Tüm Versiyonu Göster : Tim Burton


ozzde
11-07-06, 22:17
Tim Burton


Washington Irving'in " The Legend of Sleepy Hollow " adlı klasik korku romanından esinlenilerek sinemaya uyarlanan ve başrollerinde Johnny Depp , Christina Ricci ve Miranda Richardson'un yer aldığı " Sleepy Hollow " ( Hayalet Süvari ) ile karşımıza gelen Tim Burton, fantastik-korku türünün klasiklerine girmeye aday bir film yapmışa benziyor.

50'li ve 60'lı yılların korku filmlerinin çok büyük hayranı olduğunu söyleyen Tim Burton, kendisini " Sleepy Hollow " projesini çekmeye iten nedenleri de bu tutkusuna bağlıyor :
" Bu filmin senaryosunda korkuya dayalı çok sayıda imaj var. Senaryonun en çok beğendiğim yanı ise, bir yandan orijinal öyküye saygı gösterirken bir yandan da yepyeni anlayışlara geçit vermesiydi. Burada öyküsü anlatılan ' Kesikbaşlı Atlı 'yı Disney yapımı çizgi filmlerden zaten biliyordum. Az sayıda olan Amerikan korku öykülerinden biriydi. Gücünü nereden aldığını tam olarak bilmiyorum ama insanlar eğer ' Kesikbaşlı Atlı ' yı yıllardır anımsıyorlarsa bunun bir nedeni olmalı. Kısacası o artık bir sembol oldu diyebiliriz."

Yönetmen, yapımcı, senaryo yazarı ve aynı zamanda oyuncu da olan Tim Burton, anlaşılacağı üzere sinemanın her alanına el atmış görünüyor. Daha ziyade yönetmen kişiliğiyle tanıdığımız Burton, " Batman ", " Batman Returns " ve " Batman Forever " gibi yüksek hasılat toplayan aksiyon filmlerinin yönetmenliğini yaparak geniş kitlelere kendini tanıttı. 1994 yılında çektiği " Ed Wood " ve 1996 tarihli " Mars Attacks " filmleriyle gündemden hiç düşmeyen yönetmen, " Sleepy Hollow "un ardından 2001 yılında gösterime girmesi planlanan " Planet of the Apes " filmiyle karşımıza gelecek.

Küçük yaşlardan itibaren resimle uğraşan ve daha sonra Kaliforniya Sanat Enstitüsü'ne giren Burton, uzun bir süre Disney'de çalıştı. Gerçekte kendi bireysel duyarlılığına hiç de yakın olmayan Disney'de çalışmasının tek nedeni, Disney'in kendi bireysel projelerini gerçekleştirme imkanı vermesiydi. 6 dakikalık siyah-beyaz canlandırması " Vincent " ( 1982 ) ve ardından çocuklar için sakıncalı bulunan 27 dakikalık " Frankenweenie " i gerçekleştiren Burton, 1985 yılında çektiği " Pee-wee's Big Adventure " filminin sürpriz bir şekilde başarılı olmasından cesaret alarak 1988 yılında yüksek dozajlı bir komedi filmi olan " Beetlejuice ( Beterböcek ) "i çekti ve tam anlamıyla sinema dünyasına girmiş oldu. Bunun yanı sıra " Tim Burton's the Nightmare Before Christmas " adlı çizgi filmin yaratıcısı olarak da ün yaptı.

1989 yılında çektiği " Batman " ile ilk yüksek bütçeli filmine imzasını atan yönetmen, filmin bütün zamanların en iyi filmi olarak gösterilmesinin verdiği güvenle Hollywood'un sayılı bütçe anlamında özgür olan yönetmenleri arasına girdi. 1990 yılında çevirdiği " Edward Scissorhands " ile eleştirmenlerin beğenisini kazandı. Yapımcılığını da üstlendiği bu filmle yaratıcılılığının doruklarına çıkan Burton, aynı zamanda filmin oyuncularından Johnny Depp ile, ileride daha da gelişecek olan, bir iş arkadaşlığının zeminini hazırladı.

1992 yılında " Batman Returns " ile serinin ikinci filmini de çeken Burton, Warner Bros'un sunduğu mali olanaklar sayesinde yaratıcılığını özgürce sergileme olanağına sahip oldu. Fakat filmin aynı başarıyı gişede de tekrarlayamaması Warner Bros'u aynı derecede memnun etmedi. Bütün Zamanları En Kötü Yönetmeni olarak gösterilen efsanevi yönetmen Ed Wood'un hayatını konu alan " Ed Wood " ( 1994 ) filmi ile gişede yeniden hezimete uğradı.

Bir çoğumuz bilir sanırım Beetlejuice(Beter Böcek) filmini..Harika bir filmdi.İzlediğim en komik filmlerdendi.Adını 3 kere söyleyince geliyordu Beetlejuice....

Heather
12-07-06, 06:40
Ben bu yönetmenin filmlerini çok ama çok seviyorum. Yönetmenin Tim Burton olması filme gitmem ve almam için yeterli.

merlystreep
12-07-06, 11:27
bende bu adama hastayım ya gerçek bi dahi. olağanüstü yetenekli ve yatratıcı biri ya o makas eller c.çikolata fabrikası,ed wood...niceleri beni o kadar etkiledi ki .bu adam tek kelimeyle dahi ya.johnny depple iş birliklerine bayılıyorum. aynı kafadanlar:fighting2

sbuffy
12-07-06, 12:54
kendine özgü bir anlatımı olan başarılı bir yönetmen.en beğendiğim filmleri beter böcek,ed wood ve makas eller.beter böcek 2yi çekeceğine dair haberler vardı umarım doğrudur.

sbuffy
12-07-06, 13:01
http://img95.imageshack.us/img95/7459/burtoncamera6im.jpg
http://img95.imageshack.us/img95/1560/timburton5od.jpg
http://img95.imageshack.us/img95/6820/245pxtimburton8yg.jpg
http://img95.imageshack.us/img95/9710/johnnydepptimburtonchar1ta.jpg

sbuffy
12-07-06, 13:08
http://img95.imageshack.us/img95/8272/timburton0bz.jpg

tim&helena
http://img95.imageshack.us/img95/3051/2nocesfunebresa8ov.jpg
http://img95.imageshack.us/img95/9306/helenpa210x3504ht.jpg
http://img95.imageshack.us/img95/352/41314807burtonpa6ol.jpg

sbuffy
12-07-06, 13:24
http://img95.imageshack.us/img95/7392/burtonnmbc8ni.jpg

Yeni Projeleri
Sweeney Todd(2008)
http://img95.imageshack.us/img95/203/sweeney4kv.jpg
Klasik Broadway müzikalinden uyarlayacağı "Sweeney Todd"ta Londralı efsani berberin yaşamı anlatılıyor.Filmin başrolünde ise Johnny Depp yer alacak.

Believe It or Not
Dünyayı dolaşıp tuhaf olayların peşinde koşan Ripley'in maceralarını anlatılacağı filmin başrolünde Jim Carrey yer alacak[/b]

ozzde
13-07-06, 16:03
Beter böcek2 demek...İlki harikaydı umarım 2sini de çeker izleriz.Bende beter böcek'nin vcdsini arıyorum.Ama bulacağım..Umarım;yani inşallah:img-grin2

OZKORKMAZ
28-07-06, 13:01
örnek aldıım yönetmenlerden calışmalarının özellikle cocukşarın dünyasını çok iyi etkilediğini düşünüorum ve takdir ediorum ayrıca johnny ile olan beraberlikleride tadından yenmior hani

nelliyattu
12-08-06, 21:19
hayranım bu adama, hastasıyım. herkes atlamış ama "big fish" gibi bir şaheserin yaratıcısıdır.johhny depp kadrolu oyuncusudur. bu ikili makas eller, ed wood, hayalet süvari, charlie'nin çikolata fabrikası, ölü gelin gibi birçok şahane filme imza atmıştır. bu ikilinin gelen bunca başarıya rağmen kapris yapıp birbirilerinden kopmamaları ayrı bir takdire şayan vaziyettir. bu arada tim abimiz bi ara helena bonham carter adlı şirin hatun için eşinden boşanmayı göze almıştır. yine de severim bu adamı; fantastik sinema deyince aklıma ilk gelen isimdir; ayrıca harry potter'ın kalan iki filminden birini yönetmesini isterim (diğeri Shyamalan)

sbuffy
13-08-06, 11:15
nelliyattu harry potterın 6.kitabı tam shyamalanın tarzı ama 7.yani final kitabını tim burtonın çekmesini bende çok isterim.bol aksiyon,karanlık ve gerilim tam onun tarzı.

captain jack
18-10-06, 09:16
harika bir yönetmen birde johnny depp hayranı olarak ayrıca bu yöndende tim burton ı çok severim
hep birlikte filmler yapsınlar bizde hayranlıkla onları izleyelim

sbuffy
19-10-06, 09:25
Burton bu ikiliyi seviyor!

http://www.e-kolay.net/sinema/images/18102006113334_38_425682joh.jpghttp://www.the-leaky-cauldron.org/static_images/news/HBCInterviewicon.jpg

Sıra dışı filmlerin yönetmeni Tim Burton favori oyuncularından vazgeçmiyor. Johnny Deep ve Helena Carter’ı bir Burton filminde tekrar beraber izleyeceğiz.

"Beterböcek", "Charlie’nin Çikolata Fabrikası" gibi filmlerin yönetmeni Tim Burton "Sweeney Todd" adında bir müzikal uyarlamasının hazırlıklarını yapıyor. Senaryosunu John Logan’nın yazdığı "Sweeney Todd"da Burton’ın filmlerinde görmeye alıştığımız Johnny Deep ve Helena Bonham Carter rol alacak.

"Fight Club"ın yıldızı Helena Carter filmde şeytani pastacı Mrs. Lovett’i canlandıracak. Mrs. Lovett öldürdüğü kurbanların vücutlarını pasta yapmak için kullanan, sokağındaki berbere aşık ve onun şuç ortağı olan cani ruhlu bir kadındır. Johnny Deep’te Fleet Street’in öç almakta kararlı efsanevi seri katili berber Sweeney Todd’u canlandıracak.

Filmin çekimleri 2007’de başlayacak.

kaynak:e-kolay.net

kaptan jack
24-10-06, 19:22
kendilerini johnny depp sayesinde tanıdım ve bir daha bırakmak istemedim.en sevdigim yönetmenlerden biri.kendine yönelik bir tarzı var....çektigi her filmi sıkılmadan tekrar tekrar izlerim....ed wood u onun sayesinde tanıdım ve ed in hiç bitmeyen umudunu ,arkadaşlıgını yüzümde sıcacak bir gülümsemeyle izledim.....makas ellerde edward ın hüzünlü dünyasına,saflıgına,aşkına tanık oldum.sleepy hollow,charlie nin çikolata fabikası ve ölü gelinde de mucize yaratmaya devam etti.
ayrıca johnny depp lede ayrılmaz bir bütün oldu.bu ikiliy hiç bir itirazım var....johnny i onun filmlerinde görmekten çok mutluyum....yeni yapımlarını merakla bekliyorum.........:img-grin2

captain jack
29-10-06, 22:49
Gelinin Ölüsü Makbul


Johnny Depp, Tim Burton ve Burton'ın uzatmalı nişanlısı Helena Bonham Carter kısa süre önce 'Charlie'nin Çikolata Fabrika'sında biraraya gelmişlerdi. Birlikte çalışmaya doyamamış olacaklar ki, egzantrik üçlü bu kez de stop-motion tekniğiyle yapılan animasyon filmi 'Tim Burton'dan Ölü Gelin'e (Tim Burton's Corpse Bride) imza atmışlar; Tim Burton yönetmen olarak ve Depp ve Carter da sesleriyle.

Uluslararası Toronto Film Festivali'ne de katılan 'Tim Burton'dan Ölü Gelin', Burton'ın 1993'te yaptığı 'Noel Gecesi Kabusu' (Nightmare Before Christmas) ile aynı animasyon tekniğini kullanan karanlık bir film.

captain jack
29-10-06, 22:50
yazının devamı

İlk kez bir canlandırma filminde yer aldın. Neden bu kadar bekledin?
Johnny Depp: Bir kuklayı canlandırmak daha kolay. Aklı yerinde ya da deli bir aktörün muhtemelen en büyük korkusu kendine benzeyen bir karakteri canlandırmaktır.

İlk çocuğum doğduğundan beri yapmak istediğim bir şeydi. O zamandan bu yana animasyondan başka bir şey izlemedim. Bu nedenle bir şekilde bu filmleri sever hale geldim.

Victor'ı seslendirmeden önce (filmdeki karakter Victor Van Dort) kuklaları görme şansın oldu mu?
Johnny Depp: En büyük lüksüm, o gece kayıt için stüdyoya geldiğimde Victor'ın orada duruyor olmasıydı. Böylece kuklalarla tanışmış oldum. Güzeldiler. Gerçek birer esin kaynağı oldular.

Sadece kendi kıçımı kurtarmaya çalışıyordum aslında, yeterince hazırlıklı olmadığım için. Tim (Burton) hep olduğu gibi gene çok yardımcı oldu. Victor, geçmişte Tim için oynadığım -Edward Scissorhands (Makaseller) gibi- karakterlerden çok uzak değil, veya pek insanlara karışmayan bir tip. Mıraldanarak konuşan, kendine güvensiz ve sinirli bir karakter. Gerçek hayattaki bana çok benziyor.

captain jack
29-10-06, 22:51
Çocukların son zamanlarda yaptığın filmleri gördüler mi?
Johnny Depp: Karayip Korsanları çıktığında Jack çok küçüktü. Neandertal evresini yaşadığı söylenebilir. Lily Rose oradaydı ve bayıldı. Bu ilginç; çünkü filmin setine geldiler. Bu nedenle de babalarını bu tuhaf, yağlı korsan olarak görmeye alışkındılar. Willy Wonka'yı oynayacağımı öğrendiklerinde ise, tabii ki çok heyecanlandılar; çünkü Gene Wilder'lı orijinal filmi biliyorlardı. Kızım kitabı, hikayeyi gayet iyi biliyor. Böylece sete beni görmeye geldiler ve dediğim gibi böyle şeylere de bayağı alışkınlar. Ama sete gelip yanıma yürüdüklerinde ve beni silindir şapka, topuklu ayakkabılar, Prince Valiant modeli saçlar, gözler, dişler ve lastik eldivenlerle görünce dondular ve bana sonsuzluk gibi gelen iki dakika boyunca baktılar. Daha sonra bunu atlatıp, her şeyi denemek istediler; şapkayı, gözlükleri... Charlie'yi görecekleri zaman çok korktum, eleştirmenlerin yorumlarından bile çok. Evde oturmuş sinemadan dönmelerini bekliyordum. Geldiler ve üç yaşındaki oğlum Jack içeri girdi, bana baktı ve Willy Wonka'yı taklit ederek "Çok tuhafsın." (gülüyor) dedi. Birden kendimi özgürleşmiş hissettim.

captain jack
29-10-06, 22:52
Ölü Gelin'i gördüler mi?
Johnny Depp: Evet, gördüler. Bu da başka inanılmaz bir deneyimdi; çünkü Lily Rose gene bu tür bir şeye hazırdı ve bayıldı. 3 yaşındaki oğlumunsa dikkati çok çabuk dağılıyor. Hemen koşup bir şeyler kırmak, bir şeyler yapmak, kopşmak istiyor. Tüm film boyunca kucağıma oturdu, sanki çivilenmiş gibi seyretti ve çok sevdi. Müziğe çok iyi tepki verdi, filmden alıntılar yaptı ve tüm karakterleri çok sevdi.

captain jack
29-10-06, 22:52
Çocukların hangisini daha havalı buluyor: Bir animasyon karakteri olmanı mı, yoksa korsan mı?
Johnny Depp: Bilmiyorum. Onlara soracağım. Komik olan şey şu: Kızım 6, oğlum 3 yaşında. Kızım son derece sakin, bir leydi ve prenses gibi. Bu nedenle kıpır kıpır huzursuzlanmadan oturup film seyredebiliyor. Oğlumsa normalde üç buçuk saniye seyredip, sonra olabildiğince süratli bir şekilde odanın öbür ucuna koşup bir şeyler kırar. Bu filmde, Ölü Gelin'i beraber seyrettik ve oğlum kucağımda tüm filmi seyretti. Hiç kıpırdamadı. Mıhlanmış gibiydi. Bayıldı, bu da çok şey ifade ediyor. Çok dolu bir film bu.

captain jack
29-10-06, 22:53
Çok korktu mu?
Johnny Depp: Hayır. Çok sevdi. Demek istiyorum k, tabii ki filmin sarsıcı anları vardı ama onlarda ben de sarsıldım.

