PDA

Tüm Versiyonu Göster : Kırık Kanatlar- Senaryolar ve Hikayeler


Sayfalar : [1] 2 3

meltemyucel
26-07-06, 13:21
Buradan devam edebilirisiniz arkadaşlar

MelteM

frezyy
26-07-06, 13:41
Yönetmeninimz faruk pılını pırtını toplayıp yol almaya gelirken büyük bi karmaşa
Newzat:durun yönetmenin itiraf ediyorum senaryoyu ben yazdım
Yunus:olum ne diyosun niye sölüyosunm böle herkesin ortasında bakmayın siz ona yönetmenim yok öle bişey
Yönetmen:tamam ee yetiniz be ben sizin yanınızda fazla duramam yoksa bakırköye kapatçaklar biri tutuklanmam diye sayıklar biri inek ister diğeri fıtık parası ister bu da can be bu da can arkadaşlarının öle yazmış senaryoyu ben napayım babam mı yazdı senaryoyu bana ne barıosnz he
newzat:yapılırmı bu bize dağ gib yönetmen geti geti nazlı ayşe alayın sizde şurda şu adam gitmesin
ayşe:ben sert kzıım alamam hiç kusura bakma
nazlı:wala bende alamam makyajım akar
Zeynep:bende saçımı yni yaptım alayınca oda bozulur
Newzat:he görende görücüye çıkacaksıınz sanar bu ne süs kızlar gidiyo adam gidiyo
Yunus:evet hadi Zeynep benim hatırım içni ağla yada hristonun hatırır için ağla he
Zeynep:olmaz yunus hristo benim ağlamamı hiç istemezdi o yüzden hadi naş naş git
Nazlı:ya gitsin yönetmen bırakın ya ben sevgilimi özledimmmmmm evlenecem tek taşım kendim almak istemiyorum nişanlım alsın istiyorum yani
Ayşe:kızım nispetmi yapıyosun aha bende cemalle evlencem baştan beri onu seviyodum
Cemal:vala hiç kadın dırdırı çekemem ben fıtıklı bi adamım kedime zor bakıorm bide sana baklamam bacım….
Yönetmen:oooo vala asıl ben bakırköyü arayıp bakırköye kapatırmak lazım ah ah nerdne geldim ben buraya ya ah taş kafam ah

O sırada uzaklardan birisi geliyodur acaba bu kişi kimdir?????

cropsy
26-07-06, 14:41
merhaba arkadaşlar..Yasemin(KIRÇİÇEĞİ) arkadaşımla birlikte yürüttüğümüz ''Bizim Kırık Kanatlarımız''ın 4.bölümüyle karşınızdayız.Bu arada 3.bölümümüz diğer başlığın 102. sayfasındadır .Eğer bir kusurumuz varsa şimdiden affola..Sevgilerimizle Yasemin&Ekin..


Büyük Taarruz'a geçilmişti artık tüm ülkede..Kimisi cephede savaşıyor,kimisi cephe arkasında büyük bir mücadele veriyordu..Her şey bu vatan içindi,vatanın hürriyeti içindi..Herkes ölümü göze almıştı,kimsenin korkusu yoktu..Yeter ki bu vatan düşman elinden kurtulsun başka bir şey geçmiyordu yüreklerden....Ahmet'i,Mehmet'i,Hasibe Anası,Hikmet Amcası,herkes ama herkesin tek bir amacı vardı;o da ülkeyi umut dolu,özgürlük dolu günlere kavuşturmaktı..

Yüzbaşı Cemal,Teğmen Nevzat,Onbaşı Yunus cephede ter döküyordu ülkeleri için..Üçü de birbirinden korkusuz,birbirinden cesaretliydi tıpkı cephedeki tüm askerler gibi..Cemal bir yandan tüfeğindeki kurşunları düşmana sıkarken bir yandan da askerlerine sesleniyordu:

Cemal:Hadi Aslanlarım,Hadi Yiğitlerim..Başaracağız,biz onun,Mustafa Kemal'in askerleriyiz..Bize düşmana teslim olmak yakışmaz..Hepinize güvenim sonsuz...diye yüksek sesle bağırıyordu..
Cemal hem kendine hem de askerlerine çok güveniyordu,başaracaklardı,başarmak zorundaydılar...Bu ülke düşmanın eline geçemezdi,geçmemeliydi çünkü..Ülkesini yarınlara götürmek istiyordu Cemal,insanlarına ''özgür'' bir ülkede yaşama şansı vermek istiyordu.. Buna inancı tamdı,olacaktı ama o günleri kendisi görebilecek miydi?..İşte bunu bilemiyordu,bilemezdi de..Bazen dinlenme esnasında aklına bu sorular takılıp dururdu Cemal'in;''acaba ben de o hür günleri görebilecek miyim?'',''Ayşe’yi,canım kardeşimi yeniden görüp ona sarılabilecek miyim?'',''Peki ya onu,yeşil gözlü,narin bakışlı Nazlı’mı görebilecek miyim;elinin sıcaklığını yeniden hissedebilecek miyim?''..diye…bunları istiyordu,hem de her şeyden çok istiyordu..Görecekti o da o günleri,görmeliydi..

Teğmen Nevzat'ın inancı tamdı,onu zaten bugünlere getiren bu ''inançlılığı'' değil miydi?O da inanıyordu ve hissediyordu..Yüzbaşısına,Çavuşuna,Onbaşısına,tüm askerlerin yüzlerine bakınca da aynı inancı,aynı kuvveti görüyordu ve bu ona daha da çok güç veriyordu.. Telefonla cepheden yardım istemeye çalışırken yanına gelen bir askerle şu konuşmayı yaparak hem kendine hem de askerine bir kez daha inancının tam olduğunu gösteriyordu Nevzat;
Asker:Teğmenim dayanamayacağız galiba..
Nevzat kendinden emin bir ses tonuyla:Ne demek dayanamayacağız asker?Ya düşman üstümüzden geçecek ya da bu tepeyi ele geçiremeyecek tamam mı ? (bağırarak) Şimdi vazife yerine dön asker…..
İşte bu sözler göstermiyor muydu Nevzat'ın inancını,gösteriyordu elbet..Korkuyor muydu peki..?Hem evet,hem hayır..Düşman askerinden korkmuyordu elbet,Mustafa Kemal'in askeri olup da korkmak olur muydu hiç düşmandan..Onun korkusu başkaydı..O da tıpkı Cemal gibi sevenlerini ve kendine henüz bir türlü itiraf edemediği sevdiğini düşünüyordu.. Acaba kız kardeşleri Nazlı ve Zeynep'i bir daha görebilecek miydi,onlarla evlerinin bahçesinde oturup yeniden o eşsiz,tadına doyulmaz sohbetlerini edebilecek miydi?..Peki ya onu,daha yüzünü bile görmeden birden bire hayatına giren o ''keçi Ayşe''yi görebilecek miydi?Onunla yeniden inatlaşabilecek miydi?..Ama dedik ya Nevzat inançlı biri diye,buna da inancı tamdı,yine görecekti onları,görmek istiyordu ve bu istek ona savaşta daha da fazla güç veriyordu..

Onbaşı Yunus'a ne demeli peki..O da gözü pek bir askerdi,korkusuzdu ama yüreği de bir o kadar kırılgan,narindi..Her geçen gün etrafındaki ölü asker sayısı artıyordu,daha bir gece önce yan yana oturup dertleştiği silah arkadaşları ertesi gün vatanları uğruna düşmana karşı savaşırken can veriyorlardı..Yunus bunlara ne kadar ''aldırmamış(!)'' gibi görünse de aslında yüreği nasıl da parçalara ayrılıyordu,yüreği nasıl da kan ağlıyordu.. Ama güçlü olmalıydı,duygularına yenilmemeliydi,kendini bırakmamalıydı asla..Ülkesi için, kardeşleri için,babasının vasiyeti için,resimdeki o kara gözlü Zeynep için güçlü olmalıydı.. Ne olursa olsun yılmamalıydı Yunus,''Mustafa Kemal'in askeriyim ben,yılmak bana yakışmaz'' diyip dururdu ve bu kendi söylediği sözlerinden güç alırdı..

Cephe de ortalık şimdi biraz sakindi,etrafta şu an için yerde yatan vatanı uğrunda canını veren askerlerin sessizliği hakimdi..Neden sonra bu sessizliği bir askerin acı çığlığı bozdu..Cephedeki herkes birden bu sesin geldiği yöne doğru baktı..Yerde kanlar içinde yatan,bir bacağı kopmuş bir askerin sesiydi bu..''Gülbaharım'' diye bağırıp duruyordu.. Nevzat,Cemal bulundukları çadırın içinden çıkarak sesin geldiği yöne doğru gitmeye başladılar..Ve yerde kanlar içinde yatan askeri görünce ikisinin de içinden bir parça kopuverdi sanki..Aslında yavaş yavaş bu duruma alışıyorlardı,her geçen gün bir sürü askeri böyle görüyorlardı ama kolay mıydı ki bu manzaradan etkilenmemek??..Değildi elbet..

Yunus da sesin geldiği yöne doğru koşmaya başladı ve yerde kanlar içinde yatan askeri görünce koşarak yanına çömeldi ve;
Yunus:Ercan Abi..diyebildi sadece..Ne diyeceğini bilemiyordu ki başka..
Ercan(zorlanarak):Yunus,aslan Onbaşım benim..Gözümden kaçtı sanma sakın,aslanlar gibi savaşıyordun düşmana karşı..(zoraki bir tebessüm atarak sözlerine devam eder)Abin gurur duyuyordur şimdi seninle,Mustafa Kemal de gurur duyuyordur eminim ki..
Yunus gözü yaşlı bir şekilde:Senle gurur duymuyor mudur sanıyorsun?..Bana çok şey öğrettin sen Ercan Abi ve öğreteceksin de.. zoraki bir gülümsemeyle..
Ercan kafasını zorlanarak sallar ve:Kendini kandırma Yunus,öğretemeyeceğim…Senin zaten benden öğrenecek bir şeyin kalmadı ki oğlum…gülümsemeye çalışır..ve susar…

Nevzat,Cemal ve diğer askerlerse susmuş bu ikisinin konuşmasını dinlemektedir..
Yunus kafasını sallayarak:Yoo bitmedi Ercan Abi…Benden bu kadar kolay kurtulabileceğini mi sanıyorsun?..acı bir tebessümle..
Ercan ise havaya bakarak sürekli birinin ismini sayıklamaktadır..''Gülbahar''
Yunus bunu duyunca:Ercan Abi Gülbahar yenge için dayan ne olur dayan,seni şimdi hastaneye götürecekler ve iyileşeceksin emin ol..
Ercan ise Yunus'un yüzüne bakarak:Gülbahar Yunus Gülbahar..Ölmeden önce son bir kez onu görebilseydim keşke..keşke şimdi siperlerin arasından çıkıp yanıma gelseydi de şaçımı okşasaydı…Kader de bu da varmış meğer bebeklik aşkım Gülbahar'ımı son bir kez göremeden ölüp gitmek de varmış…

Yunus bu sözler üzerine daha fazla dayanamaz ve sesini yükselterek:Göreceksin Ercan Abi…bana dün anlattığın çiftlik hayalin vardı ya hani,o gerçekleşecek bak görürsün.. Gülbahar yenge,sen ve doğacak çocuklarınız hayalindeki gibi o çiftlikte oturacak,ben de sizi ziyarete geleceğim..der Ercan'a moral vermek istermişçesine…
Ercan bu sözler üzerine Yunus'a bakarak:Çocuklarımız ha,düşünmesi bile güzeldi Yunus.. der ve ''Gülbahar''ın ismini sayıklamaya devam eder..
Yunus sıhhiyecilere bağırarak:Ne duruyorsunuz hadi götürsenize Ercan'ı biran önce hastaneye..
Sıhhiyeciler bu sözler üzerine Ercan'ı sedyeyle taşıyıp götürürler..Yunus da Ercan'ın taşınmasından sonra yaşlı gözlerle tepeye hızlı adımlarla yürür..

Nevzat,Cemal ve diğer askerlerse sadece Ercan'ın arkasından acı bir şekilde bakarlar, ellerinden de başka bir şey gelmiyordur..Neden sonra etrafta toplanan kalabalık dağılır ve Nevzat ile Cemal de Yunus'un yanına,tepeye çıkarlar..

cropsy
26-07-06, 14:41
İçerdeki yaralı sayısı sürekli artıyordu,hatta sayı artık o kadar fazlalaşmıştı ki dışarıya da yaralıları tedavi etmek için yer hazırlanmıştı..Sürekli cephelerden gelen yaralı asker sayısı artıyordu hastanede;gelenlerin çoğu da sonradan hayatını kaybediyordu..Ama hastanedeki hiç kimse doktorundan,hemşiresine kadar kimse umudunu yitirmiyordu.. Herkesin inancı tamdı,biliyorlardı özgür günlerin gelmesi yakındı..Olacaktı,olmalıydı...

Ayşe,Nazlı ve Zeynep de hastanede gönüllü çalışan hemşeriler arasındaydı,onlar da ülkenin bu zor zamanlarında kendilerince vatanlarına bir yardım da bulunmak istiyordu herkes gibi ve hastanede gönüllü olarak çalışmaya karar vermişlerdi..İlk başlarda çok zorluk çekmişlerdi aslında..Kolay mıydı gözünün önünde bir sürü askerin son nefeslerine tanık olmak..?Ama alışmışlardı bu duruma zamanla…Alışmayıp da ne yapacaklardı ki…Üçü de etrafa,birbirlerine güçlü görünmeye çalışıyorlardı ama hepsinin aklında bir endişe vardı..

Ayşe kardeşlerini çok merak ediyordu..Sürekli kendi kendine ''Acaba iyiler midir?'',''Ya başlarına bir şey geldiyse?'' diye telaşlanıp dururdu..Ama bilirdi ki kötü haber tez vakitte gelirdi ve bu da onun biraz rahat hissetmesini sağlardı,kendini bu sözle avutmaya çalışırdı..Ama arada kendini kötü sona da hazırlamadan edemezdi ''Ya Cemalle Yunus'un başına kötü bir şey gelirde..'' devamını getiremiyordu bir türlü,bu cümlenin devamı bile onun bu kadar kötü hissetmesine neden oluyorsa,kim bilir gerçekleşse nasıl olacaktı..?Ne yapardı ki onlarsız Ayşe;kimsesiz,tek başına kalırdı..Ayşe bir yandan kardeşleri için endişelenirken,farkında olmadan biri için de endişelenip duruyordu..''Nevzat''..''Acaba o nasıldı,iyi miydi?''..''Başına bir şey gelmiş miydi acaba?''..Bunu düşündükçe Ayşe'nin yüreğinde bir yerler sızlıyordu sanki ve bu hissi yok etmek için çabalayıp duruyordu, Nevzat'ın başına bir şey gelmiş olması onu çok tedirgin etmişti..Nedenini bir türlü çözemiyordu Ayşe ama Nevzat'ı bir daha görmek istiyordu,cepheden kardeşleriyle birlikte onun da sapasağlam dönmesi için sürekli Allah'a dua ediyordu..Üçünün de iyi olduğunu hissetmek Ayşe'ye güç veriyordu sanki,onun ayakta durmasını sağlıyordu..

Peki ya Nazlı..?Onun da Ayşe'den kalır bir yanı yoktu aslında..O da sürekli aklından abisini geçirip duruyordu..''İyi miydi şimdi,yarası falan var mıydı acaba bir yerinde?'' .. Bunu düşündükçe Nazlı'nın içi sızlıyordu..''Kendisine bakmayı bilmez ki hiç Nevzat;eğer bir yerinden bir yara falan aldıysa kesin ilgilenmemiştir o yarasıyla da daha da büyümüştür şimdi'' deyip duruyordu..Aklına sürekli Nevzat'ın küçük yaralar aldığını getiriyordu,diğer türlüsünü düşünmek bile istemiyordu..Çünkü buna hazırlıklı değildi.. Abisini kaybetmenin acısını kaldıramayabilirdi Nazlı,ne kadar güçlü görünmeye çalışsa da Zeynep için bunun ne kadar acı verici olduğunu tahmin edebiliyordu..O yüzden sadece Nevzat'ın küçük yaralar aldığını düşünebiliyordu en kötü ihtimalle,diğer türlüsünü düşünemezdi bile..''Peki ya o?'',Cemal nasıldı?''..Askerlerine emir verirken sarf ettiği cümleleri tahmin edebiliyordu Nazlı..''Dayanın askerlerim,olacak,başaracağız'' diyordur diye tahmin yürütüyordu Nazlı..Peki ya o dayanabilecek miydi?..Elbette dayanacaktı dayanmalıydı..Onun o sıcak elini bir kez daha tutabilecek miydi acaba..?Henüz bunun cevabını bilmiyordu ama içinden bir ses ‘tutacaksın’ diyordu ve bu onun daha da güçlü olmasını sağlıyordu..

Zeynep ise tedirginliğini kızlar kadar iyi saklayamıyordu..Küçüklüğünden beri pek becerememişti bunu zaten..Hastaneye gelen askerleri tedavi ederken aklında sürekli abisi Nevzat vardı..Önünde kanlar içinde yatan askerleri gördükçe abisinin bu halde olmaması için sürekli Allah'a dua ediyordu..''Allah’ım sen abimi koru'' diye..Hastaneye cepheden her asker geldiğinde ilk önce onların yüzlerine bakıyordu ''Acaba abim mi gelen?'' diye ve gelenlerin o olmadığını görünce birden içine küçük bir umut yerleştiriyordu ve bu umut ona ''Merak etme Zeynep abin iyi ve daha da iyi olacak'' diyordu..Zeynep bu sese inanıyordu,inanmak istiyordu..Abisi olmadan bir hayat geçiremezdi çünkü..Ablası Nazlı'nın da böyle hissettiğini biliyordu aslında ama küçüklüğünden beri hep ondan tedirginliklerini sakladığı için Nazlı'nın yüzünden anlayamıyordu bunu ama biliyordu;''o da en az benim kadar endişeli''..diyordu..

Kızlar bir yandan içlerinde yaşadıkları bu duygu fırtınalarıyla boğuşurken,bir yandan da cepheden gelen yaralıları tedavi ediyorlardı..Gün geçtikçe artıyordu ölü ve yaralıların sayısı ama bunlar insanların umutlarını yitirmelerini sağlamıyordu,aksine hayata daha da sıkı tutunmalarını,savaşı kazanmaya da daha istekli olmalarını sağlıyordu..

Hastanede sadece Ayşe,Nazlı ve Zeynep'in cepheden bekledikleri yoktu elbet..Doktor Kemal'in iki oğlu da cephede savaş veriyordu düşmana karşı ya da hemşire Nazife'nin kocası,ya da hemşire Gülbahar'ın sözlüsü Ercan da cephedeydi..Nerdeyse herkesin bir beklediği vardı,sürekli sevdikleri için dualar edip duruyorlardı..

Hemşire Gülbahar kızların üçüyle de çok iyi anlaşıyordu,genelde dördü hep birlikte istirahat ediyorlardı,birbirlerine kendi yaşamlarından söz ediyorlardı..Belki de dördünün bu kadar iyi anlaşmasının en büyük nedeni cephede sevenlerinin olmasıydı..

