Tüm Versiyonu Göster : Adem'in Trenleri


merlystreep
04-09-06, 18:17
'Adem'in Trenleri' Manisa'da çekilecek
Türk sinemasına 3.4 milyon YTL destek veren devlet, aslan payını Barış Pirhasan'ın yöneteceği "Adem'in Trenleri" filmine verdi. Cengiz Ergun'un yapımcılığını üslendiği film, Manisa'da çekilecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu yıl 14 uzun metrajlı film projesine, toplam 3.4 milyon YTL destek verme kararı aldı. Sinema birlikleri, uzmanlar ve bakanlık temsilcisinden oluşan Sinema Destekleme Kurulu, başvuruda bulunan projeleri değerlendirdi. Uzun metrajlı kurgu filmlerin yapım desteği için 8 milyon 400 bin YTL'lik 2006 yılı bütçesinden 3 milyon 444 bin YTL ayıran kurul, aslan payını ise 450 bin YTL ile, Barış Pirhasan'ın yöneteceği "Adem'in Trenleri" filmine verdi.
BAŞROLDE NURGÜL YEŞİLÇAY VAR
Yönetmen Barış Pirhasan'ın yöneteceği Adem'in Trenleri'nde, küçük bir çocuğun büyümesinin ve bir hocanın gerçek insani yanıyla yüzleşmesinin mizahi yönü anlatılıyor. Manisa Merkez, Muradiye, Horozköy, Aşağı Çobanisa ve Karaağaçlı tren istasyonlarında çekilecek filmin oyuncu kadrosunun önümüzdeki günlerde netleşeceği belirtilirken; filmde ünlü oyuncu Nurgül Yeşilçay'ın başrol oynayacağı ifade edildi.
'BU FIRSATI İYİ DEĞERLENDİRMELİYİZ'
Yönetmen Barış Pirhasan ile birlikte, filmin çekileceği Muradiye, Horozköy, Aşağıçobanisa ve Karaağaçlı tren istasyonlarında incelemede bulunduklarını belirten Manisa Kültür Sanat Vakfı Başkanı Mustafa Pala, "Manisalılar olarak Manisa'da film çekilmesine, Manisa Tarzanı filminin çekiminde olduğu gibi katkıda bulunursak, bu filmin ardından yeni filmler ve diziler gelir. Kentimizin tanıtımını en iyi şekilde yapmak için, elimize geçen her fırsatı değerlendirmemiz gerekir" dedi.
EN BÜYÜK DESTEK 'ADEM'İN TRENLERİ''NE
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu yıl desteklediği filmler ve yönetmenler şunlar: "Adem'in Trenleri", Barış Pirhasan /450 bin YTL "İnekler, İnsanlar, Sonbahar", Yavuz Özkan / 250 bin YTL "Karadeniz'e Balad", Yusuf Kurçenli / 330 bin YTL "Şanjan", Aydın Sayman / 300 bin YTL "Pandoranın Kutusu", Yeşim Ustaoğlu / 270 bin YTL "Yine Hazan Mevsimi", Mehmet Eryılmaz, 250 bin YTL "Sevgilim İstanbul", Emine Seçkin Yaşar / 39 bin YTL

merlystreep
12-10-06, 10:32
http://www.resimload.com/141228/zvO_B7FA2BB4C96B194984C3CDC5b.jpg (http://www.TurkVisit.com)
Karı-koca aynı filmde buluştu

Ünlü oyuncular Nurgül Yeşilçay ile işe Cem Özer, geçen yıl birlikte oynadıkları 'Sen Olmasaydın' adlı tiyatro oyunundan sonra ortak bir projeye daha imza atıyor. Oyuncu çift, bu kez 'Adem'in Trenleri' adlı sinema filmi için birlikte kamera karşısına geçti. Manisa'da, 2 Ekim'de 'motor' diyen 'Adem'in Trenleri' adlı sinema filminde Nurgül Yeşilçay ve Demet Akbağ başrolleri paylaşacak. Jön olarak da Yeşilçay'ın eşi Cem Özer uygun görüldü.

ÖDÜLLER ALACAĞIZ
Filmin yönetmenliğini Barış Pirhasan yapıyor. Yeni filminden bir hayli umutlu olan Pirhasan, "Bu film yurtiçi ve yurtdışındaki festivallere katılacak ve biz elimizde ödüllerle döneceğiz" diyor. 'Adem'in Trenleri'nin en önemli özelliği; Kültür Bakanlığı Sinema Destek Kurulu tarafından 450 bin YTL'lik en yüksek bütçe payını alması.

yasden
17-10-06, 10:37
Bu filmle evliliğimizi kurtardık

'Karı-koca oynamamalı' diye aptal bir gerekçe var ortalıkta... Birlikte oynamak için boşanmayı düşünmüştük! Evliliğimiz kurtuldu bu filmle.

Kimi insan kendi günahlarını taşır, kimileri de başkalarının günahlarını... Güzel laf... Ağır laf... Ve durup düşünmeye değer bir laf... Nurgül Yeşilçay-Cem Özer çiftinin rol aldığı yeni film 'Adem'in Trenleri'nin özeti işte bu... Cem Özer imam, Nurgül Yeşilçay ise kirletilip terk edilen karısı Hacer... 'Melekler Adası' dizisinden sonra ilk kez birlikte bir projede yer alan çiftin yeni filmleri Manisa/Karaağaç tren istasyonunda çekiliyor. Sinema Destekleme Kurulu'ndan 450 bin YTL'lik en büyük bütçeyi alan film, basit insanların günlük yaşamları içindeki en karmaşık ahlaki hesaplaşmaları anlatıyor. Günah ve sevap nedir? İnsan ne zaman iyilik, ne zaman kötülük eder? Merhamet, nefsini terbiye, erdem nedir? Hasan Hoca'nın (Cem Özer) bir tren istasyonundaki günleri de bu hesaplaşmaların bir parçası... Bir çocuğun, Adem'in gözünden anlatılıyor hikaye ve Adem yetişkinlerin 'öğrendik' diyerek kapattıkları defterleri yeniden açıyor. Öykü bir ramazan günü arifesinde başlayıp bayram günü bitiyor. Yani bir tesadüf eseri çekimlerin başladığı ve biteceği tarihte... Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer'le Manisa'da kaldıkları otelde konuşuyoruz; gülüyorlar, "Yoksa bu ilahi bir adalet mi?" diye...

* Filmle ilgili detay bilen henüz yok; 'Adem'in Trenleri' neyi anlatıyor?
CEM ÖZER: Karaağaç'a gelen bir hocayla, karısı ve çocuğunun giderek değişen yaşamları anlatılıyor filmde. Esasında Adem'in Trenleri, filmi çok anlatan bir isim değil. Film, Adem ve trenleriyle de alakalı değil! (gülüyor).

* Cem Özer bir imam, Nurgül de onun eşi...
CÖ: Eski bir imam ama bırakmış. Resmi olarak imamlık yapmıyor. Dini bütün, dini akideleri bilen ve dini de olması gerektiği gibi yaşayan, yobaz olmadan kendini tanrıya adamış, hak ve helal peşinde koşan bir adam...
NY: Hocanın en ilginç tarafı şu; hani çok doğru bir insansan eğer, etraf seni yanlış algılayabilir ya...
CÖ: Yani bildiğini dosdoğru söyleyen, düşündüğü gibi davranan ama bu düşünceleri etrafa uymayınca eleştirilen, istenmeyen, uzak durulan bir hoca.
NY: Ben hocanın karısıyım. Hani kaderine razı olan, hayatı kabullenmiş insanlar vardı ya, öyle biri. Onların yüzlerinde bir ifade olur; nihilizmidir onun sonu.

* Aranızdaki hikaye nedir?
NY: Kızın şöyle bir çelişkisi var; öfke ve aşk mı, minnet ve aşk mı? 'Selvi Boylum Al Yazmalım'da 'emek mi tutku mu' diye sorguladık ya, bunda da öyle bir şey sorgulanıyor. İki adam var çünkü; biri çocuğunun biyolojik babası, diğeri de çocuğuna babalık etmiş, sahiplenmiş kişi. Birden karşısına çocuğunun biyolojik babası çıkıveriyor, kafası karışıyor. 'Ben buna bir şeyler hissediyorum ama bu mu aşk' çelişkileri arasında gidip geliyor ve sonunda bir seçim yapıyor.
CÖ: Tutku ve cinselliğin de yeri var filmde...

* Bir imamı oynamak zor oldu mu senin için?
CÖ: Çok bıçak sırtı bir oyun. Çünkü sapla saman birbirine karışıyor bugünlerde. Dinini dinin emrettiği gibi yaşamak isteyen inanmışlar, bunu hiçbir şekilde ranta ya da siyasete dönüştürmeyen insanlar var. Şimdi böyle görünmüyor vitrin ama depodaki mallara bakmak lazım. Orada hakikaten güzel insanlar var. Ben de filmde imama biraz insan gözüyle bakılmasını sağlıyorum. Bir de işin sinema tarafı var, seyirciye sürprizler sunmak gerekiyor. O sürprizleri de kollayarak telin üzerinde yürüdük.

KONUŞMAK İSTEYECEKLER

* Yakıştırdın mı kendine imam karakterini?
NY: Herkes çok yakıştırdı...
CÖ: Hatta ilk gün giyindim, kuşandım, role büründüm. Ortalıkta dolanıyorum, kimse bana bakmıyor; oradan biri zannettiler beni...

* Nurgül sen rolünü anlatırken, o ikilemleri çözmeye çalışıyormuşsun gibi anlattın. Ciddi ciddi kafanda tartıyor musun her şeyi?
NY: Evet, bir şeyi kafanda oturtmazsan çok havada kalıyor. Öyle de oynayabilirsin ama sürprizi olmaz. Ben iyi oyunculuktansa sürprizli oyunculuğu beğeniyorum. Yani bu filmde önemli olan şey, filmin sonuna kadar 'bu adama mı gidecek ötekine mi' dedirtmek. 'Hoca haklı, yok yok diğeri haklı' diye ikilemler yaşatmak istiyorum.
CÖ: Tartıştıracak bir film sonuçta... Bazı filmlere gidiyorsun, çıktıktan sonra filmi konuşmuyorsun, orada bitiyor her şey. Bu film öyle değil. Eminim ki seyredenler filmi konuşma ihtiyacı hissedecekler.

* Her şey bir tarafa size 'evet' dedirten neydi bu filmde?
CÖ: Evliliği kurtardık biz bu filmle! Birlikte oynamak için boşanmayı düşünüyorduk! Çünkü oynatmıyorlar, 'karı-koca oynamaz' diye aptal bir gerekçe var ortalıkta.
NY: Boşanmaya gerek kalmadı! Şaka bir tarafa gerçekten çok senaryo okuyoruz, bu kendini hemen belli etti. Bazı senaryoları okuduktan sonra 'eee' diyorsun, 'biz bu filmi neden çekelim ki?' diye düşünüyorsun. Bunda öyle düşünmedik çünkü karakterler çok doğru yerlerdeydi. Yani etrafında hoca karakteri gibi tipler, Hacer gibi tiplere bakmaya başlıyorsun. Hemen gaza geliyorsun, 'aaa bak Selvi Boylum Al Yazmalım'da da böyle bir şey vardı' diyorsun.
CÖ: Hayatını değilse bile genel hayatı bir kere daha gözden geçiriyorsun. Sinema da böyle bir şey olmalı bence; yani inandıklarını, düşündüklerini, önyargılarını falan her şeyi bir kere daha sorgulayabilmeli insan...

merlystreep
17-10-06, 10:37
http://img140.imageshack.us/img140/1183/seevo2.jpg (http://imageshack.us)

yasden
17-10-06, 10:38
Adem'in Trenleri

Yönetmen: Barış Pirhasan
Senaryo: İsmail Doruk
Oyuncular: Nurgül Yeşilçay, Cem Özer, Derya Alabora, Asuman Dabak, Hakan Bilgin, Atıf Emir Benderlioğlu
Vizyon Tarihi: Mart 2007
Konusu: Hasan Hoca (Cem Özer) Bekir'in (Atıf Emir Benderlioğlu) kirletip terk ettiği Hacer'i (Nurgül Yeşilçay) ailesinden korumak için nikahına alır. Bekir'in günahını yıllarca sırtında taşır. Bunu Allah'ın sınavı kabul eder. Onca yoksulluğuna rağmen Hacer'e ve kızına karşılık beklemeden bakar. İki tarafın da kabullendiği yaşam, Hasan Hoca'nın küçük bir tren istasyonuna imam olmasıyla değişir; Hoca hiç ummadığı bir şekilde Bekir'le karşılaşır.

yasden
17-10-06, 10:38
Nurgül dışında biriyle daha rahat sevişirim!

* Cem Özer-Nurgül Yeşilçay'ı birlikte izlemekten hoşlanacak mı seyirci?
NY: Bu tam cuk bir hikaye! Yani hoca karakteri çok önemliydi burada ve bu karakteri Cem'den başka belki iki kişi daha oynayabilirdi.

* Kimler mesela?
NY: Haluk Bilginer, Uğur Yücel olabilirdi. Çünkü yaşı 40'ın üzerinde, iyi oyuncu, heybetli biri olmalıydı. Çizilmiş bir takım özellikleri vardı; herkesin oynayabileceği bir rol değildi.
CÖ: Hoca dış görünüş itibariyle de ürkütücü...
NY: Ürkütücü ama 'ne kadar iyi bir insanmış' da dedirtecek bir oyunculuk sergilemesi gerekiyor. Bu da çok az kişinin oynayabileceği bir şeydi.
CÖ: Sen seyirciye Nurgül Yeşilçay'la Cem Özer'in karı-koca olduğunu unutturup başka bir gözle seyrettiremiyorsan, zaten bitmişsin oyuncu olarak.
NY: Zaten seyirci çok kolay inanıyor, yapımcılar inanmıyor!
CÖ: Zaten evli oyuncu çift yok ki! Mesela Zuhal Olcay'la Haluk Bilginer bir program yaptı, tutmadı. 'Bak işte karı-koca olmadı' demeye başladılar. Yönetmen kötü olamaz mı, format kötü olamaz mı, program kötü olamaz mı?

* Cinsellik sahneleri de var dediniz; karı-koca oynamak daha mı rahatlatıcı bu durumda?
NY: Yoo. Açıkçası, sinemada et görmekten hoşlanmıyorum ben. Seyirci olarak söylüyorum bunu; hazzetmiyorum. O yüzden kocamla da başka biriyle de öyle bir şey yapmak istemiyorum.
CÖ: Sinema hissettirme sanatıdır. Biz nasıl gerçekte adam öldürmüyorsak, adamın ölme duygusunu seyirciye geçiriyorsak, çıplaklığı göstermeden sevişme duygusunu geçirebilmeli iyi bir yönetmen ve iyi bir oyuncu. Bir insanın yüzüne ve gözüne bakarak sevişip sevişmediğini anlayabilirsin. Öte yandan ben bir sevişme sahnesini Nurgül'ün dışında biriyle daha rahat çekebileceğimi düşünüyorum. Çünkü başka biriyle aktörlük yapacaksın, oynayacaksın. Öbür türlü Nurgül'den nasıl etkilenmeyeceğimi bilmiyorum! Rolden çıkıp Cem olabilirim her an. (gülüyor) Yani nasıl hoca kalacağım, benim için zor; sevdiğin kadını öpüyorsun.

yasden
17-10-06, 10:39
Yönetmen 'Ah Belinda' filminin ödüllü senaristi

Filmin yönetmeni; 'Ah Belinda', 'Adı Vasfiye' gibi kült filmlerin senaristi Barış Pirhasan. 'O da Beni Seviyor' filmi 2001 yılında Altın Portakal'da en iyi ikinci film seçilen Pirhasan; en son Müslüm Gürses albümünde, Leonard Cohen şarkısına Türkçe söz yazarak karşımıza çıkmıştı. İlk kez bu filmde başkasına ait senaryoyu yöneten Pirhasan, filmi şu sözlerle anlatıyor: "Küçük bir çocuğun gözünden çok katı kurallarla yaşamaya alışmış birinin ama mayası iyi birinin insanlara yakınlaşması..."

