Tüm Versiyonu Göster : Ab'nin Yollari Taştan


mrdoom
02-08-05, 22:05
Her ne kadar forumdaki çoğu kulanıcının bu dizi hakkında olumsuz eleştirileri olmasına karşın yine de göz ardı edilmemesi gereken yönleri de olduğunu düşünüyorum;

Öncelikle dizinin "Ab" konusunun Türkiye'deki normal yani sokaktaki vatandaş gözüyle bakışını yansıttığı için artı bir puanı var. Ayrıca dizi içindeki mafyamsı tip ile (adını bilmiyorum) son dönem coşan mafya dizilerindeki klişe karakterlere de bir eleştiri geliyor. Bazı espriler tercih meselesi izleyici tarafından sevilmese de bence televizyon karşısına geçen insanlara kendi gelecekleri için de birşeyleri düşündürmesi açısından tam da yerini bulan bir yapım.

mrdoom
08-08-05, 23:49
Bu dizi hakkında olumlu/olumsuz eleştiri yapılmaması bir hayli ilginç. Belki biraz kafa ütülemek gibi olacak ama Avrupa Birliği konusu "bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete" tarzında bir düşünceyle devam ediyor. Bu dizi içinde işlenen konular bizlerin "Abi tabi almazlar bu kafayla bizi Avrupa Birliği'ne" düşüncelerine doğrudan cevap veriyor. İnsanımıza yani kendimize başka bir gözle bakmamız için bizlere fırsat veriyor. Bu kadar tepksiz kalınınca insan ister istemez kendine soruyor: "Ya gerçekten bizi almayacaklar da kendi kendimizi mi avutuyoruz?"... Öyle ya da böyle bir nedenden dolayı izlemeyenleri görünce insan yine kendi kendine cevaplıyor: "Galiba almayacaklar" ;)

Billush
13-07-06, 22:17
İçinde tabii ki abartmalar vardı ancak Türkiye'nin kanayan bir yarasına parmak basıyordu.Yıllardır giremediğimiz AB ve vatandaşın yaşadıklarını abartılı ama komik bir dille anlatıyordu bence güzeldi.

MuratÖzdemir
17-08-06, 15:56
Çok çok sudan sebeplerle bitti maalesef. Birebir içinde iken tanık olduğumuz bazı tatsızlıklar oldu. Aslında zevkli bir dizi idi. Önemli idi, konusu itibarıyla en az bir sene oynardı aslında, ama maalesef 11 bölümde sona erdi.

GENÇ GÜLLER
17-08-06, 17:02
ya hem alanya almanya da oynayan,hem de ab nin yolları taştan da oynayan adamın adı neydi?o iyi bir oyuncu,bence.ama adını unuttum.:img-grin2 :img-grin2

erenalp_18
03-12-06, 18:46
valla bakmadım ama dizinin bence ası çok itici
sanki çok basit bi dizininki gibi duruyor

onur29
04-12-06, 10:26
ewet adı kötüydü ama dizi çok güzeldi ben arasıra izliytodum çok komikti zaten türkiyede komedileriş yapmıyo

Freddie
04-12-06, 21:07
dizi bence de adından kaybetti
yasemin yalçın ve ilyas ilbeyi yeniden biraraya getirn bu proje keşke bitmeseydi

Yasemi,n yalçını okadar özledim ki Hiç sesi çıkmıyor Onun kaybolup gittiğine inanmak istemiyorum Çünkü en son bu projede yer almış Bi daha da haberini almadım :(

Dmax verse keşke tekrarlarını Hoş komik bir diziydi

'Kakılmış' AB yollarına 'itilmiş'
Yasemin Yalçın ve İlyas İlbey, ömürlerinin neredeyse çeyrek asrını mizaha vermiş bir çift. Onları daha çok ekranların unutulmaz tiplemeleri 'İtilmiş ve Kakılmış'tan hatırlasak da Sürahi Hanım, Şuayip, Ali Can, Beter Oğlan ve Gülazer'i de unutmamak lazım.



Bugüne kadar daha çok tiplemelerle karşımıza çıkan ikili şimdi bir komedi dizisiyle ekranları şenlendiriyor. Avrupa Birliği gibi güncel bir konuyu ilk kez bir dizi malzemesine dönüştüren de onlar oldu; 'AB'nin Yolları Taştan' isimli yapımlarıyla... Dizide, Alman bürokrat bayan Hildegart, Türk halkının AB'ye ne kadar uyumlu olup olmadığını denetlemek için görevlendirilir. Denetlenecek aile olarak da devlet memuru Sabri Çekirdek ve ailesi seçilir. Aileyi denetime bizzat devlet hazırlar. Dizide olaylar umulmadık şekilde gelişir. Bizimkiler bir yandan uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan Hildegart'ı da kendilerine benzetmeyi başarır. Dizinin çekimlerinin yapıldığı Beylerbeyi'ndeki tarihi konakta görüştüğümüz Yasemin Yalçın ve İlyas İlbey'le AB'yi, halkın bakışını, tiplemeleri, reytingleri, komediyi ve mizahın siyasi eleştiri gücünü konuştuk.
Mizahçılara bu işten ekmek çıkaracak kadar AB konulu kara mizah örnekleri birikti mi Türkiye'de?

