Tüm Versiyonu Göster : Serra Yılmaz


misskrueger
04-08-06, 12:57
Serra Yılmaz 13.09.1954 İstanbul doğumlu. Sainte Pulchérie, Saint Benoit mezunu. Caen Üniversitesi (Fransa) Psikoloji Fakültesi'ni bitirdi. Robert Abirached'den tiyatro eğitimi aldı. 1977-1979 arasında Genco Erkal Dostlar Tiyatrosu'nda görev aldı. 1983'te `Şekerpare' ile sinemaya adım attı.


ben kendisini çok seviyorum arkadaşlar.resimlerini ropörtajlarını ve yorumlarınızı burada paylaşalım:img-nyam:

gül_ecem
09-08-06, 18:48
ben de serra yılmazı çok beğeniyorum.paylaşım bekliyorsun bekle paylaşımlar gelecek.

gül_ecem
09-08-06, 18:49
Rol Aldığı Bazı Filmler

Serra Yılmaz

Serra Yılmaz Filmleri
Vanilya ve Çikolata (2004)
Vaniglia e Cioccolato
Oyuncu: Anneanne Diomira rolünde

Karşı Pencere (2003)
La Finestra di Fronte
Oyuncu: Emine rolünde

9 (2002)
Dokuz
Oyuncu: Anne rolünde

Cahil Periler (2001)
Le Fate Ignoranti
Oyuncu: Serra rolünde

Gönlümdeki Köşk Olmasa (2001)
Oyuncu: Kiraz rolünde

Harem Suare (1999)
Oyuncu: Gülfidan rolünde

Anayurt Oteli (1986)
Oyuncu: Ortalıkçı rolünde

gül_ecem
09-08-06, 18:55
BAŞBAKANIN OYUNCU TERCÜMANI


http://img118.imageshack.us/img118/8020/serraylmazdz3.jpg (http://imageshack.us)


http://img471.imageshack.us/img471/3186/rportajgq3.jpg (http://imageshack.us)

http://img243.imageshack.us/img243/2056/ferzanhanmlt5.jpg (http://imageshack.us)



Başbakanın oyuncu tercümanı

Son İtalya gezisinde Başbakan Tayyip Erdoğan'a sinema oyuncusu Serra Yılmaz tercümanlık yaptı. Oyunculuğun yanı sıra, 20 yıldır Fransızca ve İtalyanca çevirmenlik de yapan Yılmaz, İtalya'da rol alacağı yeni projelere hazırlanıyor




Oyunculuğumu soran ilk siyasi Erdoğan oldu

Son İtalya gezisinde Başbakan Tayyip Erdoğan'a sinema oyuncusu Serra Yılmaz tercümanlık yaptı. Oyunculuğun yanı sıra, 20 yıldır Fransızca ve İtalyanca çevirmenlik de yapan Yılmaz, İtalya'da rol alacağı yeni projelere hazırlanıyor.

- Öncelikle şunu bir açıklığa kavuşturalım... Siz Roma'da mı yaşıyorsunuz, İstanbul'da mı?
- Herkes benim İtalya'ya taşındığımı sanıyor ama öyle bir şey yok. Yıllardır Cihangir'de oturuyorum ben, evimi çok seviyorum, İstanbul'dan başka bir yerde yaşamayı hiç düşünmedim, düşünmüyorum. İtalya'ya sadece film ve dizi teklifi aldığım zaman çekimler için gidiyorum. Uçak biletimi yolluyorlar, iki saat sonra oradayım.

- Peki, nereden böyle bir kanıya vardık biz?
- Türkiye'de yurtdışına gitmek hep büyük bir olanaktır. Onun için insanlar, "Benim elime böyle bir fırsat geçse giderdim" düşüncesiyle hareket ediyorlar sanırım. Oturduğum mahalledekiler dışında hemen herkes beni İtalya'da sanıyor, yalnızca siz değil. Sinemacı, yapımcı arkadaşlar bile...

- Siz aynı zamanda mütercim tercümansınız. Kaç yıldır yapıyorsunuz bu işi?
- 20 yıldır. Aktif olarak Fransızca ve İtalyanca tercümanlık yapıyorum.

- Başbakan Tayyip Erdoğan'ın son İtalya ziyaretinde siz görev yaptınız. Neden sizi seçtiler, nasıl bağlantı kuruldu sizinle?
- Ben daha önce de Cumhurbaşkanı dahil, birçok devlet büyüğüne çeviri yaptım. Ayrıca Türkiye'de tercümanlardan oluşan birkaç grup vardır. Ben 18 tercümanın bir araya gelip kurduğu Türkiye'nin en eski şirketlerinden Enterkon'un kurucularındanım. Bu şirketin görevi gelen işi, o grupla birlikte çalışan tercümanlara dağıtmaktır. Benim dillerimde bir iş geldiğinde de öncelik bana sorulur, ondan sonra diğer tercümanlara teklif gider. Dolayısıyla müsait olduğum için, bu kez ben yaptım Başbakan'ın tercümanlığını.

- Türk heyetinde görevli olanların sizi tanımadığı için önce başka bir çevirmen istediği ama İtalyan yetkililerin sizi uygun görüp, önerdikleri doğru mu?
- Böyle bir şey olduysa da ben duymadım. Ben bana söylenen saatte, olmam gereken yere gittim sadece. Ama ben de İtalya'da yaşadığım için beni seçtiklerine dair birtakım şeyler duydum. Söylediğim gibi böyle bir şey de yok çünkü ben orada yaşamıyorum. Başbakanla birlikte giden grupla uçtum İtalya'ya.

EMİNE HANIM DİZİLERİ SEVİYOR
- Tercümanlık yapmak zor ama bazen karşınızdaki kişi işinizi daha da zorlaştırabiliyor. Tayyip Erdoğan'la çalışmak nasıldı?
- Başbakan tercüme edilmesi rahat bir insan. Konuşma temposu ve düşündüklerini açık seçik bir biçimde ifade etmesi, onu çeviri yapılması uygun biri haline getiriyor. Bu işte temel şeylerden biri; söyleyeceğiniz lafı evirip çevirmeden, net bir biçimde ifade edebilmektir. Kimileri de çemberi kapatmaz, yani cümleyi açık bırakır ve siz nasıl bağlayacağınızı bilemezsiniz. Ancak dediğim gibi, Başbakan bu anlamda beni hiç zorlamadı.
- Başbakan sizi tanıyor, oyuncu olduğunuzu biliyor muydu?
- İtiraf etmeliyim ki bugüne dek çeviri yaptığım siyasilerin içinde, oyunculuğuma dair bana soru soran tek kişi Tayyip Erdoğan oldu. Bu bir ilktir benim çevirmenlik tarihimde.

