Tüm Versiyonu Göster : murat şeker


k€r€mc€m
14-08-06, 15:05
almanya rüyası adlı belgeseliyle adını duyurdu...şu anda ilk uzun metrajlı filmi 2 süper film birden ile uğraşıyor...gerçekten çok iyi bir insan benden söylemesi gerçi el şıkışmışlığım yok ama amcaman biliyom....

k€r€mc€m
14-08-06, 15:11
almanya rüyası belgeseli ile adını duyuran başarılı yönetmen Murat Şeker,ilk uzun metrajlı filmi 2 süper film birden ile ilgileniyooor.genç yönetmen çocukluk ve gençlik yıllarınıgeçirdiği 80'li ve 90'lı yılların ruhunu beyazperdeye yansıtmayı planladığı yapımıyla özellikle genç izliyicilere ulaşmayı hedefliyor.
ana teması sinema sevgisi olan 2 süper film birden'de murat şeker için güçlü bir oyuncu kadrosu kamera karşısına geçti.

elwiens_86
18-10-07, 20:15
Mücadeleye Hazırım!

Türk Sineması'nı bu sene Beyazperde.com olarak yakın takibe alıyoruz. Altın Portakal ile başlayan serüvenimizin ardından seneye damgasını vuran isimler ile yaptığımız söyleşiler ile yolumuza devam ediyoruz. İşte bunlardan ilki, en yenisi ile...

- Zamanında elektronik müzik üzerine yazılar yazardınız. Henüz club kültürü tuhaf bir şekilde gelişmemişti ve yeni isimler keşfetmek, bizde pek bilinmeyen bir müziğe hakim olmak bir avuç insan için çok eğlenceliydi. Türkiye'de elektronik müziğin bir anda bu kadar popüler olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Her şey gibi elektronik müzik de ilk anlamını kapitalizmin çarkları arasında kaybetti! MTV eskiden muhalifti, tıpkı Okan Bayülgen gibi. Şimdi ise artık en popüler olanlar arasında. Elektronik müziğin içini boşalttılar, geriye ise ecstasy ve çıstaklar kaldı diye düşünüyorum.

- Yazarlık döneminde sinema var mıydı? Masadan kalkıp setlere nasıl geçtiniz?

- Müzik benim hobimdi ve hala da öyle. 1990 yılından beri sinema hep hayatımdaydı. 94 yılında zaten Mimar Sinan Üniversitesi Sinema TV'ye girdim ve sonra asistanlık yaptım. Ama yazmak, özellikle de müziğin çağrışımları üzerine yazmak büyük bir keyif. Sinema icin gayet programlı bir 10 yıl geçirdim, kendimi geliştirdim ve şimdi mücadeleye hazırım!

- Kısa film yapmak ve video klip/reklam çekmek arasında ne gibi önemli farklar var sizin için? Türkiye'de en çok kime ya da hangi şarkıya klip yapmak isterdiniz?

- Kısa film özgürlük demek. Ortada para yok, ki amaç da para değil zaten. Kliplerde ne kadar özgürlük varmış gibi gözükse de, sonuçta ticari bir dal. Satışı desteklemek amacıyla yapılıyorlar, hele ki Türkiye'de. Ama kamerayla haşır neşir olmak adına ikisi de güzel ve öğretici tecrübeler... En çok sanırım Erkan Oğur'a video klip çekmek isterim.

"Gençligin Sesi Olmak İstiyorum"

- Yaptığınız ve yapacağınız filmlerin sizi Türk sineması'nda nasıl bir yere koyacağını düşünüyorsunuz? Varsayım yapar mısınız?

- Ben varsayım yapmam. Yapamam... Yani yaparım ve sonuçlarını görürüm. Açıkçası beni nereye koyarlar, koyacaklar bilmiyorum ama ben gençligin sesi olmak istiyorum. Çünkü Türkiye'de reklamlar hariç, ki onun sebebi de belli, genç kuşak yokmuş gibi davranılıyor. Siyasette, ticarette hep eski kafalar var, gençler var gibi ama kafalar eski...

- 2 Süper Film Birden'in sonunda yönetmenin de filmini izleyeceğimizi sanıyordum. Film içinde film espirisini çok ilginç bulmuştuk. Senaryo ve hatta senaristler proje aşamasında değişti mi?

- Evet filmin sonunda kısa bir film var, finale o kısa film taşıyor 2 Süper FB'i. Yani deneysel film Yerçekimi Sıfır'ı biraz olsun gösteriyoruz. Ama asıl olan yönetmenin ya da Don Kişot'un azmi ve idealinin peşinden gitmesi. Projenin başında Tuna Kiremitçi ile yazmayı hedeflemiştik ama onun son kitabını acilen hazırlaması gerekti ve sonra da askere gitti. Belki başka projelerde calışırız. Mevcut senaryoyu ben, Erol Adilce ve Selami Genli beraber yazdık.

"Bir Tam Bağımsızlık Öyküsü"

- Galada filmi kahkahalarla destekleyen bir izleyici vardı. Sanki sinemacılığın düştüğü komik durumları ortaya koymak istemişsiniz. Fakat yönetmen deneysel sinemacılığı romantize ediyor ve ticari bir seks filmi ile biraz fazla heyecanlanmıyor mu? Bu anlamda yönetmenin gelişimi biraz avangard-avantür çizgisinde değil mi?

