Tüm Versiyonu Göster : Yaşamın Kıyısında


ECE...:)
24-08-06, 12:30
FATİH AKIN’IN YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI VE NURGÜL YEŞLÇAY’IN BİR “LEZBİYENİ” CANLANDIRDIĞI “YAŞAMIN KIYISINDA” İSİMLİ FİLMİN TÜRKİYE ÇEKİMLERİ BAŞLADI!..

Fatih Akın'ın,"Yaşamın Kıyısında" adlı filmin çekimlerine Zonguldak'ın Muslu beldesinde başladı.

Akın'ın, bir yol hikayesini anlattığı ve senaryosunu yazdığı filminin çekimleri, Almanya'da ve Türkiye'de yapılacak.

Yapımcılığını Anka Film'in üstlendiği ve başrollerini Baki Davrak, Nurgül Yeşilçay, Tuncel Kurtiz, Patrycia Ziolkowska ve Hanna Schygulla'nın paylaştığı filmin 3 gün sürecek çekimleri, Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde son bulacak.

Film ilk olarak 2007 yılında Cannes Film Festivali'nde gösterime girecek.

merlystreep
26-08-06, 21:23
FATİH AKIN YAŞAMIN KARŞI KIYISINDA


‘Duvara Karşı’ ile adını tüm dünyaya duyuran genç yönetmen Fatih Akın, son filmi ‘Yaşamın Karşı Kıyısında’nın hazırlıklarını tamamlamak üzere İstanbul’a geldi.



NTV
Güncelleme: 19:02 TSİ 26 Mart 2006 PazarİSTANBUL - Akın’ın senaryosuna son şeklini verdiği film, politik ve cinsel kimlikleriyle farklı karakterlerin dramatik öykülerini buluşturuyor.



İnsan hikayelerinin Almanya, İstanbul ve Karadeniz’den geçeceği ‘Yaşamın Karşı Kıyısında’, siyasi bir içeriğe de sahip...

Fatih Akın: İnşallah güzel birşey olur, yani değişik, farklı. ‘Duvara Karşı’dan farklı birşey olsun istiyorum tabiki. Benim hayata karşı, hayata karşı sorularım var. Onları çözmek istiyorum bu filmde.

Öykü çok karışık ve gerçekten anlatmaktan zorluk çekiyorum. ‘Syriana’yı seyrettiniz mi, George Clooney’nin filmi var, çok güzel, tavsiye ederim herkese... ‘Syriana’yı seyredin. Hollywood 70’lere geri geliyor. Siyasal sanat...

Filmin başrol oyuncularından biri de son olarak ‘Eğreti Gelin’ filminde rol alan Nurgül Yeşilçay. Yeşilçay’ı ‘Sen Olmasaydın’ adlı oyununun galasında izleme şansı bulan Fatih Akın, genç sanatçının oyunculuğuna hayran.

Ben onu çok beğeniyorum. Bence uluslararası standartta bir oyuncu.

Altı tane karakter var filmde; altı oyuncu. Altı başrollü bir film. Bir tanesi Tuncel Kurtiz; diğeri büyük Alman oyuncu Hannah Schygulla; sonuçta altısı da kendi kafamdan, kendi ruhumdan, kendi fikrimden çıkan şeyler. Nurgül de onlardan bir tanesi.

Nurgül Yeşilçay da Akın’ın projesinde yer alacağı için çok heyecanlı...

Nurgül Yeşilçay: Her oyuncunun çalışmak isteyeceği bir yönetmen. Onun beni seçmiş olması ayrıca onur verici birşey. Ondan çok şey öğreneceğim gibi geliyor. Bir lezbiyeni oynuyorum. Örgüt üyesi bir lezbiyen. Maço bir rol. Yani lezbiyen gibi lezbiyen. Hiç lezbiyen tanımıyorum bu arada. Nasıl hazırlanacağımı gerçekten bilemiyorum.

‘Yaşamın Karşı Kıyısında’nın çekimlerine Temmuz ayında Almanya’da başlanacak[/b]

merlystreep
26-08-06, 21:25
"Çamburnu'na aşık oldum"

Fatih Akın temmuz ayında yeni bir filmin çekimlerine başlayacak. Bu filme mekan ararken dedesinin Karadeniz'deki köyü Çamburnu'na giden Akın: "Köyün tepesinde eskiden bakır madeni olan bir alan şu anda boş ve Çevre Bakanlığı bütün Doğu Karadeniz'in çöpünü oraya koyacak. Belediye dava açtı ve kaybetti. Bunun için AİHM'ye gidebilirim. Bunu vatan için, toprağım için yapıyorum."

MELİS ALPHAN

Kaçınız hayatta bir Oscar heykelciğinin sahibi olmak istemezdiniz? Eğer elinize böyle bir fırsat geçse elinizin tersiyle iter miydiniz? Sanmam. Oysa bu hayale belki de en yakın kişilerden olan Fatih Akın şöyle diyor: "Oscar alsam işler zorlaşır. Herkes arar, cep telefonum susmaz. Şimdi Beyoğlu'nda gezebiliyorum."
Siz "Adama bak, istemem yan cebime koy yapıyor" diyebilirsiniz. Ama ben oradaydım ve Akın'ın yüz ifadesinden ne kadar samimi olduğu anlaşılıyordu. Evet, bu böyle bir adam işte. New York Times'tan Independent'a, Liberation'dan Le Figaro'ya dünyanın belli başlı gazeteleri ondan bahsetti, ödüllere doymak bilmedi. Ama genel olarak tek arzusu Beyoğlu'nda dolaşabilmek. Şu sıralardaki arzusu ise, yeni filmine mekan ararken gittiği dedesinin köyü Çamburnu'nu kurtarmak. Hikayeyi size anlatacak. "Madem ünlü bir yönetmenim bu avantajımı kullanmam gerek. Başka çarem yok" diyor.

Yeni bir filmin çekimlerine hazırlanıyorsunuz. Adı ne olacak?
Almancadan direkt çevirirsek "Hayatın Karşı Tarafında". Ortağım ise filme "Yaşamın Sonuna Yolculuk" demek istiyor. Bir üçleme yapmak istedim. Temalar aşk, ölüm, şeytan. Birincisi, konusu aşk olan "Duvara Karşı"ydı. Bu üçlemenin ikinci filmi. Üçüncüsünü 2015'te falan çekebilirim.

Filmde ne anlatacaksınız?.
İki ana hikaye var. Bu iki hikaye kesişip tek bir hikaye oluyor. Biri anne-kızın, diğeri baba-oğulun hikayesi. Senaryo çok karışık. Baba ve oğul aynı kadına aşık oluyor. Türkiye'de siyasi örgütlere takılan kız ise kaçıp Almanya'da annesini arıyor.

"Vatan haini ilan edildim"

Filmin siyasi bir boyutu var. Siz siyasetin neresinde duruyorsunuz?
Bir zamanlar belki çok solcuydum. Solculuk, haksızlığa karşı bir hareket olarak başladı. Sonra sosyalizme vardı ve sonunda teröre döndü. Bense cinayete karşıyım. Hümanistim. Sınıflandırmaya, damgalara, ideolojilere inanmıyorum. Didaktik, "sol olayım, sağ olmayayım" tarzı bir film yapmam. Ama Türkiye'de bunlar hassas konular. Bu hassaslık da hoşuma gidiyor. Her şeyin iyi olmasını isterim. Kaç kere vatan haini ilan edildim. Ama vatan sevgisini karı-koca ilişkisine benzetirsek, karımın bana "Ayakların kokuyor" demeye hakkı var.

Uluslararası çapta ün yapmış başarılı bir yönetmenin Türkiye'yi her şeye rağmen savunması bekleniyor.
Aynen öyle. Halbuki burayı sevdiğim için, kötü yönleri düzelsin diye eleştiriyorum. Oğlumu da eleştiririm; iki-üç kez kırmızı ışıkta geçse tokat atarım belki. Madem "demokrasi" deyip duruyoruz, o zaman bu benim hakkım.

Film nerelerde geçecek?
Hamburg, Bremen, İstanbul, Trabzon.

Filmleriniz genellikle tek bir yerde değil, iki ayrı ülkede geçiyor.
Hayatımdan besleniyorum. Üsküdar Paşakapısı'nda birkaç sahne çekmek istiyorum. Filmde hem Almanya'daki hem de buradaki hapishaneleri göstereceğim. Diyalogsuz. Ben bunları yan yana getireyim, seyirci yorumunu yapsın. Tabii herkesi memnun etmek imkansız.

Ne tarz bir film olacak peki?
Güzel bir film olacak. Yılmaz Güney ve Alman yönetmen Rainer Werner Fassbinder'in sinemasını seviyorum. İkisi de bir sürü film yaptı ve 80'lerde öldü. Onların mirasını taşımıyorum, kendine ait bir adamım. Onlardan beslendim. Ama hiphop'tan geliyorum. Sample yapıyorum. Yılmaz Güney'in sinemasını alıyorum, oradan bir ritim buluyorum; Fassbinder'ın sinemasını alıyorum, başka bir ritim buluyor ve bu ritimleri bir araya getiriyorum. Ortaya yeni bir şey çıkıyor. DJ'im zaten. Sinemaya bu gözle bakıyorum. Çöpü artırmak istemiyorum, çöpe bakıp bu çöpten ne yapabilirim diye düşünüyorum. Çöp taşmasın. Olay, geri dönüşüm.

AB'ye değinecek misiniz?
"İstanbul Hatırası"nı çekmeden önce "Türkiye AB'ye girmeli" diye düşünüyordum. Bu benim için çok önemli, yaptığım en doğru film. Filmi çektiğim yaz, hayatımın en güzel yazıydı. "İstanbul Hatırası"nı çekerken "AB'ye girmek değil, bağımsız olmak istiyoruz" diyen insanlarla tanıştım. Şaşırdım, sonra "Ben de globalizme karşıyım" diye düşündüm. Şimdi öyle bir noktaya geldim ki, bilmiyorum. AB'ye girmek olumlu bir gelişme ama sokaktaki kokoreççi giderse üzülürüm.

Filminizde ölüm teması baskın olacak. Diğer filmlerinizde de kadere dair izler var. Kaderci misiniz?
Burada Kürtler nasıl tabuysa Batı'da da ölüm tabu. Saçma geliyor çünkü ölüm doğal bir şey. 30 yaşına girdikten sonra her yerden çıkıyor. Ölümle yaşamak, ona alışmak gerek. Hem kaderciyim hem kaderime yön vermek isterim. Ama her işte bir hayır vardır diyorum. Öyle halamlar gibi takılıyorum yani.

[b]Hep bir grubun dışında olan karakterleri anlatıyorsunuz.
Outsider'lar ilgimi çekiyor. Yönetmen olarak klasik takılsam da klasiği kırmak istiyorum. Filmde siyasi olaylara karışan kız kaçıp Almanya'da bir kıza aşık oluyor. Kız Alman bir erkeğe aşık olsa, sıradan olur. Türk erkek masum bir Alman kıza takılsa yine klasik olur. Bunları çok gördük. Ama ikisi de kız olsa, bu hem klasik hem de farklı olur. Ben kadınları, kadınları seyretmeyi seviyorum. Orada cinsel fantezimi yaşatmam ama kadınları görüntülemek hoşuma gidiyor. Erkekle erkek olsa ilgimi çekmez.

Seyircinizin çoğunluğu kadınlardan oluşuyor.
Belki feminist tarafım ortaya çıkıyor filmlerde.


"Sette diktatörüm"

Türkiye'de kime sorsalar sizin filminizde oynamak istiyor.
Filmlerim ödül almasa, gişe yapmasa böyle olur muydu bilmiyorum. Ama bu filmleri tek başıma yapmıyorum. Dükkan benim ama filmleri çalışanlarım ve oyuncular bu noktaya getiriyor. Ben yönetiyorum. Demokratik bir yönetmen değilim ama.

"Dediğim dedik"siniz yani.
Sette diktatörüm. Ama tüm fikirlere açığım.

Siyasette de diktatörlükten mi yanasınız?
Film yönetmek, devleti yönetmekle aynı değil. Aşçılık yönetmenliğe benzer. Biri patron olup "Hop, çok tuz koydun" diyebilmeli. Film çekerken de son kararı ben veririm, yani "halk" değil.

Almanya'da yaşadığınız halde Türkiye'deki toplumsal ve politik olayları izleyebiliyorsunuz. Almanya'daki diğer Türk gençleri nasıl?
Onlar bana karşı. Almanya'da yaşayan Türkler beni vatan haini görüyor. Türkiye'deki halk bana daha yakın. Dışarıda olmak, buraya dışarıdan bakmak bir avantaj. Almanya için de geçerli bu.

Baba olmak hayata bakışınızı değiştirdi mi?
Yaptığım en doğru proje. Sigarayı bıraktım.

merlystreep
26-08-06, 21:26
"Nurgül Yeşilçay kırmızı halıya yakışır"


Nurgül Yeşilçay'la çalışacaksınız. Onu seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Onu ilk "Eğreti Gelin"de izledim. Ne diyeyim, çok sevdim. Kamera onu çok seviyor. Uluslararası ölçüde bir oyuncu. Cannes'daki kırmızı halıya yakışır. Fransız, İngiliz, ABD'li fotoğrafçılar "Kim bu kız?" diye sorar. Filme bir tat verir.

Yeşilçay bir lezbiyeni oynayacak. "Filme nasıl hazırlanacağımı bilmiyorum" diyormuş.
Öğrenir. İyi oyuncu, araştırır, takılır biraz.

Başka tanıdık oyuncular olacak mı?
Tuncer Kurtiz, Erkan Can, Güven Kıraç, Yelda Reynaud. Bunlar arkadaşlarım, sevdiğim insanlar ve iyi oyuncular.

Filmlerinizde müzik ön planda. Bu filmin müzikleri nasıl olacak?
Ben de DJ'im ya, nerede Shantel'in müziğini çaldıysam herkes coştu. Shantel, Kusturica'nın film müziklerinin remikslerini yaparak bu noktaya geldi. Şimdi Beyoğlu'nda her yerde Shantel dinleniyor. Geçen gün Babylon'da DJ'lik yaptı. Anlaştık. Belki Karadeniz enstrümanlarıyla kayıtlar yaparız, o da altına elektronik altyapı koyar. Kazım Koyuncu'dan da beslenmek istiyoruz.

Hangi festivale katılmayı düşünüyorsunuz?
Cannes 2007. Çekimlere temmuzda başlayacağız, eylülde bitecek. Montaj da sürer. Bu film ve Nurgül Yeşilçay, Cannes'a yetişir.
"Ailenin tek komünisti benim"

Yılmaz Güney belgeseli çekecek misiniz?
Johnny Cash, Ray Charles, The Doors'un filmleri var. Yılmaz Güney çok sinematografik bir karakter. Acayip film olur ama çok zor. Güney eski bir karakter değil. Tanıyanlar var. Her kafadan bir ses çıkar. Umurumda olmaz ama bazen beni bir yere çekebilir.

"Filmim Oscar'lık değildi"


Oscar alma gibi bir hayaliniz var mı? "Duvara Karşı" Oscar'lık bir film değil miydi?
Oscar alsam işler çok zorlaşır. Herkes arar, cep telefonum hiç susmaz. Şimdi Beyoğlu'nda gezebiliyorum. Özgür olmayı seviyorum. Cannes'daki Altın Palmiye'yi tercih ederim. Martin Scorsese ustalardan biri. Şimdiye kadar Oscar almadı. Hitchcock almadı. "Duvara Karşı" Oscar'lık bir film değildi. Çok yaramaz, uyuşturucu, seks...

Salma Hayek bir filminizde rol almak istiyormuş.
Evet ama proje bulamıyoruz. Meksika biraz uzak geliyor! Cannes'da tanıştık. Bir gün Meksika'da film çekeceğim mutlaka; eşim yarı Meksikalı. Biraz bekle Salma abla; şu Çamburnu meselesini halledelim, sonra.

Hamburg Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapıyorsunuz. Bu nasıl bir deneyim?
İlk sömestri bitirdim. Saygınlığım arttı! Yönetmenliğe başladığımda saygın değildim. Hiphop, ticari film yapıyor diye eleştiriyorlardı. "Duvara Karşı" ve Cannes'da jüri üyesi olduktan sonra fikirleri değişti. Bu beni daha iyi bir insan yapmıyor ama demek ki sinemam ve bakışım ciddiye alınıyor. Öğrencilere hatalarımdan bahsediyorum. Şunu şöyle yapın demiyorum. Şunu biz şöyle yaptık çünkü hava o gün bozuktu, oyuncu sarhoştu diyorum. Siyasal sanat yapın, bildiklerinizden bahsedin, daha çok seks yapın falan diyorum. Onlar az şey biliyor. Almanya'da böyle, burada değil. Orada tokluk var. Burası farklı, daha çok hikaye, duygu var. Ben onları Türkleştirmeye çalışıyorum.

"Birkaç kişi 'İstanbul Hatırası'nı seyredip 'Türkiye İran değilmiş' dese film olmuş demektir"


"İstanbul Hatırası" hayal ettiğiniz başarıyı yakaladı mı?
Evet ve hayır. Pek gişe yapmadı ya da benim beklentilerim daha yüksekti. Almanya'da ben 200 bin beklerken 100 bin, burada 30 bin gişe yaptı. Ama filmi 45 ülkeye satabildik. Büyük Londra Oteli'nde kalıyorum. Dünyanın her yerinden insanlar, "İstanbul Hatırası'nı görüp geldik" diyor. Bütün dünyadan e-postalar geliyor: "Sezen Aksu'yu Japonya'ya alalım", "Şu müziği nerede buluruz?" diye soruyorlar.

"İstanbul Hatırası"yla İstanbul'u pazarlamak hedeflerinizden biri miydi?
"Duvara Karşı" patladı. Sibel Kekilli olayları, bel fıtığı oldum, bayağı bir kovalamaca oldu. Kaçtım ve ne yapabilirim diye düşündüm. Hollywood ve daha bir sürü yerden teklifler geldi. Böyle bir film yapmışım, bunun devamı gelmesi lazım diye düşündüm ve kriz yaşadım. Hiçbir şey yeteri kadar iyi, değerli değildi. "İstanbul Hatırası" benim için terapi oldu. Bir adaya kaçıp düşünmek benim tarzım değil. Bir şeylerle uğraşmam lazım. Müzik belgeselleri hoşuma gidiyor. "Bueno Vista Social Club", "Stop Making Sense" gibi filmleri severim. Bu tarz bir şey yapayım dedim. Madem ustalarım yapıyor. Scorsese'nin filmi "No Direction Home"u kaç kişi seyretti, fark etmez. Bob Dylan hakkında hiçbir şey bilmiyordum, filmi izledim ve her şeyi öğrendim. "İstanbul Hatırası"na dair de böyle bir umudum var. Yurtdışında birkaç kişi seyredip "İstanbul ve Türkiye meğer İran değilmiş" dese film olmuştur. Müziği de seviyorum.
O kadar eğlenceli geçti ki bu çekimler. Her gün bir parti, her gün bir konser, her gün bir jam...

