Tüm Versiyonu Göster : Sinema ve Müzik Dünyasından Haberler (ESKI)
İngilizce şarkısına ABD'de klip çekti
http://img44.imageshack.us/img44/1558/axmag023gu.jpg
TARKAN geçen aylarda piyasaya çıkan 'Bounce' isimli single'ının ilk klibini ABD'nin Los Angeles kentinde çekti. İki gün süren klibin yönetmenliğini daha önce Korn, Lemar, Brandy, Nalin & Kane gibi isimlerle çalışan Alman yönetmen Martin Weisz yaptı. 70 kişilik oyuncu ve 8 kişilik dans grubunun da görev aldığı klip, dün akşam televizyon kanallarında yayımlanmaya başlandı. Klip, dünya televizyonlarında da yayımlanacak.
hellokitty 18-01-06, 20:33 Lindsay Herşeyi İtiraf Etti!
Hollywood ve müzik dünyasının genç yıldızlarından Lindsay Lohan'ın bedeni içinde bulunduğu koşuşturmacaya dayanamamış ve geçtiğimiz aylar içerisinde hastaneye kaldırılmıştı. Kısa bir tedavinin ardından sağlığına kavuşan Lohan, Vanity Fair Dergisi'ne verdiği röportajda geçmişte uyuşturucu kullandığını ve bulimia hastası olduğunu itiraf etti.
Son zamanlarda verdiği kilolarıyla dikkat çeken Lindsay Lohan, bulimia olduğu yönündeki iddialara sonunda açıklık getirdi.
Genç şarkıcı ve oyuncu, Vanity Fair'a verdiği röportajında aşırı zayıflığının nedeninin bulimia'dan kaynaklandığını belirtti. Bulimik olduğunu itiraf eden genç yıldız, röportajın devamında geçmişte bir dönem uyuşturucu kullandığını da söyledi.
Hasta olmasından ötürü korktuğunu ve etrafındaki insanların da korktuğunu söyleyen Lohan, çevresindeki kişilerin sağlığına dikkat etmesi yönünde kendisini sürekli uyardıklarını belirtti.
2005 Mayıs ayında katıldığı Saturday Night Live'da astım krizi geçirip hastaneye kaldırılan Lohan, 'Mean Girls'te beraber çalıştığı Amy Poehler ve Tina Fey'in kendisini sürekli uyardığını ve Fey ile Lorne Michaels'ın yüksek dozda uyuşturucudan ölen John Belushi ve Chris Faley ile neler yaşadıklarını kendisine anlattıklarını söyledi.
http://img300.imageshack.us/img300/3082/imperiaflex0009wv.jpg (http://imageshack.us)
'SNL' olayından altı ay sonra şiddetli baş ağrılarını çekmeye başladığını belirten Lohan, hastaneye gitmeyi reddettiğini ve erkek arkadaşının evinde uyumaya devam etmeye çalıştığını söyledi. Ancak ağrıları dayanılmaz boyuta ulaşınca hastaneye giden Lohan, böbrek enfeksiyonuyla karşı karşıya kaldığını öğrenmiş. Hastanedeyken 6 kilo veren Lohan, tedavinin ardından verdiği kiloları almaya başladığını belirtti.
hellokitty 18-01-06, 20:41 BRIT AWARDS 2006
İngiliz müzik dünyasının en önemli ödüllerinden Brit Awards'ın adayları nihayet açıklandı. 10 Ocak'ta Hammersmith's Riverside Studios'ta düzenlenen partiyle açıklanan adaylar arasından ödüle uzanan isimler 15 Şubat'ta belli olacak.
İNGİLİZ ERKEK SOLO ŞARKICI
Antony and the Johnsons
Ian Brown
James Blunt
Robbie Williams
Will Young
İNGİLİZ KADIN SOLO ŞARKICI
Charlotte Church
Kate Bush
Katie Melua
KT Tunstall
Natasha Bedingfield
İNGİLİZ GRUP
Coldplay
Franz Ferdinand
Gorillaz
Hard-Fi
Kaiser Chiefs
MASTERCARD İNGİLİZ ALBÜM
Coldplay - X&Y
Gorillaz - Demon Days
James Blunt - Back To Bedlam
Kaiser Chiefs - Employment
Kate Bush - Aerial
İNGİLİZ SINGLE
Coldplay - Speed Of Sound
James Blunt - You're Beautiful
Shayne Ward - That's My Goal
Sugababes - Push The Button
Tony Christie ft Peter Kay - (Is This The Way To) Amarillo
İNGİLİZ ÇIKIŞ
Arctic Monkeys
James Blunt
Kaiser Chiefs
KT Tunstall
Magic Numbers
İNGİLİZ URBAN
Craig David
Dizzee Rascal
Kano
Lemar
Ms Dynamite
İNGİLİZ ROCK
Franz Ferdinand
Hard-Fi
Kaiser Chiefs
Kasabian
Oasis
İNGİLİZ CANLI PERFORMANS
Coldplay
Kaiser Chiefs
Franz Ferdinand
KT Tunstall
Oasis
POP
James Blunt
Katie Melua
Kelly Clarkson
Madonna
Westlife
ULUSLARARASI ERKEK SOLO ŞARKICIS
Beck
Bruce Springsteen
Jack Johnson
John Legend
Kanye West
ULUSLARARASI KADIN SOLO ŞARKICI
Björk
Kelly Clarkson
Madonna
Mariah Carey
Missy Elliott
ULUSLARARASI GRUP
Arcade Fire
Black Eyed Peas
Green Day
U2
White Stripes
ULUSLARARASI ALBÜM
Arcade Fire - Funeral
Green Day - American Idiot
Kanye West - Late Registration
Madonna - Confessions On A Dance Floor
U2 - How To Dismantle An Atomic Bomb
ULUSLARARASI ÇIKIŞ
Arcade Fire
Daniel Powter
Jack Johnson
John Legend
Pussycat Dolls
MÜZİĞE KATKI
Paul Weller
hellokitty 18-01-06, 20:44 JUSTIN DÖNÜYOR
Sinema çalışmalarını geçtiğimiz yıl içerisinde ön planda tutan ve müzik adına bir çalışmada bulunmayan Justin Timberlake, asıl işinin müzik olduğunu sonunda hatırladı. 2006 yılında müziğe geri dönüş yapan Justin, müzik dünyasının en itibarlı prodüktörlerinden birini de kendi yanına çekti. Justin'in yeni yol arkadaşı son çeyrek yüzyılın en iyi metal ve hiphop prodüktörlerinden Rick Rubin.
Timbaland, Will.I.** ve The Neptunes gibi müzik dünyasının itibarlı prodüktörleriyle çalışan Justin Timberlake, bol ödüllü "Justified" albümünün devamında son çeyrek yüzyılda metal ve hip-hop adına süper projelerde çalışan prodüktör Rick Rubin ile çalışmayı tercih etti.
Bir gece Chris Rock ile karşılaştığını ve Chris Rock'ın kendisine kesinlikle Rick Rubin ile çalışması gerektiğini söylediğini belirten Justin, Rick Rubin'e bir barda rastladığını ve yanına gidip konuştuğunu söylüyor.
http://img37.imageshack.us/img37/2434/imperiaflex0007fb.jpg (http://imageshack.us)
Rubin ile bir süre stüdyoda takılan Justin, Rubin'in bir dahi olduğunu belirtmeden geçmiyor.
Rubin'in yanı sıra yeni albümünde Timbaland ve Will.I.** ile de çalışan Timberlake, albümünün yaz aylarında yayınlanmasını planlıyor.
(06/01/2006)
Tarkan’ın klibi Kral TV’ye takıldı
Tarkan’ın Amerika’da Alman yönetmen Martin Weisz tarafından çekilen "Bounce" şarkısının klibi, müzik kanallarına takıldı. Kral TV ve Power Türk’ün Türkçe müzik kanalı olduğu gerekçesiyle İngilizce sözlere sahip şarkının klibini yayınlamadığı öğrenildi.
Tarkan’ın menajeri Uygar Ataç, "Biz Kral TV yönetimine henüz ulaşamadık. Bize dönmediler. Muhatap bulamadık. Dolayısıyla kliple ilgili henüz kesin bir karar yok" dedi. Benzer bir olay Türk rock grubu Rebel Moves’ın da başına gelmişti. Grubun klipleri yabancı vokal olduğu için Kral TV ve Power Türk’te yayınlanmamıştı. Oysa Kral TV daha önce Mustafa Sandal’ın Azra Akın’ı oynattığı "All My Life" isimli şarkının klibiyle, Sertab Erener’in Eurovision’da Türkiye’ye birincilik getiren "Every Way That I Can" şarkısının klibini yayınlamıştı.
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/3815692.asp?gid=63
İlla kadın programlarında görünmemiz gerekmiyor
http://www.sabah.com.tr/2006/01/21/gny/im/C03FC82DF326544393FEDCE1b.jpg
Şarkılarıyla 1990'lı yıllara damgasını vuran Oya-Bora ikilisi, aradan uzun bir süre geçmesine rağmen dinleyenlerinin hâlâ onları unutmadıklarını söylüyorlar. Son üç yıldır evli olan çift, yeni bir albüm hazırlığı içinde olduklarının da müjdesini veriyor.
1985 yılından bu yana birlikte müzik yapan Oya-Bora ikilisinin 'Ara Beni/Öptüm Seni', 'Sevmek Zamanı' ve 'Seni Bana Yazmışlar' gibi şarkıları, özellikle 90'lı yıllarda herkesin dilindeydi. Bugüne kadar ikili olarak 5 albüme imza atan Oya Küçümen ve Bora Ebeoğlu, uzun süredir ortalarda görünmüyorlar ama müzikten de uzak değiller! Bora Ebeoğlu, ikili olarak albüm yapmadıkları dönemde Yeni Türkü'den ayrılan ve İnce Saz Grubu'nun üyesi olan Cengiz Onural ile 'Aria' adlı müzik grubunu kurarak dizi ve reklam müzikleri yaptı. Aria; 'Süper Baba', 'Deli Yürek', 'İkinci Bahar', 'Sıcak Saatler', 'Hayat Bağları', 'Ekmek Teknesi', 'Cennet Mahallesi', 'Baba Evi', 'Gurbet Kadını', 'Beşinci Boyut', 'Büyük Buluşma' ve yeni yayınlanacak olan 'Kırık Kanatlar' adlı dizilerin müziklerine imzasını attı.
AVANTAJLARI YAŞADIK
Seslendirmeleriyle de tanıdığımız Oya Küçümen ise yıllardır yaptığı dublaj çalışmalarına devam etti. 19 yıldır birlikte ve son üç yıldır da evli olan çift, hayranlarını daha fazla bekletmek istemediklerini ve yaza doğru yeni albüm çıkartacaklarını söyledi.
* Biraz gerilere gitmek istiyorum... Nasıl tanıştınız, birlikte müzik yapmaya nasıl başladınız?
Oya Küçümen: Bizi rahmetli Melih Kibar tanıştırmıştı. Kibar, 1988'deki Eurovision Şarkı Yarışması'nın Türkiye elemeleri için Bora'nın yanına bir partner arıyormuş. Öyle tanıştık ve birlikte müzik yolculuğuna başladık.
* Bir çift olarak aynı işi yapmanın mutlaka çok avantajı vardır. Peki dezavantajları da oluyor mu?
Bora Ebeoğlu: Dezavantajları olabilir ama biz onları görmüyoruz. Biz avantajlarını kullanıyoruz. Çünkü biz birbirimize destek olmaya çalıştık. İkimiz de aynı kulvarda koştuğumuz için bu çok kolay oldu. Birbirimize müzik üretimi ve yorum anlamında destek olduk. Uzun süredir de müziğin farklı kollarında çalışıyoruz. Oya, ağırlıklı olarak seslendirme yaptı. Ben ise dizi müzikleriyle uğraştım. Ama Oya hep bizim vokalistimiz oldu.
* 90'lı yıllarda 'Ara Beni / Öptüm Seni' şarkısının yer aldığı 'Sevmek Zamanı' adlı albümle oldukça popülerdiniz. Sonra uzun bir süre ikinizi bir arada göremedik. Bu dönemde neler yaptınız?
B.E: En son albüm o değil, ondan sonra iki albüm daha var. Biri 'Saraylı', diğeri de 'Aşk, İhanet, Vs'. Aradan bir süre geçtikten sonra insanlar hep en popüler albümü hatırlıyorlar. En son albüm 1999'da çıktı. Ondan sonra da albümlere ara verdik.
O.K: Dizi müziği albümleri çıktı. 'Deli Yürek' ve 'Hayat Bağları'nın albümleri de oldu.
B.E: Bu dizi film şarkılarının toplandığı albümlerde hep bizim şarkılarımız vardı. İnce Saz ve Aria ile birlikte olan müzik çalışmalarımız devam etti ama bir Oya-Bora albümü çıkmadı.
* Neden bu kadar uzun ara verdiniz? Albüm yapmamanızın özel bir nedeni var mı, yoksa diğer işlere ağırlık verildiği için mi?
O.K: Bir insan müzisyense müzisyendir, sanatçıysa da sanatçı. İlla her yıl albüm çıktıktan sonra yarışma ya da kadın programlarında görünmemiz gerekmiyor. Sonuç olarak gerçekten başka işimiz yok. Ben çocukluğumdan beri seslendirme yapıyorum. Çocuk tiyatrosunda rol aldım, müzikallerde oynadım. Yani biz başka bir iş yapmıyoruz. Bora da yine müzikle uğraşıyor. Ama illa da 'Aman görünelim, bizi unutmasınlar' diye bir çabamız olmadı.
http://www.sabah.com.tr/2006/01/21/gny/im/18D1414D37175542A5248D91b.jpg
ESKİLER YENİ ALBÜMDE
* 25 Ocak'ta İnce Saz ile Oyun Atölyesi'nde bir konser vereceksiniz. Bu konserde dinleyicileri neler bekliyor?
B.E: Çok özel bir konser olacak. Çünkü hem bizim şarkılarımız, hem de İnce Saz'ın ürettiği ve bizim yorumladığımız şarkılar olacak. Geçen sene yaptığımız konser çok ilgi gördü, biz de şarkıları revizyondan geçirdik ve biraz daha geniş bir repertuvar hazırladık.
* Uzun süredir Oya-Bora olarak bir albüm yapmadınız. Yeni bir albüm çalışması düşünüyor musunuz?
B.E: Bizim çıkardığımız 5 albüm de şu an piyasada yok. Bu şarkıları dinlemek isteyenlere yönelik bir çalışma yapacağız. Eski şarkıları bir araya getirerek, bir albümde toplamayı düşünüyoruz.
* Yeni albüm ne zaman?
B.E: Amacımız albümü yaza kadar yetiştirmek...
ZEYNEP GÜLER - GÜNAYDIN
http://www.sabah.com.tr/gny/gny113-20060121-200.html
Küçük Sean tıpkı annesi
http://www.sabah.com.tr/2006/01/21/gny/im/7634FA6E7838B948BFD8336Eb.jpg
Ünlü şarkıcı Britney Spears'ın oğlu Sean Preston'ı görenler, küçük bebeğin büyüdükçe annesine benzediğini söylüyor. Üç aylık olan sevimli bebeğini hiç yanından ayırmayan ünlü şarkıcı, bir restorandan çıkarken yine kucağında minik Sean ile görüntülendi
http://www.sabah.com.tr/gny/mag104-20060121-200.html
Bruce Willis de kekemeymiş
Film, müzik ve spor dünyasının bazı dev yıldızlarının bir zamanlar kekeme oldukları ortaya çıktı.
Kekemelik sorununu yenen bu isimler arasında Carly Simon, Julia Roberts, Bruce Willis, James Earl Jones ve Tiger Woods gibi yıldızlar yer alıyor.
Üç milyon kekemenin bulunduğu ABD’de, bu konuşma sorununun aşılması için çeşitli yöntemler bulunuyor. Carly Simon’ın, konuşma sorununu aşabilmek için daha sekiz yaşındayken şarkı söylemeye başladığı belirtildi. Çünkü konuşurken sorun yaşamasına rağmen, şarkı söylerken sorun olmadığını gördü ve zamanla konuşması da düzeldi.
Uzmanlar, kekemeliğin iki yaşında kendini gösterdiğini ve çocukların yüzde 75’inin doğru tekniklerle normal konuşmaya başladığını ifade ettiler. Erken müdahalenin önemine de dikkat çektiler.
http://www.hurriyet.com.tr
Cannes'ın açılışı 'Da Vinci Şifresi' ile
http://www.cnnturk.com/images/ks/hankshbr190106.jpg
59'uncu Cannes Film Festivali, ABD'li yönetmen Ron Howard'ın 'Da Vinci Şifresi' adlı filminin gösterimiyle 17 mayıs tarihinde açılacak.
Dan Brown'un ünlü romanından esinlenerek çevrilen filmin başrolünde ABD'li ünlü oyuncu Tom Hanks rol alıyor.
100 milyon dolarlık bütçeyle çevrilen filmde Fransız Audrey Tautou ve Jean Reno da yardımcı oyuncular listesinin başında bulunuyor.
Brian Grazer ve John Calley'nin 'Columbia Pictures' ve 'Imagine Entertainment' firmaları adına yapımcılığını üstlendiği film, yarışmadışı olarak festivalde gösterime girecek.
