Tüm Versiyonu Göster : Kerem Atabeyoğlu
http://img218.imageshack.us/img218/3665/6904go8.jpg
Doğumu : 1968
Eğitimi : İ.Ü. İletişim Fakültesi İ.Ü. Devlet Konservatuarı Tiyatro Ana Sanat Dalı
Diğer : Kenter Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu ve Tiyatrokare'de birçok oyunda önemli roller üstlendi. 1994 yılında Magazin Gazetecileri Derneği Yılın En Başarılı Tiyatro Oyuncusu ödülünü aldı. Dizi, film, reklam ve belgesel seslendirmeleri yapmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.
Filmleri - Oyuncu (13 Film)
adımız Kaçmasın (http://www.sinematurk.com/film.php?9002) Haşmet 2005
Köpek (http://www.sinematurk.com/film.php?8720) Levent 2005
Sevinçli Haller (http://www.sinematurk.com/film.php?8608) 2004
Perili Ev (http://www.sinematurk.com/film.php?8902) Selim 2004
Esir Şehrin İnsanları (http://www.sinematurk.com/film.php?8280) 2003
Şapkadan Babam Çıktı (http://www.sinematurk.com/film.php?8452) 2003
Kurşun Yarası (http://www.sinematurk.com/film.php?8364) Osman Kaymakam 2003
Sultan Makamı (http://www.sinematurk.com/film.php?8206) Bahtiyar 2003
Yalanın Batsın (http://www.sinematurk.com/film.php?8095) Travma Celal 2002
Canım Kocacığım (http://www.sinematurk.com/film.php?8171) 2002
Parça Pinçik (http://www.sinematurk.com/film.php?8233) 2000
Şehnaz Tango (http://www.sinematurk.com/film.php?7380)1 996
http://img91.imageshack.us/img91/8846/03ox9.jpg
http://img91.imageshack.us/img91/7878/06pl1.jpg
http://img91.imageshack.us/img91/9179/10gq0.jpg
http://img146.imageshack.us/img146/4257/11bt4.jpg
http://img146.imageshack.us/img146/3185/12yj4.png
zeynep nazli 15-09-06, 10:54 http://www.ciya.com.tr/images/reviews/small/kerem_atabeyoglu.jpg
buda el yazsınız
zeynep nazli 15-09-06, 10:55 1955'ten 1995'e Dormen Tiyatrosu'nun 40 Yılı Haldun Dormen; Kerem Atabeyoğlu
Yapı Kredi Yayınları; Tiyatro, Sinema ve Televizyon, Sinema-TV;
zeynep nazli 15-09-06, 10:56 işte kitabi
http://kapak.netkitap.com/zk1/05072163.jpg
http://kapak.netkitap.com/zk1/05072163arka.jpg
zeynep nazli 15-09-06, 10:57 BAYÜLGEN, KOMEDYAYI KOMİK EYLEMİŞ: “HANGİSİ KARISI”
Tiyatrokare, İngiliz yazar Ray Cooney’nin, daha önce Dormen Tiyatrosu’nda iki kez sahnelenen “Hangisi Karısı” adlı oyunu ile bu sezonu açtı. Orhan Azizoğlu’nun Türkçe’ye çevirdiği bu Fars komedisi, Haldun Dormen’in asistanı Birgül Ulusoy’un yönetmenliğiyle, yanılmıyorsam Tiyatro Candela tarafından da sahnelenmişti. Konusu, Mary ve Barbara adlı iki kadınla evli John Smith adlı bir taksi şoförünün, görev başındayken gece vakti başının derde girmesi sonrasında, durumunun açığa çıkmaması için söylediği yalanlar ve işlerin giderek karmaşıklaşarak komik hal almasından oluşmakta.