* Filmin en ilginç karakteri imam, yani Cem Özer. Nasıl buluyorsunuz oyunculuğunu? Çok iyi. Çok işine düşkün ve bir karakteri derinlemesine düşünüp, takkesinden pabucuna, giysisinden saçına kadar tasarlayıp geliyor. Yani 'al sana bir hoca getirdim, buyur, ne yaparsan yap' diyor. Çok büyük bir lüks tabii.

* Gündem yaratmış senaryolara imza atan biri olarak başkasının senaryosunu çekmek nasıl? Çok eğlenceli. Bir kere sadece yönetmen olarak düşünüyorum, sorumluluğumu hafifletiyor.

* Sinema Destekleme Kurulu'ndan en büyük parayı (450 bin YTL) aldı film. Neden en yüksek bütçe bu filme verildi; kriter nedir? Bunu ben de merak ediyorum. Bilsem her seferinde bir yolunu bulup en yüksek katkıyı alırım!

* Bu pahalı bir film mi? Orta halli bir film. Bu filmin en büyük zenginliği prodüktörleri aslında.

* İrtica tartışmaları yapılırken, inançlar sorgulanırken, seyirci nasıl bulacak bu filmi; öngörünüz var mı? Bence bu filmin tartışma noktası insanların mutluluğu olacak! Çünkü burada inanç, inançsızlık yahut da dindarlık dinsizlik tartışılmıyor. Burada, evet belki günah sevap kavramları tartışılıyor ama asıl işlenilen malzeme, insanların hayatlarıyla ilgili verdikleri kritik kararlar. Bunları yönlendiren şey din de olabilir, ideoloji de, bireysel özellikler de... Bunların toplamı gündeme gelecek.

yasden
17-10-06, 10:39
Gişe rekoru kırmak gibi bir çabam yok

N.Y.: Bir filmde oynarken ne çok fazla gişe rekoru olsun diye bir çabam var, ne de aman gişe rekoru olmasın diye... İkisi de yanlış! Ben sinemanın öyle ayrılmasına karşıyım. Her film zaten sanat filmidir.

merlystreep
17-10-06, 10:44
]Cem Hoca ile cemaati

http://www.resimload.com/150102/46K_01.jpg (http://www.TurkVisit.com)

Yönetmenliğini Barış Pirhasan'ın yaptığı "Adem'in Trenleri" filminde, karı-koca olarak kamera karşısına geçen Cem Özer ile Nurgül Yeşilçay, ilginç bir kimlikle seyircinin karşısına çıkacaklar. Cem Özer'in bir imamı, Nurgül Yeşilçay'ın da onun eşini canlandırdığı film, 2 Mart'ta gösterime girecek.

Senaryosunu İsmail Doruk'un, yönetmenliğini Barış Pirhasan'ın, yapımcılığını Promete Film Ve İstisnai Filmler'in yaptığı "Adem'in Trenleri" isimli sinema filminin çekimleri, Manisa'daki Karaağaç tren istasyonu ve çevresindeki köylerde başladı. Cem Özer, Nurgül Yeşilçay, Ümit Çırak, Derya Alabora, Asuman Dabak, Hakan Bilgin ve Ezel Akay'ın rol aldığı filmde, Cem Özer Hasan Hoca'yı, Nurgül Yeşilçay'ın ise onun eşi Hacer'i canlandırıyor.
http://www.resimload.com/150102/Rpu_02.jpg (http://www.TurkVisit.com)
Filmin konusu kısaca şöyle: "Fakir fakat sevecen insanların yaşadığı kasabaya Hasan Hoca, yani Cem Özer imam olarak atanır. Eşi Hacer (Nurgül Yeşilçay) ve küçük kızı Fatmacık'ı da yanına alır. Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Herkes onları bir aile olarak bilir. Oysa küçük kız Hasan Hoca'nın kızı değil, Bekir adında bir adamdan dünyaya gelmiştir. Bekir, Hacer'i hamile bırakır ve ortadan kaybolur. Hasan Hoca, Hacer'i ailesinden korumak için nikahına alır. Ama ona hiç el sürmez. İki tarafın da kabullendiği bu yaşam, Bekir'in ortaya çıkmasıyla değişir..."
http://www.resimload.com/150102/CKe_03.jpg (http://www.TurkVisit.com)
Filmden notlar:

* Tarihi bir eser olarak koruma kapsamında olan ve faaliyeti durdurulan Manisa'daki Karaağaç tren istasyonu ve çevresindeki binalar, sanat gurubu tarafından özel olarak hazırlanan proje kapsamında film için yeniden restore edildi.

* Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın şimdiye kadar verdiği en yüksek yapım desteğini Adem'in Trenleri'ne verdi. Bakanlık, sinema destek fonundan filme 450 bin YTL'lik katkı sağladı.

* TCDD filmin en önemli bölümlerinin sponsorluğunu üstlendi. TCDD bu sponsorluk çerçevesinde filmin çekimleri sırasında kullanılacak olan lokomotif, yolcu vagonları ve yük vagonlarının yanısıra, istasyon görevlileri gibi filmde yer alacak figürasyonu da temin etti.

* Filmin çekimleri için kullanılmakta olan Arri SR3 kamera ve lens seti Almanya'dan "Panther Gmbh" şirketinden kiralanarak Türkiye'ye getirildi. Türkiye'de ilk kez filmin çekimleri 16 mm film formatında yapılacak.

* Ülkemizde ilk kez 8 kanallı bir kayıt sistemi bu filmde kullanıldı. Tüm sesler sabit diske kayıt ediliyor. Sitemin büyük bir bölümü Fransa’dan getirildi ve Fransa’da yaşayan bir Türk olan Yunus Acar ses operatörlüğünü üstlendi.

"Adem Trenleri" filminde "Hasan Hoca" olarak kamera karşısına geçen Cem Özer, "Bu adam dünyanın en nemrut, en bağnaz adamı. Bu film, inanç ile şefkat arasındaki gerilimi, Hasan'ın bağnazlıktan hayata dönüşümünü anlatıyor" dedi.

Sevdiği adamın kendisini hamile bırakıp kaçmasıyla köy içinde çok zor durumda kalan Hacer adında ezik bir genç kadını canlandıran Nurgül Yeşilçay, "Bu kadının şefkat açlığı var. İlginç bir karakter Hacer. Bakalım filmin sonunda tercihi kimden yana yapacak, göreceğiz" dedi.

Ezel Akay, yapımcı olarak destek verdiği filmde, küçük bir rolde de kamera karşısına geçiyor. Neşeli, esprili bir makinisti canlandıran Akay'ın filmdeki adı, Tilki Hasan.

hürriyet-kelebek

yasden
17-10-06, 10:47
http://i91.photobucket.com/albums/k317/tugce_03/8094422D9E40304C8CA17F33b.jpg http://i91.photobucket.com/albums/k317/tugce_03/C7903B2AF9F4B94288BD60EEb.jpg

http://i91.photobucket.com/albums/k317/tugce_03/C28418A632383549BD1DF6E2b.jpg http://i91.photobucket.com/albums/k317/tugce_03/D1FB4908DAE00448B19D7A8Ab.jpg

sinemsert
02-02-07, 21:00
http://img185.imageshack.us/img185/5646/dsc3064le8.jpg (http://imageshack.us/)

http://img472.imageshack.us/img472/6119/dsc3105xb1.jpg (http://imageshack.us/)

http://img223.imageshack.us/img223/6317/dsc3235cg3.jpg (http://imageshack.us/)

http://img223.imageshack.us/img223/3402/dsc3214yd6.jpg (http://imageshack.us/)

http://img223.imageshack.us/img223/8922/dsc3286le0.jpg (http://imageshack.us/)

http://img454.imageshack.us/img454/8951/dsc3213ws8.jpg (http://imageshack.us/)

http://img385.imageshack.us/img385/37/at010ds2.jpg (http://imageshack.us/)

merlystreep
09-02-07, 08:49
http://img443.imageshack.us/img443/9439/272564cc078b594f97ea821hg6.jpg (http://imageshack.us)

Günah ve sevap bu trende

Başrollerinde Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer'in rol aldığı 'Adem'in Trenleri', adını Türk Sineması'nın klasikleri arasına yazdırma konusunda iddialı. İzleyicileri günah ve sevap, merhamet ve erdem gibi sorgulamalara davet eden film, gerçek bir hikayeden hareketle çekildi.

Başrollerini Cem Özer ve Nurgül Yeşilçay'ın paylaştığı 'Adem'in Trenleri', 2 Mart'ta izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Adem adlı bir çocuğun gözüyle insani değerlerin yeniden sorgulandığı filmde 'Günah ve sevap nedir? İnsan ne zaman iyilik ve kötülük etmiş olur? Nefsini terbiye, erdem ne demektir?' gibi sorularla izleyici karşısına çıkıyor. Türk Sineması'nın klasikleri arasına girmeye aday olarak lanse edilen 'Ademin Trenleri', yaşanmış bir olaydan yola çıkılarak yazıldı. Yönetmenliğini Barış Pirhasan'ın üstlendiği filmde ayrıca Derya Alabora, Asuman Dabak, Turan Özdemir, Erkan Taşdöğen, Veysel Diker, Hakan Bilgin, Güner Özkul, Münire Apaydın ve Ezel Akay gibi ünlü oyuncular rol alıyor. Filmde rol alan çocuk oyuncular ise Fıratcan Aydın ve Zeynep Deniz Özbay...

İkisi de mükemmeldi!

Yapımcı Sami Dündar.

Nurgül Yeşilçay (Hacer): Mükemmel bir performansla yerini belirledi. Hacer tiplemesi, onun kendini tekrar etmeme başarısını gösterebilen bir yetenek olduğunun bir ispatı... Cem Özer (Hasan Hoca): Bu film, Cem Özer'in oyunculuğunda bir milat olacak! Çoğunlukla komik rollerle tanındı. Hasan Hoca karakteriyle, gerçek bir oyuncunun her rolü başarıyla oynayabileceğini kanıtladı!

sadece_ozge
09-02-07, 22:17
canımız bıtanemız bu camıadakı tek dahı ınsanın yazdıgı ve ılk bız sıtesının hayranlaryla paylamak ıstedıgı basın bultenı. ve bız hayranları ıdidaaa edıyorum baska bır beyın akıl zeka duygu mantık yok bunu yazabılecek.
o bır ınsanlık otesı zeka
Arkadaşlar Ademin Trenleri filminin basın bülteni için hazırladığımız yazıları aynen yazıyorum çünkü yakında gazetelerde kesip biçerek yazılırsa anlamı kalmaz hem de ilk siz okuyun canım. Siz buna değersiniz.

Aylin’in stüdyosuna ilk gidişimizdi.Filmin montajlanmış halini izleyecektik.(Sonra sıkça gittik anlamına gelmiyor tabiii)
Cem’le oturduk perdenin karşısındaki beyaz koltuğa. Beyaz perdenin karşısındaki beyaz perdeye oyturup beyaz birer fincan kahve aldık. Beyaz perdenin karşısındaki beyaz koltuğa oturup beyaz birer fincan kahve alıp ışıkları söndürdük. Beyaz perdenin karşısındaki beyaz koltuğa oturup beyaz birer fincan kahve alıp ışıkları söndürüp başladık izlemeye.(Çok heyecanlıydım herşey bana uzun mu geliyordu ne?)
Çekerken san’at filmi çekiyormuşuz duygusuyla oynadığım filmin, bitmiş halini görünce, kafama balyozla vurulmuşa döndüm. Sonra birde ne göreyim;Cem’in kafasında da bir balyoz, kendi kendine vurup durmuyor mu?(Bu anlattıklarım sanat filmi çekmedik anlamına gelmiyor tabii.)
Sanırım filmin ortalarında bir yerlerde sağ gözümün sol alt yanına inatçı bir damla geldi kurukdu. Cem’e damla olmayan sol gözümün sağ üst yanıyla bakıyorum gizli gizli; onda damla akmıyor. Ee o zaman benimki de akmıyor. Ama bir yerde arkadan gelen damlalar iktirmiş olacak ki,artık hepsi birden akmaya başlıyor. İved,likle Cem’e bakıyorum tabii ve rahatlıyorum. Çünkü onun gözyaşlarıyla sümüğü birbirine karışmış durumda. Ben de kapıp koyveriyorum. İşte o andan itibaren filmin sonuna kadar sümüğümüzü çeke çeke böyle bir filmin içinde olmanın gururuyla birbirimize daha da aşık bitiriyoruz filmi.(Önceden aşık değildik anlamına gelmiyor tabii)
Eee darısı sizin de başınıza…
Durumun tuhaflığını yeterince anlatamamış olabilirim, bir de şöyle anlatayım: Elimizdeki beyaz fincanlarla oturduğumuz beyaz koltuğun karşısındaki beyaz perdede oynayan adam kocam, elimizdeki beyaz fincanlarala oturduğumuz beyaz koltuğun karşısındaki beyaz perdede oynayan adamın karşısındaki ben, beyaz perdenin karşısındaki elimizdeki beyaz fincanlarla oturduğumuz beyaz koltukta yanımda ağlayan adam kocam, beyaz perdenin karşısındaki elimizde beyaz fincanlarla oturduğumuz beyaz koltukta yanımda ağlayan adamın yanında ağlayan ben.
Yani diyeceğim siz bu filmi beyaz perdenin karşısında, hangi renk koltukta, yanınızda kimle izleyeceksiniz bilemem ama yanınızda beyaz bir mendil mutlaka olsun.

sadece_ozge
09-02-07, 22:18
nurgulunkı kadar olması mumkun olmasada guzel en onmlısı doğru kadına aşık dımı:)

“Adem’in trenleri” evrensel bir çerçevenin içine oturtulmuş, yerel motiflerle bezeli bir tabloya benziyor. Tablo benzetmesinin altını çizmek istiyorum. Çünkü filmdeki herbir kare tablo özeninde. Bu işten anlayanlar yada birazcık zevk, gusto sahibi olanlar, ne demek istediğimi filmi izlediklerinde farkedeceklerdir.
Evrenselliğe gelince; filmdeki imamı İrlandalı bir rahip yapın ve İrlanda’da bir köye getirip aynı hikayeyi işleyin hiçbirşey değişmez.Çünkü film dibine kadar romantik ve duygusal, hatta çokça acıklı bir aşk hikayesi.
Benin için en özellikli yanı, Nurgül’le birdaha kimbilir ne zaman yakalayacağımı bilemediğimn karşılıklı oynama fırsatıydı.Çünkü o, dünyanın en iyi kadın oyuncularından biri.
Bu müthiş aşk filmini çekerken, birkez daha aşık oldum. Cem Özer olarak karıma, İmam Hasan olarak Hacer’e… Filmi izlerkem ise; hem bir aşık, hem de bir baba olarak gözyaşlarımı tutamadım.
CEM ÖZER

sadece_ozge
09-02-07, 22:20
İkisi de mükemmeldi!