- Ne sordu size?
- Oyunculuğa devam edip etmediğimi sordu. Ama eşiyle biraz sohbet etme imkanımız oldu. Anladığım kadarıyla, o çok daha ilgili bu alana. İyi bir dizi izleyicisi.

TÜRKİYE'DEN TEKLİF GELMİYOR
- Ferzan Özpetek'in "Karşı Pencere" filminde rol alınca, İtalya'da popüler bir oyuncu oldunuz. Çok sık teklif geliyor mu oradaki yapımcılardan?
- Sinemadaki mali kriz İtalya'da da var ama yine de oradan daha çok teklif alıyorum.

- Siz bir ayırım yapıyor, "Mümkünse yurtdışında çalışmayı tercih ederim" diyor musunuz?
- Hayır, iyi bir proje olursa burada da çalışırım. Ama teklifler daha çok İtalya'dan geliyor.

- Size proje getiren yok mu Türk yapımcılardan?
- Hayır... Yani bana teklif gelmiş de, ben beğenmeyip geri çevirmiş değilim. Belki bunda yapımcıların da herkes gibi İtalya'da yaşadığımı düşünmelerinin payı olabilir. Bir tek Ümit Ünal'la çok önceden belirlenmiş bir film çekimine başlayacağız.


Bana terbiyesizlik ve kötülük ettiler

- Şehir Tiyatroları'ndan kovuldunuz mu yoksa istifa mı ettiniz?
- Kovuldum! Bunu 16 yıldır birlikte çalıştığım mesai arkadaşlarım yaptı.

- Gerekçeleri neydi peki?
- Ben yurtdışındaki çalışmalarımdan dolayı altı aylık ücretsiz izin almıştım. Onlar da sotada bekliyormuş meğer... Altı ay bittiği anda göreve çağırdılar beni, ben de gitmedim. Onun üzerine bana söylemek yerine, bir belediye zabıtasını evime yollayarak duyurdular işime son verildiğini. "Neden kendisine siz söylemediniz?" diye sorulduğunda "Türkiye'de değildi" dediler. Halbuki ben o tarihlerde İstanbul'daydım, bana bir telefonla ulaşabilirlerdi. Ayrıca Schengen vizesine ihtiyaçları olsaydı beni nerede bulacaklarını bilirlerdi... Bulmadıklarına göre burada maksatlı bir durum var.

- Daha önce yaşanan özel bir sorun var mıydı?
- Aslında bu çok şaşırtıcı değil. Devlet ve şehir tiyatrolarında çalışan insanlar büyük bir yetersizlik duygusuyla boğuştuklarından, ellerine onların "iktidar" olarak değerlendirdikleri ufak makamlar geçtiğinde hep "Sen şimdi görürsün, biz yemeyiz böyle numaraları" gibi kompleksleriyle davranıyorlar. Bana da dost olmaktan gayet uzak bir tavırla, terbiyesizlik ve kötülük ettiler.

- Devlet Tiyatrosu'nda yaşananlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Devlet Tiyatrosu'nda kendini savunmaya çalışan oyuncular, sonuçta bakanla aynı dili konuşuyor. Bakan, "Can Gürzap niye oyun yapmadı?" dediğinde, Gürzap "Bana verilen maaş zaten bir sadakadan ibaret. Ben bu maaşla kiramı mı ödeyeyim, kendime giyecek, kitap mı alayım, yoksa yurtdışında piyes mi izleyeyim? Ayrıca bunca yıl binlerce şey yaptım. Bunu sormanız bile ayıptır" diyeceğine, "Ben o oyunu da yaptım, bunu da yaptım" diye kendini savunmaya çalışıyor.



- Bu durumdan şikayetçi misiniz?
- Başka yerlerde iş seçeneklerim olmasaydı, şikayetçi olurdum ama neyse ki öyle değil. Ama sonuç olarak buradan da teklif gelmesini gönül isterdi


Beni 'Ferzan Hanım' diye çağıran bile var

- Siz İtalya'da da oyunculuk yapıyorsunuz. Oradaki çalışma koşulları ne kadar farklı Türkiye'den?
- Çok büyük farklar var çünkü İtalya'da sinema bir sanayi. Bu sanayide çalışanlar da örgütlü, dolayısıyla insanları sabahlara kadar çalıştırıp "Dört saat sonra sete gelin" demek gibi bir lüksleri yok. İnsani koşullarda çalışılıyor.

- İtalya'da rol alacağınız yeni projeler var mı?
- Ay sonunda bir televizyon filminde oynuyorum, onun çekimlerine gideceğim. Ekim sonunda da geçen yıl Floransa'da oynadığım tiyatro piyesini, 10 gün kadar da Roma'da oynayacağım. Ocak ayından itibaren provaya girecek bir müzikal teklifi de aldım ama henüz anlaşma imzalamadık.

- İtalyanlar sizi bu kadar severken, bizimkiler neden ısınamadı acaba?
- Bence bunun özel bir açıklaması yok, aradaki kültür farkından kaynaklanıyor. Örneğin, Ferzan Özpetek'in "Karşı Penceresi"nin Türkiye'deki hasılatı çok büyük olmadı. Halbuki İtalya'da film sinema salonunda o kadar büyük bir kitleye ulaşmışken, televizyonda gösterildiğinde bile en büyük reytingi yaptı. Bu kadar popüler bir filmin oyuncusu olmak, sizi de popüler yapıyor tabii.

- Ferzan Özpetek'le anılmak sizi rahatsız ediyor mu?
- Hayır çünkü her şey bir yana, o benim yakın dostum. Ama beni "Ferzan Hanım" diye çağıranlar bile var...

- Çok sakin duruyorsunuz, hep böyle misiniz?
- Böyleyim çünkü hayatta öyle olmadık şeylerle karşılaşıyorsunuz ki, insan birtakım şeyleri tevekkülle karşılamayı öğreniyor.

