varıyorsunuz. Günsür burada geçirdiği gecelerde bazen kendini İstanbul’da hissettiğini anlatıyor. Işıkların bir kısmı ona Boğaz Köprüsü’nü hatırlatıyor. Şehirdeki tüm ışıkları, gün boyunca gezdiğiniz her yeri kuşbakışı görebildiğiniz noktadan birkaç yüz metre aşağıda bir cezaevi bulunuyor. Filmlerden hatırlayabileceğiniz bu cezaevini şöyle anlatıyor:
‘Kocaları hapishanede olan kadınlar, bu tepeye çıkıp haftanın belli günlerinde bağırarak kocalarıyla konuşabiliyorlarmış. Oynadığım bir filmin ilk sahnesinde ben de hapishanedeki bir adamı canlandırıyordum ve sevgilim rolündeki kişi tepeden bana seslendiğinde sesi gerçekten de bana kadar geliyordu.’
Bu tepede bir bira içeceksiniz; İtalyanların biranın yanında yedikleri erik kadar kocaman ve tatlı zeytinlerden alabileceğiniz bir de büfe var. Artık akşam yemeği saati geldiğine göre artık tadını asla unutamayacağınız gerçek bir İtalyan pizzası yemenin de vakti gelmiştir.
COLOSSEO’YU GECE GÖRÜN
Via di Ripetta Caddesi üzerindeki Pizza Re’de sipariş edeceğiniz pizzanın mutlaka taze dana mozarellalı olmasına dikkat edin. Bu peynir Günsür’e göre dünyanın en güzel peyniri. Pizzaya gelince: ‘Napoli pizzasının hamuru incecik, kağıt gibi olur. Roma pizzası birazcık daha kalındır ve Pizza Re’nin pizzası kadar güzelini başka yerde yiyemezsiniz.’
Yemekten sonra sırada Campo de Fiori-Çiçek Meydanı var. ‘Burada her gün pazar kuruluyor. Öğlen saatlerine kadar açık pazarda çiçek ve taze meyve, sebze satılıyor’ diye anlatıyor. Pazar sonrası çabucak temizlenen meydan, gece birkaç bira için ideal mekan. Sokak çalgıcılarıyla dolu meydanda istediğiniz bara oturun ve ‘birra nazionale’ içmek istediğinizi söyleyin. Peroni, Dreher, Nastro Azzuro ve Moretti başlıca yerel bira markaları. İthal biralara göre çok daha ucuz ve güzel.
Geceyi biraz daha hareketli ve şık bir yerde kapatmak isterseniz yine Trastevere Mahallesi’ndeki Friends Art Cafe tam size göre. Otelinize dönüş yolunda mutlaka gece görmeniz gereken Colosseo’dan geçin. Işıklandırılmış hali kendinizi gladyatörler zamanında yaşayan bir masal kahramanı gibi hissetmenize yol açacak. Buradan sonra artık Roma caddelerinde Mehmet Günsür gibi şarkı söyleyerek scooter’ınızın hızını artırmanız yeterli...
http://www.sanathaber.net/images/gunsur1.gif
http://www.sanathaber.net/images/gunsur2.gif
Hamam filmi ile İtalyanlar'ın da gönlünü çelen Mehmet Günsur'un Türkiye’de iki filmi gösterime girecek. “L’Italiano” ve “Anlat İstanbul”.. Sanathaber.net İtalya temsilcisi Mine Türkili, Sicilya'da Günsur'la konuştu ve Roxy'den İtalya'ya uzanan öyküsünü yazdı..
Mine Türkili
Fotoğraflar: Elif Altuğ
Tıpkı Ferzan Özpetek gibi Mehmet Günsur ile de Sicilya’da karşılaştık. Türkiye’de iki filmi gösterime girecek. “L’Italiano” ve “Anlat İstanbul” 2005’e dair bir çok projesi var. Bunların arasında Sicilya’da organ mafyasını anlatan bir film de var. Çok sevindim. Nihayet, Sicilya’da bir Türk sanatçı.
ONA “MEMO” DİYEBİLİRSİNİZ:
Tıpkı “Hamam” filmindeki gibi tanıştık. Sicilya Marzamemi Film Festivali’ndeyiz. “Mehmet, ama Memo” diyebilirsin dedi.
(Sicilya'da Mehmet Günsur ve Mine Türkili, Roxy bar'dan İtalya'ya uzanan günleri, aşkı, yaprak sarmaları filan konuştular)
8 yıl önce Roxy Bar’da restoran işleten, 21 yaşında uzun saçlı, yakışıklı bir çocuğun İtalya’ya uzanan öyküsü, Ferzan Özpetek ile tanıştırılmasıyla başlıyor.
Özpetek’e “Mehmet ama “Memo” diyebilirsin” diyor Mehmet Günsur. Özpetek şaşırıyor, çünkü senaryoda da aynı tanışma sahnesi var.
Marzamemi’de tanıştığımız günü anımsıyorum. Bütün İtalyan kız arkadaşlarımın müthiş beğenisini kazandı.
