Memo_İSOM
15-09-06, 23:12
Burak sergen benim çok ama çok başarılı bulduğum bir oyuncu özellikle zerdada süperdi,her dizisi ve oyunculuğu mükemmel
|
Tüm Versiyonu Göster : Burak Sergen Memo_İSOM 15-09-06, 23:12 Burak sergen benim çok ama çok başarılı bulduğum bir oyuncu özellikle zerdada süperdi,her dizisi ve oyunculuğu mükemmel Memo_İSOM 15-09-06, 23:40 Bilgisi olan varsa paylaşalımm,lütfenn Melal 15-03-07, 08:40 Gerçek İsmi Burak Reis Sergen Doğumu 1961 - Ankara Eğitimi Ankara Devlet Konservatuvarı Diğer 1984 yılında Ankara Devlet Konservatuarından mezun olduktan sonra staj görevini Bursa Devlet Tiyatrosunda yapıp Ankara Devlet Tiyatrosuna girdi. Onyedi senedir devlet tiyatrolarındaki görevine devam etmektedir. Devlet tiyatrolarındeki sanatçılık görevinin yanısıra Ankara Devlet Tiyatrosu Müdür Yardımcılığı ve Müdürlüğünü yaptı. Konya Selçuk Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservetuarında öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ayrıca televizyon ve sinema filmlerinde oynadı. Halen İstanbul Devlet Tiyatrosunda sanatçılık görevini sürdürmektedir. Oynadığı oyunlar arasında; "Yıldırım Beyazıt", "Sessizliğin İçinden (1984-85 sanat kurumu en iyi oyuncu dalında övgüye değer oyuncu)", "Bir Kadın, Bir Düş, Bir Oyun", "Ivona", "Beğendiğiniz Gibi Aşk Mektupları", "Hayvan Çiftliği", "Şeytan Çelmesi", "Woyzeck", "Gılgamış", "3.Richard(1999-2000 sanat kurumu en iyi erkek oyuncu)", "Katherina Blum'un Çiğnenen Onuru", "Budala" ;v.b... film olarak ;"İstanbul Kanatlarımın Altında (Ankara Film Festivali en iyi erkek oyuncu dalında ,yeni erkek oyuncu)", "Ağır Roman (ç.a.s.o.d. en iyi erkek oyuncu)", "Asansörde Fasulye (en iyi yardımcı erkek oyuncu)" adlı filmlerde görev aldı. Ayrıca "Anrico'nun Peşinde" ve "Serseri Gönül" adlı oyunlarının rejisörlüğünü yaptı. "Anrico'nun Peşinde" adlı oyun İngiltere'de bir festivalde temsil edildi. "Woyzeck", "Geyikler Lanetler" ve "Katerine Blum'un Çiğnenen Onuru" adlı oyunlarla yurt dışındaki festivallere katıldı. Evli. Rol Aldığı Yapımlar: Dicle Seyit 2007 Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu Uga 2006 Banyo 2005 Erkek Tarafı Kamil 2005 Köpek Müdür Abbas 2005 Balans ve Manevra Kamyoncu Ali 2004 Tam Pansiyon Osman 2004 Bulutbey Kudret 2002 Aşk ve Gurur Kenan 2002 Hititler 2002 Zerda Mahmut Karacahan 2002 Cesur Kuşku Hal Müdürü 2001 O da Beni Seviyor Necmettin 2001 Ölümün El Yazısı 2000 Asansör 1999 Fasulye Katil 1999 Ağır Roman Arap Sado 1997 İstanbul Kanatlarımın Altında IV Murat 1996 Kurt ve Kuzu 1983 Ödülleri 12.Ankara Film Festivali, 2000 En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Fasulye 8.Ankara Film Festivali, 1996 Umut Veren Yeni Erkek Oyuncu İstanbul Kanatlarımın Altında http://img138.imageshack.us/img138/7096/sergen1210copyaf2.jpg (http://imageshack.us) Melal 15-03-07, 08:43 BURAK SERGEN İLE BİLİNMEYENLER... 9 Şubat'ta dünyaya gözlerini açtığı zaman, ona ağabeyi ile annesi tarafından verilmiş büyük armağanı sonuna kadar kullanarak, içindeki o oyunculuk ruhunu, heyecanı ve yeteneğiyle birleştirerek büyük projelere imza attı. Sonra aşık oldu, ruh ikizini buldu ve daha da büyüdü. Bilmediğiniz yönleri ile Burak Sergen tüm içtenliği ile sorularımızı yanıtladı. 