Gülbahar kızlara sözlüsü Ercan'dan bahsederken adeta gözlerinin içi gülüyordu,ikisi de bebeklik arkadaşıydı ve birbirlerine en sonunda kavuşabilmişlerdi ailelerinin karşı çıkmalarına rağmen..Zamanında bu iki gencin ailesi dostlardı;fakat sonradan Gülbahar ve Ercan'ın babalarının arasına küslük girmiş ve iki aile birbirleriyle görüşmemeye başlamıştı..Bu görüşmeme yasağı Ercan ve Gülbahar için geçerli değildi.. Ailelerinden gizli saklı birbirleriyle görüşüp durmuşlardı..Neden sonra Ercan Gülbahar'dan daha da fazla ayrı kalmamak,onu her zaman yanında istediği için ailesine Gülbahar’la evleneceğini açıklamıştı..Ercan'ın babası buna ilk başlarda şiddetle karşı çıkmış ve bir daha da Gülbahar’la görüşmesine izin vermemişti..Gülbahar'ın babası da bu durumu öğrenince çok sinirlenmiş ve kızına ceza vererek onu eve kapatmıştı..Fakat bu cezalar iki aşığın birbirinden vazgeçmesini sağlamamıştı;hatta aksine birbirlerine daha da sıkı bağlanmalarına neden olmuştu..Gün geçtikçe iki aşığın babaları da çocuklarının ne kadar yıprandıklarını görmüştü… Daha fazla ayrı kalmalarına gönülleri el vermemişti ve bu anlamsız küslüğe son vererek çocuklarının kavuşmalarını sağlamışlardı..Bu olay başta Gülbahar ve Ercan olmak üzere etraflarındaki herkesi çok mutlu etmişti ve iki aşık sözlenmiş,en kısa zamanda da evlenmeye karar vermişlerdi..Ancak bu mutluluklarına ''savaş'' gölgesi düşmüştü.. Evlenmelerine bir hafta kala Ercan askere gitmek zorunda kalmıştı Gülbahar'ını arkasında gözü yaşlı bırakarak..Ama Gülbahar ne kadar gözyaşı dökerse döksün Ercan'ıyla hep gurur duymuştu ve biliyordu ki Ercan Gazi'nin askeri olmayı sonuna kadar hak eden başarılı bir erdi..

Gülbahar Ayşe,Nazlı ve Zeynep'e de sürekli aşk hakkında öğütler verir;''Eğer gerçek aşkı bulursanız sakın ola bırakmayın,o aşk ki size her zaman doğru yolu gösterir ve size güç verir'' deyip dururdu..Ayşe ve Nazlı bu sözleri Gülbahar'dan dinleyince akıllarına Nevzat ve Cemal gelirdi..Aslında Nazlı Cemal'e olan duygularından emindi artık ''Cemal'e aşıktı'' ama ya Ayşe?Neden aklına Nevzat gelirdi ki bu sözleri duyunca..Nedenin bir türlü anlayamıyordu ya da anlıyordu da adını koymak istemiyordu şimdilik..Zeynep ise daha ''aşk''ın tanımını bile doğru düzgün bilmediği için Gülbahar'ın bu sözlerini sadece kulak arkası etmekle yetinirdi..

Öğleden sonra hastaneye gelen yaralı asker sayısı düne göre biraz daha azdı ve herkes kısa bir süreliğine istirahat ediyordu..Nazlı ve Zeynep bir ağacın gölgesinde oturup dinlenirken,Ayşe ile Gülbahar pansuman için gerekli malzemeleri temizlemekle meşguldüler..Ayşe bir ara Gülbahar'ın yüzüne baktı ve dalgın olduğunu fark etti..İlk başlarda ''yorgunluktandır'' deyip geçtii;fakat sonra Gülbahar'ın dalgınlığının nedeninin yorgunluktan kaynaklanmadığını anlayınca ;
Ayşe:Gülbahar,neyin var?..Dalgın görünüyorsun?..İyi misin?..Fakat Gülbahar o kadar dalgındı ki Ayşe'nin onunla konuştuğunun farkına bile varmaz..
Ayşe bu sefer sesini biraz daha baskınlaştırarak:Gülbahar..
Gülbahar birden kendine gelerek:Efendim..Efendim Ayşe..
Ayşe sakin bir tavırla:Neyin var,iyi misin?..
Gülbahar kısık bir ses tonuyla:İyiyim..diye geçiştirir..Fakat sonra Ayşe'nin ''beni oyalamaya çalışma,bir şeyin var belli'' der gibi bakmasından sözlerine devam eder..
Gülbahar:Bilmiyorum Ayşe,içime bir sıkıntı düştü birden..Anlayamadım nedenini ama canım sıkkın baya.. gözleri hafif nemli bir şekilde..
Ayşe teselli edici bir ses tonuyla:Kaç gündür uyuyamadın ondandır..İstersen biraz dinlen..
Gülbahar kafasını sallayarak: Ondan değil Ayşe..Bu başka bir şey,nedenini bilmiyorum ama canım çok sıkkın..sanki kötü bir şey olacakmış gibi…
Ayşe ise Gülbahar'ı daha fazla yormamak için susar ve ikisi birlikte sessizce malzemeleri temizlemeye devam ederler..

cropsy
26-07-06, 14:42
Nazlı ve Zeynep ise ağacın gölgesinde dinlenirken;
Zeynep:Abla, abim iyi midir?..hafif tedirgin bir şekilde…
Nazlı kardeşini rahatlatmak ister gibi bir ses tonuyla:Elbette ki iyidir Zeynepçim..Sen abimizi tanımaz mısın..?Düşmanı ülkeden kovmadan pes etmez o ..hafif gülümseyerek
Zeynep:Bilmem mi abla bilmem mi..iç geçirerek..Kısa bir sessizlikten sonra Zeynep hafif alaycı bir tavırla;
Zeynep:Ee Cemal Abi'nin de abimden kalır yanı yok hani,o da düşmanı kovmadan pes etmez..O da iyidir herhalde..
Nazlı uzaklara dalarak:İnşallah Zeynepçim..Neden sonra Zeynep'in onunla dalga geçtiğini anlayarak hafif kızgın bir tavırla;
Nazlı:Sen biraz dinlensen iyi olur küçük hanım..der ve elini Zeynep'in gözlerine götürerek kapatmasını sağlar..
Zeynep hafifçe gülerek:Üff tamam abla bir şey dedik sanki..kafasını ablasının omzuna koyarak uyumaya çalışır..

Tam o sırada Nazlı ile Zeynep'in oturduğu ağacın yanından sedyeyle bir asker taşınmaktadır..Askerin çığlıkları arasında ikisi de sesin geldiği yöne bakarlar ve sedyedeki askerin bir bacağının koptuğunu ve çok kan kaybettiğini fark ederler..
Zeynep askeri görünce dayanamaz ve gözlerini kapatır,Nazlı ise hemen askerin taşındığı sedyenin yanına gider ve gördüğü manzara karşısında adete şoka uğrar..
Bir bacağını kaybetmiş ve kan kaybından ölmek üzere olan yüzü solmuş bir askerdir bu.. Nazlı telaşlı bir şekilde sedyeyi taşıyanlara;
Nazlı:Çabuk olun hemen müdahale etmemiz lazım..der ama içinden de bir ses ''boşuna uğraşma'' demektedir ..Nazlı bu sese aldırmaz ve askerlerle birlikte koşturarak hastanenin içine gitmeye başlarlar..
Bu sırada yaralı askerin çığlık çığlığa söylediği bir isim Nazlı'nın kanını dondurmasına yetmiştir..''Gülbahar''..
Tam o sırada Nazlı ile Zeynep'in oturduğu ağacın yanından sedyeyle bir asker taşınmaktadır..Askerin çığlıkları arasında ikisi de sesin geldiği yöne bakarlar ve sedyedeki askerin bir bacağının koptuğunu ve çok kan kaybettiğini fark ederler..
Zeynep askeri görünce dayanamaz ve gözlerini kapatır,Nazlı ise hemen askerin taşındığı sedyenin yanına gider ve gördüğü manzara karşısında adete şoka uğrar..
Bir bacağını kaybetmiş ve kan kaybından ölmek üzere olan yüzü solmuş bir askerdir bu..Nazlı telaşlı bir şekilde sedyeyi taşıyanlara;
Nazlı:Çabuk olun hemen müdahele etmemiz lazım..der ama içinden de bir ses ''boşuna uğraşma'' demektedir ama Nazlı bu sese aldırmaz ve askerlerle birlikte koşturarak hastanenin içine gitmeye başlarlar..
Bu sırada yaralı askerin çığlık çığlığa söylediği bir isim Nazlı'nın kanını dondurmasını yetmişti..''Gülbahar''..


Cephede ise ortalık yeniden kızışmıştı,uzunca bir süredir ailelerinden,sevdiklerinden ayrı kalan askerler bir yandan hasret çekerken;bir yandan da cephede omuz omuza savaş verdikleri kardeşleriyle vatanı düşman elinden kurtarmaya çalışıyorlardı Gazi'nin önderliğinde..Sevdiklerinden uzak kaç zaman geçmişti bilmiyorlardı,sayamamışlardı ama bildikleri bir şey vardı ki o da ''özgürlüğün'' yakında gelecek olmasıydı..

Cephede emirleri altında bulunan askerleriyle gurur duyuyordu hem Yüzbaşı Cemal,hem de Teğmen Nevzat..Hepsine inanıyorlardı,kanlarının son damlasına kadar savaşacak güçlükteydi hepsi;çünkü Mustafa Kemal'in askeriydi onlar..Nevzat’la Cemalin ikisi de bir yandan askerlerine emir ve güç veriyorlar,bir yandan da düşmana karşı olanca güçleriyle savaş veriyorlardı..Arada ikisi de göz göze gelip başlarını sallayarak birbirilerine destek oluyorlardı..Yunus da aynı şekilde olanca gücüyle savaş vermekteydi düşmana karşı ama aklının bir köşesinde de sabahleyin ağır yaralı olarak hastaneye uğurladığı Ercan Ağabeyi vardı..''Acaba yaşıyor mudur?'' diye aklından geçiriyordu arada… ama bu sorunun cevabını ''Elbette yaşıyordur'' diye kendince veriyordu..Çünkü bu cevabı vererek kendini üzmemeye,adeta güç almaya çalışıyordu..Aslında ne kadar da zor bir durumdu bu.. Ailelerinden,sevdiklerinden uzakta düşmana karşı savaş verirken;cephede daha önce birbirlerini hiç görmeyen insanların bir anda kaynaşmaları,aynı amaç uğruna savaş verip dost olmaları..Sonradan da bu edindikleri dostların savaş sırasında gözlerinin önünde can vermelerini izlemeleri..Evet acıydı,hem de çok acıydı..Daha bir gece önce sigaralarını karşılıklı içerek birbirlerine hayatlarını anlatırken;ertesi gün birbirlerine sonsuza dek veda etmeleri..Ama yılmamalıydı hiç kimse,aksine daha da güçlü olmalılardı ki bu manzaralarla vatanları bir kez daha karşı karşıya kalmasın...

Cephede elbette sadece askerler de savaş vermiyordu..Mermi taşıyan kadınlar,silah tutan küçücük elli çocuklar da vardı..Onlar da bir nevi bu ülkenin askeriydi aslında..Vatanı için Kanının son damlasına kadar canını vermeye hazır olan yürekli askerlerdi..Millet tek yürek ve tek bilek olmuştu..vatanlarını ne olursa olsun kurtarmalıydılar… başarmalıydılar …

Nazlı sedyede yatan askerin söylediği sözden sonra içinden ''Olabilir mi acaba?'' diye geçirdi ama sonrasında ''Tesadüftür'' diye geçirdi,öyle düşünmek istedi..Aslında askere adını sormak istedi ama ne askerin ''Gülbahar'' ismi dışında ağzından çıkacak bir kelime vardı,ne de Nazlı'nın askere adını sorma cesareti vardı..Alacağı cevaptan korkuyordu çünkü..

Ayşe ile Gülbahar malzemelerin temizliğinde neredeyse sona gelmişlerdi ama hala Gülbahar'ın yüzünde tedirginlik vardı..Ayşe de bu durumun farkındaydı,arkadaşına destek olmak istiyordu ama yapamıyordu..Ne diyecekti ona ''Müsterih ol,Ercan sapasağlam askerden dönecek'' mi diyecekti..Aslında Ayşe'nin içinde bu tarz bir tedirginlik vardı;o da sürekli kardeşlerini,Nevzat'ı merak edip duruyordu ama ellerinden bir şey de gelmiyordu..
Ayşe bu düşünceler içinde Gülbahar'a bakarken birden hastane kapısının olduğu taraftan acı bir çığlık duyuldu..Vatanı uğruna savaşırken bir bacağını kaybetmiş,sevdiği kızı arkasında bırakarak cepheye giden bir askerin çığlıydı bu..Ercan'ın çığlığıydı..

Gülbahar birden bu çığlığı duyunca ellerindeki malzemeleri yere düşürdü ve acı bir şekilde yutkunarak Ayşe'ye tutunma ihtiyaci hissetti..Ayşe ise ne olduğunu anlamaya çalışıyordu, birden Gülbahar'ın gözleri nemli bir şekilde kendisine baktığını gördü ve;
Gülbahar konuşmakta zorlu çekerek:Ayşe..(nefes almaya çalıştı)..O sesi sen de duydun mu?..dedi sanki Ayşe'den ''hayır ben bir ses duymadım'' demesini beklermiş gibi..
Ayşe ise anlamsız gözlerle Gülbahar'a bakıyordu,ikisi de arkalarına dönerek sesin geldiği yöne doğru baktılar..Ellerinde sedyede bir asker taşıyan iki sıhhiye ve yanlarında da Nazlı'yı gördüler..Nazlı ise ne yapması gerektiğini düşünüyordu ve doktoru çağırmaya başladı yüksek bir sesle;
Hastanedekiler ise bu iki aşığı seyrediyordu sadece;çünkü ellerinden başka bir şey gelmiyordu..O sırada doktor da telaşlı bir şekilde içeri geldi ve gördüğü manzara karşısında ''elimden bir şey gelmez'' ifadesi takınabildi sadece..
Gülbahar doktoru görünce umutla: Doktor yardım edin ne olur,Ercan'ımı yaşatın..dedi
Doktor ise çaresiz bir şekilde ''elimden gelen bir şey olsa'' demeye çalıştı ama diyemedi bir türlü..Burada da doktorun yardımına Ercan koştu ve Gülbahar'a:
Ercan:Gülbahar’ım..(konuşmakta zorluk çekerek)Boşuna çabalama,az vaktim kaldı benim..(yutkunarak)Ölmeden son bir kez seni gördüm ya o yeter bana..Kaderimizde bu da varmış meğer;birbirimize kavuşamadan şu fani dünyadan gitmek..Ben seni çok sevdim,hep seni sevdim..Bunu hiç unutma olur mu?..(alnından soğuk terler boşalarak) Sakın kendini bırakma,hayatını yaşamaya devam et..Ben hep seni izliyor olacağım..Sen güldün mü ben de sana yukardan bakıp gülüyor olacağım..Senin mutluluğun benim mutluluğum,senin üzüntün benim üzüntüm olacak..Eğer beni mutlu etmek istiyorsan kendin mutlu ol o yeter bana..(zoraki bir gülümsemeyle)Tamam mı?
Gülbahar gözü yaşlı bir şekilde:Ercan söyleme böyle..Sen olmazsan ben ne yaparım.. Olamam ki ben sensiz….
Ercan:Şişşt,söyleme böyle..Bak göreceksin yeni bir ülke doğacak ve sen de bu ülkenin cesur kadınlarından biri olup kendine yeni bir hayat kuracaksın..(gülerek)Gözüm üstünde olacak yani haberin olsun..
Gülbahar:Yapma..diyebildi sadece,kısa bir sessizlikten sonra Gülbahar Ercan'ın vücudunun giderek soğuduğunu hissetti ve gözlerinin yavaş yavaş kapandığını fark etti ve son bir kez sevdiğine;
Gülbahar:Ercan seni seviyorum,hem de ölesiye seviyorum..Hep sevdim ve sevmeye de devam edeceğim..
Ercan hafif bir tebessümle ağzından son söz olarak:Ben de..diyebildi ve gözlerini sonsuza dek kapattı..
Gülbahar Ercan'ın gözlerini kapamasıyla hayatının ayaklarının altından çekildiği fark etti ve sadece ağlayabildi,sadece..Yüreğine bir kor düşmüştü…tüm vücudunu sarmıştı bu kor..
Tıpkı diğer şehit olan askerlerin yakınları gibi sadece ağlıyordu..bir yandan da Ercan’ın şehit olmasına o kutsal mertebeye ulaştığı için seviniyordu…dua ediyordu Yaradan’ına.. ‘Allah’ım bu şehit olan askerlerin kanı yerde kalmasın ne olur…Vatanımızı kurtarmamıza yardım et…’

cropsy
26-07-06, 14:43
Hastanedekiler ise gördükleri bu acı manzara karşısında hiçbir şey yapamıyorlar,sadece izlemekle yetiniyorlardı..Herkesin gözü yaşlıydı..Ayşe kendine anca gelebilmişti,daha 10 dakika önce Gülbahar'ı teselli etmeye çalışıyordu ama şimdi elinden teselli etmek bile gelmiyordu..Gözleri yaşlı bir şekilde Nazlı'ya baktı ve onun da durumunun kendininkinden farksız olduğu anladı..İki kız da birbirlerine bakakaldı…ellerinden bir şey gelmiyordu… İçlerinde fırtınalar kopuyordu…Kardeşleri daha da bir akıllarına düşmüştü…Yürekleri burkuldu…
Ayşe daha sonra doktorla göz göze geldi ve doktorun bakışıyla ne demek istediğini anladı..Gülbahar'ı toparlayıp işlerine geri dönmelilerdi..Kurtarılması gereken başka bir sürü asker de vardı çünkü;kalplerine zırh vurup devam etmelilerdi yollarına..
Ayşe Nazlı'ya bakarak gözüyle Gülbahar'ı işaret etti ve ikisi de Gülbahar'ın yanına giderek;
Ayşe:Gülbahar,hadi dışarı çıkalım artık,toplamalısın kendini..
Gülbahar ağlamaya devam ederek:Ayşe ben bittim anlıyor musunuz bittim..Ben onsuz ne yaparım,yaşayamam..Alın beni de Ercan'ı götürdüğünüz yere götürün,yalvarırım.. Ayşe'ye sıkıca sarılır..
Ayşe ve Nazlı ise ağlamamak için kendilerini zor tutuyorlardır ama arkadaşlarına destek olmak için güçlü görünmelilerdi..
Nazlı:Gülbahar yapma böyle,Ercan'ın söylediklerini hatırla..Sana ''Yaşamaya devam et'' demedi mi,o zaman sen de yaşayacaksın..Kendin için,onun için..
Gülbahar bu söz üzerine hiçbir şey diyemedi,sadece kafasını sallamakla yetindi..Kızların yardımıyla dışarı Zeynep'in yanına gidebildi...Ayşe ve Nazlı diğer hastanedeki çalışanlarla birlikte yaralılarla ilgilenmeye başladılar sanki az önce iki aşığın sonsuza dek olan vedasını izlememiş gibi..


Cephede tüfeklerden çıkan kurşun sesleri ile atılan bombaların sesleri hakimdi..Bir de..Bir de yürekli askerlerin birbirlerine söyledikleri cesaret verici sözleri hakimdi..Cephedekiler hissediyordu,savaşın sonlarına geliniyordu ve hissediyorlardı,Türk askeri başaracaktı..Kaç zamandır sevdiklerinden uzakta,hasret acısıyla yanıp tutuşan yürekler sevdiklerine,özgür günlerin sabahına kavuşmak için ellerinden ne geliyorsa yapıyordu..Mustafa Kemal'in önderliğinde düşmana karşı savaş veren,kendi halkıyla birbirine sıkı sıkıya kenetlenmiş bir insan topluluğu vardı..Kimsenin kuşkusu yoktu ''zafer'' yakındı..