Üstelik o günlerde belgesel film yapımcısı Catherina’ya aşık. Hani aşık olunca insanın gözleri bir başka parlar, farklı bir güzellik gelir ya üstüne. Mehmet Günsur’a bir de aşkın pırıltısı eklenmişti. Ben de fırsat bu fırsat arkadaşlarıma esaslı bir yalan atıverdim. “Türkiye’de bütün erkekler böyle, bunlardan çok var”
Hani iki insan gurbet ellerde karşılaşınca, bir çırpıda dostluk kuruverir ya biz de Memo’yla başladık koyu bir sohbete. Mehmet’in en çok özlem duyduğu şey; İstanbul’un sabaha kadar açık olan sokak sofrası ve Emine hanımın yaprak sarmaları.
“Kilolarca yaprak sarma getiriyorum. Inanamazsın? Mutfağa girince kendimi kaybediyorum. Türkiye’de iyi zeytinyağı, iyi domates bulmak zor. Salerno’da balıkçı bir ailenin evine gittim. Balıklı bir makarna yedim. Bahçeden koparılmış caparilerle. Öf müthişti. İtalyan arkadaşlarıma müthiş sofralar hazırlıyorum.”
Aslında İtalyan ailesi gibi kocaman bir ailesi varmış Günsur’un. Onları anlatırken gözleri bir başka parlıyor ve “onlar olağanüstü, neşeli, gürültülü” 20 senedir hiç aksatmadan, her yıl bu kocaman aile biraraya geliyor ve tekne ile mavi yolculuk turuna çıkıyormuş.
2002 yılında İtalya’da gösterime giren ve İtalya’da kaçak yaşayanların dramını anlatan “L’Italiano” yani “İtalyan” adlı filmde başrol oyuncusu Mehmet Günsur, bir Arnavut gencini canlandırıyor. Yönetmen Ennio De Dominicis’e göre, Arnavutlar için İtalya, düşler ülkesi Amerika gibi. Ancak yıllar önce kendilerinin de göçmen olduğunu unutan bir çok İtalyan, göçmenlerden şikayetçi.
“Bu filmi bir aşk adına yaptım. Anlatılması zor bir konuyu seçtim. Herkesin sınırları aşarak başka yerlere gidebilme özgürlüğüne inanıyorum. Bu bir kültür zenginliği. Arnavutlar, İtalya’yı Amerika gibi, tüm düşlerini gerçekleştirebilecekleri bir ülke olarak görüyorlar. Ve bugün bir çok italyan, başta Arnavutlar olmak üzere, extracomunitari diye tanımlanan yani topluluk dışı ülkelerden gelen insanlardan şikayetçi. O kadar çabuk unuttular ki, kendilerinin de bir zamanlar yani 50 – 60’lı yıllarda daha iyi bir dünya umuduyla göç ettiklerini. Hatta İtalya içinde de çiftçiler topraklarını terkederek, iş umuduyla kuzeye geldiler.” İşte bu fikirlerle yola çıkarak gerçekleştiriyor ilk filmi “L’Italiano” yani “İtalyan’ı., yönetmen Ennio De Dominicis.
Abruzzo dağlarında çekilen filmde, yaşlı bir Abruzzolunun yaşadıklarından gördüklerinden ilham alınır. Dominicis, doğduğu küçük kasabada, “kasabanın delisi” olarak tanımlanan bir yaşlıdan etkilenmiş.
Film, 1992 Ağustos ayında Arnavutluk’ta Komunizmin çöküşünün ardından “italyan” lakaplı Giorgio’nun şişme bir botla İtalya’ya firar etmesiyle başlıyor. Filmin baş kahramanı için neden bir Arnavut ya da bir İtalyan değil de bir Türk.
Dominicis bu soruyu şöyle yanıtlıyor;
“Bir çok deneme çekimi yaptım. Tiran’da da filmimin kahramanını aradım. Ama filmdeki Arnavut genci, Arnavutların çirkin ve kirli olduğu imajını da yıkmalıydı. Onun için yaşam dolu, çekici bir kahraman aradım. Mehmet’i profesyonel ve insancıl ruhu için seçtim. Ciddi ve duyarlı bir yanı var. Bu özellikleri nedeniyle kararımı verdim. Bir başka filmde, dilerim bu İtalyan-Türk ortak yapımı olur, yine Mehmet ile çalışmak isterim.”
Filmin İtalya’daki şanssızlığı
Karlovy Vary Film Festivali’nde “En İyi Yönetmen Ödülü’ne” aday gösterilen film, 2002 yılında gösterime girdiğinde İtalya’da biraz şanssızlığa uğramış. Günsur, ölü bir ay olan Ağustos ayı’nda gösterimde üç hafta gibi kısa bir süre kalan filmin, Türkiye’de gösterime girmesinden çok mutlu. “Aslında”” diyor “her film bir çocuğum gibi. Galiba filmlerin başarısında şans önemli. Neyin etkili olduğu belirsiz. Örneğin Dağıtım Firması da önemli.”