Dışarıdan baktığınızda, İstanbul çok yükseldi mi gerçekten?
Acayip bir moda var. Ne diyorsun? Bütün Avrupa "İstanbul" diyor. Yavaş yavaş kıskanma da başladı. "Ne var ki orada Berlin'de olmayan? Niye orada çekiyorsun?" diyorlar.

Siz nerelere gidiyorsunuz İstanbul'da?
Bir tek Peyote... "Duvara Karşı"nın kaba montajında ne seanslar yaptık. Saat dörtte filmi izleyip tartışırdık. Peyote'siz, senarist Önder Çakar'sız, Feridun'suz, Alpaslan'sız, Peyote Hasan'sız film bu başarıyı elde edemezdi.

"Dünyanın daha iyi bir yer olmasını istiyorum"


Çekeceğiniz yeni film için neden Trabzon'u seçtiniz?
Trabzon'un Çamburnu diye bir köyü var. Dedem oralı. Geçen yıl ilk defa gittim oraya. Film orada bitiyor. Bu köye aşık oldum. Köyün tepesinde eskiden bakır madeni olan bir alan şu anda boş ve Çevre Bakanlığı bütün Doğu Karadeniz'in çöpünü oraya dökecek. Çamburnu belediyesi AKP'li ancak hükümete dava açtı ve kaybetti. Öğrendiğimde çok gücüme gitti. Dünyayı korumamız lazım. Dünya bir organizma gibi nefes alıp veriyor; biz de kanser gibi üzerine yapışmışız, kirletiyor ve dengeyi bozuyoruz.

Tek başına bir şey yapabileceğinizi düşünüyor musunuz?
Herkes bu sorumluluğu bir parça hissederse, dünyayı iyi yola saptırabiliriz. Madem ben Fatih Akın'ım, madem ünlü bir yönetmenim, madem oralıyım, bu avantajı kullanmak istiyorum. Bir dava açtık, kaybettik. Başka çarem yok. Yapacağım. Anayasa çöplüğün etrafındaki bir kilometrelik alanda yaşam alanı olamayacağını söylüyor. Burada ise 50 metre ileride yerleşim var. Fatih Sultan Mehmet 1460'larda Trabzon'u aldığından beri o köy orada. Ama onu öldürecekler. Dünyanın daha iyi bir yer olmasını istiyorum. Yeni bir buz çağının geleceğini söylüyorlar. Sonra herkes Türkiye'ye gelmek isteyecek. Türkiye kimseyi sınırlarından içeri sokmayacak. Bunlar olmasın. Elektrikli arabalar yaratalım. Teksas, "Petrolü almazsan sana silah vermem diyor".

"Koyuncu'ya borçlu hissettim"

George Clooney'nin filmi "Syriana"da bu anlatılıyor.
Benim sinema eğitimim 1970'lerin Amerikan sineması üzerineydi. Scorsese'nin erken filmleri dönemi. O zamanlar Vietnam, zencilere haksızlık, Kızılderili cinayetleri gibi konular işleniyordu. 80'lerden sonra Amerikan sineması gittikçe bozuldu. Şimdi yeni yeni siyaset ve eleştiri sinemaya geri gönüyor. "Syriana", "Münih", "İyi Geceler İyi Şanslar" buna örnek.

Sinemanın bu yola sapmasının nedeni ne?
Dünyanın değişmesi gerek. Dünyadaki enteller dedi ki, "Hop hop, bu böyle gitmiyor artık." Ben de bu sanatçılardan biriyim.

Filmde çöplük olayına yer veriyor musunuz?
Filme katsam çok didaktik olur. Belki bir ikinci bölüm yaparım. AİHM'ye de gidebilirim. Bunu vatan için, toprağım için yapıyorum. Avrupa'ya Türkiye'nin kötü bir yer olduğunu göstermek için değil, orayı kurtarmak için. Oradaki insanlar ve belediyeyle aynı kafadayım.

Karadeniz'de kanser oranlarında da büyük artış var. Buna filmde yer verdiniz mi?
Çernobil'in etkisi filmdeki ana motiflerden biri. "İstanbul Hatırası"nı çekerken Kazım Koyuncu'nun ismi geçti. Oralı olmadım. Onunla bununla uğraşırken, vakit olmadı mı desem... Film bitti, adam öldü. Ben de biraz ona borçlu hissettim.

"İstanbul Hatırası" müzik üzerine bir belgesel. Kürt, Trakya ezgileri var ancak Karadeniz müziğine yer verilmemiş. Oysa aileniz Karadenizli...
Ailem çok kızdı. Bunun bir nedeni yok, tamamen bir tesadüftü

merlystreep
26-08-06, 21:31
O Türkan Şoray gibi; çok yetenekli


Ödüllü yönetmen Fatih Akın, yeni filmi 'Öteki Tarafta'da başrolü üstlenen Nurgül Yeşilçay'ı kanatları altına aldı. "Onu geleceğin dünya starı yapmak istiyorum" diyen Akın, Yeşilçay'ın yeteneğini Türkan Şoray'a benzetti.

Duvara Karşı' ile Berlin'de Altın Ayı ödülü kazanan ünlü yönetmen Fatih Akın, 'Öteki Tarafta' (Auf der andere Seite) adlı yeni filminin başrol oyuncusu Nurgül Yeşilçay'a övgüler yağdırıyor... "Onu ilk 'Eğreti Gelin' filminde görmüştüm ve çalışmak istemiştim. Nurgül, Türkan Şoray gibi çok yetenekli" diyen ünlü yönetmen Akın, yeni oyuncusunun azmine hayran olduğunu, onu dünya starı yapmak istediğini belirtiyor.

* Yeni filminizin çekimleri tam gaz sürüyor. Bize biraz 'Öteki Tarafta'dan bahsedebilir misiniz? Kimler oynuyor?
Nurgül Yeşilçay, Tuncer Kurtiz ve Hanna Schgulla oynuyor. İki hikaye var filmde; yaşamın bir ucundan diğer ucuna ilişkin... İlk hikayede baba ile oğul aynı 'hayat kadını'na aşık oluyor. İkinci hikaye ise anne-kız ilişkisinden yola çıkıyor. Annesi siyasi nedenden dolayı Almanya'ya kaçan biz kızın öyküsü. O anne de aslında 'hayat kadını' olmuştur. Ancak kızı bunu bilmemektedir. Karışık bir öykü... Film umutla bitiyor ancak ölüm de var....

* Filmin mekanı sadece Almanya mı olacak?
Dört haftasını Almanya'da çekiyoruz, diğer dört haftasına ise İstanbul- Beyoğlu ile Üsküdar Cezaevi, Zonguldak, Kastamonu ve Samsun'da devam edeceğiz. Almanya'daki sahneler iki hafta Bremen'de, iki hafta Hamburg'da, üniversitelerde, St. Pauli ve Blankenese semtlerinde geçiyor.

NURGÜL ÇOK GÜZEL!
* Nurgül Yeşilçay ile ilk defa çalışıyorsunuz. Başarılı buluyor musunuz oyuncunuzu? Yeşilçay ile iletişiminiz nasıl başladı?
Onu ilk 'Eğreti Gelin' filminde görmüştüm ve çalışmak istemiştim. Kendisiyle İstanbul- Bebek'te iki-üç kez bir araya geldik. Önce rol almak istememişti. Konuda geçen lezbiyen ilişkiler, siyaset vs. nedeniyle... Ancak daha sonra ikna oldu. Başrol verildi zaten kendisine. Yeşilçay'ın güzel olduğu kadar zeki bir kadın olduğuna inanıyorum. İngilizce bilmediği halde İngilizce kursuna gitti ve öğrendi. Zaten filmde İngilizce konuşuyor.

* Daha önceki filmlerinizde Meltem Cumbul'u oynattınız şimdi ise Yeşilçay'ı... Alman ve Türk sinema sanatında karşılıklı deneyimler, yaşama dair görüş alışverişi, değiştokuş... Bütün bunlar esasen karşılıklı bir uyum ve zenginliğin de ta kendisi! Siz de bu zenginlikte köprü vazifesi üstleniyorsunuz, öyle değil mi?
Bence gerçek entegrasyon bu olmalı. Ben Türk sinemasından besleniyorum. Sanatçıları bir araya getiriyorum. Değişik bir enerji. Bence politika bu! Yaşamın her yerinde politika var. Nurgül Yeşilçay, Türkan Şoray gibi çok yetenekli. Onu geleceğin dünya starı yapmak isterim. Dünyaca tanınmış sanatçılarımız çok az. Bence haketmiyoruz bunu.

* Türkiye'de diziler üstüne diziler çekiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Türkiye'de diziler ekmek parası kazanmak için araç olarak kullanılıyor. Diziler sinemayı tüketiyor. Birçok sinema sanatçısı, 'dizilerde daha çok para kazanıyoruz' diye sinemada oynamak istemiyor. Kimi zaman oynatmak için ikna edemiyorsun. Oysa sinemanın apayrı bir yeri var. Bu film bittikten sonra bir komedi yapmak istiyorum. Acı, ölüm, siyaset hep gündeme. Biraz da insanları güldürmek istiyorum. Tabii gülerken de düşündürmek...


SÜHEYLA KAPLAN / HAMBURG
http://img144.imageshack.us/img144/757/d608ab9ed24ce646aa7daecfbtz9.jpghttp://img144.imageshack.us/img144/4817/fatihwp5.jpg

merlystreep
07-09-06, 10:17
Lezbiyen rolüne evde Cem’le birlikte çalıştım
Neslihan KARA /MAGAZİN SERVİSİ


Fatih Akın’ın yazıp, yönettiği "Yaşamın Kıyısında" isimli sinema filminin basın toplantısı, dün İstanbul The Marmara Pera’da yapıldı. Toplantıda başrol oyuncuları Nurgül Yeşilçay, Patrycia Ziolkowska, Tunçel Kurtiz, Baki Davrak, Erkan Can ve Şevval Sam hazır bulundular.

Senaryosunu yazdığı ve yönettiği film için Fatih Akın, "Bu filmin diğer ismi ’Hatasız Kul Olmaz’ olabilirdi. Hayatın içinde insanlar herşeyi yaşıyor ve bizde üç insanın hayatını ele aldık. Melodram tarzında bir film yaptık. İyi bir şeyler yaptık. Ya klasik olacak ya da çok kötü. Buna seyirci karar verecek. Bu filmde başrol oyuncusu olarak kafamda beş isim vardı. Nurgül’ün ’Eğreti Gelin’ filmini izledikten sonra bu rolü en iyi Nurgül’ün oynayacağına karar verdim" dedi.

Yeşilçay, basın toplantısında bir gazetecinin, "Lezbiyen birini canlandırmak zor oldu mu" sorusuna, "Ben role evde Cem’le hazırlandım. Mini etek falan, bacakları da güzel. Çok da güzel kadın taklidi yapıyor. Cem çok iyi bir oyuncu, gerekirse bir kadını bile oynayabilir. Bu lezbiyen filmi değil arkadaşlar. Annesini arayan bir kızın hikayesi. Sonu da ’Love Story’ gibi bitiyor" yanıtını verdi. Filmde lezbiyen arkadaşını canlandıran Patrycia Ziolkowska’yla çekimlerde zorlanmadıklarını söyleyen Yeşilçay, "Patrycia ile rolü oynarken hiç zorlanmadık çok iyi bir oyuncu" dedi.

merlystreep
07-09-06, 10:17
Duvarların arkasında neler oluyor?

Fatih Akın'ın çekimleri devam eden yeni filmi 'Yaşamın Kıyısında' 2007'de Cannes'da Altın Palmiye için yarışacak. FOTOĞRAF: ERCAN ARSLAN

'Duvara Karşı'yla başladığı 'Hayat' üçlemesinin ikinci filmi 'Yaşamın Kıyısında'yı çeken Fatih Akın, 'Biz 'Duvara Karşı'yla duvarları yıktık. Hayattaki duvar, Alman sinemasındaki duvarlar hep yıkıldı. Bu film duvarların arkasında neler oluyor, onu anlatacak. 'Duvara Karşı'nın ana motifi darlık, sıkışmışlıktı. Bu filmin ana motifi genişlik' diyor

07/09/2006 (116 kişi okudu)


OLKAN ÖZYURT (Arşivi)

İSTANBUL - 'Duvara Karşı' ile Altın Ayı aldıktan sonra bir süre kendini dinlenmeye alan Fatih Akın (dinlenirken çektiği şahane belgesel 'İstanbul Hatırası'nı bir kenara koyarsak) 'nerede kalmıştık' dercesine yeni filminin çekimlerine geçtiğimiz günlerde başladı. 'Nerede kalmıştık' dercesine diyoruz çünkü Akın'ın yeni filmi 'Yaşamın Kıyısında', onun 'Hayat' üçlemesinin ikinci ayağını oluşturuyor. Sokağa ve hayata karşı algıları hep açık olan ve bunu sinemasına aktaran yönetmen, 'Duvara Karşı'dan sonraki süreçte yaşadıklarını da filme aktarmayı ihmal etmiyor. Bunun nasıl olduğunu tabii filmi izeldikten sonra göreceğiz ama söyleşide ipuçlarını anlatıyor Akın.
Nurgül Yeşilçay, Baki Davrak, Hanna Schygulla, Patrycia Ziolkowska, Tuncel Kurtiz, Nursel Köse, Yelda Reynauld, Erkan Can, Nejat İşler, Güven Kıraç ve Şevval Sam'ın rol aldığı filmin Almanya'daki çekimlerini biteren Akın bir süredir Türkiye'de. Karadeniz'de çekimleri tamamlayan Akın bugünlerde İstanbul'da çalışıyor.
'Yaşamın Kıyısında' sıradan altı insanın öyküsü üzerine kurulu. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. İkiye ayırmış yolcuları Akın. Bir grup Bremen'den Karadeniz kıyılarına, diğer grup da İstanbul'dan Bremen'e gidiyor. Tabii yolları kesişiyor. Ayrıca bu yolculuklar hepsi için zamanla kendilerini aramaya dönüşüyor. Fatih Akın'la 'Yaşamın Kıyısında'yı konuştuk...
'Yaşamın Kıyısında', 'Duvara Karşı'yla başladığınız 'Hayat' üçlemesinin ikici ayağı değil mi?
Evet. 'Duvara Karşı' sevgi ve aşk üzerine bir filmdi. Bu film ölüm üzerine olacak. Son filmin teması da şeytan.
'Duvara Karşı'dan sonra Altın Ayı aldınız, Cannes'da jüri üyesi oldunuz, film dünyayı dolaştı, baba oldunuz... Bunlar 'Yaşamın Kıyısında'ya nasıl etki edecek? Çünkü siz biraz da yaşadıklarınızdan yola çıkarak film yapıyorsunuz.
Bunların hepsi etkili oldu ve filmin içinde yer alıyor. Mesela baba olduktan sonra çok farklı düşünmeye başladım. Zaten filmde de anne-kız, baba-oğul ilişkileri olacak. Ama hayat devam ediyor. Başarıya veya başarısızlığa takılıp kalmamak gerekiyor. Sinema da hayatın bir yansıması. En azından benim için böyle. 'Duvara Karşı'yla biz duvarları yıktık. Hayattaki duvar, Alman sinemasındaki duvarlar hep yıkıldı. Bu film duvarların arkasında neler oluyor onu anlatacak. 'Duvara Karşı'nın ana motifi darlık, sıkışmışlıktı. Bu filmin ana motifi genişlik.
Filmlerinde yol, yolculuk teması ağır basıyor, Almanya ile Türkiye arasında geçiyor. Bu filmde Trabzon'a kadar gidiyorsunuz. Yolculuk sizin için ne ifade ediyor?
Ben yolculuk yapmayı seviyorum. Yolculuk beni zenginleştiriyor. Onun için benim filmlerim havaalanlarında, istasyonlarda geçer. Vaktiyle Türkiye'ye arabayla az gelmedik yani (Gülüyor). Tabii beni zenginleştiren bir serüven, filmime de yansıyor.
AB - Türkiye ilişkisini iki insanın ilişkisine benzettiğinizi söylüyorsunuz. Biraz açar mısınuz?
Birbiriyle kopamayan ama iyi de geçinmeyen bir hal var. AB Türkiye'ye çevre, insan hakları, demokrasi gibi konularda önemli açılımlar getirebilir. Ama Türkiye de gayet uygar bir ülke. Avrupa'nın bunu görmesi gerekiyor. 2004'te her şey çok güzeldi. Sonra bozuldu. Ben aralarındaki ilişkiyi anne- kız, karı-koca ilişkisine benzetiyorum ve onu filmde göstermeye çalışacağım.
Filmin politik tarafına gelirsek...
Aslında tam politik bir film değil bu. Politik söylemin sınırları vardı. Ondan sonra işin içine felsefe girer. Daha evrensel bir söylemdir. Benim ilgilendiğim bu felsefi söylem sanırım. Yani didaktik olmayacak.
Politik ve felsefi olarak Latin Amerika sinemasının son dönemdeki örneklerinden etkilendiğinizi söylüyorsunuz. Galiba onların diline yakın bir söyleminiz olacak?
Evet. Onlarla zaten yakınız. Zaten benim filmlerimi de Latin Amerikalılar çok seviyor. Bütün filmlerim orada gösterildi, ödüller aldı. Onlar da bizi yakın buluyor bizim gibi. Avrupa'dan daha fazla onlara yakın olduğumuzu düşünüyorum. Onların sinemacılarını yakından takip ediyorum.
Büyük ödüllerin, önemli başarıların, yaratıcılar üzerinde negatif etkisi olduğu söylenir. Siz de 'Duvara Karşı'da Altın Ayı aldınız. Böyle bir şey hissettiniz mi?
Altın Ayı'dan sonra bir kriz yaşadım. Hiçbir şey beğenmez olmuştum. Bu krizden 'İstanbul Hatırası'nı çekerek kurtuldum. Herkesin gözü üzerinizde olunca bu sizi etkiliyor tabii. Ben de belgesel çektim. Çünkü kimse belgesele bir şey demez. Bu süreçte nefes aldım. Bu bana çok iyi geldi. Ayrıca Siyasiyabend'i, Aynur'u tanıdım. Onların çok büyük etkisi vardır 'Yaşamın Kıyısında'ya. O yüzden bence her şey birbirine bağlı. 'Duvara Karşı' olmasaydı, 'İstanbul Hatırası' olmasaydı 'Yaşamın Kıyısında' olmazdı. Bakalım bu film neyi doğuracak.
Yılmaz Güney'le ilgili bir film projeniz vardı. Ona ne oldu?
Onu biraz erteledik. Bu biraz da kumar gibi. 10 tane projen vardır. Birisi öne çıkıyor. Kendiliğinden oluyor. Şimdi 'Yaşamın Kıyısında'nın zamanı.
'Yaşamın Kıyısında'nın Cannes'da gösterileceğinizi duyduk...
Evet. Yarışacağız Cannes'da Altın Palmiye için.