Film vizyon için festivali bekleyecek
'The Da Vinci Code', tüm dünyada Cannes Film Festivali'nin açılışıyla birlikte vizyona girecek.
Dan Brown'un yazdığı roman, yaklaşık 40 dile çevrilmiş ve dünyada bugüne kadar 30 milyon adet satmıştı.
Roman, ilk yayımlandığında, Katolik Kilisesi'nin ve bazı tarihçilerin sert tepkisine yol açmıştı.
59'uncu Cannes Film Festivali'nin jüri başkanlığını da Çinli sinemacı Wong Kar Wai üstlenecek.
Festival, 28 mayıs tarihinde kapanış ve ödüllerini dağıtımın için düzenlenecek törenle sona erecek.
http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/haber_detay.asp?PID=120&HID=1&haberID=153283
Madonna, hayranlarını hayal kırıklığına uğrattı...
http://www.skyturk.tv/images/20060127/madonna9.jpg
İngiliz basını, Madonna`nın moda defileleri için geldiği Paris`te bakımsız görüntüsüyle hayal kırıklığı yarattığını yazdı...
İngiliz bulvar gazeteleri, Fransız modacı Jean Paul Gaultier`nin defilesini izlemeye gelen Madonna`nın, yüzündeki bakımsız hali ve cildindeki aşırı kırışıklığı gören hayranlarının kendisini tanıyamadığını bildirdiler.
Pop Kraliçesi`nin ağır ve aralıksız egzersiz programının, dış görüntüsünü bu hale getirmiş olabileceği yorumu yapılırken, defileye katılan bir konuk, ``Madonna hep bakımlı olmaya ve güzelliğine dikkat ederdi. Onu bu halde görmek biraz şaşırtıcı`` diye konuştu.
2 çocuk annesi Madonna günde en az 3 saat egzersiz yapıyor. Bazı günler 16 km koşan ünlü şarkıcı, çoğunlukla tahıl ve sebzeyle besleniyor.
http://www.skyturk.tv/h_50536_7.html
Tarkan’la Düet İsterim
http://w3.gecce.com/web/images/haber/beyaz-fox.jpg
DÜN GECCE YENİ MELEK GÖSTERİ MERKEZİ’NDE MUHTEŞEM BİR KONSER VEREN SAMANTHA FOX, “GEREKİRSE YİNE ÇIPLAK POZ VEREBİLİRİM” DEDİ.
Henüz 16 yaşındayken İngiliz Daily Sun Gazetesi’ne verdiği üstsüz pozlarla adını duyuran, 80’li yılların kült figürlerinden Samantha Fox, "Beyaz Show"a konuk oldu. Fox, Beyaz’ın sorusu üzerine, gerekirse yine çıplak poz vereceğini söyledi.
Yaşamı boyunca seksi dış görünüşünü müziğinin önünde tutan, buna rağmen, İngiltere listelerinde üç numaraya kadar yükselen, "Touch Me" ile başlayan ve "Do Ya, Do Ya" (Wanna Please Me) ile devam eden birçok hit şarkıya imza atan Samantha Fox, "Beyaz Show"a konuk oldu. 18 yıl önce İzmir’de bir konser verdiğini söyleyen Fox, "Türkiye’de gördüğüm ilgiye inanamıyorum. Havalimanına geldiğim zaman çok şaşırdım ve çok duygulandım. 18 yıl önce geldiğimde herhalde Türkler üzerinde çok iyi bir izlenim bıraktım" dedi.
GİTARİSTİ ÇARPILDI
"Beyaz Show"da Türkiye’ye ikinci gelişi olduğunu söyleyen Samantha Fox, "18 yıl önce gelişimde, gitaristimle çok kötü bir tecrübe yaşadım. Konserimde gitaristimi elektrik çarpmıştı. Artık yeni gitaristim var. Plak şirketleri genelde daha ön planda olan ülkelere anlaşma hazırlıyorlar. O yüzden Türkiye çok fazla düşünülmüyor. Bu nedenle de buraya gelmem gecikti. Londra’da doğup büyüdüğüm için orada birçok Türk topluluğu var. Onların içinde büyüdüm. Yusuf diye bir Türk arkadaşım vardı, harika bir insandı" dedi.
TARKAN İLE DÜET
Fox, canlı yayına bağlayan izleyici Fatma Arıca’nın "Samanta Fox, Türk sanatçılardan kimi dinliyor ve Türkiye’den kiminle düet yapmayı düşünür" sorusuna, "Tarkan’ı dinliyorum ve Tarkan’la düet yapmak isterim. Tarkan’ın yeni albümü çok güzel olmuş. Bu gecce de (Gökhan Özen’i kastederek) yeni bir yetenekle tanıştım. CD’sini yeni aldım, kulağa çok güzel geliyor" dedi.
Beyaz’ın "Şarkılarınızın yanı sıra, güzelliğiniz, özellikle göğüslerinizle gündeme gelmiştiniz, yıllar sonra böyle seksi pozlar vermeyi düşünür müsünüz" sorusunu yanıtlayan ünlü yıldız, "Hálá çok güzelim. Üçüncü sayfa pozlarımın üstünden çok uzun süre geçti. Çok güzel, çok artistik bir magazin pozu olursa belki yapabilirim" dedi.
KONSERE İLGİ BÜYÜK
Öte yandan dün gecce Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde sahne alan Samantha Fox, bir buçuk saat sahnede kaldı. !980’li yıllara damgasını vuran şarkıları seslendiren Fox, kendisine gösterilen ilgiden oldukça memnun kaldığını dile getirdi.
http://www.gecce.com/pages/haber_detay.asp?haber=53141
Bryan Adams’la aynı sahnede
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/977276.jpg
Mustafa Sandal, 2006 Dünya Kupası etkinlikleri çerçevesinde, 3 Temmuz’da Gelsenkirschen’de yapılacak Açıkhava Fan Festivali’ne katılacak.
Sandal, Bryan Adams, Gypsy Kings, Statusquo ve Simple Minds gibi ünlü şarkıcı ve gruplarla aynı sahneyi paylaşacak.
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/3849703.asp?gid=68
Çılgın kızın renkli düğünü
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/989840.jpg
Amerikalı şarkıcı Pink, motokros şampiyonu Carey Hart’la Costa Rica’da evlendi. 2001 yılında tanışan pop müziğin çılgın kızıyla sevgilisinin düğünü renkli görüntülere sahne oldu.
Asıl adı Alecia Moore olan pop müzik sanatçısı Pink, beş yıldan beri beraber olduğu erkek arkadaşı Carey Hart’la evleneceği günün sabahında heyecandan öyle gerginleşmişti ki, genç sanatçının kaldığı otele bir yoga öğretmeni çağrıldı. Pink’in annesi ve yoga öğretmeni, gelin adayını rahatlatmak için epey uğraştılar.
Costa Rica’daki Four Seasons Oteli’nin plajındaki nikah sonrası, düğün tam üç gün üç gece sürdü. Gelinin babası James Moore, yaptığı konuşmada "Benim çılgın kızımla kim evlenmek ister diye hep düşündüm durdum. Ve işte şimdi damadım karşımda. Kızım ondan daha uygun bir eş kesinlikle bulamazdı" dedi.
TEKLİF PİNK’TEN
"Evliliğe inanan biri değildim" diyen Pink, buna rağmen evlenme teklif eden taraf olmuş. Carey Hart’a bir motokros yarışı sırasında evlenme teklif ettiğini söyleyen şarkıcı, "Bunu neden yaptığımı hálá bilmiyorum" diyor.
Carey Hart ise Pink’le ilk tanıştığı anda hayatının geri kalanını onunla geçirmeye karar verdiğini söylüyor.
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/3860457.asp?gid=68
Oscar adaylıklarına ‘Brokeback’ damgası
http://www.ntvmsnbc.com/news/220242.jpg
Amerikan Film Akademisi’nin vereceği 78. Oscar Ödülleri’ne aday gösterilen yapımlar ve isimler Beverly Hills’te açıklandı. ‘Brokeback Mountain’, şimdiye kadar açıklanan adaylıklardan 8’ini alarak Oscar’larda avantajlı duruma geçti.
BEVERLY HILLS - Bu yılın adaylarını Akademi Üyesi ve Oscarlı aktris Mira Sorvino ile Akademi Başkanı Sid Ganis açıkladı. Yönetmenliğini Ang Lee’nin yaptığı “Brokeback Mountain” filmi En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Erkek oyuncu kategorilerinin de aralarında bulunduğu 8 dalda aday gösterildi. Oscar Ödül Töreni, 5 Mart Pazar gecesi Türkiye’de NTV’den canlı yayınlanacak.
‘Brokeback Mountain’, Oscar ödül töreninin en fazla konuşulacak filmi olacağını şimdiden gösterdi. Yazar Truman Capote’nin hayatının anlatıldığı “Capote”, George Clooney’nin filmi “Good Night, and Good Luck.” ve Steven Spielberg’in Munich filmleri de En İyi Film adayları arasında yer aldı. George Clooney hem En İyi Yönetmen hem de En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dallarında aday gösterildi.
En İyi Yabancı Film aday adayları arasında yer alan Yavuz Turgul’un ‘Gönül Yarası’ filmi adaylar arasında yer alamadı. Oscar ödül töreni 5 mart’ta ntv ekranlarından canlı olarak yayınlanacak.
Bu yılki Oscar ödüllerine rekor bir katılım sağlanmış, 32 yıldan beri ilk defa, gerekli tüm koşulları yerine getiren 311 film Oscar için aday adayı olmuştu.
78. OSCAR ÖDÜL ADAYLARI
EN İYİ FİLM ADAYLARI
Brokeback Mountain
Capote
Crash
Good Night, and Good Luck
Munich
EN İYİ YÖNETMEN ADAYLARI
George Clooney -Good Night, and Good Luck. (2005)
Paul Haggis -Crash (2004)
Ang Lee -Brokeback Mountain (2005)
Bennett Miller -Capote (2005)
Steven Spielberg -Munich (2005)
EN İYİ ERKEK OYUNCU ADAYLARI
Philip Seymour Hoffman -Capote (2005)
Terrence Howard -Hustle & Flow (2005)
Heath Ledger -Brokeback Mountain (2005)
Joaquin Phoenix -Walk the Line (2005)
David Strathairn -Good Night, and Good Luck. (2005)
EN İYİ KADIN OYUNCU ADAYLARI
Judi Dench -Mrs. Henderson Presents (2005)
Felicity Huffman -Transamerica (2005)
Keira Knightley -Pride & Prejudice (2005)
Charlize Theron -North Country (2005)
Reese Witherspoon -Walk the Line (2005)
EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU ADAYLARI
George Clooney -Syriana (2005)
Matt Dillon -Crash (2004)
Paul Giamatti -Cinderella Man (2005)
Jake Gyllenhaal -Brokeback Mountain (2005)
William Hurt -A History of Violence (2005)
EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU ADAYLARI
Amy Adams -Junebug (2005)
Catherine Keener -Capote (2005)
Frances McDormand -North Country (2005)
Rachel Weisz -The Constant Gardener (2005)
Michelle Williams -Brokeback Mountain (2005)
EN İYİ YABANCI FİLM ADAYLARI
Joyeux Noël (2005) (Fransa)
Sophie Scholl - Die letzten Tage (2005) (Almanya)
Paradise Now (2005) (Filistin)
Tsotsi (2005) (G.Afrika)
Don’t Tell (2005) (İtalya)
EN İYİ CANLANDIRMA FİLMİ ADAYLARI
Corpse Bride (2005) - Tim Burton, Mike Johnson
Hauru no ugoku shiro (2004) - Hayao Miyazaki
Wallace & Gromit in The Curse of the Were-Rabbit (2005) - Steve Box, Nick Park
EN İYİ UYARLAMA SENARYO ADAYLARI
Brokeback Mountain (2005) - Larry McMurtry, Diana Ossana
Capote (2005) - Dan Futterman
The Constant Gardener (2005) - Jeffrey Caine
A History of Violence (2005) - Josh Olson
Munich (2005) - Tony Kushner, Eric Roth
EN İYİ ÖZGÜN SENARYO ADAYLARI
Crash (2004) - Paul Haggis, Robert Moresco
Good Night, and Good Luck. (2005) - George Clooney, Grant Heslov
Match Point (2005) - Woody Allen
The Squid and the Whale (2005) - Noah Baumbach
Syriana (2005) - Stephen Gaghan
5 Mart’ta yapılacak 78. Oscar Ödülleri töreni NTV’den canlı yayınlanacak.
http://www.ntvmsnbc.com/news/359500.asp
Hastalık Kylie'yi değiştirdi!
http://www.e-kolay.net/haber/images/kylie3116_ic.jpg
Kanser tedavisi gören Kylie Minogue, sonunda insanların arasına çıkmaya başladı.
Göğüs kanseri teşhisiyle tedavi olan Kylie Minogue, hastalığı yenmesinin ardından ilk kez insan içine çıkarak eğlenceli bir gün geçirdi.
Fransa'nın gözde tatil kenti Melbournedaki 20 hektarlık çiftliğinde kalan ve kentin sahillerinde tur atan Avustralyalı yıldız, "Artık hayatın her an tadını çıkartacağım. Hastalık beni ve insanlara bakışımı değiştirdi" dedi
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=65&HID=5&HaberID=354501
http://resim.sanalevim.net/res_upload/sirali/resim_20060130124905_687969386577.jpg
SAG Ödülleri sahplerini buldu...
Oyuncular Birliği tarafından verilen SAG (Screen Actors Guild) ödülleri dün gece Los Angeles ta düzenlenen muhteşem bir törenle sahiplerini buldu.
Oyuncular Birliği tarafından verilen SAG (Screen Actors Guild) ödülleri dün gece Los Angeles ta düzenlenen muhteşem bir törenle sahiplerini buldu.
Gecede, Crash en iyi film ödülünü alırken ABC televizyonunun bol ödüllü dizileri Lost ve Desperate Housewives da televizyonun en iyi dizileri seçildi.
En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Philip Seymour Hoffman, yazar Truman Capote yi canlandırdığı Capote deki performası ile ödülü alırken, Kadın Oyuncu kategorisindeki ödül Walk The Line da Johhny Cash in eşini canlandıran Reese Witherspoon un oldu.
Cinderella Man deki performansı ile Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Paul Giamatti nin ardından Constant Gardener da Ralph Fiennes la birlikte rol alan Rachel Weizs ise Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
Son 10 yıl içinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan oyuncuların dokuz tanesi aynı yıl içinde Oscar ı da kazanmıştı. Erkek Oyuncu kategorisinde ise bu rakam altı olarak gerçekleşti.
Dakota Fanning ve Jamie Lee Curtis ikilisi bu yılki Hayatboyu Başarı ödülünü Shirley Temple Black e takdim ettiler.
Gecede ödül alan oyuncu ve yapımlar...
SİNEMA DALINDA
En İyi Film: "Crash"
En İyi Erkek Oyuncu: Philip Seymour Hoffman, "Capote"
En İyi Kadın Oyuncu: Reese Witherspoon, "Walk the Line"
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Paul Giamatti, "Cinderella Man"
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Rachel Weisz, "The Constant Gardener"
TELEVİZYON DALINDA
Televizyon filmi ya da dizisi alanında En İyi Erkek Oyuncu: Paul Newman, "Empire Falls"
Televizyon filmi ya da dizisi alanında En İyi Kadın Oyuncu: S. Epatha Merkerson, "Lackawanna Blues"
Drama dalında En İyi Erkek Oyuncu: Kiefer Sutherland, "24"
Drama dalında En İyi Kadın Oyuncu: Sandra Oh, "Grey s Anatomy"
Komedi dalında En İyi Erkek Oyuncu: Sean Hayes, "Will & Grace"
Komedi dalında En İyi Kadın Oyuncu: Felicity Huffman, "Desperate Housewives"
Drama dalında En İyi Dizi: "Lost"
Komedi dalında En İyi Dizi: "Desperate Housewives"
Hayatboyu Başarı Ödülü: Shirley Temple Black
Tarantino korku fimi çekecek
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1010064.jpg
Cannes Film Festivali'nde 1994'te ”Pulp Fiction” ile Altın Palmiye kazanan Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino, korku filmi çekmeye hazırlanıyor.Hollywood'dan haberler veren Variety gazetesi, “Rezervuar Köpekleri”, “Kill Bill” gibi kült filmlere imza atan Tarantino'nun, ”Grind House” adlı korku filmini Robert Rodriguez ile birlikte çekeceğini duyurdu.
Haberde, yapım şirketi Weinstein Company şemsiyesi altında çekilecek filmin çekimine gelecek haftalarda başlanacağı kaydedildi.
Tarantino ve Rodriguez'in bu yeni korku filminde 60'ar dakikalık birer bölüm yöneteceği, filmin senaryosunun da kendilerine ait olacağı belirtiliyor.
Bu çalışma, ikiliyi ilk kez bir araya getirmiyor. Her iki yönetmen, 1995 tarihli “Four Rooms”da birlikte çalışmış, ayrıca Tarantino, kendi yazdığı ve Rodriguez'in yönettiği “From Dusk Till Dawn”da rol almıştı. Rodriguez'in kısa süre önce yönettiği “Sin City”de de Tarantino, misafir yönetmen olarak yer almıştı.
http://www.hurriyet.com.tr/kultursanat/3883309.asp?gid=62
SİYAD Ödülleri'nde adaylar açıklandı
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Türk Sineması Ödülleri'nin adayları açıklandı. Çağan Irmak'ın yönettiği Babam ve Oğlum tam 7 dalda aday gösterilerek sezon içindeki seyirci rekorunu bu alanda da tekrarladı.