9 Şubat'ta Ankara'da doğduğunuz zaman dünyanın en güzel bebeği denmiş sizin için hatta kitaplar bile sizden bahsetmişler, şimdi biraz o günlere döndürelim sizi, nasıl geçti çocukluğunuz, sizden böyle övgüyle bahsedildiğine göre o dönemlerde biraz şımarık bir bebektiniz... Her bebek doğduğu zaman güzeldir ama benim hayranlarımın sayısı biraz fazlaymış. Zor bir doğumla dünyaya gelmişim, sevgili annem Serap Sezer anlatır. O zaman başlamış yaramazlığım, doğum esnasında boynumu kordonlara dolamışım. Annem bana hamileyken hep kız çocuk resimlerine bakmış ve erkek olunca pek bozulmuş. Çocukluğuma gelince ise annemin hem baba hem anne rolünü üstlenmesi bana babasız yaşadığım günleri unutturdu. Tek çocuk olmam dolayısıyla da istediğim her şeyin yapılması biraz da şımarık bir çocukluk geçirmeme neden oldu. Hep kulislerde ve turnelerde büyümem bugünün temellerini atmama neden oldu. Öyle ki bütün sanatçı çocuklarında olan klasik bir söylem vardır annem beni kuliste büyüttü. Ben kuliste doğmadım, annem 7 aya kadar hala sahnede ve dolayısıyla ben de sahnede olduğum için daha doğmadan sahne tozu yuttum diyebilirim. Bir de size şımarık ve yaramaz yönümle ilgili bir iki şey aktarayım; annemler beni aradıkları zaman ya kümeslerde ya da kurbağalarla (kurbağaların çıkardığı 'vrak' sesini Burak diye anlardım) derede oynarken bulurlarmış. Tiyatro ve oyunculuğa geçmeden önce bir de milli basketçi unvanınız var, basketbol nasıl başladı, hala devam ediyor mu? Basketbol o zamanlar henüz yeni bir spordu bizim için. Benim de çok ilgimi çekiyordu. Biraz da annemin 'boyu kısa kalmasın, uzun boylu olsun' söylemlerinden dolayı basketbol topunu elime ilk aldığımda çok heyecanlanmıştım. Bir de basketbol sporunun kapalı bir salonda yapılması, güzel eşofmanlar ve ilgi çekici spor ayakkabılar giyilmesi çok eğlenceli geliyordu bana. Ve hocalarımın da şu an milli takımı çalıştırıyor olması o günleri hatırlayınca daha bir gururlanmamı sağlıyor. Ama artık basketbol maçlarına gidemiyorum çünkü basketbol sporunu bırakmanın pişmanlığını yüzüme vuruyor salonlar. Ama yine bir pota bulduğumda iddiasına maç yapabiliriz. Sayısız başrollere imza attınız, peki ilk deneyim, ilk heyecan hangisiydi, neler yaşadınız ilk sahne tozunu yuttuğunuzda? Canım ağabeyim Alev Sezer'in bana el vermesiyle gizli olarak girdiğim Ankara Devlet Konservatuarı'nda Thornton Wilder'ın 'Bizim Şehir' adlı oyunuyla ilk replikleri söylemeye çalıştığım an, seyirci nefesini ilk hissettiğimde ölüyorum zannettim. Ama üçüncü zil çalmıştı, kaçış yoktu ve bu oyunu oynayacaktım. Oyun bittiğinde hiçbir şey hatırlamıyordum ama bu kutsal mabedin içinde olmanın ne ulvi bir şey olduğunu da bana o gün öğretmişti tiyatro. Şimdi aradan 20 yıl geçmesine rağmen, üçüncü zil verildiği zaman o ilk günkü heyecanı ve kaçma isteğimi hala yaşarım. Shakespeare'in 'Fırtına' eserindeki Miranda'nın sözleri zannediyorum ki bu