Yapımcı Sami Dündar.

Nurgül Yeşilçay (Hacer): Mükemmel bir performansla yerini belirledi. Hacer tiplemesi, onun kendini tekrar etmeme başarısını gösterebilen bir yetenek olduğunun bir ispatı... Cem Özer (Hasan Hoca): Bu film, Cem Özer'in oyunculuğunda bir milat olacak! Çoğunlukla komik rollerle tanındı. Hasan Hoca karakteriyle, gerçek bir oyuncunun her rolü başarıyla oynayabileceğini kanıtladı...

onun kendini tekrar etmeme başarısını gösterebilen bir yetenek olduğunun bir ispatı... işte bu cmle bunu sakın unutmayın bu oyuncuyum dıyenlere kıcası budru denılcek bır cumle kıcası: onun kendini tekrar etmeme başarısını gösterebilen bir yetenek olduğunun bir ispatı... o her rolunde bunu yaptı. gercek oyuncu herseyı yapar. o gercek oyuncu

paçiii_melos
27-02-07, 07:17
En çok tekrar yapılan sahneydi


Cem Özer 28 Şubat'da gösterimi yapılacak olan Adem'in trenleri adlı film için oldukça iddialı. Cem Özer, filmde yer alan sevişme sahnelerinin kendisini etkilediğini söylüyor.


Filmi her seyrettiğinde ağladığını belirten Cem Özer, filmle ilgili olarak "Şizofronik bir boyut yaşıyorum. Bu filmi benim 4. izleyişim. Ben oynuyoruim karım oynuyor. Ama her seferinde ağlıyorum. Ben Nurgül'u Nurgül olarak bile görmüyorum. Beni en çok etkileyen sahne Hacer'in itiraf sahnesi." diyor. Film gereği kameralar önünde eşi Nurgül Yeşilçay ile yakınlaşan Cem Özer bunun görüntülenmesinden rahatsızlık duymadığını belirterek "Bu filmde öyle bir rahatsızlık duymadım. Duyguyu yaşamanız için o atmosfer yok mizansen var" derken Yine de eşinden sahneler çekilirken etkilendiğini belirterek "Gerçi başka bir oyuncu olsaydı etkilenmezdim ama tanıdığım ve sevdiğim bir ten olduğu için karıştığım ve karıştırdığım anlar oldu. En çok tekrar yaptığımız sahne oydu. Bunun sebebi de bendim. Nurgül daha profesyonel davrandı. Ama ben Nurgül'den çok etkilendiğim için o etkinin büyüsüne kapıldım. Başka bir kadın olsaydı bir seferde çekilebilirdi. " dedi.


Yaşlanmıyorum büyüdüm

Filmde geçen "Hacer çok genç ama İmam Çok yaşlı" repliğinin gerçek hayatta Cem Özer ile Nurgül Yeşilçay'ın evliliğine uyması ile ilgili olarak "Yaş farkı beni rahatsız etmiyor. Zaten duysaydım evli olmazdım. Yaşlanmak farklı bir şey büyümek farklı bir şey biz büyüyoruz ama yaşlanmıyoruz" dedi Cem Özer 48 yaşında Nurgül Yeşilçay ise 31 yaşında. Sinema sektörünün havalardan etkilendiğini de söyleyen Cem Özer filmlerin iyi havalara denk gelmesinin bir şansızlık olduğunu belirterek "Güzel havalarda insanlar kapalı bir ortama girmeyi tercih etmiyorlar. Sinema için soğuk hava çok iyidir. Bu sene öyle gitmedi. Yapılan işler kötü olduğu için değil. Havalar güzel gittiği filmler bu sene çok gişe yapmadı" dedi

Hard Porno yok

Cem Özer'in yönetmenliğini yaptığı ve tecavüz sahneleri ile ses getiren kilit oyunlu tiyatro oyunu için insanların oyuna gelirken açık sahneler göreceklerini sandıklarını söylerken " Şiddet gerilim ve öfkenin kareogrofik bir anlamı var ve fotoğrafları var. Kimse hard porno göreceğiz sanmasın. Oyunun içinde kan şiddet var. Ben de oyunun tasarımını farklı yaptım zaten. Dünyada yapıldı mı bilmiyorum ama Türkiye'de böyle bir oyunu ilk ben sahneye koydum. " dedi.

Tekrar sinemada beraberler

Yakın zamanda tekrar Nurgül Yeşilçay ile birlikte kamera önüne geçeceğini söyleyen Cem Özer 'in oynayacağı filmin adı ise "Biz Devrimi Çok Sevmiştik". Politik bir komedi içeriği taşıyan filmde Nurgül Yeşilçay'ın oynayacağı ise kesin Özer filmle ilgili " Okan Bayülgen ile görüştük. Hakan Bilgin, Zafer Algöz, Yosi Mizrahi gibi isimlerle görüştük. Oyuncu bir kadro. Oyuncular oynamayı kabul ettiler ama mukavele imzalanmadı sadece. Dönem günümüzde geçiyor. Gerçekten solcu ve devrimci olmayan ama kandırılmış gençlerin bir tv binasını basmaları konu ediliyor. Televizyon şirketinin patronu ise 80 öncesi kuşağı ve o yollardan geçmiş." diyor.

http://kelebek.hurriyet.com.tr/magazin/6020405.asp?gid=90

paçiii_melos
28-02-07, 12:31
Bu istasyona uğrayın!


Bu cuma vizyonumuza girecek 'Adem'in Trenleri' son dönem sinemamızın önemli örneklerinden birisi olarak ilgimizi bekliyor. Son kertede bir aşk filmi olarak, meselesini gayet incelikle duygusal bir platformda tartıştığı için seyirci olarak zaten bir kaçış bahanemiz yok! Filmin başlarında, imam rolündeki Cem Özer ve karısı Nurgül Yeşilçay'ın sabaha karşı trenden indikleri ve alacakaranlıktaki ezan gibi sahnelerin neredeyse 'gerçeküstü' atmosferinin ardından gelişen bu aşk ve emek ilişkisi sinemasal tadıyla da vaadini yerine getiriyor. Beklentimizin nedeni malum, yönetmenlik koltuğunda Barış Pirhasan'ın olması. Türk sinemasının en önemli senaristlerinden birisi olarak sanatsal ve yaratıcı kaygılarla popüler sinemayı aynı potada buluşturma çabasıyla öne çıkan bir isim. 'O da Beni Seviyor'dan beş yıl sonra; yeniden kamera arkasına geçtiği bu filminde ana karakterler ise bir imam ve beş adım arkasından yürüyen karısı. Manisa civarlarında küçük bir tren istasyonunu 'mikro kozmoz' misali kullanan film çevresinde yaşayan sakinleriyle inanç konusu üzerinden önyargılarımızı da test ederken nihayetinde 'gönül gözümüzün' açıklığını tartışıyor. Tabii ki aşk ve emek ilişkisi bağlamında Atıf Yılmaz ustamızın 'Selvi Boylum Al Yazmalım'ını hatırlatıyor. Zaten Barış Pirhasan, aile bağlarıyla da yakın olduğu kadim dostu Atıf Yılmaz ustamızın bu çok önemli filmiyle birlikte anılmasından hoşnut. Gerçi 'Selvi Boylum Al Yazmalım'daki dönemin işçi sınıfı bilinci yerine bu kez günümüz Türkiyesi'den bir başka bakış açısı var. Yerimiz dar olduğundan yeterince inceleyemiyorsak da neticede aşkla kotarılmış bir film olduğunu söyleyelim.


Oyunculara dikkat!
'Adem'in Trenleri' bir yönetmen filmi olduğu kadar aynı zamanda bir oyuncu filmi de. Yan karakterlerdeki oyuncuların başarısı bir yana; filmi sürükleyen iki ana karakteri canlandıran Cem Özer ve Nurgül Yeşilçay'ın performansları gerçekten çok başarılı. İkiliye 'medyatik bir çift' sendromundan uzaklaşarak bakıp, beyazperdedeki bu kıymetli işbirliğini takdir etmek gerek. Nitekim, hem star personası hem de oyunculuk yeteneği olan Nurgül Yeşilçay bu filmdeki rolüyle de herkesi fazlasıyla ikna edecek. Yönetmen Barış Pirhasan'la mutabık kaldıkları 'küçük oynama' icraatı mükemmel sonuç vermiş. Geri planda kalması gereken sahnelerde bile 'orada' olduğu bilinecek denli makul ölçüde oynuyor! Sinemada ne denli iyi olabileceğini hatırlatacak şekilde, filmin baskın karakteri olarak imam rolüyle Cem Özer de takdire şayan. Ses tonundan vücut diline kadar, belli ki çok iyi hazırlanmış ama zoru başarmış çünkü perdeye yansıyan sonuç, olması gerektiği gibi gayet doğal ve akıcı. Derya Alabora gibi önemli oyuncuların yan karakterlere getirdiği sıcaklık ve gerçekliğin içimizi aydınlattığı filmde; sevdiği kadını ve çocuğunu terkeden Atıf Emir Benderlioğlu'nu da anmadan geçmeyelim.

http://www.sabah.com.tr/gny/gny128-20070228-200.html

süslü
28-02-07, 15:52
http://www.galeriturk.net/getimg/DSC_3064.jpg (http://www.galeriturk.net)
+
http://www.galeriturk.net/getimg/DSC_3105.jpg (http://www.galeriturk.net)
+
http://www.galeriturk.net/getimg/DSC_3213.jpg (http://www.galeriturk.net)
+
http://www.galeriturk.net/getimg/DSC_3214.jpg (http://www.galeriturk.net)
+
http://www.galeriturk.net/getimg/DSC_3286.jpg (http://www.galeriturk.net)
+
http://www.galeriturk.net/getimg/DSC_3342.jpg (http://www.galeriturk.net)

paçiii_melos
01-03-07, 12:36
'Adem'in Trenleri'nde minik Adem'in zaferi

Barış Pirhasan'ın yönettiği 'Adem'in Trenleri' filminin galasında; Nurgül Yeşilçay'ın şıklığı ile çocuk oyuncu Fıratcan Aydın'ın sempatikliği ön plana çıktı.

Nurgül Yeşilçay ile Cem Özer'in başrol oynadıkları 'Adem'in Trenleri' filminin galası, önceki akşam Maçka GMall Sinemaları'nda yapıldı. Yarın vizyona girecek olan filmin ön gösterimine; Nurgül Yeşilçay'ın sıradışı kostümü ve filmde 'Adem'i canlandıran Fıratcan Aydın damgasını vurdu. Minik oyuncu, sempatik tavırlarıyla ilgi topladı.

Sevişmeye karşıyım!

'Adem'in Trenleri'nin yönetmeni Barış Pirhasan ile yapımcısı Ezel Akay, gala sonunda Fıratcan Aydın ile filmin diğer çocuk yıldızı Deniz Özbay'ı omuzlarına alarak, davetlilere alkışlattı. Cem Özer, insanların içine dokunacak bir film çektiklerini belirtirken, gazetecilerin sevişme sahnesiyle ilgili sorularını da Nurgul Yeşilçay yanıtladı. "Ben prensip olarak filmlerde sevişme sahnelerine karşıyım. Bu sahnede oynadığım kişi kocam bile olsa prensiplerimi bozamam" diyen Yeşilçay; Cem Özer'in ayaklarını öptüğü sahneyle ilgili yorum yapmadı.

http://www.sabah.com.tr/gny/gny102-20070301-200.html

MasalTeam
01-03-07, 16:34
Vizyondakiler bölümüne tasinmistir.

Saygilar,

Dizifilm.com Moderatörü

MasalTeam

erten07
02-03-07, 12:26
İmamı nasıl bilirsiniz?

"Adem'in Trenleri" hem dokunaklı öyküsü hem Cem Özer'in olağanüstü oyunuyla başarıyı yakalıyor

Takkeli, sert görünüşlü bir adam, başı öne eğik bir kadın ve bir kız çocuğu gece vakti bir istasyonda trenden iner. Kadın çekingendir, adamsa biraz agresif... Adam demiryolu kenarındaki bir banka çıkıp ezan okur. İstasyon çevresindeki küçük yerleşim biriminin sakinleri sesinden etkilenir. İmam, karısı ve çocuğuyla Ramazan boyunca komün hayatına kabul edilir...
Hasan Hoca çocuklara din dersleri verir ve mesleğinin gereklerini yerine getirirken kadınlar da karısı Hacer ile kaynaşmaya çalışır. İstasyon şefinin oğlu Adem ise çiftin parmak emen, ürkek kızı Fatmacık'a hemen kol kanat gerer. Hacer ve Fatmacık'ın gölgelerinden korkan hali, imamın onlara mesafeli davranışları üzerine komündeki kadınlar Hasan hocanın zalim bir adam olduğuna kanaat getirir.
Hep birlikte çalışılan, iftar açılan, her şeyin paylaşıldığı toplulukta küçük Adem Toprak her şeye tanık olur, herkese ilk haberi o verir. Onun bütün masumiyetiyle birbirine bağlanmasını sağladığı olaylar göründüğü gibi çıkmaz. Kahramanların gerçek öyküleri ve karakterleri bizi şaşırtır.
Barış Pirhasan'ın ilk kez kendi yazmadığı bir senaryodan çektiği "Adem'in Trenleri" alışılmadık bir aşk öyküsü anlatırken bir yandan da çoktandır taraf olmadan tartışılamayan, geleneksel algısı unutulmuş iman ve namus kavramlarını ahlak ve merhamet çerçevesinde yeniden gündeme getiriyor.

