Tüm Versiyonu Göster : Alejandro Amenabar


sbuffy
12-08-06, 20:07
http://img20.imageshack.us/img20/3347/191946118fo5.jpg

Doğum tarihi:31.03.1972/Şili

+ Ailesi 1973 yılında, askeri diktatör Augusto Pinochet rejiminden kaçarak, İspanya 'ya kaçar.
+1991’de Bağımsız Amatör Sinemacılar Derneği (AICA) ödülünü kazandıran ilk kısa metrajlı filmi La Cabeza'yı yaptı.
+Madrid Complutense Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi´nde Görüntü Uzmanı eğitimini yarım bıraktı
+1996'da ilk uzun metraj çalışması 'Thesis' i çekti. Bu filmi En İyi Film, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Genç Yönetmen Ödüllerini içeren 7 Goya Ödülü kazandı.
+Dünyada tanınmasını sağlayan film 1997de çekttiği Abre los ojos (open your eyes)oldu.bu filmin yeniden çevrim haklarını Tom Cruise'un satın aldı ve Cameron Crowe'un yönetmenliğinde 'Vanilla Sky' adıyla Hollywood'da yeniden çekildi.
+ Tom Cruise, genç yönetmenin ilk İngilizce filmi Diğerleri'nin (The Others, 2001) yapımcılığını üstlendi.Bu filmle 8goya ödülü kazandı.ayrıca İspanya’da en fazla seyredilen film ünvanına sahip oldu.
+ amenabar:filmlerim benim cevaplarım değil sorularımdır

Filmleri:
# Viaje mar adentro, Un (2005) (TV)
# Mar adentro (2004/I)/The Sea İnside
# The Others (2001)/Los Ottos
# Nadie conoce a nadie (1999)
# Lengua de las mariposas, La (1999)
# Allanamiento de morada (1998)
# Abre los ojos (1997)
# Tesis (1996)
# Luna (1995)
# Al lado del Atlas (1994)
# Himenóptero (1992)

ödülleri:
1991 - AICA-Kısa film ödülü, La cabeza
1997 - Goya (Film ödülü) Tesis
2004 - Avrupa film ödülü "Mar Adentro" (İçimdeki deniz), en iyi yönetmen
2005 - Golden Globe Award Mar Adentro (İçimdeki deniz), en iyi yabancı film.
2005 - Oscar Mar Adentro (İçimdeki deniz), yabancı dildeki en iyi film

içimdeki deniz filmi ödülleri
2005 Altın Küre - En İyi Yabancı Film
2005 BFCA Award - En İyi Yabancı Film
2005 Bangkok Film Festival - En İyi Film & En İyi Aktör
2004 Venice Film Festival- Jüri Büyük Ödülü - Gümüş Aslan
2004 Venice Film Festival - En İyi Yabancı Film Ödülü
2004 Venice Film Festival - En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
Volpi Cup - En İyi Aktör (Javier Bardem)
Young Cinema Award (En İyi Uluslararası Film)
2004 European Film Award - En İyi Aktör & En İyi Yönetmen
2004 NBR Award - En İyi Yabancı Film
2004 Hollywood Film Festival - En İyi Avrupa Filmi
2004 ONDAS-Cinemania Award - En İyi Yönetmen
2004 SDFCS Award - En İyi Yabancı Film

sbuffy
12-08-06, 20:10
http://img155.imageshack.us/img155/718/tesis1996nq6.jpghttp://img155.imageshack.us/img155/9574/14101aq7.jpghttp://img155.imageshack.us/img155/4032/200pxtheothersposterrr2.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/6033/openyoureyesusdvdza2.jpghttp://img155.imageshack.us/img155/1033/sea20insidesfp5.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/8986/madentrozz4.jpghttp://img155.imageshack.us/img155/4392/maradentro02yf2.jpg

sbuffy
12-08-06, 20:12
http://img20.imageshack.us/img20/7373/sobregruapb8.jpg
http://img20.imageshack.us/img20/3127/seainside1gp0.jpg
http://img20.imageshack.us/img20/763/amenabar2wj1.jpg

sbuffy
12-08-06, 20:13
http://img20.imageshack.us/img20/2779/11096069301xs1.jpghttp://img20.imageshack.us/img20/6725/12mainsv9.jpg
http://img20.imageshack.us/img20/8575/alejandroamenabar44rz8.jpg
http://img20.imageshack.us/img20/4003/alejandroamenabarhx8.jpg

sbuffy
12-08-06, 20:21
http://img20.imageshack.us/img20/4228/1208598571ix8.jpg
http://img20.imageshack.us/img20/3229/12vr1.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/940/amenabar2iu3.jpg
http://www.filmstew.com/Users/PhotoFinish/95/AlejandroAmenabarNicoleKidman.jpg

sbuffy
12-08-06, 20:35
http://img155.imageshack.us/img155/6176/alejandroamenabarwe3.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/6188/1521805venice3001km8.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/5500/vpalmkidmanae6.jpg

sbuffy
12-08-06, 20:36
http://img20.imageshack.us/img20/7414/ccb499127ba76510ace64ecc53feb5f0re7.jpg
http://img20.imageshack.us/img20/8638/foto06medyd8.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/3627/foto11medbm7.jpg
http://img155.imageshack.us/img155/7932/foto10medmg6.jpg