İtalya’da kendisi de bir extracomunitario olan Mehmet Günsur filmin kendisini oldukça etkilediğini belirtiyor; “Elbette ben onların yaşadığı zorlukları yaşamadım yaşamıyorum. Ancak film çalışmaları sırasında, İtalya’ya lastik botlarla, binbir güçlükle ulaşan bir sürü insanla tanıştım. Hepsinin hikayesi farklı. Hepsi hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ben de bir yabancı olarak bazı zorluklar yaşıyorum. Ama bunlar bürokratik. 11 Eylul’den sonra, parmak izimiz alındı, fotoğraflarımız çekildi. Fişlendik. Ayrıca sabahın erken saatlerinde oturma izni için sıraya girme. Oturma izinini bekleme ve bu bekleyişde İtalya’dan çıkamazsın. Çıkarsan vize almak zorundasın. Bunlar hep bürokratik engeller. Ama yine de ben bu ülkede yasal olarak yaşıyorum ve şanslıyım.”
Filmin bir diğer ilgi çeken yanı da, Günsur’un İtalya’nın ünlü televizyon programcısı Sonia Acquino ile gerçekleştirdiği sevişme sahneleri. Günsur’a göre bu sahneler hakkında çok konuşuldu ve biraz abartıldı. Aslında sevişme sahnesi çok zor olduğunu belirten Günsur şöyle devam ediyor; “Uzun bir sahneydi. Herşey tamamen doğal olmak zorunda. Oyuncunun rahatlığı önemli. Ben de rahat olmama rağmen zorlandım.”
ROMA’DA ADIM ADIM
Marzamemi’den sonra, fotoğrafçı arkadaşım Elif Altuğ ile birlikte Roma’da yeniden buluştuk Memo ile. Bir kaç ay sonra İtalyan adlı filmi İstanbul’da gösterime girecek. Catherina’ya dört aydır aşık. Zaten o, aşkın öyle hayatta bir kez olduğuna falan da inanmıyor.
“Çok güzel aşık olurum. En kısa ilişkim bir buçuk sene sürdü” diyor. Onun kenti Roma’da dolaştık. Roma’nın salaşlığını, dar sokaklarını, şarap mahzenlerini ..
Trastevere yakınlarını seviyor. “L’ombre Rosse” restoranı en sevdiği mekanlardan. Roma’nın güneyden farklı İmparatorluk döneminden kalma bir tembelliği var diyor. Biz de bu tembelliğe uyarak yavaş yavaş attık adımlarımızı.
Sonra tesadüf bu ya, Mehmet Günsur’dan ayrıldıktan sonra, Elif ile birlikte Colleseum yakınında bir Çin Restoranı’na gittik. Köşede Ferzan Özpetek, yeni filmini çekiyordu. Ama artık Özpetek çok yoğun, çok ünlü. Yanına pek yaklaşılmıyor. Bunu bildiğimiz için yanına gidip konuşmadık.
Haber Giriş Tarihi: 12.12.2004 19:37:34
http://www.z1filmatolyesi.com/images/hayalbant.jpg
HAYAL KURMA OYUNLARI
Senaryo-Yönetim
Yavuz Özkan
Yapımcı
Aycan Çetin
Yapım
Z-1 Film Atölyesi
Görüntü Yönetmeni
Pierre Novion
OYUNCULAR
Baba
Tarık Akan
Anne
Serap Aksoy
Meral
Ayşegül Aldinç
Mustafa
Kayra Şenocak
Zeynep
Pelin Batu
Tolga
Mert Gür
Futbolcu Çocuk
Mehmet Günsür
Kayınbirader
Mümtaz Sevinç
Annenin Sevgilisi
Musa Uzunlar
Lokanta Müdavimleri
Nejat Birecik
Özgür Erkekli
Zeynep Erkekli
Yavuz Özkan ve Tarık Akan "Hayal Kurma Oyunları" filminin setinde
Çekime Başlama Tarihi
Ekim 1999
Çekim Yerleri
İstanbul-Sapanca
Filmin Özellikleri
Film: Kodak
Süre: 120'
Ses: Dolby Stereo
Kamera: 35mm Arri BL 4
Bütçe
800.000 USD
Özet
Baba, anne, üniversitede okuyan kızı, lise öğrencisi oğluyla birlikte şehre 30-40 dakika uzaklıktaki göl kıyısındaki aileden kalma eve taşınmışlardır. Çocuklar hiç şikayetsiz okullarına gidip gelirken o sırada Annenin erkek kardeşi Babaya kentte bir lokanta açmasını, gerekli olan parayı vereceğini söyler. Baba böyle bir iş için hazırlıklı değildir ama etki altında kalarak teklife evet der ve kayınbiraderine borçlanır. Anne bütün bu olup bitenlerden sıkılmıştır. Hayal ettiklerine ulaşacağını umarak evi terk eder. Birikiminden ve yaşama bakış felsefesinden çok etkilendiği ama alkoliklik sınırında dolaşan bir yazarın peşine takılır.
Annenin evi terk etmesi baba ve çocukları çok etkiler. Giderek özellikle baba kız arasında gösterişsiz ama müthiş bir dayanışma başlar.
Lokantada da işler çok kötüdür. Çok müşteri olmasına karşın Baba çoktan ipin ucunu kaçırmıştır. Öte yandan lokantanın sürekli müşterileri ile bir aile oluşmuştur sanki. Lokantada komik, naif, kimi zaman sert ya da çok hüzünlü olaylar yaşanır. Selma da lokanta müdavimlerindendir. Kısa süre önce ayrıldığı kendisinden genç sevgilisi bir saniye olsun peşini bırakmaz. Genç sevgili Selma ile yeniden birlikte olabilmek için lokantanın açılışından kapanmasına kadar bütün zamanını orada geçirir. Bu arada Selma Babaya yakınlık duymaya başlar. Bunu fark eden Kız bu ilgiyi babasının yalnızlığına bir çare gibi görür ve Selma ile babasının arasını yapmaya çalışır. Aslında bilinçaltında annesinden intikam almak vardır.