En İyi Film
Anlat İstanbul
Babam ve Oğlum
Gönül Yarası
İki Genç Kız
Meleğin Düşüşü
En İyi Yönetmen
Atıf Yılmaz (Eğreti Gelin)
Çağan Irmak (Babam ve Oğlum)
Kutluğ Ataman (İki Genç Kız)
Semih Kaplanoğlu (Meleğin Düşüşü)
Yavuz Turgul (Gönül Yarası)
En İyi Senaryo
Çağan Irmak (Babam ve Oğlum)
Kutluğ Ataman (İki Genç Kız)
Semih Kaplanoğlu (Meleğin Düşüşü)
Ümit Ünal (Anlat İstanbul)
Yavuz Turgul (Gönül Yarası)
En İyi Erkek Oyuncu
Çetin Tekindor (Babam ve Oğlum)
Fikret Kuşkan (Babam ve Oğlum)
Onur Ünsal (Eğreti Gelin)
Şener Şen (Gönül Yarası)
Tolga Çevik (Organize İşler)
En İyi Kadın Oyuncu
Hümeyra (Babam ve Oğlum)
Feride Çetin (İki Genç Kız)
Meltem Cumbul (Gönül Yarası)
Nurgül Yeşilçay (Eğreti Gelin)
Tülin Özen (Meleğin Düşüşü)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
Cem Yılmaz (Organize İşler)
Erkan Can (O Şimdi Mahkûm)
Şevket Çoruh (Eğreti Gelin)
Timuçin Esen (Gönül Yarası)
Yetkin Dikinciler (Babam ve Oğlum)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Fadik Sevin Atasoy (O Şimdi Mahkûm)
Füsun Demirel (Eğreti Gelin)
Hülya Avşar (İki Genç Kız)
İdil Üner (Anlat İstanbul)
Şerif Sezer (Babam ve Oğlum)
En İyi Görüntü Yönetmeni
Eyüp Boz (Meleğin Düşüşü)
Jacek Petrycki (Bulutları Beklerken)
Mehmet Aksın (Anlat İstanbul)
Soykut Turan (Gönül Yarası)
Uğur İçbak (Organize İşler)
En İyi Müzik
Gökhan Kırdar (Anlat İstanbul)
Replikas (İki Genç Kız)
Selman Ada (Eğreti Gelin)
Tamer Çıray (Gönül Yarası)
Teoman (Balans ve Manevra)
Unutmadık Barış
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1022999.jpg
Gözde YILMAZ/MAGAZİN GÜNDEMİ
Barış Manço, ölümünün 7’nci yılında ailesi ve sevenleri tarafından Kanlıca Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Yaklaşık 30 kişiden oluşan grup, duanın ardından Barış Manço Koro Şefi Kamuran Sağol’un öncülüğünde Manço’nun "Unutmadım" şarkısını söyledi.
Barış’ın ölüm tarihinin 3 Şubat olduğunu, ancak herkesin gelebilmesi için pazar gününe alındığını söyleyen eşi Lale Manço, törende basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Anma törenleri duyulmadığı için sanatçı arkadaşlarının törende bulunamadığını söyleyen Lale Manço, "Normalde bana her zaman, ’Neden sanatçı dostları, yakınları yoktu’ diye soruluyor. Ben öncelikle bu soruya bir açıklık getirmek istiyorum, önümüzdeki senelerde de faydalı olur. Her sene basına bültenler yolluyoruz. Fakat şu gün anma töreni var diye bir satır yer almıyor" dedi.
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/3892919.asp?gid=63
Altın Küre kesmedi onun gözü Oscar'da
http://www.e-kolay.net/haber/images/FotoHaber/Rachel060206_7.jpg
İngiliz oyuncu Rachel Weisz, Hollywood'a kendini kabul ettirdi.
Önce Altın Küre ödülünü aldı, şimdi de Oscar ödülüne aday. OK Dergisi’nde yayınlanan röportajda genç oyuncu, aşkı uğruna New York’a yerleştiğini itiraf etti.
Rachel Weisz, 34 yaşında. Amerikalı yönetmen Darren Aronofsky ile çok mutlu bir beraberliği var. Güzel oyuncu, dört ay sonra anne olacak. Düğün tarihini saptamaya çalışırken hamile olduğunu öğrenen genç oyuncu, düğünü doğumdan sonraya bıraktıklarını belirtti.
İngiliz oyuncuya niçin New York’a yerleştiği sorulduğunda verdiği cevap şu oldu: "Aşık olduğum erkek New York’ta yaşıyor. Ben de onunla beraber olabilmek için bu dev şehre geldim."
Rachel Weisz Amerika için, "Bu ülke sanki başka bir gezegende" diyor: "Geleneklerine göreneklerine alışmak çok zor. Kendimi sürrealist bir ortamda buldum."
Bu arada yıldız, sevgilisini övmekten de geri kalmıyor: "Darren çok kültürlü bir erkek. Dünyada dolaşmadığı yer kalmamış. Özellikle Avrupayı çok iyi tanıyor. Kültürlü ve anlayışlı bir erkekle beraber olmak bana büyük mutluluk veriyor."
Boş zamanlarını müzik dinleyerek geçirdiğini söyleyen ünlü oyuncu, "Mumya" ve "Mumyanın Dönüşü" gibi filmlerdeki başarısıyla kendini dünyaya tanıttı. "Constant Gardener" filmindeki performansıyla da bu yıl en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Altın Küre’yi kazandı. Oscar ödülüne de aday gösterilmesi, filmi izleyenleri hiç şaşırtmadı.
Kısaca aşkının peşinden okyanusu aşıp Hollywood’da şöhreti bulan Catherine Zeta Jones ve Kate Beckinsale gibi İngiliz oyuncuların arasına, bir kişi daha katıldı... Güzel oyuncu bundan sonra Amerika’da yaşayacağını ve sadece bu ülkede film çevireceğini söylüyor. Sevdiği erkek Amerika’da yaşadığı için bu fedakarlığı (!) göze almış Weisz .
Diyet mi, o da ne
Rachel Weisz, diğer meslektaşları gibi günlerini diyet yemeklerle geçirmekten hoşlanmıyor. Hamburger yemeyi ne kadar sevdiğini anlatırken gözleri parlıyor. Fakat sürekli kamera karşısında olan bir kadının sevdiği yiyeceklerden vazgeçmesi gerektiğini de kabul etmiş.
(Hürriyet)
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=65&HID=3&HaberID=356024
Animasyon Oscar’ı ‘Wallace ve Gromit’in
http://www.ntvmsnbc.com/news/220866.jpg
The International Animated Film Society tarafından verilen ve animasyon filmlerin Oscar’ı sayılan Annie Ödülleri, bu hafta sonu sahiplerini buldu. ‘Wallace ve Gromit’, gecede, ödülleri sildi süpürdü.
GLENDALE / CALIFORNIA - Bu yıl 33’üncüsü düzenlenen törende İngiliz yapımı ‘Wallace & Gromit: The Curse of the Were-Rabbit / Wallace ve Gromit Yaramaz Tavşana Karşı’, En İyi Animasyon Filmi dahil olmak üzere toplam 10 dalda ödüle layık görüldü.
‘Stop motion’ tekniği ile çekilen, sadece birkaç sahnesi bilgisayarla yapılan ‘Wallace & Gromit: The Curse of the Were-Rabbit’ dijital yapımlar olan ‘Chicken Little’ ve ‘Madagascar’ı geride bırakarak En İyi Animasyon Filmi ödülünün sahibi oldu.
Filmin yönetmenleri Nick Park, Steve Box En İyi Yönetmen dalında ödülün sahibi olurken film aynı zamanda En İyi Senaryo, En İyi Müzik ödüllerini de aldı.
Eleştirmenlerce beğenilen ‘Wallace & Gromit: The Curse of the Were-Rabbit’ ne yazık ki gişede büyük bir başarı sağlayamamıştı.
‘Wallace & Gromit: The Curse of the Were-Rabbit’ ülkemizde geçtiğimiz Ekim ayında ‘Wallace ve Gromit Yaramaz Tavşana Karşı’ adıyla gösterime girdi.
Animasyon filmlerinde eski bir teknik sayılan stop motion tekniği ile çekilen bir diğer film olan ‘Tim Burton’s Corpse Bride’ da En İyi Animasyon Film dalında aday oldu.
‘Tim Burton’s Corpse Bride’ ise törenden sadece Özel Jüri Ödülü ile döndü.
DİĞER ÖDÜLLER:
En İyi Animasyon Oyun - Ultimate Spider-Man
En İyi Animasyon Televizyon Serisi - Star Wars: Clone Wars II
En İyi Video Animasyonu - Lilo & Stitch 2: Stitch Has A Glitch
En İyi Kısa Animasyon - The Fan and The Flower
http://www.ntvmsnbc.com/news/360269.asp
_butterfly_ 07-02-06, 13:41 DREAM TV’DEN ÖNEMLİ ATAK !
Doğan Grubu’nun müzik kanalı Dream TV’den önemli atak.. Kanal, Grammy Müzik Ödül Töreni’ni yayınlayacak !
Dream TV 8 Şubat'ı 9 Şubat'a bağlayan gece 03.00’te 48.Grammy Ödül törenini canlı olarak ekrana getiriyor.
TANITIM METNİ
Dream Tv’de 8 Şubat'ı 9 Şubat'a bağlayan gecenin sabahı 03.00’te canlı olarak izleyebileceğiniz 48. Grammy Ödül töreninde birbirinden önemli isimlerin sahne performansı yer alacak. Müzik dünyasının en prestijli ödüllerinin sahiplerini bulacağı Tom Hanks’in sunuculuğunu üstlendiği bu gecede Bruce Springsteen, Coldplay, Mariah Carey, Aerosmith, Maroon 5, Christina Aguilera, Black Eyed Peas’ten Will.I.**, Joss Stone, John Legend gibi efsanelerin sahne performanslarının yanı sıra…
Mary J.Blige ile U2’nun, Keith Urban ile Faith Hill’in, Jamie Foxx ile 8 dalda Grammy Adayı Kanye West’in Birlikte gerçekleştirecekleri şovlar da merakla bekleniyor.
Tüm bu isimler ve daha fazlası için 9 Şubat sabahı 03.00’te Dream Tv’de Los Angeles Staples Center’dan naklen yayınlanacak olan bu geceyi kaçırmayın…
İlk Yayın:
09 ŞUBAT 2006 3:00
Tekrarları:
10 ŞUBAT 2006 21:00
12 ŞUBAT 2006 14:00
6 Şubat 2006 - 17:0968
Grammy’ye U2 damgası
http://www.ntvmsnbc.com/news/221156.jpg
Bu yıl 48’incisi düzenlenen Grammy Müzik Ödülleri törenine, İrlandalı rock topluluğu U2 damgasını vurdu. Grup, 5 dalda ödüle layık görüldü.
LOS ANGELES - ABD’nin Los Angeles kentinde düzenlenen geceye, gösteri dünyasından çok sayıda ünlü katıldı. Geceye damgasını, “yılın şarkısı” ve “yılın albümü” dahil 5 Grammy kazanan U2 damgasını vurdu.
Gecenin bir diğer dikkat çeken ismi de, Mariah Carey’di.
http://www.ntvmsnbc.com/news/221157.jpg
Ünlü yıldız, 16 yıl aradan sonra Grammy ödülüne kavuştu ve 3 dalda ödül kazandı. Kelly Clarkson gecede iki Grammy’le ilk defa bu ödülü almaya hak kazanırken, Şakira Latin müziği dalında ödüle uzandı.
Bruce Springsteen, Steve Wonder, Aretha Franklin gibi ünlü isimler de, gecede ödül almaya hak kazandılar. ABD müzik endüstrisinin en önemli ödülü olan Grammy’e bu yıl “tarihi albüm” dalında Ray Charles albümlerinin prodüktörü olarak aday gösterilen Ahmet Ertegün ise, yarışı kaybetti.
Ödül, caz sanatçısı Jelly Roll Morton’un 1938 de kaydedilen derleme albümüne verildi.
http://www.ntvmsnbc.com/news/360627.asp
Madonna: En başarılı olduğum için ‘Sorry’
http://www.ntvmsnbc.com/news/221405.jpg
Madonna dans pistlerinde fırtına gibi esmeye devam ediyor. Popun kraliçesi son albümü ‘Confessions on a Dance Floor’un ikinci klibini ‘Sorry’ şarkısına çekti.
İSTANBUL - Sözleri ve prodüktörlüğü Madonna’ya ait olan ‘Sorry’, tıpkı albümün ilk klibi ‘Hung Up’ gibi disko müziğinden güçlü esintiler taşıyor. Madonna’nın bir milyondan fazla satan ve 29 ülkenin müzik listelerinde 1 numaraya yükselen ‘Confessions on a Dance Floor’ albümü şimdiden üçlü platin albüm ödülü kazandı.
Bugüne dek dünya çapında 200 milyon albüm satan Madonna, resmi rakamlara göre, En Başarılı Uluslararası Kadın Şarkıcı unvanını da elinde bulunduruyor.
En Son 48. Grammy Müzik Ödülleri Töreni’ndeki performansıyla bir kez daha dikkatleri üzerine çeken Madonna daha uzun yıllar bu unvanı elinde tutacak gibi görünüyor.
http://www.ntvmsnbc.com/news/360888.asp
İşte en romantik filmler
http://www.e-kolay.net/haber/images/ruzgargibigecti1226_ic.jpg
Senaryolarına ve gişe hasılatlarına bakarak en romantik filmleri seçen Forbes dergisinin listesinde ilk sıraya 'Rüzgâr Gibi Geçti' yerleşti.
ABD'de yayımlanan Forbes dergisi, 14 Şubat Sevgililer Günü'nde romantik bir film izlemek isteyenler için 'tüm zamanların en iyi romantik filmlerini' seçti.
Filmlerin gişe hasılatı ve senaryolarını göz önünde bulunduran Forbes, hazırladığı listenin ilk sırasına, bugünkü kurla 1.3 milyar dolara eşdeğer hasılat elde eden 'Rüzgâr Gibi Geçti' filmini yerleştirdi. 'Rüzgâr Gibi Geçti'yi sırasıyla 'Titanik' ile 'Grease' filmleri takip etti.
'Romantikler' listesi
Forbes'un en romantik filmler listesinde yer alan filmler ve gişe hasılatları şöyle:
1- Rüzgâr Gibi Geçti (1.3 milyar dolar)
2- Titanik (821 milyon dolar)
3- Grease (492 milyon dolar)
4- Uyuyan Güzel (465 milyon dolar)
5- Aşk Hikâyesi (447 milyon dolar)
6- My Fair Lady (384 milyon dolar)
7- Batı Yakası Hikâyesi (358 milyon dolar)
8- Hayalet (329 milyon dolar)
9- Subay ve Centilmen (279 milyon dolar)
10- Özel Bir Kadın (269 milyon dolar)
(Milliyet)
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=65&HID=7&HaberID=357795
Yeni “13. Cuma”ya hazır mısınız?
http://www.e-kolay.net/sinema/images/friday_jason_132.jpg
Korku türü camiasında kült makamına erişmiş olan 1980 yapımı “13. Cuma”ya sonunda Michael Bay el attı. Jason köklerine dönecek...
Sonunda resmi açıklama da geldi. Michael Bay, hokey maskeli favori katilimiz Jason’ýn köklerine dönmeye karar verdi. Bay, Bradi Fuller ve Andrew Form’la birlikte yeni “13. Cuma”nın yapımcılığını üstlenecek. Yönetmen ve oyuncular için bir açıklama beklemek şu an için erken...
‘Variety’nin haberine göre 1980 yapımı orijinal “13. Cuma”nın (Friday the 13th) ardından defalarca devam filmi çekilse de New Line, bu uğursuz günün izleyenler üzerinde bıraktığı etkinin gişede karşılığını almaktan memnun olduğu için Jason’ın peşini bırakmadı. Yeni filmde Jason’ın köklerine dönüþünü izleyeceðiz.
Filmin senaryosunu Mark Wheaton kaleme alacak. Belki de Jason, önümüzdeki Cadılar Bayramı’ndan üç dört hafta önce 13 Ekim Cuma günü karşımıza dikilecek.
http://www.e-kolay.net/sinema/Haber.asp?PID=38&HID=1&HaberID=358646
Paris=Teresa
Hilton böyle teklif duymamıştır
(15 Şubat 2006)
Paris Hilton Rahibe Teresa’lığa mı soyunacak? Ananova’nın bildirdiğine göre Hintli yönetmen T Rajeevnath ünlü güzele yeni filminde Rahibe Teresa’yı oynamasını teklif etti.
Rajeevnath yaptığı açıklamada haberi dorularken yardımcıları vasıtasıyla Kalifornia’da Hilton’la temas kurduklarını ve teklifi kendisine ilettiklerini belirtti.
Yönetmen, Hilton’un Playboy’a çıplak poz vermeyi reddetmesinden çok etkilenmiş ve Teresa’yı sosyetik güzele oynatma fikri de bundan sonra ortaya çıkmış.