dünyayı ve sahnede yaşadığım duygu selini çok iyi anlatıyor; 'Ey yepyeni zar dünyası, İçinde öyle yaratıklar var ki...' Unutamadığınız bir anınız var mı? Sayısız anım var ama bir tanesi var ki kolay kolay her aktöre nasip olmaz ve tiyatronun her ne kadar evrensel bir dili yoksa da beden anlatımıyla insanları nasıl etkilediğinin kanıtıdır bu. Yer; dünyanın tiyatro başkenti New York, ünlü Broadway Caddesi. Oyun; büyük üstad Neyzen Teyfik'in hayatı. Ve yine üçüncü zil işte Broadway ışıkları altındayım. Kutsal süreç bitti kuliste konuşuyorlar. Büyük tebrikler almışım ama gelen tebriklerden bazıları beni şımartıyor. Oradaki Amerikalılar konuşuyor, ne anladılar ki ne konuşuyorlar diyorum; verdikleri cevap hayatıma bomba gibi düşüyor; 'Dilini anlamamıza hiç gerek yoktu Burak Bey'in. Çünkü sahnede dev bir aktör, dev bir performans vardı.' Karıma sarılıp ağlıyorum. Anlıyorlar... Anlıyorlar... Anlıyorlar... Geçmişe dönüp baktığınızda hiç pişmanım dediğiniz bir durum yaşadınız mı? Keşke bir zaman makinesi yapılabilseydi de (kimi fizikçiye göre yapılabilir, kimi fizikçiye göre de koşullara bağlı) sevgili karım Işıl Sergen'le bundan 20 yıl önce tanışmış, evlenmiş ve şu an yaşadıklarımızı pekiştirmiş olmayı ve bu anlamda yaşamış olduğum bütün pişmanlıklarımı da yaşamamış olmayı isterdim. Ve aşk... Ruh ikizim dediğiniz Işıl Hanım ile tanışmanız nasıl oldu, o ilk bakışma ve sonrası bu büyük aşka bizde şahit olabilir miyiz? Benden yazamadığım yeni bir oyun yazmamı istiyorsunuz. Her tablosu fırtınalarla dolu, her tablosu sürprizlerle dolu, perde finallerinin çarpıcı açmazlarla dolu olduğu bir aşk bizimkisi. Ankara'da başlayıp İstanbul'da süren sonsuzluğa doğru el ele yürüyüp bitmesini istediğim olduğum bir oyun. Tabii ki yer yine bir tiyatro oyununun prova salonu, yönetmenliğini yapacağım oyunun ilk provasına giriyorum, oyuncularıma şöyle bir bakıyorum onlar da rejisörlerine bakıyor, ilk tanışma... Ama birine farklı bakıyorum, biri farklı bakıyor, ilk bakışma... Sonra provalar ilerliyor, her salona girdiğimde o sıcak bakışı arıyorum, her seferinde buluyorum ve artık ona 'Benim kadınım olur musun?' diyorum. 'Evet' diyor ama onun için bu çok zor, çok genç... Ama sürpriz oluyor. Elinden tutup ileride de her zaman paylaşacağımız kutsal mabedimize gidiyoruz ve sahnenin tam ortasında evleniyoruz. Büyük final. Ruh, ikizini bulunca çok şımarıyorum. Hakikaten tam bir aşk hikayesi. Tiyatro, oyun ve mutlu evliliğinizin yanı sıra sizi ayakta tutan diğer bir şey de müzik tutkunuz, tarzınız nedir, şarkı söylemeyi de seviyor musunuz? Her zaman bu kutsal üçlemenin bir destekleyicisi olmuştur ve olmalıdır da. Müzik, notaları aracılığıyla ilk kulağıma düştüğünde hatırladığım kadarıyla sevgili annem 'Yarasa' operetini çalışıyordu. Çok sesliliğin bende etkisi ve ahengi beni çok iyi bir müzik dinleyicisi yaptı. Sonra ciddi bir DJ, ciddi bir müzik araştırmacısı ve rock müziğine tutkun bir adam yaptı çıkardı. Şarkı söylemeye gelince, oynadığım müzikallerde bundan çok keyif aldığımı anladım. Her erkek çocuğun hayalinde kurduğu