Olaylar içinde en çok örselenen Baba ve çocuklar ise her şeyle baş etmenin bir yolunu bulmuşlardır. Şehirle evleri arasında gidip gelirlerken oynadıkları hayal kurma oyunları, yaşadıkları ile hayal ettikleri arasındaki çatışmada onlara güç verir.
http://www.sabah.com.tr/2004/08/14/cpsabah/im/D17E4A1CA6AFC34D9F1A9DDBb.jpg http://www.sabah.com.tr/2004/08/14/cpsabah/im/36E840105A1DAE40B5EDE59Db.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye/mehmet_Sabah.jpg
www.geocities.com/mehmetgunsurturkiye
http://www.sinema.com/pic/galeri/filmler/a/anlatistanbul_16.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/100.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/45.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/Image-020.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/Image-1200.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/Image-160.jpg
Mehmet Gunsur
dogum tarihi:08.05.1975 - İstanbul
egitimi:İtalyan Lisesi, Marmara Üniversitesi Reklamcılık Bölümü
oynadigi filmler ve diziler: gecmis bahar mimozalari(1989)
hamam(1997)
hayal kurma oyunlari(1999)
sir dosyasi(1999)
o simdi asker(2000)
italyan(2004)
anlat istanbul(2004)
pilli bebek(2003)
kasirga insanlari(2004)
Ödülleri
10. Ankara Film Festivali, 1998, Hamam, Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu
6. Gökçeada Film Festivali, 2003, O Şimdi Asker, En İyi Erkek Oyuncu
40. Antalya Film Şenliği, 2003, O Şimdi Asker, 40. Yıl Özel Ödülü
9. Sadri Alışık Ödülleri, 2004, O Şimdi Asker, Jüri Özel Ödülü
kaynak:http://www.sinematurk.com/kisi.php3?kkodu=3581
http://www.sinematurk.com/img/kisi/3581.jpg
esma ela resimler harika tsk cok güzeller
canim elimden geldigince size memetin resimlerini ulastirmaya calisiyorum..begendigine sewindim..umarim herkes begenir..
http://www.showtvnet.com/kadin/img/galeri/gunsur/04.jpg
http://www.showtvnet.com/kadin/img/galeri/gunsur/01.jpg
http://www.showtvnet.com/kadin/img/galeri/gunsur/03.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/Image-120.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/Image-01.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/Image-10.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/Image-02.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/29.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/30.jpg
http://www.geocities.com/mehmetgunsur2004/36.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/kon50.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/memo01.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/hoticmemo.jpg
hotiç magazalarında bu resimler asılı :)
http://img98.echo.cx/img98/3937/elele04jpg5xd.jpg
memo nun elele mayıs 2003 resimlerin den biri tüm resimler yahoo grubumuzda mevcuttur ... gruba üye olmayanlar bi an önce olsunlar derim ben :)
http://img98.echo.cx/img98/720/elele014se.jpg
http://img98.echo.cx/img98/3198/elele025ww.jpg
http://img98.echo.cx/img98/5415/elele0eh.jpg
http://img158.echo.cx/img158/2918/galeri1mq.jpg
http://img107.echo.cx/img107/8081/galeri20jb.jpg
Mehmet Günsür Karşınızda
İstanbul ve İtalya arasında mekik dokuyan, oyunculuğuyla göz doldurun Mehmet Günsür şimdi de modellik yapıyor.
Ferzan Özpetek'in "Hamam" filmi sayesinde tanıştığımız, kendisine hemen alıştığımız, buralarda olmasa da bizimdir deyip bağrımıza bastığımız bir oyuncu Mehmet Günsur. Son olarak Hotiç'in reklam kampanyası için Cansu Dere ile birlikte kameralara poz veren Mehmet'i İstanbul'da yakalayamadık bir türlü ama internetin nimetlerinden faydalanıp bir soralım dedik, neler yapıyormuş bu aralar. Zamanı dardı o yüzden uzun uzun yazamadı herhalde. Yine de meraklısına 2005 yazının ilk ayında Mehmet Günsür karşınızda!
- Yüksek ökçe giyen kadın sizi cezbeder mi?
Hangi erkeği cezbetmez? Ama giymekle bitmiyor yürümeyi de bilmek lazım. Cansu'da böyle bir problem yok.
- İtalya'da mı geçiyor tüm vaktiniz?
Sık sık seyahat ediyorum ama genelde Türkiyeİtalya arasında mekik dokuyorum.
- Duyduğum kadarıyla 'dünya kazan, ben kepçe' misali ülkeden ülkeye dolanıyormuşsunuz, göçebe ruhtan mıdır bunlar?
Kocaman bir dünya bu. Yeni insanlar, yeni yerler, yeni heyecanlar hiç bitmiyor.
- İstanbul'dan en çok neleri özlüyorsunuz?