Karakterlerini hayata geçiriyorsun, çok canlı bir şekilde sunuyorsun. Onları arkanda bırakmakta güçlük çekiyor musun?
Johnny Depp: Her karakterde bana şu oluyor. Bir kere o içine girmeye başladın mı, onu iyice tanıyorsun, onunla yakınlaşıyorsun ve onu seviyorsun. Onu oynamaktan keyif alıyorsun. Bu nedenle sona ulaştığında hep çok zor oluyor. Filmin bitimine 10 gün kala saatin tiklediğini duymaya başlıyorsun ve bazen çok fena bir depresyona giriyorsun. Tuhaf bir ayrılık endişesi oluyor; çünkü oldukça uzun bir süre bu kişinin karakterine bürünüyorsun ve sonra o aniden yokoluyor. Kaptan Jack'te, içimde onu tekrar göreceğime dair sinsice bir şüphe duymuştum ve bana "Birlikte ikinci ve üçüncü filmleri de yapmak istiyoruz." dediklerinde, hemen atladım; çünkü sırf onu tekrar görmek ve oynamak için bencilce bir şekilde tek istediğim şey tekrar Kaptan Jack olmaktı.

captain jack
29-10-06, 22:54
Tuhaftır, ayrılık bazen bazı karakterlerde daha duygusal yaşanıyor. Makaseller'i hatırlıyorum da -bunu söylerken kendimi çok aptal hissediyorum ama gerçek bu- filmin son gününü hatırlıyorum. 89 gün falan olmuştu ve hatırlıyorum makyajı yaptıktan sonra aynaya bakıp "İşte bu kadar. Bu seni son görüşüm." diye düşündüğümü hatırlıyorum. Yani her şey çok duygusal bir hale geliyor. Bu çok ama çok tuhaf bir durum. Normal olduğunu sanmıyorum ve bunun senin için iyi olduğunu da sanmıyorum.

Kendinde Victor’la özdeşleştirdiğin bir şeyler var mı?
Johnny Depp: Evet. Başarısız hissediyor olmak, sanırım. Yeteneksiz hissetmek. Anlaşılmıyor olmak. Bu pek çok insanın hayatında sürekli yer eden bir fikir. Ancak Victor biraz Makaseller gibi sunulmuş, yaşam içinde o kendini rahat hissedememe duygusuyla..

captain jack
29-10-06, 22:54
Karakter için nasıl hazırlandın?
Johnny Depp: Ölü Gelin için olan her şey çok hızlı oldu. Her şey tam anlamıyla 15 veya 20 dakikada gerçekleşti; çünkü günü Willy Wonka olarak bitirmişken, işten sonra Tim’le beraber stüdyoya gidiyorduk. Yani bu süreç stüdyodan kayıt stüdyosunu yürüyüş mesafesinin uzunluğu kadar bir sürede gerçekleşti ki, bu da oldukça hızlıydı. Ben “Tamam. Karakter nereli? Konuşmasının kulağa nasıl gelmesini istiyorsun?” diye sordum. Her şey o kısacık zamanda doğuverdi ve sonrasına kadar da o konuda başka bir şey duymadım.

captain jack
29-10-06, 22:55
Bir senaryoyu okuduğumda, daha önce hakkında konuştuğum bazı görüntüler ve şeyler aklıma gelir. Sanki fikirler biraraya gelip bana ulaşır. Bir de aklıma gelen insanlar olur, Sleepy Hollow’daki gibi. Roddy McDowell ve Angela Lansbury gözümün önüne gelip durmuştu. Öyle bir şeyler işte... Bu nedenle bunlar bana bir tür esin kaynağı olur. Kaptan Jack’te esin kaynağı Keith’ti (Richards); çünkü korsanları zamanlarının rock yıldızları gibi görmeye başladım. Efsaneleri kendilerinden aylar hatta belki yıllar öncesinden kulağınıza geliyordu. Yani önce hikayeyi alıp, sonra da o görüntüleri kullanıyorum.

Bu filmdeki Ölüler Ülkesi hakkında ne düşünüyorsun?
Johnny Depp: Hayatta ,ölüm ve ölümün gizemi hakkında sabit bir korku ve takıntı olmasına dayanan bir fikir. Bir noktada hepimiz sonumuzun bu olduğunu bilmemize rağmen, insanlar ölecekleri için son derece gerginler. Filmde Yaşayanlar Ülkesi telaşlı, gri ve ağır bir yer. Ölüler Ülkesi’ne gitmekse, cennet, cehennem veya hapishane gibi olabilir ve 1920’lerin Paris’ine benziyor. Hafifmeşrep kadınlar ve çılgınlık. İnanılmaz olduğunu düşündüm.

captain jack
29-10-06, 22:56
Ölümden sonra bir hayat olduğuna inanıyor musun?
Johnny Depp: Bu benim için tam anlamıyla esrarengiz bir durum. Demek istediğim şu: Aniden uyansan ve 1920’lerin Paris’inde olsan harika olurdu. Mükemmel olurdu ama bilmiyorum; çünkü sadece pislik ve solucanlar da olabilirdi. Bilmiyorum.

Tim, sen Frankenweenie’den bu yana ölüler ve ölü olmayanlarla uğraşıyorsun. Bu kadar çekici olan nedir?
Tim Burton: Sanırım ölü olmayanlarla uğraşmamın, banliyö olan ve gündüzleri parlak güneş altında Yaşayan Ölülerin Gecesi’ne (George Romero filmi) benzeyen Burbank’te büyümüş olmamla ilgisi var. Bilemiyorum. Ölümün her zaman karanlık bir konu olarak görüldüğü bir kültürde büyüyen biri olarak, canavar filmlerini hep sevdim ve beni büyülemeyi her zaman başardılar. Ve bir de iskeletler, müzik, mizah ve danslarıyla Day of the Dead’i (George Romero’nun zombi filmi) gördüğün Meksika’ya o kadar yakın yaşıyor olmak var...

captain jack
29-10-06, 22:57
Ölümden sonraki yaşamın bu filmde gösterdiğin kadar renkli olduğu konusunda iyimser misin?
Tim Burton: (Gülüyor) Demek istiyorum ki, ne olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. Ama söylediğim gibi, ölüme daha olumlu yaklaşan kültürler ilgimi çekiyor. Sanırım olumsuz yaklaşım, özellikle de çocuklukta, her şeyden korkman ve sanki hep kötü bir şeyler olacakmış gibi hissetmen gerektiğini öğretiyor. Diğer yöntemse çok daha ruhani ve pozitif. Söyleyebileceğim tek şey şu; çünkü bildiğin gibi ne olacağına dair en ufak bir fikrim yok (gülüyor).

Helena, birbirine bu kadar yakın iki animasyon karakterini neden canlandırdın? Hem bu filmde yer aldın, hem de Wallace and Gromit’te. Üstelik ikisi de çok yakın aralıklarla vizyona girdi.
Helena Bonham Carter: Bu sadece işlerin ne kadar uzun zaman aldığını gösteriyor. İki filme de başladığımda Billy’ye hamileydim Yani vücudum başka bir rol için uygun değildi. Ben de bu nedenle stop-motion animasyon filmleri yaptım. Ve seçmelere de katılmak zorunda kaldım, Tim’in (Burton, partneri) yönettiği film için bile.

captain jack
29-10-06, 22:57
Rolü senin alacağın kesin değil miydi?
Helena Bonham Carter: Hayır. Umarım bir rolü alabilmek için gidip bir adamla yatmam gerekmez. Ama biliyor musun? Aslında tam tersine, çünkü seçmelere katılmak zorunda kaldım. Yani bende işe yaramıyor.

Okumam için senaryoyu bana verdi, sanırım sırf arkadaşı olduğum için, ya da öyle olduğunu umuyorum. Ondan bir çocuğum var. Ama sadece okumamı istedi, sırf ne düşündüğümü görmek için. Güzel bir senaryo olduğunu düşündüm ve benden Victoria’yı seslendirmemi istedi. Ben de “Aslında Ölü Gelin’i oynamak istiyorum. Seçmelere katılmamı istiyorsun, değil mi?” O da “Evet.” dedi. Böylece devam edip seçmelere girdim ve allahtan iki hafta sonra –haftalardır birbirimize tek kelime etmemiştik- sonunda bana geldi, çok ciddiydi, evime geldi (aynı evde yaşıyoruz ama tuhaf bir ev), içeri girdi –hoş bir evlilik teklifi gibiydi- ve dedi ki “Ölü Gelin rolünü oynamayı düşünürsen bizi onurlandırmış olursun.”

captain jack
29-10-06, 22:58
Şarkı söylerken Danny Elfman’la çalışmak nasıldı?
Helena Bonham Carter: Buna bayıldım, hep bir müzikal yapmak istemişimdir ve kimse bırakmadı yapayım. İki dizem vardı ve hep Danny’nin ve müziğinin hayranı olmuşumdur. Onun bir dahi olduğunu düşünüyorum. Ama o öyle tatlı ve alçakgönüllü bir adam ki, bu onu iyi bir öğretmen de yapıyor. Ve aynı zamanda şarkıcı da. Bence hakettiği kadar takdir edilmiyor. Bazen onun Oingo Boingo’da olduğunu unutuyorsun.

Gözlerinin yuvalarından fırlamasını ve kafandaki kurtçukları sevdin mi?
Helena Bonham Carter: Göz! Keşke gözüm yuvasından fırlasaydı. Kurtuklarım var. Bence hepimizin kurtçukları var. Fırlamaları gerekmiyor ama benimkiler bir şekilde çene çalıyorlar.

Ölümle bağlantılı da olsa bunda gerçekten romantik olan bir şey var, değil mi?
Helena Bonham Carter: Evet, aşk ölümü aşıyor. Bunun doğru olduğuna eminim, yani umarım ki doğrudur. Sanıyorum sonradan özlediğimiz ve bizden önce ölmüş insanlarla karşılaşacağız. Evet, içtenlikle doğru olduğunu umuyorum.

captain jack
30-10-06, 09:25
"TIM BURTON: MASAL KAHRAMANI BİR YÖNETMEN"

"Herkesin normal olmak zorunda bırakıldığı ve insanların farklı bir şeyler yapmak isteyen herkese saldırdığı, püriten bir 'Amerikan Rüyası'nda büyüdüm. Eğer bu insanları dinlemiş olsaydım, şu an diğerlerinden hiçbir farkım olmazdı."

Bu sözler sadece Tim Burton'ı değil, sinemasını da anlatıyor. Sözünü ettiği püriten 'Amerikan Rüyası' ortamı, Makas Eller'in (Edward Scissorhands) geçtiği banliyöyü hatırlatmıyor değil. Fotoğraflardan Burton'ın gözlerine baktığınızda Edward Makaseller'in masumiyetini ve hüznünü görebilirsiniz fakat aynı zamanda "onların" dediğini yapmamış olmanın verdiği mutluluğu da... Aslında Tim Burton tekrar tekrar aynı hikayeyi anlatıyor. Yani kendi hikayesini.

_rathien_
30-10-06, 16:42
Biraz canlanıyoruz galiba:) Bu arada yazılar için teşekkürler captain jack.
Aranızda Vincent'i izleyen varmı Tim Burton'ın ilk animasyonu kısa bişi eğer izlemediyseniz kesinlikle izlemelisiniz,süper olmuş,zaten kötü olabilirmiydi:)
Daha başından belliymiş nasıl bir yönetmen olacağıda biz görememişiz:) :)

kaptan jack
30-10-06, 17:39
Biraz canlanıyoruz galiba:) Bu arada yazılar için teşekkürler captain jack.
Aranızda Vincent'i izleyen varmı Tim Burton'ın ilk animasyonu kısa bişi eğer izlemediyseniz kesinlikle izlemelisiniz,süper olmuş,zaten kötü olabilirmiydi:)
Daha başından belliymiş nasıl bir yönetmen olacağıda biz görememişiz:) :)

kendisinin adını sıkça duydum.....sanırım sweedy toddy adlı müzikalde johnny le oynayacak......yine tim burton yapımı.....ilk animasyonunu izlemedim ama izlemeyi çok isterim..........tabi tim burton un diger yapımlarını..........:img-grin2 ayrıca sanırım tim burton nın kadrolu oyuncularındanmış kendisi.......yanlışsam düzeltim.........:img-grin2

kaptan jack
30-10-06, 19:39
Tim Burton



Washington Irving'in " The Legend of Sleepy Hollow " adlı klasik korku romanından esinlenilerek sinemaya uyarlanan ve başrollerinde Johnny Depp , Christina Ricci ve Miranda Richardson'un yer aldığı " Sleepy Hollow " ( Hayalet Süvari ) ile karşımıza gelen Tim Burton, fantastik-korku türünün klasiklerine girmeye aday bir film yapmışa benziyor.

50'li ve 60'lı yılların korku filmlerinin çok büyük hayranı olduğunu söyleyen Tim Burton, kendisini " Sleepy Hollow " projesini çekmeye iten nedenleri de bu tutkusuna bağlıyor :
" Bu filmin senaryosunda korkuya dayalı çok sayıda imaj var. Senaryonun en çok beğendiğim yanı ise, bir yandan orijinal öyküye saygı gösterirken bir yandan da yepyeni anlayışlara geçit vermesiydi. Burada öyküsü anlatılan ' Kesikbaşlı Atlı 'yı Disney yapımı çizgi filmlerden zaten biliyordum. Az sayıda olan Amerikan korku öykülerinden biriydi. Gücünü nereden aldığını tam olarak bilmiyorum ama insanlar eğer ' Kesikbaşlı Atlı ' yı yıllardır anımsıyorlarsa bunun bir nedeni olmalı. Kısacası o artık bir sembol oldu diyebiliriz."

Yönetmen, yapımcı, senaryo yazarı ve aynı zamanda oyuncu da olan Tim Burton, anlaşılacağı üzere sinemanın her alanına el atmış görünüyor. Daha ziyade yönetmen kişiliğiyle tanıdığımız Burton, " Batman ", " Batman Returns " ve " Batman Forever " gibi yüksek hasılat toplayan aksiyon filmlerinin yönetmenliğini yaparak geniş kitlelere kendini tanıttı. 1994 yılında çektiği " Ed Wood " ve 1996 tarihli " Mars Attacks " filmleriyle gündemden hiç düşmeyen yönetmen, " Sleepy Hollow "un ardından 2001 yılında gösterime girmesi planlanan " Planet of the Apes " filmiyle karşımıza gelecek.

Küçük yaşlardan itibaren resimle uğraşan ve daha sonra Kaliforniya Sanat Enstitüsü'ne giren Burton, uzun bir süre Disney'de çalıştı. Gerçekte kendi bireysel duyarlılığına hiç de yakın olmayan Disney'de çalışmasının tek nedeni, Disney'in kendi bireysel projelerini gerçekleştirme imkanı vermesiydi. 6 dakikalık siyah-beyaz canlandırması " Vincent " ( 1982 ) ve ardından çocuklar için sakıncalı bulunan 27 dakikalık " Frankenweenie " i gerçekleştiren Burton, 1985 yılında çektiği " Pee-wee's Big Adventure " filminin sürpriz bir şekilde başarılı olmasından cesaret alarak 1988 yılında yüksek dozajlı bir komedi filmi olan " Beetlejuice ( Beterböcek ) "i çekti ve tam anlamıyla sinema dünyasına girmiş oldu. Bunun yanı sıra " Tim Burton's the Nightmare Before Christmas " adlı çizgi filmin yaratıcısı olarak da ün yaptı.

1989 yılında çektiği " Batman " ile ilk yüksek bütçeli filmine imzasını atan yönetmen, filmin bütün zamanların en iyi filmi olarak gösterilmesinin verdiği güvenle Hollywood'un sayılı bütçe anlamında özgür olan yönetmenleri arasına girdi. 1990 yılında çevirdiği " Edward Scissorhands " ile eleştirmenlerin beğenisini kazandı. Yapımcılığını da üstlendiği bu filmle yaratıcılılığının doruklarına çıkan Burton, aynı zamanda filmin oyuncularından Johnny Depp ile, ileride daha da gelişecek olan, bir iş arkadaşlığının zeminini hazırladı.

1992 yılında " Batman Returns " ile serinin ikinci filmini de çeken Burton, Warner Bros'un sunduğu mali olanaklar sayesinde yaratıcılığını özgürce sergileme olanağına sahip oldu. Fakat filmin aynı başarıyı gişede de tekrarlayamaması Warner Bros'u aynı derecede memnun etmedi. Bütün Zamanları En Kötü Yönetmeni olarak gösterilen efsanevi yönetmen Ed Wood'un hayatını konu alan " Ed Wood " ( 1994 ) filmi ile gişede yeniden hezimete uğradı.

kaptan jack
30-10-06, 19:47
Tim Burton
Filmografi

Planet of the Apes — 2001
Sleepy Hollow — 1999
Mars Attacks! — 1996
Ed Wood — 1994
Tim Burton's The Nightmare Before Christmas — 1993
Batman Returns — 1992
Edward Scissorhands — 1990
Batman — 1989
Beetlejuice — 1988
Pee-Wee's Big Adventure — 1985
Frankenweenie — 1984
Vincent — 1982
Doğum: 25 Ağustos 1958, California.