Nevzat'ın evinden ayrı kaldığı uzun süre içinde içindeki o hasret gitgide büyüyordu.. Kardeşlerine,bebekliğini geçirdiği evine,komşularına ve de...Ve de hayatına nasıl girdiğini bir türlü anlayamadığı Ayşe'sine özlemi gün geçtikçe büyüyordu..Ve içinde büyüttüğü bu özlem onu sevdiklerine daha çabuk kavuşturmak için Nevzat'ın iliklerine kadar işleyip ona ayrı bir savaşma gücü veriyordu..Zaferin yakın zaman içinde geleceğine o da inanıyordu ve bu inanç onda heyecan yaratıyordu..Sevdiklerine kavuşacak olmanın heyecanını..Nazlı ve Zeynep'i ne kadar da çok özlemişti;sürekli aklından ''Acaba ne yapıyorlardı,başlarına bir şey gelmiş midir?'' diye geçirip duruyordu..Kardeşleriyle hemen hemen her akşam evlerinin bahçelerinde yaptıkları sohbeti çok özlemişti ve o akşamların biran önce gelmesini istiyordu..Ama bunların dışında çok istediği bir şey daha vardı Nevzat'ın.. ''Ayşe''..Evet Ayşe'yi istiyordu,onu yeniden görmek,onunla yeniden kavga edebilmek, onun o yemek sırasında bir kaç saniyeliğine bile olsa tuttuğu o narin ellerin sıcaklığını teninde bir kez daha hissetmek istiyordu..Ne olup bittiğini anlayamadan Ayşe Nevzat'ın içine işlemişti adeta gün geçtikçe..Nevzat hayatında ilk defa böyle hissediyordu birine karşı ve bu hislerin hiçbir zaman da sönmesini istemiyordu..İnançlı bir askerdi Nevzat ve inanıyordu hem kendisini,hem sevdiklerini,hem de uğruna korkmadan savaş verdiği vatanını güzel günler bekliyordu..

Cemal de askerle umutlarını asla yitirmemeleri için destek verirken,aslında bir yandan da kendine de destek veriyordu..Askerlerine ''Hadi Aslanlarım,dayanın,başaracağız,alnımızın akıyla bu savaşı geçeceğiz'' derken sanki bir yandan da kendine ''Hadi Cemal dayan,az kaldı.Ülkeni özgürlüğüne kavuşturacaksın,sevdiklerine,sevenlerine kavuşacaksın'' diyordu ve bu ses ona güç,kuvvet veriyordu..Aslında kardeşi Yunusla aynı cephede omuz omuza savaş vermek ona ayrı bir güç,güven veriyordu..Cemal özellikle de annelerini kaybettikten sonra ailesine karşı kendini hep sorumlu hissetmiş,sanki onlara sürekli göz kulak olmak zorundaymış hissini uyandırmıştı kendisinde..O yüzden Yunus'un yanı başında olduğunu bilmek onun rahat hissetmesini sağlıyordu..Peki ya Ayşe?..O ne yapıyordu?..Evet Yunus yanındaydı ama diğer bir kardeşi Ayşe değildi,o yüzden içinin bir tarafı huzursuzdu hep..Ayşe'nin iyi olduğunu düşünmek istiyordu ve kendini buna şartlamıştı sanki..Sürekli aklından ''O iyi merak etme,dört gözle beni ve Yunus'u bekliyor'' diyordu ve bu ona güç veriyordu..Acaba Nazlı nasıldı?..İyi miydi,yine gözleri ilk gördüğüm günkü gibi parıldıyor muydu?..Bunun cevabını bilmiyordu henüz elbet ama ''evet o iyi'' diye bir cevap yaratmıştı kendince ve onun o ellerini her tutuşundaki sıcaklığı bir daha hissedeceğini düşünerek savaş veriyordu umutla düşmana karşı..

Yunus gün geçtikçe büyüdüğünü hissediyordu savaşta..Savaş onu da olgunlaştırmıştı herkes gibi..Arada ablası Ayşe'yi düşünüp ''Bana küçük çocuk gibisin,büyüyemedin'' deyip dururdu..Acaba şimdiki halimi görse ne derdi?..Görebilecek miydi acaba ablası kardeşinin bu halini..Belki evet,belki de hayır..Cemal'e Yunusla aynı cephede savaş vermek nasıl güç veriyorsa,aynı şekilde Yunus'a da abisiyle aynı cephede savaş vermek güç veriyordu.. Kendini güvende hissetmesini sağlıyordu..Peki ya ablası,o nasıldı?..Güvende miydi?.. ''Elbetteki güvende'' derdi kendi kendine..''Ablamı iyi tanırım ben,abimle benim cepheden sapasağlam dönüşümüzü dört gözle bekliyordur o şimdi''..derdi..Acaba o kız nasıldı, Teğmenimin kardeşi Zeynep?..Ablamla iyi geçinebilmiş miydi acaba?..Ama Nevzat Teğmen söylemişti ''Kızlar birbirlerine çabuk alışmışlar'' dediydi..Hatta evlerini eşkıyalar bastığı zaman gece üçü birlikte uyumuşlar,iyidir elbet araları derdi..Nedenini bilmiyordu henüz Yunus ama ablasıyla Zeynep'in iyi geçinmesini istiyordu..İstiyordu sadece.. Ablasının eşkıyaları evden kovduğunu öğrenince ilk başta abisiyle ne de çok korkmuştu Yunus,hem Ayşe için korkmuşlardı..Hem de..Yunus Zeynep'i de çok merak etmişti aynı abisinin Nazlı'yı merak ettiği gibi ama soramamışlardı ikisi de Nevzat‘a..Ama sormalarına gerek de yoktu zaten,Nevzat her şeyi en ince ayrıntısına kadar memnun dolu ifadelerle anlatmıştı..
Elbette sadece Nevzat,Cemal,Yunus düşünmüyordu sevdiklerini,onlara kavuşacakları günün özlemini..Çavuş Hüseyin,Onbaşı Selim,Er Cengiz ve daha bir sürü asker..Herkesin kendi bir hikayesi vardı ve bu askerlerin ayrı ayrı hikayeleri ortak bir noktada birleşiyordu..''Savaş''..


Cephede savaş olanca hızıyla ve şiddetiyle sürerken cephe arkasında da bir telaş vardı..Oradaki insanlar da vatanları için ellerinden geleni yapıyorlardı..Kızlar da vatanlarına küçük de olsa bir yardımda bulunabilmek için hastanede hemşirelik yapıyorlardı..

Ercan'ın hastaneye gelişinden yaklaşık 10 gün geçmişti..Herkes hayatına devam ediyordu bir şekilde,etmesi gerekiyordu çünkü..Ama hayatına kaldığı yerden devam edemeyen biri vardı..''Gülbahar''..O günden sonra Gülbahar'ın ağzını neredeyse bıçak açmamıştı.. Konuşamıyordu bir türlü..Sadece arada bir ağzından ''Ercan'' adı çıkıyordu.. hastanedeki işine de son vermemişti,aksine eskisinden daha da güçlü çalışıyordu, çabalıyordu.. Cepheden yaralı gelen askerleri elinden geldiğince çabuk iyileştirmeye çalışıp cepheye geri yollamaya,sözlüsünün ölümüne yol açan düşmana karşı daha da güçlü savaşmaya yollamak için çabalayıp duruyordu ama konuşmuyordu..

Ayşe,Nazlı ve Zeynep ise Gülbahar'ın konuşmamasına bir yandan üzülürlerken;bir yandan da eskisinden daha da güçlü oluşuna seviniyorlar,onun bu azmine hayran kalıyorlardı. Acaba kendileri de sevdiklerini savaşta kaybetselerdi ya da kaybederlerse bu kadar güçlü olabilirler miydi?..Üçü de bazen kendi kendine bu soruyu sorup dururdu..
Hava kararmıştı ve hastane çalışanları kendilerine kısa bir dinlenme molası vermişti..Kaç gündür yaralıların gelişi durmamıştı,gün geçtikçe artıyordu ama bu umutların tükenmesini sağlamıyordu hiçbir şekilde..Aksine umutların çoğalmasına sebep oluyordu..Bu dinlenme esnasında Ayşe,Nazlı ve Zeynep bir köşede oturmuş hem yorgunluklarını gideriyorlar hem de konuşuyorlardı:
Nazlı:Kaç gündür yaralıların gelişi hiç durmadı..hafif tedirgin bir ifadeyle…
Ayşe soğuk kanlı olmaya çalışarak kafasını sallar:Haklısın..
Zeynep hafif telaşlı bir ifadeyle söze girer:Sürekli cepheden gelen askerlerin yüzlerine bakıyorum öncelikle acaba abim mi,Cemal abi mi?..diye…Onların olmadığını görünce az da olsa içim rahatlıyor..
Ayşe ve Nazlı ise birbirlerine bakmakla yetinirler ve kısa bir sessizliğe bürünürler..Neden sonra Ayşe uzaktan Gülbahar'ın bir askerin yarasını pansuman ettiğini görür ve söze girer;
Ayşe: O günden beri doğru düzgün konuşmadı ama hala çok güçlü bir şekilde ayakta duruyor,hem de eskisinden daha da güçlü bir şekilde.. Onun bu halini görünce kendimi birden onun yerine koyuyorum ve ''ben ne yapardım acaba?'' diyorum..''onun kadar güçlü olabilir miydim?'' diyorum.. Yunus'u,Cemal'i ya da N..(birden Nevzat’ın ismini söyleyeceğini fark eder ve hafif utangaç bir şekilde kafasını öne eğer)
Nazlı ve Zeynep ise Ayşe’nin abilerinden bahsedeceğini anlarlar ve Nazlı hafif muzur bir ifadeyle:Ya da ne?...
Ayşe ise lafı geçiştirmek istercesine:Yani sevdiğim birini kaybetseydim onun kadar güçlü olabilir miydim bilmiyorum..lafı geçiştirebildiği için rahat bir nefes alır..

cropsy
26-07-06, 14:44
Nazlı ve Zeynep'in ise gözünden kaçmamıştır bu durum ama fazla da üstüne gitmek istemezler,sadece birbirlerine bakıp hafifçe gülümserler..Daha sonra Zeynep söze girerek;
Zeynep:Abimi kaybettiğimi düşünemiyorum..Onsuz ne yapardık biz?..
Bu söz hem Nazlının hem de Ayşe’nin içinin sızlamasına sebep olmuştur ve yüzlerini huzursuz bir ifade kaplamıştır..Daha sonra Ayşe söze girerek;
Ayşe:Ya Cemalle Yunus'a bir şey olursa ben ne yapardım?..Benim onlardan başka kimsem yok...gözleri hafif nemli bir şekilde..
Nazlı:Ya biz neyiz Ayşe?..Hem bak göreceksiniz Nevzat da,Cemal de,Yunus da sapasağlam dönecekler cepheden..Hem de alınlarının akıyla..der kızlara moral vermek istermişçesine ama Nazlı'nın da içi tedirgindir aslında..Hem abisi için, hem de Cemal için çok endişeleniyordur..''Ya geri dönemezlerse?'' diye…sadece aklından geçirdi bu düşünceyi ve güçlü görünmeye devam etti..
Ayşe birden kendine gelerek:Haklısın Nazlıcım üçü de sapasağlam gelecek yanımıza.. tebessüm ederek…
Zeynep de umut eder bir şekilde:Umarım..
Kızların üçü de kısa bir süre sessizliği dinlediler..Daha sonra cepheden gelen yaralı askerlerin sesleriyle birlikte birden kendilerine gelerek işlerinin başına döndüler..


O akşam aslında her şeyin değiştiği bir akşamdı kızlar için..Sevdikleri cephede büyük bir savaş verirken,bir yandan da onlar cephe arkasında savaş veriyorlardı..Bir yandan da sevdikleri için Allah'a dua ediyorlardı onların sapasağlam dönmeleri için..Farklı bir akşamdı..hastanede geçirecekleri son akşamdı,tabii bundan henüz haberleri yoktu ve olanca güçleriyle askerleri tedavi etmeye çalışıyorlardı ama sabah her şeyi öğreneceklerdi..Sadece onlar mı öğrenecekti..?Elbette ki hayır,tüm ülke öğrenecekti ''özgürlük'' artık onların elindeydi..

Güneş yavaş yavaş yüzünü göstermeye başlamıştı,etraf aydınlandıkça yerde yatan askerlerin görüntüleri de iyice belirginleşiyordu..Kimisi vatanı uğruna canını vermiş,kimisi de vatanı uğruna canla başla mücadele ederken sağlam kalmayı başarabilmişti..Ama tüm askerler için değişmeyen bir şey vardı;başarmışlardı..Düşmanı ülkeden kovmayı başarmışlardı…Mustafa Kemal'in önderliğinde atıldıkları bu zorlu yolculuğun sonuna ''gururla,zaferle'' gelmişlerdi..Önemli olan da bu değil miydi zaten..

Nevzat güneşin yüzüne vurmasıyla yavaş yavaş kendine gelmeye başladı..Ayağa ağır adımlarla kalktı ve çevresine bakındı..Birden az ötesinde ölü gibi yatmakta olan birini gördü..Yüzbaşıyı gördü,Cemal'i gördü..Nevzat birden kendini toparlamaya çalışarak Cemal'in yanına koşar adımlarla gitti ve yere eğilerek;
Nevzat(yüksek bir ses tonuyla):Cemal..Cemal..Kalk..(Nevzat bir yandan Cemal'i kendine getirmek için sarsıyor,bir yandan da nefes alıp almadığını kontrol etmeye çalışıyordu)..
Cemal yavaşça kendine gelerek:Çekiştirip durmasana be..(nefes alarak)Benden bu kadar kolay kurtulabileceğinizi mi sandınız Teğmenim?..
Nevzat hafifçe gülümseyerek:Ben..Ölü gibi yatıyordun..
O sırada bir ses duyulur,herkesin içine mutluluk,gurur veren bir ses;Yunus'un sesidir bu;
Yunus yüksek sesle bir elinde telefonla koşturarak:Kazandık..Kazandık..Düşmanı bozguna uğrattık..Zafer bizimdir..Kalkın..Başardıkkk…Vatanımız kurtuldu düşmanların elinden…
Bu söz üzerine askerler birden bire kendilerine gelirler ve ayağa kalkmaya başlarlar birbirlerine,omuz omuza savaştıkları dostlarına sarılırlar..
Nevzat da Cemal'i kaldırmaya çalışarak:Kalk..der
Yunus da elindeki telefonla Nevzat’la Cemalin yanına gelir koşarak:Yüzbaşım,abim kazandık..Teğmenim kazandık..üçü de birbirlerine sarılırlar..


Bu güzel haber kısa sürede tüm ülkeye yayılır elbette..Kızların olduğu kasabaya da gelmiştir bu sevinçli haber..Tüm halk ellerinde bayraklarla koşturarak : Düşmanı ülkeden kovduk..Başardık..diye bağırıyorlardı..

Kızlar da herkes gibi bu habere çok sevinmişlerdi ve birbirlerine sımsıkı sarılarak:Çok şükür..diyebilmişlerdi sadece..Şimdi akıllarında cepheden gelecek olan üç askeri sapasağlam bir şekilde karşılamak vardı..Üçü de umut ediyordu;''Lütfen sağ olarak yanımıza gelsinler'' diye..
Gülbahar da bu sevinçli haberden sonra sanki kabustan uyanırmışçasına kendine gelerek ellerini başının üstüne koyar ve:Ercanım bak gördün mü?..Evet,evet gördün sen de.. Ülkemiz düşman elinden kurtuldu..Senin sayende,can yoldaşların sayesinde,Mustafa Kemal'in sayesinde..der ve sanki yukardan Ercan'ın onu izlediğini hayal eder ve gözyaşlarına boğulur..Ama bu seferki gözyaşları farklıdır,bunlar mutluluk gözyaşıdır..

Kızlar Gülbahar'ın yanına giderek ona da sarılmak,yanında olduklarını hissettirmek isterler..Gülbahar da kızları görünce onlara koşarak: Oldu kızlar,Ercan'ımın da dediği gibi bu ülke düşman elinden kurtuldu…gözü yaşlı bir şekilde..Kızlar da gözleri yaşlı bir şekilde kafalarıyla Gülbahar'ı onaylarlar ve birbirlerine sımsıkı sarılırlar..

cropsy
26-07-06, 14:45
Tüm ülkede adeta bir bayram havası vardı..Herkes düşman elinden kurtuluşunu kutluyordu..Herkes inanıyordu ve biliyordu;bu ülkeyi çok daha güzel günler bekliyordu..Savaşı kazanacaklarına nasıl inandılarsa,çok daha güzel günlerin geleceğine de o kadar inanıyorlardı..Her şeyden önce onların Mustafa Kemalgibi bir önderi vardı;inanmamak olur muydu hiç..?Olmazdı elbet..

Cephede de askerlerin birbiriyle vedası vardı..Herkes cepheye ilk geldiği gün sevdiklerini arkada bıraktıkları için nasıl mutsuzlarsa;yine aynı şekilde cepheden ayrılırken de o kadar mutsuzdular..Çünkü;yine arkalarında sevenleri vardı..Onca zaman omuz omuza savaştıkları ''kardeşleri'' vardı..Herkes birbirine vedasını ederken gözlerde bir hüzün vardı ama sevdiklerine kavuşacakları için de bir heyecan vardı aynı zamanda..Kolay değildi elbet onca acıya birlikte göğüs gerip sonradan yollarının ayrılması ama gururlu ve mutluydu herkes..Başarmışlardı,ona inanmışlardı,önderlerine inanmışlardı ve ülkeye hürriyeti getirmişlerdi..

Cemalle Nevzat da cephedeki son hazırlıklarını yapıyorlardı..İkisinin de içi içine sığmıyordu..Sevdiklerine kavuşacaklardı sonunda,onları bir kez daha görebileceklerdi hem de alınlarının akıyla..Bundan daha güzel ne olabilirdi ki?Cemal Nevzat’ın yüzüne bakınca heyecanını görebiliyordu ve hafif alaycı bir tavırla;
Cemal:Ne o Teğmenim bakıyorum da pek bir heyecanlısınız..
Nevzat gülümseyerek bir kaşını havaya kaldırır ve:Ee siz değil misiniz heyecanlı? Kardeşiniz Ayşe'ye kavuşmak sizi heyecanlandırmıyor mu?..(Nevzat Ayşe'nin ismini söylerken birden onu ne kadar çok görmek istediğini hatırlar)
Cemal:Heyecanlanmaz mıyım Nevzat,nasıl özledim onu bir bilsen..
Nevzat birden kendini tutamayarak:Ben de..der ama sonra ne dediğinin farkına varır gözlerini yere eğer…
Cemal ise şaşkın bir tavırla:Sen de mi?..anlam dolu bakışlarla…
Nevzat birden durumu toparlamak istermişçesine:Yani ben de kendi kardeşlerimi..yani Nazlıları özledim demek istemiştim..
Cemal ise gülümseyerek kafasını sallar ve:Ben de..
Nevzat:Sen de mi?..
Cemal ne dediğinin farkına varır ve az önce Nevzat'ın yaptığı gibi durumu toparlamaya çalışarak:Yani ben de kardeşlerimi..yani kardeşimi özledim..
Nevzat da başını ''anladım'' der gibi sallar ve konuyu kapatır..Ne Nevzat’ın ne de Cemal'in bu konuyu daha fazla uzatmaya niyeti yoktur;çünkü ikisi de daha fazla bir pot kırmak istemiyorlardır..