Filmin belkemiği
İsmail Doruk'un, Barış Pirhasan'ın Senaryo Stüdyosu danışmanlığında yazdığı senaryo, sahiciliği ve yaklaşımındaki hümanizmiyle çarpıyor önce. Filmin karakter oluşturmadaki olgunluğu, oyunculuktaki olağanüstü başarısı, mekandaki doğallığı, çocuk ve yetişkin dünyaları arasındaki masumiyet farkını yansıtabilmesi takdire değer.
"Adem'in Trenleri" hakkında pek çok olumlu şey yazılıp çizilebilir, film birçok yönden ele alınabilir ama bence öncelikli olan Hasan hoca gibi bir karakter oluşturma, canlandırma ve sevdirmesi. Cem Özer kendini fiziksel yönden olabildiğince itici hale getirerek, davranışları ve sözleriyle önce karşımıza yobaz ve kaba bir adam gibi dikiliyor, yavaş yavaş onun içindeki ışığı, temiz vicdanı, merhameti ve aşkı ortaya çıkarıyor.
Bu bizim için olduğu kadar Hasan hoca için de bir açılım. Yaşadığı değişimi küçük Adem'in ağzından, komünün bakış açısından duyan Hasan Hoca'nın, cemaate örnek olması gereken din adamı rolüyle erkek, eş ve baba olarak rollerini örtüştürme öyküsü bu filmin belkemiğini oluşturuyor.

tuceny
02-03-07, 16:04
hala etkisindeyim tam bi sanat filmi olmuş
baslarda durgun geceiyo ama ikinci yarısını soluksuz izledim harika tek kelime baska söze gere yok

gelleim oyunculukalar NURGÜL tam anlmıyla döktürmüşşş sessz sakin bi kadın ancak bu kadar güzel oynanaır mimik ses tonu istegi askı herseyi gözleriyle anlattı konusmasa bile dupduru bi güzellik vazrdı bugün bütün beyazperdelerde... bi kere daha hayran kaldım finali özellikle sevdigi adamın gelmemesi ve o anki bakısı ve hasanın (cem özerin) pesindne kosması neyse anlatmıyım fazla

müziklleride cok güzeldi sondaki sarkı kadın voklaist kimdir nedir bilmem ama tam uymuş filme

hehe bide fim tamm bitti diyosun bitmiyo tam bitti diyosun bitmiyo sürğzlerle dolu

nurgülün dedigi gibi alice izlenr bu film en ufak bi öpüsme bile yok bi kaç sahne sadece aşk ve tutku var diyelim acık hiç yok dizilerde 1000 katı yapılıyo ve o hasanın yani cemin nurgülün ayaklarına kapanmasını unutmucam harika oynamıs oynanamıs YAŞAMIŞ...........

merlystreep
03-03-07, 14:08
ve beklenen an gelmişti...cuma günü hemde üşenmeden ilk senasa [11.30]gittik[kadim dostum kerimeyle:img-pilot ]. hakikaten sanat filmi olmuş.daha doğrusu film gibi film olmuş. yani sanat filmi diyince sıkıcı akmayan herşey çok yavaşmış gibi gelir ya o açıdan bakınca sanat filmi değil yani festivallerde hiç bi ödül almayıp sadece en iyi film ödülü alan filmler.öyle değil iş.süper bi konu inanılmaz heyecanla sonunu beklediğiniz bi film ve tam bir oyunculuk filmi.
of kem küm etmicem cem özer diyo yağcılık oluyo biz diyoruz yağcılık oluyo ama dün hayatım sinemann sunucusununda dediği gibi filmde cem özerin oyunculuğu dikkat çekiyo ama nurgül yeşilçayın oyunculuğu asıl etkileyen oluyo .çünkü nurgül o kadar ezik konuşmayan bi karakteri oynuyo ve o kadar onu hissettiriyoki sadece gözleriyle hatta sadece bi gözünü devirişiyle 2 sayfa laf anlatıyo.hiç bişy konuşmadan onun acizliğini eli kolu neden tutmuyo anlayabiliyosun]nasıl anlatacağım bilmiyorm nurgülün filmi diye abartmak yağcılık olmasın diyorm ma müthiş bi film .

flm üçlü bi aşk hikayesi ve hacer 3. planda bi karakter olamsına rağmen filmde herlkesi etkileyen tek karakter olmayı başarıyo nurgül sayesine ve bi bekir daha yakışıklı genç diyosun hem seviyo haceri diyosun hacerde onu seviyo aşık ama sonra ya olamz ya bu adam terkedip gider diyosun ... filmden çöıkınca hala o aşkı sorguluyosun..aşk mı emek mi...ve hangisi kazanıyo izleyip görün
ve son olarak ademe bittim ya nasıl doğal oynuyo.bence tüm filmlerde çocuklar oynasın
film o kadar yalın abartıısz su gibi her karesi tablo gibi hele başlarken isimler akarken başta istop oynayarak o manyak etkileyici müzkle birlikte filmin girişi yani oh be iyi bir film izliyorm diyosun.film acayip güldürüyo acayip dertlendiriyo ... bi filmin iyi bir fişmin yapması gerekenler yapıyo

ve filmde komik olna bişey var sevişme deidkelri sahne..öldüm gülmeken ya .resmen hacerin hocaya sarılmasından ibaret öpme yok sadece sarılma yani o kadar etkileyiciki o sahne hacerin şefkate muhtaçığı kadın sevgiye aç ve hoca ona sarılınca öyle bi sarılıyoki babanının kızına sarılması gibi bile düşünülebilir açlık sevgi şefkat açlığı.müthiş etkileyici bi sahne. sevişme ne demek bilmeyen bi ülkeyiz hakikaten ama keşke dizilerin hepsi bu film kadar mütevazi olsa ...
başka ne kaldı müzkler müthiş etkliyo ve çok mizahseni olan bi film olmuş.
ve de nurgül stra bi oyuncu olmasına o kadar muhteşem bi güzleliğe sahip olamsına rağmen türkiyenin en yetenekli kadın oyuncusuyum diyo bu filmde abuk sabuk filmlerde de oynamayıp bu kadar silik ezik bi karakteri sadece gözleiryle oynayıp hatta filmdeki en etkileyici oyunculuğu çıkarıyo .bu film nurgül için bi devrim oldu hakikaten.

merlystreep
03-03-07, 14:09
Filme Emek Verenlerin Görüşleri:

Cengiz Ergun (Yapımcı–Promete Film)
Demiryolu hikâyelerini hep sevmişimdir. Hep heyecanlandırırlar beni...
Bunun nedeni trenlerin bana çocukluğumun en güzel günlerini anımsatmasıdır. 1947’de babamın öğretmenlik yaptığı Kömür İşletmesi’ndeki lojmanımızın önünden, Şeker Fabrikası’na pancar taşıyan trenlerle, amele trenleri, yük trenleri, posta trenleri geçerdi. İşletmenin istasyonunda kısa süreli duran bu trenlerin vagonları ve işletmede kömür yüklenen vagonlar en önemli oyuncaklarımızdı bizim o zamanlar...
Beş yaşından on iki yaşına kadar bir masalı yaşadığım bu küçük işletmede, bir defasında beni çok etkileyen, fakat anlam veremediğim bir olay olmuştu. Bir gece, birbirlerini o kadar sevip sayan, aralarında hiçbir sorun bulunmayan işletme insanları, sonrasında çocuklarla kadınların da karışacağı müthiş bir kavga tutuşmuşlar, genç yaşlı demeden birbirlerini kıyasıya yumruklamaya başlamışlardı. Aslında o döneme göre okumuş, gün görmüş mevki sahibi, saygın insanlardı bu kişiler.
Nedenini bilemediğim, bende yarım asrı aşkın bir zamandır gizemini koruyan bu hadise, İsmail Doruk’un senaryosuyla kısmen yanıtını buldu. Bir şairin, “deprem gibidir aşk, insanı ne zaman ve nerde vuracağı belli olmaz” dediği gibi aslında bu kavga, belki de yasak olan, ama mutlaka büyük bir aşkın sonucuydu.
İsmail’in hikâyesi, lirik, hüzünlü, ama o derecede sürükleyici. Uzun zaman finalini tartıştık, ama sonunda doğrusunu yaptığımıza inanıyorum. Sağlam bir ekiple çekildi, yetkin kişilerce kurgulandı, önemli müzik adamlarıyla bezendi. ADEM’İN TRENLERİ’nin Türk sinema tarihinde önemli bir yere sahip olacağına inanıyorum.

Sami Dündar (Yapımcı-İstisnai Filmler)
Profesyonel film seyredicisi olarak İsmail Doruk’un senaryosunu okuduğumda epeyce tedirgin olmuştum. Bu senaryoda; yaşayan, iç içe geçmiş mükemmel örgüyü Barış hakikaten beyazperdeye yansıtabilecek miydi? Diyelim ki yansıttı, Türk izleyici böyle bir filme hazırlıklı mıydı? Daha bir çok soru işareti uçuşurken aklımda kendimi mekan ararken buldum Manisa’da… Ezel ve Barış’la birlikte Karaağaçlı istasyonunu hayranlıkla gezerken birçok soru cevabını bulmuştu bile… Nihayet motor dedik ve gurur duyabileceğim bir filme yapımcı olarak imza attım.

Cem Özer
”Adem’in Trenleri” evrensel bir çerçevenin içine oturtulmuş, yerel motiflerle bezeli bir tabloya benziyor. Tablo benzetmesinin altını çizmek istiyorum. Çünkü filmdeki her bir kare tablo özeninde. Bu işten anlayanlar ya da birazcık zevk, gusto sahibi olanlar, ne demek istediğimi filmi izlediklerinde fark edeceklerdir. Evrenselliğine gelince; filmdeki imamı İrlandalı bir rahip yapın ve İrlanda’da bir köye getirip aynı hikâyeyi işleyin hiçbir şey değişmez. Çünkü film aslında dibine kadar romantik ve duygusal, hatta çokça acıklı bir aşk hikayesi. Benim için en özellikli yanı, Nurgül’le bir daha kim bilir ne zaman yakalayacağımı bilemediğim karşılıklı oynama fırsatıydı. Çünkü o, dünyanın en iyi kadın oyuncularından biri.
Bu müthiş aşk filmini çekerken, bir kez daha aşık oldum. Cem Özer olarak karıma, İmam Hasan olarak Hacer’e… Filmi izlerken ise, hem bir aşık, hem de bir baba olarak göz yaşlarımı tutamadım.

Nurgül Yeşilçay
Aylin’in stüdyosuna ilk gidişimizdi. Filmin montajlanmış halini izleyecektik. (Sonra sıkça gittik anlamına gelmiyor tabii…) Cem’le oturduk perdenin karşısındaki beyaz koltuğa. Beyazperdenin karşısındaki beyaz koltuğa oturup beyaz birer fincan kahve aldık. Beyaz perdenin karşısındaki beyaz koltuğa oturup beyaz birer fincan kahve alıp ışıkları söndürdük. Beyaz perdenin karşısındaki beyaz koltuğa oturup beyaz birer fincan kahve alıp ışıkları söndürüp başladık izlemeye… (Çok heyecanlıydım, her şey bana uzun mu geliyordu ne?)
Çekerken, san’at filmi çekiyormuşuz duygusuyla oynadığım filmin, bitmiş halini görünce, kafama balyozla vurulmuşa döndüm. Sonra bir de ne göreyim; Cem’in kafasında da bir balyoz, kendi kendine vurup durmuyor mu? (Bu anlattıklarım sanat filmi çekmedik anlamına gelmiyor tabii...)
Sanırım filmin ortalarında bir yerlerde sağ gözümün sol alt yanına inatçı bir damla geldi kuruldu. Cem’e, damla olmayan sol gözümün sağ üst yanıyla bakıyorum gizli gizli; onda damla akmıyor. Ee o zaman benimki de akmıyor. Ama bir yerde arkadan gelen damlalar ittirmiş olacak ki, artık hepsi birden akmaya başlıyor. İvedilikle Cem’e bakıyorum tabii ve rahatlıyorum.
Çünkü onun gözyaşlarıyla sümüğü birbirine karışmış durumda. Ben de kapıp koyveriyorum. İşte o andan itibaren filmin sonuna kadar sümüğümüzü çeke çeke böyle bir filmin içinde olmanın gururuyla birbirimize daha da aşık bitiriyoruz filmi. (Önceden aşık değildik anlamına gelmiyor tabii)
Eee darısı sizin de başınıza…
Durumun tuhaflığını yeterince anlatamamış olabilirim, bir de şöyle söyleyeyim: Elimizdeki beyaz fincanlarla oturduğumuz beyaz koltuğun karşısındaki beyaz perdede oynayan adam kocam, elimizdeki beyaz fincanlarla oturduğumuz beyaz koltuğun karşısındaki beyaz perdede oynayan adamın karşısındaki ben, beyaz perdenin karşısındaki elimizdeki beyaz fincanlarla oturduğumuz beyaz koltukta yanımda ağlayan adam kocam, beyaz perdenin karşısındaki elimizde beyaz fincanlarla oturduğumuz beyaz koltukta yanımda ağlayan adamın yanında ağlayan ben.
Yani diyeceğim siz bu filmi beyaz perdenin karşısında, hangi renk koltukta, yanınızda kimle izleyeceksiniz bilemem ama yanınızda BEYAZ bir mendil mutlaka olsun.

Derya Alabora
”Ademin Trenleri” benim uzun zamandan sonra kabul ettiğim ilk iş oldu. Senaryoyu okuduğumda önce çok kararsız kaldım, rolle kendimi çok bütünleştiremedim. Barış’a kaygılarımdan söz ettim. Rol üzerinde konuşabileceğimizden ve bunu halledebileceğimizden söz etti. Gerçekten de filmin sonunda oynadığım karakterden oldukça hoşnut olduğumu söyleyebilirim. Şimdiye kadar oynadığım rollerden daha farklı bir kişilik çıktı. Barış’la çalışmak benim için çok güzeldi. Görüntü yönetmenimizin sakin ve detaycı kişiliği, her sabah sete herkesten daha güler yüzle gelmesi beni çekim sırasında çok motive etti. Yeni dostlar edindim. Filmin son halini çok merak ediyorum, heyecanla bekliyorum…

Erkan Taşdöğen
Bir tren düşünün, sadece gelip geçenlerden… Bir istasyon düşünün, her yere uzak… Ve bir avuç insan; kendi küçük öyküleriyle her şeye uzak. Ama insan, ıssızlığın ortasında bile yine de insandır işte…
“Adem’in Trenleri”, o sıradan insanlardan, belki de dönüp de bakmayacağımız öyküleriyle, biz oyuncuları öylesine etkilemiştir ki, artık hepimiz o trenin içindeydik. Ve bu yolculuk, sanki daha önce hiç çıkmadıklarımızdandı.
Bir sinema filmi yapmanın keyfi ve zorluğu, her günü ayrı bir istasyon kılıyordu… Ve raylar üzerindeki serüven, perdede sonlanmadan, giderek her şey geride kalıyordu. Setler, provalar, çekimler, soğuk, Karaağaçlı, paydos… Her şey…
Ama ileriye bir şeyler bırakmaktır, sinema. Yeter ki, bir yüreğin inancı herkesi kavrasın bir gün…
Teşekkürler Barış Pirhasan…
Bu öyküye, bu yolculuğa, bu oyunculara inanıp, uc uca ekleyip hepsini, sakinliğin, sabrın ve bilgeliğinle bir film yarattığın için bizlerden…
Makinist olduğun için; hayatımın en güzel tren yolculuğunda…

Yapım notlar

- Filmin çekimlerine 2006 Ramazan ayının ilk günlerinde, Manisa/Karaağaçlı tren istasyonunda başlandı ve 6 hafta sürdü.

- Tarihi bir eser olarak koruma kapsamında olan ve faaliyeti durdurulan istasyon ve çevresindeki binalar, filmin sanat gurubu tarafından özel olarak hazırlanan proje kapsamında, bu film için yeniden restore edildi.

- “Adem’in Trenleri”, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın şimdiye kadar verdiği en yüksek yapım desteğini aldı. Bakanlık, sinema destek fonundan 450 bin YTL’lik katkı sağladı.

- TCDD, filmin en önemli bölümlerinin sponsorluğunu üstlendi. TCDD bu sponsorluk çerçevesinde, filmin çekimleri sırasında kullanılan lokomotif, yolcu vagonları ve yük vagonlarının yanı sıra, tren ve istasyon görevlileri gibi filmde yer alan figürasyonu da temin etti. Filme konuyla ilgili teknik danışmanlık da sağlayan TCDD, gerek depolarında bulunan, gerekse müzelerinde mevcut dekor, kostüm, aksesuar gibi ihtiyaçları da karşıladı.