İlişkiler: Eski eşi Lena Gieselce (ressam). Şu anda aktrist Lisa Marie ile birlikte.

Eğitim: California Institute Of Arts'da animasyon eğitimi aldı.

İlk flmi: 1982'de Vincent Price anısına yaptığı 6 dakikalık gotik siyah-beyaz animasyon filmi "Vincent"ı yönetti.

Oyunculuk: 1992'de Cameron Crowe'un yönettiği "Sıngles" filminde rol aldı.

Filmlerinin Karekteristik Özellikleri: Filmlerinin müziklerini genellikle Danny Elfman yapıyor. Başrollerde çoğunlukla Jeffrey Jones, Paul Reubens, Michael Keaton, Winona Ryder ve Johnny Depp oynuyor. Filmlerinin açılışını genellikle sakin bir gecede kar yağışı görüntüsüyle yapmaktan hoşlanıyor. Ve filmlerinde genellikle yılbaşı ve cadılar bayramı sahneleri yer alıyor.

Söz: "Büyürken bir Ray Harryhausen filmi gördüğümüzde bunun nasıl yapıldığını merak ederdik. Ama şükürler olsun ki, nasıl yapıldığını öğrenmeden önce o filmleri izleme büyüsünü yaşayabildik. Hakkında çok fazla şey bilmediğiniz bir şeyi izlemek çok güzel ve saf bir duygu."

kaptan jack
30-10-06, 19:52
The Nightmare Before Christmas
Yönetmen: Henry Selick
Senaryo: Tim Burton, Michael McDowell, Caroline Thompson
Oyuncular: Danny Elfman (Şarkı söyleyen Jack Skellington), Chris Sarandon
(Jack Skellington), Catherine O’Hara (Sally/Shock), William Hickey (Dr. Finkelstein),
Glenn Shadix (Belediye Başkanı)
1993 / ABD / İngilizce / 76 dakika
Noel Gecesi Kabusu her ne kadar yönetmeni o olmasa da her şeyiyle bir Tim Burton filmi.
Daha önceki filmlerinden özellikle Beterböcek ve Edward Makaseller ile ilk bakışta tematik
ve görsel benzerliklerini ele veren Noel Gecesi Kabusu, Burton’ın karakterlerini ve mekanı,
sürekliliği olan bir estetik çerçeve içine oturtma merakının da ulaştığı son nokta olarak bir
stop motion animasyon. Böylece öncesinde makyajlar ve görsel efektler ile deforme ettiği
bedensel ve uzamsal gerçeklikler ile oynama sınırları epey bir genişlemiş.
Öyküsüne geçmeden önce filmin Amerika’da Noel öncelerinde
televizyonlarda sıkça yayınlanan (çizgi film anılarını zorlayanların
hatırlayabileceği şu kırmızı ve parlak burunlu geyiğin
filmi gibi) bir klasiğe dönüştüğünü de not düşelim. Sıra özetlerde.
Jack Skellington Halloweentown’ın en gözde ve lider yaratığı
olarak her sene Cadılar bayramını organize edip hazırlamakla
yükümlüdür. Ama başarılı bir Cadılar bayramının ardından bu
korkunçluk oyunundan sıkılarak alıp başını gider ve yanlışlıkla
bu sefer de Noellerin hazırlandığı Christmas Town’a düşer. Kendi
memleketiyle olan bu çarpıcı farklılıktan çok etkilendiğinden
geri döndüğünde bu yeni tanıştığı bayramı ithal etmeye karar
vererek bir kültürel dönüşüm projesi başlatır! Yaklaşmakta olan
Noel’i Halloweentown hazırlayacaktır ve Jack de bu değişimin
baş müsebbibi olduğundan vatandaşlarını ikna ederek kitaplardan
okuduğu kadarıyla onlara Noel için görevler vermeye
başlar. Peki bu sevimsiz ve yamru yumru yaratıklar bu işin altından
kalkabilir mi ve Jack’den Noel Baba olabilir mi? Ya da en
kendine has ve normal karakter olan Dr.Finkelstein’ın yarattığı Sally (Shelley) Jack’e kim
olduğunu (Balkabağı Kralı!) hatırlatıp onu bu çılgınlıktan caydırabilecek midir?
Yılbaşı öncesi yaşanan bu kabus filmdeki bütün curcunaya, parlak müzikal performanslara,
kafa gıdıklayan muzipliklere ve mutlu sona rağmen ışıltılı Disney filmlerinden ayrı
bir tat bırakıyor ki bunu da Tim Burton’ın mührü olarak takdir edebiliriz.
Daha da ilginci, filmin açıkça söylenmese de “çocuklara yönelik” bir tarafı var ama
filmde buna karşıt adı konulamayan bir rahatsız edicilik, korkutuculuk da var. Özellikle Halloweentown’daki
yaratıkların kötülüğünde tahammül edilemez bir “gerçek kötü” olma sıfatı
hakim. Örneğin Jack’in bu değişim çabasının gerçek niyetini belli ettiği anlarda bunun
aslında bencilliğinden kaynaklandığını fark ederiz. Daha genel bir çerçeveden bakarsak
Burton filmlerinde kanıksadığımız gerçekliği taciz eden, tedirgin edici bir gerçeküstü
dünya vardır. Bu taciz ise filmlerinin isimlerinden de anlaşılabileceği üzere tekil karakterler
ve onların hem dış görünüşlerindeki hem de davranışlarındaki farklılıklar üstünden işler.
Noel Gecesi Kabusu’ndaki dinamikler de böyle işliyor işte. Halloweentown-Jack Christmas
Town-Noel Baba’nın evrenine nüfuz etmeye çalışırsa neler olur?
Noel Gecesi Kabusu bir çocuğun zihninden bayramların nasıl olduğuna dair getirilen
eğlenceli bir açıklama gibi. Nasıl kimi çocuklar radyonun işleyişini içindeki küçük adamlarla
açıklarsa, Cadılar Bayramını da korkunç yaratıkların hazırlığı ile sunmuş film. Peki sizce
Tim Burton bir bayram olsa Cadılar Bayramı mı yoksa Noel mi olurdu? Bence Cadılar Bayramında
kutlanan Noel olurdu!
Alptekin Uzel

kaptan jack
30-10-06, 19:53
Uçuk kaçık filmlerin efendisi: Tim Burton

Nerede insanın ağzını sulandıracak güzellikte animasyonlar, rüya gibi çekimler, garip ama ilginç bir şekilde çekici yaratıklar görürseniz büyük olasılıkla bir Tim Burton filmiyle karşı karşıyasınız demektir. Sinemanın bu tatlı kaçık yönetmeni son dönemde “Corpse Bride”isimli, stop-motion tekniğiyle çektiği filmiyle gene hayallerimize sızmış durumda olduğu için kendisini konuk ediyoruz.

Kendine has stilize çalışmaları ile öne çıkan yönetmen, içe dönük ve yaratıcı bir çocukluk dönemi geçirdiğini söylüyor. Ev ve okul yaşamı onun için oldukça zorlayıcıymış, o da zamanını korku filmleri seyrederek geçiriyormuş.

Vincent Price’ın filmlerine ve Edgar Allan Poe’ya takıntılı derecede düşkünmüş. Zaten bu hali filmlerine de yansır; yetişkin dünyasıyla çocuksu fanteziler arasına sıkışmış karakterler yaratmada ustadır kendisi.

Disney bursuyla California Sanat Enstitüsü’ne giren Burton, üç sene animasyon eğitimi almış ve zaten kariyerine de Disney’de animatör olarak başlamış. 1982’de ilk kısa filmi “Vincent”ı, ardından da “Frankenweenie”yi çekmiş. Bu işlerle kendi film projesine yönetmen arayan aktör Paul Reubens’in dikkatini çekmiş ve birlikte “Pee-Wee’s Big Adventure” filmini yaparak gişede büyük başarı elde etmişler.

Burton’ın ikinci önemli filmi, bir efsane haline gelmiş olan “Beetle Juice” olmuş ve makyaj dalında bir de Oscar almış. İlk iki önemli filmiyle düşük bütçeli film çekerek çok para kazanma becerisini ortaya koyan yönetmenin popülaritesi iyice artmış. Bütçesini biraz daha artırmasına izin verilince de “Batman”i çekmiş.

Johnny Depp ile ortaklığı bilinen yönetmenin yetenekli oyuncuya yer verdiği bir sürü önemli film var: “Edward Scissorhands”, “Ed Wood”, “Sleepy Hollow”, “Charlie and the Chocolate Factory”, en son da “Corpse Bride”.

Yazdığı ve yapımcılığını yaptığı halde yönetmenliği Henry Selick’e bıraktığı “The Nightmare Before Christmas”, rüya gibi, masal gibi, favori filmlerimizden “Big Fish”, yine Selick ile ortaklaşa ortaya çıkardıkları “James and the Giant Peach” ne yapıp edip mutlaka seyretmeniz gereken büyük filmler. Tim Burton’ın bütün filmleri için öyle diyeceğiz zaten, biraz hayranız da kendisine...

Besteci Danny Elfman ile de Depp ile olduğu gibi yakın arkadaş olduğunu tahmin ettiğimiz Burton, pek çok filminde Elfman’ın kendi tarzını adeta tamamlayan nefis müziklerini kullanıyor. Bir de kitap yazmışlığı var: “The Melancholy Death of Oyster Boy”. Biz okuduk, hayran kaldık. Bulursanız kaçırmayın.

Kendisi şu an Helena Bonham-Carter ile nişanlı ve Corpse Bride karakterinin sesi de zaten ona ait. Bir de küçük oğulları var ki Tim Burton’ın oğlu nasıl bir şey olur, biraz büyüyünce göreceğiz

captain jack
31-10-06, 09:53
BİR DÜŞ PRENSİ:TİM BURTON

Makas Eller'in Edward'ı sanki... Farklılığıyla kimi zaman dışlanmış, kimi zaman garipsenmiş bir çağdaş sinemacı. Normalliğin meziyet sayıldığı, çocukların normal olmak zorunda bırakıldığı, farklı bir şeyler yapmak isteyenlerin aşağılandığı bir püriten Amerikan Rüyası'nda geçirmiş çocukluğunu. Eğer annesinin sözünü dinleyen uslu bir çocuk olsaydı, şu an diğerlerinden hiçbir farkı olmayacaktı.

Geniş kitleler Tim Burton'ı Beter Böcek filmiyle tanıdı. Bu yüzden Digitürk'ün Primemax kanalı Suare Cuma'nın bu ayki Tim Burton toplu gösterimlerinde, yönetmenin Pee-wee's Big Adventures/Pee Wee'nin Büyük Macerası adlı ilk uzun metrajlı filmini izleyebilecek olmamız büyük şans. California Institute of the Arts'dan mezun olduktan sonra Disney şirketine giren Burton, burada yaptığı yaklaşık yarım saatlik bir kısa film olan Frankenweenie ile tepki topladı ve şirket filmi küçük izleyiciler için sakıncalı bulup piyasaya sürmedi. Bu filmi bir tesadüf eseri izleyen Paul Reubens, kendi senaryosunu yazıp başrolünü canlandıracağı Pee-wee's Big Adventures için yönetmen olarak Tim Burton'ı seçti. Bu açıdan bu ilk film Burton'ın Hollywood'a doğuşu açısından büyük önem taşıyor.

captain jack
31-10-06, 09:54
Farklı bir BATMAN

Beter Böcek, Tim Burton toplu gösterimlerinde izleyeceğimiz ayın ikinci Cuma Suare filmi. Parlak bir düş gücünün ürünü olan bu film, eleştirmenlerden çok farklı tepkiler almış, ancak zamanla şarap gibi değerlenmişti. New England'lı yeni evli bir çiftin trafik kazasında ölmesi ve tadını çıkaramadıkları evlerinde hapis kalmasını konu alan Beter Böcek, Tim Burton'ın gelecekte yapacakları için de ufak ipuçları taşımakla kalmayıp kendisine Batman filminin yönetmenliğini de getirecekti. Müthiş tasarlanmış bir Gotham City ve geçmişten çok farklı bir Bruce Wayne/Batman yaratmıştı. Duyguları olan, kırılgan, süper kahramanların geleneksel maço kahramandan çok uzakta, hatta kimilerine göre alttan alta eşcinsel eğilimler veren bir Batman...

Makas Eller, Burton'ın Edgar Allen Poe, Frankeinstein, Vincent Price sevgisiyle yoğurduğu kah hüzünlü kah komik filmiydi. Edward Makaseller'e iyi bakın. Dışlanmışlığı, eksantrikliğinden saç stiline kadar Tim Burton'ı göreceksiniz.. Kuşkusuz yönetmenlerin yarattığı kahramanlar bir parça kendilerine benzer, hatta bu kahramanları yönetmenin kendisi konuşur filmde derler. Toplu gösterimin üçüncü Cuma'sında yer bulan Makas Eller de kayıtsız kalınacak bir film değil. B.B.

captain jack
31-10-06, 09:54
Trash'e saygı: ED WOOD

Bizim Çetin İnanç (Dünyayı Kurtaran Adam) alınmasın ama dünyanın en kötü yönetmeni Ed Wood olarak kabul edilir. Bu adamın içinde saklı müthiş sinema sevgisini, film yapma konusundaki olağanüstü hırsını ancak Tim Burton gibi bir yönetmen beyazperdeye aktarabilirdi. Herşey para ve izleyici sayısına bağlı değil ya, Ed Wood filmi gişede boylu boyunca yatmasına rağmen Tim Burton'a büyük saygınlık, ayrıca Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye adaylığı getirmişti.

Pee Wee'nin Büyük Macerası, Beter Böcek, Makas Eller ve Ed Wood... Farklı bir yönetmenin düş gücünü, duruşunu, kısa Şubat ayında sadece bu dört filmiyle tanımak ya da anımsamak için Cuma akşamları televizyonun başında olmak gerekiyor. En haşin ürkünç fantastik olguyu bile duyguyla, yumuşak ve masalsı biçimde işleyen 47 yaşındaki bu ruhu genç adamı belleğinize kazırsanız, Mars Attacks!, Sleepy Hallow gibi başarılarına, ya da Planet of Apes (yeniden çevrim) gibi fiyaskolarını izlemeye de sıra gelir belki.

captain jack
31-10-06, 10:00
Tim Burton / Çev: Tarık Günersel
İstiridye Çocuğun Hüzünlü Öyküsü (OM Yayınları)
Batman, Beetlejuice, Ed Wood, Mars Attacks ve The Nightmare Before Christmas gibi unutulmaz filmlerin yönetmeni Tim Burton, 1958 yılında Kaliforniya'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra Walt Disney stüdyolarında animatör olarak çalışmaya başladı. Altı dakikalık ilk filmi Vincent'in (1982) ardından çektiği ikinci filmi olan Frankenweenie (1984) çocuklar için sakıncalı bulunduğundan hiçbir zaman gösterime girmedi. Halen New York'ta yaşayan Burton, film çalışmalarına ve kitap yazmaya devam ediyor. OM Yayınları'ından çıkan kitap da bu çalışmalardan biri.
Hem nükteci hem korkunç olan görsel yaratıcılığı karşısında üne kavuşan Burton, "İstiridye Çocuğun Hüzünlü Öyküsü"nde tüyler ürpertici derecede sevimli (toplumun yalnış değerlendirip dışladığı, acımasız dünyalarında sevgi arayan ve bir yerlere ait olmaya çalışan) çocuklara rol veriyor. Burton'un okuru heyecanlandıran sevimli resimleri, bu karanlık ama aynı zamanda yalın varlıkların, hepimizin içindeki kötü yabancıya seslenen ve uzun zaman önce unuttuğumuz bir dünyaya gülmemizi sağlayan, umutlu, talihsiz kahramanların hem şirinliğini hem de felâketini ortaya koyuyor.

