Tüm Versiyonu Göster : 24-Replikler
1.ve 2.bölüm diyalogları
Sarah:Tomas Sherek. Bu kim?
Chloe: İstanbul'da bir çok terörist örgütle
işbirliği yapmış birisi. Geçen yaz birçok intihar
bombacısı ile işbirliği yapmış.
Sarah:İstanbul?
Chloe:Bu sabah Türkiye'den bir grubun olası bir
saldırısıyla alakalı bir söylenti vardı. İşte burada. Ankara'dan.
Sarah: Hedef neydi?
Chloe:Doğu yakası. New York veya Washington. Fakat zaman aralığı geçti.
Sarah:Geçti mi?
Chloe:Hedef saati sabah 8'di.Doğu Yakasında saat 10'u bile geçti.
Sarah: Peki ya hedefi yanlış öğrendilerse ve zaman Batı Yakası içinse?
Chloe:o zaman her şey bir saat içinde gerçekleşecek demektir.
Driscoll: Ne buldunuz?
Chloe: İki şey. İlki, bu sabah saat 8'de muhtemel bir saldırı olabileceğini belirten bir istihbarat vardı. Bombalama saat 7'deydi.Zamanından bir saat önce gerçekleşti.
Driscoll: İkinci şey neydi?
Chloe: FBI'ın gözetlenenler listesindenTomas Sherek isimli bir Türk vatandaşı. şehirde görülmüş.Bombalama olayıyla bağlantılı olabilir.
Audrey: Bu nasıl olur? Seni CTU'dan attı.
Jack: Çalışanları arasında bir keş bulunmasını istemedi. Sebepsiz yere atmadı.
Audrey: Keş değildin. Sen işini yapıyordun.
Jack: Eroin bağımlısıydım.Sebebi önemli değildi
Audrey: Eski işini özledin mi?
Jack: Eğer hâlâ saha işi yapmak isteseydim diğer ajanlara katılabilirdim. Ama katılmadım. Hayatım için farklı bir şeyler istiyorum. Senin açından çok bir şeymiş gibi görünmeyebilir. Fakat benim açımdan bu tür ilişkilere sahip olabilmek Bunu daha önce yapamazdım.
Audrey: Gitsek iyi olacak. Bakan Heller 5 dakika içinde lobide olacak.
Jack: Bakan Heller mı?
Audrey: Evet, bir basın konferansında ona baba diye hitap ettim. bu yüzden daha sonra bu hitabı kullanmaya karar verdim.
Chloe:Affedersiniz, Bayan Driscoll. Sherek'in Los Angeles'tan ayrılmaya çalıştığını varsaymanın bir hata olduğunu düşünmüyor musunuz?
Driscoll:Hayır
Chloe:Fakat istihbarattaki zaman tam olarak uyuşmuyor. Saat 8'de olacağı söylenmişti ve trenin bombalanması saat 7 civarında gerçekleşti.
Driscoll: Sadece Sherek'ı bulmaya odaklan.
Melanie: Ne üstünde çalışıyorsun?
Andrew: Şu an hiçbir şey. Sadece Adobe ve Microsoft'tan yazılım çalıyorum.
Melanie:Bir gün yakalanacaksın.
Andrew:Melanie, gel ve şuna bak. Görünüşe göre birileri interneti
kötüleştirmeye çalışıyor fakat henüz yayılmaya başlamamış. Node'ları yerleştiriyorlar. Bu şey dünyadaki bütün sistemlere bulaşabilir
Melanie:Birilerine söylemen gerekiyor.
Andrew:Eğer federalleri buradan ararsam aramanın izini sürerler,
ve kod çaldığımı öğrenirler.
Melanie:o zaman bir telefon kulübesinden ara.
Heller:Amerika'nın düşmanları var.
Richard:Bir sene önce dostumuz olan düşmanlar ve bir sene sonra, durum tekrar değişecek. ta ki insanlar, dünyayı kontrol etme gibi delice ihtiyaçlarınızı desteklemeyi bırakmazlarsa.
Hellar:[/b]Delice ihtiyaçlar mı? Ülkemize hizmet ediyoruz
Jack:Bu hiç de mantıklı değil. Bu adamın dosyalarını biliyorum. Çok önemli birisi. Amerika'da bir tren bombalaması için kendisini ele verme riskine girmeyecektir. Bu yeterince büyük bir lokma değil.
Driscoll:onu sorguladığımız zaman bunu dikkate alacağız. Bakan Heller'a saygılarımı ilet.
Driscoll: Bölümden bir soruşturmacı gelip durumunu değerlendirene kadar seni alıkoyuyorum. Bir şüpheliye işkence edip sorgulanamayacak
hale soktuğun için tutuklanmanı önereceğim.
Jack:onunla hiçbir yere varamıyordunuz. Benim sayemde, Sherek size bildiği her şeyi anlattı.
Driscoll: Sen öyle san.
Jack: Neler oluyor, Chloe? Ne yapıyorsun?
Chloe: Muhtemelen bunu yaptığım için başım
belaya girecek, ama umurumda değil. Elimde, Heller'ı bulmanın bir yolu olabilir.
Jack: Alıkoyuluyorum. Niçin bana söylüyorsun?
Chloe: Çünkü Driscoll'un doğru bir şekilde işleri yürüttüğünü düşünmüyorum ve ona güvenmiyorum. Sana güveniyorum.
Andrew: Ne yaptın, Chloe? Kimlere söyledin?
Chloe: Ne demek istiyorsun?
Andrew: Herkes öldü. Şimdi de beni öldürmeye çalışıyorlar. Seni aradıktan sonra, tekrar ofisime gittim. Melanie'ye işgence eden bir adam vardı. Sistemlerine kimin girdiğini bilmek istiyordu. Ve daha sonra onu vurdu.....
Jack: Delikanlı, bir sebepten ötürü hedef durumundasın. Düşündüğünden daha fazla şey biliyorsun.
Jack: Az önce çocukla konuştum.Nerede olduğunu bilen tek kişi benim. Eğer çocuğu bulmak istiyorsan eski mevkiimi geri verirsin.
Driscoll: Soruşturmama engel olduğun için seni hapsediyorum.
Jack: Beni hapset, ben de Başkan'a Sherek'ı, Bakan Heller kaçırılmadan yarım saat önce yakaladığınızı ve onu öttüremediğinizi söyleyeyim. Ben öttürdüm.
Driscoll: Eğer Jack Bauer'a güvendiğinin yarısı kadar bana güvensen birbirimize daha da yakınlaşacağımızı hiç düşündün mü?
Chloe:Biliyor musunuz, Bayan Driscoll!Müdür odasındaki korkak öğrenci rolunü oynayacak halde değilim. Size, arkadaşım Andrew'in vermiş olduğu önemli bir bilgiyle geldim. ama siz umursamamayı seçtiniz
Driscoll:Bana bilgiyi ilk getirdiğinde Sherek'ı arıyorduk, değil mi? O sırada elimizdeki en önemli ipucuydu, değil mi?
Chloe: Sanırım.
Driscoll:o halde sorum şu: eğer elindeki istihbaratın hâlâ değerli olduğunu düşünüyordun ise niçin yinelemedin?
Chloe: Haklısınız. Jack'e söyleyince kendimi daha rahat hissettim.
Behroz: Sorun ailem. Şey... olmayan birisiyle çıktığım için
aramızda bazı problemler var.
Debbie: Müslüman olmayan mı?
Behroz: evet
Debbie: Hepsi bu mu?Sana her ne söylüyorlarsa, yap.
Curtis: bendeki bilgilere göre bugün Lockheed'deki protestoda, babana ve Başkan'a karşı kişisel saldırılarını gerçekleştirme niyetindeymişsin.
Richard: Kafayı mı yedin? Burası America. Halka ait yerlerde istediğim şeyi söyleyebilirim. Bana bir suçluymuşum gibi davranmaya nasıl cüret edersin.
Curtis: Kimse sana suçluymuşsun gibi davranmıyor.
Richard: Yardımı olabilecek bir şeyler yapmak ister misin?Neden gidip de babamı ve ablamı bulmuyorsun.
Navi: Bunu planlamak için yıllarımızı harcadık,bu günün gelmesini bekledik. Ve şimdi o gün geldi ve sen her şeyi tehlikeye attın.
Behroz: Hiçbir şey görmedi, bundan eminim.
Navi: Neler bildiğini öğreneceğiz. Onu ara ve buraya gelmesini söyle.
Behroz: Baba, lütfen bunu yapma, gerekli değil.
Navi: Neyin gerekli olduğuna ben karar veririm, sen değil.
4x05-11:00a.m–12:00a.m
Polis:Jack Bauer isimli bir adamı tutukladım. Sizin adınıza çalıştığını iddia ediyor. Bu doğru mu?
Erin:Evet.Doğru
Polis: 11. Yol'un yakınlarında bir dükkanı soydu ve bunun uydu hazırlanana kadar şüpheliyi geciktirmek için yapılan gizli bir operasyonun parçası olduğunu iddia ediyor.
Erin:Bu da doğru Çavuş.
Polis:Eğer bizimle iletişim halinde olmuş olsaydınız daha iyi olurdu
Erin: Bir tür ulusal güvenlik meselesi vardı ve eğer zahmet verdiysek özür dileriz.
Jack: Heller ve Audrey'i oradan çıkarabiliriz ama beraber çalışmamız gerekiyor ve bunu hemen başlatmamız gerekiyor.
Curtis: Tek seçeneğimiz o.
Erin: Pekâlâ, tekrar oyundasın ama doğruca benimle işbirliği yapacaksın. Ayrıca Jack, bu işi hallet.
Halil: Heller itirafı imzaladı mı?
Ömer:evet. İmzalamak istemedi ama kızını kullandık.
Halil: Kızı öldürdün mü?
Ömer:Henüz öldürmedim
Jack: Çavuş Paulson Aracım nerede kaldı?
Heller:]Ülkemi utandırdım.
Audrey:Tamamı yalan olan bir kağıt parçasını imzaladın. Zorla imzaladığını herkes bilecek.
Heller:]Bir parça kağıttan daha fazla anlamı vardı. Bu ülkeyi küçük düşürmek ve aşağılamak
için tasarlanmış tüm dünyada yayınlanan gülünç bir manzara olacak.
Jack: Erin, Chloe sadece ondan istediklerimi yapıyordu.
Erin: Asıl mesele benim için çalışması gerekiyordu.
Jack: Anlıyorum ama
Erin: Jack, senin sahada emirlerime karşı gelmen başka bir şey. Ama burada, CTU'da benim için
çalışan birinin bana ihanet etmesi. Ona karşı tepkisiz kalamazdım.Tekrar başlayamaz.
Erin: Yaptığın şeyleri yapmak cesaret ister.
Chloe: Jack'e güveniyorum.
Erin: Buradaki bir çok insan Jack'e güvenir. Ama bu Jack için kariyerlerini tehlikeye atabilecekleri anlamına gelmez. Sana bir teklifim var. Bu odadan çıkacağım Yönetici'yi arayacağım bazı istifa belgeleri fakslayacaklar ve onları imzalayacaksın.
Chloe: Peki daha sonra?
Erin: Bu kadar.
Chloe: Gidecek miyim?
Erin: Gideceksin.
Chloe: Hapis yok, ceza yok?
Erin: Aynen öyle. Ayrıca, eğer bir sonraki işin için işe alınma mektubu almak istersen muhtemelen Jack'den alman gerekecek benden değil.
Halil: Bir sorun olabilir.
Ömer: Dinliyorum.
Halil: Polis az önce kullandığım aracın plakasını araştırdı.
Ömer:Ve
Halil: Gitmeme izin verdiler.
Ömer: Eee, sorun ne?
Halil: Bu çalıntı bir araba.
Ömer: Belki de sahibi henüz rapor etmemiştir?
Halil: Ya da belki de gittiğim yere ulaşmamı isteyen insanlar tarafından yardım görüyorum.
Ömer: Hemen karar verme.
Halil: Polis memurunun biri, eli tabancasının üstünde bana doğru yaklaşıyordu. Sonra bir çağrı aldılar birdenbire sorun ortadan kalktı. İşi şansa bırakamayız.
Jack: Harekete geçiyorum.Bizi bölgeye götürmeyecek. Şu an yapabileceğimiz en iyi şey onu canlı yakalamak ve konuşturmak. Tüm birimler, harekete geçin.Tekrarlıyorum harekete geçin. Tamam onu görüyorum.
15. mil tabelasının oraya engel koyun.
Halil: Seninle çalışmak benim için bir onurdu, Omar.
Ömer: O onur bana ait Kalil.
Edgar: Aman Allahım.Başka bir araçla kafa kafaya girdi. Elimizdeki tek ipucuydu.
Curtis: Sana her baktığımda Edgar'la konuşuyor olduğunu fark ettim. Ne hakkındaydılar?
Marianne: Sadece işimi öğreniyordum Curtis.
Curtis: Bugün insanların üzerinden kariyer yapma günü değil Marianne. Düşünmen gereken tek şey, Heller'ın halkın gözleri önünde idam edilmesini durdurmaya yardım etmen olmalı.
Marianne: Haydi ama, Curtis.Bana biraz şans tanı.
Curtis: Kapa çeneni. Nasıl düşündüğünü biliyorum. Herkesi rahat bırak ve bugünü atlatmamız için bize yardım et.
Rupert: bir sorun var. Ekiplerin bölgeye varmaları yayını engelleyebilecekleri süre içerisinde olmayabilir ve zamanında ulaşabilseler bile Bakan Heller'ın kurtarma harekatı sırasında öldürülme ihtimali var.
Başkan: Hatalı olduğunu ümit etmekten ve dua etmekten başka bir seçeneğimiz yok.
Rıbert: Bir seçeneğimiz var. Bakan'ın ölümü üzücü olacaktır. Ama Amerikan topraklarındaki bu idam bütün dünyaya yayınlanması bu daha da kötü olacaktır. Ülke açısından büsbütün bir aşağılama olacaktır. Belki de tarihimizdeki en kötü şey.
Başkan: Bunun çok iyi bir şekilde farkındayım, Robert.Ama elinde bazı çözüm yolları olmadığı müddetçe bu konuşmanın asıl amacını anlayamıyorum.
Robert: Çözüm:Öncesinde bir saldırıda bulunmak. Bölgeyi zamanında öğrenip yok ettiğimizi var sayın.
Başkan: Kendi Savunma Bakanı'mızı mı öldüreceğiz?
Robert: Düşmanlarımızın, onun ölümünü bir halk gösterisi yapmalarının önüne geçmek. Eninde sonunda öldürülecek.
Başkan: Jim Heller iyi bir arkadaş. Görünüşümü kurtarmak için onu öldürmemi mi bekliyorsun?
Robert: Sizin görünüşünüzü değil efendim. Ülkenin. Eğer bu durum için yetersiz gözükürsek daha fazla saldırmalarına izin vermiş olacağız. eğer bu şekilde konuşuyorsam, efendim, Jim Heller'ı yıllardır tanıyor olduğum için
ve eğer burada olsaydı, bu planı destekleyecek ilk kişi olacağı içindir
Başkan: Halk bunu asla kabul etmez.
Robert: Halk, Bakan'ın, tüm dünyanın gözleri önünde idam edilişine izin vermemizden daha makul bir şekilde, kurtarma harekatı sırasında öldüğünü bilecek.
Karen: Kocam ve ben Behrooz'u çok seviyoruz. Nezaketin ne demek olduğunu bilen birkaç delikanlıdan biri. Debbie'yi arıyorum.
Dina:Bu kocam Navi. Bu Debbie'nin annesi.
Navi:Çok sevimli bir kız
Karen:teşekkür ederim. Cildiyecimizin ofisinden bir çağrı aldık. Bu sabahki randevusunagitmemiş. Burada mı?
Navi: onu dünden beri görmedik.....
Karen:Bu onun telefonu. Zil sesini biliyorum.
Navi: Bir çok telefon bu şekilde çalar Bayan Pendleton.
Karen: Hayır, bu zil sesini özellikle indirdi. Bu onun favori şarkılarından biri. Hayır, bu kesinlikle onun telefonu.
Behroz: Bayan Pendleton. Benim telefonumdu. Debbie ve ben çıkmaya başladığımız sırada aynı zil sesini indirdik.
Erin: Konumun nedir?
Jack: Erin, bölgedeyim.
Erin: Jack, geri çekil.
Jack: Sen neden bahsediyorsun?
Erin: Deniz kuvvetleri zamanında yetişemeyecekler. Başkan binayı bir füze saldırısıyla yok etmek istiyor.
Jack: Bakan ve kızı içerideyken mi?
Erin:Evet
Jack: Beni Başkan'a bağla.
Erin: Jack, ona kendim anlatmaya çalıştım. Üzgünüm. Bölgeden ayrılman gerekecek. Jack, oraya yalnız başına gitme. Jack, konuş benimle. Hava saldırısı emri verildi bile. Çık oradan.
4x07-01:00 p.m.-02:00 p.m.
Jack: Efendim, Audrey kimliği teşhis edebilecek tek kişi.
Heller: Eğer başına bir iş gelirse, Jack bizzat seni sorumlu tutacağım.
Audrey: Bak, sen ve ben artık beraber değiliz.
Paul: Bunu çözmeye çalıştığımızı düşünüyordum.
Audrey: Evet, denedim, ama sen ertelemeye devam ettin. Ben de pes ettim.
Paul: 9 aydan daha fazla bir süredir beraber değiliz.Artık, hiçbir şeyi çözmeye çalışmıyoruz.
Jack: Bay Raines, lafınızı böldüğüm için özür dilerim.
Paul: o benim karım.
Audrey: Paul, lütfen.
Jack:İzninizle
Paul: O benim karım. Bunu unutma.
Paul: Audrey ve Jack Bauer hakkındakileri biliyor muydun?
Heller: Bir saat öncesine kadar bilmiyordum.
Paul: Şey, söylemem gerekiyor gözünün önünde flört ediyorlardı.Bu oldukça yakışıksız, değil mi?
Heller: Bak bu konuda neler hissettiğini anlıyorum ama sen ve Audrey neredeyse bir yıldır ayrıydınız. Paul, üzgünüm ama o yetişkin bir kız. Canının istediğini yapabilir.
Paul: Yaptığı şey kalbimi kırıyor.
adamJack Bauer ve Audrey Raines öldürüldüklerinde CTU, bulundukları yeri içeriden birilerinin sızdırdığını anlayacaktır.
TaylorTamam. Ne yapayım?
adamŞüpheleri başka yöne çek.
TaylorTamam
Dina: Peki ya Behrooz? Oğlumuzdan ne haber?
Navi: Şu an güçlü olmamız gerekiyor. Bu iş bittiği zaman onun yasını tutacağız.
Dina: Emri sen mi verdin?
Navi: Behrooz kendini adamış değildi. Bize karşı gelmesi an meselesiydi.
Dina: Tarık’a onu öldürmesini emrettin. Bizim oğlumuzu öldürmesini.
Navi: Tarik nerede?
Dina: Behrooz onu öldürmüş.
Navi: Bu imkansız.
Dina: Onun güçsüz biri olduğunu düşündüğün için mi? O güçsüz değil.
Navi: Yapılması gerekli olan şeylerin yoluna hiçbir şey çıkamayacak. Ne o, ne de sen.
Edgar: Bunu yapmamam gerekiyor, Curtis.
Curtis:Neden?
Edgar: Bayılabilirim. Midem bulanıyor gibi hissediyorum. Kan şekerim düşüktür.
Curtis: Sadece Driscoll ve Heller.