Tiyatroların özverilerle, büyük güçlüklerle ayakta durabildiği ülkemizde, Nedim Saban’ın yediden yetmiş yediye insanları düşündürtmeden güldürebilecek, sabun köpüğü mabun köpüğü, gişe yapabilecek böyle bir oyunu bir kez daha dahi olsa sahneye taşımasını, ortam gereği saygıyla karşılıyorum. Ama hiç değilse iyi kotarılması koşuluyla... Ben profesyonel bir yazarım. Yaptığım işi, amacına uygun olarak en iyi biçimde sonuçlandırmaya çabalarım. Elbette kendime özgü düşüncelerim, eğilimlerim, ilkelerim var. Ortam mortam, arkadaş falan tanımam. Değerlendirmelerimi düşüncelerim, eğilimlerim, ilkelerim doğrultusunda yaparım. Kimse alınmaya, kimse darılmaya... dedikten sonra başlayalım.
Salona girdiğimizde perde açık. Olayın geçeceği mekânı yansıtan, ama oyuncunun ne denli kabullenebileceğinden, kavrayabileceğinden, yabancılık çekmeyip, kendini hareketlerinin kısıtlanmadığı bir ortamda duyumsayacağından tedirgin olduğum dekor karşımda. Derken, zil falan çalmadan, sağdaki kapıdan Kerem Atabeyoğlu sahneye giriyor, demek ki oyun başlamış oluyor. Kerem Atabeyoğlu telefona gidiyor, ahizeyi kaldırıyor, numara çevirmeye başlıyor. Çeviriyor da çeviriyor, çeviriyor da çeviriyor, çeviriyor da çeviriyor, seyirci bu işe pek gülüyor. Perde kapanıyor, perde yeniden açılıyor.
“Fars” denen oyun türü, bilindiği gibi, doğaçtan yaratılan güldürü öğesine dayandırılır. Kaba mı kaba bir mizah anlayışı, kalıplaşmış karakterler, olmayacak durumlar, gereğinden hayli fazla abartı, oyunu yaratır. Eee... Tür böyle n’apalım! Yapacak bir şey yok da, kaba tiplemeleri ve inandırıcılıktan uzak olay örgüleri, sadece paldır küldür açılıp kapanan kapılar, hızlı girip çıkmalarla dinamizmine kavuşturulmaya kalkışılırsa ve oyun oyunculuktan yoksun bırakılırsa, Fars, estetik açıdan komediye oranla pek zayıf, hatta solda sıfır kalır. Seyirciden ilgi görmesi ise, kusuruma bakmayın, ama beni bağlamaz.
Pekiii, John Smith’i oynayan Volkan Severcan güldürü öğesini fiziksel hareketlerden çıkarmıyor mu? Hayır. Severcan bu kere, nedendir bilemem, gerçekçiliğin komedi aktarımındaki önemine boş veriyor. Mary’nin bulunduğu evin üst kat komşusu Stanley Gardner’da Kerem Atabeyoğlu, komedi unsuruna olan etkisi hiç mi hiç planlanmamış oyunda, Stanley karakterinin fiziksel yaklaşımını saptamadan, fiziksel zorlamayı ve oyun ile olan ilişkiyi kurmadan kan ter içinde kalıyor. Başına abajur geçirmek de, ilk kez Atabeyoğlu ile aksiyon olmuş(!) oluyor. Volkan Severcan, onunla olan fiziksel ilişkisinde zaman zaman maddesel etkileşimi engelliyor, doğru, ama gene de kendine yazık ediyor. Ajans Muhabirinde Filiz Küçük, kötü ötesi. Televizyon dizileri “İnce ince Yasemince” ve “Aslı ile Kerem”den
tanıdığımız, bana göre iyi bir seslendirmeci olan, Ruhsar Gültekin, dizilerdeki abartılı oyun tarzını sahnede yinelerken, fiziksel yapıya yasladığı, ağırlığı vücut hareketleri ve estetiğe dayandırılmamış bir Barbara Smith çizmeye çalışıyor. Kontrolsüz komedi unsurları seyirciyi oyundan uzaklaştırırken, kimi yerde oyuncunun uyumunu da yok eder, aldırmıyor. Yanlış anımsamıyorsam bu oyunu daha önce Dormen Tiyatrosu’nda da oynamış olan Sanem Çelik (Mary Smith), yani bir anlamda “Yahu kızım, sen hiç Molière de mi izlemedin,” dedirtircesine bir oyun veriyor. Komedide olduğunca, Fars’ta da hareketliliğin esasını doğallığın oluşturduğunu bilmiyor. (Sahi, bir de peruk sorunu var, peruğu takıp çıkartmak ne demek ola ki!) Ümit Yesin (Komiser Porther), gerçi dozu yüksek komediye uygun değil, ama sahne üzerindeki abullabutluklara uyum sağlamamakla iyi ediyor. Bobby Franklin’de Hakan Akın, komik unsurları niteliğinden hiçbir şey yitirttirmeden aktarabilmek için, zorlayıcı etkenleri ortadan kaldırmayı başarıyor. Doğal fizikselliği dış aksiyonu yansıyor. Yılların oyuncusu Ercan Demirel (Dedektif Thompson), gerçek dışılığın yansıması sırasında, oyuncular arasındaki emniyet ve güven duygusunun etkileşimsizliğinden yara alıyor.