Rajeevnath filminin çekimlerine yakın zamanda Batı Bengal’de başlayacak ancak Hilton’un cevabı henüz belli değil. Skandallar kraliçesinin bugüne kadar sergilediği performanslar düşünülürse bu teklife evet yanıtı bile gelebilir.
http://img119.imageshack.us/img119/5641/7417parise1xf.jpg (http://imageshack.us)
Aranan Bond kızı bulundu: Eva Green
http://www.ntvmsnbc.com/news/222137.jpg
Fransız aktris Eva Green, çekimi başlayan James Bond filmi ‘Casino Royale’in kadın oyuncusu olarak seçildi.
NEW YORK - ‘Casino Royale’ filminde ‘Vesper’ adlı karakteri canlandıracak olan Green, iki yıl önce Bernardo Bertolucci’nin yönettiği tartışmalı film ‘The Dreamers’ ile sinemaya başlamıştı. Bond filmlerinde kadın oyuncuların seçimi, tarihi önem taşıyor. ‘Bond Kızı’ olan aktris, bu unvanı bütün kariyeri boyunca kullanıyor.
Casino Royale’in Çek Cumhuriyeti, Bahamalar ve İtalya’da yapılacak çekimlerinin ardından iç mekan sahneleri İngiltere’de Pinewood Stüdyoları’nda tamamlanacak.
Film, Bond’un İngiliz Gizli Servisi’ndeki ilk yıllarına dönecek ve 007’nin, neden ‘buzla çalkalanmış votka-martini’ sevdiğini de anlatacak.
Sinema tarihinde, 1967’de John Huston dahil 5 yönetmenin ortaklaşa çektiği ve James Bond bağlantılı bir ‘Casino Royale’ daha var. James Bond filmlerini hicveden bu komedide David Niven, Orson Welles, Peter Sellers, Deborah Kerr, Jacqueline Bisset, Woody Allen ve Usula Andress oynamıştı.
http://www.ntvmsnbc.com/news/361740.asp
Oscar'da Filistin krizi
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1088764.jpg
Bu yıl verilecek 78. Oscar ödüllerine “en iyi yabancı film” dalında aday gösterilen “Paradise Now” adlı filmin yapımcı ülkesi olarak “Filistin” adının geçmesine yönelik birçok eleştiri üzerine, aday listesinde düzenleme yapılması gündeme geldi.
Yetkililer, 2 Filistinli intihar komandosunun hikayesini anlatan ve Filistinli yönetmen Hani Ebu Esad tarafından çekilen filmin 31 Ocak'ta Akademi tarafından en iyi yabancı film dalında aday gösterildiği sırada, yapımcı ülke olarak “Filistin” adının kullanılmasının birçok protestolara neden olduğunu belirtti.
Aynı kaynaklar, Filistin'in aslında uluslararası toplum tarafından tanınan bir devlet olmadığını ve 1993'te imzalanan Oslo anlaşmalarından sonra, “Filistin Yönetimi” ifadesinin kullanıldığını, gelen eleştiriler yüzünden de yapımcı ülke olarak ”Filistin” yerine “Filistin Yönetimi” ifadesinin kullanılmasının gündemde olduğunu kaydetti.
Akademi'nin komünikasyon sorumlusu John Pavlik de çözüm aradıklarını, ancak nihai bir karar alamadıklarını kaydetti. Birçok bireysel protestoyu doğrulayan Pavlik, bu konuda İsrail ve Yahudi gruplardan baskı yapıldığına ilişkin haberleri ise yalanladı. Pavlik, ”Birçok resmi baskıdan söz ediliyor, ancak bize bir hükümet ya da bir gruptan baskı gelmedi” dedi.
İsrail'in Los Angeles'taki Başkonsolosluğu da ifade değişikliği için Akademi'ye başvurulmadığını açıkladı.
Konsolosluğun basın sorumlusu Gilad Millo, AFP'ye yaptığı açıklamada, “İsrail hükümeti Akademi ile temasa geçmedi. Daha önemli konulara konsantre oluyoruz. Bu bir kurmaca, sadece bir film” ifadesini kullandı.
Ancak ABD'deki Amerikan Yahudi Komisyonu, “Filistin” kelimesinin kullanılmasını protesto etti ve grubun sözcüsü Kenneth Bandler, “Bu filmin Filistin'den geldiğini söylemek doğru değil. Film, Filistin Yönetimi'nden geliyor” dedi ve Akademi yetkililerinin bu hatayı düzelteceğini umduğunu söyledi.
“Paradise Now”, en iyi yabancı film kategorisinde aday gösterilen “Don't Tell (İtalya), Joyeux Noel (Fransa), Sophie Scholl- The Final Days (Almanya) ve Tsotsi (Güney Afrika) arasında yer alıyor.
http://www.hurriyet.com.tr/kultursanat/3948274.asp?gid=62
İki kovboyun öyküsü Oscar yolunda
http://www.cnnturk.com/images/ks/bafta2002h.jpg
Oscar ödüllerinin favorisi 'Brokeback Mountain', dokuz dalda aday olduğu İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi Ödülleri'nden dördünü aldı. Film 5 martta dağıtılacak Oscar heykelciklerinin de sekizine aday.
Hong Kong'lu yönetmen Ang Lee'nin iki eşcinsel kovboyun aşkını anlatan 'Brokeback Mountain' adlı filmi, Londra'daki BAFTA ödül töreninde En İyi Film ve En İyi Uyarlama Senaryo ödüllerine değer görüldü.
Filmde biri çiftçi, diğeri bir kovboy olan iki adamın Brokeback Dağı civarında bir çiftlikte tanışmalarını ve yaşadıkları duygusal yakınlaşma anlatılıyor.
Film En İyi Yönetmen dalında Ang Lee'ye ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Jake Gyllenhaal'a da ödül getirdi.
'Brokeback Mountain', Altın Küre'den En İyi Dram, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Orijinal Şarkı, Altın Aslan'dan ise En İyi Film ödülleri ile dönmüştü.
İngilizlerin akademi dülü olarak anılan BAFTA'da Philip Seymour Hoffman, yazar Truman Capote'u canlandırdığı 'Capote' filmindeki performansıyla En İyi Oyuncu seçildi.
Reese Witherspoon ise 'Walk the Line' filmindeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü.
http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/SINEMA/haber_detay.asp?PID=120&HID=1&haberID=158995
SİBEL KEKİLLİ VE BİROL ÜNEL EN İYİLER LİSTESİNDE
http://www.medyatava.com/haberimages/20022006130830.jpg
New York Times'ın haftasonu dergisi bu hafta kapak konusunu 2005'de sinemanın en iyi oyuncularına ayırdı. 26 ünlü arasında Sibel Kekilli ve Birol Ünel de var.
ABD’nin seçkin gazetesi New York Times, 4 Mart gecesi düzenlenecek olan Oscar törenleri öncesinde 2005 yılının "en iyi" oyuncularını seçti. Magazin ilavesinde, 26 aktör ve aktristin özel fotoğraflarıyla yayınlanan listeye, Hollywood'un dışında yer almasına rağmen girmeyi başaran iki oyuncu Duvara Karşı filminin yıldızları Sibel Kekilli ve Birol Ünel oldu. 2005'in en iyileri
"2005 yılının filmlerini unutulmaz yapan oyuncular" başlığıyla yayınlanan haberde, Kekilli ve Ünel'in filminin ABD'de birçok insan tarafından kaçırıldığı, ancak performanslarının göz kamaştırıcı olduğu vurgulandı. Kekilli ve Ünel'in tam sayfa yayınlanan fotoğraflarını, listedeki diğer yıldızları da görüntüleyen Inez Van Lamswerde ve Vinoodh Motadin çekti. İlk sırada George Clooney'nin yer aldığı listede bulunan Oscarlı veya Oscar adayı birçok yıldız içerisinde, Charlize Theron, Penelope Cruz, Joaquin Phoenix, Bill Murray, Shirley McLaine gibi ünlü isimler de var.
Listedeki diğer isimlerin hemen hepsi, bu yıl Oscar ödüllerine damga vurması beklenen "Brokeback Mountain", "Bir Geyşanın Anıları", "Syriana", "Walk the Line" ve "Capote" gibi filmlerde rol alan ünlü oyuncular arasından seçildi. Bu isimler şöyle: Reese Witherspoon, Heath Ledger, Philip Seymour Hoffman, Jeff Daniels, Ziyi Zang, Deep Roy, William Hurt, Rachel Weisz, Viggo Martensen, Michelle Williams, Amy Adams, Vera Farmiga, Joseph Gordon-Lewitt, Terrence Howard, Eric Bana, Daniel Day Lewis ile Natalie Press ve Emily Blent.
HÜRRİYET / Razi Canikligil
Yeni Jr. Travolta
http://www.e-kolay.net/haber/images/jr2226_ic.jpg
Efsane dizi Dallas'ın film versiyonu, birtakım maddi nedenlerle, Teksas'ın diziye adını veren kentinde değil Florida'da çekilecek
80'lerde dünya çapında bir fenomen haline gelen Dallas dizisinin film versiyonu, Dallas kentinin bulunduğu Teksas'ta değil, Florida ya da Louisiana'da çekilecek.
Film projesi üzerinde 2002'den bu yana çalışan yapımcılar, Teksas'ın diğer eyaletlerin sağladığı mali teşviklerin çok gerisinde kaldığını, bütçeyle ilgili sorunlar yüzünden filmin başka bir eyalette çekilebileceğini söyledi.
'Onlar geldi'
Yapımcılar Michael Costigan ve David Jacobs'un temasa geçtiği Florida eyaletinin film komisyonu yetkililerinden Paul Sirmons, "Dallas'ı Teksas'tan çalmaya çalışmıyoruz. Onlar bize geldi" diyerek iddiaları doğruladı. Sirmons, mekân ve set için harcanan paranın yüzde 15'inin Florida tarafından karşılanabileceğini belirtti.
'Jr. da orada'!
Dizide Larry Hagman'ın canlandırdığı Jr. rolü için düşünülen John Travolta'nın da Florida'da yaşadığını hatırlatan Sirmons, Ewing ailesinin yaşadığı Southfork çiftliğini inşa eden kişinin, Jacksonville yakınlarında çiftliğin bir kopyasını yapacağını duyurdu.
Yapımcı Costigan, "Dürüst olmak gerekirse, Dallas listenin üst sıralarında hiçbir zaman olmadı. Çünkü filmi yapmak için ekonomik bir yer değil" dedi. Dizide Victoria Principal'in oynadığı Pam Ewing rolü için filmde Catherine Zeta Jones düşünülüyor. Bobby Ewing rolü için düşünülen isimler ise Matthew McConaughey ve Brad Pitt.
(Milliyet)
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=65&HID=5&HaberID=360488
Dinozorlar 2008’e hazırlanıyor!
http://www.e-kolay.net/sinema/images/jurassic_42.jpg
Steven Spielberg’le başlayan “Jurassic Park” serisinin 4. bölümü için yapımcı Frank Marshall, 2008 tarihini verdi.
“Indiana Jones” tartışmaları sürerken yapımcı Frank Marshall, “London Free Press”e yaptığı açıklamada “Jurassic Park 4” için ellerinde çok güzel bir senaryo olduğunu söyledi. Marshall, bu senaryoyla önümüzdeki yıl çalışmalara başlayıp 2008’de “Jurassic Park 4”u vizyona sokabileceklerini belirtti.
Yalnız, çağlar öncesinden kalan dinazorların yeni macerasına girişmeden önce “Indiana Jones”un bitmesi gerekiyor
http://www.e-kolay.net/sinema/Haber.asp?PID=38&HID=1&HaberID=360253
Bu öpüşmeler unutulmayacak
http://www.e-kolay.net/haber/images/gereroberts230206_ic.jpg
Masum, ateşli, fantastik... Öpüşme sahneleri kuşkusuz filmlerin en çok dikkat çeken bölümleri.
OK dergisi Hollywood’da bir gezintiye çıktı ve beyazperdenin unutulmaz öpüşme sahnelerini seçti.
Modern bir aşk masalı
Son yılların en gözde kadın oyuncularından Julia Roberts’ı üne kavuşturan, Richard Gere’in de kadın hayranlarının sayısı artıran "Pretty Woman" en sevilen aşk filmlerinden biri. Zengin ve yakışıklı işadamı Edward ile sokakta tanıştığı fahişelik yapan Vivian’ın aşkını anlatan ve öpüşme sahneleriyle romantik film tutkunlarına iç çektiren film, 90’lı yılların modern masalı olarak kabul ediliyor. Bu filmde birbirlerine çok yakıştırılan Richard Gere ve Julia Roberts, daha sonra "Runaway Bride" adlı filmde de birlikte rol aldılar.
Maço erkekten ateşli öpücük
Amerika’daki iç savaş dönemini ve o yıllarda yaşanan zorlukları konu alan "Rüzgar Gibi Geçti", 1939 yılında tam 8 Oscar kazandı. Sinemanın bu unutulmaz eserinde Hollywood’un kralı Clark Gable ile İngiliz asıllı oyuncu Vivien Leigh’in öpüşme sahneleri uzun yıllar tartışıldı. Clark Gable’ın sert bir tavırla Vivien Leigh’i kendine çekerek öpmesi unutulmaz öpüşme sahnesi denilince ilk akla gelen filmlerden.
Yağmur engel değil
1961 yapımı olan "Tiffany’de Kahvaltı", Audrey Hepburn’un başarılı oyunu ve "Moon River" isimli şarkıyla ünlenmişti. Audrey Hepburn, filmde zengin ve yaşlı erkeklerle arkadaşlık yapan bir genç kızı canlandırıyordu. George Peppard da ona aşık olan genç bir yazarı. İki oyuncunun bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında dakikalarca süren öpüşmesi hálá hafızalardan silinmedi.
Batan geminin aşıkları
İlk yolculuğunda bir buzdağına çarpıp batan Titanic yolcu gemisi, birçok filme ilham verdi. Ama Leonardo DiCaprio ile Kate Winslet’ın rol aldığı "Titanic" filmi, diğerlerinden çok farklıydı. Filmde iki gencin ümitsiz aşkı, kazanın dehşetini ikinci plana atmıştı. Genç aktör Leonardo DiCaprio ile Kate Winslet’ın geminin burun kısmındaki güvertede öpüşmesi de filmin en can alıcı sahnesiydi.
Örümcek Adam da aşık olur
Çizgi film kahramanı Örümcek Adam, 2003 yılında sinemaseverlerin karşısına çıktı. Örümcek Adam’ın bir insana aşık olması, büyük olay yarattı. Örümcek Adam’ı canlandıran Tobey Maguire ve aşık olduğu kızı canlandıran Kirsten Dunst’un öpüşme sahnesini kim unutabilir?
Kumsalda romantizm
"İnsanlar Yaşadıkça", çok satan bir romandan beyazperdeyle uyarlanmıştı. İkinci Dünya Savaşı’nda geçen karmaşık bir aşk hikayesini anlatan film,başrol oyuncuları Burt Lancaster ve Deborah Kerr’in akşam vakti ıssız bir kumsaldaki öpüşmeleriyle öne çıkmıştı.
En masum öpücük
Steven Spielberg’in en etkileyici filmlerinden biri sayılan "ET", çocukları ve büyükleri hem güldürmüş hem de ağlatmıştı. Dünyada yapayalnız kalan uzaylı yaratık ET’nin küçük bir kızla sürdürdüğü dostluk gerçekten çok etkileyiciydi. Filmin çekildiği tarihte küçük bir çocuk olan Drew Barrymore’un dünyadan ayrılırken ET’nin burnuna kondurduğu öpücük, filmi izleyen herkesi çok duygulandırmıştı.
(Hürriyet)
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=65&HID=9&HaberID=360779
Rol arkadaşına aşık oldu
http://www.e-kolay.net/haber/images/keira2726_ic.jpg
"Aşk ve Gurur" filmindeki rolüyle Oscar’a aday gösterilen Keira Knightley, iki yıldır beraber olduğu model Jamie Dornan’dan ağustos ayında ayrılmıştı.
Bu ayrılık sonrası bekarlığın tadını çıkaran Knightley, sonunda yeni bir aşka yelken açtı.
Güzel oyuncu, "Aşk ve Gurur" filmdeki rol arkadaşı Rupert Friend’le Bahamalar’da öpüşürken objektiflere yansıdı. Knightley’nin Oscar törenine de Friend’le katılacağı tahmin ediliyor.
(Hürriyet/Kelebek)
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=65&HID=4&HaberID=361795
Örümcek Adam' renk değiştirdi
http://www.e-kolay.net/sinema/images/spiderman3_b2.jpg
'Örümcek Adam' yeni macerasında kırmızı-mavi kostümünü değiştirdi, kahraman üçüncü macerasında siyah kostümüyle kamera karşısına geçecek.
Çizgi roman dünyasýndan beyazperdeye transfer olan "Örümcek Adam" (Spider Man), yeni macerasında kırmızı-mavi kostümünü deðiþtirdi. Ünlü kahraman, üçüncü macerasında siyah kostümüyle kamera karşısına geçecek. Filmin yapımcısı Sony Pictures'ın internet sitesindeki habere göre, damdan dama atlayan, pencerelere ve gökdelenlere tırmanan ünlü kahraman, siyahlara büründü. Sitede verilen 'Örümcek Adam'ın siyah kostümlü fotoğrafının altında, "Eğer bunun siyah-beyaz bir fotoğraf olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yakından bakın, o yeni macerasında siyah giyecek" denildi.