Edgar: Driscoll de mi içeride?
Heller: Sadece, eğer müdahale etmen yüzünden çekirdekler bozulursa zararın ne olacağını söyle.
Edgar: Eğer bir hata yaparsam, bazı reaktörlerdeki nüve erimesini hızlandırabilirim. Bu galiba kötü bir fikir.
Belki de bunu yapmamamız gerekiyor.
Heller: Fakat eğer başarılı olursan, reaktörlerin kontrolünü yeniden eline geçirebilir misin?
Edgar:Evet
Heller: Beni tam olarak ikna edemedin, Edgar.
Edgar: Bakın Sadece birazcık gerginim. Ama eğer yapabilirim diyorsam, yapabilirim.
Behruz: Böyle şeyleri yapmak, yanlışlar, anne. Bunu şimdi anladım.
Dina: Bunun hakkında daha fazla düşünme. Artık güvende olacaksın.
Behruz: Ama düşünüyorum. Belki de polise gitmeli ve bildiğim her şeyi onlara anlatmalıyım.
Heller: Oğluma yaklaşık üç saat işkence ettiniz ve sonuçta kazandığınız hiçbir şey mi?
Curtis: Emri siz verdiniz, efendim.
Richard: Senden nefret ediyorum. Seni tekrar görmek istemiyorum.
Heller: Lütfen milyonlarca insanın hayatından sorumlu olduğumu anla.
Marvan: Bize zarar vermeden önce kadının ve çocuğun yakalanacağından emin olun.
Navi: Teşekkür ederim. Teşekkür ederim, Marvan.
Marvan: Bugün her ne olursa olsun,bunun hesabını vereceksin.
Taylor: Curtis, Audrey gözetim videosundan birini tanır tanımaz onu doğrudan benim sistemime göndermeni söylememi istedi.
Jack: Niçin bana kendisi söylemiyor?
Taylor: Hala geriye kalan güç santrallerini kapatmaya çalışıyorlar ve geriye kalan herkes bu konu üzerinde çalışıyor.
Audrey: CTU'yu aramamız gerekmez mi?
Jack: Hayır, CTU'da köstebek var. Burada olduğumuzu bilmelerinin tek açıklaması bu.
Audrey: CTU'da köstebek olduğunu söylediğini sanıyordum.
Jack:Evet öyle
Audrey: O halde kimi arıyorsun?
Jack: Şu an güvenebileceğim tek kişiyi.
Tony:İyi misiniz?
Jack: Evet.İyiyiz
Erin: Edgar, neler oluyor? Neden hâlâ kapatılmayan reaktörler var?
Edgar: Reaktörlerden 6'sının diziyi öldürme bağışıklılığı var. Dobson yükleyicisi çoktan
sistemlerini ele geçirmiş durumda.
Heller: Bu 6'sı eriyecekler mi?
Edgar: Kapatma kodları tamamen etkisiz kaldı.
Heller: Bauer'la temasa geçin. Ya yükleyiciyi planlamadan sorumlu olan insanları buluruz. ya da nükleer bir felakete doğru sürükleniyoruz.
4x09 - 03:00 p.m. - 04:00 p.m
Curtis:onun bela olduğunu ve burada çalışmasına izin vermenin bir hata olduğunu söylemiştim.
Erin:Hayır. Onunla çalışmaktan rahatsız olduğunu söylemiştin. Bir ajanla ilişkiye girdiğini söylememiştin.
Curtis: Bunu nasıl bilebilirdim, Erin?Bana bu kağıdı oynama.
Erin: Güzel, o halde sen de sana söylemiştim tavrıyla içiri girme.
Curtis: İkimizin de, Bölüm'ün gözleri önünde yetkilerimizi tehlikeye atmamızın bir anlamı yok.Katılıyor musun, katılmıyor musun?
Erin:Katılıyorum
Curtis: Marianne itimatını kanıtlayan harika bir iş çıkardı.Tek yapmamız gereken, buraya gelmeyi nasıl
başardığı hakkındaki detayları atlamamız.
Erin: Birilerinin, bir şeyleri bana karşı tehdit unsuru olarak kullanmalarından hoşlanmam.
Curtis:Bende
Erin: Dosyaları ayarlaman ne kadar sürer?
Curtis:İki dakika
Erin: Bölüm'ü 5 dakika içinde arayacağım.
Tony: Ctu destek kuvveti burada.Bana artık ihtiyacın yok.
Jack: Bu işi benimle beraber yapmanı istiyorum.
Tony: İnceliğin için teşekkürler, Jack fakat egomu tatmin etmen gerekmiyor.
Jack: Tony, bu seninle alakalı değil.Eğer yükleyiciyi bir saat içinde bulmazsak 6 adet çok önemli nükleer felaket gerçekleşecek.Bu yüzden lütfen, arabaya bin. Gidiyoruz.
Jack: Tony Almeida'yı hatırlıyor musun?
Lee:Evet ama onun burda ne yaptığını anlamıyorum.
Jack: Buraya gelmesini ben istedim.
Lee: Sahada olma yetkisi yok.
Jack:İlk önce bu kapıdan içeri gireceğim.Onun da bana destek olmasını istiyorum.
Lee:İyi
Lee: Bana emir vermeye hakkı yok.
Jack: buraya gel.Doğru olan şeyi yaptı.Kadın kendini öldürmeye niyetliydi. Bize zorlamayla bir şeyler söylemeden, ölecektir.
Lee: Diğer reaktörler kritik duruma gelmeden önce onu konuşturmamız gerekiyor.
Jack: Konuşturacağız.
Lee: Aklından ne geçiyor?
Jack: Bir koz bulmamız gerekiyor...... Almeida hakkındaki endişelerini anlıyorum fakat benim için, lütfen ona bir şans ver.
Lee: Tamam, Jack.
Navi: Bu işe bulaştığın için özür dilerim, Naseem.
Naseem: Neye bulaştığım için?Neler oluyor?
Navi: Behrooz uyuşturucu kullanıyor olabilir.Daha da kötüye gidiyor.
Naseem:Üzgünüm
Navi:Bende
Edgar: Bu kumandanın numarası.Düşündüm de, belki, eğer onu kendiniz ararsanız.Bakın, özel muamele istemekten nefret ederim.Bu normalde yaptığım bir şey değildir ama o benim annem.
Audrey: Hiçbir şey için söz veremem.
Jack: Eğer bütün reaktörler erirse yüzbinlerce insanın öleceğinin farkındasın.
Dina: Her savaşta kayıp olur.
Jack: Bu insanların senin savaşından haberi yok.Bu insanlar suçsuz
[b]Dina[b] Hiçkimse suçsuz değil.
Jack: Buna gerçekten inanıyor musun?
Dina: Senin inandığın şeye inandığın kadar güçlü bir şekilde. Fakat, asla anlamayacağın bir şeyi açıklamaya çalışarak senin ya da benim vaktimi boşa harcamayacağım.
Jack: Belki de sandığından daha fazlasını anlarım.
Dina:Bundan şüpheliyim
Jack: Bugün, savaşına olan bağımlılığına karşı, meydan okuma gibi bazı şeyler yaşandığını biliyorum.Oğlunun bir kayıp olmasına razı değildin.Bu yüzden vuruldun. Onu babasından korurken.Bunu anlıyorum.Oğlunun tehlikede olmasını
izlemenin nasıl olduğunu ve bu konuda hiçbir şey yapamamanın nasıl çaresiz hissettirdiğini bilirim. Şu an, Behrooz dışarıda tek başına ve ikimiz de biliyoruz ki uzun süre yanlız kalmayacak.Babası onu bulacak ve öldürecek.Başka bir seçenek daha var. Eğer yükleyiciyi bulmamıza yardım edersen biz oğlunu koruyacağız.
Dina: Böylece hayatının geri kalanını hapiste mi geçirecek?
Jack: Hayır, böylece bütün bunlardan sıyrılıp davadan muaf tutulur.
Dina:Nasıl?
Jack: Bayan Araz, oğlunuzun yaşı küçük.17 yaşında.Oğlun için, Birleşik Devletler Başkanı tarafından imzalanmış, yasal bir bağlayıcı bağışlama alabilirim.
Dina: Bunu yapma yetkin yok.
Jack:Başkan'a ulaşabilirim.Eğer bize, yükleyiciyi zamanında bulmamızı sağlayacak olan bilgiyi verirsen eminim, Başkan bağışlamayı imzalayacaktır.ve başka bir reaktör eridiği anda bu teklifin süresi dolar. Beni anlıyor musun?Çok fazla zamanın yok.Ben olsam bunu düşünürdüm.
Dina: Bana belgeyi gösterin,istediğiniz şeyi bulmanıza yardım edeyim.
Başkan: Jack, benden, bir teröriste merhamet etmemi istiyorsun.
Jack: Sayın Başkan, üzgünüm fakat başka bir seçeneğimiz olduğunu sanmıyorum.
Başkan: Profesyonel deneyimlerime dayanarak, bu kadının isteklerini yerine getirmemiz gerektiğini düşünüyorum.Onunla anlaşmayı denedin mi?
Jack: Zamanımız yok.Eğer yükleyiciyi bulmazsak yaklaşık iki saat içinde,beş nükleer reaktör kritik duruma geçecekO elimizdeki tek bağlantı.
Başkan: Bu konuda huzursuzum, fakat kararına güveniyorum.Belgeyi göndereceğim.
Jack: Teşekkür ederim, Sayın Başkan.
Başkan: Belgenin bağlayıcı olmayacağından emin olun.
Audrey: Binlerce insanın Şehirlerarası trafikte sıkışmış olması.Polis ve Ulusal Korunma'nın onları
nakletmesi çok fazla güç kaybettiriyor.
Edgar: Yani, yaşlı bir kadını kim umursar ki.
Audrey: Kaynaklarını, maksimum sayıda hayat kurtarmaya harcamak zorundalar.
Edgar: Eğer annem zengin veya politikacı olsaydı onu kurtarmanın bir yolunu bulurlardı.
Edgar: Anne, her şeyi deniyorum. Sana yardım etmesi için oraya kimseyi gönderemedim.Elimden geleni yaptım. Gerçekten.
Annesi: Eminim yapmışsındır, yavrum. Sorun yok......... Ne yapacağımı biliyorum.
Edgar: Anne, yapabileceğin hiçbir şey yok.Kapının altını havlu ile tıkayamazsın.
Annesi: Bahsettiğim şey bu değil, Edgar.
Edgar: Ne demek istiyorsun?
Annesi: Haberlerde, radyasyon zehirlenmesi hakkında konuşuyorlardı.Bu yaşamak istediğim bir şey değil.....Harika bir evlattın Edgar. Bana ve babana bir armağandın.
Erin: Şu an bir seçim hakkın var.Ya kurallara uyarsın ya da kendini hücrede bulursun.
Edgar: Annemin hayatını kurtardığım için beni tutuklayacak mısın?
Erin: Edgar, eğer dediklerin doğruysa annen için yapabileceğin bir şey yok demektir.Fakat diğer binlerce insanın hayatlarını kurtarabilirsin.Diyelim ki annen şimdi burada olsaydı...Ne yapman onu gururlandırırdı?Sence ne yapmanı isterdi?
Edgar: Yardım etmemi isterdi.
Erin: O halde, sence yardım etmeli misin?
Navi:Kalbimi kırdın Behruz
Behruz: Eğer beni öldürürsen annem onlara her şeyi söyleyecek.
Navi: Kimlere?
Behruz: Polise. Onlarla birlikte.
Navi: Sana inanmıyorum.
Behruz: Bu gerçek.Güvende olmamı istiyor ve, eğer beni öldürürsen yaptığın her şeyi boşa çıkaracak.
Navi:Yalancı
Behruz: Eğer bana inanmıyorsan dışarıya bak. Beni almaya geliyorlar.
Behruz: Senden nefret ediyorum.Her zaman senden nefret ettim.Sana bunu söylemememin sebebi senden korkuyor olmamdı.Fakat artık senden korkmuyorum.
Navi:Gir içeri
Behruz: Canın cehenneme.
Navi:Gir içeri
Dina: Kocam pazarlık yapmaz.
Jack:Neden?
Dina: Yapması gerekmiyor.Oğlumun güvenliği karşılığında size yardım etmeyi kabul ettiğimi anlamış olmalı.
Tony: onunla birlikle aşağıda sonsuza kadar bekleyemez.
Dina: Beklemeyecek. İki saat içinde bütün reaktörler kritik duruma gelecek.Daha sonra, size söyleyeceklerimin ve oğlumu öldürmesinin bir anlamı kalmayacak.Size sadece, onun hayatını kurtarırsanız yardım ederim.Davamıza inanıyorum ve eğer oğlumu kurtaramazsanız reaktörlerin erimesinden memnuniyet duyarım.
Jack:Erin duydun mu?
4x11
Jack: Sanırım, kocanı sorgularken odanın dışında olman daha iyi olur. Destek ekibiyle birlikte dışarıda bekleyebilirsin.
Audrey: Ona ne yapacaksın?
Jack: Her ne yapmam gerekiyorsa.
Audrey: Burada kalıyorum.
Jack: Bana bak, Paul.Bana bak
Paul: Sana söyleyecek bir şeyim yok.
Jack: Bilmen gereken şey şu, Paul.Erimenin eşiğinde olan 5 nükleer santral var.Şu an ilgilendiğim tek şey bunun olmasına izin vermemek.Chatsworth'daki, teröristlerin bu günkü saldırıyı planladıkları binanın kira kontratında ismin vardı. Bu seni baş şüpheli yapar. Sana da onlardan biriymişsin gibi muamelede bulunacağım. Bunu anlıyor musun?
Paul: İsmim en az elli farklı kira kontratında bulunur.10 tane farklı şirketim var.Chastworth'daki binadan falan haberim yok.
Jack:Sana inanmıyorum. Bu binanın kira kontratı tasdik edildi.Senin isminin bulunduğu belgeler var.CTU imzanı doğruladı.Paul, benimle hemen konuşmaya başlaman gerekiyor.
Paul: Sana söyleyecek bir şeyim yok.
Audrey:Jack Paul'un bu ülkeye ihanet edeceğine inanmıyorum.
Jack: Şu an Paul baş şüpheli, benimle işbirliği yapmıyor. Bunu başka bir yoldan yapacak zamanım yok.Tam olarak emin olmak istiyorum. Paul Bu seni incitmeye başlamadan önce benimle konuşmak için son şansın.Bana Chestworth'daki 24878 Alvert Caddesi'nden bahset.Neden ismin kira kontratında bulunuyordu?
Audrey:Jack lütfen
Jack: Audrey, lafımı kesme.Eğer dışarı çıkmak istiyorsan çık.Neden ismin kira kontratında bulunuyordu?
Paul: Blöf yapıyorsun.
Jack: Bu bilgiyi istiyorum, Paul.Hem de hemen istiyorum.Haydi Paul, konuş benimle.Teröristlerle bağlantın ne?
Audrey:Jack lütfen yapma
Paul:Tamam tamam. Bahsettiğin binayı tam olarak bilmiyorum.Ama öğrenebilirim.
Jack:Nasıl?
Paul: Şirket kayıtlarım dizüstü bilgisayarımda kayıtlı.Eğer bu adres benim üzerimdeyse orada görünecektir.Belki de tanımadığım birileri işin içindedir.
Jack: Kullanıcı adın ve şifren ne?
Paul: Eğer ben yaparsam daha çabuk olacaktır.
Jack: u işe bulaşmadığına inanmamı mı istiyorsun, Paul?Kimin bulaştığını göstersen iyi edersin.
Jack: Harris Barnes kim?
Paul: Hatırlamıyorum.
Jack: Ne demek hatırlamıyorum?
Paul: 30'dan fazla şirketin ortağıyım.Onların çoğuyla bizzat anlaşma yapmam.
Jack: Bana isminin nasıl kira kontratına girdiğini açıkla Paul.
Paul:Bilmiyorum
Jack: Asla tanışmadığın birisiyle yüzbinlerce dolarlık bir iş anlaşması yaptığına inanmamı mı bekliyorsun?
Paul: Evet. Avukatım onların çoğunu idare etmesini
Jack:Sana inanmıyorum Paul
Audrey:Jack bu mümkün. Paul, bir çok anlaşmasını avukatı üzerinden yapar.
Paul: Erkek arkadaşın rozetli bir cani.
Audrey: Paul, kira kontratında neden ismin var?
Paul: Bir saat önce burada oturuyordum ve beni tekrar istemediğin için kendimi üzgün hissediyordum.Ve şimdi de benim bir terörist olduğumu mu düşünüyorsun?Senin ve babanın kaçırılması olayıyla ilgili bir şeyler yaptığımı mı düşünüyorsun?
Audrey: Artık neye inanacağımı bilmiyorum.
Sara: Interpol, izini geriye doğru sürdü ve bu kimliği geçmişte yabancı uluslardan kişiler tarafından kullanıldığını buldu.
Jack: En son kim kullanmış?
Sara: Habib Marwan isimli biri.
Jack: Tamam, onu bulmamız gerekiyor.
Sara: Sanırım zaten bulduk.
Jack: Ne demek istiyorsun?
Sara: Marwan bu Harris Barnes ismi Los Angeles'ta birçok ofisin kira kontratında kullanmış.Aynı adresin bir saat önce Marianne Taylor tarafından verildiği görünüyor.O ve Curtis şu an oradalar.
Tony: Senin de en az kocan kadar işiniçinde olduğunu biliyoruz.Bize yardım etmenin tek sebebinin
oğlun olduğunun farkındayız.İnan bana, ona nasıl davranacağımız fikrini değiştirmemiz için henüz geç değil.
Dina: Navi bahsederken duyduğum bir kaç kişinin ismini biliyorum.Ne istediğini biliyor olabilirler.Ama onları nasıl bulacağımı bilmiyorum.
Tony: Habib Marwan kim?
Dina: Birkaç kez Navi'nin onunla konuştuğunu duymuştum.Bir mühendis.Bunun dışında, bilmiyorum.
Adam: CTU Ajanı bu katta kaybolmuş.
Marvan: Nasıl kaçmış?
Adam: Adamlarımızdan ikisini öldürmüş.
Marvan: Yükleyicinin binada olduğunu biliyor mu?
Adam: Sanmıyorum, ve öğrenmemesi gerekiyor. Çıkışları tuttuk.
Marvan: Bütün hatları kes.CTU ile haberleşmemesi gerekiyor.
Paul: Audrey, sana zarar verebilecek bir şeye asla bulaşmayacağımı bilmeni istiyorum.
Jack: Marwan'ın iş yapabileceği o kadar insan varken, gelip de seni mi buldu?Bu çok talihsiz bir tesadüf, Paul.
Audrey: Babamla bağlantısı olduğu için mi Paul'u seçtiler?
Jack:Bu, onlar için babanın kaçırılmasını daha da kolaylaştırır.
Paul: Yani Marwan beni Audrey'in babasına ulaşmak için mi kullandı?
Jack:Bir ihtimal
Paul: Bugün, babasının veya Audrey'in nerede olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu.Kaçırılma olayındaki bilgiyi benden almış olamazlar.
Jack: Seni Audrey'in babasıyla olan ilişkin veya başka bir şey için kullanmış olmalılar.Belki de gelecekteki başka bir plan içindi, beklenmedik bir plan için.
Tony: Danny, buraya gelebilir misin, lütfen?Bu odadaki bütün ses ve görüntülerin bağlantılarını kesmeni istiyorum.Teşekkür ederim.
Dina: Ben salak bir kadın değilim.Bununla neyi kanıtlamaya çalışıyorsun?