_rathien_
31-10-06, 17:49
Bu arada bahsedilmişken söylemek istedim"İstiridye Çocuğun Hüzünlü Ölümü" muhteşem bir kitap bulabilirseniz mutlaka okuyun, buram buram Tim Burton kokusu var kitapta ilk sayfadan itibaren işte Tim Burton dünyası diyorsunuz.Zaten resimlerden ve şiirlerden oluşmuş bir kitap mutlaka alın yada en azından okuyun:img-grin2 :img-nyam:

kaptan jack
03-11-06, 22:00
http://img112.imageshack.us/img112/4267/timburtonnb7.jpg (http://imageshack.us)

_rathien_
04-11-06, 13:06
İşte Vincent'in şiiri eğer izlemek isterseniz size yardımcı olur sözleri:img-grin2

Vincent
Vincent Malloy is seven years old
He's polite and always does as he's told
For a boy his age, he's considerate and nice
But he wants to be just like Vincent Price

He doesn't mind living with his sister, dog, and cats
Though he'd rather share a home with spiders and bats
There he could reflect on the horrors he has invented and wander dark hallways alone and tormented

Vincent is nice when his aunt comes to see him
But imagines dipping her in wax for his wax museum
He likes to experiment on his dog Abocrombie
In the hopes of creating a horrible zombie
So that he and his horrible zombie dog
could go searching for victims in the London fog

His thoughts aren't only of ghoulish crime
He likes to paint and read to pass some of the time
While other kids read books like "Go Jane Go"
Vincent's favorite author is Edgar Allen Poe.

One night while reading a gruesome tale
he read a passage that made him turn pale
Such horrible news he could not survive
For his beautiful wife had been buried alive

He dug out her grave to make sure she was dead
Unaware that her grave was his mother's flower bed
His mother sent Vincent off to his room
He knew he'd been banished to the tower of doom
where he was sentenced to spend the rest of his life
alone with the portrait of his beautiful wife.

While alone and insane incased in his doom
Vincent's mother burst suddenly into the room
She said, "If you want, you can go out and play
It's sunny outside and a beautiful day."

Vincent tried to talk but he just couldn't speak
the years of isolation had made him quite weak
So he took out some paper and scrawled with a pen:
"I'm possessed by this house and can never leave it again."

His mother said, "You are NOT possessed and you are NOT almost dead
These games you play are all in your head
You are NOT Vincent Price, you're Vincent Malloy
You're not tormented or insane, you're just a young boy
You're seven years old, and you are my son
I want you to get outside and have some real fun."

Her anger now spent, she walked out through the hall
While Vincent backed slowly against the wall
The room started to sway, to shiver and creak
His horrored insanity had reached its peak
He saw Abocrombie, his zombie slave
and heard his wife call from beyond the grave

She spoke through her coffin and made ghoulish demands
While through cracking walls reached skeleton hands
Every horror in his life that had crept through his dreams
swept his mad laughter to terrified screams

To escape the badness, he reached for the door
but fell limp and lifeless down on the floor
His voice was soft and very slow
As he quoted "The Raven" by Edgar Allen Poe:
"And my soul from out that shadow that lies floating on the floor
Shall be lifted...Nevermore."

sbuffy
06-11-06, 17:48
arkadaşlar harikasınız:)

tim ve oğlu
http://img118.imageshack.us/img118/8629/200606timbillynj1.jpg

sbuffy
07-11-06, 10:07
helena cartera çok benziyor.anne yetenekli baba yetenekli.çocuğada geçer heralde.ama umarım oyuncu değilde tim burton gibi iyi bir yönetmen olur:)
bu arada oğluyla ilgili birkaç bilgi:Billy Ray Burton 4ekim 2003te doğmuş.

Londra Film Festivali-29 ekim 2006
http://img204.imageshack.us/img204/4617/20061029lffthenightmaredd1.jpg

ölü gelin imzası:
http://img204.imageshack.us/img204/6494/insettimburtonkc6.jpg

_rathien_
12-11-06, 16:13
http://img327.imageshack.us/img327/7163/41315087burtoncarterpaiq2.jpg

http://img299.imageshack.us/img299/5/1burtonjg6.jpg

http://img399.imageshack.us/img399/2761/7e2035cafdb9530567212f3ao0.jpg

http://img327.imageshack.us/img327/2320/10215tim20burtonafpjb3.jpg

http://img378.imageshack.us/img378/5051/051015timburtonwidehlarcv5.jpg

_rathien_
12-11-06, 16:54
http://img327.imageshack.us/img327/3751/1128040627timburtondq8.jpg

http://img327.imageshack.us/img327/4230/affentimen1.jpg

http://img78.imageshack.us/img78/8260/batman1burtonfr9.jpg

http://img232.imageshack.us/img232/1940/bigfish2ap5.jpg

_rathien_
23-11-06, 15:55
Tim burton'ın yazdığı önsözünü johnny Depp'in yazdığı Burton on Burton adlı bir kitap okudum ve bir kez daha hayran oldum Tim Burton'a:)

sevgi86
07-12-06, 19:27
Alan Rickman, Tim Burton'ın çetesine katıldı!

Tim Burton'ın hazırlıklarını ışık hızıyla sürdürdüğü Sweeney Todd projesiyle ilgili gelişmeleri sık sık aktarıyoruz.

Johnny Depp ve Helena Bonham Carter'lı projeye yeni katılan isim, daima ilginç rollere davet edilen Alan Rickman oldu. Oyuncu filmde kötülük üstüne kötülük düşünen Judge Turpin'i canlandıracak.

Alan Rickman'ın 2007 yılında Perfume: The Story of a Murderer ve Harry Potter ve Zümrüdanka Yoldaşlığı ile sinemalarda boy göstereceğini hatırlatalım!

sbuffy
04-01-07, 12:23
Film artı dergisinin ağustos 2005 sayısındaki Tim Burton haberi.

Tim Burton’un hayal fabrikası

http://img172.imageshack.us/img172/3524/timburtonnx2.jpg

J.D.Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocukları’nın kahramanı Holden Caulfield,iyi bir kitap hakkında şöyle der:”Kitap dediğin öyle olmalı ki okuyup kapattıktan sonra keşke bunu yazan arkadaşım olsaydı da canum çektikçe telefona sarılıp çene çalabilsem,dedirtmeli”.Bu yazar hayalinin,sinemadaki yönetmen karşılığı Tim Burton’dur.Burton filmleri ile haşır neşirseniz mekanları tanıyor,karakterleri biliyor gibi hissedersiniz.Belki değişik öyküler izlersiniz ama bildiğiniz,hatırladığınız birşeylerle karşılaşırsınız,hatta alıştıysanız yeni Burton filminde kendinizi evinizde hissetmeniz bile olası.Bu duyguun nedeni ise Burton’un içinde bulunduğu Hollywood sistemine rağmen,çok kişisel bir sinema dili oluşturmış olması ve tekrar tekrar,değişik şekillerde hayal dünyasını kendine benzeyen karakterlerle izleyiciye sunması.
“Solgun,her an kırılabilir gibi görünen saçlarının bir önceki gecenin yastık mücadelesinden fazlasını gösterdiği üzgün bakışlı bir adam.İlk düşündüğüm,”biraz uyu” demek oldu,tabiki söylemedim.Bir anda iki tonluk bir balyoz alnımın ortasına inmiş gibi hissettim.Elleri,onları havada kontrolsüzce sallaması,sinirli bir şekilde masaya vurması,kesik kesik konuşması,kocaman açtığı,meraklı,nedensizce parlayan gözleri.Bu hiperaktif kaçık adam Edward Scissorhands’di.”
Jonny Depp,Burton on Burton isimli kitabın önsözünde Edward Scissorhands rolü için gittiği görüşmede ilk karşılaşmalarını böyle anlatıyor.Burton,Edward Scissorhands/Makaseller’e gelene kadar Vincent(1982)ve Frankenweenie(1984) kısa filmlerini çekmiş,ardından uzun metrajlı Pee-wee’s Big Adventure(1985),Beetle Juice/BeterBöcek(1988) ve Batman(1989)ile dikkat çeken bir yönetmene dönüşmüştü.Yine de Burton’un bize “kenidisini anlattığı” teşhisinin kesin olarak konulduğu nokta Makaseller’e (1990)tekabül eder.Şu anda Batman Returns/Batman Dönüyor(1992),Ed Wood(1994),Sleepy Hollow/Hayalet Süvari(1999) ve Big Fish/Büyük Balık’ın ışığında daha iyi görebildiğimiz bu durum,Burton’un filmografisinin onun değişik ruh hallerini,kendisiyle hesaplaşmasını ve geçmişini tamamlayan tek bir otobiyografik filme dönüşmesinden başka bbir şeydeğil.

http://img172.imageshack.us/img172/5888/pg491ba1.jpg
Vincent kılıklı Vincent
1982 yılında çektiği altı dakikalık animasyonu Vincent kısa süresine rağmen Burton’un çocukluğu hakkında birçok gerçeği ortaya koyuyordu.
Vincent’ta bahsedilen Vincent Malloy isimli küçük çocuk,kendini Vincent Price zannediyordu.Ziyarete gelen teyzesine normal davranmasına rağmen hayallerinde onu mumdan bir heykele dönüştürüyordu.Köpreğini zombiye çevirip,onunla beraber Londra’nın sisli sokaklarında kurbanlarını arıyordu.Annesi onu sokakta oynamaya teşvik etse de o kendisini şatosunda ölümü beklerken düşlüyordu.Arkadaşları çocuk kitapları okurken onun favori yazarı Edgar Allen Poe’ydu.Zaten filmde Poe’nun şiiri Kuzgun’dan bir alıntıyla sonlanıyordu.
Karşınızda Vincent değil,Burton’un çocukluk çocukluğu duruyordu.Arkdaşları parklarda oynarken,Burton’un en sevdiği oyun mekanı tek başına gittiği mezarlıktı.En sevdiği yazar ise tahmin edilebileceği gibi Poe.Canavar filmlerini çok seviyordu,ama kendini canavarlara yakın hissederek.Korku filmleri,özellikle de Vincent Price’ın oynadıkları izlwemekten vazgeçemedikleriydi.Zaten altı dakikalık animasyonunda anlatıcıı sesi de-çocukluğuna saygı durruşunda bulunuyordu-Vincent Price’e aitti.Filmin atmosferine dönersek onun da Burton sinemasınnı habercisi olduğunu söyleyebiliriz.Gölgelerin kullanımı,sisler,çarpıtılmış açılar ile Alman ekspresyonizminin animasyona dönüştürülmüş şekliydi.Bu noktada bir parantez açıp Burton’un sinemasını en çok etkileyen akımın neden ekspresyonizm olduğuna açıklık getirmek gerek.
En basit anlamıyla Alman ekspresyonizmi karakterlerin iç dünyayı algılayışının kamera aracılığı ile izleyiciye aktarılmasıdır.Mesela ekspresyonist filmlerden Dr.Caligari’nin Muayenehanesi’nde akıl hastası olan karakterin dünyayı görüş şekli,izleyiciye çarpık bir gerçekklik olarak yansır.Burton da her zaman söylediği gibi kendini karakterleriyle özdeşleştirdiği için bu kez karakterlerin dolayısıyla Burton’un dünyaya bakışı,çarpıtılmış açılar,derin gölgeler sayesinde ifade buluyor ve tam da bu yüzden ekpresyonizm onun en çok etkilendiği akım olma özelliğini taşıyor.

http://img172.imageshack.us/img172/6641/7519ms7.jpghttp://img172.imageshack.us/img172/9821/beetlejuicevv7.jpg
Ben,Frankenstein
Bu filmin ardından orta metrajlı Frankenweenie ile tıpkı Vincent’ın hayal dünyasındaki zombi köpek gibi,ölen köpeğini canlandıran bir çocuktan bahsediyor ve en sevdiği canavar filmi olan Frankenstein’a göndermede bulunuyordu.
Tannınmaya başladığı film ise ilk uzun metrajı Pee Wee’s Big Adventure oldu.Bu Tim Burton-Danny Elfman ortaklığınında başlangıç noktasıydı.Bu başlangıçtan sonra Burton’un istisnasız tüm filmlrinin müziklerinde Danny Elfman’ın imzası görülecekti.Elfman’la kurduğu bu işbirliği Burton’un sinemasına fazlasıyla katkıda bulunan,filmlerinin atmosferini destekleyen bir araca dönüşecekti.
Pee-Wee’s Big Adventure,Burton’un yükselişinin ipuçlarını verse de kariyernin kırlma noktası Beter Böcek oldu.Filmi izleyen herkes yıllar geçsede üç kere Beter Böcek dememeye çalışır,yemek masasındaki kalipso dansını hatırlar,Winona Ryder’ı siyahlar içinde görür gibi olur.Film öldükten sonra yaşadıkları evden ayrılamayan bir çiftin eve taşınan New York’lu burjuva çift ve kızlarına(Winona Ryder) karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyordu.Filme adını veren Beetlejuice ise Michael Keaton tarafından canlandırılıyordu.İblis kılıklı bu sevimli hokkabaz,çiftimize yardım sözü veren,insanları kovma üzerine uzmanlaşmış bir ölüydü ve ilk bakışta filmin kötü adamıydı.Filmin senaryosu Burton tarafından yazılmamıştı ama Burton filmleri hakkında birçok ipucu veriyordu.Öncelikle filmin hayalet çifti,iyi niyetli,korkutma konusunda beceriksiz,şaşkın ölülrdi.Gerçek aile ise paragöz ve düşüncesiz resmediliyordu.Bu durumda izleyici ister istemez ölülerin yanında yer alıyordu.Beetlejuice ise filmin kötü adamıydı ama eğlenceli karakteri ile tüm kötülüğünü film boyunca izleyenleri güldürmek için kullanacaktı.Lydia’nın (Ryder) sarfettiği bir cümle ile Burton açısından önem taşıyordu:”Yaşayanlar tuhaf ve sıradışı şeyleri görmezden gelir” Burton film çekmeye devam ettikçe tuhaf ve sıradışı görülür fakat kabul edilir,hatta sevilir hale gelecekti.Bir hayalet filmi korkudan komediye,kabuslar ise izlenir hale dönüşüyordu.Filmin oyuncularından biri olan Glenn Shadix’in dediği gibi “Burton karanlıkla doluydu ve karanlığ gülüyordu” Görsel olarak da film,Burton’un kendini fazlasıyla hissettirdiği bir yapıdaydı.Öncelikle filmin açılışında maketten yapılmış bir ormanın içinden geçen ve evde duran kamera,bize kendini ilk andan itibaren hatırlatan ve görsel olarak kontrolü elinden bırakmayacak,hikaye anlatımına müdahale edecek bir yönetmenle karşı karşıya olduğumuzu söylüyordu.Stüdyo sisteminden çıksa da kendini hep belli edecek,imzası görselliği olacaktı.Hayalet çiftin evin dışına adım attıklarında düştükleri çöl benzeri sürrealist mekanda Burton’un izleri fazlasıyla vardı.buradaki kum solucanı nı Burton’un yarattığı gerçekdışı objeleri tanıdıktan sonra hiç garipsemeyecektik.
Kahramanlarımız gerçekdışı bir dünyaya düştükleri için pastel renkler,kendini sürrealizmin en önemli temsilcileinden Dali’nin tablolarını hatırlatan parlak tonlara bırakıyrdu ve atmosfrdeki bu ani değişimi farketmemek imkansızdı.Vincent’ta da görülen,Alman ekspresyonizmi etkisi ise ölülerin dünyasındaki koridorlarda kendini belli ediyordu.Atmosfer yaratımındaki başarısı dikkat çekmiş olacak ki,Hollywood’un bir türlü çekmediği Batman’in yönetmenliği onun ellerine teslim wedildi.

sbuffy
04-01-07, 12:26
http://img172.imageshack.us/img172/2774/batman1burtonxg4.jpg
Kara Batman,Kapkara Gotham
Batman,Burton’un kendini en uzak hissettiği filmi olsa da yönetmenin gerek karakterlere,gerekse atmosfere katkısı farkediliyordu.Film,Burton’a göre kendiyle ne yapacağını bilmeyen bir süer kahramanı anlatıyordu,hatta gönlünce gülebilen,kötülük yapabilen Joker,Batman’den daha şanslıydı.Kendi gibi olabiliyordu ve bu şekilde özgürdü.Batman ise bölünmül bir karakterdi.Bruce Wayne ile Batman’in bölünmüşlüğünde Burton’un vazgeçemediği “dualite” devreye giriyordu.Burton filmi iki kelimeyle anımlıyor”depresyonla ilgili”diyordu.Bir süper kahraman filmini depresyonla bağdaştırmak elbetteki zordu ama Burton bu duyguyu filmine aktarabilmişti.Bu süreçte Bruce Wayne ve Joker’in karakterlerini aktarışı ve elbette atmosfer yaratımı öne çıkmıştı.
Michael Keaton’un Wayne olarak görüldüğü sahnelerde ,düşünceli bakışları,sevdiği kadına yaklaşamaması,kaçması,özetle çaresziliği göze çarpıyordu.Jack Nicholson’ın unutulmaz karakteri Joker ise rahattı,çok eğleniyordu ve kendisine kaderini tüm şehre aktaracak kadar çok güveniyordu.Süper kahraman filmlerinde genelde olduğu gibi karakterler iki boyutlu kalmamıştı çünkü Burton iyi birşeyler yapmaya çalışıp çaresiz kalan Batman’e kendisini çok yakın görüyordu.Joker ise imrendiği karakterdi.Sonuçta kafasındaki hayali aktarırken,o çizgi roman dünyasının içinde bile inandırıcı ve izleyicinin bağ kurabileceği karakterler ortaya çıkmıştı. Filmin depresyon duygusunu destekleyen diğer öğe ise Burton’un yarattığı Gotham şehriydi.Geniş bir hayalgücü isteyen bu şehir karanlık bir başyapıttı.Gotham’ı planlarken uzun binalar ve filmin bir kısmının geçtiği endüstriyel kimyasal fabrikanın grileri öne çıkıyordu.Film hem gişede başarılı olmuş,hem de Burton’un ününe ün katmış hem de Makaseller gibi kişisel bir film çekmesine imkan sağlamıştu.