- Hiç hırslarınız yok mu?
- Bence hayat hırs yapmaya, hasetten çatlamaya gerek olmayacak kadar kısa.

gül_ecem
09-08-06, 18:59
rol aldığı yapımların daha geniş bir listesi:

filmleri ;
seni seviyorum,1983
bir yudum sevgi,1984
kupa kızı,1986
teyzem,1986
davacı,1986
anayurt oteli,1987
sen de yüreğinde sevgiye yer aç,1987
afife jale,1987
karılar koğuşu,1989
ay vakti,1993
hollywood kaçakları,1996
ağır roman,1997
harem suare,1999
kaç para kaç,1999
güle güle,2000
cahil periler,2000
gönlümdeki köşk olmasa,2000
o da beni seviyor,2001
9,2002
yeşil işık,2002
aşk meydan savaşı (tv)

ayrıca şehnaz tangoda ve sıdıkada da (galiba şaşıfelek çıkmazında da) rol almıştır.

gül_ecem
09-08-06, 19:11
arkadaşlar çok güzel bir röportaj vardı.ancak karakte r yetmediği için ekleyemedim.o yüzden linki veriyorum.

gül_ecem
09-08-06, 19:23
yine link vermek durumundayım.kusura bakmayın.

gül_ecem
09-08-06, 19:24
benim çıkmam gerekiyor.böyle bir oyuncuya sadece benimki hariç konuyu açan kişinin mesajı.iyice mi iki günlük oyuncularla başınız döndü arkadaşlar.

misskrueger
09-08-06, 20:00
http://img319.imageshack.us/img319/8594/027serrayilmaz01xh3.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
09-08-06, 20:05
http://img374.imageshack.us/img374/3417/028serrayilmaz02ao1.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
09-08-06, 22:25
http://img468.imageshack.us/img468/2362/27xt0.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
09-08-06, 22:26
http://img120.imageshack.us/img120/5568/kamilsonmezbyo6.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
09-08-06, 22:27
http://img455.imageshack.us/img455/3734/n318qi7.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
09-08-06, 22:27
http://img120.imageshack.us/img120/980/n319be5.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
09-08-06, 22:28
http://img455.imageshack.us/img455/2175/ultimo20haremserraqh1.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
10-08-06, 13:19
http://img97.imageshack.us/img97/2144/dsc0542ii9.jpg (http://imageshack.us)

gül_ecem
10-08-06, 13:39
resimler için çok teşekkürlermisskrueger

Hırçın Kız
11-08-06, 16:48
Serra Yılmaz'ı çok severim.Yetenekli.Farklı rollerde karşımıza çıkıyor..Ve de güleryüzlü:)

umuttaciri
12-08-06, 17:53
İtalya'da daha çok tanınıyor ne de olsa burası Türkiye biz böyle gerçek sanatçıları pek dikkate almayız

oslemm
12-08-06, 18:59
çok başarılı bi oyuncu çokta sempatikkk doğru söylüyosunuz böyle iyi oyunculara ülkemizde fazla değer verilmiyo

gül_ecem
15-08-06, 21:12
evet italyada daha çok tanındığı bir gerçek.keşke böyle oyuncuları herkes tanıyabilseydi.bir de yurtdışında sesimizi duyuramıyoruz diyorlar.sorsan serra yılmazın adını bile bilmezler.

misskrueger
25-08-06, 21:44
http://img211.imageshack.us/img211/2928/186233ao0.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
25-08-06, 21:45
http://img100.imageshack.us/img100/1914/189763ub2.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
25-08-06, 21:47
http://img100.imageshack.us/img100/3104/192502hl5.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
25-08-06, 21:48
http://img169.imageshack.us/img169/378/192503in8.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
25-08-06, 21:49
http://img169.imageshack.us/img169/9634/197606uc8.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
25-08-06, 21:51
http://img169.imageshack.us/img169/6772/197608zy2.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
25-08-06, 21:52
http://img169.imageshack.us/img169/5918/197609ts5.jpg (http://imageshack.us)

misskrueger
25-08-06, 21:54
http://img169.imageshack.us/img169/8488/332812ku9.jpg (http://imageshack.us)

gül_ecem
25-08-06, 22:08
resimler için çok teşekkürler misskrueger

feyzanTUNÇ
02-12-07, 08:10
serra hanımı enn son sayfadan aldım!halbuki kendisi çok çok başarılı yurt dışına açılmış ve kendini orada kanıtlamış ayrıca feci sampatik bir oyuncu ve bu ay içerisinde atv de başlayacak parmaklıklar ardında dizisinde hayriye rolünde kendisini izleyeceğiz. umarım diziyi takip eden arkadaşlarım bu sayfayıda unutmaz.

!! Elyf !!
22-12-07, 03:31
http://img409.imageshack.us/img409/6664/e22e20a1fc9df443a1cba9aqx8.jpg (http://imageshack.us)

'Kabalık' kelimesi Türk erkeğini hatırlatıyor


'Anayurt Oteli', 'Teyzem', 'Harem Suare', 'Cahil Periler' ve 'Bir Ömür Yetmez' gibi birçok iddialı filmde rol alan ve yönetmen Ferzan Özpetek'in ilham perisi olarak anılan Serra Yılmaz, atv'nin yeni dizisi 'Parmaklıklar Ardında'daki performansıyla yine göz dolduruyor.

SENARYO ÇEKİCİ GELDİ
Yılmaz dizide, yaşama umudu olmayan hastalara ötenazi uyguladığı için hapse giren ve kendisine 'ölüm meleği' lakabı takılan 'Hayriye' karakterini canlandırıyor. İki yıl aradan sonra Türkiye'de çekilen bir dizide rol almayı kabul eden usta oyuncu, "Bu dizinin beni çeken yanı senaryosu" diyor. Yılmaz, hayatının bilinmeyen yönlerini Marie Claire dergisine anlatı:

* Çocukken en sevdiği oyun: Saklambaç.

* En çok sinirlendiği şeyler: Aptal yerine konmak ve saygısızlık.

* En çok mutlu olduğu şeyler: Kızının yüzünün gülmesi. Sevgilisiyle seyahate çıkmak.

* Hayran olduğu sinema oyuncusu: Judie Dench.

* 'İstanbul' denince aklına gelen ilk şey: Boğaz.

EN ÇOK SARMA SEVİYOR
* 'İtalya' denince aklına gelen ilk şey? Toskana ve selviler.

* 'Kibarlık' denince aklına ilk gelen şey: Bazı dostları.

* 'Kabalık denince aklına gelen ilk şey: Türkiye'deki erkekler.

* En sevdiği yemek: Sarma.

* Yeni tanıştığı birinin ilk neyine dikkat eder: Sahiciliğine.

* Oyunculuğun ona göre en zor yanı: Beklemek... Bir yönetmenin sizi arzu etmesini, sahnenizin gelmesini, veya oyunun bitmesini beklemek.


Kaynak : Sabah Gazetesi

sarıseren
12-01-08, 01:17
http://img.sabah.com.tr/2008/01/12/gny/im/C8236D840B4B7E45959AA534r.jpg

Kadınlar koğuşunda 'Harem' havası var
atv'de yayınlanan 'Parmaklıklar Ardında' dizisinde iki hükümlüyü canlandıran Serra Yılmaz ve Devin Özgün Çınar, dizinin kadınlar kadar erkeklerden de ilgi gördüğünü söylüyor: Kadınlar koğuşunun, 'Harem' gibi kendine ait bir mitosu var. Her zaman insanların ilgisini çekiyor..