O sırada Yunus parıltılı gözlerle Nevzatların yanına gelir:Ee abi,Teğmenim gitmiyor muyuz artık?..
Cemal alaycı bir tavırla:Sözlerine dikkat et Yunus hala cephede olduğumuza göre bana ''Yüzbaşı'' demek zorundasın..
Yunus birden utanarak kafasını öne eğer:Şey..Ben..
Nevzat Yunus'un daha zorlanmasını engelleyerek:Çok fazla üstüne gitmeyelim Yüzbaşım.. Heyecanlı anlaşılan Yunus.. gülerek…
Cemal de tebessümle:Latife yapıyordum zaten..Alınma öyle hemen Yunus..
Yunus gülen gözlerle:Yok alınmadım da..Şey..Evet Teğmenim doğru bildiniz çok heyecanlıyım..Ablamı,sonra..susar Zeynep'in ismini söylemek istemiyordur..
Cemal anlam dolu bakışlarla:Sonra ne der?
Yunus:Yani işte Teğmenim de kardeşlerinden bahsedip dururdu,onları da göreceğim sonunda..diye geçiştirir…
Cemalse kafasını sallamakla yetinir sadece,kısa bir sessizlikten sonra Nevzat söze girerek;
Nevzat:Ee hanımları fazla bekletmeyelim artık,biran önce yola koyulsak iyidir..
Cemal Nevzat'a destek çıkarcasına:Haklısın hanımlar bekletmeye gelmez..gülerek…
Yunus söze girerek:Hele ablam hiç gelmez..Hatta gittiğimiz zaman azar bile işitebiliriz ''neden daha erken gelmediniz?'' diye..der ve üçü de bu söz üzerine gülerek yola koyulurlar..

Nevzat'ta hem kardeşlerini,hem de Ayşe’yi görmenin heyecanı;Cemalde kardeşi Ayşe ile birlikte o elinin sıcaklığını bir türlü unutamadığı Nazlı'yı görmenin heyecanı;Yunus'ta da ablasıyla birlikte resimden görüp etkilendiği Zeynep'i tanıyacak olmanın heyecanı vardı..

Kızlar da ise hafif bir tedirginlikle birlikte sevdiklerini görecek olmanın heyecanı vardı..Tedirgindiler çünkü ''ya dönmezlerse'' diye korkuyorlardı ama ''kötü haber tez ulaşır'' diye düşündüklerinden(ya da düşünmek istediklerinden) kendilerini bu konuda fazla üzmemeye çalışıyorlardı..İçlerinden bir ses ''sağ salim dönecekler'' diyordu..

Ayşe ile Nazlı evin içinde bir yandan akşam için yemek hazırlıyorlar,bir yandan da sohbet ediyorlardı..Zeynep ise bahçede savaş zamanında ilgilenemedikleri çiçekleriyle uğraşmaktaydı..
Ayşe:Ne zaman dönecek acaba Cemaller?Kaç gündür onların gelme umuduyla yemek yapıp duruyoruz..
Nazlı hafif alaycı bir tavırla:Ne o Ayşe sen yemek yapmaktan da mı şikayet ederdin..
Ayşe gülerek:Yok canım ondan demedim de..
Nazlı söze girerek:Ben de meraklanmaya başladım aslında,gelirler umuduyla yola bakıp duruyorum sürekli..
Ayşe güven vermek istermişçesine:Gelirler elbet gelirler..
Nazlı da Ayşe’ye gülümseyerek dediğini onaylamakla yetinir sadece..

O sırada bahçede çiçeklerle uğraşmakta olan Zeynep birden sesler duyar ve kafasını sesin geldiği yöne doğru çevirince uzaktan üç askerin başları dik bir şekilde geldiklerini görür.. Gelenleri gözüyle seçmeye çalışır;biri Cemaldir,ötekini tanımıyordur, diğeri de abisidir.. Zeynep birden abisini görünce heyecandan ne yapacağını şaşırır ve yüksek sesle;
Zeynep:Abla..Abla..Nazlı Abla,Ayşe Abla..Abimler geliyor..
Ayşe’yle Nazlı ilk önce Zeynep’in söylediklerine inanamazlar ve birbirlerinin suratlarına bakarlar;fakat daha sonra Zeynep'in sözlerini tekrar tekrar dinledikten sonra kendilerine gelerek bahçeye çıkarlar..

O sırada Nevzatlar da evin önüne gelmişlerdi,Nevzat atından heyecanlı bir şekilde inerek;
Nevzat:Suss..Bağırma öyle küçük deli kardeşim benim..
Zeynep de abisinin kucağına atlayarak:Abicim..Abicim..Geldin sonunda..gözlerinden mutluluk yaşları akmaya başlar..
Nevzat:Geldim ya..Benden o kadar kolay kurtulabileceğini mi sandın?..iki kardeş birbirlerine sımsıkı sarılır..
O sırada Ayşe’yle Nazlı da bahçeye çıkmışlardır ve Nazlı Nevzat'ı görür görmez hemen yanına koşarak gider;
Nazlı:Abim...Hoşgeldin evine..
Nevzat:Nazlım benim,canım kardeşim..
Nazlı Nevzat’a gurur dolu bir bakış atar ve Zeynep,Nazlı ve Nevzat;bu üç kardeş birbirlerine sımsıkı sarılıp hasret giderirler..

Yunus ise kapıdan çıkan ablasını görünce atından hızlı bir şekilde inerek Ayşe’ye doğru yönelir;
Yunus:Abla..Ablam..
Ayşe gözleri yaşlı bir şekilde:Yunus..iki kardeş birbirlerine sarılırlar..
Ayşe:Biliyordum,döneceğinizi biliyordum..
O sırada da Cemal kardeşlerinin yanına gelerek:Ee Ayşe Hanım bizi pek özlemediniz galiba..hafif alınmış gibi yaparak…
Ayşe ise Cemal'in laf atmasına bu sefer hiç söz etmeyerek: Olur mu hiç öyle şey?.. Cemalle ikisi birbirlerine sarılırlar..
Ayşe:Öyle çok özledim ki sizi..gözleri nemli bir şekilde ve bu sefer bu üç kardeş de birbirlerine sımsıkı sarılırlar..

Bir yandan Nevzat_Zeynep_Nazlı,bir yanda da Ayşe_Cemal_Yunusbirbirlerine sarılıp özlem gideriyorlardı..Ama bunlar yaşanırken bir diğer taraftan da;

Nevzat arada Ayşe'ye bakıyordu,onu bir daha görebilmek içini ısıtmıştı adeta.. Kardeşlerine ne kadar da bağlıydı,gözlerinden okunuyordu,ikisini de çok seviyordu Ayşe..Ve birden içinden ''Acaba beni de onları sevdiği kadar sevebilir mi?'' diye düşündü sonra birden Ayşe’yle göz göze gelince hafif utanarak kafasını diğer tarafa çevirdi..

Ayşe Nevzat'ın ona baktığını fark etmişti ve bu onu çok mutlu etmişti..Nedenini de yavaş yavaş anlamaya başlıyordu aslında bunun..Ayşe birden Allah'a şükretti hem kardeşlerini, hem Nevzat'ı sağ salim gelmelerini sağladığı için,hem de ülkesinde hür günleri gördüğü için..

Nazlıyla Cemal ise kardeşleriyle sarıldıktan sonra göz göze geldiler ve elleri bir kez daha buluştu..Yine o aynı sıcaklığı aldılar birbirlerinden ve sanki birbirlerine bakınca ikisinin de gözleri..''Seni bir kez daha görebildim ya başka ne isterim ki’ ' diyordu..

Yunus ise Zeynep'i karşısında gördüğü için hem çok mutlu,hem de heyecanlıydı..Nevzat bu ikisini tanıştırırken Yunus Zeynep'e abisinin ondan çokça kez bahsettiğini söylemişti.. Zeynep de Yunus'un bu sıcak bakışlarından ve sözlerinden çok etkilenmişti o da Ayşe’nin sürekli kendisinden bahsettiğini söyleyip gülümsemişlerdi birbirlerine..

cropsy
26-07-06, 14:46
Nevzat ve Ayşe biraz çekinerek karşı karşıya gelmişlerdi..Sessizce birbirlerine bakıyorlardı..Nevzat daha fazla sabredemedi ve elini uzatarak konuşmaya başladı..
Nevzat:Ayşe hanım beni gördüğünüze sevinmediniz galiba…dedi alaycı bir tavırla…
Ayşe de elini uzattı ve Nevzat’ın başlattığı oyuna o da bozmadan devam etti..
Ayşe:Doğruyu söylemek gerekirse evet…Ama sizin sayenizde eğlendiğim için gelmenize sevindim..Savaş zamanında gülememiştik..şimdi siz varsınız…dedi gülerek…
Nevzat:Ya öyle mi Ayşe hanım..aslında ben de sırf sizi eğlendirebilmek için savaştan sağ salim dönmüştüm…

Nazlı ve Zeynep yine tartışmaya başlayacaklar diye geçiriyorlardı içlerinden…Tam Nazlı söze girecekti ki..Ayşe ve Nevzat’ın gülmeye başladıklarını gördü…Ve derin bir nefes aldı… Cemal ve Yunus saf saf bakıyorlardı…Bu ikisi dışında hepsi gülüyordu…
Cemal:Neden gülüyorsunuz? Bişey mi kaçırdık biz Yunus’la?
Nazlı:Aslında evet…Bunu sonra anlatırız..dedi gülerek devam etti…çok uzun bir hikaye…

Bu söz üzerine daha çok güldüler…Cemal ve Yunus bişey anlamasa da onlarda güldüler.. Savaş bitmişti artık ağlayan gözlerde mutluluk gözyaşları vardı…
Nazlı gülmeyi bırakarak konuşmaya başladı…
Nazlı:Biz de kaç gündür sizler için yemek hazırlayıp duruyorduk,kısmet bugüneymiş..Artık içeri geçelim de orada sohbetimize kaldığımız yerden devam edelim..gülümseyerek…
Yunus hemen söze girerek:Abla bir bilsen senin yemeklerini ne çok özledim..Yani elinden zehir olsa bile içecek vaziyetteyim şu an.. hepsi bu söz üzerine gülerler…

Daha sonra Ayşe hafif kaşlarını çatarak Yunus'un koluna girer ve onunla birlikte içeri girerken: Daha yeni anladın tabi yemeklerimin kıymetini..Bundan sonra yaptığım yemeklere söylenemezsin o zaman ona göre..
Yunus da kafasıyla onaylayarak:Sana karşı çıkmak mümkün mü?..gülerek…

Nevzat ile Zeynep de Ayşelerin arkasından birbirlerine sarılarak içeri girerler..

Nazlı ile Cemal de arkalarından içeri girerler..Cemal içeri girerken utangaç bir tavırla Nazlı'ya yol verir..

Artık ülkede savaş bitmişti ve yeni bir döneme giriliyordu..Bu yeni dönem sadece ülke için de geçerli değildi elbet..Ülkedeki herkesin hayatı değişecekti,artık özgür bir ülkede yaşıyorlardı ve başlarında Mustafa Kemal gibi bir önder vardı..Güzel şeyler olacaktı,hem de çok güzel şeyler..Gerek ülke ve insanlar için,gerekse bu altı insan için..

4.BÖLÜM SONU

(Arkadaşlar kusura bakmayın savaşı biraz erken bitirmek zorunda kaldık ama malum bildiğiniz gibi dizimizde de Büyük Taarruz'u 5.bölümün 10 dakikasında bitirmişlerdi..Ayrıca siz de fark etmişsizsinizdir ki bazı replikler diziden çalıntı:) ama olsun artık o kadar,çok beğendiğimiz replikleri kendi senaryomuza da katmak istedik.Umarız senaryomuzun 4.bölümünü de beğenirsiniz.Haftaya 5.bölümümüzle görüşmek üzere.Sevgilerimizle Ekin&Yasemin)

kusadası_26
26-07-06, 16:15
5 ay sonra..............................

bi ses ,bi ses duyuldu istanbulun tümm sokaklarından.evlerinden,okullarından yani şehrin her yanı çınladı bi ses duyuldu istanbulun masmavi göklerinde.

AYSEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE

bi beden düştü yine kara toprağa.soğuk,incecik ve narin bi beden daha koptu hayattan.bi can daha kaydı gökyüzünden.......................

yaşlı kadının gözünden iki damla yaş süzüldü.solgun tenini ıslatan bu yaş yıllar öncesinden geliyordu.
küçük kız:nazlı nine ayse öldü değil mi?..
yaşlı kadın yavaşca doğruldu.
nazlı:işte bu kadar küçük hanım,anlat dedin anlattık,hadi bakalım daha fazla üzme beni.....
küçük kız:peki hikayenin sonunda ne oldu......
yaşlı kadın pencerenin önüne doğru yürüdü.adımları yorgundu.
naz:nevzat aysesi ölünce bi daha ortalıkta görünmedi,ne kasabaya uğramış nede gören olmuş...
küçük kız:ya zeynep,yunus.....
naz:yunus zeynebi çok uzaklara götürdü,acısı çok büyüktü,ondan sonrada bi daha dönmediler buraya.
yaşlı kadın kapıya yöneldi.....
naz:hadi bakalım ayse hanımm annenizi yanınaaa...
küçük kız:cemal?ona ne oldu nazlı nine?
yaşlı kadın büyük dolabın kapaklarını ağır ağır açarak eline bi sandık geçirdi.küçük kız merakla anneannesinin elindeki sandığı inceledi.
küçük:bu ne?
naz:bunlar o adamın,yüzbaşının yazdığı mektuplar....
küçük kız ayağa fırladı.
küç:bu bi hikaye değil,nazlı sensin değil mi?sensin?
yaşlı kadın küçük kızın başını okşadı.......
naz:evet ayse ordaki nazlı beninm ve senin adında hikayedeki ayseden geliyorrr.....
küçük kızın bile gözleri dolmuştu.
küç:ya cemallll
naz:cemal senin annenin babası,yani dedn.
küç:şimdi nerde.....
naz:annen doğmamıştı daha,ayse ölmemişti.hersey normaldi,yada öyle sanıyoduk,cemal istanbula cağırıldı,ayaklanmalar,isyanlar,o zaman türkiye kabuğundan çıkıyor,sokaklar savaş yeri..........giden sağ çıkmazzz.............
küçük:öldü mü?
naz:annene hamileydim,istanbula gideceğini duyunca kahroldum,üzülme sakın ağlama bekle döneceğim dedi..........
küçük:dönmedi.....
naz:dönmedi,ne bi haber geldi ne de ölüsü,,,,,,,,yaşıyo mu,öldü mü?
bu sözlerle gözlerinden yaşlar ipek tenine süzüldüü...
küçük ayse nazlı ninesinin yaşlarını sildi.
küçü:ağlama nine,sen kurtuluş savasında büyüdün,bizi neslimizi sizler varettinizz,simdi ağlamak yemyeşil gözlerine yakışmıo...
naz:hadi bakalım,artık yatağa uyku vaktin geldi annene söyle uyutsun seni..
küçük istemeyerekte olsaa odadan çıktı...
nazlı küçük aysenin ardından seslendi
naz:cumhuriyeti biz böyle kazandık......


yaşlı kadın pencerenin dibindeki sandalyesine oturdu ve elindeki kağıt parcalarını okumaya başladı...............okudukça yemyeşil gözleri parlıyor,yumuşacık teni isteksizce ıslanıyordu..


Nazlım,
Yağmur gözlüm...
Pencerenden gelişimi gözlüyor musun
Burada, bu siperlerde gece sadece sen varsın
Her yıldız kırpışında...
Her kuş sesinde...
Uzaklar koş diyor bana
Nazlı'nın yumuşak gülümsemesi seni çağırıyor...
Ellerini uzat Nazlı
Parmaklarından geçen rüzgar fısıltımı taşıyor
Söyleyemediğim her sözü taşıyor sana...
Hasretim
Sen hasretimsin...

naz:yaşıyo musun yüzbaşı cemal, yaşıyo musun?bi ses,bi işaret ver?yıllarca unuttummu sandın yoksa,asla kokunu,bakışını,sesini duymadığım günlerde yaşadım mı sandın........şimdi öyle isterdim ki gözlerine bakmayı,ellerini tutmayı,yanımda olmanı...........nerdesin yüzbaşı cemal?nerdesin?


sssssssssoooooooonnnnnnnnnnnnn

KIRÇİÇEĞİ
27-07-06, 15:41
Arkadaşlar bu senaryoyu Kardem(Buse) ve Cropsy(Ekin) için yazmıştım...
Şimdi sizinle de paylaşmak istiyorum..iyi okumalar..Umarım beğenirsiniz...
Saygılarımla Yasemin..

Neydi ki beni sana bağlayan…

Seni ilk gördüğümde kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu..Belki de çıkmıştı da ben farkına varamamıştım…evet evet kalbim yerinden çıkıp senin kalbine konmuştu…o günden sonra kalbim her atışında seni getirdi aklıma…Nefes alamaz olmuştum…Aldığım nefesler seni getirmişti aklıma…soluduğum hava, atan kalbim,düşünen beynim…sen vardın her anımda, düşlerimde,beynimde,kalbimde…Sensiz düşünmeden vakit geçmiyordu…

Seni düşünmek bana huzur veriyordu…O güzel ve aynı zamanda iri gözlerin, eşsiz cemalin, narin ama işlerden biraz zedelenmiş ellerin…Kalbimin tam ortasında sen vardın ve her atışında gözlerimin önüne geliyordun…Dedim ya kalbim senin kalbine konmuştu diye...Seni gördükten sonra ben sen olmuştum sevdiğim…Öyle bir duygu ki anlatmaya sözcükler yetmez, öyle bir duygu ki anlatılamaz ancak yaşarsan anlarsın…

Sevdiğim ben ilk kez oluyorum böyle…Hem çaresizim hem umudum var…Nasıl bir şey bu Allah’ım…Duygularım karmakarışık…Bildiğim tek bir şey var o da seni sevdiğim…Karışık olmayan tek şey sana olan duygularım…Onlar gerçek ve değişmeyecek…

Ben seni tanımadan önce yaşamıyormuşum…Sanki kalbim atmıyormuş…Sen gelince mi hayatım anlam kazandı yoksa hayat zaten anlamlıydı da ben mi bilmiyordum hayatın anlamını…Bu sorunun cevabını bulabilmiş değilim…Bildiğim tek şey hayatıma birinin girdiği ve beni benden alıp gittiği…Ben neredeyim,ne yapıyorum,ne düşünüyorum??? Evet sevdiceğim ben sendeyim…Seninle sabaha merhaba diyorum, seninle birlikte düşünüyorum ve yine senin düşüncelerinle uyuyorum…

Hayat öyle garip ki…İnsan ne olacağını bilemiyor…Sana bu hissettiklerimi anlatamamamın sıkıntısını yaşarken sen başka sıkıntılarla boğuşuyormuşsun…

Hayat ne kadar garip değil mi? Ben sana duygularımı açıklamışken sen beni önce reddetmiştin, sonra zaman istemiştin…

Hayat ne garip değil mi? Şimdi ikimizde aynı yolda yürüyoruz…Ben sendeyken sen de bendesin…Artık içim rahat çünkü karşımda beni anlayan ve benim sevdiğim kadar sevgisinden emin olduğum sen varsın karşımda…

Tam hayattan umudumu kesmişken, seni ve sevdiklerimi geride bırakıp köyüme dönerken haince yediğim o kurşun beni hayata tekrar bağladı…Hayat öyle garip ki o kurşun sayesinde damarlarımda senin kanın dolaşıyor…O eşkıya sayesinde bana sarılışın,benim için korkup ağlayışın…Ahh…Hala aklımda Ayşe’m…

Hayat öyle garip bir şey işte…Ne zaman ne olacağını bilemiyoruz…Belki de bu yüzden üzüntüden sonra gelen mutlulukların kıymetini biliyoruz…İşte sana olan davranışlarım, üzerine titremem bu yüzden sevdiceğim…Seni kaybetme korkusu var beynimin bir köşesinde…Ama biliyorum ki ne olursa olsun sen de benim yanımdasın…İşte bu yüzden de o beynimin köşesindeki düşünceyi kolayca silip atabiliyorum….