Tony: Hiçbir şeyi kanıtlamaya çalışmıyorum.Sadece söyleyeceğim şeylerin kaydedilmesini istemiyorum.
Dina: Sana inanmıyorum.
Tony: Aç kapıyı.Herkes dışarı.Çık dışarı, hemen.Herkes, Erin.Eğer derhal bütün gerçekleri söylemezsen oğlunu korumak için yaptığın anlaşma sona erecek. Ve oğlun cinayet ve vatana ihanet suçlarından hapise gidecek.
Dina: Bunu yapamazsın.Başkan bir anlaşma imzaladı
Tony: Eğer o anlaşma, bu ülkeyi koruyacak olan şeylerin önüne geçiyorsa sence Başkan bunun arkasında durur mu?Onu yırtıp atacak ve oğlun hayatınıngeri kalanını bir hapishanede geçirecek.Sana hapis hakkında bazı şeyler söyleyeyim mi? Hapsedilme şartlarını baz alırsak sana şunu söyleyebilirim ki Behrooz'a intihar etmeden önce 3 ay veriyorum.Bu arada Ona ne olduğu hakkında tek bir kelime bile duymamanı sağlamayı kişisel görevim haline getiririm. Asla!
Dina: Bekle.Habib Marvan, Birleşik Devletler'deki bizim örgütümüzün bilgi verdiği adamdı.
Tony: Bizim örgütümüz dedin.Başka kaç tane örgüt ona bağlıydı?
Dina: Bilmiyorum.
Tony: Ama başkaları da var?Kaç tane?
Dina:Söyledm bilmiyorum. Örgütler, bir diğeri ile bağlantıda değiller.Marwan, bu şekilde daha güvenli olacağını söyledi.
Tony: Peki ya yükleyici?Şu an onun elinde mi?
Dina:Kesinlikle
Tony:Niye kesinlikle?
Dina: Programcılarınız erime dizisine müdahale etmeye çalışıyorlar.Marvan onları durdurma yeteneğine sahip olan tek kişi.
Tony: Ve bunu, yükleyiciyi bizzat kendisi kontrol ederek mi yapıyor?
Dina: Aynen öyle.
Curtis: Marvan kim?Kim o?Yükleyici onda mı?
adam:evet
Curtis:Nerde o?
adam:Üst katta
Curtis:Sarah, ben Curtis.Driscoll nerede?
Sara: Curtis, nerelerdeydin?Sana ulaşmaya çalışıyorduk.
Curtis: Hala Rockland Binasındayım.Sarah, dinle beni.Marianne öldü.Eminim destek kuvvet ekibimiz de ölmüştür.Yükleyici burada.
Sara: Jack şu an oraya geliyor.
Erin: Bir çocuk gibi davranmayı kestiğin zaman sana ne yapman gerektiğini söylemeyi bırakacağım.
Maya:ne?
Erin: Beni duydun.Bu dünyada, senin dışında problemi olan insanlar da var.Şimdi, kendini toparlayacak mısın yoksa güvenliği çağırıp, seni hapsetmelerini mi söyleyeyim?
Maya:Çok gülünçsün, bunu biliyor musun?
Erin: Benimle bu şekilde konuşmana izin vermeyeceğim... Seni eve götüreceğim ama öncelikle, bitirmem gereken şeyler var. Anlaştık mı?
Maya:evet
Erin:işte benim kızım
Jack:İyi misin?
Curtis: Evet. Marwan ile adamlarından biri arasındaki konuşmaları duydum.15 dakikadan az zamanımız var.
Curtis: Yükleyiciyi buldum. Edgar'ı bağla.
edgar: Ben Edgar Stiles.Yükleyici bağlantı halinde mi?
Curtis:evet
edgar:11.kanala gönder
Curtis: Yapamıyorum.
edgar: Ne demek yapamıyorum?
Curtis: Büyün alanlar yazmaya karşı koruma altında.
edgar: Bunun olmaması gerekiyor.Eğer doğrudan yükleyici takılmışsa istediğin her şeyi yapabilmen gerekir.
Curtis: İyi de, sana kilitli diyorum.Ne yapmamı istiyorsun?
adam: Bayan Driscoll, klinik az önce aradı.
erin: onlara beklemeleri gerektiğini söyle.
adam: Ama bunun önemli
erin: Başlatma şimdi kliniğe. Edgar, zamanımız azalıyor.Eğer bir şeyler yapacaksan, hemen yap.
edgar: Curtis, bir kısayol tuşu olmalı.
Curtis: Burada bir sürü tuş var, Edgar. Rastgele kombinasyonları deneyemem. Çok fazla zaman alır.
edgar: Sırayla fonksiyon tuşlarına bas.Aktif olan birine bastığın zaman, ekrarın altında durum ekranı çıkacaktır.
Curtis:F5
edgar: Güzel, ona basılı tutarak ESC'ye bas.
Curtis: Hiçbir şey olmuyor
edgar: F5, Shift, ESC'yi dene.
Curtis: Tamam, cevap alıyorum.
edgar: Güzel. 11. kanalı gönder. Acele et.
curtis: Edgar, 3 tane santral erime sürecindeler.
edgar: Cevap vermeye başladı.
sara: Geriye kalan bütün güç santrallerindeki sıcaklık düşüyor.
heller:tebrikler Edgar. Harika iş, Erin.
erin: Teşekkür ederim, efendim.İzninizle.
Jack: Bütün CTU ajanları.Marvan CTU görevlisi kılığında.Tekrarlıyorum, şüpheli CTU görevlisi kılığında.Solarz, beni duyuyor musun?
4x12
Jack: Curtis ikinizi CTU'ya geri götürecek.
Audrey:Pek ya sen?
Jack: McLennen-Forster'a gitmem gerekiyor.
Audrey:Ne için?
Jack: Aradığımız adamın orada çalıştığı ortaya çıktı.
Paul: Bilgisayar sistemlerine girmen gerekecek mi?
Jack:Evet
Paul: Tamam, ben de seninle geliyorum.
Jack:Neden?
Paul: IT sistemlerini onlara, şirketim sattı.Sistem tahlilcisiydim.Askeri güvenliklerini kodlayıp veritabanlarını dizayn eden kişi benim.
Jack: McLennen-forster'ın çalışanları orada. Marvan'ın dosyalarını almamıza onlar yardım edecekler.
Paul: Evet ama, o adamların bile bilmediği sistemdeki gizli yerlere ulaşmanı sağlayabilirim.
Jack:Peki.Sen benimle gel. Audrey, senin Curtis'le kalmanı istiyorum.Bana cep telefonumdan ulaşabilirsiniz.Gidelim.
Edgar: Herkese neyi haber verirsin
Sarah: Driscoll'un kızı kliniğimizde intihar etmiş.
Edgar: İntihar mı etmiş.Bunu nasıl yapabilir ki?
Sarah: Bileklerini kesmiş.
Edgar: Hiç mantıklı değil.İzleniyordu.
Sarah: Bilmiyorum, Edgar.Orada değildim
Edgar: Sadece sesli düşünüyordum.Bu kadar kaba olman gerekmiyor.
Heller:Allahaşkına Erin
Erin: Sistemlerimiz değişiklik durumundalar, bu da benim mutlaka burada bulunmamı gerektirir.Ne kızımın ölümünü inkar ediyorum ne de şoktayım.Siz, benim yerime uygun birini bulana dek görevlerimi yerine getirebilirim.
Sarah: Marwan, Harris Barnes takma ismiyle, son iki yıl boyunca McLennen-Forster'da üst düzey mühendis olarak çalışmış.Oradaki son projesi yükleyicinin gelişimini tasarlamakmış.
Tony:Bundan önce?
Sarah: İşte, bir araya getirdiğimiz geçmişi.İngilterede Master yapmış, daha sonra birkaç yıl, Londra'nın dışında bir şirkette çalışmış.Fakat bundan önce orada radikal olup olmadı belli değil.Fakat bildiğimiz bir şey var ki Birleşik Devletler'e geldiği günden itibaren yaptığı her şey bugün içindi.
Tony:Erin?
Erin: Özür dilerim, Tony. Soru neydi?
Tony: Sence Marwan üzerindeki saha gücünü ayırmalı mıyız?Marwan'ı arayan adamlarımızdan bazılarını alsak ama yine de %60'ı onu arasa nasıl olur?
Erin: Bu işe yarar mı?
Tony:Evet yarayacak
Erin:Tamam
Sarah: Az önce burada olan şeyi görmezden mi geleceğiz?
Tony:Neden bahsediyorsun?
Edgar: Erin Driscoll'dan bahsediyor.Odaklanamıyor.
Sarah: Burayı yürütüyor olmaması gerekiyor.
Edgar: Kızı birkaç dakika önce öldü.Ona biraz daha zaman ver.
Sarah: Biraz daha zaman mı?Edgar, ne zamandan beri zaman gibi bir lüksümüz var?
Edgar: o aptal değildir, Sarah.Buradaki tehlikenin farkında.
Tony: Haklısın Sarah.Zaman gibi bir lüksümüz yok.Yapacak işimiz var. Şu an bu iş,Erin Driscoll'un kaderini tartışmayı içermiyor.
Sarah: Bence Bakan Heller'a söylemeliyiz.
Tony:Hayır söylemiyoruz.henüz değil.
Audrey: Jack, bana bir söz verir misin?
Jack:Ne?
Audrey: Paul'a göz kulak ol.O senin gibi değil.Lütfen, Jack, ona dikkat edeceğine söz ver.
Jack:Tamam
Audrey: Teşekkür ederim.
Paul:Bak sana kızgın değilim
Jack:Kızgın olsan da seni suçlamazdım
Paul: Karımı çalmadın.Ayrılmıştık ve bu adil.Fakat onu benden almana izin vermeyeceğim.
Jack: Bunun sana kalmış olduğunu sanmıyorum.Ya da bana.
Paul: Hayır, belki de kalmamıştır.Fakat. Audrey'in hala bana karşı hisleri var.Sesinden anlayabiliyorum.Ve bu hisleri canlı tutabilmek için savaşacağım.
Jack:Elinden geleni ardına koyma
Heller: Şu andan itibaren benim yetkim altında CTU Los Angeles'ın müdürüsün.Yine de Bölge'yle irtibata geçip kalıcı birilerinin gönderilmesini istiyorum.
Tony:Anlıyorum efendim
Paul:Sorun ne?
Jack:birşeyler ters gidiyor.
mcLennen: John, bunu bir sır olarak saklamayacağım.Hükümetin bilmesine izin vereceğiz, derhal.
John: Efendim, eğer bunu yaparsanız kesinlikle bu şirketin sonu olacaktır.McLennen-Forster'ı sıfırdan kurdunuz.Elinizdeki her şey buna bağlı.Eğer bu öğrenilirse, isminiz, bugünkü yapılan her şeyin ortağı olacak. Terörizm, vatan hainliği.
mcLennen: Peki, ne yapmamı istiyorsun John, hükümete yalan söylememi mi?
John: Bakın, şu an bildiğim şeyi 24 saat önce biliyor olsaydım bugünkü saldırıyı durdurmak içinne gerekiyorsa yapardım.Fakat, artık yapabileceğimiz hiçbir şey yok.Kendimizi korumamız ve bu şirketi batmasını önlememiz hariç.Ki eğer, CTU Marwan hakkındaki gerçeği öğrenirse, bu gerçekleşecektir.
mcLennen: John, CTU dosyayı mahkemeye gönderecek.Gerçeği öğrenecekler.
John:Öğrenmeyecekler sana söz veriyorum. Eğer bize izin verirsen Conlin ve ben bununla ilgilenebiliriz.
mcLennen: Bu hiç hoşuma gitmedi.
John: Bay McLennen, tam olarak ulusal güvenlik prosedürünü ihlal ettik.Bu hapse gitmek demek olabilir.Kendimizi korumamız gerekiyor.
Jack: Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz, efendim.
mcLennen: CTU'ya nasıl yardımcı olabilirim?
Jack: Çalışanlarınızdan biri, Harris Barnes asıl adı Habib Marwan bugünkü saldırılardan sorumlu olan ve yükleyiciyi çalan teröristlerden biriydi.IT Sistemlerinizin bağlantı dışı olmasını istiyoruz böylece Paul, Marwan'ın dosyalarını inceleyebilecek.
mcLennen:Bunu yapabiliriz değil mi John?
Jack:Kesinlikle.Beni takip edin.
Heller: Karım Susan öldüğünde bununla tam olarak ilgilenemedim.Aslında, ertesi gün işe gittim.Hayat böyle diye düşündüğümü hatırlıyorum.Kendini üzgün hissetmeyi bırak.Üstesinden gel ve bununla birlikte yaşa.Birkaç hafta sonra, Suzan'ın öldüğünü bilmeyen eski arkadaşlarından birinin telefonuna cevap verdim.Kendimi Suzan öldüderken duyunca ne zaman ki bu kelimeleri kullandığımda bana dokundu. Unutmaya çalıştığım bütün acı beni boğdu.Erin, bunu içinde tutamazsın.Ağla, Tanrı'yı suçla kendini suçla ve sonra biraz daha ağla.Ve her zaman için, dostlarının sana yardım etmelerine izin ver. Bu çok kolay.Çok acı verici ve senin adına çok çok üzgünüm.
Audrey:Baba ben özür dilerim. Sadece geri döndüğümü söylemek istemiştim.
Erin: Eve gideceğim.Gitmelisiniz, kızının iyi olduğundan emin olun.
Curtis: Tony az önce CTU'un başına onu görevlendirdiğinizi söyledi?
Heller:Doğru
Curtis:Bu hiç mantıklı değil. Daha yeni, yeniden göreve getirildi ve ben komutada ikinci kişiyim.
Heller: Tony, Erin'in işini iki yıl boyunca yaptı.Onun, CTU'yu yönetme tecrübeleri var.Senin yok.
Curtis:Kusura bakmayın ama
Heller:Sakin ol Curtis. Bu, Bölge başka birini bulana kadar geçici olacak.
Paul: Marwan birçok dosyayı temizlemiş.
Jack:Ne zaman?
Paul:Silinme tarihleri gözükmüyor.
Jack: Bu, bugün silindikleri anlamına gelebilir.
Paul: Marwan bugün burada değildi.Yükleyici için Rockland'deydi.
Jack: Belki de başka birileri dosyaları silmiştir.
mcLennen:Bir şey bulabileckler mi?
John: Nerelere baktığını görebildiğim ve onun önünde kaldığım müddetçe suç içeren dosyaları silebileceğim.
mcLennen: Peki ya onun önünde kalamazsan?O zaman ne olur?
John: Başka seçenekler de var.
mcLennen:Ne seçeneği?
John: Bir EMP başlatacağız.
mcLennen: Puls bombası mı?Aklını mı kaçırdın sen? Bu binada bulunan bütün donanımı yok edeceksin. Bu bizi elektronik olarak sakat bırakır.
John: Olay da bu zaten.
Tony: Bak, Edgar,Erin çıkmadan önce güvenebileceğim tek kişinin sen olduğunu söyledi.
Edgar:Öyle mi söyledi?
Tony:Evet. Bu yüzden, eğer masana önemli olduğunu düşündüğün bir şey gelirse doğruca bana bildirmeni istiyorum, tamam mı?
Edgar:Tamamdır
Curtis: Burada aynı şeyi mi başarmaya çalışıyoruz yoksa bu mevkini sağlamlaştırmanla mı alakalı?
Tony: Mevkimi sağlamlaştırmam gerekmiyor.Zaten aldım. Fikrine saygı duyuyorum.Fakat, aynı fikirde
olmadığımız zamanlar olacaktır ve böyle bir şey olduğunda da, benim seçtiğim yolu takip edeceğiz.
mcLennen: EMP'yi başlattık. CTU, bir şeyler saklamaya çalıştığımızı anlayacak.
John: Tam olarak sayılmaz. Şüphelileri Marwan.Bunun arkasında onun olduğunu sanacaklar.
nette
Jack: Buradayım. Cep telefonu çekmiyor.
Tony: bulunduğun binanın dışında da çekmiyor.Neredeyse dosyaları yeniden oluşturdum.
Jack: Sabit çapta mı?
Tony: Hayır. Giderek büyüyor.
Jack: McLennen-forster askeriye için ölümcül olmayan bir silah geliştirmeye kılavuzluk ediyormuş.
Paul:Ne silahı?
Jack: Bir elektromanyetik puls bombası.Yayıldığında çapının içindeki, elektronik bileşeni bulunan her şey kızaracak.Işıklar, arabalar, bilgisayarlar.Bütün elektronik veriler kaybolacak.Sonsuza kadar yok olacak.
Paul:Ne kadar zamanımız var?
Jack: Bilmiyorum.
nette
Jack: Bu bir EMP. Bir şeyler bulduk.Bizi arıyor olmalılar.
Tony: Biliyoruz. Kaynağını bulmaya çalışıyoruz.
Jack: EMP'yi buldular.Engellemeye çalışacağım.Eğer engelleyemezsem çıktıları alıp, binanın önünde
benimle buluşmanı istiyorum.
Collin: Bay Conlin her şey yolunda mı?
Paul: Gördüğünüz gibi, elektrikle ilgili bazı problemlerimiz var.Jack az önce kontrol etmeye gitti.
Collin: Bir şeyler yazdırdığınızı gördüm.
Paul: Nereden biliyorsunuz?
Collin: Sizinle aynı anda sistemi biz de araştırıyorduk.Sizlere yardımcı oluyorduk.Bakmamda bir sakınca var mı?
Paul:Elbette yok. yazıcıdalar.
Collin: Hiçbir yere gidemezsin, dostum.Kapılar kilitli.Çıktılar nerede?
Sarah: Helikopterlerimizden biri düştü.
Tony: Derhal tıbbi yardım gönderin. Patlamanın dışında bulunan bütün saha ekiplerini ara. Jack ve Paul'u bulmamız gerekiyor.
Heller: Tony, yeri doldurduğun için sana teşekkür ederim.Bayan Dessler'ın yakınlarında bulunmanı ve ona yardımcı olmanı istiyorum.
Tony: Özür dilerim.Kim dediniz?
Heller: Michelle Dessler, onu tanıyor musun?
Tony:onunla evliydim.
4x13
Audrey: Aslında McLennen-Forster'ın saldırgan hareketlerde bulunması onlara karşı kanıt sayılır.
Curtis: Evet, ama ispat sayılmaz.
Audrey: Curtis, Jack veya Paul patlamadan zarar görmüş olabilir mi?
Curtis: Hayır, EMP sadece elektronik aletlere zarar verir.Ama bu güvende oldukları anlamına gelmez.
Jack: Çıktılar nerede?
Paul: Koridordaki bir odaya sakladım.
Jack: Canının yandığını biliyorum, fakat alıp buradan çıkmamız gerekiyor.Gidelim.
Jack: Yazılardan hiçbir şey anlamadım.Bunu CTU'ya götürmemiz gerekiyor.
Paul: Daha fazla dayanamazdım herhalde
Jack:Çok iyiydin
Heller: Tanımayanlar için, bu Michelle Dessler.CTU müdürü olarak, acilen yönetimi devralacak.Tony, Michelle gelene kadar idare ettiğin için teşekkür ederim.
Michelle: Tony?CTU ve Bölüm için giriş kodlarını istiyorum.Teşekkür ederim.
Tony: Benim ne yapmamı istiyorsun?
Michelle: Bölüm Habib Marwan ile bağlantısı olabilecek teröristlerin tamamlayıcı bir listesini gönderiyor.Yabancıların isimleri de dahil olmak üzere diğer ajanslar tarafından da şüpheli isimleri kontrol etmeni istiyorum.