Sinop Cezaevi'ndeki B2 koğuşu sakinlerinin hikayesini anlatan 'Parmaklıklar Ardında', atv'nin en çok izlenen dizilerinden biri. Çarpıcı senaryosu ve etkileyici çekimleriyle kısa sürede seyirciden büyük ilgi gören dizinin oyuncularından Serra Yılmaz ve Devin Özgün Çınar'la, Yılmaz'ın evinde buluştuk ve diziyi, Sinop günlerini konuştuk...

* Devin Hanım içeri girer girmez, birbirinizi çok özlediğinizi söyleyerek sarıldınız. Ne kadardır görüşmüyorsunuz?
Devin Özgün Çınar: Altı gün oldu herhalde!

* Bu kadar kısa sürede birbirinizi bu kadar özlediğinize göre Sinop'ta sıkı arkadaşlıklar doğmuş olmalı...
Serra Yılmaz: Tabii bir içiçelik var ama onun ötesinde bir uyum söz konusu. Bazı insanlarla akımınız daha iyi tutuyor, daha iyi anlaşıyorsunuz. Bizim de Devin'le tuttu.

* Her ikiniz de dizi konusunda çok seçicisiniz. Bu dizide sizi çeken ne oldu da gelen teklife 'Evet' dediniz?
D.Ö.Ç.: Beni en başta hiçbir diziye benzememesi çekti. Senaryo çok hoşuma gitti ama 'Acaba olur mu böyle bir şey? İnsanlar nasıl bulur, seyrederler mi?' diye de düşündüm açıkçası. Yine de işin o kısmıyla çok ilgilenmedim ve çok düşünmeden teklifi kabul ettim.
S.Y.: Bana birinci bölüm senaryosu ile birlikte genel bilgilerin olduğu başka bir dosya da verilmişti. O sırada Sicilya'da bir açık oturuma katılmaya gidiyordum ve giderken sadece senaryoyu aldım yanıma. Senaryoyu okudukça bırakamadım elimden. Halbuki bazen senaryo okumak bana dünyanın en sıkıcı işi olarak gelebiliyor. İlk kez bir dizi senaryosunu okurken, 'Ay yapmayacaktın bunu bana' demedim. Yani sonuçta ben senaryoyu beğendim.

İTALYA'DA YAŞAMIYORUM
* Siz bu dizi için İtalya'daki hayatınıza ve işlerinize de ara vermek durumunda kaldınız sanırım...
S.Y.: Birkaç yıldan beri benim hep İtalya'da yaşadığıma dair genel bir kanaat var. Ama doğru değil, benim orada evim yok, benim evim burası. Gidiyorum, orada işimi yapıyorum, dönüyorum. Yani bu dizi sayesinde, burada olduğumun da anlaşılmasını istiyorum.

* Sizi genelde, özellikle de Ferzan Özpetek'in filmlerinde renkli sofraların, sohbetlerin içinde izlemeye alışığız. Şimdi soğuk duvarların arasında, bir katil olarak çıktınız karşımıza...
S.Y.: Valla tüm hayalim bir seri katili oynamak (gülüyor)! Yani hep öyle yumuşak roller olacak diye bir şey yok, oyuncuysan her şeyi oynayacaksın. Ayrıca katiyen bir katil değilim, ötenazi yapan bir hemşire Hayriye... Ve bu Avrupa'nın birçok ülkesinde serbest, Türkiye'de de serbest olacak (gülüyor).

* Dizi ilk bölümünde, özellikle gardiyanlardan büyük tepki aldı. Bu tepkiler siz oyunculara nasıl yansıdı?
S.Y.: Ben size çok şaşırdığım bir şey söyleyeyim mi? İki gün İstanbul'da sokaklarda çekim yaptık ve bir ara bir genç adam yanaştı; astsubay olduğunu, Bayrampaşa Cezaevi'nde çalıştığını söyledi. Ben içimden 'Eyvah!' dedim ama o, 'Dizinizi çok beğendim, ancak bu kadar güzel, gerçekçi olabilirdi' dedi. Yine de Türkiye bir paranoya ülkesi. Hiç kimse bir filmin veya dizinin kurgulanan bir hikaye olduğunu ve gerçeğe birebir tekabül etmediğini düşünmüyor. Ben ikinci filmim 'Seni Seviyorum'da bir orospuyu oynuyordum. Rahmetli bir büyükelçimiz, üçüncü filmimi çekeceğim dediğimde, 'Ne oynayacaksınız?' diye sordu. 'İşçi' deyince 'Sana daha çok yakışır' dediydi bana...
D.Ö.Ç.: Bir şey anlatıyorsanız, yani bir şey kurguluyorsanız onun içinde çatışma olması gerekiyor. O çatışmada da gardiyanın birisi kötü olur, birisi iyi... Bu dramanın temeliyle ilgili, çatışma olmazsa hiçbir şey izlenmez ki.

* Dizinin bu kadar tutacağı tahmin edilmiyordu. Ama şu an çok izleniyor. Bu ilgiyi bekliyor muydunuz?
D.Ö.Ç.: Benim hiçbir fikrim yoktu açıkçası, çünkü ne tutar ne tutmaz çok fazla anlamıyorum. Aslında anlamak istiyorum, hatta bazen anladığımı sanıyorum ama bir bakıyorum ki aslında hiçbir şey anlamamışım. Ama cezaevinin kendisi o kadar etkileyiciydi ve oranın öyle bir atmosferi vardı ki, bu işte bir çekicilik olacağını düşünmüştüm. Çünkü başrolü hapishane olan bir iş bu. Bu beni etkilediyse, insanları da etkiler diye düşündüm ama bu kadar büyük ilgi görmesini de beklemiyordum açıkçası...

* Sizce seyircinin ilgisini çeken ne oldu?
S.Y.: Ben hakikaten seyircinin neyi beğenip beğenmediğinden anlamıyorum. Mesela 'Kurtlar Vadisi'nin tutması benim için bu ülkenin içinde bulunduğu ahlaki çöküşün bir ifadesidir. Benim için en vahim ahlaki çöküş ise sokaktaki adamın; çeteye, karanlık işlere özenmesidir. Ama netice itibariyle kadın hapishanesi hep bir çeşit...

BİR NEVİ HAREM...
* Harem gibi midir yani?
S.Y.: Evet, biraz öyle. Kadınların kendi aralarında olduğu ortamlar her zaman için insanların merakını uyandırır çünkü. Yani kendine özgü bir mitosu var kadın hapishanesinin.

* Dizi izleyicilerinin büyük oranını kadınların oluşturduğunu düşünürsek, kadınları yine kadınlar merak ediyor diyebilir miyiz?
S.Y.: Fakat ben en az kadınlar kadar erkeklerin de izlediğini biliyorum. Örneğin geçen gün Kapalıçarşı'ya gittim. Oradaki esnafın hepsi erkektir, hemen hepsi diziyi izlediklerini söyledi, hatta dizi hakkında yorum bile yapıyorlardı. Yani kadınlardan öte erkeklerden çok yorum duyuyorum.