sbuffy
12-08-06, 20:41
Amenábar Tezini Veriyor

http://www.altyazi.net/ocak03/amenabar.jpg

Tez, Alejandro Amenábar'ın 1996 yapımı ilk filmi. İkinci filmi Aç Gözünü'nün (Open Your Eyes) Hollywood uyarlamasının çekilmesi (Vanilla Sky) ile birlikte Amenábar popüler sinema çevrelerindeki tanınırlığını arttırmıştı. Ve hemen ardından İspanyol yönetmenin ismini daha geniş kitlelere duyurduğu Diğerleri (The Others) geldi. Film, günümüz korku sinemasının aşırı hızlı anlatımına ters düşen, atmosfer üzerine kurulu bir anlatım benimseyerek, Altıncı His (Sixth Sense) ile birlikte klasik korku sineması anlayışına geri dönüş dalgasının öncü filmlerden biri oldu. Oysa Amenábar, bir önceki filmi Aç Gözünü'de, Diğerleri'nin tersine, 90'lar sinemasının türler-arası karmaşık yapısını her bir karesinde barındıran bir anlatım oluşturmuştu. Aç Gözünü ve Diğerleri arasındaki keskin anlatım farklılığı, yönetmenin filme göre anlatım oluşturma yetisine sahip olduğunun bir işareti.

Bu yazının asıl mevzusu olan Tez filmine gelince� Öncelikle Tez'in, Aç Gözünü'den de Diğerleri'nden de farklı bir yerde durduğunu vurgulamak gerekiyor. Tez, çok daha mütevazi bir film. Filmi iyi bir film kılan özellik de tam da burada yatıyor: Samimiyet. Tez, öğrenci filmlerinin kendine has naifliğini içinde barındıran bir film. İsmiyle bağlantılı olarak Amenábar'ın tez filmi olarak bile görülebilir: üç-beş oyuncu, bir ünversite kampüsü, bir el kamerası ve de filmi çekmek için bir film kamerası. Herhangi bir sinema öğrencisi bu filmi çok az bir masraf ile çekebilirdi. Amenábar'ın başarısı da burada yatıyor; O, kısıtlı mekanda geçen bu küçük ölçekli filmi anlatım becerisi ve hayalgücü ile seyirci için o kadar sürükleyici bir deneyime dönüştürüyor ki, film dünya çapında bir 'hit' haline geliyor, 7 dalda Goya ödülü kazanıyor. Tez, her şeyiyle bir öğrenci filmi izlenimi uyandıran bir filmin, dünya çapında bir filme dönüşme hayalini gerçek kılıyor. Bu bakımdan, kısa film ile uğraşan ve şöhret hayalleri kuran genç sinemacılar için de bir ders niteliğinde.

kaynak:altyazi.net

sbuffy
12-08-06, 21:02
Alejandro Amenábar

http://www.e-kolay.net/sinema/images/amenabar1_300.jpg

Alejandro Amenábar 1973 yılında Şili’nin Santiago şehrinde doğmuş, ama bebekliğinden beri İspanya’da yaşıyor ve çifte vatandaşlığı var. İspanyol iç Savaşı’nı atlatan İspanyol annesi Pinochet’nin 1973 darbesinin ardından, Şili’nin de benzer acılar çekmesinden korkunca, aile İspanya’ya kaçar.

Amenábar’ın içindeki yaratıcılık daha çocuk yaşta ortaya çıkar. Çocukken yazdığı kısa öyküler için gitarda küçük eşlik müzikleri besteler. 10 yaşına geldiğinde piyano çalışmaya başlamıştır, müzisyen ya da edebiyatçı olmayı düşlemektedir. Eğlence olsun diye, Madrid Üniversitesi’ndeki film araştırmaları bölümüne kayıt olarak kısa filmler çekmeye başlar, ancak dersleri kötü gider.

İspanyol sinema severler bu harika çocuğun yabana atılmayacak bir film yönetmeni olduğunun, 1996 yılında piyasaya sürülen Tésis ("Thesis") filmiyle farkına varırlar. Filmde doktora tezi üzerinde çalışırken üniversite arşivlerinde ayağına dolanan, toz tutmaya başlamış birkaç film makarasında bir öğrencinin cinayete kurban gidişini gösteren kopmuş bir film olduğunu keşfeden genç bir sinematografi öğrencisinin öyküsü anlatılıyor. Kahramanımız katili saklandığı yerde bulmaya karar veriyor.

Amenábar intikam duygusuna kapılarak, kötü adama film araştırmaları eğitimi gördüðü, Madrid’teki Complutense Üniversitesi’nde kendisine kırık not veren öğretmenlerden birinin adını vermiş. Yönetmenin 1996 yılında, daha üniversiteden mezun olmadan, Mateo Gil ile birlikte kaleme aldığı Tésis ("Thesis") İspanya’da büyük yankı uyandırarak sayısız Goya (İspanya’nın Oscar’ı) ödülü alır. Filmİspanyol sinemasına güçlü bir soluk geldiğinin ilk işareti olur.