- Evet. Zaten Necati bir kofti anarşist. Seks filmi meselesini sadece kendine bir çıkış yolu olarak değerlendirdiği icin seviniyor. Ve dogru tespit: Avangard bir avantür. Sinemacılar her zaman için ilginç ve maceracı adamlar olmuştur zaten. Bu mesleğin doğası bu. Bir ton para harcıyorsunuz ama sonu belli değil. Bir filmin sevilip sevilmemesi subjektif bir durum. Bizimkisi 90'lardan bugüne taşınan bir tam bağımsızlık öyküsü...

- Necati aslında her hayal gücü geniş sinemacı gibi biraz saf bir karakter. Tim Seyfi ise rolüne gerçekten kendi filminde oynuyor gibi sahip çıkmış. Filmi bir kısa film heyecanı ile çektiğiniz gözlemleniyor. Böyle bir metodun avantajları ve dezavantajları neler?

- Avantaj samimiyet, dezavantaj ise fazla havalı bir şey değil. Yani kimi snob ya da entel havadakiler burun kıvırabilir ama ben filmin "trash" olmasını istiyordum. Yani olduğu gibi olmasını. Bunu becerdik sanırım. Kusur üslubun anasıdır derler. Tim Seyfi'ye de teşekkür ederim gerçekten kendi filmini çekse bu kadar sahiplenirdi ama sonuçta hepimiz birer Necati'yiz!

- Görsel anlamda video klip geçmişiniz filmde hissediliyor. Fakat müzikler çok ön planda değil. Bu bilinçli bir tercih mi? Çok tarzınıza uygun bir müziği yok filmin. Doğrusu ben müziğin daha fazla ön planda olmasını da isterdim.


- Evet bu da mümkündü ama tercihen müzigi biraz arka planda tuttuk. Peşinde oldugumuz tribi müziğe değil anlatıma yaslamaya calıştık. Bir dahaki sefere daha sağlam bir soundtrack ile karşınıza çıkmayı planlıyorum!

"İnsanların Gülümsemesini Tercih Ederim"

- Korsan satıcılarının olduğu bölüm çok keyifli. Korku filmleri modasına da ayar veriyorsunuz burada. Genç sinemacıların korku merakını neye bağlıyorsunuz?

- Korku türünün belli bir müşterisi var. Tüm dünyada böyle. Adrenalin, efektler ve yalandan korkular. Dünyadaki birçok şey zaten yeterince korkunç. Bir gazetenin 3.sayfasını okuyarak korkabilirsiniz. Annem ve kız kardeşim de korku filmlerine bayılır mesela. Ben insanların gülümsemesini her şeye tercih ederim.

- Filmi izlerken, acaba mafya bölümleri hiç olmasa nasıl olurdu diye düşündüm. Aslında bu bölümlerle amacınız ve eleştirileriniz belli fakat film bu nedenle mafya komedisi gibi de algınabilir.

- Bu bir risk ama mafyanın hayatımızda ve son yıllarda sinemada teşkil ettiği alan düşünülünce bu kaçınılmazdı. Yani Türk mafyası hiç bir zaman Kurtlar Vadisi'ndeki kadar ciddi olmamıştır, yapımız gereği olamaz da. Aslında bunu belirtmek istedim.

- Bir devam filmi çekmeye karar verseniz ve Necati'yi tatilde bırakma kararı alsanız, hangi karakteri ön plana çıkarırdınız?


- Selami tabii ki. Don Kişot daha çok popüler olmuştur her zaman ama onu Don Kişot yapan Sancho'dur!

- Antalya Film Festivali bu sene Takva'yı ödüllendirdi ama genel anlamda genç sinemacıları öne çıkarmadı sanki. Sonuçları nasıl buluyorsunuz?

- İlginç ve politik. Her şey olması gerektiği gibi oldu.Var olan sinema anlayışı onandı. Yeniler ise garnitür olarak kaldı...

"Gerçekten para her şey demek degil"

- Yerçekimi Sıfır programınızda Aphex Twin'li Westworld filmini göstermenizi hiç unutamam. Yeni televizyon projeleriniz var mı?

- Şu an gündemde TV yok. Ama kıyak bir alternatif program yapmayı isterim. Fakat bağımsızlığa alıştıktan sonra rating canavarını nasıl çözümleriz onu bilemem. Gerçekten para her şey demek degil. Cocuklarımıza para dışında bir miras bırakmayı hedeflemeliyiz.

- Bu aralar en çok neler dinliyorsunuz? Elektronik müzik dünyasından pek keşfedilmemiş Noto-Sakamoto albümlerini hiç dinlediniz mi?

- Ryuchi Sakamoto mu?

- Evet, film müzikleri de yapan Sakamoto. Sanatçı Alva Noto ile beraber albümler yapıyor.

- Valla geride kalmışım haberim yok. Bak kaderin cilvesi bu: Aphex Twin verip Sakamoto alabilirim senden. Ama son zamanlarda daha çok klasik müzik ve jazz dinliyorum.

- Cüneyt Arkın etkinliklerine devam mı?

- Kendisi döndü zaten. Biz onun kişiliğini ve hatırlattıklarını unutmamak icin etkinlik yapıyorduk. Dünyayı Kurtaran Adam'ın Oğlu'nu biliyorsun...

Röportaj: Serdar Kökçeoğlu

Kaynak: Beyazperde