--------------------------------------------------------------------------------

http://img175.imageshack.us/img175/7687/yesilnz7.gif (http://imageshack.us)
Yeşilçay: Fatih güven veren bir yönetmen
Nurgül Yeşilça'a göre Fatih Akın gibi Altın Ayı ödüllü bir yönetmenle çalışmanın zorluğu 'kötü olmamalıyım' diye çok çalışmakta.

Nurgül Yeşilçay'a 'Eğreti Gelin' gerçekten uğurlu geldi. Filmden sonra hem Yeşilçay'ın oyunculuğuyla ilgili tartışmalar son buldu hem de Fatih Akın 'Eğreti Gelin'i izledikten sonra onunla çalışmaya karar vermiş. Yeşilçay'la ayaküstü konuştuk.
Atıf Yılmaz'ın 'Eğreti Gelin'i gerçekten uğurlu geldi size. Bu filmden sonra Fatih Akın karar vermiş sizinle çalışmaya.
Evet uğurlu geldi. Ben çok şanslıyım. Atıf Yılmaz gibi bir ustadan sonra yeni dönemin en önemli yönetmeni Fatih Akın'la çalışmak başka nasıl açıklanabilir ki...
Peki bu altı insan sıradan insanlar mı?
Evet sıradan insanlar. Ama oyuncuya çok zevk verdiklerini söyleyebilirim. Benim oynadığım karakter çok zor bir roldü. Ben üç ayda çalışıp ancak toparlayabildim. Çünkü abartırsanız müsamere gibi olabilir, kendini sınırlarsan çok ekonomik olacak.
Doğruyu nasıl buldunuz?
Fatih oyuncuya güven veren bir yönetmen. Her şeyi onunla paylaşabiliyorsun. Hem kamera arkasındakilerle hem de kamera önündekilerle tek tek ilgileniyor. Bazen heyacanlanıyordum. Fatih o zamanlar üzülme akşama kadar vaktimiz var nasıl olsa çekeceğiz diyerek, size şans tanıyor. O zaman da işin doğrusunu buluyorsunuz.
Canlandırdığınız Ayten nasıl bir kadın?
Aslında kendini arıyor. Kendini yalnız hissetmemek için İstanbul'da birtakım siyasi olaylara karışıyor. Onlardan da ümidi kesince annesini aramaya Almanya gidiyor. Orada da bir kızla tanışıyor. O kız Ayten'e sahip çıkıyor. Bu sahiplenmede çok üzerine gidildiği gibi cinsellik çok da söz konusu değil. Film zaten herkes kendi dramını yaşarken, karşısındakine bakmaması üzerine kurulu.
Peki Altın Ayı'lı bir yönetmenle çalışmak bir baskı yaratıyor mu oyuncu üzerinde?
Çok çalışmanızı geriktiyor.
Çünkü 'kötü olmamalıyım' gibisinden bir his geliyor. Ama Fatih'i tanıyınca bunun bir önemi kalmadığını görüyorsunuz.
Siz bu filmle de uluslararası sularda yüzmeye başlamış oldun. Bu filmden sonra mesela İtalyan bir yönetmenle çalışır mısın?
Ya ben ruhu kötü insanlarla çalışmak istemiyorum. Oyunculuk zevkli bir iş. Ben de zevk almak istiyorum. Eğer bir yönetmenin ruhunun iyi olduğuna inanırsam herkesle çalışırım.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=197992

merlystreep
07-09-06, 10:20
http://img221.imageshack.us/img221/1602/2361912096e9ef6ea3eag2.jpg (http://imageshack.us)
http://img166.imageshack.us/img166/1459/236251943a06aca98aaqa1.jpg (http://imageshack.us)
http://img166.imageshack.us/img166/4575/236248869543b3e397der1.jpg (http://imageshack.us)
http://img246.imageshack.us/img246/8161/236245565666cbb4d20oo2.jpg (http://imageshack.us)
http://img246.imageshack.us/img246/6317/236242467f471f279aasj7.jpg (http://imageshack.us)
http://img83.imageshack.us/img83/8481/236239581fa4413773bme8.jpg (http://imageshack.us)
http://img83.imageshack.us/img83/4315/23623676556fe18cc42omz4.jpg (http://imageshack.us)
http://img246.imageshack.us/img246/6558/2362341746c28e656ddocm3.jpg (http://imageshack.us)
http://img86.imageshack.us/img86/6541/236231343c80f24c4afoeo8.jpg (http://imageshack.us)
http://img246.imageshack.us/img246/1078/23622878901770dd4beody1.jpg (http://imageshack.us)

merlystreep
07-09-06, 10:31
http://img177.imageshack.us/img177/493/23622174453ec150f73wc0.jpg (http://imageshack.us)
http://img144.imageshack.us/img144/245/2362182504c7ad799c5zf5.jpg (http://imageshack.us)
http://img174.imageshack.us/img174/2260/23620756494fb3b9e4btn8.jpg (http://imageshack.us)
http://img155.imageshack.us/img155/2461/236211205649722b457ei0.jpg (http://imageshack.us)
http://img174.imageshack.us/img174/9223/236254222361572e853yw3.jpg (http://imageshack.us)
http://img217.imageshack.us/img217/8002/236257797747767b7e3kf6.jpg (http://imageshack.us)
http://img155.imageshack.us/img155/5256/236259912f0a8a83405yo1.jpg (http://imageshack.us)

merlystreep
08-09-06, 10:06
Beni kategorize etme
Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanarak adını tüm dünyaya duyuran Fatih Akın, son filmi "Yaşamın Karşı Kıyısında"yı Sezen Aksu’nun "Beni Kategorize Etme" şarkısıyla bağdaştırdı. Akın, "Filmin ana teması ölüm ve ölümle yaşamak. Ölüme alışmak ve ölümün hayatın bir parçası olduğunu kabul etmek. Bu filmde kategorileri, çerçeveleri ve önyargıları yıkmaya çalışıyorum. Bunları söylerken şu anda kulağıma Sezen Aksu'nun 'Beni Kategorize Etme' şarkısının sözleri geliyor" dedi.
Fatih Akın’la son filmi Yaşamın Kıyısında’yı konuştuk. Usta yönetmen, Duvara Karşı’nın felsefi ve politik anlamda devamı olarak gösterdiği yeni filmini Sezen Aksu’nun Beni Kategorize Etme şarkısıyla özetledi.

Filmin temasından bahseder misiniz?

- Filmin ana teması ölüme alışmak ve ölümün hayatın bir parçası olduğunu kabul etmek. Teknik açıdan çok karışık bir senaryodan yola çıkıyorum. Diğer yapıtlarımda genelde senaryonun basitliği filmi güçlü kılıyordu. Bu filmde, aynı zamanda yaşanan üç ayrı hikáyeyi paralel kurgulayarak aynı sonuca ulaşacağım.

n Yaşamı Kıyısında’nın siyasi içerikli olacağını söylediniz. Ne tür siyasi argümanlar bizleri bekliyor?

- Siyasiliğin sonrasını anlatmaya çalışıyor. Bu açıdan filmin siyasi bir içeriğinin olduğunu söyleyebiliriz. Bu filmde kategorileri ve önyargıları yıkmaya çalışıyorum. Bunları söylerken şu anda kulağıma Sezen Aksu’nun "Beni Kategorize Etme" şarkısının sözleri geliyor. Mesela sağ görüşe belli bir perspektifte yaklaşırsan sol olur ya da tam tersi sol, sağ da olur. O zaman iş felsefeye döner.

n Filmle ilgili "Benim hayata karşı sorularım var. Onları çözmek istiyorum" demiştiniz. Nedir hayatla alıp veremediğiniz?

- Hayat bazen çok acı olur ya... Bunlar herkes gibi benim hayatımda da yaşanmış şeylerdir. Bu filmde, bu acıyla baş etmek istiyorum. Her filmden sonra hafifliyorum.

n Nurgül Yeşilçay’ı başrolde oynatmanızdaki kriterler neler?

- Bu rol için kafamda çeşitli Türk kadın oyuncuları vardı. Hepsinin filmlerini seyrettim ve hepsiyle görüştüm. Ama Atıf Yılmaz’ın Eğreti Gelin’indeki ve Ümit Ünal’ın Anlat İstanbul’undaki Nurgül’le Bebek Kahvesi’nde ilk buluştuğum gün onun benim filmimdeki Ayten olacağına karar verdim. Kalbim çarptı. Nurgül çok akıllı bir oyuncu. Duygusal zekásı çok yüksek. Bence kırmızı halıya çok yakışır.

n Avrupa oryantalist söylemleri her zaman sevmiştir. Son dönemde önemli festivallerde İran örneğinde olduğu gibi hep oryantalist filmler ödül kazandı. Kişisel fikrim, Duvara Karşı’nın da oryantalist söylemlerle başarıya ulaştığı yönünde.

- Duvara Karşı’nın oryantalist bir film olduğuna inanmıyorum. İstanbul oryantalist bir şehir mi? Ben İstanbul’un dünyanın en modern ve çekici şehri olduğunu düşünüyorum. Bence Duvara Karşı bir İstanbul filmi. Ayrıca bu film, sadece Avrupa’da değil Amerika’da hatta Güney Amerika’da kucaklandı.

n Der Spiegel’e "Bush’un politikası Nazi dönemiyle mukayese edilebilir" dediniz. Bush’la başınız bayağı dertte. Ona dair bir projeniz var mı?

- Michael Moore, Fahrenheit 9,11’de işi zaten çözdü. Öyle bir projeye gerek yok.

n O zaman şöyle sorayım; Eğer Bush’u cezalandırma hakkının size verilmesi gibi fantastik bir eylem gerçekleşseydi...

- Fantezilerim de bana kalsın. Bush’a gerek yok fantezilerde.

n Gamalı haçlı tişörtünüz yüzünden mahkemelik oldunuz. Avrupa’nın düşünce özgürlüğü konusunda çifte standartları olduğunu düşünüyor musunuz?

- Tabii ki, var. Ama Avrupa’dakiler demokrasi ve basın özgürlüğünü sadece daha iyi pazarlıyorlar. Türkiye’de bu durum eksik herhalde.

n Kendinizi Türkiye’deki popüler kültüre fazla kaptırdığınızı düşünüyor musunuz? Örneğin Hırsız Var’da oynadığınız için pişman mısınız?

- Ben takılıyorum, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi. Hangi dünyaya girip çıktığımın farkında değilim. Ben aslında kendi dünyamdayım. Hayatta keşkelerim yok. Ve keşkelerin çok olduğu insanların sonunda kanser olacağını düşünüyorum. Hırsız Var’da olmaktan pişman değilim. Başarılı veya başarısız filmler vardır. Ayrıca o filmde herkese çok kötü bir oyuncu olduğumu ispatladım.

Nurgül Yeşilçay maço lezbiyen

Filmde örgüt üyesi bir lezbiyeni canlandıran Nurgül Yeşilçay da Fatih Akın ve oynadığı karakter hakkında açıklamalarda bulundu: "Her oyuncunun çalışmak isteyeceği bir yönetmen vardır. Fatih Akın da benim çalışmak istediğim yönetmenlerden biriydi. Ondan çok şey öğrendim". Yeşilçay canlandırdığı karakter için ise şu yorumu yaptı: "Örgüt üyesi bir lezbiyeni oynadım. Maço bir rol. Yani lezbiyen gibi lezbiyen. Ancak bu bir lezbiyen filmi değil. Annesini arayan bir kızın hikáyesi
kaynak:hürriyet

merlystreep
08-09-06, 10:23
Fatih Akın'ın "Yaşamın Kıyısında" filmi Cannes'da yarışacak

Cannes ödüllü yönetmen Fatih Akın’ın yeni filmi "Yaşamın Kıyısında"nın Türkiye çekimleri sürüyor.
The Marmara Pera Oteli’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Fatih Akın, "Yaşamın Kıyısında"nın beşinci filmi olduğunu ve ana motif olarak "ölüm" temasını işlediğini söyledi.
Akın, filmin baba-oğul, anne-kız ilişkisini işleme açısından bir "aile filmi", içinde bir aşk hikayesini barındırması açısından da "aşk filmi" olarak tanımlanabileceğini belirterek, senaryonun da kendisine ait olduğunu bildirdi.
Zaman zaman verdiği esprili cevaplarla salonda bulunanları güldüren Akın, filmin adının sorulması üzerine, "Adı ’Hatasız Kul Olmaz’ da olabilirdi. Orhan Gencebay’ın şarkısındaki gibi" diye konuştu.
Hikayenin karışık ve birbirinin içine geçen bir yapısı bulunduğunu anlatan Akın, Cannes’da "Altın Ayı" ödülünü aldıktan sonra nelerin değiştiğini soran bir gazeteciye, "Ödülü aldıktan sonra önümde bayağı yollar açıldı. Uluslararası fırsatlar doğdu. Bu filmi çok çabuk finanse edebildik" yanıtını verdi.
Tuncel Kurtiz de, kendisi için bir oyuncu olarak Fatih Akın ile çalışmanın güzel olduğunu, yönetmen Akın’ın genç olması nedeniyle pek çok prova yaptıklarını ve bunlardan da birşeyler öğrendiklerini söyledi.
Kurtiz, filmde tüm karakterlerin kendi maceralarında kendilerini aradıklarını dile getirerek, "Sonunda film, herkese bir insan olduğunu hatırlatıyor" dedi.

YEŞİLÇAY’IN LEZBİYEN ROLÜ
Filmin oyuncularından Nurgül Yeşilçay da filmin hayatı anlattığını, "kısaca insanların kendini arama hikayesi" denilebileceğini söyledi.
Yeşilçay, filmde canlandırdığı "lezbiyen" karakterine nasıl hazırlandığının sorulması üzerine, "Role Cem’le (Özer) hazırlandım. Cem, çok iyi bir oyuncudur. Çok iyi kadın rolü de yapabiliyor" cevabını verdi.
"Filme ilişkin rolü kabul etmeden önce gördüğü çekincelerin neler olduğunun" sorulmasına karşılık Yeşilçay, "Bunları açıklamak istemiyorum. Evet, bazı çekincelerim oldu, konuştuk, hallettik" dedi.
Nurgül Yeşilçay, rolüne ilişkin arka arkaya gelen sorulara tepki gösterdi.
Filmin Alman oyuncusu Patrycia Ziolkowska da İstanbul’a geleli sadece 2 gün olduğunu, her şeyi çok yeni, heyecanlı ve güzel bulduğunu anlattı.
Ziolkowska, Nurgül Yeşilçay ile çalışmayı nasıl bulduğunun sorulması üzerine, "Nurgül’le çalışmak çok güzel. Birbirimizle problemimiz olmadı.
Birbirimizi sevdik" diye konuştu.

CANNES’DA GÖSTERİLECEK
Türk-Alman ortak yapımı olan "Yaşamın Kıyısında"nın Almanya çekimleri tamamlandı. Karadeniz’de başlayan Türkiye çekimleri 23 Eylül’de sona erecek filmin, uzun bir post-prodüksiyon çalışmasının ardından 2007 yılı mayıs ayındaki Cannes Film Festivaline katılması planlanıyor.
Güven Kıraç, Şevval Sam ve Nejat İşler’in de misafir oyuncu olarak rol alacağı filmin müziklerini de Karadeniz ezgilerini kendi yorumuyla birleştirecek olan "Chantel" hazırlayacak.
Film, 2007 yılı sonbaharında Türkiye ve Almanya’da aynı zamanda gösterime girecek.

sbuffy
14-09-06, 11:02
Duvarların arkasında neler oluyor?

http://www.radikal.com.tr/veriler/2006/09/07/kala.gif

'Duvara Karşı'yla başladığı 'Hayat' üçlemesinin ikinci filmi 'Yaşamın Kıyısında'yı çeken Fatih Akın, 'Biz 'Duvara Karşı'yla duvarları yıktık. Hayattaki duvar, Alman sinemasındaki duvarlar hep yıkıldı. Bu film duvarların arkasında neler oluyor, onu anlatacak. 'Duvara Karşı'nın ana motifi darlık, sıkışmışlıktı. Bu filmin ana motifi genişlik' diyor

'Duvara Karşı' ile Altın Ayı aldıktan sonra bir süre kendini dinlenmeye alan Fatih Akın (dinlenirken çektiği şahane belgesel 'İstanbul Hatırası'nı bir kenara koyarsak) 'nerede kalmıştık' dercesine yeni filminin çekimlerine geçtiğimiz günlerde başladı. 'Nerede kalmıştık' dercesine diyoruz çünkü Akın'ın yeni filmi 'Yaşamın Kıyısında', onun 'Hayat' üçlemesinin ikinci ayağını oluşturuyor. Sokağa ve hayata karşı algıları hep açık olan ve bunu sinemasına aktaran yönetmen, 'Duvara Karşı'dan sonraki süreçte yaşadıklarını da filme aktarmayı ihmal etmiyor. Bunun nasıl olduğunu tabii filmi izeldikten sonra göreceğiz ama söyleşide ipuçlarını anlatıyor Akın.
Nurgül Yeşilçay, Baki Davrak, Hanna Schygulla, Patrycia Ziolkowska, Tuncel Kurtiz, Nursel Köse, Yelda Reynauld, Erkan Can, Nejat İşler, Güven Kıraç ve Şevval Sam'ın rol aldığı filmin Almanya'daki çekimlerini biteren Akın bir süredir Türkiye'de. Karadeniz'de çekimleri tamamlayan Akın bugünlerde İstanbul'da çalışıyor.
'Yaşamın Kıyısında' sıradan altı insanın öyküsü üzerine kurulu. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. İkiye ayırmış yolcuları Akın. Bir grup Bremen'den Karadeniz kıyılarına, diğer grup da İstanbul'dan Bremen'e gidiyor. Tabii yolları kesişiyor. Ayrıca bu yolculuklar hepsi için zamanla kendilerini aramaya dönüşüyor. Fatih Akın'la 'Yaşamın Kıyısında'yı konuştuk...