Amenábar’ın film yönetmeni olarak taşıdığı yetenek Eduardo Noriega ve Penelope Cruz’un rol aldığı, 1997 yılının sonunda gösterime giren Abre Los Ojos (‘Open Your Eyes’) adlı filmle kanıtlanır. Filmin senaryosu merak uyandırıcı, hatta karmaşıktır. Yapımcılık açısından büyük deðer taşıyan filmdeki oyunculuklar incedir, birkaç hoþ özel efekt de yer almaktadýr. Filmin tüyler ürperten bir sahnesinde Madrid’in genellikle hıncahınç dolu olan ana caddesi Gran Vía’nın otomobillerden ve insanlardan yoksun görüntüsü İspanyol izleyicilerinden tepki alır. Bu tema, genellikle İspanya’nın yakın tarihi veya ulusal zaafları üzerinde duran İspanyol sinemasının bilindik önerilerinden bir kopuşa işaret etmektedir. Bilim kurgu yazarı Philip K. Dick’in has geleneðini yansıtan hikaye hayatının bilgisayarda yaratılan bir kurgudan ibaret olduğunu, aslında uykuda olduğunu fark eden bir adamın etrafında dönmektedir. İzleyici film boyunca hayalle gerçeği ayırmaya çalışmak zorunda kalır.

ABD’deki Sundance Festivali'nde prömiyeri yapılan film Tom Cruise’un ilgisini çeker. Ünlü aktör filmin Amerika’da yeniden çevrim haklarını satın alarak yazar-yönetmen Cameron Crowe ile işbirliği yapar. Film aynı zamanda Amenábar’ın İngilizce çekilen ilk filmidir. Hollywood’un sivri zekaları filme uygun bir başlık olarak ‘Eyes Wide Open’ı önermekte hiç vakit kaybetmezler. Vanilla Sky adı verilen, Cruise, Robert Redford, Cameron Diaz ve orijinal kadrodan Penelope Cruz’un rol aldığı filmin yapımına 2000 yılının sonbaharında başlanır. Film büyük yankı uyandırır.

Cruise Amenábar’ın üçüncü konulu filminin de başyapımcılığını üstlenir. İkinci Dünya Savaşı esnasında Jersey Adası’nda geçen The Others psikolojik bir gerilim filmidir. Cruise’un eşi Nicole Kidman’ın rol aldığı film 2000 yılının ortalarında 20 milyon dolar gibi bir bütçeyle İspanya’nın kuzeyinde bulunan Madrid ve Santander dolaylarında çekilir. Nicole Kidman ücra bir köşede, görkemli malikanesinde yaşayan sinirli bir anneyi canlandırdığı filmdeki başrol oyunculuğuyla büyük övgüler alır. Yönetmen filmlerinin başarısına karşın, Los Angeles’a taşınmayı ya da Hollywood’daki kariyerine devam etmeyi düşünmediğini dile getirmektedir.

Amenábar Amerika çıkarmasından önce de, 1999 yılında iki filmin önemli parçalarını seslendirir. Bunlar Jose Luis Cuerda yönetmenliðindeki Butterfly/La Lengua de las mariposas ve Mateo Gil’in yönettiði Nadie conoce a nadie/Nobody Knows Anything adlı filmlerdir.

Piyasaya sadece üç gerilim filmi çıkmış olan Alejandro Amenábar şimdiden İspanya’nın en çok konuşulan yönetmeni olmaya aday. Alfred Hitchcock’un 21. yüzyıldaki mirasçısı olarak görülüyor.

kaynak:e-kolay.net

sbuffy
14-08-06, 09:15
Yaşam hakkında sorular

Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna, ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum. Buna rağmen bu duruma 29 yıl, dört ay ve birkaç gün boyunca tahammül etmek zorunda kaldım. Bunu daha fazla yapmayı reddediyorum!
Gördüğünüz gibi yanımda içinde siyanür potasyum bulunan bir bardak su var. Onu içtiğimde, kendi irademle, sahip olduğum en özel, en meşru mülkiyete; yani bedenime son vermiş olacağım.
İspanyol sinemasının son dönemine damgasını vuran (Tez, Konuş Onunla ve Diğerleri) genç yönetmen Alejandro Amenabarın gösterildiği festivallerde büyük beğeniler kazanırken aynı zamanda tartışmalara da neden olan filmi İçimdeki Deniz; yukarıda ölümünün ardından bıraktığı vasiyetinden bir bölüm aktardığımız Ramon Sampedronun hikâyesini anlatıyor.
26 yaşında geçirdiği bir deniz kazasının ardından yaklaşık 30 yıl boynundan aşağısı felçli olarak yaşamak zorunda kalan, sonunda ötenaziye karar veren ve bu talebini İspanya hükümetine de ileten Ramon�un son dönemini anlatan film, Amenabarın müthiş tatlar bırakan sinemasının yanında;netameli bir konuyu gündeme taşımasıyla da dikkate değer...