* Hiç cezaevinde yatan bir yakınınız oldu mu, olduysa artık onları daha iyi anladığınızı söyleyebilir misiniz?
S.Y.: Eski eşim 12 Mart döneminde sabotaj davasından yargılanıp; üç ay işkence gördü, bir buçuk yıl hapis yattı, sonra da beraat ettirildi. Tek suçu İşçi Partisi üyesi olmaktı. Dolayısıyla hapishane konusuna epey aşinayım ben.
D.Ö.Ç.: Benim de eniştem yattı hapishanede ve gerçekten şimdi çok daha iyi anlıyorum onu. Zaten kötü bir şey olduğunu biliyordum ama dizi için cezaevi koğuşlarında, hücrelerde vakit geçirdikten sonra yaşadıkları çok daha etkiledi beni. Ve kendisini arayıp, onu çok daha iyi anladığımı söyledim. Ve tesadüf müdür bilmiyorum, ekipteki herkesin bir yakını bir şekilde cezaevi deneyimi yaşamış.
S.Y.: Çünkü bu ülkede cezaevinde yatmayan yok (gülüyor). Hele siyasi nedenle o kadar çok insan içeriye girdi, çıktı ki...

---------------------------------------------------

http://img.sabah.com.tr/2008/01/12/gny/im/FBAE162D95DDA245B61FD724r.jpg

Dizinin Almanya versiyonunda hapishanelerdeki lezbiyenlik konuları da işlenmişti. Siz Türkiye'de bu tür konuları işleyebilecek misiniz, yoksa bir 'dur' noktası olacak mı?
S.Y.: Valla bunu senaristimiz ve prodüktörümüz bilir. Onlar ileriyi nasıl öngörüyorlar bilmiyoruz. Ama netice itibariyle olabilir, gayet de doğal yani.
D.Ö.Ç.: O zaman da hapishanede yatan kadınlar, 'Burada lezbiyenlik yaşanmaz' diye ayaklanabilir tabii. Ama hayatın içinde böyle bir gerçek varsa, dizide de olması gerekir bence.

----------------------------------------------------

'Kurtlar Vadisi'nin sizin için ahlaki çöküşün bir ifadesi olduğunu söylediniz. Sizin diziniz tam da 'Kurtlar Vadisi'nin karşısında yayınlanıyor ve onunla hemen hemen aynı reytinglere ulaşıyor. Yani size umut veren izleyiciler yok mu?
S.Y.: Canım, çok şükür Allah'ıma 75 milyonun 70'i de 'Kurtlar Vadisi' izlemiyor. Ama onun o kadar yer edinebilmesini ben böyle yorumluyorum. Mesela şu anda müthiş bir şöhret merakı var ama manasız bir merak bu. Mesela biraz önce bir markete girdim, en fazla 13 yaşındaki bir kız geldi ve 'Abla seni çok seviyorum' dedi. Ama bu çok sahte bir şey. Çünkü o ekranda gördüğü her şeyi sevmeye hazır. Öyle bir döneme girdik. Mesela insanların derdi iyi bir oyuncu olmak değil, ünlü olmak. Her yol mubah yani. Ama dediğim gibi çok şükredelim ki bu herkes için geçerli değil, aklı başında insanların da bu ülkede kaldığını umut ediyorum...

---------------------------------------------------

12 kadın Sinop'ta çok eğleniyoruz

* Bir cezaevi hikayesini anlatıyorsunuz ve yaklaşık iki-üç aydır Sinop'ta yaşıyorsunuz. Sinop sizin için bir nevi kapalı cezaevi haline geldi mi?
S.Y.: Kesinlikle, Sinop'ta gerçekten klostrofobik bir hayat yaşıyoruz. Çünkü Sinop Havaalanı kapalı ve Sinop'a ulaşım çok zor, sık sık İstanbul'a, evimize gelemiyoruz. Herkes birinden ayrı kalmış olarak orada bulunuyor. Ama ne yapalım Sinop'taki gece hayatıyla avunuyoruz! (gülüşmeler)
D.Ö.Ç.: Aslında Sinop'un kendisi klostrofobik bir yer değil tabii, onu da söylemek lazım. Sadece sürekli orada kalmak zorunda olmak zorluyor. Onun dışında 12 kadın aynı otelde kalıyoruz ve çoğunlukla çok gülüyor ve eğleniyoruz. Bir gün hep birlikte oturup, otelin mutfağında dolma sardık mesela. Kadın kadına olmak çok eğlenceli, erkek erkeğe olmak bu kadar eğlenceli olmayabilirdi gibi geliyor bana.

Dizide o kadar başarılı oyunculuklar var ki, şu şundan daha iyi demek çok zor. Sizce dizinin en başarılısı kim?
S.Y.: Böyle bir şey söylemek çok zor. Çünkü bir; böyle bir şey düşünmedim, iki; düşündüğümü size asla söylemem. Kan çıkar, nasıl söyleyeyim (gülüşmeler). Bana genelde 'En beğendiğiniz oyuncu kim?' diye sorulduğunda ne kadar ölmüş ya da yabancı varsa onları sayıyorum...
D.Ö.Ç.: Bir de bizim kendi aramızda böyle şeyler yok. Herkes birbirini destekliyor. Bir sahnenin iyi olması için bir tane oyuncunun öne çıkması değil, o sahnede kaç tane oyuncu varsa hepsinin aynı derecede asılması gerekiyor.

Dizinin oyuncu kadrosu kadın ağırlıklı. Kadın kadına oynamak nasıl?
D.Ö.Ç.: Oynadığımız sahnelerde kadın mı var, erkek mi var fark etmiyor. Biz erkeğin yokluğunu otelde daha çok hissediyoruz. Sinan (Albayrak) yazık hep tek başına kalıyor. Hatta bir sabah hep birlikte kahvaltı ediyorduk, içeri girdi baktı her yer kadın 'Anaammm' dedi ve dışarı kaçtı (gülüşmeler).

* Bu dizinin bir başrol oyuncusu kim?
S.Y.: Bence bu dizinin başrol oyuncusu bütün B2 koğuşu!
D.Ö.Ç.: Bence de öyle. Artık ayrıca 'Ben ön plana çıkayım' duygusu çok demode bir şey.

Günaydın/Sabah

:img-wink:

duar
13-01-08, 12:00
"Yine de Türkiye bir paranoya ülkesi. Hiç kimse bir filmin veya dizinin kurgulanan bir hikaye olduğunu ve gerçeğe birebir tekabül etmediğini düşünmüyor."