- Film, 16mm. negatif olarak çekildi ve dijital ortama aktarıldı. Tüm post prodüksiyon dijital olarak yapıldıktan sonra, 35 mm. pozitif filme aktarılarak çoğaltıldı. Böylelikle son dönemde dijital teknolojiye geçen dünya sinemasına yepyeni bir kalite anlayışını analiz etme imkanı sağladı.

- Bunun için filmin çekimleri için kullanılmakta olan Arri SR3 kamera ve lens seti, Almanya’dan Panther Gmbh şirketinden kiralanarak Türkiye’ye getirildi. Türkiye’de ilk kez filmin çekimleri 16 mm. film formatında yapıldı, ardından tamamı taranarak dijital ortama aktarıldı. Tüm renk düzeltme işlemleri dijital ortamda gerçekleştirildi ve sonrasında da gösterim formatı olan 35 mm.’lik filme aktarılarak sinema gösterim kopyaları basıldı.

- Filmin ses kayıtları, dünya standartlarının en iyisi. Ülkemizde ilk kez 8 kanallı bir kayıt sistemi kullanıldı. Tüm sesler, sabit diske kaydedildi. Sistemin büyük bir bölümü Fransa’dan getirildi ve Fransa’da yaşayan Türk teknisyen Yunus Acar, ses operatörlüğünü üstlendi.

- Işık sitemlerini temin eden Film Sokağı, bu sette 6 adet helyum balon kullandı. Gece çekimlerinde geniş arazilerin görüntülenebilmesi için bulunan sistem, ilk kez bu kadar büyük bir prodüksiyon haline dönüştü.

merlystreep
03-03-07, 14:12
UĞUR VARDAN-sinema eleştirmeni

--------------------------------------------------------------------------------

Ah o trende ben de olsaydım!
Uğur Vardan
Nurgül Yeşilçay, 'Adem'in Trenleri'ndeki Hacer rolünde etkili bir performans sergiliyor.

02/03/2007 (738 kişi okudu)

İSTANBUL - Senarist olarak güçlü bir kalemi olduğunu 'Adı Vasfiye',
'Kadının Adı Yok', 'Aaahhh Belinda' gibi filmlerle kanıtlayan ve sonra kamera arkasına geçip 'Küçük Balıklar Üzerine Bir Masal', 'Usta Beni Öldürsene' ve 'O da Beni Seviyor' gibi filmler çeken Barış Pirhasan şimdiye kadar hep kendi senaryolarını filme aldı. Ama bu kuralını 'Adem'in Trenleri'nde bozuyor. Başını çektiği Senaryo Stüdyosu'ndaki öğrencilerinden İsmail Doruk'un yazdığı senaryoyu filme alan Pirhasan, taşrada geçen üçlü bir aşk öyküsü anlatıyor.
Sevdiği ve çocuğunun babası Bekir'in kendisini terk etmesi sonrasında ortada kalan, Anadolu'nun küçük bir kasabasında yaşayan Hacer'e Hasan Hoca sahip çıkar. Onu nikâhına alır, çocuğu Fatmacık'a kendi evladı gibi bakar. Fakat Hacer'e elini bile sürmez. Çünkü Hasan Hoca yaşanan bu durumu Allah'ın bir sınavı olarak kabul etmektedir ve bir gün Hacer'in Bekir'e döneceğini düşünmektedir. Hacer içten içe Hasan Hoca'ya ilgi duysa da onun kendisinden hoşlanmadığını düşünerek var olan durumu kabul eder. İki tarafın kabullendiği bu yaşam, bir ramazan günü küçük bir tren istasyonuna Hasan Hoca'nın imam olarak çağrılmasıyla değişir. Çünkü burada Bekir'le karşılaşırlar.
Nurgül Yeşilçay, Cem Özer, Ümit Çırak, Derya Alabora, Atıf Emir Benderlioğlu, Asuman Dabak, Hakan Bilgin, Fıratcan Aydın, Zeynep Özbay, Turan Özdemir, Ezel Akay, Güner Özkul ve Veysel Diker'in rol aldığı film yer yer Atıf Yılmaz sinemasını hatırlatan bir yapım. İnanç, aşk, masumiyet, paylaşım gibi temaların işlendiği etkili bir film izlemek isterseniz 'Adem'in treni' sefere çıkıyor. (Kültür Sanat)
radikal

merlystreep
03-03-07, 14:13
Atilla Dorsay-sinema yazarı

--------------------------------------------------------------------------------

Hasan Hoca'yla Hacer'in aşk hikâyesidir

Ademin Trenleri, geçmişte Küçük Balıklar Üstüne Bir Masal, Usta Beni Öldürsene gibi özgün filmler yaratmış olan, son filmi O da Beni Seviyor'u ise (2001) pek sevemediğimiz Barış Pirhasan'ın dönüşünü simgeliyor. Bunun oldukça parlak bir dönüş olduğu hemen söylenebilir. Film, ilk önce şaşırtıyor, irkiltiyor. İçinden tren geçen bir köye Ramazan ayı için imam aranmaktadır. Karısı ve küçük kızıyla gelen Hasan Hoca (üstelik Cem Özer tarafından oynanıyor!), önce 'kalabalık ailesi' nedeniyle kimileri tarafından istenmez ama sonra kabullenilir. Alışmışız ya, hemen soruyoruz: Bu imam filmin iyi kişisi mi, kötü kişisi mi? Çocukların beynini hurafelerle yıkayan bir gerici değil mi o? Film Takva'nın gördüğü ilgiyi kullanmayı deneyen bir 'din öyküsü' mü? Üstelik filmin ilk yarıda hayli ağır ilerlediği ve seyirciden belli bir sabır istediği de söylenebilir. Ama özellikle ikinci yarıyla birlikte işler değişiyor. Öncelikle, Pirhasan'ın imama, 'laik-dindar şablonu' ötesinde yaklaştığı, onu toplumdaki herhangi bir mesleği yapan sıradan bir kişi olarak alıp, özellikle yüceltme veya yerme amacında olmadığı anlaşılıyor. Hasan Hoca, yıllar önce çok önemli bir seçim yapmış, sevdiği Bekir tarafından terkedilen Hacer'i babasız kızıyla birlikte alıp evinin kadını yapmıştır. Ve Bekir, ailenin gelip yerleştiği bu yeni köyde birden ortaya çıkmaz mı? İşte bu aşamada film, gitgide zenginleşen katmanlar kazanıyor. Olay tam bir aşk ve tutku üçgenine kayıyor. Ve hikâyenin toplumumuzdaki çapraşık kadın-erkek ilişkilerine getirdiği yaklaşım, heyecan veriyor. İmamın mesleği belki bu noktada, temelde Selvi Boylum Al Yazmalım'ı hatırlatan hikâyeye yeni boyutlar yüklüyor. Çünkü Hasan Hoca, toplumdaki namus anlayışına ters düşmeyi göze almıştır. Bu sağlam biçimde gözlemlenmiş aşk öyküsü, hemen tüm oyuncuların katkısıyla en canlı biçimde yaratılmış kalabalık bir kasaba fonu önünde gelişiyor. Öykü geliştikçe, toplumumuza özgü erkek egoizmiyle birlikte, 'insan sevgisini ancak onu kaybettiğinde anlar' gibi bir mesaj çıkıyor. Ve aşk filmleri denen yıpranmış tür özgün bir halka kazanıyor. Nurgül Yeşilçay'ın starlık kumaşının ardındaki gerçek oyunculuğunu gösterdiği, Cem Özer'in sürpriz düzeyde ekonomik ve sağlam bir oyun verdiği, Derya Alabora'nın klasını konuşturduğu filmin asıl galibi ise, Bekir rolünde hem bir cinsel obje olarak göz dolduran, hem de iyi bir kompozisyon çizen Atıf Emir Benderlioğlu oluyor. Bu arada küçük oyuncular, özellikle de Fıratcan Aydın anılmalı.

sabah

merlystreep
03-03-07, 14:15
Azmi Coşkun azmicoskun@yahoo.com



Ademin Trenleri


Hasan Hoca adlı bir imamı canlandıran Cem Özer, en iyi performansını sergiliyor.

Hacer rolünde izlediğimiz Nurgül Yeşilçay filmografisine yeni bir başarı eklemiş görünüyor. 7 yaşındaki Adem’in (Fıratcan Aydın) performansı da yabana atılacak cinsten değil.

İsmail Doruk tarafından yazılan senaryoda, olaylar Adem’in “çocuk zihninin yalınlığı ve mizahıyla “ işleniyor diyor filmin yönetmeni Barış Pirhasan. Filmin yapımcılarından Sami Dündar ise görüntü yönetmeni Peter Steuger’ın her kareyi bir tablo güzelliğinde çekilmesini sağladığını, kurgu aşamasında kesilecek sahne seçimlerinde çok zorlandıklarını ifade ediyor.

Film sevdiği erkek tarafından hamile bırakılıp terk edilen Hacer’e, ailesinin sırt çevirmesinin ardından, Hasan Hoca’ nın nikahına alması çerçevesinde gelişiyor. Hasan Hoca ve Hacer’in ilişkisindeki gariplik ramazan ayı boyunca imamlık yapmak üzere geldiği tren istasyonu ahalisinin gözünden kaçmaz. Hasan Hoca bir gün sırrını açıklamak zorunda kalır. Ama onunda bilmediği bir gerçek daha vardır…

Sevgi, tutku, iyilik, kötülük, günah, sevap gibi insani kavramları sorgulayan filmde, iç hesaplaşmaların bu kavramların ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanıyor. Sevginin itici gücüyle yapılan fedakarlıklar sarf edilen çabalar insanı bazen hayal kırıklığı ve acı, bazen de mutluluk ve huzurla buluşturur. Filmde bu iki durumu da yaşarken, aynı zamanda hayatımızın bir tren istasyonu gibi sevinç ve hüzünlerin akıp geçtiği bir sahne olduğu hissediliyor.

merlystreep
03-03-07, 14:16
esin küçüktepepınar-sinema yazarı

Bu istasyona uğrayın!

28 şubat çarşamba 2007

Bu cuma vizyonumuza girecek 'Adem'in Trenleri' son dönem sinemamızın önemli örneklerinden birisi olarak ilgimizi bekliyor. Son kertede bir aşk filmi olarak, meselesini gayet incelikle duygusal bir platformda tartıştığı için seyirci olarak zaten bir kaçış bahanemiz yok! Filmin başlarında, imam rolündeki Cem Özer ve karısı Nurgül Yeşilçay'ın sabaha karşı trenden indikleri ve alacakaranlıktaki ezan gibi sahnelerin neredeyse 'gerçeküstü' atmosferinin ardından gelişen bu aşk ve emek ilişkisi sinemasal tadıyla da vaadini yerine getiriyor. Beklentimizin nedeni malum, yönetmenlik koltuğunda Barış Pirhasan'ın olması. Türk sinemasının en önemli senaristlerinden birisi olarak sanatsal ve yaratıcı kaygılarla popüler sinemayı aynı potada buluşturma çabasıyla öne çıkan bir isim. 'O da Beni Seviyor'dan beş yıl sonra; yeniden kamera arkasına geçtiği bu filminde ana karakterler ise bir imam ve beş adım arkasından yürüyen karısı. Manisa civarlarında küçük bir tren istasyonunu 'mikro kozmoz' misali kullanan film çevresinde yaşayan sakinleriyle inanç konusu üzerinden önyargılarımızı da test ederken nihayetinde 'gönül gözümüzün' açıklığını tartışıyor. Tabii ki aşk ve emek ilişkisi bağlamında Atıf Yılmaz ustamızın 'Selvi Boylum Al Yazmalım'ını hatırlatıyor. Zaten Barış Pirhasan, aile bağlarıyla da yakın olduğu kadim dostu Atıf Yılmaz ustamızın bu çok önemli filmiyle birlikte anılmasından hoşnut. Gerçi 'Selvi Boylum Al Yazmalım'daki dönemin işçi sınıfı bilinci yerine bu kez günümüz Türkiyesi'den bir başka bakış açısı var. Yerimiz dar olduğundan yeterince inceleyemiyorsak da neticede aşkla kotarılmış bir film olduğunu söyleyelim.

Oyunculara dikkat!
'Adem'in Trenleri' bir yönetmen filmi olduğu kadar aynı zamanda bir oyuncu filmi de. Yan karakterlerdeki oyuncuların başarısı bir yana; filmi sürükleyen iki ana karakteri canlandıran Cem Özer ve Nurgül Yeşilçay'ın performansları gerçekten çok başarılı. İkiliye 'medyatik bir çift' sendromundan uzaklaşarak bakıp, beyazperdedeki bu kıymetli işbirliğini takdir etmek gerek. Nitekim, hem star personası hem de oyunculuk yeteneği olan Nurgül Yeşilçay bu filmdeki rolüyle de herkesi fazlasıyla ikna edecek. Yönetmen Barış Pirhasan'la mutabık kaldıkları 'küçük oynama' icraatı mükemmel sonuç vermiş. Geri planda kalması gereken sahnelerde bile 'orada' olduğu bilinecek denli makul ölçüde oynuyor! Sinemada ne denli iyi olabileceğini hatırlatacak şekilde, filmin baskın karakteri olarak imam rolüyle Cem Özer de takdire şayan. Ses tonundan vücut diline kadar, belli ki çok iyi hazırlanmış ama zoru başarmış çünkü perdeye yansıyan sonuç, olması gerektiği gibi gayet doğal ve akıcı. Derya Alabora gibi önemli oyuncuların yan karakterlere getirdiği sıcaklık ve gerçekliğin içimizi aydınlattığı filmde; sevdiği kadını ve çocuğunu terkeden Atıf Emir Benderlioğlu'nu da anmadan geçmeyelim.


sabah gazetesi

merlystreep
03-03-07, 14:38
Yazarlar / Elif Aktuğ

Aman, Adem'in Trenleri'ni kaçırmayın!
elif.aktug@aksam.com.tr



Hayatımda gördüğüm 'en güzel bakan bir çift göz', filmin ne kadar iyi olabileceği ile ilgili en sıkı tüyoları vermişti önceden. 'Adem'in Trenleri' için önyargılıydım ben, itiraf ediyorum. Hem de Nurgül Yeşilçay'la ilgili...

Tüm ülkenin ölüp bittiği bu güzel kadını nedense bir türlü beğenemiyordum, bunu da 'en güzel bakan bir çift göz'e 'sinemadan anlamıyorum zaten' diyerek itiraf etmiştim. Bu kez Nurgül Yeşilçay bambaşka, olağanüstü.

Her bir sahnede bakmaya doyamıyor, onun Nurgül olduğunu aklınıza bile getirmi-yorsunuz. Bir dolu ödül aldığı filmleri açık ara geride bırakıyor (Eğreti Gelin'i hiç beğenmemiştim mesela, eğer o aşk filmiyse; Adem'in Trenleri aşkın başyapıtı) ve kendinizi bir garip kadının hikayesine bırakıyorsunuz.