Tony: Bana verdiğin bu şey, zamanımı en iyi değerlendirebilecek şeymiş gibi görünmüyor.
Michelle: Bunun yapılması gerekiyor. Ve bunu, senin yapmanı istiyorum.
Tony: Michelle, Jack ve Paul, bu krize son vermemize yardımcı olabilecek derecede önemli bir bilgiye sahip olabilirler.Onları bulmamıza yardım etmem gerekiyor.
Michelle: Seni en son gördüğümde, bir iş yapabilecek kadar, kafan yerinde değildi.
Tony: Bu altı ay önceydi.
Michelle: Senden yapmanı istediğim şey bu.Eğer hoşuna gitmiyorsa, istifa edebilirsin.
Audrey: Ajan Almeida ile ilgili bir sorun mu var?
Michelle:Hayır
Audrey: Bakan Heller, işteki kişisel anlaşmasızlıklara karşı aşırı duyarlıdır da.Geçmişinizi biliyorum.Evli olduğunuzu ve hayatını kurtarmak için kariyerini feda ettiğini biliyorum.Fakat, eğer bu bir sorun olacaksa..
Michelle:onun burada bulunması çalışmamı engellemez. Buna izin vermem. Şimdi, eğer Bakan Heller bunun hakkında benimle konuşmak isterse, daha çok memnun olurum.
asker: Federal bir ajanı öldürmemizi mi istiyorsun?
John: Kötü biri oldu.Teröristlere yardım etmeye ve şirketi bunun içine çekmekle başladı.LAPD, bu bölgeye hükmetmeye başlıyor.Bu yüzden eğer onlarla karşılaşmak istemiyorsak, bunu çabucak halletmemiz gerekiyor.
Jack: Adım Jack Bauer.Federal ajanım.
Safah: Yağmalanmayı engellememize yardım etmeniz için burda olmanız gerekirdi.
Jack: Elinizde hala dürbünlü tüfeğiniz var mı yoksa onları da mı aldılar?
Safah: Tezgahın arkasında var.
Jack:Göster
Safah: İlk vurulacak olan kişiler bizleriz çünkü, herkes Arap kökenli Amerikalı olduğumuzu biliyor.Fakat biz iyi yurttaşlarız.Bugün olanlarla hiç bir ilişkimiz yok
Naci: Sakin ol, Safah. Adamın umrunda bile değil.Bak, ne istiyorsan al ama bize iki silah bırak.Bir kez yağmacıları püskürttük fakat geri geleceklerdir.
Naci:Peşinizdekiler kim?
Jack: Terörist saldırılarıyla alakalı.Yetkililere ulaştırmam gereken kritik delillerim var.Peşimizde olan adamlar
bu karartmanın sorumluluları.Elektromanyetik puls bombası denen bir aleti patlattılar.Sekiz millik yarıçapta bulunan
bütün elektriksel aktiviteleri yok ediyor.
Naci: Yani bu gece yaşanılan her şey, yağma karartma, hepsi teröristler yüzünden mi?
Jack: Evet, ve elimde bulunan kanıt ileriki saldırıları, gerçekleşmeden engellemeye yardımcı olabilir.
Paul:Plan ne?
Jack: CTU, başımızın belada olduğunu biliyor.Onlarla bağlantıya geçemediğimizi de biliyorlar.Bu bölgeyi, uydu ve kızılötesinden görebilirler.McLennen-Forster'ın komandoları askeri bir helikopterle geldiler.CTU bunu uydudan görmüştür.Eğer yeterince büyük bir silahlı çatışma başlatabilirsek konumlarını bildirmek için, komandoları, telsiz frekanslarını kullanmak zorunda bırakabiliriz.
Paul: Ve CTU sinyali alacak mıdır?
Jack:evet
Paul: Yani sadece ikimizin, McLennen-Forster'ın ordusuyla çarpışmamızı mı istiyorsun?
Jack: Bulunduğumuz yer olarak avantajlıyız ve sadece CTU buraya gelene kadar onlara dayanmamız gerekiyor.
Safah: Kardeşim ve ben bunun hakkında konuştuk. Burada kalıyoruz.
Jack: Sizi, kendi yerinizi terketmeye zorlayamam. Fakat bunlar bir grup yağmacı değiller. Bu çok tehlikeli bir durum. Güvenliğinizi garanti edemem.
Safah: Anlamıyorsunuz.Yıllar boyunca, bu teröristlerin saldırıları için biz suçlandık.Biz bu civarda büyüdük.Bu ülke bizim yuvamız.Eğer bugünkü katliamın sorumlusu olan kişilerle savaşıyorsanız size yardım edeceğiz.
Heller: Aynı fikirdeyim.Başkan'ın, eğer daha uzun sürmezse en az bir saat daha havada kalması gerekiyor.Eğer ulusa seslenmek isterse bunu Air Force One'dan yapsın.
Heller: Bunun, senin açından ne kadar zor olduğunu tahmin bile edemem. Başka bir şey var, değil mi?
Audrey: Birkaç saat önce bir şekilde, Paul'un saldırılarla alakası olabileceğini düşündüğümüz sırada, Jack onu sorguladı ve Paul gurur meselesi yaptı bu yüzden direndi fakat Jack oldukça kabaydı
Heller: Bu onun işi. Emin olması gerekiyordu. Jack'in başka seçeneği olmadığına inanmak zorundasın.
Audrey: Biliyorum, sanırım bunu görmem şok etkisi yarattı. Her nasılsa, farklı biriymiş gibi göründü.
Heller: Böyle insanlara ihtiyacımız var, Audrey.
Audrey:Jack inanılmaz biri.Sadece
Heller: Fakat daha önce hissettiğin gibi hissediyor olduğundan emin değilsin, değil mi?
Audrey:onun gibi bir şey.
Sarah: Fakat hala halledilmesi gereken şeyler var.
Michelle: Ne gibi şeyler?
Sarah: Suçlamanın kaydımdan silineceğine dair söz verdi ve karşılık olarak 2 kademe yükseltilecektim.bu yüzden bunun gerçekleştirilmesini istiyorum.
Michelle: Buna bakarım ama bugün olmaz.
Sarah: Bana yapılanlar zorbalıktı. Eğer derhal bunun çözülmesi için bir şeyler yapmazsanız, doğruca Bakan Heller'a giderim.
Michelle: CTU'yu Bakan Heller yönetmiyor ben yönetiyorum. Ve sana işine geri dönmeni emrediyorum.
Sarah: Hatalı suçlanmamın silinmesi ve kadememin değişmesini sağlamazsanız, gitmem.
Michelle: İstasyon 1'e güvenliği gönderin.
Sarah: Güvenlik mi? Ne için?
Michelle: Kafası, işinde olan insanlara ihtiyacım var. Seninki başka yerde.
Sarah: Ha, yani beni kovuyor musun? Bunu yapamazsınız.Bana ihtiyacınız var.Aktif protokolleri değiştiriyorum.
Michelle:İdare ederiz. Lütfen Bayan Gavin'e binadan çıkarken eşlik edin. Giriş kartını aldığınızdan emin olun.
Sarah: Bunun için pişman olacaksın. Yemin ederim olacaksın.
Curtis: Zemindeki herkesin işi başından aşkın halde ve onun yerine geçebilecek yetenekte kimse yok. Yeniden düşünsen iyi olur.
Michelle:olmaz, ona güvenmiyorum.
Curtis: Peki ya Ajan Almeida? Michelle, onun yardımını kullanabiliriz ve bugün zaten yardımı dokunabileceğini kanıtladı.
Michelle: Ajan Almeida, lütfen 6. istasyona gelin.
Tony:evet
Michelle: Günün kalanında Ajan Stiles ve Manning'le beraber çalışacaksın.
Curtis: yapabileceğimiz en iyi şey onları çevreye yaymak ve Jack'in sinyalini beklemek olacaktır.
Tony: Bence bu hata olur.Ekiplerimizi bir arada tutmalıyız.Güçlü bir şekilde, karşılaşma için hazır olmalılar.
Michelle: Peki onları nereye koyacaksın?
Tony: McLennen-Forster Binası'na.Jack oradan fazla uzaklaşmayacaktır.Bak, onu yardım olmadan
bulamayacağımızın farkında.Bize, silahlı çatışma çıkartarak yardım edecektir.Jack'in nasıl düşündüğünü bilirim. Saldırıya geçtiklerinde teröristler telsizdeki sessizliklerini bozmak zorunda kalacaklar.Bunu yaptıklarında, sinyali takip ederek Jack'in nerede olduğunu bulabiliriz.
Curtis: Bile bile, komandolardan oluşan bir ekiple çatışmaya mı girecek?
Tony: Bu, bulunabilmeleri için en etkili yol.Ve bunun için hazır bulunacağımızı bekleyecektir.
Michelle:orjinal plana sadık kalın.Çevreyi kuşatın.
Tony:Michelle
Michelle: Eğer bütün ekiplerimizi tek bir yere gönderirsek ve yanılıyorsan, Jack ve Paul saldırıdan sağ kurtulamaz. Eğer çevreyi kuşatırsak onları kurtarmak için bir şansımız olabilir.
Audrey: Sanırım doğru kararlar veriyorsun, ama.
Michelle: Ama ne?
Audrey: Bence Tony'yle alakalı fikirlerini yeniden gözden geçirsen iyi olur.
Michelle:Nedenmiş?
Audrey: Bu sabah Jack köşeye sıkışmıştı.Ve kendisi için geleceğini bildiğitek bir kişiyi aradı, o da Tony'ydi.Tony hayatımızı kurtardı.
Michelle:Bunu bilmiyordum
Audrey: Daha sonra, Tony'le birkaç saat geçirdik.Bu doğru Tony'nin bir sürü meselesi var fakat yaptığı şeyde iyi ve onu, böyle bir günde kullanabileceğimizi düşünüyorum.Ve işin dışında hala seni önemsiyor.
Michelle: Tony, bak, bilmeni istiyorum ki.Birkaç dakika önce, tavsiyeni geri çevirmiş olmam, senin tavsiyelerine
değer vermediğim anlamına gelmiyordu.
Tony: Bana iltifat etme, Michelle.
Michelle: Etmiyorum.Bak iki yıl boyunca CTU'yu idare ettin.Söylemek istediğin herhangi bir şey olursa bunu ciddi bir şekilde düşüneceğim.
Tony: Merak etme.Duymayı istesen de istemesen de, sana her ne düşünüyorsam söyleyeceğim, tamam mı?
Michelle:Tamam
Safah: Kardeşim ve ben, bugünkü saldırılardan ötürü sizden daha çok sinirliyiz.Bu yüzden, savunacağız.Çözümün bir parçası olmaya çalışacağız
Jack: Bunun, sizin dükkanınızda yapılması gerektiği için üzgünüm.
Tony: Michelle'e bugünkü olanlardan mı bahsettin?
Audrey: Jack'in seni aradığını söyledim.
Tony:Başka?
Audrey: Şey, başka biriyle yaşadığını söylemedim eğer kastettiğin şey buysa.
Tony: Bunu muhtemelen biliyordur ama eminim umurunda bile değildir. senin ve Jack'in bugünsahada yaşadıklarınız ne durumda?
Audrey:Farklı. Washington'dan çok farklı.
Tony: Evet, farklıdır.Gerçeği söylemek gerekirse, Jack'in Washington'da masa başında çalıştığını duyduğuma inanamadım. Bugün onu farklı dünyalarda görme fırsatın oldu. Sence geri dönüp, takım elbise giyecek midir?
Audrey: Jack'in yaşadığı bu cehennemden sonra bu işe tekrar başlayacağını mı düşünüyorsun?
Tony: Bazı insanlar cehennemde daha rahat eder.
Audrey: Jack'ten mi bahsediyorsun yoksa kendinden mi?
Edgar: Sanırım onları bulduk!Gizli sinyalleri görüyor musun? Herbiri telsiz hepsi de aynı frekansı kullanıyor.
Tony: Çünkü bir saldırı planlıyorlar.
Curtis: Haklıydın, Jack onları kendine çekiyor.
Audrey: Eğer çatışmayı McLennen-Forster kazandıysa, Jack ve Paul'a ne olacak?
Tony:Bu konuda bir şey söylenemez.
Tony: Lee, ben Tony. Jack ve Paul hala hayatta mı?
Lee: Şu an bilinmiyor.
Tony: Tamam, bak, düşmanların Jack'in McLennen-Forster'dan aldığı bilgiyleayrılmalarına izin veremezsiniz.Anlaşıldı mı?
Lee: Elimizden geleni yapacağız.
Tony: Hayır, Lee, beni dinle.Başarısızlık diye bir seçenek yok.Bütün bunların sebebi o belge.
Lee:Anlaşıldı
Lee: Sen ve Raines güvende misiniz?
Jack: Evet.
Tony: Muhtemelen bununla Curtis'in ilgilenmesine izin vermelisin.
Michelle:Tamam, öyle olsun.İçki içtiğin konusunda konuşmamam gerekirdi.Haddimi aştım.Özür dilerim.
Tony: Bana özür borçlu değilsin. Şu an hayatım yani iyi durumdaydım, ve açıkçası, seni bugün burada
görmem, sadece işlerin daha da kötüye gitmesine sebep oldu.Bak, buradan gidip sana ayak bağı olmayacağım ve işini yapmana izin vereceğim, tamam mı?
Michelle:Hayır. Seni kaybetmeyi göze alamayız. Bugün olmaz.
Tony:Emin misin?
Michelle:Evet
Jack: Dükkanı tekrar adam etmeniz için yardım bulunmasını sağlayacağım.
Naci:Buna minnettar oluruz.Teşekkürler
Jack:Lee. Bunu CTU'ya götürmeni istiyorum.Acilen şifresinin çözülmesi gerekiyor.Ayrıca bir ekip oluşturmanı istiyorum.En iyi beş adamın.Bu dükkanın başına hiçbir şey gelmeyecek, anlaşıldı mı?
Jack: Haydi, Paul, benimle kal.Paul, benimle kal. Haydi, bana bak.Bana bak. İşte böyle.
Paul: Sana borcum vardı.
Jack: Bana borcun falan yoktu.Benimle kal, tamam mı?
Lee: Jack, bırak doktor işini yapsın.
Marvan:Sorun var mı?
Pilot: Hayır, buradayım.Planlandığı şekilde mi gidiyoruz?
Marvan:evet
Pilot:Peki ya sen?
Marvan: Şimdi çıkıyorum.Bileşik Devletler Başkanı'nın programı çok sıkışık.Gecikemeyiz.
20.bölüm
Jack:Çalınan nükleer savaş başlığıyla tek bağlantımız bu adam.Onu hemen kurtarman gerekiyor.
Doktor:En kısa sürede onunla ilgileneceğim....Zaten bir hastam var.
Jack:Yeni bir tane daha oldu.
Doktor:Aklını mı kaçırdın?
Jack:Bu adam kayıp savaş başlığını bulmamıza yardımcı olabilecek tek kişi.Eğer onu kurtarnazsan,milyonlarca insan ölecek.Bunu anlıyor musun?Milyonlarca insan.Hemen onun üzerinde çalışmaya başla!
Audrey:Jack ne yapıyorsun?
Doktor:Eğer şimdi Bay Raines'ten ayrılırsam, ölür.
Jack:Bundan emin değilsin.Hadi dedim. Hemen!
Audrey:Jack, lütfen, lütfen bunu yapma.
Jack:Tek yapmanı istediğim, konuşabilmem için onu ayık tutman. Bunu yapabilir misin?
Doktor:belki
Jack:o halde yap.
Audrey:Jack.
Jack:Emirlerim var! İşimi yapıyorum!Üzgünüm.
Audrey:Üzgün müsün?Ölmesine izin veriyorsun!
Curtis:Jack, kalp atışı durdu.
Jack:onun için ne yapabiliriz?
Doktor:Defibrilatörü kullan!....
Jack:hala düz çizgi
Doktor:Adrenalin aşısı yap.
Curtis:Jack! Jack öldü....
Audrey:Aşağılık herif! Onu öldürdün!Hayatını kurtarmıştı!
Doktor:onu hemen dışarı çıkarın
Audrey:onu öldürdün,senin hayatını kurtarmıştı.Senden nefret ediyorum, Jack.Onu öldürdün.Bunu nasıl yapabilirsin?
21.bölüm
Jack:Paul Raines az önce öldü.Tek bir doktor vardı ve Lee'nin hayatıyla Paul'unki arasında seçim yapmam gerekiyordu. Ve Lee'yi seçtim.
Bill:Doğru olan şeyi yaptın, Jack.İyi misin?
Jack:Hayır iyi değilim
Mike:Çin Konsolosluğu'na girdiğinde Koo Yin, Konsolos vurulmuş.
Jack:Mümkün değil.Adamlarım asla silah kullanmadı.
Mike:o halde kazara kendi adamları tarafından vuruldu.
Jack:Adam nasıl?
Mike:Adam öldü, Jack.
Jack:Aman allahım
Mike:Ekibindeki elemanlarla konuşmanı istiyorum.Her birinin pusu sırasında başka yerde bulunuyor göründüklerinden emin ol.
Bill:Chloe.Aktif görevdeyiz.Kişisel bazuklukların için zamanımız yok.Anlıyor musun?Chloe?Evet mi hayır mı?
Chloe:evet efendim
Chloe:biraz garip olacak
Jack:ne?
Chloe:Audrey ile konuşman, demek istediğim yapman gerekeni yaptın ve kocası öldü.Muhtemelen onunla arandaki ilişkiyi yok edecektir.
Jack:Chloe, lütfen, sunucuyu boşalt.
Chloe:Tamam.Jack, sadece bilmeni istiyorum ki,bir dost olarak birisiyle konuşmak istersen, benimle konuşabilirsin.Şimdi olmaz, ama sonra, işler rayına girdiğinde.
Jack:sağol
tony:Sanırım bunu düşünmemek için meşgul kalmaya çalışıyor.Çok tuhaf, Audrey ile öğlen tanıştığımda,o ve Jack tamamen beraberler gibi görünüyordu.Birkaç saat sonra, her şey değişti.Michelle Sensiz olmaktan nefret ediyorum.
Michelle:Böyle olmasını asla istemedim.
Bill:Bu Savunma Bakanlığı'ndan Jack Bauer bugün bizimle birlikte çalışıyor.
Cheng:Bay Bauer'ı elbette tanıyorum bu ülkeye daha önceki hizmetlerinden.
Audrey:Jack, ne yapıyorsunuz?CTU ve DOD tarafından hazırlanan
bütün önemli emirlere karşı geldiniz ne uğruna?Herhangi biri işe yarıyor mu?
Jack:Hala hayattasın,baban hala hayatta ve biri hariç, nükleer güç santrallerinin erimelerini engellemeyi başardık.Evet, işe yarıyor.
Cheng:Saygısızlık etmek istemem ama kayıtlar kocanız Paul Raines'in aynı saatlerde klinikte olduğunu gösteriyor.Ve ne yazık ki, vefat etmiş.
Audrey:Ne demeye çalışıyorsunuz?
Cheng:Jack Bauer'la birlikte olduğunuza veri araştırdığınıza inanmıyorum.
Cheng:Edgar Stiles, İletişim Analisti, değil mi?
Edgar:Evet. Meşgulüm.
Cheng:Bay Buchanan'a son bir şey sormayı unuttum.Belki siz yardımcı olabilirsiniz.
Edgar:Size yardımcı olamam.Ona sormalısınız.