Boğaz'ı, havasını, aile gürültülerini, koca bir tencere yaprak sarmayı, taksileri, minibüsleri, Roxy'i, lüfer familyasını, Öztürkler Büfe'yi, Sinanpaşa Pasajı'nı, "sıhhatler olsun" ya da "eksik olma" gibi söyleyişleri vs. vs...
- Ekşi Sözlük'ten Alıntı: "Bu güzel insan evladına bakınca hiçbir zaman net bir şekilde görülmez, her zaman bir buğu vardır yüzünün etrafında, öyle de gizemlidir. sanki öyle biri yokmuş da sadece rüyalarda yaşıyormuş izlenimi verir. hala da tam olarak emin değilim var mıdır gerçekten böyle biri diye."
- Nedir sizi böyle masalsı ve çekici kılan? (beyaz atınız da var mı?) Buralarda bütün kızlar size hayran!! İtalya'da durumlar nasıl?
Kanatlı, rengarenk bir atım var, her yere onunla uçuyorum. Kızlar bana mı hayran, atıma mı bilmiyorum.
- Sizin kızlarla aranız nasıl? Sevgiliniz var mı?
Şanslıyım. Aram iyi! Sevgilim de var.
- Aşk nasıl bir şey sizin için? Ucu bucağı, milleti, rengi var mı? Mutlu aşk var mı?
Hiçbir sınırı yok, zamanı ya da sayısı da yok. Aşk saf mutluluk hali benim için. Bazen karşılığı olmasa bile.
- Nasıl geçiyor günleriniz bu aralar?
Roma"da bir süre teknik meseleler ile uğraşarak. İlkbaharın ve gelen yazın keyfini çıkartmaya çalışarak.
- Son zamanlarda en gıcık olduğunuz şey nedir?
Bürokrasi.
- Ya en mutlu olduğunuz?
Etrafımdaki insanların mutlu olması. Sevgilimin yaptığı karidesli makarna. Şu anda kokusu burnuma geliyor.
- Gelecek planlarınız neler?
Kendime verdiğim ödevler ve bunların hayata geçirilme süreleri var. Onun dışında mümkün olduğunca az plan yapıyorum.
-Sanatçının meselesi nedir?
Kendisiyle ve hayatıyla barışık olmak. Ki sanatı da iyi olsun.
- Yurt dışında olup memlekete o pencereden bakmak nasıl? Büyülü gözüküyor mu buralar?
Nereden geldiğini daha iyi anlıyorsun. İstanbul hiçbir zaman büyüsünü kaybetmedi.
- Akdeniz yaraşıyor mu size, ya siz ona?
Akdenizli olmak büyük bir şans. Hâlâ konuşurken birbirine dokunan ya da yemek sofrasında başka yemeklerden konuşan, duygusal insanlar Akdeniz insanları. Ben de bunun bir parçasıyım. Her yerde yaşayabilirim.
- Yeni film projeleri var mı? Oyuncu olmak sizin için ne ifade ediyor?
Ümit Ünal'ın üzerinde çalıştığı yeni filmi "Sultan Mutfakta" var mesela... Çok güzel bir senaryo. Londra'daki Türk komünü ve oradaki birbir alem üzerine. İtalya'da güzel bir hikaye var; bir genç kızın vazgeçtiği değerlerine dönüşü ve büyümesinin hikayesi ve bunlar gibi beni heyecanlandıran birkaç proje daha... Oyunculuk hayatı ifade ediyor... Bir sürü yaşam, bir sürü an, bir sürü durum, bir sürü bakış açısı, bir sürü obje, bir sürü korku, bir sürü keyif, bir sürü alem...
- Hayatta aradığınız nedir? Varmak istediğiniz yer neresi?
Küçük sihirli anlar... Varmak istediğim yer neresi bilmiyorum... Yol boyunca öğreneceğim galiba...
http://www.cosmodergi.com/resimler/18/im//4543DECF2A0CF741B1513D0Fb.jpg
http://www.cosmodergi.com/resimler/18/im//7278FF6DC8B9B44F8ECFEE49b.jpg
http://www.cosmodergi.com/resimler/18/im//0DCA3B71AB32D14F842910D3b.jpg
http://www.cosmodergi.com/unl-90501-101-1.html
http://img278.imageshack.us/img278/1958/italyan0073zs.th.jpg (http://img278.imageshack.us/my.php?image=italyan0073zs.jpg)
http://www.geocities.com/memogunsur2005/112.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/102.jpg
http://www.geocities.com/memogunsur2005/99.jpg
iste bu yaaaaa op bir efffsane...o yeryuzunun en mukkeemmel yaratigi.