http://img172.imageshack.us/img172/699/edwardif5.gif
Gariban ve yabancı:Edward
Makaseller gerçekten de Burton’un ortaya kendinden en fazla şey koyduğu,bu arada vazgeçemediği oyuncularına Johnny Depp’i dahil ettiği filmdi.Filmin geçtiği mekanlar Batman’in kişiliği gibi ikiye bölünmüştü.İlk kısım Burton’un içinde büyüdüğü banliyo yaşamını,sıkılgan çocuğun gözlerinden gösteren,pastel renkli,legolara benzeyen evleri,çok muntazam yolları ile kasabaydı.İkinci kısım ise Edward’ın büyüdüğü Burton’un çocukluğunda sıkıntıdan kaçmak için hayalini kurduğu gotik şatoydu.Aslında bu sadece Burton’un hayali değil,her çocuğun hakkında hikayeler uydurduğu etrafında gezdiği mahalledeki eski,dökük evin görkemli bir temsiliydi.Bu iki bölüm birbirinden alabildiğine ayrı devam ederken,br kadının mücadelesi sonucu şatosuında yaşayan Edward banliyo yaşamının tam ortasına düşüyordu.Vincent Price’in canlandırdığı yaratıcısının,ellerini tamamlayamadan ölümüyle birlikte bu iki dünyanın çakışması,Edward'’ı kasaba halkının ilgi odağı haline getiriyordu.Deri giysileri,dağınık saçları ve yüzündeki kesiklerle Edward hayatı boyunca izole bir yaşam sürmüş,buzdan ve çimlerden heykeller yaparken bile kendine zarar vermişti.Edward’ın kasabanın halkıyla olan ilişkisi yine onun kontrolü dışında iyiden kötüye doğru gitmiş ve ruhen yaralanarak şatosuna dönmesi ile sonlanmıştı.Filmin merkezindeki Edward tam anlamıyla Burton’un alter egosuydu.Hep farklı bir çocuk olduğuiçin kendini banliyo yaşamına yabancı hissetmiş,yaratım sürecinde çektiği acılarla kendine zarar vermişti.İnsanlarla olan ilişkisi onun kontrolü dışında gelişiyordu ve iyi de olsa kötü de olsa kendini hep bir yabancı,garip ve dışarıda görüyordu.Filmde Edward’ın hikayesi karlı bir günde küçük çocuğa anlatılan bir masalla başlıyor ve masalın bitmesi ile de sonlanıyordu.Burton’un anlattığı da tam anlamıyla yabancılık,kendini toplumun dışında görmekle ilgili bir masaldı.Film her zaman,her yerde yaşanan bir hissin hayalgücüyle desteklenmesiydi.
Başladığı gibi karlı bir atmosferle kapanana Makaseller’den sonra Batman Dönüyor da karlı bir havada çocuğunu “farklı” olduğu için kanalizasyona atan ailenin öyküsü-penguenin çcukluğu-ile açılıyordu.Karla birleştirilen bu iki filmle Burton,ilk andan seyirciye kötü adamın dramını sunmuş ve izleyeceğimiz filmde Edward’ı hatırlayın,kötü adamlara da bu şekilde yaklaşın demişti.Bunu rahatlıkla söyleyebiliyordu çünkü Burton önceki filmlerinin başarısı sayesinde Hollywood’un güçlü yönetmenlerinden birine dönüşmüştü. Bu yüzden de bu filmi,ilk filme göre daha kişisel bir hale getirebilmişti.İlk film depresyon hakkındaysa,bu film çok daha ağır bir melankoli içeriyordu.Bu kadar maske ve makyajın ardında,mizahi karakterlerre rağmen bu hissi yaratmak,Burton’un filmi kurduğu yapıyla yani gittikçe gelişen hikaye anlatımıyla mümkün olmuştu.Öncelikle kötü karakterlerin şekillenmesine ayırdığı zamanı arttırmıştı.Aynı dualiteye oturttuğu kedi kaddın ve Batman’i gerçek yaşamlarında birbirlerine yaklaştırıp,maskeliyken düşman haline getirmişti.Filmin finalinde Batman’in Kedi Kadına “biz aslında aynıyız” demesine kadar iyi ve kötü arasındaki sınırları yavaş yavaş kaldırmıştı.Penguen ise maskesiz,doğal bir hilkat garibesiydi,yani Burton’un gözzde ikonu...Dolayısıyla izleyiciye onun nasıl o hale geldiğini gözleme imkanı veriyordu,geçmişine duyduğu saplantıyı uzun süre seyredince ona acımayla karışık bir sempati duymamak imkansızdı.Filmin karanlık atmosferi de melankoliyi destekliyordu,Gotham ilk filme göre çok daha karanlıktı.Bu filmin mekanları da karakterlerin ruh halleri ile paralel olarak,soğuk,karanlık hayvanat bahçelerine,kanalizasyonlara,mağaralara yönelmişti,yani daha diplee.Bunların yanısıra Danny DeVito ve Michelle Pfeiffer’ın Penguen ve Kedi Kadın olarak performansları da eklenince,ortaya Batman serisinin en iyi filmi çıkmıştı.

sbuffy
04-01-07, 12:29
http://img172.imageshack.us/img172/9601/b000001m1w01mzzzzzzzhj5.jpghttp://img172.imageshack.us/img172/8571/eacgnq7zcdhzg7.jpg
Animatör olarak Burton
Yönetmen olarak olmasa da senaist,karakter tasarımcısı ve prodüktör olarak yer aldığı stop motion The Nightmare Before Christmas(1993),Burton’un sektördeki ilk günlerine verdiği bir cevap gibiydi.Burton,Disney’de animatör olarak çalıştığı günlerde The Fox and the Hound için sevimli tilkiler çizmeyi kendine uzak buluyor ve animasyonların bu şekilde olmaması grektiğini düşünüyordu.Bu yüzden de The Nightmare Before Christmas ile yarattığı karakterlerle ilgi duyduğu her türlü objeyi tamamen hayal ürünü olan Halloween kasabasına sığdırmıştı.Dha önce Beetlejuice ve Gotham2ın sirk kahramanları ile azar azar görünen Burton yaratımı karakterler,bu filmde doyasıya ortaya çıkmıştı.Burton’un animatör ve çizer olarak geçmişini tüm açıklığıyla gördüğümüz The Nightmare Before Christmas,öyküsüyle ve Elfman’nı müzikleriyle birleşince Burton sinemasını seven herkesin beğendiği bir stop motiona dönüşttü.
Kült yönetmen Ed Wood’un hayatını anlattığı film,siyah beyaz çekilmiş olsa da Burton’un Ed Wood’a bakışı tamamen griydi.Burton,Jonny Depp’in mükemmel performans çıkardığı Wood’a hatalarını da severek,yargılamayarak,film çekme tutkusunu önplana çıkararak yaklaşmıştı.İzleyici dünyanın en kötü yönetmeninin kariyerine zaman zaman gülse de yine de filmden kendini ve etrafındakileri hayallerine inandırmış bir adamı anlamış olarak ayrılıyordu.Bu ince dengeyi kurarken,Burton diğer filmlerinde olduğu gibi sinemotografiye önem vermişti.Ed Wood’un hayran olduğu Orson Welles’in Yurttaş Kane’inde kullandığına benzer görüntüleri,B tipi filmlerin özensiz görüntüleri ile birleştirmişti.Yurttaş Kane tarzı görüntüler Wood’un yaşadığı önemli anlarda ortaya çıkıp hayallerini temsil ederken,B tipi film görüntüleri gündelik yaşamda ağırlık kazanıp,gerçekleri anlatıyordu.Film boyunca korunana bu ayrımı Wood ve Welles’in karşılaşıp,bir kafede stüdyo sisteminin zorluklarından bahsettikleri sahne ile kaldırıyor,hayallerinin de en az gerçekler kaddar önemli olduğunuı vurguluyordu.Burton,hayatı boyunca masalları gerçeklere tercih ettiği ve hayalgücünün sağladığı kaçışı tercih ettiği için Wood’a yaklaşımının bu şekilde olması da şaşırtıcı değil.
Karakterleriyle bağ kuran Burton,Wood’un hikayesinden sonra Btipi filmlere saygı duruşunda bulunan Mars Attacks’ı çekti.Bu filmi Burton’un kariyerindeki “rahatlama noktası”olarak görülebiliriz.Çok sevdiği ama daha önce dozunda kullandığı mizahı ve absürdlüğü bu filmin ekseni haline getirmiş.Ortaya B tipi filmlei sevenlerin görmekten memnun olacağı,eğlenceli bir film çıkmıştı.

http://img172.imageshack.us/img172/827/221078a9729hy4.jpghttp://img172.imageshack.us/img172/645/fishgbz0.jpg
Büyük Balığın peşide
Hayalet Süvari’de anlatılan ise 1900lerin ünlü bir hikayesinin Burton’un değişimine uğramış haliydi.Bilimi herşeyin önüne koyan Ichabod Crane’in(Johnny Depp) doğaüstü cinayetleri araştırmak için gittiği kasabada yaşadıklarını anlatan film ile daha önce Makasellerr ve Beter Böcek’te görülen “orta sınıfın normal kalıplarındaki insanların nasıl tehlikeli bir hale dönüşebileceği” paranoyası en belirgin şekline bürünmüştü.Dışarıdan gelen Ichabod,Edward gibi bir yabancıydı ve korktuğu,işin içinden çıkamadığı anlarda,devreye rüyalarında annesi ile geçirdiği çocukluğu giriyordu.Burton,Crane’in rüyalarına az zaman ayırsa da onların önemini vurgulamak için atmosfer değişimini ön plana almıştı.Kasabaya hakim olan siyah-beyaz tonlar,rüyalarda Büyük Balık’ta da görebileceğimiz canlı renklere geçerken bütün filme hakim olan sisin kalktığı bölümler de sadece rüyalardı.Sırf atmosferi ve Crane karakterinin mizah dolu sunumu ile Hayalet Süvari,Burton hayranları tarafından sevilmese de sonrasında çekeceği Maymunlar Gezegeni’nin yeniden çevrimikadar filmografisinin dışında duran bir film değildi.Bütün filmlerinde rastlanana mizahtan bile nasibini almayan Maymunlar Gezegeni alışılagelmiş Burton kalıplarından hiçbirini içermiyordu.
Ülkemizde vizyon şansı bulamayan Burton filmi Big Fish/Büyük Balık’ta farkedilen değişim karanlık atmosferin bu kez yerini canlı renklerre bırakmasıydı. Daniel Wallace’ın kitabından uyarlanan Büyük Balık ,karanlık Burtn filmi atmosferini taşımasa da ,Burton’a brebir uyan bir hikayeye sahipti.Babasının gençliği ile ilgili anlattığı öykülere inanmayan,gerçekçi bir karakter olan Will Bloom,gerçeklerin peşine düşüyor ve film kendine hep yalan söylediğini sandığı babasının dünyasını ve hikayelrini kabullenmesiyle sonlanıyordu.İzleyici de babanın öykülerini Burton aracılığı ile takip ederken,filmin finaline kadar oğul ile aynı kaderi paylaşıyor,yani neye inanacağını bilmiyordu.Filmin sonunda öykülerin doğrulanması,Burton’un bütün kariyeri boyunca anlattıklarını tasdik etmesiydi.
Sinema sanatının kalbinde hikaye anlatımı duruyorsa, Burton dünyayı algılayışını görselleştiren ve kendinden birşeyler kattığı karakterler ve filmlerle,yönetmenden önce bir hikaye anlatıcısıydı,anlatılanın ne kadar gerçek veya hayal olduğunun ona inananlar veya inanmayı seçenler olduktan sonra önemi var mıydı?

sbuffy
04-01-07, 12:46
Rejisör-besteci çiftleşmeleri

Yönetmenler, tıpkı belli görüntü yönetmenleriyle ya da belli oyuncularla çalışmayı tercih ettikleri gibi, filmlerinin müzikleri için de belli isimlerle çalışabiliyor. Hatta bir yönetmenin filminde kullanmayı tercih ettiği bestecinin, o yönetmenin kafasındaki dünyaya daha çok nüfuz etmemizi sağladığı söylenebilir. Belki bu yüzden yönetmen-besteci ikilileri, sinemada en çok görülen ortaklıklardan. Alfed Hitchock-Bernard Hermann (Psycho/ Sapık), Blake Edwards-Henry Mancini (The Pink Panther/Pembe Panter), Sergio Leone-Ennio Morricone (The Good, the Bad and the Ugly/İyi, Kötü, Çirkin), David Lean-Maurice Jarre (Lawrence of Arabia/Arabistanlı Lawrence) da sinemanın unutulmaz yönetmen-besteci ikililerinden. İşte bu verimli ortaklık türünün son yıllardaki bazı önemli örnekleri...

http://img172.imageshack.us/img172/7983/dannyandtimia7.jpg

Tim Burton - Danny Elfman
Sıra dışı yönetmene, sıra dışı besteci. Danny Elfman'ın zihinde karanlık, gotik imgeler yaratan ama aynı zamanda da tuhaf bir şekilde muzip ve eğlenceli müziğine artık kulağımız alışmış olabilir, ama bu onun birçok açıdan standart Hollywood film müziği çizgisine göre 'asi' kaçtığı gerçeğini değiştirmiyor. Zaten genç yaşta dünyayı dolaşıp farklı enstrümanlar ve müzik türleriyle tanışmış ve yıllarca Oingo Boingo rock grubunun şarkıcılığını yapmış Elfman, müzikte okullu değil alaylı olmasıyla da farklı bir yere sahip. Burton'ın karanlık bir masal evreninde geçen filmleri için biçilmiş kaftan adeta Elfman'ın müzikleri. Burton hemen hemen her filminde Elfman'ı kullanıyor. Bu ortaklığın ürünleri arasında 'Beetlejuice', 'Batman', 'The Nightmare Before Christmas' ve 'Charlie and the Chocolate Factory' gibi yapımlar var.

kaynak:radikal/kutlukhan kutlu

kaptan jack
30-01-07, 12:26
Beter yönetmenin maceraları

Önümüzdeki aylarda gösterime girecek olan "Büyük Balık", Oscar yarışının dışında kalsa da yönetmeni Tim Burton'un başarısıyla kendisinden söz ettiriyor. Sinema Dergisi ünlü yönetmenin filmleri hakkındaki tüm soruları bir dosyada topladı
Ünlü yönetmen filmlerinde insanların farklı olanı dışlamaya dair güdüsünü eleştiriyor. "Batman" karakterinde bunu görmek mümkün

Tim Burton'un filmleri her ne kadar yaratık, cin ve hayalet gibi varlıkları barındırsa da izleyiciyi korkutmayı amaçlamıyor