İlyas İlbey: Türkiye aslında 7'den 70'e AB sürecini gündemine taşıdı, bunu görmek mümkün. Şırnak'taki teyzeden tutun Zonguldak Alaplı'daki dedeye, Meclis'teki siyasetçiye kadar konu herkesin gündeminde. Bir taraf olaya, "AB'ye girersek ne olacak bize bedava maaş mı verecekler?" diye bakıyor, diğer taraf "Ne işimiz var orada adamlar selam sabahı bile unutmuş, komşuluk ilişkileri yok, bizi de mi dejenere etsinler?" diyor. Diğer bir kesim ise gelecek sıcak parayla ilgileniyor. Yani işçisinden çiftçisine, milletvekilinden işadamına kadar herkesin gündeminde. Mizah gündemden ve günlük hayattan çıkıyor. Bu konu da gündeme çoktan oturdu. Biz aslında yola şuradan çıktık: Tamam, kriterler birer birer yerine getirildi. Uyum süreci sürüyor, kanunlar yapılıyor. Devlet görevini yapıyor; ama sokaktaki vatandaş buna nasıl bakıyor, dizide bunu işliyoruz.

Peki vatandaş nasıl bakıyor AB sürecine?

Yasemin Yalçın: Örneğin, taksiye bindiğimde konu hemen oraya geliyor. Bizi almazlar yaklaşımı çok yaygındı. 'Bizi alıp ne yapacaklar, bizi başlarına bela mı edecekler' gibi çok keskin yaklaşımlar gördüm. Birçok konuda çok keskin tavırlarımız var toplum olarak.

İlyas İlbey: Silivri'de, köylüyle iç içe yaşadığımız bir yerimiz var. Orada "makta" denilen bir uygulama yapılıyor. Her yıl devletin izin verdiği oranda ormandan ağaç kesiyorlar. Bu sene, "Artık, AB buna izin veremeyecekmiş, daha fazla keselim." diyorlar. Yani süreç her şeyin bahanesi olmuş durumda. Sanki her şey Avrupa'ya endekslenmiş gibi.

Dizide, vatandaşın tam da ne olduğunu bilmeden AB üyeliğini istemesi eleştiriliyor sanki?

İlyas İlbey: Elbette. Aslında vatandaş gerçekten istiyor mu, istemiyor mu, bunu tam olarak bilemiyoruz. Dizideki Çekirdek ailesi Türkiye'nin bir profili. Ailenin dedesi istemiyor, evin babası istiyor; çünkü memur olduğu için birkaç basamak atlayacak, çocukların ikisi de istiyor. Çünkü oğlan Avrupa'ya açılacak, evin kızı kendi üzerindeki baskıların kalkması için istiyor. Evin hanımı kararsız durumda. Sokaktaki vatandaş da aslında böyle; bir kısmı istiyor, bir kısmı istemiyor, bir kısmı da kararsız. İsteyenin neden istediği de ayrı bir tartışma konusu...

Yasemin Yalçın: Halkta "Nasılsa almazlar bizi" anlayışı var. Bu yüzden kendimizi psikolojik olarak hazırlamıyoruz diye gözlemliyorum ben. Bakmayın istekli olduklarına; aslında halk kendini sürece hazırlamaya pek de niyetli değil.

Dizideki Alman denetçi ile AB'nin Türkiye'yi gözlemesini birey düzeyine indirgemişsiniz...

İlyas İlbey: O benim fikrimdi. Aslında denetim bir yana bir Alman'ın Türk ailesinde vakit geçirmesi ve birbirlerinden etkileşimlerini verdik. İlk bölümde Hildegart eve ayakkabı ile geldi. Ailenin uyarısı üzerine bunun daha sağlıklı olduğunu görüp ayakkabısını çıkardı. Bizim bir alışkanlığımızı hemen benimsemiş oldu.

Yasemin Yalçın: Evet iki tarafın birbirinden etkileşimini ele almak bir karmaşa ortaya çıkarıyor. Hildegart üşütünce nane limon kaynatılıyor. O da bunu "Turkish" ilaç olarak görüp benimsiyor. Biz uyurken o kalkıp spor yapıyor. Bizde öyle bir alışkanlık yok. Yani iki tarafın da aslında birbirinden öğreneceği olumlu özellikler var ve biz bunu ortaya koymaya çalışıyoruz. Onların da bizden öğrenecekleri var, bunu atlamamak lazım.