Cansu Dere'den mankenlik dersi
Yakışıklı oyuncu Mehmet Günsür, Hotiç'in yeni sezon kataloğu için poz vermekte zorlanınca yardımına Cansu Dere yetişti. Mankenliğin oyunculuktan zor olduğunu söyleyen genç oyuncu, Cansu'dan nasıl poz vermesi gerektiğini öğrendi.
http://www.sabah.com.tr/2005/07/26/gny/im/2191D1E60F30094880C13FA2b.jpg
kaynak:http://www.sabah.com.tr/2005/07/26/gny/gna104-20050726-200.html
http://img189.imageshack.us/img189/9732/ellemehmet9ft.jpg
http://img189.imageshack.us/img189/130/065dq.jpg
http://img189.imageshack.us/img189/1017/ellemehmet0018gk.jpg
http://img189.imageshack.us/img189/7590/050ei.jpg
Üff çok yakışıklı yaaa...
http://img294.imageshack.us/img294/1355/beyazgelincik021ic.jpg (http://imageshack.us)
beyaz gelincik in bir istanbul masalının elde ettiği başarıyı etmesi beklenior .. inşallah öyle olur ....
http://img357.imageshack.us/img357/835/beyazgelincik045nw.jpg (http://imageshack.us)
Türk oyuncular Türkiye'ye hapsolmuş
Mehmet Günsür, pazartesi akşamı atv'de yayınlanmaya başlayacak olan yeni dizisi 'Beyaz Gelincik' ile izleyicinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Oyunculuğunu uzun yıllardır yaşadığı İtalya'da da sürdüren Günsür, "Türk oyuncuların bakış açısı bu ülkeye hapsolmuş. Ne zaman ki daha evrensel bakmaya başlarız, o zaman kapılar daha çabuk açılır" diyor.
Genç kızların gönlünde ayrı bir yeri olan ve son olarak 'Anlat İstanbul'daki rolüyle hayran kitlesini daha da genişleten oyuncu Mehmet Günsür, atv'nin önümüzdeki pazartesi akşamı (19 Eylül) ekrana gelecek olan iddialı dizisi 'Beyaz Gelincik'te izleyici ile buluşacak. Dizide Aslanbaş Ailesi'nin ortanca oğlu Mustafa karakterini canlandıracak olan yakışıklı oyuncu, uzun yıllardır yaşamını sürdürdüğü İtalya'dan Türkiye'ye bu dizi için geldi. Ailenin bildiğini okuyan ve araba düşkünü olan oğlunu oynayacak olan Günsür'ün dizideki lakabı ise 'Deli Mustafa'...
'BENİM İŞİM OYUNCULUK'
Dizi çalışmasının yanı sıra, Cansu Dere ile birlikte bir firmanın mankenliğini üstlenen Günsür, bu çalışmasıyla da büyük beğeni topluyor. Çekimler için Dere'den fotomodellik dersleri aldığını söyleyen Günsür, "Fotomodelliği sevdim. Ama benim işim oyunculuk. Biraz benziyorlar ama ben oyunculuğu tercih ediyorum. Zaten oyuncu dediğin fotomodellik de yapmalı bale de" diyor. Yakışıklı oyuncunun önümüzdeki yıl için bir de sinema filmi projesi var. Günsür, önümüzdeki yaz belgesel yönetmeni olan İtalyan sevgilisinin yönetmenliğini yapacağı filmde bir İtalyan köylüsünü canlandıracağını söylüyor.
* İtalya'da yaşıyordunuz. Dizi için mi Türkiye'ye geri döndünüz?
Evet dizi için döndüm. Senaryoyu okudum ve çok beğendim. İtalya'daki işleri yoluna koyunca dizinin kadrosunda yer aldım.
* İtalya'da yaşadığınız süre içinde sanki Türkiye'den kopmuş gibiydiniz...
Bir takım projeler geldi ama İtalya'da da projelerim vardı. Onlarla uğraşıyordum. Bir türlü Türkiye'deki projeler olmadı. Herhalde okuduğum senaryoları sevmedim.
* İtalya'da neler yapıyorsunuz?
Orada oluşturduğumuz bir grup var. Amerikalı Actor Studio'nun ömür boyu üyesi olan hocamızın önderliğinde bir grup kurduk Roma'da. Grupta çok önemli oyuncular var. İtalya'da sahnemiz var ve orada çalışmalara devam ediyoruz. Bir oyuncununun antrenman yapabileceği her şey var. Bir yandan bir uzun metraja hazırlanıyorduk. Ben burada olduğum için artık hazırlanamıyorum. Uzun metraj bir senaryo yazmıştım ve bu çalışma devlet desteği kazandı. Fakat Avrupa'daki krizden etkilendi ve fon geri çekildi. Hatta bunun protesto filmi de Venedik Film Festivali'nde gösterildi.
* Filmin ismi ve konusu neydi?
İsmi 'Eğer Gözlerimi Kapatırsam'. İki kızın yaşadıkları bir takım olaylardan ötürü yaptıkları çılgınlıkları, maceraları anlatıyor. Bir de paralel bir hikaye var. Organ mafyası hikayesi... İki hikaye de Sicilya'da geçiyor. Bir de kız arkadaşımın İtalya'da yazdığı bir uzun metraj var. Önümüzdeki yaz çevirilecek ve ben bir İtalyan köylüsünü oynayacağım.
* Aldığınız tekliflerde en çok nelere bakarsınız?
Hikayeye bakarım. Belli kıstaslarım yok. Hikaye güzelse, karakter beni heyecanlandırıyorsa, ben de heyecanlanıyorum. Eğer heyecanlanmıyorsam kabul etmiyorum.
'BU İŞİN ÜLKESİ YOK'
* Türk oyuncular Hollywood'da rol almaya başladı. Yurtdışında yaşayan bir oyuncu olarak bununla ilgili neler düşünüyorsunuz?