Sinemada farklı olanı, ezileni, dışlananı bu kadar sevgiyle kucaklayan, böylesine samimi bir duygusallıkla anlatan başka bir yönetmen daha çıkmadı herhalde. Çocukluğu masallardan çok korku hikayeleri okumakla geçmiş, yaşıtlarının aksine bu hikayelerdeki yaratıklara sevgi beslemiş Tim Burton... O, görüp görebileceğimiz en yaratıcı ve özgün yönetmenlerden birisi. Ancak Burton'ın farklı olanı kutsayışında asla aykırı olma çabası yok, inanılmaz bir samimiyet var. Filmlerindeki karşı konulmaz duygusallığın kaynağı da büyük ölçüde bu. Burton'ın filmlerine baktığımızda, çocukların dünyasından uzak tutulmuş yaratık, canavar, cin, hayalet gibi pek çok kavramın belirli bir naiflikle ele alındıklarını görüyoruz. Burton'ın karakterleri alışılmış normlara göre çirkin, rahatsız edici ve ürkütücü olsalar bile, yaratıcılarının saf sevgisiyle kuşatılıyorlar. Tim Burton filmlerinin kayda değer olan kısmı, farklı olanın çevresi tarafından nasıl algılandığı üzerine gitmekte. Bu filmleri izlemek, seyirci için de kendi değer yargılarını tartacağı bir deneyimin kapılarını açıyor. Burton'un filmleri çoğunlukla fantastik ve gerçeğin, tekinsiz olan ve huzur vericinin, yabancı ve tanıdığın kesiştiği noktada, adeta yaratıcılarına özgü paralel bir evrende geçiyorlar. Burton'ın çoğu filminde bazen mezara, bazen tavanarasına, bazen de uzaktaki bir şatoya kapatılmış olan, farklı ve alışılmadık tipler gündelik hayatın içerisine giriyorlar. Varlıkları çevredekiler tarafından korkuyla karşılansa bile, seyircinin onlara alacağı tepki çok farklı oluyor. Tim Burton'ın üzerine gittiği söylediğimiz toplumsal ikiyüzlülük, özellikle banliyö yaşantısına el attığı filmlerinde kendini gösteriyor. Bu noktada hemen üç filmi ele almak gerek: 1982 yapımı kısa metraj filmi "Frankenweenie", 1988 yapımı "Beter Böcek" (Beetlejuice) ve 1990 yapımı "Makas Eller" (Edward Scissorhands). "Frankenweenie" köpeği ölen bir çocuğun, onu tekrardan hayata döndürme hikayesini konu almakta. Çocuğunun soyadının Frankenstein olması pek şaşırtıcı değil, çünkü "Frankenweenie" açıkça Mary Shelly'nin romanından uyarlama. Ancak esas esin kaynağı James Whale'in 1931 yapımı "Frankenstein"ı. "Beter Böcek"te ise Burton farklı bir bakış açısı yakalıyor. New England'da yaşayan bir çift öbür dünyayı boyladıktan sonra, şehirden gelen "garip" bir aile evlerini satın alıyor. Ailenin yeniyetmelik çağındaki kızı kafayı ölümle bozmuşken, üvey anne de kendisini soyut heykeller yapmaya vermiş bir sanatçı adayı. Ölü çift aileyi eski evlerinden korkutarak kaçırmaya çalışırken, yavaş yavaş bir orta yol bulmaya doğru gidiliyor. "Makas Eller" ise Frankenstein etkisi taşıyan, hüzünlü bir masal. Johnny Depp'in canlandırdığı Edward, yaratıcısı ölünce bir başına kaldığı şatodan, yakındaki banliyö kasabasına geçiş yapıyor. Parmaklarının yerinde makaslar olan Edward, farklılığı nedeniyle komşuların çeşitli tepkileriyle karşılaşıyor. Sömürmeye yönelik bu tepkiler, bir linç girişiminin önünü açıyor. Burton'ın söz konusu üç filminde de Amerikan orta sınıfının tutuculuğuna, farklı olanı dışlamaya yönelik güdüsüne eleştirel bir bakış getirdiğini söylemek mümkün. Tim Burton'ın 1994 yapımı "Ed Wood" sadece yönetmenin B tipi filmlere, trash estetiğine duyduğu sevginin bir uzantısı değil hiç kuşkusuz. Burton bu filmde istediğini yaptığı (en azından yapmaya çalıştığı) için dışlanmış bir karakter üzerinden, bir kez daha Amerikan orta sınıf değerlerinin ikiyüzlülüğünü eleştiriyor. Ayrıca filmin bir sahnesinde Ed Wood'u Orson Welles ile karşı karşıya getirmesi de son derece anlamlı. Tüm zamanların en iyi filmi kabul edilen "Yurttaş Kane"in zamanında seyirciden hiç ilgi görmemesini ve Welles'in bir süre sonra Amerika'da çalışamaz hale geldiğini düşünürsek, söz konusu sahne Ed Wood fenomeninin arkasındaki tek nedenin yönetmenin yeteneksizliği olmadığına işaret ediyor.

TOPLUM DIŞIYSAN BİZDENSİN
Burton toplumun kendisinden farklı olana dair korkusunu eleştirirken, bunu mesafeli şekilde yapmayan bir yönetmen. Neredeyse baş karakterleriyle bir özdeşleşme yaşıyor ve filmlerini genellikle olabildiğince duygusal kılıyor. Örneğin henüz Disney bünyesindeyken çektiği kısa metraj animasyon "Vincent", kendisini Vincent Price sanan küçük bir çocukla ilgili. Favori yazarı Edgar Allan Poe olan ve gotik korku filmlerini anımsatan kendi hayal dünyasında yaşayan bir çocuğun, bir bakıma Tim Burton'ın kendisi olduğunu iddia edilebilir. Vincent Price'ın bu sefer oyuncu olarak kadrosunda yer aldığı "Makas Eller"de de benzer bur durum görmek mümkün. Price'ın canlandırdığı mucit tarafından yaratılan, farklılığı nedeniyle sürekli yalnızlığa mahkum Edwarnd'ı da Burton'a benzetemek olası. Tıpkı Vincent gibi, Edward da Burton'- ınkine benzer saç modeline sahip. Yönetmenin bu karakteri ele alışı, onların yalnızlığını ve mutsuzluğunu resmedişiyse izleyiciyi göz yaşlarına boğacak derecede kişisel ve aynı zamanda da samimi. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi "Pee-wee's Big Adventure"ın çocuklukla yetişkinlik arasında kalmış baş karakterinde veya Ed Wood'da, Burton'ın kendisinden bir şeyler bulmak belki bu derece kolay değil. "Batman" serilerinin baş kahramanı Bruce Wayne'in Burton tarafından algılanışına ise özellikle dikkat etmek gerekiyor. Batman veya Bruce Wayne de, tıpkı diğer süper kahramanlar gibi çift kişilikli bir hayat sürmekten mustarip. Ancak Bruce Wayne'in bunalımı, tanıdığımız diğer süper kahramanlardan alışık olduğumuzdan çok daha ağır. Çizgi romanın karanlık atmosferiyle birleştiğinde, Wayne'in asosyalliği, asla yürütemediği duygusal ilişkileri (ki bu noktalardan yola çıkarak "Batman" serisinden eşcinsel bir alt metin okuması yapanlar da var) ve içine kapanıklığı son derece kompleks bir hal alıyor. Yönetmen, Bruce Wayne / Batman karakterlerini güçlü bir süper kahramandan çok kırılgan, duygusal açıdan hassas ve yalnız bir birey olarak yansıtmayı beceriyor. Wayne aynı zamanda Batman olduğunu açıklamaktan çekinirken, sadece bir gizemi korumayı amaçlamıyor. Anlaşılamamak, kabul görmemek ve dışlanmak onun için daha büyük bir korku

sbuffy
24-03-07, 12:33
64.Venedik Film Festivali'nde Tim Burton'a "ömürboyu başarı ödülü" verilecek.Ayrıca festivalde Tim Bruton günü adıyla yönetmenin filmleri gösterilecek.Festival 28 ağustos-8 eylül arası gerçekleşecek.

kaynak:Beyazperde

sbuffy
25-05-07, 09:50
Festival de Cannes
http://img442.imageshack.us/img442/9939/v10ill907687169magpor99ek0.jpg

sbuffy
07-06-07, 13:03
http://img395.imageshack.us/img395/515/20070527paris01wj1.jpg

sbuffy
04-07-07, 13:39
Harry Potter İngiltere galası
http://img511.imageshack.us/img511/7908/bonhamqj4.jpg
http://img511.imageshack.us/img511/2715/75021386cv0ng9.jpg
http://img511.imageshack.us/img511/6559/75019075or3mu5.jpg

sbuffy
08-09-07, 16:22
74th Venice film festival
http://img210.imageshack.us/img210/1898/burtonvenice002749984tk3.jpg
http://img210.imageshack.us/img210/3834/venice20792931po6.jpghttp://img210.imageshack.us/img210/3624/burtonvenice001797934jg2.jpg

http://img210.imageshack.us/img210/9210/venice7701824qg3.jpg

ıslak ıslak
14-09-07, 19:05
Ne yazık ki bu başlığa daha yeni yazıyorum.. Neyse Tim Burton pek çokları gibi benimde en beğendiğim yönetmenlerden biri hatta en birincisidir.. Hele bir de yanına Johnny Depp gelince değmeyin keyfime..:icon_whis Harika bir hayal gücüne ve bence herbiri ayrı bir başyapıt olan filmlere sahip ama Oscar vb. ödüllerde nedense hep görmezden geliniyor.. Neyse ki bu yıl Venedikte bir onur ödülüne layık bulundu kendileri.. Hoş ona ödül verselerde vermeselerde Tim Burton sinemanın en dahi yönetmenlerinden biri.. Yeni filmi Sweeney Todd'u da ailecek merakla bekliyor kendisine bol ödüller diliyoruz...:img-icecr

http://i4.photobucket.com/albums/y144/deepintodepp/Sweeney%20Todd/SweeneyTodd_big.jpg

ıslak ıslak
14-09-07, 19:25
http://img225.imageshack.us/img225/7553/irre4tc0zg.gif
http://www.filmski.net/slike/automatika/dossier/106d.jpg http://tn3-1.deviantart.com/fs6/300W/i/2005/074/2/2/Tim_Burton_by_ouchimoo.jpg
http://img225.imageshack.us/img225/7553/irre4tc0zg.gif

ıslak ıslak
14-09-07, 19:31
http://img172.imageshack.us/img172/8177/tim2ds3.jpg

http://img329.imageshack.us/img329/6743/tim1si2.jpg

BeetLejuice, BeetLejuice, BeetLejuice. . .

http://img120.imageshack.us/img120/2789/beetlejuicenc4.jpg

En sevdiğim filmi.......:img-icecr

captain jack
20-09-07, 22:06
Just A Minute With: film director Tim Burton

Thu Sep 20, 2007 8:39am EDT
By Mike Collett-White
Reuters.com

VENICE (Reuters Life!) - U.S. director Tim Burton, master of the macabre with hits like "Edward Scissorhands" and "Corpse Bride", sticks to dark tales with his next film about Sweeney Todd, the brutal barber of Fleet Street.

At this year's Venice Film Festival, which ended at the weekend, the 49-year-old was honored with a career Golden Lion Award, handed to him by Hollywood star and long-time collaborator Johnny Depp.

Depp stars in the title role in "Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street", an adaptation of Stephen Sondheim's musical due for release in the United States in December. It also stars Burton's partner Helena Bonham Carter.

Reuters caught up with Burton in Venice.

Q: Your next movie is based on the story of Sweeney Todd. What is it about the story that makes it so popular, with a series of revivals and adaptations recently hitting stages around the world?

A: "I don't know if it was that popular in terms of just mass culture as a musical ... It's probably my favorite musical just because of all the different elements -- the horror, the humor, the drama and the beauty of the music all juxtaposed in there. I just felt like on stage the one thing that they don't have the opportunities to see (is) the actors' faces and eyes, so this is a case where we almost felt like we were making a silent movie with music."

Q: Although many of your films feature music, this is your first proper musical. Why do it?

"This is the first pure (musical) and this musical is even different from most in the sense that there's a lot of music in it. This one is almost musical throughout. That was an extra challenge that I got excited about, really."

Q: Johnny Depp has been quoted as likening his singing voice to "the mating call of a rutting stag". I don't know if he said that, but having directed him in a musical, do you agree?

A: "That sounds like him! No I don't. He's great. When I asked him to do it I had no idea if he could sing or not. I know he's in a band and all that, but then when he said yes, I knew that he wouldn't say yes unless he himself knew he could do it. That's the great thing about him, he's always up for a challenge and I think he'll surprise people. I think he sounds amazing.

Q: You regularly work with Depp. Would you have considered making this movie with anyone else in the lead?

A: "I was involved with Sweeney Todd about 10 years ago. It just never happened. He (Depp) would have been too young for it at that point. Things have a weird way of working themselves out. On stage they always portray them (Todd and partner in crime Mrs. Lovett) as old, like in their 50s or whatever. But it just felt more passionate somehow to have them younger than that in the movie, sort of in their 40s. In some ways it's kind of a luck thing where yeah, I might have made it with somebody else but I'm glad I didn't, because I think he's amazing in it."

Q: Helena Bonham Carter also stars in this film. Is it ever a problem directing your partner?

A: "Yes! The good thing is that she was really right for the role and (that) sort of supersedes anything, and we're still together and that's a positive side. A few rocky moments. But when somebody's right for a role that kind of takes the edge off a bit."

Q: Why is this Golden Lion award important to you?

A: "I've been to this festival a few times, and each time I've come here I've just had this very special feeling about it. You grow up in Hollywood and that whole scenario and what you feel here is that there is just passion about movies. So that's what makes it special to me -- it's not about business, it's not about finance, it's about just the love of movies. And so to get this at this point in my life I just think is an inspiration and I can always remember it and hopefully use that as an inspiration to keep going."

ıslak ıslak
22-09-07, 11:25
http://i4.photobucket.com/albums/y144/deepintodepp/Awards%20and%20Events/2007%20Venice%20Golden%20Lion%20Award%20for%20TB/timburton_edited-1.jpg

ıslak ıslak
22-09-07, 11:28
http://i4.photobucket.com/albums/y144/deepintodepp/Awards%20and%20Events/2007%20Venice%20Golden%20Lion%20Award%20for%20TB/Flickr_54a-9-7-07.jpg
http://i4.photobucket.com/albums/y144/deepintodepp/Awards%20and%20Events/2007%20Venice%20Golden%20Lion%20Award%20for%20TB/Venice2007_3.jpg

kaptan jack
12-10-07, 20:52
Gerçeklerden masallar, masallardan gerçekler yaratan ve hâlâ çocuksu ruhuyla yaşayan, üreten bir yönetmen Tim Burton. 1958 California doğumlu, asıl adı Timothy William Burton’dur. Karanlık, kasvetli hikâyelerin anlatıldığı; süslü, abartılı dekorların kullanıldığı ve hikâyenin tersine eğlenceli geçen bir film izliyorsanız, çok büyük olasılıkla bir Tim Burton filmi izliyorsunuzdur. Onun sineması, lunaparktaki korku tüneline benzer. Eğlence ve korku unsurlarını bir arada yaşarsınız. Fakat nasıl ki lunaparka gitmekteki asıl amaç korkmak değilse, Tim Burton filmlerinde de öyledir. Çoğunlukla filmlerinde, dışlanmış ya da bir şekilde ezilmiş olan karakterlerin, çocuklara karşı mesafeli tutulan, korku unsuru olarak adledilen nesnelerin sempati çerçevesinde sunulduğuna şahit olunur. En önemlisi bu sunumda yapmacıklık, zorlama duygusu hissetmezsiniz. Samimiyet filmin her anında kendini hissettirir. Burton’ın sinema anlayışını bir-kaç cümle ile anlatmak mümkün değil tabii ki. Fakat film başladığında jeneriği kaçırmış bile olsanız, eğer daha önce de Tim Burton filmi izlemişseniz, filmin kime ait olduğunu anlayabilirsiniz.

Sinemaya doğru ilk adımlar Kendine has tarzı olan bir yönetmendir Burton. Çoğu yönetmende olduğu gibi, bu tarz sonradan kazanılma değil; çocukluğundan gelen bir özelliktir. Yaşıtları masal kitapları okurken; o, korku hikâyeleri okumayı tercih ederdi. Okuduğu karakterleri ve mekânları hep farklı şekilde düşlerdi. Alışılmadık suratlar, abartı büyüklükteki mekânlar, kısacası gerçekdışı yakıştırmalar... Resme olan ilgisi küçük yaşlarda başlayan Burton, California Institute Of Arts'da animasyon eğitimi aldı. Eğitiminin ardından uzun bir süre Disney’de çalıştı. Disney’deki günlerini, kendi yazdığı ‘Burton on Burton’ kitabında "her şeyi düşünüp çizmeme izin veriliyordu, ama hiçbirisi kullanılmıyordu," sözleriyle anlatıyor. Disney yıllarını hapse benzeten yönetmenin kendine göre burada çalışmasının en büyük nedeni ise, stüdyonun Tim Burton’un kendi projeleri için sağladığı imkânlardı. Yönetmenliğini yaptığı ilk film “Vincent”, Disney’de çalıştığı yıllarda ortaya çıktı. 1982 yapımı “Vincent”, stop-motion tekniğiyle çekilmiş, 6 dakikalık bir animasyon. Hayranlık beslediği oyuncu Vincent Price anısına yapılan film, aynı zamanda oyuncunun kendi sesiyle hayat buldu. Burton’un, filmdeki çocuk (Vincent Malloy) ve yetişkin (Vincent Price) arasında gidip gelişlerinin, bir bakıma kendi çocukluğunun esinlenmeleri olduğu söylenir. Televizyon için yaptığı az sayıda projenin ardından, 1984 yılında ikinci filmi, yine bir kısa metraj olan 29 dakikalık “Frankenweenie”yi çekti. Bir çocuğun, ölen köpeğini tekrar hayata döndürme çabasının anlatıldığı film, asıl olarak Mary Shelly’nin roman uyarlaması olmasından ziyade, James Whale’in ‘Frankenstein’ından beslenmiştir. Öyle ki, senaryoda çocuğun soyadının Frankenstein olması pek de tesadüf sayılmasa gerek. Film, çocuklar için ‘sakıncalı’ bulunsa da, eleştirmenler tarafında gelecek vaad edici bulundu. Tam bir sene sonra 1985’te ilk uzun metrajını çekti. “Pee-wee’s Big Adventure” ile artık gerçek anlamda dikkat çekmeyi başarmıştı. Film, çocuklukla yetişkinlik arasında sıkışıp kalmış bir karakteri anlatıyordu. Tıpkı ilk kısa metraj filmi “Vincent” gibi. Bu filmiyle sürpriz bir başarı yakalayan Burton, sonraki filmini daha ciddi bir bütçeyle ve daha gösterişli bir anlatımla devam ettirebilirdi. Öyle de oldu. 1988 yılında, Michael Keaton’ın oyunculuğuyla hayat verdiği “Beetle Juice” çıktı ortaya. Burton bu filmde, öncekilerden farklı bir bakış açısı yakalıyor. Trajik bir şekilde ölen, fakat hâlâ evlerinde yaşamaya (!) devam eden mutlu çift, evlerinin yeni sahiplerini kabullenmek istemez. Eve henüz yerleşmiş ailenin ölüme yakın ruh halindeki yeni yetme kızlarıyla başlayan yakınlık, aralarında bir uzlaşma yolu bulmaya doğru gider. Hikâyeden çok görselliğin, atmosfer ve obje kullanımının önde olduğu filmde ölüler ve ilginç yaratıklar kullanılmasına rağmen fantastik, komedi ve korku filmidir “Beetle Juice”. Zaten Burton’ın dünyasında hiçbir şey salt olarak bulunmaz. Korku ve komedi, renk cümbüşü ve karanlık... Zıt kavramları başarıyla harmanlayabilmesi ve artı olarak ortaya çıkan işin samimi olması gerçek bir ustanın elinde çıktığını kanıtlar. “Beetle Juice” sayesinde hem izleyiciye, hem de yapımcılara kendini kabul ettirmişti artık.