bir boyband vardır. Ben o grubun gitarcısıyım. Yemek yapmaya, yemek yemek kadar düşkün olduğunuzu duydum, nereden geliyor bu yetenek. Eşiniz bu durumdan eğer mutfağı dağıtmıyorsanız çok memnun olmalı... İşte yukardaki üçlemenin bir diğer ayağı: Yemek. Ne dinlendirici ne fanteziye açık, ne yaratıcı bir dünyadır yemek yapmak. O soğanın yağda erimesi ne baştan çıkartıcı bir sestir. İşte bunlardan dolayı bizim mutfakta sürekli kavga çıkar; ben yapacağım hayır ben yapacağım diye. Ve büyük aşçıları seçtikleri mesleklerinden dolayı tebrik ediyorum. Ve ikramı da çok sevdiğimiz için yemek yapmak ve yemek yemek bizim evde bir sıcaklık, bir gelenektir. Oyuncu Burak Sergen'le ve evdeki Burak Sergen arasında fark var mı? Elbette var. Yoksa bizim evimiz Shakespeare'in kralının sarayı, Neyzen'in ney üflediği bir dergah, ya da Tenesse'nin oyunlarını yazdığı içinde şarap sunulan bir bar olurdu. Şu anda yer aldığınız projelerden biraz bahseder misiniz? Benim yeni bir bebeğim var şu aralar, SHOW TV'de yayınlanan 'Kripton' adlı yarışma programı. O çok yeni olduğu için bütün enerjim ve konsantrem bu projede. Aynı zamanda 'Neyzen' adlı oyunuma devam ediyorum, turneler yapıyorum. Bir de 'Zerda' adlı dizimiz devam ediyor. Yakın projeleriniz var mı peki? Ben eşim Işıl'la ciddi anlamda matrak bir sit-com projesinde buluşmak istiyorum. Çünkü onunla müthiş bir sanatsal elektrik var aramızda. Bunun için çok başarılı ve komik olacağımızı düşünüyoruz. Ayrıca eşimle bir de müzikal projemiz var. Bunları en kısa zamanda hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu kadar yoğunluğun ve çalışmanın arasında başarabilirsek projelerin en büyüğünü yani çocuğumuzu dünyaya getirmeyi istiyoruz. Aslında evde bol tüylü ve dünyanın en güzel bebeği İran asıllı bir prensesimiz, Lalenia'mız var. Müzik, oyunculuk, aşk ve yemek dolu mutlu bir hayat diliyorum size. Teşekkürler, sevgiler, iyi çalışmalar diliyorum size. Alem Dergisi http://img228.imageshack.us/img228/1333/sergen122copylu5.jpg (http://imageshack.us) http://img228.imageshack.us/img228/6160/sergen1215copyhm4.jpg (http://imageshack.us) ena 15-03-07, 08:50 Aşk ve Gurur'dan http://i146.photobucket.com/albums/r268/ena1984/DMAX-March11214758Medium.jpg Dicle'den http://i146.photobucket.com/albums/r268/ena1984/atv-March11222219Medium.jpg Melal 15-03-07, 08:50 'Bizim ruhlarımız ikiz ve ikimiz de serseriyiz! atv'nin yeni dizisi 'Dicle'de Seyit-Zeyşan Hekimhan çiftini canlandıran Burak ve Işıl Sergen'in 8 yıllık mutlu bir evlilikleri var. Dizide tipik iki Anadolu insanını canlandıran çiftin set dışında ise rollerinden eser yok! Yırtık blue jean ve postallarla gezip, rock dinleyen Burak ve Işıl Sergen "İkimiz de serseri ruhluyuz" diyor. atv'nin yeni dizisi 'Dicle'de Seyyit Hekimhan'ı canlandıran Burak Sergen ile Zeyşan rolündeki Işıl Sergen, dizinin dışında gerçek hayatta da evli... 8 yıldır aynı evi paylaşan ve oldukça uyumlu oldukları gözlenen karı-koca "Biz biribirimizin ruh ikiziyiz" diyor. Dizide tipik iki Anadolu insanını canlandıran Sergen çiftinin set dışında