'Yaşamın Kıyısında', 'Duvara Karşı'yla başladığınız 'Hayat' üçlemesinin ikici ayağı değil mi?
Evet. 'Duvara Karşı' sevgi ve aşk üzerine bir filmdi. Bu film ölüm üzerine olacak. Son filmin teması da şeytan.
'Duvara Karşı'dan sonra Altın Ayı aldınız, Cannes'da jüri üyesi oldunuz, film dünyayı dolaştı, baba oldunuz... Bunlar 'Yaşamın Kıyısında'ya nasıl etki edecek? Çünkü siz biraz da yaşadıklarınızdan yola çıkarak film yapıyorsunuz.
Bunların hepsi etkili oldu ve filmin içinde yer alıyor. Mesela baba olduktan sonra çok farklı düşünmeye başladım. Zaten filmde de anne-kız, baba-oğul ilişkileri olacak. Ama hayat devam ediyor. Başarıya veya başarısızlığa takılıp kalmamak gerekiyor. Sinema da hayatın bir yansıması. En azından benim için böyle. 'Duvara Karşı'yla biz duvarları yıktık. Hayattaki duvar, Alman sinemasındaki duvarlar hep yıkıldı. Bu film duvarların arkasında neler oluyor onu anlatacak. 'Duvara Karşı'nın ana motifi darlık, sıkışmışlıktı. Bu filmin ana motifi genişlik.
Filmlerinde yol, yolculuk teması ağır basıyor, Almanya ile Türkiye arasında geçiyor. Bu filmde Trabzon'a kadar gidiyorsunuz. Yolculuk sizin için ne ifade ediyor?
Ben yolculuk yapmayı seviyorum. Yolculuk beni zenginleştiriyor. Onun için benim filmlerim havaalanlarında, istasyonlarda geçer. Vaktiyle Türkiye'ye arabayla az gelmedik yani (Gülüyor). Tabii beni zenginleştiren bir serüven, filmime de yansıyor.
AB - Türkiye ilişkisini iki insanın ilişkisine benzettiğinizi söylüyorsunuz. Biraz açar mısınuz?
Birbiriyle kopamayan ama iyi de geçinmeyen bir hal var. AB Türkiye'ye çevre, insan hakları, demokrasi gibi konularda önemli açılımlar getirebilir. Ama Türkiye de gayet uygar bir ülke. Avrupa'nın bunu görmesi gerekiyor. 2004'te her şey çok güzeldi. Sonra bozuldu. Ben aralarındaki ilişkiyi anne- kız, karı-koca ilişkisine benzetiyorum ve onu filmde göstermeye çalışacağım.
Filmin politik tarafına gelirsek...
Aslında tam politik bir film değil bu. Politik söylemin sınırları vardı. Ondan sonra işin içine felsefe girer. Daha evrensel bir söylemdir. Benim ilgilendiğim bu felsefi söylem sanırım. Yani didaktik olmayacak.
Politik ve felsefi olarak Latin Amerika sinemasının son dönemdeki örneklerinden etkilendiğinizi söylüyorsunuz. Galiba onların diline yakın bir söyleminiz olacak?
Evet. Onlarla zaten yakınız. Zaten benim filmlerimi de Latin Amerikalılar çok seviyor. Bütün filmlerim orada gösterildi, ödüller aldı. Onlar da bizi yakın buluyor bizim gibi. Avrupa'dan daha fazla onlara yakın olduğumuzu düşünüyorum. Onların sinemacılarını yakından takip ediyorum.
'Büyük ödüllerin, önemli başarıların, yaratıcılar üzerinde negatif etkisi olduğu söylenir. Siz de 'Duvara Karşı'da Altın Ayı aldınız. Böyle bir şey hissettiniz mi?
Altın Ayı'dan sonra bir kriz yaşadım. Hiçbir şey beğenmez olmuştum. Bu krizden 'İstanbul Hatırası'nı çekerek kurtuldum. Herkesin gözü üzerinizde olunca bu sizi etkiliyor tabii. Ben de belgesel çektim. Çünkü kimse belgesele bir şey demez. Bu süreçte nefes aldım. Bu bana çok iyi geldi. Ayrıca Siyasiyabend'i, Aynur'u tanıdım. Onların çok büyük etkisi vardır 'Yaşamın Kıyısında'ya. O yüzden bence her şey birbirine bağlı. 'Duvara Karşı' olmasaydı, 'İstanbul Hatırası' olmasaydı 'Yaşamın Kıyısında' olmazdı. Bakalım bu film neyi doğuracak.
'Yılmaz Güney'le ilgili bir film projeniz vardı. Ona ne oldu?
Onu biraz erteledik. Bu biraz da kumar gibi. 10 tane projen vardır. Birisi öne çıkıyor. Kendiliğinden oluyor. Şimdi 'Yaşamın Kıyısında'nın zamanı.
'Yaşamın Kıyısında'nın Cannes'da gösterileceğinizi duyduk...
Evet. Yarışacağız Cannes'da Altın Palmiye için.

kaynak:radikal/olkan özyurt

sbuffy
14-09-06, 11:05
Yeşilçay: Fatih güven veren bir yönetmen

http://www.radikal.com.tr/veriler/2006/09/07/yesil.gif

Nurgül Yeşilça'a göre Fatih Akın gibi Altın Ayı ödüllü bir yönetmenle çalışmanın zorluğu 'kötü olmamalıyım' diye çok çalışmakta.

Nurgül Yeşilçay'a 'Eğreti Gelin' gerçekten uğurlu geldi. Filmden sonra hem Yeşilçay'ın oyunculuğuyla ilgili tartışmalar son buldu hem de Fatih Akın 'Eğreti Gelin'i izledikten sonra onunla çalışmaya karar vermiş. Yeşilçay'la ayaküstü konuştuk.

Atıf Yılmaz'ın 'Eğreti Gelin'i gerçekten uğurlu geldi size. Bu filmden sonra Fatih Akın karar vermiş sizinle çalışmaya.
Evet uğurlu geldi. Ben çok şanslıyım. Atıf Yılmaz gibi bir ustadan sonra yeni dönemin en önemli yönetmeni Fatih Akın'la çalışmak başka nasıl açıklanabilir ki...
Peki bu altı insan sıradan insanlar mı?
Evet sıradan insanlar. Ama oyuncuya çok zevk verdiklerini söyleyebilirim. Benim oynadığım karakter çok zor bir roldü. Ben üç ayda çalışıp ancak toparlayabildim. Çünkü abartırsanız müsamere gibi olabilir, kendini sınırlarsan çok ekonomik olacak.
Doğruyu nasıl buldunuz?
Fatih oyuncuya güven veren bir yönetmen. Her şeyi onunla paylaşabiliyorsun. Hem kamera arkasındakilerle hem de kamera önündekilerle tek tek ilgileniyor. Bazen heyacanlanıyordum. Fatih o zamanlar üzülme akşama kadar vaktimiz var nasıl olsa çekeceğiz diyerek, size şans tanıyor. O zaman da işin doğrusunu buluyorsunuz.
Canlandırdığınız Ayten nasıl bir kadın?
Aslında kendini arıyor. Kendini yalnız hissetmemek için İstanbul'da birtakım siyasi olaylara karışıyor. Onlardan da ümidi kesince annesini aramaya Almanya gidiyor. Orada da bir kızla tanışıyor. O kız Ayten'e sahip çıkıyor. Bu sahiplenmede çok üzerine gidildiği gibi cinsellik çok da söz konusu değil. Film zaten herkes kendi dramını yaşarken, karşısındakine bakmaması üzerine kurulu.
Peki Altın Ayı'lı bir yönetmenle çalışmak bir baskı yaratıyor mu oyuncu üzerinde?Çok çalışmanızı geriktiyor.
Çünkü 'kötü olmamalıyım' gibisinden bir his geliyor. Ama Fatih'i tanıyınca bunun bir önemi kalmadığını görüyorsunuz.
Siz bu filmle de uluslararası sularda yüzmeye başlamış oldun. Bu filmden sonra mesela İtalyan bir yönetmenle çalışır mısın?
Ya ben ruhu kötü insanlarla çalışmak istemiyorum. Oyunculuk zevkli bir iş. Ben de zevk almak istiyorum. Eğer bir yönetmenin ruhunun iyi olduğuna inanırsam herkesle çalışırım.

kaynak:radikal

movie_monster
25-01-07, 19:26
fatih akın ın yönettiği her filmi gözümü kırpmadan izlerim.bu filmide sabırsızlıkla bekliyorum.çok beğeceğimden hiç şüphem yok.ayrıca bu filmin nurgül yeşilçay içinde önemli bi fırsat olduğunu düşünüyorum.yeteneğini bu filmde çok iyi göstereceğini düşünüyorum.umarım en kısa zamanda vizyona girer.:img-yes:

erten07
20-03-07, 19:44
Senaryosu Fatih Akın tarafından yazılan “Yaşamın Kıyısında“ adlı sinema filmi projesi, yine Fatih Akın’ ın yönetmenliğinde, Temmuz – Ekim 2006 tarihleri arasında, Hamburg, Bremen, Istanbul, Karadeniz Kıyıları ve Trabzon’da çekildi.

Başrollerini Nurgül Yeşilçay, Baki Davrak ve Tuncel Kurtiz'in paylaştığı projenin dünya gösterimi, 2007 Cannes Film Festivali’nde yapılacak ve Ekim 2007 tarihinde Türkiye ve Almanya’da aynı anda gösterime girecektir.

erten07
20-03-07, 19:53
Duvarların arkasında neler oluyor?

Fatih Akın'ın çekimleri devam eden yeni filmi 'Yaşamın Kıyısında' 2007'de Cannes'da Altın Palmiye için yarışacak.

'Duvara Karşı'yla başladığı 'Hayat' üçlemesinin ikinci filmi 'Yaşamın Kıyısında'yı çeken Fatih Akın, 'Biz 'Duvara Karşı'yla duvarları yıktık. Hayattaki duvar, Alman sinemasındaki duvarlar hep yıkıldı. Bu film duvarların arkasında neler oluyor, onu anlatacak. 'Duvara Karşı'nın ana motifi darlık, sıkışmışlıktı. Bu filmin ana motifi genişlik' diyor


'Duvara Karşı' ile Altın Ayı aldıktan sonra bir süre kendini dinlenmeye alan Fatih Akın (dinlenirken çektiği şahane belgesel 'İstanbul Hatırası'nı bir kenara koyarsak) 'nerede kalmıştık' dercesine yeni filminin çekimlerine geçtiğimiz günlerde başladı. 'Nerede kalmıştık' dercesine diyoruz çünkü Akın'ın yeni filmi 'Yaşamın Kıyısında', onun 'Hayat' üçlemesinin ikinci ayağını oluşturuyor. Sokağa ve hayata karşı algıları hep açık olan ve bunu sinemasına aktaran yönetmen, 'Duvara Karşı'dan sonraki süreçte yaşadıklarını da filme aktarmayı ihmal etmiyor. Bunun nasıl olduğunu tabii filmi izeldikten sonra göreceğiz ama söyleşide ipuçlarını anlatıyor Akın.
Nurgül Yeşilçay, Baki Davrak, Hanna Schygulla, Patrycia Ziolkowska Tuncel Kurtiz, Nursel Köse, Yelda Reynauld, Erkan Can, Nejat İşler, Güven Kıraç ve Şevval Sam'ın rol aldığı filmin Almanya'daki çekimlerini biteren Akın bir süredir Türkiye'de. Karadeniz'de çekimleri tamamlayan Akın bugünlerde İstanbul'da çalışıyor.
'Yaşamın Kıyısında' sıradan altı insanın öyküsü üzerine kurulu. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. İkiye ayırmış yolcuları Akın. Bir grup Bremen'den Karadeniz kıyılarına, diğer grup da İstanbul'dan Bremen'e gidiyor. Tabii yolları kesişiyor. Ayrıca bu yolculuklar hepsi için zamanla kendilerini aramaya dönüşüyor. Fatih Akın'la 'Yaşamın Kıyısında'yı konuştuk...

'Yaşamın Kıyısında', 'Duvara Karşı'yla başladığınız 'Hayat' üçlemesinin ikici ayağı değil mi?
Evet. 'Duvara Karşı' sevgi ve aşk üzerine bir filmdi. Bu film ölüm üzerine olacak. Son filmin teması da şeytan.

'Duvara Karşı'dan sonra Altın Ayı aldınız, Cannes'da jüri üyesi oldunuz, film dünyayı dolaştı, baba oldunuz... Bunlar 'Yaşamın Kıyısında'ya nasıl etki edecek? Çünkü siz biraz da yaşadıklarınızdan yola çıkarak film yapıyorsunuz.
Bunların hepsi etkili oldu ve filmin içinde yer alıyor. Mesela baba olduktan sonra çok farklı düşünmeye başladım. Zaten filmde de anne-kız, baba-oğul ilişkileri olacak. Ama hayat devam ediyor. Başarıya veya başarısızlığa takılıp kalmamak gerekiyor. Sinema da hayatın bir yansıması. En azından benim için böyle. 'Duvara Karşı'yla biz duvarları yıktık. Hayattaki duvar, Alman sinemasındaki duvarlar hep yıkıldı. Bu film duvarların arkasında neler oluyor onu anlatacak. 'Duvara Karşı'nın ana motifi darlık, sıkışmışlıktı. Bu filmin ana motifi genişlik.

Filmlerinde yol, yolculuk teması ağır basıyor, Almanya ile Türkiye arasında geçiyor. Bu filmde Trabzon'a kadar gidiyorsunuz. Yolculuk sizin için ne ifade ediyor?
Ben yolculuk yapmayı seviyorum. Yolculuk beni zenginleştiriyor. Onun için benim filmlerim havaalanlarında, istasyonlarda geçer. Vaktiyle Türkiye'ye arabayla az gelmedik yani (Gülüyor). Tabii beni zenginleştiren bir serüven, filmime de yansıyor.

AB - Türkiye ilişkisini iki insanın ilişkisine benzettiğinizi söylüyorsunuz Biraz açar mısınuz?
Birbiriyle kopamayan ama iyi de geçinmeyen bir hal var. AB Türkiye'ye çevre, insan hakları, demokrasi gibi konularda önemli açılımlar getirebilir. Ama Türkiye de gayet uygar bir ülke. Avrupa'nın bunu görmesi gerekiyor. 2004'te her şey çok güzeldi. Sonra bozuldu. Ben aralarındaki ilişkiyi anne- kız, karı-koca ilişkisine benzetiyorum ve onu filmde göstermeye çalışacağım.

Filmin politik tarafına gelirsek...
Aslında tam politik bir film değil bu. Politik söylemin sınırları vardı. Ondan sonra işin içine felsefe girer. Daha evrensel bir söylemdir. Benim ilgilendiğim bu felsefi söylem sanırım. Yani didaktik olmayacak.

Politik ve felsefi olarak Latin Amerika sinemasının son dönemdeki örneklerinden etkilendiğinizi söylüyorsunuz. Galiba onların diline yakın bir söyleminiz olacak?
Evet. Onlarla zaten yakınız. Zaten benim filmlerimi de Latin Amerikalılar çok seviyor. Bütün filmlerim orada gösterildi, ödüller aldı. Onlar da bizi yakın buluyor bizim gibi. Avrupa'dan daha fazla onlara yakın olduğumuzu düşünüyorum. Onların sinemacılarını yakından takip ediyorum.

Büyük ödüllerin, önemli başarıların, yaratıcılar üzerinde negatif etkisi olduğu söylenir. Siz de 'Duvara Karşı'da Altın Ayı aldınız. Böyle bir şey hissettiniz mi?
Altın Ayı'dan sonra bir kriz yaşadım. Hiçbir şey beğenmez olmuştum. Bu krizden 'İstanbul Hatırası'nı çekerek kurtuldum. Herkesin gözü üzerinizde olunca bu sizi etkiliyor tabii. Ben de belgesel çektim. Çünkü kimse belgesele bir şey demez. Bu süreçte nefes aldım. Bu bana çok iyi geldi. Ayrıca Siyasiyabend'i, Aynur'u tanıdım. Onların çok büyük etkisi vardır 'Yaşamın Kıyısında'ya. O yüzden bence her şey birbirine bağlı. 'Duvara Karşı' olmasaydı, 'İstanbul Hatırası' olmasaydı 'Yaşamın Kıyısında' olmazdı. Bakalım bu film neyi doğuracak.

Yılmaz Güney'le ilgili bir film projeniz vardı. Ona ne oldu?
Onu biraz erteledik. Bu biraz da kumar gibi. 10 tane projen vardır. Birisi öne çıkıyor. Kendiliğinden oluyor. Şimdi 'Yaşamın Kıyısında'nın zamanı.

'Yaşamın Kıyısında'nın Cannes'da gösterileceğinizi duyduk...
Evet. Yarışacağız Cannes'da Altın Palmiye için.

mc_merve
29-03-07, 19:10
nurgul yesilcay in bende cok ayri bir yeri vardir bu filmde benc eguzel olacag benziyor zaten fatih akinin butun filmerini begenmisimdir merakla beklyiorum

sadece_ozge
01-04-07, 16:15
http://img74.imageshack.us/img74/1024/untitleffffd3wn8.jpg (http://imageshack.us)


işte yasamın kıyınsında efsanemız nurgulumuz

erten07
17-04-07, 11:29
http://img215.imageshack.us/img215/3963/5924c4e9a07bc248abeffe7xu7.jpg (http://imageshack.us)


Ünlü yönetmen Fatih Akın'ın çekimlerini Almanya ve Türkiye'de gerçekleştirdiği ve Nurgül Yeşilçay'ın başrol oynadığı 'Yaşamın Kıyısında' adlı son filmi; Cannes Film Festivali'nde 'Altın Palmiye' için yarışacak. Henüz resmi açıklama yapılmadı, ancak Nurgül Yeşilçay'ın başrol oynadığı filmin 16-27 Mayıs tarihlerindeki festivalin yarışma bölümünde yer alacağı kesinlik kazandı. Sıradan altı insanın öyküsü üzerine kurulu olan 'Yaşamın Kıyısında' filminde; karakterlerin her biri ayrı bir yolculuğa çıkıyor. Akın'ın ikiye ayırdığı yolcuların bir grubu Bremen'den Karadeniz kıyılarına; diğer grup da İstanbul'dan Bremen'e gidiyor ve yolları bir yerde kesişiyor. Bu yolculuklar hepsi için zamanla kendilerini aramaya dönüşüyor.

seraphim
17-04-07, 13:22
süper oldu bu ya..kimse tutamaz bu ikiliyi artık galada cannes da olucak....süper süper süper....yolları açık olsun iyi şanlar

seraphim
19-04-07, 14:03
ÖDÜLLÜ YÖNETMEN FATİH AKIN’IN FİLMİ “YAŞAMIN KIYISINDA” 60. CANNES FİLM FESTİVALİNDE ALTIN PALMİYE İÇİN YARIŞIYOR... FİLMDE BAŞROL OYNAYAN NURGÜL YEŞİLÇAY DA CANNES'E DAVET EDİLDİ...