Sizin akıllarda kalan en önemli tiplemeniz İtilmiş ve Kakılmış. Sizin için tipleme mi daha keyifli yoksa dizi mi?

Yasemin Yalçın: Ben bir tipe hayat vermekten çok hoşlanıyorum. Çevremde insanların fark etmediği bir sürü karakter var. Aslında ne kadar farklı insan varsa o kadar farklı karakter vardır. Dizide ise olay komedisi var. Olayın kendi örgüsü çok komik; ama galiba ben tiplemeleri daha çok seviyorum.

O zaman, bu diziyle İtilmiş yaşadığı eziklikten sıyrılıp AB statüsüne terfi etti diyebilir miyiz?

(Gülüşmeler) Yasemin Yalçın: Hepsi çok farklı tabii. Aslında bir dizi projemiz her zaman vardı. Bu konu da bize çok cazip geldi. Onun için geçiş yaptık. Dizide şunu veriyoruz özellikle. Türk ailesini AB'ye hazırlamak için her şeyi devlet yaptı ve aldıkları her şeyi bize zimmetlediler. Ev halkının giyim kuşamından, kuaförde saçlarının yapılmasına kadar devlet, bu sürecin her anı ile ilgilendi.

Bu devleti küçültüp bireyi öne çıkarmak isteyen AB sürecinin ruhuna aykırı değil mi?

Yasemin Yalçın: Evet öyle aslında. Zaten biz de sürecin bu kara mizah yönüne dikkati çekmek istedik.

Türkiye'de son dönemde birçok yeni komedyen ortaya çıktı. Bu konuda diziler yapılıyor. Eski isimlere sürekli yenileri ekleniyor. Türkiye'de komediye talep çok mu?

İlyas İlbey: Aksine ben aslında çok olmadığını düşünüyorum. İki komedi dizisine karşılık 27 tane drama başlıyor ve onlar daha fazla reyting alıyor. Komedi yapmak her zaman daha zordur.

Yasemin Yalçın: Bir proje ile ortaya çıkmış bir kişiye hemen komedyen sıfatı vermek yanlış olur. Biraz televizyon gerçeğini görmek lazım. Bu işi yıllarca yapıp sonra kenara çekilmiş insanlar da var. Bir proje ile bu mizahçıdır demek doğru olmaz. Kimseyi hedef almıyorum, genel olarak söylüyorum. Bu işte taşlar zamanla yerine oturur. 20 yıldır bu işle uğraşıyorum. Ben bile yeni yeni bu işte varım diyebiliyorum.

Televizyon biraz çabuk mu insanları şöhret yapıyor?

Yasemin Yalçın: Televizyon çok çabuk parlatır; ama hemen de unutulabilirsiniz. TV yapısı gereği var olduğunuz sürece size katkı yapar. Sonuçta herkesin evinde bir televizyon var. Halkın en büyük eğlencesi. Reyting önemlidir tabii ama ölçümlerde kullanılan yöntemler akla zarar. Kaç evde alet varsa onların izlemesi sizin durumunuzu belirliyor. Bunu mantık dışı buluyorum. Ben reytingde çok yüksek noktalara ulaştığımda da onları önemsemedim. Eve gittiğinizde içiniz rahatsa size yeter. Kimse ile yarışa girmek istemem. Kendimi tatmin etmeyen kötü bir iş çok reyting alsa da beni mutlu etmez. Ben reyting ölçümlerinin halkın genel kanaatlerini yansıttığına inanmıyorum.

Yapımlar düşük reyting alınca yayından kalkıyor. Siz bir yapımcısınız ve diziniz reyting almazsa ne olacak?

İlyas İlbey: Kalkacak yayından, başka çaresi yok. Çok kalite film yaparsınız seyirci gelmeyince iş biter. Reyting almaması talebi düşürüyor. Finanse edemiyorsunuz. Kanal finanse edecek ki yapalım diziyi, o da reytinge göre finanse ediyor.

Sıkıntının olduğu yerde mizah vardır diye genel bir kanaat var. Siz de öyle mi bakıyorsunuz?

İlyas İlbey: Biz eskiden beri Türkiye'de bize çok ekmek var diye düşünürüz. Sıkıntılar mizaha olan açlığı daha da artırıyor. Mizahı yapmak zor olduğu için de mizahçı az çıkıyor.

Bir söyleşinizde mizahın sizin için hem bir kılıç hem de bir kalkan olduğunu söylemiştiniz. Mesleğinizi aynı zamanda bir politik eleştiri aracı olarak mı kullanıyorsunuz?