Oyunculuğun bir memleketi yok ki. Biz oyuncuyuz. Ancak dil sorunu dezavantaj olabilir. Ben Amerikalılar'la da çalıştım. Türk oyuncular İngilizcelerini biraz düzeltir ve onların bakış açısıyla bakmaya başlarsa neden Hollywood'da olmasınlar? Bizim bakış açımış biraz bu ülkeye hapsolmuş. Ne zaman ki biraz daha evrensel bakmaya başlarsak, o zaman kapılar daha çabuk açılmaya başlayacak.
* Türkiye'de bahsettiğiniz kriterleri aşmış isimler var mı sizce?
Yelda Reynaud, Nejat İşler, Güven Kıraç, Mehmet Kurtuluş, Olgun Şimşek ve daha birçok oyuncu var.
* Özellikle genç kızlar sizi bir projede görmeyi dört gözle bekliyordu. Herhalde çok sevinmişlerdir 'Beyaz Gelincik'te rol almanıza..
Çok güzel bir duygu. Onlar bekliyorsa, inşallah bekleneni verebilirim. Beğenilmek güzel bir duygu.
* Kız arkadaşınız İtalya'da. Ayrılık zor olmayacak mı?
Evet kendisi İtalyan bir belgesel yönetmeni. Vallahi zor olmayacak! (Gülüyor...)
http://sabah.com.tr/2005/09/17/gny/im/34A514E3E4D23B42A0AE9540b.jpg
"Mustafa tabuları olmayan bir adam"
* Beyaz Gelincik'te canlandırdığınız Mustafa nasıl bir karakter?
Aslanbaş ailesinin üçüncü oğlu Mustafa'yı canlandırıyorum. Herkes ona 'Deli Mustafa' diyor. Biraz ehlikeyif bir adam. Belli noktalarda şalteri atıyor ve gözü hiçbir şey görmüyor. Bu lakap da ona bundan dolayı takılmış zaten. Sevecen ve çok sakin bir adam. Okumak ve holdingle bir bağı olsun istememiş. Birkaç sene önce aşık olmuş ve evlenmiş. Karısına da çok aşık biri.
* Anladığım kadarıyla bildiğini okuyan bir tip. Eşi de eski bir hayat kadını...
Evet eşinin öyle bir geçmişi var. Ona bir pavyonda aşık oluyor. O yüzden tabuları olmayan bir adam. Aşkına sonuna kadar sahip çıkıyor. Güzel bir ilişkileri var.
* Mustafa tabuları olmayan bir karakter. Sizin tabularınız var mı?
Bilinçaltımda vardır, ama bunlardan kurtulmaya çalışıyorum.
* Otomobillere de çok düşkün!
Evet, kırmızı bir Mustang'i var. Bir de motosikletlere çok düşkün.
http://sabah.com.tr/2005/09/17/gny/im/C8C6AA465E2BD249AE8BE394b.jpg
kaynak:http://sabah.com.tr/gny/mag102-20050917-200.html
Beyaz Gelincik ile ilk tanışma
atv'nin Altan Erkekli, Erkan Petekkaya, Mehmet Günsur, İsmail Hacıoğlu gibi isimleri bir araya getiren atv'nin yeni dizisi "Beyaz Gelincik" bu akşam ilk bölümüyle karşınıza geliyor.
atv'nin bir dizisi daha bu akşam görücüye çıkıyor: "Beyaz Gelincik"... Başrollerinde Altan Erkekli, Erkan Petekkaya, Mehmet Günsur, İsmail Hacıoğlu ve Sezin Akbaşoğulları'nın oynadığı dizinin yönetmenliğini Güzide Balcı üstleniyor, müzikleri ise Kıraç'ın imzasını taşıyor. Dizi, Adana'nın uçsuz bucaksız, pamuk tarlaları fonunda gelişen bir aşk öyküsünü anlatıyor. Halil, Ömer, Mustafa ve Mehmet Ali Adana'nın en zenginlerinden Aslanbaş Ailesi'ne mensup dört kardeştir. Binlerce dönüm arazi, fabrikalar, barajlar ve nakliye şirketleri; babaları olmadığı için Ömer tarafından idare edilir.
İLK KARŞILAŞMA
Felçli dede Hacı Sefer malikânenin üst katındaki odasında sessizliğe gömülmüş yatmaktadır. Ailenin; onun suskunluğa gömülmesiyle birlikte üzerini örttükleri, kendilerinden bile sakladıkları, yıllar öncesine dayanan pek çok sırları vardır. Bu sırlar, Ceren isimli güzel ve zeki bir kızın ortaya çıkmasıyla aralanmak zorunda kalır
KİM, KİMDİR?