ise rollerinden eser yok. Yırtık blue jean ve postalla gezip, rock müzikle eğlenen ikili İkimizde serseri ruhluyuz" diyor. Dicle'nin oyuncuları Burak-Işıl Sergen çiftiyle diziyi, özel hayatlarını ve planlarını konuştuk. * 'Dicle'nin çekimleri için Ürgüp'tesiniz. Sette işler nasıl gidiyor? Işıl Sergen: Biz Burak'la iki ay önce de Ürgüp'te Dede Korkut hikayeleri çektik. Bu sırada evimizi o kadar özledik ki; tövbe ederek döndük. (Gülüyor) Çok büyük konuşmuşuz şimdi tekrar Ürgüp'deyiz. Müthiş bir ekiple çalışıyoruz. İyi gider inşallah. Burak Sergen: Ürgüp'ün zaten mistik bir havası var. Oyuncular iyi, Alican Yaraş da muhteşem bir senaryo yazmış. BEN FARKLI BİR AĞAYIM! * Bu dizide canlandırdığınız ağa karakterini anlatır mısınız? B.S.: Aslında ben 'Zerda'da da ağa rolünü canlandırmıştım. Ama o ağayla bu ağa arasında çok fark var. Orada çizdiğim ağa karakteri biraz daha esprili bir tipti. Buradaki siyah giyen, gözlerine siyah sürme çeken mistik bir ağa.. Aslında bu ağa rolü Ürgüp'ün mistik dokusuyla çok uyuştu. * Şu sıralar birçok ağa dizisi var. Bu dizinin farkı ne? B.S.: Mesela 83 plaka kullanıyoruz. Türkiye'nin plakaları 82'de biter. Olmayan bir yer... Masalsı ve diğer dizilerde olmayan bir anlatım. Bize doğaüstü bir mekan, doğaüstü karakterler, doğaüstü bir anlatım tarzı getiriyor. Bu da diğer hiçbir dizide yok. Diğer dizilerdeki ağalar gibi boş zamanlarında kahvesini içip, gırgır geçmiyor. Benim çizdiğim ağa tipini Türkiye'de ararsanız bulamazsınız. Bu tamamen masalsı bir ağa. * Genelde yapımcılar sevgilileri ya da karı-kocaları beraber oynatmamaya özen gösterirler. Siz Osman Yağmurdereli'yi nasıl kandırdınız? B.S.: O zaman problemsiz eşleri seçecekler. (Gülüyor) I.S.: Osman Ağabey, bu olaya çok güzel yaklaştı. "Sizi tek odada kaldırır, size tek oda parası öderim. Bu da benim için çok güzel olur" dedi. BS: Aslında bu yanlış bir şey. Hollywood ve Avrupa sinemasında birçok aktör eşiyle oynuyor. Bence tam tersi bunu yapımcılar kaale almalı! Bir kere eşlerin birbirlerine olan samimiyetinden dolayı, birebir sahnelerde ya da duygusal sahnelerde sıcaklık daha fazla geçiyor. BİZ SAHNEDE EVLENDİK * Nasıl tanıştınız? I.S.: Ankara'da özel bir tiyatroya oyuncu olarak gittim. Burak Sergen de yönetmen olarak geldi. İlk gün beni asistanı seçti. Yani gözüne kestirmişti. Bir iki haftada oluşan etkileşim daha sonra aşka dönüştü. Aslında ilk görüşte aşık olduk. B.S.: Ben salona girdiğimde oyunu oynayacak kadın ve erkekler karşımda duruyordu. Bir de Işıl vardı. Şöyle bir bakıştık. 'Ben ona siz benim asistanımsınız' dedim. Sonra çalışmaya başladık. Çalışmaya başladıktan sonra birbirimizle de çalışmaya başladık. Gülüyor). Daha sonra Ankara Büyük Tiyatro'da evlendik. O gün Shakespeare'in 'III. Richard'ının Türkiye prömiyerini yapıyorduk. Salonu davetliler için kapattık. Önce oyun oynadık, sonra da evlendik. * İlk görüşte aşktan bahsettiniz. Neydi sizi etkileyen? B.S.: Benim karım gerçekten güzel bir kadın. İlk gördüğümde Tamamdır bu kız kaçmaz' dedim. I.S.: Bende parfümünden etkilendim. Burak'a 'Siz içeri