Sevgi böyle bir şey olsa gerek…Hem kuşku hem güven…İki zıt duyguyu bir arada barındırabiliyor…Ben seni çok seviyorum…Senden önce azdım…Şimdi çoğaldım…Hatta çoğaldık…Sen,ben ve oğlumuz…Önümüzde uzun ve mutlu bir hayat var…Eee gerisinin ne önemi var….

d.cansel
27-07-06, 19:49
Ş:yarın...yarın gidiyor ulan kelle ,nasıl kurtulacagız(derin bir soluk alır)muhtarrr neredesin
A1:şeref,muhtara güvenmekle hata ettin,başından beri...
Ş:yarın...yarın(boynunu tutar),asılacagız lan
.....
halk merakla meydanda kurulan şeylere bakıyordu.uzun zamanmdan beri bu ürkütücü şeyler kurulmamıştı,halk arasında tanıdık bir yüzde vardı,ama onu kimse tanıyamazdı çünkü farklı bir kimlige bürünmüştü,bu bizim tilki recep ten başkası degildi,yine kadın kılıgına bür
ünmüştü ama bu sefer farklı bir amaçla
askerler 4 eşkiyayı kurulan idam sehpalarının oraya getirdi.şeref artık yolun sonuna gelmişti,kaderine ve yaptıklarına boyun eğiyordu,bir an önündeki kalabalıga baktı,bakmasıyla gözüne tanıdık bir sima belirdi evet muhtarı tanımıştı,muhtar onun sonunu izlemeye gelmişti,verdigi sözü tutmamıştı,onu kullanmıştı,içindekileri tutamadı haykırdı
Ş:muhtarrrrrrrrrr
muhtar biran şaştı kalabalıkta kendi arasında kaynaşmaya başladı
Ş:yaktın beni muhtarrr,sözünde durmadın
askerler onu zaptetmeye çalışıyorlardı
Ş:ey ahali asker bütün suçlu muhtardır,savaştan kalma cephaneyi çalan o,nevzat ı vurduran,çiftligi dalavere ile çalan,bana herşeyi yaptıran o
o sırada muhtar kalabalık arasından hızlıca sıyrıldı.yunus askerlere emir verdi
Y:yakalayın şunu
sokak arasında koşuşturma başladı,muhtar son hızla,tüm gücüyle koşuyordu canını kurtarmak için,arkada yunus un sesi yankılanıyordu
Y:bu taraftan,bu taraftan sarın etrafını
muhtar koşuştururken yandan dar bir sokaga saptı,bir evin yan bahçe duvarına sindi,yapıştı,askerler yandan onu görmeden geçtiler,muhtar derin bir nefes aldı sonrada güldü
kendi kendine 'recep efendi sonunda daga çıkıp eşkiya olacaksın anlaşılan' o sırada şakagında soguk bir cisim hissetti,ürperti bütün vücuduna yayıldı
'kımıldama muhtar,artık bitti,yolun sonuna geldin
recep efendi yan gözle baktı,ve kararlı sabit gözlerle karşılaştı bu yunus tu
....
nazlı nın ders arasında misafiri vardıgülsüm ve annesi
gülsüm çocuklarla ilgilenirken vadia hanım müstakbel gelini ile sohbet ediyordu
V.H:kızım,gülsüm biz yokken sizi çok üzmedi degil mi,cemal ketumdur söylemez
N:üzmedi merak etmeyin aksine çok yardımcı oldu,o çok iyi bir insan
V.H:iyidir,iyidir de aklı biraz havadadır
N:o çok genç,olur böyle,bizimle ögrenir bazı şeyleri
V.H:burası küçük yer ya burada da çok sıkılıyor,fazla kalacagını sanmıyorum
N: (düşünceli)evet burası ona küçük yani istanbul gibi degil
V.H:burada kalacagım diyor ama yapamaz bilirim ben onu,ugraşı yok,birşeyi yok,çabuk sıkılacak
N:ne yapsak
gülsüme ilgiyle bakar o an aklına bir fikir gelir
N:vedia hanım aklıma birşey geldi.durun...gülsüm buraya gelirmisin
gülsüm onların yanına gelir
N:bildigim kadarıyla senin egitimin vardı,bizim okulda 1 muallimeye ihtiyacımız var,ne dersin bu okulda muallime olurmusun
G: (şaşırır)ben mi?
N:evet
V.H:ayy çok güzel olur
N:evet ne diyorsun
G:bilmem yapabilirmiyim ki....ya babam
N:bu kutsal görev için izin vermez mi?
V.H:orasını ben hallederim siz meraklanmayın
N:ben müdür beye haber vereyim dilekçeyi göndermesin Ankara ya
......
T.B:gülsüm mü o yapamz beceremez öyle şeyleri
V.H:Tahsin bey niye yapamasın,okumuş kız fena mı abisinin yanında kalır
T.B:vedia ben onları istanbul a getirmeye çalışıyorum sen hala abisinin yanında kalır diyorsun
V.H:istanbul a götürecekmiş...cemal gelir mi sanıyorsun,düzenini kurmuş burada
T.B:ne var...düzenini oradada kurar
V.H:çocuklar burada mutlu sen karışma işlerine artık
T.B: (sert)vedia
V.H:bu sfer susmayacagım tahsin bey,lütfen rica ediyorum,çocuklar kendi başlarına artık düzenini kursunlar biz karışmayalım,gülsüm ede onay ver kız ilk defa bizden bagımsız,kendi kendine dogruyu buluyor
T.B:aman tamam ne haliniz varsa görün
vedia hanımla sevinçle gülsüm ün yanına gitti
T.B:ah vedia ah koskoca evde seninle biz çok yanlızlık çekecegiz haberin yok...

d.cansel
27-07-06, 20:09
A:nazlı ...çok güzel oldun
Z:evet nazlı abla çok güzel bir gelin oldun
nazlı sevgiyle 2 kardeşine sarıldı
N:siz neden bu evde kalmıyorsunuz,hani ayrılamayacaktık,beni yanlız bırakıyorsunuz
A:nazlı...lütfen yapma,anlaştık sanıyordum,biz kendi evimizde rahatız hem yanlız degilsin ki çiftliginde kendi evinde cemalle olacaksın
N:sizde olsaydınız...
A:hep yanında olacagız...hadi,hadi ben aşagı iniyorum dügün alayı gelir birazdan
zeynep ve ayşe konuklarla ilgilenmek için aşagıya inmişken,nazlı yukarıda heyecan içinnde bekliyordu,hayalleri gerçek oluyordu sonunda kendi evinden gelin oluyordu
A:zeynep şu şerbetleri şu masaya götürürmüsün
Z:tamam
ayşe harıl harıl bir o masan bir bu masaya koşturuyordu,o sırada uzaktan sesler duyulmaya başladı,ayşe heyecanlandı
A:zeyneo geliyorlar hadi
zeynep bahçe kapısında hazır beklemeye başladı ayşe de yukarı nazlı nın yanına çıktı
A:nazlı geliyorlar
N: (derin soluk alır)tamam,hazırım
nazlı kırmızı,işlemeli gelinlik içinde muhteşem görünüyordu,nazlı nın bu hallerini izleyen ayşe kendi dügününü hatırladı,gözleri doldu,nazlı ayşe nin duygulandıgını görünce ona sarıldı
N:ayşe yapma ,hep sizin yanınızda olacagım,bak hergün sizin evdeyim
ayşe gülümser
halbuki ayşe nin duygulandıgı nazlı nın gidişi degil kendi kaderiydi
A:hadi inelim cemali daha fazla bekletmeyelim
aşagıya indiler bahçe kapısına geldiler dügün alayı gelmişti ayşe nazlı ile ilgilenirken arkasından biri seslendi,ayşe biran dondu kaldı,başını yavaşça sesin geldigi yöne dogru çevirdi,nefesi darlaştı,başı döndü,bişran hayal gördüğünü sandı
A:nevzatt 'diyebildi sadece
N:ayşe ayşem
nevzat ona dogru yöneldi ve sımsıkı sarıldı,ayşe bir süre sonra kendine geldi,aglayarak
A:nevzat sen...nasıl...kaçtın mı?
N:hayır artık özgürüm cezam bitti
A:ama hiç haberimiz olmadı,neden söylemedin
N:hiç birşey tam olarak belli degildi,ümitlendirmek istemedim
ayşe nevzat a bir daha sıkıca sarıldı,herkes bu sahneleri gözyaşları içinde izliyordu
A:ah nevzat
N:hadi ama artık aglama....hem cemal bekliyor bak
cemal in sagdıcı nevzat tı nazlı yı cemal eo götürecekti,ayşe içindeki mutluluk dalgalarını,heyecanı engellemeye çalışıyordu

d.cansel
27-07-06, 20:28
dügün alayı sonunda alana gelmişti,cemal heyecanla nazlı yı bekliyordu,geldiklerini görünce fırlayıp yanlarına gitti,nevzat nazlı yı cemal e teslim etti,davullar zurnalar çılgıncasına çalıyor dügün yeri inliyordu.nevzat ve ayşe bir köşede hasret gideriyordu,yunus kumandanını dügününde bulunmuş,uzaktan zeynep i izliyordu,neden zaman sonra zeynep yunus un yanına geldi
Z:şerbet içermisin
Y:içerim...ama sen zahmet etme ben alırım
Z:tamam
Y:zeynep...
Z:efendim yunus
Y:nevzat tegmenimle ablan ne kadar mutlu degil mi
Z:evet,nazlı ablamla cemal abide,herkes çok mutlu,onlar bu mutlulugu çoktan haketmişlerdi zaten
Y:sende hakediyorsun...mutlu olmayı en az onlar kadar hakediyorsun
Z:ablamla nevzat abinin aşklarının nasıl geliştigini biliyormusun
Y:azçok biliyorum
Z:onların ki öyle bir aşkki,her aşamasında binbir emek var,fedakarlıklar var...nasıl desem...hani topraga bir tohum ekersin,onu sularsın,o topraktan fışkırır fidan olur,onu bütün tehlikelere karşı korumaya çalışırsın fırtınalara karşı,yaşaması için emek harcarsın,o yavaş yavaş büyür saglam güçlü ve devrilmez bir agaç olur ablamınkide öyle işte
Y:zeynep
Z:efendim
Y:bak onlar ne kadar mutlu,sende olabilirsin..yani..bizde topraga bir tohum eksek,büyütmeye çalışsak
Z:yunus o tohuma iyi bakmak gerek,her fırtınada yagmurda korumak,özen göstermek ve fedakarlık gerek
Y:ben o tohuma bakarım her fırtınaya,yagmura karşı korurum,kendimden her türlü fedakarlıgı vermeye hazırım,yeterki sen büyümsine izin ver,söz veriyorum zeynep yapamıyorsan olmuyorsa seni zorlamayacagım,üzmeyecegim
Z:biliyorum yunus öyle iyisinki sana hayır demek çok büyük zalimlik olur
yunus heyecanlanır
Y:yani kabul ediyormusun
Z:ablam yaptı ve mutlu,neden bende olmayayım
zeynep in elini tutar
Y:olacaksın seni mutlu etmek hayattaki en önemli görevim olacak


aslında devamı bu kadar degil ama gitmem gerekiyor yarın devam edecegim

eva-zk
28-07-06, 16:56
kimse yazmıyo bari ben bişeyler atayım. ben daha önce herkesi kurtarmıştım ya

aradan 1 ay geçer tutuklanan eşkiyalara idam kararı çıkmıştır. Nazım beyin çiftliği sahibine iade edilmiş ve muhtarda eşkiyalarla iş birliği yapmak ve haksız kazanç elde etmekten dolaya müebbet hapse çarptırılmıştır.Nevzatla ayşe çiftlikte kalıyordur. çiftlikte bi hareket vardı o gün herkes idam olayı nedeniyle tedirgindi. salonda bu mevzuyu konuşurlar

nevzat: sonunda bi kabus bitiyor. eşkiyalar hak ettiği cezayı aldılar.
nazlı : öyle ama ( başını öne eger ) yinede bu ceza çok agır. ölüm olmamalıydı
ayşe : nazlı ne diyosun sen. benim en güzel günümü ( der ve devam etmez çünki o gece eşkiyalardan kurtulmuşlardı ama cemal nevzatı tevkif etmişti )
zeynem : aman abla düşündüğün şeye bak nevzat abi yanında artık
ayşe : öyle ama o günü öyle hayal etmemiştim
nazlı : sizinle sohbet etmek güzel ama bu gün okulun ilk günü çocukları çok özledim müsadenizle ( der ve gider )
ayşe : nevzat biz kasabaya inmesek onları tekrar görmek istemiyorum
nevzat :nasıl istersen
zeynep: bütüngün evdemi oturcaz
nevzat : ne yapalım
zeynep : bilmem
ayşe : hadi zeynep uyuşuk uyuşuk durma evin temizliğe ihtiyacı var
zeynep : abla daha dün temizledik ne bu hergün
ayşe : zeynep hadi dedim
zeynep : tamam
nevzat : ben gideyim o zaman siz rahat yapın işinizi
ayşe : bi yere gitmiyosun sende yardım edicen
( evde büyük bi temizlik başlar ayşe sanki temizlik yapmıyo eşkiyalardan hıncını alıyo gibiydi. bu arada nazlı okula varmıştı ve bahçede onu bekleyen biri vardı )

cemal : günaydın nazlı
nazlı : günaydın cemal nasılsın
cemal : nasıl olmamı bekliyosun gördügün gibi işte sen nasılsın
nazlı : çok mutluyum bu gün çocuklarıma yeniden kavuşuyorum
cemal : sevindim
nazlı : saol ama bunu söylemek içinmi geldin
cemal : aslında nazlı ben ( der ve başını çevirir nazlının verice cevabın ne olucandan emin degildir ) ben yani biz hep böylemi devam edicek
nazlı : cemal biliyosun başımızdan onca olay geçti. bide layla var tabi hala vazgeçemediğin
cemal : nazlı ben sadece leylayı üzmek istemiyorum.
nazlı : tamam cemal sen leylayı üzme ( der eve sınfa dogru yol alır )
cemal : nazlı (diye seslenir ama nazlı dönüp bakmaz. cemal peşinden gidip kolunu yakalayıp kendine çevirir suratında bi gülümsemeyle)
cemal : seni seviyorum nazlı
nazlı : cemal peki ya leyla
cemal : bizim için leyla diye biri yok
nazlı : ( gülümser ) peki cemal
cemal : nazlı ben seni kimden istiycem nevzattanmı
nazlı : cemal ne diyosun sen biz daha
cemal : dahası yok nazlı artık bizde bi yuva kuralım
nazlı : peki beni kim isteyecek
cemal : ailem tabi istanbula bu gün tegraf çekerim en kısa zamanda gelmeleri için
nazlı : tamam cemal ( der ve sınıfa gider cemal bi hayal dünyasının içine düşmüş öylece arkasından bakakalır bi müdder ve oda karargaha gider )

akşam olmuştur nazlı okuldan çıkar çiftliğe gider. onlara buğün olanları nasıl anlatıcanı düşünür ve çiftlige gelmiştir.

ayşe : hoşgeldin nazlı. neyin var bi tuhafsın
nazlı : hoşbuldum bişyim yok iyiyim
ayşe : zeynep hadi sofrayı kuralım
zeynep : ( mutfaktan seslenir ) tamam abla
ayşe : nevzat (diye seslenir cevap gelmez ) neriye kayboldu bu yine
zeynep : ( elinde tabaklarla içeriye gelir ) bi yere kayboldugu yok abla nevzat abimmutfakta uyuyo
nazlı : ayşe naptın yine
ayşe : bişey yaptıgım yok
zeynep : ablam evi temizletti yine bize
nazlı : ( gülümser ) iyi yapmışsın ayşe
ayşe : ben bi nevzata bakayım ( der ve mutfaga gider nevzat taburenin üstünde başı basada oyuyodur. yanına yaklaşır saçlarını okşar ve )
ayşe : nevzat hadi kalk yemek vakti
nevzat : ( uyanır ayşeye bakar ) tamam çokta acıkmışım hadi gidelim
(ayşeyle nevzat gelir yemekler yenir ama nazlının yüzünde gizleyemedigi bi mutluluk vardır sonunda sofradan kalkılır bulaşıklar yıkanır ve solana geçilir )
ayşe : nazlı bugün sende bi haller var durup dururken gülümsemeler dalıp gitmeler
nazlı : şey ayşe biz ( der ve gülümser )
ayşe : hadi nazlı çatlatma insanı siz ne
nazlı : ( bi çırpıda söyler ) biz cemalle evleniyoruz
herkes ne diyceni bilemez bi şekilde nazlıya bakar ve burda biter

2424
29-07-06, 12:59
arkadaşlar biraz nostalji olsun istedim. ilk bölümden itibaren aklıma geldiği kadar yazmaya çalışıyorum. eğer beğenir ve isteseniz devamını her hafta bir bölüm yazmaya devam edeceğim.


Savaş zamanlarıydı. Anadolu adeta yeniden kabuk değiştiriyordu.Herkes bir yürekten ülkelerinin kurtulması için çaba sarf ediyor, kanını hiç düşünmeden vatanı için akıtıyordu. Bütün bu acılar içinde çiftliklerden birinde ise buruk acılar içerisinde bir davet hazırlığı yaşanıyordu. Nazlı nazım beyin kızıydı. Bebekliğinden beri tanıdığı ve çok yakın arkadaşlık ,dostluk kurduğu Ahmet ile nişanlanacaktı o gün. Ahmet henüz askere gitmemiş toy bir delikanlıydı. Bir çocuk masumiyeti ve saflığı vardı onda.Nazlıyı da aynı masumiyette seviyordu. Nazlı Ahmet i uzun yıllar tanımış olmaktan ve ailelerin uygun bulması nedeniyle onunla nişanlanmayı kabul etmişti.Nazlının biri kendi yaşında diğeri ise daha küçük iki kuzeni vardı. Onlarla hep birlikte büyümüşler , fakat savaşın çıkmasıyla evlerini korumak için uzun süre görüşememişlerdi. Onlar da sabah erkenden kalkıp nazlının nişanı için hazırlanmışlardı. Ayşe nazlıya nişan çiçeklerini götürmeye söz vermişti.Hep birlikte yola koyuldular. Yolda birkaç asker tozu dumana katarak yanlarından geçti.

A: Tozu dumana kattılar. Menekşeler zarar görecek.
A.B: Kemalin askerleri , sen o menekşeleri hep topla diye yaptılar bunu.

Bu askerlerin içinde ise iki cesur , gözü pek ve bir o kadarda yakışıklı kumandan vardı. Yüzbaşı Cemal ve teğmen Nevzat.Yüzbaşı ordu için kasabanın ileri gelen ailelerini çiftliklerinde ziyaret edip onlardan yardım topluyordu. Sıra Nazım beyin çiftliğine gelmişti. Teğmen ise yunan birliğinin olduğu bölgeyi keşfe çıkacaktı. Çiftliğe yakın bir yerde atlarını durdurdular.

C: Burada ayrılalım.Nazlım beyle yalnız konuşacağım.
Nev: hı hı
C: Ne kokusu alıyorsun?
Nev: Fazla korumasız , eğer sorduğunuz buysa ,
C: Başka ?
Nev: Bugün şanslı günündesin kumandanım , vanilya kokuyor, o evde pasta var.
C: hadi daha fazla oyalanmayın ve dikkatli olun.
Nev: Tamam , hadi gidiyoruz ,, dehhhhhh
C: Arkalarından gülümseyerek bakar ve ; vanilyaymış.. der.