Yasemin Yalçın: Kesinlikle öyle zaten. Düşünsenize benim salt Yasemin olarak politik eleştiriler yaptığımı, herhalde bu hakkı bana fazla tanımazlar. Onun için sanat benim nazarımda çok önemli, bir tavır ve duruş ortaya koyabilmek açısından. Bir de Türkiye'de sanata ve sanatçıya önderlik eden, onlara kol kanat geren bir hükümet de görmedim ayrıca. Bu eleştiri yeteneği ve muhalif tavır yüzünden sanatçılar hep pasifize edildi eskiden bu yana. Onun için hep karın tokluğuna çalıştık, tepemize çıkarmayalım mantığı işletildi. Ne olursa olsun biz her zaman muhalefetteyiz. Komedyen her zaman düzeni bozar, iğneler, eleştirir. Böyle olduğu için politikacılar hep bize mesafelidir. Ben mizah yaparken kendimi en dokunulmazlardan daha dokunulmaz hissediyorum.

Peki bu özelliğinizden dolayı hiç baskı gördünüz mü?

Yasemin Yalçın: Hayır hayır, biz politik espriler yaptık. Tansu Hanım'a ağır eleştiriler yönelttik, boş bayan bile yaptık yani ama ciddi bir tepki gelmedi. Tabii her eleştirinin bir dozu olmalı.

İlyas İlbey: Sayın Demirel'le bu konuda bir konuşmamız olmuştu. Bazı mizahçılardan konu açıldı. "Siz de politik skeçler oynadınız; ama sizde teşhir vardı, rencide yoktu." dedi. Yani bu rencide meselesi önemli. Teşhir edersiniz kara mizah durumunu veya bir yanlışı ama rencide etmeden. Dozunu kaçırmamak lazım. Silahımız sözümüzdür, kullanırız; ama rencide etmeden.

Yasemin Yalçın: Eğer dizi uzun ömürlü olursa süreci biraz kısaltacakmışız gibi geliyor bana. Yani biz üyeliği hızlandırırız bu gidişle. Biz önayak oluyoruz daha ne ister politikacılar. (Gülüşmeler)

İlyas İlbey: Yasemin Hanım yabancı basının ilgisinden bahsediyor. Türk basını fazla ilgi göstermedi; ama Fransız-Alman ortak kanalı olan ARTE geldi, bir gün bizimle birlikte oldu. Yani dizi AB'de şimdiden ses getirdi bile...

Uzun süre tiplemelerde beraber oynadınız. Eve gittiğinizde hiç tiplemelerden iz kalıyor muydu?

İlyas İlbey: Özel hayatta o karakterlerle ilgimiz yok. Evde dayak yemiyor İtilmiş gibi... (gülüşmeler)

Yasemin Yalçın: Oynadıklarımdan iz kalmıyor; çünkü çok yoğun çalışıyoruz zaten. Evde biraz aslıma dönmek istiyorum. Oyunculuğu kapının önünde bırakmak istiyorum. 'İtilmiş Kakılmış' tiplemesi insanlarda çok iyi yer etti. İnsanlar öyle tanıdı İlyas Bey'i. Geçenlerde dizinin hastanedeki bölümlerini çekiyoruz. Bir yaşlı kadıncağız İlyas Bey'in yanına gelerek, 'dövme kadını oğlum, çok çeviriyorsun başını' diye ciddi ciddi fırça attı. Bu şekilde bir özdeşleştirme halimiz var. Bir sürü kişi bana Yasemince diyor hâlâ.


YASEMİN YALÇIN:

Eğer dizi uzun ömürlü olursa AB süreci biraz kısalırmış gibi geliyor bana. Yani biz üyeliği hızlandırırız bu gidişle. Biz önayak oluyoruz daha ne ister politikacılar.

İLYAS İLBEY:

Türk basını diziye fazla ilgi göstermedi ama Fransız-Alman ortak kanalı olan ARTE geldi, bir gün bizimle birlikte oldu. Yani dizi AB'de şimdiden ses ge- tirdi bile...


17 Temmuz 2005, Pazar

ecr
01-08-07, 17:12
freedie cim sağol röp için.. bu diziye bakmıştım ama pek ısınamadım.. komik gelmedi bana
takdir ettiğim tek yön ise ab konusunu kullanmalarıydı.. ama işte reyting belası onlarıda vurdu ve yayından kaldırıldı..

valla bende merak ediyorum yasemin uralı acaba dizi çekmeyecekmi?

onur29
05-11-07, 14:32
Aslında çok güzel bir diziydi bence. Oldukça komikti. yasemin yalçın'ın muhteşem oyunculuğuyla dahada renkleniyordu. Konusu alışlagelmiş bir konu değildi. Ama o dönem çok fazla reklam yapılmadı bu dizi için. Ve bu dizi yasemin Yalçın'ın rol aldığı son dizi oldu. Umarım en kısa zamanda tekrar ekranlara döner. onu ve tiplemelerini gerçekten çok özledim. Gerçek komediye hasret kaldık.