19/4/2007 14:50
http://img407.imageshack.us/img407/5485/ed7349a646324a49b71553eon8.jpg (http://imageshack.us)http://img242.imageshack.us/img242/7153/nurgulfatihsv9.jpg (http://imageshack.us)

Senaryosu ünlü yönetmen Fatih Akın tarafından yazılan ve yönetmenliği yine Fatih Akın’ın üstlendiği , başrollerini Nurgül Yesilçay, Baki Davrak, Tuncel Kurtiz, Hanna Schygulla, Patrycia Ziolkowska ve Nursel Köse'nin paylaştığı, Corazon Film (Almanya), Anka Film (Türkiye) ortak yapımı olan "Yaşamın Kıyısında" filmi 60. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışacak.

16–27 Mayıs tarihlerindeki festivale Fatih Akın ve Alman yapımcı Corazon Film yetkilileri ve Alman başrol oyuncuları; Türkiye’den de Türk yapımcı Anka Film yetkilileri, başrol oyuncuları Nurgül Yeşilçay ve Tuncel Kurtiz davet edildi.

:happy0064 :happy0064 :happy0064 :happy0064

seraphim
19-04-07, 17:22
www.sinema.com
Sinema.com
19 Nisan 2007, Perşembe 15:58
http://img182.imageshack.us/img182/1566/24566py5.jpg (http://imageshack.us)


Fatih Akın Cannes'da yarışacak...

http://img254.imageshack.us/img254/9105/24565150lb8.jpg (http://imageshack.us)



Fatih Akın'ın Türkiye-Almanya ortak yapımı son filmi "Yaşamın Kıyısında" Cannes'da Altın Palmiye için yarışacak. Cannes'ın bu seneki jürisinde, Nobelli yazarımız Orhan Pamuk da var!
Fatih Akın'ın Türkiye-Almanya ortak yapımı son filmi "Yaşamın Kıyısında"nın Cannes'da Altın Palmiye için yarışacağı resmen açıklandı. Böylece sinema kulislerinde bir süredir konuşulan haber doğruluk kazanmış oldu. Daha önce Akın da kimi röportajlarında filmin Cannes'da yer alacağına dair ipuçları vermişti. Akın, Coen Kardesler, Catherine Breillat, David Fincher, Emir Kustirica, Gus van Sant, Wong Kar-Wai, Quentin Tarantino ve Bela Tarr gibi önemli yönetmenlerle yarışacak. Festivalde bu yıl Stephen Frears'in başkanlık edeceği jüride, Nobel ödülü kazanan yazarımız Orhan Pamuk da yer alıyor.
Başrollerini Nurgül Yesilçay, Baki Davrak, Tuncel Kurtiz, Hanna Schygulla, Patrycia Ziolkowska ve Nursel Köse'nin paylaştığı film, Corazon Film (Almanya) ile Anka Film (Türkiye) ortak yapımı.

16-27 Mayıs tarihlerindeki festivale Fatih Akın ve Alman yapımcı Corazon Film yetkilileri ve Alman başrol oyuncuları; Türkiye'den de Türk yapımcı Anka Film yetkilileri, başrol oyuncuları Nurgül Yeşilçay ve Tuncel Kurtiz davet edildi.

"Yaşamın Kıyısında" Temmuz-Ekim 2006 arasında, Hamburg, Bremen, İstanbul, Karadeniz Kıyıları ve Trabzon'da çekildi. Filmde altı insan, altı biyografi, altı hayat yazgısal bir şekilde iç içe geçiyor. Her biri bir yolculuğa çıkıyor. Gündüzlerden ve gecelerden geçen, sarp ve dikenli yollardan yaşamın kıyılarında dolaşan ve bizzat yolcuların benliğine giden birer yolculuk. Bir ucu Almanya Bremen'den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşırken, başka bir uç İstanbul'dan başlayıp Bremen

seraphim
19-04-07, 17:30
http://img243.imageshack.us/img243/6734/1001eg4ud3.jpg
http://img167.imageshack.us/img167/9062/1002ol8ic1.jpg
http://img167.imageshack.us/img167/9295/1012rx1jw0.jpg

seraphim
20-04-07, 17:00
TÜRK SİNEMASInIn, CANNES FİLM FESTİVALİ ÇIKARMASI
] Jüride Orhan Pamuk, yarışmada Fatih Akın
60. Cannes Film Festivali'nde Türkiye'yi jüride Orhan Pamuk, yarışmada Fatih Akın, Yönetmenlerin On Beş Günü'nde Semih Kaplanoğlu temsil edecek


Alin Taşçıyan

Sinema dünyasının en önemli festivallerinden sayılan Cannes Film Festivali'nin 60'ıncı yılında Türk sineması her alanda temsil edilecek. 15-27 Mayıs günleri arasında düzenlenecek olan festivalde Fatih Akın'ın Türk-Alman ortak yapımı filmi "Yaşamın Kıyısında" yarışmaya seçildi.
Yönetmen imzaları açısından son yılların en görkemli listelerinden birine sahip olan, daha önce Altın Palmiye kazanmış Gus Van Sant, Tarantino, Kusturica, Coen Biraderler gibi yönetmenlerin yeni filmlerinin de katıldığı yarışmanın jüri üyelerinden biri Nobelli yazarımız Orhan Pamuk oldu.
Semih Kaplanoğlu'nun "Yumurta" adlı filmi "Yönetmenlerin On Beş Günü" programına, onun devamı olan "Süt" adlı projesi ise desteklenmek üzere Cinefondation kapsamına alındı. Bu yılki Türkiye standı da ASD-Ankara Sinema Derneği tarafından kataloglar bastırılarak, toplantılar düzenlenerek bir tanıtım-iletişim mekânı olarak kullanılacak. 60'ıncı yılında Cannes son yılların en çekişmeli film arenası haline gelirken Türk sineması da hakkıyla temsil edilecek.


Orhan Pamuk: Sabahları roman yazıp öğleden sonra film seyredeceğim
Geçen sene çağırdıklarında meşguldüm. "2006 jürisi için vaktim yok, ama başka bir zaman üyelik yaparım" dedim. Geçen senenin sonunda, Nobel almamdan çok önce bu yılki jüriye davet ettiler, kabul ettim. Sinemayı çok seviyorum, bu yüzden çok heyecanlıyım. Sabahları 'Masumiyet Müzesi' adlı yeni romanımı yazacağım. 13.00'ten sonra film seyredeceğim.




Fatih Akın: Cannes'da yarışmak gurur verici
Altın Palmiye için yarışabilmek her yönetmenin arzusudur. Çok mutluyum. Berlin'den sonra Cannes hayalimin de gerçekleşmesi beni çok heyecanlandırıyor. Filmi buraya taşıyan tüm ekibime teşekkür etmek istiyorum. Sonuç ne olursa olsun Cannes Film Festivali'nde yarışabilmek gurur verici....





Tuncel Kurtiz: Cannes'a 4'üncü kez gidiyorum
İlk kez 1971 yılında "Umut" ile gittim Cannes'a... Yönetmenlerin On Beş Günü bölümündeydi. Sonra bir İsrail filmi, daha sonra da "Duvar" ile gittim. Bu kez Fatih, Nurgül ve diğer arkadaşlarla gitmek sevinç verici, bu heyecanı paylaşmak çok güzel. Bir derece alamasak bile yarışmaya katılmak her bakımdan önemli.


Nejat İşler: Filmi henüz izlemedim
Cannes'ı çok önemsiyorum. Ben daha "Yumurta"yı izlemedim, ama enteresan bir deneyim oldu. Doğduğu kasabaya dönen bir adamı oynuyorum. Geçen seneki tecrübelerimizi ve partileri devam ettireceğim.


Nurgül Yeşilçay: Heyecandan kalbim ayaklarıma değiyor
Düşündükçe ayaklarım yerden kesiliyor, kalbim ayaklarıma değip tekrar yerini buluyor, asansörle değil merdivenle çıkıyorum. Daha önce yarışmalı bölüme ülkemizden sadece iki filmin katıldığını hatırladıkça heyecanım katlanıyor. Fatih Akın'a bana bu ayrıcalığı yaşattırdığı için çok teşekkür ediyorum. O, hayal gücüyle aklını harmanlayabilmiş ender insanlardan biri. Umarım yüzünü kara çıkarmam.


Semih Kaplanoğlu: Cinefondation atölyesi önemli
Yusuf Üçlemesi'nin ilk filmi "Yumurta"nın "Yönetmenlerin On Beş Günü"nde gösterilmesine sevindim. İkinci filmi "Süt"ün Cinefondation atölyesine seçilmesi, onu gerçekleştirecek şartlara sahip olmak için ilişkileri kurmak açısından önemli.

Altın Palmiye için yarışacaklar


"My Blueberry Nights" Wong Kar Wai
"Yaşamın Kıyısında" Fatih Akın
"No Country for Old Men" Joel&Ethan Coen
"Zodiac" David Fincher
"We Own the Night" James Gray
"Mogari Ormanı" Naomi Kawase
"Bana Söz Ver" Emir Kusturica
"Secret Sunshine" Lee Chang-Dong
"Breath" Kim Ki-duk
"4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün" Cristian Mungiu
"Tehilim" Raphael Nadjari
"Silent Light" Carlos Reygadas
"Persepolis" Marjane Satrapi&Vincent Paronnaud
"Import Export" Ulrich Seidl
"Alexandra" Alexandr Sokurov
"Death Proof" Quentin Tarantino
"The Man From London" Bela Tarr
"Paranoid Park" Gus Van Sant
"The Banishment" Andrey Zvyagintsev
"Les Chansons d 'Amour" Christophe Honore
"Une Vieille Maitresse" Catherine Breillat
"The Diving Bell and the Butterfly" Julian Schnabel


Yarışma dışı:
"Sicko" Michael Moore
"Ocean's Thirteen" Steven Soderbergh
"A Mighty Heart" Michael Winterbottom

seraphim
20-04-07, 17:04
Pamuk Cannes jürisinde

Çekimleri Almanya ve Türkiye'de yapılan 'Yaşamın Kıyısında' filminde Tuncel Kurtiz (sağda) de rol alıyor.

60. Cannes Film Festivali'nde Fatih Akın'ın yeni filmi 'Yaşamın Kıyısında'da Altın Palmiye için yarışacak. Stephen Frears başkanlığındaki festivalin seçici kurulunda Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk da görev alıyor

20/04/2007 (912 kişi okudu)


MEHMET BASUTÇU (Arşivi)

PARİS - 60 yaşını kutlayan Cannes Film Festivali'nde, bu yıl Türkiye de etkili olacak. Bu kez Almanya'dan gelen bir Türk yönetmen, Fatih Akın, son filmi 'Yaşamın Kıyısında' ile Altın Palmiye yarışına katılıyor. Yarışmanın jürisinde de Türkiye'den bir isim var, Nobel Edebiyat Ödüllü Orhan Pamuk.
'Duvara Karşı'yla Berlin'de Altın Ayı kazandıktan sonra, 2005'te Cannes'ın büyük jürisinde görev alan Fatih Akın, artık Alman ve Türk sinemalarının ötesinde, dünya sinemasının genç ustaları arasında çift kültürlü kimliğiyle özgün bir yere sahip. Çekimleri Almanya ve Türkiye'de yapılan 'Yaşamın Kıyısında', Cannes'da büyük yarışa katılan altıncı Türk filmi olacak. Akın filminin Cannes'a seçilmesinden oldukça memnun. "Cannes'da Altın Palmiye için yarışabilmek her yönetmenin arzusudur. Çok heyecanlı ve mutluyum. Berlin'den sonra Cannes hayalimin de gerçekleşmesi beni çok heyecanlandırıyor" demesi bunun bir göstergesi.
16-27 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek festival, 60. yılını sinema şölenine dönüştürecek. Bir dizi yan etkinlikle beslenen zengin bir program hazırlandı. Her zamankinden dafa fazla oyuncu ve yönetmenin katılacağı festivale Martin Scorsese 60. yaş özel konuğu olarak katılacak ve sinema dersi verecek.
Stephen Frears'in başkanlık edeceği, Orhan Pamuk'un da aralarında bulunduğu dokuz kişilik jüri Gus Van Sant, Quentin Tarantino, Emir Kusturica, Kim Ki Duk, Aleksandr Sokurov, Carlos Reygadas gibi yönetmenlerin filmlerini değerlendirecek. Festival yönetimi Orhan Pamuk'un ismini Nobel Ödülü almadan önce düşünmüş. Çünkü yönetim de sıkı bir Pamuk takipçisi.
Festivalin, listesi mayıs ayı başında açıklayacak olan Yönetmenlerin 15 Günü yan bölümüne Semih Kaplanoğlu'nun 'Yumurta' ile katılacağı kesinleşti. Bu durumda, bölümde yer alması beklenen Derviş Zaim'in (Cenneti Beklerken) şansı azalmış bulunuyor

Altın Palmiye için yarışacak filmler
My Blueberry Nights, Wong Kar Wai/ Yaşamın Kıyısında Fatih Akın/ No Country for Old Men, Joel ve Ethan Coen / Zodiac, David Fincher / We Own the Night, James Gray / The Forest of Mogari, Naomi Kawase / Promise Me This, Emir Kusturica / Secret Sunshine, Lee Chang-Dong / Breath, Kim Ki-duk / 4 Months 3 Weeks ans 2 Days, Cristian Mungiu / Tehilim, Raphael Nadjari / Silent Light, Carlos Reygadas / Persepolis, Marjane Satrapi and Vincent Paronnaud / Import Export, Ulrich Seidl / Alexandra, Alexandr Sokurov / Death Proof, Quentin Tarantino / The Man From London, Bela Tarr / Paranoid Park, Gus Van Sant / The Banishment, Andrey Zvyagintsev / Les Chansons d'Amour, Christophe Honore / Une Vieille Maitresse, Catherine Breillat / The Diving Bell and the Butterfly, Julian Schnabel JÜRİ
Stephen Frears (yönetmen, jüri başkanı), Maria de Medeiros (oyuncu), Maggie Cheung (oyuncu), Toni Colette (oyuncu), Sarah Polley (oyuncu), Marco Bellocchio (yönetmen) Orhan Pamuk (yazar), Michel Piccoli (oyuncu) Abdrahmane Sissako (yönetmen)

seraphim
20-04-07, 18:22
Hanan Schygulla: ‘Nurgül çok zor bir rolü oynuyor. Bu rolüyle bence Altın Palmiye’yi alır'

http://img251.imageshack.us/img251/1152/image328sh7ro5cg3.jpg (http://imageshack.us)
ayten öztürk:nurgül yeşilçay

erten07
23-04-07, 19:58
http://img70.imageshack.us/img70/4969/yaam1qu1.jpg (http://imageshack.us)
http://img440.imageshack.us/img440/2598/yaam2yw2.jpg (http://imageshack.us)

seraphim
24-04-07, 11:27
Bir yanda Angelina Jolie, diğer yanda Nurgül Yeşilçay
Ömür GEDİK
Cannes Film Festivali 60. yılında göz kamaştıracak bir yıldızlar geçidine sahne olacak.

Brad Pitt mi desem, George Clooney mi, Leonardo DiCaprio mu, Matt Damon mı, Jude Law mı, Angelina Jolie mi, Norah Jones mu, Natalie Portman mı?

Bizim yıldızlar da orada olacak tabii.

İki yıl önce Cannes Film Festivali’nde jüri üyeliği yapmış olan Fatih Akın, bu kez Yaşamın Kıyısında adlı filmiyle Altın Palmiye için yarışıyor.

Ben, şimdiden Fatih Akın’a, filmine, güzelliğiyle kırmızı halıda izleyenleri büyüleyeceğine inandığım Nurgül Yeşilçay’a, Tuncel Kurtiz’e ve diğer oyunculara başarılar ve bol şans diliyorum.

Jüride Orhan Pamuk’un olması umarım lehlerine olur.

Nejat İşler’in oyuncuları arasında olduğu, Semih Kaplanoğlu imzalı Yumurta’nın festivalin Atelier bölümüne seçilmiş olması da sevindirici. Film önemli yapımcı ve dağıtımcılarla buluşma şansı elde edecek böylece.

Açılışta Jude Law ve Norah Jones var

Başlamadan, şöyle bol yıldızlı bir festival özeti geçmekte fayda var. Bu yıl Cannes Film Festivali’nin 60. yılı. 16-27 Mayıs arasında gerçekleşecek ünlüler geçidini kısmen bu özel yıla borçluyuz.

Festival 16 Mayıs’ta Wong Kar Wai’nin My Blueberry Nights adlı filmiyle açılıyor. Altın Palmiye adaylarından olan filmin oyuncuları Jude Law, Norah Jones, David Strathairn, Natalie Portman, Tim Roth ve Rachel Weisz, Cannes’ı daha ilk günden renklendirecekler. Her yeni filmiyle birlikte olgunlaşan ve daha da bir yakışıklı görünen Jude Law’ı da dünya gözüyle görmüş olacağız böylece.

Michael Winterbottom’ın Pakistan’da öldürülen Amerikalı gazeteci Daniel Pearl’ün yaşamını konu alan son filmi A Mighty Heart, yarışmaya hak kazanmamış olsa da prömiyerini Cannes’da yapacak. Filmin başrol oyuncusu Angelina Jolie ve yapım şirketi Plan B’nin sahibi Brad Pitt de Cannes’a gelecek isimlerden.

Brad Pitt’e daha sonra Ocean’s 13’in dünya prömiyeri için Cannes’ı renklendirecek olan yakın dostları George Clooney ve Matt Damon da katılacaklar.

Yarışma filmlerinden We Own the Night’ın oyuncuları Joaquin Phoenix, Mark Wahlberg ve Eva Mendes de Cannes’da göreceğimiz ünlüler arasında.

Bir başka Hollywood yıldızı Leonardo DiCaprio yapımcılığını ve senaryo yazarlığını üstlendiği çevreci belgesel The Eleventh Hour’un özel gösterimi için Cannes’da olacak ve sorularımızı yanıtlayacak.

Üç boyutlu U2 filmi

Brad Pitt, George Clooney, Leonardo DiCaprio, Jude Law, Norah Jones, Natalie Portman, Angelina Jolie gibi isimler kadar festival filmleri de heyecan yaratıyor tabii.

11 günlük maratonun en fazla tartışma yaratacak yapımları Michael Moore’un Amerikan sağlık servisini eleştirdiği belgeseli Sicko ve İran’daki 1979 İslami devrimini anlatan animasyon Persepolis. Persepolis aynı zamanda yarışma filmleri arasında yer alan tek animasyon olma özelliğini de taşıyor.