Yüzbaşı çiftliğe vardığında kahya onu karşılar.

K: Hoş geldin kumandanım, nazım bey de seni bekliyordu.
C: Kahya sen misin?
K: evet
C: İyi , o halde hemen kasabaya in ve muhtarı bul. Yüzbaşı cemalin emri var hemen buraya gelsin.
K: derhal kumandanım.

N.B: Hoş geldiniz Yüzbaşı, sizi dün bekliyordum geç kaldınız.
C: Haklısınız , diğer çiftliklerde fazla zaman kaybettik.Muhtarı çağırttım. Bize bir oda hazırlanırsa , gürültüden uzak.
N.B: Buyrun benim odama geçelim.
C: Hı hı

Bu sırada Nazlı at seslerini duymuş ve camdan bakmıştır. Cemali attan inerken görmüş ve sebebini bilmeden kendini onu izlemekten alı koyamamıştır.Dadısı Fatma hanım ise hala nazlının hazırlıkları için odada dolanıp duruyordur.
N: Hala perdenin arkasından bakarak;
Babamın beklediği yüzbaşı geldi.

Fatma hanım da pencereden baktı ve;
F.T: Maşallah , aslan gibi.,,

Bunu neden söylediğini bilmiyordu ikiside ama nazlı içinde çözemediği duygular yaşamaya başlamıştı. Bunun adının ne olduğunu ise henüz kendisi bile bilmiyordu.Yüzbaşı ve nazım bey odalarına çıktıktan sonra çiftliğin önünde bir araba daha durdu. Gelenler Nazım beyin kardeşi Arif bey ve kızlarıydı. Kızlar koşarak etrafta nazlıyı aramaya başladılar. Nazlı ise onların sesini duyunca birden heyecanlanıp Fatma hanımı acele etmesi için telaşlandırmaya başladı.

A: Nazlı,,, nazlı...
Z: Nazlı abla ,,,,, nazlı abla
A.B: Yavaş ol kızım. Deyip yukarı nazım beyin odasına çıktı.
N: Hadi Fatma abla geldiler.
F.H: Dur kızım iğne bir yerine batacak.

Nazlı ise yerinde duramıyordu adeta. Ve odanın kapısında kuzenleriyle buluştu nihayet.

A: Nazlı çok güzel olmuşsun.
Z: Peri kızları gibisin nazlı abla.
N: Siz de öyle sağolun , çiçeklerde çok güzel unutmamışsın.

Onların bu hasret giderdiği oda kapısının karşısındaki odada ise Yüzbaşı Cemal, Nazım bey ve Arif bey, savaşla ilgili konuşuyorlardı. Kızların sesi öylesine odanın içine doluyordu ki konuşmaları sık sık kesiliyordu.

N.B: kuzenler işte birbirlerini uzun süredir görmediler de.
C: hı hı

Nazım bey kalkıp kapıya yönelir onları uyarmak için;

N: İnanamıyorum Zeynep insan bir yılda bu kadar mı büyür, genç kız olmuşsun.
A: ya bir de bana sor.
Z: Ne sandın ya,,,

Nazım bey kapıyı açar ve kızlara sessiz olmalarını işaret ederek;

N.B: Şiiişşşşşştttttt,,,,,sessiz olun biraz

Tam o esnada yüzbaşı kafasını kapıya doğru çevirir ve o eşsiz zarafetle karşılaşır. Nazım bey kapıyı kapatana kadar ancak endamını görmüş yüzünü bile görememiştir bir anda hayran olduğu kişinin.

Ve nihayet Ahmet ile ailesi gelmişti. Safiye hanım arabadan inince hemen laflanmaya başlamıştı.

2424
29-07-06, 13:00
S.H: Rahmetlinin yokluğu nasılda belli kapıda karşılayan bile yok.
F.B: Abartma hanım , bunların lafı olmaz,,

Bu sırada Fatma hanım hemen kapıya koşup onları karşılar.

F.H: Hoş geldiniz , sefalar getirdiniz.
F.B: Nazım bey yok mu?
F.H: Yukarda odasında yüzbaşı geldi , Arif beyle birlikte onunla konuşuyorlar. Siz buyrun ben hemen haber vereyim geldiğinizi,
A: Fatma abla nazlı yok mu?
F.H: Odasında oğlum, Kızlarla hazırlanıyorlar.

Ahmet nazlının yanına çıkarken, evin yardımcılarından biriyle karşılaşır.

Y: Nereye oğlum.
A: Yukarı , nazlıyı göreceğim.
Y: Olur mu hiç Öyle şey, üstüme iylik sağlık, hadi dışarı, çocuk hala bu.
A: ben nişanlanıyorum sen hala bana çocuk diyor sun.
Y: ee yalan mı? Çocuksunuz işte ikinizde , sizin ne işiniz varsa evlilikle falan.

Der ve dışarı çıkar. Ahmet ise fırsattan istifade yukarı nazlının odasına çıkar. Bu sırada kızlarda kendi aralarında konuşuyorlardır.Ayşe Ahmet le çocukluğundan beri pek anlaşamazdı. Nazlıyı da çok iyi tanıyordu. Ve Ahmet in nazlıya uygun bir eş olmadığını düşünüyordu.

Bu sırada Ahmet içeri girer.

Ay:Nazlı bunun ne işi var burda.
A: Senin olduğunu bilseydim gelmezdim.
N: Bak çocukmusunuz siz.
Ay: Tavşanları o kaçırmıştı.
N: Hala aynı meselemi?
Ay: Çocukluğundan beri savsaktı zaten.
A: Asıl sendin.Nazlı sen çok güzellllll.... demesine kalmadan sandalyeye takılıp sendeledi.

Kızlar gülüşmeye başladı ve Ayşe oturduğu yerden dönüp;

Ay: Savsaktı, hala da savsak işte.

Ahmet kızgın gözlerle Ayşe ye bakar ve aşağı iner.Nazlı babasını almak için odadan dışarı çıkar ve yüzbaşıyla görüşmek için kapıda bekleyen muhtarla karşılaşır. Muhtar son derece menfaatlerine düşkün, kötülük yapmaktan çekinmeyen bir adamdır. Nazlı yı görünce ;

M: Allah nazardan saklasın ,,,,

Nazlı ise hiç yüz vermeden odanın kapısını çalar. Nazlı içeri girince cemal az önceki büyülendiği endamın yüzünü görür ve ansızın içinde bir sıcaklık hisseder. Nazlıyı görünce kalbinin ne kadar hızlı attığını fark etmemesi mümkün değildir.

N: babacım misafirler geldi.
A.B: Canım kızım.
N: Amcasına döner ve ona sarılarak; Amcacım hoş geldin.
A.B: Hoş bulduk yavrum.
N.B: nazlı yüzbaşıyla tanış. Yüzbaşı kızım nazlı.
C: Memnun oldum.
N: gelişinizi pencereden görmüştüm ama ben gelişinize maalesef babam kadar sevinemiyorum.
C: Anlamadım!!!!
N.B: Nazlı kızım ,,,,
N: Babama varını yoğunu size teslim ederken bizleri de düşünmesi gerektiğini söylüyorum.
N.B: Nazlı çiftlik için endişeleniyor da.
C: Sanırım içinizi rahatlatmak için birkaç cümle edebilirim.
N: Rica ederim.Eminim sizde inandıklarınızı yapıyorsunuz. Ancak babamı sizden çalma vakti geldi.
N.B: yemeğimize kalırsanız seviniriz.Nazlı..
N:evet kalırsanız seviniriz.
C: evin hanımının bu davetine hayır diyemeyeceğim sanırım.Akrabalarınızla buluşma yemeği anladığım kadarıyla.
A.B: Öylede denebilir. Hayırlı bir buluşma.
N.B: Bugün kızım nişanlanıyor.

Cemal bu sözü duyunca birden kalbine bir bıçağın saplandığını hissetti. Bu nasıl bir talihti ki , ilk görüşte etkilendiği hatta kalbini teslim ettiği kızı aynı anda kaybedecekti.Kendisini toparlamaya çalışarak;

C: Öyle mi? Ben sanmıştım ki?
N: Hadi baba Ahmet in ailesine çok ayıp oluyor.
C: Tebrik ederim, mutluluklar.
N: Teşekkür ederim.

Nazlı teşekkür edip aşağıya iner , Nazım bey nazlının bu hareketinden dolayı Yüzbaşı dan özür dilemek ister.

N.B: Kızımın bu fevri hareketi için özür dilerim. Çiftlik için endişeleniyor.
C: önemli değil. Hoşuma bile gitti diyebilirim , bu memleketin nazlı gibi başını dik tutabilen hanımlara ihtiyacı var.

Nazım bey ve Arif bey aşağıya inerler ve muhtar içeri girer,Yüzbaşı muhtarla konuşurken pencereden baktığında yine o eşsiz güzelliği ve gözleri görür.Kendisini onu izlerken bulur birden. Muhtar gitmiş yüzbaşı ise aynı odada çalışmaya devam etmişti. Hava iyice kararmıştı. Nazlı ise Ahmet in nişan yüzüklerini Nazım bey duygusal bir konuşma ile takmıştı. Yemekler yendikten sonra ; Yüzbaşı güzel bir keman sesiyle başını evraklardan kaldırdı ve tekrar pencereye yöneldi. İşte o anda bir kez daha onunla arasında kuvvetli bir bağ olduğunu anladı ve buna nasıl engel olacağını bilemiyordu. Pencereden uzaklaşıp tekrar masaya oturdu ama biraz sonra kendisini aşağıda nazlıyı dinlerken buldu. Nazım bey nazlının müziği bitirince;

N.B: Hadi gidin elini sıkın dedi kızına ve damadına,
N:B: Damadım Ahmet,
C: Memnun oldum delikanlı çok şanslısın.
A: Sağ olun efendim.
C:Kemanınızı dinledim. Çok güzeldi.
N: Teşekkür ederim.
N.B: Bu güzel kızlarda yeğenlerim Ayşe ve Zeynep.
C: Memnun oldum.
C: Ben artık müsaadenizi istesem?
N.B:Sizi bırakmam. Bu gece misafirimizsiniz.
C: Ama !!!!!
N.B: Baba öğüdü dinleyin, ısrar ediyorum. size bir oda hazırlasınlar.
N: Babacım misafirler gidiyor.

2424
29-07-06, 13:01
Misafirler gitmişti. Yüzbaşı tekrar çalışma odasına geçmişti.Kızlar ise nazlının odasına girmiş yatakları hazırlıyorlardı. Nişan sırasında muhtarın oğlunu gördükleri için onu konuşuyorlardı hem de aşktan bahsediyorlardı.

Z: Yüzbaşı ne kadar yakışıklı sizce de öyle değil mi?
A: Zeynepppp
Z: Ne olmuş yani, sizce bir gün bana da böyle biri aşık olur mu?
N: Aşktan bahsettiğine göre sen yeterince büyümüşsün.
A: aman ne demezsin.
Z: Benim aşık olacağım kişi başka olacak. Öyle görür görmez aşık olacağım ona . Nazlı abla sen de Ahmet abi ye aşık mısın böyle.
N: Bilmem ki Zeynepçim ben Ahmet i bebekliğimden beri tanıyorum. Aşkı sadece romanlardan okuyorum sanırım.
Z: O çocuk muhtarın oğlu, neden öyle izledi çiftliği,Çok ürperticiydi.
N: Topal olduğu için böyle kalabalık içine pek girmez o.
Z: O yüzden mi askerde değil.
A: ee Ahmet te askerde değil.

Ayşe nin bu sözü üzerine Nazlı birden panik olur , ne diyeceğini bilemez ve havlu alma bahanesi ile odadan dışarı çıkar.Çünkü Ahmet askere gitmesin diye babası Ferit bey muhtara para veriyordur.

Z: Abla çok sivri dillisin.
A: Hayır sadece lafı dolandırmıyorum.

Nazlı bu duygularla dışarı çıkar.Çalışma odasının kapısının açık olduğunu görünce oraya doğru yönelir. Ve Yüzbaşının sandalye üzerinde uyuduğunu görür. Yanına yaklaşır ve omzuna dokunarak;

N: Yüzbaşı, Yüzbaşı,,

Cemal gözlerini açıp nazlıyı görür bir an rüyada olduğunu düşünür.

N: Çok yorgun görünüyorsunuz , size bir oda hazırlatayım.
C: Zahmet etmeyin , günün aydınlanmasını bekliyorum.

Nazlı tam dönüp gidecekken;

C: Nazlı hanım,,,
C: Biraz oturur musunuz? Sizi ikan edeceğimi söylemiştim, fırsat olmadı.
Nazlı yüzbaşının karşısındaki sandalyeye oturur.

N: Yorgun görünüyorsunuz sizi çabuk alt ederim.der gözlerinin içine bakarak,
C: Aynı bakışlarla ; görüntüye aldanmayım derim dedi.

Ve sonra gözlerini yavaşça kapattı. Nazlı yerinden kalkıp;

N: İyi yolculuklar Yüzbaşı dedi ve odadan çıktı. Kapıda babası nazım beyle karşılaştı ve yüzbaşıya bakarak;

N: uykuya yenilmek istemeyen küçük bir çocuk gibi. Dedi.

Nazım bey kızına gülümseyerek , iyi geceler dileyip odasına geçti.

Sabah olmuştu. Günün ilk ışıklarıyla yüzbaşı atına binmiş herkes uyurken gitmeye hazırlanıyordu. Fatma hanım ise yemesi için ona pasta veriyordu. Nazlı sesleri duyunca kalkıp yine pencereye yönelmiş ve yüzbaşıyı izlemeye başlamıştı.Bir an kendisini görecek korkusu ile geri çekilmiş ama yinede ona bakmaktan kendini alamamıştı. Yüzbaşı ise başını çevirdiğinde nazlı ile göz göze geldi. O an hiç bitmesin bakışlarından nazlı onun için hissettiklerini anlasın istedi.Ama bu mümkün değildi gitmeliydi. Gözü hep arkada olarak sürdü atını yüzbaşı. Bu düşünceler içinde ilerlerken yolda onu bekleyen biri vardı. Teğmen Nevzat;

C: Senin ne işin var burda?
Nev: Sizi karşılamak istedim.Vaziyet kötü. Yunanlılar burnumuzun dibine garnizon kurmuşlar.
C: Nasıl geçeceğiz peki?
N: Kalabalık olduğumuzu biliyorlardır bu yüzden yola inmeye cesaret edemezler.

Cemal Nevzat ın eline bir beze sarılmış olan pastayı uzattı.

Nev: bu ne?
C: Çok güzel bir kızın nişan pastası.
Nev: Tüh , kaçırdık desene.
C: Acele etmezsen ağzın burnun pasta içinde karşılaşacaksın yunan askerleri ile.


Cemal ve Nevzat diğer askerlerle karşılaşmış cepheye doğru ilerliyorlardı. Arif bey ve kızları ise nazlılarla vedalaştıktan sonra evlerine doğru yol almaya başlamışlardı. Biraz ilerledikten sonra eşkıyalar yollarını kesti ve Arif beyi vurdular. Silah seslerini duyan cemal ve nevzat hemen sesin geldiği yöne sürdüler atlarını. Çatışma sonrası eşkıyaların bir kısmını öldürmeyi başardılar. Ayşe babasına sarıldı. Zeynep ise aşağıya inip ağlamaya başladı. Cemal onları görür görmez tanıdı ve Nevzat a dönüp,

C: Nazım beyin akrabaları dedi.
Sonra yerde ağlayan Zeynep i kaldırıp arabaya bindirdi.Ayşe dönüp evlerine uzak olup olmadıklarını sordu. Ayşe ağlamamak için zor tutuyordu kendisini soğuk ve dolu gözlerle uzakta olduklarını anlattı.Cemal Nevzat a dönüp;

C: Nevzat evlerine kadar eşlik edin. Ben karargaha dönüyorum. Cephede buluşuruz.

Nevzat kızlarla evlerine kadar gitti.Arif beyi yatağına yatırıp yüzünü kapattı Ayşe, Ayşe güçlüydü ama Zeynep buna dayanamıyordu , Ağlayarak evden dışarı koştu. Nevzat olanları büyük bir üzüntüyle izliyor ve Ayşenin soğukkanlılığına hayran oluyordu. Ayşe babasının üzerine bıçak koyup dışarı Nevzat ın yanına çıktı. Zeynep in nereye koştuğunu anlamaya çalışan nevzat ın yanına yaklaştı.

2424
29-07-06, 13:01
A: küçüklüğünden beri üzüldüğünde gittiği bir ağaç dibi var. Yine oraya gidiyor.
Açmısınız size bir şey hazırlayayım mı?
Nev: Bunu asıl benim size sormam gerekli. Su istermisiniz.
Çok soğukkanlı görünüyorsunuz olayın şokundasınız hala.
A: Hayır sağolun. Endişelenmeyin güçlüyümdür.

Nevzat yine de bir bardak su doldurup Ayşe ye uzattı.

Nev: benim içim rahat etsin.

Ayşe sudan bir yudum içti.

A: Tamam mı?
Nev: Tamam.
A: babamı getirmeme yardım ettiğiniz için teşekkür ederim.
Nev: Vazifemiz. Siz burada yalnız idare edebilecek misiniz?
Ayşe dolu gözlerle evet anlamında başını salladı.
Nev: Silah kullanmayı biliyor musunuz?
Ayşe bu kez kızgın gözlerle baktı Nevzat a çünkü çocukluğundan beri bilirdi silah kullanmasını.Nevzat bunu anlayarak.
Nev: Biliyosunuz. Dedi.Biliyorsunuz ki bizim gitmemiz lazım. Korkusuz gözleriniz var. Sizi burda bırakırken içim rahat.
A: Sağolun.

Nevzat kahya ya yaklaşır ve ;

Nev: Topla kendini, bu kızlar sana emanet. Der ve içine işleyen gözlerle birlikte oradan istemese de ayrılır.


Kardeşi Arif beyin ölüm haberini alan Nazım bey iyice rahatsızlanır ve yatağa düşer. Muhtar ise Ahmet i askere yollayıp , nazlının kazımla evlenmesi ve çiftlikle birlikte var olduğuna inandığı altınlara kavuşmak için hain planlar yapmaktaydı. Ahmet e askerlik çağrısı geldi. Bunu duyan Ahmet ve ailesi şoka girdi. Ahmet bu haberi nazlıya vermeye gitti. Nazlı bunu duyunca çok üzüldü.

N: Ahmet sana ihtiyacım var.
A: Böylesi daha iyi nazlı. Herkes gibi bende gidip vazifemi yapmalıyım. Sana her gün yazarım merak etme dedi.

Ahmet gidince nazlı kendisini büsbütün yalnız hissetti. Ahmet Cemal yüzbaşının birliğine düşmüştü. Cemal ve Nevzat yeni gelen askerleri incelerken, Ahmet i görür Cemal ve Nevzat a dönerek;

C: Şu Er i yunus un yanına ver. Göz kulak olsun ona.
Nev: Tamam. Yunusssss!!!
Y: Buyurun kumandanım.
Nev: Şu oğlan sana emanet, yüzbaşının emri ona göz kulak ol.
Y: Emredersiniz teğmenim.

Yunus Ahmet i bir an olsun yanından ayırmıyordu. Ona bildiği her şeyi öğretmeye çalışıyordu.Ahmet yunus u çok sevmişti. Cemal bir gün ahmetle karşılaştı ve sıkıntın olunca beni bul dedi. Ahmet akşam olunca nazlıya mektup yazmaya karar verdi ama bir türlü yazamıyordu. Düzgün cümleler kuramıyor mektup yazmayı beceremiyordu. Bu yüzden Yüzbaşıdan yardım istemeye karar verdi. Yüzbaşının bulunduğu çadırın önüne gelince Cemal onu fark etti.