girdikten sonra çok güzel bir parfüm koktu' dedim. Sonra da utandım. Burak serseri ruhlu bir adamdır. Dizilerde kendisi gibi serseri ruhlu bir adamı canlandıramadı. Halbuki çok karizma adamdır! Bu yıl bebek yapmayı düşünüyoruz *Hayatınızda pişmanlıklar var mı? B.S.: Geriye dönüp baktığımda pişman olduğum bir çok şey var. Hem de bayağı pişman olduğum şey var. Ama pişman olmadığım şey benim için çok önemli; Işıl Sergen. Pişman olmadığım tek şey Işıl... Hayatımın genelinde pişmanlık var. Keşke öyle yapmasaydım, böyle yapsaydım dediğim çok şey var. Işıl'la evlendikten sonra bütün pişmanlıklarımdan vazgeçtim. Pişman olacağım bir şey olmadı. I.S.: Keşke yapmasaydım dediğim şeyler kocamı ve ailemi kırdığım zamanlardı. Onun dışında çok büyük pişmanlıklarım olmadı. B.S.: Biz birbirimize gerçekten çok aşığız. Halen çok aşığız. Biz birbirimizi anlatmaya başlarsak kasetler yetmez. (Gülüyor) Etrafda insanlar gerçekten birbirine karşı dürüst değil ve yalan söylüyorlar. İnsanlar birbirini sevmiyor ve seviyormuş gibi yapıyor. Biz hiç bir zaman 'muş gibi' yapmadık. İnşallah nazar değmez. I.S.: İnşallah bu sene bebek de yapmayı düşünüyoruz artık! * Şu anda tiyatro oyununuz var mı? B.S.: 2 yıl önce Neyzen Tevfik yapmıştım. Onu Broadway'de oynadım. Bu arada Devlet Tiyatroları'ndan genç yaşta emekli olmak zorunda bırakıldım. Sebebi yönetimle olan iletişimsizlik... Sette benim sözüm geçer! * Peki sizin evinizde kimin sözü geçiyor? B.S.: Sette benim, evde Işıl'ın sözü geçiyor! I.S.: Burak aynı zamanda benim hocam. Bu konuda da anlaştık. * Birbirinizi eleştiriyor musunuz? B.S.: Işıl da ben de eleştiri konusunda çok acımasısız. Çünkü oyuncu bebek gibidir. Beğenilmeyi duymak ister. I.S.: Birbirimizi acımasızca eleştiririz. Ama bu eleştiriler genelde yapıcı eleştiriler oluyor. B.S.: Tiyatronun bize verdiği donanımla kameranın önüne geçiyoruz. Eleştiri de bu kuralların en önemlileri arasında... Mustafa Kızıl/GÜNAYDIN-SABAH http://img412.imageshack.us/img412/6259/7cf1b5492ccd754d8948ddbii0.jpg (http://imageshack.us) http://img470.imageshack.us/img470/1859/b1d9cabbde44bb4594574fcck7.jpg (http://imageshack.us) http://img470.imageshack.us/img470/586/76601516301ffd4c91c1998ww0.jpg (http://imageshack.us) paçiii_melos 15-03-07, 11:03 Televizyonun perdesi iniyor mu? Haberi duyunca, kulaklarıma inanamadım. "Devlet Tiyatroları'nın kadrolu sanatçıları, 25 Mart'tan itibaren televizyon dizilerinde oynayamayacaklar!.." TOBAV (Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı), IŞIKDER (Tiyatro Işık Uzmanları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) ve Kültür- Sen'in (Kültür ve Sanat Emekçileri Sendikası) açtığı dava sonucu Danıştay tarafından yürürlüğü durdurulan Devlet Tiyatroları Yönergesi 25 Mart'tan itibaren kalkıyor. Yönergenin kalkmasıyla birlikte televizyonlardaki dizilerde oynayan tiyatro sanatçıları bundan sonra dizilerde oynayamayacaklar. Çünkü bu isimler daha önce DT Genel Müdürü'nün özel izniyle dizilerde oynayabiliyordu. Yönergenin kaldırılması ile bu "izin" de otomatikman ortadan kalkacak. Bu