Şenay Aydemir

sbuffy
14-08-06, 09:18
Ötanazinin daha da ötesi...

http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/02/11/igi.gif

Pedro Almodovar, sondan bir önceki filmi 'Konuş Onunla'da yatağa mahkûm hayatlara adanmış hayatları anlatmıştı. Üç yıl sonra bu kez bir başka İspanyol yönetmen, Alejandro Amenabar, kamerayı biraz daha ileriye, biraz daha yakına, biraz daha yatağın içine uzatıyor. Bu kez anlatılan bizatihi yatağa mahkûm bir hayat...
'İçimdeki Deniz' (Mar Adentro) gerçek bir hayat hikâyesinden uyarlama. Konu, 28 yıldır aynı odada, aynı yataktan aynı pencereye bakan ve artık sıkıldığının farkına varan bir adamın, verdiği nihai bir kararın nedenleri üzerine zihinsel ve görsel egzersizlere dayanıyor. Ramon Sampredo, dünyayı gezip dolaşan, her limanda soluklanan bir gemiciyken bir gün balıklama atladığı sudan sakatlanarak çıkıyor. Belkemiğinin kırılması sonucu boynundan aşağısı tutmuyordur artık ve iyileşmesi imkânsızdır. Bu, onun gibi hayat dolu biri için, kaderin son derece acımasız bir şakasıdır. Ona bakmakta kararlı çevresiyle (ağabeyi, yengesi ve yeğeni) birlikte, denizden alabildiğine uzak bir noktada, küçük çiftlik evine yerleşir. Bir öncekinin diğerinden farklı olmadığı günlerine ise ancak yazmakla anlam katar. Kendince geliştirdiği yöntemlerle (ağzıyla kalem tutar mesela) yazdığı metinler, elbetteki acılı ruhunun yansımasıdır.
28 yıl tabii ki yaşanılanların anlamı üzerine kafa patlatmak için fazlasıyla uzun bir süre. Sampredo da bu süre içinde hayatın bir mecburiyet değil hak olduğu görüşünü içinde büyütüyor ve artık bu oyunu sürdürmek istemiyor. Yani o bilinen 'tıbbi' terim, 'ötanazi' zihnini yokluyor. Bu hakkını kullanmak için yasal yolları deniyor. Malum ötanazi genellikle bitkisel hayat vakaları için geçerlidir; Sampredo'nun meselesi ise olayların bilincine vakıf olduğu halde fiziksel olarak eylemi gerçekleştirememesi. Yani, onun bir ortağa ihtiyacı vardır...
İşte bu noktada hayatına iki kadın giriyor. Biri, tıpkı onun gibi giderek yatağa düşüren bir hastalığın pençesine yakalanmış avukat Julia, diğeri de Sampredo'nun öyküsünden tesadüf eseri haberdar olan, iki çocuklu dul radyocu Rosa. Julia, hayatının sonraki aşamasında mantığın, Rosa ise duygusallığın temsilsici oluyor. Kadın avukat aklın acılarını dindirirken, radyocu genç kadın ise kendi hayatındaki yalnızlığını Sampredo'nun olağanüstü kişiliğiyle yok etmeyi deniyor.

Bu kez duygularımızla oynuyor
Alejandro Amenabar, bugüne kadar bize hep gerilimi yüksek öyküler anlattı. 'Tez', 'Aç Gözünü' ve 'Diğerleri'ne bakarak şunu söyleyebilirim: 32 yaşındaki Şili doğumlu genç İspanyol, bana kalırsa Avrupa'dan son dönemde çıkan en kalbur üstü yönetmen. 'İçimdeki Deniz', onun yetenekleri konusunda ikna edici bir başka deneyim. Bu kez sinirlerimizle değil duygularımızla oynuyor; orta karar bir Hollywood yönetmeninin eline düşse son derece vıcık vıcık işlenebilecek bir konudan, mesafeli, düşüncelerini ve duygularını dengeli yansıtan bir film ortaya çıkarıyor.
'İçimdeki Deniz', ötanazi karşıtlarına da, savunucularına da eşit haklar tanıyor ve ana karakterinin peşine, önkabullerden uzakta düşüyor. Film, Sampredo'nun acılarından ziyade, kararını ve bu kararın çevresine verdiği derin acıyı, alabildiğine gerçekçi portrelerle işliyor. Mesela yengesi, ancak doğu toplumlarında (mesela bizde) rastlanabilecek türden çok özel bir karakter. Kocasının kardeşine yıllar boyu bakıyor ve gıkı çıkmıyor. Ağabey, öfkesine her defasında set vuruyor ve ötanazi kararına 'aile gururu' açısından sıcak bakmıyor. Filmin hüzünlü anlarına denk düşen sahnelerde ise yukarıda bahsi olunan iki kadın karakter var.
Amenabar, Hollywood'u çok iyi biliyor ve bu sinemanın insanları kolayca avucuna alacak sahnelerini, farklı yaklaşımlarla kendince üretiyor ve sonuçta aynı noktaya ulaşıyor: Yani 'İçimdeki Deniz' de seyircisini çok çabuk içine çekiyor. Büyük ustalık gerektiren yanlarına gelince: Sampredo'nun pencereden çıkarak sonuçta okyanusa ulaştığı rüya sahnesi muhteşem. Tek plan çekildiği hissi veren (ama teknik olarak mümkün görünmeyen) bu sahnede kamera, ilginç bir yolculuğa çıkıyor ve doğal araziyi taradıktan sonra sahilde gezinen avukat Julia'nın yanına ulaşıyor. Bir başka hissiyat yüklü muhteşem sahne ise, Sampredo'nun mahkemeye çıkmak için yola koyulduğunda sokaktaki hayatın kendi ritmi içinde yakalanan anlar dizisi...
Bu sezon gerçek hayatlar dikkat çekiyor; Jamie Foxx Ray Charles'ın, Javier Bardem de Ramon Sampredo'nun öykülerini seyirciyle buluşturuyor. Bardem'in şöyle bir farklılığı var: İspanyol oyuncu filmde yeteneklerini vücut diliyle değil, daha çok mimikleriyle gösteriyor. Gözyaşlarınızı teslim alan sahne sayısı ortalamanın üzerinde olan bu son derece hüzünlü öyküye kayıtsız kalmayın. Ve Hollywood'a da, şu çağrıyı yapalım: Film, muhtemelen size ilham kaynağı olacak; ama bu kez Amenabar'ın daha önceki yapıtlarından 'Aç Gözünü'yü 'Vanilla Sky'a dönüştürerek yaptığınız türden bir hamleye soyunmaktansa mesela Christopher Reeve'nin son dönemlerini karşımıza getirin ki, hiç değilse filminizin özel yanı da olsun...