Cheng:Gizli bir bilgi değil.Audrey Raines bazı DOD dosyaları üzerinde ona yardım ettiğinizden bahsetmişti.
Edgar:Evet, kliniğe çağrılana kadar.
Cheng:Yani sadece sen ve Jack mi kaldınız?
Edgar:ne?
Chloe:Edgar, gel buraya.
Edgar:Gitmem gerekiyor.Hoşça kalın.
Chloe:Seni geri zekalı.
Edgar: Ne oldu?
Chloe:Çeneni kapalı tut.
Cheng:Konsolosluğumuza yapılan saldırıya liderlik eden adam Jack Bauer'dı.Bütün dosyalarını indirin.Geri geldiğimde bakmak istiyorum.
Jack:Ben de bu anı bekliyordum.
Marvan:Çok geç kaldın.
Marvan:Füzeyi durdurmayacak.
Jack:Sen neden bahsediyorsun?
Tony:Jack neler oluyor?
Jack:Savaş başlığını canlı yayında izliyorum.Bir füzeye yerleştirilmiş.
Tony:Füze mi?Bu nasıl olabilir?
Jack:Bilmiyorum. Yayını size aktarmaya çalışıyoruz. Bekle.
Jack:Tony, görebiliyor musun?
Tony:Evet.
Jack:Yayının kaynağını bulabilir misin?
Tony:Bir saniye bekle.Hayır, Jack. Şifreli bir uydu yayını.İzini sürmenin yolu yok.
Jack:Tony, zamanımız azalıyor.
Tony:Deniyoruz, Jack, fakat yerini belirleyemiyoruz. Konum çok genel.
5x01
wayne: Sen iyi misin?
david: Ara versem iyi olacak.
wayne: Neler oluyor?
david:Ne demek istiyorsun?
wayne: Demek istediğim; Los Angeles'a döndüğünden beri aklın başka yerlerde.Bilemiyorum, sanki başka biriymişsin gibi.
david: Anılarımı yazmak belki de beni kasvetli bir havaya sokmuştur.
wayne:hepsi bu mu?
david:evet
wayne:David ben senin kardeşinim. Sorun her ne ise bana söyleyebilirsin.
david:Cidden herşey yolunda
wayne:o halde işimize geri dönelim.bir bölüm daha var sonra ara veririz....David! Hayır, hayır, hayır, hayır.Ambulans çağırın.
logan:Mike,Mike ne oldu?
mike: David Palmer suikaste uğramış.
logan:ne?
mike:az önce olmuş
logan:aman allahım.nerde?
mike:Los Angeles’ta
logan: Maksadım, şu an hepimizin, kaybımız için duyduğumuz hisleri azaltmak değil ama Rusya Başkanı'nı bekliyorum, bu yüzden söylenmesi gerekenleri söyleyelim.
bill:elbette efendim
logan:bunu yapan kişiyi tutukladınız mı?
bill: Henüz tutuklamadım,efendim.
logan:peki elinde ne var?
bill: Başkan Palmer'ın komşu bir binadan ateşlenen 308 kalibrelik bir mermi tarafından vurulmuş.Beşinci dereceden ajanslar arası bir protokol başlatt...
logan: Bana protokollerden bahsetme, Bill.Sonuçlardan bahset. Bunu her kim yaptıysa,Ruslar buraya gelene kadar ölmelerini ya da tutuklanmalarını istiyorum.
bill: Peki, Sayın Başkan.Fakat daha fazlasını öğrenene kadar anlaşmanın imzalanmasını ertelemeyi düşünmenizi isteyecektim efendim
logan:hayatta olmaz.
bill: Sayın Başkan, bu saldırının bir şekilde silah anlaşmasıyla bağlantılı olabileceği ihtimalini görmezden gelemeyiz.Eski bir Başkan, bulunduğunuz yerden 23 km uzakta suikaste uğradı.
logan: Rusları masaya oturtmak için ne kadar politik ve ekonomik sermaye harcadığımın farkında mısın?Eğer bunu iptal edersek geri gelmezler.
chloe: Spenser! Kalk yatağımdan
spencer:dün gece bende iyi vakit geçirdim
chloe: Ben ciddiyim. Bu bir hataydı.Çok dışarı.
spencer: Ne demek hataydı?Harika zaman geçirdik.
chloe: Benim için çalışan insanlarla ilişkiye girmem.
spencer: Bunun için çok geç.
chloe:İşteki hiç kimseye bundan bahsetmessen minnettar olurum. Kimsenin benim bir tür kal*** olduğumu düşünmesini istemem.
spencer: İnan bana hiç kimse böyle düşünmeyecek.
chloe: Bu da ne demek oluyor?
spencer: Rahatlamalısın, biliyor musun?Uzun süre yaşayacaksın.
derek: Sana bir şey sorabilir miyim Frank?
jack/frank:tabiki
derek: Alaska'da çalıştığın şu gemi donatım işi.Adı ne demiştin?
jack/frank: The Albatross
derek: Geçen sene orada mıydın peki?
jack/frank:Evet nedne soruyorsun ki?
derek:Garip. Arkadaşımın beş yıldır orada çalışan bir kardeşi var ama Frank Flynn adında birini hiç duymamış.
jack/frank:büyük platform
derek: Evet şey, arkadaşımın kardeşi herkesin birbirini tanıdığını söylüyor.
diane: Ne bu şimdi, sorgulama mı?
derek: Bana yalan söylenilmesinden hoşlanmıyorum.
diane:Derek!
jack/frank:hayır sorun değil.kimse sana yalan söylemiyor derek.
derek:gerçekten mi?
jack/frank:ordayken birçok kişi takma ad kullanırdı.
jack/frank:bak ben ve Alaska hakkında söyledikleri..
Bana açıklama yapman gerekmiyor.Bana geçmişinden bahsetmeyi istemiş olsaydın bana çoktan söylemiş olacağını farkettim.İçgüdülerime güveniyorum.Ve sana güveniyorum.
tony: Ben de senin kadar üzgünüm. David Palmer benim için de çok şey ifade ediyordu.Fakat CTU'da bununla başa çıkabilecek başka insanlar da var.
michelle: Daha önce hayatına kastetme girişiminde bulunulduğu sıralar etkin görevde olan kimse yok.Tony, sen ve ben şüpheli profilleri konusunda bilgiliyiz. Senaryolar yönettik.Ve dosyalarında kayıtlar mevcut.Ama onlarda, bizdeki tecrübe yok. CTU'dan ayrılma fikrimize bir kez olsun pişman olmadım.Fakat gelecekte bugüne bakıp, yardım edebileceğimin farkına varmak istemiyorum.
tony:..michelle bunu yapma.... Michelle! Michelle!
edgar: Buraya gelmeden önce seni uyarmak istedim.
chloe:uyarmak mı?
edgar:durum kötü Chloe
chloe: Evet Başkan Palmer'ı indirdiler.Ben olsam çok kötü derdim.
edgar: Sadece o değil.
chloe:Neden bahsediyorsun?
edgar: Birileri Michelle Dessler'ın arabasına bomba yerleştirmiş.Michelle ölmüş. Tony'nin durumu hiç de iç açıcı değilmiş.Hiç mantıklı değil,emekli olmuşlardı....Chloe
chloe:seni sonra ararım
edgar: Neden? Chloe?
chloe:seni sonra ararım
chloe: Jack, bunun uygun olmadığını biliyorum.Lütfen suratıma kapatma.Yardımına ihtiyacım var.
jack:bekle sesini zar zor duyuyorum.ne oldu?
chloe: Tony ve Michelle'i buldular.Michelle öldü.Tony kritik durumda.Şimdi de beni öldürecekler.
jack:neden bahsediyorsun?
chloe: Hayatta olduğunu bilen dört kişi var.3'üne ulaştılar.Jack, bir tek ben kaldım.Seninle alakalı olmalı.Dördümüzün de ortak olduğu tek şey bu.
jack:Tony ve Michelle’e ne oldu?
chloe: Arabaların bomba koyulmuş. Apartmanımın dışında bir adam vardı ve peşime düştü.
jack:Aman allahım.şimdi nerde?
chloe: Sanırım izimi kaybettirdim. Telefon kulübesindenarıyorum. Cep telefonumu attım.Şimdi ne yapacağımı bilmiyorum.
jack: Chloe, gizlenmen gerekiyor.Bu hiç kimseyle görüşmemen anlamına geliyor.
chloe:CTU’yla nile mi?
jack: Özellikle de CTU. Bunun arkasında her kim varsa büyük ihtimalle onları gözetliyordur.Hala hayatta olduğumu bilen birileri.
chloe:Kim?
jack: Bilmiyorum, öğrenmemiz gereken de bu.Şimdi, Los Angeles'ın kuzeyine gitmeni istiyorum.
Variel ve Topanga'da terkedilmiş bir petrol rafinerisi var.Orada beni beklemeni istiyorum.
bill: Tekrar burada bulunmak senin için zor olsa gerek.
audrey:Teşekkür ederim Bill ben iyiyim. Michelle için üzgünüm.Walt buraya gelirken bilgi verdi. Anlaşmanın imzalanmasını ertelemek istediğini söyledi.
bill: Başkan Logan bir hata yapıyor.
audrey:Katılmıyor değilim.
bill: Bunu ona söyledin mi?
audrey:o başkan Bill.Bu onun kararı
Martha:Walt ne oldu?
walt: David Palmer suikaste uğradı.
martha:Hayır
jack:ne işin var burda?
derek: Özür dilerim, seni takip ettim. Sadece, annem için endişelenmiştim.
jack:kalk ayağa.lanet olsun.gel buraya.benimle geliyorsun.
derek:Bu beni ilgilendirmez.kimseye söylemem
jack: Bırakabilmeyi gerçekten isterdim evlat ama bırakamam.
curtis: Tony'nin Başkan Palmer'la en son konuştuğu gün Jack Bauer'ın öldüğü günmüş.
bill:suretleri çektin mi?
Hayır.dosyalar bozuk çıktı.
bill:Ne saklıyorlar?
curtis:Jack’in ölümüyle ilgili bir şey.
derek:sen kimsin?
jack:hayatta olmaması gereken biri.
derek:bir tür tanık koruma gibi mi?
jack:sayılır
derek:yani suçlusun
jack:hayır. Benim hakkımda ne kadar az şey bilirsen o kadar iyi.
jack:(telefonda) Dinle, Diane, onu benim için Los Angeles'tan alman gerekiyor.
diane:neden seninle birlikte?
jack: Seninle görüşür görüşmez her şeyi açıklayacağım.
diane:Frank Derek’le ne işin var?
jack: Diane lütfen bunu benim için yap.Hemen arabaya atlayıp gelmen gerekiyor.
diane:beni korkutuyorsun
jack: Şu an, bana güvenmen gerekiyor.Derek'e bir şey olmayacak.Sadece söylediğimi yap.Arabaya binip Las Angeles'a doğru yola çıkmanı istiyorum.Hiç kimseye bundan bahsetme.
derek: Anlamıyorum.Beni anneme geri mi vereceksin yani?Polise gitmemden korktuğunu sanıyordum.
jack: Los Angeles'ta yapacak bir işim var.İş bitti mi, gerisi fark etmez.
martha:Sanırım David bana söylemek üzere olduğu bir şey yüzünden öldürüldü
logan: Neden bahsediyorsun?
martha: Beni dün aradı.Benimle buluşmak istediğini söyledi.
logan:Ne hakkında?
martha: Ulusal güvenlikle alakalı olduğunu ve seni de içerdiğini söyledi.
logan:Beni mi?başka ne söyledi?
martha: Benimle görüştüğü zaman açıklayacağını.
logan: Eğer bu kadar önemliydi ise beni neden kendisi aramasın ki?
martha: Charles, 18 ay önce onu Beyaz Saray'dan dışarı attın. Bunu biliyorsun.Görüşme imkanı yoktu...Bana inanmıyorsun
logan: Öyle demedim.
martha:Demene gerek yok.
edgar: Spenser Chloe'yle bu sabah konuştun mu?
spenser:Hayır neden?
edgar: Yarım saat kadar önce apartmanından ayrıldı.Şimdiye kadar gelmiş olması gerekirdi
spenser:Trafiğe takılmıştır.
edgar: Trafikte zorlanmaz.Cep telefonuna da cevap vermiyor.
spenser:Ben olsam endişelenmezdim
edgar:telefonda sesi garip geliyordu.
spenser: Sesi her zaman garip gelir zaten.
edgar: Adamson'ı arayıp, cep telefonunun yerini bulmasını isteyeceğim.
spenser: Adamın zamanını boşa harcama, Edgar. Chloe iyidir. Eminim.
edgar:nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
spenser:...onu gördüm, tamam mı?Bir saat kadar önce.
edgar:onu nerde gördün?
spenser: Dostum.Bunu cidden harf harf söylemem mi gerekiyor? Chloe için endişelenme.Durumu iyi tamam mı?
chloe:Beni nasıl buldular?
jack:izini hiç kaybetmediler
jack: Bu kanamayla, tıbbi yardım almadan, başaramazsın.Bana bilmek istediklerimi söyle, ben de seni
hastaneye götüreyim, anlıyor musun?
adam:evet
jack: Hayatta olduğumu dört kişi biliyordu.Bu sabah,onları saf dışı bırakmak istediniz. Neden?
adam: Palmer benim öncelikli hedefimdi.Önem verdikleri tek kişi Palmer'dı.Diğerleri, sana tuzak kurup
dikkati başka yöne çekmek içindi sanki sen yapmışsın gibi.
jack: Neden Palmer'ı öldürmek istiyorlar?
adam:onu konuşturmamak için.Sesini kesmeleri gerekiyordu.
jack:Ne biliyordu?
adam:Bana bu bilgi verilmedi. Sadece kiralandım prensibi haklamak için.
jack: Palmer'ı öldüren kişi sensin.
adam:Evet.
jack:Bu işin arkasında kimler var?
adam: Emirlerimi gizlilik kanunuyla alırım.Asla isim kullanmayız bunu biliyorsun.Tüm bildiğim bu.Beni hastaneye götür.
jack:oldu.
5x03
polis: Üzgünüm, hanımefendi. Alanı tahliye ediyoruz. Bu insanları takip edin.
diane:oğluma ulaşmak zorundayım!Derek!CTU için bilgim var!
polis: McClaren
terörist:Çok dikkatli dinle.Elimizde rehineler var. Eğer onları hayatta tutmak istiyorsanız, terminalegirme teşebbüsünde bulunmayın.Patlayıcı yelek giyiyoruz. Esirlerle birlikte, kendimizi havaya uçurmaya hazırız.Eğer terminale girme çabasında bulunursanız gününüzün geri kalanını,ceset parçalarını toplamakla geçirirsiniz.
audrey:Bill sesi dışarı ver.Lütfen!
bill:Jack ben Bill
jack: Bill, Ontario Havaalanı'ndayım.Silahlı adamlar az önce saldırıp Terminal 1'i ele geçirdiler.Otomatik silahlar taşıyorlar ve ellerinde rehineler var.
bill:Herhangi bir uyarı almadık
jack:İnan bana alacaksınız
bill: Havaalanında ne işin var, Jack?
jack: Bir ipucunu takip ediyordum.Başkan Palmer saldırının planlandığını biliyordu.Bence bu yüzden suikaste uğradı.
spencer: Az önce ajanslararası bir uyarı aldık.Ontario Havaalanı'na bir saldırı olmuş.İlk raporlar, birkaç adamın otomatik silahlar taşıdığı ve Terminal 1'in kontrolünü ele geçirdikleri şeklinde.
bill: 4. dereceden alarma geç.Mevcut bütün taktik ekipleri hazırla......... Jack, az önce durumun doğrulanmasını aldık.Derhal oradan çıkmanı istiyorum, Jack.Teslim ol.Bırak bunu bizim adamlarımız halletsin.
jack: Şunu kafana yaz, Bill.Senin için çalışmıyorum!İçeride kalacağım.İstihbaratımı mı istiyorsun? Olur.Ama bunu kendi bildiğim şekilde yapacağım.
bill: Kaç tane rehine var?
jack: Aşağı yukarı 10 ile 20 arası.Silahlı adamlar terminali kapattılar.Düşmanların resimlerini gönderiyorum.Kimliklerini tesbit edebileceğin netlikte olacaklar. Bekle.
bill: Havaalanının planını çekip cep telefonunu göndereceğiz.
jack: Bill, bekle. Bir şey daha var.Bir kadın seninle bağlantıya geçecek.Adı Diane Huxley.Onu ve oğlunu korunmaları içinCTU'ya gönderdim.
bill:onlar kim?
jack: Açıklayacak zamanım yok ama onlardan ben sorumluyum.Güvende olacaklarından emin ol, tamam mı?
bill:onlara göz kulak oluruz Jack
bill: Chloe 4 kuralı ihlâl etmeyi başardın.
chloe: Bu suratın kime ait olduğunu bulmamı ister misin?Yoksa tutuklu odasına mı gideyim.
logan: Mike! Bu işin halledilmesini istiyorum!Anlıyor musun?Nasıl yapacağınız umurumda bile değil.Nelere mal olacağı umurumda değil. Düzeltin!
jack: Diane, neler oluyor?Sorun ne?
diane: Derek terminalin içinde.
jack:neden bahsediyorsun?onu sana emanet ettim ya
diane: Bazı adamlar gördü seni uyarmak istedi.Daha sonra, peşinden gitmeyidenedim. Bir patlama oldu....
jack:lanet olsun.onu görebiliyorum...
diane:lütfen ona bir şey olmasına izin verme
jack: Hayatım üzerine sana yemin ederim Derek'i sana tekrar kavuşturacağım.
bill: Ben Bill Buchanan, Los Angeles Anti-Terörist Biriminin Müdürü.Başkan bana, kendisi adına
konuşma yetkisi verdi.Bunu, barışçıl bir yolla halledeceğimizi umuyorum.
beresch: Sizlere, bunun barışçıl yolla nasıl halledileceğini söyledim.Başkanınınız halka demeç vermesi gerekiyor... o halde konuşacak bir şey kalmadı.
bill: İsteklerinizi yerine getirmenin başka bir yolu daha olmalı.
beresch: Sanırım ne kadar ciddi olduğumuzu anlamıyorsunuz....Getirin onu.... 15 dakika içinde, Başkanınız, kesin kararımızın bir başka kanıtını daha görecek.
jack:Curtis çocuğu öldürecekler.
curtis:Jack Diane ile konuşmalarınızın bu tarafını duydum
jack: Bunun kadınla bir ilgisi yok.Bu adamlar zirve toplantısına kadar rehineleri öldürmeye devam edecekler.
curtis: Bütün bu rehinelerin hayatlarını o çocuk için tehlikeye atamayız.
jack: liderleri, içlerinden birinin korkaklık etme ihtimaline karşı patlayıcıları ayrı ayrı hareteke geçirebiliyor.