durumda halen yerli dizilerde rol alan 400'e yakın Devlet Tiyatroları oyuncusu için "ekranın perdesi" bir daha açılmamak üzere inecek!.. Ben hayatımda bundan daha saçma bir uygulama görmedim. Neymiş efendim, Devlet Tiyatrosu sanatçısı başka bir işte çalışamazmış. Yahu bu insanlar uyuşturucu kaçakçılığı yapmıyorlar ki, ekranda "oyunculuk sanatı" icra ediyorlar. Bu ülkede öğretmenler, semt pazarlarında gizli gizli limon satmak zorunda bırakılmışken, devletin uğraştığı meseleye bakar mısınız?.. Beni asıl şaşırtan; bu kararın alınmasında, asli görevleri sanatçı haklarını korumak olan bazı sivil toplum kuruluşlarının Danıştay'a yaptığı itirazın etkili olması. Efendiler, siz bilmez misiniz ki, sanatçı önce maaşla değil, "alkışla" beslenir. Devlet Tiyatroları'nda 4 yılda bir sahne alacaksın, boş koltuklara bakıp bakıp tirad attıracaksın. Kimse adını anmayacak, halkın için yaptığın sanat, halk ile buluşmayacak. Neymiş efendim? Devlet Tiyatroları sanatçısı başka iş yapamazmış!.. Yahu bu ülkenin vatandaşları 40 yıllık Devlet Tiyatroları sanatçılarının isimlerini yerli diziler sayesinde duymadı mı? O hep eleştirdiğimiz Kurtlar Vadisi'ndeki "konsey üyeleri", ne acıdır ki o dizi sayesinde insanlarımızım gözünde, kulağında yer etmedi mi? Pek çok televizyon izleyicisi, hafızalarında yer eden o isimlerin hatırına belki de hayatlarında ilk kez tiyatro gişesinden bilet alıp, oyun izlemedi mi? Melek Baykal'ı, Savaş Dinçel'i, Zafer Ergin'i, Güven Hokna'yı, Ayten Gökçer'i, Burak Sergen'i, Erkan Petekkaya'yı ekrandan çekip, almakla Devlet Tiyatroları'nın ihya olacağını sananlar fena halde yanılıyor. Bu çağdışı karar; hem tiyatro sanatına zarar verir hem de kaliteli oyuncu sıkıntısı çeken televizyon sektörüne... Umarım kısa zamanda bu yanlıştan dönülür. Yoksa bu "oyun", Devlet Tiyatroları'nda bugüne kadar sahnelenen en "gülünç" oyun olarak tarihe geçer!.. http://www.sabah.com.tr/gny/yaz1277-70-118-20070315-200.html Yüksek Aytuğ'un yazısıdır. Freddie 15-03-07, 11:32 aşk ve gururun kenanı Sadece orda izledim bence çok iyi :) Melal 15-03-07, 11:41 http://img147.imageshack.us/img147/2931/sergen129copyhu2.jpg (http://imageshack.us) http://img297.imageshack.us/img297/2149/sergen121copylt2.jpg (http://imageshack.us) Melal 15-03-07, 14:06 http://img412.imageshack.us/img412/7302/portraitug8.jpg (http://imageshack.us) _AŞkım_FB_1907_ 02-04-07, 22:59 Çok ii bir oyuncu,şuanda diclede harikalar yaratıyor. Bu sayfayı açtığım için çok memnunum,Melal abla ve freddie,Fotoğraf ve diğer paylaşımlar için teşekkürler ı.love.sanem 23-04-07, 07:36 Arkadaşlar Hititler belgeselini izlemek isteyenler öm. yoluyla bana başvursunlar... mortician 21-09-07, 11:44 çok başarılı ve beğendiğim bir oyuncu. çok hoş biri bence. zerda'da herkese gıcık gelsede sevimliydi bence. bye cenup 21-03-08, 21:01 http://img209.imageshack.us/img209/2163/r3150a006zs2.jpg (http://imageshack.us) http://img179.imageshack.us/img179/2305/r81519284tl5.jpg (http://imageshack.us) http://img170.imageshack.us/img170/9116/r9153b99ady6.jpg (http://imageshack.us) |