kaynak:radikal/Uğur Vardan

sbuffy
14-08-06, 09:30
Yaşadığımı hissediyorum

http://www.e-kolay.net/sinema/images/maralejandro.jpg

Amenabar: Sampedro'nun kitabından çok etkilendim. O ölümden bahsettikçe daha fazla yaşadığımı hissettim!

"Özgürlüğün olmadığı hayat, hayat değildir". Bu cümle hayatının 30 yılını felçli olarak yatakta geçirdikten sonra 1998 yılında ölen İspanyol denizci Ramon Sampedro'ya ait. Sampedro'nun hayatı 26 yaşındayken bir falezden denize atladığında tamamen değişti. Bel kemiğinin kırılması sonucu felç olmuştu. 30 yıl boyunca yattığı yatakta ağzıyla kalem tutarak yazı yazdı. Yatalak olmasına rağmen kişiliği ve bilgeliğiyle çevresindeki herkesi büyülüyordu. Ancak, Ramon'un gerçekleşmesini istediği tek hayali, yaşamına onurlu bir şekilde son verebilme hakkını kazanmaktı.

En iyi yabancı film dalında Altın Küre sahibi, aynı dalda Oscar adayı ve 12 Goya ödüllü 'İçimizdeki Deniz' (The Sea Inside), felç olduktan sonra ölümünü talep eden Roman Sampedro'nun hikâyesini beyazperdeye taşıyor. Yılın en etkileyici filmlerinden olan 'İçimdeki Deniz' yarın Türkiye'de gösterime giriyor. Javier Bardem, Belen Rueda ve Lola Duena'nın rol aldığı filmin yönetmeni ise Alejandro Amenabar. 'Tez', 'Aç Gözünü', 'Diğerleri' gibi filmleriyle adından dünya çapında söz ettiren İspanyol yönetmen, Fransız Le Figaro gazetesine verdiği röportajda 'İçimizdeki Deniz'i çekmeye Sampedro'nun kendi hikâyesini anlattığı kitabından çok etkilenerek karar verdiğini belirtiyor.

Ramon Sampedro'dan ilk ne zaman haberiniz oldu?
1990'lı yıllarda, Ramon Sampedro üzerine çekilmiş bir belgesel izledim. Onu dinlediğimde, ötanazi değil şunun üzerine düşündüm: Ben hayatımda böyle bir şeyle karşılaşsam ne yapardım?

Ne yapardınız?
Yaşamaya devam ederdim.

Neden?
Tekerlekli sandalyeye çivilenmiş olsam bile her zaman film çevirirdim diye düşünüyorum.

O zaman, sizi ölmeye karar vermiş biri üzerine film çekmeye iten neydi?
1998 yılında 55 yaşındayken öldüğünde, ellerini kullanamadığı için ağzıyla yazdığı 'Cehennem Mektupları' isimli kitabını okumaya başladım. Kitap, ölüm üzerine düşüncelerden ve şiirlerden oluşan çok parlak bir eserdi. Neden kaderinin efendisi olmak istediğini son derece mantıksal bir yöntemle açıklıyordu. O ölümden ve kendi yaşamına son vermekten bahsettikçe ben daha fazla yaşadığımı hissediyordum. Hikâye yoktu, sadece kâğıda dökülmüş duygular, duyarlılıklar vardı. Beni bir sinemacı olarak özellikle ilgilendiren ötanazi değildi.

Ama yine de 'İçimizdeki Deniz', iddia sahibi bir film!
Kendimi bir politik sinemacı olarak görmüyorum. Beni etkileyen ise ailesine ve kendisine âşık birçok kadın ile bulunan yoğun ilişkilerin dışında kalan bir kişiliğe sahip Ramon Sampedro karakteri. Felç kaldıktan sonra yaşamını sona erdirmeyi düşünüyor. 1980'li yıllara kadar bu konuda bir yasal düzenleme yapılmasını bekliyor. Bu isteği hiçbir zaman bitmiyor.