Adem'in Trenleri için çok açık şunu söyleyebilirim, bu güne kadar basında çıkan fotoğraflardan, haberlerden ve de ne afişten; filmin bu kadar sıcak, bu kadar dokunaklı, bu kadar sürükleyici bir aşk hikayesi olduğunu anlamamıştım.

Sonra bahsetmeden edemeyeceğim iki çocuk oyuncu var ki, nasıl bir yönetmenliktir şaşkınlık içindeyim.

Sanki profesyonel ve yıllarca eğitilmiş iki oyuncu vardı ekranda, küçücük iki çocuk değil. Barış Pirhasan'ın başarısı zaten bu gibi ayrıntılarda iyice devleşiyor yoksa Nurgül, Cem ve tüm kadro zaten çok ciddi anlamda başarılı oyunculardan oluşmakta. Bu kadro içinde iki ufaklığı da ne kadar muazzam yediriyor hikayeye, bayıldımÉ

Cem Özer'den (uzaktan akrabam olduğu için değil valla) ise müthiş bir performans bekliyordum zaten, ben ondan on dört yıldır, yani 'Berlin İn Berlin'den bu yana iyi bir film beklemekteydim inatlaÉ Eh bu kadar sabredince (hem ben hem de Cem) ortaya ne kadar sıkı bir iş çıkmış. İyi bir oyuncu Cem Özer, kocaman heybetli vücuduna rağmen. Eh tüm dünyada ufak tefek adamlar iyi oyuncu oluyor ya, onun için söyledim.

Nurgül Yeşilçay'ın popülaritesinden asla sıkılmayan, karısını her zaman can-ı gönülden alkışlayan Cem Özer, sabrının karşılığını alacak yeniden, çok açık. 'Adem'in Trenleri' çok basit bir hikaye anlatmakta aslında, ancak iyi sinema yapmak zaten bu basit hikayeyi anlatabilmekten geçiyor. Gerçekten de sinemada unutulmayacak bir yer edinecek kendine, çok 'farklı' bir aşk çünkü.

Mekanlar harika ayrıca, her zaman trenli filmlere bayılırım ben, istasyonlarda geçen, küçük kasabalarda geçen küçük toplulukların hikayelerini anlatan filmlere... İzlerken bana birçok filmi hatırlattı nedense, Jon Avnet'in 'Fried Green Tomatoes'unu hatırladım en çok da.

'En güzel bakan bir çift göz Ezel Akay' bence cesaret edip daha büyük roller üstlenmeli, köyün delisinden daha ciddi rolleri hak ediyor çünkü. 'Adem'in Trenleri' insanı dakika dakika dolduran, insanın içine işleyen ve finale geldikçe göz yaşlarınızı tutamayacağınız bir film, bence sakın treni kaçırmayın ve bu eşsiz-büyüleyici filmi mutlaka görün.

01.03.2007

erten07
05-03-07, 11:37
Sevgi mi tutku mu



Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer çifti ilk kez bir filmde birlikte kamera karşısına geçtiler. Barış Pirhasan’ın yönettiği Adem’in Trenleri küçük bir kasabada geçen sevgi, emek öyküsünü küçük bir çocuğun gözünden anlatıyor. Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer etkileyici ve gerçekçi oyunculuklarıyla filmin başarısında önemli rol oynuyorlar.



ADEM’İN TRENLERİ
Yön: Barış Pirhasan
Oyn: Nurgül Yeşilçay, Cem Özer, Ümit Çırak, Derya Alabora
Tür: Dram

Ana karakterlerinden birinin imam olduğu bir film için ne düşünürsünüz?

Takva’nın ardından yine dini konu alan bir film daha dersiniz büyük ihtimalle.

Haksız da değilsiniz tabii.

Ama işte karşınızda dini konulara neredeyse hiç girmeyen, temelinde sadece sevgi ve emek olan bir film var.

Adem’in Trenleri’ni 6 yıldır sinemalardan uzak kalan usta senarist-yönetmen Barış Pirhasan yönetiyor. Filmin teklemeden ilerleyeceğini treni çeken lokomotifin gücünden anlıyoruz zaten. Adem’in Trenleri’ni çeken Barış Pirhasan olunca karşımıza da haliyle sağlam, temiz bir iş geliyor.

Gerçekten de Adem’in trenleri altyapısı, senaryosu, görüntüleri ve oyunculuklarıyla Türk sinemasında kendine özel yer edinecek bir film.

MERAK BÖCEKLERİ UÇUŞUYOR

Hikaye bir çocuğun gözünden anlatılmış. Küçük Adem, tatlı tatlı başlıyor öyküyü anlatmaya. Ramazan gelince küçük istasyonumuza bir imam, karısı ve kızı geldi diyor.

Ve Barış Pirhasan da o arada tren istasyonundaki telaşlı gel gitlerle, ezan sesleriyle, sık sık bir araya gelen komşu kadın resimleriyle atmosferi oluşturuyor.

Hasan Hoca (Cem Özer) ve eşi Hacer’in (Nurgül Yeşilçay) gelişi küçük kasabada merak böceklerinin uçuşa geçmesi demek. Herkes yeni gelenleri merak ediyor. Ama ne Hasan Hoca ne de onun üç adım arkasından yürüyen, sessiz Hacer renk veriyor. Onların sırrını ortaya çıkaran kişi ise Hacer’in küçük kızına aşık olan Adem oluyor. Adem bir gece Hacer’le köyün bıçkın delikanlılarından Bekir’i (Atıf Emir Benderlioğlu) birlikte görünce hikayemiz farklı bir yön alıyor.

SEVGİ Mİ, TUTKU MU?

Adem’in Trenleri, Atıf Yılmaz’ın unutulmaz filmi Selvi Boylum Al Yazmalım’ın gündeme getirdiği “sevgi nedir?” sorusunu bir kez daha tartışmaya açacak, güçlü bir sevgi filmi. Sevginin uçucu zevklerle ya da saplantıyla eş tutulabilecek tehlikeli tutkuyla aynı kefeye konamayacağını, asıl sevginin emek istediğini, ta derinlerden geldiğini ve koşulsuz olduğunu söylüyor. Ve ne yalan söyleyeyim, tüm bu dedikleriyle ve perdeye yansıyan duygusal, dokunaklı sahneleriyle gözyaşlarımızı tetikliyor.

Hem popüler hem de sanatsal olmayı başarabilen nadir filmlerden olan Adem’in Trenleri’nin başarısında önemli bir pay da oyunculara ait.

İlk göze çarpan adeta metamorfoz geçirerek farklı bir tiple karşımıza çıkan Cem Özer oluyor. Rol aldığı her filminde diğerlerine göre çok farklı tipler çizen ve bu değişimlerde başarılı olan Cem Özer burada da dışı sert ama içi yumuşak, kendi deyimiyle kivi gibi imamı mükemmel oynuyor.

Kişiliğinden ve bugüne dek oynadığı rollerden çok farklı olarak silik bir karakteri canlandıran Nurgül Yeşilçay da zor rolün altından başarıyla kalkmış. Karakteri doğru bir şekilde verebilmek için küçük oynamayı tercih eden Yeşilçay, Hacer’in hikaye boyunca geçirdiği değişimleri, dönüşümleri incelikli oyunuyla hissettirerek filmin başarısında önemli rol oynuyor.

Manisa’da küçük bir tren istasyonunda geçen bu samimi ve sevgi dolu hikayenin üzerinizdeki etkisi büyük olacak.

merlystreep
06-03-07, 12:42
film yılın en iyi filmi bence...inanılamz samimi bir film olmasının , olağanüstü gerçekçi oyunculuklar olmasının dışında her kare resm sergisi gibi harika bi film ve sonda çalan bi şarkı var" gözyaşı tangosu" filmin sonunda akan yazıları takip etmek için müthiş bi bahane harika bi şarkı ben önce sertap erener söylüyo samdm sonra deniz arcak zannettikl ama sesi sertapa benzerliğiyle tanınan "müge zümrütbel" söylüyomuş.harika söylemiş . zaten filmin müzkleri enfes soundtrack albümü çıksa hemen alıcam ki filmi mutlaka izleyin bence reklamı küçük samimiyeti müthiş bi film çocuklukta büyüklerin yaptıklarını nasıl yorumluyoduk onu hatırlamak için gülmek için ağlamak için birebir.beyaz mendilelrinizi de unutmayın:img-wink:

merlystreep
06-03-07, 19:49
Adem’in Trenleri’yle aşka yolculuk
Nurgül Yeşilçay ile Cem Özer’in aşkı beyazperdeye taşındı. Filmdeki etkileyici sahneler izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkıyor.

Hayat sadece tek bir duygudan veya olaydan oluşmaz. Sevinçlerimiz, üzüntülerimiz birbirine girer, birbirini etkiler. İşte bu duygusal yoğunluğu yakalayan filmler de iyi film nişanını takarlar üzerlerine. Adem’in Trenleri tam da bu sıfatı hak eden bir yapım. Hem oyuncular hem de yönetmen ve senarist harika iş görmüş. Yönetmen Barış Pirhasan adeta fotoğraf çeker gibi kullanmış kamerasını. Fakat bu asla görselliğin içeriği ezmesine sebep olmamış. Öyle ki karakterleri kategorize ederken zorluk çekiyorsunuz. Böyle derinlikli karakter analizlerinin üstüne bir de Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer gibi gerçek hayatta da birbirini seven iki insanın aşkları eklenince, film daha başarılı oluyor. Filmin hikáyesine gelince: Hasan Hoca (Cem Özer) kirletilip terk edilen ve hamile kalan Hacer’le (Nurgül Yeşilçay) ailesinin eziyetinden kurtarmak için evlenir. Hacer’i inancını sınamak için bir şans olarak görür ve ona elini sürmez. Çok geçmeden Hacer’in kızı Zeynep doğar. Üçünün hayatı rutin bir şekilde devam ederken yaşanan bir gelişme herkesin yaşamında dönüşümler yaratır. Hasan Hoca, Ramazan ayında imam arayan bir kasaba caminde göreve başlar. Bir süre sonra kasabada yaşananlar herkesin hayatını değiştirecektir. Filmin bütününde boşa atılmış bir taş yok. Cem Özer’in oyunculuğuysa beni gerçekten çok şaşırttı. Müthiş bir performans sergiliyor. Hayatını dine adamış bir imam rolünde iç hesaplaşmalarını dengelere dikkat ederek yapıyor.

BİR İMAMIN İÇ HESAPLAŞMASI
Hasan Hoca filmin sonunda gündelik yaşam ile inancı arasına koyduğu dikenli telleri bir bir kaldırıyor. Bu noktada o dikenler eline batıyor ama vazgeçmiyor. Allah’ın insana en büyük hediyelerinden biri olan aşkı kabulleniyor ve yaşıyor. Nurgül Yeşilçay ise sinemadan anlayan herkesin kabul edeceği gibi Türkiye’nin şu anki en yetenekli kadın oyuncusu. Fakat bütün yeteneğine rağmen ve senaryo gereği Cem Özer’in müthiş oyunculuğunun gerisinde kalıyor. Tabii onun yeteneğinin de Cem Özer’in başarısına etki ettiğini kabul etmemiz gerek. Bu filmi sakın kaçırmayın.

merlystreep
07-03-07, 08:06
Cüneyt Cebenoyan birgün gazetesi

cuneytcebenoyan@birgun.net



İmam ve karısı 03/03/07
Adem'in Trenleri
Yönetmen: Barış Pirhasan Oyuncular: Nurgül Yeşilçay, Cem Özer, Ümit Çırak Türü: Dram Ülke: Türkiye

Adem'in Trenleri başarılı mizansenleri, iyi oyunculuklarıyla yılın şu ana kadar en öne çıkan yerli yapım filmi unvanını hak ediyor.

Film temelde bir insanın dönüşümünü anlatıyor. İmam Hasan Hoca (Cem Özer) dünyevi yanı ve sosyal ilişkileri oldukça zayıf biridir. Karısına ve kızına da sıcaklık göstermez. Bir akşam üstü karısı ve kızıyla çıkageldiği köy aslında onu, çocuklu olduğu yani dolayısıyla masraflı biri olduğu için istememiştir.

Ama imam köye geldikten sonra, köylüye yapacak pek bir şey kalmaz. Peki ama imamın karısı Hacer (Nurgül Yeşilçay) bütün gençliği ve güzelliğine rağmen bu katı ve sevimsiz adama niye katlanmaktadır?

Hasan Hoca kızına karşı da çok ilgisizdir. Ve bütün bu davranışlarıyla köylünün nefretini kazanır. Hasan Hoca'nın davranışlarının nedenlerine dair yaptığı açıklamaları filmi izleyeceklere bırakalım.

Cem Özer biraz da kalın çizgileri olan bir karakteri canlandırmasından ötürü zaman zaman teatral bir oyun çıkarırken, Nurgül Yeşilçay'ın performansı kusursuz. Bütün oyuncular genelde çok iyi. Bir de son yılların en unutulmaz repliklerinden biri var bu filmde "ne mememi sıkan var,..." diye başlayan. Bahsettiği bütün acılara rağmen, sonuçta masalsı bir atmosferi ve sıcaklığı olan "Adem'in Trenleri"ni kaçırmayın.

merlystreep
07-03-07, 16:25
tuna kiremitçi - vatan

--------------------------------------------------------------------------------

Adem’in hüzünlü trenleri




Bir Anadolu kasabasına davet edilmediği halde gelmiş, esrarengiz bir imamsınız. Yanınızda size göre çok genç, güzel karınız ve içe dönük küçük kızınız var... Zalim misiniz, mübarek bir adam mı, yoksa bir zavallı mı, kimse karar veremiyor...

Böyle bir rolü oynamak, her oyuncunun rüyası olmalı...

Bu şans “Adem’in Trenleri” filminde Cem Özer’in eline geçmiş. Açıkçası, gayet güzel değerlendirmiş o da.

Hatta seyrederken kızıyorsunuz Cem Özer’e; bu oyunculuk potansiyelini ve sinemaya elverişli yüzünü “Berlin in Berlin”den sonra yeterince kullanmadığı için.

Nurgül Yeşilçay’a söyleyecek söz yok... Her akıllı oyuncu gibi aklıyla değil içgüdüleriyle oynadığından, yine çok yoğun ve kolay kurtulamadığınız bir etki yaratıyor.

“Sinemanın yeni sultanı” unvanını Özgü Namal’a kaptırmaya pek niyetli olmadığını gösteriyor böylece.



***

Ama müsaadenizle, en büyük iltifatı senarist İsmail Doruk’a saklamak isterim.

Kendisi “bu memlekette senaryo yazılmıyor kardeşim” diyenlere şık bir cevap vermiş. Şahsen Yavuz Turgul tarzı dramatik yapı matematiğine bu kadar hâkim fazla senarist gördüğümü hatırlamıyorum. Bu herhalde Doruk’un şiir birikiminin ve içinde yer aldığı “Senaryo Stüdyosu”nun da başarısı...

Özellikle Hacer ile Hasan Hoca arasındaki, başta çok klişe duran ilişki adım adım gelişip derinleşiyor ve sonuçta ağlatıyor sizi.

Deneyimli yönetmen Barış Pirhasan, aynı zamanda “Senaryo Stüdyosu”nun yöneticisi... Filmini de biçim numaralarına yüz vermeyen, senaryoya saygılı bir dille çekmiş. Aslında iyi de etmiş. Gerçi anlatım zaman zaman biraz “eski moda” kaçıyor ama olsun. Böyle bir hikâyede “şekil” yapmak doğru olmazdı herhalde.