Patlama frekansına ihtiyacım var.
chloe: Biraz zaman alabilir. Bunu Buchanan'la görüştün mü?
jack:hayır. Chloe, canlı yayını görebiliyor musun?
chloe:Aman Allahım.Bu Derek
jack:yardımına ihtiyacım var.
chloe:Jack'in telefonunu farklı bir sinyal yayması için yeniden ayarlamana ihtiyacım var.
spencer:Ne için?
chloe: Şu işi yapabilir misin?
spencer:Kural dışı öyle değil mi?
chloe: bant genişliği işleminde buradaki herkesten daha çok bilgin var.Sana ihtiyacım var.
martha: Bütün telefon konuşmalarının kaydedildiğini biliyorum.Bu kayıtları nerede saklıyorsunuz?
burk: Şey, eee, konuşmalar bir sabit sürücüye kaydediliyor.Merkezi sunucunun bir parçası.
martha: Bir çıktısının olma ihtimali var mı acaba?
burk: Aslında, Başkan, yazıların yedekte bulunmasında ısrar ediyor.
martha:Biliyorum.Bu yazıları nerede saklıyorlar?
burk:koridorun sonundaki arşiv odasında
martha:bana gösterir misin?
burk: giriş kısıtlı
martha:ben first ladyiyim.
burk: nlıyorum, Bayan Logan, ama bazı güvenlik gereksinimleri var.Giriş kartınız olmalı.
martha:ödünç alabilir miyim?
burk: Bayan Logan, özür dilerim.Yapabileceğim bir şey yok.....
martha: Biliyor musunuz, üç saniye içinde Bay Burk, hayatında bir kadından duyduğun en sesli çığlıktan daha da sesli çığlık atmaya başlayacağım.
burk:alın işte burda
bill:Başkan'dan hala haber almadık.Daha fazla zamana ihtiyacımız var.
beresch: Bu çocuğun kanı Başkan'ın ellerinde olacak.
adam: brim'in yeleği.
beresch:kazayla patlamış olsa gerek
bill:Jack neler oluyor?
jack: Teröristlerden birinin yeleği havaya uçtu.Ama rehinelerden hiçbiri zarar görmedi.
bill:Jack bundan sen mi sorumlusun?ceva ver Jack
jack: Bill, başka bir rehineyi daha öldüreceklerdi. Başka çarem yoktu.
logan:bu harekete izin verdin mi?
bill: Hayır, efendim bağımsız olarak hareket etti. Bilmelisiniz ki, Sayın Başkan bahsi geçen kişi Jack Bauer.
logan: Jack Bauer mı?
bill: Teröristler saldırdığı sırada terminaldeydi.Operasyonumuzu koordine etmeye
içeriden yardımcı oluyor, efendim.
logan: Jack Bauer'ın David Palmer'ı öldürdüğünü sanıyordum.
bill: Bauer'a tuzak kurulduğunu gösteren yatıştırıcı kanıtlar var, Sayın Başkan.
walter:Jack Bauer içeride, CTU'nun kısa bir süre içinde gerçekleşecek olan kurtarma operasyonu için keşif sağlıyor.
adam:emin misin?
walter:bilgi doğrudan Ctu müdüründen geldi. Ayrıca Beresch'in adamının yeleğindeki patlatıcıdan da Bauer sorumluymuş.
adam:yerini biliyor musun?
walter:hayır ama ehinelerden, 15 yaşındaki Derek Huxley adındaki bir çocukla bağlantısı olduğunu biliyorum.kapatmalıyım
ajan: Bayan Logan odasına döndü hazırlanıyor.
walter:ne ile meşgulmüş?
ajan:arşiv odalarından birindeymiş
jack:bekle bir saniye Beresch bir şeyleri değiştiriyor.
curtis:jack jack
bill:curtis ne oldu?
curtis:jack’i kaybettim.bağlantı kesildi.
beresch: Jack Bauer.Derek çok cesur bir delikanlı.Hemen kendini göstermezsen onu kafasından vuracağım.
bill:jack olmadan harekete geçebilir miyiz?
curtis: Jack'in son söylediği şey Beresch'in bir şeyleri değiştirdiğiydi.Rehineleri tehlike bölgesine götürüyor olabilirdi.
bill:iptal edin
curtis: Bütün ekipler operasyon iptal edildi.
beresch: Bauer, eğer çocuğun hayatını kurtarmak istiyorsan derhal göster kendini.Bay Bauer!Derek'in 5 saniye ömrü kaldı.4,3
jack: Beresch.Silahımı indiriyorum.
Mara: Seni bu şekilde tutukladığımız için kusura bakma, Jack.
Jack:Sorun değil Mara anlıyorum.
Mara: Bir buçuk yıl.Bu kadar uzun süre görünmez olmayı nasıl başardın?
Jack: Belli ki olmam gerektiği kadar görünmez değilmişim.
Martha:Bayılmadım.Bunu bana biri yaptı. Biri bana saldırdı Charles.
Logan:Martha Martha
Martha:Birşeyler yapmalısın. Benden kurtulmaya çalışıyorlar.
Logan:Kimseni senden kurtulmaya çalıştığı yok. Sadece iyileşmeni istiyoruz.
Martha:Tatlım dinle.Kanıt elimdeydi ama şimdi uçtu.
Logan:Ne kanıtı,neden bahsediyorsun?
Martha: David Palmer'ın bugün beni uyarmak için aradığının kanıtı.
Logan:Kafan hala orda mı?
Martha:Başka yerde olmadı ki.........lanet olsun beni dinlemek zorundasın. Arşiv odasından bir belge aldım.
Logan:Belge nerdeydi?
Martha:onu anlatmaya çalışıyorum ya bluzumun içinde saklıyordum.gitti.Birisi benden çaldı
Logan: Martha, çok fazla stres altındasın... Bırak Doktor Hill seni muayene etsin ve seni nasıl iyileştireceğimizi anlayalım.
Martha:Bana inanmıyorsun.Karına inanmıyorsun.
Logan: Ne yapacağım, Walt?
Walter:onu Vermont'a göndermenizden önceki haline döndü.
Logan: onu tekrar kabullendirmemi mi öneriyorsun?
Walter:Bu seçeneği göz önünde bulundurmalısınız.
Logan: Niçin bayıldığını bulabildiniz mi?
Doktor: Psikiyatrı, Doktor Carlstrom'la konuştum ve yazdığı ilaçların hiçbiri böyle bir ani bayılmaya sebep olmazmış.Yani hala ne olduğunu bilmiyoruz.
Logan:Hayırdır Mike?
Mike: Korkarım havaalanındaki durum beklenmedik bir dönüşüme uğradı.
Logan: Sorun nedir? Rehineler kurtarıldı bütün teröristleri yakaladık veya öldürdük.
Mike: Tamamını değil.Teröristlerden biri rehineymiş gibi davranıyordu.Rehine krizini, bir hırsızlığı örtbas etmek için kullanıyordu.
Walt:Hırsızlık mı?Ne çalındı?
Mike:Kimyasal silahlar
Logan:Ne tür silahlar
Mike: Sinir gazı.
Chloe: Yeni bir şeyler yapmak istediğin her seferde bana sorman gerekmiyor.
Spencer: Patronum olman veya dün gece benimle yatmandan pişmanlık duyman umurumda bile değil.Benimle kimse böyle konuşamaz.
Chloe:Cidden mi?az önce konuştum.
Edgar: Çok fazla özelsin.Birbirimizi yıllardır tanıyoruz.Ve bugün benden sakladığın sırların olduğunu öğreniyorum.
Chloe: Hiç psikoloji dersi almadın mı?İnsanlar sır saklarlar.
Edgar:Ben saklamam.Dostlarımdan. Jack'in hayatta olduğunu bana niye söylemedin?
Chloe:Hadi ama buna ulusal güvenlik deniyor.
Edgar: Evet, peki ya Spenser?İkinizin çıktığını bile bilmiyordum.
Chloe:Ara ver. Tamam, sinir gazını bulduğumuzda ve alarm seviyesi düştüğünde bir bardak papatya çayı içeriz ve sana bütün sırlarımı anlatırım, tamam mı?
Jack: Standart bir arama operasyonuıyla bu teröristlerin izini yeterince hızlı süremezsiniz.Bu sinir gazını zamanında ele geçirmenizin tek yolu, David Palmer'ı öldürme emrini kimin verdiğini bulmanızdır.
Lynn:Katılıyorum... sana tuzak kuranların kimliklerini tesbit etmemize yardım edersen hala zaman varken, sinir gazının yolunu kesip durdurabileceğimizi düşünüyorum.
Diane:Ne bilmek istiyorsunuz?
Audrey: Son altı aydır, Jack'in sizinle birlikte yaşadığını söylemişsin. Bu doğru mu?
Diane:Kiralık odada kalıyordu
Audrey:yani onunla kişisel bir ilişkiniz yok mu?
Diane: Bunun sizi ilgilendirdiğinden emin değilim.
Audrey: Özür dilerim, sadece sizin ve Jack'in ne kadar yakın olduğunuzu bilmem gerekiyor. Size sır verip vermediğini...
Diane:Jack özel biridir. Benden bir şeyler sakladığını hep biliyordum. Asla üstüne gitmedim.Eskiden kim olduğunu kabullendim.Bayan Raines. Önceden her kim olursa olsun onun için hissettiklerimi değiştirmez.Bana karşı çok iyiydi,
oğluma karşı çok iyiydi. Bizim için çok şey ifade ediyordu.Hala ediyor
Audrey:Jack nerden başlayacağımı bilemiyorum.
Jack: Bana inanmalısın. Sana hayatta olduğumu söyleyemezdim.
Audrey:Jack özür dilemen gerekmiyor
Jack:Seni korumak için yaptım
Audrey: Öldüğünü düşünmek benim için çok zordu.Sana sinirli olduğuma inanabilmek senden nefret ettiğime Kendimi bu yüzden affedemedim.
Jack: Benden nefret etmek için bütün sebeplerin vardı.Paul'un ölümünden sorumluydum.Sana yalan söyledim.
Audrey:Jack Sana bunu söylemek için bir şansım daha
olacağını hayal bile edemezdim.Fakat bilmeni istiyorum ki, Paul'a olanlardan ötürü seni suçlamıyorum.
Jack:teşekkür ederim
Audrey: Sana söylemek istediğim çok fazla şey var bunun sırası olmadığını...
adam: Bay Bauer. Bay Buchanan sizi görmek istiyor.
Jack:Tamam.gitmeliyim
Chloe:Edgar buraya geldiğini söyledi.Ne yapıyorsun?
Spencer: Yeni bir soket kuruyorum.Ulusal Güvenlik Ajansı veritabanı yüzünden aşırı yüklendik.Neden buradasın?
Chloe:seni arıyordum
Spencer:ne için?
Chloe: Yararlı şeyler bölümüne girmem gerekiyor.
Spencer:neden mesaj atmadın?
Chloe: Tamam, ben de bir şey söylemek istiyorum ama büyük bir drama yaratmayalım.Birkaç dakika önce, haksız bir şekilde sana kaba davrandım.
Spencer:özür kabul edildi
Chloe: Bir özür değildi, ileri sürdüğüm bir fikirdi.Demek istediğim, aslında. Spenser...Lanet olsun, bunu neden yapıyorum?
SON KOMUTU GÖSTER.5. DERECEDEN YETKİ
Chloe: Spenser'ın yetki seviyesini bilmek istiyorum?
Edgar:neden soruyorsun?
Chloe: Spenser benim için çalışıyor ve yetki seviyesini bilmek istiyorum.Bu yüzden, lütfen başlık dosyasını açıp benim için söyler misin, Edgar?
Edgar:seviye 3.Chloe?
Chloe: Buchanan'ı ara, derhal onunla konuşmam gerektiğini söyle.Çok önemli.
Spencer: Edgar, FGA'm kilitlendi.Chloe nerde?
Edgar:ben ne biliyim
Spencer:Açabilir misin?
Edgar:hayır
güvenlik: Bay Wolff lütfen benimle gelin.
Spencer:neden?
güvenlik: Bay Buchanan, derhal sizi yanına götürmemizi emretti.
Spencer: Burada önemli bir vazifenin ortasındayım.
güvenlik: İş yükünüzü alması için Bay Stiles'a yetki verildi.
Spencer: Bundan haberin var mıydı, Edgar?
Edgar:evet.bülten az önce geldi.
Bill:yetkin olmadan gizli Ctu protokollerine giriyordun.
Spencer:neden söz ettiğini bilmiyorum
Chloe:Kes şunu! Girmeye hakkın olmayan, güvenlik alt sistemlerine bağlandığını biliyorum.Sistemini inceliyorduk, bu yüzden artık ne yaptığını söylememen için bir nedenin yok.
Bill: Burada bulunduğun 4 ay içinde, en az 18 kez, yetki seviyenin dışında olan dosyalara eriştin.
Spencer:efendim bulduğunuzu düşündüğünüz şey ne ise bir hata
Chloe:Peki öyleyse, neden yatağıma sürünmenin niçin gerekli olduğunu açıklamıyorsun?
Kesinlikle göründüğü gibi değilmiş.Aynen, burada yaptığın işin göründüğü gibi olmaması gibi.
Bill:Chloe bırak ben halledeyim lütfen
Spencer: Efendim, açıkça görülüyor ki, hiçbir düşüncesini dikkate alamazsınız. duygusal acı çekmesine sebeb oldum.Hadi ama Ve şimdi de benden öç almaya çalışıyor.
Bill:hiç sanmıyorum Spencer.
Logan:karım nerde?
Evelyn:banyoda
Logan:Martha Marty karım kaçmış
Derek:özür dilemek istemiştim
Jack: Özür dilemen için hiçbir sebep yok.
Derek: Evet, var.Senin, annemden istifade etmek isteyen başka bir ezik olduğunu sandım.Yanılmışım.
Jack:onu korumaya çalışıyordun.Annen, onu senin gibi seven biri olduğu için şanslı.Bu iş biter bitmez, sana söz veriyorum ikimizin oturup konuşma fırsatımız olacak.Ama şimdi gitmem gerekiyor.
Bill:Jack iyi misin?
Jack: Sanırım kaburgamı çatlattı.
Bill:sana ulaşmaya çalıştım ama hatlar kesilmişti.ne oldu,o kim?
Jack: Bilmiyorum ama profesyonel.Doktor Paulson'ı öldürdü, daha sonra beni öldürmeye çalıştı. CTU'ya nasıl girdiği hakkında bir fikrin var mı?
Bill:Chloe'in bölümünde çalışan bir köstebek bulduk.
Jack:kim?
Bill: Spenser Wolff.Onu sorguluyordum fakat henüz konuşmadı.
Jack: ana bir şey göstermek istiyorum.Kalk ayağa!Bu adamın CTU'ya girişine sen mi izin verdin?Bu adam profesyonel bir suikastçı.Az önce Doktor Paulson'ı öldürdü ve beni öldürmeye çalıştı. CTU'ya girmesine izin verdin mi?Spencer:hayır. Sunuculardan birine müdahale etmesi için burada olduğunu söylediler.Tek bildiğim bu.
Jack:kim söyledi?
Spencer: İçişleri soruşturmasının bir parçasıydım.
Jack: Başının ne kadar belada olduğunu farketmeye başladın mı?Şimdi, sana bir şans daha veriyorum.Bu adamı CTU'ya almanı kim söyledi?
Spencer:Beyaz Saray. Beyaz Saray'dan Bay Cummings.Burada çalışmaya başladıktan sonra, Cummings beni işe aldı.CTU'nun kurallara göre hareket ettiğinden emin olmak istediklerini söylediler.Bana inanmalısınız.Başkan'a hizmet ettiğimi sanıyordum.
Jack: Walt Cummings, David Palmer'ı öldürdü ve beni öldürmeye çalıştı.
Lynn: Bu doğru olsa bile, Başkan'ı aramadan önce bir durum oluşturmamız gerekiyor.
Jack: Başkan'ı aramayacağız. California'da.Hemen onu görmeye gideceğiz.
Bill: Cummings, Başkan'ın Danışmanı, Jack.Ve dostu.Güçlü bir kanıt olmadıkça CTU ona dokunamaz.
Jack:Ben CTU değilim Walt Cummings'i gidip kendim yakalayacağım.
Logan:lanet olsun Walt
Walt: Bu gazın, Birleşik Devlerler toprağında yayılmasını, ben de sizin kadar istemiyorum ama artık size ne Nathanson yardım edebilir ne de ben.Bu teröristler kendi başlarına hareket ediyorlar.
Jack:Sayın başkan sanırım doğru söylüyor.Artık bize yardım edemez.
Logan:Jack şimdi ne yapacağız?
Jack: Bilgi vermem gerekiyor.Daha sonra, gideceğim, efendim.Şu anki duruma bakarsak işler daha da karıştı.Ctu'nun, kutuların geri alınması sorumluluğunu üstüne alması gerekecek.
Logan:neden gidiyorsun?
Jack:Efendim hala hayatta olduğumu bilmeyen bir kızım var.Onun iyiliği için eğer tekrar ortadan kaybolmam gerekiyorsa bence bilmemesi gerekir.
Logan: ack, teröristler az önce Birleşik Devletler toprağında kimyasal silah yayma tehdidinde bulundu.Milyonlarca insanı öldürme gücüne sahipler.
Jack: Anlıyorum, Sayın Başkan. Ctunun bunu halledebileceğine inanıyorum.
Logan: Jack, deneyimin, onları engellemede çok büyük bir fark yaratabilir. Bak İkimizin karmaşık bir geçmişi var.
Bunun farkındayım.Senden, kişisel bir sadakat bekleyecek kadar saf da değilim.Ama bu makam için saygın olduğunu ve bu ülke için kaygının, David Palmer'a hizmet ederkenki kadar güçlü olduğunu biliyorum. Senden yardım etmeni istiyorum.Bu kriz sona erene kadar.Eski mevkiini geri vereceğim.İhtiyacın olan bütün destekleri sağlayacağım.
Jack:Sayın başkan siz ve ben
Logan: Jack, lütfen.Allah aşkına sinir gazını çok geç olmadan ele geçirmemiz gerekiyor.
terörist:gerçek düşmanımız RusyaGazı, Amerikalılara karşı kullanmakla zamanı boşa harcamaktansa eve, başka bir dönüş yolu aramamız gerekiyor.
Ivan: Emirlerimi tekrar sorgularsan seni öldürürüm.Anlaşıldı mı? Limanları kapattılar.Bizi bulana kadar arayacaklardır.Yani, eğer gazı Rusya'ya karşı kullanamıyorsak Amerika'ya karşı kullanırız.
Lynn:Alo
Jenny:Lynn
Lynn: Jenny, gerçekten çok kötü bir zaman.
Jenny: Evet, meşgul olduğunu biliyorum ama seninle görüşmem gerekiyor, lütfen?
Lynn:ne oldu?
Jenny:yardımına ihtiyacım var
Lynn:para demek istiyorsun.
Jenny: Lynn, ben temizim.Çift işte çalışıyorum ve hayatımı tekrar düzene sokmak için yırtınıyorum.
Lynn:ne kadar?
Jenny:500dolar.oraya gelebilir miyim?
Lynn:hayatta olmaz
Jenny:neden? Seni utandıracağımdan mı korkuyorsun?
Lynn:evet
Jenny: Lynn, başka kimsem yok.Tekrar sokaklara dönemeyeceğimi biliyorsun.Eğer bana yardım etmezsen
yemin ederim kendime zarar veririm.Ne olur, Lynn,ben senin kız kardeşinim.
Lynn:tamam dinle.Ctu’nun karşısında bir park yeri var.Seninie 20dakika içinde orda buluşalım.
Rossler: Ivan Erwich?
Ivan:devam et
Rossler: Jacob Rossler.Moskova'daki bir arkadaşım tarafından seni aramam istendi.Durumdan haberin var mı?
Rossler: Bir Aatox kimyasal dağıtım sistemi uzaktan tetikleyicisinin yeniden ayarlanması gerekiyor, değil mi?
Ivan:evet
Rossler:kutular yanında mı?
Ivan:evet
Rossler:onları kesmekle başlamanız gerekiyor. Talimatlarımı dikkatli bir şekilde dinle.
Bill: Jack, Erwich'e giden bir yol bulmuş olabiliriz.