Ramon Sampedro'da sizi en çok etkileyen şey ne oldu?
Kara mizahı. Bilgeliği. Derinliği... Çok alçakgönüllü bir kişiliğe sahipti. Ağrılarla yatakta geçen 30 yıl boyunca kendini eğitti. Kendisini seven kadınlar tarafından etrafı çevrelenmiş durumdaydı. Maçoluğun çok kuvvetli olduğu bir ülkede Ramon, onları dinliyor ve yargılamıyordu. Onlar için çekiciydi, ama o hiçbir şekilde âşık olmak istemiyordu. Onun için aşk, aynı zamanda fiziksel olmalıydı.

'İçimizdeki Deniz'de iki temel kadın karakter var; avukat Julia ve genç anne Rosa. Bu karakterler gerçek mi?
Rosa gerçek, yalnız ismini değiştirdim. Filmimden dolayı olayların yeniden üstünün açılmasını ve bunun ona karşı dönmesini istemiyordum. İçimizdeki denizin sonunda, belirsizliğe yüksekten baktım. Ramon'a siyanürü kimin verdiği bilinmiyor. Ama Rosa, yani Ramona Manerio, iki hafta önce Ramon'a ölmesi için kendisinin yardım ettiğini basına açıkladı. Julia karakteri ise birçok kadının birleşimi. İçlerinden biri kendisi de ölümcül bir hastalığa yakalanan ve Ramon'u yazılarını yayımlamaya kışkırtan bir kadın.

Ramon'un ailesi film düşüncesine nasıl yaklaştı?
Ne çok istekli ne de tamamen karşıydılar. Aslını söylemek gerekirse kararsızdılar. Senaryoyu dürüstçe, gerçeklere bağlı kalarak ve kimseyi incitmeyecek şekilde yazdım. Aile, senaryoyu onayladı ve filme hayran kaldı.

Nicole Kidman'lı 'Diğerleri' de öteki dünyadan söz ediyordu. Ölüm kavramı sizi neden bu kadar çekiyor?
Ölüm konusu hiç ilgimi çekmiyor. Ama bizi tanımlayan bir kavram. Bizi çevreliyor ve hayatımıza anlam veriyor, veya vermiyor. İşte bu noktadan itibaren her şey beni ilgilendiriyor.

kaynak:e-kolay.net

sbuffy
08-11-06, 15:07
Tesis/Tez (1996)
http://img366.imageshack.us/img366/6748/330oc7.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=330oc7.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/2792/420tarthy9.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=420tarthy9.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/1465/3kg4.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=3kg4.jpg)

http://img366.imageshack.us/img366/5932/3020tartgx8.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=3020tartgx8.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/9478/foto07oh7.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=foto07oh7.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/2870/foto08mc5.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=foto08mc5.jpg)

Abre los ojos/ Open Your Eyes(1997)
http://img366.imageshack.us/img366/7176/004jo1.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=004jo1.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/7159/001ul3.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=001ul3.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/1576/003sk7.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=003sk7.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/659/002py2.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=002py2.jpg)

sbuffy
08-11-06, 15:12
The Others/Diğrleri (2001)
http://img366.imageshack.us/img366/9135/filmotheothersl10ji5.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=filmotheothersl10ji5.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/796/filmotheothersl1oh3.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=filmotheothersl1oh3.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/5088/filmotheothersl14bo1.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=filmotheothersl14bo1.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/9144/filmotheothersl12gs8.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=filmotheothersl12gs8.jpg)

Mar adentro/The Sea Inside/İçimdeki Deniz
http://img366.imageshack.us/img366/7408/3389dy5.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=3389dy5.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/1931/3390uq6.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=3390uq6.jpg)http://img366.imageshack.us/img366/424/3399yt0.th.jpg (http://img366.imageshack.us/my.php?image=3399yt0.jpg)

http://img366.imageshack.us/img366/9269/15cdc1fa131ccc6i3fb5.jpg

sbuffy
19-12-07, 17:25
Hollywood için film çekmeye niyetim yok

Ötenazi konusunu işlediği `The Sea Inside` filmiyle Venedik Film Festivali`nde `En İyi Yönetmen` ödülünü alan Amenabar, sıkı bir Hollywood karşıtı çıktı: `Hollywood yaratıcılığı öldüren ve sadece eski işlerin tekrarlandığı bir yer!`.

Nicole Kidman `a büyük ün kazandıran `The Others ` ile `Tez` ve `Vanilla Sky ` filmlerinin İspanyol yönetmeni Alejandro Amenabar , ünlü Amerikan dergisi Newsweek `e verdiği röportajda `en radikal Hollywood karşıtları` arasında yer aldığını ortaya koydu. `HEP AYNI ŞEYLER` Hollywood `un birçok yönetmen tarafından kutsal bir mekan olarak görüldüğünü söyleyen Amenabar , `Beni ilgilendiren tek şey anlatmak istediğim öykülerdir` dedi. Hollywood `un yönetmenlere daha önce yapılmış işleri tekrar ettirdiğini vurgulayan Alejandro Amenabar ; kendi sinema anlayışını ise şöyle ifade etti:

SIRADA OSCAR VAR `Film yapmak benim için bir yolculuğa çıkmak ve izleyicinin aynı yolculuğu deneyimlemesini sağlamaktır. Yapacağım filmin konusu Hollywood `da geçiyorsa oraya gidebilirim ama Hollywood için film çekmem...` Ötenazi hakkını gündeme getirdiği son filmi `The Sea Inside `la geçtiğimiz yıl Venedik Film Festivali `nde `En İyi Yönetmen ` ödülünü alan Alejandro Amenabar , Oscar ödüllerinin de en güçlü adayları arasında yer alıyor.

kaynak:Sabah/2005-01-17

sbuffy
19-12-07, 17:36
El Orfanato/The Orphanage Premiere
http://img136.imageshack.us/img136/1333/77264532uv1.th.jpg (http://img136.imageshack.us/my.php?image=77264532uv1.jpg)http://img136.imageshack.us/img136/1095/77257200hb2.th.jpg (http://img136.imageshack.us/my.php?image=77257200hb2.jpg)

7th GQ Magazine Man Awards
http://img136.imageshack.us/img136/1259/78223756mb7.jpg

sbuffy
19-12-07, 17:40
Karanlık filmler yapmayı seven bir İspanyol: Amenábar

Geçtiğimiz yıl ülkemizde de izlediğimiz "Diğerleri (The Others)" sayesinde onun adının duymayan kalmadı. Yönetmenliği senaristlik, müzisyenlik ve de aktörlükle birlikte götüren genç İspanyol yönetmenin filmografisini tersten takip ediyoruz. Bu hafta, Amenábar'ın adı sinema çevrelerinde duyulmadan çok önce, özellikle korku türüne meraklı kimseler arasında efsaneleşen ilk filmi "Tez" vizyonda…

Nicole Kidman’ı kadrosunda barındıran, İspanya’da çekilmesine rağmen İkinci Dünya Savaşı sonrası İngilteresi’nde geçen, etkileyici korku-gerilim filmi “Diğerleri (The Others, 2001)” ile ülkesi İspanya dışında da tanındı. İkinci filmi “Aç Gözünü (Abre Los Ojos,1997)” ABD’de sadece birkaç hafta vizyonda kalmasına rağmen Tom Cruise bile onu bu filmi ile keşfetmiş ve bu tanışıklık sayesinde dünya çapında kendisini göstermesini sağlayacak “Diğerleri”ni çekebilmişti. Geçtiğimiz yıl düzenlenen 21. İstanbul film Festivali’nde adına düzenlenen ‘Genç Bir Yönetmen Mercek Altında’ bölümünde “Vanilla Sky” öncesinde çoğu insanın varlığından bile haberdar olmadığı filmi “Aç Gözünü” ve 7 tane Goya’yı birden kapan “Tez”i (Tesis, 1996) izleme fırsatı yakalamış ve genç yönetmenin filmografisine iyice aşina olmuştuk. Festivalde kapalı gişe oynayan “Tez”, şimdi Bir Film tarafından vizyona sokuluyor. Alejandro Amenábar henüz 30 yaşında olan, karanlık filmler yapmayı seven bir İspanyol. Filmleri, Almodóvar tarzı canlı renklerle İspanyol ruhunu yansıtan, aşktan-sevgiden alıştığımız üslupta bahseden sıcaklıktan oldukça uzak... Kendi hayatındaki korkuların, endişelerin, ele aldığı enteresan konuların çıkış kaynağı olduğunu söylüyor Amenábar. Çocukluk zamanlarındaki karanlık korkusu “Diğerleri”nde ve üniversite yıllarında pek hoşlanmadığı bir hocasına karşı olan kızgınlığı da “Tez”de somutlaşıyor. Şimdiye kadar yaptığı üç filmde bunun dışında da ortak noktalar bulunmakta: meselâ filmler ortalama bir gerilim dozuyla ilerliyor. Filmlerin arasında farklılık yaratan etmen ise üç ayrı filmde sırasıyla gerilimin üstünü sos olarak kaplayan macera, bilimkurgu ve korku yan türlerinin kullanımı... Amenábar tarzı gerilim de seyircinin masanın altında her an patlayabilecek olan bombayı bildiği türden değil, bildiğini sandığı türden. Seyircisinin psikolojisiyle oynamak, onlara bir bocalama evresi yaşatmak hilekâr yönetmenin takıntısı sayılır, dediğine göre belirli bir gizemi yaratan şey, onu bilememekten değil tam olarak görememekten kaynaklanmakta. İlk uzun metraj çalışması olan “Tez” de bu görüşün uzantısında tuzaklarla bezenmiş, sürekli olarak ‘katil kim’ sorusunun cevabıyla oynayan bir film. Madrid’te bir film okulu öğrencisi olan Ángela, bir tez hazırlama aşamasındadır; seçtiği konu ise şiddetin filmlerde kullanımıdır. Tabii burada bahsi geçen şiddet “Rezervuar Köpekleri”ndeki (Reservoir Dogs, 1992) Tarantino şiddeti kadar hafif değildir, insanların gerçekten ona maruz kaldığı, işkence gördüğü ve öldürüldüğü ‘snuff’ filmleridir. Ángela’nın çalışmasına büyük katkıyı sağlayacak olan kişi de çağırmadan onun ayağına gelir: vahşet içeren filmlerin müptelası, toplumdışı karakter, sınıf arkadaşı Chema. Sonrasında ise Ángela, tezi için aradığı kaynağın aslında ne kadar yakınında, içinde okuduğu okulda saklı olduğunu fark eder, ört bas edilmiş olayların üstüne gitmeye başlayarak kendisini de bir kurban konumuna sokar. Amenábar seyircisine, ‘Şiddeti kınayan bizler, kınamak için izlerken bile acaba ondan zevk duymuyor ve bu yüzden de onun yaratılmasına katkıda bulunmuyor muyuz?’ sorularını soruyor. Ancak bunları sorarken, aynı konuyla 1960’ta uğraşmış olan “Röntgenci (Peeping Tom)” ve 1999’da uğraşacak olan 8 mm kadar başarılı olamıyor. “Tez”, 7 tane Goya’yı kaptığı için değil de bir ilk film olduğu ve ilerideki Amenábar filmlerinde iyice yerleşecek olan gerilim yaratma biçiminin denemelerini taşıdığı için izlenebilecek bir film