***

Bir de Müslümanlık gibi nazik bir konunun çocukların bakış açısından verilmesi gayet hayırlı bir tercih. Özellikle küçük oyuncu Fırat Can Aydın’ın başarısı, gereksiz tartışmalar çıkmasını baştan önleyecektir.

Belki bazı “New Yorker” arkadaşlar fazla “yerli” bulacak, belki de burun kıvıracak “Adem’in Trenleri”ne... Ama mesela “Selvi Boylum Al Yazmalım”ı sevmekten bıkmayan Çanakkaleli teyzeler, Samsunlu genç kızlar ya da Diyarbakırlı delikanlılar eminim iftihar edecekler, memleketlerinde böyle bir film çekilmiş olduğu için.

merlystreep
08-03-07, 08:02
rahsan gülşan

Gerçek sorulara gerçek cevaplar!

'Selvi Boylum Al Yazmalım' filminde, 'Sevgi mi emek mi?' sorusunu sorduruyordu bize Atıf Yılmaz. Eminim ki yetişkin kadınlar arsında bu filmi izleyip de, sonradan olası bir aldatılma halinde sevgilisine karşı 'Sevgi mi, emek mi?' sorusunu sormayan, bu filme aşık olmayan kadın yok gibidir. Ali Özgentürk'ün muhteşem senaryosu, Atıf Yılmaz'ın rejisi ve tabii ki Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin'in büyüleyici performansları ile bu film Türk sinema tarihimizin en unutulmazları arasındadır. Bana göre de en iyi 5 aşk filminden biridir. 1977'de çekilmiş olan film, dönemin Türk sinemasının ilişkilere bakışını, o dönem sinema izleyicisinin beklentilerini ve toplumun ahlak anlayışını yansıtan önemli bir belgedir. Önceki gün 'Adem'in Trenleri' filmini izlerken aklıma bir anda 'Selvi Boylum Al Yazmalım' geldi. 'Adem'in Trenleri' filmi, Manisa Akçağaç'da minik bir tren istasyonunda geçen dokunaklı bir öyküye tanık ediyor bizi. Filmin omurgasında, 'Selvi Boylum' filmindeki gibi bir 'Sevgi mi emek mi?' hikayesi var. Ancak Atıf Yılmaz'ın filminin üzerinden 30 yıl sonra çekilen bu film, karşılaştırmalı olarak Türk Sinemasının geldiği noktayı çok çarpıcı ve keyifli bir şekilde ortaya koyuyor. Barış Pirhasan'ın yönettiği filmde, İsmail Doruk'un senaryosu, sinemamızda artık yalın, kendine has, acıtacak kadar gerçek ve görsel olarak etkileyici bir dilin oluşmaya başladığını gösteriyor.

Nurgül Türkan değil
Artık Türk sinemasında karakterler yiyor, içiyor, sevişiyor ve gerektiği zaman da küfredebiliyor. Karakterler esas kız, esas oğlan, bahçıvan, kötü kadın kalıbından fersah fersah uzakta. Daha önce 'Selvi Boylum Al Yazmalım'da cevaplanmaktan kaçınılan bazı soruların cevapları, bu kez tam 30 yıl sonra ve içinde bir imamın da yer aldığı riskli bir öyküde korkusuzca veriliyor. Filmde Cem Özer'in performansı mükemmele yakın. Ah, bir de yönetmenimiz ezanı, duaları ve mevlidi Cem'e kendi sesinden söyletseymiş tam süper olacakmış. Bir de Cem Özer, zamanında TV kariyerine soyunmasa ve biz onu 'Berlin in Berlin'in harika oyuncusu olarak anımsasaymışız. Keşke sinema ve oyunculuk kariyeri yapsaymış. Yine de Cem Özer, eğlence dünyamızın en ilginç başarı, düşüş ve geri dönüş hikayelerinden birine imza atıyor bence.

Nurgül Yeşilçay ise anlatılabilecek gibi değil. Mükemmel, çarpıcı ve hayran bırakıcı bir performans sergiliyor. Onu Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ile kıyaslamayın. Adını onların yanına yazın. O yeni Hülya veya yeni Türkan değil, Türk sinemasının en iyi kadın oyuncularından biri!

merlystreep
08-03-07, 08:10
ahmet hakan
Adem’in Trenleri’ne dair

BİR: Ağa babası "Vadim O Kadar Yeşildi Ki" ile "Bülbülü Öldürmek" olan filmlere Türk sinemasından sıcak bir merhaba geldi... "Adem’in Trenleri", küçük bir çocuğun anlattığı "Bir ramazan ayında bizim köyde öyle tuhaf bir şey oldu ki" hikayesidir...

İKİ: Cem Özer "Ramazan hocası" rolünde fena değil... Ancak Cem Özer çapında bir oyuncudan daha iyisini beklerdim. Keşke Cem Özer, "sert ve geçimsiz" görünmelerine karşın yufka gibi yürek taşıyan kasaba hocaları ve "dinsel bir hayat tarzını benimseyenlerin kırmızı çizgileri" konusunda biraz daha gözlem yapabilseydi...

ÜÇ: Nurgül Yeşilçay ise kasaba kadınlarına özgü o "gösterişçi utangaçlık" meselesini iyi çözmüş. Yani resmen döktürüyor.

DÖRT: "Din" ile "hayat" kırsalda o kadar iç içe geçmiştir ki... Kendiliğinden, bir zorlama olmadan ve fark ettirmeden akıp gider... Film bu durumu çok başarılı bir şekilde yansıtmış.

BEŞ: Müzik: İyi... Derya Alabora: Mükemmel... Güner Özkul: Mahallenin sıradan kadını rolünde o kadar iyi ki, arada kaynıyor. Görüntüler: İnsanda o tren istasyonuna gitme isteği uyandırıyor.

mc_merve
08-03-07, 21:55
malesef filmi daha izleyemdim ama izlemek istedigim filmler arasinda

londraya daha gelmedi sanirim gelmicek dvdsini beklicem artik

bu arada resimler icin cok tskrler nulgul herzamnki gibi cok dogal cikmis

averaj
09-03-07, 16:53
26.ULUSLARARASI
İSTANBUL
FİLM FESTİVALİ
31 MART-15 NİSAN 2007

Türk Sinemasını özellikle festivale katılan yabancı festival yöneticileri, sinema profesyonelleri ve basın mensupları aracılığıyla yurtdışında tanıtmayı amaçlayan festival, son bir yılda Türkiye’de yapılan nitelikli filmleri Ulusal Yarışma, Yarışma Dışı ve Belgeseller başlıkları altında bir araya getiriyor. Bu yılki Ulusal Yarışma jürisinin başkanı Ferzan Özpetek.

ULUSAL YARIŞMA

BARDA
İKLİMLER
KADER
MAVİ GÖZLÜ DEV
ZİNCİRBOZAN
TAKVA
MUTLULUK
ÇİNLİLER GELİYOR
BEYNELMİLEL
ADEM'İN TRENLERİ
KÜÇÜK KIYAMET
EVE DÖNÜŞ
POLİS
SİS VE GECE
HOKKABAZ
CENNETİ BEKLERKEN

http://www.iksv.org/film/festival2006.asp?Content=Program&SID=4

merlystreep
09-03-07, 18:52
sağol averaj:img-wink:
eminim bi kaç ödül alıcaktır çünkü çok iyi bir film. nurgülünde alacağını düşünüyorm ben .izleyen varsa bilir mükemmel bi oyunculuk çıkarmış çok zor bi rolde. cem özer de en iyi erkek oyuncuda zorlar gib oda harikaydı inanılmaz bi şekilde

erten07
09-03-07, 19:39
http://img181.imageshack.us/img181/3685/adem4wb0.jpg (http://imageshack.us)
http://img402.imageshack.us/img402/9100/adem1un9.jpg (http://imageshack.us)

http://img181.imageshack.us/img181/3686/adem3mu4.jpg (http://imageshack.us)
http://img267.imageshack.us/img267/4528/adem2ts3.jpg (http://imageshack.us)

http://img176.imageshack.us/img176/6900/adem6tk0.jpg (http://imageshack.us)
http://img181.imageshack.us/img181/2916/adem5sm0.jpg (http://imageshack.us)

http://img267.imageshack.us/img267/5894/adem7dl6.jpg (http://imageshack.us)
http://img176.imageshack.us/img176/9819/adem9gp1.jpg (http://imageshack.us)

FBemel
13-03-07, 17:34
filme bugün gittim...aslında filmle ilgili çok fazla yorum okumamış ve dinlememiştim...ama arkadaşlarımın ısrarı sonucunda gittik...

bir kere Derya Alabora'nın oyunculuğuna bayılırım ben...sadece o kadın için bile gidebilirdim...her zamanki gibi süperdii...

Nurgül Yeşilçay,Cem Özer ve diğer tüm oyuncular rollerini hakkıyla oynamışlar...hiç sırıtmadan ve abartmadan...

ama o küçükler yok mu?hem Adem'i hem Fatma'yı oynayan küçük oyuncularımız harikaydı...ama Adem'i oynayan Fırat Can harikalar yaratmış...süperdiiii....

güzel bir filmm...gitmenizi tavsiye ederim...

erten07
13-03-07, 18:55
http://img267.imageshack.us/img267/3826/ademt1zt0.jpg (http://imageshack.us)
http://img375.imageshack.us/img375/1261/ademt6ew7.jpg (http://imageshack.us)

erten07
13-03-07, 19:04
http://img374.imageshack.us/img374/4600/ademt4ab3.jpg (http://imageshack.us)
http://img103.imageshack.us/img103/736/ademt5gf2.jpg (http://imageshack.us)

merlystreep
16-03-07, 09:28
EZBER BOZAN FİLM



Viktor APALAÇİ

Yılın en iyi filmi “Takva”dan sonra, yine bir “din öyküsü” olan “Adem’in Trenleri” sahiciliği ve hümanizmi ile öne çıkan son derece başarılı bir yapıt. 6 yıllık bir suskunluk devresinde sonra bu filmle sinemaya dönüş yapan Barış Pirhasan, etkileyici, kusursuz mizanseniyle ustalığını kanıtlıyor.


“Usta Beni Öldürsene”, “Küçük Balıklar Üstüne Bir Masal” ve “O da Beni Seviyor” gibi, hep kendi yazdığı senaryolardan yola çıkan bir yönetmen olarak tanıdığımız Pirhasan, “Adem’in Trenleri”nde ilk kez başkasının yazdığı bir senaryodan film yapıyor. İsmail Doruk’un (Barış Pirhasan Senaryo Stüdyosu danışmanlığında) yazdığı senaryo, imam konulu filmlerdeki şablonu yıkan, ezber bozan bir senaryo. Küçük bir kasabaya sığınan, itici, kaba, yobaz bir insan gibi gözüken gizemli bir imamın, zamanla temiz vicdanlı, fedakar, sevgiye muhtaç bir din adamı olduğunu görüyoruz. Film, kafamızdaki şablonların çok ötesinde, kahramanına herhangi bir mesleği yapan sıradan bir insan olarak yaklaşıyor. Bir istasyon çevresindeki kasabaya, karısı ve çocuğu ile gelen Hasan Hoca (Cem Özer), yıllar önce seçimini yapmış, sevdiği Bekir (Atıf Emir Benderlioğlu) tarafından hamile bırakılıp terkedilen Hacer’i (Nurgül Yeşilçay) nikahına almıştır. Bekir’in yıllar sonra ortaya çıkmasıyla, Hacer bir ikilem içinde kalmıştır: Kendisine elini bile sürmeyen kurtarıcısı Hasan Hocanın mı yanında kalacaktır yoksa gençliğinde sevdiği Bekir’e mi dönecektir? Son derece sağlam gözlemlere dayanan, toplumumuzdaki kadın-erkek ilişkilerine ayna tutan, titiz bir senaryo ve “insan sevdiğinin değerini kaybedince anlar” olarak özetlenebilecek bir mesajı doğru işleyebilen bir mizansen. Barış Pirhasan’ın, tümü bir tren istasyonunda geçen filmde, mahalli rengi yakalamadaki hüneri, her türlü övgünün üstünde. Kalabalık bir kasaba fonunda, doğal bir mekanda, gerçekçi karakterler eşliğinde, çocuk ve yetişkinler dünyasından, ustalıkla çizilmiş film kahramanları izliyoruz. “Adem’in Trenleri”ndeki başarılı insan portreleri resmi geçidinde, yabancıya yardım eli uzatan, merhabetli Anadolu insanı, cemaatine örnek olması gereken örnek din adamı, sevdiği genç tarafından terkedilen saf köylü kızı, çocuğunu büyük şehirde okutmak ateşiyle yanan, aile değerine önem veren temiz ebeveynler, önyargısına esir olmuş karanlık ruhlar var.

Cem Özer, kaba ve hain bir din adamı olarak çizilen rolünde, zamanla, sevgiye aç, yalnız ve merhametli bir insan olduğunu oyun gücüyle hissettirmeyi başarıyor.

Bence Türk sinemasının en iyi aktirisi olan Nurgül Yeşilçay ekonomik ve sağlam oyunuyla, çoktandır izleyemediğimiz Derya Alabora nefis kompozisyonuyla filmin başarısında pay sahibi oluyorlar.

merlystreep
20-03-07, 11:16
Medya ordusuyla gezen insanlara sinir oluyorum

Beyazperdede yer alacağı projeler için ince eleyip sık dokuyan Derya Alabora medyatik olmaktan hoşlanmıyor: Gazetelerde her gün giydiğim elbise ya da yaşadığım aşkla yer almak beni rahatsız eder. Bu anlamda popülerlik istemem ama mesleğimle ilgili olursa itiraz etmem!.

Türk Sineması’nın ödüllü oyuncularından Derya Alabora, çeşitli TV dizilerinde rol aldı ama ‘Masumiyet’ ve ‘Yengeç Sepeti’ isimli filmlerin ardından 8 yıl boyunca sinemada yer almadı. Barış Pirhasan’ın yönettiği ‘Adem’in Trenleri’ ile yeniden beyazperdeyle buluşan Alabora, “Beni gerçekten anlayan insanlar alkışladığı zaman en büyük tatmini yaşıyorum” diyor. Usta oyuncu ve yönetmen Uğur Yücel’le evli olan Derya Alabora, medyada mesleğiyle ilgili yer almaya karşı değil ama elbisesi ya da gittiği davetle gündeme gelmekten hiç mi hiç hoşlanmıyor. “Popüler olmaktan neden bu kadar uzaksınız?” sorusuna “Neden yakın olayım ki?” diye yanıt veren Derya Alabora ile oyunculuk ve sinema üzerine konuştuk.

* ‘Adem’in Trenleri’nde sizi çeken ne oldu? Güzel senaryolar, müthiş karakterler çok fazla olmuyor zaten. Bu iş keyif işidir, memnun olmadan yapılacak bir iş değil! ‘Adem’in Trenleri’ndeki köydeki kadınlardan biri olan Şükran karakterini çok sevdim. Onunla elektriğimiz tuttu. İnsan ilişkilerinin çok güzel yazıldığı, yan karakterleri çok güçlü olan sıcak bir film oldu. NEDEN POPÜLER OLAYIM Kİ!

* Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer’in performaslarını nasıl buldunuz? Çok beğendim. Ben zaten hayatım boyunca abartılı oyunculuklardan nefret ederim. Bizim filmimizde senaryoda yazılan karakter de Nurgül’ün oyunculuğu da çok gerçekti. Nurgül son derece yetenekli bir kız; sinemaya çok yakışıyor. Kendi tahtına oturacağını düşünüyorum. Cem Özer ise filmdeki karaktere son derece oturdu.

* Sizi davetlerde ya da galalarda hiç göremiyoruz. Popülerlik neden size bu kadar uzak? ‘Neden yakın olayım?’ diye sorsam! Ya da ‘Yakın olmanın bir faydası var mı?’ diye… Popüler olanın ne olduğuna bakıyorum, bir de dönüp kendime bakıyorum ve ben orada kendime bir yer bulamıyorum. Çok rahatsız oluyorum. Aslında bizdeki popülerliğin karşılığı; magazinel olmak! Mesleğinle ilgili gazetenin bir yerinde her gün haberin çıkar ve öyle popüler olursan, tabii ki itirazım yok. Ama bizde popülerlik; her gün gittiğin davetlerle, giydiğin elbiseyle, yaşadığın aşkla gazeteye çıkmak oluyor. Ben gittiği yerde medya ordusuyla dolaşan insanlara sinir oluyorum. Popülerliğin bu anlamı bana çok ters.


‘KABUL ETMEZ’ DİYORLAR

* Ortalarda görünmemek kariyeriniz açısından, unutulmak, çok başarılı yapımlarda akla gelmemek gibi bir risk taşımıyor mu? Tabii olabiliyor böyle şeyler zaman zaman. Piyasada bazen benim için ‘Aa ona götürmeyin, kabul etmez’ dendiğini biliyorum. Öyle bir şey yok tabii, hoşuma giden şeyi kabul ederim. Hatırlanmak için bir yerlere gitmek zorunda kalmak bence çok saçma. Zaten şunun şurasında 3-5 insanız.

* Popüler olmamak tercih edilmeme nedeni de olabiliyor çoğu kez değil mi? Çünkü o zaman ‘bu sinemaya seyirci çekmez’ diye düşünülüyor. Ama bence önemli olan projedir. Proje iyiyse, istersen yoldan geçeni oynat hiç fark etmez. Proje iyi değilse 5 tane star koy, insanlar gitmiyor.

* Derya Alabora büyük bir çoğunluk için ‘kıvırcık kızıl saçlı’ bir oyuncudan ibaretken, gerçek sinema izleyicileri için yere göğe sığdırılayamacak bir isim. Bu sizin için tatmin edici bir kariyer mi? Çok tanınmak istersen, diğerleri gibi davranırsın. Böyle bir tatmin duygum olmadı hayatımda. Beni gerçekten anlayan insanlar gelip alkışladığı zaman, en büyük tatmini yaşıyorum. Tanımasınlar canım; tanımalarının bana faydası olmuyor! Ama şu da bir gerçek ki; Türkiye’nin neresine gidersin git, benimle aynı doğrultuda düşünen ve beni tanıyan insanlar var. Çok entel bir şey yaptığın zaman çok fazla insana ulaşamazsın; bu dünyanın her yerinde böyledir. ‘Ben çok entelektüel işler yapıyorum’ demiyorum ama seçiciliğimi kullanmak istiyorum.

TİCARİ KAYGI ÇOK ARTTI

* “Yurtdışında olsaydım çok iyi yerlere gelirdim” diye düşündünüz mü hiç? Türkiye sizin oyunculuğunuzun değerini yeterince anladı mı? ‘Türkiye benim değerimi bilemedi’ şeklinde değil ama başka yerde olsaydım, daha çok iş yapacağımı düşünüyorum. Aslında dünyanın her yerinde kurallar çok fazla değişmez. Sinemada tabii ki her zaman çok güzel kadın, çok güzel erkek kullanılır ama yetenek de hiçbir zaman gözardı edilmez. Bizde yeteneği atladıklarını düşünüyorum.

* İki sene önce yapılan bir röportajınızda, size ‘Neden yeni çekilen filmlerde sizi görmüyoruz?’ diye sormuşlar; ‘Ortada hiç iyi bir yapım yok ki’ demişsiniz? Bu yılki film atağını gördükten sonra hala aynı fikirde misiniz? İyi filmler de yapılıyor ama bir sürü kötü film de oldu. Mesela ‘İklimler’, ‘Yazı Tura’, ‘Kader’ çok beğendiğim filmlerdi. Ama ticari kaygının çok fazla artmaya başladığını düşünüyorum. Halk genellikle komedi filmlerini tercih ediyor. Gerçekci olan filmler az iş yapıyor. Dolayısıyla yapımcılar da bu tarz gerçekçi filmleri, gerçekci karakterleri tercih etmiyor. İnsanlar kendisiyle yüzleşmekten, hayatından bir parça bulmaktan kaçıyor. Bense tam tersini düşünüyorum; daha gerçek şeylerde oynamak istiyorum. Ticari sinemayla bir yere varamayız. Bir şeyler yapmamız, kendi ülkemizdeki hikayeleri anlatmamız gerekiyor, bu ülkede çok fazla hikaye var!
BUGE CANKAT

Dünyayla derdi olan projeleri seviyorum

* Sinemada ağır karakterleri oynarken, dizilerde neden daha ‘light’ rollerdesiniz? Dizilerde hep tatlı-sert, çoluklu çocuklu, esprili kadın rolleri geldi bana. Bu piyasanın kuralı bu galiba; neyi oynuyorsan o tarz roller teklif ediliyor. Sinemada ise ‘Masumiyet’teki gibi ağır roller geliyor. Ama ortak olan noktaları; hep uç karakterler olmaları. Ben de zaten biraz kararlı, yaşamın karanlık yönlerine bakan karakterleri canlandırmayı seviyorum.

* Felsefeye meraklı bir haliniz var… Felsefeye çok merakım var. Bir oyuncunun felsefesi olması gerektiğini düşünüyorum. O şekilde kalıcı olabileceğine inanıyorum. Kalıcı olmak o kadar önemli ki; herkes bir yerlere bir şeyler vurma peşinde. Sanat da o yüzden ortaya çıkıyor. Bütün filmler çok ağır olsun demiyorum, eğlenceli filmler de olmalı ama ben dünyayla derdi olan, derdini anlatan yapımları seviyorum.
Çalışırken yalnız bırakırım

Bir seminerinizde “Evlilik çıkar ilişkilerine bağlı ve bana göre gereksiz bir kurum” diyerek evliliği kötüleşmişsiniz ama siz de Uğur Yücel’le uzun yıllardır evlisiniz… Evet bu sözü bir seminerde söylemiştim. Günümüzde aile kavramını çok fazla kutsallaştırıyorlar. Kutsal bir durum yok aslında; insanların birlikte olmak istemesi son derece sıradan bir şey. Bunun üzerine çok fazla anlam yüklediğin zaman, evlenmek de ayrılmak da büyük bir problem haline geliyor. Yok evlenirken mutlaka bakire olmak zorundasın gibi insanın üzerine çok ağır yükler biniyor. Böyle olduğu zaman evlilik bana bir şey ifade etmiyor. Benim için aile çok şey ifade eder ama bu anlamda değil!

Uğur Yücel’in çalışma hayatında zor bir insan olduğu söylenir… Evde nasıldır? Zorluktan ne anladığınıza bağlı. Biz öyle kavga eden insanlar olmadık hayatımız boyunca. Ama Uğur bir şey yaratırken tamamen onunla meşguldür. Kendi dünyasına kapanır, onu yalnız bırakmak gerekir. Benim için bunlar çok normal. İlla ki öyle her zaman yan yana sepet gibi dolaşayım diye bir derdimiz yok. İnsanların kendi dünyaları olmak zorunda. Çalıma hayatında ise çok mükemmeli arıyor ve o noktada.

erten07
21-03-07, 19:46
http://img63.imageshack.us/img63/662/ademt2ea7.jpg (http://imageshack.us)
http://img50.imageshack.us/img50/4042/ademt3xh7.jpg (http://imageshack.us)

http://img505.imageshack.us/img505/6250/ademt1bm2.jpg (http://imageshack.us)

http://img410.imageshack.us/img410/8364/ademt6asy6.jpg (http://imageshack.us)
http://img118.imageshack.us/img118/1748/ademt6a2pa0.jpg (http://imageshack.us)

safinaz:)
27-09-07, 17:42
44. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda yarışacak Türk filmleri belli oldu.
Real'in ana sponsorluğunda, TÜRSAK ve AKSAV Vakfı'nın işbirliğinde bu yıl 44.'sü gerçekleştirilecek olan Antalya Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması'nda yarışacak Türk filmleri belli oldu.

Türk Sineması'nın yapımcı, yönetmen, senarist, akademisyen, eleştirmen olarak alanlarında uzman ve usta isimlerin yer aldığı geniş bir seçici kurulun izleyerek, gizli oylama ile sonuçlandırdığı 44.Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması filmleri seçkisi aşağıda alfabetik sırayla yer almaktadır.

Töre, günah-sevap ve kadın-erkek ilişkileri üzerine farklı bir bakış açısı sunan, Türk Sineması'nın önemli senarist-yönetmenlerinden Barış Pirhasan'ın, altı sene sonra dönüş yaptığı filmi "Adem'in Trenleri".

Farklı kişilikleri tesadüflerin gölgesinde bir araya getiren ve önce kendileriyle, ardından birbirleriyle iletişim kurmaya zorlayan olayların konu edildiği, Berkun Oya yönetmenliğindeki "İyi Seneler Londra"

Kasaba'nın genç delisi Jan Jan'ın naif aşk öyküsünün anlatıldığı yönetmenliğini Aydın Sayman'ın üstlendiği "Janjan"

Zülfü Livaneli'nin aynı isimli kitabından uyarlanan Abdullah Oğuz yönetmenliğindeki "Mutluluk"

Türk bir delikanlının, Alman sığınma sisteminin içine düşüp, o çarkın içinde eriyip gitmesini anlatan, Reis Çelik'in senaryosunu yazıp yönettiği "Mülteci"

Üç farklı gazete haberinden yola çıkılarak çekilen ve çağın çürüyen ruhunun resmini çizmeye çalışan, Yavuz Altun yönetmenliğindeki "Münferit"

Suç ve günah temalarını derinlemesine inceleyen, senaristliğini ve yönetmenliğini Tayfun Pirselimoğlu'nun yaptığı "Rıza"

Namus cinayetlerini konu alan, Handan İpekçi'nin senaryosunu yazıp, yapımcılığını ve yönetmenliğini de üstlendiği "Saklı Yüzler"

Turgut Yasalar'ın Ahmet Ümit'in romanından uyarladığı "Sis ve Gece"

Bu seneki Cannes Film Festivali'nde ‘en iyi senaryo' ödülünü kazanan, senaristliğini ve yönetmenliğini Fatih Akın'ın yaptığı "Yaşamın Kıyısında"

Şehir hayatı ile doğup büyüdüğü kasaba arasında sıkışıp kalmış bir karakterin işlendiği, Cannes Film Festivali'nde gösterilen, Semih Kaplanoğlu'nun senaryosunu yazıp yönettiği ‘Yumurta'

İnsanlar arasındaki yabancılaşma, çaresizlik ve aşk duygularını konu alan,Cemal Şan'ın senartistliğini ve yönetmenliğini yaptığı "Zeynep'in Sekiz Günü" .


Real'in ana sponsorluğu'ndaki 44. Altın Portakal Film Festivali'nin Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türk Sineması'na heyecan katacak.

erten07
28-09-07, 20:16
http://img227.imageshack.us/img227/4446/61qr9.jpg (http://imageshack.us)


Filmin Adı: Adam and the Devil
Orjinal Adı: Adem'in Trenleri
Türkçe Adı: Adem'in Trenleri
Yönetmen: Barış Pirhasan
Senaryo: İsmail Doruk
Oyuncular: Nurgül Yeşilçay, Cem Özer, Derya Alabora, Erkan Taşdögen, Atıf Emir Benderlioğlu, Ezel Akay, Asuman Dabak, Hakan Bilgin, Ümit Çırak, Veysel Diker, Münire Apaydın, Yıldız Kültür, Turan Özdemir, Güner Özkul, Fıratcan Aydın, Zeynep Deniz Özbay
Ülkesi: Türkiye
Yıl: 2007
Süre: 103’
Yapım: Promete Film, Ifr İstisnai Filmler (ortak yapımcı/co-producer)
Yapımcı: Cengiz Ergun, Ozan Ergun, Metin Soltay, Serkan Çakarer
Görüntü: Peter Steuge
Kurgu: Aylin Zoi Tinel

http://img158.imageshack.us/img158/7738/62ta5.jpg (http://imageshack.us)


http://img227.imageshack.us/img227/539/63rq4.jpg (http://imageshack.us)

Hasan Hoca, karısı Hacer ve kızı Fatma ile birlikte Ramazan ayı boyunca imamlık yapacağı Karaağaçlı isimli mütevazı bir istasyon kasabasına gelir. Hoca, tüm Ramazan boyunca hem imamlık yapacak, hem de kasabanın çocuklarına din dersleri verecektir.
Çok geçmeden Hoca’nın genç ve güzel karısı ile küçük kızına karşı davranışlarındaki gariplikler kasabalıların tepkisini çeker. İstasyon şefinin trenlere tutkun oğlu Adem, bu din derslerinde hiç bilmediği bir dünyanın varlığını öğrenip anlamaya başlar: Trenler, günah, sevap, cennet, cehennem, her şey birbirine karışıverir. Ailesine karşı sert ve acımasız olmakla suçlanan Hasan Hoca, bir gün kasabalılara kendisi ve ailesi ile ilgili “sırrını” açıklamak zorunda kalır ve kasabalıların gözünde herşey bir anda değişir…
Ama kimsenin, Hasan Hoca’nın bile bilmediği bir “gerçek” daha vardır.
Adem dahil tüm Karaağaçlılar, bu Ramazanı hayatları boyunca hatırlayacak ve asla unutmayacaklardır.

http://img227.imageshack.us/img227/5157/64sq4.jpg (http://imageshack.us)

ozge yeşim
11-12-07, 16:01
Çok merak ettiğim bir film. vcd si çıktı mı?

denizimsi
11-12-07, 16:14
Çok merak ettiğim bir film. vcd si çıktı mı?

Evet Vcd ve Dvdsi tüm marketlerde :) Ayrıca Digiturk'te de gösteriliyor...

ozge yeşim
12-12-07, 11:16
Evet Vcd ve Dvdsi tüm marketlerde :) Ayrıca Digiturk'te de gösteriliyor...

Bilgi için teşekkür ederim.En kısa zamanda alıcam.

ozge yeşim
24-12-07, 20:56
Filmi dün aldım.Bugün izledim.Çok güzel bir film çok beğendim.Çok sıcak,çok doğal bir film.Çok gerçekçi olmuş.Nurgül Yeşilçay'ın oyunculuğu her zamanki gibi muhteşemdi.Çok doğal oynamış.Filmdeki Çocuklar da beni çok şaşırttı.Çok yetenekliler.Özellikle Adem'i çok beğendim.Çok iyi bir film olmuş.