Yeni filmin afişinde siyah kostümlü "Örümcek Adam" yağmur altında görülürken, botları, kollukları ve dizliklerinin de siyah olduğu göze çarpıyor. Tobey Maguire'ın "Örümcek Adam"a dönüşen Peter Parker'ı canlandırdığı filmin, 5 Nisan 2007 tarihinde gösterime girmesi planlanıyor. Ünlü çizgi seriden sinemaya aktarılan "Örümcek Adam", Mayıs 2002'de izleyiciyle buluþmuþ ve ABD´de giþe rekoru için önemli bir veri kabul edilen 'En ıyi Haftasonuızlenme Rekoru'nu elde etmişti. Film, tüm dünyada 800 milyon doların üzerinde hasılat yapmıştı. Serinin ikinci halkası, 2004 yılında gösterime girmiş ve yine gişe rekoru kırmıştı. Her iki filmin de yönetmenliðini Sam Raimi üstlenmiþ, Maguire'a kız arkadaşı Mary Jane Watson rolünde ünlü aktris Kirsten Dunst eşlik etmişti
http://www.e-kolay.net/sinema/Haber.asp?PID=38&HID=1&HaberID=361802
Babam ve Oğlum’a 6 ödül
http://www.ntvmsnbc.com/news/223290.jpg
Sinema Yazarları Derneği Türk Sineması Ödülleri, törenle sahiplerine verildi. “Babam ve Oğlum” filmi, 6 dalda ödüle değer görüldü.
Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen ve SİYAD Onursal Başkanı Atilla Dorsay ile Çağla Kubat’ın sunuculuk yaptığı törende, Türk sinemasına katkılarından dolayı Şakir Eczacıbaşı, Yalçın Tura, Gülşen Bubikoğlu ve İzzet Günay’a onur ödülleri verildi.
Gecede En İyi Film ödülünü “Babam ve Oğlum” alırken, filmin yönetmeni Çağan Irmak En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo, film oyuncularından Çetin Tekindor En İyi Erkek Oyuncu, Hümeyra En İyi Kadın Oyuncu ve Şerif Sezer de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünün sahibi oldu.
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülüne “Gönül Yarası” filmindeki rolüyle Timuçin Esen değer görülürken, En İyi Görüntü Yönetmeni ödülü “Anlat İstanbul” filmiyle Mehmet Aksın’a, En İyi Müzik ödülü de eşit oranda oy aldıkları belirtilen Gökhan Kırdar (Anlat İstanbul) ve Replikas’a (İki Genç Kız) verildi.
Erol Evgin’in de sahne alarak bazı şarkılarını seslendirdiği gece, Stephen Gagan’ın “Syriana” filminin gösterimiyle sona erdi.
http://www.ntvmsnbc.com/news/363150.asp
Mariah Carey beyazperdeye dönüyor
http://www.cnnturk.com/images/ks/mariahhbr220206.jpg
Grammy ödüllü ünlü şarkıcı Mariah Carey, 'Tennessee' adlı filmde rol alacak.
Bu yıl üç dalda Grammy ödülü kazanan 35 yaşındaki yıldız, çekimleri New Mexico ve Tennessee'de çekilecek filmde başrolü üstlenecek.
Sinema dünyasının önde gelen dergisi Variety'nin internet sitesinde yer alan habere göre, 'Glitter' adlı filmdeki oyunculuğu eleştirilen Carey, bir garsonu canlandıracak.
'Tennessee'in yapımcısı Lee Daniels, Carey'nin eleştiri toplayan 'Glitter' adlı filmini izlemediğini, ancak sanatçıyı 'Wise Girls' adlı yapımda izleyerek beğendiğini söyledi.
Daniels, Carey'ye rol vermesinde ünlü şarkıcının Grammy ödülü kazanan 'The Emancipation of Mimi' adlı video klibini çok beğenmesinin de büyük etkisi olduğunu belirtti.
Mariah Carey, 'Tennessee'de kanserli kardeşini kurtarmak amacıyla, kendilerini terk eden babalarını bulmak için şehir şehir dolaşan bir garson kızı canlandıracak.
http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/haber_detay.asp?PID=120&HID=1&haberID=160948
'MİLYON DOLARLIK BEBEK'TEN MİLYON DOLARLIK ANLAŞMA
http://www.bugun.com.tr/resim/20060301sayfa28_7.JPG
Milyon Dolarlık bebek' filmiyle geçtiğimiz yıl en iyi kadın oyuncu dalında Oscar ödülü alan Hilary Swank, 5 milyon dolarlık reklam anlaşması imzaladı.
Ünlü kozmetik firması Guerlain'in yeni çıkacak olan parfümünün tanıtımını yapacak olan Swank, bilboardları güzelliğiyle süslemeye hazırlanıyor. 3 yıl boyunca Guerlain'le çalışacak olan Swank, boşanma aşamasına geldiği ve bir süredir ayrı yaşadığı eşi Chad Lowe'la geçtiğimiz günlerde tekrar barıştıklarını açıklamıştı. Genç yaşta iki Oscar ödülü sahibi olan Swank, Lowe'la 8 yılı aşkın süredir evli.
http://www.bugun.com.tr/bugunhaber/yazdetaybugun.asp?id=135
Tüm zamanların diye başlar hikâye...
http://www.e-kolay.net/sinema/images/shawshank_r2.jpg
Empire dergisi okurları sinema tarihinin en iyi 201 filmini seçti, ilk sırada 'Esaretin Bedeli' var...
Britanya'nın prestijli dergisi Empire, okurlarına gelmiş geçmiş en iyi 201 filmi seçtirdi. Seçtirmekle kalmadı listeye giren filmlerle ilgili sinema dünyasının ünlü simalarından, mesela iki Oscar'lı oyuncu Jodie Foster'dan, Bryan Singer, Ridley Scott, Sam Mendes gibi yönetmenlerden görüş aldı. Listesinin zirvesinde, ne 'Baba' ne 'Yüzüklerin Efendisi' ne de 'Star Wars' var. Listede birinci gelen film, Frank Darabont'un yönettiği ve başrollerinde Tim Robbins ile Morgan Freeman'ın yer aldığı 'Esaretin Bedeli'. Aslında bu film, sanırız birçoğunuzun listesinde her zaman üst sıralarda bir yerde yer almıştı. Başarısı, etkisi böylece tescillenmiş oldu. işte listeye giren filmlerden bazıları ve ünlülerin görüşleri.
Esaretin Bedeli (1)
Tim Robbins: Listenin zirvesinde olmak müthiş bir şey! ikinci sırada kim var? (Listenin ikinci sırasında 'Star Wars: Bölüm IV-imparator'un yer aldığını öğrenince) Neden o? Derginin adı yüzünden mi? Filmin insanların üzerinde bu kadar derin bir iz bırakmasının nedeni sanırım ruhu, içindeki umut olmalı.
Baba (5)
Sam Mendes: Düşünüyorum da eğer insanlar gelecekte 20. yüzyılın ilk yarısında Amerika'da yaşamış olmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek isterlerse izleyecekleri, ilk iki 'Baba' filmi olacak. Francis Ford Coppola'nın bunu nasıl yaptğını bilmiyorum ancak ne kadar zor olduğunu anlamak için üçüncü 'Baba' filmini izlemelisiniz.
ince Kırmızı Hat (117)
Christopher Nolan: Gerçekten muhteşem bir film. izleyicinin görüntü ve ses ile ilişkisinin öyküyü ve onu sürükleyen hisleri yarattığı hipnotize edici bir özelliği var. Bunlar, diyalogdan çok ses ve görüntü birleþiminin yarattığı şeyler. Pek çok muhteşem film vardır ancak 'ince Kırmızı Hat' yüzde 100 sinemasal bir anlatým.
iki Kule (18)
Bryan Singer: Bazı nedenlerden dolayı 'iki Kule', 'Yüzüklerin Efendisi' üçlemesinin en sevdiğim filmidir. Nedeni mi? Büyük ihtimalle Ian McKellen bu filmde dönüyor, ondandır. Kitapları okumadım, bu konunun uzmanı da değilim ama Ian'ın Ak Gandalf olarak dönmesi çok hoþuma gitmişti. Sinema salonunda etrafımda oturan pek çok insan gibi daha önce hiç tanıdık olmadığım bir evren adeta beni içine çekmişti. Miğfer Dibi'ndeki savaş sahneleri gözlerimi almıştı. Filmin ortasına doğru bir filmden çok daha büyük bir şeyin parçası olduğumun farkına varmıştım.
Çılgın Romantik (54)
Ridley Scott: Bence 'Çılgın Romantik'in çok güzel bir alt metni var. Hâlâ Tony'ye komedi filmi çekmesi konusunda ısrar ediyorum. Ama o da bana ısrarla 'Çılgın Romantik'in zaten bir komedi filmi ve aynı zamanda aşk hikâyesi olduğunu söylüyor.
Eternal Sunshine of the Spotless Mind (83)
Zach Braff: Daha önce izlediğiniz hiçbir filme benzemeyen bir film hakkında konuşmak... Charlie Kaufman... Oha! Herif çok yetenekli. Âşık olmayı daha önce görülmemiş bir yolla teşrih eden harikulade bir aşk hikâyesi. Her seferinde beni içine çekiyor. Ayrıca büyük bir Kate Winslet hayranıyımdır. O da filmde harika.
Brazil (114)
Darren Aronofsky: Hatırlıyorum da lisedeyken yakın arkadaşım Foss bana "Yeni bir film var, olumlu eleştiriler alıyor. Mutlaka görmeliyiz" demişti. Ona filmin adını sorduğumda 'Brazil' diye yanıt vermişti. Tepkim "Ne!" olmuştu. Adını sevmemiştim. Sinema salonuna gidene kadar söylenip durduğumu hatırlıyorum. Ama sonra, açılıþ sahnesini gördüğüm anda... şimdi bir özeleştiri yapmak gerekirse diyeceğim şudur: Asla bir filmi adıyla yargılamayın!
Kill Bill Vol. 2 (151)
Kevin Smith: 'Kill Bill Vol. 2', son beş yılda izlediğim filmler arasında favorim. ızlediğimde çok şaşırdıým. Filmde muhteşem olan Ouentin'in (Tarantino) daha önce çekmediği tarzda bir melodram yapmış olması. Gerçekten daha önce böyle duygusal bir iş yapmamıştı ve 'Kill Bill Vol. 2', gerçek anlamda yoğun duygusal bir film. Quentin'in kafasının içini görmek çok güzel. ınsanlar bana beş favori filmimi sorduğunda 'Jaws', 'JFK', 'A Man For All Seasons' ve 'Do Right Thing and The Last Temptations of Christ' filmlerini söylüyordum. Ama sanırım 'Kill Bill' ilk beşe girdi bile.
Fil Adam (175)
Guy Pearce: David Lynch filmde özürlü adamın acı öyküsünü çok iyi yakalýyor. Lynch'in filmi siyah-beyaz çekmesinin yanı sıra kullandığı endüstriyel soundtrack'le de izleyiciyi hazırlıyor. Film, inanılmaz derecede gerçek ve aynı zamanda acı verici. Bu, doğru parçaları kullanmakla alakalı. Sinematografi, diyalog ve soundtrack öðelerinin gözden kaçırılmaması gerekir. ışte 'Fil Adam' bütün bu öğelere sahip.
Protesto (La Haine) (181)
Jodie Foster: İlk izlediğimde âşık oldum. Kültürlerin kaynaşmasından bahsediyor. Amerikan kültürü dünyaya yayýlýyor. Bu bazen iyi, bazense kötü bir şey fakat aynı zamanda önüne geçilmez bir durum. Filmdeki en önemli nokta karakterlerin ve izleyicinin kötü bir olay bekliyor olması ve karakterlerin felaketten kurtulması. (Radikal)
http://www.e-kolay.net/sinema/Haber.asp?PID=38&HID=1&HaberID=362349
Slovakların Geceyarısı Ekspresi: ‘Otel’
http://www.ntvmsnbc.com/news/223528.jpg
ABD’de vizyona giren ‘Hostel / Otel’ adlı korku filminde Slovak kızların fahişe olarak gösterilmesi Slovakya’yı kızdırdı. Film, kolay kadın peşinde koşan genç turistlerin korkunç bir işkence şebekesinin tuzağına düşmesini anlatıyor.
LOS ANGELES - Filmin yönetmeni Eli Roth, “Filmin, Slovakların ‘Geceyarısı Ekpresi’ olacağını biliyordum. Ama, ben aslında ABD�nin cehaletini göstermek istedim. Slovakya�nın varlığından bile haberdar değiller” diyor. Yapımcılığını ünlü ‘Kill Bill’ filmlerinin yönetmeni Quentin Tarantino�nun üstlendiği filmle ilgili olarak Slovakya gazetesi SME’de, “Film ülkemizi çok geri kalmış bir ülke olarak ve daha da kötüsü güzel genç kızlarımızı en aşağılık fahişeler gibi gösteriyor” ifadelerine yer verildi. İçerdiği şiddet, korku ve cinsellik nedeniyle 18 yaşından küçüklerin izlemesi yasak olan ‘Hostel / Otel’in Türkiye’de gösterime çıkış tarihi ise 10 Mart.
Amerikalı iki gencin, Avrupa seyahatlerinde yaşadıkları dehşet dolu olayları anlatan ‘Hostel / Otel’de, izleyicileri kan ve işkence görmeye davet eden yönetmen, tartışmaların odak noktasına yerleşen Eli Roth.
‘Cabin Fever - Dehşetin Gözleri’ filminin yönetmeni Eli Roth’un ikinci filmi olan ‘Otel’ içerdiği şiddet sahneleriyle son günlerin en çok tepki toplayan filmlerinden biri oldu.
Filmin yapımcılarından biri olan ve Eli Roth’u her anlamda desteklediğini gizlemeyen bir başka şiddet sever yönetmen, Quentin Tarantino ise filmin herkese göre olmadığı görüşünde.
Bu film herkese göre değil, doğru. Ama ‘extreme’ sporları duymuşsunuzdur, ve eğer bu tip sporlar ilginizi çekiyorsa, o zaman ‘Hostel / Otel’ de tam size göre bir film demektir.
Filmin büyük bir bölümünün geçtiği Slovakya’da genç kızların fahişe olarak gösterilmesi ‘Hostel / Otel’ filminin sert eleştiriler almasına neden oldu.
Aklındaki bir fikri Tarantino’ya anlatan Roth, ‘Hostel / Otel’i onun zorlamalarıyla senaryolaştırmış.
Quentin senaryoyu okudu ve ‘Bu gerçekten hastalıklı bir şey ve bunu doğru çekersen bir Amerikan klasiği olabilir. Ben de içinde yer almak isterim’ dedi. Yani onun bize katılması tamamen birlikte takılıp film izlediğimiz için oldu ve tabii ikimizin de inandığı bir şey yapmak istediğimiz için.
Tarantino ise Eli Roth’un çok güçlü bir yönetmen olduğuna inanıyor.
Ben ‘Cabin Fever’ı tam 7 kez seyrettim. Eve gelen kızlarla izlemek için iyi bir film bence. Ve bana sorarsanız Roth çok iyi, müthiş bir yönetmen. Bence korku sinemasının beklediği yönetmen o.
http://www.ntvmsnbc.com/news/223529.jpg
Filminin Slovaklar tarafından ‘Geceyarısı Ekspresi’ gibi karşılanacağını tahmin ettiğini söyleyen yönetmen Eli Roth, ‘Ben bu filmi aslında Amerikalıların cehaletini göstermek için çektim’ dedi. Roth, ‘Slovakya’yı, Amerikalılar bu ülkenin var olduğunu bile bilmedikleri için seçtim. Filmim bir coğrafya yapıtı değil ama Amerikalıların cahilliğini göstermeyi amaçlıyor’ dedi.
Film ekibinin asla Slovakya’ya uğramaması, çekimlerin komünist dönemde ortak devlete sahip oldukları Çek Cumhuriyeti’nde yapılmış olması da ironik bir durum.
Çek Cumhuriyeti’nde bazı sahneleri kesildiği halde film Slovakya sinemalarında sansür edilmeden gösteriliyor. Filmin garip yanlarından biri de Rus gangsterler dışında bütün yerli karakterlerin, Slovakça değil de Çekçe konuşuyor olması.
‘HOSTEL / OTEL’İN KONUSU
Sırt çantalarıyla Amsterdam’a gelen ikisi Amerikalı ve biri İzlandalı üç genç turiste, iç savaştan çıkmış ve genç kızlarının ‘para karşılığında her istediğinizi yaptığı’ bir ülkeden bahsediliyor. Bunun üzerine Slovakya’ya giden gençler ilk önce kaba, rüşvetçi polisler ve sakız için adam öldürebilen çingenelerle karşılaşıyor. Sözü edilen turist hostelini bulduktan sonra başlarına, korku filmlerinin sınırlarını zorlayan şiddet görüntüleriyle dolu kanlı olaylar geliyor.
http://www.ntvmsnbc.com/news/363289.asp
Hathaway’in yıldızı parlıyor!
http://www.e-kolay.net/sinema/images/Anne_Hathaway_189.jpg
Geçtiğimiz günlerde “Knocked Up” filmine katıldığını duyurduğumuz Anne Hathaway, şimdi de aşk romanlarının ünlü yazarı Jane Austen biyogrofisinde kamera karşısına geçecek...