kaynak:sinema.com,Arseli Dokumacı, 2 Ocak 2003

sbuffy
04-01-08, 12:01
+Favori Yönetmenleri;Steven Spielberg, James Cameron ve Stanley Kubrick

+1997 yapımı Abre los ojos (Aç Gözünü),Hitchcock'un Vertigo (1958)sunun yeniden çevrimiydi.

+çok büyük soundtrack koleksiyonu var

+4.sınıftaki bir dersi yüzünden üniversiteyi bitiremedi. ilk uzun metraj filmi Tesis (Tez)'de şeytani profesörün soyadı olarak başarısız olduğu bu dersin profesörünün soyadını kullandı.fakat üniversitedekiler bu ismi değiştirmesini isteyince Amenabar senaryoda farklı bir isim ,Gálvez, kullandı.

+Tesis (Tez)'de Amenábarın ismi bilgisayar ekranında gözüküyor.Ana karakter,kamera satın alanların isimlerini kontrol ederken Amenábarın ismi de ekranda görülüyor.

+2005te AMPAS'a üye olması için davet edildi.

+Mar adentro (İçimdeki Deniz) i yaptığında favori yönetmenlerinden Steven Spielberg,ona bir kutlama mesajı gönderdi.

sbuffy
05-03-08, 07:28
Tez

http://www.ekolay.net/televizyon/images/cnbce/tski.jpg

Yönetmen : Alejandro Amenábar
Oyuncular : Ana Torrent, Fele Martínez, Eduardo Noriega

ALEJANDRO AMENABAR SUNAR İspanya’nın mucize çocuğu, ilk filmi Tesis’te de izleyicinin heyecanını baştan sona kadar ayakta tutmayı başarıyor. Ángela Márquez (Ana Torrent) Madrid’deki Kitle İletişimi Okulu’nda sinema eğitimi gören bir öğrenci. Sinemada görsel/işitsel şiddet üzerine bir tez ararken, korku filmleri tutkunu sınıf arkadaşı Chema’dan da (Fele Martínez) yardım ister. Derken hocalarından birini okulun bir sinema salonunda ölü bulur. Onu olduğu yerde bırakıp hocasının izlemekte olduğu videoyu makineden alır ve Chema’ya getirir. Bu, bir iskemleye bağlanmış, siyah kukuletalı bir adam tarafından dövülen, sonra da öldürülen bir kızın filmidir. Kız ise, üniversitenin eski öğrencilerinden biri, bir yıl önce kaybolan bir arkadaşlarıdır. Bir insanın gerçekten öldürülüşünü gösteren bu “snuff film” üzerine Angela’nın başlattığı soruşturma, onları çeşitli zanlılara götürür. Onun, zanlılardan biri olan yakışıklı sınıf arkadaşı Bosco’ya (Eduardo Noriega) duyduğu ilgi ise, Cheme’i endişelendirir. /ekolay.net


05.03.2008 22:00'de Cnbcede

sbuffy
15-03-08, 08:55
Filozof Rachel Weisz

Rachel Weisz ve Max Minghella, Alejandro Amenabar'ın Hollywood'da çektiği ikinci film olan Agora'nın başrolünde yer alacaklar. Daha önce Nicole Kidman ile birlikte The Others isimli unutulmaz korku filmine imza atan yönetmen Amenabar, Agora'da eski Mısır'a ait epik bir film denemesine girişiyor. Weisz filmde bağnaz bir Hıristiyan grup tarafından öldürülen filozof-astrolog İskenderiyeli Hypatia'yı canlandıracak

kaynak:film.gen.tr

sbuffy
26-04-08, 08:57
http://img143.imageshack.us/img143/2151/20080423loc25jq6.jpg

Mısır epik draması Agoro filminin çekimleri için ekip Delimara'da hazırlıklara başladı.Yönetmenliğini Oscar ödüllü yönetmen Alejandro Amenabar'ın üstlendiği film tamamen Avrupa yapımı.

Agoro ada için ilklere ev sahipliği yapıyor.çekilen ilk film olmasada birçok Maltalıya kadroda ve ekipte yer verilen ilk film.Agoro,ayrıca adada çekilecek (15 hafta) en uzun film olma özelliğini de taşıyor.