Orhan Azizoğlu’nun Türkçe’sine: “İsterse nargile içsinler,” gibi tümcelerin dışında kötü denemez. Mertkal Kanıbelli’nin, iki mekânı birbirinden ayıran biri kreton, diğeri kadife koltukları birbiriyle pek uyumsuz, hatta rahatsız edici. Dekorun çizim olması, ayaklı abajur dışında aksesuar kullanılmaması gözü pek rahatsız etmiyor, ama dekorun çatılması pek eften püften. Afişlerde adı olmayan ünlü tasarımcımız Canan Göknil’in kostümleri ise, uçuk kaçık. Dedektif Thompson’un sarı üstü siyah puanlı, Komiser Porther’ın cart kırmızı astarlı pardösülerini ve de aynı kumaşlardan kravatlarını; Bobby Franklin’in yılan derisi kalın kemer ve ayakkabılarını darılmasın, ama ilginç dahi bulamayacağım. Sembolik anlatımların farklılık yarattığı tiyatro anlayışında, anlatımın etkileri kostüme de yansır, o nedenle uçuk kaçık giysi anlayışı doğaldır diyeceğim, ama oyunun anlayışı yok ki!..
Haa!.. Oyunun afişinde bir de: “Yönetmen: Okan Bayülgen” yazıyor. Hani şu, şovmen, sunucu ve oyuncu olan Okan Bayülgen... Sahi, o bu oyunda ne iş yapmış?
SÖZÜN ÖZÜ: Görenedir görene, kör nedir köre ne?
http://img97.imageshack.us/img97/4998/bahtiyarmd8.jpg
Bizim için yüz akı seyirci için sınav
Sultan Makamı'nın 'Bahtiyar'ı Kerem Atabeyoğlu dizinin yüz akı bir yapım olduğunu söylerken sokaktaki herkesin kaliteli dizi seyretmek istediğini hatırlatıyor ve soruyor: Bakalım seyredecekler mi?
Tiyatrocular her ne kadar, 'TV'de sanat olmaz', 'TV ile oyuncu olunmaz' deseler de, TV'lerde birbiri ardına gösterime giren yerli diziler, birçok tiyatro oyuncusunun popülaritesini arttırırken, yıllardır tiyatro yaptığı halde ismi duyulmayan yetenekli oyuncuların tanınmasına vesile oldu. Bunlardan biri de Kerem Atabeyoğlu.
10 yıllık oyuncu olan Atabeyoğlu, ilk sahne tozunu Kenterler Tiyatrosu'nda yutmuş. Dormen Tiyatrosu'nun rahle-i tedrisinden geçmiş. Daha sonra Tiyatro Kare ile devam etmiş. Şapkadan Babam Çıktı, Şehnaz Tango, Yalanın Batsın ve Bir Demet Tiyatro'da rol almış. Ama hepsinden önce 11 yıl gazetecilik yapmış.
Oyunculuk ağır basınca...