Türkiye'nin bir paranoya ülkesi olduğu gerçeğinde hem fikirim Sevgili Serra Yılmaz'la. Aksi olsaydı bunca komplo teorisi içeren dizi ve filmler böylesine tuutulur muydu??? Herkes gördüğüne, okuduğuna değildi altında yazdığını kurduğu " başka" şeylere inanır mıydı??? İdare hukuku hocamız bir anısında bir sınavda açık açık yetkili mahkemeyi verdiğini fakat hemen hemen tüm öğrencilerin bu işin içinde bir iş vardır diye yetkili mahkemeyle ilgili soruya açıkça belirtilen yerine farklı cevaplar verdiklerini anlatmıştı. Bu tarz bir sonuçla misafir öğretim üyesi olarak görev yaptığı hiçbir Avrupa ülkesinde karşılaşmadığını söylemişti. Bu sözün üzerine o makaleyi aradım ama bulamadım.

Fakat diğer cümleye katılamayacağım. Yapımcı firmalar öylesine bağımlılık örnekleri sergiliyorlar ki ,izleyiciye öylesinine, bunlar kurgu değil, sizinle aynı zamanda arka sokağınızda bunlar yaşanıyor diye hissetiririyorlar ki ben izleyiciye kızmıyorum..

Mesela bu sezon gösterilen bir dizide, bizler ramazan ayını yaşarken onlarda (öylesine zorlamaydı ki) Ramazan ayını yaşadılar. Bu dizide ,bu konudan bahsettik demek için gündüz vakti verilen iftar davetleri mi yaşanmadı. ramazan da açık olan barda çalışan barmen onu ziyarete gelen herkese limonlu soda mı ikram etmedi.... Sanki herşey bizim yaşadıklarımızla aynı zaman da ve aynı hislerle yaşanıyordu. Bu durumda izleyiciye "ama sen de neden bunun kurgu olduğunu anlamıyorsun diyemezsiniz" buna hakkınız yok. Bizim belki de göremediğimiz,ya da bal gibi fakında olduğumuz, çıkarlarla kendi işlerine geldiğinde seyirciyi böylesine içlerine çekecekler bundan rant elde edecekler ama işlerine gelmediğinde aman bunların hepsi kurgu bizim hayal dünyamız diyecekler. ben bunu samimi bulmuyorum. En azından bizim ülkemiz için samimi bulmuyorum...

İnsanların duygularını sömürerek reyting ve prim sağlamaya çalıştıkları için samimi bulmuyorum. Toplumdan böyle tepkiler gelince de yaptıkları kıvırma haretlerine gülüyorum sadece...

Sevgili Serra Yılmaz belki de takip etmemiştir. Yine böylesi bir kurmacada (üstelik komedi dizisinde hem de konunun işlenişi itibarıyla en ufak bir renci edici davranış yokken) karakterlerden biri köpeğine Hasan adını verdi diye herkes ayaklandı asıl komiği RTÜK bundan dolayı kanalı uyardı. Nerde kaldı o kurmaca...

uzun lafın kısası toplumun her kadamesi at gözlükleriyle bakmaya devam ettikçe böyle sonuçları daha çok göreceğiz. İnfaz koruma memurlarıyla daha da uğraşmak zorunda kalabilirler kimbilir bir uyarıda onlardan gelir... Ama acaba onlarda haklılar mı??? Bu güne kadar Tv izleyicisine öylesine sizdeniz aynı zaman da aynı anda yaşıyoruz ve birebir herşey sizinle aynı ilerliyor imajı verdiler ki kimbilir belki de toplum bu diziden sonra gerçekten de infaz koruma memurlarına hor gözle bakacak... Öyle olursa da hiç şaşmam...

Sevgiler

!! Elyf !!
16-01-08, 02:34
Sinop'taki hapse döneceğim!

Esin ÖVET

'Parmaklıklar Ardında'nın oyuncularından Serra Yılmaz, Floransa'da bir tiyatro oyununda rol alıyor..



atv'de yayınlanan 'Parmaklıklar Ardında' dizisinde bir mahkumu canlandıran Serra Yılmaz, İtalya'nın Floransa kentinde sahnelenen, Angelo Savelli'nin yönetmenliğini yaptığı 'Ultimo Harem'de (Son Harem) başrol oynuyor. Yoğun istek üzerine sadece üç hafta daha sahneleneceği açıklanan oyunun biletleri ilk günden tükendi. Serra Yılmaz, İtalya'da oynadığı bu oyunla, her performansından sonra dakikalarca ayakta alkışlanıyor. Oyun için, 'Parmaklıklar Ardında'nın çekimlerinin yapıldığı Sinop'la Floransa arasında mekik dokuyan Yılmaz, "Son Harem'de, birkaç eserden bazı alıntılar var. Oyun, Osmanlı döneminde Harem'in son gecesi ile başlıyor. '1001 Gece Masalları'na kadar gidiyor. Sonra Cumhuriyet'in kuruluşunu anlatıyor" dedi. Yılmaz sözlerine, "Kapalı gişe oynayan 'Son Harem'in sahnelenmesi bittikten sonra suç işleyip, yine Sinop'taki hapse gireceğim" diye devam etti.

Kaynak : Sabah Gazetesi

funda2
29-01-08, 16:08
http://img182.imageshack.us/img182/251/serrayilmazxl6.th.jpg (http://img182.imageshack.us/my.php?image=serrayilmazxl6.jpg)

Onu®
21-04-08, 18:57
Serra Yılmaz yarın Hülya Avşar Stüdyosu'na konuk olacak

Program 19:30'da Türkmax'da

Bilginize...

kartopu
25-05-08, 00:08
http://img.sabah.com.tr/2008/05/25/gny/im/6AD7C04C452254439EF0834Ar.jpg

'Cenaze hazırlıklarını düşündün mü?' diyorlardı

'Annemle Biz Kanseri Yeneriz' kampanyasına poz verince ortaya çıktı Serra Yılmaz'ın eski bir kanser hastası olduğu... Ünlü oyuncu 17 yıl önce yakalanmış meme kanserine ve dalga geçerek atlatmış. Kızı Ayşe ise biraz daha zorlanmış: "Annen ne zaman ölecek?" diyenlerle çok uğraştım!..