“Acemi Prenses”, “Ella” gibi filmlerin yıldızı Anne Hathaway, şimdi de “Pride and Prejudice”, “Sense and Sensibility”, “Emma” gibi aşk romanlarının dünyaca ünlü yazarı Jane Austen’e beyazperdede hayat verecek.
Film, Austen’ın kitaplarýnda karakterlerini çizdiği erkeklerin esin kaynağı olan gençlik aşkı Tom Lefroy’la ilişkisi üzerine odaklanacak. Julian Jorrold’un yönetmenliğini yapacağı "Becoming Jane"de James McAvoy, Maggie Smith ve Julie Walters da rol alacak.
http://www.e-kolay.net/sinema/Haber.asp?PID=38&HID=1&HaberID=362704
Hollywood çeteleri
http://www.e-kolay.net/haber/images/hollywood236_ic.jpg
Son yıllarda Hollywood’un ünlüleri arasında gruplaşmalar başladı. Ok dergisi, hep bir arada olan yıldızların oluşturduğu Hollywood çetelerini derledi.
Sağlıklı yaşama çetesi
Bu çete, Hollywood’un sağlığına önem gösteren kadın yıldızlarından kurulu. Gwyneth Paltrow, Madonnna, Christy Turlington, Liv Tyler, Stella McCartney Kate Hudson ve Christina Applegate sağlıklı yaşamayı ilke edinen ünlüler.
Avustralyalı yıldızlar çetesi
Bu çetenin kapıları, Avustralya ve Yeni Zelandalı oyunculara açık. Çetenin kurucusu güzel yıldız Nicole Kidman. Kidman’ın yakın arkadaşları Naomi Watts ve Russell Crowe, "Moulin Rouge"un yönetmeni Baz Luhrmann çetenin diğer üyeleri. Kidman ve Watts’ın sevgilileri de çeteye dahil.
Komedi çetesi
Bir grup komedi oyuncusu Hollywood’da fırtınalar estiriyor. Ben Stiller, Owen Wilson ve Vince Vaughn Hollywood’un komedi çetesinin üyeleri. Jennifer Aniston, Vince Vaughn’ın sevgilisi olarak çeteye dahil oldu. Owen Wilson’ın kardeşi Luke Wilson ve Will Ferrell de kahkahaların eksik olmadığı grubun üyeleri.
Ocean's Eleven çetesi
"Ocean's Eleven" filminden sonra George Clooney, Matt Damon, Julia Roberts, Catherine Zeta-Jones ve Brad Pitt ayrılmaz oldular. Clooney’nin villası, çetenin buluşma yeri.
(Hürriyet/Kelebek)
P. McCartney, foklar için Kanada’da
http://www.ntvmsnbc.com/news/223672.jpg
İngiltere’de 43 yıl önce doğan Beatles grubunun beste beyni Paul McCartney ile eşi Heather Mills McCartney, Kanada’da fok avı mevsiminde hayvanların yine vahşice katledilmesini önlemek için av sahalarına geldi.
AA
CHARLOTTETOWN - Hayvan hayatının eziyet çekmeden sürmesi için mücadele eden örgütlere ciddi destek olarak algılanan McCartney’in gelişine rağmen Kanada Balıkçılık Bakanı Loyola Hearn, fok avının aynen süreceğini belirtti.
Bakan Loyola Hearn, Kanada’da büyük nüfusa sahip ailelerin geçimini bu yolla sağladığını, fok nüfusunun 5 milyon olarak “gayet yeterli” bulunduğunu hatırlattı.
Nüfusu 1 milyar 300 milyon olan Çin, Rusya ve Norveç’in kürk modacıları olarak baş müşteri olduğu fok avı, vahşice yapılıyor. Fok yavruları, ilkbahar yaklaşırken sıklaşan avcılık mevsiminde annelerinden koparılıyor. Anne memesinden koparılan yavrular, deri veya kürk son derece kaliteli olsun diye canlı canlı dövülerek öldürülüyor, çengellerle canlı avlanıyor. Hayvanların, derileri canlı canlı yüzülüyor.
Bu son derece vahşi av konusunda hayvan hayatını koruma derneklerinin internet yazışma siteleri şöyle:
Humane Society of the United States: www.hsus.org
Respect for Animals: www.respectforanimals.org
Federal agencyFisheries and Oceans Canada: www.dfo-mpo.gc.ca.
Eurovision için seçilen parça: 'Süper Star'
http://www.cnnturk.com/images/ks/tuzun2hbr230206.jpg
'51'inci Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye'yi temsil edecek olan Sibel Tüzün, 'Süper Star' adlı parçayı seslendirecek
Yunanistan'ın başkenti Atina'da önümüzdeki mayıs ayında yapılacak Eurovision Şarkı Yarışması'nda Sibel Tüzün'ün seslendireceği eser, TRT Genel Müdür Vekili Ali Güney'in de katılımıyla İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında açıklandı.
Toplantıda, Tüzün'ün yarışmada söyleyeceği 'Süper Star' adlı şarkı ile klibi sunuldu.
TRT'nin Eurovision Şarkı Yarışması için izleyeceği takvimin ayrıntıları, promosyon ve organizasyona ilişkin bilgi de verildi.
Her yıl ortalama 400 ile 600 milyon kişi tarafından izlenen Eurovision Şarkı Yarışması'na Türkiye, ilk kez 1975 yılında Semiha Yankı'nın 'Seninle Bir Dakika' isimli şarkısıyla katıldı.
Sertab Erener'in 'Everyway That I Can' isimli parçasıyla 2003 yılında birincilik alan Türkiye, TRT'nin organizasyonluğunda 2004 yılında yarışmaya ev sahipliği yaptı.
Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen 2005 Eurovision Şarkı Yarışması'nın finali Ukrayna'nın başkenti Kiev'de yapılmış ve yarışmayı 'My Number One' isimli şarkısıyla Yunanistan'dan Helena Paparizou kazanmıştı.
Türkiye'yi temsil eden ve Gülseren'in seslendirdiği 'Rimi Rimi Ley' ise 92 puanla 13'üncü sırada yer almıştı.
Bu sonuçla Türkiye, bu yıl düzenlenecek '51'inci Eurovision Şarkı Yarışması'nda yarı finallere katılmak zorunda kalacak.
http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/haber_detay.asp?PID=118&HID=1&haberID=161650
JANET'İN KLİBİNİ DENİZ ÇEKECEK
http://www.bugun.com.tr/resim/20060304sayfa2_1.JPG
Pop yıldızı Janet Jackson’un eylül ayında çıkaracağı albümün ilk klibini ünlü yönetmen Deniz Akel çekecek.
Yeni albümünü eylül ayında çıkarmaya hazırlanan dünyaca ünlü pop yıldızı Janet Jackson'ın ilk müzik klibini ünlü yönetmen Deniz Akel çekecek. 2004 yılında çıkardığı ve büyük hayal kırıklığına uğradığı son albümü "Damita Jo"nun başarısızlığını unutmak ve yeni bir başlangıç yapmak için gece gündüz demeden stüdyolarda sabahlayan Janet, dünyadaki son trendleri de yakalayabilmek için yeni isimlerle çalışmak istediğini açıkladı. Almanya'da yaşayan ve uzun süre Deniz Akel'in yardımcılığını yapan Aziz Doğdu, Akel'in bir çalışmasını Jackson'ın ajansına gönderdi. Jackson'ın bunu beğenerek, Deniz Akel'e onay verdiği belirtildi.
KLİPLERİ KOPYALIYORLAR
Aziz Doğdu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Türkiye'de, Avrupa ve Amerika standartlarında klip yapan tek yönetmen olarak Deniz Akel'i görüyorum. Diğerleri hem kalitesiz işler yapıyor, hem de kopyala yapıştır yaparak yaratıcılığı öldürüyorlar. Şu anda Janet'ın albümünün çıkmasını bekliyoruz. Daha çok sürprizlerimiz olacak" dedi.
http://www.bugun.com.tr/bugunhaber/yazdetaybugun.asp?id=2
Sinemanın en kötüleri belli oldu
Altın Ahududu Vakfı tarafından her yıl sinemanın en kötülerine verilen 'Razzie' ödülleri sahiplerini buldu. Ünlü aktör Tom Cruise 'En Sıkıcı' ödülüne layık görüldü.
Sinemaseverlerin merakla beklediği Razzie Ödülleri sahiplerini buldu. Her yıl Akademi Ödülleri'nden önce dağıtılan Razzie Ödülleri'ne bu yıl Tom Cruise, damgasını vurdu. Cruise, ödül kategorisine bu yıl eklenen 'En Sıkıcı' dalında ödül aldı. Cruise bu ödülü, 'hamile nişanlısı Katie Holmes ile sergilediği tuhaf davranışlar' sayesinde kazandı.
AŞK TOM'A YARAMADI
Ünlü oyuncu, geçen mayısta katıldığı 'The Oprah Winfrey Show'da; hoplayıp zıplayarak Holmes'a aşık olduğunu itiraf etmişti. Cruise'un bu davranışı gece şovlarının komedyenleri için iyi malzeme oluşturmuştu. Tom Cruise bu itirafından sonra geçen haziranda Paris'te ünlü Eyfel Kulesi'nde Holmes'a evlenme teklif etmiş ve ertesi gün bir basın toplantısıyla nişanlandıklarını açıklamıştı. Scientology tarikatının üyesi olan Cruise, NBC televizyonunun 'Today' adlı programında psikiyatriye ve sakinleştirici haplara karşı açıklamalarıyla da bu ödüle aday gösterildi. Cruise bu programda, psikiyatrinin sahte bir bilim olduğunu öne sürmüştü.
PARİS İYİ ÖLEMEDİ
'Yılın en kötü filmi' dalında; eski Playboy modeli olan Jenny McCarthy yazdığı ve oynadığı 'Dirty Love' ile ödül aldı. McCarthy bu filmle ayrıca 'En Kötü Kadın Oyuncu' ve 'En Kötü Senaryo' ödülünü aldı. 'En kötü erkek oyuncu' dalındaki Razzie ödülü de 'Deuce Bigalow: European Gigolo' isimli filmindeki rolüyle Rob Schneider'a verildi. Paris Hilton, 'House of Wax' filmindeki ölüm sahnesiyle 'En Kötü Yardımcı Kadın Oyuncu' ödülünü aldı. Cruise'un eski eşi Nicole Kidman ve Will Ferrel da 'Bewitched' filmindeki rolleriyle 'En Kötü Çift' ödülüne layık görüldüler.
http://www.sabah.com.tr/gny/gny139-20060306-200.html
Eli Roth’dan King korkusu
http://www.e-kolay.net/sinema/images/eliroth_189.jpg
“Otel”le korkuseverlerin gönlünde bir kez daha taht kurmaya hazırlanan Eli Roth, “Otel”in devamını çektikten sonra Stephen King’in son romanına el atacak!
“Cabin Fever” (Dehþetin Gözleri) filmiyle 2002 yılında yönetmen koltuğunda izlediğimiz Eli Roth, Quentin Tarantino referanslı "Otel"iyle (Hostel) insan doğasının en karanlık yönlerini sakýnmadan beyazperdeye taşıdı. Amerikan box-office listelerinde bütçesinin düşüklüğüne rağmen hatırı sayılır bir hasılat elde eden film, yarýn da ülkemizde gösterime girecek. Üniversite mezunu iki maceraperest gencin başına gelenler “Otel”le sınırlı kalmayacak. Çünkü Eli Roth, “Otel”in devamını da çekecek...
‘Variety’nin haberine göre korku diyarlarında gezinen Eli Roth, bu kez korku edebiyatının usta isimlerinden Stephen King’in son romanını “Otel 2”nin ardından beyazperdeye taşıyacak. King’in romanı, dünyanýn çeşitli yerlerinde bir anda cep telefonu kullanıcılarının telefonlarında bir nabız sesi duymalarıyla yol alan çıldırtıcı olaylar zincirini konu alıyor. King “Cell”de, daha önceki kıyametvari romanlarına geri dönüş yapıyor.
“Otel”i (Hostel) her şeyi bir kenara bırakıp evine kapanarak yazan Roth, “Cell”in senaryosunu da kendisi yazmak istiyor. Ancak, çekimleri Prag’da gerçekleştirilecek “Otel 2”nin onu zaman anlamýnda kısıtlaması, belki de bu isteğini gerçekleştirememesine neden olacak.
http://www.e-kolay.net/sinema/Haber.asp?PID=38&HID=1&HaberID=364497
'X-MEN' serisi final yapacak
http://www.sabah.com.tr/2006/03/09/gny/im/C692E8C61B16084FAE279DA8b.jpg
Başrollerini Hugh Jackman, Halle Berry ve Ian McKellen'in üstlendiği X-Men serisi, üçüncü film ile izleyiciye veda etmeye hazırlanıyor. 2006 yılında vizyona girecek son macerada, mutantlar dünyayı yerle bir edecek.
Güçlü bir oyuncu kadrosunu buluşturan bilimkurgu serisi 'X-Men' üçlemesinin son halkası 'X-Men: The Last Stand' izleyiciyle buluşmak için gün sayıyor. Bu macerayla beyaz perdeye veda etmeye hazırlanan film, 26 Mayıs 2006 tarihinde vizyona girecek. 20th Century Fox'un yapımcılığını üstlendiği film, üç halkalık serinin finali niteliğini taşıyor. Yönetmenliğini Brett Ratner'ın üstlendiği filmin senaryosu, Zak Penn ve Simon Kinberg'e ait. Hugh Jackman, Halle Berry, Ian McKellen, Famke Janssen, Anna Paquin, Kelsey Grammer ve Rebecca Romijn'in rol aldığı yapımda, mutantlar güçlerinden vazgeçerek insan olmak ile aynı güçlerle mevcudiyetlerini sürdürmek arasında karar vermek zorunda kalacak. Mutantların dünyayı neredeyse yerle bir edeceği bu ilgi çekici macerada, ilk iki filmdeki hikayelere ve karakterler arasındaki ilişkilere bir nokta konulacak
http://www.sabah.com.tr/gny/gny136-20060309-200.html
Freeman'a ödül verildi
http://www.sabah.com.tr/2006/03/09/gny/im/F34AB5427C7DC341B2EB9456b.jpg
Amerikalı ünlü aktör Morgan Freeman'a, Kaliforniya Üniversitesi 'Spencer Tracy Ödülü' verdi. Freeman, ödül töreninde yaptığı konuşmada, aktörlükte en önemli unsurun 'işi almak olduğunu' belirterek, 'Bir kez işi aldınız mı, yapacak bir şey yoktur. Eğer aktörseniz, aktörsünüzdür. Zor olan tarafı, oynamak değil işi almak' dedi. Freeman konuşmasında ayrıca, Michael Douglas, Denzel Washington, Tom Hanks ve Anthony Hopkins gibi oyuncuların da aldığı Tracy Ödülleri'ne layık görülen oyuncular topluluğuna katılmaktan onur duyduğunu da belirtti.
http://www.sabah.com.tr/gny/gny135-20060309-200.html
Film festivalinde yıldız yağmuru
http://www.cnnturk.com/images/ks/alaindrlonhbr220206.jpg
25'inci Uluslararası İstanbul Film Festivali', Alain Delon, Isabelle Huppert, Diane Kruger ve Gerard Depardieu gibi dünyaca ünlü sinema sanatçılarını ağırlayacak.
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın düzenlediği festival, bu yıl 1-16 nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Fransız sinemasının üç büyük oyuncusunu ağırlayacak festivalde Alain Delon ve Isabelle Huppert festivalin açılış galasının konukları olurken, kapanış töreninde Gerard Depardieu yer alacak.
Bertrand Blier ve Guillaume Canet gibi ünlü oyuncuları da ağırlayacak festivalde bu yıl Erden Kıral, Şener Şen ve Şerif Sezer'e de 'Onur Ödülü' verilecek.
Delon'a 'Yaşam Boyu Başarı Ödülü'
30 martta İstanbul'a gelecek Alain Delon'a 31 mart cuma akşamı yapılacak açılış galasında İKSV'nin 'Yaşam Boyu Başarı Ödülü' sunulacak.
Alain Delon, 1 nisanda Emek Sineması'nda gösterilecek 'Kaderi Arayan Adam' filminden önce sinemaseverlerle de buluşacak.
Festivalin açılış galasındaki konuklardan biri olacak Isabelle Huppert de galada 'Sinema Onur Ödülü' alacak.
Huppert, 1 nisanda Emek Sineması'nda gösterilecek 'Gabrielle' filminin gösteriminden önce seyirciyle biraraya gelecek.
Depardieu kapanışta
Fransız sinemasının usta aktörü Gerard Depardieu da 14 nisanda İstanbul'a gelerek, aynı gece yapılacak festivalin kapanış törenine katılacak.
Depardieu, törende 'Sinema Onur Ödülü' alacak. 'Truva' filminde rol alan Diane Kruger ile eşi Guillaume Canet de festivalin açılış galasına katılacak.
Festivalin İstanbul'a gelecek diğer bir konuğu da Bertrand Blier. Blier, 7 nisanda Emek Sineması'nda seyircilerle buluşacak.