Burton’ın gişeyle imtihanı... Başarılı performansını, filmlerinin gişe yapmasıyla pekiştiren Burton, bir çizgi roman uyarlaması olan 1989 yapımı “Batman” ile kendini bir kez daha beyazperdede gösterme şansı buldu. Burton’ın tarzının ve üzerine eğildiği konuların “Batman”in yapımcıları tarafından da anlaşılmış olması tesadüf değildi. Kahramanımız Bruce Wayne, Burton için yazılmış bir karakterdi adeta. Hayatını çift kişiliğiyle sürdüren Wayne/Batman)’in yaşamı, çift kişilikli diğer süper kahramanlardan farklılık gösteriyordu. Bu farklılık kuşkusuz, Wayne’in nispeten gizemli, kısmen bunalımlı ve ağır, oturaklı kişiliğinden kaynaklanıyordu. Bruce’un en büyük korkularından biri de, Tim Burton’ın diğer karakterlerinde de ortak özellik olan ‘anlaşılamama’ ve ‘dışlanma’ duygusuydu süphesiz. Ayrıca önemli bir nokta da, filmin mekânlarıyla ilgiliydi. Suçun ve kaosun hüküm sürdüğü karanlık kent Gotham, ustanın işçiliğiyle gösterişli bir şölen havasına bürünüyordu. Kullanılan kıyafetler, yardımcı karakterler tam da Burton için biçilmiş kaftandı. Yönetmen, kendisine sunulan bu malzemeyi kotarmakta, beklenen başarıya ulaşmakta haliyle çok da zorlanmıyor. Film de başarısını jeneriğinin “dünyanın en ilginç jenerikleri” arasına girmesi ve filmin, “tüm zamanların en iyi filmleri” sıralamasına girmesiyle kanıtlıyor. Özellikle yüksek bütçeli “Batman” filminde gösterdiği başarılı performans sayesinde, bütçe sıkıntısı yaşamadan film çekebilen ender yönetmenlerden biri olma şansı verildi kendisine. Daha sonra, vazgeçemediği oyunculardan biri olacak Johnny Depp ile ilk çalışması “Edward Scissorhands”i çekti. Hayal gücünün zirvelerinden olan 1990 yapımı filmin aynı zamanda yapımcılığını da üstlendi.. Film, eleştirmenlerce büyük beğeni topladı. Bütçeyi özgürce kullanabilme şansını, serinin ilk filminde gösterdiği başarının ardından, “Batman” serisinin ikinci halkası olan “Batman Returns”de de en iyi şekilde sürdürdü. Warner Bros. yapımı olan ve yaratıcılığından ödün vermediği devam niteliğindeki çizgi roman uyarlaması, ne yazık ki gişede beklenen başarıya ulaşamadı. Tüm zamanların en kötü yönetmeni olarak efsaneleşen “Ed Wood”un yaşamından kesitler sunan Burton, filminde sinemasal doygunluğa ulaştıysa da, 1992 yılında “Batman Returns” ile yaşanan gişedeki hüsran, 1994 yılında “Ed Wood” ile tekerrür etti. Bu olumsuzlukları unutturan film ise, 1993 yılında, Burton’un senaryo ve yapımcılığına imza attığı “The Nightmare Before Christmas” oldu. Yönetmenliğini Henry Selick’in yaptığı, Danny Elfman imzalı müziklerle bir kült haline gelen muhteşem animasyon, dünya çapında büyük ses getirdi. Animasyonun her karesine, kullanılan atmosfer ve çizgilerde Tim Burton’un hayal gücünün getirdiği soluk, buram buram hissediliyordu. Filmle ilgili bir not da, masrafları Disney tarafından karşılanan ve dolayısıyla çocuklara hitap eden filmin korkutucu bulunması nedeniyle, MPA tarafından yanında ebeveynleri olmayan çocuklara yasaklanmasıdır. Ardından, uzaylıların dünyayı istilasını konu alan, bolca animasyon, özel efekt destekli eğlenceli fakat bir o kadar da hiciv içeren “Mars Attacks”, Tim Burton’un kamerasından izleyicilere her zaman olduğu gibi farklı bir ifadeyle sunuldu. Alışılmışın dışında uzaylıları görmek, dünyalıların katledilmesini kahkahalar atarak izlemek için, herhalde filmin bir Tim Burton filmi olması gerekiyor. “Ed Wood”un ardından, “Sleepy Hollow”da bir kez daha Johnny Depp ile sete giren yönetmen, fantastik bir hikâye olan ‘kesik başlı süvari’yi anlatıyor bu filminde. Atmosfer ile hikâyenin kusursuz harmanlandığı bir örnek daha görüyoruz böylelikle. Sanat yönetimi ve oyuncu seçimi de birinci sınıf her zamanki gibi. Ayrıca Burton, oyuncu seçimini çoğunlukla kendisi yapan –belki de yapabilen demek daha doğru- nadir yönetmenlerden. Bu yöndeki başarısı da göz ardı edilebilecek gibi değil doğrusu.

2000’li yıllarda Burton... Kariyerinin doruklarında olan yönetmen, 2000 yılında senaryosunu yazdığı ve kamera başına geçtiği 5 dakikalık kısa filmle (“The World of Stainboy”), kısa filmin sinemaya adım atmak için bir yol değil, başlı başına sinemanın bir parçası olduğunu gösteriyor adeta. 1968 yılında, ilk çevrimiyle Franklin J. Schaffner’ın muhteşem bir performans sergilediği ve Burton’un tekrar filme aldığı, bir roman uyarlaması olan “Planet of the Apes”, hayranlarını bir nebze olsun hayal kırıklığına uğrattı. Fakat hayranlarının gönlünü alması çok uzun sürmeyecek, iki sene sonra 2003 yılında muhteşem bir filmle geri dönecekti Burton. Ülkemizde her nedense vizyonda gösterilmeyen “Big Fish”, Burton’ın yine hayallerinin sınırlarında dolaştığı bir film. Tabii ki bu hikâyede de fantastik öğeler mevcut. Bunların başında gelen ise baba Edward’ın anlattığı samimi fakat biraz da abartıya kaçan inanılması zor öyküler. Zaten Edward bu sayede insanların kendilerini dinlemeyi sevdiğini söylemekten geri kalmıyor. Filmde, ağaç üstüne çıkmış arabadan, aşılması imkânsız zorluklardan, Spectre kasabasından, ölümsüzlükten (en azından ne zaman ve nasıl öleceğini bilmekten) bahsediliyor. Hem de Tim Burton dilinde. Film bittiğinde tarifi zor duygular içinde kalıyorsunuz ve filmi tekrar ne zaman izleyeceğinizi sabırsızlıkla bekliyosunuz. Tim Burton izleyicisini ve kimi eleştirmenleri iki ayrı yoruma sürükleyen, yakın tarihte vizyon bulmuş olan “Charlie and the Chocolate Factory” filmi yine bir uyarlama olarak çıkıyor karşımıza. Anlaşılan o ki, Burton’ın tekrar ve uyarlama filmlerle arası pek de iyi gitmiyor. Sadık izleyicisi, kendisinden özgün yaratımlar görmeyi tercih ediyor. Romanın zorlamalara sürüklediği hikâye gidişatına Burton da pek fazla müdahale etmemiş. Hatta kendinden bir takım eklemelerle filmi iyiden iyiye iyimser bir havaya büründürmesi bazı eleştirmenlerce tasvip görmedi. Yine de herkes, masalsı atmosfer yaratma konusunda kolay kolay kimsenin bu dahi yönetmenin eline su dökemeyeceği yönünde birleşiyor. Yönetmen kimliği başta olmak üzere, yapımcı, senarist ve oyuncu (1992 yılında, Cameron Crowe’un yönettiği “Singles” filmi) olarak sinemaya çok büyük katkıda bulundu ve bulunmaya da devam ediyor. Filmlerinin müzikleri çoğunlukla Danny Elfman imzası taşır. Oyuncu konusunda da Jeffrey Jones, Paul Reubens, Michael Keaton, Winona Ryder ve tabii ki muhteşem Johnny Depp, en fazla tercih ettiği isimler. Anlaşılan, Burton önceleri yaptığı seçimlerden pişmanlık duymamış olacak ki aynı isimlerle çalışmayı avantaj görüyor. Bu da onun bu konuda ne kadar başarılı ve istikrarlı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Şimdilerde yeni animasyon filmi “Corpse Bride” ile gündemde. Çarpıcı senaryosuyla ilgi uyandıran animasyon, yine kasvetin, ölümün, çaresizliğin anlatımına değiniyor. Tüm bu kötü gibi görünen unsurları birleştirip bir de yanına Tim Burton yazınca, artık ortaya çıkacak işi az çok tahmin edebiliyoruz. Kalem yerine kamera, kağıt yerine beyazperdeyi kullanan bu ‘masalcı sinemacı’ ürettiği müddetçe, bizler de izlemeye devam edecek gibi görünüyoruz. Amaç belli: “Kâbusunu sev.”

ıslak ıslak
20-10-07, 11:07
Sinema Dergisinin 150. sayısına özel ''Sinemayı Sevdiren 150 Neden'' başlıklı yazının Tim Burton'a ithaf edilen bölümü;

''Tim Burton'ın herhangi bir filmini sevmek demek, aslında yönetmenin kendisinide sevmek demek bir anlamda.Sinemayla olan ilişkisini, sosyal yaşamını ve muzik zevkini büyük oranda filmlerine de yansıtan ve filmlerini neredeyse kendi dünyası üzerinden tasarlayan Tim Burton, itilip kakılan, korkunç, ürkütücü tuhaf, sevimsiz, asık suratlı, "kaybedenler"in öykülerini anlatmaktan zevk alıyor.

Üstelik bu hikayeleri anlatırken inanılmaz bir görsel başarı da sağlıyor.Biz de bu öyküleri izlemekten memnun olduğumuza göre, kendisine olan ilgi ve alakamız sonsuza dek devam edecek gibi görünüyor.Gökten üç elma düşüyor, "Edward Scissorhands" elmaları soyup bize yediriyor....''

misskrueger
20-10-07, 11:57
Bu üçlüyü seviyorum:good:


http://img507.imageshack.us/img507/3568/64thvenice002dc8.jpg (http://imageshack.us)

http://img142.imageshack.us/img142/9863/64thvenice001ks7.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
20-10-07, 12:43
http://img148.imageshack.us/img148/6140/2005torontofilmfestivalqu8.th.jpg (http://img148.imageshack.us/my.php?image=2005torontofilmfestivalqu8.jpg)

ıslak ıslak
05-11-07, 16:52
http://img485.imageshack.us/img485/2674/deppsig488cx9.jpg (http://imageshack.us)

sbuffy
16-11-07, 19:05
Tim Burton Harikalar Diyarında

Tim Burton, Walt Disney Stüdyoları ile iki yeni film projesi için anlaştı. Bunlardan bir tanesi Tam Tim Burton'un kalemi bir proje: Yönetmen, bir Lewis Carrol klasiği olan Alice Harikalar Diyarında'yı çekecek. Beowulf'ta uygulanan grafik tekniklerinin uygulanacağı ve 3D teknolojisiyle çekileceği söylenen filmin yapım aşamasına ancak 2008 Mart ayında başlanabilecek.

Burton diğer projesi ise Frankenweenie isimli bir animasyon. 1984 yapımı oyuncak bir köpeğin serüvenlerini anlatan kısa filmden uyarlanacak olan Frankenweenie'nin yapımına Alice'ten sonra başlanacak.

kaynak:film.gen.tr

ıslak ıslak
24-11-07, 15:08
http://img260.imageshack.us/img260/9153/sweeney0424uf5.th.jpg (http://img260.imageshack.us/my.php?image=sweeney0424uf5.jpg)

http://img249.imageshack.us/img249/9633/timandjohnnylauhsigcopyiw7.jpg (http://imageshack.us)

sbuffy
29-11-07, 09:10
http://img144.imageshack.us/img144/5272/burtondepppu5.jpg

sbuffy
04-12-07, 09:31
World Premiere of Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street
http://img162.imageshack.us/img162/1589/2745861ib0.jpghttp://img162.imageshack.us/img162/4218/2745860bp7.jpghttp://img162.imageshack.us/img162/6853/2746271rr4.jpg
http://img162.imageshack.us/img162/8017/2745859qt4.jpghttp://img162.imageshack.us/img162/3185/2746314co1.jpghttp://img162.imageshack.us/img162/5296/2746296qg2.jpg
http://img162.imageshack.us/img162/3365/78236697fw5.jpg

sbuffy
06-12-07, 10:42
The National Board of Review (ulusal eleştiri kurulu) 2007 ödüllerinde Tim Burton, Sweeney Todd filmiyle en iyi yönetmen ödülünü kazandı.