Ünlü ilaç firması Novartis'in 'Annemle Biz Kanseri Yeneriz' kampanyasının ilanlarını gördüğümde gerçekten çok etkilendim. Biz bu hastalığın bir benzerini 3 yıl önce aniden kan kanseri teşhisi konan babamla yaşamış ve onun kanseri atlatmasını sağlamıştık. 'Kanser'le savaşan bir hasta yakını olarak bu hastalıkla mücadele eden birinin neler hissedebileceğini bildiğim için durumu hemen kişiselleştirdim. Söz konusu ilanda; Ferzan Özpetek'in ilham perisi olarak anılan oyuncu Serra Yılmaz'a 17 yıl önce meme kanseri teşhisi konduğu yazıyor, ünlü sanatçı kızı Ayşe Yılmaz'la birlikte bu hastalığa inat objektiflere gülümseyerek poz veriyordu. Yakınları tabii ki biliyordu ama birçokları Yılmaz'ın yıllar önce atlattığı meme kanserini bu ilandan öğrendi. Ben de bu müthiş ikili ile 'meme kanseri'ni konuşmak için çabaladım. Ancak Serra Yılmaz atv'deki 'Parmaklıklar Ardında' dizisinin çekimleri için Sinop'ta olduğundan kızı Ayşe Yılmaz da Fransa'da yaşadığından soruları onlara e-maille gönderebildim. İşte Serra Yılmaz'ın kızı Ayşe Yılmaz'ın yaşadıkları... Önce Ayşe Yılmaz anlatıyor...

HALAM DA KANSERE YAKALANDI!

* Annenizin meme kanseri olduğunu duyduğunuzdaki ilk tepkiniz ne oldu?
Onun meme kanseri olduğunu öğrendiğimde, kendisi çoktan ameliyat olmuştu. Önce çok korktuğumu hatırlıyorum. Bu sadece 'Annemi kaybedersem ne yaparım?' korkusu değildi. Annemin acı çekmesinden, kemoterapiden, radyoterapiden de korktum. O zamanlar 12 yaşındaydım. Kanser nedir, üç aşağı beş yukarı biliyordum ama her zaman güçlü ve dimdik ayakta gördüğüm annemin yataklara düşmesinden, saçlarının dökülmesinden de korktuğumu hatırlıyorum.

İNSAN DOKTOR OLMAK İSTİYOR

* Hiç aklınıza 'Niye biz?' sorusu geldi mi?

Elbette geldi. Ama bunun aslında ne kadar saçma bir soru olduğunu çabuk anladım. Neden biz olmayalım ki? Herkes olabilir. Benim çok sevdiğim bir halam var. Kendisi ailemizde en çok doğal gıdayı tüketen, sigara, içki içmeyen, ormanda uzun yürüyüşlere çıkan biridir. Ama annemden sonra halama da bağırsak kanseri teşhisi kondu. Herkes, ama herkes bu hastalığa yakalanabilir. Ve 'Neden biz?' sorusu çok gereksiz bir soru... Cevabını bulsanız da bulmasanız da netice aynı; hastasınız ve iyileşmek için uğraşacaksınız.

* Kampanyanın adı: 'Annemle Biz Kanseri Yeneriz'... Peki siz annenizle birlikte kanseri nasıl yendiniz?

İnsanın bir yakını hastalandığında, eğer doktor değilseniz, kendinizi çok çaresiz ve işe yaramaz hissediyorsunuz. Sevdiğiniz o kişi için her şeyi yapmaya hazırsınız, ama elinizden hiçbir şey gelmiyor. Korkunç bir duygu... Anneme kemoterapi uygulanırken, ki nispeten ağır bir tedavi görmüştü, sıvı ile karıştırılması gereken toz bir ilaç vardı. Annemle ilgilenen hemşire hanım benim ne kadar merak ve titizlikle, hatta belki koruma içgüdüsüyle yaptıklarını izlediğimi fark edince, o ilacı sıvı ile karıştırma görevini bana vermişti. Bu son derece önemli bir sorumluluktu, çünkü iyi karışmazsa toz kalırsa hem serumu tıkayabilir hem de annemin canını yakabilirdi. O hemşire hanıma ne kadar teşekkür etsem azdır. Onun sayesinde, kendi çapımda, annemin tedavisinde bir rol üstlendim ve ona yardımcı oldum.

LÜZUMSUZ İNSANLAR VAR

* Bu süreçte annenize dikkat ederken onu dış etmenlerden de korumanız gerekti mi?
Tabii. Onu çevresindeki olası patavatsız insanlardan korumak da önemliydi. İnsanlar ölümden o kadar korkuyorlar ve kanser olan birinin öleceğinden o kadar eminler ki... İnanmayacaksınız ama o dönemde bana 'Ee, annen ne zaman ölüyor? Cenaze hazırlıklarını düşündünüz mü?' diyen lüzumsuz insanlar bile oldu. Tüm bu olumsuzluktan hastayı uzak tutmakta yarar olduğunu düşünüyorum.

* Bu hastalığa sahip birine yakınlarının tavrı nasıl olmalı? Siz annenize nasıl davrandınız?
Dediğim gibi, insan böyle durumlarda kendini işe yaramaz hissediyor ve ne yapacağını şaşırabiliyor. Ben hasta yakınlarına tedavi sürecinde kendilerine bir nevi görev bulmayı tavsiye ediyorum. Mesela, hasta kemoterapi görüyorsa ve bu onda ağır bulantılara sebep oluyorsa, onun dondurmacısı olabilirsiniz. Dondurma bu gibi durumlarda, hem kusmayı azaltıyor hem boğazı rahatlatıyor. Annemin hastalık sürecinde elimden geldiği kadar onu üzmemeye özen gösterdim, ki bu benim gibi Koç üzeri Yay burcu olan çabuk alevlenen biri için ciddi bir çabaydı. Ayrıca küçük mutluluklar bulmak da bize yardımcı oldu.

ÜZERİNE TİTREMİŞTİK

Bir çiçeğin açmasından, bir bebeğin gülmesinden mutlu olmayı öğrendik. Yaptığımız bir yanlış ilk zamanlar fazla üzerine düşmek oldu belki... Annem 'Ah' dese, üvey babamla ben, sanki çok feci bir şey olmuş gibi, anneme koşar, üzerine titrerdik. Bu onu biraz bunalttı galiba....

* Annenizi birkaç cümlede özetlemenizi istesek...

Bugün annemi düşündüğümde aklıma her şeyden önce hayata olan bağlılığı ve yaşama sevinci geliyor. Onun dışında annem bence son derece zeki, çok zengin bir mizah anlayışı ve kültürü olan, sevgi dolu bir insan. Etrafındakileri büyülüyor ve insan onunlayken çok keyifli zaman geçiriyor.

İLK MAMOGRAFİ SENEYE

* Birçok ilde konu hakkında toplantılar yapılacak. Peki siz bu toplantılara katılacak mısınız?

Ben maalesef yurtdışında, Fransa'da yaşıyor ve çalışıyorum. Bu nedenden ötürü, eğer Türkiye'de olduğum bir zamana denk gelmezse, toplantılara katılamayacağım. Ama fırsat bulursam, ben de çok istiyorum katılabilmeyi... Eminim ki benim de konu ile ilgili henüz bilmediğim birçok şey vardır.