Jack:dinliyorum
Bill: Erwich ve bilinmeyen bir ortağıyla yaptıkları bir konuşmayı yakaladık.Erwich'in izini süremedik ama ortağının yerini bulmuş olabiliriz.22 Kuzey Figueroa, bir çatı katı.
Chloe: Bay Buchanan, bu binanın güvenlik sistemi mal sahibine ait teknoloji kullanıyor.Üst uç bir platform. Sisteme gizlice girilmesi çok zordur, özellikle de, içinde bulunduğumuz zaman kısıtlamalarıyla.
Bill:o halde edgar sana yardım etsin
Chloe:Spencer daha iyi
Bill:kesinlikle söz konusu olamaz
Chloe:Spencer benden ve edgardan daha hızlı yapar. Kırması 4 ayımızı alan bir içeri sızma kodu yazdı.
Edgar:ıkötü bir fikir
Chloe:sen karışma edgar....... Efendim, eğer Spenser'ın bunu yapmasına izin vermezseniz, zamanında yetiştiremeyiz.
Bill: Güvenlik bilekliği giyecek ve sürekli denetimde olacak.
Jack:Audrey benim Jack
Audrey:selam
Jack: Dinle, sana kendim söylemek istedim.Başkan, kutular ele geçirilene kadar görevde kalmamı istedi.
Audrey:Jack bunu ne demek olduğunu biliyorsun.Açığa çıkacaksın.Ctu krizle başedebilir.
Jack: Audrey, Başkan yardım edebileceğimi düşünüyor.
Audrey:Jack onlara bunu borçlu değilsin
Jack:dinle Audrey aramamım sebebi,ban bir iyilik yapmanı istiyorum
Audrey:nedir?
Jack:Kim,hala hayatta olduğumu bilmiyor.yanlış yollarla öğrenmesini istemiyorum
Audrey:ona benim söylememi mi istiyorsun?
Jack: Hayır, onu aramanı ve Ctu'ya getirmeni istiyorum.Geri döndüğümde onunla görüşeceğim.
Audrey:tamam
Spencer: Eski mevkiime getirdiğin için teşekkür ederim.
Chloe: Getirdim, çünkü Jack'in yüksek güvenlikli binaya girişinde, yardımına ihtiyacım vardı.Seni affettiğim için değil çünkü etmedim.Otur.22 Kuzey Figueroa'daki güvenlik sunucusuna erişim sağlamamız gerekiyor.Mal sahibine ait bir ağ bu yüzden işe koyul.
Spencer:yemin ederim başkanın emirlerini yerine gitrdim sanıyordum
Chloe:umrumda değil
Jack:ellerini kaldır.ellerini kaldır
Inessaateş etme
Jack:kimsin sen?
Inessa Ben Inessa.
Jack:Bunu sana kim yaptı?
Inessa:sen polis misin?
Jack: Anti-Terörist Birimi, Los Angeles.
Inessa:beni burda tutuyor.eve gitmek istiyorum
Cal:içlerinde ne var?
Ivan:Merak etme.Sen yeter ki dediğimi yap.
Cal:Ne hakkında olduğunu söyleyemez misin?
Ivan:ailen var mı Cal?
Cal:karım var
Ivan:benim karım hapiste. 7 yıldır orada.Tek suçu, ben ülkem için savaşırken beni desteklemekti.Oğlum, eyalet yönetimindeki bir tesiste yaşıyor.Nasıl göründüğümü bile hatırlamıyor. Ne ile alakalı olduğunu merak mı ediyorsun? Adaletle.Zulüme son vermekle alakalı.İşini bitirdiğin zaman gideceğiz.
Cal:Bana zarar vermeyecek misiniz?
Ivan: Sen benim düşmanım değilsin.Düşmanım hükümet.Hey.Söz veriyorum.
Jack: Adım Jack Bauer. Ctu'danım.25 dakika önce, Ivan Erwich isimli bir adamla bağlantıya geçtin.Onun için ne yapmanı istedi?
Rossler:avukatımı istiyorum
Jack: İstediğim şeyi alır almaz avukatına kavuşacaksın.Bay Erwich'in elinde 20 kutu, Birleşik Devletler'de yaymakla tehdit ettiği Sentox-VX sinir gazından var.
Rossler:Galiba başınız dertte
Jack:Hayır senin başın dertte. Tanınmış bir teröristle birlikte çalıştın ve ona ona yardım ettin yani seni, canımın istediği kadar tutabilirim.Şimdi, Bay Erwich, tetikleme mekanizmasını yeniden değiştirmediği müddetçe kutuları kullanamıyor.Senden yapmanı istediği şey bu muydu?İnan bana, bu yolları benimle yürümek istemezsin.
Rossler: Canım cehenneme.
Jack: İşbirliği yapmaya başlamadığın takdirde seni göndereceğim yer tam olarak orası.Kızların canını yakmayı seviyor musun?Curtis.Seninle işim bittiğinde tekrar böyle iyi hissetmeyi dileyeceksin.Erwich nerede?!
Rossler: Tam dokunulmazlık istiyorum.Bütün mal varlığımın serbest bırakılmasını.Ve, benim seçtiğim yabancı bir ülkeye gönderilmek.
Jack:hayır
Rossler: Inessa'ya ihtiyacım var.O da benimle gelecek.Anlaşma bu.
Jack:Galiba tam olarak anlatamadım anlaşma yapmıyoruz.Curtis
Lynn:Jack benim Lynn
Jack:devam et
Lynn: Tehlikeyi göze almakla meşgul olma lüksümüz yok.
Jack: Bize bilmek istediğimiz şeyi söyleyecek.
Lynn:Haklı olabilirsin ama öğrenene kadar bekleyecek değiliz.Anlaşmayı kabul et.Bu bir emirdir
Jack:İyi senin kararın... Teklifini kabul etmem bildirildi.
Rossler: Başsavcı tarafından imzalanmış,tasdikli bir sözleşme.Gördüğüm zaman, istediğiniz şeyi söylerim.Fakat unutmayın.Inessa'yı da istiyorum.
Jack: Dokunulmazlık anlaşman imzalanıyor.Şimdi de ben bir şeyler istiyorum.Erwich nerede?
Rossler:Hiçbir fikrim yok. Adamı tanımıyorum.Nasıl göründüğünü bile bilmiyorum.Onunla ilk kez, 30 dakika önce konuştum.Rusya'daki, iki taraflı bir ortak tarafından irtibat sağladık.
Jack:Kim?
Rossler: Sergei Voronov.Direniş Hareketi komutanı.
Jack: Erwich ne istiyor?
Rossler: Tetikleyicinin çipini yeniden programlamak istiyor.Tanımlama anahtarlarıyla birlikte, beni tekrar arayacak.
Jack:kızla ilgili herhangibir bilgi aldık mı?
Bill: Pek fazla yok.Inessa Kovalevsky.19 ay önce, Kiev'de kaybolduğu bildirilmiş.Tahminen, kaçakçılar tarafından
s** kölesi ticareti için kaçırılmış.15 yaşında, Jack.
Jack:15 mi.sağol bill
Jack:kızı alamazsın
Rossler:o halde anlaşma yok.
Jack: Dokunulmazlığını kazanacaksın.Özgürlüğünü. Kızı bu işe bulaştırma.
Rossler:olmaz. Umursadığım tek şey Inessa.Benimle geliyor yoksa Erwich'i kaybedersiniz.
Chloe:Artık burda çalışmıyorsun Spencer sana söylemeye çalıştığım şey bu.
Spencer:ne?
Chloe: Eski mevkiine getirilmen geçiciydi.Rossler'ı tutuklayana kadar.
Spencer:hala yapılması gereken bir sürü şey var
Chloe:Bölümden adamlar geldi.artık sana ihtiyaç yok. Bu adamlar dışarıya kadar sana eşlik edecekler.
Edgar:zor olduğunu biliyorum ama sen doğru şeyi yaptın
Chloe:kapa çenenini Edgar
Jack: İlk olarak, sana bir şey açıklamak istiyorum.Lütfen, otur.Şimdilik Bay Rossler'la gitmeni istiyoruz.Sadece, sadece şimdilik. Benim gibi adamlar ajanlar, sizi takip edecekler.Ve Bay Rossler'dan istediğimiz şeyi aldığımızda harekete geçecekler ve seni ondan kurtaracaklar.
Inessa:Yalnız olduğumuzda bana neler yaptığını bilmiyorsun.
Jack: Sana söz veriyorum, seninle yalnız kalmasına izin vermeyeceğim.
Inessa:Sana inanmıyorum. Bunu yapmayacağım.Lütfen, izin ver bırak gideyim.
Jack:üzgünüm bunu yapamam
Inessa: o halde Rosslerden bir farkın yok
Jack:Ben Rossler değilim. Bana bak.Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim.Söz veriyorum.
Ivan:iyi iş
Cal:teşekkürler
Ivan:kutuları yükleyin.cesetten kurtulun.
Jack:Hayır ateş etmeyin.Derhal doktor çağırın. Inessa, silahı bana ver.Başka kimseyi incitmek istemediğini biliyorum.Başaracak mı?
Curtis:Hayır.ölmüş. Kutularla tek bağlantımız Rossler'dı.
[color=blue]5x12
Christopher: Kim şu an CTU'da mıymış?sen öldükten sonra Chase onu terk etti ve Kim dibe vurdu.Bunu biliyor muydun? Şu an sadece hayatını tekrar düzene sokuyor.Ya da belki de bunu biliyordun ama bu konuda hiçbir şey yapamıyordun, ha?
Jack:Seni ilgilendirmez.
Christopher: Bence ilgilendirir, Jack.Miriam ve ben, sen olmadığında Kim'in yanındaydık.Beni her ne sanıyorsan san o kızı sevdik.
Barry: İyi misin?
Kim: Annem de, babam da burada öldü.Buraya bir daha gelmeyeceğime yemin etmiştim.
Barry: İstersen hemen gidebiliriz.
Kim:İşte geliyor
Audrey:Kim
Kim:merhaba
Audrey:merhaba
Kim: ne oldu?Bana söylemen gereken bu kadar önemli şey neydi?
Audrey: Bence başbaşa konuşsak daha iyi olur.
Kim: Söyleyeceğin her ne ise Barry'nin karşısında söyleyebilirsin...
Audrey: Baban hakkında.
Kim: Ne olmuş babama?
Audrey: Hayatta.Kim, sana söylemek istedi ama seni korumak için yapamazdı.Hükümetin içinden birileri babanın ölmesini emretti.Bu yüzden, kendi ölümünü kurguladı ve yeraltına indi.Eğer sana hayatta olduğunu söyleseydi güvende olmayacağını biliyordu. Bu sabaha kadar ben de bilmiyordum. Sen, onu görmeden önce bunu sana söylememin daha kolay olabileceğini düşündüm.Şu an CTU'ya geliyor.
Hal: Los Angeles bölgesinde, önceden davranarak, sıkıyönetim ilan etmeyi düşünmeniz gerektiği kanaatindeyim.
Mike: Sayın Başkan, sıkıyönetimsadece son çare olarak hazırlanmıştır.Önceden davranabilmek için değil.
Logan:Devam et
Mike: Yaptığımız bütün çalışmalar, bunun huzursuzluğu daha falza körükleyeceğini gösterdi.Ve Kongre'nin onayı olmadan bunu ilan edemezsiniz.
Hal: İşte bu yüzden buna sıkıyönetim demiyoruz.İnsanların birbirlerini öldürmelerine...engel olmaya çalışmak için
askerleri sokağa koyduğumuz zaman buradaki kimse anlam bilimi oynamayacak.
Christopher: Hata yapıyorsun, Jack.Bunu yapmak istemezsin.
Jack:çık dışarı
Christopher: Eğer konuşursam, acil dokunulmazlık alacağım. Sen de biliyorsun, ben de ve bunu istemeyeceğim bile.Kahretsin, Jack. Beni dinler misin?Kendimi korumaya çalışmıyorum. Bu ülkeyi korumaya çalışıyorum.
Jack: Ne demek istiyorsun?
Christopher: Bildiklerimi bilmek istemezsin.Beni konuşturursan, sana yemin ederim Pandora'nın Kutusu'nu açmış olacaksın.
Kim: Neden bana hayatta olduğunu söylemedin?
Jack: Söyleyemezdim.Eğer hayatta olduğumu bilseydin tehlike içinde olacaktın.Başka çarem yoktu.
Barry:ona güvenebilirdin.
Jack: Kızımla yalnız konuşmak istiyorum lütfen....
Jack: Şimdiye kadar yaşadığım en acı veren şey senden uzaklaşmaktı.Anneni kaybetmekten bile daha acıydı.Ama, güvende olacağından emin olmanın tek yolu buydu.
Kim:seni gömdüm
Jack:biliyorum
Kim: Senin gibi insanlarını sorununun ne olduğunu biliyor musun?Hiçbir şeye dayanamıyorsunuz.Chase de dayanamadı. Bir süre denedi.Sonra gitti.Tıpkı senin gibi.Şimdi de, döndün ve benim. Hayatta olduğuna sevindim.Gerçekten.Ama şu an, sana istediğin şeyi veremem.
Jack:tamam Bunu anlıyorum.Üzgün olduğumu bilmeni istiyorum, ve
Kim:lütfen git
Tony: Karım bu sabah gözlerimin önünde öldürüldü.Ve buradaki hiç kimde bunu kimin ya da neden yaptığını söylemedi.
Bill:soruşturma hala devam ediyor.
Tony: Yapma, Bill.Ben de burada çalışıyordum.Bunun insanlara işin aslını söylemek istemediğinizde söylediğiniz şey olduğunu biliyorum.
Bill: İşin aslı, artık bir ajan değilsin.Ve benden istediğin şey gizli bilgi.Tony, sana söylemem bir şeyi değiştirmez, yapabileceğin hiçbir şey yok.
Tony: Yapabileceğim bir şey olmadığını biliyorum!Bana bak Allah aşkına!Sadece, bunu kimin yaptığını bilmek istiyorum.Burada çalıştığım bütün o yılların ve bulunduğum bütün fedakarlıkların hatrına, bilme hakkım olduğunu düşünüyorum. Öyle değil mi?
Bill: Sana tek söyleyebileceğim Michelle'in öldürülmesi, teröristlere Sentox sinir gazı sağlayan
daha büyük bir planın parçasıydı.
Tony: Arkasında kim var?Sorumlu kim, Bill?
Bill: Komuta zincirinin en üstünde ulaşabildiğimiz kişi burada çalıştığın sıralardan tanıyabileceğin biri.Christopher Henderson.
Tony:nasıl?
Bill: bunu araştırıyoruz.
Tony: Yanına kar kalmasına izin verme, Bill.Anlaşma yapmasına izin verme.
Bill: Vermeyeceğim.
Mike: Ülke, bir krizle karşı karşıya.Başkan'ın size ihtiyacı var.
Martha: Bana ihtiyacı varmış.
Mike: Konvoya saldırılmasına izin verme kararının onun için kolay olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.Dizlerinin üzerine çöküp dua ettiğinde yanındaydım.
Martha:öyle mi yaptı?
Mike: Sizi seviyor.Sizi kaybetmek istemedi.Fakat, bu kadar çok kişinin hayatı tehlikede olunca başka çaresinin olmadığını düşündü
Martha: Birbirimizi uzun bir süredir tanıyoruz.Neden, ne kadar olumlu tesir bırakan biri olduğumu söylemeyi kesip, konunun tam olarak ne olduğunu söylemiyorsun?Bana yaptırmaya çalıştığın şeyin.
Mike: Başkan Yardımcısı Gardner, kocanıza sinir gazının serbest bırakılmasına hazırlık olarak, Los Angeles'ta sıkıyönetim ilan edilmesini tavsiye ediyor.Bunu, kongreye ait onay ya da yürütecek zaman dilimi olmaksızın yapmak istiyor.
Martha: Kanunu yeniden yazamaz.
Mike: Hal'in bir programı var.İşleri, çok daha kötü yapacak.Bayan Logan, tek bildiğim Başkan'ın, Hal Gardner'ı dinlediği. Ve ülkeye yalnızca sizi dinlemesinin yardımı dokunacaktır.
Kim: Babamın hayatta olduğunu biliyordun, değil mi?
Chloe:evet
Kim: Sana güvendi.
Chloe: Çünkü güvenmek zorundaydı.Ölümünü kurgulamasına yardım ettim.
Kim: Bahane göstermen gerekmiyor.
Chloe: Bahane göstermiyorum.Hayatta olduğunu 4 kişi biliyordu. İkisi öldü.Başkan Palmer ve Michelle Dessler.Ve Tony Almeida'nın durumu ciddi.
Kim: Michelle öldü mü?
Chloe: Benim hayatta olmamın tek nedeni babanın beni zamanında bulması.Senin için gerçekten güç olduğunu biliyorum ve beni ilgilendirmez de ama ona biraz hak vermeyi denemelisin.
Bill: Lynn, polis mantıklı bir şeyler bulmaya çalışıyor.Kız kardeşin ya da erkek arkadaşı uyuşturucu satışına karşımış olabilirler mi?Ya da organize suçlarla bağlantıları?
Lynn:o bağımlıydı. Ama organize suçlar İmkansız.Neden sordun?
Bill: Ölümleri, kesinlikle bir profesyonelin elinden olmuş.
Lynn: Aman Allahım.Adli tıpla görüşmem lazım.Soruşturma kimde?Onlarla konuşmam gerekiyor.
Bill: Bir toplantı ayarlayabilirim
Lynn: Hayır, onlarla hemen konuşmalıyım.Daireyi aramalılar.Anahtar kartım orada mı, baksınlar.
Bill: Sen neden bahsediyorsun?
Lynn: Benim CTU anahtar kartım! Kardeşimdeydi Bill!
Bill: Anahtar kartın kardeşinde ne geziyor?
Lynn: Çalınmıştı. Tamam mı?Erkek arkadaşı aldı.
Bill: Neden rapor vermedin?
Lynn:Şimdi veriyorum ya
Bill: Chloe, Lynn'le birlikte tutuklu odasındayım.Derhal giriş kayıtlarına bakman gerekiyor.
Chloe:ne arıyorum?
Bill: Lynn'in anahtar kartını son 4 saat içerisinde CTU'ya girmek için birilerinin kullanıp kullanmadığını kontrol et.
Chloe: Lynn yanında değil mi zaten?
Bill: Chloe kontrol et!
Chloe:Aman Allahım.Bir saatten kısa süre önce, yönetici girişinde kartın kullanıldığı görünüyor.Hala içeride
Bill: CTU'yu kilitle hemen
Bill: Kimliğini buldun mu Jack?
Jack: Daha büyük bir sorunumuz var.Üzerinde bir alet var.Röle anahtarına benziyor.Bekle.PDA'i var.Aman Allahım.
Bill:Ne oldu Jack?
Jack: CTU'nun havalandırma sisteminin planı.Sanırım sinir gazını binaya koymayı denedi.Tahliye emri ver.
Edgar:Chloe neler oluyor?
Chloe:Edgar derhal binayı terket.
Jack: Kim, herkes, durum değerlendirme odasına! Yürüyün.Burke, Henderson'ı Klinik İzolasyon'a götürebilirsin.... Chloe, yalıt.Bütün odaları yalıt.
Audrey:olamaz
Jack:aman tanrım
Edgar:Chloe
5x13
Curtis: Yoldayım, ama ihtiyacınız olan bütün Kimyasal Karşılık Ekibini biraraya toplamam 20, 30 dakika alır.