Altın Palmiye yarışında Yaşamın Kıyısında’nın en güçlü rakipleri Gus Van Sant’ın Paranoid Park, Emir Kusturica’nın Promise Me This ve Coen Kardeşler’in No Country for Old Men’i.

Pulp Fiction’la daha önce Altın Palmiye almış olan Quentin Tarantino’nun da Death Proof’la yarışta olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Pek çok yan etkinlikle de beslenen zengin Cannes programında beni en fazla heyecanlandıran etkinlikler 60. yaş özel konuğu olan Martin Scorsese’nin düzenleyeceği ’master class’, usta müzisyen Howard Shore ile David Cronenberg’in katılacağı film müziği ’master class’ı ve U2 üyeleriyle birlikte izleme imkanı bulacağımız, grubun Latin Amerika turu görüntülerinin perdeye yansıyacağı üç boyutlu U2 3D filminin gösterimi.

Film gösterimleri, basın toplantıları, röportajlar ve etkinliklerle dolu, bol koşuşturmalı festivale az kaldı. Türkiye’nin Fatih Akın ve Semih Kaplanoğlu gibi iki önemli Türk yönetmen, Nurgül Yeşilçay ve Nejat İşler’in de aralarında olduğu Türk oyuncular ve jüri cephesinde Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’la temsil edileceği Cannes Film Festivali bu yıl hepimiz için keyifli, heyecan dolu ama eminim bir o kadar da zor geçecek.

Çocuklar jüri olacak

TÜRSAK tarafından gerçekleştirilen Garanti Mini Bank 4. Uluslararası Film Festivali’nde iki önemli etkinlik var. Farklı ülkelerden gelen çocuklar jüri üyeliğinin inceliklerini, yıllardır pek çok seçici kurulda yer almış olan usta yazar Sevin Okyay’dan öğrenecek ve ’En Sevilen Çocuk Filmi’ni seçecekler. Festival de Altın Portakal ödüllü başarılı oyuncu Yelda Reynaud da çocuk atölyesi gerçekleştiriyor. Reynaud, 27 Nisan Cuma günü Pera Güzel Sanatlar Okulu’ndaki etkinlikte, 6-8 ve 8-11 yaş gruplarına ayrılacak çocuklara Fransa’da gerçekleştirdiği atölyelerdeki programları uygulayacak. Nefes alıp verme ve konsantrasyon teknikleri üzerine bir çalışma gerçekleştirdikten sonra doğaçlama oyunlara da yer verilecek olan bu atölyeye katılmak isteyenlerin TÜRSAK’a başvurmaları gerekiyor.

erten07
24-04-07, 19:09
http://img59.imageshack.us/img59/1446/yaam3rm3.jpg (http://imageshack.us)
http://img358.imageshack.us/img358/2695/yaam4ul3.jpg (http://imageshack.us)
http://img358.imageshack.us/img358/7344/yaam5sw3.jpg (http://imageshack.us)

http://img59.imageshack.us/img59/6727/yaam6kq2.jpg (http://imageshack.us)
http://img59.imageshack.us/img59/6451/yaam7ae0.jpg (http://imageshack.us)

seraphim
25-04-07, 07:41
http://img413.imageshack.us/img413/5739/b72b4687e93df941b1cba2fyy0.jpg (http://imageshack.us)
'Yaşamın Kıyısında'
Cannes'da 'starlar' yarışıyor

Bu yıl 60. yaşını kutlayan Cannes Film Festivali'nin bizim için de manası büyük. Fatih Akın'ın 'Yaşamın Kıyısında' adlı yeni filmi yarışmada ve ana jüride Orhan Pamuk var. Nurgül Yeşilçay ile üstadımız Tuncel Kurtiz'in de rol aldığı filmle ilgili şimdiden etkileyici yorumları duyduk.

Pamuk jüride
Bu arada Orhan Pamuk'un işi zor çünkü bu yıl star sinemacılar yeni filmleriyle yarışmada. 21 filmin yer aldığı yarışma listesi heyecan verici. Mesela Gus Van Sant son filmi 'Paranoid Park'la yer alıyor ama feyz aldığı Macar ustası Bela Tarr da 'The Man From London' ile yarışmada rakibi oluyor. İki yıl önce Cannes'da 15 dakika ayakta alkışlanan Meksikalı Carlos Reygadas, Amerikalı Coen biraderler, Avusturyalı Ulrich Seidl, Emir Kustirica gibi festivallerin star isimleri son filmleriyle yarışmada. Quentin Tarantino ve David Fincher 'hip' sinemalarıyla yarışmada ne yaparlar bilinmez ama bu yıl festivalde Amerikan ağırlığı ortada. Oscar'da gövde gösterisi yapan İngilizler ise maalesef Cannes'ın yarışmasında yoklar ve teselliyi jüri başkanı İngiliz yönetmen Stephen Frears ile bulacaklar.


ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR

erten07
06-05-07, 18:01
http://img516.imageshack.us/img516/7042/yaam1st1.jpg (http://imageshack.us)

sadece_ozge
10-05-07, 10:36
http://img514.imageshack.us/img514/318/yaamnkysndasz7.jpg (http://imageshack.us)

^^hawksun^^
12-05-07, 20:42
http://img186.imageshack.us/img186/9204/aufderanderenseitep8nu5.jpg

http://img404.imageshack.us/img404/9854/headadarv4.jpg

^^hawksun^^
14-05-07, 17:14
http://img451.imageshack.us/img451/2141/edge3552do7.jpg (http://imageshack.us)

^^hawksun^^
16-05-07, 08:14
http://img444.imageshack.us/img444/5076/capture1vr2.jpg (http://imageshack.us)
http://img462.imageshack.us/img462/1521/capture10sz5.jpg (http://imageshack.us)

erten07
17-05-07, 09:30
http://img291.imageshack.us/img291/25/266161gg6.jpg (http://imageshack.us)

crowe
18-05-07, 19:04
altın palmiyenin en güçlü adayı olarak gösteriliyomuş film yani anlayacağınız fatih akın yapmış yapacağını yine ,alırsa ödülü şaşırmam

nurgül de eminim yeteneğinden söz ettirecektir orda onunda alma şansı var rakipler oscarlı da olsa

erten07
20-05-07, 20:02
http://img408.imageshack.us/img408/3803/cannes1zq6.jpg (http://imageshack.us)

http://img78.imageshack.us/img78/1185/cannes2xq3.jpg (http://imageshack.us)

bukalemun
21-05-07, 10:15
Cannes'dan canlı 'Yaşamın Kıyısında'



Kültür ve sanatın gündemi Gece-Gündüz, Cannes Film Festivali'ni yerinde takip ediyor. Yekta Kopan bu akşam, Cannes'da yarışan Fatih Akın'ın filmi "Yaşamın Kıyısında"nın oyuncuları Nurgül Yeşilçay ve Tuncel Kurtiz'i konuk edecek. İki oyuncu canlı yayında soruları yanıtlayacak. NTV 18.10 :happy0064 :happy0064

sabah

erten07
21-05-07, 19:11
http://img140.imageshack.us/img140/2452/nurg1xf0.jpg (http://imageshack.us)

http://img140.imageshack.us/img140/334/nurg2gf9.jpg (http://imageshack.us)

bukalemun
23-05-07, 08:29
‘Yaşamın Kıyısında’da gala heyecanı


Cannes Film Festivali’nde bugün Fatih Akın’ın Altın Palmiye için yarışan “Yaşamın Kıyısında” filmi gösterilecek. Film, ilk olarak sabah saatlerinde basın için gösterilecek, ardından yönetmen ve bazı oyuncuların katılımıyla basın toplantısı düzenlenecek.


http://www.ntvmsnbc.com/news/266528.jpg

http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif


Güncelleme: 09:48 TSİ 23 Mayıs 2007 Çarşamba


PARİS - Cannes Film Festivali, tüm heyecanıyla sürüyor. Son olarak, büyük ödül Altın Palmiye’nin iddialı isimlerinden Quantin Tarantino’nun “Death Proof” filmi sinemaseverlerin karşısına çıktı. Semih Kaplanoğlu’nun “Yumurta” adlı filmi de yarışma dışı kategoride izleyiciyle buluştu. Festivalin bugünkü bölümünde de Fatih Akın’ın, “Yaşamın Kıyısında” adlı filmi gösterilecek. Fatih Akın, 22 yarışma filmi arasından sıyrılarak Altın Palmiye’ye ulaşmayı hedefliyor. Haberin devamı http://www.ntvmsnbc.com/i/darrow.gif (http://www.ntvmsnbc.com/news/408735.asp#storyContinues)

“Yaşamın Kıyısında”, Festival Sarayında yerel saatle 19.00’da (TSİ 20.00) yönetmeni ve bazı oyuncularının katılımıyla bu kez davetlilere gösterilecek. Bir Türk-Alman ortak yapımı olan film, Türkiye’den Anka Film, Almanya’dan Corazon International ve NDR ile İtalya’dan Dorje Film’in işbirliğiyle çekilmişti.

60. Cannes Film Festivali’nde “Altın Palmiye” ödülü için yarışacak olan Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” (http://www.yasaminkiyisinda.com/)filminin başrol oyuncularından Nurgül Yeşilçay, Fransa’ya gitti. THY’ye ait uçakla Nice kentine hareket eden Yeşilçay’ı, Atatürk Havalimanı’ndan eşi Cem Özer ve oğlu Osman Nejat uğurladı. Yeşilçay, hareketinden önce yaptığı açıklamada, Cannes’in en prestijli film festivali olduğunu belirterek, “Çok önemli yönetmenler var. Sinema dünyasının kalbi şu anda orada atıyor” dedi.

Festival tarihinde festivale Türkiye’den 3 film gittiğini, bu açıdan da önemli olduğunu vurgulayan Yeşilçay, şöyle konuştu:
“Biz Türk sinemacıları olarak orada bulunmaktan mutluluk duyuyoruz ve bir taraftan da ülkeyi temsil ediyoruz. O yüzden insanlar bu konuda çok ilgili. Herkes bana başarılar diliyor. Güzel bir film oldu. Herkes Fatih’in filmini bekliyormuş. Şimdiye kadarki filmlerin tamamı birkaç tane dışında çok başarılı değilmiş. Tabii jüri neye karar verecek onu bilmiyoruz. Güzel bir film. Biz filmimize güveniyoruz. Olur veya olmaz, buraya kadar gitmek bile önemli bir şey.”

Jüri üyeleri arasında yazar Orhan Pamuk’un da bulunduğunun hatırlatılması üzerine Yeşilçay, “O da çok iyi bir şey. Bizim açımızdan iyi mi olur, kötü mü olur bilmiyorum. Çünkü Orhan Pamuk, her doğru, dürüst insan gibi hangisi iyi ise oyunu ona verecektir. Bir torpil yapmaz herhalde diye düşünüyorum. Keşke yapsa tabii. Orada olmasından büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.

“Cannes Film Festivali’ne keşke katılsaydı dediğiniz bir film var mı?” diye sorulan Yeşilçay, “Ben ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ı çok beğeniyorum. Keşke zamanında katılsaydı. Mutlaka bir ödül alırdı diye düşünüyorum” dedi. http://www.ntvmsnbc.com/news/266529.jpg

60. Cannes Film Festivalinin jüri başkanlığını, İngiliz yönetmen Stephen Frears yapıyor. İngiliz yönetmen, sinema dünyasında “My Beautiful Laundrette” (Benim Güzel Çamaşırhanem) filmiyle tanınıyor. Festival jürisinde, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk ile birlikte, Portekizli oyuncu Maria de Medeiros, Çinli sinemacı Maggie Cheung ve Fransız aktör Michel Piccoli yer alıyor.

KAPLANOĞLU’NUN “YUMURTA” FİLMİ GÖSTERİMDE
Son James Bond Daniel Craig de, başrolünü Nicole Kidman’la paylaştığı “Golden Compass” filminin galası için Cannes’daydı. Angelina Jolie-Brad Pitt çiftinden Jerar Depardiyo’ya, Jude Law’dan Norah Jones’a birçok ünlü ismi ağırlayan festivalde bu yılın ilk Türk filmi de gösterildi.

Cannes Film Festivalinde SemihKaplanoğlu’nun “Yumurta” filmi, “Quinzaine de Realisateurs” kategorisinde gösterime girdi. Gösterimde filmin baş rol oyuncuları Nejat İşler ve Saadet Işıl Aksoy basta olmak üzere bütün kadro hazır bulundu. Filmin gösterimi dolayısıyla özellikle Saadet Işıl Aksoy’a Fransız basının yoğun ilgi gösterdiği dikkati çekti.

Yarışan 22 filmin dışında 21 film yarışma dışında gösterilecek.

^^hawksun^^
23-05-07, 11:42
http://img524.imageshack.us/img524/1456/690988ox8.jpg (http://imageshack.us)
60'INCI ULUSLARARASI CANNES FILM FESTIVALI

60'INCI ULUSLARARASI CANNES FILM FESTIVALI'NDE ALTIN PALMIYE ICIN YARISAN FATIH AKIN'IN YASAMIN KIYISINDA ISIMLI FILMIN BASROL OYUNCULARINDAN NURGUL YESILCAY, TURKIYE STANDINDA VERILEN RESEPSIYONDA ILGI ODAGI OLDU. FOTOGRAFTA NURGUL YESILCAY ILE NAZIM HIKMET MAVI GOZLU DEV ISIMLI FILMIN BASROL OYUNCUSU YETKIN DIKINCILER BIRLIKTE GORULUYOR. (ANADOLU AJANSI - MUSTAFA YALCIN)
http://img516.imageshack.us/img516/8674/690987bz0.jpg (http://imageshack.us)
60'INCI ULUSLARARASI CANNES FILM FESTIVALI'NDE ALTIN PALMIYE ICIN YARISAN FATIH AKIN'IN YASAMIN KIYISINDA ISIMLI FILMIN BASROL OYUNCULARINDAN NURGUL YESILCAY, TURKIYE STANDINDA VERILEN RESEPSIYONDA ILGI ODAGI OLDU.
http://img516.imageshack.us/img516/710/690986za3.jpg (http://imageshack.us)
60'INCI ULUSLARARASI CANNES FILM FESTIVALI

60'INCI ULUSLARARASI CANNES FILM FESTIVALI'NDE ALTIN PALMIYE ICIN YARISAN FATIH AKIN'IN YASAMIN KIYISINDA ISIMLI FILMIN BASROL OYUNCULARINDAN NURGUL YESILCAY, TURKIYE STANDINDA VERILEN RESEPSIYONDA ILGI ODAGI OLDU

http://img516.imageshack.us/img516/8384/690985cy6.jpg (http://imageshack.us)
60'INCI ULUSLARARASI CANNES FILM FESTIVALI

60'INCI ULUSLARARASI CANNES FILM FESTIVALI'NDE ALTIN PALMIYE ICIN YARISAN FATIH AKIN'IN YASAMIN KIYISINDA ISIMLI FILMIN BASROL OYUNCULARINDAN NURGUL YESILCAY, TURKIYE STANDINDA VERILEN RESEPSIYONDA ILGI ODAGI OLDU.

^^hawksun^^
23-05-07, 11:43
‘Yaşamın Kıyısında’da gala heyecanı


Cannes Film Festivali’nde bugün Fatih Akın’ın Altın Palmiye için yarışan “Yaşamın Kıyısında” filmi gösterilecek. Film, ilk olarak sabah saatlerinde basın için gösterilecek, ardından yönetmen ve bazı oyuncuların katılımıyla basın toplantısı düzenlenecek.

http://www.ntvmsnbc.com/news/266581.jpg http://www.ntvmsnbc.com/news/266582.jpg


Fatih Akın’ın şansı büyük


Yerli ve yabancı film eleştirmenleri, Fatih Akın’ın filmi “Yaşamın Kıyısında” için “Altın Palmiye şansı büyük” dediler.







http://www.ntvmsnbc.com/news/266583.jpg

NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:04 TSİ 23 Mayıs 2007 Çarşamba


ISTANBUL - Dünya prömiyeri bu sabah Cannes’da yapılan “Yaşamın Kıyısında” adlı film, eleştirmenler tarafından Fatih Akın’ın diğer filmlerine göre daha politik bulundu. Eleştirmenler film için neler dediler? http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif




ATİLLA DORSAY: FİLM ÇOK USTACA KURULMUŞ

Çok ustaca kurulmuş, mozaik bir film. Çok kişili, çok olaylı, değişik bir yapısı var. İlk önce filmin içine girmekte biraz zorlandım. Ama filmin kıymeti, mesajı, özü sonuna doğru anlaşılıyor. “Yaşamın Kıyısında” Akın’ın “Duvara Karşı” filmi gibi insanı çarpan bir film değil ama uzun süre etkisini hissedeceğimiz, Türkiye ile ilgili, Almanya ile ilgili, dünyanın içinde bulunduğu bunalımla ilgili, yükselen ve düşen değerlerle ilgili çok önemli saptamaların bulunduğu bir film. Şimdiye kadar Cannes’da gördüğüm filmler arasında çok önde olduğunu söyleyebilirim. Akın’ın altın palmiye için çok önermli bir şansı var.


ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR: FİLM BÜYÜK ALKIŞ ALDI
Film büyük bir ilgiyle karşılandı ve alkış aldı. Yabancı film eleştirmenlerine de ne düşünüdüklerini sordum. Duygusal yoğunlupu olan bir film olduğunu ve çok beğendiklerini söylediler. “Yaşamın Kıyısında” çok etkileyici anları olan bir tesadüfler öyküsü. Bir bütün halinde sonu başa bağlandığında duygusallıktan etkilenmemek mümkün değil. Film ayrıca Türkiye sorunları, Türkiye-Almanya ilişkileri, yabancılaşma gibi konuları işlemesi açısından da politik olarak diğer filmlerden daha öne çıkan bir yapıt.

http://d.yimg.com/us.yimg.com/p/ap/20070523/capt.1713d43026044b438875e67f27ac6fe6.film_cannes_ de_l_autre_cote__photo_call_vlm109.jpghttp://d.yimg.com/us.yimg.com/p/rids/20070523/i/r49027108.jpg

http://d.yimg.com/us.yimg.com/p/ap/20070523/capt.d2ab8c17520349bfa1505c4bd79fa914.film_cannes_ de_l_autre_cote__photo_call_vlm103.jpghttp://d.yimg.com/us.yimg.com/p/rids/20070523/i/r1955895186.jpg

http://d.yimg.com/us.yimg.com/p/rids/20070523/i/r4023656811.jpghttp://d.yimg.com/us.yimg.com/p/rids/20070523/i/r1430387564.jpg

erten07
24-05-07, 09:34
Ödülün kıyısında

60. Cannes Film Festivali'nde gösterilen, Fatih Akın'ın "Yaşamın Kıyısında" adlı filmi büyük alkış aldı, Altın Palmiye yarışında 'ön saflardaki' filmlerden sayıldı

http://img405.imageshack.us/img405/8681/1895a71470b80443a50b6a6kz2.jpg (http://imageshack.us)

Cannes Film Festivali'nde dün Fatih Akın'ın Altın Palmiye için yarışan "Yaşamın Kıyısında" adlı filmi gösterildi. Film, basın ve film endüstrisinin yanı sıra biletli Fransız izleyicilerin de geldiği sabah gösteriminde hiçbir basın gösteriminde duyulmayan büyük bir alkış aldı; film biterken 3 kere alkış tufanı koptu... Önde gelen sinema dergisi Variety'nin baş eleştirmeni Derek Elley de filmi çok beğendiğini söyledi.
Film, açık şiddet kullanan sert yapımlarla uzun planlı arthouse filmlere bölünmüş olan 60. Cannes Film Festivali yarışmasında bir uzlaşma noktası olabilir. "Yaşamın Kıyısında" güncel politik gelişmeler fonunda ele alınan dokunaklı ebeveyn-çocuk ilişkileri, iyi oyunculuğu, akıcı ve içten sinemasıyla bir ortak platform oluşturuyor.
Filmin basın toplantısına Fatih Akın'ın yanı sıra, Alman yapımcı Klaus Mekk, Türk yapımcı Funda Ödemiş, oyuncular Tuncel Kurtiz, Baki Davrak, Hanna Schygulla, Patricya Ziolkowska ve Nurgül Yeşilçay katıldılar. Fatih Akın'a özellikle Alman basını büyük ilgi gösterdi. Heyecanlı olduğu gözlenen genç oyuncular ise iyi performanslarıyla göz doldurdular. Nurgül Yeşilçay yasadışı örgüt militanı rolünün zor olduğunu ancak Fatih Akın ile çalışacağı için rolü kabul ettiğini söyledi.


Çokkültürlü olmak için!
Alman sinemasının efsane oyuncularından Hanna Schygulla "Fatih'e ilk kez 'Duvara Karşı' ile Altın Ayı kazandığında yakınlık duydum. İnsanlara, oyuncularına sarılışı, kolunu boyunlarına atışı. Çok cana yakındı," dedi ve senaryonun hümanist politik yaklaşımını öve öve bitiremedi.
Tuncel Kurtiz ise bu çok dilli ve çokkültürlü projedeki olağanüstü performansın ardındaki öyküyü şöyle özetledi: "İlk kez 1970'te Cannes'a geldim; Yılmaz Güney'in bir filmini (Umut) kaçırmıştık. Bir gecede 3 bin aydını tutukladılar, Türkiye'ye dönemedim! 4 yıl Avrupa'da, oyuncu ve yönetmen olarak iş bulmaya çalıştım. Türkiye'ye döndüm ama çalışamadım, Berlin'e gittim, rol için Almanca öğrendim. İsveç'e, İsrail'e gittim, Arapça oynadım. Paris'te Fransızca oynadım. İnsanlar her yerde güzel. Diller değişiyor."

erten07
24-05-07, 09:46
Tarantino heyecansızdı Fatih Akın'a övgü yağdı

60. Uluslararası Cannes Film Festivali'nde heyecanla beklenen Fatih Akın'ın filmi 'Yaşamın Kıyısında' dün görücüye çıktı. Filmi izleyen dünya basını ekibi ayakta alkışlarken, Nurgül Yeşilçay için şöyle dendi: Ne kadar güzel bir kadın, kim bu? ..

Ünlü yönetmen Tarantino'nun Death Proof' isimli korku filmi de galasını yaptı. Fazla beğenilmeyen ve düşük tempolu olmakla eleştirilen filmin aksiyon sahneleri de yetersiz bulundu. Gecede en çok konuşulan şey ise ekibin birbirine verdiği öpücüklerdi

Cannes'da heyecanla izlemeyi beklediğimiz Fatih Akın'ın 'Yaşamın Kıyısında' isimli filminin basın gösterimi dün sabah yapıldı. Filmde politik unsurlar var ama ondan çok, yoğun bir duygusallık barındırıyor. Masalımsı bir tesadüfler örgüsü var ama elbette gerçeklikten yoksun değil! Türk-Alman toplumu arasında güzel bir dostluk bağı kuruluyor filmde. Aile değerleri, sevgi, çevre sorunları filmin başlıkları arasında. Kısaca Fatih Akın'ın birçok derdi var anlatmak istediği...

Ayakta alkışlandı
Filmin ardından dünya basınının önüne geçen ekip, alkışlarla karşılandı. Hepsi çok doğal, çok samimiydi, Nurgül pırıl pırıl parlıyordu. Nurgül'ü gören sinema yazarları "Ne kadar güzel kadın, ne kadar doğal, kim bu?" dediler. Nurgül basın toplantısında "Bu rol beni zorlayacağı için teklifi kabul ettim. Tabii Fatih Akın'ın ismi de yeterdi benim için. Bu ekiple çalışmak beni çok mutlu etti. Şimdi de buradayız, Cannes'dayız, bunun için de Fatih'e ayrıca teşekkür ederim" diye konuştu. Kendisine 'Farklı dillerde konuşan aktörlerle oynamak zor değil miydi?' diye sorulması üzerine ise şu cevabı verdi: "Dil farkı benim için sorun olmadı. Ben dünyadaki tüm sinemacıların aynı şeyleri düşündüğünü, aynı davrandığını, aynı şeyleri giydiğini düşünüyorum. İyi sinema yapanlar aynı dili konuşur. Onun için çok keyifli bir çekim süreci yaşadık. Paylaşımcı ve keyifliydi..."

Karakterler benim!
Ünlü yönetmen Fatih Akın da, filmini anlatırken "Altı karakter de benim yansımam. Başroldeki genç karakter otobiyografik" dedi. Bu, bir Alman üniversitesindeki profesörlük yapan babasıyla iletişim kurmaya çalışan ve sonunda İstanbul'a dönen genç bir karakteri anlatıyor. Fatih, "Genç bir yönetmen olarak bu kadar başarılı olmanızın nedeni ve sizi farklı kılan nedir?" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "Hiç düşünmedim. Scorsese gibi ustalardan öğrendiğim gibi, çok film seyrediyor ve baş yapıtımı arıyorum. Umarım kariyerim boyunca da arayışım sürecek." Bir gazetecinin filmi tema olarak 'Duvara Karşı'ya benzettiğini söylemesi üzerine ise Akın, gülerek konuştu:

Şeytanı çekecek
"Mümkün olduğunca farklı bir film yapmaya çalıştım. 'Duvara Karşı'nın getirdiği başarı, önümde çok kapılar açsa da, benden beklentileri artırdığı için üzerimde doğal olarak baskı yarattı. Bu kez daha kalabalık karakterler ve oyuncu kadrosuyla, daha geniş meselelere odaklanmak istedim. 'Duvara Karşı' bir aşk filmiydi, bu ise ölüm ve kayıplar üzerine. Ben bir üçleme düşünüyordum. Aşkı çektim, ölümü çektim şimdi de yeni proje olarak şeytanı düşünüyorum." Sonuç olarak, genel çoğunluk filmin yüreklerine çok dokunduğunu söyledi. Bazıları "Türkiye'ye ait klişeler tekrarlanmış ama yine de duygusal olarak etkilemeyi başarıyor" dedi. Altın Palmiye yarışında da, Bela Tarr gibi ustaların muazzam görsellikteki filmleri öne çıkıyor ama şu ana kadar çok güçlü bir aday yok. Bir de Gus Van Sant gibi minimalist ustaların filmleri var. Ve Fatih Akın'ın filmi, bu kategorilerin dışında olarak jürinin dikkatini çekebilir....

http://img92.imageshack.us/img92/9758/3415917jb2.jpg (http://imageshack.us)

^^hawksun^^
24-05-07, 12:28
İSPANYOL BASINI FATİH AKIN’IN “YAŞAMIN KIYISINDA”N FİLMİNİ CANNES FİLM FESTİVALİ'NDE ALTIN PALMİYE İÇİN FAVORİ GÖSTERDİ... 24/5/2007 14:04 http://www.ucankus.com/img/fatih_akin_soylesi1.jpg P { margin: 0px; } Cannes Film Festivali’nde en büyük ödül olan Altın Palmiye için yarışan yönetmen Fatih Akın’ın son filmi "Yaşamın Kıyısında", İspanyol basınından büyük övgü alarak, ödül için favori gösterildi.


İspanyol gazetelerinin kültür-sanat sayfaları, Fatih Akın’ın dün gösterilen "Yaşamın Kıyısında" filmine geniş yer ayırdı.

Ülkenin yüksek tirajlı gazetelerinden El Pais, "Fatih Akın, ilk sıraya yükseliyor" başlığıyla verdiği haberde, "Cannes Festivali’nin ekvatorunu çizen film "Yaşamın Kıyısında" oldu. Heyecan verici film şimdiden yarışmanın favorisi haline geldi" ifadesini kullandı.


Gazetede ayrıca, Türk kökenli Alman vatandaşı Akın için "Milliyetine değil, kimliğine ihtiyacı olan bir gençliğin sesi. Köklerini arayan, ama bayraklardan nefret eden bir gençlik ve kesinlikle kültürler arasında yaşanabileceğine inanıyor" yorumu yapıldı.

İspanyol basınında yapılan diğer değerlendirmelerde ise şu ifadeler kullanıldı:

El Mundo: "Akın hatırlanacak bir isim. Türk ve Alman kültürleri arasındaki çatışmayı ve kadınların acılı durumunu çok iyi anlatıyor. Akın, yetenekli bir yönetmen."

ABC gazetesi: "Bir büyük Fatih Akın. Akın, daha elle tutulabilir, daha gerçekçi bir hikaye anlatıyor." La Razon: "Akın’ın filmi en iyi filmlerden biri. Ama tecrübeyle biliyoruz ki en büyük ödül en iyi filme verilmiyor. Geçen yıl Pedro Almodovar’ın ödülsüz kaldığı gibi. Ama Akın’ın milliyetinden, Türkiye’nin AB’ye girişi tartışmalarından ve festivaldeki tek jüri üyesi olan Nobel sahibi tek Türk Orhan Pamuk’tan dolayı ödüllendirileceğini düşünüyorum."

erten07
26-05-07, 20:08
60'ıncı Cannes Film Festivali'nde en büyük ödül olan Altın Palmiye için yarışan yönetmen Fatih Akın'ın son filmi ''Yaşamın Kıyısında'', Ekümenik Jüri Ödülü'ne layık görüldü. Festival, yarın akşam festival sarayında düzenlenecek törenle sona erecek. Yarın akşamki törende, Altın Palmiye ödülünün sahibi ve diğer dallarda ödül alan sanatçılar belli olacak.
Ekümenik Jüri heyetinin açıklamasında, "Yaşamın Kıyısında" filminde, Almanya ve Türkiye'de, farklı kültürlerden gelen kişilerin ilişkilerinin anlatıldığı belirtildi.

Ekümenik Jüri ödülü, Hıristiyan dini kuruluşları tarafından 1974'ten beri veriliyor.

http://img526.imageshack.us/img526/3396/38bm0.png (http://imageshack.us)

Jüri heyeti, 6 kişiden oluşuyor ve bu kişiler, sinema alanında çalışan profesyoneller ve değişik kültürlerden gelen Hristiyanlardan oluşuyor.

Altın Palmiye için yarışan Fatih Akın'ın "Yaşamın Kıyısında" adlı filmi, sinema eleştirmenlerinden ve basından olumlu not almıştı.

Dünyanın en önemli sinema etkinliklerinin başında gelen Cannes Festivali, 16 Mayıs'ta başlamıştı.

Festivalde "Quinzaine de Realisateurs" kategorisinde, Türk yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun "Yumurta" adlı yapımı yarışıyor. Kaplanoğlu'nun bir başka yapımı "Süt" ise "Atelier" kategorisinde gösterildi.

Festivalin jüri başkanlığını, İngiliz yönetmen Stephen Frears yapıyor. İngiliz yönetmen, sinema dünyasında "My Beatiful Laundrette" (Benim Güzel Çamaşırhanem) filmiyle de tanınıyor.

Festival jürisinde, 2006 yılı Nobel Edebiyat ödülü sahibi Orhan Pamuk ile birlikte, Portekizli oyuncu Maria de Medeiros, Çinli sinemacı Maggie Cheung, Fransız aktör Michel Piccoli yer alıyor.

22 filmin yarıştığı, yarışma dışı da 21 filmin gösterildiği festival sırasında, dünyanın dört bir yanından gelen film yapım ve dağıtım şirketleri, ürünlerini pazarlama imkanına sahip oldu.

erten07
27-05-07, 19:26
Akın, ödülünü alırken Türkiye'ye de birlik mesajı verdi


Yönetmen Fatih Akın'ın son filmi ''Yaşamın Kıyısında'' 60'ıncı Cannes Film Festivali'nde “en iyi senaryo” ödülünü kazandı.

Cannes Festivali Jüri Başkanı Stephen Frears, Fatih Akın'ın filminin en iyi senaryo ödülüne layık görüldüğünü açıkladı.

Fatih Akın, ödülünü almak için kürsüye çıkarak kısa bir teşekkür konuşması yaptı. Akın, konuşmasında Türk halkının birlik içinde olmasını dileyerek, bir bütün olduğu takdirde Türkiye'nin her şeyi başarabileceği mesajını verdi.

Festivalin en büyük ödülü olan Altın Palmiye için yarışan yönetmen Fatih Akın'ın filmi dün de Ekümenik Jüri Ödülü'ne layık görülmüştü.

Ekümenik Jüri heyetinin açıklamasında, "Yaşamın Kıyısında" filminde, Almanya ve Türkiye'de, farklı kültürlerden gelen kişilerin ilişkilerinin anlatıldığı belirtildi.

Dünyanın en önemli sinema etkinliklerinin başında gelen Cannes Festivali, 16 Mayıs'ta başlamıştı.

Festivalde büyük ödül olan Altın Palmiye Ödülü'nü, Romanyalı yönetmen Cristian Mungiuwon'ın "4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün" filmi kazandı.

erten07
27-05-07, 20:53
NURGÜL YEŞİLÇAY: ORHAN PAMUK’UN AKLINI ÇELERİZ İNŞALLAH

Nurgül uluslararası basının karşısına çıktın. Nasıldı basın toplantısı?

Çok heyecanlıydım. Zaten normalde de heyecanlı biriyim. Filmi beğenmiş olmaları beni daha da çok heyecanlandırdı.

Farklı geldi mi, Türkiye’dekilerden?

Önce fotoğraf çektiriyorsun burada. Buradaki magazin basını daha kaliteli. Fotoğraf çekerken seni yönlendiriyorlar. Bir tanesi bana öpücük atar mısın, dedi mesela. Attım, yapacak bir şey yoktu. Daha saygılı davranıyorlar.

Film izlendi. Ardı ardına alkış aldı. Ben de salondaydım. Bu tepkiyi bekliyor muydun. Beğenileceğini düşünüyor muydun filmin?

Okuduğum senaryo güzeldi. Çektiğimiz film de güzel bir filmdi. Buraya gelirken biraz umutsuzdum. Çünkü yarışmadaki diğer filmler çok önemli filmler. Çok önemli yönetmenlerin filmleri. Onların arasından nasıl sıyrılırız, bizi kim tanır, Fatih Akın ne kadar kendini tanıtabilmiştir gibi sorular vardı aklımda. Ama burada o sorular uçup gitti. Çünkü filmi çok beğenmişler. Dünya basınıyla da röportajlar yaptım. Röportaj sırasında olmasa da filmi ne kadar beğendiklerini bir şekilde anlattılar. Ama tabi, fazla umut da bağlamamak lazım. Bakalım göreceğiz…

http://img168.imageshack.us/img168/165/nurg5aa2.jpg (http://imageshack.us)

Peki, sen buraya gelirken Orhan Pamuk bize destek verecek diye bir şey söyledin uçağa binerken. Orhan Pamuk’un jüride olması avantaj mı, dezavantaj mı?

Orhan Pamuk, gayet objektif biri. Eğer biz iyi bir film yaptıysak oyunu bize verecektir. Ama bizden daha iyi bir film varsa oyunu bize vermeyecektir, normal olarak. İnşallah iyi bir film yapmışızdır ve aklını çeleriz Orhan Pamuk’un da.

BEN DE ZAMANINDA YÖK’Ü PROTESTO ETTİM, 1 MAYIS’TA YÜRÜDÜM

Oyunculuğa başladığında hayal ediyor muydun, bir gün Cannes’da olacağını?

Hayır etmiyordum. Tüm bunları basın toplantısında da söylediğim gibi Fatih Akın’a borçluyum. Onun beni seçmesinden dolayı buradayız. Sanırım ben de hakkıyla yerine getirdim rolü. Türkiye’den Cannes’a gitmek çok zor. Çünkü Türkiye’deki yapımcılar festivalin nasıl olduğunu, nasıl yürüdüğünü, kimlerle bağlantı kurulacağını bilmiyorlar. Fatih Avrupalı olduğu için, biliyor ne yapacağını.

Biraz rolünden bahsedelim mi? Örgüt üyesi ve lezbiyen marjinal bir kızı canlandırıyorsun.

Hayatta böyle yaşayan insanlar da var. Benim gibi 11’de uyumuyorlar. Çocuğu ve bir yuvası yok. Ayten böyle bir karakter. Ama sonuçta hepimizin geçtiği yollardan geçiyor. Sonunda büyüyor. Aşk ve ölüm insanı büyütüyor birazda. Ayten değişebilen, kendini geliştirebilen bir kız.

Kendinden bir şey gördün mü karakterde?

Tabi ki gördüm. Mesela sert çıkışları. Ben de öyleyimdir. Kafamda kurarım kurarım ve sonra patlarım. Ayten kadar olmasa da, hayatta her şeyin üstüme üstüme geldiği dönemler olmuştur.

Birebir olmasına gerek yok. Ayten’deki o hissi, kendinde ne zaman yaşadığını doğru bilmen gerekiyor. Biz de zamanında YÖK’ü protesto ettik. 1 Mayıs’ta yürüdük. Ayten gibi tanıdığım çok insan vardı. Ama özel olarak gidip gözlem yapmadım. Zamanında yaşadıklarımı kullandım.

Peki, Fatih Akın’la çalışmak nasıldı?