Festival programı, geçtiğimiz yıl belli başlı festivallere katılan yapıtların yanısıra unutulmaz klasik filmler ve sinema tarihinin usta yönetmenlerinin başyapıtlarından seçmeler içeriyor.
199 yönetmenden 219 film
Toplam 42 ülkeden 199 yönetmenin 219 filmi seyirciyle buluşacağı festivalin açılış filmi 'Ateşkes', kapanış filmi 'Bayan Henderson Sunar' olacak.
Festivale 'Ulusal Yarışması'na 'Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?', 'Dondurmam Gaymak', 'Beyza'nın Kadınları', 'İki Genç Kız', 'Sen Ne Dilersen', '5 Vakit', 'Babam ve Oğlum' ve 'Sinema Bir Mucizedir' katılıyor.
Festivalde, bugüne dek etkinlikte gösterilen tüm filmler arasından seçilen 24 film, 1985 yılından bu yana Ulusal Yarışma'da 'Yılın En İyi Türk Filmi' ödülünü alan Türk filmleri, özel bir bölümde izleyicilere yeniden sunulacak.
Festivalde 'Fransız Baharı' adlı bölümde Fransız sinemasının en yeni ve en beğenilen 12 filmi yer alıyor.
Kadın sorunlarına parmak basan filmler de özel bir bölümde gösterilecek. Festivalin 'Film Sende' adı verilen bölümünde de çocuklar için hazırlanan filmler yer alıyor.
Festivalin geleneksel 'Canlı Müzik Eşliğinde Sessiz Filmler' bölümünün ilk filmi, 5 nisanda Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gösterilecek olan 'Salome'.
Festival, düzenlediği 'master class' ve söyleşilerle izleyicilere, sinema dünyasının önemli isimlerini kendi ağızlarından dinleme ve onlara soru sorma fırsatını sunuyor.
Vittorio De Seta'dan 'master class'
İtalyan sinemasının dehalarından biri olarak tanımlanan Vittorio De Seta, 9 nisanda İstanbul Modern Sinema'da sinemaseverlere bir 'master class' verecek.
Vittorio De Seta'ya 8 nisanda Atlas Sineması'nda yedi kısa metrajlı belgeselinin gösteriminden önce festivalin 'Yaşam Boyu Başarı Ödülü' sunulacak.
Bu yılın en iyi kısa filmlerine evsahipliği yapan festivalin 25'inci yılında, sinema tarihine imza atmış ve geçmişten günümüze uzanan 40 kadın oyuncunun fotoğraflarının yer aldığı bir sergi de 7-14 nisan tarihleri arasında Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi'nde gezilebilecek.
Bu yıl 219 filmin yer alacağı festivalin film gösterimleri Beyoğlu'nda Emek, Atlas, Sinepop, Beyoğlu, Fransız Kültür Merkezi ve İstanbul Modern sinemaları ile Kadıköy'de Rexx Sineması'nda gerçekleştirilecek.
Festival biletleri ise bu yıl tam 12 YTL, tüm seanslarda öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 7.5 YTL olarak saptandı.
Gala filmlerinin biletleri 15 YTL olarak belirlenirken, festival boyunca hafta içi gündüz seansları (11.00-13.30 ve 16.00) yalnızca 2.5 YTL olacak. Axess kart sahipleri yüzde 20 özel indirimden yararlanacak.
Fransa'da 'Türkiye Baharı'
Festivalin tanıtımı amacıyla The Marmara Oteli'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan İKSV Başkanı Şakir Eczacıbaşı, 25'inci yılı kutlanan festivalin mutlu bir yıl yaşadığını söyledi.
Bu yılın önemli bir özelliğinin de vakfın, Fransa Kültür Bakanlığı ve çeşitli kültür kurumlarıyla ortaklaşa gerçekleştireceği 'Fransız Baharı' etkinliklerinin film festivaliyle başlaması olduğunu anlatan Eczacıbaşı, 2009'da da Fransa'da 'Türkiye Baharı' düzenleyeceklerini anlattı.
Festival yönetmeni Hülya Uçansu ise 25 yıl önce altı filmle, küçük bir etkinlikle başlayan 'Sinema Günleri'nin uluslararası bir festivale dönüştüğünü anlattı.
http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/haber_detay.asp?PID=120&HID=1&haberID=162560
Kylie'den çocuk kitabı
http://www.e-kolay.net/haber/images/kylieminougue090306_189.jpg
Avustralyalı şarkıcı Kylie Minogue'un bir çocuk kitabı yazacağı açıklandı.
Minogue'un kendi hayatından kesitler içeren ve genç bir kızın sahnede üne kavuşmasını anlatan 'The Showgirl Princess' adlı resimli kitabın, Puffin tarafından gelecek eylül ayında yayımlanacağı belirtildi.
Minogue´un özel fotoğraflarının yer alacağı kitabın, 6 yaş ve üstü çocuklara hitap edeceği kaydedildi.
Madonna'nın yayıncısı...
Kitabın yayıncısı Jane Richardson, kitabın 'her yerde giyinmeyi ve eğlenmeyi seven küçük prenseslerin hoşuna gideceğini' söyledi. Puffin yayınevi, daha önce de pop yıldızı Madonna'nın kitaplarını yayımlamıştı.
Hala tedavi görüyor
Meme kanserine yakalanan 37 yaşındaki Kylie Minogue, memleketi Avustralya'da ameliyat olduktan sonra tedavisini müzik yaşamını sürdürdüğü Avrupa'daki bir klinikte olmuştu.
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=65&HID=201&HaberID=364837
Günümüzde sanatçı kaldı mı
http://kelebek.hurriyet.com.tr/_newsimages/1198559.jpg
Atatürk’ün hayran olduğu, yaşayan en büyük Türk Sanat Müziği duayenlerinden Müzeyyen Senar, bugünlerde 180 taş plağından derlenen 19 şarkılık albümüyle müzikseverlere sesleniyor. Biz de Senar’la Odeon Müzik’te buluştuk ve geçmişten bugüne uzanan keyifli bir röportaj yaptık.
Müzeyyen Hanım, sizdeki bu asalet günümüz sanatçılarında da var mı?
Günümüzde sanatçı kaldı mı? Sanatçı kim var bilmiyorum ki... Sanatçı eskiden vardı! Safiye Ayla vardı, Mualla Gökçay vardı, ama hepsi bitti. Bir ben kaldım.
- Bu albüm nasıl hazırlandı?
Bu firmada 180 tane taş plağım vardı. Önce bunlar arasından eserler seçildi. Ardından o yıllarda kaydedilen şarkılar, bugünün teknolojisi kullanılarak bir sürü işlemden geçip, orijinal halleriyle albüme alındı.
- Türkiye’de albümler, artık Batı’yı aratmayacak kalitedeki stüdyolarda kaydediliyor. Sizin plak kaydına girdiğiniz dönemlerde yaşanan zorlukları anlatır mısınız?
Plak stüdyosu Bakırköy’deydi. Bakırköy demek tren ve uçak gürültüsü demek! Plakların yapıldığı balmumu vardı. Onlar yoğrulur, yerine konur, tonmaister geldiğinde tokmakları ayarlar, bu tokmaklar aşağı yukarı inip çıktıkça, iğneyi harekete geçirir ve kayıt başlardı. Üç dakika sonra şarkı biterdi. Ama o sırada bir uçak mı geçti; stop! Tren geçer; stop! Bu nedenle bir plağın yapımı bir ay sürerdi.
- Taş plakları, 45’lik ve 33’lük plaklar izledi. Makara teypler çıktı. Derken CD’yi gördük. Şimdi de MP3’ler... Tekniğin bu kadar gelişeceğini tahmin eder miydiniz?
Ah ah, bu teknikler benim zamanımda olacaktı ki... Hemen girer, şarkımı okur, çıkardım. Ama şimdikiler giriyormuş "Ay başım ağrıdı", "Ay ben sıkıldım" deyip çıkıyormuş. Var mı böyle şey!
- Siz sahnede de çok dakikmişsiniz...
Akşam 18.00 dedi mi kuliste olurdum. Çok disiplinli bir insanımdır. Her şeyden evvel işim gelir. Annem öldü gittim, ameliyat geçirdim gene gittim. Bu iş başka, çünkü o halk bize geldi. Geçenlerde sormuşlar annesi ölen kıza...
- Sibel Can’a mı?
Evet, Sibel Can’a; "İşe gelecek misiniz" diye. "Hayır" demiş. Yok öyle şey. Gideceksin!
- Muazzez Abacı ve Bülent Ersoy’un zaman zaman tarzlarının dışına çıktığını da söylüyordunuz.
Evet, Muazzez de bozdu, şarkı söylemiyor, bağırıyor! Sordum; "Zaman öyle istiyor" dedi. Bülent’e (Ersoy) söyledim, "Çok kötü okuyorsun" dedim. Ben arkadan konuşmam. Bağırmak, şarkı söylemek değildir.
- Radi Dikici’nin yazdığı "Müzeyyen Senar Cumhuriyet’in Divası" kitabının imza gününe hastaneden kaçıp gittiğiniz doğru mu?
Kitap çıkmış, imza günü ilan edilmiş, halk gelmiş. Ben kanama geçirmiş hastanede yatıyorum. Ben "Orada ölürüm, gene giderim" dedim ve kolumdaki serumun iğnesini çıkarıp gittim. Sonra gene hastaneye dönüp "Serumu takın" dedim.
- Kitabınızın satışından memnun musunuz?
Maalesef pek duyuramadık zannediyorum, ikinci baskıda kaldık. Beni çok seven var, çok aşık olan var ama hayatımı merak eden yok. Kimim ben? Aşklarım var, kocalarım var, 87 yıllık hayatım var. Ama merak eden yok. Daha doğrusu kitap okuyan yok.
- Türk insanı kimi merak ediyor peki?
Maalesef çıplakları merak ediyor!
- Doğum tarihiniz bazı kaynaklarda 1919, bazısında 1918. Doğrusu hangisi?
1918 doğumluyum.
- Dinç kalmanızı neye borçlusunuz?
Ben ot yerim. Et de yerim ama en çok ot... Sabah 07.00’de kalkarım. Soğuk suyla yıkanırım. Soğuk-sıcak demem, denize girerim. Gece 11.00’de yatarım. Gece hayatım yoktur.
- Gazinoculuk neden öldü? Yeniden doğabilir mi?
Önce musiki öldü. Bir de fiyat meselesi var; fiyatlar çok yükseldi. Bizim zamanımızda gazinoya gelen beş lira verirdi, en büyük masa elli liraydı. Herkes gelebiliyordu. Şimdi yok böyle bir şey. Gazinoculuk öldü bir kere, bir daha da dirilmez.
- Müziğimizi ne durumda görüyorsunuz?
Bestekárlar bitti. Güftekár kalmadı. Bir tek Avni Anıl kaldı bestekár.. Şimdiki besteleri biliyorsunuz, sabun köpüğü gibi çıkıyor, kayboluyor. Şimdi musiki yok, pop var.
- Siz Devlet Sanatçısı değilsiniz, öyle değil mi?
Yurtdışına giden ilk sanatçı ben oldum 1945 senesinde.. 1947’de Paris Lido’da konser verdim. Amerika’da verdiğim konserlerin sayısını bile unuttum. 1996’ya kadar yurtdışı konserlerim devam etti. Ama Devlet Sanatçısı olamadım.
- Bir de sinema geçmişiniz var sizin. Bugünün Türk sinemasını takip ediyor musunuz?
İlk Türk filmini 1942’de ben çevirdim; adı "Leyla ile Mecnun"du. Sonra negatifleri yandı. 1968’de "Ana Yüreği"ni çevirdim. O da yok ortada. Arada Sadri Alışık’la falan çevirdiğim filmler var ki onlar da ara sıra gösteriliyor televizyonda. Şu an Türk sinemasını nasıl takip edeyim ki! Eskiden bir Beyoğlu vardı, tuvaletli, kürk mantolu hanımefendiler vardı, şapkalı beyefendiler vardı. Çarşamba günleri prömiyerler vardı. Şimdi var mı? Beyoğlu kaldı mı?
- Son olarak; 87 yıldan elinize ne kaldı?
Dolu dolu ve sağlıklı yaşadım. Dahası bazen hiçbir şey içmeden, sadece kendi sesimden sarhoş olacak kadar mutlu... Hayatta her şeyim oldu; mücevher, kürk, ev, han, hamam... Hepsi gitti. Umurumda değil. Canım sağolsun. Önemli olan sağlık... Şimdi en büyük varlığım sağlığım.
Kızım neredeyse hamamda doğacaktı
Karnım burnumda olduğu halde, 1 Şubat 1947 günü hangi akla hizmetse, Galatasaray Hamamı’na gittim. Hamama yeni girmiştim ki, birden sancım tuttu. Dışarı çıkıp doktor Bahar’a telefon ettim. O da hemen eve dönmemi istedi. Üç saat sonra "Vakit tamamdır" dedi. Gerçekten birkaç dakika sonra doğum gerçekleşti. Bir kız çocuğum olmuştu. Sevinçten çıldırmıştım. "Feraye’dir bu kızın adı" dedim.
Moda rezilliktir
- Günümüz Türk kadınını nasıl buluyorsunuz?
Hiçbirini beğenmiyorum. Moda, rezillik demektir. Bak aynaya; sana yakışan moda. Ben giysilerimi kendim seçerim. Eskiden Terzi Mualla Hanım’lar vardı, Frega’lar vardı. Ama şimdi giyime düşkün değilim. Yeri geldikçe giyiniyorum.
- Ne kadar zamandır Bodrum’da yaşıyorsunuz?
Ben üç aydır Bodrum’dayım. Kızım Feraye, 11 senedir orada. Ev aldık, ev açtık ama kışın tek bir Allah’ın kulu yok. Kızım "Böyle bir kış görmedik daha" diyor. İzmir’deki tek kişilik hayatıma devam ediyorum. Buradan İzmir’e döneceğim. Ama yazın tekrar Bodrum’a gideceğim.
- Rakıyla aranız hálá iyi mi?
Aaa rakımı içerim! Allah bana bu yaştan sonra bunu içiriyorsa mesele yok! Akşamdan akşama değil ama yeri gelince... Sigara içmem, kahve içmem, çay içmem ama ne zaman muhabbet varsa tek bir sigara içerim, bir de rakımı...
Röportaj: Hulusi
http://kelebek.hurriyet.com.tr/magazin/4047595.asp?gid=90
İki Türk filmi Berlin'de
http://www.cnnturk.com/images/ks/daralanhbr100306.jpg
Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Uluslararası Futbol Filmleri Festivali kapsamında, biri kısa, diğeri de uzun metrajlı olmak üzere iki Türk filmi gösterildi.
Berlin'deki Cinema Central'de 11 marta kadar sürecek festivalde uzun metrajlı olarak gösterilen film 'Dar Alanda Kısa Paslaşmalar' oldu.
Serdar Akar'ın yazıp yönettiği 2005 yılı yapımı filmde başrolleri Müjde Ar, Savaş Dinçel, Rafet El Roman, Erkan Can ve Uğur Polat paylaştı.
Sertaç Yüksel'in 2005 yılı yapımı dokuz dakikalık 'Deplase Keyifler' adlı kısa film de izleyicilerin beğenisine sunuldu.
Berlin Uluslararası Futbol Filmleri Festivali'nde 25 ülkeden toplam 44 film gösterilecek.
http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/haber_detay.asp?PID=120&HID=1&haberID=162952
James Bond'un yeni araba markası Mondeo
http://www.skyturk.tv/images/20060310/mondeo.jpg
Hızlı ajan 007 James Bond'un son filmi Casino Royale'de yakışıklı aktörü taşıyacak yeni otomobil markası Ford Mondeo olacak.
Önceleri Aston Martin'i tercih eden Bond'un yeni arabayı kullanması için Ford yöneticilerinin 14 milyon sterlini gözden çıkardığı belirtildi.
The Sun Gazetesi'ne konuşan bir yetkili, "Reklam amaçlı olduğu için büyük düşündük. Aktör Daniel Craig'e de 2 milyon sterlinden fazla bir ücret ödeyeceğiz. Böylece Bond, Bahamalar'da saatte 270 km hız yapan son model spor Mondeo ile kovalamaca yaşayacak" dedi.
Bu arada 38 yaşındaki Craig'in filmde kısa sürelide olsa Aston Martin'e bineceği de açıklandı.
http://www.skyturk.tv/h_53006_7.html
Sean Connery sevenlerini korkuttu
http://www.e-kolay.net/haber/images/seanconnery1336_ic.jpg
İskoç aktör Sean Connery, böbrek tümörü nedeniyle bir ameliyat geçirdi.
75 yaşındaki sanatçının sözcüsü James Barron, 75 yaşındaki aktörün bir iki hafta önce New York'ta ameliyat olduğunu ve Bahamalar'daki evinde dinlendiğini açıkladı.
Sağlığı yerinde
Barron, James Bond karakteriyle tanınan ve onlarca filmde rol alan aktör Connery'nin, şu anda son derece sağlıklı olduğunu söyledi.
Amerikan Film Enstitüsü, kasım 20052te oyuncu Sean Connery'nin 'Yaşam Boyu Onur Ödülü'ne layık görüldüğünü açıklamıştı.