Sultan Makamı'ndaki doğal oyunculuğuyla dikkat çeken Atabeyoğlu'nun oyunculuk serüveni, o zamanki adı Basın-Yayın Yüksek Okulu olan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okurken başlamış. "Komşu İrfan aklımı çeldi" diyor gülerek. Tatlı Hayat dizisinde "Komşu İrfan" olarak tanıdığımız Celal Kadri Kınoğlu, 'fonetik diksiyon' derslerinin hocasıymış. Bir gün, "Sende ışık var, iyi bir oyuncu olursun ve 'bahtiyar' olursun" deyince, o da ver elini konservatuvar demiş. Tabii bu arada gazetecilik devam etmiş. Oyunculuk ağır basınca da gazeteciliğe veda etmiş. Ancak yaptığı gazeteciliği yeterli bulmadığı için, "gazetecilikten oyunculuğa döndüm" demenin, yıllardır gazetecilik yapanlara saygısızlık olabileceğini söylüyor Atabeyoğlu ve devam ediyor: "Bu, bir şekilde konservatuvar bitirip de tiyatronun yanından bile geçmediği halde '30 yıllık tiyatrocuyum' diyenlerin durumuna benzer."
Diziye ilgi artacak
Yeditepe İstanbul'un da senaristi olan Ali Ulvi Hünkar'ın kaleminden çıkan ve hepsi birbirinden değerli oyuncuların rol aldığı Sultan Makamı'nın başarılı olmaması için hiçbir neden görmediğini söylüyor Kerem Atabeyoğlu. Diyalogları, dizi filmlerde fazlaca alışkın olmadığımız edebi değeri olan sözlerle süslenmesiyle dikkat çeken Sultan Makamı'nın ilerleyen bölümlerde daha da ilgi çekeceğini söylüyor ve ekliyor:
"Sultan Makamı hepimiz için yüz akı bir dizi. Seyirci için ise bir sınav. Sokakta kimi çevirseniz, kaliteli bir dizi seyretmek istediğini söylüyor. Buyurun size kaliteli dizi. Bakalım seyredilecek mi?"
BAHTİYAR'IN AKLINI "KOMŞU İRFAN" ÇELMİŞ Senaryosu, oyuncu kadrosu ve diyaloglarıyla sezonun iddialı dizileri arasında yer alan Sultan Makamı'nda 'Bahtiyar'ı canlandıran Kerem Atabeyoğlu, gazetecilik okurken Tatlı Hayat'ta İrfan'ı oynayan diksiyon hocası Celal Kadri Kınoğlu'nun telkinleriyle oyuncu olmaya karar vermiş
zeynep nazli 15-09-06, 11:28 çok çok teşekkürler
vallaha ne yalan söyleyim, resimlerde taniyorum ama hic bi rolünü hatirlamiyom, nasil bi oyuncu oldugunu pek bilmiyom kisaca!
http://img82.imageshack.us/img82/1205/kjg7.jpg
http://img249.imageshack.us/img249/2439/keremab4.png
resimler icin sagolun arkadaslar..
halukpiyeskolik 14-04-07, 10:48 bu resim dün gece çekildi.ben & kerem bey.dün kaçamak adlı oyun için Hatay-Antakya dalardı.tabii bende kuliste :D:D:D
http://rsm1.resimhost.com/images/3248IMG_0223.JPG (http://www.resimhost.com)
bu resim dün gece çekildi.ben & kerem bey.dün kaçamak adlı oyun için Hatay-Antakya dalardı.tabii bende kuliste :D:D:D
http://rsm1.resimhost.com/images/3248IMG_0223.JPG (http://www.resimhost.com)
ya resim acilmiyor cnm linki bi kontrol edermisin? cok merak ettim resimi..
:::Tugce::: 08-08-07, 05:29 kerem bey şuanda,
kavak yellerinde korayın babasını canlandırıyor.bence çok ama çok iyi bir oyuncu.
rüya gibide isledim.
tadımız kaçmıasında da harıkaydı,usta bır tiyatrocu
|
|