ıslak ıslak
07-12-07, 12:29
http://img204.imageshack.us/img204/1540/venice005il7.th.jpg (http://img204.imageshack.us/my.php?image=venice005il7.jpg)

misskrueger
07-12-07, 18:54
http://i4.photobucket.com/albums/y144/deepintodepp/Photo%20Shoots%20and%20Magazines/2008%20Jan%20Marc%20Hom%20Esquire%20Magazine/2008-01-00-Esquire-US-pp067.jpg

http://i4.photobucket.com/albums/y144/deepintodepp/Photo%20Shoots%20and%20Magazines/2008%20Jan%20Marc%20Hom%20Esquire%20Magazine/2008-01-00-Esquire-US-pp060.jpg

ıslak ıslak
07-12-07, 20:28
Harika resimlerden bir wallpaper...

http://img512.imageshack.us/img512/369/wallpaper26copyft8.th.png (http://img512.imageshack.us/my.php?image=wallpaper26copyft8.png)

misskrueger
07-12-07, 20:51
http://img88.imageshack.us/img88/1765/copycopyvt2.jpg (http://imageshack.us)

dizi_maniac
07-12-07, 21:45
ay ayy wallpaper harika olmuş!

ikiside yanyana şey gibi olmuşlar...
the beauty and the beast (güzel ve çirkin) gibi :) :img-hyste

ellerinize sağlık arkadaşlar:good:

sbuffy, bu haberini sinema 80. oscar sayfasında okumuştum ama burada da görünce, sanki ilk kez duyuyormuşum gibi sevindim valla...
çok heyecanlanıyorum Sweeney için oscar hakkında..çok!

ehem...ehem.. tabiki unutmuyoruz ki Sweeney Todd aslında çok kötü bir film , oyuncuları dandik, yönetmeni de beceriksizin teki zaten:icon_whis:img-cool2:icon_whis

misskrueger
07-12-07, 22:31
http://img518.imageshack.us/img518/1905/flickr32awz0.th.jpg (http://img518.imageshack.us/my.php?image=flickr32awz0.jpg)http://img142.imageshack.us/img142/2005/flickr45pu4.th.jpg (http://img142.imageshack.us/my.php?image=flickr45pu4.jpg)

dizi_maniac
07-12-07, 23:46
http://img518.imageshack.us/img518/1905/flickr32awz0.th.jpg (http://img518.imageshack.us/my.php?image=flickr32awz0.jpg)http://img142.imageshack.us/img142/2005/flickr45pu4.th.jpg (http://img142.imageshack.us/my.php?image=flickr45pu4.jpg)

: )))))))))))))))))))))))))))):) :) :)

_____________

ah ne güzel şeyler yapıyorsunuz:icon_sorr
avatarlar, imzalar falan
ben beceremiyorum:icon_sorr :icon_sorr

estrella
08-12-07, 03:07
tim burton
istiridye çocuğun hüzünlü ölümü(melancholy death of oyster boy and other stories)

gözleri çivili çocuk
alüminyum ağaç kurdu
tuhaf görünüyordu ağaç
çünkü pek göremiyordu

estrella
08-12-07, 03:10
tim burton
istiridye çocuğun hüzünlü ölümü(melancholy death of oyster boy and other stories)

bakan kız

bir kız vardı okulda
öyle dikilip duran
gözlerini dikerek
öyle bakardı her an
yere bakardı
göğe bakardı
size bakardı .. saatlerce!
neden? tam bir bilmece!
bakma yarışması vardı
kazanınca gözlerini
artık tatile çıkardı

misskrueger
08-12-07, 14:07
dizi_maniac bu resim benden sana gelsin:img-wink:

http://img401.imageshack.us/img401/5924/4bigag1.th.jpg (http://img401.imageshack.us/my.php?image=4bigag1.jpg)

ıslak ıslak
08-12-07, 18:29
http://img517.imageshack.us/img517/5272/90hk3.jpg (http://imageshack.us) http://img517.imageshack.us/img517/152/891up8.jpg (http://imageshack.us) http://img517.imageshack.us/img517/690/801iq0.jpg (http://imageshack.us) http://img517.imageshack.us/img517/8005/811tp3.jpg (http://imageshack.us) http://img517.imageshack.us/img517/6829/741ta0.jpg (http://imageshack.us)

http://img517.imageshack.us/img517/5463/11lr9.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
12-12-07, 22:06
http://img216.imageshack.us/img216/6377/2000615348252664470rshn7.jpg (http://imageshack.us)
http://img216.imageshack.us/img216/9058/2002123624838801754rski3.jpg (http://imageshack.us)
http://img225.imageshack.us/img225/5274/2004006621255013303rsae2.jpg (http://imageshack.us)

ıslak ıslak
15-12-07, 18:57
http://img260.imageshack.us/img260/9115/johsig3jr4.jpg (http://imageshack.us)

captain jack
16-12-07, 23:17
http://img86.imageshack.us/img86/9637/sweeneytoddsalisburypp0nf5.jpg (http://imageshack.us)

captain jack
16-12-07, 23:21
http://img518.imageshack.us/img518/4862/potwej2.jpg (http://imageshack.us)

http://img92.imageshack.us/img92/2277/deppburtonxlarge1wp0.jpg (http://imageshack.us)

http://img522.imageshack.us/img522/8582/pitttodddeppburtoncaroudp9.jpg (http://imageshack.us)

http://img511.imageshack.us/img511/8418/20071217newyorkuspp051iv8.jpg (http://imageshack.us)

http://img132.imageshack.us/img132/9315/depp071217250xw6bd0.jpg (http://imageshack.us)

http://img132.imageshack.us/img132/6830/nyuf9lp1.jpg (http://imageshack.us)

http://img140.imageshack.us/img140/6750/7c8aca2199e891844814ef7ag0.jpg (http://imageshack.us)

captain jack
16-12-07, 23:24
http://img179.imageshack.us/img179/4678/djansezian011np7.jpg (http://imageshack.us)

http://img211.imageshack.us/img211/8262/djansezian013qo4.jpg (http://imageshack.us)

http://img261.imageshack.us/img261/9715/stap008bgt9.jpg (http://imageshack.us)

http://img266.imageshack.us/img266/5413/stap007bry3.jpg (http://imageshack.us)

http://img248.imageshack.us/img248/3656/stap005bpp7.jpg (http://imageshack.us)

http://img261.imageshack.us/img261/4049/stap004bhs5.jpg (http://imageshack.us)

http://img248.imageshack.us/img248/8369/stap002bkb0.jpg (http://imageshack.us)

http://img529.imageshack.us/img529/2624/stap001bkb7.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
17-12-07, 16:39
Burton ve Carter'ın Çifte Mutluluğu 17-12-2007

Tim Burton yeni filminin de yıldızı olan Helena Bonham Carter ile 2001 yılından beri birlikte. Sweeney Tood 2008'in en çok konuşulan filmi olmaya adayken ve gişeleri şimdiden sallayacağı belli iken, Burton-Carter çiftinden güzel bir haber daha geldi. Carter bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Dört yaşında Billy isimli bir oğulları daha olan çift, yeni doğan bebeğin en güzel noel hediyesi olduğunu söylüyorlar. Burton ve Carter çifti için 2008, hem kariyer hem de aile yaşantıları için oldukça iyi başladı.

ıslak ıslak
19-12-07, 13:47
http://img518.imageshack.us/img518/3943/johnnywallpaper226gx1.th.jpg (http://img518.imageshack.us/my.php?image=johnnywallpaper226gx1.jpg)

captain jack
20-12-07, 05:51
Johnny Depp & Tim Burton Unscripted Bonus Clips :good:


http://www.dizifilm.com/modules.php?name=Links&file=viewarticle&id=2252

http://www.dizifilm.com/modules.php?name=Links&file=viewarticle&id=2253

captain jack
21-12-07, 18:45
http://img210.imageshack.us/img210/3185/ba2317bfc98f19f70636b08pl2.jpg (http://imageshack.us)

sbuffy
22-12-07, 13:50
http://img68.imageshack.us/img68/7371/timjohnnybannerjanegx8.png

http://img525.imageshack.us/img525/2627/731tg3.jpghttp://img525.imageshack.us/img525/1232/861vz3.jpghttp://img525.imageshack.us/img525/4950/92zi9.jpghttp://img525.imageshack.us/img525/3949/801ed7.jpghttp://img525.imageshack.us/img525/4250/90qv6.jpg

deadly_angel
24-12-07, 14:38
Tim Burton harikalar diyarında!

Tim Burton filmleştirecek yeni bir 'fantezi' daha buldu.

http://www.ekolay.net/sinema/images/24122007105322_38_519561Ali.jpg

"Beetlejuice", "Charlie and the Chocolate Factory", "Corpse Bride" gibi yapımlara imza atan ünlü yönetmen Tim Burton'ın yeni projesi belli oldu.

Hem büyükler hem de çocukların ilgisini çeken edebiyat klasiği 'Alice Harikalar Diyarında'yı çekecek olan yönetmen, hikâye için "'Alice Harikalar Diyarında' bir klasik. Betimlemeler gerçeküstü. Çok kolay olmayacak" diyor.

Filmin 2010'da vizyona girmesi bekleniyor.

Kaynak: e-kolay

rokoss
24-12-07, 19:55
yaa bn bu knuda çok acemymm yawww :( :D:D
http://img139.imageshack.us/img139/2086/tbbwj9.png

Visual Design
24-12-07, 20:10
Olucak cnm olucak :) Devam et sen çalışmaya :)

Bu "Alice Harikalar Diyarında" projesi hoşuma gitti :) 2010u sabırsızlıkla bekliyorum :P =P

rokoss
24-12-07, 20:15
Visual Design qaza qldm cInImMm :D


http://s.azbuz.com//uploads/p/85/5/808/855808/7921992.jpg

http://s.azbuz.com//uploads/p/85/5/808/855808/7922048.jpg

[ iki prça şey daha :D ]

Visual Design sen ---VE GÜLÜMSE ŞİMDİ--- nin yzarısın dmi_?? :D

misskrueger
24-12-07, 20:17
Tim abi yaparda kötü olurmu?Daha önceki haberlere göre kadroda Johnny Depp,Vanessa Paradis ve Gary Oldman olacakmış.Takip ediyoruz...

Visual Design
24-12-07, 20:27
rokoss, bu yeni eklediklerin çok güzel olmuş, gerçekten :)

Evet, Ve Gülümse Şimdi'nin yazarıyım :) Hepiniz davetlisiniz; Sizin Senaryolarınız forumunda...

Ben Tim Burton'un o kadar sıkı takipçisi değilim ama Johnny varsa asla kaçırmam :)

rokoss
24-12-07, 20:35
rokoss, bu yeni eklediklerin çok güzel olmuş, gerçekten :)

Evet, Ve Gülümse Şimdi'nin yazarıyım :) Hepiniz davetlisiniz; Sizin Senaryolarınız forumunda...

Ben Tim Burton'un o kadar sıkı takipçisi değilim ama Johnny varsa asla kaçırmam :)

ÇooKkK muTLu oLduUmMm bNn :happy0064

misskrueger we captain jack saolsn fotolar çok kalitelydi :D :D

walla johny we tim birbrini tmmlıo:D birbirnn isteklerini anlıolar bnce_!! bn tim le Corpse Bride syesnde tnştm we o qnden beri en sewdiim yntmen we kişil oldu kndisi :D (( helena yla da çok yakışıolarr_!!! :img-blush))

[[ senaryna bayılıorm bn yaa :D :D ]]

misskrueger
24-12-07, 21:33
http://i4.photobucket.com/albums/y144/deepintodepp/Johnny%20with%20Celebs/2385fb8b.jpg

rokoss
24-12-07, 21:36
misskrueger bu tim diiL dmii :D :D :D olamazz_!! :D kocamann aazınaa tapiim yaaa o ne :D:D ayy çok beendm_!! pyLaşım için saol_!!! :D

{ şeyy adnı ööreneblr mym cInImM---> bN qülşah __ we ben bir tim sewerim :D <----

misskrueger
24-12-07, 21:43
Sevgili Gülşah sanırım o tim :D

(Bende zeynep)

http://i4.photobucket.com/albums/y144/deepintodepp/Sweeney%20Todd/New%20York%20Premier%20Dec%203%202007/NY1.jpg

captain jack
24-12-07, 22:26
http://img61.imageshack.us/img61/5687/vlcsnap00702by0.jpg (http://imageshack.us)

http://img210.imageshack.us/img210/4537/vlcsnap00705hy4.jpg (http://imageshack.us)

http://img210.imageshack.us/img210/8494/vlcsnap00710iu5.jpg (http://imageshack.us)

green_elf
25-12-07, 13:58
en sewdiğim byıldığım bittiğim yönetmen.bütün filmlerine bayılırım .favori filmim beetlejuice yi 7 yaşındayken izledim bayılmıştım.burton'un zekasını ozaman farketmişim.helena'da en sevdiğim aktris johnny ide en sevdiğim aktörlerden....daa ne diyim sweeny todd 4 gözle bekliorm

captain jack
27-12-07, 16:41
captain jack resmLer çOkK qzeeLL cInImMm_!!! tşkk ederzz_!! :D :D

önemli değil :img-wink:

tim burton en sevdiğim yönetmen tüm filmlerini çok seviyorum birde filmde johnny depp olunca daha süper oluyor



**Hollywood'un en cool üçkişiliğinin içinden; Burton,Depp ve Carter..

SARA STEWART

Tim Burton'un filminin tercih edilmesi için bir çok nedeni var.Opera,Kan ve Johnny Depp-Sacha baron Cohen aynı sahnedeler..Fakat bu daha yakın bir düşünceyle HollyWood'un en büyük aşk üçgeni olarak da değerlendirilebilir.

İlk kez Tim Burton iki ilham perisini aynı filmde başrolde oynatıyor..Depp, Fleet Street'in şeytani berberi,Helena da Mrs. Lowett olarak..Burton'un rolün verilmesinde bu ikiliye dair en ufak bir kayırması olmadı.Besteci Stephen Sondheim bir düzine aday arasından Helena Bonham Carter'ı ve Johnny Depp'i özenle seçti..Fakat iki aktrisin aynı sahnede birbirine benzemesi de hala bir o kadar ürkütücü.Burton'un kendisi için de durum böyle.. Bir yerde yavaş yavaş aynı kişiye dönüşüyorlar gibi..Bu yıllardır süregelen bir düzenin işleyişi gibi görülüyor şimdi..

Campbell Bower,Üç kişiliği birarada izlediğinde,dinamiklerin nasıl iyi bir çizgide ilerlediğine hakim..

Bu biraz komik,Johnny ve Tim küçük çocuklar gibiler Helena da öyle..O da aynı eşdeğerde komik,fakat bazen geri çekilip onları izliyor ve düşünüyor diyor, Campbell Bower.Hala bu üçlü bir yana yaslanıyor gibi görünüyor.

"Onlar inanılmaz bir şekilde iletişim ve arkadaşlık konusunda çok iyiler ve büyüleyici bir kimya var aralarında " diyor Campbell Bower büyük bir hayranlıkla..

Depp ve Burton,Burton ve Depp bu iki isim biribiriyle bağlı oldu artık. Edward Scissorhands'ten sonra bu altıncı işbirlikleri..

"Johnny ile her çalıştığımda farklı birşeyler yapmayı deniyoruz." diyor Burton.
"Bir filmde şarkı söylemek önceden yaptığımız bir şey değildi.Asla bu duyguyu hissetmek istemezsiniz.Johnny ile sürekli kendimizi zorluyoruz..Bu mükemmel bir çıkış noktası oluyor."

Helena Bonham Carter Tim Burton'un korku filmleriyle yetiştiğini söylüyor ve ekliyor."Tim için cumartesi geceleri bunu yapmak bir zevkti.Johnny de sevdi.."

Yapımcı Zanuck: Johnny ile Tim'in zaman geçirmek için favorilerinin eski korku filmlerini izlemek olduğunu ,Çok iyi,çok yakın arkadaş olduklarını,birinin cümlesini diğerinin tamamlayabildiğini söylüyor.
Tim Burton ilk kez Sweeney Todd müzikalini 20 sene önce henüz bir öğrenciyken izledi diyor yapımcı."Bir çok kez izledi ve birgün bunu yapmanın hayalini kurdu,Bunun bir taslağı elindeydi..Daha onları tanımadan önce ..Sweeney ve Mrs. Lowett Johnny ve Helena'ydı onun için.."

captain jack
28-12-07, 16:51
http://img402.imageshack.us/img402/7782/13zg4tg5.jpg (http://imageshack.us)

http://img257.imageshack.us/img257/2310/page2adq3tu5.jpg (http://imageshack.us)

http://img257.imageshack.us/img257/4641/page14fo3fz5.jpg (http://imageshack.us)

_rathien_
28-12-07, 17:32
ya sweeney todd için gösterim tarihi önceleri ocak ortaları olarak verilmişti geçenlerde baktığımda 14 şubat olarak yazıyordu bir sitede, bir bilgisi olan var mı? gene Tim Burton'ın diğer filmlerine olduğu gibi yeterince saygı görmez ve birkaç sinema dışında gösterime girmez diye endişeleniyorum şu sıralar. Abuk subuk bir dolu film boy gösterirken ortalıkta eğer bu filme yeterli değer verilmezse gerçekten çok üzülürüm.Tim Burton bir dahi:img-in_lo

captain jack
29-12-07, 05:55
sanırım 14 şubat da gösterime girecek :img-wink:


Johnny Depp & Tim Burton Unscripted - Part 1/2


http://www.dizifilm.com/modules.php?name=Links&file=viewarticle&id=2445

sbuffy
29-12-07, 14:54
captain jack resimler ve haberler için çok teşekkürler
rathien vizyon tarihlerini sürekli güncelleyen bir sinema sitesinden baktım gösterim tarihi olarak 15 şubat deniliyor.

http://img171.imageshack.us/img171/8243/timburtonstrollih6.jpg

http://img171.imageshack.us/img171/462/timburtonstroll01ng8.th.jpg (http://img171.imageshack.us/my.php?image=timburtonstroll01ng8.jpg)http://img171.imageshack.us/img171/6453/timburtonstroll02qn4.th.jpg (http://img171.imageshack.us/my.php?image=timburtonstroll02qn4.jpg)http://img171.imageshack.us/img171/5985/timburtonstroll03hm1.th.jpg (http://img171.imageshack.us/my.php?image=timburtonstroll03hm1.jpg)http://img171.imageshack.us/img171/8757/timburtonstroll04rx3.th.jpg (http://img171.imageshack.us/my.php?image=timburtonstroll04rx3.jpg)
http://img171.imageshack.us/img171/144/timburtonstroll05sj2.th.jpg (http://img171.imageshack.us/my.php?image=timburtonstroll05sj2.jpg)http://img171.imageshack.us/img171/8778/timburtonstroll06ax8.th.jpg (http://img171.imageshack.us/my.php?image=timburtonstroll06ax8.jpg)http://im