C: Ahmet , gel içeri.
A: Şey kumandanım, başın sıkışırsa gel demiştiniz ya;
C: Biraz çabuk geldin sanki?
A: Af edersiniz kumandanım der ve çıkmaya hazırlanırken cemal onu durdurur,
C: Söyle, söyle elimden gelen bir şey ise,
A: Kumandanım nazlı,
Cemal birden nazlının adını duyunca kalbi sıkışır ona bir şey olmasından korkmuştur.
C: Nazlımı , kötü bir haber mi var yok sa?
A: Hayır kumandanım yani en azından ben gelirken her şey yolundaydı.Ben ona söz verdim. Hep yazacağım diye,
C: eeeee
A: Aklıma bir şey gelmiyor kumandanım, yazdıklarımda çocukça şeyler.
C: Ee o seni nasılsa tanıyor.
A: O çok okur, fransızca romanlar , şiirler , nasıl yapsam bilmiyorum ama o bana hayran olsun isterim.bunu çok isterim.
C: ee benden istediğin nedir?
A: Acaba diyorum benim yerime siz mektup yazsanız.
C: ben mi?
A: siz yıllardır cephedesiniz, eminim başkaları da istemiştir. Bakın ne yazdım.

C: Cemal mektubu okumaya başlar,

Gece ayazına alışamadım. Ayaklarım hiç ısınmıyor. Ama yinede burada her şey yolunda.
Cemal güler ve ;

C: Başka yazacak bir şey bulamadın mı?
A: Söylemiştim size ,
C: doğru inanmamıştım. Peki,
A: Yani şimdi yazacak mısınız?
C: Fikrimi değiştirmeden kaybol buradan.
A: onu çok sevdiğimden bahsedin.
C: Ahmetttt
A: Kemanı , sonra elleri narin elleri de çok önemli
C: Bak hala burada.

Ahmet sevinçle çıkar çadırdan ve Nevzat la karşılaşır.

Nev: Asker! Yüzbaşıyı nerden tanıyorsun?
A: Nişanım sırasında nazım beyin çiftliğinde tanıştık.
N: Sen o halde Ayşe ile Zeynep ide tanıyorsun.
A: Siz,
Nev: Görmüşlüğüm varrr....
A: İyi geceler kumandanım,
Nev: Asker!!!!! Şu Ayşe nin sözlüsü nişanlısı falan var mı?
A: O cadının mı?
Nev: Neden öyle söyledin?
A: Bebekliğinden tanırım kök söktürürdü bana.
Nev: Peki iyi geceler asker der ve sessizce gülümseyerek ;
Hiç şaşırmadım der.

2424
29-07-06, 13:02
O gece Nazım bey iyice ağırlaşmış ve kızından kendisine son kez keman çalmasını istemişti. Nazlı gözyaşlarına engel olmaya çalışarak babasının bu son arzusunu yerine getirdi. Ve nazım bey sonsuzluğa doğru gözlerini ebediyen kapadı keman sesiyle birlikte.

Yüzbaşı Cemal ise Ahmet e verdiği sözü tutmak için kalem kağıdı eline aldı. Bunu yapamaması gerektiğini çok iyi biliyordu ama kendine engel olamıyordu. Aslında bunu Ahmet için değil kendine bile itiraf edemediği sevgiyi nazlısına ilan etmek için yapıyordu. Bir süre elinde kalemle düşündü. Ne yazacağını , mektuba nasıl başlayacağını düşündü. Sonra Ahmet in yazdığı mektubun arasında nazlının resmini gördü ve içindeki biriken duyguları satırlara dökmeye başladı.


Nazlım,
Gecemi aydınlatan yeşil bakışlım, çaldığın müzik sanki bu siperdeki her askerin üzerine umut yağmuru gibi akıyor. Nişan elbisenin yürürken çıkardığı sesi her adımda hatırlayacağım Parmaklarının kemanın üzerindeki narin akışını unutmam ne mümkün..


Cemal bu satırları yazarken Ayşe ise artık çiftlikte yalnız yaşayamayacaklarını anlar ve toparlanır. Erkek kıyafetlerini üzerine giyer ve silahını alır. Zeynep i uyandırır;

A: Zeynebim , uyan hadi.
Z: Sabah mı oldu?
A: Hayır gidiyoruz.
Z: gidiyor muyuz nereye?
A: buradan daha güvenli bir yerler vardır herhalde.
Z:Bu saatte mi , korkarım ben.
A: Korkmayacaksın ben seni koruyacağım, (silahını takar ve;) İşte şimdi oldu.
Z: Çok kötü görünüyorsun.
A: Al bakalım sende şunları giy , evde ne kadar mermi bulursan buna doldur. Ben atı hazırlamaya gidiyorum. Sen de acele et.


Sabah olmuştur. Muhtar ve adamları nazım beyin öldüğünü duymuş ve cenazesi için çiftliğe gelmişlerdir. Muhtar nazlının yalnız kaldığını düşünerek rahatlamış ve onu zorlamaya başlamıştır. Nazlı bu duruma dayanamayarak eline tüfeği almış ve ;

N: Ben kendimi koruyabilirim. Şimdi babamı gömmeme yardım edecekseniz acele edin.

Muhtar bir an telaşlanmış ama eninde sonunda yola geleceğini düşünerek dediğini yapmıştı.Cenaze işlemleri bittikten sonra nazlı evde yalnız kalmıştı.Babası ölmeden önce Fatma hanım ve diğer çalışanlarda köydeki evlerini korumak için onları terk etmişti. İlk kez bu kadar yalnız hissediyordu kendisini.Tam o sırada postacı nazlıya cepheden bir mektup getirdi. Ahmet ten geliyordu. Nazlı heyecanla mektubu okumaya başladı ve okudukça içi ısındı. Ahmet in böylesine güzel sözler yazarak kendisini etkileyeceğini hiç beklemiyordu. Ama ne olursa olsun o mektup nazlının güçlenmesine neden olmuştu.Karanlık iyice basmıştı. Nazlı korkuyordu. Ama elinden bir şey gelmiyordu. Birden silah sesleri duydu. Eşkiyalardı bunlar.( tabi onları tutan kişi ise muhtar recepti.) Nazlı silahını alıp ateş etmeye başlayınca korkup kaçmışlardı. Birkaç saat sonra bu kez yavaşça eve girmeye çalışan birilerinin olduğunu fark etti. Ama artık ateş edecek cesareti yoktu . çünkü Çok yakında olduklarını hissediyordu.Masanın altına saklandı ve beklemeye başladı. Kapıdan içeriye giren iki kişinin çizmelerini gördü. Korkuyla silahını masanın altından doğrulttu..ve..................................... .....


1. bölüm sonu.


umarım beğenirsiniz. Sadece aklımda kalanlarla yazdım....

*canselim*
29-07-06, 15:16
Güneş yüzünü göstermiş sabah olmuştur Gece ayşe nevzata yaslanarak uyumuştur Zeynep de boş odadaki yatağa uzanarak…nazlı ise uyumamıştır bütün gece cemalin yattığı odanın önünde beklemiş ama hiçbir gelişme olmamıştır.ilk uyanan Nevzat olur ayşeyi uyandırmamak için hareket etmeden bekler kısa süre sonra ayşede gözlerini açar üstüne başına baktıktan sonra nevzata döner “nevzat hala düğün kıyafetlerimiz var üzerimizde gidip değiştirmek lazım biz zeyneple çiftliğe gidelim..dönerken zeynebide orda bırakırım burada perişan olmasın” Nevzat ayşeye “tamam o zaman yanınızda yunus da gelsin hem zeynebin yanında kalır Aslında sen de geri gelmesen nasıl olsa yapabilceğimiz bişe yok” ayşe kararlı “olmaz Nevzat nazlıyı yalnız bırakamam bana ihtiyacı var” Nevzat fazla diretmez ve ayşe toparlanırken nazlının yanına gider “nazlı çok kötü görünüyosun içeride biraz uyu burada bekleyerek bişey elde edemezsin” nazlı ağlamaktan şişmiş gözlerini nevzata çevirir “uyuyamam Nevzat cemal içerde öyle yatarken…gözlerimi kapadığımda o geliyo aklıma uyuyamam o yüsden” o sırada kapıda doktor görünür “nazlı hanım istanbuldan gelen doktor birasdan burada olacaktır ama o gelmeden sizinle bişe konuşmalıyım” nazlı endişelenerek “buyurun doktor bey”der “nazlı hanım bilyosunuz ki doktorumuz istanbuldan gelicek ve alanında uzman bi doktor buda ödenecek miktarı arttırıyo” nazlı durumun ciddiyetini anlar ve “ elbette öyle olmalıdır ama… ödememiz gereken miktarı öğrenebilirmiyim?” doktor elindeki kağıdı nazlıya verir nazlı kağıda bakınca ne diyeceğini bilemez (tekrar teşekkürler nzlhn abla:img-grin2 )başına bi ağrı girer kağıttaki rakam çok yüksektir nazlı içinden “allahım biz nası öderiz bunu bu bi servet çiftliği satsak bu kadar etmez yardım et allahım…” nevzat nazlıya “nazlı iyimisin rengin attı birden” nazlı elindeki kağıdı nevzata uzatır nevzat kağıdı alır ve okuduktan sonra “ doktor bey bu fiyat çok yüksek biz bunu ödeyemeyiz”doktor çaresizce “ yapabileceğim bişe yok oğlum üzgünüm …”der ve gider


Karargahta ise yunus eşkıyaları sorguya çeker ve olaylar tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar Mahmut “madem ben batıyorum muhtarda yanımda gelicek “ düşüncesiyle yunusa her şeyi anlatır nevzatı kimin öldürtmeye çalıştığını,evrakları kimin yok ettiğini ,diğer evrakların olduğu binayı kimin yaktırdığını ve daha birsürü şeyi… artık her şey açıklığa kavuşmuştur .Yunus kızlara çiftliğin onlarda kaldığı haberini vermek için hastaneye gider hastaneye vardığında gördüğü manzara yüzündeki gülümsemeyi siler…

d.cansel
29-07-06, 19:56
o sırada nevzat cemal in yanına geldi
Nev:kalk bakalım yüzbaşım sizinle yarım kalmış bir atışmamız vardı
C:memnuniyetle
Nev:haydi bakalım davulcular,çalın bir zeybek havası,davullarınız patlayana kadar vurun be...
ve zeybek başlar
ayşe,nazlı ve etraftakiler bu iki efenin atışmasını hayranlıkla izliyorlardı
V.H:tahsin bey,oglanlara bak ne güzel oynuyorlar
T.B: (gururlu)görüyorum hanım
vedia hanım daha sonra gülsüm ün yanında oturan müdür beye seslendi
V.H:mehmet bey,gülsüm okulda nasıl,iyi bir muallimemi
gülsüm gözleriyel annesini uyarmaya çalışır ama annesi dikkate almaz
M.B: (gülsüme bakar)çok...çok iyi bir hoca,talebeler ile iletişimi fevkalade,aynı zamanda çok akıllı,kibar ve güzel bir hanımefendi
gülsüm utanır ama mehmet ten duydugu bu sesler yüreginde farklı duyguların kabarmasına yol açar
V.H:ah mehmet bey oglum,ondan hiç beklemezdik,ama bizi yanılttı dogrusu...iyi de oldu
G: (imalı)anneee yeter
V.H:ne dedim ki kızım...ne kadar şanslıyım,oglumun mürvetini gördüm,sıra kızımda iyişallah,bekliyoruz bakalım,gerçi talibi çok ama
G:anneee
V.H:tamam sustum,iki laf ettirmedin şurada
ferit beyde aglamakta olan safiye hanım ı sakinleştirmeye çalışıyordu
F.B:safiye bari burada yapma
S.H:mutluluktan aglıyorum ferit bey kız evlendiriyoruz şurda kolay mı
F.B:haklısın kız evlendiriyoruz
S.H:ama gerçegi söyleyeyim şu dügünde oglumu evlendirmek öyle isterdim ki
F.B:yakında o da olacak anlaşılan bak şuraya
heyecanlı heyecanlı konuşan yunus ve zeynep i gösterir
F.B:hazırlanmaya başla istersen
S.H:evet hemen başlayayım
cemal nevzat ile zeybege son vermiş,nazlı ile dans etmeye başlamıştı
gözlerini ,nazlı nın yeşil gözlerinden ayırmadan
C:hala inanamıyorum
N:neye
C:evlendigimize
N:bende
C:başım dönüyor
N:iyimisin..oturalım istersen
C:hayır ondan degil,gözlerinden...gözlerinin güzelliginden,insan onlarda kayboluyor anlıyormusun...
nazlı utanır başını eger,cemal mutluluktan sarhoş bir halde nazlı ya bakar sonra birden herşey gerçektende dönmeye başlar kalabalık kaybolur uzaktan garip sesler gelmeye başlar...
....
'Uyanıyor galiba,haman doktor beye haber verelim'
'Tamam'
cemal zorlukla gözlerini açtı,bogazında felaket bir acı vardı.başıda inanılmaz derecede sızlıyordu,vücudunu hissetmiyordu...baoşlukta uçar gibiydi...doktor geldi üzerine egildi
Dr:yüzbaşı uyandınız demek
C:nazlı,nazlı nerede
Dr:nazlı mı?Öyle biri yok burada yüzbaşı
C:neredeyim ben,ne oldu bana
Dr:ANKARA dasınız,Cebeci hastahanesinde...savaşta yaralandınız hatırlamıyormusunuz
C:savaşta mı?
Dr:evet,kazandık...savaşı biz kazandık sizlerin sayesinde,gazi oldunuz
cemal biran cepheye döndü son taarruzu hatırladı,ama bu yaşadıkları öyle gerçekçiydi ki inanması zordu,çok zordu
C:nevzat...nevzat tegmen nerede
Dr:yüzbaşı...nevzat tegmen şehit oldu,agır yaralıydı...kurtaramadık
C: (boguk bir sesle)Ne!!!!
Dr:üzgünüm
cemal in gözlerinden yaşlar süzülür
C:doktorbeni yeniden uyutmanız gerek,uyutun beni sonsuza kadar...
cemal büyük bir şok yaşıyor olanlara bir türlü akıl sır erdiremiyordu,bir kaç gün sonra yanına sürpriz bir konuk geldi,olanlara şu an tek gerçek tanıktı
Y:geçmiş olsun kumandanım
C: (şaşırır)yunus,hoşgeldin
Y:hoşbulduk kumandanım nasılsınız
C:iyiyim sagol,sen nasılsın
Y:çok şükür iyiyim
yunus ta savaşta yaralanmıştı,bir gözü bandajlıydı
C:yunus sana birşey soracagım,hani ahmet in nişanlısı nazım bey in kızı nazlı hanım vardı ona ne oldu biliyormusun
Y:hayır kumandanım,ben oraya savaştan beri hiç gitmedim10 günden beri buradayım...yani buradayız,ne oldular bilmiyorum
C:10 gün mü?
Y:evet 10 gün oldu savaş biteli yunanlılar çekildiler daha dogrusu kaçtılar ve yakında iyi şayler olacak,herkes yeniden yaralarını sarmaya başladı,uyanıyoruz kumandanım
C:yunus bana yardım et pencere kenarına götür beni
Y:ama...kalkmasanız kumandanım,yani tam olarak iyileşmediniz
C:biliyorum yunus,sol bacagım artık yok,hissettim,zaten koltuk degnekleri şurada hazır baksana ver onları...beni pencereye götür
Y:peki kumandanım
yunus cemal i biraz zorlukla pencere kenarına götürdü
C:bunlara alışmam biraz zaman alacak anlaşılan tek başıma yapamayacagım
Y:ben hep sizin yanınızda olurum kumandanım
elini yunus un omzuna koyar.pencereden dışarı bakarhemşireler savaşın sonuda bile hala durmadan koşturuyorlar yaralılara yardım ediyorlardı,yaralıların çogu hala dışarıda tedavi ediliyordu,ama hepsinin yüzlerinde keder degil mutluluk, umut vardı
Y:sizi sanırım istanbul a sevkedecekler kumandanım hem orada daha iyi tedavi olursunuz
C:hayır gidemem yunus...istanbul a dönemem,şimdi olmaz...bir zafer kazandık,öyle bir zafer ki,askerin ayagına çizme,sırtına kaput veremedn ...derme çatma silahlarla,imkansız...imkansız denilen oldu.el kadar tarlasını sınırına hapsolmuş bitap köylülerdi ordumuz,onların nasıl kabuklarından çıktıklarını,o yanık tohumlardan nasıl boy atıp büyüdüklerini gördüm...şimdi gidip istanbul da benim görevim bu kadardı diyemem...yeni bir ülke doguyor yunus...yeni bir ülke,benim yerim burası....

son

2 farklı final daha var

kardem
29-07-06, 21:19
ARKADAŞLAR NE BU KAÇ GÜNDÜR SÜREGELEN DURGUNLUK..
BİRKAÇ ARKADAŞ DIŞINDA KİMSE BİŞEY YAZMAYINCA İŞ BAŞA DÜŞTÜ..
CEMAL'DEN DEVAM..

o gece sanki herkes uyumamaya yeo gece sanki herkes uyumamaya yeminli gibiydi..kimi odasında pencere kenarında,kimiyse dışarıda geceyi esir alan tatlı esintinin etkisinde düşüncelere dalıyordu..yaşadıkları..o güne gelişleri..hepsi beyinlerinin bir köşesinde özel olarak hazırladıkları,anılarını barındıran kuytulukta bir gezintiye çıkıyordu..

cemal bütün gece vilayetten gelen evrakları kopyalamakla uğraşmış,gözleri kan çanağına dönmüştü..çok yorulduğunun farkına vardı ve oturduğu yerde geriye doğru esnedi..ama yorgunluğunun sadece fiziksel olmadığının farkındaydı..asıl yorulan düşünceleri ve kalbiydi..aklında bin bir düşünce fakat tek isim vardı..

nazlı’nın özlemi..hissettikleri..çiftliğin durumu..yarın ki ayşe-nevzat düğünü..düğünden sonra neler olacağı..hepsinde tek bir isim hakimdi;nazlı…bütün bu düşüncelerine tek bir duygu hakimdi;vuslat özlemi..

cemal bu düşüncelerle boğuşurken yerinde hafifçe doğruldu ve kalkmak için masadan destek aldı..tam o sırada biraz önce yazısını tamamladığı ve masada duran kalem yere düştü..sakince eğilip kalemi yerden aldı ve tekrar masaya koydu..masanın üzerindeki evrakları da gizlilik gerekçesiyle düzenleyip alt çekmeceye yerleştirdi..o anda eli gayr-i ihtiyari bir şekilde üst çekmeceye gitti..açtığında ise nefesi kesildi adeta..

hani kapalı sandıklar,kutular içerisinde saklanan elmaslar,”zümrüt”ler,genc ü mallar vardır ya..hep karanlıklara,en derinlere ,bilinmeyen diyarlara hapsedilen kıymetliler..bir gün gelip de biri onları bulana dek o mahkumiyeti yaşarlar..ve o gün geldiğinde bir el onları tutkuyla,aşkla dikkatlice zarar vermekten,kaybetmekten korkarcasına yavaşça açar..ve gün ışığına kavuşturur..onlar da o ana dek güneşin onlara emanet ettiği ışığı parlaklıklarıyla yeryüzüne yansıtarak adeta teşekkür ederler..

işte cemal’in o çekmecede gördüğü de böyle bir hazinedir..nazlısının o sandıklar içinde gizlenen “zümrüt”leri bile kıskandıran yemyeşil gözleri..resim belki siyah beyazdır evet..ama cemal o gözleri beynine,yüreğine öylesine canlı ve dikkatli nakşetmişti ki elinde resim olmasa,nazlısı karşısında durmasa bile o parlaklık daima gözlerini kamaştırıyordu..

cemal resmi eline aldığında ellerini hafifçe nazlının gözlerinde gezdirdi önce..bir yandan da düşündü..

gözlerin...bu gözler bir tek bana baksın istiyorum..bir ömür boyu..en karanlık zamanlarımda yüreğimi ışıtsın,yolumu aydınlatsın,beni benden alsın..saçların…o sümbül kokan saçların..onları koklamalı,kokusunu içime çekip hapsetmeliyim..gün gelip de nefessiz kaldığımda nefesim olması için..ya dudakların..o dudaklardan “seni seviyorum” cümlesi sadece benim için dökülsün..

cemal resme o denli dalmıştır ki onun da dudaklarından tek bir isim dökülüyordur..
“nazlı’m..”
cemal bu düşünceler içerisinde bu resmin kendinde oluş hikayesini hatırlamıştır..