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=65&HID=1&HaberID=365809
Daniel Craig'den 'Casino Royale'
http://www.cnnturk.com/images/ks/craig2hbr220206.jpg
Yeni James Bond Daniel Craig, 'Casino Royale' filminin çekimlerine Bahama adalarında devam ediyor.
Bond serisinin yeni filmi 'Casino Royale', William Flerming'in romanından aynı isimle uyarlandı. Bond serisinin ilk kitabı olma özelliğini de taşıyor.
Film, kendine öldürme izni verilmeden önce Bond'un nasıl biri olduğunu anlatıyor.
Yönetmen Martin Campbell, 'Casino Royale'in çekimlerinin çoğunu Prag ve Bahamalar'da gerçekleştirdi ve 300'den fazla Bahamalı'yı da filmin birçok sahnesine dahil etti.
İlk birkaç dakikasının siyah beyaz başladığı Bond'un yeni filminde teknik hileler ise görülmüyor.
'Casino Royale', 15 kasımda Fransa'da, 16 kasımda Singapur'da, 17 kasımda da Brezilya, Danimarka, İngiltere ve ABD'de gösterime girecek.
Craig hakkında ne düşünülüyor?
Ekim 2005'te yeni James Bond'un İngiliz aktör Daniel Craig olacağının açıklamasından bu yana birçok kişi, 38 yaşındaki Craig'in güler yüzlü ajan Bond'u oyunculuğuyla dolduramayacağı görüşünde birleşiyor.
Sıralanan nedenler arasında ise Craig'in sarışın olması ve kariyeri boyunca birçok suçlu karakteri canlandırması yer alıyor.
Craig karşıtları craignotbond.com adlı bir site de açtı. Bu sitede filmi boykot etmek için oy kullanılabiliyor.
Daniel Craig de eleştirileri yorumladı:
"Bu benim anlatabiliyor muyum? Benim bu filmlerden birinde yer alma ayrıcalığım yok. Yalnızca bunun bir parçasıyım . Ama ben içine kendimi koyuyorum.
Bu karakterin üzerinde birazcık bükülmeler gerçekleştiriyorum. Bence buna ihtiyacı var. Bu çok özel birşey. Bunu sizinle paylaşamam çünkü bunu çalışma sürecinde keşfediyorum.
Ben bu işi yapmak zorundayım. Bunun üzerinde çalışıyorum. Biz burada harika bir film yapıyoruz. Efsane bir Bond filmi yapıyoruz.
Herşey bittikten sonra ne isterlerse söyleyebilirler. İstedikleri gibi eleştirebilirler. Şimdi eleştiri yapmak çok boş. Çünkü biz henüz bitirmedik."
Kötü Bond kızı Vesper Lynd
25 yaşındaki Fransız aktris Eva Green ise filmde kötü Bond kız Vesper Lynd karakterini canlandırıyor. Sardunya doğumlu aktris Caterina Murino, Bond'un kız arkadaşı Solange'ı oynuyor.
Eva Green, "bence bu çok sıkıcı. İnsanların neden huzursuz olduklarını anlayamıyorum. Daniel inanılmaz. Çok seksi, çok gizemli. Ben kendini çok etkileyici buldum. Bence haksızlık yapılıyor."
Bugüne kadar 21 tane James Bond filmi çekildi ve hepsi dünya çapında büyük hasılatlar elde etti.
http://www.cnnturk.com/KULTUR_SANAT/haber_detay.asp?PID=120&HID=1&haberID=163419
J.Lo ve Travoltalı bir ‘Dallas’
http://www.ntvmsnbc.com/news/224961.jpg
Efsanevi dizi ‘Dallas’ beyazperdeye geliyor. Ewing ailesini 2006 yılına taşıyacak proje için Jennifer Lopez, John Travolta, Shirley Maclaine gibi yıldızlara teklif götürüldü.
Sinema dünyasının önde gelen dergisi Variety’nin internet sitesindeki habere göre, 1980’lerin milyonları ekran karşısına çivileyen efsanevi dizisi ‘Dallas’ın beyazperde versiyonu, birbirinden ünlü yıldızların geçidine dönüşecek gibi görünüyor. Ewing ailesinin entrikacı ve şeytani zekaya sahip üyesi J.R’ı John Travolta’nın canlandırmasını düşünen yapımcılar, içki kadehini elinden düşürmeyen, hüzünlü eşi Sue Ellen’ı Jennifer Lopez’in oynamasını planlanıyor.
Aileyi bir arada tutan Bayan Ellie Ewing için Shirley MacLaine’e teklif götüren yapımcılar, son olarak da ağabeyi J.R.’ın kötülüklerine tüm gücüyle direnen iyilik timsali Bobby’yi canlandırması için Owen Wilson ile masaya oturdu. Wilson’ın görüşmeleri sürdürdüğü, diğer oyuncularla da önümüzdeki günlerde masaya oturulacağı ifade edildi.
Yönetmenliğini Robert Luketic’in üstlendiği projenin senaryosunu Robert Harling ve Sacha Gervasi yazacak.
J.R. EWING’İN VURULDUĞU SAHNE İZLEYİCİ REKORU KIRMIŞTI
‘Dallas’ dizisi, 1978-1991 yılları arasında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerde gösterilmiş ve büyük ilgiyle izlenmişti. Gösterildiği ülkelerde gündemi değiştirecek kadar merakla izlenen dizide başrolü Larry Hagman (J.R.), Patrick Duffy (Bobby), Victoria Principal (Pamela), Barbara Bel Geddes ve Linda Gray (Sue Ellen) üstleniyordu.
Dizide J.R. Ewing’i vuranın kim olduğunun ortaya çıktığı bölüm, halen tüm dünyada en çok izlenen sahneler arasında yer alıyor.
http://www.ntvmsnbc.com/news/365188.asp
'Heykeli dikilecek' kadın
http://www.e-kolay.net/haber/images/shkira181205_ic.jpg
Kolombiyalı şarkıcı Shakira'nın heykeli, doğduğu yer olan Baranquilla'da bir meydanı süsleyecek.
El Tiempo Gazetesi'nin haberine göre, Alman heykeltıraş Dieter Patt tarafından yapılan beş metre uzunluğundaki 'çelik Shakira' yarın günü kente getirilecek.
Patt, heykeli Shakira'ya, Almanya'nın Neuss kentinde, BM Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) kasım ayında yoksul çocuklar için düzenlediği bir törende vermişti.
Latin Amerikalı şarkıcı da yaptığı konuşmada, "Bu heykele bakarak insanların, kurduğu düşleri gerçeğe dönüştüren sıradan bir kadını düşünmesini istiyorum" demişti.
Shakira, 'Fijancion Oral' adlı son albümüyle en iyi alternatif rock albümü dalında Grammy ödülünün sahibi olmuştu.
http://www.e-kolay.net/haber/Haber.asp?PID=65&HID=3&HaberID=367342
Bahara bu filmler iyi gider!
http://www.e-kolay.net/sinema/images/spring06_2.jpg
Yedinci sanat tutkunları bahar aylarýnda hangi filmler perdeye yansıyacak hep birlikte göz atalım...
Aralık, Ocak, Şubat derken Mart ayının da son günlerini yaşıyoruz. 21 Mart'ta doğanın 'merhaba'sını teslim aldıktan sonra sinema perdesi bahardan nasibini nasıl alacak diye bir bakalım dedik. Aksiyondan bilim-kurguya, animasyondan korkuya buyrun bahar sofrasına...
Yerli korku ivme kazandı
Gen
"Büyü"yle başlayan Türk sinemasında korku türü çalışmalarına bir yenisi daha ekleniyor. 2006'nýn ilk Türk korku filmi "Dabbe"nin ardından gelen "Gen"i Togan Gökbakar yönetiyor. Doğa Rutkay ve Şahan Gökbakar'ın başrolünde olduğu film, bir akıl hastanesinde yaşananları konu alıyor. Vizyon tarihi: 7 Nisan
Her çağa gider...
Buz Devri 2 (Ice Age 2: The Meltdown)
Manny, Sid ve Diego yepyeni bir macerayla dönüyorlar. İlk filmde Buz Çağı'nın başlangıcında olan kahramanlarımız, yeni serüvenlerinde eriyen buzların keyfini çok da çıkaramayacaklar. Çünkü Buz Devri sona eriyor ve bu korkunç sel baskınından kurtulmanın bir yolu olması gerekiyor... Vizyon tarihi: 14 Nisan
Bağımsız gerçekler...
Guantanamo Yolu (The Road to Guantanamo)
Bu yılki Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı ödülünü alan Michael Winterbottom ile Matt Whitecross’un yönettiği İngiliz yapımı film, Nisan ayında Pi film tarafından vizyona çıkarılacak. Amerika'daki Guantanamo üssündeki dört talihsiz gencin öyküsünü gerçekçi bir biçimde anlatan film, politik sinemanın etkileyici örneklerinden biri...
Biri televizyondan, biri sahneden...
Görevimiz Tehlike 3 (Mission Impossible 3)
60'lı yılların ünlü televizyon dizisinden sinemaya uyarlanan "Görevimiz Tehlike" serisinin üçüncü filminde Tom Cruise, yine ajan Ethan Hunt olarak karşımıza çıkıyor. Dev bütçesiyle göz dolduran film 5 Mayıs'ta UIP dağıtımıyla vizyona girecek.
Operadaki Hayalet (The Phantom of The Opera)
18 yaşındaki genç oyuncu Emmy Rossum'un başrolünde olduğu film, ünlü İngiliz besteci Andrew Lloyd Webber'in "Operadaki Hayalet" müzikaline dayanıyor. Müzikal ilk kez sahneye konuluşundan yaklaşık 20 yıl sonra bu kez beyazperdede... Vizyon tarihi: 7 Nisan.
Çizgi roman deyip geçme...
V For Vendetta
'Matrix'in yaratıcıları Wachowski kardeşlerin senaryosunu yazdığı James McTeigue'nin yönettiği film, geleceğin totaliter İngiltere'sinde korkuyla sindirilmiş halkını uyandırmaya çalışan V adında maskeli bir adam ve ölmek üzereyken kurtardığı Evey'nin etrafında şekilleniyor. Aksiyon ve bilim-kurgu karışımı film 31 Mart'ta vizyonda.
X Men: The Last Stand
İnsan ırkından üstün yetenekleriyle ayrılan mutantlarıkonu alan "X-Men" serisi 'The Last Stand'le son bulacak. Son filmde mutantlara iki seçenek sunulacak; ya güçlerinden vazgeçip insan olmayı kabul edecekler ya da güçleriyle birlikte izole bir şekilde yaşayacaklar... Film, 26 Mayıs'ta vizyona girecek.
Sır nerede? Kaçan mı bilir kovalayan mı?
İçerideki Adam (Inside Man)
Hollywood'un aykırı yönetmenlerinden Spike Lee'nin yönetmenliğini yaptığı filmin başrolünü Denzel Washington, Jodie Foster ve Clive Owen gibi ünlü isimler paylaşır. Bu hırsız polis kovalamacasını bir bahar aksiyonu olarak da nitelendirebiliriz.
Da Vinci şifresi (The Da Vinci Code)
İşte 2006 yılının dört gözle beklenen yapımlarından biri. Dan Brown'un fenomen haline gelen aynı isimli kitabından Ron Howard ve Akive Goldsman tarafından uyarlanan filmde Tom Hanks, Jean Reno ve Audrey Tautou başrollerde... Film, tüm dünya ile aynı anda 19 Mayıs'ta ülkemizde de vizyona girecek.
http://www.e-kolay.net/sinema/Haber.asp?PID=1785&HID=1&HaberID=368461
George Lucas ABD'yi alaya aldı...
Yıldız Savaşları “destanı”nın yönetmeni George Lucas, “ABD'nin, kültürü Hollywood yapımları aracılığıyla dünyayı işgal eden bir taşra ülkesi olduğunu” söyledi...
Lucas, ABD'nin San Francisco kentinde Uluslararası İş Konseyi tarafından kendisine verilen “Dünya Vizyon Ödülü” dolayısıyla yaptığı konuşmada, Hollywood'un, dünyanın diğer ülkelerinde büyük etkisi bulunduğunu söyledi. Lucas, “Hollywood, bu ülkede paylaştığımız, iyi veya kötü ahlaki değerleri gösteriyor” dedi.
Fransızların, Amerikan kültür emperyalizmine karşı sesini ilk yükseltenler olduğunu söyleyen Lucas, ancak diğer ülkelerin de sanat ve sinemalarını ezen Amerikan kültüründen endişe duyduklarını savundu. Ünlü yönetmen, “Bunu söylemekten nefret ediyorum ama, televizyon ihraç ettiğimiz en popüler şeylerden birisi” derken, “Dallas” gibi televizyon dizilerini buna örnek gösterdi.
Amerikalı üniversitelileri, ufuklarını genişletmek için yurtdışında eğitim görmeye çağıran Lucas, “Yurtdışında okumak, özellikle çocuklar için, bu ülkeden çıkmak ve önlerinde engin bir dünya olduğunu görmek açısından çok önemli. Biz bir taşra ülkesiyiz, başkanımız bile ülke dışına çok ender çıkıyor. Hollywood yapımcıları mesajlarını verirken çok dikkatli olmalı, çünkü sesleri çok uzağa gidiyor” diye konuştu.
http://www.skyturk.tv/h_53781_7.html
Ünlülerin çocukları da şık
Sinema, müzik ve podyum dünyasının giyim kuşamlarıyla akım yaratan isimlerinin çocukları da şıklık yarışında...
People dergisinin internet sitesindeki habere göre, Gwyneth Paltrow'dan Reese Witherspoon'a, Madonna'dan Victoria Beckham'a kadar pek çok ünlü çocuklarını da adeta şıklık yarışına soktu.
Bu isimlerin başında bir zamanlar Hollywood'da "zarafetin simgesi" olan Grace Kelly'nin tahtına aday gösterilen Gwyneth Paltrow geliyor. Paltrow doğumun ardından kısa sürede eski formuna dönerken minik kızı Apple da şıklıkta annesinden geri kalmıyor.
Güzelliği kadar sıradışı giyim kuşamıyla da tanınan Oscarlı yıldız Angelina Jolie, evlat edindiği Maddox'u da tıpkı kendi gibi giydiriyor. Oğlunun en çok saçlarından yana dertli olduğunu dile getiren Jolie, "Öyle asi saçları var ki ne yapsam yatışmıyor" diyor.
Ünlü aktör Will Smith ile "Matrix" serisinin tanınmış yıldızı Jada Pinkett Smith'in kızı Willow sempatik gülüşünü babasından, keskin bakışlarını annesinden almış. Ailece çıktıkları gezilerde çok mutlu görünen Willow Smith, tıpkı annesi gibi spor bir şıklık sergiliyor.
Şov dünyasında "moda ikonu" olarak nitelendirilen Madonna, eşi Guy Ritchie, kızı Lourdes ve oğlu Rocco ile mutlu ve "şık" bir aile tablosu oluşturuyor. Madonna kızının şimdiden giyim kuşam zevkine sahip olduğunu ve giysilerini kendi başına seçtiğini ifade ediyor.
Madonna'nın oğlu Rocco ise babası gibi klasik bir giyim tarzına sahip, minik, kargo pantolonlar ve ceketlerle babasının adeta küçük bir modeli.
Sinema dünyasının genç annelerinden Reese Witherspoon Ava'yı "Bu Nasıl Sarışın" filminde canlandırdığı "Elle Woods" karakteri gibi giydiriyor. Witherspoon, pembe kıyafetler, minik tüller, sevimli takılarla süslediği kızını prenseslere benzettiğini söylüyor.
Moda dünyasının akım yaratan isimlerinden 31 yaşındaki Kate Moss'un da Lila adlı bir kızı var. Kızına kendi gibi şık giysiler satın alan Moss, annesinin bir kopyası...
Futbol ve müzik dünyasının iki ünlü ismi David ve Victoria Beckham'ın oğulları Brooklyn, Romeo ve Cruz da tıpkı anne babaları gibi şık.
Eşi David Beckham'ın giysilerini de kendisinin seçtiğini defalarca dile getiren Victoria Beckham'ın oğulları küçük yaşlarına rağmen birer şıklık sembolü.
"Titanic" filminin yıldızı Kate Winslet ile Mia spor giyimi tercih ederken, eski model Elle Macpherson'ın oğlu Flynn bebekliğinden bu yana annesi tarafından adeta bir manken gibi giydiriliyor.
Oyuncu ve model Liz Hurley'nin oğlu Damian da en şık çocuklardan. Damian, annesi tarafından seçilen kıyafetleriyle girdiği her ortamda en özenli çocuk olmayı başarıyor.
http://www.kanalturk.com.tr/haber.php?haber_id=40977
Tarkan'ın yeni albümünü ilk biz dinledik
http://www.sabah.com.tr/2006/03/25/cpsabah/im/0B8DED8C9D9E0844A1210425b.jpghttp://www.sabah.com.tr/2006/03/25/cpsabah/im/E24AEF803DA9C640AF879017b.jpg
Tarkan'ın 7 Nisan'da tüm dünyada çıkacak albümü sürprizlerle dolu...
İşte Tarkan'ın 'gerçek' albümü
Tarkan'ın 7 Nisan'da tüm dünyada çıkacak olan 'Come Closer' adlı albümü, Wycleff Jean'le düet, Sezen Aksu'yla aradaki buzları eritecek şarkı gibi sürprizle |