* Düzenli olarak mamografi çektiriyor musunuz?

Ben düzenli olarak tüm jinekolojik kontrollerimi yaptırıyorum. Ama mamografi her yaşta yapılan bir kontrol değil! Ailesinde kanser vakası bulunmayan kadınlarda 40 yaşından önce bu kontrol yapılmıyor. Ama benim ailemde annem de dahil birkaç kanser vakası olduğundan, jinekoloğum 30 yaşından itibaren mamografilere başlamamı uygun gördü. Yani ilk mamografimi seneye çektireceğim.

Kaynak: sabah.com.tr

kartopu
25-05-08, 00:10
http://img.sabah.com.tr/2008/05/25/gny/im/C2E6E80ECB914749A0B7A625r.jpg


Serra Yılmaz atv’de yayınlanan ‘Parmaklıklar Ardında’ dizinde Hayriye Abla rolünde...

Serra Yılmaz: Kanseri kendime hiç yakıştıramamıştım!

* Meme kanseri olduğunuzu siz mi fark ettiniz yoksa bir hastanede bu konuda test mi yaptırdınız?

Ben fark ettim. 17 yıl önce bir sabah uyandığımda bir anda buldum, öğleden sonra teşhis kondu. Ertesi sabah da ameliyat oldum.

* Doktorunuz size 'meme kanseri' olduğunuzu söylediğinde neler hissettiniz?
Hayret, idrak edememe gibi durumları birarada yaşadım. İlk başta kendime hiç yakıştıramadım. 'Kızıma yeterince eşlik edemedim daha çok küçük...' diye üzüldüğümü hatırlıyorum.

* Sizi hastalık sürecinde en çok duygulandıran ne oldu?
Yakın çevremin ve özellikle de kızım ve hayat arkadaşımın bana eşlik etme çabaları ve gayretleri...

* Hastanede yattınız mı?

Ameliyatla tümör alındı, radyoterapi ve kemoterapi gördüm. Ameliyattan sonra üç gün yattım. İyileşmeye çalışırken hastalıkla dalga geçmeye çalıştım. Bu süreçte kızım, hayat arkadaşım ve dostlarım bana çok destek oldular.

* Peki moraliniz nasıldı? Tedavi ne kadar sürdü?

İlk şoku atlattıktan sonra gayet iyiydim. Tedavim nisandan aralık sonuna dek sürdü. Bence başına bu tarz bir rahatsızlık gelenlerin, kanserle baş etmeye çalışanların durumu önce iyice anlamaları, pes etmemeleri ve sürekli hastalıkla savaşları gerekiyor.

Röportajın devamı..Sabah gazetesi..Günaydın eki..

gizem...
27-06-08, 13:49
http://i305.photobucket.com/albums/nn228/wwwsinedizicomforum/Extra/p_ardinda_23_1.jpg

http://i305.photobucket.com/albums/nn228/wwwsinedizicomforum/p_ardinda_24_3.jpg

gizem...
27-06-08, 13:51
http://i305.photobucket.com/albums/nn228/wwwsinedizicomforum/Extra/n780147678_473726_7404.jpg

http://i305.photobucket.com/albums/nn228/wwwsinedizicomforum/Extra/n780147678_473732_4092.jpg

cenup
03-07-08, 02:23
Ferzan Özpetek filmlerinin olmazsa olmazı.Çok başarılı bir oyuncu.Muhteşem bir ses tonuna sahip, güzel insan.

http://img65.imageshack.us/img65/139/2425302980e9c1a08fa0b26rt9.th.jpg (http://img65.imageshack.us/my.php?image=2425302980e9c1a08fa0b26rt9.jpg)++http ://img364.imageshack.us/img364/9021/2425301676d3540a8518b26pd9.th.jpg (http://img364.imageshack.us/my.php?image=2425301676d3540a8518b26pd9.jpg)++http ://img244.imageshack.us/img244/5998/243197282239e9b5c838b26sh6.th.jpg (http://img244.imageshack.us/my.php?image=243197282239e9b5c838b26sh6.jpg)++http ://img112.imageshack.us/img112/6213/244906792577810e71ddb26nq6.th.jpg (http://img112.imageshack.us/my.php?image=244906792577810e71ddb26nq6.jpg)

http://img398.imageshack.us/img398/5798/2463912426226888d288b26vc7.th.jpg (http://img398.imageshack.us/my.php?image=2463912426226888d288b26vc7.jpg)++http ://img93.imageshack.us/img93/5185/248550570434bfa0a448b26mf9.th.jpg (http://img93.imageshack.us/my.php?image=248550570434bfa0a448b26mf9.jpg)++http ://img133.imageshack.us/img133/5917/2484690341e1aff30400b26ed3.th.jpg (http://img133.imageshack.us/my.php?image=2484690341e1aff30400b26ed3.jpg)++http ://img224.imageshack.us/img224/1397/24943556608bf00bee5db26we7.th.jpg (http://img224.imageshack.us/my.php?image=24943556608bf00bee5db26we7.jpg)

http://img55.imageshack.us/img55/2304/249353770356b0771d91b26un1.th.jpg (http://img55.imageshack.us/my.php?image=249353770356b0771d91b26un1.jpg)++http ://img357.imageshack.us/img357/6940/259276662005387029e9b26pj4.th.jpg (http://img357.imageshack.us/my.php?image=259276662005387029e9b26pj4.jpg)++http ://img157.imageshack.us/img157/8458/26147636871c9900b3edb26iy1.th.jpg (http://img157.imageshack.us/my.php?image=26147636871c9900b3edb26iy1.jpg)++http ://img361.imageshack.us/img361/788/26155935547004575641b26jl1.th.jpg (http://img361.imageshack.us/my.php?image=26155935547004575641b26jl1.jpg)

cenup
04-07-08, 15:40
Serra Yılmaz mutfağına çağırıyor

Tiyatro ve sinemanın önemli ismi Serra Yılmaz, sizleri kısa zamanda alternatif lezzetlerin denendiği, aşkın ve sanatın konuşulduğu mutfağına davet ediyor...

http://img60.imageshack.us/img60/3271/serrayilmaz2021c4pc1.jpg (http://imageshack.us)

Serra Yılmaz, şimdi de aşçılığını konuşturuyor! Usta oyuncu, her Pazar TürkMax ekranlarına gelen ve birbirinden nadide yemeklerin lezzet saçtığı “Temel İçgüdü” adlı programında ünlü konukları ağırlamayı da ihmal etmiyor. Serra Yılmaz’ın bu haftaki konuğu Hale Soygazi.

Kaynak:Televizyon Gazetesi