Yapım: TMC Film
Yapımcı: Erol Avcı
Yönetmen: Güzide Balcı
Öykü-Tretman: Kuledibi
Senaryo: Sulhi Dölek
Müzik: Kıraç
Altan Erkekli: Halil
Erkan Petekkaya: Ömer
Mehmet Günsur: Mustafa
İsmail Hacıoğlu: Aliş
Sezin Akbaşoğulları: Ceren Durul
Betül Şahin: Gülizar
Tülin Özen: Meryemce
Mehtap Altınok: Nar
Yalçın Akçay: Hacı Sefer
http://www.sabah.com.tr/2005/09/19/gny/im/716A8B43DDBC7147AE462C81b.jpg
http://www.sabah.com.tr/2005/09/19/gny/im/A3E74DE05DFE27459961D932d.jpg
kaynak:http://www.sabah.com.tr/gny/gna103-20050919-200.html
http://web.ciu.edu.tr/~20010046/New%20Folder/resimlerim/mehmetim/gunsur_01[1].jpg
http://web.ciu.edu.tr/~20010046/New%20Folder/resimlerim/mehmetim/gunsur_02[1].jpg
http://web.ciu.edu.tr/~20010046/New%20Folder/resimlerim/mehmetim/gunsur_mehmet1[1].jpg
http://web.ciu.edu.tr/~20010046/New%20Folder/resimlerim/mehmetim/gunsur_mehmet4[1].jpg
http://img60.imageshack.us/img60/2686/memo027sq.jpg
http://img371.imageshack.us/img371/699/memo035dk.jpg
http://img367.imageshack.us/img367/6313/memo056wa.jpg
http://img195.imageshack.us/img195/7646/memo081ut.th.jpg (http://img195.imageshack.us/my.php?image=memo081ut.jpg)
http://www.beyazgelincik.net/resimler/fotolar/26.jpg
http://www.beyazgelincik.net/resimler/fotolar/28.jpg
http://www.beyazgelincik.net/resimler/fotolar/19.jpg
http://img378.imageshack.us/img378/5165/pdvd019edited3zi.jpg
http://i17.photobucket.com/albums/b89/bimfanatikler8/BG/bg_g.jpg
http://img237.imageshack.us/img237/3411/memo0106uc.th.jpg (http://img237.imageshack.us/my.php?image=memo0106uc.jpg)http://img237.imageshack.us/img237/9316/memo0111vq.th.jpg (http://img237.imageshack.us/my.php?image=memo0111vq.jpg)http://img237.imageshack.us/img237/9347/memo0296rc.th.jpg (http://img237.imageshack.us/my.php?image=memo0296rc.jpg)
meryemce ve mustafa ... güzel çift!!!
http://img237.imageshack.us/img237/2186/memo0199oq.th.jpg (http://img237.imageshack.us/my.php?image=memo0199oq.jpg)http://img237.imageshack.us/img237/4899/memo0180pu.th.jpg (http://img237.imageshack.us/my.php?image=memo0180pu.jpg)http://img237.imageshack.us/img237/7787/memo0165iv.th.jpg (http://img237.imageshack.us/my.php?image=memo0165iv.jpg)
http://img317.imageshack.us/img317/9453/untitled19to.jpg http://img317.imageshack.us/img317/28/untitled24tj.jpg http://img317.imageshack.us/img317/9987/untitled35br.jpg http://img317.imageshack.us/img317/7909/untitled45pw.jpg
http://img317.imageshack.us/img317/4585/untitled57lz.jpg http://img317.imageshack.us/img317/5233/untitled65xy.jpg http://img317.imageshack.us/img317/3718/untitled78oa.jpg http://img317.imageshack.us/img317/5808/untitled83tk.jpg
http://img57.imageshack.us/img57/4705/memet255rs.th.jpg (http://img57.imageshack.us/my.php?image=memet255rs.jpg)
http://img72.imageshack.us/img72/9884/memet283ux.th.jpg (http://img72.imageshack.us/my.php?image=memet283ux.jpg)
http://img160.imageshack.us/img160/6586/1edited7jm.th.jpg (http://img160.imageshack.us/my.php?image=1edited7jm.jpg)
http://img386.imageshack.us/img386/9749/3edited7cx.th.jpg (http://img386.imageshack.us/my.php?image=3edited7cx.jpg)
http://img320.imageshack.us/img320/6548/4edited1cg.th.jpg (http://img320.imageshack.us/my.php?image=4edited1cg.jpg)
http://img5.imageshack.us/img5/8470/5edited7xt.th.jpg (http://img5.imageshack.us/my.php?image=5edited7xt.jpg)
http://img378.imageshack.us/img378/7109/25edited3bp.th.jpg (http://img378.imageshack.us/my.php?image=25edited3bp.jpg)
http://img378.imageshack.us/img378/5415/29edited0gs.th.jpg (http://img378.imageshack.us/my.php?image=29edited0gs.jpg)
http://img16.imageshack.us/img16/8462/60edited5hu.th.jpg (http://img16.imageshack.us/my.php?image=60edited5hu.jpg)
http://img16.imageshack.us/img16/2452/72edited2sj.th.jpg (http://img16.imageshack.us/my.php?image=72edited2sj.jpg)
http://img215.imageshack.us/img215/1056/pdvd022edited6wp.th.jpg (http://img215.imageshack.us/my.php?image=pdvd022edited6wp.jpg)
http://i17.photobucket.com/albums/b89/bimfanatikler8/BG/PDVD_001.jpg
http://i17.photobucket.com/albums/b89/bimfanatikler8/BG/PDVD_010.jpg
http://i17.photobucket.com/albums/b89/bimfanatikler8/BG/PDVD_016.jpg
http://i17.photobucket.com/albums/b89/bimfanatikler8/BG/PDVD_017.jpg