Çok kolay Fatih’le çalışmak. Üç ay önceden provalarını yaptık. Sonra ayrıldık hepimiz, çalışmalarımızı yaptık. Sonra buluştuk ve çektik filmi. Sette herkes her şeyi bildiği için güle oynaya çekilen bir film oldu.

Oynadığın karakter. Avrupa Birliği’nin canı cehenneme diyor. Sen ne düşünüyorsun bu konuda.

Ayten’in bazı görüşlerine katılıyorum ama bazılarına katılmıyorum. Mesela başta silah kullanmayı savunan bir kızdı. Sonradan değişti. Avrupa Birliği’nin hümanist taraflarını almamız gerektiğini düşünüyorum ama siyasi taraflarına çok bulaşmamak lazım.

Film, Türkleri nasıl gösteriyor? Almanya’da profesör olan bir Türk karakter var mesela…

Türk seyirciler, bu filmde Türk’lerin kötülendiğini düşünecekler. Almanya’da ise Alman’ların kötülendiği düşünülecek. Bu film insancıl olanlara ulaşacak ama önyargılı olanlara ulaşamayabilir.

CEM GELMEDİ, CANNES’I RAHAT RAHAT YAŞAMAMI İSTEDİ

Cem Özer neden burada değil?

Biraz benimle ilgili bir olay. Gitsin rahat rahat Cannes’ı yaşasın diye düşündü. Ben de öyle düşündüm. Zaten onun işi var ve Nejat’a da bakıyor.

Bu filmi yurtdışına açılan bir kapı olarak düşünüyor musun?

Filmi izleyen yabacılar çok beğendiler ve benimle özellikle çok fazla röportaj yapmak istediler. Her şey olabilir. Yurtdışını tabi ki düşünürüm. Kaliteli filmlerde neden oynamayayım?

Diyelim ki, kapanış töreninde ödül aldınız. Konuşma hazırladın mı?

Hazırlamadım. Herhalde heyecandan konuşamam zaten.

http://img150.imageshack.us/img150/8100/nurg4zr6.jpg (http://imageshack.us)

erten07
27-05-07, 20:58
FATİH AKIN: “TÜRK SİNEMASI İÇİN LOBİ YAPACAĞIM”

http://img150.imageshack.us/img150/1411/fatih5ah3.jpg (http://imageshack.us)

- İki yıl önce Cannes’da jüri üyesiydin ve şimdi de Yaşamın Kıyısında adlı filminle yarışmadasın? Gerek basın gösteriminde gerekse de galada çok alkış aldınız. Bunu bekliyor muydun?

Çok mutluyum. Sinemayı aslında bunun için yapıyoruz. Ödüller değil, seyirci alkışı da önemli. Son günlere kazanacak mı kazanmayacak mı diye biraz gerilmiştim. Bu alkışlar iyi geldi. Ödül alır veya almaz, beğenildi ya artık içim rahat.

- Filminiz iyi bir günde en büyük salonda gösterildi. Festivalle aranda iyi bir iletişim olduğunu düşünüyor musun?

Tabii. Festivalin sanat yönetmeniyle tanışıyoruz. Herkes bir şeyler istemiş film gösterimleri için. Ocean’s Thirteen ekibi, Emir Custurica bunlar arasında… Mesela Custurica bozulmuş, küsmüş filmi son gün gösterildiği için.

“NURGÜL KIRMIZI HALIYA YAKIŞTI”

Biraz filminden bahsedelim. Altı karakter var. 21 Gram filmindeki gibi yolları çakışıyor. Etkilendin mi bu filmden?

Zaten o filmin senaristi, Guilermo Arriaga da yardımcı oldu bana. Geçen sene burada tanışmıştık. Ben ona senaryoyu yolladım. O bana bazı tavsiyelerde bulundu. Mesela Zeki Demirkubuz’un büyük bir etkisi oldu bu filmde. Olayları basit tut dedi. Kamerayı kur, ortasını çek, mesafe koy dedi. Zeki Demirkubuz’u buradaki Dünya Film Birliği’nin içine mutlaka sokmak istiyorum. Ona bir lobi gerekiyor. Her şey lobizm aslında. Bundan böyle Türk sinemasının lobizmi daha rahat yapılacak.

Sen buraya büyük Türk yıldızlarını getirdin. Tuncel Kurtiz buraları zaten biliyor. Nurgül Yeşilçay ise çok beğenildi. Oyuncuları nasıl seçtin?

Tuncel Kurtiz’le Büyük Londra Oteli’nde tanıştık. O zamanlar Yılmaz Güney projesi vardı. Bu vesileyle tanıştık, arkadaş olduk. Adamın suratı zaten apayrı bir manzara. Dağlar var, nehirler var. Ondan bir şeyler öğreneceğimi biliyordum. Onla tanıştıktan sonra Ali karakterini yazdım. Ama Ayten karakterini önceden yazmıştım. Türkiye’de oyuncu arayışına girmiştim. Filmler seyrettik. Sonra Atıf Yılmaz’ın Eğreti Gelin’ini seyrettim. Nurgül akıllı bir oyuncu. Ne yaptığının farkında. Sonra Anlat İstanbul’u seyrettim. Bu film beni tamamen ikna etti Nurgül için. Bebek’te buluştuk. O yeni anne olmuştu ben de yeni baba olmuştum. Öyle çok fazla konuşmadık zaten ilk görüşmede. Artık diğer oyuncularla görüşmeme gerek kalmadı dedim. Zaten bir keresinde bir demeç vermiştim, Nurgül Yeşilçay kırmızı halıya yakışır diye, hakikaten gerçekleşti bu.

“FİLMİ SONRADAN KURTARDIM”

Yaşamın Kıyısında’nın yolculuğundan bahseder misin biraz?

Bu sonradan kurtardığım bir film oldu. Senaryosu farklıydı. Her yere yolladık filmi. Baktık çalışmıyor. Benim çok yakın bir arkadaşım var. Aslında Almanya’da lokanta sahibi. Ama sinemayı da iyi bilir, çok film seyreder. Filmi seyretti. Olmamış dedi. Çok üzüldüm tabi. Filmi yeniden kurguladık. Bu hale geldi. Bazı bölümler var bunlar çok uzun olmuş mesela. Bazıları kısa olmuş.

“SARKOZY BİZİ İLGİLENDİRMEMELİ”

Senaryoyu sen yazdın. Orada Nurgül, “Avrupa Birliği’nin canı cehenneme!” diyor. Avrupa Birliğine bakış açın değişti mi?

Her 10 dakikada bir değişiyor. Yok, şaka her yıl değişiyor. Bütün film benim bakışlarım zaten. Ama şöyle söyleyeyim, ben bu tarz konuşmaları Almanya’da da gördüm, Türkiye’de de gördüm. Bu aralar karışık zamanlar zaten, hepimiz bunun farkındayız. Şu anda bu sorunlarımızı kendimiz halletmeliyiz. Bu saatten sonra kendimiz çözmeliyiz Türkiye’deki sorunlarımızı. Sarkozy ne dedi, ilgilendirmiyor bizi. Avrupa birliğine girme konusunda, evet ya da hayır cevapları artık yetersiz kalıyor. Her şey daha karmaşık. Şu anda biz kendimiz çözmeliyiz. Kimse yardım etmesin zaten.

DÜNYA KUPASINDA BREZİLYA’YA KARŞI OYNUYOR GİBİYİM

Ödül bekliyor musun? Ve ödül alırsan neler söyleyeceksin sahnede? Hazırlık yaptınız mı ekip olarak?

Ben hep şunu söylüyorum. Film yapmak futbol oynamaksa eğer burası dünya kupası. Dünya kupasında Brezilya karşısında oynadık az önce. Bana göre 2-0 galip geldik. Ama göreceğiz bakalım? Olmasa da güzel şeyler oldu. Martin Scorsese’nin Dünya Sinema Birliği’ne üye oldum. O en büyük ödül zaten. Benim görevim eski Türk filmlerini toplayıp onları restore etmek. Ne mutlu bana, ödül törenini bile beklemeden gidebilirim artık evime.

Tuncel Kurtiz: “Fatih Akın dünya sinemasındaki yerini şimdiden saptadı”

http://img530.imageshack.us/img530/5907/tuncelrj8.jpg (http://imageshack.us)

- Cannes’a ilk gelişiniz değil. Bize biraz öncekilerden bahseder misiniz?

İlk geliş çok maceralıydı. 1971’de Yılmaz Güney’in Umut adlı filmine yurtdışıne çıkma yasağı koymuştu. Ama kaçırıldı film. Filmi uçakla bir bavulun içinde Çiçek Arif çıkardı ve ben de filmi burada takdim ettim. O arada Yılmaz’ın da aralarında olduğu pek çok yazar içeri alında ve filmin Avrupa şansı bitti. 1982’de Duvar’la geldim ve sonra Kuzunun Gülümseyişi ile buradayıdım. Dünyanın en büyük film merkezlerinden biri burası.

- Eskiye göre ne farkı var?

Büyük şirketlerin etkin olduğu bir pazar haline gelmiş ama özellikle yan bölümlerde çok önemli filmler gösteriliyor.

- Yaşamın Kıyısında’yı kısaca anlatacak olsanız neler söylersiniz?

Birbirinden habersiz olsalar bile çok bağlı karakterler aslında. Hayatları belli noktalarda kesişiyor. Umut dolu, dünyada insanların birbirlerini hoşgörüyle karşılayabileceğini gösteren iyimser bir film.

AVRUPA BİRLİĞİ DEĞİL DÜNYA BİRLİĞİ İSTİYORUM

- Dünya sinemasında bu temalar sıkça karşı çıkıyor. Fatih Akın sizce dünya sineması içinde nerede duruyor?

Onun dünya sinemasındaki yerini şimdiden saptadığını düşünüyorum. Kendi sinemasını yapıyor. Çok açık bir adam. Kendisini çok rahat eleştirebiliyor.

- Basın toplantısında Avrupa Birliği değil dünya birliği istiyorum dediniz. Bunu biraz açarmısınız?

Avrupa Birliği neye karşı olabilir. Bugün dünyada kıyametler kopuyor. Irak’ta her gün insanlar öldürülüyor. Ankara’daki olayı dıuyunca acı duydum içimde. 6 insanın ölmesi ne demek. Her insan bir kainattır diyor benim ozanım. O insanları öldürmeye kimin hakkı var. Tabii ki dünya birliğini istiyorum. Dünya keşke bir bahçe haline gelebilse.

- Ödül alır ve sahneye çıkarsanız neler diyeceksiniz?

Öyle bir şey olursa aklıma ne gelirse onu söylerim. Hayataımda hazırlık yapmaktan hiç hoşlanmadım. Başarı geldiği zaman şaşırmaktan yanayım. Hayatımda başarı beklemeden yürüdüm. Geldiği zaman da çok şaşırdım. Böyle daha güzel oluyor.

erten07
28-05-07, 15:44
Fatih Akın’ın hikayesini rakiplerinden ayıran özellik ne? 60. Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo dalında ödüle layık görülen “Yaşamın Kıyısında”yı eleştirmenler yorumladı.

ALİN TAŞÇIYAN: ORHAN PAMUK JÜRİDEYSE YANLIŞ OLMAZ
Senaryo ayrı ayrı kurgulanmış iki paralel öyküyü anlatıyor. Akın bu paralellikleri hem siyasi fon itibariyle, hem kültürel anlamda, hem de ebeveyn-çocuk ilişkileri bakımından kullanıyor. Türk ve Alman kültürlerini birbirlerinin gözünden yorumlatıyor. Filmin insani yanı çok önemli. Kontrastlar bir tarafta Türk, bir tarafta Alman, bir tarafta Avrupa, bir tarafta Avrupa Birliği’ne girmeye çalışan bir ülke, hatta daha geniş anlamda doğu-batı çelişkisi olarak tabir edilebilir. Bir de refah toplumlarına eleştiri var. Refah yükseldikçe bazı değerlerin kaybolması vurgulanıyor. Bizde henüz o refah düzeyine ulaşılmadığı için değerler de dinamik, insanlar siyasi olarak daha aktif olabiliyorlar, çünkü sorunları daha fazla etlerinde, kanlarında duyabiliyorlar. Ayrıca jüride Orhan Pamuk gibi bir yazar varsa, çıkan senaryo ödülünde bir yanlış olmaz.

ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR: HİKAYE İNSAN OLMAYI İRDELİYOR
Film kültürler ve kuşaklar arası bir iletişimsizliği vurguluyor. Özellikle doğu-batı üzerine yorumlar getiriyor. Filmde 6 ayrı karakter var, ve bunlar İstanbul, Bremen, Hamburg, ve Trabzon arasında mekik dokuyorlar. Bu bir talih öyküsü ve talihin cilvesi olarka bir şekilde bu karakterlerin yolları kesişiyor. Alman ya da Türk aynı kaderi paylaşıyor. Fatih Akın’ın bütün bu iletişimsizlikleri aktarırken söylemek istediği, hepimizin aynı olduğu, aynı güneş altında aynı insanoğlu olduğu. Sanıyorum senaryonun bu barışçıl niyeti jüriyi cezbetti. Yabancı film eleştirmenleri de Akın’ın hem Türkiye’yi, hem Almanya’yı enerjik bir bakışla eleştirmesine dikkat ettiler.

FİLMİN SİNOPSİSİ
Emekli dul Ali, fahişe Yeter’le karşılaştığında yalnızlığına bir çözüm bulduğunu düşünür. Ali, Türkiye doğumlu Yeter’e aylık belli bir ücret karşılığında kendisiyle kalmasını teklif eder. Ali’nin oğlu Nejat, babasının bu seçimini onaylamamaktadır. Fakat genç bir edebiyat profesörü olan Nejat, Yeter’in zorluklarla kazandığı paraları Türkiye’de üniversite okuyan kızına gönderdiğini öğrenince ona karşı sıcak duygular beslemeye başlar.

Yeter’in ani ölümü baba ve oğulu hem duygusal hem de fiziksel olarak birbirinden daha da uzaklaştırır. Nejat, Yeter’in kızı Ayteni bulmak üzere İstanbul’a doğru yola çıkar. Türkiye’de kalmaya karar verir ve ülkesine dönmek isteyen Alman bir kitabevi sahibi ile evleri değiş tokuş yaparlar. Fakat Nejat 20’li yaşlarında olan siyasi eylemci Ayten’in Türk polisinden kaçarak Almanya’ya gitmiş olduğunu bilmemektedir.

Yalnız ve beş kuruşsuz olan Ayten, Alman öğrenci Lotte ile arkadaşlık kurar. Lotte, Ayten’in güzelliği ve siyasi durumuna karşı kayıtsız kalamaz. Lotte, tutucu annesi Susanne’nın pek hoşnut olmamasına karşın, asi Ayten’i evlerinde kalmaya davet eder. Ayten tutuklanır ve aylarca politik sığınma talebinin sonucunu bekler. Talebi reddedildiğinde sınırdışı edilir ve Türkiye’de hapse girer. Lotte tüm tutkusuyla herşeyi bırakıp Ayten’e yardım etmek için Türkiye’ye gitmeye karar verir.

Lotte, Ayten’i kurtarmanın düşündüğü kadar kolay olmadığının farkına vardığında, otel masrafından kurtulmak için kiralık oda arayışına başlar. Kitabevindeki tesadüfi karşılaşması Nejat’la ev arkadaşı olmasıyla sonuçlanır. Trajik bir olay Susanne’yı kızının üstlendiği görevi tamamlamak üzere İstanbul’a getirecektir. Susanne ile geçireceği duygusal anlar Nejat’ı, her şeyden elini eteğini çekmiş, Karadeniz’de bir kıyı kasabasında yaşayan babasını aramaya sürükleyecektir.

erten07
28-05-07, 19:56
http://img444.imageshack.us/img444/3982/untitledvv6.png (http://imageshack.us)

“Yaşamın Kıyısında” bana göre “Duvara Karşı” nın ( Gegen die Wand) felsefi ve politik anlamda devamıdır. “Duvara Karşı” nın çekimleri bittiğinde 29 yaşımdaydım, bugün 32 yaşımdayım ve bir oğlum var. Cannes Film Festivali’nde jüri üyeliği yaptım, dünyayı filmimle gezdim ve şimdi işlemek istediğim bir çok şey yaşadım ve gördüm. “Yaşamın Kıyısında” son 3 yılın izlenimlerini konu alıyor. Dünya politikasında olanları – 11 Eylül 2001 ve bundan sonra oluşan- dünyayı saran korkudan Türkiye’nin Avrupa birliğine katılması tartışmalarına kadar olanları kendi tarzımla ele alıyorum.

Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili kişisel fikrim “Evet, hemen şimdi” ile “Hayır, üye olmasa daha iyi” arasında gidip geldi. Olumsuz tavrım beynimde topladığım sol fikirlerle ilgili. Şöyle ki; “AB emperyalist bir oluşumdur” ya da “AB’nin amacı ekonomik ve kültürel küreselleşmeyi sağlamaktır” gibi argümanlar ağır bastı.
Bugün biliyorum ki, Türkiye’de yüzde yüz uygar bir toplum, önkoşulsuz insan hakları, ekoloji bilinci ve fırsat eşitliğinin sağlandığı bir eğitim sistemine, AB olmaksızın kavuşmak uzak bir hayal. Türkiye ile AB’nin ilişkisini bana sanki iki insan arasındaki zorlu bir aşk ilişkisi gibi geliyor. Ayten ve Lotte’nin, Ayten ve Susanne’nin, Nejat’ın, Ali ve Yeter’in karşılaşmaları, bu tuhaf bilateral ilişkiye örnek olabilir. Anahtar kelime affetmektir. Çünkü affetmek aynı zamanda karşındakini hatalarıyla kabul etmektir.




Filmin şiirselliği benim kişisel gelişimimle ilgilidir. Bununla birlikte yeni keşfettiğim Latin Amerika sinemasının ve yapımcılarının bugünkü düşüncelerime etkide büyük bir rolü olmuştur. “Amores Perros” ve “21 Gram” gibi muhteşem filmlerin yazarı Guillermo Arriga, bana ilham verdi. Sinematografik bakış açımı değiştirdi. “Hem Y Tu Mama Tambien” hem de “Motorcycle Diaries” bana politik, gelenekçi olmayan sinemanın tüm dünyada değerlendirilebilir olduğunu gösterdi.

Oğlumun doğumu ve hamilelik bana hayat ve ölüm hakkında düşünme imkanı verdi. Şuna kuvvetle inanıyorum ki, bebeklerin geldiği yer, öldükten sonra gideceğimiz yerdir.Ölüm hakkında pozitif bir film çekme fikri çok hoşuma gidiyor. Rüyada ölüm değişikliğe delalettir. Yeni bir hayata geçiş, bir metamorfozdur. Birçok kültürde ölüm kötü ve negatif bir şey olarak