Ahmet…o gece yanıma gelmeseydin..o masum,çocuk kalbinden geçenlerin tercümanı olmamı benden istemeseydin..ne olacaktı..?

Kalemi eline aldığında cemal cephedeydi..ama bu sefer vatan cephesinde değil..kendi benliğinde bir savaş veriyordu..aklı ve kalbi arasında..
Aklı..”bu mektubu Ahmet için yazıyorsun…ona yardım etmek için sadece..en azından bu böyle olmalı..
Kalbi..kalbi ise..”cemal..yüzbaşı cemal..herkes benim aşklara,sevdalara kapalı;nasır tutmuş olduğumu düşünür..askerlere emir vermeni sağlayan,aklının galibiyetini kabul eden ,duygulardan uzak,sana sadece can vermek için çalışan bir uzvun olduğumu..ama ben senin içindeyim..sen söyle..bu satırları neden yazıyorsun..?gerçekten sadece Ahmet için mi..?sen bu kalemi kağıdı eline aldığında bu satırlar bu kadar kolay ve anlamlı bir şekilde ilerlerken hala bunu mu savunuyorsun..?o zman ben sana kendini kandırıyorsun derim yüzbaşım..
Şimdi sana bir seçenek sunuyorum..aklının sesi mi..?yoksa benim;kalbinin sesi mi..?var seçimi sen yap..”

Cemal bu savaşı verirken gözüne masasındaki bir fotoğraf takıldı..fotoğrafı eline alıp kısa bir süre bakması yetmişti şu an önünde dolu duran kağıdın öyküsünü tamamlamak için..kaleminin siyah ucuna ruhunu,benliğini de iliştirmiş öyle yazıyordu bu satırları..kalemin her kayışında içindeki bir şeyler de kıpırdanıyordu..ve yine o soru..
Aklım mı doğruyu söylüyor kalbim mi..?

İnsan oğlu hep sormuştur bu soruyu yüzyıllar boyu kendine..akıl mı kalp mi?hangisi daha güvenilirdir..cemal de bu sorunun cevabını kasaba yolunda kalbiyle aynı şeyi söyleyen nevzattan;can dostundan duymuştur..kendi itirafıyla birlikte..

Cemal:o mektubu göndermek için yazmamıştım..
Nevzat:kızın fotoğrafı masanın üzerinde duruyo hala..
Cemal:farkında değilim..
Nevzat:o mektupları yazarken de ne yaptığının farkında değildin..
Cemal:ne demek istiyorsun..?
Nevzat:mektupları niçin yazdıysan fotoğraf da onun için duruyo..daha açık konuşayım mı..?
Cemal:AHMET’İN YERİNDE OLMAK İSTEDİM..
Nevzat:bu kadarını söylemeye ben cesaret edemezdim..

...

ARKADAŞLAR ŞİMDİLİK BU KADAR..
UMARIM BEĞENİRSİNİZ..SEVGLİERİMLE..BUSE..

d.cansel
30-07-06, 18:22
cemal nevzat ile zeybege son vermiş,nazlı ile dans etmeye başlamıştı
gözlerini ,nazlı nın yeşil gözlerinden ayırmadan
C:hala inanamıyorum
N:neye
C:evlendigimize
N:bende
C:başım dönüyor
N:iyimisin..oturalım istersen
C:hayır ondan degil,gözlerinden...gözlerinin güzelliginden,insan onlarda kayboluyor anlıyormusun...
nazlı utanır başını eger,cemal mutluluktan sarhoş bir halde nazlı ya bakar sonra birden herşey gerçektende dönmeye başlar kalabalık kaybolur uzaktan garip sesler gelmeye başlar...
..................
' uyanıyor galiba,hemen doktor beye haber verelim'
' tamam'
nevzat yavaşça gözlerini açtı,bedeni yorgun ve öyle uyuşuktu ki,herşey boş ve anlamsızdı....yavaş yavaş kendine geldi
A:nevzat...iyimisin canım bak ben buradayım
N:ayşe....
A:buradayım,yanındayım
N:ne oldu bana sen iyimisin
A:iyiyim nevzat,sadece...dügünde yaralandın hatırlamıyormusun
N:dügün mü
bir an dügün gününe gider ama kendi dügününe,ama herşey öyle karışık geliyordur ki ve herşey yaşadıkları öyle gerçekçiydi ki anlam veremedi
N:herkes iyi mi...ya cemal o nasıl
A:cemal.... (aglayarak ve zorlukla)öldü nevzat kurtaramadılar,nazlı da agır yaralı...çok yaralı var,eşkiyanın attıgı bomba yüzünden...
N:ne!!cemal...olamaz bu dogru degil,gerçek degil
A:oldu nevzat,gerçek...
N:benim yüzümden hepsi benim suçum
A:hayır....hayır degil,lütfen yapma
nevzat ın eline yapışır
A:biliyorum bunlar imkansız gibi geliyor ,çıldırmak işten bile degil ama gerçekşimdi yaralarımızı sarma zamanı ,zor...çok zor ama bunu yapmalıyız,kenetlenmeliyiz anlıyormusun
nevzat sadece başını sallar ama gözyaşlarına engel olamıyordur o yüzden başını diger tarafa çevirir ve sessizce aglamaya başlar....


SON

sadece 1 final kaldı

newra_15
30-07-06, 19:11
arkadaşlar bir senaryo da benden eğer saçma gelirse süleyin estella ile birlikte yazdık yorumlarınızı bekliyoruz

KIRIK KANATLAR 21. YÜZYIL

N:Hadi ayşe lütfen bak daha Zeynep in çıkmasına 1 saat war
A:Nazlı bilmiyorum daha yeni üniweresitede telaş yapmasın
N:Ayşe Zeynep artık büyüdü bak artık o da üniwersitede hem arkadaşlara söz werdik bizi kafede bekliyorlar
A:Tamam kuzen sen kazandın hadi gidelim
Ayşe we nazlı kolkola üniwersitenin kapısından çıkarlar İstanbul ne güzel bir şehirdir böyle gençlerle dolu heyecan kokan we yerine göre insanın huzur bulduğu……Yerine göre adrenalin yükselten garip bir şehir İstanbul nazlı ayşeyle yaşlı simitçinin önünden geçerken bunları düşünüyordu.bu sırada bağıran ayşenin sesiyle irkildi nazlı bak ordalar buseeeeeeeee nazlı sewinçle kendilerine doğru gelen kalabalık gruba baktı.böyle bir grupta olabilmek we böyle güzel dostlukların kurulabilmesi için zaman gerekliydi nazlı 4 yıl diye düşündü…….
Buse:oooooo merhaba ayşe sen bizimle takılırmıydın(ayşenin yüzünün asıldığını görünce hemen nazlıya doğru yöneldi we)nasılsın nazlı şu kuzenine bir şey söyle iyice inek oldu bi derse girmese ne olur sanki
N:busecim hiç boşuna konuşma ayşeyi bilmez misin tarih manyağı işte
A:aaaaa hiçte bikere hem kısa bir zaman önce sanat tarihinden kaçmıştım da sinemaya gitmiştik
Emre:ya ewet ayşe dur bi hatırlayalım ne zaman kaçmıştın üniwersitenin ilk günüydü dimi buse kızım daha çocuktuk o zaman
Tatlı bikaç atışmadan sonra kendilerini kafede buldular.ayşe karşısında oturan çocuktan hiç hoşlanmamıştı ama çocuk sürekli ona bakıp duruyordu bu durumu buse de fark etti
Buse:bak cnm bu alp bizim ermenin arkadaşı Alpçim bu da ayşe
Alp: (heyecanla)merhaba ayşe tanıştığımıza memnun oldum İstanbul üniwersitesinden misin?
Ayşe bu bakışlardan çok rahatsız olmuştu buse yiyecek gibi baktıktan sonra nazlıyı gördü ayşenin haline gülüyordu ayşe iyice sinirlenmişti tabi nazlı da nasibini aldı ayşe alpe ewet diyip nazlının bacağına öyle bir çimcik attı ki nazlı neredeyse ağlayacaktı
A:hadi nazlı biz gidelim Zeynep ewe gelmiştir
N:anahtarı war ayşe ne gerek war gitmemize
A: (yeniden sinirle bakar nazlıya)nazlı gitse iyi olur
N: (ayşenin o kadar sinirle baktığını görünce ikinci kes bacağına bir çimcik yemek istemedi)peki cnm sen nasıl dedi ayşeye imalı bir şekilde
Alp:hemn gitmek zorundamısınız
A:ewet aynen öyle hemen gitmeliyiz
N:herkese ‘iyi eğlenceler’ arkadaşlar (iyi eğlenceleri ayşenin yüzüne bakarak söylemişti)
Birlikte ewe doğru yürümeye başladılar nazlı gülüyordu ama ayşe çok sinirliydi
A:nazlı sana inanmıyorum beni ne kadar zor durumlara sokuyorsun sana kalkalım dediğimde niye itiraz ediyosun ki
N:niye canım çocuk gayet yakışıklıydı
A:hayır nazlı bence iğrençti……..
Ewe wardılar Zeynep çoktan gelmişti ewe bişeyler yiyordu bugün çok yorulmuştu tıp okumak zordu tabii
Ayşe nazlıya hala kızgındı .nazlı da bunu fark etti we ayşe nin gönlünü almak istedi.zeynepte biraz nazlıya yardım etti bu konuda.ayşe onları çok sewdiği için dayanamadı tabi.hemen yumuşadı.o bütün gece gülerek geçti.ama ayşe nin içinde bir sıkıntı wardı.nazlıya olan kızgınlığından değildi bu.bu çok başka bir şeydi.geç olmuştu yattılar yarın hepsinin erkenden dersleri wardı.gece saat 3 gibi telefon çaldı.ayşe zaten sıkıntısından uyuyamamıştı…..

A:Allah Allah bu saatte hayırdır
N:noldu ki
Z:ablaaaaaaaaaa noluyo kimmiş
A:alo (duyduğu karşısında şoka uğrar)ne
N:ayşe noldu konuşsana
Z:abla iyi misin?
A:annem nazlı annem……….
N:ne olmuş yengeme
Z:abla çatlatma adamı noldu anneme
Ayşe konuşamıyordu yıkmıştı onu bu haber.zaten bundan 2 yıl önce babasını kaybetmişlerdi bide şimdi annesi dayanamamıştı. Zeynep, ona nasıl söyleyecekti
A:annem nazlı kalp krizi geçirmiş
Z:ne…………
N:ayşe kendine gel nasılmış şimdi
A:o yok artık nazlı naparım ben şimdi annem yok babam yok Zeynep o napıcak…………………
Nazlı ne diyeceğini bilemiyordu hemen eşyalarını topladılar we izmire Ayşelerin ewine gittiler .o gün her şey çok kötüydü ayşe sürekli kardeşini düşünüyordu o ne yapacaktı şimdi Zeynep in de ayşeden başka kimsesi kalmamıştı ama ayşe o güçlü ayşeydi her zamanki gibi yılmamalıydı en azından Zeynep için bunu yapmamalıydı her şey bitmişti herkes gitmişti artık oradan o gece 3 kız ewde yalnız kaldılar
N:nasılsın ayşe?
A:iyiyim ben nazlı çok iyiyim hadi sen Zeynep ile ilgilen ben annemin eşyalarına son kez bakacağım
Ayşe sandığı açtı we içinden çok eski bir günlük buldu.çok eskiydi bu günlük çok kalındı we içi eski harflerle yazılmıştı arap harfleriyle ayşe anlayamıyordu içinde neler yazdığını günlüğü eline alıp salona gitti
N:o elindeki ne ayşe
A:bilmiyorum nazlı an önce anemin sandığında buldum bende çok merak ediyorum ama içi Arapça yazılmış anlayamıyorum. zeynep nasıl?
N:uyudu o ayşe yarın dönüyor muyuz İstanbul a
A:ewet nazlı dönüyoruz
Ayşenin aklına takılmıştı bu defter içini biraz daha karıştırmaya karar werdi we içinde çok eski bir resim buldu bir adam we bir kadın wardı burada kucaklarında da çok güsel bir bebek önce kim olduğunu anlayamadı ama sonra annesi geldi aklına ona daha önceden bu resmi göstermişti ewet bunlar anneannesi we dedesiydi hiç görmemişti onları ayşe sonları bir fotoğraf daha buldu bu fotoğrafta daha fazla kişi wardı bir asker we iki kadın daha wardı burada.bu defteri birden çok merak etti ayşe içinde ne yazdığını mutlaka öğremeliydi.

kusadası_26
30-07-06, 20:19
güneş görünüyordu karanlık bulutlarından ardından ve yeni bi ülke gözlerini açıyordu düşman işgali ardından.....
nazlı:yaşadığı dönemde kalan bi nazlı çicek gibiydi.hala yemyeşil gözleri eski canlılığını yitirsede,eski anıları canlandırıyordu yeniden.....
o kadar çok sey yasamıştıki,gencecik yüreği,savaşı,aşkı,mücadeleyi bi anda yaşamıştı aniden.....küçücük penceresinden,kemanına sığınarak yaşama tutanan bey kızı,ne kadarda büyümüştü...bi aşk yaşamıştı....biri için yaşamayı öğrenmişti.....ayrılığı,severek vazgeçmeyi öğrenmişti,ölümü tatmıştı yüreği....savaşın içinde ülkesi gibi yeniden doğmuştu.....
cemal:o kurtuluşun ve bağımsızlığın tadını yaşatanlardan olmuştu.savaşınn kahramanlığı henüz yakasındayken bi aşkı tatmış,bi sevgiye açmıştı kurşunlarla savaşan bedenini......o en zoruna boyun eğmişti...elveda demek kalmıştı ona..sevgisine ,sevgilisine boyun eğerek elveda demek....
ayse:türk kadını......işte ayse öyle bi türk kadınıydı ki....ne aşkını,ne savaşını,ne de hayatını ihmal etmişti.yaşamak hemde sevdiği adamla yaşamak yanına uğramamıştı hiç....o da gökyüzündeki binlerce yıldız gibi kayarak düştü kara toprağa.....
nevzat:o en büyük mutluluğu,en büyük acıyı yaşadı....savaşın en büyük tokatını yedi...elleriyle verdi sevdiğini,önce düğününde,sonra istanbulun betondan yapılmış soğuk duvarlarında.....yüreği ancak bi kaç yıl sonra pes etti..çok uzak diyarlarda....
zeynep:ah zeynep!!!!kalbi ufacıktı,yüreği minicikte aşkı yaşadığında...kaçak bi sevdaya tutuldu savaş yıllarında...kaybedeceği apacık belliydi aslında ama sevdası dinlemedi...gözyaşı dinmedi...sonra ıslanmış yanaklarını bi el sildi,yorulmuş bedenine bi beden eklendi ve kalbine belki son kez bi erkek girdi....mutluluk hakkıydı,sevgi hakkıydı....taki ölümle karsılasana kadar.....canını aldılar onunda,canını ruhundan koparıp attılar...
yunus:yunus masumdu,çocuktu,mertti,ama aşıktı işte.....mutluluk onunda saf kalbini bi kez çaldı,,,sonra ne uğradı nede bi daha gözüktü düşlerinde....sevdasını,sevgidini ve sevgilisini alıpp umarsızca gitti...yarınlara karıştı aşkıyla,acısıyla................
işte böyleydi küçük aysenin dinlediği sadece bundan ibaretti.nenesinin anlattığı işte böyle bi yaşamda vardı...kurtuluş savası yıllarında bi de böle hayatlar vardı.....
ama küçük aysenin bilmediği bişey vardı,aslında neneside bilmiyordu...
umutlar kesilmişti,hayatlar tükenmişyti belkide ama yüzbaşı cemal bi yerlerde yaşıyordu...belki de oda birilerine aynı hikayeyi anlatıyordu...gözyaşlarıyla geçmişini yaşıyordu.....aşkını bi masal gibi yaşatıyordu........

estella
31-07-06, 12:56
3 kuzen sonunda tekrar istanbula donmuslerdi.nazli huzunle bakti kuzenlerine birlikte neler atlatmamislardi bunuda atlatacakladi.bu dusuncelerle bogusurken refleks olarak saate bakti.
N:eyvahh gec kaldik ayse zeynep uyanin cabuk nazli bir yyandan merdivenlerden cikiyor bir yandan yanina aldigi kiyafetleri giymeye calisiyordu.hadi uykucular uyanin ama odalarini kapisini tam actiginda hayret etti.ayse ve zeynep uyanik uzgun bir sekilde bosluga bakiyorlardi.nazli yavasca oturdu yanlarina
N:haydi gec kaliyoruz gelmiyormusunuz
Z:bu gun okula gitmek istemiyorum
A:bende
N:nazli sinirle dogruldu kendinize gelin biraz hadi gidiyoruz anneniz boyle kendisini dusunup derslere girmemenizi istemezdi herhalde (ortalarina oturarak ikisinede sarildi.)herseye ragmen hayat devam ediyor.ve ben herzaman yaninizda olacagim (muzipce guldu)istemesenizde iki kardes aglayarak kuzenlerine sarildilar.nazli hickiriklar arasinda konustu
N:ikinci derse girelim hic olmassa cabuk cabuk

O:gec kaldiniz nazli
Nazli skintiyle saate bakti uzgunum
O:gec kaldiginiz icin bende uzgunum ama bu bir seyi degistirmiyor
Nazli dislerinin arasindan konustu ozur dilerim
O:yerinize oturun ve bir daha gec kalirsaniz derse girmeye zahmet etmeyin.nazli sinirle gozlerini devir ne uyuz kadindi bu boyle…

Nazli demin azar isittigi hocayla iki ders ve ustune kendisinihic sevmeyen edebiyatcisiyla da bir ders gecirince iyice sinirleri erilmisti.bana bugunluk bu kadar macera yeter diye dusundu tam sinifin kapisinda cikiyordu arkasindan mesut yetisti
M:nazli naber
Nsinirle karsisindaki yilisiga bakti bir bu eksikti)demin iyidim diye dusundu
M:bir seymi dedin
N:hayir sen devam et ne istiyorsun
M:ben…ee…edebiyat calistirirmisin bana diyecektim
No gun boyunca ilk kez guldu karsisinda sinifin en caliskan cocugu duruyordu)ben mi calistiracagim
M:olmaz mi
N:mesut oyalama beni birsey mi diyeceksin
M:ben…
N:sen…
M:off neyse yarin gorusuruz mesut kipkirmizi bir yuzle siniftan cikmisti.nazli bir an oldugu yerde cakili kaldi.sonra