Bill: derhal KKE'nin gelmesi gerekiyor!En üst önceliği olan durum.En kısa sürede buraya gelin.
Curtis:anlaşıldı
Jack: Chloe, şu an senin için ne kadar zor olduğunu biliyorum.Ama, onun için yapabileceğimiz bir şey yok.İşinin başına dönmen gerekiyor. En azından, binanın planına nasıl bakacağımı söyle, kendim bakayım.
Audrey: Jack, biz deneyebiliriz.
Jack: Başlayın.Chloe, CTU şu an hareket halinde değil.Her şey, iletişim üzerinden yapılacak.O da, sen demeksin.İşinin başına dönmen gerekiyor.
Chloe:dönemem
Jack: Evet dönebilirsin.
Chloe:Hayır dönemem!
Jack: Evet dönebilirsin!
Barry: Bay Bauer.
Jack:Ne?
Barry:ona yardım edebilirim.Ben bir klinik psikoloğum.
Jack:teşekkürler
Barry: Chloe, ben Doktor Landes.Şimdi, arkadaşlarından biriydi.Adı neydi?
Chloe:Edgar
Barry: Yönünü, Edgar'dan çevirip şey bu sandalyeye oturman ve nefesini tutman.Şimdi yapalım. Bir saniyeliğine, nefesini tut.
Chloe: Çok iyi biriydi.Ona bütün gün pislik gibi davrandım.
Lynn:Benim suçum
Harry:Efendim
Lynn: Birisi anahtar kartımı çaldı ve binaya girmek için kullandı.
Harry: Kayıptı ve hiçbir şey söylemedim.Neden?
Lynn: Cüzdanımı, sadece para için çaldıklarını sanmıştım.
Harry: Nasıl rapor vermezsiniz?
Lynn:Utanmıştım. Kimsenin dövüldüğümü bilmesini istememiştim.
Harry: Yani utandığınız için mi hepimiz burada öleceğiz?
Tony: Henderson şu an burada mı?
Jack: Tony, sen misin?
Tony: Jack, ne kadar süre kilitli kalacağız?
Jack: Şu an beklemedeyiz.Havayı nasıl temizleyeceğimizi bulmaya çalışıyoruz. oktor Besson?Doktor Besson?Tony!Revirin güvenlik görüntüsünü bulun.
Tony: Beni hatırladın mı?Ben Tony Almeida.Bu sabah, karım, Michelle Dessler'ı öldürdün.
Jack:onu öldürecek.Çabuk! Çabuk!
Tony:o benim hayatımdı ve onu benden aldın.Şimdi de seninkini alacağım.
Jack: Tony, ben Jack.Seni güvenlik yayınından izliyorum.
Tony: Sen karışma, Jack!
Jack: Tony, lütfen beni dinle.Bunu yapamazsın.Şu an neler hissettiğini biliyorum.Teri'yi de aynı şekilde kaybettim.Bizimkilerden biri yüzünden.Bu şekilde ihanete uğramanın neler hissettirdiğini biliyorum.Ama, Henderson'da binlerce hayatı kurtarabilecek bilgi var. Ve bunun, daha iyi hissetmeni sağlamadığını biliyorum ama seni tanıyorum, Tony.Durumu, olduğundan daha kötü hale getirmeyi istemediğini biliyorum.Lütfen?Lütfen, bırak sorgulamamızı bitirelim.
Tony:Acele et.
Jack: Ajan Burke, lütfen devam edin.
Logan: Peki ne yapacaksınız Bayan Hayes?Dışarıda, sinir gazı kutularıyla doşalan teröristler var.Onları kim durduracak?
Karen:Sayın Başkan acil durum yeniden yapılandırmasını öneriyorum.
Logan:yani?
Karen: Yani, Kimyasal Karşılık Ekibi içeri girecek.CTU'daki sinir gazını etkisiz hale getirecek ve oraya bir ekip alıp operasyonu bizzat kendim yöneteceğim.
Logan: Bunu ne kadar sürede yapabilirsin?
Karen:Bir saat içinde
Logan:tamam yap.
Martha: Charles, Hal'a demecini yazmasına izin mi veriyor?
Mike: Israr etti.Başkan da pes edip, tamam dedi
Martha: Ama bu, Gardner'ın etkin olarak politika yapması demek oluyor.onu durdurmak zorundayız.
Mike: Deniyorum.Fakat Başkan'ın bugün nasıl bir baskı altında olduğunu biliyorsunuz.Alabileceği bütün tavsiyeleri almak istiyor.Ve Hal yardım etmek için çok istekli.
Martha: Tabii ki çok istekli olacak.Gözü Oval Ofis'te.Yaptığı en ufak şey,Charles'ın çöküşünü hızlandıracak kendini başkanlığa bir adım daha yaklaştıracaktır.
Mike:Martha, araya girmen gerekiyor.Hal, Başkan'ın fikirlerini besliyor.Bunu Dünya Ticaret Örgütü'nde gördük. Bunu Chicago'da gördük.İşe yaradıklarında, övgüleri Hal aldı.Yaramadıklarında tepkileri Başkan aldı.
Martha: Charles'a bunu hatırlattın mı?
Mike: Hatırlatamam. Hal, Başkan Yardımcısı.Ben alt tarafı danışmanım.
Jack: Lynn, ben Jack.Havalandırma kontrol ünitesinde bir bilgisayar engeli bulduk.Önümüzdeki bir kaç dakika içinde kapatabilirsek gazın güvenli bölgelere girmesine engel olabiliriz.
Lynn:Bu iyi haber
Jack: Sorun, bilgisayara yakın olan tek kişi sensin.Chloe?
Chloe: Şu an bulunduğunuz tutuklu
odasının hemen üstünde.Merdivenlerden çıkın köşeden sola dönün.Solunuzdaki oda.
Lynn: Tamam.Bunu nasıl yapacağız Jack?
Jack: Lynn, işin aslı, oraya gidebilseydim bunu kendim yapacaktım ama yeterince yakın değilim.Bunu yapabilecek tek kişi sensin.Bunu senden hiçbir koruma olmaksızın yapmanı isteyeceğim.
Lynn:Anlıyorum
Jack:Hayır anlamıyorsun. Kapıyı açar açmaz, gaz odana bulaşacak.Sorunu çözene kadar nefesini tutabilirsin,
ama seni gönderebileceğimiz başka yer yok.Seni temiz bir yere alamayız.
Lynn:Burada iki kişiyiz Jack
Harry:Efendim ben Harry. Yani, eğer bunu yaparsa ikimizin de öleceğimizi mi söylüyorsunuz?
Jack: Başka çaremiz yok,Harry.
Harry: Bu hikayeyi uydurup kendi hayatınızdan fedakarlıkta bulunmadığınızı nereden bileceğiz?
Jack: Bilemezsiniz.Sizden tek isteyebileceğim bana inanmanız. Size doğru söylüyorum.
Harry: Sizin için söylemesi kolay, efendim.Ölmek üzere olan siz değilsiniz.
Jack: Benim için söylemesi kolay değil.
Lynn:Bekle. Bunu yapmak zorundayız, Harry.Nasıl olsa öleceğiz.Eğer yapmazsak CTU'daki herkes ölecek.Bunu yapmak zorundayız.
Kim: Babam gittiğinde, onunla bağlantıya geçtin mi?
Chloe:ona, ayda bir bilgi gönderdim.
Kim: Ne tür bilgiler?
Chloe: Bir sürü farklı şey.
Kim: Benim hakkımda mı?
Chloe: Aslında, çoğu senin hakkındaydı.Chase'ten ayrılman,depresyonun...
Kim: Ne.? Nasıl bilebilirsi...
Chloe: Bilgi alma konusunda gerçekten iyiyimdir. Sen ve Chase için üzgünüm.Gerçekten acı verici oluştur.
Kim: Evet, öyleydi.Onunla da mı konuştun?
Chloe: Chase mi? Hayır.
Kim: Nerede olduğunu biliyor musun?
Chloe: Hayır, ama istersen öğrenebilirim.
Kim: Hayır, hayır, sorun değil.Barry, unutmam gerektiğini düşünüyor.
Audrey: Jack çok üzgünüm.
Jack: Güvenlik Henderson'ı bulmuş mu?
Audrey: Hayır, kilitlenmeden önce binadan kaçmış.Dışarıdaki bir kamera çıkarken onu görüntülemiş ve kullandığı araba bir sokak ileride bulunmuş.Ama ondan istediğimiz şeyi aldığımızı düşünüyorum.
Jack:Neden bahsediyorsun?
Audrey:Chloe, bilgisayarındaki bir dosyanın şifresini kırdı.Bierko'yla bağlantılı bir isim buldu.
Jack: Collette Stenger kim?
Audrey: Uluslararası istihbarat aracısı.Devlet sırları, fikri mülkiyet...
Jack: Bierko'yla bağlantısı ne?
Audrey: Interpol, onunla Bierko'nun son sekiz ayda en az iki kez buluştuklarını iddia ediyor.Anlaşmaya aracılık yaptığını düşünüyoruz.
Martha:Hal bize izin verirmisin lütfen
Hal: Bayan Logan Başkan yayına çıkmak üzere.
Martha: Kısa keseceğim.Kocamla bir saniye yalnız kalmak istiyorum.
Logan: Kararımı verdim, Martha.Daha fazla tartışmıyorum.
Martha: Sadece dinle, dinle lütfen.Mike Novick CTU'dan biriyle konuşmuş.Bierko denen adam hakkında ipucu bulduklarını düşünüyorlar.Başka bir saldırıya başlamadan önce onu bulabileceklerini düşünüyorlar.
Logan: Ctu saldırıya uğradı. Adamlarının %40'ı öldü ya da çalışamaz haldeler.Bu saldırıyı engelleyebileceklerini düşünmek..Bu sadece hayal
Martha: Belki de değildir.
Logan: Düzeni sağlamanın en iyi yolu,orduyu getirmek.Başkan Yardımcısı bu konuda haklı.
Martha:Tabiki haklı
Logan:Ne demek istiyorsun?
Martha:Bütün bunları çöküşün için bir tuzak olarak önerdiğinin farkında değil misin?Böylece gelecek sene kendini aday gösterecek.
Logan:Bu delilik. Hal'in tüm çabaları bu ülkenin çıkarları için.
Martha:Bir çöküş olacak Hal bunu farkında. Sen de farkındasın.
Logan:.... Amerikan halkının güvenliğini temin etmek için yeminli görevimi yerine getirebilirim ve getireceğim.Bu nedenle, Los Angeles şehriyle ilgili bütün sivillere, sokağa çıkma yasağının uygulanacağı, yürütülme yetkisi bulunan bir emri yayınlıyorum.Sokağa çıkma yasağı derhal yürürlüğe koyulacaktır ve ordu tarafından uygulanacaktır.
Miles: Chloe O'Brian?
Chloe:Sen kimsin?
Miles:İç güvenlik.
Chloe: Sana adını sordum kim için çalıştığını değil.
Miles: Boş bir istasyonun hazırlanmasına ihtiyacım var.
Chloe:Şu an meşgulüm.
Miles: Edgar Stiles'ın raporumda öldüğü yazıyor.Doğru mu?
Chloe:evet
Miles:o halde istasyonu boştur. Oraya yerleşiyorum.Gruptaki herkesin işletme protokollerini yeniden yüklüyor olacağım. Bu yüzden anahtar kartına ihtiyacım var.
Chloe:olmaz. Anahtar kartımı alamazsın.
Miles: Öncelikli yönetici direktifiyle buradayız.Bunu amirinden doğrulatabilirsin.
Aaron: Efendim, Başkan Palmer için çok üzgünüm tarif bile edemeyeceğim kadar üzgünüm.
Wayne: Aaron, ağabeyimle birbirinize ne kadar yakın olduğunuzu biliyorum.Onun da senin için aynı şekilde hissetmiş olduğunu bilmelisin.
Aaron: Böyle söylediğiniz için teşekkür ederim.
Wayne: Aslında, Aaron arama sebebim de kendisi.Ağabeyimden, bizzat sana vermem gereken bir şey var.Bir saat içinde orada olurum.
Aaron:Buraya mı geliyorsunuz efendim?
Wayne: Evet, imkansızmış gibi geldiğini biliyorum, Aaron.Ama seni sonra görmektense hemen görmeyi tercih ederim.
Aaron: Yürürlükte olan bir sokağa çıkma yasağı var efendim.
Wayne: Biliyorum, biliyorum.İlan edilmeden önce çıktım.
Logan: Mike, kapat şunu.Başkan Logan'ın hareketinin yasallık tartışması.Bunu duydun mu?Bu konuda, sanki, yasal olmayan bir hareketmiş gibi konuşuyorlar.
Hal: Endişelenmeyin Sayın Başkan.Durumun kontrolü bende.Hukukla alakalı adamlarımız şu an bu konu üzerinde çalışıyorlar.
Jack: Anti Terörist Birimi, Los Angeles.Kimliğini göster.
Theo: Alman Federal İstihbarat Servisi'ndenim.Adım Theo Stoller.
Jack:Bu ülkede ne işin var?
Theo: Özel bir görevdeyim.Hükümetlerimiz arasındaki bir anlaşma aracılığıyla.Şimdi, gizliliğimi yok etmeden önce buradan uzayabilirsiniz.
Jack:Böyle bir şey olmayacak. O'Brian. Gizli Ajanlar listesinden yabancı bir ajanı kontrol etmeni istiyorum.Theo Stoller.
Chloe:buldum. Theo Stoller..Boy 1.60, kahverengi saç, kahverengi göz.Alman ajanı ama İngiltere'de MI-6'da eğitim görmüş.Bağlantı bilgileri bile bulunuyor cep telefonu, ev adresi...
Jack:tamam Chloe teşekkürler.
Theo: Sana söyledim derhal buradan gitmelisiniz.
Jack:bunu yapamayız. Collette Stenger'la beraberdin.Vladimir Bierko'yu bulmamız için yardımına ihtiyacımız var.
Theo:adamı tanımıyorum.
Jack: Bierko, bugün şehirde gerçekleşen terörist saldırılarının sorumlusu.Biz konuşurken, başka bir saldırıyı
başlatmaya hazırlanıyor.Onu bulabilmemiz için tek yol Collette Stenger.Nerede?
Theo: Size yardım edemem.
Jack:Neden?
Theo: Son 6 aydır Collette'in müşterilerinden bilgi topladığım bir gizli görevdeyim.3 ülkedeki örgütleri tespit ettik ama bir düzine örgütle daha bağlantısı var.Vazgeçilmeyecek kadar değerli biri.
Jack: Eğer Bierko'yu bulamazsak bugün burada yüz binlerce masun insan ölecek.Önce başladığın operasyonundan daha önemli bu.
Theo: Sorun önem değil farklı işler olması.Senin işin Amerikalıları korumakBenimki Almanları.Benden görevime ve ülkeme ihanet etmemi istiyorsun. Kendine benim yerimde olsaydın ne yapardın diye sor.
Jack: Kendine, sen benim yerimde olsaydın ne yapardın diye sorsan daha iyi.Gidelim.
Theo: Collette Stenger altın yumurtlayan kazdır.Uğruna, ondan vazgeçilebilecek bir şey yok.
Jack: Belki ben sana bir tane temin edebilirim.
Theo:yani
Jack: Sana Collette Stenger'dan daha değerli bir şey vereceğim.
Theo: Bunun ne olabileceğini tahmin etmek çok güç.
Jack: Dünya çapında çalışan, tanınmış bütün terör şüphelilerinin listesi. WET Listemiz.
Theo: Müttefik olarak, bu WET listesini defalarca talep etmiştik.Fakat Ulusal Güvenlik Ajansı,
bize bu listenin verilmesinin operasyonlarını tehlikeye atacağını söyledi.
Jack: Nsa için çalışmıyorum, Ctu için çalışmıyorum.Bu kişisel.Şu an, bana başka bir seçenek bırakmıyorsun.
Theo:tamam. WET listesinin karşılığında sana Collette'i vereceğim.
Jack: Bakalım ne yapabileceğiz.
Theo: Ajan Bauer.O listede bulunaması gerektiğinin farkında olduğum bir çok isim var.Beni aldatmaya çalışma.
Jack:Chloe. Nsa'in güvenli anabilgisayarına hala arka kapımız var mı?
Chloe:şu an gerçekten konuşamam Jack.
Jack:tamam dinle. Sunucularına bağlanıp, WET listesini çekmene ve derhal PDA'ime göndermene ihtiyacım var
Chloe:neden?
Jack: Collette Stenger'ı almamız için ödememiz gereken şey, WET listesi.
Chloe:Jack bu çok gizli. İç Güvenlik buraya bir takım gönderdi.Bunu önce onlarla halletmen gerekiyor.
[b]Jack:[b]onların hayır demesi şansını göze alamayız.
Chloe:onların onayı olmadan yapmayacağım demiyorum. Yapamam diyorum.Anahtar kartımı aldılar.O olmadan NSA anabilgisayarına giremem.
Jack: Sen yeter ki yapman gerekeni yap.Bierko'yu bulmamızın tek yolu bu.
Chloe:tamam seni sonra ararım.
Chloe: Umarım ne yaptığını biliyorsundur.Şimdi gönderiyorum.
Jack:teşekkürler.aldım.
Theo:gerçek görünüyor.
Jack:öyle.hafıza kartını geri ver. Callote Stenger'ı tutuklayana kadar WET listesini sizinkilere gönderemezsin
Theo:anlaştık.
Theo: Collette ters giden bir şeyler hissederse kendini göstermeyecektir.Saklandığından emin ol. Ona ne olacak?Collette'e.
Jack: Henüz bilmiyorum. Neden?
Theo: Sadece merak ettim.Benim durumumda oldun mu hiç?
Jack: Uzun süren gizli görevlerde bulundum, evet.
Theo: Peki bu süre içerisinde bir kadına yakınlık gösterdin mi? Ülkelerimiz için yapılması gerekeni yaptığımızdan şüphe yok ama bazen diğer görevlerden daha zor oluyor.
Chloe:neler oluyor?
Miles: Neden siz söylemiyorsunuz, Bayan O'Brian?
Chloe:bilmiyorum
Miles: Çok gizli NSA arşivine girdiğinizi öğrendik. Şebeke trafiğinin bilgilerini çektim.Nsa'den aldığın şey her neydiyse Jack Bauer'ın PDA'ine gönderilmiş.
Karen: Bayan O'Brian, Jack Bauer'a tam olarak hangi belgeyi gönderdiğinizi söyleyin.
Bill: Chloe, NSA'e iz sürmesi için beni zorlarsan çok daha kötü olacak.
Chloe: Jack'in WET Listesine ihtiyacı vardı.
Karen:ne?bunu ona neden verdin?
Chloe: Theo Stoller, o olmadan bize Collette Stenger'ı vermeyecekti.
Bill: Chloe, bu listeyi başka bir istihbarat ajansına vermek felaket olabilir.Yıllarca süren çalışmalar boşa gidebilir,
kendi ajanlarımız açığa çıkabilir.
Chloe:Jack’in ihtiyacı vardı tamam mı
Bil: Eğer Theo Stoller'la berabersen özel olarak konuşabileceğin bir yere git.
Jack: Gidemem.Bir operasyonun ortasındayız.Eğer kımıldarsam pozisyonumuzu tehlikeye atarım.
Karen:o halde bu konuşmayı onun karşısında yapacaksın.Ona WET Listesini henüz verdin mi?
Jack:evet
Karen: Alman İstihbaratına verdi mi?
Jack:hayır
Karen:o halde onu geri al.hemen
Jack:alamam eğer alırsam, Stoller işb |